<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kırmızıçember.org</title>
	<atom:link href="http://kirmizicember.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kirmizicember.org</link>
	<description>Tobias Mesajları</description>
	<lastBuildDate>Mon, 15 Feb 2010 21:54:22 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>ŞAUD 6: “Ben’i Deneyimlemek”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2010/02/06/saud-6-%e2%80%9cben%e2%80%99i-deneyimlemek%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2010/02/06/saud-6-%e2%80%9cben%e2%80%99i-deneyimlemek%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Feb 2010 21:51:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üstatlık / Yüksek Lisans Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=484</guid>
		<description><![CDATA[KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ
Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi
 
ŞAUD 6: “Ben’i Deneyimlemek”
ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
Kırmızı Çembere sunulmuştur
6 Şubat 2010
www.crimsoncircle.com -   http://kirmizicember.org
Ben o Ben’im, yolun her adımında sizinle olan, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus.
(Adamus derin bir nefes alır) Birkaç dakikamızı sadece enerjinizi hissetmeye, sizin de benimkini hissetmenize ayıracağız. Ve, son zamanlarda sana… (Adamus’un az önce çalınan şarkıya göndermede bulunması izleyicileri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ</strong></p>
<p><strong>Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ŞAUD 6: “Ben’i Deneyimlemek”</strong></p>
<p><strong>ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</strong></p>
<p><strong>Kırmızı Çembere sunulmuştur</strong></p>
<p><strong>6 Şubat 2010</strong></p>
<p><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a> -   <a href="../">http://kirmizicember.org</a></p>
<p>Ben o Ben’im, yolun her adımında sizinle olan, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus.</p>
<p>(Adamus derin bir nefes alır) Birkaç dakikamızı sadece enerjinizi hissetmeye, sizin de benimkini hissetmenize ayıracağız. Ve, son zamanlarda sana… (Adamus’un az önce çalınan şarkıya göndermede bulunması izleyicileri güldürür) seni sevdiğimi söyledim mi, David?</p>
<p><span id="more-484"></span></p>
<p>Böylece bugün güzel bir müzikle başlıyoruz – yolun her adımında seninle. (müzisyen Ralph’e konuşur) Birlikte bir şarkı yaratmalıyız – “Yolun Her Adımı.” Olur mu? Anlaştık mı?</p>
<p>RALPH: Hadi yapalım.</p>
<p>ADAMUS: Tamam, hadi. (kahkahalar; Ralph (elektrikli) piyanoya bakar) Evet, gerçekten! (Adamus mırıldanır, kahkahalar ve alkışlar)</p>
<p>RALPH: (Ralph çalmaya ve söylemeye başlar) Yolun her adımında ben seninleyim; (Adamus kesmek üzere boğazını temizler) Yolun her adımı…</p>
<p>ADAMUS: Şarkıyı ben söyleyecektim. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Sen sporda ya da başka bir aktivitede ödül almış olabilirsin; ben Büyük Beyaz Kardeşlik’le birlikteydim. Ayağını denk al! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>RALPH: Birkaç ölçü mırıldanabilir misin?</p>
<p>ADAMUS: Birkaç bara gittim, ama ben asla mırıldanmam! (çvr: müzik ölçüsünün İngilizcesi bar’dır. Adamus kelime oyunuyla espri yapıyor) Ve Ralph, hani senin (şu esprilerin ardından) gelen trampetin? Bom-tsss!</p>
<p>Hayır, gerçekten. Devam et  “Yolun Her Adımı.”</p>
<p>RALPH: Ettim ya!</p>
<p>ADAMUS. Hayır, hayır, hayır, hayır. Lütfen, lütfen, biraz eşlik eder misin?</p>
<p>RALPH: Peki…</p>
<p>LİNDA: Pardon, Ralph. (Ralph çalmaya başlar)</p>
<p>ADAMUS: Şimdi, mmm… mola. Biz başlamadan önce senin Cauldre ile yaptığın konuşmaya kulak misafiri oldum, ve sen dedin ki, “Umarım Adamus’un bugün (bizimle ilgili) gizli planları yoktur.” (yoğun kahkahalar) Hiçbir gizli planım yok, ama…</p>
<p>RALPH: Eyvah…</p>
<p>ADAMUS: Ah sevgili Ralph, bunu sen istedin. Böylece… (Adamus şarkı söylemeye başlar)</p>
<p>Yolun her adımında, günün her ânında… Ah Cauldre, yapabilirsin… (daha yüksek sesle söylemeye başlar)</p>
<p>Yolun her adımında! (yoğun alkış ve tezahürat)</p>
<p>Günün her ânında</p>
<p>Kendime aşığım. (kahkahalar ve alkışlar)</p>
<p>RALPH: (şarkıya devam ederek) O kendine aşık. (Adamus ve izleyicilerden kahkahalar yükselir) Yolun her adımında…</p>
<p>LİNDA: Sebebini şimdi anlıyorum, cidden, Geoff sahneye çıkmadan önce oldukça sinirliydi, ve nedenini de bilmiyordu. Ve şu son iki dakika, onun neden böyle sinirli olduğunu bana açıkça gösterdi! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: (güler) Ay, Cauldre’nın içine geri dönmem gerek. Tüm bu olan bitenler onu biraz şok etti. Bir yudum su alayım, biraz da nefes yapalım. Aslında, iş birliği yapmalıyız. Bu harika olurdu. (Adamus şarkıyı mırıldanmaya başlar)</p>
<p>Ah, böylece sevgili Şambra, işte buradayız, gerçekten de yolun her adımında sizinleyiz. Ve ben herhalde bu adımlar sırasında sizi gerçekten sevdiğimi de söyledim. Birbirimizle geçirdiğimiz zamanlar var. Biraz… ah, birbirimizle biraz zorluklar yaşıyoruz. Ve şu an biliyorum ki, bu, yaşamınızın şimdiye kadarki en ilginç zamanı. Bu, iyi anlamına gelmiyor, kötü anlamına da gelmiyor; yalnızca yaşamınızın şimdiye kadarki en ilginç zamanı.</p>
<p>Çünkü şu anda, işlemden geçirme (sürecinizin) en büyük bölümünden geçtiniz. Tüm o eski yaralar ve sorunlar – Tobias ile on yıl boyunca işlemden geçirdiniz – biz bunu büyük ölçüde bırakabiliriz. Hâlâ enerji kalıntıları var. Hâlâ acıtan yaralar var, ve hâlâ kendinizle ilgili sorunlarınız, ortaya çıkan şeyler var, ama biz bunu büyük ölçüde aştık.</p>
<p>Bazen, o baştan çıkarma sizi eski sorunlarınızın bazısına geri çekiyor. O baştan çıkarıcıdır. Bazen kurban olma enerjisine geri gitmek eğlencelidir, o “Şu anda ne yapmam gerektiğini bilemiyorum. Hiçbir fikrim yok, Adamus” enerjisine geri gitmek bazen gerçekten eğlencelidir. Ben bunu sık sık sizden duyuyorum. “Şeylerle nasıl başa çıkacağımı bilmiyorum.” Gerçekten mi? Yani, gerçekten mi? Bilmiyor musunuz? Yoksa bu sadece sizi geri çeken yanınız mı, çünkü sorumluluk almaktansa, böylesi bazen daha kolaydır. Bazen kim olduğunuzu kabul etmekten daha kolaydır. Bir yanınız o aydınlanmayı istiyor – gerçekten istiyor. Bir yanınız gerçekten Ben’i deneyimlemek istiyor. Ama… onu yeterince istemiyor olmalısınız, yoksa ona sahip olurdunuz. Doğru mu? Doğru.</p>
<p>Bazen, sevgili Şambra… ha, lütfen bunu bir saldırı olarak almayın, ama bazen spiritüel alkolikler gibisiniz. Bazen bir kadeh daha deyip duruyorsunuz, ve onun size neye mâl olduğunu biliyorsunuz. Tek bir kadeh için o eski spiritüel kıvırtmalarınızın bazısına, arayışa ve araştırmaya geri dönüyorsunuz. Oysa biliyorsunuz, artık bunların hepsinin gerçekten ötesine geçtiniz, ama şöyle diyen bir yanınız var, “Bir kadeh daha… o Eski Enerji’den, o ‘ben yaralıyım; ben sadece insanım; ben gerçekten yanıtı bilmiyorum ve şu anda ne yapmam gerektiğinden emin değilim, onun için de gurulara ve eski, eski kitaplara ve sınıflara güvenmem gerekiyor’dan bir kadeh daha – Ben’i deneyimlemenin dışında herşey.” Dışındaki herşey.</p>
<p>Ama yine de, şu anda zamanın geldiğini bilen bir yanınız da var. Doğrusu gerçekten zamanıdır. Ve biz bu yüzden böyle birarada oturuyoruz.</p>
<p>Aslında bugün söyleyecek çok şeyim yok (kahkahalar), ama söyleyeceğim.</p>
<p>LİNDA: Peki.</p>
<p>ADAMUS: Ama söyleyeceğim. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Acaba övgülerini esirgemeyip Geoffrey’nin…</p>
<p>ADAMUS: (keser) Bir dakikaya. (kahkahalar) Ama size ne söyleyeceğimi diyeceğim, ve sonra biraz konuşacağım ve birlikte eğleneceğiz, ve sonra size tekrar ne söylediğimi, bunun hemen şu anda neyle ilgili olduğunu söyleyeceğim. Bu sevgi ayında birlikte yaptığımız bu oturum, birlikte yarattığımız bu alan, tutkulu bir Yeni Enerji biçiminde Ben’i deneyimlemenize izin vermenizle ilgilidir.</p>
<p><strong><em>Deneyim</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Çizimler yapabilirim. Uzun uzadıya konuşabilir, dersler ve tartışmalar yapabiliriz, ama bu oturum, kendinize şimdi tutku dolu Ben deneyimini Yeni Enerji biçiminde vermenizle ilgilidir. Ve bu olacaktır, bazılarınız için belki bugün, belki bu gelecek ay içinde, ama olacaktır.</p>
<p>Şu anda – Kuthumi’nin ve Kırmızı Meclis’te bulunanların birçoğunun ve sizin ve online izleyen herkesin rehberliğiyle – biz Ben deneyimini yaratıyoruz.</p>
<p>Ben bazen bir deneyim yaşayacağınızı söylemek için kelimeler kullanmak zorunda kalmayı bile sevmiyorum, peki neyin deneyimi? Yeni Enerji, Ben, öz-farkındalık, öz-sevgi – ben zaman zaman  kelime kullanmaktan bile hoşlanmıyorum, ama o deneyime sahip olacaksınız. Bu yüzden burada toplandık.</p>
<p>Böylece, ben bir süre konuşacağım. Bu konuşmanın altından ve üstünden içeri gelmekte olan enerjiler akacak ve o deneyime ya da deneyimlere olanak sağlayacaklar, bugün ya da gelecek günlerde. Ve deneyim derin ve kişisel ve çok Yeni Enerji olacak. Ve bu sizin, uzun zamandır aradığınız şeyin bir tadına bakmanızı sağlayacak. Bu size, burada gerçekleştirdiğimiz şeyle ilgili bir ip ucu verecek. Bu size, bundan sonra gerçekleştireceğimiz herşeyle ilgili o küçük özü, o temeli verecek.</p>
<p>Son birkaç aydır sizlerle Yeni Enerjiyi konuşuyoruz. Ben bu tahtada, enerjinin ne olduğuna ilişkin bazı prensipleri verdim, ve biz aslında şimdi onun deneyimine giriyoruz. Ve şeyler biraz, sizin deyiminizle, çıldırabilir. Yaşantınızdaki şeyler değişim ve dönüşümlerden geçecek. (izleyicilerden mırıldanmalar yükselir)</p>
<p>Ah, görüyor musunuz, hemen “Aman Tanrım! Hayır! Yine mi değişim ve dönüşüm” diyorsunuz. Peki ya… ya o değişim ve dönüşümler şimdiye kadar içinden geçtiğiniz hiçbir şeye benzemeyecekse? Ya onlar travmatik değilse?  (izleyiciler tezahürat yapıp alkışlar) Ya onlar yaşamınızdaki diğer insanlarla çarpışmaları, ve bollukla ilgili dersleri ve kendi öz-değerinizle, ve meydan okumalarla ilgili sınavları gerektirmeyecekse? Ya deneyimleyeceğiniz şeyin ille de bu niteliklere sahip olması gerekmiyorsa?</p>
<p>Görüyor musunuz, ben “değişim” dediğim zaman ve “yaşamınızda uyumlanmalar” dediğim zaman, ne yapmak istiyorsunuz? Rahatlığa geri dönmek (istiyorsunuz), ki bu da Eski Enerjidir, ki bu da içinden çıkmaya çalıştığınız şeydir. Siz ondan çıkmaya çok çalıştınız. Bu belki de yaşamınızda şimdiye kadar değişimlerin negatif, kötü, zorlu ya da sizin deyiminizle “boktan” (kahkahalar) olduğu yanılsamasıyla yaşadığınız içindir. Ama, biliyorsunuz, bazı sınıflarda öğrettiğimiz gibi, bu sadece enerjidir. Sadece enerji. Bunu nasıl yorumladığınız önemliydi. Herhangi bir şeyi – kötü ya da negatif güç diyeceğiniz şeyleri – alabilir ve onu size hizmet etmesi için saf enerjiye dönüştürebilirsiniz. Onun artık kötü olması gerekmez, artık zorlu olması gerekmez, hele bir ders olması kesinlikle gerekmez.</p>
<p>Böylece, deneyimden geçeceksiniz. Bu, hayatınızdaki şeyleri değiştirecek – bazılarınız için çok, çok derinden, çok derinden – ve bunun acıtması da gerekmiyor. İnsanlığınızı törpülemesi gerekmiyor. Duygusal açıdan ıstıraplı olması gerekmiyor.</p>
<p>Böylece, hazırsanız, biz oraya gideceğiz. Biz oraya gideceğiz. Başınızı sallıyorsunuz, “Evet” diyorsunuz… soru almadığımı da fark ettiniz, bilerek almıyorum (güler), çünkü çoğu kez o yanıtlar sizin içinizde, ve soru ve yanıtlar can sıkıcı olacaktı. Er ya da geç ona geri geleceğiz, ama neredeyse, gerçekten doğru giden şeylere göz atmak yerine, yanlış gidenler üzerinde durmak eğilimindeydiniz. Böylece bunların hepsi, biz şimdi Yeni Enerji deneyimine hazırız demenin bir yoludur.</p>
<p>Derin bir nefes alın ve oraya doğru gitmeye başlayalım. Ve bu, düşünebileceğiniz şeylerin hiçbirine benzemez.</p>
<p>Ve evet, gerçekten de, Esa’lı Linda, yorumunu yanıtlayacak olursak, bugün burada ne kadar da iyi görünen bir grup var. Kuthumi hepinizle çok gurur duyardı – duyuyor -, çok, çok güzel görünüyorsunuz.</p>
<p><strong><em>Özel Bir Şambra</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Ve ben bu noktada bizim için bir iyilik yapmanı isteyeceğim, Kay (izleyiciler arasındaki bir kadına hitap eder). Lütfen benimle gelir misin? Eşyalarını da buraya getir (Adamus Kay’in eşyalarını toplar), ve ben senin (Linda’nın) su (şişelerinden) birini onun için alıyorum – ikisini de onun için alacağım – ve lütfen, gelir misin. (Adamus Kay’i ön sırada boş olan iki sandalyeye götürür)</p>
<p>İşte. Ralph ya da David’i seçmek durumundasın. (Kay, David’in yanına oturur) David. Peki. Tamam. Dikkatin bende olsun…</p>
<p>Şimdi Hildegard bu sandalyede bize katılacak. (Adamus, Kay’in boş bıraktığı sandalyeye Hildegard’ın bir resmini koyar. Bu, Hildegard’ın genellikle her Şaud’da oturduğu sandalyeydi, ama o, kısa bir hastalık sürecinin ardından, 14 saat önce (öte tarafa) geçişini gerçekleştirdi)</p>
<p>LİNDA: Aa, çok teşekkür ederiz. (izleyicilerden alkışlar yükselir)</p>
<p>ADAMUS: Ve o, hemen toplantı öncesi çok kasıtlı olarak öteye geçmeyi seçti. Burada olmak istiyordu ve fiziksel bedeniyle burada olamayacaktı. O, burada olmak istiyordu, onun için de öteye geçmesine, enerjisinin bugün bizimle olmasına izin verdi. Ve teşekkür ederiz, Kay.</p>
<p>Biliyor musunuz, bir Şambra’nın şimdilerde öteye geçip de öbür tarafa gelmesi şaşılası bir şey oluyor. Bunu, Hildegard’ın güzel örneğinde görüyorsunuz. O, ertelemedi. Tutunmadı. Uzun ve üzücü bir hastalığı olmadı. Çabucak oluverdi. Kendiyle öylesine rahattı ve huzurluydu ki – hâlâ öyle – bırakıverebildi. Ölüm süreciyle mücadele etmesi gerekmedi. Yaşamındaki tüm ayrıntıları nasıl halledeceğini bile bilmesi gerekmedi, çünkü bunların kendi kendine hallolacağını biliyor. Fiziksel bedende olup da bunu bilmek ve buna güvenmek harika olmaz mıydı?</p>
<p>Böylece, Hildegard çok kolayca öteye geçti. Ve benden tek tek her birinizle paylaşmamı istediği mesaj şu; ölüm güzel bir işlem/prosedür. Siz ölümden çok korkuyorsunuz, çünkü bu, olduğunuzu sandığınız kişiyi bırakmak, kimliği salıvermektir, ama bir anlamda da onu bırakmazsınız. Öbür tarafa geçiş, Hildegard’ın da bildiği gibi, kesinlikle güzel olabilir. Üzücü olması gerekmiyor. Korkutucu olması gerekmiyor. Istıraplı olması gerekmiyor. Hildegard aslında tam olarak Ölüm Rüya Yürüyüşü’nde konuştuğumuz şeyi gerçekleştirdi – seçimi yapmak, salıvermek ve bırakmak.</p>
<p>Ve enerjisel olarak bugün hemen burada bizimle birlikte oturan, hâlâ fiziksel bedeniyle ve insanca halleriyle çok bağlantıda olan Hildegard – çünkü gideli daha sadece birkaç saat oldu – ölüm işleminin aslında çok güzel, inanılmaz bir dönüşüm, inanılmaz bir enerji simyası olduğunu gördü. Ve daha önce de defalarca söylediğim gibi, doğum çok daha zordur. Bebekler bu yüzden ağlıyor. Doğum, birçok durumda unutmak anlamına geliyor – buraya neden geldiğini unutmak. Doğum, önünde uzun bir hayat uzanıyor demektir. Doğum, daha önce yaşadığın birçok şeyi yeniden tekrarlamak anlamına geliyor. Doğum, çoğu kez aceleyle seçtiğin biyolojik bir aileye katlanmak anlamına geliyor. (kahkahalar) Doğum, toplumun bulunduğu düzeye yetişmek anlamına geliyor. Yani ölüm aslında çok daha kolaydır. Ölüm aslında çok daha kolaydır, ve bunu farkettiğiniz zaman, hayatınızın geri kalanı çok daha dinamik olabilir.</p>
<p>İnsanların ölümle ilgili endişelere ve ondan kaçınmaya ne kadar zaman harcadığını farkediyor musunuz? Bu olacak, öyle ya da böyle. Ölümden korktuğunuz için tükettiğiniz enerji miktarı ve aldığınız kararlara (bir bakın) – oysa gerçekte ölüm güzel bir işlemdir.</p>
<p>Ölümün anlaşılması, hâlâ buradayken, burada olmayı seçtiğiniz sürece, Dünya’da çok daha iyi yaşamanıza yardımcı olacaktır. Ölümün anlaşılması, bu tür korkulardan bazısının salınmasını sağlayacak, ve yaşamanıza izin verecektir, gerçekliğinizi yaratmanıza izin verecektir.</p>
<p>Böylece bugün Hildegard, bunun güzel bir geçiş olduğunu herkese bildirmek için geliyor. Fiziksel bedenini terk eder etmez kendini güzel olacağını, neşe dolu olacağını bildiği öbür tarafta buldu, Tobias, Kuthumi, ve ben tarafından karşılandı. Pişmanlık yoktu, istenmeyen ihtiyaçlar ya da arzular yoktu, çünkü (burayı) terk ettiğinde hepsini salıverdi.</p>
<p>Böylece şimdi, ilginç, Hildegard ve şu anda geçiş sürecinde olan bazı başka Şambralar, sizinle çalışmak üzere buradalar. Birçoğunuz onu tanıyordunuz. Birçoğunuz onu kişisel olarak tanıyordunuz, ve o sizinle çalışmak için burada – bir rehber olarak değil, bir guru olarak değil, ama bizler gibi sizinle çalışmak için burada – yolun her adımında.</p>
<p>Bu, gerek sizin için gerekse bizim için inanılmaz bir zaman, çünkü şu an, Dünya üzerinde Yeni Enerjinin ilk gerçekleşmesidir. Hemen burada. Buna birazdan değineceğim, ama önce birkaç yorumda bulunayım.</p>
<p><strong><em>Farkında Olun</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Ben sizden şık giyinmenizi istemiştim. Ben sizden, Pazar günü bir köy pazarına ya da bit pazarına gider gibi giyinmemenizi istemiştim, ve siz çok başarılısınız. Bunu takdir ediyorum. Peki bunu sizden neden istedim?</p>
<p>Ve bu arada, hepinize kısacık bir yorumda bulunayım. Şimdi, gerçi şık giyindiniz ama, Pazar günü bit pazarına gidiyormuş gibi görünmeseniz bile, bu kez kiliseye gidiyormuşunuz gibi görünüyorsunuz. (kahkahalar ve Adamus güler) Ve, sevgili Şambra, buna bayıldım, ve bu deneyimin amacını bir dakikaya kadar açıklayacağım, ama sizi yüreklendireceğim şeylerden biri de farkında olmanızdır.</p>
<p>Bakın, sık sık, örneğin bir şey yediğiniz zaman… onu bilinçsizce yiyorsunuz. Oturuyor ve yemeği kepçeliyorsunuz. Biz şimdi bunu değiştireceğiz. Bu, bilinçli olarak farkında olmakla ilgili olacak.</p>
<p>Ben sizden bugün şık olmanızı, bilinçli olarak farkında olmanızı istedim. Çoğu kez üniformanızı – diğer herkesin giydiklerini – üzerinize geçiriveriyorsunuz. Onu üzerinize geçiriyorsunuz ve farkında bile değilsiniz, belki iyi bir gününüzde onun şişko giysileriniz ya da sıska giysileriniz (olduğunu farkediyorsunuz). (bazı gülüşmeler) Ama giyinme tarzınızla bile bedeninizin farkında olmak, önem kazanacak.</p>
<p>Farkındalık. Bir gün içinde ne çok düşüncenin ve eylemin ve seçimin gerçekten farkında olmadığınızı, aslında (ne kadar) bilinçsiz olduğunuzu görüyor musunuz – sen değil, Tom (Tom, “Teşekkür ederim” der) ama birine yaslanmam gerekiyordu (Adamus Tom’a yaslanır) – ne yediğinizin, ne dediğinizin, nasıl tepki verdiğinizi düşünmediğinizin gerçekten farkında değilsiniz. Yeni Enerjinin bu deneyimlerine başlamak için, farkında olmak gerekiyor. Böylece ben bu konuda dır dır edip duracağım, ve Hildegard da bunu yapacak, ve Kuthumi de, farkında olmak.</p>
<p>Ne yiyorsunuz? Bu, yemenin iyi ya da kötü olmasıyla ilgili değil. Yediğinizin farkında mısınız? Bazen değilsiniz! Bazen, öngörülmüş saatte oturup yiyorsunuz. Bu, Yeni Enerjiyi, bedeninizle bu yoldan bütünlenmede çok zorlayacaktır.</p>
<p>Nasıl giyindiğinizin, nasıl göründüğünüzün, kendinizi nasıl sevdiğinizin, kendinize nasıl baktığınızın farkında olun. Nefes alışınızın farkında olun. Bunu söylediğim için üzgünüm ama, birçoğunuz şimdi farkında olmadan nefes alıyor. Aandrah, doğru mu?</p>
<p>AANDRAH: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Evet. Nefes yapıyorsunuz ama bunu yeni bir meditasyon haline getirdiniz. Onu yaptığınızı bile artık bilmiyorsunuz. Biri size bunu yapmanızı söyledi, siz de şimdi öylece nefes alıyor ve diyorsunuz ki, “Tamam, on dakikalığına nefes almam gerekiyor.” Tek bir nefes alırsanız – tek bir nefes – ve bu farkındalıkla doluysa (Adamus uzun, derin bir nefes alır), işte ihtiyacınız olan tek şey budur. İhtiyacınız olan tek şey. Bir saat boyunca bilinçsizce nefes alabilir, hareketleri ve eylemleri gerçekleştirebilirsiniz, ama pek de işinize yaramayabilir.</p>
<p>Şeylerin farkında olun, diğer insanlarla nasıl iletişim kurduğunuzun. Farkediyorsunuz, bazen ağzınız durmak bilmiyor… beyniniz, zihniniz ve ağzınız arasında komik bir bağlantı var, ve durmak bilmiyor. Bir an durun. Diğerleriyle nasıl iletişim kuruyorsunuz? Bu öncelikle kalpten olmalı. Öncelikle özünüzden olmalı, sonra kelimeler buna uyumlanarak akmalı. Ama, biliyorsunuz, çoğu kez buradan, kafadan geliyor, ağızdan çıkıyor ve olan oluyor.</p>
<p>Arabayı nasıl kullandığınızın farkında olun. Şimdi, ben herşeyi düşünün demiyorum. Düşünmekle farkında olmak arasında bir fark vardır – ince bir fark olsa da, bir fark vardır. Ben, kendinizi yargılayın ya da eleştirin demiyorum – hiç demiyorum – ama farkında olun.</p>
<p>Şu anda beni nasıl dinliyorsunuz? Diyorsunuz ki, “Eh, bilmiyorum, hep dinlediğim gibi. Burada oturuyor ve dinliyorum.” Ah, bir an farkında olun. Nereden dinliyorsunuz? Onu nasıl dinliyorsunuz? Yalnızca o küçük düzeyde mi dinliyorsunuz, kulaklarınıza girsin diye mi, bir şeyin içinize sinmesini umarak mı, bundan bir şeyler çıkartabileceğinizi umarak mı? Yoksa kalbinizle mi dinliyorsunuz, tüm varlığınızla mı, tutkuyla mı?</p>
<p>Farkında olmaya başlayın. Ben bu yüzden şık giyinmenizi istedim.</p>
<p>Şimdi, şık giyinin derken – ben kravat takın ya da ceket giyin demedim, ama sanırım Cauldre’nın şık giyinmekten anladığı buydu. Bu arada, bundan sonra da şık giyinmenizi isterdim, öyle ya da böyle – seçiminiz buysa. Elbette, bu Şambra; kuralları nasıl olsa çiğneyeceksiniz. (kahkahalar) Şık giyinin. Bazılarınız sanki kiliseye gider gibi giyiniyor, ki kesinlikle gitmiyorsunuz.</p>
<p>Şık giyinin. Bu ne anlama geliyor? Ha, Cadılar Bayramı’na giyiniyorsunuz. Kostümler giyiyorsunuz.</p>
<p>LİNDA: Ne istediğine dikkat et. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Başka çağlara ait giysileri giymeye ne dersiniz. Evet!</p>
<p>LİNDA: Dikkat et.</p>
<p>ADAMUS: Gelecekten bir varlık gibi giyinmek. Bir sokak kadını gibi giyinmek. (izleyiciler sızlanır) Ve hanımlar için – bu erkekler içindi (yoğun kahkahalar) – hanımlar için, ne istiyorsanız. Ama biliyorsunuz, bundan daha önce söz ettik, o eski alışkanlıklardan çıkmak. Eski alışkanlıklardan çıkmak ve biraz da rol yapmak. Rol yapmak. Ben, sizinle birlikteyken rol yapıyorum. Tanrı aşkına, bunun gerçek ben olduğunu mu sanıyorsunuz? (Adamus güler)</p>
<p>ŞAMBRA: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Evet, evet, kısmen öyle. Ama rollerimde esnek olmama izin veriyorum. Şambra’ya hitap ettiğim zaman, başkalarına hitap ettiğimden farklı hitap ediyorum. Ama size kişisel olarak hitap ettiğim zaman, şimdi yaptığımdan faklı oluyor, anlıyor musunuz. O nedenle, arada bir şık giyinmek, eski üniformalardan, eski rollerden çıkmak, geri kalan hepinize inanılmaz bir mesaj verecektir. Istediğiniz herhangi bir şey olabilirsiniz. Istediğiniz herhangi bir şey. Bununla eğlenin.</p>
<p>LİNDA: Gerçekten mi?</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Kesinlikle, ve bu başlarda belki biraz garip hissetmenize neden olacak, çünkü belli tarzlarda giyinmeniz gerektiğini düşünüyorsunuz. Diyorsunuz ki, “Bugün Kırmızı Çember’e gidiyorum, bir kot ve kazak giyeceğim. Böyle giyinmeliyim.”  İstediğiniz gibi giyinin.</p>
<p>LİNDA: Gerçekten.</p>
<p>ADAMUS: Rol yapın. Kesinlikle.</p>
<p>EDITH (izleyicilerden bir hanım): Çıplak olabilir misin?</p>
<p>ADAMUS: Hah, ben çıplak olabilirim. Cauldre’nın olmak isteyip istemeyeceğini bilmiyorum, ama… (Adamus güler) Ve, sevgili Edith, senin şık giyinmen bizi mutlu ederdi – soyunman değil, şık giyinmen.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, bununla nereye varmak istiyoruz? Dediğim gibi, burada sadece zamanı işaretliyoruz. Yani o deneyim enerjisini buraya getirin.</p>
<p>LİNDA: John, bu kaydediliyor mu?</p>
<p>ADAMUS: Böylece, farkındalık. Farkındalık… kendinizi nasıl seviyorsunuz? Eh, herhalde aslında sevmiyorsunuz. Az çok kendinize bakıyorsunuz. Bir bakıcı gibi, ama kendinizi nasıl seviyorsunuz? Farkında olun. Kendiniz için ne yapıyorsunuz? Kendinizi beslemek ve sevmek için ne yapıyorsunuz?</p>
<p>Hiç sabahları kalkıp da aynaya gidip, “Seni seviyorum, koşulsuzca” diyor musunuz? Hayır. Hissedeceğiniz şey… eh, evet, siz. Ama çoğunuz bunu yaptığı için kendini biraz garip hissedecektir. Geri geldiğine sevindim (Deb’e hitap eder). Çoğunuz bunu yaparken biraz garip hissedecektir. Size bunun narsisizm olduğu söylendi. Ama garip olan şudur, yani aynaya bakıp da “Seni seviyorum, koşulsuzca” diyememek.</p>
<p>Çevrenizdeki dünyanın farkında olmaya başlayın. Şimdiye kadar bundan kaçındınız, belki de böylesi en iyisiydi. Bir dolu şeyi salıverme sürecinden geçmeniz gerekiyordu, ama kendinizi dünyaya kapattınız. Siz… eh, siz aslında dünyanın ve üzerinde meydana gelenlerin çok önemli bir parçası olmaya başlıyorsunuz ve olmaya da devam edeceksiniz.</p>
<p>Yalnızca dram dolu başlıkları okumak değil de, gerçekten olan bitenin farkında olmaya başlayın. Haiti’de neler oluyor? Yıkım, diyorsunuz, ama gerçekte olan nedir?</p>
<p>ŞAMBRA: Enerji değişimleri.</p>
<p>ADAMUS: Enerji değişimleri, kesinlikle, ve uzun süredir gömülü olan Eski Enerji ortaya çıkıyor, ve bu dünyanın her yanında meydana gelecek.</p>
<p>Şu anda Haiti’de – olanlar, dünyanın fazlasıyla dikkatini oraya odaklamasına neden oldu. Orada çokca Eski Enerji – karanlık enerji – sorunları vardı, ve bu yüzeye çıkıyor. Dünyanın dikkatini çekiyor. Insanlık bilincinin dikkatini çok güzel bir biçimde çekiyor. Ama gerçekten, bilincinizin girip de daha başka neler olup bittiğini farketmesine izin verin.</p>
<p>Eski Enerjinin salınması, evet. Tobias’ın geçen yıl sözünü ettiği değişken hava koşulları, işte oluyor. Hava koşullarının gerçek değişimleri geçen yıl başladı, manyetik ağlardan, gerek fiziksel gerekse fiziksel-olmayan manyetik ağlardan tutun da, yer çekimi etkilerinin, kutupların değişmesine kadar; ve şimdi, gerçekten ilginç hava durumlarının tezahür ettiğini görüyorsunuz, ve bu sürecek. Bu, “kötü” anlamına gelmiyor, şeylerin yıkılması gerektiği anlamına gelmiyor.</p>
<p>Bu hafta sonu Washington’daki kar yağışı belki de rekor düzeydeydi. Washington için ne güzel bir şey. Neden? Çünkü bu bir an için herşeyi durduruyor. Durduruyor. Herşeyi kapatıyor, ve dünyada durması gereken tek bir yer varsa, o da Washington’dur. (izleyicilerden tezahürat ve alkışlar yükselir) Ve bu politik bir söylem değildir; enerjisel bir söylemdir.</p>
<p>Olan şu, insanlar bir döngüye, bir çılgınlığa giriyor. Bunu kendi kişisel hayatınızdan biliyorsunuz. Duramıyorsunuz. Nasıl duracağınızı bilmiyorsunuz. Kaç kez, özellikle de şu son yıllarda, yaşamınıza sizi durduran bir olayı davet ettiniz – araba kazası gibi, hastalık, bazı travmalar, işinizi kaybetmek gibi – çünkü nasıl duracağınızı bilmiyordunuz. Bir kalıbın içinde sıkışıp kalmıştınız. Duramaya çalıştınız, ama olmadı. Onun için de bazen dışardan bir olay çağırıyorsunuz. Bazen bir dünya ya da bir ülke, kar fırtınası gibi bir olayı çağırır. Ve herşey durur.</p>
<p>Bir kar fırtınası güzeldir, çok saftır. Bir an için herşeyin üstünü örtüverir. İnsanların yavaşlamasına, düşünmesine, o çılgınlıktan çıkmasına neden olur. Şu anda doğu kıyılarında aslında çok ilginç enerji şeyleri oluyor.</p>
<p>O bölgenin bir değişimi nasıl davet ettiğini görün, ama bunun bir deprem ya da kasırga olması gerekmiyor. Değişim, güzel yollardan gelebilir, ve sizin yaşamınıza da bu şekilde gelebilir. Küçük bir kar fırtınası ya da deprem, bu gerçekten size kalmış bir şey.</p>
<p>Şu anda dünyada olan bitenin farkında olun. Şimdi, ben başlıklarla ve tartışmalarla ilgili siyasete bulaşın demiyorum, ama değişimleri ve dönüşümleri (farkında olun). Nedeni de, sizin tam anlamıyla ilk Yeni Enerji niteliklerinin devreye sokulmasına yardımcı olmanızdır. Siz, bilinçte değişimler olmasına yardım ediyorsunuz, ki bu da herkes için yeni potansiyelleri doğuruyor. Yani, şu anda dünyada olan bitenin farkında olmaya başlamak zamanıdır.</p>
<p>Teknoloji, bazılarınızın kendini rahat hissetmediği bir alan. Bilimi ya da bilgisayar programlamalarını ya da teknolojinin matematiğini bilmek zorunda değilsiniz, ama bir an için enerjiyi anlayın.</p>
<p><strong><em>Bilinç Değişimleri</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Bilinçte birkaç büyük değişim gerçekleşti, bir tanesi 2.Dünya Savaşı’ndan hemen sonra – bu büyük bir bilinç değişimiydi – ve bunu teknolojideki değişimler izledi. 60’ların başında başka bir değişim daha oldu – devasa bir bilinç değişimi – ki bu da yine teknolojik ilerlemelerin kapısını açtı.</p>
<p>60’ların sonları ve 70’lerin başında yeni teknolojinin patlaması bağlamında neler olduğuna bakın. Bazen onun size ulaşması biraz zaman alır, ama önce bilinç gelir ve arkasından teknoloji ve bilim ve iş dünyası ve hükümet gibi şeyler gelir.</p>
<p>Yıllara yayılan daha küçük bilinç değişimleri oldu, biraz burada, biraz şurada. Bildiğiniz gibi, 2001’de büyük bir değişim oldu. O noktada teknolojiden çok, değerler ve ahlak anlayışı etkilendi, hatta, 2001’deki bilinç değişiminin şimdi finansın ve hükümetin, bir dereceye kadar da dinin pratik değişimine yol açtığını söyleyecek kadar ileri gideceğim.Böylece o olay, o zaman meydana gelen bilinç değişimi, şimdi tezahür ediyor, ve siz bunu dünyadaki finans piyasaları gibi şeylerde gördünüz, ve dahasını da dünyadaki hükümet değişikliklerinde göreceksiniz.</p>
<p>2007’de bir değişim daha oldu. Dünyadaki çoğu insan onu farketmedi, ama oldu ve oldukça da büyüktü. Ve bir fırtına olarak gelmesi de gerekmedi. İçeri buyur edilen bir davet olarak geldi. Ona Kuantum Sıçraması dendi, ve çoğunuz ona katıldınız. Ve bu, inanılmaz yeni teknolojilerin gelmesi için kapıyı açtı. Birçoğu hâlâ, deyim yerindeyse, masa üstünde duruyor. Daha uygulanmadı ya da gerçekleştirilmedi.</p>
<p>Ama 2007’de bilinçte meydana gelen değişimler, sonunda Yeni Enerji çözümlerine yol açacak, dini ahlak sorunlarının bazısını aşabilirsek, inanılmaz tıbbi çözümlere yol açacak – ben kök hücre gibi şeylerden söz ediyorum – özellikle de şu ara insanların karşı karşıya kaldığı yakıt, enerji gibi büyük sorunlarda muazzam açılımlara yol açacak. Sizin Yeni Enerjiyi getiren enerji işçileri olmanız ve dünyanın devasa, devasa bir enerji kriziyle karşı karşıya olması şaşırtıcı değil mi? Bu krizden fazla söz edilmiyor. Ben bir komplo olduğunu söylemiyorum, ama insanlar, dünyanın giderek daha fazla yakıt tükettiği ve kaynakların bir çoğunu kullanarak bitirdiği gerçeğini ele almak istemiyor.</p>
<p>Şimdi, evet, aşağılarda hâlâ epeyce (petrol vs) var. Ama farkındalığınız şöyle diyecektir, “Eh, bir 10.000 yıl daha yetecek kadar fosil yakıtı, petrol falan olsa bile, bir yandan çevremizi de kirletmiş olmuyor muyuz? Gaia’nın bize devrettiği ve Dünya denen bu armağana zarar vermiyor muyuz?”  Yani, bir dolu kaynak olsa bile sağduyu diyor ki, “Ama (bu kaynakları) şimdi kullandığımız oranlarda kullanmayı sürdürürsek, kendimize hava durumları, çevre gibi sorunlar yaratmaya devam edeceğiz.”</p>
<p>Bazı parlak yakıt atılımları, teknolojik atılımlar, hemen köşebaşında duruyor – bu yıl, gelecek yıl – parlak şeyler… ve hayır, sevgili dostlar, güneş ve rüzgar değil. Onlar, bana göre, dikkatin başka tarafa çekilmesidir. Dikkatin başka tarafa çekilmesi. Çok, çok ilkel.</p>
<p>Saf enerji, çok ulaşılır olan inanılmaz bir enerji var. Soğuk füzyon. Bir girişim oldu, soğuk füzyonla ilgili bir laboratuvar deneyi yapıldı. Çok başarılıydı, ama eşini yapamadılar, kopyalayamadılar.</p>
<p>Hmmmm. Hmmmm.</p>
<p>Şimdi, şöyle diyen kişiler var, “İyi güzel, ama bu yüzden bu aslında hiç olmadı ve hepsi sadece bir reklam kampanyasıydı.”  Kesinlikle hayır. Birkaç yıl önce ortaya çıkan bu soğuk füzyon deneyi aslında başarılı oldu. Nükleer (enerjide) olduğundan farklı olarak herhangi bir olumsuz yan ürün yaratmadan enerji üretti. Herhangi bir olumsuz yan ürün yaratmadan.</p>
<p>Kopyalanamadı. Tekrarlanamadı çünkü…? – ama siz bunun yanıtını biliyorsunuz.</p>
<p>ŞAMBRA: O, Yeni Enerjidir.</p>
<p>ADAMUS: O, Yeni Enerjidir! (Adamus o Şambra’ya bir öpücük verir; izleyiciler güler) Evet.</p>
<p>Onlar aslında – onlar bilmiyorlar, onun için bu bilgiyi onlara aktarın – ama araştırmacılar sanki Yeni Enerjinin gelişmiş bir parçasını buraya getirebildiler. Başka bir deyişle, bu tam Yeni Enerji değildi ama onun bir gölgesi gibiydi. Aslında zaman ve mekânı aşarak ona ulaştılar ve soğuk füzyonu yarattılar. Bu, size doğru ilerleyen çok, birçok kaynaktan yalnızca biridir.</p>
<p>Teknolojinin farkında olun. Şimdi dikkatinizi buna çekiyorum çünkü – ortaya çıkmak üzere olan teknolojik, tıbbi çözümler var. Laboratuvarda bunlar üzerinde çalışılıyor, ama küçük bir unsuru gözden kaçırıyorlar. Doğru yoldalar ama daha tam ulaşamadılar. Bilinç biraz daha genişleyene kadar da, eksik olan o unsuru ya da sinir eden o öbür küçük öğeyi bulamayacaklar. Teknoloji, bilim, hep bilinci izler.</p>
<p>Pekâla sevgili Şambra, siz burada otururken, biz Yeni Enerjideki kişisel gerçekliğinizde bilincinizi genişletmek üzere birlikte çalışırken, neler oluyor? Eh, bu, diğer herkes için, bu sorunların bazısını – hastalık sorunlarını, yakıt enerjisi sorunlarını, küresel çevre sorunlarını &#8211; çözmeye uğraşanlar için potansiyelleri oluşturuyor. Ben (gezegenin, çevrenin) ısındığını ya da soğuduğunu söylemiyorum, ama yeni çözümlere ihtiyaç var. Sizin kendinizle, bu Şambra grubuyla gerçekleştirdiğiniz çalışmalar bir etkiye sahip oluyor, bir fark yaratıyor. Ve ben bu yüzden sizlerle böyle çalışmaktan mutlu oluyorum.</p>
<p><strong><em>Farkında Olun</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Böylece, şu ara küresel finans durumunda neler oluyor farkında olun. Paniklemeyin. Onunla ilgili komplolara girmeyin. Bir yerlere para saklamaya başlamayın. Yeraltı barınakları inşa etmeyin – Ramtha’nın size ne dediği umurumda değil. (kahkahalar) O size bunları çok farklı bir nedenden ötürü söylüyor, sevgili Şambra, ki Cauldre şimdi buna girmememi istiyor. Ben de girmeyeceğim.</p>
<p>Yani küresel ekonomik durum şu ara çok ilginç. Zenginlik yeniden dengeleniyor ya da yeniden dağılıyor. Ama o hâlâ çok Eski Enerji olan bir niteliğe sahip – “sadece bu kadar var” (diyen). Bu, inanılan büyük bir yanılsama. Satılan büyük bir yanılsama – “burada yalnızca bu kadar var.”  Oysa öyle değil. Dünya kadar bolluk var, ama herkes böyle hissetseydi, eh, o zaman kontrol olamazdı. O yüzden, yeniden-dağılımın farkında olun.</p>
<p>Piyasalar tümüyle çökecek diye kaygılanmayın. Bu, korkudur. Koşup bir tomar altın satın almayın, çünkü altın piyasasının şu anda aşırı manipüle edildiğini ve altın satın almanın çok cazip hale geldiğini göreceksiniz.</p>
<p>ŞAMBRA: Bana bakma.</p>
<p>ADAMUS: Hayır, sen altın satıyorsun.</p>
<p>ŞAMBRA: Ben satıyorum! (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Yastığınızın altına altın koymayı ya da mal varlığınızı altına çevirmeyi istemek çok cazip gelebilir. Hayır, bu… bu, manipüle ediliyor. Muazzam bir manipülasyon kaynağı.</p>
<p>Dinlerde neler oluyor farkında olun. Şu anda, Hıristiyan ve Müslüman dünyalar arasındaki bu inanılmaz tartışmaları ya da meydan okumaları görüyorsunuz. Bunun var olduğunun farkında olun, ve neden var olduğunu, gerçekte neler olduğunu anlamaya başlayın. Gerçekte neler oluyor? Ben şu anda buna girmeyeceğim, ama daha sonra bunu ele alacağız.</p>
<p>Ve seçimlerinizin nereden geldiğinin farkında olun. Seçimlerinizin nereden geldiğinin farkında olun. Çoğu seçim, duygulardan gelir. Şimdi, siz, seçimlerinizin akılsal olduğunu düşünmekten hoşlanıyorsunuz. Değiller. Akılsal bazda doğrulanıyor ya da haklı gösteriliyorlar, ama onlar duygusaldır. Yaptığınız her seçimin yüzde 99.9’unun duygusal olduğunu söyleyecek kadar ileri gideceğim. Bir araba satın alacağınız zaman bile diyorsunuz ki, “Ama ben onu tasarruflu yakıt harcadığı için alıyorum. İyi bir fiat verdikleri için alıyorum.”  Siz arabayı, hızlı olduğu için alıyorsunuzdur. Ama, hayır, hayır, hayır, hayır, hayır. Bunu sadece doğruluyorsunuz. Bunu, duygusal düzeyde doğruluyorsunuz. Siz o arabaya aşık olmuşsunuzdur. Onu bir nedenden ötürü sevmişsinizdir.</p>
<p>Ne yiyeceğinizi seçmeye çalıştığınızda bile, seçiminiz duygulara dayanıyor, onu mantığınızla doğruluyor ya da haklı çıkartıyorsunuz. Seçimlerinizin gerçekten farkında olmaya başlayın.</p>
<p>Bir seçim yapmadan önce, bir an durun. Zihninizden çıkın, bir an durun. Bu seçim nereden geliyor? Seçimler, korkudan kaynaklanır, seçimler, baştan çıkarmalardan kaynaklanır, ve seçimler, bazen, bir sevinç, gerçek sevinç, coşku alanından yapılır. Onlar bu etkenlerden kaynaklanır.</p>
<p>Ben, yaklaşık yarısının korkudan kaynaklandığını söyleyeceğim. Başka bir deyişle, yaşamınızda bir seçim yapıyorsunuz, çünkü başka bir şeyden korkuyorsunuz. Bir şeyden uzaklaşıyor ve başka bir şey seçiyorsunuz ki, korkuyla yüzleşmek zorunda kalmayın. Bu, çok iyi bir yaşama biçimi değildir.</p>
<p>Birçok seçiminiz baştan çıkarmadan kaynaklanıyor. Bir kurban olma gibi şeylere ayartılıyorsunuz. Aslında, güzel bir gün geçirmeye, ama buna değer olmadığınızı hissetmeye ayartılıyor ve kötü bir gün yaratıyorsunuz. Başka insanların dramları sizi çok, çok kolayca baştan çıkartıyor. Buna çok kolayca kapılıyorsunuz. Kendi veçheleriniz, sizi manipüle eden parçalarınız gibi şeyler sizi baştan çıkartıyor. Duyduğunuz o sesler, bazen o garip dürtüler, devreye giriyor ve seçim yapmanıza yardım ediyor, ya da seçimlerinizi etkiliyor.</p>
<p>Bazı seçimler aslında sevinç, coşku ya da mutluluğa dayanıyor, ama bunlar yeterince değiller. O nedenle, seçimlerinizin nereden geldiğine bakmaya ve hissetmeye başlayın.</p>
<p>Seçimler, bir egemenlik, bağımsızlık alanından, bir farkındalık alanından, ve onu istediğiniz için gelmeli. Onu siz seçersiniz. Böylece, bu Yeni Enerji deneyimini yaşamınıza sokarken, farkındalık, anahtar bir etmen olacaktır. Farkındalık. Farkında olmanızı isteyerek sizi deli edebilirim.</p>
<p>Siz bir bilinç varlığısınız, ve bir bilinç varlığının farkındalık olması gerekir, ama o farkındalık ve bilinç kutulanmış halde ve kapatılmış ve tecrit edilmiş halde. Ben şimdi bunu, farkındalık içinde olmayı yeniden ortaya çıkartacağım.</p>
<p><strong><em>Ne İstiyorsunuz?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Böylece, geçen ay toplandığımızda size sordum, ne istiyorsunuz? Ne istiyorsunuz? Şimdi bununla devam edelim.</p>
<p>Pekâla, David, ne istiyorsun?</p>
<p>DAVID: Gerçek benliğimi derinden hissetmek ve deneyimlemek.</p>
<p>ADAMUS: Peki. Ben öyle ya da böyle herhangi bir yorumda bulunmayacağım. Evet. Ve, Edith, istediğin nedir?</p>
<p>EDITH: Ben, istediğim şeyi tam olarak nasıl yaratacağımı bilmek istiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Harika. Teşekkür ederiz. Pete’e geçir.</p>
<p>PETE: Benimle karşılaşan her insanın değer verildiğini ve kabul edildiğini hissetmesi.</p>
<p>ADAMUS: Değer verilmesi ve kabul edilmesi. Harika.</p>
<p>PETE: Ve bunu hissetmeyenlere de iyilik diliyorum.</p>
<p>ADAMUS (güler): Ve Laura’ya geçelim.</p>
<p>LAURA: Ben oynamak istiyorum. Ben hep oynamak istiyorum.</p>
<p>ADAMUS: İyi. Ve Jane.</p>
<p>JANE: Ben tutkumda olmak ve buraya ne yapmak için geldiysem onu yapmak istiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel, teşekkür ederiz. Leslie.</p>
<p>LESLIE: Eğlence.</p>
<p>ADAMUS: Eğlence mi?</p>
<p>LESLIE: Bunun geri kalanında sadece eğlence istiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Harika. Mary?</p>
<p>MARY: Ben yaratıcılığımı, şimdi olduğundan daha fazla açmak istiyorum. Suzy?</p>
<p>LİNDA: Suzy Schemel mi!?</p>
<p>SUZY: Ben yeni deneyimler toplamayı – bunu sürdürmeyi isterdim.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel.</p>
<p>SUZY: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Ve sonra elbette Dave.</p>
<p>LİNDA: Dave Schemel.</p>
<p>DAVE: Yargısızca deneyimlemek ve genişlemek.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. Katherine?</p>
<p>KATHERINE: Her kimsem sevinç içinde o olmak ve yaratmak ve sevmek ve dans etmek ve olmak istiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. Alane?</p>
<p>ALANE: Ben bir dolu eğlenceli şeyi deneyimlemek ve gezmek ve bunu da türlü türlü farklı insanlarla deneyimlemek istiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Holly?</p>
<p>HOLLY: Sanırım ben, herşeyden çok, birlik içindeki birliği deneyimlemek istiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Kathleen, sana geçen ay sordum ve sen aslında dedin ki, “yaşamın coşkulu ifadesi. Genişlemek ve ifade etmek.”</p>
<p>KATHLEEN: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten. Ve ben öyle etkilendim ki, “BNİ” dedim.</p>
<p>KATHLEEN: Bu ne için.</p>
<p>ADAMUS: Bu, nereden geliyor? (kahkahalar)</p>
<p>KATHLEEN: Bu nereden mi geliyor?</p>
<p>ADAMUS: Evet. Nereden geliyor, çünkü çok yaklaşmıştı. Oraya varmak üzeresin, çok yaklaştın. Peki bu ay ne seçiyorsun?</p>
<p>KATHLEEN: Aynı şeyi.</p>
<p>ADAMUS: Aynı şeyi, mükemmel.</p>
<p>KATHLEEN: Ben sadece her neredeysem, her neysem onun keyfini çıkarmak istiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. Peki, harika, teşekkür ederiz.</p>
<p>KATHLEEN: Bir şey değil.</p>
<p>ADAMUS: Böylece şimdi soruyu sordum, ne istiyorsunuz? Üstüste iki ay boyunca. İlginç yanıtlar. İlle de gerçek yanıtlar değil ama ilginç yanıtlar, çünkü, sevgili Şambra, herşeyden önce, onu gerçekten isteseydiniz, dediğim gibi, sahip olurdunuz. Gerçekten isteseydiniz. Yani bu isteklerin ve arzuların birçoğu zihinden geliyor. Gerçek isteklerinizin birçoğu insanca ihtiyaçlarınızın karşılanması ve gözetilmesine yönelik.</p>
<p>Şu anda gerçekten istediğiniz şey, benim bir taşı alıp da altına çevirmem. Bundan gerçekten hoşlanırdınız. (izleyiciler “Evet!” der) Ve işte bu, baştan çıkarmadır. Dikkatinizi dağıtırdı. Kesinlikle dikkatinizi dağıtırdı, ve siz yaşamınızın geri kalanını, bunu nasıl yaptığımı anlamaya çalışmakla geçirirdiniz.</p>
<p>LİNDA: Ama insanlar bilmek istiyor, bu o kadar kötü bir şey mi?</p>
<p>ADAMUS: Kötü değil – dikkat dağıtıcı, ve burada olmayı seçmenizin nedeni bu değil.</p>
<p>İsteklerinize geri dönelim. Ve bugün burada yaptığımız tartışmanın temeli şu, siz aslında ne istediğinizi bilmiyorsunuz. Gerçekten bilmiyorsunuz. Bazı laflar ediyorsunuz ve bu sizi iyi hissettiriyor, ama paylaşanlar bile, onların ne anlama geldiğini bilmiyorlar. En büyük sorunumuz – yolun her adımında yaptığımız gibi sizinle birebir çalışırken yaşadığım en büyük sorun – ne istediğinizi bilmemenizdir. Bilmiyorsunuz. Hiçbir fikriniz yok, üstelik bu her gün de değişiyor!</p>
<p>Hayatınızı, ne istediğinizi anlamaya çalışmakla geçiriyorsunuz. Bir gün bunu; öteki gün şunu. Sonra da depresyona giriyorsunuz ve kızıyorsunuz ve sinir oluyorsunuz, çünkü ne istediğinizi bilmiyorsunuz.</p>
<p>İstemeniz gerektiğini düşündüğünüz şey sizi yoldan çıkarıyor. Siz… (Adamus iç geçirir) kendinizi bir dolu tuzağa düşürüyor, monoton ve sıkıcı bir yaşam tarzına mahkum ediyorsunuz, çünkü bir gün “şunu” istiyorsunuz, ertesi gün “bunu.” Bir gün önceliğinizin insanca ihtiyaçlar olduğunu düşünüyorsunuz – yaşamınızda bazı şeyler istiyorsunuz – ertesi gün bunlar ruhsal ihtiyaçlar oluveriyor. Ne istediğinizi bilmiyorsunuz.</p>
<p>Ve iyi haber şu ki, tam olarak olmanız gereken yerdesiniz. Tam olarak olmanız gereken yerde! (izleyiciler tezahürat yapıp alkışlar) Peki bu ne anlama geliyor? Mükemmel bir soru. Herşeyden önce, şimdi derin bir nefes alıp “Tanrı’ya şükür” diyelim. (izleyiciler, “Tanrı’ya şükür” der) Kendinize teşekkür edin. Ne istediğinizi bilmemekle – tam olarak olmanız gereken yerdesiniz.</p>
<p>Bu bir açmaz gibi görünebilir ve gerçekten güzel bir günü berbat edebilir (kahkahalar), ama kesinlikle uygundur. Neden? Çünkü siz bir metamorfozdan geçtiniz, yalnızca bir insan olmanın, kendinizi yalnızca insan olarak algılamanın dönüşümünden geçtiniz; başkaları tarafından sevilmek ve kabul edilmek ihtiyacı, para gibi şeylerin cebinizde olması ihtiyacı, sofrada yemek, size bir derece saygı kazandıran bir iş ihtiyacı, fiziksel sağlık gibi şeylere ihtiyaç duymak – (bu gibi şeyleri) temel alan eski insan ihtiyaçlarının düzleminden geçtiniz. Kendinizle en azından bir derece rahat olmayı gereksiniyorsunuz. Fazla değil, sadece bir derece. Kendinizle rahat olmanın genel düzeyi şu kadarcık (Adamus parmaklarıyla 2.5 cm’lik bir mesafe gösterir). Oysa siz kendinizle tümüyle rahat olmalısınız, kendinizle tamamen rahat olmalısınız.</p>
<p>Böylece bu muazzam değişimden geçtiniz – artık yalnızca insanca gereksinimleri olan bir insan değilsiniz, şimdi tanrısallığın, içinizdeki Tanrı’nın çıkmasına izin veriyorsunuz. O, oradan bir yerlerden çıkmıyor. O, içinizden çıkıyor.</p>
<p>Siz insanla tanrısal olanın bütünleşmesine şu anda izin veriyorsunuz – bu artık bir felsefe değil, yalnızca edilen sözler değil, ayda bir kez gittiğiniz ve sonra dünyanıza geri döndüğünüzde hepsini tümüyle unuttuğunuz bir çalışma grubu değil – ama aslında buna gerçekten izin vermek. Aslında bunu gerçekten gerçekleştirmek.</p>
<p>Bu yüzden, bu geçiş, bu bütünlenme sürecinde/işleminde, istediğinizi sandığınız herşey bulanıklaşacak ve kafanızı karıştıracaktır. Önem verdiğiniz hiçbir şeyden artık emin değilsiniz. Geleceğe ilişkin herhangi bir hedefin ya da amacın birdenbire anlamı kalmadı. Tutkunuz olduğunu sandığınız şey ansızın heyecanını kaybetti. Istediğinizi sandığınız şeyi artık isteyip istemediğinizi bile bilmiyorsunuz. Sözünü edebilirsiniz. Oldukça güzel bir şeyle ortaya çıkabilirsiniz, ama yarına kalmadan değişecektir. Bu, yarın kesinlikle değişecektir – ve bu iyi bir şeydir. Gerçekten öyledir. Sorun sizde değil. O arzunun – istediğiniz o şeyin – her gün değişmesinde bir sorun yok. Ki değişmeli de. Değişmeli.</p>
<p>Şu ara içinden geçtiğiniz döngüde kesinlikle değişmeli. O yüzden, lütfen kendinizi sevin. Şu ara muazzam miktarlarda enerji, muazzam miktarlarda yaratıcılık geliyor, o yüzden farklı farklı düzeylerden esinleniyorsunuz, ve bir yandan da hâlâ insan düzeyinizdeki istekler ve ihtiyaçlar devreye giriyor, ve bunların tümü büyük bir keşmekeş içinde biraraya geliyor. Büyük bir kaos içinde. Ama kaosla, kargaşayla ilgili daha önce söylediğim şeyi biliyorsunuz. Bu aslında kaos ya da kargaşa değildir. Bu yalnızca ona bir tezgâhtan, bir dokuma tezgâhının altından bakarsanız kaos gibi görünür. Karmaşa gibi görünür. Ama ona yukardan bakacak olursanız, o çok güzel bir dokumadır.</p>
<p>Aslında şu anda yaşamınızda bir kargaşa yok. Bir geçiş, bir dönüşüm var, yaşamınızda şu anda bir simya meydana geliyor. Muazzam miktarda bir simya. Hâlâ bir şekilde nasıl idare ettiğinizi görüyor musunuz? Başka bir deyişle, yıkılmadınız. Düşüp parçalanacağınızı düşünüyorsunuz. Her an paramparça olacakmış gibi hissediyorsunuz. Geceleri yatağa girip, “Tanrı’ya şükür bugün yanıp kül olmadım” diyorsunuz. (kahkahalar) “Tanrı’ya şükür ki hayatta kaldım, belki yarın yıkılırım, ama en azından bu geceyi atlattım.”</p>
<p>Yıkılmayacaksınız. Paramparça olmayacaksınız. Yalnızca öyle olacakmışınız gibi hissediyorsunuz. Yıkılmayacaksınız. Çevrenizde olan biten şu enerjiler var. Gerçekliğinizin temelini oluşturan herşey kesinlikle değişiyor. Çoğu insan bunlardan nasıl geçiyor biliyorsunuz, bir hedefleri ya da planları ya da arzuları var. Bu onları A noktasından B’ye getiriyor ve onlar oraya varıyorlar, biraz rahatlamış bir halde, ve sonra bir sonraki planı yapıyorlar, B noktasından C’ye. Bu ilginç bir olgudur, ve ben bir dakikaya kadar bu konuda konuşacağım, ama – buraya gelme nedenimi oluşturan şeyi zaten söylemiş olmama rağmen – onlar bir adımdan ötekine ve sonra ötekine varmak amacıyla hedefi ya da isteği kullanıyorlar. Ve bu da, sizin kendi yaşamınızdan nasıl geçtiğinize çok benziyor.</p>
<p>Örneğin gençken, okulu bitirmek gibi bir hedefiniz vardı. Sonra, bir kariyer ve aile sahibi olma hedefiniz vardı. Birbiri ardına hedefleriniz vardı. Şu anda da bir hedefiniz var – o her neyse, belki de bu kanallığın sonuna kadar dayanabilmektir (kahkahalar) “Lütfen Tanrım!” – ama hayat işte böyleydi.</p>
<p>Şimdi bir an için geri çekilin. Bu, oldukça kısıtlı bir yaşama biçimi değil mi? Ve az çok da korkutucu bir yaşama tarzı değil mi? Ve bir şekilde de hiç doyurucu olmayan bir yaşama tarzı değil mi? Siz ölene kadar. Eh, bu oldukça garip bir hedef – öleceğin noktaya kadar dayan. Ölene kadar hayatta kal. (bazı gülüşmeler)</p>
<p>İşte çoğu insan böyle yaşıyor, ve siz de bu şekilde yaşadınız, onun için fazla gülmeyin. (Adamus kıkırdar) Düne kadar böyle yaşadınız. Ve sonra bugün, bunu farklı gerçekleştiriyoruz.</p>
<p>Ben onun için “Ne istiyorsunuz?” diye soruyorum, ortalığı biraz karıştırmak için, düşünmenizi sağlamak için. Ve size şunu söyleyeyim, grubun önünde ne istediğinizi söylediğiniz zaman – yoo, bu hiç de gerçekten istediğiniz şey değil. Hiç değil. Onu istediğinizi sanıyorsunuz, ama aslında istemiyorsunuz – söylediğiniz her neyse, ne olduğu umurumda değil. Ne istediğinizi bilmiyorsunuz.</p>
<p>Böylece, bu güzel enerjide bir an kalalım ve olmasına izin verelim.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Ne istediğini bilmemek.</p>
<p>Tanımlamaktan çıkmak.</p>
<p>Hedeften çıkmak.</p>
<p>Belki Eski Enerji arzularından çıkmak.</p>
<p>Eski beklentilerden çıkmak, çünkü bunların hepsi şimdi değişecek. Hepsi değişecek.</p>
<p><strong><em>Tutku</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Bunların hepsine değinmemin nedeni, bunun önemli olmasının nedeni, sevgili Şambra, öncelikle, artık ne istediğinizi bilmek zorunda olmadığınızı bilmeniz ve biraz rahatlamanızı sağlamanızdır. Bu, garip bir yaşama biçimi olacak, ama bunun yaşamanıza gerçekten izin verdiğini göreceksiniz.</p>
<p>Bu, birçok tartışmaya, bir dolu akılcı tartışmalara konu olacak. “Evet, ne istediğimi pekâla biliyorum” diyen birçok insan olacak, ama ben onlara da meydan okuyorum. Hayır, gerçekten bilmiyorsunuz, ve bir süreliğine bu konuda huzurlu olabilir misiniz?</p>
<p>Er ya da geç bir anlayışa varacaksınız – bugün değil. Gerçek istekleri aşan bir şeyin anlayışına geleceksiniz. Uzun zamandır ilk kez öylesine derin, öylesine anlamlı bir tutkuya sahip olacaksınız ki, gerçekliğinizi nasıl yarattığınızı anlamanızı, gerçekte kim olduğunuzu anlamanızı sağlayacak. Ama bu, düşündüğünüz gibi bir istek olmayacak. Siz kendi içinizde – daha iyi bir kelime olmadığı için – gerçek bir tutku (noktasına) geleceksiniz. Ve ben bir meşguliyetten ya da hobiden ya da buna benzer herhangi bir şeyden söz etmiyorum, ama kendinizle ilgili bir tutkuyu kastediyorum; kendinize duyduğunuz aşktan, yoğun ve ifade edici bir aşktan söz ediyorum.</p>
<p>Ve o noktada artık ne yaptığınız ya da yapmadığınız farketmez. Sahip olacağınız öylesi bir ruhsal tutkuyla, bu gerçekten farketmeyecektir. Artık farketmek zorunda olmayacaktır; yalnızca olacaktır.</p>
<p>Şimdi, görüyorsunuz ki burada biraz zihinsel olabilen kelimeler kullanmak zorunda kalıyorum, yoksa (bu söylediklerim) gizemli bir hal alır, ama ben sizlerle olmakta olanları ve olacak olanları paylaşıyorum. İsteklerin ötesine geçerek tutkuya (girmek).</p>
<p>Tutku, kelimeler yetersiz kaldığından – tutkuyu nasıl ifade edersiniz? – o, Ben’in gerçek anlayışıdır. İnsan düzeyinde gerçekleştirdiklerinizin gerçek parlaklığına şimdi tanrısal düzeyi de getirmek.</p>
<p><strong><em>Yeni Enerji</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Bunların hepsine değinmemin nedeni, başka bir şey daha olacağı içindir. Bazılarınız şu son aylarda bunu şimdiden deneyimliyor, ve bu, çok önemli bir nokta. Siz, Yeni Enerji denen şu şeyi yaşamınıza davet ettiniz. Tanrısallığı yaşamınıza davet ettiniz. Önceki çizimlerde gördüğünüz gibi, Eski Enerji, Yuva’ya geri dönme tutkusundan yaratılmıştı. Bütün enerjileri bu yaratmıştı, ve bu enerji bilinciniz tarafından gerçekliği yaratmak , tezahür ettirmek için kullanıldı.</p>
<p>Yeni Enerji şimdi Yuva’nın size gelmesi gibi geliyor, Tanrı’nın, sizin size geri gelmesi. Yeni Enerji budur. O, titreşimsel değildir, ki bunu çok kez duydunuz. O, genişleyicidir, aynı anda her yöne. Eski Enerji’ye benzemez ya da onun gibi davranmaz ya da hissedilmez, ve sizin bir yanınız onun öyle olmasını istiyor. Onu Eski Enerji kavramlarıyla tanımlamak istiyorsunuz. Onun sadece daha büyük, daha güzel Eski Enerji olduğunu düşünüyorsunuz. Değildir. Tümüyle farklıdır.</p>
<p>O Yeni Enerji, insanla tanrısallığın nihayet bütünleşmesinin bir yan ürünüdür. Onu yaratan budur. Hatta bu, meleksel alemlerde bulunanlar için bile yenidir, onlar izliyor ve gözlemliyorlar. Onlar çok mahrem, çok özel bir biçimde sizin farkındalar, çünkü Dünya’daki insanlar nasıl yol alıyorsa, tüm yaratı da öyle yol alıyor. Bu nedenle, bunun nasıl çalıştığını görmek onları fazlasıyla ilgilendiriyor.</p>
<p>Şu ara yaşantınızda olanlar, şeylerin biraz düzensiz, biraz yolunu şaşırmış olmasının nedeni – aslında dürüst olalım, gerçekten yolunu şaşırmış olması – şu ara şeylerin gerçekten tepetaklak olmasının nedeni şudur: Yeni Enerji geldi.</p>
<p>O sizin yaratınızdır, ama, böyle de denebilir, farklı bir alemden, tümüyle farklı bir temelden geliyor, ve burada, Dünya’daki yaşamınızla bütünleşmek üzere geliyor. O şimdi sizi keşfe çıktı. Duygularınızı keşfediyor, çünkü bütünleşme sürecinde/işleminde sizin nereden geldiğinizi ve nelerden oluştuğunuzu anlamak zorunda. Yaşamınıza nasıl gireceğini bilmek istiyor. Sizinle mücadele etmek istemiyor. Yaşantınızın bir parçası haline nasıl geleceğini bilmek istiyor. O, ezelden beri aradığınız tanrısal enerji, ve o burada. Ve o, “Senin şu duygusal yanın nasıl iş görüyor?” demek için geliyor. Ve onun için de hemen girip sizi araştırıyor.</p>
<p>O sizindir. Bu, yabancı varlıkların (uzaylıların) yaptığı bir araştırma değildir; onlar farklıdır. Bu, izinsiz olarak dışardan gelip de zorla araştırma yapan bir enerji değildir. Ama, bunu söylememize rağmen, hâlâ bütün bunları nasıl tanımlayacağını ya da anlayacağını bilemeyenler var, böylece onlar uzaylılarla karşılaştıklarını görecekler rüyalarında, ya da belki böyle düşünecekler. Olasılık şu ki – eğer bu bir Şambra grubuysa – olasılık şu ki, bu bir uzaylılarla karşılaşma olmayacaktır. Bu, “David, devam etmeni sağlayan nedir?” diyen Yeni Enerjidir.</p>
<p>Bu arada, devam etmenizi sağlayan, devam etmenizi sağladığını düşündüğünüz şey değildir. Duygulardır. Arzulardır. Bu veçhelerdir. Hislerdir. Seçimlerinizin, öyle olduğunu düşünmekten hoşlansanız bile, akılsal olmadığını söylediğimi hatırlayın. Akılsal değildirler. Duygusaldırlar. Böylece Yeni Enerji içinize giriyor ve o seçimleri yapmanıza neyin sebep olduğuna bakmaya ve bunu hissetmeye başlıyor. Şu anda, sizin geçmiş yaşamlarınıza giriyor, onları araştırıyor, çünkü bu sizin bir parçanız. Sizi meydana getiren şey.</p>
<p>Böylece, bu Yeni Enerji Dünya’ya geliyor. Eh, önünüzdeki tabağa düşmüyor. İçinize giriyor. Onu hissedeceksiniz. Her bir parçanızı araştırıyor. Zihninizin nasıl çalıştığını anlayacak. Şu anda mantık işleminize giriyor. Mantık nasıl çalışır? Fiziksel bedene giriyor. Bazılarınız son zamanlarda tepkiler yaşadınız – “Bedenime neler oluyor?” – çünkü onun oraya girdiğini hissediyorsunuz. O, şu anda her bir parçanıza giriyor.</p>
<p>Bunun, meydana gelmekte olan evlilik ve bütünlenme işleminin bir parçası olduğunu da söyleyebilirsiniz, bu nedenle de yönünüzü şaşırmış gibi hissetmenize neden oluyor. Ve bu Yeni Enerji özellikle duyarlı bir noktaya çarptığında – bir anıya, hâlâ çok, çok hassas olan bir yaraya – bunu hissedeceksiniz. Bu hisler ansızın yüzeye çıkacak ve diyeceksiniz ki, “Peki bu şimdi durup dururken neden ortaya çıktı?” Bugüne kadar şöyle diyecektiniz, “Tanrı bana nasıl bir ders vermeye çalışıyor? Ruh bana ne söylemeye çalışıyor?” Hiçbir şey. Hiçbir şey. Bu, yaşamınıza giren Yeni Enerjiye verilen bir tepkidir – fffttt! – o, kim olduğunuzu anlamak istiyor; siz ilerlerken sizinle nasıl çalışacağını anlamak istiyor. O bütünleşmek istiyor. Zorla ele geçirmek isteyen güçler yok. O… eh, o sizdir. O, sizinle birlikte olmak üzere gelen yeni sizdir. Ne kadar şaşırtıcı.</p>
<p>Ama o siz olmasına rağmen, hiç bu gerçeklikte bulunmadı. Onun için de şimdi keşfe çıkacak, ve belki sizin bile kendinizle ilgili bilmediğiniz bazı şeyleri keşfetmenize neden olacak. O şu anda burada.</p>
<p><strong><em>Kontrolü Bırakın ve Güvenin</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Sizden ricam, sevgili dostlar, şimdiye kadar olduğundan çok daha fazla, kendinize kesinlikle güvenmek zamanıdır. Bir şeyler olduğunda – yeni şeyler – kendinizi geri çekmek gibi bir eğilime sahipsiniz. Eğer bir şeyi tümüyle akılsal yollardan anlamazsanız, onu anlayana kadar ona direniyor ya da onu kontrol etmeye çalışıyorsunuz. Bu, hiçbir yoldan kontrol edilemeyecektir. Ve bu da (sizi) zorlayacaktır.</p>
<p>İnsanlar kontrole bayılıyor. Biliyor musunuz, insanlar dışsal ortamlarını kontrol etmeyi seviyorlar çünkü böylece sanki içsel ortamlarının pekâla olduğunu hissetmek istiyorlar. Oysa değildir. Değildir. Dışsal ortamın ya da çevrenin kontrol edilmesi dikkatin dağıtılmasıdır ya da kendini-aldatmaktır. Herşeyi kontrol edebiliyorsanız, burada, içerdeki herşeyin yolunda gidiyor olması gerekir diye düşünüyorsunuz. Bunu bir an için bırakalım.</p>
<p>Siz tanrısallığı içinize davet ettiniz ve o geldi. Siz Yeni Enerjiyi içinize davet ettiniz ve o geldi. Onu kontrol etmeyebilir misiniz?  Ha, siz evet diyorsunuz, ama onun meydan okumalarıyla karşı karşıya kalacaksınız, özellikle de bu ay. Ama az önce meydan okumalarla ya da zorluklarla ilgili ne dedik? Kötü olması gerekmiyor. Değişim ve zorluklar… göreceksiniz ki – bir örnek olarak uykuyu kullanalım – uykunuzun çok huzursuz olduğunu göreceksiniz. (bazı gülüşmeler)</p>
<p>ŞAMBRA: Gerçekten de!</p>
<p>ADAMUS: Ve rüyalarınız – bu Yeni Enerji şu an rüyalarınızın hemen içine girecek. Ben bu yüzden sizden günlük tutmanızı istedim. O şimdi (rüyalarınıza) katılıyor. Rüya halinde neler olduğunu bilmek istiyor. Neler oluyor? Ve rüyalarınız değişecek bu arada – rüyalarınızın yoğunluğu, rüyalarınızın rengi, rüyalarınızın anlamı. Rüyalarınızı anlamak amacıyla artık eski rüya simgelerini kullanmayın. Kendinizi gerçekten karmakarışık edersiniz.  Ben şimdi rüyalara girmek istemiyorum, ama o yaşamınızın her bir parçasına giriyor, ve bazı günler zaman zaman fiziksel olarak ilişkiniz kesilmiş, sanki zaman-mekân süreklisinde işlevsel olamıyormuş gibi hissetmenize neden olacak, ama istediğiniz bu değil miydi? (kahkahalar) Zamanın ve mekânın ötesine geçmek istemiyor muydunuz?</p>
<p>Siz şu anda zorlanacaksınız, çünkü bu sizi rahatlık alanınızdan çıkartacak. Ama gerçekten istediğiniz bu değil mi? Hayır, ne istediğinizi bilmiyorsunuz! (Adamus güler) Ve bu iyi. Böylece, ne istediğinizi bilmiyorsunuz ve herşey değişiyor. Bu kulağa berbat geliyor, öyle değil mi?</p>
<p>ŞAMBRA: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Oysa değildir. Güzeldir. Kesinlikle güzeldir – eğer kendinize güveniyorsanız. Burada kendinizle uğraşıyorsunuz – tanrısallığınızla, tanrı-benliğinizle, hep birliğe geri getirmek istediğiniz o parçanızla. O nedenle, kontrolü kesinlikle bırakmak zamanıdır.</p>
<p>Aa, ve diyorsunuz ki, “Ama kontrolü elden bırakırsam, o zaman dünyadaki tüm dışsal güçler… Ben incinebilir, savunmasız halde olacağım ve onların hepsi bana saldıracak. Ve beni sürekli manipüle eden insanlar şimdi gerçekten üzerime atılacak, çünkü savunmamı indirmiş olacağım. Ve hastalık ve mikroplar içeri girecek ve ben hastalanacağım, çünkü şu enerjisel duvarı kullanıyorum ve hastalıkların girmesine izin vermiyorum.”</p>
<p>Yani tüm bu savunmaları indireceksiniz, ve çok garip hissedeceksiniz, gerçekten, çok savunmasız, ve işte güven noktası ve enerjisel simya noktası budur. Şu… taşları altına (dönüştürmek)  &#8211; kendinize güvendiğinizde, tüm savunmalarınızı indirdiğinizde, yaşamınızda olup da sizi sürekli manipüle eden kişiyle ilgili kaygılanmadığınızda meydana gelen şu anki enerjisel simyanın yanında bu hiç kalır. İnsanlar sizi manipüle edemediği zaman, gidip bir başkasını bulurlar. Ama siz gerçekten kendinize güvendiğinizde ve bu Yeni Enerjinin girmesine izin verdiğinizde, insanların manipülasyonuyla ilgili artık kaygılanmak zorunda olmadığınızı göreceksiniz.</p>
<p>Siz oyundan çıkıyor olacaksınız, ama oyun yine de baştan çıkarıcı olacaktır. Eski bir yaşama tarzından çıkıyor olacaksınız, ama yine de bir yanınız o eski tarza geri dönmek isteyecektir. Böylece, bir kez daha, “Ben ne istiyorum – eski tarzı mı, yoksa yeni tarzı mı?” bilmecesinde sıkışıp kalacaksınız. Ve ben size yanıtı hemen şimdi verebilirim – her birinden biraz isteyeceksiniz. Ve bu da herhalde bunu gerçekleştirmenin en iyi yolu değildir. Siz, bir ayağınız Eski Enerjide, öbür ayağınız Yeni’de olsun isteyeceksiniz. Belli kontrolleri, yaşamınızda belli kalıpları ve döngüleri, ve insanları ve dramları ve başka şeyleri tutmanın güvencesini isteyeceksiniz. Bunu isteyeceksiniz, çünkü rahattır.</p>
<p>Ama bu Yeni Enerjiyi gerçekten isteyen bir parçanız da var. Ha, o da aslında baştan çıkarıcıdır, sadece düşüncesi bile. “Ben bir Yeni Enerji insanıyım. (Adamus’un caka satarak yürümesi ve komik bir şive kullanması kahkahalara neden olur) Hiçbir şey hakkında kaygılanmam gerekmiyor. Ben senden daha iyiyim, çünkü ben Yeni Enerjiyim.”</p>
<p>LİNDA: O şive de neydi?</p>
<p>ADAMUS: Cauldre’nın şivesiydi.</p>
<p>Böylece, her ikisini de isteyen bir parçanız var, ve garip bir şekilde şu anda her ikisine de sahip değilsiniz. Bu ‘iki arada bir derede’ halinde aslında ikisine de sahip değilsiniz. Eski’yle pek bağlantıda değilsiniz. Yeni’yle de pek bütünleşmediniz. Peki neredesiniz? Kaosta, karmaşıklık içinde! Ne istediğinizi ya da kim olduğunuzu bilmediğiniz bir kaos içinde. Ve bu, sevgili Şambra, güzeldir. Öyledir aslında. Tam olarak bulunmanız gereken yerdir.</p>
<p>Yolun her adımında sizinle olan, sizin desteklenmenize ve rehberliğinize yardımcı olan koca bir varlıklar ekibi var – meleksel varlıklar, insan varlıklar, yakınlarda insan olmuş varlıklar. Ansızın – ben Ralph’i seçiyorum çünkü benim onu seçmemi istemedi – kendinizi ansızın o müziği artık hiç umursamadığınız bir durumda bulursanız. Size hiçbir şey ifade etmedğinde, hepsi eski müzik gibi geldiğinde. Şu anda ona karşı belli bir tutku ve sevgi duyuyorsunuz ama, gidiverirse ne olur, umursamaz mısınız? Peki ruhsal yolculuğunuzu bile umursamazsanız, ne olur? Bu, kendinize en yakın ve candan tuttuğunuz şeydi ve benim de size bazen spiritüel alkolik dememin nedeniydi, çünkü ona ille de sahip olmanız gerekiyor.</p>
<p>Bunların hepsi gittiği zaman, artık hiçbir şey gerçek anlama sahip olmadığı zaman, doğru yerdesinizdir. (biri “Yaşasın!” der ve Adamus güler) Siz doğru yerdesinizdir ve bu uygundur, ve paniklemeyin. Sadece güvenin – kendinize, bana değil, başka herhangi birine değil – çünkü bu Yeni Enerji bunu bile araştırıyor. Hiçliği, boşluğu, arada-kalmayı, tümüyle kaybetme duygusunu – o bunu anlamaya çalışıyor. O sizi anlamaya çalışıyor. O sizdir. Bu pek de doğru değil – diyebilirsiniz, ama o, gelecekten gelip şu anda içinize giren sizdir. Ama o, zaman çizgisi anlamında gelecek değildir. O, olduğunuz tüm potansiyeller olarak sizdir ve şu anda size geliyor. Yalnızca ziyarete değil, içinize giriyor. İçinize giriyor. Ve olmakta olan budur.</p>
<p><strong><em>Yeni Enerji Deneyimi</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Böylece buna derin bir nefes alalım. Zamanın bu sonraki kısa döneminde – zaman kelimesinden hoşlanmıyorum – ama bu sonraki kısa dönemde, Yeni Enerji bilincinin bir deneyimini yaşayacaksınız. Bu sizi şaşırtacak. Nefesinizi kesecek – taa ki Aandrah’ı hatırlayıp da nefes alana kadar. Sizi öylesine kahredecek ki, şimdiye kadar şeyleri neden hep belli biçimlerde yaptığınıza şaşacaksınız. Sizi yeniden kendinizle aşk yaşamaya geri getirecek ve diğer herşey için de belli bir şefkat beslemenizi sağlayacak. Kendinizi ne kadar zorladığınızı anladığınızda, diğer herşeyle birlikte size de o doğal şefkati gösterecek.  Şöyle bir şey yaptıracak size – elinizi alnınıza vuracak – ve diyeceksiniz ki, “Adamus, bunu bize daha önce neden söylemedin?”  Ama söyledik.</p>
<p>Bu deneyimi yaşadığınız zaman, bu deneyimden kuşku duyma, bu deneyimi reddetme ve “Bu gerçekten bir Yeni Enerji, yeni bilinç deneyimi mi?” deme eğilimi olacaktır. Onu önemsememe eğilimi olacaktır. Bunu yapmayın. Kendinize onu yaşadığınız iznini verin. Kendinize onu yalnızca deneyimlediğiniz iznini verin.</p>
<p>Onu hemen kopyalamaya (aynını yeniden tekrar etmeye) çalışmak gibi bir eğilim de olacaktır. Yapmayın. Yapmayın, çünkü edineceğiniz sonraki deneyim, ilkinden çok farklı olacaktır. İlki, inanılmaz coşku, esin (ilham) niteliklerine sahip olabilir. Sonraki, huzur ve hoşnutluk ve kendinle bir olma niteliklerine sahip olabilir. Ondan sonraki ise tümüyle farklı niteliklere sahip olabilir.</p>
<p>Ve bu deneyimler devam ettikçe, daha sıklaşırlar, ve derinlikleri ya da yoğunlukları açısından arttıkça da, buna sadece izin verin. Kendinize güvenin ve bunun yaşamınızdaki bazı şeyleri çarpıcı biçimde değiştireceğini anlayın. Ve bu deneyimi yaşamazsanız – ki yaşayacaksınız – ama yaşamayacak olursanız, (bilin ki) bu bir yarış değil. O olacak. Biz bu nedenle buradayız – bu nedenle burada sizinle çalışıyoruz; bu nedenle Tobias gittikten sonra ben devraldım – Dünya’daki bu Yeni Enerjinin gerçekten bütünlenmesinde rehberlik etmeye başlamak için.</p>
<p>Biz yalnızca onunla ilgili konuşmayacağız. Biz onunla ilgili paylaşmaya başlayacağız, ama kavramsal olarak konuşmayacağız. Söylemek istediğim şeye dikkatinizi çekmek için bugün tahtaya hiçbir şey çiziktirmediğimi farkediyorsunuz – başka günlerde bunu (yine) yapacağım – ama bugün bunun bir deneyim olacağına dikkatinizi çekiyorum… bir deneyim olacak. Hazır mısınız? Yanıt vermeyin. (kahkahalar)</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Zihinsel Dengesizlik</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Bugün arta kalan birkaç dakikamızda ve enerjilerin dengelenmesini beklerken, ben biraz zihinsel dengesizlikten söz edeceğim. Bu, şu anda Dünya’daki en büyük sorunlardan biri – Dünya’da gerek tek tek kişilerde gerekse toplumlarda daha fazla zihinsel dengesizlik, ve şimdiye kadar olduğundan çok daha önemli bir zihinsel dengesizlik var. Biz, ilgilenen Şambra’yla birlikte bir çalışma yapacağız, ve sizin psikolojik dengesizlik diyeceğiniz şeyin üstesinden gelmenin gerçekten yeni yollarına bakacağız.</p>
<p>Şu anda zihinlerde fazlasıyla gerginlik var, ve ben burada ille de Şambra’dan söz etmiyorum. Sizinle ilgili konuşmuyorum. Ben nörotik ya da şizofren ya da psikotik olan, ya da onlara yapıştırılan diğer etiketlere sahip insanlardan söz ediyorum. Ancak, zihinsel kısıtlamalarla doğmuş olanlardan söz etmiyorum; bu farklı bir kategoridir. Ben, anlıyor musunuz, şu Şimdi ânı türünden şeyde delirmekten söz ediyorum.</p>
<p>Doğumda ya da ilk aylarda ya da ilk yıllarda meydana gelen zihinsel özürlülüğün ve zihinsel kısıtlamaların büyük bir bölümü aslında daha çok karmayla bağlantılıdır.</p>
<p>LİNDA: Otizm de bu kategoriye giriyor mu?</p>
<p>ADAMUS: Otizm biraz farklıdır. Biraz farklı, ama ilerleyen konuşmalarımızda onun ayrıntılara gireceğiz. Ama ben şu anda zihinsel hastalıktan söz etmek istedim, çünkü bazılarınız kendinize ya da başkaları size zihin… sen değil, sevgili varlık. (Garret’e hitap eder)</p>
<p>LİNDA: Yoo, ona bu tanı kondu!</p>
<p>ADAMUS: (güler) Ve bazen yaşamınızda büyük bir deneyimden ya da büyük bir dönüşümden geçerken, deliriyor musunuz diye merak etme eğilimi vardır, zihinsel dengesizlik. Tıp toplumunun bunu böyle etiketlemesi kolaydır, çünkü onların şu anda sizin içinizde neler olup bittiğine ilişkin hiçbir fikirleri, hiçbir anlayışları yok.</p>
<p>Şu anda Dünya’da bu dengesizliklerden geçen muazzam sayıda insan var. Birçoğuna ilaç veriliyor, ki bu çok geçici bir çözümdür, ama bildiğiniz gibi, birçokları da uzun vadede bu ilaçların, hiç ilaç almamakla kıyaslandığında, daha fazla zarar verdiğini biliyor. Bu ilaçlar daha fazla depresyona neden oluyor. Daha fazla intihara neden oluyor, çünkü doğal bir işlemi durduruyorlar.</p>
<p>Bir an için geri gidin ve düşünün; şu son on yılda, belki yaşamınızın yirmi yılında, kendinizle bütünleşirken ve yeniden birleşirken, o en zor, kendinizi eleştirdiğiniz, depresif – gerçek depresyon – zamanlardan geçmek nasıldı, ve bunların hepsi de içinizdeki tanrısallık uyandığı ve zihni son derece zorladığı için oldu. Zihin, kontrolü tutan, karmaşadan düzen sağlamaya çalışandır, ama bunu yapamıyordur. Kapasitesi dolmuştur, gerginlik içindedir, ve işte burada da uyanan, ama ne olup bittiğine ilişkin hiçbir fikri olmayan, üstelik şimdi bu zihinsel sorun tanısıyla etiketlenen insanlar var.</p>
<p>Şambra, bu şu anda Dünya üzerinde destansı oranlara ulaşıyor, ve er ya da geç bir şey olmak zorunda – ya enerji patlamasının salıverilmesi, ya da enerjinin bütünleştirilmesi. Tıpkı sizin yaptığınız gibi. Siz, zihinsel dengesizlik sorunu diyeceğiniz şeyin büyük bir bölümünden geçtiniz. Oysa bu hiç de (zihinsel dengesizlik) değildir. Bu bir bütünleştirme sorunudur. Siz bundan geçtiniz.</p>
<p>Böylece bu noktada, sizden tümüyle kendinize güvenmenizi istediğimde, bu aynı zamanda zihnin kontrolünü bırakmak, kendinizi yapılara ve sistemlere ve katı tanımlara sokma gerekliliğini salıvermek demektir. İçsel ve dışsal dünyalarınızı böyle kontrol etmek ihtiyacını aştığınızda, tümüyle Ben alanına geçtiğinizde, ki bu kendine güvenmektir, bilinciniz de etkilenir. O zaman bu aynı zamanda insanların zihinsel dengesizliklerle başa çıkma biçimini de değiştirecek, ve potansiyel olarak gelecekte yapıyor olabileceğiniz çalışmayı da etkileyecektir.</p>
<p><strong><em>Sonuç</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Böylece, zamanım doldu. Gevezeliği bırakacağım. Başta da söylediğim gibi, bugün söylenecek çok az şey vardı, çünkü tümü, şimdi deneyime gireceksiniz demekle ilgiliydi. Biz Yeni Enerjiyi olmaya, yaşamaya, solumaya ve deneyimlemeye başlıyoruz. O şimdi içinize emiliyor. Sadece bedeninize değil; her bir parçanıza – belleğinize, hayal etme yeteneğinize, geleceğinizdeki potansiyellere bakma yeteneğinize, geçmişinize gitme yeteneğinize. Şu anda kesinlikle içinize emiliyor. Onunla olun. Olan biteni anlayın.</p>
<p>Bir sonraki ay yeniden biraraya geldiğimizde, biraz farklı bir yerde olacağız.</p>
<p>Deneyiminizin keyfini çıkartın.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, bildiğiniz gibi, tüm yaratımda herşey yolundadır. Sadece bazen bunu anlamak zordur.</p>
<p>Ve, bu yüzden, Ben Adamus’um.</p>
<p>Ve öyledir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2010/02/06/saud-6-%e2%80%9cben%e2%80%99i-deneyimlemek%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 5: “Bu nasıl İş Görüyor?: 2.Bölüm”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2010/01/09/saud-5-%e2%80%9cbu-nasil-is-goruyor-2-bolum%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2010/01/09/saud-5-%e2%80%9cbu-nasil-is-goruyor-2-bolum%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 22:31:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üstatlık / Yüksek Lisans Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=472</guid>
		<description><![CDATA[KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ
Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi
ŞAUD 5: “Bu nasıl İş Görüyor?: 2.Bölüm”
ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
Kırmızı Çembere sunulmuştur
9 Ocak 2010
www.crimsoncircle.com -   http://kirmizicember.org
Not: Adamus’un çizimlerini görmek için lütfen Şaud’un videosunu izleyin.
 
Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus. Yeni Enerjiye hoşgeldiniz, yalnızca yeni bir yıla değil, ama Yeni bir Enerjiye. Bugün bunu inceleyeceğiz.
Burada olmak bir zevk, gerçi hepinizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ</p>
<p>Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi</p>
<p>ŞAUD 5: “Bu nasıl İş Görüyor?: 2.Bölüm”</p>
<p>ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur</p>
<p>9 Ocak 2010</p>
<p><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a> -   <a href="../">http://kirmizicember.org</a></p>
<p><em>Not: Adamus’un çizimlerini görmek için lütfen Şaud’un videosunu izleyin.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus. Yeni Enerjiye hoşgeldiniz, yalnızca yeni bir yıla değil, ama Yeni bir Enerjiye. Bugün bunu inceleyeceğiz.</p>
<p>Burada olmak bir zevk, gerçi hepinizi böyle görmek şok edici ama, çalışmamıza devam ederken birlikte derin bir nefes alalım.</p>
<p><span id="more-472"></span></p>
<p>Ha evet, buraya daha erken gelip bu slayt (saydam fotoğraf) gösterisini es geçmeye hazır olduğum söylendi. Oysa ben sabırla bekliyordum. Ha, Cauldre ve hepiniz benim gelmeye hazır olduğumu hissedebildiniz, ama biz – biz derken, Kırmızı Meclis’tekileri kastediyorum – aslında bugün için küçük bir hazırlık çalışması yapıyor, enerjilerin dengelenmesine ve uyumlanmasına, sizlerin de bedenlerinize girmenize yardımcı oluyorduk. Bugün birçoğunuz buraya biraz ayakları yerden kesilmiş, sanki bedeninden biraz çıkmış bir halde geldi.</p>
<p>Şu ara enerjiler çok, çok yoğun, ve bu, sizlerin az çok bedeninizden çıkmanıza neden oluyor. Aslında fazlasıyla zihninize takılmanıza neden oluyor, ama biz, slaytlarla geçirilen bu zamanı, buradaki bazı enerji dengelerinin uyumlanmasına, bugün yapacağımız bazı çalışmalara hazırlanmanıza yardımcı olmak amacıyla kullanıyoruz. Herkes hazır mı?</p>
<p>İZLEYİCİLER: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Ah, gerçekten de, bu, Yeni Enerji’nin sınıfı.</p>
<p><em>Saf Hisler</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Böylece, birlikte derin bir nefes alalım, ve bir sonraki şarkıya geçelim. Aslında bu, buradaki düzenlemede yapılan bir hata değildi. Bu sonraki şarkıyı, birlikte geçireceğimiz zamana sakladım. Ve Üstat McMaster’in dediği gibi, bu bir sonraki müzik parçasına geçerken, onun size şarkı söyleyen kendi Benliğiniz – ruhunuz, canınız, içsel varlığınız – olduğunu hayal edin. Bu müzik parçası çalarken, bir ya da iki ya da üç derin nefes alın ya da nefes almayı sürdürün.</p>
<p>Sözlere fazla odaklanmayın, ama bu müziğe yerleştirdiğimiz enerjilere odaklanın. Onu indirdiğiniz zaman anlayacağınızı (düşünmeyin), biz onu aslında dün ve bugün yükledik. Sözlerin ötesine geçip hissetmenize izin verin. Bir şeyleri zihninizle tercüme etmeye çalışmayın. Ne söylendiğini tahmin etmeye çalışmayın, ya da ruhunuzun size ne söylediğini tahmin etmeye çalışmayın. Saf hislere dalın, insan sesi yerine ruhun sesine. Saf hislere dalın.</p>
<p>Hadi, maestro (üstat), o şarkıyı çalalım.</p>
<p>(Müzik başlar)</p>
<p><em>“Ain’t love somethin’ – Aşk Bu Değil mi”</em></p>
<p><em>Sam ve Ruby’nin “The Here and Now” adlı CD’sinden</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>(Şarkı Sözleri)</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Elele tutuşanlar için bu</em></p>
<p><em>Ve kalpleri kırılmış olanlar için bu</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Açıklamaya çalıştığım</em></p>
<p><em>Hayatımızda öyle bir gün gelecek ki</em></p>
<p><em>O hislerin kaybolduğunu göreceğiz</em></p>
<p><em>Karanlıkta</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Bu o düşen</em></p>
<p><em>O uçan</em></p>
<p><em>O kaybeden</em></p>
<p><em>O çabalayan</em></p>
<p><em>Aşk dediğimiz o çılgın küçük şey</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Kafamı kurcalayan karmakarışık düşünceler </em></p>
<p><em>Seninle ilgili olunca ve gerçeği söylemem gerekirse </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Bu, güneş ışığı gibi ve yağmur gibi</em></p>
<p><em>Bana sevinç veriyorsun ve bana acı veriyorsun</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Kafamda yeller esiyor</em></p>
<p><em>Sen içimdesin</em></p>
<p><em>Aşk bu değil mi</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Neşelen</em></p>
<p><em>Minik çiçeğim</em></p>
<p><em>Gözünden ayrılık düşünceleri okunuyor</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Şair değil dostun olarak bir kez daha söylememe izin ver</em></p>
<p><em>Şu an düşündüklerinin hepsini ben her gün düşünüyorum</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Bu, güneş ışığı gibi ve yağmur gibi</em></p>
<p><em>Bana sevinç veriyorsun ve bana acı veriyorsun</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Kafamda yeller esiyor</em></p>
<p><em>Sen içimdesin</em></p>
<p><em>Aşk bu değil mi</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Bu, güneş ışığı gibi ve yağmur gibi</em></p>
<p><em>Bana sevinç veriyorsun ve bana kesin acı veriyorsun</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Kafamda yeller esiyor</em></p>
<p><em>Sen içimdesin</em></p>
<p><em>Aşk bu değil mi</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Kafamda yeller esiyor</em></p>
<p><em>Sen içimdesin</em></p>
<p><em>Aşk…</em></p>
<p><em>Aşk bu değil mi</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Evet bu</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p>ADAMUS: Aşk muhteşem değil mi, özellikle de sizden size duyulan aşk olduğunda. Sizinle kendiniz arasındaki aşk muhteşemdir.</p>
<p>Pekâla, bundan ne çıkardın, Tom?</p>
<p>TOM: Bilmiyorum. Bana dinlemememi söyledin.</p>
<p>ADAMUS: Ahhh. Bu bilge bir adam (kahkahalar), çünkü bana “İnanılmaz bir bağlantı hissettim” deseydi, ben de ona “yanılıyorsun” diyecektim. Bilge adam.</p>
<p>Yanılıyorsun. Bir şey çıkarmadın, çünkü bu, ona bir anlam yüklemeye çalışan, ondan bir şey çıkarsamaya çalışan, onu çok zihinsel bir biçimde tanımlamaya çalışan insan yanın olurdu. Oysa birlikte gittiğimiz yerde, sen kendini zihninin, aklının dışında keşfedeceksin. Zihninin dışında.</p>
<p>Şimdi, zihinsel ya da akılsal olmanın yanlış bir yanı yoktur, ama o sınırlayıcıdır. Kısıtlayıcı. Zihin, gerçek aşkı anlamaz. Ha, zihniniz onu anlamaya çalışıyor ve onunla ilgili şeyler yazdı ya da onu çözmeye çalıştı, ama zihin, aşk kadar basit bir şeyi anlamaya programlanmamıştır, bunu beceremez. Zihin bunu yapamaz.</p>
<p>Zihin, tekrar tekrar söylediğim gibi, güzel bir araçtır, ama yalnızca bir araçtır. Başlangıç ve son değildir. Şu an, zihni geliştirmeye çalışmak zamanı değil. Bu, ruhu açmak, zihinle ve bedenle ve geçmişinizle ve geleceğinizle, hepsiyle bağlantılı bir biçimde çalışma zamanı.</p>
<p>Siz kendinizi zihninizin dışında keşfedeceksiniz, ve bu inanılmaz bir şeydir. Biraz korkutucudur. Biraz korkutucu, çünkü zihin düzene bayılır, herşeyi tertiplemeye, şeylerden anlam çıkarmaya bayılır, çünkü siz, mantık olduğunda güvende olduğunuza inanıyorsunuz. Ama güzel tanrım – değilsiniz. Değilsiniz! Mantıkta – zihinsel mantıkta &#8211; güvence yoktur, hiç yoktur. Şimdiye kadar bunu keşfetmediniz mi? Bu sadece akıl karışıklığıdır, kargaşadır, boşa kürek çekmektir, tavşanı kovalamaya çalışmak ve sinir olmaktır. İşte biz buradayız.</p>
<p><em>Müzik ve Sanat</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Hepinizle birlikte, Linda ile, Aandrah ve On ile ve buraya bağlanan herkesle birlikte Şambra sahnesinde yer almak ne büyük bir sevinç, çünkü biz gerçekten bazı yeni şeylere dalacağız. Ama buna az sonra değineceğiz, şimdi müziğe geri dönelim.</p>
<p>Ben müziğe bayılırım – iyi müziğe. Bu, idare eder müzikti. (kahkahalar) Ben iyi müziğe bayılırım. Keşke biriniz Cauldre ve ekibinin gerçek klasik müzik seçmesine yardımcı olabilseydiniz. Yani şu müziği kastediyorum… ben, Cauldre, eski müzikten söz etmiyorum. Cauldre şimdi beni kesti ve dedi ki, “Bestelediğin ve dinlediğin o eski şeyleri mi kastediyorsun?” (kahkahalar) Hayır. Ben, armonisi ve rezonansı olan müzikten söz ediyorum ve… her neyse.</p>
<p>Müzik, iyi ya da kötü olsun, insanı zihnin ötesine taşıyabilen his enerjisini müzikle bütünleştirmenin çok güzel bir yoluna sahiptir. Müzisyen olup da burada bulunanlarınız bu temel prensibi anlıyor. Artık “müzik” çalmayın – yani bilinen anlamda, notaları ve ölçekleri temel alarak radyoya gitmesini sağlayacak üç-dakikalık besteler yapmaya çalışmayın.</p>
<p>Müzik… müzik akar, keşfettiğiniz gibi. Müzik, bilinci ve hisleri iletmenin çok güzel bir yoludur. Sanat… bir keresinde, dünyanın sanatla kurtulacağı söylenmişti. Ben müziği de buna dahil ederdim. Aslında bu herhalde bugün, şimdiye kadar olduğundan çok daha uygundur. Dünya, sanatla ve müzikle ve yaratıclıkla kurtulacak, çünkü bunlar, gerçek enerjilerin ve bilincin ortaya çıkmasını sağlayan şeylerdir. Bunlar, Yeni bir Enerjiye genişlemeye izin veren şeylerdir.  Böylece, herhangi bir sanatla uğraşırsanız…</p>
<p>Sanat… enerjiyi, hisleri, duyuları bir resimle nasıl bütünleştireceğini kesinlikle bilen bazı eski Ustaların resimlerinde, hatta bazı yeni Ustaların ve özellikle de daha keşfedilmemiş olup da gelmekte olan Ustaların resimlerinde gözler resmin yüzeyine bakıp renkleri ve belli biçimleri görürken, onların altında yatan ya da temelini oluşturan güçlü, çok, çok güçlü, etkili enerjiler vardır.</p>
<p>Özellikle, eski Ustaların bazı eserlerine bakacak olursanız, resimlere gerçek mesajları nasıl yükleyeceğini gerçekten bilen ustalar vardı – yalnızca sanatın çizgilerinde gördükleriniz değil de, resimlerdeki gerçek mesajlar – ve bu mesajlar bugün de sürmektedir. Mesajlar sürmektedir.</p>
<p>Müzelerde bazı çok güzel resimler var, ve ne yazık ki, birçoğu da özel koleksiyonlarda gizli tutuluyor. Ama artık yetti. Artık buna izin vermeyeceğiz, Klaus, yani bu resimlerin gizlenmesine, onların hapsedilmesine. Ve enerji de buna izin vermeyecek. Bu aslında eski ve değerli sanat eserlerini saklayanlar için tehlikelidir, çünkü enerji hapsedilmeye tahammül edemez. Bir süreliğine belli bir biçime yerleştirilmekten ve o biçimi deneyimlemekten hoşlanır, Steve, ama hapsedilmekten nefret eder.</p>
<p>Bu nedenle bedenlenmeler (enkarnasyonlar) – bir yaşamdan ötekine – bu kadar önemlidir, çünkü bakın, bir keresinde ölüme meydan okumaya kalktınız, ve bu pek de işe yaramadı. Pek de işe yaramadı. Ve ne oldu, bedeninizin biçimini değiştirmeyi gereksindiğini farkettiniz. Kimliğiniz değişmek ve genişlemek gereksinimindedir, ve hep aynı biçimin, aynı kimliğin ve ifadenin içinde kalmayı istemek, onun patlamasına neden olur – ve patladınız da. Kendi elinizden değil de bir başkasının elinden. Buum. Gittiniz. Geri geldiniz. Iyi görünüyorsunuz. (kahkahalar) Yaşadığınız şeylere bakılacak olursa, bayağ iyi görünüyorsunuz!</p>
<p>Müzik, sanat, kitaplar, ses, hepsi. Biz bu yöne doğru gidiyoruz, herşeyin ne kadar da sınırlı olduğunu ve bir sonraki düzeye sıçramanın ne kadar da kolay olduğunu anlamaya başlayacaksınız.</p>
<p>Oralarda bir yerlerde, gerçek enerjiyle hemhal olmuş resimler ve müzikler ve yaratımlar var, ve siz bunu nasıl gerçekleştireceğinizi öğreneceksiniz. Yapmak istediğiniz her neyse, ister şarkı söylemek, ister dans etmek, ister yazmak ya da konuşmak ya da yapmak istediğiniz her neyse. Bunu artık sadece buradan yapmayacaksınız, Leslie, ve biliyorsunuz, bu ister yemek olsun, ister başkalarıyla yaptığınız herhangi bir terapi.</p>
<p>Ah, terapi yöntemlerine öylesine kısılıp kalıyorsunuz ki. “Eh, biri bu programı, bu şifa yöntemini elime tutuşturdu” diyorsunuz ve sonra da zihinsel olarak her bir noktasına sadık kalmaya çalışıyor, üstelik her noktasına ne kadar güzel sadık kalabildiğinizi de test ediyorsunuz. Ve yaratıcılığınızı kesinlikle engelliyorsunuz. (Cauldre’nın başını hoparlörden kaçırması kahkahalara neden olur) Salonun bu tarafına gelmekten hoşlanıyorum ama hoparlör Cauldre’yı biraz tedirgin ediyor!</p>
<p>Böylece, zihnin hiç yaratıcı yetenekleri yoktur. Hiç. Buna sahip olduğunu düşünmeyi seviyorsunuz. Yaratıcı çalışmalarınızın beyinden geldiğini sanmayı seviyorsunuz, oysa beyinden gelmez. Gelmez. Bazılarınız, yaratıcılığınıza, hislerinizi ifade etme becerinize çok sinirleniyorsunuz, çünkü hâlâ buradan iş görüyorsunuz. Ve biz bu Yeni Enerjide bunun ötesine geçeceğiz. Bunu gerçekleştirmeyi dört gözle bekliyorum.</p>
<p><em>Haberciler/Elçiler</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Böylece bir dakika kadar konuştuğumuz şeyler hakkında, yani mesajlarımız hakkında konuşalım. Bizim mesajlarımız eskidir. Kadimdir aslında. Burada – şimdilik – yeni olan tek bir şey bile yok. Tobias’ın söylediği herşey, daha önce de söylendi. Benim söylediğim herşey, daha önce de söylendi. Belki dikkati çekmek için, belki söyleneni daha çağdaş hale getirmek için birazcık farklı bir yoldan söylendi ama, hepsi söylendi. Mesajlar çok eskidir.</p>
<p>Haberciler, elçiler de kadimdir, ve elçiler sizsiniz. Gerçekten. Bu yüzden burada oturuyorsunuz, bu yüzden (buraya bağlanıp) dinliyorsunuz, çünkü haberci ya da elçiler sizsiniz.</p>
<p>Şimdi, evet, teorik olarak herkes bir elçidir, ama bazıları çok daha iyi hazırlanmıştır ve bir elçi olma şansına daha fazla sahiptir. Böylece bir anlamda, evet, özelsiniz. Sizler başlangıçtan beri haberciler, elçiler oldunuz – bunu kabul etmek acaba zor mu geliyor? Diyorsunuz ki, “Kim, ben mi? Adamus bana bakmıyor.” Oysa bakıyor. Sizler başlangıçtan beri elçilerdiniz, Başmelekler Düzeni’nden geçip de bu biçimi almak üzere Dünya’ya gelirken girişten ya da kapıdan geçen ilk varlıklar. Siz, mesajı hep beraberinizde taşıyacak kadar bilgeydiniz.</p>
<p>Mesaj basittir: Siz de Tanrı’sınız. Şimdi buna göre davranın. (bazı gülüşmeler)</p>
<p>Ha, bu mesaj birçok farklı yoldan söylenebilir. Çok gizemli ve çok felsefi olabilir. Ah, felsefe – zihinsel olan bir başka şey daha. Eksik yanı… çok sıkıcı. Hiç neşeli bir felsefeyle karşılaştınız mı? Ben karşılaşmadım. Ben olanın birazını bile incelemedim. Felsefe zihinseldir, sıkıcı. Zihnin sürekli dönüp dolaşıp kendini kovalamasına neden olur ve sonra yorulduğunda da yeni bir felsefeyle ortaya çıkar.</p>
<p>Kendinize bir bakın – kaç tane farklı spiritüel gruba girip çıktınız, gizemli girişimlerde bulundunuz, felsefi uğraşlar üstlendiniz? Peki sizi nereye getirdiler? Eh, iyi bir yere – hemen buraya – ama… ama… Ama ah, bunun çok daha fazlası söz konusudur.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, nerede kalmıştık? Biz… ah, <em>sizin </em>hislerinize çok dalıyorum.</p>
<p>Böylece, sizler habercilersiniz. Hep öyleydiniz. Şöyle de diyebilirsiniz, siz, bir dolu insana göre içinizde azıcık farklı bir bilinç parçası taşıyorsunuz. O insanlar bunu gerçekleştirme potansiyeline sahiplerse de, türlü nedenlerden ötürü çoğu bunu gerçekleştirmiyor. Onlar, haberci ya da elçi olmanın sorumluluğunu istemiyorlar, çünkü elçilere ne olduğunu siz biliyorsunuz! (Adamus güler ve izleyicilerden de kahkahalar yükselir) Onlar zengin ve ünlü olurlar! Birçok insan bunu hissetmez, eh, onların ruhsal tutkusu değildir. Birçoğu, bir haberci olmanın sorumluluğunu almak istemez. Ama burada bulunan her biriniz, bu mesajdan etkilenen ya da onu hisseden her biriniz, öyle ya da böyle bir haberci, bir elçidir.</p>
<p>Siz bu bilginin tümünü geçmiş zamanlardan hemen şimdiki âna getirdiniz. Mesajı türlü biçimlerde paylaştığınız birçok yaşamınız oldu, Joyce. Belki farklı kelimelerle ifade ettiniz, onu kutsal kelimelere, kutsal ayinlere yerleştirdiniz, ama geçmişte bu mesajı getirdiniz.</p>
<p>Şimdi kendinize diyorsunuz ki, “Ama bu mesaj aslında yeni değil ki.” Bu doğrudur. Doğrudur, çünkü insanlar ve, eh, <em>sizler </em>de, onu daha anlamış değilsiniz – ve bu (söylediğim) hiç bir eleştiri içermiyor. Siz, onu <em>anlamanın </em>nasıl bir şey olduğunu deneyimlemek istiyorsunuz. Ayrıca bir elçi olarak şunu da istiyorsunuz (uzaktan gelen siren sesleri üzerine Adamus güler) Geçen gün Cauldre bana şöyle sordu, “Neden sen konuşurken hep siren sesi geliyor, Adamus?” (kahkahalar) Böyle sorular sormamalısın, Cauldre, çünkü bak ne oluyor.</p>
<p>Böylece bir parçanız mesajı gerçekten anlarken, bir parçanız da onu tam olarak anlamamayı seçti, çünkü bu gezegene tekrar tekrar geri gelip elçi olmak istediniz. Elçi olmak. Ama sonra yolda giderken bazen elçi olduğunuzu unutuveriyorsunuz. Bu ilginç bir oyun.</p>
<p>Unutuyorsunuz, peki bilge bir elçi ne yapar? Elçi olduğunu ona, DNA’larının derinliklerine, Pete, DNA’nın derinliklerine hatırlatacak birkaç hortlak çağırır (kahkahalar). Sizin DNA’nız – birçok açıdan – bu grubun dışında kalan bir dolu insanınkinden farklıdır. Bu onu daha iyi ya da daha kötü kılmaz; sadece öyledir, çünkü DNA’nızın derinliklerinde bir elçi olma tutkusu ya da arzusu vardır.</p>
<p>Haberciler ya da elçiler sürekli olarak tüm insanlara hatırlatırlar. Ve o hatırlatma, tekrarlıyorum, çok, çok basittir: Bir’den geliyorsun; sen de Tanrı’sın; hep seviliyorsun; bağışlamaya gerek yok – ki iletilen bu mesaj garip bir mesajdı. Bağışlamaya ve bağışlanmaya gerek olmadığı. Bu öylesine Eski Enerjidir ki. Bu aslında yalnızca kabullenme ve şefkatle ilgilidir. Bu da vereceğim başka bir ders olacak.</p>
<p>Böylece, sevgili varlıklar, sizler elçilersiniz. Dünya’ya bu mesajı getirmek amacıyla kadim zamanlardan geliyorsunuz, hepiniz – hepiniz, öyle ya da böyle.</p>
<p>İşte açmaz da bu noktada, bunu neden gündeme getiriyorum. Şu anda kafanız biraz karışıktı. Şu anki mesaj nedir? Aynı mesajı tekrar tekrar ısıtıp önünüze mi koyuyoruz? Lemurya ve Atlantis zamanlarından beri mesaj hep aynıydı. Ama farklı sunuldu, biraz farklı ifade edildi.</p>
<p>Diyorsunuz ki, “Yeniden aynı mesajı mı gündeme getiriyoruz?” ve bir yanınız da bundan çok sıkılmış durumda. Bir yanınız diyor ki, “Ama biz bunu daha önce de yaptık. Biz grupların önünde gittik. Biz, biz… Adamus, biz kitapları yazdık, biz kiliseleri yarattık, mesajı yaymaya çalıştık, ama onlar dinlemiyorlar bile.” Bu, kısmen doğru. Bazısı dinlemiyor, ama birçoğu dinliyor. Ve birçoğu bunu senden duymak ihtiyacında, Mary, ister inan ister inanma, senden. Onlar bunu sizin kelimelerinizle, kendi ifade biçiminizle duymak ihtiyacındalar, ve ben bu yüzden sesten söz ediyorum, ifadeden söz ediyorum, çünkü onlar bunu duymak ihtiyacındalar.</p>
<p>Şimdi, fark şuradadır… biz bir yudum alırken dramatik bir duraklama. Kadim zamanlardan gelen mesaj hâlâ ne idiyse odur. Onu farklı kaç yoldan söyleyebilir ya da şarkısını söyleyebilir ya da resimleyebilirsiniz? Ancak, derinlerdeki düzeylerinizde sahip olduğunuz o hayal kırıklığının bir parçası da, bunun pek de doğru olmamasından kaynaklanıyor. Artık aynı mesajı vermek size doğru gelmiyor, çünkü bir şey değişti. Bir şey farklı, ve siz kesinlikle haklısınız. Birçoğunuz paylaşmanız gereken şeyle öne çıkmaya bu yüzden gönülsüzsünüz.</p>
<p>Ben felsefi ya da dini öyle büyük bir mesajdan söz etmiyorum; dünyanın karnı buna tok. Ben – bunu anlatmak zor – kalbinizden gelen bir mesajdan söz ediyorum. Ben’im’in mesajından. Çok yalın ifade edilmiş ama kendine duyulan sevginin, aşkın mesajından söz ediyorum. Benliğini sevmekten.</p>
<p>Böylece bir parçanız diyor ki, “İyi de, nasıl? Bir elçi olmak artık bana doğru gelmiyor. Ne yapmam gerektiğinden emin değilim.”</p>
<p>Zihinsel olarak – şöyle yapıyorsunuz – zihinsel olarak diyorsunuz ki, “Ama benim kilo vermem gerekiyor. Sigarayı bırakmam gerekiyor. Daha fazla araştırmam, öğrenmem gerekiyor. Daha çok…” o her neyse. Bu bahanelerin hepsine sahipsiniz. İşte bu, zihinsel bir işlemdir. Oysa aslında olmakta olan bir yürek işlemidir. Farklı bir şey olduğunu biliyorsunuz. Ve bu – basitçe – Yeni Enerjidir. Mesaj Yeni Enerjiyle birlikte değiştiği için, artık aynı mesaj değildir. Artık aynı mesaj değildir.</p>
<p><em>Siz, </em>kendi içinizden gelen farklı bir şeyi duymak zorundasınız. Diğer insanlar şimdi sizden farklı bir şey duymayı gereksiniyor, ve bugün ve birlikte yapacağımız birkaç toplantı boyunca, biz bundan söz edeceğiz.</p>
<p>Böylece derin bir nefes alın ve içinizi hissetmeye birkaç dakikanızı ayırın, çünkü siz elçilersiniz. Öylesiniz. Bu nedenle buradasınız.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Kafanız biraz karışacak. “Bu şimdi ne anlama geliyor? Ne yapmam gerekiyor? Eğer ben elçiysem, nasıl oluyor da herkesle paylaşacak parlak bir mesajım olmaz?” O (mesaj) geliyor.</p>
<p>Derin bir nefes alın.</p>
<p><em>Gerçek Sesiniz</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Son Şaudlarda sesinize – gerçek sesinize – yeniden kavuşmanızı istememin bir nedeni de, ona ihtiyacınız olacağındandır. Ve bu yalnızca sesiniz değil, ifadenizdir, ister sanat ya da müzik ya da yazmak ya da konuşmak, sahip olduğunuz herhangi bir yaratıcı çalışma yoluyla olsun. Ona ihtiyacınız olacak. Onu isteyeceksiniz, ve ben bu yüzden “o sesi geri getirin” dedim. Ve bu belki bir çelişki gibi görünüyor. Bir an için diyorum ki, “o sesi geri getirin. İçinizin derinliklerinden konuşun. O küçük sesle değil, o zihinsel sesle değil, ama içinizin derinliklerinden. O sesi geri getirin.” Ama bir sonraki an diyorum ki, “benimle konuşurken kelime/söz kullanmayın.” Bu bir çelişki midir? Kesinlikle hayır, Edith. Kesinlikle bir çelişki değildir. Açıklamama izin verin.</p>
<p>Herhangi birimizle iletişim kurarken söz kullanmadığınızda, iletişimi İngilizce ya da Almanca ya da Romence tanımlamadığınızda, kelimelere ihtiyaç duymanın ötesine geçtiğinizde, kendinizi bu şekilde zihninizin dışında keşfedeceksiniz. Bu sizi, açıklamalara kafa tutan, çok güzel ve gerçek bir yanınızla ilişkiye sokacaktır. Kendinizin her bir parçasıyla yeniden nasıl gerçek bir iletişim kuracağınızı öğreneceksiniz.</p>
<p>Bunu yapmakla, yeniden kendi ruhunuzun gerçek sesine kavuşacaksınız. Bunu yaptığınız zaman, gerçek içsel sesinize – çıkan ses değil, ama içsel sesinize &#8211; geri döndüğünüzde, bu, fiziksel sesinizi de değiştirir. Enerjilerin yukarı çıkıp akma biçimini değiştirir. Bakın, şu anda konuştuğunuz zaman, genelde hepsi buralardan (başı gösterir) geliyor. Konuştuğunuzda kelimelerle ifade etmek, zihinsel bir işlemdir. Ama ruhsal benliğinizden konuştuğunuz zaman, o buradan gelir (kalbi gösterir). Buraya (kafaya) gitmek zorunda değildir, ve zihniniz kıskanmayacaktır; onun yapacak bir dolu başka şeyi var. Bunun buradan gelmesi gerekmiyor, o buradan (kalp) gelir ve sonra doğrudan ağzınızdan çıkar. Zihni baypas eder.</p>
<p>Ve tekrarlıyoruz, zihin önemli değildir. Ama o zihni baypas eder, öyle ki, ağzınızdan bir kelime çıktığında, ağzınızdan bir cümle ya da bir öykünün tamamı çıktığında, o artık kelime değildir. Enerjidir. Histir. Bilinçtir. Sevgidir, aşktır. Şefkattir. Sizin kanalınızla gelip ifade eden Ben’im’dir.</p>
<p>Böylece artık kelimelerin ne kadar anlamlı olduğu, kelime haznenizin ne kadar büyük olduğu farketmez. Kelimeleri cümlelere nasıl yerleştirdiğiniz farketmez. Bu tamamlanmış bir ifade halini alır, ve çevrenizdeki insanlar ansızın sizde farklı bir şey hissetmeye başlar. Artık siz konuşurken uyuklamazlar. (güler) Daha sonra söyleyecekleri şeylerle meşgul değildirler, çünkü sizi hissediyorlardır. Şu ara çoğu insanca iletişimde olduğu gibi, zihinden-zihne-giden bir iletişim halinde değildirler.</p>
<p>Ansızın, ansızın, Diane, tümüyle farklı bir iletişim türü oluşur, tıpkı şu anda bizim gerçekleştirdiğimiz gibi. Ha, kelimeleri duyuyorsunuz, onlar sanki derinliklerinize iniyor, ama bunun artık önemi kalmadı, çünkü sizinle benim aramda güzel bir biçimde olagelen başka bir şey, çok mahrem bir şey var. (Adamus’un elleri Diane’in omuzlarındadır)</p>
<p>Bu, ses yoluyla iletiliyor, ama aynı zamanda Cauldre’nın bedeninin her bir parçasıyla, benim her parçamla size iletiliyor. Bu nedenle çok çekici, çok şefkatli bir hal alıyor, ve zihinden-zihine olmak yerine, ruhtan-ruha oluyor. Ve bizim gittiğimiz yer burasıdır.</p>
<p>Umarım bu size mantıklı geliyordur. Yok, aslında umarım, mantıklı gelmiyordur (kahkahalar), çünkü belki o zaman anlarız.</p>
<p>Böylece, derin bir nefes alın, çünkü siz elçilersiniz, elçilerdiniz.</p>
<p>Ben şu anda çok Yeni Enerji olan bir alana giriyorum. Çok Yeni Enerji.</p>
<p><em>Enerjinin Nereden Geldiği</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Son oturumumuzda konuştuklarımızın biraz üstünden geçelim. Biz temel (öğelerden) söz ettik. Bunlar temel olan şeylerdir. Bu noktada sizden ricam – elbette dikkatinizi vermeniz – ama her bir parçanızın dikkat etmesine izin verin. Bunu yalnızca zihinle incelemeye çalışmayın. Varlığınızın her bir parçasıyla verin dikkatinizi. Bunu farkli bir düzeyden anlayacaksınız.</p>
<p>Böylece, son oturumumuzda konuştuğumuz… (Adamus bir nokta ve çevresine de bir daire çizer) … ve umarız Linda çizimimizi onaylıyordur.</p>
<p>LİNDA: Buraya kadar iyi.</p>
<p>ADAMUS: Harflere geçinceye kadar, ve sonra…</p>
<p>LİNDA: Bu anatomi değil, öyle değil mi?</p>
<p>ADAMUS: Bu sizsiniz. Bu sizsiniz, daha önce de sözünü ettiğimiz gibi. Ortada noktası olan bir daireyle temsil ediliyorsunuz, çok basit, kadim bir simge, çünkü sizin Tüm Varolmuş Olan’dan geldiğinizi gösteriyor – ki o artık mevcut değildir, çünkü değişti. Siz, Tüm Varolmuş Olan’dan geldiniz. Tüm Varolmuş Olan’ın dışına çıktınız. Kendi benzersiz kimliğinizi, kendi ruhsal ifadenizi geliştirdiniz. Yani bu sizsiniz.</p>
<p>Bu, bilinçtir. Siz bilinçsiniz. Bilinciniz, çok, çok eşsiz bir biçimde enerjiyi içine çeker – nötr enerjiyi – ve ben “nötr enerjiyi” buraya yerleştireceğim. (Adamus çizime ekler)</p>
<p>Soru şu, öncelikle bu enerji nereden geldi? Ruh enerji değildi. Ruh mutlak bilinçti – hâlâ da öyledir.</p>
<p>ŞAMBRA: Bizden.</p>
<p>ADAMUS: Evet, bizden – sizden – bizden. Peki nasıl yaratıldı? Nasıl var oldu? Öylece dışarda mı oturuyordu? Hayır, çünkü dışarda sadece büyük bir boşluk vardı. Bu, hatırlanması gereken önemli bir noktadır… bu, genelde bilimsel fizikle aynı fikirde olmayan Adamus’un fiziğidir. Başkalarıyla geçmişte bununla ilgili sorunlarım olmuştu. Birkaç kez şehirden uzaklaştırıldım.</p>
<p>Böylece soru şudur, öncelikle bu enerji nereden geldi? Güzel soru.</p>
<p>Yuvayı terk ettiğinizde – ben Yuvayı büyük bir bulut içinde yukarıya koyacağım. Yuvayı, kendi benzersiz kimliğinizi, kendi bilincinizi terk ettiniz – yaptığınız ilk şeylerden biri, elbette Yuvadan ayrılmaktı. Böylece siz … ben bunu resmederek göstereceğim ama – birçok farklı yol vardı – ama siz temelde kendinizi Ruh’tan ayırdınız. Bu, asıl ayrılık, asıl mühürdür. Böylece, kendinizi Ruh’tan ayırdınız, kendinizi çekip koparttınız.</p>
<p>Sonra, kendinizin eril/dişil bir veçhesini yarattınız da diyebilirsiniz, bir aydınlık ve karanlık ve içe bakan ve dışa bakan (veçhenizi). Kendinizde çok farklı yollardan ayrılıklar yarattınız. (Adamus, biri yukarıya, diğeri aşağıya, ve aynı zamanda birbirine bakan iki üçgen çizer)</p>
<p>Bu parlak (bir fikirdi), çünkü ayrılık, çeşitlilik, bölünme, sorduğunuz – ve belki de sormamanız gereken – soruya karşılık kendinizi görmenizi, kendinizi bilmenizi sağladı – “Ben kimim? Ben kimim? Neredeyim? Neden varım?” Bilincin tüm bu soruları sizin ayrılmanıza neden oldu. Şimdi bir ying ve yang’a sahiptiniz. Ana/baba’ya sahiptiniz, aydınlık ve karanlığa. Tüm bu farklı dualiteler içinizdeydi.</p>
<p>Ayrılık meydana geldiği an, ki kozmik anlamda ayrılık anları olmaya devam ediyor, bir geri dönme arzusu, yeniden bütünlenme arzusu, yeniden bütün olma arzusu doğdu. <em>Ve işte bu, enerjiyi yarattı.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Bu arzu, evet, kendini eril/dişil olarak, ışık ve karanlık, ruh/insan olarak deneyimleme arzusu, dualiteyi, kendini bilme arzusu, muhteşemdir, ama daha büyük bir arzu ve daha büyük bir tutku var, ve buna “Yeniden biraraya gelmek. Yeniden bir olmak. Kim olduğuma karışmak ya da akmak” deniyor, (son derece ateşli konuşur) çünkü kalamazsınız… ben bu konuda biraz tutkulu bir hal alıyorum, çünkü, gerçek biline, Dünya’da buna kulak verecek, ya da hatta anlayacak çok sayıda insan yok. Bu size basit görünüyor. Oldukça basit görünüyor, ama ben başka gruplara, başka insanlara da konuştum – bunu anlamıyorlar. Ve bu pekâladır, çünkü onlar şu anda o noktada bulunuyorlar. Anlamıyorlar. Onun için bu heyecan verici.</p>
<p>Bu ayrılık yanılsaması – bu önemli bir etmendir; bir ayrılık yanılsaması – yalnızca bilincin var olduğu yerde, yoğun bir enerji yarattı, sizi Yuvaya geri götürecek enerjiyi yarattı. İşte siz bu denli parlaksınız. Hiç kendinizi ayırıp da, yeniden biraraya gelmenizi sağlayacak aracı kendinize vermemiş olabilir miydiniz? Kendinizi ayırıp da, “Belki de sonsuza dek kaybolmuş olacağım” demiş olabilir miydiniz? Hiç sanmıyorum. Hiç sanmıyorum. Bilmiyorum.</p>
<p>İşte enerji buradan geldi. Ruh aslında enerjinin ne olduğunu bilmiyordu. Hiç bir fikri yoktu. Enerjiyi hiç duymamıştı. Enerjiye ihtiyacı yoktu. Ancak siz Yuvayı terk ettiğinizde, kendi ayrı kimliğinizi, egemenliğinizi yarattığınızda ya da onu sahiplendiğinizde, ve sonra dualitenin ya da ayrılığın dinamikleriyle kendinizi deneyimlemek üzere çıkıp gittiğinizde, enerji yaratıldı. Enerjiyi bu yarattı, ve o zamandan beri üzerinde çalıştığınız şey buydu.</p>
<p><em>Gerçeklik Yaratmak</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Böylece… ufff! Şimdi…işte bilinçli bir varlık olarak buradasınız ve gerçekliğinize enerji çekiyorsunuz. O enerjiyi, geçen ayki çizelgemizde gösterdiğimiz gibi içeri çekiyorsunuz. (Adamus yeni bir sayfaya geçer ve çevresinde bir dairenin yer aldığı bir nokta, sonra da daireye yönelmiş oklar çizer)</p>
<p>Onu içeriye çekersiniz – onu içeriye <em>siz </em>cezbedersiniz. Bir çekim kanunu var, ama dikkatli olun, çünkü o çekim kanunu, şu anda birçok insanın anladığı biçimiyle, çok zihinseldir. Çok zihinsel. Gerçek çekim kanunu ile gerçeklik yaratma ve tezahür ettirme becerisi, tutku ve arzudan gelir. Asıl… ruhu olan herhangi bir varlık için asıl tutku ve arzu nedir? Tik tak, tik tak.</p>
<p>İZLEYİCİLER ARASINDAKİ ŞAMBRA: Kim olduğunu bilmek.</p>
<p>ADAMUS: Er ya da geç kendine geri dönmek. O bağlantıyı asla, asla kaybetmezsiniz. Onu asla kaybetmezsiniz. Biliyorum, bazılarınız kaygılandı – ya da kaygılanıyor – “Ya kaybolursam?” Gerçekten kaybolamazsınız. Kaybolmuşluk yanılsamasını sonsuza dek sürdürebilirsiniz, ama kendinizle, geri dönüşünüzle olan bağlantınızı gerçekten asla kaybedemezsiniz.</p>
<p>Böylece, ruhun arzusu, tutkusu, kendini bilmek, kendini ifade etmek, kendine geri dönmek, ve bu noktaya kadar Benlik için bilinmez olan bir bilinç ve gerçekliğe kendini geliştirmektir. Tutkular bunlardır.</p>
<p>Yaşamınızdaki itici güçlere bakacak olursanız, ki ben birçoğunuzun kafasının karıştığını biliyorum, “Peki, nasıl oluyor da istediğim şeyi yaratamıyor ya da tezahür ettiremiyorum?” Eh, kesinlikle yaratıyor/tezahür ettiriyorsunuz. Kesinlikle, hiç kuşkunuz olmasın. Diyorsunuz ki, “İyi de, Adamus, bu çok sıkıcı.” (kahkahalar, Adamus güler) Evet, öyle. Öyle, ve siz bu yüzden buradasınız (kahkahalar), çünkü onun enerjinizi emmesine artık ihtiyacınız yok. Onun, sizin enerjinizi ifade etmesine ihtiyacınız var, ve biz bu yüzden buradayız.</p>
<p>Böylece, ruhun tutkusu. Bir an için kendi ruhunuzun tutkusunu hissedin.</p>
<p>(duraksama)</p>
<p>Gerçekliğinize <em>işte bu </em>neden oluyor. Bu, birçok farklı yoldan açıklanabilir; ben size az önce ruhun tutkusu ve arzusu için dört basit ve temel bildiride bulundum. Bu, birçok farklı yoldan açıklanabilir, ama bu, kendini bilmektir, kendini ifade etmektir, kendini yeniden biraraya getirmek ve daha önce hiç farkedilmemiş düzeylere kendini taşımaktır. Bazılarınız buna Üçüncü Çember, egemenlik/mutlakiyet diyebilir. Evet, evet yeni bir çözümle,  ve bu yeni çözüm, Yeni Enerjidir.</p>
<p>Bu arada, Tobias’ın, Üstatların geri geldiğinden söz ettiğini hatırlıyor musunuz? Şu anda Dünya’ya geri gelmiş, fiziksel biçim üstlenmiş yüzlerce ve yüzlerce Üstat var, ve onlar birbirleriyle ve tek tek her birinizle muazzam bir bağlantı içindeler. Eğer bu sandalyelerde oturuyor ve “Ama ben Şambra’dan ya da olası bir Şambra’dan biri değilim. Arkadan geliyorum” diyorsanız, hayır, öyle değilsiniz. Hayır, öyle değilsiniz. Burada her birinize hitap ediyorum. Her birinize. Böylece…</p>
<p>Şimdi, yaşamınızda gerçekliği yaratan, ve belirli şeylerin tezahür etmesini sağlayan şeyler, bunlardır. Geçen hafta Yeni Yıl kutlamamızda yaptığımız bir tartışmaya geri gideceğim; sevgili Şambralardan biri öne geldi. Eh, aslında ben onun öne gelmesini emrettim; o sandalyesinde oturmak istemişti. Ama konu şuydu, “Adamus, yaşantımda ters giden nedir? İşimi kaybettim. İlişkimi, çocuklarımı, öz-güvenimi, başkalarıyla olan ilişkilerimi, kariyerimi kaybettim. Hepsi gitti. Yanlış olan nedir?” Hiçbir şey. Hiçbir şey.</p>
<p>Şöyle bir geri çekilecek ve ruhunuzun tutkusuna ve arzusuna, ya da gerçekliğinizi gerçekte neyin yarattığına bakacak olursanız, sandığınız şeyler değildir. O şeyler değildir. Onu yaratan, enerjinin o derin içsel hareketleridir, ve Jannifer’in durumunda – biliyorum, adını anmanın sence bir sakınası yok… eh, varsa da artık çok geç (kahkahalar) – ama Jannifer’in durumunda sorun şuydu, yaşamının insan yanından kurtulmak için herşeyi temizlemesi gerekiyordu… (ya da) herşeyi yaşamından çıkarması, herşeyi uzaklaştırması gerektiğini <em>sanıyordu</em>. Başka zamanlarda, başka hayatlarda da bu tuzağa düşmüştü, yani fazla şeye – fazla güce, fazla paraya, fazla ilişkilere – sahip olmak, ve dedi ki, “Bir daha asla.” Öyle olsun. Öyle olsun. Güzelliğini alıkoydu, çünkü bu ona, onun da Tanrı olduğunu hatırlatıyor, ama onu bile kaybetmenin eşiğine gelmişti, çünkü güzelliğinin bile bu konuların, yani ruhun gerçek tutkularını keşfetmenin yoluna çıkan, belki de son şey olduğunu hissediyordu.</p>
<p>Şambra, bunu bu şekilde yapmanız gerekmiyor. Bunu bu şekilde yapmanız gerekmiyor, ve bazılarınız, kendini nasıl geliştireceği konusunda aşırıya kaçtı. Siz, ruhsal olmanın, insan olmayı içermediğini düşünerek aşırıya kaçtınız, oysa bu hiç de doğru değildir. Onlar… bu açıklama için öne gideceğim. (Adamus dönüp salonun önüne doğru ilerler)</p>
<p>Bunu yeniden biraraya getirdiğinizde, yani erille dişiyi, ışıkla karanlığı yeniden birleştirdiğinizde, bu muazzam enerji akışı sayesinde kendinize geri döndüğünüzde, insan yanınızla ruhunuzu da biraraya getirirsiniz. Bu da, tıpkı ışık ve karanlık gibi, eril/dişil gibi, deneyimlemenize izin verdiğiniz bir dualitedir. Ruhsallığınıza sahip olmak için insanlığınızı yok etmezsiniz; onları birleştirirsiniz. Aslında onlar biraraya gelmek istiyorlar. Buna inanmayan parçalarınız var, ama onlar aslında biraraya gelmek istiyorlar.</p>
<p>Böylece burada böyle bir Jannifer durumumuz var, o aslında çok parlak bir yaratıcı, yaşamındaki herşeyi uzaklaştırdı, ve sonra öne gelip, “Neyi yanlış yapıyorum?” dedi. Kesinlikle hiçbir şeyi. Sen kendin için bir tür boşluk yarattın. O gürültüden ve kargaşadan ve diğer herşeyden kurtuldun, böylece kendine zamanın olacaktı, ki bu belki de en korkutucu şeydir – kendinle zaman geçirmek zorunda kalmak; kendinle yüzleşmek zorunda kalmak, yaptığın herhangi kötü bir şey yüzünden değil, ama… eh, daireyi tamamladığın ve bir yanın da bunu farkettiği için. Oyun bitti. Oyun tamamlandı. Kovalamaca bitti. Bu korkutucudur, çünkü bir yanınız der ki, “Peki, sırada ne var? Neler olacak?” Bir yanınız der ki, “Aslında şu eski insan hallerinin bazısında rahatım yerindeydi.” Ama tek tek her biriniz… neyse, buna birazdan değineceğim, ama siz tezahür ettirmek için buraya enerjiyi çekiyorsunuz, ve ben bunu daha önce tezahür eden o dalgalı hatlar olarak çizmiştim.</p>
<p>Şurada fiziksel gerçekliğiniz var – ben buna Dünya diyeceğim (Adamus çizer), fiziksel gerçekliğiniz de burada – ve siz tezahür ettirmeye çalışıyorsunuz, ve şu anda bununla mücadele ediyorsunuz. Son oturumumuzda da sözünü ettiğimiz gibi, buradaki bu aşamayı etkileyen birçok şey var. Herşeyden önce, yaratımlarınız, tezahürleriniz, bu gerçekliğe, tam buraya kadar bile gelemiyor. Dünya’ya asla ulaşamıyor. Şuralarda bir yerlerde kalıyorlar (boş alanı gösterir), ve biz, onları buraya (“Dünya’ya”) nasıl getireceğimize odaklanacağız, tabi gerçekten seçtiğiniz buysa.</p>
<p>Bunun nasıl yapılacağına ilişkin, yaratıma neyin sebep olduğuna ilişkin epey bir kafa karışıklığı var. Gerçekliğine ne neden oluyor, Roger?</p>
<p>ROGER: Duygu.</p>
<p>ADAMUS: Duygu, evet. “Düşüncelerim” demediğine sevindim.</p>
<p>Şimdi – ve bu çok uzun bir tartışmaya yol açabilir -  ama bazılarınız diyor ki, “Evet ama, gerçekliği düşünceler yaratmıyor mu?” Çok iyi bir biçimde değil. Çok iyi bir biçimde değil.</p>
<p>Siz, bazılarınız, düşüncelerinizden öylesine korkuyorsunuz ki, bazı şeyleri düşünmekten öyle korkuyorsunuz ki, çünkü onun… Bir an için düşünelim, kanseri düşünelim. Bunu istemiyorsunuz! Hayır, çünkü onu tezahür ettirebilirsiniz (diye korkuyorsunuz). Peki, o kadar güçlüyseniz, neden bir milyon doları düşünmüyor ve onu tezahür ettirmiyorsunuz?? (yoğun kahkahalar) Sadece negatif/olumsuz şeyler mi tezahür ettiriyorsunuz? Hayır, hayır, hayır.</p>
<p>Düşünceler, genellikle, çok da… Zihin çok… gerçekliği yaratmak için zihin – bu Cauldre’nın kelimesi – çok dandik bir yol. Bunu iyi bir şekilde beceremiyor. Zihin kontrolü kurslarını hepiniz almadınız mı? Hadi ama. Onaylama (olumlama) kursları aldınız, enerjileri odakladınız – bunların hepsi zihinseldir. Hepsi zihinseldir, ve belki bazısı buna şiddetle karşı çıkacaktır ama, şiddetle karşı çıkmak da zihinseldir. (kahkahalar) Şiddetle bana karşı çıkmak, genelde kazanç sağlayacak bir öneri değildir. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Böylece, düşünceye ilişkin bu kursları aldınız. Çekim kanunu gibi bir dolu şey okudunuz. Evet, çekim kanunları gerçektir, eğer <em>siz </em>gerçekseniz. Ama çoğu kez bu prensipleri kullananlar düşünceden hareket ediyorlar.</p>
<p>Düşünceler… zihinde yaratıcılık yoktur. Hiç yoktur. Yaratıcılık, zihinden gelmez. Zihin sizin tarafınızdan hiç yaratıcı olmak üzere programlanmamış, yapılandırılmamış ya da tasarlanmamıştır, yani bu, zihinden gelmez.</p>
<p><em>Yaratıclık Nereden Geliyor</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Böylece bir dolu tartışma oluyor, “Peki o zaman gerçekliği yaratan nedir?” Eh, daha önce de değindiğim gibi, itici güçler, arzu, tutku… (Adamus yazar)</p>
<p>ŞAMBRA: Yalınlık.</p>
<p>ADAMUS: …. Sevinç ve yalınlık.</p>
<p>LİNDA: Teşekkür ederiz.</p>
<p>ADAMUS: Bu şeyler… bunlar aslında gerçekliğinizi yaratıyor, ama siz bunun farkında değilsiniz. Bunlar, gerçekliğinizin yaratılmasının arkasında yatan gerçek esin kaynakları (uyarıcılar) ya da gerçek dinamiklerdir.</p>
<p>Acaba şu arkadaki kapıyı açabilir misiniz diye soracaktım. Burası biraz havasız olmaya başladı ve hepiniz bir dakikaya kadar bayılacaksınız. Biraz temiz hava alalım.</p>
<p>Böylece, sahte esin kaynakları, sahte dinamikler, ki birçok kişinin bu noktada çok – eh, kafanız karışıyor. Şu anda işe yaramayanlar, güç … (Tahtaya yazmakta olan Linda’ya döner) “sahte”yi koy…</p>
<p>LİNDA: Nereye yazılmasını istiyorsun?</p>
<p>ADAMUS: Şuraya. Sahte…</p>
<p>LİNDA: Güç.</p>
<p>ADAMUS: Güç… sahte.</p>
<p>LİNDA: Sahte.</p>
<p>ŞAMBRA: İlki güç olacak.</p>
<p>ADAMUS: Böylece, şu sahte esin kaynaklarınız var, tekrarlıyorum, bunlar zihinden geliyor, gerçek kalpten değil. Ve bunlar güçtür, kuvvettir, ve bunlar çabalamaktır. Çabalamak.</p>
<p>Her biriniz bunu farkedebilir, çünkü siz bunu yapmaya zaman harcadınız – ya da belki hâlâ harcıyorsunuz; gerçekliği yaratmak amacıyla kuvvet kullanmak, gerçekliği yaratabilmek için (gerekli olan) kimliğinizi sürdürmek amacıyla güç kullanmak, çabalamak – bu öylesine hipnotik bir örtücü-katman ve öylesine eski bir inanç sistemi ki – çabalamak.</p>
<p>Tekrarlıyoruz, bizler çoğu zaman tüm düzeylerden konuşuyoruz, ve insan yanınızın hâlâ bir parçası, bir şey başarabilmek için çabalaması gerektiğine inanıyor. Günün sonunda kendinize bir bakıyor ve diyorsunuz ki, “Ne kadar çaba harcadım?” Ve bu nedenle de kendinize küçük bir not veriyorsunuz – iyi bir gündü, kötü bir gündü – harcanan çabayı temel alıyorsunuz. Eh bu, tekerlekte dönüp duran fareye, “bugün kaç mil yaptın?” diye sormaya benzer. Hiç. Hiç.</p>
<p>Böylece bunlar, gerçekliği yaratmanın eski yolları – çok eski yolları, ve pek de iyi iş görmezler, çünkü zihinseldirler, çünkü arzu, tutku ve sevinç yoktur; çünkü sizi yeniden biraraya getirmezler; çünkü gerçek ifadeye ve genişlemeye izin vermezler. Bunlar, bir şeyler yapmanın çok, çok Eski Enerji yollarıdır. (Linda’ya kalemi vermesi işaret eder) Elimde bir şey tutmaktan hoşlanıyorum.</p>
<p>Böylece burada tezahür ettirmeye, şeyleri buraya getirmeye çalışıyoruz. Burada bir insan olarak Dünya’dasınız (Adamus’un yeniden bir nokta ile daire, ve oklar çizmesi, ama bu kez bunun bir insanı andırması, kahkahalara neden olur), seçtiğiniz şeylere sebep olsun diye, onları yaratsın ve tezahür ettirsin diye enerjileri gerçekliğinize getirmeye çalışıyorsunuz.</p>
<p>Bu, çok iyi iş görmüyor, çünkü buraya odaklandınız (başını gösterir) – şu anda tüm insanlara konuşuyorum, çünkü insanlar buraya odaklanıyor – türlü nedenlerden ötürü. Bir tanesi hakkında geçen hafta konuştuk – etkili hipnoz. Etkili, geniş çaplı hipnoz. Bu, bir dereceye kadar kendimi bildim bileli sürüyor. Aslı, gerçekten Atlantis zamanına kadar uzanıyor, zihnin kurcalandığı, zihnin standart hale getirilmeye çalışıldığı zamanlara kadar, ama bu, birçok başka olumsuz alanlara da sıçradı.</p>
<p>İnsan zihni bir noktada, sizin, ruhun hizmetkârı diyeceğiniz bir şeydi – ve bu arada, hizmette bulunmak çok iyi bir şeydir – ama zihin, içerdeki tanrısallığın hizmetindeydi. Zihine yapılan bu müdahale, zihinle tanrısallığı ayırdı.</p>
<p>Ondan önce aslında gerçek bir ayrılık yoktu. Ama bu, ayrılığa neden oldu, ve hemen orada olmasına rağmen  tanrısallığın görmezden gelinmesine neden oldu; kendinizi yalnızca insan olarak görmenize neden oldu, oysa tanrısallığınız hemen buradadır. Ama Atlantis’teki bu çalışma geri tepti ve zihine karşılık ruh yanılsamasını yarattı. Aslında Arayış denen bu garip, olağandışı olguyu yarattı. Bunu yazmalısın. (Linda’ya hitap eder)</p>
<p>Şimdi, bunların hepsi bir günde olmadı; bu, Atlantis’te yüz binlerce yılda meydana geldi – ama zihin üzerinde yapılan çalışma, şöyle denen bir şey yarattı, “Hadi gidip Ruh’u arayalım. Hadi Tanrı’yı ya da yanıtı arayalım, ya da o her neyse”, ve bu arayış zihne programlandı, tıpkı bir bilgisayarı belli şeyler yapmak üzere programlamak gibi. (Tanrısallık) hemen orada olmasına rağmen, (zihin) sürekli bir arayış halinde olmaya programlandı. Oysa o hep oradaydı, her zaman da olacaktır.</p>
<p>Bu ayrıca zihni dışsal enerjiler için de erişir hale getirdi. Başlangıçta, meleklerin zihin yapısı, zihnin ruhunuz kadar egemen ve eşsiz ve delinemez olmasını sağlıyordu. Tanrı’ya şükür ki, ruhu onarmaya kalkmadınız. O, dışsal güçler tarafından delinemez, girilemezdir. Başka bir deyişle, asla teslim alınamaz. Asla sizden çalınamaz. Ruhunuzu sizden saklayacak tek kişi yine sizsiniz.</p>
<p>Her neyse, böylece… zihin erişilir hale getirildi. Başka bir deyişle, etki edilebilir hale – etkiye açık hale. Bu, kendimizi bildik bileli böyleydi.</p>
<p>Böylece burada muazzam hipnotik örtücü-katman potansiyelleri var. Dünya bunlarla dolu, bazısı çok kasıtlı ve kötü niyetli, çok amaca yönelik; bazısı “sadece öylesine” – (örneğin) birisinin size bir şey satmaya çalışması, aile üyelerinin sizi o ağda tutmaya çalışması gibi, ben buna atalardan kalma karmik ağ demeyi seviyorum. Bakın, hepiniz gruplar halinde yolculuk ediyorsunuz; biri çekip gitti mi, bu, gruptaki diğerleri tarafından bir saldırı ya da hakaret olarak algılanır. Gittiğinizi görmekten hoşlanmazlar. Çevrenizdeki insanları – akrabalarınızı, binlerce yıldır birlikte yolculuk ettiğiniz kişileri – gerçekten anlamak mı istiyorsunuz? Çekip gidin. Gidin!</p>
<p>Şimdi, başlıkları görebiliyorum – “O Tarikat Grubu Herkese Ailesini Terk Etmesini Söylüyor.” Kesinlikle. Kesinlikle! (Linda’nın kuşku dolu yüz ifadesi kahkahalara neden olur) Çünkü siz…</p>
<p>LİNDA: O kelimeyi sakın söyleme. Sonra araştırmalarda çıkar.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten! Gerçekten – ve bizim küçük bir Halkla İlişkilere ihtiyacımız var. Enerjilerimizin akmasını sağlamalıyız. Fazla uzun bir süre gizli kaldım. (Linda’nın hâlâ kuşkulu bir yüz ifadesi vardır) Güven kendine.</p>
<p>Böylece, evet, ailenizi terk etmek. Şimdi, ben, bavullarınızı toplayıp çocuklarınızı bu akşam yemeksiz bırakarak çekip gidin demiyorum. Söylediğim şu, evle olan bağlantınızı kesin, çünkü onları şimdiki halleriyle sevemezsiniz, onları gerçekten eski bağlarınızı salıverdiğinizde sevebilirsiniz.</p>
