Şaud 7: “Şambra’nın Sesi”

Tobias’ın katılımıyla, Kanallık: Geoffrey Hoppe

Kırmızı Çembere sunulmuştur
3 Şubat 2007

www.crimsoncircle.com – www.kirmizicember.org

Ve öyledir. (gülüşmeler) Sevgili Şambra, ben Tobias bu güzel günde bu Şambra enerjisiyle biraraya geliyorum.

Maddesel gerçekliğinizin havası ya da çevresi yüzünden güzel değil, güzel, çünkü bir kez daha biraraya gelebiliyoruz. Bir kez daha bu kutsal alandaki kutsal ânı kullanabiliyoruz. Enerjilerimizin tümünü birleştirebiliyor ve bir an için neden burada olduğumuzu anımsayabiliyoruz.

Geçmişimizi anımsayabiliriz, en son günlerimizi anımsayabiliriz, ya da bu ânı yalnızca gevşemek – yeniden canlanmak – için kullanabiliriz.

Zamanın geçen şu son birkaç ayında ben bunu çok sık yaptım. Kuthumi gelip bu iskemleye oturdu. Yakışıklı, çekici ve herşeye kadir Saint-Germain – onun bir ay önce oturduğu bu iskemlede oturmaktan onur duyuyorum! (kahkahalar) O da buradaydı.

Bu arada Şambra, mizah, yeni çağ bilincini, Yeni Enerji bilincini işler hale getiren şeydir (yağdanlıktır). Gerçekten öyledir. Gerçekten öyledir. Seçtiğiniz bu Şambra olma işi ve yeni bilinci gerçekleştirme işi, her zaman kolay değildir. Siz karşıt bir güç olmasanız bile, tüm çevrenizde karşıt güçler var. Bunlar çevrenizde olmayı sürdürecektir. Şeylere gülebilmeniz gerekir.

Önce kendinize gülerek başlayın. Kendinizi, şimdiye kadar olduğunuzdan çok daha hafife alın. Sizin şu, saçınızın kötü göründüğü gün dediğiniz günlerden biri olsa bile, buna gülün. O saçın ne kadar aptalca görünebildiğine gülün. Bazen kendinizi bu tür kalıplara nasıl gömdüğünüze bakın. Eski inanç sistemlerinin ağırlığını yükleniyorsunuz. Buna gülün.

Zor haberler okusanız bile, evet zor haberler, onlara şefkat duyun, ama gülmeniz de gerekiyor, anlıyor musunuz. Gülmek zorundasınız. Bunlar sadece oyunlar oynayan insanlardır, ve bunu fazla ciddiye alırsanız, tam da içine çekilirsiniz.

Bazılarınız belki bunu anlamıyor. Diyorsunuz ki, “Ama Tobias, dünyanın her yanında savaşlar var. Her gün ölen insanlar var. Kaygılı ruhlar, kaybolmuş ruhlar var. Tobias, buna gülebileceğimi hiç sanmıyorum.” Eğer gülemezseniz – yaşam denen bu nimetteki mizahı göremezseniz, bu yaşam tiyatrosundaki, insanlar tarafından oynanan bu oyundaki mizahı göremezseniz, sizi içine çekecektir.

Sizi kendi dramının içine çekecektir. Sizden beslenecektir. Düşünme tarzınızı eğip bükecek, bunun siz olduğunuza inanmanızı sağlayacaktır. Savaşları sürdürenin siz olduğuna, hastalıklara sahip olanın siz olduğuna, derin ve karanlık ve depresif hislere sahip olanın siz olduğuna inanmanızı sağlayacaktır. Bizim kitle bilinci dediğimiz bu oyunu kabul edip inanmanızı sağlayacaktır. Ve bildiğiniz gibi, sonra oradan çıkmak çok zorlaşır.

Bu gelecek ay kendinize bir iyilik yapın. Ve bu bazılarınıza zor gelecektir. Bu bazılarınızın öğrendiklerine, inandıklarına ters düşecektir. Ama yeni bir öyküyü, zor bir yeni öyküyü ele alın. Onda bir mizah bulun. Kolay bir şeyle başlayın – politikayla – bu hep kolaydır, onu hep bir espri haline getirin. Ve sonra da öykü sırasını yukarıya doğru izleyerek daha zor olanlara gelin – genelde kalbinize işleyecek ve genelde sizi hemen içine çekecek öykülere gelin. Onların içindeki mizahı bulun.

Şimdi biz kötü ya da zalim bir mizahtan söz etmiyoruz. Başka bir insanla alay ettiğiniz ya da onu küçük düşürdüğünüz bir mizahtan söz etmiyoruz. Ama biz dualitenin mizahi durumlarından söz ediyoruz. Bu mizah vardır. Siz sadece onu görmüyorsunuz. Bir şefkat alanında olsanız ve insanların seçtiğinin bu olduğunu anlasanız – onlar da gerçekten sizi gibi yaratanlardır – en zor durumların bazısında bile mizahı görebilir halde olursunuz.

Şu anda Cauldre ile biraz mücadele ediyorum, çünkü o şöyle diyor, “Bunu nasıl söylersin Tobias? Bu sözler benim ağzımdan nasıl çıkıyor – savaş gibi bir şeyde mizahı görmek? Ve küresel ısınmada?” Küresel ısınma, perdenin bizim yanında çok esprilere neden olan bir konu! (güler)

Çünkü anlamıyorsunuz. Öylesine ciddisiniz ki. İnsanlar kendi dramlarına kapılıyor ve çok sıkışıp kalıyorlar. Buradaki mizah şu ki, Gaia herşeyi nasıl temizleyeceğini biliyor. Gaia, kendine nasıl bakacağını bilir. Gaia, epey bir süre daha Dünya üzerindeki yaşamı desteklemeyi sürdürecektir. Biz, küresel ısınma bir sorun değil, demiyoruz, ama o soruna bir bakın. Onun bazı zor unsurlarına bakın ve sonra da arkasında yatan mizaha bakın.

Ortalıkta koşuşturan, ortalığı velveleye veren, küresel ısınmayla ilgili bayrakları ve pankartları taşıyan çok insan var. Sorunu çözmek yerine, bunu daha fazla beslenmeyi ve daha fazla dramı sürdürmek için kullanıyorlar. İşte mizahi yanı da bu. Bu o kadar da zor bir durum değildir. Halledilebilir sevgili Şambra, hem de çok yakında. Bunun yüzyıllar alacağını, belki de insanlığın yok olacağını söyleyen haberleri duyuyorsunuz. Dünya belki kendini yakacak (deniyor). Üzgünüz. Bu olmayacak.

Dünya üzerinde bunu etkileyecebilecek küçük bir insan grubu var. Gelecek kuşakları destelemek için dengenin geri getirilmesine yardımcı olabilecek insanlar var. Ve onlar bunu gerçekleştirmeyi seçmezlerse, Gaia, bunu kendi halletmeyi seçecek. Buradaki mizah şu ki, küresel ısınmadan söz ediyor ama bu grupta ‘Soğuk-Cold’ Creek Canyon’da oturuyorsunuz (bazı gülüşmeler). Donuyorsunuz! İşte bu bizim taraftan çok komik görünüyor! (kahkahalar)

Linda: Coal (izleyiciler güler) (çvr. Kanallıkların yapıldığı yerin adı Coal Creek Canyon, Tobias ‘Coal’ yerine ‘Cold’ yani soğuk diyerek kelime oyunu yapıyor).

Saint-Germain, Kuthumi ve ben, ve çoğu kez Madame Blavatsky de, birlikte oturduğumuzda hep bu şeyler hakkında espriler yapıp duruyoruz. Bunu fazla ciddiye almamaya çalışıyoruz. Yaşamınızdaki günlük açmazların, çelişkilerin mizah yanını bulun, çünkü, sevgili Şambra, bunlar geçici şeylerdir. Bunlar yalnızca kendini devindiren, kendini geliştiren ve genişleten enerjinin bir parçasıdır. Ya onun içine çekilirsiniz, ya da onun üstüne yükselirsiniz. Ya Melek Zirvesi’ne gidebilir, ya da Dante’nin Cehennemi’ne girebilirsiniz. İkisinden biri. Bu size bağlı. Mizah, Yeni Enerji bilincinin yağdanlığıdır.

Geçtiğimiz aylar boyunca Saint Germain ve Kuthumi buradaydılar. Benim dikkatimin büyük bir bölümü ise, Dünya’ya doğmuş olan biyolojik benliğime yönelmişti. Ve bugün, o varlığın adını ve yerini açıklayacağım. Hayır! (yoğun kahkahalar)

Biraz mizah Şambra. Burada enerjiyi hareket ettiriyoruz. (Tobias kendi kendine güler) Yakında bu habercimi kaybedeceğimi söylüyorlar. O bugün benden çok utanıyor. Neredeyse bu Şaud’u şu anda sonlandırabilir, bu kadar, diyebiliriz, ama sizinle konuşacak birkaç şeyimiz var.

Dikkatimin büyük bir bölümü biyolojik varlığıma odaklanmıştı. Şambra’ya söylediğim gibi, fiziksel bir form içinde buraya, Dünya’ya doğmuş olan bir kabuk bedenim var. Ve o kabuk beden gelişmeye ve büyümeye başlıyor. Şimdi bazılarınız, bu kabuk beden benim çokca zamanımı ve ilgimi çekmeye başladığı için benim belki de yakınlarda gideceğime ilişkin teoriler ve varsayımlar ürettiniz. Bunun bir bölümü doğru. O beden benim zamanımı alıyor ve ilgime neden oluyor. Bu bedenle gerçekten kaynaşıp birleşmeyi öğreniyorum.

Genelde bedenlerden fazla hoşlanmazdım. Enkarne olmak hep zoruma giderdi ve, Hay Allah sevgili Şambra, şu anda şeyler o kadar rahat hale geldi ki. Isınıyorsunuz – bir düğmeye basıyorsunuz – ve ısınıyorsunuz. Yaşantılarımın bazısında ateş yakabilmek için sopaları birbirine sürtmemiz gerekiyordu. Dükkana gidip bir şişe şarap alabiliyorsunuz. Ben üzümleri kendim ezmek zorundaydım, ve içmeden önce de en az bir hafta beklemem gerekiyordu! (kahkahalar) Öykü. Elbette öykü.

Şambra, şu kağıtlarla enerjileri ne kadar kolay ve hızlı değiş-tokuş edebiliyorsunuz. Bazen yalnızca elektronik bir işlemle giysiler alabiliyorsunuz. Harika bir yemek alabiliyorsunuz.

Şu anda yeniden biyolojiye geri gelmekten büyük sevinç duyuyorum. Enerjimin bir bölümü, bu biyolojik varlığa çok, çok güzel bir biçimde işliyor ve kaynıyor. Büyük bir bölümü hâlâ burada, ama ilginç bir şey var, ve birçoğunuzun bundan söz ettiğini biliyorum. Enerjimden yüklü bir miktarı bu biyolojik bedene yerleştirmem gerektiğini, ve bunun da benim ruhumu, can enerjimi tükettiğini düşünüyorsunuz. Aslında bu böyle olmuyor. Şimdiye kadar olduğumdan çok daha dinç, canlı, güçlü olduğumu görüyorum, çünkü o kabuk beden, o yeni ben, Yeni Enerjidir – tümüyle Yeni Enerji.

Şimdi, onun sakıncaları olduğunu da söylemem gerek. Annem ve babam anlamıyorlar. (bazı gülüşmeler) Kaygılanıyorlar. Bana bakıyorlar ve bazen gülmek zorunda kalıyorum. Şimdiden enerjimin, sizin deyiminizle, belirli bir oranı, o bedende. Şimdilik ona Sam diyeceğim. Bu tabi gerçek adı değil. Sam’in içine şimdilerde çok iyi işlemiş olan belli miktarda bir enerji var, ve ben bazen anne-babama oyunlar oynuyorum.

Tabi, bütün Tobias enerjilerimin o biyolojik bedene inmesine izin veriyorum ve gözlerime baktıkları zaman, dehşete düşüyorlar. Çünkü yalnızca gözlerime bakmıyorlar, farklı bir yüz – olgun bir yüz, bilge bir yüz, çok derin bir yüz – görüyorlar, ve sonra sıradan bir günü temel alırsak, Sam’de birşeylerin hiç de yolunda gitmediğini ve çok yüzeysel olduğunu – ona bir şeyler olduğunu düşünüyorlar. Sam, diğerleri gibi yemiyor. Yaşamak için çok bir yiyeceğe ihtiyacı yok. Sam, küçük çocukların ilgi duyduğu bir dolu şeyle ilgilenmiyor. Oyuncaklarla oynamıyor. Bilgisayarı seviyor, ama daha anlamlı bir şeyler yapabileceği yaşta değil. Ama benim kayıp Sam’e girdiğim, onun ve benim bilgisayara gidip internete girdiğimiz zamanlar oluyor.

Muhteşem bir araç! Biz, benim Tobias günlerimde böyle bir şeye sahip değildik. Dünyada istediğim yere gidebilmemi ve seçtiğim herşeyin enerjisini hissedebilmemi sağlayan muhteşem bir araç. İnanılmaz. Ve bazen anne ve baba içeri girip de Sam’i bilgisayarla oynarken görüyorlar ve… o şu anda çok küçük. Ve klavyeyi kullanmak ya da okumak ya da o tür şeylerin nasıl yapılacağını asla bilemeyeceği bir yaşta. Onun için de dilleri tutuluyor. Şu anda hayalet görmüş gibiler.

Ama Şambra, konu şu ki, o canlanıyor. O benim yaratım. Benim yeni enerjim. Benim yeni eğitimim ve bilgeliğim. Ben şu anda yepyeni bir biçimde insan olmayı öğreniyorum. Şimdiye kadar bunu gerçekleştirdiğim yolların aynısıyla değil. Bakın, birinden diğerine geçtiğim yaşamlarım oldu.

Atlantis’te birbirimizi tanıyorduk. Birbirimizi birçok farklı zamanlarda tanıdık, ve o yaşamlar dizisi ya da o ilerleyen yaşamlar, kendi üstüne kurup durdu. Ama Sam farklı. O tümüyle Yeni Enerji. Gerektiğinde, benim bazı geçmiş yaşam veçhelerimi kullanıyor. Daha büyük benliğimin, To-Bi-Wah’ın kaynaklarını kullanıyor, ki o da bugün bu salonda.

Sam, ağdan, alandan beslenmiyor. Sam, kendi içindeki herhangi bir yerden enerji türetmiyor. Sam, şaşılası bir çocuk. Sam’in en büyük meydan okuması, nasıl uyum sağlayacağı, anne-babasını bunaltmamaya çalışmak. Gerçi, sadece gülmek amacıyla arada bir bunu yapmaktan keyif alıyorum. Şu anda Sam, tümüyle Yeni Enerji olduğunu çok iyi bildiği halde, bir Eski Enerji dualite dünyasıyla nasıl bağdaşacağının yollarını arıyor.

İlginç bir şey var. Sam’in aklında, kendisiyle ilgili sorular yok. Kendine bakıp da ne kadar farklı olduğunu ve uymaya çalışırken nasıl değişmesi gerektiğini düşünmüyor. Farklı olduğunu biliyor, ve kendini diğer herkese benzer hale sokmak yerine, enerjisini diğer herkese için daha hoş ve daha koşullu hale getirmeye çalışıyor.

