<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kırmızıçember.org</title>
	<atom:link href="http://kirmizicember.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kirmizicember.org</link>
	<description>Tobias Mesajları</description>
	<lastBuildDate>Mon, 16 Jan 2012 09:48:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>e2012 Dizisi Şaud 5 ve sonraki Şaudlar</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2012/01/16/e2012-dizisi-saud-5-ve-sonraki-saudlar/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2012/01/16/e2012-dizisi-saud-5-ve-sonraki-saudlar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 09:48:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=605</guid>
		<description><![CDATA[bundan böyle www.kirmizicember.com adresinden takip edilebilinir!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>bundan böyle</p>
<p><a href="http://www.kirmizicember.com/" target="_blank">www.kirmizicember.com</a></p>
<p>adresinden takip edilebilinir!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2012/01/16/e2012-dizisi-saud-5-ve-sonraki-saudlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AŞK&#8217;LA KALIN</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2011/12/23/askla-kalin/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2011/12/23/askla-kalin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2011 17:21:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=603</guid>
		<description><![CDATA[AŞK&#8217;LA KALIN Okyanusun bir zerresi diğer zerrelere veda edebilir mi? Veda etmiyorum onun için, sadece artık onbir yıldır üstlendiğim sorumluluğu bırakıyorum. Yeni bir takvim yılına ve döngüye girdiğimiz bugünlerde iç sesimi dinleyerek artık Kırmızı Çember materyallerinin çevirilerini bıraktığımı paylaşmak istedim. Sevgisi ve enerjisiyle beni her daim destekleyen canlara yürekten teşekkürlerimi sunarım. Ayrıca, çok yoğun günlerimde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AŞK&#8217;LA KALIN</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Okyanusun bir zerresi diğer zerrelere veda edebilir mi? Veda etmiyorum onun için, sadece artık onbir yıldır üstlendiğim sorumluluğu bırakıyorum.</strong></p>
<p><strong><span id="more-603"></span><br />
</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yeni bir takvim yılına ve döngüye girdiğimiz bugünlerde iç sesimi dinleyerek artık Kırmızı Çember materyallerinin çevirilerini bıraktığımı paylaşmak istedim.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sevgisi ve enerjisiyle beni her daim destekleyen canlara yürekten teşekkürlerimi sunarım. Ayrıca, çok yoğun günlerimde o ayki çevirinin bir kısmını ya da tamamını üstlenmeye gönüllü olarak bana koşulsuz desteğini sunan Cemile Saylan’a, Halil Gül’e ve Deniz Sertbarut’a da sonsuz teşekkürü borç bilirim. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>En başından itibaren bütün mesajların Türkçe çevirilerinin bulunduğu bu site açık kalacak. Kendi içinde bütün ve tam olduğuna inanıyorum. Onun için de bundan sonra yapılacak CC toplantılarının, dolayısıyla mesajların çevirilerini bu sitede bulamayacaksınız. Ancak bayrağı her kim devralırsa, bu siteden ona link vermeye hazırım. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Huzur, Neşe ve Aşk&#8217;la Kalın,</strong></p>
<p><strong>Fevziye </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2011/12/23/askla-kalin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 4: “Yaşam Tasarımcıları”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2011/12/10/saud-4-%e2%80%9cyasam-tasarimcilari%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2011/12/10/saud-4-%e2%80%9cyasam-tasarimcilari%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Dec 2011 19:46:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[e2012 Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=598</guid>
		<description><![CDATA[KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ e2012 Dizisi ŞAUD 4: “Yaşam Tasarımcıları” ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe Kırmızı Çembere sunulmuştur 10 Aralık 2011 www.crimsoncircle.com -   http://kirmizicember.org Ben o Ben’im, Profesör Adamus Saint Germain, ASID. Şimdi, bazılarınız ASID’in açılımının American Society of Interior Designers (Amerikan İç Tasarımcıları Derneği) olduğunu düşünebilir. (kahkahalar) Ben bir tasa-… ben bir Amerikalı’ya, hele bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ</strong></p>
<p><strong>e2012 Dizisi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ŞAUD 4: “Yaşam Tasarımcıları”</strong></p>
<p><strong>ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kırmızı Çembere sunulmuştur</strong></p>
<p>10 Aralık 2011</p>
<p><a href="http://www.crimsoncircle.com">www.crimsoncircle.com</a> -   <a href="http://kirmizicember.org">http://kirmizicember.org</a></p>
<p>Ben o Ben’im, Profesör Adamus Saint Germain, ASID.</p>
<p>Şimdi, bazılarınız ASID’in açılımının American Society of Interior Designers (Amerikan İç Tasarımcıları Derneği) olduğunu düşünebilir. (kahkahalar) Ben bir tasa-… ben bir Amerikalı’ya, hele bir iç tasarımcıya benziyor muyum? Hayır, bunun açılımı, Angelic Society of Illuminated Designers’tir, (Meleksel Aydınlanmış Tasarımcılar Derneği), ASID, ve bugün yaşam tasarımı hakkında konuşacağız. Güzel bir tasarım, sevgilim. (“Fransız  Devrimi” tarzında giyinmiş bir hanıma hitaben)</p>
<p><span id="more-598"></span></p>
<p>SUSAN (hanım): Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Gururum çok okşandı. Güzel, çok güzel. Burada Şambra’yla birlikte cennetteyim. Cennetteyim – hele o kostümleriniz! Ha, biliyorum bazılarınız kostüm giymemiş, ama yine de harika kostümler. (kahkahalar) Bugünkü süsleriniz, takılarınız! Kalbimi şakıtıyorlar. Kılıcım geri geldi. Teşekkür ederim, sevgilim. Evet.</p>
<p>MARY: Mutlu Noeller.</p>
<p>ADAMUS: Ve mutlu… ah mükemmel! Tüm yaratımda herşey yolunda. Ayyy! (Adamus’un kılıcı kendine saplıyor gibi yapması kahkahalara neden olur)</p>
<p>Böylece bugün, evet, ASID – Meleksel Aydınlanmış Tasarımcılar Derneği – ve siz de olabilirsiniz. Siz de olabilirsiniz.</p>
<p>Bugün, önce… çok latif (Linda’ya) Cauldre’nın sana aldığına bak. (kolyesini işaret eder) Mm-mm-mm-mm-mmmm. Evet. Bunun bir yakın çekimini istiyoruz (kameramana söyler). Evet. (Cauldre) çok değerli değil mi? (kahkahalar ve Adamus kıs kıs güler) Bana bir tokat atacaktı ama bu sadece onu acıtır! (yoğun kahkahalar) Kanal olmanın harika yanı da bu işte.</p>
<p>LİNDA: Evet, o değerli.</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle.</p>
<p>LİNDA: Bunu onayladığın için teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Böylece bugün yaşam tasarımı hakkında konuşacağız, ama bunu yapmadan önce çabuk çabuk birkaç mesajımız var. Herşeyden önce, Cauldre’yı bu sabah saat dörtte uyandırdım. Neden? Çünkü uyuyordu! (kahkahalar) Konuşmak için harika bir zaman, ve ona dedim ki, dedim ki, “Cauldre, Linda” dedim, “Bu yıl Şambra’ya bir Noel armağanı vermek istiyorum. Onlara özel bir şey vermek istiyorum.” Ve Cauldre anında, “Para mı?” dedi (kahkahalar) Dedim ki, “Hayır. Hayır, para değil.” Dedim ki, “Şambra herşeyden çok ne istiyor?” O yine, “Para” dedi. “Hayır” dedim. (kahkahalar) “Yanıt istiyorlar!” Dedim ki, “Onun için bugün programımızın ikinci yarısını soru ve yanıtlara ayıracağım!” (izleyiciler “Yaşasın!” diye karşılık verir)</p>
<p>Böylece, sevgili Linda, insanların nereye eposta atabileceğini tahtaya yazar mısın…</p>
<p>LİNDA: Tamam.</p>
<p>ADAMUS: … ki sorularını gönderebilsinler. Biz Internet’ten soru alacağız. Mm-mm-mm. Buraya (kameramana hitaben), buraya (kamera ona doğru döner), işte böyle. Bugün Internet’ten soru alacağız, yani yazmaya başlayın – İngilizce lütfen. Yazmaya başlayın, anlamlı olduğundan emin olun, bir sayfadan az olduğundan emin olun, ve onun bir beyan değil de bir soru olduğundan emin olun. Bugün soru alacağız.</p>
<p>Aslında ben soru ve yanıtları seviyorum, ama konuşacak – benim konuşacağım – o kadar çok şey var ki buna zaman ayırmak zor oluyor. Ama bugün, tüm o zorlu çalışmalarınıza karşılık özel bir Noel ikramiyesi olarak benim tacizime maruz kalacaksınız. (kahkahalar)</p>
<p>Bugün ikinci olarak, bunu daha önce yapmadım, ama bugün…</p>
<p>LİNDA: Şunu duyurabilir miyiz…</p>
<p>ADAMUS: Ha, evet. Lütfen.</p>
<p>LİNDA: Pekâla. Adres şöyle, <a href="mailto:speak.angels@gmail.com">speak.angels@gmail.com</a>.</p>
<p>ADAMUS: Ve herkes soru gönderebilir.</p>
<p>LİNDA: Herkes.</p>
<p>ADAMUS: İstediğiniz soruyu.</p>
<p>LİNDA: Ve benim bilgisayarım açık ve beklemede.</p>
<p>ADAMUS: Hazır yani.</p>
<p>LİNDA: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Peki şunu bir daha tekrarlar mısın?</p>
<p>LİNDA: <a href="mailto:speak.angels@gmail.com">speak.angels@gmail.com</a></p>
<p>ADAMUS: Ve şu adresi de güzelce kamerada görüntüleyebiliriz. Burada yapımcı olmaya bayılıyorum, pardon Jean.</p>
<p>Pekâla, ikincisi, bunu geçmişte hiç yapmadık, ama ben… (Adamus bir fincan kahveyi devirir, Linda nefesini tutar)</p>
<p>LİNDA: Harika!</p>
<p>ADAMUS: Olamaz! Sedona Journal’in üzerine döktüm. Olamaz! Eh bu fazlasıyla… (derginin sayfalarını çevirir) Burada bir dolu seçkin kanallar olduğunu görüyorum. Hmm. Bir bakalım, Cauldre, senin resmin nerede? Burada Lee Carroll, Steve Rother, Pepper Lewis var, ama Cauldre, senin resmin yok.</p>
<p>LİNDA: Aaaaa.</p>
<p>ADAMUS: Neden yok acaba! Senin…</p>
<p>LİNDA: Kötü çocuk.</p>
<p>ADAMUS: …makalelerinden birini de göremiyorum burada.</p>
<p>LİNDA: Kötü çocuk, kötü çocuk… (şarkı söyler bir sesle)</p>
<p>ADAMUS: Belki, sadece belki birileri Adamus’tan hoşlanmıyordur. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: (hâlâ şarkı söyler gibi) Onlar kötü oğlanları istemiyorlar!</p>
<p>ADAMUS: Böylece… (dergiyi yere fırlatır ve tükürür; yoğun kahkahalar, izleyiciler tezahürat yapar) Evet, onu Noel ağacının altına koyun! (kahkahalar) Ve şu içeceği dökmem de tümüyle kazaydı.</p>
<p>Bugün içecekten söz ediyorken, içecekten söz ediyorken, hadi biraz şarap açalım. Noel zamanı! Kutlama zamanı! (izleyiciler “yaşasın” diyerek karşılık verir, bazı alkışlar) Ve neden olmasın? Böylece, lütfen, ekibe söylüyorum, iyi şaraplardan olsun – sonra yapılacak parti için ayrılmış ucuz şaraplardan değil, iyi şarap, daha sonra nasıl olsa iyisini kötüsünü ayırt edemeyeceksiniz – şurada arkada duran o iyi şaraplardan. Arkada böyle birkaç şişe var sanıyorum.</p>
<p>LİNDA: Sana bir iyilik yapayım.</p>
<p>ADAMUS: Ve <em>iyi</em> değil, iyi şarap demem gerekiyor. Bu… ve bu arada, birkaç tane getirin. Bu bir Yahudi düğünü değil. (yoğun kahkahalar) Ama şunu demek istiyorum, bakın İsa’ya neler oldu. Düğüne gitti. Orada sadece küçük bir kâse (içecek) vardı ve hızla tükendi. İsa’nın suyu alıp da küçük bir dönüştürme işleminden geçirmesi gerekti.</p>
<p>Biz Şambra’yız. Bugün için çokça şarabımız var. Evet. Yani onu ortaya çıkartın – kadehleri, şarabı – ve üzgünüm Fransız şarabı değil ama iş görür. Ben ne yapacağımı biliyorum!  Üzerinde elimi gezdireceğim ve Fransız şarabı olduğunu varsayacağım. (kahkahalar) Sadece varsayacağız!</p>
<p>Pekâla Şambra, şarap ortaya çıkarken, hazırlanırken… (birisi “Yaşasın!” der) Yaşasın.</p>
<p>LİNDA: Ekip sana yardım etmeye çalışıyor.</p>
<p>ADAMUS: Sahnemden uzak dur. (yerdeki dergiyi iter) Hm.</p>
<p><strong><em>Yaşam Tasarımcıları Olmak</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Devam edelim, ben bunu daha önce yapmadım, ama Yaşam Tasarımcıları olmak, aydınlanmış tasarımcılar olmakla ilgili bu özel Şaud’da bu fırsatı kullanmak istiyorum – ve yaptığınız budur; tüm yaşamınız bir tasarımdır, güzel bir tasarımdır – bu Şaud’u, onun enerjilerini, onun umutlarını, onun potansiyellerini, Güney’de bulunan “L.H.” adındaki kişiye adamak istiyorum. Kimden söz ettiğimi tam olarak biliyorsun, çünkü, L.H., sen diğer herkesin deneyimlediklerinden fazlasıyla geçmektesin, ama aşırıya kaçıyorsun. Bunu muazzam bir biçimde gerçekleştiriyorsun. Ve, en karanlık zamanlarda, şarap içmeyi hatırla. (kahkahalar) Ve ayrıca şunu da hatırla, ki birçoğunuz bunu zaten biliyor, bu arınma işleminde, salıvermekle… (Suzy ona bir kadeh şarap getirir) Teşekkür ederim sevgilim. Dur-dur-dur, canım. (elini öper) Ve gerçek bir beyfendi terli dudaklarını eline sürmez. Sadece yaklaştırır.</p>
<p>Pekâla, şerefe! Ve ben seninkinin gelmesini bekleyeceğim. Senin kadehin gelince, ilk kez bir Şaud sırasında gerçek bir Şambra kadehi kaldıracağız. Olur mu?</p>
<p>LİNDA: Tabi.</p>
<p>ADAMUS: Tabi, tabi. Tüm şu arınma sürecinde, şu insani duruma girdiğinizi anlamanız gerek – elbette tasarlanmış şekilde, ama sonra bunu tasarladığınızı unutuyorsunuz – bu insani duruma giriyorsunuz, ve öyle bir noktaya geliyorsunuz ki, ne kadar zor olursa olsun, bazı salıvermeleri, sizin arınma dediğinizi gerçekleştirme zamanı geliyor. Bu, kimliği bırakmaktır, ve insana sanki ölüm gibi gelir. Sanki karanlığın en karanlığı gibi gelir. Aslında değildir. Bu bir yanılsamadır. Şimdiye kadar size hizmet etmiş bir kimliğin tıkalı enerjilerinden kendinizi kurtarmak, kendinize verebileceğiniz en büyük nimet ve armağandır, ama sizin tarafınızdan, o tasarımcı tarafından, yaratılmış çok daha muhteşem olan bir şey var; siz, hayatınızın tasarımcısı.</p>
<p>İlginç, çünkü siz Yaşam Tasarımcılarısınız, ve bunu da çok ilginç bir biçimde gerçekleştiriyorsunuz. Kendinizi bölüyorsunuz. Sizin o özünüzü alıyor ve sonra parçalara ve kısımlara bölüyorsunuz, ya da parçaları ve kısımları salıveriyor, bırakıyorsunuz. Bir parçanız burada, insani deneyim içinde. O muhteşem<em>dir. </em>Ölüm gibi şeyleri unutursanız, ya da neden burada olduğunuzu unutmakla ilgili şeyleri, bütün bunları saf dışı bırakabilseydiniz, bu yaşam deneyimiyle gerçekten dans edebilirdiniz. Ama bir tasarımcı olarak, bu şeyleri, ölüm denen şeyi, hastalık denen şeyi, yoksulluk ya da yoksunluğu tüm o yaşam tasarımının bir parçası olarak onun içine yerleştirdiniz. Oysa şimdi bu yüzden kendinize kızgınsınız (kahkahalar), ama o çok, çok, birçok yaşam ve deneyimden sonra oraya gömüldü.</p>
<p>Yani siz o salıverme sürecindesiniz. Ya da belki aslında salıverme değildir. Belki aslında kabul etmektir. Bu aynı şey değil mi? Tümüyle kabul vermek, tasarımın nasıl olması gerektiğini düşünmeyi, sanki kendi başına bir yaşam süren o tasarımı şimdi geri getirmeyi salıvermek değil mi?</p>
<p>Çok parlaktınız, sizi mutlak biçimde hatırlamaktan alıkoyan şu perdeyi oluşturdunuz, ama o perde bir yanılsama. İnce, ince, çok ince. Aandrah’nın diyeceği gibi, “O yarım nefes ötede.” Ama o yarım nefesi almaya <em>gönüllü </em>müsünüz? Gerçekten bu kadar gözüpek ve cesur olmaya <em>gönüllü </em>müsünüz? Çünkü bunu yaptığınız zaman herşey değişecektir.</p>
<p>İnsanlar kendi yaratımlarının kumaşına, değişime direnmeyle ilgili o şeyi dokudular, “Ben sadece insanı (insan veçhesini) birazcık daha iyi hale getirmek istiyorum” diyen o şeyi dokudular. Ama gerçekten değişmeye gönüllü müsünüz? Bu, Frankfurt’ta, Yaşam Rüya Yürüyüşü’nde de sözünü ettiğimiz gibi herşeyi kapsar – ilişkileri, işleri, kimlik duyunuzu – öz-değer değil de kimlik – hatta sağlığınızı, herşeyi. O kimliğin ötesine geçmeye gerçekten gönüllü müsünüz?</p>
<p>O kimliğin mevcudiyeti yok olmayacak. Sadece yaşamınızda, tasarımınızda farklı bir gerçeklik çapası üstlenecek. Biz bugün gerçeklik çapaları hakkında konuşacağız.</p>
<p>Böylece yaşam tasarımınız birçok farklı açıdan çok parlaktı. Siz ruh denen şu şeye sahip olduğunuzu düşünmekten hoşlanıyorsunuz, ve biz gelecek yıl onun bile ötesine geçeceğiz – ruhun ötesine, kesinlikle – çünkü o basamaklardan ya da sıçrama tahtalarından biriydi. Ama sahip olduğunuz ve sizin belki de ruhunuz dediğiniz şey, bilgeliğinizdir. Bilgeliğiniz.</p>
<p>Bilgeliğiniz hemen buradadır. Hemen burada. O hemen burada ve burada (insanlara kılıcıyla dokunur) ve hatta… (David’in, altına sağlam kışlık ayakkabılar giydiği Mısırlı kıyafetine bakar) Bunlar gerçek Mısır <em>tabanları mı?! </em>(bazı gülüşmeler) Bunlar ne böyle?</p>
<p>DAVID: Mısırlı Colorado.</p>
<p>ADAMUS: (güler) Mısırlı Colorado. Pekâla… nerde kalmıştım, David? Kafam çok karışıyor. Ha evet, evet. Ha evet.</p>
<p>Böylece ruh denen bu şeyi bile yarattınız – onu illa kategorize edeceksek, yaşam tasarımının bir parçasıdır – o aslında sadece bilgeliğiniz. Bilgeliğiniz.</p>
<p>Bilgelik, deneyimlerinizi damıtmanın, en iyinin en iyisini sıkıp çıkarmanın, deneyimlerinizin dramlarına ve travmalarına ve olumsuzluklarına odaklanmamanın sonucudur, bir portakalı alıp da suyunu çıkarmak gibi, bilgeliği sıkıp çıkarmak. İşte bu ruhtur.</p>
<p>Ve o aslında hiç orada olmadı. (kılıcıyla tavana vurur)</p>
<p>LİNDA: Yapma şunu.</p>
<p>ADAMUS: O aslında hiç… ee, yukarda biri var. (kahkahalar) Dışarı çık! Ah.</p>
<p>Yani, aslında bir ruh hiç olmadı. Gerçekten hiç olmadı. O muhteşem altın melek hiç olmadı. Biz o terimleri kullandık, çünkü evrimin bir parçası, spiralin bir parçasıydı. Ama şimdi bunun bile ötesine geçerek bilgeliğinize, gerçek bilgeliğinize, deneyimlerinizin damıtılmış haline giriyoruz.</p>
<p><strong><em>Damıtmak</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Ben “damıtmak” kelimesine bayılıyorum – arıtmak, özüne indirgemek, bilincin simyasına sahip olmak. İlginçtir ki şu ara Kihak projemizde damıtmayla çalışıyoruz, ve ben aslında düşündüğümden daha fazla dirençle karşılaşıyorum.</p>
<p>Kihakçılar sözde günlük tutacaklardı. Yarısı tutmadı. Hm. Tuttuklarını söylediler ama tutmadılar. Diğer yarısıysa sayfalar dolusu yazarak fazlasıyla meşgul, takıntılı ve neredeyse günlük tutmaya bağımlı hale geldi. Zihinden yazıyorlar, kimsenin, hatta ruhlarının bile, bilgeliklerinin bile umursamadığı her bir küçük ayrıntıyı yazıyor, sanki tüm bu kelimeler vasıtasıyla zihinsel bir patlamayla devam ediyorlar… (kameraya poz verir) Teşekkür ederim. (kahkahalar) Hızlı olman gerekiyor! Senin bir resmini ne zaman çekeceklerini bilmen gerekiyor.  O fotoğrafı ne zaman çekeceklerini hiç bilemiyorsun. Facebook’da kötü bir fotoğraftan daha kötüsü olamaz. (kahkahalar) Yasaklanmalı, yasadışı ilan edilmeli. Bilmiyorum. Gördüğüm bazı… seninki değil. Seninki çok hoş. Bugün çok hoş bir kıyafetin var. Evet, evet. Mısır’da harika bir zaman geçirdik, evet. (Mısırlı kıyafetine bürünmüş birine hitaben) Ne çok güzel kıyafet var. Eh, harika insanlar. (bazı gülüşmeler ve Adamus güler)</p>
<p>Pekâla, şu damıtmayı seviyorum, çünkü onu özüne indirgiyor. Böylece Kihakçılardan günlüklerinde damıtma yapmaları istendi. Haftada üç kez günlüklerine yazmaları gerekiyor. Bu iyidir. Kendinle bağlantı kurmanı sağlar.</p>
<p>Sonra onu damıtmalarını istedim – haftada üç kez 25 kelime ya da daha azı – ve zorlanıyorlar. Oysa ben bunun kolay olacağını düşünürdüm. Öğretmeniniz, “2500 kelimelik ya da 25 kelimelik bir dönem ödevi yaz” dese, hangisini seçerdiniz? (birisi “Yirmibeş!” diye bağırır) Çoğu kişi böyle düşünürdü, ama onlar yine de kendileri hakkında damıtılmış bir işlemle yazmada zorlanıyorlar. Ama ben onlardan bunu yapmalarını istiyorum – üzgünüm, Kihakçılar – bunu yapmalarını istiyorum… Şaraba ne oldu? Ha, hazırlanıyor. Ha harika, harika. Hazır olduğunda bana haber verin, çünkü sabırsız bir şekilde kendiminkini bekliyorum.</p>
<p>SUZY: Buraya arkaya koyacağız, isteyen gelip alsın.</p>
<p>ADAMUS: Aaa hayır, hayır, hayır, hayır, hayır. Bu… bunun isteyip istememekle hiç ilgisi yok. Dağıtın! Dağıtın! Evet, tabii.</p>
<p>SUZY: Çocuklar var burada.</p>
<p>ADAMUS: Onlar da dağıtsın! (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Bekle, bekle, bekle. Bekle. Bekle, bekle. Bir…</p>
<p>ADAMUS: Umurumda değil!</p>
<p>LİNDA: İnsanların gidip alabileceğini söyleyen bir kural var. (toplantı salonunun kurallarından söz ediyor)</p>
<p>ADAMUS: Ben kurallar ve kanunlar hakkında ne söylüyorum? Size ait değiller!</p>
<p>LİNDA: İzin ver de…</p>
<p>ADAMUS: Ne, yoksa bu İnternette mi?! Aa. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Evet. Yani şarap istiyorsan, lütfen, istiyorsan (orada) var.</p>
<p>ADAMUS: Lütfen, bunu benim yapmam gerekiyorsa yaparım.</p>
<p>LİNDA: Keser misin!</p>
<p>ADAMUS: Teşekkür ederim. Teşekkür ederim. (birisi ona şarap kadehleri uzatır, o da dağıtmaya başlar) Hadi şunu yapıverelim. Hadi yapıverelim. Teşekkür ederim… Ah, tüm o kurallar, tüm o kanunlar, tüm o… aman tanrım. Bugün bundan söz edeceğiz – yaşam tasarımı. Üzgünüm. Sarhoş olmayacaklar, sadece biraz çakırkeyif olacaklar. Bu da benim kanallığımı, benim yanıtlarımı çok daha iyi yapacak. (kahkahalar) Çok daha iyi. Sıraların arasındaki geçitte dans edeceğiz. (birçok izleyici şarabını almaya gider)</p>
<p>Pekâla, damıtmak. Damıtmak… sözsüz, lütfen. Şarap içmek için ne kadar konuşmak gerekiyor? Nil (nehrinin) üzerinde bir gece harika bir örnek yaşadık. Hatırlıyor musunuz?</p>
<p>Çok güzel bir ortamda dışarda oturuyorduk. Güneş batıyordu, gemi sakin sakin Nil’in üzerinde süzülüyordu. Ben, hep yaptığım gibi, sunumum için ayağa kalktım, ve izleyicilere baktım – dünyanın her yanından 108 Şambra – ama yanlış olan bir şey vardı. Bir şey korkunç yanlıştı. Ortada (oturanların ortasında) bir geçit yoktu. Ortada bir geçit olmazsa etrafta nasıl dolanabilirim?! İskemleler birbirine yapışık dizilmişti.</p>
<p>Şimdi, bu kabalık için kimseyi suçlamıyorum. Dedim ki, “Şambra, hadi burada bir şey deneyelim. Bir şey yapalım. Zihinden çıkalım. Derin bir nefes alın. Derin nefesler alın. Biz konuşmadan – tek kelime etmeden – bir şey yapacağız, ve bunu da bir dakikadan az zamanda yapacağız.”</p>
<p>Şimdi, anlamanız gerekir, biz bir gemide dışarda bulunuyorduk. İki tarafta da fazla yer yoktu. Ama dedim ki, “Ortada şu genişlikte bir geçit yaratacağız. Bunu tek kelime etmeden yapacağız.”</p>
<p>Bir dakikadan çok daha az bir zamanda, bir geçit ortaya çıktı, ve kesinlikle düzdü, öndeki bir iskemle dışında. Kesinlikle düzdü. Bu, geziye katılanların umarım hiç unutmayacağı bir örnekti. Yumuşak ve kolay bir biçimde gerçekleştirilmişti. Lak lak yoktu, konuşma yoktu, tartışma yoktu, beyin yoktu. Sanki sihir gibi oldu. O geçit  ansızın ortaya çıkıverdi. Bu, zihninizden çıkmanın nasıl bir şey olduğuna örnektir. Derin bir nefes alır, onu hayal edersiniz, ve bu nedenle de gerçekleşir.</p>
<p>Pekâla, şarap dağıtıldığına göre… bir bardak Linda için, lütfen.</p>
<p>LİNDA: Elbette.</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Biz alamayız eğer… kırmızıyı alır.</p>
<p>LİNDA: Hayır, hayır. Şimdiden anladılar…</p>
<p>ADAMUS: Ha şimdiden… ha, güzel, güzel.</p>
<p>LİNDA: Benimle ilgileniyorlar. Şanslıyım.</p>
<p>ADAMUS: Böylece Şambra, bugün yaşam tasarımı hakkında konuşacağız.</p>
<p>Buna şimdi derin bir nefes alalım.</p>
<p><strong><em>Yaşam Tasarımı</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Yaşam tasarımı ve başka şeyler. Yaşam Rüya Yürüyüşü (geçenlerde yapılan bir atölye çalışması) – Frankfurt’taki Yaşam Rüya Yürüyüşü – gerçek bir deneyimdi. Şu Yeni Enerji deneyimlerinden biriydi. Şeyleri anlatmaya kelime bulamadığınız zaman, sadece “Yeni Enerji” deyin.</p>
<p>EDITH: Diyoruz.</p>
<p>ADAMUS: Bu bir… diyoruz. (kıs kıs güler) İnanılmaz bir deneyimdi, ve önemli noktalardan biri, o çok basit, kolay nokta, Kuthumi’nin aydınlandıktan sonraki yaşamıyla ilgili yaptığı konuşma, sunumuydu – güzel, çok güzel bir sunumdu; yaklaşık iki yıl yatakta yatarak içinden geçtiği zihinsel/akılsal çöküntüden sonra, günün birinde nihayet kalkıp da yaşamaya karar vermesi.</p>
<p>Şimdi, bu biraz meydan okuyucudur, çünkü Yükselmiş Üstatların çoğu – yükselmiş olan o 9.000 falan – aydınlanırlar ve birkaç gün, belki hafta, belki de bir ya da iki yıl sonra fiziksel bedenlerini terk ederler. Bu yoğun, ağır ortamda kalmak fazlasıyla zordu. Aydınlandıktan sonra kitle bilinciyle yaşamak çok zordur, bu katı kütlede olmak çok zordur – bedeni acıtır, bilinç için de çok zordur – ve Yükselmiş Üstatların birçoğu sanki aydınlanma hallerinin dışına emiliyormuş gibi hissettiler, gerçi bu olmazdı, ama sanki basınçlı su altında havasız bırakılarak işkence edilmeye benzer bir etki olur. Sanki bu olacakmış gibi hissedersiniz.</p>
<p>Bu yüzden birçoğu gitti. Kuthumi değil. O aydınlanmasından sonra Dünya’yı çok, çok, birçok yıl boyunca katetti. Ve gittikten sonra yaptıklarının öyküsünü anlattı (Frankfurt’ta). Şambra’ya şu öğüdü verdi – çok basit, çok parlak. Dedi ki, “Bu o kadar kolay ki…” – ah, ve Aandrah bu yalınlığı, bu damıtımı, bu bilgeliği anlayacak. Ah, şerefe. (izleyiciler “Şerefe” der, Adamus bir yudum şarap alır) Ah, yeni bir yıla. 2012 – aman tanrım.</p>
<p>Böylece Kuthumi dedi ki, “Bu çok basit.” Onu özüne indirgeyerek dedi ki, “Bu, herhangi birinizin, ‘Evet, ben aydınlandım’ demesi kadar basit. ‘Ben aydınlanmak istiyorum’ değil, ‘ben aydınlanacağım’ değil, ‘Belki bir gün, onu araştırıp öğrenmem gerek’ değil. ‘Ben aydınlandım.’” İşte bu. İşte bu. Şu anda bırakıp gidebilirsiniz – “Ben aydınlandım” – çünkü bunu söylediğiniz an, olmaya başlar. Onu hissettiğiniz an, o da enerjileri kendine çekmeye başlar. Birden, bunu hissederken – “Evet, aydınlandım” – buna inanmaya başlarsınız. Bunu yaşamaya başlarsınız. Herkes inanır. Sokağa çıkıp insanlara söylemeye başlarsınız.</p>
<p>“Edith, evet, ben aydınlandım,” ama bunu öylesine bir sesle söylersin – “Evet, ben aydınlandım” – az çok soğukkanlı… “Evet ben aydınlandım,” sanki “Siz aydınlanmadınız mı?” der gibi, ve onlar inanırlar, Edith. İnanırlar ve birdenbire huşu içinde bilmek isterler “Bunu nasıl gerçekleştirdin?” Ve sen derin bir nefes alırsın…</p>
<p>EDITH: Facebook. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: (gülerek) Facebook. Aydınlanma budur. Onlara dersin ki, Edith, “Onu seçiyorum” dersin.</p>
<p>EDITH: Hah!</p>
<p>ADAMUS: Bundan sonra ne olduğu farketmez. (Linda mikrofonu getirir) İster… teşekkür ederim. (mikrofonu alır ve mikrofonla konuşmaya başlar, sonra Linda’ya geri verir, kahkahalar) İster sonunda yollarını Crimson Circle’e bulsunlar, ister kendi başlarına kalsınlar, ya da yollarını başka gruplara bulsunlar, ölü olsunlar ya da kendilerini Yeni Dünya’da bulsunlar, farketmez. Ama dersiniz ki, “Ben bunu seçiyorum! Sonra geri çekildim. Aydınlanma benimle olabilsin diye, her bir küçük ayrıntı için kaygılanmak yerine, kendi yolumdan çekildim. Nereye gitmeli ki, İnternet’e mi? Hangi gruba ait olmalıyım? Ne öğrenmeliyim? Farketmez.” Bunu seçtiğiniz an, o olur. Olmaya başlar. Kendini yaratmaya başlayıverir.</p>
<p>Şimdi, başınızı belaya soktuğunuz nokta şudur, ve yaşam tasarımındaki dersimiz şudur – Adamus ASID. Bunu sevdim. Kartvizitimde yazmasını isterdim. Tabii ki bir kartvizitim yok, çünkü bana vermediler, ama belki şimdi (verirler).</p>
<p>LİNDA: Zavallı sen.</p>
<p>ADAMUS: Ben olmak zor. (bazı gülüşmeler, Adamus kıs kıs güler)</p>
<p>Böylece, bu yaşam tasarımı sürecinin bir bölümü şudur. Yaşam tasarımınız kesinlikle parlaktır. Diyorsunuz ki, “Ne?” O kesinlikle parlaktır. Kendinizi nasıl böldüğünüz, kısımlara ayırdığınız, bir parçanızı unuttuğunuz, ve bu yüzden kendinizi deneyimlediğiniz – kesinlikle çok parlaktı. Parlak. O kadar parlak ki, bilgelik dediğimiz şey, ruh, öz, o yaşam tasarımının bir parçası olarak sizinle, şu anda sizinle çalışıyor, şöyle demenize rağmen, “Bilmiyorum. Ruhumla hiç konuşmadım. Benim çok, birçok isteğime ve talebime yanıt vermiyor. Piyangoyu kazanmadım. Biraz yaşlanıyorum. Yani tüm şu ruh şeyini anlamıyorum.”</p>
<p>Yaşam tasarımına bir bakın – ve aslında onunla işbirliği içindesiniz, onun bir parçasısınız – ama bilincinizin farkında olduğu şeyleri aşan unsurlar var, ve bu iyi bir şeydir. Tanrı’ya şükür, bu iyi bir şeydir.</p>
<p>Şu anda herşeyi yöneten insan veçhesi – insan benliğinin o kısıtlı farkındalığı – olsaydı, bir dolu oyuncağı ve çevredeki en hızlı bisiklete sahip olan yedi yaşında bir çocuk olurdunuz. (kahkahalar) Oracıkta kalırdınız. Bu olurdu, çünkü herşeyi kontrol eden insan benliğiniz derdi ki, “Yedi yaşında biri için bu kadar.” Oyuncaklar, Xbox ya da o şeylere her ne diyorsanız, ebeveynlerin hiç kural koymaması, evi istediği gibi kullanmak, ebeveynlerin aslında size hizmet etmesi, el pençe sizi beklemeleri, ki bu zaten bu günlerde böyle, hızlı, herkesinden daha iyi bir bisiklet. O yaşlardan bunları hatırlıyor musunuz? Bu kadardı! Doruk nokta buydu. Bu kadardı! Ruhsal nitelikler üzerinde derin derin düşünmediniz. Yaşam deneyiminiz gibi şeylere bakmadınız. Çoğu zaman andaydınız, ama çok da kısıtlı bir farkındalık içindeydiniz.</p>
<p>İyi haber şu ki, o yaşam tasarımı planı bilgeliğinizle devam ediyor – ediyordu – ve bilgeliğiniz dedi ki, “Hayır, o en hızlı bisiklete sahip olmayacaksın, çünkü o bu güzel planın bir parçası değil.” Bir parçası olduğunuz o yaşam tasarımı – siz onun bir kuklası hiç değilsiniz; onun bir parçasısınız, aktif bir parçası – ama o yaşam tasarımı planı dedi ki, “Biz devam edeceğiz. Biz üçüncü ve dördüncü sınıfa gidip mezun olacağız, üniversiteye gideceğiz. Tüm o şeyleri yapacağız.” Neden? Deneyimin bir parçası. O muhteşem yaşam deneyiminin bir parçası, duyusallığın bir parçası. Ayrıca, yaşamın da bir parçası – yaşamın önemli bir parçası – çünkü bu yaşam, Tobias’ın dediği gibi, hiçbirine benzemiyor.</p>
<p><strong><em>“Geçmiş Yaşamlar”</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Bu yaşam geçmiş yaşamlarınızın sadece bir uzantısı değil, geçmiş yaşamlarınızın sadece bir devamı değil. Değil. Ben bunu Frankfurt’ta söyledim, ve bazı kişiler alındı, dedim ki, “Geçmiş yaşamlarınız siz değildir.” Değildir. Hiç değildir. Bunun üstesinden gelin. Hiçbiri önemli değildir. Yarısı uydurulmuştur. Yarısı makyo zırvadır. Gerçekten öyleler. Diğer yarısı, Yeshua ya da Musa ya da Kleopatra ya da Mary Magdalene ya da her neyse, ilişki kurduğunuz arketipsel enerjilerdir.</p>
<p>Onlar gerçektir, ama değildir de. Başka bir deyişle, yaşadığınız tüm şu deneyimin aktif bir parçasıdırlar, ama insanın – sınırlı insanın – yaptığı şu şey var. Diyor ki, “Ben Mary Magdalene idim,” sanırım kendini biraz değerli kılmak için. Eh, evet, Mary Magdalene’nin bir parçasıydın, bir dolu başkasıyla birlikte küçük bir parçası, ama Mary Magdalene değildin. Mary Magdalene <em>değilsiniz.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Geçmiş yaşamlarınız değilsiniz. Onlar ruhunuzun kuzenleridir. Onlar sizin erkek ya da kız kardeşleriniz ya da kuzen-kuzinlerinizdir, ama siz değiller. Ve bunu (bu anlayışı, düşünceyi) ne kadar erken bırakırsanız, kendinizi de o kadar erken özgürleştirir, yüklerinizden kurtarır, o geçmiş yaşamların zırvalıklarının üstesinden gelirsiniz. Bazısı hâlâ dışarda dolanıyor, yani şu geçmiş yaşamlar, travmatize, aktif bir halde yeni bir ikâmetgâh, yeni bir ev arıyorlar – sizi. Hâlâ… kendilerini özgürleştirmediler ve o parlak haliyle ruh da onların bunu yapmasına izin veriyor. Diyorsunuz ki, “Ruhun bu yaptığı gerçekten budalaca. Ruh onları neden geri çağırmıyor, neden geri gelmelerini sağlamıyor?” Eh, bunu yapamazsınız. Bir yaratıcı kendi yaratımlarını geri gelmeye zorlayamaz. Onları sadece geri gelmeye davet edebilirsiniz.</p>
<p>Böylece dışarda dolanan bu geçmiş yaşam veçhelerinden çokça var – travma içinde, terörize olmuş, Dünya’yı sanki uykuda gezer gibi arşınlıyorlar – ama onlar siz değiller! İnanılmaz olan budur. <em>Onlar siz değildirler. </em>Ruhunuzun başka bir ifadesidirler, yani ilişkililer, ama örneğin siz kuzen ya da kuzinlerinizin sadece bir uzantısı olduğunuzu hissediyor musunuz? Hayır! Siz tümüyle farklısınız. Eşsizsiniz. Siz <em>sizsiniz.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Bu yaşama kadar, yaşamlar arasında kesinlikle bir bağlantı vardı. Bir tür devamlılık söz konusuydu. Ama sonra, ruh yaşam planı ve yaşam tasarımının parlaklığıyla der ki, “Ben kendimin farklı olan, sadece başka bir yaşam daha olmayan ifadesini yaratacağım.” Neden? Neden? Eh, çünkü diğer yaşamları gerçekleştirmekten yorulmuş, sıkılmıştır, ve, eh, kendini özgürleştirmek için bir şey gereksindiğini farketmiştir.</p>
<p>Ruh, siz – <em>siz </em>– tüm o diğer geçmiş yaşamlar için, tüm o diğer insanlar için, kendiniz için Bayrak olduğunuzu farketti. Kendinizin bütünlenme noktası sizsiniz. Kendinizin aydınlanma noktası sizsiniz, o diğer yaşamlar değil. Buda olmuş olsaydınız bile – o yaşam değil. <em>Bu </em>yaşam, hemen burada.</p>
<p>Bütünlenme noktası sizsiniz. Yıllar önce Tobias’ın dediği gibi, kendinizin, ruhunuzun belirlenmiş, atanmış yükseliş adayı sizsiniz, bunu gerçekleştirmek için ruhunuz size katılmak üzere buraya gelir. Bilgeliğiniz gelir. Bilgeliğiniz gelir. Hepsi budur. O büyük şaşaalı melek varlık değildir, üzgünüm Bonnie. (kahkahalar, çünkü Bonnie melek kıyafetine bürünmüştür) O sizin bilgeliğinizdir, başka alemlerden gelir – hatta bu başka alem bile değildir, sadece hayali bir engeldir – ama o Bilinç Bedeninize emilir.</p>
<p>O size varır, gelir, ve bunu gerçekleştirdiğinde ilginç bir şey olur. O ruhun diğer geçmiş yaşamları için bir Bayrak haline gelirsiniz. Örnek olursunuz. Siz, örnek olarak, onların özgürleşmesine yardımcı olursunuz. Bir bıçakla ortada dolanıp da onları tutsak eden zincirleri ya da ipleri kesmeyeceksiniz, ama sizin örneğiniz onları o iplerden kurtaracak.</p>
<p>Siz, ruhunuzun – bilgeliğinizin – bazı enerjilerini özgürleştirirsiniz de denebilir. Kendinizi, geçmiş yaşamlarınız olduğunuz yükünden kurtarırsınız, ve bunu yaptığınızda, tüm o enerjiyi, tüm o bilinci bütünlersiniz. Size gelen bilgeliğe ezilerek damıtılırlar. Bilgelik sizin için gelir.</p>
<p>Sizler Yaşam Tasarımcılarısınız – çok parlak Yaşam Tasarımcıları. Bunları biraraya getirmede parlaksınız. Çok sık kendinizden kuşku duyuyorsunuz. Bu gelecek yıl, herşeyden çok, o kuşkuyu bırakmayı öğreneceksiniz. Sizlerin de ASID – yaşamın aydınlanmış tasarımcıları – olduğunuzu göreceksiniz.</p>
<p>Şimdi, gözlerinizi açıp da bunu görmeye başladığınızda, fark şu olacak ki, kafanızdan çıkabildiğinizi göreceksiniz, ki bunu 20 yıl önce gerçekleştirmek çok zordu. Biz bunu şimdi gerçekleştiriyoruz. Siz bunu şimdi gerçekleştiriyorsunuz – zihinden çıkıyorsunuz, olmasına izin veriyorsunuz.</p>
<p>Fark şu ki, siz insani cehennemden geçtiniz. Zor şeylerden geçtiniz. Daha zoru olamazdı, öyle değil mi, LH? Daha zoru olamazdı. Peki geriye ne kaldı? Yaşamın tadını çıkarmak! Ne olursa olsun! Neden olmasın ki? Kuralları salıverin. Sizi daha önce bağlamış olabilecek herşeyi salıverin.</p>
<p>Çok parlak Yaşam Tasarımcıları, kendinizi hemen buraya, hemen şimdi yerleştirmede parlak, ve yapmanız gereken <em>hiçbir şey </em>yok. Parlak olan kısım bu. Yapmanız gereken hiçbir şey yok – mantralar yok, zikirler yok, kristaller yok… şunun (derginin) her bir sayfasını hatmetmek, onu okumak yok – bunların hiçbiri yok. (kahkahalar) Bunların hiçbiri zerre kadar yok! Okumalar yok, hiçbir şey yok.</p>
<p>Derin bir nefes alırsınız; bir Yaşam Tasarımcısı olduğunuzu farkedersiniz. Bunların tümünün doğal olduğunu farkedersiniz. Tümü doğaldır. Biz bundan çok kez söz ettik. Nasıl aydınlandığınızı deneyimlemek için zamanda geri geri yürüyorsunuz, ve şimdi sadece derin bir nefes alıp “Evet,” dersiniz (Şambra Adamus’la birlikte söyler) “Ben aydınlandım.” Evet, bunu belli bir yaklaşımla, biraz rol yaparak söylemeniz gerekiyor. Evet, ben aydınlandım. Evet! Ben aydınlandım. Evet! Evet! Hey! Evet, ben aydınlandım! (kahkahalar)</p>
<p>Ve birdenbire – bunu bir gülümseme ve kahkahayla söylersiniz – birdenbire, o değişir. Herşey – enerji, içeri gelen bilgeliğin miktarı, insan benliğiyle bilgelik arasındaki yeniden-birleşme ya da yeniden-biraraya gelme – ve gelir ve der ki, “Vay canına! Sonunda aydınlandığını kabul ettiğini duyduğuma sevindim. Artık (aydınlanma) yolunda değilsin. Artık aydınlanma peşinde değilsin. Artık umurunda değil. Sadece, ‘Evet, ben aydınlandım!’” Neden olmasın? Hadi hayatın tadını çıkartalım.</p>
<p>(birisi Adamus yürürken giysisine takılmış bir şeyi alır) Aa, ben de beni okşamaya çalışıyorsun sandım. (bazı gülüşmeler)</p>
<p>Pekâla Şambra, bununla birlikte derin bir nefes.</p>
<p><strong><em>Bir Sonraki Yaşam</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Ve hazır bundan söz ediyorken, bir sonraki yaşam – yani biz burada yaşam tasarımından konuşuyoruz – bir sonraki yaşam, neye benzeyecek? Ah, şöyle dediğinizi hissedebiliyorum, “Bir sonraki yaşam derken ne demek istiyorsun?! Bu kadar işte! Artık sonraki yaşam falan yok. Kırmızı Çember bununla ilgiliydi sanıyordum. Çıkış kapısıydı. (kahkahalar) Adios ve elveda. Burada olmak güzeldi, gittiğim için mutluyum. Gaia, aşağıda tüm geri kalanlarla eğlen. Ben buradan çıkıp gidiyorum.” Gerçekten mi? Gerçekten mi?</p>
<p>O seçimi yapabilirdiniz, ama bilgeliğinizin böyle düşündüğünü sanmıyorum. Eh, bilgeliğiniz düşünmüyor, ama hissediyor. Gelecek yıl böyle hissedeceğinizi sanmıyorum. Neden? Çünkü farketmeye başlayacaksınız ki, bir sonraki yaşam… Ben bunu söylediğim zaman size şöyle oluyor, “Aman Allah’ım, yeniden doğmak mı. Neye benzeyeceğim? Ne kadar akıllı olacağım? Cebimde ne kadar param olacak? Son beş yaşamdır sahip olduğum o lanet ebeveynlerin aynına mı sahip olacağım?! (kahkahalar) Yine onlar olmasın! Ve erkek ve kız kardeşler! Neden habire geri gelip duruyorum?!” Belki de onlar size geri geliyordur.</p>
<p>Bir sonraki yaşam. Ya tümüyle farklıysa? (birisi “Yaşasın!” der; izleyiciler güler) Senin, her günün keyfini çıkartan biri olduğunu görebiliyorum.</p>
<p>Ve işte ipucu. Yükselmiş Üstatlar şimdilerde geri geliyorlar, ve onlar fiziksel beden içinde geri geliyorlar, ama farklı geri geliyorlar. Peki ya seçim yaparak fiziksel beden içinde geri gelebilseydiniz – ebeveynlerinizi, durumunuzu seçerek – ama öyle aptalca insani seçimler değil, “Ben şu piyangoyu kazanacağım” gibi seçimler değil. Bu budalaca bir seçim. Bu, bir insan için duyduğum en budalaca seçim. “Piyangoyu kazanmam gerekiyor.” Piyango kazanmayı isteyerek kendi enerjinizi, benim enerjimi boşa mı harcayacaksınız? Bu aptalca. Üzgünüm. Bugün buraya gelirken benzin istasyonuna uğrayanlarınıza söylüyorum, ve siz… üzgünüm! Bu aptalca. Neden? Diliyor ve umut ediyorsunuz. Piyangoda oynadığınız zaman kitle bilincindesiniz. Tüm o umutsuz aşağılık insanlarla rekabet ediyorsunuz… Bu gerçek! Üzgünüm. Onlar yırtmaya bakıyor… onlar değil – <em>onlar (kameraya bakarak) yırtmaya bakıyor &#8211; … </em>hepiniz değil. Şimdi bunu söylediğim an aranızdan iki kişi alındı.</p>
<p>LİNDA: İkiden fazla.</p>
<p>ADAMUS: Ama bu doğru! Hadi… diyorum ki, berraklığı, netliği arttıracağız. Biz ısıyı arttıracağız. Gördüğümüz anda makyo olduğunu söyleyeceğiz.</p>
<p>Pekâla nerede kalmıştım? Ha, piyango. Budalaca. Ruhunuz, bilgeliğiniz umursamaz. Onun aslında iyi bir tasarımı vardır. Üç milyon dolarla kendinizi yok edeceğinizi biliyor. Ki edersiniz. Kendi kendinizi yok edersiniz. (Çünkü) şu anda insanların sizin üzerinizden gerçekleştirdiği her türlü beslenmeyi sadece arttırmış olursunuz. Şimdi sizden beslendiklerini mi düşünüyorsunuz? Bir de üç milyon dolarınız olduğunda kollarıya sizi kuşatan ahtapotları görün. O zaman bununla ne yapacağınızı bilemeyeceksiniz. Dünyanın en kötü yatırımını yapacaksınız.</p>
<p>1.ŞAMBRA (kadın): Eğlence olsun diye!</p>
<p>ADAMUS: Ama eğlence…</p>
<p>1.ŞAMBRA: Eğlence!</p>
<p>ADAMUS: Yaklaşık bir yıllık eğlence.</p>
<p>1.ŞAMBRA: Yaşamlar boyunca  çuvallayıp durdum, birkaçını daha (gözden çıkarabilirim)!</p>
<p>ADAMUS: (gülerek) Sadece birkaç tane daha! O zaman en kötü yatırımları yapacaksın, çünkü inanılmaz parlak olduğunu düşünerek paranı bazı dalaverelere koyacaksın, oysa yatırımını nereye yapman gerek? (izleyiclerden birkaçı “Kendine” der) Kendine. Teşekkür ederim, oysa paranı koyacağın son yer burası olacak. Sonra gidip saçma sapan şeyler alacaksın, ama bu iyidir, aslında. Spor arabaları, buna benzer birkaç şey daha, ama kendini gerçekten sevmediğin için, o spor arabayı çarpacaksın, ve ev yanacak, ve tüm o diğer şeyler (meydana gelecek). Ve o zaman üç milyon doların olmayacak. Borçlanacak, iflasını isteyeceksin, ve kime öfkeleneceksin? (izleyiciler “Sana” der) <em>Bana! </em>(kahkahalar) Kesinlikle. Bana! Ve diyeceksin ki, “Ben…”</p>
<p>Biz her gece rüyalarınızda bundan geçiyoruz. Her gece bu çekişmelerden geçiyoruz, bu… hadi buna tartışma diyeyim. Bana öfkeleneceksin. Diyeceksin ki, “Neden bana söylemedin? Sözde kâhin olacaksın.” Ben bir kâhine benziyor muyum?! (kahkahalar) Eeee. Hayır, ben bir kâhin değilim!</p>
<p>Gelecek yıl için tek bir öngörüde bulunacağım – herkes şu öngörü şeyine bayılıyor – gelecek yıl için büyük öngörü, 2012 için. Bu konuda bir dolu yanıltıcı söylem var. 2012 hakkında bir dolu yanıltıcı söylem var, bu arada. Uzanın, o enerjinin birazını algılayın, çünkü dışarda bu enerjiden çokça var. Bu kaos enerjisi. Çılgın bir enerji, ama fazlasıyla var. Nefesle içinize çekin, onun içine uzanın, birazını alın, yapmak istediğiniz bir şey için onu hayatınıza sokun. Onu kendiniz için alın. Piyangoyu kazanmak için değil, ama sadece… piyango için kaygılanmayın; enerji orada olacaktır. Uzanın ve birazını alın, çünkü dışarda fazlasıyla mevcut.</p>
<p>Gelecek yıl için öngörü – gerçekleşmesi yüzde 100 garanti – şeyler değişecek. (kahkahalar) Bunu okumanıza gerek yok (dergi) – arkasını tutuyorum (Linda’ya hitaben) – onu ya da herhangi başka bir şeyi ya da hatta benim söylediklerimi okumanıza gerek yok – ben herkese dokunduruyorum – şeyler değişecek gelecek yıl. Diyorsunuz ki, “Ne gibi değişimler? Hadi bana ne olacağını söyle.” (Adamus iç geçirir) Lindsay Lohan rehabilitasyona girecek. (kahkahalar) Kim Kardashian bir kızla nişanlanacak. Evet, ve bu böyle sürer gider. Kimin umurunda?</p>
<p>Gelecek yıl şeyler değişecek. Yoğunlaşacak. Daha kaotik bir hal alacak. Daha da büyüyecek. Onlar… gerçekten sıkışmış – sıkışıp kalmış – insanlar için zorlu bir yıl olacak, çünkü 2012’de gelecek olan enerjiler, değişim enerjileridir. Bu uzun zaman önce öngörüldü, ona değişim yılı deniyor.</p>
<p>Değişim kötü değildir. Değişim harika olabilir. Siz giysilerinizi her gün değiştiriyorsunuz, bu iyi bir şey. Değişim tümüyle kötü değildir. (Adamus kıs kıs güler) Ha, bunun komik olduğunu sandım. Belki onlar öyle sanmıyor.</p>
<p>Pekâla, konuya geri gelelim, bir sonraki yaşamınız. Peki ya bir sonraki yaşamınız belki de tümüyle fiziksel olmazsa? İstediğiniz zaman burada olabilseydiniz? Doğumdan geçmeseydiniz. Tobias örneğini izleyerek doğumdan geçmeseydiniz. Hatta burada yerleşik olmasaydınız? Benim yaptığım gibi yapsaydınız? Ara sıra bir köpeğe giriyorum. Gerçek bir köpeğe, öyle… onlarla birlikte yürüyüş yapmama izin veriyorlar, ara sıra bir kuşa, asla bir balığa değil, ya da birkaç günlüğüne fiziksel bir insan yanılsamasını tezahür ettiriyorum. Buna sadece birkaç gün katlanabiliyorum. Sonra başım ağrımaya ve midem bulanmaya başlıyor ve farkediyorum ki, “Aa, ben amma da insan gibi davranıyorum” ve o zaman o yanılsamayı buharlaştırıp yok ediyorum.</p>
<p>Ama bunu yapabilseydiniz ne olurdu? İstediğiniz zaman burada olmak; aynı anda, aynı zamanda Yeni Dünya’da olup ormanlarda gülüp oynamak, yunuslarla yüzmek. Neden olmasın? Yeni Dünya’da harika yunuslar var, onları oraya siz yerleştirdiniz. Bulutların üzerinde süzülmek. Bunu hep yapmak istediniz. Yeni Dünya’da yapabilirsiniz. Bir bulutun üstünde süzülüverirsiniz. “Ah, doğup büyüdüğüm yerden beni bir görebilselerdi. Vay! Süzülüyorum. Öylesine süzülüyorum.” (Adamus’un süzülüyormuş gibi yapması üzerine kahkahalar)</p>
<p>Peki ya gidip de, bilirsiniz işte, kendi küçük evreninizi yaratabilseydiniz? Büyük olması gerekmiyor. Bunun kadar büyük olması gerekmiyor ama yaratıverseydiniz. Bir sonraki yaşamınızda bunların hepsini aynı zamanda gerçekleştirebilseydiniz? Hiçbir şeyde sıkışıp kalmasaydınız? Bir sonraki yaşamınız olsaydı ve kuşku kelimesi ya da hissi ya da hatta farkındalığı bile olmasaydı? Kuşku farkındalığınızda bile olmasaydı. Birisi gelip de size “Aa, bundan kuşku duyuyorum” deseydi ve siz de, “Bunun anlamı nedir bilmiyorum. Kuşku kelimesini hiç duymadım” deseydiniz. Ve onlar size açıklamaya çalışsaydı. “Yine de ne anlama geldiğini bilmiyorum. Bana tümüyle yabancı.” Ya bir sonraki yaşamınız buysa? Nasıl istiyorsanız öyle.</p>
<p>Buradaki yaşam bazı inanılmaz, inanılmaz şeyler sunmuyor mu? (izleyiciler “Evet” der) İyi günler gerçekten iyi değil mi? (izleyiciler yine “Evet” der) Ve kötü günler… gerçekten iyi, evet ya, evet. Harika değil mi… (Linda’yı öper) sadece başka bir insana dokunmak ya da kendine dokunmak? Ormanda bir yürüyüş yapmak. Geçenlerde Şambra’yla yaptığımız bir konuşmada dedim ki, “Ne yapmayı seviyorsunuz?” Çok güzeldi. “Atımla ve köpeğimle ormanda yürümek.” Yemek yapmak en rağbet görendi. O grupta ne vardı bilmiyorum, hepsi yemek yapmak istiyordu. Yemek yapmak sizi uyarıyor mu?</p>
<p>LİNDA: Hı hıııı. (bazı kişiler “Hayır” der ve bazısı da “Evet”)</p>
<p>ADAMUS: Uyarmalı. Uyarmalı. (Çünkü) duyusal. Duyusal. Önce… her duyusal deneyimde onu koklamalı ve görmeli ve duymalısınız. Sonra yemelisiniz, ve o zaman onu saf dışı bırakabilirsiniz. Bir insan olmanın ne (harika) bir deneyimi!</p>
<p>Bütün bunları, Şambra, gelecek yıl bir değişim yılı olacağı için söylüyorum, ama değişimleri kendiniz için buyur edin, kesinikle buyur edin. Kendiniz için. Belki hâlâ biraz fazla gergin olan, biraz fazla zihinsel olan, o çok eski kısıtlayıcı enerjide biraz fazla bulunan, hâlâ anlamaya çalışan bir dolu insan için böyle olmayacak, ve siz gelip sadece, “Evet, ben aydınlandım. Ben aydınlandım, çünkü bunu seçtim” diyeceksiniz. Yani, gelecek yıl, sizin için inanılmaz enerjiler olacak. Onları nefesinizle içinize alın.</p>
<p>Dramlara, başlıklara, komplo teorilerine takılıp kalmayın. Gelecek yıl, şimdiye kadar duyduğunuzdan çok daha fazla komplo teorileri duyacaksınız. Herşey bir komplo teorisi olacak. Zaten az çok öyle, ama aptalca teoriler. Ve ben bunu daha önce de söyledim, hükümetlerin başındaki insanlar, pardon, ama dünyayı ele geçirmelerini sağlayacak iyi bir komployu gerçekleştirecek kadar akıllı değiller. Herşeyden önce, bunu neden isteyesin? Neden isteyesin? Dünya’yı ele geçirdiğinde eline ne geçecek? O iflas etti. Bir dolu hastalık var. Bir dolu savaş, açlıktan ölen insan, budala insan var. Bunlardan çok var dışarda.</p>
<p>Yani birçok komplo teorisi duyacaksınız. Ha, benim hakkımda da duyacaksınız. Ben onlara bayılıyorum. Onlara bayılıyorum. O sadece enerji. Şambra hakkında duyacaksınız. Şambra. Şu anda birinin – senin orada olduğunu biliyorum – (kameraya bakar) izlediğini, bu grup ve yaptıklarıyla ilgili notlar aldığını bilmiyor musunuz. Sonra burada söylenenlerden küçük bir kısmını alıyor ve İnternet’te yayınlıyor, burada… burada olup biten gizli şeylerden söz ediyorlar. Merhaba! İnternet’te olduğumuz zaman, yayın yaptığımız zaman – kamera sağı solu tarıyor – ne kadar gizli olabilir ki?! Buraya girmek için öyle gizli saklı bir şifreye bile ihtiyacın yoktu. Biz buradayız. Onun için kalemini bırak. Bu – kamera izleyicileri tarıyor – çok sevecen, çok ruhsal ve kesinlikle aydınlanmış insanlardan oluşan bir gruptan başka bir şey değil. Buna komplo mu diyorsun? Ben buna Dünya üzerindeki en muhteşem şey diyorum. Böylece… (yoğun alkış)</p>
<p>Soruları almadan önce bir sonraki konu için beş dakikam var. Soru geliyor mu?</p>
<p>LİNDA: Evet ya, evet.</p>
<p>ADAMUS: Herhangi bir yorum alıyor musun?</p>
<p>LİNDA: Hayır, sadece dünya kadar soru. Senin bana yardım etmen gerekecek, gerçekten kişisel olanları mı yoksa daha geniş perspektifli soruları mı istiyorsun? Çünkü içinden seçilecek çok soru var.</p>
<p>ADAMUS: Kişisel olanları seviyorum. Onlar iyi. Farketmez. <a href="mailto:joe@conspiracy.com">joe@conspiracy.com</a> (joe@komplo.com)’dan eposta var mı? (kahkahalar) “S..tir git, Adamus! S..tir git!” (Adamus kıs kıs güler, izleyicilerden kahkahalar yükselir)</p>
<p>Ah, sevgili Şambra, Frankfurt’ta çok eğlendim. Hepiniz oradaydınız, o ya da bu şekilde. Yaşamı sadece sizin gerçekleştirebileceğiniz biçimde kutladık, ve bunu cidden kastediyorum. Beni isteyen şu öbür grup… sadece siz bunu gerçekleştirebilirsiniz. Çünkü bir guru aramıyorsunuz, türlü türlü yapısallıklar peşinde değilsiniz, anti-yapısalsınız, ki bu iyidir, biz gerçekten hareket edebiliyoruz. Gelecek yıl uçacağız. Biz… biz, sizler, gelecek yıl kendinizi yeni bir düzeye geçireceksiniz.</p>
<p>Pekâla, sonraki konu, çok önemli. (Linda’ya) Yazmanın sence bir sakıncası var mı yoksa meşgul müsün orada?</p>
<p>LİNDA: Hayır, hayır, sadece (soruları) hızlı hızlı gözden geçirip değerlendiriyordum.</p>
<p>ADAMUS: Güzel. Sonraki konu, gelecek yıl için çok önemli.</p>
<p>LİNDA: Tamam.</p>
<p><strong><em>2012</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>ADAMUS: Tamam. Bu yıl, yeniden-düzenleme yılıydı. Biz yılın ilk aylarına yeniden-düzenlemeyle ilgili mesajımızla, konuşmamızla başladık. (daha fazla bilgi için “Gerçekliğini Yeniden-Düzenle”)</p>
<p>LİNDA: Bayım? Bir kez daha, eğer soru göndermek istiyorsanız <a href="mailto:speak.angels@gmail.com">speak.angels@gmail.com</a> adresine gönderebilirsiniz, diyebilir miyiz.</p>
<p>ADAMUS: Tamam. Güzel.</p>
<p>Şimdi, biz bu yıl yeniden-düzenleme hakkında konuştuk. Yeniden-düzenlemek, çevrenizdeki dışsal şeylere olan odağınızı ya da merkezinizi değiştirmeniz anlamına gelir – yer çekimi, kutupluluk, dualite, elektromanyetikler, olağan manyetikler, ışık ve enerji başta gelenler. Siz bu şeylerin hepsine bağlısınız – onlara bağlı olma seçimini yaptınız – çünkü bu başlıca unsurlara olan bağlantılar, bu fiziksel gerçeklikte bir deneyim edinmenize izin veriyor. Onlar sizi az çok bir hologramda tuttular. Sizi odaklı tuttular, ama aynı zamanda da sınırlı tuttular – (ki bu) yaşam tasarımın bir parçasıydı.</p>
<p>Böylece bu geçen yıl, bu çeşitli koşullar içindeki yönünüzü değiştirmek için kendinize izin vermenizle ilgiliydi. Neden? Çünkü onlar da zaten değişiyordu. Neden? Çünkü bilinciniz değişiyor. Yani temelde siz manyetiklere, yer çekimine, enerjiye, ışığa, Dünya’ya, havaya, suya, tüm bu şeylere yeniden uyumlanmak için kendinize verdiniz.</p>
<p>Sonuçta bunun DNA’nız üzerinde bir etkisi oldu. DNA, bir yıl önce olduğu şey değil. Tobias birkaç yıl önce, birisinin bir denek olup DNA’sını test ettirmesini, ve on yıl sonra yeniden test yaptırmasını istemişti. Maalesef, kimsenin bunu yaptığını sanmıyorum. Ama yapsaydınız, hatta bir yıl önce gidip DNA’nızı analiz ettirip sonra yeniden analiz ettirseydiniz, farklı çıkacaktı. Şu anda olduğundan farklı olacaktı. Bu olmakta, herkese değil, fazla insana değil, ama olmakta, çünkü buna izin veriyorsunuz.</p>
<p>Şimdi, yeniden-düzenlemede, şeylere odaklanma ya da uyumlanma biçimini değiştirirsiniz. Bu bir ışını alıp odağını değiştirmek gibidir – yoğunluğunu, o ışını hareket ettirmeye yarayan enerji miktarını, ışığın nereye vurduğunu, ışığın hangi şiddetle vurduğunu. Böylece odağınızı ya da yönünüzü değiştirdiniz.</p>
<p>Bunu da aslında, yan etki dediğiniz şeylerin en azıyla gerçekleştirdiniz – hastalanmak gibi, çıldırmak, bedeninize türlü şeylerin olması gibi, kaşıntı, kızarıklık ve başka rahatsızlıklar. Birçoğunuz o eski “bana neler oluyor” şikâyetiyle doktora gitti. Doktor dedi ki, “Bir şey bulamıyoruz. Hiçbir şey bulamıyoruz.” Ya da sadece, “Tamam, şunlara bir şey verelim. Al, şuradaki (kafadaki) şey için sana bir ilaç.” (Adamus kendi esprisine güler) Bunun güzel olduğunu düşünmüştüm. “<em>Fiziksel </em>olarak hiçbir şeyin yok.”</p>
<p>Böylece birçok değişimden geçtiniz, ve bunlardan da oldukça zarif biçimde geçtiniz; şimdi bu gelecek yıl bir sonraki düzeye geçiyoruz. Siz, gerçeklik çapası denen şeye sahipsiniz. Ta-taam. Gerçeklik çapaları. Bunlar içerden geliyor, dışardan değil. Geçen yıl dışarısıydı, ama bunlar sizin gerçeklik çapalarınız.</p>
<p><strong><em>Gerçeklik Çapaları</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Onlarca, binlerce – kim bilir, milyonlarca – gerçeklik çapasına sahipsiniz. Beş duyunuz gerçeklik çapalarının büyük bir bölümünü oluşturuyor. Şeylere bakmanın, şeyleri duymanın, koklamanın, şeylere dokunmanın, tadını almanın belli bir yoluna sahipsiniz. Bunlar hepsi çapalar olup sizi… ben şimdi bir resim çizeceğim. Teşekkür ederim. Bunların hepsi… teşekkür ederim. Teşekkür ederim. (bir insan figürü çizer, çevresinde “çapa noktaları” vardır) Bunların hepsi sizin gerçekliğinizi, kendinizi çapalamanın yolları. Sizi, odak dediğiniz şeyde tutuyor. Bir boyutta tutuyor. Belli belirsiz ileri geri giderek sizin az çok burada (figürün çevresine bir daire çizer) kalmanızı sağlıyor. Ben bitirdim, sevgili Linda.</p>
<p>Bu gerçeklik çapaları, odanızdaki eşyaların düzenlenme biçimidir. Feng Shui değildir, bir gerçeklik çapasıdır. Onu oraya yerleştirirsiniz, ya da sizin adınıza oraya yerleştirilmiştir; hergün bunu düşünün ya da düşünmeyin, tüm bu şeylerde belli bir kalıp ya da düzen vardır. Yeni yerinizi inşa ederken, “Hadi iskemleyi şuraya ve kitaplığı da buraya koyalım” dersiniz. Bunlar gerçeklik çapaları haline gelir.</p>
<p>Ve her ne kadar önemsiz gibi görünseler de, aslında, hiç de önemsiz değildirler, çünkü birisi odaya girip de iskemleyi üç santimetre çekse, gözleriniz ya da zihninizle bunu hemen farketmeyebilirsiniz, ama o odada bir rahatsızlık duygusu olacaktır. “Bu odaya ne oldu? Adaçayı ile tütsülemem ya da bir Feng Shui uzmanı çağırmam gerek.” Hayır. Bu sizin birazcık değişen çapanızdı.</p>
<p>Aracınız, arabanız gibi şeylerle çapalarsınız. Bazen eski bir arabayı elden çıkartıp da yenisini alırken üzülürsünüz. O bir çapaydı. Şimdi, o yeni çapayı hızla yaşamınıza uyumlarsınız.</p>
<p>Duygularınız devasa bir gerçeklik çapasıdır. Duygularınız – kızgınlıklarınız, mutluluklarınız, kahkahalarınız, dengesizlikleriniz. Dengesizlikleriniz, ister inanın ister inanmayın, kulağa dengesiz gibi gelse de çok dengelidir. Onlar tam olarak onları koyduğunuz yerde çapalanırlar. Dengesiz duygular dalgalanıp sallanmazlar ve tüm o dengesiz diyeceğiniz şeyler de. Onlar çok sıkışmıştır. Onlar, sizin dengesizlik dediğiniz kolonlar ya da direklerdir. Ama oradadırlar. Çapadırlar.</p>
<p>Yaşamınızın ilk yıllarındaki deneyimler çapalardır. Gittiğiniz okullar, öğretmenleriniz, bunların hepsi gerçekliği algılamanın yollarıdır. Bunların hepsi o gerçeklik algısında kalmanın yollarıdır.</p>
<p>İnsanlar o çapaları hareket ettirmekten hoşlanmaz. Ama, sevgili Şambra, teknelerindeki çapalar hakkında korsanlar ne düşünür? (birisi “Arrrgh” der) Arrgh. İyi bir korsan, “Çapalar hanım evlatları için” derdi. “Çapalar, hiçbir yere gitmek isteyenler için” derdi iyi bir korsan.</p>
<p>Böylece bu gelecek yıl gerçeklik çapasını bırakmakla ilgili olacak. Onun yerine… teşekkür ederim. (Markeri Linda’dan alır) Onu başka bir çapayla değiştirmek yerine (bir çapa çizer), yani sizi aşağıda tutacak bir şeyin yerine bir sensör konacak. Dijital bilgisayarlar falan olarak düşünün. Algılayan bir mekanizma, sanki algılayan bir kolu uzatıyormuşunuz gibi de diyebilirsiniz, ama hep değişen. Bir çapa Dünya’ya tutunuyor ve sevgili yaşamı sürdürüyor, öte yandan diğer herşey değişmeye çalışıyor – sular, rüzgar, diğer herşey.</p>
<p>Bu sensörler – gerçeklik sensörleri – aslında sizin için araştırma aygıtları olacak. Onlar çevreyi, sizin durumunuzu, gerçekliğinizi duyumsayacak. Size geribildirim sağlayacaklar, ama buradan değil (kafa). O burada (beden) olacak, farklı potansiyellerle ilgili geribildirimler, duyusal geribildirimler hissedecek.</p>
<p>Gerçeklik sensörleriniz birçok açıdan gözlerinizin yerini alacak. Gözlerin yerini alacaklar ve bazı fiziksel duyularınızın da, ya da şöyle diyelim, onlara ek olarak (iş görecekler). Sizi çekebilecek farklı şeyler duyumsayacaklar; deneyimler. Sizi uyaracaklar da, karşılaşmak istemeyebileceğiniz belli şeyleri ikaz edecekler. Gerçeklik sensörleriniz siz ve bilgeliğiniz, siz ve ruhunuzla birlikte yönetilecek. Bilgelik şu anda geliyor. O oynamak istiyor. Yapacak bir şey istiyor, onun için de bu gerçeklik sensörlerinin yaratılmasında bir rol oynayacak.</p>
<p>Bu yıl için farkedeceğiniz en büyük simgelerden biri elinizdir, çünkü o gerçeklik sensörlerinin simgesel hatırlatıcısı olacak. Ellerinizde bazı harika ısı duyumsamaları ve güzel karıncalanmalar olmaya başlayacak, olumlu karıncalanmalar – öyle uyuşukluk gibi değil, olumlu karıncalanmalar. Bunlar gerçeklik sensörlerinizin simgesi olacak. Bunlar gerçeklik sensörlerinin kendisi değildir, ama her zaman size hatırlatacaklar. Biz çapaları, gerçeklik çapalarını kaldırıyoruz.</p>
<p>Potansiyellere, yarına bile gerçeklik çapalarınız vardı. Onları oraya atıyor, oraya ekiyor ve diyorsunuz ki, “Deneyimleyeceğimiz potansiyel budur.” Püfff! Ona üfleyin yok olsun. Gelecek yıl, ve şimdiden sonra, farklı olacak, çünkü siz geçmişe dayalı, şimdiye kadar ortaya çıkmış şeylere dayalı potansiyeller seçiyordunuz.</p>
<p>Kendinizi kısıtlıyordunuz, örneğin ben “Bir sonraki yaşamınız neye benzeyecek?” dediğimde, “Aman! Yine mi” diye düşünüyorsunuz. <em>O </em>gerçeklik çapasını yok edin. O çapa ‘fiziksel beden, kısıtlamalar, başka insanların zırvaları’ idi. Böylece onu yok eder ve yerine gerçeklik sensörünüzü koyarsınız, bilim ya da matematik gibi ya da diğer türlü şeylere çapalanmadan, yaşamın ne <em>olabileceğini </em>duyumsarsınız. Başka bir deyişle, yaşamın ne olabileceğini düşler ya da imgelersiniz. Yeni Dünya’da olup da bir bulutun üstünde gülüp oynayabilir miydiniz? Burada, bu Dünya’da tam zamanlı, yarı zamanlı, herhangi bir zamanda olabilir miydiniz? Bu herhangi bir şey olabilir. Böylece bu sensörler dışa açılırlar. Ama şunların (eski çapaların) yok olmaya başlaması gerekiyor. Onları yukarı çekmek zamanı. Önünüzdeki yıl civarında gelecek değişimlere yelken açmak zamanı.</p>
<p>Ben yıl boyunca gerçeklik çapalarından daha söz edeceğim. Onları ektiğiniz zaman size hatırlatacağım. Bana gittiklerini söylemenize rağmen, onları arka odada, dolapta sakladığınızı hâlâ görebildiğimi size hatırlatacağım. Neden? Çünkü onlar rahattır, çünkü onlar tanıdıktır, çünkü bir fırtına çıkarsa güvenli bir liman bulabileceğinizi bilirsiniz. O çapayı atıverirsiniz.</p>
<p>Ama, sevgili Şambra, bir kasırga geliyorsa ve limanda da bir tekneniz varsa size ne söylerler? Size ne söylerler? Birkaç çapa daha atmanızı mı? Hayır. Fırtınaya doğru gitmenizi, ve gelecek yıl bizim gideceğimiz yer de orası, fırtınaya doğru gideceğiz. (bazı alkışlar) Neden olmasın? Neden olmasın?</p>
<p><strong><em>Sorular ve Yanıtlar</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Böylece, soru ve yanıtları alalım. Şimdi, bununla küçük bir oyun oynayacağız. Linda soruyu okuyacak ve biz hepimiz yanıtı hissedeceğiz. Elbette, yanıtlama işini ben yapacağım, ama hepimiz onu hissedeceğiz, çünkü yanıtı zaten biliyorsunuz. Epostayı göndermiş olan kişi yanıtı zaten bilecek. Ve, bu arada, evet, bu gruptan da birkaç soru alacağız, ama online dinleyen tüm o harika varlıkları onaylamak istiyoruz. Biliyorum, bazen orada kendi başınızaymış gibi hissediyorsunuz, ama değilsiniz. Hemen burada bizimle birliktesiniz. Böylece, bilgisayarınızın başında İnternet’te olduğunuza dair gerçeklik çapanızı bırakın; gelin ve hemen burada bize katılın.</p>
<p>LİNDA: Tamam. Bunların çoğu çok kişisel sorular.</p>
<p>ADAMUS: Farketmez.</p>
<p>LİNDA: Farketmez, tamam.</p>
<p>ADAMUS: Rastgele. Farketmez.</p>
<p>LİNDA: Tamam.</p>
<p>ADAMUS: Farketmez.</p>
<p>LİNDA: Tamam. Rastgele.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>1.SORU: Ellerimde deneyimlediğim sedef hastalığını nihayet iyileştirip salıvermek için daha ne yapmam gerekiyor? Birçok gıdayı (yediklerimden) çıkardım, bu işe yaradı ama yüzde 100 iyileştirmedi. Neden seçtiğim zaman bu deneyimi salamıyor ya da aşamıyorum?</p>
<p>ADAMUS: Elbette. Güzel, Güzel soru, çünkü hepiniz yaşamınızda bazı sedef hastalığına ya da bir şeye, bazı küçük durumlara sahipsiniz. Lütfen ona konuş. Ona konuş. Bu durum sana ne söylemeye çalışıyor? Yanıt verecektir. Sana yanıt verecektir.</p>
<p>Genelde, birkaç şey birden söz konusudur. Bu, bedeninde oluşmuş bazı çok toksik (zehirli) enerjileri salıverme yöntemidir, ve çok ölümcül bir hastalığı olmaktansa ellerinde biraz sedef hastalığı olması çok daha iyi. Doğru değil mi? (izleyiciler “Doğru” der) Doğru. Yani nedenlerden biri, bir salıverme biçimi olması.</p>
<p>Şimdi, bir noktada şunu söylemen gerek, “Hâlâ ne salıveriliyor, ve bu neden uzun zaman alıyor? Bu yavaş işlemi neden tutmaya devam ediyorum?” Neden tümünü salıvermiyorsun? Neden sadece, “Evet, ben aydınlandım” demiyorsun. Aydınlanmayla birlikte sedef hastalığı uzun süre orada kalamaz. Ona yer yoktur.</p>
<p>Diğer şey, az önce değindiğim gibi – eller. Böylece nedenlerden biri de, hepiniz için, elleriniz yoğunlaşacak. Tırnaklarınızda bile değişiklikler farkedeceksiniz, sıcaklıklarında. Birçoğunuzun soğuk elleri var. Sizin değil bayım (David’e). Sıcak eller. Sıcak eller. Ben sadece elini sıkmak istemiştim. Birçoğunuzun soğuk elleri var. Onlar ısınacak, ve sonra da neden bu kadar sıcaklar diye merak edeceksiniz. Yoksa bir şeyiniz mi var? Acaba bir doktora gitmeniz gerekiyor mu? Hayır. O sizin gerçeklik sensörünüz, gerçeklik sensörünüzün hatırlatıcısı iş başında.</p>