<p>Ben, evden kaçıp gidin demiyorum; ben diyorum ki, oracıkta kalın, ama eski kimlikleri salıverin. Siz, onların gerçekte kim olduklarını unuttunuz. Onlarla ilk elden neden biraraya geldiğinizi, onlarla neden bin yaşamlık bir yolculuk seçtiğinizi unuttunuz. Onlarla o kadar rahat oldunuz, halinizden öylesine memnun kaldınız ki, onları yalnızca bir aile üyesi olarak görüyorsunuz. Onları sadece karmanın bir peynir dilimi olarak görüyorsunuz (kahkahalar), oysa değiller. Onlar çok daha muhteşem ve görkemliler. Şöyle düşünün, birlikte çok, birçok yaşamımız olduğu için bizi birbirimize bağlayan bir sicim var, ve biz şimdi bu kalıba ya da modele çok alıştık. O sicimi salıverdiğinizde, ben sizi <em>gerçekte </em>olduğunuz halinizle görüyorum, olduğunuzu sandığım o aile üyesi olarak değil.</p>
<p>Biliyorum, sevgili Linda burada biraz sinirleniyor, ama çoğu insan bir düzeyde bunu anlayacaktır.</p>
<p>LİNDA: Kendi adıma anlıyorum. Sadece başlıklardan hoşlanmadım.</p>
<p>ADAMUS: Buna alışmaya başlasan iyi olur. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Ah!</p>
<p>ADAMUS: Böylece… böylece, sevgili Şambra, geri gelelim ve – konudan uzaklaştık.</p>
<p>Yani, hipnotik etkiler – biz geçenlerde yaptığımız Yeni Yıl toplantısında bundan söz ettik – şu anda Dünya’nın her yanında etkili, geniş çaplı hipnotik etkiler var, ve bunlar sizi de etkiliyor. Belli gerçeklikleri kabul etmenizin nedeni hâlâ bunlardır. İlginç olan şu ki, bir anda… bir <em>anda, </em>basit bir seçim yaparak bunları salıverebilirsiniz. Bu dışsal hipnotik etkilerin yaşamınızı yönlendirmesine ve zorla kabul ettirmesine ve kontrol etmesine izin vermeme seçimini yapabilirsiniz.</p>
<p>Ama durun. O seçimi yapmadan önce, o derin nefesi almadan önce, nelerden vazgeçiyorsunuz? Hemen herşeyden. Bir anlamda, çok şeyden, çünkü program modunda olmak – sizinki değil, bir başkasının programında olmak – güzeldi. Rahattı, çünkü yaşamınızla ilgili bir dolu sorumluluk almak zorunda kalmıyordunuz. O öylece oluveriyor. İnsanların kullandığı o deyim neydi?</p>
<p>ŞAMBRA: Boktan şeyler olur.</p>
<p>ADAMUS: Güzel. Evet, olur. Olur.</p>
<p>LİNDA: Edith? Bekle, bekle. Neydi o deyim?</p>
<p>ADAMUS: Boktan şeyler olur.</p>
<p>LİNDA: Haaa.</p>
<p>ADAMUS: Ve sanırım bu, ‘yazgı benden önce önümden akıp gitti, onun için de bu yolu yürüyeceğim’ demenin çağdaş bir yolu. Boktan şeyler olur (güler), tek bir yazgı yolu olmamasına, birçok yol olmasına rağmen. Yazgı yoktur demenin sorumluluğunu almanız gerekecekti. Tekrar seçim yapmanın, yaşamınızdaki şeyleri seçmenin sorumluluğunu almanız gerekecekti. Başkalarından gelecek eleştirilerin sorumluluğunu almanız gerekecekti, çünkü onlar şöyle diyeceklerdi – “Bunu neden şöyle yapmıyorsun?” – aileniz size, neyin var senin, diyecekti, iş arkadaşlarınız size değerler biçecekti. Ve, biliyor musunuz, bazen kutunun içinde kalmak ve gelenle yaşamak, daha kolaydır.</p>
<p>Böylece ben, çıldırdığınıza dair size epey meydan okuyacağım – tümüyle değil ama epeyce. Bugün biz konuşmadan önce de hipnozdan, toplu bilinç hipnozundan çıkmak için bir seçim yapabileceğinizi biliyordunuz. Bunu yıllardır biliyorsunuz, ama hiçbir şey yapmadınız, yaptınız mı? Çünkü, herşeyden önce, onu çok düşündünüz. Onu değerlendirdiniz. Parçalara ayırmaya çalıştınız, sonra da yere kapaklanıverdiniz. “Eh, hipnoz nedir ki? Beni ne kadar etkileyebilir ki? Salıverirsem ne olacak? Onun yerini ne alacak?” Görüyor musunuz. İşte zihinsel oluverdiniz bile. Bunu unutmuştunuz.</p>
<p>Yani bunu yapmıyorsunuz ve işte buradasınız, ben de tekrar buradayım, elçilere hatırlatan bir elçi olarak. Ve artık buna katlanmak zorunda değilsiniz. Bugün bir seçim yapabilirsiniz – o kapıdan çıkmadan, bilgisayarlarınızı kapatmadan – bunu (bu hipnozu) kabul etmeyeceğinize ilişkin (seçim yapabilirsiniz). Ve biliyor musunuz? Bu, ruhunuzun arzusu ve tutkusu, sevinci ve yalınlığı ile uyumlanacağı için de, olacaktır.</p>
<p>Kendinizi yeniden dengeler, bilincinizi yeniden ayarlarsınız; onun için de, gerçekliğinizi yaratmak amacıyla tümüyle farklı destekleyici enerjileri içeri çekersiniz, ve artık hipnoz konusu olmazsınız (hipnoza maruz kalmazsınız). Özgürsünüzdür. Özgür olmak biraz korkutucu olabilir. 25 yıldır ya da daha fazla hapiste kalmış birine sorun. Korkutucu olabilir.</p>
<p>Böylece sevgili, sevgili, sevgili Şambra, gerçekliğinizi <em>siz </em>yaratıyorsunuz.</p>
<p><em>Ne İstiyorsunuz?</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Söyle bana Kathleen, ne istiyorsun? Ne istiyorsun?</p>
<p>KATHLEEN: Kendimi neşe içinde ifade edebilmek.</p>
<p>ADAMUS: Kendini neşe içinde ifade etmek. Pekâla, harika. Lex, sen ne istiyorsun?</p>
<p>LEX: Şu anda mı, hiçbir şey.</p>
<p>ADAMUS: O zaman öyle olur. (kahkahalar) Hiç de fena değil. Hiç fena değil. Deb… Deb Phenicie, sen ne istiyorsun? Ne istiyorsun?</p>
<p>DEB: Berraklık, netlik.</p>
<p>ADAMUS: Netlik. Peki. Hadi bunu izleyen seyircilerimiz için yazalım. Netlik istiyoruz. Hiçbir şey istemiyoruz. Neşe dolu ifade istiyoruz. Doğru mu, Kathleen?</p>
<p>KATHLEEN: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Neşe dolu ifade. Ben… Cauldre bana… evet, tamam, ben bunun arkasına BNİ (“Bu Ne İçin?”) diyeceğim. Bir dakikanızı alacağım.</p>
<p>LİNDA: Hm, evet.</p>
<p>ADAMUS: Peki… ve Sart, sen ne istiyorsun?</p>
<p>SART: Merhaba. Şu anda yeni bir araba isterdim. Yediye indim. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Yeni araba. Yeni araba, sadece yedi tane. Ben şimdi… Bir an için, böyle alelacele hayatınıza girdiğim için Şambra’nın hoşgörüsüne sığınıyorum. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Peki… tamam, şimdilik bu kadar yeter. Benim görüşüm şu ki, Kathleen, hayır, sen aslında neşe dolu ifade istemiyorsun. Ve benim görüşüm şu ki, Lex, sen aslında hiçbir şey istemiyor değilsin. Ve benim görüşüm şu ki, Deb, sen aslında netlik istemiyorsun. Istemiyorsun. Ve Sart, sen yeni bir araba istiyorsun. (yoğun kahkahalar ve alkışlar)</p>
<p>Ve bunu… birlikte eğlenebildiğimize memnun oldum ama, bunu söylememin nedeni, her birinizin bugün – bugün, yarın değil, bugün – ne istiyorsunuz? Ne istiyorsun, Ralph?</p>
<p>RALPH: Yeni bir yaşam.</p>
<p>ADAMUS: Yeni bir yaşam. Ne istediğine dikkat et. Bunu değiştirip diyeceğim ki, yeni bir yaşam, aynı…</p>
<p>RALPH: Eyvah.</p>
<p>ADAMUS: … fiziksel gerçeklikte (Adamus güler), çünkü onun sana doğru geldiğini söylüyorum, Ralph, ve…</p>
<p>Ama benim görüşüm şu ki, hayır, netlik istemiyorsun. Hayır, gerçekte hiçbir şey istemiyor değilsin. Aslında sen ve ben çok konuşuyoruz, ve senin herkes kadar ya da daha da uzun bir listen var. Ve neşe dolu ifade… bilemiyorum. Sanmıyorum. Neden biliyor musunuz? Çünkü bunları gerçekten isteseydiniz, sahip olurdunuz. Hemen şimdi.</p>
<p>Zihinsel masturbasyon yapıyorsunuz, ya da sizin deyiminizle, birkaç argo kelime kullanmamın sizce sakıncası yoksa, kendinize palavra sıkıyorsunuz. Sen yeni bir yaşam istediğini söylüyorsun. Hayır istemiyorsun, aksi takdirde ona sahip olurdun, Ralph. Aksi takdirde ona sahip olurdun. Onun hayalini kuruyorsun, baştan çıkarıcı bir hayal. Ama onu gerçekten isteseydin, ona sahip olurdun.</p>
<p>Ve aydınlanmayı istediğini söyleyenleriniz, çık, çık, çık, çık, çık, çık. Size biraz sempati besliyorum aydınlanma arayışı içinde olanlar, çünkü o programlanmaya karşı çok savunmasız, incinebilir haldesiniz. Arayış. Ne kadardır aydınlanmanın peşindesiniz, ve o ne kadardır sizin hemen önünüzdeydi? Ama siz arıyorsunuz. Onun için, hayır, aslında bunu <em>istemiyorsunuz</em>; onun hayalini kurmayı seviyorsunuz. Kendinizi baştan çıkarmayı seviyorsunuz. Baştan çıkarılmayı seviyorsunuz. Bir oyun oynuyorsunuz, Deb, ve geri kalan hepiniz.</p>
<p>(Adamus Deb’e hitap eder, onunla Yeni Yıl akşamı da konuşmuştur) Biz sohbet ettik. Biz çok güzel sohbet ettik, ve o zamandan beri bu, ikimiz için de ilginç bir hafta oldu. Ve sen son günlerde birçok fırsatta bana kızdın, ama bu senin içindeki bir şeyi uyandırıyor, Deb, ve senin “Ben O Ben’im!” demeni sağlıyor. Ve sadece kafanla değil, âdet yerini bulsun diye değil, ama bu senin, insanların oynadığı oyunlara bir bakmanı sağlıyor. Ama önce kendininkine göz atman gerekiyor. Ve bunun bir sonucu olarak, sevgili Deb, insanların oynadığı oyunlara bak – sen parlak bir danışman, öğretmen, konuşmacı olacaksın. Ve oyunlarla anılmanın acısını anlayacaksın. Onları herkes oynuyor. Herkes oynuyor, yalnızca sen değil. Sen, onlardan çıkmaya çalışan <em>birisin. </em>Atlı karınca nerede durur? Oyunlar nerede durur? Ve ben seni övüyorum, ayağa kalktığın için. Bir yanın, “Bir daha mı, asla” diyor. Bir yanın da, “Ama çok eğlenceliydi. Çok eğlenceli” diyor.</p>
<p>Onu gerçekten isteseydiniz – ve ben sağlığınızdan söz ediyorum; ben şu anda sonraki aleme geçmeye, gözden kaybolmaya başlayanlarınızdan söz ediyorum, ve siz diyorsunuz ki, “Aa, ben farklı olmalıyım, çünkü ben gerçekten yaşamak istiyorum.” Hayır istemiyorsunuz, aksi takdirde bunu gerçekleştirirdiniz. (Bu) acımasız bir açıklama, güçlü bir açıklama, ve çok doğru bir açıklama, çünkü sizler yaratıcılarsınız, ve onu gerçekten isteseydiniz, olurdu. Ve sizin için başka herhangi birini, herhangi bir şeyi suçlamak – içtiğiniz sudan tutun da, nefes aldığınız havaya, varlığınız için zehirleyici olan düşüncelere kadar – sizin için başka herhangi birini suçlamak, bir yalandır, sahtekârlıktır. Onu gerçekten isteseydin, Bonnie, sahip olurdun. Olurdun. Ve hepiniz – ona sahip olurdunuz.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Onun için, o uzun, uzun sohbetlerimizi yaparken, bana artık bir şey istediğinizi söylemeyin; bana onu nasıl tezahür ettireceğinizi söyleyin. Bana onu nasıl gerçek kılacağınızı söyleyin. Bana onun arzuyla ve tutkuyla ve sevinçle ve yalınlıkla nasıl örtüştüğünü söyleyin. Ve ben sizi destekleyeceğim. Hepimiz sizi destekleyeceğiz, ve o olacaktır. Olacaktır.</p>
<p>Bütün bunları gündeme getiriyorum…. zaman açısından nasıl gidiyoruz?</p>
<p>LİNDA: Daha sadece 16:20. Birileri bağırmaya başlayana kadar bir 40 dakika daha konuşabilirsin.</p>
<p>ADAMUS: Bu kadar uzun bir süreye ihtiyacımız olacak mı bilmiyorum. Ama bütün bunları size söylememin nedeni, şu anda ilginç bir olgu (fenomen) meydana geldiği içindir. Toplarımı alabilir miyim lütfen? (kahkahalar) (çvr: top anlamına gelen “ball” kelimesi aynı zamanda hayalar için de kullanılır)</p>
<p>LİNDA: (gülerek) İkisini de mi?</p>
<p>ADAMUS: Şimdilik sadece bir tanesini.</p>
<p>LİNDA: Onları sana mı vereyim!?</p>
<p>ADAMUS: Evet. Ben Linda’dan rica ettim ki…</p>
<p>LİNDA: Sana top vermemi mi istiyorsun?!</p>
<p>ADAMUS: Dün Linda’dan şehre inip bugünkü konuşmamızı destekleyecek bir şey almasını rica ettim, ve ne ona ne de Cauldre’ya, toplarımla ne yapacağımızdan kuşkulanma ayrıcalığını da tanımadığım. (kahkahalar; Linda bir top çıkartıp Adamus’a uzatır)</p>
<p>LİNDA: Bu, kırmızı bir top.</p>
<p><em>Yeni Enerji</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>ADAMUS: Böylece, şu anda meydana gelmekte olan, ve tüm konuşmalarımızı bir noktada toplayan ilginç bir olgu (fenomen) var. İçeri gelmeye hazır bir Yeni Enerji unsuru var. O aslında şu anda burada.</p>
<p>Yeni Enerji burada. Bekliyor. Gerçek. Sadece bir kavram değil. Binlerce yıl bir kavram olarak kalmıştı. Şu ya da bu yoldan önceden haber verilmişti, siz ona İkinci Geliş dediniz. Ondan söz edildi. O… siz, onun neredeyse burada olduğunu düşünerek, onu bekleyerek, ona hazırlanarak, yeni bir çağdan, yeni zamanlardan söz ederek başka başka yaşamlarda bedenlendiniz. O şimdi burada, topumun içinde temsil ediliyor. (Adamus topu izleyicilere doğru fırlatır) Başka bir tane getir.</p>
<p>Şimdi lütfen topu geçirin. Etrafınıza atın. Onunla biraz eğlenin. Bu tipik bir sınıf değil, biraz gürültü yapacağız.</p>
<p>Bende bir dolu Yeni Enerji topu var. (Linda’nın üç top daha çıkarması kahkahalara neden olur)</p>
<p>LİNDA: Evet var!</p>
<p>ADAMUS: Topu gezdirin. Ona aşina olun. (İzleyiciler topu birbirine fırlatırken kahkahalar yükselir)</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, o şu anda burada. İçeri gelmeye hazır. Soru şu, siz hazır mısınız? Hazır mısınız?</p>
<p>Yeni Enerji, Eski Enerjiden çok farklıdır. Eski Enerji… Eski Enerji… (birine top çarpar ve “Ay!” der. Adamus güler) … gördünüz mü, Yeni Enerji bazen acıtır! (yoğun kahkahalar) Çok masum görünür, ama Eski Enerji inançlarıyla çarpıştığında acıtır. Acıtabilir.</p>
<p>Eski Enerji, ruhun arzusundan, günün birinde kendine geri dönme arzusundan yaratıldı. Yeni Enerji, Benliğine geri dönmenin sonucudur. (izleyiciler hâlâ topu fırlatıp durmaktadır) Şimdi bir an için sakinleşelim, çünkü bu noktayı anlamanızı istiyorum.</p>
<p>Eski Enerji, o yoğun, Benliğe geri dönme arzusunun, yeniden bütün olma, Benliğin içinde bir – ne diyorsunuz buna – füzyon, birleşme işlemine sahip olma arzusunun sonucuydu. Füzyon işlemi olduğunda – ya da olmaya <em>başladığında, </em>ben, olmaya <em>başladığında, </em>demeliyim – artık eril/dişile, ışık/karanlığa ihtiyacınız kalmaz. Bu ikisini (Adamus üçgenleri gösterir) yeniden birleştirip şuna benzer bir şey ya da her neyse, ortaya çıkartmazsınız. (Adamus içinde üçgenler olan bir kare çizer)</p>
<p>Artık ayrı bir eril/dişile, ayrı bir ışık/karanlığa, ayrı bir insan/ruha sahip değilsinizdir. Tanrı ve Tanrıçayı biraraya getirip de, sonra o dualiteyle etrafta dolanmazsınız. Onlar yok oluverir. Buharlaşıverir. Yanılsama kesinlikle yok olur. Tanrıça enerjisini yeniden devreye sokmaktan söz etmeyi bırakırsınız – bu ne kadar da 70’li yıllara özgü. (kahkahalar) Dünya’ya ışık getirmekten söz etmeyi bırakırsınız – ne kadar sosyal hizmette bulunanlara özgü. Kendi yüksek benliğinizle buluşmaktan söz etmeyi kesersiniz, çünkü bir yüksek benlik yoktur. Sadece siz varsınız. Sadece siz.</p>
<p>Şu dualitik tartışmaları, felsefi müzakereleri yapmaya ihtiyaç duymayacaksınız, dinler – ah, ayrılık olmadığını farkettiğinizde dinlerin de var olması bitecek. Sonsuz kurtuluş yoktur. Kurtarılma, kefaret yoktur. Yalnızca farkındalık vardır.</p>
<p>Böylece, bu ikisi birleştiğinde ve artık iki ya da dört ya da on olmadıklarında, artık ışık ve karanlığa, eril ve dişile, iyi ve kötüye gerek duyulmadığında, <em>işte bu Yeni Enerji yaratır. </em>Bu, Yeni Enerji yaratır.</p>
<p>Onun Eski Enerjiden farklı olduğu açıktır. Eski Enerji, kendine geri dönme arzusunun sonucuydu. O, kendinize geri dönmek için kullanacağınız yakıttı. Bu işlem, en küçük düzeyde bile olmaya başladığında, Yeni Enerjiyi yaratır.</p>
<p>Yeni Enerjinin nereden geldiğini sanıyordunuz? Tanrı’dan mı? Tanrı’nın hiçbir fikri yok. Gerçekten! Tanrı, Eski Enerjidir… ve (şu anda) yıldırımlar da yağmadı.</p>
<p>LİNDA: Al sana bir başlık. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Tanrı olmak zorunda. Tanrı, doğası gereği – hadi Tanrı’dan söz ederken (İngilizce’de kullanılan o eril ya da dişil sıfatları – he/she -) bırakalım – ama Tanrı, sizin doğanız gereği Eski Enerjidir. Sizin (doğanız) – çünkü siz Eski Enerjisiniz, bu nedenle, Tanrı Eski Enerjidir.</p>
<p>Ruh size bu egemenliği, bu mutlakiyeti verdi. Ruh, kendi ayrılığını yarattı, ve şu anda Ruh’a ne oluyor sanıyorsunuz? Füzyon. İçinizle yeniden birleşme. Ruh, yuvaya, size geri geliyor. Siz yuvaya, Ruh’a geri dönmüyorsunuz. Ruh artık bildiğiniz şekilde, eskiden olduğu gibi mevcut değil.</p>
<p>Ufff!  Hadi birlikte derin bir nefes alalım.</p>
<p>(duraksama)</p>
<p>(Birlikte çalışmayı) düşündüğüm o öbür grubun, onların bütün bunları anlayabileceklerini sanmıyorum. (kahkahalar) Sanırım onlar meditasyon yapmak üzere dağın tepesine geri kaçarlardı. <em>Siz </em>– siz bunu deneyimlemek istiyorsunuz.</p>
<p>Böylece, Ruh, Eski Enerjidir, çünkü siz Eski Enerjide ortaya çıktınız; bu yüzden, Ruh olandır. Ama kendinizi bütünüyle ve tamamen bildiğinizde, Ruh da artık Eski Enerji değildir. Ruh ve siz, nereden geldiğinizi hep hatırlayacaksınız, sizi buraya getiren yolculuğu hep hatırlayacaksınız. Bu asla unutulmaz. Asla silinmez. Şimdiye kadar yaşadığınız her bir yaşamın her zorluğunu, her güzel ânını, büyük bir sevinçle hatırlayacaksınız. Ve bunu daha önce hatırlamanıza neden izin vermediğinize şaşacaksınız. Ayrılığı neden yarattığınıza şaşacaksınız. Diyeceksiniz ki, çünkü bunu daha önce duydum, “Kendime, hatırlamamı sağlayacak küçücük bir zerre bile neden vermedim ki, çünkü bu, tüm o yolculuğu çok daha kolay kılardı.” Ama siz aslında o küçücük zerreyi kendinize verdiniz… ama belki de yeterince büyük değildi.</p>
<p>Yeni Enerji, kendinize geri döndüğünüzde, artık ayrı olmadığınızda, artık parçalanmış olmadığınızda yaratılır. Yeniden birleştiğinizde, o zaman Yeni Enerji denen bu şey yaratılır. Yine de Eski Enerjinin etkileri olacaktır, çünkü, bir süreliğine, o yine de yaşamınızın büyük bir parçasını oluşturacak, çünkü çevrenizdeki dünyada var. Daha bütünlenmemiş veçhelerde var. Ayrılığın bazı yanılsamasında ve inançlarında var. O hâlâ orada. Ama, Yeni Enerji denen bu şey yaşamınıza girecek. O şu anda buradadır.</p>
<p>Ben onu kırmızı bir topla ifade ettim – Kırmızı Çember. Ben onu, bir an için tutabileceğiniz ve hissedebileceğiniz ve dokunabileceğiniz bir şey olarak ifade ettim. Aslında buna benzemiyor (elinde bir top tutar). Lütfen herkese kırmızı bir top edinmeleri gerektiğini söylemeyin. (kahkahalar) Ben bunu sadece burada bir noktaya dikkat çekmek için kullanıyorum.</p>
<p>Yeni Enerji Eski’sinden çok farklıdır çünkü titreşimsel değildir. Titreşimsellik, iki tarafın direnciydi, ve bu gerçeklik yaratıyordu – o iki taraf, tekrarlıyoruz, eril/dişil, iyi/kötü, ve o dualitenin tüm geri kalanı – titreşimsel. Bu, Eski Enerjiyi yarattı.</p>
<p>Yeni Enerji genişleyicidir – zaman ve mekândan geçerek aynı anda her türlü yöne (genişler). Yeni Enerji kısıtlanmış değildir, zaman ve mekân unsurları kısıtlanamaz. O, zaman ve mekân bağlamında kullanılabilir; başka bir deyişle, şimdi. Kullanılabilir, ama – burada fazla ezoterik (gizemli) olmamaya çalışıyorum – ama o hapsedilemez. İçinizdeki, yaşamınızdaki Yeni Enerjiyi hapsetmeye çalışmayın. Gözlemlemek isteyeceksiniz. O çok, çok farklıdır. Garip ve yabancı görünecektir.</p>
<p>Tobias’ın dört unsur, dört bilyeyle ilgili o parlak konuşmasını hatırlıyor musunuz? Onun, dualiteyi temsil eden bir aydınlık, bir karanlık, ve bir nötr ya da beyazdan söz ettiğini anımsayın. İşte bu yenisi devreye girdi. Berrak, kristal berraklığında bir bilye unsuru devreye girdi. Peki ne oluyor? Birbirinden hep nefret etmiş olan ve hep kavga eden ve yerlerini değiştiren aydınlık ve karanlık, ansızın bir birlik oluşturdular. O berrak bilyeyi gerçeklikten kovalamaya çalıştılar. Kısa bir süre için o garip, garip iş ortakları, güçlerini birleştirdi.</p>
<p>Böyle hissedeceğiniz zamanlar olacak, çünkü bir yanınız, hemen şurada (zihin), bunu anlamayacaktır. Bu tümüyle farklı ve yabancı hissedilecektir, ve bunu hipnozla karıştırdığınız zamanlar olacaktır. Diyeceksiniz ki, “Bugün farklı bir şey hissediyorum.” Linda bunu epeyce söyleyip duruyor. “Bunun garip bir gün olduğunu hissediyorum.” Zihin diyecek ki, “Şimdi bu, Adamus’un sözünü ettiği hipnoz mu, yoksa Yeni Enerji mi?” Ya da daha iyisi, “Adamus bizi hipnotize mi ediyor?” (kahkahalar) Bunu söyleyeceksiniz. Gün bitmeden biri bunu söyleyecek ya da belki söylemiştir bile.</p>
<p>Biliyor musunuz? Bu, kendinizin yanıtlayabileceği çok, çok kolay bir sorudur – (çünkü) bu sizin seçiminizdir. Sizin seçiminiz. Onun hipnoz olmasını istiyor musunuz? Yoksa onun Yeni Enerji mi olmasını istiyorsunuz?</p>
<p>Bu arada, her türlü hipnotik etki yalnızca enerjidir. Sadece enerji. Eğer biri… ben geçenlerde pek de saf olmayan alemlerde, Yakın Dünya alemlerinde olagelen Tanrı savaşlarından söz ettim. Bu savaşları şu dinler sürdürüyor, ve enerjilerini buraya, Dünya’ya da iletiyor ya da fırlatıyorlar. Şu ara çokça hipnoz olageliyor, ama o sadece enerjidir. Siz aptal değilsiniz. Siz aciz değilsiniz. O enerjiyi dönüştürün, o hipnozu, size hizmet edecek, bunun gerçekliğinize girmesine yardım edecek enerjiye dönüştürün.</p>
<p>Bunu her türlü şey için yapabilirsiniz – hipnoz için, size sözlü olarak ya da fiziksel olarak saldıran insanlar için. Her türlü enerjiyi alıp dönüştürebilirsiniz, hatta omuzunuza inen yumuşak bir tokadı bile. (Adamus yumuşak bir biçimde birinin omuzuna vurur) Bu sadece enerjidir. David bunu biliyor. O bunu içine soluyor. Bu artık bir tokat değildir; yalnızca enerjidir.</p>
<p><em>SİZİN Yeni Enerjiniz</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Pekâla, konumuza geri dönelim. Yeni Enerjiyi yarattınız, çünkü tefekküre (derin düşüncelere) daldınız ve kendinize geri dönmenize izin verdiniz. Bu, kendi içinde Yeni Enerjiyi yarattı. O sizindir; onu siz yarattınız. O şu anda çok kişisel. Ama yaratımın geri kalanına yayılacaktır, çünkü yarattığınız şeye asla sahip olamazsınız.</p>
<p>Onu kullanabilirsiniz. Onu sevebilirsiniz. Yaratımlarınız için büyük bir tutku besleyebilirsiniz, ama yaratımlarınıza asla sahip olamazsınız. Er ya da geç kendi haklarına sahip çıkarak ifade etmek isteyeceklerdir. Er ya da geç enerjinin akması gerekecektir. Ve asıl yaratıcıdan, Ruh’tan gelen en güzel şey, size mutlak tanrısal iradeyi vermesiydi – ben, özgür irade lafını sevmiyorum; tanrısal irade – “Git ve kendini keşfet.”</p>
<p>Böylece bu Yeni Enerji yaşamınıza giriyor – şunu toparlayalım. Yeni Enerji yaşamınıza giriyor. O farklı görünüyor. Farklı hissediliyor. Farklı kokuyor. Yine de, o <em>sizdir</em>. Sizdir. Önemli olan budur. O Tanrı’dan gelmiyor. Benden gelmiyor. David McMaster’den gelmiyor. O sizdir. Onu gözleyin. Onunla oynayın. Zihninizden çıkın.</p>
<p>Bu yüzden son zamanlarda yaptığım konuşmalarda hissi, ruhun tutkusunu bu kadar çok vurguladım. Zihinden çıkın, çünkü zihin bunu anlamayacaktır. Onun için sizden kelimeler kullanmayı bırakmanızı istedim, çünkü bu da zihinden geliyor. Ve Yeni Enerjiyle ilişkiniz, onu anlamanız da buradan (baş) gelmeyecektir. Buradan gelecektir (kalp), ve yalın olacaktır.</p>
<p>Programlanma ve geçmişiniz yüzünden, onu bölümlere ayırma ve analiz etme ve tanımlama eğilimi olacaktır. Lütfen yapmayın. Bir yatkınlık olacak… bazılarınız bu gece mesaj tahtasının başına geçecek ve diyecek ki, “Ben Yeni Enerjiyi keşfettim ve o şöyle bir şey.” Hayır. Onu tanımlamaya çalışmak istemezsiniz. Onu <em>deneyimlemek </em>istersiniz. Yanınızdaki insana kendininkini nasıl elde edeceğini söylemeye çalışmak istemezsiniz, çünkü o zaman Eski Enerji dinamiklerine geri dönmüş olur. Birinci olmak istemezsiniz. Bu bir Yeni Enerji yarışı değildir. Başka bir deyişle, egonun “Ben bunu senden önce anladım” diyen şeyini istemezsiniz.</p>
<p>Bu, kelimeleri aşan, kesinlikle kişisel olan bir deneyimdir. Kutsal bir deneyim. Sevgi dolu bir deneyim. Sizin cinsel diyeceğiniz bir deneyim, ve ben üretgen organlarınızdan söz etmiyorum; söylediğim şey, saf cinsel bir deneyimin gerçekten kalbinizden geldiğidir. Yani, erille dişilin birbirine yeniden aşık olması ve kimliklerini, ayrı ayrı kimliklerini sürdürmeme iznini kendilerine vermeleri… bu izni kendilerine vermeleridir. İşte bu aşktır.</p>
<p>Pekâla, topu tutabilirsin.</p>
<p>LİNDA: Ah bebeğim.</p>
<p><em>Yeni Enerjiyi Kullanmak</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>ADAMUS: Böylece, sevgili Şambra, yaşamınızdaki Yeni Enerjinin tamamlayıcı bir unsuru. Bu arada, o şu anda tüm çevrenizde. Onu siz yarattınız. Diyorsunuz ki, “Peki ama onu nasıl uygulayacağım? Ne yapacağım? Bir sonraki adımda ne yapmam gerekiyor?” Eh, nefes alın, bu iyi bir (çözümdür). Nefes alın.</p>
<p>Yeni Enerji, sizin Yeni Enerjiniz, zamansız ve mekânsızdır. Şimdi, birçoğunuz düşünüp taşındı ve aslında zaman ve mekânla ilgili gerek bilimsel gerekse psişik, epey araştırma yaptı – zaman ve mekân; etkileyici bir tartışma – ama yanlış, çünkü zaman ve mekâna oldukça lineer bir biçimde bakıyorsunuz.</p>
<p>Diyorsunuz ki, “Sevgili Tobias,” ya da sevgili Adamus, sevgili herhangi birimiz. Diyorsunuz ki, “Herşey aynı zamanda meydana gelmiyor mu?” Hayır. Hayır, pek değil. Ve diyorsunuz ki, “Peki ama, zamanda geriye yolculuk edebilmem gerekmiyor mu? Geri gidip de geçmişteki beni etkileyebilmem gerekmiyor mu?” Bu zihinseldir ve lineerdir, onun için de işe yaramayacaktır. Zaman ve mekânı aşabilirsiniz, ama sizin düşündüğünüz şekilde değil.</p>
<p>Diyorsunuz ki, “Geleceğe gitmek ve neler olacağını görmek istiyorum. Bundan on yıl sonrasına gitmek istiyorum. Piyasaların ne halde olduğunu bilmek istiyorum.” Ha, kabul ediyorum, bunu istiyorsunuz. Neler olacağını bilmek istiyorsunuz. Oraya buradan varamazsınız, çünkü lineerliği varsayıyorsunuz. Hâlâ fazlasıyla insan olmaya çalışıyorsunuz.</p>
<p>Yeni Enerjinin zamansız ve mekânsız olması gerekiyor. Lineer varoluşun çelişkilerine sahip olamaz. Başka bir deyişle, planlamaya başlamayın. Hedefler belirlemeyin. Yarın ne olacağına ilişkin varsayımlarda bulunmayın.</p>
<p>Gerçek Yeni Enerji şu anda meydana gelir. Şu anda – bu noktada biraz gizemli olmaya başlıyorum – ama şu an, zamansız ve mekânsızdır. Şu ânın, yaşamınızdaki her ânın, zaman ve mekâna gereksinimi yoktur. Bu, ruhunuzun aynı anda deneyimleyeceği herşeyi, şimdi siz de deneyimleyeceksiniz anlamına gelmiyor. Bu, Tobias’ın ettiği o büyük lafa göre, farketmez, anlamına geliyor. Farketmez. Şu anda, dün ne olduğu ya da yarın ne olacağı farketmez.</p>
<p>Artık farketmez.</p>
<p>İnsan yolculuğunun büyük bir bölümü, lineerliğe duyulan bu gereksinim güdüsünden yaratıldı. Başka bir deyişle, “Yarın ne olacak?” (sorusundan ya da kaygısından) Bugün yaptığım şey yarınımı belirleyecek – bu kadar. Eğer kendinizi deneyimlemek istiyorsanız, gerçekte asla ayrı olmamış olan en derin benliğinizi deneyimlemek istiyorsanız, o, şu andadır.</p>
<p>Bekliyorsunuz, neyi? 2012’yi. Şambra değil. Siz o projeyi bitirmeyi bekliyorsunuz, başka bir şehire taşınmayı, bir Üstadın gelip sizinle konuşmasını, kilo vermeyi, şunu ya da bunu bekliyorsunuz, bekliyor da bekliyor da bekliyorsunuz. Bu, Yeni Enerjiyi uzaklaştıracaktır, çünkü Yeni Enerji de bekleyecektir.</p>
<p>Bekleme oyunu, ya da ben ona yazgı oyunu da diyorum – “Bana ne olacağını görebilmek için beklemem gerekiyor. Şunu bitirene kadar beklemem gerekiyor.” Bu artık bitti. Bitti. Şimdi, şu an var. Ne kadar çılgın olduğunuzu düşünmeniz, ne çok kötü şey yaptığınız, ne çok kötü alışkanlıklarınızın olduğu, kaç kez başarısız olduğunuz umurumda değil. Üstat olmadan önce kaç kez başarısız olduğumu biliyor musunuz? Sadece bir kez. Sadece bir kez. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Bu doğru bir ifadedir, çünkü sonuçta hiçbir şey aslında başarısızlık değildir. Benim başarısızlığım, hapishanemden, kristalimden çıkmanın bu kadar lanet uzun zaman almasıydı, ve bu süre boyunca yanıtın hep orada olmasıydı. Ama, bazılarınız gibi, ben de o oyunu oynuyordum. Ben bunu gerçekleştirmek yerine, “Buradan nasıl çıkarım?” oyununu oynuyordum.</p>
<p>Ama konuya dönelim. O an Şimdi’dir – şu an, zamanın ve mekânın ötesindeki, her türlü bekleyişin ötesindeki şu an, şu an – kendinizle o bağlantıya mutlak bir biçimde sahip olmak, Yeni Enerjiyi içinize almak, hislerinize dönmek ve zihinden çıkmaktır. Bir dakika daha beklemeyin. O hemen şu andır. O buradadır.</p>
<p><em>İlerlemek</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Yeni Enerji çalışmalarıyla ilgili konuşmamızı bir sonraki oturumumuzda sürdüreceğiz, ama burada birkaç şey açıklayacağım. Konuşmalarımızın yararı adına, ki bunlar çok zihinsel olmaya yatkındır, ben, Adamus’un, Kırmızı Meclis’teki bazı varlıkların, temel oluşturan bir enerjiyle, temel oluşturan bir bilinç akışıyla bizimle çalışmak üzere Dünya’ya geri gelmiş olan bazı Üstatların, gerek kelimeler kullanmasına gerekse bazı çok dinamik bilinç ya da hislerle uğraşmasına izin vermenizi isteyeceğim.</p>
<p>Başka bir deyişle, söylenmeyen bazı şeyler olacak. Enerjiler gelecek ve bunlar sadece Cauldre’nın sesiyle gelmeyecek. Biz, çok zihinsel kavramlar oluşturabilecek bu konulara girerken, anlamanıza yardımcı olmak için, herkesin anlamasına yardımcı olmak için, zihninize başvurmamanızı, bunların hepsiyle ilgili akılcı olmamanızı desteklemek ve yardım etmek için, bir bilinç ırmağını bütünüyle buraya getireceğiz. Yani bunu yapmak için ya da en azından bunun olmakta olduğunu farketmenizi sağlamak için izin istiyoruz.</p>
<p>Size söz veriyorum, <em>asla </em>hipnotik teknikler kullanmayacağız ve bunu asla yapmadık. Bu yüzden bazen, geçenlerde bir gruba da söylediğimiz gibi, mesaj bazen farklı hissediliyor. Mesaj bazen sizi biraz sinirlendiriyor (ya da hayal kırıklığına uğratıyor), çünkü mesajlarınızla bir dolu “şeker” almaya alışıksınız. Hipnotik mesajlar birçok ilginç ve baştan çıkarıcı enerji içerir, ve saatler boyunca televizyonun önünde oturup kalmanıza ve “Neden burada oturuyorum?” diye şaşmanıza da bu neden olur. Sizi yeniden oyunlara davet eden budur; zaman zaman sizi ailenizle ve eşiniz, arkadaşınız olmuş kişilerle bağlantıda tutan budur. Boşanmışınızdır ve, “Ama onlar hâlâ hayatımdalar” diyorsunuzdur. İşte, hipnotik enerji sürüyordur. Biz bunu kullanmayacağız, ve bazen kullanmış olmamızı isteyeceksiniz. Ama bunu kullanmaya gerek yok. Ve mesajlarımızla doğrudan kalbe ve hislere yöneldiğimizden, bunu kullanmak da istemeyiz. Gerek yok.</p>
<p>Böylece, Yeni Enerjiyle ilgili konuşmamızı sürdüreceğiz. Ben, ev ödevinize devam etmenizi istiyorum – yani bizimle sözler olmadan konuşmanızı – ama bunu şimdi bir de evcil hayvanlarınıza ve birlikte yaşadığınız ya da görüştüğünüz insanlara genişletin. Sözsüz konuşun – manipülasyon yok, ama bunu zaten yapmayacağınızı biliyorum – çünkü sözsüz konuşmak, sizi yeniden kendinizle temasa geçirecektir, ayrılık yanılsamasının ötesine geçecektir.</p>
<p>Bunu ne kadar çok yaparsanız, o kadar ödüllendirici olur ve bu tür gruplarda daha kolay iletişim kurar hale geliriz. Çok karmaşık görünebilecek bazı mesajları daha kolay aktarabileceğiz. Aslında (bu mesajlar o kadar karmaşık) değildir, ama karmaşık görüneceklerdir, ama biz yine de konuşmamızı sürdürebileceğiz.</p>
<p>Böylece, bu konuşmaları sizlerle yapabilmek, bu kadar derinlere inebilmek, bir sevinç ve onurdur.</p>
<p>Özellikle de, çoğu zaman, artık bir dolu işlem uygulamamıza gerek kalmadığına seviniyorum. Bu bir süre için iyiydi. Buna ihtiyacınız vardı. Kesinlikle sevildiğinizi bilmeyi gereksiniyordunuz. Ama şimdi çalışmayı birlikte yapabiliriz. Yeni Enerjinin sevincine ve deneyimine sahip olabiliriz, ve ruhun arzuladığı da <em>budur.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Gelecek ay yeniden biraraya geleceğiz, ama bu arada Yeni Dünya’daki, diğer alemlerdeki alışıldık ve sıkça toplantılarımıza da devam edecğiz.</p>
<p>Lütfen rüyalarınızı yazmayı sürdürün. Ve biliyorum, Şambra, şu ev ödevi meselesinde çok zorlusunuz, ama ben sizden çok az şey istiyorum. (kahkahalar) Rüyalarınızı günlüğünüze geçirmeye, rüyalarınızı yazmaya devam edin, çünkü rüyalarınız, olduğunu sandığınız şey değildir. Onlar sadece rüya değil. Rüyalarınızı yorumlama biçiminiz ya da onların bu gerçekliğe gelme biçimi değişiyor. Siz onlara önem vermediniz, çünkü onların sadece bazı çılgın simgeler dizisi olduğunu düşündünüz, ama rüyalar çok gerçektir. Onları anlama tarzınız değişiyor. Ve onları günlüğünüze geçirecek ya da yazacak olursanız, rüyalarınızın, uyanıklık halinizden hiç de farklı olmadığını çok çabuk keşfedeceksiniz, ve benim size zamansız ve mekânsız bir hale geliyorsunuz dememi de anlamaya başlayacaksınız.</p>
<p>Üstatların farkettiği budur – zamansız, mekânsız. Farketmez. Ben O Ben’im. Önemli olan tek şey budur.</p>
<p><em>Ev Ödevi</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Bir dahaki sefere, Sevgililer Günü öncesi yapacağımız toplantı için biraraya geldiğimizde, tek tek her birinizden lütfen biraz şık giyinmenizi isteyeceğim. Bu, Pazar günleri gittiğiniz mahalle pazarındaki görünümünüzle ilgili değildir. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Pazar günü mahalle pazarına gitmek mi??!</p>
<p>ADAMUS: Böylece, sevgili dostlar, lütfen bir sonraki ev ödeviniz için birazcık şık giyinin, ve ben nedenini daha sonra açıklayacağım.</p>
<p>Böylece, tüm yaratımda herşeyin yolunda olduğunu lütfen bilin. Bu nedenle, siz de Tanrı’sınız, ve ben de, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus.</p>
<p>Ve öyledir.</p>
<p>(alkışlar)</p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2010/01/09/saud-5-%e2%80%9cbu-nasil-is-goruyor-2-bolum%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 4: “Bu Nasıl İş Görüyor?: 1. Bölüm”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2009/12/12/saud-4-%e2%80%9cbu-nasil-is-goruyor-1-bolum%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2009/12/12/saud-4-%e2%80%9cbu-nasil-is-goruyor-1-bolum%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Dec 2009 21:46:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üstatlık / Yüksek Lisans Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=455</guid>
		<description><![CDATA[KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ
Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi
 
ŞAUD 4: “Bu Nasıl İş Görüyor?: 1. Bölüm”
ADAMUS’un katılımıyla – Kanallık, Geoffrey Hoppe
 
Kırmızı Çembere sunulmuştur
12 Aralık 2009
 
www.crimsoncircle.com -   http://kirmizicember.org
Tüm varlığımdan, Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus. Dünyama hoşgeldiniz.
Bunu tekrar söyleyeceğim. Tüm varlığımdan, Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus.
Bu bildirime daha sonra geri döneceğiz, ama şimdilik burada olmak büyük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ</strong></p>
<p><strong>Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ŞAUD 4: “Bu Nasıl İş Görüyor?: 1. Bölüm”</strong></p>
<p><strong>ADAMUS’un katılımıyla – Kanallık, Geoffrey Hoppe</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kırmızı Çembere sunulmuştur</strong></p>
<p><strong>12 Aralık 2009</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a> -   <a href="../">http://kirmizicember.org</a></p>
<p>Tüm varlığımdan, Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus. Dünyama hoşgeldiniz.</p>
<p>Bunu tekrar söyleyeceğim. Tüm varlığımdan, Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus.</p>
<p>Bu bildirime daha sonra geri döneceğiz, ama şimdilik burada olmak büyük bir mutluluk. (Cauldre’nın gözleri açılır) Çoğunuzu fiziksel olarak değil de enerjisel olarak görmeye alışkınım, o nedenle böyle baktığım zaman başta biraz şoke oluyorum, arkasına saklandığınız maskelerinizi görüyorum, bugün şu güzel gülümsemeleri, daha birkaç yıl önce pek de varolmayan gözlerdeki o pırıltıyı görüyorum.</p>
<p><span id="more-455"></span></p>
<p>Ha evet, zorluklar hâlâ var, oyunlar hâlâ var, hâlâ başa çıkılacak sorunlar, eh, artık gerçekten burada olmadığınız gerçeği var. Eski siz burada değil. Şimdi o öze dönüyor. Öze dönüyor. İki yıl önceki, beş yıl önceki siz, artık burada değil. Siz yeni bir siz doğurdunuz, ve şimdi ona alışmaya başlıyorsunuz, her düzlemde.</p>
<p>Hâlâ eski benliğinize geri dönmek isteyen yanlarınız var; dönememek sinir bozucu. Oraya geri dönüp de onu bulmaya çalışmanız, ve onun orada olmaması, biraz korkutucu oluyor. Ama yine de, kendinizi yeniden doğurduğunuz gerçeği çok kutlanıyor. Ve bu benlik, yeniden doğurduğunuz bu benlik… Bugün kimse benden saklanamaz. (Adamus’un dikkatle izleyicilere bakması gülüşmelere neden olur) Yeniden doğurduğunuz bu benlik, geçmiş yaşamlarınızın sadece bir devamı değildir.</p>
<p>Pardon, bir dakika. Cauldre’yı şu elektrikli şeylerle öyle bir donatıyorsunuz ki, bir gün onu elektrikle idam edeceksiniz… üfleyen vantilatörler ve elektrikli donanımlar. (Adamus, Cauldre’nın ceketinin cebinden elektronik bir cihazı çıkarır) Özür dileriz Bay Kuderka, ama bunu daha sonra kullanırız. Böylece… böyle daha iyi oldu.</p>
<p>Benim böyle geldiğim zamanlarda gerçekliğinizde ne çok gürültü olduğunu farkediyor musunuz? <em>Benim </em>derin bir nefes almam gerekiyor. Çevrenizdeki herşeyden, ışıklardan, vantilatörlerden, elektroniklerden gürültü geliyor, üstelik diğer insanları katmıyorum bile. <em>Onların </em>enerjisel gürültülerini katmıyorum. Ama çevrenizdeki tüm bu şeyleri yükleniyorsunuz. Hmm. Böylece…</p>
<p>Böylece, geçmiş yaşamlarınızın bir devamı değilsiniz. Bu yüzden eski kimiklerinizin üzerinde durmamanız konusunda sizi yüreklendiriyorum. İlginçtir, yeniden-bedenlenmeyi anlamanın doğası gereği, ruhun evrimini ve yolculuğunu anlıyorsunuz. Ben, gerçekten, bir-seferlik olanlara – bir-kez buraya geldiğine inananlara – acıyorum. Onlar yalnızca… (Adamus izleyicilere doğru yürür ama sonra geri çekilir) şu anda kimseyle uğraşmayacağım, bunu sonraya saklıyorum. O enerjiselliğin… (kahkahalar) beni geri çektiğini hissettim. Bu tıpkı… gürültüden söz edelim. Sırayla gidelim, Şambra’nın derinliklerine iniyoruz. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Böylece, bir-kez buraya geldiğine inananlara acıyorum, ama bu, onların şu anda seçtiği bir inanç sistemidir. Bunu oldukça sınırlı tutuyorlar. Onlar şöyle bir oyun oynuyorlar, ‘bir kez, iyi ya da kötü, ya başar ya da kırıp geç.’  Öte yandan, tekrar doğanlarda – sizlerde – tekrar ve tekrar ve tekrar doğanlarda, geçmiş yaşamınızın bir devamı olduğunuzu düşünme eğilimi var. Oysa hiç de değilsiniz. Geçmiş yaşamlarınızın veçheleri, bu yaşamınıza gelmenizi sağlayan bir enerji hareketi oluşturdular, o yaşamların hepsini salıverin, ve bir anlamda yeniden başlayın. Kim olmak istiyorsanız o olun.</p>
<p>Hâlâ tüm o geçmiş yaşamların çekimini hissediyorsunuz. Hâlâ, geri gidip de kim olduğunuzu ve ne yaptığınızı merak etmek kolay. Ve bu, yani sizin yalnızca ilerleyen geçmiş yaşamınız olduğunuzu söylemek, bir anlamda – buna ne diyorsunuz – yan çizmektir, kendiniz için sorumluluk almamaktır. Oysa değilsiniz. Değilsiniz. Duruma göre, birkaç yıl önce spiritüel bir ölüm – tarihsel bir ölüm ya da bir tarih ölümü – yaşadığınızı etkin bir biçimde söyleyebilirsiniz. Tümüyle hiçliği, tümüyle karanlığı, tümüyle tutkusuzluğu hissettiğiniz, unuttuğunuz – kim olduğunuzu unuttuğunuz – durumu, kendinizi yeniden türettiğiniz için kafanızda beliren o kocaman soru işaretini, “Kimim ben? Kimim ben?”, herhalde hatırlıyorsunuz. Ve kendinizi yeniden türettiğinizde, kardeşim (izleyicilerin arasında bulunan birine hitap ederek), kendini yeniden türettiğinde, ilginç oldu, çünkü bir dolu yeni özellik kattın.</p>
<p>Beraberinde getirmene izin verdiğin o yeni öz, o yeni öz, daha önce hiçbir yaşamda kullanılmamış olan birçok yeni araç-gerece sahiptir. Yeni araçlar, Yeni Enerji’yle nasıl çalışacaksınız gibi. Yeni araçlar, bedeninizi nasıl düzelteceksiniz gibi. Yeni araçlar, zihnin sınırlarını aşma yeteneği gibi, ki bu çok temel bir yeni araçtır – Tanrı denen, Ruh denen şu şeyi nasıl anlarsınız?</p>
<p>Kendinizi yeniden doğurduğunuzda, bu yaşamda bu konular üzerinde düşüneceğinizi bliyordunuz, onun için bunların tümüyle başa çıkmanızı sağlayacak mekanizmayı da içinize yerleştirdiniz. O nedenle, şu anda konuştuğumuz hiçbir şey aslında yeni değildir. Bu aslında hatırlamaktır, size hatırlatmak, zaten orada olan şeyleri anlamanıza yardımcı olmaktır. Bizim, şu bir saat civarındaki zaman süresince burada yapacağımız şey, bunları yüzeye çıkarmak, ya da, onları başka gerçekliklerde tutmak yerine bu gerçekliğe getirmek olacak.</p>
<p>Burada ortaya çıkan en büyük sorun şu kuşkudur, şu dırdır eden, rahatsız eden ve sürekli ortaya çıkan kuşku. Bu büyük bir sorun, ve tekrarlıyoruz, hepimiz sık sık konuşup duruyoruz. Bunu gerçekleştirebileceğinizi biliyorsunuz. Gerçekleştirebileceğinizi bliyorsunuz. Rüya halinizde konuştuğumuz zaman, biz gülüyor, siz de kıkırdıyorsunuz, çünkü bunu gerçekleştirebileceğinizi biliyorsunuz. Ama sonra buraya geri geldiğinizde, kuşku devreye giriyor. Bunlar, eh, artık gerçekte sizin olmayan ama benimsemeyi sürdürdüğünüz parçalarınızdan geliyor. Başka bir deyişle, bunlar eski inançlar, eski korkular, geçmiş yaşamlarda ya da bu yaşamda olmuş olan ama sizin gündeme getirmeyi sürdürdüğünüz şeylerdir. Bunları bu yaşamda bahane olarak, kuşku olarak gündeme getirip duruyorsunuz ama, bu şeyin aslında oldukça basit olduğunu da biliyorsunuz. Peki nedir bu şey? Biz bundan daha sonra söz edeceğiz.</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Şambra Hakkında</em></strong></p>
<p>Ama şu anda sizlerle şunu paylaşmak istiyorum, 2002’de, Kırmızı Çember’in ve Şambra’nın gerçekten sağlamlaştığı sıralarda, birçoğunuz yeniden biraraya gelme çağrısını duydu, ve Tobias bile kaç kişinin toplanacağını bimiyordu. Sadece birkaç kişi olabileceği gibi, birçok kişi de olabilirdi. Oysa bu gerçekten bir hayli insanın (biraraya gelmesiyle) sonuçlandı. Çok, çok insan Şambra olduğunu, aile olduğunu hatırladı. Onlar – sizler – Kırmızı Meclis’in katılımcılarıdır. Burada, Dünya’da buna Kırmızı Çember diyorsunuz, ama diğer alemlerde Kırmızı Meclis’in aktif katılımcılarısınız. Bilincin ve enerjinin doğasını anlama rolüne sahipsiniz ya da bunu anlama sorumluluğunu üstlendiniz.</p>
<p>Şimdi, meleksel alemlerde sahip olduğumuz o engin bilgelikle ve tüm o muhteşem varlıklarla, bu şeylerin tümünü anladığımızı düşünüyorsunuz. Oysa anlamıyoruz. Ha, ve bunun güzel yanı da budur. Anlamıyoruz. Biz deneyimi sizinle birlikte paylaşıyoruz.</p>
<p>Başka bir deyişle, Dünya’nın çok katı, çok yoğun olan bu boyutunda bilinç nasıl yanıt veriyor? Sizin bilinciniz burada nasıl karşılık veriyor? Araçlarınızdan biri olarak enerjiyi burada nasıl devreye sokarsınız? Ve biz sizinle birlikte öğreniyoruz. Siz bu bilgeliği ve bu bilgiyi Kırmızı Meclis’e geri getiriyorsunuz, ki Kırmızı Meclis daha önce Dünya’ya hiç gelmemiş bazı varlıkları içerir; Dünya’ya gelmiş, ama uzun bir süre için yeniden bedenlenmemeye karar vermiş varlıkları içerir; ve elbette sizi – bilgeliğini geri getiren insanları, meleksel varlıkları içerir.</p>
<p>Ama burada garip bir şey oluyor. Kırmızı Meclis’in toplantılarında bu kadar bilge olan sizler, buraya geldiğinizde bunu unutmak eğilimindesiniz. Hâlâ bunu burada unutmak eğilimindesiniz, (ve bunun nedeni) kısmen, evet, Dünya’nın bu enerjisi çok yoğun olduğu içindir, ve sizler kanalıyla öğrendiğimiz şeylerden biri de, bu yoğunluğu nasıl delip geçeceğimiz, berraklığı nasıl geri getireceğimizdir.</p>
<p>Sizler kanalıyla ayrıca bu geçişi tümüyle yeni bir bilinç haline nasıl getireceğimizi de öğreniyoruz – siz de bunu kendiniz için öğreniyorsunuz. Bu daha önce gerçekleştirilmedi. Arşivlerde (bununla ilgili) hiçbir şey yok. Akaşik Kayıtlar’da daha önce böyle bir şeyden geçildiğine ilişkin hiçbir şey yok. Şöyle bir çaba söz konusu, özellikle de geçmiş yaşamlar hakkında düşünmeye başladığınızda, geri gitmek isteyip şöyle demeye çalışıyorsunuz, “Peki, acaba Mısır’da nasıldı?”  Oysa o zaman aynı deneyimden geçmediniz. “Yeshua zamanında nasıldı?”  O farklı bir dönüşümdü. Şu anda içinden geçtiğinizden çok daha yavaş bir dönüşüm ve çok daha ağır bir dönüşümdü.</p>
<p>Siz hemen burada inanılmaz bir dönüşümden geçiyorsunuz. Bu şaşırtıcıdır. Hepimizin öğrendikleri şaşırtıcıdır. Buradaki rolümün bir bölümü de, size sürekli Kırmızı Meclis’le, kendinizle olan bağlantınızı hatırlatmaktır. O bağlantıyı unutmak çok kolaydır, meleksel alemler tarafından unutulduğunuzu düşünmek, Kırmızı Meclis tarafından unutulduğunuzu düşünmek çok kolaydır. Unutulmadınız. Hiç unutulmadınız.</p>
<p>Birkaç yıl önce, Tobias enerjilerinizin tümünü yeniden bir araya getirirken, ne çok kişinin yanıt verdiğine çok heyecanlandı, ve sizin öncelikle işe kendinden başlayan gerçek öncüler ve öğretmenler olma isteğinizi görmek, onu çok heyecanlandırdı. Ortaya çıkıp da kuramlara dayalı dersler vermek değil de, dönüşüm, simya – enerji simyası &#8211; deneyiminden hemen burada geçmek.</p>
<p>O zamanlar Tobias size katılmak üzere Dünya’ya geri geleceğini de biliyordu, ve benimle konuşup dedi ki, “Adamus, Dünya’ya geri döndüğümde devralmak ya da danışmanlık yapmak üzere (buraya) gelmek seni ilgilendirir mi?” Aslında başka bir gruptan başka bir öneri almıştım. (kahkahalar) Ve bu gerçek bir öyküdür, sevgili Şambra, aslında başka bir öneri almıştım, böylece ilk tepkim bunu yapamayacağım yönünde olmuştu, çünkü tek bir gruba, tek bir enerji türüne odaklanmak istiyorum. Bunun her tarafa dağılmasını istemiyorum, ve ben Şambra’ya odaklanmak istiyorum. Bu yüzden benim Adamus olarak birçok başka grupla çalıştığımı duymuyorsunuz. Budur, bu grup.</p>
<p>Tobias benimle biraz daha konuştu, bildiğiniz gibi, epey ikna ediciydi. Sanırım birazcık da ağladı, (bazı gülüşmeler) ama benimle biraz daha konuşup, beni en azından öneriyi göz önünde bulundurmaya ikna etti. Böylece ben de ona sizlerle yaptığı çalışmalardan oluşan birkaç yıllık deneyimiyle ilgili sorular sormaya başladım, ve o da bana sizlerde karşılaştığı şeyleri anlattı. Sizin zorluklarınızı anlattı, bana sizin kırılganlıklarınızı, hassaslıklarınızı anlattı, ama bana sizin emellerinizi ve arzularınızı da anlattı.</p>
<p>Böylece iyice düşünüp taşınmak için (kabuğuma çekildim) – “Kırmızı Çember’e mi gideyim, yoksa şu öbür gruba mı gideyim?” Aslında, tam anlamıyla değil tabii, ama aslında tüm olumlu ve olumsuz yanlarını yazdım. Bir çelişki vardı.</p>
<p>Şimdi, bu diğer grup çok adanmıştı. Çok resmiydi. Çok… ah, onların enerjisi öylesine sakin, huzurlu hissediliyordu ki, ve onlar çokca meditasyon ve grup çalışması yapıyorlardı, ve insana sevinç veriyorlardı. Harika, harika spiritüel sezgilere/içgörülere sahiptiler – başka bir düzlemde. Dünya’da değil. Buradan çok değişik olan harika anlayışlara sahiptiler. Başka bir deyişle, bir grup olarak geliştirdikleri, bir araya getirdikleri şeyler, başka bir boyuta yerleştiriliyordu. (Bu grupla çalışmak) oldukça kolay olacaktı, çünkü bu gruba birkaç seçim lafı ettim mi, ayaklarıma kapanacaktı. (Adamus güler) Onlar çok, çok… tapmaya bayılıyorlar, ne olursa ya da beraberinde ne gelirse – tapmaya bayılıyorlar.</p>
<p>Dönüp Şambra’ya baktım. (kahkahalar) Şambra’ya bir göz attım, ve Tobias ile konuşurken, ilk yıllarda benim birkaç toplantınızı – tıpkı şu anda burada yaptığımıza benzer toplantılarınızı &#8211; ziyaret etmemi sağladı; bazen duyurulan bir konuk olarak, çoğu kez de sadece arka planda kalan bir konuk olarak, ve ben size bir göz attım. (kahkahalar) “Tobias” dedim, “Tobias, bu kaba bir grup. Bu, hemen hiçbir şeye saygı göstermeyen bir grup.” (yoğun kahkahalar, tezahürat ve alkışlar) Oysa öbür gruba bir ev ödevi versem, yaparlar (kahkahalar), <em>her gün </em>– günde beş kez, on kez.</p>
<p>Bu grup… ev ödevlerini yapmadığınızı biliyorum, ve sizi bu yüzden seviyorum. (Adamus güler) Onları kendi tarzınızda yaptığınızı biliyorum. Günde 20 dakika oturup da Pakauwah’ınızla çalışmadığınızı biliyorum. Bunu yapsaydınız büyük hayal kırıklığına uğrayacaktım. Dünya’ya epostalar göndermekle fazla meşgulsünüz! (Adamus’un bir izleyiciye hitap etmesi kahkahalara neden olur) Nefese gelince – yalnızca başınız dertte olduğu zaman nefes aldığınızı biliyorum. (yoğun kahkahalar) Bu Aandrah’ı meşgul tutuyor. Yapılacak çok kurtarma çalışması oluyor.</p>
<p>Kalbinizde nefes aldığınızı biliyorum. Nefes almaya niyet ettiğinizi ve nefes almak istediğinizi biliyorum, ama yaşamınızın başka aktiviteleri ile fazla meşgulsünüz. Ama, nefes almayı anladığınızı da biliyorum. Onun ne olduğunu anlıyorsunuz, yani bir anlamda, şu anda derin nefesler almasanız bile, nefes alıyorsunuz. Nefes alıyorsunuz. Aandrah bunu biliyor. Aandrah bunu biliyor – yani bunu anladığınızı. Bu bir enerji akışı demektir. Yaşamak demektir. Hayal etmek demektir. Bunu bildiğinizi biliyorum.</p>
<p>Böylece, bu gruba bir göz atmam gerekti ve dedim ki, “Şambra’da bu kadar sinir olduğum (kahkahalar) ve kışkırtıcı bulduğum şey nedir? Ama bunu öyle bir meydan okuma olarak görüyorum ki, bu grubu üstlenmeliyim. Bu grupta, diğer grupta olmayan ne var?” Bu da, sizin gerçek olmanızdır. Sizin çok, çok gerçek olmanızdır. Bunu betimleyecek başka sözcükler de olabilir – (büyük şehirlere özgü) zorluklarla ve tehlikelerle başa çıkabilen, dayanıklı, cesur, bazen de pislik. Gerçekten, siz hayatın içine dalıyorsunuz demek istiyorum. Yalnızca onunla ilgili konuşmuyorsunuz. Bir dağın tepesinde oturup da hayatı düşünmüyorsunuz. Siz o<em>sunuz.</em> Çok, çok, çok gerçeksiniz, ve ben bu yüzden sizinle çalışmayı seviyorum. Bu yüzden ilerlerken (dört gözle) bekleyeceğimiz çok şey var. Sizler birbirinize sahipsiniz. Biz birbirimize sahibiz.</p>
<p>Kalbinizde olanları bildiğimden, bizi durdurabilecek hiçbir şey yok. Bizi neye karşı durduracak? Bilmem. Ama gerçekleştirmeyi seçtiğimiz her neyse, hiçbir şey bizi durduramayacak. Ve ben bunun nereye gittiğini biliyorum.</p>
<p>Bu, herşeyin o muhteşem yalınlığını ansızın farkedeceğiniz bir yere gidiyor. Biz bundan daha önce söz ettik – yalınlık, yalınlık. Yalınlık, derinlikten ya da renkten ya da anlamdan yoksun değildir. Yalınlık bu özelliklere fazlasıyla sahiptir, hele birçoğunuzun yaşadığı şu kafa karıştırıcı zihinsel yaşamla kıyaslandığında. Zihinsel, dramlarla dolu bir yaşama katılmak aslında çok sıkıcıdır. Bunun bir derinliği yoktur. Genişliği, eni vardır. Lineer bir eni vardır, ama derinliği yoktur. Ve benim gerçekten duyduğum ve sizin de  yaşamınızda olsun diye haykırdığınız şey, derinliktir, anlamdır, renktir, kendinizle ve çevrenizdeki dünyayla kurduğunuz bir ilişkidir.</p>
<p>Şu anda gerçekten bir ilişki yok. Bir yanıt, bir karşılık var. Sizden size verilen bir yanıt/karşılık; sizin tarafınızdan çevrenizdeki dünyaya verilen bir yanıt/karşılık; sizin tarafınızdan bedeninize verilen bir yanıt/karşılık, ama bir ilişki gerçekten  yok. Ve işte biz oraya doğru gidiyoruz. O ilişki öylesine derin bir yalınlık içinde olacak ki, onu anladığınızda (Adamus alnına vurur) böyle yapacaksınız.</p>
<p>Ve bu aslında ıstırap ve disiplin ve alıştırmalar dolu birçok yaşamdan geçmenizi gerektiren bir şey değildir… her biriniz bundan daha önce geçti. Her biriniz bir geçmiş yaşamınızda – ister bir rahip ya da rahibe ya da haham olmuş olun, ister her biriniz, (sürekli) meditasyon yapan, dua eden biri, ya da her ne idiyseniz, olmuş olun – bunu daha önce gerçekleştirdiniz. Her türlü disiplinsizlikten, bir anlamda, kendinizi fazlasıyla disipline sokmaya – fazlasıyla disipline sokmaya – kaydınız, ve disiplini de odaklanmakla karıştırmayın; arada büyük bir fark vardır. Ama disipline girdiniz, ve bunun size içgörüler/sezgiler sağlayacağını düşündünüz. Oysa bu size disiplin yüzünden ne kadar sıkıldığınız, kendinizi disipline sokmaktan dizlerinizin ne kadar ağrıdığı, ve herşeyden de çok, disiplin yüzünden başınızın ne kadar ağrıdığı gibi şeyler hakkında içgörüler sundu. Sonra, “Disiplinin canı cehenneme. Bir daha mı, asla” dediğiniz bir gün geldi. Ve onu salıverdiniz.</p>
<p>Ama o zaman da bir boşluk doğdu. Peki sonra? Bu boşluğu neyle dolduracaktınız? Sonraki dalavereniz ne olacaktı? İşte şu aralar biraz böyle bir yerdesiniz. Aydınlanmaya nasıl ulaşırsınız? Yapmanız gereken bir şey yok mu? Her gün belli dizeleri (ayetleri) okumanız, ya da her gün belli bir uygulama yapmanız gerekmiyor mu? Kesinlikle gerekmiyor.</p>
<p>Sizinle çalışmayı sevmemin nedeni, gerçek olmanız ve bunu da az çok biliyor olmanızdır. Dikkatiniz dağılıyor, yapmanız gereken yeni bir şey olduğunu düşünüp duruyorsunuz, ve bu yeni şeyi deniyor ve şöyle diyorsunuz, “Bu işe yaramıyor. Eski şeyler gibi kokuyor. Bu, aynı eski fahişenin yepyeni bir elbise giymesine benziyor.” (kahkahalar) Biz gerçeğiz, çok gerçek.</p>
<p>Yani bunu biliyorsunuz, ama burada oturuyor ve diyorsunuz ki, “Ama bir şey yapmam, bir şey öğrenmem, incelemem, bir şeyle ilgili bir disiplin edinmem gerekmiyor mu?” Hayır, hiç gerekmiyor. Hiç gerekmiyor. Az önceki o bilge üstat ve müzisyenin sözleriyle (Roger Drienka’yı kasteder), “Kendi yolunuzdan çekilin. Kendi yolunuzdan çekilin,” ve bu size akacaktır. Enerjilerinizi manipüle etmeniz gerektiği… ki bu ister disiplinle ister karmaşık sistemlerle olsun… düşüncesinden çıkın, bunlar işe yaramayacaktır. Bunlar dikkat dağıtan şeylerdir.</p>
<p>Bu grup gerçektir – gerçek derken, burada olduğunuzu, burada yaşadığınızı biliyorsunuz anlamında. Ondan çıkmaya çalışmıyorsunuz; aslında şimdiye kadar olduğundan çok daha fazla (yaşamın) içine girmeye, çok daha fazla burada olmaya çalışıyorsunuz. Gerçeksiniz, çünkü enerjilerden kaçınmaya çalışmıyorsunuz. Iyi ya da kötü, onlardan kaçınmaya çalışmıyorsunuz. Şimdi, nihayet, hissetmeye başlamanız konusunda kendinize izin verirken çok gerçeksiniz. Hissetmeye başlamak – vaaay. Hissetmeye başladığınızda, bu çok yoğun, çok yoğun bir duygudur.</p>
<p>Mantıktan çıkmak, onu aşmak, devasa bir enerji dönüşümüdür. Mantık, bir dereceye kadar hâlâ hizmet eder, ama tam buradan, tam buradan ve tam buradan ve her bir parçanızla hissetmenize izin verdiğinizde, başlarda biraz yoğun, biraz bunaltıcı olur. Ama bunu yaptınız. Yaşamı hissetmenize ve kendinizi hissetmenize ve diğerlerini hissetmenize izin verdiniz.</p>
<p>Tüm bu hissetmeler sizi bu yalınlığın, bu derin, güzel yalınlığın gerçek anlayışına götürecektir – buradan değil (baş), ama buradan (kalp) – ve bu her türlü sözü, tüm sözleri aşacaktır… (Adamus’un, bir izleyicinin Noel Baba külâhını kapıp kendi başına koyması kahkahalara neden olur) Sakalı da ödünç alırdım ama üşürsün. (kahkahalar) … tüm sözleri aşar ve o sadece vardır. Onu (yalınlığı) açıklayamazsınız. Açıklamak istemezsiniz. Ve işte biz oraya gidiyoruz.</p>
<p>Evet, bana bakın (Başında külahıyla poz veren Adamus kahkahalara neden olur), spiritüel bir üstat, ama işte Şambra’da bunu seviyorum. Bunu yapabiliriz. Yapıyormuş gibi davranmak zorunda değiliz ve öyle dökümlü, debdebeli giysilere de gereksinimiz yok, gerçi biraz daha güzel bir takım elbise isterdim ama… (kahkahalar) gittiğimiz yer burası. Teşekkür ederim. (külahı gerir verir ve Linda’ya eğilir) Saçım düzgün mü?</p>
<p>LİNDA: Evet.</p>
<p>ADAMUS: (kahkahalar) Böylece, sevgili Şambra, gerçek kalalım. Çok, çok gerçek kalalım. Bu, sizin siz olma izninizdir. Diğer herkesin ne düşündüğünün hiç önemi yok. Bunu biliyorsunuz. Saçma sapan olması farketmez. Ciddi olması farketmez. İlerlerken çok, çok gerçek kalalım.</p>
<p>Ve şu anda derin bir nefes alalım…</p>
<p><strong><em>Sınırda (Uç Noktada) Yaşamak</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Her yerde çok ilginç enerjiler var. İlginç. Herhalde her gün sınırda, uç noktada bulunduğunuzu, hemen karşı tarafa geçebilecekmiş gibi hissediyorsunuzdur. Bu arada, birisinin bana bir yazı tahtası ve yazmak için de bir araç getirmesini isteyeceğim. Burası bir sınıf, yazı tahtasını göremiyorum… Evet. (birisi sorar “Şimdi mi?”) Şimdi, hep iyi bir zamandır. (kahkahalar) Hep iyi bir zamandır. Böylece… ve bunu getirmek için birkaç kişiye ihtiyaç olacak.</p>
<p>Böylece, enerjiler ilginç, ve biliyorum, öyle günleriniz oluyor ki, dengenizi kaybedecek kadar sınırda, o uç noktaya yakın duruyormuş gibi hissediyorsunuz. Bazı günler çok sıradışı ve garip oluyor. Peki neler oluyor? Eh, aslında bu yalnızca hareket halindeki enerjidir. Ve bunu tüm çevrenizdeki şeylerde hissediyorsunuz, ama kendi içinizde hissediyorsunuz. Siz şu yeniden-yapılanma işleminden geçiyorsunuz – bu bir süre önce başladı, ama şu anda yoğunlaşıyor; çok derin bir biçimde yoğunlaşıyor – ve varolan şeylerle ilgili kalıpları ve mantığı kaldırıp atıyor. Ve siz bu yüzden tam sınırda olduğunuzu ve bırakacak olursanız kayıp düşeceğinizi hissediyorsunuz. Ne olacağını bilmiyorsunuz, ama belki bir hiçliğe kayacaksınız ya da … çıldırmaktan korktuğunuzu biliyorum. Siz şimdiden <em>çılgınsınız</em>, bu yüzden böyle bir şey olacak diye kaygılanmayın.</p>
<p>Bu zaten oluyor. Ve ben ‘çılgınlığı’ bir dolu sınırlılığı, bir dolu yapılanmayı salıvermeye istekli olmanız olarak tanımlıyorum. Çılgınlık budur. Çılgınlık budur, ve çılgınlık harikadır. Biliyor musunuz, bazı… Ah, işte geliyor. (birisi bir yazı tahtası getirir) Ve onu hemen şuraya koyun lütfen.</p>
<p>Bazı akıl sağlığı kurumlarında, en çılgın dedikleri (kişiler) en mutlu olanlardır. Tabi hepsi değil; lütfen yanlış anlamayın. Öyleleri var ki, onlara işkence ediliyor. Sanki bir tür cehennemdeler. Ama deli diye bakılan öyle insanlar var ki, aslında gerçekten oldukça mutlular. Onları bu kurumlardan bir çıkartabilsek.</p>
<p>Çılgın demek, salıverdiniz demektir. Şimdi, bir kuruma yerleştirileceğinizden korkmanıza gerek olduğunu sanmıyorum, çünkü şimdilerde sadece ilaç veriyorlar. Gerçi bu da kendi içinde bir kurum ya. Fiziksel bir yer olmasa da bir çeşit hapishane. Ama siz bunlara girmeyeceksiniz. Bunlara girmeyeceksiniz. Yani böyle bir kaygınız olmasın. Biraz çıldırmanıza izin verin. Çok, çok gerçek olun.</p>
<p><strong><em>Şimdiki Enerjiler</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Dünya’daki enerjiler, özellikle de bu hafta, fazlasıyla şaşırtıcıydı. Sübtil, o ince düzeylerde çok şey oluyor, ve bu ince düzeylerde olanlar bu gerçeklikte ortaya çıkar, er ya da geç burada tezahür eder. Böylece, Dünya üzerindeki bu farklı ve büyük değişimlerin gecikmiş bir etkisi söz konusu. Bakın, şu anda meydana gelen değişimler daha sonra hava koşullarında tezahür edecek; şu anki değişimler, çıkacak haberlerde tezahür edecek; değişimler bilimi ve teknolojiyi etkileyecek – şimdiden etkiliyor.</p>
<p>Sizlerle önümüzdeki birkaç yıl boyunca çalışacağım diye duyduğum en büyük heyecanlardan biri de, hepimizin teknolojide bir patlamayı deneyimleyecek olmamız. Ve ben yalnızca bilgisayardan söz etmiyorum; ben tıptan, bilimden ve enerjinin – enerjinin nasıl çalıştığının – anlaşılmasından söz ediyorum.</p>
<p>Enerjinin nasıl çalıştığına ilişkin bugün için çılgınlık sayılabilecek, ama birkaç yıla kadar genel kabul gören makalelerin yazılacak olması ilginç değil mi. Enerjinin gerçekten anlaşılmasında büyük bir eksiklik var. Şu anda Dünya’da bilinenler öylesine ilkel ki. Neredeyse komik. Ama önümüzdeki birkaç yıl içinde enerjiyle ilgili çok daha derin bir anlayış olacak, ve bu sizin yaşam sürecinizde olacak, ve bizim hemen burada – <em>sizin</em> hemen burada – gerçekleştirdiğimiz çalışma sayesinde olacak.</p>
<p>Ve siz, evrenin nasıl çalıştığına ilişkin o büyük bilimsel keşifleri açıklayan bu makaleleri okuduğunuzda, “Eh, biz bunu on yıl önce ele aldık. Bunu uzun süredir biliyorduk” diye düşüneceksiniz. Tezahür etmesi sadece biraz zaman alıyor.</p>
<p>Böylece, dikkatinizi birkaç şeye çekmek istiyorum. Çıldırdığınızı sandığınız günlerde, çıldırmıyorsunuz. Bu, güzel derin bir nefes alıp kendinize teşekkür etme zamanıdır. Güzel, derin bir nefes alın ve bu konuda yalnız olmadığınızı bilin. Çıldırmıyorsunuz. Parçalanmıyorsunuz. Yeni toprakları, yeni bölgeleri, yeni boyutları araştırıyorsunuz. Bunları sürekli kendi içinizde, dışınızda araştırıyorsunuz.</p>
<p><strong><em>Oslo</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Çılgın bir haftaydı. Büyük bir bölümünü Oslo’da geçirdim. Orada bazı aktivitelerim vardı. Oslo civarında oynarken bir kediden tutun da, bir kont, bir kapıcıya kadar herşey oldum. Elbette, bildiğiniz gibi hafta başında orada Abraham Obama’ya (Abraham Lincoln ile Barrack Obama arasındaki bağlantıya göndermede bulunur) Nobel Barış Ödülü verildi. Ve bu çok gerçektir. İlginç bir deneyimdi, ve bu yalnızca bunun bir parçası olmak amacıyla orada toplananlardan oluşmuyordu; sadece politikacılardan ve seçkin kişilerden oluşmuyordu .</p>
<p>Orada, kendilerine Şambra demeseler de, sizin bilinç ve anlayış adına gerçekleştirdiğiniz çalışmaları aynı düzeyden sürdüren insanlar vardı. Orada, şöyle diyeyim, aslında orada olmayan varlıklar vardı. Başka bir deyişle, Dünya’ya gelen ve Yükselmiş Üstat olan varlıklar vardı – bazısı zaten Dünya’da bulunuyor, bu yakınlarda doğdular – ama bu olaydan büyük heyecan duyan bazısı da kısa bir süre için kendine bir beden tezahür ettirdi. Bu olaya katılmak amacıyla başka alemlerden gelen bazı varlıklar da insan görünümünü üstlendi.</p>
<p>Bu, muhteşem bir etkinlik oldu, ve yalnızca bir barış ödülü vermekle ilgili değildi. Bu gerçekten insanlık için şu anda bir değişimi işaretlemekle ilgiliydi. İnsanlık adına bir değişim gerçekleştirmek – bir süredir sizin ve size benzer başka insanların gerçekleştirdiği çalışmaların bir sonucuydu bu. Oraya davet edilen <em>siz </em>olmalıydınız. O koltuklarda oturan ve Dünya’ya yeni bir bilincin getirilmesine yardımcı olduğunu söyleyen, siz olmalıydınız. Siz, Abraham Obama gibi bir varlığın Dünya’ya gelip de çok büyük bir ulusun başkanı seçilmesini sağlayan bilincin getirilmesine yardımcı oldunuz.</p>
<p>Bu, bu arada, herhalde bildiğiniz gibi – bu deyimden hoşlanmıyorum ama – Büyük Beyaz Kardeşlik/Birlik’in (Great White Brotherhood) arzusunun tamamlanması, gerçekleşmesidir. Bizim bu birliğimiz eski bir Atlantisli kulüptü. Beyazla hiçbir ilgisi yoktu ve o kadar büyük de değildi. (kahkahalar) İyiydi, büyük değil. Ama yeni umut ülkesinin Amerika olması arzulanmıştı, yüzlerce yıl önce – Avrupa’daki enerjiyi sıkışıklıktan çıkartamadığımızı, hâlâ güçle, açgözlülükle ve dinle ilgili çok fazla insanca sorunlara sahip olan oradaki farklı ülkeler arasında o şefkati ya da kabullenmeyi sağlayamadığımızı bildiğimizde &#8211; bu Birleşik Devletler yeni Atlantis ya da yeni umut olarak tasarlandı.</p>
<p>Şimdi, yıllar sonra, elbette benim perspektifimden, çünkü Avrupa’daki politikayla çok uğraştım, böyle büyük bir ulusun liderinin bu kadar spiritüel olduğunu görmek, hem kendi hem de karısı – bunu açıkça gösteremiyorlar, tıpkı, eh, bunu başkalarıyla yaptığınız tartışmalardan biliyorsunuz; ama çok yakında bunun çok daha açık olacağı bir zaman gelecek – ama spiritüel bir varlığın, şefkatli bir varlığın, Zenci bir insanın – (zenci olması) bir fark yaratması gerektiğinden değil, ama yarattı – ve genç, oldukça genç bir insanın bu ortamda olduğunu görmek, çok ilham vericiydi. Fazlasıyla ilham vericiydi. İnsanlık için yenilenen bir umut beslememi sağladı. Sizden umutluyum; insanlık içinse bazen kuşkuluyum.</p>
<p>İnsanlık yüzde 95 iyiliktir. Yüzde doksanbeş iyiliktir. Ama öyle bir yüzde beş var ki, bu ister iyilik içermeyen bir bireyin yüzde beşi ya da nüfusun yüzde beşi olsun, insanların içindeki o engin iyiliğe gölge düşürüyormuş gibi görünüyor.</p>
<p>Oslo’daki bu toplantıda hepimizin gerçekleştirdiği çalışmanın – dünyayı kurtarmak değil, ama kendimiz olmak, Ruh’u Dünya’ya getirmek &#8211; sonucunu gördüm. Ruh’un başka bir yerlerde olması değil, ama ruhu çok gerçek bir biçimde, çok dürüst bir biçimde ve çok hissedilen bir biçimde Dünya’ya getirmek – işte bunu gördüm.</p>
<p>Oslo’da deneyimlediğim şeye pek de hazırlıklı olmadığımı söylemem gerekiyor. Daha çok çatışma, daha çok dram olacağını düşünmüştüm. Ben gerçekten karanlık güçleri bekledim, tabii onlara böyle demek isterseniz, ama olumsuzluğun (negatifliğin) orada olacağını, bunun katılımcılardan kaynaklanacağını bekledim. Ya da, çoğu kez negatiflik – negatif enerjiler – tıpkı burada yıllar boyunca gördüğümüz gibi, bu kadar çok ışığın toplandığını gördüğünde (böyle yerlere) çekilir.</p>
<p><strong><em>“Negatif” Enerjiler</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Biz böyle toplandığımız zaman, özellikle de enerjilerinizin bu kadar istikrarlı, sağlam olmadığı ilk günlerde – enerjileriniz umut vericiydi ve çok yüksekti, ama bu kadar sağlam, dengeli değildi – karanlık enerjiler tüm çevrede toplanırdı, bir anlamda beslenmek için; bir anlamda iyiliğinizin aslında o kadar da iyi olmadığını kanıtlamaya çalışmak için; enerjinin sıkışmasını sağlamaya çalışmak için. Onlar daha iyisini bilemiyorlar. Gerçekten bilemiyorlar. Onlar – bu enerjiler, ister psişik ister insan olsun – daha iyisini bilemiyorlar. Sabah uyanıp da negatif olmaya çalışmıyorlar. Sadece böyleler, ve onlar kendi tuzaklarına, kendi kalıplarına ve kendi zindanlarına düşüyorlar.</p>
<p>Ama Oslo’da olup da (olan biteni) görmek, bana yeniden umut verdi, o kadar ki, bazı –siz onlara Üstat diyorsunuz – ölü olan bu varlıklarla bir toplantı yaptık. (Etkinlikten) sonra bir toplantı yaptık ve sizinle yaptığımız çalışmaları nasıl yeniden düzenlememiz gerektiği hakkında konuştuk, çünkü (herşey) çok hızlı gidiyor. Sizlerle şimdi farklı bir hızda çalışmamız ve farklı konuşmamız gerekiyor. Farklı konuşmamız – şimdiye kadar olduğundan çok daha gerçek bir biçimde, çünkü <em>siz</em> şimdiye kadar olduğunuzdan daha gerçeksiniz.</p>
<p>Bu son toplantının sonucu olarak farkettik ki, sizin negatif, karanlık dediğiniz, her neyse, ama sizin kadar nazik olmayan bu varlıklar ya da güçler, dünyayı ayağa kaldıracaklar, az çok son bir ‘Yaşasın!’ (ya da Oley!) gibi. Değişimin eli kulağında olduğunu biliyorlar. Biliyorlar, ve ben “onlar” derken – bu organize bir grup değil – yalnızca negatif, olumsuz bilinci kastediyorum. O öylesine sıkışık bir halde ki – bilinç çok sıkışıp kalmış halde. Bir anlamda o sıkışıklıktan çıkmak için çağrıda bulunuyorlar, ama tıpkı kuduz bir köpek gibi. Onlara yardım etmeye kalkarsanız, sizi ısıracaklardır.</p>
<p>Ama (herşey) bu kadar hızlı değiştiği için, onların karşılık verme şiddetinin artacağını, (ortalığın) kızışacağını da biliyoruz. Ve bu, dediğim gibi, onların son Yaşasın’ı olacak; bu, Dünya mutlak bir işbirliği ve çokça kabul çağına, ve güç yanılsamasını anlamayanların sonu olacak, ve finans ve hükümet gibi şeylerin enerji dinamiğindeki şiddetli dengesizliklerin sonu olacak çağa girmeden önceki son ‘yaşasın’ olacak.</p>
<p>Sizin canavar diyeceğiniz şeyin dikkat çekmeye çalışacağı, canavarın müzakereler, pazarlıklar yapmaya çalışacağı birkaç yıl daha var, ve bunu, gelecek birkaç yıl içinde çokça göreceksiniz ve, evet, 2012’nin sonuna kadar. Benim deyimimle bu canavar, kendi pozisyonları için pazarlık edecek. Unutulmak istemiyor. Yaptığı savaşın artık gerçek olmadığını biliyor. Burada, Dünya’daki yerinin hızla yok olduğunu biliyor. İnsanlar ona tahammül göstermeyecek – iyi insanlar, şefkat besleyen insanlar. Bu canavara artık tahammül gösterilmeyecek, böylece o da taktiğini değiştirecek. Onun geçmişteki taktikleri, savaş gibi ve suç ve manipülasyon gibi ve korkuyu kullanmak gibi şeylerdi. Ve daha geçen hafta farkettik ki, o da kaybettiğini farketmiş. Dünya üzerindeki tüm savaşlar ona hiçbir şey kazandırmayacak. Böylece o da pazarlığa başlayacak.</p>
<p>Pazarlıkları, kendi yerini korumak, kendi kimliğini korumak için yapacak. Ve en azından benim çalıştığım ve aslında sizin çalıştığınız alemlerde biz pazarlık etmeyeceğiz. Pazarlık yok. Pazarlık yok, ve bu kazanmak istediğimizden değil. Bunun kazanmakla hiçbir ilgisi yok, ama insanların kendileri için seçtiği şeylerle ilgisi var. Neden pazarlık edelim ki… siz kendi ışığınızla karanlığınızın dengesi hakkında kendinizle pazarlık ediyor musunuz? Hayır. Hiç etmiyorsunuz. Karanlığı yok etmeye çalışmıyorsunuz. Karanlık dediğiniz şeyi bütünlemeye ya da anlamaya çalışıyorsunuz. Pazarlık yok.</p>
<p>Böylece ben, başlıkları okuduğunuz zaman neler olduğunun ve neden olmaya devam ettiğinin farkında olmanızı istiyorum. Şimdilerde aslında oldukça az sayıda çok aydınlanmış varlıklar değişik hükümet görevlerinde bulunuyor, ve yakınlarda meydana gelen finans sisteminin çöküşüyle birlikte – ve bu arada, bu sistem çöktü. O hâlâ ayaktaymış gibi davranılıyor ama, parçalandı. Parçalanan, sistemin çökmesine neden olan şey, senin ve senin ve senin (Adamus elindeki bir kalemle insanlara dokunur) finansal sisteme duyduğun güven eksikliğidir. Onu birarada tutan tek şey güvendi, ve o eski sistemde artık güven yok. Ve şu an olmakta  olan şudur, siz yepyeni bir sistem geliştiriyorsunuz.</p>
<p>LİNDA: İnsanlar kaleminle dokunmanı istemiyorlar.</p>
<p>ADAMUS: Onlar dokunulmaya bayılıyor. (kahkahalar) Böylece başka alemlerde rüya halinde konuşup diyeceğiz ki, “Sana dokunuldu mu? Bana dokunuldu. Evet. Adamus beni gerçekten seviyor!” (kahkahalar)</p>
<p>Yani ben bunun farkında olmanızı istiyorum, çünkü insanların sizinle pazarlık etmeye çalıştığını göreceksiniz – aileniz, arkadaşlarınız, size iş verenler. Danışanlarınız, müşterileriniz sizinle pazarlık etmeye başlayacak. Böyle olan eski çatışmalar (yumruklarını birbirine vurur) şimdi böyle olmaya çalışacak (parmaklarını konuşuyormuş gibi hareket ettirir). Ha, ve onlar kuvvetli olacak, pazarlıklarında tehditkâr olacaklar, ama pazarlık etmeyin. Etmeyin, çünkü pazarlık ettiğiniz zaman, onları kendi içlerindeki ışığı anlama deneyiminden yoksun bırakırsınız. Bir süreliğine sıkışıp kalmalarına bahane yaratmış olursunuz.</p>
<p>Zaten pazarlık edilecek ne var ki? Kendi, Ben O Ben’im Varlığınızdaysanız, pazarlık edilecek hiçbir şey yok. Verilecek hiçbir şey yok. Vazgeçilecek hiçbir şey yok. Bu yüzden, pazarlıkların farkında olun, tamam mı? Mükemmel.</p>
<p><strong><em>Norveç’teki Gökyüzü Işıkları</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Oslo – gökyüzünde ışık. Bu neydi? Şimdi bu ilginç, ve ben… (Adamus saate bakar) Bu bugün uzayabilir. (kahkahalar) Bu ilginç. Gökyüzündeki o ışığa ne sebep oldu?</p>
<p>ŞAMBRA: Biz.</p>
<p>ADAMUS: Biz. Bu doğru yanıt. Biz. Gökyüzündeki ışık – spiral (biçimindeki) ışığı gördünüz. Hemen hepiniz resmini gördünüz; Şambra grapevine eposta ağına konan ilk şey buydu, ve bu iyi. Böyle olması gerekir. Haberdar ol, hisset, çabucak anla; çünkü enerjiler hâlâ oradaydı. İster epostayı iki saat sonra almış olun, ister iki gün sonra, enerjiler hâlâ oradaydı. Ahh, çok, çok güçlüydüler.</p>
<p>Peki bu neydi? Bu, bilinçle ilgiliydi. Bilinci görmekle. Hepsi bu. Bilinci görmek. Parlak güzel bir kapı, aydınlanmış, tezahür etmiş.</p>
<p>Şimdi, ilginç olan, o kapının zaten orada olmasıydı. Şunu demek istiyorum, o kapı, o bölgede ve Dünya’nın her yanında gerçekleştirilen bazı çalışmaların sonucu olarak geldi. Yani o kapı oradaydı. Ama ilginç olan şu ki, yakın zamana kadar değil fotoğrafını çekmek, insanlar onu göremezlerdi bile. O hep oradaydı, ama algılanmıyordu. Tıpkı şu anda çevrenizde varolan enerjiler gibi, siz onları algılamıyorsunuz.</p>
<p>Böylece bu parlak şey nihayet bilince geldi. Farkındalığa geldi. Gördüğümüz, sizin gördüğünüz önemli şey buydu. Fotoğrafı çekildi. O orada. Nedeni, o sırada Norveç’te meydana gelen yoğun aktiviteler ve sizlerin de daha Nobel töreninden çok önce oraya bağlanmanızdı. Yani enerjiler hepiniz tarafından yaratıldı, bir açılım, bir işaret – sizin kendinize verdiğiniz işaret. Uzaylılar tarafından değil, ille de başka bir boyuttan değil, gerçi başka bir boyuta bir yol da açtınız.</p>
<p>Şimdi – ve işte bu noktada ilginç olmaya başlıyor – şöyle diyenler var, “Yok canım, gerçek şu ki, bir Rus füzesi yoldan çıkmış. Kontrolden çıkıp spiraller çizerek yolundan sapmış, ve bu parlak şeye, yakıt buharından çıkan ışık neden olmuş,” ama kimse onun ortasından çıkıp gelen mavi ışını açıklayamıyor. Ama bu (açıklanamayan mavi) ışın hariç, sadece Ruslardı işte – ah, sorumluluğu Ruslar’a atın. (güler) Sizi eğlendirmekten çok, kendimi eğlendiriyorum. (kahkahalar)</p>
<p>Peki şimdi, füze nedir? Farketmez. Farketmez! Ve diyelim ki bir füzeydi, füzenin dengeden çıkıp yolundan sapması bir simge değil miydi? Dünya artık askeri güce tahammül göstermeyecektir. Askeri güç işe yaramaz. Ah Tanrım, işe yaramaz. Binlerce yıl – milyonlarca yıl – bize bunun işe yaramadığını gösterdi. İşe yaramaz.</p>
<p>Yani bir füze olsaydı bile, ki değildi, bir füze olsaydı bile, spiral halinde kontrolden çıktığı gerçeğini, ve Eski Enerji’nin artık iş görmediği gerçeğini gösteriyor ya da simgeliyor.</p>
<p>LİNDA: Cauldre’nın boğazı kurudu. (bir içecek uzatır)</p>
<p>ADAMUS: Kurudu.</p>
<p>Her neyse, konudan saptım. Oslo – güzel şeydi, ve biz bu hafta orada devam edeceğiz. Şu zirve var, küresel ısınma zirvesi – buna küresel ısınma demekten nefret ediyorum. (Adamus iç geçirir) Isınıyor; soğuyor. Rüzgarlı oluyor; sakin oluyor. Denizler yükseliyor; denizler alçalıyor. Bunların hepsi doğru. Çok değişken. Bu konferansta şimdi olan şudur, biz küresel girişimlerden söz ediyoruz. Aslında gerçekte yaptığımız şey, Dünya’nın artık size ait olduğu farkındalığını oluşturmaktır. Gaia gidiyor, güle güle; siz mirası, sorumluluğu alıyorsunuz. Dünya’ya ne yapıyorsunuz? Dünya’ya ne yapıyorsunuz?</p>
<p>Aslında Dünya’ya gerçekten o kadar da zarar veremezsiniz. O kendini onarır. Yüzbin, ikiyüz yıl, ve normale döner. (kahkahalar) Nükleer saldırı – farketmez. Sadece enerjidir ve er ya da geç dönüşür. İnsanlar gitmiş olabilir, ama Dünya burada olacaktır.</p>
<p>Ama şu anda, Gaia gidiyorken olan şudur – ki o tek tek her birinizi onurlandırıyor ve siz de bu güzel ruhu onurlandırıyorsunuz – Gaia giderken, sorumluluk size geri geliyor. Dünya’yla ne yapacaksınız? Dünya o kadar da hassas değil. Başka bir deyişle, Dünya, kendini tümüyle temizlemenin ve dengelemenin yoluna sahiptir – tıpkı sizin yaptığınız gibi. Evet, ona zarar vermeyi deneyebilirsiniz, ama Dünya kendini onaracatır.</p>
<p>Ama şu anda bu, meşaleyi insanlara geçirmek gibidir. Kendinize nasıl davrandığınızın simgesidir. Şeyleri nasıl tezahür ettirdiğinizin, gerçeklik içinde nasıl yaşadığınızın simgesidir. Yani bu büyük girişim aslında küresel ısınmayla ilgili değil, sorumluluk almakla ilgilidir. Bu, Ben O Ben’im’i olmakla ilgilidir. Bu sorumluluğu devredeceğiniz Toprak Ana’nız artık yok, peki ne yapacaksınız? Bu sorumluluğu devredeceğiniz ruhsal rehberleriniz artık yok,  devredeceğiniz geçmiş yaşamlarınız artık yok, devredeceğiniz gurularınız ve Üstatlarınız artık yok, peki <em>siz </em>ne yapacaksınız?</p>
<p><strong><em>Rüyalar</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Rüyaların ne alemde, Kathleen?</p>
<p>KATHLEEN: İyi. Çok canlılar. Bir dolu sembol ya da yazı var.</p>
<p>ADAMUS: Senin rüya görmediğini sanıyordum.</p>
<p>KATHLEEN: Rüya görüyorum, sadece hatırlamıyordum.</p>
<p>ADAMUS: Ve şimdi hatırlıyorsun.</p>
<p>KATHLEEN: Yeşil ayakkabılar ve mor paltolar hatırlıyorum.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. Mükemmel.</p>
<p>KATHLEEN: Karayip korsanları.</p>
<p>ADAMUS: Yatağa girmeden önce ne yediğine dikkat et, ama mükemmel. (kahkahalar) Mükemmel. İyi. Ve bu iyi, çünkü yine de rüya görüyormuşsun. Orada sadece bir blokajın vardı, ve bu şekilde rüya gördüğüne gerçekten inanmana izin vermiyordun. Bir yanın rüyalardan korkuyordu, bir yanının rüyalardan kafası karışıyordu, ve bir yanın şu harika oyunu, boynu bükük insan oyununu oynuyordu, oysa değilsin.</p>
<p>Rüyaların sana – bu arada, ayakkabılar yolculuğunla ilgilidir – rüyaların sana, gerçekte kim olduğunu hatırlatacaktır. İlle de kim olmuş olduğunu değil de, gerçekte kim olduğunu, anlıyor musun. Rüyalarının bir bölümü sana olağanüstü olduğunu hatırlatacak. Öylesin. Verecek, sunacak çok şeyinin olduğunu hatırlatacak,. Ve ben şimdi senin enerjine bakıyor ve diyorum ki, “Neden küçük çocuklara ders vermiyorsun?” Küçüklere neden öğretmiyorsun? Çünkü onlarla doğrudan ilişki kurabilirsin. Onlar, insanların sahip olduğu o örtücü-katmanlara sahip değiller. Ama sen daha kendine inanmıyorsun. Rüyaların seni gerçekten kim olduğuna açacak.</p>
<p>Ve lütfen, bunun, geçmiş bir yaşamında mistik bir kraliçe olduğunu – ki herhalde öyleydin &#8211; düşüneceğin anlamına geldiğini de varsayma, ama rüyalar seni tüm potansiyellerine, tüm Tanrı vergisi yeteneklerine, tüm enerjilerine açacak, ve bu da senin ödünü patlatacak. Ve sonra, bu günlerden birinde, yakında, gördüğün çok, çok garip bir rüya hakkında konuşacağız, ve ben sana şimdi yaptığımız konuşmayı hatırlatacağım.</p>
<p>Pekâla, nerede kalmıştık? Oslo. Evet, gerçekten de. Küresel ısınma. Kendiniz için sorumluluk almak.</p>
<p>Rüyalar. Rüyalar. Ben bunu tekrar tekrar yineleyip durdum ve yinelemeyi de sürdüreceğim. Rüyalarınız çok, çok önemli. Başka alemlerde gerçekleştirdiğiniz çalışmalar, rüyalarınızda kendiniz için yazdığınız mesajlar, farkındalıklar.</p>
<p>Eğer rüya halinizde Yeni Dünya’da ders vermek gibi bir şey yapıyorsanız, bunu neden burada yapmıyorsunuz? Eğer başka alemlerde, travma geçirmiş spiritüel ailelerle çalışıyorsanız, neden burada insanlarla çalışmıyorsunuz? Eğer enerjilerinizi başka meleksel varlıklarla birleştiriyor ve burada öğrendiğiniz en yüksek prensipleri temel alan yeni evrenler yaratıyorsanız, nasıl oluyor da bunu burada yapmıyorsunuz? Nasıl oluyor da basit bir okul açmıyor ya da bir kitap yazmıyor ya da kendinizi ifade etmiyorsunuz?</p>
<p>Kuşku. “Kimse onu okur mu? Ya en iyi satanlar listesine girmezse?” Bu şeylerin hiçbirinin önemi yoktur. Rüyalarınız sizi gerçekte yaptığınız şeye açacaktır. O nedenle sizi yatağınızın başucunda bir not defteri tutmaya davet ediyorum – yalvarıyorum. Rüyalarınızı yazın. Biliyorum siz Şambra’sınız, ve şimdi kafanızı sallayacak ve daha sonra da bana kazık atıp yazmayacaksınız, ama bu paha biçilmez bir şeydir. Üstelik eğlenceli de.</p>
<p>Böylece… rüyalar. Geçen ay demiştim ki, hatırlayasınız diye 11/11 tarihinde birlikte bir rüya deneyi yapalım. Birlikte bir rüya deneyi yapalım, ve yaptık. Yaptık. Ve ben şimdi size iltifat ediyorum, sevgili dostlar, ama bir deney söz konusu olduğunda, ona ilk siz atlıyorsunuz. Ev ödevini pek sevmiyorsunuz, ama deney oldu mu, hemen atlıyorsunuz.</p>
<p>Böylece bu rüya deneyini yaptık, ve binlerce ve binlerce ve binlerce Şambra buna katıldı, o kadar çok (kişi katıldı ki) başa çıkabilmek için ek yardım almamız gerekti. Bireysel rüyaların hepsine girmeyeceğim, ama birinin ilgilenip de bunu bir tür günlük haline getirmesini, günce kitabı türünden bir şey derlemesini de çok isterdim. O insanlarla bireysel olarak çalışıp arkasında yatanı daha fazla anlamalarına yardımcı olmak isterdim.</p>
<p>Peki bu rüyalarda neler oluyordu? Bu hem bir grup rüyası, hem de bireysel bir rüyaydı. Herşeyden önce, hepsi aynı zamanda olmak zorunda değildi. Semavi epostamıza sizden gelen ilk soru şuydu, “Saat kaçta? Ben dünyanın başka bir yerinde yaşıyorum. Bu, Almanya saatiyle 6’da mı olacak, yoksa Japonya saatiyle 6’da mı?” Farketmez. Biz zamanı aşıyoruz. Bu nasıl olsa oluyor. Zaman öyle bir yanılsama ki. Aslında güzel bir araç, ama çok aldatıcı bir yanılsama.</p>
<p>Biz birlikte bu muhteşem deneyi yaptık, ve bu deneyim tümüyle, zihin ile zihni aşan şeyler arasında şu anda meydana gelen çatışmayla ilgiliydi. İçinizde meydana gelen çatışma şudur, zihni, günbegün yaşamınızın rehberi ve yargılama aracı, ve odağınızı Dünya’da tutma, sizi burada sağlam, dengede tutma aracı olarak mı kullanmak, yoksa, hadi buna tanrısal zekâ diyelim – gerçek siz, tam siz – her ne diyorsak, kendini buna açmak mı. Zihnin tam şurada (başını gösterir) olduğunu söyleme eğilimindesiniz –  beyin orada, ama zihin her yerde – ama zihni belirli bir yer ve şeyle ilişkilendirip şöyle demek eğilimindesiniz, “Peki nerede bu tanrısal zekâ?”  Her yerde. O, özünüzde olandır ve herbir parçanıza – her düşünceye, bedeninizin her parçasına, her anıya ve her potansiyele örülmüştür. O her yerdedir.</p>
<p>Böylece şu anda içinizde böyle bir çatışma, bu ikisi arasında böyle bir çekişme var – aslında o mücadele sadece zihinden geliyor – ve siz de bunu çözümlemeye çalışıyorsunuz. Kendinizle pazarlık etmeye çalışıyorsunuz, ve işte rüya da bununla ilgiliydi. Siz, sizinle pazarlık eden zihninizle pazarlık ediyorsunuz. Bununla nasıl başa çıkacağız? (Biz) ilerlerken, zihin nasıl bir rol oynuyor?</p>
<p>Zihin şu anda sizinle pazarlık etmeye çalışıyor. O hâlâ önemli olmak istiyor. Hâlâ kabul görmek, onaylanmak istiyor, onun için de diyor ki, “Chad, söyle bana, ben yaşamında nasıl bir rol oynayacağım? Sen spiritüelsin – bunu şimdi görüyorum,” diyor size zihin. “Biliyorum, geri adım atmayacaksın. Seni geri çevirmeye çalıştım. Senin geri dönmeni istedim. Geri dönesin diye seni sınavdan geçirdim. Geri adım atmayacaksın. Şimdi benim için ne yapacaksın? Bana hangi pozisyonu, hangi ünvanı, ne tür bir otorite, ne tür bir güç vereceksin? Ben senin için çalıştım,” diyecek zihniniz, “senin için sürekli çalıştım, uzun zamandır. Ve şimdi lanet olsun, (sen) ilerlerken (ben de) biraz saygıyı da hak ediyorum. Bu yeni sende bir rolüm olsun istiyorum. Hayatının belli bölümlerini kontrol etmek istiyorum. Herkesin, benim hâlâ burada olduğumu bilmesini istiyorum. Kontrol istiyorum. Güç istiyorum, ve sen bunu bana borçlusun.” Oynanan oyun bu. Tabii bunu abartıyorum. Ama oynanan bu, ve gerek birey olarak gerekse grup olarak rüyanız bununla ilgiliydi. Bu rüyayı hem ayrı ayrı hem de birlikte gerçekleştirdik.</p>
<p>(Linda’ya hitap eder) Nasılım?</p>
<p>LİNDA: Harika.</p>
<p>ADAMUS: Su?</p>
<p>LİNDA: Çok isterdim.</p>
<p>ADAMUS: Ben zamandan söz ediyorum, mesajımdan değil. Mesajımın harika olduğunu biliyorum! (kahkahalar) Zaman.</p>
<p>LİNDA: 28 dakikan var.</p>
<p>ADAMUS: Yok, yetiştiremeyiz. Ama yine de yapalım. Böylece… ben üstelik… bu daha ısınma bölümüydü, konuya daha giremedim bile! Ama eğleniyoruz.</p>
<p>Böylece… teşekkür ederim, teşekkür ederim. (izleyiciler alkışlar, Adamus güler)</p>
<p>Sevgili Şambra, rol yapmayı öğrenin, lütfen. Rol yapmayı öğrenin. Ben bunu hep yapıyorum. Bu yaptığım muhteşem bir rolden başka bir şey değil, ve bundan gurur duyuyorum.</p>
<p>Yaratıcı bir varlığa bu rol yapma yeteneği bahşedilmiştir, oysa siz bu insan yüzüne öylesine kilitleniyorsunuz ki, kendinizi ciddiye almanız gerektiğini ve rol yaparsanız gerçek olmayacağını düşünüyorsunuz. Hayır, hayır. Rol yapmak sizi bağımsızlaştıracak. Rol yapmak seni Edith’den bağımsızlaştıracak. Ve bu özgürleştiricidir, ve o zaman Edith’i seveceksin, ama bu seni, kendinle ilgili sahip olduğun o anüs (anal) odağından bağımsızlaştıracak. Bu harika bir şeydir, özgürleştiricidir. Bir dene, Bonnie. Rol yapmayı dene. Rol yapmayı dene. Hepiniz, rol yapmayı deneyin. Biraz çılgınlaşın. Bunun genişletici olduğunu göreceksiniz, ayrıca kendinizi iyi hissettirir. Hannibal biliyor. Kesinlikle. Bu, yaşamın tadını çıkarmanızı sağlar. Rol yapmayı deneyin.</p>
<p>Şimdi asıl konuya geri dönelim. Rüya deneyi, o büyük rüya deneyi, süregelen bu mücadeleyle ilgiliydi. Zihniniz diyor ki, “Eyvah! Şeyler değişiyor. Benim rolüm ise kesinlikle değişiyor.” Bu sanki, birilerinin gelip de size işinizin bittiğini söylemesine benzer. Ne diyorsunuz ona, şu pembe kağıdı, elinize tutuşturuyorlar, ya da işten atılıyorsunuz. İşten atılmak – Britanyalı’ların İngilizcesiyle.</p>
<p>LİNDA: Kovulmak.</p>
<p>ADAMUS: Kovulmak. Evet, bu kulağa çok gaddarca geliyor. Kovulmak. Kovulacağıma, işten atılmayı yeğlerim. (kahkahalar) Hatta ‘yol verilmiş’i bile yeğlerdim, ama kovulmak, bilmiyorum.</p>
<p>Böylece bu, patronun gelip de sana işinin değiştiğini, işinin belki de tasfiye edildiğini söylemesine benziyor. Peki ne yaparsınız? Pazarlık etmeye başlarsınız. “Daha küçük bir ofisim olabilir,” ya da sizlerin durumunda, daha küçük bir bölme. Size bir bölme değil de bir ofis verildiğinden emin olun. Maaşınızı azaltacaksınızdır. Rütbenizi düşüreceksinizdir. Aslında bunların hiçbirini istemiyorsunuz ama pazarlık ediyorsunuzdur. İşte zihniniz de şu anda bunu yapıyor. Eski zihin pazarlık ediyor, peki siz ne yapacaksınız? Ona ne vereceksiniz?</p>
<p>ŞAMBRA: Çukulata.</p>
<p>ADAMUS: Çukulata. Çukulata, evet. (kahkahalar) Ben bu yüzden Şambra’yı seviyorum. (Adamus güler, kahkahalar yükselir) Şu öbür grup, ve ben asla onların adını açıklamayacağım, ama şu öbür grup ona sevgi ve rahatlık ve beslenme falan verirdi… ama hayır, Şambra ona çukulata veriyor. (kahkahalar)</p>
<p>Siz pazarlık etmeyeceksiniz, umarım, çünkü zihin, insan zihni, hep orada olacaktır. O bir yere gitmiyor. Bir yere gitmiyor. Bir zamanki rolünü üstlenmeyecek. Aslında daha iyi bir rol üstlenecek, ona daha uygun bir rol, sizler için büyük nimetleri olacak bir rol. Ama o artık gemiyi yönetmeyecek. Siz yöneteceksiniz. Üstelik ben “tanrısal zekâ” bile demeye cesaret edemiyorum, çünkü siz hemen gidip zihni yeni bir biçimde yeniden yaratacak ve bunu da bir bahane ya da kaçış olarak kullanacaksınız. Yöneten, sorumluluk alan, siz olacaksınız, ve rüya da bununla ilgiliydi.</p>
<p>Bu bireysel tabanda meydana geliyor; bu bir grup tabanında meydana geliyor, çünkü bir grup olarak hepiniz şu anda genişliyorsunuz. Hepiniz öteye geçiyorsunuz. Zihin ölmüyor, dönüşüyor. Bildiğiniz ve kullandığınız zihin, bilinen tüm gerçekliklerden silinmiyor; o bütünleniyor. Bütünleniyor. O, o birçok, birçok, birçok araçlarınızın ‘bir parçası’ haline geliyor.</p>
<p>Böylece, derin bir nefes alalım…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>…ve bir sonraki bölümümüze geçelim, ki burada şunu (kalem) ve yazı tahtasını kullanacağım.</p>
<p><strong><em>Bu Nasıl İş Görüyor?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>LİNDA: 22 dakikan var.</p>
<p>ADAMUS: Yirmi-iki… Buna “Bu nasıl iş görüyor” diyoruz. Nasıl iş görüyor? Ve biz burada bazı çok basit fizik kurallarından geçeceğiz. Ve siz bunu karmaşık hale getirmek isteyeceksiniz, ve ben bunu bugün özellikle yapıyorum ki, bunu enerjisel olarak ya da bir bilinç düzeyinde alıyor musunuz, yoksa bunu zihinsel olarak inceden inceye inceliyor musunuz, göreyim.</p>
<p>Bu o kadar basit olacak ki, onu karmaşık hale sokmak isteyeceksiniz, ama yapmayın. Bu nasıl iş görüyor? Pekâla.</p>
<p>(Adamus bir nokta ve çevresine de bir daire çizer) Bu sizi temsil ediyor. Evet, enerjisel olarak böyle görünüyorsunuz.</p>
<p>LİNDA: Yaramaz görünüyor.</p>
<p>ADAMUS: Yaramaz değil. (kahkahalar) Nereden çıkartıyorsun, bilmiyorum. (yoğun kahkahalar) Yaramazı çizebilirdim ama çizmeyeceğim.</p>
<p>LİNDA: Bunu düşünen bir tek ben değilim. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Ben olmak kolay değildir! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Bu, sizin bir simgeniz. Bu bir simge – kadim bir simge. Şu anlama geliyor, bu (nokta) Kaynaktır, bu sizin geldiğiniz yerdir, sizin şimdiki ruhsal benliğiniz. Bu dışardaki daire, Ateş Duvarı’ndan tutun da genişlemiş bilincinize kadar herşeyi temsil ediyor. Ama bu sizin bir simgeniz. Çok, çok basit. Buraya bir çöp adam da çizebilirdim ama, bu sizi daha iyi temsil ediyor. Bu (nokta), Tüm Varolandır, ve bu (daire), sizin gerçekliğe uzanan ifadeniz.</p>
<p>Şimdi, bu bilinçtir. Ben buraya (dairenin içine) bilinci temsilen bir “C” (consciousness) koyacağım, ve bu sizsiniz. Siz tanrısal bilinçsiniz. Siz ruhu olan bir varlıksınız. Hiç kimse o ruhu sizden alamaz. Ruhunuz bilinçtir. Bilinç farkındalıktır. Fiziksel bedeniniz, zihniniz, anılarınız ve diğer herşey olmasa bile, siz yine de farkındalıksınız, çünkü kendinizin hep farkında olacaksınız. Herşeyi sıyırıp atsanız bile, hatta Ateş Duvarı’ndan hiçliğe geçtiğiniz o zamana geri gitseniz bile; ve korkutucu olan yanı da buydu -  hiçlik içinde kendinin farkında olmak. Ama bu aynı zamanda onun harika bir yanıdır, çünkü sizin yaratmaya başlamanıza neden oldu.</p>
<p>Böylece, bu sizsiniz. Bilinç enerji kullanır. Enerjiyi çağırır. Kendi arzularına dayanarak enerjileri kendine çeker. (Adamus daireye doğru oklar çizer) Bu, kendini bilmek için olabileceği gibi, kendini ifade etmek, kendinle oynamak, kendin için öğrenmek, herşey için olabilir. Ama çok derin bir içsel düzeyde, o enerjiyi çağırır.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-459" title="Resim 1" src="http://kirmizicember.org/wp-content/uploads/2009/12/Resim-13.png" alt="Resim 1" width="156" height="131" /></p>
<p>Enerji temelde nötr bir yerde, hareketsiz bir yerde oturan potansiyeller, olasılıklardır. Onlar burada, nötr topraklarda oturuyorlar (Adamus bir kutu çizer, içine de “N” (nötr) yazar) ve çağırılmayı bekliyorlar. Enerji hareket ve dürtü/uyarımdır. Enerji bilince yaşam solur. Bilinç, bu nedenle, onu çağırır, onu devreye sokar ve kullanmaya başlar. Bu kadar basit.</p>
<p>Şimdi, elinizdeki bu enerji bilince katılır ve onunla bir şeyler yapmak ister. Yaratmak ister. Bunu da tezahür ettirerek gerçekleştirir. Onun için şuraya, aşağıya bir kutu koyacağız – (tezahür ettirmeyi temsilen) ona “M” (manifesting) diyeceğiz. Ve onu bir kutuya koyuyorum, çünkü o gerçek anlamındadır. Bu az çok tezahür ettirmenin evrensel simgesidir.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-461" title="Resim 2" src="http://kirmizicember.org/wp-content/uploads/2009/12/Resim-21.png" alt="Resim 2" width="143" height="141" /></p>
<p>Enerjiler şimdi sizin tezahürünüze sanki enerji ışınları gibi inerler. (Adamus, “bilinçten” “tezahüre” dalgalı hatlar çizer) Bu bölgede (dalgalı hatların olduğu bölgede), bilinçten tezahürünüze – yani tezahür ettirmeye, bir şeyi bir tür gerçekliğe getirmeye &#8211; enerjiyi çektiğinizde, farklı bir takım unsurlar devreye girer. Zaman ve mekân devreye girer.</p>
<p>Bazen dersiniz ki, “Bilincim şu belli şeyi istiyor, ama o buraya inmiyor. Tezahür etmiyor. Neyi yanlış yapıyorum?” Hiçbir şeyi yanlış yapmıyorsunuz, çünkü fiziksel olmayan bir düzlemde tezahür ettiriyor olabilirsiniz. (Adamus bir üçgen çizer) Başka bir deyişle, siz buna diğer alemler diyorsunuz, yani başka boyutlarda tezahür ettiriyor olabilirsiniz. Ama enerjiyi her çağırdığınızda, bir yerlerde tezahür ediyordur.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-462" title="Resim 3" src="http://kirmizicember.org/wp-content/uploads/2009/12/Resim-3.png" alt="Resim 3" width="142" height="107" /></p>
<p>Diyorsunuz ki, “İyi de, nasıl oluyor da burada (“M” kutusu), hemen burada tezahür etmiyor? Bu nasıl oluyor,” diyorsunuz, “ben kumarhaneye gidip kazanmak istiyorum, ve bu tezahür etmiyor.” Hemen şuradaki bölgede (“bilinç”le “tezahür” arasında) çok şey oluyor – zaman, mekan, başka insanlar. Başka insanlar – onların enerjileri ve niyetleri ya da amaçları – aslında o tezahürü yavaşlatabileceği gibi, engelleyebilir de.</p>
<p>Ayrıca burada anahtar olan unsurlar da var. Bu sözlere özellikle dikkat etmenizi istiyorum. (Adamus çizimin yanına yazmaya başlar) Arzu ya da tutku var, ya da – bunu nasıl söyleyelim – niyetiniz, amacınız, etki ya da güçlülük… bu tam doğru kelime değil, Cauldre. Sizin… sizin <em>arzunuz</em> – bunu gerçekleştirmeyi ne kadar arzuluyorsunuz? Kuvvetlilik. Kesinlikle parlak bir kelime – kuvvetlilik.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-463" title="Resim 4" src="http://kirmizicember.org/wp-content/uploads/2009/12/Resim-4.png" alt="Resim 4" width="145" height="109" /></p>
<p>Aslında bunlar, yaratmak istediğiniz şeye enerjiyi çektiğiniz andan, onun tezahür etmesine kadar geçen bu çok önemli sürede devreye giren en önemli unsurlardır. O başka bir düzlemde, başka bir boyutta tezahür edebilir – oralarda bir yerlerdedir. Kumarhanede kazanmayı arzuladıysanız, belki burada değil de başka bir yerde meydan gelebilir.</p>
<p>Arzu, tutku, istediğiniz şeyin <em>kuvvetliliği (şiddeti)</em> etkileyicidir, ve bu, yaşamınızdaki en büyük farkı oluşturacaktır. Ben, buradaki güzel dostum için bir unsur daha ekleyeceğim – yalınlık. Yalınlık büyük bir fark yaratır.</p>
<p>Şunu hissetmek için bir dakikanızı ayırabilir misiniz… (diyelim ki) ruhunuzun bir arzusu var, ruhunuzun yaratmak istediği bir şey var, ama sonra zihniniz devreye girip onu karmaşık hale getiriyor. Ve kuşku duyan zihindir. Ruhunuz aslında hiç kuşku duymaz; zihin duyar. Bunların hepsi, burada çizdiğimiz şu felaket çizimdeki şeylerin yoluna çıkar, ama siz (bu çizimi) anlıyorsunuz ve ben çizmeye bayılıyorum.</p>
<p>Böylece bunlar anahtar noktalar (kelimeleri gösterir), ve siz bu noktalarda kırık not alıyorsunuz. Eh, herkes kırık not alır, ama siz de kırık not alıyorsunuz.</p>
<p>Saklanıyorsunuz. Korkuyorsunuz. İki nedenden ötürü korkuyorsunuz. Biri, yarattığınız zaman eleştirileceğinizi ya da yargılanacağınızı söyleyen geçmiş deneyimlerdir. Siz de bu yüzden bir tür daha aşağı bir yaratma haline giriyorsunuz. Kalabalığın pek de gözü önünde olmak istemiyorsunuz. Başka insanların arasından sivrilmek istemiyorsunuz, çünkü yargılanabilirsiniz. Eğer yargılanacak ya da eleştirilecek olursanız, hatırlayın, bu yalnızca enerjidir. Onu sadece içinize emin, içinize soluyun – o yalnızca enerjidir. Eleştiri – harika bir şeydir. Kahvaltınızda eleştiri olmalıydı. (kahkahalar) Onu içinize alın; o sadece enerjidir. İşte burada zorlanıyorsunuz.</p>
<p>(Linda’ya döner) Nasıl gidiyorum?</p>
<p>LİNDA: Ha, 12 dakikan kaldı.</p>
<p>ADAMUS: Oniki dakika. İyi.</p>
<p>Şimdi, diyelim ki, burada, Dünya’da yine de bir şeyi tezahür ettirdiniz. Bir şeyler tezahür ettirdiğiniz açıktır. Bir şeyler yaratıyorsunuz, istediğiniz sıralamada olmayabilir, ama buraya bazı şeyleri indiriyorsunuz. Şimdi, bu tezahür, her ne ise – tezahür, cebinize para, bir ilişki, eğitiminiz, herhangi bir şey olabilir – farketmez. Fiziksel ya da fiziksel-olmayan bir şey olabilir. Tezahür. Ve siz az çok hayal kırıklığı yaşarsınız, çünkü aslında olabileceğini bildiğiniz şey olmamıştır.</p>
<p>Bu arada, ağırdan alan, gönülsüz yaratıcının, gönülsüz tezahür ettiricinin sorununu da ele almak gerekir, çünkü bir yanınız eleştiriden korkuyor, bir yanınız, ne kadar gerçek, ne kadar net, berrak ve basit ve güçlü bir şekilde tezahür ettirebileceğinden korkuyor. Kendi düşüncelerinizden korkuyorsunuz. Biz bu nedenle şu anda düşünceleri yeniden-yönlendiriyor, gerçek hislere geri dönüyoruz, çünkü… Cauldre komik bir örnek verdi, üstelik bunu daha önce farketmemişti bile. (Geoffrey’nin oturumun başında anlattığı bir öyküye göndermede bulunur) Böylece geçen gün bir köprünün altından geçer ve şöyle düşünür, “Tanrım, buradan bir tren düşseydi, ne olurdu,” ve ertesi gün bir tren <em>düştü. </em>Bu oldukça korkutucudur! Peki bunu o mu yarattı? (Onun düşüncesi) kesinlikle katkıda bulunan bir kıvılcımdı. Başka unsurlar da devredeydi. Kabul, başka unsurlar da vardı, ama, düşüncenizle bir treni raydan çıkartabilir misiniz? Kesinlikle. Kesinlikle.</p>
<p>Böylece şu düzlemde (enerji bölgesinde) meydana gelen bir geri-çekme vardır – şöyle diyen bir geri-çekme, “En iyisi yapmayayım, çünkü kendime güvenmiyorum. Dünyayı havaya uçurabilirim” – kazara elbette, (kahkahalar) isteyerek değil – ama bir tek kötü düşünce… Ve siz şu filmleri de izliyor ve o çılgınca fikirlere kapılıyorsunuz. Bu filmler bazı çok garip düşünceleri uyarıyor. Diyorsunuz ki, “Cehennem yaratacağıma hiç yaratmam daha iyi.” (duraklama) Bu komikti. (bazı gülüşmeler)</p>
<p>Böylece şimdi şurada (tezahür alanında), aslında gerçekten tezahür ettirmek istediğiniz şeyle ilgili, genellikle sadece bir çatlak tezahür ettiriyorsunuz, ama şurada tezahür ettirirsiniz.</p>
<p>Şimdi, işte bu noktada küçük bir sorunla karşılaşıyoruz. Tezahür etmiş olan herşey – yani bilinç bir enerjiyi kendine çekmiş, onu bir gerçekliğe getirmiştir – hareket etmek zorundadır. Akışı sürdürmek zorundadır. Tezahürünüz, yaratınız – bir kitap, çocuklarınız, ne olursa olsun – akmayı sürdürmek zorundadır. Akış, buraya (“bilinç” bölgesine) getirdiğiniz enerjinin doğal parçasıdır. O enerjinin nasıl aktığını görüyor musunuz? O, devam edip buraya (“tezahür”den) akmak istiyor.</p>
<p>O, kısıtlanmamış bir akış içinde bunu gerçekleştirirken de kendini yeniden-yönlendirir ya da yeniden-biçimlendirir. Yaratınız gelişmeyi sürdürür ve kendini öyle bir noktaya kadar uyumlar ki… keşke burada yazacak biraz daha yerim olsaydı, aşağıya geçelim. (Adamus bir daire çizer) Ben sizin yaratınızı ya da tezahürünüzü bir daireyle simgeleyeceğim, tekrar orjinal haline geri döner. Orjinal, yani asıl haline geri döner.</p>
<p>O, uygun akışla, akmayı sürdürür. Genişlemeyi sürdürür. Orijinal,  tezahür ya da yaratım, hiç, hiç durmaz. Genişlemeyi sürdürür, ve böyle olması da gerekir. Ruh böyledir. Sizin doğal haliniz budur.</p>
<p>Ama hayır, siz onu hemen şurada (“tezahür” kutusunu gösterir) durduruyorsun, genellikle, çünkü onu kontrol etmeye çalışıyorsunuz, tembelleşiyorsunuz, o tezahürün kendi ifadesine sahip olmasına güvenmiyorsunuz, ve ona sahip olduğunuzu düşünüyorsunuz. Şöyle düşünüyorsunuz, “Eh, onu ben yarattım, onun için de ona sahibim.” Hayır, değilsiniz. Ah hayır, değilsiniz. Onu yarattınız, bundan gurur ve sevinç duyabilirsiniz, ama her yaratım özgürleştirilmelidir, serbest olmalıdır. Ve serbest olduğunda, dönüp sizi besler. Size geri verir. Yaratımınızı özgür bıraktığınızda, öğrendikleri ya da gerçekleştirdikleri her güzel şey, her genişleme, her ifade size zaten geri gelir. Bu, onun size tekrar tekrar vermeyi sürdürdüğü armağandır.</p>
<p>Bunun kanıtı mı? Ruh’un kendisi ve siz. Ruh dedi ki, “Andy, yürü git. Yürü git. Seni kontrol etmek istemiyorum. Seni fazlasıyla seviyorum. Ne olman gerektiğini ya da olmaman gerektiğini sana söylemeyi istemeyecek kadar seviyorum seni. Hadi Andy ilerle. Ne istiyorsan onu yap, ben hep yanında olacağım.”</p>
<p>Ve Ruh’un güzelliği şuradadır ki, onun (Andy’nin) öğrendiği ve hissettiği her şeyi, güzel ya da yıkıcı olan her şeyi, Ruh da hisseder, Ruh da bilir. Ruh ipleri çekmez. Siz bir kukla değilsiniz. Ruh dedi ki, “Yürü git. Yürü git ve en sonunda ben kimsem o ol, ama kendine özgü ifadenle. Olduğum her şeyi ol, kendi biçiminde.”</p>
<p>Ruh size Kendinin yüzde 20’sini vermedi. Ruh size Kendinin yüzde 80’ini vermedi. Ruh size yüzde 100’ünü verdi. Ve hiçbir koşul olmaksızın, hiçbir kısıtlama olmaksızın, ve hiçbir iade şartı olmaksızın. (duraklama) Bu komikti. (bazı gülüşmeler)</p>
<p>Böylece bu noktada olan şudur, tıkanıp kalırsınız – kontrol, korku, yaralar, tembellik, sorumluluk almamak, fazla bunalmak – ve o zaman bu yaratım, bu tezahür, çılgına döner. Enerjinin akmayı sürdürmesi gerekir, ve siz olsanız da olmasanız akacaktır. Akacaktır.</p>
<p>Ve akması gerektiği zaman komik şeyler yapar – yani enerji yapar. Nasıl akacağı umurunda değildir. Bir anlamda bilinciniz de aynı şekildedir. Genişlemeyi sürdürmesi gerekir. Nasıl olacağı umurunda değildir. Yükseği ya da aşağıyı bilmez; sadece bilir. Cenneti ya da cehennemi bilmez; sadece olandır. Akmayı sürdürmesi gerekir.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-464" title="Resim 5" src="http://kirmizicember.org/wp-content/uploads/2009/12/Resim-5.png" alt="Resim 5" width="173" height="167" /></p>
<p>Ve akmayı keserse ve onu kısıtlayıp durursanız, patlayacaktır. Paat! (Adamus çizimin üstünü karalar) Zorunlu kalırsa, büyük bir felaket yaratacaktır. Onun umurunda değildir.</p>
<p>Kendini o şekilde ifade edecektir – yani siz kendinizi o şekilde ifade edeceksinizdir. Ve bu, dramdır, az çok eğlencelidir – bir ya da iki kez olduğunda, ama milyonlarca kez olduğunda değil. Patlayacaktır. Ve birçok insana olan da budur, ve bu dünyada şu anda bu kadar çok akıl hastalığıyla ilgili sorunlarımızın olması da bu yüzdendir.</p>
<p>O, zihinde sıkışıp kalıyor. Çıkmak istiyor. İnsan aklının enerjileri şu anda umutsuzca genişlemek istiyor. Ah, tanrı bilir, birkaç milyon yıldır aynı kafa yapısına sahibiz, ve Atlantis’deki kafa yapısına sahip olduğumuzdan bu yana da birkaç yüzbin yıl geçti. Ve, sevgili tanrım, zihin – zihin genişlemek istiyor. Gerçekten istiyor. Zihninizde şu çatışma olsa da, onun altında bu genişleme arzusu yatıyor.</p>
<p><strong><em>Enerjiyi Hareket Ettirmek</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Böylece bugünün sorusu şudur, o enerjiyi özgürleştirmek için ne yaparsınız? Araştırıp, incelemek mi? Hayır. Birkaç kez engelin çevresinden dolanmak mı? Biraz işe yarar. Yaptığımız birkaç şey vardır, ve bu çok basittir. Diyeceksiniz ki, “Adamus, neden zamanımın bir buçuk saatini harcadın? Ne olduğunu bana baştan söylesen ya,” ama burada başka çalışmalar oluyor.</p>
<p>Böylece, yapılacak birkaç basit şey var. (Adamus’un elinde bir bardak su vardır ve izleyicilerden birine takılır) Bugün üstüne dökmeyeceğim. (kahkahalar) Bir kez vaftiz olman yeterli.</p>
<p>Yapabileceğiniz birkaç şey var, ve ben, çeliştiğim bir kaynağa geri gideceğim ve onu burada kullanacağım, çünkü onun birçok doğru yanları da var. Ben kutsal yazılara geri gideceğim. Kutsal yazılar.</p>
<p>Başlangıçta söz/kelam vardı. Bunu hepiniz biliyorsunuz, ama ne anlama geldiğini biliyor musunuz? Başlangıç. Bu kötü bir çeviriydi. Kötü bir çeviri. Ve gerçekten ne anlama geldiğine bakacak olursanız, başlangıç nefestir. Aandrah bunu biliyor. Başlangıç nefesti. Öyle olması gerekiyordu. Ruh sizi yolladığı zaman, bunun nefesle olması gerekiyordu. Bu aslında Ruh’un şimdiye kadar aldığı ilk nefesti. Ruh size tüm sevgisini verene kadar, nefes yoktu. Bu nedenle, O her ne idiyse, Oydu. Bu nedenle o ifade değildi. Ruh’un ifade etmesi gerekiyordu, kendini açması ve deneyimlemesi gerekiyordu.</p>
<p>Böylece Ruh bir nefes aldı… (Adamus derin bir nefes alır) … ve bu nedenle, siz varsınız. Başlangıçta nefes vardır. Başlangıçta nefes sözü yarattı. Ah şu çeviriler, pek iyi değiller… binlerce yıl. Belki ben yeni bir İncil yazarım (Adamus güler) doğru düzgün çevirisiyle birlikte. Ama şu anda zaten yapacak çok işim var.</p>
<p>Böylece elimizde nefes ve söz var. Söz nedir? Eh, söz ifadedir. Söz, ortaya konan ifadedir. Ve siz nefesi biliyorsunuz, ve biz ondan yeterince konuştuk, ve Aandrah nefes almayı sürdürmeniz için burada konumlanmış halde. Peki ya söz? Söz.</p>
<p>LİNDA: (alarm saatini taklit eder) ding ding ding ding ding ding.</p>
<p>ADAMUS: Şimdi zamanı gibisi yoktur. (kahkahalar) Yok gerçekten, onlar (izleyiciler) kesinlikle büyülenmiş haldeler. Şimdi kessem, büyük hayal kırıklığına uğrarlar. Biz sonuna kadar gitmek zorundayız. Birkaç dakikaya bitiririz.</p>
<p>LİNDA: Senden sonra bir partimiz var.</p>
<p>ADAMUS: Parti şu anda oluyor. Parti <em>budur. </em>(izleyiciler alkışlar)</p>
<p>Böylece… böylece, söz. Söz.</p>
<p>Söz kapana kısıldı. Kapana kısıldı. Söz sizin içinizde kapana kısıldı, ve onu birkaç dakikaya kadar oradan çıkartacağız. Ve bununla kastettiğim şudur – ve biz bundan birkaç Gizem Okulu’nda söz ettik ve etmeyi de sürdüreceğiz, ama şu anda onunla ilgili konuşmak istiyorum – sizi dinlediğim zaman, biraz kızıyorum. Size konuştuğumda ve şöyle dediğimde, “İstediğin nedir? Ne olmasını istiyorsun? Ne seçiyorsun?” Ve ben o küçük sesi duyuyorum, o minicik sesi. Ses şiddetinden söz etmiyorum; ben yoğunluktan ve tutkudan ve arzudan söz ediyorum. Ne oldu ona? Ve onu sesiniz yoluyla ifade etmeyecekseniz, kim inanır size? Ruhunuz değil. Ruhunuz sizi duymaz. (Adamus ateşli konuşmaktadır) Ve ben bağırmaktan söz etmiyorum. Ben, gerçek ve özgün olmaktan ve onun çıkmasına izin vermekten söz ediyorum.</p>
<p>Siz zihninizden gelen sözler konuşuyorsunuz, ve onlarda kalbiniz yok. İstekleriniz ve arzularınız var, ama yoğunluk/coşku yok. Diyorsunuz ki, “Ama nasıl yaratacağımı bilmiyorum.” Hayır (bilmiyorsunuz), çünkü kendinizi açmanız gerekiyor ve bu sesle başlar. Sesiniz sihirli olduğundan değil. Ama bunu oradan yapamazsanız, bu çok basit temel yerden onu ifade edemezseniz, Ruh sizi nasıl duyacak? Veçheleriniz sizi nasıl duyacak? Canınız sizi nasıl duyacak? Canınız sizi duyamıyor.</p>
<p>İnsanca sözleri usul usul söylüyorsunuz, ve canınız sizi duyamıyor. O sizi duymak istiyor, sizi bilmek istiyor, ama siz saklanıyorsunuz. Saklanıyorsunuz.</p>
<p>Başka insanlar sizi nasıl duysun? Yani demek istiyorum ki, kulaklarıyla duyuyorlar ama, buradan o küçük sözlerle çıktığında sizi duymuyorlar. Size inanmıyorlar. Neden kimsenin size tepki vermediğine mi şaşıyorsunuz? Neden dost kazanamadığınıza ve insanları etkileyemediğinize mi şaşıyorsunuz? (kahkahalar) Sizi duymuyorlar ve siz de sizi duymuyorsunuz. Ve bana şöyle diyecek  olursanız yalan söylemiş olursunuz – “Ah Adamus, evet, kendi derinliklerimi haykıracağım.” Belki ağlıyorsunuz, mızmızlanıyorsunuz, ama onu gerçekten ortaya çıkarmıyorsunuz.</p>
<p>Ve insanca bir sesle konuşup tutkunuzu buna katamadığınız zaman, işte bu enerjiyi baskılar. Tüm o enerji ve potansiyeller tıkanıp kalır ve bu farklı yerlerde kapana kısılır, ve er ya da geç patlar. Peki patladığı zaman ne olur? Eh, çığlık atarsınız. Bağırırsınız. Gerçeksinizdir ve ifade ediyorsunuzdur, ama bu genellikle çok geçtir. O zamana kadar genellikle epey zarar vermişsinizdir. Ha, bunu her zaman düzeltebilirsiniz, ama zaman kaybıdır.</p>
<p>Ben sizi duymaya başlamak istiyorum, yalnızca dudaklarınızın kıpırtısını değil, sadece konuş, konuş, konuş değil. Sizi duymak istiyorum, bu yalnızca bir fısıltı olsa bile, böylece gerçek olduğunu bilirim. (çok tutkuyla konuşur) – “Tüm varlığımdan, Ben O Ben’im!” Bunun kuşku duyulacak bir yanı var mı? Bugünü bu sözlerle açtım, “tüm varlığımdan, Ben O Ben’im” ve ben bundan sevinç duyuyorum ve bunu kutluyorum ve gizlemiyorum.”</p>
<p>Bazılarınız – hatta ben, anlamını tam veremediğiniz sürece bu kelimeleri kullanmanızı bile istemiyorum – en kutsal sözleri söylerken “Ben O Ben’im” diyorsunuz. (Adamus donuk bir biçimde konuşur) Gerçekten mi? Hiç sanmıyorum. Kendinizi zihinsel olarak ikna etmeye çalışıyorsunuz – “Ben O Ben’im.”</p>
<p>Hayır. <em>Ben O Ben’im! </em>Bu tutkudur. Bu arzudur. Bu yoğunluktur ve bu, dağları devirir. Bu buraya, nötrden buraya ışıyan muazzam enerji çeker, sadece damlayan değil, ama parlaklık ışıyan enerjler tezahürünüze iner, ve sonra da kükrerler. Hareket ederler, ve gerçektirler. Evet, bir treni rayından çıkartabilirsiniz. Bunu yapmayacaksınız, çoğunuz yapmayacak. (kahkahalar) Uzun vadeli bir zarar vermeyeceksiniz, bu kesin.</p>
<p>Böylece – nefes; nefes almak zorundasınız – ama ses. Ses.</p>
<p>Şimdi biliyorum birçoğunuz şöyle diyor, “Ama benim pek güzel bir sesim yoktur.” Ben tonal kaliteden söz etmiyorum. Ben, kendinizi açmaktan söz ediyorum. Ifade. Onun çıkmasına izin vermek. Hepsi içinizde oturuyor. Onun çıkmasına izin vermek. Bu ayrıca ruhunuzu, canınızı, bilincinizi, kapılarınızı, her şeyinizi açmanın simgesidir. Bırakın çıksın. Bırakın çıksın.</p>
<p>Son Gizem Okulu’nda, Ruh’un sesini anlayan kişilerin bizimle olması ilginç bir tesadüf değil midir? Anders ve Cacina tesadüfen oradaydılar. Bu bir tesadüf değildi. İçinizde olan ve sıkışıp kalmış o enerjileri açıp akmasına izin verebilmeniz için Ruh’un sesini kullanmanızdan söz ettiğim bugün, kutlanan yetenekli bir şarkıcının tesadüfen burada olması, ilginç ve garip değil mi? Hannibal’in tesadüfen burada olması şaşırtıcı değil mi?</p>
<p>Grubun önüne çıkacağı için, çığlık atmanızı ve açılmanızı sağlayacağı için Hannibal’in bu kadar heyecan duyması şaşırtıcı değil mi? Ve bunun nasıl yapılacağını bilen biri varsa, o da Hannibal’dir. O nedenle, lütfen sevgili dostum Hannibal Means’e hoşgeldin diyelim; o sizin açılmanızı sağlayacak. İlle de belli bir ses çıkarmak, tonlama yapmak değil – açılmak. Açılmak. Şu an hayvansı bir açılma (gerçekleştirmek). Tonlamayı sonra öğreneceksiniz, ama (şimdilik) hayvansı bir açılma.</p>
<p>Beni izle. Öne gidiyoruz. Lütfen. (Hannibal Adamus’u izleyerek salonun önüne gelirken izleyiciler alkışlar)</p>
<p>Şimdi, tek tek her birinize açılmanız için meydan okuyorum. Bırakın çıksın. Kaygılanmayın, online olan 20.000 kişiden başka kimse dinlemiyor. (kahkahalar) Ve evde olan sizler. Haykırın, çığlık atın. Aslında burada daha kolay, çünkü hepimiz biraradayız. Onlar evdeler ve kocaları diğer odada (kahkahalar) ve en ilkel, en ilksel düzeyden inleyen, çığlık atan özgürlüğün sesini duyacaklar, ama olsun. Pekâla… mikrofon?</p>
<p>LİNDA: Mikrofona ihtiyacı var mı?</p>
<p>HANNIBAL: Mikrofon yok mu?</p>
<p>ADAMUS: Bu sana kalmış. Sana kalmış.</p>
<p>Ben Cauldre’yı bir an için uzaklaştıracağım ve geri kalanınız da çığlık atacak.</p>
<p>HANNIBAL: Pekâla, hepimiz bunu dik oturarak yapacağız, derin bir nefes alacağız, ayaklar yere basıyor. Karından nefes alıyoruz. Derin bir nefes. (Hannibal bağırarak sesler çıkarmaya başlar) Ağzınızı açın!</p>
<p>(Hannibal ve izleyiciler yaklaşık 45 saniye kadar çığlık atmayı sürdürür)</p>
<p>Wow!</p>
<p>ADAMUS: Ben hiçbir şey duymadım. (kahkahalar) Bir kez daha. Bir kez daha.</p>
<p>HANNIBAL: Bir kez daha!</p>
<p>ADAMUS: Bu sefer çok derinden gelsin. Çığlık taa ayaklarınızdan gelmeye başlasın.</p>
<p>HANNIBAL: Bunun için ayağa kalksanız iyi olur. (izleyiciler kalkar) Derin, derin nefes. Derin, derin nefes. Daha derin. Ve…</p>
<p>(Hannibal ve izleyiciler yeniden çığlık atmaya başlar, bu kez daha yüksek sesle, yaklaşık 65 saniye)</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. Mükemmel. (izleyiciler alkışlar)</p>
<p>LİNDA: Teşekkür ederiz Hannibal.</p>
<p>ADAMUS: Şimdi – şimdi enerji hareket ediyor. Enerji hareket ediyor. Bu başka bir önemli noktadır, enerji hareket ediyor – onu baskılamayın. Baskılamayın. Bırakın o… o yankılanıyor. Yankı yapıyor. Özgürleşti, ve ben sadece sesin enerjisinden söz etmiyorum. Açıkçası, ses harika şeyler yapabilir, ama siz derinlere inerek sıkışıp kalmış şeylere ulaştınız – derinlere – ve şimdi bırakın bu yukarı çıksın.</p>
<p>Şimdi, lütfen, bırakın akmaya devam etsin. Onu kontrol etmeyin. Sınırlamayın. Ondan kaçmayın. Gerçekten çok derinlere gömülmüş bazı sorunları yüzeye çıkartabilir, ama onu şu anda bastırmayın. Bırakın o enerji hareket etmeye ve akmaya devam etsin.</p>
<p>Yarın sırtınız ağrıyabilir, çünkü o enerji yukarı akarken, omurganızdan yukarıya fırlarken, orada saklanmış olan eski şeyler – sevgili öğretmen, orada saklanmış olan o eski şeyler – bazı zayıf nokatalara ya da daha hassas noktalara vuracaktır. Bu, sırtınıza  vurabilir anlamına geliyor. Öyle bir yukarı fırlayacakki, yarın  burunla ilgili bazı sorunlar, küçük bir sinüs sorunu falan olabilir. Bu pekâladır. Pekâladır. O şimdi hareket halindeki enerjidir.</p>
<p>Onu orada tıkalı halde tutmak istemezsiniz. Onu baskılamak istemezsiniz. Temizlecektir, ve enerji nihayet salıverildiğinde, temizlendiğinde; o bir yaşam döngüsüne sahiptir, genişlemesini ya da ifadesini bir düzeye kadar sürdürür, ve sonra bir noktada saf enerjiye geri döner.</p>
<p>Ama bu şimdi farklı. Burada sıkışmış olan ve şimdi akan o enerji, ille de oraya, nötr alana geri gitmez – ve bunu açıklamak biraz zor – burada kalır (çizimin bilinç ve tezahür bölgesini gösterir). Sizinle kalır. Nötüre geri döner ama sizinle kalır.</p>
<p>Ve sonra, tıpkı sizin yaptığınız gibi, o büyük “N”ye – (New Energy) Yeni Enerjiye – çağrıda bulunur.</p>
<p>Yeni Enerji burada, ama sizi duymuyor. O ulaşılır halde, ama onu istediğinizi bilmiyor. Saklandığınız zaman, yaratımlarınızı sakladığınız zaman, ruhunuzu sakladığınız zaman, Yeni Enerji neden gelmek istesin ki? Şimdi, onu serbest bırakırsanız, akmasına izin verirseniz – ki bunu nefes yoluyla, ses yoluyla, ve bir şeyle daha yapabilirsiniz ama, bunu konuşmak için geç oldu, bunu bir sonraki oturumumuzda yapmamız gerekecek…</p>
<p>LİNDA: DJ geldi.</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Yani duydu! O sizin şarkı söyleyebildiğinizi şimdi duydu ve biliyor. (kahkahalar) Ve bu gece, şarkı söyleme gecesi. Serbest bırakın. Bırakın çıksın, ve sadece müzikal yanı değil. Şarkıları öyle mekanik söylemek değil. Bırakın çıksın, demek istiyorum. Bırakın sökülsün, çünkü ruhunuz sizi duymak istiyor, ve duyamıyor. Gerçekten. Gerçekten, gerçekten, gerçekten duyamıyor. Siz kendinizi Tanrı’dan saklayabilirsiniz. Kendinizi herşeyden gizleyebilirsiniz. Tanrı’nın herşeyi bildiği, herşeyi gördüğü (fikri) nereden çıktı bilmiyorum. Sanırım, ödünüzü patlatmak için bunu rahibeler çıkardı. Ama bu doğru değil. Herşeyden saklanabilirsiniz, ve özellikle de kendinizden saklanmakta çok iyisiniz.</p>
<p>Birçok…</p>
<p>LİNDA: Bitirirken…</p>
<p>ADAMUS: Hayır, bitirirken değil (kahkahalar), ama özetimizin bu ilk bölümünde (yoğun kahkahalar) birçok Şambra – ve Tobias bu konuda konuştu – birçok Şambra gidecek, başka bir yere, ve hayır duamız onlarla. Bu, doğru ve yanlışla ilgili değil, ama onlar, gideceğimiz yönün yoğun olacağını biliyorlardı. Artık saklanılmayacağını biliyorlardı. Burada artık saklanamazsınız. Onu kapatabilirsiniz, lütfen. (bir kapı açılır) Donduruyorsunuz…</p>
<p>LİNDA: Evet efendim.</p>
<p>ADAMUS: Artık saklanmak yok. Bunu çok uzun bir süre yaptınız, ve başka alemlerde bulunan bizlere çağrıda bulunuyor, ihtiyaç ve arzu ve istek listelerinizi iletiyor, sonra da neden işe yaramıyor diye şaşıyorsunuz. Eh, çünkü kendinizden saklanıyorsunuz, ve bu nedenle ruhunuzdan da saklanmış oluyorsunuz. Yeni Enerjiden saklanıyorsunuz, herşeyden. Şimdi bunu nefesle dışarı çıkartalım.</p>
<p>Nefes, canlı olduğunuzu kanıtlar, yaşamak istediğinizi kanıtlar. Nefes, enerjinin, hareketini sürdürmesini sağlar. Ses – yalnızca fiziksel ses değil, ama sesinizin enerjisi – ruhunuzun ifadesidir. Ve sesinizi açtığınız zaman, ruhunuz da sizi duyabilir. En sonunda <em>siz </em>de kendinizi duyacaksınız. Siz bir sis perdesi içinde dolanıyordunuz. Kendinizi bile duymuyorsunuz.</p>
<p>Sözler söylüyorsunuz, ama bu zihinden geliyor. Yapılanmış haldeler. Dillerin içinde neredeyse hiç enerji yok. Ben bu nedenle Cauldre’nın – ben onunla kelimelerle konuşmuyorum. Onlar anlamsız. Onlar palavra. Küçücük parçaları ve kırıntıları çekip çıkartıyor ve bunları sözcüklerle konuşuyorsunuz, ve neredeyse hiçbir anlamı olmuyor. Ve ben, şimdi bunu da yapmanız için size meydan okuyacağım. Sinir edici olabilir, ama eğlenceli de olabilir. ve biliyorum, ev ödevinizi yapmayacaksınız, onun için de gelecek ay geri gelip bu konu hakkında konuşmam gerekecek. Ama en azından bir kez – bu gelecek ay en azından bir kez olsun – benimle sözsüz konuşun. Ve bu meydan okuyacaktır – yoksa okumayacak mıdır. Yoksa okumayacak mıdır.</p>
<p>Bu aslında çok, çok basittir. Aslında özünüzde ya da köklerinizde ya da başlangıçta, biz söz kullanmadık. Benimle konuşun. Kendinizle ilgili bir öykü anlatın. Uydurulmuş bir öykü de olabilir, çünkü uydurma diye bir şey yoktur; gerçek bir öykü de olabilir. Bu önümüzdeki ayda, bana söz kullanmadan bir öykü anlatın.</p>
<p>Ve diyorsunuz ki, “İyi de, kelime, söz kullanmadan (bunu nasıl yapabilirim)?”  Ahhh, ah, ah, ah, çekirge, (kahkahalar) bunu sen keşfedeceksin.  Ve sonra, karşılık olarak ben de sizinle sözsüz iletişim kuracağım. Ve aslında benim kurduğum iletişimi almak size herhalde daha kolay gelecektir. Sizinle iletişim kurduğumda, bu bir biliş olarak gelecektir. Bunun zor yanı şudur, <em>siz </em>o sözlersiz olabilecek misiniz – dilin sözleri. Başka bir deyişle, Ruh’un gerçek sesini kullanmanız gerekecek, ki onun dili (lisanı) yoktur. Dili yoktur.</p>
<p>Biz şimdi onu ortaya çıkarmak üzerinde çalışacağız. Biz bilinçli tezahür, tasarlanmış tezahür üzerinde çalışacağız. Sizin yaptığınız şu sisli, bulutlu, bulanık şey değil. O sadece bir tepkiydi. Biz şimdi – benim bir buçuk dakikam kaldı – biz şimdi tasarlanmış bilinçli tezahür gerçekleştireceğiz.</p>
<p>Kendi sesinizi dinleyin. Başka insanlara konuşurken kendi sesinizi dinleyin. Ve ben, kendi sesinizi dinleyin derken sizi utandırmaya çalışmıyorum, ama onun ne kadar zayıf olduğunu farkedeceksiniz. İçinde otorite yoktu. İçinde güven yoktu. Çok sığ.</p>
<p>Çocuklarınıza ve eşinize ve özellikle de birlikte çalıştığınız insanlarla nasıl konuştuğunuza kulak verin. Çok dikkat edin sesinize. Şiddetine değil, ama yoğunluğuna. Emreden bir ses değil, ama bu yalınlıkta bir ses ve arzu dolu bir ses. Ne çok şey sakladığınızı farketmeye başlayacaksınız.</p>
<p>Böylece, sevgili, sevgili Şambra, Oslo’ya geri dönme zamanım geldi, orada birazdan kahvaltıda bir görüşmem var. Bir kedinin kahvaltısı pek güzel olmuyor (kahkahalar), ama sadece enerjiyi hareket halinde tutmak adına herşeyi yapabilirim.</p>
<p>Ve unutmayın: kendinize güvenin, çünkü tüm yaratımlarınızda herşey yolunda.</p>
<p>Ben O Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2009/12/12/saud-4-%e2%80%9cbu-nasil-is-goruyor-1-bolum%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 3: &#8220;Gelecekteki Potansiyeller&#8221;</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2009/11/07/saud-3-gelecekteki-potansiyeller/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2009/11/07/saud-3-gelecekteki-potansiyeller/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 22:07:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üstatlık / Yüksek Lisans Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=449</guid>
		<description><![CDATA[KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ
Üstatlık-Yüksek Lisans Dizisi
 
ŞAUD 3: “Gelecekteki Potansiyeller”
ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
 
Kırmızı Çembere sunulmuştur
7 Kasım 2009
www.crimsoncircle.com -    http://kirmizicember.org
Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus. Bu 8 Kasım 2009 güzel Pazar gününün yeni spiritüel enerjisinin sınıfına ve laboratuvarına hoşgeldiniz. Sevgili Şambra, hoşgeldiniz.