Fark şu ki, o, çevresinde bulunanlar gibi olmaya çalışmıyor. Başka küçük çocuklarla tanıştı, ve ben, onların Eski Enerjiden geldiğini söylemek zorundayım, ve Sam, onların tarzını tam olarak anlamak için çaba harcıyor. Ama benim bazı geçmiş yaşam deneyimlerim vasıtasıyla, bu anlayış ona geliyor.

Sam bir yaratı. Sam bir veçhe. Sam, benim ruhumun bir parçası, ama yine de tümüyle özgürlüğe sahip. Bakın, bu şöyle iş görür. Sam, bir arzudan doğdu, ve bir fikre dönüştü, ve sonra odaklanma sayesinde yaratıldı ve şimdi de tezahür etti. Ama ben Sam’i sahiplenmiyorum. Ben, Sam’in bütünü değilim. O benim bir parçam; ben de onun bir parçasıyım. Ama o yine de kendi özgürlüğüne sahip. Kendi gözlerine, kendi aklına, kendi kalbine, kendi kimlik duyusuna sahip – ve bu arada bu – beni en çok heyecanlandıran şey – bunun yaratılmasına yardımcı olduğumu biliyorum, ancak onu kontrol etmiyorum.

Onu kutsuyorum. Onunla çalışıyorum. Onu, şu anda enerjimi Dünya’ya getirmede, enerjimi nüfuz ettirmede, sizin de içinden geçtiğiniz şeyler hakkında hep daha fazla şeyler öğrenmede, bir yöntem olarak kullanıyorum. Yeni Enerjiyi kullanmak nasıl bir şeydir? Bu, inanılmaz, inanılmaz bir kavramdır.

Hepiniz, öyle ya da böyle kendi Sam’lerinize sahipsiniz. Ben, biyolojik bedenlerden söz etmiyorum. Ben, kendinizin veçhelerinden – yaratılarınızdan – söz ediyorum. Jean’in ‘yaratan kartları’ bir Sam’dir. Onlar bir kimliktir; bir enerjidir. Fiziksel bir bedene sahip olmayabilirler, ama ortada bir yaratı var. Bugünden sonra dünyaya açılacaklar. Daha çok enerji kazanacaklar. Kimseden bir şey almazlar.

Sizin yaratılarınız, Şambra, her türlüsü, onlar da Sam’dir. Sizin yaratılarınız, bizim ilerlemiş arzu dediğimiz – ruhun bir arzusu – vasıtasıyla yaşam bulur. İhtiyaçları ya da istekleri olmayan bir ruh. O yalnızca ifade etmek ve yaratmak ister. Her ruhun bir arzusu vardır. Biz geçenlerde bundan adada yaptığımız Okul 3’te söz ettik – ruhun ihtiyacı ile ruhun arzusu arasındaki farktan söz ettik. Hepiniz ruhsal arzulara sahipsiniz.

Bunlar zihinden çok daha derinlere giden, kalp dediğiniz şeyden çok daha derinlere giden – insan ihtiyaçlarından çok, çok daha derinlere giden şeylerdir. Bir anlamda, ruhsal arzunun, insan ihtiyaçları gibi şeyleri anlamadığı bile söylenebilir ve bir anlamda, umurunda da değildir. O, engellenmek istemez, boğulmak istemez. O bir arzudur, bir tutku, ve her birinizin ve hepinizin içindedir. O, olduğunu düşündüğünüz şey değildir. İnsan düzeyinizdeki hiç bir şeye benzemez. O yalnızca genişleme, ifade etme, keşfetme arzusudur.

Ruhsal arzu sonra bir fikir haline gelir – bir fikir. Arzu gibi çok geniş bir kavram ele alınıp da bir şey haline şimdi nasıl sokulur. İşte fikir, ya da sizin yaratıcılık dediğiniz şey, burada devreye girer. Bir arzu enerjisini alırsınız – sadece bir şey yapmak, sadece yaratmak arzunu – ve şimdi fikirler gelmeye başlar. Fikirler, sizindir.

Çoğu kez, geçmişte öğrendiğiniz şeyleri temel alırlar. Bazen de, kitle bilincinden kazandığınız ya da geliştirdiğiniz başka şeylerin uyarlamalarıdırlar. Ama fikirler, sizin eşsiz fikirleriniz haline gelirler.

Bu, yani o fikre sahip olmak, insan olma ve yaratma sürecinin ya da işleminin güzel bir parçasıdır. Her birinizin çok, çok fikirleri oldu. Çoğunuz onları bastırıyorsunuz, ama arabada giderken aklınıza bir fikir geliveriyor; rüyadan uyanıyorsunuz ve bir fikriniz oluyor. Televizyon izliyorsunuz – aklınıza bir fikir geliyor. Bu, ruhsal arzunun enerjisini alıp ona biçim vermeye, bir form vermeye başlamaktır, tıpkı bir çömlekçinin çamura biçim vermesi gibi.
Çoğunuz bu noktada iki nedenden ötürü duruyorsunuz – fikir güzel bir enerjidir, bir tutku enerjisidir. Onun bedeninizde gürül gürül aktığını hissedebilirsiniz. Bir şey icat etme, bir şey yaratma, bir şey yazma fikrine sahip oluyorsunuz, ama orada kalıyorsunuz, çünkü onu bir sonraki aşamaya nasıl götüreceğinizi bilemiyorsunuz. Ve bir anlamda o fikrin enerjisini de o kadar seviyorsunuz ki, bir süre onun içinde eğlenmek istiyorsunuz – ki bu pekâladır. O enerjinin içinde kalıp, fikri nasıl alıp da uyguladığınızı ve başkalarının bunu nasıl takdir ettiğini ve o başarı ve ödül hissini hissettiğinizi, bir şey gerçekleştirdiğinizi bilmeyi, en sonunda da bir yaratan olduğunuzu bilmeyi hayal ettiğiniz düşünceler içinde eğlenmek istiyorsunuz.

İnsanlar başarı derken, paradan ya da şöhretten söz ediyorlar. Bunlar insanca şeylerdir ve geçicidirler. Yok olurlar. Gerçek bir ödül ya da başarı duygusu, yalnızca bir şey yarattığınızı bilmek fikrinden gelir. Bu, size ödenebilecek paraların tümünden çok daha üstündür. Şöhretin tümünden çok daha üstündür. Bu tür şeyler – para, şöhret – bunlar hızla yok olur. Bir yaratan olduğunuzu bilmek ve anımsamak, en muhteşem şeydir.

Çoğunuz, o fikir aşamasında duruyorsunuz. Kısmen, o enerjinin tadını çıkartmak istediğiniz için, kısmen de bir sonraki adımı atmaktan korktuğunuz için. Korku, birkaç şeyden geliyor. Ya gerçekten bir yaratansanız? Aman Allah’ım.

Eğer gerçekten nasıl yaratılacağını öğrenirseniz, neleri yanlış yapabilirsiniz? Hangi yanlış düşünceler, hangi yanlış eylemler, hangi yanlış faaliyetler olabilir? Birçoğunuz, kendinizin o yaratan parçasından korktuğunuz için geri çekiliyorsunuz Şambra, ve ben size daha önce de söyledim, artık onunla yanlışlık yapamazsınız.

Onu bir başkasına karşı kullanmaya kalksanız bile, önce size geri gelecektir. Enerjinizi bu yönde oluşturdunuz. Şu anda bir başkasına zarar veremezsiniz. Gerçekten. Deneyin. Yapamazsınız.

Yeni Enerjide ve Şambra’nın kendi içinde, bunun olmasını engelleyen bir dinamik var. Onu bu şekilde yarattınız. Sorumsuz enerjilerin ortalıkta dolanıp da başkalarına, özellikle de kasıtlı olarak zarar vermesini istemediniz. O nedenle, onlar size bir hatırlatıcı olarak geri gelirler – sorumlu bir yaratan ol, ya da cessurca, korkusuzca yarat, ama sorumlu ol. Onun için şu anda bir başkasına zarar veremezsiniz, bunu korku listenizden çıkartın.

Bazılarınızın da bu fikir aşamasında durmasının nedeni, belki de bir yaratan olmadığınızdan korktuğunuz için. Başka bir deyişle, harika fikirleriniz olabilir, ama bunları Dünya’ya getirebiliyor musunuz, onları hayata geçirebiliyor musunuz, ve onlara özgürlük verebiliyor musunuz.

O nedenle orada duruyorsunuz, çünkü başarısızlık istemiyorsunuz, hayal kırıklığı istemiyorsunuz. Şambra, size hemen şunu söylemeliyim ki, tüm yaşamların döngüleri boyunca tüm insanlara baktığımızda – başarılı olmuş olanların tümüne ve başarısız olmuş olanların tümüne baktığımızda, tarih kitaplarında onların adının geçtiğini görürüz. Onların hepsi başarızlığa uğramıştır.

Ben, Thomas Edison örneğini çok sık kullanırım. Doğru ampul telini bulana kadar binlerce ve binlerce deney yaptı. Bazılarınız başarısızlıktan korkuyor, ve geçenlerde bu gruba söylediğimiz gibi, başarısızlık, sürecin ya da işlemin bir parçasıdır, ve hatta şimdi başarısızlık kavramından da kurtulmak zamanıdır. Ona öylesine olumsuz bir enerji yüklenmiştir ki. Başarısızlık bu değildir. O deneyimdir… deneyim ve deneyler yapmak, test etmek, keşfetmek. Başarısızlık yoktur. Başarısız olmak mümkün değildir.

Yine size davet çıkartıyorum Şambra – bazılarınız hâlâ Eski Enerjide oturmuş, Yeni’nin nasıl olabileceği hakkındaki düşüncelerine bakıyor, dışarı çıkıp bunu denemeye korkuyorsunuz. Başarısız olmayı deneyin.

Bu ayın ev ödevlerinden biri de bu. Başarısız olmayı deneyin. Ne olup bittiğini izleyin. Siz tüm zamanınızı başarısız olmamaya harcıyorsunuz – tüm enerjileriniz bundan korkuyor. Şimdi bunu bir deneyin. Ne olup bittiğini izleyin, ve Saint Germain’in geçen ay söylediğini anımsayın, enerji artık farklı çalışıyor, onun için sizden bununla farklı biçimlerde oynamaya başlamanızı isteyeceğiz.

Çok üzücü durumlarda mizahı yakalamak – bu, enerjiye farklı bir biçimde bakmaktır. Başarısız olmayı denemek – bu, enerjiye farklı bir biçimde bakmaktır. O şimdi yenidir. Onun için, biz size hodri meydan diyoruz ve onu farklı yollardan deneyin diyoruz. Onu farklı bir açıdan deneyin ve neler olduğunu izleyin.

Böylece, şimdi bu fikir aşamasındasınız diyelim ve belki ona bir şans vermeye karar veriyorsunuz. Onu tezahür ettirip ettiremediğinize bakacaksınız. Bu noktada o hâlâ bir yaratıdır. Arkasında belli bir yaşam gücü enerjisi yatar. Belli bir enerji kalıbı ve dinamiğine sahiptir. Diyelim ki, yeni bir gıda ürünü yaratmaya çalışıyorsunuz, ki bundan az sonra söz edeceğiz.

Bir arzunuz var. Onu imgelediniz. Şimdi ona enerjiyi odaklamaya başlıyorsunuz. İşte burada bir uçurumu aşıyorsunuz. Fikirle odak arasındaki uçurumu aşıyorsunuz. Onu bu dünyaya, gerçekliğe getireceksiniz. Bu uçurumu geçmek bazen zordur. Ama sıçrayın. Öteye geçin.

O uçurumu aşarken, arzu ve fikire ait ilk enerjilerin dönüşmeye başlamasına izin verin. Yaratmak istediğiniz şeye odaklanmaya ve enerjiyi yöneltmeye başlayın. Kendinizi ona akıtmaya başlayın, tıpkı benim şu anda kendimi Sam’e akıtmam gibi. Bunun sizi tüketmediğini keşfedeceksiniz. Aslında bu sizi yeniden canlandırır.

Ona odaklanmaya başladığınızda, enerjilerin değişmeye başladığını da keşfedeceksiniz. Şimdi, bazılarınızın bu noktada morali bozuluyor ya da çılgına dönüyorsunuz, çünkü orijinal fikriniz – yani aklınıza gelen fikir… ben burada hepinizin yakın olduğu başka bir örnek kullanacağım – bir merkez fikrini.

Çoğunuzun 20, 30, 40 yıl önce böyle bir fikri vardı. Bir vizyonunuz vardı. Etkileyici bir görüntüye sahiptiniz, size nasıl olacağını, nerede olacağını gösteren bir açılıma. Bu bir fikirdi. Ve bir süredir bir fikir olarak ya da bir varoluş hali olarak öylece duruyordu. Bu bir yaratıdır. Canlıdır.

Ama o uçurumu aştığında ve siz ona enerji yüklemeye başladığınızda, değişmeye başladı. Türlü nedenlerden ötürü – dünya değişiyor, enerji değişiyor, ve ayrıca, fikir de kendini daha yüksek, daha uygulanabilir hallere geliştirmek isteyecektir. Böylece, 30 yıl önceki bir merkez kurma fikri, şimdi duvarlara ve bir çatıya sahip olmayabilir. Ama internette olabilir. Bu bir merkezdir – bir enerji merkezidir.

Bazılarınız çok üzgün, çünkü diyorsunuz ki, ama ben bir merkez istiyorum ve bir merkezin olmasına çalıştım ve olmuyor, olmuyor işte. Çünkü siz, fikrinizin kendini nasıl değiştirip dönüştürdüğüne bakmayı unuttunuz. Ha, o hâlâ orada, ama kendini yeni bir tarza uyumlamak istiyor – tıpkı benim Sam gibi. Benim Sam, onu kuşatan duruma ve çevreye kendini geliştiriyor. Ben onu kontrol etmiyorum. Ona bir şeyler yaptırmıyorum. Ben oyum, ama onun tümü değil, anlıyor musunuz.

Böylece, fikirlerinize odaklanırken, onların uçurumu aşmasına da izin verin ve sonra, odağınızı ona kattığınızda, onun nasıl değiştiğini izleyin. Dönüşür. Eğer o orijinal fikre ya da düşünceye ya da buluşa tutunursanız, kendi yaratınızı boğarsınız.

Benim, Sam’in nasıl olmasını istediğime ilişkin, Sam’in nerede yaşamasını istediğime, Sam’in nasıl görünmesini istediğime ilişkin bir fikrim vardı. Bunların bazısı oldu, ama çoğu değişti. O, onun olacağını düşündüğüm şekle hiç benzemiyor. Bu arada, o çok yakışıklı, çok yakışıklı (kahkahalar)… ama pek de olacağını düşündüğüm gibi değil. Böylece Sam’in, odaklandığım fikrin, gelişmesine ve değişmesine ve kendi başına uyum sağlamasına izin veriyorum, anlıyor musunuz. Bu, yaratı çalışmanızda çok önemlidir.

Ve sonra, yaratıyı gerçekleştirmenin son aşaması, elbette, onun gerçeklik halini aldığı tezahürdür. Şimdi burada birçok adım söz konusudur. Meydan okumalardan, engellerden geçersiniz. Sinirlenip etkili bir yaratan olmadığınızı düşündüğünüz zamanlar olacaktır. Böyle zamanlarda, durun.

