<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kırmızıçember.org</title>
	<atom:link href="http://kirmizicember.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kirmizicember.org</link>
	<description>Tobias Mesajları</description>
	<lastBuildDate>Wed, 16 Jun 2010 16:20:42 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>ŞAUD 10: “Uyanış Kuşağı – 2.Bölüm”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2010/06/05/saud-10-%e2%80%9cuyanis-kusagi-%e2%80%93-2-bolum%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2010/06/05/saud-10-%e2%80%9cuyanis-kusagi-%e2%80%93-2-bolum%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jun 2010 16:17:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üstatlık / Yüksek Lisans Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=505</guid>
		<description><![CDATA[KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ
Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi
 
ŞAUD 10: “Uyanış Kuşağı – 2.Bölüm”
ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
 
Kırmızı Çembere sunulmuştur
5 Haziran 2010
www.crimsoncircle.com -   http://kirmizicember.org
 
 
Not: Adamus’un çizimleri gerek PDF versiyonunda gerekse videoda görülebilir.
 
 
Ben o Ben’im, hizmetinizde olan Adamus. Bu güzel günde, dünyanın her yanındaki ve gezegenin her yanındaki enerjilerin böyle biraraya gelişine hoşgeldiniz Şambra.
Sizlerle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ</strong></p>
<p><strong>Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ŞAUD 10: “Uyanış Kuşağı – 2.Bölüm”</strong></p>
<p><strong>ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kırmızı Çembere sunulmuştur</strong></p>
<p><strong>5 Haziran 2010</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a> -   <a href="../">http://kirmizicember.org</a></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Not: Adamus’un çizimleri gerek PDF versiyonunda gerekse videoda görülebilir.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Ben o Ben’im, hizmetinizde olan Adamus. Bu güzel günde, dünyanın her yanındaki ve gezegenin her yanındaki enerjilerin böyle biraraya gelişine hoşgeldiniz Şambra.</p>
<p>Sizlerle burada olmak güzel, umarım siz de aynını benim için hissediyorsunuzdur! (kahkahalar) Saat beşi çalıp da benim zamanım dolduğunda, yeniden balkabağına dönüşüp de burayı terk ettiğimde, umarım siz de benim için aynını hissedersiniz.</p>
<p><span id="more-505"></span></p>
<p>Pekâla Şambra, bugün konuşacak çok şeyimiz var. Açılış için amma da kasvetli bir şarkı seçilmiş! (Goo Goo Dolls’dan <em>İris</em>) Kulağa, sanki birisi uyanış sürecinden geçiyormuş gibi geliyor, (kahkahalar) uyanışın en kötü, en karanlık, en ağlamaklı bölümünden. O şarkıyı kim seçti, Cauldre? Ben gerçekten iyi bir klasik müzik, ya da en azından neşeli bir müzik olmasını isterim.</p>
<p>KATHLEEN: Beatles!</p>
<p>ADAMUS: Beatles, ne olursa olsun, yeter ki o olmasın! (kahkahalar) Tanrım, uyanış sürecinden geçen biri bunu dinleseydi, oradaki balkondan atlamak isterdi. (yoğun kahkahalar) Ve siz kendinizi böyle mi temsil ediyorsunuz?</p>
<p>Neyse… Şambra, bugün konuşacak çok şeyimiz var, biz bir soruyla başlayacağız – sizin sorunuz değil, benim. Farkettiyseniz, bu toplantılarda, bu ‘iç çember’ toplantılarında soru almaktan</p>
<p>pek hoşlanmıyorum.</p>
<p>Arada bir Cauldre benden şu diğer etkinlikler sırasında, şu İnternet gösterilerinin* bazısında soru almamı istediğinde, (onun bu isteğine) istediğim şeyi söylememi kabul ederse razı oluyorum. Ve o sevgili varlıkların bazısının yaşadığı hayal kırıklığını, engellenme duygusunu gerçekten anlıyorum, ama şunu da belirtmem gerekir ki, onların yarıdan fazlasının uyanmak gibi bir arzuları kesinlikle yok. Onlar o oyunu oynamaya bayılıyorlar. Geçen akşam bunu birisine çok anlamlı bir biçimde ifade ettiğim gibi – onlar kendi kuyruklarını kovalamaya bayılıyorlar. Ama onu yakalamak gibi bir arzuları kesinlikle yok, ve oyunun sürmesini istiyorlar.</p>
<p>(* Bu röportajların kayıtları CrimsonCircle.com &gt; Community &gt; Our Videos &amp; Other Channels bölümünde bulunabilir)</p>
<p>Soruların bazısı, uzun zaman önce sormuş olduğunuz ve geçip gittiğiniz sorular oluyor. Geçen akşam onca sorunun arasında bir tanesi güzeldi, ama sevgili Şambra, yapacak bunca şeyimiz varken budalaca sorula&#8230; bunlar zaten yanıtını bildiğiniz sorular. Böylece…</p>
<p>(Adamus Sart’ın boynundaki kolyeyi alarak takar) Bunu yapmak zorunda olduğumu <em>biliyordun</em>. (kahkahalar) Bunu kesinlikle biliyordun.</p>
<p>LİNDA: Kulağını kopartma!</p>
<p>ADAMUS: Yüzüğü alsaydım, asla geri alamazdın. Hmm, hâlâ eksik bir şey var. Ben… ben şapkayı istiyorum! (Adamus’un, gösterişli pembe bir kovboy şapkasını bir hanımdan alıp başına koyması ve poz vermesi, yoğun kahkahalara ve alkışlara neden olur) Evet, Ben o Ben’im! Hakkımda ne söylendiği umurumda bile değil. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Ve Cauldre kesinlikle dehşete kapıldı. Resmi görsün de bak neler oluyor.</p>
<p>ADAMUS: Yok, o şu anda pek buralarda değil. (kahkahalar) Yani…</p>
<p>LİNDA: Resimleri görecek ama.</p>
<p>ADAMUS: Resimleri sonradan görecek, ve o zaman dehşete kapılacak. Ama… benim, ne güzel bir eşarbın var (alır). Ama ben benim, ben Colleen değilim, (Adamus, Colleen’in isim kartını eşarptan çıkartır) onun için de bunu alıkoyacağım.</p>
<p>Böylece sevgili Şambra… evet? (poz vermesi üzerine kahkahalar ve alkışlar) Bu, bizim yüksek bilinç spiritüel toplantımız, ve evet, ben öğretmeniniz olmak istiyorum. (kahkahalar)</p>
<p>Böylece sevgili Şambra, hâlâ gülebildiğinize memnun oldum. Bunu geri alacaksın – güzel şapka, harika bir şapka. Eşarp için de fazla sıcak, ama bunu sen alabilirsin sevgilim. (eşarbı başka birisine vermesi üzerine kahkahalar) Bunu alıkoyuyorum. (kolyeyi alıkoyar)</p>
<p>Böylece Şambra, bugünün ilk sorusu – ben yalnız değilim. Ben bugün sadece Adamus değilim. Benimle birlikte olan bir komplocu daha var. O kim olabilir? Mikrofonu hazır et, sevgilim.</p>
<p>LİNDA: Bu bir tahmin oyunu mu?</p>
<p>ADAMUS: Tahmin oyunu mu? Hiç sanmıyorum. Yanımda kim var? (birisi Kuthumi der) Kuthumi! (alkış) Kuthumi. Birkaç haftaya kadar Almanya’da yapacağımız toplantıya gelmeye hazırlanıyor. Onun için daha yakına geldi, böylece siz bugün azar azar her ikimizi de idrak edeceksiniz.</p>
<p>LİNDA: Hmmm, vaay.</p>
<p>ADAMUS: Evet, bizim deyimimizle, biraz köri, biraz da karabiber. (kahkahalar)</p>
<p>Pekâla, sevgili Şambra, bugün kapsayacağımız iki ana konu var – uyanış tartışmasının devamı.</p>
<p><strong><em>Uyanış</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Ben tüm şu uyanış şeyini basitleştireceğim. Arkanızdan gelecekler için bunu basit, kolay anlaşılır ifadeler haline getireceğiz. Onlar onu bu şekilde isteyecekler. Onlar, uyanışın ne olduğunun zihinsel olmayan, akılcı olmayan, lafın uzatılmadığı yorumunu isteyecekler, oraya doğru yol alırken nelerden geçersin ve nasıl sonuçlanır?</p>
<p>Biz birlikte bir kitap yazıyoruz. Tek tek her birinizin çok derin ve bireysel deneyimleri oldu – çok güzel, travmatik, yaşam değiştirici, dünyayı sarsan, iğrenç ve inanılmaz deneyimleri.</p>
<p>Biz bu şekilde toplandığımız zaman – Kuthumi, bendeniz ve hepiniz – biz birbirimize bağlanıyoruz, bu bilgeliği biraraya getiriyoruz, ve bunu sıkıcı hale getirmeyeceğiz. Hayır. O şapkayla, eşarpla, herşeyle yapılan az önceki (fotoğraf) çekimleri baş sayfada olmalı: “Böyle uyanırsınız – yoksa sadece deliriyor musunuz?” (kahkahalar)</p>
<p>Ama gerçekten, Şambra, gerçekten, diğer insanlar bunu bu şekilde duyma ihtiyacında değiller mi, yoksa yıllarca sürecek araştırmalardan ve yöntemlerden ve sıkıntıdan mı geçmek isterler? Belki azıcık gülmek; belki, sadece belki, yol boyunca öğrendiklerinizin, deneyimlediklerinizin, diğerler insanlara muazzam yardımı olur. Bu, içinden geçtiğiniz her türlü şeyin sıkıntısını neredeyse değerli kılmaz mı? Neredeyse mi? Azıcık mı? Yanıt, evettir. Bu nedenle buradasınız.</p>
<p>Böylece Kuthumi bugün bana katılıyor. Biz iki şeyden söz edeceğiz: uyanışla ilgili konuşmamızın devamı, ve sonra da bazı potansiyellere gireceğiz – ve o bölüm beni heyecanlandırıyor. Bu çok gerçektir, ve siz gelecek haftalarda ya da aylarda ya da her neyse, çevrenizdeki dünyada bunun etkilerini görebileceksiniz.</p>
<p>Ama başlarken, hepinizden bir ricam var, lütfen bir an için arkaya döner misiniz. (Adamus salonun arkasında durur) Teşekkür ederim. Teşekkür ederim.</p>
<p>Şimdi, bunu yapmanızı istememin nedeni çok basitti. Siz zaten uyandınız, yükseldiniz, buna her ne demek istiyorsanız. Siz zaten aydınlandınız. “X” noktasının zaten öbür yanındasınız. Bunu gerçekleştirdiniz. Bunu başardınız. Ve şimdi geri dönüp, bunu nasıl deneyimlediğinize bakıyorsunuz.</p>
<p>Bakın, ben oradayken, siz öne bakıyorsunuz. Sanki, “Bunun ötesinde bir şey var. Hâlâ yapmamız gereken bir şey var. Hedeflerimiz var. Bir şey öğrenmemiz gerekiyor. Kendimizi dövmeyi kesmemiz gerekiyor” diyorsunuz. Aslında, gerçek şu ki, siz kendi geçmişinize bakıyorsunuz. Onu nasıl deneyimlediniz? Onu nasıl deneyimlemek isterdiniz? Bunun çok güzel bir şey olduğunu düşünüyorum, Kuthumi birkaç yıl önce hemen burada bundan söz etti. Bu zaten gerçekleştirilmiştir. Bu doğal bir… (Adamus öne doğru ilerler) arkaya bakmayı sürdürmenizi isteyeceğim. Ben sadece bu tarafa doğru yürüyorum. Şaka şaka. (kahkahalar)</p>
<p>Bu, size rağmen gelişen doğal bir süreçtir. Hatta bazen sizinle birlikte gelişir. Kuşku, direnç, tüm o garip yöntemler ve terapiler ve diğer herşey, herşeyden de çok, sevgili Şambra, buna daha sonra gireceğiz, ama danışmanlık, işlemden geçirmeler – bunlara rağmen uyandınız. Zaten oradasınız. Zaten oradasınız.</p>
<p>Hadi derin bir nefes alın. Oraya nasıl ulaştığınızın potansiyellerine girmekten, bu seçimi yapmaktan başka kaygılanacak hiçbir şey yok. Ve biliyor musunuz, bu gerçekten oldukça basittir. Seçebilirsiniz. Oraya nasıl ulaştığınızı seçebilirsiniz. Şu anda öyle hissetmeyebilirsiniz. Kitle bilincinin, karanlık güçlerin, genel olarak dünyanın size karşı komplo kurduğunu hissedebilirsiniz. Ama hayır, hayır, hayır, hayır, hayır, hayır. Siz kendinize karşı komplo kuruyorsunuz. Hepsi bu, ve bu pekâladır. Aslında çok da eğlencelidir. Ben yüz bin yıl boyunca kendime karşı komplo kurdum. Öyküyü duymak ister miydiniz? (kahkahalar) Kimse istemiyor mu? (Linda, “Hayır” der) Satıyorum, sattım. Pekâla.</p>
<p>Yani siz aslında sadece kendinize karşı komplo kuruyorsunuz. Onun için gevşemenizi istiyorum. Biz uyanışla ilgili canlı bir belge yaratıyor, dinamik, potansiyellerle dolu, enerji dolu bir belge yazıyoruz.</p>
<p>Böylece ilk soru şu, ve sevgili Linda, hızlı hareket edebilirsen lütfen – biliyorsun, zamanımız kısıtlı.</p>
<p>LİNDA: Evet, tabi.</p>
<p><strong><em>Uyanış Nedir?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>ADAMUS: Uyanış nedir? Uyanış nedir? Kim söyleyecek – ve Linda (mikrofonu ulaştırmada) gönüllü olacak.</p>
<p>JOSHUA: Bu…</p>
<p>ADAMUS: (keser) Özür dilerim, Joshua. Lütfen, başlamadan önce, mikrofonu biraz indir. Hayır, daha aşağıya. Onun mikrofonunu kapatın. Şunu birlikte yapalım. Ben o Ben’im. Biz bunu daha önce de yaptık. Ben o… (izleyiciler katılır, ancak Adamus durur ve gözlerini yuvarlar; kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Joshua ve ben, ikiye kadar saydığımda. Bir, iki…</p>
<p>JOSHUA VE ADAMUS: Ben o Ben’im.</p>
<p>ADAMUS: Peki. Şimdi tek başına.</p>
<p>JOSHUA: Ben o Ben’im.</p>
<p>ADAMUS: Hmmm. Hmmm. İzleyiciler? (izleyiciler de tatmin olmamıştır) Şunu bir daha deneyelim. Derin bir nefes al – biliyorum, şu anda beni boğmak istiyorsun – derin bir nefes al ve bırak, anlamını ifade etmek istercesine çıksın.</p>
<p>JOSHUA: Ben o Ben’im.</p>
<p>ADAMUS: Biraz daha iyi. Biraz daha iyi. Burada seni seçtiğim için üzgünüm ama, bu her biriniz için geçerlidir. Her biriniz için… o ses, o… bunu daha sonra açıklayacağım. Anlayacak ve diyeceksiniz ki, “Ahh! Keşke bunu avaz avaz, bağıra bağıra söyleseydim.” Hadi devam et ve bunu avaz avaz söyle.</p>
<p>JOSHUA: (çok daha yüksek sesle) Ben o Ben’im.</p>
<p>ADAMUS: İşte böyle! (izleyiciler tezahürat yapıp alkışlar) Teşekkür ederiz. Bu yapılabilinir. Yapılabilinir. Pekâla, evet, uyanış nedir?</p>
<p>JOSHUA: Uyanış…</p>
<p>LİNDA: Mikrofonla lütfen.</p>
<p>JOSHUA: Uyanış, az önce değindiğin o yerde olmaktır, geriye baktığının farkında olmak ve o perspektife (bakıç açısına) sahip olmak.</p>
<p>ADAMUS: Güzel. “Geriye bakmak,” mükemmel. (Adamus yazar) “Kendine”, mükemmel. Bu aslında bir ödül hak ediyor. Ve iki tane, biri…</p>
<p>LİNDA: İki mi?!</p>
<p>ADAMUS: Biri tonlama ya da Ben Ben’im için, ve diğeri…</p>
<p>LİNDA: Bir dakika. Önce cebini bir boşaltır mısın? (kahkahalar) Teşekkür ederim. Ve diğeri.</p>
<p>ADAMUS: İçinde bir şey yok. Pekâla, mükemmel. Bu iki taneyi hak ediyor.</p>
<p>LİNDA: İki tane aldı. Teşekkür ederiz.</p>
<p>ADAMUS: Sonraki, uyanış nedir? Biz bu şey hakkında konuşup duruyoruz, ama o nedir? Bir piyango ikramiyesi mi?</p>
<p>PATTI: Uyanış…</p>
<p>ADAMUS: Ayağa kalkman gerekecek ve…</p>
<p>LİNDA: Lütfen doğrudan mikrofona konuş.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>PATTİ: Tüm veçhelerimin, tanrısallığımın tümünün yuvaya geri dönmesi ve sonra herşeyin aynı anda dışarı yayılmasıdır.</p>
<p>ADAMUS: Dışarı mı yayılıyorlar?</p>
<p>PATTİ: Genişlemeleri.</p>
<p>ADAMUS: Ha, güzel, güzel. Ben sandım ki, yuvaya gelip “Gerisine boşver!” diyorlar. (kahkahalar)</p>
<p>PATTİ: Hayır, hayır, pardon. Genişlemek.</p>
<p>ADAMUS: “Biz gidiyoruz! Evi temizliyoruz! Daha sonra yine geliriz.” Mükemmel. Yani bu, bütünlenme.</p>
<p>PATTİ: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Evet, bir ödül lütfen. Umarım bugün yüzlerce, binlerce ödül getirdin.</p>
<p>LİNDA: Tabi tabi.</p>
<p>ADAMUS: Güzel. Birkaç tane daha. Uyanış nedir? Yarı uykudayken, birisinin yüzüne bir mikrofon dayaması, uyanıştır! (kahkahalar) Ahh!</p>
<p>LİNDA: Kimse bugün uyumuyor.</p>
<p>ŞAMBRA ERKEK: Bilinç.</p>
<p>ADAMUS: Bilinç. Tamam. Evet, ama…</p>
<p>ŞAMBRA ERKEK: Farkında olmak.</p>
<p>ADAMUS: … bilinçle birlikte anılacak bir kelime ver bana. “Şu şu” bilinç. “Şu” bilinç.</p>
<p>ŞAMBRA ERKEK: Açık bilinç.</p>
<p>ADAMUS: Açık bilinç.</p>
<p>ŞAMBRA ERKEK: Bir başlangıç.</p>
<p>ADAMUS: Genişlemiş…</p>
<p>ŞAMBRA ERKEK: Genişlemiş, evet.</p>
<p>ADAMUS: Genişlemiş, kelimeleri boğazından geçirebilir miyim?</p>
<p>ŞAMBRA ERKEK: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Farkındalık.</p>
<p>ŞAMBRA ERKEK: Farkındalık.</p>
<p>ADAMUS: Farkındalık. Mükemmel. Farkındalık. Şimdi, sen ileriye, kendi patikalarına bakıyorsun ve en büyük meydan okumalardan biri, en büyük sorunlardan biri, kısıtlı bilinçtir. Farkındalık yalnızca o gün ya da o hafta ya da hemen o anki yaşamında olanlardır, ama yüksek benliğin diyeceğin şeyle, Ruhla ilgili hiç farkındalık yoktur; şu anda çevrede süzülen tüm o varlıklarla ilgili hiç farkındalık yoktur; ve gerçekten tanrısallığına ilişkin hiç farkındalık yoktur – ‘tanrısallığın’ ne olduğuna ilişkin bazı kötü, akılcı kavramlar seni gerçekten karmakarışık etmiştir, ama aslında hiç farkındalık yoktur.</p>
<p>Sanırım, tanrısallığınızın yalınlığınız olduğunu söyleyen Tobias’dı. Ama insanlar onu karmaşıklıkları haline getiriyorlar. Tanrısallık <em>öylesine </em>yalın ve güzel ve saftır ki, ama tanrısallığı gerçekten karmaşık kılmaya yönelik, sanki taa uzaklardaymış da, ona ulaşmak için bir aracıya ya da uygulayıcıya ya da yardımcıya ihtiyacınız varmış gibi göstermeye yönelik bir çaba var, hatta belki de ticari bir çaba ya da dini bir çaba. Böylece, evet, farkındalık – ve bir tane daha (alalım), uyanış nedir? Uyanık olduğunuzda ne olur?</p>
<p>DEB: Hissetmek.</p>
<p>ADAMUS: Hissetmek. Hissetmek, güzel. Ben buna yine farkındalık derdim, çünkü giderek daha çok farkında olduğunda, duyarlılığa, hissetmeye, herşeyin, herşeyin duyusal farkındalığına sahip olursun. Yani bu iyi bir yanıttı. Ve bugün herkese ödül vermediysek de, yanlış yanıt yoktur. Belki birkaç tane.</p>
<p>LİNDA: Bana söylediğin bu değil ama.</p>
<p>ADAMUS: Belki birkaç tane. Bir güzel yanıt daha alalım. Uyanış nedir?</p>
<p>ŞAMBRA HANIM: Herşeyin mükemmel olduğuna güvenmek.</p>
<p>ADAMUS: ‘Bu pekâladır. Bu harikadır. Bu mükemmeldir.’  Kesinlikle. Peki bunu kitabımız için, okuyucularımız için nasıl ifade ederiz?</p>
<p>LİNDA: Kendine güvenmek.</p>
<p>ADAMUS: Güvenmek… Ben buna ‘mükemmel düzen’ diyeceğim. Bu, herşey mükemmellik içinde (demektir). Bu, toplantılarımızı şu sözlerle sonlandırmayı sevdiğim gibi, “Tüm yaratımda, siz dahil, herşey yolunda”dır. Herşeyin gerçekten bom… berbat olduğu (kahkahalar) büyük bir yalandır. Büyük bir yalan, ve herkes de buna inanıyor. Böylece, izin verirseniz, ben ona mükemmel diyeceğim. O mükemmeldir. Onun mükemmel olmasını seçmeseniz bile, o mükemmeldir, anlıyor musunuz. Peki, teşekkür ederiz. Yani mükemmellik. (Adamus yazar) Mükemmellik. Bu zeki bir grup.</p>
<p>Şimdi, bir dolu deneyimsiz uyanış adayları var – yani daha şimdilerde buna adım atan insanlar – ve onlar sanıyorlar ki, uyanış sizi ansızın süper-insan haline getirir ve tüm sorunlarınız ortadan kalkar, ve psişik olursunuz ve insanların geleceğini okuyabilirsiniz ve işte bu tür şeyler. Ama bildiğiniz gibi, bu bu şekilde iş görmez ve aslında bu şekilde pek iyi de çalışmaz.</p>
<p>Böylece, evet, uyanış. Sonraki soru. (Linda’ya döner) İzleyicilerin arasında kalabilirsin.</p>
<p>LİNDA: Bir yere gitmiyorum.</p>
<p><strong><em>Uyanışınızı Ne Harekete Geçirdi?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>ADAMUS: Sonraki soru. (Adamus çizer) Son birkaç konuşmamız boyunca bu “X” kuşağından söz ettik. Şimdi, zamanın ve deneyimin başlangıcından bu yana olagelmekte olan güzel bir süreci büyütüyorum (yakından bakıyorum). (dalga biçimleri çizer) Biz bu dalga biçimlerinin dansını yaptık.</p>
<p>Şu hoparlörü çeker misiniz? Biraz dikkat dağıtıyor. Ben iki ya da üç yanıt alacağım.</p>
<p>Böylece, bu dalga biçimlerinin – tanrısallık ve insan – dansını yaptınız. Onlar bir noktada birleşirler, ki şu anda olan budur. Ve biz şimdi bu sürece yaklaşıyor, onu büyütüyoruz. Bakın, geçmişte onlar hep şu şekilde gelip gittiler, ama hiç birleşmediler. Şimdi birleşiyorlar ve siz hemen şuradaki noktada bulunuyorsunuz (dalga biçimlerinin kesiştiği “X” noktası).</p>
<p>Ben bunu yalınlaştıracağım, ve bu belki bazı kişiler için tartışmaya açık, bazı kişiler için kuşku uyandırıcı olabilir, ama ben bu süreci/işlemi yalınlaştıracağım. İlk adım, Gülün Tohumu (Meyvesi) diyeceğim şeydir. Adım bir, Gülün Tohumu. Ve buna aynı zamanda başlangıç noktası diyelim. Başlangıç noktası.</p>
<p>Kendi kişisel deneyiminize göre, sürecinizi/işleminizi başlatan şey neydi? Uyanışınızı ne harekete geçirdi? (Boğazını temizler)</p>
<p>LİNDA: Ha, hazır, hazır, hazır.</p>
<p>ADAMUS: Lütfen ama!</p>
<p>LİNDA: Kendimi öyle kaptırmışım ki. Tamam. Harekete geçiren ne…</p>
<p>ADAMUS: Uyanışını ne harekete geçirdi?</p>
<p>KATHLEEN: Merak.</p>
<p>ADAMUS: Merak.</p>
<p>LİNDA: Mikrofonu açman gerekecek.</p>
<p>ADAMUS: Merak. Kimin merakı?</p>
<p>KATHLEEN: Benimki.</p>
<p>ADAMUS: Bu ne zaman oldu?</p>
<p>KATHLEEN: Ben Gülün Tohumu’ndayken.</p>
<p>ADAMUS: Bir sabah uyandın ve ansızın, “Hmmm, gerçekten merak ediyorum, acaba…” mı dedin. Ve bu aslında komik değildir; bu olur. Bu merak ansızın ne zaman uyandı içinde?</p>
<p>KATHLEEN: Bir çekirge kadar küçükken.</p>
<p>ADAMUS: ‘Bir çekirge kadar küçükken’. Gerçekten de garip bir insanca deyim.</p>
<p>KATHLEEN: Onunla geldim (doğdum).</p>
<p>ADAMUS: Peki, merak. Güzel. (yazar) Merak. Ve merakın şimdilerde ne alemde? Tatmin oldu mu, yoksa daha da mı arttı?</p>
<p>KATHLEEN: Herhalde arttı.</p>
<p>ADAMUS: Doğru. Yani merakın tatmin olmadı.</p>
<p>KATHLEEN: Herhalde, bazı bölümleri.</p>
<p>ADAMUS: Bazı bölümleri. Merak, öncesine göre daha mı büyük? Öncesine göre daha mı küçük? Bir gün uyandın ve, “Artık merakım yok. Kesinkes uyandım” mı dedin?</p>
<p>KATHLEEN: Hayır.</p>
<p>ADAMUS: Hayır, tamam. Yani – ve tekrarlıyorum, burada kimseye kusur bulmuyorum, ama sen buradasın, onun için neden olmasın – yani bir dereceye kadar hâlâ köpek kendi kuyruğunu kovalıyor.</p>
<p>KATHLEEN: Doğru.</p>
<p>ADAMUS: Merak, çok meraklı bir şeydir. Seni hareket halinde tutar. Seni oyunda tutar. Seni eğlencede ve oyalanma içinde ve hep merak içinde tutar. Ama evet, merak. Senin uyanışın. Teşekkür ederiz. Evet.</p>
<p>KATHLEEN: Bir şey değil.</p>
<p>ADAMUS: Lütfen. Ona Cauldre’nın parasından da biraz verebilirsin. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Hayır!  Hiçbir şey değil.</p>
<p>ADAMUS: Uyanışını başlatan ne oldu? Bunu okuyacak milyarlarca insan var. Yani evet, bu önemli.</p>
<p>JOYCE: Ha. Sanırım…</p>
<p>ADAMUS: Bu arada, bir dakika için kesebilirsem, ki kestim. Burada ne yaptığımızı gerçekten anlıyor musunuz? Farkında olsaydınız, anlardınız.</p>
<p>ŞAMBRA: Bir kitap yazıyoruz.</p>
<p>ADAMUS: Bir kitap yazıyoruz, ama aynı zamanda şu anda başka ne gerçekleştiriyoruz?</p>
<p>ŞAMBRA: Enerjiyi dönüştürüyoruz.</p>
<p>ADAMUS: Eh, enerjiyi dönüştürüyoruz, evet. Biz Yeni Dünya’da bir sınıf yapıyoruz! Ve tüm bu sürece hayranlık içinde bakarak burada oturan her türlü varlık var. Yani bunu yalın tutmanız gerekiyor. Onlar, dünyada yaşamak söz konusu olduğunda, öyle acaip bilgili falan değiller. Bunu hiç gerçekleştirmediler. Onlar için (bu konuştuklarımızın) tümü teoridir. Tümü alıştırmadır, ama bu inanılmaz sınıfı dinliyorlar. Ve merak ediyorlar, herşeyden önce bu uyanıştan geçmeleri gerekiyor mu diye – ki geçecekler. Başkaları bunu nasıl gerçekleştirdi diye merak ediyorlar. Ve ne olduğunu merak ediyorlar. Birisi bir gün size gelip de, “Biraz farkındalık satın almak ister miydin” mi dedi? Yoksa günün birinde sokakta yürürken yüksek bir binadan başınıza bir piyano düştü de, “Ha! Sanırım uyanma zamanı geldi” mi dediniz? Ne oldu? Sonraki. Evet.</p>
<p>JOYCE: Sanırım bu…</p>
<p>ADAMUS: Sakıncası yoksa ayağa kalkar mısın? Tüm bu genç varlıklar, Dünya’ya hiç gelmemiş bu melekler seni gerçekten görmek istiyorlar. Onlar gözlerini dikmiş bakıyorlar. “İnsanlar neye benziyor? Hmm, ha, hmmm, ha.”  Peki, evet. Böylece…</p>
<p>JOYCE: Sanırım yaşamın tüm dramları ve travmaları benim o kadar…</p>
<p>ADAMUS: Dramlar ve travmalar.</p>
<p>JOYCE: … kafamı karıştırdı ki, bunu yoluna koyma isteğini uyandırdı.</p>
<p>ADAMUS: Dramlar. Ve sen aslında tüm bu dramlardan kusacak kadar sıkılıverdin (kahkahalar) … bu Kuthumi idi. Pekâla, ben Kuthumi’nin sözlerini yazacağım. Tüm o dramlardan ve travmalardan sıkılıvermiştin. Güzel. Sonraki.</p>
<p>ESTELLA: Öğrenmek… mm, yok, söylemek istediğim bu değil.</p>
<p>ADAMUS: Derin nefes. Bu kolaydır.</p>
<p>ESTELLA: Ben kendimi bulmak istiyordum.</p>
<p>ADAMUS: Kendini bulmak istiyordun. Bu iyi işte. Güzel. Evet. Bu kavram bazen biraz aşırı kullanılıyor, ama birçok yaşam boyunca hepiniz kendinizi kaybolmuş hissettiniz – kendinizin bir adasında kaybolmuş, “Benim geri kalanım nerede?” Evet, kesinlikle. Güzel. Birkaç tane daha alalım. Uyanışınızı ne harekete geçirdi?</p>
<p>CAROLİNE: Ben uyanacağımı bilmiyordum.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>CAROLİNE: Uyanmam gerektiğini bile bilmiyordum.</p>
<p>ADAMUS: Doğru.</p>
<p>CAROLİNE: Ve Vince bana okumam için bir kitap verdi.</p>
<p>ADAMUS: Ahh!</p>
<p>CAROLİNE: Ve bu, Shirley MacLaine’in “Out on a Limb – Dışarda Hiçbir Şey Yok” kitabıydı.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>CAROLİNE: Ve benim çekirdek inancım tümüyle dönüştü, ve ben özgürleştiğimi farkettim…</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>CAROLİNE: … inanmak istediğim herhangi bir şeye inanabileceğimi ve geçmişte inandığım herşeyin öyle olmayabileceğini farkettim.</p>
<p>ADAMUS: Yani sen şimdi Vince’e minnettarsın. (kahkahalar) Evet.</p>
<p>CAROLİNE: Ve bu, şimdiye kadar hayatımda sahip olduğum en özgürleştirici şeydi.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel.</p>
<p>CAROLİNE: Ve bu neredeyse 30 yıl önceydi, ve yaşam harikaydı.</p>
<p>ADAMUS: Güzel. Güzel. Ve ben buraya “kitap” yazacağım, çünkü burada bazı güzel kavramlarımız var ama… evet, bir ödül vermek için geri gelebilirsin.</p>
<p>LİNDA: Vince de bir ödül alacak mı? (Adamus başını “hayır” anlamında sallar.) Ha, üzgünüm. Üzgünüm.</p>
<p>CAROLİNE: Ben onunla paylaşırım.</p>
<p>ADAMUS: Hayır. Ha evet, iğneyi paylaşman gerek. Evet. Ve bunları herhalde birkaç dolar karşılığında Linda’dan satın alabilirsin ama…</p>
<p>LİNDA: Aklına bile getirme.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>CAROL: 12 yaşındayken, kilisedeydim ve meditasyon yapıyordum, ve esriklik içinde, anlaşılmaz biçimde konuşuyordum.</p>
<p>ADAMUS: Anlaşılmaz biçimde.</p>
<p>CAROL: Anlaşılmaz.</p>
<p>ADAMUS: Peki ne dedin? (Carol “bilmiyorum” anlamında omuzunu silkeler) Kesinlikle. O eski, “Ne halt söylediğimi bilmiyorum” hali.</p>
<p>CAROL: Buda ve İsa ve Muhammed dediğimi biliyorum…</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>CAROL: … ama bunun ne anlama geldiğini bilmiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Peki o zamandan beri hiç anlaşılmaz biçimde konuştun mu?</p>
<p>CAROL: Hayır.</p>
<p>ADAMUS: Şimdi konuşmak ister misin?</p>
<p>CAROL: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Peki. Dilini çıkartarak “Ben o Ben’im” de. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Sanırım ciddi. Sanırım ciddiydi!</p>
<p>CAROL: (dilini çıkartarak) Ben o Ben’im. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Kuthumi sınırlarımı zorluyor. Hadi bunu hep birlikte yapalım. Dilinizi çıkartın ve, “Ben o Ben’im” deyin. (Adamus ve izleyiciler bunu yaparlar) Garip, ama gerçek.</p>
<p>LİNDA: Ne olsa yaparsınız, değil mi!</p>
<p>ADAMUS: Pekâla, buna bir trans, esrime deneyimi diyelim mi? Tamam. Pekâla. Linda, şimdilik yeter.</p>
<p>LİNDA: Bitirdin mi? Peki.</p>
<p>ADAMUS: Uyanışı harekete geçiren nedir? Birlikte yaptığımız çalışmayı okuyacak olanlar, gerçekten, raftan düşen kitap gibi şeylerin (olmasını) umacaklar. Şimdi, Vince’in sana kitabı vermesinin bir dolu başka nedeni vardı. Sen buna hazırdın, ama onlar, raftan düşen kitapla, yaşamı ansızın bambaşka bir biçimde değerlendirmelerine neden olan filmle, gerçekten kötü bir rüyayla, onları daha önce hiç bulunmadıkları bir düzeye götüren gerçekten çok bunaltıcı, dehşete düşüren bir rüyayla bağlantı kuracaklardır; bir eşin, sevdiğinin ölmesi; ilk kez ölüm hakkında gerçekten derin derin düşünmüşlerdir. Ölümün var olduğunu biliyorlardı, ama doğrusu üzerinde hiç düşünmemişlerdi. Araba kazası gibi bir şey olur. Onları bir tür travmaya ya da hatta komaya sokan, ama o rahat oldukları alandan sarsarak çıkartan bir araba kazasıdır bu.</p>
<p>Bu sadece günün birinde uyanıp da yalnız olduğunu farketmek olabilir. Ya da ansızın o bunaltıcı merakınızı farketmek olabilir. Bu tür şeyler yaşamlar boyu – <em>yaşamlar boyu &#8211; </em> mayalanmış, zemini hazırlamışlardır, ve siz en sonunda onunla bağlantı kurmuşsunuzdur.</p>
<p>Biçimin değişmesine – siz başlangıçtan beri bu şekilde (dalga biçimleri) gidiyordunuz – onun şimdi değişmesine, ve tüm dalga biçimlerinin, tanrısallığın ve insanın ve diğer herşeyin birleşmesine neden olan birçok şey var. Bu, örneğin, sizin örneklerinizi alırsak, orada bulunmak, şunu bunu yapmaktır. Kaç yaşama ihtiyacınız var? Çoğunuzun yaklaşık bin dörtyüz yaşamı oldu. Burada bulunan birkaç kişinin ikibinin üzerinde. Kaç yaşama ihtiyacınız var? Bunu hiç de ayıplamak ya da kınamak için söylemiyorum, çünkü bazen farklı görünümleri denemek, farklı kimlikler üstlenmek, Dünya’da oynamak, sadece ilginç gelir.</p>
<p>Yükselmiş Üstat dediğiniz, gerçekten özleriyle bütünleşmiş varlıkların ortak noktalarından biri de, süreçleri sırasında bittiğini bildikleri bir noktaya gelmeleridir. Artık Dünya olmayacaktır, artık yaşamlar olmayacaktır, artık insanlarla bildikleri biçimde bağlantı kurulmayacaktır. Artık yemek sofralarında oturulmayacaktır. Artık ormanlarda yürünmeyecektir. Artık diğer kişiyle, bilirsiniz, ‘hıı hıı hıı’ yapılmayacaktır. (Adamus’un seksi kastetme biçimi kahkahalara neden olur)</p>
<p>LİNDA: Pardon?</p>
<p>ADAMUS: Ay, bu Kuthumi’ydi! (yoğun kahkahalar) Artık bu tür toplantılar yoktur. Onlar, her Yükselmiş Üstadın içinden geçtiği bir noktaya gelirler, geri dönmeyi, birkaç yaşam daha (dünyada) kalmayı gerçekten arzularlar. Yükselişi derin derin düşünürken siz de bunu hissetmediniz mi? Evet, bu uzay gemisi Dünya’dan inmek kulağa çok hoş geliyor, ama gerçekle karşılaşıldığında – bu bazılarınızın son yaşamı – Dünya’yla ilgili, yaşamakla ilgili çok güzel olan bir şey vardır.</p>
<p>Herşeyin sonuçlanacağını – herşeyin sonuçlandığını, zaten olduğunu &#8211; bilerek yaşamayı hayal edebilir misiniz? Kendiniz için gerçekten istediğiniz herşeyi yaratabileceğinizi bilmek. Sağlığınız için kaygılanmamayı hayal edebilir misiniz? Ölüm için, bu tür şeylerin herhangi biri için kaygılanmamayı? Bu gezegen inanılmazdır. Dışarlarda bir dolu başka yaşam biçimleri var, birçok başkası var, ama hiç biri insan yaşam biçimi gibi değildir. Hiçbiri yükselişin kapısı değildir. Hiçbiri. Daha zeki ya da, daha bilge diyeyim, olan hiçbir yaşam biçimi yoktur. Ha, oralarda bazı zeki yaşam biçimleri vardır, ama onlar gerçekten çok bilge değildir. Onlar bunu daha öğrenmek zorundalar.</p>
<p>Kuthumi, toplantımızdan önce benimle konuşuyordu. Dedi ki, “Akılsal olarak çok ilerlemiş, ama aslında hiç bilgeliği olmayan, ruh adına gerçekten asla (bir şey) öğrenmemiş bir toplum hakkında bir film yapmak inanılmaz olmaz mıydı. Böyle bir şey inanılmaz olmaz mıydı?”</p>
<p>Pekâla, sevgili Şambra, nerede kalmıştık? Böylece bu uyanışta – oradaki tahtaya yazdığım – Gülün Tohumu noktasından önce meydana gelen birçok şey vardır. Bu arada, Gülün Tohumu (Meyvesi), Tobias’ın icat ettiği bir kavramdır, ve bu, uyanışın,  gerçeklik manzaranızda var olduğunun hatırlatılmasıdır, bilincinizin bir yerinde, istediğiniz an Yuva’ya gidebileceğinizin hatırlatılmasıdır. Siz o orada değilmiş gibi davranıyorsunuz, güle oynaya bir yaşamdan ötekine geçip duruyor, ona ayağınız takıldığında bile görmezden geliyorsunuz. Ama bir gün farkediyorsunuz ki, Yuva’ya geri dönmenin anahtarı hep oradaydı. Hep oradaydı. İşte insanlar buradan başlarlar.</p>
<p>Şimdi, o noktaya geldiğiniz ânı anımsayın – elinize bir kitap geçti, merak içinde uyandınız, birisi sizi, size açılım sağlayan bir sınıfa (eğitime) götürdü; bunlardan önce, belki insan yaşamına ilişkin hayal kırıklıkları oldu, belki yeniden kendinle, kendinin her bir parçasıyla olmaya derin bir özlem vardı. O derin özlem – ki bu sık sık yanlış anlaşılır – hani şu “kayıp aşk” ya da “ruh eşi” kavramları, sanki dışarlardaki başka alemlerde sizi bekleyen başka bir varlık varmış gibi, şimdiye kadar anlatılmış en muhteşem aşk öyküsüdür. Bu aslında çok doğrudur, ama o başka bir varlık değildir. O sadece kendinizdir. O sadece sizdir.</p>
<p>Er ya da geç… burada zamanımı dikkatle ayarlıyorum. Er ya da geç herkes bu tarafa geçecektir. Bazıları için bu çok daha sonra olabilir. Siz sadece şeylerin en uç kenarında bulunuyorsunuz. Evet, sizden önce gelen bazı Yükselmiş Üstatlar var, ama fazla değil. Siz aslında, bana göre, gerçekten, bundan geçen ilk grupsunuz. Şimdiye kadar birçok birey (bunu gerçekleştirdi), ama siz ilk grupsunuz.</p>
<p>Böylece, eğer bu noktadaki deneyimlerinizi hatırlayacak olursanız, çoğunuz için bu coşturucuydu; çok yoğundu; herşeyi yeniden düşünmenizi sağladı; sizi beklentilerle, sevinç ve neşeyle doldurdu. Çoğunuz, sanki sokaklarda dans etmek istediniz. Sanki bisikletinize atlayıp herkesin kapısını çalmak istediniz. Bu komikti.</p>
<p>LİNDA: Ha, ha, ha, ha.</p>
<p>ADAMUS: (İnsanların inançlarını) dönüştürmek istediniz. Sanki bulduğunuz bu coşkuyu, bu inanılmaz yeni bilgeliği herkese anlatmak istediniz. “<em>Ben Yuva’ya gidiyorum!</em>”  Hatırlıyor musunuz?</p>
<p>Böylece bu, uyanış noktasıdır. Parlaktır, kesinlikle çok parlak. Ve insanı hemen fazlasıyla araştırma inceleme yapmaya yönlendirir – ele geçirdiğiniz herşeyi, ruhsal herşeyi okur araştırırsınız – ve felsefe okursunuz, dinleri okursunuz, her yeni çağ kitabını, kanal olunmuş varlıkları okursunuz. Şu anda web sitesinde olup da bu noktada bulunan kişiler var – onlar İnternetteler – ve herşeyi okuyorlar. Takıntı halindeler. Ne yapsalar yetmiyor. Açlıkları dinmiyor. Eminim bazılarınız buralardan geçti.</p>
<p>Ve sonra spiritüel olursunuz. O spiritüellik rozetini ya da kimlik kartını takarsınız. Artık spiritüel bir varlık olduğunuzu söylersiniz, ve ne anlama geldiği hakkında hiçbir fikriniz yoktur, ama kesinlikle sizi iyi hissettirir. Bu size bir onur madalyası sağlar, ve ilişki kurabileceğiniz bir şey sağlar, ve size, evet, bir yolculuk yaptığınızı hatırlatır. Bu aşama belki birkaç ay, büyük bir olasılıkla birkaç yıl sürer.</p>
<p><strong><em>Uyanış, Aşama II</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Ve sonra gerçekten ilginç bir şey olur. Aşama ikiye geçersiniz. (Adamus yazar) “Ayy.” Ben buna böyle diyeceğim, “Ayy.”  Ayy! “Ne…” (Adamus yazar “Ne Bo..” Yok, öteki, “Ne haltsa.” (kahkahalar) Ya da, kendimce adlandırmaktan hoşlandığım gibi… (Adamus yazar) Cauldre bugün heceleyemiyor. “Yapılanmayı-yıkmak.”  Yapılanmayı yıkmak. Ayy, ayy, ayy. Hepiniz bundan geçtiniz, bunu yaptınız, ve onun yan etkilerini hâlâ hissediyorsunuz. Yuva’ya dönmeye hazırsınız, bu ne anlama geliyorsa. Şimdilerde bilge bir ruhsal insan haline geliyorsunuz. Hatta insanlarla farklı bir biçimde, küstah, sevimsiz, om türünden bir sesle konuşmaya başlarsınız, ve bir şey olur. Yaşamınız dağılır. Yapılarınız yıkılıyordur.</p>
<p>Bunun talihsizlik olduğunu söylemek istemiyorum, belki az çok gereklidir, ama bu kadar ıstıraplı olması gerekmiyor. Bu kadar eziyetli olması gerekmiyor. Bu kadar ölüme-benzer olması gerekmiyor. Bu olacaktır, çünkü bu “Ayy” bölgesinde, olduğunuzu sandığınız herşey, şimdiye kadar sahip olduğunuz her türlü inanç, parçalanmaya başlar. Bu gerçekten dönüştürücüdür; sanki herşey yıkılıyormuş gibi görünür. Eski bir binanın depremde dağılması gibi. Ve insan veçhesi bağıra çağıra ortaya çıkar, “Uyanış sürecimde neler oluyor!?”</p>
<p>Şimdi muazzam bir çelişki içindesinizdir. Yaşamı başaşağı giden ruhsal/spiritüel bir insansınızdır. Diğer insanlara, ne muhteşem olacağınızı söylemiştiniz, oysa şimdi hiçbir şey olmuyordunuz. (kahkahalar) Onlar da arkanızdan gülüyorlar, “ha, ha, ha”, arada bir de yüzünüze. İşinizi, eşinizi, sağlığınızı, aklınızı kaybediyorsunuz; herşey parçalanıyor. Yapılarınız yıkılıyor.</p>
<p>Kutlayın! (izleyicilerin arasından birisi “Yaşasın” der) (Adamus güler) Olmakta olan türlü şeyler var. Sizler şimdi uyanışın deneysel bölümünde bulunuyorsunuz. Tüm o eski dinsel değerler, tüm inanç sistemleri değişmeye ve dönüşmeye başlıyor.</p>
<p>Böylece, birçoğunuzun doğmuş ve büyütülmüş olan bir veçhesi var – o veçhe bu yaşamda başarılı olacaktı, ve iyi bir işi ve iyi bir ailesi olacaktı, ve insanların sizinle gurur duymasını sağlayacaktı, ve sizin de gurur duyacağınız çocukları olacaktı – ama bu ille de bu şekilde olmadı. O veçhe, bu arada, hâlâ sizden ayrılamıyor. Hâlâ orada ve diyor ki, “Hmm, şu diğer şeyleri yapman gerekmez miydi, kalkıp şu çılgın ruhsal yola baş koydun, ama şimdi dön de <em>benim </em>hayatıma bir bak.” Görüyor musunuz, <em>sizin </em>hayatınız o veçhenin umurunda bile değil; o veçhe kendi doyumu peşinde. O – sizin deyiminizle – “Leave it to Beaver”i (1950’lerde idealize edilmiş bir aileyle ilgili tv dizisini), masal kitabı türünden yaşamı istiyor. Kurgulanmış, hayal edilmiş yaşamı. Ve bazı insanlar buna gerçekten de sahipler, ama bu sadece rolünü oynayan bir veçhedir.</p>
<p>Yani birdenbire herşey parçalanır ve siz gerçekten çıldırmaya başlarsınız. Zihinsel, fiziksel, finansal ve özellikle de ruhsal olarak dengesiz hale gelirsiniz. Artık hiçbir şeyin anlamı kalmaz.</p>
<p>Veçheler – haa, bu onlar için parti zamanıdır. (kahkahalar) Onlar geri geleceklerdir. Bazısı uzun süredir, birçok yaşamdır, sizinle iletişim içinde değildi. E-posta göndermediler. Akşam yemeği için uğramadılar. Onlar çok uzaklardaydı, çünkü sizden bıktılar ve usandılar. Onun için de başka bir yere gittiler, ve ansızın eve dönme dürtüsünü hissettiler. Sizin duyduğunuz çağrının aynını onlar da duyuyorlar. Bir şeylerin kışkırtıldığını hissediyorlar, onun için de eve geri dönüyorlar. İlle de kalıcı değiller, ya, bunun gerçekten ipleri ele alabilecekleri, gösteriyi yönetebilecekleri zaman olup olmadığını görmek için, ya da, meraklı bir yanları olduğu için geliyorlar. “Belki de gerçekten eve dönüyoruzdur.” Sonra da gülüyorlar, “Kesinlikle hayır. Kesinlikle hayır.”</p>
<p>Ama veçheler geri gelir. Onlar, Aandrah ve On’un da size söyleyeceği gibi, dalga dalga geri gelirler. Şimdi, geri gelen veçhelere ilişkin göklere çıkartılan bir anlayış olduğunu biliyorum, yalnızca derin bir nefes alırsınız ve hepsi yuvaya geri döner gibi. Bazısı döner de. Bazısı döner. Onlar geri gelmekten mutludurlar. Ama bazısı da size acaip sinirlenmiştir. Bazısı size karşı büyük bir saygısızlık besler. Bazısı sizin aptal olduğunuzu düşünür. Ve bazısı da sadece – veçhedir; onlar yalnızca güç ve kontrol isterler. Nedenini bilmezler, sadece güç ve kontrol isterler.</p>
<p>Yani bu gerçekten zor bir zamandır. Bunu başardığınıza şaşıyorum. Evet ya, sen de! (gülerek) Senin başardığına çok şaştım. Bu, içinden geçtiğiniz kırılgan, ancak son derece önemli bir zamandır.</p>
<p><strong><em>“Ayy” Kuşağı</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Bir an için şunu hayal edebilir misiniz, şimdi geriye dönüp ona bu bakış açısından, bu perspektiften bakıp da şöyle diyebilir misiniz, “Biliyor musun, bu sadece yapılanmayı yıkmakla ilgiliydi. Bu sadece değişim, dönüşümle ilgili. Bu sadece tıkanıp kalmış eski enerjiyi salıvermekle ilgiliydi, böylece hepimiz tekamül edebilecek, hepimiz yükselebilecek ya da uyanacaktık,” ya da adına her ne demek istiyorsanız. Peki bunu farklı bir biçimde nasıl gerçekleştirmek isterdiniz? Bunun zaten meydana gelmiş olduğunu bildiğinize göre, neyi farklı yapmak isterdiniz? Mikrofonun izleyicilere geçme zamanı. Neyi farklı yapardınız? Hemen arkanızdaki dalgayla gelenler için nasıl bir öneride bulunurdunuz? Ve onlar bekliyorlar, bu arada. Gail?</p>
<p>GAIL: Ben hiçbir şeyi farklı yapmazdım.</p>
<p>ADAMUS: Hiçbir şeyi farklı yapmazdın.</p>
<p>GAIL: Hayır. Her bir şeyi deneyimlediğime memnunum, kederden tut da esrime haline kadar.</p>
<p>ADAMUS: Tahtama kim çizim yaptı?! (Adamus’un bazı sayfaların kullanıldığını keşfetmesi üzerine kahkahalar)</p>
<p>GAIL: Benim veçhem. Sanatçı olan!</p>
<p>ADAMUS: Yani sen hiçbir şeyi farklı yapmaz mıydın?</p>
<p>GAIL: Hayır. Sana karşı dürüst olmamı istiyor musun?</p>
<p>ADAMUS: Şimdi bir de… bana karşı dürüst değil miydin?</p>
<p>GAIL: Birkaç kez.</p>
<p>ADAMUS: Haa!</p>
<p>GAIL: Arada bir.</p>
<p>ADAMUS: Bunu biliyorum. Evet. Yani sen…</p>
<p>GAIL: Ben hep kucaklanmak istedim.</p>
<p>ADAMUS: (Adamus kıkırdar, ve sonra onu kucaklar; izleyiciler “Ooo” der)</p>
<p>GAIL: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Ben teşekkür ederim.</p>
<p>GAIL: Bir şey değil.</p>
<p>ADAMUS: Bu tadı sevdim.</p>
<p>GAIL: Teşekkürler! (kolundaki dövmeyi gösterir)</p>
<p>ADAMUS: Kameraya göster. (Gail kameraya döner) Evet.</p>
<p>Peki onlara ne derdin? Hiçbir şey mi? “Bu gizemli bir çekirge. Onu kendiniz keşfetmeniz gerekiyor.” (Adamus’un gülünç şivesi üzerine kahkahalar) Ben olsam onlara böyle derdim.</p>
<p>GAIL: Kalbinizin peşinden gitmeniz gerekiyor.</p>
<p>ADAMUS: Palavra.</p>
<p>GAIL: Hayır, gerçekten de peşinden gitmen gerekiyor…</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle palavra.</p>
<p>GAIL: Hayır, belli zamanlarda ne kadar kötü hissetsen de…</p>
<p>ADAMUS: Sen onlara kaplerinin peşinden gitmelerini söyleyeceksin! Onların bir kalpleri olduğundan bile haberleri yok.</p>
<p>GAIL: … kalbinin peşinden gitmen gerekiyor.</p>
<p>ADAMUS: Onlar kalbin ne olduğunu bilmiyorlar. Onların kalbi öylesine altüst ki… Kuthumi gülüyor. Üzgünüm, ama… evet…</p>
<p>GAIL: Ha, sorun değil.</p>
<p>ADAMUS: Biz kucaklaşıyoruz, biz kavga ediyoruz. Peki.</p>
<p>GAIL: Kendine güvenmek zorundasın. Kalbini izlemen gerek, şu anda neyle karşılaşırsan karşılaş.</p>
<p>ADAMUS: Ve sonra ertesi sabah kendilerini vururlar, çünkü senin neden söz ettiğine dair hiçbir fikirleri yoktur. Bu… buna söylecek bir çift lafım var. Ha, ben buna makyo diyorum. Karşılığını  İnternetten bulun. Makyo. (Adamus yazar) Tamam, sonraki. Makyo. Pekâlâ, bunu şimdi açıklamayacağım. Sizi merakta bırakacağım. Meraka bayılıyorsunuz.</p>
<p>Peki, lütfen, şimdi, bu kriz kuşağında bulunan biriyle birlikte oturuyorsunuz – onların yaşamları dağılıyor, intihara yatkınlar, kızgınlar, kafaları karışık, tıpkı benim gibi (Adamus aradığını bulmak amacıyla sayfaları çevirip durur.) Neler olup bittiğine dair hiçbir fikirleri yok, ve size bakıyorlar ve bir şey hissettikleri bir insan görüyorlar – anlamıyorlar – ama sizin içinizde bir şeyler hissediyorlar. Bir bilgelik hissediyorlar. Bir denge hissediyorlar. Sanki sizin enerjinizi emmek ve sahip olduğunuzu almak istermiş gibi hissediyorlar, ama siz buna izin vermeyeceksinizdir. Biliyorum, fazla hızlı konuşuyorum, ama evet. Peki (bu durumda) onlara ne dersiniz? İşlerini kaybettiler ve karıları onları terk etti, ve bankada beş paraları yok, ve az önce doktor onlara şeker hastası olduğunu söyledi. Onlara kalplerinin peşinden gitmelerini mi söyleyeceksin? (Adamus öğürür gibi yapar)</p>
<p>GAIL: Hayır, onlara derin bir nefes almalarını söylerim. Nefes almalarını.</p>
<p>ADAMUS: Peki, ve onlar da derin bir nefes alır, ve sonra (öğürür). (kahkahalar)</p>
<p>GAIL: Evet, sonra git kendini uçurumdan at. Bir trenin önüne atla. Yap bunu (derim).</p>
<p>ADAMUS: (hımlayarak) Hmm, hmm, hmm, hmm. Onlara ne söyleyeceksin?</p>
<p>GAIL: Herşeyin yolunda gideceğini.</p>
<p>ADAMUS: Hah, teşekkür ederim. İşte benim yanıtım buydu.</p>
<p>GAIL: Herşeyin yolunda gideceğini. Evet.</p>
<p>ADAMUS: Herşeyin yolunda gideceğini. Şimdi, aslında bu kulağa zırvalıkmış gibi geliyor, ama farkediyor musun ki…</p>
<p>GAIL: Ben bu zırvayı kendime her gün söylüyorum.</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle! Ve işte bu dürüst bir yanıt, çünkü herşeyin yolunda gideceğini biliyorsun. Haa, onların daha on yaşam için geri gelmeleri gerekebilir…</p>
<p>GAIL: Her zaman değil.</p>
<p>ADAMUS: Hayır, gerekebilir. Bu… sen zaten oradasın. Sen zaten başardın. Sen zaten oradasın. Oraya ulaşırken ne tür oyunlara dalmak, ne tür deneyimler edinmek istersen iste, senin ve benim kendi Üçüncü Çember’imizde oturmadığımızı, Üçüncü Çember penceresinden bakarak, “Hey Gail, bugün nasılsın bakalım seni yükselmiş varlık seni?” demediğimizi nereden biliyorsun?</p>
<p>GAIL: Eh, benim Ben o Ben’im orada olduğumu biliyor. Benim şu anda burada bulunan yanım da burada olduğumu biliyor. Ama ben kendi mekanıma geri dönüyorum ve deyim yerindeyse, dünyaya geri dönüyorum, ve herşey sanki yok oluyor.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>GAIL: Gerçeklik devreye giriyor.</p>
<p>ADAMUS: Ama ben o yalın, “herşey yolunda gidecek” (lafını) seviyorum. Linda’ya sor. Mikrofonu Linda’ya verin.</p>
<p>LİNDA: Evet ya, herşey yolunda gidecek. Yolunda gidecek.</p>
<p>ADAMUS: Yolunda gidecek, ve bu, gerçek, dürüst bir yanıttır. Yolunda gidecek. Şimdi, sen onların  ille de olacaklarla ilgili ayrıntıları, dipnotları okumalarını istemiyorsundur. (kahkahalar) Bu daha sonra olacaktır. Ama evet, herşey yolunda gidecektir. Ve onlar sana bakacak – bu arada gerçekten sana inanmak da isteyecekler – onlar sana bakacak, “Gerçekten mi?” (diyecekler). Ve sen de, “Gerçekten. Şimdi derin bir nefes alın” diyeceksin. Ahh. Ahhhhh.</p>
<p>Biliyor musunuz, Şambra, herşey yolunda gidecektir! Herhangi birinizin duyacağı tek pişmanlığın şu olacağını düşünüyorum, şeylerin yolunda gideceğini farketmemiş olmanız; yolunda gitsin diye uğraşıp mücadele etmiş olmanız; hatta, herşeyin yolunda gideceğine inanma seçimini yapmak yerine, buna inanmamanız bile. Tüm bu inanılmaz süreç içinde tek pişmanlığınız, “Lanet olsun, keşke bunun daha çok keyfine varsaydım” demek olacak. (izleyiciler “evet” der) Evet ya! Herşey yolunda gidecek. (izleyicler alkışlar)</p>
<p>Biliyor musun? Sadece… (Linda’nın ona bir Adamus ödülü uzatması üzerine Adamus ve izleyicilerden kahkahalar yükselir) Sen iğneleyecek olursan ancak (kabul ederim). (Linda iğneyi gömleğine iğneler)</p>
<p>Şimdi, az önce salondaki ve online olan enerji kesinlikle değişti. Bir de başkaları için bunun neler yapabileceğini düşünün. Enerji değişir. Ah! Tüm o gerginlik, tüm o kaygı ve korkular. Biraz korkmak ve endişelenmekten başka hiçbir işe yaramayan o kaygılanmalar, ama sanırım artık bundan sıkıldınız. (Adamus salonun arkasına doğru yürür) O ileriye doğru bakmalar ve bilinmeyenden korkmalar, oysa dönüp… (Adamus boğazını temizler; izleyiciler ona doğru döner) ve sadece geriye dönüp de deneyiminize bakar ve ulaşmış olduğunuz yerden oraya nasıl geldiğinizin potansiyelini seçebilirsiniz.</p>
<p>Şimdi, bunu düşünmeyin; yalnızca hissedin, çünkü düşünmeniz şöyle demenize neden olacaktır, “Evet ama, yaşamın gerçeği, Adamus, bilirsin, şunu bunu yapmaktır. Ve ben çocuklarım ve işim yüzünden bunu yapamıyorum” ve falan da filan da. İşte şimdi, anında eski oyunun içine dalmış olursunuz.</p>
<p>Gerçekten, yani Üçüncü Çemberinizden sadece geriye bakıp, “Oraya varmayı nasıl deneyimlemek istiyorum” diyebilirsiniz. Bu, zamanda lineer olarak ileriye gitmekten daha gerçektir. Geriye dönüp kendinize <em>bakarsanız, </em>bunu yapmayı seçerseniz, Kuthumi de gerçekten bugün sizin tarafa geçebilir. Eğer bunu seçmeyecek olursanız, eğer hep o derin bilinmeyene doğru falan ileriye bakacak olursanız ve yükselişe giden yolunuzu işlemden geçirmek istiyorsanız… bu komikti. (kahkahalar) Yükselişe giden yolunuzu işlemden geçirmek istiyorsanız, bunu yapabilirsiniz. Ama geri dönüp de, “İşte bunu böyle yapmak istiyorum” derseniz, bunu da yapabilirsiniz. Bu biraz alıştırma gerektirir, çünkü binlerce zamandır bunu öbür yoldan gerçekleştirdiniz, ama yine de fazla alıştırma yapmadınız.</p>
<p>Pekâla, bu kuşakta bulunan birine başka ne söylerdiniz?</p>
<p>LİNDA: Hah, birini yakaladım. Burada. (izleyici konuşmaya gönülsüzdür) Hayır mı?!</p>
<p>MAURY: Ne diyebilirim ki?</p>
<p>LİNDA: Hayır mı?!</p>
<p>ADAMUS: Ne derdin?</p>
<p>MAURY: Valla…</p>
<p>ADAMUS: Ben şimdi Maury olacağım.</p>
<p>MAURY: Eyvah.</p>
<p>ADAMUS: Ve uyanışın trajedilerinden geçiyorum. Ben “Ayy” kuşağında bulunuyorum ve ben, oldukça yüksek bir bilince sahip ve uyanmış olan Maury ile konuşan Maury’yim. Daha çok oyum!  (Adamus kıkırdar, sonra gözlerini devirir) Ahhh, Kuthumi. Bu Kuthumi’ydi. Ben değil.</p>
<p>LİNDA: Çok sevimli.</p>
<p>ADAMUS: Sevimliydi, evet. Azıcık. On üzerinden üç eder.</p>
<p>Yani sen şimdi Maury’nin daha yüksek bilincisin ve insan Maury’e konuşuyorsun. Ne söylerdin, Maury?</p>
<p>MAURY: Valla, biliyor musun, şöyle bir güdüm var, o andaki bağlantı neyse, gerçekten onunla olmak gibi. Hissediyorum ki, bilirsin, bu öyle bir his ki… (keser, çünkü Adamus kafasını sallar, sonra gözlerini devirir, sonra kafasına “bir kurşun sıkar”, sonra bir iskemleye yığılır ve Norma’ya doğru uzanır; yoğun kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Norma! Nefes almama yardım et! Nefes almama yardım et, Norma!</p>
<p>MAURY: Evet, nefes al. Derin bir nefes al.</p>
<p>ADAMUS: Derin bir nefes al, evet.</p>
<p>MAURY: Bu doğru. Genelde ilk söylediğim budur.</p>
<p>ADAMUS: Şimdi, gerçi ben hepinizle çok eğleniyorum ama… (Adamus tükürür)</p>
<p>LİNDA: Ooo! Oo! Oo!</p>
<p>ADAMUS: Ben işlemden geçirmelerin içine tükürürüm. Ben tükürürüm… bu, Kuthumi’ydi, pardon.</p>
<p>LİNDA: O benim ayakkabımdı ama. Aa!</p>
<p>ADAMUS: Ben işlemlerin ve yapılanmaların ve bu tür düşüncelerin hepsinin içine tükürürüm. Sen bu noktada takıldın. Başkasına da çelme takmak istiyor musun?</p>
<p>MAURY: Hayır. Sadece nefes al.</p>
<p>ADAMUS: Nefes al. Tamam. Bu güzel bir… derin bir nefes al (diyeceksin), peki sonra ne diyeceksin onlara?</p>
<p>MAURY: Sadece o hislerle ol (o hisleri yaşa).</p>
<p>ADAMUS: Olabilir. Onlar o hislerle olmaktan (o hisleri yaşamaktan) nefret edebilirler, ama evet. Ben ne yapardım, biliyor musun?</p>
<p>MAURY: Ne? Sen ne yapardın?</p>
<p>ADAMUS: Ben, ne yapacağımı biliyor musun diye sana soruyorum.</p>
<p>MAURY: Ha. İyi ya, ben de o yüzden soruyorum işte.</p>
<p>ADAMUS: Ne yapardım, biliyor musun, onlardan isteyeceğim şeylerden biri, benimle birlikte derin bir nefes almaları olurdu. O anda ille de bir şey söylemezdim; onların varlığımı hissetmelerine izin verirdim. Bu, her türlü sözden çok daha güçlüdür, her türlü terapiden daha etkilidir, haplardan çok daha ucuzdur. Böylece ben sadece onların varlığımı hissetmelerine izin verirdim, Maury’den Maury’i. (Adamus kolunu Maury’e dolar) Bu his güzel değil mi?</p>
<p>MAURY: Eh, bağlantının şefkati, şifanın anahtar parçasıdır. Evet, harika bir his.</p>
<p>ADAMUS: Evet, çok fazla kelime (kullanıyorsun). Derin bir nefes. Bu yalnızca Maury ile Maury. (her ikisi de derin nefesler alırlar) Ah! Çok daha iyi. Teşekkür ederim. Teşekkür ederim. (bazı alkışlar)</p>
<p>MAURY: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Pekâla, hızlı hızlı bir tane daha alalım.</p>
<p>LİNDA: Bu bir ödül kazandı mı? Ödül?</p>
<p>ADAMUS: Ha, evet; kesinlikle.</p>
<p>LİNDA: Tamam, işte burada. Bunu hak ettin. Bunu gerçekten hak ettin.</p>
<p>ADAMUS: Peki başka? O “Ayy” kuşağında, bu travmatik dönemde bulunanlara ne söylerdiniz?</p>
<p>ŞAMBRA HANIM: Buyur atla.</p>
<p>ADAMUS: Buyur atla!</p>
<p>ŞAMBRA HANIM: Buyur atla.</p>
<p>ADAMUS: Hiç fena değil. Buyur atla. Aandrah’nın bunu insanlara çok sevecen ve şefkatli bir biçimde söylediğini duydum. Bunu sevdim!</p>
<p>LİNDA: Buna bir itirazım var. Bu tıbbi bir öneri değildir.</p>
<p>ADAMUS: Hayır, biz sadece insanken, uyanmış biri olmaya atlamaktan söz ediyoruz.</p>
<p>LİNDA: (Sözlerinin) nereye gittiğine dikkat et.</p>
<p>ADAMUS: Şimdi, daha da dürüst olalım. Kaçınız, biraz enerji alabilmek ya da azıcık dikkat çekebilmek amacıyla uyanışın kurban-olma halini kullandı? (izleyicilerden bazıları ellerini kaldırır) Teşekkür ederim. Teşekkür ederim. Linda?</p>
<p>LİNDA: Ben… elim kalkmıştı! (Adamus ve izleyiciler güler)</p>
<p>ADAMUS: “Yaşamım dağılıyor. Ne yapacağımı bilmiyorum.”  Şimdi, bu doğru bir söylemdir, ama bazen, bir tür “muhtacım &#8211; besleniyorum” içerir, ben buna böyle diyeceğim. Aslında bunu söyleyen Kuthumi’ydi – muhtacım &#8211; besleniyorum. Evet, bundan hoşlanıyorsunuz. Hadi böyle tişörtler (yapalım). Bazen bu “zavallı ben” şeyi ortaya çıkar. “Zavallı ben, uyanıştan geçiyorum.”</p>
<p>LİNDA: Pardon ama, “Muhtacım &#8211; besleniyorum” diyen bir tişörtü kim giymek ister ki? (yoğun kahkahalar, bazı izleyiciler ellerini kaldırır)</p>
<p>ADAMUS: Hemen şimdi online olanlardan 18 adet sipariş aldım. Online olan kim… (kameraya bakar)</p>
<p>LİNDA: Muhtacım – besleniyorum mu?</p>
<p>ADAMUS: Muhtacım – besleniyorum? Sen bunu giyer miydin…? Görüyor musun? Oniki milyar insan anında yanıt verdi. (yoğun kahkahalar) Kuthumi’yi gelsin diye bir daha davet eder miyim bilmiyorum. Bu zor bir paylaşım, ve… Bir beden, iki yükselmiş varlık. Bu cidden zor.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, herşey burada (“Ayy” kuşağında) dağılmaya, parçalanmaya başlar. Durum kasvetli, umutsuz görünür. Karanlık görünür. Sonuna gelmişinizdir. Bu gerçekten, yüzleşeceğiniz en büyük ölüm işlemidir, buna fiziksel ölüm de dahildir.</p>
<p>Bununla karşılaştırıldığında, fiziksel ölüm, güneşli bir günde parkta yapılan bir yürüyüşe benzer, gerçekten, çünkü öylesine gidiverirsiniz. Genellikle, bedeniniz gitmeden (ölmeden) günlerce önce gidersiniz. Bağlantıyı ve bilinci kaybeder, öbür tarafa uçuverirsiniz, ve ondan sonra bedeniniz ölür, ve herkes ağlar – neredeyse herkes. Ama bu daha zorludur. Bu, benliğinizin ölümüdür, dikkatle yapılandırılmış, kusursuzca tasarlanmış, ve yaşamlar boyunca bir profesyonel tarafından manipüle edilmiş olan benliğiniz. O, bazı parçalarınız tarafından sonsuz olacak şekilde tasarlanmıştı, ve ansızın öyle olmadığını keşfeder.</p>
<p>Ben fiziksel bedenden söz etmiyorum; ben, üretilmiş insan kimliğinden söz ediyorum. Bu robotik veçhe, insani mükemmelliğe programlanmıştı – güzel bir beden;  muhteşem bir yüz; kusursuz bir giyinme tarzı, elbette, modaya uygunluk; zenginliğin ötesinde bir zenginlik; herkesten üstün bir zekâ; sadece elini sallayarak mucizeler yaratabilme yetisi – ve, elbette, her an çukulatalı bisküvilerin kokusu.</p>
<p>İşte bu robotiklik – bu aslında veçhelerden oluşan bir  gruptur – dikkatle robotlara benzer bir biçimde tasarlanmış ve ortaya salınmıştır. Ve ansızın, siz ve robotlar, veçheler, tümü, bunun büyük bir yanılsama olduğunu keşfedersiniz. O insani mükemmelliğe asla ulaşamazsınız. O ulaşılmazdır. Ulaşılmaz. O statüyle asla yükselemeyeceksiniz; yükseliş, farklı meydana gelir. Uyanış, farklıdır.</p>
<p>Bu dönem, bu yapılanmayı yıkan “Ayy” dönemi, hızlı ilerleyenler için yaklaşık 10, 15 yıldan tutun da, 3, 4, 5, hatta daha fazla yaşam boyunca sürebilir. Yavaş öğrenenler için belki 20, 30 yaşam. Gerçekten. Birikmiş çöplerinizi, tüm o birikmiş inançlarınızı ve yanılgılarınızı ve yanılsamaları ve öfkeleri ve yaraları ve diğer herşeyi düşünün. Bunları biriktirmenin ne çok zaman aldığını düşünün. Ve bunu temizlemenin ne kadar sürebileceğini düşünün.</p>
<p>Biz diğer tarafta bir bahse girdik – ben kaybettim – ve bahis şuydu, meleksel varlıklarla biz… hm, bir tür, biz buna İnsan TV’si diyoruz, böyle bir şey var. Bu, ilk realite TV (belgesele benzeyen) dizilerinden biriydi, ve biz sizi izliyoruz! (kahkahalar) “Vaay! İnanılmaz! Garip ama inanılmaz!” Bu da onun kardeş programı, “Garip ama Gerçek: İnsan Düşünceleri ve Eylemleri.”</p>
<p>Böylece biz uyanışla ilgili bir bahse girdik: bizim deyimimizle, gerçi bu terimi sevmiyorum ama, daha fazla ilerlemiş, gelişmiş bir insanın – hadi buna, daha umutsuz diyelim (kahkahkalar) – bir insanın uyanması ne kadar sürer? Genel görüş birliği bunun 3, 4 belki 5 yaşam süreceği yönündeydi. Sevgili dostlarım, bana çokça spiritüel paraya mâl oldunuz! (yoğun kahkahalar ve alkışlar)</p>
<p>O bahsi kimin kazandığını biliyor musunuz? Tobias.</p>
<p>LİNDA: Biz kazandık.</p>
<p>ADAMUS: Tobias.</p>
<p>LİNDA: <em>Biz </em>kazandık!</p>
<p>ADAMUS: Ve kazandınız. Doğrusu, kazandınız. Ama “Hayır” diyen Tobias idi. Dedi ki, “Ben onlarla daha önce de çalıştım.” Tobias, “Ben onları Tien Tapınakları’ndan tanıyorum. Onları sevdim. Onların kokan ayakkabılarıyla yürüdüm (kendimi onların yerine koydum)” dedi. Ve yine Tobias, “Hayır, onlar bunu bu yaşamda gerçekleştirecekler, ve bu 90 yıl da almayacak. 12, 15, 20 yıl alacak” demişti. Çoğunuz bu kadar yıldır o kulvardaydınız.</p>
<p>Arkanızdan gelenler, eğer… aman Tanrım, zamanımız doluyor. Arkanızdan gelenler bu konuda yeteri kadar tutkuya sahiplerse, bunu 5 ya da 6 yılda gerçekleştirmeleri mümkün. Ve yılların önemi yok – sizden başkası (önemli değil). Bu zaten gerçekleştirilmişse, farketmez. Ama evet, “Bu daha ne kadar sürecek?” diyen bir yanınız da var.</p>
<p>Kitabımızda, biz bundan kitabımızda ayrıntılı olarak söz edeceğiz. Uyanışa neden olan kıvılcımla ilgili ayrıntıları vereceğiz, ve sonra insanlar bunun ille de bir kıvılcım olmadığını keşfedecekler. Bu, uzun süredir artan bir baskıdır. Bazen, dalga biçimlerinin sonucu olarak psişik enerji diyeceğim şey öylesine çoktur ki, psişik enerji öylesine artmıştır ki, bunu, olması için zorlar. Ve bir gün uyanış… uyanış tanımlanabilir hale gelir. Aslında (uyanış) o noktada doğmuyordur, ama bir kitabın, bir filmin, bir trajedinin, dönüşümü tetikleyen bir olayın ya da herhangi bir şeyin o noktasında tanımlanabilir hale gelir.</p>
<p>Buradaki bu (“Ayy”) kuşağı, bizim odaklanmak istediğimiz kuşaktır. İnsanların, içinden geçtikleri şeyin oldukça yaygın olduğunu, ve eğer bundan geçebilirlerse herşeyin yolunda gideceğini anlamalarına yardımcı olmak.</p>
<p>Ayrıca, ruhsal rehberlerini gerçekten kaybettiklerini, kendilerini çok yalnız hissettiklerini, artık hiçbir şeyin anlamlı gelmediğini de yapılanmanın yıkıldığı bu kuşakta yaşarlar. Bununla ilgili daha konuşacağız.</p>
<p><strong><em>“Birleşme, Kaynaşma” Kuşağı </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Şimdi, sizler sonraki adıma ulaştınız, ki ben buna birleşme-kaynaşma diyeceğim. “Birleşme.” Bu arada, bunlar net sınırlar değildir. Birinden diğerine sıçramazsınız, bunlar sanki birbirlerinin içine akarlar. Ben tabii fazlasıyla basitleştiriyorum.</p>
<p>Bu süreçte “Birleşme”ye gelirsiniz. Dalga biçimleri şimdi kaçınılmaz bir biçimde birleşiyordur. Birdenbire farkedersiniz ki, “Lanet olsun. Bunun geriye dönüşü yok. Oluyor.” Geri dönmek istersiniz ama dönemezsiniz. Unutmaya çalışırsınız ama, bildiğinizi unutamazsınız. Test bile edersiniz. Dersiniz ki, “Bunu silebilir miyim, iptal edebilir miyim?” Ama edemezsiniz.</p>
<p>Bu sonraki (adım), çok derin bir düzeyde, aslında kendinizi, tanrısallığınızı hissetmeye başladığınız birleşmedir. Kendinizi hâlâ çok insan hissedersiniz, ama ansızın berraklık halleri yaşarsınız. Bunun herhalde en belirleyici yanı, sizin ansızın yaratıcı bir dürtüye kapılmanızdır. Ezelden beri böyle bir şeye sahip olmamışsınızdır. Birdenbire, doğası gereği yaratıcı olan şeylere çekilirsiniz – müzik gibi, sanat gibi. Daha önce buna hiç değer vermemişsinizdir. Birdenbire, hep orada olmuş olan, ama hiç farketmediğiniz şeylerde bir güzellik görürsünüz.</p>
<p>Şimdi, “Ayy” kuşağının, yapılanmanın yıkım karmaşasından ve travmasından hâlâ çokça geçiyorsunuzdur ama, şimdi bir umudunuz vardır. Bunun gerçekten olduğuna dair kanıtlar görüyorsunuzdur. Fiziksel olmayan varlıklarla bağlantı ve iletişim kurmaya başlarsınız. Aracıya falan dönüşeceğiniz için değil, Tanrı’ya şükür, ama kendinizi ansızın diğer varlıklarla konuşurken bulursunuz. Ve onlar yanıt verir, ve siz de sonradan tabii ki bundan kuşku duyarsınız. Ama bunu tekrarlarsınız, ve bir sonraki seferde azıcık daha netleşir.</p>
<p>Birdenbire sis kalkıyormuş gibi görünmeye başlar, ama ertesi gün belki yine ağırlaşır. Ve ansızın yeni ve derin bir tutku hissedersiniz, ama ertesi gün sanki yine yok olmuştur. Bu garip orta kuşaktasınızdır, ve işte bu, sevgili Şambra, şu anda bulunduğunuz yerdir. Hâlâ o korkuya, o endişeye sahipsiniz. Hâlâ ölesiye utangaçsınız, biraz şok içinde, içinden geçtiğiniz bu sürecin şaşkınlığı ve huşuğu içinde. Ve onun içinden geçtiğinizi bilemediniz. Ya geri gitmeniz gerektiğine ya da onun hâlâ ulaşılacak bir hal olduğuna ya da bunların tümünü uydurduğunuza dair bir korku, bir kaygı hâlâ var.</p>
<p>Ama, sevgili varlıklar, bu birleşmede, siz kendi benliğinizi, o kayıp aşkı hissetmeye başlarsınız. Bu aslında daha da yoğun, daha da arzulanır bir hal alır, ve bu aşamada komik olan, kalbinizin sadece kayıp aşkınız için acıması değil, onun sizin için de acı duyduğunu hissedebilmenizdir.</p>
<p>Bu, kelimelerin ötesinde, anlatılamaz bir histir, yani her bir parçanızın sizi özlemiş ve sizinle ilgilenmiş olması, ve kendini sizden kopartılmış hissetmesi, ve sizin onlara geri dönmek istemenizden çok daha fazla onların size geri dönmek istemeleri. Bu, inanılmaz güzellikte bir deneyimdir. Saniyenin yüzde biri kadar sürebilir, ama farketmez. Farketmez.</p>
<p>Aman Tanrım – güzel içsel tanrım – zamanım azalıyor.</p>
<p>Böylece burada, olan bir şey var. Bu o birleşme, kaynaşmadır. Bu, bunun gerçek olduğunu bilmektir. Bu, aradığınız şeyin aslında orada olduğunu ansızın keşfetmektir. Sanki o hamleyi yapmak üzereymişiniz gibi hissedersiniz. O her neyse, onu neredeyse tadacakmış, neredeyse soluyacakmışınız gibi hissedersiniz. Buna her ne demek isterseniz – aydınlanma, farkındalık, yükseliş – o çok yakındadır, onun orada olduğunu biliyorsunuzdur. Artık öyle uzak bir hayal değildir; hemen oradadır, ama sizi hâlâ kandırıyordur. Aslında gerçekte kandırmıyordur. Sadece öyleymiş gibi hissediliyordur.</p>
<p>Burada, sözünü etmek istediğim bir şey oluyor, onun için lafı biraz uzatacağım, ama bunu söylemek istiyorum. Bu çok önemlidir.</p>
<p>Burası – bunu, başkalarıyla paylaşırken ya da onlara öğretirken (bilesiniz diye) söylüyorum – burası, aşırı derecede dikkatlerin dağıldığı bir noktadır. Hemen burası. Burası değil (“Ayy” kuşağı), ama burası (“Birleşme-Kaynaşma kuşağı). Onun tadını almaya başlarsınız – ansızın dikkat dağılır.</p>
<p>Dikkati dağıtan şeyler nelerdir? Ve siz bunu yanıtını verebilmelisiniz, çünkü bunu deneyimliyorsunuz. Dikkat dağıtan şeyler nelerdir? Lütfen. Linda sizi seçecek.</p>
<p>PATRICIA: Ben mi?</p>
<p>ADAMUS: Evet. Mükemmel. Mükemmel bir seçim.</p>
<p>PATRICIA: Dikkat dağıtan şeyler nedir? Hm…</p>
<p>ADAMUS: Derin nefes, aşağıya in. Dikkatini ne dağıtıyor? Benliğine geri döndüğünü hissetmeye başlıyorsun; seni ne oradan uzaklaştırırdı?</p>
<p>PATRICIA: Gündelik kaygılar.</p>
<p>ADAMUS: Teşekkür ederiz. Evet. Gündelik kaygılar. Kişisel olarak yaşadıklarından birini söyle.</p>
<p>PATRICIA: Mesleki ve parasal endişeler.</p>
<p>ADAMUS: Daha belirleyici ol.</p>
<p>PATRICIA: Daha belirleyici ol. Yaratıcı faaliyetler…</p>
<p>ADAMUS: Bir projeyi gerçekleştirmek.</p>
<p>PATRICIA: Bir projeyi gerçekleştirmek.</p>
<p>ADAMUS: Teşekkür ederiz. Evet, teşekkür ederiz. Projeyi gerçekleştirmek, o her neyse, çünkü senin mesleki ve parasal geleceğini etkiliyor.</p>
<p>PATRICIA: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Pekâla, harika bir dikkat dağıtıcı. Harika bir dikkat dağıtıcı. Bu, gerçekten kalbinde olanı ve gerçekten orada olanı gerçekleştirmemek için sana bir bahane sağlıyor – oldukça ucuz bir bahane, bu arada. Ve geri dönüp kendine baktığını hayal edebilir misin, şöyle dediğini hayal edebilir misin, “Biliyor musun, öylesine dikkatim dağıldı ki, yazmak istediğim şey bu değildi. Değildi… öyle zorlandım ki ve öyle…”</p>
<p>PATRICIA: Kim zorladı? Kendim.</p>
<p>ADAMUS: …. metodik ki. Kesinlikle. Ve, “Kendimi bunu yazmaya zorladım, oysa yazmak istediğim bu değildi.” Belki. Yani bu bir dikkat dağılımıdır. Ansızın Ben’im’in farkındalığını, bu ne anlama geliyorsa, ama farkındalığı hayal edebilir miydin? Bu, sanki ışıkları açmak gibidir. Anlamışındır. Oradasındır. Vaay! Farketmez. Projeler ve diğer herşey yalnızca bir dikkat dağıtıcıydı. Pekâla, teşekkür ederiz.</p>
<p>PATRICIA: Teşekkür ederim. Adımı hatırlıyor musun?</p>
<p>ADAMUS: Bunu başka bir yoldan ifade edeyim.</p>
<p>PATRICIA: Hani bana taktığın o lâkabı.</p>
<p>ADAMUS: Hatırlıyorum, ama şimdi buna odaklanalım. Bunu başka bir yoldan ifade edelim.</p>
<p>(kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Dikkat dağıldı.</p>
<p>ADAMUS: Bu dikkati dağıtıyor. Sen şimdi zavallı Cauldre’nın dikkatini dağıttın. Hadi bunu başka bir yoldan ifade etmeme izin verin. Projeyle boğuşmak yerine, zaten onu gerçekleştirdiğin bir noktadan geri dönüp de ona bakacak olursan, aslında çok, çok daha kolay tezahür edebilir.</p>
<p>PATRICIA: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Pekâla, güzel. Teşekkür ederiz.</p>
<p>PATRICIA: Teşekkür ederim.</p>
<p>LİNDA: Lâkabın neydi?</p>
<p>ADAMUS: Devam edelim.</p>
<p>LİNDA: Öyle olsun!</p>
<p>ŞAMBRA HANIM: Benim dikkat dağıtıcılarım, korkularım.</p>
<p>ADAMUS: Korkular. Güzel. Korkular. Peki ben bunları sırayla yazacağım… (Adamus yazar) Bunların bazısı, senin de dediğin gibi, gündelik. Bazısı çok duygusal. Korkular. Peki ne hakkında korku?</p>
<p>ŞAMBRA HANIM: Valla, günlük hayatla ilgili.</p>
<p>ADAMUS: Tamam. Tamamen uyanmak, hatta artık Dünya gezegenindeki yaşamla bağlantı kuramamak gibi bir korku var mı?</p>
<p>ŞAMBRA HANIM: Evet, ama bunun farkında değilim.</p>
<p>ADAMUS: Evet ya. Ama evet, korku güzel. Peki sıradan günlük yaşam korkusundaki korku neyle ilgili?</p>
<p>ŞAMBRA HANIM: Değişim korkusu.</p>
<p>ADAMUS: Değişim korkusu. Mükemmel. Güzel. Bilge bir grup var burada. Teşekkür ederiz. Başkaları sırada. Burada çok önemli biri var.</p>
<p>ŞAMBRA HANIM: Ben diyecektim ki, korku…</p>
<p>ADAMUS: Ayağa kalkmanın bir sakıncası var mı?</p>
<p>ŞAMBRA HANIM: Kalkarım elbette.</p>
<p>ADAMUS: Teşekkür ederiz.</p>
<p>ŞAMBRA HANIM: Başka korkularımdan bir tanesi de, bedenimin çalışmayı sürdürmeyeceği korkusu.</p>
<p>ADAMUS: Bu iyi bir nokta.</p>
<p>ŞAMBRA HANIM: Yeterli param olmayacak korkusu.</p>
<p>ADAMUS: Farkeder mi?</p>
<p>ŞAMBRA HANIM: Bu korkunun içindeyken farkedermiş gibi görünüyor.</p>
<p>ADAMUS: Burada bir seçime sahipsin.</p>
<p>ŞAMBRA HANIM: Doğru. Biliyorum.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel çalışan bir beden ya da kesin bir aydınlanma. Hangisi?</p>
<p>ŞAMBRA HANIM: Kesin aydınlanma. Lafı bile olmaz.</p>
<p>ADAMUS: Peki.</p>
<p>ŞAMBRA HANIM: Lafı bile olmaz.</p>
<p>ADAMUS: O zaman beden için kaygılanma.</p>
<p>ŞAMBRA HANIM: Tamam.</p>
<p>ADAMUS: Beden, kendi başının çaresine bakabilir. Onu ne kadar onarmaya kalkarsan, onun için o kadar çok kaygılanırsın, o otomatik olarak sana karşılık verir. De ki, “Sevgili beden, ben az çok şu önemli açılımdan, çiçek açmadan, aydınlanmadan geçiyorum. Lütfen kendi başının çaresine bakabilir misin?”</p>
<p>ŞAMBRA HANIM: Peki. Bu güzel. Bu harika.</p>
<p>ADAMUS: Oldukça da basittir. Evet. Güzel. Yani beden sorunları. Bu güzel bir soru. Bedenin, gelmekte olan o yoğun, karşı konulamaz enerjilere dayanabilecek mi? Sanırım, Gülen Ayı geçen ay buna değinmişti. Yoğunluk çok fazlaydı (dedi) – bedene değinmedi – ama yoğunluğun çok fazla olduğunu söyledi, onunla başa çıkabilir misin? Zihnin, devrelerini attırmadan onunla başa çıkabilir mi? İşte korku bu. Bedenin, DNA hatlarının yeniden döşenmesiyle, organlarının ve kanının ve hücrelerinin ve herşeyin bir değişim sürecinden/işleminden geçmesiyle baş edebilir mi?</p>
<p>Bu sana kalmış bir şeydir. Kesinlikle sana kalmış bir şeydir. <em>Sen </em>belirleyebilirsin. Diyebilirsin ki, “Sevgili beden, sevgili zihin, nasıl dengeleyeceğini biliyorsun. Bu (yetiyi) senin içine ben yerleştirdim. Kendini nasıl düzelteceğini biliyorsun. Şimdi, lanet olsun, yap bunu.” Bu kadar net, açık ol. (Adamus ağlamaklı bir sesi taklit eder) “Ah beden…” deme. Ve sonra şunu da söyleme… ben buna hiç girmeyeceğim bile. Zaman kısıtlı. Pekâla, evet. Dikkat dağıtan nedir?</p>
<p>RICKI: Aile ve ilişkiler.</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Aradığım şey buydu. Hadi buna sevdikleriniz diyelim – ya da kısmen sevdikleriniz, bazen sevdikleriniz, arada bir sevdikleriniz. Bu önemli bir nokta.</p>
<p>Şimdi, çocuklarınız var, eşleriniz var, uzun süredir birlikte olduğunuz insanlar var – peki bu ya artık onların yanında olmayacağınız ve onlar da sizin yanınızda olmayacaklar anlamına geliyorsa? Bu, bu noktada çok büyük, belki de bir numaralı dikkat dağıtıcıdır. Çok büyük. Ve bu onurlandırılasıdır, ama kendini de bir tür onurlandırmamaktır. Görüyor musun, onlar için belki onurlandırıcıdır, ama aslında kendini onurlandırmamaktır.</p>
<p>Aslında bu senaryoyu yaratan onlar değildir; senaryoyu şöyle diyerek siz yaratıyorsunuz, “Evet, ama ben yükselirsem, onlar yükselebilecek mi? Bu, onların 1000 yaşamına daha mı mâl olacak? Onların yanında kim olacak? Bunu birlikte gerçekleştirelim ya da hiç yapmayalım.”</p>
<p>Bu sizin seçiminiz. Kesinlikle sizin seçiminiz, ama bir an için durup, sadece bu potansiyel yerine, başka bir şeye bakmanızı istiyorum. <em>Siz </em>tümüyle farkında olursanız, ne olur? Bunun, onlar üzerindeki olası etkisi gerçekten ne olurdu? Diğer potansiyellerden bazısı nedir – yani ışığınız onların üzerinde nasıl parlardı? Gerçekte kim olduklarını görmelerine nasıl yardım ederek hizmette bulunabilirsiniz? Siz Bay… pardon, burada çifte olumsuzluk kullanmayayım. Siz onlar için Bayrak olacaksınız. Siz örnek olacaksınız. Ve belki – bunu bir an için derin derin düşünün -  belki de, önce sizin gideceğinize (bunu başaracağınıza) ve onların da sizi destekleyeceğine ilişkin eski bir anlaşmanız vardır. Yani önce siz gidip onlar için Bayrak olacaksınızdır. Siz önce gideceksinizdir ki, onlar da buradaki günlük işlerle ilgilenebilsinler. Yani belki, sadece belki.</p>
<p>Olagelen bir dolu başka dikkat dağıtıcı da var, ve maalesef, konuşacak çok şey, ama çok az zaman var. Bunu bir sonraki toplantımızda yeniden ele almak isterim. Bu kuşaktaki en büyük dikkat dağıtıcılardan biri de komik bir spiritüel kibir türüdür, ve ben onu güzel anlatabilirim. (bazı gülüşmeler) O sizin kendi ruhsallığınız, spiritüelliğinizdir. Kendinizle çok meşgulsunuz, çünkü doğrusu iyi hissetmenizi <em>sağlıyor </em>ve çok şey <em>öğrendiniz</em>. Ama o eski ruhsal değerlerinizin yapısını yıkmak yerine, onları aslında</p>
<p>şişiriyorsunuz. Aslında bir tür dolambaçlı bir yola ya da çevre yoluna sapıp, ansızın bir guru, o bilge kişi haline geldiniz. Ve biliyor musunuz, o pozisyonda olmak az çok güzeldir. Az çok yücelik, diğer insanlara karşı az çok üstünlük (duygusu içerir). Ve siz gerçek bir deneyim yaşıyorsunuz, ama o kuşakta kalma eğilimi vardır, çünkü diğerlerine karşı bu rolü oynamaktan az çok hoşlanıyorsunuz. Yeni bulduğunuz ruhsallığınızdan az çok hoşlanıyorsunuz. Hazır (ruhsallığınızın) meyvasını toplamış ve üstelik onu kutsamışken, neden daha ileriye gitmeli ki?</p>
<p>Böylece… onları güldürmek zor, Kuthumi. Böylece, şu anda çoğunuzun bulunduğu yer burasıdır. Siz, o birleşme-kaynaşma içindesiniz. Onu deneyimliyorsunuz. Onu hissediyorsunuz. O orada – dokunuşu, kendinizin fısıltısını hissediyorsunuz, şimdiye kadar hiç hissetmediğiniz biçimde. Gelecek ay, dikkat dağıtan şeylerden daha çok söz edeceğim, ama şimdi burada gerçekten varmaya çalıştığım noktaya geçmek istiyorum.</p>
<p><strong><em>Sonraki Kuşak</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Bu kuşağın da içindesiniz ya da ona varmak üzeresiniz. (“Birleşme-Kaynaşma” kuşağından sonraki ve “X” kuşağından önceki aşamayı kasteder) Buna ne diyeceğimden pek emin değilim. Belki onun adını keşfetmeme yardımcı olabilirsiniz, ama bu kuşakta,  – gerçekten, bu, kişinin geçtiği son aşamadır – felsefenin artık bir anlamı kalmamıştır. Tümü, Ruhsallıktan (Spiritüellikten) mezun olmaktır – (ruhsallığın) büyük bir bölümünün ne kadar da yapmacık olduğunu birdenbire farkedersiniz. Oun sinek kağıdı gibi olduğunu, takılıp kalmanıza neden olduğunu (farkedersiniz). Bir açıdan inanılmazdı, ama aslında nasıl da bir dolu saçmalık (olduğunu farkedersiniz). Gerçekten de öyledir. İnsanlar dizlerinin üzerine çökmüş haldeyken oturup da onlara şefkatten ve, bilirsiniz işte, üzerinde bulundukları yoldan söz etmezsiniz. Siz onlara, herşeyin yolunda gideceğini söylersiniz. Diğer herşey az çok saçma, ıvır zıvırdır. Daha sonra geri gelip akılcı olmayan terimlerle açıklayabilirsiniz.</p>
<p>Her neyse, bu kuşağa bazılarınızın girdiğini söyleyebilirim. Diğerleri de bu ay girecekler. O güzeldir. Tüm bu yapılanmayı yıkma şeyini geçmişte bırakır. Burada ne olduğu, Tobias’ın ölümsüz kelimelerini kullanacak olursak, farketmez. Yaşamınızda şeyler ortaya çıkar. O veçheler size cehennemi yaşatmak için geri gelirler, ve siz yalnızca derin bir nefes alırsınız ve farketmez. Kendinize o süslü püslü, küçük, klişeleşmiş ruhsal ifadeleri söylemezsiniz. Günün sözü gibi, (günün, haftanın) özlü mesajı gibi, şatafatlı söylemlere ya da bu tür şeylere başvurmanız gerekmez. Bunların hepsi şimdi çok saçma, çok yapmacık görünür; belki bir noktada yardımcı olmuşlardı, ama şimdi çok çocukçadırlar.</p>
<p>Burada siz… bu kuşakta, örneğin, bazılarınız bunu geçenlerde deneyimledi. Bir veçhe – bütünleştirilmemiş bir veçhe – ve hâlâ bir yerlerde varolanlar var, o büyük, kötü olanlar – ama siz onların o kadar da büyük ve o kadar da kötü olmadığını farkedersiniz – ama onlar size akılsal cehennemden bir pay yaşatmak üzere geliyorlar. Bunun nasıl bir şey olduğunu biliyorsunuz. Birdenbire zihninizden bir dolu şey geçer. Peki bu şimdi nereden geldi? “Güzel bir gün geçiriyordum, ve ansızın kendimi taciz ediyorum.”</p>
<p>Kuşku. Lütfen, kuşku, sadece onu kabul ederseniz sizindir. Bu kuşakta bu veçheler geri gelir ve gerçekten sizi terörize etmeye çalışırlar. Sizi gerçekten test ederler. Gerçekten uyanışa bağlı olup olmadığınıza bakarlar. Ama onlar geri gelir ve bu ansızın bir fark yaratmaz olur. Birdenbire, kendinizle yaptığınız bu akılcı/duygusal dialoğa girmez olursunuz. Ansızın, kendinizden kuşku duymaz olursunuz, ve o eski, bir kenara konmuş kelimeleri, bu eski…</p>
<p>Bu nasıl olur biliyorsunuz. Kendiniz hakkında kendinizi bir nedenden ötürü iyi hissetmezsiniz, ne olduğu umurumda değil – yaşlanıyorsunuzdur, yorgunsunuzdur, yanlış bir şey yapmışsınızdır, bir başkası kadar iyi olmadığınızı hissedersiniz – ve ansızın o eski kuşku şeyine girersiniz. Peki ne yaparsınız? Üzerine şeker ve şerbet döker, hatta inanmadan, “Ben o Ben’im” gibi şeyler söylersiniz. Ya da koşa koşa gider ruhsal bir alıntı falan okursunuz. Bu artık bu kuşakta işe yaramaz. İşe yaramaz, ve güzel olan da budur.</p>
<p>Birdenbire, dini, spiritüel metinler okumak – Kuthumi’nin deyimiyle (öğürür) – bunu bile artık yapamazsınız. Öylesine dün gibi gelir ki. Birdenbire, ruhsallık adına yapılan tüm o akılcı dialoglar çok yorucu ve çok eski gelir. Ansızın, sadece güler – tam anlamıyla kahkahalarla gülmeye başlarsınız – ve dersiniz ki, “Farketmez. Gerçekten farketmez.”</p>
<p>Orası bulunmak için güzel bir yerdir. Bilirsiniz, bir tür sessizliktir. Yüzlerce yaşamdır deneyimlemediğiniz bir sessizlik türüdür. Onun, yeni bir dengenin farkındalığı olduğunu da söyleyebilirsiniz. Bu, meditasyon yapmakla ilgili değildir. Dua etmekle ilgili değildir. Herhangi bir teknikle ilgili değildir. Bu kuşak belki “…sızlık”tır. Hiçliktir. Hiçbir şeydir ve herşeydir… sızlık. Hiçlik. Burada herhangi bir şeye ihtiyacınız yoktur. Ben’im farkındalığının gerçekten başlangıcıdır, onu sadece söylemek değil. Gerçek şu ki, bu kuşakta öyle bir noktaya gelirsiniz ki, artık bunu bile söylemek istemezsiniz. O sadece odur. O sadece odur. İşte bu, sevgili dostlarım, gerçekte bulunduğunuz yerdir.</p>
<p>Size bu genel bakışı, neler olup bittiğini anlayasınız diye veriyorum. Size, kişinin geçtiği süreci göstermek istiyorum, böylece başkalarıyla kendi kelimelerinizle, kendi tarzınızda çalıştığınızda, süreci de açıklayabilirsiniz.</p>
<p>Burada olan, herşeyin az çok sessiz bir güzelliğe bürünmesidir… sessiz güzelliğe. Herhangi bir çaba göstermeniz gerekmiyor. Bir anlamda hiçbir şeyi umursamazsınız, çünkü umursamak eskide kalır. Evet, para yapmak, faturaları ödemek gibi insanca baskılar hâlâ vardır. Ama bir anlamda  artık bunları umursamazsınız. “Ne olmuş. Evimi alabilirler; Ben bana (kendime) sahibim. Bundan daha iyisi olamaz.”</p>
<p>Şimdi, komik olan şu ki, çoğu kez bu tür şeyler olmaz. Evi kaybetmezsiniz. Sağlınızı kaybetmezsiniz. Tüm o şeyleri kaybetmezsiniz. Kazanırsınız. Kazanırsınız. Ama biz gelecek ay dikkat dağıtan şeylere geri döneceğiz, onun için sizi şimdiden uyarıyorum. Orada da bazı dikkat dağıtıcılar vardır.</p>
<p>Lütfen anlayın, siz bu “..sızlık” kuşağına, bu sessiz kuşağa giriyorsunuz. Bu, fırtına sonrası sükunettir. Fırtına sonrasıdır, şurada, bu yapılanmayı yıkma kuşağında meydana gelmiş olan acımasız, zahmetli çatışmalar sonrasıdır, ve bunun kalıntıları, enkazları hâlâ burada, bu birleşmede mevcuttur. Sessizlik kuşağında.</p>
<p>Bunu gündeme getiriyorum ki, gelecek ay bunu deneyimlemek için kendinize izin verebilesiniz. Kendinize, “Biliyor musun, hiç farketmez” deme deneyimini verin. Bu, kayıtsız, ilgisiz kalmak değildir, ve ilgilenmediğiniz, umursamadığınız anlamına da gelmez. Farketmez, çünkü herşeyin nasıl çözüldüğünü, çalıştığını biliyorsunuz. Daha öteki bölümler yazılmadan öykünün sonunu biliyorsunuz. Bu o kadar basittir ki, ve bunu karmaşık hale getiren biri….. olmalı. (kıkırdar)</p>
<p><strong><em>Enerji Potansiyelleri</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Pekâla Şambra, şimdi bir şey yapalım. Vites değiştirelim. Derin bir nefes alın.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Süren bir enerji krizi var, her türlü açıdan, Dünya üzerinde bir enerji krizi var. Bu, bilinç tarafından kullanılan enerjiyle, tüm enerjilerin deposundan ortaya çıkartılan enerjiyle başlıyor. Bu, bilinç tarafından, sizin tarafınızdan, diğer insanlar tarafından ortaya çıkartılıyor.</p>
<p>Psişik enerjiyi, fiziksel-olmayan enerjiyi ortaya çıkarmanın eski biçimi değişiyor. Bu yüzden de dünya değişiyor. Bunu simgesel şeylerde, ya da gerçek pratik uygulamalarda görebilirsiniz. Dünya temelde eski yakıt kaynaklarını tüketmiş durumda. Ve onlar güneş ve rüzgarla oynuyorlar, lütfen, hayır. Bunlar, açık bir yarayı sargı beziyle sarmaktır. Bunlar, insanlık için bir yanıt değildir. Oyuncaktır. Şakadır. Dikkat dağıtıcılardır. Üzgünüm, ama öyledirler.</p>
<p>Dünya, her açıdan muazzam bir enerji kriziyle karşı karşıya. Bunların hepsi, bir sonraki düzeye geçmek için uyaran, harekete geçiren şeylerdir.</p>
<p>Geçen ay dediğim gibi, (Meksika) Körfezi’ndeki petrol vinçlerinden yayılan petrol; kısa dönemde çevre sorunlarına neden oluyor, ama aslında farkındalığa neden oluyor. Farkındalık – büyük bir laf. Yeryüzünü delik deşik etmeyi durdurma gereksinimin farkındalığına neden oluyor, çünkü gelecek için yanıt bu değil. Şu anda tüm çevremizde, nötr durumda bulunan enerji var, bu salonda – havada, suda, bedenlerinizde – dünyanın en büyük şehirlerinin elektriğini karşılamaya yetecek enerji var, ama kullanılmıyor. Mevcut olmadığı düşünülüyor, oysa mevcuttur. Tabii, bir noktada dünyanın da düz olduğu düşünülüyordu – ve belki de öyledir! (kahkahalar)</p>
<p>Pekâla, sevgili Şambra, hadi bir şey yapalım. Eğlenelim. İçe dönelim ve bu dünya için enerji potansiyellerini hissedelim.</p>
<p>Şimdi, bunu yapmadan önce, bazı ayrıntılara değinmek istiyorum. Diyelim ki, gelecek yıl, ya da ondan sonraki yıl, ne zaman olursa, bir yeni enerji kaynakları keşfedildi. Bunun alt yapı üzerinde – biz yapılara geri geleceğiz – insanın günlük yaşam yapısı üzerinde çarpıcı bir etkisi olur. Arabalar, ısıtma sistemleri üreten insanlar, elektrik üreten insanlar, kömür çıkartan ya da petrol pompalayan insanlar – onlar işsiz kalacaktır. Yani olmuş bitmiştir. Son. Ve bu yeni enerjiyle, ille de onu çalıştıracak birçok insana ihtiyaç duyulmaz, az çok kendi başına çalışır. Ve çok güçlüdür, aşırı güçlü. Peki, ya bu yanlış insanların eline geçerse?</p>
<p>Yani bu tür şeylerin hepsi ortaya çıkar. Evet, Yeni Enerji kavramı ya da anlayışı kulağa inanılmaz geliyor. Biz Yeni Enerjiyi Dünya’ya getireceğiz, ama nelerle karşılaşacağınızı anlayın. Olası etkileri anlayın – ki anlıyorsunuz, çünkü bundan geçtiniz – kendi Yeni Enerjinizin, yapılanmaları yıkan değişim sürecinin olası etkilerini anlayın.</p>
<p>Geriye baktığınızda, buna değer miydi? Vereceğiniz yanıt size kalmıştır.</p>
<p>Hadi şimdi potansiyellere girelim, ve biz sadece potansiyelleri araştırıyoruz. Potansiyellerde ilginç olan, az çok balonlara benzemeleridir (giriş bölümünden alıntı yapar). Onlar hep oradaydı; sadece insanlar onları görmediler. Saklı değillerdi, sadece görülmediler, çünkü kısıtlı farkındalıkla, gerçek potansiyelleri görmeyeceksinizdir. Ama bu grup güzel bir farkındalığa sahip, ve siz nasıl hissedileceğini öğrendiniz, ve zihinsel düşünceyi nasıl aşacağınızı öğrendiniz. Zihinsel düşünceler hâlâ önemlidir, ama siz başka bir şeyin daha olduğunu öğrendiniz.</p>
<p>Pekâla, bir yolculuk yapalım, hemen şuraya bir yolculuk. Tüm potansiyeller şu anda bizi kuşatıyor.</p>
<p>Şimdi, potansiyellemek – bu sözü uydurdum – potansiyellemek bir sanattır. (Linda yazar) Bilim değildir. Bu, alıştırma ve ustalık ve güven ve şefkat gerektiren bir şeydir, çünkü gerçek potansiyellemede, zihnin ötesine geçersiniz. Yeni Enerjiyi düşünmezsiniz. Yeni Enerjiyi görmeye çalışmazsınız; onu deneyimlersiniz. Onu hissedersiniz. Onun kalbinizde uğuldamasına izin verirsiniz. Bedeninizde titreştiğini ya da genişlediğini hissedersiniz. Bazen onunla birlikte gelen bir duygu hissedersiniz, ama bu bir düşünce değildir. Biz analiz etmeye çalışmıyoruz. Analiz etmeye çalışmıyoruz. Yeni Enerji ne gibi <em>hissedilir</em>?</p>
<p>Gözlerinizi kapatabilirsiniz – ya da kapatmayın. Ben potansiyelleme yaptığım zaman, kendi kendime biraz hımlamanın hep yararını görüyorum. Potan… bu da ne ….! (Linda’nın imlâsına kahkahalar) Söz yaratmakta kötüyüm sanıyordum! Potansiyelleme yaptığımda hımlamaktan hoşlanıyorum. (izleyiciler hımlamaya başlar) Hislerime girip düşünmememe yardım ediyor.</p>
<p>Yeni Enerji ne gibi (nasıl bir şeymiş gibi) hissediliyor?</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Dünya için Yeni Enerjinin şarkısı nedir?</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Nasıl bir şeymiş gibi hissediliyor?</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Onunla biraz dans edin.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Onunla birlikte nefes alın.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Yeni Enerji…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Bakın, eğer düşünüyorsanız, potansiyelleme yapmıyorsunuzdur. Eğer hissediyorsanız, kendinize çekiyorsunuzdur. O potansiyeli ortaya çıkartıyorsunuzdur. Onu uyku halinden çıkartıyorsunuzdur. Onu, içinde bulunduğu dinlenme, uyuma halinden çıkartıyorsunuzdur.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Bu gezegen şimdi ona, Yeni Enerjiye hazır. 20 yıl önce, 50 yıl önce hazır değildi. Böylece, arzu ve gereksinimin güzel bir karışımına sahipsiniz, ve potansiyelleri hissedebilen güzel bir potansiyelleyene – kendinize – sahipsiniz. Ve bunu yaptığınız zaman, bu arada – ha, derin bir nefes alabilirsiniz, bir an için gevşeyin – benim görüşüme göre, çekim yasasının gerçek anlamı budur. Çekim yasası, bir şeyi düşünmek, onu akılsal olarak, zihinsel olarak gelmeye zorlamak değildir. O, onu hissetmektir. O, onun o uzun kış uykusundan, ya da en azından nötr halden çıkmasına izin vermektir, ve o şimdi size ve kişisel hayatınıza çekilir. O şimdi cezbedilir, Dünya’ya yaklaşır, seçilmiş bir gerçeklik olmaya yaklaşır. Sizinle olmak için yakınınıza gelir.</p>
<p>Bu sanki, bilirsiniz, bir tohum gibidir. Bir tohum – çiçek ya da sebze yetiştireceksinizdir – bir paketin içindeki küçük tohum, o tohum bekler de bekler. Nötr haldedir, sadece bekler. İşte potansiyeller de böyledir. Onlar, yalnızca ekilmeyi bekleyen tohumlardır – görünmez tohumlar. Onlar bilinçle ve seçimle ekilirler, ve çiçek açmak için bu gerçekliğe gelmeyi beklerler, ve az önce yaptığınız buydu.</p>
<p>Eğer bunu enine boyuna düşünüyorsanız, zihninizde yapılandırıyorsanız, potansiyelleme yapmıyorsunuzdur. Düşünüyorsunuzdur, ve bu bir dereceye kadar başarılı da olur, ama fazla değil. Eğer hissediyorsanız, o zaman yaşamınıza o potansiyelleri kesinlikle çekiyorsunuzdur.</p>
<p>Böylece, sevgli Şambra, bu küresel (global) bir düzeyde çalışır. Siz kimseyi herhangi bir şeye zorlamıyorsunuz, ama kim bilir – bir bilim adamı/kadını gecenin bir yarısı uyanabilir ve, “<em>Bu </em>fikir de nerden geldi?” diyerek laboratuvara koşar ve günlerce çalışır da çalışır. Bu  nerden geldi? Sonra da, “Ben gerçekten çok akıllıyım” diye düşünür. Nerden gelmiştir? Belki de hemen buradan.</p>
<p>Nereye doğru gittiğimizi size bildirmek açısından söylüyorum, biz bu tür şeyleri her toplantımızda, her biraraya gelişimizde yapacağız, ve bu arada bunu kendiniz için de yapabilirsiniz. Geriye bakarsınız – bir dakikaya kadar geriye bakacaksınız – o tamamlanmışlık, yükseliş, gerçekleşmişlik, aydınlanma, adına her ne demek istiyorsanız, noktanızdan geriye bakarsınız. Geri dönüp kendinize bakarsınız ve dersiniz ki, “Ne tür potansiyelleri yaşamıma getirmek istiyorum? Hayatımda ne istiyorum?” Artık kitle biincinin merhametine kalmış değilsinizdir. Siz kendi Benliğinizsinizdir.</p>
<p>Ve, sevgili dostlar, hep söylemeyi sevdiğim gibi, kesinlikle, hiçbir eğer, ve, ya da amalar olmadan, yaratımda herşey yolundadır, ve yaratınızı seçen de sizsiniz.</p>
<p>Böylece, Ben o Ben’im, hizmetinizde olan Adamus. Bir dahaki sefere kadar, au revoir.</p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Tobias, Adamus Saint Germain ve Kuthumi lal Singh’in katılımıyla gerçekleşen Kırmızı Çember Materyalleri, Ağustos 1999’dan beri bedelsiz olarak sunulmaktadır.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Kırmızı Çember, Yeni Enerjiye geçecek ilk kişiler arasında bulunan ve Şambra denen insan meleklerden oluşan küresel bir ağdır. Onlar yükselişin sevinçlerini ve zorluklarını deneyimlerken, içlerindeki Tanrı’yı keşfetme yolculuğunda olan diğer insanlar için de bir Bayrak haline gelmekteler.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Kırmızı Çember her ay Colorado’nun Denver bölgesinde toplanmaktadır ve Adamus, Geoffrey Hoppe aracılığıyla son bilgileri sunmaktadır. Bu Kırmızı Çember toplantıları genele açıktır ve isteyen herkes katılabilir.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Eğer bunu okuyorsanız ve bir bağlantı hissediyor ve gerçek olduğu duygusuna kapılıyorsanız, gerçekten de Şambra’sınızdır. Benzer insanlar ve melekler için bir öğretmen ve rehbersinizdir. Şu anda ve gelecek tüm zamanlar için içinizdeki tanrısallık tohumunun çiçek açmasına izin verin. Asla yalnız değilsiniz, çünkü dünyanın her yanında aileniz ve çevrenizdeki alemlerde melekler var.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Bu metni, ticari olmaksızın, bedelsiz olarak özgürce paylaşabilirsiniz. Lütfen bilgiyi bütün olarak, ve bu dip notlar dahil paylaşın. Her türlü farklı bir kullanım için yazılı olarak Geoffrey Hoppe, Golden, Colorado’dan onay alınması gerekir. İletişim için aşağıdaki web sitesine gidin:</em></p>
<p><em><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a></em></p>
<p>Telif Hakkı 2010 Geoffrey Hoppe, Golden, CO 80403</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2010/06/05/saud-10-%e2%80%9cuyanis-kusagi-%e2%80%93-2-bolum%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 9: “Uyanış Kuşağı”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2010/05/01/saud-9-%e2%80%9cuyanis-kusagi%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2010/05/01/saud-9-%e2%80%9cuyanis-kusagi%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 May 2010 14:29:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üstatlık / Yüksek Lisans Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=503</guid>
		<description><![CDATA[KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ
Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi
 
ŞAUD 9: “Uyanış Kuşağı” – ADAMUS’un katılımıyla
Kanallık, Geoffrey Hoppe
 
Kırmızı Çembere sunulmuştur
1 Mayıs 2010
www.crimsoncircle.com -   http://kirmizicember.org
 
 
Not: Adamus’un çizimleri PDF uyarlamasında ya da videoda görülebilir.
 