Şimdi, ben gözleri birazcık açarak başlayacağım, yalnızca Cauldre’nınkileri değil – tek tek her birinizinkini. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ</strong></p>
<p><strong>Üstatlık-Yüksek Lisans Dizisi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ŞAUD 3: “Gelecekteki Potansiyeller”</strong></p>
<p><strong>ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kırmızı Çembere sunulmuştur</strong></p>
<p><strong>7 Kasım 2009</strong></p>
<p><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a> -    <a href="../">http://kirmizicember.org</a></p>
<p>Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus. Bu 8 Kasım 2009 güzel Pazar gününün yeni spiritüel enerjisinin sınıfına ve laboratuvarına hoşgeldiniz. Sevgili Şambra, hoşgeldiniz.</p>
<p>Şimdi, ben gözleri birazcık açarak başlayacağım, yalnızca Cauldre’nınkileri değil – tek tek her birinizinkini. Ben yalnızca fiziksel gözlerinizden söz etmiyorum, daha çok, ruhsal gözlerinizi kastediyorum.</p>
<p><span id="more-449"></span></p>
<p>Böylece, derin bir nefes alın, kendinizi açın. Ne kadar zamandır kapalıydınız? İnsan (olma) oyununu ne zamandır oynuyordunuz? Ah, uzun, çok uzun bir süredir. Bu harika bir oyun, inanılmaz bir oyun. Ben onu oynadım, hatta bazen sizinle birlikte oynuyorum, ama oyunun eskimeye yüz tuttuğu bir noktaya geliyorsunuz. Ruh’a çağrıda bulunuyorsunuz. Ruh’a yalvarıyorsunuz. Bana kızıyorsunuz. Ve diyorsunuz ki, “Başka bir şey olmalı. Daha fazlası olmalı.” Ve işte biz şu anda tam bu noktadayız.</p>
<p>Biz, Şambra denen bu grubuz – engeller yok, katılınacak bir şey yok, inisiyasyon yok, arada bir nefes almaktan başka yapılacak bir şey yok – ama işte buradayız.</p>
<p><strong><em>Şambra Nedir?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Öbür taraftaki meslektaşlarım ve destekçilerimle (durumun) ilginç olduğunu söylemem gerekiyor. Onlar, şimdilerde çok aktif olarak Kırmızı Meclis’le ilişkili olduğumu biliyorlar. Tobias’ın bıraktığı yerden devam etmek üzere geldiğimi biliyorlar.</p>
<p>Tobias, ah… bir an Tobias için nefes alalım, çünkü o insan haline geri geldi ve bu da biraz nefes almayı gerektiriyor! (kahkahalar) Ah, ne deneyimlerden geçiyor. Bu Şaud’da değil, ama belki Noel şarkıları olarak biraz Sam’den söz ederiz – nasıl olduğundan, nerede olduğundan.</p>
<p>Yani ben öyle bir pozisyondayım ki, meleksel meslektaşlarım ve dostlarım ve ortaklarım bana gelip de, “Bu şey de ne böyle…” dediğinde, açıklama yapmam gerekiyor. Birisi Pakauwah’ını dışarda bırakmış. (Adamus’un, büyük beyaz bir köpeğin toplantı salonuna girmek istemesini farketmesi kahkahalara neden olur)</p>
<p>LİNDA: Fena halde ziyarete gelmek istiyor.</p>
<p>ADAMUS: Beni ısırmayacağına söz verirse onu içeri davet et. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Onu bir dakikalığına içeri bırakın. İstediğimiz zaman kovalayabiliriz nasıl olsa.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten de, bırakın içeri.</p>
<p>LİNDA: Sadece bir dakikalığına… ne kadar güzel. (Köpeğin girmesine izin verilmesi ve izleyiciler arasında dolanması üzerine kahkahalar ve yorumlar yükselir) Ah, sen çok güzelsin. Buraya gel. Buraya.</p>
<p>ADAMUS: Pardon, apış aralarını koklamakla meşgul, ve benimki şu anda ulaşılmaz halde. (yoğun kahkahalar) Kanallık yapan kişiye bazı şeyleri asla yaşatmayız. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Böylece ben arkadaşlarıma açıklamada bulunuyorum. “Şambra nedir?” diyorlar. Ve bu arada, melekler, herşeyi bilmezler. Şöyle bir yanlış-anlayışa sahipsiniz, sadece öldünüz diye olan biten herşeyi bildiğinizi sanıyorsunuz. İnsanların, kendilerini spiritüel varlıklara kapatmak konusunda ne kadar uzmanlaştığını farkediyor musunuz? Kendinizi kapattığınız zaman, Tanrı bile sizi göremez, duyamaz, o küçük düşüncelerinizi okuyamaz. Ve çoğu insan zamanın yüzde 82’sinde kendini kapatıyor. Sekseniki. Ben rakkamlara bayılıyorum.</p>
<p>Böylece, bana sorduklarında, Şambra’nın ne olduğunu açıklamaya çalışıyorum. Şambra nedir? Onu açıklayan bir dolu tanım gerçekten yok. Onun bir din olmadığı açık – ben kim olduğunuzu biliyorum! (Adamus güler ve izleyiciler de) Herhalde bir tarikat, bir mezhep de değil, çünkü, genellikle, gruplara direniyorsunuz. Aslında gruplardan pek hoşlanmıyorsunuz. Herhangi bir şeye katılmak istemiyorsunuz.</p>
<p>“Peki nedir Şambra?” diye soruyorlar. Spiritüel bile değil. Spiritüel bile değil, çünkü ‘spiritüellik’ öylesine eski bir farklı-anlama sahip ki. Öbür taraftaki birçok varlık için ‘Spiritüelliğin’ anlamı – ah, bunu açıkça nasıl ifade edebilirim; etmeyeceğim – bu, sahte, aldatıcı anlamına gelir. Aldatıcı. Spiritüellik, ego ve zihin için bazı en büyük beslenme alanlarından biridir. Zihin, insanların spiritüel olmasına bayılır, çünkü onlara haklı olma, sevimsiz, dar görüşlü ve hep arayış içinde olma gerekçelerini sağlar.</p>
<p>Yani ben Şambra’nın spiritüel olduğunu söyleyemem. Peki nesiniz? Akıl sahibi değilsiniz (kahkahalar) ve bunu onur duyarak kastediyorum (yoğun kahkahalar) ve hak ettiğiniz saygıyla. Şimdi, siz akıl sahibi olmak istemezsiniz. Akıllı, zeki insanlar öylesine sıkıcı, kendini beğenmiş, öylesine küçümseyen kişiler ki. Aslında benim bir noktada akıllı ve zeki biri olduğumu herhalde söyleyebilirsiniz. (kahkahalar) Ama artık değil. Artık değil.</p>
<p>Ayakları yere değmeyen kişiler değilsiniz, yani size yeni çağcılar da diyemem pek. Belki bir noktada öyleydiniz, ama yeni çağ, başka bir yerlerde olmak gibi yanlış bir anlayışa sahiptir. Ve onca yıldır Tobias ile çalıştığınız için, o yeni çağ döneminden geçtiniz. Öyle gerçeklikten kopmuş bir halde ve Dünya üzerinde aslında çok, çok dengesiz olan bir yaşamı sürdürerek yaşamak ve var olmaktan geçtiniz.</p>
<p>Hayır, siz nefes almayı öğrendiniz. Siz bedeninizde olmayı, bedeninizi sevmeyi, eşinizin bedenini sevmeyi, birbirinizi sevmeyi öğrendiniz. Siz, yaşamın sunduğu şeylerin keyfini çıkarmaya başlamak için kendinize izin verdiniz – ki yaşam çok şey sunuyor. Çok şey.</p>
<p>Biz hâlâ mücadeleden geçiyoruz, çünkü hâlâ zihinsel kalıpları, modelleri aşmaktayız. Zihinsel modelleri, kalıpları – durumları ve rakkamları. Hâlâ çağlar boyunca – Atlantis’te, kiliselerde, okullarda, ana-babanız, hatta kendiniz tarafından – oluşmuş programlamaları aşıyoruz. Bakın, beş yıl önceki kişi değilsiniz, öyle misiniz? Hayır. Bir yıl önceki kişi bile değilsiniz. Peki nesiniz? Kimsiniz? Bunu, diğer meleksel varlıklara açıklamaya çalışmam gerekiyor.</p>
<p>Bu aslında bana büyük mutluluk veriyor, çünkü sadece şöyle diyebiliyorum, “Onlar, oldukları şeydir. Onlar, oldukları şeydir. Gerçekten de bir dönüşüm sürecinden geçiyorlar, ve bu dönüşüm süreci, aslında üç, dört, beş yaşam alabilecek bir şeydir,” ve siz onun tümünden kısacık birkaç yılda geçiyorsunuz. Bunun bedeninizi ve zihninizi zorlamasına şaşmamalı. Bu kadar meydan okumasına şaşmamalı, ama öte yandan biz birbirimize sahibiz. Sizler, birbirinize sahipsiniz. Her gece sizinle çalışan meleksel varlıkların muazzam kaynaklarına sahipsiniz. Her gece. Ah, diğer alemlerde bazı inanılmaz tartışmalar ve konuşmalar yapıyor, konuklar getiriyoruz. Bundan daha sonra söz edeceğiz.</p>
<p>Ama şimdilik, Şambra’nın ne olduğunu açıklamaya çalışıyorum – çünkü katılınacak bir şey yok, bir hiyerarşiniz yok, yapmanız ya da inanmanız gereken şeyleri size sürekli söyleyen herhangi bir lideriniz yok. Bu çok gevşek, çok gevşek. Bu bir komün ya da özel bir topluluk değil – güzel tanrım! (kahkahalar) Bir komüne zaten ayak uyduramazdınız. Uydurmanız da gerekmiyor. Fazlasıyla bağımsızsınız, ve bu bir nimettir. Fazlasıyla bağımsızsınız.</p>
<p>Yani, organize bir grup değilsiniz, ve bu da beni, Yeni Enerjinin bu olduğuna inandırıyor. Siz çok, çok bağımsızsınız. Sahiden, gerçekten. Bazılarınız buna inanmıyor. Bazılarınız buna inanmak istemiyor, aslında sorun da bu. Ama siz çok, çok bağımsızsınız. Çok güçlü bir iradeye sahipsiniz. Sizinle çalışmanın yarattığı sorunlardan biri de (bazı gülüşmeler), ki bunu hak ettiğiniz bir saygı ve sevgiyle söylüyorum, çok, çok güçlü bir iradeye sahip olmanız… (Adamus dolanırken birine dokunur) herhangi birinizi özel olarak kastetmiyorum, ama sadece omuzuna dokunmak bile elimi acıtıyor! (kahkahalar) Çok, çok bağımsızsınız, ama yine de böyle bir ortamda biraraya gelebiliyorsunuz, hiç bir kural olmadan, yapmanız gereken bir şey olmadan – herşey gönüllülük ilkesine bağlı – biraraya geliyorsunuz.</p>
<p>Bazen, bunu, dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için yaptığınızı söylüyorsunuz. Aslında hiç farketmez, öyle değil mi? Farketmez. Dünya neyse o. Gerçek sevgi – Ruh’un size duyduğu türden bir sevgi – mutlak kabuldür. Mutlak onurlandırma. Yani bu aslında dünyayı değiştirmeye çalışmakla ilgili değildir, gerçi, insanların – bunları kucaklamayı seçerlerse tabii – sizin geçtiğiniz bazı işkencelerden ve cehennemden geçmek zorunda kalmayacağını bilerek insanlığa kutsamalarınızı, armağanlarınızı, potansiyellerinizi yaymak çok, çok doyurucu, tamamlayıcıdır. Bu, kalbinizin iyi hissetmesini sağlar – yani gerçekleştirdiğiniz çalışmanın bu kadar derin bir etki yarattığını bilmek, ve ille de Dünya’da değil – bunu Dünya’da göreceksiniz ama bu daha burada tezahür edeceği biçimde tezahür etmedi. Bunun etkileri diğer alemlerde görülüyor.</p>
<p>Diğer alemler – ah, biz onunla ilgili binlerce yıl konuşabilirdik, ama siz nasıl olduğunu biliyorsunuz. Daha önce de öldünüz, böylece…. (kahkahalar) bir an için hatırlamanıza izin verirseniz, bu bir deneyimdir. İnanılmazdır. Öylesine çok yönlüdür ki. Dünya’nın çok, çok basit, çok kolay görünmesine neden olur. Çünkü diğer alemlerde istediğiniz her şey, hayal edebileceğiniz her şey, bir parçası olmayı seçeceğiniz her türlü oyun, her gerçeklik vardır.</p>
<p>Evet, öbür tarafta cennete gidebilirsiniz, ama o, milyonlarca cennetten biridir. Kiliseler cennetle ilgili kendi uyarlamalarını yaratıyorlar, ve onların sadık üyeleri öldüğünde oraya gidiyor, taa ki cennetin berbat olduğunu (kahkahalar) farkettikleri noktaya gelene kadar, çünkü orası insanca parametreleri temel almıştır. Yetmişiki bakire huri mi? Hiç sanmıyorum! (kahkahalar) Bu sıkıcı oluyor, çünkü size hep bakire kaldıklarını söylemiyorlar. (yoğun kahkahalar) Bu benim için cehennem demektir! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Pekâla, nedir Şambra? Ben, öbür taraftaki arkadaşlarıma, bunun gülebilen, deneyimleyebilen, genişleyen bir grup olduğunu, insanlığın şimdiye kadar sahip olduğu en önemli ve yapılaşmış özelliklerinden ya da niteliklerinden birini aşan – ki bu şey, zihindir. Zihin &#8211; ve bunu da oldukça zarif ve kolay bir biçimde gerçekleştiren insanlar olduğunu söylüyorum.</p>
<p>Tekrarlıyoruz, amaç zihni kötülemek değil; o, Dünya’ya geldiğinizde yarattığınız çok parlak bir yaratıydı. 3B ile ya da buna her ne gerçeklik diyorsanız – Dünya üzerindeki bu gerçeklikle başa çıkabilmek için bir zihninizin olması gerekiyordu. Zihin, buradaki fiziksel bedenin içinde kalabilmenize ve bu gerçekliği olabildiğince kullanmanıza ya da en iyi şekilde değerlendirmenize yardımcı olmak amacıyla geliştirildi. Ama biz şimdi bunun ötesine geçeceğiz. Biz, çok, çok güzel bir şeye genişliyoruz.</p>
<p>Böylece Şambra – Yeni Enerji öncüleri olan bu grup, burada, Dünya’da ve başka alemlerde birçok deneyime sahip olmuş olan bir varlıklar grubudur, kendi spiritüel ailelerinin liderleri, <em>sizin </em>spiritüel ailelerinizin liderleri olmuş olan bir grup insandır. Yolu yalnız başına yürümek üzere spiritüel ailesini terk eden, ama tüm bu süre boyunca da bunun geride bıraktıklarınızı derinden etkileyeceğini bilenlerdir – yani siz. Bu, son yıllarda, aslında geldiğiniz spiritüel aileyle – bu ister Sananda Düzeni, ister Mikail ya da Cebrail’in Meclisi, ya da liderleri olduğunuz herhangi bir başmelek meclisi olsun – bağlarını kesen bir gruptur, yani siz. Siz sonunda, şu son yıllarda, onlarla olan bağlarınızı birkaç nedenden ötürü kestiniz. Diğer alemlerdeki enerjileri özgürleştirmeye çalışmak gibi bir sorumluluk taşımadan kendi başına olmanın nasıl bir şey olduğunu öğrenmeniz gerekiyordu. Önce kendinizi özgürleştirmeniz gerekiyordu. Bunu sizin için, kendiniz için gerçekleştirmeniz gerekiyordu, diğer herkes için değil. Önce kendinizi sevmeyi öğrenmeniz gerekiyordu.</p>
<p>Aslında bir başkasını sevmek daha kolaydır, bir şeyler yapmak, yaşamınızı başkalarına göre yapılandırmak – çok daha kolaydır. Çok daha kolay. Ama sıra bunu kendiniz için yapmaya geldi mi, ve sonra da tüm o kuşkulara, tüm o dışsal eleştirilere, tüm o ‘acaba buna değer misiniz’ sorgulamalarına geldi mi – işte bu noktada o derin enerjilere, kendi gerçek benliğinize girersiniz.</p>
<p>Böylece ben, öbür taraftaki varlıklara diyorum ki, bu, onun ne olduğunu bilmeden Yeni Enerjiye öncülük eden, yürekli, dürüst, cesur, sevecen bir melekler grubudur. Size bir kitap verseydik ve, “Kathleen, Yeni Enerji’nin ne olduğu burada yazılı. Şimdi, onun bir parçası olmak istiyor musun?” deseydik, farklı olurdu. Bu çok daha kolay olurdu. Ama burada diyorsunuz ki, “Ben ona gireceğim. Herşeye lanet olsun, bu Yeni Enerji’ye gireceğim.”</p>
<p>Böylece, Tobias gittiğinden beri şu birkaç ayı sizlerle geçirdiğim için şimdi çok gurur duyuyorum, yolun her adımında sizlerle omuz omuza olmaktan çok gurur duyuyorum. Benim kendime özgü yollarım ve tarzım var, ve bunu da, enerjiyi harekete geçirmek için yapıyorum. Bunu, sizi bazen biraz kızdırmak, biraz şoka sokmak, ve yapabildiğim zaman da mizah adına yapıyorum. Ama bunu sizleri sevdiğim için ve yolculuğun tadını herhalde sizden fazla çıkarttığım için yapıyorum. (kahkahalar) Herhalde sizden fazla çıkartıyorum.</p>
<p>Böylece, bugün… konuşacaklarımıza geçerken, derin bir nefes alalım.</p>
<p><strong><em>Pakauwah’lar</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Önce Pakauwah’lardan söz edelim. Biliyorum, bunu daha önce de tartıştık, ama Pakauwah’lar sizin bir uzantınızdır. Onlar sizin bir yaratınızdır. Sizin bir veçhenizdir. Cauldre’nın da az önce söylediği gibi, evet, benim insan olmayan, hayvan olan bir veçhe yaratmam, parlak bir fikirdi. Basitçe, hayvanlar, insanların sahip olduğu o beklentilere ya da gündemlere ve sorunlara sahip değildir. Hayvanlar sevecendir. Hayvanlar ayrıca size sözcüklerle konuşmazlar. Ah, insanların yaptığı o konuşmalar insanı çileden çıkarmaya yeter de artar bile. Hayvanlar, kalpleriyle – adına her ne demek isterseniz – ruh düzeylerinden, içsel varlıklarıyla iletişim kurarlar.</p>
<p>Böylece şimdi bu Pakauwah’ı, bu totemin enerjisini alıp – o güzel varlığa yansıtılmış kendi enerjinizi alıp – onunla çalışmaya başlamak fırsatına sahipsiniz. Karşılaştığınızın ilk sorun nedir? Mary.</p>
<p>MARY: Pakauwah’ımı bana yakın hissettiğimden emin değilim.</p>
<p>ADAMUS: Ah, kesinlikle. Kesinlikle. İlk sorun, bağlantınızdır. Bağlantınız. Ve siz bir Pakauwah seçme deneyiminden geçtiniz. Bazılarınız hâlâ seçmedi, ve bu arada, eğer seçmediyseniz, bir karar vermekle ilgili sorunlarınıza göz atmanız gerekir. (kahkahalar) Bir seçim yapmak. Bu o kadar da zor değil! Şaka yapmıyorum, ciddi söylüyorum. (yoğun kahkahalar, Adamus güler)</p>
<p>Bu yalnızca bir imgelemedir, hepsi bu. Onun için, bir bakıverin. Hâlâ bir Pakauwah seçmediyseniz – ne olursa, bir örümcek, uygundur, <em>ne olursa </em>– herhalde bazı karar verme sorunlarınız var demektir, ve bu sorunlar da herhalde, yanlış kararı almaktan korktuğunuz gerçeğine dayanıyordur. Yapamazsınız. Yanlış karar veremezsiniz. Deneyin. Deneyin. İlk seferinde de kendinizi fazla incitmeyin. (Adamus güler)</p>
<p>Şimdi şöyle bir şey oluyor, ve ben bunun derin fizik kurallarına girmeyeceğim, ama enerjinizi değiştirme biçiminiz yüzünden, ve titreşimsel gerçekliği aşarak genişleyici gerçekliğe geçmekte olduğunuz gerçeği yüzünden, yanlış bir karar veremezsiniz. Yanlış bir karar verdiğinizi <em>düşünebilirsiniz</em>, ki bu bazen çok gerçek görünür, ama en sonunda şu olur, kendi enerjileriniz, kendi bilinciniz kendi kendini düzeltecektir. Ve buna direnebilir, ve bu olmuyormuş gibi davranabilirsiniz, oysa gerçekten oluyordur. Gerçekten oluyordur. Bana güvenin. Hayır, aslında bana güvenmeyin. (kahkahalar) Kendinize güvenin. Kesinlikle kendinize güvenin.</p>
<p>Yani herşey kendini yeniden-dengeler. Önemli olan, daha önce de konuşulduğu gibi, en azından bir momentumun sağlanmasıdır. O sarkacın yeniden salınmasını sağlamanızdır. Sarkaç ne zamandır öylece asılı duruyor ve hiçbir şey yapmıyordu? Öylece asılı duruyordu. Ve o şimdi yeniden salınıyor, ama herzamanki sarkacınızın aksine, sadece ileri ve geri salınmıyor. Şimdi o yukarı ve aşağı salınıyor, daireler halinde salınıyor, aynı anda her iki yana salınıyor. Yeni Enerji budur. Kafa karıştırıcı – ama sadece eski zihninize takılıp kaldıysanız.</p>
<p>Böylece, Pakauwah’ınız kendinizin bu uzantısıdır ve o sizin bu enerjinizdir. Bir başkasına ait değildir.  O sizdir. Siz çok önemli bir Yeni Enerji temelini (prensibini) öğreniyorsunuz – enerji yönetimi. Siz kendi enerjinizi yönetmeye alışık değilsiniz. Enerjiniz hakkında kaygılanmaya, onun için üzülmeye, onu planlamaya, saklamaya, onunla oynamaya alışıksınız, ama onu yönetmeye değil. Böylece bir Pakauwah, bir totem yaratır, onunla bu bağlantıyı kurarsınız. Ve şimdiye kadar yaptığımız da budur – onunla bağlantı kurmak, onu hissetmek.</p>
<p>O şu anda orada. Bir nefes alın. Pakauwah’ınız hemen oracıkta. <em>Siz</em> hemen oradasınız, o sizin bir parçanız. Hemen orada.</p>
<p>Çoğu zaman bir tür nötrlük içinde öylece bekliyor. Sizin onu ne yapacağına ilişkin yönlendirmenizi ya da yol göstermenizi bekliyor. Bazılarınız ona çok belirli arzular yükleyip komutlar verdiniz, ve dediniz ki, “Her an izlemede ol. Rüyalarımda bana eşlik et.” Birçoğunuz bunu yaptı. Çok, çok etkileyici. “Rüyalarımda bana eşlik et.”</p>
<p>Bazılarınız Pakauwah’larını kullanırken zorluyor, Pakauwah’larınıza sizin için çok para yaratmak ya da yeni bir eş, bir partner bulmak gibi şeyler yapmasını söylüyorsunuz. Pakauwah’ınız size yeni bir partner bulmayacaktır. Eşleşeceği başka bir Pakauwah bulacaktır, ama… (kahkahalar) Ve işte o zaman tümüyle farklı bir sorun ortaya çıkmış olur! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Ama Pakauwah’ınız, diğer boyutlara kendinizi nasıl göndereceğinizi, enerjinizi nasıl yöneteceğinizi, kendinizin veçheleriyle nasıl bağlantı kuracağınızı anlamanıza yardım etmek için oradadır. Bu çok değerli bir deneyimdir. Ve bu sadece arada bir ya da ayda bir burada toplandığımız zamanlar yapacağınız bir şey değildir. Onunla her gün çalışın. O inanılmazdır. Pakauwah’ın ne kadar parlak olduğunu farkedeceksiniz.</p>
<p>Ve Pakauwah’ınız olarak, örneğin, bir sincap seçtiyseniz, başka bir şey daha farkedeceksiniz. Sincaba ne oluyor? Kathleen, seninle uğraştığım için değil ama…</p>
<p>KATHLEEN: Farklı bir şeye mi dönüşebilir?</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Ne kadar parlak olduğunu görüyor musun? Farklı bir şeye dönüşebilir, ve dönüşecektir de. Yeni Enerji’ye ilişkin ilginç bir gözlem. Sadece, Pakauwah’ı bir sincap yapalım dediğin için, onun bir köpeğe ya da bir ayıya ya da bir yunusa dönüştüğünü farkedeceksin. O sizin enerjilerinize ve çevrenizdeki enerjilere uyumlanmaya başlar, böylece de biçim değiştirmeye başlayacaktır. Onun bir insana dönüştüğünü bile görebilirsiniz; uzaylı bir yaratığa dönüşebilir. Sizin geçmişinizden ve geleceğinizden geçmeye başlar ve enerjisel nitelikler edinmeye başlar, ve tıpkı bir bukalemun gibi olacaktır. Biçimini değiştirip duracaktır. Size kesinkes hizmet etmek amacıyla yeni nitelikler üstlenecektir.</p>
<p>Pakauwah’ın güzelliği işte budur. Genellikle, başlangıçta onu yarattığınız biçime geri dönecektir. Bir sincap idiyse, sincaba geri dönecektir, bir noktaya kadar. Ve bir noktada diyecektir ki, “Ben artık bir sincap değilim. Başka bir şeye tekâmül edeceğim.” Ve bu belki de başka bir hayvan olmayacaktır. Belki öylesine farklı bir şeye tekâmül edecektir ki, eski zihninizle onu tanıyamayacaksınız bile. Bu, o noktaya vardığınızda ilginç bir nokta (olacak). Onu yeniden tanımlamak için zorlamaya kalkmayın. O yeni biçimleri ve o yeni formları üstlenmeye başlamasına izin verin. Ve onun hayvan türünden bir kafaya ve ruhsal bir bedene – fiziksel olmayan bir bedene &#8211; sahip olduğunu görebilirsiniz. O her türlü garip şeyleri gerçekleştirebilir.</p>
<p>Bütün bunlar, beklenmeyeni bekleyin demenin bir yoludur, çünkü siz Yeni Enerji’desiniz, ve Yeni Enerji, lanet olsun, Eski’sinden farklıdır ve siz de onun öyle olmasını istersiniz. Bu yolculuk sadece Eski Enerji’de devam etmek üzerine kurulu olsaydı, yalnızca biraz daha zengin, biraz daha akıllı, biraz daha iyi görünüşlü, biraz daha seksi olmaya çalışmak olsaydı, ne olurdu? Sanırım hayal kırıklığına uğramış ya da amacına ulaşamamış, engellenmiş hissederdiniz. Değil mi?</p>
<p>LİNDA: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Evet, evet. Lütfen bana evet deyin. (Adamus güler)</p>
<p>Şimdi bir dakikamızı Pakauwah’ınızın enerjisini hissetmenize ayıralım, onunla bağlantı kurun. O dışarılardaydı. Diğer alemlerdeydi. Her an, yolunuzun her adımında sizinleydi.Yok olmadı, bir yerlere uçup gitmedi; o sizi bekliyor.</p>
<p><strong><em>Pakauwah’ı İçimize Getirmek</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Bugün Pakauwah ile farklı bir yöne gidelim. İçe dönelim, bedeninize. Diyorsunuz ki, “İyi de, o koca şişko fili bedenime nasıl sığdıracağım?” Ah! Ah.</p>
<p>(a)         O dönüşüp başka bir biçim alabilir.</p>
<p>(b)         Bir filin sizden büyük olduğunu kim söyledi? Kim söyledi… birisi söylemiştir. Birisi demiştir ki, filler kocamadır. Onun için siz de şöyle düşünüyorsunuz, “Aa ben o fili, Pakauwah’ımı, bedenime alamam. Patlayıveririm.” Belki de patlamazsınız. Belki dönüşebilir ya da biçim değiştirebilirsiniz, ya da o dönüşür, ya da her ikisi.</p>
<p>Pakauwah’ınızdan, fiziksel bedeninize girmesini isteyeceksiniz. Neden? Çünkü uzun süredir orada bulunmadınız. Bulunmadınız. Doktorların girmesine izin veriyorsunuz. Bedeninizin farklı bölgelerinde araştırmalar yapılıyor ya da onların sizi kesip biçmesine izin veriyorsunuz. Ama siz fiziksel bedeninizin içine girmediniz. Oraya girmekten pek de hoşlanmıyorsunuz.</p>
<p>Ama Pakauwah, sizin o parçanız, girecek. Peki ne yapacak? Hiçbir şey. Bugün değil. Ama onunla birlikte öğrenmeye başladığınızda, o bedeninize girecek ve diğer parçalarınızın bilip de size geri bildirimde bulunmadığı dengesizliklerin keşfedilmesine yardımcı olacak; daha orada olmasa bile olma potansiyeline sahip olan dengesizlikleri. Pakauwah, fiziksel, zihinsel varlığınızın, dengesiz potansiyeller diyeceğiniz şeyleri ya da sağlık ve sağlık sorunlarını – akıl sorunlarını &#8211; nasıl kendine çektiğini anlayabilecektir.</p>
<p>Böylece, derin bir nefes alın. Bırakın, Pakauwah’ınız içinize gelsin. Onu nefesinizle içinize alın.</p>
<p>(duraksama)</p>
<p>Kendi içinize yolculuk.</p>
<p>Şimdi, fazla ilerlemeden bir an için durun. Bedeninizin içi nasıl görünüyor gibi zihinsel fikirleri salıverin, çünkü şöyle düşünmeye başlıyorsunuz, “Acaba L42 no’lu damardan mı gitmeli?” anlıyor musunuz, “Yoluna oradan mı devam etmeli? Yoksa,” biliyorsunuz işte, “Pakauwah’ım bağırsaklarıma mı gitmek istiyor? Onun kulaklarıma, gözlerime gitmesine engel mi olmalıyım?” Gerçeğe dayalı kısımları şu anda salıverin. Siz bir enerji varlığısınız. Bırakın o enerjinize girsin, ille de fiziksel benliğinize değil. Bırakın, burada sizin enerji benliğinize girsin.</p>
<p>Ona izin verin, sizin bu parçanızın gereksinim duyduğu tek şey budur, ve bırakın dolansın. Bırakın çevrede dolansın.</p>
<p>Siz içinizde bir krallıksınız. Fiziksel bir parçanız muhteşem bir krallıktır; onu yalnızca biyolojik kavramlarla düşünmek yerine enerjisel kavramlarla düşünürseniz, birçok niteliğe sahiptir. Şu anda çağdaş bilimin sorunlarından biri de şudur – “Eğer bir mikroskopta göremiyorsanız, mevcut değildir.” Gerçi bu değişiyor. Bu, şu ara, sizin ve başkalarının gerçekleştirdiği çalışmalar sayesinde hızla değişiyor. Enerjisel nitelikler kabul görüyor. Bu sürecektir. Gruplar var – çok değil – ama, fiziksel bedenle ilişkili enerji akışını gerçekten anlamaya başlayan doktor grupları var.</p>
<p>Şimdi bırakın, Pakauwah’ınız derinliklerinize gitsin. Bedeninizin içinde dolanmasına izin verin. Belli bir yere gitmesini söylemeyin. Şu anda herhangi bir şeyi şifalandırmasını istemeyin. Sadece yeniden bedeninize aşina olmanızı sağlamasına izin verin. Bir ses duymayı beklemeyin. Yazılı bir raporun geleceğini beklemeyin. Bu yalnızca Pakauwah’ınızla ilgili temel bir deneyimdir.</p>
<p>Bu arada, evet, sizin başka enerjisel veçhelerinizi de geliştireceğiz. İlle de Pakauwah’lar değil, ama bu ilk düzey, ilk kademedir. Size hizmet etsin diye başka yaratımlar da geliştireceğiz, ama önce bunu sindirelim. Pakauwah ile şu bağlantıyı gerçekten kuralım ve onun çok-boyutlu yolculuk ettiğini anlayalım. O hep oradadır. Bedeninize girebilir. İçinizdeki çekirdek düzeye – bedeninizin iletişim sistemine – ulaşabilir.</p>
<p>Bedeninizin iletişim sistemi ayrıntılı, ancak manyetiklerden, elektrikten, enerji hareketlerinden, birçok farklı fizik türlerinden, süregelen birçok farklı nabızlardan oluşan basit bir ağdır. İşte bedeniniz böyle şaşırtıcı bir iletişim sistemine sahiptir. Aynı anda türlü şeyler yapabilmenizi sağlayan budur – yemek, yürümek, düşünmek gibi. Beden sürekli küçük sinyaller, küçük nabızlar yayar. Bedenin her yanından saniyede milyonlarcasını, milyonlarcasını. Bunu kontrol etmek ya da hepsini takip etmek zorunda olmayışınız şaşırtıcı değil mi? O bunu kendi başına gerçekleştiriyor. Ve bu, fiziksel gerçekliğin bir mucizesidir.</p>
<p>Bedeninizin iletişim sistemi genelde kendi içinde oldukça iyi çalışır. Ama, bir bölümün diğer bir bölümle iletişimi kestiği zamanlar da olur. Kalbin kötü bir şöhreti vardır. İletişim sisteminin diğer kısımlarıyla bağlantıyı keser, ve siz elbette bir tür kalp hastalığı ya da kalp krizi yaşarsınız. Kalp – fiziksel kalp – aynı zamanda enerji kalbiyle de ilişkilidir. Ruhunuz değildir, ama duyumsama ve hissetmelerinizin gerçekten çok tamamlayıcı bir parçasıdır. Zaman zaman iletişimi kesiliverir.</p>
<p>Bedeninizin bu ağı ile sizin – buna zihniniz demeyelim de, bilinciniz diyelim &#8211; aranızdaki iletişimde kesinlikle büyük bir boşluk var. Biliyorsunuz, örneğin, bilincinizle bedeniniz arasındaki iletişim sisteminde ben size (Adamus birisine vurur) sıkı bir biçimde vurursam… (Adamus kıkırdar) Pardon tatlım. Size sıkıca vurursam, bunu bilirsiniz. İletişim sistemi anında yerine oturur.</p>
<p>Bilinç der ki, “Şu Adamus tarafından saldırıya uğradım” – sevgiyle, sevgiyle – ve size tetikte olmanızı söyler. Ama bilinciniz genellikle bedeninizin iletişim sistemiyle fazlasıyla iletişimsizlik içinde. Sistem şu anda çalışıyor, ama düşük enerjiyle ve çok, çok Eski Enerji’yle çalışıyor. Ve, kuşkuyla korkuya dayalı çalışıyor.</p>
<p>Genelde – büyük bir çoğunlukla – insanlar kendi bedenlerinden korkuyorlar, çünkü beden acı/ağrı üretiyor ve beden ölüyor. Sizin yerinizde olsam ben de korkardım. Ama öyle bir noktaya gelirsiniz ki, herşeyden önce, acı ya da ağrının, çoğu kez, bir yanılsama olduğunu ve bedenin ölebileceğini, ancak Dünya’da bir dizi fiziksel ölüm yaşamış olduğunuzu – bazen büyük acılar içinde, bazen de hemen gidiverirsiniz – ama bedeni geride bıraktığınızı farkedersiniz.</p>
<p>Bu, Yeni Enerji’de gerekli değildir. Bedeni beraberinizde götürürsünüz, öbür tarafta bir bedene gereksinim duyacağınızdan değil, ama onun tüm enerjisel unsurlarını, bedendeki etin içerdiği tüm bilgeliği, ki bu sadece enerjidir, alır ve beraberinizde getirirsiniz. Neden? Eh, bunun birkaç nedeni var. Öbür tarafta daha iyi bir görünüşe sahip olursunuz. (kahkahalar) Yok, gerçekten öyle. Dünya’da hiç fiziksel yaşamları olmamış varlıklar, yüzüyormuş, süzülüyorlarmış gibidir, anlıyor musunuz, tüy gibidirler. Aslında pek tanımlanmış bir halde değildirler. Enerjilerinde bazı renkler görürsünüz, ama gerçekten de o kadar tanımlı değildirler.</p>
<p>Eğer Dünya’da bulunmuşsanız, ve özellikle de fiziksel bedeninizi beraberinizde getirmeyi öğrenmişseniz, çok tanımlanmış bir haldesinizdir. Ve bu öbür tarafta gerçekten harika bir şeydir. Bunu öbür tarafta satın alamazlar, (kahkahalar) neyin moda olduğu umurumda değil. Ve onlar, bilirsiniz işte, bunu isterler. Ve siz de o zaman gülersiniz, çünkü şöyle dersiniz, “Kolayı var. Bu hemen şuracıkta, aşağıda, Dünya gezegeninde bulunuyor.” (yoğun kahkahalar) “Yolunuz açık olsun! 10.000 yaşam sonra görüşmek üzere!” (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Böylece, bedeninizle yeniden bağlantı kurmak önemlidir. Eğer yükselmeyi seçiyorsanız, bedeninizi beraberinizde götüreceksiniz. Bunu yapmak çok daha iyidir. Kemiklerinizin – eski kemiklerinizin – toprağa gömülmesinden daha kötüsü olamaz. Bu, sizi hemen geri çekmenin emin ve manyetik bir yoludur. Eğer kemikleriniz toprağa gömülüyse ve o kemiklerde hâlâ enerji varsa, bir enkarnasyona (bedenlenmeye) daha neden olacaktır. Aslında bu herhalde yeniden-bedenlenmenin en büyük nedenlerinden biridir, varlık bedenlenmek istemese bile. Bedenleri onları geri emer – bu ve reddedilmiş ya da terk edilmiş sevgililer. (kahkahalar) Hemen geri çekiverir.</p>
<p>Böylece, Pakauwah’ınızı içinize davet ettiğiniz zaman, içeri girer ve bedeninizin iletişim sistemiyle yeniden-bağlanmanıza yardımcı olur. İletişim sistemi bir insan dili konuşmaz. Fransızca konuşmaz, maalesef. İngilizce konuşmaz. Ama bir dinamik ve bir model ve bir aşinalık yaratır, ve ben sizin buna dönmenizi istiyorum. Enerji bedeninize yeniden aşina olmanızı istiyorum.</p>
<p>Tekrarlıyorum, biyoloji kitaplarında araştırmaya başlamayın. Tıp okuluna gitmeniz gerekmiyor. Bu, bedeninizin enerjiselliğiyle ilgili, ve bedeninizin kendini nasıl yeniden dengeleyeceğini hep bilmiş olan ve hâlâ da bilen parçasıyla yeniden bağlantı kurma yeteneğiyle ilgili. Yeniden-çıkan/gelişen uzuvlar – içinizdeki yapıdalar, ve bunun bilimsel kanıtı var. Ama herşeyden çok, enerjisel olarak kesinlikle oradadır. Bir kenara koyulmuştur, görmezden gelinmiştir, en büyük gizemlerden biri olarak görülmüştür. Oysa değildir. Değildir. Bu, izin vermekle ilgilidir ve kendinizle yeniden bağlantı kurmakla ilgilidir. Bedeniniz kendini şifalandırır.</p>
<p>Şimdi, bunu sadece birkaç kilo daha hafif olmak ya da biraz daha genç görünmek için yapıyorsanız, bunu yeniden düşünmek isteyebilirsiniz. Ama bunu, bundan önceki yaşamınızda – ve binlerce yaşam önce – keyfini çıkarmayı unuttuğunuz şeylerin keyfine vararak Dünya’da daha birçok güzel yıl geçirmek amacıyla biyolojik sisteminizi onarmak ya da yeniden-canlandırmak için yaparsanız, bedeniniz de, “Evet! Evet!” diyecektir. Ve siz derin bir nefes alacak ve şöyle diyeceksiniz, “Ben oynamak için buradayım. Ben keyfini çıkarmak için buradayım. Ben eğlenmek ve bolluk içinde olmak için buradayım – her anlamda bolluk, yalnızca para değil, ama her anlamda bolluk.”</p>
<p>Bu, doğal yoldur. O öbür yol – ıstırap, yoksunluk, hastalık – bu doğal değildir. Doğal değildir. Aslında bir çarpıklık, bir yalandır, ve bu şekilde yaşamak, egemen/mutlak bir varlık olarak yaşamaktan çok daha fazla enerji gerektirir.</p>
<p>Böylece, derin bir nefes alın ve Pakauwah’ınızı, içeri girmesi, enerji bedeninize girmesi, bedeninizin iletişim ağı ile bağlantıyı sağlaması için kutsayın. Şimdi, Pakauwah’ınız bununla, Şimdi ânındaki bilinçli siz arasındaki bağlantıyı yeniden kurmaya başlayabilir. Sağlığınızın ansızın değişmesini beklemeyin. Ama değişeceğini <em>bilin.</em> Değişeceğini bilin.</p>
<p>Hemen şurada birisi var, sence bir sakıncası yoksa – lütfen ayağa kalk – hemen burada, sözlerimdeki gerçeği size doğrulayabilecek birisi var. (Garret Annofsky ayağa kalkarken izleyiciler alkışlar)</p>
<p>Şimdi, Garret söylediklerimi başka kelimelerle ifade edebilir, ama o kendi içine dönmesi gerektiğini biliyor. Evet, doktorların yardımını ve hâlâ adını değiştirmemiş olan Andrah’nın (kahkahalar) sevgi desteğini almıştı. O, Şambra’nın sevgisine sahip. Ama, herşeyin orada olduğunu bilerek içine geri dönmek zorunda kalmıştı. Herşey oradadır. O, alışılmamış, egzotik ya da garip ilaçlar almadı. Tuhaf sular içmedi. Mantralar ve ilahiler söylemedi, ve öyle çok da ağlamadı. Biraz Yeni Enerji satrancı oynamak dışında beni de çağırmadı. Bu harika bir şeydir. O içine döndü. Ve bunu gerçekten basit tuttu. “Ben O Ben’im ve her zaman da olacağım.” Bu, o bedenin ağına ve onun iletişim sistemine bir şey söylüyordu. O, bizim yapacağımız gibi, Pakauwah ile çalışmadı, ama içine döndü ve “Ben O Ben’im” dedi, ve bedeni bunu duydu. Teşekkür ederim.</p>
<p>GARRET: Seninle aynı notu aldım! (ceketlerinin rengini karşılaştırmak anlamında söyler)</p>
<p>ADAMUS: Evet, evet. (Adamus güler) Ama benim notumda diyordu ki, “Pahalı bir elbise giy.” Bilmiyorum, (Cauldre’nın ceketi hakkında konuşur) bu sanki kampa giden bir Yuppie’ninkine benziyor! (yoğun kahkahalar, Adamus kıkırdar)</p>
<p>Böylece, derin bir nefes alalım ve gerçekten Pakauwah’ınızın özünü hissedelim. O sizdir. Bir veçhedir. Sizin parlaklığınızdır. Sizin parlaklığınızdır. Sizdir.</p>
<p>Şimdi, içinize girip de sizin için çalıştığında, ve sizin için rüya hallerinizde ve her zaman çalıştığında, onun formunu biçimlendirmesine ve dönüştürmesine ve hareket ettirmesine ve değişmesine izin verin. Tekrarlıyorum, sizinle konuşmasını beklemeyin, ama bu, iletişim kurmayacak anlamına gelmiyor. Arada büyük bir fark var. Konuşmak, iletişimin çok, çok kaba bir biçimidir. Aşırı derecede kaba. Arada şöyle bir fark var, detone bir insanın şarkı söylemesiyle, yüzlerce yetenekli müzisyenin ve şarkıcının biraraya geldiği büyük bir senfoni orkestrasından çıkan sesler arasındaki fark gibi. Bakın, dil tekdüzedir. Oysa (bir zamanlar) çok daha fazlasıydı – Atlantis, Lemurya zamanlarında, şarkıyı andıran bir dil vardı – ve şimdi dil çok tekdüze. Çok yakında Cauldre burada şarkı söyleyecek. (kahkahalar) Biz hep birlikte bir Şaud’un tamamını şarkı halinde söyleyeceğiz! Bu, rahatlık alanından çıkmaktır – hele Cauldre için – kesinlikle.</p>
<p>Böylece şimdi, derin bir nefes alın ve bırakın Pakauwah kendi işini görsün. Sizi de kendi işinizle başbaşa bıraksın. Sizi de kendi işinizle başbaşa bıraksın.</p>
<p><strong><em>Enerji Yönetimi</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Şimdi, bir geminin kaptanı olsaydınız, esasen kendi tayfalarınız üzerinde kontrolünüz olur muydu? Onlara ne yapmaları, nasıl yapmaları, ne zaman yapmaları gerektiğini, ve bunun karşılığında ne maaş alacaklarını söyler miydiniz? Roger.</p>
<p>ROGER: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Güzel yanıt. Mükemmel yanıt, çünkü burada önemli bir unsur iş başındadır. Geminin kaptanı sizsiniz, ve tüm o diğer insanlar da var, ve siz o diğer insanlar için beklentilerinizi tanımlamazsanız, onlar isyan edip (gemiyi) ele geçirmek eğilimindedirler. Yani liderliğiniz ve dengeniz ve beklentiniz konusunda çok net olmanız gerekiyor. Bunu onlara açıkça belirtmeniz gerekiyor, maalesef.</p>
<p>Bu arada, Şambra birazcık farklıdır. Şu anda buna girmeyeceğim, ama sizin herşeyi açıkça belirtmeniz gerekmiyor, sizin yalnızca, onların gidip kendileri için Yeni Enerji’yi keşfetmelerine izin vermeniz gerekiyor. Bu bazen bazı çelişkiler yaratır, bazı, ah, ilginç dinamikler, ama aslında iyi bir şeydir. İyi bir şeydir. Biliyor musunuz, zaman zaman Şambra ile Şambra biraraya geldiğinde, ortalık ısınabiliyor, bazı sürtüşmeler oluyor. Ha, çok sevgi var, ama bir dolu da sürtüşme oluyor. Neden? Çünkü hepiniz çok stresli, çok gergin bir dönemden geçiyorsunuz. Şu ara bir dolu değişimden geçiyorsunuz, ve bir anlamda aslında diğer insanı test ediyorsunuz. Bazen onlarla geçmiş yaşam sorunlarınız var. Bunların hepsi de liderlik falan kılığında ortaya çıkıyor, ama gerçek neden bu değil. Neden, şu ara meydana gelen inanılmaz gerginlikler (stresler).</p>
<p>Ama bu konumuzun dışında kalıyor. Geminin kaptanı, evet. Siz çalışan herkese, kaptanın siz olduğunu çok açıkça bildirmek istersiniz. En tepede siz varsınızdır. Atış emrini siz verirsiniz.</p>
<p>Şimdi, soru şu, <em>kendi</em> geminizin – bedeninizin, zihninizin, ruhunuzun, geçmişten gelen veçhelerinizin, her bir parçanızın – kaptanı olarak, kontrol uygular mısınız? Timothy.</p>
<p>TIMOTHY: Evet mi?</p>
<p>ADAMUS: Hayır, uygulamazsınız. Ama yanıt verdiğin için teşekkür ederiz. Hayır, uygulamazsınız, ama – ve ben bunu bir örnek olarak kullanıyorum; kimseye kusur bulmaya çalışmıyorum – ama, hayır uygulamazsınız, çünkü hepsi sizdir. Orada başka insanlar yoktur. Onların beklentileri ya da gündemleri ve beslenme arzuları ve sizin gücünüzü ele geçirmek gibi, insanların yaptığı şeyler yoktur. Bu sizsiniz. Kendi geminizin kaptanı sizsiniz. Patron sizsiniz. Siz egemen/mutlak olan varlıksınız. Her bir parçanız – bedeninizin ve zihninizin ve ruhunuzun her bir parçası – sizi mutlak biçimde seviyor. Diğer insanlar sizi ille de sevmeyebilir, ama sizin her bir parçanız sizi sever.</p>
<p>Siz, kendinizin diğer parçalarıyla iletişimi kestiniz. Ve şeylerin yapılma biçimi yüzünden, size saygı duymuyorlar. Sizin bu diğer parçalarınız, eskiden olduğu gibi ve olmasını istedikleri gibi, size saygı duymuyorlar. Ama bunu istiyorlar.</p>
<p>Üstelik herşeyi daha da zorlaştırmak için, artık kendinize de güvenmiyorsunuz, böylece gerçekten kendinizle ilgili, sizin bu parçalarınızla ilgili saygınlığınızı kaybettiniz, ve bu yüzden de zihninizle, bedeninizle ve kesinlikle ruhunuzla olan iletişimin büyük bir bölümü kesildi. Hele ruhunuzla, kesinlikle. Kendinize olan güveni kaybettiniz ve böylece de kendinizi şu küçük varoluş içinde soyutladınız. Küçük varoluş. Aslında kim olduğuna güvenmemek.</p>
<p>Kaybedilen ilk şeyin, elbette, ruhunuz olduğu açıktır – ruhunuz, can. Siz… bazen şöyle dediğinizi duyuyorum, “Biz bile bile unuttuk.” Hadi ama, lütfen, gerçekten. Bile bile mi unuttunuz? Kim olduğunuzu unutmak mı istediniz? Bunu size kim söyledi? Gerçek soru şudur, buna neden inandınız? Hayır, hayır, hayır.</p>
<p>Siz kendinize olan güveninizi ve kendinizle olan iletişimi kestiniz. Böylece ruhunuzla olabilecek her türlü iletişimden kopmuş oluyorsunuz. Oysa o hâlâ oradadır. Hâlâ oradadır, hep oradaydı, ama siz onunla, kendinizin her bir parçasıyla iletişim kurmayı kestiniz. Bedeninize güvenmiyorsunuz. Zihninize güvenmiyorsunuz. Ruhunuza ilişkin en ufak bir fikriniz yok. Onu uzun zamandır arıyordunuz, ve bu bir anlamda eğlenceli bir oyundu – “Hadi gidip ruhu arayalım.” Nerede arayacaksınız? O sizdir. Diyorsunuz ki, “Ben mi? Ruh mu?”  Kesinlikle. Ruh kendiyle olan iletişimden kopuk, güven eksikliğinden ötürü.</p>
<p>Böylece işte buradasınız, geminin kaptanı olarak ve tüm o… ben yalnızca sizden söz etmiyorum. Ben… ben sadece bunu daha sonra okuyacak diğer insanlardan söz ediyorum diyelim. (kahkahalar, Adamus güler) Kendi geminizin kaptanısınız, kendinizle olan iletişiminiz kopuk, ve Tanrı hakkında ve spiritüellik hakkında şu garip fikirlere de sahipsiniz. Bu fikirler, sizinle çalışırken, aşması en zor şeylerden bazısı – sizin bu fikirleri, Tanrı’yla ilgili eski geçmiş yaşam anlayışlarını aşmanızı sağlamak.</p>
<p>Bugün Roma hakkında konuşulduğunu duydum – inanılmaz bir yer. Oraya gitmeyi seviyorum. Ama kiliseyle ilgili geçmiş yüzünden ve Tanrı’nın ne olduğuyla ilgili orada çok miktarda eski şartlandırmalar var. Birçok insanın farkettiği hiç değil, hiç değil. Böylece, sizin bu parçayla bağlantınız kopuk.</p>
<p>Biliyor musunuz, benim Tanrı tanımım, aslında… tekillik değil. O, yukardaki cennette oturan şu sakallı, büyük, kızgın beyaz adam değil. O, birisinin Tanrı’sı, ama umarım sizinki değildir.</p>
<p>Ya Tanrı, geçmişin birikmiş potansiyelleriyse – olmuş olan ve olmuş olabilecek herşey – geçmişin tüm potansiyelleri ve geleceğin tüm potansiyelleri, olabilecek herşeyse? Ya Tanrı, şu an dışında herşeyse?</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Potansiyeller – her bir potansiyel, deneyimlediğiniz şeyler ve deneyimlemedikleriniz dahil, ve daha deneyimleyeceğiniz şeyler ve deneyimlemeyecekleriniz – ya Tanrı buysa? Ve ya Aynı Zamanda Tanrı Olan sizler bu varolan anda bu enerjileri içinize çekmek, onları şu anda gerçekliğinize, kendi içinize getirmek için buradaysanız? Sadece bir fikirdi, uyumaya çalıştığınız bazı geceler üzerinde düşünüp taşınacağınız bir şey.</p>
<p>Her neyse, Şambra, siz burada kendinize yeniden güven besleme noktasına geliyorsunuz. Her bir parçanız – bedeniniz, zihniniz, ruhunuz, veçheleriniz, içinizdeki Tanrı, tanrısallığınız, deneyimlenmiş olsun ya da olmasın her bir potansiyel, olabilecek her potansiyel – gerçekten size hizmet etmek istiyor. O sizdir. O sizdir.</p>
<p>Böylece, şu anda burada bulunduğunuz noktaya geliyor ve diyorsunuz ki, “Kendime güvenmem gerekiyor. Kesinlikle salıvermem gerekiyor.” Kesinlikle salıvermek. Bir başka varlığa ya da Pakauwah’ınıza ya da eşinize ya da ne olduğuna ilişkin hiç fikrinizin olmadığı bir Tanrı’ya bırakmak değil – nasıl salıverirsiniz? Böylece, salıverirsiniz. Peki ne olur? Salıverdiğinizde ne olur?</p>
<p>ŞAMBRA (hanım): Korkarsın.</p>
<p>ADAMUS: Pardon?</p>
<p>ŞAMBRA (hanım): Başlangıçta korkutucu gelir.</p>
<p>ADAMUS: Az çok korkutucu – <em>gerçekten </em>korkutucu; aslında şimdiye kadar, şimdiye kadar içinden geçtiğin en korkutucu şey – az çok korkutucu. Seni altüst eder. Tüm bilincinin zangırdamasına, titremesine neden olur. Bir şeyin uyumu bozulduğunda, nasıl zangırdamaya ve titremeye başlar bilir misin? Bazen arabandaki uyum – belli bir hıza çıktığında zangırdamaya ve titremeye başlar – peki ne yaparsın? Yavaşlarsın. Peki bu durumda ne yaparsın?</p>
<p>ŞAMBRA: Nefes alır hızlanırım.</p>
<p>ADAMUS: Nefes alırsın. Hızlanır ve nefes alırsın. Bu grubu seviyorum! (kahkahalar) Bu grubu seviyorum. Evet! Derin bir nefes alır ve salıverirsin, ki salıvermek hızlanmaktır. Frene basmak yavaşlamaktır, engellemedir, akışı durdurmaktır. Hayır, salıverirsin.</p>
<p>Yaşamın değişecek mi? Yaşamın değişecek mi? Kesinlikle. Kesinlikle değişecek. Buna kabul verecek misin? Yoksa değişimin ne olması gerektiğini tanımlamaya mı çalışacaksın?</p>
<p>ŞAMBRA: Sanmıyorum.</p>
<p>ADAMUS: Evet, yapacaksın. (kahkahalar) Değişimi kesinlikle tanımlamaya çalışacaksın. Ama bu pekâladır. Senin insan yanının ille de olmasını beklediği ya da istediği biçimde olmayacağını bildiğin sürece, pekâladır. Gelecek oturumlarımızdan birinde insan eseri benliğiniz ile ruhsal benliğiniz arasındaki farktan ve neden görünüşe göre bir çelişki olduğundan söz edeceğiz, en azından kısa vadede.</p>
<p>Yani salıverirsiniz. Bu, Enerji 101’dir. (çvr: üniversitelerin 1. sömestirinde verilen giriş derslerinin kodu) Biz ondan daha önce söz ettik ve siz de üzerinde düşündünüz. Ama sorun şu ki, siz üzerinde düşündünüz. Biliyorum, bazılarınız büyük, çok büyük adımlar attı, ama biz şimdi onu yaşayacağız – onu, kendi içinizdeki o mutlak güven alanında yaşamak.</p>
<p>Bu, sizin sorunlarınızı ortaya çıkartacaktır. Şimdiye kadar yaptığınız her bir hatayı. Bedeninizin her dengeden çıkışını, kendinizi her aptal yerine koyuşunuzu ve kötü yaşamlarınızı ve kötü şeyleri – bu sorunları ortaya çıkartacaktır. Tüm bu hataları yapmış olana nasıl güveneceksiniz? Ah! Hatayı tanımlayın. Hatayı tanımlayın.</p>
<p>Böylece ben sizi sürekli güvene geri dönmeniz için yüreklendirip duracağım. Kontrol değil. Geminin kaptanı gemisini kontrol eder; ama kendi yazgınızın kaptanı olarak sizin kontrol etmeye gereksiniminiz yok. Siz, hayal eden, yaratan, imgelem varlığı haline gelecek, ve geri kalan tüm parçaların buna kendi desteğini vermesine izin vereceksiniz. Bunun fazla yapılanmaya gereksinimi yoktur. Bunun yüreğe gereksinimi vardır. Hissetmeye gereksinimi vardır. Bunun, yaşamınızda fazladan birkaç lira kazanmanızı sağlayacak modelleri nasıl yaratacağını arayıp duran beyine gereksinimi yoktur. Bu, tutku içinde yaşamakla ilgilidir, çok daha basit bir biçimde – çok, çok, çok daha basit bir biçimde tezahür ettirmekle ilgilidir.</p>
<p>Hep birlikte derin bir nefes alalım.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p><strong><em>Gerçekler</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Madem ki az önce modadan söz ediyorduk, David, üstümdeki gömleğin rengi nedir?</p>
<p>DAVID: Mavi.</p>
<p>LİNDA: Bunu mu yapacağız, mikrofonu getireyim mi?</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten. Gerçekten. Linda mikrofonu size getirecek.</p>
<p>DAVID: Mavi.</p>
<p>ADAMUS: Mavi, gerçekten de. Evet öyle. Ve Gabriella, şu anda neredesin?</p>
<p>GABRIELLA: Burada.</p>
<p>ADAMUS: Burada. Burası neresi?</p>
<p>GABRIELLA: Burada, benim Şimdi’mde.</p>
<p>ADAMUS: Buraya ne deniyor?</p>
<p>GABRIELLA: Ha, Cold Creek Canyon.</p>
<p>ADAMUS: Cold Creek Canyon, kesinlikle. Ve Elizabeth… (Linda’ya) Koş, koş, koş. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Nazik ol. Burada birden fazla Elizabeth var.</p>
<p>ADAMUS: Kullandığın araba ne marka?</p>
<p>ELIZABETH: BMW.</p>
<p>ADAMUS: B-M-… güzel!</p>
<p>ELIZABETH: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: BMW. Şimdi, bunlar hiç de gerçek olmayan üç gerçek – bunlar hiç de gerçek değil.</p>
<p>Şimdi, bunların bir bölümü gerçek, ama büyük bir bölümü de değil. Bu, gideceğimiz (yönün) bir sonraki adımıdır. Ve sizden güven talep edecektir, ve ben bu yüzden az önce güvenden söz ettim. Ve boyutlar-arası olabilmeniz için ve artık hiçbir şeyin, hiçbir şeyin gerçek olmadığını anlamaya başlamanız için, Pakauwah’ınız ile bağlantınızı talep edecektir.</p>
<p>İnsanlık gerçeğe odaklanmaktan hoşlanıyor, kendini gerçeğe demirlemekten hoşlanıyor. Diyor ki, “Bu böyledir.” Zihin buna bayılıyor. Aslında, siz ve varlığınızın diğer parçaları da bundan az çok hoşlanıyorsunuz.</p>
<p>Gerçek. Gerçek size, netlik, açıklık olduğunu düşündüğünüz şeyi veriyor, ama aslında size kısıtlamalar veriyor. Diyorsunuz ki, “Gerçek: güneş yarın doğacak.” Belki de doğmayacak. Aslında aranızdan birkaç kişi, az önce geldiğimde ve giriş konuşmamı yaptığımda, parlakça kendi kendine şöyle düşündü, “Hmmm, Adamus bugünün Pazar olduğunu söyledi, Kasımın 8’i dedi,” ve hangi yıl olduğunu söyledimse. Bu aslında gerçektir, bir yerlerde. Bir yerlerde dinlemekte olan Şambra için. Ve gerçek değildir, çünkü eksiktir. Eksik.</p>
<p>Eski Enerjiden Yeni’ye en büyük geçişlerden biri, gerçek olanın artık gerçek olmamasıdır. Kendinize güvenmedikçe, kendi enerji yönetiminiz üzerinde çalışmadıkça – Pakauwah kadar basit bir şeyle nasıl bağlantı kuracağınızı (bilmedikçe), bununla başa çıkmak zor olacaktır. Pakauwah’ınız yalnızca sizin hayal edilmiş – ya da gerçek – hayvan veçhenizdir.</p>
<p>Yani, gerçek kapıdan çıkıp gidiyor, ve siz tekrar ve tekrar ve tekrar bununla karşılaşacaksınız, ve bu zihninize meydan okuyacaktır, ve diyeceksiniz ki, “Ama bu gerçek,” şu zemin tahta. Ya da öyle mi? Bunun bir bölümü gerçektir. Herhangi bir şeyin bir bölümü gerçektir, tümüyle yalan olsa bile. Ve zihniniz şöyle demeye başlar, “Ama, ama…”  Ah, işte bu, derin bir nefes almak zamanıdır.</p>
<p>Zihniniz, kalıplara ve yapılara ve belli inanç sistemlerine programlanmıştır. Zihnin bu gelişim modelini, ve arkasında yatan yoğunluğu ve inancı alıp da, bunu kendinize ve ruhunuza uygulayabilseydiniz, olağanüstü olurdu – tabii, “Belli bir noktada bu çok yoğun inanç sisteminin ötesine genişlememe izin vereceğim” diyen bir şeyi işleme dahil ettiğiniz sürece. Zihin bir inanç sistemidir – çok yoğun, çok gerçek. Parlak bir iş (çıkardınız). Zihin öylesine akıllı ki, kendine inanan, kendine güvenen, ve aslında yalnızca kendini görebilmek için diğer herşeyi kapatan çok parlak bir veçhesini yaratmıştır.</p>
<p>Zihni yaratmak gibi parlak yaratım sırasında, onu kendinden özgürleştirecek o küçücük tetiği, o küçük donanımı da yaratmış olabileceğinizi düşünmüyor musunuz? Bunu yapmış olabileceğinizi düşünmüyor musunuz?</p>
<p>Bunu yaptınız. Bunu yaptınız. Orada bir tetik var. Orada, zihnin kendi kalıpları içerisinde, deyim yerindeyse, bir mekanizma var – yalnızca küçücük bir düğme, bir tuş, diyelim – ve zihni kendinden özgürleştiren o küçük düğmedir. Ama biliyor musunuz? Siz, bir patlamayla zihninizin ötesine geçmenize izin verecek bu mekanizmayı yaratacak kadar parlaktınız – ve ben “bir patlamayla” diyorum, çünkü öyle olacak. Aklınızla, zihninizle bağlantılı olan pek çok enerji var. Onu açtığınız zaman, patlayacaktır.</p>
<p>Ama bu mekanizmayı, bu salıverme mekanizmasını yaratacak kadar akıllıydınız – zihin gerçekten de çok akıllıdır, çünkü onu siz yarattınız – ve zihin dedi ki, “O düğmeye sakın ha basma!” (kahkahalar)</p>
<p>Böylece burada ilginç bir açmaz söz konusu. Onun orada olduğunu biliyorsunuz. Onu hissediyorsunuz. İnanç sistemlerinden, yapılardan özgürleşmenin orada olduğunu biliyorsunuz, ama kapısına bir nöbetçi koydunuz ve o nöbetçiye, ne olursa olsun, ona söylediğiniz hiçbir palavraya inanmamasını söylediniz. Bu yüzden, nöbetçisi olan o kapıya geldiğiniz zaman – ki bir ordu dolusu nöbetçi onu koruyor – gelip de “Hey, hmm, ben geldim. Gitmek zamanı,” dediğiniz zaman, size inanmayacaklardır.</p>
<p>Bu çok parlak bir oyundur, ama Tanrı kim? Nöbetçiler mi? Hayır… hayır, nöbetçiler değil. Sizsiniz. Tanrı sizsiniz. Yaratıcı sizsiniz. Kendi gerçekliğini seçebilenler sizsiniz. İstediğiniz her şeyi seçebilirsiniz. Her türlü programlamayı, her türlü inanç sistemini, şartlandırmayı, tekrarlanan her kalıbı, yalnızca bir nefes alarak ve kendinize güvenerek aşabilirsiniz. Nefesi almak kolaydır; kendine güvenmek, çok zordur – çok, çok zordur – ya da değildir. Ya da değildir.</p>
<p>Yeni Enerji’ye cesaretle girmeyi sürdürdüğünüzde, ki burada hepiniz için muazzam bir destek var, ama ona girmeye devam ettikçe, artık gerçeğin olmadığını göreceksiniz. Size fizik (kurallarıyla) ve bilimle ve tıpla ve mimarlıkla ve mühendislikle ve televizyonlarla – herşeyle – ilgili söylenenler artık (gerçek) değildir, çünkü siz, o her neyse, onun sadece bir yanını ya da bir potansiyelini görüyorsunuz, oysa çok daha fazlası vardır. Çok daha fazlası.</p>
<p>Bu gömlek size mavi gibi görünebilir, ama başka alemlerde gerçekten – buna başka alemlerden bakan gözler onu tümüyle farklı bir şey olarak görür. Nerede olduklarına ve ne yaptıklarına bağlı olarak ya hiç renk görmezler, yani insanın fiziksel doğasında tanımlandığı biçimiyle, ya da bu maviyi daha sarı tonlarında ve büyük bir olasılıkla da yeşil tonlarında görürler. Diğer alemlerdekiler renk görmezler – yani sizin gördüğünüz gibi görmezler – o zaman, bu mavi midir? Bir meleğe sorun. O size diyecektir ki, “Yok canım.” Herhalde turuncudur. Kim bilir? Üstüne üstlük, onlar için görmek zordur, çünkü onlar enerji kalıplarına (modellerine) bakarlar. Fiziksel gerçekliği görmezler.</p>
<p>Ben, bir meleğin fiziksel doğada var olabileceği ve görebileceği en yakın konumda bulunuyorum, çünkü Cauldre gözlerinin açık olmasına izin verdi. Yani ben şimdi yine de enerjilerinizi görebiliyorum ama, bu güzel yüzleri de görüyorum.</p>
<p>Böylece, tüm gerçek kayıp gitmeye başlayacaktır. Akıl eriyip gitmeye başlayacak ve siz zaman zaman kendinizi çaresiz ve aptal hissedeceksiniz. Randevularınızı kaçıracaksınız. (kahkahalar) Adları unutacaksınız. Ve birisi çıkıp size diyecek ki – ve siz de buna bir an için inanacaksınız – ama birisi yaşlandığınızı söyleyecek, ya da bir parçası olduğunuz o tarikat şeyinde, ya da her neyse, fazla zaman geçirdiğinizi söyleyecek. Ve siz, geçici bir an için buna inanacaksınız, özellikle de şu yaşlanma kısmına. Ama yaşlanmıyorsunuz. Ve şimdi bunu dengelemek için bir dolu haplar ve vitaminler falan almaya da koşmayın, çünkü bedeniniz zaten bunların tümüyle nasıl başa çıkacağını biliyor, ona izin verirseniz. Ona sadece izin verirseniz.</p>
<p>Böylece, tüm gerçekler değişmeye başlayacak ve bu da sizin yönünüzü çok kaybetmenize neden olacak. Herşey kayıp gitmeye başlayacak. Evet, yine de araba kullanmanız gerekecek, ve araba kullanma belleğinin kayıp gitmesine ne zaman izin vermeyeceğini bilecek kadar bilge olan bir parçanız var. (kahkahalar) Önce diğer şeyleri salıvereceksiniz.</p>
<p>Gerçekler değişmeye başlayacak ve siz, çevrenizdeki dünyanın pek de gerçek olmayan gerçekler üzerine kurulduğunu farkedeceksiniz. Bu çok değişik ve baştan çıkarıcı görünse de, zaman zaman çok korkutucu olacak, çünkü bildiğiniz şekliyle dünya eriyip yok olacak.</p>
<p>Onun yerini neyin alacağını daha sonra konuşacağız, ama öylece hiçliğe girmeyecek kadar parlak olduğunuzu anlayın. Siz, kısa bir dönem için hiçlik gibi görünecek olsa da, çok yeni bir şey yaratıyorsunuz.</p>
<p>Gerçek, kapıdan çıkıp gidiyor. Gerçek, kapıdan çıkıp gidiyor. Herkes tarafından pek kabul görmüş olan Newton’un kuralları, kapıdan çıkıp gidiyor, ve belki de uygun olarak. Bunun, tüm o etki tepkinin ve çekimin ve tüm o diğer kuramların, geçici bir durum olduğunu Newton’un kendisi söyledi. Dedi ki, “Ama bu yalnızca bir potansiyeldir, seçtiğimiz ve birlikte yaşamayı (kabul ettiğimiz) bir potansiyeldir ama (potansiyellerden) yalnızca biridir.” Ama bu, kapıdan çıkıp gitmeye başlıyor.</p>
<p>Son zamanlarda biraz sersemlemiş mi hissediyorsunuz? Son zamanlarda biraz bağlantısı kesilmiş gibi mi hissediyorsunuz, ille de kendinizle değil, ama diğer şeylerle? Çünkü gerçek değişecektir.</p>
<p>Siz gazetelerde gerçekleri okuyorsunuz. Onlar gerçek değildir; onlar sınırlı inanç sistemleridir. Gerçekten.  Gerçekten. Siz gerçekleri kitaplarda okuyorsunuz ve ipnotik bir biçimde sanki yol buymuş gibi onları içinize alıyorsunuz, “İşte gerçek bu. Bu, hemen burada, şu kitapta yazılı.” Ben, hiç gerçeklere dayanmayan kitaplar yazdım, ama bu onları asılsız yapmaz. Yalnızca farklı bir bakış açısıdır, ve bakış açıları şimdi değişecektir.</p>
<p>Böylece, derin bir nefes alalım. Pakauwah’ınız ve kendinize olan güveniniz, gerçeklerin artık gerçek olmadığı gerçeğine (kahkahalar) uyumlanmanıza yardımcı olacaklar.</p>
<p><strong><em>Güven</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Sonra… biz burada zamanı kolluyoruz, gerçi zaman – ne de gerçek-olmayan (bir şey). Size bir noktaya kadar hizmet ediyor… bir noktaya kadar. Şeylerin az çok sağlamlaştırılmasına yardımcı oluyor, ama siz aslında zaman yolcularısınız. Aslında bunu şu anda gerçekleştiriyorsunuz. Şu anda gerçekleştiriyorsunuz. O iletişim sistemi kapalıydı, o yüzden yalnızca burada olduğunuzu sanıyorsunuz. Siz ileri ve geri yolculuk edip duruyorsunuz. Bedeninize girecek olan o Pakauwah; o da, siz buradayken dışarı gidiyor ve zamanda yolculuk yapıyor. Bu inanılmaz bir şeydir. Zamanda yolculuk bazen herhangi bir insanca deneyimden daha eğlencelidir, düşünebildiğim birkaç durum dışında. Ama zamanda yolculuk… ah, biz sınıflarımızdan birinde bunu ele alacağız. Bugünkü konumuzla devam etmek istiyorum.</p>
<p>Böylece, derin bir nefes alalım ve her açıdan – her açıdan – kendinize güvenebileceğinizi anlayın. Şu sözleri söylüyorsunuz, “Ben de Tanrı’yım.” Peki bunu ne zaman yaşayacaksınız? “Ben de Tanrı’yım” demek, herşeye güvenmek demektir. İnsan veçhesinin belli beklentileri var, ve şeyler her zaman da Bay ve Bayan İnsanın olacağını düşündüğü şekilde hallolmaz. Ama hallolur. Olur. Güven budur. Güven budur.</p>
<p>İlginç, eğer kendinize güvenmiyorsanız, geriye ne kalır? Yaşamlar boyunca başkalarına mı güveneceksiniz? Yaşamlar boyunca kendinizden kuşku mu duyacaksınız? Kendinize güvenmiyorsanız, var olmadığınızı iddia ediyorum. Gerçekten mevcut değilsinizdir. Bu, öldüğünüz anlamına gelmez. Sadece mevcut değilsinizdir.</p>
<p><strong><em>Gelecek ve Yazgı</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Böylece bugün, birlikte bir yolculuk yapalım. Son oturumumuzda, geçmişe geri gittik ve kapılar açtık. Geçmişin kapılarını açtık, ve siz bazen şu büyük enerji şarjını bekliyorsunuz; şimşek gibi çakan aydınlanmalar ve tüm o diğer şeyleri bekliyorsunuz. Oysa bazen değişimler öylesine güzel ve ince (sübtil) görünen düzeylerde ve şu anki geçerli iletişim sisteminizin (algılama) aralığının dışında olur ki, gerçekte olan biteni farkedemezsiniz. Ama o oluyordur.</p>
<p>Böylece, geçen ay o kapıları açıp da geçmiş potansiyellerin gelip sizi Şimdi ânında ziyaret etmesine izin verdiğinizde, bu potansiyellere izin vermekle Tanrı benliğinizin yarısına izin verdiğinizi ileri sürüyorum. Geçmişte belli şeyler deneyimlediniz – işten kovuldunuz, örneğin. Bu iyi bir şeydir. Tobias buna değindi ve ben de pekiştireceğim. Er ya da geç, sevgili dostlar, köleleştirmeye dayalı o ağır kitle bilinci ağından çıkmanız gerekecek – ve ben açıkça ona bu adı veriyorum. Bu, çağdaş (modern) günlerin köleliğidir. Lütfen. Lütfen – size özgür olduğunuz söyleniyor, ama değilsiniz. Bunu biliyorsunuz. Diyorlar ki, “Ha, istediğin herşeyi yapabilirsin.” Bir kez olsun bunu yapmayı deneyin. Özgür değilsiniz. Bu köleliktir ve biz onunla da oynayacağız. Onu aşacağız.</p>
<p>Bu, kendi adınıza çalışmanızla ya da en azından kesinlikle sevdiğiniz bir şey yapmanızla sonuçlanacak. Ama eğer o işte ya da o döngüdeyseniz… ben bunun bugün Dünya’da hâlâ var olduğuna bile inanamıyorum, ve giderek de beter olacak. Sürekli kölelikten, bir başkası için çalışmaktan, ‘o adam’ için çalışmaktan, maaş çekinden ve oturmaktan oluşan bu sistem… Ah Tanrım, eğer küçücük bir bölmede oturuyorsanız, Pazartesi günü gidip onu bir balyozla yıkın. (kahkahalar) Ve sonra iyi bir avukat bulup mahkemeye gidin ve deyin ki, “Bir insanı böyle bir bölmeye koymak insanlık dışıydı”, ve sonra tazminat olarak büyük bir para talep edin ve büyük bir olasılıkla da kazanırsınız. Ya böyle olur, ya da bunu gerçekleştirirken çok iyi bir zaman geçirmiş olursunuz. Ama bunların hepsi yanlıştır. Hepsi yanlıştır.</p>
<p>Böylece, biz geçmişe gittik. Potansiyelleri açtık – hiç gerçekleştirilmemiş ya da eyleme geçirilmemiş olanları, ama onlar yine de oradadır. Enerjileri orada, potansiyelleri orada, sevgileri orada. O, hiç iletişim kurmadığınız bir veçhedir, böylece onu içeri aldık.</p>
<p>Bugün, geleceğe gidelim… geleceğe. Bu, biz yola çıkmadan ilginç bir soruyu gündeme getiriyor. Gelecek, alnınıza yazılı mıdır? Hayır. Dünya’daki insanlarla bir anket yapılsa, yaklaşık yüzde 99.7’si için kesinlikle öyledir. Onlar buna izin veriyorlar. Bunu seçiyorlar. Yani bizim bakış açımızdan bakacak olursanız, onlar bir yazgı kalıbını izliyor.</p>
<p>Şimdi, bu yazgı bir anlamda kişisel bir yazgıdır, çünkü onu bir noktada seçmişlerdir. Ama yaşamlarını diğer insanların  yönetmesine izin vermişlerdir. Yaşamlarını, veçhelerinin yönetmesine izin vermişlerdir. Kendileri vazgeçmiştir. Yalnızca kendilerini kontrol etmekten vazgeçmiş değillerdir – onlar kendilerini fazlasıyla kontrol eden varlıklardır – ama diğer herşeyden vazgeçmişlerdir. Teslim olmuşlardır. O nedenle de yazgıları belirlenmiştir. Karmik yollarını izliyor ve bunun olmasına izin veriyorlar. Diyorlar ki, “Bu benim karmam,” karma sözcüğünü kullanmasalar bile.</p>
<p>Onlar, ruhun lineer (doğrusal) gelişimine inanıyor ve onu izliyorlar. Aptallık; sanki bunu yapmaları gerekiyormuş gibi, sanki bunu onlara Tanrı yaptırıyormuş gibi, sanki başka seçenekleri yokmuş gibi. Onlar ayrıca kitle bilincinin yazgısına da inanıyorlar, ki bu çok, çok yoğun, çok, çok ağırdır; o matriksten, o ağdan kurtulmak zordur – ya da değildir. Bu, bir seçim yapmak kadar kolay olabilirdi, ama o zaman yaşamınız değişir. Çoğu insan bunu gerçekten istemez. Ve ben eleştirel değilim, bir gözlem yapıyorum. Bunu beğenmiyor musunuz? Eleştirmiyorum, yalnızca gözlemliyorum. (kahkahalar, Adamus güler)</p>
<p>Böylece onlar yazgıdan oluşan bir hayat yaşıyorlar, ayrıca, çok güçlü inanç sistemlerine sahiplerse, özellikle de dinsel açıdan, spiritüel inanç sistemlerine sahiplerse, bu da yazgıyı yaratır. Onlar, cennet ve cehenneme gitmenin yolu budur ve bunlar iki (ayrı) yöndür diye inanıyorlar. Bu, yazgıdır. Bu, iki seçenekli yazgıdır, ama kendilerine verdikleri tek seçenek budur.</p>
<p>Böylece çoğu insan yazgıyla yaşıyor ve aslında, çoğu insan yazgıya <em>inanıyor. </em>Onlar, kendileri adına yazgıyı seçen ve onlara ne olacağını söyleyen beş para etmez bir Tanrı’ya inanıyor. Ve bu hiç umurlarında olmadı… biliyor musunuz, zihin bazen ne kadar kısıtlanmış olursa olsun, durup da “Eh, Ruh’un neden umurunda olsun ki. Ruh bana bunların tümünü neden yaptırsın ki? Ne yani, kendimi kime kanıtlayacağım? Neye kanıtlayacağım?” diye sormak için çok da keskin bir zihne gerek yoktur. Mantık istediği kadar değişsin, bu mantıklı değildir. Bu hiç de mantıklı değildir. Ama programlama, ipnoz, örtücü-katmanlar öylesine güçlü ki, aksi halde çok parlak olan adamları ve kadınları alıp onların aptallaşmasına, çok aptallaşmasına neden oluyorlar.</p>
<p>Yani… çoğu insan yazgının yönlendirmesiyle yaşıyor, oysa yaşamak zorunda değiller. Yaşamak zorunda değilller. Sudan çıkmış balık gibiler. Ha, bunun neye benzediğini bilirsiniz – yani yazgısız olmanın. Siz geçmişte şöyle diyen bir deneyimden geçtiniz, “Rehberleriniz gitti. Artık kural mural yok. Kontratlarınız bitti.” Bu, yazgı değil midir? Kısa bir dönem için sanki eğlenceli değil miydi, ama sonra eskimedi mi? Bu, kendi kendinize yüklediğiniz bir yazgıdır. Ama sonuçta gerçekten bir yazgı yoktur. Ama eğer yazgının çatısı altında yaşamışsanız, (yazgısız olmak) bir süre sonra gerçekten biraz daha rahatlaşır. Bir süre sonra kolaylaşır ve siz kendinizi çıplak, korunmasız ve incinebilir hissedersiniz, bir yazgı olmadığında çok incinebilir halde hissedersiniz. Ama yazgı yoktur. Gerçekten yoktur.</p>
<p>Peki, bir dakikaya kadar yolculuk edeceğimiz gelecekte ne var. Ve aslında biz gerçekten oraya yolculuk edeceğiz. Ve etmeyeceğiz! (kahkahalar) Artık hiçbir şey gerçek değil. Çok akışkan – çok, çok akışkan – ve bu iyi bir şeydir.</p>
<p><strong><em>Potansiyeller</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Peki orada ne var? (izleyiciler yanıtlar “Enerji… potansiyel.”) Potansiyeller. Potansiyeller. Kesinlikle. Kesinlikle.</p>
<p>Tek tek her birinizin önünde uzanan bir potansiyeller alanı var, ama aslında pek sınırlı. O potansiyel alan, önceden olmuş şeylerle yaratıldı. Her defasında burada bir eylem ya da olay olduğunda, bu, orada bir potansiyel yaratır. Bugün deneyimleyeceğiniz herşey, geleceğinizde yeni bir potansiyel baloncuğu yaratır. Ve böyle de olması gerekir.</p>
<p>Potansiyeller sizin bir dizi seçim yapmanızı sağlar, ve sonra hangi potansiyel olacağını seçerek yaşamınızı sürdürürsünüz. Ve genellikle, sizin üzerinizde en güçlü enerjisel etkiye sahip olanı seçersiniz – ille de sizin için en iyi olanı değil, ama en baştan çıkarıcı olanı. En baştan çıkarıcı potansiyeller, seçeceğiniz potansiyellerdir. Çoğu kez mantıklı değildirler. Çoğunlukla sizin başka alemlerinizde iş görürler. Çok, çok baştan çıkarıcıdırlar, ve sonra siz kendinizi bunun iyi bir seçim olduğuna inandırırsınız. Oysa bu yalnızca baştan çıkarmadır.</p>
<p>Yani gerçekten istediğiniz şeyi her zaman seçmezsiniz; sizi baştan çıkaranı seçersiniz. Ve dersiniz ki, “Eh, istediğim bu değil mi?” Eh, eğrilmiş bükülmüş, çarpıtılmış küçük insan tarzında, evet öyledir. Ama biz şimdi büyük melekleriz. (kahkahalar) Bunu aşıyoruz. (Linda komik bir surat yapar ve Adamus dönüp ona konuşur) Bu konunun yaratılmasına sen yardım ettin, bana öyle bakma. (yoğun kahkahalar) Biz bütün hafta boyunca bunun üzerinde çalıştık, yani… ben önceden, kendi tarzımda, hep Cauldre ve Linda’ya danışırım ki rahatlık alanlarının sınırlarını aşmasınlar.</p>
<p>LİNDA: Sınırları zorlar ama.</p>
<p>ADAMUS: Sınıra kadar itelerim ama hiç ötesine geçirmem. (kahkahalar)</p>
<p>Böylece, bir dakikaya kadar gideceğimiz gelecekte, gidip potansiyelleri ziyaret edeceğiz. Onları hissedeceğiz. Onlarla ilgili düşünmeyeceğiz. Onları, bazılarınızın yapmaya yatkın olduğu gibi, Excel çizelgesine geçirmeyeceğiz. Biz onların enerjilerini hissedeceğiz.</p>
<p>Ama şimdiye kadar, orada olan ve sizin hissettiğiniz potansiyeller, farkında olduğunuz potansiyeller, geçmiş tarafından yaratılmış olan, büyük bir çoğunluğu geçmiş deneyimlerle yaratılmış olanlardır. O potansiyeller geniş bir seçenek çeşitliliği içeriyor. Başka bir deyişle, o potansiyellerin seçenekleriyle kısıtlanmış değilsiniz, ama onların dinamikleri Eski Enerji’ydi ve geçmişe dayalıydı. Ve bu yüzden de zaman zaman sanki sıkışıp kalmış hissediyorsunuz. Sanki bir başkasının büyüsüne kapılmış gibi hissediyorsunuz, bu ister kendinizinki ya da ruhunuzunki ya da bir başka insanınki olsun, ve boşuna didindiğinizi hissettiniz, çünkü hepsi geçmişi temel alıyordu.</p>
<p>Böylece, şu anda onların ötesine bakabiliriz, çünkü başka potansiyeller de var; siz onları yalnızca görmediniz. İletişim ağı onları içeri getirmedi. Geçmişinizin etkilerinin ötesinde yatan potansiyeller var.</p>
<p>Derin bir nefes alın ve buna takılmayın, ama üzerinde düşünüp taşının. Onu hissedin. Potansiyelleriniz – farkında olduklarınız – geçmişinize ya da veçhelerinizin geçmişine dayalıydı.</p>
<p>Bizim açacaklarımızın geçmişinizle, karmanızla, on dakika önce kim olduğunuzla, bir yaşam önce kim olduğunuzla hiç ilgisi yok. Bunlar tazedir. Bunlar başlangıçta sizmişiniz gibi hissedilmeyecektir, çünkü insan yanınızın, kim olmuş olduğunuzun, kiminle özdeşleştiğinizin özünü içermeyecektir. Bunlar o kadar yenidir ki, bir an için yanlış yaptığınızı, belaya çattığınızı hissedebilirsiniz. Dersiniz ki, “İyi de, ne hissetmem gerekiyor?” Siz baştan çıkarma, ayartma hissetmeye alışıksınız. Güç hissetmeye alışıksınız. Karşı koyan enerjiler hissetmeye alışıksınız. Bu yeni potansiyeller bunlardan hiç birini içermez. İçlerinde sizin en derin özünüze sahiptirler, ama kısıtlanmamış ve sınırlanmamış bir biçimde, geçmişi temel almayarak.</p>
<p>Sevgili Şambra, bu Yeni Enerji’dir. Diyorsunuz ki, “Onlar hep orada değil miydi?” Kesinlikle. Bir uyku halindeydiler. Uyuyorlardı. Hatta bugünün öncesinde gidip de onları arasaydınız, asla bulamayacaktınız, çünkü başka bir şey arıyor olacaktınız. Başka niteliklere sahip olan bir şey arıyor olacaktınız, ve siz hep baştan çıkarma – kendi baştan çıkarmanız – tarafından (başka yere) çekilirsiniz.</p>
<p><strong><em>Geleceği Ziyaret Etmek</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Böylece bugün, ister gözlerinizi açık ister kapalı tutmayı seçin, derin bir nefes alalım…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Ve birlikte geleceğe doğru yolculuk edelim. Gelecek daha olmadı. Onun potansiyelleri oradadır. Gelecek yazılmadı. Bu yüzden fizikçiler ve durugörücüler ve kâhinler zamanın büyük bir çoğunluğunda yanlış anlıyorlar. Neden? Neden? Neden? Çünkü daha gerçeğe bile ulaşmadan baştan çıkıyorlar. Gerçi, baştan çıkma bir gerçek türüdür, ama onlar amaçtan sapıyorlar.</p>
<p>Hadi şimdi gidelim. Bu yolculuğu yapalım. Son toplantımızda yaptığımız gibi, birlikte bir koridor boyunca ilerleyelim. Şu güzel koridordan geleceğe yürüyelim. Ama bu koridordan yürürken, bırakın o koridorun gerçeği eriyip yok olsun. Zemin, eriyip yok olsun; duvarlar, eriyip yok olsun; kapılar, eriyip yok olsun.</p>
<p>Buradan yürüyelim, ve bu yalnızca aydınlığa ya da karanlığa yürümek olmasın; kendimize yürüyelim. Kendinize yürüyün. Orada bulunan tüm potansiyellere yürüyün – geçmiş tarafından yaratılmış olan potansiyellere. Onlar hâlâ oradalar, onlardan geçelim.</p>
<p>İçinden yürüyüp geçtiğimiz şey, çok-boyutlu bir holograftır. Herşeyi içerir; hiçbir şey içermez. Olabilecek herşeyi içerdiği gibi, hiçbir şey içermez.</p>
<p>Yürümenize izin verin ve şimdi, yürümeyi de bırakın. Yürümeye gerek yok. Ben O Ben’im orada duruyor.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Ve şimdi dünün olaylarıyla yaratılmış açıkça belli olan potansiyellerin yanından geçerek, sizin daha tam benliğinizi, daha gerçek benliğinizi, daha tanrısal benliğinizi temsil eden potansiyellere gidelim…</p>
<p>Şimdiye kadar görülmemiş ve bilinmemiş ve hissedilmemiş potansiyellere, ama işte buradalar…</p>
<p>Geleceğin, çok belirgin bir biçimde farklı ya da basit olabilecek potansiyelleri…</p>
<p>Tüm inançları, tüm mantığı, tüm gerçekleri eritip yok eden potansiyeller…</p>
<p>Enerjinin yapısını salıvererek, yeni bilincinize, o her neyse, ama dünün bilincine dayalı olmayan bir bilince hizmet edecek bir enerjiye dönüştürmek.</p>
<p>Biz bu potansiyellere – eski ağın ötesinde ve eski inanç sistemlerinin ötesinde bulunan bu potansiyellere – yürürken, hiçbir baştan çıkarma yok. Yeni Enerji potansiyellerinizde baştan çıkarmayı (gerektirecek) hiçbir temel yok.</p>
<p>Ölüm diye bir şey yok. Yaşama zorunluluğu diye bir şey yok. O sadece var.</p>
<p>Bu potansiyellerin herhangi bir sorunu çözmesi ya da düzeltmesi ya da herhangi bir şeyi değiştirmesi gerekmiyor, çünkü bu yeni potansiyeller eski dengesizliklere sahip değiller. Onlar yepyeniler. Onlar, sevincinizin ve tutkunuzun yeni meyveleridir, ve buradalar.</p>
<p>Şu anda yaptığımız, seçmek değildir, bunları (buraya) geri sürüklemeye çalışmak değil. Biz bir bağlantı kuruyoruz. İletişim.</p>
<p>Şu anda bilincimizi genişletiyoruz. Bu, zihinsel eylem zamanı değildir, “İşte hayatımı böyle yapılandırmak istiyorum” demek zamanı değildir. Bu, sizi hissetmek zamanıdır, kısıtlanmamış, dengede olmayan – başka bir deyişle, daha önceden herhangi bir dengeye ya da biçime sahip olmayan, ama saf olan – saf, saf potansiyelleri hissetmek zamanıdır.</p>
<p>Ve onları duyumsamaktan başka yapacak hiçbir şeyiniz yok.</p>
<p>Onları koklamak aracılığıyla duyumsayabilirsiniz. Onları hissetmek, hatta duymak ve tatmak aracılığıyla duyumsayabilirsiniz. Ama herşeyden çok, sadece varolarak, kendinize güvenerek (duyumsayabilirsiniz).</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Zaman zaman Pakauwah’ınızla çalışın, zaman zaman da bu şekilde, potansiyellerinize giderek çalışın. Bu, insanlığın ya da tüm yaratımın ağı ya da alanı değildir; bu sizindir. Sizin potansiyelleriniz. Onlar oradalar.</p>
<p>Şu anda, bilinci genişletmekle, biz bu potansiyellerin kilidini açıyor, aktive ediyor, ortaya çıkartıp yaşamınıza getiriyoruz.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Bunlar en güzel ve en akıcı biçimde mevcut âna, bu gerçekliğe, sizin Varoluş Noktanıza, Seçim Noktanıza, Gerçekleştirme Noktanıza geri gelmeye başlıyorlar.</p>
<p>Derin bir nefes alın. Salonda olduğunuzu hissedin.</p>
<p>Bugünkü konuşmamızın sonunda, Andrah’tan ek olarak küçük bir nefes çalışması yapmasını isteyeceğim, ve biraz da hareketli bir müzik isteyeceğim, bunu gerçekten topraklayabilmek için. Biz böyle genişlediğimiz zaman, bazı sistemleri, bazı şebekeleri ve sizin bazı parçalarınızı açıyoruz, ve onların bu topraklanmaya ihtiyacı olur.</p>
<p>Bugün gitmeden önce, sizden, Pakauwah’ınız ile çalışmayı lütfen sürdürmenizi isteyeceğim. Bu, enerjinizi nasıl yöneteceğinizi anlamanın yoludur. Onun, zihninizin olacağını sandığı biçimde davranmayabileceğini anımsayın. O değişir, hareket eder, dönüşür, farklı hissedilir. Pakauwah’ınızı dün hissetme biçiminizle bugün hissetme biçiminiz aynı olmayabilir. Değişebilir.</p>
<p>Gerçeğe ilişkin sorunlarla karşılaştığınızda, ki gerçek değişebilir görünüyor, kendinize güvenmek zamanıdır. Sizi bir yapılanmaya ya da kalıba geri çekmeyi deneyecek bir yanınız – ve birçok insan – olacak. Ama işte bu, kendinize güvenmek zamanıdır, çünkü gerçek artık tek gerçeklik (realite) değildir. O çok çok-boyutlu hale geliyor.</p>
<p>Yani yerleşik gerçeğin – tanımlanmış yaşama tarzının – rahatlığına geri koşmayı istemek, çok kolay olacaktır. Ama kendinize güvenin. Bu yeni topraklara atılmak için kendinize güvenin. Biz bunun için buradayız. Diğer alemlerdeki meslektaşlarımla ve arkadaşlarımla konuşurken bundan çok gurur duyuyorum. Bu, bunu denemeye istekli olan, yeni topraklara gitmeye istekli, gönüllü olan bir grup.</p>
<p><strong><em>Bir Grup Deneyimi</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Gitmeden önce bir şey daha. Hepinizle çalışmak istiyorum. Küçük gruplarla, bazen daha büyük gruplarla, rüya halimizde yoğun olarak çalışıyoruz. Rüya hali, gerçek haldir. Bunu son zamanlarda deneyimlediniz, bazılarınız. Uyanırsınız, ve rüyanız yatak odanızdan daha gerçektir. Rüya, bu (yaşamdan) daha canlıdır. Bu bazen biraz can sıkıcı olabilir, çünkü dersiniz ki, “Rüya haline geri dönmek istiyorum.” Ama biz bunların tümünü biraraya getiriyoruz.</p>
<p>Böylece, biz küçük gruplar, orta büyüklükte gruplar halinde birlikte çalışıyorduk, ama şimdi tüm Şambra ile tek bir etkinlikte ve bir rüya etkinliğinde çalışmak istiyorum. Ve bu, umarım – sizlerin organize edebileceği ve kendi başına yapabileceği &#8211; daha birçoklarının ilki olacak.</p>
<p>11 Kasım gecesi – ve anımsayın, gerçek artık gerçek değil, ama deneyimlemek için her zaman bir fasetayı, bir görünümü seçebilirsiniz – diyelim ki 11 Kasım gecesi, çünkü bunun çok gizemli bir tarih olduğunu düşünüyorsunuz. 11-11 … 11-11-11. Orada hiçbir şey yok… orada… evet var… durmak zorundayım. O tarihle ilgili, rakkamların uyumlanması yüzünden bazı kayda değer ilginç şeyler var. Ve söylediği şudur, enerji, bu rakkamlar uyumlu olmadığında farklı hareket eder, ama böyle uyumlandığında ise farklı bir biçimde bu rakkamlardan ve matematiğinden geçer. Ama sonuçta rakkamlar da artık gerçek değil.</p>
<p>Her bir rakkam için, aynı rakkamın çoklu benzeri ya da karşılığı olduğunu biliyor musunuz? İki – sadece iki değildir. İkinin altında ve üstünde boyutları vardır, ve kadim insanların ve mistiklerin bazısı bunu bilirdi ve bugün bile, insanların ikiyi iki olarak tanımladığını gördüklerinde, gülerler. Bu, ikinin bir parçasıdır, ama iki, bir  negatif ikiye ve bir pozitif ikiye ve yanlamasına bir ikiye ve sonsuz bir ikiye ve sınırlı bir ikiye sahiptir ve bu, tüm potansiyelleri kapsayarak böyle uzayıp gider. Görüyor musunuz, hiçbir şey olduğunu düşündüğünüz gibi değildir. Daha fazlasıdır. Çok daha fazlası.</p>
<p>Böylece, 11-11’de, çünkü bu diğer herkesin kulağına güzel gelecektir – tüm metafizikçi arkadaşlarınız diyecekler ki, “Biz 11-11’de bir deney yapıyoruz.” Vaay, vaaay… (izleyiciler ooo’lar ve aaa’larla ve gülerek karşılık verir) Ve sonra da bir kitap yazar, adına da “11-11 Deneyi” dersiniz. Üstelik bu çok da iyi satar!</p>
<p>Şimdi, şöyle bir şey yapacağız, eğer katılmaya gönüllüyseniz – yapmanız gereken tek şey, içinizden bir seçim yapmak olacak; biz onu duyarız. Biz o gece toplanacağız, hangi zaman diliminde olduğunuzun önemi yok, saat kaçta olacağının önemi yok. Ama o gece rüya halinizdeyken, bir grup rüyası oluşturacağız.</p>
<p>Bunun hakkında fazla bir şey söylemek istemiyorum, ama hepimiz biraraya geleceğiz. Aynı deneyime sahip olacağımız gibi birçok farklı deneyimlerimiz de olacak. Temel bir tema olacak. Bir başlangıç, orta ve bir son olacak. Rüyamızın bir öyküsü ve öykü içinde öyküler olacak. Ve siz katılımcı olacaksınız ve kendi deneyiminiz olacak, ama yine de aynı anda grup deneyimine de sahip olacaksınız. Yani tek bir rüya gibi görünenin içinde iki rüyanız ve aslında ikiden çok daha fazlası olacak, ama şimdi buna girmeyelim. O rüyanın grup bölümünü ve kendi bireysel bölümünüzü deneyimleyeceksiniz.</p>
<p>Lütfen, lütfen yatağınızın yanına bir kağıt ve kalem ya da elektronik aletinizi ya da her neyse – o küçük tuşlu klavyenizi falan koyun. Ve bunu bu gece ya da yarın gece yapın. Son dakikaya kadar beklemeyin, çünkü uyuya kalır  unutursunuz. Onu yatağınızın yanına koyun, ve gece yarısı uyandığınızda ya da sabah ilk iş olarak, durun, derin bir nefes alın; başka hiçbir şey yapmadan önce, yazmaya başlayın. Şimdi, gerçekten gidip fena halde çiş yapmanız gerekebilir, ama direnin. (kahkahalar) Direnin ya da doğaçlamada bulunmak için her ne yapmanız gerekiyorsa yapın, ama yazın. Yazın. Rüyayı yazın.</p>
<p>Şimdi, biz notlarınızdan oluşan yüzlerce sayfa yazmanızı beklemiyoruz. Önemli hisleri, önemli görsel şeyleri, ve herşeyden de çok – şöyle diyeceğim – sorulan soruya verdiğiniz yanıtı yazın.</p>
<p>LİNDA: Hmm, (anlaşılan) bir soru olacak.</p>
<p>ADAMUS: Ben bir soru sorulacağını söylemedim. (kahkahalar) Ben, sorunun yanıtını yazın, dedim. Sorulur ya da sorulmaz, ama sizin bir yanıtınız olacak. Hiçbir şey olmuş olduğu gibi değildir.</p>
<p>Sonra, biz o parlak ve sevecen ve çok çalışan Crimson Circle ekibinden, bunları – yazılarınızı – koyabileceğiniz genele açık bir yer yaratmasını isteyeceğiz.Yazıların ayrıntılı olması gerekmiyor. Bu bir yazı yarışması değil. Biz bununla bazı çok özel şeyler göstereceğiz. Katkıda bulunun. Yalnızca bunun için oluşturulmuş bir mesaj tahtası olabilir. Başka bir araç da olabilir, ama bu bilgiyi toplamanın bir yolu olsun.</p>
<p>Ve sonra biz ara sıra bundan söz edeceğiz. Bir sonraki toplantımızda ise kesinlikle bazı içgörüleri ve bilgiyi vereceğiz. Bu, neler olup bittiğini anlamanıza yardımcı olacak. Yeni Enerji rüya anlayışını birazcık daha anlamanıza yardımcı olacak. Ben, rüya sembolizmi demek istemiyorum, çünkü bu (sembolizm), bu arada, artık yok. Rüyalar şimdi sizin için çok farklıdır.</p>
<p>Böylece, hem yaygın, genel şeyler farkedeceksiniz, hem de yaygın, genel olmayanları. Hem anlayışınızın grup bölümünü hem de bireysel bölümünü deneyimleyeceksiniz. 11-11. Büyük 11-11 Şambra Rüya Deneyi yolda. Lütfen katılın. Bu, hepimizin burada ve şimdi olanları gerçekten anlamasına yardımcı olacak.</p>
<p>Hadi derin bir nefes alalım. Burada sizinle birlikte olmak bir onur ve mutluluktu. Bir dakikaya kadar biraz nefes yapacağız. Ben enerjinizin, bağlılığınızın, Yeni Enerjiye girerken bu olağanüstü deneyimin bir parçası olmanızın değerini çok takdir ediyorum.</p>
<p>Bu arada, “Ah, sevgili Adamus” ya da pek-de-sevgili-olmayan Adamus derken, dikkatli olun. “Hadi cidden, cidden, cidden, cidden hızlı gidelim” derken, dikkatli olun. (kahkahalar) Çünkü anlamanız gerekiyor ki siz gerçekten, gerçekten, gerçekten, gerçekten hızlı gidiyorsunuz. Ama çarpışmalara ihtiyacımız yok. Şeylerin parçalanmasına ihtiyacımız yok. Biz hızlı gidiyoruz.</p>
<p>Bazılarınızı biliyorum, bazen şöyle diyorsunuz, “Bana bunu sert bir biçimde ver. Bana bunu fırtınalı, hoyrat bir biçimde ver. Bana bunu patlayacak biçimde ver.” Artık buna ihtiyacınız yok.</p>
<p>Böylece, sevgili varlıklar, bu bir hatırlatmadır – herkese bir hatırlatmadır.</p>
<p>Tüm evreninizde herşey yolundadır, ve bu yüzden, ben Adamus olabiliyorum.</p>
<p>Keyfine varın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2009/11/07/saud-3-gelecekteki-potansiyeller/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 2: “Geçmişten Gelen Potansiyeller”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2009/10/03/saud-2-%e2%80%9cgecmisten-gelen-potansiyeller%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2009/10/03/saud-2-%e2%80%9cgecmisten-gelen-potansiyeller%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 19:52:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üstatlık / Yüksek Lisans Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=445</guid>
		<description><![CDATA[KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ
Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi
ŞAUD 2: “Geçmişten Gelen Potansiyeller”
ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
Kırmızı Çembere sunulmuştur
3 Ekim 2009
www.crimsoncircle.com -   http://kirmizicember.org
Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus. Dünyamıza hoşgeldiniz.