Kısa duvarın arkasına geçin. Belki de yaratınıza ilişkin belli beklentilerinizin olduğunu ve bu yüzden yaratınızı kontrol etmeye çalıştığınızı ve enerjinin de bir türlü biraraya gelmediğini anlayın. Şimdilerde adını sıçrama tahtası olarak koyduğunuz konuşmalarda, gelecek aylarda da dinleyeceğiniz yaratanlardan bazısı – ve mesaj tahtasında konuşacağınız yaratanlardan bazısı – bunun çok doğru olduğunu gördüler, bunun çoğu kez düşündüklerinden farklı tezahür ettiğini gördüler. (çvr. son toplantılarda, kanallığa geçmeden önce yapılan konuşmalarda, Geoffrey ve Linda, yeni girişimlerde bulunan ya da gerçekleştirdikleri şeyler hakkında konuşmak isteyen Şambra’ları sahneye davet edip, onların paylaşımına fırsat tanıyorlar. Ve buna da ‘launch pad’ adını vermişler, tam anlamı ‘fırlatma rampası’ olsa da, biz ‘sıçrama tahtası’ demeyi uygun gördük.) Ve yol üzerinde meydan okumalar var. Meydan okumalar var, çünkü bir 3B gerçekliğinde yaşıyorsunuz, meydan okumalar var, çünkü bir anlamda hâlâ Yeni Enerjiyi dışarıya itmeye çalışan enerjisel fizik kuralları var, çünkü yeni fikirlere her zaman izin vermeyen ya da onları her zaman desteklemeyen enerjisel fizik kuralları var.

Uzun bir süre önce dört bilye kavramından söz etmiştik ve çoğu kez, tanrısallık bilyesinin gelmeye çalıştığı durumlarda, diğer üçünün onu nasıl dışarıya atmaya çalıştığından – çünkü onunla nasıl başa çıkacaklarını bilmediklerinden söz etmiştik. Onlar kurmuş oldukları sisteme bu dördüncü bilyeyi nasıl dahil edeceklerini bilemiyorlar, ve bu konuda bir korkuya da sahipler. O nedenle, evet, durumlarla, meydan okumalarla karşılaşacaksınız. Ve bu, gnost’un devreye sokulma zamanıdır.

Bu, yaratıcı bir çözümün devreye girmesinin zamanıdır, ve yaratanlar ve Şambra bunu fark etmeye başlıyorlar. Bu, kısa duvarın arkasına geçip enerjilerin kendilerini yeniden uyumlamalarına izin vermek ve sonra onların peşine düşmek zamanıdır. Bu arada, bundan geçerken güç kullanmak zorunda değilsiniz. Bazen geçmiş eğitimleriniz size, bir meydan okumayla karşılaştığınızda onunla mücadele etmeniz gerektiğini, onu zorlamanız gerektiğini, ısrarcı olup azimle devam etmeniz gerektiğini öğretti. Hayır, bu bugün bir Vince Lombardi kanallığı olmayacak, çünkü o Eski Enerjiydi. (çvr. 1970’de ölen Vince Lombardi, amerikan futbolunun çok başarılı ve çok meşhur bir koçuydu.) Orada söz konusu olan, bir enerjinin diğerini tutup durdurmasıydı, birbirine karşı mücadele etmekti. Bazı Eski Enerji motivasyon yolları – olumlu tutum, mücadeleye devam – tüm bu şeyler… amigoluk. Bunlar Yeni Enerji değildir. Bunlar, Eski Enerji. Bunlar, eski dualiteyle halleşmenin yolları, ama siz şimdi yeni bir varoluş halindesiniz.

En büyük şeylerden birinin de, o kısa duvarın arkasında durmak olduğunu göreceksiniz. Kendi yaratılarınıza gülün. Derin bir nefes alın ve bırakın gnost devreye girsin.

Çözüm orada olacaktır. Çözüm için mücadele etmeniz gerekmiyor. Evet, yaratanların bildiği gibi, bazı şeyleri yapmanız gerekir. Bir şey gerçekleştireceğinizde, örneğin bir kitap yayınlayacağınızda – evet, telefon görüşmeleri yapmak zorundasınız. E-postalar göndermeniz gerekir. Birkaç çek yazmanız gerekir, ve iyi haber şu ki, sonra gidip kitapları teslim alıp taşımanız gerekir. Yani belli bir fiziksel değiş-tokuş olacaktır, ama yaratı adına mücadele etmek kavramı, Yeni Enerjide geçerli değildir.

Onun gelmesine izin verirsiniz. Bir kez geldi mi, ‘yaratan kartları’ ya da kitap gibi şeyleriniz bir kez geldi mi, kontrolleri, beklentileri elden bırakırsınız, çünkü bunlar kısıtlamadan başka bir şey değildir. Bazılarınız, onu kontrol etmeniz gerektiğini – ona olanları tam olarak kontrol etmeniz gerektiğini – düşünüyor.

Bu arada, buradaki kontrol türlü şekillerde olabilir. Bazen yalnızca korkudan ötürü kontrol edilir. Bazen, başkalarının onu kontrol etmeye çalışacağından korkulur. Bunları bırakın. Onu bilerek bırakın. Yaratınıza genişleme özgürlüğü verin. Yaratınıza, onu gerçekten isteyen ve gereksinen kişilere yolunu bulması için özgürlüğünü verin.

Yaratılarınızı başkalarıyla paylaşmanın bazı eski ve geleneksel yöntemlerini aşın. Bunları aşın, ve şaşırtıcı, inanılmaz sonuçlar göreceksiniz. Ve sonra bu yıl anlayacaksınız – bu yıl – anlayacaksınız. Kahretsin, ben bir yaratanım. Bir fikri, bir projeyi ele aldım. Onunla bir öğrenme deneyimi yaşadım, başarısızlık değil, sadece öğrenme, ve o gerçekleşti. Burada. Burada olmakla kalmadı, durmuyor da. Devam ediyor.

Bakın, örneğin bir kitap, yalnızca bir kitap değildir. O bir potansiyeller enerjisidir, bir bilgelik enerjisidir. Siz belki onun yeni baskılarını ve daha çok kitap çıkartmayı düşünüyorsunuz ama, başka bir açıdan bak yaratan. Aslında olan şudur, o aynı zamanda sizin için de yeni potansiyeller oluşturmaktadır – kitabınızı alan ve sizin çok parlak olduğunuzu düşünen biri, şimdi sizinle konuşmak isteyebilir, sizin gelip de gruplarında bir konuşma yapmanızı isteyebilir. Başka biri kitabınızı alır ve yanıtlara ihtiyacı vardır, gelip sizi bulur; bir başkası kitabı alır ve sizin çok bilge olduğunuzu, belki de kitap konusunda başkalarına yardımcı olmanız gerektiğini söyler. Bu katlanarak gider. Hayal bile edemeyeceğiniz yollardan genişler.

O yalnızca bir kitap değildir. Yalnızca ‘yaratan kartları’ değildir. Yalnızca yeni bir gıda ürünü değildir. Bütün bunların içinde yatan potansiyellerdir.

Geçen ayın Şaud’una Saint Germain gelip sizlere çarpışmadan söz etti – bir çarpışma yılı olacağından. Ve söyledikleri gerçekten de çok doğru. Çarpışmalar, tüm çevrenizde olacak. Ha elbette – dualite olduğundan beri – çarpışmalar hep oldu. Ama bu yılki çarpışmalar farklı olacak.

Bu yıl olacak çarpışmalar, enerjinin bir başkasına hükmetmesi ve ondan beslenmesi yerine, daha çok çözüm amaçlı ve Yeni Enerjiye girme hareketi şeklinde olacak. Geçmişte gördüğünüz çarpışmalar – anlaşmazlıklar, çatışmalar, dualite – temelde farklı enerjilerin kendilerini daha iyi anlama girişimleriydi.

Ama çoğu kez, enerjiler çarpıştığınızda ve çatıştığında, öbür enerjiye hükmetmeye ve ondan çalmaya çalışmışlardı. Bu, bir süre devam eder ve Enerji B’ye hükmeden Enerji A, şimdi güç kaybetmeye başlar, çünkü daha en başından yapaydı. Enerji B güçlenmeye başlar, dışarı çıkar ve Enerji A ile savaşır ve ona egemen olur. Bu, neredeyse insanoğlu Dünya üzerinde olduğundan beri sürmektedir. Bu yıl, bu farklı olacak.

Çarpışmalar, kontrol ya da beslenme ya da egemen olmayla ilgili değil, tam olarak yeniden bütünlenmeyle ilgili olacak. Saint Germain’in dediği gibi, şimdilerde ulaşılır olan yeni potansiyel boyutlarına açılmakla ilgili olacaktır, ve ne yazık ki çoğu insan bunu fark etmeyecektir.

Bu yıl, size şimdi anımsatıyorum, sonraları da anımsatacağım, kendi yaşamlarınızda – Yaratıcı Dizisinin birinci dersine geri gidin. Herşeyi olduğu gibi kabul edin, ve birinci derste önemli olan şey, kısa duvarın arkasında durmaktı.

Bu çarpışmalar arttığında, kısa duvarın arkasında durun. Kısa duvar, güvenli alandır. Kısa duvar, sizi günlük dramlardan çıkartır. Kısa duvar biraz geriye çekiliyor.

Bunun birçok önemli nedeni var. Siz enerjinizi düzenli olarak yeniden-canlandırmak zorundasınız. Çoğunuz gece gündüz çalışıyorsunuz ve kendinizi tüketiyorsunuz. Sürekli çalışmak ve çalışmak ve çalışmak gerektiğini düşünüyorsunuz. Eh, asla bir bakış açısı edinemiyorsunuz. Bir nefes almak için Melekler Zirvesine hiç gitmiyorsunuz.

Bu şekilde çalıştığınız zaman ve fiziksel bedeniniz yorulduğunda, ne oluyor, zihniniz her zamankinden çok daha fazla kontrolü ele alıyor. Çok, çok yorgun olduğunuzda, zihniniz daha da uyanık hale geliyor. Tıpkı dünyanın her yanında teröristlere karşı alarmda olmanız gibi – çünkü dünya yorgun. Böylece zihninize gidiyor ve daha az etkili olmaya başlıyorsunuz. Ve o zaman fiziksel olarak tükenmiş ve zihinsel olarak da kısıtlanmış ya da kapana kısılmış bir hale geliyorsunuz. Ve bu iyi bir durum değildir.

Kısa duvarın arkasına geçin. Bu, birkaç gün kendi başınıza kalmak olabilir. Zaman zaman başkalarının ihtiyaçlarına hayır demek zorundasınız, ailenize, arkadaşlarınıza, eşlerinize bile. Birkaç günü kendinize, kendinize ayırın. Bunu yaptığınızda, çevrenizde olup bitenlerin dramlarına kapılmayın. O zamanı kendinize ayırın. Bir hafta tatil yapın, ve ben sizin, ama çalışmam gerekiyor, tatilim yok, dediğinizi duymak istemiyorum. Bunların hepsi bahane. Bahane. Bir kez bunu yapmaya karar verdiğinizde, bu kararı destekleyecek kaynaklar da devreye girecektir.

Şu ara kendinizi düzenli olarak tazelemeniz ve yeniden-canlandırmanız gerekiyor. Spa zamanı. Kendi başınıza spiritüel spa zamanı. (çvr. spa, türlü masajların, dietlerin, egzersizlerin vs yapıldığı oteller) Ben bunu ille de kelime anlamında söylemiyorum ama, bir süreliğine kendinizi yenilemeniz gerekiyor.

Bu yıl yapılacak, sizin deyiminizle çok çalışma olduğunu biliyoruz, ama biz bunu farklı bir yoldan yapmak istiyoruz. Bu çalışmayı eski zorlama ve itiş-kakış ve duvarları yıkmaya çalışma biçiminde yapmak istemiyoruz. Bunu çok daha etkili, sizin deyiminizle kolay gerçekleştirmek konusunda Şambra ile çalışmak istiyoruz.

Böylece bu yıl, bu yıl, kısa duvarın arkasında durmaya bolca zaman ayırın. Bunu yaptığınızda, başka bir şey olur.

Kısa duvarın arkasında durup kendinize zaman ayırdığınızda, bedeniniz ve zihniniz yeniden-canlanma şansına sahip olur. Ama bu, Yeni Enerjinin de gerçekliğinize gelmeye başladığı bir zamandır.

Meşgul olduğunuzda, kızgın olduğunuzda, kendiniz için üzüldüğünüzde, saçınızı süpürge ettiğinizde, kendinize zaman ayırmadığınızda, Yeni Enerjinin gelmesi çok zordur. Bu arada, şunu da sormak zorundayım, kendinize neden hiç zaman ayırmadınız?

Herhalde, kendinizi yeterince sevmediğiniz ve ilgi göstermediğiniz için. Sanki spiritüel bir mazlumsunuz. Çalışmayı, mücadele etmeyi sürdürmek zorunda olduğunuzu düşünüyorsunuz. Sabahın ilk ışıklarından gecenin son dakikalarına kadar çabalamanız gerekiyor. Eğer böyle bir durumdaysanız, ara vermenin zamanı gelmiştir. Kısa duvarın arkasına geçmek zamanıdır. Biraz nefes çalışması yapmak zamanıdır. Ve sonra da bu Yeni Enerji potansiyelinin gerçekliğinize gelmesine izin vermek zamanıdır.

Bakın, orada olmak ruhun arzusudur. Bir fikirdir. Hepiniz bu fikre sahiptiniz – bu harika fikre – yaşamınızdaki Yeni Enerji. Bu fikri seviyorsunuz. Bazılarınız ona biraz odaklandı ya da dikkatini yöneltti.

Ama çoğunuz, onu bu gerçeklikte tezahür ettirmek ya da bedenlemek için gerçekte kendine izin vermedi. Kendinize biraz zaman ayırın. Bunu yapmak çok önemlidir, özellikle de tüm çevrenizde ya da yaşamınızda çarpışmaları gördüğünüzde. Bir kez daha, geride durmak zamanıdır.

Saint Germain’in sözünü ettiği çarpışmalar… ben bunların dünyada tam olarak nasıl meydana geleceği hakkında spekülasyonlara girmek istemiyorum, ama olacaklar. Kötü olması gerekmiyor. Onlara bir mizah duygusuyla bakmak mümkündür.

Çarpışmalar… geçen aydan bugüne kadar olan süreye bakın. Yılın başlangıcından bugüne kadar yaşamınızda deneyimlediğiniz çarpışmalara bakın. Hatta Şambra’nın kendi içindeki çarpışmalara bakın.

Ve şimdi, bu çarpışmaların aslında nasıl abartılı bir hale geldiğini, ve gerçek dünyada, Şambra-olmayan dünyada, kitle bilincinde oyun alanına gireceğini izleyin. Sizin içinden geçtiğiniz şeyler, sizinle ilgili değildi. Siz onu enerjiniz vasıtasıyla ve Şambra enerjisi vasıtasıyla en az şekilde deneyimliyordunuz. Dünyada nasıl olacağının tadına bakıyordunuz. Buna siz neden olmadınız, onun için de sorumluluğunu almayın. Onu siz yaratmadınız. Kendinize sadece küçük bir örnek, küçük bir tat sundunuz.