<p>Böylece, ama herşeyden de çok, bir deri döküntünüz varsa ya da birçoğunuzun hâlâ mide/karın sorunları var, çünkü, sadece bunu basit tutmak için söylüyorum, birçoğunuz hâlâ yaşamında bazı CEO sorunlarına tutunuyor.* Başka bir deyişle, insanların sizden beslenmesine izin veriyorsunuz, ve hâlâ kurbanı oynuyorsunuz. Karnınız size diyor ki – şu CEO’nun olduğu yer karın bölgesidir – karnınız size diyor ki “Kendini sev. Kendini sev.” CEO virüsüyle savaşamazsınız, ama kendinizi sevebilirsiniz, ve karın/mide sorunu yok olur.</p>
<ul>
<li><em>“CEO” Tobias’ın cinsel enerji virüsünden söz ettiği “Cinsel Enerjiler Okulu”nun kısaltılmışıdır.</em></li>
</ul>
<p>Şu anda Şambra’ya nasıl tanı koyacağını bilen bir doktor yok – bir tane var, belki birkaç – Dünya’da böyle çok az doktor var. Çok az. Çok az, ve (Linda’ya dönerek) umarım bu (sana) ilham verir – yok, ilham <em>olacak </em>– Dr. Doug ile yapacağın program için. Şimdi… tıbbi şeyleri geçelim. Gerçekte neler olup bittiğinden konuşalım.</p>
<p>Şu anda doktorların tanı koyma biçimi zihinsel. Çok sınırlı. Yanlış değil, sınırlı. Senin şu anda içinden geçtiğin şey, tıbbi kitaplarda yazılı olan şeylerden çok farklı. Şu programı neden kullanmamalı da… kapıyı biraz açabilir miyiz? Burada çokça sıcaklık üretiyorsunuz. Çok sıcak, ve bir dakikalığına biraz da şurayı açalım, orayı. Offf! (ekip kapıları açar)</p>
<p>Böylece, ne harika bir platform… ve ben o programa geleceğim, Cauldre artık radyo programında kanallık yapmayacağım dese de. Bu makyo’dur. (kahkahalar) Ben programa geleceğim, ve Şambra’ya nasıl tanı konulacağını konuşacağız. Adil mi?</p>
<p>LİNDA: Ayın ilk Çarşambası awakeningzone.com’daki Astrodoc programından mı söz ediyorsun? (kıkırdarlar)</p>
<p>ADAMUS: Evet, neden herkesi arayıp haber vermiyorsun?</p>
<p>LİNDA: Douglas Davies – Dr. Douglas Davies’in yaptığı program mı?</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Hadi bunu – eğer sen ve Astro Doktor kabul ederseniz – tıbbi (konulardan) uzaklaşalım. Şambra tanısı hakkında konuşalım. Gerçekte neler oluyor? Gerçekten neler oluyor? Bakın, işte bu muazzam bir hizmet olurdu.</p>
<p>Pekâla, sedef hastalığı – derin bir nefes al. O neden orada? Neden hâlâ rahatsız ediyor? Sana ne söylemeye çalışıyor? Ve bunu ben sana söylemek istemiyorum. Bu durumun sana ne söylediğine bir bakmanı istiyorum. Sedef ne yapıyor? Belirtileri ne? Kuruluk, kaşıntı, rahatsızlık. Yani onu ele alırken bunları temel olarak kullan. Yaşamında rahatsız olan bir şey var, dikkat isteyen bir şey. O kuru. Nefese ihtiyacı var. Ellerine nefes al. Doğru mu? Güzel.</p>
<p>Ay, burası çok soğuk! O kapıları kapar mısınız? (kahkahalar) Ben insanmışım gibi davranıyorum. Hayır, o arkadakini açık tutun.</p>
<p>Pekâla, sonraki soru, arkasından da stüdyo izleyicilerimizden bir tane alacağız – bizim harika stüdyo izleyicilerimizden.</p>
<p>LİNDA: Tamam, şimdi, bu soruda adı geçen birinin adını söylememen gerekiyor.</p>
<p>2.SORU: Geçen ay arkadaşın –  (adı) “R” ile başlıyor – dedi ki, Romanya, Macaristan, Polonya ve Paris iki yıldan az zamanda dünyadan yok olacak.</p>
<p>ADAMUS: Cık, cık, cık, cık.</p>
<p>2.SORU (devamı): Bu kanal, 2012’nin sonunda neredeyse  Avrupa’nın tamamının tümüyle sular altında kalacağını söyledi. Bunu nasıl yorumlayacaksın? Sen bize eğlenin diyorsun ve Ra-… şu kanallığı yapılan diğer varlık bize bir sığınak inşa etmemizi söylüyor. Bize gerçeği söylemek boynunun borcu.</p>
<p>ADAMUS: Teşekkür ederim. Pekâla, ve bu tür mesajlardan daha çok olacak. Gelip gidecekler. Peki ya foton kuşağı? Kaçınız oniki, onbeş yıl önce o büyük foton kuşağına hazırlanmak için paralar harcadı?</p>
<p>LİNDA: Cauldre, elini kaldırır mısın? (gülüyordur ve izleyiciler de güler)</p>
<p>ADAMUS: Ve bu zırvalık neden var? Çünkü insanlar onu okumaktan hoşlanıyor, çünkü o zaman dram oluyor, komplo teorisi oluyor. O zaman, “Aman tanrım! Polonya, Rusya, diğer heryer haritadan silinecek” diyebilecekler.</p>
<p>Şimdi, ara sıra tarih iyi bir şey olabiliyor, çünkü size bu şeylerin olmadığını söylüyor. Gerçekten olmuyor. Ve en üzücü şey de, bir şeyi ortaya koyduğunuz zaman, kim olursa olsun, bu gruptaki herhangi biri dahil, biraz hesap verme sorumluluğu da olmalı. Bu şeyleri ortaya atıyorlar çünkü insanlar inanıyor. Yutuyorlar. Büyüleniyorlar ve bunlara iyi paralar ödüyorlar. Bu da iyi bir otantikliğin daha azına sahip olan insanların bunu yapmaya devam etmesine neden oluyor. Onları pek suçlayamazsınız. Onların önüne oturup da iyi para verenleri suçlamalısınız.</p>
<p>Bu gezegende meydana gelen değişimler var. Dünyanın geri kalanı bu ülkelerin haritadan silinmesi gibi gülünç şeylere endişelenirken, azıcık aydınlanmış herkes için bu, yaşayacağı, seveceği, yaratacağı, bir iş kuracağı, yaşamın keyfini çıkartacağı, bir kadeh şarap içeceği en güzel zamandır. Bu doğru. (Bu gülünç şeylere endişelenmek) yaşamın neşesini yok ediyor. Aslında bunu yapan insanlara şu CEO virüsünün fazlasıyla bulaştığını bile söyleyebilirsiniz. Ben bunu kasten yaptıklarını bile söyleyemem; ona yakalanmışlar. Kanal olduklarını düşünüyorlar – oluyorlar da, ama saçmalıklara. (kahkahalar) Hayır, yani makyo demek istiyorum. Öyle. Bir şeye kanal oluyorlar, ama o nedir?</p>
<p>Birisinin kanallık yapıyor olması onun iyi olduğu anlamına gelmez. Benim burada duruyor olmam doğru olduğum anlamına gelmez. Sadece, umarım sizi esinlendirmek, umarım arada bir sizi sinirlendirmek anlamına gelir – biliyorum, birçoğunuz “Lanet olsun Adamus!” dedi, ama umarım bu o eski gerçeklik çapasını biraz gevşetmiştir – umarım sizi güldürmek, umarım sizin Tanrı olduğunuzu hatırlatmak anlamına gelir. Başka hiç kimse değilsiniz. Siz de Tanrı’sınız – kendi Tanrınız, kendi egemen/mutlak varlığınız. Böylece…</p>
<p>LİNDA: Rastgele sorular var. Şurda oldukça iyi bir tane var.</p>
<p>ADAMUS: Harika.</p>
<p>3.SORU: “Sana ait değil” ile “Onu ben kendim tasarladım” arasındaki farkı nasıl bilirim?</p>
<p>ADAMUS: Bu iyi bir soru.</p>
<p>LİNDA: Evet, iyi bir soru.</p>
<p>ADAMUS: Bu iyi bir soru ve yanıt nedir? Neyi seçiyorsan. Neyi seçiyorsan. Farketmez, o şeylerin herhangi biri (farketmez). Bunu farkettiğin bir noktaya gelirsin.</p>
<p>Biz bu yıl bilinçli olarak tasarlamaya odaklanacağız. Büyük bir bölümü bilinçdışı meydana geliyor gibi görünüyor. Aslında değil, ama şu oluyor, bilgeliğiniz ara sıra diyor ki, “Hatırla… en hızlı bisiklete sahip olan yedi-yaşındaki-çocuk olarak sıkışıp kalacağını hatırla.” Ve bilgeliğin… eh, bu yüzden bilgelik, bilge olduğu için. Ve o der ki, “Şunu aşmak için devam edelim.”</p>
<p>Böylece bu bilgelik – ben onu yaşamınıza damlayan şu güzel, altın renginde, tatlı bala benzer öz olarak görüyorum – içinize gelirken… ve o geliyor. Aslında burada; sadece ona gözlerinizi açmanız gerekiyor. O bilgelik içinize dolarken, kendinize dair inandığınız herşeyin, beş aşağı beş yukarı – ama diyeceğim ki yaklaşık yüzde 90’ının size ait olmadığını farkedeceksiniz. Diğer insanlarla ilgilidir, kitle bilinciyle, veçhelerle, geçmiş yaşamlarla ve onun geri kalanıyla ilgilidir. Size ait değildir. Yaklaşık yüzde 10’u senindir. Bu senin seçtiğindir. Hatta şu anda kafanızdan geçen düşünce bile, aslında siz onu seçene kadar size ait değildir.</p>
<p>Maalesef sanki önceden tanımlanmış bir otomatik pilotla iş görüyorsunuz. “Eh, hepsinin bana ait olması gerekir,” yani hepsinin size ait olmasını seçerken sanki öntanımlı (bir seçim yapıyorsunuz). Biz bunda daha ayırt edici, daha odaklı olacağız, ve diyeceğiz ki, aslında o düşünceler gerçekten size ait <em>değil. </em>O çılgın düşünceler – size ait değil, beyninizden gelmiş olsa bile. Beyninizden gelmiş olsa bile, size ait değil, taa ki <em>siz</em>, o egemen varlık, onu seçip de şöyle diyene kadar, “Bunu sevdim. Bu hissi, bu düşünceyi sevdim. Bu benim.” O zaman tüm o diğer çılgınlıklar gitmeye başlar, çünkü dikkat ya da enerji çekmiyordur. Gitmeye başlar, ve o zaman bilinçli bir Yaşam Tasarımcısı olduğunuzu çok farkedersiniz, ASID’in itibarı yerinde bir üyesi olduğunuzu çok farkedersiniz. Peki, güzel, teşekkür ederiz. Sonraki.</p>
<p>LİNDA: Sonraki.</p>
<p>4.SORU: Neden sevebileceğim ve beni sevecek bir adam bulmak için kendime izin vermiyorum?! Sevgiler ve yaptıkların için de çokça minnettarlık.</p>
<p>ADAMUS: Ben seni seviyorum. (kahkahalar) Dileğin anında gerçek oldu! Şimdi, sen seninle yatacak birini istediğini söylemedin, sadece seni seven bir adam bulmak dedin. Ben seni seviyorum. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Kolay.</p>
<p>ADAMUS: Ve bu tür soruları buraya göndermekten vazgeç, Linda.</p>
<p>5.SORU: Gönüllü…</p>
<p>LİNDA: Kes şunu. (ona dilini çıkartır, Adamus da yiyecekle dolu ağzını açarak gösterir) <em>Offff</em>! Bu çirkindi!</p>
<p>ADAMUS: Brokoliydi. Çirkin değildi.</p>
<p>LİNDA: Bunun bir karesini görse Cauldre’nın kâbusu olurdu.</p>
<p>ADAMUS: O bir yerlere gitti. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Ha iyi.</p>
<p>ADAMUS: Sanırım Avustralya’da. Oraya nasıl gitti? (yoğun kahkahalar) Hızlı hızlı. Zaman azalıyor.</p>
<p>5.SORU (devamı): Şimdilerde dünyanın her yanında insanların yaptığı şu protestolar ve ayaklanmalar hakkında biraz konuşmak ister miydin? Bana öyle geliyor ki, insanlar yaşamlar boyu süregelen o çokça ve geniş çaplı enerji beslenmelerine ve dengesizliklerine uyanmaya başlıyorlar.</p>
<p>ADAMUS: Neden bana bir soru soruyor ve sonra da bana yanıtını veriyorsun? Anlamıyorum. Bu, Yeni Dünya’da, bilirsiniz, tartışılması gereken şeylerden biriydi. İnsanlar neden soru sorar – ilk kısmı neydi?</p>
<p>LİNDA: Ben zaten sonraki soruya geçtim.</p>
<p>ADAMUS: Hayır, hayır. Tamam, ilk kısmı “Ayaklanmalar hakkında konuşmak ister miydin?” idi. Ben evet diyecektim. Bunu şimdi mi yapayım yoksa daha sonra mı? (izleyiciler “Şimdi” der) Evet, ve ama sonra devam ederek kendi sorularını yanıtladılar. Çok ilginç. İnsanlar – sanırım bunu Kuthumi söylemişti – aptal, çok aptal varlıklar. Hiç anlamı yok.</p>
<p>Ayaklanmalar – şu anda o kadar açık ki. Herşeyin ortaya çıkması gerekiyor. 2012, şeylerin ortaya çıkacağı bir yıl olacak. Dünyanın sonu değil, ama şeylerin ortaya çıkacağı yıl. (Şeyler) Yukarı itiliyorlar ve zorlanıyorlar.</p>
<p>Dünyanın her yanında bir huzursuzluk var, ve <em>olmalı </em>da. Olmalı. İster bir kilise ya da okul olsun, ister iş dünyası, ya da herhangi bir şey, insan meleklere baskı yapan her türlü duvarların inmesi gerekiyor. Bunun şiddetle olması gerekmiyor. Aslında bu kadar öfkedense, sizin sevgi ya da şefkat diyeceğiniz şeyle daha kolay gerçekleştirilebilir, ama onlar bazı ilkel yöntemler kullanıyorlar. Buna medya deniyor. Hepsi bu, medya. (bazı gülüşmeler) Hayır, hepsi bu – bu komik değildi – ama olan biten bu. Sadece medya. Medyanın manipüle edilmesi, ve medya da onları manipüle ediyor. Ama bu pekâladır, çünkü eski sistemlerdeki – finansal sistemler, hükümet sistemleri – aksaklıklara, bozukluklara dikkati çekiyor. İlginç. Bu tür dramları gazetelerde giderek daha fazla göreceksiniz, örneğin, belki önde gelen ve muhteşem geçmişi olan bir antrenör birdenbire tutuklanıverecek. Tutuklanacak.</p>
<p>Bilge bir insan grubu tarafından seçilen bilinç potansiyeli Dünya’ya geliyor, ve o bu yalanlara hoşgörü göstermeyecek. Artık gizli saklı gündemlere hoşgörü göstermeyecek. Şimdi, göreceğiniz şey – çok ilginç, kısa duvarınızın arkasında durun; Tobias’ın en sevdiğim mesajı – bu yıl kısa duvarınızın arkasında durun ve olan biteni gözleyin, çünkü şimdi iyi niyetle yola çıkan şu işgalci gruplar var. Onlar değişim ihtiyacını, şeylerin ortaya çıkması gerektiğini hissediyorlar, ve şimdi ne oluyor? Hadi onların saf niyetli olduğunu varsayalım, ama birdenbire, o CEO (cinsel enerji virüsü), o diğer enerjiler – sürüngenler (olarak bilinen varlıklar) ve bunların geri kalanı – devreye giriyor ve bunu kullanmaya başlıyorlar.</p>
<p>Yani aslında şu işgal hareketlerinde, onların kendi içinde, gidip de onlarla biraz zaman geçirecek olsanız, şu anda toplumun genelinde görülenden daha fazla tecavüz olayı var. Daha fazla hırsızlık var, daha fazla uyuşturucu var, daha fazla taciz var. Onlar polisi ya da kötü ebeveynleri suçluyorlar ya da neyi suçlayabilirlerse onu, ama bu aslında… şöyle söyleyelim, onlar saf bir niyetle yola çıkıyorlar, ama şu enerji geliyor ve onlar ne olup bittiğini anlayacak kadar farkında değiller ya da yeterince aydınlanmış değiller. Ve birdenbire, virüs onlara bulaşıyor. Ve birdenbire öne çıkmalarına neden olan o çok saf sebep iltihap kapıyor. Ve sonra şeyler gerçekten çirkin olmaya başlıyor, ve sonra da şiddet oluyor.</p>
<p>Siz farklı bir potansiyel yaratabilirsiniz, ama onlar bunu sadece seçebilir. Pekâla, güzel. Teşekkür ederiz.</p>
<p>6.SORU: Bu yıl aydınlanmış daha çok insanla bağlantı kuracak mıyım?</p>
<p>ADAMUS: Bu yıl aydınlanmış daha fazla insan üretmeyeceğiz, üzgünüm. (kahkahalar) Kotamız bu kadar. Bu yılki oranımız bu, onun için kapabildiğini kap. (kahkahalar)</p>
<p>Aydınlanmış daha çok insanla bağlantıda olmak <em>istiyor musunuz? </em>(izleyiciler “Evet!” der) O zaman bunu seçin, ve o zaman olacaktır. O zaman olacaktır. Evet.</p>
<p>7. SORU (Tiffany’den gelir): Bir sorum var.</p>
<p>ADAMUS: Mikrofon, lütfen.</p>
<p>TIFFANY: Sen bir sonraki yaşamdan söz ediyordun…</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>TIFFANY: … Yeni Dünya bulutlarında oynamaktan ve eğlenmekten…</p>
<p>ADAMUS: Evet. Evet, evet.</p>
<p>TIFFANY: … ve sonra da tüm o şeyleri yapabilmekten.</p>
<p>ADAMUS: Doğru.</p>
<p>TIFFANY: Benim merak ettiğim şu, bunu bu yaşamda yapabilir miyiz?</p>
<p>ADAMUS: (iç geçirir) Haa!</p>
<p>TIFFANY: Çünkü ben bunu şimdi gerçekleştirmek istiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Sen benim kapanış konuşmamı tümüyle piç ettin (kahkahalar), üstelik yarım saat erken. Sence şimdi bu beni nasıl hissettirdi?! (kahkahalar) Ben kraliyettendim. Ben yükseldim. Melek çevrelerinde az çok iyi tanınırım, ve sen benim can alıcı noktamı mı çaldın??!</p>
<p>TIFFANY: Ben aydınlandım.</p>
<p>ADAMUS: Sen aydınlandın. Teşekkür ederiz. (Adamus kıs kıs güler, izleyiciler alkışlar) Teşekkür ederiz.</p>
<p>Kesinlikle. Kesinlikle. Biz sadece zamanda geri geri yürüyoruz. Biz, saat beşe üç varmış gibi yapıyoruz ve sadece geri geri yürüyoruz ve ben kapanış konuşmamı hemen şimdi yapıyorum. Ha… yani, birini başından nasıl atarsın. Yani, evet, kesinlikle. Neden beklemeli ki… kafam tümüyle allak bullak oldu… (kahkahalar)</p>
<p>Neden bir sonraki yaşamınızı bekleyesiniz? Ya da, daha iyi bir yanıt, bir sonraki yaşamınıza neden hemen şimdi başlamıyorsunuz? Hemen şimdi. (bazı alkışlar) Neden olmasın? Bana neden yapamayacağınıza dair tüm o bilimsel sebepleri sıralamayın. <em>Yapabilirsiniz</em>. O eski çapa noktalarından kurtulun, sevgili korsanlar. Onlardan kurtulun ve hemen şimdi başlayın. Kesinlikle.</p>
<p>Şimdi, bunu da söyledikten sonra, izin verin, çünkü birçok şeyin biçim almaya ve değişmeye başlaması gerekiyor. Ve ben kısıtlama demiyorum, ama biraz sabırlı olun, çünkü hâlâ uzun zaman önce tasarlanmış fiziksel bir sisteme sahipsiniz. Çevrede hâlâ çokça kitle bilinci var. Bu biraz zaman alır, ama aslında, şu anda şimdiden çalışıyor. Aynı anda Yeni Dünya’da da bulunuyorsunuz. Şu anda burada otururken, bana gülümserken, bana ne yaptığınızı bilirken (bazı gülüşmeler) yaklaşık onyedi rüya görüyorsunuz. Sanki potansiyelleri araştırıyorsunuz.</p>
<p>Birçok şey oluyor. Şu anki soru şu, bu şeylerin meydana geldiğini bildiğiniz yere açılan bilinç ya da bilinçteki değişim ne kadar sürecek? Bu denklem, ve bunu gelecek ay için not ediyorum Linda bana hatırlatırsa, bu denklem… kuşkudan-genişlemeye oranının formülüdür, Einstein’in formülüne benzer, ki o formülde ona yardım etmiştim (bazı gülüşmeler), ama o formüle benzerdir. Biz, sözünü ettiğimiz kuşkudan-gerçekliğe formülüne sahibiz.</p>
<p>Böylece, konuşmamızın sonuna geldik, Mutlu Noeller, sonra görüşürüz. Hayır! Biz zamanda geri geri yürüyeceğiz. Tamam, böylece şimdi (konuşmanın) sonunda değil, ortalarında bir yerlerdeyiz. Ama ben çapalarımı bıraktım, kapanış konuşması yapmam gerekmiyor.</p>
<p>LİNDA: Peki. Başka bir soru?</p>
<p>ADAMUS: Buradan, ve sonra Edith’e geri döneceğiz.</p>
<p>LİNDA: Tamam.</p>
<p>8. SORU: Neden, Adamus, UFO’lar hakkında konuşmuyorsun? Geçmişte onlardan konuşacağını söylemiştin.</p>
<p>ADAMUS: Çünkü onları sevmiyorum! (kahkahalar) Çünkü midemi bulandırıyor, ve sonra kusan Cauldre oluyor, ben değil. (kahkahalar) Çünkü Tobias onlar hakkında konuştu, ve dedi ki – yazacağım – dedi ki, uzaylılar bir yalan. (yazar A LIE) (çvr: “alien” yabancı varlık ya da uzaylı anlamına gelir, “a lie” bir yalan anlamına gelir) Alien. A lie. Evet, o zaman dinlemiyordunuz. Onlar bir yalan. Onlar şu büyük “insanlar gerizekâlıdır” teorisinin bir parçası.</p>
<p>Başka bir kozmosta şu çok zeki varlıkların olduğuna inanarak, ki o çok zeki varlıklar yok, burada kendinizi yadsıyorsunuz. Birisinin gelip sizi kurtaracağını ya da anal incelemeler yapacağını düşünüyorsunuz, ikisinden biri, ya da bir anal inceleme yapıp sonra sizi kurtaracağını. (kahkahalar) Bu bir yadsıma biçimidir. Ve zaten  farketmez. Onlar önemsiz. Başka boyuttan varlıklar, genelde doğaları fiziksel bile değil, onlar burada. Şunun üstesinden gelin. Yabancı varlıklar ya da uzaylılar fiziksel değiller. Onlar bir çeşit… onların farklı bir özü var, ama fiziksel bir beden üstlenmiyorlar.</p>
<p>Dolanırken kazara buraya gelenler buradan nefret ediyor. Nefret ediyorlar, ve yoğun olduğu için, ve onlar da bu yoğunluğa alışık olmadığı için, Dünya’nın ne berbat olduğuna ilişkin hikâyeler evrenin geri kalanına, yaratımın geri kalanına yayılıyor ; çünkü Dünya’nın enerjisel bir çekimi var, sadece fiziksel yer çekimi değil, ama insanları ya da varlıkları, yabancı varlıkları içine emen bir bilinç çekimi var. Onları içine emiyor. Buraya emiliyorlar, sonra da yabancı varlık olduklarını unutuyorlar ve insan olduklarını düşünmeye başlıyorlar. Ve sonra ana-babaları, bilirsiniz, o şeyi yaptıktan sonra doğuyorlar, ve fiziksel bir bedene giriyorlar, ve şimdi sizinle aynı teknede oluyorlar, ama onlar teknenin arkasında bulunuyor. Birçok hayat yaşamaları gerekiyor, sonra bir gün bir araba kazası oluyor, bayılıp bilinçlerini kaybediyorlar ve uyanınca da, “Benim burada olmamam gerekiyordu. Ben bir uzaylıyım! Ben başka bir yerdenim! Lanet olsun, burada ne işim var benim?!” diyorlar. Ve sonra falcılara gitmeye başlıyorlar, ve psişik kişilere falan gitmeye başlıyorlar, ve o psişik kişiler onların tüm dramlarının, bilirsiniz, uzaylı ırklar kapanına kısılıyorlar.</p>
<p>Ha, bu arada, bu kulağınıza kendi öykünüzmüş gibi geliyor mu? <em>Öyledir! </em>O yabancı varlıklar ya da uzaylılar sizlersiniz! (kahkahalar) Sizler UFO’larsınız! Buraya ait değilsiniz! Sıkışıp kaldınız. Bugün sizlerle çok eğleniyorum. Cauldre biraz – ne diyor – sakinleşmemi söylüyor, ama neden? Neden? Hayır, hayır.</p>
<p>LİNDA: Sonraki soru?</p>
<p>ADAMUS: Hayır, uzaylılarla işim bitmedi. (bazı gülüşmeler) Yani, Dünya ile çok, çok ilgilenen bazı yaşam güçleri var. Onlar sizi izliyor – uzaktan; aptal değiller. Uzaktan izliyorlar. Araştırma araçları gönderiyorlar. Araştırma araçları gönderiyorlar.</p>
<p>LİNDA: Yani doğru mu? South Park haklı mıydı?</p>
<p>ADAMUS: Evet. O farklı bir araştırma. Onlar enerji gönderiyor, eh, siz onlara ışınlar, dalgalar diyorsunuz, ve bazen de onları çevrede dönen ışıklı metal gemiler olarak algılıyorsunuz. Onlar çoğu zaman fiziksel değildir. Ama bu sizin çapanız. Anlamak için onu fiziksel hale sokmanız gerekiyor. Böylece gözleriniz onu etrafta süzülen metal gemiler olarak görüyor.</p>
<p>Onlar metal gemileri uzun zaman önce bıraktılar, çünkü onları buraya göndermek iyi metalleri harcamaktı. Böylece şimdi şu az çok ışıktan oluşan araştırma araçlarını kullanıyorlar. Onlar daha ileri değiller. Teknik olarak, evet, sizin sahip olmadığınız birkaç şeye sahip olduklarını söyleyebilirsiniz, ama daha ileri değiller. Aslında, Dünya’dan daha ileri hiçbir yer yok.</p>
<p>O kadar ileri olsalardı, zaten aşağıya inip size, “Sen de Tanrısın, şimdi diğer herşeyin üstesinden gel” derlerdi. Böyle derlerdi. Derlerdi ki, “Neyi arıyorsun? Onu (aradığını) yaşamaya başla.” Onlar sizin sahip olduğunuz ve onların olmadığı bir şeyle ilgileniyorlar. Bu onları <em>büyülüyor. İlgilerini </em>çekiyor. Onu imal etmek, paketlemek, belki başka gezegenlere satmak istiyorlar, ve buna sevgi deniyor. Sevgi. Aşk.</p>
<p>Sevgi burada keşfedildi, burada yaratıldı ve burada deneyimlendi, hemen burada, Dünya’da. Sevgi başka bir gezegenden gelmedi. Hatta sevgi Tanrı’dan bile gelmedi. Tanrı, sizde meydana gelene kadar sevgi hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Hiçbir şey. Ruh bunu nasıl bilebilirdi? Ruh sizinle bağlantıyı biliyordu, ama Ruh sevginin ne olduğunu bilmiyordu. Şimdi biliyor, sizin sayenizde, deneyimledikleriniz sayesinde. Ve onu deneyimlediğinizde, içinizde o büyük dalgalanmayı hissettiniz ve kendinizi bir an öbür boyutlara ve Yuva’ya geri genişleterek dediniz ki, “Seni seviyorum sevgili Tanrı”, sanki kendinize “Ben kendimi seviyorum” der gibi. Tanrı bunu hissetti, sevgiyi daha önce hiç hissetmemiş, sevginin ne olduğunu hiç bilmemiş olan Tanrı, kendinden geçti ve dedi ki, “Ben de seni seviyorum. Sevginin ne olduğunu bana gösterdiğin için teşekkür ederim.”</p>
<p>Bu diğer yaşam güçleri, bu sizin deyiminizle çok ileri, zeki yaşam güçleri, sevginin ne olduğunu bilmiyorlar. Onu istiyorlar, onu analiz etmeye çalışıyorlar. İşte yarattığınız bu sevgide sinsi olan bu. Sevgi kanınızda değil, ve onlar bazen kanı da analiz ediyorlar. Orada değil. Beyninizde değil, Tanrı’ya şükür. Bu aşk orada değil. Bu aşk kalp denen organda hapsedilmiş değil, ya da derinizde. Onu hapsedemezsiniz ya da baskı altında tutamazsınız, bir şarkıya ya da kitaba yazsanız bile.</p>
<p>Sevgi, aşk, tüm yaratımda tespit edilemez yegâne cevherlerden biridir. Onu analiz edemezsiniz, onu ölçemezsiniz, onu tespit edemezsiniz; onu sadece deneyimleyebilirsiniz.</p>
<p>Böylece, yabancı varlıklar ya da uzaylılar? UFO’lar? Tüüü! (tükürür, bazı gülüşmeler) Evet, güzel. Şimdi benim hislerimi biliyorsunuz, biliyorsunuz. Değerli olan, ahh, insandır.</p>
<p>Ve insanların bu şeylerle dikkatleri öyle çok dağılıyor ki, ister kurtarıcı (gibi gördüklerinden) ister arzulanacak bir şey (olduğunu sanmalarından). Oysa değildir. O hemen buradadır. Hemen buradadır. Bu iskemlelerde oturuyor. İnternet’ten dinliyor. Onun olduğu yer <em>burasıdır. </em>Bu yüzden ben buradayım ve bu yüzden siz buradasınız. Bu yüzden hayat, yaşamak hakkında konuşuyoruz – hayatı kesinlikle yaşamak. Böylece, teşekkür ederim.</p>
<p>LİNDA: Mikrofon Edith’de.</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle.</p>
<p>EDITH: Eh, biz bir zamandır bütünlemekteyiz, ve sen bunu bu kanallıkta gündeme getirdin. Ve benim, geri gelmek istemeyen geçmiş yaşamlarımızla veçhelerimiz – bütünlenmiş veçhelerimiz – arasındaki farkla ilgili küçük bir açıklamaya ihtiyacım var. Fark nedir ve biz şu son birçok yıldır ne gerçekleştirdik?</p>
<p>ADAMUS: Evet. Senin dışardaki parçalarının – dışardaki parçacıklarının ya da özlerinin – miktarını düşünecek olursan, muazzamdı. Ruhun için bu bin ya da daha fazla yaşamdı. Sonra her bir insan deneyimini ve onun sahip olduğu tüm parçacıkları – milyonlarca ve milyarlarca, bazısı burada Dünya’da – birçoğu burada – bazısı başka alemlerde – alırsın.</p>
<p>Yani burada onları bütünler, toplarsın. Onları zorlamazsın, ama – doğrusunu istersen, bu işte çok iyi gidiyorsun – birçok veçheyi bütünlersin. Bunu tek bir yaşam süresinde gerçekleştirmeye çalışmayı kim düşünebilirdi, hatta kim arzulardı? 50 yıl önce buna çılgınlık olarak bakılırdı. Hatta dün bile! (kahkahalar) Bir süre önce bunun delilik olduğu düşünülürdü, çünkü enerji farklı çalışıyordu ve bilinç daha katıydı. Ama siz, ve dünyadaki başka kişiler, dediniz ki, “Hayır, biz bütünleyeceğiz,” ve bu, hiçbir şeyi zorlamamak anlamına geliyordu – tam tersi. Bütünlemek, kabul vermekle ilgilidir, zorlamakla değil. O veçheleri yuvaya dönsünler diye dövemezsiniz. Onları zorlayamazsınız.</p>
<p>Geçmiş yaşamların bütünlenmesi biraz farklıdır. Onlar, aslında – eğer bu konuda kesin olmak istiyorsanız – onlar aslında size geri gelmezler. Aslında ruhunuz dediğiniz şeye, ama (doğrusu) bilgeliğinize geri giderler. Böylece onlar – ve bir anlamda, evet, iddia edip diyebilirsiniz ki, “İyi de, onlar bana geri geliyorlar” – ama, bir anlamda, aslında gelmiyorlar. Ruha geri dönüyorlar. Ama siz onların özgürleşmesine yardımcı oluyorsunuz.</p>
<p>Siz ve sizin ruhunuz, sizin bilgeliğiniz, tam anlamıyla… siz buradasın; burada Dünya’ya odaklanmış haldesiniz. Ruhunuz, bilgeliğiniz, size burada katılıyor, ve bunu gerçekleştirdiğiniz zaman, ruhunuzun geçmiş yaşamlarına Rüya Yürüyüşleri yapmaya başlarsınız. Ve bir düzeyde farkedersiniz ki, “Haa, bunlar benim değil,” böylece onlara dolanmazsınız. Ve bu aslında çok daha uzun bir konu, bu kadar olduğunu sanmayın lütfen – ama siz ve ruhunuzun özü, ki şimdi buradasınız, zamanda geri gitmeye başladığınızda, kendinizi ruhunuzun o geçmiş yaşamlarına takdim edersiniz. Güzel olan şu ki, o geçmiş yaşamlarla karşılaştığınızda, “Aa bu geçmiş bir yaşamdaki benim!” diyerek içinde kaybolmayacaksınız. Bu, “Ha, ilginç. Ben kısa duvarın arkasındayım. Bunlar gerçekten benim ruhlarım, böylece onlarla bir bağlantım var” gibi olacak, ama onların içinde kaybolmayacaksınız.</p>
<p>Ve şimdi, bir anlamda, geri geri yürür – kelime anlamında değil, ama sanki zamanda geri gidersiniz – geçmiş bir yaşamla, sıkışıp kalmış olan ya da travmatize olmuş ya da hâlâ sadece o zaman dilimindeki deneyiminin tadını çıkartan bir geçmiş yaşamla karşılaşırsınız. Ve bu geçmiş yaşam veçhesinin karşısına, ister rüyada olsun ya da gerçekte, ister başka bir insan kılığında ya da belki bir görüntü kılığında olsun, meleğe benzer bir varlık olarak çıkar, ve kendinizi o veçheye takdim edersiniz. Ve o sizi tanır, ve gözünden yaşlar boşalır, çünkü o sevgiyi hisseder. Yalnız olmadığını farkeder, ve olduğunu sandığından çok daha muhteşem olduğunu farkeder.</p>
<p>Bunu Şimdi’de gerçekleştirirsiniz, geçmişe gidersiniz ama, bir anlamda, o aslında sadece geçmiş değildir. Şu anda meydana gelmektedir. Ve ruhunuz bayram eder, çünkü sizinle birlikte bir parçasını özgürleştirmiş, kendini yeniden yuvaya geri getirmiştir. Bu yaşamda olmanın sebeplerinden bir kısmı da, o yaşam tasarımı, bunu gerçekleştirmektir.</p>
<p>Bu bir kurtarma ya da geri kazanım değildir. Sadece kendini geçmiş yaşamlara takdim etmektir. “Ben o Ben’im. Buradayım, ben – ruhum – ben başardım, bu yaşama gelmeyi başardım,” bu ister gelecekteki 10.000 yıl olsun ister geçmişteki 10.000 yıl. “Bu yaşama gelmeyi başardım. Ben o Ben’im.” Ben demiştim ki, “Evet, ben aydınlandım, ve bu sayede oldum, ve şimdi sizi selamlamak üzere geri geliyorum. Ben bir zaman gezginiyim, O-bi-An, sevgiyle.” Güm! Geçmiş yaşam ansızın özgürleşmiştir. Onun kendi yolculuğuyla ilgili algısı, yolculuğunun o çok lineer zihinsel doğası, tümüyle dönüşür.</p>
<p>Böylece soru şu, o geçmiş yaşam gerçekte o veçhenin düşündüğü gibi mi meydana geldi? Evet… ve hayır. Meydana geldi, ama bir dolu da etkileşim vardı. Daha muhteşem bir öykü, çokboyutlu bir öykü meydana geldi. Böylece o geçmiş yaşamdaki küçük lineer insan, o öykü yine de gerçektir, ama o tek öykü değildir. Sonra o geçmiş yaşam “Benim diğer öykülerim neler? Aslında başka neler oldu? Bunun daha büyük resmi neydi? Pembe kovboy şapkasının öbür yüzü neydi?” diyebilirse, o zaman “Sevgili Tanrım, Ben o Ben’im,” der ve ruhla yeniden birleşme meydana gelir. Bu çok güzel bir işlem/süreçtir. Burada olmanızın birçok nedenlerinden biri budur.</p>
<p>Bunu kesinlikle bir sorumluluk olarak almayın. Bir görev addetmeyin. Onu neşeyle kabul edin, hiçbir şey yapmayın – farketmez; ama bu aslında bilgeliğinizle birlikte çalışan tutkunuzun şöyle dediği şeylerden biridir, “Hadi bunu gerçekleştirelim. Geri gidelim ve tüm potansiyellerimizi, tüm geçmiş yaşamlarımızı ziyaret edelim…” Biliyorum, çok soru var, ama ben eğleniyorum.</p>
<p>LİNDA: Hayır, hayır, hayır. Ben sadece yönümü sana doğru çeviriyordum…</p>
<p>ADAMUS: Biliyorum.</p>
<p>LİNDA: … sadece tadını çıkarmak için.</p>
<p>ADAMUS: Yani, Edith, şu anda yaptığın bu, ve bazen insan benliği için – hızlı bisikleti olan o yedi-yaşındaki-çocuk için – “Eh, nasıl oluyor da şeyler daha iyiye gitmiyor? Nasıl oluyor da kendimi bu kadar kısıtlı hissediyorum?” demek kolaydır. Eh, o kadar kısıtlı hissetmekten vazgeçin. Evet, siz aydınlandınız. Şu anda neler yaptığınıza bakın, hepiniz, Dünya ve Yeni Dünya için bir potansiyel oluşturuyorsunuz. Geri gidiyor ve geçmiş yaşamların perspektifini açıyorsunuz … onları özgürleştirmek için değil, bu tam doğru kelime değil, Cauldre, ama geçmiş yaşamlarınızın aydınlanmasına yardımcı oluyorsunuz. Bu olduğunda, bu olduğunda dinamiklerde meydana gelecek değişiklikleri bir hayal edin.</p>
<p>Şimdi, bunu soracaktın çünkü, neden bunu şu anda kendin gerçekleştirmiyorsun? Neden şu anda kendin için Rüya Yürüyüşü yapmıyorsun? Başka bir deyişle, neden kendini kendine – ruhunu sana- takdim etmiyorsun? Hepsi budur – kendini kendine takdim etmek. Bu inanılmaz bir şeydir. Şimdideki Rüya Yürüyüşü, gerçek zamandadır.</p>
<p>Gelecek ay için bir not daha düşelim. Bunu gelecek ay yapalım, kendin için bir Rüya Yürüyüşü. Edith, ben senin bilgeliğini seviyorum. Teşekkür ederiz.</p>
<p>EDITH: Ben de seni seviyorum.</p>
<p>ADAMUS: Teşekkür ederim. Buradan bir soru daha alalım, evet. Dışardan gelenlerden daha iyi. (bazı gülüşmeler)</p>
<p>LİNDA: Aaaaa…</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>MARY: Zihnimle kalbim arasındaki gel-gitler beni çok sinirlendiriyor.</p>
<p>ADAMUS: Evet!</p>
<p>MARY: Ve ben o kadar çok zihnime takılıyorum ki, oysa kalbime gitmeyi seçiyorum, ve sanki zihnim beni anında geri çekiyor, bu ister kitle bilinci olsun ya da ne olursa. Kalbimde daha çok nasıl kalabilirim, çünkü gerçekten zihnim beni sınırlıyormuş gibi hissediyorum?</p>
<p>ADAMUS: Nerede olmayı tercih ediyorsun?</p>
<p>MARY: Kalbimde.</p>
<p>ADAMUS: Kalbinde. Peki zihnin o zaman neden bu oyunu oynuyor? Bir dolu soru, bunu sevmiyor musun?</p>
<p>MARY: Evet. Evet.</p>
<p>ADAMUS: Bunu sevmiyor musun? Zihnin bu oyunu neden oynuyor?</p>
<p>(Mary duraksar)</p>
<p>MARY: Bu yüzden soruyorum.</p>
<p>ADAMUS: Evet ya, tüm o nedenler. Çünkü ona izin veriyorsun.</p>
<p>MARY: Peki.</p>
<p>ADAMUS: Bir tarafın bundan keyif alıyor. Bir tarafın daha iyisini yapabileceğini düşünmüyor. Zihnin aslında o yaşam tasarımının bir parçası, ve sen kendin de bir tasarımcısın, yani bu benzetmeyi anlıyor musun.</p>
<p>MARY: Hıı hııı, evet.</p>
<p>ADAMUS: Tasarımın güzelliği, hatalı bir tasarım olarak algılansa bile, hiç de değildir. Sadece muazzam bir deneyimdir.</p>
<p>Yani sen temelde zihnine izin vermişin, ve o da tam olarak bunu yapıyor. Zihnin hiç de düşmanın değil. Zihnin senin tarafından, başkaları tarafından programlandı. Zihin, tartışmaya, yadsımaya, kuşkulanmaya programlandı. Kalbin üzerinde üstünlük kurma hakkını zihnine sen verdin.</p>
<p>Bununla mücadele etmek kalbine kalmış bir şey değildir. Bu, kalbinle zihnin arasındaki bir yarışma değildir, yoksa bir kalp krizi geçirirsin, aynı zamanda da başın ağrır, gerçekten, ve olan olur. Sonra bir yaşamın daha olur ki bu da kötü bir şey değildir. O yaşamlar oldukça iyiler. Ama neden? Neden hemen şimdi gerçekleştirmeyesin?</p>
<p>Yani, <em>senin </em>devreye girmen gerekiyor, sevgilim. Devreye girmen gerekiyor, ama asıl sorun bu. Girmiyorsun. Ve aslında sanki “Ah, zavallı zihnim” der gibi davranmak istiyorsun. Eh, zihnindeki programı değiştir.</p>
<p>MARY: Tamam.</p>
<p>ADAMUS: Bunu sadece sen yapabilirsin. Ben yapamam.</p>
<p>MARY: Peki.</p>
<p>ADAMUS: Ben yapamam. Zihnine daha fazla program ekleyebilirim. Gerçekten mi? Küçük bir programlama mı istiyordun? Küçük bir ekstra? Bu hafta ikramiye olarak programlama var.</p>
<p>MARY: Sanırım zihnimde yeterince program var. Hayır.</p>
<p>ADAMUS: Zihnindeki programları değiştirebilir ya da yok edebilirsin. Bunu nasıl yaparsın? Nasıl…</p>
<p>MARY: Seçerim.</p>
<p>ADAMUS: Teşekkür ederim. Seçersin. Ona derin bir nefes alır, onunla ilgili kaygılanmaktan vazgeçer, bunu yapıp yapamayacağın hakkında kuşkulanmaktan vazgeçersin. Dersin ki, “Evet, ben aydınlandım. Aman Tanrım! Programı değiştir.” Güm! Ve sonra oluverir. Sonra da o deneyimi yaşarsın.</p>
<p>Çıkıp da… “Evet, ben aydınlandım” dedikten sonra, gerçekten aydınlanıp aydınlanmadığını görmek için kapıdan çıkıp da kendini bir arabanın önüne atmazsın, çünkü bu aslında kuşku duymaktır. Güven ve huzur içinde her yere gidebileceğini sadece <em>varsayarsın. </em>Ama… insanların yaptığı şeylerden biri de bu. “Bunu test edeceğim. Az önce dedim ki, ‘Evet, ben aydınlandım,’ şimdi kaynar suyu alıp elime dökeceğim ki göreyim gerçekten…” diyorlar.</p>
<p>MARY: Haaa.</p>
<p>ADAMUS: Ama, hayır, sadece kuşku duyuyorsundur. Yaşamıyorsundur. Yani, zihninle kalbin arasındaki bu mücadele – üstesinden gelirsin. Üstesinden gelirsin.</p>
<p>MARY: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Evet, ve bu zihnini yadsımak ya da kalbine yeni bir statü vermekle bile ilgili değildir. Bu <em>seninle </em>ilgilidir. Ben’im’le ilgilidir. Evet ya. Sadece biraz nefes yapmaktır ve, vay, vay, vay, bazen kuşku duymaktan hoşlanıyorsun.</p>
<p>MARY: Kendimi kabul etmekle ilgil olduğunu hissediyorum.</p>
<p>ADAMUS: Evet, kendini sevmekle. Evet. Evet. Uzun yürüyüşler yapar mısın?</p>
<p>MARY: Pek değil.</p>
<p>ADAMUS: Hiç yapmazsın. (Adamus kıs kıs güler)</p>
<p>MARY: Eh…</p>
<p>ADAMUS: Evet, uzun yürüyüşler, lütfen.</p>
<p>MARY: Tamam, peki.</p>
<p>ADAMUS: Uzun yürüyüşler.</p>
<p>MARY: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Bunu yapmak için dünyanın en güzel yerlerinden birindesin, ama uzun yürüyüşler. Bu seni kafandan çıkartır. Aslında, bunu başka bir şekilde ifade edeyim. (Uzun yürüyüşler) zihni genişletir, ve sonra zihin ve kalp birlikte dans etmeye başlar.</p>
<p>MARY: O zaman ağrıyan ayağım sadece yürümemek için bir bahane mi?</p>
<p>ADAMUS: Ha tabii, kesinlikle. Zamanın yok, dizin ağrıyor, falan filan. Hayır, uzun yürüyüşler harikadır. Steve Jobs, geçen haftaki (geçen ayki) konuğumuz ne yaptı? Hep uzun yürüyüşler yaptı. Oturup da…</p>
<p>LİNDA: O öldü.</p>
<p>ADAMUS (güler): O aydınlandı. Gerekmedikçe toplantı odalarında oturmadı. Fortune 500 şirketlerinin yöneticilerini alıp çevrede, ormanda, alışveriş merkezlerinde uzun yürüyüşler yaptı. Bu onun tarzıydı. Yürümek. Yürümek, harikalar yaratır, özellikle de doğada.</p>
<p>İki soru daha.</p>
<p>LİNDA: Tamam, ben özetleyeceğim, çünkü soruları gözden geçirdim…</p>
<p>ADAMUS: Evet, evet.</p>
<p>LİNDA: … ve kanserle ilgili inanılmaz çok soru var. Ve özellikle de bir tanesi – onu okuyacağım.</p>
<p>10.SORU: Nixon ‘71de kansere savaş açtığından beri kanserin üstesinden gelmede adeta hiç ilerleme kaydetmedik. Bazı durumlarda aslında ters yöne bile gittik. Bunun, kendimize yükselme ve aydınlanma fırsatı sağlamak amacıyla seçtiğimiz yollardan biri olduğunu söyleyebilir miydin? (o anda arkada bir köpek havlar; kahkahalar ve alkış)</p>
<p>ADAMUS: Hah!</p>
<p>10. SORU (devamı): Ya da kanseri olanları iyileştirmek için doğrudan çaba göstermeden, Şambra, kanserlilerin kendi programlarına göre aydınlanmalarına (yardımcı olmak amacıyla) kanseri (yaratmış olmalarının) avantajlarını nasıl arttırabilir?</p>
<p>LİNDA: Ve burada Şambra için olduğu kadar Şambra-olmayanlar için de bir dolu soru var.</p>
<p>ADAMUS: Ha iyi, iyi. Pekâla On (Garret), sence bir sakıncası yoksa yanıtlar mısın? Senin bunu deneyimlediğin açık, ve sen aslında benden daha iyi bir anlayışa (içgörüye) sahipsin. Kanser. Neden var, hangi amaca hizmet ediyor, ve onunla nasıl başa çıkmalı?</p>
<p>ON: Eh, sanırım o orada kendi sorusunu yanıtlamış.</p>
<p>ADAMUS: Evet, kesinlikle. Buna bayılmıyor musun?</p>
<p>ON: Bu, öyle olmasını seçersen, seni kendi çapalarından tümüyle özgürleştirebilecek bir deneyim.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>ON: Yani ne güzel bir deneyim, ne de kötü bir deneyim. Özgürleşmek için bir deneyim.</p>
<p>ADAMUS: Ve en kötüsü, nedir?</p>
<p>ON: Ölürsün.</p>
<p>ADAMUS: Ölürsün. Ve biliyor musun, cidden, (ölmek) doğmaktan daha kolaydır, ve bunu çokça yaptın, ve o kimliğin avaz avaz “Ama ben ölemem!” diye bağırıyor. Eh, nasıl olsa öleceksin. Ama bu bir çapadır, yani ölümden kaçmak. Öleceğini bir kez kabul ettin mi, ki bunu tekrar ve tekrar ve tekrar yaptın, en sonunda “Aman Tanrım! Peki, ama bu arada hiç değilse yaşayayım” deme noktasına geldin.</p>
<p>Peki kanserin amacı, ve enerjisel olarak, kanser nedir?</p>
<p>ON: Sadece dengeden çıkmak.</p>
<p>ADAMUS: Dengeden çıkmak. Evet, ve ben onun genellikle bir öfkeyi ya da nefreti temsil ettiğini söyleyecek kadar ileri gideceğim…</p>
<p>ON: Evet.</p>
<p>ADAMUS: … ki bunlar dengeden çıkmış şeylerdir. Şu günlerde kanserle ilgili yapılan araştırmalar enerjisel sorunları dikkate almıyor. Biyolojik sorunlara bakıyor – hücreler ve enzimler ve kimyasallar arasındaki karşılıklı etkileşime bakıyorlar – ama enerjisel bir etkileşime bakmaya başladıkları zaman…</p>
<p>Bir avuç kanser hücresini biraraya getirin, onları aktive edin, ve bırakın birbirleriyle savaşsınlar, çünkü geldikleri yer orası – savaş, mücadele, öfke. Onları gözlemleyin. O küçük test tüpünde kendi savaşları içinde birbirleriyle nasıl etkileşimde bulunduklarını gözleyin. Onları besleyin, öyle ki, bazısı güçlensin, bazısı zayıflasın, bazısı dönüşsün, bazısı o zaman dönüşen hücreleri yeniden kanserli hale getirmeye çalışacaktır. Dinamiği bir mikroskopla izleyin, enerjisel olarak, biyolojik değil. Yanıtı öğrenirsiniz.</p>
<p>Şimdi, soru şu, bilinç kanserin şifalanmasına hazır mı? Hayır. Aslında değiller. Peki kaç yıl ister? Bir tahminde bulunabilir misin On? Sadece iyi bir tahmin.</p>
<p>ON: Eh, bu sadece bir tahmin. Yeterince Şambra, yeterince insan korku ve öfkelerini salıverirse, bunun orman yangını gibi kitle bilincinde yayılacağı fikrini seviyorum.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Genel olarak derim ki – ve sen haklısın – yaklaşık 20 yıl kadar kanser yine de yaygın olacak, ama buna çapalanması gerekmiyor. Çok, çok büyük bir hızla değişebilir. Şu anki gidişata bakacak olursanız, yaklaşık 20 yıl, ama değişebilir. Şambra’nın, kanserin nereden geldiğini farketmesiyle ve onun kötü olarak yaftalanamayacağını farketmesiyle değişebilir. O bir amaca hizmet ediyor. Ölmeden önce birçok insanın hayatlarıyla ilgili düşünmelerini sağlıyor. Kanser bir çarpışmaya benzemez – bir çarpışma oldukça çabuk olup bitiyor – insanlar hayatın anlamını gerçekten derin derin düşünmeye zaman buluyor. Yani kanser bir dereceye kadar bir bilinç amacına hizmet ediyor. Bunu söyledik ama, bunun daha iyi yolları yok mu? Kesinlikle (var). Kesinlikle.</p>
<p>Böylece kanserle uğraşan Şambra için bu, enerjisel olarak bazı eski öfke ve nefret kalıntıları olabilir demektir. Ve bu çok basittir – üzerinde öyle çok düşünmeyin – kanseri aşmak için ne gereklidir? (birisi “Seçim” der; bir diğeri “Seçmek” der) Kendini sevmek. Seçim ve kendini sevmek. Bir seçim yapabilirsiniz, ama kendinizi sevmiyorsanız, o kanser yerleşip kalacaktır.</p>
<p>Bu arada, burada bulunan her birinizde kanser var. Her birinizde, üzgünüm. Her birinizin bedeninde kanser hücreleri var. Onlar potansiyellerdir, aktive olmayabilirler, asla aktive olmayabilirler. Sizin sadece küçük, çok küçük bir yüzdeniz olacaktır – ancak bunu değiştirebilirsiniz.</p>
<p>O hücreler orada. Onlar kendinden-kuşku-duymanın, nefretin ve öfkenin gölgeleridir, ve siz onların ya yüzeye çıkmasına izin verirsiniz ya da onları salıverirsiniz. Biz bu yüzden çapa noktalarından, bunları salıvermekten, enerjiyi, kalıpları ve dinamikleri değiştirmekten söz edeceğiz.</p>
<p>Yani eğer kanseriniz varsa, kendinizi sevin, ve bu arada, kanseri de kabul edin. Onunla savaşmaktan vazgeçin. Sen, On, bunu erken farkettin. Kanserle savaşı asla kazanamazsınız. Tasarladığınız bir şeyle savaşıyor olursunuz. Şimdi, yapabileceğiniz şey, kanserden geçme biçiminizi sevmektir. Ondan geçme biçiminizi sevin. Bu tüm o tıkanıp kalmış enerjiyi dönüştürecektir, ve tüm bedeninizin ışımasını sağlayacaktır, ve o zaman zaten yaşamın keyfini çıkartırsınız.</p>
<p>LİNDA: Son soru?</p>
<p>ADAMUS: Bu kadar, son soru.</p>
<p>LİNDA: Tamam. Bu, daha önceki bir soruyla bağlantılı. Önceki soru şuydu: “Neden sevebileceğim ve beni sevecek bir adam bulmak için kendime izin vermiyorum?” (4.Soru) Pekâla, bu, aynı kişiden senin yanıtına cevaben geldi.</p>
<p>ADAMUS: Evet ya, evet. Yanıta bayıldılar, benimle bir buluşma ayarlamak istiyorlar, ve… neyse, devam et.</p>
<p>LİNDA: Oymaya devam et.</p>
<p>ADAMUS: Oymaya devam et! Peki, oymaya devam et!</p>
<p>11. SORU: Benim sorum neden aşağılandı? Kalpten hissederek sorulmuştu. Bu bana, ciddi bir yanıt verilen ekzema kadar rahatsızlık veriyor.</p>
<p>ADAMUS: Evet, kesinlikle. Kesinlikle, ve hiçbir suçlama kastedilmemişti, ama bu şeylere biraz gülebilmen gerekir. Ve, ah, hazır yarı yola kadar gelmişken, bari oyup çıkartalım.</p>
<p>Herşeyden önce, bu kendini sevmekle ilgilidir, ve sen bir yaşam tasarımı oluşturdun – hepiniz, öyle ya da böyle – bu kendini sevmekle ilgilidir. Bir adam bulamayacaksın. Neden? Çünkü ruhun bunun yapış yapış olduğunu bilecek kadar akıllı. Bu yapış yapış bir şeydir. Başka birisini bulmak, senin dikkatini dağıtacaktır. Bu kendini sevmekle ilgilidir. Kendini sevebilene kadar kimseyi bulamayacaksın. Bu çok güzel bir plandır.</p>
<p>Bak – istatistikler seni ilgilendiriyorsa – bekâr, ya da çocuksuz bekâr, ya da çocuklu bekâr, farketmez, Şambraların istatistiğine bir bak. Neden? Neden? Nefesleri kötü kokuyor diye mi? Hayır. Pek kişilik sahibi değiller diye mi? Hiç de değil, harika kişilikleri var. Bunu, kendinize aşık olmak için zamanınız olsun diye bu şekilde tasarladınız. Bir adama ya da kadına ya da herhangi başka bir şeye ihtiyacınız yok. Bir köpeğe ya da kediye ihtiyacınız yok. Bu sizinle ilgili, ve yaşam tasarımınız diyor ki, “<em>Kendini </em>keşfet.”</p>
<p>Şimdi, sana geri geliyor ve diyorum ki, neden umutsuzca bir adam peşindesin? Neden? Bu, ‘bir adamla birlikteliğin’ deneyimlendiği  yaşamlardan biri daha olup çıkardı. Oysa bu, kendinle olma yaşamıdır. Neden o tutkuyu ve o enerjiyi alıp da kendi ruhunu yaşamına davet etmiyorsun? Yatağını pis kokan yaşlı bir adamla paylaşmak yerine (kahkahalar), neden ruhunla paylaşmıyorsun? Adamın tekiyle biraz takıldıktan sonra bir de…</p>
<p>LİNDA: Her ikisini de yapabilir misin? (birisi, “Evet, ikisini de yapabilirdin” der)</p>
<p>ADAMUS: Evet, yapabilirsin. Güzel soru. Ama sizi İnternet’ten biliyorum. Önce adamı bulmaya çalışacaksınız, aydınlanma ikinci sırada gelecek. Yedi-yaşındaki-çocuk, mahalledeki en hızlı bisiklete sahip yedi-yaşındaki-çocuk – işe yaramayacaktır. Siz zaten yaşam tasarımınızı kendinizle olmak üzere oluşturdunuz. Siz o adamsınız! (kahkahalar)</p>
<p>Mutlu Noeller! Tadını çıkarın! Yaşamın keyfini çıkarın!</p>
<p>Ben o Ben’im! Tüm yaratımda herşey yolunda. Kendinizi sevin. Mutlu Noeller. Amin. (alkış)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2011/12/10/saud-4-%e2%80%9cyasam-tasarimcilari%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 3: “Vizyonerlere”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2011/11/05/saud-3-%e2%80%9cvizyonerlere%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2011/11/05/saud-3-%e2%80%9cvizyonerlere%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Nov 2011 16:33:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[e2012 Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=596</guid>
		<description><![CDATA[KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ e2012 Dizisi ŞAUD 3: “Vizyonerlere” ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe Kırmızı Çembere sunulmuştur 5 Kasım 2011 www.crimsoncircle.com -    http://kirmizicember.org Ben o Ben’im Adamus olmaktan gururlu. Toplantımıza hoşgeldiniz. Bugün konuşacak çok şey var, bir dolu gülümseyen yüz – başınıza  gelecekleri bilmiyorsunuz! (kahkahalar) – kapsayacağımız çok şey var. Linda, ne olursa olsun, beni 16.50’de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ</strong></p>
<p><strong>e2012 Dizisi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ŞAUD 3: “Vizyonerlere”</strong></p>
<p><strong>ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kırmızı Çembere sunulmuştur</strong></p>
<p>5 Kasım 2011</p>
<p><a href="http://www.crimsoncircle.com">www.crimsoncircle.com</a> -    <a href="http://kirmizicember.org">http://kirmizicember.org</a></p>
<p>Ben o Ben’im Adamus olmaktan gururlu. Toplantımıza hoşgeldiniz.</p>
<p>Bugün konuşacak çok şey var, bir dolu gülümseyen yüz – başınıza  gelecekleri bilmiyorsunuz! (kahkahalar) – kapsayacağımız çok şey var. Linda, ne olursa olsun, beni 16.50’de kes. Beni kes, yeter.</p>
<p><span id="more-596"></span></p>
<p>LINDA: Tamam.</p>
<p>ADAMUS: Yeter, çünkü herşeyi bu bir buçuk saate sığdıramazsak, bunu yapmayalım daha iyi. Öyle değil mi, Bonnie? (kahkahalar)</p>
<p>BONNIE: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Evet. (Burada önemli olan) enerji; kelimeler değil. Bir araya gelme; o uzun sıkıcı konferans değil. Güzel bir kılıç (bir kostüm giymiş olan Mary’e hitaben)</p>
<p>MARY: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Evet, teşekkür ederim. (kılıcı alır)</p>
<p>Pekâla, ve John, ne olursa olsun, eğer Linda beşe on kala beni kesmezse, mikrofonun sesini kes.</p>
<p>JOHN: Sorun değil.</p>
<p>ADAMUS: Hemen kesiver, (kahkahalar) ama bir dakika önce değil.</p>
<p><strong><em>Duyusallık</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Böylece bu bizim aylık spiritüel toplantımız. Ve güne başlarken benim soracağım soru şu, (bedensel, fiziksel) duyusallığınız ne alemde? Bunu sevdim (kılıçla oynar). Duyusallığınız ne alemde? Biz bir mikrofon gereksineceğiz lütfen, hadi.</p>
<p>EDITH: Seks.</p>
<p>ADAMUS: Ben seks demedim, Edith!</p>
<p>EDITH: Demediğini biliyorum.</p>
<p>ADAMUS: Bu sadece ikimizin arasında! Ben duyusallık dedim! (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: (Edith’i kucaklar) Çok üzgünüm. Hiç rahat yok, Edith. Hiç rahat yok.</p>
<p>ADAMUS: Duyusallık. Senin duyusallığın ne alemde?</p>
<p>JOSHUA: Son zamanlarda zayıf tarafında bulunuyorum.</p>
<p>ADAMUS: Zayıf tarafında. İyi.İyi. Dürüstlüğünden ötürü teşekkür ederiz. Neden? (sessizlik) Ha! Neden olduğunu biliyorsun.</p>
<p>JOSHUA: Herşeyden önce, bu benim seçimim, ama işte dikkat eksikliği.</p>
<p>ADAMUS: Belki… belki – özür dilerim, Aandrah – belki biraz fazla mı düşünüyorsun, ha? Bu çok duyusal bir günü berbat ederdi. Hadi ama. (kılıcı etrafında sallayıp durur, Linda’nın geçmesine izin vermek için durur, kahkahalar) Pekâla, teşekkür ederiz. Teşekkür ederiz.</p>
<p>Senin duyusallığın ne alemde? Güzel bir eşarp – bu kılıca bayıldım! (kahkahalar) – güzel bir eşarp. Senin duyusallığın ne alemde?</p>
<p>JOYCE: Doğa olduğu sürece iyi diyeceğim. Gerisinden emin değilim.</p>
<p>ADAMUS: Güzel. Güzel. Doğa – çok, çok duyusaldır. Tüm o titreşimler, tüm o hisler, oradaki tüm o yaratıklar, ormanın o enerjisi. Ha, bunu geri alabilirsin, geçici olarak (kılıcı Mary’e geri verir). Kesinlikle.</p>
<p>Senin duyusallığın ne alemde?</p>
<p>LİNDA: Oooo…</p>
<p>ADAMUS: Aaaa… Evet.</p>
<p>1.ŞAMBRA (hanım): Gerçekten harika.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten… iyi, iyi, iyi. Kesinlikle. Ve benimki de şimdi biraz bir şey yiyince daha iyi olacak. (salonun arkasındaki yiyeceklere bakar) Siz bana aldırmayın; toplantınıza devam ediverin. Çukulataların hepsini neden aldınız?</p>
<p>LİNDA: Biliyor musun, elimizde ne varsa o, ve hemen hiç çukulata olmadığını farkettin mi?</p>
<p>ADAMUS: Ve hiç çukulata yok. Bu büyük bir hayal kırıklığı.</p>
<p>LİNDA: Kimse çukulata getirmiyor. Bunun neden böyle olduğunu bilmiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Güzel. Eh, daha sonra biraz getiririz. (Bagel dolu bir tabağı alır – çvr: Bagel, açma formunda simite benzer bir hamur işi, türlü çeşitleri vardır, susamlı, soğanlı, tarçınlı gibi) Acıkıyorum! Bizim öbür tarafta yiyeceklerimiz yok. (kahkahalar) Güzel bir yemek için buraya gelmem gerekiyor! Teşekkür ederim, Linda. Ellerini oradan uzak tut.</p>
<p>LİNDA: Sorun değil.</p>
<p>ADAMUS: (bir ısırık alır) Mm. Mm. (kahkahalar) Online dinleyenlere (söylüyorum), biz bir kahve molası veriyoruz. (kahkahalar) Sandra…</p>
<p>LİNDA: Ve ağzın doluyken konuşuyorsun.</p>
<p>ADAMUS: … Orman Perisi… umurumda değil. Bu benim ağzım değil ki! (kahkahalar) Aptal görünen <em>o</em>, ben değil! (Cauldre’dan söz ediyor)</p>
<p>LİNDA: Hele bir ağzını şapırdat, o zaman Geoff olmadığını bilirim. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Ve Orman Perisi, kahve kremalı olsun lütfen. Teşekkür ederiz. Pekâla… enerjilere bana hizmet etmelerini emrediyorum, ki siz de bunu yapmalısınız.</p>
<p>Ben şu anda duyusal doğanızı sorguluyorum – duyusal doğanız ne alemde, nasıl? – çünkü çoğu zaman onu bastırıyorsunuz. Onu aşağıda tutuyorsunuz. Ya onu hak ettiğinizi düşünmüyorsunuz, ya da onun bu gezegende sıkışıp kalmanıza neden olacağını düşünüyorsunuz. Ve olmayacaktır. Olmayacaktır. Yükselmiş Üstatların yükselmeden hemen önce duydukları en büyük coşku, çok duyusal olduklarını farketmeleriydi.</p>
<p>Siz <em>bu gezegende – </em>hemen burada – başka hiçbir yerde yapamayacağınız şeyler yapabiliyorsunuz. Bir tabak dolusu bagel yiyemezsiniz. Evrenin başka hiçbir yerinde bagel olmadığını garanti ederim. Sadece burada.</p>
<p>EDITH: Gerçekten!</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten. Kesinlikle. (Sandra ona kahve getirir) Teşekkür ederim. Teşekkür ederim. Teşekkür ederim. Senden güzel bir Orman Perisi oluyor.</p>
<p>Bu Dünya gibi, bir yandan kahveni yudumlarken bir yandan da böyle bir web yayını yapabileceğin başka hiçbir yer yok. Gülümseyebileceğin ve gülebileceğin ve yanağını başka bir insanın yanağına sürtebileceğin (yanağını Linda’nın yanağına sürter) ya da böyle şeyler yapabileceğin hiçbir yer yok. Duyusal yaradılışı bastırmak gibi bir eğilim var.</p>
<p>Melekler, doğaları gereği, <em>çok, </em>çok duyusaldırlar. Renk ve sese bayılırlar. Dokuya ve sanata bayılırlar. Duyusal deneyim sağlayan herşeyi severler. Ve ben sadece “cinsellik”ten söz etmiyorum, ki o da çok bu gezegene özgü bir şeydir. Güzel bir fiziksel, ruhsal, enerjisel birleşmeyle bir araya gelmeniz. Bu ister kendi kendinize, ister bir eşle olsun, farketmez.</p>
<p>Böylece, bugüne başlarken soruyorum, duyusallığınız ne alemde? Çünkü bu kesinlikle enerji düzeyinizi etkileyecektir. Gerçekten etkileyecektir. O duyusallığı bastırdığınız zaman, duyularınızı – fiziksel ve ruhsal duyularınızı – dışlayıp engellediğiniz zaman, bu, temelde enerji akışını kapatır. Eğer zihinsel moddaysanız – yani bir dolu düşünme ve işlemden geçirme yapıyorsanız – gerçekten çok yorulacaksınız, çünkü o doğal akışı engellemişsinizdir. O tüm enerjiler Alan’ına, daha fazlasını istediğiniz mesajını yayamazsınız. Burada (kafa) çok kısılı kalırsınız, bedeniniz de o zaman tembel, uyuşuk hale gelir, zihniniz de o zaman fazla düşünmeye yatkın olur. Hepiniz bu deneyimi yaşadınız – “Bana neler oluyor?” – analiz eder, dibe vurur ve anlamaya çalışırsınız “Yanlış olan ne? Yanlış olan ne? Yanlış olan ne?”</p>
<p>Eh, yanlış olan, sahip olduğunuz her duyu ile kendinize duyusal bir varlık olma iznini vermemenizdir; kendinizi yaşama öylesine verirsiniz ki, kaybolmanız umurunuzda bile olmaz, çünkü kaybolmayacaksınızdır. Gerçekten kaybolmayacaksınız. Kendinizi kendinize öylesine verirsiniz ki, Ben’im’e öylesine verirsiniz ki, gerçekten nereye gittiğiniz ya da ne olduğu umurunuzda olmaz, çünkü kendi içinizde, ve bundan ötürü de başkalarıyla, çok duyusal bir yolculuk yapıyorsunuzdur.</p>
<p>Kendi içinize dalmaya kesinlikle bir direnç var. Sanki (şöyle algılanıyor), “Eh, bu kulağa bencilce geliyor.” Sanki diğer herkes için herşeyi yapmanız gerekiyormuş gibi geliyor. Kesinlikle hayır, ve biz bugün türlü yollardan bundan söz edeceğiz.</p>
<p>Kendinizi kendi içinizde olmaya o denli bırakmak, çılgınca ve delicesine kendinize o denli aşık olmak – işte gezegeni değiştirecek olan budur. Bu gezegendeki deneyim için aslında size sevinç veren budur. Kesinlikle.</p>
<p><strong><em>Neden Buradasınız?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Pekâla, sonraki soru. Mikrofon elde, gitmeye hazır.</p>
<p>LİNDA: Hazır bekliyorum.</p>
<p>ADAMUS: Sonraki soru. Ha, burada yeni olanlara soracağız. Şu ön sıranın hepsi benim için sıraya dizilmiş! Ahhh evet! Güzel hanımlar, hepsi de ilk kez buraya geliyor, kamera şu tarafta, bir tane de orada var, olur da kaçmaya kalkarsanız (kahkahalar) dünyadaki herkes sizi görebilir. Pekâla, neden buradasınız? Sıradan gideceğiz. Neden buradasınız? Mikrofon, ve bir sakıncası yoksa ayağa kalkar mısınız.</p>
<p>VİLİ:  Eh, söylendiği gibi, yeni hamlelerde bulunma zamanı gelir, ve ben hep burada olmak istedim. Ve bu benim ilk kez gelişim, ve ben yeniden ilk kezler (yaşadığım) bir zamandayım. Yeni deneyimlere başlıyorum ve…</p>
<p>ADAMUS: Evet. Neden burada, Dünya’dasın, demek istiyordum. Bugün neden buradasın, değil! (kahkahalar) Demek istiyorum ki…</p>
<p>VİLİ: Ha, o mu!</p>
<p>ADAMUS: Ben geniş bir soru soruyorum. Ben… bir dakika. Ben… (kameraya gidip mimikler yapar, kahkahalar) Bir daha deneyelim. Şu son bölümü keselim.</p>
<p>VİLİ: Hadi yeniden başlayalım.</p>
<p>ADAMUS: Hadi yeniden başlayalım. Sevgilim – şunu bir an için alabilirsem (mikrofonu Linda’ya uzatır) – sevgilim (hanımın elini öper), neden buradasın?</p>
<p>VİLİ: Eğlenmek için, çokça.</p>
<p>ADAMUS: Bu harika işte! Bu şahane – eğlenmek için. Farkediyor musun ki daha beş yıl önce, sen, birçok kişi, bunu söyleyemezdiniz?</p>
<p>VİLİ: Hayır, hiç söyleyemezdik.</p>
<p>ADAMUS: Bunu söyleyemezdiniz – “Eğlenmek için buradayım.” Güzel. Üstelik bunu söylerken herhangi bir “ama” da yoktu. “Ama’lar” yoktu. Eğlenmek için buradasın. Teşekkür ederiz.</p>
<p>VİLİ: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Pekâla…</p>
<p>LİNDA: Sonraki.</p>
<p>ADAMUS: Neden buradasın? Bu toplantıda, ama aynı zamanda bu yaşamda?</p>
<p>PİLAR: Ben senin en büyük hayranınım.</p>
<p>ADAMUS: Aa, en büyük hayranım. Bu… (Linda’ya döner) Bugün hiç Adamus Ödülü’n var mı? (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Tabi tabi!</p>
<p>ADAMUS: Bu o kadar kolay ki, ama zor hale getiriyorlar.</p>
<p>PİLAR: Ben sana aşıktım…</p>
<p>ADAMUS: Doğru kelimeyi söyle…</p>
<p>PİLAR: Ben yüzyıllardır sana aşığım. (izleyiciler “ooooo!” der, bazı alkışlar) Ama bunu biliyorsun.</p>
<p>ADAMUS: Ha, biliyorum. Biliyorum. Ah! Peki, toplantıyı şimdi sonlandırabiliriz! (Adamus güler, izleyiciler de güler)</p>
<p>PİLAR: Hadi başbaşa olabileceğimiz bir yere gidelim!</p>
<p>ADAMUS: Bir şişe Tekila’mız var… (kahkahalar) Peki benim dışımda, neden buradasın?</p>
<p>PİLAR: Eh, yaşamın tadını çok çıkartıyorum. Burada olmak hep bir sevinç oldu. Ve sanırım, biz birçok açıdan ayrıcalıklıyız, çünkü, eh, bir dolu melek sıraya girmiş bizi bekliyor, yani buradan gidelim diye, öyle değil mi?!</p>
<p>ADAMUS: Evet. Evet.</p>
<p>PİLAR: Yani, bu bir ayrıcalık.</p>
<p>ADAMUS: Bir ayrıcalık. Güzel.</p>
<p>PİLAR: Ve biz keyfini çıkartıyoruz.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>PİLAR: Ve, tabii, biz oraya da ulaşıyoruz, yükselmeye, şu garip şeye. Herkes oraya ulaşmak istiyor.</p>
<p>ADAMUS: Çok garip!</p>
<p>PİLAR: Ve öbür taraftakiler de buna şaşıyorlar. Oraya ulaşmak için Dünya’ya gelmek zorunda kaldılar.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>PİLAR: Evet ya, bir de bu.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Gariptir, geçenlerde bir grupla yükselişi konuştuk. Gruba sorduk, “Yükseliş nedir?” Soruyu yanıtlayamadılar. Biz de dedik ki, “Bunu ne kadar istiyorsunuz?” Eh, kesinlikle istiyorlardı. Ama dedik ki, “Peki sizi tutan ne?” ve bilmiyorlardı. Yani böyle bir yükseliş açmazı var. Bundan başka bir günde söz edeceğiz. Ama bu açmaz kesinlikle var. Yani sen eğlenmek için buradasın.</p>
<p>PİLAR: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Peki eğleniyor musun?</p>
<p>PİLAR: Kesinlikle, her bir gün.</p>
<p>ADAMUS: İyi. Her bir… harika. Güzel. Teşekkür ederiz.</p>
<p>Ve biliyor musunuz, biz salonda mikrofonla dolanırken ben makyo makyo deyip duracağım. (birisi “Hah, işte!” der) Hah, işte!</p>
<p>PİLAR: Hayır, bu makyo değildi.</p>
<p>ADAMUS: Hayır, hayır, hayır. Bu çok iyi geldi, çok iyi. Ben sadece diğerlerini uyarıyorum. (kahkahalar) Sonraki. Sevgilim, sen neden buradasın?</p>
<p>KATA: Sanırım bu sevinç dolu rol yüzünden, ama buna bir şey ekleyeceğim: aşk hikâyem yüzünden.</p>
<p>ADAMUS: Aşk hikâyen.</p>
<p>KATA: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Kiminle?</p>
<p>KATA: Kendimle.</p>
<p>ADAMUS: Ah!</p>
<p>KATA: Çocuklarımla.</p>
<p>ADAMUS: Ah!</p>
<p>KATA: Yaşamla.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>KATA: Bu aşkı giderek daha açmak, kendi içimde ve, evet, diğer her yere.</p>
<p>ADAMUS: Güzel. Mükemmel.</p>
<p>KATA: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Aşk, ve ben (saydıklarının başına) önce kendini koyma biçimini sevdim, çünkü, ah, şimdi ayrıntılara girmemize gerek yok ama kendini sevemezsen, gerçekten başka birini sevemezsin.</p>
<p><strong><em>Aşk Hakkında</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Biliyor musunuz, aşk hakkında bir şey (diyeyim) – geçenlerde Fransa’da bundan söz ederken harika bir zaman geçirdim – aşk hakkında bir şey (diyeyim), çok ilginç. Bildiğiniz şekliyle aşk yoktu. İlk Çember’de, Tüm Var Olan’da, Tanrı’da aşk yoktu. Tanrı ilk zamanlarda aşkı hiç bilmezdi. Siz meleksel ailelerinizle birlikteyken, aslında gerçekten melekler arasında sevgi, aşk yoktu. Şefkat ve ilişki ve karşılıklı ilişki gibi şeyler vardı, ama siz Dünya’ya gelip de onu keşfedene kadar, aşkı hemen burada Dünya’da keşfedene kadar, yaradılışın hiçbir yerinde sevgi, aşk yoktu. İnanılmaz.</p>
<p>Şimdi, Tanrı’nın sizi hep sevdiği öğretildi size. Tanrı, <em>sizler </em>aşkın ne olduğunu anlayana kadar aşkı bilmedi. Ve siz aşk denen şeyi hissettiğiniz, ve onu Ruh’a yansıttığınız ya da geri ışıdığınız an, Ruh aşık oldu. Ruh onu size geri yansıttı, ve bu büyük aşk ilişkisi şimdi devam ediyor. Onu arada unutuyorsunuz, ama bu – sizden Ruh’a giden ve Ruh’tan size geri gelen aşktır. Ama bu hemen burada bu gezegende yaratıldı.</p>
<p>Bu, Dünya’yı böyle inanılmaz kılan şeylerden biridir. O aşk,  Pleiadiaslılarda ya da Arcturiaslılarda ya da ruhsal ailenizde ya da başka bir yerde yaratılmadı, dostlarım. O hemen burada yaratıldı. Ve şimdi her düzeyden, Yakın Dünya alemlerinde, başka boyutlarla ve hatta başka gezegenlerle paylaşılıyor, yayılıyor.</p>
<p>Burada neler olduğuyla neden bu kadar ilgileniyorlar diye merak ediyorsunuz? Kendilerini neden buraya yansıttıklarını ya da ışınladıklarını, arada bir de küçük uzay gemileriyle gelmeye çalıştıklarını. Çünkü sevgi denen o şeyi merak ediyorlar. Onun buradan çıktığını biliyorlar, ve şimdi onlar da ona sahip olmak istiyorlar.</p>
<p>Öğrenecekler. Öğrenecekler. Sizden öğrenecekler, ve kendileri için öğrenecekler. Ama, evet, sevgilim, Kata, aşk, ah, inanılmaz bir şey. Onun kapanına bu kadar kısılmak, onun yüzünden bu kadar incinmek, bu kadar derinine dalmak inanılmaz bir şey.</p>
<p>Ama çoğunlukla, kendini sevmenin ne demek olduğunu çok, çok az insan biliyor. İnsanlar kendilerine katlanıyorlar. Kendileriyle acaip bir ilişkileri var, ve yine de aşkı arıyorlar ve yine de başka insanlarla aşkı yaratıyorlar. Ama bu gezegende ne olacak biliyor musunuz… ben konunun dışına çıkıyorum ama bunu yapmaya bayılırım. Bu gezegende olacak olan şudur, bu gezegen aşkı yarattı, aşkı paylaştı ve aşık oldu. Bundan sonra bu gezegende olacak olan, ve şimdiye kadar tüm yaratımda başka hiçbir yerde gerçekleştirilmemiş olan, kendilerini sevmeye başlamak üzere buraya gelmiş varlıklar için (olacak). Bu, bir sonraki sınır. Bir sonraki evrim. Bir sonraki spiral, ama öyle bir spiral ki… (çizmek için bir marker aranır)</p>
<p>LİNDA: Aaa, marker yok mu? Hay Allah!</p>
<p>ADAMUS: Hayal etmemiz gerekecek.</p>
<p>LİNDA: Yok, yok. Geliyor. Yolda. Koş, Forrest, koş! (Larry bir marker getirir)</p>
<p>ADAMUS: Öyle çok da talepkâr değilim. Basit bir fincan kahve, bir marker, mutlu kalmak için gereksindiğim yegâne şeyler! Böylece, deneyimlerinizin büyük bir spiral gibi olduğu ve genişlemeye devam ettiği, deneyimlemeyi ve bunların tümünü paylaşmayı sürdürdüğünüz söylenebilir.</p>