Ah evet, gerçekten de Şambra, siz Yeni bir Dünya’ya, yeni bir bilince adım atıyorsunuz. Gerçi evet, hâlâ o bazısı yıpranmış fiziksel bedeninizin içindesiniz, ve kesinlikle hâlâ zihninizdesiniz – ama biz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ</p>
<p>Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi</p>
<p>ŞAUD 2: “Geçmişten Gelen Potansiyeller”</p>
<p>ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur</p>
<p>3 Ekim 2009</p>
<p><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a> -   <a href="../">http://kirmizicember.org</a></p>
<p>Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus. Dünyamıza hoşgeldiniz.</p>
<p>Ah evet, gerçekten de Şambra, siz Yeni bir Dünya’ya, yeni bir bilince adım atıyorsunuz. Gerçi evet, hâlâ o bazısı yıpranmış fiziksel bedeninizin içindesiniz, ve kesinlikle hâlâ zihninizdesiniz – ama biz bunu değiştireceğiz – ama siz burada yepyeni bir bilinç içindesiniz. Biz bu inanılmaz yeni bilinç, Yeni Enerji, adına her ne demek istiyorsanız, yolculuğunun en başındayız.</p>
<p><span id="more-445"></span></p>
<p>Ve günün tartışmasına başlamadan önce, ben, (burada) kalan, yaşamından ve sevgisinden ve kalbinden veren; ayrıca, burada olmak konusunda ruhundan gelen, ruhunuzdan gelen çağrıya yanıt veren her birinizi tek tek  onaylamak, ve teşekkür etmek istiyorum.</p>
<p>Biz tümüyle yeni sınır bölgelerini keşfedeceğiz, ve bu her zaman rahat olmayacak. “Rahat/Rahatlık” aslında bir yanılsamadır, tıpkı Leap! filminde dendiği gibi, herşey bir yanılsamadır. Biz bugün o yanılsamaların bir kısmını araştıracağız. Bu sizi rahatlığınızdan edecek, çünkü rahatlığınız alışkanlıklardan başka bir şey değildir. Alışkanlıklar rahattır, onlardan nefret etseniz bile, onlardan hoşlanmasanız bile. Onlar, bir yanınızın oynamaya bayıldığı oyunlardır, çünkü bir dereceye kadar incineceğinizi biliyorsunuz; ama öte yandan kendi enerjinizin sadece belirli bir tamamlanma, doyum, genişleme miktarına sahip olursunuz.</p>
<p>Bu monotonluğa, bu tuzaklara yakalanmak çok kolaydır. İçinizdeki bir şey, “Yeter artık. Yeter artık” dedi. “Ben bu gruba katılacağım. Ister sadece on kişi, ister on milyon kişi olsun, umurumda değil, ama bu Yeni Enerji zamanında orada olacağım” dedi.</p>
<p>Evet, gerçekten, diğer insanlar – size gülebilirler. Sizi küçümseyebilirler. Size nefret dolu mektuplar ve epostalar yollayabilirler. Ve bazılarınızın duyduğu gibi, size şeytanın bedenlenmiş hali diyebilirler. Ama siz, aslında neler olup bittiğini anlayan ve içinizin derinliklerinden gelen bir çağrıya yanıt veriyorsunuz. Hakkınızı vermem gerekir. Bir oyun oynuyorsunuz – bunu benimle de sık sık oynuyorsunuz – olan biteni bilmiyormuş oyununu. En ufak bir fikriniz yok sanıyorsunuz. Ama içinizin derinliklerinde bir fikriniz var. Neler olup bittiğini biliyorsunuz.</p>
<p>İçinizdeki bir şey korkuyor. Bazılarınız benimle ilgili bir korkuyu dile getirdi. Ben size bir şey yapmayacağım. Kendi kendinize yapmanıza izin verebilirim (kahkahalar) ama ben size bir şey YAPMAYACAĞIM.</p>
<p>Ama siz bunu hissediyorsunuz – içinizden korku yükseliyor – çünkü biz yeni şeylere dalıYORUZ. Nelerden vazgeçmek zorunda kalacaksınız? Acı/ıstırap olacak mı?  Yalnız mı kalacaksınız? Yaşamınızda, nasıl başa çıkacağınızı bilemeyeceğiniz değişimler mi olacak? Aklınızı mı kaçıracaksınız? Kim bilir? Kim bilir? Ama içinizdeki bir şey, farketmediğini biliyor.</p>
<p>Kelimenin gerçek anlamıyla yaşamadığınızı biliyorsunuz – var oluyordunuz ama yaşamıyordunuz – ve bunu biliyordunuz, çünkü renklere baktığınızda, o rengin daha fazlasına sahip olduğunu biliyordunuz.</p>
<p>Şimdi ben… (bir zil çalar) aman, aman, aman, hemen burada durmak zorundayız. Tüm cep telefonları – HİÇ hoşgörü göstermeyeceğim şeylerden biri cep telefonlarınız, ikaz sesleri, titreşim yayan aletlerdir, ve beraberinizde buraya başka ne getirdiyseniz. (kahkahalar) Ben sizi yeterince heyecanlandıracağım. Onlara ihtiyacınız yok! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Ben… biz küçük bir ayrılık noktasına geldik. Bugün (bu toplantı) açık-gözlerle  mi yoksa kapalı-gözlerle mi olacak? Açık mı kapalı mı? (izleyicilerden biri “Açık” der.) Ama ben Cauldre’ya soruyorum, sana değil. (kahkahalar) Açık mı kapalı mı? Böylece… biz bunu daha önce yaptık, yani o kadar da büyük bir mesele değil. Böylece…</p>
<p>LİNDA: Çatışmayı görebilir miyiz? Döner misin?</p>
<p>ADAMUS: … hepimiz Cauldre için derin bir nefes alalım … ve o … (Cauldre’nın gözleri açılır) ah… (ve tekrar kapanır) … bırak o gözlerin açılsın. Biz bedeninde kalacağız. (Cauldre gözlerini açarken izleyiciler alkışlar)</p>
<p>Ha, ve şunu da söylemem gerekir, bu bina ve hepiniz, gözlerim kapalıyken daha güzel görünüyor. (Cauldre’nın gözleri bir an için kapanırken yoğun kahkahalar yükselir) Ve ben ciddiyim! (kahkahalar) Çok ciddiyim, çünkü … Ah, rahatla Cauldre.</p>
<p>Şimdi bakın, ben şimdi Cauldre’nın insan gözlerinden bakıyorum, ve size baktığım zaman, aslında çok haşin, acımasız bir gerçeklik var. Bu toplantı mekânına bakıyorum – pek alışık olduğum gibi değil, gözlerim açık olarak ilk kez buradayım – onu enerjisel olarak gördüm, ama insan gözlerinden hiç görmedim. Fiziksel görünüşünden daha güzel bir enerjiye sahip. Ha, bu binanın her bölümünde muazzam enerji var. Gözlerimi açtığım zaman, sanki yok oluveriyor. (kahkahalar) Onun için, ben onları bir an için kapatacağım, ama…</p>
<p>Ve siz, Şambra, bazılarınızın gözünün açık olduğunu gördüm, ama bu kişilerin sayısı çok değil. Hepinizi enerjisel olarak gördüm, ama söylemem gerekir ki, ilginç bir beden, ilginç bir bakış seçmişiniz. Bu ne iyi ne de kötüdür, sadece öyledir. Ama… peki şöyle yapacağız… Merhaba! (kahkahalar) … bunu bugün açık-gözlerle yapacağız.</p>
<p>Üstatlar</p>
<p>Böylece siz burada olmayı seçtiniz. Seçiminiz…  siz dinlediniz. Şu son yıllarda renkler görmeye başladığınızda, içinizde bir şey tetiklendi ve şöyle dedi, “Gözlerimle gördüğüm renklerde daha fazlası var, biliyorum. Bedenimde hissettiğim yaşam daha fazlasını barındırıyor, biliyorum. Ve aklımın kavradığından daha fazla olan bir şey var, biliyorum. Nedir o? Nerededir?” İçinizdeki bir şey, onu deneyimlemeniz gerektiğini söyledi. (Buradan) ayrılmayacaktınız. Onu deneyimlemeden bu yaşamdan ayrılmayacaktınız. Ve işte bu nedenle buradasınız.</p>
<p>Bazıları yakınlarda (dünyayı) terk etti. Bazıları, Tobias’ın gidişi bir dönemin sonuydu diye düşündü, ki gerçekten de öyleydi. Ama onlar – nasıl desek – bu noktadan sonra ilerlemenin oldukça zorlayıcı olacağını biliyorlardı. Şimdiye kadar zor olmadığından değil, ama onlar eski oyunları oynamanın rahatlığı ve onlara geri dönmenin rahatlığı içindeydiler. Ve ben onları onurlandırıyorum ve sizden de onları onurlandırmanızı istiyorum. Buradakiler benzersiz bir türdür. Bu, gerçek bir Üstatlar grubudur.</p>
<p>Şimdi, siz bunu benim fark ettiğim gibi fark etmiyorsunuz. Ve hâlâ o eski oyunları oynama, kendini-kısıtlama tuzağına düşüyorsunuz, ama biz bunu aşacağız. Size Üstat dediğimde, bunun ne anlama geldiğini anlayacaksınız, ve bu öylesine kullandığım bir kelime değildir. Sadece uzun süredir araştırıp incelediğiniz için değil. Gerçekten, ben ya da Kuthumi ya da Sam – sevgili Sam – ne kadar Üstatsa, siz de o kadar Üstatsınız. Bunu farkedeceksiniz, ve renklerin ötesinde renkler, seslerin ötesinde sesler olduğunu farkedeceksiniz. Yaratım yerine yazgıyla oynamanın ne büyük bir oyun olduğunu fark edeceksiniz.</p>
<p>Böylece, beni şımartmanın sizce bir sakıncası yoksa, biraz etrafta dolanacağım. (Cauldre ayağa kalkar) Ve söylemem gerekir ki… (Linda ona yardımcı olmak için hamle yapar) Hayır, becerebilirim.</p>
<p>LİNDA: O küçük vantilatörlere dikkat et.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten de. Ve bu etrafta dolanma işini, yapacağımız birçok toplantıda gerçekleştirmek istiyorum. Zaman zaman mikrofon için yardımını isteyebilirim, ama…</p>
<p>LİNDA: Tamam, ben hazırım.</p>
<p>ADAMUS: Böylece, derin bir nefes alıp yalnızca Cauldre’nın bedenine, zihnine ve ruhuna değil, sizinkine de girmeme izin verirseniz – direnç hissetmeden, başka bir varlığın size katılmasından kaygı duymadan, zaten bilmediğim bir şeyiniz olabilir, korktuğunuz bir şey olabilir diye kendinizi geri çekmeden.</p>
<p>Etrafta dolanırken bazılarınızla konuşmak isterim. Enerjinizi hissetmek isterim. Bu salonda çok, çok dinamik bir bilinç yaratmak isterim.</p>
<p>Verilen Ev Ödevlerinin Üzerinden Geçme</p>
<p>Şimdi, anladığım kadarıyla buradaki son toplantımızda verilen ev ödevleri vardı, ve eminim hepiniz onları yaptınız – yoksa yapmadınız mı. Ve biliyorum ki, son toplantımızda, Dünya’da çok kez bulunmamış olan Linda, Eesa’lı Linda tarafından sorulan soruyla başlayacağım. Ve Linda, Eesa ne anlama geliyor biliyor musun?</p>
<p>LİNDA: Hayır.</p>
<p>ADAMUS: Keşfedip bize bir dahaki sefere söyle. (kahkahalar) Şimdi, bir bilgisayarın var, şu Google hizmetine sahipsin – ve onu kullanmada oldukça ustasın, yani… ama ben sana geçen defa bir soru sormuştum. Ve seni buraya, Dünya’ya getirenin ne olduğunu sormuştum. Buraya gelmeyi neden seçtin?</p>
<p>LİNDA: Yanıt mı istiyorsun?</p>
<p>ADAMUS: Sanırım soru bu yüzden soruldu, gerçekten de. Ve bu arada, bunu senden rica ediyorum, (amacım) seni utandırmak değil, ama sezgilerin, içgörülerin değerli.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>LİNDA: Bunun, yani keşfin bir parçası olmak için. Tüm bu olanın, sadece bu salonun değil, ama tüm bu olanın bir parçası olmak, burada olmak için. Ve… (duraklar) bu macerayı, bu inanılmaz Dünya deneyini gerçekten deneyimleyebilecek kadar kendime güvenebilmek. Ve orada ihmal edilmiş bazı şeylerin çözümünü ve tamamlanmasını bulmak.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten, teşekkür ederiz. Teşekkür ederiz. Ve sen diyorsun ki, Dünya bir deney, oysa değil. O bir deneyimdir. Ve diyorsun ki, buraya kendine güvenmeyi öğrenmek için geldin. Ne kadar tecrübesizce ve dürüstçe, çünkü Dünya’ya gelmek güven düzlemini alır götürür. Bildiğin gibi, buraya perde denen şeyin gölgesinde gelirsin ve kendine olan güveni kaybedersin. Ve özellikle de, bu hepiniz için geçerli, buraya bir öğrenme arzusuyla gelirsin, enerjiyi hareket ettirme arzusuyla; buraya gelirsin, çünkü yolda bir şey olmuştur. Ve kendi enerjin engellenmiştir. Yani, buraya kendine güvenmeyi öğrenmek için geldiğini söylemek, harika bir içgörüdür. Çok dürüstçe, teşekkür ederiz. Teşekkür ederiz.</p>
<p>(Cauldre/Adamus izleyiciler arasında gezinmeye başlar)</p>
<p>Pekâla, Nausheen, ev ödevini yaptın mı?</p>
<p>NAUSHEEN: Bir anlamda, evet.</p>
<p>ADAMUS: Bir anlamda – ya yaptın ya da yapmadın.</p>
<p>NAUSHEEN: Yaptım.</p>
<p>ADAMUS: Hangisini yaptın?</p>
<p>NAUSHEEN: Totemimi buldum.</p>
<p>ADAMUS: Peki nedir totemin?</p>
<p>NAUSHEEN: Fil.</p>
<p>ADAMUS: Fil! Mükemmel bir totem, çok kutsal.</p>
<p>NAUSHEEN: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Çok kutsal.</p>
<p>NAUSHEEN: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Filin şu anda seninle mi?</p>
<p>NAUSHEEN: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Onu dışarda mı bıraktın?</p>
<p>NAUSHEEN: Hayır.</p>
<p>ADAMUS: Hayır mı?</p>
<p>NAUSHEEN: Hemen burada.</p>
<p>ADAMUS: Hemen burada. Ben de bir koku alıyorum diyordum. (kahkahalar) Mükemmel. Güzel. Teşekkür ederiz.</p>
<p>NAUSHEEN: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Seni yeniden görmek güzel, ve şunu söylemem gerekir ki, yani bir yorumda bulunabilirsem, arayışı bırakmalısın.</p>
<p>NAUSHEEN: Tamam, teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Yaşamlar boyu arayış.</p>
<p>Sıra başlarında kimlerin oturduğunu, şu an kimin saklandığını, enerjisini bu kadar düşük kimin tuttuğunu görmek çok ilginç… ha, Kathleen. Kathleen. Nasılsın?</p>
<p>KATHLEEN: İyiyim. İyiyim.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. Yalan söylüyorsun. Yalan söylüyorsun. (kahkahalar) Kathleen, seni hesap vermeye davet edeceğim. Şimdi, şu son birkaç ay içinde yaptığımız sohbetlerden herhangi bir şey hatırlıyor musun? Sohbet ettiğimizi hatırlıyorsun, değil mi? Hayır mı.</p>
<p>KATHLEEN: Hayır.</p>
<p>ADAMUS: O zaman ben de sen hissedene kadar bekleyeceğim, biz… biz çok konuştuk. Çok konuştuk. Ve sohbetlerimiz sırasında benim sana “My Fair Lady/Hırçın Kız” dememin bir nedeni var. (ç.n. My Fair Lady – George Bernard Shaw’ın 1912 tarihli oyunu Pygmalion’dan uyarlanan ve Broadway’de 1956-62 yılları arasında büyük sükse yapan, türkçeye “Hırçın Kız” olarak çevrilen oyunun kahramanı kadına atıfta bulunuyor) Sohbetlerimizde… sen hatırlayana kadar bekleyeceğim. Gelecek ay buna geri döneriz. Ama, ah sevgili varlık, biz seni, izninle, kendine geri dönmenin çok güzel bir örneği olarak kullanacağız. Verebileceğin, sunabileceğin çok şeyin var, oysa aşağılarda geziniyorsun, ve bunu da biliyorsun. Ve biz bundan söz ettik ve sen konuşmamışız gibi davranıyorsun. Peki. (kahkahalar)</p>
<p>(Cauldre/Adamus izleyiciler arasında bulunan başka bir hanıma ilerler)</p>
<p>Aa, sevgili varlık, sen ev ödevini yaptın mı?</p>
<p>ŞAMBRA: Bu aslında benim ilk kez gelişim.</p>
<p>ADAMUS: Biliyorum. (kahkahalar)</p>
<p>ŞAMBRA: O nedenle, ev ödevinin ne olduğunu bilmiyorum. Ama herhalde yapmışımdır.</p>
<p>ADAMUS: Pakauwah’ı…</p>
<p>ŞAMBRA: Pakau…</p>
<p>ADAMUS: Totem hayvanı. Bir totem olarak ne seçerdin?</p>
<p>ŞAMBRA: Az önce birine diyordum ki, kanatları olan bir şey.</p>
<p>ADAMUS: Kanatları olan bir şey. İlginç. Ben az önce…</p>
<p>ŞAMBRA: Bilmiyorum…</p>
<p>ADAMUS: …bugün Paris’te – öykünü kesmek istemiyorum ama benimki harikulade. (kahkahalar) Bugün daha önce Paris’teydim, çok güzeldi. Onyedi derece, kâh bulutlu, kâh güneşli, ve ben bir kuştum. Ve böyle latif bir sonbahar gününde tüm Paris’in üzerinden uçtum. Neyse, evet, sana dönelim.</p>
<p>ŞAMBRA: Evet ben… yani totem kelimesini duyduğum an aklıma kanatlar geldi, ama hangi hayvan bilmiyorum. Gerisi gelmedi…</p>
<p>ADAMUS: Onu nefesinle içine çek. Gelecektir.</p>
<p>ŞAMBRA: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Gelecektir.</p>
<p>ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. Mükemmel.</p>
<p>Aa, Dave… Dave. Dünya sana nasıl davranıyor?</p>
<p>DAVE: Çok iyi.</p>
<p>ADAMUS: İyi. Peki Dave, sen totemlerle ilgili ev ödevini yaptın mı?</p>
<p>DAVE: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Ve ne deneyimledin?</p>
<p>DAVE: Uçuş.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>DAVE: Bir kartal.</p>
<p>ADAMUS: O totem sana şu anda nasıl hizmet ediyor? Senin ne yapmanı sağlıyor?</p>
<p>DAVE: Görüşün genişlemesini.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. Mükemmel. Totemini – Pakauwah’ını – sürekli etrafında hissediyor musun? Yoksa zaman zaman mı?</p>
<p>DAVE: Zaman zaman.</p>
<p>ADAMUS: Zaman zaman. Onun senin için her zaman, sürekli çalıştığını hissediyor musun?</p>
<p>DAVE: Hayır.</p>
<p>ADAMUS: Peki. Nefes almayı ve onunla çalışmayı sürdür, çünkü, Şambra, bu Pakauwah’lar sizsiniz. Onlar sizin bir parçanızdır. Başka bir şey değiller; kesinlikle sizdirler.</p>
<p>O, sizin bir uzantınızdır, ve ben bunu özellikle bir hayvan totemi olarak seçtim. Siz veçhelerinize alışıksınız, veçhelerinizin ne olduğunu biliyorsunuz, ama onlar çok insanımsı. Ve sonra tüm o insanca sorunlara yakalanıyorsunuz. Sizden bir insan veçhesi, bir insan Pakauwah’sı yaratmanızı isteseydim, fazlasıyla insan özellikleri üstlenirdi. Böylece, yaratmanız istenen bu hayvanı biz tekrar tekrar kullanacağız. Ama o harikadır, çünkü çıkıp gidiyor ve sizin için çok şey gerçekleştiriyor. Biz bugün onunla çalışacağız, böylece hepiniz, kendi toteminizi, Pakauwah’ınızı hissetmediyseniz, bunu şimdi yapmak zamanıdır. Onu şimdi içinize getirmek zamanıdır.</p>
<p>Larry, ev ödevini yaptın mı?</p>
<p>LARRY: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Ve ne yaptın?</p>
<p>LARRY: Bazı yaratımlar gerçekleştirdim.</p>
<p>ADAMUS: Ne yarattın?</p>
<p>LARRY: Kompresörümün kablolarını evime çektim.</p>
<p>ADAMUS: Harika.</p>
<p>LARRY: Kıçımı kaldırıp yaptım.</p>
<p>ADAMUS: Harika! Ve Larry, kıçını kaldırmakla – bu senin için büyük bir sorundu, ve… şimdi tatilin bitti.</p>
<p>LARRY: Evet. İki yıl.</p>
<p>ADAMUS: Bunu biliyorsun, evet. Bunun bir nedeni vardı, ama artık saklanamazsın! Artık oturup duramazsın. Bunu biliyorsun, ben de biliyorum, artık ileri gitmek zorunda. O küçük projenin sana harika bir rahatlama duygusu sağladığını keşfettin.</p>
<p>LARRY: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Suçluluk duygusundan kurtuldun, yanıbaşında dır dır eden sesten kurtuldun, ve bu, küçük çaplı da olsa yaratının nasıl bir şey olduğunu duyumsamanı sağladı. Biz şimdi daha büyük yaratılara yöneleceğiz, sadece kompresör kablosu çekmek değil. Bu çok ilkel.</p>
<p>LARRY: Peki, geliştir.</p>
<p>ADAMUS: Evet, bu… hayır, hayır – onu SEN geliştir.</p>
<p>LARRY: Tamam, geliştireceğim.</p>
<p>ADAMUS: Sen geliştir. Gerçekten. Ben, yolun her adımında seninleyim.</p>
<p>LARRY: Bunu neden hatırlayamıyorum?</p>
<p>ADAMUS: Şu anda buradayım. Yolun her adımında, Larry. Dır dır eden bendim; oysa sen karından söz ettiğimi sandın. (yoğun kahkahalar) Utan, utan.</p>
<p>LARRY: Yakalandım.</p>
<p>ADAMUS: Bunu yaparken enerjin öylesine suçluluk doluydu ki. (kahkahalar) Çok suçlu. Yani yakalandın.</p>
<p>Pekâla… Vince, nasılsın?</p>
<p>VINCE: Her zamankinden daha iyiyim.</p>
<p>ADAMUS: Her zamankinden daha iyi. Yalan söylüyorsun. Ah, sevgili Şambra, sana üç kez soracağım. Vince, nasılsın?</p>
<p>VİNCE: Oldukça iyiyim!</p>
<p>ADAMUS: Oldukça iyi. Bu şimdi “her zamankinden daha iyi”den “oldukça iyi”ye geldi. Vince, gerçekten nasılsın?</p>
<p>VİNCE: Oldukça iyiden daha iyiyim.</p>
<p>ADAMUS: (kıkırdar) Güzel. Sıkboğaz etmek istediğimden değil, ama öğrendin… gücün zihinde olmadığını, ve gücün kasta olmadığını öğreniyorsun. Ve gücün ruhta olduğunu ve her zaman da ruhta olmuş olduğunu anlayasın diye bununla karşılaşıp durdun.</p>
<p>Yol üzerinde küçük kazaların oldu. Kaza değildi – hiç de kaza değildi. Şöyle bir şey oldu, geçenlerde Vince ile küçük bir tartışmam oldu, ve tartışmadan kısa bir süre sonra arabasıyla kaza yaptı. Araba hurdahaş oldu. Şimdi, bu ne anlama geliyor? Onun yanlış bir şey yaptığı mı? Kötü enerji mi? Hayır! Bu şu anlama geliyor, ele aldığımız konulardan birinin dönüşmesi gerekiyordu – hareket etmesi gerekiyordu – çünkü tıkanıp kalmıştı. Vince, o nerede tıkanmıştı?</p>
<p>VİNCE: Gözlerimde tıkanmıştı.</p>
<p>ADAMUS: Kafanda tıkanmıştı, gözlerinden çıkıyordu.</p>
<p>VİNCE: Ah!</p>
<p>ADAMUS: Ah. Kafada tıkanıp kalan sorunlar. Yani senin küçük bir şoka ihtiyacın vardı – ki bunu ben yapmadım; kendin için bunu sen yaptın. O şok, üzgünüm, arabanı hurdahaş etti, ama bazı enerjileri harekete geçirdi. Şimdi bu şuna geri geliyor, biz bunu kolay yoldan da yapabiliriz; zor yoldan da. Bunu nefesle gerçekleştirebileceğin gibi, yıkıcı bir derbi maçıyla da gerçekleştirebilirsin. (kahkahalar) Bu sana kalmış bir şey. Öyle ya da böyle, sana kalmış. Böylece… teşekkür ederiz. Teşekkür ederiz.</p>
<p>VİNCE: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Ve ben gerçekten çok derin nefesler önereceğim. Andrah (Dr. Norma Delaney) ile çalış, kendinle çalış, ama şu derin nefesleri yap. Sahip olduğun bu sorunlar bedeninden dışarı sızmaya başladı. Oysa böyle olması gerekmiyor. Araba kazalarına ihtiyacın yok. Bu tür hiçbir şeye ihtiyacın yok.</p>
<p>Bu, bir seçim yapmak kadar basit olabilir. Ve bizim gittiğimiz yön de budur. Gittiğimiz yön budur. Artık işkenceyi andıran bu fiziksel rahatsızlıklar olmayacak. Fiziksel rahatsızlıklar sadece bir yerlerde tıkalı bir enerjiye sahip olduğunuzun göstergesidir. Bir şey yüzünden bir yerde. Belki beyninizde sıkışıp kaldığınız için. Belki birkaç yıldır kıçınızın üstünde oturup hiçbir şey yapmadığınız için. Bu yalnızca – pardon Larry – bu yalnızca tıkanmış enerjidir! Enerji bir şekilde, bir yerden çıkacaktır. Bir şekilde hareket edecektir. Bir araba kazası yapmana gerek yok. Hadi bunu şu anda sadece nefes yoluyla gerçekleştirelim.</p>
<p>Derin bir nefes al ve o enerjiyi harekete geçirelim… O enerjiyi harekete geçirelim…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Pekâla, Ralph. Nasılsın Ralph?</p>
<p>RALPH: Harika.</p>
<p>ADAMUS: Ah Ralph. (kahkahalar) Ralph, ben senin yalan söylediğini söylemiyorum. Diyorum ki, sen çılgınca…</p>
<p>RALPH: Kuruntulu.</p>
<p>ADAMUS: … aldatmaca. Aldatmaca (kandırmaca). Çünkü biz sık sık uzun konuşmalar yapıyoruz. Ha bu, sevgili Şambra, içinde olduğumuz yeni bir oyun. Harika bir oyun, ama yeni bir oyun, yani eğer burada oturuyorsanız, teşhir edilmeye açıksınız demektir. (kahkahalar)</p>
<p>Pekâla Ralph… Ralph. Şimdi, biz birçok uzun sohbetlerde bulunuyoruz, ve sen aslında inanılmazsın. Bir yandan bana öğretiyorsun. Aslında şu anda insan biçiminin içinde olup da bu şeylerden geçmenin nasıl bir şey olduğu hakkında bana çok şey öğretiyorsun. Öte yandan, bana öğrettiğin şeyleri bilmiyormuş gibi davranıyorsun. Ve bilmiyormuş gibi davranmayı oynarken de böyle muhteşem bir ikilem – aslında çok parlak bir ikilem – içindesin. Ve kaybolmuşu oynuyorsun Ralph. Sen – eh, aslında, zavallı Ralph’i oynuyorsun. Ve doğru fırsatlar önüne çıkmamış ve hâlâ da çıkmayan Ralph’ı oynuyorsun. Onun için de saklanıyorsun.</p>
<p>Çok parlak bir yanın var – bu ister müziğin olsun, ister yazıların, Ralph, ister konuşmaların, ister ses çalışmaların, ya da felsefen – ki bu herhalde en güçlü erdemlerinden biri – ama böyle bir oyun oynuyorsun. Peki bunu ne zaman ortaya çıkartacaksın? Ne bekliyorsun?</p>
<p>(Ralph uygun kelimeleri ararken duraklama)</p>
<p>Yaa evet, ben de. (Adamus ve Ralph gülerler)</p>
<p>RALPH: Bilmiyorum. Zaman şimdi diyorum. Harekete geçmeye hazırım, ve sadece küçük bir, bilirsin işte, sadece… belki şarkıyı bilmiyorum, bana birkaç notasını mırıldanabilir misin? (Adamus ve izleyicilerden kahkahalar yükselir) Hey, bana küçük bir fırsat verin! (artan kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Sanırım şu anda ilk dizeyi yazdın! (yoğun kahkahalar) Ama – onu hoşgördüğünüz için teşekkür ederim, teşekkür ederim. Bu arada, siz ikiniz – Ralph ve Gabriella – birbirinizle muazzam bir enerji bileşenine sahipsiniz, ama şu anda onu doğru oynamıyorsunuz. Doğru oynamıyorsunuz, çünkü her ikiniz de birbirinin dramına ve kurban haline giriyor ve bunun neden yapılamayacağını (birbirinize onaylıyorsunuz). Size böyle dosdoğru konuştuğum için üzgünüm, ama ön sırada oturuyorsunuz.</p>
<p>RALPH: Bu yüzden buradayız.</p>
<p>ADAMUS: Ön sıra ve sıra başları, Şambra. Ön sıra ve sıra başları.</p>
<p>Böylece, aranızda böyle bir bileşen var, ama onu oynamıyorsunuz, çünkü hâlâ – bir şeyi bekliyorsunuz. Bir şeyi geleceğe attınız. Örneğin şöyle diyorsunuz, “O olana kadar bunu gerçekleştiremeyiz.” Bu kendi içinde, her birinizin oynadığı bir oyundur. “Sen bu ülkede bir iş bulana kadar bunu yapamayız.” Ama bu hiç de doğru değil. Yapabileceğiniz çok şey var.</p>
<p>Kendinizle aranızda tuttuğunuz o mesafe, ikiniz arasındaki bileşeni gerçekten birleştirmekten korkmanızın simgesidir. Onun orada olduğunu biliyorsun, ama olmasına izin vermekten korkuyorsun. Bu nedenle de o engelleri oluşturuyorsun. Şu iş meselesini öne sürüyorsun.</p>
<p>Bir şeyler öne sürüp duruyorsunuz – bazılarınız için bu göçmenlik, bazılarınız için iş, her neyse. Tüm o engelleri oluşturup duruyorsunuz, çünkü Eski Enerji düşünce tarzınızda öyle bir noktaya geliyorsunuz ki, hayalleri hayal olarak bırakmak daha iyi oluyor. Hayalleri hayal olarak bırakmak daha iyi oluyor. Bazen gözlerinizi açmak sıkıcıdır. Bazen o fiziksel bedenin içinde olmak zordur. Yeni bir meydan okumayı, yeni bir projeyi üstlenip de belki başarısız olacağınızı söylemek zordur. Belki de başarısız olacaksınızdır. Onun için, neler olacağını hayal etmek daha iyidir, yani onu gerçekten yapmak yerine ve gerçekten içinize getirmek yerine ve gerçekten kucaklamak yerine (Adamus çok tutkulu konuşur) ve gerçekten yaşamak yerine! Ve onu olmak yerine! Ve onu ifade etmek yerine! Ve paylaşmak yerine! Böylece…</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, ve Ralph ve Gabriella, bazen onu uzak bir mesafede tutmak çok daha kolaydır, ama o olgunlaşacak ve sıcak bir günde kokan bayat balık gibi kokacaktır. Ve sonra enerjiniz karmakarışık hale gelecek, ve siz sorunlarınız için – önce beni, ikinci olarak birbirinizi, üçüncü olarak yaşamı, dördüncü olarak ana-babanızı ve sırada daha ne varsa suçlayacaksınız.</p>
<p>Sonra o noktada enerjiniz gerçekten düğüm olacaktır. Ve sonra ne olur? Hepimiz biliyoruz – bunu söylemek istemiyorsunuz, ben ondan söz edeceğim – fiziksel hastalık. Fiziksel dengesizlik. O enerjinin bir yerden çıkması gerekiyor. Onun umurunda değil. Enerjinin umurunda değil. Onun dışarı çıkması gerekiyor. Oynaması gerekiyor. Onu öyle sonsuza kadar frenleyemezsiniz. Metal bir kavanoza su koysanız bile, er ya da geç dışarı çıkacaktır. O kavanozun paslanıp aşınması binlerce ve binlerce yıl alabilir, ama o enerji harekete geçecektir.</p>
<p>Sizler enerji öncülerisiniz. Siz enerji kullanıcılarısınız. Siz Yeni Enerji yaratanlarısınız. O Yeni Enerji yaşamınızda nasıl oynayacak?</p>
<p>Bu arada, güzel bir takım elbise, Sart. (kahkahalar) Bu senin suçluluk simgen mi? (yoğun kahkahalar)</p>
<p>SART: Yok canım, puan toplamaya çalışıyordum!</p>
<p>ADAMUS: Bir başka Şambra’dan – onlar konuşuyor, biliyor musun, içki masasında konuşuyorlar – ev ödevini yapmadığını duydum.</p>
<p>SART: Ha, hayır, yapmadım.</p>
<p>ADAMUS: Yaa evet. Ve bu takım elbise onun yerini mi tutacaktı?</p>
<p>SART: Umuyordum.</p>
<p>ADAMUS: Tutuyor da! Aslında tutuyor. (yoğun kahkahalar ve alkışlar) Adamus’un dünyasında o herşeyi yapar. Çünkü, söylemem gerekir ki – biz dalga geçiyoruz, ama bir gerçeklik payı da var – kendine duyduğun saygıya bak!</p>
<p>SART: Aa evet. Harika hissediyorum. Harika.</p>
<p>ADAMUS: Ve harika görünüyorsun.</p>
<p>SART: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>SART: Kendimi muhteşem hissediyorum. Teşekkürler, Şambra. (alkış)</p>
<p>ADAMUS: Şimdi, bu başka herhangi birini etkilemekle ilgili değildir, çünkü tanrı bilir, Sart’ın buna ihtiyacı yok. (kahkahalar) Bu, gösteriş yapmakla da ilgili değildir. Bu, kendini onurlandırmak ve kendine saygı duymakla ilgilidir. Ve bu, her gün bir İtalyan takım elbise giymeniz gerektiği anlamına da gelmez – ama, Cauldre, arada bir bu iyi olurdu! (kahkahalar) Bu, kendinizi onurlandırıyor ve kendinize saygı duyuyorsunuz demektir. Kendinize bu armağanı veriyorsunuzdur. Diyorsunuzdur ki, “Ben buna değerim.” Bu parayla ilgili değil. Para tümüyle önemsizdir. Bu, Benliğin ifadesiyle ilgilidir, ve Benlik bugün muhteşem görünüyor.</p>
<p>SART: Teşekkür ederim. Harika hissediyorum. Harika bir gün geçiriyorum.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten de, ve sen Şambra için bir örneksin.</p>
<p>SART: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Biz teşekkür ederiz.</p>
<p>SART: Teşekkür ederim. (izleyiciler alkışlar)</p>
<p>ADAMUS: Böylece ben size, Ralph ve Gabriella, meydan okuyorum, şu engeller, kendi kişisel yaşamlarınızdaki engeller yanılsamasından ne zaman kurtulacaksınız? Böyle ham bir yeteneğin kullanılabileceği biçimlerde kullanılmadığını, ki kullanılabileceğini biliyorum, bunu sürekli konuşuyoruz, gördüğüm zaman, “Eh, ben sadece bir şeyi bekliyorum. Yalnızca bekliyorum. Benim beklediğim…” ne, bir araba kazası mı?</p>
<p>RALPH: Bir bisiklet kazası geçirdim…</p>
<p>ADAMUS: Bisiklet kazası geçirmiş.</p>
<p>RALPH: … ciddiydi ama.</p>
<p>ADAMUS: “… Bir şeyin beni harekete geçirmesini bekliyorum.” Geçirecektir er yada geç, ama bu Yeni Enerji’de bundan geçmek zorunda değilsiniz. O tümseğe ya da o incinmeye ihtiyacınız yok, ya da acı bir tartışma yapmaya ihtiyacınız yok. Aranıza bir mesafe – yaşamınızda fiziksel bir mesafe &#8211; koymaya ihtiyacınız yok. Onu şimdi yapabilirsiniz. Kolay yoldan ya da zor yoldan; farketmez. Nasıl olsa olacak.</p>
<p>Bilincimizi böyle bir grupta birleştirdiğimiz zaman, enerjiyi hareket ettirmek için yoğunluk oluşur. Şu anda, eğer farkındaysanız – şurayı (solar pleksusu gösterir) bir hissedin – bu salon canlı. Bu İnternet enerjiyle capcanlı. Hareket ediyor. Bazen kendi başınıza, yalnız olduğunuzda herşeyin durgun ve cansız hissedilmesini bilir misiniz?  Şu anda burada, bu salonda gerçekleştirdiğimizi alıp yaşamınıza sokabilirsiniz – yaşantınızda şaşırtıcı şeyler olur.</p>
<p>Bu kurgu zor, öyle değil mi? İşinizi kaybetmek. Bu kurgu işkence eder, çünkü diyorsunuz ki, “Peki sonra? Ne gelip de onun yerini dolduracak?” Bu Yeni Enerji’de genellikle baştan bilemezsiniz. O sonradan gelir. Ama yaşamınızda onca potansiyel var, Jane, sadece seni bekliyor; oynamayı kesmeni bekliyor. Bahaneler bulmaktan vazgeçin. “Peki ya”lardan vazgeçin. Tüm bahanelerden vazgeçin ve olmasına izin verin. Ve bu, birlikte yapacaklarımızın, birlikte gideceğimiz yerin heyecanlı tarafıdır.</p>
<p>Şaşırtıcı şeyler, kısıtlamalar olmadan; garip şeyler olacak. (Adamus kıkırdar ve izleyiciler güler) Garip şeyler, hiç beklenmedik, ve bu Yeni Enerji’nin güzelliği budur – tümüyle beklenmedik şeyler.</p>
<p>Biliyor musunuz, Eski Enerji çok öngörülebilen kalıplarla çalışır. Bu nedenle matematiğe ve bilime ve fiziğe bölünebilir; o çok, çok öngörülebilirdir. İçinde gerçekten yeni olan eğriler ya da virajlar çok azdır, ve gelen eğri ya da virajlar da çok yavaştır. Gerçek bilinç değişiminin meydana gelmesi binlerce ve binlerce yıl alır.</p>
<p>Sizin deyiminizle, Yeni Enerji’yle Eski Enerji’nin bileşimi, olağanüstüdür. Beklenmedik – ve bu, bugün vereceğim mesajlardan biridir, ve gelecek ay göstereceğiniz o küçük diada çıkacak – beklenmedik değişimler. Ve bugün size soracağım soru şudur, gerçekten beklenmedik olana hazır mısınız? En güzel şeyi yaratacağınız konusunda kendinize güveniyor musunuz?</p>
<p>Ve “evet” yanıtını vermeden önce – çünkü bunun palavra olduğunu biliyorum. (kahkahalar) Siz kendinize güvenmiyorsunuz, değişimlerden korkuyorsunuz, bundan sonra ne olacağını merak edip duruyorsunuz. Ölümüne aç kalacak mısınız? Sokağa atılacak mısınız? Farketmez. Farketmez. Ölmüyorsunuz, asla. Fiziksel bedeni terk ediyorsunuz, ama aslında ölmüyorsunuz, ölüyor musun, Richard?</p>
<p>RICHARD: Hayır.</p>
<p>ADAMUS: Ve yaşam daha iyi bir hâl alıyor, değil mi Richard?</p>
<p>RICHARD: Öyle.</p>
<p>ADAMUS: Ve değişimler çok beklenmedik.</p>
<p>RICHARD: Çok.</p>
<p>ADAMUS: Ve beş yıl önce, yedi yıl önce düşünmüş olabileceğin şeyler, yaşamında hayal etmiş ya da istemiş olabileceğin şeyler, çok daha muhteşem gelişebiliyor.</p>
<p>RICHARD: Olabiliyor, evet.</p>
<p>ADAMUS: Peki bunu nasıl yaptın Richard?</p>
<p>RICHARD: İzin verdim.</p>
<p>ADAMUS: Ah! Ah! Mükemmel. Şimdi, salondaki diğer herkes diyor ki, “Ama ben de izin verdim.” (mızmız bir biçimde söyler) “İzin vermek” dediğin zaman Richard, bunun gerçek anlamı nedir? Kendi izin verme tarzını açıkla.</p>
<p>RICHARD: Ahh… onun bana ait olduğunu kalbimde hissetmek. Zaten gerçekleşmiş olması.</p>
<p>ADAMUS: Bu çok sulandırılmış bir yanıt. Sulandırılmış. (kahkahalar) Richard, bu yanıtın onlara bir yararı olmadı, çünkü biliyorum. Ve tekrarlıyorum – sen benimle fazla konuşmadın. Sen Tobias’la konuştun. O daha kolaydı. Ama izin verdim dediğin zaman, yaşamının öyle bir noktasına gelmiştin ki, geriye hiçbir şey kalmamıştı.</p>
<p>RICHARD: Evet, öyleydi…</p>
<p>ADAMUS: Bu biraz garip bir izin verme biçimi, öyle değil mi? Yaşamak için bir nedeninin olmaması. Yaşamak için bir neden olmadığında, korkulacak çok az şey vardır, cennete mi yoksa cehenneme mi gideceğin (kaygısı) hariç. Bunun dışında korkacak çok az nedenin vardır. Senin izin vermen tümüyle bir salıvermeydi. Dibe vurdun da denebilir. İçini dışına çıkardın, çabaladın ve kendine eziyet ettin ve yalvardın – bana değil; Tobias’a – sordun ve yalvardın ve ıstırap çektin, ve en sonunda bırakıverdin. Tümüyle.</p>
<p>Ve salıverdiğinde, seninle gerçek kimliğin arasında, yaşamına girmeye hazır tüm o potansiyeller arasında var olan o engelleri de salıverdin. Böylece o noktaya geldiğinde o da içeri girebilirdi. Ve girdi de. Ve dahası da var, bu arada. Bu kadar değildi; bu yalnızca çok, birçok raunddan biriydi.</p>
<p>Şambra, bu hiç de bir moral konuşması değil. Bu, sizi birazcık daha sağlıklı, biraz daha mutlu bir insan yapacak büyük ve görkemli bir resim çizmeye çalışmak değildir. Biz insan halinin ötesine geçeceğiz. İnsan hali bir yanılsamadır – harika bir yanılsama, değerli bir yanılsama, çünkü gerçekten, ruhsal düzeyde başka hiç bir yerde öğrenemeyeceğiniz şeyler öğreniyorsunuz – ve bu yüzden Eesa’lı Linda… Eesa, bu arada, senin terimlerinle, Yeshua, İsa anlamına gelir. Daha simgesel bir ifadeyle, Sananda Evi anlamına gelir. Sananda Evi, ışıkla çalışan bir meleksel Düzendir.</p>
<p>Linda, sen buraya ışığı öğrenmek için geldin, ama ışığı öğrenebilmek için karanlığı da öğrenmen gerekiyordu. Hmm. Bunların tümünü, bu harika gezegende ve başka yerlerde öğrendiklerini bütünleştirdiğinde… eh, ayrıntıya girmeyeceğim ama burada küçük bir öngörüde, ya da vaatte bulunacağım sanki. Biz Fransa’ya gittiğimizde – ahhh, yakında oraya geri gidiyoruz -  oradayken, aydınlık ve karanlığın gerçekte ne olduğunu öğreneceğiz. Gerçekte ne olduğunu.</p>
<p>Ha, bazılarınız oraya Katar’lılar için yas tutmak üzere gittiğimizi düşünüyor. Hiç sanmıyorum. Onlar için yas tutmak üzere yeterince insan gitti. Biz oraya, aydınlık ve karanlığın gerçekte ne olduğunu öğrenmek için gidiyoruz. Bunu en mahrem düzeyde nasıl anlayacağımızı öğrenmek için gidiyoruz. Bir… neyse, bu konuşmamızı geziye saklayacağım.</p>
<p>Böylece, Sananda ışıkla ilgilidir ve bu dünyanın ışığa gereksinimi vardı. Bu yüzden hepiniz buradasınız. Meleklerin bilinci, yoğunluk içindeki, bu gerçeklikteki ışığı anlamak ihtiyacındaydı, ve siz de buraya geldiniz. Sananda ışığı getirir, ve sen oradan geliyorsun. Birçoğunuz başka ruhsal ailelerden geliyorsunuz – ama artık farketmez, çünkü size tekmeyi bastılar. (kahkahalar) Kovdular. Kovdular, çünkü, biliyor musun, Pete? Onlardan bunu istedin, Pete. Uzun zaman önce, Mikail Düzeni’ni terk ettiğinde dedin ki, “Belli bir noktaya ulaştığımda, size bir sinyal gönderdiğimde, beni kovun. Beni ruhsal ailemden özgürleştirin.”</p>
<p>Bu, şimdiye kadar sahip olduğunuz en eski bağlantılardan ve en eski karmalardan biridir, böylece, seni kovdular – ve bu acı verir. Ruh ailenizle, neredeyse taa başlangıca kadar geri uzanan meleksel ailenizle, enerjinin kesildiğini hissettiğinizde, bu terk edilme olarak duyumsanır. Bunu bir düzeyde hissedersiniz ve sonra da dersiniz ki, “Neden daha fazla yaşayayım ki. Hiçbir şeyim yok. Biyolojik ailem var…” Tabii bundan söz etmemiz bile gerekmiyor. Bazılarınız onları hiç düşünmeden çabucak seçiverdi. Herşeyi kaldırmaya gönüllü geldiniz. Ama ruh aileniz? Oradan kovuldunuz. Bu acı verir.</p>
<p>Ama biliyor musunuz, bu egemenliğe, mutlakiyete atılan bir adımdır. Ruh aileniz sizi bıraktığında, bu gerçekten acıtır. Ve suçu aslında biyolojik ailenize yüklüyorsunuz. Ruh ailenizi, biyolojik ailenizle eş tutuyorsunuz. “Bana neden böyle davranıyorlar? Beni neden terk ettiler? Benimle neden böyle alay ediyorlar?” Bu aslında kendi ruh ailenizin bir yankısıdır.</p>
<p>Böylece Şambra, konuyu dağıttım ama eğleniyorum.</p>
<p>Ev Ödevine Geri Gelme</p>
<p>Böylece, son toplantımızda konuştuğumuz ev ödevi çok önemliydi. Onurlandırmak. Şu geçtiğimiz ay başkalarını onurlandırmak için kaç tane fırsatınız oldu? Bir seçime sahiptiniz – onurlandırmak ya da yargılamak; onurlandırmak ya da eleştirmek; onurlandırmak ya da onlara ne oluyor diye şaşmak. Başkalarını onurlandırmak… kendinizi de onurlandıracaksınız, ve o onurlandırmaya ihtiyacınız da olacak, çünkü Yeni Enerji gerçekten yaşamınızın bir parçası haline geldiğinde, çok, çok, çok hızlı, çok çabuk iş görür. Ve başkaları ve kendiniz için sahip olduğunuz onurlandırma, kolaylık anlamına gelecektir… Yeni Enerjiyle tezahürlerinizde, yaşamınızda nasıl çalıştığınızın kolaylığına. Onurlandırmak çok, çok önemlidir.</p>
<p>Biz yaratmaktan söz ettik – herhangi bir şey. Geçenlerde bunu Wisconsin’deki toplantımızda vurguladım. Herhangi bir şey yaratın, ne olursa. Şambra, birçoğunuz, o uzun, uzun tartışmalara girmekten hoşlanıyorsunuz. Buradan (başını gösterir) konuşmaktan hoşlanıyorsunuz, ve olan da tam olarak bu oluyor. Biraz çıldırmaya başlıyorsunuz. Yaşamınızda şeylerin neden yolunda gitmediğinden, ya da hallolmadığından konuşmayı seviyorsunuz. Ve ben size bir yanıt verdiğimde – ve burada tabi ki rüya halinden söz ediyoruz – size “Bir şey yap. İzin ver” diyorum, tıpkı Richard’ın yaptığı gibi, ama Richard gibi dibe dalmayın. “İzin ver.” Bir hafta sonra yine çıkageliyor ve başka bir tartışma başlatmak ve farklı bir yanıt almak istiyorsunuz. Nedense, bu uzun tartışmalara neredeyse bağımlı oldunuz. Sanırım bir yanınızı tatmin ediyor. Gerçekten, onlar öyküdür. Onlar uzun öykülerdir, ve size geçici bir erteleme sağlıyorlar. Size – öyle sanıyorsunuz – size azıcık bir şey yapmama ve öğrendiklerinizi bu Dünya’da uygulamaya sokmama izni veriyorlar.</p>
<p>Sonra, Pakauwah’nız ile, hayvan toteminizle çalışmak var. Şimdi, bazılarınız dedi ki, “Eh, ben bunu daha önce yaptım.” Ama böylesini değil. Bazılarınız diyor ki, “Bu, kulağıma, sanki geriye gidiyormuşuz gibi geliyor,” ama bir anlamda, evet, çünkü bunu yapmaya alışkınsınız. Ama biz onu kullanacağız, çünkü o Pakauwah, Robert, dışarı çıkacak ve senin için iş görecek. Sizi bekleyen potansiyellerin enerjilendirilmesine yardımcı olabilir. Gizlice izlemede de kalabilir. Şu anda salondaki diğer enerjileri gözleyebilir.</p>
<p>Herhalde farkettiniz, bugün bu burada oldukça açık. Zaman zaman, rahatsızlığa neden olmaya çalışan bir dolu karanlık enerjiler ve varlıklar oluyor. Bugünse burada neredeyse hiç rahatsızlık veren yok. Ha, etrafta asılılar. Bu karartma panjurları bile onları uzak tutamıyor, ama bir mesafede duruyorlar, çünkü filler ve panterler ve atmacalar ve kaplanlar ve birkaç yılan, bir kaplumbağa (kahkahalar) ve tüm o diğer Pakauwah’lar var.</p>
<p>Ve Pakauwah’larınız, özellikle de panter gibi olanlarınız, saldırıya uyumlanmadılar. Onları herhangi bir insana zarar vermek için porgramlamadınız. Ama, biliyor musunuz, orada zaman zaman takılan o karanlık varlıklardan biri Pakauwah’ınızı hissettiğinde, ah, bu çok açık mesaj oluşturur – “Bu kişiye bulaşma.” Onlar… bu sanırım, evinizde bir alarm sisteminizin olmasına benziyor da diyebilirsiniz. Hırsız, (sizin eviniz yerine) komşuya gidecektir. Bu daha kolaydır. Hızlıdır.</p>
<p>Pakauwah’ınız orada olduğunda, tıpkı şu anda birçoğunuzunkinin burada olması gibi, bu güzel bir… bu güzel bir enerji türü oluşturur. Bir engel ya da duvar değildir. Bir kalkan değildir. Siz bir duvar yaratmadınız. Ama o yalnızca sizin şöyle diyen bir parçanızdır, “Bu egemen/mutlak bir varlıktır, başka bir yere git. Başkasına bulaş. Egemen/mutlak varlık.”</p>
<p>Bu varlıklar, bu karanlık varlıklar, onlar akıllı değil bu arada. Sadece sizi korkutabiliyorlar diye, ya da birkaç başı döndürüyorlar diye, ya da kusmanıza neden oluyorlar ya da bu tür şeyler yapıyorlar diye, onlara kendi enerjinizden, kendinizden çok, çok fazla veriyorsunuz. Gerçekten o kadar akıllı değiller. Toteminizi gördüklerinde, o zaman bunun bilinçli bir insan olduğunu bilirler.</p>
<p>Totemlerinizle çalışın. Onlarla uyuyun. Onları yürüyüşe çıkarın. Biz birkaç dakikaya kadar onları burada yürüyüşe çıkartacağız. Arabanızda olmalarına izin verin, ve onların dönüştüğünü fark edeceksiniz. Onlar biçim değiştirebilirler, bu arada, ve değiştirirler de. Bazılarınız, bir atmaca seçmişken onun bir an sonra yunusa dönüştüğü gerçeğinden rahatsız oldu. Ne olmuş yani? O sadece enerjidir – özgür hareket ve biçim içindeki enerji. Bir an atmacanın enerjilerini ve atmacanın güzelliğini kullanmak, ve sonraki an yunusla olan doğal yakınlığınız ve bağlantınız.</p>
<p>Pakauwah’lar kendi biçimlerine ya da formlarına geri dönme eğilimindedirler. Eğer yunusa dönüşen bir atmacaysa, o atmaca biçimine geri dönme eğiliminde olacaktır. Ama herhangi bir şey de olabilir. Sizin için seçtiğiniz her yoldan iş görebilir. Başka alemlere gitmek için oradadır. O, sizin adınıza alemlere gidecek veçhenizdir. Siz hemen burada, bu gerçeklikteki onca başka çalışmayı gerçekleştirirken, sizin o diğer yanınız da çalışıyor. Onunla bağlantı kurduğunuzda… bu arada, o yaratıcıdır. Çok, çok yaratıcıdır. Sizin o bir yerlere gönderdiğiniz ifadeniz, sizden daha büyük ya da daha akıllı değildir. Size ne yapılacağını söylemez. O, size hizmet etmek için buradadır. Onunla çalışın. Siz tekil değilsiniz. Tekil değilsiniz. Andrah bunu herkesten daha iyi bilir. Ama, insanların garip bir alışkanlığı olduğunu da bilir… siz kendinizi fazla-tanımlamak istiyorsunuz.</p>
<p>Şimdi, bunun öbür yanı ki Andrah size bunu da söyleyecektir, kendilerini fazla-parçalamış kimselerdir – çoklu kimlikler. Parçalara bölünmekten korkuyorsunuz. Peki ya size zaten parçalara bölündüğünüzü ve sonra kendinizi nasıl yeniden birleştirmeyi öğrendiğinizi söylesem? Kendinizi nasıl yeniden biraraya getireceğinizi biliyorsunuz, çünkü burada bulunan her biriniz, Andrah’ın da bildiği gibi, şu ya da bu zamanda, bu yaşamda ya da bir başkasında parçalandı, yani kendinizi nasıl yeniden biraraya getireceğinizi biliyorsunuz.</p>
<p>Şimdi bu bilgi ya da bilgelik içinizde olduğuna göre, şimdi açılmanıza, genişlemenize izin verin – Pakauwah, hani sözünü ettiğimiz o rol yapma. Kendinizi tanımlama eğilimindesiniz – David, seni seçiyorum ama, sen herkesi temsil ediyorsun – David’i tanımlamak istiyorsun, ve David’i tanımlarken de çok akılcı oluyor, kalıplar oluşturuyorsun, çok sıkışıp kalıyorsun. Yeni Enerji, birlikte gerçekleştireceğimiz çalışma yeni tanımlamayla ilgili, yalnızca bedenin, zihinsel bir kişiliğin olmadığı. Biliyor musun ki, sen hiç de geçmişin değilsin. Değilsin – hiç biriniz – geçmişiniz değilsiniz, Kathleen Barry. Bizim konuştuğumuzu hatırlamıyorsun. Oysa ben senin için daha özel olduğumu sanıyordum. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Geçmişiniz olduğunuzu düşünüyorsunuz, oysa hiç de değilsiniz. Bu yanılsamadır. Geldiğin yer değilsin, Larry. Ha, bir parçan evet; ama sadece çok küçük, küçük bir parçan.</p>
<p>Kendini Yeniden Tanımlamak</p>
<p>Böylece bu, kendini David ya da adınız her neyse olarak tanımlamak yerine, yeniden tanımlamakla ilgili olacak. Kendinizi bulmaya çabalarken ne çok enerji harcadığınızı biliyor musunuz? Nerdeyse tümünü. Kendinizi bulmaya çalışıyorsunuz, oysa aslında gerçekten o benliği kaybetmeye çalışmalısınız. “Ben kimim?” diyerek fazla zaman harcıyorsunuz. Onun yerine sadece, “Ben o Ben’im” deyin. Ben o Ben’im. Farketmez. David ya da Donald ya da Mary olmanız farketmez.</p>
<p>Biz bu insan tanımının ötesine geçeceğiz. Tamam mı? (izleyiciler yanıt verir, “Evet”.) Hm, şimdi öyle söylüyorsunuz. (kahkahalar) Bu zaman zaman rahatsızlık verecektir. Ve şöyle diyecekler de olacak, “Sana ne oldu? Ben o grubu biliyordum… Ben birlikte olduğun o grubu biliyordum.” Çünkü, biliyor musunuz, böyle bir toplantıdan ya da atölye çalışmalarımızın birinden döndüğünüzde, bir parıltıyla dönersiniz. Adımınız biraz hafiflemiş dönersiniz. Birazcık daha sezgisel, daha özgür dönersiniz. Onlar bundan ille de hoşlanmayabilirler – “O grup sana neler yapıyor öyle?” Hmmmm, gerçekten.</p>
<p>Böylece, bunu eleştirenler ve anlamayanlar olacaktır. Farketmez. Farketmez. Önemli olan tek şey, sizinle ruhunuz, kendiniz arasındaki ilişkidir. Hepsi bu. Başka hiçbir şeyin önemi yok.</p>
<p>Başkalarının ne düşündüğüne takılmayın, çünkü – bunu daha önce Tobias’tan da duydunuz – onlar aslında umutsuzca sizin farklı olmanızı istiyorlar. Ve bunu iyi anlamda söylüyorum, ama onlar birinin, birinin öncü olması gerektiğini bilmek istiyorlar. Birinin, öteye geçmesi gerekiyor.</p>
<p>Biliyor musunuz, birlikte yapacağımız çalışmada, akıl hastalığının ve şu hastanelerdeki zavallı, zavallı sevgili varlıkların, gerçekte ne olduğunu anlamaya başlayacağız. Şimdi, ben onlar için üzülmüyorum, çünkü akılsal bir çöküş halindeler, akılsal bir hastalığa sahipler ya da delirmişler. Bu pekâladır. Bu harika, harika bir deneyimdir. Hepiniz bu deneyimi yaşadınız, öyle değil mi?</p>
<p>Bu harikadır. Ama onları kilit altına almak ve onlara uyuşturucu ilaçlar vermek – işte bu günahtır. Bu alçaklıktır. Çünkü şimdi akılsal bir çöküş, akıl hastalığı, ya da her neyse, gibi ilginç bir deneyimden geçen birini alıyor, ve ona diyorsunuz ki, “Bu, bir insanın olması gereken o güzel küçük tanımımıza uymuyor.” Biraz Atlantis-vari bir enerji, anlıyor musunuz. “Peki ne yapacağız? Onlara uyuşturucu ilaçlar vereceğiz ki bizim gibi olsunlar.” Sen değil, Edith. Sen değil. Senin uyuşturucu ilaçlara gereksinimin yok. (kahkahalar) Ve onları sessizleştiriyor ve sakin tutuyor ve küçük bir odaya kilitliyorsunuz.</p>
<p>Sevgili varlıklar, Dünya’daki bir dolu karanlık enerji şu anda buradan geliyor, çünkü bu insanlar inanılmaz varlıklardır. Ha, siz onların deli olduğunu söylüyorsunuz. Hayır, onlar sadece bir deneyim yaşıyorlar. Muazzam miktarlarda enerjiye sahipler. Geri kalan bizlerin – sizlerin – bazısı gibi sınırlama ve kısıtlama türüne sahip değiller. Bu yüzden de enerjilerinin çıldırmasına izin veriyorlar.</p>
<p>Bu şimdi geceleri sizi taciz eden psişik enerji olarak ortalıkta. Sizi taciz ediyorlar, çünkü, eh, size bir çekim hissediyorlar. Sizinle bir bağ hissediyorlar, çünkü sizin enerjinizde, bir noktada bir çöküş yaşadığınızı söyleyen bir şey duyumsuyorlar. Siz onların yanıtına sahipsiniz, ve bu yüzden onlar, onların psişik enerjisi bu kadar sık çevrenizde dolanıyor. Onlar kilit altında tutuluyorlar.</p>
<p>Ben fazla zaman harcıyorum, ama daha az soru ve yanıt yapıveririz. Şimdi, aslında bugün konuşmak istediğim şeye geçelim.</p>
<p>LİNDA: Sen bir anlamda burada canlı bir S&amp;Y yapıyordun.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten de. Pekâla, bugün neden söz edeceğiz? Biz… hadi derin bir nefes alalım.</p>
<p>LİNDA: Daha yeni mi başlıyorsun?</p>
<p>ADAMUS: Evet, bu benim girizgâhımdı. (kahkahalar) Bu monologdu. (yoğun kahkahalar) Yani soru ve yanıtları herhalde şimdiden, onların ne olduğunu bile bilmeden yanıtlayabilirim: Hayat boktan; bununla başa çıkın. (yoğun kahkahalar) Burada sıraya girecekler için soruların çoğunu hemen şimdi yanıtlayacağım.</p>
<p>Diyorsunuz ki… size sorudansa yanıtı vereceğim. Yanıt şu, bir oyun oynuyorsunuz – oyununuzda bu kadar sevdiğiniz şeyin ne olduğunu bulun.</p>
<p>Soru, “Adamus, şeyler neden bu kadar zor? Neden hallolmuyor? Ben neden berbat bir yaşam sürdürüyorum? Ben neden – hm mm” – boşlukları doldurun. Soru bu. Bu tekrar ve tekrar ve tekrar yinelenip duruyor.</p>
<p>Yanıt şu, siz bir oyun seçtiniz. Kimse onu sizin için seçmedi. Bu oyunda sevdiğiniz bir şey olmalı. Sevdiğiniz şeyin ne olduğunu keşfettiğinizde… gerçekten boktan bir ilişkiyi sürdürmenizin suçunu bir başkasına atabileceğiniz gerçeği. Böylece kendiniz için sorumluluk almak zorunda kalmazsınız. Yanıt budur. Olan budur. O ilişkide paranız olmadığı için kalmıyorsunuz; o berbat ilişkide kalıyorsunuz çünkü bir kurbansınız; ve buna bayılıyorsunuz. Bir noktada ben de bayılmıştım. Belki bir ara bundan sıkılırsınız.</p>
<p>Enerjiyle bir oyun oynuyorsunuz, değil mi, Andrah? O enerjiyle bir oyun oynuyorsunuz ve istediğiniz an bırakabilirsiniz.</p>
<p>Diyorsunuz ki, “Ama, Adamus, hiç param yok. Ne yapacağım?”</p>
<p>Bilmiyorum! Farketmez. Gerçekten farketmez. Belki yeniden hayatın keyfini çıkartırsınız. Belki o hastalığınız çözülmeye başlayacak. Belki yaşamın rengini göreceksiniz, ya da Tobias’ın dediği gibi, o yüksek çözünürlükteki hayatı göreceksiniz yeniden. Belki kendinizle yüzleşmeniz gerekecek. Belki. Bu içlerinde en zorlu olanı, ama aynı zamanda da en güzeli, en güzeli, kendinle yüzleşmek.</p>
<p>Ah, benliğiniz, çöplük diyeceğiniz şeyle, ve daha önce şeytan ve canavar dediğimiz şeylerle ve diğer herşeyle dolu. Ama aslında değiller. Aslında değiller. Bu sadece umutsuzca kurtulmak isteyen sıkışıp kalmış enerjidir.</p>
<p>Böylece, bugünün konusundan söz edelim. (kahkahalar) Şimdi soru ve yanıt bölümünü yaptığımıza göre, (kahkahalar) başka var mıydı ki… Ve bu arada, büyükannen? Öbür tarafta nerede olduğunu bilmiyorum. Ben Paris’te bir kuş olmakla ya da sizlerle çalışmakla meşgulüm. Bilmiyorum. Onu kendin ara. Kendi psişik yeteneklerini kullan. Büyükannen herhalde… o iyi durumda. İyi durumda.</p>
<p>Başka ne gibi sorularımız var?</p>
<p>LİNDA: (çabuk çabuk yanıtlar) Yok! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Evet, birkaç tane var. Onları aradan çıkartalım da buradaki gerçek çalışmamızı yapabilelim.</p>
<p>LİNDA: Sen gerçekten çoğunu yanıtladın. Bir soru vardı…</p>
<p>ADAMUS: O yanıtı kaç kez verdiğimizi biliyor musun, ve…</p>
<p>LİNDA: Biliyorum. Biliyorum. Ama sadece onay olması açısından, bazı…</p>
<p>ADAMUS: Bugün herhangi bir Yeni Enerji sorusu var mı?</p>
<p>LİNDA: Yok.</p>
<p>ADAMUS: Ha, tamam. Soru. Cesurca, cüretkâr. Mikrofonu bekle. Eesa’lı Linda (sana) onu getiriyor.</p>
<p>1.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofonda bir kadın): Bedenimde hissettiğim o karıncalanmalar, o yeni enerjiler nedir? Herhangi…</p>
<p>ADAMUS: Evet. Buna… eh bu… bu tıpkı bir – Cauldre söylememi istemiyor, ama ben onun gözlerini kapatıp söyleyeceğim – bu, meydana gelen spiritüel bir orgazm gibidir. Gerçekten öyledir.</p>
<p>1.ŞAMBRA: Ha iyi!</p>
<p>ADAMUS: Sen uzun süredir ayrı olan kendi tanrısallığının enerjilerini içine alıyorsun, ve bunlar daha yakına gelmeye başlıyorlar, ve sen bir anlamda onlarla güzel ve yeni bir bağlantı kuruyorsun. Onun yarattığı  – onlara ne diyordunuz?</p>
<p>1.ŞAMBRA: Aa, kalkmış penis mi?</p>
<p>ADAMUS: Enerji, bedenini yukardan aşağıya yıkıyor. Özellikle de başın tepesinde çok belirgindir, bunu hisseden ya da hissedecek olan geri kalan sizler (için söylüyorum), bazen şuradadır (üçüncü gözü gösterir). Aslında bazen de şu bölgede (solar pleksusu gösterir) tezahür eder, ama her zaman karıncalanma olarak hissedilmez; kelebek gibi hissedilir. Ama bu, Benliğinle, tanrısallığınla olan bağlantıdır. Onu nefesinle içine çek. Ve onun bir melek falan olduğunu da söyleme… kendinden başka kimseye itibar etme. Olan budur. Ayrıca biraz da gelen Yeni Enerjidir, ki az sonra onun hakkında konuşacağız.</p>
<p>1.ŞAMBRA: Teşekür ederim. Kestiğim için özür dilerim.</p>
<p>ADAMUS: Yok, sorun değil. Karıncalanma dediğin o şeylerin – biz bunun için başka bir ad kullanıyoruz, ama karıncalanma güzel bir ad – bedeninde ve zihninde muazzam bir simyasal etkisi vardır – tabii onları itip uzaklaştırmazsan, onları nefesinle içine alırsan. Onlar muazzam bir bedenindeki şeyleri yeniden-dengeleme kapasitesine sahiptirler. Bunlar geldiğinde, o an yaptığın şeyi bırakıp, bedenine nüfuz etmesine izin vermek amacıyla birkaç dakikanı ayırmak için harika bir zamandır. Tanrısallık geliyor. O bir çırpıda gelmez; küçük küçük gelir. Kesinlikle uygun ölçüde nüfuz eder. Teşekkür ederiz.</p>
<p>2.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofonda bir kadın): Adamus, geçen hafta enerjiye emretmekten söz ettik.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Ve ben bilinçli seçim yapmayı düşündüğümde, sanki şöyle hissediyorum, bilinçli bir seçim yaptığım zaman, bu bir anlamda enerjiye emretmek oluyor. Ve merak ettim… aslında senin bu konudaki bakış açını almak istemiştim.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten. Sen, Gizem Okulları’nda tartıştıklarımızdan söz ediyorsun, ve biraz da içeriğin dışına çıkıyorsun, tabi birkaç gününü uyguladıysan başka. Ama elimden geldiğince yanıtlayacağım. Bilinçli bir seçim yapmaya ilişkin bir şey var ki, çoğunuz, bununla çalışmasına rağmen çok da rahat hissetmiyor. Ama en azından, yazgının kanatları sizi bir yere taşısın diye beklemektense, bazı seçimler yapmaya başlayabileceğin noktaya geliyorsun. Ama seçimlerini yanlışsız olarak kelimelere döktüğünden, onları doğru olarak tezahür ettirdiğinden, emin değilsin. Böylece sen… hâlâ bir dolu… ımm…</p>
<p>(duraksama, Adamus’un dikkatinin salonun arkasında bulunan yiyeceklerle dağılması ve bir brownie (kakaolu, cevizli kek) alması, kahkahaların yükselmesine neden olur) Hâlâ bunu doğru yapıp yapmadığın hakkında ( Adamus’un ağzı doluyken konuşmasıyla kopan kahkaha tufanı) bir dolu tartışma var. Hmmm, lezzetli.</p>
<p>Gizem Okulları’nda çalıştığımız şeylerden biri emredilen enerjidir. Bu, bilinçli seçimin bir sonraki evrimidir. Ama, enerjilere emretme çalışmasına başlamadan önce, bilinçli seçimin gerçekten bir fark yarattığı gerçeğini hazmetmiş, bu konuda rahatlamış olmalısın. Bildiğin gibi, sınıfta bazı garip anlar yaşandı – çok rahatsız edici anlar – ve bununla yeni çalışmaya başlamış biri için…</p>
<p>(Adamus’un yemeye devam etmesi üzerine kahkahalar yükselir) … insan olmak… insan olmak.</p>
<p>LİNDA : Sana engel olmayalım.</p>
<p>ADAMUS: Bilinçli seçim uygulamasından ve enerji okulunda oluşturduğumuz bazı temellerden geçmeyen biri için doğrudan bu düzeyden başlamak, aslında ilginç bir biçimde geri tepebilir. Yani…</p>
<p>2.ŞAMBRA: Blinçli seçim gerçekten ilk…</p>
<p>ADAMUS: Bilinçli seçim temel adımdır, kesinlikle. Kesinlikle.</p>
<p>Böylece konumuza…</p>
<p>LİNDA: Şimdi mi başlıyorsun?</p>
<p>ADAMUS: Hıı. Bugün soru ve yanıtlara gerek yok.</p>
<p>LİNDA: Peki.</p>
<p>ADAMUS: Tamam, şimdi.</p>
<p>Geçmiş (Tarih) Yanılsaması</p>
<p>Biz bir dakika önce tarihten söz ettik. Tarih, kesin bir yanılsamadır – kesin yanılsama. Tarih, yazılmış olan şeylerdir. Bir bakış açısıdır. Gerçekte olan biten değildir. Siz bir gelişme, bir ilerleme olduğunu düşünüyorsunuz – Lemurya, Atlantis, 1. Dünya Savaşı, onu izleyen 2. Dünya Savaşı gibi – oysa hiç de değil. Hiç de değil.</p>
<p>O güzel filmi yapanlar olarak (Şambra duyurusunda tanıtılan Leap! filmine göndermede bulunur) anlayın ki – ve onlar filmlerinde bilinci açmaya dikkat çekmeye çalışıyorlar – herşey bir yanılsamadır. Çok güzel bir yanılsama. Ben, yanılsamanın kötü bir kelime olduğunu söylemiyorum, ama o bir yanılsamadır. Tarihin kendisi büyük bir yanılsamadır, insanlar, bir şeyler yazıldığı için buna inanıyorlar. Bir kağıt parçasına yazıldığı için – “Bu böyle olmuştu.”</p>
<p>Zamanların en büyük yanılsamalarından biri, bir kitabın içindeki bir kaç sayfa yüzünden, İncil ve Yeshua’nın öyküsüdür. Büyük bir yanılsama, ve insanlar da buna inanıyor. “Eh, bu tarih. Kitapta yazılı, ve Tanrı, bunun değiştirilemeyeceğini söylüyor.” Kaç kez değiştirildi? Bu ne yanılsamadır. Yeshua ile ilgili öyküler bile yeter, Yeshua’nın buraya geri gelip de bazı kişilerin kıçına tekmeyi basmak istemesine (neden olacak kadar çarpıtıldı), çünkü bu (öyküler) gerçek değildir. Gerçek değildir.</p>
<p>Bir bölümü aslında oldu. Bir bölümü. Büyük bir bölümü ise değiştirildi. (Linda’ya bakar) Kaygılanma, şu anda dinlemiyorlar. (yoğun kahkahalar) Onlar daha sonra dinleyecekler, ama sen şehir dışına çıkmış olacaksın, yani… (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Kendi tarihiniz… Ben geçmiş yaşamları o kadar önemsemiyorum, çünkü – geçmiş yaşamlarınıza, hani neydiniz falan gibi şeylere takılıp kaldığınız günleri anımsıyorsunuz – bu etkileyicidir ve ilginçtir, ama sadece bir yanınızdır.</p>
<p>Tarih büyük bir yanılsamadır, ve biz bugün geri gidip bazı kapılar açacağız. Ve bunu yapmadan önce şunu açıkça belirtmek istiyorum – bu alıştırmada rahat değilseniz, yapmayın. Onu daha sonra dinleyebilirsiniz. Daha sonra okuyabilir ya da daha sonra yapabilirsiniz. Bu size doğru gelmiyorsa, pekâla. Ve burada kesinlikle yargı yok, çünkü yapacağımız şey tehlikelidir. Tehlike kabulünüz mü?</p>
<p>(izleyiciler yanıtlar “Evet.”) Yalan söylüyorsunuz. (kahkahalar) Şu anda risk almaya karşı mısınız?</p>
<p>(izleyiciler yanıtlar “Hayır.”) Açıkyürekli olduğunuza dair. Aslında değilsiniz.</p>
<p>Böylece, biz geri gideceğiz, ve geri gitmemizin amacı, son toplantımızda da konuştuğumuz gibi, size geçmişte olanların öykünün tamamı olmadığını anlamaktır. Onlar öykünün (sadece) bir parçasıdır.</p>
<p>Bu yaşamdaki aileniz bir yanılsamadır. Yanılsama derken, bunun çok, birçok gerçeklikten biri olduğu anlamında. Bir yanılsama, gerçek olmadığı anlamına gelmez; yalnızca birçoğundan biri demektir. Birçoğundan biri.</p>
<p>Böylece, bu yaşamdaki aileniz için dediniz ki, “Eh, bu benim ailemdi. Doğduğuma ilişkin bir kağıt parçası var elimde.” Belki de doğmamıştınız. Belki de doğmamıştınız. Belki de, düşündüğünüz o aileye sahip değildiniz.</p>
<p>Bu, harika, çok baştan çıkarıcı, çok gerçek bir yanılsamadır, ama bu belki de sahip olduğunuz tek aileniz değildir. Belki bunun yerine iyi bir aile seçtiniz. Belki sizi seven ve destekleyen, ve size güzel şeyler alan, güzel şeyler söyleyen bir aile seçtiniz. Belki.</p>
<p>Belki, tümüyle farklı bir kültürden gelen bir aileniz oldu. Hiç farklı bir kültürde var olduğunuz hissine kapıldınız mı? “Benim bu kültürün içinde ne işim var?” dediğiniz zamanlar. Belki de başka bir kültürde olmalıydınız, çünkü tarih harika bir yanılsamadır.</p>
<p>Biz bugün geri gideceğiz, ve biz, berrak bilinçli seçimi kullanarak, kapılar açacağız.</p>
<p>Geçmişi Yeniden Ziyaret Etme</p>
<p>Şimdi, siz bununla ilgili kostümlü bir provadan geçtiniz, ve eğer anımsıyorsanız bileceksiniz, geçen yıl bir ara, uzun koridorlardan geçtiğiniz rüyalar gördünüz; bir dolu kapısı olan uzun uzun koridorlar; çok fazla kapısı olan ve çıkış yolunu bulamadığınız binalarda ya da evlerde kayboldunuz; aralarında seçim yapmak zorunda kaldığınız birçok kapıya ilişkin rüyalar, ve hangisinden geçeceğinizi bilememek. Buna benzer herhangi bir rüya, bu kostümlü provadan bir anlamda geçtiğinizin göstergesidir.</p>
<p>Şöyle diyen bir düşünce okulu var – ki bu olağan insanlar içindir ve sizler kesinkes olağandışısınız – düşünce okulu der ki, “Asla geri gitme. Asla geri gidip şeyleri deşme.” Eh, biz şeyleri deşmek için geri gitmeyeceğiz. Biz şeyleri işlemden geçirmek için geri gitmeyeceğiz, biz kapıları açmak için geri gidiyoruz, çünkü ister bu yaşam olsun ister şimdiye kadarki herhangi bir başka yaşamınız, orada, insan biçimindeyken rolünü oynadığınız – rolünü oynadığınız – potansiyeller kadar gerçek olan potansiyeller var. Onlar mevcutlar. Gerçekler. Ve aslında fiziksellikte deneyimlemeyi seçtiklerinizden daha az değiller.</p>
<p>Bu enerjiler şu anda sizin için ulaşılır haldedir. O enerjiler sizinle bu şimdi ânında karşılaşmayı arzuluyor. Biz bu kapıların bazısını açarken çeşit çeşit enerjiler gelecek – hisler ve tepkiler – ve onları yargılamaya ya da onlarla savaşmaya çalışmak, işiniz değildir. Ben bu yüzden son toplantımızda sizden herşeyi onurlandırmanızı istedim, buna, açacağımız kapılardan gelecek enerjiler de dahildir.</p>
<p>Eğer son zamanlarda kovalama, takip edilme – kovalandığınız – rüyaları gördüyseniz, bu büyük bir olasılıkla kostümlü provamızda bazı kapıları açtığınız ve bazı oldukça öfkeli enerjiler dışarı çıktığı içindir, çünkü onlar uzun süredir kendi tarzlarında bastırılmışlardı. Onlar şimdi dışarı çıkmaya hazırlar. Böylece bazısı büyük bir gürlemeyle çıkacaktır. Bazısıysa çok sevecen ve çok yumuşak çıkacak ve yaşamınıza akacaktır. Ve onları fark etmezseniz, dikkatinizi çekmek için bacağınıza bir tekme savuracaklar. Bu, size geri gelen enerjidir.</p>
<p>Biz bu kapıların bazısını açarken… ben yalnızca bastırılmış anılardan söz etmiyorum; ben, hiç tezahür ettirilmemiş şeylerin potansiyelinden söz ediyorum – örneğin, büyük bir şifacı olabilecekken, bir salak olmayı seçtiğiniz bir yaşam. Ama o büyük şifacı potansiyeli hâlâ oradadır. Hâlâ aktif. Hâlâ dolanıp duruyor. Kaybolmamıştı. Var olmaktan çıkmamıştı.</p>
<p>Çok, birçok insanın lideri olduğunuz – onlardan sorumlu olduğunuz – bir yaşamınız olabilir, ama aslında bunu seçmediniz. Bir ev kadını olmayı seçtiniz ya da belki birinin yardımcısı. O ifadeye izin vermediniz. O ifadeyi seçmediniz, ama o hâlâ oradadır.</p>
<p>Bu potansiyellerin her birinde… ve bu arada, potansiyelleri düşünmeye başladığınızda çıldırmanıza neden olabilirsiniz, çünkü diyorsunuz ki, “Peki, bir şeyi gerçekliğim olarak seçtiysem, orada daha kaç tane potansiyel var?” Neredeyse sonsuz. Neredeyse sonsuz. Bir yazı tahtam olsaydı, o yazı tahtasının üzerine kocaman bir daire çizerdim. Ama ona ihtiyacım yok, çünkü görebiliyorsunuz.</p>
<p>En yüksek olasılık potansiyellerini içeren bir daire var – en yüksek olasılık derken, yolculuğunuzu en çok tamamlayan, ruhunuzun en büyük evrimine izin verecek olanlar, ve sizin bir çekim hissettikleriniz anlamında. Böylece bunlar bu büyük dairenin içinde, (Adamus havaya “çizer”) ve sizin seçtiğiniz gerçeklik, bunun tam ortasındaki bir noktadır.</p>
<p>Onun hemen arkasında biraz daha küçük başka bir daire vardır – ikinci derecedeki yedek potansiyeller, bu birinci derecedeki potansiyellerle pek aynı miktarda enerjiye ya da dinamiklere sahip olmayan potansiyeller, ama onlar yine de oradadır. Ve bu şekilde neredeyse sonsuza kadar gidebilirsiniz, bir potansiyel… sizin çocukken ölme potansiyeliniz vardı, ama ölmediniz. O yaşamda çok yönlü, çok kısımlı olma potansiyeliniz vardı. Bir potansiyeliniz ve potansiyeliniz vardı, yani bu, potansiyel olarak farklı ışıma düzeylerini içeren bir dizi dairelerdir, ve sonsuza kadar gidiyormuş gibi görünebilir.</p>
<p>Ve siz diyorsunuz ki, “Peki bu nerede bitiyor? Bu yaşam için kaç tane potansiyel var? Milyarlarca mı?” Bir anlamda farketmez, çünkü potansiyellerin yolu sonsuzluğa uzanmıyor. Şöyle bir şey oluyor, belli bir noktayı alırsınız ve o, daireyi tamamlar, diye ifade edelim. Sonsuza kadar gitmez. Aslında, hiçbir şey gitmez. Fiziksel evreniniz bile, zaman da gitmez, mekân da. Onlar sonsuza gitmez; büyük bir döngü gerçekleştirerek sonunda daireyi tamamlarlar.</p>
<p>Bunun, daha sonra, Yeni Enerjinin bazı fizik (kurallarını) konuşurken hatırlanması önemlidir, ama görüyorum ki zaman hızla akıp gidiyor ve benim daha sonrası için bir randevum var. Onun için, alıştırmamıza geçelim.</p>
<p>Biz geri gideceğiz, ve şayet bu konuda herhangi bir kaygınız varsa, bunu şimdi yapmak zorunda değilsiniz. Bu Yeni Enerjide hatırlanması gereken basit şey, bunun seçimle ilgili olduğudur. Şimdi, bunu bir tören, bir seremoni haline getirmek için bir tomar kükürt ve tütsü ve değerli taşlar ve donanımlar, bir dans orkestrası ve dansçılar getirebilirdim. Ama buna ihtiyacımız yok. Bu seçimle gerçekleştirilir. Seçimle.</p>
<p>Böylece, gözlerinizi ister açın, ister kapatın. Hangisi olursa, farketmez. Bunu olabildiğince basit yapacağız.</p>
<p>Biz, – şu anda dinlemekte olanlar, bunu sonradan okuyacak olanlar, şu anda burada oturanlar – hepimiz için hazırlanmış olan enerjiyle şu anda geri gideceğiz. Biz, geçmişe geri gitmemizi sağlayacak bir enerji hazırladık, ve geçmişin kendisi yalnızca bir yanılsama ve yalnızca bir potansiyeldir. Ve, bir an için, geçmişinize – geçmiş potansiyellerinize – gidip gitmemekle ilgili bilinçli bir seçim yapın. Bu bir evet ya da hayırdır. Bunu belli bir biçimde kelimelere dökmeniz gerekmiyor.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Ve şimdi sadece kendinizi yanınızda duran – yanıbaşınızda olan – Pakauwah’ınızla hayal edin, o ister uçuyor, ister yürüyor, sürünüyor, yüzüyor, uçuyor olsun.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Şimdi geri geri yürüyelim. Bunu nasıl yaparız? Uzun bir koridor, güzel bir koridor, çok iyi korunmuş çok geniş bir koridor hayal edelim. Ve bu, geçmişinize giden koridordur – yoldur.</p>
<p>Ve biz bu uzun, çok uzun koridorda yürürken – ki sanki hiç bitmeyecekmiş gibi görünüyor, çünkü gerçek şu ki, o daha sonra daireyi tamamlar – ama biz şimdi orada yürürken, önce kendi benliğinizin enerjisini hissedin. Kendi benliğinizin.</p>
<p>Bu, hayal etmek, imgelemektir, ama hayal, şu anda burada oturmak kadar gerçektir.</p>
<p>Yavaş yavaş yürüyün. Acelemiz yok.</p>
<p>Çok güzel bir koridor. Daha önce de güzel koridorlardan geçtiniz, bunu yeniden canlandırın. Halı ya da güzel İtalyan seramiklerinin  olması farketmez.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Ve bu koridor boyunca kapılar var. Kapılar, ve belki sanat eserleri de var, ama buna odaklanmayalım. Kapılar var, ve tüm kapılar kapalı görünüyor, çünkü her bir kapı, geçmişinizin bir potansiyelini temsil ediyor.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Hangi yaşamdan geldiği önemli değil. Her kapının ardında ifade edilmemiş potansiyeller var…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Hiç alınmamış kararlar…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Hiç oynanmamış roller…</p>
<p>Hiç sapılmamış yönler.</p>
<p>Hepsi sizdir. Hepsi sizdir. Sizindir, çünkü kendi tanrısal ruh düzeyinizde kendinize bu potansiyeli, çok, birçok potansiyel armağanını verdiniz.</p>
<p>Yazgı asla olmadı. Siz kendinize seçenekler ve tercihler verdiniz. Ve bir tanesini ifade etmenize rağmen, diğerleri hâlâ orada. Onların enerjileri sizin için hâlâ orada.</p>
<p>Biz Yeni Enerjide herşeyi yeniden biraraya getiriyoruz.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Bunlar, geleneksel anlamda veçheler değil. Bunlar potansiyeller. Ve biz bu koridorda yürürken, geçmişin tüm o enerjisinin, tüm potansiyellerinin farkına varıyoruz, eğer öldürüldüğünüz bir yaşamınız varsa, tam anlamıyla daha zamanınız dolmadan – bir savaşta ya da hastalık yüzünden, ya da başka bir insanın elinden – bu, beraberinizde getirdiğiniz, zaman ve mekândan bu yaşama sürüklediğiniz bir travma yaratmıştır. O kapıların ardında, hiç öldürülmediğiniz potansiyelinin de olduğunu farkediyor musunuz?</p>
<p>Kendinizle ve dünyayla huzur içinde olduğunuz potansiyelleri?</p>
<p>Kendi yaşamınıza ve dünyaya sevgi ve sevinç, neşe getirdiğiniz potansiyelleri?</p>
<p>Bu kapıların ardında, geçmişinizde, hiç ifade edilmemiş enerjiler var, hiç seçilmemiş enerjiler, hiç fiziksel gerçekliğe getirilmemiş enerjiler var. Ama onlar hâlâ oradalar.</p>
<p>Biz bu koridorda yürürken, Pakauwah’ınız yanıbaşınızda, kapıların açılmaya başlamasına izin verebilirsiniz. Onları kendiniz açmak zorunda değilsiniz; siz önlerinden geçerken onlar da sanki açılıyor. Neden? Çünkü siz şimdi o enerjiyi salıvermeyi seçiyorsunuz. Siz şimdi onu bu Şimdi anına, bu gerçekliğe getirmeyi seçiyorsunuz. Siz, herşeyden çok ve herşeyin ötesinde, tarihinizin kendisinin bir yanılsama olduğunu farketmeyi seçiyorsunuz. Tarihiniz, potansiyellerden başka bir şey değildir.</p>
<p>Siz… siz tarihiniz değilsiniz. Siz, olduğunuzu sandığınız geçmişiniz değilsiniz. Ve bu, “Ben Ben’im” prensibidir.</p>
<p>Koridorda yürürken ve kapılar açılırken, o potansiyeller serbest kalıyor. Ve belki şimdi değil, belki daha sonra, ne çok potansiyel yarattığınızı farkedeceksiniz. Geçmişte size olan ve gerçek olduğunu düşündüğünüz bazı şeylerin, gerçekliğin yalnızca bir ifadesi olduğunu farkedeceksiniz. Şu anda içinde yaşadığınız ânın ne çok potansiyelle dolu olduğunu farkedeceksiniz.</p>
<p>Koridorda yürümeye devam edin, yavaş yavaş, sevecenlikle, bırakın o kapılar açılsın. O enerji hiç bir biçimde size ihanet etmeyecektir. Hatta – sizin deyiminizle – karanlık tarafa geçmiş olma potansiyeli, ki her yaşamda, seçmemiş olsanız bile, çok, çok gerçek olabilir. Böyle bir potansiyel ortaya çıktığında, artık karanlık olan bir enerji kisvesinde olmayacaktır. Artık o yanılsama içinde değildir. Yani – sizin deyiminizle – karanlık enerjinin gelip de şimdi yaşamınıza gireceğinden kaygılanmanız gerekmiyor. O sadece enerjidir. O sadece bir potansiyeldi.</p>
<p>Kim olduğunuzu sandığınızdan çok daha fazlası olduğunuzu anladığınızda, kendinizin büyük bir bölümünü özgürleştirirsiniz. Siz her bir potansiyelsiniz. Siz her bir ifadesiniz, bu gerçeklikte ifade edilmiş olsun ya da olmasın.</p>
<p>Sevgili Şambra, bu özgürleştiricidir, bağımsızlaştırıcıdır. Bağımsızlaştırıcı.</p>
<p>Potansiyelleri Geri Getirmek</p>
<p>Derin bir nefes alın… ve koridordan geri gelmenize, içinde olduğumuz Varoluşun Şimdi Noktası’na geri gelmenize izin verin. İstediğiniz an geri gidip (orayı) yeniden ziyaret edebilirsiniz. Her an geri gidip bunu tekrarlayabilirsiniz. Bu yaşamda sıkışıp kaldığınızı hissettiniz mi; arada bir bunu tekrarlayarak kendinize ne kadar bereketli olduğunuzu hatırlatırsınız. Siz öylesine çoksunuz ki. Hiç tekil değilsiniz. Şu sözde spiritüel öğretmenlerden bazısı, geçmiş yaşamların lineerliğinden söz ettiğinde, gülmem geliyor. Hiç de değildir. Hiç olmadı. Hiç olmadı.</p>
<p>Şimdi geri gelin. Kendinizi bu Varolma Noktası’na geri getirin, ve o enerjilerle hiçbir şey yapmayın. Gidip onları manipüle etmeyin ya da zorlamayın. Onlar size gelecektir. Size katılacaklardır. Size katılacaklar, ve onların bir gündemi olmayacak, bir dönüşleri olmayacak. O artık özgür enerjidir. Size geri geliyor.</p>
<p>Bunu yaptığınız zaman, geçmişin kapılarını açtığınız zaman, ah, bazı şok dalgaları gelecek oradan. Birkaç enerji gelip sizi biraz çarpacak. Peki ne yaparsınız? Hiçbir şey. Hiçbir şey, hiçbir şey. Onunla yüzleşmezsiniz, ondan kaçmazsınız; onu nefesinizle içinize çekersiniz. O sadece enerjidir.</p>
<p>Birkaç kâbus göreceksiniz, üzgünüm. Bunu size baştan söylemeliydim. (kahkahalar) Yaşamınızda bazı dengesizlikler olacak, ve çevrenizdeki insanlarla birkaç şey değişecek. Ve duygusal açıdan bazı zor zamanlarınız olacak.</p>
<p>Peki onunla ne yaparsınız? Hiçbir şey. Hiçbir şey. Ha, onu gerçekçi bir biçimde nefesinizle içinize alırsınız. O, sizi incitmek için burada değil. Ha, bazıları kendine özgü bir renkliliğe sahiptir, kendi dinamiği vardır. Ama o gerçekten size geri geliyor. Tüm yaptığı bu. Ondan ödünüz kopmasın. Ne tür canavarları serbest bıraktınız diye merak etmeyin. Bununla başa çıkamayacak olsaydınız, bunu yapmazdık.</p>
<p>Bunu, (sizinle ya da bu bilgiyle) uyum içinde olmayan başka kimseyle yapmayın. Koşa koşa gidip de bunu yerel kilisenizde yapmaya kalkmayın. (kahkahalar) Kişi eğer hazır değilse, bir veçhenin ne olduğunu ve enerjinin nasıl çalıştığını bilmiyorlarsa, böyle bir şey yapmak aslında tehlikelidir – psikolojik olarak kesin, ama ruhsal olarak da tehlikelidir. İnsanlar enerjiyi anlamıyorlarsa – siz onlara enerjiden söz ederken onlar evlerindeki ışıklardan ve ısıtmadan söz ettiğinizi sanıyorlarsa – onlar için bunu yapmayın.</p>
<p>Siz hazırsınız. Siz hazırsınız. Tobias’la on yıllık bir hazırlık dönemi ve kendi başınıza da yaşamlar boyu hazırlık. Göreceksiniz ki bir… içeriye gelen enerji dalgaları var, ve siz bunu rüyalarınız aracılığıyla, bazı bedensel enerji değişimleri aracılığıyla bileceksiniz, ve herşey yolunda. Herşey iyi, güzel. Kesinlikle. O sizdir. Sizdir. Sizin potansiyelleriniz. O, bahçenize ektiğiniz şeydir, ve şimdi hasada hazır.</p>
<p>Bazen, sizinle oyunlar oynayacak bir görünüşe sahip olacak. Ona aldırış etmeyin. Nefesinizle içinize çekin. Onurlandırın. Onurlandırın. Onurlandırın.</p>
<p>Biz geçmişin potansiyellerine kapıları açarken, tarihinizin hiç de düşündüğünüz şey olmadığını anlayacaksınız – siz olduğunuzu sandığınız şey değilsiniz – ve bir süreliğine dengenizden çıkacaksınız, çünkü kendinizi kendiniz olarak tanımlamaya alışıksınız. Kendinizi kesin bir biçimde tanımlamaya, bu yanılsamayı, bu potansiyeli kesin bir biçimde tanımlamaya çalışmak için bir ömür harcadınız. Bu nedenle, bir süreliğine temellerinizi sarsacaktır.</p>
<p>İşte bu noktada Şambra denen grup biraraya gelir, birbirini destekler, paylaşır ve şöyle der, “Evet ya, şu ‘Neler oluyor, bilmiyorum’ dediğim günlerden birini yaşıyorum.” Ve başka bir Şambra bununla bir bağ kurup şöyle diyebilir, “Ben de yaşadım, ama biliyor musun? Ertesi gün inanılmazdı. Ertesi gün, sanki muazzam bir bilinç sıçraması oldu.” Şu anda bu enerji alanınıza akıyor.</p>
<p>Son toplantımızda, yolun her adımında sizinle olduğumu söylemiştim, ve bunu gerçekten kastediyorum. Gerçekten kastediyorum – yolun her adımında – ve, biraz sarsıntılı geçecek zamanlar olacak, ve muhteşem zamanlar olacak, geri dönüp baktığınız ve “Ne renksiz bir hayat. Ne sıkıcı bir hayat” dediğiniz zamanlar olacak.</p>
<p>Cauldre’nın da şimdi kendi kendine düşündüğü gibi, onun, ve sizinkilerde de, bedeninin, zihninin ve ruhunun içinde nasıl çalışabildiğime, bunun aslında ne kadar rahatlatıcı olduğuna hayretler içinde kalıyor. Şimdi, bana korkutucu gelen şey ise, bir insanın nasıl olup da gözleri kapalı bir biçimde bir iskemlede on yıl boyunca oturup hareket etmemesidir! Ne kadar renksiz! (kahkahalar) Ne kadar renksiz.</p>
<p>Ve insan olmak bir nimet değil mi? Bu bir deneyim. Bir test ve bir sınav değil. Bu deneyimdir ve kendi egemen/mutlak doğanızın keşfidir.</p>
<p>Aydınlık ve karanlık konusunu bir sonraki konuşmamda ele alacağım. Biz Fransa’da aydınlık ve karanlıkla ilgili bazı deneyimler edineceğiz. Ama şimdilik… hâlâ hatırlamıyor musun, Kathleen? (Kathleen “hayır” anlamında başını sallar) Gelecek ay sana geri gelip yeniden sorabilir miyim?</p>
<p>KATHLEEN: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Eh, biz konuşacağız. Biz konuşacağız. Sen…</p>
<p>KATHLEEN: Sen bana rüyalarımda konuşuyorsun – oysa ben rüya bile görmem. Yıllardır rüya görmüyorum.</p>
<p>ADAMUS: Ah! Ah! Yarın Kathleen bana sövecek. Yarın değilse öbürgün. Yıllardır rüya görmediğini söylüyor. Ama elbette, hepimiz biliyoruz ki rüya görüyor. Rüyaların olmasa var olmazdın. Var olmazdın.</p>
<p>KATHLEEN: Ama onları hatırlamıyorum, ve biz bunu seninle konuştuk ve sen dedin ki, bu, yapmam gereken şeyi yaptığım anlamına geliyormuş, o kadar uzaklara gidiyormuşum ki, geri geldiğimde hiç birini hatırlamıyormuşum.</p>
<p>ADAMUS: Bu doğru, ve şimdi onları hatırlama zamanı.</p>
<p>KATHLEEN: Tamam.</p>
<p>ADAMUS: Onları hatırlama zamanı.</p>
<p>KATHLEEN: Tamam, sorun değil.</p>
<p>ADAMUS: Bir neden yok… evet, çoğunuz o kadar uzaklara gidiyorsunuz ki, rüyalarınızı hatırlamıyorsunuz. Rüya görüyorsunuz, ve şimdi onları hatırlamaya başlayacaksınız.</p>
<p>Rüyalar, bu arada, Yeni Enerji’de farklıdır; rüyaların yorumu, Eski Enerji’dekine göre farklıdır. Eski Enerji’de rüyalar bir dizi simgeydi, çoğu kez anlaması çok, çok zordu, zaman zaman da sanki çılgıncaydı. Peki ne yaptınız? Onları bir kenara ittiniz.</p>
<p>Şu anki bilincin rüyaları aslında çok daha, sizin gerçekçi diyeceğiniz türdendir. Bazen kafa karıştırıcı olabilecek ama, daha gerçekçi olacaklar. Geceleyin, uzak bir yerlerde bir proje üzerinde başkalarıyla birlikte çalıştığınızı gördüğünüz bir rüyanız olursa, bu büyük bir olasılıkla gerçekten oluyordur. Sen kapıları açıyorsun, ama yeniden rüya görmeye başlayacaksın.</p>
<p>KATHLEEN: Tamam.</p>
<p>ADAMUS: Bu senin için uygun mu?</p>
<p>KATHLEEN: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Rüyaları hatırlamak.</p>
<p>KATHLEEN: Onları hatırlamak.</p>
<p>ADAMUS: Tamam. Ve göreceğin bir rüyadan – belki bu gece, belki yarın &#8211; çok rahatsız olduğunda kızmayacak, ve sonrasında neden uyku tutturamadığına şaşmayacak mısın?</p>
<p>KATHLEEN: Ee, artık uyuyamayacağımı biliyorum. Uyumuyorum zaten. Bütün gece ayaktayım.</p>
<p>ADAMUS: Ve rüyalar zaman zaman korkutucu ya da tedirgin edici olabilir, ama, artık rüya göreceksin.</p>
<p>KATHLEEN: Tamam.</p>
<p>ADAMUS: İşte bu kadar kolay.</p>
<p>Böylece Şambra, bugün bir dolu konuşma yaptık, küçük bir deneyimden geçtik – geçmişin potansiyellerini açtık. Bu, diğer herşey kadar gerçektir. Şu anda bildiğiniz tarihininizin olan bitenin ve olmuş olabileceklerin sadece bir dilimi olduğunun anlaşılması. Bunu gerçekleştirdiğinizde, ve bunların hepsini Şimdi anına, hemen buraya, geri getirdiğinizde, gelecekte olacağını düşündüğünüz yolunuzu kesinlikle değiştirecektir. Ve ben bu yüzden ‘beklenmedik şeyleri bekleyin’ diyorum.</p>
<p>Eğer herşeyi, size daha önce olmuş şeylerle ilişkilendirirseniz, gelecekte size olacak olan onun bir uyarlamasıdır – belki daha kolay bir uyarlaması ya da daha zengin bir uyarlaması. Biz artık o yolun üzerinde değiliz. O değişiyor, o yüzden beklenmedik şeyler oluyor. Sizi temelden sarsmasına izin vermeyin.</p>
<p>Söylediklerimi duyun – sizi temelden sarsmasına izin vermeyin. Kaçıp saklanmak istemenize neden olmasına izin vermeyin. Bu, şu anda gereksindiğiniz en son şeydir, yani geri kaçıp saklanmak. Onu enerji olarak içinize alın. Onu, kesinlikle yarattığınız ve tezahür ettirdiğiniz bir şey olarak içinize alın.</p>
<p>Bu alıştırmayı kendi kendinize ya da küçük bir Şambra grubuyla tekrarlayın. Bunu yapmanız, aynı zamanda Yeni Enerji denen şeyi de yaşamınıza davet edecektir. Ben Yeni Enerjiyi tanımlamak istemiyorum, bugün buna girmeyeceğiz. Daha sonra. Ama şimdi, geçmişin potansiyelleri açılmışken, buraya getirilmişken, Yeni Enerji şimdi içeri girme özgürlüğüne sahiptir ya da bu daveti almıştır.</p>
<p>Yeni Enerjide… bu konuda bir kitap yazmam gerekecek. Yeni Enerjide, potansiyeller yoktur. Yeni Enerjide hiç potansiyel yoktur, ve biliyorum, bu konuştuklarımızla çelişiyormuş gibi görünüyor, ama artık onun içinde potansiyeller yok, ve bunun hakkında gelecek toplantımızda konuşacağız. Peki Yeni Enerjinin içinde ne var? Potansiyeller değilse, nedir?</p>
<p>Böylece, bir sonraki toplantımıza kadar sizi dramatik bir belirsizlikle baş başa bırakıyorum (kahkahalar), ve o zamana kadar, bazılarınızı Fransa’da göreceğim.</p>
<p>Ve böylece, sevgili Şambra, ben Andrah’dan rica edeceğim – biyolojinizin size çağrıda bulunmasına rağmen; soru ve yanıtlarımızı tamamladık, bu günlük bu kadar – Andrah sizi beş dakikalık bir nefes çalışmasından geçirecek. Potansiyellerin o enerjisini nefesinizle içinize alın.</p>
<p>Ben sizden izin isteyeceğim, ve gitmeden önce, herşeyin – yaratımdaki herşeyin – yolunda olduğunu size hatırlatmak istiyorum. Tüm yaratımlardaki herşey yolunda. Bunu hatırlayın. Yaratımın parçalanmış kısımları yok, eksik kısımları, tamamlanmamış kısımları, ya da sizin karanlık diyeceğiniz kısımları yok.</p>
<p>Tüm yaratımda her şey yolunda, ve bu nedenle, Ben’im, Adamus.</p>
<p>Ve öyleydi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2009/10/03/saud-2-%e2%80%9cgecmisten-gelen-potansiyeller%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 1: “Yolun Her Adımı”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2009/09/05/saud-1-%e2%80%9cyolun-her-adimi%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2009/09/05/saud-1-%e2%80%9cyolun-her-adimi%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2009 17:29:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üstatlık / Yüksek Lisans Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=442</guid>
		<description><![CDATA[ŞAMBRA MATERYALLERİ
Üstatlık (Yüksek Lisans) Dizisi
ŞAUD 1: “Yolun Her Adımı” – ADAMUS’un katılımıyla
Kanallık, Geoffrey Hoppe
Kırmızı Çembere sunulmuştur
5 Eylül 2009
www.crimsoncircle.com -   http://kirmizicember.org
Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus. Yeniden hoşgeldiniz, Şambra. Dünya’nın, yaratının, sizin, bu güzel enerjisine hoşgeldiniz.