Şimdi, bunu tam kelime anlamında söylemiyoruz, ama belli çarpışmaların nasıl meydana geldiğine bakın. Siz gözlemci mi oldunuz, yoksa katılımcı mı? Drama kapıldınız mı, yoksa bu meydana gelirken oluşan potansiyele mi baktınız? Tartışmalar, anlaşmazlıklar, zamanında yetişememek gibi şeylerin, otuz gündür yaşamınızda nasıl küçük çarpışmalar yarattığını ve şimdi dünyanın her yerinde nasıl hızla arttığını izleyin. Geçen ayın bu küçük örneği, dünyanın her yanında nasıl büyük bir örneğe dönüşüyor, izleyin.

Siz olacaklara ilişkin kendinize bir tat verdiniz, bir anlamda, grip aşısı olan biri gibi – oluşacak daha büyük bir virüse karşı kendini aşılamak gibi.

Bu yıl, bazı dramların ve travmaların, değişimlerin ve uyumlanmaların meydana geleceği yıldır, çünkü siz bunun azıcık tadına bakmak için kendinize izin verdiniz. Grip aşısı oldunuz. Ve ille de bütün bunlara yakalanmanız gerekmeyecek. Gözlemleyebilecek halde olacaksınız. Enerjilere yakalanmayacak ya da onlara tutsak olmayacaksınız. Böylece Şambra, kısa duvarın arkasında durun ve kendinizle ilgilenin.

Bugünün bir sonraki bölümüne geçmeden önce, derin bir nefes alalım.

(duraksama) (Tobias nefes alır)

1965’e geri gidelim. Birlikte küçük bir yolculuk yapacağız. Burada bulunanların çoğu o zaman Dünya’da yaşıyordu. Eğer yaşamıyorduysanız, yine de zamanda geri giderken bize katılın.

1965…. akşamın erken saatlerinde, yatağının yanında diz çökmüş dua eden küçük, güzel bir kız var.

Kız, annesi orada durmuş onu izliyor, yatağa girmeden önce dualarını okuduğundan emin olmak istiyor diye dua ediyordu – “Cenetteki Babamız, kutsal adı….” Biz bu kıza – ona Emma diyeceğiz. Emma, kolektif bir enerji, çok gerçek, ama daha çok tüm Şambra’nın kolektifi. Bazılarınız bu belirli deneyime sahip ve bazılarınız da Emma’yla çok iyi ilişki kurabilecek. Emma, yatağın yanında dua ediyor ve annesi de izliyordu, ama Emma bu duayla rezonansta değildi. Bu duayı belki yüzlerce, binlerce kez söylemişti ve ona hep belirsiz, anlaşılmaz gelmişti. Hiç anlamadı. Kelimeleri ezberledi ama, anlamlarını hiç anlamadı.

Ama kelimelerin enerjisini hissediyordu. Aslında bu duayı okurken bir korku hissediyordu, sanki yukarda biri onu gözetliyor ve yargılıyordu. Dua etmekten hoşlanmıyordu, ama annesi onu zorluyordu. Sadece dizleri üstünde olduğu için değil. Başka bir şey yapmak istediği için değil. Bu dua, onun içinde hep bir korku tetikliyordu – annesinin ettirdiği her türlü dua. Ama Emma, annesini hoşnut etmek için bunları okuyordu. Belki de, annesinin daha iyi hissetmesini sağlayacağını düşündüğü için okuyordu.

Yaşam zor olmuştu. Emma’nın annesi ve babası boşanalı bir yıl olmuştu. Parasal durumlar daha zordu ve Emma annesinde, şimdiye kadar onda hiç olmayan bir kaygı ve korku hissediyordu. Annesi hep gülümserdi, gülerdi ve şarkı söylerdi. Oysa şimdi, Emma’nın annesinin yüzünde çatık kaşlarının çizgileri vardı. Acımasız, sert bir sesi vardı. Artık şarkı söylemiyordu. Emma’nın annesi hem ona, hem de iki küçük erkek kardeşine bakmak zorundaydı. Bu arada, erkek kardeşleri artık dua etmek zorunda değillerdi. Emma’nın annesi onlarla tartışmaktan çok yorulmuştu…. bu dua etme ritüelini ailedeki herkes adına sürdürme sorumluluğunu taşımak Emma’ya kaldı, diye düşünüyordu.

Emma’nın annesi, sabahları masada oturur, kahvesini içerken gazeteyi okurdu, ve Emma bu hissi de sevmezdi. Annesinin, savaş gibi şeylerden kaygılandığını görebiliyordu. Arada bir arkadaşlarıyla nükleer saldırılar hakkında fısıldaşırdı. Politika ve meşhur kişilerin ve liderlerin öldürülmesi gibi şeyler hakkında konuşurdu. Emma, içinde bir ağırlık ve bir keder hisseder, bununla ne yapacağını bilemezdi.

Bunun kendine ait olduğunu hissederdi, sanki bu ağırlığı tüm dünya adına o taşıyordu, ve ona aitti. Annesi ona iyi geceler dileyip de öptükten sonra, ışıkları kapatır ve kapıyı çeker, ama beş santim aralık bırakırdı – bakın Emma için kapının biraz aralık olması gerekiyordu, çünkü karanlıktan korkuyordu, ama sadece bu değil, annesinin enerjisini hissetmeye de devam etmek istiyordu, çünkü annesi ve erkek kardeşleri ve tüm ailesi ve dünya için kaygılanıyordu – dünya sabah burada olacak mıydı ki.

Böylece o gece yatağa giren Emma, başını yastağa koydu, Raggedy Ann bebeğini kendine çekti – ki bu bebek onun sürekli yoldaşıydı… Raggedy Ann’i kollarına aldı ve sonra gerçek dualarını okudu.

Bakın diğerleri, annesi kendini iyi hissetsin diye söylediği zorunlu dualardı, ama asıl duasında şöyle dedi, “Sevgili Tanrı, kim olduğunu bilmiyorum, az önce dua ettiğim kişi olduğunu sanmıyorum. Nerede olduğunu bilmiyorum, ama çok uzak olduğunu da düşünmüyorum. Sevgili Tanrı, köpeğim Skip’e bakacağından emin olur musun, çünkü ben onu gerçekten seviyorum ve her zaman da ona nasıl bakılacağını bildiğimden emin değilim, ve Sevgili Tanrı, bir gözün de kardeşlerimin üzerinde olabilir mi, çünkü onlar aptal – ergenlik çağındalar ve onlar adına kaygılanıyorum. Sevgili Tanrı, babam gidiyor. Başka birini buldu ve bu şehirden gidiyor ve ben onun için kaygılanıyorum. Ona da bakar mısın? Ve herşeyden çok, annemle ilgilenir misin, çünkü onun bu ara çok iyi olduğunu sanmıyorum.

Benim için kaygılanıyor, oysa asıl ben onun için kaygılanıyorum. Sevgili Tanrı, dünyayla da ilgilenir misin, çünkü ben dünya için de kaygılanıyorum. Öyküler duyuyorum ve şu anda pek de mutlu görünmüyor. Başka insanlara sözünü edemediğim bir dolu başka şey için de kaygılanıyorum Tanrım. Raggedy Ann’le konuşmaya çalışıyorum. O yalnızca dinliyor ve bir şey söylemiyor. Ve Skip ile konuşmaya çalışıyorum, köpeğim, ama o da yalnızca oynamak istiyor.

Seninle konuşacağım. Bu dünya beni kaygılandırıyor. Ne yapılması gerektiğinden emin değilim. Anlamama yardımcı ol, çünkü bu gece midem bir garip. Kendimi hiç de iyi hissetmiyorum. Sanki hasta olacakmışım gibi hissediyorum. Bana neler olduğundan emin değilim, ve eğer beni duyuyorsan, bunu bana bildir, olur mu?”

O an, Emma yatağın içinde dönmeye başladı. Gözleri kapalıydı ve Raggedy Ann’e yapıştı, ama yatağın da dönmeye başladığını hissetti. Gözlerini açmaya cesaret edemedi, çünkü korktu, belki de yatağın altında bir canavar vardı ve ayaklarıyla yatağı döndürüp onu yalayıp yutmayı bekliyordu. Onun için de gözlerini açmak istemedi, ama herşeyin giderek daha hızlı döndüğünü hissediyordu ve neredeyse hem kusacak, hem de bağıracak hale geldi, ama bu iyi bir fikir değildi. (izleyiciler kıkırdar). Derin bir nefes aldı ve şöyle dedi, “Sevgili Tanrı, yanlış bir şey mi söyledim? Seni kırdım mı? Sevgili Tanrı, bu dönmeyi durdur çünkü artık dayanamıyorum.”

Ve tam annesine bağıracakken, dönme durdu. Hâlâ yatakta yattığını biliyordu, ama kendini farklı hissediyordu. Yine gözlerini açmaya cesaret edemedi, çünkü bir şeyler değişmişti ve ona ne olduğunu görmek istemiyordu.

Kendini tümüyle farklı hissediyordu. Artık 10 yaşındaki küçük Emma gibi hissetmiyordu. Kendini daha yaşlı değil ama daha büyük hissediyordu. Şimdi çevresindeki herşeyde sıcak bir parıltı hissediyordu. En son ne zaman hissettiğini anımsayamadığı bir mutluluk hissediyordu. Bir tür rahatlama hissediyordu ve aklına başvurup “Ben neredeyim?” dedi.
Bir ses yanıt verdi, “Sevgili Emma, şu an benimlesin. Benimlesin.”

Tüm olan bitenler Emma’nın aklını karıştırmıştı. Kafasında hızla tüm parçaları birleştirmeye çalıştı, neler söylediğini ya da neler istediğini düşünmeye çalıştı. Ama ağzından çıkan sözler şöyleydi, “Şu anda korkuyorum. Korkuyorum ve ne yapmam gerektiğinden de emin değilim.”

Ve ses dedi ki, “Sen sadece şeyleri hissediyorsun. Anneni hissediyorsun. Çevrendeki diğer insanları hissediyorsun, ama aslında sen bu değilsin.”

Emma bir an düşündü, ama yine, 10 yaşındaki Emma değil, genişlemiş bir Emma. Emma bir an düşündü ve sonra sese dedi ki, “Şu anda ne yapmam gerekiyor?”

Ve ses dedi ki, “Tam olarak yaptığın şeyi. Tam olarak. Dünya’da olmak, küçük bir kız olmak, her bir günün keyfini çıkartmak.”

Eh, Emma şimdi biraz daha cesaretlenmişti, çünkü ses ona güven veriyordu. Onu rahatlatıyordu. Onu bir yerde duyduğunu biliyordu ama nerede olduğunu anımsayamıyordu.

Sese şöyle dedi, “Peki ne yapmam gerekiyor? Bana neler olacak?”

Ve ses yanıt verdi, “Büyüyeceksin. Okula gideceksin – liseye gideceksin. Mezun olurken notların orta olacak ama mezun olacaksın.”

Ve Emma araya girdi, “Neden öbür çocuklar benim gibi değil? Sanki onlarla uyuşamıyorum. Neden onlardan bu kadar farklı hissediyorum?”

Ve ses derin bir nefes alıp şöyle dedi, “Çünkü sen onlardan farklısın. Sen farklı bir rota seçtin. Farklı bir yol seçtin. Ve onlar seni sevmiyor değil, sadece seni anlamıyorlar. Herhangi birini kırmıyorsun, ama onları şaşırtıyorsun, onlara esrarlı görünüyorsun – annen bile senin için kaygılanıyor.

Emma, “Peki başka neler olacak?” dedi.

Ve ses yanıt verdi, “Erken evleneceksin. Üniversiteye gideceksin. Üniversitedeki birinci yılının sonunda evleneceksin. Kendine, üniversiteye geri döneceğim, diyeceksin ama birkaç çocuğun olacak, ve sen zamanını onları büyütmeye harcayacaksın. Ve otuzlu yıllarının ortalarında, kocan bir araba kazasında ölecek.”

Emma bir an bunları düşündü ve, “Tanrı’nın bana olması istediği şeyler bunlar mı?” diye sordu.

Ve ses dedi ki, “Hayır, hiç değil. Bu, senin seçtiklerin. Bunlar, senin kendin için seçtiklerin. İstediğin an değiştirebilirsin, ama seçtiklerin bunlar.”

Emma, “Peki sonra ne olacak?” dedi.

Ve ses şöyle dedi, “Hayal kırıklığı yaşayacaksın. Bunalıma gireceksin. İntihar etmeye meyilli, çok yalnız olacaksın. Hayatında bir dolu zor, zor yıllar var.”

Emma bunu da düşündü, ne kadar garip bir seçim yaptığını düşündü. Dedi ki, “Ama bana yardım edecek insanlar olacak, öyle değil mi?”

Ses yanıt verdi, “İnsanlar değil. Bunu kendi başına yapacaksın.”

Ve ses şöyle dedi, “İnsanlar değil, ama melekler olacak. Bunlar insan formunda olmayan ama seni sevecek ve seni destekleyecek ve senin için hep orada olacak varlıklardır, ama sen bunların çoğunu yalnız başına, kendi başına yapacaksın.”

Emma bir derin nefes daha aldı ve bunların hepsini düşündü…ve dedi ki, “Peki sonra ne oluyor?”

O zaman ses şöyle dedi, “Sonra, hayatının bu karanlık döneminden geçtikten sonra, bütün parçalar birleşmeye başlayacak. Öncelikle, neden burada, Dünyada olduğunu anımsamaya başlayacaksın. Seçtiğin deneyimleri neden seçtiğini anımsamaya başlayacaksın. Bu deneyimleri bir ceza olarak değil de, anlayış için ve şefkat için oluşturduğunu anlayacaksın. Tüm bu deneyimleri yaşamına, bir anlamda beklerken – doğru zamanı beklerken, doğru yeri beklerken – soktuğunu anlayacaksın.”

Emma bunların hepsini içine alıyor, bunun iyi bir şey mi, yoksa kötü bir şey mi olduğundan emin olamıyordu. Ardından sese, “Peki sonra?” dedi.

Ses şöyle dedi, “Sonra ben sana geri geleceğim. Bunun gibi bir konuşma daha yapacağız. Ve bu yaklaşık 1998’de olacak. Hayatında bir şey olacak – bunu daha seçmedin. Okuduğun bir kitap olabilir. Konuştuğun bir arkadaşın olabilir. Yaşamında çok korkutucu bir durum olabilir. Belki hastaneye kaldırılacağın bir araba kazası. Bunun nasıl olacağına daha karar vermedin. Ama olduğu zaman, ben sana geri gelip seninle konuşacağım. Yaşamına hem biraz güleceğiz hem de biraz ağlayacağız ve ardından bir sonraki aşamaya geçeceğiz.”

Emma, “Neden şimdi başlamıyoruz? Neden 1998’e kadar beklememiz gerekiyor?” dedi.

Ve ses yanıtladı, “Çünkü dünya daha hazır değil, çünkü Dünya üzerinde enerjinin temel iş görme biçiminde bir şeyler oluyor – insanların bunu yaşamlarına getirme biçiminin temelinde. Dünya daha hazır değil. Ve bu arada, hazır hale gelmeyebilir de. Gelmeyebilir. Dünya’da bir felaket olabilir, ama bu sonraki aşamaya geçiş de gerçekleşebilir.”