<p>Ama içinden geçtiğiniz bu uyanışın belli bir noktasında garip bir şey olur. Spiral kendi içine döner – ve o zaman bir hologram oluşturmanız gerekirdi, tahtaya onu bu şekilde yazamıyoruz – ama siz sanki bir kapıdan, kendi içinize açılan bir kapıdan geçersiniz. Ve orada asla yalnız olmazsınız, çünkü kendinizi bulmuşsunuzdur, ama kendinize aşık olduğunuzda herşeyle ve diğer herkesle ilgili içten bir anlayışa sahip olacaksınız.</p>
<p>Bu, gerçekleştirilecek en zorlu şeylerden biridir, kesinlikle; en zor şeylerden biridir, ve ben hepinize bakıyorum da, siz kendini sevme deneyiminden geçtiniz ya da geçiyorsunuz. Ah, zaman zaman ne kadar da meydan okuyucu, ne kadar da zor. Ve sonra başlıyorsunuz onu anlamaya çalışmaya – “İyi de, kendimi nasıl severim?” Hah, işte anında kaybettiniz. Geri dönün, biraz uyuyun, daha sonra gelin. (Adamus kıs kıs güler)</p>
<p><strong><em>Neden Buradasınız?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Güzel. Şimdi şu “Neden buradasınız?” sorusu büyük bir soru. Aslında o kadar da zor değil. Biz bugün buna gireceğiz. Çok basit, ve sonra siz onu gerçekten hissetmeye başladığınızda, işte o zaman karmaşık olmaya başlıyor. Ama burada olma sebebiniz aşktır.</p>
<p>Bu gezegene duyduğunuz aşk, bu gezegene duyulan mutlak aşk. Ve biliyorum, birçoğunuz yıllarca bu gezegenden şikayet etti, ve ben payıma düşenden <em>daha fazla</em> şikayet duydum… bu sözde komikti.</p>
<p>LİNDA: Ha ha ha. Ha-ha, ha ha ha.</p>
<p>ADAMUS: … bu konuda payıma düşenden <em>fazlasını. </em>(birisi yüksek  sesle güler) Teşekkür ederim! Teşekkür ederim! Ama aslında komik olan şu ki, burayı bir kez terk ettiniz mi, özellikle de buradaki son anlarınızda, yaşamınızın son günleri ya da haftalarında, birdenbire bu hayatı harika kılan şeylerin tümünü, burada olmaktan duyduğunuz sevgiyi hatırlamaya başlarsınız, ve sonra, lanet olsun, buraya yeniden geri dönmeyeceğinize dair istediğiniz kadar yemin etmiş olun, güm, geri gelmişinizdir – çünkü onu seviyorsunuz. Çünkü ona aşıksınız.</p>
<p>“Neden buradasınız?” sorusu, büyük bir soru. Diyeceğim ki, sizlerle çalışmanın benim açımdan en büyük zorluklarından biri, gerçekte kim olduğunuzu görmenizi, neden burada olduğunuzu, burada ne yaptığınızı anlamanızı sağlamak.</p>
<p>Şimdi, biz o eski söylemlerin, “Kötü karma yüzünden buradasın. Geçmiş bir yaşamda yanlış bir şey yaptın ya da her neyse, ve şimdi bunun kefaretini ödemek zorundasın” gibi söylemlerin bazısını epeyce aştık. Tanrı’ya şükür o engellerin üstesinden geldik. Hiç kimse – hiç kimse, ister bu salonda olun, ister dinliyor ya da herhangi bir yerde olsun – karma yüzünden burada değil, tabii o karmaya inanıyorsanız başka.</p>
<p>Bir çoğunuz, başkalarına bakmak üzere burada olduğunu hissetti. Başkalarına. Bu gerçekten burada olmak için kötü bir sebep, çünkü onlar o ya da bu şekilde canınıza okuyacaklardır. (kahkahalar) Okuyacaklardır. Eh, bunu başka şekilde söyleyeyim, Cauldre bana parmağını sallayıp duruyor. Er ya da geç sizi düş kırıklığına uğratacaklardır. Eğer başka birisi için burada olmanız gerektiğine ilişkin bir gündeminiz varsa, onlar er ya da geç sizi düş kırıklığına uğratacaklardır. Ve bunu yapmak <em>zorundalar. </em>Yapmak zorundalar, herşeyden önce, sizi ilk ve son kez özgür bırakmak, ve kendi egemenlikleri, bağımsızlıkları adına da kendilerini özgür bırakmak için.</p>
<p>Yani, birçoğunuz hâlâ şu “benim diğer herkes için burada olmam gerekiyor”la mücadele ediyorsunuz. Bazılarınız – ben az sonra bunu ele alacağım – ama çoğunuz hâlâ … umarım bugün bundan geçer gideriz. Siz o eski rolünüzle buradasınız, Tobias’ın yıllar önce sözünü ettiği bir rol, ve onu üstünüzden pek atamıyorsunuz. Onu üzerinizden pek atamıyorsunuz, çünkü gerçekten, gerçekten neden burada olduğunuzu tümüyle anlamış, ya da hissetmiş değilsiniz. O yüzden de o eski fikre, bir enerji tutucusu – bir enerji tutucusu – olduğunuz fikrine tutunuyorsunuz, çünkü bunu çok uzun bir süre yaptınız.</p>
<p>Dağların içinde ya da yer altında ya da ormanların derinliklerinde bir yerde yaşayan tam anlamıyla gruplar var – gizli gruplar. Onlar, onlarca ve onlarca yüzyıldır (varlıklarını) sürdürüyorlar, ve bu gezegen için enerjiyi tutuyorlar. Zikirler yapıyorlar. Dua ediyorlar. İnsani zevklerin çoğundan kendilerini mahrum ediyorlar – bunlar kesinlikle duyusal insanlar değil – ve birçoğu hâlâ, aslında pek de anlamamalarına rağmen, dini düzenlerde bulunuyorlar. Onlar din yüzünden orada olduklarını sanıyorlar, oysa aslında enerji tutucuları olarak orada bulunuyorlar. Onları Kudüs’ün tüm çevresinde bulabilirsiniz. Camilerde ve tapınaklarda, yerli kabilelerde, dünyanın her yanındaki yerli gruplarda bulabilirsiniz.</p>
<p>Onlar bunu bir kuşaktan ötekine gerçekleştirip duruyorlar. Bu enerji tutucu gruplara yeniden bedenlenip duruyorlar, ve uzun bir süre için de harika bir amaca hizmet ettiler. Uzun bir süre boyunca <em>sizler</em> bu enerji tutuculardan biriydiniz. Uzun zaman. Bir yaşamdan ötekine, aslında.</p>
<p>Peki ama, ne için tutmak? Ne için tutmak? Birkaç yıl önce Mısır’a gittik, ve Tobias, hâlâ tapınakların taşlarında, hâlâ toprağa gömülü, hâlâ fiziksel biçim içinde dolanan insanların çoğu ile birlikte olan enerjilerden söz etti. Ve dedi ki, “Bu enerji tutucuları binlerce yıldır burada bulunuyor.” Kimse şu soruyu sormadı, “Neyi tutuyorlar?! Ne için? Ne için?”</p>
<p>Eh, bazısı diyecek ki, “E onlar barış/huzur için enerjiyi tutuyorlar.” Eh, çuvalladınız, çünkü barış/huzur yok. (Adamus kendi esprisine güler)</p>
<p>LİNDA: Ha, ha, ha, ha, ha, ha, ha. Ha, ha. Bir Adamus Ödülü’nü hak ettin! Heeey!</p>
<p>ADAMUS: Evet, kendi esprime gülüyorum!!</p>
<p>LİNDA: Bu çok komikti! Ha, ha, ha. (ona bir Ödül verir)</p>
<p>ADAMUS: İlk ödülüm! Teşekkür ederim! Teşekkür ederim. Ben konuşmaya devam ederken onu üzerime iğneler misin?</p>
<p>LİNDA: Seve seve.</p>
<p>ADAMUS: Ama ne için tutmak? Ne için tutmak? Ve bazılarınız hâlâ böyle bir hipnoz türü, örtücü-katman türü içindesiniz. Son zamanlarda, hâlâ doğa için enerjiyi tuttuklarına inanan gruplarla bazı çok ilginç tartışmalar yaptık. Hiç sanmıyorum. Doğa gayet iyi idare edebilir.</p>
<p>LİNDA: İşte oldu.</p>
<p>ADAMUS: Teşekkür ederim. Vaay, çok hoş.</p>
<p>Yani siz hâlâ bu roldesiniz, ve dediğim gibi, bu zaman zaman zordur. Bana en çok meydan okuyan şey, sizin gerçekten ne için burada bulunduğunuzu, neden burada olduğunuzu görmenizi sağlamak.</p>
<p>Bu arada, o duyusal, ruhsal korsanlar olduğunuz için de, enerjiyi tutmak aslında gerçekten sıkıcı, ve pek de ileri bir aşama değil. Bir de ilginç olan şu ki, birçoğunuz bu rolden vazgeçmede zorlanıyorsunuz, çünkü eğer bunu yapmazsanız dünyanın çökeceğini düşünüyorsunuz. Dünya her halûkârda çökebilir, bunu yapsanız da yapmasanız da, ama önemli olan şu ki, şimdi bir şekilde hizmet etmek isteyen başkaları var – bu Dünya’da belki fazla (ya da sizin kadar) deneyimi olmamış insanlar. <em>Onlar </em>şimdi bu rollere bürünüyorlar. Yani siz, bir açıdan, onları bir sonraki enerji tutucuları olmaktan alıkoyuyorsunuz.</p>
<p>Dünya her zaman enerjinin tutulmasını bir dereceye kadar gereksinecek – belki daha iyi bir kelime “enerji dengeleyicileri” olurdu – çünkü bilinç böyle bir sıçrama yaptığı zaman, bilinç gerçekten hareket edip genişlediği zaman, çünkü şu anda öyle bir dinamik var ki, bir dengeyi ya da bir referans noktasını koruyan bir şeyin olmasını istiyor. Ama sonra, belli bir zamanda, bu da değişir ve sonraki grup o dengeyi tutmak için devreye girer.</p>
<p>Ama ne için tutmak? Eh, tümüyle çıldırmaktan alıkoyacak momentumu sürdürmek amacıyla tutmak. En çok da – yerliler açısından, binlerce yıldır bunu gerçekleştirmekte olanlar açısından – enerjiyi doğru zaman, doğru grup için tutmak. Dünyanın bilinci, bir grup insanın egemen/bağımsız varlıklar, Üstatlar olabileceği, aydınlanabileceği, ve yine de fiziksel bedende kalabileceği bir yere gelene kadar enerjiyi tutmak. Onlar enerjiyi, yeterli bir kitle ya da yeterince sayıda insan gerçekten kendilerine duydukları aşkı ve şefkati geliştirdikleri ve bu gezegen için gerçek yeni Bayraklar haline geldikleri zamana kadar tutarlar. İşte bunun için enerjiyi tutuyorlar.</p>
<p>Ve bu sizsiniz. Ve görmediğiniz de bu, ve benim arada bir başıma vurup da “Bunu neden görmüyorlar?” demek zorunda kalmam da bundan. Ve ben bunu kendime çok sordum. Bunu neden görmüyorsunuz?</p>
<p>Eh, birçok nedeni var. Bir tanesi, sizin hâlâ o enerji tutucusu rolünde kısılıp kalmanızdır, ve bir enerji tutucusu, hâlâ o arenada oynuyorsa, gerçekte kim olduğunu göremeyecektir.</p>
<p>Bir dolu neden de, buna inanamamanızdır. Hayal bile edemiyorsunuz. Diyorsunuz ki, “Kim, ben mi?! Gerizekâlı küçük ben mi?! Bu kadar iyi olsaydım, Adamus’un sözünü ettiği o çok gelişmiş varlık olsaydım, parmağımı şaklattığım an bir fincan kahve beliriverirdi.” Görüyor musunuz? Ve böylece kendinizi bazı gerçekten garip standartlarla ölçüyorsunuz, çünkü o şeyler sonuçta hiç de önemli değildir.</p>
<p>Ama diyorsunuz ki, “Bu kadar aydınlanmış olsaydım, ben…” (Adamus’un kahvesini Garret’in üzerine dökecekmiş yapması üzerine Linda nefesini tutar) Buna cesaret edemezdim. (Adamus kıs kıs güler ve izleyicilerden kahkahalar yükselir)</p>
<p>GARRET: Evet ederdin!</p>
<p>ADAMUS: Edemezdim.</p>
<p>GARRET: Evet ederdin!</p>
<p>ADAMUS: Diyorsunuz ki, “Bu kadar aydınlanmış olsaydım, borsanın yarın ne yapacağını tam olarak bilirdim.” Doğrusu aydınlanmış bir insan borsanın ne yapacağını umursamaz. Aydınlanmış bir insan gerçekten başka birinin düşüncelerini okumayı umursamaz, çünkü tüm düşüncelerin yüzde 95’i çöptür. Aydınlanmış bir insan aslında temelde hiç (bir şeyi) umursamaz, Şimdi ânında olmaktan mutlak bir sevinç duyar.</p>
<p>Böylece bugünkü konuşmamızda gerçekleştirmek istediğim şeylerden biri, şu eski enerji tutma rolünün ötesine geçmektir. Siz, yunuslar adına enerjiyi tutmak için burada bulunmuyorsunuz. Hayır, bulunmuyorsunuz – ya da balinalar için ya da maymunlar, yılanlar, herhangi başka bir şey için. Gerçekten (onun için burada) değilsiniz. Bunu yapacak olan başkaları var. Siz gezegen için, Yeshua’nın geri dönüşü için enerji tutmuyorsunuz, çünkü o geri gelmeyecek. Olanları gördü ve dedi ki, “Geri gelmem gerekmiyor.”</p>
<p>Gaia’nın enerjisini tutmak için burada bulunmuyorsunuz. O gidiyor! O gidiyor, çevrenin sorumluluğunu almanızı istiyor, ki bu bedeninizi de içerir, fiziksel çevrenizi de içerir, ama o gidiyor. Onun enerji tutucularına ihtiyacı yok. Buradan çıkmasını sağlayacak enerjiyi itenlere ihtiyacı var, çünkü onu burada tutmaya çalışan enerji tutucuları fazlasıyla var! Onu itip kapı dışarı edecek kişilere ihtiyacı var, ki böylece insanlar ilk ve son kez bu gezegen için sorumluluk alabilsin.</p>
<p>Böylece buna derin bir nefes alalım.</p>
<p>Belki bugünün sonunda kendinizi birazcık farklı, birazcık gerçekte kim olduğunuzu, <em>benim </em>sizi gördüğüm gibi görürsünüz. Ve belki biraz da rahatsız hissedersiniz, çünkü çok muhteşemdir, ama neden olmasın? Çok görkemlidir, ama siz busunuz. Çok şaşırtıcıdır, çünkü <em>olandır. </em>Umarım, günün sonunda, derin bir nefes alır ve kendinizden kuşku duymaktan ve gerçekten neden burada olduğunuzu merak etmekten vazgeçersiniz. Evet coşku için, evet aşk için, ama çok, çok muhteşem bir şey de var.</p>
<p><strong><em>Neden Buraya Geldiniz</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Bu arada, artık ruhsal aileleriniz adına burada bulunmuyorsunuz. Bu zorlu bir konu, ya da zorlu bir konu olmalıydı. Biliyorsunuz, birçoğunuz bu gezegene meleksel spiritüel aileleriniz adına geldiniz. En sonunda onları özgür kılacak bir şeyi öğrenmek için geldiniz. Kozmosta herşey sanki büyük bir durma noktasına gelmişti, büyük bir… bu sanki bir çamur havuzu gibiydi. Az çok yoğunlaşmış ve artık hareket edemez haldeydi, ve siz buraya ne olduğunu öğrenmeye geldiniz.</p>
<p>Buraya bir dizi yaşamlardan geçmek için geldiniz, olayların bazısını az çok yeniden yaşadınız. Bunlar fiziksel biçim halinde değildi, ama fiziksel biçim sizin bambaşka bir anlayış edinmenizi sağladı. Bilin bakalım ne oldu? Buraya ruhsal aileleriniz için geldiniz – bunu yapmanız çok cesurca, çok hizmete yönelik, çok asildi. Gerçekleştirdiğiniz çalışma, ruhsal ailelerinizle yaratımdaki enerjiyi özgür<em>leştirdi. </em>Bu yüzden şimdi bu gezegene ya da Yeni Dünya’ya gelmek isteyen bu kadar çok varlık sıraya girdi. Onlar  <em>özgürler. </em>(Enerji) yeniden hareket <em>ediyor. </em>İşiniz bitti. (Adamus güler) Vay! Şimdi ne olacak? Meleksel işsizlik. (kahkahalar) (birisi, “işsizlik maaşı” der) Evet. Evet, çekler uzun zamandır gelmiyor.</p>
<p>Kesinlikle, ve bu zorlu bir nokta, çünkü bu gerçekten buraya gelme nedenlerinizden biri. Kendinizi buna adadınız, ve bittiğinde, sanki “İyi de şimdi ne olacak? Ben ne yaparım?” gibi hissediyorsunuz.</p>
<p>Bu çok derin bir düzeyde. Zihniniz bunu farketmeyebilir, ama siz farkediyorsunuz. Böylece garip şeyler olma eğiliminde – yeniden askere yazılmak, yeniden bir hizmet kuruluşuna yazılmak rüyaları gibi, etrafta amaçsızca dolanıp birinin yardımınıza ihtiyacı var mı diye bakınmak gibi, oysa yok. Biliyor musunuz, bu sanki işi bitirmenin sonuçları gibi bir şey.</p>
<p>Böylece diyorsunuz ki, “O büyük kutlamaya ne oldu? Gerçekleştirdiğim çalışma için yapılacak o büyük kutlamaya ne oldu? Ruhsal ailelerim şimdi özgür.” O kutlamayı sonra yapacaklar, ama şu anda sizi yalnız bırakmak istiyorlar. Ne gerçekleştirdiğinizi biliyorlar, ama şu anda, size zaman vermek istiyorlar, kendiniz için.</p>
<p>Bu bir yolculuktu. Bunu gerçekleştirmek bir dolu savaşa, birçok sınava ve çileye, sıkıntıya mâl oldu, ve onlar şu anda sadece kendiniz için, kendinizle başbaşa, zamana ihtiyacınız olduğunu biliyorlar.</p>
<p>Derin bir nefes alalım.</p>
<p>Siz özel bir grupsunuz, ve ben bunu başka gruplara söylemiyorum, tabi bana çok iyi para verirlerse, başka. (kahkahalar) Bunu başka gruplara söylemiyorum, ve biliyorsunuz ki, öyle olduğunu hissedersem, kesinlikle makyo ile dolu olduğunuzu da söylerdim. Bunu ilk ben söylerdim. Bunu size söylemekten <em>zevk alırdım, </em>zevkin de ötesinde. Fırsatları kolluyorum! (kahkahalar) Onları bulup çıkartıyorum!</p>
<p>Siz çok özel bir şey için buradasınız, yani keyif almaya ve yaşamı sevmeye ek olarak, ve sırf bunlar için de – neden olmasın ki? Oldukça zor hizmetlere birçok yaşamınızı adadınız. Neden kesinlikle tadını çıkarmayasınız ki? Eh, nedenleri sıralayabilirdik ama ben bunu mecazi olarak soruyorum. Neden olmasın?! Neden olmasın?</p>
<p>Siz çok özel bir grupsunuz, ve ister bugün ya da yarın ya da belki gelecek yıl, umarım bunu – ne kadar özel olduğunuzu – farkedersiniz. Ben sevgili Linda’dan bir alıntı okumasını istedim – isteyeceğim – ve sizin de onu hissetmenizi isteyeceğim. Ve yavaş ve dramatik ve duyusal bir şekilde oku. Neden olmasın? Ve evet, okuyor.</p>
<p>LİNDA (az çok tutkulu bir sesle okur): “Çılgın olanların, uyum sağlayamayanların, isyankârların, bela çıkartanların, kare deliklerde yuvarlak çiviler olanların, şeyleri farklı görenlerin, şerefine. Onlar kurallardan hoşlanmaz, ve mevcut duruma saygıları yoktur.” Böyle iyi mi?  “Onlardan alıntı yapabilirsiniz, onlarla hemfikir olmayabilirsiniz, onları göklere çıkartabilir ya da aşağılayabilirsiniz. Ancak onlara yapamayacağınız tek şey, görmezden gelmektir, çünkü onlar şeyleri değiştirirler. İnsan ırkını ileri doğru iterler. Ve birçokları onları çılgın olarak görse de, biz dahileri görürüz. Çünkü dünyayı değiştirebileceğini düşünecek kadar çılgın olan insanlar, dünyayı değiştirenlerdir.”</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Çok güzel. Sizin için, Şambra için ne kadar da geçerli. (bazı alkışlar) Dünyayı değiştirebileceğine inanan çılgınlar, çünkü – sadece değiştirmiş olmak için değil – çünkü dünyanın değişimi istediğini biliyorlar. Dünya diyordu ki, “Biz hazırız.” Böylece siz de öne çıkıp dediniz ki, “Ve o <em>değiştirilebilir</em>. Bu <em>olabilir, </em>kesinlikle, ve bu yüzden, olacaktır.”</p>
<p><strong><em>Bugünün Konuğu</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Güzel bir alıntı. Aslında sizinle ilgili olarak yazılmamış. Size uygulandı. Kim yazdı? (birisi “Steve Jobs” der) Steve Jobs. Kesinlikle. Kesinlikle.</p>
<p>Şimdi, Steve Jobs bir aziz değil.</p>
<p>LİNDA: Şimdi bunu Steve Jobs gibi okumamı ister misin?</p>
<p>ADAMUS: Pardon?</p>
<p>LİNDA: Şimdi bunu Steve Jobs gibi okuyayım mı?</p>
<p>ADAMUS: Hayır, hayır, hayır. Steve Jobs bir aziz değildi. Hiç de aziz değildi. Farkında olmayanlar için – Steve Jobs, Apple’in yaratıcılarından, kurucularından biri. Steve Jobs dünyayı değiştirdi. Ha, o ilginç, ilginç bir karakter, o kadar ilginç ki, başka varlıklarla sahneyi paylaşmaya bayılmayan ben – hepinizi kendime istiyorum, Tobias gibi değil, onun hep bir konuğu vardı – Bay Jobs’un bugün bizimle olmasını istedim. (izleyiciler “Aaaa” sesleriyle karşılık verir) Ve o hemen kabul etti, hiç tereddüt etmeden.</p>
<p>Böylece derin bir nefes alalım.</p>
<p>O şimdiden burada, ve herhangi birinize  budala demeyeceğine söz veriyor. (kahkahalar) Ama benim diyebileceğimi söylüyor. (Adamus kıs kıs güler)</p>
<p>Hadi Steve Jobs’u içeri davet edelim. Evet, bu az çok tarihi bir an, çünkü ben genelde bunu yapmam ve bir alışkanlık olmasını da amaçlamıyorum. Ama toplantının başında dendiği gibi, o az çok Şambra’ydı, az çok enerjilerle bağlantı halindeydi. Şu anda gülümsüyor. Eğer istiyorsanız, onu duyumsamak için gözlerinizi kapatabilirsiniz ya da açık tutun, ama o salonda dolanıyor. Şu anda Çiçekler Köprüsü’ne falan gitmek ya da başka bir şey yapmak niyetinde değil. Hâlâ etrafta dolanmaktan fazlasıyla keyif alıyor. Gerçekleştirmek istediği çok fazla projesi, çok fazla şeyi var, çok fazla ortaklıklar.</p>
<p>Şimdi, Steve’in Budist olduğu söyleniyor. Sanırım öyle olduğunu söyleyebilirsiniz. Şu anda sanki kafasını sallıyor ve diyor ki, “Hem öyleydim hem değildim, aslında öylesi ya da böylesi umurumda değildi,” ama bu az çok uygundu. Böyle bir özdeşleşmeden hoşlanıyordu.</p>
<p>Ona göre, Budizm pek de ruhsal bir yolculukla ilgili değildi. Budizm onun için meditasyon, perhiz, disiplin, reddediş vasıtasıyla enerjisini idare etmenin bir yoluydu. Yalınlıkla ilgili, kesinlikle, bazı içgörüler sunuyordu, ve bu herhalde Budizm’de herşeyden çok sevdiği şeydi – zarafet ve yalınlık, yaşamın Zen’i, o güzel yalın zarafet. Böylece o bununla bu şekilde bağlantı kurdu.</p>
<p>Ama aynı zamanda, bildiğiniz gibi, Steve biraz sinirli olmaya da yatkındı. Aslında siniri biraz da daha azına razı olmak istemeyişindendi. Kendinden ve etrafında çalışanlardan en fazlasını talep ederdi, ama bu zaman zaman öfkeye dönüşürdü. Yani Budizm kısmı, onun kendi dengesine ve kendi merkezine geri gelme yeriydi.</p>
<p>Geçenlerde öte tarafa geçtiğinde, çoğunuzun okuduğu o basit kelimeleri söyledi, “Aah vay canına! Aah vay canına! <em>Aah vay canına!” </em>Sanki neredeyse ruhsal bir orgazm gibi, çünkü az çok öyleydi. Neye “aah vay canına” diyordu? (birisi “Bize” der; bir başkası “Hayat” der, ve bir başkası “Kendine” der) Kendine. Güzel. Bunun için bir Adamus Ödülü alacaksın. Kendine! Kendiyle karşılaştı – yaptığı içsel çalışma sayesinde çok yakın, çok, çok, çok yakın olan benliğiyle (karşılaştı). O hemen oradaydı. Böylece öte tarafa geçtiğinde, anında kendiyle karşılaştı. “Aah vay canına!” İnanılmazdı.</p>
<p>Çoğu insan öte tarafa geçtiğinde bu tür bir deneyime sahip olmaz. Adeta o büyük uzun tünelden geçmek zorunda kalırlar, ve kendi pişmanlıklarına bakarlar ve kendi büyükanneleri de hâlâ onları azarlıyordur ve işte böyle şeyler. Ama şunu söylemem gerek, sevgili dostlarım, öteye geçtiğiniz zaman, o “aah vay canına”yı yaşayacaksınız. Fark edeceksiniz – ve belki bunun olması için öteye geçmeniz bile gerekmez &#8211; ‘Siz’in nasıl hemen şimdi, hemen orada olduğunu farkedeceksiniz. Taa oralarda bir yerlerde değil, ama o, aah vay canına, hemen burada.</p>
<p>İşte Steve’in “aah vay canına”sı buydu. “Ben hemen <em>buradayım.” </em>Ve o Ben’im’de, fark ettiği o aah vay canınada, onu benliğinden ayıran şeyin ne kadar ince olduğunu farketti, o kadar inceydi ki – <em>püffff! </em>– sadece üfleyebilirdi ve o yıkılıverirdi. İnsan veçhesiyle Ben’im-liği arasında işte bu kadar ince bir perde. Bu kadar ince.</p>
<p>Ve sonra çok güldü, çok, çok güldü – ama bedeni ölmüştü, onun için kimse görmedi – ama o çok güldü ve dedi ki, “Biliyor musun, şu nefesi almış olsaydım, ve bir an için gevşemiş olsaydım, o ‘aah vay canına’nın şu anda burada olduğunu fark ederdim. Ama fazlasıyla araştırıp incelemeye çalıştım, ve kendi canlı yükselişim için mekanikler ve sistemler geliştirmeye çalıştım ve işe yaramadı. Yoksa eğlendim, ama harika olmaz mıydı,” diyor şimdi Steve, “şu ‘aah vay canına’yı fiziksel gidişimle yüzleşmeden çok önce gerçekleştirebilseydim, harika olmaz mıydı. Şimdi ânındaki o ‘aah vay canına’yı.”</p>
<p>Böylece ben bugün Bay Jobs’u buraya davet ettim, ve o sizin gerçekleştirdiklerinize hayran kaldı. Ne yaptığınızı biliyor, çünkü biz konuştuk, ve şu anda duyumsayabiliyor da. Gerçekleştirdiklerinizin öncü doğasına muazzam bir hayranlık duyuyor. Ve birkaç şey söylüyor, ki Cauldre’ya doğrudan bunlara kanallık yaptırmayacağım, ama onun adına ben konuşacağım.</p>
<p><strong><em>Steve’in Katkısı</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Steve birkaç şey söylüyor. Herşeyden önce, “Ne yaptığınızı farketmenize izin verin. Kim olduğunuzu reddetmekten vazgeçin, çünkü değerli yılları – <em>kendi </em>değerli yıllarınızı, ama bu gezegen için de değerli yılları – harcarsınız. Kim olduğunuzu reddetmekten vazgeçin. Bırakın ihtişamınız ortaya çıksın. Bir binanın tepesine çıkıp da ihtişamınızı haykırmanız gerekse bile, bırakın ortaya çıksın. Kendinizi bir odaya kilitleyip de ihtişamınızı <em>hissetmeniz </em>gerekiyorsa, o zaman öyle yapın. İhtişamınızı reddetmekle kimseye hizmet etmezsiniz. Bu kötü bir oyundur. <em>Gerçekten </em>kötü bir oyun! Çıkmaz sokak olan bir oyun. Bu bir, ah, aptal bir” – evet, tamam, işte söylüyor Steve – “O oyunu oynarsanız budalasınız.” (kahkahalar) “Budalasınız”, diyor. Tamam, peki… ben senden çok daha sakinim, Steve!</p>
<p>Böylece, bunu da söyledikten sonra, devam edelim: “Sizler bu gezegenin vizyonerlerisiniz, ama bunu kendinizin vizyoneri olarak gerçekleştirirsiniz.” Vizyon ya da öngörü, Bay Jobs’un kendine verdiği en büyük armağanlardan biriydi. Gerçi o buraya bu vizyonla geldi, ama onun ortaya çıkmasına da izin verdi.</p>
<p>Vizyona, hissetme yetisine izin verdi, en küçük ayrıntısına kadar değil, ama genel olarak; o bilinci evrimleştirecek şeyi hissedebilme yetisine izin verdi – (bu) masaüstünüzde bir bilgisayar (olarak ortaya çıktı). Bir seferinde, komunist ülkelere bilgisayarlar göndermek konusunda Birleşik Devletler hükümetiyle büyük, büyük bir tartışmaya girişti. Ve elbette, o sonsuz bilgelik yoksunluğu içindeki hükümet dedi ki, “Bunu yapamazsın, çünkü onlar tüm bu güçlü araçlara sahip olurlar.” Oysa Steve’in vizyonu diyordu ki, “Bunu <em>yapmalısınız</em>, çünkü bu herbir insana kendi masaüstünde kendi egemenliğini, bağımsızlığını sağlar. Dünya’ya erişimlerini sağlar. Hakikati açığa çıkartır. Onların muktedir insanlar olmalarını sağlar. Ve muktedir insanlar olduğunda, duvarlar olamaz; eski politik yapılar olamaz; ve enerji dengesizlikleri olamaz. Mac’leri gönderin!” (bazı gülüşmeler, Adamus kıs kıs güler) Onun şirketi için küçük bir reklam koydum araya. (kahkahalar)</p>
<p>Sahip olduğu hayal etme becerisi, insanların daha sonra  bilgisayarları sadece bazı yazılım programları için, ve bir şeyler yazmak için kullanmayacağını, bunun ötesine geçeceklerini de kapsıyordu. (Ona göre) Bilgisayar, bağlantı kurmanın merkezi noktasıydı – insanların kendileriyle ve ikincil olarak da dış dünyayla kurdukları bağlantının; müzikleriyle; yaratıcılıklarıyla; fotoğrafları ve sanat çalışmalarıyla; tüm veçheleriyle. Masanızın üstünde oturan o küçük kutu aslında sizi veçhelerinizle bağlayan, herşeyi çok gerçek bir zamana oturtmanıza, harekete geçirmenize, veçhelerinizle – sanat veçhelerinizle, geçmiş yaşam veçhelerinizle – duyusal bir deneyime izin veren çok parlak bir araçtır aslında – bunu daha sonra hissetmeye çalışın – ama o bir bağlantı noktasıdır.</p>
<p>Ve önemli olan o donanım parçası değil, ama o parçanın temsil ettiği potansiyeller ve neler yapabileceği, ve Steve bu vizyona sahipti. Dedi ki, “Ha, bu arada, sonra insanlar İnternetten müzik satın alabilir ve bağlantılar kurabilir ve kitaplar okuyabilir ve daha bir dolu şey yapabilirler, ama bunlar muktedir kılan araçlardır,” ve o bu vizyona sahipti.</p>
<p>Pekâla, ikinci olarak, kendiniz için bir vizyona sahip olmanızı istiyor. Fazla yaşlı değilsiniz, hiç biriniz. Hiç biriniz. O bedenin ne kadar yaşlı olduğu umurumda değil. Zamanınızın azaldığı yıllara girdiğinizi düşünmeniz umurumda değil. Aslında, o yıllar öngörülü olmak için en güzel yıllardır, çünkü bol bol deneyiminiz olmuştur. Oldukça iyi bir merkezi dengeye sahipsiniz şimdi. Ama aynı zamanda bir dolu da kuşkuya sahipsiniz, ve düşünüyorsunuz, “Of, bu çok enerji (gerektirir).” Hayır.</p>
<p>Vizyoner varlıkların çokça enerjiye ihtiyacı yoktur. Bu yorucu değildir. Zihinsel varlıklar yorulur. Yorulurlar. Yapısal varlıklar yıpranır, tıpkı yapısal parçaların ve makinaların yıpranması gibi. Yapısal insanlar yıpranır, ama vizyonerler yıpranmaz.</p>
<p>“Kendiniz için sahip olduğunuz vizyon nedir?” diye soruyor Steve, ben soruyorum. Sizin vizyonunuz nedir? Yaşam ırmağında akıp hangi lanet şeylerin olacağını merak etmek mi? (Adamus güler) Merhaba Crash (Dave’e hitaben). Kendin için sahip olduğun vizyon nedir – bir şey olsun da ona tepki vereyim diye mi bekliyorsun? Eh, bu sorumluluktan kaçmaktır. Özür dilerim (bir izleyiciye hitaben). Bu sorumluluktan kaçmaktır. Çoğu insan bu şekilde yaşıyor. “Ben bekleyeceğim, neler olacağını göreceğim, ve sonra tepki vereceğim.” Evet. Ya da bir vizyonunuz olur – devasa bir bilinç mıknatısına benzeyen bir vizyon – ki bu vizyon sonra meyve vermek için tüm kaynakları, onun olmasını sağlayacak enerjiyi, insanları, kendine çağırır.</p>
<p>Şimdi, Steven, kaynakları devreye sokmakla ilgili çok şey öğrendi. Ama küçük bir sorunu vardı, bazılarınızın belki ilişki kurabileceği bir sorun. O kılıca tekrar ihtiyacım var. Steve savaşmaya bayılıyordu. Aslından bundan zevk alıyordu, ki bazılarınız da alıyor. Dövüşü seviyorsunuz.  Bu size kendinizi gerçek hissettiriyor. Kılıcınızı, bıçağınızı güzel ve keskin tutuyor. Ama bu şekilde olması gerekmiyor. Mücadele etmeniz gerekmiyor. Kitle bilinciyle ya da – bunu nasıl söylesek – aynı aydınlanma ya da bilinç düzeyinde olmayan insanlarla çatışmaya girmeniz gerekmiyor. Eleştirdiğim için hiç değil, ama gerçekçi olduğum için, öyle insanlar var ki, sadece birkaç yaşamdır ya da belki birkaç yüz yaşamdır buradalar. Onlar… onlar sizin gibi genişlemiyorlar. Hayatınızda buna hoşgörü göstermek zorunda değilsiniz.</p>
<p>Onlar sizin iş ortaklarınız olmayacak, tabii vizyonunuz bu değilse. Onlar sizin iş ortaklarınız olmamalılar. Sizinle aynı vizyon, mükemmellik, tutku derecesine sahip olanlarla çalışmak gibi bir vizyonunuz olabilir. Farklı düzeyde bulunanlarla çalışarak ya da ilişki kurarak dünyayı kurtarmanız gerekmiyor. Onlar neredeyseler oradalar. Kendinizle ilgili bir vizyona sahip olduğunuz zaman, uzun dönemde onlara daha büyük iyilik yapmış olursunuz.</p>
<p>O vizyon nedir? O vizyon nedir?</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Herhangi biriniz buradaki enerjinin çok ilginç bir hal aldığını hissedebiliyor mu? Hm. Evet. David, kılıcımı alabilirsin. Excalibur, David. Excalibur.</p>
<p>Pekâla, güzel. Şimdi, böylece Steven günün geri kalanında bizimle olacak, ve diyor ki, herhangi birinizle, dinleyen herhangi biriyle, burada bulunan sizlerle, bir süre için, bir dereceye kadar tartışmaya açıkmış. Şu anda etrafta oynayıp eğleniyor.</p>
<p><strong><em>Bu Gezegen</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Devam ediyoruz.  Kendi vizyonunuza bakarken, burada ne yaptığınıza bakarken, bu gezegeni bu kadar özel yapan bazı şeyleri de düşünün. Dediğim gibi, sevgiyi, aşkı. Aşk şimdi diğer alemlere girdi, ama burası hâlâ onu başka hiçbir yerde olamayacağı gibi deneyimleme yeridir. Artık kendinize duyduğunuz aşk. Kendinize duyduğunuz aşk.</p>
<p>Çok gelişmiş, entellektüel, ruhsal açıdan aydınlanmış varlıklarla dolu o başka muhteşem gezegenlerin olmadığını ne kadar söylesem azdır. (Öyle gezegenler) Yok. Burasıdır. Bu belki kötü haber ama, burasıdır. Hâlâ o yer(ler)in dışarda bir yerde olduğunu düşünmeyi istemek gibi bir eğilim var. O hemen burada bu andadır – tüm gezegenlerin içinde en evrimleşmiş gezegen ya da boyut (burasıdır). En çok.</p>
<p>Başka konuşmalarda da değindiğim gibi, akılsal olarak daha ileri gezegenler var, ama sevgiden yoksun, duyusal deneyimden yoksunlar. Sahip olabileceğiniz tüm akıl, tüm zekâ nedir? Nedir? Hiçbir şeydir. Çıkmaz sokaktır. His olmadan, içinde bulunduğunuz bu çok yoğun, çok gerçek, çok hissi gerçekliğin bu inanılmaz deneyimi olmadan, o aklın, o zekânın tümü nedir ki? Hiçbir şeydir.</p>
<p>Böylece, sevgili dostlarım, bu gerçekten tüm gezegenlerin içinde en aydınlanmış olanıdır. Hayvan alemiyle bitki alemini ve insan alemini birleştiren tek gezegendir, tek gezegen. Başka hiçbir yerde bu niteliklerin tümüne sahip olan başka bir gezegen bulamayacaksınız.</p>
<p>Burası, çok fiziksel, çok gerçek biçimde, gerçekten kaybolabileceğiniz – kesin kaybolabileceğiniz – ve nasıl çıkılacağını gerçekten hatırlamayacağınız tek gezegendir. Az çok kayboluyormuş oyununu oynayıp da aslında kaybolmadığınız bazı başka boyutlar var. Eğer kaybolmak istiyorsanız, kendinizi yeniden bulmak zorunda kalacak kadar kaybolmak istiyorsanız, o yer burasıdır. (o sırada bir çocuk elektrik düğmesini bulmuş ve ışıkları açıp kapamaya başlamıştır; kahkahalar) Kesinlikle.</p>
<p>Ve burası Gaia tarafından tohumlanmış olan tek gezegendir, tek gezegen. Gaia diğer gezegenleri de dolaşıp tohumlamadı. Sadece Dünya’yı. Bu bazı görkemli, inanılmaz deneyimlere götürür.</p>
<p>Bu, sizin bildiğiniz şekliyle – nasıl desek – yeniden bedenlenmeyi (reenkarnasyon) barındıran tek gezegen. Diğer gezegenlerde yaşam gücü az çok tekrarlanır, az çok yenilenir, ama burası gerçek ölümün ve yeniden bedenlenmenin olduğu tek gezegendir. Bu gezegeni bu denli inanılmaz kılan çok, çok şey var, ve ben yakında bu konuda bir kitap yazmayı umuyorum.</p>
<p>Pekâla, sonraki konumuza geçelim, şunu lütfen… (marker’i Linda’ya uzatır)</p>
<p>LİNDA: Evvet efendim.</p>
<p>ADAMUS: … tahtaya biraz bir şeyler yazalım.</p>
<p>Peki şimdi – buna ne diyelim – gezegenin karşılaştığı sorunlar demeyelim, ama… hadi değişen bir gezegenin koşulları hakkında konuşalım. Değişen bir gezegenin koşulları.</p>
<p><strong><em>Değişen Bir Gezegenin Koşulları </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Bildiğiniz gibi, şu anda çok şey oluyor. Bunu hissediyorsunuz. Bedeninizde, zihninizde hissediyorsunuz; dışarda çok şey oluyor; bu gezegende bundan sonra neler olacağına dair bir dolu kaygı var; şu anda 2012’ye girerken bir dolu dram oluşuyor. Biz tam anlamıyla… biz takvim olarak 2012’de değiliz; enerjisel 2012’deyiz şu anda. Bu bir anlam ifade ediyor mu? (izleyiciler “Evet” der) İyi. İyi.</p>
<p>Başka bir deyişle, takvim aslında fark etmiyor. Tüm o değişim silsilesi, ve sonra arkasında yatan enerjiler ve haberlerde ortaya çıktığını gördüğünüz şeyler şimdiden meydana geliyor. Ama hadi  değişen bir gezegenin meydan okumalarından ya da koşullarından konuşalım biraz.</p>
<p><strong><em>Nüfus</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Önce nüfustan söz edelim. Bugünün başında buna değinildi – yedi milyar. Bu gezegenin nüfusu yedi milyar. Bu gezegen esasında, hani şu 100. çekirge misali şeye ulaşıp da herşey parçalanmaya başlamadan önce yaklaşık 10 milyarla baş edebilir. Peki bu gezegen ne yapacak? 10 milyara ne zaman ulaşacaklar? Aslında şeylerin gidişatına bakınca (bu rakkama ulaşmak) çok yıl almayacak.</p>
<p>Bu, gezegeni bekleyen devasa bir sorun. Bunun bir numaralı sorun olmasının iyi nedenleri var diyeceğim. Ne kadar çok insan olursa, o kadar fazla sisteme ve yapıya ihtiyaç doğar, o kadar fazla kural koymak gerekir, egemenliğe/bağımsızlığa daha az izin çıkar, çünkü giderek azalan kaynaklar vardır. Peki ne olur? Nüfus neden böyle artıyor? Yani, bilirsiniz, insanların şeyi yapmasından başka. (kahkahalar) Neden? Neden?</p>
<p>JOSHUA: Buraya çok fazla melek gelmek istiyor.</p>
<p>ADAMUS: Herkes buraya gelmek istiyor, ve bu, Dünya üzerindeki insanları heyecanlandırıyor, sonra o şeylerini yapıyorlar ve daha çok bebek oluyor. Ama evet, kesinlikle. Giderek daha fazla varlık buraya gelmek istiyor. Böylece bu nüfusa rağmen neredeyse sanki bir saldırı söz konusu – buraya gelmek isteyen varlıkların saldırısı. Ve, biliyorsunuz, sevişme eyleminin ortasında, birisi korunmayı  unutuveriyor, çünkü, bilirsiniz, buraya gelmek isteyenlerin enerjisindeki tüm o belirsizlik yüzünden. Ve insanlar, “Hay aksi, unuttum… bak şimdi ne oldu. Beklenmeyen bir çocuk” diyorlar. Ama evet, kesinlikle.</p>
<p>Buradaki durum böyle, peki bunu rahatlatmanın yolu?  Yeni Dünyalar. Birden fazla. Biz bundan, melekler bu başka yerlerde Dünya deneyimine sahip olabilsinler diye bu yeni dünyaları oluşturmaktan uzun uzadıya söz ettik. Bu yeni dünyalar ille de fiziksel değil, ama çok gerçekler.</p>
<p>Yeni Dünya’nın modelleri ya da kalıpları sizler tarafından yapılandırılıyor. Diyorsunuz ki, “Bunu yaptığımı hatırlamıyorum. Saçma, ben kendi odamı bile temizleyemiyorum! Yeni bir Dünya nasıl oluşturabilirim ki?!” (kahkahalar) Kapıyı biraz açabilir miyiz. Birisi ısınmaya başladı – burası çok sıcak. Tamam. Teşekkür ederiz.</p>
<p>Pekâla, nüfus. Yeni Dünyalar. Bu, gerçekleştirdiğiniz şeylerden biridir. Yeni melekler için bu yeni yerlerin gelişmesine yardımcı olmak. Sadece bu değil, siz orada eğitim de veriyorsunuz. Orada eğitim veriyorsunuz.</p>
<p><strong><em>Finansal</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>İkincisi, finansal (durum). Finansal. Of, ne karmaşa ama; ne kadar da hoş bir karmaşa var bu gezegende. Sahip olduğunuz finansal sistem yaklaşık 500 yıllık. Parçalanalı epey oldu. Yunanistan ya da İtalya ya da diğer ülkelerin herhangi birinde neler olacağı hiç farketmez. Bu Dünya’daki finansal sistemin yenilenme zamanı çoktan geldi geçti. Çoktan geçti. Aslında, şimdiden çökmüş halde. Hepimiz buradayız. Siz hâlâ yemek yiyor, yakıt alıyor ve zaten yaptığınız şeyleri yapıyorsunuz. Bu iskemlelerde oturmak için paralar ödüyorsunuz, oysa… (birisi bir yorumda bulunur, kahkahalar) Evet, o onu almalı. Evet. İşte bu kadar. İşte bu kadar. Bugün kolay biriyim. (kahkahalar) Siz gülüyorsunuz, ben ödül veriyorum.</p>
<p>Yani bu, türlü açılardan, olması gereken bir şeydi. Bir dengesizlik vardı, ve bir – benim deyimimle – haksız dağılım vardı. Ve bu öyle büyük bir komplo falan değil, ama… finansal enerjiyi akışta tutma, hep akmasını sağlama yetisi, dengeden çıkmıştı.</p>
<p>Şu anda olan ise şudur, belli bir insan grubu <em>kendi </em>iflasını keşfediyor. Bu sizlersiniz. (kahkahalar) Finansla ilgili kendi hüsranlarını, bollukla ilgili kendi hüsranlarını (keşfediyor), tıpkı sizin yaptığınız gibi. Sizler bunu oldukça ilginç ve güzel bir yoldan yaptınız, oldukça yeni bir durumu keşfedeseniz diye bundan kişisel olarak geçtiniz. O parasal enerjiyi yaşamınızda bloke ettiniz, ve bunu yaparken de gerçekten iyi bir iş çıkardınız. Bolluk arızası için bir Adamus Ödülü almalıydınız. (kahkahalar)</p>
<p>Peki sonra ne olacak? (birisi Steve Jobs’a değinir) Evet ya, “Steven” haklı. Bugün buradaki konuşmamızı birazcık etkiliyor.</p>
<p>Peki sonra ne olacak? Sonra ne olacak? Eh, o enerjilerin yeniden akmasını sağlamak zorunda olduğunuzu öğreniyorsunuz. Onları hareket ettirmeniz gerekiyor. Kendi içinizde yeni bir dağıtım yapmanız gerekiyor, ilk önce de ona sahip olabileceğinize, onun kötü olmadığına kabul vererek. O sizi bir yirmi yaşam daha burada tutmayacaktır. Bu yaşamın geri kalanından çokça keyif almanıza yardımcı <em>olacaktır. </em>Kesinlikle.</p>
<p>Böylece genel bilince yardım etmenin bir yolu olarak, ama bunu da çok kişisel bir düzeyde alarak bir dolu şaşkınlık ya da korku sorunundan, ve diğer herşeyden geçtiniz. Peki şimdi ne yapacaksınız? Şimdi ne yapacaksınız? Oturup piyangoyu mu bekleyeceksiniz? Para perisini mi? Beni mi? Ne yapacaksınız? Ne yapacaksınız? (türlü yorumlar gelir, David “Yaratmak” der) Yaratmak! Kesinlikle. Teşekkür ederiz, David. Ve o bir… eh, herhalde zaten bin tane Adamus Ödülü’n olmalı, ama kesinlikle, yaratmak. Ve siz arkadakiler, eğer üşüdüyseniz kapıyı kapatabilirsiniz… dışarı çıktıktan sonra. (kahkahalar)</p>
<p>Biliyor musunuz, söylemem gerekiyor ki, başım dertte. Bugün gerçekten başım dertte. Sandım ki nazik ve saygılı olup sahneyi biriyle paylaşacağım. Ama şimdi herşeyi kendilerine istiyorlar. (kahkahalar) Belki de kanal olacak birini arıyordur. (Adamus ve izleyiciler güler)</p>
<p>Pekâla, nerede kalmıştık? Ha, finans. Kendi finansınız, paraya ilişkin kendi sorunlarınız – bunların tümünden geçtiniz, ve şimdi yapacağınız şey, sadece yaratmaya başlamaktır. Yapmanız gereken tek şey bu. Yaratmak. Hepsi bu. Gerçekten. Gerçekten gidebileceğiniz sınıflar falan yok, tabii… ben herhalde bir sınıf vereceğim, ama ona gitmek zorunda değilsiniz. (kahkahalar)</p>
<p>SART: Kaç para olacak bu?</p>
<p>ADAMUS: Çok! Çok! (kahkahalar) Evet. Bolluk garantisi verilecek aksi halde paran yaşamının sonunda iade edilecek. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Basit bir şey – yaratmak. Bu hem sizin için hem de bu Dünya için geçerlidir – yaratmak.</p>
<p>Steven Jobs harika bir yaratıcıydı – harika bir yaratıcı, birçok fikri, birçok vizyonu vardı – ama sorun şuydu, bildiğiniz gibi, onu burada nasıl gerçekleştirirsiniz? Nasıl üretirsiniz? Bu, üzerinde düşünülecek bir şey. Onu nasıl üretirsiniz? Eh, kendinizi iyi insanlarla, verimli enerji sistemleriyle işte o zaman <em>uyumlarsınız. </em>Ve Steven’in meşhur olan yönlerinden biri de, kalitenin olmayışına duyduğu tahammülsüzlük, tutkunun olmayışına duyduğu tahammülsüzlüktü. Başka bir deyişle, buna kendi içinizde tahammül göstermeyin. Kendi içinizde yan çizmeyin. Kendiniz için artık en iyisinden azına razı olmayın.</p>
<p>Ve bunu yapıyordunuz. Bazılarınız bunu yadsıyacak, ama kesinlikle yaptınız – “Eh, bu yeterince iyi.” Hayır, değil. Hayır, değil. Gerçekten en iyinin daha azını hak ediyor musunuz? Şunu demek istiyorum, kendinize karşı dürüst olun, yani kendinize ya da size en iyisinden daha azını verir miydiniz? Kesinlikle hayır. O zaman bunu yapmayın. Buna hoşgörü göstermeyin.</p>
<p>Ve birkaç yıl önce dediğim gibi, başkalarıyla pazarlık etmeyin. Sizin için neyse odur. Kalitesizlikle pazarlık etmeyin. Hepiniz yaşamınızın kaliteli olmasından yola çıkıyorsunuz – sevgiyle ve şu güzel, duyusal doğanızla, ve sonra başka insanlarla yaptığınız pazarlıklar yüzünden kendinizi bundan çekiyorsunuz. Bunu bağışlayıveriyorsunuz. Yapmayın! Yapmayın! Sakın yapmayın. Ve, tekrarlıyorum, 25 yaşında olmanız, 50 ya da 80 yaşında olmanız umurumda bile değil. Asla geç değildir. Asla geç değildir.</p>
<p><strong><em>Yiyecek</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Listemizdeki sonraki konu – evet, finansal – sonraki. Ben buna, hadi buna yiyecek diyelim. Aslında tarım, ama yiyecek. Bu gezegenin yüz yüze olduğu bir yiyecek sorunu yok – bu gezegende açlıktan ölen tek bir insan olmamalı, hiç olmamalı – gezegenin karşı karşıya olduğu bir dağıtım sorunu var. Hemen şu salonda yiyecek yetiştirebilirsiniz – inanılmaz yiyecekler, gıdası olan yiyecekler. İçinden besin değeri alınmış yiyecekler değil, ama gıdası olan, üstelik tadı da güzel yiyecekler. Evet, tadı Dorito gibi olabilir ve yine de yüksek bir besin değerine sahip olabilir. Olabilir. Gerçekten olabilir.</p>
<p>Ama ne oluyor? Çoğu kez politik yapılar yüzünden dağıtım kesiliyor. İşte onun için gezegende açlıktan ölen insanlar var. Neden? Açlıktan ölmek üzere olan insanları kontrol etmek daha kolaydır. Karınlarında bir sürü yiyecek olduğunda, birdenbire, akılları başlarına geliverir. Birdenbire, özgürlük ve egemenlik ya da bağımsızlık ve Mac bilgisayar gibi şeyler isterler. Böylece… (kahkahalar) İki etti, Steve. İki etti. Bugün hakkın üç. Bu kadarlık para verdin. (kahkahalar)</p>
<p>Yiyecek ve dağıtım; gezegen 10 milyara yaklaşırken, biz hükümet kontrollerini kaldırmadıkça, biz engelleri yıkmadıkça, ekip biçilmediği halde para ödemekten vazgeçmedikçe, bu sorun daha da vahim bir hal alacak.</p>
<p>Ülkeler ve hükümetler arasında başka ne tür kanunlar ya da duvarlar yaratılacak umurumda değil, ama tüm gıda düzenlemelerinin ve tüm gıda tarifelerinin ve ithalatların ve kısıtlamaların kaldırılması gerekiyor. Bu gezegende herhangi bir açlıktan ölümün olması gerekmiyor. Ve eğer varsa, bu doğrudan liderlerin hatasıdır. Liderlerin hatası.</p>
<p>Yiyeceği her yerde yetiştirebilirsiniz – dolabınızda, bodrumunuzda, terasınızda, her yerde. Ve enerjisel kısıtlamaların bazısı kaldırıldığında, şirketler tohum geliştirmeye daha çok yatırım yapacak – daha besleyici olan ve daha az su gereksinen ve tüm o kimyasal gübrelere ihtiyaç duymayan, enerjisel olarak böceklere ve bitlere dirençli, ve enerjisel olarak mikroplara, mantara dirençli tohumlar. Ve bu hemen burada, dostlarım. Hemen burada.</p>
<p>Ve, ödün vermeyen ve geri adım atmayan bir vizyoner grup var, ve onlar diyor ki, “Bunu önce kendimiz için imgeleyeceğiz – <em>önce kendimiz için. </em>Şu aptalca diyetleri bırakacağız.” O aptalca diyetlere (perhizlere) devam ettiğiniz zaman, bu bir gıda dağıtım sorunu olur. Evet, bu diyetleri deneyen her biriniz, yiyecek vasıtasıyla enerjinin doğru dağılmasını kısıtlayan hükümetlerin yaptığı lanet şeyin aynını yapıyorsunuz. Evet! Hah! Ver bana… (kılıcı tutar ve  etrafta sallamaya başlar) sadece… (kahkahalar) İşte böyle, hah!</p>
<p>Böylece, kendiniz için o gıdaların bedeninize girdiğini, sahip olduğunuz tüm o çılgın kısıtlamalar olmadan Bilinç Bedeni’ni verimli bir biçimde beslediğini imgelerseniz, ve bedeninizin onu olması gerektiği gibi ve nasıl yapılacağını bildiği gibi işlemden geçirmesine izin verirseniz, bu doğal akışa izin verirseniz, onu kendi içinizde yaratırsınız ve bu kitle bilinciyle de paylaşılmış olur. Ve o zaman bu tür şeyler de azalmaya başlar.</p>
<p><strong><em>Din</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Listedeki sonraki konu. Aa, bunu yazmam gerekiyor. Din. Din. Ben dine karşı değilim. (kahkahalar) Ama, tıpkı finansal sistem gibi, o da uzun zamandır değişmedi. Siz bu gezegende en az altı, yedi bin yaşındaki, daha da eski değilse, dinsel bir inanç sistemi, dinsel bir bilinç içindesiniz. Fazla değişmedi. Gerçekten değişmedi. Grupların adları değişti, liderler değişti, ama <em>o </em>değişmedi.</p>
<p>Dinler zihinseldir, insan işidir, ve dinlerde Tanrı’yla ilgili çok, çok az şey var diyecek kadar ileri gideceğim. Çok az şey. (birisi “Oley!” der) Çok… evet ya, oley. (bazı alkışlar ve tezahürat) Ver onu bana… bana o kılıcı ver! Evet! (Adamus yeniden kılıcı sallar, kahkahalar) Çok az. Ve…Arrghh!! (kılıcı David’e geri verir) Teşekkür ederiz, David. Sen kılıç tutucususun bugün.</p>
<p>Bunu, bu değişen gezegenin en önemli koşulları arasına koymamın nedeni, değişmesi gerektiği içindir. Birkaç önemli şey var, ve siz bunu biliyorsunuz ve hissedebiliyorsunuz, çünkü içinden geçtiniz.</p>
<p>Herşeyden önce, dinler bugün oldukları gibi, erille dişil arasındaki o dengesizlikle – o dramatik, muazzam dengesizlikle – var olamazlar. Olamazlar. Onların kiliselerde bile o koşullara sahip olmalarını akıl almaz. Aynı şekilde, sadece dişile – sadece İsis’e – dayalı bir dine de sahip olamazsınız. İsis bunu zaten yapmazdı ama yapamazdınız. Bu, erille dişilin dengesiyle ilgili, çünkü bunlar birarada Tanrı<em>dır</em>, Ben’im’<em>dir. </em>Birini dışlayamazsınız.</p>
<p>Dinler, bir dolu etkili konuşmaları, kuralları, dengesizlikleri yüzünden, şu anda olması gereken bilinç patlamasını geri tutuyorlar.</p>
<p>Ve ikincisi de, dinlerin listede olmalarının sebebi, sizinle Tanrı arasında bir aracı vazifesi görmelerinden ötürü. Tanrı hemen buradadır. Şunu demek istiyorum, hemen… (parmaklarını göğsüne koyar) hemen burada. Buradan buraya gitmek için bir aracıya ihtiyacınız yok! (eliyle kafasını sonra kalbini gösterir, kahkahalar) Sadece güzel derin bir nefes alıp kendi kafanızdan çıkmanız gerekiyor. Ama bu aracıya sahip olmak, tüm o yan yollara sapmak zorunda kalmak, ki her türlü kurallara ve dualara ve düzenlemelere ve ıstıraba ve diğer herşeye sahipsiniz, tümüyle dikkatinizi dağıtıyor, sizi tümüyle yoldan çıkartıyor. Ve bu öyle bir yol ki, çıkması zor, çünkü bir dolu hipnozla, bir dolu cinsel enerjiyle yüklü. Öyle. Bir dolu korku ve eski inanç sistemleriyle yüklü.</p>
<p>Bu durumlarla burada olan şudur, çiçek açmaya, açılıp ileri atılmaya hazır bir bilinç var, bu şeyler onu dinle geri tutuyorlar. Peki bunun sizinle ilgisi ne? Aslında kendi kurallarınızın dışına çıkarak, kendi abartılı konuşmalarınızın dışına çıkarak, oldukça iyi bir iş başardınız. Bazılarınızda hâlâ makyo’nun, o ruhsal palavralarınızın kalıntıları var, ama o makyo’da olduğunuz zaman, biz oldukça iyi tartışmalar yapıyoruz, özel olarak, ve bazen de gruplarla. Bunların tümünün büyük bir saçmalık olduğunu fark etmeye başlıyorsunuz. Gerçekten öyle.</p>
<p>Ruhsallık (spiritüellik) o kadar basit ki. Herhangi bir şey öğrenmeye, araştırıp incelemeye ihtiyacınız yok. Kurslara para dökmenize ihtiyacınız yok. Bir guruyu takip etmeye ihtiyacınız yok. O guru herhalde herhangi birinizden daha az aydınlanmıştır, ama o büyüye sahip çünkü sizin – aa, Steve budalalığınız diyor (kahkahalar) – (çünkü) guru hayranlarından para ve güç ve hayranlık çekmeyi beceriyor.</p>
<p>Ben diyorum ki, Steve’in söylediği şeye rağmen, diyorum ki, bunun nedeni, birçok insanın – sizler değil – ama birçok insanın o sorumluluğu almaya pek hazır olmamasıydı. Onun için kiliselere takılıyorlar. Siz aslında bunu aşarak örnek alınacak bir iş, harika bir iş çıkarttınız.</p>
<p>Listedeki sonraki konu – şu koşulların. Ve beni (saat) 18.00’de durdurun. Daha ileri gitmek istemiyorum… (kahkahalar)</p>
<p><strong><em>Enerji</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Enerji. Enerji. Bu, bu gezegende devasa bir sorun. Devasa. Belki de listede birinci sırada olmalıydı, ama herşey de birinci sırada olamaz ki. Enerji.</p>
<p>Dünya’ya delikler deliyorsunuz, ve Dünya da bunu özellikle sineye çekmeyecektir. Geçen gün bir soru soruldu, Dünya’yı deldiğinizde  ve bir deprem olduğunda, küçük bir deprem olsa bile, ikisi arasında bir bağıntı var mı? Steve? <em>Hadi canım! </em>Bunu bilmek için Reed College’den terk olman gerekmiyor, “Hadi ya, evet ikisi arasında bir bağıntı var.”</p>
<p>Pekâla enerji. Devasa bir sorun. Sadece gerçek değil, aynı zamanda sembolik bir sorun. Petrol bitiyor. Ve türlü şeyler yapmaya çalışıyorlar – kayaları eziyorlar ve birazını onlardan çıkartacaklarını, ve bunun bir süre daha idare edeceğini umuyorlar. Güneş panelleri kuruyorlar. Birileri zengin oluyor, çok sayıda insan enerji üretmiyor, benim alçakgönüllü görüşüme göre. Ya da rüzgar türbinleri. Bu güzel bir çaba, ama aslında israf, çünkü o enerjinin geleceği yer orası değil.</p>
<p>O, zaten burada olan unsurların basit simyasından gelecek. Temel şeyler, ışık gibi ve karbon gibi ve atomik yapı gibi, ve sonra da bunu sadece farklı, şimdilerde yapılandan farklı bir biçimde dönüştürmek.</p>
<p>Bu Eski Enerji  tam anlamıyla, yani tam anlamıyla demek istiyorum, Eski Enerji, eski dinazor kemikleri, <em>sizin </em>kemikleriniz. Benzin falan alırken bunu hiç düşünüyor musunuz – “Bu benim kemiklerim, başka bir yaşamdan!” (kahkahalar) Bununla mı süreceksiniz arabayı? Aaah! Veçhelerinizin sizi sevmemelerine hiç şaşmamalı! (kahkahalar)</p>
<p>Böylece, enerji bu gezegende bir sorun, ama aslında değil. Aslında değil, ve şaşırtıcı olan da bu. O atılımın olmasına şu kadarcık kaldı (küçücük bir mesafeyi gösterir) Soru şu, bilinç o atılım için hazır mı? Tüm unsurlar orada. Bir dolu laboratuvar çalışması yapılıyor, bir dolu güzel kuramlar var, bazı çok Yeni Enerjilerle, temiz enerjiyle, göreceli ucuz enerjiyle, ve nükleer enerjinin tersine gezegeni havaya uçurmayacak ya da birçok kötü artığı geride bırakmayacak enerjiyle ilgili hemen şu anki Şimdi zamanında kayıtlara geçen patentler var. Çok kolay ve ucuz (enerji).</p>
<p>Onun gerçekten hemen burada olduğunu söyleyebilirsiniz. Ama soru şu, nüfus ve finansal sistem ve dinler ve diğer herkes bununla baş edebilir mi? Soru bu. Birdenbire dışardaki tüm o güç hatlarını indirebilseniz, arabanızdaki o eski motoru çöpe atabilseniz, Eski Enerji dağıtımını destekleyen tüm o altyapıdan kurtulabilseniz, ne olurdu?</p>
<p>VINCE: İşsizlik.</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle! Teşekkür ederiz, Vince. Yoğun bir işsizlik. Ve yalanları kadar değerli hangi politikacı işsizlik ister ki? (kahkahalar) Hiç istemez! Çünkü işsiz insanlar iyi seçmenler değildir. Hayır, iyi seçmen değildirler. Kimseye ya da hiçbir şeye sadakat borçları yoktur.</p>
<p>Böylece tam anlamıyla öyle bir bilinç var ki – bu bir komplo teorisi değil, ama onu destekleyen merkezi bir organizasyona ya da gruba sahip olmayan bir bilinç, Dünya bilincinin parçası olan bir bilinç – bu konuda geri duruyor. Bu biraz garip bir şey. (O enerji) hazır, ama gezegende bildiğiniz şekliyle süren yaşamı değiştirir. Herkes enerji açısından egemen ya da bağımsız olurdu. İnanılmaz. Şu anda var olan o kirlilik düzeyleriyle, ve tabii bununla elele giden o yeşilci politikalarla da uğraşmanız gerekmezdi. Ve bu (enerji) var, dostlarım. Var.</p>
<p>Eğer bu enerji bağımsızlığı olsaydı, tüm destekleyici altyapıyı değiştirirdi. Aslında, alçakgönüllü görüşüme göre bu, gezegende eşi benzeri görülmemiş yeni bir yaratıcılık düzeyine götürürdü. İnsanlar, sizin gibi insanlar ve fikirleri olan başkaları ortaya çıkardı – şimdi ansızın, ucuz, neredeyse bedava, temiz enerjiye sahip olurdunuz – neler yapabilirdiniz? İnanılmaz olurdu.</p>
<p>Pekâla enerji konusu: bu bir dünya sorunu. Peki ne yapacağız? Kılıcımızı çekip, eskide kalmak istediği için gerçekten geri tutan bu kötü bilincin üzerine mi yürüyeceğiz? (izleyiciler “Hayır” der) Hayır. Hayır, gerçi eğlenceli de olabilirdi ama. (kahkahalar) Ama hayır. Dönüp kendi enerjimize bakarız.</p>
<p>Siz hâlâ Eski Enerji kullanıyorsunuz, ve ben burada fosil yakıtından söz etmiyorum. Ben ışık enerjisinden, kozmik enerjiden, onu bedeninize getirme, beyninizde işlemden geçirme, yaşamınızın bolluğuna katmanız biçiminden söz ediyorum.</p>
<p>Yeni Enerji hemen burada. Bu kılıca <em>bayılıyorum! </em>(kahkahalar) Yeni Enerji hemen burada, hemen şimdi. O… özür dilerim… o şu anda omuzlarınızda. Etrafınızda asılı. Hemen burada, başlarınızın üstünde. Hemen orada, ama onu buraya getirmiyorsunuz. Neden? Çünkü bilmek istiyorsunuz ki… önce kitabını okumak, sonra seminerine (workshop) gitmek, sonra da bir garanti istiyorsunuz, ve sonra yine de ona tedbirli yaklaşıyorsunuz. Diyorsunuz ki, “Tamam, Yeni Enerjiyi duydum, ama, bana önce bildiklerini bir anlat bakalım.” E şimdi anlattım ya. (bazı kahkahalar) Hepsi bu.</p>
<p>O yenidir. Tümüyle farklı iş görür. Titreşimsel ya da karşıt enerjilere dayanmaz. O genişleyicidir. İlişkisel değildir.</p>
<p>Eski Enerji ilişkiseldir. Her zaman kendini daha önceki bir deneyimle ilişkilendirir. Kendini o şekilde inşa eder. Yeni Enerjiye tümüyle ilişkisel-olmayan deniyor. Onunla bugün bir şey deneyimlersiniz, size belli bir sonuç verir, ve sonra yarın tümüyle farklı bir biçimde hareket eder. Ve siz derin bir nefes alır şöyle dersiniz, “Buna hazır mıyım, bilmiyorum. Şeylerin oldukça öngörülebilir olmasından hoşlanırım, ama şu anda olduklarından birazcık daha güzel olsunlar.”</p>
<p>(Linda ona zamanı gösterir) Lanet olsun! Birisi saatleri değiştirmiş! (kıs kıs güler) Peki, teşekkür ederim.</p>
<p>Pekâla, ne yapmalı? Siz vizyonerlersiniz. Vizyonerlersiniz. Kendiniz için Yeni Enerji deneyimini imgelediniz, zihninizle değil, zihinsel işlemle değil, ama temelde onu seçerek, kaybedecek neyiniz var diyerek. Kaybedecek neyiniz var? Tıpkı Bay Jobs’un yaptığı gibi, “Şu küçük müzik aygıtlarını ortaya koymakla kaybedecek neyim var? Kaybedecek neyim var? Neden olmasın? Ha, benim hakkımda kötü şeyler yazacaklar,” diyor, “ama zaten yazacaklar. O zaman neden ortaya koymayayım, ve iş görecek olursa, o zaman hakkımda gerçekten güzel şeyler yazabilirler.”</p>
<p>Böylece, sevgili dostlarım, kendi enerjiniz açısından, eskiden kurtulun. Yeniye izin verin. Yaşamınızın bir parçası olmasına izin verin.</p>
<p><strong><em>Çevre</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Listedeki sonraki konu… Offf! Bunu çabuk çabuk yapmam gerekiyor. Tamam.</p>
<p>Listedeki sonraki konu – çevre. Öyle çok büyük bir endişe değil ama bir gözümüzü üzerinde tutmamız gerekiyor. Gaia muazzam bir kendini arındırma, kendini dengeleme becerisine sahip. Ancak bu çoğu kez insan yaşamına mâl oluyor – yüzlerce, binlerce, milyonlarcasına. Atlantis’e bakın. Gaia nasıl arınacağını biliyor, ama o gidiyor. Soru şu, çevreyi nasıl temizleyeceğinizi <em>siz </em>biliyor musunuz?</p>
<p>Şimdi, çevreye yardımcı olacak büyük bir şey, Eski Enerjiyi bırakmak ve parasal durumların eski biçimlerinden çıkmak olurdu. Bunun muazzam bir etkisi olurdu. Ama bu gezegen o on milyarlık nüfusa yaklaşırken, bunun, çoğu insanın farkettiğini sandığımdan daha büyük bir çevresel etkisi olacak.</p>
<p>Vizyonerler olarak bunu kendi benliğinizle ilişkilendirebilirsiniz. Bu sizin fiziksel varlığınız, öncelikle, kendi bedeniniz, ve burada soru şudur, kendinizi nasıl temizler, arındırırsınız? Kendinize nasıl bakarsınız? Öyle garip diyetlerle değil. Ve aslında Bay Jobs da – tüm o tuhaf diyetlerin tuhaf bayı da &#8211; bunu onaylıyor ve bu, bununla ilgili değildir. Bu, kendinizle başbaşa biraz sessiz zaman geçirmenizle, bedeninize kendi arınmasını yapmasına, kendine bakmasına izin vermenizle ilgilidir. O bu zekâya sahiptir. Nasıl yapılacağını bilir. Sadece bunu gerçekleştirmesi için vereceğiniz izni gereksinir.</p>
<p>O kanseri temizleyecektir, sıkışıp kalmış eski enerjiyi temizleyecektir. Hatta, sonradan kullanılmak üzere enerjiyi depolamış kısımlarını bile temizleyecektir. Onları temizleyip atacaktır, ki bu başlarda biraz kullanışsız ya da zorlayıcı hissedilecektir, çünkü bedeninizde artık enerji için depolara ihtiyaç duymaz olursunuz. Yeni Enerji çokça Şimdi’dedir, böylece tüm o eski depo yerlerini gereksinmezsiniz.</p>
<p><strong><em>Eğitim</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Bu arada, biz burada bir liste geliştiriyoruz – ve ben şu anda çok, çok hızlı konuşuyorum, pardon çevirmenler; onlar gülüyor – çünkü biz bu listeyle çalışacağız. Sırada olan sonraki konu ki bu önemli bir konudur ve birinci sırada olması gerekirdi, ama herşey de birinci sırada olamaz – ya da olabilir – eğitim.</p>
<p>Bu gezegendeki eğitim – ona gerçekten katkıda bulunanlardan özür diliyorum – ama eğitim aslında felaket bir halde. Ve bunu, öğretmenlerin tutkusunu, onların hizmet etme arzusunu kastederek söylemiyorum, ama kullanılan yöntemler yüzünden söylüyorum. Bu yöntemler lineer. Zihinsel. Ve bu ilginçtir, çünkü öğrendiğiniz gibi, zihinsel aktivite kendi başına uzun süre dayanmaz. Zihin kendini unutuverir. Öğrendiğiniz zihinsel şeylerin hepsini unutuyorsunuz, ama duygusallık ya da dram, yaşam deneyimi, araçlar, bu gibi şeyleri hatırlıyorsunuz. Zihinsel şeyler, <em>püfff, </em>gidiverir. O kadar önemli değildir.</p>
<p>Şu anki eğitim zihinsel aktivitelere odaklanıyor, çok, çok zihinsel. Elinizi bir kitabın üzerine koyarak ve onun özünü hissederek, oturup da kitabı yutmaktan çok daha fazlasını öğrenirsiniz, gerçekten. Ona gömülürseniz, okur, hisseder, gözlerinizle görür, zihninizden geçmesine izin verir, ama aynı zamanda katılımcı olursanız, gerçekten çok şey öğrenebilirsiniz. Gerçek öğrenme budur.</p>
<p>Böylece kendiniz için, vizyonerler olarak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip kendinizin vizyonerleri olarak, hepinize meydan okuyorum, sadece eğitim sistemine kusur bulmayın. Bu işin kolay yanıdır. Herkes yapabilir. Çok kolaydır. Ama yeni öğrenme (biçimi) nedir? Yeni öğrenme (biçimi) <em>sizin için </em>nedir? Çocuklarınız için değil, başka Şambralar için değil, bazı okullar için değil, ama sizin için. Öğrenme şeklinizin yeni biçimi nedir? (izleyiciler, “Deneyim”, “Potansiyeller”, “Sezgi”, “İmgeleme” vs gibi yanıtlar verir) Yukarıdakilerin tümü. Yukarıdakilerin tümü. Ve ben buna bir şey daha ekleyeceğim – içine almak, içine çekmek. Onun zihinden geçmek zorunda kalması değil de, enerjisel olarak onu içinize alma becerisi. Dediğim gibi, bir kitabı alıp enerjilerini içinize çekebilir, soğurabilirsiniz.</p>
<p>Şimdi, zihniniz diyecek ki, “İyi ama, biliyorsun, sonra ben sana bir sınav vereceğim ve sen, bilirsin işte, kitaptaki herşeyle ilgili olguları ve rakkamları falan bilebilecek misin?” İlgisi yok! Kesinlikle ilgisi yok. Olgular unutulur. Olgular unutulur.</p>
<p>Yeni eğitim sezgiyle ilgilidir. Bir hisle, bir deneyimle ilgilidir. Özle ilgilidir, olgularla değil. Ve şöyle de komik bir şey olur, birisi bir kez onun özünü almaya başladı mı… (tekila şişesini eline alır, kahkahalar) zamanı geldi mi?</p>
<p>Şundan, bu tekila şişesinden onun özünü çıkartıp alabilir ve onu hissedebilirsiniz, ve biz bunu bir dakikaya kadar elden ele geçireceğiz – açılmış ya da açılmamış olsun, farketmez – onu hissedebilirsiniz. Ha, eh hadi açıverelim ve bir yudum almak isteyen herkese dağıtalım lütfen. Biz burada öğreniyoruz. Eğitimimiz bu. (kahkahalar) (izleyiciler “Yaşasın” diyerek karşılık verir, birkaç alkış) Evet, böylece herkes için bardak temin edebilirsek ve elden ele dolaştırabilirsek lütfen, ve David, şişenin tepesini kesmek için şu kılıcı kullanabilirsen lütfen. (kahkahalar) Evet.</p>
<p>Hayır, cidden, ve ben bunu biraz şaka yollu kullanıyorum, yani bunu öğrenmeye bir örnek olarak kullanıyorum. Onu bardağa dökmeden önce, şişeyi ve şişedeki tekilanın özünü hissedin. Onun özünü hissettiğinizde, gerçekten hissin içine dalın. Yani basitçe özünü hissetmek, demek istiyorum. Zihinsel olmayın; sadece hissedin. Sonra, bardağa azıcık koyun ve şişeyi yanınızdakine geçirin ki o da bir yudum alabilsin.</p>
<p>EDITH: Sen onu bir yudum almadan hissedebiliyor musun?</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Kesinlikle, ama bir yudum alacaklara ya da gerçekten bardağı dikecek olanlara (diyeceğim ki), önce özünü hissettiğiniz zaman, deneyimin birdenbire farklı bir hal aldığını, daha doyurucu olduğunu keşfedeceksiniz. Öğrenmek de aynı şekilde… öğrenmek de aynı şekilde. Bir kitap tıpkı bir tekila şişesi gibidir. Onu hissedersiniz. Özünü hissedersiniz.</p>
<p>Sonra, kitabı okuduğunuz zaman, çok daha fazlası olur. Ondan çok daha fazlasını alırsınız. Gerçek öğrenme sistemi budur – öz ve deneyim. Şu anda eğitim sadece olgular ve rakkamlardan oluşuyor, oysa öz ve deneyim (olmalı).</p>
<p>Pekâla, hemen listemize devam ediyoruz. Neredeyse bitirmek üzereyiz, ve sonra ben bunların hepsini parlak bir noktaya getireceğim.</p>
<p><strong><em>Liderlik</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Liderlik. Liderlik. (birisi ellerini çırpmaya başlar) Aa, ellerini şimdiden çırpma. Bu acıtacak. Güzel. (izleyiciler tekilayı bardaklara doldurmaya başlar)</p>
<p>EDITH: Önce Adamus. (birisi Adamus’a birazcık tekila uzatır)</p>
<p>ADAMUS: Linda’ya ver.</p>
<p>GARRET: Burada fazla bir bardak var. Fazla bardak var.</p>
<p>ADAMUS: Burada birkaç bardağa daha ihtiyacımız var lütfen. Sadece birkaç dakikamız kaldı. Yapacak çok işimiz var.</p>
<p>Pekâla, liderlik. Liderlik. Şu anda… (Linda tekilanın tadına bakar ve suratı buruşur, kahkahalar) Özünü hissetmedin!</p>
<p>LİNDA: İnsanın gözü yuvasından uğruyor.</p>
<p>ADAMUS: Özünü hissetmedin. (kahkahalar) Öylece yuvarlayıverdin. Duyusal bir deneyim yap onunla. Duyusal bir deneyim edin. (Adamus bir yudum alır) Ahhh… ooo, bu iyi geldi. Gördün mü? Bu çok duyusaldı. Şunu bir daha deneyeyim. (bir yudum daha alır)</p>
<p>LİNDA: Ben deneyeceğime sen dene.</p>
<p>ADAMUS: Ah! Güzel. Bu yüzden on dakika önce haber verin, herşeyi kesin dedim, çünkü sarhoş olacağım. (kahkahalar) Bunun geleceğini biliyordum.</p>
<p>Liderlik. Şu anda dünya üzerinde – bu dünyada – gerçekten iyi liderler yok, bu ister iş dünyasında, ister hükümetlerde ya da başka yerlerde olsun. İnsanlar lider olmak üzere öne çıkmaya korkuyor. Bay Jobs kendi açısından az çok bir liderdi. Birkaç şeyi herhalde farklı yapardı, ama o bir vizyonerdi ve en azından kendine liderdi.</p>