 
Ben o Ben’im, emsalsiz, iflah olmaz ve sıkça yanlış aktarılan Adamus Saint Germain (Fransızca telaffuz eder). Ben, annenizin Saint Germain’i değilim (kahkahalar), ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ</strong></p>
<p><strong>Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ŞAUD 9: “Uyanış Kuşağı” – ADAMUS’un katılımıyla</strong></p>
<p><strong>Kanallık, Geoffrey Hoppe</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kırmızı Çembere sunulmuştur</strong></p>
<p><strong>1 Mayıs 2010</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a> -   <a href="../">http://kirmizicember.org</a></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em>Not: Adamus’un çizimleri PDF uyarlamasında ya da videoda görülebilir.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Ben o Ben’im, emsalsiz, iflah olmaz ve sıkça yanlış aktarılan Adamus Saint Germain (Fransızca telaffuz eder). Ben, annenizin Saint Germain’i değilim (kahkahalar), ve bu o eski yeni çağ değil, ki şimdiye kadar bunu herhalde farkettiniz.</p>
<p><span id="more-503"></span></p>
<p>Sevgili Şambra, bir kez daha biraraya geliyor… hoop! …. (Linda’nın mikrofon donanımı için ona yardımcı olması gülüşmelere neden olur)</p>
<p>LİNDA: Ne yakışıksız davranış.</p>
<p>ADAMUS: Ooo! Bir kez daha Kırmızı Çemberle – Dünya üzerindeki insan meleklerle, Kırmızı Meclisle – sizlerle çalışan, ve sizin de onlarla düzenli bir biçimde çalıştığınız tüm meleksel varlıklarla bu aylık toplantımız için biraraya geliyoruz. Dünyanın her yanındaki Şambra ile enerjilerimizi birleştiriyoruz.</p>
<p>(duraklama, ve Linda’nın mikrofonu kemerine tutturmak istemesi kahkahalara neden olur) Sanırım bunu kasten yapıyor. Yürümeye hazır mıyım?</p>
<p>LİNDA: Evet bebeğim… Evet efendim.</p>
<p>ADAMUS: Teşekkür ederim. (cihazı cebine koyar)</p>
<p>LİNDA: Ben teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Rüya halinizde başka boyutlarda sık sık yaptığımız gibi, enerjilerimizi biraraya getiriyoruz, ve şimdilerde birçoğunuz çok uyanık olduğunuz zamanlarda bile başka boyutlara gitmeye cüret etmeye başladınız. Ama, İnternet üzerinden izleyenler dahil,  dünyanın her yanındaki herkesle her ay hemen burada toplanmamız, hep özel bir durum yaratıyor. Sizi buraya davet edelim… sizi davet edelim… buradaki alanımızın içine çekiverelim. (kameranın içine bakar) Sizler sadece izlemiyorsunuz, siz… Hadi gelin, hepiniz. Hemen buraya gelin. Eğer sizi tek tek buraya getirmem gerekiyorsa bunu da yaparım, ama sizi buraya getireceğiz.</p>
<p>Bakın, bazıları uzak bir mesafe koruyarak bu deneyim ve işlemden  geçmeyi seviyor. Onlar izlemekten ve gözlemlemekten hoşlanıyorlar. Şambra denen bu şeyin gerçekten bir parçası değillermiş ya da en dış kenarında duruyorlarmış gibi davranmaktan hoşlanıyorlar. Ama ah, hayır, hayır. Eğer şu anda izliyorsanız, o zaman içindesinizdir.</p>
<p>Böylece sevgili Şambra, bugün konuşacak çok şeyimiz var. Her zamanki gibi, bu kadar kısıtlı bir zaman ve söylenecek çok şey var.</p>
<p><strong><em>Uyanmanın Zorlukları/Meydan Okumaları</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Hemen söze girelim. Ben, Eesa’lı Linda’dan mikrofonu kapıp izleyicilerin yanına gitmesini isteyeceğim. Arka cebinde birkaç Adamus Ödülünü herhalde hazır etmen de gerekecek. Ama daha bilmiyoruz. Ama, sevgili Şambra, ben başka bir kitap daha yazıyorum. Biz bir kitap daha yazıyoruz. Gerçi övgüyü ben alıyorum ama, siz de alacaksınız. Biz bir kitap yazıyoruz… senin için bunu ben yapabilir miyim? (Linda’nın mikrofonuna yardım eder)</p>
<p>LİNDA: Lütfen. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Biz, Bilinç Bedenine bütünlenmekle ilgili bir kitap yazıyoruz. Bu çok iyi bir kitap başlığı değil, onun için ona şöyle bir şey diyeceğiz “Uyanış – İster İnanın İster İnanmayın” ya da birçok başlıktan birini koyacağız ki şimdi buna girmeyeceğim.</p>
<p>Ama tek tek her biriniz bu yolculuğu yaptınız, yaşamlar boyunca bu deneyimden geçtiniz. Bundan yoğun bir biçimde geçtiniz. Hepinizde ortak bir şey var, çünkü dediniz ki, “Bir yaşamdan ötekine sürekli bunu yapmaktan yoruldum. İstediği kadar zor ve meydan okuyucu ve yoğun olsun, bu bu yaşamda gerçekleşecek.”</p>
<p>Dünya üzerindeki enerjiler ve bilinç buna hazır. Başka yaşamlarda uyanış sürecinden geçmek zordu. Bir dolu zihinsel işlemlerden ve ıstıraplardan geçtiniz, ama şimdi doğru zamandır.</p>
<p>Bazılarınız bazen sinirleniyorsunuz, ve bunun acısını zavallı Cauldre ve Linda’dan çıkartıyorsunuz, bazen de benden. Ama sinirleniyor ve diyorsunuz ki, “Bu neden daha hızlı olmuyor? Neden (parmağını şaklatır) böyle oluvermiyor?”  Bunun birkaç nedeni var – sizin seçiminiz olan. Bir tanesi, sizi büyük bir olasılıkla yakıp kül edecek olmasıdır, yakacak ve sizi anında Kırmızı Meclis’teki dostlarınızın yanına gönderecektir. Bu o kadar kötü bir şey değildir, ama siz bir söz verdiniz. Bütün zorluklara rağmen, ne olursa olsun, bunu bu yaşamda gerçekleştirecektiniz. Bir dolu cehennemden geçtiniz, bazı meydan okumalardan da, ama sizin giderek bundan sevinç duyduğunuzu görmek, beni aslında mutlu ediyor. Şimdilerde öykülerinizi daha berrak, daha net paylaşabiliyorsunuz.</p>
<p>Farkettiniz mi, bir ya da iki yıl önce başkalarına içinden geçtiğiniz süreci açıklamaya çalıştığınızda, sanki çok… İçeri gel, içeri gel (salona giren birine hitap eder). Hemen şurada oturacak yerler var. Lütfen, bugün senin hemen şurada oturmanı isterdim. (kahkahalar) Ah, bunu ne kadar da isterdim. Evet, bu yeri ayırdık!</p>
<p>Böylece bu çok derin sözü verdiniz – bunu bu yaşamda gerçekleştirecektiniz – ve şimdi enerjiler bunu desteklemeye hazır, oysa daha önceleri değildi. Şimdi, bazen sinir oluyorsunuz. Bunun daha hızlı ilerlemesini istiyorsunuz, ama bunu Dünya üzerindeki bilinçle uyumlu ve nazik/dostane bir biçimde – uyanışa uyumlu biçimde – gerçekleştireceğinize de söz verdiniz. Az önce dediğim gibi, bir yıl falan kadar önce başkalarıyla konuşurken, içinden geçtiğiniz süreci berrak, açık bir biçimde anlatmak size herhalde zor geliyordu. Süreç çok bulanıktı, yanıltıcıydı. Ne söylediğinizden bile emin değildiniz. Ama şimdi farkettim ki, bunu açık seçik ifade edebiliyorsunuz. Özetleyebiliyorsunuz. Öğrencilerinizin bazısının gözünden yaş gelecek kadar sıkılmalarına neden olan o eski uzun öykülere girmektense, kısa kısa noktalar halinde toparlayabiliyorsunuz. Ben elbette sana sataşmıyorum (bir izleyiciye hitap eder). Sadece arada bir yaslanmaktan hoşlanıyorum.</p>
<p>Böylece siz bu işlemi, Dünya üzerindeki bilinç evrimiyle uyumlu ya da elele gerçekleştirmeye çalışıyorsunuz. Bu sence neden böyle, Kathleen?</p>
<p>KATHLEEN: Soruyu duymadım. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Gözünü dikmiş öylece bana bakıyordun, değil mi?</p>
<p>KATHLEEN: Ben sadece… (güler)</p>
<p>ADAMUS: Büyülenmiştin! Kendinden geçmiş bir halde, elbette Cauldre’yi delip geçerek benim enerjilerime bakıyordun, ki bugün normalde getirdiğim enerjilerden birkaç tane fazlasını getirdim.</p>
<p>LİNDA: Hadi, ayağa kalk.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Böylece sen… sorum neydi?</p>
<p>KATHLEEN: Bilmiyorum! Bilmiyorum! (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Benim de şimdi senin kadar kafam karıştı. (kahkahalar) Her neyse, yanıt için teşekkürler. İyiydi. Pekâla sevgili Şambra…</p>
<p>KATHLEEN: Bir ödül hak ettim mi?</p>
<p>ADAMUS: Hayır. Hayır, daha değil. Daha sonra sana geri döneceğiz.</p>
<p>Böylece enerjilerinizi Dünya’da bulunanlarla uyumlu hale getiriyordunuz. Başkalarına anlattığınız uzun öyküler yerine, şimdi bunu netleştirebiliyorsunuz. Sanırım bunu netleştirebiliyoruz, öyle değil mi? Netleştiriyoruz.</p>
<p>Böylece, ben sizlerle, hepinizle birlikte bir kitap yazmak istiyorum. Biz buna bir hafta kadar önce Kelowna’da başladık ve Şambra’ya, uyanış sürecinde size olanların bazısı nedir diye sorduk. Kişisel deneyiminize dayanarak, kişisel bakış açınıza göre, uyanışın zorlukları ya da meydan okumaları nelerdi?</p>
<p>Şimdi bunları herhalde uzun bir liste halinde sıralayabilirsiniz, ama Linda mikrofonla dolaştığında, yanıtınızı açık/net ve odaklı tutmanızı isteyeceğim – ve lütfen sadece tek bir şey söyleyin. Aranızda dolaşacağız, ben de bunları tahtaya yazacağım, ve tekrarlıyorum, biz birleşerek bir kitap yazıyoruz. Bir kitap yazıyoruz.</p>
<p>Böylece bu kitap – “Uyanış Rehberi” – arkadan gelenler için, şimdilerde uyanmaya başlayanlar için çok değerli olacak. Ve sizin içinden geçtiklerinizi bilmek, onların deneyimini, yolculuğunu, gerçekten daha kolay kılacaktır. Onlar için deneyimi ortadan kaldırmayacaktır ama, deneyimin doğasını değiştirecektir.</p>
<p>Böylece, güzel Rita’ya gidelim.</p>
<p>LİNDA: Bunu biliyordum!</p>
<p>RITA: Soru neydi?</p>
<p>ADAMUS: Evet, ne… (Adamus güler) şuydu…</p>
<p>LİNDA: Uyanışı zorlayan bir şey.</p>
<p>ADAMUS: Unuttum. Ben ne sormuştum?</p>
<p>LİNDA: Zorlukları.</p>
<p>ADAMUS: Zorluklar, meydan okumalar neydi?</p>
<p>RITA: Zorluk, yani…</p>
<p>ADAMUS: Bir zorluk. Kendi kişisel bakış açına göre bir meydan okuma.</p>
<p>RITA: Bilinmeyene adım atmak.</p>
<p>ADAMUS: Bilinmeyene adım atmak. Bu iyi bir tane, ve bir Adamus ödülü hak ediyor.</p>
<p>RITA: Pekâla!</p>
<p>ADAMUS: Bu arada, bugün en iyi yanıtı veren, biraz buruşuk, biraz kullanılmış bir beşyüzlük banknot alacak. Yani gayret edin… (Linda’nın yüzünü buruşturması kahkahalara neden olur) Bu benim param değil!</p>
<p>LİNDA: Peki!</p>
<p>ADAMUS: Pekâla, (yazar) “bilinmeyen”. Şimdi, sevgili Rita, sana sorayım, bilinmeyene girmeyi istemek sana coşturucu, heyecan verici geldi mi hiç?</p>
<p>RITA: Evet, bazen.</p>
<p>ADAMUS: Bazen. Ve bir yandan da korkutucu…</p>
<p>RITA: Hem de nasıl.</p>
<p>ADAMUS: … ama bir yandan da coşturucu.</p>
<p>RITA: Kesinlikle.</p>
<p>ADAMUS: Ayağını bilinmeyene atmana izin verdin mi, yoksa arkadan büyük bir güçle itildiğini mi hissettin?</p>
<p>RITA: (gülerek) Eh, bir anlamda büyük bir güçle itildim.</p>
<p>ADAMUS: Güçlü bir itilim. Ben buraya bir alt-not geçiyorum, “büyük bir itilim”, çünkü – “arkadan itilim” diyelim (yazar) – çünkü herhalde hepinizin hissedebileceği gibi, bilinmeyene yalnızca ayağınızın baş parmağını sokmaya çalışmanız işe yaramaz. Oraya sadece ayak baş parmağını sokamazsınız, çünkü o zaman artık bilinmeyen olmaz. Olacakların sadece önden birazcık tadına bakmak olur. Böylece sonunda güçlü bir itilime maruz kaldın. Peki bu güçlü itilim nereden geldi?</p>
<p>RITA: İçimden geldi.</p>
<p>ADAMUS: Evet. İyi. Mükemmel. Beşyüzlük banknotu alma yarışmasına katıldın.</p>
<p>RITA: Bana bir ödül daha mı? (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Bana kalsa bu ödülü verirdim, ama Linda envanter tutmaya çalışıyor diyelim. Ama evet, bir ödül. Ve sen bugün ödülün üstüne bir de özel armağan alacaksın.</p>
<p>LİNDA: Şimdi şunu eklemek istiyorum, Amy Van Johnson, “Adamus ödüllerine katkıda bulunmak isterdim” dedi. Ve o aslında… ödüllerin içinde bir as var, ama kutuları kendi yaptı ve her birinin içinde benzersiz ya da özel bir şey var.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>LİNDA: Yani, teşekkür ederiz Amy.</p>
<p>ADAMUS: Peki, şunu yukarı kaldıralım da herkes görebilsin.</p>
<p>LİNDA: Evet. Hayır, hayır, onun seçmesi gerekiyor. Ayağa kalk. Ayağa kalk Rita. Şimdi rastgele seç. (Rita birini seçer) Oo!</p>
<p>ADAMUS: Oo!</p>
<p>LİNDA: Ve bunların hepsini Amy eliyle yaptı.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Ve içinde de ödül var.</p>
<p>LİNDA: Ve içinde Adamus ödülü ve bir başka şey daha, başka bir sürpriz olmalı. Ha, bu Adamus ası. Ve içinde başka bir ödül daha var mı? Bazen birden fazla ödül oluyor.</p>
<p>RITA: Sadece bir tane.</p>
<p>LİNDA: Sadece bir tane, peki. Eh, iki sayılır, çünkü o küçük kutuyu da aldın. Teşekkür ederiz. Sonraki?</p>
<p>ADAMUS: Bir soru daha Rita. Şimdi bilinmeyenin birazını deneyimlediğine göre, bilinmeyenden ne öğrendin?</p>
<p>RITA: Ben onun büyük bir zeka olduğunu öğrendim. Onun içinde çok bilgelik olduğunu.</p>
<p>ADAMUS: Çok bilgelik – ve senin sözlerine biraz ekleme yapacak olursam – bilinmeyen aslında bilinmeyen değildir. Deneyimlenmemiştir, ve arada bir fark vardır. Daha deneyimlenmemiş, ama aslında bilinmez olmayan bir şey. Yani bir anlamda ondan korkmak için bir neden yoktur. O sadece, daha deneyimlemediğin bir şeydir. Ama bir kez bilinmeyene daldığında, ki birçoğunuz bunu yaptı, biraz yerleşip sakinleştiğinde, onun aslında bilinmez olmadığını farketmeye başlarsın. Kısmen – ben bugünkü konuşmamızı bu noktayla özetleyeceğim – ama kısmen, bu neredeyse her zaman orada olmuş olan bir potansiyel olduğu için. Tüm potansiyeller değil, ama bu, orada olmuş olan bir potansiyeldir.</p>
<p>Rüya halinizde sık sık potansiyellerinize gidersiniz, onları hissetmek için, çünkü, eh doğrusu, uyanıkken hissetme konusunda pek iyi değildiniz, çünkü zihin bunu engelleme eğilimindedir. Böylece – hepiniz her gece – farklı potansiyellere gidiyorsunuz. Biz bunu bugün daha sonra ele alacağız, ama iyi bir yanıttı. Teşekkür ederiz. Evet. Ve seni tanıdığım kadarıyla, bilinmeyene girmekten belli bir coşku (hissettiğini) de biliyorum. Bu olmasaydı çok sıkılırdın. Iyi bir fabrika işçisi olamazdın.</p>
<p>Pekâla, sonraki. Gülen Ayı’ya gidelim.</p>
<p>LİNDA: Ha tabii.</p>
<p>ADAMUS: Senin adını değiştirdim (“Ayakta Duran Ayı”dan “Gülen Ayı”ya). Umarım sence sakıncası yoktur. Gülümse dostum.</p>
<p>Pekâla, Gülen Ayı, kişisel deneyimine dayanarak, uyanışın zorluklarından biri neydi?</p>
<p>GÜLEN AYI: Kundalini enerjisiyle başa çıkmak.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten mi.</p>
<p>GÜLEN AYI: O yoğun, bilirsin, şu omurga şeyi.</p>
<p>ADAMUS: Kundalini nedir?</p>
<p>GÜLEN AYI: Eh, yerden itibaren tüm çakralarımdan geçen o enerji akışı.</p>
<p>ADAMUS: Çakra nedir?</p>
<p>GÜLEN AYI: Tüm merkezlerim… O “haa” anlarını yaşadığım ve enerjiyle baş etmeye çalıştığım zamanlardaki titreşim.</p>
<p>ADAMUS: Olan… ben burada seninle biraz oynuyorum, ama enerji enerjidir. Bilinç bilinçtir. Şimdi bunu Kundalini ve kıvrıla kıvrıla dönen yılanlar – bu biraz erotik – ve çakra parçalarına ayırmaya başlamayalım. Bedenini farklı çakralara bölüyorsun. Sen tek bir çakrasın. Sen bir Bilinç Bedenisin.</p>
<p>Pekâla, bu muazzam enerjiyle başa çıkmada zorlanıyorsun. Peki bununla nasıl baş ediyorsun?</p>
<p>GÜLEN AYI: Bazısı zevkli ve bazısı hiç zevkli değil.</p>
<p>ADAMUS: Peki nasıl baş ediyorsun… ne yapıyorsun? Öylece oturuyor ve onun bir dalga gibi üzerinden aşmasına izin mi veriyorsun?</p>
<p>GÜLEN AYI: Eh, bazen öyle oluyor. Bazen de çok yoğun oluyor. Çok yoğun oluyor.</p>
<p>ADAMUS: Çok yoğun. Peki onu yavaşlatmak amacıyla ayağınla frene basıyor musun?</p>
<p>GÜLEN AYI: Hayır, onun benden geçip gitmesine izin veriyorum.</p>
<p>ADAMUS: Ayağın gaz pedalında mı?</p>
<p>GÜLEN AYI: Umarım değildir.</p>
<p>ADAMUS: Umarım değildir. (güler) Yani ne gaz pedalın, ne de fren pedalın var.</p>
<p>GÜLEN AYI: Yok…</p>
<p>ADAMUS: Sen sadece…</p>
<p>GÜLEN AYI: Akışla birlikte akıyorum.</p>
<p>ADAMUS: Akışla birlikte akıyorsun. Ve, eh, bu bir soruyu gündeme getiriyor. Kimin akışı?</p>
<p>GÜLEN AYI: Benim akışım.</p>
<p>ADAMUS: Evet, bu kulağa iyi bir yanıt gibi geliyorsa da, doğru bir yanıt değil, çünkü aslında… çevrendeki insanların akışıyla akıyorsun. Kitle bilincinin akışıyla akıyorsun. Sen akışla akarken çıldıran ve çevrende büyük bir parti/eğlence düzenleyen veçhelerinin akışıyla akıyorsun. Patron kim?</p>
<p>GÜLEN AYI: Benim.</p>
<p>ADAMUS: Egemen/bağımsız hizmetten olmak.</p>
<p>GÜLEN AYI: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Patron sensin.</p>
<p>GÜLEN AYI: Patron benim.</p>
<p>ADAMUS: Bunların hepsi şunu söylemenin… ve teşekkür ederiz. Teşekkür ederiz. Bunların hepsi şunu söylemenin bir yolu, evet, gürül gürül akan muazzam miktarda bir enerji var, büyük bir hızla genişleyen bir bilinç var, ve bilincini genişletmeyi hızlandırdıkça, bilincin de onu desteklemek üzere daha fazla enerjiyi içine çağırır. Böylece seni bunaltabilen zamanlar oluyor, ama durup derin bir nefes alabilir ve şöyle diyebilirsin, “Vaay! Bunu tüm düzeylerde yarattığımı biliyorum, ve bu yaşamda bundan geçip gitmek için acele ettiğimi de biliyorum. Ama biliyor musun, arada bir bu insanın, Gülen Ayı’nın, bir an için durup gülmesi gerekiyor. O yoğunluğu yaşamam gerekmiyor.”</p>
<p>Bu çoğu kez sanki spor bir arabaya atlayıp da LA (Los Angeles) otobanına çıkmaya benziyor, eller direksiyonda değil, ayaklar fren ya da gaz pedalında değil, ve akışla gidiyorsun. Peki ne olur? Evet, tahmin edebilirsin. Tahmin edebilirsin.</p>
<p>Böylece bu, uyanışa geçenler için çok iyi noktadır. İnsan kısmınızla/veçhenizle manipüle etmek istemezsiniz. Uyanışı manipüle etmek istemezsiniz, ama ihtyaç hissettiğiniz anda bir ara verebilirsiniz. Daha hızlı gitmesini de isteyebilirsiniz, ve bu, her bir parçanızla – ruhunuz, insan yanınız, bedeninizle – gerçekleştirdiğiniz bir birlikte-yönetmedir. Beden – bu uyanış bazen bedenin büyük hasar görmesine neden olur. Kısmen, DNA düzeyinde ve DNA-öncesi düzeyde bir arınma tufanı meydana geldiği için, enerjiler gelir ve hepsi Yeni Enerji’nin gelmesini sağlayacak şekilde birleşir. Enerji hatlarınız yeniden döşeniyordur. Hatlarınızın yeniden döşenmesi ve yeniden düzenlenmesi için kendinize izin veriyorsunuzdur. Yani bu, fiziksel beden için çok zorlayıcıdır.</p>
<p>Böylece, evet, enerjiyi ve bilinci yönetmek. Bir yarış yok. Bunda bir yarış yok. Aslında şunu eklemek ilginç olacaktır, tek tek her biriniz mutlak biçimde egemen ya da bağımsız ve özgünsünüz, ama yine de dünya her yanındaki diğer Şambra’yla da ortak bir bağlantınız var. Ortak bir bağlantı (kameranın içine bakar), ve – ben onların burada sıcak karşılandıklarını hissetmelerini istiyorum – ve… bu, kalabalığın akın ettiği bir an değildir, hepiniz az çok bundan birlikte geçiyorsunuz – bağımsız olarak, ama bir anlamda da birlikte. Resmi anlaşmalar yok, ve evet, istediğiniz an sürüden ayrılabilirsiniz. Ama belli bir rahatlık da var, çünkü siz birlikte öğrendiniz, geçmişte Gizem Okulları’na birlikte gittiniz, bu yaşamda bir kez daha bir araya geldiniz. Yani bir anlamda bundan birlikte geçiyorsunuz. Ve, şimdi yaptığımız gibi, bilgelikleri ve içgörüleri, sezgileri paylaşıyorsunuz.</p>
<p>Hadi şimdi arkada oturan Lisa’ya gidelim. O o kadar… o biliyordu.</p>
<p>LİSA: Soru?</p>
<p>ADAMUS: Soru şu, kişisel deneyiminden yola çıkarak, uyanıştan geçmenin zorluklarından biri nedir?</p>
<p>LİSA: Geriye dönememen.</p>
<p>ADAMUS: Geriye dönememen. Neden?</p>
<p>LİSA: Bir kez kendine, ruhuna, ilerlemek için izin verme deneyimine adım attığında, geri gidip insanlarla olmak istemen, ve işle ilgili kararlar almak gibi sıradan şeyler yapmak istemen, artık işe yaramıyor.</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Güzel bir nokta. Teoride herhalde bunu yapabilirdin. Geri gittiğin yanılsamasını yaratabilirdin, ama o zaman gerçekten uyuşturucu (ilaçlar) alman gerekecekti. (kahkahalar) Gerçekten – yasal, yasal olmayan, şişelenmiş, içine çekilen (uyuşturucular) – ama gerçekten, dönüp aşağılara dalmak için çok kararlı bir girişimde bulunman gerekecekti. Aşağılara derken, bunalıma girmeyi falan kastetmiyorum, ama zordur. Süreç bir kez başladı mı, geri gitmek çok zordur. Ve kesinlikle geri gitmek isteyecek – geri gitmeyi kesinlikle istemiş olan yanlarınız/parçalarınız var. “Bunu neden yaptım ki? Ne düşündüm de yaptım?” Ama sonra aslında güzel bir şey olur.</p>
<p>Önceleri gücünüze gidebilecek ya da reddebileceğiniz şeyleri farketmeye başlarsınız – aileleriniz, işiniz, insanın var oluşunun sıradan doğası, acı ve ıstırap, aptal TV programları – bunların belli bir rahatlık içerdiğini farkedersiniz, ve bir yanınız ona geri dönmek ister. Ama bu inanılmaz grubun – Şambra’nın – olduğunu bilmek, istediğiniz zaman onlarla göz yaşlarınızı ve kahkahalarınızı paylaşabileceğinizi, ama istediğinizde de sizi yalnız bırakacaklarını, o alanı size vereceklerini bilmek de size bir rahatlık sağlamalı.</p>
<p>Mükemmel, ve bu bir ödülü hak ediyor. Teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: Tamam… sadece seç. İşte böyle.</p>
<p>ADAMUS: Soruyu tekrarlıyorum &#8211; bana tekrar sormayın diye – soru şu, kişisel deneyiminize dayanarak, uyanışın zorluklarından ya da meydan okumalarından biri nedir, John Kuderka? (çvr: John Kuderka, ses kayıtlarının, bunların web sitesine konması gibi teknik işlerin sorumlusu)</p>
<p>LİNDA: Aman Tanrım! John kamerada! Vaay! Ne harika, değil mi?!</p>
<p>ADAMUS: Ne harika, değil mi!</p>
<p>JOHN: Pek değil. (kahkahalar ve bazı alkışlar)</p>
<p>ADAMUS: Sevgili John, biraz zorlanmış gibi çıkıyor sesin.</p>
<p>JOHN: Eh, bunun zorlayıcı olması gerekmiyor muydu?</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle!</p>
<p>JOHN: Eh, bu yüzden de zorlayıcı. Ha, soru neydi? (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Belki de soruyu bir spreyle duvara yazmalıyım. Kişisel deneyimine dayanarak, lütfen bizimle uyanışınla ilgili bir zorluğu paylaş, şimdi milyarlarca, ya da belki birkaç yüz insanın bunu bir noktada okuyacağını varsayarak.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>LİNDA: (fısıldar) Bunu yapabilirsin.</p>
<p>JOHN: Hm, bu iyi bir soru. Belki, sadece sürecin farkında olmak.</p>
<p>ADAMUS: Sürecin farkında olmak. Yani zorluk, farkında olmamakta mı yatıyor diyorsun? Yoksa zorluk, süreci bilmekte mi yatıyor?</p>
<p>JOHN: Evet! (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Her ikisi de! (güler) Peki, belki iki tane Adamus ödülü alırsın, ama ben “süreç”i listeye ekleyeceğim (yazar) ve bu, aslında pek anlamamanın getirdiği bir zorluk  – keşke kelimeleri ağzından çekip alabilseydim – önünde uzanan yolda nelerin olduğunu anlamamak.</p>
<p>JOHN: Kulağa hoş geliyor.</p>
<p>ADAMUS: Yol ve bilmemek. Sonra şunu da söyleyeceğiz, sezgisel olarak, ki herhalde buna katılıyorsundur, sezgisel olarak bir anlamda önünde uzanan yolda neler olduğunu <em>biliyorsun, </em>ve bu korkutucu olabilir. Ve böylece… güzel. Bir ödül alacaksın. (yazar)  ‘Yol… sezgisel biliş.’ Mükemmel.</p>
<p>LİNDA: Ne kadar da özelsin.</p>
<p>ADAMUS: Pekâla, şuraya öne, Gail’e gelelim, sen (Linda) hareket halinde kalasın diye. Pekâla Gail, soruya dayanarak, ki bu sorunun artık içine kazındığını ve işlediğini var sayıyorum… evet. Konuşmaya başladığında akacaktır. Yoksa (mikrofon) kendi başına konuşmaz.</p>
<p>GAIL: Selamlar.</p>
<p>ADAMUS: Seni görmek güzel.</p>
<p>GAIL: Seni görmek güzel, sevgili varlık. Şimdi’de var olmayı sürdürmek.</p>
<p>ADAMUS: Şimdi’de var olmayı sürdürmek.</p>
<p>GAIL: Herşey olup biterken, kullanmayı seçtiğimiz şeyi nasıl kullanacağımızı öğrenmek…</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>GAIL: … ve bunun nasıl çalıştığını bilmiyoruz, yani Şimdi’de kalmanın. Geçmişten pişmanlık duymamak, geleceği beklememek, ki bu korkuya neden oluyor – korkuya neden olabilir.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. Mükemmel, çünkü bu bir zorluk, bir meydan okumadır. Bu sürece girmeye başladığınızda şöyle bir eğilim oluyor, sen – hepiniz – geçmişle olan bağlantınızı kesiyorsunuz. Salıvermeye başlıyorsunuz, ki Tobias bundan tekrar tekrar söz etti. Bırakmaya başlıyorsunuz. Şimdi tıpkı bir sıcak hava balonu gibisinizdir, araştırmak, yolculuk etmek, genişlemek için özgür. Ama bunu yaparken de Şimdi ânını terk etmek çok kolaydır, özellikle de orada pek bulunmadığınızı farkettiğinizde. Şimdi ânına aşina değilsiniz. İkincisi, Şimdi ânı büyük bir farkındalık derecesi talep eder. Şimdi ânında olduğunuz zaman otomatikman farkında olursunuz, ve bazen – çoğu zaman – insanlar gerçekten farkında olmak istemiyorlar. Bir dolu başka şey istiyorlar, ama farkındalık bazen bunaltıcıdır, başa çıkması biraz zordur. Bu nedenle, evet, bu iyi.</p>
<p>GAIL: Sanırım şöyle bir hisse sahibim, çoğumuz, herhalde bu salonda bulunan hepimiz, Eski Enerji zamanında doğmayı seçtiğimize göre…</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>GAIL: … doğal olarak aynı zamanlarda…</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>GAIL: … bu işi daha da zorlaştırıyor.</p>
<p>ADAMUS: Ha, <em>çok </em>daha zorlaştırıyor. Çok daha zorlaştırıyor, özellikle de hepinizin geldiği  o oldukça dar yelpazeye baktığınızda. 20 yaşından 80 yaşına kadar da olsa, bu oldukça dar bir yelpazedir, ve siz çok Eski Enerji bilincine doğdunuz. Dünya sürecek mi sorusuyla ilgili çok soruları olan bir bilince. İnsanlar kendilerini nükleer silahlarla yok edecekler mi? Böyle bir olaya neredeyse çok yaklaşmıştınız. Ya da, milenyum gibi bir şey tetikleyici olacak mı? Bir dolu sorun vardı, ve o zamanda burada olmak amacıyla yeni bilincin, gerçek yeni bilincin temellerini atmaya başlamak için dünyaya gelmek ve sonra da bundan çok kişisel bir düzeyde geçmek, son derece zordur, ve seni Şimdi’nin dışına fırlatabilir.</p>
<p>Peki, sana sormama izin ver, senin bakış açına göre, çoğu insan – Şambra değil, çoğu insan – geçmişte mi yaşıyor yoksa gelecekte mi?</p>
<p>GAIL: Her ikisi de, ve beni zorlayan asıl bu…</p>
<p>ADAMUS: Bana bir yüzde ver.</p>
<p>GAIL: … ama sen bunu zaten enerji yönetiminde ele almıştın. Yüzdeye vuracak olursam – en az yüzde 95.</p>
<p>ADAMUS: Gelecekte mi (yaşıyor).</p>
<p>GAIL: Her ikisinde de.</p>
<p>ADAMUS: Her ikisinde de, evet, ama yüzde kaçı geçmişte?</p>
<p>Yüzde kaçı gelecekte? Ve belki kaçı Şimdi’de?</p>
<p>GAIL: Pekâla, ben yüzde 45’i geçmişte, yüzde 45’i gelecekte, ve yaklaşık yüzde .005’i herhangi bir Şimdi anında yaşıyor derdim.</p>
<p>ADAMUS: (güler) Evet, muallâkta kaldı!</p>
<p>GAIL: Senin dilini mi konuşuyorum!?</p>
<p>ADAMUS: Yaklaşıyoruz.</p>
<p>GAIL: Peki.</p>
<p>ADAMUS: Ben şahsen şöyle derdim, zamanın yaklaşık yüzde 70’i geçmişte geçiriliyor. Yaklaşık yüzde, en fazla 5’i Şimdi’de geçiriliyor. Geri kalanında gelecek düşünülüyor. Ve gelecek, geçmişten çok farklıdır. Bunu daha sonra ele alacağım. Ama, iyi, teşekkür ederiz.</p>
<p>GAIL: Bir şey değil. Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>LİNDA: Ödül kazandı mı?</p>
<p>ADAMUS: Evet, ha tabi, kesinlikle. Kesinlikle.</p>
<p>LİNDA: Bakmana izin yok! Bu rastgele yapılan bir şey. Teşekkür ederim. İşte böyle.</p>
<p>ADAMUS: Teşekkür ederiz. Bu, çocukların oynadığı, hani topu havaya atıp da düşmeden yakalamaya çalıştıkları o oyuna benziyor.</p>
<p>LİNDA: Eğlenceli ama.</p>
<p>ADAMUS: Hadi Joe Engel’e gidelim.</p>
<p>LİNDA: Tamam, o zevk bana ait. Joe Engel nerede?</p>
<p>ADAMUS: Evet… kamera… işte burada.</p>
<p>LİNDA: Ha, işte orada. Hayır, kamerada görünmüyor. Buyrun beyefendi.</p>
<p>JOE: Seçimler yapmak, demek zorundayım, yani şahsen benim için, ya da belki, geçmişte beni yavaşlattığını hissetmiş olabileceğim şeylerin sonuçlarına kabul vermek.</p>
<p>ADAMUS: Yani sen, seçimler yapmanın bir meydan okuma olabileceğini söylüyorsun.</p>
<p>JOE: Evet, herhalde benim için.</p>
<p>ADAMUS: Evet, eh, bu iyi. Seçimler yapmadığın zaman ne yapıyorsun?</p>
<p>JOE: Çıldırıyorum.</p>
<p>ADAMUS: Çıldırıyorsun, evet. Sormama izin ver, neden seçim yapmak istemezsin?</p>
<p>JOE: Başarısızlık korkusu ya da öteye geçme korkusu.</p>
<p>ADAMUS: Kötü bir seçim yapma korkusu, olabilir mi?</p>
<p>JOE: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Yanlış seçim? İyi ve kötü, doğru ve yanlış, dünyanın seçimlerine nasıl baktığıyla bağlantılı bir dolu eski bilinç. Seçimlerin yüzünden ana-baban ve öğretmenler ve başkaları tarafından eleştirildin, tıpkı diğer herkes gibi. Böylece, evet, bu iyi. Peki şimdi seçimler yapıyor musun?</p>
<p>JOE: Ara sıra biraz sanatsal çalışmalar yapıyorum.</p>
<p>ADAMUS: Evet, ama seçim yapıyor musun? Sanatsal çalışma harika bir şey, ama iş seçim yapmaya gelince ne oluyor? Sanki sorumdan kaçınılıyormuş gibi hissediyorum.</p>
<p>JOE: Geniş anlamda – herhalde seçimler yapmıyorum, yani…</p>
<p>ADAMUS: Dürüstlüğün için teşekkür ederiz. Sadece bunun için bir ödülü hak ettin. Yanıt için değil, dürüstük için.</p>
<p>Haklısın. Hâlâ seçim yapma konusunda bir isteksizlik var, ve hâlâ, ‘bırakalım da şeyler oluversin’ deme eğilimi var. Yani akışla akmak. Yarın neler olacak bakalım (demek). Eh, ben sana (ne olacağını) söyleyebilirim. Bilinç bir anlamda hava durumu gibidir. Çoğu insan için oldukça öngörülebilirdir, çünkü yarınki havanın bugünkü gibi olacağını neredeyse öngörebilirsin. Böylece yarın yaşamında olacaklar, büyük bir olasılıkla bugün olanlar gibi olacaktır. Taa ki bir fırtına çıkana kadar, ki bu yaklaşık her üç dört günün birinde çıkar – yani ortalamasını alacak olursan. Böylece ansızın bir fırtına çıkar ve herkesin havadan ödü patlar – bilinç de buna benzerdir.</p>
<p>Seçimler yapmadığında, bir günden ötekine geçinip gidersin. Bir günün tıpkı diğer günlerin gibi olur, taa ki bir fırtına vurana kadar. Ve o zaman da çıldırırsın. “Neden hayatımda hep bu kötü şeyler oluyor?” (bir kişi güler) Evet, sen ve ben gülüyoruz. Bugün diğerlerine ne oldu ki?</p>
<p>Böylece bir fırtına çıkar. Bir dolu dram vardır. Eh, fırtınanın gelme nedeni kısmen, o sıradan günlük yaşamından kesinlikle sıkıldığın içindir. İçindeki bir düzeyde, bir nedenden ötürü burada bulunmaya, bir şey yapmaya söz verdiğini biliyorsun, onun için de, <em>“Sadece bir şeyler yap” </em>diyen böyle bir itilim – arkandan itme – oluyor. Hatta bunun, kıçını kaldırman için seni itekleyen tanrısal irade olduğunu bile söyleyebilirsin. Evet, böylece… bunun komik olduğunu sanmıştım. (bazı gülüşmeler)</p>
<p>Pekâla, evet, teşekkür ederiz. Teşekkür ederiz.</p>
<p>JOE: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Ama soru. Seçmeye başlayacak mısın?</p>
<p>JOE: Evet, tanrısal iradeyi seçiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Evet, ama ben <em>seçmeyi </em>kastediyorum. Evet, bu arada, tanrısal iraden seni seçer. Sen onu seçmezsin. Kendini kandırma. (Adamus güler)</p>
<p>JOE: Evet, evet.</p>
<p>ADAMUS: Ama ben yaşamındaki şeylerden söz ediyorum. Benim sözünü ettiğim… konuştuğumuz şeylerin birazını paylaşabilir miyim?</p>
<p>JOE: Evet, elbette.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten mi?</p>
<p>JOE: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Herkesle mi?</p>
<p>JOE: Devam et. Ben buradayım.</p>
<p>ADAMUS: Ve dünyayla?</p>
<p>JOE: Neden olmasın?</p>
<p>ADAMUS: Pekâla, ilginç yollardan yaptığımız konuşmalardaki konulardan biri de, hiçbir şey yapmadığın, bir şey başarmadığın, ortaya çıkarmadığın için duyduğun hayal kırıklıkları. Derin bir nefes al. Senin fazlasıyla yüksek emellerin var. Bu yüzden bu kadar uzun boylu geldin (dünyaya). Büyük emeller. Olağanüstü hedefler. Belki de, o engeli aşabileceğini düşünemeyecek kadar, onu başarabileceğini düşünemeyecek kadar yüksek hedefler.</p>
<p>Böylece bir anlamda – ve ben burada hepinize konuşuyorum – bir anlamda o çıtayı o kadar yükseğe yerleştirdin ki, bazen onu göremiyorsun bile. Zaman zaman, ona nasıl ulaşacağını insan zihninin anlaması mümkün olmuyor, sen de (o zaman) boynunu büküp kabulleniyorsun, başarısızlık içinde pes ediyorsun. “Bunu yapamam.” Oysa, “Biliyor musun, ben sadece… Harika fikirlerim var, ama beni toplum ya da karmam ya da her neyse o engelliyor ve baskılıyor,” demek ve sonra hiçbir şey yapmamak, seçimler yapmamak, neredeyse daha kolaydır.</p>
<p>Eğer seçimler yapmaya başlasaydın, o zaman buraya gerçekten ne yapmak üzere geldiğinin farkına varırdın. Ve ben öyle büyük  yöneticilik işi gibi şeylerden söz etmiyorum, ya da büyük bir şarkıcı olmaktan, ama birkaç dakikaya kadar böyle bir fırsatın olacak, ya da tüm romanların arasından sıyrılan o romanı yazmaktan. Biliyor musun, bir dolu harika Şambra yazar var, ama onlar büyük balığın peşindeler. Balinanın peşindeler. Onlar sadece, yazılmış kelimeler karşısında insanların ürpereceğini, hayranlık içinde dizlerinin üstüne çökeceklerini hissederlerse bir kitap yazarlar. Ve bunu gerçekleştiremeyeceklerse, kitabı yazmazlar – ya da yapacakları her neyse (onu yapmazlar).</p>
<p>Senin, enerjilerin çalışma biçimlerine ilişkin parlak sezgilerin var. Sen enerji döngülerini ve akışlarını anlıyorsun, çünkü bunu inceledin, buna karşı bir tutkun var ve, ah, üçüncü göz farkındalığı diyeceğin bir farkındalığa sahipsin. Onun nasıl hareket ettiğini ve aktığını anlıyorsun, ama onunla hiçbir şey yapmıyorsun, zaman zaman huysuzlaşıp söylenmekten başka.</p>
<p>Dedin ki ben… Üzgünüm Kerri, ben bunu söyledim mi?</p>
<p>KERRI: Ben söylemedim!</p>
<p>ADAMUS: Ama ben açık olmak için onun iznini aldım. Şimdi hırçınlaşıyorsun. Neden, Hırçın Adam?</p>
<p>JOE: Çünkü arada kalmak (beni hırçınlaştırıyor). Sıcak yerden sıçrayıp…</p>
<p>ADAMUS: Hayır. Enerjin kabız olmuş (kahkahalar), ve bu da herhangi bir insanın kötü bir gün geçirmesine neden olur.</p>
<p>JOE: Kesinlikle.</p>
<p>ADAMUS: Olmuş.</p>
<p>JOE: Bu doğru.</p>
<p>ADAMUS: Senin çok güzel bir enerjin var. Güzel enerji, ama düğümlenmiş ve çok zihinsel olmuş. Ne yapmaya çalıştığını biliyor musun? Bana benziyorsun, evet, çünkü hapishanenden zihninle çıkmaya çalışıyorsun. Çıkışı zihin yoluyla bulmaya çalışıyorsun. Bu olmayacak, sana bunu söylüyorum, ve tekrar söylüyorum, üstelik şimdi videoya da kaydedildi, ve belki yüzbinlerce insan şu anda izliyor. Sayı herhalde bu kadar değil, ama olabilir de.</p>
<p>Böylece, enerji tıkanıyor ve işte buradasın Bay… hayır, herşeyin nasıl çalıştığını anlayan Üstat Enerji-Akış Adamı – (enerji akışının) matematiğini değil, ve hatta kutsal geometrisini bile değil, gerçi bu ilginçtir – ama enerji akışının sezgisel doğasını anlıyorsun. Sen tıpkı bir sıvı mühendisinin suların ve ırmakların ve başka sıvıların hareketlerini anlaması gibi anlıyorsun enerji akışını. Evet. Ama bunların hepsi gizlenmiş, sıkışıp kalmış halde.</p>
<p>Peki ne yaparsın? Her günü, bir sonraki günün farklı olmasını bekleyerek yaşıyorsun. Oysa olmuyor. Tıpkı hava durumu gibi. Yarın da aynı olacak. Fırtına çıkana dek, ve o zaman, aslında bu herhalde yaşamındaki en büyük heyecanı sağlayan şey – fırtınalar. Böylece bilinçaltından bunları yaratıyorsun ki seni k… rahatlık alanından çıkartsınlar. (kahkahalar)  Ama bu konu hakkında böyle açık konuşmama izin verdiğin için teşekkür ederim.</p>
<p>JOE: Ve tüm içgörülere ben teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Sana daha önce söylemiştim. Nihayet… bunu başkaları duyuyor.</p>
<p>JOE: Ben hep kızgın olduğumu hissettim ve…</p>
<p>ADAMUS: Öylesin.</p>
<p>JOE: … sana kızdığımı ve…</p>
<p>ADAMUS: Bana kızıyorsun.</p>
<p>JOE: … ya da sadece kulak vermediğime (kızıyorum).</p>
<p>ADAMUS: Her ikisi de! Kulak vermiyorsun ve sonra da kızıyorsun. Dinleseydin, kızmayacaktın. Yani muazzam sezgilerin var, ama seçimler yapmıyorsun – bu kendi itirafın – ve sonra bunlar sıkışıp kalıyor ve sonra da sanki avaz avaz bağırmak istiyorsun. Öyle günlerin var ki, burada olmak isteyip istemediğini bile bilmiyorsun. Sen… ahhh… sana sevgi vermeye çalışan insanların sevgisini kabul etmiyorsun, buna o küçük de dahil, sevdiğin kişi de dahil, buradaki herkes dahil. Bir engel oluşturmuşun ve onu kabul etmiyorsun, çünkü, eh, sen bana söyle. Neden? Umutsuzca seni sevmek isteyen insanlar var. Onlara neden izin vermiyorsun?</p>
<p>JOE: Sanırım belki de korkum… onların çok yakın olmasına izin verirsem, beni nasıl gördüklerinden ya da yaşantımın nasıl olduğundan korkacağım.</p>
<p>ADAMUS: Hah. Hah. Aslında bunu biraz düzeltecek olursam, onların seni, senin kendini gördüğün gibi görmesinden korkuyorsun. Ama onlar seni öyle görmüyorlar.Onlar hatalar, yara bereler, çürükler ve kötü şeyler görmeye çalışmıyorlar. Onların gündemi bu değil. Belki seninkidir – kendini değerlendirirken aşırı eleştirel olmak. Onlar seni sadece sevmeye çalışıyorlar. O nedenle belki, sadece belki, seni sevmek isteyenlerden bir ders çıkartarak onların beslediği şefkate bakabilir, ve kendin için de aynı şefkati besleyip besleyemeyeceğini görürsün. Ve o zaman biz sana artık Bay Huysuz demeyeceğiz, sana Bay İnanılmaz diyeceğiz. Teşekkür ederiz. (izleyiciler alkışlar)</p>
<p>JOE: Teşekkür ederim.</p>
<p>LİNDA: Sonraki kurban kim?</p>
<p>ADAMUS: Kurban yoktur. Oo, oo, ha ha ha. Eğer bunun sıradan bir utandırma tutumu olduğunu düşünüyorsan, değil. Hayır, hayır, hayır, hayır. Burada seçimler var. Pekâla, kim bir seçim yapıyor? Kim bir seçim yapıyor? Sart.</p>
<p>Sart, sen grupla paylaşılacak muazzam bir bilgeliğe sahipsin. Kişisel deneyimine dayanarak, uyanışın zorlukları nelerdir?</p>
<p>SART: Onunla kalmak.</p>
<p>ADAMUS: Onunla kalmak. Bununla ne kastettiğini anlamama yardımcı ol.</p>
<p>SART: Bir işin ya da faaliyetin ya da yaşamındaki başka birinin onu (uyanışı) etkilemesine izin vermek yerine, onunla kalmak.</p>
<p>ADAMUS: Neden onunla kalmak istemeyesin ki?</p>
<p>SART: Çünkü öbür yanın/parçan rahattır.</p>
<p>ADAMUS: İlginç. Güzel, mükemmel. Mükemmel. Peki onunla kalmasaydın ne olurdu?</p>
<p>SART: O zaman huysuz olurdum. (Adamus ve izleyicilerden kahkahalar ve alkışlar yükselir)</p>
<p>ADAMUS: Eh, insan ıstırap çekerken, çevresindekiler de ıstırap çeksin istermiş, değil mi!</p>
<p>SART: Öyle.</p>
<p>ADAMUS: Evet, onunla kalmak. Bir an için benimle birlikte şöyle bir şey hayal edebilir misin, ha, bunu hepiniz yapın. Şimdi sen diyorsun ki, “onunla kalmak,” ve ben yazıyorum “dayanıklılık/yüreklilik”. Şimdi bir an için hayal et, onu bıraktığını düşün. Onunla kalmaya çalışmıyorsun. Ne olurdu?</p>
<p>SART: Hayatın tadını daha çok çıkartırdım.</p>
<p>ADAMUS: (gülerek) O zaman bu oldukça iyi bir öneri gibi geliyor kulağa.</p>
<p>SART: Evet, öyle geliyor.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>SART: Ve yakında o noktaya ulaşmayı umuyorum.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Peki – anlamama yardım et, çünkü biz burada bir kitap yazıyoruz ve tüm okuyucularımıza karşı açık olmaya çalışıyoruz – peki onunla kalmak neye benziyor? Onunla kalmak için ne yaparsın?</p>
<p>SART: Tanrı olduğunu ve herşeyi yarattığını bilmek.</p>
<p>ADAMUS: Tamam, yaşantının eylemlerinde yani.</p>
<p>SART: Evet. Her günkü eylemlerde, her…</p>
<p>ADAMUS: Peki ama, onunla kalmak için bir gün ya da hafta ya da ay boyunca ne yaparsın? Şu toplantılara gitmek için kendini zorlamak mı?</p>
<p>SART: Hayır, sanırım daha fazla toplantılara giderdim. Ben…</p>
<p>ADAMUS: Kitap mı okursun? Eski yazıları mı incelersin?</p>
<p>SART: Evet, aslında okumayı bıraktım, bir süre önce…</p>
<p>ADAMUS: Yani onunla kalmıyorsun.</p>
<p>SART: Evet, onunla kalmıyorum. Şeylerin hayatımı etkilemesine izin veriyorum. İşim olduğu zaman, o işe yana yakıla gidiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Doğru.</p>
<p>SART: Çünkü kendi mesleğimde çalışabildiğim belli zamanlar var, ve bunun, işte adına ne diyorsan, kendimle olmamamı (diyeyim) etkilemesine izin veriyorum.</p>
<p>ADAMUS: Spiritüel yaşantını.</p>
<p>SART: Evet, spiritüel yaşantımı.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Bu tür şeylerin yolunda engel oluşturması korkunç bir şey.</p>
<p>SART: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Lanet olsun! Tüm şu insani eylemler olmasaydı herhalde gerçekten spiritüel olacaktın. (kahkahalar)</p>
<p>SART: Evet. Arabalar satın almaktan vazgeçebilseydim.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Peki, bir kez daha, bir an için benimle birlikte hayal et, eğer onunla kalmak hiç umurunda olmasaydı, eğer…</p>
<p>SART: Farketmedi.</p>
<p>ADAMUS: Eğer farketmiyorsa ya da belki insanca bir kararlılık yerine, ya da bazen belirli şeyleri yapman gerektiğine dair inatçılık yerine süreç boyunca kendine derin bir güven besleseydin, ve belki bıraksaydın ve hiçbir şeyin yoluna çıkamayacağını anlasaydın. Hiçbir şey (yoluna çıkamaz/seni engelleyemez). Bu doğaldır. Uyanış doğal bir süreçtir, ve en sonunda herkes ondan geçer. Her varlık ondan geçecektir. Sen sadece ondan ilk olarak ya da erken geçmek için biraz çıldırıyorsun.</p>
<p>Ama bazılarının, bunun bir disiplin, bir araştırma ya da tören/ayin ya da bir alıştırma olduğunu düşünmesi ilginç bir olgudur. Hemen her biriniz buna bu şekilde yaklaştınız – ona yapısı olan bir başka  şey olarak baktınız ya da öyle olmasını arzuladınız. Bir düzeyde yapısallığa kızarken, başka bir düzeyde bir yapının olması size önemli geldi, çünkü o zaman, eh, kendinize güvenmeniz gerekmeyecekti, bir yapı olacaktı ortada. Peki ya bırakırsan, onunla çalışmaktan vazgeçersen ne olur, yani işin spiritüel olsa, hatta dağılan dikkatler bile spiritüel olsa, aslında o enerjiyi ya da bilinci “her şey spiritüeldir”e dönüştürürsün, ve aslında sonuçta hiçbir şey spiritüel değildir. Spiritüellik, benim alçakgönüllü görüşüme göre, azıcık kokuşmuş bir kelimedir.</p>
<p>SART: Bunu biliyordum.</p>
<p>ADAMUS: Öyledir. Öyledir. Mikrofondaki zamanını senden çaldığım için çok üzgünüm.</p>
<p>SART: Yok, sorun değil. Büyük bir değişime hazırım sanırım, bunu bırakmaya. Bunu bırakmaya.</p>
<p>ADAMUS: Ooo! Ooo! (Adamus güler)</p>
<p>SART: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Bunlar neredeyse son sözler.</p>
<p>SART: Neredeyse son sözler.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Güzel, güzel. Peki ne tür değişiklikler?</p>
<p>SART: Ha sanırım senin dediğin gibi…</p>
<p>ADAMUS: Ne kadar büyük?</p>
<p>SART: … onu farketmeyecek hale getirmek.</p>
<p>ADAMUS: Ne kadar büyük (bir değişim)?</p>
<p>SART: Bilmiyorum. Bir süredir burada büyük bir şey gerçekleştirmedim.</p>
<p>ADAMUS: Pekâla, bu konu üzerinde daha sonra çalışacağız.</p>
<p>SART: Olur.</p>
<p>ADAMUS: Oturumumuz bitmeden, ve geç olabilir.</p>
<p>SART: Benim zamanım bol.</p>
<p>ADAMUS: Pekâla. Teşekkür ederiz ve bir ödül sana.</p>
<p>SART: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Elbette. Ve sevgili Linda, öyle uzağa koşman gerekmeyecek, çünkü mikrofon hemen şuraya, Bonnie’ye gidecek.</p>
<p>BONNIE: Sanırım benim için sadece dengede kalmak. Ben dengeden kolay çıkıyorum.</p>
<p>ADAMUS: Ha, bunu sevdim. Dengede kalmak. Peki, sevgili Bonnie, seni dengeden çıkartan nedir?</p>
<p>BONNIE: Eh, şeyler artık aynı değil. Şeyler değişiyor, ve ben nasıl tepki vereceğimi bilmiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Şeyler aynı değil derken, şeyler? Sen? Dünya? Ben?</p>
<p>BONNIE: Ben. Ben kendimden söz ediyorum, çünkü dengeden çıkan o.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>BONNIE: Ve ben dengeden çıkmaktan korkuyorum. Sanki artık şimdi herşey farklıymış gibi hissetmeden doğru dürüst yürüyemiyorum bile.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Peki denge nedir?</p>
<p>BONNIE: Bilmiyorum. Pek iyi olmayan şeylerle gerçekten iyi olan şeyler arasında kendini rahat hissetmek ve onların ortasında kalmak.</p>
<p>ADAMUS: Sence denge bir kelime olarak mı kullanılıyor, yoksa herşeyi yerli yerinde tutmanın mantıklı bir açıklaması mıdır?</p>
<p>BONNIE: Kontrol, evet.</p>
<p>ADAMUS: Ben kontrol demedim. Sen kontrol dedin, ama kesinlikle haklısın. Kontrol. Şeyleri yerli yerinde tutmak, nihai rahatlık alanın, ama aynı zamanda dünyanın lanet geri kalanının yerli yerinde olması gerektiği beklentisi, oysa değildir! <em>Değildir! </em>Orada kargaşa var. Ama, Bonnie, aslında kargaşa, kaos, içine dalınası inanılmaz bir şeydir, ve senin onunla bazı deneyimlerin oldu. Aslında hiç kargaşa yok; sadece birçok enerji hareketi ve yanlış anlaşılan ya da bilinmeyen bilinç var, ve Joe gibi, olan biteni gerçekten anlayan, ama bunlarla bir şey gerçekleştirme seçimini yapmamış olan sevgili dostlar var. Ama kargaşa yok. İnanılmaz olan budur.</p>
<p>Sık sık belirtmekten hoşlandığım gibi, dünya, evren, yaratım, mükemmel bir düzen içindedir. Sen sadece onun <em>nasıl </em>bir düzen içinde olduğunu pek anlamıyorsun. Bu yüzden, bu düzenin nasıl düzene sokulduğunu ve öncelikle de onu kimin düzene soktuğunu kesinlikle bilmek isteyen içsel bir ruhsal gerilim var. Ve onu bu yaşamda asla zihninle anlamayacaksın, ama onu hissedebilirsin. Ama kargaşayı hissetmek için kendine izin vermen gerekir.</p>
<p>Ben, denge nedir sorusunu sordum? Benim yanıtım, onun mutlak kargaşa, kaos olduğudur. Bu bir çelişki gibi görünüyor, ama yaratımın özsel düzeylerinde gerçek denge kargaşadır. Bu, insanın bakış açısına göre kargaşadır, oysa mükemmellik, tüm yaratım, sürekli evrimleşmektedir. Yani bu, terimlerin bir çelişkisidir ve kargaşa olarak görünür, ama değildir, çünkü gerçek mükemmellik ve gerçek denge, kendi mükemmelliğini ve kendi potansiyellerini deneyimlemeyi sürdürmek ister. Ve bugünün, belki de gecenin ilerleyen dakikalarında gideceğimiz yer burasıdır. Biz potansiyellerden konuşacağız. Böylece, teşekkür ederiz.</p>
<p>BONNIE: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Kargaşanın içine dal. Kargaşa sana çağrıda bulunuyordu. Kargaşa seni birkaç ziyafete davet etti, ve sen tekmeler savurup bağırıp çağırdın. Ama o inanılmaz bir şeydir.</p>
<p>BONNIE: Teşekkürler.</p>
<p>ADAMUS: Biz teşekkür ederiz. Ve kargaşaya girdiğinde, onun gerçekten karmaşık olmadığını anla.</p>
<p>BONNIE: Harika.</p>
<p>LİNDA: Bir ödül var mı?</p>
<p>ADAMUS: Ha, kesinlikle.</p>
<p>LİNDA: Sadece bir tane, Bonnie.</p>
<p>ADAMUS: Peki şimdi bunu seçimle yapalım. Linda’dan mikrofonu isteyip istemediğinizi siz seçin. Eller havaya.</p>
<p>ŞAMBRA (HANIM): Bana meydan okuyan şey, berraklıktaki artış oldu, çünkü bu, bütünlük, berraklık gibi şeyleri tümüyle farklı bir düzeye taşıyor, ki bu da eylemi gerektiriyor, ve beni bu zorladı.</p>
<p>ADAMUS: Berraklıkta artış. Kitap için, bu noktada, kendi kelimemi yerleştirebilir miyim? Farkındalık.</p>
<p>ŞAMBRA (HANIM): Peki.</p>
<p>ADAMUS: Farkındalık, berraklık. Ve şimdi birçok Şambra buna sahip değil. Onlar neredeyse bir berraklık yoksunluğu hissediyorlar. Ama sen diyorsun ki, senin berraklığın artıyor, farkındalığın artıyor.</p>
<p>ŞAMBRA (HANIM): Evet, ve bu yaşantımı etkiliyor, çünkü iyi ya da yolunda olduğunu düşündüğüm şeylerde, bu berraklıkla ansızın farkediyorum ki, kendime o konuda yalan söylemişim.</p>
<p>ADAMUS: Ah! Bunun altında ne yatıyor? Bunun altında ne yatıyor, ve bu büyük bir meydan okumadır, ve bu, daha önce sözünü ettiğimiz enerji yönetimiyle ve seçim yapmakla ilgilidir. Bunların hepsi birbirine bağlanıyor. Ve bu, senin geri dönememenle de ilgili. Böylece sen daha farkında olmaya başlıyorsun ve sonra ilk aşamaları farkediyorsun, tüm hataları ve söylenmiş tüm yalanlar olarak değerlendireceğin şeyleri farkediyorsun. Ve yaşadığın deneyimlerin karanlık tarafına bakıyorsun ve daha çok farkında olmamak gibi bir arzu da var.</p>
<p>ŞAMBRA (HANIM): Evet.</p>
<p>ADAMUS: Öte yandan, hadi öbüründen söz edelim – farkındalık yoksunluğu. Birçok Şambra gerçekten farkındalığı arzuluyor, onun için bunu buraya bir alt konu olarak yazacağım. Farkındalığa sahip olduğunuza göre, onu nasıl edineceksiniz? Farkındalığınızı nasıl edindiniz? Farkındalık için piyasalarda bitkisel bir ilaç var mı?</p>
<p>ŞAMBRA (HANIM): Sanırım en büyük değişim, Boyutlararası (Yaşama) Atölye Çalışmasına katıldığımda ve burada kalıp da tüm var oluşumun daha fazlasına genişlediğimde oldu.</p>
<p>ADAMUS: Yani sen daha çok farkında olma seçimini yaptın ve şimdi bunun bir zorluk olduğunu mu söylüyorsun?</p>
<p>ŞAMBRA (HANIM): Evet öyle.</p>
<p>ADAMUS: Öyledir, evet.</p>
<p>ŞAMBRA (HANIM): Hiçbir şey için geri dönmezdim, ve işte bu bir meydan okuma…</p>
<p>ADAMUS: Ve bu bir meydan okuma.</p>
<p>ŞAMBRA (HANIM): …yaşantımdaki ilişkileri yeniden düzenlemek zorunda olmam ve…</p>
<p>ADAMUS: Evet. Ve gelecekteki okuyucularla, daha fazla nasıl farkındalık kazanılacağı hakkında paylaşabileceğin bir şey var mı?</p>
<p>ŞAMBRA (HANIM): Bu sanki – gerçi kulağa biraz garip geliyor ama – gerçekten rahat bir iskemleye yerleşmek gibi bir şey. Farkında olmamak için sanki iskemlemin ucuna ilişmişim gibi hissediyorum.</p>
<p>ADAMUS: Ve buradaki başka yanıtların bazısına geri gidebilir miyim. Daha fazla farkındalık, Şimdi ânında kalmak oluyor. Ve seçimler yapmak doğal olarak farkındalık getirecektir.</p>
<p>ŞAMBRA (HANIM): Evet.</p>
<p>ADAMUS: Ama o zaman geri gidemezsin.</p>
<p>ŞAMBRA (HANIM): Doğru.</p>
<p>ADAMUS: Geri gidemezsin. Çok iyi. Teşekkür ederiz. Teşekkür ederiz.</p>
<p>ŞAMBRA (HANIM): Bir şey değil.</p>
<p>LİNDA: Ödül sahibi.</p>
<p>ADAMUS: Ha, kesinlikle.</p>
<p>LİNDA: Buyrun.</p>
<p>ADAMUS: Kötü yanıt yoktur, sadece kederlenmenize neden olacağım yanıtlar (var). Evet, Pete. Merhaba Pete.</p>
<p>PETE: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Bugün o 25.00 Doları ödedin mi?</p>
<p>PETE: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Paranın karşılığını alıyor musun?</p>
<p>PETE: Aa, inanılmaz. Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Şaşırtıcı.</p>
<p>PETE: Evet. Sanırım bana olan şu, içimde giderek büyüyen bilince duyduğum, giderek büyüyen bir minnettarlık var.</p>
<p>ADAMUS: Doğru.</p>
<p>PETE: Ve görüyorum ki… yani bilince çıkan şu, iki tane veçhe var.</p>
<p>ADAMUS: Doğru.</p>
<p>PETE: Bir tanesi öğretilmiş olan; ve (bu öğretilmiş olanlardan) biri de – daha bugün tartışmasını yapıyordum -  ilk, asıl günah, yani ben kötüyüm falan gibi şeylerin hepsi. Ve sonra bir tane daha var ki, o da sevinç ve huzur ve şükran. Ve görüyorum ki, ne kadar huzurlu ve minnettar olursam, bu o kadar yansıyor ve o asıl günahla, deyim yerindeyse, benliğimle başa çıkmada yardımcı oluyor.</p>
<p>ADAMUS: Ama ben ilginç bir şey farkettim, insanlar – ille de Şambra değil – ama insanlar o ilk günah olgusuna bayılıyorlar. Onlara, ilk günah türünden bir bilinçle, sevinç dolu mutlu bir bilinç arasında bir seçim sunulduğunda, çoğu kez ilk günaha dönüyorlar.</p>
<p>PETE: Evet. O bir yalandı. O bir yalandır.</p>
<p>ADAMUS: Evet, ama ondan hoşlanıyorlar.</p>
<p>PETE: Hem de nasıl! Ve şimdi işte ben bunu farkediyorum, ne kadar çok…</p>
<p>ADAMUS: Biliyor musun, bunu kilise satıyor, ama birileri de satın alıyor.</p>
<p>PETE: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Onun için de çok uyumlu bir ilişki.</p>
<p>PETE: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Peki, meydan okumaya geri gelelim. Meydan okuyan nedir?</p>
<p>PETE: Eh, meydan okuma o ilk günahtan vazgeçmek ve onu kuşanmamak ve yaşantımda ortaya çıktığında farketmek.</p>
<p>ADAMUS: Doğru.</p>
<p>PETE: Ve sadece sevinç, neşe içinde olmak, şükretmek ve insanlara olumlu, pozitif bir saygı duymak.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Evet, şimdi, karanlıktan, suçluluk duygusundan falan vazgeçmek zor mu?</p>
<p>PETE: Bunu yapmaya programlanmışım, hatlarım bunu yapmak üzere döşenmiş, tamam, ve diğeri bana öğretilmemiş – yani şükür duymak.</p>
<p>ADAMUS: Yani, kendi kelimelerimle ifade edecek olursam, arabayla yolda gidiyorsun, ve sağ tarafında kıvrıla kıvrıla akan güzel bir ırmak var, kenarında da güzel söğüt ağaçları sıralanmış; sol tarafında is beş bina var ve hepsi aynı anda yanıyor, ve itfaiye ve ambulans ve helikopterler var. Nereye bakarsın?</p>
<p>PETE: Evet, herhalde önce yangına ve ambulanslara bakarım.</p>
<p>ADAMUS: Doğru.</p>
<p>PETE: Ve sonra derim ki, “Bu iyi hissetmemi sağlamıyor. Bana hizmet etmiyor.”</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle.</p>
<p>PETE: Ve sonra öbür tarafa geçerim, o güzel çöle ve dağlara ve günbatımına.</p>
<p>ADAMUS: Saniyenin milyonda biri kadar bir süre için, sonra siren seslerine geri dönersin.</p>
<p>PETE: Evet, ve onu seçerim. Ve bunun benim için şimdi iyi olduğunu bilirim. Harika olan da bu.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Ama – ve burada genel olarak konuşuyoruz, yalnızca seni kastetmiyoruz – ama insanlarda yangına, dramlara bakmayı sürdürme eğilimi var. Hastalıklı, marazi bir şekilde büyüleniyorlar. Heyecan var. Eylem var. İnsanın temel duyularını ve dramları uyarıyor. Ve kıvrıla kıvrıla akan o güzel ırmak… daha sonra. “Daha sonra”, diyorlar. “Ama yangın şu anda oluyor.”</p>
<p>PETE: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Böylece, birkaç kelimeyle özetleyecek olursak zorluk…?</p>
<p>PETE: İçimdeki ışığı ifade etmek.</p>
<p>ADAMUS: Pek değil.</p>
<p>PETE: Pek değil mi, peki.</p>
<p>ADAMUS: Hayır. Hayır. Bir zorluktan söz ediyoruz. Birisi bu kitabı okuyor ve diyor ki, “Buradaki zorluk nedir, yani bu inanılmaz…”</p>
<p>PETE: Sorumluluk. Hayatım ve seçimlerim için sorumluluk almak.</p>
<p>ADAMUS: İzleyicilere soruyorum, kişisel deneyiminize dayanarak bunu daha iyi ifade etmenin bir yolu var mı?</p>
<p>ŞAMBRA: Dramlar.</p>
<p>ADAMUS: Dramlar. Teşekkür ederiz. Teşekkür ederiz, evet. Yani bu, dramlara verilen dikkate karşılık – ben buna potansiyel diyeceğim &#8211; potansiyellere verilen dikkat. Evet. Güzel, mükemmel. Pekâla, son bir tane daha. Bu, konuşmamızın daha ısınma bölümü, sonra bugünkü konuşmama geçmem gerekiyor.</p>
<p>LİNDA: Isınma mı? Peki.</p>
<p>ADAMUS: Evet, hemen burada. Elizabeth. Senden dışarı akan tutkuyu hissedebiliyorum.</p>
<p>ELIZABETH: Gerçekten mi?</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>ELIZABETH: Şöyle diyeceğim, benim için en büyük zorluk, kendime yüklenmemek ve şunu, şunu ya da şunu yapmadığım için kendime sinirlenmek yerine, ne kadar ilerlediğimi onurlandırmak. Bilirsin işte, ne yaparsam yapayım, her anda kim olduğumu takdir etmek ve bunun mükemmeliyetim olmasına izin vermek.</p>
<p>ADAMUS: Yani zorluk…</p>
<p>ELIZABETH: Evet, kesinlikle. Onay vermek yerine eleştirmek.</p>
<p>ADAMUS: Kendini…</p>
<p>ELIZABETH: Sevmek? Onaylamak?</p>
<p>ADAMUS: Kendinden kuşku duymak, kendini reddetmek, eleştirel analiz. (Adamus yazar)</p>
<p>ELIZABETH: Evet, bunların hepsi.</p>
<p>LİNDA: Yargılama?</p>
<p>ELIZABETH: Evet, yargılama.</p>
<p>ADAMUS: Ve bütün benliği (yargılama), ve belki de bunun değerlilik (sorunu) olduğunu söyleyebiliriz. “Buna değer değilim.”</p>
<p>ELIZABETH: Kesinlikle. İyi kelime.</p>
<p>ADAMUS: Ve eğer ona değer olsaydın, herşeyden önce, Tanrı her sabah kahvaltında seninle olurdu, yani buna değer olsaydın.</p>
<p>ELIZABETH: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Ve yaşamında herşey mükemmelen akardı ve herkes seni kesinlikle severdi ve sana hayran olurdu.</p>
<p>ELIZABETH: Güzel dedin!</p>
<p>ADAMUS: Evet, evet.</p>
<p>LİNDA: Bu söylediğini insan pek olumlu yorumlayamıyor. Alay ediyorsun değil mi?</p>
<p>ADAMUS: Evvet!</p>
<p>ELIZABETH: Ha, evet!</p>
<p>LİNDA: Ben sadece bu mesajı çevirmek zorunda olanlara yardım etmek istiyorum.</p>
<p>ELIZABETH: Ha, iyi bir noktaya değindin.</p>
<p>ADAMUS: Anlıyorum. Yani tüm bu kişisel-çöpler ve, bunun herhalde en büyük sorunlardan biri olduğunu söyleyeceğim, ve bu bir öncekine, dramlara bağlanıyor, ama aydınlık yanına bakmaktansa, karanlık yanına bakmak daha kolaydır. Aydınlık tarafın – ve  burada aydınlıkla karanlık arasında bir ayırım yaptığımdan değil, ama bunu okuyacak olanlar bu ayırımı yapacaklar – (aydınlık tarafın) ille de daha çekici olduğuna inanmıyorlar. Karanlığa bakmaya çekiliyorlar, ve şöyle bir değerlendirmeye – “Daha iyi bir insan olsaydım, daha spiritüel ve aydınlanmış olurdum.” Hiç de değil.</p>
<p>Diğer alemlerdeki o Büyük Yükselmiş Üstatlar’dan bazısıyla tanışmanız gerekir! Onlar canidiler. Kâfirdiler. Kanunlara – kimsenin kanunlarına, kurallarına – uymadılar. Tanrı’ya ve Tanrı hakkında saygısızca konuştular. Ama onlar başkaldıranlardı. Bir dakikaya kadar sözünü edeceğim şeyi kırıp geçmeleri gerekiyordu – formülleri. Böylece, teşekkür ederiz. Anlayışımıza çok katkıda bulundun.</p>
<p>ELIZABETH: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Birine daha gidelim.</p>
<p>LİNDA: Tamam.</p>
<p>ADAMUS: Eller havaya kalksın.</p>
<p>LİNDA: Cesur olanlar. Bir seçimin var mı?</p>
<p>ADAMUS: Hayır, devam et. Sen seç.</p>
<p>LİNDA: Tamam. Yok, bunu daha vermiyoruz.</p>
<p>STEVE: Önce ödülü alabilir miyim?</p>
<p>LİNDA: Hayır, önce mikrofonu alacaksın. Üzgünüm.</p>
<p>STEVE: Zihinsel karışıklık.</p>
<p>ADAMUS: Zihinsel karışıklık. Evet. Ve bu iki kelime temelde aynı kelime (kahkahalar), onun için buna “zihinsellik” diyeceğiz. Zihinselliğin karışık olmadığı bir zaman vardı, ama bu çok uzun zaman önceydi. Yazılmasını çok isteyeceğim kitaplardan biri de, çünkü aklımda başka kitaplar da var, geri gidip gerçekten geçmişe ve Atlantis krizine birinin kanal olmasıdır, yani zihnin Tanrı’ya dönüşmesine.</p>
<p>STEVE: Benim zihnim bunların hepsini bilmeye bayılırdı.</p>
<p>ADAMUS: Evet, evet, bayılırdı. Ama kitabı yazacak olursan, onun kalbinden gelmesi gerekir, ve zihnin şöyle derdi, “Ama bunları uyduruyorsun.” Ama uyduruyor musun ki? İşte büyük soru bu, ve meydana gelen zihinsel ikilem de bu. Büyük bir ikilem. Büyük ikilem.</p>
<p>Pekâla, güzel. Tam olarak gelmek istediğim yere vardık – oniki – ve karar verme zamanı, kim… ha, senin Ödülün verildikten sonra. Beş yüzlüğü kim alacak?</p>
<p>LİNDA: Beşyüz neyi?</p>
<p>ADAMUS: Cauldre’nın cebindekini… ama önce onu kimin alacağına karar verelim. Şahsen, dürüstlüğünden ötürü Joe’yu ödüllendirebilirsek, bundan onur duyacağım. (izleyiciler onaylar ve alkışlar) Buruşmuş bir beşyüzlük banknot – Macaristan’dan. Evet. (kahkahalar) Ve onu lütfen kameraya doğru kaldırır mısın. Kaldır… hayır, bu tarafa gel.</p>
<p>Ve o banknotun üzerinde bana benzeyen bir resim olduğu söyleniyor. Ve onu şuraya da yansıtmanın bir yolunu bulabilirsek. Kameraya doğru tutmaya devam et. (resim, görüntü ekrana gelir ve Şambra “Aaa!” der) Teşekkür ederiz. Onu bilgece harca.</p>
<p>Teşekkür ederiz. Pekâla… (izleyicler alkışlar) Ve Linda, çiftliği bağışlıyorum diye çok endişelenmişti.</p>
<p><strong><em>Enerjileri Biraz Hareket Ettirme</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Pekâla, hadi şimdi – hmm, konuşacak çok şey var – ama bir an için, konuya dalmadan önce, bir enerji gelişim arası verelim. Biraz müzik çalalım.</p>
<p>LİNDA: Lütfen.</p>
<p>ADAMUS: Ve sesi de biraz açalım. Pekâla, Hannibal lütfen, dokuz dakikan var.</p>
<p>HANNIBAL: (şarkı söyleyerek) Dokuz dakika!</p>
<p>ADAMUS: Dokuz dakika!</p>
<p>HANNIBAL: Dokuz dakika. Pekâla. Ve hiç zaman olmadığını göz önünde bulundurarak, dik oturalım ve derin bir nefes alalım. Önce ellerimizle yüzü örterek başlayacağız… ve hımlayacağız, ağzı öne uzatarak. (izleyiciler katılır) Hmmmmmmmmmmmmm.</p>
<p>Tize yükselin. Çıkartabildiğiniz kadar tiz ses çıkartın. Hmmmmmmmmm. Hımlayın. Ağzı, bir kuş gibi, kuşun gagası gibi öne uzatın. Hmmmmmmmmmmmmmmm. Titreşimi hissedebiliyor musunuz? Kafatasınızdaki titreşimi hissedebiliyor musunuz? (ellerini başına koyar)</p>
<p>Hmmmmmmmmmmmmmmmmm. Daha yüksek sesle. Daha yüksek. Daha derin nefes alın. Hmmmmmmmmmmmmmmmmm.</p>
<p>Eller buraya (yüzün iki yanına) Ah-h-h-h-h-h-h-h-h-h-h-h-h-h!</p>
<p>E-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e!</p>
<p>E-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e! Bir spiral gibi. Daha yükseğe, daha yükseğe, daha yükseğe!</p>
<p>Ben göstereyim – e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e- ve sonra aşağı geri iniyoruz, kafa sesine yukarı çıkıyoruz. Sadece kafa sesini kullanın, alçak seslere inmeyin. Birçok insan yalnızca göğüs sesinde kalmak ister. Biz kafa sesini çıkarmak istiyoruz. Tamam, büyük bir nefes. E-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e!</p>
<p>Nasıl hissediyorsunuz? Hadi bir daha yapalım. Bir daha yapalım. Büyük bir nefes. E-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e!</p>
<p>Peki, Hah!a ne dersiniz. Hah! Hah! Hah! Ağzınızı açmanız gerekiyor. Önce ağzı açmak gerekiyor. Kocaman açın. Bastırmadan. Hah! Hah! Hah! Hah! İfade edin. İfade edin. Hah! Hah! Çok Hızlı. Hah! Hah! Hah! Hah! Hah! Hah! Hah!</p>
<p>Ayağa kalkın, kalkın, kalkın. Eller karnın üstünde ve önce ağzı açın ve bastırın ve sonra beni izleyin, beni izleyin. Hah! Hah!</p>
<p>Önce ağzı açın. Hah! Evet! Hah! Evet. Hah! Hah! Hah!</p>
<p>Şimdi O tonunu yapalım. O-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o. Elleri katın. O-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o. Daha yüksek! O-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o. O-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o.</p>
<p>E-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e. Ağız açık. E-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e-e.</p>
<p>Şimdi A yapalım. A-a-a-a-a-a-a-a-a-a-a-a-a-a-a. U yapalım U-u-u-u-u-u-u-u-u-u-u-u. O yapalım O-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o. Ve A. A-a-a-a-a-a-a-a-a-a-a-a-a-a….</p>
<p>Size, one, two, three, four, five, siz, seven, eight (bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz) dedirteceğim. İşte başlıyoruz. One (Bir)… Aşırı bir şekilde! Abartın, abartın, abartın, abartın. Taşkınca. İyi bir nefes alın ve O-n-n-n-n-e…</p>
<p>Eğer bu kadar yüksekten başlarsın nereye gideceksiniz? Alçak seslerden başlayın. İyi bir nefes ve işte başlıyoruz o-n-n-n-n-n-e…</p>
<p>İyi bir nefes, T-w-o-o-o-o-o-o-o… T-h-r-e-e-e-e-e-e-e-e-e… F-o-o-o-u-u-u-u-u-u-r… F-i-i-i-i-i-i-i-i-v-e… S-i-i-i-i-i-i-i-i-i-i-x… S-e-v-e-n-n-n-n-n-n. Ağzı açın!</p>
<p>Bazılarınızın ağzı açık değil. “Seven” sesini çıkartacaksınız. SEVEN!! Aşırıya kaçın. Ölçüyü aşın. Hadi. S-e-v-e-n-n-n-n-n-n-n-n… E-e-e-e-e-e-i-i-i-i-i-i-g-h-t.</p>
<p>Çok teşekkür ederim! (izleyiciler alkışlar) Teşekkür ederim. Şimdi oturabilirsiniz. (Hannibal abartılı bir biçimde güler ve izleyiciler de onu taklit eder)</p>
<p>LİNDA: Teşekkür ederiz. Teşekkür ederiz! Bu ses miydi, neydi?! Vaaay.</p>
<p><strong><em>Uyanış Kuşağı</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>ADAMUS: Sevgili Şambra, geçen ay, insanın dalga biçimiyle tanrısalın dalga biçiminin kesişmesinden ve birleşmesinden söz ettik. Anlaşılacağı gibi, ben bu olguyu fazlasıyla basitleştiriyorum, çünkü buna dahil olan birçok başka dalga biçimi daha var. Ama hatırlayacağınız gibi, tanrısallığın bir akışı, bir ritmi olduğundan ve bununla bağlantı kurabileceğinizden, ve insanın da kendi akışı ve ritmi olduğundan söz ettik. Ve bu ikisi, bazen birlikte çok güzel bir dans gerçekleştiriyorlar.</p>
<p>Biraraya geliyorlar, sonra kendi yolculuklarına gitmek için ayrılıyorlar ve tekrar biraraya geliyorlar. Ve birbirlerine yakınlaştıkları her sefer, kendi deneyimlerini paylaşıyor, ne öğrendiklerini paylaşıyorlar. Tıpkı sizin burada oturmanız ve bir yanınızın öğrenip deneyimlemesi gibi, tanrısallığınız da başka bir boyutta öğreniyor ve genişliyor. Bu güzel bir danstır. Doğal bir danstır.</p>
<p>Er ya da geç, bu unsurlar birleşmeye karar verir, ve şu anda olan  budur. Yani bu dalga biçimleri bir noktada kesişir ve sonra birlikte sonsuz bir dansa başlarlar, tekrar ve tekrar ve tekrar. Şuradaki noktaya “X” noktası ya da uyanış ya da kuşak deniyor, ve siz burada bulunuyorsunuz. Burası, çoğu insanın bulunduğu yer değil. Onlar biraz daha geride, şuradalar, ama siz buradasınız.</p>
<p>Tobias, yıllar boyunca – aslında yüzyıllar boyunca ama yıllardır diyelim – sizlerle çalışırken bu dansı gerçekleştiriyordu, ve sizi bu erken uyanış kuşağına getirdi. Size başka hiçbir şey vermemiş olsa bile, o güvenceyi verdi, tanrısal olduğunuza dair, deli olmadığınıza dair. Yolda giderken tahammül ettiğiniz – insanoğlunun katlandığı &#8211; bazı yaraları dindirmenize yardımcı oldu. Sizi bu noktaya getirecek, rahatlık ve güvence sağlayan ve potansiyellerinizi görebileceğiniz bu noktaya getirecek o potansiyele, gelecekle ilgili potansiyelinize bakmanıza yardım etti.</p>
<p>Böylece, o sizin buraya ulaşmanıza yardımcı oldu, ve biz bir devir-teslimi yaptık, dedi ki, “Adamus, bundan sonrasını sen ele al, çünkü ben geri dönüyorum. Bunu (dalga biçimlerini) baypas edeceğim. Şambra’yla çok farklı bir biçimde çalışmak için, Şambra’yla burada (“X” noktasında) olmak üzere geri dönüyorum.”</p>
<p>Ve biz bunu geçenlerde başka bir grupla da konuştuk, ama şu kuşağa (“X” bölgesine) girmeden hemen önce, insan çok, çok değişken, kararsız olur, “X” noktasına girmeden önceki halinizi büyütecek olursak (Adamus, keskin iniş çıkışları olan, zikzaklı bir dalga biçimi çizer), çok değişken olur.</p>
<p>Ruh – tanrısallığınız – ilginç bir şefkatle karşılık verir, bu sizin çok ilginç bir yansımanızdır. Değişken, kararsız olduğunuzda, deneyimine dayanarak ve şefkat de duyduğundan ve içinden geçtiğiniz süreci de anladığından, tanrısallığınız da değişken hale gelir (Adamus, bir başka zikzaklı dalga biçimi daha çizer) ve sizin dalga modelinizi tam olarak izlememeye, ve sizinle senkronize olmamaya karar verir. Mühendislik gibi bilimsel geçmişi olanlarınız, senkronizasyonun ne olduğunu bilir. Frekanslar aynı düzlemde birlikte çalıştığı zaman, güzel bir müzik olur. Çalışmadığı zaman ise kulağa korkunç gelir. Korkunç hissedilir.</p>
<p>Ama bunun bir sebebi var. Bu, tanrısallık tarafından, ve genelde insan tarafından, kötü bir niyetle ya da aptallık yüzünden gerçekleşmiyordur, çünkü bu – bunu basitleştirecek olursak – yani bu dalga biçimi modeli, senkronize olmadığında ya da fazından, evresinden saptığında, onu yeniden evreye geri getirmek için çok güçlü bir arzu olur – ama o eski evreye değil, o eski modele, kalıba değil. Ve bu, “X” kuşağına girmeden hemen önceki bu değişken kuşakta, bu değişken kalıplar bir biçimde birbirleriyle iletişim kurarlar – kelimelerle ya da sesle değil – ama iletişim kurar ve şöyle derler, “Hadi bir sonraki düzeye geçelim. Bunu farklı yapalım. Sürekli bu gel git yerine, sürekli bu kuğu dansına benzer dans yerine, şunu birleştirelim.”</p>
<p>Bu değişken davranış ona, hadi buna enerji diyelim, enerji ya da momentum sağlar ki, şu anda bulunduğunuz noktaya ulaşabilesiniz – yani uyanışa. Ve ben “uyanış” teriminden de pek hoşlanmıyorum, kulağa sanki ölü gibi derin bir uykudaymışınız gibi geliyor, oysa aslında hiç öyle değildiniz. Sadece farklı bilinç düzeyleri yaratmıştınız, ve (şimdi) diyorsunuz ki, “Hadi şunları şimdi açalım.”</p>
<p>Bu noktada bir dolu ilginç şey oluyor, ve birlikte, dünyanın her yanındaki Şambra’yla birlikte çalışarak, bu değişken kuşakta neler olduğunu ve sonra şuraya (“X” kuşağına) ulaştığınızda ne olacağını yazacak ve konuşacağız. Bunun felsefi saçmalıklar içermeyen bir şey olması, ilginç olmaz mıydı ve yardımcı olmaz mıydı…</p>
<p>ŞAMBRA: Evet!</p>
<p>ADAMUS: Teşekkür ederiz… bu bir teori değildi, bu, bir milyon adet kitap satmaya çalışan biri değildi, o kişi kendini büyük ve guru-vari kılmaya çalışmıyordu. Ama birinin bunu açıkça sergilemesi, değerli bir şey olmaz mıydı, tabii tüm ayrıntılarıyla değil, ama deseydi ki, “İşte şöyle bir şeyler oluyor. Siz bunu kendi tarzınızda deneyimleyeceksiniz, ama aşağı yukarı böyle bir şey oluyor.”  Ve işte biz bunu gerçekleştiriyoruz.</p>
<p>Buraya, Dünya’ya geliş nedenlerinizin, neden Dünya’da kaldığınızın, ve Şambra’yla neden bu bağlantıyı hissettiğinizin en büyük nedenlerinden biri budur. Ve biz bunu basit, kolay anlaşılacak, öyle şatafatlı olmayan bir biçimde gerçekleştireceğiz. Biz bunu insanların anlayabileceği terimlerle anlatacağız. Bunu neden insanların ne okuduğunu anlamayacağı gizemli (ezoterik), teolojik terimlerle ifade etmeli ki? Biz bunu basitleştireceğiz, çünkü biliyorsunuz ki bunu yapabiliriz, çünkü siz bu deneyimden geçtiniz, ve bunu olduğundan daha karmaşık hale getirmek istemezsiniz. Zaten yeterince karmaşıktı. Bu yüzden basitlik istiyoruz.</p>
<p>Pekâla, bu “X kuşağında neler oluyor? Ve bu arada, bu değişken kuşakla “X” kuşağı arasında bir fark olduğunu göreceksiniz. On yıldır değişken kuşaktayken, şimdi “X” kuşağındayız.</p>
<p><strong><em>Formüller</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Pekâla, burada neler oluyor? Burada neler oluyor? Eh, birkaç şey. Formüller işe yaramıyor, formüller, sizin geliştirdiğiniz şeylerdir, insanca yaşamınız için (geliştirdiğiniz) o küçük formüller. Onlar artık işe yaramıyor. İnsanlar ve hatta melekler formüllere göre yaşarlar – güzel, küçük, önceden-paketlenmiş inanç sistemleri, tıpkı marketteki donmuş gıdalar bölümündeki sebzelere yönelmek gibi, oysa burası aslında uyarılmamış olan inanç bölümüdür ve insanlar raflardaki şeylere el atarlar – nasıl yaşadıklarının formüllerine.</p>
<p>Şimdi, hakkını verelim, bazı formüller uygundur. Arabayı sürmenizi sağlayan bir formül, ortak bir anlaşma gibidir. Ama genellikle insanlar formüllerin içinde öylesine kısılı kalıyorlar ki. Nasıl giyinmeli? Biliyorsunuz, bu bir formüldür. Nasıl yemek yemeniz gerektiğine ilişkin birçok farklı formül var. Ama insanların formülleşmiş inançları da var. Tekrar ve tekrar ve tekrar yineledikleri alışkanlıkları ve rutinleri var, hayatlarında bir düzen olduğu hissini versin diye, ama aslında herhangi bir düzen olduğunu da hissetmiyorlar. Bir düzen kurmaya çalışıyorlar, ama olmadığını biliyorlar. Bu, bir rüzgar fırtınasında yaprakları tırmıkla toplamaya benziyor. İşe yaramayacaktır. Ama formüller rahatlık sağlar.</p>
<p>Formüller çok önceleri burada (uyanış-öncesi) geliştirildi, yaşamlardır sürüp giden formüller demek istiyorum, ve şimdi siz buraya (“X”) geliyorsunuz, ve onlar iş görmüyorlar. Bu, insanoğlu parçalanıyormuş izlenimini veriyor. (Adamus “düşmüş” bir figür çizer) Bu, herşey dağılıyormuş ve insanoğlu bir uçurumdan yuvarlanıyormuş da ne zaman kendine geleceğini, gelip gelmeyeceğini bilmiyormuş izlenimini veriyor. Ve bu hiç de doğru değildir. Kesinlikle gerçek değildir. Sadece öyle hissediliyor, ve bunu bazen de böyle deneyimliyorsunuz, ama bu, deneyimin bir parçasıdır.</p>
<p>Yani formüller iş görmüyor, ve herhalde bunu kendi yaşantınızda gördünüz. Eski formüllere, şeyleri yapmanın eski biçimlerine geri dönmeye çalıştınız, ve işe yaramadı.</p>
<p>Şimdi, doğal olarak bir sonraki adım, yeni bir formül yaratmaktır! Kesinlikle! Kesinlikle. Böylece umutsuz bir girişim var, yeni formülü, yeni işlemi ve yöntemi arayıp bulmak için sanki fazlasıyla umutsuz bir girişim söz konusu. Bu arada, hepiniz bu formüllerin kırılmasından geçtiniz ya da bu formüller hâlâ parçalanma, dağılma sürecindeler, ki enerji özgürleşebilsin. Enerji nihayetinde bir formülün içine kısılmak istemiyor. O çok özgürce akar. Joe bunu biliyor.</p>
<p>Ama zihin umutsuzca yeni formülü yaratmak peşinde. Sonra da ona şatafatlı kelimeler yükleyecek ve ona “Yeni Enerji” diyeceksiniz. Öyle midir ki? Bu sadece birazcık aklanıp paklanıp yeni bir başlık konulmuş o aynı eski formül olmasın? Evet. Evet, çünkü… bu konuda bana biraz tolerans tanıyın, ama genelde Yeni Enerji formülleri yoktur. Bunun arkasında bir fizik (kuralı) yatıyor, çünkü Eski Enerji aslında formüllere yanıt veriyordu. Dün yapılan bugün de tekrarlanabiliyordu, ve sonra siz sadece tekrarlıyor ve mükemmelleştiriyor ve bir krize ve kargaşaya girene kadar onu tekrar ve tekrar ve tekrar yineleyip duruyorsunuz. Ama Eski Enerji, çoğu zaman, titreşimseldi ve öngörülebilirdi. Böylece onunla yeni yollardan, ama aslında oldukça öngörülebilir yollardan oynamayı sürdürdünüz. Ben şimdi David’in üzerine su dökecek olsam, ki bunu yapmayacağım, ama öngörülen tepkiler olacaktır.</p>
<p>Yeni Enerji, çoğu kez, bir formülle sınırlanamaz, çünkü titreşimsel değildir. Kalıpları yoktur. Bir şeyi bir kez yapmanız, ille de onu tekrar yapacağınız anlamına gelmez. Onun için de çok karmaşık görünecektir, Bonnie, ama değildir. Değildir. Aslında oldukça güzeldir. Ve Yeni Enerjinin derinliklerine girdikçe ve daha da ve daha da derinlere daldıkça, göreceksiniz ki, eh, o çok güzeldir.</p>
<p>Formüllere ihtiyacınız yok. İşlemlere ve yöntemlere ihtiyacınız yok. Eğer Yeni Enerjide, Eski Enerjiyle ya da başka Yeni Enerjilerle çalışmanın bir işlemi olsaydı, o işlem onun doğasında vardır. Yaratılmayı ya da üretilmeyi ya da analiz edilmeyi gereksinmez. İşlem onun doğasında ya da özündedir. Ama değişir, onun için de zihin karışır. Sanki herşey parçalanıyormuş gibi görünür, oysa değildir. Tekrar inşa edilmeden önce yeniden yapılanıyordur. Yani formüller işe yaramıyor.</p>
<p>Bir şey daha var, ki ben ona ‘Cebrail sendromu’ diyorum. Peki bu nedir? Şuradaki kuşakta, şu (sur) borusu bölgesinde olduğunuz zaman… ama bu sizin borunuzdur. Bir kez Cebrail’in borusuna yanıt verdiniz ve bundan da sık sık pişmanlık duydunuz (kahkahalar), yani Dünya’ya gelme çağrısına, gelip de Dünya üzerindeki bu inanılmaz deneyimi paylaşsınlar diye meleksel alemlere yapılan çağrı. Sanırım bu, reklam yapan ve biraz da fazla satış yapan melekler tarafından yazıldı, ama… (kahkahalar) Evet, “Gidin Dünya’yı görün!” (Adamus güler) Bu, dağıtılan o turistik “Dünya’yı görün” broşürlerinin aslıdır.</p>
<p>Böylece, Cebrail’in borusu üflendi ve üfleniyor. Ve – (kahkahalar) bu komikti – ve siz, tüm bu deneyimleri üstlenmek üzere Dünya’ya geliyorsunuz. Eh, şuradaki noktaya geldiğinizde, kendi içinizdeki kendi Cebrail borunuzun sesi devam ediyor. Bu (“X”) aslında bütünleşme – veçheleriniz, geçmiş yaşamlarınız, gelecekteki potansiyelleriniz, deneyimlenmemiş geçmiş potansiyelleriniz – bu, her bir parçanızdır, ve elbette, o dalga biçimlerindeki tanrısallık ile insanın şimdi biraraya gelmesidir.</p>
<p>Yani olan bu, ve bu bir dolu, kargaşa gibi görünen, çok gürültü çıkartıyormuş gibi görünen şey yaratıyor. Birdenbire herkes aynı zamanda yuvaya geri dönüyor, ve bir yanınız, herkesin yuvaya geri dönmesini istediğinden pek emin değil. Siz bir anlamda yuvanın sadece size ait olmasından keyif aldınız – başka bir deyişle, farkındalık yoksunluğundan – ama onların hepsi şimdi yuvaya geri dönüyor. Ve sadece ziyarete de gelmiyorlar. Kalıyorlar. Ama bu iyi, çünkü bütünleşiyorlar. Siz tüm bu enerjiyi yaşantınıza geri getiriyorsunuz.</p>
<p>Yani bu şeylerin hepsi sizde olageliyor, ve sonra da içinize o derin dalışı gerçekleştiriyorsunuz. Bundan, daha önce diğer zorluklardan söz ederken konuştuk. Bu bazen saplantılı bir hal alıyor ve siz aşırı eleştirel, kendinden aşırı kuşku duyan, kendini ve diğer herkesi de aşırı analiz eden bir hal alıyorsunuz. Metafizikçilerin herkesi analiz etmeyi istemek gibi bir eğilimleri vardır, çünkü o zaman o belli günde kendilerini bu kadar katı analiz etmeleri gerekmeyecektir. Ama herkesi analiz etmek isterler. Ve ben sadece yazılım programlarının, mekanik şeylerin, bilimsel ya da matematiksel şeylerin analiz edilmesinden söz etmiyorum, ama insan davranışını analiz etmekten söz ediyorum.</p>
<p>Bir de… (Adamus kıkırdar) Biliyor musunuz – burada sınırı aşıyorsam affedin – ama danışman ve psikolog olanlar, tam burada (dalga biçimlerinin inişli çıkışlı ve değişken olduğu yer) bulunanlardır. Onlar belki de, diğer insanları analiz edecek ve onlara danışmanlık yapacak en uygun olmayan, ama belki empati duyan kişilerdir, çünkü o değişken kuşaktalardır ve ne olup bittiğine dair hiçbir fikirleri yoktur – “Bugün benim sorunlarım yerine senin sorunların hakkında konuşmak, bana gerçekten iyi geliyor.” Burada kimseyi suçlamayı amaçlamıyorum, ama bu oluyor.</p>
<p>Böylece burada, bu “X” kuşağında derin bir içe-dalış oluyor. Bu bir kendini-keşfetme dalışıdır. Neler olup bittiğini görme dalışıdır. Farkındalığı açmak için gerçekleştirilen bir dalıştır, ama bir dolu kuşkuya, bir dolu aşırı eleştirel analize neden olur ve saplantı haline gelir. Sabahları ilk ve geceleri de son düşünceniz olur. Ve sık sık, rüya haliniz sırasında bu saplantılı analizi bizim tarafa taşırsınız – ufff!  İlginç… değil!</p>
<p>Analiz etme öyle bir noktaya geliyor ki, sanırım Tobias bunu mükemmel bir şekilde “Hiç iplemiyorum!” diyerek özetledi. Hayır, o, “Farketmez” dedi. (kahkahalar) Aynı şey. Aynı şey, insan daha ne kadar analiz edebilir ki, diyorsunuzdur. Geçmiş yaşamlarda ve bu yaşamda yaptığınız tüm o kötü yaramazlıklara ne kadar odaklanabilirsiniz? Olmuş bir olayın karanlık yanına ne kadar girebilirsiniz? Sanırım sizi, yaptığınız ya da olmuş kötü bir şeyin asla bakmadığınız diğer potansiyellerine bakmaya davet etmiştim… seni bundan hariç tutmuyorum (Hannibal’e hitap eder), sadece kolyeni beğendim. Doğrusunu istersen, onu kaybettin ahbap! (Adamus’un kolyeyi Hannibal’den alıp da boynuna takması kahkahalara neden olur) Evet, teşekkür ederim. Ve bu Cauldre’ya daha çok yakıştı! (Adamus güler) Yani hiçbir şey kutsal değil mi? Hayır, hayır, hayır.</p>
<p>Böylece aşırı-analize derin bir dalış yapıyor ve orada sıkışıp kalma eğiliminde oluyorsunuz, ve gelip sizi sarsacak ve şöyle diyecek birine ya da bir şeye gereksinim duyuyorsunuz, “Bu ilginçti, ama meydana gelmiş olan bu olayın diğer tarafına, ya da bir başkasına yaptığın o kötü şeyin öbür tarafına neden bakmıyorsun?” Burada ortaya konan davranış kadar gerçek olan daha bin tane ve milyon tane potansiyel var, ve onlar da çok gerçektir. Neden sanki şeylerin parlak yanına ya da öbür yanına bakmıyorsunuz? Neden bu kadar takıntılı bir hal alıyorsunuz, Pete’in de dediği gibi, dramlara ve karanlığa neden saplantı halinde takılıyorsunuz?</p>
<p>Böylece, sevgli Şambra, şu anda bulunduğunuz yer burasıdır. Siz bunun ortasındasınız, ve bu zaman zaman kesinlikle depresif olur. Bunu kabul etmem gerekiyor, evet öyledir. Bazen bunu hak etmek için ne yaptığınızı merak edersiniz. Bazen de sizin için kesinlikle uyarıcı, ilham verici, canlandırıcı ve özgürleştirici oluyor. Ve zaman zaman da aydınlanmalar öylesine yoğun oluyor ki, daha fazla aydınlanmalar yaşama isteği kamçılanıyor – ve o zaman onu incelemeye ve onunla çalışmaya ve daha birçok şey yapmaya çalışıyor ve sonra sanki yeniden o monoton rutine giriyorsunuz. Ama bulunduğunuz yer burası. Bulunduğunuz yer burasıdır. Ben güzel bir haberim var, demek istemiyorum ama, şeyler gelişiyor. Sanırım bu iyi bir haberdir. Şeyler gelişiyor.</p>
<p>Ve tekrarlıyorum, biz çok acıklı ve destansı bir insan yolculuğunu basitleştiriyoruz. Başka bir deyişle, bunun ötesine geçelim, diyoruz. Hadi buna girişelim.</p>
<p><strong><em>Ne yapmalı?</em></strong></p>
<p>Pekâla, tam buradayken (“X” kuşağında) ne yapabilirsiniz? Ne yapabilirsiniz? Biz sorunlardan söz ettik. Peki, ne yapabilirsiniz?</p>
<p>İşte buradayız…. Aslında, şunu yeniden çizeceğim. Biraz daha kağıt ziyan etmeme izin verin. Birçoğunuzun bildiği ya da anladığı üzere, Merkaba denen bir şeye sahiptiniz. (Adamus çizer) Merkaba. Bu, çok, birçok şeyi temsil ediyordu. Ben ona hep, farklı açılardan bakılabilen, çok fasetalı bir mücevher dedim – bunu üç boyutlu ya da sekiz boyutlu olarak hayal edin. Ama burada gösterildiği şekliyle, birinin eril, diğerinin dişil olduğunu söyleyebilirsiniz. Yani bu parça eril, bu parça dişil, ya da aydınlık ve karanlık. Farklı unsurlar birbirleriyle karışıyordu. Bu aynı zamanda insanla tanrısal olanı da temsil edebilirdi. Ama siz buydunuz.</p>
<p>Şimdi – yine eleştirel olduğumdan değil, ama gözlemlediğim için – şu sınıflar beni çok eğlendiriyordu, hani Merkaba’nın bir parçasını bir tarafa, diğer parçasını da öbür tarafa döndürmeyi öğreten kurslar – ben bile bunu yapamıyorum, çok kafa karıştırıcı. Sanki bundan, sersemlemenin, mide bulantısından ya da kafanın daha çok karışmasından başka bir şey elde edebilir misiniz? Bu, onları döndürmekle ilgili değildir. Yani enerjinizi döndürmek drama gibidir, birazcık şarjını azaltmak için onu yukarı doğru döndürürsünüz, ama sonra hemen başladığınız yere geri dönersiniz. Onun için şunu yeniden çizeyim.</p>
<p>Böylece, bu ayrı unsurlar en sonunda biraraya geldiler ve (Adamus çizer) … Bu o kadar iyi bir çizim olmadı, Cauldre. Bunu tekrar yapacağız. Sizi temsil eden asıl sembolü hatırlayın (çevresinde bir daire olan nokta), ve bu unsurlar biraraya geldiler, artık Merkaba yok, Yeni Enerji var. Ben bunu bir dakikaya kadar, kalan 13 dakikamızda ele alacağım.</p>
<p>Ama siz “X” kuşağındasınız ve soru şu, şimdi ne yapabilirsiniz? Buradayken ne yapabilirsiniz? Şimdi bunun iş gördüğünü biliyorsunuz, çünkü insan/tanrısal, eril/dişil, sizin her bir dualite parçanız yeniden birleşmeye başlıyor. Ama buradaki kritik etkenler güvendir (Adamus yazar), ve bu arada, güven kör değildir. Ben “iman” kelimesini de kullanmayacağım – neye iman etmek? Ama kendinize duyduğunuz sağlıklı bir güven – körlemesine bir güven değil, sağlıklı bir güven – sizden kendinizi açmanızı, o formüllerin eriyip yok olmasını talep eder ya da bunu çağırır.</p>
<p>Çok uygun olan bir süreçten/işlemden geçtiğinize ve sonuçta bunun artık bir süreç/işlem de olmayacağına ilişkin sağlıklı bir güven. Süreç yok olur. Sizin de Tanrı olduğunuz güveni, ama aptal ya da kör olmayın. İnsan benliğinizin , insan bilincinizin bunu gerçekten, <em>gerçekten </em>hissetmesine izin verin. Bu size doğru geliyor mu? Kendi tanrısallığınıza açılmak size doğru geliyor mu? Bu kesinlikle bomboş bir duvar gibi mi? Kendinizi tanrısallığınıza güvenmeye açmanız büyük bir uçurum gibi mi? Eğer öyleyse, derin bir nefes alın. Acelemiz yok. Yarış yok.</p>
<p>Söylediğim şu, güvenin gerçek olması gerekiyor. Kendi tanrısallığınıza, kendi benliğinize duyduğunuz güvenin gerçek olması gerekiyor. Onu üretemezsiniz, onu manipüle edemezsiniz, ve doğrusu, bu güven gerçekten, geçmişte bildiğiniz o inanç sistemlerine benzer bir inanç sistemi de olamaz; başka bir deyişle, umutsuzca tutunabileceğiniz güzel, zihinsel bir yapı olamaz. Güvenin çok gerçek olması gerekir.</p>
<p>Onun için, bunu araştırırken, keşfederken kendinize sorun, çünkü güven, anahtarlardan biridir – kendine güvenmek. Ona değil (yukarıyı gösterir), ruhsal rehberlere değil, bir guruya değil, <em>yalnızca </em>kendinize. “Yalnızca”nın altını sekiz kere çizin, koyu renkle yazın ve bir ünlem işareti koyun. <strong>Yalnızca! </strong>kendinize! O güzel boncuklara ya da kristallere ya da mantralara ya da başka herhangi bir şeye değil. Güvenin gerçek olması gerekir.  Bana, “Pekâla Adamus, kendime güveneceğim,” deyip de, sonra buradan çıkıp yeniden kendinize karşı güvensiz olmayın.</p>
<p>Kendinizi, kendi içinizde güveni deneyimlemeye davet edebilirsiniz. O deneyimi yaşantınıza getirebilirsiniz. Bu noktada devam etmem gerekiyor çünkü geç oluyor.</p>
<p>Pekâla, güven. Diğeri, şefkat. (Adamus yazar) Şefkat burada çok önemlidir – kendiniz için (kendinize duyduğunuz şefkat). Bazıları buna bir açıdan bağışlama da der. Şefkat, her bir parçanızı kabul etmektir, çünkü tüm o veçhelerinize sahipsiniz, tüm o parçalarınız ve kısımlarınız geri geliyorlar. Onların bu şefkati hissetmeye ihtiyaçları var. Bu, onları yuvaya kabul etmektir. Bu üretilemez. Başka bir deyişle, “Ben şefkatli olacağım” deyip de sonra eve gidip kendinizi dövmeye ya da kendinizdeki bazı şeyleri düzeltene kadar ona hemen ulaşamayacağınızı söylemeye başlayamazsınız. Şefkatin dürüst olması gerekir.</p>
<p>Şefkat, Aandrah ve On’un da size söyleyebileceği gibi, zorlayıcı bir şey olabilir. Kendi içinizdeki o şefkat alanına gittiğinizde, neden şefkatli olamadığınızla ilgili tüm sorunlar da ortaya çıkacaktır. Şefkatlendirilmemiş herşey (Adamus’un yeni “uydurduğu” kelimeye herkes güler) ortaya çıkacaktır. Her yara, her kırılmış veçhe, her kötü, karanlık, sefil veçhe ortaya çıkacaktır, çünkü sonuçta sizin şefkatinizi istiyordur, ama şefkatinize de aslında pek inanmıyordur. Yani bu yine, kendinize karşı gerçek olmanıza indirgenebilir.</p>
<p>Şefkat, yaşantınızın en kötü, en kötü olayına bakabilmek, ve – siz ona hep buradan baktınız (yüzü ileriye dönüktür) – ve o olayın öbür tarafına geçip ona buradan bakabilmektir (yüzü arkaya dönüktür). Ve ben onda yapmacık bir iyilik görmekten söz etmiyorum, onu gerçekten hissetmekten, gerçekten anlamaktan söz ediyorum. Zihinsel olmayın, ama o olayda ve varsa, onunla ilişkili diğer olaylarda ne olduğunu gerçekten anlayın. Gerçekte neler olup bitiyordu? Siz ona sadece tek bir bakış açısından ve düzlemden bakıyordunuz. Eğer gerçekten şefkat duymak istiyorsanız, gerek duygusal olarak gerekse hissederek, bir gözlemci olarak her bir açıya gidin ve deneyimlemenize izin verin.</p>
<p>Uzun zamandır beraberinizde bir çarmıh taşıyordunuz – bir dolu çarmıh. O çarmıha bir bakın. O çarmıh, üzerine çivileneceğiniz çarmıh değildi; o çarmıh, hemen şuradaki tanrısalla insanın kesişme noktasıydı – “X” ya da çarmıh. Böylece ona bu açıdan bakın. Böylece – bir sonraki konuşmamızda bundan daha söz edeceğiz – ama azalan dakikalarımızda birkaç şey daha var.</p>
<p><strong><em>Özgür İrade &amp; Tanrısal İrade</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Birkaç şey. Geçen ay dedim ki, “İnsanların özgür iradesi var mı?” Hayır. Bir noktada buna sahip olmuş olabilirler, ama teslim ettiler, kendi özgür iradeleriyle. Onu teslim ettiler. Bir dolu başka şeye teslim ettiler.</p>
<p>Bu kuşakta, geri gelmekte olduğumuz bu “X” kuşağı, sizden bir şey diliyor. Burada (“X”), özgür irade, sizin deyiminizi kullanıyoruz, ama egemenlik/bağımsızlık – özgür irade – yeniden geri getirilebilir, diriltilebilir. O araca yeniden sahip olabilirsiniz, ama bunun, tanrısal iradenizin çok bilinçli bir biçimde kabul edilip onaylanmasıyla olması gerekir. Bu size, gelecek ay üzerinde düşüneceğiniz bir malzeme veriyor. İnsanoğlu bilinçli olarak kendi tanrısal iradesini kabul verip onayladığında, özgür irade de insana geri döner.</p>
<p>Tanrısal irade, yazgı ya da uzaktaki bir Tanrı’yla karıştırılmamalıdır. Tanrısal olan, sizdir, ve bu yüzden o irade, o dalga biçimi de sizdir. İnsan, bu “X” noktasına geldiğinde, kendi dalga biçimini tanrısal olarak kabul ettiğinde, özgür irade geri gelir. Egemenlik ya da bağımsızlık kabul edildiğinde ve farkedildiğinde, herşeye ilişkin – size olacak hemen herşeye ilişkin – gerçek özgür irade kesinlikle geri gelir.</p>
<p>Böylece, soruyu yanıtlayacak olursak, insanlar özgür iradeye sahiptiler… çok çok eskiden. Meleksel varlıklar özgür iradeye sahiptiler. Onu teslim ettiler. Onu teslim ettiler. Ve bu bilinç Dünya’ya getirildi, ve insanlara özgür iradeye sahip oldukları söylendi, ama kimse bunu sorgulamadı. “Özgür iradem varsa, neden ölmek zorundayım? Tam bir özgür iradem vardıysa, neden bunu ve bunu ve bunu yapamadım? Tam bir özgür iradeye sahipsem, neden hâlâ kanunlara, yapılanmalara ve formüllere uymak zorundayım?” Görüyor musunuz.</p>
<p>Yani hayır, insanlar ona sahip değiller, ama siz, sevgili dostlarım, tanrısal iradeyi, özgür iradeyi, artık farklılaştırılmadığı ya da ayrım yapılmadığı Ben’e yeniden bütünleyebilirsiniz. Ben Ben’im herşeydir. O noktada özgür iradeye ihtiyacınız yoktur. Hatta tanrısal iradeye bile ihtiyacınız yoktur. İkisi birleşir, ve Ben Ben’im halini alır.</p>
<p><strong><em>Yeni Enerji</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Aa, zamanımız doluyor, ve ben iki alıştırma yapmak istiyorum ki, bu, gerçekliğin doğası ve bir sonraki adımda nereye gittiğiniz hakkında uzun ve can sıkıcı bir ders olmasın.</p>
<p>Burada, bu “X” noktasında otururken… ah, çok az zaman kaldı. Ben hoşgörünüzü diliyorum, gerekirse (affedilmek için) bir şey de öderim. (çvr. Adamus’un burada kullandığı İngilizce kelime (indulgence) günahların kilise tarafından affedilmesi anlamına da geliyor) Cauldre’ya ödetirim.</p>
<p>LİNDA: Sorun yok. Sorun yok.</p>
<p>ADAMUS: Saat beşten sonra birkaç  dakikaya daha ihtiyacımız olacak.</p>
<p>LİNDA: Seni affediyoruz.</p>
<p>ADAMUS: Pekâla… ve ben bunu çabuk çabuk yapacağım. Buna gelecek ay geri geleceğiz.</p>
<p>Herşeyden önce, derin bir nefes alın. Herşeyden önce, topumu ortaya çıkarmam gerekiyor. (Adamus kırmızı bir top çıkartır) Pekâla, şimdi, Yeni Enerji. Bir dakika için ondan söz edelim ve sonra potansiyellere gireceğiz.</p>
<p>Eski Enerji, eski bilinç, iki ayrı unsurdu. Tekrar ve tekrar ve tekrar sözünü ettiğimiz gibi, bilince sahiptiniz. Bununla temsil edilen bilince sahiptiniz (Adamus nokta ve daireyi çizer), ve Yuva’ya geri dönme arzusundan yaratılmış olan, gerçekliği yaratmak üzere, bilinç kendini deneyimleyebilsin diye tezahür etmek üzere bilincin içine giren enerjiye sahiptiniz (Adamus çizer) – enerji, bilinç. Bunlar iki ayrı unsurdu – bilinç, enerji.</p>
<p>Yeni Enerji dediğimiz şey çok farklıdır, çünkü o – topu örnek olarak kullanırsak – bilinç değil ve ayrı bir enerji unsuru da değil. Yeni Enerji tam anlamıyla bilinçle enerjinin birlikte aynı pakette bütünleşmesidir. Aynı pakette.</p>
<p>Yani bilincin, onu desteklesin diye enerjiyi çağırmasına gerek yoktur. Onu zaten içerir, ve bu, daha sonra birçok tartışmaya neden olacaktır. O (enerji) zaten oradadır. Bu nedenle yenidir. Daha önce hiç orada olmamıştı, ama çok yeni bir biçimde işlemektedir. Tümüyle yeni bir işletme sistemidir. Böylece bunu aklınızda tutun. Bir sonraki adıma geçelim.</p>
<p><strong><em>Potansiyeller</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Biz buradaki “X” kuşağındayız, ve diyorsunuz ki, “Sırada ne var?” Ve bu aslında çok iyi bir sorudur. “Sırada ne var? Ben buradayım. Burası inanılmaz, burası ilginç, ama – hey! – buradan nereye gideceğiz?”</p>
<p>Buradan, potansiyellerin içine girmeye başlayacağız. Potansiyeller aslında gelecekte değiller. Kulağa sanki öyleymişler gibi geliyor. Sanki lineer bir çizginin bir yerlerinde gibi, ama değiller. Hemen şu anki deneyimin dışında kalan herhangi bir potansiyel, yine zaten hemen buradadır. Aslında çok, çok az insan potansiyelleri hayal ediyor. Onlar (daha çok) yazgıyı bekliyorlar. Yani sorunun bir kısmı da, hayal etme yoksunluğundan kaynaklanıyor. Belli bir yanınız geleceğin potansiyellerine gittiğinde, analitik oluyorsunuz. Bunu çok düzenli bir hale sokmak istiyorsunuz, ya da bunu çok kısıtlı bir insan bakıç açısıyla gerçekleştiriyorsunuz. Başka bir deyişle, küçük, kısıtlı hayaller kuruyorsunuz. Çoğu potansiyeli, neredeyse tümünü kaçırıyorsunuz. Onları hissetmenize izin vermiyorsunuz.</p>
<p>Buna ek olarak bir de orada olan ama tümüyle gözden kaçırdığınız şu yeni potansiyel var, çünkü siz eski potansiyellere benzer bir şey arıyorsunuz. Biraz bilinç, ona birkaç bardak da enerji katıyor, hepsini karıştırıyor, ve işe yarayacağını umuyorsunuz. ‘Sırada ne var’ (sorunuzun yanıtı olarak) hemen burada, hemen şimdi ulaşılabilir halde olan inanılmaz potansiyeller var. İnanılmaz potansiyeller, ve bazısına Eski Enerji diyebileceğiniz gibi, bazısına da çok Yeni Enerji diyebilirsiniz. Ama onlar sizin seçimlerinizdir. Onlar, içinden seçmek zorunda olduğunuz bir alandırlar, ve neredeyse sınırsızdırlar.</p>
<p>Oraya beyninizle ulaşamazsınız, ve bu da, temelde belirtilerden söz ettiğimizde değindiğimiz, şuradaki unsurlardan biridir… (Adamus sayfaları çevirir) Kağıtla bunu yapmaya bayılıyorum. Unsurlardan biri zihinselliktir -  zihinselliğe yatkınlık – ama zihin burada (“X”) iş görmez, ya da görmesini düşüneceğiniz şekilde çalışmaz. Buradaki bu noktada bulunduğunuz zaman herşey zihni çıldırtır.</p>
<p>Böylece, bir yaratan olarak, “Gidip potansiyellerimi keşfedeceğim” deme eğilimine sahipsiniz. Ama öncelikle, dışarılara bir yerlere gitmeyin. Onlar hemen buradalar. İkincisi, araştırmanıza, keşfetmenize izin verin. Onu düşünmeyin; onu araştırın, keşfedin. Onu hissedin. Yıllarca Tobias size hissetmekten, düşünmek yerine hissetmekten söz etti, ve siz parmak ucuyla giriyorsunuz o alana. Oysa dalın içine. Kaybedecek fazla bir şeyiniz yok. Gerçekten, gidip o potansiyellerin hepsini, ya da istediğiniz kadarını <em>hissetmenize </em>izin verin.</p>
<p>Hissetmek nasıl bir histir? Eh, sizinle rezonansta mı? Gerçekten sizinmiş gibi hissediliyor mu? Yaşantınızda deneyimlemek isteyeceğiniz gibi bir şey mi? Ayrıntılara girmeniz ya da gerçek olmanız gerekmiyor, ben sadece hissetmekten söz ediyorum. Hissetmek. Ben şu anda tüm bu potansiyelleri çevrenizde süzülen küçük baloncuklar olarak hayal ediyorum, ve siz onların içine ve dışına yolculuk edersiniz. Onları hissedersiniz. Bir seçim yapmak zorunda değilsiniz daha, onun için hissetmekten korkmayın. Dramatik mi hissediliyor? İyi mi hissediliyor? Sizin gibi, size has mı hissediliyor? Birçoğu sanki yüzeysel ya da eski hissedilecektir, ve siz ansızın… potansiyellerinizin arasında dolanırken, bir şey sizinle rezonansa girecektir. Bir şey içinizde yankılanacaktır, size doğru ya da uygun gelecektir.</p>
<p>Hemen şimdi bir deneyim yapmak istiyorum. Böylece lütfen, ister gözlerinizi kapatın, ister amuda kalkın ya da her neyse. Ben sizden birkaç şey isteyeceğim, herşeyden önce, hissetmenize izin verin. İkincisi, zihne kapılmayın. Üçüncüsü, gözlemci olun, çevrede dolanın, onunla eğlenin.</p>
<p>Şimdi, sırada ne var’ın tüm potansiyellerine sahipsiniz, ve ben ille de bir işten söz etmiyorum, ama nasıl bir his, nasıl bir tutku, yaşamınızda nasıl bir deneyim? Bunu kelimesi kelimesine almayın. Şimdi bu inanılmaz potansiyel baloncuklarında dolanmanıza izin verin. Onlara para ödemeniz gerekmiyor, doğru ya da yanlış yoktur, ve aslında şu anda bir seçim de yapmanız da gerekmiyor.</p>
<p>(yaklaşık bir dakikalık sessizlik)</p>
<p>Şimdi bir an için bunu burada keselim. Bununla çalışmayı sürdüreceğimizi biliyorum, yani çok zamanımız olacak. Ve ben sizden… buna ev ödevi demeyeceğim. Buna ‘Bir deneyim’ diyeceğiz, ama aslında ev ödevidir. Bunu gerçekleştirmek çok basittir, ve inanılmaz bir incelik, ustalık ve kendini açmayı gerektirir. Bunu herhalde hemen anlamayacaksınız, ve anladığınızda, neden hemen anlayamadığınıza şaşacaksınız.</p>
<p>Böylece, şimdi ile bir sonraki toplantımız arasındaki zamanda yapmanızı istediğim şey şu. Çok büyük bir mağazaya gidin ve hiçbir şey satın almayacağınıza dair kendinize söz verin, bunu garantiye alın, ve bir saatinizi orada dolanarak geçirin. Bu, hani bir dolu farklı şeyler satan – giyim ve ayakkabı ve parfüm ve takı ve ev eşyaları falan gibi – mağazalardan biri olsun ve öylece gezinin etrafta, bir bölümden ötekine, gözlemleyin – malları, ille de insanları değil – sadece gözlemleyin ve hissedin, çünkü her parça farklı hissedilecektir.</p>
<p>Bazısı sizin adınızı seslenecektir. Bazısı merakınızı uyandıracaktır. Bazısından uzaklaşmak isteyeceksiniz. Geri gelip de potansiyeller hakkında daha fazlasını konuşacağımız zaman için bu iyi bir alıştırma ya da deneyim olacaktır. Siz gözlemcisinizdir. Herhangi bir şeyi anlamaya çalışmayacaksınız. Herhangi bir şeyi analiz etmeniz gerekmeyecek. Sadece oraya gidecek, bir raftan ötekine, bir askıdan diğerine bakacaksınız.</p>
<p>Bu neye benziyor, nasıl bir şey? Çünkü bir anlamda biz bu şekilde çalışmaya devam edeceğiz, potansiyellerinizi deneyimleyerek. (Potansiyellerinizi deneyimlemek) birçok malı olan çok büyük bir mağazada dolaşmak gibidir. Onları hissedin, onları deneyimleyin, onları duyumsayın. Biz buna geri geleceğiz, bir sonraki oturumumuzda potansiyellere daha derinlemesine ineceğiz, buradan nereye gittiğinizin içine.</p>
<p>Bir sonraki oturumumuzda, bunu burada yapmak istiyordum ama, o zaman insanlık için bazı potansiyelleri hayal edeceğiz. İnsanlık için. Onları kurtarmak için değil, ama onlara (bir şey) katmak için. Bakın, şu anda insanlık, kitle bilinci, zaten sahip olduğu fikir ve bakıç açısı havuzuna eklenecek bazı yeni bakış açılarından yararlanabilir. Biliyor musunuz, onlar kendi formüllerine ve alışkanlıklarına takılmış haldeler, ama kitle bilinci aslında kendi çağrısını yapıyor ve diyor ki, “Farklı bakış açısı olan, farklı potansiyeli olan biri varsa, lütfen (bize) uğrasın. Bilincinizi ya da potansiyelinizi (bize) katın.”</p>
<p>Böylece gelecek ay aslında yeni bir enerji kaynağının potansiyeline gireceğiz. Bir yeni enerji kaynağı. Onu düşünmeyin, çünkü o zaman teknik ve analitik olursunuz. Biz sadece ona girecek ve hayal edeceğiz, ve sonra yeni bir enerji kaynağının potansiyellerine katkıda bulunacağız. Bunun zamanlamasının doğru olduğu açıktır. Şu petrolün denize dökülme trajedisi, bildiğiniz gibi, bu olayın karanlık yanı elbette birçok kirli kumsal ve bir dolu ölü balık ve kuş ve hayvandır. Bu, karanlık olan yanıdır, ve çevrenin hasar görmesidir. Siz bu dramı haftalarca ve belki de gelecek aylar boyunca duyacaksınız. Ve sonra politikacılar bunu, “Çevremizi korumak için bir şeyler yapmalıyız” demek için bir fırsat olarak kullanacaklar. Peki neden daha önce bir şey yapmadılar? Bilgiçlik taslayacaklar şimdi.</p>
<p>Ama (bu olay) farkındalık getirir. Bu da (olayın) parlak yanıdır. Muazzam bir farkındalık getirir, çevreye değil, ama enerjiye. Aloo!</p>
<p>Yerküre’den sızan böyle bir enerji var, çok eski kokan, pis kokulu, yapış yapış bir enerji. Yüzeysel olarak ve atılan başlıklarda çevre için ağlayıp sızlanıyorlar, ama burada asıl konu enerjidir. Peki sonra? Yakıt enerjisi akışı yirmibeş, belki 30 yıl kadar bol olacak. Bundan sonra yok olmayacak ama, çok değerli hale gelecek.</p>
<p>Böylece bu dökülme (olayı), kötü bir şey midir? Eh, şunu söylememe izin verin, zorluklarla baş etmenin daha iyi yolları var, ama bu aslında insanlık için, enerjiye bir göz atmak açısından çok yararlı bir şey olabilirdi. Ve işte biz buyuz. Biz Yeni Enerjiyiz.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, tüm yaratımda herşeyin mükemmel ve yolunda olduğunu hatırlayın. Sizlerle birlikte bu “X” kuşağında olmak, benim için bir onur ve sevinçtir.</p>
<p>Bu yüzden, Ben o Ben’im, ve siz de öylesiniz.</p>
<p>Gelecek ay görüşmek üzere, adios.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2010/05/01/saud-9-%e2%80%9cuyanis-kusagi%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adamus&#8217;un İstanbul Konuşması</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2010/04/14/adamusun-istanbul-konusmasi/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2010/04/14/adamusun-istanbul-konusmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Apr 2010 18:31:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=495</guid>
		<description><![CDATA[12 Şubat 2010 tarihinde Geoffrey Hoppe ve Linda Benyo Hoppe tarafından İstanbul&#8217;da gerçekleştirilen bir günlük etkinlik sırasında Adamus&#8217;un yaptığı konuşmanın metni aşağıdaki linkten 15 US Dolara satın alınabilir.

https://www.shaumbrashoppe.com/p-2239-energy-in-motion-istanbul-turkey-feb-2010.aspx


Bunun için sayfanın sonundaki &#8220;PDF-Turkish&#8221;in karşısındaki kutuya istediğiniz miktarı girmeniz (örneğin 1 adet için 1 gibi) ve altta bulunan, koşulları kabul ettiğinizi belirten kutuyu işaretledikten sonra işleminize devam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>12 Şubat 2010 tarihinde Geoffrey Hoppe ve Linda Benyo Hoppe tarafından İstanbul&#8217;da gerçekleştirilen bir günlük etkinlik sırasında Adamus&#8217;un yaptığı konuşmanın metni aşağıdaki linkten 15 US Dolara satın alınabilir.</p>
<p><span id="more-495"></span></p>
<p><span style="font-family: Calibri,Verdana,Helvetica,Arial;"><a href="https://www.shaumbrashoppe.com/p-2239-energy-in-motion-istanbul-turkey-feb-2010.aspx" target="_blank">https://www.shaumbrashoppe.com/p-2239-energy-in-motion-istanbul-turkey-feb-2010.aspx</a></span></p>
<p><span style="font-family: Calibri,Verdana,Helvetica,Arial;"><br />
</span></p>
<p>Bunun için sayfanın sonundaki &#8220;PDF-Turkish&#8221;in karşısındaki kutuya istediğiniz miktarı girmeniz (örneğin 1 adet için 1 gibi) ve altta bulunan, koşulları kabul ettiğinizi belirten kutuyu işaretledikten sonra işleminize devam etmek için &#8220;Add to Cart&#8221;ı tıklamanız gerekiyor. Açılan yeni sayfada miktarı ve bedeli kontrol ettikten sonra, başka bir şey satın almayacaksanız &#8220;Checkout Now&#8221; butonuna basın. Açılan yeni sayfada, daha önce Shaumbra Shoppe&#8217;den bir şey satın aldıysanız, kaydınız vardır, &#8220;Registered Users&#8221; bölümüne e-posta adresinizi ve şifrenizi girerek &#8220;Sign in &amp; Checkout&#8221; butonuna basarak devam edin. Shaumbra Shoppe&#8217;den hiç alış veriş yapmadıysanız, o zaman sol taraftaki &#8220;Register &amp; Checkout&#8221; butonuna tıklayarak kişisel bilgilerinizi girin. Yeniden açılacak sayfada miktar ve bedeli kontrol ettikten sonra tekrar &#8220;Checkout Now&#8221; butonuna basın. Açılan sayfada kredi kartı bilgilerini girdikten sonra &#8220;Continue Checkout&#8221; butonuna basın. Satın alma işleminiz bittikten sonra, PDF formatındaki Türkçe çeviriyi indireceğiniz link size e-posta olarak gönderilecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2010/04/14/adamusun-istanbul-konusmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 8: “Bilinç Dalgaları”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2010/04/03/saud-8-%e2%80%9cbilinc-dalgalari%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2010/04/03/saud-8-%e2%80%9cbilinc-dalgalari%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Apr 2010 17:56:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üstatlık / Yüksek Lisans Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=491</guid>
		<description><![CDATA[KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ
Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi
 
ŞAUD 8: “Bilinç Dalgaları”
ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
 
Kırmızı Çembere sunulmuştur
3 Nisan 2010
www.crimsoncircle.com -   http://kirmizicember.org
 
 
Not: Adamus’un çizimleri PDF versiyonunda görülebilir.
 