Emma durup bunu da düşündü… “Peki 1998’de bana geri gelip de konuştuğun zaman ne olacak?”

Ses dedi ki, “Sana kim olduğunu, neden burada olduğunu anımsatacağım ve sana geleceğe ilişkin tüm potansiyelleri anımsatacağım.”

Ve ses şöyle dedi, “Sana, buraya gelmeyi – Dünya’da olmayı – Yeni Enerjide bir yaratan olmak için seçtiğini anımsatacağım. Yeni Enerjiyi Dünya’da tezahür ettiren, konuşmanın ötesine geçen, yalnızca bunu düşünmenin ötesine geçen ilk kişilerin arasında olabilirsin – ilk kişilerden biri olabilirsin. Sen buraya, Dünya’ya, Yeni Enerjide bir yaratan olmak üzere geldin. Sen buraya, insanlık için duyduğun yürekten sevgi ve arzu yüzünden geldin, ama bu inanılmaz açılımı deneyimlemek için kendine duyduğun sevgi yüzünden de geldin. 1998’den sonra, seni eğitecek ve sana nasıl öğretmen olunacağını, nasıl yaratan olunacağını, Dünya’da nasıl yaşanacağını ve en sonunda nasıl örnek olunacağını, bir lider ve diğer insanlar için bir bayrak nasıl olunacağını öğretecek bir dizi deneyimlerden geçeceksin.”

Emma bunları da bir süre düşündü ve neden burada olduğunu anımsamaya başladı. “1998’de bana geri geldiğinde ve ben yaşamımın sonraki aşamasına geçtiğimde, hâlâ yalnız mı olacağım? Şu anda hissettiğim gibi yalnız mı olacağım?”

Ve ses ona şöyle dedi, “Hayır, olmayacaksın, gerçekten… çünkü ben yalnızca sana değil, ama 144.000 kişiye daha konuştum. Yalnız olmayacaksın. Bir ailen olacak – biyolojik bir aile değil, hatta meleksel bir aile de değil. Şambra denen bir ailen olacak. Onlar da, senin şu anda geçtiğin şeylere çok benzer şeylerden geçecekler. Sen onlarla yeniden karşılacaksın. Her zaman için bağımsız ve benzersiz kalırken, enerjini birleştireceksin. İnsanlığın bir sonraki çağını buraya getirmek için, Yeni Enerji zamanının ve Yeni Enerji potansiyellerinin – dualitenin ötesine geçme, savaşın ötesine geçme, ıstırabın ötesine geçme, bedenini bir anda şifalandırma, tanrısallığını gerçekliğinle birleştirebilme potansiyellerinin – müjdecisi olmak için, enerjilerini onlarınkiyle birleştireceksin. O nedenle, hayır sevgili Emma’m, yalnız olmayacaksın.”

Emma bir derin nefes daha alıp bunların hepsini düşündü, hissetti, hepsini anımsadı. Parçalar birleşiyordu.

Sonunda Emma dedi ki, “Bu gece buraya geldiğin teşekkür ederim. Yarın gece de tekrar konuşmak üzere gelecek misin?”

Ve ses dedi ki, “Hayır. Gelmeyeceğim. Gelemem. Sana geri gelebilmek için 1998’e kadar beklemem gerekiyor. Bu gece konuştuğumuzu anımsamayacaksın. Yatağına geri döndüğünde, ve kollarında Raggedy Ann ile uyandığında, konuştuğumuzu anımsamayacaksın. Senin için bir dolu uzun ve zor yıl olacak, ama geri geleceğim. Geri geleceğim ve sana Şambra ailesinin enerjisini anımsatacağım.”

Ve işte Emma’nın öyküsü böyle. Sizin öykünüz Şambra.

Emma’nın duyduğu ses, hepinizin büyümesini bekleyen, Dünya üzerinde daha doğacak olan Şambra’nın sesiydi, Metatron’un sesiydi, ben Tobias’ın sesiydi. Yeni Enerjinin ve yeni potansiyelin sesiydi. Biz size geldik, ister 1998 ya da 2002 ya da hangi yılda olursa olsun. Biz size kim olduğunuzu anımsatmak için geri geldik. Biz size bu Şambra ailesini anımsatmak için geri geldik.

Şambra…. Şambra meleksel bir aile değildir. Şambra, biyolojik bir aile değildir. Şambra bir kült ya da bir din ya da bu tür şeylerden biri değildir. Şambra, bir anlaşmadır – geri geleceğinize ilişkin bir anlaşma. Yeni Enerjiye geçenlerin arasında ilk olacağınıza ilişkin anlaşma. Sizler farklı spiritüel ailelerden geliyorsunuz. Şambra’yı eşsiz kılan budur. Bazılarınız Mikail’in evinden geliyorsunuz, bazıları Rafael’in, bazıları Cebrail’in. Bazılarınız, birçok başmeleğin evlerini temsil ediyorsunuz, ama farklı ailelerden, farklı yerlerden ve farklı geçmişlerden geliyorsunuz. Ama her birinizde benzersiz ve ortak olan tek şey, burada olmayı kabul etmenizdir. Bundan önce zor, çok zor yaşamlardan geçmeyi kabul ettiniz. Uzun bir bekleme süresinden geçmeyi kabul ettiniz – bu noktaya varmanın zorluklarından ve kendinizden kuşku duyduğunuz dönemlerden geçmeyi kabul ettiniz. Ama Şambra, artık buradayız. Buradayız ve biz size geri geldik – Emma’nın 1998’de duyduğu ses gibi. 1999’da konuşmaya başladığımız ve devam ettiğimiz bir ses olarak.

Siz Şambra’sınız – bunun sorgulanacak, kuşkulanacak hiç bir yanı yok. Ve Şambra olarak buraya, bu hayata geldiniz. Buraya enerjiyi genişletmek üzere geldiniz. Dört şey gerçekleştiriyorsunuz ve ilki genişlemektir. Doğduğunuz günden beri enerjileri genişletiyorsunuz ve insanların sizi çoğu kez anlamamasının nedeni bu. Siz genişletensiniz, büzüştüren, kısaltıp küçülten değil.

Buraya, enerjinin genişlemesine izin vermek için geldiniz, yalnızca büyümek ya da yapılanmak için değil – yalnızca dualitenin yaptığı gibi titreşmek için değil, ama genişlemek için. İlk yıllarınızdan beri genişleten oldunuz. O yüzden anlaşılmadınız. Onların izlediği yolları izlemediniz. Kendi yolunuza gittiniz, kendi tarzınızı yaşadınız.

Dünyaya, bir yaratan olmak için de geldiniz. Çok az insan yaratandır. İzleyen insanlar, itaat eden, hayatta kalan insanlar vardır. Çoğu da sadece hayatta kalır. Bunlar, eski, kadim karmik oyunları kendileriyle ve çevrelerindeki insanlarla oynayanlardır. Ama siz, ben yaratacağım, demek için buraya geldiniz.

Asıl amaç bu, çünkü bir yaratanın yaptığı budur, yaratır. Bazılarınız şimdi tıkanıp kaldınız, ama biz sizlerle çalışıyoruz. Bazılarınız, bir yaratanın ne olduğunu anlamıyor. Bu (kavramla) mücadele ediyorsunuz, ama öğreniyorsunuz. Ne olduğu hakkında çok daha fazlasını öğreneceksiniz.

Siz, bu zamanda burada yaşamak için geldiniz. Yaşamak. Biz bunu geçenlerde yaptığımız sınıfta konuştuk – hayatta kalma çabasının ötesine geçme ihtiyacı ve gerçekten yaşamak, Dünya’nın şu anda tadını çıkartmak. İstediğinizi söyleyebilirsiniz. Tanrı hakkında, ruh hakkında, tüm bu şeyler hakkında istediğiniz kadar felsefe yapabilirsiniz, ama Dünya üzerinde bedeninizde ruhu bedenleyerek ve yaşayarak ve yaşamın keyfini çıkartarak, yaşamla birlikte yaşama gülerek, her bir ânı takdir ederek yaşamadıkça, yaşıyor olmuyorsunuz. Yalnızca hayatta kalıyorsunuz. Dualitede on adım geride hayatta kalıyorsunuz.

Siz buraya yaşamak ve nasıl yaşanacağı hakkında başkalarına örnek olmak için geldiniz. Söylemek bizi üzüyor ama gerek siz gerekse ben, yalnızca hayatta kalan insanların ne kadar çok olduğunu biliyoruz. Neden burada olduklarını bilmiyorlar. Yalnızca o günle başa çıkıyorlar, her seferinde yalnız birini ele alıyorlar. Siz, nasıl yaşanacağını, nasıl tutkulu olunacağını göstermek için geldiniz.

Ve son olarak Şambra, siz öğretmek için geldiniz. Bir bayrağın yaptığı budur. Bayrak bir örnektir – parlak bir örnek – ve başkalarına örnek olarak öğretirler. Öğreti bir sınıfta olabilir. Öğreti, sadece sokakta yürürken de olabilir. Öğretmek… bayrak, başkaları için yeni potansiyelleri oluşturan örnektir. Sizler, tıpkı Emma gibi, burada, bu Yeni Enerjidesiniz ve bu kolay olmadı. Yalnızlık çektiğinizi de biliyoruz.

Birçoğunuz, bunun tatmin edici olmadığını bile düşünüyor. Daha tutkunuzu bulmuş değilsiniz, ama bu yeni Enerji yılında, yaratan olacağınız bu yılda, tutku da gelmeye başlıyor. O, insan kavramlarıyla düşünüp de olacağını sandığınız şeyden farklıdır. Farklıdır, ama gelmeye başlıyor.

Şu an her biriniz… her biriniz kendi enerjisini yayıyor ve bunu Şambra’nın grup enerjisine katıyor. Ve şu anda bu Şambra enerjisi dünyaya yayılıyor ve arayanlar için yeni bir potansiyel oluşturuyor.

Şu anda dualarını edenler için – o eski ezbere okudukları dualar değil, ama kendi dualarını edenler için. Yardım ve rehberlik talep eden ve arayanlar için.

Siz şu anda enerjinin nasıl çalıştığını öğreniyorsunuz. Gelecek oturumlarda bundan daha söz edeceğiz – yeni bir enerji fiziği – titreşimsel enerjinin ötesine, genişleyen enerjiye geçmek, Yeni Enerjiyi şu anda yaşamınıza getirmek. Gelecek birkaç Şaud’da, özellikle bu Yeni Enerjinin nasıl geleceğinden ve onunla nasıl çalışabileceğinizden söz edeceğiz.

Bugün, o sesi yeniden duyabilesiniz diye, Metatron, Şambra’nın sesi, ve başmeleklerin sesleri, hepsi yeniden Emma’ya ve size geri gelmek istediler.

Ve öyledir.

Kırmızı Meclis’in varlıklarından Tobias, Golden, Colorado’da yaşamakta olan Geoffrey Hoppe tarafından sunulmaktadır. Tobit’in mukaddes kitabında bulunan Tobias’ın öyküsü, Crimson Circle sitesinde bulunmaktadır.
www.crimsoncircle.com. Tobias materyelleri, bedelsiz olarak dünyanın her tarafında bulunan ışık işçileri ve Shaumbra’ya, Ağustos 1999 tarihinden beri sunulmaktadır. Bu tarih Tobias’ın, insanlığın yıkım potansiyelini aşıp, Yeni Enerjiye girdiğini söylediği tarihtir.
Kırmızı Çember, Yeni Enerjiye geçiş yapacak ilk insan (kılığındaki) meleklerden oluşan küresel bir ağdır. Bu kişiler, yükseliş halinin sevinç ve zorluklarını deneyimlerken, diğer insanların da yolculuğuna, paylaşım, ilgi ve yol göstererek yardımcı olmaktadır. Crimson Circle’in sitesine her ay 50.000’in üzerinde ziyaretçi, son materyelleri okumak ve kendi deneyimlerini tartışmak amacıyla girmektedir.
Kırmızı Çember her ay Denver, Colorado’da, Tobias’ın, Geoffrey Hoppe kanalıyla son bilgileri sunduğu yerde biraraya gelmektedir. Tobias, kendisinin ve Crimson Council’ın (Kırmızı Meclisin) diğer semavi varlıklarının, aslında insanoğlunun kanallığını yapmakta olduğunu bildirmektedir. Tobias’a göre, onlar bizim enerjilerimizi okumakta ve biz içimizde deneyimlerken, dışardan da bakabilmemiz için, kendi bilgilerimizi bize geri tercüme etmektedirler. Kırmızı Çember toplantıları herkese açıktır, ama LCV takdir edilir. Katılımı gerektiren hiç bir şey ve ödenmesi gereken bir aidat yoktur. Kırmızı Çember bolluğunu, dünya çapındaki Shaumbra’nın açık sevgisi ve bağışlarıyla sürdürür.
Kırmızı Çemberin en yüksek amacı, insan melekler ve öğretmenler olarak, içsel spiritüel uyanış yolunu yürümekte olan kişilere hizmet etmektir. Bu hıristiyanlıkla ilgili bir misyon değildir. Tersine, içsel ışık, merhamet ve ilgi bulabilmeleri amacıyla, insanları senin kapına getirecektir. Kılıçlar Köprüsü’ndeki yolculuğuna başlayan bu kendine has ve değerli insan sana geldiğinde, o anda ne yapman ve öğretmen gerektiğini bileceksin.
Eğer bunu okumaktaysan ve gerçek olduğunu ve bir bağın olduğunu hissediyorsan, sen gerçekten Shaumbra’sın. Sen insan (kılığında) bir öğretmen ve bir rehbersin. İçindeki tanrısallık tohumunun bu anda ve gelecek tüm zamanlar için çiçek açmasına izin ver. Hiç bir zaman yalnız değilsin, çünkü tüm dünyada bir ailen ve çevrendeki semavi boyutlarda melekler vardır.
Bu metni lütfen ticari amaç olmaksızın ve bedelsiz olarak dağıtın.
Lütfen bu bilgiyi, dipnotlar dahil bütünüyle kullanın. Tüm diğer kullanımlar, Geoffrey Hoppe, Golden Colorado’dan alınacak yazılı onayı gerektirir. Telif hakkı 2001, Geoffrey Hoppe, P.O.Box 7328, Golden, CO 80403.e-posta: tobias@crimsoncircle.com. Tüm haklar mahfuzdur.

Sorular ve Yanıtlar

Öğretmenlik Dizisi:
Şaud 7: “Şambra’nın Sesi”
Tobias’ın katılımıyla, Kanallık: Geoffrey Hoppe

Kırmızı Çembere sunulmuştur
3 Şubat 2007

www.crimsoncircle.com – www.kirmizicember.org

Ve öyledir sevgili Şambra, bu Şambra gününün enerjisiyle devam ediyoruz.