<p>Bu gezegende kimlerin liderlik etmesini istediğinizi, gerçek Bayrakların kimler olduğunu, ister hükümette ister dinde ya da iş dünyasında, düşünecek olursanız, şu anda fazla kişinin olmadığını görürsünüz. Bu değiştirilebilinir. Bu, sizlerin kendinize lider olmanızla değiştirilebilinir. Hadi canım. Hah! Hadi canım! İşte bu yüzden bunun önemli olduğunu söyledim. Bu herhalde… din (dersinizden) “A” alırken, kendine-lider-olma (dersinizden)  herhalde “C-“ ya da daha aşağı bir not alırsınız. Bu konu sıralamada alta düşenlerden. Liderlik etmenize izin vermediniz. Bir dolu veçheniz var ki, eh, sanki mülteci kampını idare eden tutsaklar gibiler. (bazı gülüşmeler)</p>
<p>Tüm o faaliyetler devam edip duruyor, ama sorumlu aslında kim? Bir anlamda ona direniyorsunuz. O sorumluluğu almak istemiyorsunuz. Başkalarını suçlamak daha kolay. Başkalarını izlemek, takip etmek daha kolay. Onun için de liderlikten kaçınıyorsunuz.</p>
<p>Ben sizden şimdi imgelemenizi istiyorum, kendi liderliğinizi imgelemenizi. Bu nasıl hissediliyor, yani kendine liderlik etmek, kendi benliğin olmak? (Linda ona yeniden zamanı gösterir) Biz bu şeyler için zaman tutmamalıyız. Bunun Şimdi ânında, çok akışkan olmasına izin vermeliyiz.</p>
<p>Böylece, kendinin lideri olmak – bu zor bir konu, çünkü siz mutlak şekilde kendinize güveniyor değilsiniz. Seçimlerde aday olsaydınız herhalde kendinizi seçmezdiniz. Kendi lideriniz olmanın gereklerini yerine getirebileceğinizden emin değilsiniz, onun için de hep öteliyorsunuz. Başka birine, başka bir şeye, başka bir zamana öteliyorsunuz. Şu anda bile öteliyorsunuz, diyorsunuz ki, “Eh, Adamus’un söylediklerini anlıyorum, ama bunu yarın düşünürüm,” ve düşünmüyorsunuz. Yani bir liderlik eksikliği (ya da yoksunluğu) var. Bu sanki (eksik donanımlı) bir gemi gibi… (birisi “Pusula” der; diğer bir kişi “Dümen” der) yukarıdakilerin hepsi. Dümeni olmayan, yelkeni, yekesi, motoru, hiçbir şeyi olmayan bir gemi gibi. Öylece akıp gidiyor.</p>
<p><strong><em>Bayraklar Olmak</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>İşte değişen bir gezegenin sorunları, ya da koşulları diyelim, bunlar. Bunların hepsi şu anda oluyor, ve bunların hepsi eşzamanlı olarak içinizde oluyor. Bağlantıyı görüyor musunuz?</p>
<p>Siz, bunları kendi içinize alarak, kendinize liderlik etmeyi geliştirerek, Yeni Enerjiyi içinize alarak, bolluğa izin vererek, bugün sözünü ettiğimiz herşeyle gezegeni değiştirebilir, ya da bu gezegendeki insanların istediği değişime katkıda bulunabilirsiniz. Bu, dışarı çıkıp da bazı politik eylem komitelerine katılmakla ya da bazı enerji tutucu gruplardaki üyeliğinizi yenilemekle ilgili değildir. Bu, listedeki şeyleri kendiniz için gerçekleştirmekle ilgilidir. Sizin için.</p>
<p>Bunu gerçekleştirdiğiniz zaman, bir Bayrak yaratılır. Daha sonra kitle bilincine yayılacak bir model ve bir enerji yaratılır. Bu, kitle bilincinin bir parçası, değişimleri gerçekleştirmeye istekli olanlar için kitle bilincinde yeni bir kanat haline gelir.</p>
<p>Bakın, bu şeyleri gerçekleştirmekle, doğrudan gezegeni değiştirmezsiniz, ama gezegene, kendini değiştirebilmesi için – öne çıkmak isteyen herkes için, bunu gerçekleştirmek isteyen herkes için &#8211; o araçları ya da formatı ya da özü sağlamış olursunuz.</p>
<p>Belki bu gezegen olduğu yerde – Eski bir Enerjide – kalmaya ve gerçekten, meydana gelmeye hazır şu bilinç patlamasına sahip olmamaya karar verecek. Ve bu olabilir. Ama belki de, sizlerin gerçekleştirdiği çalışma, burada bulunma sebebiniz, şu büyük bilinç atılımı için o son kıvılcımı, o son itici gücü sağlayacak. O büyük atılım için.</p>
<p>Ama kapanış konuşmamı yapmadan önce, çünkü birisi beni zaman açısından zorluyor, şu saydıklarımın hepsini aşan, aslında daha yüksek önceliği olan iki başka sorunu daha gündeme getireyim. Bunları anlamak biraz daha zor. İki sorun, ve bunu kendi içinizde göreceksiniz, ya da belki gezegenin bir sorunu ya da koşulu olarak göreceksiniz.</p>
<p><strong><em>İki Şey Daha</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Herşeyden önce, bu zihinsel bir çağ. Atlantis’deki zihinsel aktivitenin zirvesi. O aktivitenin zirvesi Atlantis’de olmadı; şu anda burada meydana geliyor. Şeyler zihinsel hale geldi, çok az yaratıcılık, çok az vizyon var. Herşey zihinde. Zihin bir noktaya kadar harikadır, ama çok sınırlıdır. Çok, çok sınırlıdır.</p>
<p>Siz çok zihinsel bir ağa sahipsiniz, ve zihinsel bir ağ – bilinç ağı – kendi içinde kalır. Ensesttir, ve bir ensestlik durumunda ne olur biliyorsunuz. Eninde sonunda birçok rahatsız edici kalıba neden olur. Neden? Çünkü eninde sonunda kendini havaya uçurmak ister, o sınırlandırılmış ağın içinde kalmaya tahammül edemez.</p>
<p>Elinizde, süregelen çok zihinsel bir kitle bilinci var. Bir şey onu oradan çıkarmak zorunda, yoksa ya havaya uçacak ya da içine doğru patlayacak, ikisinden biri. Böyle devam edemez.</p>
<p>Şu anda kişisel olarak sizde olan budur. Kendi zihin ağınızdan çıkıyorsunuz, ve bu bir cehennem, çünkü bunu kendi zihin ağınızdan gerçekleştirmeye çalışıyorsunuz. Ve işe yaramayacaktır. Dışsal etkinin başka bir yerden gelmesi gerekiyor. Bu sizin tanrısal zekânızdır. Sizin Siz’inizdir. Sizin Ben’im’inizdir. Aydınlanmaya giden yolunuzu <em>düşünemezsiniz. </em>Zihinden çıkış yolunu hiç <em>düşünemezsiniz. </em>Böylece zihin çağı birinci sırada yer alıyor.</p>
<p>Bununla yakından bağlantılı olan, hipnozdur. (birisi saati ayarlar) Saati biraz geri alabilirdin. (kahkahalar)</p>
<p>Böylece ikincisi hipnoz – ve biz bundan, bir sonraki toplantımızda söz edeceğiz – ama insanlık şu anda temelde hipnoz edilmiş halde, ve buna da bayılıyorlar. İstediler ve aldılar. Kendileri adına düşünmüyorlar ya da kendileri adına eylemde bulunmuyorlar ya da kendileri adına yapmıyorlar. Tembel ve uyuşuk oldular. Ve onlara “Öylesine hipnotize edildiniz ki” deseydim bile – size demiyorum, onlara deseydim – “Çok hipnotize edildiniz” deseydim bile, devam etmelerini sağlayacak azıcık bir şaklabanlık olduğu sürece, azıcık zevk aldıkları sürece, yüzlerinde sadece o koca sırıtma olurdu.</p>
<p>Yani hipnoz büyük bir sorun. Hipnozu nasıl aşarsınız?</p>
<p>ŞAMBRA 2 (hanım): Seçim.</p>
<p>ADAMUS: Seçim. Teşekkür ederiz. Teşekkür ederiz. Bugün bir ödül aldın mı? Şimdi bir tane alacaksın. Bu çok parlak. Ah evet.</p>
<p>LİNDA: Bir tane daha alacak mı? Bir tane daha alacak.</p>
<p>ADAMUS: Bir tane daha. Seçim. Vizyonerler olarak bu gezegen için bunu, işte bu şekilde gerçekleştirirsiniz – kendiniz için bir seçim yaparak. Seçimlerle çalışarak.</p>
<p>Böylece, sevgili dostlarım, şu azalan dakikalarımızda bunu bir özetleyelim şimdi.</p>
<p>Derin bir nefes alalım.</p>
<p><strong><em>Vizyonerler Olmak</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Neden buradasınız? Umarım, sevinç gibi şeyler içindir, çünkü bu gezegene çok zaman ayırıyorsunuz. Birçok yaşamı feda ettiniz, çok şey verdiniz. Umarım, bu yaşamda sadece tadını çıkartabilirsiniz. Bu enkarnasyonun (bedenlenmenin) duyusal doğasının keyfini çıkartırsınız.</p>
<p>Bunu yaparsanız, kendinizi gerçekten ona gömerseniz, gerçekten kendinizin saf yalınlığına dalarsanız, aslında tüm bu fiziksel gerçekliği beraberinizde  götürebilecek ve asla bir daha onun içinde sıkışıp kalmayacak, kapana kısılmayacak ya da onda kaybolmayacak, ve tüm yaratımda nereye giderseniz gidin onu hep deneyimleyebileceksiniz. Fizikseli anında tezahür ettireceksiniz, sadece bunu yapabildiğiniz için; ama asla içinde sıkışıp kalmayacaksınız.</p>
<p>İkincisi. İkincisi, size sordum, neden buradasınız? Buradasınız, çünkü vizyonerler<em>siniz. </em>Siz vizyonerler<em>siniz. </em>Tıpkı Steve Jobs’un kişisel muktedirlik aygıtlarının vizyoneri olması gibi, siz de egemenliğin, bağımsızlığın vizyonerlerisiniz. Egemenlik, bağımsızlık vizyonerleri. Bu sizinle başlar. Tüm zamanınızı gezegeni ve üzerindeki herkesi mutlu olarak ve herkesin birbiriyle iyi geçindiğini ve büyük bir bayram havası estiğini imgelemeye harcamayın. Bunu kendiniz için imgeleyin. Kendiniz için düşleyin.</p>
<p>Bolluğu düşleyin. Enerji akışını düşleyin. Bugün sözünü ettiğimiz şeylerin tümünü düşleyin. Bu, <em>kendiniz için yapıldığında, </em>kitle bilincinde bu yeni boyutu yaratır ki, o da yaşamını değiştirmeye gönüllü insanlar için bir potansiyel olur, her seferinde bir insan için. Bu gezegeni değiştirme potansiyeline sahip olur.</p>
<p>Bu Dünya gezegeninde enerji tutucuları olarak uzun zaman geçirdiniz. Onu candan sevmeyi öğrendiniz. Onun zorlukları olduğunu bilmeyi öğrendiniz. Burada uzun bir zaman geçirdiniz. Bir enerji tutucusu olmanın her türlü eski kalıntısını salıverebilirsiniz. Ve biz – Steve Jobs, Adamus Saint Germain, Kuthumi, ki ortada dolanıp gülüyordu &#8211; sizi bugün vizyonerler olmaya davet ediyoruz. Bu nedenle buradasınız – kendiniz adına bu yeni gerçekliği düşlemek için, ve sonra da bunu diğer herkesle paylaşmak için. Gezegeni değiştirecek olan <em>budur.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Böylece, zamanım doldu. John Kuderka bu mikrofonu kapatmayı sorguluyor.</p>
<p>Böylece, çabuk çabuk şu ünlü sözleri söyleyeceğim: Tüm yaratımda herşey yolunda.</p>
<p>Vizyon içinde olun. Teşekkür ederiz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2011/11/05/saud-3-%e2%80%9cvizyonerlere%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 2: “Yeni Düşünme Biçimi”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2011/10/01/saud-2-%e2%80%9cyeni-dusunme-bicimi%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2011/10/01/saud-2-%e2%80%9cyeni-dusunme-bicimi%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Oct 2011 15:09:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[e2012 Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=593</guid>
		<description><![CDATA[KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ e2012 Dizisi ŞAUD 2: “Yeni Düşünme Biçimi” ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe Kırmızı Çembere sunulmuştur 1 Ekim 2011 www.crimsoncircle.com -   http://kirmizicember.org NOT: Fotoğrafları ve Adamus dialarını görmek için lütfen PDF versiyonuna bakın. Ben o Ben’im, Adamus, Drakula olarak da bilinirim. (kahkahalar) Bu gerçek bir hikâye. Çok gerçek bir hikâye, sevgili Şambra. Denge [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ</strong></p>
<p><strong>e2012 Dizisi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ŞAUD 2: “Yeni Düşünme Biçimi”</strong></p>
<p><strong>ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</strong></p>
<p><strong>Kırmızı Çembere sunulmuştur</strong></p>
<p>1 Ekim 2011</p>
<p><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a> -   <a href="../">http://kirmizicember.org</a></p>
<p><strong><em>NOT: Fotoğrafları ve Adamus dialarını görmek için lütfen PDF versiyonuna bakın.</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Ben o Ben’im, Adamus, Drakula olarak da bilinirim. (kahkahalar) Bu gerçek bir hikâye. Çok gerçek bir hikâye, sevgili Şambra.</p>
<p><span id="more-593"></span></p>
<p><strong><em>Denge</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><em>O </em>öyküye girmeden önce, bugün burada bulunan her birinize bir hatırlatma, ne olursa olsun, dengenizde kalın – <em>kendi </em>dengenizde. Ne olursa olsun, onunla baş etmek için her araca sahip olduğunuzu hatırlayın. Her araca. Ben tek tek her birinize – bugün online olarak izleyenlerinize – bakıyorum, bu kelimeleri hatırlayın: Ne olursa olsun, dengeye sahipsiniz, <em>kendi </em>dengenize. Araçlara sahipsiniz. Bilgeliğe sahipsiniz.</p>
<p>Ha! Merak ediyorsunuz, “Adamus neden söz ediyor, Allah aşkına?” (kahkahalar) “Bugün biraz ciddiyetten yana,” ve öyleyim. Öyleyim. Bu ister basit bir araba kazası olsun, hani korkunç olmayan türden, ister işinizi kaybetmek, sizi utandıracak bir şeyin meydana gelmesi olsun,  bu tür şeyler; ister şu anda küresel çapta meydana gelen ve tüm gezegeni etkileyebilecek bir şey olsun, dengenizde kalın. Bazen onun (dengenin) nerede olduğunu bilmiyormuş gibi davranıyorsunuz, oysa biliyorsunuz. Araçları hatırlayın.</p>
<p>Birinci araç. Nefes. Nefes. Sonraki – gülmek. Gerçekten. Sonra nefes almak. (kahkahalar) Ve sonra gülmek. Ve sonra, size sıklıkla söylemekten hoşlandığım gibi, onun (olanın) size ait olmadığını hatırlamak. O gerçekten size ait değil. Ha, onun ortasında bulunuyorsunuz, elbette, ama o size ait değil. Size ait değil.</p>
<p>Bunu kendi sesinizde net bir biçimde duyana kadar bundan söz etmeyi sürdüreceğim. O size ait değil. Aitmiş gibi davranıyorsunuz, ama değil. Böylece hatırlayın, dengede kalın. Denge orada. Biliyorsunuz. Ben de biliyorum. Onun sınırlarını belirlemekten hoşlanıyorsunuz, ama orada olduğunu da biliyorsunuz.</p>
<p><strong><em>Drakula</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Pekâla, hikâyem. Drakula, gerçekten. Ben Drakula’yım. Gizem Okulları’ndaki son günlerimde, en çok da Romanya’da, Transilvanya’da, biz, hepimiz, orada bazı inanılmaz, inanılmaz şeyler gerçekleştiriyorduk. Gizem Okulları’nı kapatma zamanının geldiğini biliyorduk, dünyaya açılmanız gerekiyordu. Duvarların arkasında kalamazsınız. Hatta yaratıyormuş gibi davrandığınız duvarların arkasında bile…. Peder! (rahip kılığına bürünmüş Sart’la karşılaşır, kahkahalar) Evet! (Adamus, Sart’ın ona doğru kaldırdığı haçı öper, yoğun kahkahalar) Bir şey olmaz!</p>
<p>SART: Vaay! (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Hepsi bir mitti. Şimdi sen benimkini öp. (yoğun kahkahalar) Hemen şuradan. (Sart’ın yüzü buruşur, sonunda Adamus’un taktığı kolyeyi öper) Ne sandın peder?! Ben küçük bir çocuk değilim! (yoğun kahkahalar) Ve Crash, sen bugün nasılsın?! (pilot gibi giyinmiş Dave’e hitap eder)</p>
<p>DAVE: Otomatik pilota bayılıyorum! (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Otomatik pilot! (Adamus güler) Uçarken bir yandan da kanallık yapıyor.</p>
<p>Böylece Gizem Okulları’mızın son günlerinde…</p>
<p>TOBIN (bir çocuk): Ben uçmayı severim.</p>
<p>ADAMUS: Merhaba küçük. O bir vampir gördüğünde hemen tanır. (kahkahalar)</p>
<p>TOBIN: Bilirim! (Adamus güler)</p>
<p>ADAMUS: Böylece biz Gizem Okulları’nı kapatma sürecindeydik. Sizlerin dünyaya açılma zamanınız gelmişti. Gizem Okulları’yla gidebileceğimiz yere kadar gitmiştik. Yeni bir çağın gelmekte olduğunu biliyorduk. Ben gitme zamanımın geldiğini biliyordum. Bu gezegeni candan sevsem de, öteye geçme zamanı olduğunu biliyordum, çünkü sadece kendimle olmak için daha muhteşem bir zamanım olabilir miydi? (kahkahalar; sonra döner ve cadı kılığına bürünmüş olan Linda’ya bakar) Güzel bir kurbağa. (kahkahalar) Bir hanımefendiye başka ne söylenir? (kahkahalar artar) Peki buna ne sebep oldu?</p>
<p>LINDA: E ben bir gezideydim, ve havayollarının müşteri hizmetlerinde bana pek de iyi davranmayan biri vardı. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Ben, cadılık ve büyüler yapmanın artık uygun olmadığı hakkında konuştuğumuzu sanıyordum. Peki bu hale girmene kim neden oldu?</p>
<p>LİNDA: Bir United Airlines çalışanı. (yoğun kahkahalar) Müşteri hizmetlerinden anlamıyorlar.</p>
<p>ADAMUS: Ha, hayır. Benim gibi uçmalısın, uçak olmadan.</p>
<p>LİNDA: İyi bir kurbağa bile olamadı, onun için onu bir çanta haline getirmem gerekti, ve Adamus Ödüllerim var. (Linda, bacaklarının arasındaki fermuarla çantaya dönüşen bir kurbağa taşımaktadır)</p>
<p>ADAMUS: Adamus Ödülleri! (kahkahalar) Bir kurbağanın kıçından! (yoğun kahkahalar) Bunun iyi şans getirdiğini bilmiyor musunuz? Tabii United Airlines müşteri hizmetlerinin temsilcisi olmadığı sürece. (yoğun kahkahalar) Biz şimdi küçük bir büyücülük yaparak bunun içindeki karanlık enerjileri dönüştüreceğiz … (çantanın etrafında elini sallar) … hiçliğe dönüştüreceğiz. Saf enerjiye. Sadece saf enerjiye. Bir dakikaya kadar bundan söz edeceğiz.</p>
<p>Pekâla … ve bugün cadı kılığına girmiş olanlarınızın, ki birkaç kişi var, bu kostümleri giyebilmenize dahi şaşırdım. Hayır, gerçekten, gerçekten. Bu çok şey söylüyor, demek istiyorum. Geçmişte cadılar ve zombiler ve bu tür şeylerin tümünü olduktan sonra, kazıkta yakıldıktan sonra (“Peder” Sart’a bakar) kimler tarafından yakıldığınızı biliyorsunuz, evet, inançlarınız yüzünden travmatize edilen birçoğunuzda bir dolu ciddi yaralar oluştu – derin, derin veçhe yaraları. Şu anda burada bulunabilip de buna gülebilmeniz, buna ilişkin şakalar yapabilmeniz, kostümler giyebilmeniz aslında inanılmaz. Bu nedenle bugün kostüm giymiş herkese özel bir teşekkür, özellikle de bana. (Adamus güler; muhteşem bir kırmızı pelerin, fes kırmızısı kadife bir yelek ve beyaz gömlek giymektedir)</p>
<p>Pekâla, sevgili Şambra, Gizem Okulları, Transilvanya, 1700’lerin sonu, onları kapatma zamanı. Ve kapattığımızda, sizler – tüm öğrenciler – gidip dünyaya açıldınız. Bazılarınız Avrupa’ya geri döndü. Bazılarınız Rusya’ya, adına şimdi Birleşik Devletler denen ve yeni yeni ortaya çıkmakta olan Atlantis’e gitti. Bu bilgeliği beraberinizde götürdünüz. Anlayışları beraberinizde götürdünüz.</p>
<p>Bu sonradan ortalığı epey bir karıştırdı. Neredeyse takipçi bir kült yarattı. İnsanlar Gizem Okulları’nın açık olduğuna hâlâ inanmak istiyordu, oysa açık değillerdi. Hayatta, yaşadıkları şeyden fazlası, yaşadıkları o monarşilerden ve farklı hükümet türlerinden, ve kısıtlamalardan fazlası olduğuna inanmak istiyorlardı, onun için de Gizem Okulları’nın hâlâ yaşadığına inanmak istiyorlardı. Gizem Okulları yaşıyordu, ama kalbinizde. Artık binalarda değil, ama kalbinizde.</p>
<p>Okulların nerede olduğuna ilişkin birçok söylenti yayılmaya başladı, ve bazı mezhep ya da tarikatlerin gidip Gizem Okulları’nı yakmak amacıyla yeni haçlı seferleri düzenlemek üzere bir araya gelmelerini görmek bir süre eğlenceliydi. Tabii ki ortada Gizem Okulu falan yoktu. Ama onlar bazı şatolar buldular ve insanları yalan yanlış şeylerle suçladılar, bir Gizem Okulu olmamasına rağmen şatoları yine de yaktılar, ve bu sürüp gitti. Ve bu aslında daha fazla merakın uyanmasına, bu şeyin tümüyle daha gizemli hale gelmesine neden oldu, ve belli mezheplerin (yeniden Sart’a bakar), belli dini mezheplerin artık tahammül edemediği bir noktaya geldi. Onlar, bu Gizem Okulları hakkında kendilerine özgü bir anti-propaganda yapmaları gerektiğini biliyorlardı. Böylece şu varlıkla ilgili … kendini aynada göremeyen ve başkalarının da onu göremediği şu varlıkla ilgili bir hikâye yarattılar.</p>
<p>Elbette göremez! Öyle bir bilinç titreşimi noktasına gelirseniz, kendinizi aynada göremeyeceksiniz. Bazılarınız bunu küçük çapta yaşadı – bir odaya girersiniz ve bir an için orada değilsinizdir. Neden? Çünkü titreşiminiz, bilinciniz evrimleşmeye başlıyordur. Artık kendinizi bir yansıma olarak görmeyeceksinizdir. Kendinizi bir varoluş, bir mevcudiyet olarak göreceksiniz. Teşekkür ederim (pelerinini Linda’ya uzatır). Bir mevcudiyet olarak. Diğer insanlar da sizi aynada göremeyecekler. Yani şu varlığın kendini aynada göremediğini söylemek büyük bir şeydi.</p>
<p>Ve onlar bu miti sürdürdüler. Kanınızı emip çekmek istemekten söz ettiler. Eh, benim bir huyum vardı ve hâlâ da var… (bazı gülüşmeler) Öyle değil, sevgili dostlarım, ama birini öpmeye kalktığınızda… (bir kadına bakar) Ayağa kalkar mısın? Buraya gel. (kahkahalar)</p>
<p>ELIZABETH: Eyvah.</p>
<p>ADAMUS: Evet ya, Eyvah. Peki, gidip birini öpmeye kalktığınızda… (Adamus onu iki yanağından öper)</p>
<p>ELIZABETH: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: … aslında yanaklar pek de enerji vermez. Yanaklarda öyle fazla enerji noktası yoktur.</p>
<p>ELIZABETH: Hı hııı.</p>
<p>ADAMUS: Ama… (hanımı ensesinden öper) Hemen şurada (bir enerji noktası) var. Bu ürpermene neden olmadı mı?</p>
<p>ELIZABETH: Hı hııı.</p>
<p>ADAMUS: Benim de! (kahkahalar)</p>
<p>ELIZABETH: Evet. (Adamus güler)</p>
<p>ADAMUS: Hemen şu arkada. Farkı görüyor musun?</p>
<p>ELIZABETH: Hı hııı.</p>
<p>ADAMUS: Şimdi, bu günlerde sadece  … (Adamus hanımın ensesini yeniden öper) öp- … hmm güzel kokuyor … böyle öperek ortada dolanamazsınız. Ya da belki dolanabilirsiniz. Diğer taraf. (Ensesinin diğer yanını öper)</p>
<p>ELIZABETH: Aman Allah’ım! (kıkırdar)</p>
<p>ADAMUS: Hmm, böylece… umarım bu sana iyi geldi.</p>
<p>ELIZABETH: Gerçekten iyiydi.</p>
<p>ADAMUS: Evet, evet. Kimsede sigara var mı? (bazı gülüşmeler) Böylece, elbette, bunu kullandılar. Bu hikayelerin hepsini kullandılar, birleştirdiler, ve vasat bir yazar buldular; o bazı kitaplar yazmıştı, biraz gizemlere el atmış – büyüyle falan uğraşmış, ama kalbinde aslında fazlasıyla katı, tutucu, ve o zamanki Britanya Monarşisi’ne de çok, çok bağlı – Bram Stoker adında İrlandalı bir adamdı. Onu tuttular, bir kitap – Drakula – yazsın ve (kahramanı) şeytanlaştırsın diye ona büyük paralar ödediler, çünkü anladılar ki bunu yaptıklarında, bu kült figürü, şu Drakula’yı yarattıklarında… ve onu azçok gerçek olan ve birçoğu da gerçek olmayan türlü şeylere dayandırdılar. Ve, elbette – çünkü biz Romanya’da, Transilvanya bölgesinde çok güçlüydük – Kazıklı Voyvoda’nın öykülerini de işin içine sokup hepsini birbirine bağladılar. Kitabı 1800’lerin sonlarına doğru – 1897 – yayınladılar ve Gizem Okulları’na, bana – ki adım hiç geçmedi – ve size olan tüm o ilgiyi durdurmaya çalıştılar.</p>
<p>Bu bir dereceye kadar iş gördü, ama… ama… (içeceğinden bir yudum alır) Güzel kan. Hmm. (bazı gülüşmeler) Bir dereceye kadar iş gördü, ama bugün elinizde ne var? Daireyi şimdi tamamlayan ne? Vampirlere karşı yeni bir hayranlık, ve çok da çağdaş. Yeni Enerji vampirleri, vegan vampirler. (kahkahalar) Bu gerçek. Uydurmuyorum. Twilight’i izleyin, diğer (dizileri, filmleri) izleyin.</p>
<p>LİNDA: True Blood. (dizi adı)</p>
<p>ADAMUS: Ölümsüz olmanın tümüyle yeni çekici bir türü. Ölümsüz, ama burada Dünya’da, fiziksel bedende olmanın.</p>
<p>Şimdi tabi buna dramatik, sinsi şeylerin bazısını da ekliyorlar, ama yeni bir çekicilik söz konusu. İnsanlar kendi insanlıklarının ötesinde ne yattığını bilmek istiyorlar, ve bunu şimdilerde olağandışı yeni yollardan araştırıyorlar. Tıpkı yüzlerce yıl önce Gizem Okulları kapatıldığında olduğu gibi, başka bir şeyin olması gerektiğini bilmek istiyorlar.</p>
<p>Ve var. Ve bu aydınlığa çıkmaya başlıyor. Olmaya başlıyor.</p>
<p>Bu, gezegenin her yanında, her yanında çokça tartışmaya, münakaşaya neden oluyor. Bunu her gün görüyorsunuz. Bu, ölen birçok varlığın – az önce çalan şarkıdaki gibi – takıldığı ve benim Yakın Dünya alemleri dediğim yerde çokça tartışmaya neden oluyor. (Şaud’dan önce çalınan, DeVotchKa’nın “Dearly Departed” şarkısına göndermede bulunur) Bu, kozmosta, daha önce sözünü ettiğimiz gibi Tanrı’ya <em>inanmayan </em>bazı güçlerde çokça tartışmaya neden oluyor. Onlar bir ruha inanmıyorlar. Aslında kendilerinden başka pek bir şeye inanmıyorlar – elbette kendine inanmanın yanlış bir tarafı yok, ama Benliğinin <em>tamamına, bütününe </em>(inanmak). Herhangi başka bir şeyden beslenmeyi gereksinmeyen benliğe; dengenin zaten içinde barındığını, araçların zaten orada olduğunu, ve istediğiniz an onları kullanabileceğinizi bilen benliğe; kitle bilincinin düşünme biçiminden, eski düşünme biçiminden uzaklaşmış benliğe (inanmak). Şu anda insanlar sihrin var olduğunu bilmek istiyorlar.</p>
<p>Şimdi, biraz yan yollara sapıyorlar. Sihrin ansızın altın tezahür ettirmek (elini açar) – bunu yapacağımı sandınız, değil mi? &#8211; gibi şeyler olduğunu düşünüyorlar, ansızın altını ellerinde tezahür ettirmek, suyun üzerinde yürümek, bu tür hileler. Ama <em>hakiki </em>sihir iş gördüğünüz her boyutta kendinin, şu anki mevcudiyetinizin farkındalığıdır. Sadece burada iş gördüğünüzü düşünmekten hoşlanıyorsunuz, oysa pek çok boyutta iş görüyorsunuz.</p>
<p>Burası az çok merkez, Pete. Bacaklarını çekmen gerekmiyor; yine çarpacağım. Burası az çok bir dolu şeyin meydana geldiği merkez. Evet, o diğer alemlerde sizin için, sizinle birlikte, birçok şey oluyor. Burası az çok herşeyin birleştiği, herşeyin odak haline ve maddesel hale geldiği nokta.</p>
<p>Böylece, sevgili dostlarım, hikâyeyi bitirecek olursak, gerçekten de bir Drakula vardı, ve Drakula’nın başka kimseden herhangi bir şey almaya ihtiyacı yoktu. Drakula ölümsüzlüğü yaşadığını anlamıştı. Yaşadı da yaşadı. Drakula bu gezegende fiziksel biçim içinde bulunabileceğini anlamıştı. Ayrıca bu gezegende ya da olmak istediği her yerde fiziksel-olmayan biçimde de bulunabiliyordu.</p>
<p>Her birimizin içinde birazcık Drakula var. <em>Onların </em>(yeniden Sart’a bakar, bazı gülüşmeler) söyledikleri şeylerin – kelime oyunlarının &#8211; kendinize dair algınızı değiştirmesine izin vermeyin. Ve biliyorum, bu, tekrar tekrar sözünü ettiğimiz bir konu. Kuşku. Kuşku devreye giriyor.</p>
<p>Özellikle de şu son birkaç hafta kuşku zamanı oldu. Tam geçmişi epeyce temizlediğinizi düşünürken – geri geliveriyor. O kuşkuyu hissedebiliyorsunuz, ve bir süre de orada olacak. Bir süre sizi itip kakacak, ta ki bu kuşku – kendinizden kuşkulanmanız, ki kısmen kitle bilincidir – ta ki  bu kuşku, artık itip kakacak bir şey olmadığını farkedene kadar. Tıpkı kendini aynada göremeyen vampir gibi, çünkü artık buna ihtiyacı kalmamıştır. Artık o yansımayı görmek zorunda değillerdir. Onun dışardan geldiğini görmek zorunda değillerdir. O hemen oradadır. Hemen orada. (kalp)</p>
<p><strong><em>Bu, Gerçek</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Sevgili Şambra, daha önce de birçok kez değindiğim gibi, bu şu anda olmakta. Şu anda – Dünya üzerindeki en muhteşem, en muhteşem, en muhteşem zaman, en büyük enerji değişimlerinin, dönüşümlerinin zamanı, şimdiye dek yaşadığınız her hayatı aşıyor, şu anda oluyor.</p>
<p>Şimdi kuşku devreye girip diyor ki, “İyi de, şu şu şu ne olacak?” Hayır. Şu anda bu o zaman. İnanılmaz biçimlerde meydana geliyor ve gelmeyi sürdürecek – bazen dramatik, bazen biraz bunaltıcı – ama bu şu anda oluyor.</p>
<p>Cauldre’dan konuştuklarımızla ilgili birkaç örnek getirmesini istedim, dialara geçebilirsek lütfen.</p>
<p>1.Dia</p>
<p>Şimdi, biz Yeni Dünya gibi şeylerden söz ediyoruz ve bu… ışıkları kısmak isteyebilirsiniz lütfen. Yeni Dünya gibi şeylerden söz ediyoruz. Bu ilginç bir ezoterik kavram. Az çok düşsel. Siz tüm bu yeni Dünyaları düşünüyorsunuz. Ve size daha önce de Yeni <em>bir </em>Dünya’nın, rüya halinizde sizin tarafınızdan tasarlanan, inşa edilen ve tezahür ettirilen tekil bir Yeni Dünya’nın olduğunu söyledim.</p>
<p>Şimdi bunların tamamı pek de rüya halinde meydana gelmiyor. Siz şu anda az çok dünyaların arasında yaşıyorsunuz. Hemen burada oturmanıza rağmen şu anda dışarıya genişleyen parçalarınız var.</p>
<p>Bir süre önce size Yeni Dünya ile eski Dünya’nın öyle hemen birleşmeyeceğini, bunun 30 yıl kadar alabileceğini söylemiştim. Bu yaklaşık beş yıl önceydi. Ve hâlâ belirsiz, ama aslında farketmez. Burada, eski  Dünya’daki bazı güçlerin eski biçimde yaşamayı sürdürmek isteyip istemedikleri ya da evrimleşmeye hazır olup olmadıkları hâlâ belirsiz, ve bu, buranın güzel bir gezegen olmasının dışında aslında hiç farketmez. Gezegeni, zamanda geri gitmek isteyenlere, eski standartlara dönmek isteyenlere vermekten nefret ediyorsunuz. Ama bir açıdan da farketmez.</p>
<p>Yeni Dünyalar <em>var, </em>ve sadece bir tane de değil. Dışarda çok, birçok, yüzlercesi var. Onlar, hiç fiziksel bedenlenmede bulunmamış melek varlıklara yuva, onların gidecekleri yer olacak, ki bu varlıklardan çok var – sizin ruhsal aileleriniz.</p>
<p>Bu gezegen nüfusu yüzünden çok daha fazlasına evsahipliği yapamayacak. Yaratılmakta olan yeni Dünyalar yapabilir. Bazısı şimdiki Dünya gezegeninizden adamakıllı büyük – yüz kez büyük – ve onlar oradalar. Ve gariptir ki geçenlerde çıkan haberlerde de bunun kanıtı var. Ve bunlar ortaya çıkmaya devam edecek.</p>
<p>Biliyor musunuz, bu ilginç, çünkü bilinç yolu açıyor; teknoloji takip ediyor. Şu geçtiğimiz on yıldır burada konuştuklarımız (şimdi) oluyor. Teknoloji, bu yeni Dünyaların bazısını görmeye başlayabilecekleri noktaya gelerek (bilinci) yakalıyor.</p>
<p>Şimdi bu, haberlerde sıralanan yerlerin, fiziksel deneyimleri için meleksel varlıkların gideceği yerler olacağı anlamına gelmiyor. Ama bilimin bile bizim – sizin – bir süredir bildiğimizi kabul etmeye başladığı anlamına geliyor. Bu onaylamadır. Çok, çok gerçektir.</p>
<p>Bu arada, ben bilime bayılırım. Bilimi severim – bir noktaya kadar. Bilim insanları açık fikirli kaldıkları sürece bilimi severim. Bir kutuya girdiklerinde, artık başka potansiyellere hiç bakmayacakları – şu anda geçerli matematiğinizle ya da biliminizle haritasını çıkartamayacağınız şeylere bakmayacakları &#8211; kadar mesleklerinde takılıp kaldıklarında, işte o zaman sorun oluyor. O zaman gerçekten enerji engelleniyor ve bir şey sonunda patlayıveriyor. (bir kadın güler) Teşekkür ederim. O gülüşe ihtiyacım vardı. Hanım bir Adamus Ödülü alacak. Evet, kurbağanın poposundan çıkanı. (kahkahalar)</p>
<p>Ama hayır, gerçekten patlıyor. Eğer bilim bir şeyi fazla uzun bir süre kutularsa, bir şey patlayıverir. Şimdi, her zaman doğrudan bir bağlantı yoktur. Örneğin, uzun bir süre bilim Dünya’nın düz olduğunu varsaydı, ve (“Peder” Sart’ı göstererek) senin organizasyonun onları herhangi başka bir olasılığa bakmaktan alıkoydu. Birçok insan zulüm gördü (Sart elini kaldırır) – teşekkür ederim &#8211; … (Sart bir şey söyler ve herkes güler)</p>
<p>Ha, gün bitmeden bundan çok daha fazlasına maruz kalacaksın. (kahkahalar) Biz bugün senin inancını değiştireceğiz! (Adamus kıs kıs güler)</p>
<p>Yani ben, yeni olasılıklara bakmaktan vazgeçtiği noktaya gelen kadar bilimi severim. Şu geçen birkaç yıl içinde bilimsel toplumda inanılmaz şeyler oldu. Hepsi değil, ama yeterli sayıda bilim insanı diyor ki, “Başka bir şey <em>var. </em>Mikroskoplarımızın ve bilgisayarlarımızın ve hesaplarımızın artık göstermediği bir şey var. Buna girelim.” Çoğu kez buna kuantum fiziği deniyor, ve giderek daha fazla bilim insanı bununla ilgilenmeye başlıyor. Giderek daha fazla bilim insanı şu keşfetme arzusuna sahip oluyor, ve ben konu keşfetmek olduğunda bilime bayılırım. Fiziksel gerçekliğinizle ilgili hâlâ keşfedilecek çok şey var, ve bir o kadar da diğer alemlerle ilgili.</p>
<p>Bunu biliyorsunuz, ve ben şu anda daha kelimeleri söylerken diyorsunuz ki, “Dışarlarda başka şeyler olduğunu biliyorum, atom ve atom-altı düzeyinin altında da bir şeyler olduğunu biliyorum. Biliyorum ki kaos” – birçoğunuz şöyle diyor – “Biliyorum ki kaos aslında hiç de kaos değil. O aslında zihnin şimdilik kavrayamadığı tanrısal bir düzen.” Ama, sevgili Şambra, bilim harika bir şey, ve tam anlamıyla,  gerçekleştirdiğiniz çalışmalarla, yeni bilimin potansiyellerinin ve olasılıklarının açılmasına yardım ediyorsunuz.</p>
<p>Aslında birkaç yıl önce – dokuz, on yıl kadar önce – yeni matematikle ilgili bazı ilginç keşifler oldu. Bu, geleneksel matematik camiası tarafından reddedildi, ama ölmüş değil. Mayalanıyor. Demleniyor. Yeniden ortaya çıkmayı bekliyor. Birçokları için iki artı ikinin her zaman dört etmediğini kabul etmek meydan okuyucu  olacak, tıpkı yüzlerce yıl önce varlıkların, eğitilmiş varlıkların, negatif sayıların olduğunu kabul etmede zorlanması gibi. Negatif sayılara inanmanın sapkınlık ya da dini inançlara ters düşen bir şeymiş gibi görülmesinden bu yana o kadar da uzun zaman geçmediğini fark ediyorsunuz! Ama bu negatif sayılar var. Bugün hepiniz bunu biliyorsunuz. Eh, bankadan (olandan fazla) para çektiğinizde biliyorsunuz. (bazı gülüşmeler) Bu bir negatiftir, ve çok da gerçektir.</p>
<p>2.Dia</p>
<p>Peki sonraki dia, geçeceğimiz bir sonraki dia. Bunu söylemem gerekmiyor, Cauldre. O biliyor.</p>
<p>Pekâla, burada bir örnek var. Geçen gün bir Şambra’nın gönderdiği bir şey. Bu, Kanada’da bir devlet kurumu, ve bu sloganı web sitelerinde kullanıyorlar – “Yeni Enerji.” Şimdi, bunu nereden aldılar? (izleyiciler “Bizden” der) Birisi yarattığı… evet, peder?</p>
<p>SART: O bendim. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Evet öyleydi.</p>
<p>LİNDA: Bunu duyabilsinler diye tekrarlar mısın?</p>
<p>ADAMUS: Dedi ki “O bendim.” Evet, evet. Ve ben daha sonra telefon kulübesinde günah çıkartacağını mı duydum? (bazı gülüşmeler)</p>
<p>SART: Evet, tam hazırlandım.</p>
<p>ADAMUS: Evet ya. Kulübenin içi biraz kalabalık olacak ama evet. Bu arada umarım zamanın boldur, çünkü bu grupla… (kahkahalar) Onlar hikâye anlatmayı seviyorlar – fazla günah yok, bir dolu hikâye var.</p>
<p>SART: Hazırlıklı geldim.</p>
<p>ADAMUS: Böylece bu, “Yeni Enerji” kavramını kullanan bir devlet kurumundan geliyor. Şimdi, bu bilimsel değil, ama kültürel. Kültürel. Onlar potansiyellere yerleştirilmiş olanı alıyorlar. Kanada’nın illeri Newfoundland ve Labrador için bir kampanya yürütmekle görevlendirilen yaratıcı birisi şöyle düşündü, “Ne söyleyeceğim? Burası biraz soğuk. Zaman zaman da biraz karanlık oluyor. Bir şey bulmam gerekiyor.” Bu yaratıcı varlık birkaç derin nefes aldı ve dedi ki, “Yeni Enerji! Biz buradaki Yeni Enerji’den söz edeceğiz, ve hatta buna eşlik eden küçük bir şarkı bile yaratacağız.” Küçük bir… (şarkı çalmaya başlar) Yeni Enerji şarkısı.</p>
<p>ŞARKI SÖZLERİ (eğlenceli, halk şarkısını andıran bir beste)</p>
<p><em>“Bir düş gördüm, su kenarında yuvamdaydım</em></p>
<p><em>Elimi anneme ve babama uzatmıştım</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Ve onlar bana şeylerin nasıl yapıldığını gösterdi</em></p>
<p><em>Ve bana nerelere geldiklerini söyledi</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Bugün etrafımızda Yeni Enerji hissediyorum</em></p>
<p><em>Bugün bizi bulan umudu paylaşıyorum</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Babalar ve analar, kız ve erkek kardeşler</em></p>
<p><em>Bugün burada birlikte duruyorlar”</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>ADAMUS: Tamam. (kahkahalar) Önemli olan şu ki, Şambra, bu oluyor. Buna benzer garip yollardan oluyor. Çok gerçek bilimsel yollardan oluyor. Öyle düzeylerde oluyor ki… (duraklar, bir sonraki diaya geçmeye çalışır) Hah, oldu. Fizikte oluyor.</p>
<p>3.Dia</p>
<p>Şimdi, burada bir makale var. İnanılmaz bir keşif – “Yeni bir deney garip anti (karşıt) maddeyi yakalamayı hedefliyor.” Şimdi, sanırım çoğunuz İsviçre’deki o devasa laboratuvar CERN’i biliyorsunuz, hani birçok tartışmaya neden olan laboratuvar. Dünyayı havaya mı uçuracağız? Bilimsel parçacıklarla (partiküllerle) tüm yaratıyı içine emecek deneyler mi yapacaklar? Ve bu belki de oldu… (bazı gülüşmeler) Buna Ödül yok. Kim bilir?! Gerçekliğin (realitenin) o kara deliğe emilmediğini nasıl bilirsiniz? Ama neyse ne, gerçeklik devam ediyor. Bir kara delikten geçtiniz ve devasa bir hiçliğe emildiniz diye dün bugünden farklı değil. (bazı gülüşmeler)</p>
<p>Böylece bu makalede gösterilen deney – şaşırtıcı, ilginç. Gösteriyor ki, çarpıştırılan madde – maddenin ne olduğunu biliyorsunuz, çünkü fark edilir – ve anti madde, ki onun ne olduğunu bilmiyorsunuz. O görünmezdir. Şimdilik daha kimse onu tam anlamış değil. Hakkında birçok kuram var, ama onun karşıt tez olduğunu biliyorsunuz, çünkü dualite bilincinde burada ortaya çıkan herşey şurada da ortaya çıkmak zorunda. Yukarısı olan bir şeyin aşağısı da var. Aydınlık olan herşey bir karanlığa da sahip. Her bir iyilik timsali veçhenizin lanet bir tarafı da var. Öyle. Dualite bilincinin çalışma biçimi budur.</p>
<p>Böylece İsviçre’deki bu çok pahalı az çok gizli laboratuvardaki bilim insanları ilginçcene bir deney yaparak tüm o mıknatıslar ve elektromanyetik enerjilerle küçük parçacıkları İsviçre’deki laboratuvarlarından İtalya’daki bir laboratuvara zaplıyor, parçacıkları birbirlerine çarpıştırıyorlar. Peki sizce ne oluyor? (birisi, “Işık hızından daha hızlı” der) Işık hızından daha hızlı!! Ben hiç bir şeyin ışık hızından daha hızlı olmadığını sanıyordum. Ah, Einstein, oysa var! Işık hızından daha hızlı olan çok, çok şey var, bilinciniz dahil – ki bu bilincinizle başlar -  hatta düşüncelerinizde devam eder, hislerinizde devam eder. Bunların hepsi ışık hızından daha hızlıdır.</p>
<p>Enerjileri düşürdüğünüzde ya da yavaşlattığınızda, işte o zaman ışık olur. Ve sonra birdenbire ışıktan elektriksel yelpazeye indirgenir ve nihayet içinde oturduğunuz bu gerçekliğe indirgenir.</p>
<p>Ama ilginç olan bir şey daha var, bu gerçeklik o yığının an altında bulunmuyor. Bu gerçeklik her şeyin aşağıya indiği ve fıçının dibini boyladığı yer değil. Bu şekilde düşünmek çok dualistiktir, çünkü bu bir dairedir. Bir çukur değildir, çünkü enerji yolunu bu gerçekliğe bulsa bile, gelişmeye, evrimleşmeye devam eder. Geldiği yere yukarı çıkmak için değil de, ötesine evrimleşmek için. Bunun çıkarımlarını bir düşünün.</p>
<p>Işıktan daha hızlı parçacıklar <em>vardır. </em>Katı maddenin ötesinde, dualitenin ötesinde başka bir kapı var, bambaşka bir fizik, bambaşka iş gören sistemler var, ve üstelik buradan daha yoğun, daha kesif hale de gelmez. Gelmez. Ve yukarıya geri dönmezsiniz. Dairesel olarak devam edersiniz. Bu aslında büyük bir spiraldir. Döne döne devam edersiniz.</p>
<p>Böylece tam anlamıyla, evriminizde yoğun madde halinden – hiç birinizi suçlamıyorum – yoğun madde halinden, oradan, ışıktan daha hızlı olan bir şeye geçersiniz. Işıktan daha hızlı bir şeye. Bu aslında çok basit bir fiziktir, ama bilim insanları bunu anlamak için milyarlarca dolar harcayacak ya da kilometrelerce kayayı oyacak. Sizler zaten biliyorsunuz.</p>
<p>Siz şu anda eriyorsunuz – gözlerimin önünde – fiziksel gerçeklikten eriyip çıkıyorsunuz. Geri dönmüyorsunuz, ama genişliyorsunuz, ışık hızından daha hızlı. Yani, kanıtlandığı gibi, ışık hızından daha hızlı şeyler var.</p>
<p>Bu deneylerde ayrıca, anti madde ile madde kuvvetle birbirine itildi. Peki net sonuç neydi? Makalede yazıyor. Saf enerji! Saf enerji. Saf enerji. Uzun zamandır şunu söylemedik mi, şeyler tıkalı hallerinden ya da ifade hallerinden – siz birer ifade halisiniz – kurtarıldığında, düşünceler inanç halinden kurtarıldığında, veçheler işkence halinden, yaralı hallerinden kurtarıldığında, bu bir açıdan o deneye çok benzerdir. Eski ile yeni, kaba kuvvetli sevgiyle birbiriyle çarpışır. Vaay! (bazı gülüşmeler) <em>Onlar </em>gülüyor (yukarıyı gösterir); onlar gülmüyor (izleyiciler). (kahkahalar) Sizler (fiziksel olmayan varlıklar) bir Adamus Ödülü alacaksınız. Gülmekten kırılıyorlar yukarda!</p>
<p>1.ŞAMBRA (adam): Ne bilirler ki?</p>
<p>ADAMUS: Sudaki bir şey olmalı. (kahkahalar) Gülebiliyorlar, çünkü burada aşağıda oturmuyorlar. Bu da komikti.</p>
<p>Böylece şu madde ile anti madde birbiriyle çarpışıyor. Ve bu saf enerjiye geri dönüyor. Bilim insanları tarafından kanıtlandı. Biz, hepimiz, uzun zamandır bundan söz edip duruyorduk. Bir şeyi ifade halinden, varoluş halinden kurtarır ya da serbest bırakırsanız ne olur? Saf enerjiye geri döner.</p>
<p>Burada onların daha görmedikleri ama <em>sizin </em>bildiğiniz ise şu, ona başka bir öğe (element) dahil olduğunda – bilinç ve  dahası bilinçli seçim – denkleme, deneye dahil olduğunda, gerçekten <em>Yeni </em>Enerji de yaratır. Dualiteyi temel alan bu deneyler enerjiyi tıkalı bir halden kurtarıp saf hale geri döndürüyor, enerji bulutunda söz ettiğimiz gibi. Bundan beş yıl sonra, on yıl sonra, (ne kadar olduğu) fark etmez, başka bir şeyin yaratılmış olduğunu keşfedecekler. Ve diyecekler ki, “Bunu nasıl yapıyorsun? İki bilinen miktarı alıp nasıl birbiriyle çarpıştırıyorsun – bu yine de birleştirilmiş iki bilinen miktar etmeliydi.”</p>
<p>Ama çok garip bir şeyin olduğunu görecekler. Bir noktada başka bir öğe görecekler. Şu anda onu gerçekten ölçecek araçlara sahip değiller, çünkü o yeni öğe ışık hızından hızlı hareket ediyor.</p>
<p>Sevgili Şambra, ben şu anda kesebilirdim. Üçüncü Çemberime geri dönüp sizlerle bir daha toplantı yapmayabilirdim, çünkü biz az önce her şeyi söyledik. Hepsi burada. Ama ben çok eğleniyorum. Benim yerimde olsanız siz de eğlenmez miydiniz? Baksanıza. (Adamus kıs kıs güler)</p>
<p>Yani bu şu anda oluyor, ve ben de bu noktada heyecan duyuyorum. Ve sizinle çalışmaktan bu yüzden heyecan duyuyorum, çünkü siz… gerçeğe – bu yeterli, başka dia yok; perdede gösterdiğiniz o komik şeylere geri dönebilirsiniz – bu zor zamanlar gerçeğine rağmen, ve sizlere birçok farklı düzeyden meydan okunmasına rağmen, bunu <em>gerçekleştiriyorsunuz. </em>Bunu gazetelerde okumaya devam edeceksiniz. Ben daha da ileri gidip – bu noktada birkaç inilti duyacağım, ama … inlemeye hazır mısınız. Hazır mısınız? Görevliler, hazır mısınız? Ben daha da ileri gidip diyeceğim ki, Internet sitenizin bir yerinde, insanların farklı makaleleri gönderebilecekleri bir yer açın, çünkü bunlar (bu tür haberler) şu anda dünyanın her yanında ortaya çıkıyor. Şambra’yı bunun <em>olduğuna </em>dair bilgilendirmeye yarayacak, kanıtlamaya yarayacak, eğitmeye yarayacak makaleler. Bir zamandır burada yazıp durduğum şeylere benzer makaleler göreceksiniz. Yani bunu gerçekleştirmek için bir alan yaratsanız. Pekâla, güzel. Güzel.</p>
<p>Buna derin bir nefes alalım.</p>
<p><strong><em>Yeni Düşünme Biçimi</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Sonraki. Sonraki konu. Yeni Düşünme Biçimi. Yeni Düşünme Biçimi. Kuthumi bundan Santa Fe’de yaptığınız yaz konferansındaki toplantı sırasında söz etti, Eylül’de, ki bunu da anlamıyorum, ama…</p>
<p>Neyse, Kuthumi o noktada Yeni Düşünme Biçimi hakkında konuştu. Bir çoğunuz Yeni Düşünme Biçiminin gelmeye başlamasına, gerçekliğinizin parçası olmaya başlamasına izin veriyordunuz, ama şöyle düşünüyorsunuz, “Ben Yeni Düşünme Biçiminin ne olduğundan emin değilim. Onu nasıl gerçekleştireceğimden emin değilim, onun için de Adamus bana söyleyene kadar bekleyeceğim.” Ben de size söyleyeceğim. Bu, düşünmekle ilgili değil. Yeni Düşünme Biçimini düşünemezsiniz. Onu seçebilirsiniz, onu olabilirsiniz, onu deneyimleyebilirsiniz, ama onu düşünemezsiniz, çünkü onu düşünmeye başladığınız an, eski düşünme biçimidir. Yani aslında gerçekten fark etmez. Ama eğer kendinize ona varma iznini veriyorsanız, çıkarımlar burada önem kazanır.</p>
<p><strong><em>Yeni Düşünme Biçimiyle İlgili Uyarılar</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Şimdi, ben genelde uyarılarımı sizden bir seçim yapmanızı istedikten sonra yaparım. Bu kez uyarıları önden yapacağım. Eğer gerçekten Yeni Düşünme Biçimini seçiyorsanız, (a) onu elde edeceksiniz; (b) sizi karmakarışık edecek, ama iyi. Gerçekten edecek, çünkü Yeni Düşünme Biçimi sezgiseldir, az çok psişiktir, tabii bu kelimeyi kullanmak isterseniz. Yeni Düşünme Biçimi – (duraklar) bunu Cauldre’ya iletmeye çalışıyorum &#8211; çağrışımlı ya da bağlantılı düşünme değildir. Şu anda gerçekleştirdiğiniz (düşünme biçiminin) tümü bazı şeylerle bağlantılı. Her düşündüğünüzde, şu anda düşündükleriniz, başka bir şeyle bağlantılı.</p>
<p>Noktayı başka bir şeyle birleştiriyorsunuz – yaşadığınız başka bir deneyimle, okuduğunuz ya da öğrendiğiniz bir şeyle ya da her neyse – ama bu bağlantılı ya da birleşik bir işlem. Bu sanki – ve Fred bunun hakkında çok şey biliyor – bu sanki zihinsel bir şebeke (ağ) kurmuşsunuz da o zihinsel şebeke sürekli iş başındaymış gibi. Sanki hep aynı şekilde iş görüyor, ve sonuç almak için az çok hep aynı kalıpları, aynı mantığı, aynı teknikleri kullanıyor.</p>
<p>Yeni Düşünme Biçimi bunu yapmaz. Çağrışımlı ya da bağlantılı düşünme değildir. Bağlantı kuracak herhangi bir şeyi yoktur. Geçmişten gelen bir kaydı hiç yoktur. En sonunda olacak, ama olmayacak. Yeni Düşünme Biçiminin aslında kayıtları yok ettiğini öğreneceksiniz. Kayıtlardan hoşlanmaz. Kalıplardan hoşlanmaz. Yapılanmadan da hoşlanmaz, sadece onu deneyimleyecek kadarına (izin verir) ve sonra yoluna devam eder.</p>
<p>Hikâyelerden hoşlanmaz, dramlardan hiç hoşlanmaz. Bazılarınız bir… ayağımı koymak için bunu kullanacağım (sandalyeye ayağını koyabilmek için David’in şapkasını kaldırır) Güzel şapka. Bazılarınız – sen değil, ama çoğunuz, yazı kadrosundakileriniz Yeni Düşünme Biçimiyle zorlanacak çünkü hiç dram yoktur. Meydana gelen bir beslenme hiç yoktur.</p>
<p>Çoğu insanın dramlara bağımlı olduğunu söylemem gerek. Gerçekten öyleler. Bunu gördünüz. SES’i – Cinsel Enerji Okulu’nu – yapmış olan herkes gördü. Onlar dramlara bağımlılar. Onsuz yaşayamıyorlar. Yaşamlarından dram çıktığı an, sıkılıveriyorlar. Huzursuz oluyorlar. Umutsuzluğa düşüyorlar. Onun için de bir şey yaratacaklardır. Beslenmek için kendilerine ait bir şeyi, ya da genellikle başka birinin bir şeyini tahrip edeceklerdir.</p>
<p>Şimdi, beslenme sadece az çok harekete geçmiş enerjidir – sanki garip bir harekete – ve sonra onlar ondan koca bir ısırık alırlar. Onun etrafında olmayı severler. Uyarıcıdır. İşte bu bir vampirdir. Bu bir vampirdir, başkalarından beslenen biri. Evet.</p>
<p>Sonra bir de kendinin vampiri olanlar vardır, yani kendi dramlarından beslenmeye bayılan insanlar. Başkalarını işin içine katmaları gerekmez – ben ne sana ne de sana bakıyorum (Adamus güler), sadece o yöne bakıyordum – onlar … (birisi “Komiksin” der) Çok eğlenceli bazen.</p>
<p>Ama öyle insanlar var ki, başkalarından beslenmemeye yemin ettiler, bu yüzden de kendilerinin vampirleri oluyorlar, ve veçheleriyle şu oyunu yaratıyorlar, Aandrah’nın da bildiği gibi – biri diğerinden diğeri bir diğerinden besleniyor. Gerçekten başka bir yerden beslendiklerine inanmak zorunluluğuyla daha da ileriye gidip kimliklerinde bölümler ya da duvarlar yaratıyorlar. Buna çoklu kişilik bozukluğu deniyor. Bir veçhe diğerinden besleniyor, ve beslendiklerini düşünebilmeleri için de o diğeri yokmuş gibi davranıyorlar. Bu sanki hava içmek ya da yemek ve gerçekten bir şey elde ediyormuşun gibi davranmaya benziyor. Azıcık bir şey elde edebilirsin, ama fazla değil.</p>
<p>Yeni Düşünme Biçimi bir süreliğine zihninizi allak bullak edecek, ve zihninizi allak bullak ettiğinde, bedeninizi de allak bullak edecek. İnanç sistemlerinizi parçalayacak. Yeni Düşünme Biçimi devasa bir kendinden-kuşku-duyma (deri) döküntüsüne neden olacak… Şu anda derisinde kaşıntı ya da döküntüleri olan var mı – ben bakmıyorum – çoğu kez kuşku, kaşıntı ya da döküntü olarak tezahür eder. Bu aynı zamanda, bazen, arınmak için iyi bir yoldur, sürekli hale gelmedikçe. Görüyor musunuz? Ama bir döküntü ya da kaşıntı. Eğer herhangi birinizin şu anda bir döküntüsü varsa, bir yerler kaşınıyorsa, herhalde sadece küçük bir simgedir, küçük bir işaret ki… aman Tanrım, sende bir bıçak var!</p>
<p>2.ŞAMBRA (kadın): Evet var.</p>
<p>ADAMUS: Onu kullanacak mısın?</p>
<p>2.ŞAMBRA: Kullandım bile. (kendi bileğini hileli bir oyuncak bıçakla bıçaklar)</p>
<p>ADAMUS: Vay canına! (Adamus güler) Hadi şunu bir de kameraya yap. Şu arkadakine. Ayağa kalk, Cadılar Bayramı oynadığımız sürece.. (hanım kameraya göstererek birkaç kez bileğini bıçaklar)</p>
<p>Ay onlar…. dur bir dakika. Bunu büyük kameradan göstermek zorundalar.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Aman. Devam mı edecek. (şimdi görüntü salondaki perdeye yansır)</p>
<p>LİNDA: Ayyy.</p>
<p>ADAMUS: Evet ya. Vay vay vay.</p>
<p>Peki, nerede kalmıştık? Kendinden beslenmek. Orada kalmıştık. Pekâla, deri döküntüleri, ya da hani birisi kendini kesmeye başlarsa buna ne diyordunuz, bu tür şeyler, hepsi kuşkuyla ilgili. Kuşku.</p>
<p>Pekâla, Yeni Düşünme Biçimine girmeden önce uyarılarıma devam etmeme izin verin. Yeni Düşünme Biçimi, bağlantılarınız çok kopmuş gibi hissetmenize neden olacak. Yeni Düşünme Biçimi size şöyle şeyler yaptıracak, ansızın geçmişinizdeki bir şeye bakacak ve sizi buna çekenin ne olduğuna şaşacaksınız – aileler falan gibi şeyler, (bazı gülüşmeler) zaten orada neden bulunduğunuza şaşacaksınız.</p>
<p>Bu o kadar da kötü değil, ama birdenbire yaşamdaki platformunuzu, gerçeklik temelini kaybediyormuş gibi hissedersiniz. Tüm gerçeklik dayanağı ya da temeli değişmeye başlar. Bu olduğu zaman, ansızın madde ile anti madde, inanç ile karşıt inanç, güven ve kuşku, ve her bir olası dualite türü birbiriyle çarpışmaya başlar.</p>
<p>Bu kötü bir şey mi?</p>
<p>3.ŞAMBRA (kadın): Hayır.</p>
<p>ADAMUS: Evet kötüdür! Acıtır! (kahkahalar) Gerçekten sıkıcıdır, birçok insan size bunu söyleyecektir. Kesinlikle – ama sadece kısa bir süre için. Sadece çok kısa bir süre.</p>
<p>PETE: Kısayı tanımla. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Bu konuyu Pederle konuşmanı isteyeceğim. (kahkahalar artar) Pek fark etmez, bildiğin gibi. Zaman yok, vs, vs, vs, vs, vs.</p>
<p>Böylece yaşamınızın dinamik deneyimlerle (dolu) oldukça ilginç bir döneminde, herşey biraraya gelir. Ama bu parçacıkların – sadece fiziksel parçacıklar değil, inançların parçacıkları, veçhelerin parçacıkları, herşeyin parçacıkları – bu şekilde birbiriyle çarpıştığında saf enerji yarattığını da hatırlayın. Bu, şeyleri kendi özgün biçimlerine geri döndürür.</p>
<p>Aynı zamanda Yeni Enerji de yaratır. Bunu şu anda, biz konuşurken gerçekleştiriyor – Yeni Enerji yaratıyor.</p>
<p>O Yeni Enerji çıkıp büyük bir depoya, ağa, Alan’a, adına her ne demek istiyorsanız, gitmez. O hemen burada kalır.</p>
<p>Bir kolektife hizmet etmez. Tüm varlıkların hayrına hizmet etmez, ki bu… bu iyi mi kötü mü?</p>
<p>TIM: Bu aslında iyi bir şey.</p>
<p>ADAMUS: Her ikisi de. Fark etmez aslında. Fark etmez. Fark etmez, ama hâlâ yaptıkları herşeyin iyiliğe hizmet etmesi gerektiğine inananlar var. Nereden çıktı bu?</p>
<p>LİNDA: Kilise. (“Peder” Sart elini kaldırır ve herkes parmağıyla onu gösterir, yoğun kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Bugün burada (herşey) neredeyse fazla kolay! (kahkahalar) Bu inanç kitle bilinci düşüncesinden, grup düşüncesinden, Borg* düşüncesinden çıkıp geldi. Şöyle diyen birisinden geldi, “İnsanlara kendini sevmenin günah olduğunu söylemek harika olmaz mıydı? Onlara önce diğer herkese vermeleri gerektiğini söylemek harika olmaz mıydı,” kendi kurumları dahil, “çünkü Tanrı buna bayılır.”  “Kendine odaklanma. Diğer herşeye odaklan. Seni cennete götüren yolu hak et” demek iyi olmaz mıydı? Ve siz şimdi biliyorsunuz ki, cennete götüren yegâne yol, ki bu aslında sadece farkındalıktır, benim bildiğim, diğer Yükselmiş Üstatlar’ın bildiği tek yol, kendini sevmektir. Bu kadar.</p>
<p>*<em>Borg: Star Trek’te betimlenen bir “kolektif” türüne gönderme.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Bu bana çok basit geliyor, kendini sevmen, kendini kabul ettiğin anlamına gelir. Kendine karşı tam bir şefkat beslersin, gidip günah çıkartmak zorunda kalmadan ya da pişmanlık duymadan – hiçbir pişmanlık duymadan. Oysa size şu öğretildi: şimdiye dek yaptığınız hiçbir şey için pişmanlık duymamak zor bir şey olmalıdır. Ve ben sürekli o “ama”ların çıktığını duyuyorum. “Ama… ben gerçekten şu kötü şeyi yaptım.” “Ama… eğer kendimi tümüyle bağışlarsam, o zaman herhalde gidip yine kötü bir şey yaparım.” Kesinlikle hayır. Kesinlikle hayır.</p>
<p>Kişi kendini mutlak biçimde severse, ve kendine, bana, başka bir Yükselmiş Üstada mutlak şefkat beslerse, bunun çok güzel bir yan etkisi olur. Birdenbire diğer herkesi de severler. Birdenbire, diğer herkese de şefkat beslerler. Birdenbire, diğer herkesin yolculuğunu anlarlar. Birdenbire, cennete götüren tünele önce <em>diğer </em>herkesi itmeye çalışmazlar. Birdenbire, oraya önce kendileri, dosdoğru kendi  yuvalarına giderler ve Bayrak olurlar.</p>
<p>Yani… Yeni Düşünme Biçimi hayatınızı tam anlamıyla değiştirecektir. Ben bu yüzden, son birkaç haftadır, Kuthumi Yeni Düşünme Biçimi’nden söz ettiğinden beri, çokça kuşku enerjisinin etrafta dolandığını söyledim.</p>
<p>Çoğunuz dedi ki, “Bu kulağa harika geliyor,” ve öyledir de. Çoğunuz kendi içinde Yeni Düşünme Biçimi’nin bir işlemini ya da sürecini başlattı. Ve bu yüzden bazılarınız… Kaç kişi şimdi bazı rüyalarını hatırlıyor? On yıl öncesine göre daha mı sık (hatırlıyorsunuz)? Daha fazlasını hatırlıyorsunuz. Kaç kişi rüyalarını hiç hatırlamıyor? Peki. Bu yanlış ya da doğru değil, ve doğrusu rüyalar nasıl olsa oluyor. Kesinlikle oluyor. Sadece arkanızdan kapadığınız bir kapınız var. Aslında bu bazen birazcık daha kullanışlıdır, ama artık onların içeri gelmesine izin verme zamanıdır.</p>
<p>Başlarda – şu ara yoğun rüyalar görenlerinize söylüyorum – başlarda gerçekten pek rahat değildir, gece boyunca sürekli rüya görmek. Diyorsunuz ki, “Benim geceleri sadece uyumaya ihtiyacım var,” yani “sadece rüyaları unutmaya ihtiyacım var” demek istiyorsunuz, çünkü o enerjiyi, o bilinci beraberinizde geri getiriyorsunuz. Ama ben konunun dışına çıktım.</p>
<p>Son birkaç haftadır elektrikle, evinizin hatlarını yeniden döşemekle, elektrik sorunlarıyla, transformatörlerin patlamasıyla, elektrik kesilmeleri ve bu tür şeylerle ilgili birçok rüyalar gördünüz – bunu, bu tür rüyalar görenlerinize söylüyorum. Ve bunun bir nedeni var, çünkü şu anda (sizin kendi içinizde) yeni hatlarınız döşeniyor.</p>
<p>Şimdi, gerçek şu ki yeni hatlarınız uzun süredir döşeniyordu, ama bu şimdiye dek daha çok fiziksel düzeydeydi. DNA’ya ilişkin bir dolu şey, bir sürü fiziksel şey, hatta veçhelerinizde bile bir dolu yeni hatların döşenmesi. Şimdiyse düşünme tarzına, bugüne dek zihinsel olan işleme yeni hatlar döşeniyor.</p>
<p>İlginç olan şu ki, ben yeni hatlar  döşeniyor dediğim zaman, o eski şeyden, o eski elektrik kabloları gibi, (buraya) elektrik getirmek için bu salonun kablolarla döşenmesi gibi bir şeyden söz etmiyorum. Bu salonun her tarafından kablolar geçiyor, ve ışıkları yakan da buydu.</p>
<p>Şimdi bu binanın hatlarının yeniden döşendiğini, ama hiç kablo olmadığını hayal edin. Öyle bir hat döşeniyor ki, elinizi o enerji akışına, cereyana sokabildiğinizi ve çarpılmadığınızı hayal edin. Şu anda çarpılıyorsunuz. Çarpılıyorsunuz – bu çok dualitik bir şey, elektrik böyle çalışıyor.</p>
<p>Yani öyle bir yeni “kablo” hayal edin ki, onu tutabiliyorsunuz – ışıkları aydınlatacak o enerji akışını tutabiliyor, ona dokunabiliyor ve bundan etkilenmiyorsunuz. İşte içinizde olan az çok budur, az çok eski düşünme biçiminden Yeni Düşünme Biçimine geçiş. Bu şu anda oluyor. Şu anda.</p>
<p>Bu, eski sistemde bazı bozukluklara ya da karışıklığa neden olabilir. Fiziksel olarak – ve bunu söylüyorum çünkü bazen ödünüz patlıyor &#8211; hastalanmanıza neden olabilir; olmayabilir de. Sanki çıldırıyormuş gibi gibi hissetmenize neden olabilir, ama çıldırmıyorsunuzdur.</p>
<p><strong><em>Yeni Düşünme Biçiminin Sonuçları</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Şimdi, burada, farkındalık işleminizde meydana gelen bu yeni hatların döşenmesinde – ki olan biten budur, ama siz kısıtlı bir zihinsel farkındalıktan çıkıp Yeni Düşünme Biçimi farkındalığına giriyorsunuz, ve bu tümüyle farklıdır &#8211; özellikle olan şudur, eski düşünme biçiminden çıkma sürecinde, bu herşeyi eritip yok etmeye başlar, ve siz yoğun bir kuşku dönemiyle karşılaşırsınız. Şeylerden, özellikle de günlük rutininizi oluşturan şeylerden çok koptuğunuzu hissettiğiniz bir dönemle burun buruna gelirsiniz. O şeyler değişmeye ve gitmeye başlar.</p>
<p>Çoğu insanın ilk yaptığı şey nedir? Çoğu Şambranın? Yaptıkları şeyi yeniden yakalamaya çalışırlar. (Bir şeyleri yapmanın) eski biçimlerine, tarzlarına ne kadar lanet etseler de yeniden tutunmaya çalışırlar. Yeniden yakalamaya çalışırlar çünkü bu en azından rahattır. En azından tanıdıktır.</p>
<p>Şimdi bu sanki zifiri karanlıkta kayalıklardan inmeye benzer, ne kadar ineceğinizi bilmiyorsunuz, yamacın altında ne var bilmiyorsunuz, önünüzde başka kayalıklar var mı bilmiyorsunuz. Bu korkutucu bir şeydir. Ve üstüne üstlük, en güzeli de, harika bir deneyimdir. Ne olmuş yani? Kimin umurunda? Orada ne olduğu kimin umurunda?</p>
<p>Bu ilginç bir şey, çünkü Yeni Enerji gerçekliğinde, ki o fiziksel gerçekliğinize gelmeye başlıyor, zihin, o kayalıklardan inerseniz kötü bir şey olacağını düşünür. İşte zihin bunu yapar. Sizi korumaya çalışır. Der ki, “Oradan inme.” Ve hesaplamaya çalışır. O karanlık boşluğa bir taş atabilir ve ne kadar yuvarlandığını dinleyebilir, “Lanet olsun! Bu uzuuuun bir yol.” (kahkahalar) Ve dahası, canavarların tıslayıp homurdandığını duyarsınız. “Ayy…” ve geri adım atarsınız.</p>
<p>Yeni Düşünme Biçiminde, kayalıklardan inersiniz ve ansızın – bunu doğru ifade etmem gerekiyor – ansızın gerçeklik değişir ve dönüşür. O artık bir kayalık değildir. Artık derin bir boşluk değildir. O aslında o anda deneyimlemeyi seçtiğiniz neyse odur. Bu ansızın bir seçim meselesi olur, ki bundan bir dakikaya kadar söz edeceğim; çabucak, hızla gelen ve hızla – ışık hızından daha hızlı &#8211; tezahür eden bir seçim olur ki, bu da birdenbire gerçek bir deneyim, gerçek bir coşku halini alır.</p>
<p>Ben şunu söylüyorum, sevgili Şambra, ve bununla şimdi derin bir nefes alalım. Şuradaki (kafa) tüm o zihinsel baskıyı hissediyorum.</p>
<p>Siz Yeni Düşünme Biçimiyle çok ilginç bir dönüşümden geçiyorsunuz. Konuşmamın başında söylediğim gibi, dengenizi hatırlayabiliyor musunuz? Araçlara zaten sahip olduğunuzu hatırlayabiliyor musunuz?</p>
<p>Şimdi, işin aslı şu. Denge, zihninizin olduğunu düşündüğü yerde değil. Araçlar, olduğunu düşündüğünüz yerde değil, çünkü bu, eski düşünme biçimidir. Onun ötesine, dışına uzanabilmelisiniz. Kendinize o kadar güvenmeye, ya da açık olmaya, ya da çılgın olmaya istekli olmalısınız ki, şeyleri bulduğunuz o eski yerin dışına çıkmaya gönüllü olabilesiniz.</p>
<p>Biz bundan az önce söz ettik, ama ben bunu gerçekten şu anda vurgulamak istiyorum. Özellikle bu gelecek haftalarda ve aylarda, kendi yaşamınızda ve dünyada meydana gelecek olaylar sırasında, (eskiden) gidip kendinizi rahat ve güvende hissettiğiniz yer, şimdi farklı bir yerdedir, ve eskiden olduğu gibi lineer değildir. Başka bir deyişle, eğer eskiden burada (yukarıyı gösterir) rahatlık ya da huzur buluyorduysanız, şimdi o rahatlığı ya da huzuru burada (daha yukarısını gösterir) bulmayı beklemeyin. Eskiden enerjiyi burada (yan tarafı gösterir) bulmaya alışık idiyseniz, onu burada (öbür yanı gösterir) bulmayı beklemeyin. Bu çok lineerdir. Araç gereç kutunuzu şuradan (yerden) almaya alışık idiyseniz, biraz daha şuraya itildiğini (yerde başka bir noktayı gösterir) beklemeyin.</p>
<p>Rahatlık, huzur, tümüyle farklı bir yerden, yanıtlar tümüyle farklı bir yerden gelecek, ve zihin bunu analiz ederek, (o tarafa) bakmak biraz korkutucu  diyecek. Gerçekten dışarıya uzandığınızda, dışarıya genişlediğinizde, biraz korku hissedeceksiniz, çünkü rahatlığa ya da huzura ihtiyaç duyduğunuz bir anda biraz umutsuz olacaksınız. O rahatlığı hemen yanıbaşınızda istiyorsunuz. Onun tanıdık olmasını istiyorsunuz. Zihniniz direnecek ve diyecek ki, “Hayır, bizim şu anda rahatlığa ihtiyacımız var. Bizim şu anda sağlamlığa, stabiliteye ihtiyacımız var. Onun için her zaman yaptığımız şeye geri dönelim,” ki bu temelde kafayı kuma gömmek ve o sorun aslında yokmuş gibi davranmaktır. (tavanı gösterir) Onlar gülüyor. (Adamus kıs kıs güler)</p>
<p>Yani zihin tepkisel bir karşılık verecek. Gitmeye alışık olduğu yere geri gitmek gibi programlanmış bir tepki verecek, oysa o (rahatlık, huzur) başka bir yerde. Orada. Gerçekten orada, ama bakın, rahatlık ya da huzur bulmak için o eski yerlere geri gidip duruyorsunuz. Ve bana da gitmediğinizi söylüyorsunuz. Bana yeni yere gittiğinizi söylüyorsunuz. Hayır. Lineer bir yere gidiyorsunuz. Diyorsunuz ki, “Eğer dengem burada değilse, ya da yanıtlar ya da araçlar, ya da o her ne ise, burada değilse, hemen şuraya bakacağım.” Orası o kahrolası genel yerdir.</p>
<p>LİNDA: Geoffrey’nin suya ihtiyacı var. (ona su uzatır)</p>
<p>ADAMUS: Ha! İyi gidiyor. (bir yudum alır) Ben biraz heyecanlanıyorum.</p>
<p>Böylece, Yeni Düşünme Biçimi sorusu: Gerçekten gönüllü müsünüz, o yeni bir deneyime girme ânında – bu, başka bir şey söylemenin güzel bir yolu – o yeni bir deneyime girme ânında, derin bir nefes alıp gülmeye, ve kendinize <em>sezgisel olarak </em>araçların nerede olduğunu, dengenin nerede olduğunu, rahatlığın, huzurun nerede olduğunu bulma iznini vermeye gönüllü müsünüz? “Dur bir dakika, eski düşünme biçimi. Bu artık iş görmeyecek. Ben o eski oyunu oynamayacağım” demeye gönüllü müsünüz? O derin nefesi alıp sezgisel olarak o yeni yeri bulmaya gönüllü müsünüz?</p>
<p>Şimdi, ben onun nerede olduğunu size söyleyemem, ve o… eh, acaba dış uzayda mı? Herhalde değil. Sanırım onun bir boyutta olduğunu söyleyebilirsiniz. O burada olmayan bir yerde, ama orada da değil, eğer bu bir anlam ifade ediyorsa. O burada değil demek, içinde var olduğunuz bu fiziksel gerçeklikte, bu boylamda, enlemde, zamanda, uzayda değil demek. Burada değil. Burada barınamazdı. Burada barınmak istemiyor. Şu anda değil, belki sonra. Ama dışarda da değil.</p>
<p>Ve lineer mantık diyor ki, “İyi ama, eğer burada değilse orada olmalı,” doğru mu? “Eğer hemen burada değilse, hemen orada olmak zorunda.” Değil. Ve işte bu noktada kelimeler yetersiz kalır. Ve sezgi, güven – sanırım bu kelimeyi kullanırdınız – önem kazanır. O nerede?</p>
<p>Tıpkı bilim gibi… ben bilimi severim. Bilimi severim, çünkü o gerçekten keşifle ilgili, taa ki bir kutuya girene kadar, kısıtlanana kadar. Bilim, bilinçte olanı onaylıyor. Bilim, zaten yarattığınız herşeyi keşfetmenin güzelliğidir. Evet, siz onları zaten yarattınız. Şimdi ise onları keşfediyorsunuz. İlginç, değil mi? Ama çok da gerçek. Bu, zaten yükselinmiş hali keşfetmek için zamanda geri geri yürümekle aynı prensip. Araçların, dengenin, yanıtların nerede olduğuyla, sezginin onları bulmanızı sağlamasına izin vermekle, aynı şey.</p>