 
Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus. Farkındalığa hoşgeldiniz.
Oturumumuza başlarken, birlikte derin bir nefes alalım. Bugün Linda’dan zamanı ayarlamasını isteyeceğim. Uzun sürmeyecek. (kahkahalar) Saat sekiz olduğunda bana haber [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ</strong></p>
<p><strong>Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ŞAUD 8: “Bilinç Dalgaları”</strong></p>
<p><strong>ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kırmızı Çembere sunulmuştur</strong></p>
<p><strong>3 Nisan 2010</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a> -   <a href="../">http://kirmizicember.org</a></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em>Not: Adamus’un çizimleri PDF versiyonunda görülebilir.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus. Farkındalığa hoşgeldiniz.</p>
<p>Oturumumuza başlarken, birlikte derin bir nefes alalım. Bugün Linda’dan zamanı ayarlamasını isteyeceğim. Uzun sürmeyecek. (kahkahalar) Saat sekiz olduğunda bana haber verin. (yoğun kahkahalar, çünkü Şaud genelde saat 17:00’de biter)</p>
<p><span id="more-491"></span></p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, işte buradayız. Birlikte bir oturum daha yapıyoruz, son kez birlikte olduğumuzdan bu yana deneyimlenen bir güzel ay daha geçti.</p>
<p>Cauldre ve Linda’nın az önce belirttiği gibi, deneyimleme zamanına geçiyorsunuz, tüm o eski, tüyler ürpertici işlemden geçirmelerin ötesine geçip – umarım – deneyime giriyorsunuz, ve bugün (kesinlikle) bir deneyim olacak. Doğrusunu isterseniz, bunu size garanti ediyorum – para iadesi garanti! Kesinlikle. Eğer bu harika oturumumuzun sonunda edindiğiniz bilgiden memnun kalmazsanız; eğer çok tatmin edici, yaşam değiştirici, fikirleri alt üst edici, sevinç dolu ve sonuçta muhteşem bir şey edinmediyseniz…</p>
<p>LİNDA: Uslu olsan iyi edersin.</p>
<p>ADAMUS: … Linda’dan paranızı geri isteyin. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Uslu olsan iyi edersin.</p>
<p>ADAMUS: Bu Linda (Kayıt masasındaki Linda Hanson), o değil (Linda Benyo). Burada hiçbir şey yok, herşey orada. (yoğun kahkahalar) Evet, gerçekten, para iade garantisi. Pete, burada olabilmek için kaç para ödedin?</p>
<p>PETE: Yirmibeş.</p>
<p>ADAMUS: Aydınlanma, sevinç, kahkaha ve kızgınlık deneyimi için burada olmaya yirmibeş dolar. Yirmibeş dolar! (kahkahalar) Peki, yiyecek için daha ne kadar ödemeleri gerekiyor, Kerri?</p>
<p>KERRI: Hiçbir şey.</p>
<p>ADAMUS: Hiçbir şey! 25.00 dolara beni ve yiyecekleri ve bugün kişisel ve dönüştürücü bir şey alacağınızın para iadeli garantisini alıyorsunuz.</p>
<p>Ve bu, online dinleyen hepiniz için de geçerli. Bugün burada olmak için ne ödediniz? Hiçbir şey mi? (Adamus’un bir video kamerasına başını uzatması kahkahalara neden olur) Hiçbir şey mi? Bu inanılmaz Şambra grubuna katılıyorsunuz ve – tamam, kendi yiyeceğinizi getirmek durumundasınız ama… ve hiçbir şey ödemediniz, öyle mi. Bir hayır duası etmediniz mi? Bu inanılmaz kadroya bir teşekkür notu göndermediniz mi? Burada bulunmak için birkaç euro ya da yen ya da won ya da dolar vermediniz mi? Bunu hemen şimdi değiştirelim.</p>
<p>Eğer burada olacaksanız, bir şey vermeniz gerekiyor. Aylar önce sözünü ettiğim gibi – sadece bir hayır duası. Sadece küçük bir hayır duası. Daha da iyisi, bu kadroya bir e-posta göndermeye ne dersiniz. Cauldre ve Linda’ya değil, onlar bir dolu e-posta alıyor, ama Kırmızı Çember kadrosuna, ve o eğitimleri veren öğretmenlere, ve tüm o inanılmaz çevirmenlere ve yorumculara, web sitelerini hazırlayanlara. Bir mektup gönderin. Bir e-posta gönderin. Onu… neydi e-posta adresi?</p>
<p>LİNDA: crimsoncircle.com</p>
<p>ADAMUS: Ha, crimsoncircle.com’daki “birisine”. Kameranın fotoğrafını çekmesini isteyebilir ve şuraya yazabilirsiniz&#8230;</p>
<p>LİNDA: Michelle, neydi adres?</p>
<p>MICHELLE: <a href="mailto:info@crimsoncircle.com">info@crimsoncircle.com</a>.</p>
<p>ADAMUS: <a href="mailto:info@crimsoncircle.com">info@crimsoncircle.com</a>. Bugün dinleyen herkes, takasınız budur ve para iadesi garantilidir. Bugün söyleyeceklerimizden hoşlanmazsanız, size e-postanızı geri göndereceğiz. (yoğun kahkahalar) Bu, Yeni Enerjidir. Spiritüel aydınlanmanıza garanti veriyoruz.</p>
<p>LİNDA: İnanılmazsın!</p>
<p>ADAMUS: Yani onu…</p>
<p>LİNDA: Bunları söyleyip duruyorsun ama, Geoff onaylıyor mu?</p>
<p>ADAMUS: … ohoo, o başka yerlerde şimdi. Uyuyor. Uzun uçak yolculuğu sonrası saat farkından ötürü sersemlemiş halde. (kahkahalar) İdareyi ben aldım. (Adamus güler) Bugün neler yapacağız, neler!</p>
<p>Pekâla, sevgili Şambra, cidden, biz bunu birlikte gerçekleştiriyoruz. Bunu birlikte gerçekleştiriyoruz. Bu eğlenceli, zaman zaman zahmetli, zorlayıcı da olabiliyor, ve biliyorum bazılarınızı biraz kızdırıyorum ve – bunu yapmaya çalışıyorum. Yapmaya çalışıyorum, çünkü bana biraz kızdığınız zaman enerjiler hareket ediyor. Ama bugün burada bulunan bu gruba teşekkür edin. Birçoğu, burada olmak için ve <em>sizin </em>(kameraya başını uzatır) katılmanızı sağlayacak bu inanılmaz güvenli alanı gerçekten yaratmak üzere enerjilerini (buraya) katmak için çok uzaklardan geldiler. Ve eğer şu anda canlı yayını izlemiyorsanız, bunu sonradan okuyor ya da izliyorsanız, sizlere de hitap ediyorum. Bir teşekkür gönderin, bir hayır duası gönderin, çünkü birlikte gerçekleştirdiğimiz herşeyin gelişmesini ve genişlemesini ancak bu şekilde sürdürebiliriz. Bu, yoldan sapmak isteyenlerin, ucuza takılmak isteyenlerin grubu değildir. Bu grup, bugün kendiniz için göreceğiniz ve deneyimleyeceğiniz gibi, gerçekten Yeni Enerjiye geçiyor.</p>
<p>Böylece, derin bir nefes alalım…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>… yolculuğumuza başlarken – Şimdi anında başlayan ve genişleyen bir yolculuğa, daha yüksek farkındalık ve bilinç düzeylerine yapılan bir yolculuğa, bir yolculuk ki…. bu arada, bir an için kesmem gerekiyor. Bazılarınız şu anda kesinlikle şok içinde. İlle de burada bulunanlar değil, sizler bundan daha önce geçtiniz (kahkahalar), yani büyük bir bölümünden. Ama bazılarınız kesinlikle şok içinde. “Bu <em>spiritüel bir toplantı mı</em>?!” Hayır. (Adamus kıkırdar) Hayır, üzgünüm. Web sitesinde başka bir yere gidin. Bu, bilincin ve farkındalığın toplantısıdır. Bazılarınız, böyle kutsal bir toplantı yaparken biraz şamata yapmamıza da şoke oldu.</p>
<p>Yüzlerce yıl önce Gizem Okulları nasıldı biliyor musunuz? Çok güzel müzik yaparken, arada da kavgalar ve saç çekmeler ve bağırış çığırışlar olurdu, ve…</p>
<p>LİNDA: Birisi şimdiden çıkıp gitti. Umarım gurur duyuyorsundur. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Saçların çekilmesi ve … arasında, müzik çalardı. Nefes yapardık, çokça nefes, ama biz <em>gerçek</em> olurduk, ki bunu herhalde artık biliyorsunuz. Gerçeklik olmayan bir spiritüellik ya da bilinç, çok sahtedir, çok sahte. Yani biz burada gerçek oluyoruz – değil mi? – her açıdan. Tam ifadeye izin veriyoruz ve onların ne düşündüğü hiç de umurumuzda değil. Evet, evet! Kesinlikle! (izleyiciler alkışlar) Ve yeniden hoşgeldin, evet. Evet. (birisinin tekrar salona girmesi üzerine kahkahalar)</p>
<p><strong><em>Hangi Sese Kulak Veriyorsunuz?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Pekâla, bugün soru ve yanıt yapmaya karar verdim.</p>
<p>LİNDA: Ne?!</p>
<p>ADAMUS: Bunları bir süredir yapmıyorduk, onun için… (izleyicilerin arasından bir kişi alkışlar) Alkışlayan bir tek sen olacaksın, çünkü soruları <em>ben </em>soracağım (kahkahalar), sen yanıtlamaya kalkacaksın, ama sonra ben sana gerçek yanıtı vereceğim.</p>
<p>LİNDA: Ha, biz bunu iyi biliriz!</p>
<p>ADAMUS: Adamus’un soru ve yanıtları budur.</p>
<p>Pekâla, bugünün ilk sorusuyla başlıyoruz. Dışarısı ne alemde? Bir bakayım. Güzel… çok güzel bir gün. (Adamus’un dışarıya çıkıp gözden kaybolması kahkahalara neden olur)</p>
<p>LİNDA: Ayakkabı da yok. Bu iyi işte.</p>
<p>ADAMUS: Güzel bir gün. Pekâla, üzerinde derin derin düşüneceğiniz ilk soru şu, kimin sesine kulak veriyorsunuz? Kimin sesine kulak veriyorsunuz?</p>
<p>ŞAMBRA: Kendiminkine.</p>
<p>ADAMUS: Kendiminkine. Kulağa hoş geliyor. Tamam. Tibor, kimin sesine kulak veriyorsun?</p>
<p>TIBOR: Seninkine.</p>
<p>ADAMUS: Ahh! Ödül… Adamus Ödülü. Artık resmi Adamus Ödüllerimiz var. Hiç yanıt vermemek, yanlış yanıt vermektir, ama çok az kişi Adamus Ödülünü hak eder. (Linda Tibor’a bir Adamus Ödülü uzatır) Buyrun. Ve herkes görebilsin diye ambalajını açmak ister miydin?</p>
<p>LİNDA: Bunu kutsayacak mısın ya da bir şey yapacak mısın ya da onu öpecek misin?</p>
<p>TYVER: Aa, kesinlikle.</p>
<p>ADAMUS: Hm, merak ânı. Ve işte – Adamus ödülü.</p>
<p>LİNDA: Bir As. (iskambil kağıtlarındaki birli)</p>
<p>ADAMUS: Bir as. Linda bir tanesini şimdi kaldırıp kameraya tutacak. (Linda as biçimindeki yaka iğnesini kameraya tutar)</p>
<p>ADAMUS: Joyce, sen kimin sesine kulak veriyorsun?</p>
<p>JOYCE: Seninkine.</p>
<p>ADAMUS: Benimkine mi? O yanıt alındı, ama iyi bir yanıttı. Evet. Kerri, her Allah’ın günü, Kerri, günden güne, sen kimin sesine kulak veriyorsun?</p>
<p>KERRI: Maalesef çok fazla sese.</p>
<p>ADAMUS: Çok fazla sese! Bir Adamus Ödülü daha.</p>
<p>LİNDA: Bende sadece… kısıtlı malzememiz olduğunu hatırla.</p>
<p>ADAMUS: Hm, gerekirse, bugün verecek fazlasıyla abur cuburumuz var. Teşekkür ederiz. Evet. Sırada kim var? Siglinde, sen kimin sesine kulak veriyorsun?</p>
<p>SIGLINDE: Ruh’unkine.</p>
<p>ADAMUS: Ruh’unkine. Ruh kim, Siglinde? Dur oraya geleyim, acaba mikrofonu da alabilir miyiz? Buyur.</p>
<p>Pekâla, Siglinde. Siglinde, ruhun sesine kulak verdiğini söyledi. Tamam, ama Ruh nedir?</p>
<p>SIGLINDE: Hepimiz.</p>
<p>ADAMUS: Hepimiz. Yani sen hepimize kulak veriyorsun.</p>
<p>SIGLINDE: Az çok.</p>
<p>ADAMUS: Az çok. Bu aslında oldukça iyi bir yanıt. Linda bugün Adamus Ödülleriyle cimrilik ettiği için, biz de Cauldre’nın cebine bakalım ve… (Adamus’un bir tomar parayı elden geçirmesi kahkahalara neden olur) … bu, beş dolarlık bir yanıttı. (Adamus bir beş dolarlık banknotu Siglinde’ye uzatır, alkışlar ve kahkahalar)  Aman Cauldre, bunu sonra masrafa geçersin. Yeter ki (mâli) denetçiler görmesin.</p>
<p>Pekâla, kimin sesine kulak veriyorsunuz? Mikrofon lütfen.</p>
<p>LİNDA: Kamera görüntüledi nasıl olsa. Denetçiler için kaygılanman gerekmiyor.</p>
<p>ADAMUS: Kimin sesine… (Adamus boğazını temizler) Mikrofon?</p>
<p>LİNDA: Ah! Ben kayboldum.</p>
<p>ADAMUS: Sen kimin sesine kulak veriyorsun?</p>
<p>MARY SUE: Ben kendi sesime kulak veriyorum, ve sen de benim bu yanılsamamı yıkacaksın, değil mi?</p>
<p>ADAMUS: Hayır, hayır, hayır, hayır, hayır, hayır.</p>
<p>MARY SUE: Tamam.</p>
<p>ADAMUS: Ben hiçbir yanılsamayı yıkmam. Sadece onların içine bir dolu kuşku yerleştiririm. (kahkahalar) Edith… Edith, sen kimin sesine kulak veriyorsun?</p>
<p>EDITH: Kendi tanrısal sesime.</p>
<p>ADAMUS: Ve o tanrısal sesi nerede buluyorsun?</p>
<p>EDITH: İçimde.</p>
<p>ADAMUS: İçinde. Yani ben bir cerrah olsaydım, seni kesebilir ve …</p>
<p>EDITH: Hayır…</p>
<p>ADAMUS: Haa.</p>
<p>EDITH: … hayır, hayır, çok bilmiş. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: İçindeki kendi tanrısal sese kulak veriyorsun. Ona nasıl erişiyorsun?</p>
<p>EDITH: Sessizleşmem gerekiyor.</p>
<p>ADAMUS: Sessizleşmen gerekiyor. Ve sonra da tanrısal sesini mi duyuyorsun?</p>
<p>EDITH: Şanslıysam.</p>
<p>ADAMUS: Ve şansın ne sıklıkta yaver gidiyor – yani sesleri dinlemede? (kahkahalar)</p>
<p>EDITH: Hm, eh…</p>
<p>ADAMUS: Senin yerine ben yanıtlayayım – hemen hiç. Kırk yılın birinde, üstelik bu bile sık sayılır – umarım benim yanıtlamış olmamın sence bir sakıncası yoktur; sen haklıydın, ama ben daha haklıyım – çok, çok ender.</p>
<p>Sue, sen kimin sesine kulak veriyorsun?</p>
<p>SUE: Eh, o anda en çok bağıran veçheye. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: En çok bağıran veçheye! Bu kulağa gerçekten hastalıklı geliyor, ama ona bir Ödül ver, (kahkahalar) çünkü doğru! Kesinlikle doğru.</p>
<p>Pekâla, ve beyefendi, siz kimin sesine kulak veriyorsunuz?</p>
<p>ŞAMBRA (erkek): Çok fazla ses var.</p>
<p>ADAMUS: Çok fazla! Bu doğru. Bu da tıpkı veçheler gibi.</p>
<p>ŞAMBRA (erkek): Ve sonunda kalp alanına. Ve o anda hangi ses yükseliyorsa, ona.</p>
<p>ADAMUS: Kalp alanını dinleyebilir miyim? (Adamus kulağını bir an için adamın göğsüne koyar, kahkahalar) Duyduğum tek şey, güm-güm, güm-güm. Ama bu dinlemesi güzel bir ses. (Linda’ya döner) Salonun öbür tarafı.</p>
<p>LİNDA: Koşarak gidiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>LİNDA: Aa, lütfen, bırak da senin için koşayım!</p>
<p>ADAMUS: Sonra da tahtaya yazacaksın.</p>
<p>LİNDA: Ha, iyi!</p>
<p>ADAMUS: Ama bizim fazla zamanımız yok, onun için yürürken acele etmelisin.</p>
<p>LİNDA: Kölen olayım!</p>
<p>ADAMUS: Pekâla, Joep. Joep, sen kimin sesine kulak veriyorsun?</p>
<p>JOEP: Bir sürüsüne.</p>
<p>ADAMUS: Bir sürüsüne. Evet, evet.</p>
<p>JOEP: Evet.</p>
<p>ADAMUS: İyi yanıt. Sanırım bu bir Adamus Ödülü hak ediyor. Evet, teşekkür ederiz. Tamam. Ve son olarak… Vince, sen kimin sesine kulak veriyorsun?</p>
<p>VINCE: Zihnimin gevezelik eden o küçük parçasına.</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Tamam, bu (yanıt) zaten alınmıştı, onun için sana Ödül yok. Sanki biraz gereksiz bir ifadeydi, ama doğruydu.</p>
<p>Pekâla, sevgili Şambra, yolumuzda ilerlerken, bu önemli bir noktadır: Hangi sese kulak veriyorsunuz? Ve genelde olan şudur… tahta başına, lütfen.</p>
<p>LİNDA: Lütfen ama, dur acele edeyim.</p>
<p>ADAMUS: Alt başlık – haa, yeni ve temiz bir sayfa.</p>
<p>LİNDA: Ee, elbette.</p>
<p>ADAMUS: Sesler.</p>
<p>LİNDA: Ne renk istersin?</p>
<p>ADAMUS: Sen seç. Bir seçim yapmak için insan olmak… (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Ben çok netim ve bir seçim de yapabilirim.</p>
<p>ADAMUS: Pekâla, sesler. Genelde, veçheler. Veçheler, bildiğiniz gibi, veçhedir.</p>
<p>LİNDA: Bir “s” mi yoksa iki mi? (çvr: veçhe anlamına gelen aspect kelimesi için sorar)</p>
<p>ADAMUS: A-s-p-e-c-t … a-s-p-e … evet. Yani genellikle veçhelerin sesine kulak veriyorsunuz. Bunlar psişenizin ya da benliğinizin parçalarıdır. Geçmiş yaşamdan gelme olabilirler, bu yaşamdan olabilirler, aslında var olduklarını bilinçli olarak bilmediğiniz parçalarınız olabilirler – ama onlar sizin parçalarınızdır. Her biri kendi gündemine, kendi beklentisine sahiptir.</p>
<p>Onların gündemi, en sonunda size geri dönmektir, ama bunun olabilmesi için, yerine getirilmesi gereken birçok koşul vardır, onun için de kendi sınırlı gündemlerine göre davranır ve sürekli gevezelik ederler.</p>
<p>Şimdi, bir anlamda onların ses tonundaki farkı ille de ayırt etmezsiniz, çünkü hepsi zihniniz yoluyla geliyor ve bu yüzden de hepsi kulağa aynı geliyor. Ama herhangi bir anda yüzlerce veçhe konuşuyor olabilir. Ki konuşuyorlar da. Onlar sürekli gevezelik ediyor. Yapacak başka şeyleri yok. Meslek sahibi değiller. Uyumazlar. Çocukları yok, sizden başka. Bu komikti. Onlar – buna ne diyorsunuz – 7/24 sizin üzerinizde çalışıyor, sizi manipüle ediyorlar. Sonuçta geri gelecekler, ama şu anda bu oyuna takılmış haldeler. Böylece sesler de sürekli devam edip duruyor.</p>
<p>Çoğu kez, psişenizin o engin gürültüsünü bastırarak kendilerini duyurmak adına birbirlerini iteleyip kakalıyorlar. Böylece sesler giderek yükseliyor. Peki siz ne yapıyorsunuz? Bu hileli bir soru değil, ne yaparsınız? Larry?</p>
<p>LARRY: Çıldırırım.</p>
<p>ADAMUS: Larry çıldırıyor. Evet. Peki ne yaparsın? Tüm o sesler konuşup duruyor, sen çıldırıyorsun, peki çıldırdığında ne oluyor?</p>
<p>LARRY: Ortalık sessizleşiyor.</p>
<p>ADAMUS: Hayır, hayır, tüm sesler susmuyor. Bir Adamus Ödülü alamayacaksın.</p>
<p>LARRY: Lanet olsun!</p>
<p>ADAMUS: Almana ramak kaldı – almak üzeresin – ama hayır, çıldırmaya başladığında şöyle bir şey oluyor, <em>sen </em>– diğer herkesten söz etmiyorum – ama <em>sen </em>dikkatini dağıtıyorsun. Bir dolu dikkat dağıtıcı şey ve bir sürü de bahane buluyorsun – seni azarlamıyorum, ama azarlıyorum da – bu sesleri susturmak için bir dolu dikkat dağıtıcı şeye ve her türlü şeye (başvuruyorsun).</p>
<p>Bazılarınız içki içiyor olabilir. Bazılarınız çok dramatik davranabilir, çünkü dramatik davrandığınızda <em>sizin </em>sesiniz ansızın veçhelerinizin sesinden çok daha yüksek çıkar. Ama sürekli bir tımarhane durumuna sahipsiniz. Her taraftan gelen sesler, sesler, sesler. Ve sizin gerçekten yapmaya çalıştığınız şey, bu sesleri susturmaya çalışmaktır. Ama yapamıyorsunuz, yapabiliyor musunuz?</p>
<p>Ah, sevgili Şambra, çok azınız şimdiye kadarki meditasyonlarında gerçekten sessizleşebildiği noktaya ulaştı. Bu bir suçlama değil, ama iyi meditatörler değilsiniz. Ama siz Şambra’sınız, yani… ama birçoğunuz bunu denedi, ve o sesleri kesme çabasındasınız. Ve aslında şeyleri gerçekten kesebilmede, hani neredeyse başarılısınız da, çünkü kendinizi izole ediyor, soyutluyorsunuz. Gürültü hâlâ oradadır ama, siz yokmuş gibi davranıyorsunuz. Yani, gürültü her yerde.</p>
<p>Şimdi, veçhelerinize ek olarak başka gürültüler de var. Onlar nereden geliyor?</p>
<p>ŞAMBRA: Ana-baba kayıtları.</p>
<p>ADAMUS: Ana-baba kayıtları. Mükemmel. Bu bir Ödül bir de dolar eder. (kahkahalar) Cauldre’den beraberinde çok daha fazla bozukluk getirmesini isteyeceğim. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: (Bunu söyleyen) kimdi?</p>
<p>ADAMUS: Bu salonu her ay dolduracaksınız.</p>
<p>LİNDA: Peki yanıt tam olarak nedir?</p>
<p>ADAMUS: Ana-baba kayıtları. Ana-baba kayıtları.</p>
<p>LİNDA: Ha, ana-baba kayıtları.</p>
<p>ADAMUS: Ana-babanın sana söyledikleri.</p>
<p>LİNDA: Haa.</p>
<p>ADAMUS: Onlar (kafanızın içinde) tekrar ve tekrar ve tekrar çalar durur. Onlar zihin denen, beyin denen içsel sabit sürücüde (hard disk) kayıtlıdır. Hatırlayacağınız gibi, beyin bir bellek cihazıdır. Anıları depolar ve tekrar ortaya çıkartır. Yani bir şey yapmayı düşünürsünüz ve ana-baba kayıtları ortaya çıkıverir. Çocuğunuzu – çocuklarınızı – yetiştirirken, ana-baba kayıtları ortaya çıkar. Böylece onlar sürekli devrededir.</p>
<p>Peki başka, başka hangi gürültüler sürüp gidiyor?</p>
<p>ŞAMBRA: Kiliseler. Öğretmenler.</p>
<p>ADAMUS: Kilise ve öğretmen kayıtları. Kilise ve öğretmen.</p>
<p>LİNDA: Kilise ve öğretmen. (yazar)</p>
<p>ADAMUS: Buna “Vaiz/Öğretmen Kayıtları” diyelim. Vaiz/Öğretmen kayıtları. Durmadan sürer gider – “Sonsuza kadar cehenneme mahkûmsun.” Bu, bir şey yapmak için uzun bir zaman. Ya da öğretmen sürekli tepenizdedir, daha çok çalışmanız, daha çok öğrenmeniz gerektiğini söyler durur. Ders çalışmak sizi… en iyi ders çalışma biçimi nedir biliyor musunuz? Kitabı yere koyun ve üzerine oturun. Nefes alın. Nefes alın, ve bilgiyi içinize emeceksinizdir. (kahkahalar) Ve bunu beyninizle değil, enerjisel varlığınızla gerçekleştirin. Onu içinize emeceksiniz, ve özünü alacaksınız. Size bir saat sonra (o kitapla ilgili) bir test verseler, bilgiye dayalı yanıtları yazabilecek misiniz? Hayır, ama özünü anlamış olacaksınız.</p>
<p>Pekâla, başka hangi kayıtlar devrede?</p>
<p>KATHLEEN: İnanç sistemleri.</p>
<p>ADAMUS: Ama kimin inanç sistemleri?</p>
<p>ŞAMBRA: Bizimkiler? Veçhelerinki?</p>
<p>ADAMUS: Bu yine veçhelerle ilgili. Evet.</p>
<p>ŞAMBRA: Kitle bilinci.</p>
<p>ADAMUS: Aradığım şey buydu, kitle bilinci. Ne kadar (ödül) istiyorsun?</p>
<p>ŞAMBRA (hanım): Herhangi bir şey.</p>
<p>ADAMUS: Yaka iğnesi mi, dolar mı, yoksa bir öpücük mü? (yoğun kahkahalar)</p>
<p>ŞAMBRA (hanım): Öpücüğü alayım. (Adamus onu öper, yoğun kahkahalar ve tezahürat)</p>
<p>ADAMUS: Bu işe bayılıyorum! (yoğun kahkahalar) Pekâla… ve Kathleen’e geri gelelim. Evet, sen …. ne demiştin?</p>
<p>KATHLEEN: İnanç sistemleri.</p>
<p>ADAMUS: İnanç sistemleri. Ama bu çok karışık, dallanıp budaklanmış bir örgü – inanç sistemleri – çünkü nereden geliyorlar?</p>
<p>KATHLEEN: Her yerden.</p>
<p>ADAMUS: Her yerden. Her yerden – veçhelerinizden ve kitle bilincinden ve vaizlerinizden ve öğretmenlerinizden ve diğer alemlerden. Diğer alemler birçok inanç sisteminin ve (bu inançlara göre) davranmanın sebebidir. Çevrede dolanıp duran o varlıklar – senin çevrende değil, ama benim neden söz ettiğimi biliyorsun – birlikte çalıştığınız insanların, gelecek atölye çalışmalarımızda üzerinde konuşacağımız insanların çevresinde (dolanan varlıklar).</p>
<p>Aa, Cauldre bana fazla hızlı konuştuğumu söylüyor, ama biliyor musunuz, rahatlıyorum, çünkü geçenlerde yaptığımız Asya gezimizde o kadar yavaş konuşmam gerekti ki, kabız oldum. (kahkahalar) Ben değil, Cauldre oldu. Ama o… bu…</p>
<p>LİNDA: Bu senin kitap okumana nasıl yardımcı oldu?</p>
<p>ADAMUS: FB. (kahkahalar) (FB= Fazla Bilgi)</p>
<p>LİNDA: Bu senin kitap okumana nasıl yardımcı oldu?</p>
<p>ADAMUS: Böylece, çevrede dolanan ve özellikle de dengesiz insanları etkileyen varlıklar var.</p>
<p>Şimdi lütfen eve koşup, yatağa girip, yorganı da üzerinize çekip o noktada hangi varlıkların sizinle birlikte olmaya çalıştığını anlamaya kalkışmayın, çünkü biliyorsunuz ki, çok kolayca, böyle varlıklar varsa, ne yaparsınız?</p>
<p>ŞAMBRA: Tekme tokat girişiriz.</p>
<p>ŞAMBRA: Oradan çıkar gideriz.</p>
<p>ADAMUS: Onları dövmek, öbür yöne koşmak. Hayır, hayır, hayır. Hayır, bilinçli bir seçim yaparsınız. “Hayatımdan çık git.” Açık olun, net olun. Çekingen, ürkek davranmayın. Onları işlemden geçirmeye kalkmayın. Net ve açık olun. “Hayatımdan çık git, şimdi.” Onlara ihtiyacınız yok, ve eğer varsa, (o zaman) gereksindiğiniz bir şey var demektir, ki bundan Haziran’da söz edeceğiz. Terapi.</p>
<p>Böylece tüm bu sesler konuşup duruyor, ve bir an durduğunuzda, çünkü yaşam çılgın, çok bunaltıcı bir hal almıştır, ruhsal olarak yıkılır ve şöyle dersiniz, “Lütfen, herhangi bir yerden, bir şeyden gelecek bir yardıma ihtiyacım var!” Ve hâlâ bir dolu ses duyuyorsunuzdur ve hâlâ karman çormansınızdır. Peki ne yaparsınız?</p>
<p>ŞAMBRA: Nefes.</p>
<p>LİNDA: Alış verişe gideriz.</p>
<p>ADAMUS: Nefes <em>almalısınız</em>, ama siz… siz alış verişe gidiyorsunuz, evet ya, ya da kabuğunuza çekiliyorsunuz. Kabuğunuza çekiliyor ve kendinizi kısıtlıyorsunuz, çünkü artık hangi sese kulak vereceğinizi bilmiyorsunuz. Bu arada, ben kimseyi suçlamıyorum, ama sizin anlamanıza yardım etmeye çalışıyorum, çünkü siz de bir dolu başka insanın anlamasına yardımcı olacaksınız – hangi sese kulak veriyorsun.</p>
<p><strong><em>Gerçek Ses</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Gerçek ses, Bilinç Bedenidir. O, kapsayıcı bir sestir, ve sadece tanrısal da değildir. Son toplantımızda da sözünü ettiğimiz gibi, siz bir anlamda tanrısal olanı ayırıp, bir yerlerde spiritüel bir dolaba kapattınız, kapısını kilitlediniz ve sonra da dolabın nerede olduğunu unuttunuz. Yani ben Bilinç Bedeninin yalnızca tanrısal olduğunu söylemek istemiyorum. O aynı zamanda insanidir. Aynı zamanda zihinseldir. Aynı zamanda gelecekteki potansiyelleriniz, ve hiç farkedilmemiş ve gerçekleştirilmemiş geçmişin ya da dünün potansiyelleridir.</p>
<p>Biliyorsunuz, daha önce de üzerinde konuştuğumuz gibi, geçmişte size bazı şeyler oldu, ama bu çok sahtedir, çünkü diyelim ki şöyle bir deneyim yaşarken… araba kazası diyecektim ama, bu şimdi zihninize yerleşir ve bu gece bir kaza yaşayabilirsiniz. Onun için bunu demeyelim. Diyelim ki, geçmişte çok, çok hasta olduğunuz bir durum yaşadınız. Ha, şimdi de bu gece hastalanmanız gerektiğini düşüneceksiniz. (kahkahalar)</p>
<p>Neyse, diyelim ki çok hastalandınız, şimdi, yaşamınızda çok hastalandığınız ve neredeyse öldüğünüz bir dönem olduğuna inanıyorsunuz. Ve bunu şimdi meydana gelmiş bir olay olarak kaydediyorsunuz. Sanki bir gazetede yayınlanmış gibi, ve o neyse odur. Haberdir. Tarihtir, ama aslında hiç de değildir. O, birçok potansiyelden, çok canlı ve gerçek potansiyellerden biriydi. O, sizin bu gerçeklikte tezahür ettirdiğiniz potansiyeldi, ama başka gerçekliklerde fiziksel-olmayan biçimlerde tezahür eden birçok potansiyeliniz de vardı. Üzerinde düşündüğünüz – bir düzlemde onları düşündüğünüz – ama hiç gerçekleştirilmemiş çok, birçok başka potansiyeliniz vardı. İşte gerçek tarihiniz (ya da geçmişiniz) budur – potansiyelleriniz – olduğunu ya da meydana geldiğini düşündüğünüz şey değil.</p>
<p>Ama ben… sen şimdiden paranın karşılığını aldın. Şimdiden. Şimdiden. Yani korkma (Linda’ya hitap eder), herhangi bir talep geleceğini sanmıyorum. Ve online olan sizler (kameraya başını sokar), bu kadroya o teşekkür mektuplarını yazmaya başlayın.</p>
<p>Böylece, o gerçek ses, ve şimdilerde ortaya çıkan, sizin gerçekten hissedebileceğiniz o ses, Bilinç Bedenidir. Bilinç, farkındalıktır. Biz geçen ay sizin Bilinç Bedeninizden söz ettik – tam şu ânın Ben Ben’im’inden. Dün önemli değildir. Geçmiş yaşamların hiç ilgisi yoktur.</p>
<p>Geleceğin potansiyelleri üzerine aslında sadece şu anda düşünebilir ya da tefekkür edebilirsiniz. Onları derin derin düşünmek için gelecekteki potansiyellerinize gitmezsiniz. Gelecek aylarda size olacak ya da meydana gelecek çok potansiyeller var, Elizabeth – harika şeyler, bu arada. Ama onları tefekkür etmek için geleceğe gitmezsiniz. Onları hemen burada tefekkür edersiniz. Ama o sese – <em>O Sese – </em>güvenebilmeniz gerekir, ve sık sık geçmişe gitmenizin ya da geleceğe yansıtmanızın nedeni, Şimdi ânında o sese güvenmediğiniz içindir. Bu şaşırtıcıdır. Şaşırtıcı.</p>
<p>Böylece bugün yapacağımız şey, o sese güvenme işlemini başlatmaktır. Ama tüm diğer seslerin nereden geldiğini anlamanız gerekiyor – kitle bilinci, uzaylılar, fiziksel-olmayan varlıklar.</p>
<p>LİNDA: Uzaylılar mı?</p>
<p>ADAMUS: Elbette, uzaylılar – herkesin arada bir uzaylılara biraz gereksinimi vardır – ve hayaletlere, hortlaklara. Hortlak &#8211; bu kelime hoşuma gidiyor. Hortlak. Onlar her yerdeler. Ve aslında komik olan, şu anda salonda da hortlaklar olabilir. Bugün yoklar. Ama – yoklar – hortlaklar, hayalettir, ölmüş olanlar, aylak aylak Dünya’da gezinen, salıvermemiş olanlardır.</p>
<p>LİNDA: Sen hangi kategoriye giriyorsun? (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Ha… Muhteşem. Yükselmiş. Üstat.</p>
<p>LİNDA: Oooo! Peki benim neyim eksik? Ha! Yeni bir kategori. Ha!</p>
<p>ADAMUS: Evet, ve, ha, sesler – Adamus’u da oraya ekle.</p>
<p>LİNDA: Ha, Büyük Yükselmiş Üstatlar.</p>
<p>ŞAMBRA: Ben o Ben’im.</p>
<p>ADAMUS: Evet, öylesin.</p>
<p>ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Böylece şimdi gerçekleştireceğimiz şey, Bilinç Bedeninizin, farkındalığınızın sesinin farkındalığına girmektir. O bir dil konuşmaz. Bunu hepimiz biliyoruz. Biz tanımsızlıktan, kelimelerin olmamasından söz ettik. Ses aslında yanlış terimdir, ama burada kullanabileceğimiz en yakın kelime bu, ama o, andaki histir, biliş. Ses budur.</p>
<p>Kafanızın içinde sesler, kelimeler duymayacaksınız. Belki kalbinizde, yüreğinizde bir şey hissedeceksiniz, ama şöyle bir şey hissedeceksiniz… ben bunu tanımlamak için, Cauldre’nın bağlantıya geçme tanımını – ben şu ‘kanal’ kelimesinden nefret ediyorum – ama Cauldre’nın bağlantı moduna geçme tanımını kullanacağım. Bala benzer, altın, sıcak, tatlı bir enerji akar, başın tepesinden ayaklara kadar bir ürperme olur. Işte ses budur. Ve bu, orada olduğunuzun bilişidir, ve hissettiğiniz ya da farkına vardığınız ya da kulak vereceğiniz şey budur, daha iyi anlatacak kelimeler bulamadığımız (için böyle söylüyoruz).</p>
<p>O, insan halinizin niteliklerine sahip olabilir de, olmayabilir de. Bu ses kısmen insanlığınızdır, onun için birazını duyabilirsiniz, ama o Bütünlüğünüz, Tamlığınızdır. Tam bir güven – kendinize güven – gereksinir, çünkü olan şudur, Bilinç Bedeninin, Ben Ben’im’in sesine kulak vermeye başladığınızda, diğer seslerin her biri de yükselmeye başlayacaktır. Neden? Çünkü anne ve baba için sessizlik zamanıdır. Sizin için sessizlik zamanıdır, ve bu da onlar için kendi gündemlerini dayatmaya başlama, pozisyonlar için rekabete başlama, kendi dengesizlikleri her neyse sizi ona göre davranmaya zorlama fırsatıdır.</p>
<p>Böylece ansızın bir ses akışı başlar, ve o noktada siz kendinize Ben’im’i, kim olduğunuzu anımsatırsınız. Bir… küfredebilir miyim?</p>
<p>LİNDA: Aa, lütfen ama.</p>
<p>ADAMUS: Peki. Edemem, bir…</p>
<p>LİNDA: S’li kelime yok. S’li kelimeyi kullanma.</p>
<p>ADAMUS: Aa, asla, asla, asla, asla, asla.</p>
<p>LİNDA: Bu, çok kişiyi incitiyor.</p>
<p>ADAMUS: Hayır… nazik kelimeyi kullanacağım. Ben Ben’im’le ilgili sahtecilik yapmazsınız.</p>
<p>LİNDA: Hadi ama, o kelimeyi kullanabilirdin.</p>
<p>ADAMUS: Hangi kelimeyi?</p>
<p>ŞAMBRA: Bok.</p>
<p>ADAMUS: Hayır, (o kelime) iki heceli.</p>
<p>LİNDA: Bok (shit) iki heceli mi?</p>
<p>ADAMUS: Önüne bir inek koyarsan oluyor.</p>
<p>LİNDA: Haa! (bullshit) Bok, zırva.</p>
<p>ADAMUS: Evet, evet, evet. Gördünüz mü, şimdi kelimeyi o söyledi, ben değil. (kahkahalar) Ben bir gruba konuşurken asla pis bir dil kullanmam.</p>
<p>LİNDA: Hizmetinizdeyim! (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Ama biliyor musunuz, bazen, “Ben o Ben’im” dediğinizde – biz bunu dünyanın her yanında Şambra gruplarıyla yaptık. Onlara şunu söylettim… hadi bunu hemen burada yapalım. Tamam. Ben sizden, bir dakikaya kadar, “Ben o Ben’im” demenizi isteyeceğim.</p>
<p>Üçe kadar sayınca – bir, iki, üç:</p>
<p>İZLEYİCİLER: “Ben o Ben’im.”</p>
<p>ŞAMBRA: Elhamdülillah.</p>
<p>ADAMUS: (güler) Bu bir (oyunu) canlandırma grubu değil! (kahkahalar) Eh, ya da belki öyledir. Belki de öyledir.</p>
<p>Yok, bu aslında beklenenden daha iyiydi. Bir kez daha deneyelim, ama birazcık daha gerçek, birazcık daha cesaret, birazcık daha siz olsun içinde. Üçe kadar sayınca, ve bunu bir ödeme yapmayan web yayını dinleyicleri için yapalım. Üçte – bir, iki, üç:</p>
<p>ADAMUS VE İZLEYİCİLER: “Ben o Ben’im.”</p>
<p>ADAMUS: Oldukça iyi. Oldukça iyi. Hâlâ buna inanıp inanamayacağınızı merak ediyorsunuz, ama aslında inanmaya başlıyorsunuz. Mükemmel.</p>
<p>Böylece, o gerçek sese kulak verme sürecinde kendinize anımsatırsınız “Ben o Ben’im. <em>Ben o Ben’im.</em>” O zaman o diğer sesler biraz sakinleşirler. İlle de gitmezler. Onları kesmiş olmazsınız, ama onlar ansızın kulak verirler. Kulak verip derler ki, “Bu da neydi? Marc’ın söylediği neydi? Ben gerçekten Marc’ın ‘Ben o Ben’im’ dediğini mi duydum?”</p>
<p>Şimdi, buna daha pek inanmazlar ama, onların bir yanı, içlerindeki o ışık, inanmak ister. Onun için bir an durur ve dediğinize tekrar kulak verirler… (Adamus Marc’a doğru eğilir)</p>
<p>İZLEYİCİLER: “Ben o Ben’im.”</p>
<p>ADAMUS: Ben bunu Marc’ın söylemesini istemiştim, ama iyiydi. (kahkahalar) Ve böylece…</p>
<p>MARC: Benim çok sesim var. (Adamus ve izleyiciler çok güler) Marc’ın akıllılığı için, espri yeteneği için bir ödüle ihtiyacımız var.</p>
<p>LİNDA: Ona ödülü sen mi vermek istersin?</p>
<p>ADAMUS: Hayır, hayır. Resmi verici sensin.</p>
<p>LİNDA: Mutlu oldum.</p>
<p>ADAMUS: Espri yeteneği için.</p>
<p>LİNDA: Hizmetindeyim.</p>
<p>ADAMUS: Böylece tüm bu sesler bir an için durur ve tekrar, ne dersin Marc…</p>
<p>MARC: Ben o Ben’im.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Ve onlar bir an için sessizleşir. Her an saldırmaya hazırdırlar ama, bir an için sessizleşirler. Gerçekten gerçek sesinizi, Bilinç Bedeni sesinizi, farkında olan sesinizi duymaya başlamanız, işte bu kutsal güvenli alanda olur.</p>
<p>Bunu hemen şimdi deneyelim. Burası güvenli bir alan – tanrım, umarım. On yıldır buradayız, öyle büyük kazalar olmadı. Yani burası güvenli bir alan. Zaman zaman tüm o seslerin sizi taciz ettiğini biliyorsunuz, ama şimdi gerçekten Ben Ben’im’i farketmeye başlıyorsunuz. Çiftliği onların yönetmesine artık izin vermiyorsunuz, liderliği geri alıyorsunuz. Kendinizi geri alıyorsunuz. Ben o Ben’im’i geri alıyorsunuz.</p>
<p>Böylece biz şimdi, zihniniz bir şey yaptığını sansın diye arka planda biraz müzik çalacağız, ve ben sizden çok cesur olmanızı ve farkındalığınızı açmanızı isteyeceğim. Kulaklarınızla dinlemeyin, Bilinç Bedeninizle, tüm varlığınızla dinleyin. Kendinizi dinleyin, kendinizi hissedin ve kendinizi bilin.</p>
<p>Arkadaşımız John’dan çok güzel – çokboyutlu katmanları olan ve çok yardımcı olacak -  bir müzik koymasını rica edeceğiz. Hadi derin bir nefes alın…</p>
<p>(Anders Holte’nin “Lemurya’dan Yuvaya Dönüş”ü yaklaşık 5 dakika kadar çalar)</p>
<p>(Adamus bir dakika daha sessizlik içinde kalır)</p>
<p>ADAMUS: Derin bir nefes alın… gevşeyin.</p>
<p>Gevşeyin.</p>
<p>Vaay. Ben bu grubun tamamından çok, çok etkilendim. Müzikal kompozisyon ya da tonlama, Almanya’dan Anders Holte’ye aitti. Birçoğunuz onun çalışmalarına aşinasınız. Ve dinlediğiniz ses, o tonlama değildi. O aslında daha çok bir dikkat dağıtıcıydı.</p>
<p>LİNDA: Tuvaleti kullanma. (Adamus’un erkekler tuvaletine yönelmesi kahkahalara neden olur)</p>
<p>ADAMUS: Aslında yaptığınız şey, zihninizin ona odaklanmasıydı, böylece siz de gevşemeye başlayabildiniz…</p>
<p>LİNDA: Yapma!</p>
<p>ADAMUS: … o sessiz hale girebilesiniz diye. (bir tuvaletin sifonu çekilir) Ve… ohh… (yoğun kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Utan!</p>
<p>ADAMUS: Böylece, tonlama devam ederken, siz de bırakabildiniz, biraz gevşediniz, ve sonra müzik kesildi…</p>
<p>LİNDA: Fermuarın çekili mi?</p>
<p>ADAMUS: Tüm o sesler az çok sessizleştiğinde, müzik kesilip de herşey sakinleştiğinde ve ortalık sessizleştiğinde, bir dakika kadar gerçek bir sessizlik yaşadınız. Ve öyle yüksek bir ses duymadığınızı farkettiniz. Bu gerçekten iyi bir histi. İşte bu o büyük sestir. Bilinç Bedeni sesi.</p>
<p>Şamata yok, doğru mu yaptınız kaygısı yok. Gördünüz mü, işimiz bitti sanıyordunuz, ve aslında, artık ev ödevinizi yapmadığınız için, benim yeniden başlamamı beklediğiniz için gevşediniz. O an, o kısacık an, içinizdeki gerçek sesin yükseldiği andı.</p>
<p>O size ne yapacağınızı söylemez. Lütfen, lütfen, lütfen onun size hangi arabayı satın almanızı, tatil için nereye gideceğinizi ya da bu tür şeyleri söylemesini beklemeyin. Bunlar, birisinin ya da bir şeyin size ne yapacağınızı söylemeye ihtiyaç duyduğunuz çok eski günlerdi. Onun bunu yapmaya gereksinimi yok, bunu yapmak istemez. O sadece sizinle olmak ister. Işte en büyük ses budur – sizinle olmak isteyen kendiniz. Bu oldukça katı gerçeklikte kendini şimdi o kadar güvenli hisseder ki, yalnızca sizinle olabilir. Gereksindiğiniz tek ses odur. Mesajlara ihtiyacınız yok. Tanımlanmış yanıtlara ihtiyacınız yok. Kulak vereceğiniz şey budur.</p>
<p>Anders’in bu çokboyutlu tonlama kompozisyonu, buna girmenin harika bir yoludur. Web sitenizde onu bulabileceğinize inanıyorum. (Lemurian Homecoming, Shaumbra Shoppe’de var) Ama bunu ya da başka bir şeyi (şarkıyı, müziği) seçin, o hale girmek için harika bir yoldur, ve sonra da sadece o sessiz güvenli alana izin verin. O gerçek sesi duymaya, hissetmeye başlayacaksınız.</p>
<p><strong><em>Farkındalık ve Yeni Potansiyeller</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Şimdi bugün soracağım bir sonraki soruya geçelim. Ve, ‘İsa çarmıhta öldü mü?” sorusunu yanıtlayacak mıyım diye merak edenleriniz var. Paskalya zamanı. Paskalya Aandrah. Dünyadaki yüzlerce Şambra bunu bilmek istiyor. Zamanımız olursa bu soruyu belki yanıtlarım. Belki yanıtlarım. Büyüleyici bir yanıt bu.</p>
<p>Pekâla, benim… eh, aslında hepimizin bir randevusu var. Size söylemeyi unuttum. Ve, biliyorsunuz, saat beşte diyelim, gitmemi gerektiren şey – hadi altı diyelim (kahkahalar) – şu anda bir şey üzerinde çalışıyor olmamız. Herhalde bilmiyordunuz. <em>Sen </em>biliyordun (Linda’ya hitap eder), çünkü kendini çok kötü hissediyordun, ve bunun seninle ilgili olduğunu düşünüyordun, oysa değil. Değil. Aaa, şarkı söylüyorum! (kahkahalar) (Adamus şarkı söylemeye başlar) Hmmm, bu seninle ilgili değil! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Yani biz şu anda bir şey üzerinde çalışıyoruz, çünkü yaptığımız şey bu. Yaptığınız şey bu. Derin bir nefes alın ve ben size onun ne olduğunu açıklayayım. Doğrusu, yarın için, Paskalya için, bir terör saldırısı planlanıyor. Evet, mantıklı. Kutsal dini ayinlere kargaşa katmak – dikkat çekmek. Bu haber olur. Büyük bir haber olur. Ve kutsal bir bayramda, hangi din olursa olsun, terör eyleminde bulunanlara yazıklar olsun, çünkü bu kutsal bir bayramdır. (Bayramda) ister yaşayanları ister ölüleri onurlandırıyor olun farketmez, bayram kutsaldır. Ama üzerinde çalışılan bir plan var, ve onun için benim daha erken buradan ayrılmam, gidip teröristlerle çalışmam gerekiyor – onları yüreklendirmek değil, elbette – ve siz de onlarla çalışıyorsunuz.</p>
<p>Peki, büyük oranda değerli insan hayatını yok etmeyi planlayan bir grup teröristle çalışırken ne yapıyoruz? Gidip onlara bağırıyor muyuz, Steve.</p>
<p>STEVE: Hayır.</p>
<p>ADAMUS: Onlar için dua mı ediyoruz, Marilyn?</p>
<p>MARILYN: Eğer istersen.</p>
<p>ADAMUS: Eğer… hayır, bana bir dolar ver. (yoğun kahkahalar) Bana bir dolar ver. Onun adına bana bir dolar ver! (Marilyn’in erkek kardeşine hitap eder, yoğun kahkahalar) Öyle ya da böyle bunu kârlı bir şirkete dönüştüreceğim. (kahkahalar) Hayır, onlar için dua etmezsin, çünkü bu <em>senin </em>gündemin/beklentin. Bu senin şefkat eksikliğin… Üzgünüm, ama bundan bir dolar kazandım.</p>
<p>Peki gidip onların üzerinde psişik enerjiler mi kullanırız?</p>
<p>ŞAMBRA: Hayır.</p>
<p>ADAMUS: Hayır. Hayır, hayır, hayır, hayır. Peki ne yaparız?</p>
<p>ŞAMBRA (arkadan bağırır): Onurlandırırız.</p>
<p>ADAMUS: Tamam. Biz…</p>
<p>ŞAMBRA: Şefkat duyarız.</p>
<p>ADAMUS: Şefkat.</p>
<p>LİNDA: Bir liste istiyor musun?</p>
<p>ADAMUS: Tabii.</p>
<p>EDITH: Bir kiralık katil tutmak daha iyi olurdu. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Bana… cüzdanını istiyorum! O lanet şeyin tümünü istiyorum! Herşeyi istiyorum! (yoğun kahkahalar) Aandrah, yarın meşgul müsün?</p>
<p>AANDRAH: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Benim bir seansa ihtiyacım var.</p>
<p>Pekâla, şefkat. Kesinlikle. Şefkatle yaklaşırsınız – aslında yaklaşırız. Ve biz şu anda oradayız. Bir yanınız şu anda o planlamada, teröristlerin yaptığı o toplantıda. Biz oraya genişlemiş bir farkındalık haliyle gireriz. Başka bir deyişle, bu şeylerin olması gerekmiyor. Yazgı yoktur. Biz oraya daha büyük potansiyellerin farkındalığıyla gireriz. O potansiyelleri onlara zorla kabul ettirmek için değil, talep etmek için değil. Ama bu şuna benzer bir şeydir, armağanlarla dolu kocaman bir sepetle içeri girmek ve şöyle demek, “Buum – bunun yerine, şuna ne dersiniz? Annene kızıp da dünyayı havaya uçurman gerektiğini düşünmek yerine, kendini sevmeye ne dersin?” “Tanrı budur ve bunlar da kurallar, ve bunları izle, yoksa seni öldüreceğiz” demek yerine, “Sen Tanrısın, şimdi o şekilde davran” diyen bu potansiyele, bu armağan sepetine ne dersiniz.</p>
<p>Böylece biz oraya çok genişlemiş bir farkındalık haliyle gireriz, ve belki, sadece belki, onlar bunu özümserler. Bunu hissederler. Belki gruptan bir kişi ya da beş kişi bir an için durur ve der ki, “Bir şey hissediyorum. Bir ses duyuyorum. Bir şey hissediyorum, ve, biliyor musunuz, sesimizi duyurmak için gerçekten yapmak istediğimiz şey bu mu?” Tüm yapmak istedikleri budur, seslerini duyurmak. “Belki de şeyleri havaya uçurmamız gerekmiyor, ama belki, sadece belki, kendimize bir bakmaya başlasak, bireysel olarak, tek tek, bu terörist-olma kostümünü kuşanmış olsak bile, belki de, kendimizi değiştirerek dünyayı değiştirmeye başlayabiliriz; kontrolü ve öfkeyi aşarak, ve geçmiş yaşam veçhelerimizin o çirkin kafalarını çıkartarak şeyleri havaya uçurma isteklerini aşarak.”</p>
<p>Böylece Şambra, içeri girdiğimizde, ki şu anda bunu gerçekleştiriyoruz, son dakika planlarının üzerinden geçen bu teröristlerin toplantısına girerken, biz bu şefkatle giriyoruz. Bu arada, kendinizle de aynı şekilde başa çıkarsınız, çünkü – (Linda’ya hitap eder) lütfen sayfayı geri çevir, seslerin olduğu sayfaya gel – bu sesler teröristlerdir. Bunlar teröristlerdir. Aandrah? Evet. Onlar şeyleri havaya uçurmaktan hoşlanıyorlar mı?</p>
<p>AANDRAH: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Bazen evet. Evet. Bazen sadece o hipnotik etkiden hoşlanıyorlar. Bazen sadece çokça ağlamaktan hoşlanıyorlar, ama evet, bazısı da içinizde şeyleri havaya uçurmaktan hoşlanıyor. Bunu (kafaya işaret eder) havaya uçurmaktan. Bu kolay bir hedeftir.</p>
<p>Pekâla, konumuza geri dönelim. Gerçekten yarın için bir şey planlayan bir terörist grubu var. Ve biz de burada oturuyor ve o enerjinin, o tıkanıp kalmış öfke enerjisinin, kontrol enerjisinin, dönüştürülebileceğini söylüyoruz, zorla değil, ama şefkatle ve onurlandırmayla, kol güreşiyle ve pazarlıkla değil, ister inanın ister inanmayın. Biz… ben hiç pazarlık etmem.</p>
<p>Eğer Ben Ben’im’i gerçekten anlıyorsanız, pazarlık yoktur. “Ben Ben’im. Ben bununla pazarlık etmeyeceğim. Ben o Ben’im, ne daha fazlası, ne daha azı.” Böylece biz oraya varlığımızla giriyoruz, ve varlığımız onlar tarafından hissedilsin.</p>
<p>Peki ne olur? Eh, birkaç farklı senaryodan biri. Yarın uyanırsınız ve bazı çok kötü haberler vardır. Elbette, hiç biriniz aslında o potansiyeli istemezsiniz. Çoğu insan istemez. Ya da yarın bazı ilginç haberler vardır. Bir grup terörist, planlarının son aşamasında aptalca bir şey yaptı. Planladıkları ters gitti. İç çamaşırlarındaki bombayı patlatamadılar. (bazı gülüşmeler) Bunu da hiç anlamayacağım. (kahkahalar)</p>
<p>Şunu demem gerekiyor, teröristler… (Linda’ya döner) ses sayfasına geri gidebilir misin.</p>
<p>LİNDA: Zevkle.</p>
<p>ADAMUS: Teröristler çok da akıllı değiller. Gerçekten değiller. Sesleri çok çıkıyor ama hiç akıllı değiller, hiç. Hiç. Yani bu da bir başka bir potansiyel. “Hükümet yetkilileri ….. planını ortaya çıkardı, boşluğu doldurun. “Son dakikada önlendi.” İşte o zaman yüzünüzde büyük bir gülümse belirir ve “Tanrım, amma da iyiyiz!” dersiniz. (kahkahalar) Üstelik hiçbir şeyi zorlamamız da gerekmemiştir. Sadece Şimdi anındaki farkındalığımızı alıp oraya yerleştirmişizdir. Inanılmaz! Sihir! Aslında, hiç de sihir falan değil, o kadar basit ki, hiçbir gizemli yanı yok.</p>
<p>Ya da üçüncü senaryo: hiçbir şey. Hiçbir şey. Hiçbir haber yoktur. Yarın hiçbir şey olmaz. Herhangi bir başka gün gibi gelir ve gider, çünkü plan bir düzeyde öylesine bozuluvermiştir. Öylesine bozuluvermiştir, o küçük ayrıntı ya da ayrıntılar ne olursa olsun. Ya da belki bu grubun lideri ansızın bir kalp krizi geçirmiş ve yere yıkılmıştır. Buna biz sebep olduğumuzdan değil, ama biliyor musunuz, sevgili Şambra, sizde olduğu gibi bu kadar çok kalp enerjisi olduğu zaman, ve onu yaydığınız zaman, birisinin kalbi etkilenebilir. Onlarda gerçekten kapatılmış enerjiler varsa, (bu enerjiyi yaymanız) onu ansızın, fazlasıyla hızlı açabilir.</p>
<p>Böylece hiçbir şey okumazsınız, hiçbir şey olmamıştır, ve sonra da merak edersiniz, “Acaba Adamus bunların hepsini uydurdu mu? Çünkü hangi senaryo olursa olsun, Adamus haklıydı. Hangi senaryo olursa.” Böylece benim için iyi olan senaryo, suikastın önlenip haber olmasıdır. Herkes için kötü olan senaryo, bu planın işlemesi ve teröristlerin varlığımızı hissetmemesidir. Ve aslında en iyi senaryo, eh, bunu en iyi olarak değerlendirmeyeceğim ama, kendimi iyi hissedeceğim senaryo, hiçbir şeyin olmaması, planlarının suya düşmesidir, çünkü bu bana bilincin gerçekten genişlediğini söyler. Bilinç, hoşgörüsüzlüğü hoş görmeyecektir.</p>
<p>LİNDA: Bu iyi.</p>
<p>ADAMUS: Tüm bu Eski Enerji kontrolünün devam etmesine izin vermeyecektir.</p>
<p>LİNDA: Bunu yazabilir miyim?</p>
<p>ADAMUS: Evet. Ne söylediğim hakkında hiçbir fikrim yok ama…</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, bir dakikamızı (buna ayıralım) isterseniz. Bunun üzerinde çalışıyoruz – hepimiz (kameraya söyler). O teşekkür mektuplarını yazmayı kesebilir ve şu anda derin bir nefes almak için bir dakikanızı ayırabilirsiniz. Dünya güzel bir yer. Gerçekten öyle. Onu deneyimlemek gibisi yoktur. Meleksel alemlerde gerçekten yükselemezsiniz. Dünya’da bulunmaktan ötürü iyileşmek, kendinize gelmek için oraya gidebilirsiniz (kahkahalar), ama yükselemezsiniz. Yaşamların arasında oraya saklanmak için de gidebilirsiniz, ama asıl burasıdır. Bu çalışmayı gerçekleştirdiğimiz yer, hemen burasıdır.</p>
<p>Ve terörist olan insanlarla, candan, şefkatli ve farkında olan insanlar arasındaki bu savaş, eskinin güçleriyle yeninin bilinci arasındaki bu savaş, yalnızca Dünya’yla ilgili değil, biliyor musunuz. Bu aynı zamanda başka alemlere de dokunuyor ve büyük etkilere neden oluyor. Öyle meleksel alemler var ki… bugünlerden birinde melekler hakkında konuşacağım. Ben size meleklerle ilgili işin aslını anlatacağım ve bu sizin sanabileceğiniz kadar havai bir şey değildir. (bazı gülüşmeler) Bu inanılmaz bir şeydir, ama gerçekten kendini geri tutan meleksel varlıklar var. Onlar, sebebi her neyse, yaratımın ilerlemesini istemiyorlar. Buna değineceğim. Ben gitmeden şu yapılacaklar listesine yazar mısın…</p>
<p>LİNDA: Ha, tamam.</p>
<p>ADAMUS: … bir melek atölye çalışması gerçekleştireceğiz ve adına da (dramatik bir sesle) “Melekler – İyilik Güçleri ya da Kötülük Güçleri” (kahkahalar) gibi bir şey diyeceğiz.</p>
<p>LİNDA: Buraya ne yazmamı istiyorsun, Melek Atölye Çalışması mı?</p>
<p>ADAMUS: Melek Atölye Çalışması adı şimdilik yeterince iyi. Ben pazarlamaya yardımcı olmaya ve şeyleri hareket halinde tutmaya çalışıyorum. Bu yüzden bugünkü bu atölye çalışmasında para iadesi garanti ediyorum.</p>
<p>Bu noktada parasını geri isteyen biri var mı?</p>
<p>ŞAMBRA: Hayır.</p>
<p>ADAMUS: İyi. Daha bitirmedik.</p>
<p>Pekâla, şimdi farkındalığımızı, şefkatimizi şu enerjiye, o terör grubunun bilincine genişletelim. Sadece orada olun. Derin bir nefes alın ve sadece orada olun. Ders vermek yok. Sesinizin onlara gevezelik etmesi gerekmiyor, tıpkı başka seslerin size gevezelik etmesini gereksinmediğiniz gibi. Sadece orada olun, her bir parçanız…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Bilgeliğiniz…</p>
<p>Bunca yıldır bilinç ve enerjiyle ilgili öğrendikleriniz…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Bunları beraberinizde getirin.</p>
<p>Kendi içsel mücadelelerinizle ilgili bildikleriniz, değirmenlere karşı dövüşmekle ilgili bildikleriniz, bunun gerçekten nasıl da sadece büyük bir yanılsama olduğu.</p>
<p>En sonunda kendinizi sevdiğinizde ve kendinize güvendiğinizde, herhangi bir teröre gerek kalmadığını nasıl bildiğinizi. Şeyleri ilerletmek amacıyla şeyleri havaya uçurmanızın gerekmediği.</p>
<p>Sadece orada olalım, şu an.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Herhalde tahmin ettiğiniz gibi… anladığınız gibi… bu grup yalnızca gezegendeki coğrafi bir yerde faal değil. Onlar fiziksel-olmayan alemlerde faal. Doğrusunu isterseniz, fiziksel alemlerde faaliyet gösteren insanlar, başka bir alemde bulunan ve seslerini, gündemlerini insanlara yansıtan varlıklar tarafından manipüle ediliyorlar da diyebilirsiniz.</p>
<p>Hadi tüm alemlerde orada olalım… gerçek Ben Ben’im varlığında.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Ve şimdi yumuşak yumuşak geri gelip buraya odaklanalım, ama aslında bir yanınız hâlâ oradadır. Ve, sonuca ilişkin bir beklentinin olmamasını da hatırlayın. Beklenti yok. Bir beklenti yarattığınız an, olaya bir dengesizlik yerleştirmeye başlarsınız. Bu nedenle, sonuca ilişkin bir beklenti yaratmayın; o neyse odur.</p>
<p>Hadi derin bir nefes alalım, ve burada çalışmaya devam ediyoruz, ama orada da bir faaliyet sürüyor. Bir sonraki toplantımızda bundan söz etmeyi sabırsızlıkla bekleyeceğim.</p>
<p><strong><em>İpler Kimin Elinde?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Pekâla, bir an için bu noktada vites değiştirelim. Ve ben size, yaşamınızın ipleri kimin elinde diye soracağım. Linda’dan mikrofonla etrafta koşturmasını isteyeceğim.</p>
<p>LİNDA: Zevkle.</p>
<p>ADAMUS: Pekâla, hemen şuradan başlayacağım. On ile, Garret’le başlayalım. Yaşamının ipleri kimin elinde?</p>
<p>GARRET: Çoğu kez, bağırıp çağıran veçhelerimin.</p>
<p>ADAMUS: Çoğu kez veçheler… bu çok dürüst yanıt için teşekkürler. Kesinlikle. Güzel. Linda, bu kez sen seç.</p>
<p>LİNDA: Tamam. Elini kaldırmak isteyen biri var mı? Buna cesaret eden biri?</p>
<p>ADAMUS: Yaşantınızın gerçekliğini kim yaratıyor? Ve evet, bu hileli bir soru.</p>
<p>LİNDA: Hepsi.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekliği kim yaratıyor?</p>
<p>MARY: Çoğu kez zihnim.</p>
<p>ADAMUS: Zihnin, evet, bu iyi bir yanıt. Birkaç Adamus ödülünü yanında taşımak isteyebilirsin, çünkü içimdeki his bana bunun planladığımdan da iyi olacağını söylüyor. Böylece, bazen bu zihnin oluyor.</p>
<p>LİNDA: Ödül kazanan var mı?</p>
<p>ADAMUS: Evet, Mary. Mary bir ödül alacak. Pekâla, ipler kimin elinde? Senin yanıt vermek istediğini biliyorum. (Jane’e hitap eder) Bugün çok parlıyorsun.</p>
<p>JANE: Teşekkür ederim. Oradaki (tahtadaki) liste işte. Hepsi aynı.</p>
<p>ADAMUS: Oradaki liste. Evet, bu iyi. Bu yanıt bir anlamda verildi, onun için sana ödül veremiyorum, ama haklısın. Yani ben seni milyonlarca, belki de milyarlarca insanın önünde utandırmayacağım. Evet.</p>
<p>ŞAMBRA (hanım): Ben. İpler benim elimde. Kendi gerçekliğimi ben yaratıyorum.</p>
<p>ADAMUS: Sen yaratıyorsun. Gerçekten mi?</p>
<p>ŞAMBRA (hanım): Evet.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten mi? Biyolojik ana babanı sen mi seçtin?</p>
<p>ŞAMBRA (hanım): Evet.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten mi? Ne zaman?</p>
<p>ŞAMBRA (hanım): Bu gezegene gelmeden önce.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten mi?! Bunu hatırlıyor musun?</p>
<p>ŞAMBRA (hanım): Hayır.</p>
<p>ADAMUS: Orada seninle birlikte kim vardı?</p>
<p>ŞAMBRA (hanım): Bu çok iyi bir soru işte.</p>
<p>ADAMUS: Ama sen diyorsun ki, bu gerçekliği sen yaratıyorsun, yine de…</p>
<p>ŞAMBRA (hanım): Burada, aşağıda. Burada, aşağıda.</p>
<p>ADAMUS: Burada, aşağıda.</p>
<p>ŞAMBRA (hanım): Evet.</p>
<p>ADAMUS: Peki, ama bu biyolojik anne ve babanla başlamadı mı?</p>
<p>ŞAMBRA (hanım): Ha tabi.</p>
<p>ADAMUS: Tamam. Ama hatırlamıyorsun.</p>
<p>ŞAMBRA (hanım): Onları seçtiğimi hatırlamıyorum, ama seçtiğimi biliyorum.</p>
<p>ADAMUS: Seçtiğini <em>düşünüyorsun.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>ŞAMBRA (hanım): Doğru.</p>
<p>ADAMUS: Ama seçtiğini bilmiyorsun, aksi halde diğer meleklerle birlikte yapılan toplantının nasıl bir şey olduğunu ve biyolojik ana babanı nasıl seçtiğini bana söylerdin. Sen senin…</p>
<p>ŞAMBRA (hanım): Eh, güzel bir öykü uydurabilirdim.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Doğum için Rüya Yürüyüşü kursunu al. Bir dolu tatmin edilmemiş arzulara dayanarak, tekmeler savurarak ve bağıra çağıra şu kanaldan (ya da tüpten) Dünya’ya geri emildiğini anlayacaksın. Bunu söylemekten nefret ediyorum ama, bu bilinçli bir seçim değildi.</p>
<p>ŞAMBRA (hanım): Evet, peki.</p>
<p>ADAMUS: Tüm sevgim ve şefkatimle, ama bunu sen seçmedin.</p>
<p>ŞAMBRA (hanım): Tamam. (Linda’nın Adamus’a bir ödül uzatması üzerine kahkahalar yükselir)</p>
<p>ADAMUS: Ben para istiyordum! İpler kimin elinde? Greg?</p>
<p>GREG: Maalesef, bazen bürokrasi oluyor.</p>
<p>ADAMUS: Evet, bürokrasinin elinde ipler. Onlar ipleri çekip duruyor, ama sen de küçük bir kukla gibi buna inanıyorsun. (Adamus, iplerle oynatılan kuklalar gibi dans eder) Evet.</p>
<p>LİNDA: Ne tatlı! Şunu bir daha yapsana.</p>
<p>ADAMUS: İpleri olan küçük bir kukla gibi, çünkü son sözü bürokrasi söylüyor diyen bir inanç sistemine inanıyorsun.</p>
<p>GREG: Her zaman değil.</p>
<p>ADAMUS: Bu yaygındır. Her zaman değil. Hayır hayır. Çoğu kez. Hiç de her zaman değil, ama bu iyi bir gözlem. Pekâla.</p>
<p>LİNDA: Bir ödül alacak mı?</p>
<p>ADAMUS: Pek değil, hayır. Hayır. Ödüller, gerçekten herkese “ooo” ve “aaa” dedirtenler için. Burada birini elini kaldırıyor.</p>
<p>LİNDA: Ha, çok iyi. Siz cesur birisiniz, beyefendi.</p>
<p>ADAMUS: İpler kimin elinde?</p>
<p>TIBOR: Aklıma ilk gelen, bunu bilmediğim oluyor. Kesinlikle bilmiyorum, ama…</p>
<p>ADAMUS: Bu iyi. Hemen bu noktada kes. Ona bir ödül ver. Ama şimdi devam edebilirsin. Evet, devam et.</p>
<p>TIBOR: Ama bunu anlamaya çalışmamı salıverdiğim zaman, çünkü “ben bilmiyorum”u anlayamazsın, o zaman sanki birlikte-yaratıyormuşuz gibi görünüyor. “Ben bilmiyorum”u ne kadar salıverirsem, hepimizin beraberce ne yaşamak ve deneyimlemek istediğimizi ortaya çıkarmamıza o kadar izin vermiş oluyorum. (Birisi “Vaay” der)</p>
<p>LİNDA: Nerelisin?</p>
<p>TIBOR: Kaynak.</p>
<p>ADAMUS: Kaynak! (Adamus güler, izleyiciler güler ve alkışlar) Ben bir şuradaki masamıza gitmek istiyorum.</p>
<p>LİNDA: Aman Allah’ım.</p>
<p>ADAMUS: Bu insanlar hemen hiç dahil olmuyorlar. Pekâla, aranızdan herhangi biri yanıt verebilir. İpler kimin elinde?</p>
<p>MICHELLE: Bilinç Bedenimin.</p>
<p>ADAMUS: Bilinç Bedeninin. Peki, güzel. Mikrofon sende kalsın çünkü devam edeceğiz. Pekâla, Bilinç Bedenin. Tamam, ama Bilinç Bedenini daha sadece bir ay önce duydun.</p>
<p>MICHELLE: Hmm, evet.</p>
<p>ADAMUS: Peki 2010’un Şubatına kadar yaşantındaki tüm diğer deneyimler, onlar nereden geldi? İpler kimin elindeydi?</p>
<p>MICHELLE: Veçhelerimin.</p>
<p>ADAMUS: Veçheler. Evet, evet. Bu iyi.</p>
<p>MICHELLE: İpler veçhelerimin elindeydi, ama Bilinç Bedeni gerçekten bana uygun/doğru geldi.</p>
<p>ADAMUS: Doğru.</p>
<p>MICHELLE: Yani bana göre bu, Bilinç Bedenim.</p>
<p>ADAMUS: Bu iyi bir yanıt, ama daha hiç biriniz ona inanmıyorsunuz. Daha hiç biriniz onu deneyimlemiyorsunuz.</p>
<p>LİNDA: Bu yine de bir ödül hak etmiyor mu?</p>
<p>ADAMUS: Ha, pek değil. Üzgünüm, bir dahaki sefere. Evet.</p>
<p>RICKI: Beni kontrol etmelerine izin verdigim, cevremdeki insanların…</p>
<p>ADAMUS: Evet. Çevrendeki insanlar.</p>
<p>RICKI: … elinde ipler.</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. İpler ellerinde. Pekâla… Nancy?</p>
<p>NANCY: Ne?</p>
<p>ADAMUS: (gülerek) Nancy, Kathy. Ben sadece bu masaya dikkat çekmek istiyorum. Bu insanlar size hizmet etmek için çok çalışıyorlar, pekâla, yaşantınızda ipler kimin elinde?</p>
<p>NANCY: Ben tam diyecektim ki, bu ne yaptığıma bağlı. Örneğin işteysem patronların.</p>
<p>ADAMUS: Doğru, kesinlikle.</p>
<p>NANCY: Evdeysem, bilirsin işte, her ne yapıyorsam. Torunlarımın.</p>
<p>ADAMUS: Doğru, peki.</p>
<p>NANCY: Herşey ne yaptığıma bağlı.</p>
<p>ADAMUS: Güzel. Güzel. Dürüst bir yanıt. Kathy?</p>
<p>KATHY: Ego.</p>
<p>ADAMUS: Ego. Ego, peki ego nerede?</p>
<p>KATHY: Şunların hepsi (tahtadaki listeyi gösterir).</p>
<p>ADAMUS: Hepsi bunlar. Peki, güzel. Güzel yanıt.</p>
<p>Bu arada, seni düzeltmek amacıyla değil ama bunu hep yapıyorum. Ego kötü bir şey değildir. Ego aslında “Ben gidiyorum. Ben genişliyorum, ben deneyimliyorum” teriminden türemiştir. Ama zaman içerisinde ego kötü bir kelimeye dönüştü, ama çok egonun olması aslında harikadır. (Adamus’un poz vermesi kahkahalara neden olur)</p>
<p>LİNDA: Tanrı’ya şükür.</p>
<p>ADAMUS: Siz egoyu olumsuz olarak düşünüyorsunuz, yani birinin bencil olması, tümüyle kendini düşünmesi, ben-odaklı olması gibi. Ama bir çizgi vardır – ince bir çizgi, ama yine de çizgidir – kesin bir biçimde ben-odaklı olup başka insanların enerjisinden beslenmek ya da enerjilerini çalmakla, kendini farkında olmak ve kendi içinde bütün olmak, yani kimseden enerji çalmayı gereksinmemek arasında bir fark vardır. Kendini o kadar farkında ve öylesine kendine aşıksındır ki, çalmayı gereksinmezsin. Kendin için bahaneler uydurmayı gereksinmezsin. Kendinle ilgili hiçbir kuşkun yoktur, onun için de açıkça ve neşeyle ifade edebilirsin. Kendini geri tutman gerekmez. Işte <em>bu </em>ego harika bir şeydir. Ben Ben’im’in ifadesidir. Evet, buradan birkaç kişiye daha soralım. Siglinde?</p>
<p>SIGLINDE: Fiziksel beden bir ya da iki ipi çekeleyip duruyor.</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Fiziksel beden birçok ipi çekeliyor. Kesinlikle. Gerçekten harika bir gün geçiriyorken bir ağrı ya da sancı, biyolojinin sesi öne sıçrayıverir ve bağırıp çağırarak güzel bir günü berbat eder. Evet. Aleya?</p>
<p>ALEYA: Benim için bu, kendime ne derece güvendiğime bağlı. O anda kendime ne kadar güvendiğim, veçhelere mi kabul verdiğime…</p>
<p>ADAMUS: Doğru.</p>
<p>ALEYA: … ya da Ben Ben’im’ime mi kabul verdiğime bağlı.</p>
<p>ADAMUS: Pekâla. Kesinlikle. Çok dürüst bir yanıt. Evet. Bazen güven eksikliği yüzünden diğerlerinin ipi ele geçirmesine izin veriyorsun. Aslında bazı günler birinin ipleri çekelemesi daha kolay gelir (Adamus kukla gibi dans eder) ve sen…</p>
<p>LİNDA: Bunu kaçırdım. Yürüyordum. Tekrar görebilir miyim?</p>
<p>ADAMUS: … birisinin ipleri çekmesi ve (tekrar dans eder) … Cauldre bundan hoşlanmıyor.</p>
<p>LİNDA: Gerçekten mi?!</p>
<p>ADAMUS: Hayır, hayır.</p>
<p>ŞAMBRA (erkek): Bunu öyle bir söylüyorsun ki, sanki başkaları tarafından etki altında bırakılmaktan söz ediyorsun. Nasıl oynatılıyorsun, ipler kuklacının mı elinde? Düğmelerine kim basıyor? İçindeki o dingin sese bakınmak ve giderek daha çok, bildiklerine dayanan seçimler yapmak, daha iyi olmaz mıydı?</p>
<p>ADAMUS: Aa, sanırım şimdi eve döneceğim! Dersi bitirmeme gerek kalmadı, ama bazı ilginç çizimlerim var. Yani evet, iki küçük ödül. Evet.</p>
<p>LİNDA: Aa, Tanrı aşkına.</p>
<p>ADAMUS: Ama ben bunu biraz farklı ifade edeceğim. Daha iyi değil, sadece farklı.</p>
<p>EDITH: O altın olanından istiyor.</p>
<p>ADAMUS: Yakında onu da sunacağız.</p>
<p>Pekâla, ben şimdi bazı çizimler için tahtaya gideceğim. Soru şu, ipler kimin elinde? Ve bana “hiç kimse” deseydiniz, ben de size yalancı demek zorunda kalacaktım.</p>
<p>EDITH: Bu yeni bir şey olmazdı. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: (gülerek) Ona bir şey verin! Herhangi bir şey! Evet, teşekkürler. Ah, bu bana günlerce sürebilen eski Gizem Okulları’mızı çok hatırlattı. Hatta bazılarınız o kadar sarhoş olurdunuz ki, ertesi sabah kendinizi berbat hissederdiniz, ve bazen de sadece saf güzellik ve sevinç olurdu. O günleri özlüyorum, ama burada bunu yeniden gerçekleştiriyoruz.</p>
<p>Böylece zaman zaman… reddediş (inkar) içinde olan birçok yeni çağcı var, ve iplerini çeken kimsenin olmadığını söylüyorlar. Ve ben de onlara soruyorum… bunu size yapamazdım. Sizi biraz dürtmeye kalktığımda bana o küfürlü yanıtlarınızdan birini veriyorsunuz. Ama, sevgili Şambra, bazen şöyle yanıtlar oluyor, “Hiç kimse (iplerimi çekmiyor). Kendi gerçekliğimi ben yaratıyorum.” O zaman ben de diyorum ki , “Gerçekten mi. Yani senin belli yeteneklerin ve becerilerin var, peki onları nereden edindin?” Ve o çok da gerçekçi olmayan diğer insanlar şöyle diyor, “Eh, onları ben yarattım.” Gerçekten mi. Ve onları yarattığını hatırlıyorsun. “Eh, hayır, ama onları ben yarattım.” Ve, bilirsiniz, “Gerçekliğimin yaratıcısı benim” diyenler var. Ve ben de, “Gerçekten mi? Ve yarattığın bu mu?!” diyorum. Bu komikti. (kahkahalar) Sık sık bu çok gizemli, ezoterik yanıtları duyuyorum, ama gerçek yaşamda uygulanmıyorlar. (Bu yanıtlar) gerçek değil.</p>
<p><strong><em>Bilincin Dalga Biçimleri</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Böylece, kalan dakikalarımızda, ki bu saatler olabilir, ipleri kimin çektiğini tartışmak ve kendi sorumu – çoğunuzun kafasını sık sık karıştıran soruyu &#8211; yanıtlamak istiyorum, bir insan özgür iradeye sahip midir? Biz bunu bugün burada yanıtlayacağız. Paranızın karşılığını alacaksınız. Bir insan özgür iradeye sahip midir?</p>
<p>EDITH: İnsanlar özgür iradeye sahipler.</p>
<p>ADAMUS: Sahipler mi?</p>
<p>GARRET: Çok pahalı bir seçim. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Ben şimdi çizim yapacağım. Yani çizeceğim, ve bunların hepsi semboliktir. Gerçek olarak almayın, ama size göstermenin iyi bir yoludur. Kaynağınız bir yolculuk yapıyor. Benliğiniz bir yolculuk yapıyor. Ve biz son konuşmamızda Bilinç Bedeninden söz ettik, ama Bilinç Bedeninin – ben bunlara dalga biçimi diyeceğim – farklı dalga biçimleri ya da yaptığı farklı danslar var. Ruhunuzun bir dalga biçimi var. Bu çok güzel bir dalga biçimidir. Bunu kelimesi kelimesine almayın, bu semboliktir. (Adamus bir dalga biçimi çizer)</p>
<p>Ruhunuz bu yolculuğu yapıyor, ve kendi birkaç arzusu var. Arzular çok kolayca özetlenebilir. Asırlardır sorduğunuz o eski soruya, “Ben kimim?” sorusuna yanıt olarak ruhunuz, benliğiniz, kendini bilmek istiyor. Keşfediyor. Kendini bilmek istiyor ve bunu üç X’ler – üçlü X &#8211; dediğim şeyle gerçekleştiriyor – ki bunlar deneyim, genişleme ve ifadedir. (çvr: experience, expansion, expression kelimeleri ex ile başladığı için Adamus üç X’ler diyor)</p>
<p>Ruhunuzun, tanrısallığınızın, adına her ne demek istiyorsanız, gerçekleştirmek istediği budur. O orada beraberce dans ediyor, beraberce süzülüyor. O yalnızca kendini bilmek, ve deneyimlemek istiyor. Ve genişlemeyi sürdürmek istiyor. Ruhun sevinci budur, genişlemek. Geri geri yürümek işe yaramaz. Nötrde kalmak ya da belli bir süre aynı yerde kalmak, sonunda patlamaya neden olur. Güüüm olur! Bir şeyin enerjiyi hareket ettirmesi gerekiyor. Böylece o (ruh) genişlemek ister ve o sevinci <em>ifade etmek </em>ister. O sevinci sadece kendi içinde bilmek ve sonra ifade etmemek, eh, gerçekleşmemektir. Böylece o ifade etmek ister – şarkı söylemek, müzik, kitap, bir iş, kötü bir ilişki, bir sağlık sorunu yoluyla. Bunların hepsi ifadenin bir biçimidir ve ruhunuzun dalga biçimlerinin gerçekleştirdiği de budur.</p>
<p>Başka bir dalga biçimine daha sahipsiniz – hadi buna insan diyelim. İnsan dalga biçimi şuna benzer bir şeydir. (Adamus ilkinin karşısına başka bir dalga biçimi çizer) Aslında şu anki farkındalığınızın çok büyük bir bölümünü kaplayan o insan parçası tümüyle farklı bir dans etme ve arzulama haline sahiptir. Birçok beklentisi, gündemi vardır, çünkü genellikle ruhu görmez ve kendi başına davrandığını sanır. Bu yüzden de çok savunmacı, çok izole olur, ve hayatta kalmak gibi şeyler ister. Bu, yani hayatta kalmak, eski bir Lemurya programıdır. Dünyaya gider ve orada kalırsın – biyolojiye girersin, çünkü o zaman bazı deneyimler edinebilirsin – ama orada kalırsın. Böylece hayatta kalırsın. Bu, eski programlamadır.</p>
<p>Umarım biz o hayatta kalma programlamasını yok edebiliriz, çünkü o gerçekten her açıdan acı veren bir şeydir. Hayatta kalmanız gerekmiyor; yaşamanız gerekiyor. Yani o (insan parçası) hayatta kalmak istiyor. Bir dereceye kadar, rahatlık ve zevk istiyor.</p>
<p>Zevk faslı eski Atlantis programlamalarından geliyor. Herkese programlanmış olan bir zevk merkezi var. Neden? Çünkü günün sonunda insanlar küçük bir ödül aldığında – biraz seks, biraz alkol, biraz takdir, her neyse, biraz güç – o zaman insanların gerçekten çok sıkı çalışmasını ve inanılmaz faaliyetlerde bulunmasını sağlarsınız. Yani bu rahatlık ve zevk bölümü – bunu okuyamıyorsanız, pardon.</p>
<p>LİNDA: İyi değil ama idare ediyor.</p>
<p>ADAMUS: Bunu biraz daha kameraya doğru çevir. Rahatlık ve zevk de, bıraktığımızı, salıverdiğimizi görmek istediğim programlamalardandır. Günün sonunda (ödül olarak) küçük bir bisküvi almaya ihtiyacınız yok. Artık şekerleme almaya koşullanmış laboratuvar fareleri değilsiniz. Şeker harika bir keşifti, uzun zaman önce, ve şeker aslında… bu noktada söylediğim şeye dikkat etmem gerekiyor. Eh hayır, gerekmiyor. Şeker, bir dereceye kadar hipnotik bir örtücü-katmanın enerjisini içeriyor. Ben şimdi şeker kötüdür demiyorum, ama şeker içinizde enerjisel olarak, biyolojik değil, bir şey tetikliyor ve kendinizi iyi hissettiğinizi sanmanıza neden oluyor. Çocuklara şeker verilir, neden? Seslerini kessinler diye. Şeker onlara iyi gelmez. Onları enerjisel bir çılgınlık haline sokar. Ama şeker hipnotik bir uyuşturucudur. Bunu yazabilirsin, “Adamus dedi ki, şeker hipnotik bir uyuşturucudur.”</p>
<p>Böylece insan hayatta kalmayı, zevk almayı, rahatlık gereksinir, ve bu daha sonra kontrol ve güç gibi başka enerjilere yol açar. İnsan bunlara bayılır. Bu, kimliğini oluşturmasına yol açar. Bu, egonun olumsuz/negatif yorumudur. Hadi buna kimlik diyelim. Eski programlamadır.</p>
<p>Böylece bu insan dalgası sürekli kendini pekiştirmeye çalışır. Ruh – o ruh kısmı – kendini anlamaya çalışır; insan kendini güçlendirmeye çalışır.</p>
<p>LİNDA: Bunu (tahtaya) yazmalısın.</p>
<p>ADAMUS: Bunların hepsi kaydediliyor.</p>
<p>LİNDA: Peki.</p>
<p>ADAMUS: Böylece, insan sürekli kendi kimliğini pekiştirmek zorunda, ve aslında kimliğin gerçek genişlemesine ya da keşfine izin vermiyor. Kimliği kısıtlamak ve fazlasıyla sınırlamak istiyor.</p>
<p>Böylece siz bu dalga biçimlerine sahipsiniz ve normal olarak güzel, doğal bir şey meydana gelir. Ruh dans eder, insan dalga biçimleri dans eder, ve onların doğal olarak birbirlerinden uzaklaşarak aktıkları zamanlar olur. Bunu gerçekleştirdikleri zaman, aslında güzel bir şey olabilir, çünkü bu insan kendi keşiflerinin derinine inebilir. Ruh daha da genişleyebilir. Bu genelde güzel bir şeydir. Ve sonra bu ayrılık neredeyse bir cezbedici ya da bir mıknatıs gibi davranır, ve onları yeniden birbirlerine yakın hale getirir.</p>
<p>Ve sonra yine bir açılım olur, insan kendi deneyiminin daha da derinine dalar, ruh da kendi kutlamalarında ileriye gider, ve bu  sürekli böyle ileri geri yaşanır durur. Bu…</p>
<p>LİNDA: Bunu müzikle yapabilir miydin?</p>
<p>ADAMUS: Bu gerçekten… bu gerçekten bir danstır.</p>
<p>(duraklama, Adamus Linda’yla dans eder)</p>
<p>ŞAMBRA (erkek): Şarkı söyleyerek takılın. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Bu gerçekten bir danstır – birlikte, ayrı; birlikte, ayrı. Aynı zamanda nefestir de. Bu dalga biçimini, bu dansı hissedebilirsiniz.</p>
<p>Burası çok sıcak.</p>
<p>LİNDA: Cauldre’nın bir şey içmesi gerekiyor.</p>
<p>ADAMUS: Lütfen kapıyı açın. Mmm. Burada yarattığımız enerji. Böylece onlar birlikte bu güzel dansı yapıyorlar.</p>
<p>Şimdi, sonuçta olan şudur, ve siz şimdiden bunun yanıtını biliyor olabilirsiniz. Pekâla, ruh şurada, (Adamus çizer) ve sonra insan da şurada, ve onlar bir noktada birbirlerine değerler. Bir noktada kesişirler. Şunu büyütmem gerekecek. (yeniden çizer) Onlar kesişir. Ve sonra, birbirleriyle sürekli kesiştikleri, artık ayrı olmadıkları noktada, dans değişir. Ve hemen şuradaki bu nokta (kesiştikleri nokta) kritik faktördür. Bu, yer sıfır noktası farkındalığıdır. Başka bir deyişle, eski dansı, eski geçmişi salıvermişsinizdir. Şimdi dans birlikte yapılıyordur.</p>
<p>Uyanış işleminin/sürecinin başlangıcı, şurasıdır. (dalga biçiminin üzerindeki bir noktayı gösterir) Burası, uyanışınızın meydana gelmeye başladığı yerdir. Sizi artık az çok biraraya getirmeyeceğini ve sizi yeniden uzaklaştıracağını hissettiğiniz bir momentum olur, ama şöyle hissetmişinizdir, “Aman Tanrım, onlar birleşiyor.” Bu, birçok şeyin sonucudur – travma, depresyon, tutku eksikliği – tüm bu şeyler insan tarafında bir momentum yaratmıştır, ki bu da bilincinize inen bir spiral yaratmış ve bu noktadan geçmenizi sağlayan desteği vermiştir. Ve, bambaşka bir yerde bir dalga biçimi olmuş olan ruhunuz, “Ben iniyorum” demiştir. (kahkahalar) “Ben hızla (aşağıya) dalacağım. Artık yukarlarda, bu düş ürünü eterik düzeylerde kalmayacağım, ben Dünya’ya gidiyorum. Ben seninle olacağım.” Ve Ben Ben’im’in bu güzel yer sıfır noktasında, siz birleşmişinizdir.</p>
<p>Buna yeniden değineceğim, ama dikkatinizi çok, çok ilginç bir şeye çekmek istiyorum, çünkü Paskalya zamanı. (Linda’nın kulağına bir şeyler fısıldar) Derin nefes.</p>
<p>Böylece… (Adamus çizer)</p>
<p>LİNDA: Aman Tanrım.</p>
<p>ADAMUS: Bu nedir, Şambra?</p>
<p>ŞAMBRA: Bir balık.</p>
<p>ADAMUS: Bir balık sembolü. Ve bunu kim kullanır?</p>
<p>ŞAMBRA: Hıristiyanlar.</p>
<p>ADAMUS: Ve mantıksal açıklaması nedir?</p>
<p>ŞAMBRA: Balıkçı.</p>
<p>ADAMUS: Yeshua’nın bir takım balıkçıları olduğu. Kesinlikle <em>değil! </em> (kahkahalar) Lanet olsun!  <em>Kim bir balığı sembol olarak seçer ki??! </em>Yeshua, bununla ne demek istemişti? Bu bir örtücü-katmandır. Bu, sürekli devam eden o danstır. Balık tutmakla hiç ilgisi yoktur! Bu, bütünleşmekle ilgilidir. Bu noktada (Adamus dalga biçimlerinin kesiştiği noktayı gösterir) yeniden birleşmekle ilgilidir.</p>
<p>Ah-h-h! Ve Yeshua bunu biliyordu. Yeshua aynı şeyi açıkladı. Onun böyle güzel bir kağıdı yoktu, toprağa yazdı. O, havarilerine ve duyacak kulağı olan başkalarına aynı şeyi açıkladı, ve Mary Magdalene hemen onun yanıbaşında durup bu çok şaşırtıcı işlem sırasında olan bitenleri daha ayrıntılı bir biçimde açıkladı. Ve Yeshua, birinin balığa dönüştürdüğü bu sembolü kullandı, o birleşmeyi imgeleyen ve benim burada gösterdiğim sembolü kullandı. Birleşme – o dans – en sonunda onu yeniden biraraya getiren. İşte siz bu noktadasınız. Olan biten budur, ve buradan (kesişme noktasından) ilerlerken artık farklı dalga biçimleri olmaz. O bir Bilinç Bedenidir.</p>
<p>Paranızın karşılığını aldınız mı?</p>
<p>İZLEYİCİLER: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Elbette! Elbette!  Benim – bizim – zihinsel dengesizlik oturumuma katılacak olanlar için bu, tartışmamızın biütünleyici bir parçası olacak, çünkü zihinsel bir dengesizlikte, Greg, bu şekilde birlikte dans eden dalga biçimleri, değişken ve doğru düzgün çalışmaz bir hal alırlar. (Adamus  yükselip düşen düzensiz dalga biçimleri çizer) Ve kitle bilinci ile suçluluk veçhelerinin sesinden etkilenen insan dalga biçimi bu şekilde düzensizlik göstermeye başlarsa – güzel bilgiler veriyorum – o zaman ruhun dalga biçimi de şöyle olmaya başlar, (birbirinden çok uzaklaşır) ve çok geçmeden de birbirlerini kesinkes kaybederler. İnsanoğlu sinir krizine, zihinsel hastalığa, bunalıma, çoklu kimliklere ve zihinsel dengesizliğin yaşandığı tüm o diğer sebeplere düşer. Hepsi de zihin odaklıdır, ama ruhla insanın yaptığı o dansın doğal ritminde bu bir ruhsal çöküntüdür.</p>
<p>Pekâla, biz bunu çok daha ayrıntılı konuşacağız. Ben bunun nasıl – bu çizimlerde bunu fazlasıyla basitleştirdim – ama olan şudur, bunlar asıl dalga biçimleri ya da bilinç dalgalarıdır. Bu, bu konuşma için iyi bir başlıktır – Bilinç Dalgaları.</p>
<p>Şimdi, bu konuya gerçekten daldığımızda, bir dolu veçheniz olduğunu göreceksiniz. O veçheler de kendi kalıplarına sahipler, ve sizde onlardan milyonlarca ve milyarlarca var. Ben onları nokta nokta olan bir çizgiyle göstereceğim, çünkü o kadar vurgulanmış ya da öne çıkmış halde değiller – yoksa öyleler mi?</p>
<p>Peki, bu insan dalga biçimi ne zaman kesintisiz bir çizgi olmaktan çıkar da noktalı bir çizgiye dönüşmeye başlar, ve veçhenin dalga biçimi de ne zaman ele geçirmeye çalışan, hükmetmeye çalışan noktalı bir çizgi olmaktan, kesintisiz bir çizgiye dönüşür? (Adamus çizer) Şimdi elinizde gerçekten karmakarışık olmuş bir insan vardır. Biz, onlara nasıl ulaşıp da yeniden dansa, dalga biçimlerine geri gelmelerine yardım edebileceğimiz hakkında konuşacağız. Ve bu basittir. Gerçekten basittir.</p>
<p>Şimdi, gerçekten ben bunları oldukça lineer dalga biçimleri olarak çizdim. Bu duvarın tamamının ve tüm bu duvarların yazı tahtası olmasını isterdim. Bu olağanüstü olmaz mıydı, Suzy. (kahkahalar)</p>
<p>Şimdi, bu dalga biçimleri gerçekte benim çizdiğim gibi sadece düz çizgiler değildirler. Bunlar aslında, hadi bir daha, basit bir betimlemeyle… şu Kaynak (Adamus bir nokta çizer) … onlar aslında genişleyen bir spiral gibidirler. (noktanın çevresine bir spiral ekler) Ve o spiralin içine bakacak olursanız, danslar devam etmektedir, ama tüm bu zaman boyunca Bilinç Bedeni de açılmaktadır, bazen çok karmakarışık bir halde, kargaşa ve travma dolu halde, bazen herşeyin çökeceği yanılsamasıyla. Ve zaman zaman bu yanılsama çok gerçektir. Çöküverir. Aslında çökmez, ama bilinç kapıyı kapatır ve genişlemenin çöktüğü yanılsamasını yaratır. Sanırım neden konuştuğumu biliyorsunuz.</p>
<p>Gerçekte bu spiral bile pek doğru değildir, çünkü o dans, ona gerçekten bakacak olursanız, sanki bir tür… (Adamus büyük bir yuvarlak spiral çizer) Büyük bir daire gibidir, büyük bir top, ve top genişliyordur. Top farkındalıktır, ve dışarıya genişlemeyi sürdürür, siz Ben Ben’im noktasına gelene kadar açılmaya devam eder.</p>
<p><strong><em>Özgür İrade?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Şimdi, orada başka bir şey daha olur. Sözünü ettiğim o kesişme noktasında başka bir şey daha olur. Top ya da spiral, kendi spiralimsi yoluna devam etmez. O herzamanki genişlemesine devam etmez, ve biz bundan bir sonraki oturumumuzda söz edeceğiz. Ama bu soruyu önceden yanıtlamak istiyorum – zamanımın dolduğunu görüyorum – ama bu soruyu sizin için yanıtlamak istiyorum. Siz üzerinde derin derin düşünebilirsiniz, ve bunların herhangi biriyle aynı fikirde olmanız da gerekmiyor. Ben sadece soru soruyorum. Sadece soru soruyorum. Tüm tartışmalarımızda, tüm bireysel konuşmalarımızda, ben sadece soru soruyorum.</p>
<p>Ama soru şu, bir insan özgür iradeye sahip midir? Önceden çizdiklerime geri gideceğim. Soru şu, insanın özgür iradesi var mıdır ya da az önceki soru, “İpler kimin elinde?”  İpleri kim çekiyor? Biyolojik ailenizi kim seçti? Siz değil. Siz daha doğmamıştınız. Onu nasıl seçmiş olabilirdiniz ki? Yetenekleriniz ve becerileriniz, astrolojiden mi kaynaklanıyordu? Tanrı mıydı? Bir grup melek miydi? Ruhsal rehberleriniz miydi? Yüksek benliğiniz miydi? Kapsayıcı ruhunuz muydu? Sadece yazgı ve alın yazısı mıydı? Yalnızca beş para etmez kötü şans mıydı? İpleri kim çekiyor? Ve bu asırlardır sorulan eski bir sorudur. Ve yanıt, eh, olguya bağlıdır. Bilincin neresinde bulunduğunuza ve ipleri kimin çektiğine bağlıdır.</p>
<p>Ruh kendi şarkısına sahiptir. Irmağa akar, dalgalara biner. Bir anlamda umurunda değildir, çünkü ruh, tanrısallığınız, deneyim kazanıyordur. O genişler ve ifade eder, ifade etmek, bağırıp çağırmak anlamına gelse bile. O ifade eder. Bir sağlık sorunu, bir ifade biçimidir. Ve ruh geçinip gider. Sizi göz ardı ettiğinden değil, ama onun gereksinimleri farklıdır. Arzuları, tutkuları farklıdır.</p>
<p>İnsan şurada, aşağıdadır, hayatta kalmak için ve kimliği için mücadele eder. Ve evet, şöye demek istiyorsunuz, “Eh, gerçekliğimi ben yaratıyorum.” Ama bu aslında doğru değildir, çünkü gerçekliğinizin büyük bir bölümü bu dalga biçimi (ruh) tarafından, zihinsel sağlık atölye çalışmamızda sözünü edeceğimiz başka dalga biçimleri tarafından, burada, tanrısal düzeyde olup da sizin farketmediğiniz başka dalga biçimleri tarafından yaratılıyor ya da etkileniyor. Doğrusu, deneyiminizin büyük bir bölümünü hiç de siz yaratmıyorsunuz. Hiç.</p>
<p>Ve, insanların özgür iradesi var mı sorusunun yanıtı. Hayır, yok. İnsanlar kesinlikle bu özgür iradeye sahip değiller. Sahip olsalardı, tümüyle farklı olurlardı. Bir şeyin etkisi altındalar. İpleri bir şey tarafından çekiliyor. Karma? Eh, elbette, ona inanıyorlarsa. Din? Kesinlikle. İplerini çeken tüm şu diğer şeyler. İnsanlar güçlü bir biçimde özgür iradeye sahip olduklarını sanmak istiyor ve bunu talep ediyorlar – “İstediğim zaman işimi bırakacak iradeye sahibim.” Eh, değiller. “İstediğim yerde yaşama iradesine sahibim”, ama değiller. Büyüdükleri yere yakın yaşarlar. Aloo! Ana ve babalarının yanıbaşında!</p>
<p>Yani aslında, hayır, insanların özgür iradesi yoktur. Gerçekten yoktur. Umarım bu sizi biraz deli eder, çünkü hep özgür iradeniz olduğunu düşündünüz.</p>
<p>Siz tanrısal iradeye sahipsiniz. Tobias size bunu yıllar önce söyledi, ve bu, unuttuğunuz mesajdır. Duymak istemediniz, gerçekten. Tobias dedi ki, “Tanrısal irade vardır.” Spiritüel dalganızın, spiritüel dansınızın iradesi, aslında insan iradesine böyle (parmağını şaklatır) baskın çıkacak. Anında. Ve bu, yaşantınızda olmuş olan birçok şey için geçerlidir. Ruhunuz o olumsuz/negatif deneyimleri size zorla yamamıyor, ama ruhunuz için, tanrısallığınız için, aptalca insani maskaralıklardan ve umutsuzca kontrol etme, zevk alma, bir kimliği yerleştirme ve hayatta kalma girişimlerinden çok daha önemli olan şeyler vardır.</p>
<p>Farketmez!  Ruh hayatta kalacaktır, ölüm yoktur. Yeshua bunu çarmıhta kanıtladı. Ölüm yoktur. O, sizin günahlarınızın kefaretini ödemek için ölmedi. Sizin için ve günahlarınız için ölmedi. Hey Allah’ım. Bu ne bencillik, yani Yeshua’nın sizin için öleceğini düşünmek. Yeshua öyle bir noktaya geldi ki – ve bu kolektif bir bilinçti, onun için de biraz farklı (bir durumdur) – ama Yeshua, “Ben balık tutmaya gidiyorum. Ben kesişmeye gidiyorum. Yaşamışım, ölmüşüm, umurumda bile değil. Bir insan olarak kendi hapishanemde olmaktan bıktım usandım. Kendimle olmamaktan bıktım. Bu ikisinin hep ayrı olmasından bıktım. Yeniden kendimle olmak istiyorum” dediği noktaya geldi. Ve, güüm! Kesiştiler. Aaa, ben cross mu dedim? (çev: İngilizce’deki cross kelimesi fiil olarak karşılaşmak, kesişmek, karşıdan karşıya geçmek vs gibi anlamlara gelirken, isim olarak da çarmıh, haç anlamlarına gelir.) (Adamus’un parmaklarını haç şeklinde çaprazlaması kahkahalara neden olur) Cross mu dedim?!</p>
<p>Onlar birleştiler. Cennet ve Dünya birleşti. Tanrısallık dalga biçimiyle insan dalga biçimi en sonunda kesişti.</p>
<p>Peki, Yeshua çarmıhta mı öldü? Hayır. O, çarmıhta canlandı. Fiziksel bedenin bir anlamı yoktu. Bunu kesişme noktasında bildi. Bu arada, bu simge yüzlerce, yüzlerce yıl sonra bir hipnoz, ıstırap biçimi olarak seçildi – “O sizin günahlarınız için öldü.”  Hiç sanmıyorum. Hiç sanmıyorum. Sizin günahlarınız için kimse ölemez. Ama bu aslında şu kesişme noktası – karşılaşma, birleşme – anlamındaydı, ve sonraları ıstırabın ve acının ve suçluluğun ve kontrolün ifadesi olarak kullanıldı.</p>
<p>Böylece, sevgili dostlar, Yeshua çarmıhta uyandı, ve o anda fiziksel bedeni salıverdi, ki bu arada, 2.000 yıl önce bunu bu şekilde yapmanız gerekiyordu. Şimdi bunu bu şekilde yapmanız gerekmiyor. Fiziksel bedeni salıverdi ve gerçekten canlandı. Neşe içinde Mary Magdalene ile birlikteliğini sürdürdü. Fiziksel bir bedeni olmamasına rağmen ortak çocukları oldu. Güzel çocuklar. Evet, bir bedeniniz olmasa bile seks yapabilirsiniz. Çok doğru. Bazen daha bile iyi seks yaparsınız. (Linda’ya bakar) Her zaman değil. Her zaman değil. (yoğun kahkahalar) Her zaman değil.</p>
<p>LİNDA: Sen bir dâhisin.</p>
<p>ADAMUS: Pekâla Şambra, bugün birçok konuyu kapsadık. Gerçekten zaman geldi. Şu teröristlerle çalışmayı sürdürelim – yok, çalışmak değil, onlarla olalım, ve bugün çok konu işledik. Çok konu. Bir sonraki toplantımızda, o kesişme noktasına geldiğinizde o küreye, o büyüyen, genişleyen benliğe gerçekte ne olduğu hakkında daha fazla konuşacağız. Ama bu arada, o Şaud’u yeniden dinleyin ya da yeniden okuyun, çünkü büyük bir parçanız genişlemiş bir halde buralarda değildi, ama şimdi yeniden okuyarak ya da dinleyerek (benliğinizi) bu düzeye geri indirin.</p>
<p>Sözünü ettiğimiz gibi, deneyimlerimiz sürecek. Biz yeni ve farklı bir şeye giriyoruz. Bundan herkes hoşlanmayacak, ister inanın, ister inanmayın. Sebebini hayal bile edemiyorum ama bundan herkes hoşlanmayacak. Bu, spiritüel yolda olan herkes için yenilir yutulur bir şey olmayacak, ve bu pekâladır. Öyle olması da gerekmiyor. Biz burada, bazı eski inançlardan, başka başka inançlardan çok farklı olan şeylerden söz ediyoruz. Bu konuştuklarımız onları doğru ya da yanlış kılmaz, ama bildiğiniz gibi, uzun zaman önce toplandığımızda dedik ki, “Biz gerçekten bazı yeni topraklar keşfedeceğiz.”  Ama yeni toprakları keşfettikçe, onun sadece basit, temel gerçek olduğunu görüyoruz, basit temel sağduyu.</p>
<p>Böylece, yaşamlarınıza döndüğünüzde, kaygılanmanız gerekmediğini, kuşkulanmanız gerekmediğini anımsayın. Tüm yaratımda herşey yolunda.</p>
<p>Bu nedenle, Ben o Ben’im, hizmetinizde olan Adamus.</p>
<p>(izleyiciler alkışlar)</p>
<p><em>Tobias, Adamus Saint Germain ve Kuthumi lal Singh’in katılımıyla gerçekleşen Kırmızı Çember Materyalleri, Ağustos 1999’dan beri bedelsiz olarak sunulmaktadır.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Kırmızı Çember, Yeni Enerjiye geçecek ilk kişiler arasında bulunan ve Şambra denen insan meleklerden oluşan küresel bir ağdır. Onlar yükselişin sevinçlerini ve zorluklarını deneyimlerken, içlerindeki Tanrı’yı keşfetme yolculuğunda olan diğer insanlar için de bir Bayrak haline gelmekteler.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Kırmızı Çember her ay Colorado’nun Denver bölgesinde toplanmaktadır ve Adamus, Geoffrey Hoppe aracılığıyla son bilgileri sunmaktadır. Bu Kırmızı Çember toplantıları genele açıktır ve isteyen herkes katılabilir.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Eğer bunu okuyorsanız ve bir bağlantı hissediyor ve gerçek olduğu duygusuna kapılıyorsanız, gerçekten de Şambra’sınızdır. Benzer insanlar ve melekler için bir öğretmen ve rehbersinizdir. Şu anda ve gelecek tüm zamanlar için içinizdeki tanrısallık tohumunun çiçek açmasına izin verin. Asla yalnız değilsiniz, çünkü dünyanın her yanında aileniz ve çevrenizdeki alemlerde melekler var.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Bu metni, ticari olmaksızın, bedelsiz olarak özgürce paylaşabilirsiniz. Lütfen bilgiyi bütün olarak, ve bu dip notlar dahil paylaşın. Her türlü farklı bir kullanım için yazılı olarak Geoffrey Hoppe, Golden, Colorado’dan onay alınması gerekir. İletişim için aşağıdaki web sitesine gidin:</em></p>
<p><em><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a></em></p>
<p>Telif Hakkı 2010 Geoffrey Hoppe, Golden, CO 80403</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2010/04/03/saud-8-%e2%80%9cbilinc-dalgalari%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şaud 7: “Bilinç Bedeni”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2010/03/06/saud-7-%e2%80%9cbilinc-bedeni%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2010/03/06/saud-7-%e2%80%9cbilinc-bedeni%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 21:31:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üstatlık / Yüksek Lisans Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=489</guid>
		<description><![CDATA[KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ
Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi
 