Hakkında konuşmak için bugün bu enerjiyi seçiyoruz, çünkü bu Şambra ailesinin enerjisi ve bireyler olarak sizin enerjiniz, genişlemeyi sürdürüyor, yeni düzeylere geçmeyi sürdürüyor. Biz, sizin gerçekleştirdiğiniz çalışmayı takdir edip onaylamak istiyoruz. Buraya gelme nedeninizi unutacağınızı bilerek, çok, birçok uzun ve yalnız gün ve gecelerinizin olacağını bilerek, kendinizi farklı, benzersiz, ama yalnız – diğer birçok insandan, hatta bazı durumlarda kendi ailenizden bile farklı hissedeceğinizi bilerek, buraya nasıl geldiğinizi takdir etmek istiyoruz.

Siz buraya çok eşsiz bir spiritüel hizmet türü için geldiniz, sizi tüketmesi gerekmeyen bir hizmet türü için. Bu sizi tamamlayabilir ve size verebilir. Ama siz buraya tüm insanlığa, tüm melek krallıklarına duyduğunuz bir sevgiyle ve bir yürekle ve ruhla geldiniz, ve bunu da özveriyle yaptınız.

Size daha önce de söylediğim gibi, bu herhangi bir başka yaşam değildir. Bu O yaşamdır. Bütün parçaları birleştirip bütünleştirdiğiniz yaşamdır. Yeni bir enerjiye bu yaşamda geçersiniz. Eski engellerinizi bu yaşamda aşarsınız.

Şambra enerjisi, bir bireyin enerjisine çok benzeyen geniş kapsamlı bir enerjidir. Onun da bir tutkusu ve bir arzusu vardır, tıpkı sizin ve ruhunuzun olduğu gibi. O, genişlemek ve yaratmak ve deneyimlemek ve yaşamak tutkusuna ve arzusuna sahiptir, ve sonra o Şambra enerjisinin bir fikri oldu.

Fikir, daha Atlantis günlerinde başladı; ve fikir, bir kez daha Mesih günlerinde filizlendi; ve sonra o fikir bu Yeni Enerjiye taşındı ve bugün buradayız. Uçurumun kenarındayız. Bazıları bu uçurumu aştı, bazıları ortasında ve bazıları da hâlâ kenarda duruyor. Ama o fikir şimdi enerji kazanıyor ve bir odak noktası oluyor. Ve şimdi Şambra enerjisi Dünya üzerinde tezahür ediyor.

Ve bunu da, bazılarınızın 1.000 ya da 500.000 yıl önce hayal bile edemeyeceği yollardan gerçekleştiriyor. Şambra enerjisi, bazılarınızın anlayamadığı, hayal edemediği, böyle olacağını düşünemediği yollardan açılıyor ve genişliyor, çünkü her türlü sınırları, toprakları aşıyor. Ve bu oluyor.

Şambra enerjisi bir bayrağın enerjisidir, bir yol gösterenin, öğretmenin enerjisidir. Bunlar, neden burada olduğunuzun, neden birbirinizle etkileşime girip çalıştığınızın, neden bu kutsal alanda toplandığınızın, neden bir bina değil de bir internet sitesi olan merkezde toplandığınızın temeli ve esasıdır.

Şambra enerjisi Dünya üzerinde tezahür ediyor. Onun yakıtını kısmen sizin Crimson Circle Energy Company (Kırmızı Çember Enerji Şirketi) dediğiniz karşılıyor. Bu şirket, tezahür işleminin yapılanmasına yardımcı oluyor. Ayrıca sizin gerek bireysel gerekse grup olarak ürettiğiniz fikirlerinizi Dünya’da ortaya çıkartacak enerjinin tümünü ya da – sizin deyiminizle – yakıt sağlama işlemini yapılandıracak.

Gelecek yıllarda Crimson Circle ve Crimson Circle Energy Company, Şambra’nın kendini burada, Dünya’da tezahür ettirmesine ve topraklanmasına yardımcı olacak. Bu bizim yaratımız değil. Sizin yaratınız. Sizin.

Crimson Circle ve Şambra yardım edip destekleyecek, çünkü siz bunu seçtiniz. Yeni Enerjiye geçmeleri için diğerlerine yardım edip destek verecek. Dünyayı tam anlamıyla değiştirme potansiyeline sahip olacak icatlar için yakıtın ve yöntemin ve odağın yaratılmasına yardımcı olacak, özellikle de enerjiyle ilgili icatların, tıpla, eğitimle, işle ilgili icatların. Bunun olmasını siz sağlıyorsunuz.

Şambra, sizin içinizde bile, bu insan grubu içinde bile, bazı anlaşmazlıklar var. Şeyleri gerçekleştirmede ya da yapmada bazı farklı yollar var, ve bu uygundur. Şu ara söz konusu olan, enerjilerin çarpışmasına izin vermektir. Ama ayrıca, dramlardan da uzak durmaktır, ve çarpışmalarda, enerjilerin yeniden birleştirilmesinde, muazzam yeni potansiyellerin olduğunu da anlamaktır.

Şimdi bunu bedenlemek zamanıdır. Şimdi bunu buraya getirmek zamanıdır. Dramlara kapılmak değil, herhangi bir engele takılmak değil, meydan okumalardan bunalmak değil, ama bunu buraya getirmek. Bu gerçekleştiriliyor. Bu şu anda Dünya’da oluyor ve hepiniz bunun bir parçasısınız. Ses bugün geri geliyor, size anımsatmak için, size teşekkür etmek için ve sizi onurlandırmak için.

Bugün soru alacağız ama, tüm soruların Şambra’yla ilgili olmasını isteyeceğiz. Bazen kişisel soruların ya da düşüncelerin olduğunu biliyoruz, ama bugün, Şambra’nın günü. O nedenle tüm soruların, ister yazılı, ister burada sözlü sorulsun, Şambra’ya – onun enerjisine, aileye, nereye gittiğine, bu noktada en iyi nasıl destekleneceğine ilişkin olmasını istiyoruz. Gelecek ay her zamanki soru ve yanıtlarımıza devam edeceğiz, ama bugün, Şambra’ya odaklanmak istiyoruz. Şimdi başlayalım.

1.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Ben, gönderilen bir soruyu kısaltıyorum, soru, İsrail’de yapılacak semineri ve İsrail Şambrasını soruyor, ve onların CD’leri beklemek yerine bu seminere şahsen gelmelerinin bir nedeni var mı diye, ve İsrail’deki Şambra’da enerjilerin nasıl hareket ettiğini soruyor.

TOBIAS: Aynı soru, içinde birkaç soruyu birden barındırıyor, ama bayrak teknolojisi hakkında İsrail’de konuşmayı seçmemizin oldukça açık ve ilginç bir nedeni var. Eğer biz, dünyanın en meydan okuyan ve çarpışmalara sahne olan o bölgesinde başlayabilir ve o seminere katılacak Şambra ile çalışabilir ve bu bayrak teknolojisini yaratıp gerçekleştirebilirsek, orada bulunan insanlar için, İsrail ülkesi ve diğerleri için derin enerjilerin potansiyeli oluşacaktır. Evet, elbette, bu semineri daha sonra da dinleyebilirsin. Şahsen orada olman – nasıl desek – talep edilmiyor, ama materyallerin nasıl dağıtılacağını daha tam netleştirmiş değiliz. Biz oraya gelecek, enerjilerini şahsen gelerek katacak herkesi ve her bir insanı onurlandırıyoruz, ama öte yandan dünyanın her yanındaki Şambra’nın, enerjisini bu çok kutsal ve özel gruba katacağını da biliyoruz.

1.ŞAMBRA: Peki İsrail’deki Şambra bir bütün olarak ne halde?

TOBIAS: Bunun hakkında konuşmak için, oradayken o grupla konuşacağımız bazı şeyleri temel almak istiyoruz, yani bu sorunun yanıtı için bekleyeceğiz. Bekleyeceğiz.

2.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Şaud’u başlattığım için, ve yakında Oama okuluna gideceğim için çok mutluyum. Sıradaki ilk kişi olduğum için de çok tedirginim…. ve aslında bugün gelenin sen olduğuna sevindim. (bazı gülüşmeler) Öbür ikisinin ciddiyetinden korkuyorum. Benim sorum sağlıkla ilgili. Son zamanlarda baş ve sırt ağrıları ve hemoroid gibi sağlık sorunları yaşıyorum. Bunların bir Şambra sorunu mu yoksa sadece benimle mi ilgili olduğunu bilmek istiyorum.

TOBIAS: Biz sana soracağız, sen hangisi olmasını seçiyorsun?

2.ŞAMBRA: Tobias, bu Kuthumi’den çıkıyor. Hayır.

TOBIAS: Bu ille de bir Şambra sorunu değil, ama Şambra’nın bir yatkınlığı diyelim. Çevrenizdeki enerjilerin hepsini üstlenip kendi enerjiniz olarak kabul etme eğilimi var. Sen şimdi burada, şu anda bizimle birlikteyken, bunları kendi enerjilerin olarak kabul edip etmeme seçimine sahipsin. Ama bunların nereden kaynaklandığına ilişkin kendi görüşlerimize sahibiz ve sana birkaç ipucu vereceğiz.

İş durumuna ve şu an orada olmakta olan bazı değişimlere bir bak. İçinde bulunduğun işin türüne bir bak ve enerjilerin o işe nasıl aktığına – ihtiyaç enerjilerinin, sağlık enerjilerinin, ve özellikle de bu durumda, sağlıksızlık enerjilerinin.

Böylece, iş yerinde muazzam dinamikler meydana geliyor. Bu, kendinin sandığın ilk sorun. Onu gizliyorsun. Seninmiş gibi davranıyorsun. Hatta bunun işle ilgili bir sorun olduğuna bile bakmak istemiyorsun, çünkü sevgili varlık, burada öncelikle söylediğimiz şey, aslında senin yakın bir gelecekte o çevreyi terk etme zamanının geldiğidir, ve sen buna bakmak istemiyorsun, çünkü bir sonraki adımının ne olacağı seni korkutuyor. Ve o işi terk edememenin (bahanesi olarak) her türlü potansiyel meydan okumaları oluşturdun. Ama sen de biliyorsun, ben de biliyorum ki, ilerlemek zamanıdır.

Ama şu anda yaptığın, birlikte çalıştığın şirketin tüm enerjilerini içine çekmektir. Ayrıca şimdilerde Şambra olmayan ve sana belirli ağır görev enerjileri yükleyen bazı arkadaşlarının enerjilerini de içine alıyorsun. Onlar bunu bilinçli olarak yapmıyorlar, ama enejisel olarak yapabileceklerini biliyorlar.

Ve sen ayrıca, bizim İsis’in yarası dediğimiz şeyin de bazı sorunlarını üstleniyorsun – yaşadığın bölgede şu ara İsis enerjileri oldukça çelişki içinde, çünkü bu bölge Atlantis’teki merkezlerden biriydi ve o zamanlar çok eski ve çok zor bir enerji çalışması burada yapılmıştı. İsis’in yarası sorunu. Yani sen bunu çevrendeki herşeyden tam anlamıyla içine çekiyorsun. Sen, diğer Şambralar gibi, çok empatiksin. Çok içine alıyorsun. Bir sünger gibisin. Çevrendeki herşeyi emiyorsun, ama sonra da bu sorunları kendi sorunların olarak kabul etmede, onlar senin sorunlarınmış gibi davranmada da harika bir tarza sahipsin.

Onlar senin değildir. Gerçekten değiller. Şimdi, biz bu konuda kol güreşi yapabilir, sen onları tutmak için mücadele edebilir ve ben de kaybedebilirim. Sen de kazanır onları tutmaya devam edersin. Ya da, hemen şimdi bu güzel Şambra grubuyla ve bu güzel ateşle birlikteyken, bir karar verebilirsin – ben o ateşin içinde oturdum az önce ve harika bir zaman geçirdim…. ben bunu yapabilirim, siz yapamazsınız!

Bir seçim yapabilirsin. Karar verebilirsin, hayır, bunlar benim sorunlarım değil ve bunları artık fiziksel bedenimde tutmak zorunda değilim (diyebilirsin). Ve sonra, artık onu düşünme, onunla ilgili kaygılanma. Yalnızca nefes çalışmanı yap. Bırak Oama şu gelecek birkaç gün içinde seninle ne yapacaksa yapsın, ve bu sorunların artık senin olmaktan çıkmasına izin ver. Sana bunu sormam gerekiyor, onları istiyor musun?

2.ŞAMBRA: Hayır.

TOBIAS: Onlara sahip olmanı gerektirecek herhangi bir ihtiyaç görüyor musun?

2.ŞAMBRA: Hayır, hiç.

TOBIAS: Onları neden üstlendin peki?

2.ŞAMBRA: Biraz enayi olduğum için mi?

TOBIAS: Aslında çok sevecen olduğun için ve…. zaman yüzünden Emma’nın öyküsünde paylaşmadığımız bir şey vardı; Emma hep başkalarından daha fazla bir şeylere sahip olduğunu hissediyordu. Ve biz bunu bencillik anlamında söylemiyoruz. Daha fazlasıyla başa çıkabiliyordu – daha fazla duyguyla, daha fazla acıyla, daha fazla zorlukla. Onun için de annesinin ve babasının ve ölen kocasının ve tüm diğerlerinin enerjilerini üstlendi.

Onların hepsini, sanki katlanması gereken çarmıhıymışçasına üstlendi. Ama çarmıhlara katlanma zamanları geçti. Bu, 2000 yıl önceydi. Bu artık bugün yapılmıyor. Bunu bırakabilirsin.

Başka insanların sorunlarını üstlenmesen de, hâlâ bir kalbe ve hâlâ bir ruha sahipsindir. Yeni Enerjinin bir bayrağı olarak – mahvolan biri olursan, iyi bir bayrak olamazsın. Bunlar senin sorunların değil. Hepimiz şimdi bu sorunlara bakıyoruz – ben ve Metatron ve tüm diğerleri şu anda onlara bakıyoruz.

Onlar senin sorunların değil. Önce bir seçim yaparak – onların sana ait olmadıklarını kabul ederek bırakabilirsin onları. Bu seni ilgisiz bir insan haline mi getirir? Hayır. Seni bir bayrak yapar, çünkü şimdi diğer insanlara da, sorunlarının onlara ait olmadığını gösterebilirsin. Diğerlerine, gerçekten onlara ait olmayan şeyleri nasıl bırakabileceklerini gösterebilirsin.

Ve sonra, o seçimi yaptıktan sonra, nefes çalışması yaparsın. Bu, enerjinin geçip gitmesine yardımcı olur.

Şimdi burada şöyle bir şey olabilir, hem senin için, hem de tüm Şambra için. Fiziksel bedenini etkileyen bu şeyleri bırakmayı bir kez seçtin mi… bu arada, sen geçen yıllarda fazlasıyla endişeliydin. Bunlar şimdi ortaya çıkıyor. Sen, sana ait olmayan şeylere endişelendin.