<p>İşte bu Yeni Düşünme Biçimidir. Ve Yeni Düşünme Biçiminde ilginç olan şudur, hepiniz bunu deneyimlemek için bolca fırsata sahip olacaksınız. Böylece sezginizin çalışmasına izin verirsiniz, Yeni Düşünme Biçimini keşfedersiniz, ve birdenbire dersiniz ki, “Ha, Adamus’un, o orada değil, ama burada da değil derken neden söz ettiğini şimdi biliyorum.” Bir noktada anlamı olmaya başlayacak.</p>
<p><strong><em>Yeni Düşünme Biçiminin Zorlukları ve Nimetleri</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Şimdi, hâlâ aslında eski düşünme biçiminde olduğunuz için, ilginç olan şu, karşılaştığınız bir sonraki deneyimde, karşılaştığınız belki bir zorluk ya da meydana gelen herhangi bir şeydir, şöyle dersiniz, “Ha! Ben bu Yeni Düşünme Biçiminde gayet iyiyim. Son sefer onu kullanmıştım. Derin bir nefes alacağım. Esas duruşa geçeceğim ve Yeni Düşünme Biçimine gideceğim.” O orada olmayacaktır. Neden? Eh, o gerçi hâlâ oradadır, ama <em>orada </em>değildir.</p>
<p>Zihin – eski düşünme biçimine sahip zihin – onu şimdi kategorize etmiş ve “Ha, gideceğimiz yer burası” demiştir. Ona lineer bir tanım yüklemiş, onu yapılandırmıştır, ve “Ha, o orada” der. Bu sanki bir his olsa bile, az çok sezgisel bir yol olsa bile, zihin haritasını çıkartacak ve, “İşte orada. Bir sonraki seferde oraya gideceğiz” der. Siz de bir sonraki seferde oraya gidersiniz, ve o orada olmayacaktır.</p>
<p>Peki şimdi ne olacak? Kendinizden kuşku duyar ve, “Sadece şanslıydım” ya da “Adamus bunu benim yerime gerçekleştirdi” dersiniz, ya da buna benzer bir şey.</p>
<p>O hâlâ etfrafta. Sadece sizinle kurduğu ya da kurmadığı ilişki biçimi değişmiştir. Hâlâ elde edilebilir halde, ama bir kez daha sezgiyi kullanmanızı talep edecek. Güveni kullanmanızı. Derin bir nefes alır ve dersiniz ki, “Tüm şu engellere lanet olsun,” zihninizden bu haltlar geçer. Ve olduğu da budur. Oradan boktan bir akış geçer. (bazı gülüşmeler) Gerçekten. Yüzde doksan… öyledir. Daha iyi bir kelime kullanamazdım. Pislik yığını, ama bu bir… Öyledir, ve biz geçenlerde Kihak grubuyla bundan söz ettik.</p>
<p>Zihinden geçenlerin yüzde doksanı sadece zırvalık. Gerçekten öyle, ve bu size ya da burada bulunan herhangi birine karşı bir suçlama değil. İnsan zihninin programlanması ve insan bilincinin çalışma biçimi böyle. Ve siz şanslısınız. Sizinki sadece yüzde 90. Çoğu insan yaklaşık yüzde 99 zırva. Gerçekten. Gerçekten. O yüzde bir, zihinden geçen bu akışları bazı yapıcı amaçlar için kullanıyor, ama çoğu sadece gevezelik. Bu, sizi çıldırtan ve kendinizi sevmemenize ya da kendinizle başbaşa olmamanıza neden olan bir gevezelik.</p>
<p>Yeni Düşünme Biçiminde, göreceksiniz ki, bunun ötesine geçiyorsunuz. Sevinç ya da mutluluk bu olacak. Kutlama bu olacak. O (zihnin gevezeliklerini) durdurur.</p>
<p>Daha da önemlisi, Yeni Düşünme Biçiminde, şu anda sahip olduğunuz o zırva düşüncelerin, zihnin sınırlandırdığı düşüncelerin, çok yavaşladığını fark edeceksiniz. Dalga uzunlukları çok yavaş olacak ya da geçen akış çok yavaş olacak.</p>
<p>Şimdi – şu anda yavaş bir ışık hızı var, ya da şu anda düşüncelerinizden azıcık daha yavaş, bazısı daha da yavaş – ama birdenbire herşey çok hızlanacak.</p>
<p>Yeni Düşünme Biçiminiz zihnin doğal olarak gelişmesine, gideceği yere evrimleşmesine izin verdiğinde – yine bir beyniniz, bir zihniniz vardır, ama evrimleşecektir – ve Yeni Düşünme Biçimi düşüncelerin, düşüncelerin bile ışık hızının ötesine geçebileceğini açıkça gösterdiğinde… çünkü şu anda çoğu düşünce değildir; bazısı öyledir ama çoğu değildir. Işık hızını aşan düşüncelerin çoğu beyinde ve bu zaman-uzay sürekliliğinde kaydedilmez, böylece bilinmeyen düşünceler haline gelirler. Orada olduklarını bilirsiniz, ama ne olduklarını bilmezsiniz. Orada bir şeyin olduğunu bilirsiniz, ama anlamaya kalktığınızda, yapamazsınız.</p>
<p>Yeni Düşünme Biçiminde olan şudur, o gider ve… ben biraz engellenmiş hissediyorum, çünkü kelimeler her zaman da… onun için burada bir dolu hissi iletmeye çalışacağım. Düşünme biçiminiz ışık hızının ötesine ve daha ötesine gitmeye başlar, ışık hızını aşar, ve herhangi bir hız kaydını gereksinmenin ötesine geçer, her türlü hızın ötesine. Ve bu olduğu zaman, birdenbire gerçek içgörünün ne olduğunu keşfedeceksiniz. Bir dolu gereksiz eski, yavaş, girift, sıkıcı düşüncede aslında nasıl kapana kısıldığınızı keşfedeceksiniz. İhtiyacınız olan herşeyin Şimdi’de olduğuna dair yıllardır konuştuğumuz şeyleri tam olarak fark edeceksiniz. (Gereksindiğiniz herşeyin Şimdi’de olduğu) sadece küçük bir klişe değil, bazılarınız onu bu şekilde kullansa bile. Vazgeçin… (parmaklarıyla konuşma hareketi yapar) Bunu durdurun.</p>
<p>Bu arada, bunun (konuşma hareketi) – o ağızın – değiştiğini de fark edeceksiniz. Ağız beynin esiri, lak lak edip durur, bazen tıpkı beyin gibi, ve bazen birçok boşluğu doldurmak için, bir dolu insanı sıkmak için, ve sizi gerçekten kendi var oluşunuzda olmak zorunluluğundan alıkoymak için bir sürü kelimeyle çıkagelir. Böylece o ağız gitmek zorunda.</p>
<p><strong><em>Yeni Düşünme Biçiminde Olmak</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Yeni Düşünme Biçimiyle ne olacak? Daha az konuşma. Hımm. Daha az konuşma. Neden? Çünkü bir ses çıkartabilirsiniz – arr – ve o – ppbbtt – herhangi bir ses. Ve o ses, dağları harekete geçirebilecek muazzam miktarlarda enerjiyi kendine çeken muazzam miktardaki bir bilinci taşıyabilir, ya da nakledebilir. Bunu gerçekten yapabilir, ya da neyi hareket ettirmek istiyorsanız.</p>
<p>Yani bu Yeni Düşünme Biçimi inanılmazdır. Siz, bilin ya da bilmeyin, Yeni Düşünme Biçimi gelişiminin bir parçası olmaya gönüllü oldunuz. Ama onu düşünemezsiniz. (kahkahalar) Onu deneyimleyebilirsiniz. Onun içinde olabilirsiniz. Ben bu yüzden geçen ay mevcudiyetinizde olmaktan söz ettim. Ruh mevcuttur. O faktöre sahip olmanız gerekiyor. Mevcut olmanız gerekiyor. Eh, olmalısınız da, yoksa yanıbaşınızdan geçip gider. Uçar gider, bundan beş yıl sonra burada oturmuş, “Ben bunu anlamadım” dersiniz. Eh, anladınız anlamasına da, farkında değildiniz.</p>
<p>Ve bu şu anda çok sık oluyor. Şeyler şu anda yanıbaşınızdan uçup gidiyor. Gidiyor. Düşünceler ve fikirler ve enerjiler ve her türlü şey, ve siz, “Eh, ben anlamıyorum” diyorsunuz. Hayır, anlıyorsunuz, sadece onun farkında değilsiniz, çünkü gerçekliğin yalnızca küçük bir parçasına odaklanıyorsunuz.</p>
<p><strong><em>Yeni Düşünme Biçimi açılmanıza, onu deneyimlemenize izin verir.</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Hadi Yeni Düşünme Biçimiyle hemen şimdi bir alıştırma yapalım. Bu arada, şu son iki haftadır bana gelen şikayetlerin hepsi için Kuthumi’yi suçlayın, beni değil. Bu konuyu o tanıttı.* Ortaya çıkan tüm şikayetler, tüm korkular, tüm kaygılar ve dramlar – ve ben kimseye bakmıyorum, ki Kuthumi de böyle yapardı – Yeni Düşünme Biçiminin bir sonucudur. Siz ona girmenize izin veriyorsunuz.</p>
<p><em>*Santa Fe’deki Yazortası Konferansı sırasında, 9-11 Eylül 2011, Kuthumi Yeni Düşünme Biçimini tanıtarak katılımcıları bir deneyimden geçirdi. Kayıtlar CC Shoppee’de bulunabilir.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Ben kıs kıs gülüyorum, ama sonra elinizi kaldırıp da “Hayır, ben bu takımın bir parçası olmak istiyorum. İlerlemek istiyorum. Bunu kendi kişisel yaşam deneyimime getirmek istiyorum” dediğiniz zaman da biraz ağlıyorum. Ve sonra bu oluyor ve siz diyorsunuz ki, “Bana neler oluyor?! Bunu yapmamalıydım! Bu Şambra grubuna yazılmamalıydım,” ya da bu belli projeye ya da atölye çalışmasına ya da her neyse. Ama hayır, ironi de burda, başka türlüsünü yapamazdınız.</p>
<p>İkinci ya da üçüncü dalgayla gelemezdiniz, ve ben birçoğunuzu buna ikna etmeye çalıştım. Dedim ki, “Limanı terk edecek bir sonraki gemiyi neden beklemiyorsun? İlk gemide olma, ilk gemi sularda ejderhaların ve canavarların olup olmadığını keşfediyor. Diğerleri sadece rotayı izleyecek…” Siz ilkinde olmak istiyorsunuz, ve işte buradayız. Başka türlüsünü istemiyorsunuz, ve ben bu yüzden sizlerle çalışmayı seviyorum.</p>
<p><strong><em>Bir Yeni Düşünme Biçimi Deneyimi</em></strong></p>
<p>İnsanlar – bu çok tipik bir insan; ille de siz olmak zorunda değil, ama tipik bir insan – çok küçükken, sabahları sadece kalkıp da bir deneyim yaşamaya, bir noktaya kadar, bayılırlar. Aslında siz çok küçükken bunu iyi ya da kötü olarak yargılamadınız. Bunu sizin adınıza diğer insanlar yaptı. Ağladınız zaman, kötü bir deneyim yaşadığınıza dair yargıda bulundular. Oysa ille de böyle olmak zorunda değildi, sadece ağlıyordunuz! Bu kötü olduğu anlamına gelmez. Sadece bir şeyin olduğu anlamına gelir.</p>
<p>Küçükken şeylerle ilgili birçok yargıya sahip değildiniz. Bir dolu rüya görüyordunuz, tam anlamıyla. O zamanlar bir dolu rüya görüyordunuz. Sonra onlar kapatıldılar. Küçükken bir dolu hayal görüyordunuz… her biriniz, <em>istisnasız, </em>oyun varlıklarına sahipti, ama onlar sadece oyun varlıkları değildi; gerçek varlıklardı. Size gelen küçük uzaylılara, küçük şeytanlara, küçük her ne ise onlara sahiptiniz. Küçük doğa devaları, ah, onlar çocuklara bayılırlar. Onlara sahiptiniz.</p>
<p>Bazısı dışardan geliyordu. Bazısı içinizden. Küçük bir düş fabrikasıydınız. İsteğiniz üzerine varlıklar yaratabiliyordunuz. Yarattığınız o varlıklar sonra gidip başka varlıklarla, doğa varlıklarıyla, şu anda aslında etrafta dolanan varlıklarla oynuyordu. O ilk, ilk yıllar düşler ve deneyimlerle doluydu. Oldukça kaygısız (yıllardı).</p>
<p>Biliyor musunuz, bugün çoğu kültüre bakıyorum da. Zihinsel yapı öylesine vurgulanıyor ki, ve çocuklar iki yaşına geldiklerinde, öğrenmeye zorlanıyorlar. Şimdi, öğrenmek araştırmak kötü bir şey değil, ama her – ve bu… bizim Yeni Enerji eğitimiyle ilgili bir tartşma yapmamız gerekiyor, ama birçok insan gerçekten çok üzülecek. Her bir bilim ya da matematik ya da dil eğitimi sırasında, ilişkili diğer potansiyellerin de araştırılması gerekir. Eğitim asla kitaplarda yazılı olanlarla ya da tahtaya yazılabilenlerle ya da hesap makinesine konabilenlerle kalmamalı. Böylece çocuklara eğitim verilirken, her zaman, her zaman diğer potansiyeller de öğretilmeli. Peki ya’lar. Neden olmasın’lar. Peki ya… konudan sapmak istemiyorum.</p>
<p>Pekâla, şimdi … çocuklar çok öğrenmiş, çok zihinsel oluyorlar. Şimdi, sözlerimin altını çizin, ne söylediğimi hatırlayın. Bir şey bir şişeye konduğu zaman, kutulara konduğu zaman, yapılandırıldığı zaman, bilim şimdilerde geçerli kuramların dışına çıkıp da yepyeni olasılıkları araştırmadığı zaman, patlar. Şu anda eğitimde olan bitenler, onun öğütülerek unufak edilmesidir. Yaratıcı şeyler, tüm sanat, çıkartılıyor, müzik çıkartılıyor. Daha önce de söylediğim gibi, sanat dünyayı kurtaracak. Gerçekten. Bir toplum sanatsal olabildiğinde, bu öncelikle ve en başta, onun kendini özgürleştirdiği anlamına gelir. Birini özgürleştirecek olan resim değildir. Şu, “Biz zamanımızı zihinsel şeyler yerine, kurallar ve yönetmelikler yerine, Dünya üzerindeki coşku dolu, duyusal zevklerle geçirebiliriz” bilincidir. Bu, özgür bir toplumu gösterir.</p>
<p>İşte çocuk budur. Ne yazık ki, insanlar şu anda çocukluğun bir dolu deneyimini yok ediyorlar. Ah, Şambra, birisinin bir düş okulu kurduğunu hayal edin. Ve düş, matematiği de içerir. Düş budur. Gerçekten öyledir. Çağdaş, şimdilerde geçerli matematik, geometri – hepsi düştür. Ve muhasebe – bu yaratıcıdır! (kahkahalar)</p>
<p>Peki şimdi gençlik yıllarına geldiniz. Diyelim ki, yetişkinliğin ilk yıllarına, ve olan şudur, hayallerinizi ve emellerinizi ve gittiğiniz yeri ertelemeye başlarsınız. Bir dolu bahane bulmaya başlarsınız – bir iş ya da aile kurarsınız. Gerçekte olan şudur, bir dolu kitle bilinci baskısı ve zihinsel baskı devrededir. Sanki bu, düşlerin ve umutların birçoğunun sıkarak suyunu çıkartır. Yepyeni bir şeye dalmanın o tutkusu sıkılır ve suyu çıkartılır. Sizin, zaten önünüzde olanı mükemmelleştirmeye, zaten elinizde olanı mükemmelleştirmeye odaklanmanızı sağlamaya çalışır, çünkü tıpkı o lanet ayna gibi, eğer çevrenizde bir gerçekliğe sahipseniz, o gerçeklik asla mükemmel olmayacaktır, bu arada. Bu o şekilde tasarlanmadı – <em>asla </em>tasarlanmadı.</p>
<p>Böylece… (duraklar) sohbete şunu da katalım. Biliyor musunuz, öbür tarafta bazen sövüyorlar.</p>
<p>Böylece, yine başka bir kutuya geçmeden önce içinde bulunduğunuz kutuyu mükemmelleştirmeniz gerektiği düşüncesinde takılıp kalıyorsunuz.O fikri hemen şimdi yerle bir edin. Onu alın ve yerle bir edin. Onu sadece saf enerjiye dönmesi için salıverin.</p>
<p>20’lerinizin başında diyelim, 30’larınızda, 40’larınızda olan şudur, ertelemeye başlarsınız. Siz – <em>sizler </em>– ertelediniz, sürüncemede bıraktınız. Bir dolu bahane buluyorsunuz – yok sizi bağlayan şuymuş, ya da buymuş, yok şunu ya da bunu yapmaya zamanınız yokmuş – asıl sizin ilgilendiren şeylerde. Diğer herkes için her türlü şeyi yapmakla meşgulsünüz, kendiniz için çok azını. Çoğu insan bu günlerde fazlasıyla tükenmiş halde. Fazlasıyla tükenmiş.</p>
<p>Bu tarz, bu trend sürüyor. Daha zihinsel oluyorsunuz. Kalıplarınıza, rutinlerinize daha da dalıyorsunuz. İşte gerçekten sıkışıp kaldığınız nokta budur. Gerçekten sıkışıp kaldığınız nokta budur, o kadar ki, daha olgun yıllarınıza geldiğinizde – ve bu yaş anlamında değil; sanki zihinsel bir yavaşlama gibi – daha olgun yıllarınıza geliyorsunuz, ve söylemesi üzücü ama, burada bulunanların ve dinlemekte olanların çoğu diyor ki, “Bu yaşamda gelebileceğim yere kadar geldim. Budur. Başarmam gerekenleri başardım.” Bazı pişmanlıklarınız var, ve kendinize yalan söylüyorsunuz. Diyorsunuz ki, “Evet, ama aslında  daha sonra yeniden biraz denerim, hele önce şu vergiler ödensin ya da şu ilişki sorunu çözülsün de öyle,” ve bu böyle devam ediyor da ediyor. Ama içinizdeki bir şey diyor ki, “Gelebileceğim yere kadar geldim. Kendi zirveme ulaştım. E ne yapabilirim? Kalan birkaç değerli ânın tadını çıkarmaya çalışacağım.” Oysa bu 20, 30, 40 yıl olabilir.</p>
<p>Eski düşünme biçiminde olup da havlu atan bir yanınız var. Bazılarınızda bununla ilgili bir keder var. Bir aldatmaca söz konusu. Diyorsunuz ki, “Evet, ama belki yarın. Biliyor musun, belki bir şey olur. Belki 10 yıldır gittiğim şu Kırmızı Çember toplantılarından sonra ansızın bir şimşek düşer ve ben buradan tamamen aydınlanmış olarak çıkar giderim. Belki, sadece belki.” Ve Peder, şu sepeti şimdi gezdirip de… (kahkahalar ve Adamus kıs kıs güler, çünkü Sart daha önce bir bağış sepeti ortaya çıkarmıştır)</p>
<p>Sevgili dostlarım, hiç birinizde düğmelere basmak istemiyorum, ama bu eski düşünme biçimidir, ve zırvalıktır. Mutlak zırvalık. Bunun üstesinden daha fazla zırvalıkla gelemezsiniz, öyle kolayca söyleniveren küçük bir söylemle, öyle küçük klişe bir lafla, ya da buna benzer bir şeyle (üstesinden gelemezsiniz). Gelemezsiniz. Ama o eski düşünme biçiminden çıkmak için bir seçim yapabilirsiniz. Temelde gerçekten taze bir başlangıç yapmak için bir seçim yapabilirsiniz.</p>
<p>Gerçek soruyu sormadan önce bunu bir düşünmenizi istiyorum. Çoğunuz için bu, bu gezegendeki son yaşamınız – çoğunuz için, bu gezegendeki son yaşamınız. Şimdi az önce umutlarınızla, düşlerinizle, gidebileceğiniz yere kadar gitmenizle, olabildiğince iyi olmakla, artık projelerin olmayışıyla, artık öyle büyük yaratıların olmayışıyla, artık ilişkilerin olmayışıyla, artık pek bir şeyin olmayışıyla ilgili söylediklerimi bir düşünün. Bu, pek de bu gezegenden çıkıp gitmenin yolu değil.</p>
<p>Bu herhalde son yaşamınız derken, burada bulunan hemen herkesi kastediyorum, bazılarınız zaten olmuş olan yükselişini fark etmeyi seçecek. Bazılarınız şu yeni Dünyalara gidecek. Size bir çağrı var. Sizi orada istiyorlar. Orada istiyorlar, ve bu oldukça kolay olacak. Epey ilgi göreceksiniz. Dünya’yı nasıl inşa ettiğinizi, onu nasıl yarattığınızı anlatma fırsatınız olacak. Kendinizi oldukça iyi hissedeceksiniz. Birçoğunuz oraya gidecek. Yükselişinizi şimdilik pek fark etmemeyi seçeceksiniz. Neden? Tekrar denemek istiyorsunuz. Hâlâ bir şey yapmak istiyorsunuz, ve bu Yeni Dünya’da çok, çok ayartıcı olacak. Çok ayartıcı.</p>
<p>Oyunu biliyorsunuz. Onun nasıl inşa edildiğini biliyorsunuz; inşa edilmesine yardımcı oldunuz. Nelerden geçtiğinizi biliyorsunuz. Orada ayağa kalkıp bir uzman gibi konuşacaksınız, ve onlar da kendilerinden geçip size bayılacaklar. Onların gurusu olacaksınız, ve… ha, ve biliyorsunuz, onlar melek. Akıllı değiller. Hiç akıllı değiller. Siz akıllısınız. Burada bulundunuz, bunu gerçekleştirdiniz.</p>
<p>Pekâla şimdi bunun üzerinde derin derin düşünün. Burada iki tane güç var – Dünya’daki son yaşam ve siz gelebileceğiniz yere geldiniz. Bu eski düşünme biçimidir. Hemen şu anda, hemen şimdi izin verip de Yeni Düşünme Biçiminin… aaa, hemen orada durun. Gördünüz mü? Ben bunu söyler söylemez bazılarınız anında planlamaya başladı. Yeni Düşünme Biçiminde planlama yoktur. Hedefler yoktur. Hedefler yoktur.</p>
<p>Tezahür etmesini istediğiniz şeyi bir kağıda yazamazsınız. Bu bir yanıltmaca. Yeni Düşünme Biçimi sadece bir seçim yapmak, ve sonra rüzgarların gelmesine izin vermekle ilgilidir. Değişim ve evrim rüzgarlarının gelmesine izin vermek.</p>
<p>Böylece ben bununla ilgili, beyninizde olan bitenle ilgili – gelebileceğim yere geldim, bundan daha iyisi olamaz gibi – Yeni Düşünme Biçimine geçmeye hazır mısınız dediğimde, (bilin ki) başka bir hedef yaratamazsınız. Yani şöyle diyemezsiniz, “Ha evet, ama ben şimdi şu büyük okulu açmak istiyorum. On tane kitap yazmak istiyorum. İstiyorum ki…” Bu bu şekilde iş görmez, anlıyor musunuz. Bu, eski düşünme biçimidir. Lineer düşünme biçimidir. Bu, benim tatmin olma ya da haz alma düşünme biçimi dediğim şeydir, ama sahte bir tatmin ya da hazdır. Ve oturup da yapacağınızı düşündüğünüz o aptal projeleri gerçekleştirmeye çalışmak gerçekten sahtedir, ve onlar iş görmeyeceklerdir. Ve o zaman gerçekten kendinize sinirlenip şöyle diyeceksiniz, “Gördün mü, gelebileceğim yere gelmişim. Biliyordum zaten.” Ve sonra derinizde bir döküntü ve kaşıntı başlar, ve siz de “Neden döküntüm olduğunu bilmiyorum! Üzerine bir şeyler sürdüm ama yine de kaşınıyor!” dersiniz. Bu kuşkudur. Kuşku. Kesinlikle.</p>
<p>Pekâla, Şambra, hadi Yeni Düşünme Biçimini gerçekleştirelim – gönüllüyseniz tabi. Yaşantınızın ilerlemesiyle ilgili, yani yaşlandıkça, azıcık daha olgunlaştıkça büyük ve harika, ilham verici şeyler olamaz’la ilgili kalıplar setini Yeni Düşünce Biçimiyle düşünelim. Biraz yaşlandığınızda yakıtınız kalmıyor, enerjiniz kalmıyor, tutkunuz kalmıyor (kalıpları). Buna biraz Yeni Düşünce Biçimi uygulayalım.</p>
<p>Yeni Düşünce Biçimini nasıl gerçekleştiririz? Aandrah’ı, bizimle birlikte bir süre nefes yapması için buraya davet ederiz. Böylece, Aandrah, lütfen. Buraya gel. Nefes sırasında düşünmeye izin yok. Nefeste sevdiğim budur.</p>
<p><strong>AANDRAH (NORMA DELANEY): </strong>Ne eğlenceli bir ikilem.</p>
<p>Ve ben sizi davet edeceğim. Farkedin. Hissetmenize izin verecek misiniz? Bu nefesi hissedin. O sizin için buraya gelmek istiyor. Onu alıp kabul edin. İçinize soluyun. Derin derin içinize soluyun.</p>
<p>Onu hissedin. O hemen burada. Hemen burada. Hemen orada. Nefesinizle içinize alın.</p>
<p>Evet derken onu da derin derin soluyun. Evet. Bunun canlılığını hissetmeye evet. Bunu hissedin. Nefes alın.</p>
<p>Nefes alın, alıp kabul edin. Nefes alın, alıp kabul edin.</p>
<p>Her bir nefesle sevince, neşeye gömüldüğünüzü ve eridiğinizi hissedin. Canlı olmanın, hayatta olmanın sevincine.</p>
<p>Derin, çok derin nefesler alın.</p>
<p>Nefes alın şimdi. Nefes…</p>
<p>(sessizce birkaç dakika daha nefes almayı sürdürür)</p>
<p>ADAMUS: Güzel. Güzel. Belki, anlık da olsa, son Şaud’da sözünü ettiğimiz gibi, mevcut olduğunuzu hissettiniz. Anlık da olsa düşünmeniz gerekmedi. Sadece mevcuttunuz. Sadece etrafta olanları farkındaydınız.</p>
<p>Yeni Düşünme Biçiminde ilginç bir şey olur. Farkındalığınız genişlemeye başlar. Zihin az çok başını alıp gitmeyi durdurur, farkındalık genişlemeye başlayıverir. Sanki, “Lanet olsun, mevcudum” olursunuz. İhtiyacınız olan tek şey budur.</p>
<p>O ışıltıda, o anda, herşey değişmeye başlar. Buna lineer bir faktör oturtamazsınız. Ansızın herşey oradadır. Planlamanız ya da zorlamanız gerekmez. Bu, iş görmenin çok, çok farklı bir biçimidir.</p>
<p>Bundan gelecek seanslarımızın bazısında konuşmayı sürdüreceğiz. Önümüzdeki gezi sırasında bundan söz etmeyi dört gözle bekliyorum. Yeni Düşünme Biçimi.</p>
<p><strong><em>Yeni Düşünme Biçiminde Yaşamak</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Yeni Düşünme Biçimi – gerçekten öze ulaşmak istiyorsanız – bir seçimle, onu gerçekleştirmeye istekli olma seçimiyle ilgilidir. Şimdiye kadar yaptığınız seçimlerin bazısına benzemeyen yanı ise, Yeni Düşünme Biçiminin belirli bir tezahür için yapılan bir seçim olmamasıdır. Bununla ne kastediyorum? Eh, birçoğunuz hâlâ onaylamalar ya da imgelemeler kullanıyor ya da hatta çok zihinsel seçimler yapıyor, ve diyorsunuz ki, “Evet, 10.000 dolara ya da bir milyon dolara sahip olma seçimi yapıyorum.” Onun gelmediğini farkında mısınız? Bunu farkeden biri var mı? Onu elde eden biri var mı? Peki.</p>
<p>4.ŞAMBRA (kadın): Küplerde altın yok.</p>
<p>ADAMUS: Küplerde altın yok, ve doğrusu bu. Bu şekilde olmamalı.</p>
<p>Gerçek seçim, “Ben bir eş istiyorum” ya da aslında, “ben eşimden kurtulmak istiyorum” demek değildir. (bazı gülüşmeler) Bu tezahür ettirmektir. Gerçek seçim, “Her türlü resim yaratmak istiyorum” demek değildir. Bu aslında bir tezahürdür, gerçek bir seçim değil, ve doğrusu çok da zihinseldir.</p>
<p>Ben bir şeyin altını çizmek amacıyla bir dakika konudan ayrılmak istiyorum. Önünüzdeki birkaç hafta içinde kendinize soracaksınız, “Yeni Düşünme Biçimini kullanıyor muyum?” ve sonra da kuşku duyacaksınız. Diyeceksiniz ki, “Hayır, diğer herkes kullanıyor ama ben değil.”</p>
<p>Bu Yeni Düşünme Biçiminde olmaya başladığınızı anlamanın yolu, dramların hayatınızdan çıkmaya başlamasından geçiyor. Dramlar zihnin bir yan ürünüdür. Bir kez Yeni Düşünme Biçimine girdiniz mi, dramlara hiç gerek kalmaz. Bu büyük dualite çarpışmasına ya da uyuşmazlığına hiç gerek kalmaz. Kendi dramlarınıza – kendi kişisel dramlarınıza – girmeye hiç gerek kalmaz. Ben kimseye bakmıyorum, (Adamus boğazını temizler) ama buna girmeye gerek kalmaz. Dram yok olmaya başlar. Bir süre kendinizi çıplak hissedeceksiniz ve arada bir dramlara geri dönmek isteyeceksiniz, ama o zaman da birdenbire tadının acı, zehir gibi olduğunu fark edeceksiniz. Neden oraya geri dönüp durdunuz? Yok, sana bakmıyorum, Peder. Neden dramlara girip durdunuz?</p>
<p>Yeni Düşünme Biçimine girdiğiniz zaman dram gider, ve onunla birlikte zihinsel ya da duygusal açıdan iniş çıkışlar da gider. Biraz garip hissedeceksiniz, çünkü duygu bile kapıdan çıkıp gitmeye başlar, ve diyeceksiniz ki, “Şu hale bak, duygusuz hissediyorum ama, gariptir, kendimi çok daha mutlu hissediyorum. Hımm.</p>
<p>Böylece çoğu seçimler yan ürünlere, tezahüre yöneliktir. İş görmezler, çünkü benim gerçek his diyeceğim şey yoktur. Gerçek seçimler, sevinci seçmek, deneyimde yaşamayı seçmek gibi şeylerdir. Gerçek bir seçim aslında sadece, “Ben o Ben’im” demektir. Bu herhalde nihai seçimdir. “Ben o Ben’im. Mevcudum. Yaşıyorum. Farkındayım. Lanet olsun, Ben o Ben’im!” Bu bir seçimdir.</p>
<p>Gerçek bir seçim hatta şunu söylemek, sadece şunu söylemektir, “Ben yaşamayı seçiyorum. Ben çılgın bir bolluk içinde yaşamayı seçiyorum.” Neden olmasın? Çünkü yaşamayı seçiyorsunuzdur, ki bu önemlidir; çılgın demek, bazı riskler almaya, kutunun dışına çıkmaya istekli olmak demektir; bolluk demek, tam, bütün, zengin demektir. Bu sadece liralar ve kuruşlar anlamına gelmez.</p>
<p>Tüm tezahürler buradan çalışmaya başlar. Şurada bir kâse altın tezahür ettirme çabasına odaklanmayın, yoksa kendinizi kısıtlamış olursunuz. Bu eski düşünme biçimidir. Seçimin bir hissi de içermesi gerekir. Seçimin bir derinliği de içermesi gerekir. Kulağa o zihinsel zırvalıklar gibi gelmemeli. Kulağa makyo gibi gelmemeli. Gerçek olmalı. Gerçek bir seçim sadece yaşamaktır. Yaşamak.</p>
<p>Gariptir ki, bir dolu insan büyük gösterişli bir araba, bir dolu altın ya da para, büyük bir ev, gerçekten seksi bir eş seçecektir, ama hayatı seçmiyorlar. Hah. Şaşırtıcı değil mi, piyangoyu kazanan o yüzdesi düşük, çok düşük insanlar bile, ne yapıyorlar? İki ya da üç yıl içinde mahfoluyorlar. Parayı har vurup harman savuruyorlar. Yaşamı seçmeyi unuttular. Temel sevinci, var oluşu, Ben’im’liği seçmeyi unuttular.</p>
<p>Böylece Yeni Düşünme Biçimine girdiğimiz zaman, birçok şey değişmeye başlayacak. Yeni Düşünme Biçimi bir seçim meselesidir. Yeni Düşünme Biçimi yaşamınızda yepyeni bir set-olmayan setin (paket-olmayan paketin) olmasına, mevcudiyetinizin yepyeni bir farkındalığına ve onun ifadesine izin verir.</p>
<p>Böylece, pelerinimi tekrar giymek istiyorum…</p>
<p>LİNDA: O zevk bana ait. (pelerinini giymesine yardım eder)</p>
<p>ADAMUS: … belki bir yarasaya dönüşür buradan uçar giderim. (kahkahalar)</p>
<p>Böylece, hadi derin bir nefes alalım, Şambra. Birçoğunuzu önümüzdeki gezide görmeyi dört gözle bekliyorum. Birkaç güne kadar yeniden Paris’te olmayı dört gözle bekliyorum.</p>
<p>Böylece, şu pelerinimi atıp da yok olmamı ister miydiniz! (izleyiciler tezahürat yapar)</p>
<p>Böylece, tüm yaratımda herşeyin yolunda olduğunu, ve bu yüzden bunun sadece lanet bir yanılsama olduğunu hatırlayın. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Ve öyledir.</p>
<p>(alkış)</p>
<p><em>Tobias, Adamus Saint Germain ve Kuthumi lal Singh’in katılımıyla gerçekleşen Kırmızı Çember Materyalleri, Ağustos 1999’dan beri bedelsiz olarak sunulmaktadır.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Kırmızı Çember, Yeni Enerjiye geçecek ilk kişiler arasında bulunan ve Şambra denen insan meleklerden oluşan küresel bir ağdır. Onlar yükselişin sevinçlerini ve zorluklarını deneyimlerken, içlerindeki Tanrı’yı keşfetme yolculuğunda olan diğer insanlar için de bir Bayrak haline gelmekteler.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Kırmızı Çember her ay Colorado’nun Denver bölgesinde toplanmaktadır ve Adamus, Geoffrey Hoppe aracılığıyla son bilgileri sunmaktadır. Bu Kırmızı Çember toplantıları genele açıktır ve isteyen herkes katılabilir.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Eğer bunu okuyorsanız ve bir bağlantı hissediyor ve gerçek olduğu duygusuna kapılıyorsanız, gerçekten de Şambra’sınızdır. Benzer insanlar ve melekler için bir öğretmen ve rehbersinizdir. Şu anda ve gelecek tüm zamanlar için içinizdeki tanrısallık tohumunun çiçek açmasına izin verin. Asla yalnız değilsiniz, çünkü dünyanın her yanında aileniz ve çevrenizdeki alemlerde melekler var.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Bu metni, ticari olmaksızın, bedelsiz olarak özgürce paylaşabilirsiniz. Lütfen bilgiyi bütün olarak, ve bu dip notlar dahil paylaşın. Her türlü farklı bir kullanım için yazılı olarak Geoffrey Hoppe, Golden, Colorado’dan onay alınması gerekir. İletişim için aşağıdaki web sitesine gidin:</em></p>
<p><em><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a></em></p>
<p>Telif Hakkı 2010 Geoffrey Hoppe, Golden, CO 80403</p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2011/10/01/saud-2-%e2%80%9cyeni-dusunme-bicimi%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Ruhun Sesleri: Mısır’da Bir Üstatlık Gezisi”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2011/08/29/%e2%80%9cruhun-sesleri-misir%e2%80%99da-bir-ustatlik-gezisi%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2011/08/29/%e2%80%9cruhun-sesleri-misir%e2%80%99da-bir-ustatlik-gezisi%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Aug 2011 10:34:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=589</guid>
		<description><![CDATA[Türkçe çevirisi Shaumbra Shoppe&#8217;ye kondu. 2010 yılının Şubat ayında 98 kişilik bir Şambra grubu Kahire’de buluşarak 12 inanılmaz gün yaşadı. İsis ve Horus tapınakları, Büyük Piramit’in içindeki Kral Odası ve daha birçok yeri içeren Mısır’ın kutsal yerlerini ziyaret etti. Her gün Adamus ya da Ah-Kir-Rah özel mesajlar verdi. İrdelenen konular arasında bir Üstat Olarak Yaşamak, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkçe çevirisi Shaumbra Shoppe&#8217;ye kondu.</p>
<p><span id="more-589"></span></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>2010 yılının Şubat ayında 98 kişilik bir Şambra grubu Kahire’de buluşarak 12 inanılmaz gün yaşadı. İsis ve Horus tapınakları, Büyük Piramit’in içindeki Kral Odası ve daha birçok yeri içeren Mısır’ın kutsal yerlerini ziyaret etti.</p>
<p>Her gün Adamus ya da Ah-Kir-Rah özel mesajlar verdi. İrdelenen konular arasında bir Üstat Olarak Yaşamak, Ruhun Şarkısı, Enerjiye Emretmek, Hizmet, Sesi Kullanmak, Hatırlamak, Şambra Düşü’yle ilgili çok güzel bir mesaj, ve daha birçok şey vardı.</p>
<p>Kayıtlar, Anders Holte ve Cacina Spaeth’in yönettiği ve Şambra’nın yaptığı bazı tonlamalarla, İsis Tapınağı’nda ve Sfenks’in Pençeleri Altında Norma Delaney’nin sunumlarını da içeriyor.</p>
<p>Bu sette toplam 16 sesli (audio) celse ve PDF formatında metinlerin tamamı yer alıyor.</p>
<p>Dijital olarak indirmek isteyenler için fiatı 95.00 US Dolar</p>
<p>https://www.shaumbrashoppe.com/p-2283-sounds-of-the-soul.aspx</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2011/08/29/%e2%80%9cruhun-sesleri-misir%e2%80%99da-bir-ustatlik-gezisi%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tobias’ın Aspektoloji Okulu: Yeni Enerji Psikolojisi</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2011/08/16/tobias%e2%80%99in-aspektoloji-okulu-yeni-enerji-psikolojisi/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2011/08/16/tobias%e2%80%99in-aspektoloji-okulu-yeni-enerji-psikolojisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Aug 2011 11:41:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=583</guid>
		<description><![CDATA[Sonraki bir tarihe ertelendi! Tobias’ın Aspektoloji Okulu: Yeni Enerji Psikolojisi Sertifikalı Öğretmenler Marianne Fuerlinger ve Heinrich Balatka Tarih: 7 – 9 Ekim 2011 Yer: İstanbul, Turkiye Son Başvuru Tarihi: 19 Eylül 2011 Pazartesi Bu üç günlük çalışmada Tobias ‘veçhe’ çalışmasına bir giriş yapar. Veçheler, belirli bir amaç ya da iş için yaratılmış, Benliğin ifadeleridir. Genellikle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sonraki bir tarihe ertelendi!</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><span id="more-583"></span></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Tobias’ın Aspektoloji Okulu: Yeni Enerji Psikolojisi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<h1>Sertifikalı Öğretmenler Marianne Fuerlinger ve Heinrich Balatka</h1>
<p><strong>Tarih:</strong> 7 – 9 Ekim 2011<br />
<strong>Yer:</strong> İstanbul, Turkiye</p>
<p><strong>Son Başvuru Tarihi: 19 Eylül 2011 Pazartesi</strong></p>
<p>Bu üç günlük çalışmada Tobias ‘veçhe’ çalışmasına bir giriş yapar. Veçheler, belirli bir amaç ya da iş için yaratılmış, Benliğin ifadeleridir. Genellikle sağlıklı ve dengelidirler. Ama çoğu zaman veçheler parçalanabilir ya da yaralanabilir, yaşantımızda zor etkilere sebep olabilirler. Veçheleri anlamak, kişilerin, hayatta karşılarına çıkan durumları idare etmek için kendi parçalarını nasıl yarattıklarını keşfetmelerine yardım edebilir. Bu çalışmaya katılanlar, hiçbir süreçten geçmeden, bir danışmana gitmeden, ilaçlar ya da uzun süren pahalı terapiler görmeden her bir parçalarını kendilerine geriye davet eden “güvenli alanı” yaratmayı öğrenirler.</p>
<p>Son derece pratik çözümler ve araçlar sunan bu çalışma (1) tipik terapi ve danışmanlık seanslarının ötesindeki hakiki çözümleri [özgürlük] arayanlar; (2) kendi hayatlarında bilinçli bir yaratıcı olmak isteyenler; (3) profesyonel terapist, danışman, psikolog vs. için uygundur. Aspektoloji ile ilgili daha fazla bilgi için:</p>
<p><a href="http://www.crimsoncircle.com/ASP/tabid/1311/Default.aspx">http://www.crimsoncircle.com/ASP/tabid/1311/Default.aspx</a></p>
<p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=KXwmj-OJTtM">http://www.youtube.com/watch?v=KXwmj-OJTtM</a></p>
<p>Çalışma Geoffrey Hoppe’nin kanallığını yaptığı 8 Tobias celsesinin olduğu DVD’leri, nefes eğitmenlerinin yönlendirdiği nefes çalışmalarını ve grup tartışmalarını içermektedir.</p>
<p><strong>Tavsiye:</strong></p>
<p>Aspektoloji Okuluna katılmadan önce Tobias’ın Cinsel Enerjiler Okulu’na (CEO) katılmanız şiddetle tavsiye edilir. CEO’da öğreneceğiniz enerji yönetimi becerileri, veçheleriniz Aspektoloji okulu süresince ve sonrasında ortaya çıktıklarında bu süreçle bunalmadan başa çıkmanızda yardımcı olacaklardır. CEO ile ilgili detaylı bilgi için:</p>
<p><a href="http://www.crimsoncircle.com/SES/tabid/1309/Default.aspx">http://www.crimsoncircle.com/SES/tabid/1309/Default.aspx</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Not:</strong></p>
<p>Psikoterapik ya da psikonöropatik ilaçları kullanmakta olanlar bu çalışmaya katılamazlar.</p>
<p><strong>Dil:</strong> DVD’ler İngilizce olup Türkçe alt yazılıdır. Çalışma İngilizce olacak, Türkçe tercüme yapılacaktır.<br />
<strong>Tarih:</strong> 7 – 9 Ekim 2011</p>
<p><strong>Çalışma Saatleri:</strong></p>
<p>7 Ekim, Cuma             : Kayıt 9.15 – 10:00<br />
7 Ekim, Cuma             : 10:00 &#8211; 19:00</p>
<p>8 Ekim, Cumartesi      :10:00 &#8211; 19:00</p>
<p>9 Ekim, Pazar             :10:00 &#8211; 15:00<br />
<strong>Mekan:</strong><br />
Daha sonra duyurulacak.<br />
<strong>Ücret:</strong><br />
495 $<br />
(Konaklama, yemek ya da yol masrafları dahil değildir.)<br />
<strong>Not</strong>: Eğer daha önce bu okula katılmış ve tekrar ediyorsanız, <strong>yarı fiyata</strong> kayıt yaptırmak için öğretmenlerden biriyle bağlantıya geçin.</p>
<p><strong>CCEC İptal Koşulları:</strong></p>
<p>*%25 İptal tazminatı &#8211; Etkinlikten 72 saat önceki iptallerde (Hediye sertifikası kullanılan durumlarda uygulanmaz.)<br />
*%50 İptal tazminatı &#8211; Etkinlikten önceki 72 saat içindeki iptallerde (Hediye sertifikası kullanılmışsa %25)</p>
<p><strong>Daha fazla bilgi için:</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><a href="mailto:traspektoloji@gmail.com">traspektoloji@gmail.com</a> (Türkçe)</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>ya da:</p>
<p>Marianne Fuerlinger<br />
Telefon            :  +43 6801418806<br />
E-posta           : <a href="mailto:marianne.fuerlinger@gmail.com">marianne.fuerlinger@gmail.com</a> (Almanca ya da İngilizce)</p>
<p><strong>Kayıt yaptırmak için:</strong></p>
<p><a href="http://www.shaumbrashoppe.com/p-3561-tobias-aspectology-schools-istanbul-turkey-october-7-2011.aspx">http://www.shaumbrashoppe.com/p-3561-tobias-aspectology-schools-istanbul-turkey-october-7-2011.aspx</a></p>
<p><strong>Tobias’ın Aspektoloji Okulu</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Aspektoloji, ya da Yeni Enerji Psikolojisi, katılımcıların nasıl veçhe yaratıldığını, bunların yaralı ya da parçalanmış hale gelerek hayatlarında dengesizliklere nasıl sebep olduklarını ve bu veçheleri yeniden nasıl birleştireceklerini öğrendikleri üç günlük bir çalışmadır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Tobias bu çalışmada hayatımızı deneyimlemek ve idare etmek için yarattığımız veçhelerden bahseder. Bir veçhe sizin belirli bir parçanızı temsil eder, örneğin ebeveyn, müzisyen, savaşçı, iş adamı, şifacı, çocuk gibi… Geçmiş yaşamlardan kimlikler, belirli yetenekler ve beceriler ve hatta fiziksel biyoloji bile veçhedir. Her insanın milyonlarca veçhesi vardır. Bunlar aslında tanrısal benliğinizden yayılan ışınlar gibidir.</p>
<p>Veçheler normalde tamamen bütünlenmiş haldedirler. Ne var ki, fiziksel istismar, ciddi bir hastalık, boşanma ya da kaza gibi sebeplerle yaralanmış ya da parçalanmış hale de dönüşebilirler. Ya da reddettiğiniz ya da inkar ettiğiniz bir parçanız da bir veçhe olabilir. Bu durumda, veçhe sıkışmış, işlevini yitirmiş ve hayatınızı bilinçsiz ve kimi zaman da yıkıcı biçimde etkiliyor olabilir. En kötü senaryoda, kişi Çoklu Kişilik Bozukluğu geliştirebilir. Tobias tarafından önerilen araçlar yardımıyla, onları yuvaya, size davet ederek, tam anlamıyla entegre olmamış bu veçhelerinizi fark etmeye ve yeniden hayatınıza bütünlemeye başlayabilirsiniz.</p>
<p>Bu süreç oldukça meydan okuyucu ve yoğun olabilir ama aynı zamanda son derece özgürleştiricidir. Veçhelerinizi birleştirerek derin enerjetik yaraları şifalandırabilir ve hayattan yeni bir biçimde keyif almaya başlayabilirsiniz.</p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2011/08/16/tobias%e2%80%99in-aspektoloji-okulu-yeni-enerji-psikolojisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 1: “Bilincinizi Yaşamak”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2011/08/06/saud-1-%e2%80%9cbilincinizi-yasamak%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2011/08/06/saud-1-%e2%80%9cbilincinizi-yasamak%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Aug 2011 15:04:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[e2012 Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=581</guid>
		<description><![CDATA[KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ e2012 Dizisi ŞAUD 1: “Bilincinizi Yaşamak” ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe Kırmızı Çembere sunulmuştur 6 Ağustos 2011 www.crimsoncircle.com -   http://kirmizicember.org Ben o Ben’im, Adamus, ruhsal BFF’niz. (kahkahalar ve alkış) Big Fun Family – Büyük Eğlenceli Aile! Best Friends Forever – Sonsuza Dek En İyi Dostlar. Ah, sevgili Şambra, sevgili Şambra. Bugün ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ</strong></p>
<p><strong>e2012 Dizisi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ŞAUD 1: “Bilincinizi Yaşamak”</strong></p>
<p><strong>ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kırmızı Çembere sunulmuştur</strong></p>
<p>6 Ağustos 2011</p>
<p><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a> -   <a href="../">http://kirmizicember.org</a></p>
<p>Ben o Ben’im, Adamus, ruhsal BFF’niz. (kahkahalar ve alkış) <strong>B</strong>ig <strong>F</strong>un <strong>F</strong>amily – Büyük Eğlenceli Aile! <strong>B</strong>est <strong>F</strong>riends <strong>F</strong>orever – Sonsuza Dek En İyi Dostlar.</p>
<p>Ah, sevgili Şambra, sevgili Şambra. Bugün ne söylediğime dikkat etmeliyim. Evet, gerçekten dikkat etmeliyim, çünkü beni izliyorlar. Beni izliyorlar, ve puanımı AAA’dan AA’ya düşürecekler, beni Yükselmiş Melek Adamus’dan (<strong>A</strong>damus <strong>A</strong>scended <strong>A</strong>ngel) sadece Melek Adamus’a (<strong>A</strong>damus <strong>A</strong>ngel) indirgeyecekler diye kaygılanıyorum. Yani… artık kimin notunu düşüreceklerini bilemiyorsunuz. (geçenlerde B.D.’in kredi notunun düşürülmesine göndermede bulunuyor) İğrenç, ama ne kadar da uygun. Pekâla, bugün bundan ve başka harika şeylerden söz edeceğiz.</p>
<p><span id="more-581"></span></p>
<p>Burada olduğunuza memnunum. Burada olduğunuza gerçekten memnunum. Ve, evet, İnternet’ten izleyenlerinizin de bugün katıldığına çok memnunum, çünkü bugünün mesajı, diyeceğim ki, dönüm noktası olacak. (bazı alkışlar) Evet! Bunu dedim. Siz bunu demeyebilirsiniz; ben dedim.</p>
<p>Bugünün mesajı bazı şeylerin özüne inecek. Bugün bir dolu laf edeceğim, ama sonunda hepsini birbirine bağlayacak, derli toplu bir paket haline getirecek, herkesin – burada bulunan herkesin – anlayabileceği şekilde çok basit ve anlaşılır kılacağım.</p>
<p>Böylece sevgili Şambra, bu sıcak ve güzel günde burada biraraya geldik, saat 15:07. Bilincinizin nerede olduğunu biliyor musunuz? (kahkahalar) Bilincinizin nerede olduğunu biliyor musunuz? Bir fikriniz var mı? Ne düşünüyorsunuz? Bilincinizin nerede olduğuna dair en ufak bir fikri olan? Sart? Gömleklere teşekkür ederim.</p>
<p>SART: Hemen burada.</p>
<p>ADAMUS: Hemen burada, ama nedir? Nedir? Biz bugün bunu ele alacağız. Bugün onlarla biraz eğleneceğiz.</p>
<p>Böylece bugüne başlarken derin bir nefes alalım.</p>
<p><strong><em>Burada Olma Nedeniniz</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Yani, burada ısınmaya başlarken soru şu, bugün neden buradasınız? Neden buradasınız? Ben yanıtlayayım. Buradasınız çünkü, burası sadece bir gevşeme zamanı ve yeridir, o güvenli alanda olmaktır. Ha, ben bol bol konuşuyorum ve bazı maskaralıklar yapıyorum… güzel şapka. (birisinin şapkasını alır) Sanırım bu muhafaza eden bir şapka. Muhafaza eden. (takar) Sanki Fransız tarzı… evet, kesinlikle.</p>
<p>Neden buradasınız? Bunu izlemek için. (şapkayı düzeltir) Öyle büyük bir kafası var ki. Bir sonraki kanalımın küçük bir kafası olmak zorunda.</p>
<p>Pekâla, neden buradasınız? Dışardaki tüm o gerginliklerden, tüm o kaygılardan, kaos (kargaşa) içindeki tüm o enerjiden birkaç saatliğine kaçmak için. Buraya bazı haberler ve güncellemeler için, aileyle – iyi bir aileyle – olmak için geliyorsunuz. Buraya aslında gevşeyebilmek için geliyorsunuz, ve ben de sizi şu anda bunu yapmaya davet ediyorum. Sadece gevşeyin. Buradaki materyalin tümünü anlamaya çalışmayın. Sonradan gidip okuyabilirsiniz, ama herhalde buna ihtiyacınız kalmayacak.</p>
<p>Burada hiçbir şeyi zorlamanız gerekmiyor. Üzerinde çalışmanız gerekmiyor. Hiçbir şeyi zorlamanız gerekmiyor. Burada olmanın güzel yanı, sadece derin bir nefes alabilmenizdir. Hiçbir şey sizi zorlamıyor. Sizin de herhangi bir şeyi zorlamanız gerekmiyor. Bu bizim zamanımız – bendenizin ve diğer varlıkların – bu, bizim çalışmayı gerçekleştirme, eh, nefes almayı, enerjiyi hareket ettirme, bazı enerjilerin sıkışmışlıktan kurtarılmasına yardımcı olma zamanımız.</p>
<p>Hiçbir şeyi buradan anlamaya çalışmanız gerekmiyor. Sadece arkanıza yaslanabilirsiniz, gevşercesine, evde bir televizyon programı izlercesine. Ama bazı dengesiz enerjilerin doğrudan sizi hedef alması yerine, arkanızı yaslayabilir ve gevşeyebilir, ve sadece benliğinizin – benliğinizin – nasıl yapılacağını zaten bildiği şeyi yapmasına izin verebilirsiniz.</p>
<p>Burası bizim dinlenme fırsatımız. Tüm o dışardaki gürültüden ve karmaşadan ve enerjilerden ve kaygılardan uzak, o küçük ve güzel ve kutsal adamız. Yani derin bir nefes alabilir ve onun kendi işini görmesine izin verebilirsiniz. Siz gerçekten bir dolu başka çalışmanın meydana gelmesine izin verirken, ben de sizi bir süre, umarım, eğlendireceğim.</p>
<p>Burada benimle çalışan başkaları var, ve burada küçük bir enerji dengesizliği var mı diye bakacağız, çünkü sen beynini devreye sokuyorsun, Anne, ve çok düşünüyorsun. Biz küçük bir enerji dengesizliğinin olduğunu görüyoruz, ve gelip tam anlamıyla seni derin bir nefes almaya ve sadece gevşemeye ve <em>bu kadar </em>kaygılanmaktan vazgeçmeye, ve sadece içindeki Tanrı’nın o doğal işleminin meydana gelmesine izin vermeye davet ediyoruz.</p>
<p>Bak, insan kısmı – bu herkes için geçerli – ama insan kısmı onu anlamaya ve ona direnmeye çalışıyor ve onunla baş edemiyor, ve bu sonra o kadar yoğun bir hal alıyor ki daha da derine batıyorsun. Şu anda sadece derin bir nefes alıp gevşeyebilseydin, o da kendi işini görürdü.</p>
<p>İnsanlar sık sık soruyor, “Sırlar nedir? Gizemler nedir?” Yalınlık, aslında. Sır, yalınlıktır. Derin bir nefes almak ve kendine güvenmek, ‘eğer’ler, ‘ve’ler, ya da ‘ama’lar olmadan kendinizi sevmektir. İhtiyacınız olan ya da istediğiniz her şeyin zaten orada olduğunu anlamaktır. Onları bu insan yaşamına daha gelmeden çok önce yolunuza yerleştirdiniz. O zaten orada.</p>
<p>Biliyor musunuz, yükselişten geri dönen, zaten yükselmiş olan o parçanız, aslında zaten az çok sizin için o yolu yarattı, tabi o dosdoğru, yalın, kolay yolu izlemeyi seçerseniz. O parçanız, ki aslında sizdir, gereksindiğiniz her şeyi yolun hemen üzerine yerleştirdi. Mesele sadece şu, onu farketmenize izin verecek misiniz? Sadece derin bir nefes alacak ve onun bu kadar kolay olduğunu fark edecek misiniz? Bu, şuradan geçen bu koridor kadar kolaydır (salondaki sandalyeleri ikiye ayıran ortadaki yolu gösterir). Bu sadece gözlemlemek ve her aracın, her şeyin, her yanıtın zaten orada olduğunun farkında olmak kadar kolaydır.</p>
<p>Ha, tabi, isterseniz, zor yolu da seçebilirsiniz (sıraların arasında, insanların arasından yürümeye başlar). Bunu yapabilirsiniz, eh, bu o kadar kötü bir şey değil; deneyimle ilgili. Başka insanların arasında emeklemekten, sizi az çok negatif enerjiyle vurmalarından hoşlanıyorsanız, sanki, “Lanet olsun, ne yapıyorsun öyle emekleyerek? (kahkahalar) Çantama basacaksın ve ayak parmaklarıma basacaksın” der gibi. Pardon Paul. Ayyy! Ya da o kolay yolu alıverirsiniz.</p>
<p>Ya da… şimdi ilginç bir öneri geliyor, çünkü bazılarınız o kolay yola bakıyor ve, “Eh, bu fazla kolay” diyor. Böyle diyorsunuz. Ben size sürekli bundan söz ediyorum. Diyorsunuz ki, “Ama bu o ödlekçe yolu seçmek olmuyor mu?” Eh, pek değil. Diyorsunuz ki, “Bu fazla kolay değil mi? Ben hayatımda biraz heyecan istiyorum.” Eh, biliyor musunuz ki, oldukça kolay bir yol oluşturabilir ve yine de bazı harika ve heyecan verici şeylere sahip olabilirsiniz. Ve sizi asla bunaltmayacak, asla kafanızı karıştırmayacak, gerçekten sevinç dolu ve gerçekten deneyim olan şeylere.</p>
<p>Böylece buna derin bir nefes alalım. Siz küçücük bir dinlenme fırsatı için buradasınız.</p>
<p><strong><em>Neler Oluyor</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Şu anda dışarda yoğun bir dünya var. Biz bundan söz ettik – ben genel olarak “biz” diyorum – Üstatların herhangi biri… bu komik bir kelime. Ben kendimi hiç böyle yaftalamazdım. Biliyor musunuz, yaptığım tek şey onu basitleştirmek, saflaştırmaktı. Biz bundan Avustralya’da söz ettik. Onlar şeyleri saflaştırmayı seviyorlar, onun için o kelimeyi kullanmak zorunda kaldım. (kahkahalar) Bu ses getirdi. O ortak bağlantıyı bulmam gerekiyordu ve… (güler)</p>
<p>Biz şeyleri özüne kadar, temel özsel enerjilere kadar saflaştırmaktan söz ettik. Onu basitleştirmekten, ve buradan değil (kafa). Bir şeyi asla buradan saflaştıramayacaksınız. Beyin denen o küçük cihaz özellikle karışıklığa tasarlanmış ve programlanmıştı. Bu beyninizi mutlu kılıyor. Onun şarkı söylemesini sağlıyor. Ona bir bilmece verin – yapacaktır. İnsanlar neden çapraz bulmacalar çözer? Neden? Beyin!! Bu ona biraz egzersiz yaptırır. Neden her gece tek başına kağıt oynarlar? Bu şeyleri neden yaparlar? Beyin karmaşıklığı, zorluğu sever, ve bu pekâladır, tabi beyniniz olduğunuzu düşünmediğiniz sürece. Çünkü o zaman hayatınız, bu sizi unufak edene kadar, tüketene kadar kafa karışıklığıyla ve zorluklarla, bilmeceler, bulmacalar, meydan okumalarla dolu olacaktır, ve sonra da burada boy gösterirsiniz. Ve fark edersiniz ki, bu basit, yalın olabilirdi. Seçtiğiniz herhangi bir şey olabilirdi.</p>
<p>Böylece Şambra, dışarısı zorlu, ve biz uzun zamandır bundan söz ediyorduk. Sanırım bu öngörülmüştü de diyebilirsiniz. Biliyor musunuz, ben kehanetlere pek takılmam, çünkü zaman zaman şarlatanlık düzeyine geçmek eğilimindeler. Ve herhangi biri kehanetlerin izini gerçekten sürecek olsaydı, birçoğunun gerçekleşmediğini görürdü. Bir dolu kehanet dram doludur. Ama herhangi biri bilinci ve enerjiyi saflaştırabilseydi, ona çok basit bir açıdan, 1.000, 2.000 yıl, 5.000, 10.000 yıl öncesinden bakabilseydi, aynı temel sonuca ulaşırdı: insanlık, o ya da bu zamanda, muazzam bir evrimden geçecekti. Dünya’daki tüm  zamanlarda hiç olmadığı kadar çok bedenlenmiş varlık olacaktı – daha yüksek nüfus düzeyi – başka alemlerden gelen ve daha önce hiç Dünya’da bulunmamış yeni varlıklarla birlikte, Yeni Enerjiyle birlikte, birçok kargaşayla birlikte, ve hepsi de aynı zamanda olacaktı.</p>
<p>Bu, bu gezegen üzerinde <em>muazzam </em>bir dönüşüm zamanı olacaktı; yazgıdan kaynaklanan bir dönüşüm değil de, insanların seçiminden, “Biz azıcık farklı bir şey için hazırız. Üstat olmayı amaçlamak yerine, bir bedenlemeden ötekine geçmek yerine, Dünya üzerinde yaşayan Üstatlar olmaya hazırız. Biz burada farkında, bilinçli, sevinç içinde yaşamaya hazırız” diyenlerden kaynaklanan bir dönüşüm.</p>
<p>Böylece biz – siz – şu anda o eski şeylerin birçoğunu kırıyoruz. Ama onların dediği gibi – onlar derken, Kryon ve Seth ve Ramtha ve Tobias ve Kuthumi – uzun süre söyledikleri gibi, bu muazzam gerilimler ve mücadeleler olacak. Bir dolu eski sistem yıkılıp yeni sistemlere yer açacak. Özellikle de, sizler ve diğer bilinçli varlıklar bunun etkilerini başka insanlara göre daha çok hissediyorlar. Neden? (birisi, “Çünkü biz hassasız” der; bir başkası, “Farkında” der) Hassas ve farkında, bu kesinlikle doğru, çünkü daha bilinçlisiniz. Birçok insana göre daha bilinçlisiniz. Bu hem bir nimettir hem de bir lanet. İyi haber, sizin daha bilinçli olmanız. Kötü haber, geri gidemeyeceğiniz. Kaçabilirsiniz, ama saklanamazsınız. Siz her ikisini de deniyordunuz. (kıs kıs güler) Her ikisini de deniyordunuz.</p>
<p>Böylece biz uzun süre eski sistemlerin çöktüğünden konuştuk. Eski sistemler, finans gibi şeylerdir. Finansal olarak şu anda neler oluyor? Tam bir çöküş. Tam bir çöküş.</p>
<p>Şimdi, önceki seminerlerde bize dünya ekonomisinin ne zaman ve çöküp çökmeyeceği soruldu. Size bir şey diyeyim. Bu birkaç yıl önce oldu. Zaten çöktü. Kimse ciddiye almadı. Kimse aslında bilemedi. Ben çöktü derken, şu anda finansal sistemin arkasında yatan temellerin zaten çürümüş olduğunu kastediyorum. Birazcık inançla, bir dolu umutla, ve eski biçimlere çok bel bağlamış insanlarla destekleniyorlardı. Ama bir anlamda, onlar zaten sona erdiler.</p>
<p>Yeni sistem – çok daha adil bir sistem, çok daha enerji dengeli bir sistem ve kesinlikle çok daha bilinçli bir sistem – şimdiden geliştiriliyor, şimdiden tasarımı sürüyor ve şu anda yapılanıyor. Bu yalnızca bir umut ya da düş değil. Bu aslında olmakta.</p>
<p>Diyorsunuz ki, “Nerede? Zürih’te falan mı?” Hayır hemen burada. Ve diyorsunuz ki, “Ama Adamus, finans uzmanı kim, biz kim, bu en son olduğumuz şey. Şu bolluk sorunlarımızı hatırlasana!” (kahkahalar) Benim gülme efekti kumandam bugün var mı? Hayır. Peki. İhtiyacımız yok. İhtiyacımız yok. Siz bugün gözlerinizden yaş gelene kadar güleceksiniz, ya da gözünüzden yaş gelene kadar bir şey.</p>
<p>Ayrıntıları bilmeniz gerekmiyor. Onun zihinsel yapısına dalmanız gerekmiyor. İster inanın ister inanmayın ama onu zaten yaratıyorsunuz. Onu yaşamıyorsunuz, ama yaratıyorsunuz.</p>
<p>İçinizin derinliklerinde şöyle diyen bir şey var, “Hey, bu adil değildi. Hey, bu artık işe yaramıyor. Hey, daha iyi bir enerjisel akışın olması gerekir.” Hisse senetlerini ve tahvilleri bilmeniz gerekmiyor, ve hazine bonolarını bilmeniz gerekmiyor.</p>
<p>Bu arada, ben çok eğleniyorum. Hiç bunu yakalayanınız oldu mu? Şu kredi notu veren (derecelendiren) kuruluşlar var ya. Hadi ama, bazen şeyler o kadar açık ki, insanlar anlamıyor. Örneğin birinin adı “Standard and Poor” (Standart ve Yoksul). Diğerininki “Moody” (Huysuz, Karamsar, İçine Kapanık) Öbürünün adı neydi – “Fitch”. Fitch. Sanki kulağa birisi cebinizden bir şey aşırıyormuş gibi geliyor. “Ben şuradan azıcık aşırayım, ruhu bile duymayacak.” Bu o büyük, saygın, kredi notu veren kuruluşlar için, hükümetlerin ve koca koca şirketlerin notuna karar verenler için, ne biçim isimler bunlar? “Standard and Poor.” Peki örneğin “Umutlu ve Bolluk İçinde” dense ne olur? Bu daha iyi bir ad olurdu. Moody yerine Mutlu dense! Mutlu Kredi Değerlendirmesi! Kulağa Asyalı gibi geliyor. Yani… evet, birkaçınız anladı. Pekâla, sevgili Şambra, şu anda olan biten çok şey var.</p>
<p>Şimdi, bir yandan da bu beni gerçekten heyecanlandırıyor. Eğer bu olmasaydı, sanırım biraz düş kırıklığına uğramış olacaktım – sizinle; kendimle değil, ama sizinle – yani bu şu anlama geliyor; eğer yeterince bir şeyler olup bitmeseydi burada ve rüya halinde, başka bir deyişle, enerjiler gerçekte hareket etmeyip de gerçekten tıkanmış olsaydı, yani enerjiler gerçekten, gerçekten tıkanıp kalmış olsaydı, biz şu anda bambaşka bir konuşma yapıyor olurduk. Özür dilerim, şu motorlu cihazlarınız, sadece… (bir vantilatörü kapatır) bu ve cep telefonlarınız, offf.</p>
<p>Yani biz farklı bir konuşma yapıyor olurduk – vantilatörü aslında o (Linda) istiyor – gerçekten tıkanmış enerjiler hakkında. Ama aslında (enerji) tıkalı değil. Çok hızlı hareket ediyor. Gazetelerde okuduğunuz sonuçların sizi korkuttuğunu biliyorum, oysa gerçekten korkutmamalı. Ama onu görmezden de gelmeyin. (birisinin cep telefonu çalar. Adamus geri geri gidip sandalyesine yığılır, kahkahalar) Onu hissediyorum. Ah! Sanırım şimdi bayılacağım. (kahkahalar, Adamus güler)</p>
<p>LİNDA: Lütfen cep telefonlarınızı kapatın. Adamus onlara pek de hayran değil. Hoş olmayacaktır.</p>
<p>ADAMUS: Hayır, aslında karar verdim vee… (bir içeceği eline alır)</p>
<p>LİNDA: (nefesini tutar) Bırak onu! Bırak onu!</p>
<p>ADAMUS: Onları yıkamaktan, küçük bir vaftiz yapmaktan hoşlanıyorum. (elindeki içecekle Kathleen’e doğru yürür)</p>
<p>LİNDA: Bırak onu!</p>
<p>ADAMUS: Nerede olurlarsa olsunlar.</p>
<p>KATHLEEN: Kapatıyordum! (Adamus güler ve içeceği yerine koyar)</p>
<p>LİNDA: Hayır bu limonata. Bunu yapmasını istemezsin.</p>
<p>ADAMUS: Ama tadı güzel.</p>
<p>Peki, nerede kalmıştık? Ha, tıkalı enerji. Tümüyle farklı bir konuşma yapıyor olurduk. Gerçek şu ki, enerji hareket <em>ediyor. </em>Dışarda bir dolu dramlara neden oluyor, birçok insan panikliyor, arkasından ne geleceğinden emin olamıyor. Ha, ve tüm o sahte kâhinler (peygamberler) şimdilerde ortaya çıkıyor, ve ben onlara gerçekten sahte diyorum. Tüm o dram peşinde olanlar, tüm o enerjiden beslenenler, tüm o benlikçi (kendini beğenmiş, bencil) kişiler ortaya çıkma eğiliminde. Onlardan giderek daha fazlasını göreceksiniz. Dünya senaryosunun, komplo teorilerinin sonu. Lütfen, Şambra. Şimdi, bazılarınız biraz da olsa bu komplo teorilerine inanma eğiliminde olacaksınız. Komplo değildir. Değildir.</p>
<p>Aslında, daha önce de bunu söyledim, ama şimdi tekrarlayacağım – ve bunu çok içtenlikle kastediyorum – bu dünyadaki politik liderler – ki gerçekten lider diyeceğim az kişi var – bu dünyadaki politik liderler komplo kuracak kadar akıllı değiller. Gerçekten değiller. (kahkahalar) Gerçekten değiller. (bazı alkışlar) Kendi ıvır zıvırları, kendi egoları ve beklentileri ya da gündemleri içinde kendilerini öylesine kaybetmiş haldeler ki, bir komployu başaracak netlik ve basitlik düzeyine çıkamıyorlar.</p>
<p>Komplo kurduğunu düşündüğünüz diğer insanlar, yani bir dolu parası olup da daha fazlasını isteyenler, aslında, size bir şey diyeyim. Onlar paralarıyla birlikte başka bir yere gitmek peşindeler. Uzay yolculuğuna yatırım yapan onlar. Onlar gezegeni istemiyorlar. Sahip oldukları tüm o parayla, buradaki tüm o sorunları istemediklerini farkediyorlar. Neden? Neden? Böylece birçoğu, dünya kadar parası olabileceğini, ama yine de olan biten birçok şeye katlanmak zorunda kaldığını farkediyor. Aslında paralarını kullanıp – ve bu bir gerçektir – bu yerden (dünyadan) çıkıp gidebilmek amacıyla uzaylılarla bağlantı kurmaya para harcayan zenginlerden oluşan gruplar var. Ve konuştukları şey… her türlü başka beklentilere sahipler – sonsuz (ebedi) hayat ve uzaylı seksi ve tüm o diğer şeyler. Onlar paralarını ET araştırmalarına harcıyorlar. Şimdi, ben bir ara onlara uğrayıp ET’ler hakkında gerçekten bir iki şey söylemek isterdim, ama eğlensinler diye bırakacağız.</p>
<p>Her neyse, bu gezegende çok şey oluyor, bir dolu enerji, ve bunu bir süre daha göreceksiniz. Büyük değişim, ona her ne demek istiyorsanız. Hatırlayın – ve bunun altını çizmem gerekiyor, onun altını 10 kez çizmek istiyorum – <strong><em><span style="text-decoration: underline;">bu sizinle ilgili değil.</span></em></strong> Ne kadarının sizinle ilgili olduğunu düşündüğünüz, tutunmaya çalışıp da sizinmiş gibi davrandığınız, umurumda değil, bu sizinle ilgili değil. Gerçekten değil. Hayır.</p>
<p>Bir yanınız bunun bir çoğunu üstüne alıyor. Bu… Siz büyük bir enerji alıcısı ve vericisisiniz. Siz psişik bir alıcısınız. Dışarda olan biten şeyleri alıyor ve kendinizinmiş gibi üstleniyorsunuz. Onu kamufle ediyorsunuz. Sanki onu yeniden inşa ediyorsunuz. O kişisel bir duygusal sorunmuş gibi davranasınız diye, size ait bir bolluk sorunu ya da ilişki sorunuymuş gibi davranasınız diye ona kılıf geçiriyorsunuz. Oysa değildir. Bunu kaç kez söylememiz gerekti? Birçok kez, çünkü hâlâ şöyle düşünmeye devam ediyorsunuz, “Eh, Adamus herhalde Timothy’e konuşuyordu, bana değil. Adamus diğer herkese konuşuyor olmalı, çünkü benim bu sorunlarım hâlâ var.”  Onlar size ait değil.</p>
<p>Bir düzeyde çok hassas varlıklarsınız, neler olduğunu hissediyorsunuz, ama size ulaştığında onu çevirip kendinize aitmiş gibi davranıyorsunuz. Bazılarınız hâlâ şu teoriyle iş görüyor, ‘insanın sorunları olmasaydı kim olurdu ki.’ Gerçekten. Sorunlar – önünüze serdiğiniz, her sabah uyandığınızda ve her gece yatağa girerken takıldığınız o problem paketleri – size canlı olduğunuzu hatırlatıyor, beyninize uğraşacak malzeme sağlıyor. Size duygu ve dramlar sağlıyor. Ha, ve biliyorum, bir yanınız lanet edip küfrediyor ve “Bu sorunların üstesinden gelmek istiyorum” diyor, ve lütfen şimdi bana tükürmeyin, ama siz onları istiyor olmalısınız, yoksa orada olmazlardı. Gerçekten. Gerçekten. Eğer o sorunları gerçekten istemiyor olsaydınız, onlar da orada olmazlardı. Ve bunu geçen yıl da söyledim, ondan önceki yıl da söyledim… (Linda önüne bir şapka tutar)</p>
<p>LİNDA: Bu, kimse sana vurmasın diye bir kalkan.</p>
<p>ADAMUS: Hayır, sadece… burada, sen burada dur. (Linda’nın arkasına geçer, kahkahalar) Böylece…</p>
<p>Ben bunu geçen yıl da söyledim, ondan önceki yıl da. Eğer yaşamınızda bir şey oluyorsa, ve bu tekrarlayan bir şekilde oluyorsa, süren bir şeyse, bu oyunda hoşlandığınız bir şey olmalı. Bir parçanız, açıkça, bu oyundan nefret ediyor, ama bir parçanız da bu oyunu seviyor. İçinize dönün – patron sizsiniz, yaratıcı sizsiniz – bu oyunda gerçekten sevdiğiniz şey nedir? Çünkü o bu yüzden orada. Başka bir nedeni yok. Başka hiç kimse tarafından size zorlanmıyor, veçheleriniz dahil, demem gerekiyor, çünkü o oradaysa, onu bir veçhe yaratıyor olsa bile, siz o veçhenin onu yaratmasına izin veriyorsunuzdur. O veçhenin sizi karman çorman etmesine izin veriyorsunuzdur. O veçhenin gerçekten kendi BFF’niz olmanızı (Big Fun Family – Büyük Eğlenceli Aile! Best Friends Forever – Sonsuza Dek En İyi Dostlar) engellemesine izin veriyorsunuzdur.</p>
<p><strong><em>Yeni Dizi</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Pekâla, yeni Dizi. Biz az önce (BİR SONRAKİ) dizisini bitirdik, yeni Dizi zamanı. Ona ne ad vereceğiz? (birisi “Yeni dizisi” der) Yeni Dizisi. Bu neredeyse benim (BİR SONRAKİ) Dizisi kadar yaratıcı. Ve ondan sonraki yıl da ona Yeni (BİR SONRAKİ) Dizisi diyebilir ve böyle sürdürebilirdik.</p>
<p>Bir an için durun. Bir an için hissedin. Neler oluyor? Şu anda ne oluyor? (izleyiciler “Kaos” der) Ha, Kaos Dizisi. Bu iyi bir ad olurdu. Bu gerçekten dikkatleri çekerdi. Aslında hiç fena değil. Benim aklımda biraz farklı bir şey vardı. Ama onu hissedin. Evet.</p>
<p>Şambra 1 (kadın): Ortaya Çıkan.</p>
<p>ADAMUS: Ortaya Çıkan. Ortaya Çıkan olabilir.</p>
<p>ŞAMBRA 2 (kadın): Yeni Enerji.</p>
<p>ADAMUS: Yeni Enerji. Tobias bunu yaptı. Bunu ondan çalarsak fena bozulur.</p>
<p>ŞAMBRA 3 (kadın): Yükseliş.</p>
<p>ADAMUS: Yükseliş. Yapıldı bile.</p>
<p>LİNDA: Bilinç Bedeni. (izleyiciler türlü fikirler sunar)</p>
<p>ADAMUS: Evrim. Peki, yaklaşıyoruz. Üstatlar… Ruh’u Topraklamak.</p>
<p>ŞAMBRA 4 (kadın): Mezuniyet.</p>
<p>ADAMUS: Mezuniyet. İkinci mezuniyet. Üçüncü mezuniyet. (kahkahalar) Mezuniyet Finali. Mezuniyet Finali: tamamlanma. Yeni Bilinç. Hepsi güzel. Bakın, biz burada biraz enerji topluyoruz. Evet, Vince?</p>
<p>VINCE: Bokta sörf yapmak.</p>
<p>ADAMUS: Sörf yapmak… Kendi Makyo’nda Sörf Yapmak, evet. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Bilinç Devrimi. (daha öneriler gelir)</p>
<p>ADAMUS: Linda?</p>
<p>LİNDA: Bilinç Devrimi.</p>
<p>ADAMUS: Bilinç – haaa, Devrimi. Evet! Bu dikkatleri çekerdi. Dikkatleri çekerdi. Bunların hepsi güzel. Ben de size benim önerimi söyleyeyim, ama bu onun doğru olduğu anlamına gelmez.</p>
<p>LİNDA: Oylarımızla reddedebilir miyiz? (kahkahalar)</p>
<p>SART: Sart’ın Bir Sonraki Büyük Macerası. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: İşte bu olmalı.</p>
<p>ADAMUS: Sart’ın Bir Sonraki Büyük Macerası.  Şimdi, bu iyi bir ad olurdu. Evet. Evet. Bu iyi olurdu, Sart, tabii dinleyen herkes dışında. Ancak, onlar senin enerjini hissedebilirlerdi.</p>
<p>SART: Onlar da bana katılabilir!</p>
<p>ADAMUS: Evet. Bir dolu güzel öneri var, ve gerçekten, biz fikirlerimizi, yaratıcılığımızı biraraya getiriyoruz.</p>