Şimdi buraya girerken kokuyu aldım… içerdeki enerji, sanki daha yeni yağmur yağmış gibiydi. Yağan yağmurun arkasından ormanda ya da çayırda yürümenin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ŞAMBRA MATERYALLERİ</p>
<p>Üstatlık (Yüksek Lisans) Dizisi</p>
<p>ŞAUD 1: “Yolun Her Adımı” – ADAMUS’un katılımıyla</p>
<p>Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur</p>
<p>5 Eylül 2009</p>
<p><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a> -   <a href="../">http://kirmizicember.org</a></p>
<p>Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus. Yeniden hoşgeldiniz, Şambra. Dünya’nın, yaratının, sizin, bu güzel enerjisine hoşgeldiniz.</p>
<p>Şimdi buraya girerken kokuyu aldım… içerdeki enerji, sanki daha yeni yağmur yağmış gibiydi. Yağan yağmurun arkasından ormanda ya da çayırda yürümenin nasıl bir şey olduğunu bilir misiniz? Taze ve temiz kokar, hayat dolu ve gelişim içinde, ve bugün sizin enerjiniz işte böyle kokuyor.</p>
<p><span id="more-442"></span></p>
<p>Zorluklarla dolu çok, birçok yaşamdan geçtiniz. On yılda, ruhsal anlamda, ilkokul, lise ve üniversiteyi bitirdiniz, şimdiyse yüksek lisans (master) için hazırız. Yeni Enerji Gizem Okullarını yeniden başlatmaya hazırız. Gizem Okulları’na son verdiğimizden bu yana 300 yıldan fazla geçti. Bir ara vereceğimizi söylemiştik, çünkü o zamanlar fazlasıyla sosyal ve politik baskılar vardı. Ayrıca, bu Yeni Enerji unsurunun nihayet gelmesini beklediğimizi de biliyorduk, ve o gelene kadar yeniden başlayamazdık. Ve şimdi burada oturuyoruz.</p>
<p>Farklı bir biçimde geri gelmek ne büyük mutluluk; bu etkinlik zamanında buraya gelen Kırmızı Meclis üyeleri, bizim her bir üyemiz &#8211; gerçekten mezun olmuş, kendi hakkına sahip çıkan üstatlar olarak her biriniz &#8211; bugün bana eşlik ediyor ve biz bu inanılmaz yolculuğumuzun bir sonraki aşamasına geçmeye hazırlanıyoruz. Ve yolculuğun bu sonraki aşaması farklı olacak. Farklı olacak. Bir dakikaya kadar bundan söz edeceğim.</p>
<p>Tobias’a Teşekkür</p>
<p>Ama şu anda, Tobias, ya da Muir olarak bildiğiniz To Bi Wah enerjisine, on yıllık hizmeti için – ah, aslında on yıldan çok daha fazladır ama sizin bu yakınlarda farkında olduğunuz o on yıl için -, Dünya’ya geri gelmek için bu kadar uzun bir süre beklediği için; öbür taraftan size reberlik ettiği, size eşlik ettiği, bazı gözyaşlarını sildiği, öykülerinizi dinlediği, öykülerinizi dinlediği, ve yine öykülerinizi dinlediği için (kahkahalar) yürekten teşekkürlerimi sunmak ve onu onurlandırmak istiyorum. Ah, belki de Tobias benden biraz daha sabırlı. Ben (öykülerinizi) sadece bir kez dinleyeceğim. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Çünkü Tobias, sevdiklerinin güvende olduğundan, yaşamlarındaki olaylarla başa çıkabilecek kadar akışta olduklarından emin olan bir ana-baba gibi, geri dönüp de sizinle olabilmeyi çok uzun süre bekledi. Böylece, Tobias geri gelmek için bekledi de bekledi.</p>
<p>Ve sonra, çok da uzun olmayan bir süre önce, bırakıverdi. Dedi ki, “Bu Tobias enerjisini dağıtalım. Siz kendi parçanızı geri alın; ben de benimkini. Size katılmak üzere Dünya’ya geri geleceğim, ve günlerden bir gün gözünüzün içine bakıyor olabilirim.”</p>
<p>Böylece Tobias’a duyulan sevgi ve onur ve saygıdan, eşi benzeri görülmemiş bu olayda Kırmızı Meclis’ten herkes size, Dünya’daki Kırmızı Çemberi oluşturan ve bir sonraki adıma hazırlanan sizlere katılıyor.</p>
<p>Sonraki Adım</p>
<p>Geçmişte çoğunuzla – hepinizle değil ama çoğunuzla – Gizem Okulları’nda çalıştım. Yaşamınız sırasında, artık sadece insan olmak istemediğinizi bildiğiniz bir noktada geldiniz Gizem Okulları’na. Gerek insan, gerek spiritüel, ve olduğunuz herşeyi olmak zamanıydı. Birinin annesi olarak, bir duvarcı ustası olarak, atın arkasında bıraktıklarını… bir an için kibar olmaya çalışıyorum… temizleyen biri olarak bir yaşam daha geçirmeyeceğinizi biliyordunuz. Bir toprak sahibi ya da asilzade olarak bir yaşam daha geçirmeyecektiniz. Çok daha fazlasını istiyordunuz. O şekilde bir insan olarak – en azından insan kılığında gizlenmiş bir halde – çok, çok yaşamlardan geçmiştiniz, ve spiritüel bir varlık olarak açılmak ve yola koyulmak amacıyla, dünyanın çok, birçok yerinde düzenlenen Gizem Okulları’na geldiniz.</p>
<p>Yani benim enerjim size çok tanıdıktır. Evet, zaman zaman iş buyuran bir amir olabilirim. Zaman zaman harika bir dost olabilirim, ama anlayacağınız gibi, bir dost tam olarak gördüğünü söyler. Bir dost, kendinizi kandırdığınızı hissettiğinde, bunu söyler. Bir dost, duymak istediğinizi değil de, en iyisi olduğunu hissettiği şeyi söyler.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, bir sonraki adıma hazırız. Ve ben daha en başından bana bir iyilik yapmanızı isteyeceğim: Benimle ilgili bildiğiniz herşeyi salıverin, çünkü ben, geçmişi sürdürmek üzere geri gelen geçmiş değilim. Benim enerjim şimdi Adamus’tur. Hakkımda duyduğunuz tüm söylentileri – hani sizin başlattığınız o söylentileri – salıverin. (kahkahalar)</p>
<p>Sevgili Şambra, ben… ben rol yapmayı severim, ve tek tek her birinizi yüreklendireceğim şeylerden biri de rol yapmaktır. Sizinle benim aramdaki fark – temel fark – budur. Ben rol yapabilirim, ve bundan hiç korkmam. Farklı kimlikler üstlenmekten hiç korkmam, çünkü bunların her birinin benim bir parçam olduğunu ve güvenli ve kolay bir biçimde bana geri döneceğini bilirim. Böylece, o anın, o deneyimin, o an olmakta olanın yararına kimliğimin bir ifadesini yaratmaktan korkmam.</p>
<p>Bazılarınız rol yapmaya olumsuz bir kelime olarak bakıyor ve şöyle diyor, “Eh, bu aslında ben değilim.” Oysa kesinlikle sizdir. Sizin bir ifadenizdir. Ve siz rol yapmaya, oynamaya, bundan keyif almaya başladığınızda, bunun kendinize verebileceğiniz en büyük armağanlardan biri olduğunu fark edeceksiniz.</p>
<p>Sizinle benim aramdaki fark, sizin tek bir gerçekliğe, sıkı sıkı oluşturulmuş, sıkıştırılmış ve kısıtlanmış bir gerçekliğinize tutunmanız, ve onu bırakmaktan korkmanızdır. Neden bırakmaktan korkuyorsunuz? Kendinizin bu diğer ifadelerinin idareyi ele alacağından mı korkuyorsunuz? Eh, belki de almalılar. Kontrolü kaybedeceğinizi hissediyorsunuz, ki kontrolü kesinlikle kaybetmelisiniz. Tüm o enerjilerden ve karanlıklardan ve diğer herşeyden bunalacağınızı mı hissediyorsunuz? Bu eski, eski bir inançtır. Sizi ele geçirecek bir karanlık yoktur, hiç yoktur, tabii siz karanlıkla oynamayı istemedikçe.</p>
<p>Böylece, yolumuzda ilerlerken sizi yapmanız konusunda yüreklendireceğim şeylerden biri, rol yapmaktır. Ve bu konuda utangaçlık hissetmeyin. Kendinizi geri tutmayın. Rol yapın. Birazcık çıldırın. Bu size iyi gelecektir. Enerjisel sınırlarınızı genişletecektir. Kendinizin farklı karakterleriyle oynayın. Hangisinden gerçekten hoşlandığınıza, gerçekten keyif aldığınıza bakın. Hangisinin pek de size oturmadığına bakın. Başkaları ne diyecek diye kaygılanmaktan vazgeçin. Aslında onlar o hep aynı, bazen sıkıcı ve bazen yorucu sizi görmek yerine, kendinizin bu farklı ifadelerini görünce çok eğleneceklerdir.</p>
<p>Ben iş buyuran amir rolünü oynamayı, ya da bazılarınızın son günlerde dediği gibi, kıçınıza tekme atmak üzere gelecek biri rolünü oynamaya bayılıyorum. Bu arada, kıçınıza tekmeyi benim atmam gerekmiyor; bunu kendiniz zaten yeterince yapıyorsunuz. Ama bazen tekme atarken doğru yeri bulmanıza yardım edeceğim (kahkahalar), çünkü pek de iyi yönlendirilmiyorsunuz. Ama, sevgili Şambra, ben size – bu Şambra grubuna – mor alev olarak, bir zamanlar bildiğiniz o üstat olarak da gelmiyorum. Ben Adamus’um. Saint Germain’den geliyorum, ama şimdi tek tek her biriniz için Adamus’um. Biz birlikte Yeni Enerjiyi araştıracağız.</p>
<p>Yeni Enerjiyi Keşfetmek</p>
<p>Yeni Enerji burada. Önceki Şaudlarmızda uzun uzadıya ondan söz ettik. O burada, o, Yuva’nın dışında yaratılmış olan, sizin tarafınızdan yaratılmış olan bir enerjidir. Onun fizik (kuralları) ve özellikleri, çalışmaya alışık olduğunuz titreşimsel enerjiden belirgin bir biçimde farklıdır. Bu, yaşamınızdan titreşimsel enerjiyi tümüyle bertaraf edeceğiz demek değildir – hiç değildir. Biz, Yeni Enerji denen şeyi bütünleştirmeye başlayacağız.</p>
<p>Açıkçası, ne ben Adamus, ne Tobias, ne de Yükselmiş Üstatların herhangi biri, onun nasıl çalıştığını tam olarak bilmiyoruz. Bazı kuramlara sahibiz. Bir fikrimiz var, özellikle de Dünya üzerinde son zamanlarda yaşamış olanlarımızın. Onun yaşamınızda nasıl iş göreceğine ilişkin bazı genel fikirlere sahibiz. Biz sizinle, Yeni Enerjiyi nasıl getirebileceğinizi anlamanız konusunda çalışacağız.</p>
<p>Bu, zaman zaman, belki, zorlayıcı, kafa karıştırıcı olabilir, çünkü Yeni Enerji hakkında bildiğimiz bir şey varsa, o da onun, Eski Enerji gibi kendine şablonlar ya da kalıplar oluşturmadığıdır. Eski Enerji sanki tek bir iz üzerinde gider. Kendini tekrar ve tekrar ve tekrar yineleme eğilimindedir, taa ki büyük bir dışsal kuvvet ya da uyarıcı onu kendi eski kalıbından dışarı atana kadar. Birçoğunuz yaşamının şu son yıllarında bundan geçti, Eski Enerjinin o eski kalıbından çıkmaya çalıştı. Böylece, gelmekte olan, sizin tarafınızdan yaratılmış olan bu bir tür aşıyı, ama sizi Eski Enerjinin o eski kalıbından çıkartmak için yaşamınızda bazen travmatik – genellikle travmatik &#8211; bir olay yaratan enerjinin aşısını olmak durumundasınız.</p>
<p>Yeni Enerji oldukça farklı iş görür, ama nasıl, emin değiliz. Temel olarak, siz bu keşfin parçası olmayı kabul ettiniz. Dünya üzerinde onun nasıl getirileceğini ve ne yaptığını anlayacak öncülerin bir sonraki düzeyi olmayı kabul ettiniz. Siz burada olup bu Yeni Enerjinin… bu arada, onu siz yarattınız. O sizindir. O, eski titreşimsel enerji gibi Tanrı’nın bir armağanı değildir. O (titreşimsel enerji), Ruh’un size armağanıydı; buysa sizin kendinize verdiğiniz armağandır. O aynı kalıpları oluşturmaz. Her uygulandığında aynı şekilde yanıt vermez.</p>
<p>O güçlüdür. Oysa sizin bazen Eski Enerjiye çok sinirlendiğinizi biliyoruz, zaman zaman zayıf görünüyordu, ve siz Eski Enerjinin hep daha fazlasını toplamaya, biriktirmeye çalışıyordunuz. Para ya da güç gibi ya da buna benzer başka bir Eski Enerjiyi biriktirmeniz ya da depolamanız gerekiyordu. Eski Enerjiden bir depo inşa etmeniz gerekiyordu, çünkü bazen çok yavaş çalışıyordu. Çok zahmetliydi. Son zamanlardaki sabırsızlığınızın ya da sıkıntınızın bir bölümü de “Daha iyi bir yol olmalı. Bunu gerçekleştirmenin farklı bir yolu olmalı” demenizden kaynaklanıyordu, ve bu farklı yol mevcuttur, ve siz bu nedenle buradasınız. Ben bu nedenle buradayım.</p>
<p>Biz onu içinize getirmenin yollarını araştıracağız, çünkü o şu anda insan enerji alanınıza yakın bir yerlerde ve sizi kuşatıyor, ama aslında tümüyle alanınıza girmiş değil. Bunun bir nedeni de, zamanı gelmediği içindi. Siz tüm dikkatinizi öylesine sorunlarınıza ve işlemden geçirmelere vermiştiniz ki, onun içeri girmesi uygun olmadı. (Çünkü girecek olsaydı) birçok devrenin atmasına neden olurdu. Onunla biraz oynadınız. Ha, geceleri başka boyutlara yaptığımız akınlarda hepimiz biraz birlikte oynadık onunla. Siz parmağınızla ona hafifçe dokundunuz ve sonra birazcık da tadına baktınız, ama şimdi onu yaşamlarımıza getireceğiz.</p>
<p>Şambra denen bu grubun gerçekleştireceği çok önemli şeylerden biri, onu kişisel olarak deneyimleyebilmeniz için Yeni Enerjinin gelmesine izin vermek olacak. Ve size hemen şunu söyleyeyim, bu korkulacak bir şey değildir. Yeni Enerjide korkulacak hiçbir şey yok. Eski titreşimsel enerjide bu bazen söz konusudur, çünkü o, karanlığın, korkunun, tarihinizin, zorluklarınızın unsurlarını içerir. Böylece bazen bir Eski Enerji dalgasının yaşantınıza girdiğini görür ve biraz kaygılanırsınız, çünkü o, eski şeyler – anılar, enerji kalıpları – içerir. Yani doğrusu onun gelmesinden biraz kaygı duyabilirsiniz.</p>
<p>Yeni Enerji şu anda en saf halinde. Çok yalın bir varoluş halinde. İçeri girmeye hazır. Sizin için, hatta bizim için, aldatıcı olan yanı ise, onun tepkilerinin ya da yanıtlarının ve kalıplarının tümüyle farklı, ve gücünün de oldukça bilinmez olmasıdır.</p>
<p>Yeni Enerji ve Zihin</p>
<p>Kendi deneyimime, ve aynı zamanda sizlerle çok yoğun bir biçimde çalışmama dayanarak söyleyebileceğim tek şey, bu Yeni Enerjinin – onun çok, çok güçlü olduğudur. O çok, çok saftır. Zihninizi darmadağın etmenin yoluna sahiptir, diyeceğim. O zihinle pek bağdaşmaz. Bunu tam olarak anladık.  Ve ona baktığım zaman, zihninizle pek bağdaşmaması da bana çok mantıklı, ya da doğal geliyor. Sizin zihniniz bir Eski Enerji aracıdır. Tekrarlıyorum, biz bu Şaudlarda zihinle ilgili uzun uzadıya konuştuk, ama zihniniz titreşimsel enerjiyi alıp onun kalıplarıyla çok dikkatlice çalışmıştır. Zihniniz bunda kalıplaşmıştır.</p>
<p>Yeni Enerji zihinle hiç bağdaşmaz. Zorluklardan biri de, zihninizden çıkacak kadar kendinize güvenmek olacaktır. Ve işte bu, binlerce ve binlerce yıl boyunca Gizem Okulları’nda ve birlikte gerçekleştirdiğimiz çalışmalarda konuştuğumuz tanrısal prensiplere gireceğimiz noktadır. İnsan zihnini aşacağız; tanrısal zihine dalacağız. O farklı iş görür. Yargı kullanmaz, ve sizin analiz dediğinizi kullanmaz, ve düz mantık ya da hiyerarşik mantık kullanmaz.</p>
<p>Tanrısal zihin merhametli, onurlandırıcı, basit bir sistemdir, oysa insan zihni çok karmaşık olmaya yatkındır. Kendi karmaşıklığından gurur duyar. Akıllı insanlar çok karmaşık insanlar olmaktan hoşlanır, ama er ya da geç çok ruhsuz, sıradan, çok etkisiz insanlar olurlar.</p>
<p>Böylece size burada, kabul ettiğiniz üzere, tanrısal zeka ile, tanrısal zihin ile, adına her ne demeyi seçiyorsanız, çalışmaya başlamanız için meydan okunacak. Ama o  sizindir. İnsan zekasının ötesine geçer. Bir veri tabanı değildir, geleceğe bakarken kendini geçmişe göre değerlendirmez. Tanrısallık bunu hiç yapmaz. Tanrısallık çok basit bir prensibi bilir: Tüm yaradılışın başından sonuna herşey yolundadır.</p>
<p>Yani tanrısal zihin çok güvenen bir zihindir. Tobias’ın sözleriyle – “Farketmediğini” anlar. Muhafaza etmek yerine keşfetmek ister, ve bu, bazılarınıza meydan okuyacaktır. İnsan koşullarınız ve zihniniz, güvence, koruma ve güvenlik peşindeyken, Yeni Enerjiyle birleşik tanrısallık ise gerçekten bunu umursamaz. Böylece, insan benliğinizin “Koru beni, kurtar beni” diye avaz avaz bağırdığı zamanlar olacaktır.</p>
<p>Hemen şimdi anlayın ki, tanrısallık umursamaz. Herhangi bir şeyi korumaya ihtiyacı yoktur. Bu, yapay bir inançtır. Sizi neye karşı korusun? Zaten içinizde olan sevgiye karşı mı? Gerçekten zaten içinde bulunduğunuz yükseliş halinden mi, siz yalnızca oraya ulaşma halini deneyimliyorsunuz. Herşeyin kendi mükemmel varoluş halinde olduğu gerçeğinden mi? Çok uzun zaman önce ekilen ve ona göre davranılan tüm bu inanç sistemini, yani bir karanlığın ya da başka bir gücün sizi ele geçireceği inancını aşmak zamanıdır. Bu inanç iş görmez. Türlü girişimler oldu – siz başkalarıyla birlikte, onlar da sizinle birlikte (girişimlerde bulundunuz) – bu iş görmez.</p>
<p>Bir başkası tarafından tüketilemezsiniz. Bir gerçeklikte kapana kısılamazsınız. Siz gerçekten egemen/mutlak varlıklarsınız. Yani kesinlikle kaygılanacak bir şey yok, ve bu koruma ve kuvvetlendirme ve muhafaza etme anlayışı – sizi gerektiğinden çok daha fazla zorlukla ve hayal kırıklıklarıyla ve meydan okumalarla karşı karşıya bıraktı.</p>
<p>İlerlerken</p>
<p>Biz, burada, Dünya’dayken Ruh’un özgür doğasını araştıracağız. Şimdi bu, ilerlerken, eski Gizem Okulları’na göre oldukça farklı yaklaşacağımız bir şey olacak. Eski Gizem Okulları’nda biz içimizin  bazı kapılarını – Atlantis zamanından beri kapalı olan kapıları – açmak peşindeydik. Kendi içimize, kendi ruhsallığımıza ve gizemlerimize bir göz atmanın peşindeydik. Ama bunu genellikle dünyayla ilişiğini kesmiş bir yerde yapardık – gizlice o yere giderdik – ve bunu genellikle insan halimizi aşarak ya da insan halimizden çıkarak gerçekleştirirdik.</p>
<p>Bu, her birinizin kapılar açmasına izin verirdi, ve içeriye giden bu kapılardan bazısını açtığınızda, orada saklanmış bazı şeytanlar sizi alt üst etti. Eskinin Gizem Okulları’nda şeytanlarınızla yüzleşmek, karanlığınızla yüzleşmek, eski karmanız diyeceğiniz şeyle, yaptıklarınızla yüzleşmek, birçoğunuzda travmatik deneyimlere neden oldu.</p>
<p>Ama gerçekleştirilen bazı güzel şeyler de vardı. Kapıların bazısını en sonunda açmıştınız. Kendinizin bir mistik yanı olduğunu, sadece bir insan olmaktan çok, çok daha fazlası olduğunuzu nihayet anlamıştınız. Tanrı’nın inayetini yeniden kazanmak uğruna bir merdiven tırmanmaya çalışmıyordunuz. Dünya’da yaşamanın, günbegün sıradan alışkanlıkları yaşamaktan çok daha fazlası olduğunu anlamaya başladınız.</p>
<p>Böylece, Gizem Okulları’nda gerçekleştirdiğimiz çalışmanın böyle büyük bir yararı oldu. Şimdiyse biraz farklı olacak, çünkü biz bu içsel kapıların bazısını açmaya devam edeceğiz. Biz bunu çakraları açarak, kendi içinizde enerji kapıları açarak, ve, ah sevgili Tanrım, dünyanın geri kalanında enerji kapıları açarak gerçekleştirmeyeceğiz. Bunu spiritüel amatörlere bırakın. (kahkahalar) Biz, gerçekten… sizi harekete geçirmeye bayılıyorum. (Adamus kıkırdar)</p>
<p>Bu arada, Cauldre ve Linda’yla peşinen birkaç uzun konuşma yapmam gerekti. Evet, bazı rahatlık (rahat olma, yayılma) düzeylerini zorlayacağım. Doğrusu, onların rahatlık düzeylerini zorlayacağım. Birazdan öyle taleplerim olacak ki – Linda’yı değil ama Cauldre’yi kesinlikle – zorlayacak.</p>
<p>Şimdi sevgili Şambra, bu, Dünya üzerinde yeni bir zamandır ve şimdiye kadar olmuş en heyecan verici zamanlardan biridir. Bunu tüm çevrenizdeki dünyada görebilirsiniz. Yeni Enerjiyi içimize getirmenin, zihnin ötesine geçmenin, tanrısal ve mistik olup da hâlâ insan biçiminde olmanın nasıl bir şey olduğunu araştıracağız. Şimdi bu, İsa’nın yaptığı gibi suyun üzerinde yürüyeceğiniz türden bir şey olmayacak. Bazılarınızın içinde bu arketipsel enerji yapılanmış halde. İsa gibi olmak istiyorsunuz. Arkadaşları, komşuları, akrabaları ve müritleri etkilemek istiyorsunuz. (kahkahalar) Ama Yeshua’nın ne hallere düştüğüne bir bakın! (yoğun kahkahalar) Bu o kadar da iyi bir şey değil.</p>
<p>Böylece bizim buradaki amacımız ortaya çıkıp da başkalarını etkilemek değil, ama garip bir şekilde, evet öyle (de aynı zamanda), çünkü onlar sizde çok farklı bir şey görecekler. Gerçi şimdiden görüyorlar ama, şu anda sahip oldukları o alaycı ve kuşkucu tutumun ötesine geçecekler. (kahkahalar) Bakın, onlar aslında sizin dönüştüğünüzü anlıyorlar. Farklısınız. Bundan hoşlanmıyorlar. İnsanlık bundan hoşlanmaz. İnsanlar… insanlar, gerek bireysel olarak ve sonra da kolektif olarak herşeyin aynı hızda ve aynı kalıplar içinde hareket etmesinden hoşlanır. İnsanlar rutini (sıradan alışkanlıkları) sever. İnsanlar kısıtlılığı sever. İnsanlar bir başkasının çok ilerde olduğunu görmekten hoşlanmaz – yalanıp yutulacak kadar ilerde olmasını isterler (kahkahalar), ama diğer herkesi aşacak kadar değil.</p>
<p>Ve insan zihni, insan hali çok programlanmıştır, çok, çok programlanmış. Programlama, bildiğiniz gibi, Atlantis zamanlarına kadar uzanır ve şu anda da sürüyor. Biz bunun ötesine geçeceğiz, ve biz apaçık, aşikâr olanın ötesine geçeceğiz. Bakın, şu anda Dünya’da hakim olan inanç, bir yaratıcı olmamaktır, ya da bu örtücü-katman hakimdir. İnsanlar, hükümetler, şirketler, yaratıcılardan hoşlanmaz. Belki arada bir bu kelimeyi kullanırlar ama, aslında hoşlanmazlar. Onlar, başkalarının peşinden giden ve kurallara bağlı, konformist insanlardan hoşlanır. Biz, sevgili Şambra, baş kaldıranlar olacağız.</p>
<p>Yeni Enerji Öncüleri</p>
<p>Şimdi, biz aptal bir sokak köşesinde durup da haber medyası için pankartlar sallamayacağız. Biz isyanlar başlatarak arabaları devirip yakmayacağız, bu tür şeyler yapmayacağız. Bu çok, çok Eski Enerjidir, dualitiktir. Bu daha fazla anlaşmazlık, çatışma ve dram yaratır. Biz, yaratıcılar olacak, bu gerçekle baş kaldıracağız. Biz, Yeni Enerjinin deneycileri ve bilim adamları olacağız. Onu yaşamımızla bütünleştireceğiz. Onu kullanacağız. Sadece onun hakkında konuşmayacak, onu kullanacağız. Ve biz burada ilerlerken tüm Şambra için önemli olan şeylerden biri de, deneyimlerini birbiriyle paylaşmak olacaktır.</p>
<p>Şimdi, (Crimson Circle) personeliniz, size günbegün hizmet edenler, bunu mümkün kılacak teknolojiyi biliyorlar. Bu konuda sizinle birlikte çalışmalarını sağlayacak yeni teknolojiler olacak. Ama önemli olan şeylerden biri de öyle tek başına bir kenarda kalmamak olacak; bunu birçok durumda istemeyeceksiniz de.</p>
<p>Ha evet, yalnız olacağınız zamanlara ihtiyaç duyacaksınız. Üstelik bu sizden talep de edilecek. Yalnızlık, burada ilerleyebilmek için talep edilen şeylerden biridir. Özellikle de şu son zamanlarda, kendinizle kalmanız gerektiğini sezgisel olarak bildiğiniz halde yalnız olmaya zaman ayırmadığınızda, şeylerin nasıl da birikmeye başladığını fark ediyor musunuz? Şeyler sizin için kötü gitmeye başladı, o çok yıpratıcı enerjiye girmeye başladınız. Kendinizle başbaşa geçireceğiniz zamana ihtiyacınız olacak, ve ben kendinize bu zamanı ayırmanızı isteyeceğim. Ama, Yeni Enerjiyle deneyimlediklerinizi diğer Şambrayla paylaşacağınız bir zaman da olacak.</p>
<p>Onlar, yani Şambra, çoğunlukla – çoğunlukla – sizin içinden geçtiklerinizi anlarlar. Onlar da aynından geçiyorlar. Biz çok bireyseliz, ama bir grup olarak birbirimizle çok da bağlantıda kalıyoruz. Geceleri birlikte muazzam çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Özellikle şu son altı haftadır başka alemlerde, fark etmemiş olsanız da, yoğun bir biçimde bedensel ya da içsel elektrik akımlarını yeniden döşedik, programları yeniledik, (sistemleri ya da programları) yeniden yönlendirdik. Burada önemli olan uyku düzeniniz değil, ama başka alemlere gittiğimizde neler gerçekleştirdiğimizdir. Biz Şambra Hizmet Merkezinden çıkıp gittik, tüm o diğer şeylerden uzaklaştık, kendimizle başbaşa zaman geçirdik. Ve bizim bir anlamda içsel elektrik akımlarını yenilediğimiz söylenebilir – Cauldre, Linda, her biriniz.</p>
<p>Biz, potansiyelleri kullanmanın yeni bir yolunu oluşturuyoruz, ve birlikte gerçekleştireceğimiz çalışmaya soyunurken, ben sizin paylaşmanızı – mesaj tahtasında paylaşmanızı, hakkında konuşacağımız ve CC personelinin duyuracağı bazı diğer teknolojilerle paylaşmanızı – istiyorum, çünkü başka Şambraların nelerden geçtiğini görmek, onların deneyimlerini duymak sizin için önem taşıyacaktır. Ve Yeni Enerjide yaptığınız her atılımla her zaman da ‘başarı’ dediğiniz şey gelmeyecektir. Ama başarı bir Eski Enerji kafa yapısıdır. Özünde ne başarı ne de başarısızlık söz konusudur; sadece deneyim ve deneyiminizden nasıl geçtiğiniz önemlidir.</p>
<p>Bireysel deneyimlerinizi birbirinize anlatın, özellikle de önümüzdeki yılın Şaudlarına girdiğimizde. Biz birlikte bazı çok belirli ev ödevlerinden, tartışmalardan ve eğitimlerden geçeceğiz. Söylediğim gibi, sizler Yeni Enerjinin gerçek bilim adamları, öncüleri, geliştiricileri, bütünleyicilerisiniz. Biz bundan birlikte geçeceğiz.</p>
<p>Şayet herhangi biriniz “Bu benim yaşamımı değiştirecek mi?” diye merak ediyorsa. Kesinlikle. Kesinlikle (değiştirecektir). Çoğunuz yaşantınızı yeniden düzenleme aşamalarının en önemlilerinden, işinizle ve ailenizle ve sağlığınızla ilgili zorlukların ve meydan okumaların bazısından geçtiniz. Bu, son on yılın bir parçasıydı. Son on yılda bir dolu işlemden geçirmeler gerçekleştirdiniz. Birçoğunuz bu son on yıl boyunca tüm dikkatini kendine vermişti. Bu harikaydı, çünkü kendinizle ilgili birçok tıkalı enerjiye girmenizi sağladı.</p>
<p>İlerlerken, tüm dikkatinizi kendinize vermeyeceksiniz. Kendiniz olacaksınız, kendi-Tanrı’nızı kucaklayacaksınız, kendi-sosyalliğinizi – Dünya üzerindeki diğer insanlarla bütünleşen yanınızı – kucaklayacaksınız, ve kendi-evreniniz – tüm boyutsal enerjilerle bağlantı kuran yanınız – olacaksınız. Ama tüm dikkatinizi kendinize vermeyeceksiniz. Biz bunu aştık. Biz işlemden geçirmeleri aştık.</p>
<p>Tobias işlemden geçirmelere izin verdi. Belki bunun gerekli olduğunu hissetti. Belki gerekliydi de. Kendi sorunlarınıza dalmanıza izin verdi. Bir dolu gözyaşına izin verdi. Bir sürü lafa izin verdi. Biz bunun ötesine geçeceğiz.</p>
<p>Ben Adamus, ya da herhangi başka bir varlık bunu önemsemediği için değil, ama bu bir noktada aslında aleyhinize dönebileceği için. Tüm dikkatinizi kendinize vermenin ötesine geçtikçe bunu göreceksiniz. Başlarda, içinize dönüp baktığınız zaman, sorunlarınızı salıvermek üzerinde çalıştığınız zaman, bunun yararını görürsünüz, ama bu çok aldatıcıdır, çünkü hep daha fazlasını ister. Siz daha fazlasını istersiniz. Daha fazla işlemden geçirmek istersiniz. Bu size kendinizi iyi hissettirir. Bu, enerjiden beslenmektir. Daha fazlasını istersiniz, çünkü bu, kurban olma enerjisini onaylar. Daha fazlasını istersiniz, çünkü bu, sabah, öğle ve akşam hiç bir şey yapmamak için bir gerekçedir. Bu, sizi olduğunuz yere mıhlayan beton gibi iş görür, ve kaçınılmaz olanla yüzleşmemek için mükemmel bir gerekçe oluşturur.</p>
<p>Siz de Tanrısınız. Siz bir yaratıcısınız. Siz bu evreni, bu Dünya’yı, yaşamlarınızı yarattınız. Ve siz bir yaratıcı olmaktan uzaklaştınız. Kısmen, yaratıcılıktan yoksun kalmaya programlandığınız için, ya da şöyle söyleyeyim, yoksun kalmaya programlanmanıza izin verdiğiniz için, kısmen de sıradan, normal, rutin yaşamanın kalıplarına girdiğiniz için. Bu çok baştan çıkarıcıdır. Sizi içine çeker ve sizi içerde tutar. Bundan kurtulmak için herşeyi feda etmek gerekir. Ama öte yandan, onun dışına çıkmak için çabaladıkça ve mücadele edip savaştıkça, sizi daha da geri çeker.</p>
<p>O zaman ne olur, bırakıveririz. Salıveririz. Ötesine geçeriz. Ve bu belki de, normallikten çıkarak olduğunuz herşeyi olabilmek için çabalamaktan, kaba kuvvet kullanmaktan çok daha korkutucu ve  zordur.</p>
<p>Böylece Şambra, Yeni Enerji Gizem Okulları’na girerken derin bir nefes alalım.</p>
<p>Aşmak</p>
<p>Biz, mantığa meydan okuyan ve zihne meydan okuyan şeyler yapacağız. Biz, desteksiz kalmanın ötesine geçeceğiz – sadece desteksiz kalmayacak, bunun ötesine geçeceğiz. Biz öyle alanlara dalacağız ki, kendinize son derece güvenmenizi talep edecek. Bana güvenmeyin; kendinize güvenin. O güveni bana yamamaya kalkarsanız düşmenize izin vereceğim ki kendinize güvenmeyi öğrenin.</p>
<p>Şu anda hayal bile edemeyeceğiniz biçimde kendinize güvenmeyi, kendinizi sevmeyi öğreneceksiniz. Zihnin ötesine ve eski insan programlanmasının ötesine geçerken gerçekleştireceğimiz şey, deneyime girmek olacak. Deneyime.</p>
<p>Birçoğunuz, uzun zamandır Ruh’un, Tanrı’nın, kendinizin ya da Tanrı bilir daha nelerin arayışı içindeydiniz. Bunu zihin yoluyla yapıyordunuz. Onu analiz ediyordunuz. Araştırıyordunuz. Güzel Tanrım, o kitapların hepsini ortadan kaldırın. Onları başka bir yere gönderin. Siz onu araştırıp inceliyordunuz. Kendinizi ya da Ruh’u asla anlayamayacaksınız. Ruh’u sadece deneyimleyebilirsiniz, ve gerçekleştireceğiniz şey budur.</p>
<p>Bu abartılı dilin, konuşmanın ötesine geçeceksiniz. Biliyor musunuz, sevgi hakkında konuşabilirsiniz. Sevgiyi analiz edebilirsiniz. Onun hakkında yazabilir, hatta şarkılar söyleyebilirsiniz. Ama ancak onu deneyimlediğinizde o sevgi olur. O zamana kadar yalnızca bir kuramdır.</p>
<p>Gün boyunca Tanrı’dan söz edebilirsiniz. Ne yazık ki bazılarınızın başkalarına Tanrı hakkında sürekli ahkâm kestiğini duydum. Onların uyukladığını fark etmediniz mi? Bazılarınızın Tanrı hakkındaki büyük kuramlarını duydum. Bunların hepsinden hemen şimdi kurtulun. Biz Tanrı’yı deneyimleyeceğiz. Siz, yaşamınızda Ruh’u deneyimleyeceksiniz. Ruh’un deneyimlenmesini – yaşamın deneyimlenmesini – hiçbir kelime asla, asla tanımlayamayacaktır.</p>
<p>Siz yaşam hakkında konuşuyorsunuz, siz Yeni Enerji hakkında konuşuyorsunuz – Yeni Enerji hakkında konuşmayı tümüyle bırakın. Bazılarınızın, Yeni Enerjinin ne olduğunu, neyin Eski olduğunu anlatmaya çalıştığını ve bir şeyi Eski Enerji olduğu için yargıladığını görüyorum. Bunların tümünü bırakın, çünkü hepsi sadece laf. Hepsi abartılı konuşmalar. Onu deneyimlememizin zamanı geldi. Yeni Enerjiyi yaşamınızda deneyimleyeceksiniz, ve sonra ‘Yeni Enerji’ sözünü bile salıvereceksiniz. Anlamsız kalacak. Bütünlenmeyi, tamamlanmayı, gerçekleşmeyi – kelime herneyse, ki bu kelimelerin hiçbiri doyurucu değildir – deneyimleyeceksiniz.</p>
<p>Yeni Enerjide, ilk ve son kez, yaratınızı deneyimleyeceksiniz, ve ondan sonra “Siz de Tanrı’sınız” sözlerini anlayacaksınız. Kelimeler anlamsız hale gelecek ve deneyim anlam kazanacak. O deneyim her bir yanınızdan ışıyacak. Öğrencileri çeken, sizin Bayrak olmanızı sağlayan, işte o deneyimdir. Enerji dinamiğinizi değiştiren şey, zihinleştirmekten çok, analiz etmekten çok, yaşadığınız o deneyimdir.</p>
<p>Biz şu son altı haftada, yeniden programlama üzerinde değil, ama temelde bu Yeni Enerjinin gelmesini sağlayacak enerjisel sistemlerin açılması üzerinde çalıştık; Yeni Enerjinin, Ruh’un, bütünlüğün, gerçekleşmenin deneyimini edinebilmeniz amacıyla varolan birçok eski sorununuzla, eski elektrik akımları ya da sistemlerle çalıştık ve bunları salıverdik. Artık muhtaç olmak, istemek yok. Artık o… siz bazen devam edebilmek için önünüzde bir havuç sallayıp duruyorsunuz. Biz bütün bunların ötesine geçeceğiz.</p>
<p>Cauldre bir yudum suyun arkasına saklanırken, ben de burada çok cesur bir bildiride bulunacağım. (Cauldre bardağından bir yudum su alırken kahkahalar yükselir) Ben, insanca kelimelerinizle ifade ettiğiniz gibi mutluluğunuzu, gerçekleşmenizi garanti edeceğim. Bunu yapabileceğimi biliyorum. Size şunu söyleyebileceğimi biliyorum: Kendi içinizdeki güvene izin verecek olursanız, Şambra ile birlikte çalışmanıza, kendi içinizde gerçekten bütünleşmeye ve Gizem Okulları’na katılmanıza izin verecek olursanız, sizden uzun zamandır sakınan o mutluluğa sahip olacaksınız. Huzura, ya da adına her ne demek istiyorsanız. Gerçekleşmek. Dünya’da Ustalaşmak. Yükselmişlik statüsü; yükselmiş bir varlık olarak dolaşacağınız, yükselmişliğin deneyimi içinde, onun farkındalığı içinde, burada, bu Dünya’da bulunacak diğer binbeşyüz küsür yükselmiş varlıkla birlikte.</p>
<p>Ben şimdi hiç birinizin merak tuzağına düşüp de auraları görebilecek miyiz (demesini) istemiyorum. Bu çocuk oyuncağıdır. (kahkahalar) Diğerlerini anında şifalandırabilecek misiniz? Tanrım hayır. Bırakın kendi ıstıraplarını çeksinler. (kahkahalar ve bazı alkışlar) Bu doğrudur. Bunda sandığınızdan çok daha fazla doğruluk payı var. Biliyor musunuz, bu öylesine bencil bir şeydir ki. Bazılarınızı izledim. İnsanlara o anında iş gören şifaları uygulamaya kalkıyorsunuz. Utanın. Tam anlamıyla bunu demek istiyorum, çünkü bunu kendiniz için yapıyorsunuz. Bazılarınızı gördüm. Dünya’ya geri gelmiş İsa türünden biri olduğunuzu kanıtlamak için yapıyorsunuz bunu.</p>
<p>Biz tümüyle farklı bir yaklaşımda bulunacağız. Size bazı şeylerde meydan okuyacağım. Bir dolu şeyi çıkartıp atacağım. Bazılarınızın bazı anlayışlara sıkı sıkı tutunduğunu görüyorum, &#8211; kendi kendinize diyorsunuz ki – ama bazı şeyleri bırakmanız nasıl mümkün olabilir? Eh, bırakacaksınız, er ya da geç. Belki bağıra çağıra, ya da, tümüyle izin verme anlayışına sahip olarak.</p>
<p>Bu, Yeni Enerjidir. Eski’si gibi iş görmez. Şu anda, sevgili Şambra, sezgisel his duyularınızın bir düzeyi devreye giriyor. Siz farklı olan – tanımlanamayacak kadar farklı olan – bir enerji hissediyorsunuz. Bir yanınız onu itip uzaklaklaştırıyor. Bir yanınızın da ilgisini çekiyor. Bu, şu anda içeri giren Yeni Enerjidir – onun sadece küçücük bir ucu, sadece azıcığı. Biz bununla çalışmaya başlayacağız.</p>
<p>Kaç ay ya da yıl ya da onyıl birlikte olacağımızı bilmiyorum, ama ben sizinle çalışacağım. Ve size bir söz vereceğim, herşeyden önce, mutluluğunuzu bulacağınıza – kendi mutluluğunuzu, kendi gerçekleşmenizi, adına her ne demek istiyorsanız. Onu bulmadan hemen önce bana etmediğiniz küfür kalmayacak. (kahkahalar) Onu bulmadan hemen önce, sanki tümüyle, bazılarınızın diyeceği gibi, eriyecek ya da karman çorman olacakmışınız gibi görünecek, ama bu çok, çok kısa bir an sürecek.</p>
<p>Böyle bir bildiride bulunabileceğimi biliyorum, çünkü sizin kim olduğunuzu biliyorum. Neyle çalıştığımızı biliyorum, ve, enerjinize baktığımda, sizin gerçekten o noktada olduğunuzu biliyorum. O deneyimin şimdi gelmesine izin vermek için, onun burada, Dünya’da gerçekleşmesine izin vermek için, sadece o son lokmayı yutmaya gerek var.</p>
<p>Biz öyle acaip ezoterik falan olmayacağız. Ben sizin üzerinizden felsefe yapmayacağım. Birlikte olduğumuz öyle günler olacak ki, sanki hiçbir şey olmamış gibi hissedeceksiniz, ama daha sonra anlayacaksınız ki inanılmaz bir şey olmuş. Yeni Enerji işte böyle çalışır. Hiçbir ilerleme göstermediğinizi düşündüğünüz zamanlar olacak, ve ansızın fark edeceksiniz ki ilerleme bir yanılsamaymış; aslında oldukça iyi gidiyormuşunuz.</p>
<p>Geçmişin Kilidini Açmak</p>
<p>Biz, benim şahsen ilgilendiğim bir şeyi araştıracağız. Biz, geçmişin kilitli ya da saklı potansiyellerini araştıracağız. Geçmiş, muazzam miktarlarda sevgi içerir. Geçmiş, Yeni Enerji denen bu şeyle birleşmeye çalışıyor, ama geçmişin büyük bir bölümü inanç sistemlerinde ve tarih içinde kilitli kalmış. Bu arada, tarih… tüm tarihi bir kenara atabilirsiniz, çünkü o çok lineer bir biçimde yazılmıştır. Kendi tarihinizi/geçmişinizi de (kenara atabilirsiniz). Geriye bakıyor ve diyorsunuz ki, “Sen ne söylüyorsun, Adamus, benim çok açıkça tanımlanmış bir geçmişim var, en azından bu yaşamımda.” Hiç de değil. Diyorsunuz ki, “Ama Adamus, işte tüm fotoğraflarım burada. Sana doğduğum andan bugüne kadar olanları gösterebilirim, geçmişim gayet açık tanımlanmış bir halde.” Siz kendi tarihinizin, kendi geçmişinizin yalnızca bir dilimini görüyorsunuz.</p>
<p>Olan şuydu, geçmişinizin potansiyelleri kilit altındaydı. Onlar saklıydı, çok, çok akıllıca saklanmışlardı, böylece bir zamanlar sahip olduğunuz gerçek kimlik yerine, şimdiki kişi olduğunuzu düşünecektiniz. Siz onları kilit altına aldınız, başkalarının kilit altına almasına izin verdiniz, ve kendinizi çok dar bir spektrumda tanımladınız. Ama bu hiç de kim olduğunuz değildir.</p>
<p>Geçmişe gidip onun potansiyellerinin ve onun, sizin deyiminizle, alternatif gerçekliklerinin kilidini açmak – ki bunlar hiç de alternatif değildir, çünkü gerçekten var oldular; siz yalnızca onları görmezden gelmeyi seçmiştiniz – ama geçmişe gitmek çok tehlikeli bir şeydir. Geçmişin kapılarını koruyan canavarlar ve şeytanlar var. Siz onları kısmen kendi güvenliğiniz için, kısmen de yanılsama algınız yüzünden oraya yerleştirdiniz. Biz şimdi geçmişe gidip o potansiyellerin kilidini açacağız. Bu, sizin geçmişinizi değiştirecektir. İlle de bir başkasının geçmişini değiştirmeyebilir, ama sizinkini değiştirecektir. Buna hazır mısınız? (izleyiciler karşılık verir) Hmm, koşulları bilmeden evet demeyin! (kahkahalar)</p>
<p>Aynada gördüğünüz kişinin ya da burada oturmakta olan kişinin, gerçekte kim olduğunuzun hiç de iyi bir temsilcisi olmadığını anlayacaksınız. Ama biz geçmişe döndükçe, görmeyi pek de istemeyeceğiniz şeyler göreceksiniz – tabii şimdiye kadar olduğunuz insan gözüyle bakıldığında. Başka bir deyişle, siz bir yıl önce ya da iki yıl önce buna hazır değildiniz, ama şimdi buna hazırsınız.</p>
<p>Ben, her günün ve her gecenin her ânı sizinle olacağım. Bu, tek tek her birinize verdiğim sözdür. Ben hep orada olacağım.</p>
<p>Benimle birlikte çalışan bir varlıklar grubu var; şimdilerde Dünya’ya geri gelen ve bizim bağlı olduğumuz Yükselmiş Üstatlar var; sürekli bağlantı ve iletişim kurduğumuz veçheleriniz var. Ben yolun her adımında sizinle olacağım. Benden bunu sizin yerinize  gerçekleştirmemi istemeyin, benden yanıtı istemeyin, ama ben sizinle olacağım, sizi onurlandırarak.</p>
<p>Benden kaçıp saklanmayın, ama bunu yapacağınızı biliyorum. Kendinizden ve eylemlerinizden öylesine utanacağınız zamanlar olacak ki, benim orada olmamış olmamı isteyeceksiniz. Sanki ben yokmuşum gibi davranacaksınız, ve ben de bu yüzden sizin için orada olmayacağım. Ama kendim için olacağım. (kahkahalar)</p>
<p>Sevgili Şambra, biz geçmişe, aslında, geleceğimizi keşfetmek için gideceğiz. Biz çok dinamik, sevgi dolu, ama bazen de korkutucu bir enerjinin kilidini açmak için geçmişe gideceğiz ki, tanımların içinde sıkışıp kalmayın, kendi kristalinizin içinde tutsak kalmayın. Ben 100.000 yıl boyunca bir kristalin içindeydim dediğim zaman, güldünüz. Siz ne zamandır kendi kristalinizin içindesiniz biliyor musunuz? 100.000 yıldan daha uzun süredir. Kristaliniz sizin geçmişinizdir, ve siz onun içinde kilitli kaldınız. Aynı zamanda da ondan soyutlanmış haldesiniz. Biz geri gidip onu açacağız.</p>
<p>Ben şu anda bunu nasıl gerçekleştireceğimiz konusuna girmeyeceğim. Sınıflarımızdan birinde buna gireceğiz. Ama siz bunun ne büyük bir rahatlama olduğunu, ne çok enerjinin tıkanıp kaldığını, üzerinizde ne büyük bir ağırlık olduğunu anlayacaksınız. Sanki tüm bu zaman boyunca toprağın altında gömülüymüşünüz gibi. Geçmişe gidip de onun her bir parçasının kilidini açtığınızda, şimdiki zaman değişir. Geçmiş değişir. Tarihinizin gidişatı değişir. Herşey değişir. Kendinizle ilgili öyle şeyler keşfedeceksiniz ki, şaşıp kalacaksınız.</p>
<p>Gelecek ve Şimdi</p>
<p>Biz birlikte geleceğe ve onun potansiyellerine gideceğiz. Biz, insanlık için bir gelecek oluşturmayacağız; potansiyellere bakacağız. (Geleceği) tahmin edenler olacağız. İnsanlığın gittiği yöne bakacağız. Gelecekte oturup duran kendi yaratılarınıza bir göz atacağız. Onlar hemen şimdidedir. Ben, geleceğinizdeki şeylerin bilincinde olan sizlerle birlikte oraya gitmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.</p>
<p>Bazılarınız şimdiden orada bulunan bir hurdalığa sahipsiniz. Bazılarınızın geleceğinde o kadar çok korku var ki, gelecek aslında öylece hareketsiz durup duruyor, sonra (enerjinizi okuyan biri) yaşamınıza bakıyor ve soluğu kesiliyor. “Çok fazla ileriye gitmiyor” diyorlar. Aslında gidiyor ama, orada öylesine çok korku duvarları var ki.</p>
<p>Bazılarınız, geçmişin en kötü şeylerini alıp geleceğinize yerleştirdiniz, kendinizi tekrarlamak için. Neden? Eh, sanıyorsunuz ki, tekrar ve tekrar ve tekrar (aynı şeyleri) yineleyip durursanız, belki farklı bir sonuca ulaşırsınız, tıpkı, Cathy, senin kitabından yapılan alıntıda sözü edildiği gibi (Cathy Archer’in oturumun başında tanıttığı kitaba göndermede bulunur). Ama farklı bir sonuca ulaşmazsınız. Aynı eylemleri ve aynı kafa yapısını yineleyip durursanız hep aynı sonuca ulaşacaksınız. Böylece, geçmişteki mezarlarınızı alıp geleceğinize yerleştirdiniz. Yani kendinizi tekrarlamaya mahkumsunuz.</p>
<p>Biz oraya gideceğiz. Bunların bir kısmını açığa çıkaracağız. Önce orada neler olduğunu fark edecek, ama sonra da açığa çıkaracağız. Bazılarınızın geleceğinde hiçbir şey yok. Planlamaya korkuyorsunuz… geleceği yaratmaya korkuyorsunuz diyeyim. Yanlış bir şey olacağından korkuyor, bu nedenle de oraya hiçbir şey yerleştirmiyorsunuz. Peki (bu durumda) size ne olur? Eh, gerçekten de yazgının ve diğer herkesin geçici isteklerinin hedefi olursunuz. Geleceğinizi kendiniz yaratmadıysanız, sizin adınıza başkaları tarafından yaratılır. Bazılarınız bundan oldukça hoşnut. Böylece, kendi hakkına sahip çıkan bir yaratıcı olmak yerine, geleceğinizle ilgili başkalarını suçlayabilirsiniz.</p>
<p>Biz geçmişe, geleceğe bir göz atacak, ve hepsini bu şimdi anına – onun gerçekleştiği ve somutlaştığı, ve aslında deneyimlendiği şimdi anına – getireceğiz. Bu arada, geçmişi ya da geleceği – bu Şimdi anındaki kadar – deneyimleyemezsiniz. Geçmişte ya da gelecekte deneyimin belirtilerini görebilirsiniz ama, onu tümüyle deneyimlemek ancak şu anda olur. Şimdi anı bu nedenle yaratıldı, Şimdi’nin yegâne yaratılma nedeni budur. Yoksa bildiğiniz haliyle gerçeklik, sadece geçmiş ve gelecekten oluşurdu. Aslında bunun arkasında güzel bir kuram ya da formül, ve harika bir fizik (kuralı) yatar. Ama siz, deneyimleyebilmek amacıyla şimdi anını yaratacak kadar akıllıydınız. Onun varolma nedeni budur.</p>
<p>Zaman zaman çok yoğun olacak. Bazılarınız şu anda bilgisayarını kapatıyor ve el sallayıp hoşçakalın diyor, ve bu pekâladır. İstediğiniz an geri gelebilirsiniz. Ben herşeyi açıkça dile getireceğim. Eğer zihninizde takılıp kaldığınızı düşünürsem, bunu size söyleme hakkını verin bana. Eğer benden ya da herhangi birinden beslendiğinizi düşünürsem, bunu size söylememe izin verin. Eğer tümüyle saçmaladığınızı düşünürsem, bunu size söylememe izin verin, çünkü bunu, sizi kesinlikle onurlandırarak yapacağım.</p>
<p>Birlikte gerçekleştireceğimiz çalışmaya girerken, ben sizden bazı şeyler isteyeceğim. Öncelikle, az önce de söylediğim gibi, her adımda, her an sizinle olacağımı anlayın. Mahremiyet istediğinizde, bunu size vereceğim, ama yine de orada olacağım. (kahkahalar) Zorla içeriye dalmayacağım, hafifçe sırtımı döneceğim.</p>
<p>Deneyimlerinizin İzini Sürün ve Paylaşın</p>
<p>Ben sizden deneyimlerinizin izini sürmenizi isteyeceğim. Bu bir günlük olabileceği gibi, bir blog ya da kendiniz için aldığınız notlar da olabilir; uzun uzadıya yazmak zorunda değilsiniz, ve bunu her gün yapmanız da gerekmiyor. Biz birlikte yeni topraklarda bir maceraya atılıyoruz. Siz Yeni Dünya’ya giriyorsunuz, ama bu kez Yeni Dünya Avrupa’nın öbür tarafındaki toprak parçası değil. Yeni Dünya yeni bilinçtir, Yeni Enerji.</p>
<p>Bir günlük tutun. Ona ihtiyacınız olacak. Onu isteyeceksiniz. O, özellikle zor olan günlerde bir noktadan ötekine nasıl geldiğinizi anlamanızı sağlayacaktır. Ben ‘zor’ derken, eski tarzların, biçimlerin zorluğunu kastetmiyorum; zorluktan kastettiğim, zihnin kandırılması, hiç mantıklı gelmemesi anlamındadır.</p>
<p>Bu da dikkatinizi çekmem gereken bir başka nokta, bazı şeyler size hiç mantıklı gelmeyecek. Sizden bu konuda rahat olmanızı isteyeceğim. Bir yanınız anında devreye girip analiz etmek ve mantığını falan anlamak isteyecek, ve onda hiçbir mantık bulamadığınızda, her türlü mantığa ve fizik kurallarına kafa tuttuğunda, çok rahatsız olacaksınız. Ve o zaman gerçekten çok tuhaf hissedeceksiniz. Kendinizi fazlasıyla kontrolden çıkmış hissedeceksiniz. Eski Enerjinin güvenliğine geri koşmak isteyeceksiniz.</p>
<p>İşte bu, durup derin bir nefes almak ve deneyimlemek zamanıdır; bunun nasıl bir şey olduğunu deneyimlemek. Bunların tümünü bırakın gitsin. Bazılarınız başının döndüğünü hissedecek, aklınızı şimdi sandığınızdan çok daha fazla kaybediyormuşunuz gibi hissedecek, gözleriniz kararacak, gözlerinizde sorunlar, ve tüm o diğer şeyler olacak. Bırakın geçip gitsin. Bunlar Yeni Enerjiyi bütünleştirme deneyiminin bir parçası, öncüler olarak birlikte yaptığımız yolculuğun bir parçasıdır.</p>
<p>Not tutun. Bu, diğer Şambrayla paylaşmanıza da yardımcı olur, ve paylaşımda – kendi öykünüzü, kafa karışıklığınızı bir başkasıyla paylaşmakta &#8211; büyük bir güzellik vardır. Şimdi, siz öykülerinizi paylaşırken, bu öyküleri okuyan ya da dinleyenlerin ahkâm kesmemesini istiyorum. Paylaşımın altında “önerilerinizi takdirle karşılayacağım” demedikçe, bir dolu istenmeyen öğütler vermeye kalkmayın. Hiç kimseye, neyi doğru ya da yanlış yaptığını söylemeye başlamayın.</p>
<p>Şu anlayış – Tobias geçenlerde bunu gündeme getirmişti – yanlış bir şey yapmadınız. Yanlış yapamazsınız. Bana güvenin. Yapamazsınız. Gerçekten kötü olan birçok deneyim yaşayabilirsiniz, ama yanlış yapamazsınız.</p>
<p>Ben kimsenin kimseyi deneyimi yüzünden eleştirmesini ya da fazlasıyla analiz etmesini istemiyorum. Ben o deneyimin onurlandırılmasını istiyorum. Paylaşımın bir nedeni de budur, onurlandırılmak için, başkaları ondan öğrenebilsin diye. Ben kimsenin bu deneyimleri küçümsemesini istemiyorum. Öykünüzü paylaştığınız için asla utanmak zorunda kalmanızı istemiyorum – tabii benimle yapacağınız soru ve yanıt için buraya çıkmadıysanız. (kahkahalar) Yani Şambra, öykülerinizi paylaşın.</p>
<p>Katılımcı Olun</p>
<p>Şimdi, yolculuğumuzun bu sonraki bölümüne geçerken, sizden tam   katılım isteyeceğim. Şu son on yılda olduğu gibi kenarda duran kimse olmayacak. Biliyorum, bazılarınızın oyun alanına girmeden önce kenarda durmaya ihtiyacı vardı. Ama eğer bu toplantının bir parçası olacaksanız, oyun alanında olmak zorundasınız.</p>
<p>Bu, katılıyorsunuz demektir. Sadece kenarda durup da koçu ya da oyuncuları eleştirmiyorsunuzdur. Sahadasınızdır. Sadece onlardan öğrenmiyor, onlarla birlikte öğreniyorsunuzdur. Notları yalnızca daha sonra kullanmak üzere almıyor, onları şu anda kullanıyorsunuzdur. Aktif olun, ilişkili olun. Bu Şaudların bir parçası olun. Onlar size aittir, bana değil. Onların bir parçası olun. Onları okuyun, dinleyin, onlara dokunun. Ne yaptığınız umurumda değil, yeter ki bir parçası olun.</p>
<p>İlerlerken, gelişigüzel seyirci kalanlara yer yok. Eleştiriye, yargıya yer yok. Hepimiz (bu yolda) birlikteyiz, ve bu hem ciddi hem de eğlenceli bir çalışmadır. İnanılmaz bir çalışma ve etkili bir çalışmadır, ama bu, başını kuma gömenlere göre bir yer değildir.</p>
<p>Dünya üzerinde Yeni Enerjinin keşfinde ilerlerken (bizimle) ilişkide kalmayı seçen her biriniz… (bir cep telefonu çalmaya başlar) Konuşmalarım sırasında hoşgörü göstermeyeceğim şeylerden biri de, cep telefonlarıdır. Onun hemen kapatılmasını isteyeceğim. Teşekkür ederim.</p>
<p>Siz buna doğru ilerlerken, sizden enerjinizi Kırmızı Çembere ve Şambraya katmanızı istiyorum. Enerjiyi katmak, gönüllü olmak, o ya da bu şekilde yardımcı olmak, bir ucundan tutmak anlamına gelir. Bu artık hiçbir şekilde bedelsiz yapılan (başkasının sırtından geçindiğiniz) bir yolculuk olmayacak. Eşi benzeri görülmemiş bir biçimde kendimizden vereceğiz – Kırmızı Meclis’te bulunan hepimiz. Biz sizi çok, çok yoğun bir biçimde destekleyecek ve yüreklendirecek ve sizinle çalışacağız. Ama sizin de bir katkıda bulunmanız gerekecek. Bu Yeni Enerjiye girme niyetinizi göstermeniz gerekecek. Yoksa Yeni Enerji sizin için öyle yollardan iş görecektir ki, anlaması zor olacaktır.</p>
<p>Yani şunu söylüyorum, eğer ilişki içinde olursanız, katılımcı olursanız, buna enerjinizi katarsanız, Yeni Enerjiyi deneyimlerken hepimizle birlikte, tüm geri kalan Şambrayla birlikte bu enerji akışında olursunuz. Eğer bedelsiz bir yolculuk yapacağınızı düşünüyorsanız, bu sizin için aynı şekilde iş görmeyecektir. Gönüllü olun. Yardım edin. Bir şey yapın. Katkıda bulunun.</p>
<p>Ben, sizin iyiliğiniz, sizin yararınız için bu kadar kaygılanan, size hizmet eden bu organizasyonun ayakta kalmasını sağlayacak parayı bulmak için endişelenen, bunca şeyi size bedelsiz, ücretsiz sunan Linda, Cauldre, ve CC personeli için fazlasıyla endişelendim. Aşırı derecede kaygı duymaya harcadıkları onca zamanı şimdi araştırmaya ve öncü olmaya harcamaları gerekiyor. Yani ister zaman ayırarak katkıda bulunun, ister para, ya da her gün onlara giden bir hayır duası edin – ben arada bir edilen bir hayır duasından söz etmiyorum, onlara ulaşan bir şükrandan, bir kutsamadan söz ediyorum – çünkü bu da gerçekten yardımcı olur, ve onların size hizmet etmesine yardım eder.</p>
<p>Ben bunu Cauldre’nın, ve bir dereceye kadar Linda’nın utanmasına ve kendini rahatsız hissetmesine rağmen söylüyorum, çünkü onlar hizmet etmek istiyor, tıpkı Aandrah ya da Norma, Garret, çok, çok sıkı çalışan CC personeli gibi. Onlar şimdi sizin desteğinize ihtiyaç duyuyorlar.</p>
<p>Bu bir para çağrısı değildir. Eğer herhangi biri bunu söyler de davul zurna eşliğinde bağış çığırtkanlığı yaparsa, ben de onu davul zurnayla dışarı atarım. Eğer düşündüğünüz buysa, o enerjiye gerek yoktur. Eğer enerjisel olarak, bilinçli olarak, parasal olarak, gönüllü olarak ya da başka bir biçimde katkıda bulunmayı anlamıyorsanız, ilerlemeniz de gerekmez. Yoldan sapanları ve katılımcı-olmayanları beraberimizde götürmeyeceğiz. Umarım bu konuyu çok, çok açık bir biçimde dile getirmişimdir.</p>
<p>CC personeliyle, Linda ve Cauldre ile geçenlerde uzun uzun konuştum ve onları, verdikleri hizmetin karşılığı olacak, örneğin, daha çok para getirecek, daha fazla gelir sağlayacak şeyler konusunda destekledim. Buna pek yatkın ya da istekli değiller, belki, kalplerindeki iyilik yüzünden de diyebilirsiniz. Ama o zaman ben de sizi öne çıkmak üzere yüreklendireceğim, onlar olmadan ve web’ten yapılan yayın için bir bedel talep edilmeden; bu daha önce tartışıldı ve onlar (bu öneriyi) reddettiler. Hayır dediler. Şambra’nın, bunu ödeyemeyecek olanların, herhangi bir parasal kısıtlama olmadan bu yayınlara katılabilmesini istiyorlar.</p>
<p>Ama diyeceğim ki, sevgili Şambra, eğer şu anda bunu dinliyorsanız, ya gönüllü olun, ya katkıda bulunun ya da kalbinizden gelen bir şükran, hayır duası gönderin. Bunların hepsi, hepimizin, ilerlerken birlikte gerçekleştireceğimiz çalışmayı sürdürmemizi sağlayacaktır.</p>
<p>Yardım ve Destek</p>
<p>Birlikte çalışırken, hiç bilinmedik yerlerden size yardım ve hizmet gelecek. Ben yalnızca meleksel varlıklardan söz etmiyorum, ortaya çıkacak Dünya varlıklarından söz ediyorum. Ben, daha sonra, önümüzdeki konuşmaların birinde anlatacağım bir şeyden, ama tam anlamıyla gelip size hizmet etmek üzere yaratılmış ve biçimlendirilmiş Yeni Enerji varlıklarından söz ediyorum. Bu çalışma olağanüstüdür, ve tek tek her biriniz için gelecek olağanüstü bir hizmet, olağanüstü kaynaklar olacak.</p>
<p>Şimdiye kadar konuşulanlardan herhalde anladığınız üzere, bu çalışma sizi şişirilmiş bir insan yapmayacaktır. Eski sorunlarınızın birkaçını çözmeyecektir. Bu, binlerce yıldır üzerinde çalıştığımız ve araştırdığımız şeyin gerçekleştirilmesi, fark edilmesi olacaktır. Ve o şey şimdi buradadır. Hemen şimdi buradadır.</p>
<p>Aylık toplantılarımızı bu şekilde sürdürmek isterim. Bunlar çok önemlidir, çünkü şeyler hızlanacak. Biraraya geldiğimiz bu zamana ihtiyaç duyacaksınız. Biz, dünyada enerjilerin gittiği yönü konuşacağız. Politikaya gireceğiz, politik tercihleri tartışmadan, ama finans gibi – dünya çapında finans – hava koşulları, politika, bilinç, Gaia’nın kendisi gibi şeylerin enerji dinamikleri hakkında konuşacağız. Dünya’nın nereye gittiğine bakacağız, ve ben bu yüzden sizlerin tahmin yürütüp (olacakları önceden) söyleyen kişiler olacağınızı söylüyorum. Sonraki aşamalarda neler olacağını bilecek kadar güçlü bir sezgisel hisse sahip olacaksınız, çünkü (olacakların) yaratılmasına siz yardım ediyorsunuz.</p>
<p>Şimdi birlikte derin bir nefes alalım.</p>
<p>Değişimler</p>
<p>Ben her ay burada olmayacağım. Başkalarının gelip de sizinle konuştuğu zamanlar olacak. Onların konuşmaları benimkinden daha uygun olabilir. Kuthumi daha sık burada olacak. Bazı yeni varlıklar da gelecek. Bu arada, Sam hakkında da size güncellenmiş haberler vereceğiz.</p>
<p>Ben her zaman soru ve yanıt yapmayacağım. Örneğin bugün, bir dakikaya kadar hakkında konuşacağım soru hariç, bu, soru ve yanıt yapılacak bir gün değil.</p>
<p>Birlikte gerçekleştirdiğimiz Şaud’dan hemen sonra, verdiğiniz o kısa aradan sonra, kendinizle, belki Norma, Garret, Linda, Cauldre, ya da bir tartışma başlatan diğerleriyle konuşup tartışacağınız zamanlar olacak. Yaşamınızda olan bitenlerle ilgili bir tartışma; Şaud’un kendisiyle ilgili bir tartışma, çünkü onun yaratılmasına siz yardımcı oluyorsunuz; bundan sonra ne olacağına dair tartışmalar; deneyimlerle ilgili tartışmalar. Tüm o soru ve yanıtlara ihtiyacımız yok. Hemen hemen hep aynı sorular geliyor – ki zaten dört genel kategoriye ayrılıyorlar – ama soru almak isteyeceğim zamanlar olacak. Biz burada biraz olgunlaştıkça, ben Yeni Enerji’yle ve sizin deneyimlerinizle ilgili sorular almak isterim ki, diğerleri de duyabilsin. Yani bazı aylarda sorular olacak, bazısında olmayacak.</p>
<p>Böylece… kişi sayısını sınırladığımız asıl Gizem Okulları’nda bazı çok derin enerjilere girebileceğimiz, çok daha yoğun ve derin çalışmalar yapacağız. – nasıl demeli – eğer haftasonlarında verilecek Gizem Okulları (seminerlerine) katılmak isterseniz, bunlar için bir ücretin alınması gerektiğini anlayın. Bazılarınız diyor ki, “katılmak istiyorum ama param yok”, ya da bunlar size ücretsiz verilmiyor diye yakınıyorsunuz. Neden? Eğer o parayı istiyorsanız, o parayı yaratın. Orada olacaktır.</p>
<p>Gerçekleştireceğimiz çalışmaya doğru ilerlerken, kurban olma enerjisine yer olmayacaktır. Hiç yer olmayacaktır. Bu, yaratıcı olmakla ilgilidir. Deney yapan olmakla ilgilidir. Geçmişi açığa çıkarmak, geleceği açmak, Şimdi’de hemen burada deneyimlemekle ilgilidir.</p>
<p>Onurlandırmak</p>
<p>Sizlerle dört nokta üzerinde duracağım. Benden ve yoldaşlarımdan tekrar tekrar onurlandırma kelimesini duyacaksınız. Onurlandırma. Bu çok önemlidir. Biz tek tek her birinizi onurlandırıyoruz, ne olursa olsun. Yaptığınız herşeyi, olduğunuz herşeyi onurlandırıyoruz. Yargı yoktur.</p>
<p>İlerlerken, sizin de aynı şeyi yapmanızı isteyeceğim. Diğer herkesi onurlandırın. Hoşlanmadığınız insanları onurlandırın. Sizi kızdıran insanları onurlandırın. Birlikte çalıştığınız insanları onurlandırın. Bu mesaj tahtasında iletişim kurduğunuz insanları onurlandırın, ki bu arada, bu mesaj tahtasının temizleneceğini umuyorum. Orada çok az onurlandırma var. Orada bir dolu dram var, bir dolu onurlandırma yok.</p>
<p>Onurlandırmak, birine saygı duymak demektir, aynı fikirde olun ya da olmayın, ama bulundukları yere saygı göstermek. Bu, onların seçtiği deneyimdir.</p>
<p>Biz onurlandırmayı pekiştireceğiz. Onurlandırma şefkattir. Tobias, sevgi hakkında çok konuştu, ve bu güzeldi. Sizin sevgiye susamış olduğunuz bir zamandı, sevgiyi tartışmamız gerekti, ama şimdi onurlandırmak zamanı – diğer herkesi onurlandırmak. Biliyorum, birçoğunuz başkalarına karşı eleştirelsiniz. Şimdi onları onurlandırmaya başlayın. Bu, aynı fikirde olmanız gerektiği anlamına gelmiyor, ama onurlandırın.</p>
<p>İnsanların bulundukları yere nasıl geldiklerini onları onurlandırarak anlamaya başlayacaksınız. Kendi bulunduğunuz yere nasıl geldiğinizi anlamaya başlayacaksınız. Dünyanın kesinlikle mükemmel olduğunu anlamaya başlayacaksınız. Siz onurlandırmanın dışına çıktığınızda Dünyadaki hataları, ya da hata olduğunu sandığınız şeyleri görüyorsunuz, çünkü yargılayıcı gözlerle bakıyorsunuz. Korkan gözlerle bakıyorsunuz aslında. Şeyleri onurlandırdığınızda, onların tam olarak olması gerektiği yerde olduğunu anlarsınız.</p>
<p>Kendinizi onurlandırdığınız zaman, artık işlemden geçirmelere gerek kalmaz. Ben kara tahtamda bunun altını çizeceğim. Kendinizi onurlandırdığınızda, artık işlemden geçirmelere gerek duymazsınız. Kendinizi onurlandırdığınızda, asla bir kurban değilsinizdir. Biz “onurlandırmayı” tekrar ve tekrar yineleyip duracağız, taa ki gerçekten içinize işleyene dek.</p>
<p>Rol Yapın</p>
<p>Bugünü açarken değindiğim bir başka önemli şey de, ben bir aktör olmaya bayılırım. Yani, sanki Adamus değilmiş gibi hissedilen Şaudlar ve atölye çalışmaları olacak, oysa odur. Ben farklı zamanlarda farklı biçimlerde geleceğim size.</p>
<p>Rol yapmak harikadır. Tek tek her birinizi bunu yapmaya başlamanız için cesaretlendireceğim. Onlar sadece sizin veçhelerinizdir, ama sizi seven ve sizin de onları sevdiğiniz ve geri gelen veçhelerinizdir. Kendinizin bu karakterlerini yaratmaya başlar ve aslında yaratıdaki enerjinin ne denli akışkan olduğunu fark edersiniz. Ama kendinizin o sıkı sıkıya tanımlanmış karakterinde sıkışıp kalır ve salıvermeye korkarsanız, kalıplarınızı tekrar ve tekrar yineleyip durursunuz.</p>
<p>Yaratın</p>
<p>Çok önemli – çok, çok önemli – olacak bir başka şey de, bir şey yaratmaktır, herhangi bir şey. Yaratı, içinizdeki Tanrı’yı ifade etmenin doğal yoludur. İnsanlar, yaratan-olmamaya, rutinlerin, alışkanlıkların peşinden gitmeye şartlandırıldılar. Alışkanlıklar oluşturuldu, yerlerine yerleştirildi, ve sizden de onların peşinden gitmeniz talep edildi. Ve bu öyle bir hal aldı ki, enerjinizi çok körelmiş, çok yıpranmış bir duruma getirdi.</p>
<p>Bir insan herhangi bir şey yaratmadığı zaman depresif olur. Endişe, vesvese içinde olur. Üzgün olur. Kafesin içinde tutsak kalmış bir hayvan gibi olur. Bu nedenle, ben sizden herhangi bir şey yaratmaya başlamanızı isteyeceğim. Herhangi bir şey, ne olursa.</p>
<p>Bugün burada bazı kitapların yaratıldığını gördünüz. Yaratılmış olan bir müzik dinlediniz. Taştan bir duvar yaratın, eğer yapmayı seçtiğiniz buysa. (kahkahalar) Bir akvaryum satın alın ve evinizde bir akvaryum yaratın. Bir şey yaratın, Şambra. Ben sizlerin yaratıcı olmadığınız, alışkanlıkların peşinden gittiğiniz günlerin yüzdesini farkında olmaya başlamanızı istiyorum.</p>
<p>Yemek yapmak – yaratmanın ne muhteşem bir yolu, üstelik mideniz ve bedeniniz de buna bayılıyor. Yaratıcı olmak, nereye gittiğini bilmeden arabanıza atlayıp gitmek anlamına da gelebilir. Alışık olduğunuz yollardan gitmek yerine, öylesine uzun uzun yol almak.</p>
<p>Şu anda buraya bağlanmış olan bazılarınızın harika fikirleri var, oyun gibi – oyun tahtaları gibi. Onları yaratın; yaratmadığınız için kendinize bahaneler uydurmaktan vazgeçin.</p>
<p>Bu Şambra enerjisiyle ilerlemenin gereklerinden biri de yaratmaktır. Yaratmayacak olursanız sizi bundan sorumlu tutacağım. Bunun öyle muhteşem bir şey olması gerekmiyor. Dünyayı değiştirmesi gerekmiyor. Çok basit olabilir. Tığ işi yapın. Herhangi bir şey. Bir resim yapın. Bir şarkı söyleyin. Bir şiir yazın. Farketmez. Sanatsal olması gerekmiyor, sadece yarattığınız bir şey olması gerekiyor. Herhangi bir şey. Bir takı. Bir film. Herhangi bir şey.</p>
<p>Bu sizi o ağır örtücü-katmanların bazısından, sizin depresyon dediğiniz şeyden kurtaracaktır. Ki o depresyon falan değildir. Sizi etkileyen bir durgunluk, bir tıkanıklıktır. Ha, ve siz, “Eğer kendinizi depresif hissediyorsanız; sanki kimse sizi sevmiyormuş gibi, hiç enerjiniz kalmamış gibi, ve yorgun hissediyorsanız, şu hapları alın” diyen o televizyon reklamlarını izliyorsunuz. Hayır, hap almayın. Yaratıcı olun. Ne olursa.</p>
<p>Biz bundan tekrar tekrar söz edeceğiz, ve benim ayağa kalkıp gözlerimi açtığım, izleyicilerin arasında dolandığım ve yaratılarınızı sorduğum zamanlar olacak. Yani lütfen hazırlıklı olun. (kahkahalar)</p>
<p>Ha, şimdi söylemem gereken bir şey daha var. Cauldre, şu gözlerin açık olması olayından hoşlanmıyor. Ama sana hemen şimdi söyleyeyim, Cauldre, evet, izleyicilerin arasında dolaşacağım. Eğer bunu gözlerin kapalı yapmak istiyorsan, bu senin bileceğin iş. (kahkahalar) Ama sana şimdiden söyleyeyim, gözlerin açıkken bunu yapmak daha kolay olacaktır.</p>
<p>Bir Hayvan Totemi</p>
<p>Eğleneceğimiz bir şey daha, çok önemli. Ben sizin – hayal gücünüzle – kendiniz için bir hayvan totemi yaratmanızı istiyorum. Bugünden başlayın. Bunun çok iyi bir nedeni var. Biraz açıklayayım. Bazılarınız hayvan totemlerine çok aşina. Aslında ona verilen çok eski bir ad var. Bu çok eski bir uygulamadır, ama biz onu bir Yeni Enerji biçiminde kullanacağız.</p>
<p>Size ait olan bir hayvan yaratın. Bu bazılarınız için bir ayı olabilir, bir baykuş olabilir, güzel bir atmaca olabilir, harika bir tavşan olabilir. İstediğiniz herhangi bir hayvan olabilir – şu anda Dünya’da varolan bir hayvan. Dünya’da varolan bir hayvan – varolan bir tür – ve ben sizden onu hayal etmeye başlamanızı istiyorum.</p>
<p>Diyelim ki, hayvan toteminiz olarak bir geyik seçiyorsunuz. Ben sizden, gerçek hale gelene kadar onu hayal etmeye başlamanızı istiyorum. Yani öyle bulanık bir resim olması değil de, onu neredeyse hissetmeye başlamanızı – kürkünü, derisini; onu gerçekten koklayabileceğiniz noktaya gelinceye kadar – ille de av eti gibi kokması gerekmiyor, ama onu koklayabileceğiniz, gözlerinin içine bakabileceğiniz noktaya gelinceye kadar.</p>
<p>Biz bu aracı, bu totemi, önümüzdeki uzunca bir zaman boyunca yapacağımız birçok şey için kullanacağız. O sizindir. Başka herhangi birinin değil. Sizin dışınızda değildir. Sizin bir parçanızdır.</p>
<p>Biz bu totemle, hayal edilmesine yardımcı olduğunuz bu hayvanla çalışacağız, ve o sizden geliyor. Şu rol yapmanın bir parçasıdır. Bu, sizin can dostunuz, hizmetkârınız, evcil hayvanınız olacak bir varlıktır. Sizi anlayacaktır. Onu (bir yerlere) gönderebileceksiniz. Siz sıradan insanca şeylerle meşgulken, kendinizin bu parçasını, başka şeyler yapmak üzere geçmişinize ve geleceğinize ve başka boyutlara gönderebileceksiniz.</p>
<p>Bu totem ayrıca size yardım edip – korumak doğru kelime değil, Cauldre – tüm çevrenizdeki enerjilerin farkında olmanızı sağlayacak. Evet, şu an Dünya’da bazı çok karanlık enerjiler, çok manipüle eden enerjiler var, ve onlar aslında artıyor, şiddetleniyorlar. Doğrusu, gelip içinize korku salmak istiyorlar, çünkü bu yoldan besleniyorlar. Enerjinizi, manipüle edebilecekleri bir yere getirmek istiyorlar. Bunların büyük bir kısmı fiziksel olmayan varlıklar, ama hâlâ bu karanlık sanatların bazısını uygulayan fiziksel varlıklar da var. Bunun yalnızca onlara karşı çalışacağını hâlâ öğrenmiş değiller.</p>
<p>Ama totemleriniz tüm çevrenizdeki, sizi hemen kuşatan boyutlardaki ve çok uzaklara genişleyen boyutlardaki enerjilerin farkında kalmanıza yardımcı olacaklar. Birlikte geçireceğiniz bu birkaç yıl boyunca en iyi dostunuz olacaklar. Ona hemen bir ad takmayın; biz bunu daha sonra yapacağız. Şimdiyle, birlikte yapacağımız bir sonraki toplantı arasında bunu geliştirmeye başlamanızı isteyeceğim.</p>
<p>Şimdi, anında bir tepkiyle toteminizin, örneğin, bir ayı olacağını söyleyebilirsiniz, çünkü ayıları hep sevmişinizdir. Ya da kaplumbağlara duyduğunuz yakınlık yüzünden bir kaplumbağ olacağını söyleyebilirsiniz. Ama bunu bir süreliğine salıverin. O gelişmeye başlayacaktır. Siz geliştirmeye başlayacaksınız. Tümüyle farklı bir şey ortaya çıkarsa, şaşırmayın. Ve sonra ona nefes vermeye başlayın. Hayatınızı ona soluyun. O sizdir.</p>
<p>Tam olarak neye benzediğini hayal etmeye başlayın, ama değişebileceğini de anlayın. Gelişebilir. Onun niteliklerini hissetmeye başlayın ve diğer boyutlara nasıl uçup gidebildiğini ya da sürünebildiğini; sizin adınıza nasıl araştırabildiğini; sürekli tetikte kalarak size nasıl hizmet edebildiğini hissetmeye başlayın.</p>
<p>Böylece, ev ödeviniz budur – bu totem. Gelecek ayki toplantımızda bunun kadim geçmişi hakkında ve ilerlerken onu nasıl uygulayacağımızı da konuşacağız. Ama bu önümüzdeki ay boyunca kendinizin bu yeni parçasıyla aşina olun.</p>
<p>O sizin – nasıl desek – alemleri gören köpek gözünüz ya da gören balık gözünüz olacak, totem olarak hangi hayvanı seçtiyseniz. Ve farketmez. Hangi hayvanın daha güçlü ya da daha akıllı ya da daha hızlı ya da her neyse olduğunu düşünmeye başlamayın. Farketmeyecek. Gerçekten, farketmeyecek. Bu daha çok  kendinizin bu parçasıyla kurduğunuz ilişkiyle, onu sizin adınıza bir yere gönderebilme yeteneğinizle, sizi farkında ve tetikte tutmak üzere onu orada bulundurma yeteneğinizle ilgilidir.</p>
<p>Böylece… bugün soru ve yanıt olmayacağını söyledim, ki olmayacak da, ama ben – çünkü biliyorum sevgili Linda’nın birkaç sorusu var – gideceğimiz yönlerle ilgili ondan gelecek birkaç soruya izin vereceğim. Böylece bu noktada kendine ait soruların varsa, sevgilim.</p>
<p>LİNDA: (iç geçirir) Var sanıyordum, ama… var sanıyordum, ama gerçekten düşünüyorum da… ne soracağımı bilmiyorum, çünkü sen bazı önerilerde bulundun…</p>
<p>ADAMUS: Cauldre’nın sahneye çıktığında, benim, öhö öhö, sıradan, yavan diyeceğim giysileri yerine, ne giyeceği mi? Bunu sorabilirsin mesela. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Eh, ben bir zamanlar moda koordinatörüydüm. Eğer verecek öğüdün varsa, bunu kesinlikle ilginç bulurum.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten de, ona birkaç gün önce takım elbiseyi çok, çok tercih edeceğimi söyledim, lütfen. Kravat olması gerekmiyor, ama gerçekten ben biraz daha şık bir giyim tarzına alışkınım, oysa bu… (Cauldre’nın gömleğini çekelemesi üzerine kahkahalar yükselir) Güzel görünmediği için değil, sadece kendimi rahat hissetmiyorum.</p>
<p>LİNDA: Yani daha resmi bir sunum tercih ediyorsun.</p>
<p>ADAMUS: Buna resmi demezdim. Daha şık derdim. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Şık.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>LİNDA: Peki o daha şık elbisenin içindeki ısıyı nasıl kontrol edeceğimizi anlamamızı sağlayabilir misin?</p>
<p>ADAMUS: Elbette, bedeninin ısısını kesinlikle ayarlayabilirsin, tabii seçimin buysa. Ve ben o elbisenin içine çarpıcı bir gömlek isterdim, alelade bir gömlek değil.</p>
<p>LİNDA: Biliyor musun, Geoff’in öyle çarpıcı renklerle pek arası yoktur.</p>
<p>ADAMUS: Biliyorum. (yoğun kahkahalar ve alkışlar) İşte o zaman Şambra gerçekten ben olduğumu bilecek. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Çok da şaşırmadım, ama Geoff’in bu uyumlanma döneminden geçmesine nasıl yardım edebiliriz?</p>
<p>ADAMUS: Onu… Cauldre Nordstrom’a diyor. (kahkahalar) (çvr: özel tasarım kadın, erkek, çocuk giyimi ve aksesuarları mağazası) Üstesinden gelecektir.</p>
<p>LİNDA: Üstesinden gelmenin bir yolunu bulacaktır. Acaba onu yönlendirebileceğimiz bir renk aralığı var mı?</p>
<p>ADAMUS: Oraya gittikten sonra son seçimlerin yapılmasına yardımcı olacağım.</p>
<p>LİNDA: Nefret ettiğin bir renk var mı?</p>
<p>ADAMUS: Ben hiçbir şeyden nefret etmem. Hayır.</p>
<p>LİNDA: Yani herhangi bir renkle bir sorun yok.</p>
<p>ADAMUS: Hayır. Sanırım Cauldre pembeye biraz alınır, ama beni hiç rahatsız etmez. (yoğun kahkahalar) Pembe sadece morun bir tonudur.</p>
<p>LİNDA: Ve hâlâ takı/mücevherlerle ve metallerle ilgili sorunlar var mı?</p>
<p>ADAMUS: Aslında Cauldre takılarını çıkarmak gibi bir alışkanlık edindi; ben aslında takı/mücevher takmayı tercih ederim. Ama bizim öğreneceğimiz şeylerden biri de, özellikle altın gibi şeylerdeki enerji nitelikleri olacak. Altın – biz onun hakkında çok konuşacağız – o çok… ben gücünüzü altına teslim etmenizi istemiyorum, ama altın simyasal bir metaldir, ve onun bazı Yeni Enerji çalışmalarını geliştirdiğini göreceksiniz. Tıpkı pırlanta ve bazı değerli taşlar gibi, ama…</p>
<p>LİNDA: Hah, işte benim beklediğim Saint-Germain bu!! (kahkahalar) Çok yaşa, e mi! Çok yaşa. (Linda güler) Ah, sen çok yaşa!</p>
<p>ADAMUS: Size hemen şunu söyleyeyim… şimdi, hepiniz bu taşların ya da mücevherlerin güç barındırmadığını biliyorsunuz. Ama yine de öyle olduğunu düşünmeye yatkınsınız, çünkü bir zamanlar Dünya üzerinde bu gücü kendilerinde barındırdılar. Dünya’nın ilk kristalleri, özgün kristalleri, asıl mineralleri, güç barındırıyordu. Dünya aslında bu şekilde… yaşama kavuştu. Ama kristaller içindeki bu güç uzun süre önce yok oldu, Atlantis’ten sonra tabi. Bazılarınız hâlâ buna bağlı ve hâlâ kristallerden gerçek enerji türetmeye çalışıyor, oysa o enerji artık orada değildir.</p>
<p>Ancak, taşların, cevherlerin bazısı uyumlanabilir, özellikle de kilitli kalmış geçmiş potansiyellerinizi ziyaret ettiğimizde. Onlar, geçmişin bazı bölümlerinin kilidini açmamıza yardımcı olmak açısından değer taşıyacaklar, ama bir pırlantanın, yakutun ya da zümrütün, sizden daha kuvvetli bir güç barındırdığını düşünmeyin.</p>
<p>LİNDA: Hayır, ama kendini milyonluk bir adam gibi hissediyorsan, milyonluk adam gibi hissediyorsundur.</p>
<p>ADAMUS: (güler) Gerçekten de.</p>
<p>LİNDA: Peki. Başka… benim kişisel inancım o ki, hepimiz, yolculuğumuzun bu noktasına gelmek için inanılmaz bireysel işlemlerden geçtik, ve tek tek her birimiz şu son altı ayda – yok, altı haftada, ama insana altı ay gibi geliyor – şu son birkaç haftada bunu gerçekten, gerçekten deneyimledi. Böylece ben sana ne soracağımı bile bilmiyorum, çünkü bazı açılardan buna gerek duymadığımızı düşünüyorum, çünkü hissediyoruz.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten, ve ben kalanların, ya da ilerleyenlerin ne yaptığımızı sezgisel bir biçimde tam olarak anlayacaklarını düşünüyorum, biz uzun süredir buna hazırlanıyorduk. Bir süredir bu amaçla, deyim yerindeyse, sistemlerimizi yeniliyorduk. Ve bu totemle, ya da Pakauwah (pa-kou-va) da denilen bu…</p>
<p>LİNDA: Bir ne?</p>
<p>ADAMUS: Pakauwah, bunun çok eski adıdır. Sizin o ruhsal hayvanınızın – biz onunla bazı inanılmaz deneyimler yaşayacağız. Biz buna girdikçe, siz de, gerçekten, bu zamanda… neden Dünya’ya geldiğinizi anlayacaksınız. Diğer yaşamların üstesinden gelmek için değil de, aslında Yeni Enerjiyle çalışmak için. Ve önce, şimdilerde bedenlenen Yükselmiş Üstatlarla dolaylı olarak, ve sonra nihayet onlarla ve onların Pakauwah’ları ile fiziksel olarak çalışmaya başladığımızda, öğrenme yollarımızdan biri … bunlar enerji iletim sisteminiz gibi olacak.</p>
<p>Biliyorsunuz, bilgi paketleri ileten şu Internete sahipsiniz. Pakauwah’lar sizin deneyim, his, duygu; sıfır ve birlerin (bilgisayarın temel sisteminin) ötesinde bir şey iletmenize yardımcı olacaklar, ama… Bu – ben cesur bir bildiride daha bulunacağım – bizim totemlerle ya da Pakauwah’larla gerçekleştireceğimiz şey, temelde, elektronik İnternetinize karşı, Yeni Enerji “bilinç İnterneti”nin başlangıcı olacak. Biz yavaş yavaş başlayacağız, ama siz kapsamlı hisleri başka insanlara nasıl gönderebileceğinizi keşfedeceksiniz. Sadece küçük küçük mesajlar ya da görüntüler değil de, kapsamlı hisleri. Böylece bu onun başlangıcıdır.</p>
<p>LİNDA: Sanırım sen o potansiyeli açmaya başladığında – yani biz o potansiyeli açmaya başladığımızda – bunu hissettik. Benim özel bir sorum var. Aramızdaki bazı kişiler, ve ben doğrusu bunu itiraf etmekten pek de hoşlanmıyorum, ama bazılarımız var ki, çok kez insan olmadı (ya da insan olarak çok kez buraya gelmedi), ve…</p>
<p>ADAMUS: Bunun üstesinden gelebilirsin. Şimdi insansın.</p>
<p>LİNDA: (gülerek) … yani sanırım sorum şuydu, ben bazen…</p>
<p>ADAMUS: Benim Linda’ya sorum şu – umarım seni zor durumda bırakmıyorum…</p>
<p>LİNDA: Bırakıyorsun.</p>
<p>ADAMUS: … ne halt yemeye buraya geldin?</p>
<p>LİNDA: Bilmiyorum. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: (gülerek) Senin yalnızca birkaç yaşamın olduğunu biliyorum, ama iyi bir nedenin olmalıydı. Bir sonraki tolantımız için bu konuda bir rapor istiyorum.</p>
<p>LİNDA: (fısıldayarak) Kahretsin! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Ha, bir de, biz şu son on yıldakine göre daha fazla etkileşim içinde (interaktif) olacağız, böylece…</p>
<p>Ortaya çıkan bir başka soruyu daha yanıtlayacağım. Şunu çok  açıkça belirteyim. Ben, Saint Germain enerjisinden geliyorum – Saint Germain (Fransızca telaffuz eder). Ben o enerjiden geliyorum. Tıpkı sizin gibi benim de Dünya’da birçok yaşamım oldu. Hakkımda her türlü öykü yazıldı – bazısı gerçek, bazısı da o kadar gerçek değil. Hepinizle, şu ya da bu zamanda Gizem Okulları’nda ya da Atlantis’te ya da aradaki süreler sırasında başka alemlerde çalıştım. Gizem Okulları’nda Saint Germain olarak sizlerle birlikte gerçekleştirdiğim çalışmalarla ünlendim.</p>
<p>Ben şimdi Şambraya, ve yalnızca Şambraya, şimdi Şambraya Adamus olarak, ya da Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus olarak geliyorum, ve ben size, bazı çok belirli ve yoğun çalışmalar için geliyorum. Birlikte gerçekleştireceğimiz bu çalışmalar hepimiz için büyük bir sevinç olacak, ama zaman zaman da azıcık tehlikeli olacak, içinize herhangi bir korku salmak istemiyorum ama, biz bazı çok yeni alanlara gireceğiz.</p>
<p>Ben bu yüzden burada, yoldan ayrılanlara, beleşçilere, ve sadece diğerlerini yargılamak isteyenlere yer yok diyorum. Hele beslenmek isteyenlere kesinlikle yer yok. Bunu hoş görmeyeceğim, cep telefonlarını da. Kesinlikle (kahkahalar)… biz cep telefonlarının ötesine geçeceğiz, sevgili varlıklar. Cep telefonlarının beni sinirlendirmesinin bir nedeni de budur.</p>
<p>Ayrıca, ki bunu başka gruplara da söyledim, çok rahatsız edici enerjileri olan bazı elektronik aygıtlar var; bunlardan biri, insan bedeninize bu kadar yakın taşıdığınız şu cep telefonlarıdır. Şimdi bunlar ille de sizi kanser yapmaz. Ama sizi enerjisel olarak dengeden çıkartırlar. Şu havalandırmalardaki elektrik motorları; o elektronik motorlar çalıştığı zaman enerjisel olarak sizinle olmada çok zorlanıyorum.Ve bazen de, bir dereceye kadar, ışıklar. Bunlar korkmanız gereken şeyler değildir, ancak onların nasıl enerji yaydığının farkında olmanız gerekiyor.</p>
<p>Şimdi konuya geri dönelim. Ben Adamus olarak geliyorum, sadece Şambra için, ki bu Yeni Enerjiye birlikte yolculuk edebilelim. Birinin, Dünya’da bulunan birilerinin, öncü olması gerekiyor, yoksa bu Yeni Enerji belirsizlik içinde kalır durur. Sizler, onu buraya getirecek kişiler olmayı kabul ettiniz.</p>
<p>Ben mesajımı Cauldre vasıtasıyla, yani Geoffrey olarak tanıdığınız kişi vasıtasıyla vereceğim. Başka insanlarla özel seanslar yapmayı ne istiyorum ne de yapacağım. Biz tüm bu işlemden geçirmelerin ötesine geçeceğiz, o zaman neden özel seans yapmak isteyeyim ki? Buna aracılık etsin diye Cauldre’yi seçiyorum – tabii o buna gönüllü olduğu sürece, ve mesajımı berrak, net bir biçimde aktarabildiği sürece – onu seçiyorum, çünkü bu zamanda on, onbeş ya da yirmi farklı ulak istemiyorum. Başka ulakların hazır olacağı bir zaman gelecek, ister bir yıl ister 5 yıl sonra, size haber vereceğim. Diğer ulakları ben şahsen doğrulayıp onaylayacağım. Onlar kendilerini doğrulayıp onaylamayacaklar.</p>
<p>Şimdilik tek bir mesaj olacak, çünkü biz, özellikle de önümüzdeki yıl ilginç ve dengesiz gibi hissedilebilecek topraklara adım atacağız, ama bu (yeni alan) hiç de dengesiz değildir. Sadece sizin insan benliğinizin kafasını karıştıracaktır. Yani ben on, yirmi, otuz kişinin daha Adamus’a kanal olduğunu iddia etmesini istemiyorum. Ben mesajımı açık seçik ifade edeceğim, ve Cauldre ile Linda açık kaldıkları sürece, egolarından uzak, enerjisel beslenmeden uzak kaldıkları sürece, mesajlarımı onlar vasıtasıyla ileteceğim size.</p>
<p>Böylece, lütfen, herhangi birinin, ki bazıları bunu şimdiden yapıyor, Adamus’a kanal olduğunu iddia ettiğini duymak istemiyorum. Saint Germain’in mesajlarını iletmeye devam edebilirsiniz. O enerjiyi buraya getirmeyi sürdürebilirsiniz. O hâlâ ulaşılır halde olacaktır, ama bir anlamda geçmişin yankılarına aracı olmuş olacaksınız. Bu kötü olduğundan değil; aslında çok da uygun. Bazı insanlar hâlâ Saint Germain’i duymayı gereksiniyor ya da istiyor. Ama Şambra için bu tek bir sesten gelecektir.</p>
<p>Şimdi, bu Cauldre’yi huzursuz ediyor, onun için size hemen şunu söyleyeceğim, bu benim kişisel arzumdur. Onun değil. O, Tobias’tan böyle bir taleple karşılaşmadı, ve bu pek de önemli değildi. Enerjileri yeterince başarılı bir biçimde ileten bir ulaktı, onun için de herhangi bir sorun çıkmadı. Ama ben şimdiden birçoklarının sıraya girdiğini, bu yeni şeye girmek istediğini görüyorum. Ama bu yeni şey çok özgün olacak. Onun için, şimdilik, yalnızca Cauldre’nın sesi aracılığıyla geleceğim. Bu benim talebim, onun değil. Umarım bu açıktır.</p>
<p>Bazılarınız şu ara çok üzgün ve bu pekâladır. Merak ediyorsunuz, peki o zaman neden bu enerjinin geldiğini hissediyorum diye. Eh, şunu yapıyorsunuz – benim enerjimi hissediyorsunuz. Tıpkı burada, Cold Creek’te oturan herkes gibi siz de beni hissediyorsunuz. Bu, sizi kendime ulak seçtiğim anlamına mı geliyor? Bunu istemezdiniz. (Adamus güler) Bununla birlikte gelen muazzam bir enerjisel sorumluluk söz konusudur.</p>
<p>Böylece, gündeme gelmesi beklenen sorulardan biri buydu. Başka var mı?</p>
<p>LİNDA: Yok. Şahsen benim başka bir sorum yok. Bugün için bize muazzam miktarlarda bilgi, bir dolu ev ödevi ve üzerinde düşünülecek çok malzeme verdiğini düşünüyorum.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten de, ve size birkaç şey hatırlatacağım. Rol yapın. Rol yapın. Lütfen, oyuncul olun. Rol yapın. Kötü adam olun. Iyi adam olun. Erkeksi olun. Kadınsı olun. Kendinize izin verin, çünkü biz dışarıya açıldıkça bu size akışkanlık – enerjisel akışkanlık – sağlayacaktır. Gideceğimiz yerlerin bazısında katılaşmış, esnek olmayan enerji pek de iyi iş görmeyecektir.</p>
<p>Onurlandırın. Kendinizi ve diğer herkesi kesinlikle onurlandırın. Bu, onlarla aynı fikirde olmak anlamına gelmez; bu, onların bulunduğu noktayı onurlandırmak demektir. Onlar o noktadadırlar. Bunun bir nedeni vardır. Aşağı (düzeylerin) en alçağında olabilirler. Sizi kesinlikle iteleyebilir, reddedebilirler, ama onurlandırın onları. Bu, sizin dünyayı algılama biçiminizi değiştirecektir.</p>
<p>Şu an birçoğunuz dünyanın koca bir kötü yer olduğunu, haşin enerjilerin olduğunu, dünyanın ayakta kalıp kalamayacağından bile emin olmadığını düşünüyor – çünkü onu onurlandırmıyorsunuz. Biz bu Yeni Dünya senaryosunu ele aldığımızda, hakkında konuşacağım konulardan biri de bu olacak, Yeni Dünya/Eski Dünya hakkında konuşacağım. Onları biraraya getiren nedir? Sevgi değil. (kahkahalar) Biliyor musunuz, sevgi sözcüğü – onun kendine özgü bir bilinci var. Bir enerji-metrede değerlendirilebilir. Sevgi ve onurlandırma hiç de uyumlu enerjiler değillerdir. Sevgi,  beslenme için kötü bir gerekçe olarak kullanılır oldu. “Seni seviyorum,” şapırtıları (Adamus şapırdatma, yalama sesleri çıkartır). Hadi onurlandırmadan söz edelim. “Ben, kim olduğunu ve ne olduğunu kesinlikle onurlandırıyorum.” Sonra, sevgi hakkında konuşacağız, daha sonra. Yani, onurlandırın.</p>
<p>Sonraki konu – bir şey yaratın. Lütfen, lütfen. Birçoğunuz hâlâ kurban olma enerjisine giriyorsunuz. Birçoğunuz hâlâ geçmişi suçluyor. Eğer yaratıyorsanız, gerçekten kendiniz için bir şey yaratıyorsanız, bunu yapamazsınız. O kurbanımsı enerjiye girdiğinizi hissettiğiniz an, gidip bir şey yaratın. Herhangi bir şey. Odun kesin. Bir odun yığını yaratın. Bu yaratmaktır. Bu kesinlikle yaratmaktır. Gidip yerleri süpürün. Bu temiz bir zemin yaratmaktır. Herhangi bir şey. Yeter ki yaratıcı olun.</p>
<p>Ve, sevgili varlıklar, elbette o totem enerjisiyle çalışın. Biz onunla oynayacağız. Şöyle diyeyim, biz hayal gücümüzün nasıl yarattığını ve onun bize her türlü olası yoldan nasıl hizmet edebileceğini öğrenirken, o totem enerjisi yaşamınızın en önemli unsurlarından biri haline gelecek. Bu çok şaşırtıcı bir şey olacak.</p>
<p>Böylece, bugünü bitiriyoruz. Bugün soru ve yanıt olmayacak. Gidip yaşamı deneyimlemek için özgürsünüz, ve sevgili Şambra, herşeyin olması gerektiği gibi olduğunu, hatırlayın.</p>
<p>Evrende herşey yolunda, ve bu yüzden, ve bu nedenle Ben o Ben’im, Adamus.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2009/09/05/saud-1-%e2%80%9cyolun-her-adimi%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaz-Ortası Yeni Enerji Konferansı</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2009/08/19/yaz-ortasi-yeni-enerji-konferansi/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2009/08/19/yaz-ortasi-yeni-enerji-konferansi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Aug 2009 09:06:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tobias Mesajları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=432</guid>
		<description><![CDATA[Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
Kırmızı Çembere sunulmuştur
19 Temmuz 2009
www.crimsoncircle.com   &#8211;   http://kirmizicember.org
(Anders Holte, dokunaklı bir biçimde Geri Dönüş Şarkısı’nı söyler)
TOBIAS: Ve biraraya geldiğimiz bu son kez için… ve öyledir.
Ah, sevgili Şambra, sevgili, sevgili Şambra, dün, Cauldre duygulandı, ve bugün, şaşırtıcı ama, benim insan duygularım kabardı. Ben bunu binlerce yıldır hissetmemiştim. Ağlamanın nasıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur</p>
<p>19 Temmuz 2009</p>
<p>www.crimsoncircle.com   &#8211;   http://kirmizicember.org</p>
<p>(Anders Holte, dokunaklı bir biçimde Geri Dönüş Şarkısı’nı söyler)</p>
<p>TOBIAS: Ve biraraya geldiğimiz bu son kez için… ve öyledir.</p>
<p><a href="http://kirmizicember.org/wp-content/uploads/2009/08/picture-1.png"><img class="size-medium wp-image-435 alignleft" title="picture-1" src="http://kirmizicember.org/wp-content/uploads/2009/08/picture-1.png" alt="" width="194" height="181" /></a>Ah, sevgili Şambra, sevgili, sevgili Şambra, dün, Cauldre duygulandı, ve bugün, şaşırtıcı ama, benim insan duygularım kabardı. Ben bunu binlerce yıldır hissetmemiştim. Ağlamanın nasıl bir şey olduğunu unutmuşum. Bu yaşların derimden aşağı akmasının nasıl bir şey olduğunu unutmuşum. Ve neden ağladığımı da bilmiyorum. (duygulu bir biçimde) Sanırım insan olmaya başlıyorum.</p>
<p>Bunun kendimi nasıl iyi hissettirdiğini, tek tek her birinizle olmayı ne kadar uzun zamandır beklediğimi, size anlatamam.</p>
<p>Ah Cauldre, gözyaşlarını engellemeye çalışmaktan vazgeç. Onların umurunda değil. Bırak aksınlar. Hey Allah’ım! Bunlar sevinç gözyaşları, mutluluk gözyaşları olmalı, her birinizi görebilmek, bu ânı paylaşmak, çünkü daha iyisi can sağlığı.</p>
<p><span id="more-432"></span>Benim bir sakalım var (bazı gülüşmeler), sanırım gözyaşları sakalıma takıldı, ama, ah Cauldre, bu sakalı gerçekten alıkoymalısın. (kahkahalar) Özür dilerim Linda. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Sonunda uzun kaftanıma kavuştum, ama tüm ısrarlarıma rağmen Cauldre bir tür iç çamaşırı  giydi. (Tobias’ın kaftanını kaldırıp iç çamaşırını  göstermesi kahkahalara neden olur) Ve şimdi ıstırap çekiyor, çünkü  çamaşırın kumaşı gerçekten de sıcak tutan cinsten. (yoğun kahkahalar) Ona söylemeye çalıştım “Kaftana – sadece kaftana-  ihtiyacın var.”</p>
<p>(iç çeker) Bir bardak şarap içeceğim. Umarım sence bir sakıncası yoktur. (Linda “Şimdi mi?”  diye sorar) Şimdi. Ah, bunu nasıl da bekledim! Nasıl bekledim. (izleyicilerden kahkahalar ve alkışlar yükselir)</p>
<p>(Tobias şarabın kokusunu içine çeker) Ah evet. Bu bir bardak şarap, sevgili Şambra, birlikte olduğumuz yaşamın, Dünya’daki sevincin, tüm kuralları ve düzenlemeleri bırakmanın, kendine güvenmenin, bedenli olmanın bir simgesidir – tıpkı şarabın gövdesi gibi – Dünya’da bedenlenmiş olmanın, yaşamın sunacağı herşeyi kutlamanın, zevkine varmanın …. zevkine varmanın … (Tobias’ın yeniden şarap kokusunu içine çekmesi üzerine kahkahalar yükselir) Hmmmm… Kuzey Amerika’dan, hafif bir meşe kokusu, vanilya olduğuna dair küçük bir ipucu ve sonrasında kokuda bir acılık/keskinlik de kalmıyor – birlikte yaptığımız on yıllık yolculuğun simgesi, bu kutlama için hepinizin dünyanın her yanından gönderdiği şarapların simgesi.</p>
<p>Ve… ben bekliyordum. (Tobias bir yudum şarap alır ve tadını çıkartır) Ahhhhh! Evet! (izleyicilerden alkışlar yükselir) Ah, yeniden insanım! Ahhhhh…</p>
<p>Sonra bir de, hayal edebileceğiniz en can dostlarla şu anda gezegendeki en güvenli yerde olmak. İşte budur – budur – önemli olan.</p>
<p><a href="http://kirmizicember.org/wp-content/uploads/2009/08/tob1.png"><img class="alignleft size-medium wp-image-437" style="margin: 10px;" title="tob1" src="http://kirmizicember.org/wp-content/uploads/2009/08/tob1.png" alt="" width="184" height="215" /></a>Derin bir nefes alın. Bu enerjinin, bu günün, yaşamın böyle kutlanmasının tadını çıkartın. Kryon’un özü hâlâ bizi kuşatıyor – onu burada, sahnede hissedebiliyorum. Kuan Yin’in özünü, Pleaidiaslıların  özünü, White Eagle (Beyaz Kartal) ve Mark’ın, Şef Joseph’in özünü (önceden yapılan kanallıklara atıfta bulunur), ama en çok da tek tek her birinizin özünü. Yoğun. Burası çok yoğun. Biz konuşurken de genişliyor, ama siz bunu zaten biliyorsunuz. Hissedebiliyorsunuz.</p>
<p>Bir an için yeniden-dengelenelim</p>
<p>Ah, sevgili Şambra, ben sizi şimdi derin bir nefes almaya ve kalbinizi ve bedeninizi açmaya davet ediyorum. Konuya girmeden önce bir dakikanızı buna ayırın. Bedeninizin kendini şifalandırmasına izin verin. O, bu güvenli alanda bunun nasıl gerçekleştirileceğini bilir. Enerjileri nasıl dengeleyeceğini bilir. Kendini daha yüksek bir titreşime nasıl getireceğini bilir. Ha, bazen anlamadığınız şeyler yapar. Neden bir hazımsızlık ya da sırt sorunu yaşadığınızı anlamayabilirsiniz, ama bedeninize güvenin. O size karşı çalışmıyor. O sizdir. Nasıl dengeleyeceğini ve onaracağını ve şifalanacağını bilir.</p>
<p>Ona hemen şu anda bunu gerçekleştirmesi için izin verin ve bunu da üstünkörü yapmayın. Kafasını  karıştırmayın. Onu zorlamayın. Ona aşırı ilaç vermeyin.</p>
<p>Derin bir nefes alın ve bu şahane alanda zihninizin kendini dengelemesine izin verin. Zihniniz, şimdiye kadar<a href="http://kirmizicember.org/wp-content/uploads/2009/08/tob2.png"><img class="alignright size-medium wp-image-438" style="margin: 10px;" title="tob2" src="http://kirmizicember.org/wp-content/uploads/2009/08/tob2-300x157.png" alt="" width="300" height="157" /></a> hiç yaşamadığı bir işlemden geçiyor. O hem sizi hem de kendini, aklınızı özgür bırakıyor. En sonunda ışığı  gördü ve o ışık, tanrısal bilinçtir. Işık, insan aklının genişlemesine, kendi zindanından çıkmasına, şimdiye kadar ona yüklenmiş her türlü kısıtlamanın ötesine geçmesine izin verir.</p>
<p>Derin bir nefes alın, ve paylaştığımız bu tanrısal alanda ruhunuza kabul verin. Ben uzak kaldım, ama o benden de çok, uzak kalmıştı. Bu yaşam kutlamasında size katılmak istiyordu, ve şimdi bunu gerçekleştirebilir. Herhangi bir şeyi onarmanız gerekmiyor. Herhangi bir şeyi bırakmanız ya da kaybetmeniz ya da öğrenmeniz ya da olduğunuzdan farklı bir şey olmanız gerekmiyor. O sizi seviyor, çünkü o sizdir ve şu anda burada olmak istiyor.</p>
<p>Herhangi bir şeyi zorlamanız gerekmiyor. Bu yeni çağın nimeti ve güzelliği işte budur. Onun üzerinde çalışmanız gerekmiyor. Onu sadece seçmeniz ve sonra da o olmanız gerekiyor. Bu, doğal olarak meydana gelir.</p>
<p>Hadi bu varolma, farkındalık, Benlik ânında derin bir nefes alalım. İnanılmaz.</p>
<p>(duraksama)</p>
<p>Sam Hakkında</p>
<p><a href="http://kirmizicember.org/wp-content/uploads/2009/08/tob3.png"><img class="alignleft size-medium wp-image-439" style="margin: 10px;" title="tob3" src="http://kirmizicember.org/wp-content/uploads/2009/08/tob3.png" alt="" width="296" height="184" /></a>Sevgili Sam, benim bir sonraki bedenlenmem, şu anda bir hastane odasında yatıyor. Bu sabah küçük bir kaza geçirdi, tam olarak, ve tesadüfen değil, sizin zamanınızla 11:11’de. Bir süre önce size söylediğim gibi, Sam’in alerjileri var. Yanlış bir şey yaptığı ya da kötü bir karması olduğundan değil, ama ilk yıllarında onu daha içe dönük tutmak, duyarlılıkları hissedebilmesini sağlamak, onu kendi tanrısal alanında tutmak amacıyla bu, ortak yaşantımız için öngörülen şeylerden biriydi. Birçoğunuzun şu anda sempati alerjileri var, öyle değil mi? Burnunuzu çekiyor, öksürüyor ve hapşırıyorsunuz, tıpkı Sam gibi.</p>
<p>Sam bu sabah yanlışlıkla fazla ilaç yuttu. Alerjileri çok azmıştı ve ilaç aldığını unutup tekrar aldı. Şehir merkezine gitmek üzere bisikletine bindiğinde, dikkat etmiyordu. Bir şey oldu ve kafaüstü bir arabaya çarptı. Bedenindeki birkaç kemik kırıldı. Bilincini yitirdi. Ambulans geldi ve onu hastaneye götürdü, ama önemli bir şey yok. Yaşamını tehdit eden bir şey yok, ama (bu olay) kısa bir süre için bilincini yitirmesine yaradı.</p>
<p>Şu anda, hastanedeki odasında uyuyor, ben de onun içine akıyorum… kendimi bedenliyorum, tanrısal olanı – yalnızca Tobias’ı değil, ama kim olduğumun tümünü – onda bedenliyorum. Bazen bu gerekir, sevgili insanlar. Bazen bu, zihinden çıkmayı, Dünya’daki enerjinin yoğunluğundan çıkmayı gerektirir. Bazen çıkmayı gerektirir, ve şu anki işlemde ben Sam’in içine giriyorum. Bunu hissedebiliyorum.</p>
<p>Bunu, Cauldre ve sizlerle olduğum biçimde hissedebiliyorum. Kendimi çok daha yakın, ama eski tarzlar açısından da daha uzak hissediyorum. Ve şu anda insan olmayı, acı denen bir şeyi çok daha fazla hissediyorum. Bir anlamda kendimi çok daha canlı hissediyorum. İnsan bedenindeki bu maceranın heyecanını hissediyorum ve kaygı duyuyorum. Aylar önce ben daha fazla Sam ve daha az Tobias olmaya başladığımda, unutkanlığın başladığını da sizlerle paylaşmıştım. Nereden geldiğimizi, gerçekte kim olduğumuzu unutmak.</p>
<p>Sonra, insan biçimine gitgide yaklaşmak için kendime izin verdiğimde, durdum. Dedim ki, “Bu oyunu artık oynamayacağım.” Ha, bu çok baştan çıkarıcıydı.  Çekimi ruhumda hissedebiliyordum. Dünya’daki o baştan çıkarıcı  enerjinin çekimini, benim unutmamı istediğini hissedebiliyordum, ve bir yanımın o oyunu – o saklambaç oyununu – oynamak istediğini de hissedebiliyordum. Ama o baştan çıkarma ne kadar yoğun olursa olsun, dedim ki, “Bu sefer bunu yapmayalım. Bu insan biçimine tümüyle bedenlenelim ve hatırlayalım.” Ha, unutkanlığın devreye girdiği zamanların, sapmaların olacağını biliyorum. Öyle zamanlar olacak ki, genç bir delikanlı, aşk maceralarına dalan bir yeniyetme olarak, unutacağım. Ama anahtarı beraberimde getirdim.</p>
<p>Biliyor musunuz? Siz de onu beraberinizde getirdiniz. Fiziksel bedeninizden çıkıp da sonra yeniden gelmeyi beklemeniz gerekmiyor. Siz o anahtara hep sahiptiniz, ve o hatırlama seçimini açıkça ve tam olarak yapabilirsiniz.</p>
<p>Ama size küçük bir ipucu vereyim. Bu, sandığınız şey değildir. Siz büyük, muazzam ışık patlamaları bekliyorsunuz. Süper-zekâlı olmayı bekliyorsunuz. Psişik yeteneklere sahip olmayı, büyücü olmayı bekliyorsunuz. Bunlar eski insan zırvalarıdır. Tanrısallığın anımsanması kesin yalınlıktır. Saflık. Onun bu insanca büyüklüğe gereksinimi yoktur. Dalaverelere gereksinimi yoktur. Başka insanları etkilemeyi gereksinmez. Ve daha da önemlisi, kendini etkileme gereksinimi içinde değildir. Herhangi bir şeyi düzeltmesi gerekmez. Hele hedeflere hiç ihtiyacı yoktur. Hedefler çok insancadır. O saftır ve yalın, sade, ve kendi içinde tamdır.</p>
<p>Böylece, ben bir yandan enerjimi Sam’e akıtıp bedenlenirken, biraz laflayalım. Ama sizi, bu geri dönüş, geri gelme, Sam ve benim bağlantımızı gerçekleştirme deneyimini hissetmeye davet ediyorum – çünkü siz de kendi bağlantınızı gerçekleştiriyorsunuz.</p>
<p>To Be Us (Biz Olmak)</p>
<p>Dün Kuthumi size bir tarih anlattı, benim geçmişimin birazını. Atlantis’teki zamanlardan ve Yeraltındaki zamanlardan söz etti. Ve Dünya’ya geri gelmekten ve Tobias’ın geçmişinden söz etti. Ama ben sizinle bugün biraz daha fazlasını paylaşacağım.</p>
<p>Ben, gerçekten de, Tobias’ım –  en azından birkaç değerli dakika daha – ama Tobias kavramının tümü aslında hepimizdir. Hepimiz. 2500 yıl önce Tobias olan benim ruhsal varlığımdı, ama bu, hepimizin yaptığı bir anlaşmaydı; sevgimizi birleştirecektik, arzumuzu birleştirecektik, Tobias – To Be Us (Biz Olmak) &#8211; denen bu şeye kendimizi birleştirecektik. Zaten hep bizdik – siz ve ben, yanıbaşınızdaki kişi, İnternet üzerinden izleyenler – bu hep hepimizle ilgiliydi. To Be Us, Biz Olmak.</p>
<p>Daha geleneksel olan ve arketipsel enerji ya da kitle bilinci dediğiniz, ve örneklerini Yeshua’da ve bazı  başka varlıklarda gördüğünüz enerji yerine, bu kez özümüzü  benim ruhsal varlığımda birleştirecek ve Dünya üzerinde yeni bir zamanın müjdelenmesine yardımcı olacaktık. Bu, binlerce ve binlerce yıl önce başladı.</p>
<p>Siz, kendinizin bir bölümünü  Tobias’a yerleştirdiniz. Hepimiz biraraya geldik, ve yaklaşık 2.000 yıl önce siz Dünya’yı Mesih bilinciyle tohumlamaya başladınız; bu tohumlar geçen binlerce yılda filizlendi, ve bugün insanlık için bu Yeni Enerji çağını belirliyor.</p>
<p>Siz taa o zamanlardan beri Tobias’ın çok içten bir parçasıydınız. Sizi bu çalışmaya bu çekti. Sizi başka Şambralara bu çekti. Hepimizin bu yolculuktan birlikte geçmesine, bedenlenilmiş bir enkarnasyondan geçmenin ne anlama geldiğini, tanrısallığı getirmenin ne anlama geldiğini, Eski Enerji insanının zorluklarıyla yüzleşmenin ne anlama geldiğini, sanki herşeyi kaybetmiş gibi, karanlığa gömülmüş gibi hissetmenin ne anlama geldiğini hissetmemize bu neden oldu. Siz, Tobias – To Be Us (Biz Olmak) – denen enerjinin bir parçasıydınız.</p>
<p>Böylece bugün ben Sam’de bedenlenirken, sizler de kendi geri dönüş işleminizden geçiyorsunuz, Tobias’ın bir parçası olan o yanınız, şu anda size geri dönüyor. Ben Sam’in bedeninde geri dönüşümü gerçekleştirirken, o parçanız da şu anda size geri dönüyor. Siz de şu anda bir yeniden-doğma işleminden geçiyorsunuz.</p>
<p>Birkaç dakikaya kadar Tobias’ın özü artık varolmayacak. Artık ona ihtiyaç yok. Siz kendi Tobias’ınız olacaksınız. Ben de kendi Tobias’ım olacağım. Linda da kendininkini. Tobias artık devam etmeyecek, çünkü hepimiz kendi Kutsal Benliğimize sahip çıkacağız.</p>
<p>Başka bir deyişle, sevgili Şambra, bu mezuniyettir. Biz vardık. Biz Tobias’ı dağıtıyor (lağvediyor), geldiği yuvaya geri getiriyoruz.</p>
<p>Derin bir nefes alın ve geri dönüşü  hissedin. Bu yalnızca ben değilim; bu hepimiziz. Buna kadeh kaldıracağım.</p>
<p>(duraksama)</p>
<p>Sorular</p>
<p>Bu önemli anda aklınızda sorular olduğunu biliyorum. Biliyorum, merak ediyorsunuz… merak ediyorsunuz, “Hazır mıyım?” Bunu hissedebiliyorum. “Hazır mıyım?” Bir yanınız evet diyor, bir yanınız ilerlemeye çok hazır. Ama küçük bir başka ses de var, “Gerçekten hazır mıyım, Tobias? Belki bazı Şambralar hazırdır, ya ben?”</p>
<p>Size bakıyorum – tek tek her birinize – ve hazır olduğunuzu biliyorum. Belki biraz hazırın da ötesinde, fazla olgunlaşmış. (bazı gülüşmeler) Evet, hazırsınız. Biliyor musunuz, bir insan Dünya üzerinde bir yaşamdan ötekine habire öğrenmeyi sürdürerek daha yapması gereken ya da hazırlanması gereken bir şey olduğunu düşünebilir. Ama, “Ben hazırım” dediğiniz an, zaman gelmiştir. Zaman gelmiştir.</p>
<p>Bu seçimi kendi içinizde yapmanız gerekiyor. Hazır mısınız? Değişimlere de bir göz atmanız gerekiyor. Bu değişimlerin ne olduğunu ille de bilmek durumunda değilsiniz, çünkü biz bile bilmiyoruz. Biz, biyoloji gibi şeylerin değiştiğini, zihninizin, aklınızın, şeyleri yapma biçiminizin değiştiğini biliyoruz. Ama yaşamınızdaki diğer değişimleri gerçekten bilmiyoruz. Ama bir şeyi biliyoruz – bu bir evrimdir. Bir açılım ve genişlemedir. Bir çöküş değildir. Bir şey kaybetmiyorsunuz. Açılıyorsunuz.</p>
<p>Yaşamınıza giren değişimlere bakmak ve öyle karar vermek zorundasınız – “Hazır mısınız?”  – ama ben size bakıyorum ve her birinizin hazır olduğunu biliyorum.</p>
<p>Bir başka sorunuz daha var, şu anda bir yanınız bunu soruyor – bu soruya ben derin bir empati besliyorum, çünkü şu anda onu ben de içimde hissediyorum. Soru şu, “Bu gerçek mi?” Bu gerçek mi? Bunların hepsini uyduruyor musunuz?  Hani birkaç, belki de birçok kişiden duyduğunuz gibi çıldırdınız mı? Yeni Enerji ve Ruh ve başka alemler denen şey gerçek mi, yoksa fiziksel gerçekliğinizde bunları uyduracak kadar zorlanıyor musunuz?</p>
<p>Sevgili dostlar, tekrarlıyorum, bu kararı kendiniz vermelisiniz. Eğer bunu seçerseniz, o zaman gerçektir. Gerçektir. Eğer reddetme ya da mış gibi davranma oyununu oynamak isterseniz, o zaman gerçeklik değişip dönüşür ve çok bulanık ve karmaşık bir hal alır. Bunu Kryon’dan duyuyorsunuz, daha birçoklarından, Adamus’tan, Kuthumi’den duyuyorsunuz. Birçok malikâne var – bir dolu malikâne – ve bu yalnızca bir tanesidir. Bu gerçekten önemlidir. Bu, Tüm Var Olan’ın küresinde parlak bir ışıktır, ama birçok malikâne var. Birçok gerçeklik var. Eğer bunun, bu açık bilinç yolculuğunun gerçek olduğunu seçerseniz, o zaman öyledir.</p>
<p>Birçoklarınızın aklından geçen sonraki soru; “Ne yapacağım? Ne yapmalıyım, Ruh? Bundan sonra ne yapmalıyım?” Ve size söyleyeyim Şambra, bu salondan çıkacak ya da bu dağdan ayrılacak ve soracaksınız, “Peki sonra?” Bu doğal bir sorudur. “Ne yapmalıyım? Şambra ne yapmalı? Allah cezasını versin, Saint Germain ne yapacak?” (kahkahalar) Bu doğal bir sorudur! “Ne yapmalıyım?”</p>
<p>Ve benim size vereceğim yanıt, ki bunu çok da uzun olmayan bir süre önce Büyük Piramit’in Kral Odası’nda vermiştim – farketmez. Etmez.</p>
<p>Farketmez, çünkü istediğiniz herşeyi yapabilirsiniz. Karmanız yok. Kontratlarınız yok. Hiçbir şey sizi bağlamıyor – tabii bunu seçmedikçe. Farketmez, çünkü yapacağınız şey tanrısal olacaktır. Yeter ki, lütfen, bir şey yapın. O enerjiyi hareket halinde ve akışta tutun – benim hatırım için değil, Ruh’un hatırı için değil, ama kendi evriminizin ve genişlemenizin hatırına.</p>
<p>İfade ettiğiniz zaman kendinizi fiziksel olarak daha iyi hissedeceksiniz. Ruh ifadedir ve genişlemedir. Siz ruhsunuz, o yüzden genişleyin ve ifade edin.</p>
<p>Biz bundan daha önce de söz ettik. Bu bir teoriydi, ama onu uygulamaya geçirin – ne yaptığınızın  önemi yok. Yanlış yapmaktan korkuyorsunuz. Şu anda Dünya’ya bu kadar yaklaşmışken bunu anlayabiliyorum. Yanlış bir şey yapmak ya da yanlış bir seçim yapmak istemiyorsunuz, ama Adamus’un sizinle çalışacağı şeylerden biri de, Yeni Enerjide şeylerin nasıl Eskisi gibi tepki vermediğini izlemek olacak. İyi ya da kötü olmayacaktır. O, yokuş yukarı itmenizi ya da arkanızdan çekmenizi gerektirmeyecek biçimde kendine has doğal bir &#8211; sizin deyiminizle – evrime ya da yeniden-dengelenmeye ulaşacaktır.</p>
<p>Herhangi bir şeyi deneyin. Siz gelişmiş, aydınlanmış varlıklarsınız. Bile bile hata yapmayacak ya da insanları incitmeyeceksiniz. Gerçi dikkatinizi çekerim – çünkü bu insanca durumun ve bir anının tadını alıyorum – siz sevgiden yola çıkarak – öz-sevgiden yola çıkarak – başka insanları incitecek şeyler yapacaksınız. Ama bunu bilinçli yaptığınızdan değil; onların tepki verme biçimi yüzünden (incinecekler). Onlar sizin belli bir şekilde olmanızı istiyor. Onlar o belli şekilden besleniyor ya da tepki veriyor ya da sizinle o oyunu oynuyorlardı, ve siz o oyunu kestiğinizde, bazıları kendini incinmiş hissedecek ve suçu size atmaya çalışacaktır. Oysa sizin değildir.</p>
<p>Herhangi bir şey yapın. Bir şey yapın. Yaşamın keyfini çıkartın.</p>
<p>Sonraki soru – dördüncü  soru. Ama önce bir şey içmeliyim! (Tobias kıkırdar ve şaraptan bir yudum daha alır) Emin değilim, bu şaraptan mı, yoksa Sam’e bu kadar yaklaşmaktan mı, ama vay canına!</p>
<p>Sorduğunuz dördüncü soru –  “Peki beni kim destekleyecek? Benimle kim çalışacak? Bana kim yardım edecek? Sen gidiyorsun – ya da geri geliyorsun – Tobias, ama az önce dedin ki, Tobias şimdi dağılıyor. Eski haliyle varolmayacak. Peki bana kim yardım edecek?”</p>
<p>Sevgili Şambra, sizinle çalışmayı  bekleyen, fiziksel alemle meleksel alemler arasında enerjileri getirip götürmeyi ya da iletmeyi bekleyen, sizin yanınızda olmayı  bekleyen melek orduları var, ama onlara sizin tarafınızdan kesin talimat verildi. “Benim yerime yapma. Benim adıma kararlar alma. Benim adıma oldurma. Benim yerime yapma. Bana yardımcı ol, destek ol, benim yanımda ol, enerjilerin dengelenmesine yardım et, bana hizmet eden enerjileri getirmeme yardım et” çünkü tüm enerjiler, eğer izin verirseniz size hizmet etmeyi bekliyor.</p>
<p>Hazır olan melek orduları var. Onlar rehberleriniz değildir. Sizin sorunlarınızı çözmek için yanınızda değiller. Onlar sizi sevmek için yanınızdalar, ve enerjilerin boyutlara genişlemesine ve dağılmasına, ve sonra yine sizin kullanımınız için size geri gelmesine yardımcı olmak amacıyla yanıbaşınızdalar.</p>
<p>Sevgili Şambra, birbirinize de sahipsiniz. Yıllar içinde ne inanılmaz bir sevgi bağı kurdunuz. Çağdaş teknolojiyi kullanarak anında birbirinizle konuşabiliyor, öykülerinizi paylaşabiliyorsunuz. Ah, bunları paylaşmaya devam edin, lütfen, çünkü yalnızca epostayla ya da bir chat odasında paylaşmış olmuyorsunuz, ki Sam de hafiften bunlara bağımlı oldu. Ama siz İnterneti aşan enerjiler paylaşıyorsunuz.</p>
<p>Bildiğiniz gibi, İnternet’ten sonraki adım, tüm bu araç gereçler olmadan kurulan gerçek kablosuz iletişimdir. Siz herhangi bir teçhizatınız, hatta iPhone ya da blackberry’leriniz olmadan iletişim kurmayı öğreneceksiniz, ve bunu çok etkili, çok net bir biçimde yapmayı öğreneceksiniz.</p>
<p>Siz birbirinize sahipsiniz. Crimson Circle (Kırmızı Çember) denen o şeye sahipsiniz. Öyle bir ekip var ki… bu noktada bir dakikanızı alacağım. Biliyorum, Cauldre bu konuda konuştu, ama ben kendi katkımı eklemek istiyorum. Siz “Ekip” denen şeye sahipsiniz. Bu kişiler, her gün çalışan, toplantılarınızda gönüllü olarak çalışan, enerjilerin gelmesine yardımcı olan insanlar, ve onlar görünenden çok daha fazlasını gerçekleştiriyorlar. Onlar sadece bilgisayar başında çalışıp faturaları ödemiyor ve iletileri göndermiyor. Onlar Şambra için enerjinin bir odak noktasıdır. (Enerjinin) tam ortasında bulunuyorlar. Onun dağıtılmasına yardım ediyorlar. Tüm enerjilerinizin genişlemesine yardım ediyorlar. Sadece onlardan istenen insanca işi yapmıyorlar. Yalnızca kontrol panelindeki ve teçhizatlardaki düğmeleri çevirmiyorlar ya da o türlü işleri yapıp seminerler düzenlemiyorlar. Onlar sizin enerjinizin tam orta yerindeler.</p>
<p>Onları sevin, çünkü bazı günler bunaltıcı oluyor. Bazı günler onlar sizin zorluklarınızı, meydan okumalarınızı hissediyorlar… Bazı günler, Dünya’yı terk etmek istediğinizi ya da başka bir insana kızdığınızı ya da kendinizden tiksindiğinizi hissediyorlar. Sistemin içinde oldukları için bunu hissediyorlar. Bunu, size olan sevgileri yüzünden kabul ettiler. Siz de onları sevin.</p>
<p>Geri Dönüş</p>
<p>Başka kim var? Başka kim var? Eh, ben sadece birkaç dakikaya kadar geri geliyorum. Ben geri geliyorum. Burada olacağım. Kuthumi’nin dün söylediği gibi, bu şimdiye kadar mümkün değildi… siz yükselmiş üstat dediğiniz zaman ben gülüyorum – onlar sadece egemen/mutlak varlıklardır. Hepsi bu. Ama egemen/mutlak bir varlığın fiziksel bir beden içinde Dünya’ya geri gelmesi pek mümkün değildi.</p>
<p>Ama biz geri geldik, egemen/mutlak varlık ordusu – yaklaşık 9.000 kadar – size kanallık yapan (ya da aracı olan) kişiler vasıtasıyla geldik. Biz size medyum ve psişik kişiler aracılığıyla ve başka yollardan geldik. Ve bazısı, Adamus gibi, insan biçiminin geçici bir yanılsamasını sunabilir, ama en geç bir ya da iki gün sonra yok olur. Biz farklı yollardan geldik – alev alan çalılar gibi (kahkahalar) ve sizde denediğimiz onca farklı numara ya da hileyle, arada bir hayalet falan gibi. Ama ben geri geliyorum.</p>
<p>Spiritüel fizik (kuralları) halloldu ve ben bunu yapabiliyorum. Ve biliyor musunuz, öbür tarafta ve Üçüncü Çember kulübünde gönüllü istediklerinde, önce ben kaldırdım elimi. Geri gelmek için sabırsızlanıyordum.</p>
<p>Ama biliyor musunuz? Gelecek hafta iki yükselmiş üstat daha Dünya’ya gelecek. Biri, doğal doğum yoluyla, diğeri küçük bir kabuk beden yoluyla. Gelecek ayın sonunda, yeniden Dünya’ya doğmuş 30’un üstünde yükselmiş üstat olacak. Bu yılın sonunda, yeniden Dünya’ya doğmuş 120’nin üzerinde yükselmiş üstat olacak. Ve gelecek yılın ortalarında, sizin için Dünya’ya dönüp bedenlenmiş 1.516’nın üzerinde yükselmiş üstat olacak. (izleyizilerden tezahüratlar ve alkış yükselir)</p>
<p>Onlar size katılmak üzere geliyorlar. Sizi kurtarmak için değil. Onlar, sizin sayenizde geliyor, çünkü siz Dünya bilincinin değişmesine yardımcı oldunuz. Siz, egemen/mutlak varlıkların geri gelmesini mümkün kıldınız. Onlar, dünkü konuşmanıcınızın (Wolfing von Ruhr) sözünü ettiği bu yerküreye katılacaklar – bu küreye – ve parlak ışıklar olacaklar. Onlar Dünya üzerinde bilinç noktaları olacaklar, ve onların bilinç noktaları sizinkiyle bağlantı kuracak – ve onlar sizin sayenizde buradalar.</p>
<p>Onlar, deyim yerindeyse, sizin arkanızdan geliyorlar. (izleyiciler kıkırdar) Onlar … sizi izliyor. (kahkahalar) Sizi izliyorlar, izinizden geliyorlar, ve birçoğu, benim içinden geçtiğim şeylerden geçecek – biraz uyku sersemliği, biraz unutkanlık. Onlar öyle anında herşeyi bilerek geri gelmeyecekler. Böyle bir uyumlanma döneminden geçecekler.</p>
<p>Dünya’ya geri gelen bu yükselmiş üstatlar sizlerle çok, birçok yoldan birlikte çalışacaklar – bazısı çok insanca ve direkt olarak, bazısı sıkıca Dünya’ya bağlı başka alemlerde – ama onlar, gelecek birkaç on yıl içinde bu gezegenin bilincini inanılmaz bir düzeye getirmek amacıyla sizlerle birlikte çalışacaklar. Işte dönüşüm bu. Ve bu şu anda oluyor. Daha önce Kryon’un söylediği gibi, 2012’ye kadar beklemeyin. (Fırsatı) kaçırırsınız.</p>
<p>Yükselmiş üstatlar gelip de sizinle bağlantı kurduğunda, ki bunu yapacaklar – enerjisel olarak sizinle bağlantı kuracaklar – bu, Dünya’da büyük bir değişime, Dünya’da arkası gelecek bir değişime neden olacak. Bu, insan üstatların – sizin – öne çıkmanıza neden olacak.</p>
<p>O egemen/mutlak varlıklar, şimdilerde Dünya’ya geri gelen yükselmiş üstatlar,  rehberliğe gereksinim duyacaklar, özellikle de ilk yıllarında. Onlar, sizin yazdığınız kitaplara gereksinim duyacaklar. Sizlerden birinin yazdığı o kitabın uyanmakta olan bir yükselmiş üstadın eline geçtiğini, o yükselmiş üstada olduğu her şeyi hatırlattığını hayal edebiliyor musunuz? Verdiğiniz bir sınıfın, söylediğiniz bir şarkının?</p>
<p>Burada, Dünya’da gerçekleştirdiğiniz şeyi şimdi görebiliyor musunuz? Kryon, Kuthumi, Adamus ve Tobias size neden anlatıp duruyordu, anlıyor musunuz? Kavrayamadınız. Anlamadınız. Kim olduğunuzu unuttunuz. Üstat olduğunuzu unuttunuz.</p>
<p>Siz yolun açılmasına yardım ettiniz. Kapıların açılmasına yardımcı oldunuz, yükselmiş  üstatlar gelip de size öğretsin diye değil, ama onlarla omuz omuza, yan yana çalışabilesiniz diye.</p>
<p>Derin bir nefes alalım ve kabul verelim – kim olduğunuza lütfen kabul verin.</p>
<p>(duraksama)</p>
<p>Elveda</p>
<p>Şu anda Sam bir ses duyuyor – hastane odasında derin bir uykudayken – o bir ses duyuyor. Ve şu anda kafasının içinde giderek yükselen o ses, şöyle diyor, “Ben kimim? Ben kimim?” Ses, zamanın ve mekanın ötesinden geliyor. Sam onu fiziksel bedeninde duyuyor, “Ben kimim?”</p>
<p>(Tobias gözlerini açar)</p>
<p>Ve sonra gözleri açık olarak şöyle diyor, “Ben O Ben’im. Ben O Ben’im.”</p>
<p>(çok duygulu bir biçimde) Ve şimdi, sevgili Şambra, ben tek tek her birinizin, gerçekte kim olduğunuza, bu Dünya’da gerçekten neden bulunduğunuza, birlikte bu yolculuğu – hayal edebileceğim en inanılmaz sevgi yolculuğunu &#8211; neden yaptığımıza, gözlerinizi açmanızı isteyeceğim.</p>
<p>Tek tek her birinizle çalışmak, sınamalarınızı ve dertlerinizi paylaşmak, sevginizi paylaşmak, başarılarınızı paylaşmak ve keşiflerinizi paylaşmak ne onurdu. Ben tek tek her birinizden, gerçekte kim olduğunuza, şimdi kendi gözlerinizi açmanızı istiyorum.</p>
<p>Önünüzde birçok gün, ay ve yıl var. Yapabileceğiniz, olabileceğiniz çok şey var. Bu size ardına kadar açık.</p>
<p>Yükselmiş üstatlar yakında burada olacaklar. Onlar gözünüzün içine bakacaklar, tıpkı şu anda benim yaptığım gibi. Gözlerinizi açık tutun, ve bir gün genç  bir adam size gelip şöyle diyebilir, “Ben O Ben’im.”</p>
<p>Ve öyleydi.</p>
<p>(Anders Holte, Over the Rainbow şarkısını  söylüyor)</p>
<p><a href="http://kirmizicember.org/wp-content/uploads/2009/08/tob4.png"><img class="aligncenter size-medium wp-image-440" title="tob4" src="http://kirmizicember.org/wp-content/uploads/2009/08/tob4-300x193.png" alt="" width="300" height="193" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2009/08/19/yaz-ortasi-yeni-enerji-konferansi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 11: “Mezuniyet: Tobias’ın Son Şaud’u”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2009/06/06/saud-11-%e2%80%9cmezuniyet-tobias%e2%80%99in-son-saud%e2%80%99u%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2009/06/06/saud-11-%e2%80%9cmezuniyet-tobias%e2%80%99in-son-saud%e2%80%99u%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2009 22:32:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Geri Dönüş Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=426</guid>
		<description><![CDATA[Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
Kırmızı Çembere sunulmuştur
6 Haziran 2009
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org