Şaud 7: “Bilinç Bedeni”
Adamus’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
Kırmızı Çembere sunulmuştur
6 Mart 2010
www.crimsoncircle.com -   http://kirmizicember.org
Hoşgeldiniz Şambra. Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus, üstelik o kadar da zorlu birisi değilim.
Sevgili Şambra, toplantımıza hoşgeldiniz. Dünyanın her yanındaki Şambra’nın; öteye geçmiş olan – fizikselin ötesine geçmiş olan ve diğer alemlerden tek tek her birinizle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ</strong></p>
<p><strong>Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Şaud 7: “Bilinç Bedeni”</strong></p>
<p><strong>Adamus’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</strong></p>
<p><strong>Kırmızı Çembere sunulmuştur</strong></p>
<p><strong>6 Mart 2010</strong></p>
<p><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a> -   <a href="../">http://kirmizicember.org</a></p>
<p>Hoşgeldiniz Şambra. Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus, üstelik o kadar da zorlu birisi değilim.</p>
<p>Sevgili Şambra, toplantımıza hoşgeldiniz. Dünyanın her yanındaki Şambra’nın; öteye geçmiş olan – fizikselin ötesine geçmiş olan ve diğer alemlerden tek tek her birinizle çalışan Şambra’nın enerjilerini buraya getiriyoruz. Kırmızı Meclis’in, meleksel varlıkların enerjilerini bu büyük onurlandırma zamanında, ve şarkının da söylediği gibi, kutsama zamanında, yaşam zamanında buraya getiriyoruz.</p>
<p><span id="more-489"></span></p>
<p>Bugün hiç de dün değil, yani… benim için çekilmen gerekmiyor. (Adamus, Garret’in uzattığı bacaklarının üstünden atlar, kahkahalar)</p>
<p>Bugün dün değil, ve bu iyi haber. Konuşmamız sırasında bundan daha söz edeceğiz, ama ne kadar farklısınız, geçen ay biraraya geldiğimizden beri bile. Ne kadar farklısınız. Biz şimdi kuramların ve derslerin ve içine çekilip ayartıldığınız o korkunç işlemden-geçirmelerin ötesine geçerek bir deneyimleme zamanına giriyoruz. Gerçek yaşam deneyimine giriyoruz. Bu elbette dünyanızın değişmesine neden olacaktır. Belki dünyanızın biraz altüst olmasına neden olacaktır. Ama, biliyor musunuz, kendinizi gerçekten kucakladığınızda, bu değişimlerin, bu evrimlerin, bu yeniliğin aslında oldukça coşturucu olduğunu, geçmişte size meydan okuyan, sizi zorlayan, zaman zaman işkence eden, bedeninizi etkileyen değişimlerden çok farklı olduğunu göreceksiniz. Şimdilerde içinden geçtiğimiz ve birlikte geçmeyi sürdüreceğimiz değişimler, heyecan vericidir. Bunlar yeni zamanlar. Uzun zamandır kehanet edilen ya da öngörülen, beklenilen diyebileceğiniz yeni zamanlar. Biçimlenmesine, hayal edilmesine yardımcı olduğunuz yeni zamanlar, ve biz şimdi onu gerçekleştiriyoruz. Kesinlikle gerçekleştiriyoruz.</p>
<p>Aşırı duygusal olmak istemem ama, ne kadar keyif alıyorum, sizlerle çalışmayı ne çok seviyorum. Özellikle de bu ayla ilgili bir şey var. Tabii, Kuthumi, kadim tanrılar, ve benimle – yani o kadar da eski olmayan bir tanrıyla &#8211; birlikte o gezide olanlar, ama diğer herkes de, hepimiz, bu Yeni Enerjiye girip onunla gerçekten bütünlenme zamanından geçiyoruz. (Adamus, Mısır’da yapılan “Ruhun Sesleri” Şambra gezisinden söz ediyor) Haa, sanırım bunun bazen hâlâ biraz korkutucu olduğunu söyleyebilirsiniz, inançlarınız ve yaşamınız için yarattığınız o altyapıya neler olacağını merak ediyorsunuz. Ama bu sizi heyecanlandırmaya başladı, o kadar da korkmaz oldunuz. Cauldre’nın da bugün dediği gibi, siz aslında kış uykusundan uyanmaya ve kendinize geri dönmeye başlıyorsunuz.</p>
<p>Senin için, sevgilim. (Adamus, Linda’ya bir gül uzatır)</p>
<p>Siz aslında…</p>
<p>LİNDA: Duygusal bir an mı yaşıyorsun?</p>
<p>ADAMUS: Hayır, bu o yeni, kalbi büyük Adamus. (yoğun kahkahalar ve bazı alkışlar)</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, bugün burada, çok farklı bir enerjide toplanmış olmak ne büyük mutluluk – (ki bu farklı enerjiyi) belki de farkettiniz. Belki de farkettiniz.</p>
<p><strong><em>Pakauwah’lar</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Şimdi bir dakika kadar geçen ay konuştuklarımızı ele alalım. Söyle bana, Elizabeth, Pakauwah’ın şu anda nerede?</p>
<p>ELIZABETH: Aslında, sen ona adını getirmeden önce, hemen buradaydı.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. O bir erkek yani.</p>
<p>ELIZABETH: Evet, Guapo.</p>
<p>ADAMUS: Guapo, sen kendi…</p>
<p>ELIZABETH: Muy Guapo.</p>
<p>ADAMUS: Pakauwah’ına, Muy Guapo adını verdin.</p>
<p>ELIZABETH: Esta muy Guapo.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. Peki senin Pakauwah’ın ne?</p>
<p>ELIZABETH: O çok güzel beyaz bir Bengal kaplanı. İnanılmaz.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>ELIZABETH: Büyük ve harika ve Guapo – muy Guapo.</p>
<p>ADAMUS: Evet, ve sen kesinlikle haklısın. Bu Pakauwah, ki o senin kendi enerjinin bir uzantısıdır, şu anda burada, çünkü sen onunla çalışıyordun –  söylemem gerekir ki, çoğu Şambra’dan daha fazla.</p>
<p>ELIZABETH: Aa!</p>
<p>ADAMUS: Çoğu Şambra’nın, Pakauwah’ısının nerede olduğuna ilişkin hiç bir fikri yok. Ama senin Pakauwah’ın ille de büyük beyaz bir Bengal kaplanı değil…</p>
<p>ELIZABETH: Oo..!</p>
<p>ADAMUS: … ve kesinlikle bir erkek değil.</p>
<p>ELIZABETH: Ne?!</p>
<p>ADAMUS: Değil, üzgünüm! (kahkahalar) Neyse, teşekkürler. Sıradaki. Edith, senin Pakauwah’ın şu anda nerede?</p>
<p>EDITH: Onu hemen şurada tutuyorum, kalbime yakın tutuyorum. Ve bana adını sorma, bilmiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Peki o ne?</p>
<p>EDITH: Bilmiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Ve Edith, o şu anda hiç de sana yakın değil. Çok uzaklarda.</p>
<p>EDITH: Nerede peki? (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Sen Pakauwah’ının nerede olduğunu bilmiyor musun?</p>
<p>EDITH: Sana yalan söylememi mi istiyorsun?</p>
<p>ADAMUS: Daha önce söyledin. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>EDITH: Hiç sanmıyorum!</p>
<p>ADAMUS: Klaus. Senin Pakauwah’ın nerede, beyim?</p>
<p>KLAUS: Doğrusu, bilmiyorum. Sanırım bir yerlerde koşup duruyor.</p>
<p>ADAMUS: Peki Pakauwah’ın nedir?</p>
<p>KLAUS: Bir puma.</p>
<p>ADAMUS: Puma. Hmmm. Peki sana onun aslında bir puma olmadığını söyleseydim ne olurdu?</p>
<p>KLAUS: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>KLAUS: Devam et.</p>
<p>ADAMUS: Pekâla, o gerçekten bir puma değil.</p>
<p>Ve dikkatinizi çekmek istediğim şey, sevgili Şambra, geçen ay da üzerinde konuştuğumuz gibi, farkındalıktır. Sizi çıldırtana kadar bundan söz etmeyi sürdüreceğimizi söylemiştim, çünkü şu ara çok şeyler oluyor, ve siz hâlâ kısıtlı bir farkındalık modundan iş görmeyi sürdürmek eğilimindesiniz. Hâlâ bilincinizin küçük, çok küçük bir parçasını kullanıyorsunuz. Bilinciniz engindir, genişleyicidir. O orada, sizi bekliyor. O uzaklaşmış ya da kapatılmış bir halde değil, orada duruyor. Ama, bakın, siz belli bir kalıba, belli bir düşünme tarzına girdiniz, ve kendinizi kapattınız. Onun için de, bir zamanlar belirli bir hayvan türü olan ya da belirli bir cinsiyete sahip olan Pakauwah’ınızın, hep o şekilde kalacağını varsayıyorsunuz. Kalmaz. Kalmaz. Sürekli değişir.</p>
<p>Ayakta Duran Ayı, senin Pakauwah’ın ne?</p>
<p>AYAKTA DURAN AYI: Bir boz ayı.</p>
<p>ADAMUS: Bir boz ayı.</p>
<p>AYAKTA DURAN AYI: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten değil. Gerçekten değil. Sen öylesine hmmm hmmm hmmm ım hmm, Ayakta Duran Ayı. Ayakta Duran Ayı, bak, sen Ayı’yla çok bağlantıda olduğunu düşündüğün bir kalıba giriyorsun, oysa değilsin. Bu eskidir. Ha, Ayı yine de bazen orada. Ama ya o bir uğurböceğiyse. Sen uğurböceklerine takılacak cinsten bir adam olduğunu düşünmüyorsun. (kahkahalar)</p>
<p>AYAKTA DURAN AYI: Yusufcuk.</p>
<p>ADAMUS: Sen, boz ayı türünden bir adam olduğunu düşünüyorsun, ya da belki bir balık – küçük bir tatlı su levreği belki. Ama bak, önemli olan şu – farkında kal. O Pakuwah’lar değişir. Onlar dönüşür. Onlar pumalara ve timsahlara ve boz ayılara ve şahinlere kilitlenip kalmak zorunda değiller.</p>
<p>Kendi enerjinizin uzantısından başka bir şey olmayan bu Pakauwah’larla birlikte çalışmaya birkaç ay önce başladık. O sizdir. Başka bir şey ya da birisi değil, o sizdir. Seninki nerede?</p>
<p>ŞAMBRA (bir bey): Bu sabah sanki bir mantardı. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Bir mantar.</p>
<p>ŞAMBRA: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Ve gerçekten de, olabilir. Sakın onu yemeye kalkma. (kahkahalar)</p>
<p>ŞAMBRA: Evet.</p>
<p>LİNDA: Hayır, sanırım bu daha çok mantarların ne yediğiyle ilgili.</p>
<p>ADAMUS: Evet, (güler) bu doğru, onu yeme! (yoğun kahkahalar) Pekâla Jeff, senin Pakauwah’ın nerede şu anda?</p>
<p>JEFF: İletişim kurmaya çalışıyor.</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle! Biz ödüller koymalıydık. (kahkahalar) Şambra’nın doğru bildiği ender durumlar için.</p>
<p>LİNDA: Biri doğruyu bildi. Oo!</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle.</p>
<p>Böylece Şambra, <em>farkındalık. </em>Şu ara şeyler çok, çok hızlı değişiyor. Bilincinizi açıp da farkettiğiniz zaman, dünyanız çok genişleyici bir hâl alır.</p>
<p>Pakauwah’ınız şu anda nerede? Eh, bazılarınız aylardır onu ne gördü ne de onunla konuştu. Şanslısınız ki bu sınıfta not vermiyoruz, ama ben ödüller, armağanlar vermek istiyorum. Evet, Adamus armağanları.</p>
<p>LİNDA: Bunu halledeceğiz.</p>
<p>ADAMUS: Hemen geri gel. (“Adamus armağanları” bulmaya giden Linda’ya söyler)</p>
<p>Böylece, çoğunuz uzun süredir Pakauwah’larınızla çalışmadı, ama Pakauwah’lar hâlâ orada. Onu siz yarattınız. Onu siz çağırdınız. Onlar bekliyor, hepinizin onlarla bir şey yapmasını, oyuncul olmasını, genişleyici olmasını, farkında olmasını sabırla bekliyorlar. O Pakauwah, sizin o uzantınız, şimdi sürekli olarak içinde bulunduğunuz duruma ayak uydurarak değişip dönüşüyor.</p>
<p>Yukardan bakabilmek için bir kuş mu gereksiniyorsunuz? Yani sadece kelime anlamıyla değil, bakarken… (bir izleyiciye hitap eder) Bu çok güzel bir kıyafet. (kahkahalar) İşte ben bundan söz ediyorum! (yoğun kahkahalar ve alkışlar) Bu… biraz daha altın… (Adamus güler)</p>
<p>Pekâla, nerede kalmıştık? Az önce neden söz ettiğimizi hatırlıyor musunuz? Evet, Pakauwah’larınız. Yani Pakauwah’larınız sürekli değişiyor. Yukardan bir bakışa gereksinim duyduğunuzda, o anında bir kuşa dönüşebilir, bir simyadan geçebilir. Biraz huzur ve sessizliğe, şeylerden uzaklaşmaya ihtiyaç hissettiğinizde Pakauwah’ınız neye dönüşür? Bir balığa. O sessizdir altta. Eğer…</p>
<p>LİNDA: İşte birkaç ödül. (Linda’nın Adamus’a çukulata dolu bir çanak uzatması üzerine kahkahalar yükselir)</p>
<p>ADAMUS: Ben bundan çok daha değerli bir şey düşünmüştüm, ama… (yoğun kahkahalar) Bunu yiyecekler ve anında unutacaklar.</p>
<p>LİNDA: Valla o an yaratıcı olman gerekiyor.</p>
<p>ADAMUS: Evet, bunu bugün kullanacağız, ama gerçekten unutulmaz bir şey olması güzel olurdu.</p>
<p>LİNDA: Bunu konuşalım.</p>
<p>ADAMUS: Altın para? Evet, evet. Bir dolu…</p>
<p>LİNDA: Sen tezahür ettir, biz de verelim! (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Sakın beni kışkırtma.</p>
<p>LİNDA: Kışkırtacağım işte. (yoğun kahkahalar) Hem de nasıl! (tezahürat ve alkışlar)</p>
<p>ADAMUS: Bu ne zorlu bir grup bugün böyle. Gelip sana çiçek vererek nazik bir adam olmaya çalıştım ve sen şimdi altın istiyorsun. (kahkahalar)</p>
<p>Böylece Pakauwah’larınız sürekli değişiyor. Ve bu arada, onlar bir hayvan biçiminden de çıkabilirler. Biz, hayvanlara duyduğunuz sevgi ve tutku yüzünden hayvan biçimiyle başladık. Ama Pakauwah’lar şimdi hemen herşeye dönüşebilirler. Herşeye. Sizin orb dediğiniz (küre biçiminde) bir enerji parçacığına dönüşebilirler. Öyle etrafta süzülen küçük bir orb.</p>
<p>Pakauwah’larınız orada duruyor. O, boyutları boydan boya geçebilen, bir durumun ortasındayken size hizmet edebilen parçanızdır. Ve bu arada, kendi evrimlerinden geçen diğer insanların arasında insan bedeninizin içinde Dünya’da bulunduğunuz sürece, (türlü) durumlarla karşılaşacaksınız. Ama Pakauwah, gerek sizin için, ve potansiyel olarak gerekse birlikte çalıştığınız insan için o durumun karmaşıklığını çözmede yardımcı olabilir.</p>
<p>Pakauwah sizi dengeye geri getirebilir. Pakauwah genişleyerek o anki meselenin potansiyel çözümüne bakabilir ve size önerilerde bulunabilir, ki bunlar da küçük “Ahh!”lar şeklinde gelir. Son zamanlarda bunları yaşadınız. Ah! Ama maalesef övgüyü ben alıyorum – gerçi birazını hak ettim ama tümünü değil; rehberleri övüyorsunuz; birkaçınız hâlâ o uzaylı enerjisine takılı kalmış – mm, bunu yaptığınız için okuldan sonra sizi burada tutmamız gerekecek; ve bazılarınız da bazı bilinmedik meleksel varlıklara teşekkür ediyor. Peki, yıllar önce Tobias’ın söylediği gibi, teşekkürü kendinize etmeye ne dersiniz? Pakauwah’larınıza, kendinize. Bunu aslında gerçekleştiren sizsiniz. İşte bu iyi haber. Bunu aslında siz gerçekleştiriyorsunuz, ama farkında olmayabiliyorsunuz.</p>
<p>Pekâla, Timothy… Ben burada Timothy’i seçeceğim. Ha, mikrofon zamanı.</p>
<p>LİNDA: Ha evet…</p>
<p>ADAMUS: Sana bir gül vereyim ve…</p>
<p>LİNDA: Koş, Linda, koş… (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Timothy.</p>
<p>TIMOTHY: Evet?</p>
<p>ADAMUS: Baştan çıkarıcı, (Adamus’un elinde bir çukulatayı sallaması kahkahalara neden olur) tabii doğru yanıt verebilirsen. Şu anda neredesin Timothy? Tik tak, tik tak, tik tak.</p>
<p>TIMOTHY: Şu anda tümüyle Dünya’da değilim.</p>
<p>ADAMUS: Tümüyle Dünya’da değil. Bunun yarısı doğru, onun için sana yine de bir parça (çukulata) vereceğim. Mükemmel.</p>
<p><strong><em>Farkındalık</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Siz aslında buradasınız, ama çoğunuz <em>sadece</em> şu anda burada olduğunun farkında. Oysa bir yanınızın şu anda Yeni Dünya’da olduğunu ve uzun süredir gerçekleştirdiğiniz çalışmaya devam ettiğini biliyor musunuz? Ve her ikisini aynı zamanda gerçekleştirebiliyorsunuz. Bir yanın, Mary, haftalardır gördüğün o rüyaya kilitlendi kaldı, ve hâlâ o enerjide. Ama sen yine de aynı zamanda burada olabiliyorsun.</p>
<p>Bir yanın, Alan, daha farkında bile olmadığın yeni bir proje üzerinde çalışıyor. Ve ben günün sonunda bununla ilgili konuşacağım – yalnızca senin projen değil, ama hepiniz için şeyler – o enerjide. Yani farkındasınız, çünkü fiziksel beden, dikkatinizin hemen burada olmasını istemek konusunda biraz talepkâr olabiliyor.</p>
<p>Bakın, biz sizi bedenlerinize geri getirdik, ve bu önemliydi, ama sonra size diyorum ki, eh, çıkın gidin, ama farklı bir biçimde; yani reddetmeye ya da kaçmaya çalışmadan. Bakın, siz şu bedenden-çıkmayı daha önceleri kaçmak için kullanıyordunuz, ve bunu yaptığınız zaman, yani bedeni terk ettiğinizde, ki bunu çoğu zaman yapıyordunuz, hiç farkındalığınız yoktu. Farkındalığa sahip olan tek bir parçanız, tek bir unsurunuz bile yoktu, çünkü siz tümüyle farkında olmamaya çalışıyordunuz.</p>
<p>Ve sonra yaşamınızda ıstırap oluyordu – belki fiziksel ya da duygusal – ve bu, bir şeyin farkında olmanızı sağlayan yegâne şeylerden biri oluyor – tanrıya şükür. Tanrı’ya şükür. Bu denli kesin farkında olmayan, bedenlerinden çıkan, gerçekte var olmayan, ve acıyla ya da travmayla ya da öfkeyle ya da herhangi bir biçimde hiçbir şeyle bağlantısı olmayan bir insana ne olur? Ne olur?</p>
<p>ŞAMBRA: Ölürler.</p>
<p>ADAMUS: Aslında ölürler, ama ölmezler. Biyoloji hayatta kalma modunda devam eder, o buna programlanmıştır, ama o insanlar gerek başka boyutlarda gerekse burada hiçliğe girerler, tümüyle hiçliğe. Mutlak hiçliğe girdiklerinde – işte, bir insanı oradan geri çıkarmak en zor şeydir. Üstelik bu depresyon bile değildir. Keder bile değildir. Dibe vurmuş gibi hissetmek bile değildir. Bu, kesin hiçliktir. Birisini hiçlikten çekip çıkarmak çok zordur.</p>
<p>Diğer taraftaki meleksel varlıkların fazla karışmamaya özellikle dikkat etmeleri gerekiyor. Genellikle, böyle bir kesin farkında olmama, hiçlik haline giren kişinin ruhunda, yine de ruhunun derinliklerinde, çağrıda bulunan bir şey vardır. Ama o ses, o çağrı, öylesine kısıktır ki, bazen onu hiç duymazlar.</p>
<p>Ve onlar fiziksel bir ölüm yaşayabilirler, ve doğrusu yaşayacaklardır da, öldüklerinin farkında bile olmadan. Siz bu tür insanlarla karşılaştınız. Siz, geçmiş zamanlarda, böyle insanlar <em>oldunuz. </em>Böylece ölürler ve hâlâ o hiçlik içinde, hatta onları başka bir yaşama geri çekecek yeterince öfke, nefret, şefkat ya da sevgi ya da herhangi başka bir şey – arzu ya da herhangi bir şey &#8211; olmadan öbür tarafa geçerler, ve bazen beklenmeyen bir lütuf aklınızı çelerek sizi, onları, yeniden farkında olmanızı ya da olmalarını sağlamak amacıyla başka bir yaşama geri çeker.</p>
<p>Fiziksel olmayan boyutlara, kendi hiçliklerine giden varlıklar var; herhangi birimizin onları geri getirmesi çok zor. Onlar, sizin deyiminizle milyonlarca yıl orada var olabilirler, ve bu bir hiçlik hali içinde olur. Yani, sevgili Şambra, burada biraz konudan saptım ama, farkında olmanızın zamanıdır.</p>
<p>Bir yanınız şu anda burada, ve bir yanınız da sadece beni dinlemiyor ya da izlemiyor ya da bir sonraki maskaralığı beklemiyor. Bir yanınız aslında hemen şu anda çok ilginç enerji çalışmaları yapıyor. Peki o nedir? Ne yapıyorsunuz? <em>Biliyorum, </em>bunu hissedebiliyorsunuz. Burada olan bir şey var. Bir an için kendinizi buna ayarlayabilir ve kafanızdan çıkabilirseniz ve kalbinizin hemen içine, kendi özünüze girebilirseniz, bir şeyin olduğunu hissedebileceğinizi biliyorum; kendi içinizde bir şey, bu grupla bir şey. Peki ne oluyor? (bir Şambra usulcacık yanıt verir) Ah, çok yüksek sesle konuşma. (kahkahalar)</p>
<p>EDITH: Bize yalancı denmesini istemiyoruz.</p>
<p>ADAMUS: Ahhh! Biz hepimiz yalan söyledik. Umarım seni çok kızdırmışımdır, Edith.</p>
<p>EDITH: Kızdırdın.</p>
<p>ADAMUS: Aynen. Aynen.</p>
<p>LİNDA: Bekle, mikrofonu getirmemiz gerekiyor.</p>
<p>ADAMUS: Tamam.</p>
<p>LİNDA: Üzgünüm. Seni çok mu kızdırdı?</p>
<p>EDITH: Hiç kuşkusuz.</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle.</p>
<p>EDITH: Kesinlikle.</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Şu anda bana vurmak istemez miydin?</p>
<p>EDITH: Hayır.</p>
<p>ADAMUS: Evet isterdin.</p>
<p>EDITH: Hayır istemezdim! (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Bana yine yalan söylüyorsun! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>EDITH: Hayır, söylemiyorum! (Adamus güler)</p>
<p>ADAMUS: Edith, sevgili Edith, bu, enerjiyi hareket ettirmenin bir yoluydu.</p>
<p>EDITH: Biliyorum.</p>
<p>ADAMUS: Bu, bilinçli olmama halinden toparlanmanın bir yolu.</p>
<p>EDITH: Ama ben Pakauwah’larımızla ya da veçhelerimizle bütünleştiğimizi düşünüyordum. Ve biz onları bile hissedemiyorsak, burada ne hissediyoruz ki?</p>
<p>ADAMUS: Eh, bazılarınız onları <em>hissediyor. </em>Bazılarınız da aylardır onlarla çalışmadı. Bazılarınız bunu bir seferlik bir alıştırma olarak yaptı ve yoluna devam etti, ve bazen de tümüyle unutuyorsunuz. Senin Pakauwah’ın birkaç kez sana geldi, Edith, ve sen onu duymadın.</p>
<p>EDITH: Eminim… buna inanırım.</p>
<p>ADAMUS: Ha, bu kötü bir şey değil. Alışılmış bir şey, ama bir an için şunu hayal edebilir misin, çevrendeki enerjilerin farkındasın, şu anda burada olduğunun farkındasın, ama aynı zamanda şu anda bir yanının da, yaşamında olan ve senin yardım etmeye çalıştığın birkaç kişiyle çalıştığının – bir parçanın orada olduğunun – farkındasın. Ve aslında bir yanın da dinleniyor. Ve bir yanın da – şu anda büyük bir parçan da – artık sana hizmet etmeyen bazı eski enerjileri dışarı püskürtmeye hazır.</p>
<p>EDITH: Kulağa hoş geliyor.</p>
<p>ADAMUS: Evet, ama onun çıkmasını sağlamak için belki de biraz kızgınlığa gerek var.</p>
<p>EDITH: Peki. (güler)</p>
<p>ADAMUS: Belki biraz farkındalığa. Görüyor musun? Ve ne oluyor biliyor musun, Edith, biz – hepimiz – yıllardır birçok konuşma yaptık. Ne oluyor biliyor musun? Çoğu zaman bu (konuşmalar) hemen yukarıya, şuraya gidiyor ve orada oturuyor, ve sonra sen (onun üzerinde) enine boyuna düşünüyorsun, ve o da beyinde mayalanıyor. Ve bilirsin, beyinde mayalandığı zaman çok da güzel kokmaz. (kahkahalar) Ve onun farkında olmak yerine, onu düşünmek eğilimi var. Onu sadece deneyimlemek yerine, analiz etmek eğilimi var.</p>
<p>Onun için, bazen yaptığım gibi seni ya da başkalarını tahrik ettiğim zaman – tanrıya şükür ki bu geçenlerde birine attığım tokat gibi olmadı, onu bir tokatla neredeyse başka bir boyuta gönderiyordum – bazen bu, farkındalığın geri gelmesini sağlıyor.</p>
<p>Şimdi soruya geri dönelim. Seni gerçekten kızdırdım mı?</p>
<p>EDITH: Hayır… hayır, o kadar değil.</p>
<p>ADAMUS: Kızdırmamı ister miydin?</p>
<p>EDITH: Seni hâlâ seviyorum.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten mi?</p>
<p>EDITH: Evet.</p>
<p>ADAMUS: <em>Gerçekten mi??</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>EDITH: Ama sana sinirleniyorum. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Sana üçüncü kez soracağım. <em>Gerçekten mi?</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>EDITH: Seni gerçekten seviyorum, ama sana gerçekten sinirleniyorum da.</p>
<p>ADAMUS: Teşekkür ederim. Bunu burada bırakalım – “Seni gerçekten seviyorum,” nokta. Teşekkür ederim. (kahkahalar)</p>
<p>Edith ve Şambra… Edith ve Şambra ve herkes, siz benim gelip sizi kızdırmamı istediniz. Ve bunu yapmadığım bir gün olabilir, ama herhalde olmayacak.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, farkındalık. Şu anda biz konuşurken olan bir dolu şey var. Siz hemen burada oturmanın yanısıra, aynı zamanda başka bir yerde de var oluyor, çalışıyor, yaratıyorsunuz.</p>
<p>Biliyor musunuz, bu, insanların geliştirdiği eski bir hiledir. Buna “hadi mış gibi yapalım” deniyor. “Burada, Coal Creek Canyon’da oturmuş Adamus’la Edith’in karşılıklı konuşmalarını dinleyen bir insanmışım gibi davranayım.” Ve işte bu, mış gibi davranmaktır, çünkü çok daha fazlası oluyor. Siz başka düzlemlerde çalışıyorsunuz. Başka boyutlarda çalışıyorsunuz. Siz zarif bir biçimde Dünya enerjisinin geçişine, o enerji simyasına yardım ediyorsunuz, ki bu şu anda çok önemlidir.</p>
<p>Şimdi, hemen şu anda, Yeni Enerjiyle oynayan ve onu deneyimleyen bir parçanız var. Bunun birazını son konuşmamızdan bu yana geçen zamanda gerçekleştirdiniz, ve bazılarınızın harika deneyimleri oldu, bazılarıysa epey sinir oldu. Ama dediniz ki, “Şaud gününe kadar bekleyelim. Bekleyelim ve onu gerçekten yuvaya getirelim, bu Yeni Enerjiyi buraya getirelim, onu deneyimleyelim, yalnızca düşünmeyelim.” Ve şu anda yaptığınız budur.</p>
<p>Şu anda bazılarınızın karnında küçük bir gerginlik var. Bazılarınızın başında biraz basınç oluyor, belki şiddetli bir başağrısı saldırısı olacak diye kaygılanıyorsunuz. “Nasıl oluyor da buraya geliyor ve Adamus’u dinliyorum da başım ağrımaya başlıyor?” Çünkü, Şambra, bir dolu şey oluyor. Bir an için durun ve onun farkında olun. Onu gerçekten tanımlamanız bile gerekmiyor. Bazen işte bu noktada başınızı derde sokuyorsunuz – yani olan biteni tanımlamaya kalktığınızda.</p>
<p>Böylece, bir dakikalığına… olan çok şey var.</p>
<p>(duraksama)</p>
<p>Ona bir etiket koyamamanız, olmadığı ya da onun meydana gelmediği anlamına gelmez. Aslında onu etiketlememeniz ve onun olması, daha bile iyidir.</p>
<p>Bu, sadece şu anki küçük toplantımız için geçerli olan bir şey değildir. Bu, her zaman olagelen bir şeydir. Birçoğunuzun Pakuwah’ları işsiz güçsüz öylesine oturuyordu. Bazı Pakauwah’larınız sizi ısırmaya çalıştı ve size havlamaya çalıştı. Bazısı, örneğin kuşsa, dikkatinizi çekebilmek amacıyla yukardan dışkısını gönderdi. Ve bu bazen tam anlamıyla tezahür eder – tam anlamıyla, fiziksel olarak. Bazen bunu anladığınıza ilişkin sadece bir hisse sahip oluyorsunuz, ama ona aldırmıyorsunuz; zihninizi ilerlemeye odaklı tutuyorsunuz. Bu da bir yanılsamadır.</p>
<p><strong><em>Artık İlerlemek Yok</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Doğruyu söylemek gerekirse, hadi bir an için bunu ele alalım. Eski programlamalar, hipnoz, örtücü-katmanlar, şartlanmalar, çağlar öncesinden gelen herşey – Atlantis’ten, hatta onun da gerisinden gelen – “ilerle.” İlerle. Böylece insanlar bunu körükörüne gerçekleştirme eğiliminde. Onlar ilerlemeye, gelişme kaydetmeye programlandılar. Ne yanılsama ama. Ne kadar yalan. Bu bir yalandır.</p>
<p>Artık ilerlemek zorunda değilsiniz. Bu, geri gideceğiniz anlamına gelmiyor; aynı pozisyonda kalacağınız anlamına gelmiyor. Siz genişliyorsunuz – ve ileri gitmekle genişlemek arasında büyük bir fark vardır.</p>
<p>Benim zamanımda atlara atgözlüğü takarlardı, çevresindeki şeyleri görmesin, ileri gitmesin diye. Bazen atın önüne bir havuç bile asarlardı. Yani Şambra, siz bunları çok yaptınız – atgözlükleri ve havuç. Bu bir amaca bir dereceye kadar hizmet eder – ne denli kısıtlı, sınırlı olabileceğinizi görürsünüz; yalnızca tek bir gerçekliğe nasıl odaklandığınızı görürsünüz. Ama biz şimdi atgözlüklerini çıkartıyoruz, havuçları kaldırıyoruz, ve şimdi gerçekten yaşamaya başlıyorsunuz.</p>
<p>Siz genişlemeye başlıyorsunuz, ve bunun gerçeği şu ki… şey, bunu burada yeniden tanımlayacağım. Bugün bir dolu şeyi yeniden tanımlayacağım, ve belki birkaçınızı altüst edeceğim. Yeniden tanımlamaya başlıyor ve diyoruz ki, siz aslında genişlemiyorsunuz, çünkü zaten genişlemiş haldesiniz. Sadece farkına varıyorsunuz… (Adamus birini öper) İşte sana iki parça çukulata. (kahkahalar) Bunların altın olmasını ne kadar isterdim. Eh, aslında bunlar altın ama, ambalajı. Ama siz aslında zaten ne kadar genişlemiş olduğunuzun farkına varırsınız. Aslında ansızın farkedersiniz ki, başarmanız gereken hiçbir şey yok. Başka bir deyişle, biz kendinizi genişletebilesiniz diye duvarları itmeye kalkmıyoruz; siz yalnızca ne denli genişlemiş bir halde olduğunuzun farkına varırsınız. Bu şaşırtıcıdır. Gerçekten kolaydır.</p>
<p>Böylece, derin bir nefes alalım. Bu, farkındalıkla ilgilidir.</p>
<p><strong><em>Farkındalıkla İlgili Dahası</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Şimdi, ben bundan, umarım, sizi gerçekten kızdıracak, gerçekten sıkacak, gerçekten sıkacak noktaya getirene kadar söz edeceğim. Ama şu anda bu kendini açma işleminin neresinde bulunduğunuzu söylemek isterseniz, bu, farkında olmakla ilgilidir.</p>
<p>Biliyor musunuz, birçoğunuz etrafta süzülen, uçuşan şeyler görmeyi bekliyorsunuz. Beklemeyin. O anlayışı salıverin. Onu hissedin. Şu anda bu salonda ne çok şeyin olup bittiğini fark ediyor musunuz? Ne çok enerjinin olduğunu? Bazısını tanımlamak oldukça kolay – burada melekler var, elbette; Pakauwah’lardan söz etmeye başladığımda korku içinde geri çağrılan (kahkahalar) bir dolu Pakauwah var. “Lanet olsun!” (kahkahalar) “Hey Bowser, geri gel! Çabuk! Çabuk! Şimdi sıra bana gelecek! Senin burada olduğunu söyleyebilmek iyi olurdu.”</p>
<p>Bugün burada birçok Dünya enerjileri var – Gaia enerjileri – normalden daha fazla. Peki neden?</p>
<p>ŞAMBRA: Biz onlarla bağlantı mı kuruyoruz?</p>
<p>ADAMUS: Şu anda Dünya’da bir dolu değişim meydana geliyor. Dünya, kendi eski sıkışıp kalmış enerjisini simya aracılığıyla dönüştürmenin yollarını arıyor. Peki ne oluyor? Dünyanın ruhu, nelerin olup bittiğini gerçekten anlayan ve tüm bu şeylerin korkusuna girmeyen, tersine, bunun zarif bir salıverme olduğunu anlayan bir grup insanı hissettiği zaman, o enerji (size) çekilir, ve o bugün burada. Böylece Dünya enerjisinin aramızda olduğunu hissedebilirsiniz.</p>
<p>Şimdi, Tobias size çok kez bundan söz etti. O enerjinin size ait olduğunu düşünmek eğilimindesiniz. “Bugün bana neler oluyor? Neden bazı ağrılarım ve sancılarım var? Niçin birazdan gaz çıkartacakmışım gibi hissediyorum? Neden bağırmak istiyormuşum gibi hissediyorum?”  Eh, çünkü o size ait değil; o, size çekilmiş olan tüm bu enerjilerdir.</p>
<p>Bir an için bunu hissedin; ben de sizinle odaklanayım. Bugün burada belirli küçük bir varlık grubu var. Fiziksel değiller, ama enerjileri burada… (duraklama) … görüyor musunuz, farkındalığınızı genişlettiğiniz zaman, Yeni Dünya’dan buraya ziyarete gelen, sizin öğrenci ya da “yeniler” diyeceğiniz bir grubun olduğunu farkediyorsunuz. Onlar fiziksel bedenleri içinde buraya gelmek üzereler. Bu size çok sık oluyor. Yeni varlıklar, bir süre çevrenizde dolanıyorlar. Bazen size tahsis edilmiş oluyorlar. Bazen sadece size çekilmiş oluyor ve gittiğiniz yerlere peşinizden geliyorlar. Gölgeniz oluyorlar. İnsan olmanın nasıl bir şey olduğunu görmek istiyorlar. Sizinle birlikte yemek yemek istiyorlar, çünkü daha önce hiç yemek yemediler. Güldüğünüz zaman çevrede olmak istiyorlar.</p>
<p>Melekler aslında nasıl gülüneceğini bilmezler. Hiç melek olan bir komedyen duydunuz mu? (kahkahalar) Benden başka kimsecikler yok. Bu yeni melekler, özellikle de burada hiç bulunmamış olanlar, insan deneyimi denen şeyden büyülenmiş haldeler. Ve özellikle büyülendikleri şey de… Eski Enerji şeyleri onların ilgisini gerçekten çekmiyor. Onlar yeni değişimlere, simyaya, enerjinin dönüşmesine, kendini bilmeye başlamaya, kendini sevmeye başlamaya hayran oluyorlar. Onun için de çevrenizde dolanıp duruyorlar.</p>
<p>Bazen bunun siz olduğunu düşünüyorsunuz. “Bugün kendimi neden bu kadar cahil hissediyorum? Nasıl oluyor da bu durumla nasıl başa çıkacağımı bilmezmiş gibi hissediyorum?” diye düşünüyorsunuz, oysa siz onların enerjilerini hissediyorsunuz. Çevrenizde onların varlığını hissediyorsunuz. Bazen olan biten bazı şeyler ya da sahip olduğunuz hisler sizi bunaltıyor ya da büyülüyor; işte bu, sizi gölgeleyen bu yeni varlıklardır.</p>
<p>Yani, farkındalık. Farkındalık. Farkındalık. Siz bir seferinde kolayca binlerle düzlemlerde iş görüyorsunuz. Bazıları bu kadar önemli değil ya da öncelikleri yok. Bazılarıysa çok, çok önemli. Şu anda doğa enerjisiyle, Gaia ile çalışmak, neredeyse bütün zamanların en önemli meselesi gibi. Hava durumları, depremler, küresel kar yağışı, bu tür şeyler – bunların hepsi Gaia ile (yaşanan) güzel bir işlemin/sürecin parçaları, ve siz bunu hissediyorsunuz.</p>
<p>Böylece bilinçli bir biçimde nefes aldığınız zaman, ki bunu hep yaptığınızı biliyorum. (Adamus’un gözlerini devirmesi üzerine birkaç kişi güler) Aandrah, burada ad vermiyoruz, ama… Bilinçli olarak nefes aldığınız zaman, bilinçli olarak farkında olma fırsatını da kullanın şimdi; Eesa’lı Linda’nın bakışlarıyla hakkımdan geldiğini bilinçli olarak farkında olun; birçok düzlemde aynı anda iş gördüğünüzü bilinçli olarak farkında olun, ve bu sizsiniz, ama aynı zamanda diğer enerjileri de hissediyorsunuz.</p>
<p>Bu – bunu nasıl söylesem – bu çok pratiktir. Bu öyle rüya halleri gibi şeylerden değildir. Gizemli değildir. Bu aslında çok kullanışlı bir hale geliyor, ve size çok güzel hizmet edecek.</p>
<p>Küçük bir örnek verelim: bir etkinlik için yeni giysi almak zorundasınız, ve belki bir yanınızın bundan ödü kopuyor. Yeni giysileri almak üzere şimdiden kendinizi alışverişe gönderdiğinizi farkediyor musunuz? Şimdi, bunu bir kez farkettiniz mi, o durum için diyelim, uygun ve zarif bir biçimde nasıl giyineceğini bilen yanınızla bağlantı kurarsınız. Evet, gelecek ayın kıyafeti orada olsun diye şimdiden alışverişe çıkmışsınızdır. Evet. Ve şimdi de bunun farkına varırsınız. O enerjiyi <em>şimdi </em>içeri getirmeye başlar ve kafanızdan çıkarsınız, ve o da olmaya başlar. Ve size kolayca geliverir. Alışveriş deneyiminden korkmanıza gerek kalmaz. Alışverişe çıkarsınız, ve tam olarak istediğiniz şeye yolunuzu bulursunuz, ya da o size gelir.</p>
<p>Bu, küçük bir örnekti. Bunu şimdi herşeye uyguladığınızı hayal edebilir misiniz – yiyeceğe, ilişkilere, gerçekleştireceğiniz bir sonraki büyük girişiminize. Onunla burada (kafada) mücadele etmek yerine – ah, tüm o mücadelelerle başımı ağrıtıyorsunuz, beni de, ikimizi de – onu salıverirsiniz. Şimdiden o proje üzerinde çalışan, onun o güzel enerjisini geliştirmiş olan ya da gören o yanını, Alain, ve projenin parasal getirisi için, kaynakları için, bu sıradan insan ihtiyaçları için kaygılanmayan yanını farkedersin. O oradadır, muhteşem bir yaratım içinde. Oradadır. Aslında sandığından daha yakında. Orada. O sendir. Onu gerçekleştiren ben değilim, onu gerçekleştiren sensin, ve o oradadır.</p>
<p>Her bir nefeste, her yudum suda, her esnemede, her öksürükte, farkındalığı hatırlayın. Çok daha fazlası olup bitiyor.</p>
<p>Şimdi, bu iyi haber. Siz çokboyutlu yaşamanın farkına varırsınız. Olduğunuz o mücevherin çok, birçok yüzünün farkına varırsınız.</p>
<p>Kötü haber ise – kötü haber yok. Ama farkındalığınız genişledikçe olan şudur, başlarda kendini biraz yorgun, biraz bunaldığını hisseden bir yanınız olacak, çünkü beyniniz farkındalıkla başa çıkamaz. Farkediyor musunuz ki beyniniz… ben sürekli beyin hakkında kötü konuşmak niyetinde değilim, ama bugün, sizce bir sakıncası yoksa, beyninizi simya yoluyla değiştireceğiz. Bugün onu dönüştüreceğiz. Bugün. (izleyiciler alkışlar)</p>
<p>Beyin bir farkındalık kabı değildir. Değildir. O bir bellek, hatırlama kabıdır. Ama gerçek farkındalık kesinlikle bellek değildir. (Gerçek farkındalık) andadır. Ona bağlı olan duygular vardır. Akmasını ve kendinin daha çok farkında olmasını sağlayan tutkular vardır.</p>
<p>Beyin hatırlar. Bilinç farkındadır.</p>
<p>Bu nedenle, biz sadece beynin ötesine geçiyoruz. Tekil farkındalığın ötesine geçiyoruz. Şu anda salonda kelebekler var, ve ben şaka yapmıyorum. Onlar buradalar. Onlar sizin bazı Pakauwah’larınız, ve etrafta süzülüyorlar.</p>
<p>Biliyorum, sorunlarınızdan biri de, şöyle diyorsunuz, “Eh, bu güvenli alanın dışında bana biraz fıttırmış gözüyle bakılmıyor mu?” Hayır, hiç de değil. Biz bundan Haziran’da, ben zihinsel sağlıkla ilgili atölye çalışmamı yaptığımda konuşacağız. Görüyor musunuz, Cauldre bile bunu yapacağının farkında değildi. (Adamus güler) Yani biz bundan söz edeceğiz.</p>
<p>Dünya şu anda hayal etmek istiyor. Dünya şu anda kendi hapishanesinden kaçmak istiyor. Durum onun için umutsuz. Ama kuşkuları var. İnsanlık, ah, birçok kez (fırsatları) kötüye kullandı , onun için biraz kuşkusu var. Yani, bugün çevrenizde dolanıp duran kelebeklerden, ve insanlarla konuşurken omuzunuza konan kelebekten, ve onların hemen yanıbaşında mırlayan o büyük beyaz pumadan söz etmeye başladığınızda, evet, başlarda size biraz şaşacaklar. Ama aslında pek de şaşmayacaklar.</p>
<p>Uzun vadede, insanlık şu anda kendi hayallerini çok bilmek istiyor. Kendilerini farkındalığa çok açmak istiyorlar. Ötenin de ötesinde başka bir şeyin olduğunu bilmek istiyorlar. Bunların hepsinin bir nedeni olduğunu bilmek istiyorlar. Bilmek istiyorlar ki… bir an için benimle birlikte bu hissin içine girin. Şu Tanrı inancına ilişkin o çok eski örtücü-katmana sahipsiniz. Benim görüşüm şu ki, bir an için bunu hissetmeye çalışın, insanlar artık o Tanrı’ya inanmak istemiyorlar, ama korkuyorlar. Buna programlanmış haldeler. Onlara, eğer o Tanrı’ya inanmazlarsa şeytanın gelip onları alacağı söylenmiş, bu yüzden de oldukları yere mıhlanmış haldeler. Ben buna hipnoz diyorum. Ben buna, bir inanç sisteminde donup kalmak diyorum. Bu bir açmazdır – enerji açmazı. Ama çok derinlerdeki bir şey onlara, ruhlarına çağrıda bulunuyor, ve başka bir şeyin olması gerektiğini söylüyor. Bu, küçükken onlara öğretildiği gibi olamaz (diyorlar). Kiliselerin iddia ettiği gibi olamaz (diyorlar). Başka bir şey olmalı (diyorlar).</p>
<p>Ve bunu onlara kim öğretecek? Kim onların içindekinin açığa çıkmasına yardımcı olacak? Başka bir grubun yarattığı Tanrı’yı değil de, her bir varlığın kesinlikle eşsiz ve kişisel olan içindeki Tanrı’sını keşfetmesine kim yardımcı olacak? Siz. Uçabileceklerini anlamalarına kim yardım edecek? Rüyanızda kaç kez uçtuğunuzu gördünüz?</p>
<p>ŞAMBRA: Çok kez.</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Çünkü uçuyorsunuz.</p>
<p>Bu sadece bir rüya değildir. Şu anda yükseklerde uçan parçalarınız var. Ve diyorsunuz ki, “Ama hayır, olamaz, çünkü ben fiziksel biçimimle burada oturuyorum.” Bu, fiziksel bedene hapsolmuş olmanın yanılsamasıdır. Diyorsunuz ki, “Ama bedenimin kalkıp uçması gerekir, ve herkesin kesinlikle hayran olması ve benim salonda süzülebildiğimi görmesi gerekir.” Gerçekten mi? Gerçekten mi? Peki ya şu anda <em>uçuyorsanız, </em>havada duruyorsanız? Havada duruyorsanız. Bir parçanız havada duruyor.</p>
<p>Şimdi, evet biliyorum, şu anda hemen şu sandalyeden (havaya) yükselmek istediniz. Bu olacak mı? Farkeder mi? Farkeder mi? Yanıt şu, evet bunu yapabileceksiniz, ama buna odaklanmayın. Onun sizi yolunuzdan saptırmasına izin vermeyin. Evet, biz o noktaya, mutlak bütünlenmenin olacağı kısıma doğru gidiyoruz; x ve y’nin çakıştığı ve herşeyin noktası haline geldiği; diğer alemlerde ve diğer boyutlarda olan bitenin burada olmaya başladığı (noktaya doğru gidiyoruz). Ama şu anda yalnızca dışarıda olanların farkında olmaya başlayın.</p>
<p><strong><em>Geçmişi Bırakmak</em></strong></p>
<p>İkinci nokta: Bırakın. Salıverin.</p>
<p>Böylece, geçenlerde bir Şambra bana şöyle sordu – burada bulunanlardan biri değil – ama bir Şambra, ve bu Şambra dedi ki, “Ben çok sinir oluyorum, Adamus.” Aslından (söylediği) bundan daha kötüydü. Kullandığı dil oldukça kısa ve özdü, onun için tekrarlamayacağım. “Adamus, sorunların üstesinden nasıl gelirim? Onun üstesinden nasıl gelirim? Karmamın üstesinden nasıl gelirim? Bu sorunların üstesinden nasıl gelirim? Onların ötesine geçtiğimi sandığım her sefer hemen geri geliyorlar. Yine orada oluveriyorlar. Karmayı nasıl aşarım?”</p>
<p>Ah, yanıt basit: O sen değildir. Sen değildir. Bakın, hâlâ şu inanç var, insanlar karmaya inansın ya da inanmasın, kendi geçmişlerine inanıyorlar. Geçmiş yaşama inansınlar ya da inanmasınlar, bir geçmişe inanıyorlar ve onun kendilerinin olduğuna inanıyorlar. Ve onun, o yükün, ya da adına her ne demek istiyorsanız – karmaların, şartlanmaların &#8211; onlara ait olduğuna ve taşıyıp durmaları gerektiğine inanıyorlar. Ve sonra da, yaşam neden biraz zorlu bir hal alıyor, fırsatlar neden önlerine çıkmıyor diye, günbegün neden aynı lanet yolda yürüyormuş gibi göründüklerine şaşıyorlar. Aynı yolda.</p>
<p>İlerlediklerini düşündükleri halde, gerçek şu ki, ona baktıkları zaman, yol dünküyle aynı yoldu ve yarın da aynısı olacak – <em>ta ki siz şöyle diyene kadar, </em>“Bu ben değilim. Bu bana ait değil.” Siz, geçmiş yaşamınız değilsiniz, ister inanın, ister inanmayın. Ben aslında – ben, Adamus – ben aslında tüm şu geçmiş yaşam zırvalarından bıktım. Geçmiş yaşamlar yoktur. Yeniden doğmak yoktu. Peki buna ne diyeceksiniz? Hatta bir anlamda, çok, çok gerçek bir anlamda, bir dün bile yoktu. Bu çok eskidir ve siz değildir.</p>
<p>Peki, Aandrah, birçok insan düne ve son yaşamına ve yaşamış olabileceği 18.000 yaşama ve ıstırap dolu yaşamlara ve yakıldıkları ve işkence gördükleri yaşamlara neden tutunmak istiyor – buna neden tutunmak istiyorlar? Sadece seninle benim aramda kalsın, mikrofona konuş ama.</p>
<p>AANDRAH: Evet ya, ve birkaç bin kişiyle aramızda kalsın. Bir kısmı, var olduklarını kanıtlamak için. Korkuyorlar, “Eğer bir düne sahip olmazsam, var olmam.”</p>
<p>ADAMUS: Evet! Sana çukulata kâsesinin tamamını vereceğim! Tamamını! (Adamus çukulata kâsesini olduğu gibi Norma’nın kucağına koyunca alkış kopar) Gelecek ay için daha fazla ödüllere ihtiyacımız olacak, ben bu okula bayılıyorum. Ah, teşekkür ederim.</p>
<p>Evet, kısmen, dün olmazsa var olmayacağınız korkusu yüzünden. Onun için de dünlere tutunuyorsunuz – ben ille de sana konuşmuyorum; kelimeyi genele özgü kullanıyorum, insanlar – insanlar dünlere umutsuzca tutunuyorlar. Ve kendi dünlerini unuttukları zaman, çünkü aslında… Ne kadar zamanımız kaldı? Çünkü daha çok yolum var.</p>
<p>LİNDA: Farketmez.</p>
<p>ADAMUS: Pekâla. (izleyicler güler ve alkışlar)</p>
<p>Böylece dünlerine tutunuyorlar ve sonra dünleriyle başa çıkamadıklarında ve bedenlerinden çıkıp hiçliğe girdiklerinde, gerçekten var olduklarını anımsamak amacıyla dünlerini hatırlamak için danışmanlara gidiyorlar; ve sonra danışman onlara dünlerini unutturan küçük haplar veriyor; ve işte o zaman iyice batağa batıyorlar. Ve şimdi hiçlikte bile olamıyorlar, ve tüm bunlardan uzak olmak isteyip de olamamak ne kadar sinir bozucudur, biliyor musunuz? Ama şimdi bu noktada değil misiniz? Peki neredesiniz? Cehennemde. O noktada cehennemdesinizdir, ve o insanları oradan çekip çıkarmak zordur.</p>
<p>Bunu size neden söylüyorum – bunların hepsini biliyorsunuz. Bunu zaten biliyorsunuz. Deneyimlediniz. Bununla oynadınız, ve işte buradasınız, şu anda, aydınlanmış insanlar, Yeni Dünya’nın öğretmenleri olarak, ki bu arada, Yeni Dünya, bu eski Dünya da olabilir. Bununla ilgili bir başka Şaud’da konuşacağım.</p>
<p>“Peki bunu nasıl salıverirsin?” diye soruyor bu Şambra. “Nasıl salıverirsin?” Ve ben de dedim ki, kim olmuş olduğuna inanmayı bırak. Karmana inanmayı bırak. Düne inanmayı bırak. Şimdi ben hâlâ… Edith, seni biraz kızdırdığımı düşünüyorsan, bu Şambra bana hâlâ çok kızgın. Hâlâ çok kızgın, hâlâ öfkeli, bugün bizi izlerken benim bir çeşit… (birisi “şeytan” der) Ben şeytan kelimesini söylemedim, ama evet, belki; gözlerine bir perde çekmeye çalıştığımı düşünüyor; web yayınından bakıyor ve benim ne tür küçük hileler kullandığımı görmeye çalışıyor. Çünkü bu güzel varlık geçmişini bırakmayı hayal bile edemiyor, eh, ona yatırım yapmış durumda. 1800’den fazla yaşama yatırım yapmış durumda. Daha Dünya’ya bile gelmeden binlerce yıl öncesine yatırım yapmış durumda. Ve biz kol güreşi yaptık. O şöyle hissediyor, eğer bunu bırakacak olursa, “Ben kimim?” sorusunun yanıtı keşfetmek amacıyla yaptığı herşey sıfırlanacak – havaya uçacak, yok olacak, eriyip gidecek, başladığı yere dönecek, en başa dönecek. (Oysa) başa <em>dönemezsiniz.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Dünlerinizi salıvermekle, yanılsamaları bırakmış olursunuz. Kapana kısılmış ve sıkışıp kalmış enerjileri salıverirsiniz. Deneyimi, hissi bırakmazsınız. Tutkuyu ve bilgeliği bırakmazsınız. Bakış açısını bırakırsınız. Sekiz yaşındayken yaptığınızı düşündüğünüz şeyler yüzünden meydana gelen olaylara ilişkin bakış açısını. Bu bir bakış açısıydı. Eğer tümüyle farkında olsaydınız, bugün olduğunuz gibi, o zaman gerçekten birçok başka şeyin olmakta olduğunu farkederdiniz.</p>
<p>O nedenle, geçmiş yaşamları, inançları, diğer herşeyi bıraktığınız zaman, aslında kimliğinizi bırakmazsınız. Size ait olan bir şeyi nasıl bırakabilirsiniz ki? Deneyim ve tutkuyla dolu bir ruhu nasıl bırakabilirsiniz ki? Bakış açısını bırakırsınız. Ona bakma biçiminizi bırakırsınız. Sıkışıp kalmış enerjiyi bırakırsınız. Ve sonra ne olur?</p>
<p>Dünya bir deprem ya da bir yanardağ aracılığıyla salıverdiğinde ne olur? O enerjiye ne olur? (Adamus ıslık çalar) Ödüllerim bitti, onun için sanırım yanıt alamayacağım. Böylece…</p>
<p>KATHLEEN: Dönüşür.</p>
<p>ADAMUS: O dönüşür. Değişir. Teşekkürler. Kathleen, ilk başladığımda sana ne kadar parlak olduğunu söylemiştim, ve şimdi bu parlaklıkla ortaya çıkıyorsun. Onun yüzeye çıkmasına izin veriyorsun. Ah, diğer insanlar seni ne uzun süre eleştirdiler. Bu sana özgürleştirici gelmiyor mu?</p>
<p>KATHLEEN: Geliyor.</p>
<p>ADAMUS: Evet, kesinlikle. (izleyiciler alkışlar)</p>
<p>Böylece, Dünya sarsılıyor, Dünya değişiyor, Dünya’da yangın oluyor ve kar yağıyor ve tüm bu şeyler. Olan şu ki, enerji dönüşüyor. Geri gidip… (Adamus, Linda’nın ödül olarak bir tabak dolusu çukulatayla geri gelmesine güler)</p>
<p>LİNDA: Arzun emrin olur.</p>
<p>ADAMUS: (gülerek) Teşekkür ederim canım. Görüyor musunuz? İstemeniz bile gerekmiyor; size geliveriyor! Size geliveriyor.</p>
<p>Böylece, enerji dönüşüyor. Bir depoya ya da havuza diyelim, geri gidiyor. Bu sizin kişisel deponuz olabileceği gibi, bir topluluğun ya da ülkenin deposu ya da küresel bir havuz da olabilir, ama geri gider. En başta çıktığından farklı biçimde geri gider. İlle de daha güçlü ya da büyük değildir. Sadece daha bilgedir.</p>
<p>Eğer onu geri çağıran kişi – diyelim ki, salıverdiğiniz enerjiniz, salıverdiğiniz eski bilinciniz, sizin ruh deponuza geri gidiyor – o şimdi size yeniden hizmet etmek için aynı enerji olarak geri gelmez. Bir bilgelik unsuruna sahiptir; onunla birlikte gelen bir zerafet unsuruna sahiptir, <em>eğer </em>farkındaysanız. Eğer değilseniz, onu, enerjiyi hep kullandığınız şekilde, yani daha önceki aynı kısıtlamalarla kullanırsınız. Ancak, tüm geçmiş yaşamlarınızı bıraktığınızda bir salıvermenin gerçekleştiğinin farkındaysanız, dünkü kimliğinizi bırakır da bugün farkında olursanız, işte o zaman eklenmiş olan o muhteşem yeni unsura – bilgelik, sevgi, kolaylık, onun nasıl bir unsur olmasını istiyorsanız – bağlanabilirsiniz.</p>
<p>O enerjiyi, size hizmet etsin diye içinize çağırdığınızda… (Adamus yazmak için keçeli kalem aranır)</p>
<p>LİNDA: Keçeli kalem yok mu? Aman Tanrım! (kahkahalar; Linda keçeli kalem almaya gider)</p>
<p>ADAMUS: Bu bir komplo. Bunun bir komplo olduğunu biliyorum. “Adamus tahtaya fazla çiziktiriyor. Bir profesör gibi davranıyor. Hadi kalemlerini alalım.” Zavallı ben. (güler)</p>
<p>Böylece, onu geri çağırdığınız zaman, o da size hizmet etmek için geri gelir. Ancak, parlak bir şey – keçeli kaleme ihtiyacım yok, benim toplarım var (Adamus’un iki büyük kırmızı top çıkarması bazı gülüşmelere yol açar) – parlak bir şey de onunla birlikte gelir. Yeni Enerji. Yeni Enerji.</p>
<p>Ben bu kırmızı topları Yeni Enerjinin simgesi olarak kullanıyorum. Ve o şimdi gelirken Eski Enerjiye ilişiyor, ve onlar içeri birlikte giriyorlar. Ama onları sadece, eğer farkındaysanız, kullanabileceksiniz.</p>
<p>Şimdi, farkında demek, onu düşünmek demek değildir. Farkında demek, onu hissetmek demektir. Farkında demek, onu duyumsamak demektir. Ancak o zaman hayata geçer. Ancak o zaman sizin için çalışır.</p>
<p>Yani dünya şu anda salıveriyor. Bunu depremlerde görüyorsunuz, garip hava koşullarında görüyorsunuz – bunlar açıkça belli olan, aşikâr olan şeyler. Olmakta olan bir dolu başka şey de var. Yalnızca onunla bağlantı kurarak onun farkına varabilirsiniz. Bu sadece fiziksel Dünya’nın kendini değiştirmesi değildir. Manyetik ağlar da değişiyor. Eksen değişiyor, ve sonra bir deprem geliveriyor ve <em>gerçekten </em>onu değiştirip yerine oturtuyor. Astrolojiyle ilgilenenleriniz, woa-ha-ha. Durun ve ikinci kez bir bakın. Tüm bu astroloji yanılsaması değişiyor. Astroloji harika bir şeydir, yaşamlarımdan birinde onun harika bir uygulayıcısıydım. Ama o zaman bildiklerim şimdi geçerli değil. Astrolojiyi yeniden-düşünün ya da astrolojiyi yeniden-<em>hissedin.</em></p>
<p>Şu anda dünyada çok şey oluyor, hadi derin bir nefes alalım ve farkında olalım.</p>
<p>Şu anda içinizde olan biten çok şey var.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p><strong><em>Deneyim</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Böylece geçen ay bunun çok özel bir zaman olduğundan söz ettim. Şimdi kuramlardan çıkıp deneyime girdiğinizi söyledim. Bazılarınız söylenip sızlandı. Deneyim, onu <em>yaşamaktır. </em>Deneyimin yeri doldurulamaz. Şeyleri sadece düşünmenin gerçekten oldukça ağır ve sıkıcı olduğunu keşfedeceksiniz. Yani deneyime giriyorsunuz. Ve ben dedim ki, çoğunuz bu geçtiğimiz ayda bir deneyim yaşayacak, ve bu deneyim sizin yeni bir yanınızı açığa çıkartacak. O deneyim, Yeni Enerjiyi getirmenin, o potansiyeli Şimdi ânıyla bütünleştirmenin birçok hattından birini açacak.</p>
<p>Şimdi, Linda elinde mikrofonla izleyicilere gidecek ve Marc Ritter’e soracak, ne deneyimledin? Sana soracağımı biliyordun.</p>
<p>MARC: Elbette biliyordum. Deneyimlediğim o kadar çok şey var ki.</p>
<p>ADAMUS: Aynen. Şimdi, tabi, sen bizim Ruhun Sesleri gezimize katıldın, yani bunu herkes anlasın diye söylüyorum.</p>
<p>MARC: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Ve, herşeyden önce, bu bir deneyim miydi?</p>
<p>MARC: Kesinlikle öyleydi.</p>
<p>ADAMUS: Son Şaud’umda verdiğim söz üzerine (özellikle) sana bir deneyim sundum mu? Hayır, sunmadım. <em>Sen </em>sundun. Sen (kendine) sundun. Peki deneyimlediğin neydi?</p>
<p>MARC: Deneyimlediğim o kadar çok şey var ki… yani, ne demek istiyorsun?</p>
<p>LİNDA: Aaa, soruya soruyla yanıt.</p>
<p>ADAMUS: Şambra’ya, kişisel spiritüel düzlemde, ruhsal düzlemde neler deneyimlediğini anlatacak olsaydın, ne deneyimledin?</p>
<p>(duraklama, Marc kelime arayışı içindedir)</p>
<p>Neredeyse buldun. Neredeyse söylemek üzeresin, ama sana yanıldığını söyleyecekmiyim diye merak ediyorsun çünkü herhalde söyleyeceğim. Senin adına ben söyleyeyim – sen bunu kelimelere dökemiyorsun. Bu neredeyse tanımlaması imkansız bir şey, ve sen onu kelimelere dökmek <em>istemiyorsun, </em>çünkü döktüğün an, bu onu bozacaktır. Onu neredeyse çarpıtacak ve saptıracaktır, ya da en azından kısıtlayacaktır. Şimdi, bu sonsuza kadar böyle olmayacak, çünkü sen ruhundan gelen etkili ve güzel konuşma sanatını geliştirecek ve konuşacaksın, ama aslında kelimelerden çok, hisleri yansıtacak ya da yayacaksın.</p>
<p>Yani bu (deneyim) tanımlanamazdı. Kişiseldi. O… ah, olandı. Bu…</p>
<p>MARC: Kesinlikle.</p>
<p>ADAMUS: Evet, evet. Olandı. Pekâla Linda, sen seç. Ben gözlerimi kapayacağım. Sen birisini seç.</p>
<p>LİNDA: Belirli bir soru var mı?</p>
<p>ADAMUS: Hayır, aynı soru – geçen ay ne deneyimledin?</p>
<p>LİNDA: Ha tamam. (Linda mikrofonu Deb’e getirir, kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Biliyor musun, bu komik işte, çünkü benim seçimim de bu olurdu. Deb, geçtiğimiz ay deneyimlerin neye benziyordu? Ve bizim, senle benim iyi olduğumuzu varsayıyorum.</p>
<p>DEB: İyiyiz.</p>
<p>ADAMUS: Peki. Daha sonra Edith’le konuşur ve bana kızılmasının gerçekten iyi bir şey olduğunu ona söyler misin?</p>
<p>DEB: Enerjiyi harekete geçiriyor.</p>
<p>ADAMUS: Harekete geçiriyor. Sarsıyor, evet. Evet. Ve ben bunu, açıkçası, duyduğum sevgi yüzünden yapıyorum.</p>
<p>DEB: Elbette.</p>
<p>ADAMUS: Elbette. Peki, şimdi sen… ben açıklamayacağım. Bu ay deneyimlerin nasıldı?</p>
<p>DEB: Rica ederim, benim adıma paylaşmanı tercih ederdim. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Ben… sen onu kendin tanımladıktan sonra bunu yapacağımı biliyorsun. Ah biliyorum… devam et.</p>
<p>DEB: Eh, az önce söyledik. Bunu kelimelere dökmek gerçekten zor.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>DEB: Benim için sanırım bir dolu… bir dolu içsel çalışma oldu. Herhangi bir dışsal enerji deneyimlemedim…</p>
<p>ADAMUS: Büyük ödül. Büyük ödül.</p>
<p>DEB: Aa, teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Bir deneyimin dramatik, çarpıcı ya da etkileyici olması gerekmiyor. Bir deneyimin gözüne gözüne girmesi gerekmiyor. Bir deneyim genellikle dışardan gelmeyecektir. Siz onu orada arıyordunuz – dışarda.</p>
<p>Bazılarınız kendiniz hakkında kötü hissediyorsunuz. Diyorsunuz ki, “Geçen ay bir deneyim yaşamadım.” Evet <em>yaşadınız. </em>(Adamus’un ses tonu üzerine kahkahalar yükselir) Ama siz dışarıya bakıyordunuz. Eğer hemen şuraya bakacak olsaydınız, muazzam bir deneyim yaşayacaktınız.</p>
<p>Deneyimlerin yüksek sesli ve gürültülü olması gerekmiyor. Deneyimlerin karmaşık ve çelişki dolu olması gerekmiyor. Deneyimlerin tatlı ya da düş ürünü olması gerekmiyor. Ha, diyorsunuz ki, “Peki ama, o zaman onun bir deneyim olduğunu nasıl bilirim?” <em>Farkındalık. </em>Büyük farkındalık. Eğer hep pencereden dışarıya bakıyorsanız, hemen burada olanı nasıl bileceksiniz? Eğer dram beklentisi içindeyseniz, kendi içinizde harika bir değişim yaşadığınızı nasıl bileceksiniz?</p>
<p>Tabi er ya da geç o deneyim günlük yaşantınızda ortaya çıkacaktır, evet, ama o zaman da “Şeyler sanki şimdi biraz farklı halloluyor, biraz daha iyi bir biçimde. Acaba ne oldu?” diyeceksiniz. Bir deneyim yaşadınız. Bir deneyim yaşadınız, her biriniz.</p>
<p>Şimdi, doğrusu bizimle birlikte Mısır gezisinde olsaydınız, deneyim çok açıktı. Dışarda meydana gelen deneyimler oldu, ama herkesin yaşadığı deneyim gerçekten çok kişiseldi. Çok kişisel. Geziye katılanların çoğuna ne yaptıklarını, ne gördüklerini, belli şeyleri hangi gün yaptıklarını sorsam, hiç bir fikirleri olmayacak, çünkü onlar çok derin kişisel bir deneyimden geçiyorlardı. Deneyimin çok şiddetli bir duygusal temizlik (katarsis) olması gerekmiyor. Gözlerinizin yaşarması gerekmiyor. Deneyim sadece deneyim olabilir.</p>
<p>O zaman da diyorsunuz ki, “Peki onu nasıl tanımlarım? Deneyim, çok elle tutulur ve çok tanımlanabilir bir şey değil mi?” Hayır. Hayır. O at gözlüklerini çıkartın.</p>
<p>Deneyim nihayetinde kendinize yaşama izni vermenizdir, burada olmanıza izin vermenizdir, farkında olmanıza izin vermenizdir. Geçen ay her biriniz, son konuşmamızdan bu yana, uzun, çok uzun zamandır olmadığı gibi hayatını değiştiren bir deneyim yaşadı.</p>
<p>Bazılarınızın onu gerçekten farketmesi, ya da onun, sizin deyiminizle, tezahür etmesi ya da burada meydana gelmesi biraz zaman alabilir. Ama yaşadınız. Peki nasıl bileceksiniz? Bunu size öylesine söylemediğimi nasıl bileceksiniz? Farkındalık. Farkındalık. İçinizden hissetmek.</p>
<p>Daha da deneyimleriniz olacak – belki olacağını sandığınız şeyler değil, belki de olacağını sandığınız şeyler – çünkü Şambra olarak biz bu inanılmaz araçta, hem birlikte hem de bireysel olarak, deneyime giriyoruz.</p>
<p>Şimdi, şimdi ile bir sonraki toplantımız arasında, kendi benliğiniz onunla çalışmanızı, deneyimle çalışmanızı, Yeni Enerjiyle çalışmanızı, onu uygulamanızı, onunla bir şey yapmanızı isteyecek. Bu büyük bir yaratım olabilir. Herhangi bir şey de olabilir, ama onunla, tıpkı şu topla oynadığınız gibi oynamak; ona alışmaya başlamak, onunla bağ kurmaya başlamak.</p>
<p><strong><em>Yeni Enerjiyi Deneyimlemek</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Geçen ay, çevrenizde bir şey hissediyorsunuz, dediğimi anımsayın. Çevrenizde dolanan, beyninizin ya da bedeninizin ya da her neyse, içine girmeye çalışan bir şey hissediyorsunuz, ve bu, yabancı varlıkların yaptığı bir araştırma ya da inceleme de değil. Yabancı varlıklar, uzaylılar, gerçekten de o kadar akıllı değiller. Bu günlerden birinde, fazladan biraz zamanımız olduğunda, gidip bir uzay gemisini ziyaret edeceğiz, ve ben size onların neye benzediğini göstereceğim. Ve biz muhteşem bir deneyim yaşayacağız.</p>
<p>Ama bu arada bu Yeni Enerji, ki o sizdir, geleceğe ait bir potansiyel değil, ama sizin daha büyük bilincinizden ziyarete geliyor. Yeni Enerji – gerçek Yeni Enerji, genişleyici olan – şimdi bu gerçekliğe iniyor ya da bu gerçekliğe çıkıyor. Sizinle oynamak için geliyor. Sizi sınıyor. Sizin neden yapıldığınızı görmek istiyor. Geçen ay dediğim gibi, sizi güldüren nedir, ağlatan nedir, farklı şeyler hissetmenize sebep olan nedir, bilmek istiyor. O beyin nasıl çalışıyor? Ve o çok sevecen, hiç karışmadan, şefkatli bir tavırla inceliyor ya da araştırıyor. Ve o sizdir. O, o büyük altın melek değildir, farklı ya da ayrı olan bir şey değildir. O aslında sizdir. İçinize giren.</p>
<p>Ve bu ay, şimdiden itibaren bir sonraki toplantımıza kadar, onunla oynamaya başlamak zamanıdır. Önce onun farkında olmanız gerekiyor, ama şimdi onunla oynamaya da başlayın. Peki ne yapmalı? Herhangi bir şey. Yürüyüşe çıkın – siz, Pakauwah’ınız ve o kırmızı top. Yürüyüşe çıkın. Onu işe götürün. Birçoğunuz spiritüel yanınızı işe götürmüyor. Bazen size hak veriyorum, ama şimdi onu işe götürmeye başlamak zamanı. Araba kullanırken yanınıza alın. Onunla yüksek sesle konuşun, ya da daha da iyisi, hiç konuşmayın. Onu hissedin.</p>
<p>Bunu kuramsal bir şekilde, söz sanatına özgü bir biçimde ifade edecek olursak, o, hep özlediğiniz Siz’dir. O, hep sizi sevmesini istediğiniz Siz’dir, sizi sevemiyordu, çünkü bunu yapmasını istemiyordunuz. Buna hazır değildiniz. Kendinizi, gerçek Siz kadar değerli bir şeyin gelmesine izin verecek kadar çok sevmiyordunuz. Onu uzak tuttunuz, daha iyi olmayı beklediniz, karmanızın üstesinden gelmeyi beklediniz, kendinizi mükemmelleştirmeyi beklediniz, nasıl doğru meditasyon yapacağınızı ya da doğru dua edeceğinizi öğrenene kadar beklediniz. O hep gelmek istedi, ve şimdi bunu gerçekleştirebiliyor.</p>
<p>Dünleri salıverirsiniz. Bu, kimliğinizden vazgeçmek anlamına gelmez. Kimliğiniz sizdir. Kimliğiniz, Ben o Ben’im’dir. Kimlik budur. Ben’den başka neye ihtiyacınız var? Hiçbir şeye. Kesinlikle hiçbir şeye.</p>
<p><strong><em>Yeldeğirmenlerini Katletmek</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Sonraki konu. Pekâla, bu oyunda neler oluyor? Ben buna sıkça değiniyorum – sizin yeldeğirmenlerini hunharca katlettiğinizi, yeldeğirmenleriyle dövüştüğünüzü görüyorum. Don Kişot. Bakın, Don Kişot gerçekliği terk etti, yani kısıtlamalarını. Daha fazlasını istiyordu, bir yerlerde daha fazlası olmalıydı, standardın, sıradanlığın içinde kalmak onu çılgına çeviriyordu. Bu yüzden onun dışına çıktı. Ama sıradanlığının, normal olanın dışına çıktığında, herşey ona karşı dövüşüyormuş gibi inanılmaz bir yanılgı yarattı. Ağaçlar, rüzgar – onlar şeytanlardı. Yeldeğirmenleri – devler, savaşçılardı. Gece, şeytandı. Yıldızlar onunla ilgili casusluk yapıyordu – diğer alemlerin gözleriydiler. Yani o, sık sık yeldeğirmenlerini katlediyordu.</p>
<p>Şimdi, çevresinde bulunanlar ona bakıyor ve şöyle diyorlardı, “Amma da çılgın birisi, öyle değil mi?” Aslında, hiç de değildi. Hiç de değildi. O savaşıyordu, çünkü o hep savaşıyordu, hep savaşmıştı, sadece bir yeldeğirmeni bile olsa hep bir şeyle savaşıyordu, o şey onunla savaşmasa bile. Ve, sevgili Şambra, siz birkaç yeldeğirmeniyle dövüşüyordunuz, artık mücadele etmeniz gerekmeyen şeylerle mücadele ediyordunuz, artık savaşmanızı gerektirmeyen şeylerle savaşıyordunuz.</p>
<p>Şimdi, Don Kişot en sonunda yeldeğirmenleriyle dövüşmekten vazgeçti, standart olana, sıradanlığa geri döndü, kendi eski gerçekliğine geri döndü. Ama siz bunu yapamıyorsunuz. İstemiyorsunuz, diyeyim. Bunu denediniz, ama çok zordur.</p>
<p>Böylece bu da sizi bir durumla – benzersiz ve ilginç bir durumla – başbaşa bırakıyor, ve diyorsunuz ki “İşte normal, standart olanın, sıradanlığın dışına çıktım. Genişledim. Peki ne yapacağım?”  Eh, herşeyden önce, o kutudan çıktığınız için kendinize teşekkür edin.Ondan çıktınız ama, kılıcınız hâlâ iş başındaydı. Siz hâlâ şeytanlarla ve hemen her şeyle dövüşüyorsunuz.</p>
<p>Şimdi bunların yalnızca bir yeldeğirmeni olduğunu farketmek zamanıdır. Onu hareket ettiren sadece havadır, karanlığa neden olan akşamları batan güneştir, ve cennetteki yıldızlar size yalnızca nereden geldiğinizi anımsatıyor, ama nereye gittiğinizi değil. Kılıçları indirmek ve yeldeğirmenlerini, şeytanları katletmekten vazgeçmek zamanıdır. Onlar gerçekten şeytan falan değil.</p>
<p>Bu bir yanılsamadır. Bir alışkanlıktır. Bir alışkanlıktır, çıkıp da savaşmak, savunmak, korumak. Bu, bir anlamda, kendinizi meşgul etmek için yaptığınız bir Eski Enerji dinamiğidir. Yeldeğirmenlerini katletmek gerçekten de insanı epey bir süre meşgul tutar, ve o yeldeğirmeni ele geçirildiğinde, bir başkasını bulacaksınızdır. Bu bir yeldeğirmeni olmazsa, bir dağ olacaktır; bir dağ olmazsa, bir ırmak olacaktır.</p>
<p>Bugünden başlayarak, yeldeğirmenleriyle dövüşmekten vazgeçelim. Tamam mı? Savaşılacak, mücadele edilecek hiçbir şey yok. Gerçekte neyle savaştığınızın farkında mısınız?</p>
<p>ŞAMBRA: Kendimizle.</p>
<p>ADAMUS: Ah! Herkese birer armağan! (alkışlar) Kendinizle. Kesinlikle. Kendinizle. Çoğu kez kendinizi başka şeylere, başka insanlara yansıtıyorsunuz, ama aslında hep kendinizdiniz. Ama bu artık biraz eskimedi mi, artık biraz yorucu olmadı mı?</p>
<p>Böylece, şu anda bu kadar çok şey oluyorken bu farkındalık fırsatını kullanalım – siz sadece beni izlediğinizi sanıyorsunuz, oysa şu anda çok şeyler oluyor – bu fırsatı kullanalım, seçiminiz buysa, ve yeldeğirmenleriyle dövüşmekten, savaşı bırakmaktan vazgeçme seçimini bilinçli olarak yapalım. Ama bunu yapmadan önce, uyarıcı bir not eklemek istiyorum. “Peki sonra ne yaparım?” deme eğilimine – bu Eski Enerji eğilimine -  sahipsiniz. Yeldeğirmenleriyle sürekli savaşmanın belli bir dinamiği var, çünkü, eh, bu erdemli bir şeydir, sizi haklı çıkartan bir şeydir – cehenneme kadar haklı. Herkese, yeldeğirmenleriyle dövüşmekle meşgul olduğunuzu söyleyebilirsiniz. Dünyayı değiştirmekle meşgulsünüzdür! Dünya için yeni spiritüel dinamikleri yaratmakla meşgulsünüzdür, ve bu yüzden de bir Yeni Enerji Jedi’si olmak zorundasınızdır. (kahkahalar)</p>
<p>Bundan vazgeçtiğinizde ne olur, Aandrah? Mikrofon lütfen, ve bir de çiçek hazır edeyim. Bundan vazgeçtiğinizde ne olur?</p>
<p>AANDRAH: Ah, nefesimi keser. Gülmeye, oynamaya, kutlamaya başlarsın…</p>
<p>ADAMUS: Bir kelime daha.</p>
<p>AANDRAH: … nefes almaya ve gerçekten yaşamaya başlarsın.</p>
<p>ADAMUS: Yaşamak. Kelime, yaşamaktır. (alkışlar) Gerçekten yaşamaya başlarsın. (ona bir çiçek uzatır) Bu çiçekleri zaten senin satın aldığına inanıyorum, onun için… (kahkahalar) Görüyor musunuz, verdiğiniz şey geri gelir.</p>
<p>Böylece, evet, <em>yaşamaya </em>başlarsınız. Bir yanınız, haklı bir savunmacı olmadan yaşamayı hayal bile edemiyor. Bir yanınız, bir neden olmadan yaşamayı hayal bile edemiyor, ama size söyleyeyim – ve siz daha sonra omuzuma yaslanıp ağlayacaksınız, “Bunu bize neden daha önce söylemedin?” diyeceksiniz. Omuzuma yaslanıp ağlayacak ve diyeceksiniz ki, “Bıraktığımda, yeldeğirmenlerini ve yoluma çıkan diğer herşeyi katletmekten vazgeçtiğimde; bunları salıverdiğimde, yaşamanın gerçekten ne olduğunu farkettim. Daha önce ne kadar sınırlı olduğumu farkettim, oysa şimdi bu (durum) kelimeleri aşıyor. Kelimeleri aşıyor.”</p>
<p>Şimdi, yeldeğirmenlerini ve kıllı canavarları katletmekle uğraşırken, ki yaptığınız buydu, sevgili Şambra, savaştınız, kovalayıp durdunuz, amaç ve sebeple ilgili tüm o yanılsamalara sahiptiniz, ama bunlar aynı zamanda sınırlılığı, kısıtlamayı da yarattı. Bu yüzden biz şimdi bunların hepsini bırakıyoruz. Mücadeleyi… mücadeleyi. Onu şimdi bırakıverin.</p>
<p>Şimdi, dünya hâlâ (aynı) dünya ve size hâlâ yüklenecek, tamam mı? Ama o size yüklendiğinde, sizin o zorlamayı hissetmeniz gerekmiyor. Direnmeniz gerekmiyor. Onu geri püskürtmeniz gerekmiyor. Geri püskürtülecek, savaşılacak <em>hiçbir şey </em>yok. Onu nefesinizle içinize alır ve onun sizden bir şey alamayacağını farkedersiniz. Sizi aldatamayacağını farkedersiniz. Hele ruhunuzu hiç alamaz. Artık sizi köleleştiremez.</p>
<p>Geçenlerde gemide yaptığımız toplantıda biraz kölelikten söz ettim. Orada öyle bir şey söyledim ki, sanırım birkaç Şambra’yı kızdırdım, ki amacım da buydu. Dedim ki, sadece bir Üstat – <em>sadece bir Üstat – </em>gerçek hizmette bulunabilir. Diğer herkes köledir. Diğer herkes köledir.</p>
<p>Yani, sevgili Şambra, siz bu kölelik anlayışına sahiptiniz – diğer insanların sizi köleleştirmesine, kendinizi köleleştirmenize izin verdiniz – ve bir köle olarak hizmette bulunmanız nasıl mümkün olabilir? Bulunamazsınız. Bir kölesinizdir. Bunu aştığınızda, şu anda bulunduğumuz noktaya vardığınızda, bunların hepsini salıverirsiniz. Üstat olduğunuzun farkına varırsınız. Üstat olmayı amaçlamaz ya da arzulamazsınız, <em>olursunuz.</em> Arayış içinde olmak yerine, üstatlığın farkındasınızdır. İşte o zaman gerçekten hizmette bulunabilirsiniz. İşte o zaman, Dünya’nın bilincini değiştirmekten söz edebiliriz. Diğer her şey yalnızca Eski Enerjidir.</p>
<p>LİNDA: Gerçi farketmez ama, saat 4:45.</p>
<p>ADAMUS: Biliyorum, ve burada çok eğleniyorum. Ama kalkıp gitmek isteyen varsa, gidebilir.</p>
<p>LİNDA: Birkaç kişi gitti.</p>
<p>ADAMUS: Evet, ve geri kalanları da kapıdan kovalayacağım. Böylece, sevgili Şambra, yeniden tanımlayacağımız sonraki konu.</p>
<p><strong><em>Bilinç Bedeni</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Sizi meydana getirdiğini düşündüğünüz unsurlardan söz ettiniz; (Adamus yazar) ruh, zihin – yazım düzeldi mi? – ve beden. Beden, zihin, ruh – birçoğunuz kendini böyle tanımlamaktan hoşlanıyor. Şimdi bunu silelim. Kendinizi bu ayrı ayrı unsurlar olarak görmek yerine, ki bunlar temelde kendilerini birbirlerinden ayırırlar, bunun ötesine geçmek zamanıdır.</p>
<p>Şimdi bunu yaparken derin bir nefes alalım.</p>
<p>Kendinizi bir Bilinç Bedeni olarak farketmek zamanıdır. Artık beden, zihin ve ruh olarak değil; artık insan, tanrısal olarak değil; artık iyi ya da kötü ya da aydınlık ya da karanlık ya da oğlan ya da kız olarak değil. Siz bir Bilinç Bedenisiniz.</p>
<p>Beden derken, bir tekne içinde. Tekne budur – yelkenli. (Adamus, “Bilinç Bedeni” kelimelerinin altına bir yelkenli çizer) Bir beden, egemenliktir. Kendinize aittir. Siz bir bilinç bedenisiniz. Bilinç, farkındalıktır. Bilinç, farkındalıktır. Siz bir Farkındalık Bedenisiniz, ve bunu kullanmanın zamanı gelmiştir. Farkında olmaya başlamak zamanıdır.</p>
<p>Zihin, şimdi – eğer seçiyorsanız – zihin, Bilinç Bedeniyle birleşiyor. Fiziksel biyoloji Bilinç Bedeninizle birleşiyor. Ruhunuz, ki onu bir zamanlar diğer yanlarınızdan çok ayrı tuttunuz, ruhunuz Bilinç Bedeninizle birleşiyor. Bir anlamda, olmuş olduğunuz yere, geldiğiniz yere geri döndüğünüzü de söyleyebilirsiniz, ama aslında pek de öyle değil. Geri gitmiyorsunuz. Siz şimdi gelişiyor, genişliyorsunuz; kendinizin bazı özsel parçalarına geri dönüyorsunuz – bilince – ama şimdi muazzam genişlemiş olarak.</p>
<p>Bir Bilinç Bedeni olarak kendinizi, kendinizden başka, ruhunuzdan, egemenliğinizden, Bilinç Bedeninizden başka bir şey olarak görmeniz gerekmiyor. Bedenin fiziksel olması gerekmiyor. Beden, çok da fiziksel-olmayan, çok çok-boyutlu olabilir. Bilinç Bedeni.</p>
<p>Yani artık bu kelimeleri – kendinizi beden, zihin ve ruh olarak tanımlama biçimini kullanmayalım. Zamanında iyiydi, güzeldi. Çok boyutlu olduğunuza ilişkin size küçük bir farkındalık sağlıyordu, ama artık bir Bilinç Bedenisiniz.</p>
<p>Böylece, şimdiyle bir sonraki toplantımız arasındaki zaman içinde, bunun ne anlama geldiğini gerçekten farketmenizi, bütünleşen ve birbiriyle bağlantılı olan, ayrı olmayan – ayrı olmayan &#8211; tüm unsurları gerçekten farketmenizi istiyorum.</p>
<p>Uzun zaman önce, insanlığın evrimi ve sizin evriminiz, hayatta kalmakla ilgiliydi. Bu, Dünya’ya gelip kendinizi bir biyoloji içinde tutup tutamayacağınızı, hayatta kalıp kalamayacağınızı görmekle ilgiliydi. Bunda genel bir başarıya ulaştığınızda, sıra evrimin bir sonraki biçimine geldi, ki bu da dindi. Din, çünkü şimdi, hayatta kalmak için kendinize bir sebep bulmanız gerekiyordu. Bu nedenle de kendinize dini verdiniz. Kendinize bir dolu tanrı verdiniz. Ve sonra bu o kadar karmaşık bir hal aldı ki, onu tek bir tanrıya indirgediniz. Eh, tek bir Tanrı’dan söz ediyorsunuz ama, aslında hâlâ bir dolusuna inanıyorsunuz.</p>
<p>Ve sonra, din dönemini de atlattıktan sonra, ister bu yaşamda olsun ya da başka yaşamlarda, kiliselerden biraz bıktığınızda, spiritüel aşamanıza girdiniz – yeni çağa, spiritüel arayışa, metafiziğe. Bu, uzak bir yerlerdeki bir tanrıya sahip olmanın ötesine geçmenize izin verdiyse de, o hâlâ ayrı bir tanrıydı. Onun siz olduğunu ve bir ruhunuz olduğunu ve meydana gelen başka şeyler olduğunu az çok biliyordunuz ve buna spiritüel dediniz. Şimdi bunu yeniden tanımlayalım. Tanrı’yı yeniden tanımlayalım. Başka bir şey yapmadığımız sürece, Tanrı’yı yeniden tanımlayalım!</p>
<p>Farkındalık. <em>Farkındalık.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Böylece, “din” gibi kelimeleri kullanmanın bile ötesine geçelim, ki doğrusu (siz bu kelimeyi) kullanmıyorsunuz, ama “spiritüel” ya da “yeni çağ” ya da hatta belki “Yeni Enerji” kelimelerini kullanmanın bile ötesine geçelim. Bu, farkındalıkla ilgilidir. Sizler, farkındalık varlıklarısınız.</p>
<p>Şimdi, ne kadar farkında olmak istiyorsunuz? İşte soru, sevgili Şambra, budur. Ne kadar farkında?</p>
<p>Şimdi diyorsunuz ki, “Oo, çok,” ama öteye geçince, eski rahatlıkların dışına çıkınca, farkettiğiniz gibi, şeyler değişecektir. Ama değişimin zor olması gerekmiyor. Değişimin insanı tüketmesi gerekmiyor. Değişim, başınıza gelen en özgürleştirici şey olabilir. değişimden korkmayın. Bilinç Bedeninize girmekten ve onu keşfetmekten korkmayın.</p>
<p>(Linda’ya) Biliyorum, sadece birkaç dakikam kaldı.</p>
<p>LİNDA: Hayır, hayır…</p>
<p>ADAMUS: Hayır, öyle. Başka bir randevum var. Yani yalnızca birkaç dakikam var. (kahkahalar) Bunun seninle hiç bir ilgisi yok!</p>
<p>Hazır bundan söz etmişken, sizden bunu gerçekleştirmenizi isteyeceğim. Bugün programımda bundan konuşmak yoktu, ama bunu gerçekleştirmenizi istiyorum.</p>
<p><strong><em>Bilinç Bedenini Genişletmek</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>İşte buradasınız, mevcutsunuz, burada bulunan kendinizin farkındasınız, ve farkına varmaya başlıyorsunuz, ah, o kadar çok şey olmakta ki. Pekâla. Enerjilerinizi başka şeylere yansıtabilirsiniz. Şimdi, tamam, yani enerjinizi bir köpeğe ya da kediye yansıtabilirsiniz. Peki neyle?</p>
<p>ŞAMBRA: Farkındalığımızla.</p>
<p>ADAMUS: Pakauwah’ınız ile çalışan Bilinç Bedeninizle.</p>
<p>Şimdi, benim yapmaya bayıldığım şeyi mi yapmak istiyorsunuz? Ben bir köpeğin içine girmeye bayılıyorum. Onun ruhunu üstlenmiyorum, ve köpeği kontrol etmeye de çalışmıyorum. Sadece içine giriyor ve köpekle küçük bir işbirliği içine giriyorum. Diyelim, şöyle bir şey, “Ben içine gireceğim ve içinde biraz zaman geçireceğim,” ve köpek ya da kedi bir düzlemde buna kabul verirler, ya da ben kabul verecekleri (bir gerekçe) bulurum. Bu, benim fiziksel gerçeklik içinde olmama ve kısa bir süre için gerçekten onun içine dalmama izin verir. Siz de aynını yapabilirsiniz.</p>
<p>Şimdi bu, bir kedi ya da köpek olacağınız anlamına gelmez. Bu, o Bilinç Bedeninizi şimdi başka bir Bilinç Bedenine genişlettiğiniz anlamına gelir. Bu, kendinizi gezegenin öbür ucundaki bir köpeğin, ya da kedinin ya da herhangi bir şeyin içinde hissedebilirsiniz anlamına gelir – şimdilik insanlardan uzak durun; daha sonra buna gireceğiz, ama kendinizi yansıtın – bir kuşa ya da her neyse.</p>
<p>Pakauwah’ınız ile olan bağlantınızın hep değiştiğini ve onun şimdi dışsal enerjilerle nasıl ilişki kurduğunu keşfedeceksiniz. (Örneğin) Norveç’teki bir şehirde, belli bir evde ya da toplumda şu anda neler olduğunu bir kuş aracılığıyla gözlemleyebilir, farkına varabilirsiniz. Bilinç Bedeninizi genişletir ve sonra orada oluverirsiniz. Gerçekten olursunuz. Gerçekten olursunuz.</p>
<p>Şimdi, bedeninize geri dönmeye ve nefes almaya ve Şimdi ânını anlamaya bu kadar zaman harcadığınız için, (bedenden) fırlayıp gitmeyeceksiniz. Fiziksel bedeninizi terk etmeyeceksiniz. O Bilinç Bedenini genişletir, başka bir Bilinç Bedeniyle çalışırsınız.</p>
<p>Kuşlar, kediler, köpekler, başka hayvanlar, ruhu olan varlıklar değildir – bunun çok az istisnası vardır. Onlar ruhu olan varlıklar değildir, bu yüzden de ruhlarını ele geçirmiş olmazsınız ve sonsuza kadar da orada kalmayacaksınız. Biraz zaman geçtikten sonra oradan çıkmak istediğinizi göreceksiniz. Ben bir hayvan ya da insanla aynı yaşam alanını paylaşıyorsam, bu genelde yaklaşık üç günden fazla sürmez.</p>
<p>Böylece bu, gelecek ay yapılacak şeylerden biri daha. Bir noktaya daha değineceğim ve sonra bunu bitireceğiz. Yok, biz devam edeceğiz ama, benim konuşmamı bitireceğiz.</p>
<p><strong><em>Çağrı</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Çok önemli bir nokta, eğer “Adamus bugün neden söz etti?” diyecek olursanız, hepsini bu noktada toplayabiliriz. Şu anda bir çağrı var. Bu sefer bu içinizden geliyor. Dışardan değil. Çağrıda bulunan Başmelek Cebrail değil. Ve bu çağrı ısrarcıydı, sürekliydi.</p>
<p>O sizsiniz. O sizin… adına her ne demek istiyorsanız. Ben ona sizin Bilinç Bedeniniz diyeceğim çünkü artık “ruh” kelimesinden bile hoşlanmıyorum. Çağrıda bulunan sizin bilinciniz, genişlemiş bilinciniz, bilincinizin tam potansiyeli. Ama çoğu zaman onu farketmediniz bile. Doğruyu söylemek gerekirse, oldukça da sinir bozucuydu, bu yüzden de, sokaktan gürültülü bir araba geçtiğinde pencereyi nasıl kapatıyorsanız, onu da öyle susturmaya çalıştınız. Şöyle dediniz, “Bu gürültü de ne? Ne kadar sinir bozucu,” oysa o içinizden geliyor ve siz onu susturmaya kalkıyordunuz. Çağrı, Siz’den kendinizedir.</p>
<p>Şöyle de diyebilirsiniz, çağrı, size yuvaya dönmek isteyen Siz’dir, şimdi ve burada, dışarda bir yerlerde değil. Bu, bütünlenme, biraraya getirme, yaşama çağrısıdır.</p>
<p>Çağrının, yeniden-birleşmenin dışında hiçbir beklentisi ya da gündemi yoktur. Sizin belli şeyler yapmanızı istemiyor – sonra bana gelip de içinizdeki bu sesin, sabahın dördünde ana caddede çıplak yürümenizi istediğini söylemeyin. Çağrı, sizinle birlikte olmaktan başka; yaşamın deneyimlerini paylaşmaktan başka; uzun süredir kapalı tutulmuş bir tutku düzeyini beraberinde getirmekten başka hiçbir şey istemiyor.</p>
<p>Bu, parçalara bölünmüş olan ve yeniden birleşme çağrısında bulunan Bilinç Bedenidir, ve bunu Şimdi ânında sizin aracılığınızla gerçekleştiriyor. Şimdi içinde var olduğunuz o bedenlenme-olmayan hâl ile, dünden kaynaklanmayan ama bugünün Ben Ben’im kimliği ile (gerçekleştiriyor). O geri gelmek istiyor.</p>
<p>Farkındalığınız aracılığıyla, kendinizi açarak, bu çağrıyı gerçekten anlayacak ve duyumsayacaksınız. O size rüyalarınız yoluyla çağrıda bulunmaya çalışıyordu, küçük küçük dırdır eden seslerle, hafif beden ağrıları ve sızılarıyla, küçük duygusal rahatsızlıklarla çağrıda bulunmaya çalışıyordu. Sizin dikkatinizi çekmeye, farkındalığınıza geri gelmeye çalışıyordu. Onu dinleyin. O, içinizden geliyor.</p>
<p>Sizinle ille de kelimelerle konuşmayacaktır, ne yapacağınızı söylemeyecektir. O ‘Siz’ size ne yapmanız gerektiğini söylemek istemiyor, o sadece sizinle olmak istiyor. Size, “bu işi almalısın ya da şu insanla olmalısın” demek istemiyor, çünkü bu, bilincin ve farkındalığın olduğu şeye ve sizin kim olduğunuza tümüyle aykırı bir şey olurdu. Ama çağrıda bulunuyor. O orada.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, derin bir nefes alın ve şimdi ile bir sonraki toplantımız arasında onun farkında olun. Ve o, olacağını düşündüğünüz şey olmayabilir. Onu hissedeceğinizi düşündüğünüz şekilde hissetmeyebilirsiniz, ama o orada.</p>
<p>Şimdi ile bir sonraki toplantımız arasında, sevgili Şambra, lütfen, dünyanın aslında gerçekten şahane olduğunu farkedin. Biz bir dolu zorlu zamanlardan geçtik, ama burası muhteşem bir yer. Başka insanların gözüne baktığınız zaman – artık yeldeğirmenleriyle  dövüşmediğinizde, artık herhangi bir şeyi savunmanız ya da korumanız gerektiğini düşünmediğinizde, ama gerçekten, saf bir içtenlikle onların gözünün içine baktığınızda – bu gezegenin ne değerli bir yer olduğunu farkedeceksiniz. Ayrıca, kargaşa gibi görünenin aslında hiç öyle olmadığını da farkedeceksiniz.</p>
<p>Tüm yaratımda, ve özellikle de sizinkinde, herşey gerçekten mükemmel.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, Ben o Ben’im, hizmetinizde olan, Adamus.</p>
<p>Teşekkür ederim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2010/03/06/saud-7-%e2%80%9cbilinc-bedeni%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 6: “Ben’i Deneyimlemek”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2010/02/06/saud-6-%e2%80%9cben%e2%80%99i-deneyimlemek%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2010/02/06/saud-6-%e2%80%9cben%e2%80%99i-deneyimlemek%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Feb 2010 21:51:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üstatlık / Yüksek Lisans Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=484</guid>
		<description><![CDATA[KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ
Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi
 