Ve şimdi bir durumla karşı karşıyasın – onları bırakmak için bir seçim yapabilirsin. Enerji hareket etmeye başlayacaktır. Enerjinin yumuşak ve zarif hareketini nefesle – düzenli nefeslerle – gerçekleştirebilirsin. Yumuşak enerji hareketini bilincinle ve ışık alıştırması diyeceğim şeyle bedeninden atabilirsin. Yürümek gibi, yoga gibi bir şeyle – bedeni hareket ettiren herhangi bir şeyi yapmakla. Bu arada, herhangi biriniz, bir şeyde takılıp kaldığınız zaman, herhangi bir sorunda, herhangi bir şeyde, hareketi ifade etmek için ve bedeninizde enerjinin hareket etmesini sağlamak için, fiziksel bir şey yapın. Enerjiyi hareket ettirmek istediğinizde – öyle çok sıkı egzersizler değil, hafif bir egzersiz – bu şimdi şeylerin bedeninizden akıp gitmesine izin verecektir. Bunu yaptığınız zaman, bir başkasına gitmezler. Gidip de bir başkasına yapışıp onların hastalanmasına ya da yorgun hissetmelerine neden olmazlar. Bu, enerjiyi saflığın doğal haline geri getirir. Ve herşeyden de çok, enerjinin yalnızca eski dualite dünyasına geri dönmesine izin vermekle kalmaz, ama o enerjinin hareket edip Yeni Enerjide işlemden geçmesine izin verme potansiyeline de sahip olur. Bu apayrı bir konu, ve bugün buna girmeyeceğiz. Ama o enerjinin hareket etmesine izin veren bir şeyler yap.

Bir şey yapmayacak olursan – yalnızca bir seçim yapar ve sonra nefes yapmayacak olursan, fiziksel hareketler yapmazsan, o enerji senden yine çıkacaktır ama, çıkış şekli bu kadar zarif ya da hoş olmayabilir. Ve bu enerjilerin senden çıkıp gitmesi, yaklaşık bir buçuk ay kadar alacaktır. Bunu ittirmen gerekmiyor. Çıkması için zorlaman gerekmiyor, sadece doğal sürece izin ver. Bu gelecek günlerde, Oama okulunda bundan çokça yapacaksın. Ve bu, o enerjiyi bırakmak için harika bir fırsat olacak. O enerji sana yakışmıyor sevgili varlık. Teşekkür ederiz.

2.ŞAMBRA: Çok teşekkür ederim Tobias.

3.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Bu soru, birkaç soruyu birden temsil ediyor. Birkaç ay önce, soru ve yanıt bölümünde, bir hanıma kendi yapacağı kursları duyurmasını, böylece iyi bir başlangıç yapacağını söyledin. Ve ben de bunu yaptım. İki yıldır kurs vermek istiyordum ve bunu yaptım.

Tek bir telefon bile çalmadı, tek bir öğrenci bile gelmedi. Ne oldu? Eski Enerjide mi yarattım? Gerçekten hazır mıyım? Ben bir öğretmen miyim, çünkü şu anda gerçekten kim olduğumu bilmiyorum, ve yaratmaya çalıştığım merkeze gelince, kapı yüzüme kapandı. O nedenle, bana lütfen ne olduğunu söyle.

Doğru yolda mıyım, ve eğer bunu Saint Germain’e soruyorsam, ve kıçıma bir tekme yemem gerekiyorsa, öyle olsun, yeter ki değişim gelsin. Ben hazırım. Lütfen açık konuş. Bırak yüzleşeyim.

TOBIAS: Biz bugünkü Şaud’da bu sorunların çoğundan söz ettik, çünkü Şaud senin enerjini içeriyordu. Biz, tam olarak neye benzemesi gerektiği ve tam olarak nasıl tezahür etmesi gerektiği hakkındaki beklentileri bırakmaktan söz ettik. Biz bir şeye başlamaktan söz ettik, ki sen bunu yaptın, ve sonra kendine bir öğrenme deneyiminden geçmek için izin vermekten konuştuk. Bunun bazen – nasıl söylesek – gitmesi gereken en iyi düzeye gelişebilmesi için birkaç enerji spiralinden geçmesi gerekebilir.

Senin, öğrenci sayısına ilişkin beklentin var. Hiç düşündün mü – gülmeyin şimdi Şambra – ama öğrencisi olmayan bir sınıfa ders vermeyi hiç düşündün mü? Şimdi gülebilirsiniz. (kahkahalar) Bu bir beklentidir. Önemli olan, bunu yapıyor olmandır. Beklentilerinin olduğu gerçeği, onu kısıtlıyor ve engelliyor. Kesinlikle doğru yoldasın. Kesinlikle enerjiyi hareket ettiriyorsun. Fikirle ilgili o tutku ya da arzu sürecini yaşadın, ve şimdi o uçurum noktasındasın. Projeye enerji yüklüyorsun, ama biz şimdi senden, onun farklı bir biçimde tezahür etmesine izin vermeni isteyeceğiz. Ve hiç olmadı, gerçekten, gerçekten sınıfı hiç bir fiziksel insan olmadan ver, ama başka kimlerin ortaya çıktığını izle.

Ve bu – ki bunu sevecen bir biçimde söylemeye çalışıyoruz –

LİNDA: Kıçıma tekmeyi at, dedi.

TOBIAS: O Saint Germain’di. Ben Tobias’ım. (bazı gülüşmeler) Bu senin için en son hedef değil. Ona belli bir biçimde olması için zihnini ve kalbini yönelt. İzin verirsen gelişecektir. Yani yumuşak bir biçimde odaklanmayı sürdür, enerjini yumuşak bir biçimde ona yerleştir, tıpkı benim şu anda Sam’e enerjimi yerleştirdiğim gibi. Enerjini bu kursa koy, ve başka şeylerin nasıl geliştiğini izle. Teşekkür ederiz.

4.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam Tobias. Bugün burada seninle, hepinizle olmaktan mutluyum. Aslında sorumun ne olduğunu bile bilmiyorum. 15 yıldır kinesoloji ile çalıştım, ve şimdilerde bu tür bir çalışmada bir değişim hissediyorum. Ve kinesoloji, bedene dayanan bir yöntemdir. Bedenin geri bildirimde bulunmasıdır, ve ben sorduğum zaman, bedenin bazen doğru olmayan yanıtlar verdiğini hissediyorum. Ben sadece bunun Yeni Enerjiyle olan ilişkisini bilmek istiyordum. (çvr. kinesoloji, bedene evet-hayır yanıtları alacak şekilde soru yöneltmeye, ve kas testiyle yanıtları almaya dayanan bir yöntemdir.)

TOBIAS: Gerçekten de. Kinesoloji, herşeyden çok, enerjinin nasıl çalıştığını gösterir, zihnin nasıl çalıştığını, ve tüm bu şeylerin nasıl birleştiğini. Ama sınırları vardır. Sınırları ise, gerek uygulayıcının gerekse alıcının inanç sistemlerine dayanır. Bu yöntemin şöyle yararları oldu, birçok insanın kendini açıp, yalnızca elektronik aletlerin ölçebildiğinden çok daha fazlasının söz konusu olduğunu anlamasını sağladı. Enerjiyi ölçen sistemler var.

Şimdi soruyu sorduğuna göre, ben sana onu geri yönelteceğim. Elektronik olanların ötesindeki, kinesolojinin ötesindeki, bu tür şeylerin ötesindeki enerjiyi ölçme sisteminin bir sonraki aşaması nedir? Kişiye enerjiyi algılaması ve anlaması için nasıl yardım edilebilir – enerjinin döngülerini, dalgalarını, sizin miktar ya da güç dediğinizi, ve onun genişlemiş bir benliğe geçme yetisini? Bir sonraki düzey nedir? Ben bu soruyu sana yönlendireceğim.

4.ŞAMBRA: Ben bir şeyin öyle olmadığını hissettiğim zaman, bedenimin yanlış yanıt verdiğini fark ediyorum. Yani his.

TOBIAS: Gerçekten de, ve biz tam olarak… biz bugün bu soruyu yanıtlamaya çalışmayacağız. Biz bu soruyu sana ve tüm Şambra’ya yöneltiyoruz, enerji tabanlarını anlamanın ya da sizin deyiminizle ölçmenin – ölçmek belki uygun bir kelime değil – ama niceliğini belirlemenin bir sonraki yolu nedir? Bu biraz gnost gerektirecektir. Bu öyle hemen verebileceğiniz bir yanıt değildir, çünkü yalnızca Eski Enerjinin niteliklerine değil, Yeni Enerji niteliklerine de bakmanızı gerektirecektir, ve Yeni Enerji niteliklerini yakalamak şu an hâlâ biraz zor. Ama bu kesinlikle bir gnost durumudur. Ama şu an erişilir olan potansiyellere baktığımızda, kinesolojinin ötesinde harika bir sistemin olduğunu söyleyebiliriz. Teşekkür ederiz.

4.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

5.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Anlamak istediğim ve senin bunu açıklamanı çok arzuladığım bir şey var. Neden Tobias, Saint Germain, Kuthumi – hepiniz – bu kadar çok kelime kullanıyorsunuz? Açıklığın basitliği nerede kaldı? Diyorsunuz ki, biz Şambralar kanalıyla konuşuyorsunuz. O uzun, bitmek bilmeyen söylevlerinizi dinlerken ya da okurken, bir öfkenin yükseldiğini hissediyorum ve ilgimi kaybediyorum. Neden hâlâ kendimizi anlamak için bu kadar çok kelime duymaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorsunuz? Çok daha çabuk ve doğrudan konuya gelmenizi doğrusu takdir ederdim. En içten dileğim, basitliğin giderek yükselmesine izin vermektir. Size teşekkür ediyorum.

TOBIAS: Soru, yanıtı da içeriyor. (bazı gülüşmeler) Siz az ve öz olduğunuzda, biz de az ve öz oluruz. Şaud, Şambra’nın yansımasıdır.

Siz kendinizi sürekli tekrarlayıp durdukça ve değerli enerjiyi harcadıkça, biz yalnızca size bunu geri yansıtabiliriz. Bir noktada, çok az ve öz hale geleceğiz, çünkü siz çok az ve öz olacaksınız.

Ayrıca, pratik açıdan, belli miktarda enerjiyi indirmek, belirli bir zaman alıyor. Cauldre kanalıyla yalnızca kelimeler ya da bilgi gelmiyor, ama belli miktarda bir enerji de geliyor. Şimdi, küçük hilemiz şu ki, Şaud’un tüm enerjisini, müziğin çaldığı sürede size indiriyoruz.

Bunun şarkıyla bir ilgisi yok, ve hatta bazılarınızın müzikten hoşlanmadığını da biliyoruz, ama onu bir taşıyıcı olarak kullanıyoruz. Cauldre çok şaşırdı! O müziğe bayılıyor. İşte Cauldre, bunlar sana söylemedikleri şeyler…

Şaud’un içindeki herşey, onun tüm enerjisi, müziğin çaldığı sürede indiriliyor. Yani belki bir gün, birlikte oturup üç dakikalık bir şarkıyı dinleyeceğimiz ve sizin tüm enerjileri alacağınız noktaya geliriz. Şimdi, daha pek bu noktada değiliz, çünkü şöyle bir şey oluyor, enerji indiriliyor, ama grup için bilginin çözümlenmesi yaklaşık 56.5 dakikadan 92 dakikaya kadar sürebiliyor. Hâlâ, bunu fiziksel kulağınızla duymak ve sonra gidip söylenenler hakkında tartışmak eğilimi var.

Şaud’da söylenenlerle ilgili mesaj tahtasına yazan hepiniz, kesinlikle yanılıyorsunuz. İletilen bir enerji söz konusudur. Ve bunda akılsal hale getirilecek ya da tartışılacak hiç bir şey yoktur. Sözler değildir söz konusu olan. Enerjidir. Teşekkür ederiz.

6.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Bu güzel müzik için teşekkürler. (kahkahalar ve alkışlar) Ben sana kızımı sormak istiyorum. O, hayatın coşkusuna çok direniyor, ve onu, seçimi doğrultusunda nasıl destekleyebileceğimi bilmek istiyorum. Ve çok genişlediğim her sefer, o daha da direniyor, yani diyelim bir seminerden ya da sınıftan döndüğüm zaman. Ve ben ona bu konuda nasıl yardımcı olabileceğimi bilmek istiyorum.

TOBIAS: Elbette. Bu biraz zor bir soru çünkü iki insan arasındaki dinamiklere dayanıyor, ve sevgiye duyulan ihtiyacın ve bir aile çevresine ilişkin beklentiyi tutmak ihtiyacının dinamiklerine dayanıyor.

Senin derinlemesine tutkuna ve öğretine ve çalışmana yöneldiğin her sefer, kızın ev cephesinden gelen bir ayrılığı daha çok hissediyor. Böylece bu, aile parçalanacak diye kaygılanmasına neden oluyor. Ve yalnızca onun güvenliğinin ve rahatının bozulması değil, uzun vadede ailenin parçalanması. Ve o bu yüzden direniyor.

Aile, yaratılmış olan birliği – nasıl desek – bozarsa, yine de kızgınlıklar, gücenmeler olacak, çünkü bencil – bencil olarak algılanacak – ihtiyaçlarınla ve arzularınla buna senin neden olduğun ve ailenin gereksinimlerine kulak asmadığın hissedilecek. Ama dönüp de kendi Emma öyküne bakarsan, Dünyaya nasıl geldiğinin ve ne yapacağının öyküsüne bakarsan, ilişkinin sınırlı bir süre için olduğunu bilecektin. Tutkularının olduğunu, ve bunların da hayatının bir parçası olacak insanlar tarafından bilindiğini bilecektin.

Ayrıca, çok güçlü olmana rağmen, kızın vasıtasıyla, bu çalışmanın bazısını gerçekleştirmeye ilişkin kendi endişelerini, kendi korkularını hissediyorsun. Yaptığın çalışmada çok karizmatiksin, ama kızın vasıtasıyla aslında kendi kuşkularının yansımasını görüyorsun.

Yani konu, artık ona odaklanmaman, ve sen belki bunun uygun bir şey olmadığını düşünüyorsun, kızın için kaygılanman gerektiğini ve ihtiyaçlarına yanıt vermen gerektiğini düşünüyorsun. Ama bir anlamda, kızını kendine bakmak için bir mekanizma olarak kullanmaktan vazgeçtiğinde, o gerginlik de azalacaktır. Ve biz bunun kalıcı bir şey olmadığını biliyoruz, tüm bu öfke ve gerginlik ve kızgınlık yoluna devam edecektir. Bu kalıcı bir şey değil.

6.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

TOBIAS: Biz teşekkür ederiz.

7.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam Tobias. Sanıyorum sorumu başka türlü sormam gerekiyor, çünkü soruların Şambra ile ilgili olması gerektiğini söylemen beni biraz şaşırttı. Böylece sorumu başka türlü ifade ediyorum. Ben, Şambra topluluğundaki tüm anneler – genç anneler – adına konuşmak istiyorum. Bu, toplulukla değil de Şambra’yla ilgili. Bir anne olarak, özel gereksinimleri olan çocuklarla geçinmeyi nasıl anlayacağız, çünkü ben özellikle de sağlık uzmanı doktorlarla zorlanıyorum. Onlar, şöyle bir gelişim eğrisi var ve senin çocuğunun şurada olması gerekiyor ama değil, diyorlar. Gelişiminde bir gecikme var, ve tıbbi olarak şundan ya da bundan kaynaklanabilir, diyorlar ve ben onların hiç biriyle aynı fikirde değilim. Ve, anlarsın işte, ben Sam’in annesi ve babası gibi olmak istemiyorum, onlar gibi kafamın karışmasını ve, neler oluyor, demek istemiyorum! Ben bir anne olarak daha farkında ve daha bilinçli olmak istiyorum. Çocuklarıma nasıl yardımcı olabilirim? (arkadaki izleyiciler güler)

TOBIAS: Gerçekten, ve bunu nasıl parlak bir şekilde bir Şambra sorusu haline getirdiğine bak, çünkü bu aynı zamanda bir Şambra sorunudur. Yalnızca senin sorunun değil.