Ve öyleydi, yüz binlerce yıl önce Tien Tapınakları’nın güzelliğinde ve dinginliğinde ve ailesinde bir anlaşma yapıldı; 2000’i aşan yıl önce Dünya’daki bu grubun, meleksel alemlerde bulunan ve rehberlik etmeye ve desteklemeye ve sevmeye yardımcı olacak varlıklarla aynı zamanda yeniden biraraya gelmesi; bu grubun tüm insanlık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
6 Haziran 2009<br />
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org</p>
<p>Ve öyleydi, yüz binlerce yıl önce Tien Tapınakları’nın güzelliğinde ve dinginliğinde ve ailesinde bir anlaşma yapıldı; 2000’i aşan yıl önce Dünya’daki bu grubun, meleksel alemlerde bulunan ve rehberlik etmeye ve desteklemeye ve sevmeye yardımcı olacak varlıklarla aynı zamanda yeniden biraraya gelmesi; bu grubun tüm insanlık ve tüm yaratım için en olağanüstü ve muazzam bir değişim zamanında biraraya gelmesi kehanet edilmişti. Ve işte bugün buradayız.</p>
<p>Mezuniyet günü. Mezuniyet günü, sevgili Şambra, ve sizinle birlikte oturanın ben, Tobias olması ne büyük bir mutluluk. Bu, benim gitmemle ilgili değil. Benim yeniden Dünya’ya gelmemle ilgili değil. Bu gözyaşları da neden, Cauldre? Bu derin hisler de neden, Şambra? Bu benimle ilgili değil. Ben, Tobias, Adamus ve Kuthumi ve öbür taraftaki tüm melekler birkaç gözyaşı döküyor, kendi kutlamamızı yapıyoruz bugün. Bu, sizinle ilgilidir, sizin mezuniyetinizle.<br />
<span id="more-426"></span><br />
Yolculuğumuz</p>
<p>Biz birlikte çalışmaya başladığımızda, Başmelek Cebrail’in çağrısı evrene, boyutlara yayılıp da bu değişim ve dönüşüm zamanında, bu Yeni Enerji zamanında, bir grup insanı Dünya’da olmaya ve o içinden çıkılmaz durumu ya da eskinin yavaşlayan tüm enerjilerini aşmaya çağırdığında, bu çağrı yayıldı, ve siz ona yanıt verdiniz. Dünya’ya geldiniz, ve ah, ne çabalar ve meydan okumalar ve zorluklarla karşılaştınız. Bize defalarca söylediğiniz gibi, bu bizim söylediğimiz kadar kolay değil, ve biz bunu biliyoruz. Bunu daha en başından biliyorduk. Ama Şambra, sizi cesaretlendirmeyi ve size hatırlatmayı sürdürmeliydik. Zaten orada olduğunuzu size sürekli bildirmeliydik. Herşey, sanki size karşı çalışıyorken bile, gün gün kendinize aşık olmayı size hatırlatmalıydık.</p>
<p>Böylece buraya, Dünya’ya geldiniz. O çağrıya yanıt verdiniz, ve biz 21 Ağustos 1999’da sizinle ne kadar çalışacağımızı bilmiyorduk. Bu tarafta bahse girdik, (kahkahalar) gerçekten. Ve bazı varlıklar… ve size hemen şunu söylemeliyim, sizinle yakından çalışanlar, daha önce Dünya’da bulunmuş, insan bedenine girmiş olan, sizinle aynı ayak izlerinden yürümüş ve aynı gözyaşlarını dökmüş ve aynı kahkahaları atmış varlıklardı. Kırmızı Meclis’te size en yakın olanlar, bunun nasıl bir şey olduğunu bilirler. Böylece onlar, bu sürecin ne kadar olacağına ilişkin bahse girdiklerinde, bahisler genelde bunun üç yaşam kadar alacağı üzerindeydi. Ben daha iyimserdim; ben bunun sadece iki yaşam süreceğine bahse girmiştim. (kahkahalar) Ve tüm o zaman boyunca sizlerle birlikte olmaya da tamamen hazırdım. Meğer hiç bilememişiz… bunun yalnızca on yıl olacağını hiç bilememişiz.</p>
<p>Biz bu tarihle ilgili kehanette bulunmadık; yalnızca olayla ilgili kehanette bulunduk. Bunun olacağını biliyorduk, ama sizin nelerden geçeceğinizi bilmiyorduk, ve işte buradayız, sanki başladığımızdan bu yana zamanın sadece bir dakikası geçmiş gibi. İşte bugün buradayız – mezuniyet günü; ayrılık noktası; sizi  bıraktığımız bir zaman. Biz sizi salıveriyoruz ki, sizin için farklı bir biçimde çalışabilmek amacıyla enerjilerimizi yeniden uyumlayarak geri gelebilelim.</p>
<p>İlk, hani resmi denen Şaud’u anımsıyor musunuz? 21 Ağustos 1999 – Rehberlerin Ayrılması. Ah, bundan hoşlanmayan çok kişi oldu, ve Kırmızı Çemberi hemen anında ve oracıkta terk ettiler. Ama yeniden biraraya gelen, Tien Tapınakları’nda yaptığımız anlaşmaları anımsayan, Yeshua zamanında yeniden biraraya geldiğini anımsayan çok kişi oldu.</p>
<p>O spiritüel yardımcı tekerleklerin çıkartılabilmesi için, rehberlerin gittiği zaman on yıl önceydi. Ve, ah, sevgili varlıklar, şu anda bazen bu Şimdi ânında zorlandığınızı düşünüyorsunuz. Ama asıl zorluğun içinden on yıl önce geçtiniz. Bu, ruhun gerçek karanlık gecesiydi. Çok uzun zamandır sizinle birlikte olan –  en candan, en yakın dostlarınızı – o meleksel varlıkları bıraktığınız zamanlar, ki onları kendi parçanız gibi hissediyordunuz. Onların siz olduğunu hissediyordunuz. Onlar, insanlığınızla tanrısallığınız arasındaki, bu yaşamda bulunan siz ile spiritüel aileleriniz – meleksel aileleriniz – arasındaki tüm enerjilerin tutulmasına yardımcı olmak amacıyla, bu çok acımasız 3B çevresinin enerjileriyle tüm diğer boyutların enerjilerini dengelemeye yardımcı olmak amacıyla yanıbaşınızda duran meleksel varlıklardı, ve gittiler. Gittiler.</p>
<p>Siz – o zaman, 1999 ve 2000’de – karanlık zamanların bazı en karanlık olanlarından geçtiniz, kendinizi çok yalnız hissettiniz; aslında kendinizi aldatılmış hissettiniz; size en yakın olan şeylerin yaşamınızdan çıkıp gittiğini hissettiniz. Hatırlıyorum, sizi rahatlatmaya çalıştığım, bunun planınızın bir parçası olduğunu size bildirmeye çalıştığım sayısız uzun geceler geçirdim sizinle. Yanlış bir şey yapmadığınızı bildirdim. Değişim ve evrimleşme olduğunda, insanoğlu neden yanlış bir şey yaptığını düşünür? Acaba zaman zaman acıttığı için mi? Evet gerçekten. Acaba korkutucu olduğu için mi? Kesinlikle. Ama, tüm sorumluluğu ve kendi Ben Ben’im’liğinizin tümünü kabul edebilmeniz için kendi rehberlerinizi salmak, sizin planınızın bir parçasıydı.</p>
<p>Bazıları için ruhsal rehberler, meleksel varlıklar, bir koltuk değneğine, bir bahaneye dönüşmüştü. Birçokları onlara boyun eğerek, “Bana şunu yapmamı söylüyorlar, ve bana bunu yapmamı söylüyorlar” dedi, ve biz bu sözlerin sizden geldiğini duyduğumuzda, biz de gitmek zorunda kaldık. Kendi sesinizle, kendi benliğinizden ve kendi ruhunuzdan konuşmadığınızda gitmemizi isteyen talebinizi onurlandırmak zorundaydık.</p>
<p>Bu yalnızca on yıl önceydi. Göz açıp kapama süresi kadar. Bu şekilde toplanmaya başladığımızdan bu yana bir nefes süresi kadar zaman bile geçmedi. Ve ister Kırmızı Çembere hemen katılmış olun, ister Şaudları bir yıl önce ya da beş yıl önce okumaya başlamış olun, enerjisel olarak en başından beri bağlıydınız.</p>
<p>Ve şimdi mezuniyet günü geldi. Siz işlemlerden geçtiniz. Salıvermeler ve dönüşümler ve bilgeliklerden geçtiniz. Kendinizi kucakladınız. Şefkati ve sevgiyi anlamaya başladınız. Sadece öyle romantik sözler olarak değil, kendinizin bir parçası olarak, yaşama biçiminizin bir parçası olarak. Siz zamanın çok kısa bir döneminde muazzam bir dönüşümden geçtiniz – ve hepiniz buna yetişemediniz. Ben şu anda burada toplanan ve bugün sizin için planladığımız küçük kutlamaya hazırlananlara, (bir zamanlar) insan biçimini üstlenmiş olanlara  – Monica, Christina, ve adlar uzar da uzar – bu tarihten önce öteye geçmiş olanlara konuşuyorum. Onlar, Dünya çok zorlu olduğu için gitmediler, ama sizi çok sevdikleri için, ve sizin tarafta gerçekleştirdiklerinize kendi meleksel desteklerini katmak amacıyla bu tarafta olmak istedikleri için gittiler. Onlar bugün burada, on yıldır konuğumuz olan tüm varlıklarla birlikte toplanıyorlar. Her bir konuğumuz bugün sizin mezuniyetiniz için geliyor.</p>
<p>Ayrılık Noktası</p>
<p>Kendinizi sevmek zamanıdır. Birlikte deneyimlediğimiz, diğerlerine hiç benzemeyen bir ayrılık noktasıdır. Bunu şu son haftalarda hissettiniz, bazılarınız son gecelerde bir mezuniyet kutlamasıyla ilgili rüyalar gördü, ve sevgili dostlar, kaygılanmayın. Biliyorum, bazılarınız rüyasında mezuniyete zamanında yetişemediğini, geciktiğini, ve kutlamanın devam ettiğini gördü. Lise ya da üniversite mezuniyetinizin rüyasını gördüğünüzü sandınız. Oysa değildi. Rüyanız bu mezuniyetle ilgiliydi.</p>
<p>Bazılarınız, mezuniyete gelebilmek için arabasının anahtarını bulamadı. Bazılarınızın yol üstünde başkalarına yardım edeyim derken dikkati dağıldı. Ama size hemen şunu bildirmek istiyorum ki, başardınız. Buradasınız. O rüya sadece sizin kendi korkularınız, kendi kaygılarınızdı, ve bir dakikaya kadar üzerinde konuşacağımız, gerçekten hak ettiğiniz, kendiniz için oluşturduğunuz o armağanları ve deneyimleri baltalama duygunuzdu.</p>
<p>Bazılarınız şu son haftalarda çok derin ve duygusal bir biçimde gitmeyi düşündü, yanıtların kendinde olduğunu hissetmediğini, bir adım daha atabileceğini hissetmediğini düşündü. Ama ben tek tek her birinize hatırlatmak isterim, ister (dünyayı) terk edin ister etmeyin, ki bazılarınız önünüzdeki haftada falan terk edecek – merak etmeyin, siz zaten kim olduğunuzu biliyorsunuz; o kararı biz vermiyoruz – ama bazılarınız (dünyayı) terk edecek ve bizim tarafa gelecek, çok, çok yakın ve can olan bazıları.</p>
<p>Ama size hemen şunu söylemek istiyorum, siz bu kilometre taşına gelmeyi başardınız. Mezuniyet kutlamasına yetiştiniz. Şimdi artık sadece bırakabilirsiniz. Siz buradasınız. Kendinizin dönüşümüne, ruhunuzun bütünlenmesine izin verdiniz. Başardınız. Ve eğer bizim tarafa gelmeyi seçiyorsanız, sizi açık kollarla ve sevgiyle karşılayacağız. Kötü bir karar, ya da yanlış bir karar almıyorsunuz. Bir seçim yapıyorsunuz. En önemlisi budur. Kendinize bu denli katı davranmaktan vazgeçin.</p>
<p>Ya da, Dünya’da kalmayı ve olup bitecekleri izlemeyi – Şambra’nın nereye gittiğini izlemeyi, Adamus’un gelip de sizlerle Yeni Enerjide çalışmaya başlamasıyla neler olduğunu izlemeyi, bir yaratan olarak kendinizin tüm sorumluluğunu aldığınızı bildiren kendi bildirinizi imzaladığınızda neler olduğunu – neler olduğunu &#8211; izlemeyi seçebilirsiniz.</p>
<p>Bazılarınız için zordu, çünkü aslında üç yaşam boyu sürecek yoğun salıverme işlemlerinden, insan ve ruhsal benliğinizin yoğun dönüşümünden geçtiniz. Ve şu anda bu mezuniyet günümüzde birlikteyiz. Bir kutlama gününde.</p>
<p>Çok da uzun olmayan bir süre önce, ve çoğunuz belki bu yaşamı da içeren o yaşamları hatırlayacaktır, Yahweh adının yüksek sesle söylenemediği, gizlenmesi gerektiği, yalnızca başharflerinin – YHWH – söylenebildiği zamanlar vardı. Tanrı kelimesini bile dile getiremezdiniz, Tanrı kızacağı ve aşağıya şimşekler göndereceği için değil; öyle çok gizemli olması gerektiği için de değil. Ama, pek de uzun olmayan bir süre önce insan benliğinin kabul verip de “Tanrı” kelimesini söyleyemediği bir zaman vardı. Bir dolu başka kelime uydurmak zorundaydılar. “Ruh” kelimesini söyleyemezlerdi. “Ebedi Olan” diyemezlerdi.</p>
<p>Ve şimdi burada, bir kisve ya da örtü oluşturan o dört harfin arkasına gizlenmek zorunda kalmayan, Yahweh kelimesini kullanması gerekmeyen, bir grup insan var. Biz şimdi, “Ben de Tanrı’yım. Ben Gerçekten Tanrı’yım. Ben O Ben’im” diyebileceğiniz noktadayız.</p>
<p>Ve siz mezuniyetin neden yapıldığını mı merak ediyorsunuz? Bizim neden söz ettiğimizi mi anlamaya çalışıyorsunuz? Sadece bu farkındalık, sizin de Tanrı olduğunuz farkındalığı; sizin deyiminizle insanca bir yanılsama ya da insan gerçekliği içinde yaşadığınız ve yürüdüğünüz halde şimdi kendinize, hatta başkalarına, bunu yüksek sesle söyleyebildiğiniz gerçeği, işte bu önemlidir. Bu bir kilometre taşıdır.</p>
<p>Derin bir nefes alalım. Artık saklanmak zorunda değilsiniz, “Ben de O Tanrı Ben’im” demenin kaçamak terimlerini artık kullanmak zorunda değilsiniz.</p>
<p>Birlikte Son Bir Ziyaret</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, bugün, mezuniyetiniz için özel bir kutlamamız olacak. Ben hepinizden derin bir nefes almanızı ve genişlemenize izin vermenizi isteyeceğim. Son bir kez grup olarak benim kulübeme gidelim. Derin bir nefes alın ve kulübeye açılmanıza ve genişlemenize izin verin. Ah, biz zamanın on yılı boyunca size hazırlanıyorduk. Biz bugüne hazırlanıyorduk.</p>
<p>Şimdi, “Oraya nasıl gidilir?” diyorsunuz. Hayal gücünüzle. Hayal gücünüz sizin, Tanrı’nın, kendinize verdiğiniz en büyük armağanlardan biridir. Hayal gücünüz fiziksel evrenleri yarattı. Hayal gücünüz boyutları yarattı. Hayal gücüyle gerçeklik arasında bir fark yoktur. Bazen farklı tezahür etmeleri gerekir.</p>
<p>Burada 3B biçiminde tezahür etmediği için bunun “sadece hayal” olduğunu söyleyenler var, oysa o burada tezahür edenler kadar gerçektir. Ve siz Yeni Enerjiye ilerledikçe, fiziksel gerçeklik dediğiniz şeyle hayal ettikleriniz arasında artık bir çizgi olmadığını göreceksiniz. Tümü aynı şeydir.</p>
<p>Aslında, hayal gücü yoluyla fiziksel-olmayan alemlerde yaratılanların, burada, fiziksel gerçeklikte tezahür edenlerden daha gerçek olduğu söylenir. Kırmızı Çemberle ilerleyenler, Şambra olarak ilerleyenler, gerçekten hiç bir fark olmadığını öğrenecekler. Tümü aynı şeydir. Bu, şeylerin nasıl, ne zaman ve nerede tezahür etmesini istediğinizle ilgilidir.</p>
<p>Siz zaten bu diğer alemlerde – hayal gücünüzde – çalışıyorsunuz. Yeni Dünya’da çalışıyorsunuz, ve bunlar da çok gerçek ve siz de bunu biliyorsunuz. Şimdi, Yeni Enerjiyle ve Adamus’la çalışırken, bunu istediğiniz zaman bu gerçekliğe nasıl getireceğinizi öğreneceksiniz.</p>
<p>Pekâla, size harika bir kutlama hazırladığımız Tobias’ın kulübesine nasıl gideceksiniz? Onu hayal ederek. Onu kalbinizden hayal ederek. Aldığınız o nefesten hayal ederek. Hadi şimdi hepimiz oraya gidelim.</p>
<p>Daha önce çok kez orada bulundunuz.</p>
<p>Şimdi, içeri girmeden önce – şu anda kapıda duran ve sizi daha içeri sokmayan birkaç meleğin olduğunu gördünüz – dışarda toplanalım. Çok güzel. Biliyor musunuz, kulübemle ilgili güzel olan şey, nasıl görünmesini istiyorsanız hayal gücünüzü ona göre yaratabiliyor olmanızdır. Ben bugün, kendi bakış açımdan, bunun güzel bir gün olduğunu görüyorum.</p>
<p>Şimdi dünyanın her yanındaki Şambra’dan oluşan grubun tamamıyla kulübenin önündeki çimende toplanalım. Ha, çimenlik alan, bu arada, devasa bir alan. Devasa, ve bu güzel bir gün, tıpkı burada, Coal Creek Canyon’da ve dünyanın daha birçok yerinde olduğu gibi.</p>
<p>Bir an için durun ve buradaki enerjileri nefesinizle içinize çekin. Ben bu enerjileri sizin için, bu mezuniyet için hayal ettim. Onu, açan çiçeklerle, güzel ağaçlarla – kimini Dünya’da gördüğünüz kimini de daha önce hiç bir yerde görmediğiniz ağaçlarla hayal ettim. Ama onlar bugün burada ekili haldeler ve sizin şerefinize büyüyorlar.</p>
<p>Derin bir nefes alın… yalnızca enerjileri koklayın.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Ha, havada uçan kuşlar var, çünkü ben kuşları çok severim. Gerçekten severim. Onlar, özgürlüğün bir ifadesidir. Dünya’daki son yaşamımda habire bana sataşıp duran, bir kuştu, her sabah pencere kenarında oturur, özgürlüğü hakkında şarkı söyler, hapishanemle alay ederdi. O lanet kuştan nefret ediyordum! (kahkahalar) Açtım da ve onu akşam yemeğim olarak istiyordum. Ama o kuşun bir ulak olduğunu öğrendim; Başmelek Mikail, Şambra denen bir grubun toplantısını söylemek için geliyordu, Mesih enerjilerinin – Mesih tohumunun – son yaşamımdan sonraki 50 yıldan daha az bir zamanda Dünya’ya geleceğini, ve evrenin her yanından – her türlü ruhsal ailelerden – ulakların bedenleneceğini söylemek için geliyordu. Başmelek Mikail’den gelen o kuş, sizinle yaptığım yolculuğun çok önemli bir bölümü için burada olabilmek amacıyla, fiziksel-olmayan aleme geri dönmek zamanı olduğunu, bana söylemek için geliyordu.</p>
<p>Yani ben kuşlara bayılırım, ve bugünkü mezuniyetinizin şarkılarını söyleyen kuşlarla gökleri doldurdum.</p>
<p>Bir an durup hissedin. Ha, arka planda tepeler de var. Neredeyse bir Norman Rockwell resmi gibi. İstediğim kadar iyi oldu, ve siz de bu enerjileri hissedebilirsiniz.</p>
<p>Ve burada, geçen on yılda konuğumuz olmuş her varlık bugün bu mezuniyet için toplanmış halde – Tesla, Jung, Başmelek Rafael, Başmelek Mikail, İsis ve Adam enerjileri, Dünya’ya gelmekte olan yeni varlıkların – Kristal Çocukların – enerjileri, Sam’in enerjileri, birkaç yıl önce toplantılarımızdan birine katılan 11 Eylül teröristleri. Ne dönüşümlerden geçtiler ama. Hayatınızdan çıkan – bu tarafa geçen ana-babalarınız ve çocuklarınız – ki toplantılarımızın birçoğuna isimsiz konuk olarak katıldılar – onlar da bugün burada. Onlar, belki de sizin daha anlamadığınız şeyi kutlamak için, olağan olarak görebileceğiniz bir şeyi kutlamak için buradalar, ayrıca biz bunu hiç de olağan karşılamıyoruz.</p>
<p>Bir süre önce size söyledik, bu, o yaşamdır. Ve bu yaşam aynı zamanda şimdiye kadar yaşadıklarınızın içinde belki en zoru ve en meydan okuyanı olacaktı. Büyük fark şu ki, siz bu yaşamda bilinçlisiniz. Ha, on yaşam önceki yaşantıyı, kendinizin ve ruhunuzun bir veçhesi olarak yaşıyordunuz, ama ruhsal benliğinizin pek de bilincinde değildiniz. Siz ve Ruh arasında, benliğiniz ve ruhunuz arasında belirgin bir ayırım vardı.</p>
<p>Bu yaşam zor ve meydan okuyucuydu, çünkü siz bilinçlisiniz. Bazen değilmiş gibi davransanız da, bilinçlisiniz. Yanıtları biliyorsunuz. Bazen bilmiyormuş gibi davranıyorsunuz, ve belki de bunca ıstıraba bu neden olmuştur. Yanıtları bildiğinizi biliyorsunuz, ama oyunun bir bölümü de bilmiyormuş gibi davranmaktı, tezahür ettiremezmiş gibi davranmaktı, bir yaratan değilmiş gibi davranmaktı, hâlâ sadece bir insanmış gibi davranmaktı. Ve en acı veren yanı da, yalnızca bir insan olmadığınızın bilincinde olmanızdır. Siz bir kurban değilsiniz; bir yaratansınız. Bir öğrenci değilsiniz; öğretmensiniz. Böylece hepimiz, gerçekleştirdikleriniz için sizi onaylıyoruz, ve ayrıca buna ek olarak, bunu anlayın ya da anlamayın, sizler yeni bilincin öncüleri oldunuz.</p>
<p>Bilinç şu anda zor bir şeydir, çünkü somut olmadığı düşünülür – sizin alemlerde, bizimkinde değil – çünkü onu ölçemezsiniz, çünkü onu analiz edemezsiniz, çünkü fazla değişken görünür. Çoğu kez reddedilir. İnsanlar zekânın nasıl ölçüleceğini öğrendiler, ya da en azından öğrendiklerini düşünüyorlar, ama bilinç sayıya dökülemediği ya da miktarı belirlenemediği için – bilincin oranı daha nicelendirilemiyor – onu reddetmek eğilmindesiniz.</p>
<p>Böylece, size bilincin öncüleri olduğunuzu söylediğimizde, lafımız bazen yanınızdan geçip gidiveriyor. Söylediğimiz şeyi gerçekten anlamıyorsunuz. Ama bir bilinç öncüsü, enerjilerle bilerek, bilinçli ve açık bir biçimde çalışan kişidir; bilincin yeni biçimlerini ve alemlerini araştıran kişidir; habire sadece aynı eski denklemler ve faktörlerle çalışmayıp da yeninin altını üstüne getiren, araştıran kişidir.</p>
<p>Ama bilincin yeni alemleri nerede biliyor musunuz? Dış uzayda değil. İsviçre’deki bir parçacık hızlandırıcısında saklı değil. Bir matematik formülünde değil. Bilincin yeni keşif alanları hemen sizin içinizdedir.</p>
<p>Siz bilincin yeni düzeylerine açıldıkça, diğer herkesin içindeki potansiyel kapının kilitleri açılır. Onlar kendi kapılarından geçmeye ya da kilidini açmaya zorlanmazlar. Insan bilinci, daha hızlı, daha yumuşak, daha basit oranlarda gelişsin diye zorlanmaz, ama potansiyel oluşturulur, ve sizin gerçekleştirdiğiniz de budur.</p>
<p>Ve önümüzdeki birkaç hafta içinde dünyayı terk edip de bizim tarafa geri gelmeyi seçenler – siz bu yaşamda ne başardınız diye merak ediyorsunuz. Sizler, az, çok az kişinin gerçekleştirdiğini başardınız. İnsanlığın Dünya üzerindeki binlerce yıllık sürecinde, sizler yeni potansiyelleri buraya getirdiniz. Ve evet, evet, evet, bazen bunu kendi yaşamınıza uygulamada sorunlarla karşılaştınız. Yeni Dünya’da eğitim verirken bunu uygulamak size daha kolay geliyor. Bir başkasına hizmet ederken bunu uygulamak size daha kolay geliyor. Başkalarına öğretirken ve onlara şifa verirken, onların sorunlarıyla uğraşırken bunu uygulamak size daha kolay geliyor, ve kendinize uygulamayı unutuveriyorsunuz. Ve işte bu en son, en son keşif alanıdır: Kendine uygulanan bilinç.</p>
<p>Bir dakikaya kadar kendinizi neden baltaladığınız hakkında konuşacağım, ama kulübemin dışında toplandığımız bu âna dönmek istiyorum… bu arada, bu çok gerçek bir yerdir. Öyle somut olmayan, havada, yok olan, görünmez bir yer değildir. Çok gerçektir. O kadar gerçek ki, duyularını açmayı öğrenenler ona gerçekten dokunabilecek, onu tadabilecek, duyabilecek, koklayabilecektir. Onlar her türlü insan duyusunu açabilecek ve nihayet kulübenin gerçek halini görebileceklerdir.</p>
<p>Şimdi, bu güvenli ve kutsal yerde toplanmışken, her zaman için buraya gelebileceğinizi size bildirmek istiyorum. Artık bir grup olarak burada buluşamayacağız, ama istediğiniz zaman buraya gelebilirsiniz. Kendine Şambra diyen herkes için kapı her zaman açıktır. Dünya’ya Sam olarak geri gelsem de, Tobias’ın özü, olagelmeyi sürdürecektir.</p>
<p>Çok yakında, sevgili varlıklar, içinizde kendi Tobias’ınızın  karşılığını keşfedeceksiniz. Yalnızca bu insan bedenlenmesi olmadığınızı, benim “Benim Tobias’ım” dediğim bir parçanızın varlığını anlayacaksınız. Siz bu bağlantıyı, tıpkı Sam’in Tobias ve To Bi Wah ile kuracağı bağlantı gibi kuracaksınız.</p>
<p>Şimdi, içeri girelim. Biz yavaş yavaş ilerlerken fark edeceğiniz gibi, kapının dışında meleklerden ve tüm konuklardan ve sevdiklerinizden oluşan bir sıra var. Onlar bugün içeri girmeyecek, çünkü içerde size özel ve yalnızca sizin için olan bir şey var. Başka hiçbir konuk ben, Tobias ile içeri girmeyecek, sadece bu Şambra grubu. Ama biz kulübeye girerken, izin verin onlar dizilsinler. Sırtınızı sıvazlamalarına, size tezahürat yapmalarına, ve gerçekleştirdiğiniz herşey için teşekkür etmelerine izin verin.</p>
<p>Derin bir nefes alalım…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>…. Içeri giriyoruz.</p>
<p>Şimdi enerjilerimizi de getirelim – işte içeri girdik. Uyumlanmak bir dakikanızı alır. Enerjilerinizin uyumlanması bir dakikanızı alır, ama çok geçmeden, eh, öncelikle, içerisinin dışardan göründüğünden çok daha büyük olduğunu hissetmeye ve duyumsamaya ve görmeye başlayacaksınız. İçerisi çok büyük! Oysa siz bunun sadece küçük bir deresi ve küçük patikaları olan, kırın ortasında garip bir küçük kulübe olduğunu düşünüyordunuz. Ah, içerisi çok büyüktür.</p>
<p>Şambra Galerisi</p>
<p>Ve gördüğünüz gibi, kendinize izin verirseniz tabi, duvarlara resimler astık. Ben biraz konuşurken, sizin de burada dolanmanıza izin vereceğim, ama bu resimlerin taa Atlantis’e kadar, ilk kez birlikte toplandığımız zamana kadar geri gittiğini fark etmenizi istiyorum. Etrafta dolanırken, istediğiniz her odaya girip çıkabiirsiniz. Istediğiniz yere gitmekte özgürsünüz. Burada bol ışık var. Nereye giderseniz gidin, ışık ortaya çıkacaktır – ve bu, çok önemli bir açıklamadır. Ben o ampulleri kullanmıyorum. Burada onlara ihtiyacım yok, çünkü bir melek mevcudiyetini bildirdiğinde, oda kendiliğinden aydınlanır.</p>
<p>Hadi biraz etrafta gezinin ve duvardaki resimlerin bazısına göz atın. Kendi hayal gücünüzde olmanıza izin verin, sevgili varlıklar, bu resimleri hissetmenize, onları duyumsamanıza izin verin.</p>
<p>Burada resimler var ve hepsi de dinamiktir. Bunlar hareket eden, yaşayan, sevecen resimler. Atlantis’teki Tien Tapınakları’yla ilgili bazı resimleri görmenize izin verin. Evet, grubun enstantene fotoğrafları var, deyim yerindeyse. O zamanlar kameralarımız yoktu, ama bunlar enerjisel – ya da belki daha iyi şöyle ifade edebilirim – duvara yansımış bilinç resimleridir. Ha, ve masanın ve piyanonun üzerinde de resimler var, her yere dağılmış haldeler. Biz on yıldır hazırlanıyorduk.</p>
<p>Dolanırken, birlikte olduğumuz, birlikte olduğunuz resimler görüyorsunuz; Yeshua zamanlarını. Neden bu resimlerin hepsinde insanlar hep kollarını birbirlerine dolar, hep poz alır ve gülümser?</p>
<p>Başka resimler de var, gerçekleştirdiğiniz çalışmaların resimleri; 2000 yıl önce kendinize Şambra dediğiniz zaman yapılan toplantıların resimleri; Esenerler olduğunuz dönemin resimleri; o zamanki ailelerinizle birlikte sizi gösteren resimler; birçoğunuzun Yeryüzünün altında yaşadığı, Atlantis çöktükten sonra Dünya’nın yüzeyi kasıp kavrulurken, Yeraltında yaşadığı yaşamların resimleri. Ah, bunu tekrar hissetmenize izin verin. Inanılmaz zamanlardı.</p>
<p>Duvarlardaki resimler, sevgili Şambra, Eski Mısır zamanları; birçoğunuzun, birçok yaşam önce Hindistan topraklarındaki resimleri. Rahat rahat gözden geçirin. Burası, Şambra galerisidir. Sizin enerjilerinizle canlı haldedir.</p>
<p>Avrupa’nın muhteşem kraliyet saraylarındaki siz’in resimleri, 500, 300, 200 yıl önce. Evet, bunu hep biliyordunuz. Neden reddedesiniz ki? Neden reddedesiniz?</p>
<p>Yeni topraklara yelken açmış teknelerdeki resimleriniz. Evet, sizi çarpışmalarda gösteren, savaştığınızı gösteren resimlerimiz de var. Bu resimler de, filozof ve şifacılar olduğunuzu gösteren resimler kadar bu galerinin bir parçasıdır.</p>
<p>Yaşamlar arasındaki (sürece ait) resimleriniz bile var, sevgili varlıklar. Sık sık merak ediyorsunuz, “Ben arada ne yaptım?” İşte, bir göz atın. Yaşamlar arasına ilişkin resimler var.</p>
<p>Odalar dolusu canlı, his içeren renkli bilinç resimlerini görebilirsiniz; 21 Ağustos 1999’da o kızılderili çadırındaki toplantımızın resimleri. Ha, nasıl oluyor da orada kendi resminizi de görebiliyorsunuz? Orada değildiniz ki. Elbette, oradaydınız. Elbette, oradaydınız. Bedensel olarak orada değildiniz, ama orada resminizi görmenizin nedeni, enerjiniz orada olduğu içindir, enerjiniz, bu çağın Şambra grubunu yeniden biraraya getirmeye yardımcı oluyordu.</p>
<p>Minneapolis’te yaptığımız ilk atölye çalışmasına fiziksel ya da enerjisel olarak katılan Şambraların resimleri var; 11 Eylül 2001 zamanında İngiltere’ye giden grubun resimleri var. Evet, görüyor musunuz. İşte şurada. Bizim tüm bu zamanlarda sürekli fotoğraf çektiğimizi bilmiyordunuz. Eh, elbette çektik. Biz Şambra’nın tarihçesini derliyorduk, sadece siz gelip de görün diye değil, ama bunlar bir albüme de girecek. Yeni Dünya’nın kitaplığına girecek. Dünya’ya gelen her Kristal meleğe gösteriliyor. Sizin nasıl olduğunuzu bilmek isteyen spiritüel ailelerinizin meleklerine gösteriliyor. Anılarını anmak isteyen her birinize gösteriliyor.</p>
<p>Japonya, Kore’deki atölye çalışmalarının resimleri var. Çok resim var. Ah, sadece gözden geçirmenize izin verin. Siz onlara bakarken, ben de burada laflıyorum. Kauai – ah, o ilk yılı ne kadar da iyi hatırlıyoruz. Görüyor musunuz, ben de biraz duygusallaştım. Ben şu son birkaç gündür bu resimlere bakıp hazırlanıyordum. Gözlerimin biraz sulandığını söylemem gerekir.</p>
<p>Ha, diyorsunuz ki, arka planda kısık bir müzik fark ediyorsunuz. Eh, elbette. Bu, Şambra’nın müziğidir. Tüm atölye çalışmalarında ve tüm Şaudlarda çalınan müzikler bu. Yıllar öncesine uzanan, Mile High Church denen yerde toplandığınız zamanlardaki Şaudların resimleri; ah, sevgili varlıklar, burada, Coal Creek Canyon’da tuvaletler bozukken gerçekleştirilen Şaudların resimleri; Santa Fe’deyken, Anazasi’ler giderken, birlikte geçirdiğimiz o inanılmaz zamanın resimleri. Biraz dolanın.</p>
<p>Ah, onlar… buraya istediğiniz an geri gelebilirsiniz, ya da gidip Yeni Dünya’da albüme bakabilirsiniz, ama bunu bugün sizin için derlediğimizi görebilirsiniz. Etrafta çerez de var. Ne yani, melekler çerez yemez mi sanıyordunuz? Elbette yeriz. İnsan olmuş her melek, Dünya’da en çok sevdiği şeyleri hayal eder ve yaratır. Her yerde çerez var. Buyrun.</p>
<p>Almanya’da ve Kanada’da ve Brezilya’da, Finlandiya ve Norveç’te birlikte olduğumuz zamanların resimleri var, Hollanda’daki zamanlarımız, birçok kez Romanya’da, Macaristan’daki toplantılarımız. Dünyanın her yanında, Şambra, toplandığınız, Ruh’un adını andığınız her yerde, biz sizinle birlikteydik.</p>
<p>Bu toplantıların her biri, bir atölye çalışması ya da yeni bir şey öğrenmekle ilgili değildi. Bu, kendinize biraz zaman ayırmakla, neden burada olduğunuzu hatırlamakla ve insanlık için potansiyeller açmakla ilgiliydi. İşte bununla ilgiliydi.</p>
<p>Şambra Odası</p>
<p>Şimdi, istediğiniz zaman burada toplanabilirsiniz, ama ben şimdi herkesi Şambra Odası’na çağırıyorum. O büyük kapının üstünde bir tabela var – “Şambra Odası”. Lütfen bu tarafa gelin. Bu büyük bir odadır. Ha, bir amfitiyatro ya da hep toplandığınız o toplantı salonlarından değil. Şambra Odası’nda yerde yastıklar, doğal bir ışıklandırma var. Biz çok güzel enerjisel pencereler oluşturduk. Su sesi var – evet, su – damlıyor, ama o sesin nereden geldiğini anlayamıyorsunuz değil mi? Kısık bir müzik var. Renk var. Bunu sizin için oluşturduk.</p>
<p>Böylece, bu günde içeri girin ve rahat bir yer bulun – yatın, tepe üstü sallanın, fark etmez. Oturacak bir yer bulun. Eğer oturacak bir yer göremiyorsanız, yaratıverin. Onu hayal et, sevgili varlık. Sadece hayal et, ve o orada olacaktır.</p>
<p>Şimdi hepimiz küçük bir konuşma için toplanalım. Çıkışta resimleri yeniden ziyaret etme fırsatına sahip olacağız, ama görüyorsunuz, burada milyonlarca ve milyonlarca resim var, ve hepsi de sizin şerefinize.</p>
<p>Şimdi derin bir nefes alalım ve rahat edelim…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Bu inanılmaz bir yolculuk oldu. Yolculuğun bu bölümü sona eriyor, hiç kuşku yok. Ayrılık noktası. Mezuniyet günü.</p>
<p>Ben artık size bu şekilde fazla konuşmayacağım. Birlikte birkaç oturumumuz kaldı, ama bu bizim son düzenli Şaudumuz. Bu, zaten bildiğiniz şeyi size hatırlatmak için son kez gelişim.</p>
<p>Böylece, bir dakika kadar, şu anda nasıl hissettiğiniz hakkında konuşmak istiyorum. Biz gerçekten, Dünya üzerinde insan melekler olmak için kendimize izin vermenin eşiğindeyiz. Bu, mezuniyet günüdür. Birçoğunuz diyor ki, “Peki sonra?”</p>
<p>Bazılarınıza hatırlatayım, liseden ya da üniversiteden mezun olduğunuzda nasıldı anımsıyor musunuz? O programı bitirdiğiniz için ne kadar da mutluydunuz, çünkü zordu. Özgür olduğunuz için ne kadar mutluydunuz, ama aynı zamanda önünüzdeki belirsizliğin, korkunun, rahatlık noktanızı kaybetmenin enerjisi ya da bilinci de vardı. Bir yanınız mezuniyetinizi kutlarken, bir yanınız da olacaklardan korkuyordu, ve işte birçoğumuzun şu anda içinde bulunduğu durum bu. Ha, buna ben de dahilim. Ben de dahilim. Benim kendi kaygılarım var – her gün giderek daha fazla insanlaşıyorum – ve siz sırada ne var diye merak ediyorsunuz.</p>
<p>Yolculuğun bu bölümü bitti. Kontratlar bitirildi. Artık spiritüel bir kontrat yok. Bitirildiler. Ve siz diyorsunuz ki, “Peki, sırada ne var?” Ve (o zaman) ilginç bir şey oluyor. Bir baltalama türü, bir gevşeme devreye giriyor. Bu sizin doğal bir yanınız değil, ama sonradan edinilmiş bir yanınız, çok eğitimli ve gelişmiş, o kadar ki, tam da mezun olurken, tam da başka alemlerde yarattığınız şeyi tezahür ettirirken, gelip ayağınızın altından halıyı çekebiliyor. Tam başarmak üzereyken, başaramamak.</p>
<p>Bu neden oluyor? Bu neden oluyor, Şambra? Kötü bir kişi olduğunuz için mi? Sadece birkaçınız. (kahkahalar) Değerli olmadığınız için mi? Hayır. Belki sınırlarınızı aştığınız için mi? Acaba fazla açıldığınız için mi? Bahanelerden biri budur. Neden, sizin başarı diyeceğiniz ya da bizim dairenin tamamlanması dediğimiz şeyin akşamına sanki (o şey) dağılıyormuş gibi görünüyor? Bunu size kim yapıyor?</p>
<p>Şu büyük komploların bir parçası olanlar mı? Sanmıyorum. Ruhunuz mu? Hiç sanmıyorum. O lanet eşiniz ya da partneriniz mi? Eh, evet! (yoğun kahkahalar) Çünkü onlara izin veriyorsunuz. Yani aslında onlar da değil, sizsiniz. Ama siz – nasıl desek – arkadaşlarınızın ve ailenizin gözlerinden sanki vekâleten yaşıyorsunuz, ve sizin için sınırlar koymalarına izin veriyorsunuz.</p>
<p>Neden Baltalama?</p>
<p>Neden, tam da bu Dünya’daki bu yaşamda daire tamamlanırken, sizler dairelerinizi tamamlarken – bu o yaşam, bu o ayrılık noktası, bu o yaratıcıyı/tezahür-ettireni olma zamanıyken – neden o enerji geliyor? O karanlık, soğuk, yaşamsızlık-benzeri, aldatıcı, sevgisiz, iğrenç enerji neden geliyor? Böyle bir anda neden bazılarınız kaygı ve gerginlik hissediyor? Böyle bir zamanda neden bazılarınız kaçıp saklanmak istiyor? Neden kendinize böylesine büyük beklentiler yüklüyorsunuz da, kendi beklentilerinizi bile karşılayamaz hale geliyorsunuz? Tezahür ettirmenin, anında bedeninizi şifalandırıp dönüştürmek anlamına geldiğini (düşünüyorsunuz) ve sonra da bunu yapabileceğinizden kuşku duyuyorsunuz. Hâlâ fazlasıyla insan olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Neden gerçek sevgiye, gerçek bolluğa, sağlığa, kalbinizin yaratmak istediği tüm o şeylere bu kadar yaklaşıyorsunuz da, sonra olmuyor? Neden insanlar kendilerini baltalıyor?</p>
<p>Bu kendi içinde bir kitaptır. Bunun tek bir yanıtı yok, ama ben size bugün yaptığım bu diploma töreninde kendi bakış açıma göre birkaç yanıt sunayım. Sanırım insanların da meleklerin de korktuğu şeylerden biri, tamamlanmadır. Bitiş, sona erme.</p>
<p>Bundan korkmalarının nedeni, bir kez birşeyi bitirdiniz mi, özellikle de bu sahip olacağınız tüm yaşamları kapsıyorsa, geriye ne kalır? Bunu bir kez tamamladınız mı, tutku yoktur. Dram dediğiniz şey yoktur. Önünüzde sallanan bir havuç yoktur. O zaman sık sık olan şey nedir, biliyor musunuz? Eğer hayat büyük bir daireyse, tam onu tamamlama noktasına geldiğinizde, daireyi bozuveriyorsunuz. Aslında yarattığınız şeyi bozuyorsunuz, böylece daireyi tamamlamak zorunda kalmıyorsunuz.</p>
<p>Bir korku var, melekler arasında bile, bunların tümü tamamlandığında, hiçlik olacağınız korkusu. Varoluşunuz bitecek (korkusu). İnsanlar cennete ya da cehenneme gitmeye inanıyor; melekler varolmama korkusuna sahip. Onlar, düzeltilecek ya da onarılacak ya da iyileştirilecek bir şey olmadığında, ulaşılacak bir hedef ya da gün için bir plan olmadığında, tırmanılacak tepeler ya da aşılacak okyanuslar olmadığında, var olmayacaklarından korkuyorlar. Ve bu, çok derin bir biçimde hepinizin bir parçasıdır.</p>
<p>Ben size şunu söyleyebilirim ki, ve Adamus da bunu söyleyecektir – bu doğru değildir. Ama öte yandan, buna Kuthumi’yi de dahil edersem, size doğru/gerçek olduğunu gördüğümüz bir şeyden söz edebiliriz. Siz var olduğunuz şekilde var olmaktan çıkarsınız. Yani bu korkunun ya da kaygının bir bölümü aslında yerindedir. Doğrudur. Önceden var olduğunuz biçimde asla var olmayacaksınız. Varoluş farklı bir hal alır. An haline gelir, Ben Ben’im haline. Hedefler olmaz ya da herhangi bir şeyi onarıp düzeltmeye çalışmak olmaz, dünyayı düzeltmeye çalışmak olmaz. Ve burada bulunan, kulübemin Şambra Odası’nda oturan bazı siz melekler, bu konuda zorlanıyorsunuz.</p>
<p>Siz değerinizi, önünüzde uzanan görevlere, kendinizle çalışmaya ya da başkalarıyla çalışmaya dayandırıyorsunuz. Yarınlarınızı, bugün yazdığınız yapılacaklar listesine dayandırıyorsunuz. Değerinizi – ki bu ister Dünya’daki diğer insanların gözünden olsun ya da spiritüel ailenizin meleklerinin gözünden ya da Kırmızı Meclisin olsun – ne başardığınıza ve ne yaptığınıza dayandırıyorsunuz. Kimliğinizi, benlik farkındalığınızı, ne gerçekleştirdiğinizden çok, daha neleri düzeltmeniz gerektiğine dayandırıyorsunuz.</p>
<p>Böylece kendinizi baltalıyorsunuz. Biliyorum, bugün bu odada oturanların arasında bu kişilerden çok var – ve ben yalnızca bu fiziksel odadan söz etmiyorum, ben Şambra Odası’nı kastediyorum – sizlerin kim olduğunu biliyorum. Ne yapabildiğinizi gördüm, ve birkaç yaşam önce (dünyayı) terk edebileceğinizi, kendi Üçüncü Çemberinize gidebileceğinizi, yükselişten konuşmak yerine, kendi yükselişinizin deneyimine gidebileceğinizi gördüm. Zenginliklere sahip olabilirdiniz; üne sahip olabilirdiniz – ki ikisi de öyle kötü şeyler değildir.</p>
<p>Herşeye sahip olabilirdiniz, ama bunun bir daireyi, binlerce yıl önce başlayan bir daireyi tamamlayacağından korktunuz. Yükselişe yönelmekten korktunuz, çünkü onun hiçbir şey olduğundan, orada hiçbir şey olmadığından, kimsenin olmadığından, yapılacak bir şeyin olmadığından, kendinizle ya da değerinizle ilgili gerçek bir anlayışın olmamasından korktunuz.</p>
<p>Kendinizi neden baltalıyorsunuz? Kötü olduğunuz için değil, onarmak ya da yapmak zorunda olduğunuz şeylerden ötürü değil, değersiz olduğunuzdan değil. Biliyor musunuz, komik olan, herhangi bir insanın – herhangi bir noktada her insanın – “Yeter” diyebilmesidir. O insanların en kötü suçlamalarla hapiste olması umurumda değil; onların yoksul, evsiz olması umurumda değil; onların aranan günahkârlar listesinin en tepesinde yer almaları, umurumda değil, ama sevgili Şambra, bir insan melek “Bu kadarı yeter” dediği an, herşey değişmeye başlar. Herşey arınmaya başlar, ve yükselişin gerçekleşmesi devreye girer.</p>
<p>Ben, birlikte geçirdiğimiz bu on yıllık deneyimden bugün mezun olan sizlere bakıyorum da, yaşantınızın yepyeni bir bölümüne geçmeye hazırlanıyorsunuz; yaratılarınızın gerçek tezahürü için Adamus ile çalışacaksınız; Yeni Enerjiyle çalışacaksınız; yeni bilincin gerçek bilim adamları olacaksınız – ve bu kelimeyi hafife alarak kullanmıyorum. Sizler fizikçiler ve bilim adamları ve araştırmacılar olacaksınız. Tanımlanamaz olanın tanımlanmasına yardımcı olanlar, Yeni Enerjinin öğretmenleri olacaksınız. Yeni Enerji işlerini, şifa yöntemlerini yaratanlar olacaksınız.</p>
<p>Diğer insanlar için yolu gösterenler olacaksınız, ama bugün göz atmanız gereken bir şey var, hemen şimdi. Baltalama. Tamamlanma korkusu. Ve biliyorum, zihinlerinizde, bazılarınızın şu anda zihinsel olarak bana şöyle dediğini duyabiliyorum, “Ama hayır, Tobias, ben gerçekten tamamlanma istiyorum.” Kalbinize ve ruhunuza gidin. Benliğinizin en derin yerine gidin.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Tamamlanmanın anlamı, herhangi bir başka hedefinizin asla olmamasıdır, herhangi bir şeyi bir daha asla yapmak zorunda olmamanızdır, herhangi birini asla düzeltmek zorunda olmamanızdır, kendinizi asla düzeltmek zorunda olmamanızdır. Tamamlanmanın anlamı, insan bedenini aşabilirsiniz, insan zihnini aşabilirsiniz demektir. Tamamlanmanın anlamı, maddesel mallara herhangi bir ihtiyacınızın, arzunuzun ya da isteğinizin olmaması, ama istediğiniz herşeye de sahip olmanızdır. Tamamlanmanın anlamı, kendinize mutlak biçimde aşık olmak ve artık daha fazla kitap okumayı, ya da aynaya bakarken kendinize küçük, şirin cümlecikler söylemeyi gereksinmemek, bunu yaptığınız zaman boyunca da kendinizden tiksinmektir. (bazı gülüşmeler) Tamamlanma, sevgili varlıklar, kendine karşı gerçek ve sadık olmak, ve büyük bir olasılıkla da, şimdiye kadar kendinizi bildiğiniz var olma biçiminden çıkmak anlamına gelir.</p>
<p>Neden kendinizi baltalayıp durdunuz? Neden o sarayı inşa ettiniz de sonra yıktınız? Neden gördüğümüz diğer insanlardan ileriye gitmek için bilinçte gelişmeler  – büyük bilinç sıçramaları &#8211; gerçekleştirdiniz de, sonra da karanlığın uçurumlarına düşmenize izin verdiniz. Neden?</p>
<p>Yanıtı size ben veremem. Ben sadece, yaptığınızı gördüğüm şeyi size gösterebilirim. Kendinizi dairenizde tamamladığınız zaman, bunun neye benzeyeceğine dair size bir söz ya da garanti veremem, ama bunun, evrimin bir sonraki dairesini başlattığını söyleyebilirim.</p>
<p>Bakın, daire tamamlandığında, bu daha çok bir spiral gibidir. O şimdi genişler. Şimdi büyür. Şimdi devam eder. Şimdiye kadar deneyimlediğiniz biçimde değil, değişir.</p>
<p>Sevgili Şambra, yaz tatili boyunca, kendinizi baltalayıp baltalamadığınıza ve neden baltaladığınıza gerçekten bakmanızı istiyorum. Bunu size yapan başka biri yok. Başarınızın akşamı gelen o karanlık, soğuk, enerji-hırsızı enerji, sizindir. Siz onu uzun süre önce içeriye davet ettiniz, ve onu içeri davet ettiğiniz gibi, dışarı da davet edebilirsiniz. Onu yarattığınız gibi, yok olmasını da yaratabilirsiniz. Bu, güzel bir spiritüel fizik kuralıdır: Yarattığınız herşeyin yok olmasını da yaratabilirsiniz.</p>
<p>En Önemli Kelime</p>
<p>Ben – tabii ki – sizi dört noktayla baş başa bırakarak gitmek istiyorum. Bu son Şaud’da sadece dört nokta.</p>
<p>Basitçe, tüm dünyanın ve tüm yaratının en önemli kelimesi, sendir – benlik. Benlik. İnsanlar, özellikle de, garip ama, çok gelişmiş insanlar, benlikte zorlanıyorlar. Tüm Şaudlara, on yıllık atölye çalışmalarına geri gidip bakacak olursanız, orada göreceğiniz en yaygın kelimelerin “sen” ve “benlik” olduğunu göreceksiniz. Ben sizin tümüyle kendiniz olmanızı istiyorum. Önce kendinizi düşünmenizi istiyorum. Ha, siz bunun yanlış olduğunu düşünmek üzere eğitildiniz, ama biliyor musunuz, sizi bunun yanlış olduğunu düşünmek üzere eğitenlerin kendileri, şu anda kendi cehennemlerinden geçiyorlar! (kahkahalar)</p>
<p>Siz kendinize baktığınız zaman, ve kendinizi sevdiğiniz zaman, içtenlikle, derin bir biçimde kendinize aşık olduğunuz zaman, ve utanmazca kendinize aşık olduğunuz zaman, bu sihir gibidir, etkisi daha çok… Cauldre söyleyeceklerimden hoşlanmadı, ama biliyorsunuz, bu benim son Şaud’um, onun için söyleyeceğim. (kahkahalar ve bazı alkışlar üzerine Tobias güler)</p>
<p>Önce kendinizi düşünürseniz, bunun Dünya’daki etkisi, bin Rahibe Teresa’nınkinden fazla olur.* Ve bu doğrudur. Ha, Rahibe Teresa, ıstırap çekmekten hoşlananlar için (kahkahalar) ve – özür dilerim Cauldre – ama cennete değer olmayı ıstırap yoluyla kazanmaktan hoşlananlar için harika bir simgeydi.</p>
<p>Şambra, bu Yeni Enerjide kendini sevmek önemlidir, çünkü önce kendiniz bunu öğrenmedikçe, herhangi başka birine nasıl şifalanacağını, nasıl dönüşeceğini, ruhuyla nasıl bütünleşeceğini, nasıl söyleyebilirsiniz? En önemli kelime, benliktir.</p>
<p>Kendinizi dikkate alırsınız. Sonra, birçoğunuzun gözünden kaçan bir şeyi anlarsınız – Ben O Ben’im’in arkasında yatan anlamı. Bazılarınız bu kelimeleri söylüyor, ama ne söylediğiniz hakkında hiçbir fikriniz yok, ve bu pekâladır. Saint Germain sizinle çalışacak. Onun tasarladığı, “Tedavi Edici Ben Ben’im’lik” adında özel bir kurs var. (kahkahalar)</p>
<p>En önemli kelime, benliktir – sen. Sen. Bu, kendini kabul etmekle ilgilidir. Şefkatle ilgilidir. Şefkat, önce kendiniz için beslenmelidir, yoksa bu dünyada anlamsız olur. Sevgi, önce kendiniz için olmalıdır, yoksa anlamsızdır. Ve aslında sevgi kelimesi… aslında onun bilinç oranına bakarsanız, artık o kadar da iyi bir kelime olmaktan çıktığını görürsünüz. İnsana özgü enerjisel bir deyim olarak, aldatmaca ve enerji hırsızlığı ve sahtelik anlamına gelmeye başlıyor.</p>
<p>Kendinizi gerçekten sevdiğinizde, kendinizle ilgili herşeyi kabul ettiğinizde – artık kendinizi düzeltmek için yapılacaklar listesi tutmayın. Ben bundan çok sıkıldım, Şambra. Ben sizden tüm hedeflerinizi, üzerinde çalıştığınız herşeyi, tüm programlarınızı, diğer herşeyi fırlatıp atmanızı istiyorum, çünkü bu sadece, dairenizi tamamlayamayacağınız anlamına geliyor. Her hedef, her program, yapacağınızı söylediğiniz herşey – kilo vermek, daha akıllı olmak, daha iyi görünmek, tüm bu şeyler – bitirmekle, kendinizi tamamlamakla aranızda olan boşluğu daha da ve daha da büyütür. Geri geri gidemezsiniz, ama bir boşluğu, bir aralığı çok daha büyük hale getirebilirsiniz.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, en önemli kelime: Benlik.</p>
<p>En Önemli Hatırlatma</p>
<p>Herhangi birimizin size verebileceği en önemli hatırlatma, güvenmektir. Kendinize güvenin. Başka kimseye değil, kendinize güvenin. O güven orada. Hepsi orada – bedeni şifalandırmanın tümü, gereksindiğiniz herşey, tüm yanıtlar – yeter ki kendinize güvenin. Hâlâ güveni başka bir yere, başka birine yerleştirme eğilimi var, (enerji alanını okuyan) insanlara koşmak gibi, ya da bir şifacıya, ama gücü onlara teslim ettiğiniz bir şifacıya. Türlü yöntemlerin uygulayıcılarına, evet. Bazen, bu tür uygulayıcıların olması iyidir – yeter ki sürücü koltuğunda, asıl koltukta siz oturun, sorumluluğu alın. O zaman onlar biraz kolaylaştırmak ya da en azından daha eğlenceli kılmak açısından yardımcı olabilirler. (kahkahalar) Ve siz de onların geçimlerini sağlamalarına, uygulayıcı olarak hayatlarını kazanmalarına yardım etmiş olursunuz.</p>
<p>Güvende fark edersiniz ki… ah, sevgili varlıklar, siz kendinize olan güveni kaybettiniz. Siz şu – buna ne diyorsunuz – insanlık kusurları ve sorumsuzluk biçimleri falan gibi örtücü katmanları yerleştirdiniz. Bu sanki sizin üzerinizde kocaman bir katman. Kendinize güvenin, her zaman. Güvenin en basit haline geri dönün. Zihinsel güven sonuçta pek de yararlı olmuyor. Yaşantınızda bir şey olduğu zaman, biraz korkutucu bir şey, kaygıya neden olan bir şey, avuçlarınızı biraz terleten bir şey, kendinize güvenin.</p>
<p>Ha evet, korku hissedebilirsiniz. Ben, korku denen bu şeyi silip atacağınızı söylemiyorum. Korku, bir kez dönüştürülüp yaratıcı tezahür haline getirildiğinde, aslında harika bir şeydir.</p>
<p>Kendinize güvenin – mutlak güven. Bunu gerçekleştirmek zordur.</p>
<p>Siz kendinize biraz güveniyorsunuz. Siz kendinize, geçmiş deneyimlerden öğrendiğiniz üzere kendinizi kandırmayacak kadar güveniyorsunuz. Ama ben, sağlığınız konusunda kendinize güvenmekten söz ediyorum. Beden, yabancı bir nesne değildir. O, Dünya’da tezahür etmiş sizdir. Ona güvenin. Size güvenin. En karanlık fırtına bulutları gelse bile, size güvenin, ve o fırtına bulutlarının ille de olduğunu düşündüğünüz şey olmadığına güvenin, ve bazen güzel bir fırtına bir dolu enerjiyi temizler. Güvenin orada olduğuna güvenin. Ondan kaçmaktan vazgeçin.</p>
<p>Birçoğunuz, bizim pozitif/olumlu olmak dediğimiz oyunu oynuyor. Ya da, kendinize tekrar tekrar herşeyin yolunda olduğunu söyleme oyununu oynuyor, ama aslında buna hiç inanmıyorsunuz. Bazılarınız koşma oyunu oynuyor – koşuyor da koşuyor. Bir an için durun. Ne olduğu umurumda değil, ölümle yüzyüze olsanız bile. Her neyse, başka kimseye değil de kendinize güvenmeye izin verirseniz – kendinize olan güvene – zaten içinizde bulunan tüm sistemlerin size hizmet etmek üzere çalışmasını başlatır, tetiklersiniz. Güven için, korunma için, başka yerlere koşturmak zorunda olmayı bıraktığınızda; sahte bir iyimserlik takınmayı bırakıp da herşeye – karanlığa, aydınlığa, iyiye, kötüye – izin verip mutlak bir biçimde kendinize güvendiğinizde, mucizeler keşfetmeye başlayacaksınız. En basit haliyle mucizeler. Lütfen kendinize güvenin. Ha, bazılarınızla birlikte ağladım, onlarla tartıştım, birkaçınızı tehdit etmek zorunda kaldım! Kendinize güvenin.</p>
<p>Şimdi, kendinize güvenmediğinizi nasıl bilirsiniz? Bilirsiniz, çünkü zihniniz hemen atlar ve başlar …. Kafanızın içindeki o gevezelik başlar, ve gecenin geç saatlerine kadar kaygı içinde uyku tutturamazsınız, ve güvenmeyi unutursunuz. Onu siz yarattınız. O kendi mükemmelliğinde – Tanrı’nın mükemmelliğinde değil, başka bir yerdeki Tanrı değil – sizin mükemmelliğinizde. Onu siz yarattınız. Şimdi ona güvenin. Kendinizin her bir parçasına güvenin.</p>
<p>(Tobias iç çeker) Biliyor musunuz, bazen sadece görünüşte düşüyorsunuz. Bazen sadece görünüşte şeyler parçalanıyor. Ama güvenin gerçek enerjisinde, mükemmellik içinde yarattığınızı anlarsınız. Sevgili Şambra, kendinize güvenin.</p>
<p>Güvenebileceğiniz, Bel Bağlayabileceğiniz Şey</p>
<p>Üçüncü nokta: kesinlikle bel bağlayabileceğiniz, güvenebileceğiniz şey, herşeyden çok güvenebleceğiniz şey, evrim ya da değişimdir. Bunu daha önce de duydunuz – kesin olan şey, değişimdir. Geri kalan herşey belirsizdir ya da sadece geçmişin bir deneyimi haline gelir. Yaşamınız değişecektir, ya da gelişecektir diyelim. Hayatınız tekâmül edecektir, onun için şimdiden bunu kabul edin.</p>
<p>Evrimleşme, evet, bazen farklı bir yere taşınmak demektir. Yaşamınızda olan insanların görünümünü değiştireceksiniz. Değişim, bazen gerçek tutkunuzu bulabilmeniz için işinizi kaybedeceksiniz demektir – ama değişimi bekleyin. Siz bir değişim zamanında buraya geldiniz ve bunu biliyordunuz. Yaşamınızda değişim istediniz, ama olduğu zaman da şaşıp kalıyorsunuz.</p>
<p>Sevgili Şambra, dünya değişiyor, ve bununla zihinsel, fiziksel, ruhsal olarak başa çıkmada zorlanacak kişiler var. Aslında değişimle başa çıkmak konusunda sizler, bildiğimiz her türlü gruptan çok daha iyi bir durumdasınız, ama yine de ona direniyorsunuz. Onu nefesinizle içinize çekseniz, nasıl olur? Onun içinize gelmesine izin verseniz, nasıl olur? O değişimi oluşturanın siz olduğunu bir anlasanız – değişim yalnızca başka bir yerden geldiğinde korkutucudur – ama onu siz oluşturdunuz. Yaşamınızdaki değişimleri, şu anda dünyada süregelen değişimleri siz oluşturdunuz. Değişimi nefesle içinize çekin ve bırakın her zerrenize nüfuz etsin.</p>
<p>Şu anda… bu olacak, ama şu anda siz ona direniyorsunuz, ve bu, bilinçte bir sürtüşmeye neden oluyor, ki bu da bedeninizde rahatsızlık yaratıyor ve sadece burada, bu gezegende olmakla ilgili bir rahatsızlık yaratıyor. Değişimi kucakladığınız an, o zaman, şu anda sözünü etmeyeceğim bir şeyi anlayacaksınız. Bu konuda Adamus konuşacak, ama değişim, hiç de olduğunu düşündüğünüz şey değildir.</p>
<p>Kendiniz İçin En Güzel Armağan</p>
<p>Ve bugünkü dört noktamın sonuncusu, kendinize vereceğiniz armağan – ve siz bunu zaten biliyorsunuz, bazılarınız bunu duymaktan usandı – ama kendinize vereceğiniz armağan, nefes almaktır. Nefes almak, canlı olduğunuzu, hayatta olduğunuzu ve burada olmayı seçtiğinizi onaylar. Ve kaçınız – ellerinizi kaldırmayın çünkü sonra utanırsınız – ama kaçınız, burada olmak istediğini gerçekten biliyor? Kaçınız, yıllardır sizin deyiminizle nötr ya da kararsızlık bölgesinde yaşıyor? Kalayım mı, gideyim mi? Kalayım mı, gideyim mi?</p>
<p>Eh, nefes alın. Bu ya sizin son nefesiniz olur (kahkahalar) ya da, sevgili Şambra, her bir parçanızı yeniden canlandırır.</p>
<p>Nefes sizi kafanızdan çıkartıp tutkunuza, ruhunuza ve can’ınıza getirir. Nefes, ruhunuzun enerjisinin bu gerçekliğe, bu yaşama gelmesine izin vermek gibi inanılmaz bir şey gerçekleştirir. Nefes, enerjileri başlatır. Nefes, Yeni Enerjiyi başka alemden buraya getirmenin yoludur. Nefes, kendinize verdiğiniz bir armağandır. Nefes, ne kadar basit olması gerektiğini hatırlatır size. Tüm o karmaşık uygulamaları ve yöntemleri ve arayışları ve avlanmayı bıraktığınızda, nefese geri gelin, çünkü olmanız/yapmanız gereken budur. Nefes, Şimdi ânını buraya getirir.</p>
<p>Nefes, bilincinize esneklik sağlar, böylece o, yeni bilince ve yeni alemlere genişleyebilir. Nefes, her duyuyu açar, böylece siz donuk biri olmak yerine duyarlı bir insan haline gelirsiniz. Nefes sizi açar, böylece yeniden hissedebilirsiniz. Bunu yapar. Bu, dünyadaki en kolay reçetedir – nefes almak. Nefes alın ve sonra tekrar alın. Siz bizim yeni ve farklı bir şey, daha heyecanlı bir şey söylememizi istiyorsunuz, ama sevgili Şambra, herşey nefestedir. Nefeste.</p>
<p>Adem ve İsis</p>
<p>Ve bu odadan çıkmadan önce, sizi kendini baltalamakla ilgili bir düşünceyle daha baş başa bırakmak istiyorum. Bu, Şambra radar ekranından aldığımız şeylerden biridir, kendinizi baltalama, ki bu tamamlanmak için, başarı için kendinize izin vermiyorsunuz demektir, nedenlerden bir diğeri.</p>
<p>Ben burada biraz mecazi konuşacağım, ama aslında gerçeklik payı da büyük. Biz daha önce içinizdeki türlü farklı enerjlerden söz ettik – aydınlık, karanlık; ying, yang; eril, dişil. Biz burada İsis ve Adem öyküsüne geri gideceğiz, ki bunlar temelde içinizdeki eril ve dişildir. Ama ben bunu aynı zamanda başka bir dualite anlayışını ifade etmek için de kullanacağım, ve bu da, ruhunuzun içsel ve dışsal ifadesiydi.</p>
<p>Uzun zaman önce, Tüm Var Olan’ı terk ettiğinizde, ve sizi Dünya’ya getirecek yolculuğunuz sırasında Ateş Duvarı’ndan geçtiğinizde, esas ayrılığı yarattınız, ve bu da, içe bakan canı, sizin şimdi ruh, tanrısallık dediğinizi ve dışsal ifadenizi, yani boşluğa yolculuk edip gerçeklik yaratan parçanızı yarattı. Dışsal ifade, sonunda  Başmelekler Düzeni yoluyla bir tamamlanma ve gerçekleştirme için Dünya gezegenine gelecekti.</p>
<p>Dualite kavramlarını, mecazı kullanarak, İsis ve Adem’den söz edeceğiz, ama bunların benliğin içsel ve dışsal yanlarıyla – aydınlık ve karanlık, her karşıt dualiteyle &#8211; ilişkili olduğunu anlayın.</p>
<p>Adem enerjileri İsis’i terk ettiği zaman, muazzam bir acı yarattı, çünkü bu iki enerji özde aynıdır. Hep birlikte olmaları öngörülmüştü. Onlar hep aşıktı. Böylece İsis ile Adem arasındaki ayrılık meydana geldiğinde, bunun sebep olduğu acıyı tahmin edebilirsiniz. Aynı zamanda bir öfkeye sebep olduğunu da tahmin edebilirsiniz, çünkü bir parçanız bir yolculuğa çıkmış ve diğer parçanızı kendi içiyle başbaşa bırakmıştı. Bu, sevgi ve ayrılığın acısına neden oldu, ama aynı zamanda bir tür öfkeye de diyebilirsiniz – “Neden gidiyorsun? Ayrılığa neden izin veriyorsun?”</p>
<p>Böylece, eril olanın, Adem’in enerjisi, ya da benliğin dışsal ifadesinin enerjisi, doğru zamanda ve doğru yerde yeniden biraraya geleceğinizi bilerek – her iki parçanız da bunu biliyordu – alıp başını gitti. Sizin bu parçanız – ki ona Adem enerjisi diyelim – Adem, arayış içinde çıkıp gitti. Adem yeni çözümler aramak için, ha, İsis’e olan mutlak sevgisi yüzünden gitti. Bir yer yaratmak istiyordu, ve o yer o kadar mükemmel olacaktı ki, İsis geri dönmek isteyecekti.</p>
<p>Böylece Adem, o mükemmel sarayı, mükemmel yuvayı, mükemmel alanı diyebilirsiniz, inşa etmeye ya da yapılandırmaya başladı.Ve onu hayal gücüyle ve yaratıcı ifadesiyle inşa ederken, bir yandan da İsis’in burayı gerçekten sevip sevmeyeceğini merak ediyordu – renkleri beğenecek miydi? Tarzı beğenecek miydi? – ve muazzam bir biçimde kendinden kuşku duymaya başladı. İsis burada rahat edecek mi diye merak etti. Bunu yalnızca kendisi için mi yapıyor, yoksa gerçekten İsis’e de uygun olacak mı diye merak etti.</p>
<p>İsis onu gerçekten özlüyor mu ve gerçekten seviyor mu diye merak etmeyi sürdürdü. Acaba İsis ondan kurtulmak için böyle bir entrika mı çeviriyor diye merak etti. Zaman zaman, onu tümüyle yok etmek için, köleleştirmek için, önemsiz kılmak için İsis bunu kasten mi yapıyor diye merak etti. Ve görüyorsunuz, İsis için bu mükemmel hayal sarayını inşa ederken, bu sayısız karşıt enerjiler sürekli Adem’den akıp duruyordu.</p>
<p>Elbette saray asla yeterince iyi olmamıştı. Ha, bana sorarsanız olağanüstü, ama Adem hâlâ üzerinde çalışıyor. Bu, asla tamamlanamayacak olan saraydır, çünkü, sevgili Şambra, Adem’in biraz dengesiz kalbinde, o, en çok, İsis’i davet etmekten ve onun da bunu kabul etmeyeceğinden korkuyor.</p>
<p>Bu, Adem’i kabul etmeyeceği anlamına geliyor. Bu, yeniden birleşme olmayacak anlamına geliyor. Bu, ilerleme olmayacak anlamına geliyor. Böylece, eğer sarayını inşa etmeyi sürdürürse ve sarayda sürekli değişiklikler yapıp durursa ve kendinden kuşku duymaya devam ederse, oyunu oynamayı sürdürürse, asla o soruyla yüzleşmesi gerekmeyecek: İsis’in dönmesini (sağlayacak kadar) değerli mi. Değerli mi?</p>
<p>Ve bu zaman boyunca İsis de merak eder durur, “Adem’e ne oldu? Neden aramadı? Belki de beni artık sevmiyor. Belki başka birini buldu. Belki beni aldattı. Belki alındı ve kuvvet toplamaya çalışıyor. Belki beni tümüyle yok etmeye çalışıyor. Belki onun için yeterince güzel değilim. Belki kendi içinde, benden daha iyi özellikleri olan bir şey keşfetti. Belki ben, Adem’in sevgisini almaya bile değer değilim. Belki ona sırtımı dönerim. Gözyaşlarımı saklarım, böylece, Adem beni çağırıyor mu, sorunuyla hiç yüzleşmem gerekmez. Ona geri döneyim diye kucak açıyor mu? Böylece, sürekli dikkatimi dağıtıp duruyorum. Bakmamak için herşeyi yaparım.”</p>
<p>Sevgili Şambra, bu, İsis ve Adem’in öyküsü. Aynı zamanda sizin de öykünüz. Bu, sizin içsel ve dışsal ifadenizin öyküsü. Bu, insan benliğinin ve tanrısallığın öyküsü. Belki de siz, tanrısallığınızın size burada katılmasını sağlayacak yuvayı yeterince iyi inşa etmediğinizden buna değer olmadığınızı düşünüyorsunuz, bu yüzden de evi inşa etmeyi sürdürmeye çalışıyorsunuz. Ve belki sizin tanrısallığınız, hemen şu anda merak edip duruyor, “Nasıl oluyor da ben çağrıyı almadım? Nasıl oluyor da ben, insan varoluşu denen bu kutsal yere davet edilmiyorum?” Belki de tanrısallık, onu aldattığınızı düşünüyor.</p>
<p>Böylece bu oyun sürüp gidiyor. Aldatmaca devam ediyor ve ayrılık da devam ediyor, çünkü ya insan tanrısallığı sevmezse, yani  sevmeyiverirse, ne olacak? Ya insan, kendi en mahrem, en yakın parçasıyla hayal kırıklığı yaşarsa? Ya, tüm o yaşamlarında onca deneyime ve onca sevgiye sahip oldu diye artık kendini istemezse? Ya…?</p>
<p>Siz şu anda varoluşunuzun en önemli sorunlarıyla yüzleşiyorsunuz. Siz tamamlanma ve kabul verme sorunlarıyla yüzleşiyorsunuz. O büyük karanlık enerji şu anda geliyor ve diyor ki, “Ya, tanrısallık benden hoşlanmazsa? Ya, benim berbat bir ev inşa ettiğimi düşünürse? Değerli olmadığımı düşünürse? Ya, tanrısallık gelir de (geri dönmeyi) düşünebilmesi için, önümde daha en az on yaşam olduğunu söylerse?” Ve işte baltalama budur. Bu yapaydır, ve kendi Üçüncü Çemberimizde oturan bizler, bunun kendinize verebileceğiniz en büyük kuruntu ve aldatmaca olduğunu söyleyebiliriz. Ama aynı zamanda da en büyük armağandır.</p>
<p>Sizin Bir Portreniz</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, derin bir nefes alalım. Şambra Odası’nı terk etme zamanı. Buraya istediğiniz zaman gelebilirsiniz. Etrafta dolanmak, resimlere bakmak için istediğin zaman gelebilirsiniz. Biz Şambra Odası’ndan çıkarken, galeri bölümüne geçerken, oraya sizin için çok özel bir şey yerleştirdik.</p>
<p>Derin bir nefes alın…</p>
<p>Sizin bir portrenizi koyduk. Resimde başka kimse yok, sadece siz. Bu, binlerce yıldır yapılan bir portre. Dinamiktir. Derinliği ve boyutu var. Bu, bu insan bedenlenmesinin ve en başından beri sahip olduğunuz tüm bedenlenmelerin yüzüdür. Bu, daha Dünya’ya gelmeden çok önceki yüzünüz ve enerjinizdir.</p>
<p>Altında bir plaka var, ve o plaka, insan gözünün görebileceği kelimelerle yazılı değil, ama bu plaka bir enerji ifadesidir. O, sizin titreşiminizdir. Sizin rezonansınızdır. O plakada sizin şarkınız var.</p>
<p>Ve siz bugün giderken, biz bu portrelerin – sizin portreleriniz &#8211; her birini tek tek ana koridora asacağız, ve bu, buraya gelecek her bir başka varlığın geçeceği bir koridordur. Onlar sizin resimlerinizi görecekler, ve bu resimler sonsuza kadar burada asılı kalacak.</p>
<p>Bu resimler, Yuva’yı terk etmiş bir insanın, spiritüel ailelerini terk edip Dünya’ya gelmiş, sevinç ve acılardan geçmiş, ama mezun olmuş bir insanın örneği olarak asılı kalacak. Bunun gerçekleştirilebileceğini, sizlerin Bayrak olduğunu, diğer varlıklar görsün diye burada kalacaklar. Böylece biz buraya Bayraklar Salonu diyeceğiz. Ve eğer bu sözcükleri okuyor ya da duyuyorsanız, sizin de portreniz burada.</p>
<p>Şimdi dönelim ve dışarıya çıkalım. Geçmişin tüm konukları burada, dışarda bekliyor, kutluyor. Sizi kutluyor. Bu, benim gidişimle ilgili değil. Bu, sizin mezun olmanızla ilgili. Onlar kutluyorlar.</p>
<p>Ama bugünün enerjisini salıvermeden önce, bir an için duralım ve, ahh, güzelliği hissedin – güneş ışığını ve… elbette gökkuşakları da var ve aynı zamanda yağmur da yağıyor. İşte böyle de olabilir. Şambra dediğimiz bu ailenin, en başından beri gelmiş tüm konukların, vahşi hayatın, kulübemin hiç bozulmamış güzelliğinin, tüm bunların kırmızı halısının enerjisel fotoğrafını çekin.</p>
<p>Nereye Gidiyorsunuz?</p>
<p>Ve ayrılmadan önce bir sorum var. Nereye gidiyorsunuz? Sizin mekânınız nerede? Mekânınız nerede? Benim, yarattığım bu kulübem var. Onu seviyorum ve onu sahipleniyorum. Umutsuz anlarınızda, korku ve kaygı içindeyken, uzaklaşmak ihtiyacı duyduğunuzda, siz nereye gidiyorsunuz? Ben sizin nereye gittiğinizi biliyorum, ve bu her zaman güzel bir yer değil.</p>
<p>Bazılarınız… karanlık bir mağara hayal ediyor. Bazılarınız hiçliğe gidiyor – ve kulübeniz bu mu? Bu sizin Ben Ben’im eviniz mi? Bazılarınız kendini size ait güzel bir yerde hayal edemiyor. Bir başkasının kulübesine, başkasının boyutuna gitmek zorunda kalıyorsunuz.</p>
<p>Zor olduğunda nereye gidiyorsunuz? Kendinizi rahatlatmak için, yenilenmek için, nereye gidiyorsunuz? Neden kendinize bir baraka, bir bodrum veriyorsunuz? Neden hiç bir yeriniz yok, sevgili Şambra? Benim ruhumun tüm güzelliğini ve sevgisini içeren kulübeme benzer bir kulübe için yeterince değerli değil misiniz?</p>
<p>Biliyorum, bazen güzel bir yer yaratmak amacıyla zihinsel bir alıştırma yapıyorsunuz, ama 30 saniye sonra sıkılıyorsunuz. Ben sizin zihninizde konuşmuyorum. Ben sizin kalbinizde konuşuyorum. Geceleri nereye gidiyorsunuz? Ne yazık ki, birçoğunuz hâlâ spiritüel açıdan evsiz. Gidecek hiç bir yeriniz yok.</p>
<p>Her türlü araca ve her kaynağa sahipsiniz, yer kaplamıyorsunuz, ipoteğe ihtiyacınız yok, bu enerji tüketmez, herhangi bir yerden çalmıyorsunuz; o zaman, sevgili Şambra, bundan böyle sizi kendi mükemmel yuva mekânınızı yaratmaya davet ediyorum.</p>
<p>Bu, sizin, can’ınızın, ruhunuzun, varlığınızın yuva mekânıdır. Onu mutlak sevinç ve sevgiyle yaratın, ve mükemmel olup olmadığına kaygılanmaktan da vazgeçin. İnşa ettiğiniz şeyi yıkmaktan vazgeçin. Size ona değersiniz. Benim kulübemi kopyalamayın, çünkü o zaman gerçekten sizin olmayacaktır. Bunu kalbinizden yapın. Bu alanı yaratın. Bundan böyle sizin yuvanız olacaktır. Onu istediğiniz gibi yaratın.</p>
<p>Elveda</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, benim alanımdan, benim kulübemden ayrılma zamanınız geldi. Benim için hazırlık yapma zamanı. Biliyorsunuz, yapılacak bavullarım var. Önümde küçük bir yolculuk uzanıyor.</p>
<p>Ahh… (duygusallaşır) güldüğümüz, birbirimizi sarstığımız, gerçek mi değil mi diye merak ettiğimiz, yeni bilinci araştırdığımız bu zamanları özleyeceğim. Hem de ne çok özleyeceğim.</p>
<p>Hepinizle konuşmak için burada olacağım, artık bu kanal vasıtasıyla değil, ama içinizin derinliklerinde, bire-bir, siz ve ben.</p>
<p>Böylece, bir dakikaya kadar son sorularınız için – Tanrı’ya şükür! (kahkahalar) geri geleceğiz.</p>
<p>Ve öyledir.</p>
<p>* Vikipedi’den alıntı &#8211; Rahibe Teresa ( Gonca Boyacı) (d. 26 Ağustos 1910, Üsküp, Osmanlı İmparatorluğu – ö. 5 Eylül 1997, Kalküta, Hindistan) Makedonyalı Arnavut bir katolik&#8217;tir. Hayırsever Misyonerler Cemaati&#8217;nin kurucusudur. Hayırsever faaliyetlerinden ötürü 1979 yılında Nobel Barış Ödülü kendisine verilmiştir.</p>
<h2>Sorular ve Yanıtlar</h2>
<p>TOBIAS MATERYALLERİ</p>
<p>Geri Dönüş Dizisi:<br />
ŞAUD 11: “Mezuniyet: Tobias’ın Son Şaud’u”<br />
Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
6 Haziran 2009<br />
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org</p>
<p>Ve öyledir, sevgili Şambra, son soru ve yanıtlarımızın zamanı. Aslında ben, Tobias şimdi biraz tedirgin oldum. Bu son oturuma girerken enerjiler değişiyor, ve sorular başlamadan önce bir şeye dikkatiniz çekmek istiyorum.</p>
<p>Herşey gerçekten uygundur. (Tobias’ın az önce çalınan bir şarkının sözlerine göndermede bulunması, gülüşmelere yol açar) Çoğu kez, şeyleri anlamaya çalışma moduna giriyorsunuz. Şeylere zihninizle bakarken ya da analiz etmeye çalışırken, muazzam miktarlarda enerji harcıyorsunuz. Durun. Derin bir nefes alın. Herşey uygundur. Siz aslında çözümleri zaten yarattınız. O basit hale, o temel hale dönün. Sadece derin bir nefes alın. Gerçekten (bir şekilde) çözülür – yukarlarda bir yerlerde biri bunu çözdüğü için değil, başka bir Şambra bunu yapıyor diye değil – siz bunu zaten bu şekilde yarattınız.</p>
<p>Yaşamı anlamaya çalıştığınızda, Tanrı’yı anlamaya çalıştığınızda ya da hatta kendinizi anlamaya çalıştığınızda, şu karışık, çarpık, kafa karıştırıcı enerjye giriyorsunuz ve bu gerçekten, mükemmel güzellikte olabilecek bir günü berbat ediyor. (kahkahalar) Bazen, şeyleri oldurmak için onlara fazlasıyla odaklanmanız gerektiğini düşünüyorsunuz. İyi bir biçimde sonuçlanması için onunla hemhal olmanız gerektiğini, ve kaygı ve onu analiz etme ve ona yapışma falan gibi malzemelerinizi ona eklemeniz gerektiğini düşünüyorsunuz. Bazen, (yaratmak istediğiniz) o şeye ille de atlamazsanız parçalanacağından, ya da berbat olacağından korkuyorsunuz.</p>
<p>Bu Yeni Enerjiye girerken, bir yaratan/tezahür-ettiren olduğunuzdan, salıverin gitsin. Anlamaya çalışmaktan vazgeçin. Yalnızca, kendiniz için çözümü zaten yarattığınızı anlayın. Bu, bir dolu korku ve kaygıyı sizden uzaklaştıracaktır. Bedeninizi çok rahatlatacaktır, ve çözümü – sizin çözümünüzü – çok daha çabuk getirecektir.</p>
<p>Böylece, Şambra’nın bu son sorularına geçelim.</p>
<p>LİNDA: Teşekkür ederiz.</p>
<p>1.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Tobias, ve böylece nefesle, Ben de O Tanrı Ben’im. Ve ben…</p>
<p>TOBIAS: Ama…</p>
<p>1.ŞAMBRA: Amaan… çın! Çın! (çvr. çan sesi taklidi yapar) (yoğun kahkahalar)</p>
<p>TOBIAS: Buna inanıyor musun? Ve yanıt vermeden önce…</p>
<p>1.ŞAMBRA: Üzerinde çalışıyorum.</p>
<p>TOBIAS: Ha evet… evet.</p>
<p>1.ŞAMBRA: (gülerek) Kesinlikle. Tamam.</p>
<p>TOBIAS: Bunu nefesinle içine almayı sürdür.</p>
<p>1.ŞAMBRA: Tamam.</p>
<p>TOBIAS: Ve o böylece yaşamının bir parçası haline gelmeye başlar.</p>
<p>1.ŞAMBRA: Tamam. Böylece, ben sana teşekkür etmek istedim, ve eminim tüm nefes öğretmenleri, senin Şaud’daki pazarlama dolduruşuna…</p>
<p>TOBIAS: Nefes için bir öğretmene gerek duyulduğunu bilmiyordum, ama dert değil.</p>
<p>1.ŞAMBRA: Hayır, biliyorum. Yardımcı olan biri. Yardımcı biri. Tamam. Şimdi sen şu son on yıldır bizim beden ağrılarımızdan ve sızılarımızdan şikayet etmemizi dinledin. Geçenlerde, bedenimde süregelen bu şeylerin aslında dikkatimi dağıttığını fark ettim. Ancak, bu süreç sırasında meydana gelen DNA değişimlerini de hesaba katarsak, yeni uyananlar, bedenlerimizde bizim olmasına izin verdiğimiz şeyler yüzünden fiziksel değişiklikleri daha kolay mı atlatacaklar, yoksa aynı DNA değişikliğinden geçmek zorunda mı kalacaklar?</p>
<p>TOBIAS: Mükemmel bir soru. Teşekkür ederiz. Yeni DNA bileşimini bütünleştirmek adına, dünyanın her yanındaki Şambra’nın ve diğer insanların gerçekleştirdiği çalışma, aslında bunu (yeni uyananlar) için kolaylaştıracaktır. Ve buna eklenecek bir başka şey de, bedensel ağrıların ve sızıların bu sürecin/işlemin doğal bir parçası olduğunu açıklayan bir dolu bilgidir, bu bilgi ister web sitesinde ister kitap halinde olsun. Bu ağrılara ne kadar direnirsen, o kadar daha ıstıraplı olur. Ve aslında değişimleri ne kadar kucaklar ve bedenlersen, eh, dönüşüm de o kadar hızlanır.</p>
<p>Bu öyle bir noktaya gelecek ki, insanlar… insanlar bedenin ıstırap çekmesinden geçmek zorunda kalmayacaklar. Ama şu anda, aslında Şambra’nın bu konuda hissettiği yararlardan biri de, gerçekten bir şeylerin olduğunu bilmeleridir. Bu aslında derin düzlemde değişimler olduğunun iyi bir işaretidir. Ama sorunu yanıtlayacak olursak, hayır, ıstıraplı bölüm giderek azalacaktır. Teşekkür ederiz.</p>
<p>1.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>2.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Merhaba Tobias. Burada olmaktan gerçekten onur duyuyorum. Bu kulağa biraz bencilce gelebilir ama, ben kişisel bir soru soracağım, çünkü Şaud’dan sonra açıkça anladım ki, bu soruyu sormak için gelmişim. Yaşamımda büyük değişiklikler olacağını biliyorum. Bu noktada ne bilmem gerekiyor?</p>
<p>TOBIAS: Eh, herşeyden önce, asla bencil olduğun için özür dileme. Enerji çaldığın için özür dile; başkalarını taciz ettiğin için ya da gücünü onlara teslim ettiğin için özür dile, ama asla benlik-dolu olduğun için özür dileme.</p>
<p>Yani sen şimdi değişimleri soruyorsun. Bunu yalnızca kendin için sormuyorsun. Bu salondaki her Şambra, bunu dinlemekte olan ya da sonradan okuyacak olan her Şambra aynı şeyi hissediyor. Ve ben senin kendine güvenmeni istiyorum, ve kuşku duymaktan ve bu kuşku oyununu oynamaktan vazgeç, çünkü hissettiğin şey, sadece seninle ilgili bir soru değildi. Herkesle ilgiliydi. Ve herkesi kapsadığı için de, sadece sana yönelik bir yanıt vermeyeceğim. (kıkırdar) Diyeceğim ki, kesinlikle, yaşamının en büyük değişimlerini (yaşayacaksın). Daha önce Şaud sırasında da dikkatinizi çektiğimiz gibi, değişimler, kesin olan bir şeydir. Değişimlere direnebilirsin, ve o zaman hayat daha az keyifli olur. Ama değişimlerin olacağını anla.</p>
<p>Diyorsun ki, “Ne tür?” Eh, kendinle nasıl bir ilişki kurduğun,  değişime uğrayacak. Kendini, tanrısallığın diyeceğin şeyden ayrı görmek yerine; kim olduğu tanımlamak amacıyla kendini başkalarıyla ölçmek yerine, bunlara ihtiyacın kalmayacak. Yani sana kim olduğunu göstersin ya da kanıtlasın diye bu dışsal örnekleri yaratmayacaksın. Böylelikle, biraz da bilinçaltı düzeyden yarattığın tüm bu deneyim hallerini devreden çıkarmış olacaksın, ve bu sana mutlak bir özgürlük sağlayacaktır.</p>
<p>Özgürlük sayesinde ne tür değişimler olacağını merak etmek yerine – başka bir deyişle, bir yazgı olduğuna (inanmak) yerine – değişimler şimdi bilinçli bir seçimin sonucu olur, ve bu da çok önemli bir noktadır. Hâlâ bir dolu insan, ve hatta Şambra, hâlâ yazgıya bağımlı. Yolları üstündeki değişimlerin bir başkası tarafından planlandığını ya da oraya yerleştirildiğini düşünüyorlar. Oysa hiç de öyle değil.</p>
<p>Sen bu yazgı anlayışını salacak ve yaratıda çok çok odaklı bir bilinçli seçim noktasına geleceksin. Diyorsun ki, “Ay, bu harika. Bunu yapabiliyor olmak olağanüstü.” Ama aslında ben “yazgıya bağımlı” terimini kullanırken, bunu çok ciddi anlamda söyledim. Birçoğunuz – birçok insan &#8211; asla sorumluluk almamak adına yazgının yolunuzu belirlemesini tercih edecektir. Yazgının,  anlaşılması zor daha yüksek bir yanınız tarafından yaratıldığını söyleseniz bile, bu, yazgıya olan inançtan ya da ona gerek duymaktan kaynaklanıyordur. Ama kişisel olarak sende, ve Şambra’da olacak en büyük değişim budur, yani bir yazgı olmadığını fark etmek. Herşey bilinçli seçimle ilgilidir.</p>
<p>Ama dikkat et. Bilinçli seçimle birlikte merak da devreye girer, doğru seçimi mi yapıyorum? Yaptığın seçimle dünyayı paramparça edecek kadar güçlü müsün? Herhalde. Ama bu seçimin bilinçli yanı ve seçim yapan yanı, sesini kısıp oturmak eğilimindedir, ve sen tarafsız, yansız (bir alana) girip hiçbir şey yapmaz, ve sonra da neler oluyor diye şaşıp kalırsın.</p>
<p>Adamus, Şambra ile, bilinçli Yeni Enerji seçimleri ve onların nasıl tezahür ettiğini izlemek, üzerine çalışacaktır. Bu, tohumları alıp da toprağa ekmekten, onları sulayıp filizlendiklerini izlemekten farklı bir şey değildir. Peki sonra? Şimdi büyümüş, gelişmiş olan bunca şeyle ne yaparsın?</p>
<p>Böylece, bu harika soruna teşekkür ederiz. Kendine daha çok güven.</p>
<p>3.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam Tobias. Az önce bazılarımızın (dünyadan) gideceğini söylediğinde, bilinçli olarak burada kalmaya karar verdiğimizi nasıl anlarız?</p>
<p>TOBIAS: Eh, şu anda on binlerce Şambra’nın önünde durur ve bir seçim yaparsın, ki bu, bunu yapmanın iyi bir yolu olurdu! Bu ayrıca – nasıl desek – yaşamı genel olarak nasıl kabul ettiğinle, onu genelde nasıl gördüğünle ilgilidir.</p>
<p>Hemen her Şambra’nın, burada kalıp kalmamayı düşünme deneyiminden, ya da birden fazla deneyiminden geçtiğini söylemem gerekir. Düşünmüş olman seni kaygılandırmasın. Bunu düşünemeyeceğini de sakın düşünme, çünkü o zaman tezahür ettirirsin. Bir kez daha tekrarlıyoruz, yaratanların kendi yaratılarından nasıl korktuklarını görüyor musun? Bazen şöyle düşünüyorsunuz, “Ya şimdi gitmekle ilgili bir düşüncem varsa?” Ama şu anda yapılacak en iyi şey, o derin nefesi almak, ve kendin için burada kalmayı seçmektir. Dünya’daki geri kalan ve yarattığın o günlerini sevmeyi ve deneyimlemeyi seç. Başka bir deyişle, bizim gelip de seni alacağımızdan kaygı duyma. (kahkahalar)</p>
<p>3.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>4.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofone gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Öncelikle, bunca yıldır ve birçok yaşam boyunca sunduğun dostluğa, desteğe ve sevgiye teşekkür etmek istiyorum, ve bu yaşamda karşılaşabilmeyi umuyorum. Benim sorum, cinsel enerjilerle ve son kez konuştuğumuzdan bu yana, şu son yıllardaki kendi kişisel yolculuğumla, sıradaki evrimimle, ve genel olarak bilinçle ilgili.</p>
<p>TOBIAS: Evet, gerçekten. Ne kadar kişisel olmamı istiyorsun?</p>
<p>4.ŞAMBRA: Hiç çekinme.</p>
<p>TOBIAS: Çekinmeyecektim zaten, ama yine de önce bir sorayım dedim. (kahkahalar) Şimdi… sen geçmiş zamanlardan, geçmiş yaşamlardan muazzam cinsel enerji deneyimlerine sahipsin. Bu konuyu çok derinden anlıyorsun. Bu senin içinde çınlayıp duruyor. Onun çok, çok karanlık yanlarını da biliyorsun – ki bu, kişisel deneyimlerinin bir bileşimi, ama aynı zamanda başkalarına bağlanmayı ya da yakın ilişkileri de biliyorsun. Bunu gücünü, etkisini biliyorsun. Bir varlık kendine aşık olduğu zaman, neler olur, biliyorsun. Böylece sen şu son yıllarda, özellikle de üç yıldır, bundan kaçındığın ilginç bir yolculuk yaptın. Ama bu sürekli geri tepiyor, öyle değil mi? Omuzuna vurup duruyor. Seni kışkırtmayı ve itelemeyi sürdüyor. Onunla ilgili rüyalar görüyorsun. Ama onu reddediyorsun. Ona bakmak istemiyorsun.</p>
<p>Senden yapmanı isteyeceğim şey, bu konuda çok şey bildiğini sadece kabul etmendir. Sen mükemmel bir öğretmen olacaksın. Bazı projelerini bastırıyorsun, benliğinin ortaya çıkmasına izin vermiyorsun. Neden? Neden? Buraya gelme nedenlerinden biri, SES Okuluyla da çok yakından ilişkili olan kendi deneyimlerinle öğrendiklerini başkalarıyla paylaşmaktı. Sadece yap.</p>
<p>Şu anda dışarda, senin onlarla paylaşacağın şeyi isteyen ruhlar var, ama sen bunu ertleme oyununu, ya da yapmamak için bahaneler uydurma oyununu, ya da belki iyi bir öğretmen olmadığın oyununu oynuyorsun. Evet, bunu çok berrak, çok net bir biçimde anlayan, ama yaralı olan devasa bir veçhen var. Ama o yaranın kendisi, o muazzam yara, öğretirken senin aynı zamanda en büyük erdemin olacak.</p>
<p>Ve biz, elbette, bol bol konuşuyoruz, ve sen bana sürekli “peki ama ya…” deyip duruyorsun, ve bizim birçok diyaloğumuz oluyor. Ama aynı zamanda tüm yaptığın, ertlemektir, ve ben bunu sana geçenlerde söyledim. Sen bunu sürüncemede bırakıyorsun, sonra da sana yük oluyor. Ve yük olduğunda da, başkalarıyla, işinle olan ilişkilerinin etkilenmesine izin veriyorsun, sonra da bu dip noktaya vuruyorsun ve sonra umudunu yitiriyorsun. Eh bu, var olan tutkunu izlemek kadar basit bir şeydir. Ve başarının nasıl tezahür edeceğine kaygılanmaktan da vazgeç. Nasıl olsa, senin düşündüğün biçimde zaten tezahür etmeyecek. Farklı yerlerden gelecek. Ama bu senin tutkun, ve ona geri döndüğünde parlayacaksın. Yani o kapının kilidini aç. Dışarı çıkmana izin ver.</p>
<p>4.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz. Ve ben gittikten sonra bile, bunu yapana kadar seni dürtmeye devam edeceğim, (kahkahalar) ve artık bahaneler yaratma.</p>
<p>5.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam Tobias. Bu sabah, seninle birlikte bir kokteyl içmek için beni ayarttığında, hangi soruyu sormam konusunda beni yönlendirdiğini düşünmüştüm. Ama şimdi anlıyorum, burada böyle durmak beni öylesine geriyor ki, aslında sen beni rahatlatmaya çalışmışın. Keşke o kokteylden biraz daha olsaydı. (kahkahalar) Ama sanki sen, benden daha çok tadını çıkartıyordun. Bana biraz sert geldi; bu neydi tam olarak?</p>
<p>TOBIAS: Eh, bu senin kendi benliğinin, kendi potansiyelinin bir lezzetiydi. Ve hiç de öyle fazla sert değil, ve gerçekten duyularını uyuştaracak kadar alkollü, ya da sarhoş eden bir şey de değil. (O lezzet) aslında duyularını uyaracaktır. Ama sen, birçok Şambra gibi, gerçek uyarımın etrafında dolanıp duruyorsun. Ve biliyorum, birçoğunuz bana, “Ama Tobias, ben bunu gerçekten istiyorum, senin bir Yeni Enerji yaşamı dediğin şeyi gerçekten istiyorum” diyorsunuz. Ama hepinize şunu söyleyebilirim ki, kendinizi geri tutuyorsunuz. Daireyi tamamlamaya yaklaşıyor, sonra da bırakıveriyorsunuz. Tamamlanmaya ve nail olmaya yakınlaşıyor, bırakıveriyorsunuz. Yani sen aslında azıcık kendi tadına baktın.</p>
<p>5.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz.</p>
<p>5.ŞAMBRA: Şimdi de sorumu sorayım. (kahkahalar) Bize, Michelle ve Sasha ve Malia hakkında sahnenin arkasında neler olup bittiğini söyleyeceğini umuyordum. Yani şu ara dişi Obama’lar önümüze ne koyuyorlar?</p>
<p>TOBIAS: Ben senden bunu tekrarlamanı isteyeceğim. Çoğu insan anlamadı, bunu çok, çok açık dile getir.</p>
<p>5.ŞAMBRA: Tamam. Michelle Obama ve iki kızının bizim şimdiki senaryomuza sahne arkasından ne kattıklarını bize gösterebilir misin?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Bu soruyu sana geri sorayım. Bu, insanların, fazla zekâ gerektirmeyen dediği türden bir soru. (kahkahalar) Lütfen soruyu yanıtlar mısın?</p>
<p>5.ŞAMBRA: Aman Tobias. (kıkırdar)</p>
<p>TOBIAS: Şundan bir yudum daha iç! (kahkahalar)</p>
<p>5.ŞAMBRA: Peki.</p>
<p>TOBIAS: Bırak çıksın, yanıt hemen oracıkta.</p>
<p>5.ŞAMBRA: Tamam.</p>
<p>TOBIAS: Yanıtı görebiliyorum ve sonra ben kendi güncellenmiş uyarlamamı sunacağım.</p>
<p>5.ŞAMBRA: Pekâla. Hepimizin kendi eril ve dişilimizi bütünleştirme yolunda olduğumuz açık. Ve her ne kadar odak yine de Barack Obama ile erildeymiş gibi görünüyorsa da – ki o bunun ne şahane, ne şahane örneği – ben karısının ve kızlarının da dişiliğin eşit biçimde harika örnekleri olduğunu hissediyorum.</p>
<p>TOBIAS: Gördün mü, ne kadar kolay! (kahkahalar) Kesinlikle. Kesinlikle. Aynı zamanda dişilin önemini de gösteriyorlar. Dünyanın her yanından milyonlarca insan erille dişilin dengesini görüyor, gerek kadın/kızlarda gerekse Barack ile olan ilişkilerinde. Geçtiğimiz hafta, dünyanın her yanında milyonlarca insanın bir ilişkide, çok gerçek bir anlamda erille dişil önemini kavramaya başladıklarını farkında mısın? İşi gerçekleştirenin yalnızca erkek olmadığını, ama gerek erilin gerekse dişilin birlikte çalışarak bütünlük yarattığını. Şimdi, insanlar bunu iki ayrı insanda görüyor, ama bunun kendi içlerinde de olduğunu anlamaya başlayacaklardır.</p>
<p>Bir başka kısa not da, çok seçkin meleklerden birinin Michelle Obama ile şu anda çalışıyor olmasıdır… Prenses Di (Diana). Böylece sen bu enerjinin giderek daha çok ortaya çıktığını göreceksin, özellikle de bu yıl ve ondan sonra, ama insanlar benzerlikler görmeye başlayacaklar. Bu – bu kıyaslama – haberlerde çıkmaya başlayacak, çünkü o enerji hemen oradadır. Teşekkür ederiz.</p>
<p>5.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>LİNDA: Michelle ondan daha akıllı. (kahkahalar)</p>
<p>TOBIAS: Ha, ama bir kıyaslama yapılacak. (İzleyicilerden biri şöyle der, “O erkeklerden daha iyi anlıyor!” ve yoğun kahkahalar yükselir)</p>
<p>6.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Merhaba Tobias. Yıllar önce ülkemi, Hollanda’yı terk ettim. Kanallardan elimi eteğimi çektim. (Tobias güler) Ve o zamandan beri geziyor, dolanıyor, büyük keyif alıyorum. Karavanımla Orta Amerika’dan yeni geldim, buraya, Colorado’ya, ve burada kalmak istiyorum. Ve burada kalmak için bilinçli bir seçim yaptım, gerçi Temmuz sonunda buradan gitmem gerekiyor ama yine de. Herşeyin yolunda gideceği konusunda kendime güveniyorum, ama şu aralar enerjilerin nasıl çalıştığını bilmek istedim.</p>
<p>TOBIAS: Kesinlikle, harika bir soru. Demek sen bilinçli bir seçim yaptın. Şimdi, çok pragmatik bir düzeyde birçok engelin olduğunu zaten biliyorsun. Göçmenlik denen sorun var ve başka sorunlar da. Ve sen bir ikileme düştün, ve diyorsun ki, “Bu engelleri aşacak kadar iyi bir yaratan mıyım?” Bunlar çok güçlü engeller ve bu da şimdi bazı kuşku unsurlarını devreye sokuyor. Ve çok sık olan bir şey de onların – özellikle sen değil, ama genel olarak Şambra’nın – şöyle demeye yatkın olmasıdır, “Eh, bu benim kontrolümün dışında, böylece ben bunu Tanrı bilir kimlere devredeceğim – meleklere, varlıklara, yüksek benliğe – benden başka herkese.” Ve sonra işler yolunda gitmediğinde, o zaman öncelikle depresyona giriyorsunuz. Diğer varlıklara kızıyor, ve herşeyden de çok, kendinize olan güveni kaybediyorsunuz.</p>
<p>Bilinçli seçim çok basit, basit bir işlemdir, ama zihinden çıkmayı talep eder. Bilinçli seçim aynı zamanda beklentileri bırakmakla ilgilidir. Örneğin, diyelim ki, sen burada Colorado’da yaşamaktan yana bir seçim yapıyorsun. Şimdi bu, birkaç kez buraya gelmeyi – buradan gitmeyi ve tekrar buraya gelmeyi gerektirebilir. Başka yerlerde bir başka enerji ya da enerjiler oyunu sürüyor, ama bilinçli bir seçim yaptığında, kendini en sonunda burada bulursun.</p>
<p>Bu arada, bir süreliğine gitmek ve sonra tekrar gelmek zorunda kalırsan, gitmenin de kalmak kadar, bilinçli yaratın için yaptığın mükemmel planın bir parçası olduğunu anla. Yani  herşeyin kendi mükemmel tazühürü için bir yol ya da döngüyü izlediğini anla. Bir sonuca ulaştıracak aşırı taktikler ya da özel eylemler içeren beklentileri salıver. Yalnızca o sonucun tezahür etmesine izin ver.</p>
<p>LİNDA: Buna katılabilir miyim?</p>
<p>TOBIAS: Hmmmm… piyango bileti mi aldın? (yoğun kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Sana soracağım bir sorum yok. Yanıta bir eklemede bulunacağım.</p>
<p>TOBIAS: Elbette. Ha! Evet, elbette.</p>
<p>LİNDA: Pekâla. Alexander, bir partnerin var mı?</p>
<p>6.ŞAMBRA: Burada teklif ettim, yani… (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Tamam, çünkü Alexander – yani teknik olarak bekârsın, doğru mu?</p>
<p>6.ŞAMBRA: Evet, bu doğru.</p>
<p>LİNDA: Tamam, sanırım onun burada kalmasını sağlayacak bir yol bulabiliriz. (yoğun kahkahalar) Hanımlar!</p>
<p>TOBIAS: Böyle bir partneri kendine çekmenin en iyi yolu, sakal bırakmaktır diyebilirim.</p>
<p>6.ŞAMBRA: Benim sakalım var.</p>
<p>LİNDA: Gözlerini aç tatlım! (izleyicilerden ve Tobias’tan yoğun kahkahalar yükselir) Pekâla, hanımlar, o, burada kalmanın yollarını arıyor, anlarsınız. (kahkahalar) Hiç de kötü bir görünüşü yok.</p>
<p>6.ŞAMBRA: En yüksek teklifi verene. (yoğun kahkahalar) Çok teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: Teşekkür ederiz, Alexander.</p>
<p>7.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Beni, şarkımın alıştırmasını yaparken duydun, ve ben bugün sana şarkımı söylemek istiyordum. Biraz gerginim ve sesim kısık, yani bunu yapıp yapmayacağımı bilmiyorum, ama senin, benim nasıl hissettiğimi bildiğini biliyorum. Sadece sana teşekkür etmek istiyorum. Geçen seneki bir Şaud’da, (dünyada) kalan bunca insanın kaldığına şaştığını söylemiştin, bu senin sayende oldu. Mizah anlayışın, tutkun, şefkatin – biz bu yüzden hâlâ buradayız. Böylece ben dinleyen herkesin, Tobias’ı ayakta alkış yağmuruna tutmasını istiyorum, hem de kalbinizin en derin yerinden. Ben, kalbimin en derin yerinden seni alkışlıyorum.</p>
<p>TOBIAS: Teşekkür ederim.</p>
<p>7.ŞAMBRA: Şimdi de sana tutkuyla ilgili sormak istiyorum. Bana yedi yıl önce konuştun ve, çok yüksek bir olasılıkla kendi tatlı yerimi bulacağımı ve ortalığı kırıp geçiren biri olacak kadar da güçlü bir tutkum olacağını söyledin. Ve ben hâlâ doğru yolda olup olmadığımı merak ediyordum, yoksa ortalığı kırıp geçirmekten korktuğum için tutkumu baltalıyor muyum?</p>
<p>TOBIAS: Eh, ben bunu sana soracağım.</p>
<p>7.ŞAMBRA: Ha, ve ben kalıyorum, bu arada. Bunu sonuna kadar görmem gerek.</p>
<p>TOBIAS: Pekâla, tutkunla ilgili doğru yolda mısın? Kendini baltaladın mı? Bu yedi yılda neler oldu?</p>
<p>7.ŞAMBRA: Bir dolu değişiklikler, ama bazen fazla yoğun olduğumu hissediyorum. Yaşam çok yoğun bir hal aldı, ve ben bazen merak ediyorum, acaba bu yoğunluğu kendi dikkatimi dağıtmak için mi yaratıyorum diye.</p>
<p>TOBIAS: Sanırım izleyiciler bu sorunu senin adına yanıtlayabilirler. (izleyiciler, “Evet!” der ve Tobias güler)</p>
<p>7.ŞAMBRA: Peki, ama bunlar bana para kazandıran işlerdi.</p>
<p>TOBIAS: (gülerek) İşte bu harika bir bahane, (kahkahalar) çünkü bunu diğer herkes için yapmak zorundasın, öyle mi?</p>
<p>7.ŞAMBRA: Çocuklarım için.</p>
<p>TOBIAS: Ha, biliyorum, ve bu… (yoğun kahkahalar)</p>
<p>7.ŞAMBRA: Onlar neredeyse yetişkin oldular.</p>
<p>TOBIAS: Evet, ve üç ya da dört yıl daha beklersen, o zaman, eh onlar nasıl olsa geri gelecekler. Geri dönecekler. Bu bir avuntu, dikkatin dağıtılması, ve sen bunu biliyorsun, ben de biliyorum. Bu arada tutkun, yaptığımız o sana özel sohbetlerden herhalde hatırlayacağın gibi, geziniyor, organize oluyor, ve sen onun tadına da baktın. Birazını gerçekleştirdin, ama sonra tutkunu köreltmene izin verdin. Yine de, onu canlandırıp içine atlamak istediğin an, bunu yapabilirsin. Ama dikkat et, o gerçekten gerçekleşebilir.</p>
<p>7.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>8.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Tobias, bana hatırlattığın ve hislerimle bildiklerimi onayladığın için, derinden minettarım. Şimdi…</p>
<p>TOBIAS: Bu bizim için bir sevinçti. Sevinç.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Ve ben gerçekten buraya çıkacağımı beklemiyordum, ama burada sana bir soru olduğunu biliyorum, ve bu soru SES (Seksüel Enerji Okulu) materyaliyle ilgili. Kaydettiğin ve bizim öğrettiğimiz kanallıklarda, bu materyalin bu zamanda öncelikle ya da gerçekten Şambra için olduğuna değinmiştin, ve bu birkaç yıl önceydi. Ve ben senin bu konuda şimdi nasıl hissettiğini merak ediyorum. Daha geniş bir kitlenin… SES için daha geniş bir kitlenin hazır olduğunu hissediyor musun? Ve SES hakkında bizimle paylaşabileceğin herhangi başka bir şey var mı?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. SES materyali, elbette bildiğin gibi, kanallıklar sırasında dile getirilen sözlerden çok daha fazlasını içerir. Ve işlemin ilk bölümü… onu geri getirmesini Şambra’ya anımsatmaktı, çünkü hepimiz onu biliyorduk. Hepimiz onunla daha önce çalıştık. Böylece şu son birkaç yılda bu çok, şimdilerde Şambra bilincinin bir parçası olarak, yolculuğun pek bir parçası oldu.</p>
<p>İnsan biçimine geri gelmeyi seçme nedenlerimden biri de, bu öz-sevgiyle ilgili, Aliyah enerjileriyle, kendine geri dönmekle ilgili çalışmalar yapmak içindir, ve bunu da yalnızca Şambra için gerçekleştirmek değil. Yani bu, şimdi onu açmak zamanı olduğunun güzel bir göstergesidir. Onu sadece bu harika, spiritüel ailede tutmak değil de açmak. Ben, Seksüel Enerji materyallerinin bir sonraki adımlarından, ve Şambra’nın ve öğretmenlerin bunu nasıl genişletebileceklerinden söz edeceğim – kendi bazı bakış açılarımı paylaşacağım – bir konuşma – bir oturum – yapacağım. Ve biz bu materyali kesinlikle altı hafta içinde hazır edeceğiz. Teşekkür ederiz.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>9.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Bizim için yaptıklarına yeniden teşekkürler, ve onca kutsamalar, nimetler için de teşekkürler. Ben de buraya bilinçli olarak bir soru sormak için gelmedim, ama benim numaram söylenince, bir nedenden ötürü buraya çıkmam gerektiğini düşündüm. Yani bunun için buradayım. Sen, bizim sürdürdüğümüz sohbetlerden söz ediyorsun. Biz, bu sohbetleri temel aldığımız davranma biçimlerini daha kolay hale getirebilmek için bunları bu gerçekliğe, bu bilince nasıl getiririz?</p>
<p>TOBIAS: Bu soruya bayıldım, çünkü biz uzun sohbetler yapıyoruz, bazen rüya halinde ve bazen de içinde bulunduğun bu uyanıklık halinde. Tam anlamıyla bir… ben buna genişlemiş zekâ ya da genişlemiş zihin diyeceğim, ve o, tüm bu sohbetleri biliyor ve anlıyor. Bunun özünü ya da rezonansını az çok kalbinde hissediyorsun, ama insan zihni bunu aslında kesmek ya da engellemek eğilimindedir, çünkü bu, insan zihninin bilgiyi almaya alışık olduğu aynı frekans kaynağından gelmiyor.</p>
<p>Adamus’un ilerleyen Şambra’yla birlikte çalışırken, yapacağı şeylerden biri de, onu ayıran o kapının, o perdenin eriyip yok olması diyeceğim şey üzerinde hepinizle çok yakından çalışmak olacak, böylece siz artık sadece zihinsel analitik üzerinde değil, aynı zamanda düzenli olarak tanrısal zekâda da iş göreceksiniz. Bu, ilerlemek amacıyla Adamus’la çalışmaya gönüllü ya da istekli olanlarla çalışacağı sürecin önemli bir parçasıdır. Yani ben şimdi buna burada kısa bir yanıt vermek istemiyorum, ama bu, zihne ve tanrısal zekâya – ve bir dolu nefese – bağlanan ve şu anda kapalı olan bölgenin açılmasıyla ilgilidir. Teşekkür ederiz.</p>
<p>9.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>10.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Aman Allah’ım, avuçlarım terliyor! Tobias, benim şahane sevgilim. Merhaba, ben geri döndüm! Önce, Cauldre aracılığıyla bana önerdiklerin için teşekkür etmek istiyorum. Tazmanya’dan yeni döndüm, ve sen bana bazı çok derin öğütler verdin. Ben sadece bunun için sana teşekkür etmek istiyorum.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de.</p>
<p>10.ŞAMBRA: Evet ya!</p>
<p>TOBIAS: Bu aslında bizim okuyup da sana geri ilettiğimiz kendi öğüdündü.</p>
<p>10.ŞAMBRA: Ben de kendimi buna inandırmaya çalışıyordum.</p>
<p>TOBIAS: Evet.</p>
<p>10.ŞAMBRA: İkincisi, hazır hepimiz eril/dişil bütünleşmeden söz ediyorken, ben, daha önce kimsenin gitmediği yerlere gittim diyemem, çünkü kesinlikle daha önce oralara gitmiş insanlar var, ama sana SES için teşekkür etmek istedim, çünkü bu kurs enerjilerimi gerçekten hayallerimin, kalbimin hep bildiğinin ötesinde, ama gerçekten, en azından bu bedenlenme sırasında umud ettiğimin ötesinde bütünleştirmeme yardım etti. Teşekkür ederim.</p>
<p>Pekâla. Sen müzikten söz edip duruyorsun. Sorum şu, ben müziğimi yapmak zorundayım. Peki ama, herşeyi salıvermişken müziğimi nasıl yapabilirim? Tüm araç gerecimi sattım, ve şimdi çıktım geldim – Avustralya’da dedikleri gibi – çok formda ve görev başındayım – bilirsin, yeniden müzik çalabilmek için aletlerim olsun diye parasal kaynaklarımı birleştirmeye çalışıyorum.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, mükemmel bir soru, ve şöyle diyelim, bu yalnızca müzikle ilgili olmasın, bunu herşey için kullanalım.</p>
<p>10.ŞAMBRA: Gerçekten de.</p>
<p>TOBIAS: Daha önce senin bir parçan olmuş şeyleri salıvermek, bırakmak – ya da bunu belki daha iyi bir terimle ifade edebiliriz – tüm o parçalarına özgürlük vermek, çoğu kez önem kazanır. Ve sen onlara özgürlük verirsin, herşeye kanat takarsın ki, yeni bir düzeye geçebilsinler.</p>
<p>Şimdi, eski donanımına kanat takmak, zaman zaman çok gerçek anlamda olabilir, çünkü o Eski Enerji içeriyordu. Eski kısıtlamalar ve beklentiler içeriyordu. Böylece onu salıverirsin. Özgür olmasına izin verirsin. Hemen herşeyin gitmesine ve özgürleşmesine izin verirsin. Ve sonunda geriye sadece tek bir şey kalır. Kendin. En inanılmaz şey budur. Bir süre kendini çıplak hissedersin. Tüm o eski donanımların ve eski nesnel şeylerin ya da hatta bilince ilişkin eski enerjilerin çevrende olmaması, rahatsızlık verir.</p>
<p>Ama salıverdiğinde ne olur, biliyor musun?  Onu ruhsal çöplüğe atmazsın. Onu yoketmez ya da yıkmazsın. Tersine, yeni alemlere, yeni enerjilere gidebilsin diye; gerek duyulduğunda dönüşebilsin diye, ya da sana hizmet etmek amacıyla gelmekte olan yeni enerjilere doğrudan ulaklık edebilsin diye, ona kanat takmış olursun.</p>
<p>Şu anda yapılacak en iyi şey, kesinlikle hiçbir şey yapmamaktır, ve bu hepiniz için geçerlidir. Başka bir deyişle…</p>
<p>10.ŞAMBRA: Bunu ev sahibime söyler miydin? Şimdiden üç aylık borcum var da! (kahkahalar)</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Ama sen burada kendine baskı oluşturuyorsun. Bu, insanların kullandığı bir Eski Enerji taktiğidir, ama muazzam bir baskı oluşturuyorlar. Ve sen bunu – bir krizi, bir dramı – bu yeni enerjilerin bazısının geri gelmesine izin vermek zorunda kalmak amacıyla oluşturuyorsun. Herşeyi, bilirsin, kendin dahil herşeyi kaybetmenin sınırlarına varacak kadar çaresiz olmana izin veriyorsun, ve sonra ne oluyor? Bu sanki sihir gibi. Çözüm ortaya çıkıveriyor. Aslında o hep oradaydı, ama yoğun bir dram, yüksek bir enerji yaratana kadar onun gelmesine izin vermeyecektin. Bu bir Eski Enerji taktiğidir, ve biz hepinizin bunu bırakmasını sağlamaya çalışıyoruz.</p>
<p>LİNDA: Şimdi sen bir bas gitar mı arıyorsun?</p>
<p>10.ŞAMBRA: Sanırım bir tane var, ama birkaç şeye daha ihtiyacım olacak. Yani bir amplifikatöre, yükselticiye ihtiyacım var, çünkü burada herkes için çalmak istiyorum, anlarsın. Ve benim paraya ihtiyacım var ve aslında… tamam, bu his bana doğru geliyor. Bu fırsat…</p>
<p>TOBIAS: Ha, dur … (Tobias ıslık çalar)</p>
<p>10.ŞAMBRA: … bana doğru geliyor.</p>
<p>TOBIAS: Şimdi bana öylesine zihinsel yaklaştın ki, ve bu acıtıyor.</p>
<p>10.ŞAMBRA: Biliyorum. Tamam, birkaç derin nefes alacağım.</p>
<p>TOBIAS: Heey… evet, derin nefesler, bir dolu nefes. Tutku, müziktir. Müzik tümüyle farklı olacaktır. Hatta aletler bile, daha önce kullandıkların olmayabilir. Kim bilir, kimin umurunda? Farketmez. Yaşa. Bırak tutku ortaya çıksın. Sana hizmet etmek amacını güden tüm o enerjiler – ki ben onları tüm çevrende görüyorum – bekliyorlar. Onların gelmesine gerçekten izin vermeni, dram oyununu oynamayı bırakmanı, o anlaşılması zor arayış oyununu ya da gizli hazine oyununu bırakmanı bekliyorlar. Bırak gelsinler. Sadece gelmelerine izin ver. Ne yapacağını tam olarak bileceksin.</p>
<p>Şambra, bazı – ve sadece sen değil sevgili varlık, ama tüm Şambra – bazen bunu öylesine dramatik, öylesine zor bir hale sokuyorsunuz ki. Kafası kesilmiş tavuklar gibi ortalıkta koşuşturuyor, kurtuluşun nerede olduğunu merak ediyorsunuz. Herşeyden önce, kurtuluş yoktur. İkincisi de, bilinçli yaratım, basitliktir ve izin vermektir ve sorumluluk almaktır – ve yaratım ortaya çıkacaktır. Hepsi bu. Senin bir – sen zihinsel atışlar yapıyorsun, şu anda bana da bunu yapıyorsun – başka bir sorun var ve yalnızca bir tanesine izin var, ve sen sorunu düşünüyor ve zihinsel atışlar yapıyorsun. Bir an için dur. O eski çözüm yoluna sapmaktan vazgeç. Farketmez. Bu her halde olacak. Tamam mı?</p>
<p>10.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz.</p>
<p>11.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın) : Namaste. Verdiğim değil de aldığım son seans sırasında bana sunduğun armağanlar için teşekkür ederim. Ben altı buçuk yıldır sertifikalı bir masaj terapistiydim, ama ondokuz yaşımdan beri boyun ve omuz çalışması yapıyorum, yani epey deneyimim vardı. Ve senin de dediğin gibi, biz şimdi o sevgiyi kendimize vermeye çalışıyoruz. Bu konuda biraz zorlanıyorum. Ben bavullarımı topladım ve San Antonio’ya gitmeye hazırım, çünkü bundan sonra ne olacaksa orada olacak hissine sahibim. Daha önce birkaç kez ortaya çıkan o diğer sorunla halleştiğimi sanıyordum ama, buraya gelirken yeniden ortaya çıktı. Yani ben sormam gereken soru bu mudur bilmiyorum ama, yine de soracağım. Kendimin çelişki, çatışma içinde olduğuna tanık oldum, tam anlamıyla bir vuruş timi donanımına sahip olan intikam meleği (olduğumu gördüm) ve türlü dinlerin kılık kıyafetini kuşanmış beş kişi elimdeydi ve görevim onların yolculuğunu sona erdirmek, onları düşmanın eline düşmekten (kurtarmaktı), çünkü bu insanlar var olan savaşa bir son vereceklerdi. Ve o mesajda, bana yine buna hazırlanmam söylendi. Sanırım ben bilinçli olarak oraya gitmemeyi seçtim, ama bugün yeniden gündeme geldi. Yine böyle bir durumla karşı karşıya mıyım?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de. Sen bu bilinçli seçimi yaptın. Hâlâ buna inanmayan, seni test eden bir parçan var – sen kendini test ediyorsun. Bu, hâlâ gerçekten topraklanmadığını, dengede olmadığını, ve kendine karşı sevecen olmadığını bilen bir veçhen. Ve o, seni bıktırana dek, sen ona kabul verene dek, ya da gitmesini sağlayacak kadar öz-sevgi içeren güvenli, güzel bir alan yaratana dek, geri gelmeyi sürdürecektir. (Bu öz-sevgi alanını yarattığında) bütünleşme olacaktır. Bilinçli seçimini tekrar tekrar onaylayarak kendini kendine kanıtlamak zorunda kalmayacaksın. Bu yalnızca… bu, seninle oynayan, kafana vuran bir veçhe durumudur. Şu anda da oynuyor. Çoğu Şambra bunu görebilir ya da hissedebilir. Bu veçhe meselesi, şimdi üzerinde uzun uzadıya konuşamayacağımız kadar geniştir, ama kendini, kendi güvenli alanını anlamaya başla.</p>
<p>Şu anda senin enerjine bakıyorum, ve son Şaud’un sonunda bu soruyu sormuştum, nereye gidiyorsun? Senin güvenli alanın neresi? Benim kulübem var. Sen nereye gidiyorsun? Ben şu anda senin güvenli alanına bakıyorum da, sürekli koşturuyorsun. O alanı hep yeni bir yerde yaratıyorsun. Hep bir şeyden ya da birinden kaçıyorsun. Yani sen… güvenli bir alan yarattığın her sefer, o alanı yıkmak ve başka yere kaçmak durumunda kalıyorsun. Böyle yaşanmaz. Ve senin de böyle yaşaman gerekmiyor. Kendine, kimden kaçtığını sormak zorundasın. Eh, bu kendindir. Senin veçhelerindir. Yaratılan ve oynanan bu oyun, aslında sana dadanan ve eziyet etmek için birlikte çalışan türlü veçhelerinin oyunudur.</p>
<p>11.ŞAMBRA: Eziyet ediyorlar da.</p>
<p>TOBIAS: Ve bu böyle olmak zorunda değil. Burada, gerçekten veçheleri, Aspektoloji’yi anlayan insanlar var. Bu insanların, veçhelerinin sana bu oyunu neden oynadıklarını anlamana yardımcı olmalarına izin ver, çünkü şu anda bu oyunu – veçheler kazanıyor. Durum şu anda beşe iki. Ve bu oyunu oynama yollarından, ondan kaçınma yollarından biri de, sürekli kaçıp durman, ama nereye gidersen git veçhelerin yetişip oyun alanını hemen önüne getiriveriyorlar. Onlar sendir, onun için de tüm oyunlarını ve tüm taktiklerini ve tüm dalaverelerini tam olarak biliyorlar.</p>
<p>Kendini sevmekle başla. Aracı olmaya çalıştığım kurslar hakkında konuşmak değil de, SES ve Aspektoloji gibi seminerlerde verilen araçları kullanmak, çünkü bu araçlar, kendine aşık olmak ve kendini yeniden dengelemek ve yaratıcının kendisi olduğunu anlamak için her insanın kullanabileceği araçlardır. Teşekkür ederiz.</p>
<p>12.ŞAMBRA’NIN SORUSU (Mikrofona gelen bir kadın): Selam Tobias.</p>
<p>TOBIAS: Pekâla!</p>
<p>12.ŞAMBRA: Pekâla!</p>
<p>TOBIAS: Bunun son soru olduğunu düşünüyorsun.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Herşeyden önce, son soru için bana bu (sıra)fişini veren Charles Barkley’den sana bir mesajım var, “İyi Yolculuklar” diyor. Ve ben soru sormak amacıyla fiş bile almamıştım, çünkü şimdiye kadar hiç soru sormadım. Buraya hiç çıkmadım. Ama (şimdi) buraya çıkmak ve sana bir şey sormak istedim, ve Charles beni bulup nazik bir şekilde onun fişini ister miydim diye sordu.</p>
<p>TOBIAS: Bu tesadüflerin nasıl meydana geldiği şaşırtıcı değil mi?!</p>
<p>12.ŞAMBRA: Ben sanki bir… bu… bilirsin, bu neredeyse tüm yaşamım boyunca, bilirsin, böyle oldu. Kendimi bilinçli bir Forrest Gump gibi hissediyorum. (kahkahalar) Bilirsin, hani “Oraya git”, “Ha, tamam, oraya gideyim” gibi, anlarsın, ve bu harika. Gerçekten öyle. Ve şu anda, köpeğimi gezdirmekten başka hiçbir şey yapmıyorum. Çalışmıyorum. Param var. Para sorun değil. Ve benim sorum…</p>
<p>TOBIAS: Ben senin, bir fırsatını bulduğunda, bunu Şambra’ya daha açık anlatmanı isterdim, çünkü onlar hâlâ anlamıyorlar. Diğer herkesle ilgilenmek, yaşamla mücadele etmek ve (sürekli bir şeylerle) meşgul olmak gerektiğini düşünüyorlar, ve sence bir sakıncası yoksa, bir süre önce öğrendiğin şeylerden birini paylaşmak istiyorum; farketmez. Sen salıverip…</p>
<p>12.ŞAMBRA: Ben hiçbir boku umursamadığımı düşünüyordum. Anlıyor musun? (izleyicilerden ve Tobias’tan yoğun kahkahalar yükselir) Doğrusu öyle düşünüyordum. Gerçekten.</p>
<p>TOBIAS: (gülerek) Hepimizin kendini ifade etme biçimi var, ama evet. Evet.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Anlıyor musun, böylece yaşamında akar gidersin, ve gerçekten duymak ya da anlamak istemeyen bir insana bunu açıklamak, neden bunu yapmak isteyeyim ki?</p>
<p>TOBIAS: Çoğu kez insanlar ya kıskanır ya da pirelenir. (kahkahalar) Anlamazlar. Ve tabii şu anda birçoğu zihinsel notlar alıyor, belki ne kadar şanslı olduğunla ilgili ya da… ama konu bu değil. Bir noktada, bildiğin gibi, geçmişte – bu yaşamda değil de geçmişte – birçoklarının şimdi deneyimlediği deneyime sahip oldun. Dibe vurdun, ve dibe vurduğunda ne yaparsın? Eh, bırakıverirsin. Kesinlikle bırakman gerekir.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Evet ya, teslim oluyorsun.</p>
<p>TOBIAS: Kesinlikle teslim olursun. Belki neye teslim olduğunu da bilmeden, ama teslim olduğunda, aslında kendine teslim olursun. Ve sen kendine teslim olma ya da “Farketmez. Ne olacaksa olacak. Her kimsem, zaten oyum” deme armağanını verdin. Kendine bu armağanı verdin ve hemen bu hayatına geri aktın, ve yaşamının geri kalanını da bu yol gösteren ışıkta kalarak geçirdin. Şimdi, yaşamında zorlukların olduğuna hiç kuşku yok…</p>
<p>12.ŞAMBRA: Kesinlikle.</p>
<p>TOBIAS: … ve bu zorluklar, türlü nedenlerden ötürü oluşturduğun şeyler. Ama özde, sen şu temelde düşük-stresli, akıp giden yaşamlardan birini sürüyorsun. Şimdi, “Ama o zaman kazancın da olmuyor. Sen… ‘acı çekmeden, zahmetsizce başarıya ulaşılmaz’” diyenler var. Ama bu, onların hâlâ oynadığı bir oyundur. Sen, yaşamın tadını çıkarmana izin veriyorsun.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Ama öte yandan, bazı insanların çabası, ve benim çabaladığım noktalardaki çabalarım da bunun bir parçası, çünkü bu benim oynadığım bir oyun ve hepimizin oynadığı bir oyun.</p>
<p>TOBIAS: Ama şu çabalara bir göz atalım. Çabaların kaçı seninle ve kaçı diğer insanlarla ilgili?</p>
<p>12.ŞAMBRA: Eh, herhalde… benimle ilgili olanlar… eh, diğer insanlarla ilgili olanlar (kahkahalar) … hiçbiri benimle ilgili değil! (güler)</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de. Seninle ilgili olanı çok, çok az.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Çok azı benimle ilgili. Ama diğer insanlarınkini üstleniyorum ki deneyimleyebilsinler.</p>
<p>TOBIAS: Kesinlikle. Ve onları belli bir zerafetle ve belli bir …. aynı zamanda belli bir düşmanlık ya da nefretle de üstleniyorsun. (kahkahalar) Ama…</p>
<p>12.ŞAMBRA: Doğru.</p>
<p>TOBIAS: Ama sen bunları üstlenmek konusunda bir seçim yapıyorsun, ve zamanın yüzde 75’i boyunca da bunları üstlendiğinin bilincindesin, diyeceğim. Yani bunun yaşamına gelmesine izin verdiğinin farkındasın, o nedenle de günün sonunda – nasıl desek – bunalmıyorsun.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Tamam, ama insanlar çabaları, herneyse onlar, üstlenir de yaşamları benimkinden falan daha zor olursa… ama bu onların yolculuğu. Değil mi?</p>
<p>TOBIAS: Kesinlikle.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Ve bu pekâladır.</p>
<p>TOBIAS: Kesinlikle.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Peki. (kahkahalar) Peki! (bağırır) Tamam, yani sen gerçekten… bir anlamda insanlara, senden almak istediğine göre ve örnek olarak öğretebilirsin.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Ama, bak, benim şu türlü yöntemleri uygulayan insanlarla hep sorunum oldu, ve bunun iş açısından (onların kariyeri açısından) kötü olduğunu biliyorum, (kahkahalar) ama yine de söyleyeceğim, çünkü bilmiyorum, anlıyor musun, insanlar bu kişilere gidiyorlar ve belki de insanlara yararı oluyor ama, benim için bu sadece o döngünün bir parçası, çünkü (o uygulayıcıların yanından) ayrıldığın zaman yine de kendinle başbaşa kalıyorsun. Yani insanlara bunun ötesine geçip de zırvalıklardan kurtulmalarını nasıl söylersin? Benim sorum bu.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de. Mükemmel bir soru, ve Şambra için ne harika bir içgörü. Herşeyden önce, her türlü yöntem uygulayıcısı, alıcısı ya da danışanına, ilişkilerinin daha en başında, gerçekten şifalanmak isteyip istemediğini sormalıdır. Ve bunu onlara üç kez sorun – ki bunu daha önce de dile getirdik – çünkü (bu şekilde), bir beslenme-ziyafeti arayıp da buna para da ödemeye hazır olanları hızlı bir biçimde elemiş olursunuz. Onlar, sizin enerjinizi çalmak için geliyorlar size. Öylesine bir kurban enerjisi içindeler ki, aslında şifalanmak falan istemiyorlar. Yani onlara üç kez sorun, istekliler mi… şifalanmaya, bazı yaraların dönüşmesine izin vermeye hazırlar mı.</p>
<p>Bundan sonra sorulacak şey, kendi şifalarının ve kendi dönüşümlerinin kişisel sorumluluğunu almaya gönüllü olup olmadıklarıdır, ve bunu da onlara üç kez sorun. Ve sonra, çok basit bir biçimde onlara şunu sorun, “Engel olan nedir?”</p>
<p>İşte bu noktada iş karmaşık bir hale gelir, çünkü onlar “Bilmiyorum, bu yüzden seninle konuşmaya geldim” oyununu oynayacaklardır. Ama uygulayıcı, bilge bir uygulayıcı, onların zaten bildiğini bilir. Uygulayıcının işi, alıcıların ya da danışanların, kendi yollarını engelleyen şey(ler)i açıkça görmesini sağlamaktır.</p>
<p>Bazı insanların, nereden başlayacağını bilemeyecek kadar dengesiz ve kafasının da karışık olduğunu, anlaman gerek. Bazısı öylesine umutsuz bir durumdadır ki, bir yardım eline gereksinim duyar, ama (öte yandan) uygulayıcı, şifayı kendisinin gerçekleştirdiğini, yanıtlara sahip olduğunu, düşündüğü an, işte gerçekten… işte o an fazlasıyla bir beslenme dinamiği devreye girmiş demektir. Uygulayıcı, Dünya’daki varoluşunu doğrulamak için ve aşmış bir guru görüntüsündeki şifacı olmaktan ötürü kendini çok gururlu hissettirecek biçimde alıcısı ya da danışanından beslenmeye başlar. Kendi yaşamı için gerçekten sorumluluk almak istemeyen, yalnızca enerji çalmak isteyen alıcı ya da danışan da, işleme dahil olmuştur. Ve bu aslında mükemmeldir, ama sorun olan durumu da gerçekten çözmeyecektir.</p>
<p>Yani bir Yeni Enerji uygulayıcısı her zaman bildiği bir şeye odaklanmalıdır: alıcı ya da danışan zaten yanıtlara sahiptir. Ve bir Yeni Enerji uygulayıcısı şunu da anlamalıdır: danışanlar yanıtı bilmiyormuş gibi davranmanın binbir çeşit oyununu oynarlar.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Tamam.</p>
<p>TOBIAS: Tamam. Ama zaten farketmez.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Etmez. (Tobias kıkırdar, izleyiciler güler) Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz. Ve ben bir soru daha alacağım. Son soru… hepimiz için bu seansların son sorusu. Adamus soru ve yanıtlarla devam edecek mi, bilmiyorum. Belki de pek umutlanmamalısınız, ama (kahkahalar) biz bunu yıllardır yapıyoruz ve bu noktada son soruyu Linda’nın sormasını istiyorum.</p>
<p>LİNDA: Çok teşekkür ederim. Bu çok, çok özel bir an, muazzam bir an. Bu, on yıllık böylesine güzel toplantıların ve Şaudların ve S&amp;Y’ların kutlaması. Ve S&amp;Y’lar gerçekten hepimiz için inanılmaz eğlenceliydi; hepimize iyi sorular, aptalca sorular, sevecen sorular sorma fırsatı sundu, ama sen hepsiyle – hepsiyle – başa çıkmaya ve bizimle ilgilenmeye ve yolculuğumuzda bizi desteklemeye gönüllü oldun. Böylece benim sorum, şöyle bir soru olabilir, bir anlamda bizim gibi bir insan olmak üzere geri geliyorsun. Ve ben şunu bilmek istiyorum, bu yolculuğun süresince bizim yapabileceğimiz herhangi bir şey var mı… seni yolculuğun sırasında belki destekleyebilecek nasıl bir şey yapmamızı istersin?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Şimdi bu, uzun bir yanıt olabilir, ama bana en büyük doyumu ve sevinci verebilecek şey, şu son on yıl boyunca bu deneyimin bir parçası olmuş herkesin gerçekten bu deneyimi sahiplenmesi, ve burada, kendi Üçüncü Çemberimde oturanın yalnızca ben olmadığını, Kırmızı Meclis’in melekleri olmadığını, aslında tek tek her birinizin olduğunu anlamasıdır. Başka bir deyişle… başka bir deyişle, kesinlikle gerçekten kendi içinde bütünlenmiş sizler.</p>
<p>Her kanallık, her atölye çalışması, her soru ve her yanıt, sizin bir parçanızdı. Bazen, başkalarına paye vermek gibi bir eğilim oluyor. Hatta, aslında Şaudu başka Şambralar yapılandırıyor da diyorsunuz, oysa hepinizdiniz. En büyük sevincim, bunu kabul ettiğinizi ve sahiplendiğinizi ve bundan gurur duyduğunuzu, bilmek olacaktır. Ve bu, her bir, her bir parçanızda hissedebileceğiniz bir şeydir. Bu gerçekten benim en büyük sevincim olurdu.</p>
<p>Ve bir gün, Sam dediğim varlık aracılığıyla, bir gün Sam’in insan biçiminde bulunan sizlerle, mümkün olduğu kadar çoğunuzla karşılaşmasını, ve Sam’in gözlerinizin içine bakmasını – ki bileceksiniz, bileceksiniz – ve Sam’in, onun için ve Dünya’daki diğer insanlar için yaratılmasına yardımcı olduğunuz materyalden etkilenmesini isterdim. Böylece benim dileğim ve arzum bu olurdu.</p>