ŞAUD 6: “Ben’i Deneyimlemek”
ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
Kırmızı Çembere sunulmuştur
6 Şubat 2010
www.crimsoncircle.com -   http://kirmizicember.org
Ben o Ben’im, yolun her adımında sizinle olan, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus.
(Adamus derin bir nefes alır) Birkaç dakikamızı sadece enerjinizi hissetmeye, sizin de benimkini hissetmenize ayıracağız. Ve, son zamanlarda sana… (Adamus’un az önce çalınan şarkıya göndermede bulunması izleyicileri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ</strong></p>
<p><strong>Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ŞAUD 6: “Ben’i Deneyimlemek”</strong></p>
<p><strong>ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</strong></p>
<p><strong>Kırmızı Çembere sunulmuştur</strong></p>
<p><strong>6 Şubat 2010</strong></p>
<p><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a> -   <a href="../">http://kirmizicember.org</a></p>
<p>Ben o Ben’im, yolun her adımında sizinle olan, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus.</p>
<p>(Adamus derin bir nefes alır) Birkaç dakikamızı sadece enerjinizi hissetmeye, sizin de benimkini hissetmenize ayıracağız. Ve, son zamanlarda sana… (Adamus’un az önce çalınan şarkıya göndermede bulunması izleyicileri güldürür) seni sevdiğimi söyledim mi, David?</p>
<p><span id="more-484"></span></p>
<p>Böylece bugün güzel bir müzikle başlıyoruz – yolun her adımında seninle. (müzisyen Ralph’e konuşur) Birlikte bir şarkı yaratmalıyız – “Yolun Her Adımı.” Olur mu? Anlaştık mı?</p>
<p>RALPH: Hadi yapalım.</p>
<p>ADAMUS: Tamam, hadi. (kahkahalar; Ralph (elektrikli) piyanoya bakar) Evet, gerçekten! (Adamus mırıldanır, kahkahalar ve alkışlar)</p>
<p>RALPH: (Ralph çalmaya ve söylemeye başlar) Yolun her adımında ben seninleyim; (Adamus kesmek üzere boğazını temizler) Yolun her adımı…</p>
<p>ADAMUS: Şarkıyı ben söyleyecektim. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Sen sporda ya da başka bir aktivitede ödül almış olabilirsin; ben Büyük Beyaz Kardeşlik’le birlikteydim. Ayağını denk al! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>RALPH: Birkaç ölçü mırıldanabilir misin?</p>
<p>ADAMUS: Birkaç bara gittim, ama ben asla mırıldanmam! (çvr: müzik ölçüsünün İngilizcesi bar’dır. Adamus kelime oyunuyla espri yapıyor) Ve Ralph, hani senin (şu esprilerin ardından) gelen trampetin? Bom-tsss!</p>
<p>Hayır, gerçekten. Devam et  “Yolun Her Adımı.”</p>
<p>RALPH: Ettim ya!</p>
<p>ADAMUS. Hayır, hayır, hayır, hayır. Lütfen, lütfen, biraz eşlik eder misin?</p>
<p>RALPH: Peki…</p>
<p>LİNDA: Pardon, Ralph. (Ralph çalmaya başlar)</p>
<p>ADAMUS: Şimdi, mmm… mola. Biz başlamadan önce senin Cauldre ile yaptığın konuşmaya kulak misafiri oldum, ve sen dedin ki, “Umarım Adamus’un bugün (bizimle ilgili) gizli planları yoktur.” (yoğun kahkahalar) Hiçbir gizli planım yok, ama…</p>
<p>RALPH: Eyvah…</p>
<p>ADAMUS: Ah sevgili Ralph, bunu sen istedin. Böylece… (Adamus şarkı söylemeye başlar)</p>
<p>Yolun her adımında, günün her ânında… Ah Cauldre, yapabilirsin… (daha yüksek sesle söylemeye başlar)</p>
<p>Yolun her adımında! (yoğun alkış ve tezahürat)</p>
<p>Günün her ânında</p>
<p>Kendime aşığım. (kahkahalar ve alkışlar)</p>
<p>RALPH: (şarkıya devam ederek) O kendine aşık. (Adamus ve izleyicilerden kahkahalar yükselir) Yolun her adımında…</p>
<p>LİNDA: Sebebini şimdi anlıyorum, cidden, Geoff sahneye çıkmadan önce oldukça sinirliydi, ve nedenini de bilmiyordu. Ve şu son iki dakika, onun neden böyle sinirli olduğunu bana açıkça gösterdi! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: (güler) Ay, Cauldre’nın içine geri dönmem gerek. Tüm bu olan bitenler onu biraz şok etti. Bir yudum su alayım, biraz da nefes yapalım. Aslında, iş birliği yapmalıyız. Bu harika olurdu. (Adamus şarkıyı mırıldanmaya başlar)</p>
<p>Ah, böylece sevgili Şambra, işte buradayız, gerçekten de yolun her adımında sizinleyiz. Ve ben herhalde bu adımlar sırasında sizi gerçekten sevdiğimi de söyledim. Birbirimizle geçirdiğimiz zamanlar var. Biraz… ah, birbirimizle biraz zorluklar yaşıyoruz. Ve şu an biliyorum ki, bu, yaşamınızın şimdiye kadarki en ilginç zamanı. Bu, iyi anlamına gelmiyor, kötü anlamına da gelmiyor; yalnızca yaşamınızın şimdiye kadarki en ilginç zamanı.</p>
<p>Çünkü şu anda, işlemden geçirme (sürecinizin) en büyük bölümünden geçtiniz. Tüm o eski yaralar ve sorunlar – Tobias ile on yıl boyunca işlemden geçirdiniz – biz bunu büyük ölçüde bırakabiliriz. Hâlâ enerji kalıntıları var. Hâlâ acıtan yaralar var, ve hâlâ kendinizle ilgili sorunlarınız, ortaya çıkan şeyler var, ama biz bunu büyük ölçüde aştık.</p>
<p>Bazen, o baştan çıkarma sizi eski sorunlarınızın bazısına geri çekiyor. O baştan çıkarıcıdır. Bazen kurban olma enerjisine geri gitmek eğlencelidir, o “Şu anda ne yapmam gerektiğini bilemiyorum. Hiçbir fikrim yok, Adamus” enerjisine geri gitmek bazen gerçekten eğlencelidir. Ben bunu sık sık sizden duyuyorum. “Şeylerle nasıl başa çıkacağımı bilmiyorum.” Gerçekten mi? Yani, gerçekten mi? Bilmiyor musunuz? Yoksa bu sadece sizi geri çeken yanınız mı, çünkü sorumluluk almaktansa, böylesi bazen daha kolaydır. Bazen kim olduğunuzu kabul etmekten daha kolaydır. Bir yanınız o aydınlanmayı istiyor – gerçekten istiyor. Bir yanınız gerçekten Ben’i deneyimlemek istiyor. Ama… onu yeterince istemiyor olmalısınız, yoksa ona sahip olurdunuz. Doğru mu? Doğru.</p>
<p>Bazen, sevgili Şambra… ha, lütfen bunu bir saldırı olarak almayın, ama bazen spiritüel alkolikler gibisiniz. Bazen bir kadeh daha deyip duruyorsunuz, ve onun size neye mâl olduğunu biliyorsunuz. Tek bir kadeh için o eski spiritüel kıvırtmalarınızın bazısına, arayışa ve araştırmaya geri dönüyorsunuz. Oysa biliyorsunuz, artık bunların hepsinin gerçekten ötesine geçtiniz, ama şöyle diyen bir yanınız var, “Bir kadeh daha… o Eski Enerji’den, o ‘ben yaralıyım; ben sadece insanım; ben gerçekten yanıtı bilmiyorum ve şu anda ne yapmam gerektiğinden emin değilim, onun için de gurulara ve eski, eski kitaplara ve sınıflara güvenmem gerekiyor’dan bir kadeh daha – Ben’i deneyimlemenin dışında herşey.” Dışındaki herşey.</p>
<p>Ama yine de, şu anda zamanın geldiğini bilen bir yanınız da var. Doğrusu gerçekten zamanıdır. Ve biz bu yüzden böyle birarada oturuyoruz.</p>
<p>Aslında bugün söyleyecek çok şeyim yok (kahkahalar), ama söyleyeceğim.</p>
<p>LİNDA: Peki.</p>
<p>ADAMUS: Ama söyleyeceğim. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Acaba övgülerini esirgemeyip Geoffrey’nin…</p>
<p>ADAMUS: (keser) Bir dakikaya. (kahkahalar) Ama size ne söyleyeceğimi diyeceğim, ve sonra biraz konuşacağım ve birlikte eğleneceğiz, ve sonra size tekrar ne söylediğimi, bunun hemen şu anda neyle ilgili olduğunu söyleyeceğim. Bu sevgi ayında birlikte yaptığımız bu oturum, birlikte yarattığımız bu alan, tutkulu bir Yeni Enerji biçiminde Ben’i deneyimlemenize izin vermenizle ilgilidir.</p>
<p><strong><em>Deneyim</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Çizimler yapabilirim. Uzun uzadıya konuşabilir, dersler ve tartışmalar yapabiliriz, ama bu oturum, kendinize şimdi tutku dolu Ben deneyimini Yeni Enerji biçiminde vermenizle ilgilidir. Ve bu olacaktır, bazılarınız için belki bugün, belki bu gelecek ay içinde, ama olacaktır.</p>
<p>Şu anda – Kuthumi’nin ve Kırmızı Meclis’te bulunanların birçoğunun ve sizin ve online izleyen herkesin rehberliğiyle – biz Ben deneyimini yaratıyoruz.</p>
<p>Ben bazen bir deneyim yaşayacağınızı söylemek için kelimeler kullanmak zorunda kalmayı bile sevmiyorum, peki neyin deneyimi? Yeni Enerji, Ben, öz-farkındalık, öz-sevgi – ben zaman zaman  kelime kullanmaktan bile hoşlanmıyorum, ama o deneyime sahip olacaksınız. Bu yüzden burada toplandık.</p>
<p>Böylece, ben bir süre konuşacağım. Bu konuşmanın altından ve üstünden içeri gelmekte olan enerjiler akacak ve o deneyime ya da deneyimlere olanak sağlayacaklar, bugün ya da gelecek günlerde. Ve deneyim derin ve kişisel ve çok Yeni Enerji olacak. Ve bu sizin, uzun zamandır aradığınız şeyin bir tadına bakmanızı sağlayacak. Bu size, burada gerçekleştirdiğimiz şeyle ilgili bir ip ucu verecek. Bu size, bundan sonra gerçekleştireceğimiz herşeyle ilgili o küçük özü, o temeli verecek.</p>
<p>Son birkaç aydır sizlerle Yeni Enerjiyi konuşuyoruz. Ben bu tahtada, enerjinin ne olduğuna ilişkin bazı prensipleri verdim, ve biz aslında şimdi onun deneyimine giriyoruz. Ve şeyler biraz, sizin deyiminizle, çıldırabilir. Yaşantınızdaki şeyler değişim ve dönüşümlerden geçecek. (izleyicilerden mırıldanmalar yükselir)</p>
<p>Ah, görüyor musunuz, hemen “Aman Tanrım! Hayır! Yine mi değişim ve dönüşüm” diyorsunuz. Peki ya… ya o değişim ve dönüşümler şimdiye kadar içinden geçtiğiniz hiçbir şeye benzemeyecekse? Ya onlar travmatik değilse?  (izleyiciler tezahürat yapıp alkışlar) Ya onlar yaşamınızdaki diğer insanlarla çarpışmaları, ve bollukla ilgili dersleri ve kendi öz-değerinizle, ve meydan okumalarla ilgili sınavları gerektirmeyecekse? Ya deneyimleyeceğiniz şeyin ille de bu niteliklere sahip olması gerekmiyorsa?</p>
<p>Görüyor musunuz, ben “değişim” dediğim zaman ve “yaşamınızda uyumlanmalar” dediğim zaman, ne yapmak istiyorsunuz? Rahatlığa geri dönmek (istiyorsunuz), ki bu da Eski Enerjidir, ki bu da içinden çıkmaya çalıştığınız şeydir. Siz ondan çıkmaya çok çalıştınız. Bu belki de yaşamınızda şimdiye kadar değişimlerin negatif, kötü, zorlu ya da sizin deyiminizle “boktan” (kahkahalar) olduğu yanılsamasıyla yaşadığınız içindir. Ama, biliyorsunuz, bazı sınıflarda öğrettiğimiz gibi, bu sadece enerjidir. Sadece enerji. Bunu nasıl yorumladığınız önemliydi. Herhangi bir şeyi – kötü ya da negatif güç diyeceğiniz şeyleri – alabilir ve onu size hizmet etmesi için saf enerjiye dönüştürebilirsiniz. Onun artık kötü olması gerekmez, artık zorlu olması gerekmez, hele bir ders olması kesinlikle gerekmez.</p>
<p>Böylece, deneyimden geçeceksiniz. Bu, hayatınızdaki şeyleri değiştirecek – bazılarınız için çok, çok derinden, çok derinden – ve bunun acıtması da gerekmiyor. İnsanlığınızı törpülemesi gerekmiyor. Duygusal açıdan ıstıraplı olması gerekmiyor.</p>
<p>Böylece, hazırsanız, biz oraya gideceğiz. Biz oraya gideceğiz. Başınızı sallıyorsunuz, “Evet” diyorsunuz… soru almadığımı da fark ettiniz, bilerek almıyorum (güler), çünkü çoğu kez o yanıtlar sizin içinizde, ve soru ve yanıtlar can sıkıcı olacaktı. Er ya da geç ona geri geleceğiz, ama neredeyse, gerçekten doğru giden şeylere göz atmak yerine, yanlış gidenler üzerinde durmak eğilimindeydiniz. Böylece bunların hepsi, biz şimdi Yeni Enerji deneyimine hazırız demenin bir yoludur.</p>
<p>Derin bir nefes alın ve oraya doğru gitmeye başlayalım. Ve bu, düşünebileceğiniz şeylerin hiçbirine benzemez.</p>
<p>Ve evet, gerçekten de, Esa’lı Linda, yorumunu yanıtlayacak olursak, bugün burada ne kadar da iyi görünen bir grup var. Kuthumi hepinizle çok gurur duyardı – duyuyor -, çok, çok güzel görünüyorsunuz.</p>
<p><strong><em>Özel Bir Şambra</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Ve ben bu noktada bizim için bir iyilik yapmanı isteyeceğim, Kay (izleyiciler arasındaki bir kadına hitap eder). Lütfen benimle gelir misin? Eşyalarını da buraya getir (Adamus Kay’in eşyalarını toplar), ve ben senin (Linda’nın) su (şişelerinden) birini onun için alıyorum – ikisini de onun için alacağım – ve lütfen, gelir misin. (Adamus Kay’i ön sırada boş olan iki sandalyeye götürür)</p>
<p>İşte. Ralph ya da David’i seçmek durumundasın. (Kay, David’in yanına oturur) David. Peki. Tamam. Dikkatin bende olsun…</p>
<p>Şimdi Hildegard bu sandalyede bize katılacak. (Adamus, Kay’in boş bıraktığı sandalyeye Hildegard’ın bir resmini koyar. Bu, Hildegard’ın genellikle her Şaud’da oturduğu sandalyeydi, ama o, kısa bir hastalık sürecinin ardından, 14 saat önce (öte tarafa) geçişini gerçekleştirdi)</p>
<p>LİNDA: Aa, çok teşekkür ederiz. (izleyicilerden alkışlar yükselir)</p>
<p>ADAMUS: Ve o, hemen toplantı öncesi çok kasıtlı olarak öteye geçmeyi seçti. Burada olmak istiyordu ve fiziksel bedeniyle burada olamayacaktı. O, burada olmak istiyordu, onun için de öteye geçmesine, enerjisinin bugün bizimle olmasına izin verdi. Ve teşekkür ederiz, Kay.</p>
<p>Biliyor musunuz, bir Şambra’nın şimdilerde öteye geçip de öbür tarafa gelmesi şaşılası bir şey oluyor. Bunu, Hildegard’ın güzel örneğinde görüyorsunuz. O, ertelemedi. Tutunmadı. Uzun ve üzücü bir hastalığı olmadı. Çabucak oluverdi. Kendiyle öylesine rahattı ve huzurluydu ki – hâlâ öyle – bırakıverebildi. Ölüm süreciyle mücadele etmesi gerekmedi. Yaşamındaki tüm ayrıntıları nasıl halledeceğini bile bilmesi gerekmedi, çünkü bunların kendi kendine hallolacağını biliyor. Fiziksel bedende olup da bunu bilmek ve buna güvenmek harika olmaz mıydı?</p>
<p>Böylece, Hildegard çok kolayca öteye geçti. Ve benden tek tek her birinizle paylaşmamı istediği mesaj şu; ölüm güzel bir işlem/prosedür. Siz ölümden çok korkuyorsunuz, çünkü bu, olduğunuzu sandığınız kişiyi bırakmak, kimliği salıvermektir, ama bir anlamda da onu bırakmazsınız. Öbür tarafa geçiş, Hildegard’ın da bildiği gibi, kesinlikle güzel olabilir. Üzücü olması gerekmiyor. Korkutucu olması gerekmiyor. Istıraplı olması gerekmiyor. Hildegard aslında tam olarak Ölüm Rüya Yürüyüşü’nde konuştuğumuz şeyi gerçekleştirdi – seçimi yapmak, salıvermek ve bırakmak.</p>
<p>Ve enerjisel olarak bugün hemen burada bizimle birlikte oturan, hâlâ fiziksel bedeniyle ve insanca halleriyle çok bağlantıda olan Hildegard – çünkü gideli daha sadece birkaç saat oldu – ölüm işleminin aslında çok güzel, inanılmaz bir dönüşüm, inanılmaz bir enerji simyası olduğunu gördü. Ve daha önce de defalarca söylediğim gibi, doğum çok daha zordur. Bebekler bu yüzden ağlıyor. Doğum, birçok durumda unutmak anlamına geliyor – buraya neden geldiğini unutmak. Doğum, önünde uzun bir hayat uzanıyor demektir. Doğum, daha önce yaşadığın birçok şeyi yeniden tekrarlamak anlamına geliyor. Doğum, çoğu kez aceleyle seçtiğin biyolojik bir aileye katlanmak anlamına geliyor. (kahkahalar) Doğum, toplumun bulunduğu düzeye yetişmek anlamına geliyor. Yani ölüm aslında çok daha kolaydır. Ölüm aslında çok daha kolaydır, ve bunu farkettiğiniz zaman, hayatınızın geri kalanı çok daha dinamik olabilir.</p>
<p>İnsanların ölümle ilgili endişelere ve ondan kaçınmaya ne kadar zaman harcadığını farkediyor musunuz? Bu olacak, öyle ya da böyle. Ölümden korktuğunuz için tükettiğiniz enerji miktarı ve aldığınız kararlara (bir bakın) – oysa gerçekte ölüm güzel bir işlemdir.</p>
<p>Ölümün anlaşılması, hâlâ buradayken, burada olmayı seçtiğiniz sürece, Dünya’da çok daha iyi yaşamanıza yardımcı olacaktır. Ölümün anlaşılması, bu tür korkulardan bazısının salınmasını sağlayacak, ve yaşamanıza izin verecektir, gerçekliğinizi yaratmanıza izin verecektir.</p>
<p>Böylece bugün Hildegard, bunun güzel bir geçiş olduğunu herkese bildirmek için geliyor. Fiziksel bedenini terk eder etmez kendini güzel olacağını, neşe dolu olacağını bildiği öbür tarafta buldu, Tobias, Kuthumi, ve ben tarafından karşılandı. Pişmanlık yoktu, istenmeyen ihtiyaçlar ya da arzular yoktu, çünkü (burayı) terk ettiğinde hepsini salıverdi.</p>
<p>Böylece şimdi, ilginç, Hildegard ve şu anda geçiş sürecinde olan bazı başka Şambralar, sizinle çalışmak üzere buradalar. Birçoğunuz onu tanıyordunuz. Birçoğunuz onu kişisel olarak tanıyordunuz, ve o sizinle çalışmak için burada – bir rehber olarak değil, bir guru olarak değil, ama bizler gibi sizinle çalışmak için burada – yolun her adımında.</p>
<p>Bu, gerek sizin için gerekse bizim için inanılmaz bir zaman, çünkü şu an, Dünya üzerinde Yeni Enerjinin ilk gerçekleşmesidir. Hemen burada. Buna birazdan değineceğim, ama önce birkaç yorumda bulunayım.</p>
<p><strong><em>Farkında Olun</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Ben sizden şık giyinmenizi istemiştim. Ben sizden, Pazar günü bir köy pazarına ya da bit pazarına gider gibi giyinmemenizi istemiştim, ve siz çok başarılısınız. Bunu takdir ediyorum. Peki bunu sizden neden istedim?</p>
<p>Ve bu arada, hepinize kısacık bir yorumda bulunayım. Şimdi, gerçi şık giyindiniz ama, Pazar günü bit pazarına gidiyormuş gibi görünmeseniz bile, bu kez kiliseye gidiyormuşunuz gibi görünüyorsunuz. (kahkahalar ve Adamus güler) Ve, sevgili Şambra, buna bayıldım, ve bu deneyimin amacını bir dakikaya kadar açıklayacağım, ama sizi yüreklendireceğim şeylerden biri de farkında olmanızdır.</p>
<p>Bakın, sık sık, örneğin bir şey yediğiniz zaman… onu bilinçsizce yiyorsunuz. Oturuyor ve yemeği kepçeliyorsunuz. Biz şimdi bunu değiştireceğiz. Bu, bilinçli olarak farkında olmakla ilgili olacak.</p>
<p>Ben sizden bugün şık olmanızı, bilinçli olarak farkında olmanızı istedim. Çoğu kez üniformanızı – diğer herkesin giydiklerini – üzerinize geçiriveriyorsunuz. Onu üzerinize geçiriyorsunuz ve farkında bile değilsiniz, belki iyi bir gününüzde onun şişko giysileriniz ya da sıska giysileriniz (olduğunu farkediyorsunuz). (bazı gülüşmeler) Ama giyinme tarzınızla bile bedeninizin farkında olmak, önem kazanacak.</p>
<p>Farkındalık. Bir gün içinde ne çok düşüncenin ve eylemin ve seçimin gerçekten farkında olmadığınızı, aslında (ne kadar) bilinçsiz olduğunuzu görüyor musunuz – sen değil, Tom (Tom, “Teşekkür ederim” der) ama birine yaslanmam gerekiyordu (Adamus Tom’a yaslanır) – ne yediğinizin, ne dediğinizin, nasıl tepki verdiğinizi düşünmediğinizin gerçekten farkında değilsiniz. Yeni Enerjinin bu deneyimlerine başlamak için, farkında olmak gerekiyor. Böylece ben bu konuda dır dır edip duracağım, ve Hildegard da bunu yapacak, ve Kuthumi de, farkında olmak.</p>
<p>Ne yiyorsunuz? Bu, yemenin iyi ya da kötü olmasıyla ilgili değil. Yediğinizin farkında mısınız? Bazen değilsiniz! Bazen, öngörülmüş saatte oturup yiyorsunuz. Bu, Yeni Enerjiyi, bedeninizle bu yoldan bütünlenmede çok zorlayacaktır.</p>
<p>Nasıl giyindiğinizin, nasıl göründüğünüzün, kendinizi nasıl sevdiğinizin, kendinize nasıl baktığınızın farkında olun. Nefes alışınızın farkında olun. Bunu söylediğim için üzgünüm ama, birçoğunuz şimdi farkında olmadan nefes alıyor. Aandrah, doğru mu?</p>
<p>AANDRAH: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Evet. Nefes yapıyorsunuz ama bunu yeni bir meditasyon haline getirdiniz. Onu yaptığınızı bile artık bilmiyorsunuz. Biri size bunu yapmanızı söyledi, siz de şimdi öylece nefes alıyor ve diyorsunuz ki, “Tamam, on dakikalığına nefes almam gerekiyor.” Tek bir nefes alırsanız – tek bir nefes – ve bu farkındalıkla doluysa (Adamus uzun, derin bir nefes alır), işte ihtiyacınız olan tek şey budur. İhtiyacınız olan tek şey. Bir saat boyunca bilinçsizce nefes alabilir, hareketleri ve eylemleri gerçekleştirebilirsiniz, ama pek de işinize yaramayabilir.</p>
<p>Şeylerin farkında olun, diğer insanlarla nasıl iletişim kurduğunuzun. Farkediyorsunuz, bazen ağzınız durmak bilmiyor… beyniniz, zihniniz ve ağzınız arasında komik bir bağlantı var, ve durmak bilmiyor. Bir an durun. Diğerleriyle nasıl iletişim kuruyorsunuz? Bu öncelikle kalpten olmalı. Öncelikle özünüzden olmalı, sonra kelimeler buna uyumlanarak akmalı. Ama, biliyorsunuz, çoğu kez buradan, kafadan geliyor, ağızdan çıkıyor ve olan oluyor.</p>
<p>Arabayı nasıl kullandığınızın farkında olun. Şimdi, ben herşeyi düşünün demiyorum. Düşünmekle farkında olmak arasında bir fark vardır – ince bir fark olsa da, bir fark vardır. Ben, kendinizi yargılayın ya da eleştirin demiyorum – hiç demiyorum – ama farkında olun.</p>
<p>Şu anda beni nasıl dinliyorsunuz? Diyorsunuz ki, “Eh, bilmiyorum, hep dinlediğim gibi. Burada oturuyor ve dinliyorum.” Ah, bir an farkında olun. Nereden dinliyorsunuz? Onu nasıl dinliyorsunuz? Yalnızca o küçük düzeyde mi dinliyorsunuz, kulaklarınıza girsin diye mi, bir şeyin içinize sinmesini umarak mı, bundan bir şeyler çıkartabileceğinizi umarak mı? Yoksa kalbinizle mi dinliyorsunuz, tüm varlığınızla mı, tutkuyla mı?</p>
<p>Farkında olmaya başlayın. Ben bu yüzden şık giyinmenizi istedim.</p>
<p>Şimdi, şık giyinin derken – ben kravat takın ya da ceket giyin demedim, ama sanırım Cauldre’nın şık giyinmekten anladığı buydu. Bu arada, bundan sonra da şık giyinmenizi isterdim, öyle ya da böyle – seçiminiz buysa. Elbette, bu Şambra; kuralları nasıl olsa çiğneyeceksiniz. (kahkahalar) Şık giyinin. Bazılarınız sanki kiliseye gider gibi giyiniyor, ki kesinlikle gitmiyorsunuz.</p>
<p>Şık giyinin. Bu ne anlama geliyor? Ha, Cadılar Bayramı’na giyiniyorsunuz. Kostümler giyiyorsunuz.</p>
<p>LİNDA: Ne istediğine dikkat et. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Başka çağlara ait giysileri giymeye ne dersiniz. Evet!</p>
<p>LİNDA: Dikkat et.</p>
<p>ADAMUS: Gelecekten bir varlık gibi giyinmek. Bir sokak kadını gibi giyinmek. (izleyiciler sızlanır) Ve hanımlar için – bu erkekler içindi (yoğun kahkahalar) – hanımlar için, ne istiyorsanız. Ama biliyorsunuz, bundan daha önce söz ettik, o eski alışkanlıklardan çıkmak. Eski alışkanlıklardan çıkmak ve biraz da rol yapmak. Rol yapmak. Ben, sizinle birlikteyken rol yapıyorum. Tanrı aşkına, bunun gerçek ben olduğunu mu sanıyorsunuz? (Adamus güler)</p>
<p>ŞAMBRA: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Evet, evet, kısmen öyle. Ama rollerimde esnek olmama izin veriyorum. Şambra’ya hitap ettiğim zaman, başkalarına hitap ettiğimden farklı hitap ediyorum. Ama size kişisel olarak hitap ettiğim zaman, şimdi yaptığımdan faklı oluyor, anlıyor musunuz. O nedenle, arada bir şık giyinmek, eski üniformalardan, eski rollerden çıkmak, geri kalan hepinize inanılmaz bir mesaj verecektir. Istediğiniz herhangi bir şey olabilirsiniz. Istediğiniz herhangi bir şey. Bununla eğlenin.</p>
<p>LİNDA: Gerçekten mi?</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Kesinlikle, ve bu başlarda belki biraz garip hissetmenize neden olacak, çünkü belli tarzlarda giyinmeniz gerektiğini düşünüyorsunuz. Diyorsunuz ki, “Bugün Kırmızı Çember’e gidiyorum, bir kot ve kazak giyeceğim. Böyle giyinmeliyim.”  İstediğiniz gibi giyinin.</p>
<p>LİNDA: Gerçekten.</p>
<p>ADAMUS: Rol yapın. Kesinlikle.</p>
<p>EDITH (izleyicilerden bir hanım): Çıplak olabilir misin?</p>
<p>ADAMUS: Hah, ben çıplak olabilirim. Cauldre’nın olmak isteyip istemeyeceğini bilmiyorum, ama… (Adamus güler) Ve, sevgili Edith, senin şık giyinmen bizi mutlu ederdi – soyunman değil, şık giyinmen.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, bununla nereye varmak istiyoruz? Dediğim gibi, burada sadece zamanı işaretliyoruz. Yani o deneyim enerjisini buraya getirin.</p>
<p>LİNDA: John, bu kaydediliyor mu?</p>
<p>ADAMUS: Böylece, farkındalık. Farkındalık… kendinizi nasıl seviyorsunuz? Eh, herhalde aslında sevmiyorsunuz. Az çok kendinize bakıyorsunuz. Bir bakıcı gibi, ama kendinizi nasıl seviyorsunuz? Farkında olun. Kendiniz için ne yapıyorsunuz? Kendinizi beslemek ve sevmek için ne yapıyorsunuz?</p>
<p>Hiç sabahları kalkıp da aynaya gidip, “Seni seviyorum, koşulsuzca” diyor musunuz? Hayır. Hissedeceğiniz şey… eh, evet, siz. Ama çoğunuz bunu yaptığı için kendini biraz garip hissedecektir. Geri geldiğine sevindim (Deb’e hitap eder). Çoğunuz bunu yaparken biraz garip hissedecektir. Size bunun narsisizm olduğu söylendi. Ama garip olan şudur, yani aynaya bakıp da “Seni seviyorum, koşulsuzca” diyememek.</p>
<p>Çevrenizdeki dünyanın farkında olmaya başlayın. Şimdiye kadar bundan kaçındınız, belki de böylesi en iyisiydi. Bir dolu şeyi salıverme sürecinden geçmeniz gerekiyordu, ama kendinizi dünyaya kapattınız. Siz… eh, siz aslında dünyanın ve üzerinde meydana gelenlerin çok önemli bir parçası olmaya başlıyorsunuz ve olmaya da devam edeceksiniz.</p>
<p>Yalnızca dram dolu başlıkları okumak değil de, gerçekten olan bitenin farkında olmaya başlayın. Haiti’de neler oluyor? Yıkım, diyorsunuz, ama gerçekte olan nedir?</p>
<p>ŞAMBRA: Enerji değişimleri.</p>
<p>ADAMUS: Enerji değişimleri, kesinlikle, ve uzun süredir gömülü olan Eski Enerji ortaya çıkıyor, ve bu dünyanın her yanında meydana gelecek.</p>
<p>Şu anda Haiti’de – olanlar, dünyanın fazlasıyla dikkatini oraya odaklamasına neden oldu. Orada çokca Eski Enerji – karanlık enerji – sorunları vardı, ve bu yüzeye çıkıyor. Dünyanın dikkatini çekiyor. Insanlık bilincinin dikkatini çok güzel bir biçimde çekiyor. Ama gerçekten, bilincinizin girip de daha başka neler olup bittiğini farketmesine izin verin.</p>
<p>Eski Enerjinin salınması, evet. Tobias’ın geçen yıl sözünü ettiği değişken hava koşulları, işte oluyor. Hava koşullarının gerçek değişimleri geçen yıl başladı, manyetik ağlardan, gerek fiziksel gerekse fiziksel-olmayan manyetik ağlardan tutun da, yer çekimi etkilerinin, kutupların değişmesine kadar; ve şimdi, gerçekten ilginç hava durumlarının tezahür ettiğini görüyorsunuz, ve bu sürecek. Bu, “kötü” anlamına gelmiyor, şeylerin yıkılması gerektiği anlamına gelmiyor.</p>
<p>Bu hafta sonu Washington’daki kar yağışı belki de rekor düzeydeydi. Washington için ne güzel bir şey. Neden? Çünkü bu bir an için herşeyi durduruyor. Durduruyor. Herşeyi kapatıyor, ve dünyada durması gereken tek bir yer varsa, o da Washington’dur. (izleyicilerden tezahürat ve alkışlar yükselir) Ve bu politik bir söylem değildir; enerjisel bir söylemdir.</p>
<p>Olan şu, insanlar bir döngüye, bir çılgınlığa giriyor. Bunu kendi kişisel hayatınızdan biliyorsunuz. Duramıyorsunuz. Nasıl duracağınızı bilmiyorsunuz. Kaç kez, özellikle de şu son yıllarda, yaşamınıza sizi durduran bir olayı davet ettiniz – araba kazası gibi, hastalık, bazı travmalar, işinizi kaybetmek gibi – çünkü nasıl duracağınızı bilmiyordunuz. Bir kalıbın içinde sıkışıp kalmıştınız. Duramaya çalıştınız, ama olmadı. Onun için de bazen dışardan bir olay çağırıyorsunuz. Bazen bir dünya ya da bir ülke, kar fırtınası gibi bir olayı çağırır. Ve herşey durur.</p>
<p>Bir kar fırtınası güzeldir, çok saftır. Bir an için herşeyin üstünü örtüverir. İnsanların yavaşlamasına, düşünmesine, o çılgınlıktan çıkmasına neden olur. Şu anda doğu kıyılarında aslında çok ilginç enerji şeyleri oluyor.</p>
<p>O bölgenin bir değişimi nasıl davet ettiğini görün, ama bunun bir deprem ya da kasırga olması gerekmiyor. Değişim, güzel yollardan gelebilir, ve sizin yaşamınıza da bu şekilde gelebilir. Küçük bir kar fırtınası ya da deprem, bu gerçekten size kalmış bir şey.</p>
<p>Şu anda dünyada olan bitenin farkında olun. Şimdi, ben başlıklarla ve tartışmalarla ilgili siyasete bulaşın demiyorum, ama değişimleri ve dönüşümleri (farkında olun). Nedeni de, sizin tam anlamıyla ilk Yeni Enerji niteliklerinin devreye sokulmasına yardımcı olmanızdır. Siz, bilinçte değişimler olmasına yardım ediyorsunuz, ki bu da herkes için yeni potansiyelleri doğuruyor. Yani, şu anda dünyada olan bitenin farkında olmaya başlamak zamanıdır.</p>
<p>Teknoloji, bazılarınızın kendini rahat hissetmediği bir alan. Bilimi ya da bilgisayar programlamalarını ya da teknolojinin matematiğini bilmek zorunda değilsiniz, ama bir an için enerjiyi anlayın.</p>
<p><strong><em>Bilinç Değişimleri</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Bilinçte birkaç büyük değişim gerçekleşti, bir tanesi 2.Dünya Savaşı’ndan hemen sonra – bu büyük bir bilinç değişimiydi – ve bunu teknolojideki değişimler izledi. 60’ların başında başka bir değişim daha oldu – devasa bir bilinç değişimi – ki bu da yine teknolojik ilerlemelerin kapısını açtı.</p>
<p>60’ların sonları ve 70’lerin başında yeni teknolojinin patlaması bağlamında neler olduğuna bakın. Bazen onun size ulaşması biraz zaman alır, ama önce bilinç gelir ve arkasından teknoloji ve bilim ve iş dünyası ve hükümet gibi şeyler gelir.</p>
<p>Yıllara yayılan daha küçük bilinç değişimleri oldu, biraz burada, biraz şurada. Bildiğiniz gibi, 2001’de büyük bir değişim oldu. O noktada teknolojiden çok, değerler ve ahlak anlayışı etkilendi, hatta, 2001’deki bilinç değişiminin şimdi finansın ve hükümetin, bir dereceye kadar da dinin pratik değişimine yol açtığını söyleyecek kadar ileri gideceğim.Böylece o olay, o zaman meydana gelen bilinç değişimi, şimdi tezahür ediyor, ve siz bunu dünyadaki finans piyasaları gibi şeylerde gördünüz, ve dahasını da dünyadaki hükümet değişikliklerinde göreceksiniz.</p>
<p>2007’de bir değişim daha oldu. Dünyadaki çoğu insan onu farketmedi, ama oldu ve oldukça da büyüktü. Ve bir fırtına olarak gelmesi de gerekmedi. İçeri buyur edilen bir davet olarak geldi. Ona Kuantum Sıçraması dendi, ve çoğunuz ona katıldınız. Ve bu, inanılmaz yeni teknolojilerin gelmesi için kapıyı açtı. Birçoğu hâlâ, deyim yerindeyse, masa üstünde duruyor. Daha uygulanmadı ya da gerçekleştirilmedi.</p>
<p>Ama 2007’de bilinçte meydana gelen değişimler, sonunda Yeni Enerji çözümlerine yol açacak, dini ahlak sorunlarının bazısını aşabilirsek, inanılmaz tıbbi çözümlere yol açacak – ben kök hücre gibi şeylerden söz ediyorum – özellikle de şu ara insanların karşı karşıya kaldığı yakıt, enerji gibi büyük sorunlarda muazzam açılımlara yol açacak. Sizin Yeni Enerjiyi getiren enerji işçileri olmanız ve dünyanın devasa, devasa bir enerji kriziyle karşı karşıya olması şaşırtıcı değil mi? Bu krizden fazla söz edilmiyor. Ben bir komplo olduğunu söylemiyorum, ama insanlar, dünyanın giderek daha fazla yakıt tükettiği ve kaynakların bir çoğunu kullanarak bitirdiği gerçeğini ele almak istemiyor.</p>
<p>Şimdi, evet, aşağılarda hâlâ epeyce (petrol vs) var. Ama farkındalığınız şöyle diyecektir, “Eh, bir 10.000 yıl daha yetecek kadar fosil yakıtı, petrol falan olsa bile, bir yandan çevremizi de kirletmiş olmuyor muyuz? Gaia’nın bize devrettiği ve Dünya denen bu armağana zarar vermiyor muyuz?”  Yani, bir dolu kaynak olsa bile sağduyu diyor ki, “Ama (bu kaynakları) şimdi kullandığımız oranlarda kullanmayı sürdürürsek, kendimize hava durumları, çevre gibi sorunlar yaratmaya devam edeceğiz.”</p>
<p>Bazı parlak yakıt atılımları, teknolojik atılımlar, hemen köşebaşında duruyor – bu yıl, gelecek yıl – parlak şeyler… ve hayır, sevgili dostlar, güneş ve rüzgar değil. Onlar, bana göre, dikkatin başka tarafa çekilmesidir. Dikkatin başka tarafa çekilmesi. Çok, çok ilkel.</p>
<p>Saf enerji, çok ulaşılır olan inanılmaz bir enerji var. Soğuk füzyon. Bir girişim oldu, soğuk füzyonla ilgili bir laboratuvar deneyi yapıldı. Çok başarılıydı, ama eşini yapamadılar, kopyalayamadılar.</p>
<p>Hmmmm. Hmmmm.</p>
<p>Şimdi, şöyle diyen kişiler var, “İyi güzel, ama bu yüzden bu aslında hiç olmadı ve hepsi sadece bir reklam kampanyasıydı.”  Kesinlikle hayır. Birkaç yıl önce ortaya çıkan bu soğuk füzyon deneyi aslında başarılı oldu. Nükleer (enerjide) olduğundan farklı olarak herhangi bir olumsuz yan ürün yaratmadan enerji üretti. Herhangi bir olumsuz yan ürün yaratmadan.</p>
<p>Kopyalanamadı. Tekrarlanamadı çünkü…? – ama siz bunun yanıtını biliyorsunuz.</p>
<p>ŞAMBRA: O, Yeni Enerjidir.</p>
<p>ADAMUS: O, Yeni Enerjidir! (Adamus o Şambra’ya bir öpücük verir; izleyiciler güler) Evet.</p>
<p>Onlar aslında – onlar bilmiyorlar, onun için bu bilgiyi onlara aktarın – ama araştırmacılar sanki Yeni Enerjinin gelişmiş bir parçasını buraya getirebildiler. Başka bir deyişle, bu tam Yeni Enerji değildi ama onun bir gölgesi gibiydi. Aslında zaman ve mekânı aşarak ona ulaştılar ve soğuk füzyonu yarattılar. Bu, size doğru ilerleyen çok, birçok kaynaktan yalnızca biridir.</p>
<p>Teknolojinin farkında olun. Şimdi dikkatinizi buna çekiyorum çünkü – ortaya çıkmak üzere olan teknolojik, tıbbi çözümler var. Laboratuvarda bunlar üzerinde çalışılıyor, ama küçük bir unsuru gözden kaçırıyorlar. Doğru yoldalar ama daha tam ulaşamadılar. Bilinç biraz daha genişleyene kadar da, eksik olan o unsuru ya da sinir eden o öbür küçük öğeyi bulamayacaklar. Teknoloji, bilim, hep bilinci izler.</p>
<p>Pekâla sevgili Şambra, siz burada otururken, biz Yeni Enerjideki kişisel gerçekliğinizde bilincinizi genişletmek üzere birlikte çalışırken, neler oluyor? Eh, bu, diğer herkes için, bu sorunların bazısını – hastalık sorunlarını, yakıt enerjisi sorunlarını, küresel çevre sorunlarını &#8211; çözmeye uğraşanlar için potansiyelleri oluşturuyor. Ben (gezegenin, çevrenin) ısındığını ya da soğuduğunu söylemiyorum, ama yeni çözümlere ihtiyaç var. Sizin kendinizle, bu Şambra grubuyla gerçekleştirdiğiniz çalışmalar bir etkiye sahip oluyor, bir fark yaratıyor. Ve ben bu yüzden sizlerle böyle çalışmaktan mutlu oluyorum.</p>
<p><strong><em>Farkında Olun</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Böylece, şu ara küresel finans durumunda neler oluyor farkında olun. Paniklemeyin. Onunla ilgili komplolara girmeyin. Bir yerlere para saklamaya başlamayın. Yeraltı barınakları inşa etmeyin – Ramtha’nın size ne dediği umurumda değil. (kahkahalar) O size bunları çok farklı bir nedenden ötürü söylüyor, sevgili Şambra, ki Cauldre şimdi buna girmememi istiyor. Ben de girmeyeceğim.</p>
<p>Yani küresel ekonomik durum şu ara çok ilginç. Zenginlik yeniden dengeleniyor ya da yeniden dağılıyor. Ama o hâlâ çok Eski Enerji olan bir niteliğe sahip – “sadece bu kadar var” (diyen). Bu, inanılan büyük bir yanılsama. Satılan büyük bir yanılsama – “burada yalnızca bu kadar var.”  Oysa öyle değil. Dünya kadar bolluk var, ama herkes böyle hissetseydi, eh, o zaman kontrol olamazdı. O yüzden, yeniden-dağılımın farkında olun.</p>
<p>Piyasalar tümüyle çökecek diye kaygılanmayın. Bu, korkudur. Koşup bir tomar altın satın almayın, çünkü altın piyasasının şu anda aşırı manipüle edildiğini ve altın satın almanın çok cazip hale geldiğini göreceksiniz.</p>
<p>ŞAMBRA: Bana bakma.</p>
<p>ADAMUS: Hayır, sen altın satıyorsun.</p>
<p>ŞAMBRA: Ben satıyorum! (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Yastığınızın altına altın koymayı ya da mal varlığınızı altına çevirmeyi istemek çok cazip gelebilir. Hayır, bu… bu, manipüle ediliyor. Muazzam bir manipülasyon kaynağı.</p>
<p>Dinlerde neler oluyor farkında olun. Şu anda, Hıristiyan ve Müslüman dünyalar arasındaki bu inanılmaz tartışmaları ya da meydan okumaları görüyorsunuz. Bunun var olduğunun farkında olun, ve neden var olduğunu, gerçekte neler olduğunu anlamaya başlayın. Gerçekte neler oluyor? Ben şu anda buna girmeyeceğim, ama daha sonra bunu ele alacağız.</p>
<p>Ve seçimlerinizin nereden geldiğinin farkında olun. Seçimlerinizin nereden geldiğinin farkında olun. Çoğu seçim, duygulardan gelir. Şimdi, siz, seçimlerinizin akılsal olduğunu düşünmekten hoşlanıyorsunuz. Değiller. Akılsal bazda doğrulanıyor ya da haklı gösteriliyorlar, ama onlar duygusaldır. Yaptığınız her seçimin yüzde 99.9’unun duygusal olduğunu söyleyecek kadar ileri gideceğim. Bir araba satın alacağınız zaman bile diyorsunuz ki, “Ama ben onu tasarruflu yakıt harcadığı için alıyorum. İyi bir fiat verdikleri için alıyorum.”  Siz arabayı, hızlı olduğu için alıyorsunuzdur. Ama, hayır, hayır, hayır, hayır, hayır. Bunu sadece doğruluyorsunuz. Bunu, duygusal düzeyde doğruluyorsunuz. Siz o arabaya aşık olmuşsunuzdur. Onu bir nedenden ötürü sevmişsinizdir.</p>
<p>Ne yiyeceğinizi seçmeye çalıştığınızda bile, seçiminiz duygulara dayanıyor, onu mantığınızla doğruluyor ya da haklı çıkartıyorsunuz. Seçimlerinizin gerçekten farkında olmaya başlayın.</p>
<p>Bir seçim yapmadan önce, bir an durun. Zihninizden çıkın, bir an durun. Bu seçim nereden geliyor? Seçimler, korkudan kaynaklanır, seçimler, baştan çıkarmalardan kaynaklanır, ve seçimler, bazen, bir sevinç, gerçek sevinç, coşku alanından yapılır. Onlar bu etkenlerden kaynaklanır.</p>
<p>Ben, yaklaşık yarısının korkudan kaynaklandığını söyleyeceğim. Başka bir deyişle, yaşamınızda bir seçim yapıyorsunuz, çünkü başka bir şeyden korkuyorsunuz. Bir şeyden uzaklaşıyor ve başka bir şey seçiyorsunuz ki, korkuyla yüzleşmek zorunda kalmayın. Bu, çok iyi bir yaşama biçimi değildir.</p>
<p>Birçok seçiminiz baştan çıkarmadan kaynaklanıyor. Bir kurban olma gibi şeylere ayartılıyorsunuz. Aslında, güzel bir gün geçirmeye, ama buna değer olmadığınızı hissetmeye ayartılıyor ve kötü bir gün yaratıyorsunuz. Başka insanların dramları sizi çok, çok kolayca baştan çıkartıyor. Buna çok kolayca kapılıyorsunuz. Kendi veçheleriniz, sizi manipüle eden parçalarınız gibi şeyler sizi baştan çıkartıyor. Duyduğunuz o sesler, bazen o garip dürtüler, devreye giriyor ve seçim yapmanıza yardım ediyor, ya da seçimlerinizi etkiliyor.</p>
<p>Bazı seçimler aslında sevinç, coşku ya da mutluluğa dayanıyor, ama bunlar yeterince değiller. O nedenle, seçimlerinizin nereden geldiğine bakmaya ve hissetmeye başlayın.</p>
<p>Seçimler, bir egemenlik, bağımsızlık alanından, bir farkındalık alanından, ve onu istediğiniz için gelmeli. Onu siz seçersiniz. Böylece, bu Yeni Enerji deneyimini yaşamınıza sokarken, farkındalık, anahtar bir etmen olacaktır. Farkındalık. Farkında olmanızı isteyerek sizi deli edebilirim.</p>
<p>Siz bir bilinç varlığısınız, ve bir bilinç varlığının farkındalık olması gerekir, ama o farkındalık ve bilinç kutulanmış halde ve kapatılmış ve tecrit edilmiş halde. Ben şimdi bunu, farkındalık içinde olmayı yeniden ortaya çıkartacağım.</p>
<p><strong><em>Ne İstiyorsunuz?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Böylece, geçen ay toplandığımızda size sordum, ne istiyorsunuz? Ne istiyorsunuz? Şimdi bununla devam edelim.</p>
<p>Pekâla, David, ne istiyorsun?</p>
<p>DAVID: Gerçek benliğimi derinden hissetmek ve deneyimlemek.</p>
<p>ADAMUS: Peki. Ben öyle ya da böyle herhangi bir yorumda bulunmayacağım. Evet. Ve, Edith, istediğin nedir?</p>
<p>EDITH: Ben, istediğim şeyi tam olarak nasıl yaratacağımı bilmek istiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Harika. Teşekkür ederiz. Pete’e geçir.</p>
<p>PETE: Benimle karşılaşan her insanın değer verildiğini ve kabul edildiğini hissetmesi.</p>
<p>ADAMUS: Değer verilmesi ve kabul edilmesi. Harika.</p>
<p>PETE: Ve bunu hissetmeyenlere de iyilik diliyorum.</p>
<p>ADAMUS (güler): Ve Laura’ya geçelim.</p>
<p>LAURA: Ben oynamak istiyorum. Ben hep oynamak istiyorum.</p>
<p>ADAMUS: İyi. Ve Jane.</p>
<p>JANE: Ben tutkumda olmak ve buraya ne yapmak için geldiysem onu yapmak istiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel, teşekkür ederiz. Leslie.</p>
<p>LESLIE: Eğlence.</p>
<p>ADAMUS: Eğlence mi?</p>
<p>LESLIE: Bunun geri kalanında sadece eğlence istiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Harika. Mary?</p>
<p>MARY: Ben yaratıcılığımı, şimdi olduğundan daha fazla açmak istiyorum. Suzy?</p>
<p>LİNDA: Suzy Schemel mi!?</p>
<p>SUZY: Ben yeni deneyimler toplamayı – bunu sürdürmeyi isterdim.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel.</p>
<p>SUZY: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Ve sonra elbette Dave.</p>
<p>LİNDA: Dave Schemel.</p>
<p>DAVE: Yargısızca deneyimlemek ve genişlemek.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. Katherine?</p>
<p>KATHERINE: Her kimsem sevinç içinde o olmak ve yaratmak ve sevmek ve dans etmek ve olmak istiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. Alane?</p>
<p>ALANE: Ben bir dolu eğlenceli şeyi deneyimlemek ve gezmek ve bunu da türlü türlü farklı insanlarla deneyimlemek istiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Holly?</p>
<p>HOLLY: Sanırım ben, herşeyden çok, birlik içindeki birliği deneyimlemek istiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Kathleen, sana geçen ay sordum ve sen aslında dedin ki, “yaşamın coşkulu ifadesi. Genişlemek ve ifade etmek.”</p>
<p>KATHLEEN: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten. Ve ben öyle etkilendim ki, “BNİ” dedim.</p>
<p>KATHLEEN: Bu ne için.</p>
<p>ADAMUS: Bu, nereden geliyor? (kahkahalar)</p>
<p>KATHLEEN: Bu nereden mi geliyor?</p>
<p>ADAMUS: Evet. Nereden geliyor, çünkü çok yaklaşmıştı. Oraya varmak üzeresin, çok yaklaştın. Peki bu ay ne seçiyorsun?</p>
<p>KATHLEEN: Aynı şeyi.</p>
<p>ADAMUS: Aynı şeyi, mükemmel.</p>
<p>KATHLEEN: Ben sadece her neredeysem, her neysem onun keyfini çıkarmak istiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. Peki, harika, teşekkür ederiz.</p>
<p>KATHLEEN: Bir şey değil.</p>
<p>ADAMUS: Böylece şimdi soruyu sordum, ne istiyorsunuz? Üstüste iki ay boyunca. İlginç yanıtlar. İlle de gerçek yanıtlar değil ama ilginç yanıtlar, çünkü, sevgili Şambra, herşeyden önce, onu gerçekten isteseydiniz, dediğim gibi, sahip olurdunuz. Gerçekten isteseydiniz. Yani bu isteklerin ve arzuların birçoğu zihinden geliyor. Gerçek isteklerinizin birçoğu insanca ihtiyaçlarınızın karşılanması ve gözetilmesine yönelik.</p>
<p>Şu anda gerçekten istediğiniz şey, benim bir taşı alıp da altına çevirmem. Bundan gerçekten hoşlanırdınız. (izleyiciler “Evet!” der) Ve işte bu, baştan çıkarmadır. Dikkatinizi dağıtırdı. Kesinlikle dikkatinizi dağıtırdı, ve siz yaşamınızın geri kalanını, bunu nasıl yaptığımı anlamaya çalışmakla geçirirdiniz.</p>
<p>LİNDA: Ama insanlar bilmek istiyor, bu o kadar kötü bir şey mi?</p>
<p>ADAMUS: Kötü değil – dikkat dağıtıcı, ve burada olmayı seçmenizin nedeni bu değil.</p>
<p>İsteklerinize geri dönelim. Ve bugün burada yaptığımız tartışmanın temeli şu, siz aslında ne istediğinizi bilmiyorsunuz. Gerçekten bilmiyorsunuz. Bazı laflar ediyorsunuz ve bu sizi iyi hissettiriyor, ama paylaşanlar bile, onların ne anlama geldiğini bilmiyorlar. En büyük sorunumuz – yolun her adımında yaptığımız gibi sizinle birebir çalışırken yaşadığım en büyük sorun – ne istediğinizi bilmemenizdir. Bilmiyorsunuz. Hiçbir fikriniz yok, üstelik bu her gün de değişiyor!</p>
<p>Hayatınızı, ne istediğinizi anlamaya çalışmakla geçiriyorsunuz. Bir gün bunu; öteki gün şunu. Sonra da depresyona giriyorsunuz ve kızıyorsunuz ve sinir oluyorsunuz, çünkü ne istediğinizi bilmiyorsunuz.</p>
<p>İstemeniz gerektiğini düşündüğünüz şey sizi yoldan çıkarıyor. Siz… (Adamus iç geçirir) kendinizi bir dolu tuzağa düşürüyor, monoton ve sıkıcı bir yaşam tarzına mahkum ediyorsunuz, çünkü bir gün “şunu” istiyorsunuz, ertesi gün “bunu.” Bir gün önceliğinizin insanca ihtiyaçlar olduğunu düşünüyorsunuz – yaşamınızda bazı şeyler istiyorsunuz – ertesi gün bunlar ruhsal ihtiyaçlar oluveriyor. Ne istediğinizi bilmiyorsunuz.</p>
<p>Ve iyi haber şu ki, tam olarak olmanız gereken yerdesiniz. Tam olarak olmanız gereken yerde! (izleyiciler tezahürat yapıp alkışlar) Peki bu ne anlama geliyor? Mükemmel bir soru. Herşeyden önce, şimdi derin bir nefes alıp “Tanrı’ya şükür” diyelim. (izleyiciler, “Tanrı’ya şükür” der) Kendinize teşekkür edin. Ne istediğinizi bilmemekle – tam olarak olmanız gereken yerdesiniz.</p>
<p>Bu bir açmaz gibi görünebilir ve gerçekten güzel bir günü berbat edebilir (kahkahalar), ama kesinlikle uygundur. Neden? Çünkü siz bir metamorfozdan geçtiniz, yalnızca bir insan olmanın, kendinizi yalnızca insan olarak algılamanın dönüşümünden geçtiniz; başkaları tarafından sevilmek ve kabul edilmek ihtiyacı, para gibi şeylerin cebinizde olması ihtiyacı, sofrada yemek, size bir derece saygı kazandıran bir iş ihtiyacı, fiziksel sağlık gibi şeylere ihtiyaç duymak – (bu gibi şeyleri) temel alan eski insan ihtiyaçlarının düzleminden geçtiniz. Kendinizle en azından bir derece rahat olmayı gereksiniyorsunuz. Fazla değil, sadece bir derece. Kendinizle rahat olmanın genel düzeyi şu kadarcık (Adamus parmaklarıyla 2.5 cm’lik bir mesafe gösterir). Oysa siz kendinizle tümüyle rahat olmalısınız, kendinizle tamamen rahat olmalısınız.</p>
<p>Böylece bu muazzam değişimden geçtiniz – artık yalnızca insanca gereksinimleri olan bir insan değilsiniz, şimdi tanrısallığın, içinizdeki Tanrı’nın çıkmasına izin veriyorsunuz. O, oradan bir yerlerden çıkmıyor. O, içinizden çıkıyor.</p>
<p>Siz insanla tanrısal olanın bütünleşmesine şu anda izin veriyorsunuz – bu artık bir felsefe değil, yalnızca edilen sözler değil, ayda bir kez gittiğiniz ve sonra dünyanıza geri döndüğünüzde hepsini tümüyle unuttuğunuz bir çalışma grubu değil – ama aslında buna gerçekten izin vermek. Aslında bunu gerçekten gerçekleştirmek.</p>
<p>Bu yüzden, bu geçiş, bu bütünlenme sürecinde/işleminde, istediğinizi sandığınız herşey bulanıklaşacak ve kafanızı karıştıracaktır. Önem verdiğiniz hiçbir şeyden artık emin değilsiniz. Geleceğe ilişkin herhangi bir hedefin ya da amacın birdenbire anlamı kalmadı. Tutkunuz olduğunu sandığınız şey ansızın heyecanını kaybetti. Istediğinizi sandığınız şeyi artık isteyip istemediğinizi bile bilmiyorsunuz. Sözünü edebilirsiniz. Oldukça güzel bir şeyle ortaya çıkabilirsiniz, ama yarına kalmadan değişecektir. Bu, yarın kesinlikle değişecektir – ve bu iyi bir şeydir. Gerçekten öyledir. Sorun sizde değil. O arzunun – istediğiniz o şeyin – her gün değişmesinde bir sorun yok. Ki değişmeli de. Değişmeli.</p>
<p>Şu ara içinden geçtiğiniz döngüde kesinlikle değişmeli. O yüzden, lütfen kendinizi sevin. Şu ara muazzam miktarlarda enerji, muazzam miktarlarda yaratıcılık geliyor, o yüzden farklı farklı düzeylerden esinleniyorsunuz, ve bir yandan da hâlâ insan düzeyinizdeki istekler ve ihtiyaçlar devreye giriyor, ve bunların tümü büyük bir keşmekeş içinde biraraya geliyor. Büyük bir kaos içinde. Ama kaosla, kargaşayla ilgili daha önce söylediğim şeyi biliyorsunuz. Bu aslında kaos ya da kargaşa değildir. Bu yalnızca ona bir tezgâhtan, bir dokuma tezgâhının altından bakarsanız kaos gibi görünür. Karmaşa gibi görünür. Ama ona yukardan bakacak olursanız, o çok güzel bir dokumadır.</p>
<p>Aslında şu anda yaşamınızda bir kargaşa yok. Bir geçiş, bir dönüşüm var, yaşamınızda şu anda bir simya meydana geliyor. Muazzam miktarda bir simya. Hâlâ bir şekilde nasıl idare ettiğinizi görüyor musunuz? Başka bir deyişle, yıkılmadınız. Düşüp parçalanacağınızı düşünüyorsunuz. Her an paramparça olacakmış gibi hissediyorsunuz. Geceleri yatağa girip, “Tanrı’ya şükür bugün yanıp kül olmadım” diyorsunuz. (kahkahalar) “Tanrı’ya şükür ki hayatta kaldım, belki yarın yıkılırım, ama en azından bu geceyi atlattım.”</p>
<p>Yıkılmayacaksınız. Paramparça olmayacaksınız. Yalnızca öyle olacakmışınız gibi hissediyorsunuz. Yıkılmayacaksınız. Çevrenizde olan biten şu enerjiler var. Gerçekliğinizin temelini oluşturan herşey kesinlikle değişiyor. Çoğu insan bunlardan nasıl geçiyor biliyorsunuz, bir hedefleri ya da planları ya da arzuları var. Bu onları A noktasından B’ye getiriyor ve onlar oraya varıyorlar, biraz rahatlamış bir halde, ve sonra bir sonraki planı yapıyorlar, B noktasından C’ye. Bu ilginç bir olgudur, ve ben bir dakikaya kadar bu konuda konuşacağım, ama – buraya gelme nedenimi oluşturan şeyi zaten söylemiş olmama rağmen – onlar bir adımdan ötekine ve sonra ötekine varmak amacıyla hedefi ya da isteği kullanıyorlar. Ve bu da, sizin kendi yaşamınızdan nasıl geçtiğinize çok benziyor.</p>
<p>Örneğin gençken, okulu bitirmek gibi bir hedefiniz vardı. Sonra, bir kariyer ve aile sahibi olma hedefiniz vardı. Birbiri ardına hedefleriniz vardı. Şu anda da bir hedefiniz var – o her neyse, belki de bu kanallığın sonuna kadar dayanabilmektir (kahkahalar) “Lütfen Tanrım!” – ama hayat işte böyleydi.</p>
<p>Şimdi bir an için geri çekilin. Bu, oldukça kısıtlı bir yaşama biçimi değil mi? Ve az çok da korkutucu bir yaşama tarzı değil mi? Ve bir şekilde de hiç doyurucu olmayan bir yaşama tarzı değil mi? Siz ölene kadar. Eh, bu oldukça garip bir hedef – öleceğin noktaya kadar dayan. Ölene kadar hayatta kal. (bazı gülüşmeler)</p>
<p>İşte çoğu insan böyle yaşıyor, ve siz de bu şekilde yaşadınız, onun için fazla gülmeyin. (Adamus kıkırdar) Düne kadar böyle yaşadınız. Ve sonra bugün, bunu farklı gerçekleştiriyoruz.</p>
<p>Ben onun için “Ne istiyorsunuz?” diye soruyorum, ortalığı biraz karıştırmak için, düşünmenizi sağlamak için. Ve size şunu söyleyeyim, grubun önünde ne istediğinizi söylediğiniz zaman – yoo, bu hiç de gerçekten istediğiniz şey değil. Hiç değil. Onu istediğinizi sanıyorsunuz, ama aslında istemiyorsunuz – söylediğiniz her neyse, ne olduğu umurumda değil. Ne istediğinizi bilmiyorsunuz.</p>
<p>Böylece, bu güzel enerjide bir an kalalım ve olmasına izin verelim.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Ne istediğini bilmemek.</p>
<p>Tanımlamaktan çıkmak.</p>
<p>Hedeften çıkmak.</p>
<p>Belki Eski Enerji arzularından çıkmak.</p>
<p>Eski beklentilerden çıkmak, çünkü bunların hepsi şimdi değişecek. Hepsi değişecek.</p>
<p><strong><em>Tutku</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Bunların hepsine değinmemin nedeni, bunun önemli olmasının nedeni, sevgili Şambra, öncelikle, artık ne istediğinizi bilmek zorunda olmadığınızı bilmeniz ve biraz rahatlamanızı sağlamanızdır. Bu, garip bir yaşama biçimi olacak, ama bunun yaşamanıza gerçekten izin verdiğini göreceksiniz.</p>
<p>Bu, birçok tartışmaya, bir dolu akılcı tartışmalara konu olacak. “Evet, ne istediğimi pekâla biliyorum” diyen birçok insan olacak, ama ben onlara da meydan okuyorum. Hayır, gerçekten bilmiyorsunuz, ve bir süreliğine bu konuda huzurlu olabilir misiniz?</p>
<p>Er ya da geç bir anlayışa varacaksınız – bugün değil. Gerçek istekleri aşan bir şeyin anlayışına geleceksiniz. Uzun zamandır ilk kez öylesine derin, öylesine anlamlı bir tutkuya sahip olacaksınız ki, gerçekliğinizi nasıl yarattığınızı anlamanızı, gerçekte kim olduğunuzu anlamanızı sağlayacak. Ama bu, düşündüğünüz gibi bir istek olmayacak. Siz kendi içinizde – daha iyi bir kelime olmadığı için – gerçek bir tutku (noktasına) geleceksiniz. Ve ben bir meşguliyetten ya da hobiden ya da buna benzer herhangi bir şeyden söz etmiyorum, ama kendinizle ilgili bir tutkuyu kastediyorum; kendinize duyduğunuz aşktan, yoğun ve ifade edici bir aşktan söz ediyorum.</p>
<p>Ve o noktada artık ne yaptığınız ya da yapmadığınız farketmez. Sahip olacağınız öylesi bir ruhsal tutkuyla, bu gerçekten farketmeyecektir. Artık farketmek zorunda olmayacaktır; yalnızca olacaktır.</p>
<p>Şimdi, görüyorsunuz ki burada biraz zihinsel olabilen kelimeler kullanmak zorunda kalıyorum, yoksa (bu söylediklerim) gizemli bir hal alır, ama ben sizlerle olmakta olanları ve olacak olanları paylaşıyorum. İsteklerin ötesine geçerek tutkuya (girmek).</p>
<p>Tutku, kelimeler yetersiz kaldığından – tutkuyu nasıl ifade edersiniz? – o, Ben’in gerçek anlayışıdır. İnsan düzeyinde gerçekleştirdiklerinizin gerçek parlaklığına şimdi tanrısal düzeyi de getirmek.</p>
<p><strong><em>Yeni Enerji</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Bunların hepsine değinmemin nedeni, başka bir şey daha olacağı içindir. Bazılarınız şu son aylarda bunu şimdiden deneyimliyor, ve bu, çok önemli bir nokta. Siz, Yeni Enerji denen şu şeyi yaşamınıza davet ettiniz. Tanrısallığı yaşamınıza davet ettiniz. Önceki çizimlerde gördüğünüz gibi, Eski Enerji, Yuva’ya geri dönme tutkusundan yaratılmıştı. Bütün enerjileri bu yaratmıştı, ve bu enerji bilinciniz tarafından gerçekliği yaratmak , tezahür ettirmek için kullanıldı.</p>
<p>Yeni Enerji şimdi Yuva’nın size gelmesi gibi geliyor, Tanrı’nın, sizin size geri gelmesi. Yeni Enerji budur. O, titreşimsel değildir, ki bunu çok kez duydunuz. O, genişleyicidir, aynı anda her yöne. Eski Enerji’ye benzemez ya da onun gibi davranmaz ya da hissedilmez, ve sizin bir yanınız onun öyle olmasını istiyor. Onu Eski Enerji kavramlarıyla tanımlamak istiyorsunuz. Onun sadece daha büyük, daha güzel Eski Enerji olduğunu düşünüyorsunuz. Değildir. Tümüyle farklıdır.</p>
<p>O Yeni Enerji, insanla tanrısallığın nihayet bütünleşmesinin bir yan ürünüdür. Onu yaratan budur. Hatta bu, meleksel alemlerde bulunanlar için bile yenidir, onlar izliyor ve gözlemliyorlar. Onlar çok mahrem, çok özel bir biçimde sizin farkındalar, çünkü Dünya’daki insanlar nasıl yol alıyorsa, tüm yaratı da öyle yol alıyor. Bu nedenle, bunun nasıl çalıştığını görmek onları fazlasıyla ilgilendiriyor.</p>
<p>Şu ara yaşantınızda olanlar, şeylerin biraz düzensiz, biraz yolunu şaşırmış olmasının nedeni – aslında dürüst olalım, gerçekten yolunu şaşırmış olması – şu ara şeylerin gerçekten tepetaklak olmasının nedeni şudur: Yeni Enerji geldi.</p>
<p>O sizin yaratınızdır, ama, böyle de denebilir, farklı bir alemden, tümüyle farklı bir temelden geliyor, ve burada, Dünya’daki yaşamınızla bütünleşmek üzere geliyor. O şimdi sizi keşfe çıktı. Duygularınızı keşfediyor, çünkü bütünleşme sürecinde/işleminde sizin nereden geldiğinizi ve nelerden oluştuğunuzu anlamak zorunda. Yaşamınıza nasıl gireceğini bilmek istiyor. Sizinle mücadele etmek istemiyor. Yaşantınızın bir parçası haline nasıl geleceğini bilmek istiyor. O, ezelden beri aradığınız tanrısal enerji, ve o burada. Ve o, “Senin şu duygusal yanın nasıl iş görüyor?” demek için geliyor. Ve onun için de hemen girip sizi araştırıyor.</p>
<p>O sizindir. Bu, yabancı varlıkların (uzaylıların) yaptığı bir araştırma değildir; onlar farklıdır. Bu, izinsiz olarak dışardan gelip de zorla araştırma yapan bir enerji değildir. Ama, bunu söylememize rağmen, hâlâ bütün bunları nasıl tanımlayacağını ya da anlayacağını bilemeyenler var, böylece onlar uzaylılarla karşılaştıklarını görecekler rüyalarında, ya da belki böyle düşünecekler. Olasılık şu ki – eğer bu bir Şambra grubuysa – olasılık şu ki, bu bir uzaylılarla karşılaşma olmayacaktır. Bu, “David, devam etmeni sağlayan nedir?” diyen Yeni Enerjidir.</p>
<p>Bu arada, devam etmenizi sağlayan, devam etmenizi sağladığını düşündüğünüz şey değildir. Duygulardır. Arzulardır. Bu veçhelerdir. Hislerdir. Seçimlerinizin, öyle olduğunu düşünmekten hoşlansanız bile, akılsal olmadığını söylediğimi hatırlayın. Akılsal değildirler. Duygusaldırlar. Böylece Yeni Enerji içinize giriyor ve o seçimleri yapmanıza neyin sebep olduğuna bakmaya ve bunu hissetmeye başlıyor. Şu anda, sizin geçmiş yaşamlarınıza giriyor, onları araştırıyor, çünkü bu sizin bir parçanız. Sizi meydana getiren şey.</p>
<p>Böylece, bu Yeni Enerji Dünya’ya geliyor. Eh, önünüzdeki tabağa düşmüyor. İçinize giriyor. Onu hissedeceksiniz. Her bir parçanızı araştırıyor. Zihninizin nasıl çalıştığını anlayacak. Şu anda mantık işleminize giriyor. Mantık nasıl çalışır? Fiziksel bedene giriyor. Bazılarınız son zamanlarda tepkiler yaşadınız – “Bedenime neler oluyor?” – çünkü onun oraya girdiğini hissediyorsunuz. O, şu anda her bir parçanıza giriyor.</p>
<p>Bunun, meydana gelmekte olan evlilik ve bütünlenme işleminin bir parçası olduğunu da söyleyebilirsiniz, bu nedenle de yönünüzü şaşırmış gibi hissetmenize neden oluyor. Ve bu Yeni Enerji özellikle duyarlı bir noktaya çarptığında – bir anıya, hâlâ çok, çok hassas olan bir yaraya – bunu hissedeceksiniz. Bu hisler ansızın yüzeye çıkacak ve diyeceksiniz ki, “Peki bu şimdi durup dururken neden ortaya çıktı?” Bugüne kadar şöyle diyecektiniz, “Tanrı bana nasıl bir ders vermeye çalışıyor? Ruh bana ne söylemeye çalışıyor?” Hiçbir şey. Hiçbir şey. Bu, yaşamınıza giren Yeni Enerjiye verilen bir tepkidir – fffttt! – o, kim olduğunuzu anlamak istiyor; siz ilerlerken sizinle nasıl çalışacağını anlamak istiyor. O bütünleşmek istiyor. Zorla ele geçirmek isteyen güçler yok. O… eh, o sizdir. O, sizinle birlikte olmak üzere gelen yeni sizdir. Ne kadar şaşırtıcı.</p>
<p>Ama o siz olmasına rağmen, hiç bu gerçeklikte bulunmadı. Onun için de şimdi keşfe çıkacak, ve belki sizin bile kendinizle ilgili bilmediğiniz bazı şeyleri keşfetmenize neden olacak. O şu anda burada.</p>
<p><strong><em>Kontrolü Bırakın ve Güvenin</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Sizden ricam, sevgili dostlar, şimdiye kadar olduğundan çok daha fazla, kendinize kesinlikle güvenmek zamanıdır. Bir şeyler olduğunda – yeni şeyler – kendinizi geri çekmek gibi bir eğilime sahipsiniz. Eğer bir şeyi tümüyle akılsal yollardan anlamazsanız, onu anlayana kadar ona direniyor ya da onu kontrol etmeye çalışıyorsunuz. Bu, hiçbir yoldan kontrol edilemeyecektir. Ve bu da (sizi) zorlayacaktır.</p>
<p>İnsanlar kontrole bayılıyor. Biliyor musunuz, insanlar dışsal ortamlarını kontrol etmeyi seviyorlar çünkü böylece sanki içsel ortamlarının pekâla olduğunu hissetmek istiyorlar. Oysa değildir. Değildir. Dışsal ortamın ya da çevrenin kontrol edilmesi dikkatin dağıtılmasıdır ya da kendini-aldatmaktır. Herşeyi kontrol edebiliyorsanız, burada, içerdeki herşeyin yolunda gidiyor olması gerekir diye düşünüyorsunuz. Bunu bir an için bırakalım.</p>
<p>Siz tanrısallığı içinize davet ettiniz ve o geldi. Siz Yeni Enerjiyi içinize davet ettiniz ve o geldi. Onu kontrol etmeyebilir misiniz?  Ha, siz evet diyorsunuz, ama onun meydan okumalarıyla karşı karşıya kalacaksınız, özellikle de bu ay. Ama az önce meydan okumalarla ya da zorluklarla ilgili ne dedik? Kötü olması gerekmiyor. Değişim ve zorluklar… göreceksiniz ki – bir örnek olarak uykuyu kullanalım – uykunuzun çok huzursuz olduğunu göreceksiniz. (bazı gülüşmeler)</p>
<p>ŞAMBRA: Gerçekten de!</p>
<p>ADAMUS: Ve rüyalarınız – bu Yeni Enerji şu an rüyalarınızın hemen içine girecek. Ben bu yüzden sizden günlük tutmanızı istedim. O şimdi (rüyalarınıza) katılıyor. Rüya halinde neler olduğunu bilmek istiyor. Neler oluyor? Ve rüyalarınız değişecek bu arada – rüyalarınızın yoğunluğu, rüyalarınızın rengi, rüyalarınızın anlamı. Rüyalarınızı anlamak amacıyla artık eski rüya simgelerini kullanmayın. Kendinizi gerçekten karmakarışık edersiniz.  Ben şimdi rüyalara girmek istemiyorum, ama o yaşamınızın her bir parçasına giriyor, ve bazı günler zaman zaman fiziksel olarak ilişkiniz kesilmiş, sanki zaman-mekân süreklisinde işlevsel olamıyormuş gibi hissetmenize neden olacak, ama istediğiniz bu değil miydi? (kahkahalar) Zamanın ve mekânın ötesine geçmek istemiyor muydunuz?</p>
<p>Siz şu anda zorlanacaksınız, çünkü bu sizi rahatlık alanınızdan çıkartacak. Ama gerçekten istediğiniz bu değil mi? Hayır, ne istediğinizi bilmiyorsunuz! (Adamus güler) Ve bu iyi. Böylece, ne istediğinizi bilmiyorsunuz ve herşey değişiyor. Bu kulağa berbat geliyor, öyle değil mi?</p>
<p>ŞAMBRA: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Oysa değildir. Güzeldir. Kesinlikle güzeldir – eğer kendinize güveniyorsanız. Burada kendinizle uğraşıyorsunuz – tanrısallığınızla, tanrı-benliğinizle, hep birliğe geri getirmek istediğiniz o parçanızla. O nedenle, kontrolü kesinlikle bırakmak zamanıdır.</p>
<p>Aa, ve diyorsunuz ki, “Ama kontrolü elden bırakırsam, o zaman dünyadaki tüm dışsal güçler… Ben incinebilir, savunmasız halde olacağım ve onların hepsi bana saldıracak. Ve beni sürekli manipüle eden insanlar şimdi gerçekten üzerime atılacak, çünkü savunmamı indirmiş olacağım. Ve hastalık ve mikroplar içeri girecek ve ben hastalanacağım, çünkü şu enerjisel duvarı kullanıyorum ve hastalıkların girmesine izin vermiyorum.”</p>
<p>Yani tüm bu savunmaları indireceksiniz, ve çok garip hissedeceksiniz, gerçekten, çok savunmasız, ve işte güven noktası ve enerjisel simya noktası budur. Şu… taşları altına (dönüştürmek)  &#8211; kendinize güvendiğinizde, tüm savunmalarınızı indirdiğinizde, yaşamınızda olup da sizi sürekli manipüle eden kişiyle ilgili kaygılanmadığınızda meydana gelen şu anki enerjisel simyanın yanında bu hiç kalır. İnsanlar sizi manipüle edemediği zaman, gidip bir başkasını bulurlar. Ama siz gerçekten kendinize güvendiğinizde ve bu Yeni Enerjinin girmesine izin verdiğinizde, insanların manipülasyonuyla ilgili artık kaygılanmak zorunda olmadığınızı göreceksiniz.</p>
<p>Siz oyundan çıkıyor olacaksınız, ama oyun yine de baştan çıkarıcı olacaktır. Eski bir yaşama tarzından çıkıyor olacaksınız, ama yine de bir yanınız o eski tarza geri dönmek isteyecektir. Böylece, bir kez daha, “Ben ne istiyorum – eski tarzı mı, yoksa yeni tarzı mı?” bilmecesinde sıkışıp kalacaksınız. Ve ben size yanıtı hemen şimdi verebilirim – her birinden biraz isteyeceksiniz. Ve bu da herhalde bunu gerçekleştirmenin en iyi yolu değildir. Siz, bir ayağınız Eski Enerjide, öbür ayağınız Yeni’de olsun isteyeceksiniz. Belli kontrolleri, yaşamınızda belli kalıpları ve döngüleri, ve insanları ve dramları ve başka şeyleri tutmanın güvencesini isteyeceksiniz. Bunu isteyeceksiniz, çünkü rahattır.</p>
<p>Ama bu Yeni Enerjiyi gerçekten isteyen bir parçanız da var. Ha, o da aslında baştan çıkarıcıdır, sadece düşüncesi bile. “Ben bir Yeni Enerji insanıyım. (Adamus’un caka satarak yürümesi ve komik bir şive kullanması kahkahalara neden olur) Hiçbir şey hakkında kaygılanmam gerekmiyor. Ben senden daha iyiyim, çünkü ben Yeni Enerjiyim.”</p>
<p>LİNDA: O şive de neydi?</p>
<p>ADAMUS: Cauldre’nın şivesiydi.</p>
<p>Böylece, her ikisini de isteyen bir parçanız var, ve garip bir şekilde şu anda her ikisine de sahip değilsiniz. Bu ‘iki arada bir derede’ halinde aslında ikisine de sahip değilsiniz. Eski’yle pek bağlantıda değilsiniz. Yeni’yle de pek bütünleşmediniz. Peki neredesiniz? Kaosta, karmaşıklık içinde! Ne istediğinizi ya da kim olduğunuzu bilmediğiniz bir kaos içinde. Ve bu, sevgili Şambra, güzeldir. Öyledir aslında. Tam olarak bulunmanız gereken yerdir.</p>
<p>Yolun her adımında sizinle olan, sizin desteklenmenize ve rehberliğinize yardımcı olan koca bir varlıklar ekibi var – meleksel varlıklar, insan varlıklar, yakınlarda insan olmuş varlıklar. Ansızın – ben Ralph’i seçiyorum çünkü benim onu seçmemi istemedi – kendinizi ansızın o müziği artık hiç umursamadığınız bir durumda bulursanız. Size hiçbir şey ifade etmedğinde, hepsi eski müzik gibi geldiğinde. Şu anda ona karşı belli bir tutku ve sevgi duyuyorsunuz ama, gidiverirse ne olur, umursamaz mısınız? Peki ruhsal yolculuğunuzu bile umursamazsanız, ne olur? Bu, kendinize en yakın ve candan tuttuğunuz şeydi ve benim de size bazen spiritüel alkolik dememin nedeniydi, çünkü ona ille de sahip olmanız gerekiyor.</p>
<p>Bunların hepsi gittiği zaman, artık hiçbir şey gerçek anlama sahip olmadığı zaman, doğru yerdesinizdir. (biri “Yaşasın!” der ve Adamus güler) Siz doğru yerdesinizdir ve bu uygundur, ve paniklemeyin. Sadece güvenin – kendinize, bana değil, başka herhangi birine değil – çünkü bu Yeni Enerji bunu bile araştırıyor. Hiçliği, boşluğu, arada-kalmayı, tümüyle kaybetme duygusunu – o bunu anlamaya çalışıyor. O sizi anlamaya çalışıyor. O sizdir. Bu pek de doğru değil – diyebilirsiniz, ama o, gelecekten gelip şu anda içinize giren sizdir. Ama o, zaman çizgisi anlamında gelecek değildir. O, olduğunuz tüm potansiyeller olarak sizdir ve şu anda size geliyor. Yalnızca ziyarete değil, içinize giriyor. İçinize giriyor. Ve olmakta olan budur.</p>
<p><strong><em>Yeni Enerji Deneyimi</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Böylece buna derin bir nefes alalım. Zamanın bu sonraki kısa döneminde – zaman kelimesinden hoşlanmıyorum – ama bu sonraki kısa dönemde, Yeni Enerji bilincinin bir deneyimini yaşayacaksınız. Bu sizi şaşırtacak. Nefesinizi kesecek – taa ki Aandrah’ı hatırlayıp da nefes alana kadar. Sizi öylesine kahredecek ki, şimdiye kadar şeyleri neden hep belli biçimlerde yaptığınıza şaşacaksınız. Sizi yeniden kendinizle aşk yaşamaya geri getirecek ve diğer herşey için de belli bir şefkat beslemenizi sağlayacak. Kendinizi ne kadar zorladığınızı anladığınızda, diğer herşeyle birlikte size de o doğal şefkati gösterecek.  Şöyle bir şey yaptıracak size – elinizi alnınıza vuracak – ve diyeceksiniz ki, “Adamus, bunu bize daha önce neden söylemedin?”  Ama söyledik.</p>
<p>Bu deneyimi yaşadığınız zaman, bu deneyimden kuşku duyma, bu deneyimi reddetme ve “Bu gerçekten bir Yeni Enerji, yeni bilinç deneyimi mi?” deme eğilimi olacaktır. Onu önemsememe eğilimi olacaktır. Bunu yapmayın. Kendinize onu yaşadığınız iznini verin. Kendinize onu yalnızca deneyimlediğiniz iznini verin.</p>
<p>Onu hemen kopyalamaya (aynını yeniden tekrar etmeye) çalışmak gibi bir eğilim de olacaktır. Yapmayın. Yapmayın, çünkü edineceğiniz sonraki deneyim, ilkinden çok farklı olacaktır. İlki, inanılmaz coşku, esin (ilham) niteliklerine sahip olabilir. Sonraki, huzur ve hoşnutluk ve kendinle bir olma niteliklerine sahip olabilir. Ondan sonraki ise tümüyle farklı niteliklere sahip olabilir.</p>
<p>Ve bu deneyimler devam ettikçe, daha sıklaşırlar, ve derinlikleri ya da yoğunlukları açısından arttıkça da, buna sadece izin verin. Kendinize güvenin ve bunun yaşamınızdaki bazı şeyleri çarpıcı biçimde değiştireceğini anlayın. Ve bu deneyimi yaşamazsanız – ki yaşayacaksınız – ama yaşamayacak olursanız, (bilin ki) bu bir yarış değil. O olacak. Biz bu nedenle buradayız – bu nedenle burada sizinle çalışıyoruz; bu nedenle Tobias gittikten sonra ben devraldım – Dünya’daki bu Yeni Enerjinin gerçekten bütünlenmesinde rehberlik etmeye başlamak için.</p>
<p>Biz yalnızca onunla ilgili konuşmayacağız. Biz onunla ilgili paylaşmaya başlayacağız, ama kavramsal olarak konuşmayacağız. Söylemek istediğim şeye dikkatinizi çekmek için bugün tahtaya hiçbir şey çiziktirmediğimi farkediyorsunuz – başka günlerde bunu (yine) yapacağım – ama bugün bunun bir deneyim olacağına dikkatinizi çekiyorum… bir deneyim olacak. Hazır mısınız? Yanıt vermeyin. (kahkahalar)</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Zihinsel Dengesizlik</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Bugün arta kalan birkaç dakikamızda ve enerjilerin dengelenmesini beklerken, ben biraz zihinsel dengesizlikten söz edeceğim. Bu, şu anda Dünya’daki en büyük sorunlardan biri – Dünya’da gerek tek tek kişilerde gerekse toplumlarda daha fazla zihinsel dengesizlik, ve şimdiye kadar olduğundan çok daha önemli bir zihinsel dengesizlik var. Biz, ilgilenen Şambra’yla birlikte bir çalışma yapacağız, ve sizin psikolojik dengesizlik diyeceğiniz şeyin üstesinden gelmenin gerçekten yeni yollarına bakacağız.</p>
<p>Şu anda zihinlerde fazlasıyla gerginlik var, ve ben burada ille de Şambra’dan söz etmiyorum. Sizinle ilgili konuşmuyorum. Ben nörotik ya da şizofren ya da psikotik olan, ya da onlara yapıştırılan diğer etiketlere sahip insanlardan söz ediyorum. Ancak, zihinsel kısıtlamalarla doğmuş olanlardan söz etmiyorum; bu farklı bir kategoridir. Ben, anlıyor musunuz, şu Şimdi ânı türünden şeyde delirmekten söz ediyorum.</p>
<p>Doğumda ya da ilk aylarda ya da ilk yıllarda meydana gelen zihinsel özürlülüğün ve zihinsel kısıtlamaların büyük bir bölümü aslında daha çok karmayla bağlantılıdır.</p>
<p>LİNDA: Otizm de bu kategoriye giriyor mu?</p>
<p>ADAMUS: Otizm biraz farklıdır. Biraz farklı, ama ilerleyen konuşmalarımızda onun ayrıntılara gireceğiz. Ama ben şu anda zihinsel hastalıktan söz etmek istedim, çünkü bazılarınız kendinize ya da başkaları size zihin… sen değil, sevgili varlık. (Garret’e hitap eder)</p>
<p>LİNDA: Yoo, ona bu tanı kondu!</p>
<p>ADAMUS: (güler) Ve bazen yaşamınızda büyük bir deneyimden ya da büyük bir dönüşümden geçerken, deliriyor musunuz diye merak etme eğilimi vardır, zihinsel dengesizlik. Tıp toplumunun bunu böyle etiketlemesi kolaydır, çünkü onların şu anda sizin içinizde neler olup bittiğine ilişkin hiçbir fikirleri, hiçbir anlayışları yok.</p>
<p>Şu anda Dünya’da bu dengesizliklerden geçen muazzam sayıda insan var. Birçoğuna ilaç veriliyor, ki bu çok geçici bir çözümdür, ama bildiğiniz gibi, birçokları da uzun vadede bu ilaçların, hiç ilaç almamakla kıyaslandığında, daha fazla zarar verdiğini biliyor. Bu ilaçlar daha fazla depresyona neden oluyor. Daha fazla intihara neden oluyor, çünkü doğal bir işlemi durduruyorlar.</p>
<p>Bir an için geri gidin ve düşünün; şu son on yılda, belki yaşamınızın yirmi yılında, kendinizle bütünleşirken ve yeniden birleşirken, o en zor, kendinizi eleştirdiğiniz, depresif – gerçek depresyon – zamanlardan geçmek nasıldı, ve bunların hepsi de içinizdeki tanrısallık uyandığı ve zihni son derece zorladığı için oldu. Zihin, kontrolü tutan, karmaşadan düzen sağlamaya çalışandır, ama bunu yapamıyordur. Kapasitesi dolmuştur, gerginlik içindedir, ve işte burada da uyanan, ama ne olup bittiğine ilişkin hiçbir fikri olmayan, üstelik şimdi bu zihinsel sorun tanısıyla etiketlenen insanlar var.</p>
<p>Şambra, bu şu anda Dünya üzerinde destansı oranlara ulaşıyor, ve er ya da geç bir şey olmak zorunda – ya enerji patlamasının salıverilmesi, ya da enerjinin bütünleştirilmesi. Tıpkı sizin yaptığınız gibi. Siz, zihinsel dengesizlik sorunu diyeceğiniz şeyin büyük bir bölümünden geçtiniz. Oysa bu hiç de (zihinsel dengesizlik) değildir. Bu bir bütünleştirme sorunudur. Siz bundan geçtiniz.</p>
<p>Böylece bu noktada, sizden tümüyle kendinize güvenmenizi istediğimde, bu aynı zamanda zihnin kontrolünü bırakmak, kendinizi yapılara ve sistemlere ve katı tanımlara sokma gerekliliğini salıvermek demektir. İçsel ve dışsal dünyalarınızı böyle kontrol etmek ihtiyacını aştığınızda, tümüyle Ben alanına geçtiğinizde, ki bu kendine güvenmektir, bilinciniz de etkilenir. O zaman bu aynı zamanda insanların zihinsel dengesizliklerle başa çıkma biçimini de değiştirecek, ve potansiyel olarak gelecekte yapıyor olabileceğiniz çalışmayı da etkileyecektir.</p>
<p><strong><em>Sonuç</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Böylece, zamanım doldu. Gevezeliği bırakacağım. Başta da söylediğim gibi, bugün söylenecek çok az şey vardı, çünkü tümü, şimdi deneyime gireceksiniz demekle ilgiliydi. Biz Yeni Enerjiyi olmaya, yaşamaya, solumaya ve deneyimlemeye başlıyoruz. O şimdi içinize emiliyor. Sadece bedeninize değil; her bir parçanıza – belleğinize, hayal etme yeteneğinize, geleceğinizdeki potansiyellere bakma yeteneğinize, geçmişinize gitme yeteneğinize. Şu anda kesinlikle içinize emiliyor. Onunla olun. Olan biteni anlayın.</p>
<p>Bir sonraki ay yeniden biraraya geldiğimizde, biraz farklı bir yerde olacağız.</p>
<p>Deneyiminizin keyfini çıkartın.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, bildiğiniz gibi, tüm yaratımda herşey yolundadır. Sadece bazen bunu anlamak zordur.</p>
<p>Ve, bu yüzden, Ben Adamus’um.</p>
<p>Ve öyledir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2010/02/06/saud-6-%e2%80%9cben%e2%80%99i-deneyimlemek%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 5: “Bu nasıl İş Görüyor?: 2.Bölüm”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2010/01/09/saud-5-%e2%80%9cbu-nasil-is-goruyor-2-bolum%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2010/01/09/saud-5-%e2%80%9cbu-nasil-is-goruyor-2-bolum%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 22:31:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üstatlık / Yüksek Lisans Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=472</guid>
		<description><![CDATA[KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ
Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi
ŞAUD 5: “Bu nasıl İş Görüyor?: 2.Bölüm”
ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
Kırmızı Çembere sunulmuştur
9 Ocak 2010
www.crimsoncircle.com -   http://kirmizicember.org
Not: Adamus’un çizimlerini görmek için lütfen Şaud’un videosunu izleyin.
 
Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus. Yeni Enerjiye hoşgeldiniz, yalnızca yeni bir yıla değil, ama Yeni bir Enerjiye. Bugün bunu inceleyeceğiz.
Burada olmak bir zevk, gerçi hepinizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ</p>
<p>Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi</p>
<p>ŞAUD 5: “Bu nasıl İş Görüyor?: 2.Bölüm”</p>
<p>ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur</p>
<p>9 Ocak 2010</p>
<p><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a> -   <a href="../">http://kirmizicember.org</a></p>
<p><em>Not: Adamus’un çizimlerini görmek için lütfen Şaud’un videosunu izleyin.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus. Yeni Enerjiye hoşgeldiniz, yalnızca yeni bir yıla değil, ama Yeni bir Enerjiye. Bugün bunu inceleyeceğiz.</p>
<p>Burada olmak bir zevk, gerçi hepinizi böyle görmek şok edici ama, çalışmamıza devam ederken birlikte derin bir nefes alalım.</p>
<p><span id="more-472"></span></p>
<p>Ha evet, buraya daha erken gelip bu slayt (saydam fotoğraf) gösterisini es geçmeye hazır olduğum söylendi. Oysa ben sabırla bekliyordum. Ha, Cauldre ve hepiniz benim gelmeye hazır olduğumu hissedebildiniz, ama biz – biz derken, Kırmızı Meclis’tekileri kastediyorum – aslında bugün için küçük bir hazırlık çalışması yapıyor, enerjilerin dengelenmesine ve uyumlanmasına, sizlerin de bedenlerinize girmenize yardımcı oluyorduk. Bugün birçoğunuz buraya biraz ayakları yerden kesilmiş, sanki bedeninden biraz çıkmış bir halde geldi.</p>
<p>Şu ara enerjiler çok, çok yoğun, ve bu, sizlerin az çok bedeninizden çıkmanıza neden oluyor. Aslında fazlasıyla zihninize takılmanıza neden oluyor, ama biz, slaytlarla geçirilen bu zamanı, buradaki bazı enerji dengelerinin uyumlanmasına, bugün yapacağımız bazı çalışmalara hazırlanmanıza yardımcı olmak amacıyla kullanıyoruz. Herkes hazır mı?</p>
<p>İZLEYİCİLER: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Ah, gerçekten de, bu, Yeni Enerji’nin sınıfı.</p>
<p><em>Saf Hisler</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Böylece, birlikte derin bir nefes alalım, ve bir sonraki şarkıya geçelim. Aslında bu, buradaki düzenlemede yapılan bir hata değildi. Bu sonraki şarkıyı, birlikte geçireceğimiz zamana sakladım. Ve Üstat McMaster’in dediği gibi, bu bir sonraki müzik parçasına geçerken, onun size şarkı söyleyen kendi Benliğiniz – ruhunuz, canınız, içsel varlığınız – olduğunu hayal edin. Bu müzik parçası çalarken, bir ya da iki ya da üç derin nefes alın ya da nefes almayı sürdürün.</p>
<p>Sözlere fazla odaklanmayın, ama bu müziğe yerleştirdiğimiz enerjilere odaklanın. Onu indirdiğiniz zaman anlayacağınızı (düşünmeyin), biz onu aslında dün ve bugün yükledik. Sözlerin ötesine geçip hissetmenize izin verin. Bir şeyleri zihninizle tercüme etmeye çalışmayın. Ne söylendiğini tahmin etmeye çalışmayın, ya da ruhunuzun size ne söylediğini tahmin etmeye çalışmayın. Saf hislere dalın, insan sesi yerine ruhun sesine. Saf hislere dalın.</p>
<p>Hadi, maestro (üstat), o şarkıyı çalalım.</p>
<p>(Müzik başlar)</p>
<p><em>“Ain’t love somethin’ – Aşk Bu Değil mi”</em></p>
<p><em>Sam ve Ruby’nin “The Here and Now” adlı CD’sinden</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>(Şarkı Sözleri)</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Elele tutuşanlar için bu</em></p>
<p><em>Ve kalpleri kırılmış olanlar için bu</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Açıklamaya çalıştığım</em></p>
<p><em>Hayatımızda öyle bir gün gelecek ki</em></p>
<p><em>O hislerin kaybolduğunu göreceğiz</em></p>
<p><em>Karanlıkta</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Bu o düşen</em></p>
<p><em>O uçan</em></p>
<p><em>O kaybeden</em></p>
<p><em>O çabalayan</em></p>
<p><em>Aşk dediğimiz o çılgın küçük şey</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Kafamı kurcalayan karmakarışık düşünceler </em></p>
<p><em>Seninle ilgili olunca ve gerçeği söylemem gerekirse </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Bu, güneş ışığı gibi ve yağmur gibi</em></p>
<p><em>Bana sevinç veriyorsun ve bana acı veriyorsun</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Kafamda yeller esiyor</em></p>
<p><em>Sen içimdesin</em></p>
<p><em>Aşk bu değil mi</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Neşelen</em></p>
<p><em>Minik çiçeğim</em></p>
<p><em>Gözünden ayrılık düşünceleri okunuyor</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Şair değil dostun olarak bir kez daha söylememe izin ver</em></p>
<p><em>Şu an düşündüklerinin hepsini ben her gün düşünüyorum</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Bu, güneş ışığı gibi ve yağmur gibi</em></p>
<p><em>Bana sevinç veriyorsun ve bana acı veriyorsun</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Kafamda yeller esiyor</em></p>
<p><em>Sen içimdesin</em></p>
<p><em>Aşk bu değil mi</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Bu, güneş ışığı gibi ve yağmur gibi</em></p>
<p><em>Bana sevinç veriyorsun ve bana kesin acı veriyorsun</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Kafamda yeller esiyor</em></p>
<p><em>Sen içimdesin</em></p>
<p><em>Aşk bu değil mi</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Kafamda yeller esiyor</em></p>
<p><em>Sen içimdesin</em></p>
<p><em>Aşk…</em></p>
<p><em>Aşk bu değil mi</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Evet bu</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p>ADAMUS: Aşk muhteşem değil mi, özellikle de sizden size duyulan aşk olduğunda. Sizinle kendiniz arasındaki aşk muhteşemdir.</p>
<p>Pekâla, bundan ne çıkardın, Tom?</p>
<p>TOM: Bilmiyorum. Bana dinlemememi söyledin.</p>
<p>ADAMUS: Ahhh. Bu bilge bir adam (kahkahalar), çünkü bana “İnanılmaz bir bağlantı hissettim” deseydi, ben de ona “yanılıyorsun” diyecektim. Bilge adam.</p>
<p>Yanılıyorsun. Bir şey çıkarmadın, çünkü bu, ona bir anlam yüklemeye çalışan, ondan bir şey çıkarsamaya çalışan, onu çok zihinsel bir biçimde tanımlamaya çalışan insan yanın olurdu. Oysa birlikte gittiğimiz yerde, sen kendini zihninin, aklının dışında keşfedeceksin. Zihninin dışında.</p>
<p>Şimdi, zihinsel ya da akılsal olmanın yanlış bir yanı yoktur, ama o sınırlayıcıdır. Kısıtlayıcı. Zihin, gerçek aşkı anlamaz. Ha, zihniniz onu anlamaya çalışıyor ve onunla ilgili şeyler yazdı ya da onu çözmeye çalıştı, ama zihin, aşk kadar basit bir şeyi anlamaya programlanmamıştır, bunu beceremez. Zihin bunu yapamaz.</p>
<p>Zihin, tekrar tekrar söylediğim gibi, güzel bir araçtır, ama yalnızca bir araçtır. Başlangıç ve son değildir. Şu an, zihni geliştirmeye çalışmak zamanı değil. Bu, ruhu açmak, zihinle ve bedenle ve geçmişinizle ve geleceğinizle, hepsiyle bağlantılı bir biçimde çalışma zamanı.</p>
<p>Siz kendinizi zihninizin dışında keşfedeceksiniz, ve bu inanılmaz bir şeydir. Biraz korkutucudur. Biraz korkutucu, çünkü zihin düzene bayılır, herşeyi tertiplemeye, şeylerden anlam çıkarmaya bayılır, çünkü siz, mantık olduğunda güvende olduğunuza inanıyorsunuz. Ama güzel tanrım – değilsiniz. Değilsiniz! Mantıkta – zihinsel mantıkta &#8211; güvence yoktur, hiç yoktur. Şimdiye kadar bunu keşfetmediniz mi? Bu sadece akıl karışıklığıdır, kargaşadır, boşa kürek çekmektir, tavşanı kovalamaya çalışmak ve sinir olmaktır. İşte biz buradayız.</p>
<p><em>Müzik ve Sanat</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Hepinizle birlikte, Linda ile, Aandrah ve On ile ve buraya bağlanan herkesle birlikte Şambra sahnesinde yer almak ne büyük bir sevinç, çünkü biz gerçekten bazı yeni şeylere dalacağız. Ama buna az sonra değineceğiz, şimdi müziğe geri dönelim.</p>
<p>Ben müziğe bayılırım – iyi müziğe. Bu, idare eder müzikti. (kahkahalar) Ben iyi müziğe bayılırım. Keşke biriniz Cauldre ve ekibinin gerçek klasik müzik seçmesine yardımcı olabilseydiniz. Yani şu müziği kastediyorum… ben, Cauldre, eski müzikten söz etmiyorum. Cauldre şimdi beni kesti ve dedi ki, “Bestelediğin ve dinlediğin o eski şeyleri mi kastediyorsun?” (kahkahalar) Hayır. Ben, armonisi ve rezonansı olan müzikten söz ediyorum ve… her neyse.</p>
<p>Müzik, iyi ya da kötü olsun, insanı zihnin ötesine taşıyabilen his enerjisini müzikle bütünleştirmenin çok güzel bir yoluna sahiptir. Müzisyen olup da burada bulunanlarınız bu temel prensibi anlıyor. Artık “müzik” çalmayın – yani bilinen anlamda, notaları ve ölçekleri temel alarak radyoya gitmesini sağlayacak üç-dakikalık besteler yapmaya çalışmayın.</p>
<p>Müzik… müzik akar, keşfettiğiniz gibi. Müzik, bilinci ve hisleri iletmenin çok güzel bir yoludur. Sanat… bir keresinde, dünyanın sanatla kurtulacağı söylenmişti. Ben müziği de buna dahil ederdim. Aslında bu herhalde bugün, şimdiye kadar olduğundan çok daha uygundur. Dünya, sanatla ve müzikle ve yaratıclıkla kurtulacak, çünkü bunlar, gerçek enerjilerin ve bilincin ortaya çıkmasını sağlayan şeylerdir. Bunlar, Yeni bir Enerjiye genişlemeye izin veren şeylerdir.  Böylece, herhangi bir sanatla uğraşırsanız…</p>
<p>Sanat… enerjiyi, hisleri, duyuları bir resimle nasıl bütünleştireceğini kesinlikle bilen bazı eski Ustaların resimlerinde, hatta bazı yeni Ustaların ve özellikle de daha keşfedilmemiş olup da gelmekte olan Ustaların resimlerinde gözler resmin yüzeyine bakıp renkleri ve belli biçimleri görürken, onların altında yatan ya da temelini oluşturan güçlü, çok, çok güçlü, etkili enerjiler vardır.</p>
<p>Özellikle, eski Ustaların bazı eserlerine bakacak olursanız, resimlere gerçek mesajları nasıl yükleyeceğini gerçekten bilen ustalar vardı – yalnızca sanatın çizgilerinde gördükleriniz değil de, resimlerdeki gerçek mesajlar – ve bu mesajlar bugün de sürmektedir. Mesajlar sürmektedir.</p>
<p>Müzelerde bazı çok güzel resimler var, ve ne yazık ki, birçoğu da özel koleksiyonlarda gizli tutuluyor. Ama artık yetti. Artık buna izin vermeyeceğiz, Klaus, yani bu resimlerin gizlenmesine, onların hapsedilmesine. Ve enerji de buna izin vermeyecek. Bu aslında eski ve değerli sanat eserlerini saklayanlar için tehlikelidir, çünkü enerji hapsedilmeye tahammül edemez. Bir süreliğine belli bir biçime yerleştirilmekten ve o biçimi deneyimlemekten hoşlanır, Steve, ama hapsedilmekten nefret eder.</p>
<p>Bu nedenle bedenlenmeler (enkarnasyonlar) – bir yaşamdan ötekine – bu kadar önemlidir, çünkü bakın, bir keresinde ölüme meydan okumaya kalktınız, ve bu pek de işe yaramadı. Pek de işe yaramadı. Ve ne oldu, bedeninizin biçimini değiştirmeyi gereksindiğini farkettiniz. Kimliğiniz değişmek ve genişlemek gereksinimindedir, ve hep aynı biçimin, aynı kimliğin ve ifadenin içinde kalmayı istemek, onun patlamasına neden olur – ve patladınız da. Kendi elinizden değil de bir başkasının elinden. Buum. Gittiniz. Geri geldiniz. Iyi görünüyorsunuz. (kahkahalar) Yaşadığınız şeylere bakılacak olursa, bayağ iyi görünüyorsunuz!</p>
<p>Müzik, sanat, kitaplar, ses, hepsi. Biz bu yöne doğru gidiyoruz, herşeyin ne kadar da sınırlı olduğunu ve bir sonraki düzeye sıçramanın ne kadar da kolay olduğunu anlamaya başlayacaksınız.</p>
<p>Oralarda bir yerlerde, gerçek enerjiyle hemhal olmuş resimler ve müzikler ve yaratımlar var, ve siz bunu nasıl gerçekleştireceğinizi öğreneceksiniz. Yapmak istediğiniz her neyse, ister şarkı söylemek, ister dans etmek, ister yazmak ya da konuşmak ya da yapmak istediğiniz her neyse. Bunu artık sadece buradan yapmayacaksınız, Leslie, ve biliyorsunuz, bu ister yemek olsun, ister başkalarıyla yaptığınız herhangi bir terapi.</p>
<p>Ah, terapi yöntemlerine öylesine kısılıp kalıyorsunuz ki. “Eh, biri bu programı, bu şifa yöntemini elime tutuşturdu” diyorsunuz ve sonra da zihinsel olarak her bir noktasına sadık kalmaya çalışıyor, üstelik her noktasına ne kadar güzel sadık kalabildiğinizi de test ediyorsunuz. Ve yaratıcılığınızı kesinlikle engelliyorsunuz. (Cauldre’nın başını hoparlörden kaçırması kahkahalara neden olur) Salonun bu tarafına gelmekten hoşlanıyorum ama hoparlör Cauldre’yı biraz tedirgin ediyor!</p>
<p>Böylece, zihnin hiç yaratıcı yetenekleri yoktur. Hiç. Buna sahip olduğunu düşünmeyi seviyorsunuz. Yaratıcı çalışmalarınızın beyinden geldiğini sanmayı seviyorsunuz, oysa beyinden gelmez. Gelmez. Bazılarınız, yaratıcılığınıza, hislerinizi ifade etme becerinize çok sinirleniyorsunuz, çünkü hâlâ buradan iş görüyorsunuz. Ve biz bu Yeni Enerjide bunun ötesine geçeceğiz. Bunu gerçekleştirmeyi dört gözle bekliyorum.</p>
<p><em>Haberciler/Elçiler</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Böylece bir dakika kadar konuştuğumuz şeyler hakkında, yani mesajlarımız hakkında konuşalım. Bizim mesajlarımız eskidir. Kadimdir aslında. Burada – şimdilik – yeni olan tek bir şey bile yok. Tobias’ın söylediği herşey, daha önce de söylendi. Benim söylediğim herşey, daha önce de söylendi. Belki dikkati çekmek için, belki söyleneni daha çağdaş hale getirmek için birazcık farklı bir yoldan söylendi ama, hepsi söylendi. Mesajlar çok eskidir.</p>
<p>Haberciler, elçiler de kadimdir, ve elçiler sizsiniz. Gerçekten. Bu yüzden burada oturuyorsunuz, bu yüzden (buraya bağlanıp) dinliyorsunuz, çünkü haberci ya da elçiler sizsiniz.</p>
<p>Şimdi, evet, teorik olarak herkes bir elçidir, ama bazıları çok daha iyi hazırlanmıştır ve bir elçi olma şansına daha fazla sahiptir. Böylece bir anlamda, evet, özelsiniz. Sizler başlangıçtan beri haberciler, elçiler oldunuz – bunu kabul etmek acaba zor mu geliyor? Diyorsunuz ki, “Kim, ben mi? Adamus bana bakmıyor.” Oysa bakıyor. Sizler başlangıçtan beri elçilerdiniz, Başmelekler Düzeni’nden geçip de bu biçimi almak üzere Dünya’ya gelirken girişten ya da kapıdan geçen ilk varlıklar. Siz, mesajı hep beraberinizde taşıyacak kadar bilgeydiniz.</p>
<p>Mesaj basittir: Siz de Tanrı’sınız. Şimdi buna göre davranın. (bazı gülüşmeler)</p>
<p>Ha, bu mesaj birçok farklı yoldan söylenebilir. Çok gizemli ve çok felsefi olabilir. Ah, felsefe – zihinsel olan bir başka şey daha. Eksik yanı… çok sıkıcı. Hiç neşeli bir felsefeyle karşılaştınız mı? Ben karşılaşmadım. Ben olanın birazını bile incelemedim. Felsefe zihinseldir, sıkıcı. Zihnin sürekli dönüp dolaşıp kendini kovalamasına neden olur ve sonra yorulduğunda da yeni bir felsefeyle ortaya çıkar.</p>
<p>Kendinize bir bakın – kaç tane farklı spiritüel gruba girip çıktınız, gizemli girişimlerde bulundunuz, felsefi uğraşlar üstlendiniz? Peki sizi nereye getirdiler? Eh, iyi bir yere – hemen buraya – ama… ama… Ama ah, bunun çok daha fazlası söz konusudur.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, nerede kalmıştık? Biz… ah, <em>sizin </em>hislerinize çok dalıyorum.</p>
<p>Böylece, sizler habercilersiniz. Hep öyleydiniz. Şöyle de diyebilirsiniz, siz, bir dolu insana göre içinizde azıcık farklı bir bilinç parçası taşıyorsunuz. O insanlar bunu gerçekleştirme potansiyeline sahiplerse de, türlü nedenlerden ötürü çoğu bunu gerçekleştirmiyor. Onlar, haberci ya da elçi olmanın sorumluluğunu istemiyorlar, çünkü elçilere ne olduğunu siz biliyorsunuz! (Adamus güler ve izleyicilerden de kahkahalar yükselir) Onlar zengin ve ünlü olurlar! Birçok insan bunu hissetmez, eh, onların ruhsal tutkusu değildir. Birçoğu, bir haberci olmanın sorumluluğunu almak istemez. Ama burada bulunan her biriniz, bu mesajdan etkilenen ya da onu hisseden her biriniz, öyle ya da böyle bir haberci, bir elçidir.</p>
<p>Siz bu bilginin tümünü geçmiş zamanlardan hemen şimdiki âna getirdiniz. Mesajı türlü biçimlerde paylaştığınız birçok yaşamınız oldu, Joyce. Belki farklı kelimelerle ifade ettiniz, onu kutsal kelimelere, kutsal ayinlere yerleştirdiniz, ama geçmişte bu mesajı getirdiniz.</p>
<p>Şimdi kendinize diyorsunuz ki, “Ama bu mesaj aslında yeni değil ki.” Bu doğrudur. Doğrudur, çünkü insanlar ve, eh, <em>sizler </em>de, onu daha anlamış değilsiniz – ve bu (söylediğim) hiç bir eleştiri içermiyor. Siz, onu <em>anlamanın </em>nasıl bir şey olduğunu deneyimlemek istiyorsunuz. Ayrıca bir elçi olarak şunu da istiyorsunuz (uzaktan gelen siren sesleri üzerine Adamus güler) Geçen gün Cauldre bana şöyle sordu, “Neden sen konuşurken hep siren sesi geliyor, Adamus?” (kahkahalar) Böyle sorular sormamalısın, Cauldre, çünkü bak ne oluyor.</p>
<p>Böylece bir parçanız mesajı gerçekten anlarken, bir parçanız da onu tam olarak anlamamayı seçti, çünkü bu gezegene tekrar tekrar geri gelip elçi olmak istediniz. Elçi olmak. Ama sonra yolda giderken bazen elçi olduğunuzu unutuveriyorsunuz. Bu ilginç bir oyun.</p>
<p>Unutuyorsunuz, peki bilge bir elçi ne yapar? Elçi olduğunu ona, DNA’larının derinliklerine, Pete, DNA’nın derinliklerine hatırlatacak birkaç hortlak çağırır (kahkahalar). Sizin DNA’nız – birçok açıdan – bu grubun dışında kalan bir dolu insanınkinden farklıdır. Bu onu daha iyi ya da daha kötü kılmaz; sadece öyledir, çünkü DNA’nızın derinliklerinde bir elçi olma tutkusu ya da arzusu vardır.</p>
<p>Haberciler ya da elçiler sürekli olarak tüm insanlara hatırlatırlar. Ve o hatırlatma, tekrarlıyorum, çok, çok basittir: Bir’den geliyorsun; sen de Tanrı’sın; hep seviliyorsun; bağışlamaya gerek yok – ki iletilen bu mesaj garip bir mesajdı. Bağışlamaya ve bağışlanmaya gerek olmadığı. Bu öylesine Eski Enerjidir ki. Bu aslında yalnızca kabullenme ve şefkatle ilgilidir. Bu da vereceğim başka bir ders olacak.</p>
<p>Böylece, sevgili varlıklar, sizler elçilersiniz. Dünya’ya bu mesajı getirmek amacıyla kadim zamanlardan geliyorsunuz, hepiniz – hepiniz, öyle ya da böyle.</p>
<p>İşte açmaz da bu noktada, bunu neden gündeme getiriyorum. Şu anda kafanız biraz karışıktı. Şu anki mesaj nedir? Aynı mesajı tekrar tekrar ısıtıp önünüze mi koyuyoruz? Lemurya ve Atlantis zamanlarından beri mesaj hep aynıydı. Ama farklı sunuldu, biraz farklı ifade edildi.</p>
<p>Diyorsunuz ki, “Yeniden aynı mesajı mı gündeme getiriyoruz?” ve bir yanınız da bundan çok sıkılmış durumda. Bir yanınız diyor ki, “Ama biz bunu daha önce de yaptık. Biz grupların önünde gittik. Biz, biz… Adamus, biz kitapları yazdık, biz kiliseleri yarattık, mesajı yaymaya çalıştık, ama onlar dinlemiyorlar bile.” Bu, kısmen doğru. Bazısı dinlemiyor, ama birçoğu dinliyor. Ve birçoğu bunu senden duymak ihtiyacında, Mary, ister inan ister inanma, senden. Onlar bunu sizin kelimelerinizle, kendi ifade biçiminizle duymak ihtiyacındalar, ve ben bu yüzden sesten söz ediyorum, ifadeden söz ediyorum, çünkü onlar bunu duymak ihtiyacındalar.</p>
<p>Şimdi, fark şuradadır… biz bir yudum alırken dramatik bir duraklama. Kadim zamanlardan gelen mesaj hâlâ ne idiyse odur. Onu farklı kaç yoldan söyleyebilir ya da şarkısını söyleyebilir ya da resimleyebilirsiniz? Ancak, derinlerdeki düzeylerinizde sahip olduğunuz o hayal kırıklığının bir parçası da, bunun pek de doğru olmamasından kaynaklanıyor. Artık aynı mesajı vermek size doğru gelmiyor, çünkü bir şey değişti. Bir şey farklı, ve siz kesinlikle haklısınız. Birçoğunuz paylaşmanız gereken şeyle öne çıkmaya bu yüzden gönülsüzsünüz.</p>
<p>Ben felsefi ya da dini öyle büyük bir mesajdan söz etmiyorum; dünyanın karnı buna tok. Ben – bunu anlatmak zor – kalbinizden gelen bir mesajdan söz ediyorum. Ben’im’in mesajından. Çok yalın ifade edilmiş ama kendine duyulan sevginin, aşkın mesajından söz ediyorum. Benliğini sevmekten.</p>
<p>Böylece bir parçanız diyor ki, “İyi de, nasıl? Bir elçi olmak artık bana doğru gelmiyor. Ne yapmam gerektiğinden emin değilim.”</p>
<p>Zihinsel olarak – şöyle yapıyorsunuz – zihinsel olarak diyorsunuz ki, “Ama benim kilo vermem gerekiyor. Sigarayı bırakmam gerekiyor. Daha fazla araştırmam, öğrenmem gerekiyor. Daha çok…” o her neyse. Bu bahanelerin hepsine sahipsiniz. İşte bu, zihinsel bir işlemdir. Oysa aslında olmakta olan bir yürek işlemidir. Farklı bir şey olduğunu biliyorsunuz. Ve bu – basitçe – Yeni Enerjidir. Mesaj Yeni Enerjiyle birlikte değiştiği için, artık aynı mesaj değildir. Artık aynı mesaj değildir.</p>
<p><em>Siz, </em>kendi içinizden gelen farklı bir şeyi duymak zorundasınız. Diğer insanlar şimdi sizden farklı bir şey duymayı gereksiniyor, ve bugün ve birlikte yapacağımız birkaç toplantı boyunca, biz bundan söz edeceğiz.</p>
<p>Böylece derin bir nefes alın ve içinizi hissetmeye birkaç dakikanızı ayırın, çünkü siz elçilersiniz. Öylesiniz. Bu nedenle buradasınız.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Kafanız biraz karışacak. “Bu şimdi ne anlama geliyor? Ne yapmam gerekiyor? Eğer ben elçiysem, nasıl oluyor da herkesle paylaşacak parlak bir mesajım olmaz?” O (mesaj) geliyor.</p>
<p>Derin bir nefes alın.</p>
<p><em>Gerçek Sesiniz</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Son Şaudlarda sesinize – gerçek sesinize – yeniden kavuşmanızı istememin bir nedeni de, ona ihtiyacınız olacağındandır. Ve bu yalnızca sesiniz değil, ifadenizdir, ister sanat ya da müzik ya da yazmak ya da konuşmak, sahip olduğunuz herhangi bir yaratıcı çalışma yoluyla olsun. Ona ihtiyacınız olacak. Onu isteyeceksiniz, ve ben bu yüzden “o sesi geri getirin” dedim. Ve bu belki bir çelişki gibi görünüyor. Bir an için diyorum ki, “o sesi geri getirin. İçinizin derinliklerinden konuşun. O küçük sesle değil, o zihinsel sesle değil, ama içinizin derinliklerinden. O sesi geri getirin.” Ama bir sonraki an diyorum ki, “benimle konuşurken kelime/söz kullanmayın.” Bu bir çelişki midir? Kesinlikle hayır, Edith. Kesinlikle bir çelişki değildir. Açıklamama izin verin.</p>
<p>Herhangi birimizle iletişim kurarken söz kullanmadığınızda, iletişimi İngilizce ya da Almanca ya da Romence tanımlamadığınızda, kelimelere ihtiyaç duymanın ötesine geçtiğinizde, kendinizi bu şekilde zihninizin dışında keşfedeceksiniz. Bu sizi, açıklamalara kafa tutan, çok güzel ve gerçek bir yanınızla ilişkiye sokacaktır. Kendinizin her bir parçasıyla yeniden nasıl gerçek bir iletişim kuracağınızı öğreneceksiniz.</p>
<p>Bunu yapmakla, yeniden kendi ruhunuzun gerçek sesine kavuşacaksınız. Bunu yaptığınız zaman, gerçek içsel sesinize – çıkan ses değil, ama içsel sesinize &#8211; geri döndüğünüzde, bu, fiziksel sesinizi de değiştirir. Enerjilerin yukarı çıkıp akma biçimini değiştirir. Bakın, şu anda konuştuğunuz zaman, genelde hepsi buralardan (başı gösterir) geliyor. Konuştuğunuzda kelimelerle ifade etmek, zihinsel bir işlemdir. Ama ruhsal benliğinizden konuştuğunuz zaman, o buradan gelir (kalbi gösterir). Buraya (kafaya) gitmek zorunda değildir, ve zihniniz kıskanmayacaktır; onun yapacak bir dolu başka şeyi var. Bunun buradan gelmesi gerekmiyor, o buradan (kalp) gelir ve sonra doğrudan ağzınızdan çıkar. Zihni baypas eder.</p>
<p>Ve tekrarlıyoruz, zihin önemli değildir. Ama o zihni baypas eder, öyle ki, ağzınızdan bir kelime çıktığında, ağzınızdan bir cümle ya da bir öykünün tamamı çıktığında, o artık kelime değildir. Enerjidir. Histir. Bilinçtir. Sevgidir, aşktır. Şefkattir. Sizin kanalınızla gelip ifade eden Ben’im’dir.</p>
<p>Böylece artık kelimelerin ne kadar anlamlı olduğu, kelime haznenizin ne kadar büyük olduğu farketmez. Kelimeleri cümlelere nasıl yerleştirdiğiniz farketmez. Bu tamamlanmış bir ifade halini alır, ve çevrenizdeki insanlar ansızın sizde farklı bir şey hissetmeye başlar. Artık siz konuşurken uyuklamazlar. (güler) Daha sonra söyleyecekleri şeylerle meşgul değildirler, çünkü sizi hissediyorlardır. Şu ara çoğu insanca iletişimde olduğu gibi, zihinden-zihne-giden bir iletişim halinde değildirler.</p>
<p>Ansızın, ansızın, Diane, tümüyle farklı bir iletişim türü oluşur, tıpkı şu anda bizim gerçekleştirdiğimiz gibi. Ha, kelimeleri duyuyorsunuz, onlar sanki derinliklerinize iniyor, ama bunun artık önemi kalmadı, çünkü sizinle benim aramda güzel bir biçimde olagelen başka bir şey, çok mahrem bir şey var. (Adamus’un elleri Diane’in omuzlarındadır)</p>
<p>Bu, ses yoluyla iletiliyor, ama aynı zamanda Cauldre’nın bedeninin her bir parçasıyla, benim her parçamla size iletiliyor. Bu nedenle çok çekici, çok şefkatli bir hal alıyor, ve zihinden-zihine olmak yerine, ruhtan-ruha oluyor. Ve bizim gittiğimiz yer burasıdır.</p>
<p>Umarım bu size mantıklı geliyordur. Yok, aslında umarım, mantıklı gelmiyordur (kahkahalar), çünkü belki o zaman anlarız.</p>
<p>Böylece, derin bir nefes alın, çünkü siz elçilersiniz, elçilerdiniz.</p>
<p>Ben şu anda çok Yeni Enerji olan bir alana giriyorum. Çok Yeni Enerji.</p>
<p><em>Enerjinin Nereden Geldiği</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Son oturumumuzda konuştuklarımızın biraz üstünden geçelim. Biz temel (öğelerden) söz ettik. Bunlar temel olan şeylerdir. Bu noktada sizden ricam – elbette dikkatinizi vermeniz – ama her bir parçanızın dikkat etmesine izin verin. Bunu yalnızca zihinle incelemeye çalışmayın. Varlığınızın her bir parçasıyla verin dikkatinizi. Bunu farkli bir düzeyden anlayacaksınız.</p>
<p>Böylece, son oturumumuzda konuştuğumuz… (Adamus bir nokta ve çevresine de bir daire çizer) … ve umarız Linda çizimimizi onaylıyordur.</p>
<p>LİNDA: Buraya kadar iyi.</p>
<p>ADAMUS: Harflere geçinceye kadar, ve sonra…</p>
<p>LİNDA: Bu anatomi değil, öyle değil mi?</p>
<p>ADAMUS: Bu sizsiniz. Bu sizsiniz, daha önce de sözünü ettiğimiz gibi. Ortada noktası olan bir daireyle temsil ediliyorsunuz, çok basit, kadim bir simge, çünkü sizin Tüm Varolmuş Olan’dan geldiğinizi gösteriyor – ki o artık mevcut değildir, çünkü değişti. Siz, Tüm Varolmuş Olan’dan geldiniz. Tüm Varolmuş Olan’ın dışına çıktınız. Kendi benzersiz kimliğinizi, kendi ruhsal ifadenizi geliştirdiniz. Yani bu sizsiniz.</p>
<p>Bu, bilinçtir. Siz bilinçsiniz. Bilinciniz, çok, çok eşsiz bir biçimde enerjiyi içine çeker – nötr enerjiyi – ve ben “nötr enerjiyi” buraya yerleştireceğim. (Adamus çizime ekler)</p>
<p>Soru şu, öncelikle bu enerji nereden geldi? Ruh enerji değildi. Ruh mutlak bilinçti – hâlâ da öyledir.</p>
<p>ŞAMBRA: Bizden.</p>
<p>ADAMUS: Evet, bizden – sizden – bizden. Peki nasıl yaratıldı? Nasıl var oldu? Öylece dışarda mı oturuyordu? Hayır, çünkü dışarda sadece büyük bir boşluk vardı. Bu, hatırlanması gereken önemli bir noktadır… bu, genelde bilimsel fizikle aynı fikirde olmayan Adamus’un fiziğidir. Başkalarıyla geçmişte bununla ilgili sorunlarım olmuştu. Birkaç kez şehirden uzaklaştırıldım.</p>
<p>Böylece soru şudur, öncelikle bu enerji nereden geldi? Güzel soru.</p>
<p>Yuvayı terk ettiğinizde – ben Yuvayı büyük bir bulut içinde yukarıya koyacağım. Yuvayı, kendi benzersiz kimliğinizi, kendi bilincinizi terk ettiniz – yaptığınız ilk şeylerden biri, elbette Yuvadan ayrılmaktı. Böylece siz … ben bunu resmederek göstereceğim ama – birçok farklı yol vardı – ama siz temelde kendinizi Ruh’tan ayırdınız. Bu, asıl ayrılık, asıl mühürdür. Böylece, kendinizi Ruh’tan ayırdınız, kendinizi çekip koparttınız.</p>
<p>Sonra, kendinizin eril/dişil bir veçhesini yarattınız da diyebilirsiniz, bir aydınlık ve karanlık ve içe bakan ve dışa bakan (veçhenizi). Kendinizde çok farklı yollardan ayrılıklar yarattınız. (Adamus, biri yukarıya, diğeri aşağıya, ve aynı zamanda birbirine bakan iki üçgen çizer)</p>
<p>Bu parlak (bir fikirdi), çünkü ayrılık, çeşitlilik, bölünme, sorduğunuz – ve belki de sormamanız gereken – soruya karşılık kendinizi görmenizi, kendinizi bilmenizi sağladı – “Ben kimim? Ben kimim? Neredeyim? Neden varım?” Bilincin tüm bu soruları sizin ayrılmanıza neden oldu. Şimdi bir ying ve yang’a sahiptiniz. Ana/baba’ya sahiptiniz, aydınlık ve karanlığa. Tüm bu farklı dualiteler içinizdeydi.</p>
<p>Ayrılık meydana geldiği an, ki kozmik anlamda ayrılık anları olmaya devam ediyor, bir geri dönme arzusu, yeniden bütünlenme arzusu, yeniden bütün olma arzusu doğdu. <em>Ve işte bu, enerjiyi yarattı.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Bu arzu, evet, kendini eril/dişil olarak, ışık ve karanlık, ruh/insan olarak deneyimleme arzusu, dualiteyi, kendini bilme arzusu, muhteşemdir, ama daha büyük bir arzu ve daha büyük bir tutku var, ve buna “Yeniden biraraya gelmek. Yeniden bir olmak. Kim olduğuma karışmak ya da akmak” deniyor, (son derece ateşli konuşur) çünkü kalamazsınız… ben bu konuda biraz tutkulu bir hal alıyorum, çünkü, gerçek biline, Dünya’da buna kulak verecek, ya da hatta anlayacak çok sayıda insan yok. Bu size basit görünüyor. Oldukça basit görünüyor, ama ben başka gruplara, başka insanlara da konuştum – bunu anlamıyorlar. Ve bu pekâladır, çünkü onlar şu anda o noktada bulunuyorlar. Anlamıyorlar. Onun için bu heyecan verici.</p>
<p>Bu ayrılık yanılsaması – bu önemli bir etmendir; bir ayrılık yanılsaması – yalnızca bilincin var olduğu yerde, yoğun bir enerji yarattı, sizi Yuvaya geri götürecek enerjiyi yarattı. İşte siz bu denli parlaksınız. Hiç kendinizi ayırıp da, yeniden biraraya gelmenizi sağlayacak aracı kendinize vermemiş olabilir miydiniz? Kendinizi ayırıp da, “Belki de sonsuza dek kaybolmuş olacağım” demiş olabilir miydiniz? Hiç sanmıyorum. Hiç sanmıyorum. Bilmiyorum.</p>
<p>İşte enerji buradan geldi. Ruh aslında enerjinin ne olduğunu bilmiyordu. Hiç bir fikri yoktu. Enerjiyi hiç duymamıştı. Enerjiye ihtiyacı yoktu. Ancak siz Yuvayı terk ettiğinizde, kendi ayrı kimliğinizi, egemenliğinizi yarattığınızda ya da onu sahiplendiğinizde, ve sonra dualitenin ya da ayrılığın dinamikleriyle kendinizi deneyimlemek üzere çıkıp gittiğinizde, enerji yaratıldı. Enerjiyi bu yarattı, ve o zamandan beri üzerinde çalıştığınız şey buydu.</p>
<p><em>Gerçeklik Yaratmak</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Böylece… ufff! Şimdi…işte bilinçli bir varlık olarak buradasınız ve gerçekliğinize enerji çekiyorsunuz. O enerjiyi, geçen ayki çizelgemizde gösterdiğimiz gibi içeri çekiyorsunuz. (Adamus yeni bir sayfaya geçer ve çevresinde bir dairenin yer aldığı bir nokta, sonra da daireye yönelmiş oklar çizer)</p>
<p>Onu içeriye çekersiniz – onu içeriye <em>siz </em>cezbedersiniz. Bir çekim kanunu var, ama dikkatli olun, çünkü o çekim kanunu, şu anda birçok insanın anladığı biçimiyle, çok zihinseldir. Çok zihinsel. Gerçek çekim kanunu ile gerçeklik yaratma ve tezahür ettirme becerisi, tutku ve arzudan gelir. Asıl… ruhu olan herhangi bir varlık için asıl tutku ve arzu nedir? Tik tak, tik tak.</p>
<p>İZLEYİCİLER ARASINDAKİ ŞAMBRA: Kim olduğunu bilmek.</p>
<p>ADAMUS: Er ya da geç kendine geri dönmek. O bağlantıyı asla, asla kaybetmezsiniz. Onu asla kaybetmezsiniz. Biliyorum, bazılarınız kaygılandı – ya da kaygılanıyor – “Ya kaybolursam?” Gerçekten kaybolamazsınız. Kaybolmuşluk yanılsamasını sonsuza dek sürdürebilirsiniz, ama kendinizle, geri dönüşünüzle olan bağlantınızı gerçekten asla kaybedemezsiniz.</p>
<p>Böylece, ruhun arzusu, tutkusu, kendini bilmek, kendini ifade etmek, kendine geri dönmek, ve bu noktaya kadar Benlik için bilinmez olan bir bilinç ve gerçekliğe kendini geliştirmektir. Tutkular bunlardır.</p>
<p>Yaşamınızdaki itici güçlere bakacak olursanız, ki ben birçoğunuzun kafasının karıştığını biliyorum, “Peki, nasıl oluyor da istediğim şeyi yaratamıyor ya da tezahür ettiremiyorum?” Eh, kesinlikle yaratıyor/tezahür ettiriyorsunuz. Kesinlikle, hiç kuşkunuz olmasın. Diyorsunuz ki, “İyi de, Adamus, bu çok sıkıcı.” (kahkahalar, Adamus güler) Evet, öyle. Öyle, ve siz bu yüzden buradasınız (kahkahalar), çünkü onun enerjinizi emmesine artık ihtiyacınız yok. Onun, sizin enerjinizi ifade etmesine ihtiyacınız var, ve biz bu yüzden buradayız.</p>
<p>Böylece, ruhun tutkusu. Bir an için kendi ruhunuzun tutkusunu hissedin.</p>
<p>(duraksama)</p>
<p>Gerçekliğinize <em>işte bu </em>neden oluyor. Bu, birçok farklı yoldan açıklanabilir; ben size az önce ruhun tutkusu ve arzusu için dört basit ve temel bildiride bulundum. Bu, birçok farklı yoldan açıklanabilir, ama bu, kendini bilmektir, kendini ifade etmektir, kendini yeniden biraraya getirmek ve daha önce hiç farkedilmemiş düzeylere kendini taşımaktır. Bazılarınız buna Üçüncü Çember, egemenlik/mutlakiyet diyebilir. Evet, evet yeni bir çözümle,  ve bu yeni çözüm, Yeni Enerjidir.</p>
<p>Bu arada, Tobias’ın, Üstatların geri geldiğinden söz ettiğini hatırlıyor musunuz? Şu anda Dünya’ya geri gelmiş, fiziksel biçim üstlenmiş yüzlerce ve yüzlerce Üstat var, ve onlar birbirleriyle ve tek tek her birinizle muazzam bir bağlantı içindeler. Eğer bu sandalyelerde oturuyor ve “Ama ben Şambra’dan ya da olası bir Şambra’dan biri değilim. Arkadan geliyorum” diyorsanız, hayır, öyle değilsiniz. Hayır, öyle değilsiniz. Burada her birinize hitap ediyorum. Her birinize. Böylece…</p>
<p>Şimdi, yaşamınızda gerçekliği yaratan, ve belirli şeylerin tezahür etmesini sağlayan şeyler, bunlardır. Geçen hafta Yeni Yıl kutlamamızda yaptığımız bir tartışmaya geri gideceğim; sevgili Şambralardan biri öne geldi. Eh, aslında ben onun öne gelmesini emrettim; o sandalyesinde oturmak istemişti. Ama konu şuydu, “Adamus, yaşantımda ters giden nedir? İşimi kaybettim. İlişkimi, çocuklarımı, öz-güvenimi, başkalarıyla olan ilişkilerimi, kariyerimi kaybettim. Hepsi gitti. Yanlış olan nedir?” Hiçbir şey. Hiçbir şey.</p>
<p>Şöyle bir geri çekilecek ve ruhunuzun tutkusuna ve arzusuna, ya da gerçekliğinizi gerçekte neyin yarattığına bakacak olursanız, sandığınız şeyler değildir. O şeyler değildir. Onu yaratan, enerjinin o derin içsel hareketleridir, ve Jannifer’in durumunda – biliyorum, adını anmanın sence bir sakınası yok… eh, varsa da artık çok geç (kahkahalar) – ama Jannifer’in durumunda sorun şuydu, yaşamının insan yanından kurtulmak için herşeyi temizlemesi gerekiyordu… (ya da) herşeyi yaşamından çıkarması, herşeyi uzaklaştırması gerektiğini <em>sanıyordu</em>. Başka zamanlarda, başka hayatlarda da bu tuzağa düşmüştü, yani fazla şeye – fazla güce, fazla paraya, fazla ilişkilere – sahip olmak, ve dedi ki, “Bir daha asla.” Öyle olsun. Öyle olsun. Güzelliğini alıkoydu, çünkü bu ona, onun da Tanrı olduğunu hatırlatıyor, ama onu bile kaybetmenin eşiğine gelmişti, çünkü güzelliğinin bile bu konuların, yani ruhun gerçek tutkularını keşfetmenin yoluna çıkan, belki de son şey olduğunu hissediyordu.</p>
<p>Şambra, bunu bu şekilde yapmanız gerekmiyor. Bunu bu şekilde yapmanız gerekmiyor, ve bazılarınız, kendini nasıl geliştireceği konusunda aşırıya kaçtı. Siz, ruhsal olmanın, insan olmayı içermediğini düşünerek aşırıya kaçtınız, oysa bu hiç de doğru değildir. Onlar… bu açıklama için öne gideceğim. (Adamus dönüp salonun önüne doğru ilerler)</p>
<p>Bunu yeniden biraraya getirdiğinizde, yani erille dişiyi, ışıkla karanlığı yeniden birleştirdiğinizde, bu muazzam enerji akışı sayesinde kendinize geri döndüğünüzde, insan yanınızla ruhunuzu da biraraya getirirsiniz. Bu da, tıpkı ışık ve karanlık gibi, eril/dişil gibi, deneyimlemenize izin verdiğiniz bir dualitedir. Ruhsallığınıza sahip olmak için insanlığınızı yok etmezsiniz; onları birleştirirsiniz. Aslında onlar biraraya gelmek istiyorlar. Buna inanmayan parçalarınız var, ama onlar aslında biraraya gelmek istiyorlar.</p>
<p>Böylece burada böyle bir Jannifer durumumuz var, o aslında çok parlak bir yaratıcı, yaşamındaki herşeyi uzaklaştırdı, ve sonra öne gelip, “Neyi yanlış yapıyorum?” dedi. Kesinlikle hiçbir şeyi. Sen kendin için bir tür boşluk yarattın. O gürültüden ve kargaşadan ve diğer herşeyden kurtuldun, böylece kendine zamanın olacaktı, ki bu belki de en korkutucu şeydir – kendinle zaman geçirmek zorunda kalmak; kendinle yüzleşmek zorunda kalmak, yaptığın herhangi kötü bir şey yüzünden değil, ama… eh, daireyi tamamladığın ve bir yanın da bunu farkettiği için. Oyun bitti. Oyun tamamlandı. Kovalamaca bitti. Bu korkutucudur, çünkü bir yanınız der ki, “Peki, sırada ne var? Neler olacak?” Bir yanınız der ki, “Aslında şu eski insan hallerinin bazısında rahatım yerindeydi.” Ama tek tek her biriniz… neyse, buna birazdan değineceğim, ama siz tezahür ettirmek için buraya enerjiyi çekiyorsunuz, ve ben bunu daha önce tezahür eden o dalgalı hatlar olarak çizmiştim.</p>
<p>Şurada fiziksel gerçekliğiniz var – ben buna Dünya diyeceğim (Adamus çizer), fiziksel gerçekliğiniz de burada – ve siz tezahür ettirmeye çalışıyorsunuz, ve şu anda bununla mücadele ediyorsunuz. Son oturumumuzda da sözünü ettiğimiz gibi, buradaki bu aşamayı etkileyen birçok şey var. Herşeyden önce, yaratımlarınız, tezahürleriniz, bu gerçekliğe, tam buraya kadar bile gelemiyor. Dünya’ya asla ulaşamıyor. Şuralarda bir yerlerde kalıyorlar (boş alanı gösterir), ve biz, onları buraya (“Dünya’ya”) nasıl getireceğimize odaklanacağız, tabi gerçekten seçtiğiniz buysa.</p>
<p>Bunun nasıl yapılacağına ilişkin, yaratıma neyin sebep olduğuna ilişkin epey bir kafa karışıklığı var. Gerçekliğine ne neden oluyor, Roger?</p>
<p>ROGER: Duygu.</p>
<p>ADAMUS: Duygu, evet. “Düşüncelerim” demediğine sevindim.</p>
<p>Şimdi – ve bu çok uzun bir tartışmaya yol açabilir -  ama bazılarınız diyor ki, “Evet ama, gerçekliği düşünceler yaratmıyor mu?” Çok iyi bir biçimde değil. Çok iyi bir biçimde değil.</p>
<p>Siz, bazılarınız, düşüncelerinizden öylesine korkuyorsunuz ki, bazı şeyleri düşünmekten öyle korkuyorsunuz ki, çünkü onun… Bir an için düşünelim, kanseri düşünelim. Bunu istemiyorsunuz! Hayır, çünkü onu tezahür ettirebilirsiniz (diye korkuyorsunuz). Peki, o kadar güçlüyseniz, neden bir milyon doları düşünmüyor ve onu tezahür ettirmiyorsunuz?? (yoğun kahkahalar) Sadece negatif/olumsuz şeyler mi tezahür ettiriyorsunuz? Hayır, hayır, hayır.</p>
<p>Düşünceler, genellikle, çok da… Zihin çok… gerçekliği yaratmak için zihin – bu Cauldre’nın kelimesi – çok dandik bir yol. Bunu iyi bir şekilde beceremiyor. Zihin kontrolü kurslarını hepiniz almadınız mı? Hadi ama. Onaylama (olumlama) kursları aldınız, enerjileri odakladınız – bunların hepsi zihinseldir. Hepsi zihinseldir, ve belki bazısı buna şiddetle karşı çıkacaktır ama, şiddetle karşı çıkmak da zihinseldir. (kahkahalar) Şiddetle bana karşı çıkmak, genelde kazanç sağlayacak bir öneri değildir. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Böylece, düşünceye ilişkin bu kursları aldınız. Çekim kanunu gibi bir dolu şey okudunuz. Evet, çekim kanunları gerçektir, eğer <em>siz </em>gerçekseniz. Ama çoğu kez bu prensipleri kullananlar düşünceden hareket ediyorlar.</p>
<p>Düşünceler… zihinde yaratıcılık yoktur. Hiç yoktur. Yaratıcılık, zihinden gelmez. Zihin sizin tarafınızdan hiç yaratıcı olmak üzere programlanmamış, yapılandırılmamış ya da tasarlanmamıştır, yani bu, zihinden gelmez.</p>
<p><em>Yaratıclık Nereden Geliyor</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Böylece bir dolu tartışma oluyor, “Peki o zaman gerçekliği yaratan nedir?” Eh, daha önce de değindiğim gibi, itici güçler, arzu, tutku… (Adamus yazar)</p>
<p>ŞAMBRA: Yalınlık.</p>
<p>ADAMUS: …. Sevinç ve yalınlık.</p>
<p>LİNDA: Teşekkür ederiz.</p>
<p>ADAMUS: Bu şeyler… bunlar aslında gerçekliğinizi yaratıyor, ama siz bunun farkında değilsiniz. Bunlar, gerçekliğinizin yaratılmasının arkasında yatan gerçek esin kaynakları (uyarıcılar) ya da gerçek dinamiklerdir.</p>
<p>Acaba şu arkadaki kapıyı açabilir misiniz diye soracaktım. Burası biraz havasız olmaya başladı ve hepiniz bir dakikaya kadar bayılacaksınız. Biraz temiz hava alalım.</p>
<p>Böylece, sahte esin kaynakları, sahte dinamikler, ki birçok kişinin bu noktada çok – eh, kafanız karışıyor. Şu anda işe yaramayanlar, güç … (Tahtaya yazmakta olan Linda’ya döner) “sahte”yi koy…</p>
<p>LİNDA: Nereye yazılmasını istiyorsun?</p>
<p>ADAMUS: Şuraya. Sahte…</p>
<p>LİNDA: Güç.</p>
<p>ADAMUS: Güç… sahte.</p>
<p>LİNDA: Sahte.</p>
<p>ŞAMBRA: İlki güç olacak.</p>
<p>ADAMUS: Böylece, şu sahte esin kaynaklarınız var, tekrarlıyorum, bunlar zihinden geliyor, gerçek kalpten değil. Ve bunlar güçtür, kuvvettir, ve bunlar çabalamaktır. Çabalamak.</p>
<p>Her biriniz bunu farkedebilir, çünkü siz bunu yapmaya zaman harcadınız – ya da belki hâlâ harcıyorsunuz; gerçekliği yaratmak amacıyla kuvvet kullanmak, gerçekliği yaratabilmek için (gerekli olan) kimliğinizi sürdürmek amacıyla güç kullanmak, çabalamak – bu öylesine hipnotik bir örtücü-katman ve öylesine eski bir inanç sistemi ki – çabalamak.</p>
<p>Tekrarlıyoruz, bizler çoğu zaman tüm düzeylerden konuşuyoruz, ve insan yanınızın hâlâ bir parçası, bir şey başarabilmek için çabalaması gerektiğine inanıyor. Günün sonunda kendinize bir bakıyor ve diyorsunuz ki, “Ne kadar çaba harcadım?” Ve bu nedenle de kendinize küçük bir not veriyorsunuz – iyi bir gündü, kötü bir gündü – harcanan çabayı temel alıyorsunuz. Eh bu, tekerlekte dönüp duran fareye, “bugün kaç mil yaptın?” diye sormaya benzer. Hiç. Hiç.</p>
<p>Böylece bunlar, gerçekliği yaratmanın eski yolları – çok eski yolları, ve pek de iyi iş görmezler, çünkü zihinseldirler, çünkü arzu, tutku ve sevinç yoktur; çünkü sizi yeniden biraraya getirmezler; çünkü gerçek ifadeye ve genişlemeye izin vermezler. Bunlar, bir şeyler yapmanın çok, çok Eski Enerji yollarıdır. (Linda’ya kalemi vermesi işaret eder) Elimde bir şey tutmaktan hoşlanıyorum.</p>
<p>Böylece burada tezahür ettirmeye, şeyleri buraya getirmeye çalışıyoruz. Burada bir insan olarak Dünya’dasınız (Adamus’un yeniden bir nokta ile daire, ve oklar çizmesi, ama bu kez bunun bir insanı andırması, kahkahalara neden olur), seçtiğiniz şeylere sebep olsun diye, onları yaratsın ve tezahür ettirsin diye enerjileri gerçekliğinize getirmeye çalışıyorsunuz.</p>
<p>Bu, çok iyi iş görmüyor, çünkü buraya odaklandınız (başını gösterir) – şu anda tüm insanlara konuşuyorum, çünkü insanlar buraya odaklanıyor – türlü nedenlerden ötürü. Bir tanesi hakkında geçen hafta konuştuk – etkili hipnoz. Etkili, geniş çaplı hipnoz. Bu, bir dereceye kadar kendimi bildim bileli sürüyor. Aslı, gerçekten Atlantis zamanına kadar uzanıyor, zihnin kurcalandığı, zihnin standart hale getirilmeye çalışıldığı zamanlara kadar, ama bu, birçok başka olumsuz alanlara da sıçradı.</p>
<p>İnsan zihni bir noktada, sizin, ruhun hizmetkârı diyeceğiniz bir şeydi – ve bu arada, hizmette bulunmak çok iyi bir şeydir – ama zihin, içerdeki tanrısallığın hizmetindeydi. Zihine yapılan bu müdahale, zihinle tanrısallığı ayırdı.</p>
<p>Ondan önce aslında gerçek bir ayrılık yoktu. Ama bu, ayrılığa neden oldu, ve hemen orada olmasına rağmen  tanrısallığın görmezden gelinmesine neden oldu; kendinizi yalnızca insan olarak görmenize neden oldu, oysa tanrısallığınız hemen buradadır. Ama Atlantis’teki bu çalışma geri tepti ve zihine karşılık ruh yanılsamasını yarattı. Aslında Arayış denen bu garip, olağandışı olguyu yarattı. Bunu yazmalısın. (Linda’ya hitap eder)</p>
<p>Şimdi, bunların hepsi bir günde olmadı; bu, Atlantis’te yüz binlerce yılda meydana geldi – ama zihin üzerinde yapılan çalışma, şöyle denen bir şey yarattı, “Hadi gidip Ruh’u arayalım. Hadi Tanrı’yı ya da yanıtı arayalım, ya da o her neyse”, ve bu arayış zihne programlandı, tıpkı bir bilgisayarı belli şeyler yapmak üzere programlamak gibi. (Tanrısallık) hemen orada olmasına rağmen, (zihin) sürekli bir arayış halinde olmaya programlandı. Oysa o hep oradaydı, her zaman da olacaktır.</p>
<p>Bu ayrıca zihni dışsal enerjiler için de erişir hale getirdi. Başlangıçta, meleklerin zihin yapısı, zihnin ruhunuz kadar egemen ve eşsiz ve delinemez olmasını sağlıyordu. Tanrı’ya şükür ki, ruhu onarmaya kalkmadınız. O, dışsal güçler tarafından delinemez, girilemezdir. Başka bir deyişle, asla teslim alınamaz. Asla sizden çalınamaz. Ruhunuzu sizden saklayacak tek kişi yine sizsiniz.</p>
<p>Her neyse, böylece… zihin erişilir hale getirildi. Başka bir deyişle, etki edilebilir hale – etkiye açık hale. Bu, kendimizi bildik bileli böyleydi.</p>
<p>Böylece burada muazzam hipnotik örtücü-katman potansiyelleri var. Dünya bunlarla dolu, bazısı çok kasıtlı ve kötü niyetli, çok amaca yönelik; bazısı “sadece öylesine” – (örneğin) birisinin size bir şey satmaya çalışması, aile üyelerinin sizi o ağda tutmaya çalışması gibi, ben buna atalardan kalma karmik ağ demeyi seviyorum. Bakın, hepiniz gruplar halinde yolculuk ediyorsunuz; biri çekip gitti mi, bu, gruptaki diğerleri tarafından bir saldırı ya da hakaret olarak algılanır. Gittiğinizi görmekten hoşlanmazlar. Çevrenizdeki insanları – akrabalarınızı, binlerce yıldır birlikte yolculuk ettiğiniz kişileri – gerçekten anlamak mı istiyorsunuz? Çekip gidin. Gidin!</p>
<p>Şimdi, başlıkları görebiliyorum – “O Tarikat Grubu Herkese Ailesini Terk Etmesini Söylüyor.” Kesinlikle. Kesinlikle! (Linda’nın kuşku dolu yüz ifadesi kahkahalara neden olur) Çünkü siz…</p>
<p>LİNDA: O kelimeyi sakın söyleme. Sonra araştırmalarda çıkar.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten! Gerçekten – ve bizim küçük bir Halkla İlişkilere ihtiyacımız var. Enerjilerimizin akmasını sağlamalıyız. Fazla uzun bir süre gizli kaldım. (Linda’nın hâlâ kuşkulu bir yüz ifadesi vardır) Güven kendine.</p>
<p>Böylece, evet, ailenizi terk etmek. Şimdi, ben, bavullarınızı toplayıp çocuklarınızı bu akşam yemeksiz bırakarak çekip gidin demiyorum. Söylediğim şu, evle olan bağlantınızı kesin, çünkü onları şimdiki halleriyle sevemezsiniz, onları gerçekten eski bağlarınızı salıverdiğinizde sevebilirsiniz.</p>
<p>Ben, evden kaçıp gidin demiyorum; ben diyorum ki, oracıkta kalın, ama eski kimlikleri salıverin. Siz, onların gerçekte kim olduklarını unuttunuz. Onlarla ilk elden neden biraraya geldiğinizi, onlarla neden bin yaşamlık bir yolculuk seçtiğinizi unuttunuz. Onlarla o kadar rahat oldunuz, halinizden öylesine memnun kaldınız ki, onları yalnızca bir aile üyesi olarak görüyorsunuz. Onları sadece karmanın bir peynir dilimi olarak görüyorsunuz (kahkahalar), oysa değiller. Onlar çok daha muhteşem ve görkemliler. Şöyle düşünün, birlikte çok, birçok yaşamımız olduğu için bizi birbirimize bağlayan bir sicim var, ve biz şimdi bu kalıba ya da modele çok alıştık. O sicimi salıverdiğinizde, ben sizi <em>gerçekte </em>olduğunuz halinizle görüyorum, olduğunuzu sandığım o aile üyesi olarak değil.</p>
<p>Biliyorum, sevgili Linda burada biraz sinirleniyor, ama çoğu insan bir düzeyde bunu anlayacaktır.</p>
<p>LİNDA: Kendi adıma anlıyorum. Sadece başlıklardan hoşlanmadım.</p>
<p>ADAMUS: Buna alışmaya başlasan iyi olur. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Ah!</p>
<p>ADAMUS: Böylece… böylece, sevgili Şambra, geri gelelim ve – konudan uzaklaştık.</p>
<p>Yani, hipnotik etkiler – biz geçenlerde yaptığımız Yeni Yıl toplantısında bundan söz ettik – şu anda Dünya’nın her yanında etkili, geniş çaplı hipnotik etkiler var, ve bunlar sizi de etkiliyor. Belli gerçeklikleri kabul etmenizin nedeni hâlâ bunlardır. İlginç olan şu ki, bir anda… bir <em>anda, </em>basit bir seçim yaparak bunları salıverebilirsiniz. Bu dışsal hipnotik etkilerin yaşamınızı yönlendirmesine ve zorla kabul ettirmesine ve kontrol etmesine izin vermeme seçimini yapabilirsiniz.</p>
<p>Ama durun. O seçimi yapmadan önce, o derin nefesi almadan önce, nelerden vazgeçiyorsunuz? Hemen herşeyden. Bir anlamda, çok şeyden, çünkü program modunda olmak – sizinki değil, bir başkasının programında olmak – güzeldi. Rahattı, çünkü yaşamınızla ilgili bir dolu sorumluluk almak zorunda kalmıyordunuz. O öylece oluveriyor. İnsanların kullandığı o deyim neydi?</p>
<p>ŞAMBRA: Boktan şeyler olur.</p>
<p>ADAMUS: Güzel. Evet, olur. Olur.</p>
<p>LİNDA: Edith? Bekle, bekle. Neydi o deyim?</p>
<p>ADAMUS: Boktan şeyler olur.</p>
<p>LİNDA: Haaa.</p>
<p>ADAMUS: Ve sanırım bu, ‘yazgı benden önce önümden akıp gitti, onun için de bu yolu yürüyeceğim’ demenin çağdaş bir yolu. Boktan şeyler olur (güler), tek bir yazgı yolu olmamasına, birçok yol olmasına rağmen. Yazgı yoktur demenin sorumluluğunu almanız gerekecekti. Tekrar seçim yapmanın, yaşamınızdaki şeyleri seçmenin sorumluluğunu almanız gerekecekti. Başkalarından gelecek eleştirilerin sorumluluğunu almanız gerekecekti, çünkü onlar şöyle diyeceklerdi – “Bunu neden şöyle yapmıyorsun?” – aileniz size, neyin var senin, diyecekti, iş arkadaşlarınız size değerler biçecekti. Ve, biliyor musunuz, bazen kutunun içinde kalmak ve gelenle yaşamak, daha kolaydır.</p>
<p>Böylece ben, çıldırdığınıza dair size epey meydan okuyacağım – tümüyle değil ama epeyce. Bugün biz konuşmadan önce de hipnozdan, toplu bilinç hipnozundan çıkmak için bir seçim yapabileceğinizi biliyordunuz. Bunu yıllardır biliyorsunuz, ama hiçbir şey yapmadınız, yaptınız mı? Çünkü, herşeyden önce, onu çok düşündünüz. Onu değerlendirdiniz. Parçalara ayırmaya çalıştınız, sonra da yere kapaklanıverdiniz. “Eh, hipnoz nedir ki? Beni ne kadar etkileyebilir ki? Salıverirsem ne olacak? Onun yerini ne alacak?” Görüyor musunuz. İşte zihinsel oluverdiniz bile. Bunu unutmuştunuz.</p>
<p>Yani bunu yapmıyorsunuz ve işte buradasınız, ben de tekrar buradayım, elçilere hatırlatan bir elçi olarak. Ve artık buna katlanmak zorunda değilsiniz. Bugün bir seçim yapabilirsiniz – o kapıdan çıkmadan, bilgisayarlarınızı kapatmadan – bunu (bu hipnozu) kabul etmeyeceğinize ilişkin (seçim yapabilirsiniz). Ve biliyor musunuz? Bu, ruhunuzun arzusu ve tutkusu, sevinci ve yalınlığı ile uyumlanacağı için de, olacaktır.</p>
<p>Kendinizi yeniden dengeler, bilincinizi yeniden ayarlarsınız; onun için de, gerçekliğinizi yaratmak amacıyla tümüyle farklı destekleyici enerjileri içeri çekersiniz, ve artık hipnoz konusu olmazsınız (hipnoza maruz kalmazsınız). Özgürsünüzdür. Özgür olmak biraz korkutucu olabilir. 25 yıldır ya da daha fazla hapiste kalmış birine sorun. Korkutucu olabilir.</p>
<p>Böylece sevgili, sevgili, sevgili Şambra, gerçekliğinizi <em>siz </em>yaratıyorsunuz.</p>
<p><em>Ne İstiyorsunuz?</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Söyle bana Kathleen, ne istiyorsun? Ne istiyorsun?</p>
<p>KATHLEEN: Kendimi neşe içinde ifade edebilmek.</p>
<p>ADAMUS: Kendini neşe içinde ifade etmek. Pekâla, harika. Lex, sen ne istiyorsun?</p>
<p>LEX: Şu anda mı, hiçbir şey.</p>
<p>ADAMUS: O zaman öyle olur. (kahkahalar) Hiç de fena değil. Hiç fena değil. Deb… Deb Phenicie, sen ne istiyorsun? Ne istiyorsun?</p>
<p>DEB: Berraklık, netlik.</p>
<p>ADAMUS: Netlik. Peki. Hadi bunu izleyen seyircilerimiz için yazalım. Netlik istiyoruz. Hiçbir şey istemiyoruz. Neşe dolu ifade istiyoruz. Doğru mu, Kathleen?</p>
<p>KATHLEEN: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Neşe dolu ifade. Ben… Cauldre bana… evet, tamam, ben bunun arkasına BNİ (“Bu Ne İçin?”) diyeceğim. Bir dakikanızı alacağım.</p>
<p>LİNDA: Hm, evet.</p>
<p>ADAMUS: Peki… ve Sart, sen ne istiyorsun?</p>
<p>SART: Merhaba. Şu anda yeni bir araba isterdim. Yediye indim. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Yeni araba. Yeni araba, sadece yedi tane. Ben şimdi… Bir an için, böyle alelacele hayatınıza girdiğim için Şambra’nın hoşgörüsüne sığınıyorum. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Peki… tamam, şimdilik bu kadar yeter. Benim görüşüm şu ki, Kathleen, hayır, sen aslında neşe dolu ifade istemiyorsun. Ve benim görüşüm şu ki, Lex, sen aslında hiçbir şey istemiyor değilsin. Ve benim görüşüm şu ki, Deb, sen aslında netlik istemiyorsun. Istemiyorsun. Ve Sart, sen yeni bir araba istiyorsun. (yoğun kahkahalar ve alkışlar)</p>
<p>Ve bunu… birlikte eğlenebildiğimize memnun oldum ama, bunu söylememin nedeni, her birinizin bugün – bugün, yarın değil, bugün – ne istiyorsunuz? Ne istiyorsun, Ralph?</p>
<p>RALPH: Yeni bir yaşam.</p>
<p>ADAMUS: Yeni bir yaşam. Ne istediğine dikkat et. Bunu değiştirip diyeceğim ki, yeni bir yaşam, aynı…</p>
<p>RALPH: Eyvah.</p>
<p>ADAMUS: … fiziksel gerçeklikte (Adamus güler), çünkü onun sana doğru geldiğini söylüyorum, Ralph, ve…</p>
<p>Ama benim görüşüm şu ki, hayır, netlik istemiyorsun. Hayır, gerçekte hiçbir şey istemiyor değilsin. Aslında sen ve ben çok konuşuyoruz, ve senin herkes kadar ya da daha da uzun bir listen var. Ve neşe dolu ifade… bilemiyorum. Sanmıyorum. Neden biliyor musunuz? Çünkü bunları gerçekten isteseydiniz, sahip olurdunuz. Hemen şimdi.</p>
<p>Zihinsel masturbasyon yapıyorsunuz, ya da sizin deyiminizle, birkaç argo kelime kullanmamın sizce sakıncası yoksa, kendinize palavra sıkıyorsunuz. Sen yeni bir yaşam istediğini söylüyorsun. Hayır istemiyorsun, aksi takdirde ona sahip olurdun, Ralph. Aksi takdirde ona sahip olurdun. Onun hayalini kuruyorsun, baştan çıkarıcı bir hayal. Ama onu gerçekten isteseydin, ona sahip olurdun.</p>
<p>Ve aydınlanmayı istediğini söyleyenleriniz, çık, çık, çık, çık, çık, çık. Size biraz sempati besliyorum aydınlanma arayışı içinde olanlar, çünkü o programlanmaya karşı çok savunmasız, incinebilir haldesiniz. Arayış. Ne kadardır aydınlanmanın peşindesiniz, ve o ne kadardır sizin hemen önünüzdeydi? Ama siz arıyorsunuz. Onun için, hayır, aslında bunu <em>istemiyorsunuz</em>; onun hayalini kurmayı seviyorsunuz. Kendinizi baştan çıkarmayı seviyorsunuz. Baştan çıkarılmayı seviyorsunuz. Bir oyun oynuyorsunuz, Deb, ve geri kalan hepiniz.</p>
<p>(Adamus Deb’e hitap eder, onunla Yeni Yıl akşamı da konuşmuştur) Biz sohbet ettik. Biz çok güzel sohbet ettik, ve o zamandan beri bu, ikimiz için de ilginç bir hafta oldu. Ve sen son günlerde birçok fırsatta bana kızdın, ama bu senin içindeki bir şeyi uyandırıyor, Deb, ve senin “Ben O Ben’im!” demeni sağlıyor. Ve sadece kafanla değil, âdet yerini bulsun diye değil, ama bu senin, insanların oynadığı oyunlara bir bakmanı sağlıyor. Ama önce kendininkine göz atman gerekiyor. Ve bunun bir sonucu olarak, sevgili Deb, insanların oynadığı oyunlara bak – sen parlak bir danışman, öğretmen, konuşmacı olacaksın. Ve oyunlarla anılmanın acısını anlayacaksın. Onları herkes oynuyor. Herkes oynuyor, yalnızca sen değil. Sen, onlardan çıkmaya çalışan <em>birisin. </em>Atlı karınca nerede durur? Oyunlar nerede durur? Ve ben seni övüyorum, ayağa kalktığın için. Bir yanın, “Bir daha mı, asla” diyor. Bir yanın da, “Ama çok eğlenceliydi. Çok eğlenceli” diyor.</p>
<p>Onu gerçekten isteseydiniz – ve ben sağlığınızdan söz ediyorum; ben şu anda sonraki aleme geçmeye, gözden kaybolmaya başlayanlarınızdan söz ediyorum, ve siz diyorsunuz ki, “Aa, ben farklı olmalıyım, çünkü ben gerçekten yaşamak istiyorum.” Hayır istemiyorsunuz, aksi takdirde bunu gerçekleştirirdiniz. (Bu) acımasız bir açıklama, güçlü bir açıklama, ve çok doğru bir açıklama, çünkü sizler yaratıcılarsınız, ve onu gerçekten isteseydiniz, olurdu. Ve sizin için başka herhangi birini, herhangi bir şeyi suçlamak – içtiğiniz sudan tutun da, nefes aldığınız havaya, varlığınız için zehirleyici olan düşüncelere kadar – sizin için başka herhangi birini suçlamak, bir yalandır, sahtekârlıktır. Onu gerçekten isteseydin, Bonnie, sahip olurdun. Olurdun. Ve hepiniz – ona sahip olurdunuz.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Onun için, o uzun, uzun sohbetlerimizi yaparken, bana artık bir şey istediğinizi söylemeyin; bana onu nasıl tezahür ettireceğinizi söyleyin. Bana onu nasıl gerçek kılacağınızı söyleyin. Bana onun arzuyla ve tutkuyla ve sevinçle ve yalınlıkla nasıl örtüştüğünü söyleyin. Ve ben sizi destekleyeceğim. Hepimiz sizi destekleyeceğiz, ve o olacaktır. Olacaktır.</p>
<p>Bütün bunları gündeme getiriyorum…. zaman açısından nasıl gidiyoruz?</p>
<p>LİNDA: Daha sadece 16:20. Birileri bağırmaya başlayana kadar bir 40 dakika daha konuşabilirsin.</p>
<p>ADAMUS: Bu kadar uzun bir süreye ihtiyacımız olacak mı bilmiyorum. Ama bütün bunları size söylememin nedeni, şu anda ilginç bir olgu (fenomen) meydana geldiği içindir. Toplarımı alabilir miyim lütfen? (kahkahalar) (çvr: top anlamına gelen “ball” kelimesi aynı zamanda hayalar için de kullanılır)</p>
<p>LİNDA: (gülerek) İkisini de mi?</p>
<p>ADAMUS: Şimdilik sadece bir tanesini.</p>
<p>LİNDA: Onları sana mı vereyim!?</p>
<p>ADAMUS: Evet. Ben Linda’dan rica ettim ki…</p>
<p>LİNDA: Sana top vermemi mi istiyorsun?!</p>
<p>ADAMUS: Dün Linda’dan şehre inip bugünkü konuşmamızı destekleyecek bir şey almasını rica ettim, ve ne ona ne de Cauldre’ya, toplarımla ne yapacağımızdan kuşkulanma ayrıcalığını da tanımadığım. (kahkahalar; Linda bir top çıkartıp Adamus’a uzatır)</p>
<p>LİNDA: Bu, kırmızı bir top.</p>
<p><em>Yeni Enerji</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>ADAMUS: Böylece, şu anda meydana gelmekte olan, ve tüm konuşmalarımızı bir noktada toplayan ilginç bir olgu (fenomen) var. İçeri gelmeye hazır bir Yeni Enerji unsuru var. O aslında şu anda burada.</p>
<p>Yeni Enerji burada. Bekliyor. Gerçek. Sadece bir kavram değil. Binlerce yıl bir kavram olarak kalmıştı. Şu ya da bu yoldan önceden haber verilmişti, siz ona İkinci Geliş dediniz. Ondan söz edildi. O… siz, onun neredeyse burada olduğunu düşünerek, onu bekleyerek, ona hazırlanarak, yeni bir çağdan, yeni zamanlardan söz ederek başka başka yaşamlarda bedenlendiniz. O şimdi burada, topumun içinde temsil ediliyor. (Adamus topu izleyicilere doğru fırlatır) Başka bir tane getir.</p>
<p>Şimdi lütfen topu geçirin. Etrafınıza atın. Onunla biraz eğlenin. Bu tipik bir sınıf değil, biraz gürültü yapacağız.</p>
<p>Bende bir dolu Yeni Enerji topu var. (Linda’nın üç top daha çıkarması kahkahalara neden olur)</p>
<p>LİNDA: Evet var!</p>
<p>ADAMUS: Topu gezdirin. Ona aşina olun. (İzleyiciler topu birbirine fırlatırken kahkahalar yükselir)</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, o şu anda burada. İçeri gelmeye hazır. Soru şu, siz hazır mısınız? Hazır mısınız?</p>
<p>Yeni Enerji, Eski Enerjiden çok farklıdır. Eski Enerji… Eski Enerji… (birine top çarpar ve “Ay!” der. Adamus güler) … gördünüz mü, Yeni Enerji bazen acıtır! (yoğun kahkahalar) Çok masum görünür, ama Eski Enerji inançlarıyla çarpıştığında acıtır. Acıtabilir.</p>
<p>Eski Enerji, ruhun arzusundan, günün birinde kendine geri dönme arzusundan yaratıldı. Yeni Enerji, Benliğine geri dönmenin sonucudur. (izleyiciler hâlâ topu fırlatıp durmaktadır) Şimdi bir an için sakinleşelim, çünkü bu noktayı anlamanızı istiyorum.</p>
<p>Eski Enerji, o yoğun, Benliğe geri dönme arzusunun, yeniden bütün olma, Benliğin içinde bir – ne diyorsunuz buna – füzyon, birleşme işlemine sahip olma arzusunun sonucuydu. Füzyon işlemi olduğunda – ya da olmaya <em>başladığında, </em>ben, olmaya <em>başladığında, </em>demeliyim – artık eril/dişile, ışık/karanlığa ihtiyacınız kalmaz. Bu ikisini (Adamus üçgenleri gösterir) yeniden birleştirip şuna benzer bir şey ya da her neyse, ortaya çıkartmazsınız. (Adamus içinde üçgenler olan bir kare çizer)</p>
<p>Artık ayrı bir eril/dişile, ayrı bir ışık/karanlığa, ayrı bir insan/ruha sahip değilsinizdir. Tanrı ve Tanrıçayı biraraya getirip de, sonra o dualiteyle etrafta dolanmazsınız. Onlar yok oluverir. Buharlaşıverir. Yanılsama kesinlikle yok olur. Tanrıça enerjisini yeniden devreye sokmaktan söz etmeyi bırakırsınız – bu ne kadar da 70’li yıllara özgü. (kahkahalar) Dünya’ya ışık getirmekten söz etmeyi bırakırsınız – ne kadar sosyal hizmette bulunanlara özgü. Kendi yüksek benliğinizle buluşmaktan söz etmeyi kesersiniz, çünkü bir yüksek benlik yoktur. Sadece siz varsınız. Sadece siz.</p>
<p>Şu dualitik tartışmaları, felsefi müzakereleri yapmaya ihtiyaç duymayacaksınız, dinler – ah, ayrılık olmadığını farkettiğinizde dinlerin de var olması bitecek. Sonsuz kurtuluş yoktur. Kurtarılma, kefaret yoktur. Yalnızca farkındalık vardır.</p>
<p>Böylece, bu ikisi birleştiğinde ve artık iki ya da dört ya da on olmadıklarında, artık ışık ve karanlığa, eril ve dişile, iyi ve kötüye gerek duyulmadığında, <em>işte bu Yeni Enerji yaratır. </em>Bu, Yeni Enerji yaratır.</p>
<p>Onun Eski Enerjiden farklı olduğu açıktır. Eski Enerji, kendine geri dönme arzusunun sonucuydu. O, kendinize geri dönmek için kullanacağınız yakıttı. Bu işlem, en küçük düzeyde bile olmaya başladığında, Yeni Enerjiyi yaratır.</p>
<p>Yeni Enerjinin nereden geldiğini sanıyordunuz? Tanrı’dan mı? Tanrı’nın hiçbir fikri yok. Gerçekten! Tanrı, Eski Enerjidir… ve (şu anda) yıldırımlar da yağmadı.</p>
<p>LİNDA: Al sana bir başlık. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Tanrı olmak zorunda. Tanrı, doğası gereği – hadi Tanrı’dan söz ederken (İngilizce’de kullanılan o eril ya da dişil sıfatları – he/she -) bırakalım – ama Tanrı, sizin doğanız gereği Eski Enerjidir. Sizin (doğanız) – çünkü siz Eski Enerjisiniz, bu nedenle, Tanrı Eski Enerjidir.</p>
<p>Ruh size bu egemenliği, bu mutlakiyeti verdi. Ruh, kendi ayrılığını yarattı, ve şu anda Ruh’a ne oluyor sanıyorsunuz? Füzyon. İçinizle yeniden birleşme. Ruh, yuvaya, size geri geliyor. Siz yuvaya, Ruh’a geri dönmüyorsunuz. Ruh artık bildiğiniz şekilde, eskiden olduğu gibi mevcut değil.</p>
<p>Ufff!  Hadi birlikte derin bir nefes alalım.</p>
<p>(duraksama)</p>
<p>(Birlikte çalışmayı) düşündüğüm o öbür grubun, onların bütün bunları anlayabileceklerini sanmıyorum. (kahkahalar) Sanırım onlar meditasyon yapmak üzere dağın tepesine geri kaçarlardı. <em>Siz </em>– siz bunu deneyimlemek istiyorsunuz.</p>
<p>Böylece, Ruh, Eski Enerjidir, çünkü siz Eski Enerjide ortaya çıktınız; bu yüzden, Ruh olandır. Ama kendinizi bütünüyle ve tamamen bildiğinizde, Ruh da artık Eski Enerji değildir. Ruh ve siz, nereden geldiğinizi hep hatırlayacaksınız, sizi buraya getiren yolculuğu hep hatırlayacaksınız. Bu asla unutulmaz. Asla silinmez. Şimdiye kadar yaşadığınız her bir yaşamın her zorluğunu, her güzel ânını, büyük bir sevinçle hatırlayacaksınız. Ve bunu daha önce hatırlamanıza neden izin vermediğinize şaşacaksınız. Ayrılığı neden yarattığınıza şaşacaksınız. Diyeceksiniz ki, çünkü bunu daha önce duydum, “Kendime, hatırlamamı sağlayacak küçücük bir zerre bile neden vermedim ki, çünkü bu, tüm o yolculuğu çok daha kolay kılardı.” Ama siz aslında o küçücük zerreyi kendinize verdiniz… ama belki de yeterince büyük değildi.</p>
<p>Yeni Enerji, kendinize geri döndüğünüzde, artık ayrı olmadığınızda, artık parçalanmış olmadığınızda yaratılır. Yeniden birleştiğinizde, o zaman Yeni Enerji denen bu şey yaratılır. Yine de Eski Enerjinin etkileri olacaktır, çünkü, bir süreliğine, o yine de yaşamınızın büyük bir parçasını oluşturacak, çünkü çevrenizdeki dünyada var. Daha bütünlenmemiş veçhelerde var. Ayrılığın bazı yanılsamasında ve inançlarında var. O hâlâ orada. Ama, Yeni Enerji denen bu şey yaşamınıza girecek. O şu anda buradadır.</p>
<p>Ben onu kırmızı bir topla ifade ettim – Kırmızı Çember. Ben onu, bir an için tutabileceğiniz ve hissedebileceğiniz ve dokunabileceğiniz bir şey olarak ifade ettim. Aslında buna benzemiyor (elinde bir top tutar). Lütfen herkese kırmızı bir top edinmeleri gerektiğini söylemeyin. (kahkahalar) Ben bunu sadece burada bir noktaya dikkat çekmek için kullanıyorum.</p>
<p>Yeni Enerji Eski’sinden çok farklıdır çünkü titreşimsel değildir. Titreşimsellik, iki tarafın direnciydi, ve bu gerçeklik yaratıyordu – o iki taraf, tekrarlıyoruz, eril/dişil, iyi/kötü, ve o dualitenin tüm geri kalanı – titreşimsel. Bu, Eski Enerjiyi yarattı.</p>
<p>Yeni Enerji genişleyicidir – zaman ve mekândan geçerek aynı anda her türlü yöne (genişler). Yeni Enerji kısıtlanmış değildir, zaman ve mekân unsurları kısıtlanamaz. O, zaman ve mekân bağlamında kullanılabilir; başka bir deyişle, şimdi. Kullanılabilir, ama – burada fazla ezoterik (gizemli) olmamaya çalışıyorum – ama o hapsedilemez. İçinizdeki, yaşamınızdaki Yeni Enerjiyi hapsetmeye çalışmayın. Gözlemlemek isteyeceksiniz. O çok, çok farklıdır. Garip ve yabancı görünecektir.</p>
<p>Tobias’ın dört unsur, dört bilyeyle ilgili o parlak konuşmasını hatırlıyor musunuz? Onun, dualiteyi temsil eden bir aydınlık, bir karanlık, ve bir nötr ya da beyazdan söz ettiğini anımsayın. İşte bu yenisi devreye girdi. Berrak, kristal berraklığında bir bilye unsuru devreye girdi. Peki ne oluyor? Birbirinden hep nefret etmiş olan ve hep kavga eden ve yerlerini değiştiren aydınlık ve karanlık, ansızın bir birlik oluşturdular. O berrak bilyeyi gerçeklikten kovalamaya çalıştılar. Kısa bir süre için o garip, garip iş ortakları, güçlerini birleştirdi.</p>
<p>Böyle hissedeceğiniz zamanlar olacak, çünkü bir yanınız, hemen şurada (zihin), bunu anlamayacaktır. Bu tümüyle farklı ve yabancı hissedilecektir, ve bunu hipnozla karıştırdığınız zamanlar olacaktır. Diyeceksiniz ki, “Bugün farklı bir şey hissediyorum.” Linda bunu epeyce söyleyip duruyor. “Bunun garip bir gün olduğunu hissediyorum.” Zihin diyecek ki, “Şimdi bu, Adamus’un sözünü ettiği hipnoz mu, yoksa Yeni Enerji mi?” Ya da daha iyisi, “Adamus bizi hipnotize mi ediyor?” (kahkahalar) Bunu söyleyeceksiniz. Gün bitmeden biri bunu söyleyecek ya da belki söylemiştir bile.</p>
<p>Biliyor musunuz? Bu, kendinizin yanıtlayabileceği çok, çok kolay bir sorudur – (çünkü) bu sizin seçiminizdir. Sizin seçiminiz. Onun hipnoz olmasını istiyor musunuz? Yoksa onun Yeni Enerji mi olmasını istiyorsunuz?</p>
<p>Bu arada, her türlü hipnotik etki yalnızca enerjidir. Sadece enerji. Eğer biri… ben geçenlerde pek de saf olmayan alemlerde, Yakın Dünya alemlerinde olagelen Tanrı savaşlarından söz ettim. Bu savaşları şu dinler sürdürüyor, ve enerjilerini buraya, Dünya’ya da iletiyor ya da fırlatıyorlar. Şu ara çokça hipnoz olageliyor, ama o sadece enerjidir. Siz aptal değilsiniz. Siz aciz değilsiniz. O enerjiyi dönüştürün, o hipnozu, size hizmet edecek, bunun gerçekliğinize girmesine yardım edecek enerjiye dönüştürün.</p>
<p>Bunu her türlü şey için yapabilirsiniz – hipnoz için, size sözlü olarak ya da fiziksel olarak saldıran insanlar için. Her türlü enerjiyi alıp dönüştürebilirsiniz, hatta omuzunuza inen yumuşak bir tokadı bile. (Adamus yumuşak bir biçimde birinin omuzuna vurur) Bu sadece enerjidir. David bunu biliyor. O bunu içine soluyor. Bu artık bir tokat değildir; yalnızca enerjidir.</p>
<p><em>SİZİN Yeni Enerjiniz</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Pekâla, konumuza geri dönelim. Yeni Enerjiyi yarattınız, çünkü tefekküre (derin düşüncelere) daldınız ve kendinize geri dönmenize izin verdiniz. Bu, kendi içinde Yeni Enerjiyi yarattı. O sizindir; onu siz yarattınız. O şu anda çok kişisel. Ama yaratımın geri kalanına yayılacaktır, çünkü yarattığınız şeye asla sahip olamazsınız.</p>
<p>Onu kullanabilirsiniz. Onu sevebilirsiniz. Yaratımlarınız için büyük bir tutku besleyebilirsiniz, ama yaratımlarınıza asla sahip olamazsınız. Er ya da geç kendi haklarına sahip çıkarak ifade etmek isteyeceklerdir. Er ya da geç enerjinin akması gerekecektir. Ve asıl yaratıcıdan, Ruh’tan gelen en güzel şey, size mutlak tanrısal iradeyi vermesiydi – ben, özgür irade lafını sevmiyorum; tanrısal irade – “Git ve kendini keşfet.”</p>
<p>Böylece bu Yeni Enerji yaşamınıza giriyor – şunu toparlayalım. Yeni Enerji yaşamınıza giriyor. O farklı görünüyor. Farklı hissediliyor. Farklı kokuyor. Yine de, o <em>sizdir</em>. Sizdir. Önemli olan budur. O Tanrı’dan gelmiyor. Benden gelmiyor. David McMaster’den gelmiyor. O sizdir. Onu gözleyin. Onunla oynayın. Zihninizden çıkın.</p>
<p>Bu yüzden son zamanlarda yaptığım konuşmalarda hissi, ruhun tutkusunu bu kadar çok vurguladım. Zihinden çıkın, çünkü zihin bunu anlamayacaktır. Onun için sizden kelimeler kullanmayı bırakmanızı istedim, çünkü bu da zihinden geliyor. Ve Yeni Enerjiyle ilişkiniz, onu anlamanız da buradan (baş) gelmeyecektir. Buradan gelecektir (kalp), ve yalın olacaktır.</p>
<p>Programlanma ve geçmişiniz yüzünden, onu bölümlere ayırma ve analiz etme ve tanımlama eğilimi olacaktır. Lütfen yapmayın. Bir yatkınlık olacak… bazılarınız bu gece mesaj tahtasının başına geçecek ve diyecek ki, “Ben Yeni Enerjiyi keşfettim ve o şöyle bir şey.” Hayır. Onu tanımlamaya çalışmak istemezsiniz. Onu <em>deneyimlemek </em>istersiniz. Yanınızdaki insana kendininkini nasıl elde edeceğini söylemeye çalışmak istemezsiniz, çünkü o zaman Eski Enerji dinamiklerine geri dönmüş olur. Birinci olmak istemezsiniz. Bu bir Yeni Enerji yarışı değildir. Başka bir deyişle, egonun “Ben bunu senden önce anladım” diyen şeyini istemezsiniz.</p>
<p>Bu, kelimeleri aşan, kesinlikle kişisel olan bir deneyimdir. Kutsal bir deneyim. Sevgi dolu bir deneyim. Sizin cinsel diyeceğiniz bir deneyim, ve ben üretgen organlarınızdan söz etmiyorum; söylediğim şey, saf cinsel bir deneyimin gerçekten kalbinizden geldiğidir. Yani, erille dişilin birbirine yeniden aşık olması ve kimliklerini, ayrı ayrı kimliklerini sürdürmeme iznini kendilerine vermeleri… bu izni kendilerine vermeleridir. İşte bu aşktır.</p>
<p>Pekâla, topu tutabilirsin.</p>
<p>LİNDA: Ah bebeğim.</p>
<p><em>Yeni Enerjiyi Kullanmak</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>ADAMUS: Böylece, sevgili Şambra, yaşamınızdaki Yeni Enerjinin tamamlayıcı bir unsuru. Bu arada, o şu anda tüm çevrenizde. Onu siz yarattınız. Diyorsunuz ki, “Peki ama onu nasıl uygulayacağım? Ne yapacağım? Bir sonraki adımda ne yapmam gerekiyor?” Eh, nefes alın, bu iyi bir (çözümdür). Nefes alın.</p>
<p>Yeni Enerji, sizin Yeni Enerjiniz, zamansız ve mekânsızdır. Şimdi, birçoğunuz düşünüp taşındı ve aslında zaman ve mekânla ilgili gerek bilimsel gerekse psişik, epey araştırma yaptı – zaman ve mekân; etkileyici bir tartışma – ama yanlış, çünkü zaman ve mekâna oldukça lineer bir biçimde bakıyorsunuz.</p>
<p>Diyorsunuz ki, “Sevgili Tobias,” ya da sevgili Adamus, sevgili herhangi birimiz. Diyorsunuz ki, “Herşey aynı zamanda meydana gelmiyor mu?” Hayır. Hayır, pek değil. Ve diyorsunuz ki, “Peki ama, zamanda geriye yolculuk edebilmem gerekmiyor mu? Geri gidip de geçmişteki beni etkileyebilmem gerekmiyor mu?” Bu zihinseldir ve lineerdir, onun için de işe yaramayacaktır. Zaman ve mekânı aşabilirsiniz, ama sizin düşündüğünüz şekilde değil.</p>
<p>Diyorsunuz ki, “Geleceğe gitmek ve neler olacağını görmek istiyorum. Bundan on yıl sonrasına gitmek istiyorum. Piyasaların ne halde olduğunu bilmek istiyorum.” Ha, kabul ediyorum, bunu istiyorsunuz. Neler olacağını bilmek istiyorsunuz. Oraya buradan varamazsınız, çünkü lineerliği varsayıyorsunuz. Hâlâ fazlasıyla insan olmaya çalışıyorsunuz.</p>
<p>Yeni Enerjinin zamansız ve mekânsız olması gerekiyor. Lineer varoluşun çelişkilerine sahip olamaz. Başka bir deyişle, planlamaya başlamayın. Hedefler belirlemeyin. Yarın ne olacağına ilişkin varsayımlarda bulunmayın.</p>
<p>Gerçek Yeni Enerji şu anda meydana gelir. Şu anda – bu noktada biraz gizemli olmaya başlıyorum – ama şu an, zamansız ve mekânsızdır. Şu ânın, yaşamınızdaki her ânın, zaman ve mekâna gereksinimi yoktur. Bu, ruhunuzun aynı anda deneyimleyeceği herşeyi, şimdi siz de deneyimleyeceksiniz anlamına gelmiyor. Bu, Tobias’ın ettiği o büyük lafa göre, farketmez, anlamına geliyor. Farketmez. Şu anda, dün ne olduğu ya da yarın ne olacağı farketmez.</p>
<p>Artık farketmez.</p>
<p>İnsan yolculuğunun büyük bir bölümü, lineerliğe duyulan bu gereksinim güdüsünden yaratıldı. Başka bir deyişle, “Yarın ne olacak?” (sorusundan ya da kaygısından) Bugün yaptığım şey yarınımı belirleyecek – bu kadar. Eğer kendinizi deneyimlemek istiyorsanız, gerçekte asla ayrı olmamış olan en derin benliğinizi deneyimlemek istiyorsanız, o, şu andadır.</p>
<p>Bekliyorsunuz, neyi? 2012’yi. Şambra değil. Siz o projeyi bitirmeyi bekliyorsunuz, başka bir şehire taşınmayı, bir Üstadın gelip sizinle konuşmasını, kilo vermeyi, şunu ya da bunu bekliyorsunuz, bekliyor da bekliyor da bekliyorsunuz. Bu, Yeni Enerjiyi uzaklaştıracaktır, çünkü Yeni Enerji de bekleyecektir.</p>
<p>Bekleme oyunu, ya da ben ona yazgı oyunu da diyorum – “Bana ne olacağını görebilmek için beklemem gerekiyor. Şunu bitirene kadar beklemem gerekiyor.” Bu artık bitti. Bitti. Şimdi, şu an var. Ne kadar çılgın olduğunuzu düşünmeniz, ne çok kötü şey yaptığınız, ne çok kötü alışkanlıklarınızın olduğu, kaç kez başarısız olduğunuz umurumda değil. Üstat olmadan önce kaç kez başarısız olduğumu biliyor musunuz? Sadece bir kez. Sadece bir kez. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Bu doğru bir ifadedir, çünkü sonuçta hiçbir şey aslında başarısızlık değildir. Benim başarısızlığım, hapishanemden, kristalimden çıkmanın bu kadar lanet uzun zaman almasıydı, ve bu süre boyunca yanıtın hep orada olmasıydı. Ama, bazılarınız gibi, ben de o oyunu oynuyordum. Ben bunu gerçekleştirmek yerine, “Buradan nasıl çıkarım?” oyununu oynuyordum.</p>
<p>Ama konuya dönelim. O an Şimdi’dir – şu an, zamanın ve mekânın ötesindeki, her türlü bekleyişin ötesindeki şu an, şu an – kendinizle o bağlantıya mutlak bir biçimde sahip olmak, Yeni Enerjiyi içinize almak, hislerinize dönmek ve zihinden çıkmaktır. Bir dakika daha beklemeyin. O hemen şu andır. O buradadır.</p>
<p><em>İlerlemek</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Yeni Enerji çalışmalarıyla ilgili konuşmamızı bir sonraki oturumumuzda sürdüreceğiz, ama burada birkaç şey açıklayacağım. Konuşmalarımızın yararı adına, ki bunlar çok zihinsel olmaya yatkındır, ben, Adamus’un, Kırmızı Meclis’teki bazı varlıkların, temel oluşturan bir enerjiyle, temel oluşturan bir bilinç akışıyla bizimle çalışmak üzere Dünya’ya geri gelmiş olan bazı Üstatların, gerek kelimeler kullanmasına gerekse bazı çok dinamik bilinç ya da hislerle uğraşmasına izin vermenizi isteyeceğim.</p>
<p>Başka bir deyişle, söylenmeyen bazı şeyler olacak. Enerjiler gelecek ve bunlar sadece Cauldre’nın sesiyle gelmeyecek. Biz, çok zihinsel kavramlar oluşturabilecek bu konulara girerken, anlamanıza yardımcı olmak için, herkesin anlamasına yardımcı olmak için, zihninize başvurmamanızı, bunların hepsiyle ilgili akılcı olmamanızı desteklemek ve yardım etmek için, bir bilinç ırmağını bütünüyle buraya getireceğiz. Yani bunu yapmak için ya da en azından bunun olmakta olduğunu farketmenizi sağlamak için izin istiyoruz.</p>
<p>Size söz veriyorum, <em>asla </em>hipnotik teknikler kullanmayacağız ve bunu asla yapmadık. Bu yüzden bazen, geçenlerde bir gruba da söylediğimiz gibi, mesaj bazen farklı hissediliyor. Mesaj bazen sizi biraz sinirlendiriyor (ya da hayal kırıklığına uğratıyor), çünkü mesajlarınızla bir dolu “şeker” almaya alışıksınız. Hipnotik mesajlar birçok ilginç ve baştan çıkarıcı enerji içerir, ve saatler boyunca televizyonun önünde oturup kalmanıza ve “Neden burada oturuyorum?” diye şaşmanıza da bu neden olur. Sizi yeniden oyunlara davet eden budur; zaman zaman sizi ailenizle ve eşiniz, arkadaşınız olmuş kişilerle bağlantıda tutan budur. Boşanmışınızdır ve, “Ama onlar hâlâ hayatımdalar” diyorsunuzdur. İşte, hipnotik enerji sürüyordur. Biz bunu kullanmayacağız, ve bazen kullanmış olmamızı isteyeceksiniz. Ama bunu kullanmaya gerek yok. Ve mesajlarımızla doğrudan kalbe ve hislere yöneldiğimizden, bunu kullanmak da istemeyiz. Gerek yok.</p>
<p>Böylece, Yeni Enerjiyle ilgili konuşmamızı sürdüreceğiz. Ben, ev ödevinize devam etmenizi istiyorum – yani bizimle sözler olmadan konuşmanızı – ama bunu şimdi bir de evcil hayvanlarınıza ve birlikte yaşadığınız ya da görüştüğünüz insanlara genişletin. Sözsüz konuşun – manipülasyon yok, ama bunu zaten yapmayacağınızı biliyorum – çünkü sözsüz konuşmak, sizi yeniden kendinizle temasa geçirecektir, ayrılık yanılsamasının ötesine geçecektir.</p>
<p>Bunu ne kadar çok yaparsanız, o kadar ödüllendirici olur ve bu tür gruplarda daha kolay iletişim kurar hale geliriz. Çok karmaşık görünebilecek bazı mesajları daha kolay aktarabileceğiz. Aslında (bu mesajlar o kadar karmaşık) değildir, ama karmaşık görüneceklerdir, ama biz yine de konuşmamızı sürdürebileceğiz.</p>
<p>Böylece, bu konuşmaları sizlerle yapabilmek, bu kadar derinlere inebilmek, bir sevinç ve onurdur.</p>
<p>Özellikle de, çoğu zaman, artık bir dolu işlem uygulamamıza gerek kalmadığına seviniyorum. Bu bir süre için iyiydi. Buna ihtiyacınız vardı. Kesinlikle sevildiğinizi bilmeyi gereksiniyordunuz. Ama şimdi çalışmayı birlikte yapabiliriz. Yeni Enerjinin sevincine ve deneyimine sahip olabiliriz, ve ruhun arzuladığı da <em>budur.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Gelecek ay yeniden biraraya geleceğiz, ama bu arada Yeni Dünya’daki, diğer alemlerdeki alışıldık ve sıkça toplantılarımıza da devam edecğiz.</p>
<p>Lütfen rüyalarınızı yazmayı sürdürün. Ve biliyorum, Şambra, şu ev ödevi meselesinde çok zorlusunuz, ama ben sizden çok az şey istiyorum. (kahkahalar) Rüyalarınızı günlüğünüze geçirmeye, rüyalarınızı yazmaya devam edin, çünkü rüyalarınız, olduğunu sandığınız şey değildir. Onlar sadece rüya değil. Rüyalarınızı yorumlama biçiminiz ya da onların bu gerçekliğe gelme biçimi değişiyor. Siz onlara önem vermediniz, çünkü onların sadece bazı çılgın simgeler dizisi olduğunu düşündünüz, ama rüyalar çok gerçektir. Onları anlama tarzınız değişiyor. Ve onları günlüğünüze geçirecek ya da yazacak olursanız, rüyalarınızın, uyanıklık halinizden hiç de farklı olmadığını çok çabuk keşfedeceksiniz, ve benim size zamansız ve mekânsız bir hale geliyorsunuz dememi de anlamaya başlayacaksınız.</p>
<p>Üstatların farkettiği budur – zamansız, mekânsız. Farketmez. Ben O Ben’im. Önemli olan tek şey budur.</p>
<p><em>Ev Ödevi</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Bir dahaki sefere, Sevgililer Günü öncesi yapacağımız toplantı için biraraya geldiğimizde, tek tek her birinizden lütfen biraz şık giyinmenizi isteyeceğim. Bu, Pazar günleri gittiğiniz mahalle pazarındaki görünümünüzle ilgili değildir. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Pazar günü mahalle pazarına gitmek mi??!</p>
<p>ADAMUS: Böylece, sevgili dostlar, lütfen bir sonraki ev ödeviniz için birazcık şık giyinin, ve ben nedenini daha sonra açıklayacağım.</p>
<p>Böylece, tüm yaratımda herşeyin yolunda olduğunu lütfen bilin. Bu nedenle, siz de Tanrı’sınız, ve ben de, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus.</p>
<p>Ve öyledir.</p>
<p>(alkışlar)</p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2010/01/09/saud-5-%e2%80%9cbu-nasil-is-goruyor-2-bolum%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 4: “Bu Nasıl İş Görüyor?: 1. Bölüm”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2009/12/12/saud-4-%e2%80%9cbu-nasil-is-goruyor-1-bolum%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2009/12/12/saud-4-%e2%80%9cbu-nasil-is-goruyor-1-bolum%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Dec 2009 21:46:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üstatlık / Yüksek Lisans Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=455</guid>
		<description><![CDATA[KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ
Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi
 