<p>Benim düşündüğüm şuydu, ve bir dakikaya kadar bunu açıklayacağım. (Adamus tahtaya yazar) “e2012.” Şimdi açıklayayım. Onu sevmek zorunda değilsiniz. Yine de iyi bir fikir.</p>
<p><strong><em>Herşey Enerjiyle İlgili</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>İzin verin açıklayayım. Şu anda, önünüzdeki bir buçuk yıl boyunca – belki de birkaç yıl – ve bunu aynanıza ya da arabanıza ya da nereye olursa koyabilirsiniz, ama şu anda herşey enerji. Şu anda herşey enerjiyle ilgili. Ben bunun arkasına bir yıldız imi, başka bir deyişle, küçük bir dip not koymanızı istiyorum. Herşey enerjidir dediğim zaman, bu ille de sizinle ilgili anlamına gelmiyor, ama şu anda dünyada meydana gelen herşeyle ilgili. Olanı hissedecek olursanız, onu saflaştırabilirsiniz, yalınlaştırabilirsiniz – her eylemi, her oyunu, her başlığı, herşeyi – herşey enerjiyle ilgili.</p>
<p>Şu anda çok enerji hareket halinde, enerji kaos içinde. Tümüyle kaos. Eski sistemleri yıkan ve yenisini inşa etmeye çalışan enerji – ben bunlara sistem bile demek istemiyorum – ama yeni modeller ya da standartlar, şeylerin olma biçimi için yeni yönlendirmeler. Bu dünya bir enerji krizi içinde. Enerji krizi. Şu anda neye bakacak olursanız, petrol, tabii ki. Petrol durumu, orada bir enerji krizi var. Uzun zamandır üzerinde konuşuluyor, yeni bir şey değil, ama bu gezegen çok eski, çok modası geçmiş yakıtlar kullanıyor. Ve bu şaşırtıcı, çünkü şu anda havada enerji mevcut, sadece kimse bunu nasıl birleştirip de kullanacağını anlayamadı – birkaç kez yaklaştılar, ama şimdilik ‘budur’ diyemediler – çünkü… çünkü… çünkü…</p>
<p>LİNDA (ve izleyiciler): Bilinç.</p>
<p>ADAMUS: Bilinç daha pek orada değil. Bilinç oraya ulaştığı an, o zaman çözüm de ansızın orada olur – tümüyle temiz, tümüyle bedava, kullanımı kolay, petrol ve kömür ve doğal gaz ve bir dolu fosil yakıtının yerini alacak olan bir şey. Ama bu dünya şu anda ilginç bir enerji dengesizliği içinde.</p>
<p>Daha önce de sözünü ettiğimiz gibi, şimdilerde ve sonraki 20, 30 yıl boyunca gezegen üzerindeki nüfusu desteklemek üzere ihtiyaç duyulan doğal kaynaklar yok. Gezegenin bir krizden çıkıp ötekine girme potansiyeli var. Şu anki para krizini düşünün, bir sonraki gerçek kriz – gerçek kriz – yakıt olacak. Depoların boşalmaya başladığını ya da nüfusun ve nüfusun tüketiminin pompalama, rafine etme, dağıtma hızına yetişemeyecek kadar arttığını düşünün. Böylece fiatlar tavan yapar. Bu da Dünya’da olagelen herşeyi değiştirir.</p>
<p>Ve, dostlarım, bu bir kehanet (öngörü) değil; bu olmakta. Bu dram değil; gerçek. Birçok insan buna gözünü yummak istiyor; aslında bir şey yapabilirsiniz. Bir şey <em>yapıyorsunuz. </em>Kendinizle yaptığınız çalışma sayesinde – gezegeni kurtarmak için değil, evreni kurtarmak falan değil – bencilce kendi bilincinizde, parlak bir şekilde bencilce kendiniz için gerçekleştirdiğiniz çalışmadır şu anda Dünya’nın yüzleştiği sorunlar için farkı yaratan – bu bir fark <em>yaratacaktır</em>. Dünyanın geri kalanı için küçük bir sorunu üstlendiğiniz her sefer – ki o aslında onların sorunudur, sizin değil – ama onu her üstlendiğinizde, sizinmiş gibi davrandığınızda, onunla güreştiğinizde, boğuştuğunuzda, çatıştığınızda, korktuğunuzda, aslında kendi bilincinizle ilgili bir şeyi daha net, daha açık anlamanıza yardımcı oluyor.</p>
<p>Siz bunun ruhsal yolunuz olduğunu sanıyordunuz. Ona ruhsal yolunuz dediniz. Oysa değildir. Sizler ruhsal yolculuğun ötesine geçtiniz. Gerçekten geçtiniz. Hâlâ o yolculuğu yapıyormuş gibi davranıyorsunuz, oysa ötesine geçtiniz. Böylece, sizin olduğunu düşünerek bir sorunu üstlendiğinizde, onunla güreştiğinizde, ve en sonunda yeni bir anlayışa ya da yeni bir farkındalığa geldiğinizde, bunun kitle bilinci üzerinde, dünyanın geri kalanı üzerinde parlak bir etkisi olur.</p>
<p>Bunu söylemem belki biraz konu dışıymış gibi görünebilir. Diyorsunuz ki, “İyi de, benim bir arkadaşla ya da bir aile üyesiyle yaşadığım sorunun bununla ne ilgisi var?” Her türlü ilgisi var, çünkü kendi içinizde yeni bir bilinç yaratarak, çok aktif bir biçimde gezegendeki değişim için yeni potansiyeller yaratırsınız.</p>
<p>Pekâla, konumuza geri gelelim, gezegen bir enerji krizi içinde. Bunu şu an görebilirsiniz. İlişkilerde enerji – birçoğunuz geçen ay falan ilişki sorunları deneyimlediniz – ilişkilerde enerji, çünkü bu bir enerji durumudur. Eski bir enerji hırsızlığı oyunu süregeliyor, ve bu aile üyeleriyle ve arkadaşlarla ve iş yerinde oluyor. Sonra da şaşıyorsunuz, “Bana neler oluyor? Neden insanlarla geçinemiyorum? Neden benden hoşlanmıyorlar?” Çünkü bir enerji oyunu oynuyorlar. Onlar hırsızlık yapıyor. Sizden bir şey almaya çalışıyorlar.</p>
<p>Şu anda Dünya üzerinde bir enerji paranoyası hüküm sürüyor. Birçok farklı yollardan tezahür ediyor. Bu o “yeterince yok” zihniyeti – “Geçinip gitmek için yeterince yok, onun için de ne kapabilirsem kârdır.” Şu anda kitle bilincini hissedecek olursanız, orada şu anda devasa bir boşluk ya da vakum türü var, yeterince olmadığını kolektif olarak hisseden insanlar, ve bu haberlerle besleniyor, dramlara düşkün olanlar ve diğer herkes tarafından besleniyor – “Yeterince yok.” Bu bir boşluk yaratıyor. İnsanlarda şöyle bir arzu ya da his yaratıyor – “Elimdekini korusam iyi olur, aslında biraz  fazlasını kapsam daha iyi olacak. Önümüzde zorlu zamanlar var.”</p>
<p>Bu muazzam bir duygusal enerji krizine neden oluyor. Bu bir yiyecek krizine neden olacak, ve benim bu konudaki sözlerimi alıntılayabilirsiniz: bilinç doğru olsa, bu gezegen 10 milyar, hatta belki 20 milyar insanı besleyecek besini yetiştirebilir. Ama bu gezegen yeterince (besin, yiyecek) yetiştirebilse bile, yiyecek savaşları olacak. Biz tarım ve bilinçli tarımdan, muazzam miktarlarda besin değeri olan yiyeceklerin bilinçli olarak nasıl yetiştirileceğinden daha önce söz ettik. Ve muazzam miktarlarda yiyeceği gereksinmeyen bedenlerden – Bilinç Bedenlerinden -  (söz ettik). Onlar sadece enerjiyle o azıcık bağlantıya ihtiyaç duyar.</p>
<p>İsteseydiniz şu anda yediğinizin yarısıyla idare edebilirdiniz. (Bu kadar yemek) zorunda değilsiniz. Zorunda değilsiniz. Yarısıyla yaşabilirdiniz. Bu, kilo vermekle ilgili değildir; bedeninizi uyumlamakla ilgilidir. Onun artık o miktarlara ihtiyacı yok. Aslına bakarsanız, bazı günler fazla yediğinizde sanki ağrı sızı yaptığını farkettiniz mi? Çünkü bedeniniz daha duyarlı hale geliyor.</p>
<p>Genel bir enerji krizi var, ve bu önünüzdeki bir buçuk yıl boyunca okuyacağınız herşey, gezegende bankacılıktan tutun da yiyeceğe ve ilişkilere ve teknolojiye ve diğer herşeye kadar olan bitenler, enerjiyle ilgilidir.</p>
<p>Enerji hırsızlığı şu anda birçok garip yoldan biçim buluyor. Ve çok daha fazlasını göreceğiniz şeylerden biri de… daha az savaş göreceksiniz, bu arada. Savaş biraz fazla direkt ve ilkel. Ve, aslında, savaşa girmekle fazla enerji elde etmezsiniz. Bunu anlamaya başlıyorlar. Savaşa girmek çok paraya mâl oluyor. Onun için de başka yollar buluyorlar. “Onlar” – biliyorsunuz, kolektif ya da hükümetlerdeki insanlar.</p>
<p>Yeni savaşlar, enerji beslenmesinin yeni biçimi olan şifre savaşları gibi şeylerdir, ve bunlar şu anda sadece üniversiteli hackerler (bilgisayar sistemlerini çökertenler, korsanlar) tarafından gerçekleştirilmiyor, onlar bilgisayarlarınıza girip o virüsleri, ve sizin ve diğer bilgisayar kullanıcılarının bilgisayarı kullanma hakkını elinizden alan o şeyleri yaratıyorlar. Bu, bilgisayarınıza yerleştirilen bir CEO* (SES) virüsüdür. O tam anlamıyla orada ortaya çıkıyor ve enerji hırsızlığı yapıyor.</p>
<ul>
<li><em>Tobias’ın <span style="text-decoration: underline;">Cinsel Enerjiler Okulu</span> (Sexual Energy School) seminerinde sözünü ettiği enerji virüsünü kastediyor</em></li>
</ul>
<p><em> </em></p>
<p>Bazen şöyle diyorsunuz, “Bu hackerler yıkıp bozarak ne elde ediyorlar ki?” Enerji. Gerçekten enerji elde ediyorlar. Onu hem direkt hem de endirekt alıyorlar. Kargaşaya neden olarak zevk alıyor, heyecan duyuyorlar. Onlara geri gelen endirekt bir enerjiden besleniyorlar. Bilgisayarınızın çökertilmesiyle (ortaya çıkan) korku ve öfkeniz, doğruca onlara geri giden bir enerji düzeyi oluşturuyor. Onlar bunun için böyle bir program geliştirdiklerini bilmiyorlar, ama sonunda buna geliyor. Bu şimdi de kuruluşlarda meydana geliyor. Hükümetlerde meydana geliyor. Onlar içeri sızıp enerjiyi yoldan çıkartan, çarpıtan ve enerji hırsızlığı yapan şifreler yaratıyorlar.</p>
<p>Yani şu anda burada meydana gelmekte olanlar, birçok farklı biçimlerde olagelen muazzam enerji savaşlarıdır. Yarın, gelecek hafta, cesaret edebilirseniz, başlıkları okuyun, ve kağıt üzerine basılmış ya da bilgisayarınızın ekranında çıkan kelimeleri okumak yerine, şimdi onu şu açıdan düşünün: herşey enerjidir. Herşey.</p>
<p>Herşey enerjidir. Şimdi bununla derin bir nefes alalım.</p>
<p>Bu dünyada olan biten bu, ve ondan korkmaya kesinlikle gerek yok, kesinlikle kaygılanmaya gerek yok. Sizler, benim sevgili dostlarım, size anda kesinlikle hizmet edecek mutlak doğru miktarlardaki enerjiyi buraya getireceksiniz. Ve istemediğiniz sürece, o yola, o rotaya sapmak istemediğiniz sürece, korkmanızı gerektirecek hiçbir şey kesinlikle yok.</p>
<p>Şimdi, ben belki de bu yüzden “e2012” gibi bir ad söylüyorum, çünkü herşey enerjiyle ilgili olacak. İsterseniz, bu adı değiştirebilirsiniz. Bırakın kalsın. Bunu bir düşünün. Herşey enerjiyle ilgili.</p>
<p>LİNDA: Herkes kalmasını istiyor mu? (izleyiciler onaylar) Tamam!</p>
<p>ADAMUS: Ha, ve bu ayrıca güzel, kısmen dramatik bir ad, 2012’ye çekilen tüm o dikkatler yüzünden. 2012’nin sonunda öyle büyük bir patlama olayı (evrenin başlangıcına neden olan büyük patlama, big bang) olmayacak. Şimdi ile o zaman arasında birçok anlaşmazlık, arbede ve bir dolu kargaşa olacak. Geçenlerde Norveç’te olanlara benzer birçok durum olacak. Bu enerjidir. Bastırılmış enerji.</p>
<p>Ve bu sadece o birey değildi (Norveç’teki katliamdan söz ediyor). Bunu, gözlerinizin bazısıyla, haberleri okurken, ilginç bir şekilde okumak gerek, ve soru şu, “Bu adam yalnız başına mı eylemde bulundu?” Eh, hayır. Başka birini bilsin ya da bilmesin, farkında olsun ya da olmasın, bir bilinci temsilen eylemde bulundu. O adam, çok dürüst, çok öfkeli ve çok enerji-peşinde-olan bir şeyi, benzer zihniyette olanlarla birlikte eyleme geçirdi.</p>
<p>Biliyor musunuz, böyle bağlantılar kuruluyor. Aşırı kimseler – ister politik ister terörist ya da herhangi başka bir şey olsunlar – aşırı kimseler, onlar bağlantı kurarlar. Tıpkı sizin birbirinizle bağlantı kurmanız gibi, birlikte olmadığınızda bile, biz şu anda dünyanın her yanındaki Şambra’yla bağlantı kuruyoruz, burada olmasalar bile. Onların adını bilmeyebilirsiniz, ama bir tür enerji bağlantısı vardır. Eh, onlar da bağlantı kuruyorlar, ve özellikle, rüya halinde, başka alemlerde, Yakın Dünya alemlerinde nasıl bağlantı kurulacağını bilecek kadar sezgiye sahiplerse, bağlantıyı kuruyor ve birbirlerinin bakış açılarından ve inançlarından besleniyorlar. Ve bu olayların bir çoğunun altında yatan yoksunluk, eksikliktir. Bir dolu enerji durumu – yoksunluk, eksiklik – ve bunun için bir grubu ya da diğerini ya da hükümeti ya da ebeveynlerini ya da her neyse onu suçluyorlar. Onların deneyimledikleri şey yoksunluk, bu yüzden de canlanmak için, bir şey elde ettiklerini hissetmek için enerji almak zorundalar.</p>
<p>Ama, Tobias’ın cinsel enerjiler okulunu (seminerini) aldıysanız, bildiğiniz gibi, eğer bir kurbansanız (ya da istismara uğrayan), istismar eden de olacaksınız. Nokta. Eğer birisi sizin enerjinizi almışsa, er ya da geç gidip onlarınkini de siz alacaksınız, bunun bilincinde olmasanız bile. Beslenme bu şekilde iş görür. Büyük bir beslenme elde edebilirsiniz … bazılarınızın yaşamında şu son hafta dramlar oldu. Ben özellikle birine bakmıyorum, ama hayatınızda dram oldu. Kısacık bir an için bu tür bir iteleme, destek olur. Bu bir dram olmasına rağmen sizi azıcık besledi, ve onu daha çok farketmeye başladınız ve hatta belki biraz da suçlandınız. Ama size canlı olduğunuzu hatırlattı. Aslında az da olsa bedeninizi ve diğer her bir parçanızı canlandırdı.</p>
<p>Ama sonra bu geçip gittiğinde, o zaman gerçekliğe geri gelirsiniz. Günlük yaşama geri dönersiniz, ve o zaman da çökersiniz. Bir enerji çökmesi yaşarsınız. Eh, o zaman da içinizdeki vampirin gidip başka bir yerlerden biraz daha enerji elde etmesi gerekir. Bu bir döngüdür. Bu tam olarak Tobias’ın Cinsel Enerjiler Okulu’nda derinlemesine söylediği şeydir.</p>
<p>Böylece tüm bu dinamikler iş başında, tüm bu beslenmeler meydana geliyor, dışardaki kitle bilincinde böyle bir vakum var, insanlar yeterince olmadığını düşünüyor – ve haberler vasıtasıyla da bu pekişiyor. Yeterince yok. Yeterince yok. Onun için de gidip beslenecek de beslenecekler. Bunu savaşlar yoluyla yapmayacaklar, ama birçok başka yoldan – başlıklara çekilen dikkatler, finansal manipülasyon, diğer herşey yoluyla yapacaklar.</p>
<p>Şambra, ben herşey enerjidir dediğim zaman, onun arkasına bir yıldız imi koyuyorum – sizin dışınızda. Sizin dışınızda. Hadi şimdi bundan söz edelim.</p>
<p>Dünyanın geri kalanı bu enerji krizi ve enerji kaosu üzerinden iş görüyor. Bu iyi bir şekilde sonuçlanacak, çünkü bu gezegeni bir sonraki düzeye götürecek, ve siz birkaç yıla kadar gerçekten farkı görmeye başlayacaksınız. Ama şu anda, bunun sizi etkilemesi gerekmiyor.</p>
<p>Bu, evrimin bir parçası. Değişime olan direncin bir parçası. Eski yapılanmaların pes etmek istememesinin bir parçası, ama bu olacak. Olmakta. Olmakta.</p>
<p><strong><em>Farkındalık</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Hadi şimdi sizden söz edelim. Ve bunu yapabilmek için ben bilinçten söz edeceğim. Bilinç. Bilinç nedir? Uzun bir kelime, hecelemesi zor (consciousness). (izleyiciler türlü yanıtlar verir)</p>
<p>DAVID: Farkındalık.</p>
<p>ADAMUS: Farkındalık. Evet, ve David bir Adamus Ödülü alacak. Ama bir dahaki sefere, David, bunu bağırmanı istiyorum. FARKINDALIK!</p>
<p>DAVID: (bağırır) FARKINDALIK!</p>
<p>ADAMUS: İşte böyle. Evet. Böylece David, onu duyabileceğim şekilde hemen yanıbaşımda olduğu için bir Adamus Ödülü alacak. (kahkahalar) Ama David, (ödülü) kabul etmeden önce senin bir seçim yapmanı istemek durumundayım. Adamus Ödülü’yle nakit yirmi dolar arasında bir seçime sahipsin. Hangisini alacaksın?</p>
<p>DAVİD: (Ödülü seçer) Altından daha değerli.</p>
<p>ADAMUS: Altından daha değerli. Güzel cevap. Vereceğin her yanıt güzel olacaktı ama iyi yanıt. Güzel. İlginç, ilginç. Hemen şimdi meydana gelen küçük bir enerji değiş tokuşunu farkettiniz mi?</p>
<p>LİNDA: Sen ve Edith arasında mı? (kahkahalar) (Adamus Edith’i öper)</p>
<p>ADAMUS: Evet! Ben öperim ama asla söylemem.</p>
<p>Böylece bilinç farkındalıktır. Peki farkındalık nedir? Farkındalık nedir? Hadi farkındalıkla birkaç alıştırma yapalım.</p>
<p>Öncelikle iki gönüllü isteyeceğim. Vince, biri sensin, ve Mary diğeri de sensin. Gönüllü olduğunuz için teşekkür ederiz. (kahkahalar) Şimdi, yapacağınız şu. Vince, sen terasa çık ve sadece … oraya git ve farkında ol. Mary, sen de ön taraftaki park yerine git ve farkında ol. Sizi bir dakikaya kadar geri çağıracağım.</p>
<p>Bu ilginç bir sorudur. Farkındalık nedir? Böylece onlar dışarda durmuş… farkında olurlarken… onları şimdi geri çağıralım. Bu, farkında olmak için yeterli bir zamandı.</p>
<p>LİNDA: Şimdi mi?</p>
<p>ADAMUS: Evet. Tamam. Vince, Mary, hadi içeri gelin. Vince içerde olmak istemediğinin farkında. (kahkahalar) Dışarısı çok daha güzel.</p>
<p>Vince, farkettiğin üç şey.</p>
<p>VINCE: Dışarısının ne kadar güzel olduğu.</p>
<p>ADAMUS: Güzel, peki.</p>
<p>VINCE: Serin esinti.</p>
<p>ADAMUS: Serin esinti. Harika.</p>
<p>VINCE: Ve hayat iyi.</p>
<p>ADAMUS: Hayat…</p>
<p>VINCE: İyi.</p>
<p>ADAMUS: Ha, iyi. Ben başka bir şey dediğini sandım. Hayat iyi. Peki, Mary, üç şey. Neleri farkettin?</p>
<p>MARY: Şimdi anında olmak.</p>
<p>ADAMUS: Şimdi anında olmak. Gerçekten mi?</p>
<p>MARY: Bir çeşit. (kıkırdar)</p>
<p>ADAMUS: Peki. Sırları açıklamak adına değil ama sen diyordun ki, “Burada ne yapmam gerekiyor?” Ama bu az çok Şimdi anıdır. Peki, sonraki.</p>
<p>MARY: Fazla zihinde olmamak.</p>
<p>ADAMUS: Zihinde olmamak. Evet.</p>
<p>ADAMUS: Zihninde olduğunu farkettin. Tamam.</p>
<p>MARY: Evet, doğru.</p>
<p>ADAMUS: Zihninde farkındasın. Tamam. Sonraki.</p>
<p>MARY: Bir nefes almak.</p>
<p>ADAMUS: Pardon.</p>
<p>MARY: Bilmiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Bilmiyorsun.</p>
<p>MARY: Bir nefes almak. Bilmiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Peki, iki. Üçte iki. Hiç fena değil.</p>
<p>Peki, şimdi, bunu grup olarak yapalım. John, bu oturuma başlarken çalan müziği çalmanı isteyeceğim, Mandolin Highway. (<em>PremiumBeat.com’dan satın alınmış bir şarkı)</em> Işıkları kapatalım ve burada sanki gizemli bir atmosfer yaratalım. Müziği çal, ve müzik çalarken, sizin farkında olmanızı istiyorum.</p>
<p>Derin bir nefes alın ve farkında olun. Bilinçli olun.</p>
<p>(MÜZİK ÇALAR)</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. Linda mikrofon lütfen. Ve ışıkları da yeniden açalım. Ne farkına vardınız? Makyo yok, lütfen. Ne farkına vardınız?</p>
<p>ELIZABETH: Ben sadece hissettim – önce parmak uçlarımın dokunduğunu farkettim.</p>
<p>ADAMUS: Güzel.</p>
<p>ELIZABETH: Bedenimin o ritmle hareket etmek istediğini farkettim, sadece orada olduğumu hissetmek.</p>
<p>ADAMUS: Yapabilirsin istiyorsan.</p>
<p>ELIZABETH: Tamam. Ve herşeyden çok, değişimin, beni yükselten enerjiyi farkındaydım.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Güzel. Mükemmel. Teşekkür ederiz. Güzel. Sonraki.</p>
<p>EDITH: Ben sanki kalbimi dolduran küçücük ışıltılı damlaların ve öylece akan sevincin farkındaydım, ve sonra da dans, dans, dans.</p>
<p>ADAMUS: Güzel. Sevinç, neşe. Ben bunu sadece sevinç, sanki ışıltılı olarak özetleyeceğim. Harika. Diğerleri?</p>
<p>TIFFANY: Kafamdan çıktığımda, bunun beni uykulu hissettirdiğini ve uykuya dalmak istediğimi farkettim.</p>
<p>ADAMUS: Uykulu. Mükemmel. Mükemmel. Bundan söz edeceğim. Uykulu. Güzel.</p>
<p>ŞAMBRA 5 (kadın): Bir yükseklere uçma duygusu ve mutluluk.</p>
<p>ADAMUS: Güzel. Mükemmel, birkaç tane daha alacağız. Ve herhangi bir farkındalık, gizemli bir şey olması gerekmiyor. Herhangi bir şey olabilir.</p>
<p>LULU: Evet. Ben ritmdeki değişimin ve sonra da farklı enstrümanların kombinasyonunu farkındaydım.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Sen müzik hareketlerinin çok farkındaydın.</p>
<p>LULU: Evet. Ve gelip içeri çarptı sonra da dışarı.</p>
<p>ADAMUS: Güzel. Ayrıca güzel bir müzik. Harika. Güzel. Başka bir şey var mı? Sıcaklığın farkına vardınız mı?</p>
<p>KAREN: Bana sanki yaşamın kendisiymiş gibi geldi – chi (chi enerjisi). Ben bitkilerin, tohumların giderek büyümeye başladığını gördüm, ve sonra eğildiler ve benim tek düşünebildiğim…</p>
<p>ADAMUS: Sen 60’ların sanrılar gördüren yolculuğuna çıkmıştın. (kahkahalar) Peki bunu nasıl özetlerdin? Ne…</p>
<p>KAREN: Hayat, chi. Chi enerjisi.</p>
<p>ADAMUS: Peki. Mükemmel. Harika. Güzel.</p>
<p>MCKENZIE: Ben zihnimde oluşmaya başlayan yeni bir sanat projesini farkettim.</p>
<p>ADAMUS: Ha, güzel. Ben buna sadece yaratıcılık diyeceğim. Harika, ve iki tane daha. Farkettiğiniz herhangi bir şey. Herhangi bir şey. Tümüyle yavan diyeceğiniz bir şey de olabilir. Evet.</p>
<p>HEATHER: Bana hemen şuradan dokunan bir şey farkettim. Enerjinin bedenimden aktığını, ve bir koku gelip geçti.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>HEATHER: Sanki, hemen yanıbaşımdan.</p>
<p>ADAMUS: O herhalde Kuthumi’ydi. (bazı gülüşmeler) Koku ve dokunuş. Tamam. Sonraki.</p>
<p>GAELON: Ben ritmin farkındaydım, ve herkesin hissettiğinin.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Sen salonun da farkındaydın.</p>
<p>GAELON: Ve salondaki enerji sanki akıyordu.</p>
<p>ADAMUS: Harika. Peki, güzel. Şimdilik bu kadar.</p>
<p>Böylece birçok farklı farkındalık düzeyi. Bilinç farkındalıktır. Peki şimdi başka bir deneyim gerçekleştirelim, Aandrah’nın hoşgörüsüne sığınarak, sence bir sakıncası yoksa. Ve biz ışıkları yeniden söndüreceğiz, ama son toplantımızda Aandrah o sessiz nefesi yaptı. Çok güzel sessiz nefesler. Onu şimdi tekrarlayabilir miydik? Evet, sessiz nefes, ve Aandrah istiyorsanız birkaç kelimeyle başlayabilir, ve sonra…</p>
<p>Ve şimdi, farkında olun. Bu biraz daha hileli, çünkü az sonra Aandrah’dan kelime çıktığını duymayacaksınız.</p>
<p>AANDRAH: Pekâla, rahatlamanıza izin verin. Kendinizi hissedin. Ahhh. Evet. Tamam.</p>
<p>Kendinizin özüne dalarken, alıp kabul edin. Sadece alıp kabul edin. Derin nefesler alın, nefesinizin aşağıya kadar, özünüze kadar indiğini hissedin. Nefes alışınızın ritmini yavaşlatırken farkedin… derine, sükunet, yavaş.</p>
<p>Nefes… nefes alın ve nefes verin.</p>
<p>Nefes alın… nefes verin.</p>
<p>Her seferinde bir nefes.</p>
<p>Her seferinde bir nefes.</p>
<p>Derin, yavaş, nefesler.</p>
<p>(sessizlik)</p>
<p>ADAMUS: Teşekkürler Aandrah. Teşekkür ederiz. Ve Linda, stüdyodaki izleyicilere yeniden mikrofonu götürebilirsen.</p>
<p>LİNDA: Seve seve.</p>
<p>ADAMUS: Ne farkına vardınız?</p>
<p>JANE: Ben bana üfleyen bir esintinin farkına vardım.</p>
<p>ADAMUS: Esinti. Güzel. İyi geldi mi?</p>
<p>JANE: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Güzel.</p>
<p>MARC: Genişleme.</p>
<p>ADAMUS: Genişleme, mükemmel. Peki bu nasıl bir histi? Bedenin şişmeye mi başladı ya da kafan büyümeye mi başladı?</p>
<p>MARC: Daha hafif hissettim.</p>
<p>ADAMUS: Daha hafif hissettin. Güzel, güzel. Daha gergin mi hissettin yoksa daha az mı?</p>
<p>MARC: Daha az gergin.</p>
<p>ADAMUS: Daha az gergin. Güzel. Bazen genişleme çok gerginlik yaratabilir. Güzel.</p>
<p>ALAYA: Ben kalbimin attığını hissettim.</p>
<p>ADAMUS: Güzel.</p>
<p>ALAYA: Kalbimi.</p>
<p>ADAMUS: Kalbinin atışını en son ne zaman hissetmiştin?</p>
<p>ALAYA: Eh, oturup sadece onu hiç hissetmemiştim.</p>
<p>ADAMUS: Evet, inanılmaz, değil mi?</p>
<p>ALAYA: Ama ben gerçekten onun ritmini hissettim.</p>
<p>ADAMUS: İnanılmaz! Bir kalbin var ve o atıyor! Onun atmasını sağlayan ne?</p>
<p>ALAYA: Ben.</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Güzel. Kalp atışı. Sonraki.</p>
<p>DORIS: Saf bilinç…</p>
<p>ADAMUS: Saf bilinç.</p>
<p>DORIS: … gözümü yaşarttı. Duygusal bir his değil, ama saflık ve gözyaşları.</p>
<p>ADAMUS: Güzel. Güzel.</p>
<p>DORIS: Aandrah’nın gözlerini hissettiğimde…</p>
<p>ADAMUS: Ben sana şimdi birazcık meydan okuyacağım.</p>
<p>DORIS: Tamam.</p>
<p>ADAMUS: Ve, seni zor duruma düşürmek istediğimden değil, ama buraya gelen herkes buna izin veriyordur.</p>
<p>Saf bilinç, o noktaya ulaştığında, kesinlikle hiçbir algıya, hiçbir hisse, hiçbir şeye sahip olmayacaktır. Gözlerini yaşartmayacaktır.  Sen bilinci ve bilincin saflık potansiyelini hissettin, ama aslında saf bilinçte olduğun zaman, hiçbir his yoktur, ve bu iyi bir şeydir. Hiçbir algı (ya da duyumsama) yoktur. Gözyaşları yoktur. Bunun aynı zamanda hem hiçlik hem de heplik olduğunu söyleyebilirsin.</p>
<p>DORIS: Güzellik? Aandrah ile kurduğum bağlantı için bu daha iyi bir kelime mi?</p>
<p>ADAMUS: Evet. Güzellik. Güzellik…</p>
<p>DORIS: Deneyimlediğim şey güzellikti.</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Ve ben seni düzeltmeye ya da zor duruma düşürmeye çalışmıyorum, ama dinleyenler için, Aandrah ile hissettiklerinin güzellik olduğunu söylemenin önemli olduğunu hissediyorum. Kesinlikle (güzellikti). Saf bilincin <em>potansiyeli </em>ve bugün ya da dün ya da geçen yıl hissettiğinden daha fazla bilinç, gözlerini yaşartacaktır, haşin bir şekilde gelen bazı enerjiler yerine, artık sana hizmet etmeyen eski şeyleri yumuşakça silip süpürecektir. Ama aslında saf bilince ulaştığında – o anlatılamaz. Tanımlanamaz. Hiçbir duygu yoktur, ve aslında, ilginç bir şekilde, hiçbir his de yoktur. Kulağa sanki sıkıcı gibi geliyor, ama değildir. Değildir. Ama teşekkürler.</p>
<p>Peki, birkaç tane daha alalım.</p>
<p>JEAN: Ben arkamdaki tüm yiyeceklerin kokusunu aldım. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Kokusunu aldın… mükemmel. Mükemmel. Peki hoşuna gitti mi, gitmedi mi?</p>
<p>JEAN: Gerçekten güzel. Gidip yemek istiyorum!</p>
<p>ADAMUS: Güzel. Sen en önemli yerde oturuyorsun, sadece arkanı dönüp istediğin şeyi alabilirsin. Peki, bir ya da iki tane daha.</p>
<p>LİNDA: Tamam…</p>
<p>ADAMUS: Ve sonra sadede geleceğiz ve siz “Ah!” diyeceksiniz.</p>
<p>SANDRA: Ben bir noktada hissettim ki… sanki bir bedenim yokmuş gibi hissettiğimin farkındaydım.</p>
<p>ADAMUS: Beden yok.</p>
<p>SANDRA: Sanki beden yok olmuş gibi, ama bu farkındalığı edindiğim an bedenime geri döndüm.</p>
<p>ADAMUS: Ah, kesinlikle. Peki. Beden yok, ya da bedenin ötesi. Mükemmel. Bir tane daha.</p>
<p>SUSAN H.: Ben spiral şeklinde hareket ettiğimi hissettim.</p>
<p>ADAMUS: Spiral şeklinde hareket ettiğini.</p>
<p>SUSAN H.: Hı hıııı.</p>
<p>ADAMUS: Buraya gelmeden önce içmemeliydin. (kahkahalar) Güzel. Aslında içmek pekâladır. Tamam. Teşekkürler Linda.</p>
<p>LİNDA: Benim için zevk.</p>
<p>ADAMUS: Böylece burada bir dolu farkındalık mevcut, her biri de doğru, her biri de uygun.</p>
<p><strong><em>Farkındalık Türleri</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Kendinizin daha çok farkına vardıkça… ben bunları tanımlayacağım. Bunlar, hiçbir şekilde, taşa yazılmış (ille de böyledir denen) şeyler değil, ama farkındalığın farklı düzeyleri vardır ve hepsi de bilince bağlanır. Hepsi de yaşantınızın şu anında önemlidir.</p>
<p>Duyusal farkındalıklar vardır. Bunlar, sahip olduğunuz o insani beş duyu yoluyla gelir, ve bunlar koku ve dokunma, kulaklarınızdan giren müziği duymak, esintiyi hissetmek gibi şeylerdir, hatta bir dereceye kadar kalp atışının duyusal algısı, sıcaklık, elbette, hareket eden bedeniniz. Bunların hepsi duyusal farkındalıklardır.</p>
<p>Diyeceğim ki, genelde insanlar, genel olarak, çevrelerindeki duyusal farkındalıkların yüzde 98’inden habersizler. Şeylere dikkatlerini vermeyi ve vermemeyi öğrendiler. Biz (az önce) bazı deneyimler yaşarken, (dışarda) motorsikletler geçiyordu. Ve siz bunları duymazdan gelmeyi öğrendiniz. Burada, salonda görsel olarak meydana gelen şeyler vardı, ve siz bunları görmezden gelmeyi öğrendiniz, ki bu iyidir, yoksa şaşkına dönerdiniz. Dikkatinizi vermemede o kadar iyi bir hale geldiniz ki, sanki kendinizin dışına çıktınız.</p>
<p>Duyusal farkındalıklar bilincin önemli bir parçasıdır. Renk ve dokunma ve koku algılayabilmek, hem çok kolay hem de yapması keyiflidir, ayrıca kendinize böyle bir armağan vermek de güzel bir şeydir. Duyusal farkındalığa geri gelmek sadece arada bir durmayı ve buradaki salonda bir sineğin dolandığını gözlemlemeyi talep eder. Ama o sinek gelip de yüzünüze konmadığı sürece onu genelde farketmeyeceksiniz bile, ve onu görmezsiniz. Oysa o etrafta <em>uçuyordur. </em>Onu öldürmeyin, bu, Kuthumi’ydi. (kahkahalar) Ve… (sineğe vurur) ah, üzgünüm. Bir sonraki yaşamda geri gelecek. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Zihinsel farkındalık, zihin farkındalığı vardır. Çoğunuz zihninizden geçenlerden söz etmedi bile, oysa çok şey geçiyordu. Oradan geçen bir dolu çöp vardı. Onun bir çoğuna dikkati vermemeyi öğrendiniz, ama zihinsel çöple ilgili komik olan, onun dönüp dolaşıp geri gelmesidir. Sadece gidiverip de… eh, bir yere gider, ama geri gelme eğilimindedir.</p>
<p>Şimdiye kadar sorduğunuz her soru, bir yanıt alana kadar hâlâ orada süzülür durur. Evet ya, bu çok fazladır. Belki de bu kadar çok lanet soru sormaktan vazgeçmelisiniz. (kahkahalar) Ve beyninizden geçirdiğiniz çözülmemiş problemler gibi şeyler bile geri gelecektir. Onlar da sorular gibidir. Çözülmemişlerdir, ve bir şey ararlar.</p>
<p>Yani bütün bunlar olmakta. Bazılarınız güzellikler, genişleme gibi şeylerin farkında oldunuz. Bunların çoğu… bu düşünce farkındalığıdır.</p>
<p>Şimdi, birçoğunuz düşünceleriniz hakkında düşünmekten hoşlanmıyorsunuz. Onlara odaklanmaktan hoşlanmıyorsunuz, çünkü bu sadece gelip geçen bir çöp ve moloz yığınıdır. Kendi düşüncelerinizi alıp, bunları psişik anteninizle – yani dışsal hisleri ve şeyleri alma becerinizle – birleştirerek ilginç bir şey yapıyorsunuz, hepsini biraraya getiriyor, kendinize ait olduğunu varsayıyor ve bunu sonra (kafanızdan) geçirme eğiliminde oluyorsunuz. Ve bu o kadar bunaltıcı ki, sonra onu kapatmaya çalışıyor, ama kapatmıyorsunuz. O akmaya devam ediyor, ve siz bir ikileme düşüyorsunuz. Berbat hale geliyorsunuz. Herşeyi bir kargaşaya çeviriyorsunuz. Herşey bir sorun ve karmaşa oluyor, ve sonra ne tarafa döneceğinizi bilemiyorsunuz. O zaman da bu güzel gezegeni terk etmeyi düşünüyorsunuz. Bunu tekrar bir sonraki yaşamda denemeyi düşünüyorsunuz. Kaç kez söylediniz bunu? “Bunu bir sonraki hayatımda deneyeceğim.”</p>
<p>Bu <em>o </em>yaşam. Biz bundan bu yaşamda geçeceğiz. Artık geri gelmek yok. Evet. Evet. (alkış)</p>
<p>Yani zihinsel farkındalık var, ve sonra nihayet sizin daha ezoterik, ruhsal diyeceğiniz sezgi var, biliş var. Ben burada sezgi kelimesini kullanacağım (tahtaya yazar), sezgi farkındalığı. Şimdi, bu aslında sürekli, sürekli içinizde bağlantı ve iletişim kuran bir şeydir. Hepiniz çok sezgisel varlıklarsınız. Ancak, zihnin onun üstüne çıkmasına izin veriyorsunuz, ve sonra da kuşkularınızın onu başka bir yerlere itmesine izin veriyorsunuz. Ama şu anki sezgi aslında Çarşamba günü gazetelerde ortaya çıkacak şeylerin hislerini getiriyor.</p>
<p>Diyorsunuz ki, “Midem bir garip. İşteki sorunlarım yüzünden olmalı.” Hayır. Sizler sezgisel varlıklarsınız. Dünya’da hareket eden ve dönüşen şeyleri alıyorsunuz. Harika bir koku, mmm. İçinde yaşadığınız şehirlerdeki insanların korkularını alıyorsunuz. Bu salondan geçen, hep sizden büyülenen, dünyaya bağlı hortlakları algılıyorsunuz, ama zihinsel işlemleriniz bunları değiştiriyor, farklı bir alana yerleştiriyor, kendinizden kuşku duymanıza neden oluyor, onun için de sezgisel farkındalığa dayanarak algılamanıza gerçekten izin vermiyorsunuz.</p>
<p>O zaten orada. Biz sezgiyle ilgili, bilişle ilgili sınıflar almak zorunda değiliz. Bu konuda neden sınıflar yapmak istemedimi biliyor musunuz? Çünkü o zaman bu konuda zihinsel olurdunuz. O zaten orada. O sizsiniz. O zaten iş başında. Bu gerçekten onun orada olduğuna güvenmekle, her neyse sizin çöpünüz olmadığına güvenmekle, ve geldiği zaman özellikle de zihnin onu ele geçirmeye çalıştığına güvenmekle ilgili.</p>
<p>Bunlar şu anda birlikte çalıştığınız farklı farkındalık türleri. Bunlar en açık, en aşikâr olanları, çünkü hemen gözünüzün önündeler. Ayağınıza bir tekme atacak olsam, bunu farkedersiniz. Bunlar en verimli olanlar. Hep oluyorlar. Sizi çılgına çeviriyorlar. Bunlar en doğalları, en eğlencelileri ve en kolayları, ama (aynı zamanda da) yolunuzdan itmeye kalktıklarınız.</p>
<p>Az önce size, “Bilinciniz nerede?” diye sorduğumda, bu gerçekten iyi bir sorudur. Bu gerçekten iyi bir sorudur. Bazılarınız diyor ki, “Burada.” Peki, ama gerçekten burada bilinçli misiniz? İddia ediyorum ki bilincinizin büyük bir bölümü dışarlarda bir yerlerde, başka alemlerde. Onu dışarlarda siz tuttunuz. Onu burada olmaktan alıkoydunuz. Birçok şekilde ondan kaçınıyorsunuz. Bir yere sakladınız, ve nerede olduğunu da gerçekten bilmiyorsunuz.</p>
<p>Ve ben, “Bilinç nedir?” sorusunu sorduğumda, bana zihinsel bir yanıt veriyorsunuz. “Farkındalık” diyorsunuz. Tamam, ama gerçekten, bu ne anlama geliyor? Bilinç nedir? Bilinç nedir?</p>
<p>Ve ben kendimle tartışıp durdum, ki bu oldukça zevklidir, onu tanımlayalım mı, tanımlamayalım mı, yoksa ucunu açık mı bırakalım? Onu bir dereceye kadar tanımlamamıza karar verdim.</p>
<p><strong><em>Mevcudiyetiniz</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Bilinç farkındalıktır, ama daha özlü, saflaştırılmış biçimde (söyleyecek olursak), bilinç sizin varoluşunuz, mevcudiyetinizdir. Mevcudiyetiniz, hediye gibi değil (çvr: presence=mevcudiyet, presents=hediyeler, armağanlar) – tabii, eh, o bir armağandır – ama sizin <em>mevcudiyetiniz</em>. Bu, Şimdi ânında olmaktan biraz farklıdır. Gerçi çok benzerdir, onlar kuzen gibidirler, ama o sizin mevcudiyetinizdir. Sizin bilinciniz sizin mevcudiyetiniz ve kendinize farketme izni verdiğiniz şeylerdir. Bilinciniz mevcudiyetinizdir, ve mevcudiyetiniz hemen şimdi hemen buradadır, o hemen burada oturuyor.</p>
<p>Bilinciniz, duyusal, zihinsel ve sezgisel farkındalığınızdır. Bilinciniz mevcudiyetinizdir, ve şimdi tek tek her birinize soracağım soru şu: Ne kadar mevcutsunuz? Ne kadar mevcutsunuz? Anda ne kadar <em>gerçeksiniz</em>? Ne kadar <em>bilinçlisiniz</em>?</p>
<p>Sizler, çoğu insandan çok daha bilinçlisiniz. Bu, doğrusu, bir gerçek. Ama hâlâ bir ileri bir geri giden mücadele var. Hâlâ merak ediyorsunuz, “İyi de, bütün bunların anlamı ne? Ve Ruh ne ve bilinç ne?”</p>
<p>Ben şimdi sizden, müzik olmadan, kelimeler olmadan, herhangi bir şey olmadan, ve şu vantilatör olmadan – bir an için, sevgili Linda – kendi mevcudiyetinizi hissetmenizi, kendi mevcudiyetinizin farkında olmanızı isteyeceğim. Ve bunu yapmadan önce, beyninizden çıkın. Zihin yok. Beyin yok.</p>
<p>Sadece derin bir nefes alın…</p>
<p>Şu anda mevcudiyetiniz nedir? Başka bir yerlerde değil, hemen burada. Mevcudiyetiniz nedir?</p>
<p>(uzun bir duraklama)</p>
<p>Bazılarınız şimdi bu konuda zihinsel olmaya başladı. Bu şekilde eğitildiniz. İnsanlık şu anda bu şekilde, herşey zihinselleşiyor, yanıtı düşünmeye çalışıyorsunuz. İşe yaramayacaktır. Bazılarınız diyor ki, “En ufak bir fikrim yok.” Bu herhalde en iyi yanıt, çünkü en azından kendinizi ona açıyorsunuz.</p>
<p>Mevcudiyetiniz nedir? Bedeninde misin, sevgilim? Hayır. Hayır, değilsin. Zihninde misin? Bir dereceye kadar, evet. Tümüyle mevcut musun, Melek? Hayır. Hayır, ve bu pekâladır. En azından farkındasın, gördün mü? Ve onun yalınlığı ve güzelliği de budur işte.</p>
<p>Mevcut musunuz? Mevcudiyetiniz nedir? Duyularınız, fiziksel duyularınız yoluyla, hatta zihninizle farkında olmaya başladığınızda, zihin, “Ben mevcut muyum?” demeye başlar, ve sonra sezginiz aracılığıyla nihayet kendinizi daha mevcut hissetmeye başlarsınız. Çevrenizi daha fazla hissetmeye başlarsınız. Kendi mevcudiyetinizin daha çok farkında olacaksınız.</p>
<p>Ve mevcut olanı, burada olanı farkettiğiniz an, mevcut <em>olmayanı </em>anlamaya başlarsınız. Neyi geri tuttuğunuzu anlayacaksınız. İşte o zaman, sevgilim, bu tür farkındalıkları aşan saf bilinç haline erişirsiniz. O, <em>Ben’im </em>farkındalığı olur. Ben’im farkındalığı, ve “Ben mevcudum ve önemi olan tek şey bu. Ben o Ben’im, her bir kısım, her bir parça, Bilinç Bedeni, her veçhe, her düşünce, her his. Ben tümüyle farkındayım. Ben o Ben’im” gerçeği haline gelir.</p>
<p>Şimdi, benim sevgili dostlarım, siz şu anda bu döngünün içindesiniz. Bu evrimin içindesiniz. Bu bir sonraki evredesiniz. Ben burada durmuş bundan söz ediyor olayım ya da olmayayım, bu nasıl olsa olacaktı. Ama bunu tartışmakla, siz bunun bilincinde olmaya erişirsiniz. Farkındalığa erişirsiniz. Zihninizi bir derece tatmin eder; zihninizin bir başka parçasının ise kafası büsbütün karışır. Ama en azından şimdi anlıyorsunuz, “Bana olan bu.” Daha mevcut, daha bilinçli, daha farkında hale geliyorsunuz.</p>
<p>Bu önemli bir gerçek. Neden? Ve sonra Zapharia gelecek. Çünkü az önce de söyledim, Dünya üzerinde şu anda herşey enerji. Herşey enerji çatışmasıyla ilgili, ve bu, ışığa karşı karanlığı, negatife karşı pozitifi, enerji savaşlarını da kapsıyor. Bunun o son büyük savaşa benzediğini de söyleyebilirsiniz.</p>
<p><strong><em>Zihnin Ötesi</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Enerji savaşının insanlığın çoğu için gerçekte meydana geldiği yer, zihindir. Zihin. O ille de büyük savaş meydanlarında olmuyor; zihinde oluyor.</p>
<p>İnsanlık, içinde bulunduğu, uzun zamandır içinde bulunduğu zihinsellik çağından çıktığı muazzam bir evrimden geçiyor. Gerçi (süre) tartışılır, ama nereden baksanız 800 ila 2.000 yıldır çok zihinsel bir dönemdeydi. Bunun ötesine geçiyor, ve kendi kişisel deneyiminizden bildiğiniz gibi, bu zorlu (bir süreçtir). Kendi zihninden nasıl çıkarsın? Zihnin, enerjiyi kontrol eden ve yöneten ve tüketen o şeyin, muazzam miktarlarda enerji talep eden ve tüketen o birimin, zihnin ötesine nasıl geçersiniz? Bedenin değil, zihnin.</p>
<p>Kitle bilinci şu anda bundan geçiyor. Öyle hemen durulmayacak, ama er ya da geç kitle bilinci zihnin ötesine evrimleşecek. Siz bunu şu anda yapıyorsunuz. Bir süredir yapıyordunuz.</p>
<p>Zihnin ötesine girdiğinizde… zihnin ötesinde ne var? Zihnin ötesinde ne var? Bağıra çağıra söyleyin.</p>
<p>ŞAMBRA 6 (kadın): Bütünleştirilmiş Bilinç Bedeni.</p>
<p>ADAMUS: Bütünleştirilmiş Bilinç Bedeni. Bu iyi. Ve farkındalık ve bilinç hepsi zihnin ötesindedir. Sezgi. Artık şeyler hakkında düşünmeniz gerekmez, onları sadece bilirsiniz. Artık denemeniz ya da gayret etmeniz gerekmez.</p>
<p>Ve böylece, size bir ev ödevi vereceğim – ev ödevi yapmak istiyorsanız. Eğer ev ödevi yapmak istemiyorsanız, o da pekâladır. Bu iyi bir ev ödevi. Evet.</p>
<p>Şimdi ile bir sonraki – eh, şimdi ile Santa Fe’de yapılacak Yazortası konferansına* kadar – bir gün seçin, size uyan ya da keyif veren herhangi bir günü. O gün (bir şeyler için) gayret etmeyin. Bu kolay bir ev ödevi. Evet ya! O gün gayret etmeyin.</p>
<p>* (çvr. Eylül ortası Santa Fe’de yapılacak konferans yüzünden Eylül ayında Şaud yapılmayacak)</p>
<p>Şimdi, bununla kastettiğim, şeyleri anlamaya çalışmaktan vazgeçmenizdir. Şeyleri organize edip planlamaktan vazgeçin. Gayret etmekten vazgeçin. Şimdi, bu, yataktan çıkmayacaksınız anlamına gelmiyor, tabii istemiyorsanız başka. Ama ona karşı itmekten vazgeçin. Şu zihinsel eylemi (aktiviteyi) durdurun.</p>
<p>Dırdır eden o kuşku içinize girdiğinde, beyin enerjisi tüketimi devreye girdiğinde, o oyunu oynamayın. Sadece derin bir nefes alın, “Farketmez” (deyin) ve devam edin. Kendi enerji düzeyinizdeki farkı farkedin, ama daha da önemlisi, gayret etmekten vazgeçtiğinizde meydana gelen <em>sonuçtaki </em>farkı farkedin. Onu anlamaya çalışmaktan vazgeçtiğinizde, oldurmaya çalışmaktan vazgeçtiğinizde, onunla ilgili kaygılanmaktan vazgeçtiğinizde, onu ittirmeye çalışmaktan vazgeçtiğinizde (meydana gelen <em>sonuçtaki </em>farkı farkedin). Eğer şurada (kafa) gerginlik oluyorsa, bilin ki bir gayret içindesiniz. O zaman derin bir nefes alır ve gayret etmekten vazgeçersiniz.</p>
<p>Ha, bu muazzam bir güven gerektirir, ama bu iyi bir şeydir. Eğlenceli bir şeydir. Bir gün. Ve kendinize bir iyilik yapın ve ertesi gün neler farkettiğinizi, neler algıladığınızı, olduysa eğer aydınlanmanız neydi, onunla (aydınlanmanızla) ilgili, gayret gösterilmeyen bir gün hakkında yazın. Yeniden biraraya geldiğimizde, sanırım Ekim’de, bunun üzerinde çalışacağız.</p>
<p>Böylece bununla derin bir nefes alalım.</p>
<p>Siz bilinçsiniz; enerji değilsiniz. Siz farkında oldukça, mevcudiyetinizin bilincine geldikçe, enerji de doğal olarak yerine oturur ve sizin için çalışmaya başlar, tümüyle verimli bir şekilde.</p>
<p>Bilinç farkındalıktır, olmakta olan her türlü farklı şeyin farkındalığı. Sonuçta bilinç, sizin hemen burada, hemen şimdiki mevcudiyetinizle, şu anki mevcudiyetinizle ilgilidir.</p>
<p><strong><em>Sorular &amp; Yanıtlar</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Böylece, (Lee Harris’in aracı olduğu) Zapharia’nın soru ve yanıtlarda bana eşlik etmesini istemekten mutluluk ve onur duyuyorum. Linda mikrofonla izleyicilere gidecek. İstediğiniz her şeyi istediğiniz kişiye sorabilirsiniz, yeter ki bu Zapharia (çvr. Zefaray okunuyor) ya da bendeniz olsun. (Adamus kıs kıs güler) Pekâla, uyumlanması için Zapharia’ya bir dakika vereceğiz.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Ve, sevgili Leydim, (çvr. Zapharia’nın dişil bir varlık olduğunu belirtiyor) senden – hazır olduğunda – bize biraz kendi geçmişinden, ulağın Lee ile olan ilişkinin geçmişinden söz etmeni isteyeceğim, ve sonra soruları alacağız. Ve acele etme, istediğin kadar zamanın var.</p>
<p>ZAPHARIA: Hm. Güzel, güzel. Dünyanın sıcak kutusuna hoşgeldiniz. (kahkahalar, çünkü salon oldukça sıcaktır) Bu salon daha uygun olamazdı, çünkü şu anda gezegeninizde olan bitenleri temsil ediyor. Kitlelerde gördükleriniz, hissetmek amacıyla ve düşünmek amacıyla dışa vurulan eski biçimlerden ayrılmadır. İnsanlar, kendi içlerinde temizlenmeyi ve arınmayı gereksinen parçalarıyla iletişime geçiyor, ve bu hoş değil.</p>
<p>Duyarlı olanlarınız bunda çok zorlanıyor. Sizi tokatlıyor. Geniş enerji alanı olanlarınız, kendinizi içeriye çekin. Toprağa gidin, ayakkabılarınızı çıkarın, çoraplarınızı çıkarın. Çıplak ayaklarınızı Toprağa koyun. O (Toprak Ana) size herşeyin yolunda olduğunu söyleyecektir, çünkü eskinin bu ölümünden geçerken, bu, bir kadının ilk kez anne olduğunda meydana gelen işlemin aynısıdır. Kadın sonsuza dek ölür, çünkü bir kez anne veçhesi etkin hale geldi mi, kadın sonsuza dek değişir. Ve siz hepiniz daha anaç hale geliyorsunuz, yalnızca Dünyanız için değil, ama birbiriniz için de, ve toplumunuzda bilinç dönüşümünün gerçekleştireceği şey budur.</p>
<p>O, bireysel odaktan ve sağlanan o kısıtlı yapılanmalar vasıtasıyla kitlelerin çok uzun zamandır deneyimlediği şeylerden uzaklaşacak, ve onun yerine, dönüşümün kalplerin içinden gerçekleştirilmesine izin verecek. Zihnin birçok sınırlarını salıverecek ve insanları benliği beslemenin, bir başkasını beslemenin, her an elinizden alınabilecek sağ (canlı) olma fırsatına duyulan minettarlığın basitliğine geri getirecek.</p>
<p>Böylece büyük oranda korku olacak, ve gelecek oniki ay en yoğun (dönem) olacak. Bu dönüşümlerin gerçekleşeceği 18 ay falan sonra, dünya biraz daha yatışacak, çünkü yeni dünya doğmuş olacak. O şok, o keder, terk ediyor olacak. Birçoğunuzun aksine, bu kadar zamandır kendi bedenlerinde bu arınma düzeyini hissetmemiş olanlar için, bu, sağ olmak adına muhteşem bir zaman.</p>
<p>Ve bir süredir sıkılanlarınız için bu, herşeyin başlayacağı zamandır. Ama net olun, birçoğunuzun geniş bir enerji alanı var. Bu, genişleme zamanı değil. Ne zaman genişleyeceğinizi bileceksiniz. Şu geçen on yıl boyunca, dönüşmelerine yardımcı olmak amacıyla başkalarına sevgisini, şefkatini, armağanlarını vermiş olanlarınız, (bilin ki) bu fitil kitlelerde şimdiden ateşlendi. Onların artık yüreklendirilmeye ihtiyacı yok, ve birçoğu tekmeler savuracak ve mücadele edecek ve kendini yerden yere atacak.</p>
<p>Böylece fazlasıyla duyarlı olanlarınıza açıkça söylüyorum: kendi içinize geri gelin. Bu, duygusal olarak bağlı kalmak amacıyla tuttuğunuz birkaç kalıntının salıverilmesini içerecek. Sizin için biraz keder de içerecek, ama çıplak ayaklarınızı Toprağa koyun. Toprak Ana size herşeyin yolunda olduğunu ve kendisinin, bu gezegenin ve onun yaşamlarının yeni bir biçimde sürmesini sağlamak için, gereksindiği üzere, mükemmelen yeniden dengelendiğini söyleyecek. Güzel. Teşekkürler Adamus.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten de, ve bize kendi geçmişinden, Lee ile olan ilişkinden biraz söz edebilir misin.</p>
<p>ZAPHARIA: Bu ilişki sözlü ve bedensel olarak dört yıldır aktif ya da açık. Ama onunla olan geçmişime gelince, her iki düzlemde de yaşamlarımız oldu, gerek fizikselde gerekse enerjisel düzlemde. Ve benim dişilim vasıtasıyla eril ve dişili deneyimlemek, onun için bir bütünlenme oluyor. Yani biz bunun üzerinde sürekli çalışıyoruz. Evet.</p>
<p>ADAMUS: Peki şimdi tüm bu insanların ve kameraların önündeyken, ulağın Lee’ye nasıl bir öğüt ya da öneride bulunurdun?</p>
<p>ZAPHARIA: Hah. Eh, bu sabah benim gelmemi sağlamak için kendinin üstesinden gelmesi gerekti (Adamus kıs kıs güler). Yani bu, onu sürekli bir yatıştırma işlemi. (izleyiciler güler)</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Peki ulağının neden böyle korkuları var?</p>
<p>ZAPHARIA: Ortaya çıkmaktan korkuyor, ve ayrıca benim söyleyeceklerimin belirsizliğinden, yüzü ve adı (söylediklerimin) yanıbaşına konacak (diye korkuyor). (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Ve, şimdi, onun ya da Cauldre’nın ya da diğerlerinden herhangi birinin bu korkulara sahip olması anlaşılırdır, peki bu şeylerle uğraşan herhangi birimize, onların herhangi birine, öğüdün ne olurdu?</p>
<p>ZAPHARIA: Korku ve gölgeler giderek daha fazla ışık içerir. Böylece o kendi ışığına doğru yürümeyi öğrendikçe ve o ışığa girmesine rehberlik etmemize izin verdikçe, sunduğu mesaj da öyle oluyor, ki bunu da sürekli öğrenmekte.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. Pekâla. Hazır mısınız? Sorular? Sorular. Uyanık olun. Merhaba Tobin.</p>
<p>TOBIN: Tanrı bizi neden yarattı?</p>
<p>ADAMUS: Tanrı sizi neden yarattı?</p>
<p>KERRI: O aynı zamanda – bunu çok düşünüyor – Tanrı’nın neden kötü  şeylerin olmasına izin verdiğini bilmek istiyor.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel bir soru.</p>
<p>KERRI: Ve ben ona Tanrı’nın bir kadın olduğunu söyledim. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Bebelerin ağzından. Pekâla, Tanrı bizi neden yarattı, ve Tanrı neden kötü şeylerin olmasına izin veriyor? Zapharia?</p>
<p>ZAPHARIA: Eh, insanlar açısından Tanrı sizi sizinle birlikte yarattı. Gelip de eğlenmek ve oynamak ve sevmeyi öğrenmek için bu insan deneyimine siz karar verdiniz, ve bazen zor şeyler meydana gelir. Ama zorluklar gelip geçerken, daha fazla ışık oluşur. Böylece daha fazla evrim meydana gelir, çünkü bu, o büyük deneydir – yani fiziksel gerçeklik içinde enerjilerin nasıl topraklabileceğini görmek. Bu nedenle şimdiki zaman (tüm) zamanların içinde çok önemli.</p>
<p>ADAMUS: Ve Tobin, Tanrı seni yarattı çünkü kendini o kadar çok seviyordu ki, senin gibi başkalarının da bunun nasıl bir şey olduğunu bilmesini istedi – yani sadece aşık olmanın. Bu yüzden. Ve Tanrı seni yarattı çünkü o zaman küçük bir oğlan çocuğu olmayı deneyimleyebilecekti. Teşekkür ederiz. (alkışlar)</p>
<p>Benim gerçekten tatlı bir tarafım var. (kahkahalar)</p>
<p>7.ŞAMBRA’NIN SORUSU (kadın): Ben bir süredir şiddetli bir baş dönmesi deneyimliyorum, ve onunla nasıl başa çıkabileceğime ve ondan nasıl yararlanabileceğime ilişkin bir öneride bulunabilir misiniz, bilmek istiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Evet (Zapharia’ya dönerek) Bunu önce ben alayım; sen sonra devam edersin. Çok, çok, çok yüksek bir binanın tepesinde dur ve aşağıya bak. (kahkahalar, Adamus güler) Baş dönmesi. Baş dönmesi, eski fiziksel bedenden kopmadır. DNA’n değişiyor. Bu aslında bu gezegendeki Varoluş Nokta’nın değişmesidir. Eğer daha yapmadıysan, bizim Re-Order (Yeniden-Düzenleme) seansımızı dinleyebilirsin. (http://www.shaumbrashoppe.com/p-3272-re-order-your-reality.aspx)</p>
<p>Yani herşey değişiyor. Manyetiklere, elektromanyetiklere, kutupluluğa alışma biçimin, fiziksel dengeyle ilgili herşey değişiyor. Baş dönmesi aslında, bir şeylerin olduğunu söyleyen, iyi bir işarettir. Böylece baş dönmesi için yapılacak en iyi şey, onu uzaklaştırmaya çalışmak değil de, onu hissettiğin an derin bir nefes almak ve bedenin farklı yollardan yeniden-bağlantı kurmasına izin vermektir. Bu aslında çok sağlıklı. Zapharia?</p>
<p>ZAPAHARIA: Sen ve senin bedenin için; toprağa otur, sadece ayaklarınla temas etme, otur ve kuyruksokumun toprağa değsin ve toprağa ellerini de koy, avuçlarını açarak, ve o anda, eğer yapabilirsen, baş dönmesi korkusunun bedenine geri gelmesine izin ver, ve sonra da Yerküreye topraklandığını hisset, çünkü sadece gezegen değişmiyor, ki sen duyarlı biri olarak bunu hissediyorsun, ama sen de aynı zamanda hızla yükseliyorsun. Sisteminden seke seke geçmesini istemediğin başka insanlara ait duygulardan uzak durmak için de kendi enerjini içine çektiğinde, bu seni alışık olduğundan daha hızlı bir şekilde yukarı atar. Yani seni bunca yıldır bağrına basan ve besleyen bu güzel Toprağın üzerinde oturmana izin vermek; ve bir alıştırma olarak da, yapabilirsen, korkuyu içine geri çekmek ve bedenin vasıtasıyla onun dönüşmesine izin vermek, ve Toprak da onu aşağıya çekecektir.</p>
<p>ADAMUS: Güzel. Hadi git yap!</p>
<p>7.AŞMBRA: Gidip Toprakta mı oturayım?</p>
<p>ADAMUS Evet! Evet, evet. Dışarda. Neden şehirde yapasın ki? Buradasın. Git, ve terasta değil, dışına çık – oraya çık. Çok parlak (bir yanıt, öneri). Çok parlak. Ha, sonraki soru. Daha ileriye.</p>
<p>JEAN: Merhaba Adamus. Bildiğin gibi, biz yeni bir ev arıyoruz, ve sen bana birkaç hafta önce, içinde yaşadığımızdan daha iyi bir ev olduğunu söyledin. Ve ben buradan çok da uzak olmayan güzel bir ev buldum, ve ona aşık olur olmaz da her türlü kuşku içimi kapladı.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>JEAN: Ve net olma eksikliği.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>JEAN: Ve şimdi de hangisinin en iyisi olduğuna karar veremiyorum. Bu nedir? Ben böyle bulanık olmaya alışık değilim.</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. İzin ver de Linda mikrofonu alıp buraya getirsin. Ve bize bu iyiliği yapar mısın (Norma, yani Aandrah’a söyler), ben aslında bu soruyu Aandrah’nın yanıtlamasını isteyeceğim, çünkü bu… o doğrudan (bu konuyla) bağlantılı. Pekâla Aandrah, durum şu: bir ev buldu, ona bayıldı, ama şimdi korkular ve kuşkular var. Neler oluyor?</p>
<p>AANDRAH: Alıp kabul edebiliyor musun?</p>
<p>Derin nefesler al. Kendi özünde çok sessiz dur. Al, tatlı kadın. Bu kadar muhteşem bir şeyin gelmesine izin verilebilinir mi? Alıp kabul edecek misin?</p>
<p>Çok derin nefesler al. Sükunete geri gel, ve evet’in sükunetinde durduğun zaman, buna değer olduğunu çok net bileceksin. O muhteşemlik sensin. Al. Kendin için alıp kabul et. Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Güzel. Zapharia, sen nasıl değerlendiriyorsun?</p>
<p>ZAPHARIA: Alıp kabul etmekten başka ekleyecek bir şey yok, ama hatırla, bu bir süreçtir. Ve sen kendini bir şeye açmaya başladığın zaman, bir üst kademeye geçişte bodrum katındaki çöplerin yolundan temizlenmesi gerekir. Yani işlemin senden geçmesine izin ver. Bodrum katının kendi yolunu temizlemesine izin ver, tıpkı senin daha fazla yiyeceğe yer yaratmak için her gün tuvalete gitmen gibi. Bu (da aynı onun gibi) alıp kabul etmene izin verdiğin daha besleyici bir gıda. Bir ev sendir. Senin kabuğundur. Bedenin simgesidir. Bu çok hassas bir işlem (süreç), evi taşımak, yani ona kabul ver.</p>
<p>ADAMUS: Ve ben de bir iki kelime ekleyeceğim … (bir iskemlenin üzerine çıkar) … seni daha iyi görebileyim diye. Bu, bu evle ilgili değil; bu, taşınmak isteyeceğin herhangi bir evle ilgili. Ve bu, tüm sorunlarınla ilgili, öz-değer, yoksunlukla igili tüm sorunların – yoksunluk içinde geçmiş birçok yaşam, kendi kendine zorla kabul ettirdiğin aptalca bir yoksunluk – ve bunların hepsi ortaya çıkıyor. Yani bunun bu ev ya da o ev ya da şu olması farketmez. Bunun onunla hiçbir ilgisi yok. Zihnin diyor ki, “Eh, bu bu evle ilgili.” Hayır. Bu, ‘bir’ evle ilgili.</p>
<p>Bir ev sendir. Senin evin, senin bütünlenmiş Bilinç Bedenindir. Yani senin için aynı zamanda muazzam bir mecaz söz konusu, <em>kendi </em>evinde olmaya hazır mısın? Böylece tüm o veçhelerinin azgın bir şekilde koşturmasına, tüm bu sorunların ortaya çıkmasına, tüm şu alıp kabul etme yoksunluğuna izin veriyorsun. Bunu neden yapıyorsun, Şambra, neden yapıyor? Ben hepinize soruyorum, sadece Jean’e değil. Bunu neden yapıyorsunuz? Siz en güzel fırsata sahipsiniz.</p>
<p>Mecazi konuşuyoruz, ama gelmeye hazır kovalar dolusu altın var. <em>Beklemede </em>olan enerji dalgaları var. (Sahne) kenarında destekleyici oyuncular var, hazırlar. Gelip de size hizmet etmeye hazır olan çok şey var, oysa siz diyorsunuz ki, “Bilmiyorum buna değer miyim. Bilmiyorum bunu hak ediyor muyum. Bundan uzaklaşacağım.” Ne yani, başka bir yaşamda geri gelip yeniden yoksul olasınız, perişan olasınız diye mi? Yeniden her türlü sorunla boğuşasınız diye mi? Hayır.</p>
<p>Sevgili Jean, budur. Sana başka bir fırsat daha vermeyeceğim. Budur. Bundan şimdi geç. Şimdi. Teşekkür ederiz (alkışlar) Ve bunu saflaştır. Saflaştır, çünkü ona bağladığın çok şey var. Üstüne üstlük, tüm aileni ve arkadaşlarını da gelip sende kalsınlar diye davet ettin, ve onların hepsi de kendi sorunlarını beraberlerinde getirdiler. Dedin ki, “Bavulunuzu getirin,” bavullarındaki tüm duygularını değil.</p>
<p>Ve, (7. Şambra’ya döner) sevgilim, şimdi içeri gelebilirsin. Sıcak başına geçmiş olabilir, ama sorun yok.</p>
<p>Ve sen tam anlamıyla, sen bir b… bu kelimeyi burada söyleyeceğim, olur mu? Sen şu anda boktan bir mıknatıs gibisin. Ve tüm o şeyleri yaşamında bir şeyin çiçek açacağı bir zamanda hayatına davet ediyorsun, senin için çok iyi olabilecek bir şeyin, ama sonra engel olsunlar diye mutlak dikkat dağıtıcıları olarak tüm o zırvalıkları davet ediyorsun. Daha fazlasına ihtiyacın yok. Bu şekilde yaşamayacağına dair bir seçim yap. Mevcut halde yaşayacaksın.</p>
<p>Ve giderken diyecektim ki – ama bunu şimdi söyleyeceğim, ve daha gitmiyorum – <em>bilincinizi yaşayın. </em>Siz şu anda beyninizi ve az çok bedeninizi yaşıyorsunuz, hepiniz. Bilincinizi, farkındalığınızı, mevcudiyetinizi yaşayın. <em>Onu yaşayın. </em>Böylece…</p>
<p>ZAPHARIA: Adamus, ekleyebilir miyim?</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Şansım açık.</p>
<p>ZAPHARIA: Şu ara hepinizi etkileyecek fizikselin o kolektif güvensizliğinin farkında olun. Fiziksele şu anda güvenilmiyor. Bunu ekonomilerde görüyorsunuz. Fiziksel hareketlerde de görüyorsunuz. İnsanlar hareket etmeye korkuyor, yolculuk yapmaya korkuyor. Bu kolektiftir. Kolektif olan parçadan kurtulun, böylece kendinize geri gelirsiniz.</p>
<p>Fiziksele olan güvensizliğin güzelliği, herkesi kendi ruhunun, kendi özünün büyüsüne geri getirmesidir, ki onun fizikseli organize etmeye ihtiyacı yoktur. O sadece olmayı gereksinir ve fiziksel de arkadan gelir.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. Teşekkür ederiz. Cesaret edebilen için, sonraki soru.</p>
<p>SUSAN M.: Selam. 2013 yılı ve sonrasındaki yaşamı tanımlayabilir misin?</p>
<p>ADAMUS: Bunu önce sen almak ister miydin?</p>
<p>ZAPHARIA: Hımm, tam olarak değil. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: İşte bu yüzden önce ben yanıtlamak istemedim. (kahkahalar)</p>
<p>ZAPHARIA: Aralık 2012’de biraz daha kolaylaşacak, ama o zamana kadar bu silkelemelerin ve yeniden-yapılanmaların olması gerekecek. Yenilikler (değişiklikler) ağır ve hızlı geliyor, ve bu, haber kanallarınızın size söylemeyeceği şeydir.</p>
<p>Haber kanallarınızda nereye baksanız ölüm göreceksiniz, çünkü kolektifin kederi işlemden geçirmeye ihtiyacı var. Gezegeninizin daha küçük üyeleri için bu geçerli değil. Ancak, bu yeniliklerden gelecek yılın ortalarına kadar fazla söz edilmeyecek. (Bunun olması) o zamanda bekleniyor, ama keder ve ölümün gel git dalgaları ve yeni biçimler yoluyla gelecek yaşam daha çok dengelenecek. Yani hayatın nasıl olacağını tam olarak doğru bir şekilde öngörmek kolay değil, ama çok daha az sert (katı) olacak, ve çok daha gerçek olacak, ve yaşama ve yaşamaya duyulan minnettarlık, şimdiye kadar toplumunuzda gördüğünüzden çok daha fazla olacak.</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle, ve buna birkaç kelime ekleyeyim. Şu anda bir kargaşa (kaos) zamanı, ve kaos kötü bir şey değildir. Kaos, enerjiyi hareket ettirir. Farkedeceğiniz bir sonraki şey, herhalde 2013 başlarında, (o zamana kadar) gördüğünüzden daha da fazla ayrılık olacak, çünkü kaos bir filtre gibidir. Şeyleri ayırır, ve ayrılık da illa ki güçlü ya da güçsüzler, ya da zengin ya da yoksullar arasında olmayacak. Bu, temelde bilinçli varlıklara karşılık bilinçsiz varlıkların ayrılığı olacak.</p>
<p>Bu gelecek yıllarda gezegenin… insanların o soruyu sorması gerekecek, “Bu, 2012’den itibaren bilincin ilerlediği bir gezegen mi olacak, yoksa bilinçsizlerin gezegeni mi olacak?” Bu ikisinin aynı zamanda var olmaları biraz zor olacak.</p>
<p>Bilinç bilinçsizlikle, bilinç yoksunluğuyla bir arada var olabilir, ama bilinçsizlik, yüksek bilincin civarında olmada çok zorlanır. Böylece bu gezegenin, nasıl bir gezegen olacağına ilişkin bazı kararlar vermesi gerekecek. Farketmez. Şu anda, hepinizin gerçekleştirmekte olduğu çalışmaların doğrudan nitelenebileceği yüksek bilince sahip birçok yeni Dünyalar doğuyor. Oraya ya da buraya ya da kalkıp Üçüncü Çemberinize ya da yukarıdakilerin hepsine gitmeniz farketmez. Teşekkür ederiz.</p>
<p>8.ŞAMBRA’NIN SORUSU (kadın): Yaklaşık 10 yıl önce çokça ben olduğunu hissettiğim bir iş yapıyordum, ama görünen o ki olacağını düşündüğüm gibi yürümedi, ve ben kurumsal dünyaya geri döndüm ve kurumsal dünyada da çok iyi iş çıkardım, ama hep biliyordum ki bir parçam olmam gereken yerde değildi. Ve bu yılın başında oldukça ağır sağlık sorunları yaşamaya başladım, ve biliyordum ki o hastalık neyse oydu. Yani demek istiyorum ki, başta değil, önce seni bir vurması gerekiyor. Ve ben çokça rüya çalışması yaptım, ve birdenbire eşzamanlı olarak sanki Adoula çalışması kucağıma düştü, beklenmedik bir şekilde. Biz Şambra’nın bir parçası değiliz, sadece bana geldi ve yapmam gereken şeyin bu olduğunu hemen bildim. Ben eğitimi Kathleen (Haws) ile yapıyorum, ama alışık olduğum şeylerden uzaklaştığım için çok da korkular çıkıyor. (sesi titremeye başlar) Yani verebileceğiniz herhangi bir öğüt ya da yüreklendirme (istiyorum).</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Hanımefendi, önce siz başlamak ister misiniz?</p>
<p>ZAPHARIA: Bu, kurumsal dünyada kalmak için bedeninde tutmak zorunda kaldığın donukluğun etkisini yok edecek bir hayat dalgalanması. Ve bunun kurumsal dünyaya karşı bir yargı olmadığını anla, çünkü kurumsal dünyanın kendisi hareket halindeki yaşam ve hareket halindeki evrimdir. Ama senin gibi fazlasıyla duyarlı ve açık ve (kendini) incelemiş biri için, hayatın ikiye bölünmüştü – kendini açabilen ve ruhun olabilen parçan, ve ruhunu pelte gibi ezen ve içinde var olduğun o kurumsal dünyaya ruhundan verebileceğinin en fazlasını veren parçan, çünkü seni o dünyaya kabul etmenin engelleri yüksekti.</p>
<p>Böylece sonunda bedeninde ortaya çıkan o donukluk, vericiliğini sergilemek istediğin o dünyada ayakta kalmayı sürdürebilmen amacıyla var olması gereken bu sıkıştırma, şimdi aksi yöne gidiyor. Ve bu kadar bilinçli bir şekilde yaşamı akıtmaya çekilmenin sebebi, sadece bunu yapabilecek yeteneğe sahip olman değil. Ve bu dünyanın içinde olmak ve bunca zamandır da ışığını tutmak, küçüksenecek bir ustalık değil. Yaptığın şey için kendini tebrik et. Buna asla bir hata olarak bakma. Çok ağır bir alana ışık götürdün. Bu inanılmaz, ve şimdi en odaklı ve aleni şekilde kendin ve başkaları için yaşamı doğurarak (kendini) onarmana izin vereceksin. Ve bu da tüm hücrelerine yaşamı geri getirecek.</p>
<p>ADAMUS: Teşekkür ederiz. Ve buna ek olarak… (alkışlar) Teşekkür ederiz. Buna ek olarak… Seni seviyorlar, bu arada (Zapharia’ya söyler) Seni seviyorlar. Evet, seviyorlar… (izleyiciler “evet” diye yanıt verir ve alkışlar)</p>
<p>ZAPHARIA: Burası sevecen bir yer.</p>
<p>ADAMUS: Böylece buna ek olarak, ve ben şimdi bu sorulara bayılıyorum. Eskiden onlardan hoşlanmazdım, ama şimdi sorulara bayılıyorum. Ve herkesle o kadar ilgililer ki. Burada sorulan soru aslında herkesin sorusunun bir parçası. Harikulade.</p>
<p>Pekâla, anlaşma şu. On yıl önce dünya sana hazır değildi. Öylesine dinamik, odaklı – lazer gibi odaklı – bir enerjin var ki. Dünya sana hazır değildi. Suları sınıyordun, deyim yerindeyse, bilinç gelişiminde, potansiyel şifalarda farklı fikirleri sınıyordun, ama dünya hazır değildi, oysa şimdi hazır.</p>
<p>O lazer gibi odağını belli şeylere uygulayabileceğin iş dünyasına girdin – sen bolluğun o sorunlarıyla oynamıyorsun – orada oynadın, taa ki seni durdurup da “Bundan çıkma zamanı” diyen şeyi kendi yoluna koyana kadar, çünkü kurumsal dünya, birçoğunuzun bildiği gibi, <em>çok </em>ayartıcıdır. Yani gerçekten <em>çok </em>ayartıcıdır, ve enerjiden beslenir, ve enerji elde etmek için harika bir yerdir. Enerji vampirleri için harika bir yerdir. Sen kendine, “Uyan. Şimdi artık hazır” demek için kendine o fiziksel dengesizliği verdin. Dünya hazır, sen hazırsın. Adoula çalışması senin için harika bir başlangıç noktası olacak, ve oradan da gelişip çiçek açacak. Ve evet, bugünlerden birinde seni burada (sahnede) görebiliriz. Yani teşekkür ederiz.</p>
<p>Ve bunu saflaştıracak olursak, olmuş olan herşeye güven. Hiç biri hata değildi. <em>Tam olarak </em>olman gereken yerdesin. Tam olarak. Teşekkürler. Güzel. Sonraki soru.</p>
<p>JANE: Benim neden bu kadar garip bedensel duyumlarım oldu, ve aynı zamanda da yoğun öfke ve düş kırıklığı ya da gerginlik hissi?</p>
<p>ADAMUS: Biz bir şey içiyoruz burada. Umarım sence sakıncası yoktur. (onlar içerken duraklama) Ahh! Biz hâlâ içiyoruz. (kahkahalar)</p>
<p>Garip bir beden, birkaç nedeni var. Ne kadar dürüst olmamı istiyorsun? Biliyorsun bunu sorduğum zaman bir şey gelecektir.</p>