<p>Ayrıca, bu yolculuğun, ah, çok uzun zaman önce Atlantis’in o değerli günlerinde başladığını, birlikte çok, birçok yaşamlardan geçtiğini anlamanızı isterdim. Biz – hepimiz – birlikte yürüdük ve çok güzel biçimlerde birlikte paylaştık. Ama bir anlaşma yaptık. Biz – eh, bunu söyleyebilecek kadar ileriye gittik – bir yemin ettik. Böylece hepinizden talep edeceğim bir başka istek de, şimdi bu yemini salıvermemizdir. Bırakalım gitsin. Onu tamamladık. Buraya vardık. Yapacağımızı söylediğimiz şeyi gerçekleştirdik. Şimdi o yemini salıverelim ve kendimize, seçtiğimiz herhangi bir yoldan kendimizi ifade etme özgürlüğünü verelim.</p>
<p>Böylece bu tür bir toplantıdaki son isteğim – bir dakikaya kadar müziği başlatmak, sizin Kumbaya* dediğiniz şeyi gerçekleştirmektir. Hadi hepimiz elele tutuşalım. Müzik çalsın ve çalarken de, geçmişten gelen Atlantis ve Şambra yeminlerimize elveda diyelim ki, Ben O Ben’im enerjisinde ilerleyebilmek için özgür olalım.</p>
<p>Ve öyledir.</p>
<p>*(çvr: 1930 yıllarında yazıya dökülen, ama çok daha öncesine dayanan bu ilahi, 1960 yıllarında yeniden çok popüler olmuştur. Sözleri ve çevirisi şöyledir) :</p>
<p>KUMBAYA (Come By Here)</p>
<p>Kumbaya my lord, kumbaya<br />
Kumbaya my lord, kumbaya<br />
Kumbaya my lord, kumbaya<br />
Oh lord, kumbaya</p>
<p>Someones singing lord, kumbaya<br />
Someones singing lord, kumbaya<br />
Someones singing lord, kumbaya<br />
Oh lord, kumbayah</p>
<p>Someones laughing, lord, kumbaya<br />
Someones laughing, lord, kumbaya<br />
Someones laughing, lord, kumbaya<br />
Oh lord, kumbaya</p>
<p>Someones crying, lord, kumbaya<br />
Someones crying, lord, kumbaya<br />
Someones crying, lord, kumbaya<br />
Oh lord, kumbaya</p>
<p>Someones praying, lord, kumbaya<br />
Someones praying, lord, kumbaya<br />
Someones praying, lord, kumbaya<br />
Oh lord, kumbaya</p>
<p>Someones sleeping, lord, kumbaya<br />
Someones sleeping, lord, kumbaya<br />
Someones sleeping, lord, kumbaya<br />
Oh lord, kumbaya<br />
Oh lord, kumbaya</p>
<p>Buraya gel Tanrım, buraya gel<br />
Buraya gel Tanrım, buraya gel<br />
Buraya gel Tanrım, buraya gel<br />
Ah Tanrım, buraya gel</p>
<p>Biri şarkı söylüyor Tanrım, buraya gel<br />
Biri şarkı söylüyor Tanrım, buraya gel<br />
Biri şarkı söylüyor Tanrım, buraya gel<br />
Ah Tanrım, buraya gel</p>
<p>Biri ağlıyor Tanrım, buraya gel<br />
Biri ağlıyor Tanrım, buraya gel<br />
Biri ağlıyor Tanrım, buraya gel<br />
Ah Tanrım, buraya gel</p>
<p>Biri dua ediyor Tanrım, buraya gel<br />
Biri dua ediyor Tanrım, buraya gel<br />
Biri dua ediyor Tanrım, buraya gel<br />
Ah Tanrım, buraya gel</p>
<p>Biri uyuyor Tanrım, buraya gel<br />
Biri uyuyor Tanrım, buraya gel<br />
Biri uyuyor Tanrım, buraya gel<br />
Ah Tanrım, buraya gel<br />
Ah Tanrım, buraya gel</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2009/06/06/saud-11-%e2%80%9cmezuniyet-tobias%e2%80%99in-son-saud%e2%80%99u%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 10: “Kullanıcı Tüm Sorumluluğu Kabul Eder”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2009/05/02/saud-10-%e2%80%9ckullanici-tum-sorumlulugu-kabul-eder%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2009/05/02/saud-10-%e2%80%9ckullanici-tum-sorumlulugu-kabul-eder%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 May 2009 11:33:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Geri Dönüş Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=422</guid>
		<description><![CDATA[Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
Kırmızı Çembere sunulmuştur
2 Mayıs 2009
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org
Ve öyledir, sevgili Şambram, ben derin bir nefes alıp bu ânın tadını çıkartıyorum. Böyle anlarım artık sayılı. Bir Şaud’umuzun, birkaç da atölye çalışmasıyla okullarımızın kaldığını, Temmuz’da biraraya geldiğimizde son kez böyle… bu şekilde… toplanacağımızı duyuyorum. Ama biz konuşmayı kesinlikle sürdüreceğiz. Hepimiz, benim kulübemde toplanmaya devam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
2 Mayıs 2009<br />
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org</p>
<p>Ve öyledir, sevgili Şambram, ben derin bir nefes alıp bu ânın tadını çıkartıyorum. Böyle anlarım artık sayılı. Bir Şaud’umuzun, birkaç da atölye çalışmasıyla okullarımızın kaldığını, Temmuz’da biraraya geldiğimizde son kez böyle… bu şekilde… toplanacağımızı duyuyorum. Ama biz konuşmayı kesinlikle sürdüreceğiz. Hepimiz, benim kulübemde toplanmaya devam edeceğiz. Yeni Dünya’da birlikte eğitim verip birlikte güleceğiz. Ben Sam denen varlık olarak yeni deneyimlerime atılacağım; sizler de Gerçek Tanrı denen varlıklar olarak kendi yeni deneyimlerinize atılacaksınız.</p>
<p>Ama sevgili Şambra, bugün başlamadan önce, bu geri dönüş için o şarkıları yazan tüm o güzel yaratıcı ruhları takdir edelim – siz buna bir yarışma diyorsunuz, oysa değildi. Bu bir geri dönüş koleksiyonuydu. Siz kalbinizden gelen, tutkunuzu akıtan, hislerinizi ifade eden şarkılar yazdınız. Ve bir şarkı yaratan her biriniz, ve şarkıları göndermese de yazmış olan birkaç kişi – ben kim olduğunuzu biliyorum; siz bazen duşta, bazen araba kullanırken bu şarkıları söylediğinizde ben yanıbaşınızda duruyordum – ama teşekkürlerimi, minnettarlığımı ifade etmek istiyorum. Ve siz şimdi gerçekten kalpten ifade etmenin, bunu sadece gerçekleştirmenin, ortaya çıkarmanın ne olduğunu biliyorsunuz.<br />
<span id="more-422"></span><br />
Ve bu biraz da bugün üzerinde konuşacağımız konuyla ilgili, çünkü Şambra ortaya çıkmaya çekindi, türlü nedenlerden ötürü geride durdu. Ama müzik yazan sizler, bunu sadece gerçekleştirmekle, sadece ortaya çıkarmakla, bir enerji yarattınız, yalnızca kendiniz için değil, ama tüm Şambra’nın kullanabileceği bir enerji. Hatta o şarkıyı gönderen kişi bile – insanlar onu neden reddetti, bilmiyorum – bu şarkı da diğerleri kadar tutkulu ve sevecendi. Senin sadece havlayan köpek sesleri çıkardığını biliyorum, ama bunun nereden geldiğini de biliyorum. Ve insanların bunu kabul etmemesini anlıyorum, ama ben kabul ettim. (kahkahalar) Ve senin burada aslında ne yaptığını bildim. Sen kalbinle hareket ettin. Sen, nasıl yapacağını bildiğin şekilde, kendi biçiminde ifade ettin.</p>
<p>Böylece, hepinize candan teşekkürler, ve burada herkesin önünde şöyle bir ricam olacak, şarkılarını göndermiş olanlar – ilk üç şarkı dediğiniz, ama ben buna bu şekilde bakmaktan hoşlanmıyorum – sizlerin Breckenridge’e gelip tüm Şambra için şarkı söylemenizi isterdim. Ve aslında herkes… ay, Linda, senin bu konuda biraz kaygılandığını biliyorum, ama bugün sana başka sürprizlerim de var, onun için bunu berbat etme. (kahkahalar) (Linda, “Şaraba şimdiden başlasak belki iyi olur” der) Senin için kesinlikle, çünkü bu oturum daha bitmeden ona herhalde ihtiyaç duyacaksın, ama… (kahkahalar) Ama ben şarkı yaratmış olan herkesi davet etmek istiyorum… Temmuz’daki toplantımızda bu şarkıları ifade etmenize ve tüm Şambra’yla paylaşmanıza özel bir zaman ayrılmasını isterdim. Ben gerçekten yarattıklarınızı seviyorum. (Linda, “Bu bana uyar” der.) Dur hele, dahası var. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Böylece sevgili Şambra, bugün birkaç konuğumuz var. Bunu kısa tutmak istiyorum – istiyorum da becerebilir miyim bilmiyorum. (kahkahalar) Ama bunu kısa ve öz tutmak istiyorum diyelim, çünkü  birlikte olacağımız bu sayılı oturumlarda ne konuşacağımı  düşünüyorum. Ve ben bunu kulübemin sessizliği ve huzuru içinde düşünüyordum. Ne söyleyeceğim? En önemli şeylerden bazısı olarak gördüklerim hakkında konuşmak için sadece bu ve bir Şaud’um daha var. Size ne bırakıp da gidebilirim? Sizin için ve aynı zamanda Sam için önemli olan şeyler nedir? Böylece bunu kısa ve öz tutmak istiyorum ki yorulmayasınız. Bugün dikkatinizi bana vermenizi isteyeceğim. Biliyorum, bazen dalıp gitmek eğilimindesiniz, ama bu Şaud’da dikkatinizi bana verin. (Burada) var olun. Biz enerjlerimizi genişletiyoruz. Bu, kendimizi kısıtlıyoruz anlamına gelmiyor, bu, şu anda var oluyoruz anlamına geliyor.</p>
<p>Günün Konukları</p>
<p>Ben, tüm konuklarımızı içeriye davet ederek başlamak istiyorum. Herşeyden önce, burada, Coal Creek’de olan herkes. Şu on yılda bu bölgede birlikte ne muhteşem bir enerji yarattık. Bu enerji burada gelişip büyümeyi sürdürecek, yalnızca Şambra için değil, ama Coal Creek Canyon, Colorado’ya gelen herkes için. Başkaları gelsin ve tadını çıkarsın, onlar için burada bıraktığınız potansiyelleri hissetsin ve anlasın diye buraya ne güzel bir enerji yerleştirdiniz.</p>
<p>Bugün bizi online dinleyenleri çok özel konuklar olarak buyur ediyorum. Biliyorum, bazen gerçekten burada olmadığınızı hissediyorsunuz, belki bir adım ya da bir nefes ötedesiniz. Ama bugün enerjinizin gerçekten buraya katılmasını istiyorum. Ben evlerinizde ve ofislerinizde de sizinleyim. Ama bu sefer, o derin nefesi alarak boyutlararasına girin ve gerçekten buraya gelin, bu güzel Şambra grubuyla ve onların güzel yemekleriyle, tüm o güzel enerjileriyle bugün birlikte olun. Gerçekten, kendinizi doğrudan Coal Creek Canyon’a soluyun ve bugün bizimle olun, çünkü bu özel bir toplantıdır.</p>
<p>Bunu sonradan okuyacak ya da dinleyecek olanlar, zamanı ve mekanı aşıp siz de gerçekten burada olabilirsiniz. Çok yerimiz var, bizim fiziksel bir alana ihtiyacımız yok. Şambra’nın doğduğu, Şambra’nın –başlangıçta çok küçük bir Şambra grubunun – daha önce birlikte yolculuk ettiği, Atlantis’ten, Eski Mısır’dan, İsrail’den ve Yeshua zamanından ve ondan beri de daha birçok yaşamdan tanıdığı dünyanın her yanındaki varlıklara bir mesaj gönderdiği bu Coal Creek Canyon enerjisinde olmanıza izin verin. Gönderilen mesaj, toplanma çağrısıydı.</p>
<p>Önce bunu sadece kaydettiler, ve sonra metni web sitesine koydular. Sonra, Cebrail’in suruna (borusuna) benzeyen ama Yeni Enerji versiyonu olan bu çağrıyı dünyanın her yanına iletebilmek amacıyla canlı audio haline getirdiler. Ve en sonunda hem audio hem de çoğu kez video olarak dünyaya yayıldı.</p>
<p>Böylece biz hepinizi, bunun doğduğu ve gelişimini sürdüreceği yere enerjilerinizi getirmeye davet ediyoruz. Siz de enerjinizi katın. Bugün burada fziksel olarak oturan Şambra’yı hissedin. Ben, Tobias’ın, Norma ve Garret dediğiniz Aandrah ve On’un, Eesa’lı Linda’nın enerjilerini hissedin. Bugün hepimizi hissedin. Bizimle birlikte burada olun. Siz ayrı tutulmuyorsunuz. Hemen buradasınız.</p>
<p>Bugün özellikle, geçen haftasonu Auckland, Yeni Zelanda’da biraz zaman yolculuğu yaparak boyutlararası genişleyen bir grubun enerjilerini buraya davet etmek – ya da zaten burada olan bu enerjileri onaylamak istiyorum. Bu grup, zaman dediğiniz şeyde ileriye gitmek için kendisine izin verdi, ama bu aslında deneyimde ileri gitmekti. Sonuçta, zaman yoktur, herşey deneyimle ilgilidir; ve siz bu anlayışla zaman ve mekanı aşabilir, ve deneyim yoluyla ve onun tüm potansiyelleriyle kendinizi farklı bir zaman dediğiniz yerde bulabilirsiniz.</p>
<p>Böylece bu grup kendini açtı, ve asıl toplantı olmadan çok önce buraya ziyarete geldi. Ama onlar şimdiden tümüyle oluşmuş bir potansiyeli ziyaret ediyorlardı. Bu potansiyeli sadece birkaç şey bozabilirdi, ama bozmadı. Böylece bu potansiyel meyvesini vermeye başladı, ve siz burada kendinizle buluşuyorsunuz. Auckland’deki o toplantıya katılan ve şimdi bizi dinlemekte olan ya da sonradan okuyacak olanların çoğu, siz zamanı ve mekanı aşıp kendinizle buluşuyorsunuz. Ve işte buradasınız. Ve biz de sizin (buradaki) varoluşunuzu onaylamak istiyoruz. Varlığınız burada çok hissediliyor.</p>
<p>Ben ayrıca, özel konuğum olarak, Sam’in enerjisini de buraya davet etmek istiyorum. Sam şu anda evde oturuyor – oldukça sıkıcı bir gün, anne ve babası başka şeylerle meşgul – ve o tek başına odasında. Şu an sadece enerji hissediyor. Son zamanlarda bazı çok alışılmadık duyumsamalar yaşadı, garip şeyler hissetti, ve… eh, siz öyküyü herhalde biliyorsunuz. Ona gelen bu hislerden başkalarına söz etmeye kalktığında, ona garip garip baktılar. Anne ve babası kesinlikle ondan uzak durmaya çalışıyor. Okuldaki arkadaşları ona gülüyor. Tanıdığı bazı başka yetişkinler ona sempatiyle ama… ah, o zavallı çocuğa sempati ve keder dolu gözlerle bakıyorlar. Böylece o şu anda sadece yatağına uzanmış enerji hissediyor. Ve şu anda bizi hissediyor. Bir yuva duygusu ve bir bağlantı hissediyor, ve bir anlamda onun Benliği olan, ama bir anlamda da kendisi olmayan ben, Tobias’ın enerjisini hissediyor. Böylece, o bizimle bağlantı kuruyor. Buradaki enerjileri inceliyor.</p>
<p>Ve siz bunun da nasıl bir şey olduğunu biliyorsunuz. Bir bağlantı hisseder, ama nedeninden emin olmazsınız. Kapının açık olduğunu hisseder, ama içeri girmeniz gerektiğinden emin olmazsınız; ve işte Sam bugün aynı durumda. Böylece, sevgili varlık, seni ailemize, Şambra ailesine, öğretmenler ailesine, Yeni Enerji öncüleri ailesine buyur ediyorum, çünkü sen de onlardan birisin. Gel ve (bizi) ziyaret et, ve uyanık kalmaya, tetikte olmaya çalış. Uykuya dalmamaya çalış.</p>
<p>Ben bugün çok özel bir grubun enerjilerini de buraya davet etmek istiyorum. Birçoğunuz, rüyalarınız ve derin düşünceleriniz sırasında ya da dalıp gittiğinizde bu grupla deneyimler yaşadınız; o bağlantıyı hissediyorsunuz. Bugün grubumuza Camelot enerjilerini davet etmek istiyorum – Kral Arthur, Guinevere, Lancelot ve tüm oyuncularla karakterlerin geri kalanını. Bu, arketipsel bir enerjidir, yani bir örnek olduğu anlamına gelir. Bu, keşfetmemize yardımcı olan bir yoldur. Hepimizin içinde bir Kral Arthur biraz vardır, gerçi sizin gerçek diyeceğiniz Kral Arthur varolmuştu – ha, şimdilerde elbette öyküleştirilmiş ve efsaneleştirilmiş haldedir – ama bu varlık vardı, gerek burada Dünya’da gerekse başka alemlerde. Bu, insanlık için çok, çok önemli bir öyküdür. Çok önemli bir öykü, ve bugün konuşacağımız şeylere bağlanır. Böylece, sizin de bir parçanız olan bu enerjileri – Arthur, Guinevere, Lancelot, Morgaine ve tüm diğerlerini – buraya buyur edelim. Bugünkü toplantımıza Camelot’u buraya davet edelim.</p>
<p>Böylece, burada olan tüm konuklarımız için derin bir nefes alalım. Bırakalım, genelde yaptıklarından biraz daha yakına gelsinler.</p>
<p>Hatırlatmalar</p>
<p>Böylece sevgili Şambra, biz bu şekilde yaklaşık on yıldır toplanıyor, tüm bu enerjileri birleştiriyoruz. İlk dizilerde sizin ders dediğiniz şeylerden geçtik. Sonra bunu bıraktık ve Şaudlar oluştu. Artık derslere ihtiyacınız yoktu. Bir Şaud, hepimizin enerjilerinin bir derlemesidir. Bir grup dinamiğidir, ama aynı zamanda çok da bireysel bir dinamiktir.</p>
<p>Biliyorum, kendinizi bu Şaudlarda duyabiliyorsunuz – onları gerçekleştirdiğimiz an olmasa da, daha sonra dinlediğinizde. Bu Şaudlarda kendi sesinizi duyabiliyor ve kendi deneyimlerinizi hissediyor ve biliyorsunuz, çünkü siz Şaudların yaratılmasına yardımcı oldunuz. Bu Şaudlar, yalnızca size değil, ama ister bu dünyasal varoluşta ister Yeni Dünya’da okusunlar, birçok başka insana hizmet edecek bir bilgi kütüphanesi yaratıyor.</p>
<p>Ama biz inanılmaz bir bilgi birikimi yarattık. Şaud, sizin yolculuğunuzun tarihidir. Biz tüm bu meydan okumalardan ve zorluklardan ve cefalardan ve sevinçlerden ve kutlamalardan ve yaşamın yeniliklerinden geçerek, bunca yıldır sanki birlikte bir kitap yazdık ya da bir oyun yarattık.</p>
<p>Bu Şaudlarda duyduklarınız ve birlikte deneyimlediklerimiz, yeni değildir. Yeni değildir. Biz yeniliklerle uğraşmıyoruz, anlıyor musunuz. Kırmızı Meclis, yeni bilgi gereksinen insanlarla  uğraşmaz. Bu yüzden dünyanın her yanında türlü türlü kanallık yapan ya da esinlenen insanlar var. Bazen bize soruluyor, “Neden Tobias ya da Saint Germain’in mesajı, başka bir aracının ya da başka bir varlığın ya da meleğin mesajından farklı oluyor?” Çünkü bunların her biri belirli bir grupla ve belirli bir odakla, belirli bir enerjiyle uğraşıyor. Bizimki asla yeni yeni spiritüel gelişime açılanlarla uğraşmak olmamıştır – hiç olmamıştır.</p>
<p>Kırmızı Meclis olarak bizim işimiz, bizim rolümüz, buraya gelip zaten bildiğiniz şeyi size hatırlatmaktı, ama bunu Yeni Enerji bağlamında sunmaktı. Bizim işimiz, Dünya ve kitle bilinci enerjilerine çok, çok battığınızda devreye girmekti, sizin için Gülün Tohumu (Gülün Meyvesi) olmak amacıyla, zaten bildiğiniz şeyi hatırlatan olmak amacıyla devreye girmekti.</p>
<p>Ama bu 3B varoluşunun yoğunluğuna kapılmak kolaydır. Ben bunu Sam’le bütünleşirken her an giderek daha çok fark ediyorum. Savunmasız ya da incinebilir olmayacağımı sanıyordum. (yoğun kahkahalar) Bildiğimi sandığım herşey ve yaşadığım tüm o hayatlar yüzünden bundan nasıl sakınacağımı bildiğimi düşünüyordum. Aslında bu konuda kendimle gurur duyuyordum, ama şimdi kendimi bunun içinde buluyorum.</p>
<p>Geçenlerde bir gruba da dediğim gibi, ben bir tür meleksel bir Alzheimer’e yakalanıyorum (kahkahalar) ve şimdi, bu enerjilere yakalanmanın ne anlama geldiğini, öncesine göre çok daha derin bir düzeyden anlıyorum. Doğal doğum sürecini baypas ederek – yani Saint Germain’in doğum sürecinden konuşurken sözünü ettiği o tünelden geçmeyerek, kabuk bedenimi akıllıca yaratarak, doğru zaman gelene dek ondan biraz uzak durarak, ve sonra da sadece, eh, enerjilerimi o bedene geçirip (aşılayıp) yüzümde büyük bir gülümsemeyle dolanarak (kahkahalar) sistemi kandırabileceğimi düşündüm! Hâlâ yüzümde büyük bir gülümseme var, ama bazen şaşkın bir ifadem oluyor, ve Dünya üzerinde yaşam denen bu şeyi yeni bir biçimde takdir etmeye başlıyorum.</p>
<p>Bunda belli bir sevinç var. Yoğunluğu hissedip içinde olmada, onun ortasında olmada muazzam bir deneyim var. Size söyleyeyim, Dünya’da hissettiklerinizi ve deneyimlediklerinizi başka hiçbir yerde – yaratının, gidebileceğiniz hiçbir yerinde – yaşayamazsınız. Çünkü bu tür enerjisel bir çekim yalnızca fiziksel bedeninizi Dünya’ya çekmekle, düşmenize engel olmakla kalmaz, bir spiritüel çekim de vardır. Ve bu, kitle bilincinin örtücü-katmanlarına eklenir. Yani buraya gelip de unutmak çok, çok kolaydır. Bizim Kırmızı Meclis olarak görevimiz, zaten bildiklerinizi size hatırlatmaktı.</p>
<p>Spiritüel gelişim sürecinizi başlatmak değildi. Siz bu sürece çok, çok uzun zaman önce girdiniz, Dünya’daki çoğu insandan önce. Uzun, çok uzun bir zaman spiritüel topluluklarda bulunmak gibi bir tarihe sahiptiniz. Hatta Dünya’ya gelmeden önce bile ruhunuzla ilgili, meleksel ruhunuzla ilgili bir şey vardı. O, bu spiritüel bilince diğerlerinden (diğer insanlardan, diğer varlıklardan), alışılmıştan daha fazla ilgi duyuyordu, ve siz bunu beraberinizde Dünya’ya getirdiniz, ve o zamandan beri de bunu inceliyor ve peşine düşüyor ve yaşıyordunuz.</p>
<p>Şambra dediğimizin büyük bir yüzdesi ya da oranı, modern çağın, son 2000 yılın kiliselerini kurmada rol aldı. Ama sizler, farkında olduğum herhangi bir başka spiritüel ya da dinci gruptan daha çok gerçekleştirdiniz bunu. Oysa bu şimdi size çekici gelmiyor.  Böylece sizler öğretmenler ve öncülersiniz, ve biz de sadece size hatırlatmak için buradayız. Biz, buraya gelmekte olanlara öğretmiyoruz. Bunu yapan başkaları var. Biz yalnızca bir hatırlatıcıyız. Biz, uzun, çok uzun süre sözünü ettiğimiz o Gülün Tohumu’yuz.</p>
<p>Adamus geldiğinde bu değişecektir, gerçekten de. Sadece kimlik değil, amaç da. Size, kim olduğunuza ilişkin hatırlatmalar olacak, çünkü gördüğümüz o ki, bu hep önemini koruyor; siz bu yoğunluk içinde uğraştığınız sürece hep de önemini koruyacak.</p>
<p>Ben burada birkaç gözlemde, belki öngörüde bulunacağım. Ben Tobias gittiğimde, siz Şambra enerjisinde bir değişim hissedeceksiniz, ve bazıları gidecektir. Ve bu büyük bir olasılıkla iyi bir şeydir, burada istenmediğiniz için değil, ama bazılarınız biraz dinlenmeyi gereksinecek. Bazılarınız bir boşluk hisedecek – ben, Tobias yüzünden değil, sadece bir boşluk – çünkü Şambra bilincini değiştiriyor. Kırmızı Çember ve Şambra’yla olan zamanınızın dolduğunu söyleyeceksiniz, ve bu büyük bir olasılıkla iyidir. Biraz dinlenme ihtiyacı duyacaksınız. Geri dönecek olursanız, ve belki de geri dönme potansiyeliniz yüksektir, ama o zaman farklı geri geleceksiniz – artık bir öğrenci  olmayacaksınız, ki aslında zaten değildiniz. Artık bilgi ve sezgi için başkalarının peşine düşmeyeceksiniz, çünkü zaten bildiğinizi anlamaya başlayacaksınız. Evet, arada bir ya da sık sık hatırlamak amacıyla biraraya geleceksiniz, ama bilincinizi çok, çok farklı bir biçimde katmak için farklı bir biçimde geleceksiniz.</p>
<p>Saint Germain, küçük ya da büyük, bir grubu Yeni Enerjiye taşıyacak. Ya da bunu belki farklı şekilde söylemeliyim –  onu (Yeni Enerjiyi) aslında nasıl getireceklerini anlamalarına yardımcı olacak. O artık zihinsel bir kavram olmaktan çıksın diye; artık gizemli (ezoterik) ya da sizin dışınızda bir şey olmaktan çıksın diye. Ama Saint Germain, onu getirmek için, basitliğinin ve gizemlerinin anlaşılması için, aslında onunla nasıl çalışacağınızın anlaşılması için, bir grupla çalışacak.</p>
<p>Bu zor olacak. Çok zorlayıcı olacak, çünkü Yeni Enerji hiç titreşimsel enerji gibi çalışmaz. Yani, sadece daha iyi bir insan ya da daha güçlü bir insan olmak ya da adına her ne diyorsanız, eğilimi olacaktır ama, Yeni Enerji bunu aşacaktır. Bazılarınız şimdiden bunu hissediyor. Buna hazır olup olmadığınızdan ya da bunun bir parçası olmak isteyip istemediğinizden ya da bir süreliğine başınızı alıp gitmek, ya da belki kendi grubunuzu kurmak isteyip istemediğinizden emin değilsiniz. Ve bu şeylerin hepsi de çok, çok uygundur.</p>
<p>Demek istediğim şu; zamanın önünüzdeki birkaç ayında, ya da daha uzun bir süre, bu enerjileri – bir şeyin değiştiğini neden hissettiğinizi, içinizde neden farklı hissettiğinizi – hissetmenize izin verin. Bu konuda zihinsel olmayın. Onu hissetmenize izin verin, ve eğer başınızı alıp gitme çağrısını hissedecek olursanız, çağrıya kulak verin. Onun peşinden gidin. Şambra’nın Adamus ile gelişiminin bir parçası olma çağrısını hissedecek olursanız da bu çağrıya kulak verin. Bunun bir parçası olun.</p>
<p>Böylece, derin bir nefes alalım…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Sorumluluk Kimde?</p>
<p>Son zamanlarda yaşamınızda, özellikle de son Şaud’dan beri olup bitenlere geçiyorum. Ve bu enerji devam edecek, benim ayrılmamla ilgili etkinlik yüzünden değil, ama hepimiz Şambra olduğumuz için ve hepimiz bir bilinç yarattığımız için. Bu enerji herhalde yaz sonuna kadar sürecek.</p>
<p>Şu ara yaşamınızda olup bitenlerin büyük bir bölümü – yaşamınızdaki bazı zorlayıcı noktalar, sizin dışsal meydan okumalar diyeceğinizin bazısı – şu ara meydana gelen şeylerin büyük bir bölümü ve yaz sonuna kadar da devam edecek şeyler, size gelen, suratınıza bakan ya da bazen kaçmaya çalışan size ayağını uzatıp çelme takan, ama aslında size, yaşamının yaratıcısı gerçekten Sen Misin diye soran enerjilerdir. Patron gerçekten sen misin? Sahip gerçekten sen misin? Yönetici, İdareci gerçekten sen misin?</p>
<p>Şimdi, birlikte başladığımızdan beri bundan söz ediyoruz – Yaratıcı Dizisi’nde ve hatta öncesinde. Bu anlayışı, bu kavramı biliyorsunuz. Sözlerin tümünü biliyorsunuz, ama bu şimdi gerçekliğinize geliyor. Veçhelerinizin enerjileri size soruyor, “Burada gerçekten yönetici sen misin, yoksa sadece öyleymiş gibi mi davranıyorsun? Gölgelere geri düşmeye çalışıyor musun?”</p>
<p>Son zamanlarda birçoğunuz fiziksel sorunlardan geçtiniz ve neler oluyor diye merak ettiniz. Ve biraz panikliyor, sonra da duygusal ve zihinsel oluyorsunuz. Bu her zaman iyi bir karışım değildir – yani duygusallık ve zihinsellik. Çok güçlü bir kokteyldir, çünkü bakın, duygusallaşıyorsunuz ve bu sizin içinizde taşkınlığa varan farklı bir yerden iş görüyor, ve bunu zihinle de birleştirince artık o basit yanıtı göremez oluyorsunuz. Hemen önünüzdekini göremiyorsunuz. Göremiyorsunuz… bunların hiçbiri karmaşık değildir ve siz de bunu biliyorsunuz. Bunların hiçbirinin karmaşık olmadığını biliyorsunuz. Bu aslında oldukça basittir.</p>
<p>Ama boğazınıza ve sesinize neler oluyor diye merak ediyorsunuz. Eh, bilirsiniz – bunu size söylememiz gerekmiyor ama yine de söyleyeceğiz – sizden kendi gerçekliğinizi dile getirmeniz isteniyor. Elleriniz neden artrit varmışçasına ağrıyor? Bu artrit değildir. Ve doktor da size bunu söylemişti, ama siz artrit olduğuna inanmak istiyorsunuz. Doktor tabii kendi düşüncelerine sahip, “İşte, yine böyle biri.” Ve ellerinizin gerçekten ağrıdığını anlamaz, ve sizi nazik bir biçimde defetmek için de bir reçete yazar.</p>
<p>Bacaklarınızda ağrılar olabilir ya da bedeninizin içinde birşeyler oluyordur. Şu ara bu şeylerin tümü, içinden geçtiğiniz bu şeyler – biliyorum binlerce bahaneniz var, ve sürekli bana soruyorsunuz, ve ben de size söylüyorum, ama o an sanki sesi kısıyorsunuz – bunlar bedeninizin size sorduğu meselelerdir, Sorumluluk Kimde? Yaratıcı kim? Bu bedeni kim yönetiyor? Fiziksel bedenin için seçimleri kim yapıyor?</p>
<p>Ve siz çektiğiniz o fiziksel ağrılar için okuduğunuz, bildiğiniz her türlü nedeni sıralıyorsunuz; hatta şunu bile söylemek eğilimindesiniz, “Acaba ruh bana ne söylemeye çalışıyor?” Hiçbir şey (söylemeye çalışmıyor). Şimdi, “Farketmez” bildirimin hemen yanına bir de şu bildiriyi koyacağım, “Ruh’un umurunda değildir.” (kahkahalar) Gerçekten değildir. Ruh sizi yalnızca sever. Hepsi bu. Kendinize ne tür bir deneyim verdiğinizi, bedeninizin nelerden geçtiğini hiç umursamaz. Bu, Ruh’un kayıtsız olduğu anlamına gelmez. Ruh sizi sadece sever, size şefkat besler, o kadar ki, yaşamak istediğiniz herşeye, seçtiğiniz herşeye izin verir.</p>
<p>Böylece, bedeninizde sorunlar var, ve bazılarınızın da yaşamında  başka sorunlar vardı. Standart olanları ele alalım – ilişkiler, para, nerede yaşamak istediğinizden emin olmamak, ne yapacağınızdan emin olmamak – hepiniz bunların neler olduğunu biliyorsunuz, ve bunlar sanki şu anda size geliyor, bakıyor ve “Pekâla, ne yapmak istiyorsun?” diyor.</p>
<p>Bakın, ben buna özellikle de şimdiden sonra yaz sonuna kadar olan dönemde bakmanızı istiyorum. Sorunların çoğu – hepsi diyeceğim ama bazı istisnalar olacağını biliyorum – ama şu ara size gelip de bedeninizde, zihninizde, sizin dışınızda ortaya çıkan sorunların çoğu, şununla ilgilidir; yaratıcı, yönetici, sahiplenmeye, sorumluluk almaya hazır mısınız? Ve şu ara olanlar budur. Evet, biraz abartılı (bir halde ortaya çıkıyor) çünkü şu anda dünya biraz çıldırmış halde. Dünya kendi sorunlarını yaşıyor. İnsanlar çok önemli bir değişimden geçiyorlar, ve bu da sizin kendi sorunlarınızı büyütüyor.</p>
<p>Ama bakın, bir anlamda saat işliyor, ve siz de bunu biliyorsunuz. İçinizdeki bir şey bunu biliyor. Tik tak. Tik tak. Ve biliyorsunuz ki yaz sonunda… ben burada tam tarihi vermek istemiyorum, ama yaz sonunda, ki bu çoğunuz için Ağustos’un sonuna, Eylül başına doğru olacak, bir çağrı alacağınızı biliyorsunuz – iile de bir telefon çağrısı değil ama. (kahkahalar) Ama bir çağrı alacaksınız, ve bu çağrı Kırmızı Meclis’ten ve Adamus’tan ve onun şimdiden sıraya koyduğu bazı diğer varlıklardan gelecek; ve önceleri Metatron olarak bilinen, şimdilerde Yoham dediğimiz  – müzik grubu Yoham değil, varlık Yoham – ve sizin Ruh’unuzla olan bağlantınızı temsil eden varlığın enerjileri gelecek. Bu çağrıyı aldığınızda, size şöyle diyecek, “Peki şimdi ne olacak? Şimdi ne olacak? Neyi seçiyorsun? Kendinin gerçekten yaratan olmasına izin verecek misin, yoksa bunu başın derde girdiğinde kendini pasifize etmek için kullandığın güzel sözler olarak mı kullanacaksın?”</p>
<p>Mutlak bir cesarete sahip olmaya hazır mısın? Mutlak cesaret, çünkü Adamus sizi farklı bir enerjiye götürecek, ve bu yol güçsüz bir kalbe ya da zayıf bir ruha göre değildir. Bu yol kurban olanlara, şikayet etmekten hoşlananlara göre değildir. Ah, bu gerçekten zorluklara ve sıkıntılara katlanabilenler içindir. Bu, hafif ve havai perilere göre de değildir. Bu, sizin gibi yiğit, dayanıklı melekler içindir. Her gün şeker ve şerbetle pohpohlanmayı gereksinenlere göre değildir, çünkü bunlar apayrı bir gruptur.</p>
<p>Adamus’un sizinle birlikte gideceği yer, yalnızca gerçek yaratanlar içindir. Ve o, benim size olduğum kadar hoşgörülü ve sevecen olmayacaktır. (kahkahalar) Biliyorum, bunu sonradan dinleyecek, ama… aynı tatlı dile, yumuşak, rahatlatıcı duyguya sahip olmayacaktır. (yoğun kahkahalar, Tobias kıkırdar) Böylece, bir çağrı alacaksınız – “İlerlemeye hazır mısın?”</p>
<p>Böylece, şimdiyle o zaman arasındaki tüm deneyimler sizi buna götürecek, ve bu gerçekten basittir. Çok basittir, Şambra’yla birlikte yaptığımız sondan iki önceki bu Şaud’da size soracağım ya da belki de bildireceğim şey şudur, gerçekten bir yaratan olmak istiyor musunuz? Bunu yanıtlamadan önce, bunu yanıtlamadan önce… kulağa hoş geliyor, öyle değil mi? Ama ben size bazı çekince ya da önkoşulları söyleyeyim – Cauldre’nın az önce sözünü ettiği önkoşulları. Kimseyi suçlayamazsınız. Bu, işe yaramaz. Aslına bakarsanız, (suçlama) size karşı çalışacaktır. Parmağınızı başkasına doğrulttuğunuzda yalnızca kendi benliğinizin kafasını karıştırırsınız. Kendi enerjinizi bölersiniz, ve o parçalara ayrılarak başka yerlere gider.</p>
<p>Bir yaratan olarak tüm sorumluluğu almanız, başarısızlık olarak nitelendireceğiniz şeyleri de kabul etmeyi öğrenmek demektir. Bunlar aslında başarısızlık değildir, bunlar deneyimdir. Her deneyim güzel bir şeydir, ama yapmaya çalışacağınız belli şeyler olacak ve  bunları yaptığınız için de düşeceğiniz (zamanlar olacaktır). Yapmaya çalışacağınız ve dışsal dünya tarafından zaman zaman başarısızlık olarak algılanacak belli şeyler olacak. Ve dışsal dünya sizinle alay edebilecektir. Gerçi şu anda da bunu nasılsa yapıyorlar ama, biraz daha fazlasını daha uzun süre yapacaklar.</p>
<p>Yeni Enerjideki bilinç gibi, bu kadar yeni bir şeyle çalışmak zordur. Ve şu anda Dünya’daki ölçüm sistemleri, ki bunlar ister fiziksel özelliklerin ya da fiziğin ya da bilincin ya da başarının özellikleri olsun, bu ölçüm sistemleri, Saint Germain’in sizi götüreceği Yeni Enerji için uygulanamaz. Bu da bazen başarısızlık olarak algılanacak ve sizin moralinizi bozacak ya da üzecektir.</p>
<p>Ve bazılarınız bunu şu anda deneyimliyorsunuz. Nasıl bir şey olduğunu biliyorsunuz. Buna çok sinir olabilirsiniz, çünkü işliyormuş gibi görünmüyor, ama ben sizinle aynı fikirde değilim. Sizden rica ediyorum, farklı bir yerde, farklı bir bilinç açısında durun ve gerçekte nelerin olduğuna bakın, çünkü bu bir başarısızlık değildir. Siz, Yeni Enerjiyle çalışmaya başlıyorsunuz. Ve biliyor musunuz – ve şu anda burada bulunan birkaç kişiye konuşuyorum – öylesine sinir oluyorsunuz ki havlu atmaya hazırsınız, ama atmayın – tabi bu kendi sorumluluğunuzu, kendinizi sahiplenmenizi, kendi yaratıcılığınızı kabul etmek adına atılan bir havlu değilse.</p>
<p>Sizden, kendi yaşamınızın mutlak yöneticisi olmanız istenecek, ve bunu yaptığınız zaman, bunun – geçen ay sözünü ettiğimiz gibi – yazgınız olduğunu söyleyemezsiniz. Kötü bir karmaya sahip olmak, kötü bir aileye doğmak gibi durumları suçlayamazsınız. Son zamanlarda dünyayı suçlamak gibi bir eğiliminiz vardı – dünyadaki tüm bu şeyleri – ve elbette dünyayı hiç anlamadan, onun kafanızı karıştırdığını ve sizi şu ara çok etkilediğini düşündünüz. Oysa gerçek bir yaratan bunu gerçekten yapamaz. Gerçek bir yaratan kendi yaşamının tüm sorumluluğunu alır.</p>
<p>Bilinçli Bir Yaratan Olmak</p>
<p>Gerçek bir yaratan kesinlikle başka insanların yaşamıyla ilgili sorumluluk almaz, ve sizin kafanızın karıştığı nokta budur. Siz onların birlikte-yaratanı olmak istiyorsunuz ama, aslında olamazsınız. Birlikte-yaratım – gerçek birlikte-yaratım – yalnızca, mutlak bilinçli yaratanlar olan iki varlık arasında gerçekleşebilir. Bilinçli yaratıcılar. Başka bir deyişle, onlar bunu sadece düşünmez, ama bilir ve gerçekleştirir de.</p>
<p>Böylece, birlikte-yaratmaya çalıştığınızda ya da, bazılarının deyimiyle, onların yaşamına burnunuzu soktuğunuzda (kahkahalar) (Tobias güler) … bu, ‘kendi işine bak’ demenin güzel bir yolu değil mi? ….(ama bunları yaptığınız zaman) enerjiniz yine dağılır ve bölünür. Şimdi bu, sevgili varlıklar, bu, onların yaşamına ilgi göstermeyin ya da onları sevmeyin anlamına gelmez. Onlara şefkat duymuyorsunuz anlamına gelmez, ama onların yaşamlarını onlar adına idare etmeye kalkmamak anlamına gelir.</p>
<p>Çocukları olanlarınız gerçekten neden söz ettiğimi biliyor – bilmeli. Bir ilişki içinde olup da – nasıl demeli – yumuşak bir biçimde eşini, partnerini yönlendirmeye, idare etmeye çalışanlarınızın, evde kendilerine bir bakmasını istiyorum. Herşeyden önce, bir başkası bilinçli bir yaratan olmadıkça idare edemez ya da birlikte-yaratamazsınız. Siz Ruh ile birlikte-yaratmaktan söz ediyorsunuz. Ruh, bilinçli bir yaratıcıdır. Ruh sizin içinizdedir. Şimdi sizin yükselip o bilinçli yaratan olma zamanınızdır.</p>
<p>Bu Şaud’da vurgulamak istediğim şudur, kavramların ötesine geçip, güzel lafların ötesine geçip, yaşamınızın mutlak yöneticisi olmak zamanıdır.</p>
<p>Şimdi diyorsunuz ki, “Ama Tobias, ben bunu denedim ve bir işe yaramıyor.” Çünkü hâlâ başkalarının sizi etkilemesine izin veriyorsunuz, ve hâlâ bazı eski inanç sistemlerinin sizi etkilemesine izin veriyorsunuz. Ve diyorsunuz ki, “Ama biliyor musun, bunu gerçekleştirmek çok zor.” Ben sizinle aynı fikirde olmaya yatkınım, çünkü şu ara ortalık epey zorlayıcı, çünkü bir dolu dışsal değişken var, ama bu, bunu gerçekleştiremeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Aslında şu anlama geliyor, sadeleşin. Sadeleşin. Sadeleşmeyi sürdürün.</p>
<p>Biliyorum, bazılarınız yaratıcılık yetenekleri dediğiniz şeyle ilgili büyük hayal kırıklığı içindesiniz, o kadar ki, bundan neredeyse tümüyle vazgeçmiş haldesiniz. Dediniz ki, “İşe yaramıyor. Denedim.” Diyorsunuz ki – tekrarlıyorum, biz bu tartışmaları yaptık – diyorsunuz ki, “Tobias, ben bütün Şaudları okudum; peki hayatımda neler oluyor?”  Onları okudunuz, ama onları kendi sözleriniz olarak kabul ettiniz mi? Benim sözlerim olarak değil. Bir yaratan olacağınızı değil de, yaratan olduğunuzu kabul ettiniz mi?</p>
<p>Aslında yaşamınızın her bir kısmının – beden, zihin ve ruh – yöneticisi olduğunuzu kabul ettiniz mi? Yoksa hâlâ karmanızı, geçmiş yaşamınızı…ah, veçhelerinizi mi suçluyorsunuz – herşey için veçhelerinizi mi suçluyorsunuz? Bunu yaptığınız zaman, artık yönetim sizde değildir. Diğer herkesin sizin adınıza yönetmesine izin veriyorsunuzdur. Diğer herkesin hayatınızı idare etmesine izin veriyorsunuzdur. Ama saatin tik taklarıyla zaman azalırken onlar – aileniz ve arkadaşlarınız, iş arkadaşlarınız, bedeniniz, zihniniz ve ruhunuz, veçheleriniz – yaşamınızla ilişkili olan herbir parçanız şu anda size geri geliyor ve şöyle diyor, “Yönetici sen misin? Yaratan? Sahip? Kararlar alacak ve seçimler yapacak olan sen misin?” Ve siz emin değilsiniz. Siz gerçekten emin değilsiniz.</p>
<p>Emin değilsiniz, çünkü bunun nasıl bir şey olduğunu ya da nasıl gerçekleştireceğinizi bilmiyorsunuz – sanıyorsunuz. Ama aslında biliyorsunuz. Emin değilsiniz, çünkü kitle bilincini aşıp aşamayacağınızı bilmiyorsunuz ya da hatta geçmiş yaşamlarınızı, eski tarzlarınızı aşıp aşamayacağınızı bilmiyorsunuz. Böylece, başkalarını suçladığınız o eski alışkanlığa geri dönüyor, saklanıyorsunuz. Saklanmak – artık işe yaramayacaktır. Bunu da denediniz. Dünyadan kaçıp uzaklaşmaya çalıştınız – ki bu birçok açıdan harika bir şeydi, çünkü kendinizle başbaşa kaldığınız bu zamana ihtiyacınız vardı. Ama kendinizle kaldığınız zamanlarınız oldu. Tanrı bilir, kendinizle başbaşa kaldığınız zamanlarınız oldu, ve şimdi zamanın hızla geçtiğini hissedebiliyorsunuz. O olağanüstü değişimi ve onun potansiyelini hissedebiliyorsunuz, onun beklediğini ve, “Şimdi ortaya çıkmaya hazır mısın? Bir yaratan olmaya hazır mısın – yalnızca düşünmek değil de onu gerçekten gerçekleştirmeye hazır mısın?” dediğini hissedebiliyorsunuz. Yaşamınızdaki herşeyin – herşeyin – yönetimini ve sorumluluğunu almak.</p>
<p>Bedeniniz. Onun sizi aşan tıbbi bir karmaşa olduğu düşüncesinden ya da tutumundan vazgeçin. Bedeninizin nasıl çalıştığını bilmediğinizi düşünerek ve bir şekilde kendi başına çalışan bir cihaz olduğunu düşünerek, fiziksel olarak kendinize gizemli bir  hava verme oyununu oynamaktan vazgeçin. Bu, sizin bir yaratan ve bir sahip olduğunuzu yadsımaktır. Garret’e sorun. O, bu deneyimden geçti, yalnızca fiziksel bedeninde değil, yaşamının her bölümünde. Yaşamının her bir bölümünde; ve en sonunda gerçek yaratan enerjisinin ne olduğunu anlamaya başladı. O mutlu olur… aslında kendi öyküsünü paylaşmaktan mutlu olmuyor, ama ben ondan kendi öyküsünü paylaşmaktan mutluluk duymasını, ortaya çıkıp ifade etmesini isteyeceğim. Bu, yaşamını yönetmekle ilgilidir.</p>
<p>Taşın İçindeki Kılıç</p>
<p>Bu mecaz, Kral Arthur’un bu öyküsü, gerçekte kendi basitliğine indirgenebilir, bir kısmı gerçek, bir kısmı uydurmadır. Ama bir kayanın ya da bazılarının deyimiyle bir mezar taşının ve içine gömülmüş bir kılıcın olduğunu biliyorsunuz. Ve kral olmak isteyen kişinin kılıcı oradan çekip çıkarması gerekiyordu, ve birçok erkek denedi. Ve onlar tüm güçlerini ve tüm kaslarını kullandılar, ama kılıç yerinden kıpırdamadı bile.</p>
<p>Ve genç Arthur çıkageldi, o zamanlar öyle güçlü kuvvetli bir delikanlı değildi, akıllı falan olmasıyla da ün salmamıştı. Arthur o kılıca doğru gitti, derin bir nefes aldı, kendi Ben Ben’im Varlığını hatırladı – başka birinin Ben Ben’im Varlığını değil, Saint Germain’inkini değil, Ruh’unkini değil, ama kendininkini – derin bir nefes aldı ve o kılıcı tereyağından kıl çeker gibi kolayca taştan çıkardı.</p>
<p>Bu mecaz basittir. Kendi sorumluluğunu almak, kendini sahiplenmek anlamına gelir. Ve kendi sorumluluğunu aldığında, o gerçeklik kılıcını kabul ettiğinde, ki kılıç aynı zamanda kendisinin &#8211; bedeninin, zihninin ve ruhunun &#8211; sahibi olarak kendisiyle ilgili tüm sorumluluğu almasının simgesiydi, kendisi için yarattığı gerçekliğin sorumluluğunu aldığında, ancak o zaman kral oldu. Mecaz şudur, o kendi sarayının kralı olmuştur. Yeniden kendini sahiplenmiştir, işte buydu. Kendini sahiplendiğinde, başkalarının da ona kral dediğini gördü. İnsanlar lider olmak için ona danışmaya geldiler.</p>
<p>Sizin durumunuza gelince, siz kılıcı taştan çekip çıkartınca, başka bir deyişle, bir yaratan olarak kendi sorumluluğunuzu üstlenmeyi kabul edince, insanların size de geldiğini göreceksiniz. Bazılarınız dedi ki, “Ama Tobias, sen demiştin ki onlar gelip kapımı çalacaklar. Onlar sözde orada olacaklardı.” Evet oradalar, kesinlikle. Ben onların enerjisini görebiliyorum, sabırla bekliyorlar. Peki siz kapıyı ne zaman açacaksınız? Kendinizin sorumluluğunu ne zaman  alacaksınız? Ve siz bunu gerçekleştirene kadar, o insanlar orada olmalarına rağmen, onları ne görecek ne de hissedeceksiniz. Onlar – onlar derken, insanlık anlamında – yeni öğretmenler, yeni bir öğretme biçimi ve yeni bir yönlendirme ya da rehberlik biçimi istiyorlar. Onlar, sizin onlara sunacağınız şeyi istiyorlar, ama önce o kılıcı taştan çekip çıkarmanız gerekiyor. Kendinizin Ben Ben’im halini kabul etmeniz gerekiyor.</p>
<p>Kral Arthur öyküsünde o ülkeyi birleştirmeyi sürdürdü. Bu, sizin kendinizi birleştirmeniz için ne harika, ne harika bir benzetmedir. Size (içinize) gelmeyi bekleyen tüm o veçheler, sizin o kılıcı taştan çıkarmanızı bekliyorlar, yönetimi, kendi Ben Ben’im halinizin tahtını kabul etmenizi bekliyorlar.</p>
<p>Lütfen, sadece kelime olarak değil. Siz bu kelimeleri kendinize söyleyip durdunuz, ama biliyor musunuz? Kendiniz bunlara inanmadı. Bir mantra gibi tekrarlayıp durdunuz, “Ben O Ben’im.” Bu ne anlama geliyor – sizin için? Ben bunun Saint Germain ve kendim için ne anlama geldiğini biliyorum. Peki sizin için gerçekten ne anlama geliyor? Yalnızca güzel bir mantra değil. Kendi kimliğinizi daha da gizlemek amacıyla kullanabileceğiniz güzel kelimeler değil. “Ben Ben’im.” Bunun sizin için anlamı nedir?</p>
<p>Arthur kendini birleştirdiği gibi birleştirdi ülkesini, tıpkı sizin de kendinizi birleştirip, her bir parçanızı yeniden biraraya getirebileceğiniz gibi. Sizin her bir parçanız geri gelmenizi istiyor, yönetici olmanızı istiyor. Artık hayatınızda bahaneler olmasın. Artık eğer’ler, ve’ler ve ama’lar yok. Artık ‘iyi de’ler yok. Artık yarınlar, şayet’ler ya da keşke’ler yok, sadece şu an var – ve bu zordur. Bu herhalde birlikte olduğumuz süreç içinde sizden yapmanızı istediğim en zor ev ödevi ya da en zor meydan okumadır.</p>
<p>Ah evet, biz bu sözleri daha önce de söyledik, ama ben bunu şimdi hemen gözünüzün önüne koyuyorum – kendi hayatınızla ilgili herşey. Eşinizi, kötü ilişkinizi, cinsel tacize uğramanızı suçlayamazsınız. Bunu artık yapamazsınız, en azından yolumuzun bundan sonrası için. İstiyorsanız bunu yine de yapabilirsiniz, ama başka bir yere gitmeniz gerekecek, ve Saint Germain de bunun için gerekeni yapacaktır. (kahkahalar) O şimdiden ayrık otlarını ayıklıyor. Yaralara bilerek tuz basıyor. Biliyorsunuz. Bunu yapıyor. Yapmaya da devam edecek, daha yeni başlıyor! Onun bazı konularından şimdi hoşlanmıyorsanız, daha sonra hiç hoşlanmayacaksınız.</p>
<p>Ve o bunu sevgiden yapıyor, sevgili varlıklar, mutlak sevgiden. Bunu göstermelik yapmıyor; bunu, bazı nasırlarınızın ve kabuk bağlamış yaralarınızın ve yara izlerinizin ve koruyucu aygıtlarınızın köküne inmek için yapıyor, çünkü o da benim kadar, yaşamın ne kadar güzel olabileceğini anlamanızı istiyor. Biz sizin ne denli egemen, mutlak olduğunuzu anlamanızı istiyoruz, ve bu mutlakiyet hemen buradadır. Başka bir yaşamın gelmesini beklemiyor. O hemen buradadır, hemen şimdi.</p>
<p>Arthur ülkesini birleştirdi; kendini birleştirdi. Onlar bir lider arıyorlardı. Onlar savaşların, çatışmaların bitmesini istiyorlardı. Onları Camelot’a, yeni bir bilince götürecek birini istiyorlardı, tıpkı sizin her bir parçanız gibi.</p>
<p>Biliyor musunuz, dün akşam tartıştığınız kişi bile… onlar sizi küçük düşürmeye çalışsalar da, düşürmüyorlar. Onlar, içinizde sizin bile görmediğiniz potansiyeli – içinizdeki ışığı, içinizdeki potansiyeli – görüyorlar, ve onun dışarıya çıkmasına izin vermiyorsunuz diye size çok sinirleniyorlar. Siz onu saklıyorsunuz. Sanki bir şey size engel oluyormuş gibi davranıyorsunuz. Sanki daha yanıtı pek bilmiyormuş gibi davranıyorsunuz, ve kendi enerjinize geri dönebilmek için koşa koşa Şaud’a gitmeniz gerekiyormuş gibi bahaneler bile kullanıyorsunuz. Oysa böyle bir gerekllik yok. Ona hemen şimdi sahipsiniz – yaratanlığa, Ben Ben’im haline, ‘bahane yok’a, hiç ama hiç bahaneniz yok. Hiç yok.</p>
<p>Bugün her birinizi, kelimelerin ötesine geçmeye, basmakalıp sözlerin ötesine geçmeye zorluyorum. Yaşamınızın yaratanı, yöneticisi, sahibi, biletçisi ve hademesi ve diğer herşeyi olmaya kesinlikle hazır mısınız? Ve ben bu noktayı vurguluyorum. Bu noktayı vurguluyorum çünkü ilerlemek için buna ihtiyacınız olacak.</p>
<p>Saint Germain… bu çağrı yapıldıktan sonra o adım adım ilerleyecek ve size bakacaktır ve siz… siz Saint Germain’i kandıramazsınız. O size bakacaktır ve ilerleyebilmeniz için gerçek olduğunuzu bilmesi gerekecektir. Şaka yollu diyor ki, öğrenmek istemeyenlerle zamanını harcamak istemediği için (böyle yapıyormuş); ama gerçek şu ki, ilerleyebilmeniz için bu kendine-sahip-çıkma – net bir kendini sahiplenme – aracına, bu mutlak temel araca ihtiyacınız olacağını biliyor.</p>
<p>Şambra için bu farklı bir enerji ve bilinç olacak. Eğer bu konuda net değilseniz, zor olacaktır. Eğer kendinizin Ben Ben’im halini tümüyle kabul etmediyseniz – derinde, gerçekten, gerçekten derinlerde demek istiyorum, ve ben sizi bu yüzden zorluyorum. Bunu haftalardır yapıyorum. Saint Germain bu yüzden, tüm o şeyler bu yüzden yaşamınıza giriyor. Şu an başka hiçbir şeyi suçlamayın. Durup dururken arabanız neden bozuldu diye şaşmayın, Ruh size ne söylemeye çalışıyor demeyin. Ruh size, benim söylediklerimin aynını söylemeye çalışıyor: Siz seviliyorsunuz ve kabuğu kırmak zamanıdır. Sorumluluk alma zamanıdır – şu anda yaşamınızdaki herşeyin. Bu öylesine anahtar bir noktadır ki – kendinizin tüm yaratan sorumluluğunu üstlenmek.</p>
<p>Yüksek Çözünürlükte Bir Yaşam</p>
<p>Ben, Şambra web sitelerinden birinde gördüğüm bir cümleyi ödünç alacağım. Bu cümleyi sevdim – çok güzeldi – hem de şu ara hepimiz için çok uygun. Siz, standart çözünürlükte bir hayat yaşamaktan, yüksek çözünürlükte bir yaşama geçiyorsunuz. (izleyiciler kıkırdar)</p>
<p>Teknolojinizin şimdiki halini biliyorsunuz, bazı eski televizyonlarınız ve eski ses sistemleriniz vardı, sonra yüksek çözünürlük ortaya çıktı. Herşey daha yoğun – renkler, resim, kalite – herşey, ve aslında enerji açısından da çok daha verimli. Ve işte şu ara size olan da budur. Siz gerçekten, yüksek çözünürlükte bir hayat yaşamanın nasıl bir şey olduğunu anlamaya başlıyorsunuz, ve herşey daha da yoğun bir hal alıyor, ama yoğun kelimesi, kötü bir sözcük değildir.</p>
<p>Daha önce görmediğiniz renkler görmeye başlarsınız, ve daha önce gördüğünüz renklerin yoğunluğu yepyeni bir biçim alır, yepyeni bir yaşam üstlenir. Hatta daha da ileriye gidip şöyle diyeceğim, yüksek çözünürlükte bir hayat yaşadığınız zaman, renkler artık statik de olmaz sürekli hareket eder. Siz bir rengi belirli bir renk olarak görmeye alışıksınız; Boyutlararası Atölye Çalışmamızda kullandığımız örneği ele alalım, yeşil rengi. Bireysel yaşamınızda yüksek çözünürlük haline geldiğinizde bu renk artık sadece yeşil değildir. Hareket eder. Yaşar. Değişir. Sürekli size yanıt verir, karşılık verir.</p>
<p>Bu önemli bir noktadır – doğal karşıladığınız o yeşil renk kadar basit bir şeyin size hep yanıt vermesi (önemlidir). “O öylece duruyor, sadece yeşil,” diyorsunuz. Ama yüksek çözünürlükteki bir yaşamda bu hiç de böyle değildir. Sürekli değişir, tıpkı bir bukalemun gibi, ve hep size hizmet etmek için oradadır. Ama kendinizi sahiplenmediyseniz, yalnızca yeşildir. Olup olacağı budur. Bu, yüksek çözünürlük yaşamında, herşey için geçerlidir.</p>
<p>İnsanlar, ya da arabanız. Arabanız, öyle çok sizin enerjinize sahiptir ki, öylesine size hizmet etmek ister ki, öyle çok kendi başkalaşımından (metamorfozundan) geçmek ister ki, ama siz sahiplenmeyi üstlenmezseniz, gerçekten direksiyonun arkasında değilseniz – siz, veçhelerinizden birinin sizin adınıza arabayı kullanmasına izin veriyorsunuz, gülüyorsunuz ama, bu aslında çok, çok doğru – araba bir enkaz haline gelecektir. Orada olmaktan bıkacaktır. Oysa yüksek çözünürlükte bir hayat, bir Yeni Enerji hayatı yaşıyorsanız, araba artık araba değildir; o orada enerjidir ve size hizmet eder. Ve bozulmak ya da çalışmaz duruma gelmek yerine, bir araba olmanın ötesine geçerek kendini yenilemek gibi aslında inanılmaz bir yeteneğe sahiptir.</p>
<p>Bunlar Yeni Enerji potansiyelleridir. Sadece öyle yüce fikirler değil. Yani bunlar, Saint Germain’n üzerinde konuşacağı uygulanabilir şeylerdir, demek istiyorum. Yüksek çözünürlükte yaşadığınızda, arabanız artık bir araba değildir, ve değişir ve farklı görünür. Yiyeceklerde de durum aynı. Biz listeyi istediğimiz kadar uzatabiliriz, ama sevgili Şambra, Yeni Enerjide bu yüksek çözünürlükte yaşamak, tek bir temel adanmışlığı talep eder: Kalpten bir adanmışlık, yaratan olmaya adanmışlık; yaşamınızın yöneticisi sizsiniz; yaptığınız herşeyin sahibi sizsiniz – ve bahane yok. Nokta. Bahane yok. Bahane yok.</p>
<p>Zaman zaman sinir olacaksınız, çünkü şeyler, sizin olmasını düşündüğünüz şekilde olmayacaktır. Ama o zaman da biz, bu konudaki düşüncelerinizi değiştirmenizi isteyeceğiz. Ona farklı bir açıdan bakın. Sinir olacaksınız çünkü belli beklentileriniz var, ve bunlar ayağınızın altından çekilecektir. Beklentilerin aslında kısıtlamalar olduğunu öğreneceksiniz.</p>
<p>Böylece, Şambra ile yaptığımız düzenli Şaudların sondan iki önceki Şaud’umda, sizi şöyle bir bakış açısına davet ediyorum; bu gelecek aylarda yaşamınızda olup biten şeylere, bu şeylerin sizi sorguya çektiği açısından bakın. Gerçekten kendi yaratanınız mısınız? Olan herşeyin sorumluluğunu almaya ve bunların size karşı meydana gelmediğini anlamaya gerçekten hazır mısınız? Bunun enerjileri sizinle çalışmaya çalışıyor. Zaman zaman böyle görünmese de ya da hissedilmese de, gerçekten öyledir. Ve bu enerjiler sizi sorgulamak için geliyor… tıpkı Arthur gibi sorgulamak. Sorumluluk almaya hazır mısınız? Kılıcı o taştan çekip çıkarmaya hazır mısınız?</p>
<p>Kendi Sorumluluğunuz</p>
<p>Arthur’la ilgili diğer soruyu yanıtlarsak, Camelot enerjisinin neden burada olduğunun bir nedeni de, Arthur kendi sorumluluğunu üstlendi, ve bu burada çok önemli bir noktadır. Kendi sorumluluğunu üstlendi, gerçekten de, ve güçlendi. Kudretli bir hale geldi. Mucizeler gerçekleştirdi. Ve Merlin, Arthur’un gerçek öyküsünde Merlin, Arthur’un gerek içinde gerekse dışınd bir varlıktı. Arthur’un sihir için dışsal Merlin’e gitmesine gerek yoktu. Başka bir varlığa danışması gerekmiyordu, çünkü o zaten içindeydi. Dışsal Merlin, Arthur’un içinde de var olduğunun da bir hatırlatmasıydı.</p>
<p>Şimdi, Arthur elbette sizin yaşadığınızdan farklı bir zaman ve enerjide yaşadı, ve Arthur’un gerçekleştirdiği ve o kadar olmasa da sizin de gerçekleştirmeye yatkın olduğunuz şey, Arthur’un yalnızca kendi sorumluluğunu değil, ama diğer herkesin sorumluluğunu üstlenmeye başlamasıydı. Herkesinkini. Sarayın yükünü sırtında taşımaya başladı; ve halkının, ve onların sorunlarının yükünü sırtlandı; ve topraklarının yükünü, ve bu ona ağır gelmeye başladı. Ve onun o temel prensibi, kendine sadık kalma, kendine karşı gerçek olma prensibini unutmasına neden oldu.</p>
<p>Böylece sonunda Arthur, öfke ve umutsuzluk içinde kılıcını alıp göle attı. Onu bıraktı, ve o, bunu yapmak zorunda olmadığınızı size hatırlatmak için burada.</p>
<p>Bunun, diğer herkesin sorumluluğunu üstlenmekle ilgili olmadığını hatırlayın. Arthur hâlâ buna üzülüyor. Üzülüyor… üzülüyor çünkü fark etti ki, onların elinden çok büyük bir deneyimi – kendi Ben Ben’im hallerini keşfetme deneyimini –  almaya çalışmıştı. Onlara kendi Ben Ben’im deneyimini vermeye çalışmıştı. Onların sorunlarını – duyduğu sempati yüzünden – sırtlarından almaya çalışmıştı. Ve kılıcı göle atmasının sebebi buydu. Ve birlikte çalıştığı herkesten bağışlanmayı diledi, çünkü tüm yapması gereken kendi Ben Ben’im halini olmaktı, oysa o onların Ben Ben’im halini olmaya çalışmıştı. Bu, Adamus’la ilerlerken önemli bir nokta olacak. Bu, gelecek bir ya da iki yılda çok önemli bir nokta olacak. Hepiniz bu durumla karşı karşıya kalacaksınız. Ve bu arada, Adamus da size hatırlatacaktır.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, Ben bunu gerçekten kısa tutmak istiyorum, çünkü burayı terk ettiğiniz zaman, bunun ben Tobias tarafından yapılan kafa karıştırıcı uzun bir konuşma olmadığını, çok açık olduğunu hatırlamanızı istiyorum. Tobias bugün ne dedi? Dedi ki, “Sorumluluk alın.” Dedi ki, “Siz kendi yaratanınızsınız, kendi yöneticiniz, herşey.” Artık bunun için kimseyi suçlayamazsınız.</p>
<p>Tobias’ın İstekleri</p>
<p>Şimdi ben özel bir ricada daha bulunacağım. Birkaç ricam daha oldu da. Son… hadi buna son akşam yemeği diyelim, son akşam yemeğinin yeni uyarlaması. (yoğun kahkahalar. Çvr: Hz. İsa’nın son akşam yemeğine atıfta bulunuyor) Yeni Enerji uyarlaması. Son toplantımız için birkaç ricam oldu. Ben gerçekten bu modern insan giysilerinden hoşlanmıyorum, ve bu Sam’de de görünüyor, bu arada. O, giysileri içinde çok şapşal duruyor, çünkü benim gibi hissediyor. (Linda, “Sınırları bu konuda mı zorlayacaksın?” der) Gerçekten de, emniyet kemerini bağlamak isteyebilirsin. (kahkahalar)</p>
<p>Ve ben daha geleneksel, kaftan türünden bir giysi – elbise değil de kaftan – giymek istiyorum, ve Cauldre’nın altına ne giydiği önemli değil, çünkü bunu asla açıklamayacağım. Ben Cauldre’dan, onun için bir sakıncası yoksa, sakal bırakmasını istedim – ve o sakalı, uzaması gereken yere kadar uzatmasına yardım edeceğim – çünkü bu sadece bir hatırlatmadır. Bu, eril beden içinde Dünya üzerinde yaşadığım onca hayatın hatırlatmasıdır, ve traş olmak bizim için hiç de alışılagelmiş bir şey değildi. Aslında oldukça da alışılmamış bir şeydi. Yani ben birkaç kez sakalımı ovuşturabilmek istiyorum. Burada sadece şu deri var, ve ben birkaç kez sakalımı okşamak istiyorum, sizce bir sakıncası yoksa.</p>
<p>Beni şımartmanızı, beni lütfen şımartmanızı istedim, çünkü birazcık şarap beni çok mutlu ederdi – fazlası değil elbette, azıcık. Ve şimdiden bana Avustralya’dan çok, çok iyi bir şarap, ve Almanya’dan çok, çok iyi bir şarap armağan edildiğini görüyorum. Ve başkaları da iyi şarap getirmek isterse, buna da… (yoğun kahkahalar) (Linda, “Hiç utanma yok” der) Ben kesinlikle ulusal bir yarışma başlatmak istemiyorum ama, iyi şarabı tattığımda anlarım. (Linda yeniden, “Hiç utanma yok, hiç utanma yok” der) Yukarda, Kanada’da çok iyi şaraplar olduğunu biliyorum (kahkahalar) ve aşağıda, Günay Amerika’da da ve başka bölgelerde. Böylece biraz şarapla biraz şımartılmak istedim. Duydum ki, Ramtha arada bir şarap içiyormuş, onun için ben de denemek istiyorum. (Linda sorar, “Bununla nereye varacaksın?”)</p>
<p>Ve diğer şımartılma (isteklerim)… evet, evet, oraya doğru gidiyoruz … diğer şımartılma isteklerim. Bugünkü Şaud’umuza dayanarak, ve sizin içinden geçtiğiniz bazı deneyimlere dayanarak, toplantımızın sonunda, son kez sizden ayrılırken, ama enerjim bir süre daha orada olacaktır, sizinle bir tören (seremoni) yapmak istiyorum; ve bu güzel varlığı, Almanya’dan Anders Holte’yi özel bir ricayla buraya davet ettiğim gerçeğine dayanarak, onun yalnızca bugün kanallıktan önce duyduğunuz şarkıyı değil, ama kanallıktan sonra da “Over the Rainbow ” şarkısını söylemesini istiyorum. Ama bu, daha istediğim şey değil.</p>
<p>Böylece, bugün konuştuklarımıza dayanarak, ben, sizinle benim aramda son bir tören olmasını istiyorum. Orada, bir kılıç ve taş yerine, ki bunu aşacağız, ama ben her biriniz için imzalamak istediğim bir belge olmasını istiyorum – bir “Ben bir Yaratanım” belgesi. Ve onu size sunmak istiyorum. Gerçekten.</p>
<p>Bir yaratan olduğunuzu gerçekten, gerçekten bildiğinizde – düşündüğünüzde değil, ama bildiğinizde – onu imzalamanız için size sunmak istiyorum. Artık bahaneler olmadığını bildiğinizde. Artık suçlama olmadığını. Artık geçmiş yaşam olmadığını. Artık karma olmadığını. Veçhelerinizi ya da annenizi ya da herhangi başka birini suçlamak olmadığında. Gerçekten hazır olduğunuzda. Ve onu o zaman ve orada imzalamak istemeyebilirsiniz. Masanızın üstünde tutmak ya da çöpe atmak, ya da her neyse, isteyebilirsiniz. Ama hazır olduğunuzda, simgesel bir darbe olarak, tıpkı Arthur’un kılıcı taştan çıkarması gibi, ama bu kez bu siz olacaksınız, yaratan olduğunuza dair imza atacaksınız. Başka kimse değil, başka kimse sizin için yaşantınızı yaratamaz. Sadece siz.</p>
<p>Ve bu belgeyle birlikte bir de özel… ben size vermek üzere özel bir hatıra dolmakalemi satın alacağım. Ve o özel hatıra dolmakalemle belgeyi imzalayacaksınız, ve bu… dolmakalemin üstünde yazılı… Eesa’lı Linda’nın bir kalem uzmanı olduğunu biliyorum. Kalem seçmede çok iyidir, ve bunun güzel bir kalem olmasını istiyorum. O 1.25 liralık çeşitlerden değil de güzel bir kalem. Ha evet, onu ödemenin bir yolunu bulacağım. Ve üzerinde şöyle yazmasını istiyorum, “Kullanıcı tüm sorumluluğu kabul ediyor.” Ve ben o kalemi, yaşantınızın sorumluluğunu üstlendiğinizi gösteren bir hatıra olarak saklamanızı istiyorum. Ve o kalemi başka birine vermeyin. Onu bir çekmeceye atmayın, hergün görebileceğiniz bir yere koyun. Kullanıcı tüm sorumluluğu kabul ediyor. Şimdi… (Linda, “Bana ancak yetecek kadar zaman verdiğin için teşekkür ederim” der) Gerçekten de, çok zaman var. Bunun için gerekeni yapacağız.</p>
<p>Böylece bunlar benim isteklerim. Ve eğer mümkünse, o etkinlikte bulunacak olanlarınızla bunu bir tören ve arka planda güzel bir müziği olan kutsal bir tören olarak gerçekleştirmek isterim; benim buradaki, Dünya’daki yolculuğumun çok önemli bir parçası olan Aandrah ve On – Norma ve Garret &#8211; ile birlikte; çok sevecen ve çok onurlandırıcı olan, birlikte konuşarak çok zaman geçirdiğimiz Eesa’lı Linda’nın da törenin bir parçası olarak sizi onurlandırmasını  isterim; ve Kryon için de uygunsa, onun da ve birkaç başka varlığın da enerjisel olarak orada bulunmasını isterim. Ve biz bunu sizin için yapmak istiyoruz.</p>
<p>Eğer orada bulunmayacaksınız… (Tobias güler)… orada bulunmayacaksanız, o belgelere ve kalemlere, küçük bir ücret karşılığında tabi, sahip olmanızı sağlamak istiyoruz. (Tobias güler) Bu aslında orada bulunmanın yararlarından biridir. Ama ben de o belgeleri imzalayacağım. O sizindir. O sizindir. Bu… bu Oz Büyücüsü’ne benzer bir şey değildir, çünkü siz onu etkisini göstermeden önce imzalamalısınız. O Ben Ben’im belgesini imzalamalısınız – “Yaşantımdaki herşeyin yaratanıyım. Bahane yok. Kurban olmak yok.”</p>
<p>Bu arada, Saint Germain diyor ki, bu sertifikayı onunla devam etmeden önce imzalamalıymışınız. Bu onun önkoşullarından biriymiş. Sizin sertifikayı imzalamanızı istiyor, ve bunu size hatırlatacakmış. O… ah, o sizinle devam ederken bunu hatırlatacaktır – “Ne imzaladığını anımsa!” – ve herhalde sizi bununla sinirlendirecektir. Ama sevgili varlıklar, böylece bunlar benim özel isteklerim.</p>
<p>Bu güzel güne şimdi hep birlikte derin bir nefes alalım.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Bugünün mesajı belki öyle metafiziksel değildir, öyle çılgınca spiritüel değildir, ve yeni de değildir. Yeni değil, ama önemlidir. Ve bu son iki oturumda konuşabileceklerimin arasında bu en önemlisiydi. Bu, en yerinde, en uygun olanlardan biriydi – sizin her yaratının sorumluluğunu tümüyle almanız.</p>
<p>Şimdi ben bunun her zaman kolay ya da her zaman doğru görüneceğini söylemiyorum, ama eğlence bu noktada başlar. Olan biten herşeyin – herşeyin – sorumluluğunu almaya başladığınız an, yaşamı farklı görmeye başlayacaksınız.</p>
<p>Bunu da söyledikten sonra, bize kalan son birkaç (birlikte olma) fırsatını dört gözle bekleyeceğim.</p>
<p>Ve öyledir.</p>
<p>Kırmızı Meclis’in varlıklarından Tobias, Golden, Colorado’da yaşamakta olan Geoffrey Hoppe tarafından sunulmaktadır. Tobit’in mukaddes kitabında bulunan Tobias’ın öyküsü, Crimson Circle sitesinde bulunmaktadır.<br />
www.crimsoncircle.com. Tobias materyelleri, bedelsiz olarak dünyanın her tarafında bulunan ışık işçileri ve Shaumbra’ya, Ağustos 1999 tarihinden beri sunulmaktadır. Bu tarih Tobias’ın, insanlığın yıkım potansiyelini aşıp, Yeni Enerjiye girdiğini söylediği tarihtir.<br />
Kırmızı Çember, Yeni Enerjiye geçiş yapacak ilk insan (kılığındaki) meleklerden oluşan küresel bir ağdır. Bu kişiler, yükseliş halinin sevinç ve zorluklarını deneyimlerken, diğer insanların da yolculuğuna, paylaşım, ilgi ve yol göstererek yardımcı olmaktadır. Crimson Circle’in sitesine her ay 50.000’in üzerinde ziyaretçi, son materyelleri okumak ve kendi deneyimlerini tartışmak amacıyla girmektedir.<br />
Kırmızı Çember her ay Denver, Colorado’da, Tobias’ın, Geoffrey Hoppe kanalıyla son bilgileri sunduğu yerde biraraya gelmektedir. Tobias, kendisinin ve Crimson Council’ın (Kırmızı Meclisin) diğer semavi varlıklarının, aslında insanoğlunun kanallığını yapmakta olduğunu bildirmektedir. Tobias’a göre, onlar bizim enerjilerimizi okumakta ve biz içimizde deneyimlerken, dışardan da bakabilmemiz için, kendi bilgilerimizi bize geri tercüme etmektedirler. Kırmızı Çember toplantıları herkese açıktır, ama LCV takdir edilir. Katılımı gerektiren hiç bir şey ve ödenmesi gereken bir aidat yoktur. Kırmızı Çember bolluğunu, dünya çapındaki Shaumbra’nın açık sevgisi ve bağışlarıyla sürdürür.<br />
Kırmızı Çemberin en yüksek amacı, insan melekler ve öğretmenler olarak, içsel spiritüel uyanış yolunu yürümekte olan kişilere hizmet etmektir. Bu hıristiyanlıkla ilgili bir misyon değildir. Tersine, içsel ışık, merhamet ve ilgi bulabilmeleri amacıyla, insanları senin kapına getirecektir. Kılıçlar Köprüsü’ndeki yolculuğuna başlayan bu kendine has ve değerli insan sana geldiğinde, o anda ne yapman ve öğretmen gerektiğini bileceksin.<br />
Eğer bunu okumaktaysan ve gerçek olduğunu ve bir bağın olduğunu hissediyorsan, sen gerçekten Shaumbra’sın. Sen insan (kılığında) bir öğretmen ve bir rehbersin. İçindeki tanrısallık tohumunun bu anda ve gelecek tüm zamanlar için çiçek açmasına izin ver. Hiç bir zaman yalnız değilsin, çünkü tüm dünyada bir ailen ve çevrendeki semavi boyutlarda melekler vardır.<br />
Bu metni lütfen ticari amaç olmaksızın ve bedelsiz olarak dağıtın.<br />
Lütfen bu bilgiyi, dipnotlar dahil bütünüyle kullanın. Tüm diğer kullanımlar, Geoffrey Hoppe, Golden Colorado’dan alınacak yazılı onayı gerektirir. Telif hakkı 2001, Geoffrey Hoppe, P.O.Box 7328, Golden, CO 80403.e-posta: tobias@crimsoncircle.com. Tüm haklar mahfuzdur.</p>
<h2>Sorular ve Yanıtlar</h2>
<p>TOBIAS MATERYALLERİ</p>
<p>Geri Dönüş Dizisi:<br />
ŞAUD 10: “Kullanıcı Tüm Sorumluluğu Kabul Eder”<br />
Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
2 Mayıs 2009<br />
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org</p>
<p>Ve öyledir. Müziği kısa kesmek istediğimden değil, ama çok soru ve az zaman var. Biz devam etmeye hazırdık ama sorulara geçmeden önce birkaç yorumda bulunmak istiyorum.</p>
<p>Önkoşul alanlarından biri: “Evet, kesinlikle, kendi yaşantımın yaratanı benim” dediğinizde, o sorumluluğu aldığınızda, başkalarını ya da kendinizin parçalarını suçlamaktan vazgeçip bu Varolma Noktasında kendi hayatınızın sorumluluğunu kesinlikle aldığınızda, ilginç bir tepki verebilirsiniz. Durup yaşamınıza bir bakıp, “Gördüğüm şeyden hoşlanmıyorum” diyebilirsiniz. Sanırım siz insanların bunu ifade eden, Sam’in de kullanmaya başladığı bir kelimesi var – “boktan.” (kahkahalar) Ha evet, zaman zaman çok kötü bir dil kullanabiliyor.</p>
<p>Böylece, diyebilirsiniz ki, “Gördüklerimden pek hoşlanmıyorum, ve burada kalmak istediğimden de emin değilim. Hiç iç açıcı görünmüyor. Ben herhalde iyi bir yaratan değilim, ve belki gitme zamanı gelmiştir. Belki ben sadece kendi küçük yaratılarımda tıkanıp kaldım. Belki bu, diğer herkesle ilgili değildir, belki de ben iyi bir iş çıkarmıyorumdur.”</p>
<p>Biz bu hissi bir dolu Şambra’da duyumsadık, ve ben şimdi bunu dile getirip diyorum ki, büyük kararlar almadan önce – biz elbette sizi burada görmekten her zaman mutlu oluyoruz – ama herhangi bir büyük karar almadan önce bir an  DURUN. Siz yaşamınızı ve yaratılarınızı standart çözünürlükte görüyorsunuz. Yüksek çözünürlükteki yaşama daha geçmediniz. Bu, gerçekten yaratan olduğunuzda ve sorumluluğu kabul ettiğinizde gelir. O enerjilerle gerçekten oynamaya başladığınızda – ki onlar çok oyunculdur – ve Yeni Enerjiyi buraya getirmeye başladığınızda, işte o zaman o yüksek çözünürlük türünden yaşantıyı sürmeye başlayacaksınız.</p>
<p>Böylece, zaman zaman iç açıcı görünmese de ya da siz kendinize sinirlenseniz de, bir an için durun, çünkü bir dolu yenilik gelmekte ve bu… o dışarda bekliyordu, ve siz gerçekten bir yaratan olarak yaşamaya hazır olduğunuzda gelecektir.</p>
<p>Gelecek ayki Şaud’umuzla ilgili bir not ekleyeceğim. Konuşmak istediğim şeylerden biri, kendinizi nasıl ve neden sabote ettiğinizdir. Başka birkaç noktayı da konuşacağız, ama ben size küçük bir – buna ne diyorlardı – küçük bir fragman sunarak, küçük bir önbilgi vererek, hayatınızda kendinizi  nasıl ve neden sabote ettiğiniz hakkında konuşacağımı söylemek istedim. Bu, ilerlerken anlamanız gereken o çok önemli noktalardan biri olacak.</p>
<p>Böylece, soruların bazısını alalım.</p>
<p>1.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Birçok açıdan iyi bir yaşantım var. Yakın zamana kadar parasal olarak oldukça dardaydım ama, diğerlerinden daha kötü bir durumda da değilim. Sadece, sanki hiçbir şey için herhangi bir tutkum yok gibi. Bize söyleneni biliyorum, ama herhangi bir tutku hissettiğimden bu yana yıllar geçti. Bu benim için bireysel bir durum mu, yoksa kolektif bir sorunun parçası mı? Biliyorum, kişi sadece bir seçim yapmıyordur, demek kolay, ama geçmişte, ben bir seçim yapmadan önce hep bir arzu duymuşumdur. Ama şimdi net arzularım yokmuş gibi görünüyor. Bu geçecek mi?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Ben yanıtlarımı kısa tutacağım, çünkü Cauldre ısrar ediyor.</p>
<p>LİNDA: Umarım.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Ve ben geçen ay konuştuklarımıza değineceğim. Tutku, farklı bir yerde. Ona farklı bir biçimde bağlan. Sen geriye gidip… kendi içinde hisset, ki için çok iyi, ama diyorsun ki, “Hani tutkum nerede?” Farklı bir yerden bağlantı kur. O kesinlikle orada. Çok, birçok tutku var, ve ben burada ayrıntılara girmek istemiyorum ama, onu farklı bir yerde bulacaksın. Böylece bu, ufkunu genişlet demenin de güzel bir biçimidir, çünkü o seni bekliyor. Sabırlı ol ve biraz fazladan nefes çalışması yap. Sen biraz sabırsız davranıyorsun. Teşekkür ederiz.</p>
<p>2.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Ben yeni web sitemi henüz bitirdim, ve adı da hearthealingtechnique.com, ve…</p>
<p>TOBIAS: Hearthealingtechnique.com’mu dedin?</p>
<p>2.ŞAMBRA: Evet! Öyle! (kıkırdar) Ve…</p>
<p>TOBIAS: Ben seni ufaktan desteklemeye (reklamını yapmaya) çalışıyorum.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Ben bu ay burada sahneye çıkıp (yaptıkları işleri vs duyuranların) arasında bulunmak istedim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Ama yarattığım bu değil. Benim sana sorum, ben… aslında iki sorum var. İlk sorum bununla ilgili. Hâlâ, istediğim şeye sahip olmada beni engelleyen eski kokuşmuş bir programım mı var?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Bu mükemmel bir soru, çünkü yaşamını yaratmakla, küçük kararlar almak ve beklentilere sahip olmak arasında büyük bir fark vardır. Bu web sitesinin enerjisel olarak birçok açıdan başarılı olmayacağını kim söyleyebilir ki? Bu, bu sahneden yaptığın duyuruya bağlı değildir.</p>
<p>Bu, başka insanları da içeren yaratılarına beklentiler yüklediğin zaman sorun oluyor, ve sen burada birçok insanı (işin içine) kattın. Yani sen demeye çalışıyorsun ki… sen bunu düşlemek istiyorsun, ya da istediğin budur, ama – o dersleri yaptığımız sıralarda söylediğimiz gibi – resmini geniş bir fırça darbesiyle boya. Ayrıntılar için kaygılanma – “Sahnede duyurusu yapılacak mı? Ya da, bu insan gelip de benden bir randevu alacak mı? Ya da, o belli finansmanı alabilecek miyim?” bunu çok geniş tut, hatta o kadar geniş olsun ki, kaç kişinin web siteni ziyaret ettiğinin bile önemi kalmasın.</p>
<p>Sen bir yaratı ortaya çıkartıyorsun. “O web sitesi başarılı olacak mı?” gibi beklentilerden kurtul, çünkü o web sitesinin bile ötesinde olan bir şey var, anlıyor musun. Yani sen beklentilerini o belirli yaratıya yüklüyorsun ama, bu yanda, senin kör noktanda, web sitenden ortaya çıkan başka bir şeyi – daha büyük bir potansiyeli ve çok daha, nasıl diyorsunuz, kapsayıcı ya da ruhsal benliğini doyurucu bir şeyi – görmüyorsun. Ve bu, hepiniz için iyi bir derstir. Ayrıntılara kapılmayın ve beklentilere kapılmaya başlamayın, özellikle de başka insanlar işin içindeyse.</p>
<p>Gerçek bir yaratan olarak, bir yaratıyı ortaya çıkarmanın tüm çevrenizde başka şeylerin yaratılmasına da yol açtığını, anlamaya başlarsın. İşte o zaman eğlenceli olmaya başlar, ve Adamus’un birçoğunuzla gideceği yön de tam anlamıyla budur, yani yaratının gerçekten, gerçekten nasıl çalıştığının anlaşılması. Böylece sana da şunu önereceğim, o kör noktana bak, çünkü bunun bir sonucu olarak orada başka şeyler oluyor.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Ah, teşekkür ederim. İşte bu iyi bir haber. İkinci sorum çok kısa. Kızımla ilgili. Ben Yeni Enerjiyi seçiyorum, ve o Eski Enerjide kalmayı ve doktor önerisi olmadan kendi kendine ilaç ve alkol almayı seçiyor.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Böylece ben, bunda bir değişim potansiyeli görüp görmediğini bilmek istedim.</p>
<p>TOBIAS: Herşeyden önce, senin onu kesinlikle onurlandırmanı isteyeceğim. Bu şaşılası bir yaratı – varlığın kendisi ve çevresindekiler için her zaman pek eğlenceli olmasa da, inanılmaz bir yaratı. Bu, yıllar önce söylediğimiz bir şeydi, insan biçiminde olup da uçlara giden ve ne kadar aşırıya kaçabileceğini görmek isteyen; karanlığın derinliklerine dalan ve onun ne kadar derin olduğunu görmek isteyen melekler vardır. Bu, onların yolculuğunun bir parçasıdır, kesinlikle. Yanlış bir sapak değildir. Bazen de çok kasten yapılır, ve ben senin yaşamlar kitabına göz attığımda, senin de bunu birkaç kez yaptığını görüyorum. (kahkahalar)</p>
<p>Ama burada önemli olan, senin kendi dengeni ve egemenliğini koruyabilmendir, çünkü bu, kızın (içinde bulunduğu durumdan) çıkmaya karar verecek olursa ya da karar verdiğinde, onun için bir cankurtaran halatı olacaktır. Sen o Bayrak ve dengeyi koruyan kişi olacaksın. Böylece, kesinlikle… ben senin onu kesinlikle aramanı, eve gidip ya da her neredeyse onu görmeni, ve ona ne inanılmaz bir yaratan olduğunu söylemeni istiyorum.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de.</p>
<p>3.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Şu grip (çvr.domuz ya da H1N1 gribi) meselesi nedir? Tetikleyici olarak neden Meksika, ve bundan sonra ne olacak? Dikkate almamız gereken bir şey var mı?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Kırmızı Çemberdeki son Şaudlarından birinde Adamus buna değinmişti, dünyada neler olacağından konuşurken, finansal bir erimeden, politik karmaşadan, sokak savaşlarından ve bu tür şeylerden söz etmişti. Bu yaygın hastalığa da değinmişti. Ve bu, bu arada, bu hastalık en büyük olanı değil. Bu küçük olanı. Peki bununla neler oluyor… o yayılacak ve kendi işini görecek, peki ne yapacak – ki hepiniz bunu biliyorsunuz, size yanıtı vermem gerekmiyor – o farkındalık oluşturuyor.</p>
<p>Hükümetleri ve medyayı ve tıp topluluğunu farketmeye yönlendiriyor, çünkü bir ve herhalde iki çok yaygın hastalık daha ortaya çıkacak… bu ille de grip olmak zorunda değil, ama grip, bu tür şeyleri yaymanın iyi bir yoludur. Bu… fiziksel bir virüs olduğu kadar, bir bilinç virüsüdür de. İnsanları hasta ettiği kadar, bilinci de değiştirir. İnsanlar bunu bu şekilde yapmayı seçiyor. Oysa bu şekilde olması gerekmez, ama yine de dünyayı değiştiriyor.</p>
<p>Peki neden Meksika’da başladı – çünkü, Meksika’ya kusur bulduğumuzdan değil, ama orada zayıflıklar vardı. Ama Meksika’da ilginç bir dinamik var. Orada bazı çok meydan okuyan enerjiler var, ki bunu biliyorsunuz – kokuşmuşluk, şiddet, nefret – ama karşı koyan bir enerji de var… hadi buna karşı koyan demeyelim, ama çözüm isteyen başka bir enerji var. Ve böylesi, çok fazla ülkede görülmez. Yani (ülke) çok negatif olabilir, ama dengeyi ya da bir yol yaratacak şeye sahip değilsinizdir. Böylece, özellikle Meksika’da bulunup da çalışmasını gerçekleştiren Şambra ve ışık işçileri, orada meydana gelen değişim potansiyeline aslında sizler neden oluyorsunuz.</p>
<p>Böylece şu anda bu grip dünyada yayılırken, ki yayılmayı da sürdürecektir, şunu göreceksiniz; bu grip, hastalığa ve insanların ölümüne neden olmaktan çok, medyanın ve hükümetlerin dikkatini çekecektir, çünkü bir sonraki (salgına) hazırlanıyor ve ondan sonra bir tane daha olması da olası. Bu nedenle, derin bir nefes al ve onu kutsa, ve o yapması gereken şeyi yapıyor.</p>
<p>4.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Ben çok zorlu bir yıl geçirdim. 23 yaşındaki oğlum bir yıl kadar önce öldürüldü, ve ben epey bir ruhsal arayış içine girerek anlamsız bir şeyden anlam çıkarmaya çalıştım. Aslında ruhen  çıldırıyordum. Bilirsin, ölümden sonra yaşam olduğuna inanmak istiyorum ama, hiçbir yere varamıyorum, hiçbir şeyle bağlantı kuramıyorum, herhangi bir işaret göremiyorum. Benim sana sorum şu, neden… bilirsin işte, bu yaşamda yapmak istediği onca şey varken, oğlum neden bu kadar genç öldü? Ve eğer şimdi başka bir yerdeyse, ne yapıyor? Bilirsin, ben ölümle herşeyin bitip bitmediğini,  ölümün ötesinde bir şeyin olup olmadığını sorguluyorum.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Şimdi ben sana sorayım. Neden oğlunun o yoldan gittiğini düşünüyorsun… hayır, hissediyorsun, biliyorsun?</p>
<p>4.ŞAMBRA: Bilmiyorum.</p>
<p>TOBIAS: Kaza mı yoksa seçim mi?</p>
<p>4.ŞAMBRA: Bu bir kazaydı.</p>
<p>TOBIAS: Öyle miydi?</p>
<p>4.ŞAMBRA: Evet.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten mi?</p>
<p>4.ŞAMBRA: Bildiğim kadarıyla öyleydi.</p>
<p>TOBIAS: Ben senden, sadece yüzeyde görünene değil, ama ruhtan gelene bir bakmanı isteyeceğim. Ve biz bunu söylerken, oğlun ruhsal bir düzeyden seninle iletişim kurmaya çalıştı, ama senin kendi kederin ve kendi öfken buna engel oluyor, ayrıca sen önceleri baktığın biçimde ona bakmaya çalışıyorsun, oysa o şimdi farklı.</p>
<p>Bu bir seçimdi. Türlü nedenlerden ötürü mutlak bir seçimdi. Bir yanlışlık ya da bir kaza değildi. Yani sana gerçekten meydan okuyan şey şudur, bunu kabul edebilir misin? Bir ruhun bu seçimi yapmış olmasını kabul edebilir misin?</p>
<p>Biliyor musun, ruhsal düzeyde, ya da tanrısal düzeyde, adına her ne demek istiyorsan, tüm bu insan düzeyinin kargaşası fazla bir fark yaratmaz. Ruh, yaşam ya da ölüm diye bir şeyin kesinlikle olmadığını  bilir. Bir ayırım yapmaz. O sadece vardır. İnsan ise, bir şeyin fiziksel bedeni bırakıp da genellikle daha doğal biçimine – fiziksel-olmayan biçime – geri dönmesini ölüm olarak algılar. Ama ruh buna yaşam ve ölüm olarak bakmaz. O bunu deneyim olarak görür.</p>
<p>İnsanlar buna yaşam ve ölüm olarak, çok acı bir durum ve zorluk olarak bakmak eğilimindedir, çünkü – ve sen şimdi bundan hoşlanmayabilirsin ve birçok Şambra da hoşlanmayabilir – çünkü bu bir dramdır ve bir oyundur ve oynaması eğlencelidir. Ve bu oyunları oynamak, ki bunlara depresyon ve öfke ve şiddet gibi oyunlar da dahildir – ve bunu özel olarak seni kastederek değil de genel olarak insanlık için söylüyoruz &#8211; çok çarpık bir biçimde, çok garip bir biçimde insanlığa hayatta olduğunu, canlı olduğunu hatırlatır. Ama ahlâksızlık ve acı ve keder kadar, sevinç ve mutluluk ve genişleme de canlı ve burada olduğunu hatırlatır. Ama ne yazık ki – gerçi ne yazık değil, ama sanırım bu böyle – birçok insan dram türü şeylerin kendilerini canlı hissettirmesine izin veriyor.</p>
<p>Yüzeydeki şeyler sana ne söylerse söylesin, burada bir yanlışlık yoktu. Ve senin tanımlayacağın şekilde bir ölüm olmadığı gibi, aslında yaşam da yoktur. Oğlun iyi. O iyi. Senin çevrende dolanıp durdu ama sen yanlış yere bakıyorsun. Ve o seninle deneyiminin güzelliğini paylaşmak istiyor. Bunu seninle paylaştı, ama sen buna bakmak istemiyorsun. Böylece şu anda o ve ben sana soruyoruz, neden bu şekilde devam etmeli? Neden kederden ve mutsuzluktan geçmeli? Bu aslında ona ağır geliyor, ve kendi hiç de öyle hissetmiyor.</p>
<p>Ve tekrarlıyoruz… Cauldre, konuşmamızın gidişatından çok rahatsız oluyor, ama olsun; bu da onun oyunu, benim değil (kahkahalar) … oğlun şu anda gülüyor. O burada seninle birlikte, çünkü bu, onun seninle bir bağlantı kurmasını sağlayan ilk fırsatlardan biri. Gülümsüyor ve gülüyor, ve sen diyorsun ki, “Ama ölülerle ve böylesine travmatik bir şeyle bunu nasıl yaparsın?” Oysa o kadar da travmatik değil. Bu bir seçimdi. Onun iyi olduğunu – kesinlikle iyi olduğunu – kabul edebilir misin? Bunu kabul edebilir misin?</p>
<p>4.ŞAMBRA: İşin zor kısmı da bu zaten. (kıkırdar)</p>
<p>TOBIAS: İşin zor kısmı bu, ama en azından gülüyorsun.</p>
<p>4.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz. Ve bırak oğlun gelsin ve seninle konuşsun.</p>
<p>5.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Tobias, inançlarımızın fiziksel iyilik halimizi etkilemede oynadığı rol benim biraz kafamı karıştırıyor. Diyelim ki, başı ağrıyan iki kişiye benzer görünümde haplar verilsin ve her iki kişiye de hapların ağrı kesici içerdiği söylensin. Gerçekte ise haplardan biri şekerli bir plasebo (ilaç gibi verilen etkisiz madde) olsun, diğeri de siyanür zehiri içersin. Her iki kişi de, bu haplarla baş ağrılarının geçeceğine inanıyor. Şekerli hapı yutan kişinin baş ağrısı belki geçecektir, çünkü ağrı kesici aldığına inanacaktır. Ama öbürü, ağrı kesici aldığına tümüyle inansa da büyük bir olasılıkla ölecektir…</p>
<p>LİNDA: Aslında ölürse, ağrı kesici (inancı) işe yaramış olacak. (gerek izleyicilerden gerekse Tobias’tan gelen yoğun kahkahalar) Bunu görmeden önce bu soruyu üç kez okudum.</p>
<p>5.ŞAMBRA: (Linda okumayı sürdürür): Bu durumda inançlar gerçeklik yaratımını nasıl etkiler?</p>
<p>TOBIAS: Kesinlikle. Daha iyisini söyleyemezdim! (kahkahalar) Çünkü insanlar inançlarına inanmıyorlar, sebep bu. Çünkü bir insan gerçekten kendine ve yaratılarına inanıyor olsaydı, kendi içinde tümüyle merkezlenmiş ve bedeni de odaklanmış olsaydı, benzin içmiş ya da su içmiş, fark etmezdi. Beden, onun için uygun olmayan şeyleri ortadan kaldırmayı ya da onlardan kurtulmayı kesinlikle bilir. Kendini nasıl tamir edeceğini ve yenileyeceğini, uzuvları yeniden oluşturmayı ve bu tür şeylerin hepsini bilir.</p>
<p>Ama şu anda olan şudur; inanç sistemleri öylesine zayıflamıştır ki, artık inanç sistemlerine inanç da kalmamıştır. Böylece siyanür gibi şeyler kişiyi etkiler hale gelmiştir, çünkü insanlar, siyanür denen bu bileşime yerleştirilmiş olan inancı kabul ediyorlar.</p>
<p>Yani şunu demeye çalışıyoruz, inanç sistemleri çok önemlidir, ve sahip çıkan olarak, egemen, mutlak varlık olarak, inanç sistemlerinin sana karşı iş görmesini değil, senin için çalışmasını, sana hizmet etmesini sağlayabilirsin. En büyük varlıklar da – yükselmiş üstatlar – inanç sistemleri geliştiriyorlar ve geliştirmişlerdir, ama bunun sadece bir oyun olduğunu bilirler. Onu her an yaratabileceklerini ve yok edebileceklerini bilirler. Onlar inanç sistemlerini, tıpkı sizin kağıt para kullanmanız gibi kullanırlar.</p>
<p>6.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Tobias, bir sorum var. Babam öldüğünden beri yaşantımda sürekli bir şeylere tosluyorum, sanki babam beni mutsuz etmek için hayatıma hep duvarlar örmüş gibi hissediyorum. Merak ediyorum, eğer bu mümkünse, bu tümsekler ne zaman yok olacak da yaşantım yeniden mutlu bir hal alacak?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, evet, burada epey bir manipülasyon olmuş ve bir dolu da çok zorlu, meydan okuyan enerji var. Biz bunun içinde çokça karanlık görüyoruz – ve bu senden geliyor, babandan değil. Bu karanlığın babandan geldiği bahanesini kullanarak kendini cezalandıran sensin. Ha, onun enerjileri de biraz etrafta dolanıyor ama, seninkiler kadar yıkıcı hiç değiller. İşte bu, gelecek ay üzerinde konuşacağımız şey – kendini sabote etmek; ve sen buna güzel bir örneksin.</p>
<p>Şunu saptamak durumundasın: bunun nedeni baban değil, çünkü sen tüm gücü – buna onun bir veçhesi diyebilirsin &#8211; ona teslim ediyorsun, ama aslında o veçhe gerçekte sensin. Bunu ona veriyorsun. İkincisi de, seni şöyle söylemeye davet ediyorum, bunu kendine neden yapıyorsun? Bu işte o sabotaj meselesidir. Bu önümüzdeki ay boyunca bunun üzerinde derin derin düşünmeni isteyeceğiz ve bir dahaki sefere bu konuyla ilgili daha fazla şey söyleyeceğiz, ama bunu kendine neden yapıyor olabilirsin? O gücü neden bir başkasına, aslında sen olan bir başkasına veriyorsun, onun seni sabote etmesine neden izin veriyorsun? Soruyorum sana, seni geri tutan nedir?</p>
<p>6.ŞAMBRA: Çekirdek (ana) sistem.</p>
<p>TOBIAS: Çekirdek sistem, biz bu konuyu gelecek ay ele alacağız. Ama bu… ah, burada bir dolu sorun var, ama bunlar Şambra’nın ortak sorunları – öz değer eksikliği gibi… işte büyük sorunlardan biri: Bir yaratan olarak gerçekten özgür olursan – aslında, başkaları için değil de kendin için yaratmayı seçtiğiniz şeyleri epey bir yaratabiliyorsun – gerçekten çok kötü bir şey yapacağını hissetmek, çünkü bunu yaptın. Hepiniz yaptınız. Bunu yaptın ve kendine dedin ki, “Asla, asla tekrar böyle bir şey yapmayacağım.” Ve şimdi elinde bir yemin var, ve bu, yeminle yaratılan bir veçhedir, ve sen, yeminini bozana kadar, yeminini bırakana kadar da bunu tekrar yapmayacaksındır. Ama bu yemin şu anda senin adına iş başında. Onu sen yarattın, o da sana hizmet ediyor. Ellerinin ve dizlerinin üstünde hizmet ediyor – “Bunu bir daha hiç yapmayasın diye hayatını zindan edeceğim” diyor, anlıyor musun?</p>
<p>Böylece derin bir nefes al, ve o yemini ne zaman bozacağına karar ver. Bırak onu gitsin. Bu Yeni Enerjide… ben burada fazla abartmak istemiyorum ama, bu Yeni Enerjide neredeyse yanlış bir şey yapamazsın. Başka bir deyişle, o sana geri gelecektir. Bu harika öğretinin bir kısmını alıp da onu Kara Büyü olarak başkalarına karşı kullanmaya karar versen bile, işe yaramayacaktır. Bu, eskiden iş görürdü, şimdi görmeyecektir. Onun için, yanlış bir şey yapacağım korkusunu aş. Sadece yap. Teşekkür ederiz.</p>
<p>7.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Selam Tobias. Herşeyden önce, ben 19 yaşındayım ve protestan bir Hıristiyan olarak yetiştirildim, ve ben daha yeni yeni bundan uzaklaşıp kendi yolumu bulmaya çalışıyorum. Ve annemle babam bunu yapmamı istemiyor, ve onlar ….. (kahkahalar) ben bunda zorlanıyorum ve onlar anlamıyorlar. Kendi yolumu bulmam için beni özgür bırakmıyorlar. Yani sana şunu soruyorum, bunun pekâla olduğunu ve benim kendi yolumu bulmam gerektiğini anlamalarını sağlayabilmek için ne yapmam lazım? Ve… evet, benim sorum bu.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, mükemmel…</p>
<p>LİNDA: (araya girerek) Evden taşın! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>7.ŞAMBRA: Taşındım zaten!</p>
<p>TOBIAS: Mükemmel. Ve bu arada, senin burada olmanı ve sorunu takdir ediyoruz, ve senle ben geçenlerde bazı şeyler hakkında konuştuk. Bu sorunun bir bölümü de senin kendini geri tutmandan kaynaklanıyor. Pek emin değilsin, çünkü bu, epey bir rahatlıktan vazgeçmek anlamına geliyor. Ayrıca şöyle öyküler de duydun, aile ocağından ayrılacak ya da belli bir inanç sisteminin dışına çıkacak olursan, dışardaki bir dolu karanlık enerji seni ayartacaktır. Yani sen kendini biraz riske atıyorsun ama, bir yandan da o güvenli alanın orada olduğunu biliyorsun – çünkü annen ve baban senin için bir güvenli alandır, gerçekten de.</p>
<p>Senden yapmanı isteyeceğim ilk şey, onları sahip oldukları inançlar için onurlandırmandır. Mutlak onurlandırma, ve bunu bir dereceye kadar yaptığını biliyorum, ama senin yaşında olmanın nasıl bir şey olduğunu da biliyorum. Gerçi birkaç bin yıl oldu ama yine de biraz hatırlıyorum (kahkahalar). Ve biliyorum, onları aştığını hissetmeye başlıyorsun, ki bir anlamda aştın da. Ama onların inançlarını onurlandır. Bu sana, gerek kendin gerekse onlar hakkında daha iyi bir anlayış sunacaktır. Ve sonra temelde, ki bunu dobra dobra söylüyorum, onların senin inançların için yapabilecekleri hiçbir şey yok. Onlar neyse odur. Ama sen onları ne kadar onurlandırırsan, onlar da giderek seni onurlandıracaktır. Enerji bu şekilde iş görür.</p>
<p>Sen kendin için – şimdi bakıyorum da, çünkü sen bakmama izin veriyorsun, senin oluşturduğun yaşam yoluna bakıyorum; ayrıntılara değil de nereye genişlemeyi seçtiğine – ve sen kendin için çok güzel bir yol çizmişsin, öyle ki, gelecek yılların keyfine varacaksın. Bu son tümden onurlandırmayı, tümden şefkat duymayı bir kez gerçekleştirdiğinde, öyle bir dolu meydan okumalardan ve zorluklardan da geçmeyeceksin. Ve bu arada, kimse bir başkasının inançlarını ya da bilgeliğini ya da eğitimini ya da bilgisini elinden alamaz. Yani kimse bunu zaten kimsenin elinden alamaz. Teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: Burada olduğun teşekkür ederiz, Steven.</p>
<p>8.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias.</p>
<p>TOBIAS: Merhaba.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Şu son aylarda çok derin bir kriz yaşadım, belirli bir nedeni de yoktu. Aslında çok ayrıcalıklı bir yaşantım var. Ama sanki içim dışıma çıkarak eriyip gitti ve ben büyük bir boşluk deneyimledim ve herşeye karşı ilgimi kaybettim, ve çok derin bir ıstırap vardı, sanki bunaltıcı bir ıstırap. Böylece benim ilk sorum, yani anlamam için, bu neydi, özellikle de o ıstırap kısmı?</p>
<p>TOBIAS: Önce bunu yanıtlamama izin ver. Biz bundan Sedona’da söz etmemiş miydik?</p>
<p>8.ŞAMBRA: Ettin, ve ben bunu hatırlıyorum, ama senin Şambra’ya değil de ışık işçilerine konuştuğunu ummuştum. (izleyicilerden ve Tobias’dan gelen yoğun kahkahalar) Ve sen bunun kısa olacağını söylemiştin ama sonsuzluk gibi gelmişti. Uzundu.</p>
<p>TOBİAS: Eh, görünen o ki, sen Sedona’da bana inanmışın, ve ben herkese konuşuyordum. Üstelik, herkesten çok da herhalde Şambra’ya konuştum, o çok, çok zor spiritüel krizden geçmekten söz ettim, tam da herşeyden geçtiğinizi düşündüğünüz sırada ve tam da yere indiğinizi hissettiğiniz ya da kendinizi çok topraklanmış hissettiğiniz anda, bunun yine olmasından söz ettim. Ve bunun ne kadar sert vurduğundan – çok, çok sert. Sizi mutlak derinliklere çektiğinden, ve anahtar da budur. Sizi mutlak derinliklere çekmesi. Seni, kendini daha önce açmadığın, daha önce uğraşmadığın en derin bölgelere çeker, ve bu oldukça korkunçmuş gibi hissedilebilir. Ölümden de betermiş gibi hissedilebilir, ki bunu biliyorsun.</p>
<p>Böylece, bunu kendine sen verdin ve artık arkanda kaldı. Sen hâlâ – nasıl söylesek – ondan iyileşiyor ve şifalanıyorsun, ama arkanda kaldı. Bu konuda rahatlayabilirsin. Kişisel olarak buna benzer bir şeyden tekrar geçmeyeceksin.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Bu ne büyük bir nimet, çünkü ikinci sorum…</p>
<p>TOBIAS: Ama bu, bu arada, seni aynı zamanda harika bir öğretmen kılıyor, ve ben seni bunun daha fazlasını Şambra ile, genel olarak ışık işçileriyle paylaşman için yüreklendiriyorum, çünkü, bildiğin gibi, sen iyi bir öğretmensin ve çıkıp bu şeyleri gerçekleştiriyorsun, ama şimdi bir de içinde o deneyime sahipsin.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Tamam. Ve ilerlemek amacıyla, bilmem gereken en önemli şey nedir?</p>
<p>TOBIAS: Ben bu noktada cüretkâr bir bildiride bulunacağım, ve Cauldre bilgimi kontrol ediyor. Ama gerek yok, çünkü ben çok açık olabilirim. Ve bu kulağa öyle çok metafiziksel gelmeyebilir ama, bir hamleden söz ediyorum. Bir hamle. Fiziksel. Ve ben bunu pek de söylemem. Genelde tam tersini, ya da en azından insanlara farketmediğini söylerim, ama senin durumunda bir hamleden söz ediyorum. Ve biz, sen ve ben, daha sonra konuşabiliriz…</p>
<p>8.ŞAMBRA: Daha sonra.</p>
<p>TOBIAS: Evet.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Elbette.</p>
<p>LİNDA: Teşekkürler.</p>
<p>9.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam. Bugünkü herşey için teşekkürler. İçimdeki birçok ve birçok ve birçok tele dokunan harika şeyler söyledin. Ve ben neredeyse bugün gelemiyordum, demek bunun için gelmişim. Ama benim için çok, çok önemli olan bir şey var, iki küçük oğlan çocuğu. Ben, onları korumak ya da onlar için daha iyi bir yaşamı güvence altına almak konusunda, umarım, çok güçlü adımlar attım, ve bu nasıl gidecek?</p>
<p>TOBIAS: Pek iyi değil. Bunun peşinden gitme tarzın yüzünden.</p>
<p>9.ŞAMBRA: Öyle mi?</p>
<p>TOBIAS: Evet ya, fazla… bugün Kral Arthur hakkında konuştuk, öyle değil mi?</p>
<p>9.ŞAMBRA: Hııı.</p>
<p>TOBIAS: Ve Kral Arthur’un kendinin ve kendi tanrısallığının sorumluluğunu alması hakkında. Ama onu yıkan, diğer herkes için de sorumluluk almaya çalışmasıydı.</p>
<p>Şimdi biliyorum, bu çok zor, çünkü sen bu varlıklara, Dünya’ya getirdiğin ve sorumlu olduğun varlıklar olarak bakıyorsun, ama burada çok fazla koruyuculuk enerjisi var ve yeterli… bu onları boğuyor ve seni de yıpratıyor. Onlara, senin çocukların olarak bakma. Onlara artık küçük çocuk olarak bakma. Onlar, tıpkı senin gibi, olgun ruhsal varlıklardır. Bir tanesinin senden daha fazla hayatı oldu ve aslında bazı açılardan ebeveyin o olmalıydı.</p>
<p>Taşıdığın o ağır yükün bir kısmını salıverdiğinde, onların kim olduğunu gerçekten görebileceksin. Onların korunmayı gereksinmediğini ve yaşamlarına biçim vermene de ihtiyaç duymadıklarını göreceksin. Onlar, ruhsal tutkularının senin tarafından cesaretlendirilmesini gereksiniyor. Onların esinlenmeye, motivasyona, cesaretlendirilmeye ve herşeyden çok, senin sağlamadığın, o güvenli alana ihtiyaçları var. Şu anda bir güvenli alana sahip değiller. Böylece ben senin bu faktörlere bir göz atmanı istiyorum, ve bu, oluşmuş çok ağır enerjilerin büyük bir bölümünü özgürleştirecektir.</p>
<p>9.ŞAMBRA: Tamam, teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: Kısa tutabileceksen birkaç soru daha alalım.</p>
<p>TOBIAS: Ben iyi durumdayım. Sadece 19 Temmuz’a kadar zamanım kaldı, yani… (kahkahalar)</p>
<p>10.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Selam Tobias, ben Kral Joep. Hani Ocak’ta dünya çapında hava durumlarından söz etmiştin, ve biz o zamandan beri dünyanın her yanından beş kişilik bir grup olarak biraraya geliyoruz. Sanal alemde küçük bir güvenli alan yarattık ve orada fikirlerimizi paylaşıyor, birbirimizle konuşuyoruz. Her birimiz kendi uzmanlığını paylaşıyor, ve bunlardan biri de hava durumuna astrolojik açıdan bakmak, yani hava durumu için astrolojiyi kullanmak, ki bu benim için oldukça yeni bir şeydi, ama içimizden biri bu konuda gerçekten iyi. Bir diğeri de doğa ruhları, hava devalarıyla çalışmak, iletişim kurmak. En başından beri, bir web sitesi kurmak fikri de vardı. Bunu daha gerçekleştirmedik, çünkü bir anlamda hâlâ kendi içimizde enerjiyi yapılandırıyoruz. Ama ben senin bu konudaki bakış açını ve bunu bir sonraki düzeye nasıl taşıyabileceğimiz hakkında önerilerinin olup olmadığını bilmek isterdim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de, var. Ve burada gelişmekte olan çalışma – doğru yönde ilerliyor, ama kendi birkaç yorumumu da katayım. Bir tanesi, rekorlar kırılırken şeylerin izini sürmektir, çünkü yararlı olacak bilgilerden bazısı da şudur, bu, bir hava yılıdır, özellikle de dediğim gibi, yılın ikinci yarısında. Ama aynı zamanda haber olan olayları, meydana gelen şeylerle ilgili haberleri de havayla birlikte izlemeye başlayın.</p>
<p>Şimdi, gerçi doğrudan bir ilinti yoktur – başka bir deyişle, olayın olduğu günkü hava durumuyla (olay arasında doğrudan bir ilinti yoktur) – ama siz bir kalıbı ya da düzeni görmeye başlayacaksınız. Yani bir zaman çizelgesi hazırlayın ve o günlerde meydana gelen şeyleri çizmeye başlayın. Örneğin, bir haber olayı ile bir deprem arasındaki, ya da dünyada olan bir şeyle, bu grip salgını gibi, ve hava koşulları arasındaki direkt ilintiyi görmeye başlayacaksınız. Ve yeterli veri topladığınızda bunu doğrulayabilecek ve neredeyse, birçok durum için olaylarla hava durumu arasındaki direkt ilintiyi kanıtlayabileceksiniz.</p>
<p>Bunun daha derinine inen adım ise, bilince bir göz atmaya başlamanız olacak. Şimdi bu daha zordur, çünkü daha Dünya’da bir bilinçmetre yok, ya da güvenilir olanı yok, ama bilinci test etmenin kendi genel yollarınızı kullanın, örneğin – buna ne diyorsunuz – kas testi yoluyla ya da bu tür şeylerle, bu, bilincin nerede olduğunu anlamanıza yardımcı olur.</p>
<p>Siz bu olağanüstü şeyi göreceksiniz, çünkü bilirsiniz, birçok bilim adamı hava durumunun önceden bilinemez ya da karmaşık olduğunu söylüyor, çünkü onu neyin harekete geçirdiğini anlamıyorlar ve arkasındaki güçleri de anlamıyorlar.Yani, evet gerçekten, buna bakmaya başlayın. Manyetik kutupların hareketlerine ve ayrıca, şu anda Dünya’nın yerçekimi enerjilerindeki sapmalara ya da değişikliklere bakın. Bunların tümünü bir kez biraraya getirmeye başladınızmı, resmi çok net göreceksiniz, ve bu (verilerden) şaşırtıcı bir kitap ya da kitaplar, inanılmaz atölye çalışmaları ve tartışmalar ya da videolar ya da her neyse çıkacaktır, çünkü bu aslında birçok insanın duyumsadığı bir şeydir. İnsanlar biliyor, biliyor da, onu nasıl ölçeceğini bilmiyor, ve bu, büyük ölçüde sizin yaptığını şeydir.</p>
<p>Astrolojinin de bir rolü var ama yalnızca bir dereceye kadar. Ve şu anda birçok olayda astrolojinin sorunu, Eski Enerji formülleri kullanmasından kaynaklanıyor. Yeni Enerji ya da daha yüksek bilinçli bir insan için astrolojiyi kullandığınız zaman, başka değişkenleri de eklemeye başlamanız gerekecektir. Şu anda astrolojinin biraz etkisi olsa da, hava durumunun arkasında yatan itici güç değildir. Bu (itici güç), bilinçtir. Teşekkür ederiz.</p>
<p>11.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Ocak ayında, üst-ruhun bazı durumlarda kendi yaralı veçhelerini reddettiğini ve gücendiğini söylediğinde, büyük bir rahatlama hissettim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de.</p>
<p>11.ŞAMBRA: Ve sonra Mart’ta bu konuya tekrar değindin ve dedin ki, seçimi yapan insandır ve ruh insanın seçimini onurlandırır, ve eminim, alınan kararların birçok çeşidi vardır. Ama senin, benim o belirli sorunum hakkında konuşmanı istiyorum, yani o seçimi bir insan olarak yapan ben miydim, yoksa ruhum mu? Ve bunun – benim kişisel seçimimin – içine dönsün diye ruhu bir kozada bırakarak dualiteye geldiğimizde oluşan terk-edilme-travmasını kitle bilincine getirmekle bir ilgisi olup olmadığını merak ediyordum.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Bunu çok basit tutmaya çalışacağım, ve bu konu, üzerinde uzun, çok uzun bir süre konuşabileceğimiz bir konudur. Ama… hadi öyküyü bir kenara koyalım ve bunu Ruh ve sen olarak ele alalım. Tanrı kaynağı ya da özü, ona her ne demek istiyorsan, temelde sana – seni doğurdu, sen Ruhsun – ama sana seni oluşturan benzersiz bir kimlik verdi ve dedi ki, “Çık git. İstediğin şeyi yap. Eninde sonunda benimle aynı olduğunu keşfedeceksin, ama sen benzersizsin. Aynı yaratıcı yetilere sahipsin. Ben asla senden daha yüksek bir yerde olmayacağım.” Bunu söyleyen Ruh’tur, ve ben elbette fazla basite indirgiyorum. “Sen aynı yeteneklere sahipsin, ve benden farklı olarak sahip olduğun şey, kendi deneyimlerini toplamandır, ve ben onları hissedebilsem de ve bilsem de onlar eşsiz bir biçimde senindir.” Yani Ruh, “İstediğin herşeyi yapabilirsin” dedi.</p>
<p>Sen de çıktın gittin, ve bir noktada, birçokları gibi, Ruh’u reddettin ve şöyle dedin, “Tanrı öldü” ya da “Tanrı yoktur” ya da “Tanrı’dan nefret ediyorum.” Şimdi, sen bunu söylediğin anda Tanrı yok oluverir, çünkü Tanrı mutlak bir şefkat içindedir ve seçtiğin herşeye yanıt verir, ve sen (bu durumda) Tanrı’nın olmadığını söylemeyi seçiyorsundur. Eğer Tanrı’ya kızgınsan, Tanrı da seninle birlikte oynayacak ve kızgın olmana izin verecektir. Ve Tanrı şöyle bir rol oynayarak, “Evet, ıstırap çekesin diye bu sefil yaşamı senin için ben yarattım; bana kız” diyecektir.</p>
<p>Aynı şey, ruhsal benliğin ile insan benliği dediğin şey arasındaki ilişki için de geçerlidir, yani yüksek benliğine kızdığını ya da sinirlendiğini ve terk edilme sorunlarının olduğunu söylemek. “Eğer benim ruhum varsa, bir canım varsa, şimdi nerede? Lanet olsun, onu çağırıp durdum.” Ve o da seninle birlikte oynar ve der ki, “Tamam, bir süre gidip saklanacağım.” Görüyor musun, o hep burada, ama oynanan bu güzel, harika oyun deneyimi var.</p>
<p>Yani aslında tam anlamıyla, insan benliği olarak algıladığın şeyle ruhsal benliğin arasında bir ayırım yoktur. Ama bu ayırım – o terk edilme sorunu ve diğer herşey – yaratılmıştır, ama sonuçta farketmez, çünkü sen olduğun sensindir. Sen, ruhunsun, canınsın, benliğinsin; sadece önemsiz bir insan değilsin. Ruh, sen ondan bunu istediğinde sana sırtını döner, ve bunu da çok iyi yapar.</p>
<p>11.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz. Ben bu konuyla ilgili daha konuşmak isterdim ama zaman azalıyor.</p>
<p>11.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>LİNDA: Belki Saint Germain konuşur, ha?</p>
<p>TOBIAS: Evet, ve belki de biriniz başlığı “Tanrı Benden Nefret Ediyor”, alt başlığı da “Çünkü Ben Kendimden Nefret Ediyorum” olan kitabı alır. (kahkahalar) Ah, onca kitap ve bu kadar az zaman.</p>
<p>12.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Ben, Janet Lee, ve ben gerçekten senin… biliyor musun, hani bize hislerimize dönmemizi öğrettiğin o meditasyonu yapmış ve boşluğa gitmeye karar vermiştim, hatırlıyor musun? Ve hani o devasa sürüngen gözünü görmüş ve ne olduğunu düşünmüştüm? Ve sen gerçekten, gerçekten bunun açıklanmasına yardım etmiştin. Ama ben, oraya tekrar gideyim de bakayım neler alabilirim diye düşündüm. Ve yeniden gittim ve bir şeyler daha aldım. Bu sanki neredeyse… bu neredeyse sisli bir biliş gibiydi. Biraz daha bilgi topladım, bilirsin, senin söylediklerinden başka. Ama sonra ansızın uzaklardan o ışık geldi, ve doğrudan bana geldi ve benden geçerek aşağıya, Yerküre’ye yöneldi ve Yerküre’deki bir kristale çarptı. Ve duyduğum – ben sesi duyamadım, ama onu hissedebildim ve o en sonunda Si notası olarak tercüme oldu.</p>
<p>LİNDA: Tatlım, sorun nedir?</p>
<p>12.ŞAMBRA: Yani ben sana soruyorum, bu neydi peki?</p>
<p>TOBIAS: Bunu senin için yanıtlamam mümkün değil! Aslında yanıtlayabilirdim ama bunu seçmiyorum, çünkü bu çok güzel bir deneyim ve… çok güzel bir deneyimdi, ama ben senin bayram hediyeni senin adına açmak istemem, anlıyor musun.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Ha, peki.</p>
<p>TOBIAS: Şimdi, senden yapmanı istediğim şey – ama sen bunu zaten biliyorsun. Yalnızca, bunun ne olduğunun onayını istiyorsun. Değil mi?</p>
<p>12.ŞAMBRA: Evet, sanırım. (güler)</p>
<p>TOBIAS: Evet, evet, evet. Böylece…</p>
<p>12.ŞAMBRA: Bazen onayların gelmesi iyi oluyor.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de, öyleyse herkesin önünde sen kendini onayla. Orada neler oldu?</p>
<p>12.ŞAMBRA: Orada gözle görülür biçimde… sen demiştin ki, o sürüngen… orada bulunmuş olan, bunu yapmış olan bir parçam olduğunu söylemiştin, ama sanırım kendine ışığı çekebilen ve bundan öğrenebilen bir parçam da var.</p>
<p>TOBIAS: Ve…?</p>
<p>12.ŞAMBRA: Hâlâ öğreniyorum.</p>
<p>TOBIAS: Hmmmm. Bayram hediyeni senin adına açmak için kaşınıyorum. (kahkahalar) Açayım mı, açmayayım mı? Açayım mı, açmayayım mı?</p>
<p>12.ŞAMBRA: Herkes aç diyor. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Tik tak, tik tak, tik tak, tik tak.</p>
<p>TOBIAS: Ah, yap, yapma. Yap… yap yap. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>12.ŞAMBRA: Bir kısmını aç.</p>
<p>TOBIAS: Pekâla, ben sana onun arkasında yatan simgesel anlamını söyleyeceğim – ve tekrarlıyorum, hepinizi yüreklendiriyorum, bunu hep basit tutun. Eğer fazla karmaşıklaştırırsan, anlamını kaybedersin. Bu – amatörce uğraştığın ve senin bir parçan olan o enerjiler – korku dolu bir şeyden ya da karanlık ya da olumsuz bir şeyden – senin o parçandan – bilgeliğe dönüşen ve artık ayrı olmayan parçandı. Bu, veçhelerinin bütünleşmesiydi, ve sen bunu, Yerküre’ye inen bir ışık olarak hissettin, yani seni toprakladı. Bu ille de kelime anlamında Yerküre’ye indi demek değildir, ama simgesel olarak kendini topraklamak, öze dokunmak ve “Vay canına! Bunu da bütünledik” diyen bu güzel rezonansı yaratmak olarak yorumlanır, anladın mı?</p>
<p>12.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Kesinlikle. Ve ben sana paket kağıdını geri vereceğim. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Son soru.</p>
<p>13.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam Tobias. Bugünkü Şaud sırasında bir dolu sorumu yanıtladığın için teşekkür ederim, ama bir tanesi kaldı. Aslında herhalde daha bir sürü var ama, (içimi) yakan soru bu. Ben gerçekten yiğit bir Şambra olmayı ve yaratım (konusunda) Saint Germain ile çalışmayı dört gözle bekliyorum.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten mi?</p>
<p>13.ŞAMBRA: Pardon?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten mi? (kahkahalar, Tobias kıkırdar)</p>
<p>13.ŞAMBRA: En tutkulu yaratımım… bu günlerde sanki havada uçuşan bir dolu yaratım var, ama en tutkulusu, birkaç yıl önce yarattığım ve senin büyük yardımınla olduğuna inandığım bir iş. Ve bu iş şu anda biraz uykuda gibi, ve ben onun yeni bir düzeye geçmek üzere hazırlandığına inanıyorum, ve gerçekten, şimdiden itibaren yaz sonuna, hatta sonrasına kadar ne yapmam gerektiği hakkında bana verebileceğin bir bilgiyi senden duymak isterdim.</p>
<p>TOBIAS: Evet, bunun enerjisine baktığımızda, öncelikle – bunu kısa ve öz nasıl söyleyebiliriz – ben olsam, 18 Eylül’e kadar – ki bu öyle gizemli bir tarih hiç değil, yalnızca enerjiye bakıyoruz &#8211; bu işle ilgili büyük bir değişiklik yapmazdım. Yani öyle büyük değişiklikler yapmaya kalkma, bırak kendi değişsin, anlıyor musun.</p>
<p>Sen bu şeyi yarattın. Yaratılar sana aittir, ama aynı zamanda… tıpkı Ruh’un sana sevgiyle mutlak özgürlük vermesi gibi, sen de aynı sevgiyle kendi yaratılarına özgürlük ver. Bırak kendi döngülerini ve eğilip bükülmelerini ve diğer herşeyini gerçekleştirsin, çünkü o, bir sonraki düzeye geçiyor. Onu kontrol etmek ya da manipüle etmek ya da – nasıl desek – paketlemeye çalışmak zorunda değilsin. O şu anda yürüyor. Yani inayet fırınında pişiyor gibi, ve ilginç bir ekşi mayalı hamur karışımına sahip (kahkahalar), yani o uğraşıyor.</p>
<p>Onu kutsa, ona teşekkür et ve bırak kendi işini görsün, ve sen de bu arada, onun hoşgörülü, nazik çobanı olarak yanında ol. Başka bir deyişle, onun hâlâ sevildiğini ve istendiğini, ve yaşamında onunla oynamak istediğini ona bildir. Böylece, bırak bir süre bunu yapsın ve Eylül’den sonra neler olduğuna bak.</p>
<p>13.ŞAMBRA: Eylül’den sonrası için herhangi bir bilgi?</p>
<p>TOBIAS: Hayır. (kahkahalar) Şu anda bu bilgiyi vermek istemiyorum, ve ondan sonra da tabi burada olmayacağım, ama bunu öngörmeye çalışmak çok zor olurdu. Sana şöyle söyleyeyim. Sen bu enerjiye çok bağlısın, doğru mu?</p>
<p>13.ŞAMBRA: Çok.</p>
<p>TOBIAS: Pekâla, çok. O zaman hemen şu anda ona, o yaratına, neden şöyle demiyorsun, “Eylül’de bana bildir, hazırsan daha erken de bildirebilirsin, ama bana burada işin içinde olan enerjileri bildir ki, bunlarla nereye gideceğimizin kararını verebileyim ya da seçimini yapabileyim. Bana potansiyellerin ne olduğunu bildir. Enerjisel ihtiyaçların ne olduğunu bildir. Bana bunun ne kadar genişleyebileceğini bildir.” O sana yanıt verecektir. Senin yaratın o. Geri gelip sana “Evet, işte buradayız. Senin için ben bunlar üzerinde çalıştım” demekten mutlu olacaktır.</p>
<p>Yaratılarına, tıpkı arkadaşlarına ya da akrabalarına ya da evcil hayvanlarına konuşurmuş gibi konuş, çünkü onlar aslında daha yakın bir enerji taşırlar. Onlar gerçekten sana hizmet etmek için buradalar. Oysa arkadaşların ve aile üyeleri, evcil hayvanlar pek o kadar değil ama arkadaşlarda ve aile üyelerinde bu kuşkuludur. (kahkahalar) Böylece, konuş onunla. Ona aynı şekilde davran. Uygun olan zamanda sana bilgiyi hemen verecektir. Ve, teşekkür ederiz.</p>
<p>Ve böylece – son sorulardan söz ediyorum – gelecek ay toplanacağız ve ben mesajı biraz kısa tutacağım, gerçi bunu söylüyorum ama hiç olmuyor. (kahkahalar) Birçok soru olacağını ve bizim için duygusal bir an olacağını biliyorum. On yıldır birlikte gerçekleştirdiğimiz Şaudların son soru ve yanıtları olacak. Bu nedenle, bunu gerçekleştirmek için bir sistem geliştirmeyi rica edeceğim, ister bir şapkadan ister sandaletlerimden ya da her neyse bir sıra numarası çekin, çünkü herşeyden önce, burayla ilişkili olan bir enerji var ve biz herkese karşı adil olmaya çalışıyoruz. Ve tarih açısından da, her kim o fırsatı yakalarsa, tarih ve ötesindeki tüm Şambra adına son soruyu soruyor olacak. Yani iyi bir soru olsa iyi olurdu!</p>
<p>Ve öyledir.</p>
<p>Kırmızı Meclis’in varlıklarından Tobias, Golden, Colorado’da yaşamakta olan Geoffrey Hoppe tarafından sunulmaktadır. Tobit’in mukaddes kitabında bulunan Tobias’ın öyküsü, Crimson Circle sitesinde bulunmaktadır.<br />
www.crimsoncircle.com. Tobias materyelleri, bedelsiz olarak dünyanın her tarafında bulunan ışık işçileri ve Shaumbra’ya, Ağustos 1999 tarihinden beri sunulmaktadır. Bu tarih Tobias’ın, insanlığın yıkım potansiyelini aşıp, Yeni Enerjiye girdiğini söylediği tarihtir.<br />
Kırmızı Çember, Yeni Enerjiye geçiş yapacak ilk insan (kılığındaki) meleklerden oluşan küresel bir ağdır. Bu kişiler, yükseliş halinin sevinç ve zorluklarını deneyimlerken, diğer insanların da yolculuğuna, paylaşım, ilgi ve yol göstererek yardımcı olmaktadır. Crimson Circle’in sitesine her ay 50.000’in üzerinde ziyaretçi, son materyelleri okumak ve kendi deneyimlerini tartışmak amacıyla girmektedir.<br />
Kırmızı Çember her ay Denver, Colorado’da, Tobias’ın, Geoffrey Hoppe kanalıyla son bilgileri sunduğu yerde biraraya gelmektedir. Tobias, kendisinin ve Crimson Council’ın (Kırmızı Meclisin) diğer semavi varlıklarının, aslında insanoğlunun kanallığını yapmakta olduğunu bildirmektedir. Tobias’a göre, onlar bizim enerjilerimizi okumakta ve biz içimizde deneyimlerken, dışardan da bakabilmemiz için, kendi bilgilerimizi bize geri tercüme etmektedirler. Kırmızı Çember toplantıları herkese açıktır, ama LCV takdir edilir. Katılımı gerektiren hiç bir şey ve ödenmesi gereken bir aidat yoktur. Kırmızı Çember bolluğunu, dünya çapındaki Shaumbra’nın açık sevgisi ve bağışlarıyla sürdürür.<br />
Kırmızı Çemberin en yüksek amacı, insan melekler ve öğretmenler olarak, içsel spiritüel uyanış yolunu yürümekte olan kişilere hizmet etmektir. Bu hıristiyanlıkla ilgili bir misyon değildir. Tersine, içsel ışık, merhamet ve ilgi bulabilmeleri amacıyla, insanları senin kapına getirecektir. Kılıçlar Köprüsü’ndeki yolculuğuna başlayan bu kendine has ve değerli insan sana geldiğinde, o anda ne yapman ve öğretmen gerektiğini bileceksin.<br />
Eğer bunu okumaktaysan ve gerçek olduğunu ve bir bağın olduğunu hissediyorsan, sen gerçekten Shaumbra’sın. Sen insan (kılığında) bir öğretmen ve bir rehbersin. İçindeki tanrısallık tohumunun bu anda ve gelecek tüm zamanlar için çiçek açmasına izin ver. Hiç bir zaman yalnız değilsin, çünkü tüm dünyada bir ailen ve çevrendeki semavi boyutlarda melekler vardır.<br />
Bu metni lütfen ticari amaç olmaksızın ve bedelsiz olarak dağıtın.<br />
Lütfen bu bilgiyi, dipnotlar dahil bütünüyle kullanın. Tüm diğer kullanımlar, Geoffrey Hoppe, Golden Colorado’dan alınacak yazılı onayı gerektirir. Telif hakkı 2001, Geoffrey Hoppe, P.O.Box 7328, Golden, CO 80403.e-posta: tobias@crimsoncircle.com. Tüm haklar mahfuzdur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2009/05/02/saud-10-%e2%80%9ckullanici-tum-sorumlulugu-kabul-eder%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 9: “Yeni Dünya Güncellemesi… ve Dahası”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2009/04/04/saud-9-%e2%80%9cyeni-dunya-guncellemesi%e2%80%a6-ve-dahasi%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2009/04/04/saud-9-%e2%80%9cyeni-dunya-guncellemesi%e2%80%a6-ve-dahasi%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2009 16:27:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Geri Dönüş Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=416</guid>
		<description><![CDATA[Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
Kırmızı Çembere sunulmuştur
4 Nisan 2009
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org
Ve öyledir, sevgili Şambra, benim sevgili dostlarım. Sizin huzurunuzda olduğum zaman hissettiğim sevgiyi, kabulü ve onuru sözler bazen ifade edemiyor. Bugün konuşacak çok şeyimiz var. Ah, konuşacak çok… çok şey ve bunu yapmak için çok az zaman var.