ŞAUD 4: “Bu Nasıl İş Görüyor?: 1. Bölüm”
ADAMUS’un katılımıyla – Kanallık, Geoffrey Hoppe
 
Kırmızı Çembere sunulmuştur
12 Aralık 2009
 
www.crimsoncircle.com -   http://kirmizicember.org
Tüm varlığımdan, Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus. Dünyama hoşgeldiniz.
Bunu tekrar söyleyeceğim. Tüm varlığımdan, Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus.
Bu bildirime daha sonra geri döneceğiz, ama şimdilik burada olmak büyük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ</strong></p>
<p><strong>Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ŞAUD 4: “Bu Nasıl İş Görüyor?: 1. Bölüm”</strong></p>
<p><strong>ADAMUS’un katılımıyla – Kanallık, Geoffrey Hoppe</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kırmızı Çembere sunulmuştur</strong></p>
<p><strong>12 Aralık 2009</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a> -   <a href="../">http://kirmizicember.org</a></p>
<p>Tüm varlığımdan, Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus. Dünyama hoşgeldiniz.</p>
<p>Bunu tekrar söyleyeceğim. Tüm varlığımdan, Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus.</p>
<p>Bu bildirime daha sonra geri döneceğiz, ama şimdilik burada olmak büyük bir mutluluk. (Cauldre’nın gözleri açılır) Çoğunuzu fiziksel olarak değil de enerjisel olarak görmeye alışkınım, o nedenle böyle baktığım zaman başta biraz şoke oluyorum, arkasına saklandığınız maskelerinizi görüyorum, bugün şu güzel gülümsemeleri, daha birkaç yıl önce pek de varolmayan gözlerdeki o pırıltıyı görüyorum.</p>
<p><span id="more-455"></span></p>
<p>Ha evet, zorluklar hâlâ var, oyunlar hâlâ var, hâlâ başa çıkılacak sorunlar, eh, artık gerçekten burada olmadığınız gerçeği var. Eski siz burada değil. Şimdi o öze dönüyor. Öze dönüyor. İki yıl önceki, beş yıl önceki siz, artık burada değil. Siz yeni bir siz doğurdunuz, ve şimdi ona alışmaya başlıyorsunuz, her düzlemde.</p>
<p>Hâlâ eski benliğinize geri dönmek isteyen yanlarınız var; dönememek sinir bozucu. Oraya geri dönüp de onu bulmaya çalışmanız, ve onun orada olmaması, biraz korkutucu oluyor. Ama yine de, kendinizi yeniden doğurduğunuz gerçeği çok kutlanıyor. Ve bu benlik, yeniden doğurduğunuz bu benlik… Bugün kimse benden saklanamaz. (Adamus’un dikkatle izleyicilere bakması gülüşmelere neden olur) Yeniden doğurduğunuz bu benlik, geçmiş yaşamlarınızın sadece bir devamı değildir.</p>
<p>Pardon, bir dakika. Cauldre’yı şu elektrikli şeylerle öyle bir donatıyorsunuz ki, bir gün onu elektrikle idam edeceksiniz… üfleyen vantilatörler ve elektrikli donanımlar. (Adamus, Cauldre’nın ceketinin cebinden elektronik bir cihazı çıkarır) Özür dileriz Bay Kuderka, ama bunu daha sonra kullanırız. Böylece… böyle daha iyi oldu.</p>
<p>Benim böyle geldiğim zamanlarda gerçekliğinizde ne çok gürültü olduğunu farkediyor musunuz? <em>Benim </em>derin bir nefes almam gerekiyor. Çevrenizdeki herşeyden, ışıklardan, vantilatörlerden, elektroniklerden gürültü geliyor, üstelik diğer insanları katmıyorum bile. <em>Onların </em>enerjisel gürültülerini katmıyorum. Ama çevrenizdeki tüm bu şeyleri yükleniyorsunuz. Hmm. Böylece…</p>
<p>Böylece, geçmiş yaşamlarınızın bir devamı değilsiniz. Bu yüzden eski kimiklerinizin üzerinde durmamanız konusunda sizi yüreklendiriyorum. İlginçtir, yeniden-bedenlenmeyi anlamanın doğası gereği, ruhun evrimini ve yolculuğunu anlıyorsunuz. Ben, gerçekten, bir-seferlik olanlara – bir-kez buraya geldiğine inananlara – acıyorum. Onlar yalnızca… (Adamus izleyicilere doğru yürür ama sonra geri çekilir) şu anda kimseyle uğraşmayacağım, bunu sonraya saklıyorum. O enerjiselliğin… (kahkahalar) beni geri çektiğini hissettim. Bu tıpkı… gürültüden söz edelim. Sırayla gidelim, Şambra’nın derinliklerine iniyoruz. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Böylece, bir-kez buraya geldiğine inananlara acıyorum, ama bu, onların şu anda seçtiği bir inanç sistemidir. Bunu oldukça sınırlı tutuyorlar. Onlar şöyle bir oyun oynuyorlar, ‘bir kez, iyi ya da kötü, ya başar ya da kırıp geç.’  Öte yandan, tekrar doğanlarda – sizlerde – tekrar ve tekrar ve tekrar doğanlarda, geçmiş yaşamınızın bir devamı olduğunuzu düşünme eğilimi var. Oysa hiç de değilsiniz. Geçmiş yaşamlarınızın veçheleri, bu yaşamınıza gelmenizi sağlayan bir enerji hareketi oluşturdular, o yaşamların hepsini salıverin, ve bir anlamda yeniden başlayın. Kim olmak istiyorsanız o olun.</p>
<p>Hâlâ tüm o geçmiş yaşamların çekimini hissediyorsunuz. Hâlâ, geri gidip de kim olduğunuzu ve ne yaptığınızı merak etmek kolay. Ve bu, yani sizin yalnızca ilerleyen geçmiş yaşamınız olduğunuzu söylemek, bir anlamda – buna ne diyorsunuz – yan çizmektir, kendiniz için sorumluluk almamaktır. Oysa değilsiniz. Değilsiniz. Duruma göre, birkaç yıl önce spiritüel bir ölüm – tarihsel bir ölüm ya da bir tarih ölümü – yaşadığınızı etkin bir biçimde söyleyebilirsiniz. Tümüyle hiçliği, tümüyle karanlığı, tümüyle tutkusuzluğu hissettiğiniz, unuttuğunuz – kim olduğunuzu unuttuğunuz – durumu, kendinizi yeniden türettiğiniz için kafanızda beliren o kocaman soru işaretini, “Kimim ben? Kimim ben?”, herhalde hatırlıyorsunuz. Ve kendinizi yeniden türettiğinizde, kardeşim (izleyicilerin arasında bulunan birine hitap ederek), kendini yeniden türettiğinde, ilginç oldu, çünkü bir dolu yeni özellik kattın.</p>
<p>Beraberinde getirmene izin verdiğin o yeni öz, o yeni öz, daha önce hiçbir yaşamda kullanılmamış olan birçok yeni araç-gerece sahiptir. Yeni araçlar, Yeni Enerji’yle nasıl çalışacaksınız gibi. Yeni araçlar, bedeninizi nasıl düzelteceksiniz gibi. Yeni araçlar, zihnin sınırlarını aşma yeteneği gibi, ki bu çok temel bir yeni araçtır – Tanrı denen, Ruh denen şu şeyi nasıl anlarsınız?</p>
<p>Kendinizi yeniden doğurduğunuzda, bu yaşamda bu konular üzerinde düşüneceğinizi bliyordunuz, onun için bunların tümüyle başa çıkmanızı sağlayacak mekanizmayı da içinize yerleştirdiniz. O nedenle, şu anda konuştuğumuz hiçbir şey aslında yeni değildir. Bu aslında hatırlamaktır, size hatırlatmak, zaten orada olan şeyleri anlamanıza yardımcı olmaktır. Bizim, şu bir saat civarındaki zaman süresince burada yapacağımız şey, bunları yüzeye çıkarmak, ya da, onları başka gerçekliklerde tutmak yerine bu gerçekliğe getirmek olacak.</p>
<p>Burada ortaya çıkan en büyük sorun şu kuşkudur, şu dırdır eden, rahatsız eden ve sürekli ortaya çıkan kuşku. Bu büyük bir sorun, ve tekrarlıyoruz, hepimiz sık sık konuşup duruyoruz. Bunu gerçekleştirebileceğinizi biliyorsunuz. Gerçekleştirebileceğinizi bliyorsunuz. Rüya halinizde konuştuğumuz zaman, biz gülüyor, siz de kıkırdıyorsunuz, çünkü bunu gerçekleştirebileceğinizi biliyorsunuz. Ama sonra buraya geri geldiğinizde, kuşku devreye giriyor. Bunlar, eh, artık gerçekte sizin olmayan ama benimsemeyi sürdürdüğünüz parçalarınızdan geliyor. Başka bir deyişle, bunlar eski inançlar, eski korkular, geçmiş yaşamlarda ya da bu yaşamda olmuş olan ama sizin gündeme getirmeyi sürdürdüğünüz şeylerdir. Bunları bu yaşamda bahane olarak, kuşku olarak gündeme getirip duruyorsunuz ama, bu şeyin aslında oldukça basit olduğunu da biliyorsunuz. Peki nedir bu şey? Biz bundan daha sonra söz edeceğiz.</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Şambra Hakkında</em></strong></p>
<p>Ama şu anda sizlerle şunu paylaşmak istiyorum, 2002’de, Kırmızı Çember’in ve Şambra’nın gerçekten sağlamlaştığı sıralarda, birçoğunuz yeniden biraraya gelme çağrısını duydu, ve Tobias bile kaç kişinin toplanacağını bimiyordu. Sadece birkaç kişi olabileceği gibi, birçok kişi de olabilirdi. Oysa bu gerçekten bir hayli insanın (biraraya gelmesiyle) sonuçlandı. Çok, çok insan Şambra olduğunu, aile olduğunu hatırladı. Onlar – sizler – Kırmızı Meclis’in katılımcılarıdır. Burada, Dünya’da buna Kırmızı Çember diyorsunuz, ama diğer alemlerde Kırmızı Meclis’in aktif katılımcılarısınız. Bilincin ve enerjinin doğasını anlama rolüne sahipsiniz ya da bunu anlama sorumluluğunu üstlendiniz.</p>
<p>Şimdi, meleksel alemlerde sahip olduğumuz o engin bilgelikle ve tüm o muhteşem varlıklarla, bu şeylerin tümünü anladığımızı düşünüyorsunuz. Oysa anlamıyoruz. Ha, ve bunun güzel yanı da budur. Anlamıyoruz. Biz deneyimi sizinle birlikte paylaşıyoruz.</p>
<p>Başka bir deyişle, Dünya’nın çok katı, çok yoğun olan bu boyutunda bilinç nasıl yanıt veriyor? Sizin bilinciniz burada nasıl karşılık veriyor? Araçlarınızdan biri olarak enerjiyi burada nasıl devreye sokarsınız? Ve biz sizinle birlikte öğreniyoruz. Siz bu bilgeliği ve bu bilgiyi Kırmızı Meclis’e geri getiriyorsunuz, ki Kırmızı Meclis daha önce Dünya’ya hiç gelmemiş bazı varlıkları içerir; Dünya’ya gelmiş, ama uzun bir süre için yeniden bedenlenmemeye karar vermiş varlıkları içerir; ve elbette sizi – bilgeliğini geri getiren insanları, meleksel varlıkları içerir.</p>
<p>Ama burada garip bir şey oluyor. Kırmızı Meclis’in toplantılarında bu kadar bilge olan sizler, buraya geldiğinizde bunu unutmak eğilimindesiniz. Hâlâ bunu burada unutmak eğilimindesiniz, (ve bunun nedeni) kısmen, evet, Dünya’nın bu enerjisi çok yoğun olduğu içindir, ve sizler kanalıyla öğrendiğimiz şeylerden biri de, bu yoğunluğu nasıl delip geçeceğimiz, berraklığı nasıl geri getireceğimizdir.</p>
<p>Sizler kanalıyla ayrıca bu geçişi tümüyle yeni bir bilinç haline nasıl getireceğimizi de öğreniyoruz – siz de bunu kendiniz için öğreniyorsunuz. Bu daha önce gerçekleştirilmedi. Arşivlerde (bununla ilgili) hiçbir şey yok. Akaşik Kayıtlar’da daha önce böyle bir şeyden geçildiğine ilişkin hiçbir şey yok. Şöyle bir çaba söz konusu, özellikle de geçmiş yaşamlar hakkında düşünmeye başladığınızda, geri gitmek isteyip şöyle demeye çalışıyorsunuz, “Peki, acaba Mısır’da nasıldı?”  Oysa o zaman aynı deneyimden geçmediniz. “Yeshua zamanında nasıldı?”  O farklı bir dönüşümdü. Şu anda içinden geçtiğinizden çok daha yavaş bir dönüşüm ve çok daha ağır bir dönüşümdü.</p>
<p>Siz hemen burada inanılmaz bir dönüşümden geçiyorsunuz. Bu şaşırtıcıdır. Hepimizin öğrendikleri şaşırtıcıdır. Buradaki rolümün bir bölümü de, size sürekli Kırmızı Meclis’le, kendinizle olan bağlantınızı hatırlatmaktır. O bağlantıyı unutmak çok kolaydır, meleksel alemler tarafından unutulduğunuzu düşünmek, Kırmızı Meclis tarafından unutulduğunuzu düşünmek çok kolaydır. Unutulmadınız. Hiç unutulmadınız.</p>
<p>Birkaç yıl önce, Tobias enerjilerinizin tümünü yeniden bir araya getirirken, ne çok kişinin yanıt verdiğine çok heyecanlandı, ve sizin öncelikle işe kendinden başlayan gerçek öncüler ve öğretmenler olma isteğinizi görmek, onu çok heyecanlandırdı. Ortaya çıkıp da kuramlara dayalı dersler vermek değil de, dönüşüm, simya – enerji simyası &#8211; deneyiminden hemen burada geçmek.</p>
<p>O zamanlar Tobias size katılmak üzere Dünya’ya geri geleceğini de biliyordu, ve benimle konuşup dedi ki, “Adamus, Dünya’ya geri döndüğümde devralmak ya da danışmanlık yapmak üzere (buraya) gelmek seni ilgilendirir mi?” Aslında başka bir gruptan başka bir öneri almıştım. (kahkahalar) Ve bu gerçek bir öyküdür, sevgili Şambra, aslında başka bir öneri almıştım, böylece ilk tepkim bunu yapamayacağım yönünde olmuştu, çünkü tek bir gruba, tek bir enerji türüne odaklanmak istiyorum. Bunun her tarafa dağılmasını istemiyorum, ve ben Şambra’ya odaklanmak istiyorum. Bu yüzden benim Adamus olarak birçok başka grupla çalıştığımı duymuyorsunuz. Budur, bu grup.</p>
<p>Tobias benimle biraz daha konuştu, bildiğiniz gibi, epey ikna ediciydi. Sanırım birazcık da ağladı, (bazı gülüşmeler) ama benimle biraz daha konuşup, beni en azından öneriyi göz önünde bulundurmaya ikna etti. Böylece ben de ona sizlerle yaptığı çalışmalardan oluşan birkaç yıllık deneyimiyle ilgili sorular sormaya başladım, ve o da bana sizlerde karşılaştığı şeyleri anlattı. Sizin zorluklarınızı anlattı, bana sizin kırılganlıklarınızı, hassaslıklarınızı anlattı, ama bana sizin emellerinizi ve arzularınızı da anlattı.</p>
<p>Böylece iyice düşünüp taşınmak için (kabuğuma çekildim) – “Kırmızı Çember’e mi gideyim, yoksa şu öbür gruba mı gideyim?” Aslında, tam anlamıyla değil tabii, ama aslında tüm olumlu ve olumsuz yanlarını yazdım. Bir çelişki vardı.</p>
<p>Şimdi, bu diğer grup çok adanmıştı. Çok resmiydi. Çok… ah, onların enerjisi öylesine sakin, huzurlu hissediliyordu ki, ve onlar çokca meditasyon ve grup çalışması yapıyorlardı, ve insana sevinç veriyorlardı. Harika, harika spiritüel sezgilere/içgörülere sahiptiler – başka bir düzlemde. Dünya’da değil. Buradan çok değişik olan harika anlayışlara sahiptiler. Başka bir deyişle, bir grup olarak geliştirdikleri, bir araya getirdikleri şeyler, başka bir boyuta yerleştiriliyordu. (Bu grupla çalışmak) oldukça kolay olacaktı, çünkü bu gruba birkaç seçim lafı ettim mi, ayaklarıma kapanacaktı. (Adamus güler) Onlar çok, çok… tapmaya bayılıyorlar, ne olursa ya da beraberinde ne gelirse – tapmaya bayılıyorlar.</p>
<p>Dönüp Şambra’ya baktım. (kahkahalar) Şambra’ya bir göz attım, ve Tobias ile konuşurken, ilk yıllarda benim birkaç toplantınızı – tıpkı şu anda burada yaptığımıza benzer toplantılarınızı &#8211; ziyaret etmemi sağladı; bazen duyurulan bir konuk olarak, çoğu kez de sadece arka planda kalan bir konuk olarak, ve ben size bir göz attım. (kahkahalar) “Tobias” dedim, “Tobias, bu kaba bir grup. Bu, hemen hiçbir şeye saygı göstermeyen bir grup.” (yoğun kahkahalar, tezahürat ve alkışlar) Oysa öbür gruba bir ev ödevi versem, yaparlar (kahkahalar), <em>her gün </em>– günde beş kez, on kez.</p>
<p>Bu grup… ev ödevlerini yapmadığınızı biliyorum, ve sizi bu yüzden seviyorum. (Adamus güler) Onları kendi tarzınızda yaptığınızı biliyorum. Günde 20 dakika oturup da Pakauwah’ınızla çalışmadığınızı biliyorum. Bunu yapsaydınız büyük hayal kırıklığına uğrayacaktım. Dünya’ya epostalar göndermekle fazla meşgulsünüz! (Adamus’un bir izleyiciye hitap etmesi kahkahalara neden olur) Nefese gelince – yalnızca başınız dertte olduğu zaman nefes aldığınızı biliyorum. (yoğun kahkahalar) Bu Aandrah’ı meşgul tutuyor. Yapılacak çok kurtarma çalışması oluyor.</p>
<p>Kalbinizde nefes aldığınızı biliyorum. Nefes almaya niyet ettiğinizi ve nefes almak istediğinizi biliyorum, ama yaşamınızın başka aktiviteleri ile fazla meşgulsünüz. Ama, nefes almayı anladığınızı da biliyorum. Onun ne olduğunu anlıyorsunuz, yani bir anlamda, şu anda derin nefesler almasanız bile, nefes alıyorsunuz. Nefes alıyorsunuz. Aandrah bunu biliyor. Aandrah bunu biliyor – yani bunu anladığınızı. Bu bir enerji akışı demektir. Yaşamak demektir. Hayal etmek demektir. Bunu bildiğinizi biliyorum.</p>
<p>Böylece, bu gruba bir göz atmam gerekti ve dedim ki, “Şambra’da bu kadar sinir olduğum (kahkahalar) ve kışkırtıcı bulduğum şey nedir? Ama bunu öyle bir meydan okuma olarak görüyorum ki, bu grubu üstlenmeliyim. Bu grupta, diğer grupta olmayan ne var?” Bu da, sizin gerçek olmanızdır. Sizin çok, çok gerçek olmanızdır. Bunu betimleyecek başka sözcükler de olabilir – (büyük şehirlere özgü) zorluklarla ve tehlikelerle başa çıkabilen, dayanıklı, cesur, bazen de pislik. Gerçekten, siz hayatın içine dalıyorsunuz demek istiyorum. Yalnızca onunla ilgili konuşmuyorsunuz. Bir dağın tepesinde oturup da hayatı düşünmüyorsunuz. Siz o<em>sunuz.</em> Çok, çok, çok gerçeksiniz, ve ben bu yüzden sizinle çalışmayı seviyorum. Bu yüzden ilerlerken (dört gözle) bekleyeceğimiz çok şey var. Sizler birbirinize sahipsiniz. Biz birbirimize sahibiz.</p>
<p>Kalbinizde olanları bildiğimden, bizi durdurabilecek hiçbir şey yok. Bizi neye karşı durduracak? Bilmem. Ama gerçekleştirmeyi seçtiğimiz her neyse, hiçbir şey bizi durduramayacak. Ve ben bunun nereye gittiğini biliyorum.</p>
<p>Bu, herşeyin o muhteşem yalınlığını ansızın farkedeceğiniz bir yere gidiyor. Biz bundan daha önce söz ettik – yalınlık, yalınlık. Yalınlık, derinlikten ya da renkten ya da anlamdan yoksun değildir. Yalınlık bu özelliklere fazlasıyla sahiptir, hele birçoğunuzun yaşadığı şu kafa karıştırıcı zihinsel yaşamla kıyaslandığında. Zihinsel, dramlarla dolu bir yaşama katılmak aslında çok sıkıcıdır. Bunun bir derinliği yoktur. Genişliği, eni vardır. Lineer bir eni vardır, ama derinliği yoktur. Ve benim gerçekten duyduğum ve sizin de  yaşamınızda olsun diye haykırdığınız şey, derinliktir, anlamdır, renktir, kendinizle ve çevrenizdeki dünyayla kurduğunuz bir ilişkidir.</p>
<p>Şu anda gerçekten bir ilişki yok. Bir yanıt, bir karşılık var. Sizden size verilen bir yanıt/karşılık; sizin tarafınızdan çevrenizdeki dünyaya verilen bir yanıt/karşılık; sizin tarafınızdan bedeninize verilen bir yanıt/karşılık, ama bir ilişki gerçekten  yok. Ve işte biz oraya doğru gidiyoruz. O ilişki öylesine derin bir yalınlık içinde olacak ki, onu anladığınızda (Adamus alnına vurur) böyle yapacaksınız.</p>
<p>Ve bu aslında ıstırap ve disiplin ve alıştırmalar dolu birçok yaşamdan geçmenizi gerektiren bir şey değildir… her biriniz bundan daha önce geçti. Her biriniz bir geçmiş yaşamınızda – ister bir rahip ya da rahibe ya da haham olmuş olun, ister her biriniz, (sürekli) meditasyon yapan, dua eden biri, ya da her ne idiyseniz, olmuş olun – bunu daha önce gerçekleştirdiniz. Her türlü disiplinsizlikten, bir anlamda, kendinizi fazlasıyla disipline sokmaya – fazlasıyla disipline sokmaya – kaydınız, ve disiplini de odaklanmakla karıştırmayın; arada büyük bir fark vardır. Ama disipline girdiniz, ve bunun size içgörüler/sezgiler sağlayacağını düşündünüz. Oysa bu size disiplin yüzünden ne kadar sıkıldığınız, kendinizi disipline sokmaktan dizlerinizin ne kadar ağrıdığı, ve herşeyden de çok, disiplin yüzünden başınızın ne kadar ağrıdığı gibi şeyler hakkında içgörüler sundu. Sonra, “Disiplinin canı cehenneme. Bir daha mı, asla” dediğiniz bir gün geldi. Ve onu salıverdiniz.</p>
<p>Ama o zaman da bir boşluk doğdu. Peki sonra? Bu boşluğu neyle dolduracaktınız? Sonraki dalavereniz ne olacaktı? İşte şu aralar biraz böyle bir yerdesiniz. Aydınlanmaya nasıl ulaşırsınız? Yapmanız gereken bir şey yok mu? Her gün belli dizeleri (ayetleri) okumanız, ya da her gün belli bir uygulama yapmanız gerekmiyor mu? Kesinlikle gerekmiyor.</p>
<p>Sizinle çalışmayı sevmemin nedeni, gerçek olmanız ve bunu da az çok biliyor olmanızdır. Dikkatiniz dağılıyor, yapmanız gereken yeni bir şey olduğunu düşünüp duruyorsunuz, ve bu yeni şeyi deniyor ve şöyle diyorsunuz, “Bu işe yaramıyor. Eski şeyler gibi kokuyor. Bu, aynı eski fahişenin yepyeni bir elbise giymesine benziyor.” (kahkahalar) Biz gerçeğiz, çok gerçek.</p>
<p>Yani bunu biliyorsunuz, ama burada oturuyor ve diyorsunuz ki, “Ama bir şey yapmam, bir şey öğrenmem, incelemem, bir şeyle ilgili bir disiplin edinmem gerekmiyor mu?” Hayır, hiç gerekmiyor. Hiç gerekmiyor. Az önceki o bilge üstat ve müzisyenin sözleriyle (Roger Drienka’yı kasteder), “Kendi yolunuzdan çekilin. Kendi yolunuzdan çekilin,” ve bu size akacaktır. Enerjilerinizi manipüle etmeniz gerektiği… ki bu ister disiplinle ister karmaşık sistemlerle olsun… düşüncesinden çıkın, bunlar işe yaramayacaktır. Bunlar dikkat dağıtan şeylerdir.</p>
<p>Bu grup gerçektir – gerçek derken, burada olduğunuzu, burada yaşadığınızı biliyorsunuz anlamında. Ondan çıkmaya çalışmıyorsunuz; aslında şimdiye kadar olduğundan çok daha fazla (yaşamın) içine girmeye, çok daha fazla burada olmaya çalışıyorsunuz. Gerçeksiniz, çünkü enerjilerden kaçınmaya çalışmıyorsunuz. Iyi ya da kötü, onlardan kaçınmaya çalışmıyorsunuz. Şimdi, nihayet, hissetmeye başlamanız konusunda kendinize izin verirken çok gerçeksiniz. Hissetmeye başlamak – vaaay. Hissetmeye başladığınızda, bu çok yoğun, çok yoğun bir duygudur.</p>
<p>Mantıktan çıkmak, onu aşmak, devasa bir enerji dönüşümüdür. Mantık, bir dereceye kadar hâlâ hizmet eder, ama tam buradan, tam buradan ve tam buradan ve her bir parçanızla hissetmenize izin verdiğinizde, başlarda biraz yoğun, biraz bunaltıcı olur. Ama bunu yaptınız. Yaşamı hissetmenize ve kendinizi hissetmenize ve diğerlerini hissetmenize izin verdiniz.</p>
<p>Tüm bu hissetmeler sizi bu yalınlığın, bu derin, güzel yalınlığın gerçek anlayışına götürecektir – buradan değil (baş), ama buradan (kalp) – ve bu her türlü sözü, tüm sözleri aşacaktır… (Adamus’un, bir izleyicinin Noel Baba külâhını kapıp kendi başına koyması kahkahalara neden olur) Sakalı da ödünç alırdım ama üşürsün. (kahkahalar) … tüm sözleri aşar ve o sadece vardır. Onu (yalınlığı) açıklayamazsınız. Açıklamak istemezsiniz. Ve işte biz oraya gidiyoruz.</p>
<p>Evet, bana bakın (Başında külahıyla poz veren Adamus kahkahalara neden olur), spiritüel bir üstat, ama işte Şambra’da bunu seviyorum. Bunu yapabiliriz. Yapıyormuş gibi davranmak zorunda değiliz ve öyle dökümlü, debdebeli giysilere de gereksinimiz yok, gerçi biraz daha güzel bir takım elbise isterdim ama… (kahkahalar) gittiğimiz yer burası. Teşekkür ederim. (külahı gerir verir ve Linda’ya eğilir) Saçım düzgün mü?</p>
<p>LİNDA: Evet.</p>
<p>ADAMUS: (kahkahalar) Böylece, sevgili Şambra, gerçek kalalım. Çok, çok gerçek kalalım. Bu, sizin siz olma izninizdir. Diğer herkesin ne düşündüğünün hiç önemi yok. Bunu biliyorsunuz. Saçma sapan olması farketmez. Ciddi olması farketmez. İlerlerken çok, çok gerçek kalalım.</p>
<p>Ve şu anda derin bir nefes alalım…</p>
<p><strong><em>Sınırda (Uç Noktada) Yaşamak</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Her yerde çok ilginç enerjiler var. İlginç. Herhalde her gün sınırda, uç noktada bulunduğunuzu, hemen karşı tarafa geçebilecekmiş gibi hissediyorsunuzdur. Bu arada, birisinin bana bir yazı tahtası ve yazmak için de bir araç getirmesini isteyeceğim. Burası bir sınıf, yazı tahtasını göremiyorum… Evet. (birisi sorar “Şimdi mi?”) Şimdi, hep iyi bir zamandır. (kahkahalar) Hep iyi bir zamandır. Böylece… ve bunu getirmek için birkaç kişiye ihtiyaç olacak.</p>
<p>Böylece, enerjiler ilginç, ve biliyorum, öyle günleriniz oluyor ki, dengenizi kaybedecek kadar sınırda, o uç noktaya yakın duruyormuş gibi hissediyorsunuz. Bazı günler çok sıradışı ve garip oluyor. Peki neler oluyor? Eh, aslında bu yalnızca hareket halindeki enerjidir. Ve bunu tüm çevrenizdeki şeylerde hissediyorsunuz, ama kendi içinizde hissediyorsunuz. Siz şu yeniden-yapılanma işleminden geçiyorsunuz – bu bir süre önce başladı, ama şu anda yoğunlaşıyor; çok derin bir biçimde yoğunlaşıyor – ve varolan şeylerle ilgili kalıpları ve mantığı kaldırıp atıyor. Ve siz bu yüzden tam sınırda olduğunuzu ve bırakacak olursanız kayıp düşeceğinizi hissediyorsunuz. Ne olacağını bilmiyorsunuz, ama belki bir hiçliğe kayacaksınız ya da … çıldırmaktan korktuğunuzu biliyorum. Siz şimdiden <em>çılgınsınız</em>, bu yüzden böyle bir şey olacak diye kaygılanmayın.</p>
<p>Bu zaten oluyor. Ve ben ‘çılgınlığı’ bir dolu sınırlılığı, bir dolu yapılanmayı salıvermeye istekli olmanız olarak tanımlıyorum. Çılgınlık budur. Çılgınlık budur, ve çılgınlık harikadır. Biliyor musunuz, bazı… Ah, işte geliyor. (birisi bir yazı tahtası getirir) Ve onu hemen şuraya koyun lütfen.</p>
<p>Bazı akıl sağlığı kurumlarında, en çılgın dedikleri (kişiler) en mutlu olanlardır. Tabi hepsi değil; lütfen yanlış anlamayın. Öyleleri var ki, onlara işkence ediliyor. Sanki bir tür cehennemdeler. Ama deli diye bakılan öyle insanlar var ki, aslında gerçekten oldukça mutlular. Onları bu kurumlardan bir çıkartabilsek.</p>
<p>Çılgın demek, salıverdiniz demektir. Şimdi, bir kuruma yerleştirileceğinizden korkmanıza gerek olduğunu sanmıyorum, çünkü şimdilerde sadece ilaç veriyorlar. Gerçi bu da kendi içinde bir kurum ya. Fiziksel bir yer olmasa da bir çeşit hapishane. Ama siz bunlara girmeyeceksiniz. Bunlara girmeyeceksiniz. Yani böyle bir kaygınız olmasın. Biraz çıldırmanıza izin verin. Çok, çok gerçek olun.</p>
<p><strong><em>Şimdiki Enerjiler</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Dünya’daki enerjiler, özellikle de bu hafta, fazlasıyla şaşırtıcıydı. Sübtil, o ince düzeylerde çok şey oluyor, ve bu ince düzeylerde olanlar bu gerçeklikte ortaya çıkar, er ya da geç burada tezahür eder. Böylece, Dünya üzerindeki bu farklı ve büyük değişimlerin gecikmiş bir etkisi söz konusu. Bakın, şu anda meydana gelen değişimler daha sonra hava koşullarında tezahür edecek; şu anki değişimler, çıkacak haberlerde tezahür edecek; değişimler bilimi ve teknolojiyi etkileyecek – şimdiden etkiliyor.</p>
<p>Sizlerle önümüzdeki birkaç yıl boyunca çalışacağım diye duyduğum en büyük heyecanlardan biri de, hepimizin teknolojide bir patlamayı deneyimleyecek olmamız. Ve ben yalnızca bilgisayardan söz etmiyorum; ben tıptan, bilimden ve enerjinin – enerjinin nasıl çalıştığının – anlaşılmasından söz ediyorum.</p>
<p>Enerjinin nasıl çalıştığına ilişkin bugün için çılgınlık sayılabilecek, ama birkaç yıla kadar genel kabul gören makalelerin yazılacak olması ilginç değil mi. Enerjinin gerçekten anlaşılmasında büyük bir eksiklik var. Şu anda Dünya’da bilinenler öylesine ilkel ki. Neredeyse komik. Ama önümüzdeki birkaç yıl içinde enerjiyle ilgili çok daha derin bir anlayış olacak, ve bu sizin yaşam sürecinizde olacak, ve bizim hemen burada – <em>sizin</em> hemen burada – gerçekleştirdiğimiz çalışma sayesinde olacak.</p>
<p>Ve siz, evrenin nasıl çalıştığına ilişkin o büyük bilimsel keşifleri açıklayan bu makaleleri okuduğunuzda, “Eh, biz bunu on yıl önce ele aldık. Bunu uzun süredir biliyorduk” diye düşüneceksiniz. Tezahür etmesi sadece biraz zaman alıyor.</p>
<p>Böylece, dikkatinizi birkaç şeye çekmek istiyorum. Çıldırdığınızı sandığınız günlerde, çıldırmıyorsunuz. Bu, güzel derin bir nefes alıp kendinize teşekkür etme zamanıdır. Güzel, derin bir nefes alın ve bu konuda yalnız olmadığınızı bilin. Çıldırmıyorsunuz. Parçalanmıyorsunuz. Yeni toprakları, yeni bölgeleri, yeni boyutları araştırıyorsunuz. Bunları sürekli kendi içinizde, dışınızda araştırıyorsunuz.</p>
<p><strong><em>Oslo</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Çılgın bir haftaydı. Büyük bir bölümünü Oslo’da geçirdim. Orada bazı aktivitelerim vardı. Oslo civarında oynarken bir kediden tutun da, bir kont, bir kapıcıya kadar herşey oldum. Elbette, bildiğiniz gibi hafta başında orada Abraham Obama’ya (Abraham Lincoln ile Barrack Obama arasındaki bağlantıya göndermede bulunur) Nobel Barış Ödülü verildi. Ve bu çok gerçektir. İlginç bir deneyimdi, ve bu yalnızca bunun bir parçası olmak amacıyla orada toplananlardan oluşmuyordu; sadece politikacılardan ve seçkin kişilerden oluşmuyordu .</p>
<p>Orada, kendilerine Şambra demeseler de, sizin bilinç ve anlayış adına gerçekleştirdiğiniz çalışmaları aynı düzeyden sürdüren insanlar vardı. Orada, şöyle diyeyim, aslında orada olmayan varlıklar vardı. Başka bir deyişle, Dünya’ya gelen ve Yükselmiş Üstat olan varlıklar vardı – bazısı zaten Dünya’da bulunuyor, bu yakınlarda doğdular – ama bu olaydan büyük heyecan duyan bazısı da kısa bir süre için kendine bir beden tezahür ettirdi. Bu olaya katılmak amacıyla başka alemlerden gelen bazı varlıklar da insan görünümünü üstlendi.</p>
<p>Bu, muhteşem bir etkinlik oldu, ve yalnızca bir barış ödülü vermekle ilgili değildi. Bu gerçekten insanlık için şu anda bir değişimi işaretlemekle ilgiliydi. İnsanlık adına bir değişim gerçekleştirmek – bir süredir sizin ve size benzer başka insanların gerçekleştirdiği çalışmaların bir sonucuydu bu. Oraya davet edilen <em>siz </em>olmalıydınız. O koltuklarda oturan ve Dünya’ya yeni bir bilincin getirilmesine yardımcı olduğunu söyleyen, siz olmalıydınız. Siz, Abraham Obama gibi bir varlığın Dünya’ya gelip de çok büyük bir ulusun başkanı seçilmesini sağlayan bilincin getirilmesine yardımcı oldunuz.</p>
<p>Bu, bu arada, herhalde bildiğiniz gibi – bu deyimden hoşlanmıyorum ama – Büyük Beyaz Kardeşlik/Birlik’in (Great White Brotherhood) arzusunun tamamlanması, gerçekleşmesidir. Bizim bu birliğimiz eski bir Atlantisli kulüptü. Beyazla hiçbir ilgisi yoktu ve o kadar büyük de değildi. (kahkahalar) İyiydi, büyük değil. Ama yeni umut ülkesinin Amerika olması arzulanmıştı, yüzlerce yıl önce – Avrupa’daki enerjiyi sıkışıklıktan çıkartamadığımızı, hâlâ güçle, açgözlülükle ve dinle ilgili çok fazla insanca sorunlara sahip olan oradaki farklı ülkeler arasında o şefkati ya da kabullenmeyi sağlayamadığımızı bildiğimizde &#8211; bu Birleşik Devletler yeni Atlantis ya da yeni umut olarak tasarlandı.</p>
<p>Şimdi, yıllar sonra, elbette benim perspektifimden, çünkü Avrupa’daki politikayla çok uğraştım, böyle büyük bir ulusun liderinin bu kadar spiritüel olduğunu görmek, hem kendi hem de karısı – bunu açıkça gösteremiyorlar, tıpkı, eh, bunu başkalarıyla yaptığınız tartışmalardan biliyorsunuz; ama çok yakında bunun çok daha açık olacağı bir zaman gelecek – ama spiritüel bir varlığın, şefkatli bir varlığın, Zenci bir insanın – (zenci olması) bir fark yaratması gerektiğinden değil, ama yarattı – ve genç, oldukça genç bir insanın bu ortamda olduğunu görmek, çok ilham vericiydi. Fazlasıyla ilham vericiydi. İnsanlık için yenilenen bir umut beslememi sağladı. Sizden umutluyum; insanlık içinse bazen kuşkuluyum.</p>
<p>İnsanlık yüzde 95 iyiliktir. Yüzde doksanbeş iyiliktir. Ama öyle bir yüzde beş var ki, bu ister iyilik içermeyen bir bireyin yüzde beşi ya da nüfusun yüzde beşi olsun, insanların içindeki o engin iyiliğe gölge düşürüyormuş gibi görünüyor.</p>
<p>Oslo’daki bu toplantıda hepimizin gerçekleştirdiği çalışmanın – dünyayı kurtarmak değil, ama kendimiz olmak, Ruh’u Dünya’ya getirmek &#8211; sonucunu gördüm. Ruh’un başka bir yerlerde olması değil, ama ruhu çok gerçek bir biçimde, çok dürüst bir biçimde ve çok hissedilen bir biçimde Dünya’ya getirmek – işte bunu gördüm.</p>
<p>Oslo’da deneyimlediğim şeye pek de hazırlıklı olmadığımı söylemem gerekiyor. Daha çok çatışma, daha çok dram olacağını düşünmüştüm. Ben gerçekten karanlık güçleri bekledim, tabii onlara böyle demek isterseniz, ama olumsuzluğun (negatifliğin) orada olacağını, bunun katılımcılardan kaynaklanacağını bekledim. Ya da, çoğu kez negatiflik – negatif enerjiler – tıpkı burada yıllar boyunca gördüğümüz gibi, bu kadar çok ışığın toplandığını gördüğünde (böyle yerlere) çekilir.</p>
<p><strong><em>“Negatif” Enerjiler</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Biz böyle toplandığımız zaman, özellikle de enerjilerinizin bu kadar istikrarlı, sağlam olmadığı ilk günlerde – enerjileriniz umut vericiydi ve çok yüksekti, ama bu kadar sağlam, dengeli değildi – karanlık enerjiler tüm çevrede toplanırdı, bir anlamda beslenmek için; bir anlamda iyiliğinizin aslında o kadar da iyi olmadığını kanıtlamaya çalışmak için; enerjinin sıkışmasını sağlamaya çalışmak için. Onlar daha iyisini bilemiyorlar. Gerçekten bilemiyorlar. Onlar – bu enerjiler, ister psişik ister insan olsun – daha iyisini bilemiyorlar. Sabah uyanıp da negatif olmaya çalışmıyorlar. Sadece böyleler, ve onlar kendi tuzaklarına, kendi kalıplarına ve kendi zindanlarına düşüyorlar.</p>
<p>Ama Oslo’da olup da (olan biteni) görmek, bana yeniden umut verdi, o kadar ki, bazı –siz onlara Üstat diyorsunuz – ölü olan bu varlıklarla bir toplantı yaptık. (Etkinlikten) sonra bir toplantı yaptık ve sizinle yaptığımız çalışmaları nasıl yeniden düzenlememiz gerektiği hakkında konuştuk, çünkü (herşey) çok hızlı gidiyor. Sizlerle şimdi farklı bir hızda çalışmamız ve farklı konuşmamız gerekiyor. Farklı konuşmamız – şimdiye kadar olduğundan çok daha gerçek bir biçimde, çünkü <em>siz</em> şimdiye kadar olduğunuzdan daha gerçeksiniz.</p>
<p>Bu son toplantının sonucu olarak farkettik ki, sizin negatif, karanlık dediğiniz, her neyse, ama sizin kadar nazik olmayan bu varlıklar ya da güçler, dünyayı ayağa kaldıracaklar, az çok son bir ‘Yaşasın!’ (ya da Oley!) gibi. Değişimin eli kulağında olduğunu biliyorlar. Biliyorlar, ve ben “onlar” derken – bu organize bir grup değil – yalnızca negatif, olumsuz bilinci kastediyorum. O öylesine sıkışık bir halde ki – bilinç çok sıkışıp kalmış halde. Bir anlamda o sıkışıklıktan çıkmak için çağrıda bulunuyorlar, ama tıpkı kuduz bir köpek gibi. Onlara yardım etmeye kalkarsanız, sizi ısıracaklardır.</p>
<p>Ama (herşey) bu kadar hızlı değiştiği için, onların karşılık verme şiddetinin artacağını, (ortalığın) kızışacağını da biliyoruz. Ve bu, dediğim gibi, onların son Yaşasın’ı olacak; bu, Dünya mutlak bir işbirliği ve çokça kabul çağına, ve güç yanılsamasını anlamayanların sonu olacak, ve finans ve hükümet gibi şeylerin enerji dinamiğindeki şiddetli dengesizliklerin sonu olacak çağa girmeden önceki son ‘yaşasın’ olacak.</p>
<p>Sizin canavar diyeceğiniz şeyin dikkat çekmeye çalışacağı, canavarın müzakereler, pazarlıklar yapmaya çalışacağı birkaç yıl daha var, ve bunu, gelecek birkaç yıl içinde çokça göreceksiniz ve, evet, 2012’nin sonuna kadar. Benim deyimimle bu canavar, kendi pozisyonları için pazarlık edecek. Unutulmak istemiyor. Yaptığı savaşın artık gerçek olmadığını biliyor. Burada, Dünya’daki yerinin hızla yok olduğunu biliyor. İnsanlar ona tahammül göstermeyecek – iyi insanlar, şefkat besleyen insanlar. Bu canavara artık tahammül gösterilmeyecek, böylece o da taktiğini değiştirecek. Onun geçmişteki taktikleri, savaş gibi ve suç ve manipülasyon gibi ve korkuyu kullanmak gibi şeylerdi. Ve daha geçen hafta farkettik ki, o da kaybettiğini farketmiş. Dünya üzerindeki tüm savaşlar ona hiçbir şey kazandırmayacak. Böylece o da pazarlığa başlayacak.</p>
<p>Pazarlıkları, kendi yerini korumak, kendi kimliğini korumak için yapacak. Ve en azından benim çalıştığım ve aslında sizin çalıştığınız alemlerde biz pazarlık etmeyeceğiz. Pazarlık yok. Pazarlık yok, ve bu kazanmak istediğimizden değil. Bunun kazanmakla hiçbir ilgisi yok, ama insanların kendileri için seçtiği şeylerle ilgisi var. Neden pazarlık edelim ki… siz kendi ışığınızla karanlığınızın dengesi hakkında kendinizle pazarlık ediyor musunuz? Hayır. Hiç etmiyorsunuz. Karanlığı yok etmeye çalışmıyorsunuz. Karanlık dediğiniz şeyi bütünlemeye ya da anlamaya çalışıyorsunuz. Pazarlık yok.</p>
<p>Böylece ben, başlıkları okuduğunuz zaman neler olduğunun ve neden olmaya devam ettiğinin farkında olmanızı istiyorum. Şimdilerde aslında oldukça az sayıda çok aydınlanmış varlıklar değişik hükümet görevlerinde bulunuyor, ve yakınlarda meydana gelen finans sisteminin çöküşüyle birlikte – ve bu arada, bu sistem çöktü. O hâlâ ayaktaymış gibi davranılıyor ama, parçalandı. Parçalanan, sistemin çökmesine neden olan şey, senin ve senin ve senin (Adamus elindeki bir kalemle insanlara dokunur) finansal sisteme duyduğun güven eksikliğidir. Onu birarada tutan tek şey güvendi, ve o eski sistemde artık güven yok. Ve şu an olmakta  olan şudur, siz yepyeni bir sistem geliştiriyorsunuz.</p>
<p>LİNDA: İnsanlar kaleminle dokunmanı istemiyorlar.</p>
<p>ADAMUS: Onlar dokunulmaya bayılıyor. (kahkahalar) Böylece başka alemlerde rüya halinde konuşup diyeceğiz ki, “Sana dokunuldu mu? Bana dokunuldu. Evet. Adamus beni gerçekten seviyor!” (kahkahalar)</p>
<p>Yani ben bunun farkında olmanızı istiyorum, çünkü insanların sizinle pazarlık etmeye çalıştığını göreceksiniz – aileniz, arkadaşlarınız, size iş verenler. Danışanlarınız, müşterileriniz sizinle pazarlık etmeye başlayacak. Böyle olan eski çatışmalar (yumruklarını birbirine vurur) şimdi böyle olmaya çalışacak (parmaklarını konuşuyormuş gibi hareket ettirir). Ha, ve onlar kuvvetli olacak, pazarlıklarında tehditkâr olacaklar, ama pazarlık etmeyin. Etmeyin, çünkü pazarlık ettiğiniz zaman, onları kendi içlerindeki ışığı anlama deneyiminden yoksun bırakırsınız. Bir süreliğine sıkışıp kalmalarına bahane yaratmış olursunuz.</p>
<p>Zaten pazarlık edilecek ne var ki? Kendi, Ben O Ben’im Varlığınızdaysanız, pazarlık edilecek hiçbir şey yok. Verilecek hiçbir şey yok. Vazgeçilecek hiçbir şey yok. Bu yüzden, pazarlıkların farkında olun, tamam mı? Mükemmel.</p>
<p><strong><em>Norveç’teki Gökyüzü Işıkları</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Oslo – gökyüzünde ışık. Bu neydi? Şimdi bu ilginç, ve ben… (Adamus saate bakar) Bu bugün uzayabilir. (kahkahalar) Bu ilginç. Gökyüzündeki o ışığa ne sebep oldu?</p>
<p>ŞAMBRA: Biz.</p>
<p>ADAMUS: Biz. Bu doğru yanıt. Biz. Gökyüzündeki ışık – spiral (biçimindeki) ışığı gördünüz. Hemen hepiniz resmini gördünüz; Şambra grapevine eposta ağına konan ilk şey buydu, ve bu iyi. Böyle olması gerekir. Haberdar ol, hisset, çabucak anla; çünkü enerjiler hâlâ oradaydı. İster epostayı iki saat sonra almış olun, ister iki gün sonra, enerjiler hâlâ oradaydı. Ahh, çok, çok güçlüydüler.</p>
<p>Peki bu neydi? Bu, bilinçle ilgiliydi. Bilinci görmekle. Hepsi bu. Bilinci görmek. Parlak güzel bir kapı, aydınlanmış, tezahür etmiş.</p>
<p>Şimdi, ilginç olan, o kapının zaten orada olmasıydı. Şunu demek istiyorum, o kapı, o bölgede ve Dünya’nın her yanında gerçekleştirilen bazı çalışmaların sonucu olarak geldi. Yani o kapı oradaydı. Ama ilginç olan şu ki, yakın zamana kadar değil fotoğrafını çekmek, insanlar onu göremezlerdi bile. O hep oradaydı, ama algılanmıyordu. Tıpkı şu anda çevrenizde varolan enerjiler gibi, siz onları algılamıyorsunuz.</p>
<p>Böylece bu parlak şey nihayet bilince geldi. Farkındalığa geldi. Gördüğümüz, sizin gördüğünüz önemli şey buydu. Fotoğrafı çekildi. O orada. Nedeni, o sırada Norveç’te meydana gelen yoğun aktiviteler ve sizlerin de daha Nobel töreninden çok önce oraya bağlanmanızdı. Yani enerjiler hepiniz tarafından yaratıldı, bir açılım, bir işaret – sizin kendinize verdiğiniz işaret. Uzaylılar tarafından değil, ille de başka bir boyuttan değil, gerçi başka bir boyuta bir yol da açtınız.</p>
<p>Şimdi – ve işte bu noktada ilginç olmaya başlıyor – şöyle diyenler var, “Yok canım, gerçek şu ki, bir Rus füzesi yoldan çıkmış. Kontrolden çıkıp spiraller çizerek yolundan sapmış, ve bu parlak şeye, yakıt buharından çıkan ışık neden olmuş,” ama kimse onun ortasından çıkıp gelen mavi ışını açıklayamıyor. Ama bu (açıklanamayan mavi) ışın hariç, sadece Ruslardı işte – ah, sorumluluğu Ruslar’a atın. (güler) Sizi eğlendirmekten çok, kendimi eğlendiriyorum. (kahkahalar)</p>
<p>Peki şimdi, füze nedir? Farketmez. Farketmez! Ve diyelim ki bir füzeydi, füzenin dengeden çıkıp yolundan sapması bir simge değil miydi? Dünya artık askeri güce tahammül göstermeyecektir. Askeri güç işe yaramaz. Ah Tanrım, işe yaramaz. Binlerce yıl – milyonlarca yıl – bize bunun işe yaramadığını gösterdi. İşe yaramaz.</p>
<p>Yani bir füze olsaydı bile, ki değildi, bir füze olsaydı bile, spiral halinde kontrolden çıktığı gerçeğini, ve Eski Enerji’nin artık iş görmediği gerçeğini gösteriyor ya da simgeliyor.</p>
<p>LİNDA: Cauldre’nın boğazı kurudu. (bir içecek uzatır)</p>
<p>ADAMUS: Kurudu.</p>
<p>Her neyse, konudan saptım. Oslo – güzel şeydi, ve biz bu hafta orada devam edeceğiz. Şu zirve var, küresel ısınma zirvesi – buna küresel ısınma demekten nefret ediyorum. (Adamus iç geçirir) Isınıyor; soğuyor. Rüzgarlı oluyor; sakin oluyor. Denizler yükseliyor; denizler alçalıyor. Bunların hepsi doğru. Çok değişken. Bu konferansta şimdi olan şudur, biz küresel girişimlerden söz ediyoruz. Aslında gerçekte yaptığımız şey, Dünya’nın artık size ait olduğu farkındalığını oluşturmaktır. Gaia gidiyor, güle güle; siz mirası, sorumluluğu alıyorsunuz. Dünya’ya ne yapıyorsunuz? Dünya’ya ne yapıyorsunuz?</p>
<p>Aslında Dünya’ya gerçekten o kadar da zarar veremezsiniz. O kendini onarır. Yüzbin, ikiyüz yıl, ve normale döner. (kahkahalar) Nükleer saldırı – farketmez. Sadece enerjidir ve er ya da geç dönüşür. İnsanlar gitmiş olabilir, ama Dünya burada olacaktır.</p>
<p>Ama şu anda, Gaia gidiyorken olan şudur – ki o tek tek her birinizi onurlandırıyor ve siz de bu güzel ruhu onurlandırıyorsunuz – Gaia giderken, sorumluluk size geri geliyor. Dünya’yla ne yapacaksınız? Dünya o kadar da hassas değil. Başka bir deyişle, Dünya, kendini tümüyle temizlemenin ve dengelemenin yoluna sahiptir – tıpkı sizin yaptığınız gibi. Evet, ona zarar vermeyi deneyebilirsiniz, ama Dünya kendini onaracatır.</p>
<p>Ama şu anda bu, meşaleyi insanlara geçirmek gibidir. Kendinize nasıl davrandığınızın simgesidir. Şeyleri nasıl tezahür ettirdiğinizin, gerçeklik içinde nasıl yaşadığınızın simgesidir. Yani bu büyük girişim aslında küresel ısınmayla ilgili değil, sorumluluk almakla ilgilidir. Bu, Ben O Ben’im’i olmakla ilgilidir. Bu sorumluluğu devredeceğiniz Toprak Ana’nız artık yok, peki ne yapacaksınız? Bu sorumluluğu devredeceğiniz ruhsal rehberleriniz artık yok,  devredeceğiniz geçmiş yaşamlarınız artık yok, devredeceğiniz gurularınız ve Üstatlarınız artık yok, peki <em>siz </em>ne yapacaksınız?</p>
<p><strong><em>Rüyalar</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Rüyaların ne alemde, Kathleen?</p>
<p>KATHLEEN: İyi. Çok canlılar. Bir dolu sembol ya da yazı var.</p>
<p>ADAMUS: Senin rüya görmediğini sanıyordum.</p>
<p>KATHLEEN: Rüya görüyorum, sadece hatırlamıyordum.</p>
<p>ADAMUS: Ve şimdi hatırlıyorsun.</p>
<p>KATHLEEN: Yeşil ayakkabılar ve mor paltolar hatırlıyorum.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. Mükemmel.</p>
<p>KATHLEEN: Karayip korsanları.</p>
<p>ADAMUS: Yatağa girmeden önce ne yediğine dikkat et, ama mükemmel. (kahkahalar) Mükemmel. İyi. Ve bu iyi, çünkü yine de rüya görüyormuşsun. Orada sadece bir blokajın vardı, ve bu şekilde rüya gördüğüne gerçekten inanmana izin vermiyordun. Bir yanın rüyalardan korkuyordu, bir yanının rüyalardan kafası karışıyordu, ve bir yanın şu harika oyunu, boynu bükük insan oyununu oynuyordu, oysa değilsin.</p>
<p>Rüyaların sana – bu arada, ayakkabılar yolculuğunla ilgilidir – rüyaların sana, gerçekte kim olduğunu hatırlatacaktır. İlle de kim olmuş olduğunu değil de, gerçekte kim olduğunu, anlıyor musun. Rüyalarının bir bölümü sana olağanüstü olduğunu hatırlatacak. Öylesin. Verecek, sunacak çok şeyinin olduğunu hatırlatacak,. Ve ben şimdi senin enerjine bakıyor ve diyorum ki, “Neden küçük çocuklara ders vermiyorsun?” Küçüklere neden öğretmiyorsun? Çünkü onlarla doğrudan ilişki kurabilirsin. Onlar, insanların sahip olduğu o örtücü-katmanlara sahip değiller. Ama sen daha kendine inanmıyorsun. Rüyaların seni gerçekten kim olduğuna açacak.</p>
<p>Ve lütfen, bunun, geçmiş bir yaşamında mistik bir kraliçe olduğunu – ki herhalde öyleydin &#8211; düşüneceğin anlamına geldiğini de varsayma, ama rüyalar seni tüm potansiyellerine, tüm Tanrı vergisi yeteneklerine, tüm enerjilerine açacak, ve bu da senin ödünü patlatacak. Ve sonra, bu günlerden birinde, yakında, gördüğün çok, çok garip bir rüya hakkında konuşacağız, ve ben sana şimdi yaptığımız konuşmayı hatırlatacağım.</p>
<p>Pekâla, nerede kalmıştık? Oslo. Evet, gerçekten de. Küresel ısınma. Kendiniz için sorumluluk almak.</p>
<p>Rüyalar. Rüyalar. Ben bunu tekrar tekrar yineleyip durdum ve yinelemeyi de sürdüreceğim. Rüyalarınız çok, çok önemli. Başka alemlerde gerçekleştirdiğiniz çalışmalar, rüyalarınızda kendiniz için yazdığınız mesajlar, farkındalıklar.</p>
<p>Eğer rüya halinizde Yeni Dünya’da ders vermek gibi bir şey yapıyorsanız, bunu neden burada yapmıyorsunuz? Eğer başka alemlerde, travma geçirmiş spiritüel ailelerle çalışıyorsanız, neden burada insanlarla çalışmıyorsunuz? Eğer enerjilerinizi başka meleksel varlıklarla birleştiriyor ve burada öğrendiğiniz en yüksek prensipleri temel alan yeni evrenler yaratıyorsanız, nasıl oluyor da bunu burada yapmıyorsunuz? Nasıl oluyor da basit bir okul açmıyor ya da bir kitap yazmıyor ya da kendinizi ifade etmiyorsunuz?</p>
<p>Kuşku. “Kimse onu okur mu? Ya en iyi satanlar listesine girmezse?” Bu şeylerin hiçbirinin önemi yoktur. Rüyalarınız sizi gerçekte yaptığınız şeye açacaktır. O nedenle sizi yatağınızın başucunda bir not defteri tutmaya davet ediyorum – yalvarıyorum. Rüyalarınızı yazın. Biliyorum siz Şambra’sınız, ve şimdi kafanızı sallayacak ve daha sonra da bana kazık atıp yazmayacaksınız, ama bu paha biçilmez bir şeydir. Üstelik eğlenceli de.</p>
<p>Böylece… rüyalar. Geçen ay demiştim ki, hatırlayasınız diye 11/11 tarihinde birlikte bir rüya deneyi yapalım. Birlikte bir rüya deneyi yapalım, ve yaptık. Yaptık. Ve ben şimdi size iltifat ediyorum, sevgili dostlar, ama bir deney söz konusu olduğunda, ona ilk siz atlıyorsunuz. Ev ödevini pek sevmiyorsunuz, ama deney oldu mu, hemen atlıyorsunuz.</p>
<p>Böylece bu rüya deneyini yaptık, ve binlerce ve binlerce ve binlerce Şambra buna katıldı, o kadar çok (kişi katıldı ki) başa çıkabilmek için ek yardım almamız gerekti. Bireysel rüyaların hepsine girmeyeceğim, ama birinin ilgilenip de bunu bir tür günlük haline getirmesini, günce kitabı türünden bir şey derlemesini de çok isterdim. O insanlarla bireysel olarak çalışıp arkasında yatanı daha fazla anlamalarına yardımcı olmak isterdim.</p>
<p>Peki bu rüyalarda neler oluyordu? Bu hem bir grup rüyası, hem de bireysel bir rüyaydı. Herşeyden önce, hepsi aynı zamanda olmak zorunda değildi. Semavi epostamıza sizden gelen ilk soru şuydu, “Saat kaçta? Ben dünyanın başka bir yerinde yaşıyorum. Bu, Almanya saatiyle 6’da mı olacak, yoksa Japonya saatiyle 6’da mı?” Farketmez. Biz zamanı aşıyoruz. Bu nasıl olsa oluyor. Zaman öyle bir yanılsama ki. Aslında güzel bir araç, ama çok aldatıcı bir yanılsama.</p>
<p>Biz birlikte bu muhteşem deneyi yaptık, ve bu deneyim tümüyle, zihin ile zihni aşan şeyler arasında şu anda meydana gelen çatışmayla ilgiliydi. İçinizde meydana gelen çatışma şudur, zihni, günbegün yaşamınızın rehberi ve yargılama aracı, ve odağınızı Dünya’da tutma, sizi burada sağlam, dengede tutma aracı olarak mı kullanmak, yoksa, hadi buna tanrısal zekâ diyelim – gerçek siz, tam siz – her ne diyorsak, kendini buna açmak mı. Zihnin tam şurada (başını gösterir) olduğunu söyleme eğilimindesiniz –  beyin orada, ama zihin her yerde – ama zihni belirli bir yer ve şeyle ilişkilendirip şöyle demek eğilimindesiniz, “Peki nerede bu tanrısal zekâ?”  Her yerde. O, özünüzde olandır ve herbir parçanıza – her düşünceye, bedeninizin her parçasına, her anıya ve her potansiyele örülmüştür. O her yerdedir.</p>
<p>Böylece şu anda içinizde böyle bir çatışma, bu ikisi arasında böyle bir çekişme var – aslında o mücadele sadece zihinden geliyor – ve siz de bunu çözümlemeye çalışıyorsunuz. Kendinizle pazarlık etmeye çalışıyorsunuz, ve işte rüya da bununla ilgiliydi. Siz, sizinle pazarlık eden zihninizle pazarlık ediyorsunuz. Bununla nasıl başa çıkacağız? (Biz) ilerlerken, zihin nasıl bir rol oynuyor?</p>
<p>Zihin şu anda sizinle pazarlık etmeye çalışıyor. O hâlâ önemli olmak istiyor. Hâlâ kabul görmek, onaylanmak istiyor, onun için de diyor ki, “Chad, söyle bana, ben yaşamında nasıl bir rol oynayacağım? Sen spiritüelsin – bunu şimdi görüyorum,” diyor size zihin. “Biliyorum, geri adım atmayacaksın. Seni geri çevirmeye çalıştım. Senin geri dönmeni istedim. Geri dönesin diye seni sınavdan geçirdim. Geri adım atmayacaksın. Şimdi benim için ne yapacaksın? Bana hangi pozisyonu, hangi ünvanı, ne tür bir otorite, ne tür bir güç vereceksin? Ben senin için çalıştım,” diyecek zihniniz, “senin için sürekli çalıştım, uzun zamandır. Ve şimdi lanet olsun, (sen) ilerlerken (ben de) biraz saygıyı da hak ediyorum. Bu yeni sende bir rolüm olsun istiyorum. Hayatının belli bölümlerini kontrol etmek istiyorum. Herkesin, benim hâlâ burada olduğumu bilmesini istiyorum. Kontrol istiyorum. Güç istiyorum, ve sen bunu bana borçlusun.” Oynanan oyun bu. Tabii bunu abartıyorum. Ama oynanan bu, ve gerek birey olarak gerekse grup olarak rüyanız bununla ilgiliydi. Bu rüyayı hem ayrı ayrı hem de birlikte gerçekleştirdik.</p>
<p>(Linda’ya hitap eder) Nasılım?</p>
<p>LİNDA: Harika.</p>
<p>ADAMUS: Su?</p>
<p>LİNDA: Çok isterdim.</p>
<p>ADAMUS: Ben zamandan söz ediyorum, mesajımdan değil. Mesajımın harika olduğunu biliyorum! (kahkahalar) Zaman.</p>
<p>LİNDA: 28 dakikan var.</p>
<p>ADAMUS: Yok, yetiştiremeyiz. Ama yine de yapalım. Böylece… ben üstelik… bu daha ısınma bölümüydü, konuya daha giremedim bile! Ama eğleniyoruz.</p>
<p>Böylece… teşekkür ederim, teşekkür ederim. (izleyiciler alkışlar, Adamus güler)</p>
<p>Sevgili Şambra, rol yapmayı öğrenin, lütfen. Rol yapmayı öğrenin. Ben bunu hep yapıyorum. Bu yaptığım muhteşem bir rolden başka bir şey değil, ve bundan gurur duyuyorum.</p>
<p>Yaratıcı bir varlığa bu rol yapma yeteneği bahşedilmiştir, oysa siz bu insan yüzüne öylesine kilitleniyorsunuz ki, kendinizi ciddiye almanız gerektiğini ve rol yaparsanız gerçek olmayacağını düşünüyorsunuz. Hayır, hayır. Rol yapmak sizi bağımsızlaştıracak. Rol yapmak seni Edith’den bağımsızlaştıracak. Ve bu özgürleştiricidir, ve o zaman Edith’i seveceksin, ama bu seni, kendinle ilgili sahip olduğun o anüs (anal) odağından bağımsızlaştıracak. Bu harika bir şeydir, özgürleştiricidir. Bir dene, Bonnie. Rol yapmayı dene. Rol yapmayı dene. Hepiniz, rol yapmayı deneyin. Biraz çılgınlaşın. Bunun genişletici olduğunu göreceksiniz, ayrıca kendinizi iyi hissettirir. Hannibal biliyor. Kesinlikle. Bu, yaşamın tadını çıkarmanızı sağlar. Rol yapmayı deneyin.</p>
<p>Şimdi asıl konuya geri dönelim. Rüya deneyi, o büyük rüya deneyi, süregelen bu mücadeleyle ilgiliydi. Zihniniz diyor ki, “Eyvah! Şeyler değişiyor. Benim rolüm ise kesinlikle değişiyor.” Bu sanki, birilerinin gelip de size işinizin bittiğini söylemesine benzer. Ne diyorsunuz ona, şu pembe kağıdı, elinize tutuşturuyorlar, ya da işten atılıyorsunuz. İşten atılmak – Britanyalı’ların İngilizcesiyle.</p>
<p>LİNDA: Kovulmak.</p>
<p>ADAMUS: Kovulmak. Evet, bu kulağa çok gaddarca geliyor. Kovulmak. Kovulacağıma, işten atılmayı yeğlerim. (kahkahalar) Hatta ‘yol verilmiş’i bile yeğlerdim, ama kovulmak, bilmiyorum.</p>
<p>Böylece bu, patronun gelip de sana işinin değiştiğini, işinin belki de tasfiye edildiğini söylemesine benziyor. Peki ne yaparsınız? Pazarlık etmeye başlarsınız. “Daha küçük bir ofisim olabilir,” ya da sizlerin durumunda, daha küçük bir bölme. Size bir bölme değil de bir ofis verildiğinden emin olun. Maaşınızı azaltacaksınızdır. Rütbenizi düşüreceksinizdir. Aslında bunların hiçbirini istemiyorsunuz ama pazarlık ediyorsunuzdur. İşte zihniniz de şu anda bunu yapıyor. Eski zihin pazarlık ediyor, peki siz ne yapacaksınız? Ona ne vereceksiniz?</p>
<p>ŞAMBRA: Çukulata.</p>
<p>ADAMUS: Çukulata. Çukulata, evet. (kahkahalar) Ben bu yüzden Şambra’yı seviyorum. (Adamus güler, kahkahalar yükselir) Şu öbür grup, ve ben asla onların adını açıklamayacağım, ama şu öbür grup ona sevgi ve rahatlık ve beslenme falan verirdi… ama hayır, Şambra ona çukulata veriyor. (kahkahalar)</p>
<p>Siz pazarlık etmeyeceksiniz, umarım, çünkü zihin, insan zihni, hep orada olacaktır. O bir yere gitmiyor. Bir yere gitmiyor. Bir zamanki rolünü üstlenmeyecek. Aslında daha iyi bir rol üstlenecek, ona daha uygun bir rol, sizler için büyük nimetleri olacak bir rol. Ama o artık gemiyi yönetmeyecek. Siz yöneteceksiniz. Üstelik ben “tanrısal zekâ” bile demeye cesaret edemiyorum, çünkü siz hemen gidip zihni yeni bir biçimde yeniden yaratacak ve bunu da bir bahane ya da kaçış olarak kullanacaksınız. Yöneten, sorumluluk alan, siz olacaksınız, ve rüya da bununla ilgiliydi.</p>
<p>Bu bireysel tabanda meydana geliyor; bu bir grup tabanında meydana geliyor, çünkü bir grup olarak hepiniz şu anda genişliyorsunuz. Hepiniz öteye geçiyorsunuz. Zihin ölmüyor, dönüşüyor. Bildiğiniz ve kullandığınız zihin, bilinen tüm gerçekliklerden silinmiyor; o bütünleniyor. Bütünleniyor. O, o birçok, birçok, birçok araçlarınızın ‘bir parçası’ haline geliyor.</p>
<p>Böylece, derin bir nefes alalım…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>…ve bir sonraki bölümümüze geçelim, ki burada şunu (kalem) ve yazı tahtasını kullanacağım.</p>
<p><strong><em>Bu Nasıl İş Görüyor?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>LİNDA: 22 dakikan var.</p>
<p>ADAMUS: Yirmi-iki… Buna “Bu nasıl iş görüyor” diyoruz. Nasıl iş görüyor? Ve biz burada bazı çok basit fizik kurallarından geçeceğiz. Ve siz bunu karmaşık hale getirmek isteyeceksiniz, ve ben bunu bugün özellikle yapıyorum ki, bunu enerjisel olarak ya da bir bilinç düzeyinde alıyor musunuz, yoksa bunu zihinsel olarak inceden inceye inceliyor musunuz, göreyim.</p>
<p>Bu o kadar basit olacak ki, onu karmaşık hale sokmak isteyeceksiniz, ama yapmayın. Bu nasıl iş görüyor? Pekâla.</p>
<p>(Adamus bir nokta ve çevresine de bir daire çizer) Bu sizi temsil ediyor. Evet, enerjisel olarak böyle görünüyorsunuz.</p>
<p>LİNDA: Yaramaz görünüyor.</p>
<p>ADAMUS: Yaramaz değil. (kahkahalar) Nereden çıkartıyorsun, bilmiyorum. (yoğun kahkahalar) Yaramazı çizebilirdim ama çizmeyeceğim.</p>
<p>LİNDA: Bunu düşünen bir tek ben değilim. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Ben olmak kolay değildir! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Bu, sizin bir simgeniz. Bu bir simge – kadim bir simge. Şu anlama geliyor, bu (nokta) Kaynaktır, bu sizin geldiğiniz yerdir, sizin şimdiki ruhsal benliğiniz. Bu dışardaki daire, Ateş Duvarı’ndan tutun da genişlemiş bilincinize kadar herşeyi temsil ediyor. Ama bu sizin bir simgeniz. Çok, çok basit. Buraya bir çöp adam da çizebilirdim ama, bu sizi daha iyi temsil ediyor. Bu (nokta), Tüm Varolandır, ve bu (daire), sizin gerçekliğe uzanan ifadeniz.</p>
<p>Şimdi, bu bilinçtir. Ben buraya (dairenin içine) bilinci temsilen bir “C” (consciousness) koyacağım, ve bu sizsiniz. Siz tanrısal bilinçsiniz. Siz ruhu olan bir varlıksınız. Hiç kimse o ruhu sizden alamaz. Ruhunuz bilinçtir. Bilinç farkındalıktır. Fiziksel bedeniniz, zihniniz, anılarınız ve diğer herşey olmasa bile, siz yine de farkındalıksınız, çünkü kendinizin hep farkında olacaksınız. Herşeyi sıyırıp atsanız bile, hatta Ateş Duvarı’ndan hiçliğe geçtiğiniz o zamana geri gitseniz bile; ve korkutucu olan yanı da buydu -  hiçlik içinde kendinin farkında olmak. Ama bu aynı zamanda onun harika bir yanıdır, çünkü sizin yaratmaya başlamanıza neden oldu.</p>
<p>Böylece, bu sizsiniz. Bilinç enerji kullanır. Enerjiyi çağırır. Kendi arzularına dayanarak enerjileri kendine çeker. (Adamus daireye doğru oklar çizer) Bu, kendini bilmek için olabileceği gibi, kendini ifade etmek, kendinle oynamak, kendin için öğrenmek, herşey için olabilir. Ama çok derin bir içsel düzeyde, o enerjiyi çağırır.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-459" title="Resim 1" src="http://kirmizicember.org/wp-content/uploads/2009/12/Resim-13.png" alt="Resim 1" width="156" height="131" /></p>
<p>Enerji temelde nötr bir yerde, hareketsiz bir yerde oturan potansiyeller, olasılıklardır. Onlar burada, nötr topraklarda oturuyorlar (Adamus bir kutu çizer, içine de “N” (nötr) yazar) ve çağırılmayı bekliyorlar. Enerji hareket ve dürtü/uyarımdır. Enerji bilince yaşam solur. Bilinç, bu nedenle, onu çağırır, onu devreye sokar ve kullanmaya başlar. Bu kadar basit.</p>
<p>Şimdi, elinizdeki bu enerji bilince katılır ve onunla bir şeyler yapmak ister. Yaratmak ister. Bunu da tezahür ettirerek gerçekleştirir. Onun için şuraya, aşağıya bir kutu koyacağız – (tezahür ettirmeyi temsilen) ona “M” (manifesting) diyeceğiz. Ve onu bir kutuya koyuyorum, çünkü o gerçek anlamındadır. Bu az çok tezahür ettirmenin evrensel simgesidir.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-461" title="Resim 2" src="http://kirmizicember.org/wp-content/uploads/2009/12/Resim-21.png" alt="Resim 2" width="143" height="141" /></p>
<p>Enerjiler şimdi sizin tezahürünüze sanki enerji ışınları gibi inerler. (Adamus, “bilinçten” “tezahüre” dalgalı hatlar çizer) Bu bölgede (dalgalı hatların olduğu bölgede), bilinçten tezahürünüze – yani tezahür ettirmeye, bir şeyi bir tür gerçekliğe getirmeye &#8211; enerjiyi çektiğinizde, farklı bir takım unsurlar devreye girer. Zaman ve mekân devreye girer.</p>
<p>Bazen dersiniz ki, “Bilincim şu belli şeyi istiyor, ama o buraya inmiyor. Tezahür etmiyor. Neyi yanlış yapıyorum?” Hiçbir şeyi yanlış yapmıyorsunuz, çünkü fiziksel olmayan bir düzlemde tezahür ettiriyor olabilirsiniz. (Adamus bir üçgen çizer) Başka bir deyişle, siz buna diğer alemler diyorsunuz, yani başka boyutlarda tezahür ettiriyor olabilirsiniz. Ama enerjiyi her çağırdığınızda, bir yerlerde tezahür ediyordur.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-462" title="Resim 3" src="http://kirmizicember.org/wp-content/uploads/2009/12/Resim-3.png" alt="Resim 3" width="142" height="107" /></p>
<p>Diyorsunuz ki, “İyi de, nasıl oluyor da burada (“M” kutusu), hemen burada tezahür etmiyor? Bu nasıl oluyor,” diyorsunuz, “ben kumarhaneye gidip kazanmak istiyorum, ve bu tezahür etmiyor.” Hemen şuradaki bölgede (“bilinç”le “tezahür” arasında) çok şey oluyor – zaman, mekan, başka insanlar. Başka insanlar – onların enerjileri ve niyetleri ya da amaçları – aslında o tezahürü yavaşlatabileceği gibi, engelleyebilir de.</p>
<p>Ayrıca burada anahtar olan unsurlar da var. Bu sözlere özellikle dikkat etmenizi istiyorum. (Adamus çizimin yanına yazmaya başlar) Arzu ya da tutku var, ya da – bunu nasıl söyleyelim – niyetiniz, amacınız, etki ya da güçlülük… bu tam doğru kelime değil, Cauldre. Sizin… sizin <em>arzunuz</em> – bunu gerçekleştirmeyi ne kadar arzuluyorsunuz? Kuvvetlilik. Kesinlikle parlak bir kelime – kuvvetlilik.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-463" title="Resim 4" src="http://kirmizicember.org/wp-content/uploads/2009/12/Resim-4.png" alt="Resim 4" width="145" height="109" /></p>
<p>Aslında bunlar, yaratmak istediğiniz şeye enerjiyi çektiğiniz andan, onun tezahür etmesine kadar geçen bu çok önemli sürede devreye giren en önemli unsurlardır. O başka bir düzlemde, başka bir boyutta tezahür edebilir – oralarda bir yerlerdedir. Kumarhanede kazanmayı arzuladıysanız, belki burada değil de başka bir yerde meydan gelebilir.</p>
<p>Arzu, tutku, istediğiniz şeyin <em>kuvvetliliği (şiddeti)</em> etkileyicidir, ve bu, yaşamınızdaki en büyük farkı oluşturacaktır. Ben, buradaki güzel dostum için bir unsur daha ekleyeceğim – yalınlık. Yalınlık büyük bir fark yaratır.</p>
<p>Şunu hissetmek için bir dakikanızı ayırabilir misiniz… (diyelim ki) ruhunuzun bir arzusu var, ruhunuzun yaratmak istediği bir şey var, ama sonra zihniniz devreye girip onu karmaşık hale getiriyor. Ve kuşku duyan zihindir. Ruhunuz aslında hiç kuşku duymaz; zihin duyar. Bunların hepsi, burada çizdiğimiz şu felaket çizimdeki şeylerin yoluna çıkar, ama siz (bu çizimi) anlıyorsunuz ve ben çizmeye bayılıyorum.</p>
<p>Böylece bunlar anahtar noktalar (kelimeleri gösterir), ve siz bu noktalarda kırık not alıyorsunuz. Eh, herkes kırık not alır, ama siz de kırık not alıyorsunuz.</p>
<p>Saklanıyorsunuz. Korkuyorsunuz. İki nedenden ötürü korkuyorsunuz. Biri, yarattığınız zaman eleştirileceğinizi ya da yargılanacağınızı söyleyen geçmiş deneyimlerdir. Siz de bu yüzden bir tür daha aşağı bir yaratma haline giriyorsunuz. Kalabalığın pek de gözü önünde olmak istemiyorsunuz. Başka insanların arasından sivrilmek istemiyorsunuz, çünkü yargılanabilirsiniz. Eğer yargılanacak ya da eleştirilecek olursanız, hatırlayın, bu yalnızca enerjidir. Onu sadece içinize emin, içinize soluyun – o yalnızca enerjidir. Eleştiri – harika bir şeydir. Kahvaltınızda eleştiri olmalıydı. (kahkahalar) Onu içinize alın; o sadece enerjidir. İşte burada zorlanıyorsunuz.</p>
<p>(Linda’ya döner) Nasıl gidiyorum?</p>
<p>LİNDA: Ha, 12 dakikan kaldı.</p>
<p>ADAMUS: Oniki dakika. İyi.</p>
<p>Şimdi, diyelim ki, burada, Dünya’da yine de bir şeyi tezahür ettirdiniz. Bir şeyler tezahür ettirdiğiniz açıktır. Bir şeyler yaratıyorsunuz, istediğiniz sıralamada olmayabilir, ama buraya bazı şeyleri indiriyorsunuz. Şimdi, bu tezahür, her ne ise – tezahür, cebinize para, bir ilişki, eğitiminiz, herhangi bir şey olabilir – farketmez. Fiziksel ya da fiziksel-olmayan bir şey olabilir. Tezahür. Ve siz az çok hayal kırıklığı yaşarsınız, çünkü aslında olabileceğini bildiğiniz şey olmamıştır.</p>
<p>Bu arada, ağırdan alan, gönülsüz yaratıcının, gönülsüz tezahür ettiricinin sorununu da ele almak gerekir, çünkü bir yanınız eleştiriden korkuyor, bir yanınız, ne kadar gerçek, ne kadar net, berrak ve basit ve güçlü bir şekilde tezahür ettirebileceğinden korkuyor. Kendi düşüncelerinizden korkuyorsunuz. Biz bu nedenle şu anda düşünceleri yeniden-yönlendiriyor, gerçek hislere geri dönüyoruz, çünkü… Cauldre komik bir örnek verdi, üstelik bunu daha önce farketmemişti bile. (Geoffrey’nin oturumun başında anlattığı bir öyküye göndermede bulunur) Böylece geçen gün bir köprünün altından geçer ve şöyle düşünür, “Tanrım, buradan bir tren düşseydi, ne olurdu,” ve ertesi gün bir tren <em>düştü. </em>Bu oldukça korkutucudur! Peki bunu o mu yarattı? (Onun düşüncesi) kesinlikle katkıda bulunan bir kıvılcımdı. Başka unsurlar da devredeydi. Kabul, başka unsurlar da vardı, ama, düşüncenizle bir treni raydan çıkartabilir misiniz? Kesinlikle. Kesinlikle.</p>
<p>Böylece şu düzlemde (enerji bölgesinde) meydana gelen bir geri-çekme vardır – şöyle diyen bir geri-çekme, “En iyisi yapmayayım, çünkü kendime güvenmiyorum. Dünyayı havaya uçurabilirim” – kazara elbette, (kahkahalar) isteyerek değil – ama bir tek kötü düşünce… Ve siz şu filmleri de izliyor ve o çılgınca fikirlere kapılıyorsunuz. Bu filmler bazı çok garip düşünceleri uyarıyor. Diyorsunuz ki, “Cehennem yaratacağıma hiç yaratmam daha iyi.” (duraklama) Bu komikti. (bazı gülüşmeler)</p>
<p>Böylece şimdi şurada (tezahür alanında), aslında gerçekten tezahür ettirmek istediğiniz şeyle ilgili, genellikle sadece bir çatlak tezahür ettiriyorsunuz, ama şurada tezahür ettirirsiniz.</p>
<p>Şimdi, işte bu noktada küçük bir sorunla karşılaşıyoruz. Tezahür etmiş olan herşey – yani bilinç bir enerjiyi kendine çekmiş, onu bir gerçekliğe getirmiştir – hareket etmek zorundadır. Akışı sürdürmek zorundadır. Tezahürünüz, yaratınız – bir kitap, çocuklarınız, ne olursa olsun – akmayı sürdürmek zorundadır. Akış, buraya (“bilinç” bölgesine) getirdiğiniz enerjinin doğal parçasıdır. O enerjinin nasıl aktığını görüyor musunuz? O, devam edip buraya (“tezahür”den) akmak istiyor.</p>
<p>O, kısıtlanmamış bir akış içinde bunu gerçekleştirirken de kendini yeniden-yönlendirir ya da yeniden-biçimlendirir. Yaratınız gelişmeyi sürdürür ve kendini öyle bir noktaya kadar uyumlar ki… keşke burada yazacak biraz daha yerim olsaydı, aşağıya geçelim. (Adamus bir daire çizer) Ben sizin yaratınızı ya da tezahürünüzü bir daireyle simgeleyeceğim, tekrar orjinal haline geri döner. Orjinal, yani asıl haline geri döner.</p>
<p>O, uygun akışla, akmayı sürdürür. Genişlemeyi sürdürür. Orijinal,  tezahür ya da yaratım, hiç, hiç durmaz. Genişlemeyi sürdürür, ve böyle olması da gerekir. Ruh böyledir. Sizin doğal haliniz budur.</p>
<p>Ama hayır, siz onu hemen şurada (“tezahür” kutusunu gösterir) durduruyorsun, genellikle, çünkü onu kontrol etmeye çalışıyorsunuz, tembelleşiyorsunuz, o tezahürün kendi ifadesine sahip olmasına güvenmiyorsunuz, ve ona sahip olduğunuzu düşünüyorsunuz. Şöyle düşünüyorsunuz, “Eh, onu ben yarattım, onun için de ona sahibim.” Hayır, değilsiniz. Ah hayır, değilsiniz. Onu yarattınız, bundan gurur ve sevinç duyabilirsiniz, ama her yaratım özgürleştirilmelidir, serbest olmalıdır. Ve serbest olduğunda, dönüp sizi besler. Size geri verir. Yaratımınızı özgür bıraktığınızda, öğrendikleri ya da gerçekleştirdikleri her güzel şey, her genişleme, her ifade size zaten geri gelir. Bu, onun size tekrar tekrar vermeyi sürdürdüğü armağandır.</p>
<p>Bunun kanıtı mı? Ruh’un kendisi ve siz. Ruh dedi ki, “Andy, yürü git. Yürü git. Seni kontrol etmek istemiyorum. Seni fazlasıyla seviyorum. Ne olman gerektiğini ya da olmaman gerektiğini sana söylemeyi istemeyecek kadar seviyorum seni. Hadi Andy ilerle. Ne istiyorsan onu yap, ben hep yanında olacağım.”</p>
<p>Ve Ruh’un güzelliği şuradadır ki, onun (Andy’nin) öğrendiği ve hissettiği her şeyi, güzel ya da yıkıcı olan her şeyi, Ruh da hisseder, Ruh da bilir. Ruh ipleri çekmez. Siz bir kukla değilsiniz. Ruh dedi ki, “Yürü git. Yürü git ve en sonunda ben kimsem o ol, ama kendine özgü ifadenle. Olduğum her şeyi ol, kendi biçiminde.”</p>
<p>Ruh size Kendinin yüzde 20’sini vermedi. Ruh size Kendinin yüzde 80’ini vermedi. Ruh size yüzde 100’ünü verdi. Ve hiçbir koşul olmaksızın, hiçbir kısıtlama olmaksızın, ve hiçbir iade şartı olmaksızın. (duraklama) Bu komikti. (bazı gülüşmeler)</p>
<p>Böylece bu noktada olan şudur, tıkanıp kalırsınız – kontrol, korku, yaralar, tembellik, sorumluluk almamak, fazla bunalmak – ve o zaman bu yaratım, bu tezahür, çılgına döner. Enerjinin akmayı sürdürmesi gerekir, ve siz olsanız da olmasanız akacaktır. Akacaktır.</p>
<p>Ve akması gerektiği zaman komik şeyler yapar – yani enerji yapar. Nasıl akacağı umurunda değildir. Bir anlamda bilinciniz de aynı şekildedir. Genişlemeyi sürdürmesi gerekir. Nasıl olacağı umurunda değildir. Yükseği ya da aşağıyı bilmez; sadece bilir. Cenneti ya da cehennemi bilmez; sadece olandır. Akmayı sürdürmesi gerekir.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-464" title="Resim 5" src="http://kirmizicember.org/wp-content/uploads/2009/12/Resim-5.png" alt="Resim 5" width="173" height="167" /></p>
<p>Ve akmayı keserse ve onu kısıtlayıp durursanız, patlayacaktır. Paat! (Adamus çizimin üstünü karalar) Zorunlu kalırsa, büyük bir felaket yaratacaktır. Onun umurunda değildir.</p>
<p>Kendini o şekilde ifade edecektir – yani siz kendinizi o şekilde ifade edeceksinizdir. Ve bu, dramdır, az çok eğlencelidir – bir ya da iki kez olduğunda, ama milyonlarca kez olduğunda değil. Patlayacaktır. Ve birçok insana olan da budur, ve bu dünyada şu anda bu kadar çok akıl hastalığıyla ilgili sorunlarımızın olması da bu yüzdendir.</p>
<p>O, zihinde sıkışıp kalıyor. Çıkmak istiyor. İnsan aklının enerjileri şu anda umutsuzca genişlemek istiyor. Ah, tanrı bilir, birkaç milyon yıldır aynı kafa yapısına sahibiz, ve Atlantis’deki kafa yapısına sahip olduğumuzdan bu yana da birkaç yüzbin yıl geçti. Ve, sevgili tanrım, zihin – zihin genişlemek istiyor. Gerçekten istiyor. Zihninizde şu çatışma olsa da, onun altında bu genişleme arzusu yatıyor.</p>
<p><strong><em>Enerjiyi Hareket Ettirmek</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Böylece bugünün sorusu şudur, o enerjiyi özgürleştirmek için ne yaparsınız? Araştırıp, incelemek mi? Hayır. Birkaç kez engelin çevresinden dolanmak mı? Biraz işe yarar. Yaptığımız birkaç şey vardır, ve bu çok basittir. Diyeceksiniz ki, “Adamus, neden zamanımın bir buçuk saatini harcadın? Ne olduğunu bana baştan söylesen ya,” ama burada başka çalışmalar oluyor.</p>
<p>Böylece, yapılacak birkaç basit şey var. (Adamus’un elinde bir bardak su vardır ve izleyicilerden birine takılır) Bugün üstüne dökmeyeceğim. (kahkahalar) Bir kez vaftiz olman yeterli.</p>
<p>Yapabileceğiniz birkaç şey var, ve ben, çeliştiğim bir kaynağa geri gideceğim ve onu burada kullanacağım, çünkü onun birçok doğru yanları da var. Ben kutsal yazılara geri gideceğim. Kutsal yazılar.</p>
<p>Başlangıçta söz/kelam vardı. Bunu hepiniz biliyorsunuz, ama ne anlama geldiğini biliyor musunuz? Başlangıç. Bu kötü bir çeviriydi. Kötü bir çeviri. Ve gerçekten ne anlama geldiğine bakacak olursanız, başlangıç nefestir. Aandrah bunu biliyor. Başlangıç nefesti. Öyle olması gerekiyordu. Ruh sizi yolladığı zaman, bunun nefesle olması gerekiyordu. Bu aslında Ruh’un şimdiye kadar aldığı ilk nefesti. Ruh size tüm sevgisini verene kadar, nefes yoktu. Bu nedenle, O her ne idiyse, Oydu. Bu nedenle o ifade değildi. Ruh’un ifade etmesi gerekiyordu, kendini açması ve deneyimlemesi gerekiyordu.</p>
<p>Böylece Ruh bir nefes aldı… (Adamus derin bir nefes alır) … ve bu nedenle, siz varsınız. Başlangıçta nefes vardır. Başlangıçta nefes sözü yarattı. Ah şu çeviriler, pek iyi değiller… binlerce yıl. Belki ben yeni bir İncil yazarım (Adamus güler) doğru düzgün çevirisiyle birlikte. Ama şu anda zaten yapacak çok işim var.</p>
<p>Böylece elimizde nefes ve söz var. Söz nedir? Eh, söz ifadedir. Söz, ortaya konan ifadedir. Ve siz nefesi biliyorsunuz, ve biz ondan yeterince konuştuk, ve Aandrah nefes almayı sürdürmeniz için burada konumlanmış halde. Peki ya söz? Söz.</p>
<p>LİNDA: (alarm saatini taklit eder) ding ding ding ding ding ding.</p>
<p>ADAMUS: Şimdi zamanı gibisi yoktur. (kahkahalar) Yok gerçekten, onlar (izleyiciler) kesinlikle büyülenmiş haldeler. Şimdi kessem, büyük hayal kırıklığına uğrarlar. Biz sonuna kadar gitmek zorundayız. Birkaç dakikaya bitiririz.</p>
<p>LİNDA: Senden sonra bir partimiz var.</p>
<p>ADAMUS: Parti şu anda oluyor. Parti <em>budur. </em>(izleyiciler alkışlar)</p>
<p>Böylece… böylece, söz. Söz.</p>
<p>Söz kapana kısıldı. Kapana kısıldı. Söz sizin içinizde kapana kısıldı, ve onu birkaç dakikaya kadar oradan çıkartacağız. Ve bununla kastettiğim şudur – ve biz bundan birkaç Gizem Okulu’nda söz ettik ve etmeyi de sürdüreceğiz, ama şu anda onunla ilgili konuşmak istiyorum – sizi dinlediğim zaman, biraz kızıyorum. Size konuştuğumda ve şöyle dediğimde, “İstediğin nedir? Ne olmasını istiyorsun? Ne seçiyorsun?” Ve ben o küçük sesi duyuyorum, o minicik sesi. Ses şiddetinden söz etmiyorum; ben yoğunluktan ve tutkudan ve arzudan söz ediyorum. Ne oldu ona? Ve onu sesiniz yoluyla ifade etmeyecekseniz, kim inanır size? Ruhunuz değil. Ruhunuz sizi duymaz. (Adamus ateşli konuşmaktadır) Ve ben bağırmaktan söz etmiyorum. Ben, gerçek ve özgün olmaktan ve onun çıkmasına izin vermekten söz ediyorum.</p>
<p>Siz zihninizden gelen sözler konuşuyorsunuz, ve onlarda kalbiniz yok. İstekleriniz ve arzularınız var, ama yoğunluk/coşku yok. Diyorsunuz ki, “Ama nasıl yaratacağımı bilmiyorum.” Hayır (bilmiyorsunuz), çünkü kendinizi açmanız gerekiyor ve bu sesle başlar. Sesiniz sihirli olduğundan değil. Ama bunu oradan yapamazsanız, bu çok basit temel yerden onu ifade edemezseniz, Ruh sizi nasıl duyacak? Veçheleriniz sizi nasıl duyacak? Canınız sizi nasıl duyacak? Canınız sizi duyamıyor.</p>
<p>İnsanca sözleri usul usul söylüyorsunuz, ve canınız sizi duyamıyor. O sizi duymak istiyor, sizi bilmek istiyor, ama siz saklanıyorsunuz. Saklanıyorsunuz.</p>
<p>Başka insanlar sizi nasıl duysun? Yani demek istiyorum ki, kulaklarıyla duyuyorlar ama, buradan o küçük sözlerle çıktığında sizi duymuyorlar. Size inanmıyorlar. Neden kimsenin size tepki vermediğine mi şaşıyorsunuz? Neden dost kazanamadığınıza ve insanları etkileyemediğinize mi şaşıyorsunuz? (kahkahalar) Sizi duymuyorlar ve siz de sizi duymuyorsunuz. Ve bana şöyle diyecek  olursanız yalan söylemiş olursunuz – “Ah Adamus, evet, kendi derinliklerimi haykıracağım.” Belki ağlıyorsunuz, mızmızlanıyorsunuz, ama onu gerçekten ortaya çıkarmıyorsunuz.</p>
<p>Ve insanca bir sesle konuşup tutkunuzu buna katamadığınız zaman, işte bu enerjiyi baskılar. Tüm o enerji ve potansiyeller tıkanıp kalır ve bu farklı yerlerde kapana kısılır, ve er ya da geç patlar. Peki patladığı zaman ne olur? Eh, çığlık atarsınız. Bağırırsınız. Gerçeksinizdir ve ifade ediyorsunuzdur, ama bu genellikle çok geçtir. O zamana kadar genellikle epey zarar vermişsinizdir. Ha, bunu her zaman düzeltebilirsiniz, ama zaman kaybıdır.</p>
<p>Ben sizi duymaya başlamak istiyorum, yalnızca dudaklarınızın kıpırtısını değil, sadece konuş, konuş, konuş değil. Sizi duymak istiyorum, bu yalnızca bir fısıltı olsa bile, böylece gerçek olduğunu bilirim. (çok tutkuyla konuşur) – “Tüm varlığımdan, Ben O Ben’im!” Bunun kuşku duyulacak bir yanı var mı? Bugünü bu sözlerle açtım, “tüm varlığımdan, Ben O Ben’im” ve ben bundan sevinç duyuyorum ve bunu kutluyorum ve gizlemiyorum.”</p>
<p>Bazılarınız – hatta ben, anlamını tam veremediğiniz sürece bu kelimeleri kullanmanızı bile istemiyorum – en kutsal sözleri söylerken “Ben O Ben’im” diyorsunuz. (Adamus donuk bir biçimde konuşur) Gerçekten mi? Hiç sanmıyorum. Kendinizi zihinsel olarak ikna etmeye çalışıyorsunuz – “Ben O Ben’im.”</p>
<p>Hayır. <em>Ben O Ben’im! </em>Bu tutkudur. Bu arzudur. Bu yoğunluktur ve bu, dağları devirir. Bu buraya, nötrden buraya ışıyan muazzam enerji çeker, sadece damlayan değil, ama parlaklık ışıyan enerjler tezahürünüze iner, ve sonra da kükrerler. Hareket ederler, ve gerçektirler. Evet, bir treni rayından çıkartabilirsiniz. Bunu yapmayacaksınız, çoğunuz yapmayacak. (kahkahalar) Uzun vadeli bir zarar vermeyeceksiniz, bu kesin.</p>
<p>Böylece – nefes; nefes almak zorundasınız – ama ses. Ses.</p>
<p>Şimdi biliyorum birçoğunuz şöyle diyor, “Ama benim pek güzel bir sesim yoktur.” Ben tonal kaliteden söz etmiyorum. Ben, kendinizi açmaktan söz ediyorum. Ifade. Onun çıkmasına izin vermek. Hepsi içinizde oturuyor. Onun çıkmasına izin vermek. Bu ayrıca ruhunuzu, canınızı, bilincinizi, kapılarınızı, her şeyinizi açmanın simgesidir. Bırakın çıksın. Bırakın çıksın.</p>
<p>Son Gizem Okulu’nda, Ruh’un sesini anlayan kişilerin bizimle olması ilginç bir tesadüf değil midir? Anders ve Cacina tesadüfen oradaydılar. Bu bir tesadüf değildi. İçinizde olan ve sıkışıp kalmış o enerjileri açıp akmasına izin verebilmeniz için Ruh’un sesini kullanmanızdan söz ettiğim bugün, kutlanan yetenekli bir şarkıcının tesadüfen burada olması, ilginç ve garip değil mi? Hannibal’in tesadüfen burada olması şaşırtıcı değil mi?</p>
<p>Grubun önüne çıkacağı için, çığlık atmanızı ve açılmanızı sağlayacağı için Hannibal’in bu kadar heyecan duyması şaşırtıcı değil mi? Ve bunun nasıl yapılacağını bilen biri varsa, o da Hannibal’dir. O nedenle, lütfen sevgili dostum Hannibal Means’e hoşgeldin diyelim; o sizin açılmanızı sağlayacak. İlle de belli bir ses çıkarmak, tonlama yapmak değil – açılmak. Açılmak. Şu an hayvansı bir açılma (gerçekleştirmek). Tonlamayı sonra öğreneceksiniz, ama (şimdilik) hayvansı bir açılma.</p>
<p>Beni izle. Öne gidiyoruz. Lütfen. (Hannibal Adamus’u izleyerek salonun önüne gelirken izleyiciler alkışlar)</p>
<p>Şimdi, tek tek her birinize açılmanız için meydan okuyorum. Bırakın çıksın. Kaygılanmayın, online olan 20.000 kişiden başka kimse dinlemiyor. (kahkahalar) Ve evde olan sizler. Haykırın, çığlık atın. Aslında burada daha kolay, çünkü hepimiz biraradayız. Onlar evdeler ve kocaları diğer odada (kahkahalar) ve en ilkel, en ilksel düzeyden inleyen, çığlık atan özgürlüğün sesini duyacaklar, ama olsun. Pekâla… mikrofon?</p>
<p>LİNDA: Mikrofona ihtiyacı var mı?</p>
<p>HANNIBAL: Mikrofon yok mu?</p>
<p>ADAMUS: Bu sana kalmış. Sana kalmış.</p>
<p>Ben Cauldre’yı bir an için uzaklaştıracağım ve geri kalanınız da çığlık atacak.</p>
<p>HANNIBAL: Pekâla, hepimiz bunu dik oturarak yapacağız, derin bir nefes alacağız, ayaklar yere basıyor. Karından nefes alıyoruz. Derin bir nefes. (Hannibal bağırarak sesler çıkarmaya başlar) Ağzınızı açın!</p>
<p>(Hannibal ve izleyiciler yaklaşık 45 saniye kadar çığlık atmayı sürdürür)</p>
<p>Wow!</p>
<p>ADAMUS: Ben hiçbir şey duymadım. (kahkahalar) Bir kez daha. Bir kez daha.</p>
<p>HANNIBAL: Bir kez daha!</p>
<p>ADAMUS: Bu sefer çok derinden gelsin. Çığlık taa ayaklarınızdan gelmeye başlasın.</p>
<p>HANNIBAL: Bunun için ayağa kalksanız iyi olur. (izleyiciler kalkar) Derin, derin nefes. Derin, derin nefes. Daha derin. Ve…</p>
<p>(Hannibal ve izleyiciler yeniden çığlık atmaya başlar, bu kez daha yüksek sesle, yaklaşık 65 saniye)</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. Mükemmel. (izleyiciler alkışlar)</p>
<p>LİNDA: Teşekkür ederiz Hannibal.</p>
<p>ADAMUS: Şimdi – şimdi enerji hareket ediyor. Enerji hareket ediyor. Bu başka bir önemli noktadır, enerji hareket ediyor – onu baskılamayın. Baskılamayın. Bırakın o… o yankılanıyor. Yankı yapıyor. Özgürleşti, ve ben sadece sesin enerjisinden söz etmiyorum. Açıkçası, ses harika şeyler yapabilir, ama siz derinlere inerek sıkışıp kalmış şeylere ulaştınız – derinlere – ve şimdi bırakın bu yukarı çıksın.</p>
<p>Şimdi, lütfen, bırakın akmaya devam etsin. Onu kontrol etmeyin. Sınırlamayın. Ondan kaçmayın. Gerçekten çok derinlere gömülmüş bazı sorunları yüzeye çıkartabilir, ama onu şu anda bastırmayın. Bırakın o enerji hareket etmeye ve akmaya devam etsin.</p>
<p>Yarın sırtınız ağrıyabilir, çünkü o enerji yukarı akarken, omurganızdan yukarıya fırlarken, orada saklanmış olan eski şeyler – sevgili öğretmen, orada saklanmış olan o eski şeyler – bazı zayıf nokatalara ya da daha hassas noktalara vuracaktır. Bu, sırtınıza  vurabilir anlamına geliyor. Öyle bir yukarı fırlayacakki, yarın  burunla ilgili bazı sorunlar, küçük bir sinüs sorunu falan olabilir. Bu pekâladır. Pekâladır. O şimdi hareket halindeki enerjidir.</p>
<p>Onu orada tıkalı halde tutmak istemezsiniz. Onu baskılamak istemezsiniz. Temizlecektir, ve enerji nihayet salıverildiğinde, temizlendiğinde; o bir yaşam döngüsüne sahiptir, genişlemesini ya da ifadesini bir düzeye kadar sürdürür, ve sonra bir noktada saf enerjiye geri döner.</p>
<p>Ama bu şimdi farklı. Burada sıkışmış olan ve şimdi akan o enerji, ille de oraya, nötr alana geri gitmez – ve bunu açıklamak biraz zor – burada kalır (çizimin bilinç ve tezahür bölgesini gösterir). Sizinle kalır. Nötüre geri döner ama sizinle kalır.</p>
<p>Ve sonra, tıpkı sizin yaptığınız gibi, o büyük “N”ye – (New Energy) Yeni Enerjiye – çağrıda bulunur.</p>
<p>Yeni Enerji burada, ama sizi duymuyor. O ulaşılır halde, ama onu istediğinizi bilmiyor. Saklandığınız zaman, yaratımlarınızı sakladığınız zaman, ruhunuzu sakladığınız zaman, Yeni Enerji neden gelmek istesin ki? Şimdi, onu serbest bırakırsanız, akmasına izin verirseniz – ki bunu nefes yoluyla, ses yoluyla, ve bir şeyle daha yapabilirsiniz ama, bunu konuşmak için geç oldu, bunu bir sonraki oturumumuzda yapmamız gerekecek…</p>
<p>LİNDA: DJ geldi.</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Yani duydu! O sizin şarkı söyleyebildiğinizi şimdi duydu ve biliyor. (kahkahalar) Ve bu gece, şarkı söyleme gecesi. Serbest bırakın. Bırakın çıksın, ve sadece müzikal yanı değil. Şarkıları öyle mekanik söylemek değil. Bırakın çıksın, demek istiyorum. Bırakın sökülsün, çünkü ruhunuz sizi duymak istiyor, ve duyamıyor. Gerçekten. Gerçekten, gerçekten, gerçekten duyamıyor. Siz kendinizi Tanrı’dan saklayabilirsiniz. Kendinizi herşeyden gizleyebilirsiniz. Tanrı’nın herşeyi bildiği, herşeyi gördüğü (fikri) nereden çıktı bilmiyorum. Sanırım, ödünüzü patlatmak için bunu rahibeler çıkardı. Ama bu doğru değil. Herşeyden saklanabilirsiniz, ve özellikle de kendinizden saklanmakta çok iyisiniz.</p>
<p>Birçok…</p>
<p>LİNDA: Bitirirken…</p>
<p>ADAMUS: Hayır, bitirirken değil (kahkahalar), ama özetimizin bu ilk bölümünde (yoğun kahkahalar) birçok Şambra – ve Tobias bu konuda konuştu – birçok Şambra gidecek, başka bir yere, ve hayır duamız onlarla. Bu, doğru ve yanlışla ilgili değil, ama onlar, gideceğimiz yönün yoğun olacağını biliyorlardı. Artık saklanılmayacağını biliyorlardı. Burada artık saklanamazsınız. Onu kapatabilirsiniz, lütfen. (bir kapı açılır) Donduruyorsunuz…</p>
<p>LİNDA: Evet efendim.</p>
<p>ADAMUS: Artık saklanmak yok. Bunu çok uzun bir süre yaptınız, ve başka alemlerde bulunan bizlere çağrıda bulunuyor, ihtiyaç ve arzu ve istek listelerinizi iletiyor, sonra da neden işe yaramıyor diye şaşıyorsunuz. Eh, çünkü kendinizden saklanıyorsunuz, ve bu nedenle ruhunuzdan da saklanmış oluyorsunuz. Yeni Enerjiden saklanıyorsunuz, herşeyden. Şimdi bunu nefesle dışarı çıkartalım.</p>
<p>Nefes, canlı olduğunuzu kanıtlar, yaşamak istediğinizi kanıtlar. Nefes, enerjinin, hareketini sürdürmesini sağlar. Ses – yalnızca fiziksel ses değil, ama sesinizin enerjisi – ruhunuzun ifadesidir. Ve sesinizi açtığınız zaman, ruhunuz da sizi duyabilir. En sonunda <em>siz </em>de kendinizi duyacaksınız. Siz bir sis perdesi içinde dolanıyordunuz. Kendinizi bile duymuyorsunuz.</p>
<p>Sözler söylüyorsunuz, ama bu zihinden geliyor. Yapılanmış haldeler. Dillerin içinde neredeyse hiç enerji yok. Ben bu nedenle Cauldre’nın – ben onunla kelimelerle konuşmuyorum. Onlar anlamsız. Onlar palavra. Küçücük parçaları ve kırıntıları çekip çıkartıyor ve bunları sözcüklerle konuşuyorsunuz, ve neredeyse hiçbir anlamı olmuyor. Ve ben, şimdi bunu da yapmanız için size meydan okuyacağım. Sinir edici olabilir, ama eğlenceli de olabilir. ve biliyorum, ev ödevinizi yapmayacaksınız, onun için de gelecek ay geri gelip bu konu hakkında konuşmam gerekecek. Ama en azından bir kez – bu gelecek ay en azından bir kez olsun – benimle sözsüz konuşun. Ve bu meydan okuyacaktır – yoksa okumayacak mıdır. Yoksa okumayacak mıdır.</p>
<p>Bu aslında çok, çok basittir. Aslında özünüzde ya da köklerinizde ya da başlangıçta, biz söz kullanmadık. Benimle konuşun. Kendinizle ilgili bir öykü anlatın. Uydurulmuş bir öykü de olabilir, çünkü uydurma diye bir şey yoktur; gerçek bir öykü de olabilir. Bu önümüzdeki ayda, bana söz kullanmadan bir öykü anlatın.</p>
<p>Ve diyorsunuz ki, “İyi de, kelime, söz kullanmadan (bunu nasıl yapabilirim)?”  Ahhh, ah, ah, ah, çekirge, (kahkahalar) bunu sen keşfedeceksin.  Ve sonra, karşılık olarak ben de sizinle sözsüz iletişim kuracağım. Ve aslında benim kurduğum iletişimi almak size herhalde daha kolay gelecektir. Sizinle iletişim kurduğumda, bu bir biliş olarak gelecektir. Bunun zor yanı şudur, <em>siz </em>o sözlersiz olabilecek misiniz – dilin sözleri. Başka bir deyişle, Ruh’un gerçek sesini kullanmanız gerekecek, ki onun dili (lisanı) yoktur. Dili yoktur.</p>
<p>Biz şimdi onu ortaya çıkarmak üzerinde çalışacağız. Biz bilinçli tezahür, tasarlanmış tezahür üzerinde çalışacağız. Sizin yaptığınız şu sisli, bulutlu, bulanık şey değil. O sadece bir tepkiydi. Biz şimdi – benim bir buçuk dakikam kaldı – biz şimdi tasarlanmış bilinçli tezahür gerçekleştireceğiz.</p>
<p>Kendi sesinizi dinleyin. Başka insanlara konuşurken kendi sesinizi dinleyin. Ve ben, kendi sesinizi dinleyin derken sizi utandırmaya çalışmıyorum, ama onun ne kadar zayıf olduğunu farkedeceksiniz. İçinde otorite yoktu. İçinde güven yoktu. Çok sığ.</p>
<p>Çocuklarınıza ve eşinize ve özellikle de birlikte çalıştığınız insanlarla nasıl konuştuğunuza kulak verin. Çok dikkat edin sesinize. Şiddetine değil, ama yoğunluğuna. Emreden bir ses değil, ama bu yalınlıkta bir ses ve arzu dolu bir ses. Ne çok şey sakladığınızı farketmeye başlayacaksınız.</p>
<p>Böylece, sevgili, sevgili Şambra, Oslo’ya geri dönme zamanım geldi, orada birazdan kahvaltıda bir görüşmem var. Bir kedinin kahvaltısı pek güzel olmuyor (kahkahalar), ama sadece enerjiyi hareket halinde tutmak adına herşeyi yapabilirim.</p>
<p>Ve unutmayın: kendinize güvenin, çünkü tüm yaratımlarınızda herşey yolunda.</p>
<p>Ben O Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2009/12/12/saud-4-%e2%80%9cbu-nasil-is-goruyor-1-bolum%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 3: &#8220;Gelecekteki Potansiyeller&#8221;</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2009/11/07/saud-3-gelecekteki-potansiyeller/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2009/11/07/saud-3-gelecekteki-potansiyeller/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 22:07:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üstatlık / Yüksek Lisans Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=449</guid>
		<description><![CDATA[KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ
Üstatlık-Yüksek Lisans Dizisi
 