<p>Birkaç şey var, sen… sen sanki garip bir çelişki içindesin, çok duyarlı, çok iyi bir yazarsın, bu arada – Cauldre’nın seninle konuşması gerekiyor, ama iyi bir yazarsın – çok duyarlısın, kendini açıyorsun, ve herşeyi hissedeceksin. Cauldre daha önce, ben çevrede olduğum için kaşınıp durduğunu söyledi – benim yüzümden değil (aslında), bunun için Benadryl alsın (çvr. alerji ve kaşıntı ilacı) – ama enerji yüzünden. Enerji kaşıntı yapar ve enerji bedeni ağrır ve sızlar ve seğirir ve garip şeyler olur. Çünkü daha mevcut hale geliyor, şeyleri daha farkında oluyorsundur, bedenin daha farkında bir hale geliyordur.</p>
<p>Sorun zihnin. Zihnin diyor ki, “Benim neyim var?” Yüksek benliğin, Ben’im demeli ki, “Hiçbir şeyin yok. Sadece ben enerjilerin daha çok farkına varıyorum.” Arada bir onu (kocasını) dinlemelisin. Yanlış bir şey yok. (Marc, kocası, “Teşekkür ederim, teşekkür ederim, teşekkür ederim” der, kahkahalar) Yanlış hiçbir şey yok. Herşey yerli yerinde, ama yine de Jean ile bir araya gelmen ve “Bunu neden oluşturup duruyorsun?” demen gerekiyor. Neden… çok parlak bir şey yazdın, ama kendinden kuşku duyuyorsun. Yeni bir ev için hazırsın, ama yine de onu engelliyorsun. Poponda küçük kaşıntılar var, ve, biliyorsun, ve – sana ait değil, ona (kocasına) ait – ve şimdi de bir hastalık kaptın diye kaygılanıyorsun. Hayır. Sen sadece…</p>
<p>Şambra, şeyleri hemen şimdi saflaştırın. Onlar öylesine basit ki, ve yanlış olan hiçbir şey yok, tabii siz onların yanlış olduğuna inanmak istemediğiniz sürece, o zaman yanlış olacaklardır. Evren ve onun fizik (kuralları) oldukça yalın, kelimesi kelimesinedir. Eğer yanlış olmasını istiyorsanız, bu yüzden olacaktır. Neyi seçiyorsun sevgilim?</p>
<p>Yani bedensel şeylerin olacak. Senin DNA’n… hücrelerinin ve biyolojinin tüm o içsel çalışmalarıyla neler olup bittiğini bir bilseydin, ve sen… sen çılgınlar gibi atalardan kalma karmanı salıveriyorsun, ve onlar sürekli geri  gelip yapışmaya çalışıyor, ve sen de sürekli salıverip duruyorsun. Bu şeylerin tümü olageliyor.</p>
<p>Derin bir nefes al. Ben sana, birkaç yıl önce bir başkasına verdiğim öğüdü vereceğim. O kimse beni hiç ciddiye almadı, ve ben kasten kimseye bakmıyorum. Sadece kendin için bir şişe şarap al, onu iç, ve hiç kaygılanma. “Bana zararı olacak mı? İçinde kimyasallar var mı? DNA’larımda olan bitenler üzerinde gerçekten kötü bir etkisi olacak mı? Şarap, geleceğimde bir şeyin yıkılmasına sebep olacak bir şey yapacak mı?” O lanet şarap şişesini iç boşalt! (izleyiciler güler ve alkışlar) Hepsi bu! Teşekkür ederiz. Yazına <em>bayıldım.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>ZAPHARIA: Sen ne kadar güzel ve mükemmel olduğunu kabul etmiyorsun. Ve o duyguların çalışma biçimi de zihinle bir kontrat yapmalarıdır. Yani senin çektiğin eziyet bir yaşam boyu deneyimlediğin şeydi, tekrar tekrar – baskı görmek, ezilmek – ve zihnin bu öyküleri salıvermekte zorlanıyor. Böylece öfke kabardığında, tam olarak çıkma fırsatı bulamıyor. Yeni düşünceler, yeni öyküler oluşturarak kafanda yankılanıp duruyor.</p>
<p>Yani yaratıcılığının büyüklüğünü farket. Öfke tabandan gelir, ve taban hayattır. Taban yaratıcılıktır. Senden çıkan bu öfke patlamaların varsa, ve birçok kadın öfke yüzünden kendini yargılıyor, oysa yargılamamaları gerekir, çünkü öfke yüzünden kendini yargıladığın zaman, onu hapsedersin. Bu yüzden senin atacağın ilk adım, bir daha asla kendini yargılamamayı kabul etmendir. Tüm dünyaya ve kendine kızgın olsan bile, birinci adım, bir daha asla, <em>asla </em>zihninin sana neyin yanlış olduğunu söylemesine izin vermemektir. Ve yavaş yavaş, şarabın içindeki kızgınlığı tutan o şarap şişesinin tepesindeki mantar artık orada olmadığında, zihin de gider, ve o zaman sadece yazmayacaksın. Resim de yapacaksın, dans edeceksin, şarkı söyleyeceksin, başkaları için, gördüğün herşeyin ötesinde, yaşam yaratacaksın.</p>
<p>İnsanlar kalıplar ve döngülere göre yaşıyorlar, hatta evrimleşenleriniz bile, döngülerin tohumları kalır. Senin döngün çok uzun zamandır başkalarının seninle ilgili söylediği zırvalıklara inanmak, ve baktığın o aynada gerçek aynayı görmemekti. Bunun yerine o lekeli aynaya bakıyorsun, çünkü eleştirildiğin zamanları hatırlıyorsun.</p>
<p>O mantarı patlat. İstediğin kadar öfkeli olabilirsin. İçindeki yaratanı farket ve yanıbaşındaki bu güzel, sevecen ruhu, kendine duyduğun sevginin gerçek yansıması olarak gör. (alkışlar)</p>
<p>ADAMUS: Ve, sevgili Linda, Jane’e bir Adamus Ödülü verir miydin.</p>
<p>LİNDA: Veririm. Bu noktada sanırım ufaktan toparlayıcı mesajlara geçmek zamanı geldi, ve Jane’in de onu almasına… beş dakika…</p>
<p>ADAMUS: Birkaç soru daha alalım.</p>
<p>LİNDA: Yine de beş (dakika) (bazı gülüşmeler) Yani Awakening Zone kararsın mı?</p>
<p>ADAMUS: Hayır, hayır, hayır, hayır. Bu… kaygılanma.</p>
<p>LİNDA: Peki, teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Böylece Jane için bir Adamus Ödülü. Ve hazır oradayken Marc’a da bir tane. (alkış) Şimdi bir seçeneğin var, tıpkı David gibi, para mı, Adamus Ödülü mü? (Marc, “Ben parayı alayım” der;  yoğun kahkahalar) (Jane her ikisini de ister) O ikisini de istedi. Neden olmasın?! (izleyiciler coşkuyla onaylar ve alkışlar)</p>
<p>Ana fikrimi ispatladığın için teşekkür ederim. Kesinlikle, ikisini de alabilirsin. Kesinlikle. Bu arada, o 20 Doları harcayacaksın ve o yok olacak ve sen de unutacaksın. Jane o 20 Doları harcayacak ama gözünüze sokmak için yıllar sonra bile o Adamus Ödülüne sahip olacak. (kahkahalar)</p>
<p>Birkaç soru daha. Ve Linda Awakening Zone’daki dinleyiciler için endişeleniyor, ama program en erken 5:30 da başlayacak. Pekâla, sorular.</p>
<p>SUSAN H.: Merhaba.</p>
<p>ADAMUS: Merhaba.</p>
<p>SUSAN H.: Bize lütfen gençlerin dünyadaki olayları nasıl algıladığına dair kısa bir bakış açısı verebilir misiniz. Ve Şambra olarak ve genelde onların bakıcısı olarak bu zamanda onların oluşumunu desteklemek üzere nelerin farkında olmamız gerekiyor. Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Zapharia?</p>
<p>ZAPHARIA: O krallara lâyık taçını sevdim. (çvr. şapkasından söz eder) Öncelikle, yetişkinler arasında yanlış olan fikir, şimdilerde gelen çocukların, dünyada olan bitenlerden geçmek için (yetişkinlerle) aynı zihinsel trajedi düzeyine ya da aynı algılara sahip olduklarını (sanmak). Onlar geleceğin yaşam güçleridir. Ancak, onlara eski şekillerde eğitim verilmesi kafalarını daha da karıştırıyor. Bu onlar için, erken yıllardan beri duyarlı olduğunu bilen ama nasıl kendi olacağını bilemediği için de çevresindeki yetişkinlerin yönlendirmelerini izleyen sizlerin yaşadığı kafa karışıklığından da daha fazla. Bu yüzden, bugünlerde çocukların daha ateşli, daha alıngan olduğunu göreceksiniz. Onlar toplumdaki zırvalıkların kokusunu, sizlerin becerebildiğinden çok daha hızlı alabiliyorlar. Onun için de, kendinizi özgürleştirmek adına birçoğunuzun üzerinde çalışması gerektiği o yoğunlaşmış duygulardan geçmiyorlar.</p>
<p>Onlar ateş ve ruhtur. Gereksindikleri şey hakikattir. Birçok insan yine de onları olan bitenden korumak isteyecektir. Dünya’da meydana gelen şeylerle ilgili hâlâ şu “çocuklar adına korkma” zihniyeti var. Çocuklar tanrısaldır. Çocuklar yeni yetişkinlerdir. Hatırlanması gereken budur. Ve sizin onları gerçeklerden korumanız gerekmiyor, çünkü zaten bilmedikleri hiçbir şey yok. Onlara daha çok sevgi ve rehberlik verdiğinizde, ama aynı zamanda liderliklerine de daha fazla saygı duyduğunuzda, önemli olan budur, çünkü birçoğu sizden 10, 20, 30 yıl önce aktive olmaya hazır geldiler; başı çekmeye hazırlar. Bu önemlidir.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten de. Ve gençlerin sizden istediği, diğer herşeyden daha önemli olan bir şey daha var – kendinize güvenebildiğinizi görmek. Onlar çok sezgiseller, enerjisel olarak çok daha verimli, etkililer, ama sizde, kendinize güvenebildiğinizi hissetmek istiyorlar. Ve bunu gördükleri zaman ve kendilerinin yapabileceklerini hissettiklerinde, o zaman onlar da kendilerine güvenecekler. Güzel.</p>
<p>VICKI: Ben kimim, gerçekten?</p>
<p>ADAMUS: Felsefi bir soru.</p>
<p>ZAPHARIA: Kim değilsin, gerçekten? Üç saniye sonra kim olacaksın? Seçim senin, her zaman. Kimlikle ilgili insani tanımın sorunu bu. Şu anda birçoklarının kriz yaşamasının nedeni bu. Kendilerinin kimlikleri yüzünden değil, ama maaş çekleriyle, işe almayla, eviyle, hava koşullarının tutarlılığıyla (bağlantılı) kimlikleri yüzünden. Sen özgürsün. Seninle ilgili oldukça hoş olan da bu. Bunu biliyorsun, böylece bununla her an oynayabilirsin. Senin başkalarına vereceğin mesaj bu. Onu ol, her an. Sen sevinçsin, neşesin. (alkışlar)</p>
<p>ADAMUS: Ve sevgili Vicki, farketmez. Benim bakış açıma göre sen muhteşem bir aktörsün. Kim olmak istiyorsan olabilirsin. Yoksa soru, “Ben kimdim?” miydi. Ah.</p>
<p>Pekâla, sonraki. İki soruluk zamanımız kaldı.</p>
<p>MCKENZIE: Başaracağım bir hedefim var ve bu soruyu gerçekten kendim için sormuyorum. Ben bunu, benim yaptıklarımın aynısından geçebilecek insanlar için soruyorum, çünkü ben neler olacağını şimdiden biliyorum. Ama, eh, benim hedefim şu, ben dünyaca ünlü, üç dil konuşan bir veteriner olmak istiyorum. Ve bana sürekli, “Yok olmaz, bu çok büyük (bir hedef). Bu notlarla üniversiteye giremezsin. Hayır, bu olmayacak. Daha küçük bir hedefe yönelmelisin” diyen arkadaşlarım ve ailem var. Hayır, ben bunu yapacağım. Ve başka bir arkadaşım var, edebiyat okumak istiyordu, ve bir dolu insan ona da, “Yok canım, bu aptalca bir dal. Başka bir şey yapmalısın” deyip durdu. Ve o da yelkenleri indirdi, ve başka bir şey yapmaya karar verdi, oysa…</p>
<p>ADAMUS: Peki soru ne?</p>
<p>MCKENZIE: Unuttum. (kıkırdar) Soru şu… aklında bir fikrin varsa başkalarını dinlemeli misin?</p>
<p>ADAMUS: Ve senin cevabın ne?</p>
<p>MCKENZIE: Hayır.</p>
<p>ADAMUS: Güzel. Teşekkür ederiz.</p>
<p>ZAPHARIA: Dünyaca ünlü olmak fikriyle ilgili söylenecek bir şey var. Dünyaca ünlü (olmanın), basitçe kalplere ve zihinlere tekrar tekrar dokunmuş olmak olduğunu hatırla, böylece, o ya da bu şekilde dokunduğun büyük bir insan kitlesi birdenbire seni bilir, ve sonra da şu “dünyaca ünlü” etiketi konur. Enerjisel olarak başa çıkılması gereken çok şey olur. Hep eğlenceli ve ışıklı değildir. Kolektif bir odağın senin üzerinde olması çok şeydir (yüktür).</p>
<p>Senin için anahtar şu, sen birçok kişiye ulaşmak istiyorsun, ve bu tek bir kişiyle başlar. Ve birine dokunursan, onların gidip, senin onlara verdiklerini birçoklarına katlayarak vereceğini hatırla. Yani dünyaca ünlü (diyerek) kendine kurduğun baskıyı kaldır, çünkü bu bir baskı yaratır. Bu sana, hedefine ulaşmadığını hissettirecek bir şey. Bir kişi için dünyaca ünlü ol, çünkü onlar senin adını ve kalbini ve armağanını hep hatırlayacaklardır. Kendini tamamlanmış (tatmin olmuş) hissetmen için gerekli olanın hepsi bu. (alkışlar)</p>
<p>ADAMUS: Ve, sevgilim, ben çok daha az güzel konuşacağım. Hedefler için ben şöyle düşünüyorum … (yere tükürür) Hedeflerden kurtul. Hedefler genelde zihinseldir. Genelde eski deneyimlere dayanırlar, ve her zaman da çok, çok kısıtlayıcıdırlar. Ben hedeflerin hiç taraftarı ya da hayranı değilim.</p>
<p>Şimdi, bu tutkunu ve düşlerini hissetmekten farklı bir şeydir. Onlar ille de zihinsel değildir. Bir tutku hissetmek ve bir düşü hissetmenin sınırları yoktur, gereklilikleri yoktur. Hatta başlıkları ya da ünvanları bile yoktur. Yani hedefleri bırak ve düşlerini hisset; onların arkasında çok, çok daha verimli, etkili bir enerji var. Teşekkür ederiz. Evet.</p>
<p>LİNDA: Ben aslında bir soru duymadım, daha çok yetişkinlerin neden tutkusunun peşinden gitmesine izin vermediklerine, neden tutkusunu desteklemeyen şeyler söylüyormuş gibi görünmelerine şaşıyordu.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Ama o bölümün cevabını zaten verdi. “Başkalarını dinlemeli miyim? Hayır.” Hayır. Güzel. İki soru daha? (Zapharia evet anlamında başını sallar) Güzel.</p>
<p>ALAYA: Gittiğim üniversitede tam zamanlı bir iş fırsatı yakaladım, ve o noktada, zevk aldığım bazı sınıflara (derslere) girmekten vazgeçmem gerekecek. Yani bir odak noktasındayım. Tam zamanlı işle üniversiteye devam etmek arasında gidip geliyorum. Ve ben sadece… az çok sanki… o noktaya yaklaştıkça, bu sanki bir ping pong makinesini andırmaya başladı.</p>
<p>ADAMUS: Oraya, Jane’in tarafına bir bakar mısın? Her ikisini de yapabilirsin. Gerçekten. Sen bunu bir “ya şu, ya bu” haline getiriyorsun. Ve kendine de neden sadece birini ya da ötekini yapabileceğine ilişkin zihinsel sebepler sıralıyorsun. Her ikisini de yapabilirsin. Gerçekten. Jane ile konuş. İkisini de yapabilirsin.</p>
<p>ALAYA: İkisini de yapabilirim.</p>
<p>ADAMUS: O sana Adamus Ödülünü ve 20 Doları gösterecek.</p>
<p>ALAYA: Devam edip…</p>
<p>ADAMUS: Ah, cidden, bu hepinize. Hâlâ bazı “ya bu, ya şu”lara hapsolmuş haldesiniz. Her ikisine de sahip olabilir ve onlar aynı zamanda olabilirler. Ve onu gerçekleştirecek enerjiye ve zamana sahip olabilirsiniz. Diyorsunuz ki, “Zamanım yok.” Gerçekten mi? Gerçekten mi?</p>
<p>ALAYA: Ben yapabilirim.</p>
<p>ADAMUS: Evet ya. Teşekkür ederiz. Zapharia?</p>
<p>ZAPHARIA: Bedenine güvenmen gerekiyor. Bedeninin sana söylediği, daha coşkulu, daha açık, daha özgür. Zihin gelecek yıl boyunca falan çok meşgul olacak. Ve hatırla, bu bir seçim meselesi, (bir tarafta) senin coşkun, senin sevgin, (diğer tarafta) o eski dışsal dünyanın güvencesine dayanan, birçok insanın ‘yol bu’ diye hissettiği, yetiştirilirken (onlara dayatılan) yolu temel alan bir fikir.</p>
<p>Şimdi, kolektif zihnin gücünü hafife alamazsın. Birçok insan bir şeye inanıyorsa, ya da önceki soruda olduğu gibi birçok insan birisinin tutkusuna inanmıyorsa, bu (kolektif görüşe katılmak) zihin için ikna edicidir, sadece senin güvenceni sağlamak açısından. “Biz güvende olacak mıyız? Güruhu izlemeliyiz, çünkü güruh olmada güvence var.”</p>
<p>Bu dünyaya, insanlara bağımlı bir bebek olarak geliyorsun. Güruhun kolektif zihnine olan bağımlılığı bırakmak çok, çok zordur. Sen sadece eski dünyayla yeni dünya arasında gidip geliyorsun. Yeni dünya “Bedenine güven, hislere güven’dir.” Eski dünya “Bana en iyi hisleri bu senaryo sağlayacak’tır.”</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel. Teşekkür ederiz. Teşekkür ederiz. Ve, baskı yok, ama günün son sorusu.</p>
<p>LARA: Daha önce şu alıştırmaları yaparken, Norma o sessiz nefesi yaparken ben bir şey deneyimledim, onunla bağlantılı huzuru ve dinginliği hissettim. Ve önceden çalan müziği gerçekten o kadar sevdim ki, o müzik çalarken hissettiklerim, o dans ve hareket sanki (Norma’yla yaptığımız nefes sırasında bana) sızmaya başladı. Sanki tümüyle farklı olan o öbür deneyimi yarattı – ikisi arasında farklı bir farkındalık. Ve sonra sen bizim şimdi nerede olduğumuzu farkında olmamızı istediğinde, ben kendimin burada olduğunu farkettim. Ve sonra da sanki okyanusun kenarında yürüyormuşum ve başka bir yerdeki kalıntılara tırmanıyormuşum gibi hissettiğimi farkettim. Yani ben sadece zihnimle bir oyun mu oynuyorum, yoksa orada bir tür kaynaşma, birleşme mi meydana geliyordu?</p>
<p>ADAMUS: Bunu önce senin yanıtlamana izin vereceğim, hanımefendi.</p>
<p>ZAPHARIA: Müzikle ilişkisi olanlarınız için müziksel zihin çok güçlüdür, çünkü müzik kodlanmış rakkamlar ve kodlanmış duygulardır. Böylece zihin, müziği dinlerken muazzam bir bırakışla duyguya dalar, yine de hâlâ mevcuttur. Onun için müzik çok güçlüdür, çünkü zihnin tümüyle yok olması kitleler tarafından çok uygulanan bir şey değildir. Bu yüzden, müziğin senin hayalperestlik yeteneklerine bir kapı oluşturması harikadır.</p>
<p>Böylece senin vizyonların ve duyguların müzik vasıtasıyla aktive olacaktır. Yaşamlar boyunca müzikle uzun bir geçmişin var. Sen bir müzik üstadısın. Onu anlıyorsun. Bu yüzden onunla hep çok derin bir bağ kurdun. Bırak o rakkamlar, o duygular seni ele geçirsin. Bırak sana yol göstersinler. Onların seni nereye götürdüğüne güven. Onlar, seni sınırlayacak birçok düşüncenden çok daha gerçekler. Kendine güven.</p>
<p>ADAMUS: Mükemmel, ve günü bitirmek için de mükemmel bir soru. Önünüzdeki ay boyunca gidip de mevcudiyetinizi, bilincinizi hissetmek, onunla oyuncul olmak için mükemmel bir soru, aynı ikileme düşeceksiniz: Onu uyduruyor musunuz yoksa gerçek mi?</p>
<p>Onu burada küçük bir oyun olarak mı kuruyorsunuz, yoksa gerçekten olan bir şey mi? Bunun yanıtı, neyi seçiyorsunuz’dur. Neyi seçiyorsunuz? Onun gerçek olmasını mı seçiyorsunuz, yoksa zihnin o uyduruluyormuş gibi davranmasını mı seçiyorsunuz? O kararı, o seçimi, yalnızca saf bilincin, ve sizin, farkındalığınızın, ve sadece sizin yapabileceğiniz nokta (yer) budur. O seçim kafadan ya da bedenden gelmez. Sizden gelir. Onun gerçek olması için kendinize izin verecek misiniz?</p>
<p>Diyeceğim ki, şu anda her birinizin gerçekten yüzleştiği en büyük sorun budur. Siz az çok şu… hemen ucundasınız – güzel bir ev edinmenin ucunda, farkındalık edinmenin ucunda, her ikisine de sahip olmanın ucunda – ve sonra duruyorsunuz, ve zihin devreye girerek diyor ki, “Bu gerçek mi?” Zihin savunma rolüne bürünüyor, ve zihin ayrıca o eski değersiz kasetleri de çalıyor, o eski programlanmaları. İşte o noktada sizin, mevcudiyetinizin, bilincinizin öne çıkıp, “Zihin, bundan sonrasını ben ele alıyorum. Bundan sonrasını ben ele alıyorum” demesi gerekiyor.</p>
<p>Bu tür meydan okumalardan herhangi biriyle karşılaştığınızda ve doğru seçimi yapıyor musunuz, doğru şeyi yapıyor musunuz, doğru işin peşinde misiniz diye ya da benzer şeyleri merak ettiğinizde, bu belli bir korku, kuşku ve belirsizlik düzeyi ile karşılacaktır.</p>
<p>Ve işte o zaman derin bir nefes almak ve kendinize tüm yaratımlarda herşeyin yolunda olduğunu söylemek zamanıdır.</p>
<p>Büyük Zenginlikler, Bolluklar!</p>
<p>******************************************************************</p>
<p><em>Tobias, Adamus Saint Germain ve Kuthumi lal Singh’in katılımıyla gerçekleşen Kırmızı Çember Materyalleri, Ağustos 1999’dan beri bedelsiz olarak sunulmaktadır.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Kırmızı Çember, Yeni Enerjiye geçecek ilk kişiler arasında bulunan ve Şambra denen insan meleklerden oluşan küresel bir ağdır. Onlar yükselişin sevinçlerini ve zorluklarını deneyimlerken, içlerindeki Tanrı’yı keşfetme yolculuğunda olan diğer insanlar için de bir Bayrak haline gelmekteler.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Kırmızı Çember her ay Colorado’nun Denver bölgesinde toplanmaktadır ve Adamus, Geoffrey Hoppe aracılığıyla son bilgileri sunmaktadır. Bu Kırmızı Çember toplantıları genele açıktır ve isteyen herkes katılabilir.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Eğer bunu okuyorsanız ve bir bağlantı hissediyor ve gerçek olduğu duygusuna kapılıyorsanız, gerçekten de Şambra’sınızdır. Benzer insanlar ve melekler için bir öğretmen ve rehbersinizdir. Şu anda ve gelecek tüm zamanlar için içinizdeki tanrısallık tohumunun çiçek açmasına izin verin. Asla yalnız değilsiniz, çünkü dünyanın her yanında aileniz ve çevrenizdeki alemlerde melekler var.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Bu metni, ticari olmaksızın, bedelsiz olarak özgürce paylaşabilirsiniz. Lütfen bilgiyi bütün olarak, ve bu dip notlar dahil paylaşın. Her türlü farklı bir kullanım için yazılı olarak Geoffrey Hoppe, Golden, Colorado’dan onay alınması gerekir. İletişim için aşağıdaki web sitesine gidin:</em></p>
<p><em><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a></em></p>
<p>Telif Hakkı 2010 Geoffrey Hoppe, Golden, CO 80403</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2011/08/06/saud-1-%e2%80%9cbilincinizi-yasamak%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 12: “Ruh Şu An Mevcut”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2011/07/02/saud-12-%e2%80%9cruh-su-an-mevcut%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2011/07/02/saud-12-%e2%80%9cruh-su-an-mevcut%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Jul 2011 21:18:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[(BİR SONRAKİ) Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=577</guid>
		<description><![CDATA[KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ (BİR SONRAKİ) Dizisi ŞAUD 12: “Ruh Şu An Mevcut” – ADAMUS’un katılımıyla Kanallık, Geoffrey Hoppe Kırmızı Çembere sunulmuştur 2 Temmuz 2011 www.crimsoncircle.com -   http://kirmizicember.org (Not: Çizimleri ve fotoğrafları görmek için lütfen PDF versiyonunu indirin) Ben o Ben’im, hiç kuşkusuz, Egemen Alan’dan Adamus. Sedona’daki toplantımızdan sonra St. Germain ile tümüyle bütünleşmiş haldeyim. Bütünleşmemi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ</strong></p>
<p><strong>(BİR SONRAKİ) Dizisi</strong></p>
<p><strong>ŞAUD 12: “Ruh Şu An Mevcut” – ADAMUS’un katılımıyla</strong></p>
<p><strong>Kanallık, Geoffrey Hoppe</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kırmızı Çembere sunulmuştur</strong></p>
<p><strong>2 Temmuz 2011</strong></p>
<p><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a> -   <a href="../">http://kirmizicember.org</a></p>
<p><em>(Not: Çizimleri ve fotoğrafları görmek için lütfen PDF versiyonunu indirin)</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Ben o Ben’im, hiç kuşkusuz, Egemen Alan’dan Adamus.</p>
<p>Sedona’daki toplantımızdan sonra St. Germain ile tümüyle bütünleşmiş haldeyim. Bütünleşmemi orada gerçekleştirmeyi seçtim. (kahkahalar)</p>
<p>Bu da bizi makyo’ya getiriyor, bugün makyo-metre ne gösteriyor? Salondaki makyo seviyesi ne? Yüksek mi? Alçak mı? Online makyo – hmm, şu kamera lütfen, Roy, bir süredin yoktun – (kameraya konuşur) online izleyen her biriniz için makyo seviyesi nasıl? Burada bulunan grubun seviyesinden biraz daha yüksek.</p>
<p><span id="more-577"></span></p>
<p>Makyo seviyesi. Hiç fena değil bugün. Hiç fena değil bugün. Onu soyuyor, netliğe, berraklığa iniyorsunuz, gerçek mesaja iniyorsunuz, kendine, Pete. Ve sonra Pete’in var olması sona erer, tanrıya şükür! Tanrıya şükür, çünkü o zaman Ben Ben’im varolur. Sana sataştığım için üzgünüm Pete, ama hep koridor tarafında oturuyorsun.</p>
<p>PETE: Bir nedenden ötürü!</p>
<p>ADAMUS: Böylece, bu güne, bu mesaja başlarken, derin bir nefes alalım Şambra. Ahh! Burada salonda ve aynı zamanda online izleyenlerde de iyi, iyi bir bilinç hakim.</p>
<p>Larry?</p>
<p>LARRY: Nasılsın?</p>
<p>ADAMUS: Ben iyiyim her zamanki gibi. Asıl sen nasılsın? Ve bana makyo (bir yanıt) verme.</p>
<p>LARRY: Daha iyi.</p>
<p>ADAMUS: Daha iyi. Bu iyi bir yanıt. Daha iyi. Pardon, bir dakika. (kapıdan çıkar gider) Daha iyi. Sanırım bir parti var! (dışarda mangallar ve masalar kurulmuştur) Sanırım Şambra bir kutlama yapacak, Ve sanırım ben pek takılmayacağım… hamburger’ler, gerçekten mi? Hamburgerler ve sosisler mi? (kahkahalar)</p>
<p>Pekâla Şambra… biraz kalırım. (içeri girer)</p>
<p><strong><em>Neyi Çağırıyorsunuz?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Pekâla, sevgili Şambra, içinizden, hepinizin içinden gelen rezonans, çok basit, çok nettir. Şu anda neyi istiyor ya da çağırıyorsanız, tam olarak onu elde ediyorsunuz, yaşamınızdaki her şeyde. Bu toplantılarda çağrıda bulunduğunuz şey… (birinin şapkasını alır) teşekkür ederim. Tekrarlıyorum, keşke daha büyük kafası olan biri ara sıra bir şapka getirse.</p>
<p>Bu toplantılarda çağrıda bulunduğunuz şey, tam olarak elde ettiğiniz şeydir. St. Germain’i getirmek zamanı değildi. Zaman, eh, Adamus zamanıydı. Kişiye özel bir karışım olan Adamus – Şambra, sizler, sevgili Linda, Aaandrah ve On, tüm Crimson Circle öğretmenleri, ve tabii ki Cauldre’dan oluşan kişiye özel bir karışım – ve işte elde ettiğiniz budur. (şapkayla poz verir, kahkahalar) Teşekkür ederim. Teşekkür ederim. (alkışlar)</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra… ha, teşekkür ederim. (şapkayı geri verir) Sevgili Şambra, içerde bazen zihni aldatan – zihin gerçekten şurada, şurada (kalpte) olanı anlamaz – aldatan ve kafa karışıklığı yaratan ne var? Ve siz o daha derin düzeyden çağrıda bulundunuz, ki o gerçekten şu şeyden (kafa) daha yüksek bir şarj taşır, seslendiniz ve dediniz ki, “Ben ilerlemek istiyorum. Genişlemek istiyorum. Tıkanmış bir makyo’dan, ağır, işlemden geçirmelere yönelik bir gerçeklikten çıkmak istiyorum. Ben ilerlemek istiyorum.” Ve çağrıda bulunduğunuz zaman, onu elde edersiniz.</p>
<p>Ve siz, hepiniz, neyi çağırdığınız hakkında şimdi daha net olmaya başlıyorsunuz. Kitap yazmak gibi bir alıştırmadan geçmen gerekir. (Az önce “The Acceptance Guidebook” – Kabul Etme Rehberi – adlı kitabını tanıtan Todd Schaafer’e hitap eder) Bu öyle pek de kitabın kendisiyle ilgili değildi; bu senin için, Üstat Todd, bazı eski şeyleri soyup atman için harika bir fırsattı. Sen, birçok yaşamın eski kimliklerini, keşfettiğin gibi makyo’yu, artık hayatında uygun olmayan eski gerçekleri, eski klişeleri soyup attın. Ve şimdi bunu başkalarıyla paylaşacak kadar cesursun, ve o kitap başkalarının yoluna bırakılacak, ve onlar da onu yaşamlarında eşzamanlı olarak tam doğru zamanda, doğru yerde bulacaklar.</p>
<p>Böylece siz çağırıyorsunuz, ve işte biz böyle bir şey elde ediyoruz, bu karışımı, bu mesajı, bu, şeyleri farklı yapmayı, Edith, ki bildiğin gibi, bazı insanlar bununla rezonansta olmayabiliyor. Farketmez. Farketmez. Bu daha iyi ya da daha kötü değildir. Bu <em>sizin </em>çağırdığınız şeydir. Bu yüzden, biz o biziz. İşte buradayız.</p>
<p>Pekâla! (Linda’ya bakar, kahkahalar, çünkü Linda, 4 Temmuz B.D. Bağımsızlık Günü şerefine Leydi Özgürlük (özgürlük anıtı) kılığına bürünmüştür)  Pek taşkınca!</p>
<p>EDITH: Evet!</p>
<p>ADAMUS: Sen, benim çıktığım o Fransız kadınların bazısına benziyorsun. (yoğun kahkahalar ve alkış)  Yoksa onların başından çıkan boynuzlara azıcık bir benzerlik mi farkediyorum? Bilmiyorum. Ama gerçekten güzel, (Linda ona “meşalesiyle” vurur) ve güzel… aracı olana (kanallık edene) vuramazsın.</p>
<p>LİNDA: Hayır, ben meşalemle seni kamçıladım.</p>
<p>ADAMUS: Özgürlük hakkında konuşalım, ve türlü kılıklara girip geldiğiniz için teşekkür ederiz – yani bunu yapmış olan az sayıdaki kişilere. O eski rollerden çıkıp da biraz eğlendiğiniz için teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: Kitabımda ne var?</p>
<p>ADAMUS: Hımmm… Adamus ödülleri!</p>
<p>LİNDA: Yaşasıııın!!! (“kitabındaki” Adamus ödüllerini gösterir)</p>
<p>ADAMUS: Kitabında ne <em>yok</em>? Para. Para.</p>
<p>LİNDA: Ahhh! Zavallı sen. Zavallı sen.</p>
<p><strong><em>“Tarih”</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>ADAMUS: Pekâla, hazır sözünü etmişken, (bayram) bu kadar yaklaşmışken, biraz özgürlükten konuşalım. Ve benim… söylevime geçmeden önce size hatırlatmam gerekiyor ki, tarih, tüm zamanların en iyi kurgularından (hayal ürünlerinden) biridir.</p>
<p>LİNDA: Hı hıı.</p>
<p>ADAMUS: Var olduğunu duyduğum o gülme düğmesi nerede? (Linda’nın uzaktan kumandayı alıp da notlarına bakması kahkahalara neden olur) Yönergeleri okuması gerekiyor. Bu gerçekten düşük bir puan. Şunu tekrarlamama izin verin. Tarih, tüm zamanların en iyi kurgu masallarından biridir. (kahkahalar ve birisi gülme efektini devreye sokar) TV’nin en çok izlendiği saatlere daha pek hazır değilliz. Tüm zamanların en iyi kurgularından biri, çünkü tarih, eh, sizin tarihiniz, sizin bedenlenme (enkarnasyon) tarihiniz, aslında yok.</p>
<p>Herşeyden önce, geçenlerde Kuthumi’nin de Sedona’da pek güzel belirttiği gibi, o aslında Pitagoras değildi. (<em>Soul Encounter: https://www.shaumbrashoppe.com/p-3434-kuthumi-and-ah-kir-rah-soul-encounter.aspx) </em>Bu onun ruhunun soyudur, belki kuzeni ya da kardeşi, ama gerçekten Kuthumi değildi, ve o Pitagoras ya da Baltazar (çvr: İsa’nın doğumunu armağanlarıyla kutlamaya gelen üç bilgeden biri) ya da olduğu iddia edilen diğer kişilerden biri değildi. Bu lineerdir (doğrusal). Bu, ruhun lineer bir devamlılığıdır, ve gerçek ruh lineer biçimde devam etmez, ilerlemez.</p>
<p>Ruhun o veçheleriyle – bir akrabalık, bir aşinalık, ve gerçekten bazı sızıntılar vardır, çünkü onlar aynı ruh kaynağından gelmişlerdir -  bir ortaklığın, bir ilişkinin olduğunu söyleyebilirsiniz, ama Ah-Kir-Rah’nın Kuthumi’ye belirttiği gibi, o gerçekten siz değilsinizdir.</p>
<p>Sadece tek bir yaşam anlayışının – doğar, günah işler, ölür, cehenneme ya da neresiyse oraya gidersiniz (anlayışının) – ötesine geçmek harika bir şeydir. Bedenlemeleri, yeniden-bedenlenme kavramını düşünmeye başlamak bir kuantum sıçramasıdır. Yeniden-bedenlenmeyi ilk farkedişiniz nasıldı hatırlıyor musunuz? Ne kadar özgürleştirici, ne kadar güzel ve ne kurtuluştu, çünkü artık yalnızca tek bir şansa sahip değildiniz, 1400 ya da daha fazla şansa sahiptiniz. Bu kez doğrusunu yapamıyorsanız, bir dahaki sefere yapın (gibi).</p>
<p>Ama bir açıdan, Ah-Kir-Rah’ın belirttiği gibi, Kuthumi gerçekten o bedenlenmeler değildi. O yükü beraberinde taşımasına gerek yok. Ruhunuzun bedenlenmelerinin yükünü beraberinizde taşımanız için bir sebep yok. Ama evet, hoş hatıralar, bir yere gittiğinizde o (yerle ilgili) ilişkiyi hissetmek. Atina ya da Moskova’ya gidersiniz ve bir hatırlama duyusu sizi kaplar, ve dersiniz ki, “Burada bir geçmiş yaşamım oldu.” Eh, hayır, pek de değil. Ruhunuzun orada geçmiş bir yaşamı olmuştur. Sen, sevgilim, özgürsün. Sizler kesinlikle özgürsünüz. Bu inanılmazdır. Beraberinizde sürüklemek zorunda olduğunuz onca yüke sahip değilsiniz. Siz o sizsiniz.</p>
<p>Şöyle bir iddia olabilir – ve Gizem Okulları’nın bazısında bu iddia edildi – daha önceki bedenlenmeler (enkarnasyonlar) <em>bu </em>bedenlenmeye kadar oldukça lineerdi. Ama bu bedenlenme, Tobias’ın da belirttiği gibi, farklıdır. Bu <em>o yaşam</em>dır. Yaşamların bütünlenmesini gerçekleştirecek olan, ruhun veçhelerini geri getirecek, ruhun kendisi olacak, bu yaşamda <em>o ruhun kendisi olacak</em> veçhe, varlık, <em>sizsiniz. </em>O artık uzakta olmayacak. Artık ele geçmesi, yakalaması zor olmayacak. Artık geçmişinizin bazı karanlık yerlerinde saklı olmayacak. O buradadır. O hemen şu andır.</p>
<p>Varlığınızdan çağrıda bulunduğunuz zaman, zihniniz kelimeleri anlasın ya da anlamasın, ama ruhunuzun evrimine çağrıda bulunduğunuzda, onu elde edersiniz. Elde edersiniz. Bu her zaman bu veçhenin istediği ya da zihninizin beklediği şey olmayabilir, ve bazen biliyorum, ah, kafanız karışıyor, dehşete kapılıyor ve düş kırıklığına uğruyorsunuz, çünkü olacağını sandığınızdan farklı bir şey oluyor, ama olan tam olarak ihtiyacınız olandır. Tam olarak <em>sizin </em>seçtiğiniz şeydir. İşte budur, böyle toplanmamız, biraz gülebildiğimiz, ki… bu kendi başına bir mucizedir, ruhsal varlıkların yeniden gülmeyi öğrenmiş olmaları. Eğlenceli. (kahkahalar, Linda gülme efektini oynatmaya çalışır) Evet ya.</p>
<p>Ama tarihe geri gelelim. (gülme efekti sonunda devreye girer) Tarihe geri gelelim. Tarih en iyi masaldır, çünkü tüm unsurları içermez. Çoğu kez, sizin deyiminizle, muzaffer kişiler tarafından, alimler tarafından yazılır. Örneğin, Yeshua zamanıyla ilgili çok yanlış bilgi var. (Kanallık öncesi) gösterilen o “İncil’e karşılık Bildiriler – Bible vs. B.S.”in bazısına güldüm, çünkü öyle çok bilgi var ki, ve insanlar bunu fazlasıyla gerçek olarak alıyor.</p>
<p>Sakın bunu bu bilgilerin herhangi biriyle yapmayın. Herşeyden önce, size geri tepecektir. İkincisi, bu özle ilgilidir, kelimelerle değil. Bu hislerle, ışımayla ilgilidir, ayrıntılarla değil. Herhangi bir mesajın cümlelerini tam olarak alıntılamaya başlarsanız, gerçekten insanları sıkarsınız. Beni sıkıyorsunuz (duraklar, gülme efektini bekler), ve aslında kendinizi sıkarsınız. Benliğiniz tüm o didaktik (şeyleri) duymaktan hoşlanmaz… (gülme efekti oynar) Sanırım bugün sistemde bir duraklama var. (gülme efekti)</p>
<p>Neyse, biz lineer değiliz! Ha anladım. Onu istediğin an oynatmak için kendini özgür hisset. (kahkahalar, çünkü gülme efekti birkaç kez üstüste oynar)</p>
<p>Bunun tarihçesi… (“Aarrrgh! Aaaaarrrgh!!” diyen bir dia devreye girer)</p>
<p>LİNDA: Bunu ben yapmadım.</p>
<p>ADAMUS: Bu ülkenin tarihi kitaplarda yazılı olan değildir. Eh, bazısı kitaplarda yazılı, ama bu ülkenin, Amerika’nın gerçeği gerçekten kitaplarda yok. Pek de öyle herşey yolunda gitmemiş olurdu, ve sonuç olarak zaten farketmez.</p>
<p>Bu özel gün için giyindiğimize göre, özgürlükten söz ettiğimize göre ve bu sizin kutsal haftasonunuz olduğuna göre – ah, Amerikalılar bunu ne kadar da kutsal bir biçimde ele alıyorlar. (duraksaması ve Linda’nın gülme efektini oynatma çabası kahkahalara neden olur) Tamam, şunu elinden alalım şimdi. (uzaktan kumandayı Linda’dan alıp Norma’ya verir, kahkahalar) Ona (Garret’e) verme! Hey Allah’ım! Tilki pusuda tavuk kümesini kolluyor, hayır! (artan kahkahalar)</p>
<p><strong><em>Avrupa Tarihi</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Bir bakalım, tarihe çabucak kısa bir göz atalım. Avrupa o zamanlar, eh, aslında anımsayabildiğim süre boyunca, kargaşa içindeydi. Ama Avrupa özellikle 1600’ler ve 1700’ler civarında karmaşa içindeydi. Bir dolu çatışmalar ve savaşlar, küçük, çok güçlü aileler birçok insanı ve yaşamını kontrol ediyordu, ve bu daha fazla süremezdi. Bir şeylerin değişmesi gerekiyordu. Ama sistem değişmek istemiyordu. Sistem kendinden oldukça hoşnuttu, ama toprakların bilinci – gerek fiziksel topraklar gerekse o topraklarda yaşayan insanların bilinci – yorgundu ve tükenmişti, türlü nedenlerden ötürü, ki buna bu söylevimde değineceğim. Ama öncelikle bir çağ değişimi noktasına gelmişti, birikmiş (kümülatif) değişimlerini şimdi deneyimlediğiniz bir çağ değişimi.</p>
<p>Sonuç olarak, o zamanlar Avrupa’da pek de mevcut olmayan eril/dişil dengesinde bir değişimin olması gerekiyordu. Eril çok hakimdi, çok eril enerjiler vardı, hatta tanıdığım ve birlikte çalıştığım bazı kraliçelerde bile. Onlar her şeye rağmen çevrelerindeki erkeklerden oluşan meclis tarafından fazlasıyla kontrol ediliyorlardı.</p>
<p>Avrupa o zamanlar, biraz denge getirmek amacıyla çok çaba harcamamıza rağmen, o zamanki Avrupa yeni bir Ruh, Tanrı anlayışını kabul etmeyecekti. İlk günlerinde içtenlikle sevdiğim kilise, bunu yanlış anlamayın lütfen, onu içtenlikle sevmiştim, siz de öyle. Ben onun yaratılmasına yardımcı olan, Yeshua enerjisinin bu gezegene getirilmesine yardımcı olan grubun, büyük bir grubun parçasıydım. Ve sonra, ah, kilisenin kurulmasından beş, altıyüz yıl sonra, insanlığın yozlaşmasına, cinsel enerji virüsüne, ve özellikle de eril dengesizliğe neden olmaya başladı.</p>
<p>Kilise Avrupa’nın her yanında yerini sağlama aldı, politikada, finansta, kesinlikle sanatta – ki bu utanç vericiydi, çünkü daha önce de söylediğim gibi, sanat dünyayı kurtaracak. Gerçekten kurtaracak. Kilise hükümette ve tüm pazarlıklarda hakim (rol oynuyordu). Olan biten her şeyde kilisenin eli olduğundan emin olabilirdiniz, iyi ya da kötü. Ha, o zamanki yozlaşmanın bazısında ve suç işleyen grupların bazısında da payı vardı. Ellerini her türlü alışverişe, ve ürünlerin dağıtımına, ki bu aslında enerji dağılımıdır, sokmuşlardı. Yani bu sadece kutsal metinleri vaaz etmek değildi, ki bu metinler kesinlikle kutsaldı, tercüme edilmeden önceki haline gidecek olursanız, orada söylenmiş çok güzel şeyler var.</p>
<p>Yani orada, çözmekte zorlandığımız büyük bir dengesizlik hakimdi. Bu diğer güçlere karşı hep bir mücadele vardı; Beyaz Kardeşlik denen – ki aslında adı hiç bu olmadı, adı, <em>Kardeşlik </em>ya da Birlik idi – Özgür Masonlar ve diğerleri gibi grupların kurulma sebeplerinden biri de buydu. (a) İnsanlar gerçekten gizemleri araştırıp öğrenebilsinler ve (b) aslında kilisenin dışında bir iş bulabilsinler diye kuruldular. Sanki o zamanların özgür sendikası gibiydiler.</p>
<p>Ben kapsamlı şekilde Madam Pompadour, Almanya’da Maria Josepha, Fransa yörelerinin Margot’u, ve kraliyet ailelerinin çok, birçok dişi ya da hanım bireyleri gibi insanlarla çalıştım. Aslında birçoğu Gizem okulları’na katıldı – gizlice katıldı. Bunların çoğu o zamanlar Avrupa’da bedenlenmişti – 1600 sonları ve 1700’ler süresince – özellikle de Avrupa’da meydana gelen şeylerin dengesini değiştirmeye yardımcı olmak amacıyla kraliyet ailelerine, hakim (güçlü) poziyonlara bedenlenmişlerdi.</p>
<p>Onlar, sizler, ben, ve bunun üzerinde çalışan diğerleri, bunun olmayacağını, eski evi temizlemenin ve –Avrupa Evini &#8211; yeniden inşa etmenin daha zor olduğunu farkedince, yeni toprakları, aslında oluşturulmuş olan ve uzun, çok uzun zamandır korunan, ve Amerika denen özgür topraklar olduğunu farkettik.</p>
<p>Kimin keşfettiği önemli değil – Norveç – ama önemli olan şu ki… (kahkahalar) Önemli olan şu ki… Amaan, bu soru üzerinde sonsuza dek tartışacaklar. Önemli olan şu ki, yeni bir ülkenin, özgür bir ülkenin, Yeni Atlantis denilen bir ülkenin kurulmasının daha kolay olacağını farkettik. O dişil enerjilerin bazısını buraya getirmek daha kolaydı, ve o kadınların bazısı – demin değindiğim kadınlar &#8211; ve diğerlerinin bazısı bu ülkeyi oluşturmada tamamlayıcı  rol oynadılar.</p>
<p>Şimdi, tarih kitapları Bağımsızlık Bildirgesi’ni ve Anayasa’yı imzalayanlardan söz ediyor, ve bir dolu adamın adını biliyorsunuz. Onlar daha sonra geldiler. Onlar da – birçoğu – olan biteni anladı. Bunun yaratılmasına yardımcı olanların Avrupa’nın o kadınları, kralların eşleri ve prensesler ve baronlar ve kontlar olduğunu anladılar.</p>
<p>Amerika bir fener olacaktı. Sonuçta düyanın her yanından insanları kendine çekecekti. Bu ülkenin başarılı olmasının tek yolu, Avrupa’nın tüm ülkelerinden ve Afrika’dan ve Asya’dan ve sonunda şimdi Güney Amerika dediğiniz yerden insanların gelmesiydi. Ve yerlilerin olmasıydı, ve uzun zamandır Dünya’da bulunanların ve yeni gelenlerin olmasıydı. Ona pota (çok uluslu ülke) deniyor, ama onun o dengeye, burada o dişil enerji dengesine sahip olması gerekiyordu.</p>
<p>Ve hoşgörülü olması gerekiyordu, dini kuruluşlara karşı bile. Kiliseye karşı hoşgörülü olması gerekiyordu. Bizim, “Hayır, kiliseleri dışarda tutun” diyeceğimizi düşünürdünüz, çünkü eril dengesizlik ve bizim cinsel enerji virüsü dediğimiz şeyle Avrupa’da onca soruna neden olanlar onlardır.</p>
<p><strong><em>Amerikan Tarihi</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Böylece bu muhteşem ülke kuruldu, ve Mayflower’dan önce buraya gelen çok insan oldu. (çvr: Mayflower, 1620’lerde ilk göçmenleri İngiltere’den Amerika kıtasına getiren tarihi geminin adı) O insanlar hakkında yazılmadı. Bu ülkeyi enerjisel olarak hazırlamak için gelen çok insan oldu. Bazılarınıza anılar geliyor olabilir, çünkü ruhunuzun o zamanlar bir enkarnasyonu olmuş olabilir. Tıpkı, daha herhangi bir canlının yaşamadığı zamanlarda meleksel varlıkların Dünya’ya gelmesi gibi. Meleksel varlıklar buraya gelip tohum attılar. Yani, tarih kitaplarının sözünü ettiği zamandan çok önce gruplar Amerika’ya gelip onu tohumladılar.</p>
<p>Onlar yerlilerle konuştular, İlk Ulus’un insanlarıyla, sizin Kızılderili dediklerinizle bu yeni Atlantis’i burada yaratmayı konuştular. Yerliler tam olarak anladılar. Bu onların soyunun ve bir nesilden ötekine geçirdikleri tarihlerinin bir parçasıydı, “Bir gün bu harika topraklar dünyanın her yanından insanlara evsahipliği yapacak, yüksek bilinçli insanlara, insanlığın yeni dönemine, yeni çağına geçişi anlayan insanlara.” Ve yerlilerle yapılan orijinal anlaşmalar iyi niyetli ve hakkaniyetliydi, adil ve açıkyürekliydi.</p>
<p>Maalesef sonradan anlaşıldı ki, yerlilerin bazısı aslında, kabul ettikleri üzere topraklarını vermek istemiyordu. Anasaziler – onlardan söz edelim – onlar bir noktada bu toprakların, özgürlük ülkesini kuracağını uman ve dünyanın her yanından gelen insanları barındıracağını anlıyorlardı. Ve onlar gidiverdiler, hepsi aynı anda – puf! Ha, buna bir, eh, salgının sebep olduğunu söyleyebilirdiniz – farketmez. Bunun bir ana gemi olduğunu söyleyebilirdiniz – büyük bir olasılıkla değildi. Ne derseniz deyin, tarih ne derse desin, aslında gerçekten farketmez. Ama onlar anladılar, ve birçoğu, sizin ilk göçmenler diyeceğiniz insanlar olarak bu topraklara yeniden bedenlendiler.</p>
<p>Bu topraklar dişil ve eril enerjilerin, her ikisinin çok sağlıklı bir dengesiyle aşılanmıştı. Özgürlük prensipleriyle, her bir kişiye özgürlük ilkesiyle kurulmuştu. Evet, biliyorum, oraya ulaşmanın, kadınların seçme/seçilme hakkının yüzlerce yıl aldığını iddia edebilirsiniz. Farketmedi, çünkü kadınlar gerçekten etkiliydi… ya da şöyle mi desem, tanrıça, dişilik, bu ülkenin temelini oluşturan etkiydi.</p>
<p>Böylece insanlar buraya geldi ve bu büyük miktarlarda özgürlükle kuruldu. Ve biz özgürlükten daha önceki bazı mesajlarımızda söz ettik. İnsanlar gerçekten özgürlük istiyor mu? Tartışılır. Ama ülkenin kuruluş zamanında, evet, istiyorlardı.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, bu ülke, bu özgürlüğün ne olabileceğini tüm diğer ülkelere, tüm Avrupa’ya, Afrika’ya, Asya’ya, dünyanın her yerine ışıyacak bir fener ya da ışık sütunu olarak tasarlanmıştı.</p>
<p>Bu ülkenin bolca kaynaklara sahip olacağı önceden biliniyordu, para, sizin güç diyeceğiniz şeye – ama bu aslında sadece kendinize hizmet edecek enerjiyi çekmektir – ve dünya savaşları ve başka  olaylar gibi Dünya’nın en karanlık, en karanlık zamanlarında bu ülkenin güçlü olacağı, güçlü kalacağı biliniyordu. İnsanlığın bazı en karanlık bölgeleri için ışık olarak kalacaktı. Hatta dışardan, dış boyutlardan varlıklar müdahale etmeye kalktığında bile güçlü kalacaktı.</p>
<p>Bu ülke, özünde, bu rolü bir gün salıvereceğini biliyordu. Bu gezegen üzerinde tek bir kuvvetli güce ihtiyaç kalmayacaktı, muazzam miktarda bolluk ya da güce sahip olan tek yer olması gerekmeyecekti, ve şu anda olan da tam olarak budur.</p>
<p>Yeni Atlantis çalışıyor. Biliyorum, birçoğunuz bu ülkenin nereye gittiğini, bu ekonomik sorunların neden (yaşandığını) merak ediyorsunuz. Eh, ekonomi, dünyanın her yerinde bir sorun, çoklukla. Ve benim gülesim geliyor; geçenlerde birisi sordu, dünya ekonomisinin çöktüğünü öngördüm mü diye. Çöktü bile. Güzel yanı bu. Çöktü! Bu günlerde hiçbir dayanağı yok, belki güven dışında, ve insanlar güvenmez haldeler.</p>
<p>Dünya ekonomisinin gerçek dokusu birkaç yıl önce parçalandı. Ve ilginç olan, bunun hâlâ devam ediyor olması. <em>Sizler </em>hâlâ devam ediyorsunuz. Bu, büyük hasara neden olarak herşeyi harab eden o Bunalım dönemi gibi değil. Şaşırtıcı olan bu. Ekonomi parçalandı ve biz buradayız. Çünkü bilinç ilerlemeyi seçiyor, daha önce sahip olduğu yapıya ihtiyacı yok. Bazı insanların iddia ettiği gibi, komün-ist bir yapıya – komünist bir yapıya – ihtiyacı yok. Tam bir çöküşe ihtiyacı yok. O <em>çöktü</em>, ve işte burada!</p>
<p>Bu kendiniz için iyi bir benzetmedir. <em>Siz </em>çöktünüz, ve hâlâ buradasınız. Mümkün olan her şekilde çöktünüz – zihinsel, fiziksel, ruhsal olarak – ama yine de içinizde, ruhunuzla olan ilişkinizde, yaşama arzunuz ve tutkunuzda şimdi öylesine azimle devam eden bir şey var ki, yola devam ediyor. Bu inanılmaz.</p>
<p>Bu ilginç bir teori – şeyler çökebilir ama yine de devam edebilir. Çoğu fizik ve mantık (kuralına) aykırı, ama çok, çok da gerçek. Önünüzdeki birkaç yıl boyunca, ister kişisel olarak sizin ya da grupların ya da ulusların ya da dünyanın, aslında nasıl çökebileceğini izleyin. Başka bir deyişle, eski kimlik yapısı yıkılıyor, özdeşleşme yıkılıyor. Ama <em>gerçek </em>kimlik, gerçek hakikat, yaşamayı sürdürüyor. Ah! Bu çok güzel bir şey.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, bununla birlikte derin bir nefes alalım.</p>
<p>Şimdi, bunların tümünü aklınızda tutun. Biz burada noktaları birleştireceğiz, çünkü bunların hepsi birbirine bağlanıyor.</p>
<p><strong><em>Atlantis Tarihi</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Biz şimdi Atlantis’e geri gideceğiz. Atlantis. Oraya geri gideceğiz, çünkü Atlantis temelde insanlığın ikinci dönemini (çağını) temsil ediyordu. Lemurya ilkiydi, Atlantis ikincisi.</p>
<p>Atlantis toplumu gerçekten bir Tanrı kavramına (anlayışına) sahip değildi. Onlar Kaynağı arıyorlardı, ama sizin ruhsal diyeceğiniz anlamda değil. O büyük varlıkla ilgili hiçbir anlayış yoktu. Onlar tılsımı arıyorlardı. Kutsalı arıyorlardı. İksiri arıyorlardı, ve birçok Atlantisli hâlâ, bugüne kadar, bunu yapmayı sürdürüyor. Ve sizler, sevgili Atlantisliler, zaman zaman kendinizi aynı kapanın içinde buldunuz. Onlar bu tek şeyi arıyorlardı, birkaç naddeyi nasıl karıştırıp da yaşamın temel kaynağına ulaşabilirlerdi, bu ister… onlar bunun sularda ya da belli yiyeceklerde olduğunu düşünüyorlardı. Ve gözlerini gökyüzüne dikmeye başlamışlardı – siz gözlerinizi gökyüzüne dikmeye başlamıştınız – ve dediniz ki, “Oralarda olmalı, çünkü onu burada bulamadık. Oralarda bir yerlerde bu büyülü gökyüzünde, gecenin yıldızlarında olmalı,” ve onlar, aslında, bir dolu ilginç şey yapmaya başladılar. Esas astronomi ve astrolojiler Atlantis’ten çıkmadır.</p>
<p>Ama onlar bu yıldız arayışlarını sürdürürken, yine Kaynağı ararken – ve zaman gelmişti, <em>o </em>çağın evrimleşme zamanıydı – şeyler çığrından çıkmaya başladı. Atlantis’te şeyler çökmeye başladı. Şimdi, buna, eh, Azura Timu* nun ve savaşların ve cinsel enerji dengesizliğinin neden olduğunu söyleyebilirsiniz. O şeyler yanıt (karşılık) olarak geldi, tıpkı şeylerin size yanıt (karşılık) olarak gelmesi gibi. O şeyler, bilincin çağrısına karşılık olarak geldi, sonraki evrimi, sonraki spirali, sonraki büyük adımı çağıran, “Daha fazlası olmalı, o (daha fazla olan) şeyle bütünleşme, çalışma, onu olma zamanı geldi. O nedir?” diyen adımı çağıran o içsel çağrının karşılığı olarak geldi.</p>
<p>(* Tobias “Yükselen Atlantis” adlı konuşmasında uzun uzadıya Azura Timu’dan söz eder: https://www.shaumbrashoppe.com/p-99-wound-of-isis-series.aspx)</p>
<p>Eh, Atlantis düştü, nedeni ne olursa olsun – savaşlar, hava koşulları, yıkım, asteroitler, bütün bunların geri kalanı. Düştü. Herşey bir anda olmadı, ama ıstıraplıydı. <em>Çok, </em>çok ıstıraplıydı. Çoğunuz o ıstıraptan geçtiniz, ama hâlâ ondan arta kalan bir acı var, çünkü orası uzun süre gerçekten sevdiğiniz topraklar oldu.</p>
<p>Atlantis komünal bir topluluğun yeriydi, yani bu, birlikte yaşadığınız anlamına geliyor. Bireysellik yoktu. Benzersizlik, eşsizlik söz konusu değildi. Çocuklarınız topluluk tarafından büyütülüyordu. Tek bir büyük kibuts gibiydi. Öhö öhö, artık komiklik yapmıyoruz, değil mi? Ama bu komikti. Tek bir büyük ko … (gülme efekti oynar) Tek bir büyük komün.</p>
<p>Bu parçalanmaya başladığında – iyi nedenlerden ötürü, kötüye gitmeye, çürümeye başladığında – Atlantisliler, geride kalan insanlar, orayı terk edip yer altına indiler. Gerçekten indiler. O zamanlar Dünya yüzeyinde hayatta kalabilen çok, çok az insan vardı. Yangınlar ve seller ve fırtınalar yüzünden ortalık yamandı … biraz şimdiye benzer bir durum hakimdi. Çok yamandı. Zordu. Yaratıklar, hayvanlar kudurmuştu. İnsanların hayvanlarla olan dokusu, enerjisel yapısı çürümüştü. Hayvanlar insanlara saldırdı ve tersi de oldu. Pek de güzel zamanlar değildi. Geride kalanların çoğu yer altına indi.</p>
<p>Şimdi, burada ilginç bir mecaz var. Yer altı, elbette, sandılar ki – sandınız ki – saklanılacak yerdi. Bazılarınız oranın kristal kaynağa, toplumun devam etmesini sağlayan kristallerin içindeki enerjiye, daha yakın olduğunu düşündü. Siz ise her tarafa hatları çekilmiş elektriğe sahipsiniz – oldukça güzel. Öhö, bu iğnelemek oluyor.</p>
<p>LİNDA: Ha, ha, ha.</p>
<p>ADAMUS: Atlantisliler kristalleri kullandılar, böylece yer altına indiler. Onlar zaten zaman zaman yer altına inmeye alışıktılar, çünkü onlara gerekli enerji oradan geliyordu. Onlar yer altına indiler, ama buradaki mecaz, sembolizm çok, çok önemlidir, çünkü o bir dönemin evrimiydi. Onlar yanıt için gözlerini yıldızlara dikmişlerdi. Oysa gerçek olma, ayakların yere basma, Gaia ile bağlantı kurma zamanıydı.</p>
<p>Lemurya’nın sorunlarından biri de, fiziksel beden içindeki ruhun çok hafif ve hava gibi olması ve kendini burada tutamamasıydı, topraklanamamasıydı, ve bu Atlantis’te bile devam etti. Şimdi, yer altına inmek gerçekten Gaia ile o bağlantıyı kurdu. İnsanların çoklukla yer altında yaşadığı yıllar on binleri buldu, ve doğru zaman geldiğinde, ortaya çıkmaya başladılar. Piramitler bundan ötürüdür. Yukarı çıkma biçimi buydu. Piramitler bir tür korunma ve barınaktı. Aynı zamanda bir tür enerjisel odak noktasıydı.</p>
<p>Piramitler, benim sevgili dostlarım, çoğunlukla – hepsi değil ama çoğu – yer altından yukarı doğru inşa edilmiştir. Tarih diyor ki, “Eh, hayır. Kayaları, erkeklerden oluşan gruplar için bile fazla büyük olan kayaları alıp binlerce ya da yüzbinlerce kilometre çekmek zorunda kaldılar.” Onlar piramitleri yer altından yukarı doğru inşa ettiler. Yerin içindeki kristal yapılaşmalarda yine de yeterli enerji kaynakları vardı, artı, yer altındaki doğal enerji kaynakları – termal kaynaklar, ısı kaynakları, basınç kaynakları – yerden yukarı onları inşa etmek o kadar da zor değildi.</p>
<p>Ve şimdilerde açığa çıkan ilginç şeyler var, şimdi giderek daha fazla piramidin yerin altında derinlerde gömülü olduğunu buluyorlar. Eh, onları örten sadece çöl kumları değildi. Birçoğu… onların yer altından yukarı doğru inşa edildiğini bulacaklar. Bunların arasından geçen inanılmaz bir tünel sistemi vardı. Yer altında geçen o 10.000, 20.000 yıl boyunca yapılacak başka ne vardı ki? Daha fazla tünel inşa etmek, bilirsiniz, bağlanmak. Yerin altında, ürünleri, malları bir noktadan ötekine taşıyan büyük nehirler vardı.</p>
<p>Bitkiler … diyorsunuz ki, “Ama aşağısı karanlık.” Hayır, değildi, çünkü hâlâ yeterli kristalin enerji vardı – hâlâ da biraz var – ve o enerji güzel bir aydınlık, istikrarlı bir aydınlık, aslına bakarsınız, açıkçası güneşten daha güzel bir aydınlık sağlıyordu. Bu bir ışımaydı. Güneşin çok kaba bir ışığı ve kaba enerjisel etkileri var. Bu kristal yapılar çok güzeldi. Ve onlar ayrıca… Atlantisliler, istedikleri her şeyi oluşturmak amacıyla bunları nasıl kullanacaklarını biliyordu. Bu onların enerji kaynağı idi. Yiyecek yetiştirebiliyorlardı. Ha ve bunların bazısıyla şifa gerçekleştirebiliyorlardı.</p>
<p>Orada fazla kristalin enerji kalmadı, bu Dünya’nın merkezindeki kocaman bir kristal dışında. Orada erimiş lavlar yok; Dünya merkezinde devasa bir kristal var. Hâlâ orada. Bu iyi bir şey. <em>Sizlerin </em>burada olmanızı sağlayan odur.</p>
<p>Pekâla, konuya geri dönelim. Kristallerdeki enerjiler uzun zaman önce ayrılmaya başladılar, ve hepsi de uygundur, çünkü bunu insanlar istedi. Bu enerjiler, siz kötü olduğunuz ve onlar sizden hoşlanmadığı için ayrılmış değiller. Bu uygundu. Geçişti, çünkü sonuçta, sevgili David, sevgili Penny ve Edith – sevgili Edith’im, ha, bugün bir öpücük (Edith’i öper) – çünkü sonuçta bu, onun burada olduğunu farketmekle ilgilidir. O burada. Ya da, hiçlik onu buraya çekiyor. Ben Ben’im onu kendine çekiyor.</p>
<p><strong><em>Yakın Tarih</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Peki, sonraki adım, insanlar yer altından ortaya çıkmaya başlar. Bu başlarda travmatikti, zordu. Aslında çok güzel şeyler vardı… orada, aşağıda bahçeler vardı. Çok güzel bahçeler vardı. Bu muhteşem bahçelerin bazısını sonradan yeniden yaratmaya çalıştılar. Babil bahçeleri, yer altındaki bazı çok güzel, inanılmaz bahçelerin doğrudan kopyası olmaya çalışıyordu.</p>
<p>Şimdi (türlü fikirlere) kapılıp da eve gidip bir kürek alıp kazmaya başlamanız gerektiğini düşünmeyin. (kahkahalar) Bu, hemen burada, hemen şimdi yaşamakla ilgilidir. Az önce birkaçınızı duydum da, evet. Daha iyi bir pazarlamacı olsaydım özel bir Adamus küreği ile çıkagelirdim… makyonuz için. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Ha, ha, ha, ha, ha.</p>
<p>ADAMUS: (güler) Zorlu bir izleyici.</p>
<p>Pekâla, sevgili Şambra, şimdi, çağın değiştiğini, Atlantis çağından çıkıp Mesih çağına – (Christos) kristal çağına, İsa çağına &#8211; geçildiğini anlayın, böylece tüm bu değişimler bunun bir parçasıydı. Mesih çağı, Tanrı, Ruh, Kaynak kavramını, ama Kaynağın da bir yer ya da bir şey olmadığını, Kaynağın hep var olduğunu, Kaynağın <em>siz </em>olduğunu anlamaya başlamakla ilgiliydi.</p>
<p>Böylece Tanrı, Ruh kavramı tomurculanmaya başladı, ve yüzeyde yaşayanlar, insanların yapmaya yatkın olduğu üzere, tek bir Tanrı anlayışı ile yetinmediler. Herşeyin tanrısını yaratmaya başladılar – gökyüzü tanrısı, su tanrısı, ateş, kuş, ayı, balık tanrısı, aklınıza gelebilecek herşey için bir tanrı yaratılmıştı. Bu Dünya üzerinde hâlâ 100.000’in üzerinde tanrıya tapınan dinler var.</p>
<p>Şimdi, burada tüm o tanrılara tapabilecek ve onların gönlünü hoş edebilecek tek bir insan bile yok, çünkü, bildiğiniz gibi, tanrılar kaypaktır ve fazlasıyla tapınılmak isterler. Gün içerisinde tüm o 100.000 için yeterince zaman yok, ve hepsine birden tapınmaya kalktığınızda da bundan pek mutlu olmuyorlar. Bu pek onurlandırıcı olmuyor. Bugün benim ne kadar komik olduğuma ve sizin de hiç komik olmadığınıza inanamıyorum. (kahkahalar)</p>
<p>Böylece insanlar bu çok, çok tanrıları geliştirmeye, onların bir çoğuna tapınmaya başladı. Ve bir anlamda haklıydılar, çünkü bir kuş bilinci var. Bir ağaç bilinci var. Bir karınca bilinci var. Herhangi bir türü alın, ve orada bağlantı kurabileceğiniz bir grup bilinci ya da kolektif bilinç vardır. Ama o bir tanrı değildir, deyim yerindeyse, ve tapınılmayı gereksinmez. Ateş, bilinç tarafından tezahür ettirilmiş bir enerjidir. Bilince karşılık gelen bir enerjidir. Tüm enerji karşılık verir ve türlü farklı biçimlerde tezahür eder.</p>
<p>En sonunda şahane bir Atlantisli – büyük bir Atlantisli, tam bir lider oldu ve Atlantis günlerinizden birçoğunuzun tanıdığı – Abram – İbrahim (Abraham) – adındaki Atlantisli  gelip şöyle dedi, “Şu tanrıların hepsini parçalayalım ve tek bir Tanrı’ya dönelim.” Onun anlayışı çok berrak, çok netti, ve aslında oldukça da haklıydı. Dedi ki, “Hadi şu kavramı anlayalım ki…” – sanırım esas kavramın Panteizm (Tümtanrıcılık) olduğu söylenebilir, ve bu tek bir Tanrı’yla ilgiliydi – yalnızca <em>tek bir </em>Kaynak vardır – ve bu güzeldi, taa ki çok, çok, çok yıllar sonra insanlar bu anlayışı karmakarışık hale getirene kadar. Çünkü İbrahim, ki bu arada, dünyadaki ana dinlerin çoğu buradan türemiştir – Müslümanlık, Musevilik, Hıristiyanlık – İbrahim, tek bir Tanrı olduğu anlayışına sahipti, ve bu Tanrı yaşayan bir Tanrı’ydı, gerçek bir Tanrı, ve Tanrı herşeyin Tanrı’sıydı.</p>
<p>İnsanoğlu bunu sonradan çarpıttı ve onu başka bir yerde olan bir Tanrı yerine koydu, oysa olması gereken bu değildi. Kiliseler şöyle demeye başladı, “Hayır,Tanrı – tek Tanrı, kesinlikle; bu hepimizin işini kolaylaştırır – ama o Tanrı başka bir yerde. Tanrı cennette bir yerde, burada değil.” Bu gerçekten bu çağın değişimlerini bir açıdan dengeden çıkardı. Bir başka açıdan ise insanlara bazı güzel deneyimler sundu, ama bugüne kadar Tanrı oralarda bir yerlerde kaldı.</p>
<p>Artık böyle olamaz. Artık böyle olamaz, çünkü bu yeni çağ, bizim Yeni Enerji çağı dediğimiz çağ evrimden geçerken, biçimlenirken, başka bir yerde olan bir Tanrı’ya sahip olamazsınız. O Tanrı’yı yuvaya getirmek zorundasınız. O Tanrı’yı buraya getirmek zorundasınız, ve şu anda gezegeninizde olan da tam olarak budur.</p>
<p><strong><em>Şimdiki Çağ</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Eğer tüm karışıklığı, tüm o felsefi makyo’yu, politik ve ekonomik tartışmaları temizleyip kenara koymak istiyorsanız, bunu gerçekten tek bir temel şeye indirgeyebilirsiniz. Bu çağın evrimi “Ben Tanrı’yım”la ilgilidir, hemen burada var olan Tanrı, başka bir yerlerde yaşayan değil, Dünya üzerinde tezahür etmiş olan ve burayı arşınlayan Tanrı.</p>
<p>Bu sadece dini ya da ruhsal bir akım (eğilim) değildir. Nitekim onu ruhsal ya da dini dergilerden çıkartalım. Bu olmakta olan bir <em>bilinç </em>akımıdır. Dinlerle hiçbir ilgisi yoktur. Dinler ondan pek hoşlanmaz. Dinler, insanların onları gerçekleştirme eğilimi gösterdiği şekliyle, kendi sistemlerine çok kapılırlar. Ona çok yakalanırlar, ve sonra da (işin içine) gücü katarlar. Başka bir deyişle, belli insanlar ve gruplar, kuruluşlar gücü elinde tutuyor, ve hiçbir şeyin buna müdahale etmesini istemiyorlar. Eh, maalesef, bir gücün yapılandığı (oluştuğu) her sefer, o er ya da geç aşağı inecektir. Ve bu iyi bir şeydir.</p>
<p>Kontrol ve genelde güçle – çünkü kontrol ve güç elele giderler – bir şey yarattığınız her sefer, o çökecek, parçalanacaktır. Bir şeyi özgürce ve bağımsızca yarattığınız her sefer, bir şey yarattığınız ve ona mutlak özgürlük verdiğiniz her sefer, ruhunuzun ve canınızın size verdiği özgürlüğün aynını verdiğiniz her sefer, o da gelişecek ve evrimleşecektir.</p>
<p>Ve bir şey yarattığınız her sefer – bir kitap ya da proje ya da herhangi bir şey, kendinize yeni bir kimlik vs – ve o şeye özgürlük verdiğinizde, o en zor fırtınaları atlatabilir. Mutlak kaosu atlatabilir. Diğer her yapılaşmanın çöküşünü atlatabilir – aslında, bir anlamda, bu tür durumlarda daha bile iyidir – çünkü Ruh’un özgür bir ifadesidir. Özgürlüğe sahiptir. İnayete, erdeme sahiptir.</p>
<p>Böylece, eğer kendi yaşamınızı, kendi yaratımlarınızı ya da kendi Ben Ben’im’liğinizi merak ediyorsanız, bunu hatırlayın. Bu, Kihak 99 Grubu ile gerçekleştirdiğimiz bir şey. Onlar daha bunu bilmiyorlar ama.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, bu ruhsal ya da dinsel bir çağ değişimi değildir. Bu bir bilinç değişimidir. Ve eğer dönüp insanlık tarihine bakacak olursanız, bu sonuçta, Tanrı’nın, Ruh’un hemen burada var olduğunun nihayet anlaşılmasıyla ilgilidir.</p>
<p>Doğruyu söylemek gerekirse, sevgili Şambra, o <em>yaşayan </em>bir Tanrı’dır. Bu, yaratılmasına yardımcı olduğunuz o çağdır, ve Dünya üzerindeki birçok insan, bir dolu grup bundan hiç hoşlanmıyor. Ha, bunun siz olduğunu ille de biliyor değiller. Sizin uçarı bir yeni-çağcı olduğunuzu düşünüyorlar. Bırakın öyle düşünsünler. Bırakın, çünkü değilsiniz. Hiç değilsiniz. Biz bu yüzden makyo hakkında – yani gerçek olmayan şeylerin bazısı ve modası geçmiş bazı süslemelerden kurtulmak hakkında – konuşuyoruz.</p>
<p>Bilincin bu evrimi, (yani) yaşayan Tanrı’nın Dünya’da var olması, tam olarak meydana gelen, olan şeydir. Ve dünyada olan bitenlere bir göz atabilirsiniz, temelde yatan şey budur. Olanların altında yatan hareket ya da sebep budur. Bunu ekonomiyle, politikayla, psikolojiyle ilişkilendirebilirsiniz.</p>
<p>Sizler, benim sevgili dostlarım, farklı bir şeye çağrıda bulundunuz. Temelde dediniz ki, “Ben gelişmeye hazırım, ve neye mâl olacağı umurumda değil.” Bunu bir daha asla söylemeyin. Önce bir pazarlık edin. (kahkahalar) dediniz ki, “bir şey için hazırım,” ve böylece Kuthumi ya da Tobias, benim gibi varlıklar ve bazı başka haberciler size yanıt olarak geldi. Biz haberciler değiliz. Biz sadece… biz açıklığa kavuşturanlarız, tüm olduğumuz bu. Biz açıklığa kavuşturanlarız. Biz, Şaud denen bu inanılmaz şey aracılığıyla, zihninizin görmenize izin vermediği kendi berraklığınızın, kendi netliğinizin kelimelere dökülmesine yardımcı oluyoruz.</p>
<p><strong><em>Zihnin Ötesi</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Sizin, evrim spiralinin bu öncü kanadında içinden geçtiğiniz şey, zihnin ötesine nasıl geçileceğini öğrenmektir. Eğer bunu sınırlayacak olursak, zihin bir anlamda tanrı olurdu.</p>
<p>Biliyor musunuz, Cauldre’nın az önce söylediğini açmam gerekiyor. Zihin, standart olarak, tanrı oldu. Ama öte yandan, Tanrı’yla yapılan en büyük çatışmalar, yine zihinde meydana geliyor. Bu sanki bir çelişki. İnsanlar (bir yandan) zihni yüce kılarken, (bir yandan da) zihin ve Ruh’la bu muazzam çatışmayı sürdürüyor. Bu yüzden çoğu insan aydınlanma atılımlarına sahip olmuyor, olamıyor. En sonunda sürekli bir aamyo ânına dönüşen o aamyo anlarına sahip olamıyorlar.</p>
<p>Beyinlerinde tıkanıp kalıyorlar. Muazzam bir meydan savaşı var – ve bu, zihnin kendi bölgesi için savaştığı, zaten aslında zihinsel olan bir Tanrı’ya karşı savaştığı bir meydan – bunların hepsi olageliyor. Ve siz çağrıda bulunup dediniz ki, “Zamanı geldi. Biz – Ben – farklı bir şey istiyorum.” Biz de bunun üzerine karşılık verdik. Konuşmalarımda en çok vurgulamak istediğim şey, sizlerle burada olduğum sürece – zihinden çıkmaktır. Siz zihninizden çıktığınızda, ben de giderim. Ne güzel bir anlaşma.</p>
<p>LİNDA: Hmmm.</p>
<p>ADAMUS: Hayır, sizinle <em>şimdi </em>kurduğum bağlantı biçiminden uzaklaşırım, bunu yapmaya – gerçekleştirdiğimiz bu rutine – gerek kalmaz, çünkü birdenbire kendinize öylesine güvenirsiniz ki, bu ayrılığa ihtiyacınız kalmaz. Ve bu hâlâ budur – bir ayrılıktır. Bir noktada onunla mutlak biçimde bütünleşirsiniz.</p>
<p>Güzel bir örnek (verelim): Çoğunuz Tobias’la bütünleştiniz. Çoğunuz Tobias’la bütünleşti. Şimdi, Tobias ruhu olan bir varlıktır, bu açıktır, ve şu anda Sam olarak bir ifadeyi yaşamaktadır. Ama bu öze … gözleri kapalı iskemlede oturan ve pohpohlanmış kutsal mesajlar veren Tobias’a ihtiyacınız kalmadı. (bazı gülüşmeler) Kalmadı. Tobias size, ihtiyacınız olduğu şekilde karşılık verdi. Görmek ve algılamak için on yıl önce buna ihtiyacınız vardı. Bugünse ben geliyorum. (güler) Bu biraz farklı.</p>