Ben bugün dört farklı konu hakkında konuşmak istiyorum, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
4 Nisan 2009<br />
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org</p>
<p>Ve öyledir, sevgili Şambra, benim sevgili dostlarım. Sizin huzurunuzda olduğum zaman hissettiğim sevgiyi, kabulü ve onuru sözler bazen ifade edemiyor. Bugün konuşacak çok şeyimiz var. Ah, konuşacak çok… çok şey ve bunu yapmak için çok az zaman var.</p>
<p>Ben bugün dört farklı konu hakkında konuşmak istiyorum, ama bu dört saatlik bir Şaud olmayacak, merak etmeyin. (kahkahalar) Biz, temelde iletilmesi gereken herşeyi iletmek, aydınlatılması gerekenleri aydınlatmak için birlikte çalışacağız. Bunu kısa yoldan yapacağız, çünkü bu gerçekten Yeni Enerjidir. Bugün üzerinde konuşacağım konuların her biri bir saat kadar sürebilecekken, biz bunu çok kısa bir sürede gerçekleştirebileceğiz. Bir zamanlar o bilinç ırmağının ya da akışının bizimle sizin aranızda akmasını sağlamak için habire konuşur dururduk, ki bu bir saat, bir saat yirmi dakika alırdı, oysa şimdi bunu birlikte sadece bir nefeste gerçekleştirebiliyoruz. Sadece bir nefeste. Bugün de herhalde bir saatinizi alacağım, çünkü ben bu enerjiye geldiğimde, birlikte bu salonda olduğumuzda, gerçekten büyük keyif alıyorum. Yalnızca burada değil… bu arada, bu kokulara bayılıyorum – kendi sözümü kestim. Bu kokulara bayılıyorum.<br />
<span id="more-416"></span><br />
Burnunuzdan derin bir nefes alın, hatta bu güzel yerde olmayanlar da. Kokuyu alabilirsiniz. Ve biz bundan Boyutlararası Atölye Çalışmasında epey bir söz ettik. Enerjilerin kokusunu alabilirsiniz, yalnızca koku alan insan duyunuzla değil, tanrısal duyunuzla. Ah, bu salonun ve yiyeceklerin kokusuna bayılıyorum. Ben aslında insanların kokusuna bayılıyorum. Ah, evet, sizler çok belirgin, çok kendine özgü bir koku taşıyorsunuz. Bunu bugün (burada olan) köpek dostumuza sorun. O, tek tek her birinizi tanıyor, ama adınızdan değil, kokunuzdan.</p>
<p>Belirgin kokulara sahip insanlar. Siz bunu fark etmiyorsunuz, çünkü, eh, insansınız. Siz kendi kokunuzu sürekli alıyorsunuz. Ama biliyor musunuz, küçük bebekler, yeni doğduklarında, onların içinde canlanan ilk duyu, kokudur. Daha duyma ya da dokunma – fiziksel anlamda dokunma – duyusundan çok önce, tad alma duyusundan çok önce, koku alma duyuları devreye girer, ve insanların kokusunu anında alırlar. Annelerinin kokusunu ve çevrelerinin kokusunu alırlar. Ve, daha önce insan olmuş parçalarıyla buradan yeniden bağlantı kurarlar.</p>
<p>Bugün bu salondaki kokular – insanlar, doğa, bugün çok güzel bir doğa var dışarda. Az önce dışarda, karda duran birkaçınızla konuşuyordum. Ah, insan olduğunda hayat güzeldir. İnsan olduğunda hayat güzeldir, ve bir seçim yaptığınızı ve seçimler yapmayı sürdürebileceğinizi ve bu deneyimi sevebileceğinizi fark ettiğinizde, çıkmazlara saplanmazsınız. Geçmişiniz sizi bağlamıyor. Geleceğiniz hiç de alın yazısı değil. Bu ne şaşılası bir şey.</p>
<p>Gözyaşları</p>
<p>Böylece, bugünün konularına geçmeden, birkaç şey daha. Ağlamanın eşiğinde olanlarınız, ağlayın. Bırakın çıksın. Buraya bağlanmış olan, bu Şaud’un bir parçası olan birçoğunuzu hissedebiliyorum. Ağlamak istediniz, ama sonra zihninizi devreye sokup şöyle dediniz, “Neden ağlamak istediğimi bile bilmiyorum, bu yüzden de ağlayamam ya da ağlamam.” Kalbinizdeki acıyı hissettiniz. Boğazınızdaki o kasılmayı hissettiniz ve sadece ağlamak istediniz – ve bu pekâladır. Sizler, dostlar arasındasınız. Şambra ile birliktesiniz, aileyle – yuvanın ailesiyle. Meleksel ailelerle. Sizler, bu inanılmaz dönüşümden geçmenin nasıl bir şey olduğunu anlayan insanlarla birliktesiniz.</p>
<p>Böylece, ister kendi başınıza evinizde oturuyor olun, ister burada bu toplantıyı yaptığımız salonda olun, ağlamanıza izin verin, çünkü bu çıkmak isteyen bir duygudur ve aynı zamanda bir hisler paketidir. Ve bu, kendinize vermeye hazır olduğunuz bir salıverme armağanıdır, ama onu bastırıyorsunuz. Şimdi, bu salıvermeyi ve enerji temizliğini gerçekleştirmenin birçok yolu vardır ama, şu anda birçoğunuzun sadece ağlamaya ihtiyacı olduğunu söyleyebilirim. Ve biliyor musunuz? Biz de, meleksi varlıklar olan bizler de sizinle birlikte ağlayacağız. Üzüntüden değil, buna ne dendiğini bile bilmiyoruz. Belki siz de bilmiyorsunuz da sadece salıverme diyebiliyorsunuz.</p>
<p>Bu, daha önce de çok, birçok kez sözünü ettiğimiz gibi, Dünya üzerinde inanılmaz bir zamandır ve Dünya şu ara çok değişimlerden geçiyor. Ve siz bunların büyük bir bölümünü bedenlerinize alıyorsunuz – bedenlerinize ve zihinlerinize ve ruhunuza. Birlikte paylaştığımız bu sürede, ben sizden kendi içinize dönmenizi isteyeceğim. Siz Gaia’dan, Toprak Ana’dan, geçmişten – gerek kendi geçmişinizden gerekse Dünya tarihinden – bu muazzam enerjileri içinize alıyordunuz. Yaşamınızda olup da sizi kuşatan insanları hissediyor ve içinize alıyor ve hatta belirli miktarlarda işlemden geçirmeler de yapıyordunuz. Ah, o insanlar nasıl da size bel bağlıyorlar. Nasıl da size güveniyorlar. Ve aynı zamanda sizden nasıl da besleniyorlar. İtiraf edemedikleri bir biçimde nasıl da tapıyorlar size, ama siz bunu biliyorsunuz. Bu bir tür sevgidir. Bir tür rahatlık ve güvenliktir, ve siz bunu onlarla birlikte içinize alıyorsunuz.</p>
<p>Şifacı, danışman, uygulayıcı olanlarınız, kendinize her ne diyorsanız, sizler rehbersiniz. Başkalarına yardım ediyorsunuz. Ha, ve onlardan geldiğini hissettiğiniz acıyı ne kadar temizlemeye çalışsanız da, onların sorunlarını çözmeyi ve herşeyi onlar adına yerli yerine oturtmayı ne kadar derinden isteseniz de, ve bunu onların gerçekleştirmesi gerektiğini bilseniz de, bunun bir kısmını içinize alıyorsunuz. Ve bu, özellikle de bedeninize gidiyor. Sonra bedeniniz ağrıyor, ama siz zorlukla yürüyüp geçmeyi sürdürüyorsunuz. Bunlar zihninize de giriyor ve sizinle küçük aptal oyunlar oynuyor. Ah, bu oyunlar… en büyük oyun da, bunun kendi düşünceniz olduğunu düşünmenizdir, oysa değildir.</p>
<p>Ben burada bir bildiride bulunacağım, belki biraz aceleci davranıyorum ama, siz gerçekten düşüncenin ötesine geçiyorsunuz. Zihnin tüm takılmaları, tüm o sesler ve diyaloglar ve sizin teyp (ses bandı) dedikleriniz ve devreye giren o küçük sesler – bunların çoğu artık size ait değil. Siz gerçekten düşünceyi – beyin aktivitesini – aşıyorsunuz, ama bunu hâlâ başkaları adına işlemden geçiriyorsunuz. Hâlâ başkaları adına çalıştırıyorsunuz. Ha, onu kendinize dönüştürmede harikasınız. Hatta sizin sesinizmiş gibi geliyor kulağa, ama gerçekten değildir.</p>
<p>Bu değişen Dünya’nın ve insanlığın birçok enerjisi…  sizden geçiş vergisi alıyorlar demek istemiyorum ama, zihinsel aktivitenizin ve kendi ruhunuzun büyük bir kısmını işgal ediyorlar. Sizin kendi ruhunuz – ben şu anda ona bakıyorum – o öyle… öyle sevecen ki. Evet, sevecen bir insan olduğunuzu düşünmeseniz bile. Zaman zaman umursamaz olduğunuzu düşünseniz bile, ve ben bazılarınızın böyle düşündüğünü biliyorum. Katı yürekli olduğunuzu düşünüyorsanız, ben onun gerisinde yatanı görebiliyorum. Bunun bir engel ya da savunma olduğunu biliyorum. Ben sizin ne kadar sevecen olduğunuzu biliyorum ve bunun kanıtına da sahibim. Kanıt, sizin burada, Dünya’da olmanız, gerçekten sizinle ilgili olmayan bir yolculuk yapıyor olmanızdır. Kendiniz için farketmez, ama siz birçok yaşamı paylaştığınız insanlara duyduğunuz sevgi yüzünden; insanlığa duyduğunuz şefkat ve sevgi yüzünden; hayvanları sevdiğiniz için buradasınız. Her türlü hayvanı seviyorsunuz. Onlarla daha önce çalıştınız. Dünya üzerindeki birçok türün yaratılmasına yardımcı oldunuz. Onların önemini biliyorsunuz ve onların nimetini de biliyorsunuz. Siz, Dünya’yı – toprağı, kayaları, okyanusları, gökyüzünü &#8211; sevdiğiniz için buradasınız. Onun için, ben sizin ne’den meydana geldiğinizi biliyorum. Sevgiden.</p>
<p>Ha, ve şu ara Dünya’daki enerjiler çok yoğun. Çok yoğun. Doğrusunu isterseniz, ben birkaç kez durdum, sevgili dostlar. Durdum ve Dünya’ya geri gelmek konusunu yeniden düşündüm! (kahkahalar) Ben… ben belki de bunun kolay bir iş olacağını söylerken, kendimi aldattım. Geri geleceğim, sizin yükselmiş üstat dediğiniz olarak, ve farketmediğini hatırlayacağım. (kahkahalar) Ha, bunun kolay olduğunu düşünen herhangi bir yükselmiş üstada da, eyvahlar olsun.</p>
<p>Ben şu anda Dünya üzerindeki enerjinin ne denli güçlü ve ne denli ağır ve baştan çıkarıcı olduğunu biliyorum – yalnızca Sam bedenlenmesi olarak değil, ama To Bi Wah, bir ruh, bir öz olarak da bunun nasıl bir şey olduğunu biliyorum. Bazen kendinize… neydi o insanca deyiminiz, “Bu, nefret bir şey” (kahkahalar) Sanırım böyle dediğinizi duyuyorum. “Neden buradayım?” Ama biliyorsunuz, şu ara bu Dünya enerjisi çok baştan çıkarıcı. Oynanan her oyun… her oyuncu, ah, onlar şu anda buraya geri döndüler. Bu ayrıca, sizin burada olmanız gerektiğini söylemesinden ötürü de bu kadar baştan çıkarıcıdır. Baştan çıkarma budur ve bu ne doğru ne de yanlıştır. Yalnızca baştan çıkarmadır.</p>
<p>Bu, sizin gibi sevecen bir ruh için, Dünya’da birçok hayat yaşamış biri için, ya da Dünya’nın spiritüel fiziğini ve bunun diğer alemlerdeki spiritüel ailelerle olan ilişkisini anlayan biri için çok baştan çıkarıcıdır. Çok baştan çıkarıcıdır. Sizi bir anda buraya geri çeker, çünkü meydana geldiği yer burasıdır. Tüm evrenler içinde, tüm boyutlar içinde, sıcak bölge burasıdır. Eylem noktası burasıdır, ve cennetlerin ve Dünyaların ve diğer boyutların da dönüşümlerini gerçekleştireceği yer burasıdır.</p>
<p>Bu sadece fiziksel bedenler içinde olup da kapanlarından kurtulmaya çalışan, cennete geri dönmeye çalışan küçük bir insan güruhuyla ilgili değildir. Bu, yaratılmasına yardım ettiğiniz tüm yaratının dönüşmesiyle ilgilidir. Şu anda aklınızın hayalinizin bile alamayacağının çok ötesinde olan bir hareket ya da değişim, dönüşümdür. Bu nedenle, onu zihinsel olarak hayal etmek yerine, yalnızca hissedin. Onu kalbinizde hissedin.</p>
<p>Şimdi bana, nasıl hissedileceğini bilmediğinizi söylemeyin. Nasıl hissedileceğini biliyorsunuz. Sadece, hissetmek zorunda kalmamak için hislerinize kilit vuruyorsunuz. Belki de, şu ara ortaya çıkmak isteyen hislerin içinde ağlama ihtiyacı duyan, bu histir. Belki de, “Artık beni kilit altında tutma. Beni bir yerlere kapatma” diyen, o yanınızdır. Aslında gerçekten hisseden ve duyumsayan o parçanızdır, gerçekten farkında olan parçanız. O çıkmak istiyor ve çıkmak istiyorum diye ağlıyor.</p>
<p>Şimdi birkaç dakikamızı, bu güvenli alanda yalnızca o derin nefesi almaya ayıralım. Bedeninize, zihninize, ruhunuza, her bir parçanıza izin verin. Birlikte olduğumuz bu oturum boyunca sadece gevşemesine izin verin. Belki de bu, biraraya geldiğimizde gerçekleştirdiğimiz şeyler arasında en değerli olanıdır. Bu bir ferahlamadır. Bu, yalnızca bir salıverme zamanı, silahları bırakma, sizi kuşatan her türlü koruyucu engelleri indirme zamanıdır. Ve ben onları neden oluşturduğunuzu anlıyorum. Şu ara dışarısı çok, çok gergin. Ve o gerginlik… ben konuşurken sadece nefes alın. Kendi içinize dönün. Kendinizi hissedin. Tüm dışsal enerjileri değil de, şu anda yalnızca kendinizi hissedin. Bunu yapmak pekâladır. Bencillik değildir. Doğrusunu isterseniz, bu, kendinize verebileceğiniz en büyük armağanlardan biridir.</p>
<p>Bir an için bunları bırakabileceğinizi biliyorsunuz, enerjileri bırakıp, ve çocuklarınıza ve eşinize ve işinize ve iş dünyasına ve şu an Dünya’da olan büyük değişime olan bağlantınızı bırakıp, yalnızca kendi içinize dönün.</p>
<p>Kendinize geri dönün, beden dediğiniz o kutsal kaba, zihin denen o kutsal aygıta geri gelin.</p>
<p>Kendinize geri dönün… ruhunuza, bu âna.</p>
<p>Bugünün geri kalan kısmında biz konuşurken sadece nefes almayı sürdürün ve kendinizi hissedin.</p>
<p>Dışarısı gergin, yoğun. Bu, Dünya üzerinde muazzam bir zaman, ama evet, çok da yoğun.</p>
<p>Biz, Dünya’daki farklı özellikleri ölçmenin belirli yollarına sahibiz – enerjiyi, bilinci, genişlemeyi ya da daralıp büzülmeyi. Biz, insanlığın gittiği yönü, oldukça kısa bir sürede ölçme yoluna sahibiz, ama yüzlerce yılı değil. Ve bu gerçekten mümkün değildir, ve bunun mümkün olduğunu düşünen herhangi biri, yalnızca tek bir potansiyele bakıyordur. Şu anda bizim için yaklaşık üç ya da dört yıl ötesini görmek zordur. Şu, 21 Aralık 2012 tarihi yüzünden değil. Sadece, şu anda (herşey) çok akışkan olduğu için, ve şimdiye dek hiç olmadığı kadar fazla potansiyel olduğu için. Bu yalnızca yolun sağ taraftaki potansiyeline ya da sol taraftaki potansiyeline dönmek değildir. Bu, çok, birçok farklı yol potansiyelidir. Bu nedenle, herhangi bir meleksi varlık için birkaç yıldan fazlasını görebilmek zordur.</p>
<p>Bildiğiniz gibi, enerjiler aşırı yüksek bir halde, ve siz bunu hissediyorsunuz. Bunu unutmayın. Kendinize biraz zaman ayırmayı unutmayın, ve ben sadece bir ya da iki derin nefesten söz ediyorum. Ben bir ya da iki saatten söz ediyorum. Bedeninizin buna ihtiyacı var. Zihninizin buna ihtiyacı var. Ruhunuzun da.</p>
<p>Tobias’ın Başyazısı</p>
<p>Bugünün Şaud’una girmeden önce, önceden konuştuğumuz tüm konuları biraraya toplayıp, güzel ve tek bir paket halinde sunacağız… bu arada, bugün çok zordu. Biz hepinizin enerjilerini toparlarken, bu materyali sonradan okuyacak olanların enerjilerini toparlarken, üzerinde konuşulacak o kadar farklı konular, öylesine farklı şeyler vardı ki. Biz, ne konuşacağımızı belirlemede çok zorlandık.</p>
<p>Ama o enerjilere girmeden önce, burada küçücük bir başyazı (başmakale) sunmak istiyorum. Bunu pek sık yapmam, ve dikkatinize sunmak isterim ki, bu sadece BENİM başyazımdır, yani ille de bir Şaud’un, ki o hepimizdir, enerjisi değildir.</p>
<p>Ben, Sam vasıtasıyla giderek farkına vardığım bir şey hakkında yorumda bulunmak istiyorum, ve bu yorum, Tek Bir Dünya Düzeni kavramıyla ilgili. Geçenlerde şu G20 toplantısında konuşuldu. Şu anda insanlığa bir göz attığınızda, uzun, çok uzun zamandır ilk kez, belki Dünya tarihinde ilk kez de denebilir, enerjiler çok küresel (global) bir biçimde biraraya geliyor. Geçmişte, uluslar, dilden tutun da, hükümetlere, finansal sistemlere kadar herşeyde ayrılmışlardı. Savaşlarla, yıkıcı eylemlerle korunuyor ve savunuluyorlardı. Herkes kendi bölgesini tutuyordu. Bu bir güç biçimiydi. Bu çok tanımlanmış bölgeyi ve o bölgenin içindeki kültürü korumak pahasına çok savaşlar yapıldı, ve çok insan yaşamı yok edildi.</p>
<p>Şimdilerde ise, modern teknolojinin gelişmiyle birlikte, dünya küreselleşmeye başlıyor. Şimdi, sağduyunuza dayanarak şöyle diyebilirsiniz, “Ee evet, elbette, biz bir gezegeniz. İnsan olarak ve melekler olarak ortak bir bağımız var, ve küreselleşmek tabii ki mantıklı olurdu. Gerek farklılığımızı gerekse ortak yanlarımızı tartışmak için biraraya gelmemiz tabii ki mantıklı olurdu, ve şu anda finansal sistemlere bir göz atmamız, hükümetlere ve hükümetlerarası ilişkilere bir göz atmamız tabii ki mantıklı olurdu. Şu anda tüm bu farklı noktalara bakmamız ve bir konsensusa ya da anlaşmaya varmamız, ama aynı zamanda kültürlerarası farklılıkları onurlandırmak ve kabul etmek, ama kapıları da kapatmamak ya da yeni duvarlar örmemek mantıklı olurdu.”</p>
<p>Böylece, bu ara bu konuşmalar yapılıyor, Tek Bir Dünya Düzeni hakkında bir süre önce başlayan konuşmalar. Ve şimdi bu Tek Bir Dünya Düzeni tartışmaları – nasıl desek – aşağılanıyor ya da öcü gibi gösteriliyor. Ve şöyle diyenler var, “Buraya kadar. İşte ifşa ediliyor. Bu, dünyanın sonu. Bu noktada şeytan kontrolü ele alıyor.” Ve bazıları da diyor ki, dünya için ortak bir para birimi söz konusu olduğu an, sonun başlangıcı olacak, çünkü güç peşinde olanlar, şu anda gücü elinde tutanlar, şimdi tüm insanlığın kontrolünü ele geçirecek.</p>
<p>Ve ben iki kuruşumu, ya da yerine göre iki euro’mu (kahkahalar) ortaya koyuyor ve her birinizden ayırd edici olmasını (muhakeme gücünü kullanmasını) istiyorum – tabii kendi tarzınızda, ama ayırd edici olun. Ama bu konuda kendi sesimi ifade etmem gerekiyor. Dünyanın biraraya gelme zamanıdır. Savaşların bitmesi zamanıdır. Koruyucu olmaya çalışanların ve – kültürel olarak, politik olarak ve her türlü başka açıdan – çok içine kapanık kalmaya çalışanların şunu fark etme zamanıdır; anlaşmazlıklar üzerine bile olsa, bir konsensusa ve bir anlaşmaya varılması, Dünya’yı ileriye taşıyacaktır. Dünyada bu yeni dil – küresel bir dil –  yerleşmeye başladığında, dünya ilerleyecektir. Ve bu, herkesi (bu yeni normlara) uydurmaya çalışmakla ve onları tam olarak aynı kılmakla ilgili değildir, ama bazı adaları köprülerle birbirine bağlamakla ilgilidir. Bu, savaş ve farklılık çağını sonlandırmakla ilgilidir.</p>
<p>İnsanlar ve hükümetler hepimizin ne kadar benzer olduğunu bir kez anladı mı, ve hepimizin yolculuk yapan insanlar olduğunu – yalnızca Çinli ya da yalnızca İsrailli, yalnızca Brezilyalı ya da Kanadalı olmadığımızı – bu muhteşem gezegende insan olduğumuzu bir kez anladılar mı…. İnsanların tümü, büyük bir çoğunluğu, tümü aynı şey için çalışıyor – bu gezegeni O gezegen yapmak, bu gezegeni, meleksel aileler için, dışardaki o evrenlerin geri kalanı için, boyutların geri kalanı için, o parlak örnek haline getirmek. Tüm yaratının geri kalanı şu anda Dünya’da olan biteni izliyor. Ve Dünya’da olanlar, diğer herşeyi etkiliyor. İnsan melekler olarak bizlerin birbirimizle bazı ortak bağlar geliştirmesi, mantıklı olmaz mıydı?</p>
<p>Şu anda, herhangi bir Tek Bir Dünya Düzeni türünün, bazı gruplar ya da aileler tarafından kontrol edilen yeni bir faşizan durum doğuracağından, ya da dünyanın yönetimini ele geçirme komplolarından söz eden insanlar var. Peki bunun yararı nedir? Şu anda dünya açlıktan ölüyor, hızla enerjiyi – enerji kaynaklarını – tüketiyor, hızla temiz su kaynaklarını tüketiyor, ve üstelik bir dolu da karmaşadan geçiyor. O zaman merak ediyorsunuz, neden biri dünyayı ele geçirmek istesin ki?</p>
<p>Ben Dünya’da, şimdiye kadar hiç görmediğim bir hareket görüyorum. Bazı esin dolu politik liderler var. Ama bazı çok Eski Enerji liderleri, çok sıkışıp kalmış politik liderler olduğunu da görüyorum, ama siz, hizmet konusunda gerçekten bencil olmayan, ve gerçekten esin dolu yepyeni bir lider türü ve yepyeni bir lider kuşağı/nesli görüyorsunuz. Ve siz onları biliyorsunuz, ve ben de biliyorum, çünkü Yeni Dünya’daki zamanı bizimle birlikte paylaşan onlar.</p>
<p>Eski olanlar – Eski Enerji politika ve iş liderleri – Yeni Dünya’ya gitmezler. Orası onlara çekici gelmez. Ama şimdilerde  hükümetlere yolunu bulan yepyeni ve esin dolu bir insan kuşağı var. Ve onlar şu anda iş dünyasındaki değişimle birlikte iş dünyasında ortaya çıkacaklar. Onlar şu anda tıp ve psikoloji ve spiritüellik alanlarında hak ettikleri ya da kendi yerlerini alıyorlar.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, ben şu anda Tek Bir Dünya Düzeni ile ilgili birçok kişinin yaymaya çalıştığı bu sert tepkiyi, bu korkuyu ve bu komployu görüyorum. Tekrarlıyorum, buna bir de kendiniz bakın, ama uzun, çok uzun zamandır ilk kez dünya birleşiyor. Ve dünya birleşmek için mükemmel bir fırsata sahip, çünkü, biliyorsunuz, çoğu insan – çoğu insan, büyük bir çoğunluk – başka bir şeyin olduğuna inanıyor. Bir ruh dünyası var. Bir, sizin Tanrı diyeceğinizin dünyası var, ve bunlar hep bunun bir parçası. Dünya’daki çoğu insan, onların ölüm sonrası yaşam dediği bir şeye inanıyor, ama bu, ruhun devamıdır – ruhun evrimidir. Çoğu insan meleklere, onlarla birlikte olan – ki evet, öyleler – meleklere, meleklerin onları sevmek için varolduğuna, ve şefkat ve anlayışla  onları kuşattıklarına inanıyor. Ve şu anda insanların gereksindiği şey de gerçekten budur.</p>
<p>Çoğu insan, sizin iyi diyeceğiniz şeye inanıyor. Onlar iyiye inanıyor. Gündemlerinde nefret ya da kontrol olan çok, çok az insan var… biliyorum, şu anda dünyada utanç verici iğrençlikte bir dolu şeyin olduğunu görüyorsunuz, ama tam kırılma noktasında olan bazı insanlar var, ve onlar artık ne yapacaklarını bilmiyorlar.</p>
<p>Güç ve kontrol avına çıkmış az sayıda seçili insan var – az sayıda seçili insan. Kötü niyetli ve entrikacı olanlar var, ama size hemen şunu söyleyeyim, bu işe yaramayacaktır. Yarayamaz. Yarayamaz. Bu ister bir hükümet, bir din, bir iş, ister güce susamış bir grup varlık olsun, ya da evet, Dünya’ya gelerek ve insan biçimi üstlenerek kendi kültürleri her neredeyse, kendi gündemlerini geliştirmeye çalışan yabancı ya da uzaylı varlıklar olsun – ki bunlar çok sayıda yok ama yine de varlar. Bu işe yaramayacaktır.</p>
<p>Dünya bilinci şu anda fazlasıyla yüksek. Dünya’daki insanların kalbindeki ve ruhundaki sevgi ve iyilik şu anda fazlasıyla iyi ve fazlasıyla yüksek. Bu Yeni Enerjiye ilerleme arzusu, ve Yeni Enerji ve Kuantum Sıçrayışı dalgalarına binme ve bu dalgada sörf yapma arzusu fazlasıyla ileri gitti ve şu anda fazlasıyla yüksek.</p>
<p>Kontrol etmeye çalışan herhangi bir insan, manipüle eden herhangi bir insan, Dünya üzerindeki insanların özgür iradesine ve sevgisine karşı komplo kuran herhangi bir insan, fazla uzağa gidemeyecektir. Onlar belki bağırıp çağıracak, tehdit edip korku yayacaklardır. Ama, sevgili, sevgili Şambra, şu anda insanlık bilinci öyle bir noktada ki, bu manipüle eden açgözlü enerjilerin herhangi biri, onlara hemen geri dönecektir. Onlara hemen geri dönecektir. Siz bu enerjileri onlara geri atmak zorunda olduğunuz için değil, herhangi bir şey yapmanız gerektiği için değil, ama insanlık gerçekten esinlenmiş olduğu için.</p>
<p>Biliyorum, başlıkları okuduğunuz ya da haberleri dinlediğiniz günler var, ama ben sizden bunları bir süre kenara koymanızı isteyeceğim. Onlardan uzak durun. Birçoğunuz şimdiden bu seçimi yaptı. Haberlerden, hatta gazetelerden, radyo haberlerinden – bunların her türlüsünden – bir hafta uzak durun, ve ben sizin gidip insanlığı hissetmenizi, Dünya üzerindeki insan bilincini hissetmenizi istiyorum. Haberleri unutun, çünkü onlar bazı daramatik kısımlara, beslenmeye dayalı kısımlara odaklanıyor. Haber medyası, bu Tobias başyazısında bana göre, beslenen haline geldi – maalesef. Seksüel enerji virüsü ya da adına her ne demek isterseniz, bunun içine sızdı, çünkü bu, seksüel enerji virüsünün beslenmesini sağlayan bir ziyafettir, ve o da anında medyaya girdi.</p>
<p>Böylece, sevgili varlıklar, insan bilincini hissedin. Hadi bunu şimdi birlikte yapalım. Dünyanın her yanındaki sevgili ruhların insan bilincini hissedelim. Onların yüzlerini hissedin, enerjilerini hissedin, iyiliklerini hissedin.</p>
<p>Biliyor musunuz, sizin fiziksel evreninizin bazı başka yaşam biçimlerinde kullanılan bir deyim var. Onlar bu Dünya’ya, iyilik gezegeni diyorlar. Iyilik gezegeni. Onlar burada olan iyiliği hissediyorlar. Buraya gelenlerin, gelişmiş varlıklar olduğunu biliyorlar. Ve evet, herhangi bir varlığın doğru yoldan ayrılacağı ya da kolaya kaçacağı ya da güçle oynayacağı zamanlar vardır. Ama genel olarak burası, iyilik gezegenidir.</p>
<p>Ben sizi şu anda, korku yayacakların, kuşku tohumlarını ekeceklerin enerjisini hissetmeye davet ediyorum. Ve ben sizi gidip insanlıktaki iyiliği hissetmeye davet ediyorum, çünkü bu, yalnızca bu, bizi bu mucizevi yeni zamana taşıyacaktır.</p>
<p>Başyazının sonu, teşekkür ederim. (alkışlar)</p>
<p>Ah, sevgili varlıklar, aslında burada ısındığımı size söylemem gerekir, çünkü Sam büyük bir hatip olacak. O… biz bunun  üzerinde ve bunun enerjileri üzerinde çalışıyoruz, çünkü o da insanları benim sevdiğim kadar seviyor, çünkü o zorlukları ve meydan okumaları olduğu kadar, o inanılmaz çok sevgiyi de anlıyor.</p>
<p>Ben şimdi devam edip bugünün konularına geçeceğim.</p>
<p>Günün Konuğu</p>
<p>Önce, günün konuğu, bu, çok iyi tanıdığınız, tek tek her birinize yakın olan, sevdiğiniz bir konuk – düzenli olarak Yeni Dünya’ya giden sizin veçheniz. Ah, sevgili varlıklar, siz oradasınız. Siz aktifsiniz ve siz meşgulsunuz. Geceleriniz yoğun geçiyor, çünkü Yeni Dünya’da gerçek çalışmanızı bu zamanlarda gerçekleştiriyorsunuz.</p>
<p>Evet, biliyorum, uykunuzdan şikayetçisiniz, ve garip rüyalar falan görüyorsunuz, ama siz birçok açıdan oraya çekiliyorsunuz. Ben bundan bir dakikaya kadar söz edeceğim, ama şu anda onu davet edin… ah, onun, sizin bir ikiz parçanız olduğu bile söylenebilir. O, sizin bir ifadenizdir.</p>
<p>Siz oraya gündüzleri hayal kurarken gidiyorsunuz. Siz oraya, bu arada, arabanızı sürerken de gidiyorsunuz. Garip nedenlerden ötürü bir şeyler yediğiniz zamanlarda da oraya gitmekten hoşlanıyorsunuz. Ah, bu harika bir zaman. Kalkıp Yeni Dünya’ya gidiyor, ve sonra midenizi dolduruyorsunuz, ve bu birçok açıdan iki misli doyum sağlıyor. Bu, orada olan bitenleri çok, çok bütünleyen bir parçanız. Bu, insanlığı ve bu iyi Dünya’yı, bu sevgi alanını seven bir parçanız. O nedenle, orada çok zaman geçiriyorsunuz, görev duygusuyla değil, sadece çünkü. Sadece deneyim için ve sadece sevgi için.</p>
<p>O parçanızı bugün Şaud boyunca sizinle birlikte oturmaya davet edin. O veçheyi davet edin. O veçhe, yeni bilincin kalıpları dediğiniz şeyin gelişmesine yardımcı oluyor. Sizin yeni gıda kaynakları, yeni tarım teknolojileri geliştirmenize yardımcı oluyor – ve biliyorum, siz tohumlar ve toprak ve çimlenme ve polen alış-verişi ve melez bitkilerle ilgili hiç bir şey bilmiyorsunuz. Farketmez.</p>
<p>Yeni Dünya ille de zihinsel bir teknoloji gerektiren bir yer değil. Yeni Dünya bir imgeleme yeri. Orası bir esin ve bilinç aşılama yeri. Orası, örneğin tarımla uğraşanlarınızın gittiği yer, çünkü bunun insanlık için şu anda önemli olduğunu anlıyorsunuz. İhtiyacımız olan son şey, yiyecek kıtlığı yüzünden isyanların çıkmasıdır -  ki bu biraz olacak – ama ihtiyacımız olan son şey, bunun bunaltıcı bir hale gelmesidir. İhtiyacımız olan son şey, gıda kaynaklarının manipülasyonudur. Yani siz geniş ölçüde tarım teknolojileriyle çalışıyorsunuz.</p>
<p>Peki ne yapıyorsunuz? Siz hayal ediyorsunuz. Siz besinler imgeliyorsunuz. Siz Dünya ile, şimdilerde sorumluluğunu aldığınız Gaia arasında bağlantılar imgeliyorsunuz, ve boyutlararası enerjilerle bu minicik tohum arasındaki bağlantıları imgeliyorsunuz. Bir bitkiye dönüşmek için Yerküreden besin çekmeyi gereksinen ve bu yüzden yerkürenin tükenmesine neden olan tohumlara enerji yüklemenin bazı çok eski arkaik (artık kullanılmayan/modası geçmiş) yollarından uzaklaşmayı imgeliyorsunuz. Siz çok daha muhteşem bir şey hayal ediyorsunuz – hava gibi görünen şeyden prana ya da enerjiyi çeken bitkiler (imgeliyorsunuz). İşte yaptığınız budur!</p>
<p>Ben burada biraz tutku dolu konuşuyorum, (kahkahalar) sonra da Cauldre, benim çok hızlı konuştuğumu söylüyor. Ve biliyorum, birçoğunuz İngilizce dilinden değilsiniz, ve onu çeviriyorsunuz. Sizler de enerjiyi hissedin.</p>
<p>Böylece, bugün o veçhenizi hemen yanıbaşınızda oturmaya davet edin, ve o veçhenizi bu dünyasal alemde tanımaya başlayın. Onu tanımaya başlayın. Muhteşem bir yeni enerjiyi imgelemek amacıyla kalkıp giden sizin o parçanızı tanımaya başlayın. Yalnızca bundan söz etmek için değil, ama onu buraya, Dünya’ya geri getirmek, bu yeni bilinci bir boyuttan ötekine yönlendirip hemen buraya geri getirmek için.</p>
<p>Derin bir nefes alın…</p>
<p>Sizin o veçheniz, o ikiz parçanız, sık sık diğer alemlere gidiyor. Buraya davet edilme şansına gerçekten pek sahip olamadı, ve bugün bunun için ne güzel bir fırsat. Siz bunu yaparken, o bilinci buraya, bu gezegene geri getirmeyi sağlayacak koridorları da<br />
açıyorsunuz.</p>
<p>Farketmez</p>
<p>Birinci konu: farketmez. Gerçekten de etmez.</p>
<p>Önünüzdeki birkaç yıl boyunca bu zorlu zamanlardan geçerken, sizi yalnızca “farketmez” sözünü değil, ama onun arkasında yatan özü de hatırlamaya davet ediyorum. Sizler zamanda yolculuk edenlersiniz – hepiniz. Siz zaten oraya vardınız. Zaten bunu gerçekleştirdiniz. Şimdi bunu deneyimliyorsunuz.</p>
<p>Farketmez. Cauldre bize diyor ki, bu kulağa ciddiyetten uzak ve ilgi ya da şefkat eksikliği gibi geliyor. Hiç de değil. Farketmez. Bu sözcükteki enerji ve bilinç paketi, sizin anahtarınızdır. Zihninizde kapana kısılmaktan sizi alıkoyan anahtardır. Ve bu, şimdilerde en büyük eğilimlerden biri olacak – yani zihninizde kapana kısılmak.</p>
<p>Şu ara Dünya üzerinde, insanları zihne geri çeken kapsayıcı bir enerji var. Bu, tüm şu dualite işleminin/sürecinin bir parçasıdır. Bu, sizi oraya geri getirmek isteyen varlıkların – enerjilerin – (sürdürdüğü) bir işlemin parçasıdır. Ve bu, aynı zamanda sizin Atlantisi hatırlamanızın da bir parçasıdır. Siz temelde… buna hipnotize olmak diyebilirsiniz, ya da zihninize gitmeye öylesine odaklısınız ki, bu kalıpları hâlâ tekrar tekrar yinelemeyi sürdürüyorsunuz.</p>
<p>Atlantis’te bulunmuş olsunlar ya da olmasınlar, şu anda Dünya’daki her bir insanda bir enerji yansıması ya da aşısı var. “Korku içindeyken, kuşku içindeyken, ya da herhangi bir kafa karışıklığı olduğunda, zihnine git.” Bu sanki sizi oraya geri fırlatan bir lazer ya da ışın gibi. Bu çok, çok eski bir aşı, ve şu anda, bunun ötesine geçmeyi seçebilirsiniz. Ama şu anda, bu korku ve kafa karmaşası ve kuşku zamanında çoğu insana olan şudur; onlar otomatik olarak zihne gitmeye tetikleniyorlar.</p>
<p>Şimdi, zihinlerindeyken kafaları daha da karışıyor ve daha da kapana kısılıyorlar. Zihindeyken, yaratıcı enerjilerden çok yoksun oluyorlar. Ve zihne gittikleri zaman, kendi hapishanelerinde oluyorlar. Bunun bir komplo olduğunu söylemek istemiyorum. Bu sadece geçmişten kalan bir artıktır. Eski bir kalıptır.</p>
<p>Yani anahtarınız – kendinizi kargaşa içinde bulduğunuz her sefer, kendinizi kalbinizden ya da enerjinizin tümünden çıkmış bulduğunuz her sefer –  hatırlayın, farketmez. Anahtarınız bu olacak. Farketmediğini hatrlamanız için anahtarınız bu olacak! Farketmez. Siz zaten oradasınız. Peki şimdi bununla ne yaparsınız? Şimdi nereye gidersiniz?</p>
<p>“Farketmez” ruhun kurtuluşudur. Ama çıkıp da Dünya’daki herkese farketmediğini söylemek için, herhalde daha biraz erken, çünkü birçoğu bunu duymaya pek hazır değil. Ama sizin için, anahtar budur, tabi onun anahtar olmasını seçerseniz. Sıkışıp kaldığınız zamanlarda, artık ne yapacağınızı bilemeyecek kadar tükenip yorulduğunuz zamanlarda bu sözcük imdadınıza yetişir. Hatırlayın, derin bir nefes alın, farketmez. Kendinizi kurtarın. Kendinizi özgürleştirin. Kendiniz için seçim yapın.</p>
<p>Enerji ‘Saldırısı’</p>
<p>İkinci konu: bir alınyazısı ya da yazgı yok. Bu yine bir telkin olup… Tekrarlıyorum, ben telkin derken, gizli bir topluluktan ya da bu tür bir şeyden söz etmiyorum.</p>
<p>Ve bu arada, bu noktada bir dakika duracağım. Birçoğunuz şu anda bir enerji saldırısı türü hissediyor. Hepiniz değil, ama birçoğunuz. Ve biz, bunu hissettiğinizi hissedebiliyoruz. Diyorsunuz ki, “Bu nedir?” Kendinizi suçluyorsunuz. Peki, nedir bu? Şu anda ben konuşurken neler oluyor? Diyorsunuz ki, “Ama ben güvenli alandayım. Neden böyle kafam karışıyor ve bir enerji saldırısı algılıyorum? Neden dikkatimi buraya veremiyorum? Neler oluyor?”</p>
<p>Şu anda Dünya üzerindeki dualite enerjisi çok güçlü, geriye tutunmak ya da geri gitmek isteyen çok enerji var. Bastırılmış çok öfke ve saldırganlık var, ve karanlık olarak tezahür eden kapana kısılmış çok korku var, ve bu sizi – sizin bilincinizi – hissedebiliyor, ve bazı şeyler yapıyor.</p>
<p>O sizi incelemeye çalışıyor, ama aslında nasıl inceleneceğini bilmiyor. Onlara etrafta dolanan varlıklar ya da hayaletler ya da sadece başka insanların bilinci diyebilirsiniz. Onlar şu anda salondalar. Evde sizinle birlikte oturma odasında oturuyorlar, ya da her neredeyseniz, ve sizi inceliyorlar. Ama sizi incelediklerinde, çok çileden çıkıyor ve sinirleniyorlar, ve kızıyorlar. Ve sonra küçük çocuklar gibi bağırmaya başlıyorlar, ve sizin dikkatinizi çektiklerinde, bilincinizin bir kısmı onlara yöneliyor ya da onlara odaklanıyor. Sizin dikkatinizi çektiklerinde, tehdit etmeye çalışıyor ya da manipüle etmeye çalışıyorlar, ve siz çoğu zaman (bu tuzağa) düşüyorsunuz. Bunun sizin zihniniz olduğu kalıbına geri dönüyorsunuz – oysa değildir. İşte ben böyle zamanlarda sizden kendinize geri gelmenizi istiyorum.</p>
<p>Kendiniz, o anda kim olmasını seçiyorsanız, odur. Nokta. Nokta! Diyorsunuz ki, “Ama bunlar benim geçmiş yaşamım ve benim kötü kararım.” Bunu seçiyorsanız, o zaman ÖYLEDİR. Ama eğer enerjinizin, şu anki kimliğiniz olmasını seçerseniz, o zaman tüm bu saldırgan enerjiler sizi manipüle etmeyecektir. Oyundan bıkacak ve başka bir yere gideceklerdir. Ama şu anda sizi bağlayıp etkisiz hale getirebilirlerse, bunu yapacaklardır.</p>
<p>Onlardan korkacak bir şey yok. Sizi ele geçirmek ya da size kilitlenmek gibi yetenekleri yok, tabi siz izin vermedikçe. Bazılarınız aslında onlara izin veriyor. Bazılarınız bu enerjilerin ve bu varlıkların vampir gibi size kilitlenmesine izin verme oyununa bayılıyor. Sizden beslenilmesine o kadar alışıksınız ki, tüketilmeye o kadar alışıksınız ki, bu enerjilere gerçekten izin veriyorsunuz. Ve sonra bununla başa çıkmak için şifacılara ve tanrı bilir daha kimlere gidiyorsunuz, ve onlar da sadece üstünüze daha fazlasını yığıyorlar. Sadece başınıza daha fazlasını topluyorlar.</p>
<p>Siz – SİZ – bir seçim yapmak zorundasınız, siz olma seçimini, bu enerjilerin artık sizden beslenmesine izin vermeme seçimini. Bu, bir seçim yapmak kadar basittir. Ve şimdi konuya geri dönelim.</p>
<p>Bir Yazgı Yok</p>
<p>Bir alınyazısı ya da yazgı yok. Yazgı – buna ne derdiniz – bilince ve insanların zihnine damgalanmış bir inanç sistemidir. Bir yazgı olduğunu, Tanrı’nın sizin için bir planı olduğunu söylemek kolaydır. Eh, bu böyle değil. Ben başka kelimeler söylecektim ama Cauldre beni durdurdu, ve biz kısacık bir gerilim ânı yaşadık – Cauldre ve ben – çünkü o benim “bu boktur” dememi istemedi ve… (kahkahalar) Bunu söylememi istemedi. Aman Cauldre, farketmez. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Tanrı’nın sizin için bir planı yok. Ve bu saçma olurdu, çünkü bir tür kontrol ve şefkatsizlik olurdu. Tanrı, sizin zaten orada olduğunuzu zaten bilirken, neden sizin için bir plan yapsın ki? Siz zaten gerçekleştirdiniz. Şimdi, Tanrı size – siz kendinize – ‘oraya varmayı nasıl deneyimlemek istiyorsun’ armağanını veriyor, ama bir yazgı yoktur.</p>
<p>Ve aynı olumsuzluk, diyebilirsiniz buna, ya da aynı derecede kafa karıştırıcı olan şey, karmik geçmişinizi temel alarak kendinize zorla yüklediğiniz yazgıdır; dün, ya da geçmiş yaşamda, Atlantis zamanlarında, uzaylı zamanlarında, herhangi bir zamanda belirli şeyler gerçekleştirdiğinize inanmaktır, kendinize zorla yüklediğiniz bir yazgının olduğuna, geçmişte yolculuk ettiğiniz yolun,  geleceğinizin yolunu da yaratacağına inanmaktır.</p>
<p>Ve diyorsunuz ki, “Evet, ama benim tüm o geçmiş yaşamlarım oldu, ve ben korkunç şeyler yaptım, harika şeyler yaptım. Bir kurbandım, taciz edendim. Bu yüzden, bu şeyleri temizlemek benim yazgım.” Öyleyse temizlensin. Bugün. Hemen şimdi! Neden beklemeli ki?! (kahkahalar) Temiz olmak için başka ne deneyimlemeniz gerekiyor? Ne tür… Hangi dersleri habire öğrenmek istiyorsunuz? Linda, bugün Adamus burada mı diye merak ediyor. (Tobias güler) Sen bu noktada azıcık şeffafsın, sevgilim. Azıcık şeffaf. (kahkahalar)</p>
<p>Yani bir yazgı yok. Bu, sizi fena halde sınırlayacak bir inanç sistemidir. Bazılarınız diyor ki, “Ama evet, bazı… ha, benim yüksek benliğim. Benim yüksek benliğimin benim için bir planı var, bir yazgısı var.” Hayır yok. Sizin yüksek benliğiniz… eh, herşeyden önce, buna hiç girmeyelim bile. İçinizdeki en basit öğe ya da tamamlayıcı unsur, özünüzdür. Bu, karmaşık ve hiyerarşik bir unsur değildir. O, içinizdeki en basit unsurdur, ve yalnızca deneyim ister ve ifade (bulmak ya da etmek) ister. Hepsi bu.</p>
<p>Siz – burada bundan ayrı parçalar olarak söz etmeyelim bile – siz, sadece Tanrı’nın bir varlığı olarak, deneyim ve ifade arayışında, varolmanın inanılmaz hissinin ve deneyiminin arayışındasınız. Varolmanın. Varolmak, olmasını istediğiniz herşey olabilir. Oysa bunun için sık sık ruhunuzu ya da özünüzü suçluyorsunuz. Diyorsunuz ki, “Evet, ama bir ana plan var.” Ana plan yalnızca sizin kendinizi sevmenizdir. Bu kadar. Ve kendiniz sevmekle, kendinizi anlarsınız. Tek plan budur.</p>
<p>Böylece, insanlarda böyle bir genel inanış var. Büyük bir çoğunluğu yazgıya inanıyor. Bu bir tuzaktır. Bir hapishanedir. Bir deneyimdir. Ama onlar gerçekten, yukarlarda bir yerlerde bazı varlıkların ipleri oynattığına, üzerinden atlamanız gereken engeller oluşturduğuna, her gün içine girmeniz gereken ve sonra da çıkış yolunu bulmanız gereken yeni labirentler yarattığına inanıyor. Bunu düşünmek belki çekicidir ve merak uyandırıcıdır, ama size söyleyeyim, bir yazgı yoktur. Yalnızca seçim vardır. Yalnızca seçim.</p>
<p>Şimdi, bu her ne kadar kulağa harika geliyorsa da, muazzam bir kişisel sorumluluk da talep eder. Bir kurban olup da seçim yapmak zordur. “Evet, bu benim kötü şansım. Bu benim karmik yolum. Bu, yüksek benliğimin benim için istediği şey” demek daha kolaydır. Bu bir bahanedir, kaçmaktır. Bir oyundur. Bir yanılsamadır. Bir deneyimdir, gerçekten de, ama yeterince deneyimlemediniz mi? Bundan gına gelmedi mi? İpleri çeken ya da oynatan kimse yok. (Cauldre’nin elleri, sanki kukla oynatırmışçasına başının tepesinde ileri geri gider ve kahkahalar yükselir) Tepenizde ya da altınızda ipler yok. Ben tek tek her birinizi, öne çıkıp kendi yaşamınızın sorumluluğunu almaya yüreklendiriyorum.</p>
<p>Ha, siz ve ben şöyle bir küçük tartışma içindeyiz. “Tobias, bir keresinde bir seçim denedim ve işe yaramadı. O yüzden… (Linda, ‘Soruları mı okudun’ der) … teslim oluyorum. Seçime sahip olduğumuzu neden söylediğini bilmiyorum çünkü işe yaramıyor.” Vaay! Bir an durun. Herşeyden önce, birçok yaşam boyunca seçime sahip olmadığınız yönünde bir programınız ve deneyiminiz vardı. Bu biraz alıştırma ve seçimlerinizde biraz da özgüven isteyecek.</p>
<p>Saint Germain bana Cauldre’nın kulağının yanıbaşından diyor ki, seçimlerinizin yaklaşık yüzde 88.2’si (kahkahalar) başka insanlarla ilgiliymiş. Böyle bir oyunda kesin kaybedersiniz! Ben seçimden söz ettiğimde, sizin kendiniz için yaptığınız seçimden söz ediyorum.</p>
<p>Şimdi şunu demeyin, “Eh, benim kendim için seçimim, biriyle bir ilişkimin olması.” Hah… başka birini devreye soktunuz işte. Siz egemen, mutlak bir varlıksınız. Seçimi sizin için, kendiniz için yapın.</p>
<p>Ve diyorsunuz ki, “Peki, ben bolluk seçtim, hani nerede?” Ha, yolda, geliyor. Gerçekten yolda, ama eski inanç sistemlerinizin bazısının doğal olarak dönüşmesini gerektiren, yıkanıp temizlenmesi gereken bir parçanız olduğunu fark ediyorsunuz. Ve bolluk bazen de önünüzde altın bir kap olarak belirmez. Bir bolluk yoksunluğu içinde olmuş olan her bir veçhenizin bir tür dönüşümden ya da bütünlenmeden geçmesini öngören bir işlem ya da süreç var.</p>
<p>Bazen seçimleriniz öylesine belirleyici ki. Öylesine odaklı ki. Şöyle diyorsunuz, “Bugün birinin bana yepyeni bir takım elbise vermesini istiyorum, öylesine, damdan düşer gibi.” Oyunlar oynuyorsunuz. Kendinizi deniyorsunuz, ve bunu yaptığınız zaman Saint Germain’in de sabrını deniyorsunuz. (kahkahalar)</p>
<p>Biz geniş seçimlerden söz ediyoruz. Biz, şu anda bu denli belirleyici olmayın’dan söz ediyoruz. Şu seçim meselesinde iyi olduğunuzda, seçebileceğinizi anımsadığınızda, ayrıntılara da girmeye başlayabilirsiniz. Ama şimdilik, şeyleri kendiniz için seçin.</p>
<p>Şimdi, gözle görünen temel şeylerden bazısı bolluk. Neden bolluk içinde olmayasınız ki? Sağlık. Neden sağlıklı olmayasınız ki? Sizin tutku diyeceğiniz şey. Tutku doğaldır. Tutku, gerçek ifadedir. Siz tam anlamıyla gerçekten iyi bir seçmen olmadığız konusunda kendinize neredeyse meydan okumaya çok yatkınsınız.</p>
<p>Bizim Yeni Dünya’da seçim işlemini anlamaya ayrılmış koca bir kampüsümüz var, altbaşlığı da şöyle “Bir Seçim Yapıp Onu Tezahür Ettirmek İnsanlar İçin Neden Bu Kadar Zor.” Eğer oraya gitmediyseniz, orada biraz zaman geçirmenizi öneriyorum. Bazen seçimle ilgili çok tanımlanmış bir terminolojiye ya da kavrama sahipsiniz. Onun çok maddesel olmasını istiyorsunuz, onun çok hızlı olmasını istiyorsunuz, ve tekrarlıyorum, onu, kendinizi ya da Tanrı’yı test etmek için kullanıyorsunuz. Kendiniz için derin bir seçim yapmanın ve farketmeyeceğini anlayacağınız bir seçim yapmanın, gerçekten nasıl bir şey olduğunu anlayın. Bu, hayatı nasıl deneyimlemek istemenizdir.</p>
<p>Derin bir nefes alalım…</p>
<p>Yeni Dünya</p>
<p>Üçüncü konu… evet, bunun üzerinden çok çabuk geçeceğiz. Üçüncü konu: Yeni Dünya – neler oluyor.</p>
<p>Eh, söylemek gereksiz, Yeni Dünya üzerinde, Dünya gezegeninde meydana gelen muazzam değişimler yüzünden muazzam miktarlarda aktivite var. Yeni Dünya öncelikle üç şeydir. Yeni Dünya, fiziksel biçim içinde daha önce hiç Dünya’da bulunmamış meleksel varlıkların eğitim alabileceği bir sınıftır. Öğretmenler sizsiniz, Dünya üzerinde hayatlar yaşamış sizler. Gelen öğrenciler, öncelikle sizin spiritüel ailelerinizden geliyor, ama başka spiritüel ailelere de ders veriyorsunuz. Orada kendi öykülerinizi anlatıyorsunuz – eğlenceli öyküler, doğrusu. Derin ve bilge öyküler.</p>
<p>Şimdi, buradaki insan halinizin içindeyken hiç de önemli görünmeyebilir, ama Dünya’ya hiç gememiş bir meleğe bir öğün yemenin nasıl bir şey olduğunu anlatmak – onlar bunu anlamazlar. Böyle bir kavram yok. Bu gerçekten çok zordur, bu yüzden de enerjilerle – sözlerle değil de enerjilerle -  çalışmanız ve anlamalarını sağlamanız gerekiyor. Onlar size şöyle sorular yöneltiyor, “Peki, neden yemek yemen gerekiyor? Peki, neden yemezsen ölüyorsun?” Ve bu aslında Yeni Dünya’nın başka düzlemlerinde bazı çok, çok güzel tartışmaları tetikliyor. İnsanlar artık neden yemek yemeyi gereksiniyor? Bu çok eski bir kalıptır. Çok eski bir durumdur, ve siz bunu az çok kabul ettiniz – yani yemeniz gerektiğini.</p>
<p>Bedenlenmelerden geçmeye başladığınızda deyiverdiniz ki, “Pekâla, yemem lazım.” Ve yemeniz gerektiğine inanıyorsunuz,  değil mi?</p>
<p>Gerçekte, yemeniz gerekmiyor. Bedeninizi harekete geçirmek ve beslemek ve desteklemek için çok kaba ve arkaik kaynaklardan – bitki ya da hayvanlardan – enerji çekmeye çok alıştınız. Ama aslında yeme ihtiyacınız yok. Bunu gerçekleştirmenin yeni yolları var, ve bu melekler, daha önce hiç insan biçimine girmemiş bu varlıklar – hadi bunlar için “Kristal” kelimesini kullanalım – bu soruları sorduğu zaman, birçoğumuzun, “Hmmm. Hmm, biz bunu neden böyle yapıyoruz?” demesine neden oluyorlar.</p>
<p>Yeni melekler, varlıklar, ilişkilerden söz ediyor. Şimdi, meleksel ilişkilerde de bir bağıntı (korelasyon) ya da bir paralellik var, ama meleksel varlıkların bir – nasıl diyorsunuz – kendi karşıtlarına, bir dişinin bir erile ihtiyacı yoktur. Onların sizin gibi fiziksel ara dönemleri yoktur. Meleksel alemlerde ilişkiler vardır – bunun daha çok, kalıcı ya da ebedi bir dostluk ve onurlandırma türü olduğunu söylemeliyim – ama onlar insan ilişkilerini anlamada zorlanıyorlar, tıpkı bizim gibi. (kahkahalar, Tobias kıkırdar)</p>
<p>Bir an için düşünün – bu çok, çok gerçektir – öğretmek üzere geceleri Yeni Dünya’ya gittiğinizde, meleklerden biri der ki, “İnsanlar neden seks yapar?” Anlamazlar. “Neden insanlar, başka bir insanla ilişkisi olmasını arzular, bir ilişkinin peşinde koşar – sonra da birbiriyle kavga eder… ve sonra da birbirini boşar… ve sonra başka bir yaşamda yine biraraya gelir?” (kahkahalar) Ve siz bunu onlara açıklamaya çalışırsınız. Böylece Yeni Dünya, buraya gelmekte olan Kristaller için bir sınıftır.</p>
<p>Yakın zamana kadar, Dünya’da yaşamış olup da öğrenmek için Yeni Dünya’ya gelen çok, çok az insan vardı. Bu varlıklar genelde Adamus’un Yakın Dünya alemleri dediği yerlere giderler. Ama şimdi, kapana kısılmış ve sıkışıp kalmış çok insanın yeni esinlenmeler peşinde olduğunu görüyoruz. Onlar, yaşamları arasındaki (dönemde) Yeni Dünya’ya gelmeye başlıyorlar. Ve siz, “Yeni Bilinç 101 – Aynı Zamanda Bir İnsan Ve Bir Melek Nasıl Olunur” adı altında sınıflar/dersler hazırlamaya başlıyorsunuz. Onlarla, öğrendiğiniz şeyler hakkında konuşmaya başlıyorsunuz. Onlarla, seçim hakkında konuşmaya başlıyorsunuz. Onlarla, egemenlik/mutlakiyet hakkında konuşuyorsunuz. Onlarla, inanç sistemlerinin geniş çaplı matriksi ve kendini bundan nasıl özgürleştireceğin hakkında konuşuyorsunuz. Yeni Dünya’da gerçekleştirilen inanılmaz bir çalışma var, ve yukardaki o yer… dışardaki o yer, ya da her neredeyse… çok, çok hareketli bir hal alıyor.</p>
<p>Yeni Dünya aynı zamanda birçok insanın bilgeliğini içeren – nasıl dersiniz – çok sofistike ya da gelişmiş bir kütüphane olmakta. Olmakta…. Bu, Akaşik Kayıtlar değil. Çünkü o farklı bir evrensel fizik ya da boyutlararası fiziktir. Ama burada bu, Yeni Dünya üzerinde, Dünya üzerindeki tüm yaşamlarınızın ve tüm deneyimlerinizin bilgeliğini içeren, yaşayan bir kütüphanedir. Bu, herkesin bakabileceği bu bilgiyi toplayan bir yerdir, ve o kendi bir bilinç haline geliyor.</p>
<p>Yeni Dünya, kendi içinde bir varlık haline geldiği noktaya ulaştı – ki biz bu varlığın adından başka bir zaman söz edeceğiz – ama o, kendi varlığı haline geldi, tıpkı Gaia’nın bir anlamda Dünya’nın varlığı olması gibi, ya da şimdiye kadar olmuş olduğu gibi.</p>
<p>O, diğer boyutlara ve fiziksel evrenin diğer bölgelerine uzanan bir ışık feneridir, ve bu ışık feneri, diğer uygarlık türleri, yaşam biçimleri ve bilinç biçimleri için bilinç ışınları taşıyor. Saint Germain, Temmuz’dan sonra bu açıklamaların birçoğunu yapacak. Diğer yaşam biçimleri nelerdir? Neden oradalar? Onların esin kaynağı kim? Ama hiç kuşkusuz, Yeni Dünya bu canlı kütüphanedir.</p>
<p>Ve her biriniz için daha da önemlisi, Yeni Dünya şu anda, Dünya’nın yeni bilincinin bir döngü içerisinde tekrar tekrar tasarlandığı ve beslendiği ve doğurulduğu yerdir. Yalnızca tek bir kere değil, ama süregelen bir döngü halinde.</p>
<p>Oraya düzenli olarak gidenleriniz var – neredeyse hepiniz. Siz insanların karşılaştığı sorunları anlıyorsunuz. Yeni bir Enerjiye geçmenin zorluklarını anlıyorsunuz, çünkü siz bunu kendiniz fiziksel bir biçim içinde gerçekleştirdiniz, onun için de anlıyorsunuz. Sizin kendi bedeninizle, zihninizle ve ruhunuzla yaşadıklarınız, Dünya üzerindeki insanlığın da içinden geçeceği şeylerdir.Siz bunu gerçekleştirdiniz ve onlar da izleyecek diye değil, ama onların nelerden geçeceğinin deneyimini kendinize verdiğiniz için. Ne tür eziyetler? Ne tür güzellikler? Ne tür bir cehennem? İnsanlık ne tür bir kurtuluştan geçecek? Kendilerini nasıl sabote edecekler? Kendilerini nasıl aldatacaklar? Bu büyüklükteki herhangi bir dönüşüm ne tür güçlükler ya da gerilimler içerir? Siz bunu (bu deneyimleri) önce kendinize verdiniz ki, anlayabilesiniz.</p>
<p>Böylece şimdi Yeni Dünya’ya gidiyor ve potansiyel çözümlerin geliştirilmesine yardımcı oluyorsunuz. Böylece siz, içinde bulunduğunuz bilinç haliyle, insanlık için bir Yeni Enerji yakıt kaynağının geliştirilmesine yardım ediyorsunuz. Bunu bir laboratuvarda keşfeden ve sonra da patentini alan siz olmayabilirsiniz. Bu konu hakkında diğer insanları esinlendirecek kitapları yazan siz olmayabilirsiniz. Ama burada, Dünya’da görülmeyen bilinç düzeylerinde çalışan ve bundan sonra esin kaynağı olacak şeylere yardım eden sizsiniz.</p>
<p>Peki ne yapıyorsunuz? Dünya’nın ihtiyaçlarına bakıyorsunuz. Şu anda onun tüm koşullarına bakıyorsunuz; Gaia’nın gidişine bakıyorsunuz; insanoğlunun sorumluluğuna bakıyorsunuz; ruhun evrimine ve Ruh’un genişlemesine bakıyorsunuz – aslında tüm bu farklı şeylere dinamik bir biçimde bağlanıyor, onları ölçüp biçiyor ve hissediyorsunuz – ve sonra kendinize şöyle diyorsunuz, “Çözüm nedir – teknik-olmayan, zihinsel-olmayan anlamda – bunun yaratıcı ya da esin dolu bilinci nedir?”</p>
<p>Kendi bilincinizi imgeliyor ya da genişletiyorsunuz, özel şeylere değil, rüzgar gücü gibi şeylere ya da ekin falan gibi şeylerden enerji çıkarmak gibi şeylere değil. Ama siz bilincinizi çok kasıtlı ve çok iyi öğrenilmiş bir biçimde tüm alemlere, yalnızca Dünya’nın fiziksel yapısına değil, ama tüm alemlere genişletiyor, ve enerjiyi hissediyorsunuz. Onun etkisini, gücünü hissediyorsunuz. Bilinçle enerji ve aradaki bilincin tüm noktaları arasındaki farkı hissediyorsunuz, ki bu arada, arada kalan tüm bilinç noktaları, aktive edilmeyi bekleyen, görülmeyen ya da saklı enerjidir. Ve siz bir bilinç halinde onun içine girip, saklı enerji potansiyelini aktive etmenin nasıl bir şey olduğunu hissediyorsunuz.</p>
<p>Yeni Dünya üzerindeki araştırmacı olarak, şu anda Dünya’da uygulanan insan psikolojisini çok aşan düzeylere giriyor, ve çok, çok karmaşık ve çok zihinsel bir konu olan insan psikolojisine bakıyorsunuz. Siz dinamik bir biçimde onun enerjisinin noktalarına giriyorsunuz. Onu ölçüyorsunuz. Bu konuda çok eğitimlisiniz, ölçüm tekniklerinin geliştirilmesine yardımcı oldunuz. Bir dakikaya kadar sorunuza cevap vereceğim. Merak ediyorsunuz, “Buradaki boşluk nerede?” Hm, buna geleceğiz. İnsan psikolojisini anlamaya yardım ediyorsunuz, ve sonra da onun çözümlerini hissediyorsunuz – Yeni Enerji çözümlerini. Şu anda Dünya’daki bir kitabın içinde yazılı olan çözümler değil, çünkü, bunun çok az istisnası olsa da, bunlar daha orada değil. İnsan psikolojisinin yanıtlarını, gittiğiniz bir kütüphanede 1953’de yazılmış bir şeyde bulamayacaksınız.</p>
<p>Ve siz ve ben, çokça konuşmak durumundayız. Adamus, Kuthumi, ben ve sizler arasındaki mücadelelerden biri de – siz sürekli geri gidip eski insan tarzında araştırmak istiyorsunuz. Ve biz de size sürekli olarak, araştırmanın şu anda Yeni Dünya’dan yönetildiğini söylüyoruz.</p>
<p>Su. Su, Dünya için çok önemli bir unsurdur. İnsanların gördüğü ve erişebildiği temiz, berrak su kaynakları, kuruyor. Ve susuzluktan başka hiçbir şey bir isyanı en hızlı şekilde başlatamaz. Şimdi, insanlar gidip türlü şeyler yiyebilirler – topraktaki otu, ya da aç olduklarında kendilerini geçici olarak doyurmak adına ağaç kabukları ya da neredeyse herşeyi yedikleri biliniyor. Ama susuzluk olduğunda – insan sistemine giren temiz su olmadığında – bu oldukça ateşli anlaşmazlıklar yaratacak. Bu nedenle, bu temel prensibi anlayan birçoğunuz Yeni Dünya’da su üzerinde çalışıyor.</p>
<p>Tabii, Dünya’da bilim adamı ve kimyager ve fizikçi olmuş, ama ille de spiritüel olmayıp da bir şekilde yolunu Yeni Dünya’ya bulmuş varlıklardan da yardım alıyorsunuz. Böylece bu, onların teknik uzmanlıklarının sizin bilinç uzmanlığınızı desteklediği bir karışım oluyor ve yeni su kaynaklarını araştırmaya yardımcı oluyor. Su nasıl temizlenir, tuzdan nasıl arıtılır, ve ayrıca, daha da önemlisi, suya olan bağımlılık nasıl azaltılır. Bu biraz zaman alacak, ama ekin muazzam miktarlarda su çeker. Sizler muazzam miktarlarda su çekiyorsunuz, ve buna ihtiyacınız yok.</p>
<p>Şimdi, biliyoruz, size su içmeniz falan söyleniyor. Bedeniniz, gereksindiği şeyi boşluktan (havadan) çekebilir. Boşluktan, havadan. Ben size, kendiniz için suyu kısıtladığınız bir programa girmeniz gerektiğini söylemiyorum, ama burada sözünü ettiğim şey, sizin yeni su çözümleri üzerinde çalıştığınızdır.</p>
<p>Gıdadan daha önce söz ettik – nasıl beslenileceği ya da insanlara nasıl besin verileceği. Siz, ekinleri çok aşan çözümler üzerinde çalışıyorsunuz. Diğer alemlerin derinliklerine gidiyorsunuz. İçine aldığı hemen herşeyi dışarıya atmadan, yiyecekleri kabul etmede ve hazmetmede ve işlemden geçirmede bu denli ilkel olmak zorunda kalmadan, insan DNA’sı, geniş bir kitlesel ölçekte, kendini nasıl yeniden uyumlar? Çünkü kendinizi besleme biçiminiz çok, çok Eski Enerji tarzıdır.</p>
<p>Siz şu anda, enerjisel fiziksel bedeninizi – gerçek biyolojik bedeninizi değil de, onun enerjisel bileşenini – başka bir aleme nakletmenin (taşımanın) çok, çok gelişmiş yolları üzerinde çalışıyorsunuz. Onun kendini birçok verimli enerjiden – spiritüel enerjilerden, ışık enerjilerinden, buna her ne demek isterseniz, ama fiziksel-olmayan enerjilerden -  beslemesi ya da yeniden şarj etmesi (üzerinde çalışıyorsunuz) – ki, enerjisel beden fiziksel bedene geri döndüğünde, fiziksel beden o kadar da yiyeceğe bağımlı olmasın. Bu aslında şu anda çoğu insanın kabul etmeyeceği parlak ve basit bir plandır. Ama başka insanların bunu gerçekleştirdiğini görünce, potansiyeller de açılacaktır.</p>
<p>Yeni Dünya çok, çok hareketli. Ve biz son seferinde ondan derinlemesine söz ettiğimizde, ve Yeni Dünya ile eski Dünya’nın birbiriyle birleşmesinin, enerjisel olarak kesin bir birleşmenin meydana gelmesinin 30 yıl kadar alabileceğini söylediğimizde, hayal kırıklığına uğradığınızı biliyorum. Ama bunların hepsinde bir hayır var, çünkü şu anda Yeni Dünya’da sizler ve diğerleri hiç dikkatiniz dağılmadan çalışabiliyorsunuz.</p>
<p>Eğer ikisi – fiziksel olan ve enerjisel olan Dünya – birleşmiş olsaydı, bu, bazı çok büyük enerji aksamalarına ve karışıklığına neden olacaktı. Şu anda bu muazzam miktarlardaki araştırmalarla, bilinç araştırmalarıyla – ve bunlar inanç sistemleri falan hakkında değil, ama tüm saflığıyla gerçek bilinç – muazzam, muazzam yeni sezgiler geliştiriliyor orada.</p>
<p>Tek bir büyük zorluk var. Zorluk ya da meydan okuma, enerjinizi genişleterek insanlık için şu anda bazı çözümler  araştırmak değil. Zorluk, bunun Dünya’ya nasıl getirileceğidir.</p>
<p>Gitmenin nasıl bir şey olduğunu biliyorsunuz. Her gece rüya halinizde gidiyorsunuz, ama bu aslında şimdi deneyimlediğinizden daha gerçektir. Diğer alemlere gidiyorsunuz ve şimdi çok, birçok gece Yeni Dünya’ya gider oldunuz, çünkü orası ilginizi çeker oldu. Onun potansiyelleri sizi büyülüyor, ve ayrıca orada eğleniyorsunuz da. Orası dertsiz bir yer. Açık bir yer. Genişleyici bir yer ve orada fazla korku da yok.</p>
<p>Böylece, kalkıp Yeni Dünya’ya gidiyorsunuz. Her gece, sözlerime dikkat edin – nasıl desek – o rüya haline daldığınızda, her gece şöyle diyorsunuz, “Bu gece, geri geldiğimde hatırlamam gerekiyor.”<br />
Her gece her biriniz – “Hatırlamam gerekiyor. Bunu beraberimde getirmek zorundayım” diyorsunuz. Ve her sabah uyandığınızda, bulanık bir kafa karışıklığı içindesiniz. Rüyalarınızı bölük pörçük anımsıyorsunuz, ve üstelik bunlar hiç bir anlam ifade etmiyor gibi, ve diyorsunuz ki, “Ben nasıl Yeni Dünya’da olmuş olabilirim ki? Garip garip rüyalar görüyorum.” Bu, zihnin yorumlama biçimidir ya da, daha doğrusu, bu denli yüksek bir bilinci nasıl yorumlayacağını zihin bilemez. Ve bu küçük fragmanları ya da bu küçük – benim deyimimle küçük çizgi filmleri uyduruyor, oysa bunlar gerçekten olan biteni yansıtmıyorlar. Ve sonra siz ipin ucunu kaçırıyorsunuz. Aslında kaçmıyor tabii, sadece diğer alemlerde kalıyor. Hâlâ orada, Yeni Dünya’dadır ama, buraya getirilemiyordur.</p>
<p>İşte biz bu yüzden bugün bununla ilgili konuşmak istedik ve Yeni Dünya veçhenizi, o ikiz benliğinizi, Dünya’ya ve insanlığa büyük bir sevgi ve şefkat besleyen o yanınızı (buraya getirmek) istedik. Onun sizinle birlikte burada olmasını istedik. Biz sizin bir insan ve bir meleksel varlık olarak, bu bilincin Dünya’ya sizin vasıtanızla – herhangi bir enerji kapısı vasıtasıyla değil, herhangi bir uzay gemisi vasıtasıyla değil, herhangi başka biri vasıtasıyla değil – ama sizin vasıtanızla getirilebileceğini anlamanızı istedik.</p>
<p>Bunu iradeyle gerçekleştirmezsiniz; bunu, onu seçmek yoluyla gerçekleştirirsiniz. Bunu bir teknik ya da manipülasyon yoluyla ya da yapısal yoldan gerçekleştirmezsiniz; bunu sadece nefesinizle içinize alır ve seçersiniz. Onu talep etmezsiniz; sadece hissedersiniz. Bu çalışmayı gerçekleştirdiğinizi bilirseniz, ve bunun ulaşılır olduğunu bilirseniz, bu bilincin Dünya’ya getirilmesine de yardımcı olabilirsiniz.</p>
<p>Peki o zaman onunla ne yaparsınız? Hiçbir şey. Onu burada bırakın. Daha önce, Yeshua zamanında bilinç tohumları ektiniz. Mesih’in kaybolmuş çocukları, ikibin ya da daha fazla yıl önce Dünya’ya gelip de, filizlenmesi ikibin yıl alan yeni bilinç tohumlarını ekti. Sizler, tohum ekenler olmanın nasıl bir şey olduğunu biliyorsunuz.</p>
<p>Onu buraya, bu Dünya bilincine getirmekten başka yapacak bir şeyiniz yok. Bunun gerçekleştirilmesi için insana ihtiyaç vardır. Hiç Dünya’ya gelmemiş meleksel varlıklar bunu yapamazlar. İşe yaramaz. Bu bir insanı gerektirir, ve Yeni Dünya’nın dinamiklerini anlayan, insanlığı anlayan, kendini egemen/mutlak spiritüel bir tanrısal varlık olarak anlayan insana gerek vardır.</p>
<p>Böyle bir çalışma için Dünya’da kaç insanın nitelikli (vasıflı) olduğunu biliyor musunuz? Pek fazla değil. Gerçekten anlayan fazla insan yok. Biz bunu sayıya dökeceğiz, Adamus şu anda araştırmasını yapıyor. (kahkahalar) Hesap makinesini çıkardı, ve bana  kesin rakkamı bildireceğini söylüyor. Yeni Dünya dinamiklerini ve bilinci ve eski Dünya’yı anlayıp da, tüm bu fikirlerin ve buluşların ve insanlık için çözümlerin tohumlarını taşıyabilecek olanların sayısı, bir milyondan az – çok daha az, diyor Adamus.</p>
<p>O bilinçli seçimi yaparak ve o seçimi içinizin derinliklerine soluyarak ve kendinizi severek – kuşku duymak değil, ama severek – sizler o yolları, o koridorları açmaya başlayabilirsiniz. Siz kapının kendisi olabilirsiniz. Gidip de Pasifik Okyanusunun ortasında bir kapı aktive etmek zorunda değilsiniz. Siz bir kapı haline gelebilirsiniz.</p>
<p>Aslında şu anda yeni bilinç tohumları, tam anlamıyla bedeninizde – fiziksel bedeninizde – mevcuttur. Bunlar fiziksel bir biçimde değildir. Bunlar, küçücük parlak ışık noktaları gibiler. Ama bir engel vardı, şu uçurum. Onlar içinizde mevcutlar, ama siz onların şimdi burada, Dünya’da kalmasına, onları şimdi Dünya’da biriktirmeye itibar etmediniz.</p>
<p>Bu ne nimet. O bilinç tohumlarını, Yeni Enerji bilincini doğrudan Yeni Dünya’dan, doğrudan sizin gibi meleksel varlıkların esin dolu kalplerinden ekmek için, bugün ne güzel bir zaman – ve evet biliyorum, süremizi uzattık, ama konuşacak çok şeyimiz vardı.</p>
<p>Bazılarınız kendini o sese açmaya ve kalbin şarkısını söylemeye tereddüt ediyor. Bazılarınız tereddüt ediyor. Bu bilinç tohumlarının taşıyıcısı ve ekeni olmaya değer misiniz? Birçoğunuz kendi yaşamı, kendi kararları, kendi dengesiyle ilgili kaygı içinde. Diyorsunuz ki, “Belki de ben bu tohumları Dünya’ya ekmeye daha hazır değilim.” Ama biz şimdi böyle bir zamanda bu şekilde biraraya gelirken, bu şimdi çok kutsal ve güvenli bir zamandır. Bu bilinç tohumları fiziksel bedeninizin içindedir. Aslında onları orada bırakabilirsiniz. Onları bu Dünya aleminde bırakın. Onları bu boyutta bırakın. Onları, diğer insanlar için, Tanrı’ya bile inanmayan araştırmacılar için, bu büyük değişim zamanında gerçekten, gerçekten insanlıkla çalışmaya çalışanlar için bir potansiyel olarak burada bırakın.</p>
<p>Birçoğunuzda bir direnç, bir gönülsüzlük var. “İnsanlık hazır mı? Bu bilinç tohumlarını kötüye kullanacaklar mı?” Ve bir dereceye kadar bazıları kullanacaktır. “Bu bilinç tohumlarını manipüle edecekler mi?” Bazısı deneyecektir. “Bilincin bu tohumu etkili/güçlü bir tohum mu? İnsanlık ona hazır olmayabilecek kadar etkili/güçlü mü?” Bunun yanıtını kendinize yalnızca siz verebilirsiniz. Ama siz araçsınız. Siz taşıyıcısınız. Bu tohumları Yeni Dünya’dan buraya, insan benliğinizin haberi olmadan, ama kalbinizde çok iyi bilerek siz taşıdınız.İşte bu, konuşmamın başında sözünü ettiğim açmazın ve gözyaşlarının bir parçasıdır. Bir parçanız ağlıyor, çünkü emin değilsiniz. Hazır olduğunuzdan ya da Dünya’nın hazır olduğundan emin değilsiniz.</p>
<p>Bu Şaudun amacı size hatırlatmaktı – Yeni Dünya’da ne yaptığınızı hatırlatmak ve beraberinizde ne taşıdığınızı hatırlatmaktı.</p>
<p>Yeni Bir Biçimde Bağlantı Kurmak</p>
<p>Dördüncü konu, bunu kısa keseceğim. (kahkahalar) Bu çok, çok kısa olacak, çünkü siz bunu zaten biliyorsunuz.</p>
<p>Yanıtlar aynı yerlerde değil. Enerjiler, bağlantılar yer değiştirdi, değişti ve dönüştü. Eşinizle ya da partnerinizle bağlantı kurmaya çalıştığınızda, fişi, onlarla eskiden bağlantı kurduğunuz eski yere sokmaya çalışıyorsunuz – gerek enerjisel gerekse fiziksel olarak, her türlü – ve sonra da nedir yanlış giden diye şaşıyorsunuz. Kendi yaratıcı kaynağınıza girmeye çalıştığınızda, fişi eski prize sokuyorsunuz. Mecazi anlamda eski RJ11 fişi yerine bir RJ45 fişi geldi. (kahkahalar) Bu fişleri takas etmeye çalışmaktan vazgeçin.</p>
<p>Kendi içinize, tanrısallığınıza, spiritüelliğinize bağlanmaya çalıştığınızda, birçok yaşam öncesi varolan bir şeye bağlanmaya çalışıyorsunuz. Siz o zamanlar bir rahip, bir rahibe, bir haham ya da spiritüel lider deneyimine sahiptiniz, ve size ruhsallık sağlasın diye yeniden onunla bağlantı kurmaya çalışıyorsunuz. O fişin tozla ve kir pasla kaplı olduğunu ve artık iş görmediğini fark etmediniz mi?</p>
<p>Danışanlarınıza bağlanmaya çalıştığınızda – bunu danışmanlık ya da rehberlik yapanlarınıza söylüyorum – daha önce eğitimini aldığınız bir yerden bağlanarak yeni bilinç dalgalarını ya da akımlarını öyle göndermeye çalışıyorsunuz, ve eski bağlantı çalışmıyor. Yeni bir priz var – aslında o kablosuz. (kahkahalar) Bu, yeni bir bağlantı noktasıdır.</p>
<p>Yediğiniz yiyeceğin enerjisine bağlanmaya çalıştığınızda, çok, çok, çok eski bir şeye bağlanıyorsunuz. Kablosuzu kullanın. Farklı bir noktadan bağlantı kurun.</p>
<p>Biyolojinize bağlanmaya çalışıp da derdinin ne olduğunu ya da size ne söylemeye çalıştığını anlamak istediğinizde, eski bir telefon hattını kullanıyorsunuz. O hat, o bağlantıyı kurmak için çok yavaş, fazlasıyla yavaş kalıyor, ve siz bedeninizin mesajını bu çok arkaik sistemle yorumlamaya çalışıyorsunuz. Kablosuzu kullanın. Bedeninizde yeni bilinci kullanın. Bilincin farklı bir noktasına girin.</p>
<p>Zihninizi kullandığınızda, onun çok, çok eski değerlerine ve mekanizmasına bağlanıyorsunuz, ve bu sizi çileden çıkartıyor. Zihniniz, Atlantis zamanında yüklenmiş ya da damgalanmış ve kiliselerce ve yol boyunca diğer manipülatif kuruluşlarca  güçlendirilmiş sınırlamaların ötesine genişlemek istiyor. Farklı bir noktadan bağlantı kurun. Zihniniz genişlemek istiyor. Yaratıcılığınızın bir parçası olmak istiyor. İfadenizin bir parçası olmak istiyor. Artık kendi zihninin kapanında kısılı kalmak istemiyor. Analizden yoruldu, programlamaktan yoruldu, yapılaşmadan yoruldu, ve kendi zihninden çıkmak istiyor. Zihninizle farklı bir yerden bağlantı kurun.</p>
<p>Çevrenizdeki herşeyle, bu ister arabanız olsun – ki sizin arabalarınızla bağlantılarınız var – farklı bir noktadan bağlantı kurun. Farklı bir noktadan bağlantı kurun.</p>
<p>Ben size bağlantınızın nerede olduğunu söyleyemem. Bunu kendiniz keşfetmelisiniz, çünkü bu herkes için farklı ve benzersizdir. Ama onun farklı bir yerde olduğunu size söyleyebilirim. Bu, genişlemiş bir yerdir, ve Yeni Dünyayla ilgili konuşmalar, ve buraya getirmekte olduğunuz bilinç tohumlarıyla ilgili konuşmalar, nereye bağlanmanız hakkında size bir ipucu vermelidir.</p>
<p>Zamanımın dolduğunu duyuyorum, onun için bunu toparlayayım.</p>
<p>Sevgili Şambra, hepimiz sizi çok seviyoruz. Gerçekten ne yaptığınızı çok iyi anlıyoruz. Içinden geçtiğiniz zorlukları çok iyi anlıyoruz. Ve bu azıcık zamanı sizinle geçirip de, size kim olduğunuzu hatırlatırsak, size duyduğumuz büyük saygıyı hatırlatırsak, belki bu, sizin uyanmanıza yardımcı olur.</p>
<p>Ve öyledir.</p>
<h2>Sorular ve Yanıtlar</h2>
<p>TOBIAS MATERYALLERİ<br />
Geri Dönüş Dizisi:<br />
ŞAUD 9: “Yeni Dünya Güncellemesi… ve Dahası”<br />
Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
4 Nisan 2009<br />
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org</p>
<p>Ve öyledir, sevgili Şambra, soru ve yanıt zamanı geldi. Ama birkaç kısa yorumda bulunabilir miyim. (kahkahalar)</p>
<p>Gerçekten de, sizlerle birlikte bu şekilde biraraya gelme zamanım doluyor. Birlikte, gerek Şaudlarımız gerekse atölye çalışmalarımız sırasında dikkate değer zamanlarımız oldu, ve ayrıca siz ve ben özel olarak konuştuğumuzda da.</p>
<p>Konuşmalar devam edecek, belki şimdi birlikte gerçekleştirdiğimiz biçimiyle Şaudlar değil ama konuşmalar (tartışmalar) devam edecek, ve ayrıca hazır yapabiliyorken, size olabildiğince çok bilgi aktarmak istedim bugün. Böylece siz aslında çoklu Şaudlar deneyimlediniz. Ve bu kulağınıza lineer ya da sistematik bir formatta iletiliyor gibi geldiyse de, aslında tümü birlikte geliyordu. Zihin bunu, belli bir sıralamada söylenen belli kelimelerle belirli bir düşüncenin iletilmesi olarak yorumlar, ama sizinle birlikte gözden geçirdiğimiz şeyin bir bölümü de, yalnızca bugün sözünü ettiğimiz dört konuyu değil, ama başka bilgilerin de içine örüldüğü bilgilerin tümünü nasıl hissettiğinizdi. Böylece siz çoklu Şaudlar aldınız &#8211; bunlar yolculuğunuzun bu kısmında kendinizle ilgili yine sizden gelen hatırlatmalardır.</p>
<p>Bunu da söyledikten sonra sorulara geçelim.</p>
<p>1.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Tobias, sen gidiyorsun. Başkaları aracılığıyla mı mesaj vereceksin?</p>
<p>TOBIAS: Buraya gelişimi ya da geri dönüşümü duyurduğum zaman da söylediğim gibi, artık aracı vasıtasıyla konuşmayı (ya da mesaj vermeyi) seçmiyorum. Ben – öncelikle de – Sam bedenlenmesiyle meşgul olacağım. Ve evet, gerçekten de, başkaları vasıtasıyla konuşabilirdim ama bunu yapmamayı seçiyorum. Sam’le çalışmayı ve sonunda birçoğunuzla Sam kanalıyla karşılaşmayı seçiyorum. Ayrıca, burada başlattığımız çalışmayı sürdüreceğimiz Yeni Dünya alemlerinde de sizinle birlikte çalışmayı seçiyorum. Elbette konuşacağız, ama şimdi burada gerçekleştirildiği biçimde değil.</p>
<p>Adamus’la yaptığım asıl anlaşmanın bir parçası da sizinle çalışmaya başlamamdı. Hislerimin ve düşüncelerimin çoğunu paylaşacak ve Şaud enerjisinin toparlanmasına yardımcı olacaktım. Buradaki hedefim, buradaki arzum, bu Şambra grubunu biraraya getirmekti.</p>
<p>Adamus geldiği zaman, Kırmızı Meclis’i – çok yerinde bir kelime olmasa da sizin deyiminizle – yönetecek olan odur. Meleksel alemlerden rehberlik edecek, her birinizle çalışacaktır. Onun mesajı farklı olacak, başka başka dönemeçler alacak, ama ben şimdi bunu uzatmak istemiyorum. Yani sorunun cevabı, hayır, Tobias’ın kanallık mesajları devam etmeyecek, ama sorduğun için teşekkür ederiz.</p>
<p>Ve bu arada, söyleceklerimin hepsi zaten tüm bu Şaudların içinde.</p>
<p>2.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Bana Hawai’de – içine doğduğum bu aileye – annem için, müziğine esin kaynağı olmam için geldiğimi söylemiştin. Ve ben bazen hâlâ onu çok yakınımda hissediyorum, çünkü o hep, meleklerle birlikte şarkı söylemekle ilgili şarkılar söylerdi. Ve ben gerçekten onun ne yaptığını bilmek istiyorum.</p>
<p>TOBIAS: Öbür tarafta geçirdiği çok kısa bir zamandan sonra Dünya’ya geri gelmeyi seçti, bedenlendi bile, buraya geri döndü bile, ha, ve – herhalde tahmin edebileceğin gibi – kilise gruplarıyla çalışıyor (kahkahalar) ve yeniden müzikle – bir tür kilise müziğiyle çalışıyor (gospel – çvr. bizdeki karşılığı ilahiler olan mistik bir müzik türü). (Annen) kilise ortamında kalacak olmasına rağmen, olağanüstü yeni biçimler ve yeni sezgiler devreye sokacak, ve bunların birçoğu da senin ilham ettiğin şeyler.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Ah, çok teşekkür ederim. Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Ve sonraki sorun da şuydu – onunla karşılacak mısın? Çok, çok, çok yüksek bir olasılıkla, evet.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Ah! Teşekkür ederim! (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Bu soru, bir dolu Şambra’nın (hissettiklerinin) göstergesi, bu nedenle hem bu (soruyu soran) kişiyi hem de diğerlerini temsil ediyor.</p>
<p>3.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Tobias, içimde, burada Şambra olarak gerçekleştirdiğim çalışmanın sona erdiğine dair bir his var. Son zamanlarda, gün be gün Şambra çevresinden ve genel olarak Şambra bilincinden uzaklaştığımı hissediyorum. Bu, herhangi bir hayal kırıklığı ya da incinme ya da buna benzer bir şeyden dolayı değil. Bu yalnızca içimde büyüyen bir his ve ben onu sadece gözlüyor ve ona izin veriyorum. Bunun, senin Tobias olarak ayrılmanla bir ilgisi var mı diye merak ediyordum. Bu sadece bana özgü mü, yoksa ben acaba genel olarak Şambra bilincinin daha büyük bir dönüşümünü ya da çözülmesini mi algılıyorum? Sen gidince ne olacak?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, soruna ve sezgilerine, algına teşekkür ederiz. Ve ben sorunu, yanıt vermeyerek cevaplayacağım. Bu, Şambraya vereceğim son mesajlarımdan birinin içeriği olacak, ve şu anda buna girerek o mesajı berbat etmeyeceğim. Ama söylemeye bile gerek yok, algıların çok yerinde.</p>
<p>4.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Bugün yiyeceklerden söz ederken, sanırım yanıtladın… bir bakalım… hissediyordum ki sanki su… sanki tükürük… neyse, nefes boruma kaçıyordu, yiyecekler de (sanki gitmesi gereken yere gitmiyor) ve ben bunu geceleri bile hissediyorum. Bu, senin anlattığın şeyin bir parçası mı? Bedenim değişmeye başladı da sahip olduğumuz 3B biçimindeki gıdayı kabul etmez mi oluyor?</p>
<p>TOBIAS: Ben senin sorunu yanıtlayacağım ama bu aynı zamanda herkes için geçerli – DNA’da varolan DNA’nın fiziksel-olmayan sarmalları, zaten fiziksel gıdaya olan bağımlılığı azaltma anlayışına sahiptir, ya da bu – nasıl diyorsunuz – sizin tarafınızdan aktive edildi. Şimdi bu, oturup da bir yemeğin keyfini çıkaramazsın anlamına gelmiyor, ama (bedeninin) bu tür fiziksel yiyeceklere ilişkin manyetik bağımlılığı değişiyor.</p>
<p>Biliyorum, büyük bir çoğunluğunuz şimdiden belli yiyeceklerle ilgili arzularınızın değiştiğini hissediyor ve neler oluyor diye merak ediyordu. Çelişkinin bir bölümü de, haberlerde ya da medyada belli yiyeceklerin iyi ve belli yiyeceklerin de kötü olduğunu duymanızdan, ama dönüp de kendi bedeninizin arzularına baktığınızda, bunların söylenenlerle uyuşmadığını görmenizden kaynaklanıyor. Sonra da, acaba yanlış mı okudum diye şaşıyor, belli şeyleri azaltmanız mı gerekiyor, ya da hatta arındırıcı ve antioksidan ve bu tür diyetler mi yapmanız gerekiyor diye merak ediyorsunuz. Bu konuda zihinselleşiyor ve bunları yapmanız mı gerekiyor diye merak ediyorsunuz, ama bedeniniz bazen size çok, çok farklı bir şey söylüyor.</p>
<p>Böylece, şunu söyleyelim, evet, DNA’n, tüm hücresel yapın şu anda değişmekte. Ve biz bu yüzden yıllardır, bedeninizi dinleyin, deyip durduk. Bedenin akşam yemeğinde çukulatalı kek istiyorsa, ona akşam yemeği olarak çukulatalı kek ver. Gıdaları nasıl işlemden geçirdiği hakkında varsayımlarda bulunma, çünkü gıdalar yalnızca fiziksel yiyeceklerin içinde değildir.</p>
<p>4.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Evet, ve ben bu fırsatı tüm Şambra’ya ve dinlemeyi seçen herkese şunu tekrarlamak için kullanacağım. Şu diyetler (beslenme tarzları) – ki bin türlü farklı diyet var, milyon çeşit farklı diyet – bunlar gerçekten işe yarıyor olsaydı, her ay onca yeni diyet ortaya çıkmazdı! (kahkahalar) Diyetler bir bağımlılıktır. Onlar psikolojik ve fizyolojik bir bağımlılıktır. Bu nedenle, en iyisi bedenine kulak vermektir.</p>
<p>LİNDA: Bu soru aslında bir Şambra grubundan geldi, ve soruları şöyle:</p>
<p>5.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Bu soru birkaçımızdan geliyor. Neden şu ara herşey zor görünüyor? Seçimlerimiz net ve yaşamlarımız başarılıydı, sonra herşey altüst oldu. Para yok oldu. Sağlık başaşağı gidiyor, hatta hayatın günlük şeyleri bile sanki ters gidiyor. Yine de seçimlerimiz aynı kalıyor. Bizler gezegende olmanın tadını çıkarmak istiyoruz, ama para ve sağlık olduğunda bunun tadı kesinlikle daha fazla çıkıyor. Biz muhteşem yaratıcılar olduğumuzu biliyoruz ama yine de hayal kırıklığı yaşıyoruz, çünkü istediklerimizi yaratabiliyorduk, oysa şimdi sanki hiçbir şey işe yaramıyor. Yani, gözden kaçırdığımız şey nedir? Bu, Yeni Enerjiyle nasıl çalışılacağını anlamadığımızdan mı böyle oluyor? Senin bakış açın çok makbule geçecek.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, burada birkaç şey söz konusu. Herşeyden önce, Eski Enerji yaşantınız, Eski Enerji tezahürleriniz, Eski Enerji tutkalıyla birarada tutuluyordu. Değişmek için bir seçim yaptığınızda, farklı bir bilinç seçimini yaptığınızda, o tutkal çözülmeye başlar ve, elbette, sizin de fark ettiğiniz gibi, diğer herşey de. Peki, gerçekliğinizi, yaptığınız yeni seçimleri, ki grup olarak çok yeni seçimler yaptınız, nasıl inşa ederdiniz. Siz yalnızca eski bolluğu seçmiyordunuz. Siz çok özgürce akan, an’da olan, çabasız bir bolluk seçiyordunuz. Eski Enerjinin para yapma ya da iş ya da her türlü başka yollarına bağlı olmayan bir bolluk. Bu yüzden eski yapının içinizde yıkılması çok doğaldır.</p>
<p>Yine bu nedenle – bizim açımızdan, sizin değil – ama bizim açımızdan, işinizi kaybetmeniz, daha önce sahip olduğunuz tüm yapısallıkları kaybetmeniz mantıklıdır. Çoğu kez sağlık da bir değişimden geçer, çünkü bolluk içinde sağlıklı yaşamayı seçtiğinizde, bedeninizde bir dolu eski enerjinin ve bir dolu hastalığın depolandığını, bunların bazısının uykuda olduğunu, bazısının da çok aktif olduğunu fark etmelisiniz. Siz bedeninize, kendini fiziksel ve enerjisel düzeyde temizlemesi için izin verdiniz – ve o da bunu yapıyor. Yapıyor. O, bir dönüşüm işleminden/sürecinden geçiyor. Bu yalnızca sizin yaşamınızda açıkça görülen bir şey değildir, şu anda dünyanın her yanındaki insanlar böyle bir şeyden geçiyor.</p>
<p>Bu, insanın gerçeklik algısı için zor ve meydan okuyucudur, ama ben sizi aslında bunun bir de öbür yüzüne bakmaya davet ediyorum. Aslında siz tek bir yüzüne bakıyor ve “Aman Tobias, bu çok zor” diyorsunuz. Ben bu enerjinin öbür yüzüne bakmanızı istiyorum, onun aslında zor olmayan yüzüne – ve biliyorum, benimle bu konuda tartışacaksınız, çünkü daha önce de tartıştınız. Siz madalyonun tek bir yüzüne bakmaya odaklanıyorsunuz. Enerjisel olarak çevresinde dolanıp ya da içinden geçip öbür yüzüne de bakın, ve şu anda meydana gelen şaşırtıcı şeylere bakın. İnsan zihni bağırıyor ve diyor ki, “Ama ben para istedim, kahrolası! Onu istiyorum! Ben sağlık istedim! Onu istiyorum.” Onu alıyorsunuz. Tezahür etmeye başlıyor.</p>
<p>Onu çok daha yumuşak bir biçimde nasıl tezahür ettirebilirsiniz? Ve siz yine benimle tartışacaksınız ama, onu içinize soluyun. Gerçekten yardımcı olur… nefes almak sanki… ateş, simya ve dönüşüm için ne anlama geliyorsa, nefes de sizin yolculuğunuz için o anlama gelir. Enerjileri değiştirir. Ve değişim istediğiniz zaman, ona sahip olacağınızı da anlayın.</p>
<p>Böylece, bunun çok karmaşık ve zor bir soru için çok kısa bir yanıt olduğunu biliyorum, ve şu anki düzen içinde sizi tümüyle tatmin edebileceğimiz bir yanıt da değil. Ama, Şambra’nın kitaplarla ortaya çıkıp, bunun nasıl iş gördüğünü çok kişisel bir açıdan açıklamaya çalıştığını göreceksiniz.</p>
<p>Siz aynı zamanda, bunun hakkını vermem gerekir, hepiniz bunun öncülerisiniz. O nedenle, bir yolculuğun öncülüğünü üstlenmek biraz zordur, çünkü bir sonraki kuşağın ya da bir sonraki Yeni Enerji varlıklarının sizin ayak izlerinizi takip etmesi gibi değildir. Ve sizi izleyenler bu yolculuğun aldığı bazı dönemeçleri anlayacaktır. Yani ben sizden bu süreçle sabırlı olmanızı, süreçle nefes almanızı, ve seçiminizin tezahür etmekte olduğunu anlamanızı istiyorum. Teşekkür ederim.</p>
<p>6.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam Tobias. Ben, kentsel tarım projemiz Feed Denver’de (Denver’i Besle) olan bitenleri anlatmak için geri geldim.</p>
<p>TOBIAS: Mükemmel.</p>
<p>6.ŞAMBRA: Bunun Şambra için yararlı olacağını düşünüyorum, çünkü (projenin) nasıl gideceğini planlayamıyoruz. O sadece gidiyor. Ve grubumuzdaki kişiler ve ben şunu öğrendik, ürün yetiştirmek için yapman gereken ilk şey, iyi bir toprağa sahip olmak. Böylece biz iyi (verimli) bir toprak için çalışıyoruz, ama, bilirsin, iyi toprak, aynı zamanda içinde bulunduğun topluluğun, içinde bulunduğun şehrin toprağı anlamına geliyor, ve şu anki çalışmalarımızın büyük bir bölümünü aslında yurttaşlık yapısıyla çalışmak ve valiliğe (yerel meclise) girip orada ne tür olanaklar olduğunu araştırmak oluşturuyor. Ve ilginç olan, onların da (valilik ya da yerel meclistekilerin) bundan çok memnun olmaları. Buna çok açıklar. İnsanın aklına hemen çıkartacakları engeller geliyor, oysa tüm engeller kalkıyor, ki bu da gerçekten heyecan verici.</p>
<p>Sana şunu sormak istiyordum, biz bu projenin enerjisi kendi gitmek istediği yere gidiyor diye hissediyoruz, bu yüzden enerjiyle çalışmak için bir hazne, bir konteyner yapmaya çalışıyoruz. Bu nedenle ben önerilerini isteyecektim ve doğru yönde olup olmadığımızı ve gerçekten önemli olabilecek bir şeyi atlayıp atlamadığımızı bize söylemeni rica edecektim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Hazne ya da konteyner derken ne kastettiğini açıkla.</p>
<p>6.ŞAMBRA: Enerjisel konteyner – bilirsin… bunun yalnızca içimizden gelebilecek bilgi ve güven olması değil, aynı zamanda türlü kaynakları da kapsaması. Bize gelen tüm kaynaklar ve onları fark edebilmemiz ve kullanabilmemiz gibi.</p>
<p>TOBIAS: Ben bunu sizlerle ve buna pek de açık olmayabilecek bazı diğer kişilerle paylaşacağım; ama bugünün başlarında Yeni Dünya ve özellikle de Yeni Dünya’daki tarımın önemi hakkında konuştum. Ve gerçekten, o Şaud sırasında da fark ettiğiniz gibi, orada çok iş görüyorsunuz. Böylece, sizi cesaretlendireceğim şeylerden biri, tarımla ilgili bazı eski anlayışları bırakmanızdır. Ben ve başkaları, iyi ekin yetiştirmek için iyi toprağa ihtiyacınız olduğu konusunda sizinle aynı fikirde değiliz. Çok kaba anlamda, evet, ama enerjisel olarak, hayır. Sizin çok kötü diyeceğiniz bir toprakta da çok iyi ekinler yetiştirebilirsiniz.</p>
<p>Suda ve özellikle tuzlu suda yetiştirilebilen ekinler de olacak, ve bunlar Yeni Dünya’da sizin katıldığınız teknolojilerdir. Ben, hepinizin tohum taşıyıcıları – şu anda bilinç tohumları taşıyıcıları &#8211; olduğuna değinmiştim, yani sizin buraya getirdiğiniz  tamamlayıcı parça ya da bileşen, bu grup ve onun gerçekleştirdiği çalışma için çok temel bir unsurdur. Siz şimdiden bu tohumların – bu enerjisel tohumların – dağıtımına ve buraya getirilmesine yardımcı oluyorsunuz. Şimdi bırakın, diğer insanlar onu hissetsin – sadece onlara nefes alsın, onları hissetsin.</p>
<p>Ben şunu öneriyorum, normal ve geleneksel olarak kabul ettiğiniz şeylerin ötesine geçin. Sizinle dalga geçecek ve neden söz ettiğinizi bilmediğinizi söyleyen insanlar olacak, ve onlar toprağın kimyası falan gibi konulara girecekler. Ama bildiğiniz o Findhorn’daki insanlardan fikir edinin; onlar tarımla ilgili, topraktan daha önemli olan birçok bileşen ya da tamamlayıcı unsur olduğunu gerçekten anlıyorlardı. (Önemli olan) enerjidir. Ayrıca, doğa unsurlarıyla çalışmaktır, ve bu, buna açık olan insanlar için bir başka önemli bileşen olacaktır.</p>
<p>Hâlâ çok aktif olan ve aslında bazı ekinlerin yetiştirilmesinde sizinle çalışmaktan mutlu olacak büyük bir grup var – bazılarınız onlara peri ya da doğa güçleri diyorsunuz.  Onlar uzak tutuldular ve dikkate alınmadılar ve aşırı gübrelendiler ve daha niceleri, ama burada, Dünya’da hâlâ büyük bir grup var – çok, çok büyük bir grup. Onlar sizinle çalışmak ister. Onlar – açıklaması zor nedenlerden ötürü – Yeni Dünya’da çalışmıyorlar, çünkü bu fiziksel Dünya’ya çok bağlılar. Ama kendinizi onlarla konuşmaya açın.</p>
<p>Bunu, Yeni Dünya’dan edindiğiniz bilgiyle birleştirin, belli türde bir  toprağa ve belli türde kimyasal bileşenlere sahip olmanız gerektiği düşüncesinin engellerini aşın, o zaman yeni ekinlerin birçok farklı yoldan ve şu anda olduğundan çok daha fazla gıdayla yetiştirilebileceğini anlayacaksınız. Yani ben senden, bu doğa güçlerinin bazısıyla (iletişim kurmada) küçük küçük kendi kanallığını gerçekleştirmeye başlamanı istiyorum.</p>
<p>6.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz. Ve bu arada, gruptaki bazı insanlar buna çok açık olmayacaktır, ama sen daha önce de eleştirilerle karşılaştın. Bununla yeniden karşılaşabilir ve ondan geçip gidebilirsin.</p>
<p>LİNDA: Benim bir sorum var; kısa bir süre önce Geoff ve Linda tesadüfen yıllar önce bağlantıda oldukları Medina adındaki eski bir tarım şirketiyle ilgili rüyalar gördü. Bunun rastlantısal bir yanı var mı?</p>
<p>TOBIAS: Hiç de yok. Siz Yeni Dünya’daki çalışmanızı gerçekleştirirken, bu ürünün – ve ben burada utanmadan onlar adına reklam yapacağım – ama bu ürün zamanının ilerisinde olan şaşırtıcı bir üründü ve hayal kırıklığı yaratan da belki buydu. Ama asıl (orijinal) formül, ki bu orijinal formülün Marcaine Water olarak bilindiğini de söylemeliyim – ki Marcaine, doğa gücü ya da deva anlamına gelir – bu orijinal formül bazı çok önemli enerjisel bileşenlere sahiptir, ve bu şu ara ekinlerle ve üretimle yapılacak her türlü çalışmaya çok, çok uygulanabilir halde olabilir. Ve Cauldre ile Linda sana daha sonra bununla ilgili daha fazla bilgi verebilir ya da buna nasıl erişileceğini söyleyebilir, ama bu, orijinal bileşeniyle çok Yeni Enerji ürünüdür.</p>
<p>LİNDA: Yani Medina’daki insanlarla bağlantı geçmek yararlı olabilir, öyle mi?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Gerçekten.</p>
<p>LİNDA: Harika.</p>
<p>7.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Tobias, nihayet madalyonun öbür yüzünü azıcık görmeye başlayabildiğimi hissediyorum, ve benim Şimdi ânındaki yaşantımla ilgili bugün bana herhangi bir öneride bulunup bulunamayacağını bilmek istiyordum. Ve kitabımla ilgili herhangi bir yorumun var mı? Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Benim sana bir sorum var. Özel şeyleri dikkate almazsak, yani bedeninde ağrıların ya da sızıların olmasını ya da ilişki konusunu ya da parasal sorunlarını dikkate almazsak, yaşamında sevinç var mı?</p>
<p>7.ŞAMBRA: Evet.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. İşte bu. Bu, başlangıçtır. Bu… biliyor musun, bazen insanca sorunlar yüzünden çok boğulup gider, ama yaşamının en önemli malzemesi sevinç/neşedir. Eğer buna sahipsen ve ses gibi şeylerle, Hannibal’in yaptığı yaptığı şeyler gibi ya da herhangi bir yaratınla onun ortaya çıkmasına izin verirsen, o zaman bu insanca sorunlarla ilgili herşey sanki ansızın yok oluverir.</p>
<p>Bunu keşfeden çok sayıda Şambra var. Onun için sevinci al ve onu sürekli nefesinle içine çek, onun yaşamının her bir parçasına genişlemesine izin vermeyi sürdür. Ve evet gerçekten de, senin de söylediğin gibi, madalyonun öbür tarafını görmeye başlıyorsun. Aynı enerji kitap projen için de geçerli. İnsanca ayrıntılar için kaygılanma, onun yerine bu projenin içerdiği mutlak sevince (odaklan).</p>
<p>7.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz, ve bunu gündeme getirdiğin için de teşekkürler.</p>
<p>8.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Selam Tobias. Birkaç yıl önce burada sorduğum ilk soru, benim farklı bir kiliseyle ilgili vizyonum hakkındaydı. Ve sen bana, eski kiliseler parçalanırken insanların gitmek için ihtiyaç duyacağı yerler olacağından söz ettin. Ayrıca, sahip olduğum ve üzerinde çalıştığım bazı fikirlerin de hâlâ eski olduğundan konuştun, ve ben şu son yıllarda onların ne olduğunu öğrendim. Ve Santa Fe’de çalıştığım bir grupla edindiğim deneyimlerin bazısı, bir yanımın, artık bunlarla uğraşmak istemediğini hissetmesine neden oldu! (kendi kendine güler) Ama aynı zamanda içimde muazzam bir tutku var, ve sen Uyanış Evi’nden söz ettiğinde, bu Uyanış Evi’ni Dünya’da yaratmak için muazzam bir tutku hissettim. Bana bu konuda ne söyleyebilirsin?</p>
<p>TOBIAS: Sana şunu söyleyebilirim; herşeyden önce, şu son yıllarda sana katıldığım bu yolculuk, inanılmazdı. Bazen, sanki çarpışan bir arabada yolculuk ediyormuşum gibiydi (kahkahalar), ki bu canlandırıcı bir şeydi, bilirsin, BENİM için!</p>
<p>8.ŞAMBRA: (gülerek) Tadını çıkarttığına sevindim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçi bu senin için o kadar ilginç değildi, ama sen kendine muazzam şeyler öğrenme deneyimini verdin, ve öyle zamanlar oldu ki, ben bu gerçekliğe indirmene izin vermediğin derin bilgeliğine gerçekten hayran oldum. Ve şimdi, bunu getirmek için o kanalları açmaya başlıyorsun.</p>
<p>Ve bununla birlikte, birçok Şambra’nın öğrendiği gibi ve senin de burada ifade ettiğin gibi, bazen insanlarla böyle büyük hayal kırıklıkları olur, ve bazen, özellikle birlikte çalışmak istediğin insanlar, sana sırt çevirir. İnsanlığa hizmet amacıyla gerçekleştirmeye çalıştığın çalışma, onların alıp da bir kılıca dönüştüreceği ve seni deşeceği çalışmanın ta kendisi olur. Bu böyle gider. Ve sen o yolculuğu seçtin.</p>
<p>Bunu söyledik ama, şu anda birlikte çalıştığın kişilerin çoğu – hepsi değil, ama çoğu – ilerlerken birlikte çalışacağın insanlar olmayacak.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Anlıyorum.</p>
<p>TOBIAS: Evet. (Tobias güler) Şambra’nın büyük bir çoğunluğunun birlikte çalışacağı insanlar, şu anda 20 yıldır metafizikle uğraşan insanlar olmayacak. Bunlar, kiliselere gitmiş olanlar olmayacak. Bunlar, eski dinlerin bazısıyla enerjisel bağı olmayan, bizim yeni uyananlar dediğimiz insanlar olacak.</p>
<p>Cauldre ve Linda, bazı ülkelerde, şimdilerde uyanmakta olan ülkelerde Kırmızı Çember gibi gruplara ve başka Yeni Enerji metafizik gruplara çok daha fazla ilgi duyulmasına bazen şaşıyorlar – ve ben de, onların duydukları şaşkınlığı anlamamalarına şaşıyorum. Ama (bu yeni uyanan ülkeler) uzun yıllar boyunca kiliseye olan inancın ya da hatta uzun yıllar boyunca yeni çağ inançlarının içerdiği ağır katmanlara sahip değiller. Bu nedenle de çok, çok açıklar. Ellerini kaldırıp öne çıkacak ve gerçekleştirdiğiniz çalışmayla ilgilenecek insanlar bunlar olacak.</p>
<p>Sen şu son yıllarda yapısallığı salıvermeyi ve yöntemleri bırakmayı öğrendin. Ve bu senin için çok zor ve meydan okuyucu, çünkü, eh, sen yöntemlere bağlı bir adamsın. Ve bundan kurtulmak, o özgürlüğe kavuşmak…. bazen tüm gücünle buna tutunuyordun, bazen de bu senden (zorla) çekilip alınıyordu. Ama sen spiritüelliğin – ya da buna bilinç çalışması diyelim – kaos, karmaşa olduğunu anladın. Bunu öğrendiğini sen de kabul etmez miydin?</p>
<p>8.ŞAMBRA: Evet.</p>
<p>TOBIAS: Ve aynı zamanda da sövüp durduğunu.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Evet.</p>
<p>TOBIAS: Ama, insana özgü bir bakış açısıyla ya da organize olmuş doğrusal bir zihnin bakış açısıyla bakıldığında bu kaostur. Sen, madalyonun öbür tarafına dolanıp gitmeye ve kaosun hiç de göründüğü gibi olmadığını öğrenmeye zorlandın. O, özgürlüktür. O, pek çok potansiyeldir. Bu Yeni Enerjinin bir yapıya gereksinimi yoktur, ve bu da, senin sinir olmana neden olan şeylerden biriydi. Sen Yeni Enerjiyi yapısallaştırmaya çalışıyorsun, ve o da sana her seferinde kafa tutuyor. Ayvayı yediriyor, inanç sistemlerini yediriyor. (kahkahalar)</p>
<p>Böylece sen ve başka Şambralar bu Yeni Enerji bileşeniyle çalışmayı ve kendini yapısallığın ya da matematiğin eksikliğine uyumlamayı sürdürüyorsun. Yeni Enerji, şu anda Dünya üzerindeki herhangi bir matematiksel formüle girmez – hatta, HİÇBİR matematiksel formüle girmez, diyecek kadar ileri gideceğim – ve onu bu kadar güzel kılan da budur. Yeni Enerji asla almaz. O hep vericidir. Hep. Oysa siz enerji almaya alışıksınız. Hâlâ bir yerlerde, ister insanlar aracılığıyla ortaya çıksın ya da bilgisayar programları aracılığıyla ortaya çıksın, ya da bir kalıp, sistem ya da yapı aracılığıyla ortaya çıksın, enerjinin – özellikle de Eski Enerjinin – aldığı, sizden bir şeyler aldığı dinamiklerle çalışıyorsunuz. O bir dereceye kadar sana bir şeyler verebilirse de, sonuçta hep alır.</p>
<p>Böylece hepiniz Yeni Enerjinin kaos olduğunu ve hep verdiğini ve yapılaşmaya, kalıplara, mantığa ya da ona sahiplenme duygusuna kafa tuttuğunu keşfediyorsunuz.</p>
<p>Böylece, senin kaydettiğin ilerlemeden etkilendiğimi söylemem gerek, ve tekrarlıyorum, zor zamanlar yaşadın ama, bu zor zamanlar senin şeylere yepyeni bir açıdan bakmanı sağladı.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Evet.</p>
<p>TOBIAS: Hatta daha önce gerçekleştirdiğin çalışmalardan bıkmak ve şeyleri aşırı tanımlamaya çalışan herşeyden ve herkesten bıkmak gibi şeylere bakmanı sağladı.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: Son soru. (Tobias başını sallar) Saat 5:33, emin misin?</p>
<p>TOBIAS: Kısa yanıtlar. Kısa kısa yanıtlar.</p>
<p>LİNDA: İyi o zaman. (kahkahalar)</p>
<p>9.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Bu Yeni Enerjiyi kullanmak beni heyecanlandırıyor ve ben okuluma yeni bir bölüm eklemeye başlıyorum. Bu, Şambramsı bir eklenti olacak. Ve biz her bir çocukla gelen parlaklık tohumlarını burada bulacağız. Ve biz onların eğitimini ihtiyaca göre düzenleyeceğiz ki, kendi özgün benliklerini yaşayabilsinler, geleceğin yaratıcı problem çözücüleri olabilsinler. Ve ben geçenlerde, bunu gerçekleştirmeme yardım etmeye gönüllü olan bir hanımla bağlantı kurdum, ve benim ilk sorum şu, bu hanım, birlikte çalışmam için iyi bir kaynak mıdır?</p>
<p>TOBIAS: Şöyle diyeceğim, o şefkatli basamak felsefesini kullan. Bu, sürecin/işlemin bir parçasıdır, ama sadece bir basamaktır. O zamanda bu kişinin yaşamında olmasını onurlandır – ve bu hepiniz için geçerlidir. Yaşamına girecek insanlar ya da kuruluşlar olacak, ama eskiden olduğu gibi onların sonsuza dek etrafında kalmasını bekleme. Ve anla ki… ben bunu kısa tutmaya çalışıyorum. Birlikte çalıştığın herkesin, her işlemin… hayır, işlem değil, ama yol üstündeki her gelişmenin, kendi içinde bir boyut olduğunu anla. Ve biz Boyutlararası Atölye Çalışması’nda bunun ayrıntılarına giriyoruz. Bunun bir ön kapısı, bir de arka kapısı vardır. Herşeyin, Kaynak hariç. Kaynak, yalnızca tek bir kapıya sahiptir. Ama sen bu insanla çalışarak ya da her ne yapıyorsan, bir boyut yaratmakla uğraşırsın, ve bunun hem bir ön kapısı hem de bir arka kapısı vardır. Bu da senin özgürce enerjilerle akmana izin verir. Ve bunu okuluna uyguladığında, gelişen bir işlemin parçası olduğunu anla.</p>
<p>9.ŞAMBRA: Peki, ikinci sorum da şu; ben resmi Şambra gençlik akademisini kurmak istiyorum, ve örneğin, teknik uzmanlık alanında bağlantı kurabileceğim birileri var mı diye merak ediyordum, böylece bizlerin bağlantı kurması için bir forum hazırlamam gerekmez, en azından (bu akademi) resmi olarak kurulana kadar birbirimizi destekleyebileceğimiz ya da evden eğitim verebileceğimiz ya da desteklenmek isteyen ve başka insanların neler yaptığını duymak isteyen başka okullarla iletişim kurabileceğimiz ve çocukların da bu yoldan birbirlerine ilham verebileceği bir sistem.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Bu, Adamus’un odaklanacağı şeylerden biri olacak, ve Adamus bir noktada şimdilerde (ortaya çıkan) farklı alanlardan söz etti. Ve Adamus Şambra ile bu farklı alanları organize etmede çalışacak, ve tabi eğitim çok önemli olduğundan, bize bu gelişim sürecinden geçerken biraz sabır göster. Ama bu yakında ele alınacak.</p>
<p>9.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>LİNDA: Tobias, biz onun bilgilerini toplarız, çünkü boş bir zamanımızı bekleyen bir grup var. Ve bu arada, bunu açıklığa kavuşturmak istiyorum. Saat altıya kadar devam edebiliriz, ben zaman tutan kişi olmaya çalışmıyorum. Sadece bana verilen talimatları yerine getirmeye çalışıyorum.</p>
<p>TOBIAS: Ve ben de burada önemli olan soruları hissediyorum.</p>
<p>LİNDA: Saat altıya kadar devam etmek ister miydin?</p>
<p>TOBIAS: Hayır, hayır. İki soru daha. Cauldre, yaptığım o kısa kanallıktan sonra tükenmek üzere.</p>
<p>LİNDA: Peki. Bu sana kalmış bir şey. Gerçekten senin seçimin, yeter ki bunu Cauldre ile hallet.</p>
<p>10.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Ve şimdiye kadar yanıtlananlar için Tobias, sana teşekkür ediyorum. Ama ben ayrıca, Yeni Dünya’da sahip olduğumuz ilhamları ve sezgileri bu düzleme getirmenin daha hızlı, yumuşak ve daha bütün olarak getirmenin bir mekanizması var mı diye merak ediyordum.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, ve bu belki de şu anda hepimiz için en büyük engel ya da zorluk. Yeni Dünya’nın büyülü bir yer olduğu, her an ilhamların aktığı söylenebilir. Onu bu aleme geri getirmek, işte zorluk burada. Şimdi, bunun kolay olacağını düşünebilirsin, ama onu zor hale sokan birçok dinamik var. Bu nedenle sen ve hepiniz geceleri çıkıp gittiğinizde – her gece şöyle diyorsunuz, “Ve ben hatırlayacağım. Ben hatırlayacağım.” Ama Dünya üzerindeki bilinç yoğunluğu yüzünden, ki buna böyle denebilir, sanki yok oluveriyor.</p>
<p>Siz tohumları buraya getirmeye başlıyorsunuz, ama anıları değil. Ve biz bugün bu Şaud’da şunu söylüyoruz; bu bilinç tohumlarını Dünya’ya geri taşıdığınızı hatırlamanız bile, ve o bilinçli seçimi yaparak onların insan bilincine ve Dünya’ya akmasına izin vermeniz bile, bu işlemi yumuşatmaya başlayacaktır. Bu tür konuşmalar bile, sadece Şambra’nın ya da aydınlanmış varlıkların biraraya gelmesi – zihinsel felsefeden uzak durmamız, gerçekten bazı saf enerjilerle uğraşmamız bile bu işlem için bütünleyici ya da tamamlayıcıdır.</p>
<p>10.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: Eğer kısa tutabilirsen, üç soru daha almamız gerçekten harika olurdu.</p>
<p>TOBIAS: Tamam, kısa kısa.</p>
<p>LİNDA: Tamam, ama yanıtlarını kısa tut. Bu, sıralamanın icabına bakar.</p>
<p>TOBIAS: Elbette.</p>
<p>11.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Merhaba Tobias. Benimki kolay. Buraya yeni taşındım. Ama burada ne arıyorum?! (kahkahalar)</p>
<p>TOBIAS: Her ne seçersen. (yoğun kahkahalar ve bazı alkışlar) Biraz daha belirleyici olayım. Buraya biraz da Kırmızı Çember’in enerjisi yüzünden çekildin, ama bazı yeni fırsatlar için de buraya çekildin, yeteneklerini geçmişe göre çok daha iyi bir biçimde kullanabilmek için. Bu fırsatlar doğal olarak ortaya çıkacak. Onlar için kafa patlaman gerekmiyor, her gün kafanın üstünde durup da, bilirsin işte, bazı manipülasyonlardan geçmen gerektiğini düşünme. Bunlar yaşamına girecek. Bunlar sana akacak ve geldiklerini de tam olarak bileceksin.</p>
<p>Şunu da söyleyeceğim, sen sezgilerini kullanıyorsun, ve gerçekten derinlere iniyorsun, ve bunu izlemeye devam et.</p>
<p>11.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, biz teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: Teşekkür ederiz.</p>
<p>12.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Namaste, kardeşim. Benim sorum, tutumlardaki değişimler ve bölgesel değişimlerle ilgili. Ben biraz San Andreas (fay hattıyla) – San Diego’da yaşayan insanlarla ilgili bilgi almak istiyorum. Palm Spring and San Diego’nun dış bölgelerinde yaklaşık 40-60 kadar 3.4 şiddetinde ve daha şiddetli depremler oldu, ve ben bu dalganın yakınlarda (sözünü ettiğim yerleşim bölgelerine de) gelip gelmeyeceğini merak ediyordum.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, ve büyük bir sarsıntı yerine böyle küçük küçük birçok sarsıntının olması bir nimettir. Gaia ve insanlar, enerjinin salıverilmesinin Big Bang gibi olması gerekmediğini, tümünün aynı anda olması gerekmediğini aslında anlamaya başlıyorlar. Böylece bu salıverme düzenli bir şekilde derece derece oluyor. Bu bölgede muazzam bir gerginlik var, gerek jeolojik olarak gerekse bilinç gerginliği olarak, ama bu güzel bir biçimde salıveriliyor.</p>
<p>Bu nedenle, dramlardan ve felaketlerden söz etmeyelim. Nefes almayı ve bu gerginliklerin pek harika bir biçimde salıverildiğini anlamayı sürdürelim.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Yani gayri menkulü boşaltmam gerekmiyor mu? (kahkahalar)</p>
<p>TOBIAS: Eğer gerçekten iyi bir fiatın varsa, belki buradan bir alıcı çıkar. Ama hayır … bunu yapmana gerek yok.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Tamam, teşekkür ederim.</p>
<p>LİNDA: Son soru.</p>
<p>13.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam Tobias. Uzun süredir sana bu soruyu sormayı düşünüyordum, ve sanırım biz bu yüzden epey bir konuştuk. Bu, benim oğlumla ilgili. Sanırım bizim çok özel bir ilişkimiz var. Ama onun çok korkuları var. Ben gerçekten onunla birlikte nefes almaya çalışıyorum ama daha beter oluyor. Şimdi bir de derisi falan tepki verdi ve ben evde çocuklarıyla yaşayan bir Bayrak oluyorum – yaşayan tüm Şambra ve Bayraklar gibi – ama ona ne olduğunu anlayamıyorum.</p>
<p>TOBIAS: Evet, ben senden yapması çok zor bir şey isteyeceğim, ve bazı Şambra kesinlikle buna karşı çıkacaktır, ama… Sen kesinlikle haklısın. Oğlunda muazzam bir korku var, ve bu birkaç şeyden kaynaklanıyor. Herşeyden önce, senin bu sevgili varlığın çok duyarlı – çevredeki tüm enerjilere çok, çok duyarlı. Ama öncelikle de kendi enerjilerine karşı çok duyarlı, özellikle de geçmişten getirdiklerine. Ve bunlar onun yakasını bırakmıyor, ve senin gerçekleştirmeye çalıştığın hemen her çalışma bunu tamamlamayacaktır. Bunlar, geçmişten gelen onun kendi hayaletleri ve tüm bedeninde bu muazzam tepkiye neden oluyorlar. Ve bu deride tezahür edecek. Gözlerde bazı durumlara ve başka bazı tezahürlere neden olacak.</p>
<p>Benim önerim, herşeyden önce, senin kendi enerjini geri çekmen olacak. Çünkü (senin enerjin) bu durumu aslında daha da kötüleştiriyor. Bunu duyduğun sevgiden yaptığını biliyoruz, ama… senin bu sevecen enerjin, bu arzun, aslında bir beslenme türü haline geliyor ve durumu daha da zorlaştırıyor.</p>
<p>Biz senden şimdilerde nefes yapmanı ve oğlunun içinden geçtiği yolculuğa kesinlikle şefkat beslemeni isteyeceğiz. Evet.</p>
<p>13.ŞAMBRA: Peki, şimdi biliyorum. Şimdi kesinlikle daha iyisini yapabilirim.</p>
<p>TOBIAS: Evet. Şimdi bunu da söyledikten sonra, artık bunların bazısının fiziksel olarak oğlunun geçmişten gelen kendi hayaletleri olduğunu ve onlarla onun başa çıkması gerektiğini biliyorsun. Bu noktada önereceğim şeylerden biri Aspektoloji’yle ilgili anlayıştır, ama o Kırmızı Çember sınıfına gitmek değil, çünkü bunu yapmak oğluna zor gelir. Ama birisiyle teketek bir çalışma yapabilir. Biz senden, bu toplantının sonunda bu konuda ve bunun ne tür yararlar sağlayabileceğini Cauldre ve Linda’yla hemen konuşmanı isteyeceğiz. Ama temelde oğlun kendi veçheleriyle uğraşıyor ve şu anda onlar kazanıyor.</p>
<p>13.ŞAMBRA: Tamam, teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Teşekkür ederiz, ve burada olduğun için de teşekkürler.</p>
<p>LİNDA: (uzun bir duraksamadan sonra) Evet?</p>
<p>TOBIAS: Birkaç soru daha almak ister miydin?</p>
<p>LİNDA: Tatlım, saat altıya çeyrek var. Ama istersen daha sorularım var.</p>
<p>TOBIAS: Bir tane daha alalım.</p>
<p>LİNDA: Gerçekten mi?</p>
<p>TOBIAS: Evet.</p>
<p>LİNDA: Pekâla.</p>
<p>14.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Biz seni Sam olarak hissetmeye alışmalıyız. Seni kalbimde taşımak benim için bir onurdur. Birçoğumuz, tutkumuzu yaşamak için işlerimizi bıraktık. Neden kendimizi bu kadar kaybolmuş ve yalnız hissediyoruz? İnsanlığa gerçek bir hizmet verme zamanı mı? Çünkü benim yolumun üzerinde kimsecikler yok. Bir sonraki adımımız nedir? Ben kendi tutkumda yaşamayı seçiyorum, o zaman bolluk da arkadan gelecek mi? Yanıt, güvenmek midir?</p>
<p>TOBIAS: Ben bu soruyu, bugünkü toplantımızı bitirmenin bir yolu olarak kullanacağım. Aslında yanıt, kendini gerçekten sevmek ve gerçekten onurlandırmak ve kendinle olmaktır. Sen aradığın şeyi kendinde bulana kadar, başka insanlarda bulamayacaksın. Bir yalnızlık duygusu var ama, bu yalnızlık duygusu aslında kendinle olman için sana ilham vermeye çalışıyor.</p>
<p>Bunda da büyük bir kargaşa var. Ve ben bunu tek bir noktaya indirgemek istiyorum – kendini sev. Kim olduğunu sev. Kendinle olmayı sev. Kendini deneyimlemeyi sev. Diğer herşey kuru gürültüdür. Insanlığı kurtarmayı düşünmek, tutkunun ne olduğunu düşünmek, ve burada, Dünya’da ne yapman gerektiğini düşünmek ve geri kalan herşey kesinlikle kuru gürültüdür. Kesinlikle dikkatin dağılmasıdır, çünkü o seslerin her biri ve o enerjilerin her bir parçası sana hatırlatmaya çalışıyor. Onları oraya sen koyuyorsun, onlar sana hatırlatmaya çalışıyor – kendini kesinlikle koşulsuz sev, hiçbir beklentin olmadan, ve hayal edebileceğin en büyük şefkatle.</p>
<p>Böylece Şambra, dünyaya geri dönmek zamanı, kendi muazzam değişimlerinden geçen bir dünyaya. Oraya, kalbinizde sevgiyle, derin bir nefesle ve gerçekten farketmediğini bilerek çıkın.</p>
<p>Ve öyledir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2009/04/04/saud-9-%e2%80%9cyeni-dunya-guncellemesi%e2%80%a6-ve-dahasi%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