ŞAUD 3: “Gelecekteki Potansiyeller”
ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
 
Kırmızı Çembere sunulmuştur
7 Kasım 2009
www.crimsoncircle.com -    http://kirmizicember.org
Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus. Bu 8 Kasım 2009 güzel Pazar gününün yeni spiritüel enerjisinin sınıfına ve laboratuvarına hoşgeldiniz. Sevgili Şambra, hoşgeldiniz.
Şimdi, ben gözleri birazcık açarak başlayacağım, yalnızca Cauldre’nınkileri değil – tek tek her birinizinkini. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ</strong></p>
<p><strong>Üstatlık-Yüksek Lisans Dizisi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ŞAUD 3: “Gelecekteki Potansiyeller”</strong></p>
<p><strong>ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kırmızı Çembere sunulmuştur</strong></p>
<p><strong>7 Kasım 2009</strong></p>
<p><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a> -    <a href="../">http://kirmizicember.org</a></p>
<p>Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus. Bu 8 Kasım 2009 güzel Pazar gününün yeni spiritüel enerjisinin sınıfına ve laboratuvarına hoşgeldiniz. Sevgili Şambra, hoşgeldiniz.</p>
<p>Şimdi, ben gözleri birazcık açarak başlayacağım, yalnızca Cauldre’nınkileri değil – tek tek her birinizinkini. Ben yalnızca fiziksel gözlerinizden söz etmiyorum, daha çok, ruhsal gözlerinizi kastediyorum.</p>
<p><span id="more-449"></span></p>
<p>Böylece, derin bir nefes alın, kendinizi açın. Ne kadar zamandır kapalıydınız? İnsan (olma) oyununu ne zamandır oynuyordunuz? Ah, uzun, çok uzun bir süredir. Bu harika bir oyun, inanılmaz bir oyun. Ben onu oynadım, hatta bazen sizinle birlikte oynuyorum, ama oyunun eskimeye yüz tuttuğu bir noktaya geliyorsunuz. Ruh’a çağrıda bulunuyorsunuz. Ruh’a yalvarıyorsunuz. Bana kızıyorsunuz. Ve diyorsunuz ki, “Başka bir şey olmalı. Daha fazlası olmalı.” Ve işte biz şu anda tam bu noktadayız.</p>
<p>Biz, Şambra denen bu grubuz – engeller yok, katılınacak bir şey yok, inisiyasyon yok, arada bir nefes almaktan başka yapılacak bir şey yok – ama işte buradayız.</p>
<p><strong><em>Şambra Nedir?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Öbür taraftaki meslektaşlarım ve destekçilerimle (durumun) ilginç olduğunu söylemem gerekiyor. Onlar, şimdilerde çok aktif olarak Kırmızı Meclis’le ilişkili olduğumu biliyorlar. Tobias’ın bıraktığı yerden devam etmek üzere geldiğimi biliyorlar.</p>
<p>Tobias, ah… bir an Tobias için nefes alalım, çünkü o insan haline geri geldi ve bu da biraz nefes almayı gerektiriyor! (kahkahalar) Ah, ne deneyimlerden geçiyor. Bu Şaud’da değil, ama belki Noel şarkıları olarak biraz Sam’den söz ederiz – nasıl olduğundan, nerede olduğundan.</p>
<p>Yani ben öyle bir pozisyondayım ki, meleksel meslektaşlarım ve dostlarım ve ortaklarım bana gelip de, “Bu şey de ne böyle…” dediğinde, açıklama yapmam gerekiyor. Birisi Pakauwah’ını dışarda bırakmış. (Adamus’un, büyük beyaz bir köpeğin toplantı salonuna girmek istemesini farketmesi kahkahalara neden olur)</p>
<p>LİNDA: Fena halde ziyarete gelmek istiyor.</p>
<p>ADAMUS: Beni ısırmayacağına söz verirse onu içeri davet et. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Onu bir dakikalığına içeri bırakın. İstediğimiz zaman kovalayabiliriz nasıl olsa.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten de, bırakın içeri.</p>
<p>LİNDA: Sadece bir dakikalığına… ne kadar güzel. (Köpeğin girmesine izin verilmesi ve izleyiciler arasında dolanması üzerine kahkahalar ve yorumlar yükselir) Ah, sen çok güzelsin. Buraya gel. Buraya.</p>
<p>ADAMUS: Pardon, apış aralarını koklamakla meşgul, ve benimki şu anda ulaşılmaz halde. (yoğun kahkahalar) Kanallık yapan kişiye bazı şeyleri asla yaşatmayız. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Böylece ben arkadaşlarıma açıklamada bulunuyorum. “Şambra nedir?” diyorlar. Ve bu arada, melekler, herşeyi bilmezler. Şöyle bir yanlış-anlayışa sahipsiniz, sadece öldünüz diye olan biten herşeyi bildiğinizi sanıyorsunuz. İnsanların, kendilerini spiritüel varlıklara kapatmak konusunda ne kadar uzmanlaştığını farkediyor musunuz? Kendinizi kapattığınız zaman, Tanrı bile sizi göremez, duyamaz, o küçük düşüncelerinizi okuyamaz. Ve çoğu insan zamanın yüzde 82’sinde kendini kapatıyor. Sekseniki. Ben rakkamlara bayılıyorum.</p>
<p>Böylece, bana sorduklarında, Şambra’nın ne olduğunu açıklamaya çalışıyorum. Şambra nedir? Onu açıklayan bir dolu tanım gerçekten yok. Onun bir din olmadığı açık – ben kim olduğunuzu biliyorum! (Adamus güler ve izleyiciler de) Herhalde bir tarikat, bir mezhep de değil, çünkü, genellikle, gruplara direniyorsunuz. Aslında gruplardan pek hoşlanmıyorsunuz. Herhangi bir şeye katılmak istemiyorsunuz.</p>
<p>“Peki nedir Şambra?” diye soruyorlar. Spiritüel bile değil. Spiritüel bile değil, çünkü ‘spiritüellik’ öylesine eski bir farklı-anlama sahip ki. Öbür taraftaki birçok varlık için ‘Spiritüelliğin’ anlamı – ah, bunu açıkça nasıl ifade edebilirim; etmeyeceğim – bu, sahte, aldatıcı anlamına gelir. Aldatıcı. Spiritüellik, ego ve zihin için bazı en büyük beslenme alanlarından biridir. Zihin, insanların spiritüel olmasına bayılır, çünkü onlara haklı olma, sevimsiz, dar görüşlü ve hep arayış içinde olma gerekçelerini sağlar.</p>
<p>Yani ben Şambra’nın spiritüel olduğunu söyleyemem. Peki nesiniz? Akıl sahibi değilsiniz (kahkahalar) ve bunu onur duyarak kastediyorum (yoğun kahkahalar) ve hak ettiğiniz saygıyla. Şimdi, siz akıl sahibi olmak istemezsiniz. Akıllı, zeki insanlar öylesine sıkıcı, kendini beğenmiş, öylesine küçümseyen kişiler ki. Aslında benim bir noktada akıllı ve zeki biri olduğumu herhalde söyleyebilirsiniz. (kahkahalar) Ama artık değil. Artık değil.</p>
<p>Ayakları yere değmeyen kişiler değilsiniz, yani size yeni çağcılar da diyemem pek. Belki bir noktada öyleydiniz, ama yeni çağ, başka bir yerlerde olmak gibi yanlış bir anlayışa sahiptir. Ve onca yıldır Tobias ile çalıştığınız için, o yeni çağ döneminden geçtiniz. Öyle gerçeklikten kopmuş bir halde ve Dünya üzerinde aslında çok, çok dengesiz olan bir yaşamı sürdürerek yaşamak ve var olmaktan geçtiniz.</p>
<p>Hayır, siz nefes almayı öğrendiniz. Siz bedeninizde olmayı, bedeninizi sevmeyi, eşinizin bedenini sevmeyi, birbirinizi sevmeyi öğrendiniz. Siz, yaşamın sunduğu şeylerin keyfini çıkarmaya başlamak için kendinize izin verdiniz – ki yaşam çok şey sunuyor. Çok şey.</p>
<p>Biz hâlâ mücadeleden geçiyoruz, çünkü hâlâ zihinsel kalıpları, modelleri aşmaktayız. Zihinsel modelleri, kalıpları – durumları ve rakkamları. Hâlâ çağlar boyunca – Atlantis’te, kiliselerde, okullarda, ana-babanız, hatta kendiniz tarafından – oluşmuş programlamaları aşıyoruz. Bakın, beş yıl önceki kişi değilsiniz, öyle misiniz? Hayır. Bir yıl önceki kişi bile değilsiniz. Peki nesiniz? Kimsiniz? Bunu, diğer meleksel varlıklara açıklamaya çalışmam gerekiyor.</p>
<p>Bu aslında bana büyük mutluluk veriyor, çünkü sadece şöyle diyebiliyorum, “Onlar, oldukları şeydir. Onlar, oldukları şeydir. Gerçekten de bir dönüşüm sürecinden geçiyorlar, ve bu dönüşüm süreci, aslında üç, dört, beş yaşam alabilecek bir şeydir,” ve siz onun tümünden kısacık birkaç yılda geçiyorsunuz. Bunun bedeninizi ve zihninizi zorlamasına şaşmamalı. Bu kadar meydan okumasına şaşmamalı, ama öte yandan biz birbirimize sahibiz. Sizler, birbirinize sahipsiniz. Her gece sizinle çalışan meleksel varlıkların muazzam kaynaklarına sahipsiniz. Her gece. Ah, diğer alemlerde bazı inanılmaz tartışmalar ve konuşmalar yapıyor, konuklar getiriyoruz. Bundan daha sonra söz edeceğiz.</p>
<p>Ama şimdilik, Şambra’nın ne olduğunu açıklamaya çalışıyorum – çünkü katılınacak bir şey yok, bir hiyerarşiniz yok, yapmanız ya da inanmanız gereken şeyleri size sürekli söyleyen herhangi bir lideriniz yok. Bu çok gevşek, çok gevşek. Bu bir komün ya da özel bir topluluk değil – güzel tanrım! (kahkahalar) Bir komüne zaten ayak uyduramazdınız. Uydurmanız da gerekmiyor. Fazlasıyla bağımsızsınız, ve bu bir nimettir. Fazlasıyla bağımsızsınız.</p>
<p>Yani, organize bir grup değilsiniz, ve bu da beni, Yeni Enerjinin bu olduğuna inandırıyor. Siz çok, çok bağımsızsınız. Sahiden, gerçekten. Bazılarınız buna inanmıyor. Bazılarınız buna inanmak istemiyor, aslında sorun da bu. Ama siz çok, çok bağımsızsınız. Çok güçlü bir iradeye sahipsiniz. Sizinle çalışmanın yarattığı sorunlardan biri de (bazı gülüşmeler), ki bunu hak ettiğiniz bir saygı ve sevgiyle söylüyorum, çok, çok güçlü bir iradeye sahip olmanız… (Adamus dolanırken birine dokunur) herhangi birinizi özel olarak kastetmiyorum, ama sadece omuzuna dokunmak bile elimi acıtıyor! (kahkahalar) Çok, çok bağımsızsınız, ama yine de böyle bir ortamda biraraya gelebiliyorsunuz, hiç bir kural olmadan, yapmanız gereken bir şey olmadan – herşey gönüllülük ilkesine bağlı – biraraya geliyorsunuz.</p>
<p>Bazen, bunu, dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için yaptığınızı söylüyorsunuz. Aslında hiç farketmez, öyle değil mi? Farketmez. Dünya neyse o. Gerçek sevgi – Ruh’un size duyduğu türden bir sevgi – mutlak kabuldür. Mutlak onurlandırma. Yani bu aslında dünyayı değiştirmeye çalışmakla ilgili değildir, gerçi, insanların – bunları kucaklamayı seçerlerse tabii – sizin geçtiğiniz bazı işkencelerden ve cehennemden geçmek zorunda kalmayacağını bilerek insanlığa kutsamalarınızı, armağanlarınızı, potansiyellerinizi yaymak çok, çok doyurucu, tamamlayıcıdır. Bu, kalbinizin iyi hissetmesini sağlar – yani gerçekleştirdiğiniz çalışmanın bu kadar derin bir etki yarattığını bilmek, ve ille de Dünya’da değil – bunu Dünya’da göreceksiniz ama bu daha burada tezahür edeceği biçimde tezahür etmedi. Bunun etkileri diğer alemlerde görülüyor.</p>
<p>Diğer alemler – ah, biz onunla ilgili binlerce yıl konuşabilirdik, ama siz nasıl olduğunu biliyorsunuz. Daha önce de öldünüz, böylece…. (kahkahalar) bir an için hatırlamanıza izin verirseniz, bu bir deneyimdir. İnanılmazdır. Öylesine çok yönlüdür ki. Dünya’nın çok, çok basit, çok kolay görünmesine neden olur. Çünkü diğer alemlerde istediğiniz her şey, hayal edebileceğiniz her şey, bir parçası olmayı seçeceğiniz her türlü oyun, her gerçeklik vardır.</p>
<p>Evet, öbür tarafta cennete gidebilirsiniz, ama o, milyonlarca cennetten biridir. Kiliseler cennetle ilgili kendi uyarlamalarını yaratıyorlar, ve onların sadık üyeleri öldüğünde oraya gidiyor, taa ki cennetin berbat olduğunu (kahkahalar) farkettikleri noktaya gelene kadar, çünkü orası insanca parametreleri temel almıştır. Yetmişiki bakire huri mi? Hiç sanmıyorum! (kahkahalar) Bu sıkıcı oluyor, çünkü size hep bakire kaldıklarını söylemiyorlar. (yoğun kahkahalar) Bu benim için cehennem demektir! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Pekâla, nedir Şambra? Ben, öbür taraftaki arkadaşlarıma, bunun gülebilen, deneyimleyebilen, genişleyen bir grup olduğunu, insanlığın şimdiye kadar sahip olduğu en önemli ve yapılaşmış özelliklerinden ya da niteliklerinden birini aşan – ki bu şey, zihindir. Zihin &#8211; ve bunu da oldukça zarif ve kolay bir biçimde gerçekleştiren insanlar olduğunu söylüyorum.</p>
<p>Tekrarlıyoruz, amaç zihni kötülemek değil; o, Dünya’ya geldiğinizde yarattığınız çok parlak bir yaratıydı. 3B ile ya da buna her ne gerçeklik diyorsanız – Dünya üzerindeki bu gerçeklikle başa çıkabilmek için bir zihninizin olması gerekiyordu. Zihin, buradaki fiziksel bedenin içinde kalabilmenize ve bu gerçekliği olabildiğince kullanmanıza ya da en iyi şekilde değerlendirmenize yardımcı olmak amacıyla geliştirildi. Ama biz şimdi bunun ötesine geçeceğiz. Biz, çok, çok güzel bir şeye genişliyoruz.</p>
<p>Böylece Şambra – Yeni Enerji öncüleri olan bu grup, burada, Dünya’da ve başka alemlerde birçok deneyime sahip olmuş olan bir varlıklar grubudur, kendi spiritüel ailelerinin liderleri, <em>sizin </em>spiritüel ailelerinizin liderleri olmuş olan bir grup insandır. Yolu yalnız başına yürümek üzere spiritüel ailesini terk eden, ama tüm bu süre boyunca da bunun geride bıraktıklarınızı derinden etkileyeceğini bilenlerdir – yani siz. Bu, son yıllarda, aslında geldiğiniz spiritüel aileyle – bu ister Sananda Düzeni, ister Mikail ya da Cebrail’in Meclisi, ya da liderleri olduğunuz herhangi bir başmelek meclisi olsun – bağlarını kesen bir gruptur, yani siz. Siz sonunda, şu son yıllarda, onlarla olan bağlarınızı birkaç nedenden ötürü kestiniz. Diğer alemlerdeki enerjileri özgürleştirmeye çalışmak gibi bir sorumluluk taşımadan kendi başına olmanın nasıl bir şey olduğunu öğrenmeniz gerekiyordu. Önce kendinizi özgürleştirmeniz gerekiyordu. Bunu sizin için, kendiniz için gerçekleştirmeniz gerekiyordu, diğer herkes için değil. Önce kendinizi sevmeyi öğrenmeniz gerekiyordu.</p>
<p>Aslında bir başkasını sevmek daha kolaydır, bir şeyler yapmak, yaşamınızı başkalarına göre yapılandırmak – çok daha kolaydır. Çok daha kolay. Ama sıra bunu kendiniz için yapmaya geldi mi, ve sonra da tüm o kuşkulara, tüm o dışsal eleştirilere, tüm o ‘acaba buna değer misiniz’ sorgulamalarına geldi mi – işte bu noktada o derin enerjilere, kendi gerçek benliğinize girersiniz.</p>
<p>Böylece ben, öbür taraftaki varlıklara diyorum ki, bu, onun ne olduğunu bilmeden Yeni Enerjiye öncülük eden, yürekli, dürüst, cesur, sevecen bir melekler grubudur. Size bir kitap verseydik ve, “Kathleen, Yeni Enerji’nin ne olduğu burada yazılı. Şimdi, onun bir parçası olmak istiyor musun?” deseydik, farklı olurdu. Bu çok daha kolay olurdu. Ama burada diyorsunuz ki, “Ben ona gireceğim. Herşeye lanet olsun, bu Yeni Enerji’ye gireceğim.”</p>
<p>Böylece, Tobias gittiğinden beri şu birkaç ayı sizlerle geçirdiğim için şimdi çok gurur duyuyorum, yolun her adımında sizlerle omuz omuza olmaktan çok gurur duyuyorum. Benim kendime özgü yollarım ve tarzım var, ve bunu da, enerjiyi harekete geçirmek için yapıyorum. Bunu, sizi bazen biraz kızdırmak, biraz şoka sokmak, ve yapabildiğim zaman da mizah adına yapıyorum. Ama bunu sizleri sevdiğim için ve yolculuğun tadını herhalde sizden fazla çıkarttığım için yapıyorum. (kahkahalar) Herhalde sizden fazla çıkartıyorum.</p>
<p>Böylece, bugün… konuşacaklarımıza geçerken, derin bir nefes alalım.</p>
<p><strong><em>Pakauwah’lar</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Önce Pakauwah’lardan söz edelim. Biliyorum, bunu daha önce de tartıştık, ama Pakauwah’lar sizin bir uzantınızdır. Onlar sizin bir yaratınızdır. Sizin bir veçhenizdir. Cauldre’nın da az önce söylediği gibi, evet, benim insan olmayan, hayvan olan bir veçhe yaratmam, parlak bir fikirdi. Basitçe, hayvanlar, insanların sahip olduğu o beklentilere ya da gündemlere ve sorunlara sahip değildir. Hayvanlar sevecendir. Hayvanlar ayrıca size sözcüklerle konuşmazlar. Ah, insanların yaptığı o konuşmalar insanı çileden çıkarmaya yeter de artar bile. Hayvanlar, kalpleriyle – adına her ne demek isterseniz – ruh düzeylerinden, içsel varlıklarıyla iletişim kurarlar.</p>
<p>Böylece şimdi bu Pakauwah’ı, bu totemin enerjisini alıp – o güzel varlığa yansıtılmış kendi enerjinizi alıp – onunla çalışmaya başlamak fırsatına sahipsiniz. Karşılaştığınızın ilk sorun nedir? Mary.</p>
<p>MARY: Pakauwah’ımı bana yakın hissettiğimden emin değilim.</p>
<p>ADAMUS: Ah, kesinlikle. Kesinlikle. İlk sorun, bağlantınızdır. Bağlantınız. Ve siz bir Pakauwah seçme deneyiminden geçtiniz. Bazılarınız hâlâ seçmedi, ve bu arada, eğer seçmediyseniz, bir karar vermekle ilgili sorunlarınıza göz atmanız gerekir. (kahkahalar) Bir seçim yapmak. Bu o kadar da zor değil! Şaka yapmıyorum, ciddi söylüyorum. (yoğun kahkahalar, Adamus güler)</p>
<p>Bu yalnızca bir imgelemedir, hepsi bu. Onun için, bir bakıverin. Hâlâ bir Pakauwah seçmediyseniz – ne olursa, bir örümcek, uygundur, <em>ne olursa </em>– herhalde bazı karar verme sorunlarınız var demektir, ve bu sorunlar da herhalde, yanlış kararı almaktan korktuğunuz gerçeğine dayanıyordur. Yapamazsınız. Yanlış karar veremezsiniz. Deneyin. Deneyin. İlk seferinde de kendinizi fazla incitmeyin. (Adamus güler)</p>
<p>Şimdi şöyle bir şey oluyor, ve ben bunun derin fizik kurallarına girmeyeceğim, ama enerjinizi değiştirme biçiminiz yüzünden, ve titreşimsel gerçekliği aşarak genişleyici gerçekliğe geçmekte olduğunuz gerçeği yüzünden, yanlış bir karar veremezsiniz. Yanlış bir karar verdiğinizi <em>düşünebilirsiniz</em>, ki bu bazen çok gerçek görünür, ama en sonunda şu olur, kendi enerjileriniz, kendi bilinciniz kendi kendini düzeltecektir. Ve buna direnebilir, ve bu olmuyormuş gibi davranabilirsiniz, oysa gerçekten oluyordur. Gerçekten oluyordur. Bana güvenin. Hayır, aslında bana güvenmeyin. (kahkahalar) Kendinize güvenin. Kesinlikle kendinize güvenin.</p>
<p>Yani herşey kendini yeniden-dengeler. Önemli olan, daha önce de konuşulduğu gibi, en azından bir momentumun sağlanmasıdır. O sarkacın yeniden salınmasını sağlamanızdır. Sarkaç ne zamandır öylece asılı duruyor ve hiçbir şey yapmıyordu? Öylece asılı duruyordu. Ve o şimdi yeniden salınıyor, ama herzamanki sarkacınızın aksine, sadece ileri ve geri salınmıyor. Şimdi o yukarı ve aşağı salınıyor, daireler halinde salınıyor, aynı anda her iki yana salınıyor. Yeni Enerji budur. Kafa karıştırıcı – ama sadece eski zihninize takılıp kaldıysanız.</p>
<p>Böylece, Pakauwah’ınız kendinizin bu uzantısıdır ve o sizin bu enerjinizdir. Bir başkasına ait değildir.  O sizdir. Siz çok önemli bir Yeni Enerji temelini (prensibini) öğreniyorsunuz – enerji yönetimi. Siz kendi enerjinizi yönetmeye alışık değilsiniz. Enerjiniz hakkında kaygılanmaya, onun için üzülmeye, onu planlamaya, saklamaya, onunla oynamaya alışıksınız, ama onu yönetmeye değil. Böylece bir Pakauwah, bir totem yaratır, onunla bu bağlantıyı kurarsınız. Ve şimdiye kadar yaptığımız da budur – onunla bağlantı kurmak, onu hissetmek.</p>
<p>O şu anda orada. Bir nefes alın. Pakauwah’ınız hemen oracıkta. <em>Siz</em> hemen oradasınız, o sizin bir parçanız. Hemen orada.</p>
<p>Çoğu zaman bir tür nötrlük içinde öylece bekliyor. Sizin onu ne yapacağına ilişkin yönlendirmenizi ya da yol göstermenizi bekliyor. Bazılarınız ona çok belirli arzular yükleyip komutlar verdiniz, ve dediniz ki, “Her an izlemede ol. Rüyalarımda bana eşlik et.” Birçoğunuz bunu yaptı. Çok, çok etkileyici. “Rüyalarımda bana eşlik et.”</p>
<p>Bazılarınız Pakauwah’larını kullanırken zorluyor, Pakauwah’larınıza sizin için çok para yaratmak ya da yeni bir eş, bir partner bulmak gibi şeyler yapmasını söylüyorsunuz. Pakauwah’ınız size yeni bir partner bulmayacaktır. Eşleşeceği başka bir Pakauwah bulacaktır, ama… (kahkahalar) Ve işte o zaman tümüyle farklı bir sorun ortaya çıkmış olur! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Ama Pakauwah’ınız, diğer boyutlara kendinizi nasıl göndereceğinizi, enerjinizi nasıl yöneteceğinizi, kendinizin veçheleriyle nasıl bağlantı kuracağınızı anlamanıza yardım etmek için oradadır. Bu çok değerli bir deneyimdir. Ve bu sadece arada bir ya da ayda bir burada toplandığımız zamanlar yapacağınız bir şey değildir. Onunla her gün çalışın. O inanılmazdır. Pakauwah’ın ne kadar parlak olduğunu farkedeceksiniz.</p>
<p>Ve Pakauwah’ınız olarak, örneğin, bir sincap seçtiyseniz, başka bir şey daha farkedeceksiniz. Sincaba ne oluyor? Kathleen, seninle uğraştığım için değil ama…</p>
<p>KATHLEEN: Farklı bir şeye mi dönüşebilir?</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Ne kadar parlak olduğunu görüyor musun? Farklı bir şeye dönüşebilir, ve dönüşecektir de. Yeni Enerji’ye ilişkin ilginç bir gözlem. Sadece, Pakauwah’ı bir sincap yapalım dediğin için, onun bir köpeğe ya da bir ayıya ya da bir yunusa dönüştüğünü farkedeceksin. O sizin enerjilerinize ve çevrenizdeki enerjilere uyumlanmaya başlar, böylece de biçim değiştirmeye başlayacaktır. Onun bir insana dönüştüğünü bile görebilirsiniz; uzaylı bir yaratığa dönüşebilir. Sizin geçmişinizden ve geleceğinizden geçmeye başlar ve enerjisel nitelikler edinmeye başlar, ve tıpkı bir bukalemun gibi olacaktır. Biçimini değiştirip duracaktır. Size kesinkes hizmet etmek amacıyla yeni nitelikler üstlenecektir.</p>
<p>Pakauwah’ın güzelliği işte budur. Genellikle, başlangıçta onu yarattığınız biçime geri dönecektir. Bir sincap idiyse, sincaba geri dönecektir, bir noktaya kadar. Ve bir noktada diyecektir ki, “Ben artık bir sincap değilim. Başka bir şeye tekâmül edeceğim.” Ve bu belki de başka bir hayvan olmayacaktır. Belki öylesine farklı bir şeye tekâmül edecektir ki, eski zihninizle onu tanıyamayacaksınız bile. Bu, o noktaya vardığınızda ilginç bir nokta (olacak). Onu yeniden tanımlamak için zorlamaya kalkmayın. O yeni biçimleri ve o yeni formları üstlenmeye başlamasına izin verin. Ve onun hayvan türünden bir kafaya ve ruhsal bir bedene – fiziksel olmayan bir bedene &#8211; sahip olduğunu görebilirsiniz. O her türlü garip şeyleri gerçekleştirebilir.</p>
<p>Bütün bunlar, beklenmeyeni bekleyin demenin bir yoludur, çünkü siz Yeni Enerji’desiniz, ve Yeni Enerji, lanet olsun, Eski’sinden farklıdır ve siz de onun öyle olmasını istersiniz. Bu yolculuk sadece Eski Enerji’de devam etmek üzerine kurulu olsaydı, yalnızca biraz daha zengin, biraz daha akıllı, biraz daha iyi görünüşlü, biraz daha seksi olmaya çalışmak olsaydı, ne olurdu? Sanırım hayal kırıklığına uğramış ya da amacına ulaşamamış, engellenmiş hissederdiniz. Değil mi?</p>
<p>LİNDA: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Evet, evet. Lütfen bana evet deyin. (Adamus güler)</p>
<p>Şimdi bir dakikamızı Pakauwah’ınızın enerjisini hissetmenize ayıralım, onunla bağlantı kurun. O dışarılardaydı. Diğer alemlerdeydi. Her an, yolunuzun her adımında sizinleydi.Yok olmadı, bir yerlere uçup gitmedi; o sizi bekliyor.</p>
<p><strong><em>Pakauwah’ı İçimize Getirmek</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Bugün Pakauwah ile farklı bir yöne gidelim. İçe dönelim, bedeninize. Diyorsunuz ki, “İyi de, o koca şişko fili bedenime nasıl sığdıracağım?” Ah! Ah.</p>
<p>(a)         O dönüşüp başka bir biçim alabilir.</p>
<p>(b)         Bir filin sizden büyük olduğunu kim söyledi? Kim söyledi… birisi söylemiştir. Birisi demiştir ki, filler kocamadır. Onun için siz de şöyle düşünüyorsunuz, “Aa ben o fili, Pakauwah’ımı, bedenime alamam. Patlayıveririm.” Belki de patlamazsınız. Belki dönüşebilir ya da biçim değiştirebilirsiniz, ya da o dönüşür, ya da her ikisi.</p>
<p>Pakauwah’ınızdan, fiziksel bedeninize girmesini isteyeceksiniz. Neden? Çünkü uzun süredir orada bulunmadınız. Bulunmadınız. Doktorların girmesine izin veriyorsunuz. Bedeninizin farklı bölgelerinde araştırmalar yapılıyor ya da onların sizi kesip biçmesine izin veriyorsunuz. Ama siz fiziksel bedeninizin içine girmediniz. Oraya girmekten pek de hoşlanmıyorsunuz.</p>
<p>Ama Pakauwah, sizin o parçanız, girecek. Peki ne yapacak? Hiçbir şey. Bugün değil. Ama onunla birlikte öğrenmeye başladığınızda, o bedeninize girecek ve diğer parçalarınızın bilip de size geri bildirimde bulunmadığı dengesizliklerin keşfedilmesine yardımcı olacak; daha orada olmasa bile olma potansiyeline sahip olan dengesizlikleri. Pakauwah, fiziksel, zihinsel varlığınızın, dengesiz potansiyeller diyeceğiniz şeyleri ya da sağlık ve sağlık sorunlarını – akıl sorunlarını &#8211; nasıl kendine çektiğini anlayabilecektir.</p>
<p>Böylece, derin bir nefes alın. Bırakın, Pakauwah’ınız içinize gelsin. Onu nefesinizle içinize alın.</p>
<p>(duraksama)</p>
<p>Kendi içinize yolculuk.</p>
<p>Şimdi, fazla ilerlemeden bir an için durun. Bedeninizin içi nasıl görünüyor gibi zihinsel fikirleri salıverin, çünkü şöyle düşünmeye başlıyorsunuz, “Acaba L42 no’lu damardan mı gitmeli?” anlıyor musunuz, “Yoluna oradan mı devam etmeli? Yoksa,” biliyorsunuz işte, “Pakauwah’ım bağırsaklarıma mı gitmek istiyor? Onun kulaklarıma, gözlerime gitmesine engel mi olmalıyım?” Gerçeğe dayalı kısımları şu anda salıverin. Siz bir enerji varlığısınız. Bırakın o enerjinize girsin, ille de fiziksel benliğinize değil. Bırakın, burada sizin enerji benliğinize girsin.</p>
<p>Ona izin verin, sizin bu parçanızın gereksinim duyduğu tek şey budur, ve bırakın dolansın. Bırakın çevrede dolansın.</p>
<p>Siz içinizde bir krallıksınız. Fiziksel bir parçanız muhteşem bir krallıktır; onu yalnızca biyolojik kavramlarla düşünmek yerine enerjisel kavramlarla düşünürseniz, birçok niteliğe sahiptir. Şu anda çağdaş bilimin sorunlarından biri de şudur – “Eğer bir mikroskopta göremiyorsanız, mevcut değildir.” Gerçi bu değişiyor. Bu, şu ara, sizin ve başkalarının gerçekleştirdiği çalışmalar sayesinde hızla değişiyor. Enerjisel nitelikler kabul görüyor. Bu sürecektir. Gruplar var – çok değil – ama, fiziksel bedenle ilişkili enerji akışını gerçekten anlamaya başlayan doktor grupları var.</p>
<p>Şimdi bırakın, Pakauwah’ınız derinliklerinize gitsin. Bedeninizin içinde dolanmasına izin verin. Belli bir yere gitmesini söylemeyin. Şu anda herhangi bir şeyi şifalandırmasını istemeyin. Sadece yeniden bedeninize aşina olmanızı sağlamasına izin verin. Bir ses duymayı beklemeyin. Yazılı bir raporun geleceğini beklemeyin. Bu yalnızca Pakauwah’ınızla ilgili temel bir deneyimdir.</p>
<p>Bu arada, evet, sizin başka enerjisel veçhelerinizi de geliştireceğiz. İlle de Pakauwah’lar değil, ama bu ilk düzey, ilk kademedir. Size hizmet etsin diye başka yaratımlar da geliştireceğiz, ama önce bunu sindirelim. Pakauwah ile şu bağlantıyı gerçekten kuralım ve onun çok-boyutlu yolculuk ettiğini anlayalım. O hep oradadır. Bedeninize girebilir. İçinizdeki çekirdek düzeye – bedeninizin iletişim sistemine – ulaşabilir.</p>
<p>Bedeninizin iletişim sistemi ayrıntılı, ancak manyetiklerden, elektrikten, enerji hareketlerinden, birçok farklı fizik türlerinden, süregelen birçok farklı nabızlardan oluşan basit bir ağdır. İşte bedeniniz böyle şaşırtıcı bir iletişim sistemine sahiptir. Aynı anda türlü şeyler yapabilmenizi sağlayan budur – yemek, yürümek, düşünmek gibi. Beden sürekli küçük sinyaller, küçük nabızlar yayar. Bedenin her yanından saniyede milyonlarcasını, milyonlarcasını. Bunu kontrol etmek ya da hepsini takip etmek zorunda olmayışınız şaşırtıcı değil mi? O bunu kendi başına gerçekleştiriyor. Ve bu, fiziksel gerçekliğin bir mucizesidir.</p>
<p>Bedeninizin iletişim sistemi genelde kendi içinde oldukça iyi çalışır. Ama, bir bölümün diğer bir bölümle iletişimi kestiği zamanlar da olur. Kalbin kötü bir şöhreti vardır. İletişim sisteminin diğer kısımlarıyla bağlantıyı keser, ve siz elbette bir tür kalp hastalığı ya da kalp krizi yaşarsınız. Kalp – fiziksel kalp – aynı zamanda enerji kalbiyle de ilişkilidir. Ruhunuz değildir, ama duyumsama ve hissetmelerinizin gerçekten çok tamamlayıcı bir parçasıdır. Zaman zaman iletişimi kesiliverir.</p>
<p>Bedeninizin bu ağı ile sizin – buna zihniniz demeyelim de, bilinciniz diyelim &#8211; aranızdaki iletişimde kesinlikle büyük bir boşluk var. Biliyorsunuz, örneğin, bilincinizle bedeniniz arasındaki iletişim sisteminde ben size (Adamus birisine vurur) sıkı bir biçimde vurursam… (Adamus kıkırdar) Pardon tatlım. Size sıkıca vurursam, bunu bilirsiniz. İletişim sistemi anında yerine oturur.</p>
<p>Bilinç der ki, “Şu Adamus tarafından saldırıya uğradım” – sevgiyle, sevgiyle – ve size tetikte olmanızı söyler. Ama bilinciniz genellikle bedeninizin iletişim sistemiyle fazlasıyla iletişimsizlik içinde. Sistem şu anda çalışıyor, ama düşük enerjiyle ve çok, çok Eski Enerji’yle çalışıyor. Ve, kuşkuyla korkuya dayalı çalışıyor.</p>
<p>Genelde – büyük bir çoğunlukla – insanlar kendi bedenlerinden korkuyorlar, çünkü beden acı/ağrı üretiyor ve beden ölüyor. Sizin yerinizde olsam ben de korkardım. Ama öyle bir noktaya gelirsiniz ki, herşeyden önce, acı ya da ağrının, çoğu kez, bir yanılsama olduğunu ve bedenin ölebileceğini, ancak Dünya’da bir dizi fiziksel ölüm yaşamış olduğunuzu – bazen büyük acılar içinde, bazen de hemen gidiverirsiniz – ama bedeni geride bıraktığınızı farkedersiniz.</p>
<p>Bu, Yeni Enerji’de gerekli değildir. Bedeni beraberinizde götürürsünüz, öbür tarafta bir bedene gereksinim duyacağınızdan değil, ama onun tüm enerjisel unsurlarını, bedendeki etin içerdiği tüm bilgeliği, ki bu sadece enerjidir, alır ve beraberinizde getirirsiniz. Neden? Eh, bunun birkaç nedeni var. Öbür tarafta daha iyi bir görünüşe sahip olursunuz. (kahkahalar) Yok, gerçekten öyle. Dünya’da hiç fiziksel yaşamları olmamış varlıklar, yüzüyormuş, süzülüyorlarmış gibidir, anlıyor musunuz, tüy gibidirler. Aslında pek tanımlanmış bir halde değildirler. Enerjilerinde bazı renkler görürsünüz, ama gerçekten de o kadar tanımlı değildirler.</p>
<p>Eğer Dünya’da bulunmuşsanız, ve özellikle de fiziksel bedeninizi beraberinizde getirmeyi öğrenmişseniz, çok tanımlanmış bir haldesinizdir. Ve bu öbür tarafta gerçekten harika bir şeydir. Bunu öbür tarafta satın alamazlar, (kahkahalar) neyin moda olduğu umurumda değil. Ve onlar, bilirsiniz işte, bunu isterler. Ve siz de o zaman gülersiniz, çünkü şöyle dersiniz, “Kolayı var. Bu hemen şuracıkta, aşağıda, Dünya gezegeninde bulunuyor.” (yoğun kahkahalar) “Yolunuz açık olsun! 10.000 yaşam sonra görüşmek üzere!” (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Böylece, bedeninizle yeniden bağlantı kurmak önemlidir. Eğer yükselmeyi seçiyorsanız, bedeninizi beraberinizde götüreceksiniz. Bunu yapmak çok daha iyidir. Kemiklerinizin – eski kemiklerinizin – toprağa gömülmesinden daha kötüsü olamaz. Bu, sizi hemen geri çekmenin emin ve manyetik bir yoludur. Eğer kemikleriniz toprağa gömülüyse ve o kemiklerde hâlâ enerji varsa, bir enkarnasyona (bedenlenmeye) daha neden olacaktır. Aslında bu herhalde yeniden-bedenlenmenin en büyük nedenlerinden biridir, varlık bedenlenmek istemese bile. Bedenleri onları geri emer – bu ve reddedilmiş ya da terk edilmiş sevgililer. (kahkahalar) Hemen geri çekiverir.</p>
<p>Böylece, Pakauwah’ınızı içinize davet ettiğiniz zaman, içeri girer ve bedeninizin iletişim sistemiyle yeniden-bağlanmanıza yardımcı olur. İletişim sistemi bir insan dili konuşmaz. Fransızca konuşmaz, maalesef. İngilizce konuşmaz. Ama bir dinamik ve bir model ve bir aşinalık yaratır, ve ben sizin buna dönmenizi istiyorum. Enerji bedeninize yeniden aşina olmanızı istiyorum.</p>
<p>Tekrarlıyorum, biyoloji kitaplarında araştırmaya başlamayın. Tıp okuluna gitmeniz gerekmiyor. Bu, bedeninizin enerjiselliğiyle ilgili, ve bedeninizin kendini nasıl yeniden dengeleyeceğini hep bilmiş olan ve hâlâ da bilen parçasıyla yeniden bağlantı kurma yeteneğiyle ilgili. Yeniden-çıkan/gelişen uzuvlar – içinizdeki yapıdalar, ve bunun bilimsel kanıtı var. Ama herşeyden çok, enerjisel olarak kesinlikle oradadır. Bir kenara koyulmuştur, görmezden gelinmiştir, en büyük gizemlerden biri olarak görülmüştür. Oysa değildir. Değildir. Bu, izin vermekle ilgilidir ve kendinizle yeniden bağlantı kurmakla ilgilidir. Bedeniniz kendini şifalandırır.</p>
<p>Şimdi, bunu sadece birkaç kilo daha hafif olmak ya da biraz daha genç görünmek için yapıyorsanız, bunu yeniden düşünmek isteyebilirsiniz. Ama bunu, bundan önceki yaşamınızda – ve binlerce yaşam önce – keyfini çıkarmayı unuttuğunuz şeylerin keyfine vararak Dünya’da daha birçok güzel yıl geçirmek amacıyla biyolojik sisteminizi onarmak ya da yeniden-canlandırmak için yaparsanız, bedeniniz de, “Evet! Evet!” diyecektir. Ve siz derin bir nefes alacak ve şöyle diyeceksiniz, “Ben oynamak için buradayım. Ben keyfini çıkarmak için buradayım. Ben eğlenmek ve bolluk içinde olmak için buradayım – her anlamda bolluk, yalnızca para değil, ama her anlamda bolluk.”</p>
<p>Bu, doğal yoldur. O öbür yol – ıstırap, yoksunluk, hastalık – bu doğal değildir. Doğal değildir. Aslında bir çarpıklık, bir yalandır, ve bu şekilde yaşamak, egemen/mutlak bir varlık olarak yaşamaktan çok daha fazla enerji gerektirir.</p>
<p>Böylece, derin bir nefes alın ve Pakauwah’ınızı, içeri girmesi, enerji bedeninize girmesi, bedeninizin iletişim ağı ile bağlantıyı sağlaması için kutsayın. Şimdi, Pakauwah’ınız bununla, Şimdi ânındaki bilinçli siz arasındaki bağlantıyı yeniden kurmaya başlayabilir. Sağlığınızın ansızın değişmesini beklemeyin. Ama değişeceğini <em>bilin.</em> Değişeceğini bilin.</p>
<p>Hemen şurada birisi var, sence bir sakıncası yoksa – lütfen ayağa kalk – hemen burada, sözlerimdeki gerçeği size doğrulayabilecek birisi var. (Garret Annofsky ayağa kalkarken izleyiciler alkışlar)</p>
<p>Şimdi, Garret söylediklerimi başka kelimelerle ifade edebilir, ama o kendi içine dönmesi gerektiğini biliyor. Evet, doktorların yardımını ve hâlâ adını değiştirmemiş olan Andrah’nın (kahkahalar) sevgi desteğini almıştı. O, Şambra’nın sevgisine sahip. Ama, herşeyin orada olduğunu bilerek içine geri dönmek zorunda kalmıştı. Herşey oradadır. O, alışılmamış, egzotik ya da garip ilaçlar almadı. Tuhaf sular içmedi. Mantralar ve ilahiler söylemedi, ve öyle çok da ağlamadı. Biraz Yeni Enerji satrancı oynamak dışında beni de çağırmadı. Bu harika bir şeydir. O içine döndü. Ve bunu gerçekten basit tuttu. “Ben O Ben’im ve her zaman da olacağım.” Bu, o bedenin ağına ve onun iletişim sistemine bir şey söylüyordu. O, bizim yapacağımız gibi, Pakauwah ile çalışmadı, ama içine döndü ve “Ben O Ben’im” dedi, ve bedeni bunu duydu. Teşekkür ederim.</p>
<p>GARRET: Seninle aynı notu aldım! (ceketlerinin rengini karşılaştırmak anlamında söyler)</p>
<p>ADAMUS: Evet, evet. (Adamus güler) Ama benim notumda diyordu ki, “Pahalı bir elbise giy.” Bilmiyorum, (Cauldre’nın ceketi hakkında konuşur) bu sanki kampa giden bir Yuppie’ninkine benziyor! (yoğun kahkahalar, Adamus kıkırdar)</p>
<p>Böylece, derin bir nefes alalım ve gerçekten Pakauwah’ınızın özünü hissedelim. O sizdir. Bir veçhedir. Sizin parlaklığınızdır. Sizin parlaklığınızdır. Sizdir.</p>
<p>Şimdi, içinize girip de sizin için çalıştığında, ve sizin için rüya hallerinizde ve her zaman çalıştığında, onun formunu biçimlendirmesine ve dönüştürmesine ve hareket ettirmesine ve değişmesine izin verin. Tekrarlıyorum, sizinle konuşmasını beklemeyin, ama bu, iletişim kurmayacak anlamına gelmiyor. Arada büyük bir fark var. Konuşmak, iletişimin çok, çok kaba bir biçimidir. Aşırı derecede kaba. Arada şöyle bir fark var, detone bir insanın şarkı söylemesiyle, yüzlerce yetenekli müzisyenin ve şarkıcının biraraya geldiği büyük bir senfoni orkestrasından çıkan sesler arasındaki fark gibi. Bakın, dil tekdüzedir. Oysa (bir zamanlar) çok daha fazlasıydı – Atlantis, Lemurya zamanlarında, şarkıyı andıran bir dil vardı – ve şimdi dil çok tekdüze. Çok yakında Cauldre burada şarkı söyleyecek. (kahkahalar) Biz hep birlikte bir Şaud’un tamamını şarkı halinde söyleyeceğiz! Bu, rahatlık alanından çıkmaktır – hele Cauldre için – kesinlikle.</p>
<p>Böylece şimdi, derin bir nefes alın ve bırakın Pakauwah kendi işini görsün. Sizi de kendi işinizle başbaşa bıraksın. Sizi de kendi işinizle başbaşa bıraksın.</p>
<p><strong><em>Enerji Yönetimi</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Şimdi, bir geminin kaptanı olsaydınız, esasen kendi tayfalarınız üzerinde kontrolünüz olur muydu? Onlara ne yapmaları, nasıl yapmaları, ne zaman yapmaları gerektiğini, ve bunun karşılığında ne maaş alacaklarını söyler miydiniz? Roger.</p>
<p>ROGER: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Güzel yanıt. Mükemmel yanıt, çünkü burada önemli bir unsur iş başındadır. Geminin kaptanı sizsiniz, ve tüm o diğer insanlar da var, ve siz o diğer insanlar için beklentilerinizi tanımlamazsanız, onlar isyan edip (gemiyi) ele geçirmek eğilimindedirler. Yani liderliğiniz ve dengeniz ve beklentiniz konusunda çok net olmanız gerekiyor. Bunu onlara açıkça belirtmeniz gerekiyor, maalesef.</p>
<p>Bu arada, Şambra birazcık farklıdır. Şu anda buna girmeyeceğim, ama sizin herşeyi açıkça belirtmeniz gerekmiyor, sizin yalnızca, onların gidip kendileri için Yeni Enerji’yi keşfetmelerine izin vermeniz gerekiyor. Bu bazen bazı çelişkiler yaratır, bazı, ah, ilginç dinamikler, ama aslında iyi bir şeydir. İyi bir şeydir. Biliyor musunuz, zaman zaman Şambra ile Şambra biraraya geldiğinde, ortalık ısınabiliyor, bazı sürtüşmeler oluyor. Ha, çok sevgi var, ama bir dolu da sürtüşme oluyor. Neden? Çünkü hepiniz çok stresli, çok gergin bir dönemden geçiyorsunuz. Şu ara bir dolu değişimden geçiyorsunuz, ve bir anlamda aslında diğer insanı test ediyorsunuz. Bazen onlarla geçmiş yaşam sorunlarınız var. Bunların hepsi de liderlik falan kılığında ortaya çıkıyor, ama gerçek neden bu değil. Neden, şu ara meydana gelen inanılmaz gerginlikler (stresler).</p>
<p>Ama bu konumuzun dışında kalıyor. Geminin kaptanı, evet. Siz çalışan herkese, kaptanın siz olduğunu çok açıkça bildirmek istersiniz. En tepede siz varsınızdır. Atış emrini siz verirsiniz.</p>
<p>Şimdi, soru şu, <em>kendi</em> geminizin – bedeninizin, zihninizin, ruhunuzun, geçmişten gelen veçhelerinizin, her bir parçanızın – kaptanı olarak, kontrol uygular mısınız? Timothy.</p>
<p>TIMOTHY: Evet mi?</p>
<p>ADAMUS: Hayır, uygulamazsınız. Ama yanıt verdiğin için teşekkür ederiz. Hayır, uygulamazsınız, ama – ve ben bunu bir örnek olarak kullanıyorum; kimseye kusur bulmaya çalışmıyorum – ama, hayır uygulamazsınız, çünkü hepsi sizdir. Orada başka insanlar yoktur. Onların beklentileri ya da gündemleri ve beslenme arzuları ve sizin gücünüzü ele geçirmek gibi, insanların yaptığı şeyler yoktur. Bu sizsiniz. Kendi geminizin kaptanı sizsiniz. Patron sizsiniz. Siz egemen/mutlak olan varlıksınız. Her bir parçanız – bedeninizin ve zihninizin ve ruhunuzun her bir parçası – sizi mutlak biçimde seviyor. Diğer insanlar sizi ille de sevmeyebilir, ama sizin her bir parçanız sizi sever.</p>
<p>Siz, kendinizin diğer parçalarıyla iletişimi kestiniz. Ve şeylerin yapılma biçimi yüzünden, size saygı duymuyorlar. Sizin bu diğer parçalarınız, eskiden olduğu gibi ve olmasını istedikleri gibi, size saygı duymuyorlar. Ama bunu istiyorlar.</p>
<p>Üstelik herşeyi daha da zorlaştırmak için, artık kendinize de güvenmiyorsunuz, böylece gerçekten kendinizle ilgili, sizin bu parçalarınızla ilgili saygınlığınızı kaybettiniz, ve bu yüzden de zihninizle, bedeninizle ve kesinlikle ruhunuzla olan iletişimin büyük bir bölümü kesildi. Hele ruhunuzla, kesinlikle. Kendinize olan güveni kaybettiniz ve böylece de kendinizi şu küçük varoluş içinde soyutladınız. Küçük varoluş. Aslında kim olduğuna güvenmemek.</p>
<p>Kaybedilen ilk şeyin, elbette, ruhunuz olduğu açıktır – ruhunuz, can. Siz… bazen şöyle dediğinizi duyuyorum, “Biz bile bile unuttuk.” Hadi ama, lütfen, gerçekten. Bile bile mi unuttunuz? Kim olduğunuzu unutmak mı istediniz? Bunu size kim söyledi? Gerçek soru şudur, buna neden inandınız? Hayır, hayır, hayır.</p>
<p>Siz kendinize olan güveninizi ve kendinizle olan iletişimi kestiniz. Böylece ruhunuzla olabilecek her türlü iletişimden kopmuş oluyorsunuz. Oysa o hâlâ oradadır. Hâlâ oradadır, hep oradaydı, ama siz onunla, kendinizin her bir parçasıyla iletişim kurmayı kestiniz. Bedeninize güvenmiyorsunuz. Zihninize güvenmiyorsunuz. Ruhunuza ilişkin en ufak bir fikriniz yok. Onu uzun zamandır arıyordunuz, ve bu bir anlamda eğlenceli bir oyundu – “Hadi gidip ruhu arayalım.” Nerede arayacaksınız? O sizdir. Diyorsunuz ki, “Ben mi? Ruh mu?”  Kesinlikle. Ruh kendiyle olan iletişimden kopuk, güven eksikliğinden ötürü.</p>
<p>Böylece işte buradasınız, geminin kaptanı olarak ve tüm o… ben yalnızca sizden söz etmiyorum. Ben… ben sadece bunu daha sonra okuyacak diğer insanlardan söz ediyorum diyelim. (kahkahalar, Adamus güler) Kendi geminizin kaptanısınız, kendinizle olan iletişiminiz kopuk, ve Tanrı hakkında ve spiritüellik hakkında şu garip fikirlere de sahipsiniz. Bu fikirler, sizinle çalışırken, aşması en zor şeylerden bazısı – sizin bu fikirleri, Tanrı’yla ilgili eski geçmiş yaşam anlayışlarını aşmanızı sağlamak.</p>
<p>Bugün Roma hakkında konuşulduğunu duydum – inanılmaz bir yer. Oraya gitmeyi seviyorum. Ama kiliseyle ilgili geçmiş yüzünden ve Tanrı’nın ne olduğuyla ilgili orada çok miktarda eski şartlandırmalar var. Birçok insanın farkettiği hiç değil, hiç değil. Böylece, sizin bu parçayla bağlantınız kopuk.</p>
<p>Biliyor musunuz, benim Tanrı tanımım, aslında… tekillik değil. O, yukardaki cennette oturan şu sakallı, büyük, kızgın beyaz adam değil. O, birisinin Tanrı’sı, ama umarım sizinki değildir.</p>
<p>Ya Tanrı, geçmişin birikmiş potansiyelleriyse – olmuş olan ve olmuş olabilecek herşey – geçmişin tüm potansiyelleri ve geleceğin tüm potansiyelleri, olabilecek herşeyse? Ya Tanrı, şu an dışında herşeyse?</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Potansiyeller – her bir potansiyel, deneyimlediğiniz şeyler ve deneyimlemedikleriniz dahil, ve daha deneyimleyeceğiniz şeyler ve deneyimlemeyecekleriniz – ya Tanrı buysa? Ve ya Aynı Zamanda Tanrı Olan sizler bu varolan anda bu enerjileri içinize çekmek, onları şu anda gerçekliğinize, kendi içinize getirmek için buradaysanız? Sadece bir fikirdi, uyumaya çalıştığınız bazı geceler üzerinde düşünüp taşınacağınız bir şey.</p>
<p>Her neyse, Şambra, siz burada kendinize yeniden güven besleme noktasına geliyorsunuz. Her bir parçanız – bedeniniz, zihniniz, ruhunuz, veçheleriniz, içinizdeki Tanrı, tanrısallığınız, deneyimlenmiş olsun ya da olmasın her bir potansiyel, olabilecek her potansiyel – gerçekten size hizmet etmek istiyor. O sizdir. O sizdir.</p>
<p>Böylece, şu anda burada bulunduğunuz noktaya geliyor ve diyorsunuz ki, “Kendime güvenmem gerekiyor. Kesinlikle salıvermem gerekiyor.” Kesinlikle salıvermek. Bir başka varlığa ya da Pakauwah’ınıza ya da eşinize ya da ne olduğuna ilişkin hiç fikrinizin olmadığı bir Tanrı’ya bırakmak değil – nasıl salıverirsiniz? Böylece, salıverirsiniz. Peki ne olur? Salıverdiğinizde ne olur?</p>
<p>ŞAMBRA (hanım): Korkarsın.</p>
<p>ADAMUS: Pardon?</p>
<p>ŞAMBRA (hanım): Başlangıçta korkutucu gelir.</p>
<p>ADAMUS: Az çok korkutucu – <em>gerçekten </em>korkutucu; aslında şimdiye kadar, şimdiye kadar içinden geçtiğin en korkutucu şey – az çok korkutucu. Seni altüst eder. Tüm bilincinin zangırdamasına, titremesine neden olur. Bir şeyin uyumu bozulduğunda, nasıl zangırdamaya ve titremeye başlar bilir misin? Bazen arabandaki uyum – belli bir hıza çıktığında zangırdamaya ve titremeye başlar – peki ne yaparsın? Yavaşlarsın. Peki bu durumda ne yaparsın?</p>
<p>ŞAMBRA: Nefes alır hızlanırım.</p>
<p>ADAMUS: Nefes alırsın. Hızlanır ve nefes alırsın. Bu grubu seviyorum! (kahkahalar) Bu grubu seviyorum. Evet! Derin bir nefes alır ve salıverirsin, ki salıvermek hızlanmaktır. Frene basmak yavaşlamaktır, engellemedir, akışı durdurmaktır. Hayır, salıverirsin.</p>
<p>Yaşamın değişecek mi? Yaşamın değişecek mi? Kesinlikle. Kesinlikle değişecek. Buna kabul verecek misin? Yoksa değişimin ne olması gerektiğini tanımlamaya mı çalışacaksın?</p>
<p>ŞAMBRA: Sanmıyorum.</p>
<p>ADAMUS: Evet, yapacaksın. (kahkahalar) Değişimi kesinlikle tanımlamaya çalışacaksın. Ama bu pekâladır. Senin insan yanının ille de olmasını beklediği ya da istediği biçimde olmayacağını bildiğin sürece, pekâladır. Gelecek oturumlarımızdan birinde insan eseri benliğiniz ile ruhsal benliğiniz arasındaki farktan ve neden görünüşe göre bir çelişki olduğundan söz edeceğiz, en azından kısa vadede.</p>
<p>Yani salıverirsiniz. Bu, Enerji 101’dir. (çvr: üniversitelerin 1. sömestirinde verilen giriş derslerinin kodu) Biz ondan daha önce söz ettik ve siz de üzerinde düşündünüz. Ama sorun şu ki, siz üzerinde düşündünüz. Biliyorum, bazılarınız büyük, çok büyük adımlar attı, ama biz şimdi onu yaşayacağız – onu, kendi içinizdeki o mutlak güven alanında yaşamak.</p>
<p>Bu, sizin sorunlarınızı ortaya çıkartacaktır. Şimdiye kadar yaptığınız her bir hatayı. Bedeninizin her dengeden çıkışını, kendinizi her aptal yerine koyuşunuzu ve kötü yaşamlarınızı ve kötü şeyleri – bu sorunları ortaya çıkartacaktır. Tüm bu hataları yapmış olana nasıl güveneceksiniz? Ah! Hatayı tanımlayın. Hatayı tanımlayın.</p>
<p>Böylece ben sizi sürekli güvene geri dönmeniz için yüreklendirip duracağım. Kontrol değil. Geminin kaptanı gemisini kontrol eder; ama kendi yazgınızın kaptanı olarak sizin kontrol etmeye gereksiniminiz yok. Siz, hayal eden, yaratan, imgelem varlığı haline gelecek, ve geri kalan tüm parçaların buna kendi desteğini vermesine izin vereceksiniz. Bunun fazla yapılanmaya gereksinimi yoktur. Bunun yüreğe gereksinimi vardır. Hissetmeye gereksinimi vardır. Bunun, yaşamınızda fazladan birkaç lira kazanmanızı sağlayacak modelleri nasıl yaratacağını arayıp duran beyine gereksinimi yoktur. Bu, tutku içinde yaşamakla ilgilidir, çok daha basit bir biçimde – çok, çok, çok daha basit bir biçimde tezahür ettirmekle ilgilidir.</p>
<p>Hep birlikte derin bir nefes alalım.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p><strong><em>Gerçekler</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Madem ki az önce modadan söz ediyorduk, David, üstümdeki gömleğin rengi nedir?</p>
<p>DAVID: Mavi.</p>
<p>LİNDA: Bunu mu yapacağız, mikrofonu getireyim mi?</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten. Gerçekten. Linda mikrofonu size getirecek.</p>
<p>DAVID: Mavi.</p>
<p>ADAMUS: Mavi, gerçekten de. Evet öyle. Ve Gabriella, şu anda neredesin?</p>
<p>GABRIELLA: Burada.</p>
<p>ADAMUS: Burada. Burası neresi?</p>
<p>GABRIELLA: Burada, benim Şimdi’mde.</p>
<p>ADAMUS: Buraya ne deniyor?</p>
<p>GABRIELLA: Ha, Cold Creek Canyon.</p>
<p>ADAMUS: Cold Creek Canyon, kesinlikle. Ve Elizabeth… (Linda’ya) Koş, koş, koş. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Nazik ol. Burada birden fazla Elizabeth var.</p>
<p>ADAMUS: Kullandığın araba ne marka?</p>
<p>ELIZABETH: BMW.</p>
<p>ADAMUS: B-M-… güzel!</p>
<p>ELIZABETH: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: BMW. Şimdi, bunlar hiç de gerçek olmayan üç gerçek – bunlar hiç de gerçek değil.</p>
<p>Şimdi, bunların bir bölümü gerçek, ama büyük bir bölümü de değil. Bu, gideceğimiz (yönün) bir sonraki adımıdır. Ve sizden güven talep edecektir, ve ben bu yüzden az önce güvenden söz ettim. Ve boyutlar-arası olabilmeniz için ve artık hiçbir şeyin, hiçbir şeyin gerçek olmadığını anlamaya başlamanız için, Pakauwah’ınız ile bağlantınızı talep edecektir.</p>
<p>İnsanlık gerçeğe odaklanmaktan hoşlanıyor, kendini gerçeğe demirlemekten hoşlanıyor. Diyor ki, “Bu böyledir.” Zihin buna bayılıyor. Aslında, siz ve varlığınızın diğer parçaları da bundan az çok hoşlanıyorsunuz.</p>
<p>Gerçek. Gerçek size, netlik, açıklık olduğunu düşündüğünüz şeyi veriyor, ama aslında size kısıtlamalar veriyor. Diyorsunuz ki, “Gerçek: güneş yarın doğacak.” Belki de doğmayacak. Aslında aranızdan birkaç kişi, az önce geldiğimde ve giriş konuşmamı yaptığımda, parlakça kendi kendine şöyle düşündü, “Hmmm, Adamus bugünün Pazar olduğunu söyledi, Kasımın 8’i dedi,” ve hangi yıl olduğunu söyledimse. Bu aslında gerçektir, bir yerlerde. Bir yerlerde dinlemekte olan Şambra için. Ve gerçek değildir, çünkü eksiktir. Eksik.</p>
<p>Eski Enerjiden Yeni’ye en büyük geçişlerden biri, gerçek olanın artık gerçek olmamasıdır. Kendinize güvenmedikçe, kendi enerji yönetiminiz üzerinde çalışmadıkça – Pakauwah kadar basit bir şeyle nasıl bağlantı kuracağınızı (bilmedikçe), bununla başa çıkmak zor olacaktır. Pakauwah’ınız yalnızca sizin hayal edilmiş – ya da gerçek – hayvan veçhenizdir.</p>
<p>Yani, gerçek kapıdan çıkıp gidiyor, ve siz tekrar ve tekrar ve tekrar bununla karşılaşacaksınız, ve bu zihninize meydan okuyacaktır, ve diyeceksiniz ki, “Ama bu gerçek,” şu zemin tahta. Ya da öyle mi? Bunun bir bölümü gerçektir. Herhangi bir şeyin bir bölümü gerçektir, tümüyle yalan olsa bile. Ve zihniniz şöyle demeye başlar, “Ama, ama…”  Ah, işte bu, derin bir nefes almak zamanıdır.</p>
<p>Zihniniz, kalıplara ve yapılara ve belli inanç sistemlerine programlanmıştır. Zihnin bu gelişim modelini, ve arkasında yatan yoğunluğu ve inancı alıp da, bunu kendinize ve ruhunuza uygulayabilseydiniz, olağanüstü olurdu – tabii, “Belli bir noktada bu çok yoğun inanç sisteminin ötesine genişlememe izin vereceğim” diyen bir şeyi işleme dahil ettiğiniz sürece. Zihin bir inanç sistemidir – çok yoğun, çok gerçek. Parlak bir iş (çıkardınız). Zihin öylesine akıllı ki, kendine inanan, kendine güvenen, ve aslında yalnızca kendini görebilmek için diğer herşeyi kapatan çok parlak bir veçhesini yaratmıştır.</p>
<p>Zihni yaratmak gibi parlak yaratım sırasında, onu kendinden özgürleştirecek o küçücük tetiği, o küçük donanımı da yaratmış olabileceğinizi düşünmüyor musunuz? Bunu yapmış olabileceğinizi düşünmüyor musunuz?</p>
<p>Bunu yaptınız. Bunu yaptınız. Orada bir tetik var. Orada, zihnin kendi kalıpları içerisinde, deyim yerindeyse, bir mekanizma var – yalnızca küçücük bir düğme, bir tuş, diyelim – ve zihni kendinden özgürleştiren o küçük düğmedir. Ama biliyor musunuz? Siz, bir patlamayla zihninizin ötesine geçmenize izin verecek bu mekanizmayı yaratacak kadar parlaktınız – ve ben “bir patlamayla” diyorum, çünkü öyle olacak. Aklınızla, zihninizle bağlantılı olan pek çok enerji var. Onu açtığınız zaman, patlayacaktır.</p>
<p>Ama bu mekanizmayı, bu salıverme mekanizmasını yaratacak kadar akıllıydınız – zihin gerçekten de çok akıllıdır, çünkü onu siz yarattınız – ve zihin dedi ki, “O düğmeye sakın ha basma!” (kahkahalar)</p>
<p>Böylece burada ilginç bir açmaz söz konusu. Onun orada olduğunu biliyorsunuz. Onu hissediyorsunuz. İnanç sistemlerinden, yapılardan özgürleşmenin orada olduğunu biliyorsunuz, ama kapısına bir nöbetçi koydunuz ve o nöbetçiye, ne olursa olsun, ona söylediğiniz hiçbir palavraya inanmamasını söylediniz. Bu yüzden, nöbetçisi olan o kapıya geldiğiniz zaman – ki bir ordu dolusu nöbetçi onu koruyor – gelip de “Hey, hmm, ben geldim. Gitmek zamanı,” dediğiniz zaman, size inanmayacaklardır.</p>
<p>Bu çok parlak bir oyundur, ama Tanrı kim? Nöbetçiler mi? Hayır… hayır, nöbetçiler değil. Sizsiniz. Tanrı sizsiniz. Yaratıcı sizsiniz. Kendi gerçekliğini seçebilenler sizsiniz. İstediğiniz her şeyi seçebilirsiniz. Her türlü programlamayı, her türlü inanç sistemini, şartlandırmayı, tekrarlanan her kalıbı, yalnızca bir nefes alarak ve kendinize güvenerek aşabilirsiniz. Nefesi almak kolaydır; kendine güvenmek, çok zordur – çok, çok zordur – ya da değildir. Ya da değildir.</p>
<p>Yeni Enerji’ye cesaretle girmeyi sürdürdüğünüzde, ki burada hepiniz için muazzam bir destek var, ama ona girmeye devam ettikçe, artık gerçeğin olmadığını göreceksiniz. Size fizik (kurallarıyla) ve bilimle ve tıpla ve mimarlıkla ve mühendislikle ve televizyonlarla – herşeyle – ilgili söylenenler artık (gerçek) değildir, çünkü siz, o her neyse, onun sadece bir yanını ya da bir potansiyelini görüyorsunuz, oysa çok daha fazlası vardır. Çok daha fazlası.</p>
<p>Bu gömlek size mavi gibi görünebilir, ama başka alemlerde gerçekten – buna başka alemlerden bakan gözler onu tümüyle farklı bir şey olarak görür. Nerede olduklarına ve ne yaptıklarına bağlı olarak ya hiç renk görmezler, yani insanın fiziksel doğasında tanımlandığı biçimiyle, ya da bu maviyi daha sarı tonlarında ve büyük bir olasılıkla da yeşil tonlarında görürler. Diğer alemlerdekiler renk görmezler – yani sizin gördüğünüz gibi görmezler – o zaman, bu mavi midir? Bir meleğe sorun. O size diyecektir ki, “Yok canım.” Herhalde turuncudur. Kim bilir? Üstüne üstlük, onlar için görmek zordur, çünkü onlar enerji kalıplarına (modellerine) bakarlar. Fiziksel gerçekliği görmezler.</p>
<p>Ben, bir meleğin fiziksel doğada var olabileceği ve görebileceği en yakın konumda bulunuyorum, çünkü Cauldre gözlerinin açık olmasına izin verdi. Yani ben şimdi yine de enerjilerinizi görebiliyorum ama, bu güzel yüzleri de görüyorum.</p>
<p>Böylece, tüm gerçek kayıp gitmeye başlayacaktır. Akıl eriyip gitmeye başlayacak ve siz zaman zaman kendinizi çaresiz ve aptal hissedeceksiniz. Randevularınızı kaçıracaksınız. (kahkahalar) Adları unutacaksınız. Ve birisi çıkıp size diyecek ki – ve siz de buna bir an için inanacaksınız – ama birisi yaşlandığınızı söyleyecek, ya da bir parçası olduğunuz o tarikat şeyinde, ya da her neyse, fazla zaman geçirdiğinizi söyleyecek. Ve siz, geçici bir an için buna inanacaksınız, özellikle de şu yaşlanma kısmına. Ama yaşlanmıyorsunuz. Ve şimdi bunu dengelemek için bir dolu haplar ve vitaminler falan almaya da koşmayın, çünkü bedeniniz zaten bunların tümüyle nasıl başa çıkacağını biliyor, ona izin verirseniz. Ona sadece izin verirseniz.</p>
<p>Böylece, tüm gerçekler değişmeye başlayacak ve bu da sizin yönünüzü çok kaybetmenize neden olacak. Herşey kayıp gitmeye başlayacak. Evet, yine de araba kullanmanız gerekecek, ve araba kullanma belleğinin kayıp gitmesine ne zaman izin vermeyeceğini bilecek kadar bilge olan bir parçanız var. (kahkahalar) Önce diğer şeyleri salıvereceksiniz.</p>
<p>Gerçekler değişmeye başlayacak ve siz, çevrenizdeki dünyanın pek de gerçek olmayan gerçekler üzerine kurulduğunu farkedeceksiniz. Bu çok değişik ve baştan çıkarıcı görünse de, zaman zaman çok korkutucu olacak, çünkü bildiğiniz şekliyle dünya eriyip yok olacak.</p>
<p>Onun yerini neyin alacağını daha sonra konuşacağız, ama öylece hiçliğe girmeyecek kadar parlak olduğunuzu anlayın. Siz, kısa bir dönem için hiçlik gibi görünecek olsa da, çok yeni bir şey yaratıyorsunuz.</p>
<p>Gerçek, kapıdan çıkıp gidiyor. Gerçek, kapıdan çıkıp gidiyor. Herkes tarafından pek kabul görmüş olan Newton’un kuralları, kapıdan çıkıp gidiyor, ve belki de uygun olarak. Bunun, tüm o etki tepkinin ve çekimin ve tüm o diğer kuramların, geçici bir durum olduğunu Newton’un kendisi söyledi. Dedi ki, “Ama bu yalnızca bir potansiyeldir, seçtiğimiz ve birlikte yaşamayı (kabul ettiğimiz) bir potansiyeldir ama (potansiyellerden) yalnızca biridir.” Ama bu, kapıdan çıkıp gitmeye başlıyor.</p>
<p>Son zamanlarda biraz sersemlemiş mi hissediyorsunuz? Son zamanlarda biraz bağlantısı kesilmiş gibi mi hissediyorsunuz, ille de kendinizle değil, ama diğer şeylerle? Çünkü gerçek değişecektir.</p>
<p>Siz gazetelerde gerçekleri okuyorsunuz. Onlar gerçek değildir; onlar sınırlı inanç sistemleridir. Gerçekten.  Gerçekten. Siz gerçekleri kitaplarda okuyorsunuz ve ipnotik bir biçimde sanki yol buymuş gibi onları içinize alıyorsunuz, “İşte gerçek bu. Bu, hemen burada, şu kitapta yazılı.” Ben, hiç gerçeklere dayanmayan kitaplar yazdım, ama bu onları asılsız yapmaz. Yalnızca farklı bir bakış açısıdır, ve bakış açıları şimdi değişecektir.</p>
<p>Böylece, derin bir nefes alalım. Pakauwah’ınız ve kendinize olan güveniniz, gerçeklerin artık gerçek olmadığı gerçeğine (kahkahalar) uyumlanmanıza yardımcı olacaklar.</p>
<p><strong><em>Güven</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Sonra… biz burada zamanı kolluyoruz, gerçi zaman – ne de gerçek-olmayan (bir şey). Size bir noktaya kadar hizmet ediyor… bir noktaya kadar. Şeylerin az çok sağlamlaştırılmasına yardımcı oluyor, ama siz aslında zaman yolcularısınız. Aslında bunu şu anda gerçekleştiriyorsunuz. Şu anda gerçekleştiriyorsunuz. O iletişim sistemi kapalıydı, o yüzden yalnızca burada olduğunuzu sanıyorsunuz. Siz ileri ve geri yolculuk edip duruyorsunuz. Bedeninize girecek olan o Pakauwah; o da, siz buradayken dışarı gidiyor ve zamanda yolculuk yapıyor. Bu inanılmaz bir şeydir. Zamanda yolculuk bazen herhangi bir insanca deneyimden daha eğlencelidir, düşünebildiğim birkaç durum dışında. Ama zamanda yolculuk… ah, biz sınıflarımızdan birinde bunu ele alacağız. Bugünkü konumuzla devam etmek istiyorum.</p>
<p>Böylece, derin bir nefes alalım ve her açıdan – her açıdan – kendinize güvenebileceğinizi anlayın. Şu sözleri söylüyorsunuz, “Ben de Tanrı’yım.” Peki bunu ne zaman yaşayacaksınız? “Ben de Tanrı’yım” demek, herşeye güvenmek demektir. İnsan veçhesinin belli beklentileri var, ve şeyler her zaman da Bay ve Bayan İnsanın olacağını düşündüğü şekilde hallolmaz. Ama hallolur. Olur. Güven budur. Güven budur.</p>
<p>İlginç, eğer kendinize güvenmiyorsanız, geriye ne kalır? Yaşamlar boyunca başkalarına mı güveneceksiniz? Yaşamlar boyunca kendinizden kuşku mu duyacaksınız? Kendinize güvenmiyorsanız, var olmadığınızı iddia ediyorum. Gerçekten mevcut değilsinizdir. Bu, öldüğünüz anlamına gelmez. Sadece mevcut değilsinizdir.</p>
<p><strong><em>Gelecek ve Yazgı</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Böylece bugün, birlikte bir yolculuk yapalım. Son oturumumuzda, geçmişe geri gittik ve kapılar açtık. Geçmişin kapılarını açtık, ve siz bazen şu büyük enerji şarjını bekliyorsunuz; şimşek gibi çakan aydınlanmalar ve tüm o diğer şeyleri bekliyorsunuz. Oysa bazen değişimler öylesine güzel ve ince (sübtil) görünen düzeylerde ve şu anki geçerli iletişim sisteminizin (algılama) aralığının dışında olur ki, gerçekte olan biteni farkedemezsiniz. Ama o oluyordur.</p>
<p>Böylece, geçen ay o kapıları açıp da geçmiş potansiyellerin gelip sizi Şimdi ânında ziyaret etmesine izin verdiğinizde, bu potansiyellere izin vermekle Tanrı benliğinizin yarısına izin verdiğinizi ileri sürüyorum. Geçmişte belli şeyler deneyimlediniz – işten kovuldunuz, örneğin. Bu iyi bir şeydir. Tobias buna değindi ve ben de pekiştireceğim. Er ya da geç, sevgili dostlar, köleleştirmeye dayalı o ağır kitle bilinci ağından çıkmanız gerekecek – ve ben açıkça ona bu adı veriyorum. Bu, çağdaş (modern) günlerin köleliğidir. Lütfen. Lütfen – size özgür olduğunuz söyleniyor, ama değilsiniz. Bunu biliyorsunuz. Diyorlar ki, “Ha, istediğin herşeyi yapabilirsin.” Bir kez olsun bunu yapmayı deneyin. Özgür değilsiniz. Bu köleliktir ve biz onunla da oynayacağız. Onu aşacağız.</p>
<p>Bu, kendi adınıza çalışmanızla ya da en azından kesinlikle sevdiğiniz bir şey yapmanızla sonuçlanacak. Ama eğer o işte ya da o döngüdeyseniz… ben bunun bugün Dünya’da hâlâ var olduğuna bile inanamıyorum, ve giderek de beter olacak. Sürekli kölelikten, bir başkası için çalışmaktan, ‘o adam’ için çalışmaktan, maaş çekinden ve oturmaktan oluşan bu sistem… Ah Tanrım, eğer küçücük bir bölmede oturuyorsanız, Pazartesi günü gidip onu bir balyozla yıkın. (kahkahalar) Ve sonra iyi bir avukat bulup mahkemeye gidin ve deyin ki, “Bir insanı böyle bir bölmeye koymak insanlık dışıydı”, ve sonra tazminat olarak büyük bir para talep edin ve büyük bir olasılıkla da kazanırsınız. Ya böyle olur, ya da bunu gerçekleştirirken çok iyi bir zaman geçirmiş olursunuz. Ama bunların hepsi yanlıştır. Hepsi yanlıştır.</p>
<p>Böylece, biz geçmişe gittik. Potansiyelleri açtık – hiç gerçekleştirilmemiş ya da eyleme geçirilmemiş olanları, ama onlar yine de oradadır. Enerjileri orada, potansiyelleri orada, sevgileri orada. O, hiç iletişim kurmadığınız bir veçhedir, böylece onu içeri aldık.</p>
<p>Bugün, geleceğe gidelim… geleceğe. Bu, biz yola çıkmadan ilginç bir soruyu gündeme getiriyor. Gelecek, alnınıza yazılı mıdır? Hayır. Dünya’daki insanlarla bir anket yapılsa, yaklaşık yüzde 99.7’si için kesinlikle öyledir. Onlar buna izin veriyorlar. Bunu seçiyorlar. Yani bizim bakış açımızdan bakacak olursanız, onlar bir yazgı kalıbını izliyor.</p>
<p>Şimdi, bu yazgı bir anlamda kişisel bir yazgıdır, çünkü onu bir noktada seçmişlerdir. Ama yaşamlarını diğer insanların  yönetmesine izin vermişlerdir. Yaşamlarını, veçhelerinin yönetmesine izin vermişlerdir. Kendileri vazgeçmiştir. Yalnızca kendilerini kontrol etmekten vazgeçmiş değillerdir – onlar kendilerini fazlasıyla kontrol eden varlıklardır – ama diğer herşeyden vazgeçmişlerdir. Teslim olmuşlardır. O nedenle de yazgıları belirlenmiştir. Karmik yollarını izliyor ve bunun olmasına izin veriyorlar. Diyorlar ki, “Bu benim karmam,” karma sözcüğünü kullanmasalar bile.</p>
<p>Onlar, ruhun lineer (doğrusal) gelişimine inanıyor ve onu izliyorlar. Aptallık; sanki bunu yapmaları gerekiyormuş gibi, sanki bunu onlara Tanrı yaptırıyormuş gibi, sanki başka seçenekleri yokmuş gibi. Onlar ayrıca kitle bilincinin yazgısına da inanıyorlar, ki bu çok, çok yoğun, çok, çok ağırdır; o matriksten, o ağdan kurtulmak zordur – ya da değildir. Bu, bir seçim yapmak kadar kolay olabilirdi, ama o zaman yaşamınız değişir. Çoğu insan bunu gerçekten istemez. Ve ben eleştirel değilim, bir gözlem yapıyorum. Bunu beğenmiyor musunuz? Eleştirmiyorum, yalnızca gözlemliyorum. (kahkahalar, Adamus güler)</p>
<p>Böylece onlar yazgıdan oluşan bir hayat yaşıyorlar, ayrıca, çok güçlü inanç sistemlerine sahiplerse, özellikle de dinsel açıdan, spiritüel inanç sistemlerine sahiplerse, bu da yazgıyı yaratır. Onlar, cennet ve cehenneme gitmenin yolu budur ve bunlar iki (ayrı) yöndür diye inanıyorlar. Bu, yazgıdır. Bu, iki seçenekli yazgıdır, ama kendilerine verdikleri tek seçenek budur.</p>
<p>Böylece çoğu insan yazgıyla yaşıyor ve aslında, çoğu insan yazgıya <em>inanıyor. </em>Onlar, kendileri adına yazgıyı seçen ve onlara ne olacağını söyleyen beş para etmez bir Tanrı’ya inanıyor. Ve bu hiç umurlarında olmadı… biliyor musunuz, zihin bazen ne kadar kısıtlanmış olursa olsun, durup da “Eh, Ruh’un neden umurunda olsun ki. Ruh bana bunların tümünü neden yaptırsın ki? Ne yani, kendimi kime kanıtlayacağım? Neye kanıtlayacağım?” diye sormak için çok da keskin bir zihne gerek yoktur. Mantık istediği kadar değişsin, bu mantıklı değildir. Bu hiç de mantıklı değildir. Ama programlama, ipnoz, örtücü-katmanlar öylesine güçlü ki, aksi halde çok parlak olan adamları ve kadınları alıp onların aptallaşmasına, çok aptallaşmasına neden oluyorlar.</p>
<p>Yani… çoğu insan yazgının yönlendirmesiyle yaşıyor, oysa yaşamak zorunda değiller. Yaşamak zorunda değilller. Sudan çıkmış balık gibiler. Ha, bunun neye benzediğini bilirsiniz – yani yazgısız olmanın. Siz geçmişte şöyle diyen bir deneyimden geçtiniz, “Rehberleriniz gitti. Artık kural mural yok. Kontratlarınız bitti.” Bu, yazgı değil midir? Kısa bir dönem için sanki eğlenceli değil miydi, ama sonra eskimedi mi? Bu, kendi kendinize yüklediğiniz bir yazgıdır. Ama sonuçta gerçekten bir yazgı yoktur. Ama eğer yazgının çatısı altında yaşamışsanız, (yazgısız olmak) bir süre sonra gerçekten biraz daha rahatlaşır. Bir süre sonra kolaylaşır ve siz kendinizi çıplak, korunmasız ve incinebilir hissedersiniz, bir yazgı olmadığında çok incinebilir halde hissedersiniz. Ama yazgı yoktur. Gerçekten yoktur.</p>
<p>Peki, bir dakikaya kadar yolculuk edeceğimiz gelecekte ne var. Ve aslında biz gerçekten oraya yolculuk edeceğiz. Ve etmeyeceğiz! (kahkahalar) Artık hiçbir şey gerçek değil. Çok akışkan – çok, çok akışkan – ve bu iyi bir şeydir.</p>
<p><strong><em>Potansiyeller</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Peki orada ne var? (izleyiciler yanıtlar “Enerji… potansiyel.”) Potansiyeller. Potansiyeller. Kesinlikle. Kesinlikle.</p>
<p>Tek tek her birinizin önünde uzanan bir potansiyeller alanı var, ama aslında pek sınırlı. O potansiyel alan, önceden olmuş şeylerle yaratıldı. Her defasında burada bir eylem ya da olay olduğunda, bu, orada bir potansiyel yaratır. Bugün deneyimleyeceğiniz herşey, geleceğinizde yeni bir potansiyel baloncuğu yaratır. Ve böyle de olması gerekir.</p>
<p>Potansiyeller sizin bir dizi seçim yapmanızı sağlar, ve sonra hangi potansiyel olacağını seçerek yaşamınızı sürdürürsünüz. Ve genellikle, sizin üzerinizde en güçlü enerjisel etkiye sahip olanı seçersiniz – ille de sizin için en iyi olanı değil, ama en baştan çıkarıcı olanı. En baştan çıkarıcı potansiyeller, seçeceğiniz potansiyellerdir. Çoğu kez mantıklı değildirler. Çoğunlukla sizin başka alemlerinizde iş görürler. Çok, çok baştan çıkarıcıdırlar, ve sonra siz kendinizi bunun iyi bir seçim olduğuna inandırırsınız. Oysa bu yalnızca baştan çıkarmadır.</p>
<p>Yani gerçekten istediğiniz şeyi her zaman seçmezsiniz; sizi baştan çıkaranı seçersiniz. Ve dersiniz ki, “Eh, istediğim bu değil mi?” Eh, eğrilmiş bükülmüş, çarpıtılmış küçük insan tarzında, evet öyledir. Ama biz şimdi büyük melekleriz. (kahkahalar) Bunu aşıyoruz. (Linda komik bir surat yapar ve Adamus dönüp ona konuşur) Bu konunun yaratılmasına sen yardım ettin, bana öyle bakma. (yoğun kahkahalar) Biz bütün hafta boyunca bunun üzerinde çalıştık, yani… ben önceden, kendi tarzımda, hep Cauldre ve Linda’ya danışırım ki rahatlık alanlarının sınırlarını aşmasınlar.</p>
<p>LİNDA: Sınırları zorlar ama.</p>
<p>ADAMUS: Sınıra kadar itelerim ama hiç ötesine geçirmem. (kahkahalar)</p>
<p>Böylece, bir dakikaya kadar gideceğimiz gelecekte, gidip potansiyelleri ziyaret edeceğiz. Onları hissedeceğiz. Onlarla ilgili düşünmeyeceğiz. Onları, bazılarınızın yapmaya yatkın olduğu gibi, Excel çizelgesine geçirmeyeceğiz. Biz onların enerjilerini hissedeceğiz.</p>
<p>Ama şimdiye kadar, orada olan ve sizin hissettiğiniz potansiyeller, farkında olduğunuz potansiyeller, geçmiş tarafından yaratılmış olan, büyük bir çoğunluğu geçmiş deneyimlerle yaratılmış olanlardır. O potansiyeller geniş bir seçenek çeşitliliği içeriyor. Başka bir deyişle, o potansiyellerin seçenekleriyle kısıtlanmış değilsiniz, ama onların dinamikleri Eski Enerji’ydi ve geçmişe dayalıydı. Ve bu yüzden de zaman zaman sanki sıkışıp kalmış hissediyorsunuz. Sanki bir başkasının büyüsüne kapılmış gibi hissediyorsunuz, bu ister kendinizinki ya da ruhunuzunki ya da bir başka insanınki olsun, ve boşuna didindiğinizi hissettiniz, çünkü hepsi geçmişi temel alıyordu.</p>
<p>Böylece, şu anda onların ötesine bakabiliriz, çünkü başka potansiyeller de var; siz onları yalnızca görmediniz. İletişim ağı onları içeri getirmedi. Geçmişinizin etkilerinin ötesinde yatan potansiyeller var.</p>
<p>Derin bir nefes alın ve buna takılmayın, ama üzerinde düşünüp taşının. Onu hissedin. Potansiyelleriniz – farkında olduklarınız – geçmişinize ya da veçhelerinizin geçmişine dayalıydı.</p>
<p>Bizim açacaklarımızın geçmişinizle, karmanızla, on dakika önce kim olduğunuzla, bir yaşam önce kim olduğunuzla hiç ilgisi yok. Bunlar tazedir. Bunlar başlangıçta sizmişiniz gibi hissedilmeyecektir, çünkü insan yanınızın, kim olmuş olduğunuzun, kiminle özdeşleştiğinizin özünü içermeyecektir. Bunlar o kadar yenidir ki, bir an için yanlış yaptığınızı, belaya çattığınızı hissedebilirsiniz. Dersiniz ki, “İyi de, ne hissetmem gerekiyor?” Siz baştan çıkarma, ayartma hissetmeye alışıksınız. Güç hissetmeye alışıksınız. Karşı koyan enerjiler hissetmeye alışıksınız. Bu yeni potansiyeller bunlardan hiç birini içermez. İçlerinde sizin en derin özünüze sahiptirler, ama kısıtlanmamış ve sınırlanmamış bir biçimde, geçmişi temel almayarak.</p>
<p>Sevgili Şambra, bu Yeni Enerji’dir. Diyorsunuz ki, “Onlar hep orada değil miydi?” Kesinlikle. Bir uyku halindeydiler. Uyuyorlardı. Hatta bugünün öncesinde gidip de onları arasaydınız, asla bulamayacaktınız, çünkü başka bir şey arıyor olacaktınız. Başka niteliklere sahip olan bir şey arıyor olacaktınız, ve siz hep baştan çıkarma – kendi baştan çıkarmanız – tarafından (başka yere) çekilirsiniz.</p>
<p><strong><em>Geleceği Ziyaret Etmek</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Böylece bugün, ister gözlerinizi açık ister kapalı tutmayı seçin, derin bir nefes alalım…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Ve birlikte geleceğe doğru yolculuk edelim. Gelecek daha olmadı. Onun potansiyelleri oradadır. Gelecek yazılmadı. Bu yüzden fizikçiler ve durugörücüler ve kâhinler zamanın büyük bir çoğunluğunda yanlış anlıyorlar. Neden? Neden? Neden? Çünkü daha gerçeğe bile ulaşmadan baştan çıkıyorlar. Gerçi, baştan çıkma bir gerçek türüdür, ama onlar amaçtan sapıyorlar.</p>
<p>Hadi şimdi gidelim. Bu yolculuğu yapalım. Son toplantımızda yaptığımız gibi, birlikte bir koridor boyunca ilerleyelim. Şu güzel koridordan geleceğe yürüyelim. Ama bu koridordan yürürken, bırakın o koridorun gerçeği eriyip yok olsun. Zemin, eriyip yok olsun; duvarlar, eriyip yok olsun; kapılar, eriyip yok olsun.</p>
<p>Buradan yürüyelim, ve bu yalnızca aydınlığa ya da karanlığa yürümek olmasın; kendimize yürüyelim. Kendinize yürüyün. Orada bulunan tüm potansiyellere yürüyün – geçmiş tarafından yaratılmış olan potansiyellere. Onlar hâlâ oradalar, onlardan geçelim.</p>
<p>İçinden yürüyüp geçtiğimiz şey, çok-boyutlu bir holograftır. Herşeyi içerir; hiçbir şey içermez. Olabilecek herşeyi içerdiği gibi, hiçbir şey içermez.</p>
<p>Yürümenize izin verin ve şimdi, yürümeyi de bırakın. Yürümeye gerek yok. Ben O Ben’im orada duruyor.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Ve şimdi dünün olaylarıyla yaratılmış açıkça belli olan potansiyellerin yanından geçerek, sizin daha tam benliğinizi, daha gerçek benliğinizi, daha tanrısal benliğinizi temsil eden potansiyellere gidelim…</p>
<p>Şimdiye kadar görülmemiş ve bilinmemiş ve hissedilmemiş potansiyellere, ama işte buradalar…</p>
<p>Geleceğin, çok belirgin bir biçimde farklı ya da basit olabilecek potansiyelleri…</p>
<p>Tüm inançları, tüm mantığı, tüm gerçekleri eritip yok eden potansiyeller…</p>
<p>Enerjinin yapısını salıvererek, yeni bilincinize, o her neyse, ama dünün bilincine dayalı olmayan bir bilince hizmet edecek bir enerjiye dönüştürmek.</p>
<p>Biz bu potansiyellere – eski ağın ötesinde ve eski inanç sistemlerinin ötesinde bulunan bu potansiyellere – yürürken, hiçbir baştan çıkarma yok. Yeni Enerji potansiyellerinizde baştan çıkarmayı (gerektirecek) hiçbir temel yok.</p>
<p>Ölüm diye bir şey yok. Yaşama zorunluluğu diye bir şey yok. O sadece var.</p>
<p>Bu potansiyellerin herhangi bir sorunu çözmesi ya da düzeltmesi ya da herhangi bir şeyi değiştirmesi gerekmiyor, çünkü bu yeni potansiyeller eski dengesizliklere sahip değiller. Onlar yepyeniler. Onlar, sevincinizin ve tutkunuzun yeni meyveleridir, ve buradalar.</p>
<p>Şu anda yaptığımız, seçmek değildir, bunları (buraya) geri sürüklemeye çalışmak değil. Biz bir bağlantı kuruyoruz. İletişim.</p>
<p>Şu anda bilincimizi genişletiyoruz. Bu, zihinsel eylem zamanı değildir, “İşte hayatımı böyle yapılandırmak istiyorum” demek zamanı değildir. Bu, sizi hissetmek zamanıdır, kısıtlanmamış, dengede olmayan – başka bir deyişle, daha önceden herhangi bir dengeye ya da biçime sahip olmayan, ama saf olan – saf, saf potansiyelleri hissetmek zamanıdır.</p>
<p>Ve onları duyumsamaktan başka yapacak hiçbir şeyiniz yok.</p>
<p>Onları koklamak aracılığıyla duyumsayabilirsiniz. Onları hissetmek, hatta duymak ve tatmak aracılığıyla duyumsayabilirsiniz. Ama herşeyden çok, sadece varolarak, kendinize güvenerek (duyumsayabilirsiniz).</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Zaman zaman Pakauwah’ınızla çalışın, zaman zaman da bu şekilde, potansiyellerinize giderek çalışın. Bu, insanlığın ya da tüm yaratımın ağı ya da alanı değildir; bu sizindir. Sizin potansiyelleriniz. Onlar oradalar.</p>
<p>Şu anda, bilinci genişletmekle, biz bu potansiyellerin kilidini açıyor, aktive ediyor, ortaya çıkartıp yaşamınıza getiriyoruz.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Bunlar en güzel ve en akıcı biçimde mevcut âna, bu gerçekliğe, sizin Varoluş Noktanıza, Seçim Noktanıza, Gerçekleştirme Noktanıza geri gelmeye başlıyorlar.</p>
<p>Derin bir nefes alın. Salonda olduğunuzu hissedin.</p>
<p>Bugünkü konuşmamızın sonunda, Andrah’tan ek olarak küçük bir nefes çalışması yapmasını isteyeceğim, ve biraz da hareketli bir müzik isteyeceğim, bunu gerçekten topraklayabilmek için. Biz böyle genişlediğimiz zaman, bazı sistemleri, bazı şebekeleri ve sizin bazı parçalarınızı açıyoruz, ve onların bu topraklanmaya ihtiyacı olur.</p>
<p>Bugün gitmeden önce, sizden, Pakauwah’ınız ile çalışmayı lütfen sürdürmenizi isteyeceğim. Bu, enerjinizi nasıl yöneteceğinizi anlamanın yoludur. Onun, zihninizin olacağını sandığı biçimde davranmayabileceğini anımsayın. O değişir, hareket eder, dönüşür, farklı hissedilir. Pakauwah’ınızı dün hissetme biçiminizle bugün hissetme biçiminiz aynı olmayabilir. Değişebilir.</p>
<p>Gerçeğe ilişkin sorunlarla karşılaştığınızda, ki gerçek değişebilir görünüyor, kendinize güvenmek zamanıdır. Sizi bir yapılanmaya ya da kalıba geri çekmeyi deneyecek bir yanınız – ve birçok insan – olacak. Ama işte bu, kendinize güvenmek zamanıdır, çünkü gerçek artık tek gerçeklik (realite) değildir. O çok çok-boyutlu hale geliyor.</p>
<p>Yani yerleşik gerçeğin – tanımlanmış yaşama tarzının – rahatlığına geri koşmayı istemek, çok kolay olacaktır. Ama kendinize güvenin. Bu yeni topraklara atılmak için kendinize güvenin. Biz bunun için buradayız. Diğer alemlerdeki meslektaşlarımla ve arkadaşlarımla konuşurken bundan çok gurur duyuyorum. Bu, bunu denemeye istekli olan, yeni topraklara gitmeye istekli, gönüllü olan bir grup.</p>
<p><strong><em>Bir Grup Deneyimi</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Gitmeden önce bir şey daha. Hepinizle çalışmak istiyorum. Küçük gruplarla, bazen daha büyük gruplarla, rüya halimizde yoğun olarak çalışıyoruz. Rüya hali, gerçek haldir. Bunu son zamanlarda deneyimlediniz, bazılarınız. Uyanırsınız, ve rüyanız yatak odanızdan daha gerçektir. Rüya, bu (yaşamdan) daha canlıdır. Bu bazen biraz can sıkıcı olabilir, çünkü dersiniz ki, “Rüya haline geri dönmek istiyorum.” Ama biz bunların tümünü biraraya getiriyoruz.</p>
<p>Böylece, biz küçük gruplar, orta büyüklükte gruplar halinde birlikte çalışıyorduk, ama şimdi tüm Şambra ile tek bir etkinlikte ve bir rüya etkinliğinde çalışmak istiyorum. Ve bu, umarım – sizlerin organize edebileceği ve kendi başına yapabileceği &#8211; daha birçoklarının ilki olacak.</p>
<p>11 Kasım gecesi – ve anımsayın, gerçek artık gerçek değil, ama deneyimlemek için her zaman bir fasetayı, bir görünümü seçebilirsiniz – diyelim ki 11 Kasım gecesi, çünkü bunun çok gizemli bir tarih olduğunu düşünüyorsunuz. 11-11 … 11-11-11. Orada hiçbir şey yok… orada… evet var… durmak zorundayım. O tarihle ilgili, rakkamların uyumlanması yüzünden bazı kayda değer ilginç şeyler var. Ve söylediği şudur, enerji, bu rakkamlar uyumlu olmadığında farklı hareket eder, ama böyle uyumlandığında ise farklı bir biçimde bu rakkamlardan ve matematiğinden geçer. Ama sonuçta rakkamlar da artık gerçek değil.</p>
<p>Her bir rakkam için, aynı rakkamın çoklu benzeri ya da karşılığı olduğunu biliyor musunuz? İki – sadece iki değildir. İkinin altında ve üstünde boyutları vardır, ve kadim insanların ve mistiklerin bazısı bunu bilirdi ve bugün bile, insanların ikiyi iki olarak tanımladığını gördüklerinde, gülerler. Bu, ikinin bir parçasıdır, ama iki, bir  negatif ikiye ve bir pozitif ikiye ve yanlamasına bir ikiye ve sonsuz bir ikiye ve sınırlı bir ikiye sahiptir ve bu, tüm potansiyelleri kapsayarak böyle uzayıp gider. Görüyor musunuz, hiçbir şey olduğunu düşündüğünüz gibi değildir. Daha fazlasıdır. Çok daha fazlası.</p>
<p>Böylece, 11-11’de, çünkü bu diğer herkesin kulağına güzel gelecektir – tüm metafizikçi arkadaşlarınız diyecekler ki, “Biz 11-11’de bir deney yapıyoruz.” Vaay, vaaay… (izleyiciler ooo’lar ve aaa’larla ve gülerek karşılık verir) Ve sonra da bir kitap yazar, adına da “11-11 Deneyi” dersiniz. Üstelik bu çok da iyi satar!</p>
<p>Şimdi, şöyle bir şey yapacağız, eğer katılmaya gönüllüyseniz – yapmanız gereken tek şey, içinizden bir seçim yapmak olacak; biz onu duyarız. Biz o gece toplanacağız, hangi zaman diliminde olduğunuzun önemi yok, saat kaçta olacağının önemi yok. Ama o gece rüya halinizdeyken, bir grup rüyası oluşturacağız.</p>
<p>Bunun hakkında fazla bir şey söylemek istemiyorum, ama hepimiz biraraya geleceğiz. Aynı deneyime sahip olacağımız gibi birçok farklı deneyimlerimiz de olacak. Temel bir tema olacak. Bir başlangıç, orta ve bir son olacak. Rüyamızın bir öyküsü ve öykü içinde öyküler olacak. Ve siz katılımcı olacaksınız ve kendi deneyiminiz olacak, ama yine de aynı anda grup deneyimine de sahip olacaksınız. Yani tek bir rüya gibi görünenin içinde iki rüyanız ve aslında ikiden çok daha fazlası olacak, ama şimdi buna girmeyelim. O rüyanın grup bölümünü ve kendi bireysel bölümünüzü deneyimleyeceksiniz.</p>
<p>Lütfen, lütfen yatağınızın yanına bir kağıt ve kalem ya da elektronik aletinizi ya da her neyse – o küçük tuşlu klavyenizi falan koyun. Ve bunu bu gece ya da yarın gece yapın. Son dakikaya kadar beklemeyin, çünkü uyuya kalır  unutursunuz. Onu yatağınızın yanına koyun, ve gece yarısı uyandığınızda ya da sabah ilk iş olarak, durun, derin bir nefes alın; başka hiçbir şey yapmadan önce, yazmaya başlayın. Şimdi, gerçekten gidip fena halde çiş yapmanız gerekebilir, ama direnin. (kahkahalar) Direnin ya da doğaçlamada bulunmak için her ne yapmanız gerekiyorsa yapın, ama yazın. Yazın. Rüyayı yazın.</p>
<p>Şimdi, biz notlarınızdan oluşan yüzlerce sayfa yazmanızı beklemiyoruz. Önemli hisleri, önemli görsel şeyleri, ve herşeyden de çok – şöyle diyeceğim – sorulan soruya verdiğiniz yanıtı yazın.</p>
<p>LİNDA: Hmm, (anlaşılan) bir soru olacak.</p>
<p>ADAMUS: Ben bir soru sorulacağını söylemedim. (kahkahalar) Ben, sorunun yanıtını yazın, dedim. Sorulur ya da sorulmaz, ama sizin bir yanıtınız olacak. Hiçbir şey olmuş olduğu gibi değildir.</p>
<p>Sonra, biz o parlak ve sevecen ve çok çalışan Crimson Circle ekibinden, bunları – yazılarınızı – koyabileceğiniz genele açık bir yer yaratmasını isteyeceğiz.Yazıların ayrıntılı olması gerekmiyor. Bu bir yazı yarışması değil. Biz bununla bazı çok özel şeyler göstereceğiz. Katkıda bulunun. Yalnızca bunun için oluşturulmuş bir mesaj tahtası olabilir. Başka bir araç da olabilir, ama bu bilgiyi toplamanın bir yolu olsun.</p>
<p>Ve sonra biz ara sıra bundan söz edeceğiz. Bir sonraki toplantımızda ise kesinlikle bazı içgörüleri ve bilgiyi vereceğiz. Bu, neler olup bittiğini anlamanıza yardımcı olacak. Yeni Enerji rüya anlayışını birazcık daha anlamanıza yardımcı olacak. Ben, rüya sembolizmi demek istemiyorum, çünkü bu (sembolizm), bu arada, artık yok. Rüyalar şimdi sizin için çok farklıdır.</p>
<p>Böylece, hem yaygın, genel şeyler farkedeceksiniz, hem de yaygın, genel olmayanları. Hem anlayışınızın grup bölümünü hem de bireysel bölümünü deneyimleyeceksiniz. 11-11. Büyük 11-11 Şambra Rüya Deneyi yolda. Lütfen katılın. Bu, hepimizin burada ve şimdi olanları gerçekten anlamasına yardımcı olacak.</p>
<p>Hadi derin bir nefes alalım. Burada sizinle birlikte olmak bir onur ve mutluluktu. Bir dakikaya kadar biraz nefes yapacağız. Ben enerjinizin, bağlılığınızın, Yeni Enerjiye girerken bu olağanüstü deneyimin bir parçası olmanızın değerini çok takdir ediyorum.</p>
<p>Bu arada, “Ah, sevgili Adamus” ya da pek-de-sevgili-olmayan Adamus derken, dikkatli olun. “Hadi cidden, cidden, cidden, cidden hızlı gidelim” derken, dikkatli olun. (kahkahalar) Çünkü anlamanız gerekiyor ki siz gerçekten, gerçekten, gerçekten, gerçekten hızlı gidiyorsunuz. Ama çarpışmalara ihtiyacımız yok. Şeylerin parçalanmasına ihtiyacımız yok. Biz hızlı gidiyoruz.</p>
<p>Bazılarınızı biliyorum, bazen şöyle diyorsunuz, “Bana bunu sert bir biçimde ver. Bana bunu fırtınalı, hoyrat bir biçimde ver. Bana bunu patlayacak biçimde ver.” Artık buna ihtiyacınız yok.</p>
<p>Böylece, sevgili varlıklar, bu bir hatırlatmadır – herkese bir hatırlatmadır.</p>
<p>Tüm evreninizde herşey yolundadır, ve bu yüzden, ben Adamus olabiliyorum.</p>