Bu çok uzun, uzun bir yanıtı gerektirebilir. Belki de bundan bir şarkı yapıp onu o şekilde indirmeliyiz, (gülüşmeler) ama şu anki eğitim sistemi ve tıp sistemi de, bilincin yansımaları ya da dayanaklarıdır. Ve bir anlamda her ikisi şu ara çok, çok tıkanıp kalmış durumdalar, ve evet, şeylerin belli bir tarzda yapılması için baskı oluşturan şu kitle bilinci de var, bu ister çok akılcı şeyleri kullanarak çocukları eğitmek olsun, ister, senin de dediğin gibi, belli grafikler, çocukları belli kategorilere ve belli gruplara yerleştirmek olsun. Bunların tümü, bizim Eski Enerji diyeceğimiz şeylerdir – hepsi çok zihinseldir. Ve özel gereksinimleri olan bir çocuğu canlandırmakla ya da motive etmekle gerçekten ilgisi yoktur. Burada söz konusu olan, çocukları koyabilecekleri bir kutu ya da rahat bir yer/pozisyondur. Ve sorunları gerçekten ele almaya çalışmak da değildir. Aynı şey tıp için de geçerlidir ve şu an dünyada olan birçok başka şey için de.

Muhteşemliğinden ötürü, Yeni Enerjiyi Dünya’da tezahür ettirmenin bir yolunu bulmuş olmasında ötürü, Şambra’nın yapacağı şeylerden biri de – gelecek birkaç yıl içinde – bu gruptan çıkacak, gerçekleştirdiğiniz tüm çalışmalardan çıkacak, biraraya getirdiğiniz enerji şirketinin yakıtından çıkacak, yeni Şambra eğitim sistemleridir. Sizin, çocukları eğitmek dediğiniz şeyin yepyeni bir tarzı geliştirilecek ve bu tarz tüm veçheleri – gnost’u, zihni, ruhu ve bedeni birleştirecektir. Bu, Şambra tarafından geliştirilecektir. Bizim tarafımızdan değil. Biz destekleriz, ille de geliştireceğiz diye bir şey yok. Ve bu, senin sözünü ettiğin şeylere çok anahtar yanıtlar sağlayacaktır. Tıp alanında, özellikle bu yıl, bayrak teknolojisiyle çok çalışacağız, ve onun tıbbın yerine konulmadığını ama eski şifa kavramlarının yerine geldiğini göstereceğiz. Ve o tıpla işbirliği içinde çalışacaktır, yani tıp çevrelerinden inanılmaz bir dirençle karşılaşmayacaksınız, sadece size çok direnecekler. (bazı gülüşmeler)

7.ŞAMBRA: Biliyorum. Bunların hepsini biliyorum.

TOBIAS: Yani senin aslında sorduğun şey, bu yeni sistemlerin yerine oturup oturmayacağı, ve evet, oturacaklar, ve bunlar Şambra’dan gelecek. Bunlar, yaratanlar olmaya istekli ve gönüllü olan, enerjiyi genişletenler ve hareket ettirenler olmaya ve öğretmenler olmaya istekli olan Şambralardan gelecek.

Şu an, sen sevdiklerin için kendi başına bir öğretmen oluyorsun ve yapabileceğin en iyi şey, hâlâ bir Eski Enerji sisteminde çalışmak zorunda olduğunu ve onunla bağdaşacak bir Yeni Enerji modülü üretmen gerektiğini anlamaktır. O modül temelde çocuğun gereksinimlerini dinlemek ve hissetmektir, ve yine de kitle bilincinin bazı şeylerine uyman ya da boyun eğmen gerektiği halde, bunun ötesine geçebileceğini anlamaktır. Sen o sistemde sıkışıp kalmış değilsin.

Ayrıca, daha önce de söylediğimiz gibi, bu, kendi gnost’unun yeni yanıtlarla devreye girmeye başlamasını sağlayacak bir durum. Şimdi tüm malzemeler senin önünde duruyor ve bu artık gnost enerjisini, bir Yeni Enerji biçiminde nasıl kullanacağın meselesidir. Sorunu çok belirli bir biçimde yanıtlamadığımızı biliyoruz. Buradaki amacı anlıyoruz, ama bu çok geniş bir konu.

7.ŞAMBRA: Peki. Sevgin ve bilgeliğin için çok teşekkür ederim.

TOBIAS: Biz teşekkür ederiz.

LİNDA: İki soru daha alabilir miyiz, nasıl hissediyorsun?

TOBIAS: Tamam.

8.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Hey Tobias. Ben senin bugün söylediğin bir şeyi onaylamak istiyorum. Ölümde mizah var ve şimdi kendim için küçük bir onay istiyorum. Babam, geçtiğimiz Pazar geçişi gerçekleştirmeyi seçti, ve ben o işlem sırasında – orada bulunacak kadar şanslıydım. Gitmek için çok acele ediyordu; birkaç kez yatağından kalkmaya çalıştı, ve bu çok komikti, çünkü çok hastaydı, ve ben, o eski yorgun bedenini gideceği yere neden beraberinde götürmek isteyeceğini doğrusu merak ettim. Ve bu beni savunmasız yakaladı. Neyse…

TOBIAS: Ve bu arada, bu yaptığı o eski bedeni götürmeye çalışmak değildi. Bedenden çıkıp gitme, fiziksel bedeni terk etme girişimiydi, ve bedeni hâlâ ruhla çok bağlantı içinde olduğundan, ikisi aynı anda hareket etti.

8.ŞAMBRA: Peki. Evet, kesinlikle birkaç kez yatağından çıkmaya çalıştı.

TOBIAS: Bedeninden çıkmaya çalıştı. Terk etmeye çalıştı.

8.ŞAMBRA: Eh, bu iyi bir şeydi.

TOBIAS: Evet.

8.ŞAMBRA: Ve o basit bir insan olduğu için, geçişi gerçekleştirdikten sonra kaybolmasından korktum ve onun iyi olduğundan ve ona bakıldığından emin olmak istedim.

TOBIAS: Ben bunu senin adına bir Şambra sorusu haline getireceğim. Gidenlerin arkasından endişelenen çok Şambra var, özellikle de geçiş gerçekleştirilirken olan bitenlere ilişkin daha büyük bir anlayışa sahip olanlar endişeleniyor. Allah’a şükür, bu bir cennet ya da cehennem durumu değil. Kelime oyunu yapmayı amaçlamıyoruz, ama öte tarafa geçmek herşey mutluluk dolu olacak demek değildir. Temelde, sahip olduğun şeyi beraberinde götürürsün. Onlara rehberlik edecek bir rüya yürüyüşçüsüne sahip olacak kadar şanslı olanlar var, ve aydınlanmış bir varoluş haliyle yanlarında bulunacak ve bir rahatlık ve coşku sağlayacak birine – senin olduğun gibi – sahip olacak kadar şanslı olanlar var. Ve sen, bizim usule uygun rüya yürüyüşü dediğimiz şeyi yapmadın, ama enerjin onunla birlikte öbür tarafa geçmesine yardımcı oldu. Bu arada, geçiş güzeldi. Bunlar genelde, genelde güzel olur. Asıl öbür tarafta olanlar önemlidir. Ama senin bu sevgili varlığın öte tarafa geçtiğinde, hemen onu selamlayan varlıklar vardı – orada olan bir köpek vardı ve birkaç… bizden fazla ayrıntı vermememiz isteniyor… ama bu yaşamında olup da onun tanıdığı birkaç varlık da vardı. Yani zor değildi, deyim yerindeyse. Çiçekler Köprüsü’ne gitmedi, ama şu anda bununla gerçekten ilgilenmiyor.

8.ŞAMBRA: Tamam. Bu yeterince iyi, teşekkürler.

TOBIAS: Keyfi yerinde. Seninle iletişime geçmesi yaklaşık dört ay sürecek. Şu an başka faaliyetler olmakta.

8.ŞAMBRA: Bu iletişimi sabırsızlıkla bekleyeceğim, teşekkürler.

9.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Evet, merhaba Tobias. Seksüel yeni iş uzmanı olduğundan sana şunu soracağım, ve bu çalışmamla ilgili, ben tümüyle (hayat kaynağıyla) doluyum ve kuvvetim yerinde. Bunu biliyorum, ve tıpkı birçok Şambra’nın da sahip olduğu gibi çok deneyime sahibim. Ve ben, gerçi yeni iş projeme ilişkin kafam biraz karışıksa da, bazısına ne kadar yaklaştığımı hissediyorum. Bu his hep benimle ve ben, benim görmediğim ya da hissetmediğim bir korku ya da bir tür korku mu var diye soruyorum, ya da bu nedir? Ben neden gidip de bunu yapmıyorum?

TOBIAS: Sorunu bir Şambra sorusuna çevireceğim. (kahkahalar) Yaratıcılık ilginç bir şeydir. Yaratıcılık, tüm sorunlarınızı ortaya çıkartacaktır. Onları bir amaç doğrultusunda ortaya çıkartır, çünkü gerçek bir yaratan, bir dolu eski sorunu beraberinde taşımak istemez. O nedenle, yeni işini kurduğun zaman, yaratan enerjini ona kattığın zaman, korku gibi ve kendinle ilgili kuşkular ve sorular gibi şeyler ortaya çıkar.

Ve bu bir Eski Enerji dünyasında çatışmaya neden olurdu ve sen, kendine moral vermek dediğin şeyleri yapmaya çalışırdın, korkularına bakmaman gerektiğini, güçlü olman, olumlu olman gerektiğini söylerdin. Aslında bunların hepsi saçmalık, çünkü enerjiyle yüzleşmemişsindir. Sadece onu gizlemeye çalışıyorsundur. Sadece örtbas etmeye çalışıyorsundur. Bir yaratan bu enerjileri hissetmesine rağmen, yaratan onların gerçek olduğunu da anlar, onlar gerçektir ve vardırlar. Ama bir yaratan, bu korku ya da telaş ya da endişe enerjilerinin olumsuz bir şey olması gerekmediğini de anlar. Bunların seni durdurması gerekmiyor. Senin yaratıcı enerjilerinle işbirliği içinde çalışabilirler. Korku, yalnızca bir enerjidir.

Kararsızlık, yalnızca bir enerjidir. Onları değiştirmen gerekmiyor. Yalnızca fark et. Onları yaratına davet et, anlıyor musun. Onlara, şimdiye kadar yaptığından farklı bak. Korkuyu yaratının hemen içine getir ve o kararsızlığı da, ve olan biteni izle. Tıpkı ölüme gülmek gibi, tıpkı şeylere yepyeni bir biçimde bakmak gibi, tıpkı insanların olmadığı bir semineri vermek gibi, izle. Bu enerjileri getirdiğinde olanları izle, çünkü bunlar eninde sonunda senin yaratıcılığını destekleyeceklerdir.

Patron sensin. Yönlendiren sensin. Bu enerjileri içeri getirirsin, ve onlar seni bunaltmak ya da durdurmak yerine, kendilerini yeniden yönlendirecek, – nasıl desek – kendilerini değiştirecek ve tam bir destek haline geleceklerdir. Bu harika bir şeydir. Korkudan korkma. Gerçekten. Teşekkür ederiz.

Ve böylece Şambra, geç oluyor. Cauldre’nın sesi yoruluyor. Enerjiniz yüksek, onun için burası harika bir yer. Bir şarkımız olsaydı, ki var, onu size çalar ve bir kez daha tüm günü size indirirdik.

Ve öyledir.

Kırmızı Meclis’in varlıklarından Tobias, Golden, Colorado’da yaşamakta olan Geoffrey Hoppe tarafından sunulmaktadır. Tobit’in mukaddes kitabında bulunan Tobias’ın öyküsü, Crimson Circle sitesinde bulunmaktadır.
www.crimsoncircle.com. Tobias materyelleri, bedelsiz olarak dünyanın her tarafında bulunan ışık işçileri ve Shaumbra’ya, Ağustos 1999 tarihinden beri sunulmaktadır. Bu tarih Tobias’ın, insanlığın yıkım potansiyelini aşıp, Yeni Enerjiye girdiğini söylediği tarihtir.
Crimson Circle, Yeni Enerjiye geçiş yapacak ilk insan (kılığındaki) meleklerden oluşan global bir ağdır. Bu kişiler, yükseliş halinin sevinç ve zorluklarını deneyimlerken, diğer insanların da yolculuğuna, paylaşım, ilgi ve yol göstererek yardımcı olmaktadır. Crimson Circle’in sitesine her ay 40.000’in üzerinde ziyaretçi, son materyelleri okumak ve kendi deneyimlerini tartışmak amacıyla girmektedir.
Crimson Circle her ay Denver, Colorado’da, Tobias’ın, Geoffrey Hoppe kanalıyla son bilgileri sunduğu yerde biraraya gelmektedir. Tobias, kendisinin ve Crimson Council’ın (Kırmızı Meclisin) diğer semavi varlıklarının, aslında insanoğlunun kanallığını yapmakta olduğunu bildirmektedir. Tobias’a göre, onlar bizim enerjilerimizi okumakta ve biz içimizde deneyimlerken, dışardan da bakabilmemiz için, kendi bilgilerimizi bize geri tercüme etmektedirler. Crimson Circle toplantıları herkese açıktır, ama LCV takdir edilir. Katılımı gerektiren hiç bir şey ve ödenmesi gereken bir aidat yoktur. Crimson Circle, dünya çapındaki Shaumbra’nın açık sevgisi ve bağışları yoluyla bolluğu kabul etmektedir.
Crimson Circle’ın en yüksek amacı, insan melekler ve öğretmenler olarak, içsel spiritüel uyanış yolunu yürümekte olan kişilere hizmet etmektir. Bu hıristiyanlıkla ilgili bir misyon değildir. Tersine, içsel ışık, merhamet ve ilgi bulabilmeleri amacıyla, insanları senin kapına getirecektir. Kılıçlar Köprüsü’ndeki yolculuğuna başlayan bu kendine has ve değerli insan sana geldiğinde, o anda ne yapman ve öğretmen gerektiğini bileceksin.
Eğer bunu okumaktaysan ve gerçek olduğunu ve bir bağın olduğunu hissediyorsan, sen gerçekten Shaumbra’sın. Sen insan (kılığında) bir öğretmen ve bir rehbersin. İçindeki tanrısallık tohumunun bu anda ve gelecek tüm zamanlar için çiçek açmasına izin ver. Hiç bir zaman yalnız değilsin, çünkü tüm dünyada bir ailen ve çevrendeki semavi boyutlarda melekler vardır.
Bu metni lütfen ticari amaç olmaksızın ve bedelsiz olarak dağıtın.
Lütfen bu bilgiyi, dipnotlar dahil bütünüyle kullanın. Tüm diğer kullanımlar, Geoffrey Hoppe, Golden Colorado’dan alınacak yazılı onayı gerektirir. Telif hakkı 2001, Geoffrey Hoppe, P.O.Box 7328, Golden, CO 80403.e-posta: tobias@crimsoncircle.com. Tüm haklar mahfuzdur.

Print