<p>Keyfine varın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2009/11/07/saud-3-gelecekteki-potansiyeller/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 2: “Geçmişten Gelen Potansiyeller”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2009/10/03/saud-2-%e2%80%9cgecmisten-gelen-potansiyeller%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2009/10/03/saud-2-%e2%80%9cgecmisten-gelen-potansiyeller%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 19:52:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üstatlık / Yüksek Lisans Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=445</guid>
		<description><![CDATA[KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ
Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi
ŞAUD 2: “Geçmişten Gelen Potansiyeller”
ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
Kırmızı Çembere sunulmuştur
3 Ekim 2009
www.crimsoncircle.com -   http://kirmizicember.org
Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus. Dünyamıza hoşgeldiniz.
Ah evet, gerçekten de Şambra, siz Yeni bir Dünya’ya, yeni bir bilince adım atıyorsunuz. Gerçi evet, hâlâ o bazısı yıpranmış fiziksel bedeninizin içindesiniz, ve kesinlikle hâlâ zihninizdesiniz – ama biz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ</p>
<p>Üstatlık/Yüksek Lisans Dizisi</p>
<p>ŞAUD 2: “Geçmişten Gelen Potansiyeller”</p>
<p>ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur</p>
<p>3 Ekim 2009</p>
<p><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a> -   <a href="../">http://kirmizicember.org</a></p>
<p>Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus. Dünyamıza hoşgeldiniz.</p>
<p>Ah evet, gerçekten de Şambra, siz Yeni bir Dünya’ya, yeni bir bilince adım atıyorsunuz. Gerçi evet, hâlâ o bazısı yıpranmış fiziksel bedeninizin içindesiniz, ve kesinlikle hâlâ zihninizdesiniz – ama biz bunu değiştireceğiz – ama siz burada yepyeni bir bilinç içindesiniz. Biz bu inanılmaz yeni bilinç, Yeni Enerji, adına her ne demek istiyorsanız, yolculuğunun en başındayız.</p>
<p><span id="more-445"></span></p>
<p>Ve günün tartışmasına başlamadan önce, ben, (burada) kalan, yaşamından ve sevgisinden ve kalbinden veren; ayrıca, burada olmak konusunda ruhundan gelen, ruhunuzdan gelen çağrıya yanıt veren her birinizi tek tek  onaylamak, ve teşekkür etmek istiyorum.</p>
<p>Biz tümüyle yeni sınır bölgelerini keşfedeceğiz, ve bu her zaman rahat olmayacak. “Rahat/Rahatlık” aslında bir yanılsamadır, tıpkı Leap! filminde dendiği gibi, herşey bir yanılsamadır. Biz bugün o yanılsamaların bir kısmını araştıracağız. Bu sizi rahatlığınızdan edecek, çünkü rahatlığınız alışkanlıklardan başka bir şey değildir. Alışkanlıklar rahattır, onlardan nefret etseniz bile, onlardan hoşlanmasanız bile. Onlar, bir yanınızın oynamaya bayıldığı oyunlardır, çünkü bir dereceye kadar incineceğinizi biliyorsunuz; ama öte yandan kendi enerjinizin sadece belirli bir tamamlanma, doyum, genişleme miktarına sahip olursunuz.</p>
<p>Bu monotonluğa, bu tuzaklara yakalanmak çok kolaydır. İçinizdeki bir şey, “Yeter artık. Yeter artık” dedi. “Ben bu gruba katılacağım. Ister sadece on kişi, ister on milyon kişi olsun, umurumda değil, ama bu Yeni Enerji zamanında orada olacağım” dedi.</p>
<p>Evet, gerçekten, diğer insanlar – size gülebilirler. Sizi küçümseyebilirler. Size nefret dolu mektuplar ve epostalar yollayabilirler. Ve bazılarınızın duyduğu gibi, size şeytanın bedenlenmiş hali diyebilirler. Ama siz, aslında neler olup bittiğini anlayan ve içinizin derinliklerinden gelen bir çağrıya yanıt veriyorsunuz. Hakkınızı vermem gerekir. Bir oyun oynuyorsunuz – bunu benimle de sık sık oynuyorsunuz – olan biteni bilmiyormuş oyununu. En ufak bir fikriniz yok sanıyorsunuz. Ama içinizin derinliklerinde bir fikriniz var. Neler olup bittiğini biliyorsunuz.</p>
<p>İçinizdeki bir şey korkuyor. Bazılarınız benimle ilgili bir korkuyu dile getirdi. Ben size bir şey yapmayacağım. Kendi kendinize yapmanıza izin verebilirim (kahkahalar) ama ben size bir şey YAPMAYACAĞIM.</p>
<p>Ama siz bunu hissediyorsunuz – içinizden korku yükseliyor – çünkü biz yeni şeylere dalıYORUZ. Nelerden vazgeçmek zorunda kalacaksınız? Acı/ıstırap olacak mı?  Yalnız mı kalacaksınız? Yaşamınızda, nasıl başa çıkacağınızı bilemeyeceğiniz değişimler mi olacak? Aklınızı mı kaçıracaksınız? Kim bilir? Kim bilir? Ama içinizdeki bir şey, farketmediğini biliyor.</p>
<p>Kelimenin gerçek anlamıyla yaşamadığınızı biliyorsunuz – var oluyordunuz ama yaşamıyordunuz – ve bunu biliyordunuz, çünkü renklere baktığınızda, o rengin daha fazlasına sahip olduğunu biliyordunuz.</p>
<p>Şimdi ben… (bir zil çalar) aman, aman, aman, hemen burada durmak zorundayız. Tüm cep telefonları – HİÇ hoşgörü göstermeyeceğim şeylerden biri cep telefonlarınız, ikaz sesleri, titreşim yayan aletlerdir, ve beraberinizde buraya başka ne getirdiyseniz. (kahkahalar) Ben sizi yeterince heyecanlandıracağım. Onlara ihtiyacınız yok! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Ben… biz küçük bir ayrılık noktasına geldik. Bugün (bu toplantı) açık-gözlerle  mi yoksa kapalı-gözlerle mi olacak? Açık mı kapalı mı? (izleyicilerden biri “Açık” der.) Ama ben Cauldre’ya soruyorum, sana değil. (kahkahalar) Açık mı kapalı mı? Böylece… biz bunu daha önce yaptık, yani o kadar da büyük bir mesele değil. Böylece…</p>
<p>LİNDA: Çatışmayı görebilir miyiz? Döner misin?</p>
<p>ADAMUS: … hepimiz Cauldre için derin bir nefes alalım … ve o … (Cauldre’nın gözleri açılır) ah… (ve tekrar kapanır) … bırak o gözlerin açılsın. Biz bedeninde kalacağız. (Cauldre gözlerini açarken izleyiciler alkışlar)</p>
<p>Ha, ve şunu da söylemem gerekir, bu bina ve hepiniz, gözlerim kapalıyken daha güzel görünüyor. (Cauldre’nın gözleri bir an için kapanırken yoğun kahkahalar yükselir) Ve ben ciddiyim! (kahkahalar) Çok ciddiyim, çünkü … Ah, rahatla Cauldre.</p>
<p>Şimdi bakın, ben şimdi Cauldre’nın insan gözlerinden bakıyorum, ve size baktığım zaman, aslında çok haşin, acımasız bir gerçeklik var. Bu toplantı mekânına bakıyorum – pek alışık olduğum gibi değil, gözlerim açık olarak ilk kez buradayım – onu enerjisel olarak gördüm, ama insan gözlerinden hiç görmedim. Fiziksel görünüşünden daha güzel bir enerjiye sahip. Ha, bu binanın her bölümünde muazzam enerji var. Gözlerimi açtığım zaman, sanki yok oluveriyor. (kahkahalar) Onun için, ben onları bir an için kapatacağım, ama…</p>
<p>Ve siz, Şambra, bazılarınızın gözünün açık olduğunu gördüm, ama bu kişilerin sayısı çok değil. Hepinizi enerjisel olarak gördüm, ama söylemem gerekir ki, ilginç bir beden, ilginç bir bakış seçmişiniz. Bu ne iyi ne de kötüdür, sadece öyledir. Ama… peki şöyle yapacağız… Merhaba! (kahkahalar) … bunu bugün açık-gözlerle yapacağız.</p>
<p>Üstatlar</p>
<p>Böylece siz burada olmayı seçtiniz. Seçiminiz…  siz dinlediniz. Şu son yıllarda renkler görmeye başladığınızda, içinizde bir şey tetiklendi ve şöyle dedi, “Gözlerimle gördüğüm renklerde daha fazlası var, biliyorum. Bedenimde hissettiğim yaşam daha fazlasını barındırıyor, biliyorum. Ve aklımın kavradığından daha fazla olan bir şey var, biliyorum. Nedir o? Nerededir?” İçinizdeki bir şey, onu deneyimlemeniz gerektiğini söyledi. (Buradan) ayrılmayacaktınız. Onu deneyimlemeden bu yaşamdan ayrılmayacaktınız. Ve işte bu nedenle buradasınız.</p>
<p>Bazıları yakınlarda (dünyayı) terk etti. Bazıları, Tobias’ın gidişi bir dönemin sonuydu diye düşündü, ki gerçekten de öyleydi. Ama onlar – nasıl desek – bu noktadan sonra ilerlemenin oldukça zorlayıcı olacağını biliyorlardı. Şimdiye kadar zor olmadığından değil, ama onlar eski oyunları oynamanın rahatlığı ve onlara geri dönmenin rahatlığı içindeydiler. Ve ben onları onurlandırıyorum ve sizden de onları onurlandırmanızı istiyorum. Buradakiler benzersiz bir türdür. Bu, gerçek bir Üstatlar grubudur.</p>
<p>Şimdi, siz bunu benim fark ettiğim gibi fark etmiyorsunuz. Ve hâlâ o eski oyunları oynama, kendini-kısıtlama tuzağına düşüyorsunuz, ama biz bunu aşacağız. Size Üstat dediğimde, bunun ne anlama geldiğini anlayacaksınız, ve bu öylesine kullandığım bir kelime değildir. Sadece uzun süredir araştırıp incelediğiniz için değil. Gerçekten, ben ya da Kuthumi ya da Sam – sevgili Sam – ne kadar Üstatsa, siz de o kadar Üstatsınız. Bunu farkedeceksiniz, ve renklerin ötesinde renkler, seslerin ötesinde sesler olduğunu farkedeceksiniz. Yaratım yerine yazgıyla oynamanın ne büyük bir oyun olduğunu fark edeceksiniz.</p>
<p>Böylece, beni şımartmanın sizce bir sakıncası yoksa, biraz etrafta dolanacağım. (Cauldre ayağa kalkar) Ve söylemem gerekir ki… (Linda ona yardımcı olmak için hamle yapar) Hayır, becerebilirim.</p>
<p>LİNDA: O küçük vantilatörlere dikkat et.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten de. Ve bu etrafta dolanma işini, yapacağımız birçok toplantıda gerçekleştirmek istiyorum. Zaman zaman mikrofon için yardımını isteyebilirim, ama…</p>
<p>LİNDA: Tamam, ben hazırım.</p>
<p>ADAMUS: Böylece, derin bir nefes alıp yalnızca Cauldre’nın bedenine, zihnine ve ruhuna değil, sizinkine de girmeme izin verirseniz – direnç hissetmeden, başka bir varlığın size katılmasından kaygı duymadan, zaten bilmediğim bir şeyiniz olabilir, korktuğunuz bir şey olabilir diye kendinizi geri çekmeden.</p>
<p>Etrafta dolanırken bazılarınızla konuşmak isterim. Enerjinizi hissetmek isterim. Bu salonda çok, çok dinamik bir bilinç yaratmak isterim.</p>
<p>Verilen Ev Ödevlerinin Üzerinden Geçme</p>
<p>Şimdi, anladığım kadarıyla buradaki son toplantımızda verilen ev ödevleri vardı, ve eminim hepiniz onları yaptınız – yoksa yapmadınız mı. Ve biliyorum ki, son toplantımızda, Dünya’da çok kez bulunmamış olan Linda, Eesa’lı Linda tarafından sorulan soruyla başlayacağım. Ve Linda, Eesa ne anlama geliyor biliyor musun?</p>
<p>LİNDA: Hayır.</p>
<p>ADAMUS: Keşfedip bize bir dahaki sefere söyle. (kahkahalar) Şimdi, bir bilgisayarın var, şu Google hizmetine sahipsin – ve onu kullanmada oldukça ustasın, yani… ama ben sana geçen defa bir soru sormuştum. Ve seni buraya, Dünya’ya getirenin ne olduğunu sormuştum. Buraya gelmeyi neden seçtin?</p>
<p>LİNDA: Yanıt mı istiyorsun?</p>
<p>ADAMUS: Sanırım soru bu yüzden soruldu, gerçekten de. Ve bu arada, bunu senden rica ediyorum, (amacım) seni utandırmak değil, ama sezgilerin, içgörülerin değerli.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>LİNDA: Bunun, yani keşfin bir parçası olmak için. Tüm bu olanın, sadece bu salonun değil, ama tüm bu olanın bir parçası olmak, burada olmak için. Ve… (duraklar) bu macerayı, bu inanılmaz Dünya deneyini gerçekten deneyimleyebilecek kadar kendime güvenebilmek. Ve orada ihmal edilmiş bazı şeylerin çözümünü ve tamamlanmasını bulmak.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten, teşekkür ederiz. Teşekkür ederiz. Ve sen diyorsun ki, Dünya bir deney, oysa değil. O bir deneyimdir. Ve diyorsun ki, buraya kendine güvenmeyi öğrenmek için geldin. Ne kadar tecrübesizce ve dürüstçe, çünkü Dünya’ya gelmek güven düzlemini alır götürür. Bildiğin gibi, buraya perde denen şeyin gölgesinde gelirsin ve kendine olan güveni kaybedersin. Ve özellikle de, bu hepiniz için geçerli, buraya bir öğrenme arzusuyla gelirsin, enerjiyi hareket ettirme arzusuyla; buraya gelirsin, çünkü yolda bir şey olmuştur. Ve kendi enerjin engellenmiştir. Yani, buraya kendine güvenmeyi öğrenmek için geldiğini söylemek, harika bir içgörüdür. Çok dürüstçe, teşekkür ederiz. Teşekkür ederiz.</p>
<p>(Cauldre/Adamus izleyiciler arasında gezinmeye başlar)</p>
<p>Pekâla, Nausheen, ev ödevini yaptın mı?</p>
<p>NAUSHEEN: Bir anlamda, evet.</p>
<p>ADAMUS: Bir anlamda – ya yaptın ya da yapmadın.</p>
<p>NAUSHEEN: Yaptım.</p>
<p>ADAMUS: Hangisini yaptın?</p>
<p>NAUSHEEN: Totemimi buldum.</p>
<p>ADAMUS: Peki nedir totemin?</p>
<p>NAUSHEEN: Fil.</p>
<p>ADAMUS: Fil! Mükemmel bir totem, çok kutsal.</p>
<p>NAUSHEEN: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Çok kutsal.</p>
<p>NAUSHEEN: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Filin şu anda seninle mi?</p>
<p>NAUSHEEN: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Onu dışarda mı bıraktın?</p>
<p>NAUSHEEN: Hayır.</p>
<p>ADAMUS: Hayır mı?</p>
<p>NAUSHEEN: Hemen burada.</p>
<p>ADAMUS: Hemen burada. Ben de bir koku alıyorum diyordum. (kahkahalar) Mükemmel. Güzel. Teşekkür ederiz.</p>
<p>NAUSHEEN: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Seni yeniden görmek güzel, ve şunu söylemem gerekir ki, yani bir yorumda bulunabilirsem, arayışı bırakmalısın.</p>
<p>NAUSHEEN: Tamam, teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Yaşamlar boyu arayış.</p>
<p>Sıra başlarında kimlerin oturduğunu, şu an kimin saklandığını, enerjisini bu kadar düşük kimin tuttuğunu görmek çok ilginç… ha, Kathleen. Kathleen. Nasılsın?</p>
<p>KATHLEEN: İyiyim. İyiyim.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. Yalan söylüyorsun. Yalan söylüyorsun. (kahkahalar) Kathleen, seni hesap vermeye davet edeceğim. Şimdi, şu son birkaç ay içinde yaptığımız sohbetlerden herhangi bir şey hatırlıyor musun? Sohbet ettiğimizi hatırlıyorsun, değil mi? Hayır mı.</p>
<p>KATHLEEN: Hayır.</p>
<p>ADAMUS: O zaman ben de sen hissedene kadar bekleyeceğim, biz… biz çok konuştuk. Çok konuştuk. Ve sohbetlerimiz sırasında benim sana “My Fair Lady/Hırçın Kız” dememin bir nedeni var. (ç.n. My Fair Lady – George Bernard Shaw’ın 1912 tarihli oyunu Pygmalion’dan uyarlanan ve Broadway’de 1956-62 yılları arasında büyük sükse yapan, türkçeye “Hırçın Kız” olarak çevrilen oyunun kahramanı kadına atıfta bulunuyor) Sohbetlerimizde… sen hatırlayana kadar bekleyeceğim. Gelecek ay buna geri döneriz. Ama, ah sevgili varlık, biz seni, izninle, kendine geri dönmenin çok güzel bir örneği olarak kullanacağız. Verebileceğin, sunabileceğin çok şeyin var, oysa aşağılarda geziniyorsun, ve bunu da biliyorsun. Ve biz bundan söz ettik ve sen konuşmamışız gibi davranıyorsun. Peki. (kahkahalar)</p>
<p>(Cauldre/Adamus izleyiciler arasında bulunan başka bir hanıma ilerler)</p>
<p>Aa, sevgili varlık, sen ev ödevini yaptın mı?</p>
<p>ŞAMBRA: Bu aslında benim ilk kez gelişim.</p>
<p>ADAMUS: Biliyorum. (kahkahalar)</p>
<p>ŞAMBRA: O nedenle, ev ödevinin ne olduğunu bilmiyorum. Ama herhalde yapmışımdır.</p>
<p>ADAMUS: Pakauwah’ı…</p>
<p>ŞAMBRA: Pakau…</p>
<p>ADAMUS: Totem hayvanı. Bir totem olarak ne seçerdin?</p>
<p>ŞAMBRA: Az önce birine diyordum ki, kanatları olan bir şey.</p>
<p>ADAMUS: Kanatları olan bir şey. İlginç. Ben az önce…</p>
<p>ŞAMBRA: Bilmiyorum…</p>
<p>ADAMUS: …bugün Paris’te – öykünü kesmek istemiyorum ama benimki harikulade. (kahkahalar) Bugün daha önce Paris’teydim, çok güzeldi. Onyedi derece, kâh bulutlu, kâh güneşli, ve ben bir kuştum. Ve böyle latif bir sonbahar gününde tüm Paris’in üzerinden uçtum. Neyse, evet, sana dönelim.</p>
<p>ŞAMBRA: Evet ben… yani totem kelimesini duyduğum an aklıma kanatlar geldi, ama hangi hayvan bilmiyorum. Gerisi gelmedi…</p>
<p>ADAMUS: Onu nefesinle içine çek. Gelecektir.</p>
<p>ŞAMBRA: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Gelecektir.</p>
<p>ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. Mükemmel.</p>
<p>Aa, Dave… Dave. Dünya sana nasıl davranıyor?</p>
<p>DAVE: Çok iyi.</p>
<p>ADAMUS: İyi. Peki Dave, sen totemlerle ilgili ev ödevini yaptın mı?</p>
<p>DAVE: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Ve ne deneyimledin?</p>
<p>DAVE: Uçuş.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>DAVE: Bir kartal.</p>
<p>ADAMUS: O totem sana şu anda nasıl hizmet ediyor? Senin ne yapmanı sağlıyor?</p>
<p>DAVE: Görüşün genişlemesini.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. Mükemmel. Totemini – Pakauwah’ını – sürekli etrafında hissediyor musun? Yoksa zaman zaman mı?</p>
<p>DAVE: Zaman zaman.</p>
<p>ADAMUS: Zaman zaman. Onun senin için her zaman, sürekli çalıştığını hissediyor musun?</p>
<p>DAVE: Hayır.</p>
<p>ADAMUS: Peki. Nefes almayı ve onunla çalışmayı sürdür, çünkü, Şambra, bu Pakauwah’lar sizsiniz. Onlar sizin bir parçanızdır. Başka bir şey değiller; kesinlikle sizdirler.</p>
<p>O, sizin bir uzantınızdır, ve ben bunu özellikle bir hayvan totemi olarak seçtim. Siz veçhelerinize alışıksınız, veçhelerinizin ne olduğunu biliyorsunuz, ama onlar çok insanımsı. Ve sonra tüm o insanca sorunlara yakalanıyorsunuz. Sizden bir insan veçhesi, bir insan Pakauwah’sı yaratmanızı isteseydim, fazlasıyla insan özellikleri üstlenirdi. Böylece, yaratmanız istenen bu hayvanı biz tekrar tekrar kullanacağız. Ama o harikadır, çünkü çıkıp gidiyor ve sizin için çok şey gerçekleştiriyor. Biz bugün onunla çalışacağız, böylece hepiniz, kendi toteminizi, Pakauwah’ınızı hissetmediyseniz, bunu şimdi yapmak zamanıdır. Onu şimdi içinize getirmek zamanıdır.</p>
<p>Larry, ev ödevini yaptın mı?</p>
<p>LARRY: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Ve ne yaptın?</p>
<p>LARRY: Bazı yaratımlar gerçekleştirdim.</p>
<p>ADAMUS: Ne yarattın?</p>
<p>LARRY: Kompresörümün kablolarını evime çektim.</p>
<p>ADAMUS: Harika.</p>
<p>LARRY: Kıçımı kaldırıp yaptım.</p>
<p>ADAMUS: Harika! Ve Larry, kıçını kaldırmakla – bu senin için büyük bir sorundu, ve… şimdi tatilin bitti.</p>
<p>LARRY: Evet. İki yıl.</p>
<p>ADAMUS: Bunu biliyorsun, evet. Bunun bir nedeni vardı, ama artık saklanamazsın! Artık oturup duramazsın. Bunu biliyorsun, ben de biliyorum, artık ileri gitmek zorunda. O küçük projenin sana harika bir rahatlama duygusu sağladığını keşfettin.</p>
<p>LARRY: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Suçluluk duygusundan kurtuldun, yanıbaşında dır dır eden sesten kurtuldun, ve bu, küçük çaplı da olsa yaratının nasıl bir şey olduğunu duyumsamanı sağladı. Biz şimdi daha büyük yaratılara yöneleceğiz, sadece kompresör kablosu çekmek değil. Bu çok ilkel.</p>
<p>LARRY: Peki, geliştir.</p>
<p>ADAMUS: Evet, bu… hayır, hayır – onu SEN geliştir.</p>
<p>LARRY: Tamam, geliştireceğim.</p>
<p>ADAMUS: Sen geliştir. Gerçekten. Ben, yolun her adımında seninleyim.</p>
<p>LARRY: Bunu neden hatırlayamıyorum?</p>
<p>ADAMUS: Şu anda buradayım. Yolun her adımında, Larry. Dır dır eden bendim; oysa sen karından söz ettiğimi sandın. (yoğun kahkahalar) Utan, utan.</p>
<p>LARRY: Yakalandım.</p>
<p>ADAMUS: Bunu yaparken enerjin öylesine suçluluk doluydu ki. (kahkahalar) Çok suçlu. Yani yakalandın.</p>
<p>Pekâla… Vince, nasılsın?</p>
<p>VINCE: Her zamankinden daha iyiyim.</p>
<p>ADAMUS: Her zamankinden daha iyi. Yalan söylüyorsun. Ah, sevgili Şambra, sana üç kez soracağım. Vince, nasılsın?</p>
<p>VİNCE: Oldukça iyiyim!</p>
<p>ADAMUS: Oldukça iyi. Bu şimdi “her zamankinden daha iyi”den “oldukça iyi”ye geldi. Vince, gerçekten nasılsın?</p>
<p>VİNCE: Oldukça iyiden daha iyiyim.</p>
<p>ADAMUS: (kıkırdar) Güzel. Sıkboğaz etmek istediğimden değil, ama öğrendin… gücün zihinde olmadığını, ve gücün kasta olmadığını öğreniyorsun. Ve gücün ruhta olduğunu ve her zaman da ruhta olmuş olduğunu anlayasın diye bununla karşılaşıp durdun.</p>
<p>Yol üzerinde küçük kazaların oldu. Kaza değildi – hiç de kaza değildi. Şöyle bir şey oldu, geçenlerde Vince ile küçük bir tartışmam oldu, ve tartışmadan kısa bir süre sonra arabasıyla kaza yaptı. Araba hurdahaş oldu. Şimdi, bu ne anlama geliyor? Onun yanlış bir şey yaptığı mı? Kötü enerji mi? Hayır! Bu şu anlama geliyor, ele aldığımız konulardan birinin dönüşmesi gerekiyordu – hareket etmesi gerekiyordu – çünkü tıkanıp kalmıştı. Vince, o nerede tıkanmıştı?</p>
<p>VİNCE: Gözlerimde tıkanmıştı.</p>
<p>ADAMUS: Kafanda tıkanmıştı, gözlerinden çıkıyordu.</p>
<p>VİNCE: Ah!</p>
<p>ADAMUS: Ah. Kafada tıkanıp kalan sorunlar. Yani senin küçük bir şoka ihtiyacın vardı – ki bunu ben yapmadım; kendin için bunu sen yaptın. O şok, üzgünüm, arabanı hurdahaş etti, ama bazı enerjileri harekete geçirdi. Şimdi bu şuna geri geliyor, biz bunu kolay yoldan da yapabiliriz; zor yoldan da. Bunu nefesle gerçekleştirebileceğin gibi, yıkıcı bir derbi maçıyla da gerçekleştirebilirsin. (kahkahalar) Bu sana kalmış bir şey. Öyle ya da böyle, sana kalmış. Böylece… teşekkür ederiz. Teşekkür ederiz.</p>
<p>VİNCE: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Ve ben gerçekten çok derin nefesler önereceğim. Andrah (Dr. Norma Delaney) ile çalış, kendinle çalış, ama şu derin nefesleri yap. Sahip olduğun bu sorunlar bedeninden dışarı sızmaya başladı. Oysa böyle olması gerekmiyor. Araba kazalarına ihtiyacın yok. Bu tür hiçbir şeye ihtiyacın yok.</p>
<p>Bu, bir seçim yapmak kadar basit olabilir. Ve bizim gittiğimiz yön de budur. Gittiğimiz yön budur. Artık işkenceyi andıran bu fiziksel rahatsızlıklar olmayacak. Fiziksel rahatsızlıklar sadece bir yerlerde tıkalı bir enerjiye sahip olduğunuzun göstergesidir. Bir şey yüzünden bir yerde. Belki beyninizde sıkışıp kaldığınız için. Belki birkaç yıldır kıçınızın üstünde oturup hiçbir şey yapmadığınız için. Bu yalnızca – pardon Larry – bu yalnızca tıkanmış enerjidir! Enerji bir şekilde, bir yerden çıkacaktır. Bir şekilde hareket edecektir. Bir araba kazası yapmana gerek yok. Hadi bunu şu anda sadece nefes yoluyla gerçekleştirelim.</p>
<p>Derin bir nefes al ve o enerjiyi harekete geçirelim… O enerjiyi harekete geçirelim…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Pekâla, Ralph. Nasılsın Ralph?</p>
<p>RALPH: Harika.</p>
<p>ADAMUS: Ah Ralph. (kahkahalar) Ralph, ben senin yalan söylediğini söylemiyorum. Diyorum ki, sen çılgınca…</p>
<p>RALPH: Kuruntulu.</p>
<p>ADAMUS: … aldatmaca. Aldatmaca (kandırmaca). Çünkü biz sık sık uzun konuşmalar yapıyoruz. Ha bu, sevgili Şambra, içinde olduğumuz yeni bir oyun. Harika bir oyun, ama yeni bir oyun, yani eğer burada oturuyorsanız, teşhir edilmeye açıksınız demektir. (kahkahalar)</p>
<p>Pekâla Ralph… Ralph. Şimdi, biz birçok uzun sohbetlerde bulunuyoruz, ve sen aslında inanılmazsın. Bir yandan bana öğretiyorsun. Aslında şu anda insan biçiminin içinde olup da bu şeylerden geçmenin nasıl bir şey olduğu hakkında bana çok şey öğretiyorsun. Öte yandan, bana öğrettiğin şeyleri bilmiyormuş gibi davranıyorsun. Ve bilmiyormuş gibi davranmayı oynarken de böyle muhteşem bir ikilem – aslında çok parlak bir ikilem – içindesin. Ve kaybolmuşu oynuyorsun Ralph. Sen – eh, aslında, zavallı Ralph’i oynuyorsun. Ve doğru fırsatlar önüne çıkmamış ve hâlâ da çıkmayan Ralph’ı oynuyorsun. Onun için de saklanıyorsun.</p>
<p>Çok parlak bir yanın var – bu ister müziğin olsun, ister yazıların, Ralph, ister konuşmaların, ister ses çalışmaların, ya da felsefen – ki bu herhalde en güçlü erdemlerinden biri – ama böyle bir oyun oynuyorsun. Peki bunu ne zaman ortaya çıkartacaksın? Ne bekliyorsun?</p>
<p>(Ralph uygun kelimeleri ararken duraklama)</p>
<p>Yaa evet, ben de. (Adamus ve Ralph gülerler)</p>
<p>RALPH: Bilmiyorum. Zaman şimdi diyorum. Harekete geçmeye hazırım, ve sadece küçük bir, bilirsin işte, sadece… belki şarkıyı bilmiyorum, bana birkaç notasını mırıldanabilir misin? (Adamus ve izleyicilerden kahkahalar yükselir) Hey, bana küçük bir fırsat verin! (artan kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Sanırım şu anda ilk dizeyi yazdın! (yoğun kahkahalar) Ama – onu hoşgördüğünüz için teşekkür ederim, teşekkür ederim. Bu arada, siz ikiniz – Ralph ve Gabriella – birbirinizle muazzam bir enerji bileşenine sahipsiniz, ama şu anda onu doğru oynamıyorsunuz. Doğru oynamıyorsunuz, çünkü her ikiniz de birbirinin dramına ve kurban haline giriyor ve bunun neden yapılamayacağını (birbirinize onaylıyorsunuz). Size böyle dosdoğru konuştuğum için üzgünüm, ama ön sırada oturuyorsunuz.</p>
<p>RALPH: Bu yüzden buradayız.</p>
<p>ADAMUS: Ön sıra ve sıra başları, Şambra. Ön sıra ve sıra başları.</p>
<p>Böylece, aranızda böyle bir bileşen var, ama onu oynamıyorsunuz, çünkü hâlâ – bir şeyi bekliyorsunuz. Bir şeyi geleceğe attınız. Örneğin şöyle diyorsunuz, “O olana kadar bunu gerçekleştiremeyiz.” Bu kendi içinde, her birinizin oynadığı bir oyundur. “Sen bu ülkede bir iş bulana kadar bunu yapamayız.” Ama bu hiç de doğru değil. Yapabileceğiniz çok şey var.</p>
<p>Kendinizle aranızda tuttuğunuz o mesafe, ikiniz arasındaki bileşeni gerçekten birleştirmekten korkmanızın simgesidir. Onun orada olduğunu biliyorsun, ama olmasına izin vermekten korkuyorsun. Bu nedenle de o engelleri oluşturuyorsun. Şu iş meselesini öne sürüyorsun.</p>
<p>Bir şeyler öne sürüp duruyorsunuz – bazılarınız için bu göçmenlik, bazılarınız için iş, her neyse. Tüm o engelleri oluşturup duruyorsunuz, çünkü Eski Enerji düşünce tarzınızda öyle bir noktaya geliyorsunuz ki, hayalleri hayal olarak bırakmak daha iyi oluyor. Hayalleri hayal olarak bırakmak daha iyi oluyor. Bazen gözlerinizi açmak sıkıcıdır. Bazen o fiziksel bedenin içinde olmak zordur. Yeni bir meydan okumayı, yeni bir projeyi üstlenip de belki başarısız olacağınızı söylemek zordur. Belki de başarısız olacaksınızdır. Onun için, neler olacağını hayal etmek daha iyidir, yani onu gerçekten yapmak yerine ve gerçekten içinize getirmek yerine ve gerçekten kucaklamak yerine (Adamus çok tutkulu konuşur) ve gerçekten yaşamak yerine! Ve onu olmak yerine! Ve onu ifade etmek yerine! Ve paylaşmak yerine! Böylece…</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, ve Ralph ve Gabriella, bazen onu uzak bir mesafede tutmak çok daha kolaydır, ama o olgunlaşacak ve sıcak bir günde kokan bayat balık gibi kokacaktır. Ve sonra enerjiniz karmakarışık hale gelecek, ve siz sorunlarınız için – önce beni, ikinci olarak birbirinizi, üçüncü olarak yaşamı, dördüncü olarak ana-babanızı ve sırada daha ne varsa suçlayacaksınız.</p>
<p>Sonra o noktada enerjiniz gerçekten düğüm olacaktır. Ve sonra ne olur? Hepimiz biliyoruz – bunu söylemek istemiyorsunuz, ben ondan söz edeceğim – fiziksel hastalık. Fiziksel dengesizlik. O enerjinin bir yerden çıkması gerekiyor. Onun umurunda değil. Enerjinin umurunda değil. Onun dışarı çıkması gerekiyor. Oynaması gerekiyor. Onu öyle sonsuza kadar frenleyemezsiniz. Metal bir kavanoza su koysanız bile, er ya da geç dışarı çıkacaktır. O kavanozun paslanıp aşınması binlerce ve binlerce yıl alabilir, ama o enerji harekete geçecektir.</p>
<p>Sizler enerji öncülerisiniz. Siz enerji kullanıcılarısınız. Siz Yeni Enerji yaratanlarısınız. O Yeni Enerji yaşamınızda nasıl oynayacak?</p>
<p>Bu arada, güzel bir takım elbise, Sart. (kahkahalar) Bu senin suçluluk simgen mi? (yoğun kahkahalar)</p>
<p>SART: Yok canım, puan toplamaya çalışıyordum!</p>
<p>ADAMUS: Bir başka Şambra’dan – onlar konuşuyor, biliyor musun, içki masasında konuşuyorlar – ev ödevini yapmadığını duydum.</p>
<p>SART: Ha, hayır, yapmadım.</p>
<p>ADAMUS: Yaa evet. Ve bu takım elbise onun yerini mi tutacaktı?</p>
<p>SART: Umuyordum.</p>
<p>ADAMUS: Tutuyor da! Aslında tutuyor. (yoğun kahkahalar ve alkışlar) Adamus’un dünyasında o herşeyi yapar. Çünkü, söylemem gerekir ki – biz dalga geçiyoruz, ama bir gerçeklik payı da var – kendine duyduğun saygıya bak!</p>
<p>SART: Aa evet. Harika hissediyorum. Harika.</p>
<p>ADAMUS: Ve harika görünüyorsun.</p>
<p>SART: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>SART: Kendimi muhteşem hissediyorum. Teşekkürler, Şambra. (alkış)</p>
<p>ADAMUS: Şimdi, bu başka herhangi birini etkilemekle ilgili değildir, çünkü tanrı bilir, Sart’ın buna ihtiyacı yok. (kahkahalar) Bu, gösteriş yapmakla da ilgili değildir. Bu, kendini onurlandırmak ve kendine saygı duymakla ilgilidir. Ve bu, her gün bir İtalyan takım elbise giymeniz gerektiği anlamına da gelmez – ama, Cauldre, arada bir bu iyi olurdu! (kahkahalar) Bu, kendinizi onurlandırıyor ve kendinize saygı duyuyorsunuz demektir. Kendinize bu armağanı veriyorsunuzdur. Diyorsunuzdur ki, “Ben buna değerim.” Bu parayla ilgili değil. Para tümüyle önemsizdir. Bu, Benliğin ifadesiyle ilgilidir, ve Benlik bugün muhteşem görünüyor.</p>
<p>SART: Teşekkür ederim. Harika hissediyorum. Harika bir gün geçiriyorum.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten de, ve sen Şambra için bir örneksin.</p>
<p>SART: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Biz teşekkür ederiz.</p>
<p>SART: Teşekkür ederim. (izleyiciler alkışlar)</p>
<p>ADAMUS: Böylece ben size, Ralph ve Gabriella, meydan okuyorum, şu engeller, kendi kişisel yaşamlarınızdaki engeller yanılsamasından ne zaman kurtulacaksınız? Böyle ham bir yeteneğin kullanılabileceği biçimlerde kullanılmadığını, ki kullanılabileceğini biliyorum, bunu sürekli konuşuyoruz, gördüğüm zaman, “Eh, ben sadece bir şeyi bekliyorum. Yalnızca bekliyorum. Benim beklediğim…” ne, bir araba kazası mı?</p>
<p>RALPH: Bir bisiklet kazası geçirdim…</p>
<p>ADAMUS: Bisiklet kazası geçirmiş.</p>
<p>RALPH: … ciddiydi ama.</p>
<p>ADAMUS: “… Bir şeyin beni harekete geçirmesini bekliyorum.” Geçirecektir er yada geç, ama bu Yeni Enerji’de bundan geçmek zorunda değilsiniz. O tümseğe ya da o incinmeye ihtiyacınız yok, ya da acı bir tartışma yapmaya ihtiyacınız yok. Aranıza bir mesafe – yaşamınızda fiziksel bir mesafe &#8211; koymaya ihtiyacınız yok. Onu şimdi yapabilirsiniz. Kolay yoldan ya da zor yoldan; farketmez. Nasıl olsa olacak.</p>
<p>Bilincimizi böyle bir grupta birleştirdiğimiz zaman, enerjiyi hareket ettirmek için yoğunluk oluşur. Şu anda, eğer farkındaysanız – şurayı (solar pleksusu gösterir) bir hissedin – bu salon canlı. Bu İnternet enerjiyle capcanlı. Hareket ediyor. Bazen kendi başınıza, yalnız olduğunuzda herşeyin durgun ve cansız hissedilmesini bilir misiniz?  Şu anda burada, bu salonda gerçekleştirdiğimizi alıp yaşamınıza sokabilirsiniz – yaşantınızda şaşırtıcı şeyler olur.</p>
<p>Bu kurgu zor, öyle değil mi? İşinizi kaybetmek. Bu kurgu işkence eder, çünkü diyorsunuz ki, “Peki sonra? Ne gelip de onun yerini dolduracak?” Bu Yeni Enerji’de genellikle baştan bilemezsiniz. O sonradan gelir. Ama yaşamınızda onca potansiyel var, Jane, sadece seni bekliyor; oynamayı kesmeni bekliyor. Bahaneler bulmaktan vazgeçin. “Peki ya”lardan vazgeçin. Tüm bahanelerden vazgeçin ve olmasına izin verin. Ve bu, birlikte yapacaklarımızın, birlikte gideceğimiz yerin heyecanlı tarafıdır.</p>
<p>Şaşırtıcı şeyler, kısıtlamalar olmadan; garip şeyler olacak. (Adamus kıkırdar ve izleyiciler güler) Garip şeyler, hiç beklenmedik, ve bu Yeni Enerji’nin güzelliği budur – tümüyle beklenmedik şeyler.</p>
<p>Biliyor musunuz, Eski Enerji çok öngörülebilen kalıplarla çalışır. Bu nedenle matematiğe ve bilime ve fiziğe bölünebilir; o çok, çok öngörülebilirdir. İçinde gerçekten yeni olan eğriler ya da virajlar çok azdır, ve gelen eğri ya da virajlar da çok yavaştır. Gerçek bilinç değişiminin meydana gelmesi binlerce ve binlerce yıl alır.</p>
<p>Sizin deyiminizle, Yeni Enerji’yle Eski Enerji’nin bileşimi, olağanüstüdür. Beklenmedik – ve bu, bugün vereceğim mesajlardan biridir, ve gelecek ay göstereceğiniz o küçük diada çıkacak – beklenmedik değişimler. Ve bugün size soracağım soru şudur, gerçekten beklenmedik olana hazır mısınız? En güzel şeyi yaratacağınız konusunda kendinize güveniyor musunuz?</p>
<p>Ve “evet” yanıtını vermeden önce – çünkü bunun palavra olduğunu biliyorum. (kahkahalar) Siz kendinize güvenmiyorsunuz, değişimlerden korkuyorsunuz, bundan sonra ne olacağını merak edip duruyorsunuz. Ölümüne aç kalacak mısınız? Sokağa atılacak mısınız? Farketmez. Farketmez. Ölmüyorsunuz, asla. Fiziksel bedeni terk ediyorsunuz, ama aslında ölmüyorsunuz, ölüyor musun, Richard?</p>
<p>RICHARD: Hayır.</p>
<p>ADAMUS: Ve yaşam daha iyi bir hâl alıyor, değil mi Richard?</p>
<p>RICHARD: Öyle.</p>
<p>ADAMUS: Ve değişimler çok beklenmedik.</p>
<p>RICHARD: Çok.</p>
<p>ADAMUS: Ve beş yıl önce, yedi yıl önce düşünmüş olabileceğin şeyler, yaşamında hayal etmiş ya da istemiş olabileceğin şeyler, çok daha muhteşem gelişebiliyor.</p>
<p>RICHARD: Olabiliyor, evet.</p>
<p>ADAMUS: Peki bunu nasıl yaptın Richard?</p>
<p>RICHARD: İzin verdim.</p>
<p>ADAMUS: Ah! Ah! Mükemmel. Şimdi, salondaki diğer herkes diyor ki, “Ama ben de izin verdim.” (mızmız bir biçimde söyler) “İzin vermek” dediğin zaman Richard, bunun gerçek anlamı nedir? Kendi izin verme tarzını açıkla.</p>
<p>RICHARD: Ahh… onun bana ait olduğunu kalbimde hissetmek. Zaten gerçekleşmiş olması.</p>
<p>ADAMUS: Bu çok sulandırılmış bir yanıt. Sulandırılmış. (kahkahalar) Richard, bu yanıtın onlara bir yararı olmadı, çünkü biliyorum. Ve tekrarlıyorum – sen benimle fazla konuşmadın. Sen Tobias’la konuştun. O daha kolaydı. Ama izin verdim dediğin zaman, yaşamının öyle bir noktasına gelmiştin ki, geriye hiçbir şey kalmamıştı.</p>
<p>RICHARD: Evet, öyleydi…</p>
<p>ADAMUS: Bu biraz garip bir izin verme biçimi, öyle değil mi? Yaşamak için bir nedeninin olmaması. Yaşamak için bir neden olmadığında, korkulacak çok az şey vardır, cennete mi yoksa cehenneme mi gideceğin (kaygısı) hariç. Bunun dışında korkacak çok az nedenin vardır. Senin izin vermen tümüyle bir salıvermeydi. Dibe vurdun da denebilir. İçini dışına çıkardın, çabaladın ve kendine eziyet ettin ve yalvardın – bana değil; Tobias’a – sordun ve yalvardın ve ıstırap çektin, ve en sonunda bırakıverdin. Tümüyle.</p>
<p>Ve salıverdiğinde, seninle gerçek kimliğin arasında, yaşamına girmeye hazır tüm o potansiyeller arasında var olan o engelleri de salıverdin. Böylece o noktaya geldiğinde o da içeri girebilirdi. Ve girdi de. Ve dahası da var, bu arada. Bu kadar değildi; bu yalnızca çok, birçok raunddan biriydi.</p>
<p>Şambra, bu hiç de bir moral konuşması değil. Bu, sizi birazcık daha sağlıklı, biraz daha mutlu bir insan yapacak büyük ve görkemli bir resim çizmeye çalışmak değildir. Biz insan halinin ötesine geçeceğiz. İnsan hali bir yanılsamadır – harika bir yanılsama, değerli bir yanılsama, çünkü gerçekten, ruhsal düzeyde başka hiç bir yerde öğrenemeyeceğiniz şeyler öğreniyorsunuz – ve bu yüzden Eesa’lı Linda… Eesa, bu arada, senin terimlerinle, Yeshua, İsa anlamına gelir. Daha simgesel bir ifadeyle, Sananda Evi anlamına gelir. Sananda Evi, ışıkla çalışan bir meleksel Düzendir.</p>
<p>Linda, sen buraya ışığı öğrenmek için geldin, ama ışığı öğrenebilmek için karanlığı da öğrenmen gerekiyordu. Hmm. Bunların tümünü, bu harika gezegende ve başka yerlerde öğrendiklerini bütünleştirdiğinde… eh, ayrıntıya girmeyeceğim ama burada küçük bir öngörüde, ya da vaatte bulunacağım sanki. Biz Fransa’ya gittiğimizde – ahhh, yakında oraya geri gidiyoruz -  oradayken, aydınlık ve karanlığın gerçekte ne olduğunu öğreneceğiz. Gerçekte ne olduğunu.</p>
<p>Ha, bazılarınız oraya Katar’lılar için yas tutmak üzere gittiğimizi düşünüyor. Hiç sanmıyorum. Onlar için yas tutmak üzere yeterince insan gitti. Biz oraya, aydınlık ve karanlığın gerçekte ne olduğunu öğrenmek için gidiyoruz. Bunu en mahrem düzeyde nasıl anlayacağımızı öğrenmek için gidiyoruz. Bir… neyse, bu konuşmamızı geziye saklayacağım.</p>
<p>Böylece, Sananda ışıkla ilgilidir ve bu dünyanın ışığa gereksinimi vardı. Bu yüzden hepiniz buradasınız. Meleklerin bilinci, yoğunluk içindeki, bu gerçeklikteki ışığı anlamak ihtiyacındaydı, ve siz de buraya geldiniz. Sananda ışığı getirir, ve sen oradan geliyorsun. Birçoğunuz başka ruhsal ailelerden geliyorsunuz – ama artık farketmez, çünkü size tekmeyi bastılar. (kahkahalar) Kovdular. Kovdular, çünkü, biliyor musun, Pete? Onlardan bunu istedin, Pete. Uzun zaman önce, Mikail Düzeni’ni terk ettiğinde dedin ki, “Belli bir noktaya ulaştığımda, size bir sinyal gönderdiğimde, beni kovun. Beni ruhsal ailemden özgürleştirin.”</p>
<p>Bu, şimdiye kadar sahip olduğunuz en eski bağlantılardan ve en eski karmalardan biridir, böylece, seni kovdular – ve bu acı verir. Ruh ailenizle, neredeyse taa başlangıca kadar geri uzanan meleksel ailenizle, enerjinin kesildiğini hissettiğinizde, bu terk edilme olarak duyumsanır. Bunu bir düzeyde hissedersiniz ve sonra da dersiniz ki, “Neden daha fazla yaşayayım ki. Hiçbir şeyim yok. Biyolojik ailem var…” Tabii bundan söz etmemiz bile gerekmiyor. Bazılarınız onları hiç düşünmeden çabucak seçiverdi. Herşeyi kaldırmaya gönüllü geldiniz. Ama ruh aileniz? Oradan kovuldunuz. Bu acı verir.</p>
<p>Ama biliyor musunuz, bu egemenliğe, mutlakiyete atılan bir adımdır. Ruh aileniz sizi bıraktığında, bu gerçekten acıtır. Ve suçu aslında biyolojik ailenize yüklüyorsunuz. Ruh ailenizi, biyolojik ailenizle eş tutuyorsunuz. “Bana neden böyle davranıyorlar? Beni neden terk ettiler? Benimle neden böyle alay ediyorlar?” Bu aslında kendi ruh ailenizin bir yankısıdır.</p>
<p>Böylece Şambra, konuyu dağıttım ama eğleniyorum.</p>
<p>Ev Ödevine Geri Gelme</p>
<p>Böylece, son toplantımızda konuştuğumuz ev ödevi çok önemliydi. Onurlandırmak. Şu geçtiğimiz ay başkalarını onurlandırmak için kaç tane fırsatınız oldu? Bir seçime sahiptiniz – onurlandırmak ya da yargılamak; onurlandırmak ya da eleştirmek; onurlandırmak ya da onlara ne oluyor diye şaşmak. Başkalarını onurlandırmak… kendinizi de onurlandıracaksınız, ve o onurlandırmaya ihtiyacınız da olacak, çünkü Yeni Enerji gerçekten yaşamınızın bir parçası haline geldiğinde, çok, çok, çok hızlı, çok çabuk iş görür. Ve başkaları ve kendiniz için sahip olduğunuz onurlandırma, kolaylık anlamına gelecektir… Yeni Enerjiyle tezahürlerinizde, yaşamınızda nasıl çalıştığınızın kolaylığına. Onurlandırmak çok, çok önemlidir.</p>
<p>Biz yaratmaktan söz ettik – herhangi bir şey. Geçenlerde bunu Wisconsin’deki toplantımızda vurguladım. Herhangi bir şey yaratın, ne olursa. Şambra, birçoğunuz, o uzun, uzun tartışmalara girmekten hoşlanıyorsunuz. Buradan (başını gösterir) konuşmaktan hoşlanıyorsunuz, ve olan da tam olarak bu oluyor. Biraz çıldırmaya başlıyorsunuz. Yaşamınızda şeylerin neden yolunda gitmediğinden, ya da hallolmadığından konuşmayı seviyorsunuz. Ve ben size bir yanıt verdiğimde – ve burada tabi ki rüya halinden söz ediyoruz – size “Bir şey yap. İzin ver” diyorum, tıpkı Richard’ın yaptığı gibi, ama Richard gibi dibe dalmayın. “İzin ver.” Bir hafta sonra yine çıkageliyor ve başka bir tartışma başlatmak ve farklı bir yanıt almak istiyorsunuz. Nedense, bu uzun tartışmalara neredeyse bağımlı oldunuz. Sanırım bir yanınızı tatmin ediyor. Gerçekten, onlar öyküdür. Onlar uzun öykülerdir, ve size geçici bir erteleme sağlıyorlar. Size – öyle sanıyorsunuz – size azıcık bir şey yapmama ve öğrendiklerinizi bu Dünya’da uygulamaya sokmama izni veriyorlar.</p>
<p>Sonra, Pakauwah’nız ile, hayvan toteminizle çalışmak var. Şimdi, bazılarınız dedi ki, “Eh, ben bunu daha önce yaptım.” Ama böylesini değil. Bazılarınız diyor ki, “Bu, kulağıma, sanki geriye gidiyormuşuz gibi geliyor,” ama bir anlamda, evet, çünkü bunu yapmaya alışkınsınız. Ama biz onu kullanacağız, çünkü o Pakauwah, Robert, dışarı çıkacak ve senin için iş görecek. Sizi bekleyen potansiyellerin enerjilendirilmesine yardımcı olabilir. Gizlice izlemede de kalabilir. Şu anda salondaki diğer enerjileri gözleyebilir.</p>
<p>Herhalde farkettiniz, bugün bu burada oldukça açık. Zaman zaman, rahatsızlığa neden olmaya çalışan bir dolu karanlık enerjiler ve varlıklar oluyor. Bugünse burada neredeyse hiç rahatsızlık veren yok. Ha, etrafta asılılar. Bu karartma panjurları bile onları uzak tutamıyor, ama bir mesafede duruyorlar, çünkü filler ve panterler ve atmacalar ve kaplanlar ve birkaç yılan, bir kaplumbağa (kahkahalar) ve tüm o diğer Pakauwah’lar var.</p>
<p>Ve Pakauwah’larınız, özellikle de panter gibi olanlarınız, saldırıya uyumlanmadılar. Onları herhangi bir insana zarar vermek için porgramlamadınız. Ama, biliyor musunuz, orada zaman zaman takılan o karanlık varlıklardan biri Pakauwah’ınızı hissettiğinde, ah, bu çok açık mesaj oluşturur – “Bu kişiye bulaşma.” Onlar… bu sanırım, evinizde bir alarm sisteminizin olmasına benziyor da diyebilirsiniz. Hırsız, (sizin eviniz yerine) komşuya gidecektir. Bu daha kolaydır. Hızlıdır.</p>
<p>Pakauwah’ınız orada olduğunda, tıpkı şu anda birçoğunuzunkinin burada olması gibi, bu güzel bir… bu güzel bir enerji türü oluşturur. Bir engel ya da duvar değildir. Bir kalkan değildir. Siz bir duvar yaratmadınız. Ama o yalnızca sizin şöyle diyen bir parçanızdır, “Bu egemen/mutlak bir varlıktır, başka bir yere git. Başkasına bulaş. Egemen/mutlak varlık.”</p>
<p>Bu varlıklar, bu karanlık varlıklar, onlar akıllı değil bu arada. Sadece sizi korkutabiliyorlar diye, ya da birkaç başı döndürüyorlar diye, ya da kusmanıza neden oluyorlar ya da bu tür şeyler yapıyorlar diye, onlara kendi enerjinizden, kendinizden çok, çok fazla veriyorsunuz. Gerçekten o kadar akıllı değiller. Toteminizi gördüklerinde, o zaman bunun bilinçli bir insan olduğunu bilirler.</p>
<p>Totemlerinizle çalışın. Onlarla uyuyun. Onları yürüyüşe çıkarın. Biz birkaç dakikaya kadar onları burada yürüyüşe çıkartacağız. Arabanızda olmalarına izin verin, ve onların dönüştüğünü fark edeceksiniz. Onlar biçim değiştirebilirler, bu arada, ve değiştirirler de. Bazılarınız, bir atmaca seçmişken onun bir an sonra yunusa dönüştüğü gerçeğinden rahatsız oldu. Ne olmuş yani? O sadece enerjidir – özgür hareket ve biçim içindeki enerji. Bir an atmacanın enerjilerini ve atmacanın güzelliğini kullanmak, ve sonraki an yunusla olan doğal yakınlığınız ve bağlantınız.</p>
<p>Pakauwah’lar kendi biçimlerine ya da formlarına geri dönme eğilimindedirler. Eğer yunusa dönüşen bir atmacaysa, o atmaca biçimine geri dönme eğiliminde olacaktır. Ama herhangi bir şey de olabilir. Sizin için seçtiğiniz her yoldan iş görebilir. Başka alemlere gitmek için oradadır. O, sizin adınıza alemlere gidecek veçhenizdir. Siz hemen burada, bu gerçeklikteki onca başka çalışmayı gerçekleştirirken, sizin o diğer yanınız da çalışıyor. Onunla bağlantı kurduğunuzda… bu arada, o yaratıcıdır. Çok, çok yaratıcıdır. Sizin o bir yerlere gönderdiğiniz ifadeniz, sizden daha büyük ya da daha akıllı değildir. Size ne yapılacağını söylemez. O, size hizmet etmek için buradadır. Onunla çalışın. Siz tekil değilsiniz. Tekil değilsiniz. Andrah bunu herkesten daha iyi bilir. Ama, insanların garip bir alışkanlığı olduğunu da bilir… siz kendinizi fazla-tanımlamak istiyorsunuz.</p>
<p>Şimdi, bunun öbür yanı ki Andrah size bunu da söyleyecektir, kendilerini fazla-parçalamış kimselerdir – çoklu kimlikler. Parçalara bölünmekten korkuyorsunuz. Peki ya size zaten parçalara bölündüğünüzü ve sonra kendinizi nasıl yeniden birleştirmeyi öğrendiğinizi söylesem? Kendinizi nasıl yeniden biraraya getireceğinizi biliyorsunuz, çünkü burada bulunan her biriniz, Andrah’ın da bildiği gibi, şu ya da bu zamanda, bu yaşamda ya da bir başkasında parçalandı, yani kendinizi nasıl yeniden biraraya getireceğinizi biliyorsunuz.</p>
<p>Şimdi bu bilgi ya da bilgelik içinizde olduğuna göre, şimdi açılmanıza, genişlemenize izin verin – Pakauwah, hani sözünü ettiğimiz o rol yapma. Kendinizi tanımlama eğilimindesiniz – David, seni seçiyorum ama, sen herkesi temsil ediyorsun – David’i tanımlamak istiyorsun, ve David’i tanımlarken de çok akılcı oluyor, kalıplar oluşturuyorsun, çok sıkışıp kalıyorsun. Yeni Enerji, birlikte gerçekleştireceğimiz çalışma yeni tanımlamayla ilgili, yalnızca bedenin, zihinsel bir kişiliğin olmadığı. Biliyor musun ki, sen hiç de geçmişin değilsin. Değilsin – hiç biriniz – geçmişiniz değilsiniz, Kathleen Barry. Bizim konuştuğumuzu hatırlamıyorsun. Oysa ben senin için daha özel olduğumu sanıyordum. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Geçmişiniz olduğunuzu düşünüyorsunuz, oysa hiç de değilsiniz. Bu yanılsamadır. Geldiğin yer değilsin, Larry. Ha, bir parçan evet; ama sadece çok küçük, küçük bir parçan.</p>
<p>Kendini Yeniden Tanımlamak</p>
<p>Böylece bu, kendini David ya da adınız her neyse olarak tanımlamak yerine, yeniden tanımlamakla ilgili olacak. Kendinizi bulmaya çabalarken ne çok enerji harcadığınızı biliyor musunuz? Nerdeyse tümünü. Kendinizi bulmaya çalışıyorsunuz, oysa aslında gerçekten o benliği kaybetmeye çalışmalısınız. “Ben kimim?” diyerek fazla zaman harcıyorsunuz. Onun yerine sadece, “Ben o Ben’im” deyin. Ben o Ben’im. Farketmez. David ya da Donald ya da Mary olmanız farketmez.</p>
<p>Biz bu insan tanımının ötesine geçeceğiz. Tamam mı? (izleyiciler yanıt verir, “Evet”.) Hm, şimdi öyle söylüyorsunuz. (kahkahalar) Bu zaman zaman rahatsızlık verecektir. Ve şöyle diyecekler de olacak, “Sana ne oldu? Ben o grubu biliyordum… Ben birlikte olduğun o grubu biliyordum.” Çünkü, biliyor musunuz, böyle bir toplantıdan ya da atölye çalışmalarımızın birinden döndüğünüzde, bir parıltıyla dönersiniz. Adımınız biraz hafiflemiş dönersiniz. Birazcık daha sezgisel, daha özgür dönersiniz. Onlar bundan ille de hoşlanmayabilirler – “O grup sana neler yapıyor öyle?” Hmmmm, gerçekten.</p>
<p>Böylece, bunu eleştirenler ve anlamayanlar olacaktır. Farketmez. Farketmez. Önemli olan tek şey, sizinle ruhunuz, kendiniz arasındaki ilişkidir. Hepsi bu. Başka hiçbir şeyin önemi yok.</p>
<p>Başkalarının ne düşündüğüne takılmayın, çünkü – bunu daha önce Tobias’tan da duydunuz – onlar aslında umutsuzca sizin farklı olmanızı istiyorlar. Ve bunu iyi anlamda söylüyorum, ama onlar birinin, birinin öncü olması gerektiğini bilmek istiyorlar. Birinin, öteye geçmesi gerekiyor.</p>
<p>Biliyor musunuz, birlikte yapacağımız çalışmada, akıl hastalığının ve şu hastanelerdeki zavallı, zavallı sevgili varlıkların, gerçekte ne olduğunu anlamaya başlayacağız. Şimdi, ben onlar için üzülmüyorum, çünkü akılsal bir çöküş halindeler, akılsal bir hastalığa sahipler ya da delirmişler. Bu pekâladır. Bu harika, harika bir deneyimdir. Hepiniz bu deneyimi yaşadınız, öyle değil mi?</p>
<p>Bu harikadır. Ama onları kilit altına almak ve onlara uyuşturucu ilaçlar vermek – işte bu günahtır. Bu alçaklıktır. Çünkü şimdi akılsal bir çöküş, akıl hastalığı, ya da her neyse, gibi ilginç bir deneyimden geçen birini alıyor, ve ona diyorsunuz ki, “Bu, bir insanın olması gereken o güzel küçük tanımımıza uymuyor.” Biraz Atlantis-vari bir enerji, anlıyor musunuz. “Peki ne yapacağız? Onlara uyuşturucu ilaçlar vereceğiz ki bizim gibi olsunlar.” Sen değil, Edith. Sen değil. Senin uyuşturucu ilaçlara gereksinimin yok. (kahkahalar) Ve onları sessizleştiriyor ve sakin tutuyor ve küçük bir odaya kilitliyorsunuz.</p>
<p>Sevgili varlıklar, Dünya’daki bir dolu karanlık enerji şu anda buradan geliyor, çünkü bu insanlar inanılmaz varlıklardır. Ha, siz onların deli olduğunu söylüyorsunuz. Hayır, onlar sadece bir deneyim yaşıyorlar. Muazzam miktarlarda enerjiye sahipler. Geri kalan bizlerin – sizlerin – bazısı gibi sınırlama ve kısıtlama türüne sahip değiller. Bu yüzden de enerjilerinin çıldırmasına izin veriyorlar.</p>
<p>Bu şimdi geceleri sizi taciz eden psişik enerji olarak ortalıkta. Sizi taciz ediyorlar, çünkü, eh, size bir çekim hissediyorlar. Sizinle bir bağ hissediyorlar, çünkü sizin enerjinizde, bir noktada bir çöküş yaşadığınızı söyleyen bir şey duyumsuyorlar. Siz onların yanıtına sahipsiniz, ve bu yüzden onlar, onların psişik enerjisi bu kadar sık çevrenizde dolanıyor. Onlar kilit altında tutuluyorlar.</p>
<p>Ben fazla zaman harcıyorum, ama daha az soru ve yanıt yapıveririz. Şimdi, aslında bugün konuşmak istediğim şeye geçelim.</p>
<p>LİNDA: Sen bir anlamda burada canlı bir S&amp;Y yapıyordun.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten de. Pekâla, bugün neden söz edeceğiz? Biz… hadi derin bir nefes alalım.</p>
<p>LİNDA: Daha yeni mi başlıyorsun?</p>
<p>ADAMUS: Evet, bu benim girizgâhımdı. (kahkahalar) Bu monologdu. (yoğun kahkahalar) Yani soru ve yanıtları herhalde şimdiden, onların ne olduğunu bile bilmeden yanıtlayabilirim: Hayat boktan; bununla başa çıkın. (yoğun kahkahalar) Burada sıraya girecekler için soruların çoğunu hemen şimdi yanıtlayacağım.</p>
<p>Diyorsunuz ki… size sorudansa yanıtı vereceğim. Yanıt şu, bir oyun oynuyorsunuz – oyununuzda bu kadar sevdiğiniz şeyin ne olduğunu bulun.</p>
<p>Soru, “Adamus, şeyler neden bu kadar zor? Neden hallolmuyor? Ben neden berbat bir yaşam sürdürüyorum? Ben neden – hm mm” – boşlukları doldurun. Soru bu. Bu tekrar ve tekrar ve tekrar yinelenip duruyor.</p>
<p>Yanıt şu, siz bir oyun seçtiniz. Kimse onu sizin için seçmedi. Bu oyunda sevdiğiniz bir şey olmalı. Sevdiğiniz şeyin ne olduğunu keşfettiğinizde… gerçekten boktan bir ilişkiyi sürdürmenizin suçunu bir başkasına atabileceğiniz gerçeği. Böylece kendiniz için sorumluluk almak zorunda kalmazsınız. Yanıt budur. Olan budur. O ilişkide paranız olmadığı için kalmıyorsunuz; o berbat ilişkide kalıyorsunuz çünkü bir kurbansınız; ve buna bayılıyorsunuz. Bir noktada ben de bayılmıştım. Belki bir ara bundan sıkılırsınız.</p>
<p>Enerjiyle bir oyun oynuyorsunuz, değil mi, Andrah? O enerjiyle bir oyun oynuyorsunuz ve istediğiniz an bırakabilirsiniz.</p>
<p>Diyorsunuz ki, “Ama, Adamus, hiç param yok. Ne yapacağım?”</p>
<p>Bilmiyorum! Farketmez. Gerçekten farketmez. Belki yeniden hayatın keyfini çıkartırsınız. Belki o hastalığınız çözülmeye başlayacak. Belki yaşamın rengini göreceksiniz, ya da Tobias’ın dediği gibi, o yüksek çözünürlükteki hayatı göreceksiniz yeniden. Belki kendinizle yüzleşmeniz gerekecek. Belki. Bu içlerinde en zorlu olanı, ama aynı zamanda da en güzeli, en güzeli, kendinle yüzleşmek.</p>
<p>Ah, benliğiniz, çöplük diyeceğiniz şeyle, ve daha önce şeytan ve canavar dediğimiz şeylerle ve diğer herşeyle dolu. Ama aslında değiller. Aslında değiller. Bu sadece umutsuzca kurtulmak isteyen sıkışıp kalmış enerjidir.</p>
<p>Böylece, bugünün konusundan söz edelim. (kahkahalar) Şimdi soru ve yanıt bölümünü yaptığımıza göre, (kahkahalar) başka var mıydı ki… Ve bu arada, büyükannen? Öbür tarafta nerede olduğunu bilmiyorum. Ben Paris’te bir kuş olmakla ya da sizlerle çalışmakla meşgulüm. Bilmiyorum. Onu kendin ara. Kendi psişik yeteneklerini kullan. Büyükannen herhalde… o iyi durumda. İyi durumda.</p>
<p>Başka ne gibi sorularımız var?</p>
<p>LİNDA: (çabuk çabuk yanıtlar) Yok! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Evet, birkaç tane var. Onları aradan çıkartalım da buradaki gerçek çalışmamızı yapabilelim.</p>
<p>LİNDA: Sen gerçekten çoğunu yanıtladın. Bir soru vardı…</p>
<p>ADAMUS: O yanıtı kaç kez verdiğimizi biliyor musun, ve…</p>
<p>LİNDA: Biliyorum. Biliyorum. Ama sadece onay olması açısından, bazı…</p>
<p>ADAMUS: Bugün herhangi bir Yeni Enerji sorusu var mı?</p>
<p>LİNDA: Yok.</p>
<p>ADAMUS: Ha, tamam. Soru. Cesurca, cüretkâr. Mikrofonu bekle. Eesa’lı Linda (sana) onu getiriyor.</p>
<p>1.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofonda bir kadın): Bedenimde hissettiğim o karıncalanmalar, o yeni enerjiler nedir? Herhangi…</p>
<p>ADAMUS: Evet. Buna… eh bu… bu tıpkı bir – Cauldre söylememi istemiyor, ama ben onun gözlerini kapatıp söyleyeceğim – bu, meydana gelen spiritüel bir orgazm gibidir. Gerçekten öyledir.</p>
<p>1.ŞAMBRA: Ha iyi!</p>
<p>ADAMUS: Sen uzun süredir ayrı olan kendi tanrısallığının enerjilerini içine alıyorsun, ve bunlar daha yakına gelmeye başlıyorlar, ve sen bir anlamda onlarla güzel ve yeni bir bağlantı kuruyorsun. Onun yarattığı  – onlara ne diyordunuz?</p>
<p>1.ŞAMBRA: Aa, kalkmış penis mi?</p>
<p>ADAMUS: Enerji, bedenini yukardan aşağıya yıkıyor. Özellikle de başın tepesinde çok belirgindir, bunu hisseden ya da hissedecek olan geri kalan sizler (için söylüyorum), bazen şuradadır (üçüncü gözü gösterir). Aslında bazen de şu bölgede (solar pleksusu gösterir) tezahür eder, ama her zaman karıncalanma olarak hissedilmez; kelebek gibi hissedilir. Ama bu, Benliğinle, tanrısallığınla olan bağlantıdır. Onu nefesinle içine çek. Ve onun bir melek falan olduğunu da söyleme… kendinden başka kimseye itibar etme. Olan budur. Ayrıca biraz da gelen Yeni Enerjidir, ki az sonra onun hakkında konuşacağız.</p>
<p>1.ŞAMBRA: Teşekür ederim. Kestiğim için özür dilerim.</p>
<p>ADAMUS: Yok, sorun değil. Karıncalanma dediğin o şeylerin – biz bunun için başka bir ad kullanıyoruz, ama karıncalanma güzel bir ad – bedeninde ve zihninde muazzam bir simyasal etkisi vardır – tabii onları itip uzaklaştırmazsan, onları nefesinle içine alırsan. Onlar muazzam bir bedenindeki şeyleri yeniden-dengeleme kapasitesine sahiptirler. Bunlar geldiğinde, o an yaptığın şeyi bırakıp, bedenine nüfuz etmesine izin vermek amacıyla birkaç dakikanı ayırmak için harika bir zamandır. Tanrısallık geliyor. O bir çırpıda gelmez; küçük küçük gelir. Kesinlikle uygun ölçüde nüfuz eder. Teşekkür ederiz.</p>
<p>2.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofonda bir kadın): Adamus, geçen hafta enerjiye emretmekten söz ettik.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Ve ben bilinçli seçim yapmayı düşündüğümde, sanki şöyle hissediyorum, bilinçli bir seçim yaptığım zaman, bu bir anlamda enerjiye emretmek oluyor. Ve merak ettim… aslında senin bu konudaki bakış açını almak istemiştim.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten. Sen, Gizem Okulları’nda tartıştıklarımızdan söz ediyorsun, ve biraz da içeriğin dışına çıkıyorsun, tabi birkaç gününü uyguladıysan başka. Ama elimden geldiğince yanıtlayacağım. Bilinçli bir seçim yapmaya ilişkin bir şey var ki, çoğunuz, bununla çalışmasına rağmen çok da rahat hissetmiyor. Ama en azından, yazgının kanatları sizi bir yere taşısın diye beklemektense, bazı seçimler yapmaya başlayabileceğin noktaya geliyorsun. Ama seçimlerini yanlışsız olarak kelimelere döktüğünden, onları doğru olarak tezahür ettirdiğinden, emin değilsin. Böylece sen… hâlâ bir dolu… ımm…</p>
<p>(duraksama, Adamus’un dikkatinin salonun arkasında bulunan yiyeceklerle dağılması ve bir brownie (kakaolu, cevizli kek) alması, kahkahaların yükselmesine neden olur) Hâlâ bunu doğru yapıp yapmadığın hakkında ( Adamus’un ağzı doluyken konuşmasıyla kopan kahkaha tufanı) bir dolu tartışma var. Hmmm, lezzetli.</p>
<p>Gizem Okulları’nda çalıştığımız şeylerden biri emredilen enerjidir. Bu, bilinçli seçimin bir sonraki evrimidir. Ama, enerjilere emretme çalışmasına başlamadan önce, bilinçli seçimin gerçekten bir fark yarattığı gerçeğini hazmetmiş, bu konuda rahatlamış olmalısın. Bildiğin gibi, sınıfta bazı garip anlar yaşandı – çok rahatsız edici anlar – ve bununla yeni çalışmaya başlamış biri için…</p>
<p>(Adamus’un yemeye devam etmesi üzerine kahkahalar yükselir) … insan olmak… insan olmak.</p>
<p>LİNDA : Sana engel olmayalım.</p>
<p>ADAMUS: Bilinçli seçim uygulamasından ve enerji okulunda oluşturduğumuz bazı temellerden geçmeyen biri için doğrudan bu düzeyden başlamak, aslında ilginç bir biçimde geri tepebilir. Yani…</p>
<p>2.ŞAMBRA: Blinçli seçim gerçekten ilk…</p>
<p>ADAMUS: Bilinçli seçim temel adımdır, kesinlikle. Kesinlikle.</p>
<p>Böylece konumuza…</p>
<p>LİNDA: Şimdi mi başlıyorsun?</p>
<p>ADAMUS: Hıı. Bugün soru ve yanıtlara gerek yok.</p>
<p>LİNDA: Peki.</p>
<p>ADAMUS: Tamam, şimdi.</p>
<p>Geçmiş (Tarih) Yanılsaması</p>
<p>Biz bir dakika önce tarihten söz ettik. Tarih, kesin bir yanılsamadır – kesin yanılsama. Tarih, yazılmış olan şeylerdir. Bir bakış açısıdır. Gerçekte olan biten değildir. Siz bir gelişme, bir ilerleme olduğunu düşünüyorsunuz – Lemurya, Atlantis, 1. Dünya Savaşı, onu izleyen 2. Dünya Savaşı gibi – oysa hiç de değil. Hiç de değil.</p>
<p>O güzel filmi yapanlar olarak (Şambra duyurusunda tanıtılan Leap! filmine göndermede bulunur) anlayın ki – ve onlar filmlerinde bilinci açmaya dikkat çekmeye çalışıyorlar – herşey bir yanılsamadır. Çok güzel bir yanılsama. Ben, yanılsamanın kötü bir kelime olduğunu söylemiyorum, ama o bir yanılsamadır. Tarihin kendisi büyük bir yanılsamadır, insanlar, bir şeyler yazıldığı için buna inanıyorlar. Bir kağıt parçasına yazıldığı için – “Bu böyle olmuştu.”</p>
<p>Zamanların en büyük yanılsamalarından biri, bir kitabın içindeki bir kaç sayfa yüzünden, İncil ve Yeshua’nın öyküsüdür. Büyük bir yanılsama, ve insanlar da buna inanıyor. “Eh, bu tarih. Kitapta yazılı, ve Tanrı, bunun değiştirilemeyeceğini söylüyor.” Kaç kez değiştirildi? Bu ne yanılsamadır. Yeshua ile ilgili öyküler bile yeter, Yeshua’nın buraya geri gelip de bazı kişilerin kıçına tekmeyi basmak istemesine (neden olacak kadar çarpıtıldı), çünkü bu (öyküler) gerçek değildir. Gerçek değildir.</p>
<p>Bir bölümü aslında oldu. Bir bölümü. Büyük bir bölümü ise değiştirildi. (Linda’ya bakar) Kaygılanma, şu anda dinlemiyorlar. (yoğun kahkahalar) Onlar daha sonra dinleyecekler, ama sen şehir dışına çıkmış olacaksın, yani… (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Kendi tarihiniz… Ben geçmiş yaşamları o kadar önemsemiyorum, çünkü – geçmiş yaşamlarınıza, hani neydiniz falan gibi şeylere takılıp kaldığınız günleri anımsıyorsunuz – bu etkileyicidir ve ilginçtir, ama sadece bir yanınızdır.</p>
<p>Tarih büyük bir yanılsamadır, ve biz bugün geri gidip bazı kapılar açacağız. Ve bunu yapmadan önce şunu açıkça belirtmek istiyorum – bu alıştırmada rahat değilseniz, yapmayın. Onu daha sonra dinleyebilirsiniz. Daha sonra okuyabilir ya da daha sonra yapabilirsiniz. Bu size doğru gelmiyorsa, pekâla. Ve burada kesinlikle yargı yok, çünkü yapacağımız şey tehlikelidir. Tehlike kabulünüz mü?</p>
<p>(izleyiciler yanıtlar “Evet.”) Yalan söylüyorsunuz. (kahkahalar) Şu anda risk almaya karşı mısınız?</p>
<p>(izleyiciler yanıtlar “Hayır.”) Açıkyürekli olduğunuza dair. Aslında değilsiniz.</p>
<p>Böylece, biz geri gideceğiz, ve geri gitmemizin amacı, son toplantımızda da konuştuğumuz gibi, size geçmişte olanların öykünün tamamı olmadığını anlamaktır. Onlar öykünün (sadece) bir parçasıdır.</p>
<p>Bu yaşamdaki aileniz bir yanılsamadır. Yanılsama derken, bunun çok, birçok gerçeklikten biri olduğu anlamında. Bir yanılsama, gerçek olmadığı anlamına gelmez; yalnızca birçoğundan biri demektir. Birçoğundan biri.</p>
<p>Böylece, bu yaşamdaki aileniz için dediniz ki, “Eh, bu benim ailemdi. Doğduğuma ilişkin bir kağıt parçası var elimde.” Belki de doğmamıştınız. Belki de doğmamıştınız. Belki de, düşündüğünüz o aileye sahip değildiniz.</p>
<p>Bu, harika, çok baştan çıkarıcı, çok gerçek bir yanılsamadır, ama bu belki de sahip olduğunuz tek aileniz değildir. Belki bunun yerine iyi bir aile seçtiniz. Belki sizi seven ve destekleyen, ve size güzel şeyler alan, güzel şeyler söyleyen bir aile seçtiniz. Belki.</p>
<p>Belki, tümüyle farklı bir kültürden gelen bir aileniz oldu. Hiç farklı bir kültürde var olduğunuz hissine kapıldınız mı? “Benim bu kültürün içinde ne işim var?” dediğiniz zamanlar. Belki de başka bir kültürde olmalıydınız, çünkü tarih harika bir yanılsamadır.</p>
<p>Biz bugün geri gideceğiz, ve biz, berrak bilinçli seçimi kullanarak, kapılar açacağız.</p>
<p>Geçmişi Yeniden Ziyaret Etme</p>
<p>Şimdi, siz bununla ilgili kostümlü bir provadan geçtiniz, ve eğer anımsıyorsanız bileceksiniz, geçen yıl bir ara, uzun koridorlardan geçtiğiniz rüyalar gördünüz; bir dolu kapısı olan uzun uzun koridorlar; çok fazla kapısı olan ve çıkış yolunu bulamadığınız binalarda ya da evlerde kayboldunuz; aralarında seçim yapmak zorunda kaldığınız birçok kapıya ilişkin rüyalar, ve hangisinden geçeceğinizi bilememek. Buna benzer herhangi bir rüya, bu kostümlü provadan bir anlamda geçtiğinizin göstergesidir.</p>
<p>Şöyle diyen bir düşünce okulu var – ki bu olağan insanlar içindir ve sizler kesinkes olağandışısınız – düşünce okulu der ki, “Asla geri gitme. Asla geri gidip şeyleri deşme.” Eh, biz şeyleri deşmek için geri gitmeyeceğiz. Biz şeyleri işlemden geçirmek için geri gitmeyeceğiz, biz kapıları açmak için geri gidiyoruz, çünkü ister bu yaşam olsun ister şimdiye kadarki herhangi bir başka yaşamınız, orada, insan biçimindeyken rolünü oynadığınız – rolünü oynadığınız – potansiyeller kadar gerçek olan potansiyeller var. Onlar mevcutlar. Gerçekler. Ve aslında fiziksellikte deneyimlemeyi seçtiklerinizden daha az değiller.</p>
<p>Bu enerjiler şu anda sizin için ulaşılır haldedir. O enerjiler sizinle bu şimdi ânında karşılaşmayı arzuluyor. Biz bu kapıların bazısını açarken çeşit çeşit enerjiler gelecek – hisler ve tepkiler – ve onları yargılamaya ya da onlarla savaşmaya çalışmak, işiniz değildir. Ben bu yüzden son toplantımızda sizden herşeyi onurlandırmanızı istedim, buna, açacağımız kapılardan gelecek enerjiler de dahildir.</p>
<p>Eğer son zamanlarda kovalama, takip edilme – kovalandığınız – rüyaları gördüyseniz, bu büyük bir olasılıkla kostümlü provamızda bazı kapıları açtığınız ve bazı oldukça öfkeli enerjiler dışarı çıktığı içindir, çünkü onlar uzun süredir kendi tarzlarında bastırılmışlardı. Onlar şimdi dışarı çıkmaya hazırlar. Böylece bazısı büyük bir gürlemeyle çıkacaktır. Bazısıysa çok sevecen ve çok yumuşak çıkacak ve yaşamınıza akacaktır. Ve onları fark etmezseniz, dikkatinizi çekmek için bacağınıza bir tekme savuracaklar. Bu, size geri gelen enerjidir.</p>
<p>Biz bu kapıların bazısını açarken… ben yalnızca bastırılmış anılardan söz etmiyorum; ben, hiç tezahür ettirilmemiş şeylerin potansiyelinden söz ediyorum – örneğin, büyük bir şifacı olabilecekken, bir salak olmayı seçtiğiniz bir yaşam. Ama o büyük şifacı potansiyeli hâlâ oradadır. Hâlâ aktif. Hâlâ dolanıp duruyor. Kaybolmamıştı. Var olmaktan çıkmamıştı.</p>
<p>Çok, birçok insanın lideri olduğunuz – onlardan sorumlu olduğunuz – bir yaşamınız olabilir, ama aslında bunu seçmediniz. Bir ev kadını olmayı seçtiniz ya da belki birinin yardımcısı. O ifadeye izin vermediniz. O ifadeyi seçmediniz, ama o hâlâ oradadır.</p>
<p>Bu potansiyellerin her birinde… ve bu arada, potansiyelleri düşünmeye başladığınızda çıldırmanıza neden olabilirsiniz, çünkü diyorsunuz ki, “Peki, bir şeyi gerçekliğim olarak seçtiysem, orada daha kaç tane potansiyel var?” Neredeyse sonsuz. Neredeyse sonsuz. Bir yazı tahtam olsaydı, o yazı tahtasının üzerine kocaman bir daire çizerdim. Ama ona ihtiyacım yok, çünkü görebiliyorsunuz.</p>
<p>En yüksek olasılık potansiyellerini içeren bir daire var – en yüksek olasılık derken, yolculuğunuzu en çok tamamlayan, ruhunuzun en büyük evrimine izin verecek olanlar, ve sizin bir çekim hissettikleriniz anlamında. Böylece bunlar bu büyük dairenin içinde, (Adamus havaya “çizer”) ve sizin seçtiğiniz gerçeklik, bunun tam ortasındaki bir noktadır.</p>
<p>Onun hemen arkasında biraz daha küçük başka bir daire vardır – ikinci derecedeki yedek potansiyeller, bu birinci derecedeki potansiyellerle pek aynı miktarda enerjiye ya da dinamiklere sahip olmayan potansiyeller, ama onlar yine de oradadır. Ve bu şekilde neredeyse sonsuza kadar gidebilirsiniz, bir potansiyel… sizin çocukken ölme potansiyeliniz vardı, ama ölmediniz. O yaşamda çok yönlü, çok kısımlı olma potansiyeliniz vardı. Bir potansiyeliniz ve potansiyeliniz vardı, yani bu, potansiyel olarak farklı ışıma düzeylerini içeren bir dizi dairelerdir, ve sonsuza kadar gidiyormuş gibi görünebilir.</p>
<p>Ve siz diyorsunuz ki, “Peki bu nerede bitiyor? Bu yaşam için kaç tane potansiyel var? Milyarlarca mı?” Bir anlamda farketmez, çünkü potansiyellerin yolu sonsuzluğa uzanmıyor. Şöyle bir şey oluyor, belli bir noktayı alırsınız ve o, daireyi tamamlar, diye ifade edelim. Sonsuza kadar gitmez. Aslında, hiçbir şey gitmez. Fiziksel evreniniz bile, zaman da gitmez, mekân da. Onlar sonsuza gitmez; büyük bir döngü gerçekleştirerek sonunda daireyi tamamlarlar.</p>
<p>Bunun, daha sonra, Yeni Enerjinin bazı fizik (kurallarını) konuşurken hatırlanması önemlidir, ama görüyorum ki zaman hızla akıp gidiyor ve benim daha sonrası için bir randevum var. Onun için, alıştırmamıza geçelim.</p>
<p>Biz geri gideceğiz, ve şayet bu konuda herhangi bir kaygınız varsa, bunu şimdi yapmak zorunda değilsiniz. Bu Yeni Enerjide hatırlanması gereken basit şey, bunun seçimle ilgili olduğudur. Şimdi, bunu bir tören, bir seremoni haline getirmek için bir tomar kükürt ve tütsü ve değerli taşlar ve donanımlar, bir dans orkestrası ve dansçılar getirebilirdim. Ama buna ihtiyacımız yok. Bu seçimle gerçekleştirilir. Seçimle.</p>
<p>Böylece, gözlerinizi ister açın, ister kapatın. Hangisi olursa, farketmez. Bunu olabildiğince basit yapacağız.</p>
<p>Biz, – şu anda dinlemekte olanlar, bunu sonradan okuyacak olanlar, şu anda burada oturanlar – hepimiz için hazırlanmış olan enerjiyle şu anda geri gideceğiz. Biz, geçmişe geri gitmemizi sağlayacak bir enerji hazırladık, ve geçmişin kendisi yalnızca bir yanılsama ve yalnızca bir potansiyeldir. Ve, bir an için, geçmişinize – geçmiş potansiyellerinize – gidip gitmemekle ilgili bilinçli bir seçim yapın. Bu bir evet ya da hayırdır. Bunu belli bir biçimde kelimelere dökmeniz gerekmiyor.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Ve şimdi sadece kendinizi yanınızda duran – yanıbaşınızda olan – Pakauwah’ınızla hayal edin, o ister uçuyor, ister yürüyor, sürünüyor, yüzüyor, uçuyor olsun.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Şimdi geri geri yürüyelim. Bunu nasıl yaparız? Uzun bir koridor, güzel bir koridor, çok iyi korunmuş çok geniş bir koridor hayal edelim. Ve bu, geçmişinize giden koridordur – yoldur.</p>
<p>Ve biz bu uzun, çok uzun koridorda yürürken – ki sanki hiç bitmeyecekmiş gibi görünüyor, çünkü gerçek şu ki, o daha sonra daireyi tamamlar – ama biz şimdi orada yürürken, önce kendi benliğinizin enerjisini hissedin. Kendi benliğinizin.</p>
<p>Bu, hayal etmek, imgelemektir, ama hayal, şu anda burada oturmak kadar gerçektir.</p>
<p>Yavaş yavaş yürüyün. Acelemiz yok.</p>
<p>Çok güzel bir koridor. Daha önce de güzel koridorlardan geçtiniz, bunu yeniden canlandırın. Halı ya da güzel İtalyan seramiklerinin  olması farketmez.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Ve bu koridor boyunca kapılar var. Kapılar, ve belki sanat eserleri de var, ama buna odaklanmayalım. Kapılar var, ve tüm kapılar kapalı görünüyor, çünkü her bir kapı, geçmişinizin bir potansiyelini temsil ediyor.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Hangi yaşamdan geldiği önemli değil. Her kapının ardında ifade edilmemiş potansiyeller var…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Hiç alınmamış kararlar…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Hiç oynanmamış roller…</p>
<p>Hiç sapılmamış yönler.</p>
<p>Hepsi sizdir. Hepsi sizdir. Sizindir, çünkü kendi tanrısal ruh düzeyinizde kendinize bu potansiyeli, çok, birçok potansiyel armağanını verdiniz.</p>
<p>Yazgı asla olmadı. Siz kendinize seçenekler ve tercihler verdiniz. Ve bir tanesini ifade etmenize rağmen, diğerleri hâlâ orada. Onların enerjileri sizin için hâlâ orada.</p>
<p>Biz Yeni Enerjide herşeyi yeniden biraraya getiriyoruz.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Bunlar, geleneksel anlamda veçheler değil. Bunlar potansiyeller. Ve biz bu koridorda yürürken, geçmişin tüm o enerjisinin, tüm potansiyellerinin farkına varıyoruz, eğer öldürüldüğünüz bir yaşamınız varsa, tam anlamıyla daha zamanınız dolmadan – bir savaşta ya da hastalık yüzünden, ya da başka bir insanın elinden – bu, beraberinizde getirdiğiniz, zaman ve mekândan bu yaşama sürüklediğiniz bir travma yaratmıştır. O kapıların ardında, hiç öldürülmediğiniz potansiyelinin de olduğunu farkediyor musunuz?</p>
<p>Kendinizle ve dünyayla huzur içinde olduğunuz potansiyelleri?</p>
<p>Kendi yaşamınıza ve dünyaya sevgi ve sevinç, neşe getirdiğiniz potansiyelleri?</p>
<p>Bu kapıların ardında, geçmişinizde, hiç ifade edilmemiş enerjiler var, hiç seçilmemiş enerjiler, hiç fiziksel gerçekliğe getirilmemiş enerjiler var. Ama onlar hâlâ oradalar.</p>
<p>Biz bu koridorda yürürken, Pakauwah’ınız yanıbaşınızda, kapıların açılmaya başlamasına izin verebilirsiniz. Onları kendiniz açmak zorunda değilsiniz; siz önlerinden geçerken onlar da sanki açılıyor. Neden? Çünkü siz şimdi o enerjiyi salıvermeyi seçiyorsunuz. Siz şimdi onu bu Şimdi anına, bu gerçekliğe getirmeyi seçiyorsunuz. Siz, herşeyden çok ve herşeyin ötesinde, tarihinizin kendisinin bir yanılsama olduğunu farketmeyi seçiyorsunuz. Tarihiniz, potansiyellerden başka bir şey değildir.</p>
<p>Siz… siz tarihiniz değilsiniz. Siz, olduğunuzu sandığınız geçmişiniz değilsiniz. Ve bu, “Ben Ben’im” prensibidir.</p>
<p>Koridorda yürürken ve kapılar açılırken, o potansiyeller serbest kalıyor. Ve belki şimdi değil, belki daha sonra, ne çok potansiyel yarattığınızı farkedeceksiniz. Geçmişte size olan ve gerçek olduğunu düşündüğünüz bazı şeylerin, gerçekliğin yalnızca bir ifadesi olduğunu farkedeceksiniz. Şu anda içinde yaşadığınız ânın ne çok potansiyelle dolu olduğunu farkedeceksiniz.</p>
<p>Koridorda yürümeye devam edin, yavaş yavaş, sevecenlikle, bırakın o kapılar açılsın. O enerji hiç bir biçimde size ihanet etmeyecektir. Hatta – sizin deyiminizle – karanlık tarafa geçmiş olma potansiyeli, ki her yaşamda, seçmemiş olsanız bile, çok, çok gerçek olabilir. Böyle bir potansiyel ortaya çıktığında, artık karanlık olan bir enerji kisvesinde olmayacaktır. Artık o yanılsama içinde değildir. Yani – sizin deyiminizle – karanlık enerjinin gelip de şimdi yaşamınıza gireceğinden kaygılanmanız gerekmiyor. O sadece enerjidir. O sadece bir potansiyeldi.</p>
<p>Kim olduğunuzu sandığınızdan çok daha fazlası olduğunuzu anladığınızda, kendinizin büyük bir bölümünü özgürleştirirsiniz. Siz her bir potansiyelsiniz. Siz her bir ifadesiniz, bu gerçeklikte ifade edilmiş olsun ya da olmasın.</p>
<p>Sevgili Şambra, bu özgürleştiricidir, bağımsızlaştırıcıdır. Bağımsızlaştırıcı.</p>
<p>Potansiyelleri Geri Getirmek</p>
<p>Derin bir nefes alın… ve koridordan geri gelmenize, içinde olduğumuz Varoluşun Şimdi Noktası’na geri gelmenize izin verin. İstediğiniz an geri gidip (orayı) yeniden ziyaret edebilirsiniz. Her an geri gidip bunu tekrarlayabilirsiniz. Bu yaşamda sıkışıp kaldığınızı hissettiniz mi; arada bir bunu tekrarlayarak kendinize ne kadar bereketli olduğunuzu hatırlatırsınız. Siz öylesine çoksunuz ki. Hiç tekil değilsiniz. Şu sözde spiritüel öğretmenlerden bazısı, geçmiş yaşamların lineerliğinden söz ettiğinde, gülmem geliyor. Hiç de değildir. Hiç olmadı. Hiç olmadı.</p>
<p>Şimdi geri gelin. Kendinizi bu Varolma Noktası’na geri getirin, ve o enerjilerle hiçbir şey yapmayın. Gidip onları manipüle etmeyin ya da zorlamayın. Onlar size gelecektir. Size katılacaklardır. Size katılacaklar, ve onların bir gündemi olmayacak, bir dönüşleri olmayacak. O artık özgür enerjidir. Size geri geliyor.</p>
<p>Bunu yaptığınız zaman, geçmişin kapılarını açtığınız zaman, ah, bazı şok dalgaları gelecek oradan. Birkaç enerji gelip sizi biraz çarpacak. Peki ne yaparsınız? Hiçbir şey. Hiçbir şey, hiçbir şey. Onunla yüzleşmezsiniz, ondan kaçmazsınız; onu nefesinizle içinize çekersiniz. O sadece enerjidir.</p>
<p>Birkaç kâbus göreceksiniz, üzgünüm. Bunu size baştan söylemeliydim. (kahkahalar) Yaşamınızda bazı dengesizlikler olacak, ve çevrenizdeki insanlarla birkaç şey değişecek. Ve duygusal açıdan bazı zor zamanlarınız olacak.</p>
<p>Peki onunla ne yaparsınız? Hiçbir şey. Hiçbir şey. Ha, onu gerçekçi bir biçimde nefesinizle içinize alırsınız. O, sizi incitmek için burada değil. Ha, bazıları kendine özgü bir renkliliğe sahiptir, kendi dinamiği vardır. Ama o gerçekten size geri geliyor. Tüm yaptığı bu. Ondan ödünüz kopmasın. Ne tür canavarları serbest bıraktınız diye merak etmeyin. Bununla başa çıkamayacak olsaydınız, bunu yapmazdık.</p>
<p>Bunu, (sizinle ya da bu bilgiyle) uyum içinde olmayan başka kimseyle yapmayın. Koşa koşa gidip de bunu yerel kilisenizde yapmaya kalkmayın. (kahkahalar) Kişi eğer hazır değilse, bir veçhenin ne olduğunu ve enerjinin nasıl çalıştığını bilmiyorlarsa, böyle bir şey yapmak aslında tehlikelidir – psikolojik olarak kesin, ama ruhsal olarak da tehlikelidir. İnsanlar enerjiyi anlamıyorlarsa – siz onlara enerjiden söz ederken onlar evlerindeki ışıklardan ve ısıtmadan söz ettiğinizi sanıyorlarsa – onlar için bunu yapmayın.</p>
<p>Siz hazırsınız. Siz hazırsınız. Tobias’la on yıllık bir hazırlık dönemi ve kendi başınıza da yaşamlar boyu hazırlık. Göreceksiniz ki bir… içeriye gelen enerji dalgaları var, ve siz bunu rüyalarınız aracılığıyla, bazı bedensel enerji değişimleri aracılığıyla bileceksiniz, ve herşey yolunda. Herşey iyi, güzel. Kesinlikle. O sizdir. Sizdir. Sizin potansiyelleriniz. O, bahçenize ektiğiniz şeydir, ve şimdi hasada hazır.</p>
<p>Bazen, sizinle oyunlar oynayacak bir görünüşe sahip olacak. Ona aldırış etmeyin. Nefesinizle içinize çekin. Onurlandırın. Onurlandırın. Onurlandırın.</p>
<p>Biz geçmişin potansiyellerine kapıları açarken, tarihinizin hiç de düşündüğünüz şey olmadığını anlayacaksınız – siz olduğunuzu sandığınız şey değilsiniz – ve bir süreliğine dengenizden çıkacaksınız, çünkü kendinizi kendiniz olarak tanımlamaya alışıksınız. Kendinizi kesin bir biçimde tanımlamaya, bu yanılsamayı, bu potansiyeli kesin bir biçimde tanımlamaya çalışmak için bir ömür harcadınız. Bu nedenle, bir süreliğine temellerinizi sarsacaktır.</p>
<p>İşte bu noktada Şambra denen grup biraraya gelir, birbirini destekler, paylaşır ve şöyle der, “Evet ya, şu ‘Neler oluyor, bilmiyorum’ dediğim günlerden birini yaşıyorum.” Ve başka bir Şambra bununla bir bağ kurup şöyle diyebilir, “Ben de yaşadım, ama biliyor musun? Ertesi gün inanılmazdı. Ertesi gün, sanki muazzam bir bilinç sıçraması oldu.” Şu anda bu enerji alanınıza akıyor.</p>
<p>Son toplantımızda, yolun her adımında sizinle olduğumu söylemiştim, ve bunu gerçekten kastediyorum. Gerçekten kastediyorum – yolun her adımında – ve, biraz sarsıntılı geçecek zamanlar olacak, ve muhteşem zamanlar olacak, geri dönüp baktığınız ve “Ne renksiz bir hayat. Ne sıkıcı bir hayat” dediğiniz zamanlar olacak.</p>
<p>Cauldre’nın da şimdi kendi kendine düşündüğü gibi, onun, ve sizinkilerde de, bedeninin, zihninin ve ruhunun içinde nasıl çalışabildiğime, bunun aslında ne kadar rahatlatıcı olduğuna hayretler içinde kalıyor. Şimdi, bana korkutucu gelen şey ise, bir insanın nasıl olup da gözleri kapalı bir biçimde bir iskemlede on yıl boyunca oturup hareket etmemesidir! Ne kadar renksiz! (kahkahalar) Ne kadar renksiz.</p>
<p>Ve insan olmak bir nimet değil mi? Bu bir deneyim. Bir test ve bir sınav değil. Bu deneyimdir ve kendi egemen/mutlak doğanızın keşfidir.</p>
<p>Aydınlık ve karanlık konusunu bir sonraki konuşmamda ele alacağım. Biz Fransa’da aydınlık ve karanlıkla ilgili bazı deneyimler edineceğiz. Ama şimdilik… hâlâ hatırlamıyor musun, Kathleen? (Kathleen “hayır” anlamında başını sallar) Gelecek ay sana geri gelip yeniden sorabilir miyim?</p>
<p>KATHLEEN: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Eh, biz konuşacağız. Biz konuşacağız. Sen…</p>
<p>KATHLEEN: Sen bana rüyalarımda konuşuyorsun – oysa ben rüya bile görmem. Yıllardır rüya görmüyorum.</p>
<p>ADAMUS: Ah! Ah! Yarın Kathleen bana sövecek. Yarın değilse öbürgün. Yıllardır rüya görmediğini söylüyor. Ama elbette, hepimiz biliyoruz ki rüya görüyor. Rüyaların olmasa var olmazdın. Var olmazdın.</p>
<p>KATHLEEN: Ama onları hatırlamıyorum, ve biz bunu seninle konuştuk ve sen dedin ki, bu, yapmam gereken şeyi yaptığım anlamına geliyormuş, o kadar uzaklara gidiyormuşum ki, geri geldiğimde hiç birini hatırlamıyormuşum.</p>
<p>ADAMUS: Bu doğru, ve şimdi onları hatırlama zamanı.</p>
<p>KATHLEEN: Tamam.</p>
<p>ADAMUS: Onları hatırlama zamanı.</p>
<p>KATHLEEN: Tamam, sorun değil.</p>
<p>ADAMUS: Bir neden yok… evet, çoğunuz o kadar uzaklara gidiyorsunuz ki, rüyalarınızı hatırlamıyorsunuz. Rüya görüyorsunuz, ve şimdi onları hatırlamaya başlayacaksınız.</p>
<p>Rüyalar, bu arada, Yeni Enerji’de farklıdır; rüyaların yorumu, Eski Enerji’dekine göre farklıdır. Eski Enerji’de rüyalar bir dizi simgeydi, çoğu kez anlaması çok, çok zordu, zaman zaman da sanki çılgıncaydı. Peki ne yaptınız? Onları bir kenara ittiniz.</p>
<p>Şu anki bilincin rüyaları aslında çok daha, sizin gerçekçi diyeceğiniz türdendir. Bazen kafa karıştırıcı olabilecek ama, daha gerçekçi olacaklar. Geceleyin, uzak bir yerlerde bir proje üzerinde başkalarıyla birlikte çalıştığınızı gördüğünüz bir rüyanız olursa, bu büyük bir olasılıkla gerçekten oluyordur. Sen kapıları açıyorsun, ama yeniden rüya görmeye başlayacaksın.</p>
<p>KATHLEEN: Tamam.</p>
<p>ADAMUS: Bu senin için uygun mu?</p>
<p>KATHLEEN: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Rüyaları hatırlamak.</p>
<p>KATHLEEN: Onları hatırlamak.</p>
<p>ADAMUS: Tamam. Ve göreceğin bir rüyadan – belki bu gece, belki yarın &#8211; çok rahatsız olduğunda kızmayacak, ve sonrasında neden uyku tutturamadığına şaşmayacak mısın?</p>
<p>KATHLEEN: Ee, artık uyuyamayacağımı biliyorum. Uyumuyorum zaten. Bütün gece ayaktayım.</p>
<p>ADAMUS: Ve rüyalar zaman zaman korkutucu ya da tedirgin edici olabilir, ama, artık rüya göreceksin.</p>
<p>KATHLEEN: Tamam.</p>
<p>ADAMUS: İşte bu kadar kolay.</p>
<p>Böylece Şambra, bugün bir dolu konuşma yaptık, küçük bir deneyimden geçtik – geçmişin potansiyellerini açtık. Bu, diğer herşey kadar gerçektir. Şu anda bildiğiniz tarihininizin olan bitenin ve olmuş olabileceklerin sadece bir dilimi olduğunun anlaşılması. Bunu gerçekleştirdiğinizde, ve bunların hepsini Şimdi anına, hemen buraya, geri getirdiğinizde, gelecekte olacağını düşündüğünüz yolunuzu kesinlikle değiştirecektir. Ve ben bu yüzden ‘beklenmedik şeyleri bekleyin’ diyorum.</p>
<p>Eğer herşeyi, size daha önce olmuş şeylerle ilişkilendirirseniz, gelecekte size olacak olan onun bir uyarlamasıdır – belki daha kolay bir uyarlaması ya da daha zengin bir uyarlaması. Biz artık o yolun üzerinde değiliz. O değişiyor, o yüzden beklenmedik şeyler oluyor. Sizi temelden sarsmasına izin vermeyin.</p>
<p>Söylediklerimi duyun – sizi temelden sarsmasına izin vermeyin. Kaçıp saklanmak istemenize neden olmasına izin vermeyin. Bu, şu anda gereksindiğiniz en son şeydir, yani geri kaçıp saklanmak. Onu enerji olarak içinize alın. Onu, kesinlikle yarattığınız ve tezahür ettirdiğiniz bir şey olarak içinize alın.</p>
<p>Bu alıştırmayı kendi kendinize ya da küçük bir Şambra grubuyla tekrarlayın. Bunu yapmanız, aynı zamanda Yeni Enerji denen şeyi de yaşamınıza davet edecektir. Ben Yeni Enerjiyi tanımlamak istemiyorum, bugün buna girmeyeceğiz. Daha sonra. Ama şimdi, geçmişin potansiyelleri açılmışken, buraya getirilmişken, Yeni Enerji şimdi içeri girme özgürlüğüne sahiptir ya da bu daveti almıştır.</p>
<p>Yeni Enerjide… bu konuda bir kitap yazmam gerekecek. Yeni Enerjide, potansiyeller yoktur. Yeni Enerjide hiç potansiyel yoktur, ve biliyorum, bu konuştuklarımızla çelişiyormuş gibi görünüyor, ama artık onun içinde potansiyeller yok, ve bunun hakkında gelecek toplantımızda konuşacağız. Peki Yeni Enerjinin içinde ne var? Potansiyeller değilse, nedir?</p>
<p>Böylece, bir sonraki toplantımıza kadar sizi dramatik bir belirsizlikle baş başa bırakıyorum (kahkahalar), ve o zamana kadar, bazılarınızı Fransa’da göreceğim.</p>
<p>Ve böylece, sevgili Şambra, ben Andrah’dan rica edeceğim – biyolojinizin size çağrıda bulunmasına rağmen; soru ve yanıtlarımızı tamamladık, bu günlük bu kadar – Andrah sizi beş dakikalık bir nefes çalışmasından geçirecek. Potansiyellerin o enerjisini nefesinizle içinize alın.</p>
<p>Ben sizden izin isteyeceğim, ve gitmeden önce, herşeyin – yaratımdaki herşeyin – yolunda olduğunu size hatırlatmak istiyorum. Tüm yaratımlardaki herşey yolunda. Bunu hatırlayın. Yaratımın parçalanmış kısımları yok, eksik kısımları, tamamlanmamış kısımları, ya da sizin karanlık diyeceğiniz kısımları yok.</p>
<p>Tüm yaratımda her şey yolunda, ve bu nedenle, Ben’im, Adamus.</p>
<p>Ve öyleydi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2009/10/03/saud-2-%e2%80%9cgecmisten-gelen-potansiyeller%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