<p>Böylece konumuza geri dönelim. Benim en büyük sorunum, sizinle zihnin ötesine geçmeyi amaçlayan çalışmalardır. Ve bu zorlu (bir iş). Gerçekten zorlu. Günün birinde kendinizi benim yerime koyun, çünkü zihin tutunuyor ve zihin herşeyi anlamaya çalışıyor. Ve zihnin ötesine kaydığınız anlar var ama, o zaman da anında geri çekiyorsunuz. Diyorsunuz ki, “Aman Tanrım, aklımı kaybediyorum.” Evet ya! İşte biz bunun için buradayız. Herşey bununla ilgili.</p>
<p>Bazılarınız zihnin ötesine gitmekten çok korkuyor, çünkü orada ne olduğunu bilmiyorsunuz. Zihnin ötesindeki o karanlıkta ne olduğunu bilmiyorsunuz. Ve duydun, hipnotize oldun, sevgilim (bir izleyiciye hitaben). Ah, onlar hipnotize edildiler. Ha, siz o kadar değil, ama insanlar şöyle bir anlayışa hipnotize edildiler, eğer kendinizi Tanrı ve din ve İsa ve tüm o diğer makyo’larla doldurmazsanız, o zaman boş bir kap haline gelirsiniz… (izleyiciler, “Şeytan için” der) ben söylemedim bu kelimeyi, siz söylediniz. Şeytan. Ve, yine, önceki dialara bakarsanız – İncil ya da Bildiriler – orada İncil’de Şeytan’a çok, çok, çok az değiniliyor. Gerçekten. Lusifer. Lusifer, ışık meleği, aloo?! Ama saptırıldı ve çarpıtıldı.</p>
<p>Yani zihnin ötesine geçmekle ilgili bir korku var, çünkü o zaman hipnotize edilmiştiniz ince- … kitle hipnozu, yapması çok kolay. (birisine hipnotik bir surat takınması kahkahalara neden olur) Yapması çok kolay, çünkü zihin bir… o hipnoz için gübredir. Zihin gübreli topraktır, hazırdır. Ah, hipnotize edilmeyi öyle çok istiyor ki. Neden biliyor musunuz? Çünkü kendine tahammül edemiyor. Gerçekten edemiyor – en azından gelişip geldiği bu noktada. Böylece kendini hipnoza karşı savunmasız hale getiriyor ki kendiyle uğraşması gerekmesin. Yani … o hipnoza çok elverişli.</p>
<p>LİNDA: Bu komik miydi?</p>
<p>ADAMUS: Hayır. Onlar bunun komik olduğunu düşündüler. Ben değil.</p>
<p>Pekâla, zihnin ötesine geçince – ne olur? O karanlıkta, o boşlukta, o hiçlikte ne var? Zihin bunu derin derin düşünemez. Sorun burada. Zihin bunu düşünmeye bile başlayamaz, böylece bir çizgi çeker ve, “Orada hiçbir şey yok. Orası varoluş-suzluk. Son. Yok oluş; ölüm, ya da daha da kötüsü, sadece hiçliğe gitmek” der.</p>
<p>Hayır! Zihnin ötesinde deneyim vardır, potansiyel, seçim, <em>yaşamak </em>vardır. Zihnin ötesinde olan budur.</p>
<p>Böylece benim işim – buraya çağırılma nedenim – zihninizden çıkmanıza yardımcı olmaktır. Ben bunu bir dolu, eh, büyük bir klas ve ustalıkla gerçekleştiriyorum. (kahkahalar) Ben bunu … (gülme efekti) bununla, bazılarınızın maskaralık dediği şeyle yapıyorum.</p>
<p>Neden maskaralık? Eh, herşeyden önce, Cauldre gözlerini kapatmış şekilde burada oturacak ve sadece bir seremoni sunacak olsaydım, hepiniz derin bir uykuya dalardınız. Ben sizin çok mevcut olmanızı istiyorum. Neden? Neden? Çünkü – ve ben tişörtleri, şapkaları, bu konudaki araba stikerlerini görmek istiyorum (tahtaya yazar) – bu bir ‘Ruh Şu An Mevcut’ çağı.</p>
<p><strong><em>Ruh Şu An Mevcut</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Ruh şu an mevcuttur. Bu, kolayca akılda kalan küçük bir cümledir. Ruh şu an Mevcut. Bunu göremiyor musun, Sart? Evet? Tişörtler? Evet ya. Ruh şu an Mevcut. Çağ bu. Bütünleşme çağı. Şunu güvenebileceğim birine vereyim. (uzaktan kumandayı Linda’dan almaya çalışır, kahkahalar)</p>
<p>Bu, Ruh’u buraya Dünya’ya bu yaşamda, bu bedende, bu Şimdi ânında getirme çağı. Mevcut. Ruh şu an mevcut. Mevcut demek, şu an demektir. Daha sonra değil, onu inceleyip öğrenmek değil, onun peşinde olmak değil. Ruh bu salonda mevcut halde.</p>
<p>Şimdi, zihin diyor ki, “Eh, ben daha pek Ruh değilim. Pek hazır değilim. Başka bir şey olmalı.” Eh o zaman bu dinamiği oluşturursunuz, çünkü buradan (kafadan) gelen budur. Onu oluşturursunuz, ve böylece hep o bir sonraki şey söz konusu olur. Hep o bekleme olur. Bunu zihniniz oluşturur, çünkü zihin Ruh’un şu an mevcut olmasını kavrayamaz. Neden? Çünkü kontrolünü kaybeder, yok olacağını düşünür.</p>
<p>Onu aslında kontrol etmeye programladınız. Bunu az çok ona teslim ettiniz. Dediniz ki, “Şeylerin icabına sen bak. Ben gidip uzun bir uyku çekeceğim.” Ama şimdi, lanet olsun, uyanıyorsunuz. Uyanıyorsunuz. Zihin o kadar karman çorman oldu ki ne yapacağını bilmiyor. Uyanıyor ve daha fazlasını istiyorsunuz. Oysa zihne yönetimin onda olduğu, kontrolün onda olduğu söylenmişti. O şimdi hipnotize halde, taa Atlantis zamanından beri, ama insanlığın şu son 50 yılında, tam anlamıyla, tüm Atlantis zamanlarını birleştirdiğinizde, ve Dünya üzerindeki tüm zamanları birleştirdiğinizde (ortaya çıkan zamanda gerçekleştirilen hipnozdan) çok daha fazla hipnoz var; muazzam bir programlama sürüp gidiyor.</p>
<p>Peki bundan nasıl çıkarsınız? Kendinize nasıl ulaşır da zihinden çıkarsınız?</p>
<p>Bundan size, Gizem Okulları’na söz ettiğim gibi, zihninizden nasıl çıkacağınızı çözmeye, anlamaya kalkmayın. Bunu yapamazsınız. Kendinden nasıl çıkacağını anlamak ya da çözmek isteyen yine zihindir, ve o hep kendi içinde kalacaktır. Kalacaktır. Kesinlikle kendi içinde spiraller çizecektir. Çılgınca mutlu olacaktır, çünkü meşguldür, çünkü yapacak bir faaliyeti vardır. Şeyleri anlamaya, çözmeye çalışıyordur. Kendi kuyruğunu kovalayacaktır, ve günün sonunda, bitip tükenmiş bir halde diyecektir ki, “Gördün mü? Ben gerçekten bu konuda çok çalışıyorum. Övgüyü hak ediyorum.” Hayır! Sen vurulmayı hak ediyorsun! (kahkahalar) Sen, buna bir son verilmeyi hak ediyorsun. Ne demişler? Buda’yı sokakta görecek olsan, öldür! (Linda nefesini tutar) Kesin…</p>
<p>KERRI: Evet ya!</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Kesinlikle. Neden? Tek bir kelime. “m” ile başlıyor. (izleyiciler “Makyo!” der) Makyo! Makyo ve zihin; her ikisi de “m” ile başlıyor (makyo &amp; mind).</p>
<p>Ruh şu an mevcut halde. Çağ bu, ve sizin yaşamaya başladığınız da budur. Ama bunu düşünerek gerçekleştiremezsiniz. Biz aslında size bundan nasıl geçeceğinizi öğretemeyiz. Ve aslında, bunu denemiyoruz bile. Buraya geliyoruz – biz, ben, diğerleri – bazı kelimeler söylüyoruz ve umarım bazı enerjiler geçip size ulaşıyordur. Umarım size ulaşan bir şey vardır. Dünya üzerinde yaşayan, Şimdi ânında mevcut olan ruhun zamanıdır.</p>
<p>Biimsel çevrelerde bugünlerde çok şey konuşuluyor. Onlar, şu inanılmaz keşifle – <em>inanılmaz </em>keşifle – ortaya çıkmaya başlıyorlar, yani herşeyin içinde yaşam gücü olduğu açığa çıkıyor. Herşeyde bilinç vardır. Bu aslında doğru değil. Pardon.</p>
<p>Örneğin onlar bir ışık fotonunda bile bilinç olduğundan söz ediyorlar, çünkü bilimsel deneylerde şimdi fotonları görüyorlar – minicik, minicik, <em>minicik </em>partiküller, temelde fiziksel olmayan partiküller – ve şaşıp kalıyorlar, çünkü bir an o partikül orada oluyor, sonraki an yok oluyor. Peki nereye gidiyor? Hemen yan kapıya, bir sonraki boyuta. Bunun, burada şu kapıdan çıkıp gitmekten hiç farkı yok … bunu bize gösterir miydin, Todd? Kapıdan çıkıp gider miydin? (Todd kapıdan çıkar) Güzel. Ve sonra biraz daha uzağa git. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Todd, Todd, Todd.</p>
<p>ADAMUS: Hıh, yeni-gelenler. (yoğun kahkahalar) Onlar (yeni olanlar) hep sıranın koridor tarafında oturuyorlar. Yeni-gelenler.</p>
<p>LİNDA: Üzgünüm. (Todd’un karısına hitaben)</p>
<p>ADAMUS: Böylece bu foton partikülleri gidip… (Todd’un karısı onu almaya gider) Cesur! Ve sevecen! (yoğun kahkahalar) Sen de mi oraya çıkmak istiyorsun?</p>
<p>Böylece… (hanımın kapıyı açamaması üzerine kıs kıs güler) Gördünüz mü? Dikkat dağıldı. Biz bundan geçen ay söz ettik. Küçük bir dikkat dağılımı, ah, işte o zaman daha kolay gelebilir ve … evet, yani teşekkür ederiz. Teşekkür ederiz. (Todd’un geri gelmesi üzerine izleyiciler alkışlar)</p>
<p>Böylece bu foton partikülleri gerçekliğe girip çıkıyormuş gibi görünüyorlar. Peki gerçeklik nedir? Onlar sadece bir sonraki boyutsal hale, bir sonraki gerçekliğe kayıveriyorlar. Bu, bir nefes almak kadar kolaydır. Ve Aandrah’nın gerçekleştirdiği çalışma nefes almakla ilgili<em>dir. </em>Diğer boyuta kayar ya da genişlersiniz. Tekil bir boyutta olmanın anlamı yok, bir dakikaya kadar bundan söz edeceğiz.</p>
<p>Böylece soru şu oluyor; bu fotonlar ya da herhangi bir atomaltı partikül, aslında bilince sahip mi? Hayır, hayır, hayır, değiller. Değiller. Onlar <em>sizin </em>bilincinize yanıt veriyorlar, ve bilimcilerin şu anda biraz yanıldıkları nokta da bu. Diyorlar ki, “Ha, bilinç ve ışık var. Biz bunu daha önce hiç bilmiyorduk, çünkü ben burada durduğum ve deneylerimi yaptığım zaman, bu fotonların gelip gittiğini ve garip şeyler yaptığını görüyorum. Onların bilinci olmalı.”</p>
<p>Hayır. Sizler, insanlar, bilince sahiptir. Diğer herşey bilince bir <em>yanıttır. </em>Herşey. Herşey. Başka insanlar (da mı), evet, ama bir an için onları kenara koyun. Diğer herşey, hayvan alemi, bitki alemi dahil, bunların hepsi sizin bilincinize yanıttır. Onları siz yarattınız. Bilinciniz çokboyutlu bir mıknatıs gibidir. Kendine çeker ve iter. Sağlamlaştırır, söker atar. Bu sürekli olagelir. Hemen şuradan geliyordur (birisini işaret eder).</p>
<p>LİNDA: Bu alkışa değer mi? (Adamus başını “Hayır” anlamında sallar) Değil mi?</p>
<p>ADAMUS: Hayır.</p>
<p>LİNDA: Ha.</p>
<p>ADAMUS: Böylece, sevgili dostlar, bilinç sürekli olarak bir şeyleri içeri getirir, bir şeyleri dışarı çıkartır. Şu anda benim söylediğim, Ruh’un mevcut halde olduğudur. Siz mevcut haldesiniz. Bu, nihayet bu çağda kendinize yaşayan bir Tanrı olma iznini vermenizle ilgilidir. Kavramsal bir Tanrı değil, zihinsel bir Tanrı değil, ama Ruh’un hemen burada mevcut olması. Bu çağın evrimi/gelişimi tümüyle budur.</p>
<p>Birçok insan sizinle tartışacaktır. Onlar sahip oldukları şeyi savunacaktır. Sizinle dalga geçecek, alay edeceklerdir, “Hah! Böyle bir şeyi nasıl söyleyebilirsin?” Ama biliyor musunuz, er ya da geç size gelecekler – ha, ve bu şimdiden itibaren birçok yaşam sonra olabilir – ve sizin net olduğunuz şeyi, ışıdığınız, dışarıya yaydığınız şeyi tam olarak anlayacaklar.</p>
<p>Bazen kendinizden kuşku duyuyorsunuz. Hayır, değiştirin. Neredeyse her zaman kendinizden kuşku duyuyorsunuz. Ama haklısınız. Doğrusunuz. Doğru yoldasınız. Tam olarak nelerin olup bittiği hakkında sezgisel bir anlayışa sahipsiniz. Kuşku duyan zihindir. Zihin o zaman süzülüyor ve kirleniyor, ve geri çekilmeye çalışıyor, ve o zaman da siz gerçekten mutsuz oluyorsunuz. Kendinizi berbat hissediyorsunuz. Enerji düzeyleriniz kötü oluyor, sanki herşey parçalanıyormuş gibi görünüyor, o kuşku yüzünden. Ben bugün buna girmeyeceğim, aamyo hakkında zaten konuştuk.</p>
<p>Ama siz doğru yoldasınız. Hiç kuşkusuz, gerçekten, kesinlikle gerçekten, ve komik olan şu ki, bunu biliyorsunuz. Biz burada böyle oturduğumuz zaman, sizi daha fazla makyo ile doldurmak yerine, makyo’yu soyup atmaya çalışıyoruz. Burada kafayı işin içine sokmak yerine, maskaralık yapıyoruz ki nihayet devam etmenizi sağlayabilelim, “<em>Biliyordum! </em>Ben bunu hep bildim! Lanet olsun! Neden kendimden kuşku duydum ki?” Kuşkulanmaktan vazgeçtiğiniz an, bu çok daha kolay, çok daha eğlenceli hale gelecek.</p>
<p>‘Ruh şu an Mevcut’un kesinlikle keyfini çıkarmaktan sizi alıkoyan nedir? Onu arabanızın arkasında kocaman bir stiker olarak göremediniz mi? Ruh Şu An Mevcuttur – o anda giden arabada. Tişörtünüzde – Ruh Şu Anda Mevcuttur, o iğrenç tişörtünüzü giymiş bu bedende. Ruh şu an Mevcuttur, hemen beyninizin üstündeki o beyzbol kasketinde – “Ruh şimdi beynimde mevcut. Beynimin Ruh’u itip uzaklaştırmasına ihtiyacım yok.” Ruh, bu güzel Şimdi ânında mevcuttur.</p>
<p>Peki, soru şu, buradan oraya nasıl gidersiniz? O sıçrama nedir? Eh, aslında gerçekten (böyle bir sıçrama) yok. Peki sonra ne yapacağız? Ruh’u beden içinde nasıl mevcut kılarsınız? Sizler yeni bilincin öncülerisiniz, ancak yine de tam gaz yaşamıyorsunuz, hâlâ yüksek çözünürlükte yaşamıyorsunuz. Onun birazını her gün azar azar özümsüyor, bazı eski engelleri aşıyorsunuz, ama bunu nasıl yaşarsınız? Eh, siz … (birisi “Nefes” der) Nefes alırsınız! Onu bütünlersiniz! Onu bütünlersiniz.</p>
<p><strong><em>Bütünleştirme</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Şimdi, ben mektuplar aldım – ruhsal mektuplar, enerjisel mektuplar – “Ben nefes yapıyorum, ama hiçbir şey olmuyor” diyen. Yanlış. Yanlış. Ve nasıl nefes aldığınıza ya da ne kadar nefes yaptığınıza ya da yapmadığınıza kaygılanmayın bile. Bir şey oluyor. Zihin bunu ille de görüyor olamayabilir, çünkü zihin Ruh’u hiç göremez. Zihnin Ruh ile bir deneyimi olacaktır, ama onun (Ruh’un) senin yaşamında meydana gelen, bedeninde meydana gelen çalışmalarını algılayamaz, Mary.</p>
<p>Bu garip bir şeydir. Diyorsunuz ki, “Eh, ben nefes alıyorum ama hiçbir şey olmuyor.” Eh, oluyor. Olan hemen orada, ama onu görmek için kendinize izin vermiyorsunuz. Ve bu <em>oluyor. </em>Yaşamınızdaki saçmalıkları silkip atıyor, ki istediğiniz az çok buydu. (kahkahalar) Ve bu direkt bir etkidir, ki bundan bir dakikaya kadar söz edeceğiz. Peki ama bunu nasıl gerçekleştirirsiniz? Bütünlenme. Mutlak bütünlenme.</p>
<p>Bu, Ruh’u şu anki mevcut âna bütünlemekle ilgilidir. Bu, nefes aracılığıyla, sadece bir an durup, sadece o arayı verip, Ruh’un, sizin, hayatınızda mevcut olmasına – geçmişte değil, gelecekte değil, başka bir zamanda değil – hiç kuşku duymadan izin vermek aracılığıyla Ruh’u yürekten davet etmekle ilgilidir. Hiç kuşku duymadan. Hâlâ içinizde, herşeyden kuşku duymanız gerektiğini söyleyen o mekanizma, o hipnotize edilmiş mekanizma var. Onu analiz etmek zorundasınız, sanki bilgisayarınızdaki bir yazılım virüsü gibi, “herşeyi kontrol etmem gerekiyor.” Hayır gerekmiyor. Ve diyorsunuz ki, “Yaa evet, ya aptalca bir şey yaparsam?” Onun aptalca olduğunu kim yargılayacak?</p>
<p>Ve bazılarınızda şöyle bir eski program var… (abartılı şekilde göz kırpar) dur, bunu bir kez de kamera için yapayım (yeniden göz kırpar) …  bazılarınızda olan ve “Ben şunu şunu yapamam, çünkü ya aptalca bir şey yaparsam” diyen o eski programlama. Orada eski kayıtlarınız var.</p>
<p>Bazılarınızda o kayıtlar epeydir devam ediyor. Bazıları, sürekli bir yanlış arıyor, bunu diğer insanlara göre daha fazla yapıyor. Biz bundan Sedona’daki Simya Okulu’nda söz ettik. Sürekli bir tarama hali. Sürekli… bu bir hipnozdur – “Bir şeyin yanlış olduğuna inanmak zorundayım,” böylece beyniniz sürekli tarayıp duruyor. Her yellendiğinizde, yanlış bir şey var diye kaygılanıyorsunuz. Bu doğaldır! (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Pardon? Neydi bu?</p>
<p>ADAMUS: Bu insana ait bir kelime değil miydi? (gülme efekti oynar) Her gaz salıverişinizde, endişeleniyorsunuz. Görüyor musun, bu kulağa aynı güzellikte gelmedi. Evet, geğirmek. Gaz çıkarma, diyorum ben buna hep. Dizinizde küçük bir ağrı olduğu her sefer ya da bir şeyi hatırlamadığınızda – ah, şeyleri hatırlamadığınız o anları kutsayın, kesinlikle doğru yoldasınızdır – ama o zaman kaygılanıyorsunuz, çünkü o yazılım devrededir. O yazılımı kapatabilir misiniz. Kesinlikle kapatabilirsiniz.</p>
<p>Böylece şimdi, “Bunu nasıl gerçekleştiririz? Nasıl gerçekleştiririz” dediğimiz noktaya geliyoruz. Bütünleme. Nasıl bütünlersiniz? Sadece derin bir nefes alırsınız. İçinde bulunduğunuz ânın tadını çıkartırsınız. Onu düşünmekten vazgeçersiniz. Sadece güvenli alanda olmanıza izin verirsiniz. Koşmaya gerek yok … herkes şimdi, “yanlış olan ne” ya da “kuşkulanmam gereken şey nedir” diyen o zihin taramalarını kapatsın. Onları sadece kapatıverin. Ben Aandrah’nın öne gelmesini isteyeceğim, ve biz biraz müzik çalacağız, sadece güzel olduğu için, küçük bir dikkat dağıtıcısı, ve biraz bütünlenme gerçekleştirelim. Ruh şu an mevcut.</p>
<p>Bu arada, Ruh’un içeriye gelmesini talep etmenize gerek yok. Ruh kapıda bekliyor, uzun süredir. Tanrısallığınız, sadece davet etmenizi bekliyor, ama siz evin içinde çılgın bir şapkacı gibi koşturup, “Ne yanlış? Ne yanlış? Ne yanlış? Ben kapıda şu varoluşu hissediyorum, yanlış bir şey olmalı. Gelip beni götürecekler” deyip duruyorsunuz. Hayır! O sadece içeri gelmek isteyen ruhunuzdur.</p>
<p>Ve sonra, bunu duyduğunuz zaman, “Hazır mıyım, bilmiyorum. Herşeyi temizleyebildim mi bilmiyorum. Bilmiyorum … evim derli toplu mu? Konukları içeri alabilir miyim? Çay yapmam gerekiyor mu? Ne…” diyorsunuz. Ah! Sevgili insanlar, derin bir nefes alın ve sadece Aandrah ile bütünleşin.</p>
<p>Aandrah, sende. (bazı alkışlar)</p>
<p>(MÜZİK BAŞLAR – “<em>Lemurian Home Coming” </em>Anders Holte &#8211; <a href="http://www.shaumbrashoppe.com/p-1509-lemurian-homecoming.aspx">http://www.shaumbrashoppe.com/p-1509-lemurian-homecoming.aspx</a>)</p>
<p>AANDRAH: Bu an size ait. O sizin yaratımınız. Alıp kabul etmeye istekli misiniz?</p>
<p>Şimdi sizi, bedeninizin gevşediğini hissederken, buna izin vermeye davet ediyorum. İzin verin.</p>
<p>Bunu sadece hissedin. Müziğin sizi nasıl (içinizde) aşağılara, aşağılara indirebildiğini farkedin. Daha derine, daha derine. Aşağı inin.</p>
<p>Bu müzik nefesle (Mısır’da) Kral Odası’nda yaratıldı. Sizin içinizde muazzam bir oda var. Şimdi orada oturur musunuz … derinlikte … özün derinliklerinde. Bunu hissedin … bu nefis, mükemmel yeri … derin ve sakin. Burnunuzdan nefes alırken, aşağıya akın … taa aşağıya.</p>
<p>Bunu hissedin, çünkü sizin havuzunuzda, sizin özünüzde, huzur var. Zihnin hayal edebileceğinin ötesinde bir huzur. Sükunet. O sükunette, Ruh sizi bekliyor.</p>
<p>Her bir nefesi alıp kabul etmeye gönüllü müsünüz, derinlere aksın, derinlere, derinlere, derinlere…</p>
<p>Sadece alıp kabul edin. Sadece alın … bu sevgi sağanağını … şefkat sağanağını.</p>
<p>İstekli misiniz? İstekli misiniz? Salıverin. Salıverin. Sükunet … sükunet … çünkü beden alıp kabul ederek,  kendi ruhunuzu okşayarak ve sonra salıvererek nefes alabilir.</p>
<p>Nefes alın ve kabul edin. Nefes alın ve salıverin. Bu aşk ilişkisinin gelişmesine izin verin.</p>
<p>Nefes alın, çünkü Ruh burada çevrenizde ve sizinle. Bunu hissedin … bu büyük aşkı.</p>
<p>Şimdi çok derin nefesler alın. Yumuşakça … yumuşakça … yumuşakça. Daha derine ve daha derine. Bunu … sizi okşamak isteyeni hissederek.</p>
<p>Nefes alın … nefes verin … çünkü her bir nefes bir davettir … Ruh’un gelmesine davettir. Olduğum herşey … olduğumuz herşey.</p>
<p>Nefes alın ve kabul edin. Derine, derine … sizin mucizenizin derinliklerine.</p>
<p>Her seferinde bir nefes. Her seferinde bir nefes … akan bir titreşim, yaşayan bir öz haline gelin, insan ve Ruh, öylesine birleşmiş, öylesine mükemmel.</p>
<p>Beni mi soluyorsun, sevgili Ruh? Ben mi seni soluyorum?</p>
<p>Derinlerde … derinlerde oturuyorum, benim özümde, çünkü biz her nefesi birlikte alıyoruz … bizim kokumuzu.</p>
<p>Bu tanrısal yaratımın, siz ve sizin bu özünüzün kokusunu alıp kabul etmeye istekli misiniz?</p>
<p>Evet, evet.</p>
<p>ADAMUS: Şimdi Aandrah, bu bir süredir derin derin düşündüğün bir şeydi, mm, bunu yapmaya hazır olduğundan pek emin değilim. Pekâla, diyelim ki, böyle ilerlemiş bir grupla, aydınlanmış bir grupla, nasıl nefes yaparsın, kelimeler olmadan nasıl nefes yaparsın?</p>
<p>Bunu burada denemene izin vereceğim. Müzik devam edecek. Ha, sana birkaç ipucu vereceğim. Bu gözlerde gerçekleştirilir. Jestlerle (işaretler, el kol hareketleri) gerçekleştirilir. Bedendeki nefes hareketiyle gerçekleştirilir, ama kelimeler olmadan.</p>
<p>Peki devam et.</p>
<p>(Aandrah sessizce bazı jestler yapar, müzik devam eder)</p>
<p>Ve şimdi, müzik olmadan, kelimeler ve müzik olmadan bir grupla birlikte nasıl nefes alırsın? Bu, bu grupla oldukça kolay.</p>
<p>(Aandrah grupla birlikte nefes alırken uzun bir sessizlik olur)</p>
<p>Çok güzel, büyülü bir an. Teşekkür ederiz.</p>
<p>Ah. Ah, görüyor musunuz, Şimdi ânında mevcut olan bilincin – Ruh’un – kelimeler kullanmaya ihtiyacı yok. Ha, kelimeler bazen iyidir. İnsanlar onları duymayı gereksiniyor. Aandrah son zamanlarda bunu merak ediyordu. Kelimelerin ötesine nasıl geçersin? Müziğin ötesine nasıl geçersin?</p>
<p>Eh, özellikle aydınlanmış bir grupla birlikte olduğunda, ama bu herkesle de gerçekleştirilebilir, kelimelere gerek yoktur. Bilinç başka bilinçlere doğrudan yanıt vermeye başlar, o anda herhangi bir enerjiyi çağırmaya bile gerek yoktur. O büyülü bir an haline gelir. Enerjiyi bile çağırmaya kalkmazsın. Hiçbir şey yapmaya çalışmazsın. Enerji, nefesi, bilinçten bilince (olan iletişimi) onurlandırarak ve ona saygı göstererek bir kenarda durur.</p>
<p>Mm, bu şaşırtıcı bir şey oldu. Birdenbire Aandrah sizinle, siz de onunla birlikte nefes aldınız, tek bir kelimenin edilmesi gerekmedi. Herhangi bir enerjiye ya da maskaralığa ya da başka bir şeye gerek yoktu. Müzik yoktu.</p>
<p>Bu çok güzel bir şeydir. İşte bu, Ruh’un o an mevcut olmasıdır, tüm o şamataya gerek kalmadığında, o karmaşıklığı soyup attığınızda, netliğe, berraklığa girdiğinizde. Ah! Teşekkür ederim, sevgilim. (Adamus derin bir nefes alır)</p>
<p>Derin nefes, ahhh. Aşıp gidin.</p>
<p><strong><em>Dışarıya Ne Yayıyorsunuz?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Bir sonraki (konu), berraklık, netlik. Ben bundan daha önce söz ettim, ve size soracağım, mesajınız nedir? Mesajınız nedir? Dışarıya ne gönderiyorsunuz? Oraya ne yayılıyor? Paul, nasıl bir mesaj iletiyor, ışıyor, aktarıyorsun?</p>
<p>PAUL: Herşey yolunda.</p>
<p>ADAMUS: Herşey yolunda. Yolunda mı? (Paul evet anlamında başını sallar) Güzel. Güzel. Aslında buna inanıyorum.</p>
<p>Şu anda dışarıya ne yaydığınızda net olmak önemli, çünkü bu oturumun başında söylediğim gibi, elde ettiğiniz şeylere bir bakın. Elde ettiğiniz şeylere bir bakın. Bu(nlar) yanlış falan değil. Tam olarak dışarıya yaydığınızı, ilettiğinizi, geri alıyorsunuz.</p>
<p>Ama dışarıya ilettiğiniz, ağzınız ve kelimeleriniz vasıtasıyla yayılmıyor. Doğrusunu isterseniz, insanca kelimelerin çoğu gerçekten anlamsız. İnsanların konuşmalarına ve söyledikleri şeylere kulak verdiğimde, hiçbir şey söylemiyorlar. Bu sadece o zihinsel döngü, şu dönüp duran şey, alanı doldurma, oraya bir makyo yerleştirirlerse – sadece ruhsal şeyler bile değil, herhangi bir şey – onu sadece ifade ederlerse, bilirsiniz işte, kelimeleri söylemekle sanki iyi bir iş çıkarttıklarını düşünüyorlar.</p>
<p>Böylece size soruyorum, dışarıya ne koyuyor, ne iletiyorsunuz? Neyi ifade ediyorsunuz? <em>Buradan </em>(kalp) gelen şey ne – buradan (kafa) değil, ama şuradan (kalpten) ne geliyor? Kendi sözlerinizi dinlemeye başlayın ve sonra da susun. (kahkahalar) Konuşmaktan vazgeçin.</p>
<p>Öyle çok gevezelik ediliyor ki. Ve gevezeliklerin çoğu, makyo dışında, nedir biliyor musunuz? Öyküler. Öykülerin ne olduğunu biliyor musunuz? Geçmiş. Biliyorsunuz, öyküler işlemden geçirilmeyi talep eder. Öyküler enerji çalar. Eski öyküler, kurban olma öyküleri, bunlar fazlasıyla sürüp gidiyor. İlle de sizde değil belki ama çoğu insanda, çok saçmalık sürüp gidiyor.</p>
<p>Dışarıya nasıl bir mesaj ilettiğinizin berraklığı ya da netliği olmadığında, bir varsayım moduna giriyorsunuz. Ve hak ettiğiniz şeyi alıyorsunuz, ki bu da fazla değil. Fazlasını hak etmiyor, ve  elde etmiyorsunuz. <em>Bu </em>komik olabilirdi ama … Çünkü zihin gevezeliğini sürdürüyor. Konuşmadığınızda bile, net olmayan, çokça bulanık, karışık olan bir gevezelik zihinde devam ediyor, ve Gizem Okulları’nda gerçekleştirmeye çalıştığımız şeylerden biri de, biraz netlik kazanmaktır. Bu her zaman kolay değil, ama temel şeylere inebilmek. Ve çoğu kez de biz temel şeylere inmeye çalışırken insanlar hâlâ kendi makyo’larında oluyorlar. Ve onlara bir Adamus ödülü vereceğimi düşünerek makyo demeçlerle geliyorlar, ve sonra (ödülü) alamıyorlar.</p>
<p>Ama, sevgili Şambra … (Linda’ya döner) Bu kostümünle bugün bir ödül alman gerekirdi. Evet. Evet ya. (alkışlar) Evet.</p>
<p>Böylece, çoğu zaman aslında net bile değilsiniz, ve bunu düşündüğünüz zaman daha da karışık ya da bulanık bir hal alıyor. Ama dışarıya ışıdığınız şey budur, ve şeyleri yaşamınıza çeken budur.</p>
<p>Pekâla, dışarıya ne yayıyorsun, Bonnie?</p>
<p>BONNIE: Işık olmasını isterim.</p>
<p>ADAMUS: Hayır, onun ne olmasını istediğin değil; sen ne yayıyorsun? Ve mikrofona ihtiyacımız olacak. Bir an için Bonnie ile uğraşacağız.</p>
<p>Pekâla, dışarıya ne yayıyorsun? Ne olmasını istediğin değil, ama şu anda ne iletiyorsun? Diyelim ki ben sadece bir varlığım ve insanca kelimeleri hiç anlamıyorum. Benim için onların hiçbir anlamı yok. Çok uzaklardaki bir gezegenden geliyorum. Enerjisel olarak ne iletiyorsun? Bilincin vasıtasıyla ne iletiyorsun?</p>
<p>BONNIE: Peki, eğer ışık değilse, aydınlıktır.</p>
<p>ADAMUS: Şu anda bunu mu iletiyorsun? Ben bir uzaylı olsaydım, hiç Dünya’da bulunmamış, ve seni göremiyor, duyamıyor olsaydım, hissedeceğim bu mudur? Sadece senin özünü hissediyor olsaydım; onun aydınlığını mı (hissederdim)? Ve yaşamındaki herşeyin aydınlık olduğunu mu.</p>
<p>BONNIE: Ben… ee evet.</p>
<p>ADAMUS: Makyo. Üzgünüm, ama öyle. Bu, ve eğer sen burada çıplak olamayacaksan başka nerede çıplak olabilirsin ki? Birçok insanın…</p>
<p>LİNDA: Gerçekten mi? Bunun cevabını istiyor musun? (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Ve Bonnie, bu özellikle sen değil, ama bir dolu insan dışarıya korku yerleştiriyor. Bu sürekli iletiliyor, korku ve çelişki, korku ve engeller, kuşkular ve özdeğer eksikliği.</p>
<p>Şimdi zihnin düşünüyor olabilir, “Evet, ama ben üniversiteye gittim ve doktora yaptım, ve harika bir işim ve ailem var.” Onlar senden nefret ediyor. (kahkahalar) Yani zihnin seni aldatıyor. Senin gerçekte yaydığın şey – sen değil, ama insanların yaymaya yatkın olduğu şey – bu tür bir korku, güvensizliktir. Üstelik bu iyi günde yayılan şeyler. Çoğu zaman sadece anlamsız, karmakarışık laflar yayıyorlar. Dışarı yayılan sadece bu çarpıtma, bu enerjisel çarpıtma oluyor, çünkü onların bilinçleri bozulmuş, çarpıtılmış halde. Dışarıya ne yaydıklarından en ufak bir fikirleri yok, onun için de sadece bozulmuş, çarpıtılmış şeyleri yayıyorlar. Bu sanki sürekli dışarıya giden bir sinyal gibi, anlamsız, ama zaman ve mekân işgal ediyor, ve emiyor … enerjiyi saptırıyor. Enerjiyi emmiyor, ama saptırıyor.</p>
<p>Böylece, dışarıya gerçekten yaydığın nedir? Bonnie, ben seninkini her yerde görebiliyorum. Her yerde hissedebiliyorum. Sana söylememi ister misin?</p>
<p>BONNIE: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Arzu. Arzu. Senin öyle sevecen arzuların var ki. Öyle büyük arzuların var ki, üstelik sen olsan buna ışık arzuları derdin. Ama senin dışarıya yaydığın şey, arzu. Üzgünüm, ama bir muhtaçlık hali – ve sen bu konuda tek değilsin, salon bu insanlarla dolu – ama bir tamam-olmama hali… yaşamından daha fazlasını elde etme arzusu.</p>
<p>Bunu yapabileceğimizi sen bana söyledin. Sen bunu benden istedin. Bugün seni seçmeyeyim diye bana neredeyse sus payı ödeyecektin. (kahkahalar) Üzgünüm. Gerçekten büyük miktarlarda olmadığı sürece rüşvet almıyorum.</p>
<p>Pekâla, o arzu. Ve sen izliyor – bana çok kızabilirsin, gözlerini kapat, istediğin şeyi yap – ama yaşamındaki saatlerin ve dakikaların geçip gitmesini izliyor ve diyorsun ki, “Lanet olsun, buraya bir amaçla geldim, ve o amacı bulmaya çok zaman, çok para harcadım, peki o şimdi nerede? Ne zaman gelecek? Onu nihayet anlamam için ölüm döşeğinde mi olmam gerekiyor?”</p>
<p>Yani Bonnie, sen arzu yayıyorsun. Arzu yayıyorsun. Ve bunun ne olduğunu farkettiğini anlarsan – zihinsel olmadan – onu aslında tamamlanmış olma haline dönüştürebilirsin. Aslında ruhun şu anda yaşamında mevcut olmasına sahip olabilirsin. Bunun, Ruh’la tamamlanmamış romantik bir ilişki, uzak bir ilişki olması gerekmiyor. Bu hemen burada, hemen şimdi olabilir.</p>
<p>Pekâla, mikrofonu geri verebilirsin, ya da onu bana atabilirsin.</p>
<p>Dışarıya ne yayıyorsun, Kerri? Benim buradan geleceğimi biliyordun ve dedin ki, “Adamus, lütfen bu tarafa gel ve benimle konuş.” Dedin ki, “Benim kapımda beliriver.” İşte geldim sevgilim. Buradan nereye gideceğiz?</p>
<p>KERRI: Ben… herhalde güvensizlik.</p>
<p>ADAMUS: Güvensizlik.</p>
<p>KERRI: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Bırak da hissedeyim. Bu bir … öncelikli şey bu değil. Birincil şey senin … sen kendine güvenmiyorsun. Şu dinamik güce sahipsin ve onu serbest bırakmaya korkuyorsun. Onun tüm dünyayı ve insanlığı ve arkadaşlarını ve diğer herkesi yok edeceğinden korkuyorsun. Onun için de kendini geri tutuyor ve bir dolu başka bahane buluyorsun, ama gerçekte dışarıya yaydığın şey, “Ben kendimi frenleyeceğim. Kendimi baskı altında tutacağım.” Ve onun için de kendini frenliyorsun ve elde ettiğin de tam olarak bu – hiçbir şey – çünkü kendini tutuyorsun. Peki onun çıkmasına izin verseydin ne olurdu?</p>
<p>KERRI: Nasıl peki?</p>
<p>ADAMUS: Farketmez diyerek! Umurumda değil (diyerek). İstediğin şekilde. Ben… ben …</p>
<p>KERRI: Ben ölesiye yorgunum zaten! Biliyor musun, gerçekten?! (birisi “İşte geliyor. Dikkat et” der, kahkahalar) Bu sanki, siktir git, tamam mı (demek) gibi!? Siktir git! Bu boku duymaktan bıktım! Geri tutmak istemiyorum, ama sanki, hele önce diğer herşeyi bir halledeyim de öyle (gibi hissediyorum)…</p>
<p>ADAMUS: Neden?</p>
<p>KERRI: Bilmiyorum. Bilmiyorum.</p>
<p>ADAMUS: Korkuyor musun?</p>
<p>KERRI: Of!</p>
<p>ADAMUS: Pısırıklık mı. Hayır, ben burada onu kızgınlık yoluyla çıkarmana yardım ediyorum. Bana gerçekten çok kızmanı sağlıyorum.</p>
<p>KERRI: Gerçekten sinirimi tepeme çıkarttın! Demek istiyorum ki…</p>
<p>ADAMUS: Hayır, yalancıktan öfkeliymiş gibi yapıyorsun. Öfkeyi taklit ediyorsun.</p>
<p>KERRI: Kendimi geri tutuyorum ama. Tutuyorum.</p>
<p>ADAMUS: Evet ya, görüyor musunuz? Kendini geri tutuyor. Onu gerçekten serbet bırakmak istiyor. Bir saniye ayağa kalkar mısın lütfen?  Bunu yapacağımızı biliyorsun. Onu burada salabilir misin? Burası en kolay yer. Ve bana mikrofonu ver, çünkü bu acıtabilir. (kahkahalar) Sadece bırak çıksın, Kerri, herkesin önünde. Sadece bırak çıksın. Onu frenleme.</p>
<p>KERRI: (bağırır) Aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa! (izleyiciler onaylar ve alkışlar)</p>
<p>ADAMUS: Biraz pısırıkça. Evet. Ah, siz kolayına kaçıyorsunuz, sevgili dostlar. Bu iyi değildi. Bu bir… hadi gel, buradan, çıksın gitsin. Onu bir kez salıverdin mi, biraz da öfkeyle mizahı birleştirerek salıverdinmi, kendini frenlemeye artık gerek kalmaz. Hadi bırak çıksın.</p>
<p>KERRI: Yani bu yeterince güçlü değil miydi? Ama bana gerçekten güçlü geldi. (izleyicilerden bazısı, sadece avaz avaz bağır, der)</p>
<p>Aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa!</p>
<p>Üzgünüm!</p>
<p>ADAMUS: Hayır, hayır, hayır. Bu… Joe diyor ki, bunu yaklaşık ayda bir kez duyuyormuş. (kahkahalar)</p>
<p>KERRI: Hayır, o kutsal.</p>
<p>ADAMUS: Hadi şunu gerçekten yapalım. Seninle birlikte yapmamı ister misin? Gerçekten?</p>
<p>KERRI: Hı hııı.</p>
<p>ADAMUS: Tamam. Pekâla. (birisi, “hepimiz yapalım” der) Hadi hep birlikte yapalım! Kesinlikle. Üçe kadar sayınca – bir, iki, üç… (herkes bağırmaya başlar) Aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa!</p>
<p>Aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa</p>
<p>Aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa! Daha iyi. Daha iyi. Güzel. Güzel, teşekkür ederiz. Teşekkür ederiz. (izleyiciler onaylar ve alkışlar)</p>
<p>Pekâla, sevgili dostlar… teşekkür ederiz. Teşekkür ederiz. Gördünüz mü, burada (kafa) olmak yerine, ki öyle olmaya yatkınsınız, biliyorsunuz, sadece… bırakırsınız çıkar. Onu avaz avaz salıverirsiniz. Ve özellikle de… herşeyi frenlemeye çalışıyorsunuz. Dışarıya yaydığınız şeyin özü bu ve tam olarak bunu elde ediyorsunuz – geri tutma. Geri tutma.</p>
<p>Gerçek şu ki, çok da uzun olmayan bir süre önce dediniz ki, “Yaşamım koca bir geri tutuş gibi. Herşey şu bekleme, gelişmeme sürecinde.” Bırakın çıksın.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, dışarıya ne yayıyorsunuz? Orada ne var? Burada (kafa) olan değil, o netlik ne?</p>
<p>Şimdi, bunu gerçekten bir ya da iki kelimeye indirgeyebilirsiniz, ve ne olduğunu bilirsiniz. Şimdi, buna zihninizle yaklaşmaya, yolunuzu düşünerek bulmaya çalışırsanız, olmayacaktır. Kendinize soruyorsunuz, Ben Ben’im’i, “Nedir?” Bırakın gitsin, yanıt size gelecektir. Size <em>sizin </em>yanıtınız gelecektir.</p>
<p>O nedir? Dışarıya korku mu yerleştiriyorsunuz? Geri tutma mı? Arzu mu? Bu çok basit kavramlardan herhangi birini mi. Dışarıya ne yayıyorsunuz?</p>
<p>Şu anda bu önemlidir – ve ben sizi ne kadar kışkırtmam gerekiyorsa o kadar kışkırtacağım – dışarıya neyin gittiği hakkında net olmak önemlidir, çünkü o sadece dışarıya gitmiyor; buraya da giriyor. İçinizde olup bitiyor. Dışarıya giden o frenleme, ya da arzu mesajının aynısı, şu anda tüm Bilinç Bedeninizde de meydana geliyor. O bunu duyuyor. Bunu duyuyor. Ve mesaj budur. O küçük zihin mesajlarını almıyor. Duymuyor … Bilinç Bedeniniz <em>sizin kelimelerinizi duymuyor.</em> Hiç. O şuradan gelen hissi alıyor.</p>
<p>Böylece, <em>kendiniz </em>için oraya ne yerleştiriyorsunuz? Ve bir kez bu konuda gerçekten net olmaya başladığınızda ve bunu aslında seçebileceğinizi anladığınızda – bunun varsayımla gerçekleşmesi gerekmiyor ve dışarıya iletilenin de o karmaşık, anlamsız lafları eden varlık olması gerekmiyor – enerjisel olarak çok verimli, etkin olmaya başlarsınız.</p>
<p>Şu anda, bazen açıklanamaz işler ve oraya buraya saptırılmış enerjiler yüzünden muazzam miktarda enerji tüketiyorsunuz. Bu sanki çok tıkalı olup da aslında hiç akmayan bir otoyol gibi. Her yöne giden arabalar, ansızın bitiveren yollar, aynı noktada aynı zamanda kesişen yollar. Az çok buna benziyor. Enerjisel bir karmakarışıklık.</p>
<p>Gerçekten, gerçekten, gerçekten, gerçekten net olmaya başladığınızda, onu traşlamaya başladığınızda, Todd’un sözünü ettiği gibi bir kitapla, makyo’yu çıkartarak, dışarıya gerçekten yerleştirdiğiniz şey nedir? Ve bu kendinize karşı katı olmak ya da kendinizi yargılamakla ilgili değildir. Bu, kendinizin <em>farkında </em>olmaktır, çünkü o az sayıda sözcüklere indirgeyebileceğiniz şey, tam olarak her bir parçanızın duyduğu şeydir. Ruh’un şu an mevcut olmamasına neden olan şey tam olarak budur. Ruh’un kendini geri çekmesine sebep olan ya da Ruh’u bir mesafede tutan, tam olarak budur, çünkü bir parçanız şunu yayıyor, “Ben hazır değilim. Hazır değilim. Hazır değilim. Hazır değilim.” Bu hipnoz gibi. Sonra her bir parçanız da buna uygun olarak yanıt veriyor ve buna inanmaya başlıyor. Sonunda o çok kısıtlı, tamamlanmamış, gerçekleşmemiş hayatı, ve şu anda aşmak istediğiniz bir hayatı boyluyorsunuz.</p>
<p><strong><em>Berraklık, Netlik</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Bütün bunlarda bir mesaj var. O netliğe ulaştıkça – “Aslında ne iletiyorum?” – onu değiştirebilirsiniz. Onu değiştirebilirsiniz. Buradan (kafa) değil, ama buradan (kalp). Burası (kafa) az çok işin içindedir, ama siz hissi değiştirirsiniz.</p>
<p>Ben Aandrah’nın burada o nefesi kelimeler olmadan yapmasını istedim, çünkü kelimelere ihtiyacınız yoktu. Birden onunla birlikte, ya da o sizinle birlikte nefes almaya başladınız, nefesleriniz birleşti. Netliğinizi ve dışarıya ne yaydığınızı anlamak da aynı şekildedir.</p>
<p>Örneğin, diğer insanlara, çevrenizdeki dünyaya, ve kendinize “arzu” mesajını yayıyor olabilirsiniz. Bunu bir kez farkettiniz mi, “Hayır” deyin. O arzu mesajını hissedin. O belli bir, sanırım melankolik diyeceğiniz hisse sahiptir, ama bir süre sonra eskimeye başlar. Arzunun doğası, sizin sanırım sahte bir aşk ilişkisi dediğiniz türdendir ya da duyusaldır, ama bir süre sonra çok can sıkıcı olur.</p>
<p>Yani ne iletmek istiyorsunuz? Gerçekten ne hissedeceksiniz? Bu, arzu yerine <em>tamamlanmışlık </em>(ya da kendini gerçekleştirme) hali olabilir. Ve bunu hissederseniz – düşünmek değil, bin kez bir kağıda yazmak değil, etrafta koşuşturup herkese bundan söz etmek değil – ama hissetmek, “Tamamlanmışlık nedir? Ruh’un hayatımda mevcut olması nedir? Bu nasıl bir his?” İşte o zaman olmaya başlar.</p>
<p>O zaman zihniniz bile az çok bunu kabul etmeye ve “Bu oldukça güzel” demeye başlar. Ve zihin bunu yaptığı zaman, o zaman zihin Bilinç Bedeniyle bütünlenmeye başlar. Ve ansızın net olmaya başlarsınız, ve birdenbire kendinize çektiğiniz de bu olmaya başlar – tatmin olmuş herşey, tamamlanmış herşey, sadece o dans için, o kutlama için burada olan herşey. Eksik olduğu ve düzeltilmesi, değiştirilmesi gerektiği için burada olmayan, sadece varoluş içindeki Ruh olduğu için burada olan.</p>
<p><strong><em>Çokluk</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Kont St. Germain olduğum yaşamımda, deniyordu ki, ve bu genelde doğruydu, bir elimle bir mektup yazabiliyor, diğer elimle bir müzik parçasını, bir senfoni ya da operayı notaya geçirebiliyor, iki ya da üç kişiyle de sohbet edebiliyormuşum, üstelik (bunların hepsini de) uyurken yapıyormuşum.</p>
<p>LİNDA: Yani sen bir kadındın. (yoğun kahkahalar ve alkış)</p>
<p>ADAMUS: Bırakmadın ki bitireyim… hiç şikayet etmeden.</p>
<p>LİNDA: Aaaaaa! Aaaaaaaa! Aaaaaaaaaa! Aaaaaaaaa!</p>
<p>(izleyiciler hem güler hem yuhalar)</p>
<p>ADAMUS: Yuhalamanız gerekmiyor… o kumandada yuhalama düğmesi yok. Şunu demek istedim, bunların hepsini yaşamımın her ânının mutlak keyfini çıkartarak (gerçekleştirmişim). Ve bu kısmen, genelde doğruydu.</p>
<p>İşte buradasınız, çok tekil, bazen belki ikili varlıklarsınız. Arabayı sürerken cep telefonunuzla konuşabiliyorsunuz, ki bazen buna şaşıyorum. Ama bir ya da iki iş yapabiliyorsunuz – telefonda konuşurken yemek yapabiliyorsunuz. Belki bilgisayarınızda bir şeyler yazarken müzik dinleyebiliyorsunuz. Neden? Neden? Çünkü o şekilde programlanmıştınız, çünkü enerji hatları, akış, Bilinç Bedeninizdeki enerji dağılımı o şekilde oluşturulmuştu.</p>
<p>Bu yanlıştır. Aynı anda birçok şey yapamamanız için hiçbir neden yok. Şimdi, belli fiziksel kısıtlamalar var, ama belki de yoktur.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, bunların hepsini toparlayacak olursak, bugünkü konuşmamızın ana fikri, sizin çoklu-yeteneklere sahip çok-boyutlu varlıklar olduğunuz, ama kendinizi geri tuttuğunuzdur. Sadece tek bir şeyi burada, öbür şeyi orada yapıyorsunuz. Zaman ve mekânı devreye soktunuz ve bunların hepsini şimdi parçalamak zamanıdır. Öteye geçmek zamanı. Çok şeyi (aynı anda) yapmaya başlayabileceğinizi farketmek zamanı.</p>
<p>Pekâla, ev ödevi. Ben Şambra’ya sık sık ev ödevi vermiyorum, ama ev ödevi. Birçok şeyi (aynı anda) yapmaya çalışın. Eve gidin, arkadaşlarınızla çalışın, bir grupla çalışın, bunun sadece kişisel bir şey olması gerekmiyor. Aynı anda kaç şey yapabilirsiniz?</p>
<p>Örneğin bu gece, bir yandan sohbet ederken ve sosinizi yerken, bir yandan da dans edebiliyor musunuz? Şimdi zihin diyor ki, “Eh, herşeyden önce, bunu yapmamalıyım. İkincisi, belki yapamam.” Ama kesinlikle yapabilirsiniz. Siz bu Yeni Enerjide olmak istiyorsunuz. İstiyorsunuz ki… Ruh şu an mevcut. Ruh’un aynı zamanda sadece bir ya da iki şey yapmaya ihtiyacı yok.</p>
<p>Bu başlarda pek yapılamaz ya da kullanışsız gelecektir. Her iki elle yazmaya ya da bir elle (bilgisayarda) bir şey yazarken öbür elle tümüyle farklı bir şey yapmaya çalışın. Başlarda çok garip gelecektir, ama er ya da geç Tobias’ın sözünü ettiği o “haa” ânına ulaşacak, ve yaşamın çok sınırlanmış, çok kısıtlanmış, çok dualite içinde yaşamak olduğunu farkedeceksiniz. Artık böyle olması gerekmiyor. Tüm o şeyleri aynı anda yapmanın ne kadar eğlenceli olacağını bir hayal edin.</p>
<p>İşin sırrı şu. O şeyi yaparken düşünemezsiniz, yoksa iş görmeyecektir. Onu <em>düşünecek </em>olursanız, ve “Ben dikkatimin yarısını şuna ve çeyreğini buraya ve diğer çeyreğini de oraya vereceğim” demeye çalışırsanız dağılacaktır. Bu iş görmez. Zihin programlanmış, aynı zamanda sadece bir-iki şey yapmaya hipnotize edilmiştir.</p>
<p>Gerçek şu ki siz şu anda çok şey yapıyorsunuz. Sadece burada oturmuş beni izlediğinizi, yuhaladığınızı düşünüyorsunuz, ama aslında çok şey gerçekleştiriyorsunuz. Elbette gözleriniz farkındalıkta, ve iskemlelerde oturuyorsunuz, bedeninizin bir kısmı bedeninizin dengesini koruyor, bilirsiniz, iskemlede dik oturmanızı sağlıyor. Yani tüm bu faaliyetler var.</p>
<p>Bir dolu başka faaliyet de sürüyor. Bilinç çalışması var. Şu anda spiral şeklinde genişleme çalışması gerçekleşiyor. Şu anda bazı salıvermeler gerçekleşiyor. Bazı kısımlarınız şu anda başka potansiyelleri araştırıyor; şu anda yarının potansiyellerini araştırıyorsunuz. Sadece bunların farkında değilsiniz. Yani siz çoklu işler görüyor<em>sunuz. </em></p>
<p>Ve onunla birazcık oynarsanız – aynı zamanda hem (bilgisayarda) hem de (kağıda vs) yazmaya ya da iki, üç, dört farklı şey yapmaya çalışın – bu size garip gelecek ve herhalde bana yine söveceksiniz. Ama birdenbire birçok şeyin olageldiğini ve yapabileceğiniz çok daha fazla şey olduğunu farkedeceksiniz. Enerjilerinizle çok daha verimli, etkili hale gelebilirsiniz. O zaman o gerçekten muhteşem yaratılarınız için, ya da sadece mutlu olmak için, Dünya’da Ruh ile birlikte tam bir mutluluk içinde var olmak için, o enerjileri özgürleştirebilirsiniz. Bir şey yapmanız gerekmediğini farkedersiniz. Benzetme şu, nefes almak için kelimelere bile ihtiyacınız yok. Bazen, belki bir şeyleri harekete geçirmeye yardımcı olur, ama sonra kelimeleri bile bırakabilir ve düşünmeyi salıverebilirsiniz.</p>
<p>Böylece, sevgili dostlar, kutlama zamanınız geldi. Sevgilim (Linda’ya hitap eder), bugün çok çekici görünüyorsun. Evet, evet. (alkış) Ve şunu da söylemem gerekir ki, o muhteşem hanımefendinin tasarımcısı seni görseydi çok etkilenirdi. (ekrana bir havai fişek gösterisi gelir) Frederic Bartholdi, Özgürlük Anıtı’nın mimarı, yaptıklarından etkilenir ve onur duyardı. (alkış)</p>
<p>Böylece, sevgili dostlar, büyük bir kutlama yapın. Ve hatırlayın, tüm yaratımda her şey yolunda.</p>
<p>Ve öyledir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2011/07/02/saud-12-%e2%80%9cruh-su-an-mevcut%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 11: “Spiral/Sarmal Deneyimi”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2011/06/04/saud-11-%e2%80%9cspiralsarmal-deneyimi%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2011/06/04/saud-11-%e2%80%9cspiralsarmal-deneyimi%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Jun 2011 11:10:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[(BİR SONRAKİ) Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=568</guid>
		<description><![CDATA[KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ (BİR SONRAKİ) Dizisi ŞAUD 11: “Spiral/Sarmal Deneyimi” ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe Kırmızı Çembere sunulmuştur 4 Haziran 2011 www.crimsoncircle.com -   http://kirmizicember.org (Not: Çizimleri ve fotoğrafları görebilmek için lütfen PDF versiyonunu indirin) Ben o Ben’im, çok Egemen Alandan Adamus. Toplantımıza hoşgeldiniz, sevgili Şambra. Bu grubun enerjisine – burada, bu Canyon Hall’da bulunanların, dünyanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ</strong></p>
<p><strong>(BİR SONRAKİ) Dizisi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ŞAUD 11: “Spiral/Sarmal Deneyimi” </strong></p>
<p><strong>ADAMUS’un katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</strong></p>
<p><strong>Kırmızı Çembere sunulmuştur</strong></p>
<p><strong>4 Haziran 2011</strong></p>
<p><a href="http://www.crimsoncircle.com/">www.crimsoncircle.com</a> -   <a href="../">http://kirmizicember.org</a></p>
<p>(<em>Not: Çizimleri ve fotoğrafları görebilmek için lütfen PDF versiyonunu indirin)</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Ben o Ben’im, çok Egemen Alandan Adamus. Toplantımıza hoşgeldiniz, sevgili Şambra. Bu grubun enerjisine – burada, bu Canyon Hall’da bulunanların, dünyanın her yanından izleyenlerin, evet, işte (kameraya bakar), enerjisine hoşgeldiniz – selamlar, hoşgeldiniz.</p>
<p><span id="more-568"></span></p>
<p>Günümüze başlarken birlikte derin bir nefes alalım.</p>
<p>Benim bir bardak suya ihtiyacım olacak, ve… sadece bardağa, suya değil. Şeffaf bir bardak. Onu kıracağımdan mı korkuyorsun?</p>
<p>LINDA: Evet! (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Bundan korkacağını biliyordum, sevgilim, ve bu yüzden dün gece bir bardak kırdın. Hmmm. Ahhh. Ahhh!! (kahkahalar) Ki bugün bunu yapmak zorunda kalmayayım.</p>
<p>LINDA: Sana yardım edebildiğime çok memnun oldum.</p>
<p>ADAMUS: Bardağımı beklerken… ve kahve de alırım, şeker, krema olmasın lütfen. Aa, teşekkür ederim. (Suzy ona bir bardak getirir) Teşekkür ederim.</p>
<p>LINDA: Teşekkürler Suzy.</p>
<p>ADAMUS: Pekâla, sevgili Şambra…</p>
<p>LINDA: Pişman olacaksın, yine de teşekkürler.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Bugün, bir yandan konuşurken bir yandan da küçük bir oyun oynayacağız. Bunu yapmak ister misiniz? (izleyiciler “Evet” diye yanıtlar)</p>
<p>LINDA: Sağlık güvenliği sorunları olmadığı sürece.</p>
<p>ADAMUS: Oyun oldukça basit. Bakın, buraya, bir şeyle dolmak üzere geldiğinizi düşünüyorsunuz. Bir şeyde zayıf ya da eksik olduğunuzu düşünüyorsunuz. (bardağa su doldurur) Bu, yaklaşık olarak (bardağın) yarısı mı? Bir şeyde zayıf ya da eksik olduğunuzu düşünüyorsunuz, onun için de bu toplantıya dolmak için geldiğinizi düşünüyorsunuz.</p>
<p>Ah! <em>Bu </em>bir yanılsamadır. Bu büyük bir yanılsamadır, ve insanların çoğu yaşamını bu şekilde sürdürür – o bardağı sürekli doldurmaya çalışır, sürekli olarak biraz bolluğun, birazcık sevginin, biraz seksin, her ne ise, olmasını sağlamaya çalışır. (kahkahalar) Sürekli o bardağı doldurmaya çalışır. Ve o (bardağın içindeki) giderek azalır, ve siz geri gidip onu başka bir yerde doldurmak zorunda kalırsınız. Şeylerin aslında iş görme biçimi bu değildir. Bunu lütfen benim için tutar mısın. (bardağı Linda’ya uzatır)</p>
<p>Bugün oynayacağımız oyun şu. (Adamus tahtaya bir sarmal &#8211; spiral çizer)</p>
<p>LINDA: Kıvırcık saç mı? (izleyicilerden biri “Spiral” der)</p>
<p>ADAMUS: Spiral. Herşey bununla ilgilidir – spiralle. Bardağı doldurmakla, onu tekrar tekrar doldurmakla ilgili değildir. Bu, genişlemekle, süreklilik gösteren spiralle ilgilidir.</p>
<p>Böylece bugün yapacağımız şey – eğer isterseniz küçük bir oyun oynayacağız – bugün gelişecek, evrimleşeceğiz. Bugün enerjilerimizi spiral şeklinde hareket ettireceğiz. Bugün çiçek açacağız. Sadece bir bardağı doldurmayacağız; çiçek açacağız.</p>
<p>Böylece ben konuşurken, söylevimi verirken – iyi ya da kötü, gerçekten farketmez. Aslına bakarsanız, hiçbir şey söylemeyebilirdim de. (duraklama) Buna bir alkışın gelip gelmediğine bakıyordum. Gelmedi, güzel. (kahkahalar) Hiçbir şey söylemeyebilirdim…</p>
<p>LINDA: Bu komikti.</p>
<p>ADAMUS: Bu komikti. (kahkahalar) İnsanoğulları, en azından gülebiliyorsunuz.</p>
<p>Böylece oyun şu, bugün ben konuşacağım. Ha, söyleyecek birkaç şeyim var… <em>bir dolu </em>şeyim var. İstersek çok, çok geçe kalabiliriz ya da sadece normal zamanın içinde kalırız. Bize sonradan bir GE – Guidance Energy (Rehberlik Enerjisi) katılacak (Kathleen Loughery’nin kanallığını yaptığı), ve bir “Soruyu Yanıtla” turu yapacak ve bunun sizi nereye götürdüğünü göreceğiz…</p>
<p>LINDA: Aaa.</p>
<p>ADAMUS: … ya da bizi. Soru sormaya cesaret edecekler mi? Soru sormaya cesaret edecekler mi?</p>
<p>Böylece biz dikkati dağıtırken, konuşurken, bu eğlence devam ederken… umarım eğleniyorsunuzdur, eğleniyor musunuz? Ben her ânında eğleniyorum, Sart. (kahkahalar; Sart bir melek kostümü giymiştir)</p>
<p>Biz o spiralden geçerken küçük duraklamalar yapacağız. Onları farketmeyebilirsiniz bile, ama küçük bir enerji duraklaması. Tobias buna Ayrılık Noktası dedi. Az çok bir değişimden geçtiğinizde o bir sonraki döngüye geçmeniz anlamına gelir. Böylece ben bugünün konularını ele alırken ve biz her bir soruyu irdelerken, o küçücük, neredeyse tespit edilemeyecek duraklamaları yapacağız ki o spiralin devam etmesini sağlayabilelim, ve bunu gün boyunca yapacağız. (spiralin üzerine küçük küçük işaretler kondurur) Ve bu duraklamaları bitirdiğimizde, buradan biraz farklı ayrılacaksınız. Bir şey öğrendiğinizi <em>düşüneceksiniz. </em>Oysa herhalde hayır. Herhalde hayır (öğrenmemiş olacaksınız). Ha, belleğinizi gıdıklayabilirim, ama aslında bir şey öğrenmeyeceksiniz. Ama bir şey <em>deneyimleyeceğinizi </em>umuyorum<em>.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Burada spirali görüyorsunuz. Hiç, çok büyük olup da yuvarlakmış gibi – ya tümüyle yuvarlak ya da enikonu yuvarlak &#8211; görünen bir bina gördünüz mü? O aslında yuvarlak değildir. O bina bir dolu yassı taştan ya da cam levhalardan yapılmadır, ve binanın yuvarlak olduğu yanılsamasını yaratır. Ama aslında değildir.</p>
<p>Spiral yanılsaması da buna çok benzerdir. Yaşamınızı sürdürürken şu anda burada olduğunuzu (bir “x” çizer) ve bu yolu yürüyerek akşamüstü burada olacağınızı (başka bir “x” noktasına bir çizgi çeker) düşünüyorsunuz. Hiç de değil. Siz aslında bu güzel spiralin, bir genişlemenin, kendi evriminizin içindesiniz. Herhangi bir bardağı doldurmuyorsunuz – bunu tutacağını sanıyordum (Linda’ya söyler) – herhangi bir bardağı doldurmayacaksınız, çünkü bu o eski kalıptır: Onu biraz doldurursunuz; biter, tükenir. (bardağı yere boşaltır, birisi nefesini tutar) Aman bu sadece su. (kahkahalar) Bunu yapacağımı biliyordun. Suyu kucağına boşaltacağımı sandın değil mi. (kahkahalar) Ahh!</p>
<p>LINDA: Bunu daha önce yaptı.</p>
<p>1.ŞAMBRA (kadın): Yaptığını biliyorum!</p>
<p>ADAMUS: Evet, kesinlikle. (farklı bir içecekten bir yudum alır) Bu enerji veren bir içecek. Çok yapışkan, onun için bunu dökmeyeceğiz.</p>
<p>Böylece oyun bu. Biz önümüzdeki yaklaşık bir buçuk saat boyunca konuşacağız, ve düşünmeyi kesin. Bırakın. Olmasına izin verin.</p>
<p>Derin bir nefes. Bir numaralı spiral. Bir numaralı Ayrılık Noktası şu anda meydana geldi.</p>
<p><strong><em>Şimdiki Enerjiler</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Sonraki konu… bu kadar çok düşünmeyin! Sonraki konu. Yoğun birkaç hafta geçti, ve daha bitmedi. (Yoğun günlerin) Yüzde 40’ını geçtiğimizi söyleyebilirim, Pete. Çok, çok yoğundu.</p>
<p>Bunu yapacağımı biliyordun. (birisinin şapkasını alır)</p>
<p>SUSAN: Onu senin için satın aldım.</p>
<p>ADAMUS: Evet. (şapkanın içine sıkıştırılmış gazete kağıdını çıkartır) Gazetede iyi bir haber var mı? (kahkahalar) Gazeteyi şapkayı takarken mi özümsüyor, içine çekiyorsun… ? (kahkahalar) Gazete okumanın çok ilginç bir yolu bu – onu şapkanın içine koymak. (şapkayı başına koyar) Bir dahaki sefere birazcık daha büyük bir şapka olsun, ya da ben kanal olacak daha küçük kafalı birini bulayım. (Dave bir fotoğraf çeker) Bir tane daha. (bir tane daha çeker) Tamam, güzel. Teşekkür ederim.</p>
<p>Gördünüz mü, sevgili dostlar, bir dikkat dağılımı… bu ne… (melek kostümü giymiş Sart’a bakar) Allah Allah?! (kahkahalar) Bir yanılsama! (artan kahkahalar) Ölüp cennete gidecek ve seni görecek olsaydım, ânında aksi yöne kaçardım!! (kahkahalar) Ama tabii, bak, Cauldre da bu salak şapkayı takıyor!</p>
<p>LINDA: Buraya gel, Sart. Gel. Öne gel. Kim tutar seni. Bunu hak ediyorsun.</p>
<p>ADAMUS: Çok güzel. Teşekkürler.</p>
<p>SART: Merhaba Şambra! (izleyici alkışlar)</p>
<p>LINDA: Korkutucu bir melek.</p>
<p>ADAMUS: İki numaralı dikkat dağılımı. Derin bir nefes alın.</p>
<p>Görüyor musunuz? Bugün vurgulamak istediğim şey, bunun bu kadar basit olduğudur. Bu kadar basit. Düşünmeyi gerektirmiyor. İşlemden geçirme yok. Bir dakikaya kadar bundan söz edeceğiz, ama işlemden geçirmeler bitti.</p>
<p>Böylece bu geçtiğimiz ay, çok yoğundu, ve biz yolun yaklaşık yüzde 40’ını katettik. Bununla nasıl başa çıkıyorsunuz… ah, bunu sormamalıydım. Nasıl başa çıkıyorsunuz?</p>
<p>ŞAMBRA 3 (kadın): Harika.</p>
<p>ADAMUS: Harika. Bunun geleceğini biliyordum. Gözünü kırptığını görebiliyorum.</p>
<p>Sevgili Şambra, şu anda kendinizin bir fotoğrafını çekmenizi istiyorum, çünkü Dünya üzerindeki enerjiler asla bu kadar yoğun olmadı. Giden enerjilerle ve gelmeye hazırlanan yeni enerjilerle, böyle bir enerji geçişi şimdiye dek hiç olmadı. Sistem asla bu kadar gerilime maruz kalmadı. Aslında şaşırdım. Bahisçi bir melek olsaydım şimdiye kadar şeylerin çatırdayacağına ya da patlayacağına bahse girmiştim. İnsan bilincinin lastiği çok gerildi, çok gerildi, özellikle de şu son birkaç haftada, ve daha da gerilecek.</p>
<p>Şimdi, onun rahatlamasına yardımcı olan bazı insanlar var aslında. Aslında. Onlar haber oluyor. Onlar… ben onların sizin adınıza günah işleyerek özveride bulunduğunu söylemek istemiyorum, ama bir anlamda bunu yapıyorlar. Özveride bulunarak günah işliyorlar.</p>
<p>LINDA: Edwards ve Schwarzenegger gibi mi? (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Böylece okuyorsunuz… <em>onların </em>yaşamı birdenbire cehenneme dönüyor, bunları okuyor ve sonra, “Bunun ben olmadığına çok seviniyorum” diyorsunuz. (kahkahalar) Ama o sizdiniz, bir anlamda. Ama haberlerde çıkan şeylerin bir bölümü aslında o büyük ağır dramlar değil. Elbette travmatik şeyler var. Piyasa, tüm yıl olduğundan daha düşük. Daha ne kadar düşebilir? Bunu keşfedebiliriz.</p>
<p>LINDA: Utan utan. Bunu yüksek sesle söyleme bile.</p>
<p>ADAMUS: Bunu keşfedebiliriz. Yunanistan’ın ekonomisi temelde  çöküyor, yakında birkaç başka ülke de onu izleyecek. Onlar böyle demiyorlar. Sadece bilançonun biraz şaştığını söylüyorlar. Eh, biz biliyoruz ki bilanço<em>nuz </em>şaştığında, bu bir çöküştür. (yoğun kahkahalar) Böylece… teşekkür ederiz. Bugün birçok bar taburem var. Bu iyi. Onları kullanmıyorum, ama gerekirse varlar.</p>
<p>Böylece haberlerde meydana gelen şeyler var, özellikle de böyle bir zamanda – cinsel enerjinin çökmesi, Meclis (kongre)… Meclis… (Adamus durur ve “hamile” kıyafeti giymiş birine bakar; hanım onu yaklaşmaya davet eder) Hayır… hayır! (kahkahalar) Biliyor musun, bunu son yaptığımda kendimi yeniden Dünya’da bedenlenmiş halde buldum. (yoğun kahkahalar) Doğum kanalından geçiverdim! Lanet olsun! Bu eski hileyi bir daha yutmayacağım!</p>
<p>Böylece, Meclis ya da Kongre üyeleriyle ilgili bir durum var… ve lütfen gülmeyin.</p>
<p>LINDA: Weiner! (çvr: Anthony Weiner, ABD Temsilciler Meclisi’nde New York eyaletinin 9. Bölge temsilcisi, bir seks skandalına karışmış)</p>
<p>ADAMUS: Weiner. Gerçekten. Arnold (Schwarzenegger) var. Tüm bu farklı şeyler olageliyor, ekonomik durumlar ve diğer her şey. Ben gerilen lastiğin kopmadığına şaşıyorum. Ve biliyor musunuz? Ben hepinizin bu konuda kaygılandığını biliyorum. Böyle bir… ah, şu içinize işlemiş eski korkuyu, aslında çok, çok derinlere işlemiş, ödünüzü patlatan korkuyu, “Ya herşey parçalanırsa” korkusunu biliyorum. Ve ben sizin bir an için durup, bunların hepsini omuzlamaya çalışmaktan vazgeçmenizi istiyorum. Bu o eski Atlantis’ten kalma şeydir. Ah (esner) Atlantis. Ama bunu hâlâ beraberinizde taşıyorsunuz. Hâlâ, “Ya her şey parçalanırsa” diye kaygılanıyorsunuz.</p>
<p>Parçalansa ne olur? Ne olur? Ah! Bakın, hiç de Atlantis gibi parçalanmayacak. Ben buna “ışık enerjisi” diyeceğim, gelmeye hazır ya da çevrede dolanan fazlasıyla ışık enerjisi var. İnsanlığın bilinci aslında oldukça… bu ilginç bir denge. Toplumun yıkımı fiziksel biçimde olmayacak, ama çok bilinçli biçimde bir toplum evrimi olacak.</p>
<p>Bilinç, sevgili Patricia, bildiğin gibi, o büyük kelime bilinç olacak. Mega-eğilimlerden söz edilecek. (Patricia Aburdene’e hitap eder, “Megatrends 2010”un yazarı) Bilinç. İnsanlar daha bilinçli olmaya başlayacak, bazıları da olmayacak. Ve onlar bu zamanda bu yolculuğa bu gezegende devam etmeyebilirler, ve bu pekâladır. Gidebilirler, az çok kendi bir yerlerine, ama burada doğan yeni güneş bilinçtir.</p>
<p>Bilinçli yemek, bundan söz ettiğini duydum, Eesa’lı Linda. Bilinçli yaşamak. Ne çok insanın bilinçsizce yaşadığının farkında mısınız? Neredeyse herkes. Neredeyse herkes.</p>
<p>Bilinçli bolluk. Bu tümüyle ayrı bir konu. Bilinçli ilişkiler. Sözünü ettiğim o muazzam hipnoz katmanının devrede olduğunu farkediyor musunuz, ve Şambra, siz yine de hâlâ ona yakalanma eğilimindesiniz. Onun sizi küçük düşürmesine hâlâ izin verme eğilimindesiniz, ama öğreniyorsunuz. Öğreniyorsunuz. Uyanıyorsunuz. Öğreniyorsun, değil mi? Bana öğrendiğini söyle.</p>
<p>LARRY: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Hayır, demek istediğini, öğrendiğini söyle.</p>
<p>LARRY: (biraz daha yüksek sesle) Evet.</p>
<p>ADAMUS: Oturuyorsun, kollarını kavuşturmuşun, ve sözler ağzından zar zor çıkıyor. Öğreniyor musun?</p>
<p>LARRY: Evet.</p>
<p>ADAMUS: Neyi?</p>
<p>LARRY: Hiçbir fikrim yok.</p>
<p>ADAMUS: Hiçbir fikrinin olmamasını (öğreniyorsun). (kahkahalar) Sana bir ipucu vereyim. Bilinç!</p>
<p>LARRY: Ha.</p>
<p>ADAMUS: Bilinç. Bir duralım, bir an. Biz – vay! – bir başka döngüden daha geçtik. Harika. İşte şu kadarcık zamanda dikkatiniz dağılabiliyor.</p>
<p>Bilinçli yaşamak! Bilinçli yaşıyor musun?</p>
<p>LARRY: Hayır.</p>
<p>ŞAMBRA (kadın): Söyle…</p>
<p>LARRY: Pekâla, evet.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Gerçekten mi?</p>
<p>LARRY: Belki.</p>
<p>ADAMUS: Belki? Görüyor musun, böyle bir bulanıklık var – ve ben seninle uğraşmıyorum, ama sen uğraşmamı istedin. Uğraşmamı istedin. Bir bulanıklık, bir pus var, ve ona girmek kolaydır. Kendini suçlama. Bırak onu ben yapayım. (kahkahalar) Benim komik dia’mı (gösterin). (gülme efektini gösteren dia’dan söz eder)</p>
<p>Ona kapılmak çok kolaydır, çünkü sen, benim sevgili dostum, sen hâlâ başkaları adına bazı şeyler üstleniyorsun. Üstlendiğini düşünmüyorsun, ama üstleniyorsun, sürekli, ve bu da seni bulanıklığa ya da bir pusun içine sokar.</p>
<p>Sen… sen… ah, bunu söyleyivereceğim. Söyleyebilir miyim? Sen kendini sevmiyorsun. Evet. Kendini sevmemeyi seviyor musun?</p>
<p>LARRY: Hayır.</p>
<p>ADAMUS: Hayır? Peki neden yapıyorsun?</p>
<p>LARRY: Alışkanlık.</p>
<p>ADAMUS: Alışkanlık. Kesinlikle alışkanlık. Belki rahatlatıcı bir alışkanlık. Kendini sevseydin, buradan kendini mutlak şekilde severek çıkıp gitseydin ne olurdu? Onu düşünmek değil de gerçekten kendini sevmek. Sonuçları ne olurdu?</p>
<p>LARRY: Mutluluk.</p>
<p>ADAMUS: Hayır, yaşamın kısa bir süre için cehenneme dönerdi. Kesinlikle. (kahkahalar) <em>Kesinlikle, </em>çünkü hayatında oluşturduğun her şey, yaşamının tümü “Kendimi sevmiyorum, onun için de bilinçsiz kalacağım ve insanların beslenmesine izin vermeyi sürdüreceğim. Başka herkesle ilgileneceğim ama kendimle ilgilenmeyeceğim” üzerine kurulu, aslında bir Bayrak olma rolünü oynamana rağmen. Ve sen bekliyorsun şöyle okkalı bir tekmeyle…</p>
<p>LARRY: Kıçıma.</p>
<p>ADAMUS: Evet, ve işte sana tekme. Ve herkes adına konuştuğunu da farkediyorsun… herkes. Böylece buradan gerçekten, tam anlamıyla, mutlak biçimde kendini severek çıkıp gidersen, bildiğin şekliyle hayat parçalanıverir. Bu kötü değildir, ve ben bunu burada sözünü ettiğim şeyle ilişkilendiriyorum – yani insanlığın bir lastik gibi iyice gerildiği konusuyla.</p>
<p>Ama herşey değişirdi. Herşey evrimleşirdi, ve bu, eski enerjilerin, tıkalı enerjilerin, ki konuştuk, onlara sahipsiniz, temizlenmesi anlamına gelirdi. Ama siz hâlâ onlara tutunmak istiyorsunuz, çünkü doğanızda bir korku var, “Bırakıverirsem ne olur?” Bu o eski derin karanlık uçurum korkusu. “Bırakıverirsem ne olur? Onun içine düşerim.” O zaman yaşam sevinci dediğiniz şeyin o küçücük kırıntılarını da kaybedebilirdiniz. Ama, sevgili Şambra, sevgili Larry, sevgili dostlar, bunun şimdi farklı bir zaman olduğunu size söyleyebilirim. Onu bırakmak zamanıdır. Onu düşünmekten vazgeçmek, ve onu aslında gerçekleştirmek, aslında kendini sevmek zamanıdır – şimdiye kadar gerçekleştirdiğiniz en zor şey. Şimdiye kadar gerçekleştireceğiniz en zor şey – kendini sevmektir.</p>
<p>Pekâla, derin bir nefes alın. Ah, şu anda hemen burada yaklaşık üç katmandan geçtik. (Larry’e hitaben) Biliyorum, salonun önüne gitmemi sabırsızlıkla bekliyorsun. (kahkahalar) Sanki, “Beni yalnız bırak! Oraya git! Yaz geldi!” der gibisin, ama gitmeyeceğim, çünkü çok eğleniyorum. Ve sen de öyle.</p>
<p>LARRY: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Evet, tamam. Derin nefes. Vay canına!</p>
<p>Görüyor musunuz? Bu şeyleri artık düşünmek zorunda değiliz. Evet ya. Bu sadece o spiralden geçmenize izin vermektir. Ve özellikle sen, düşünme, anlamaya çalışma, sadece o spiralden geç. Bu o kadar kolay ki. Açıklayacağım. Peki, teşekkür ederiz.</p>
<p>LARRY: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Larry’e kocaman bir alkış. (izleyiciler alkışlar) Bu tür şeyler yapmasaydım Adamus olamazdım. Soru şu ki, <em>sizin </em>sıranız ne zaman gelecek?</p>
<p>Peki, sevgili Şambra… (Adamus içeceğinden bir yudum almak için duraksar) Ah! Bir başka spiral. İşte bu kadar kolay.</p>
<p>Ben bugün sizinle oynuyorum ya da sizinle ‘birlikte’ oynuyorum, diyeyim. Bu, bu kadar kolay.</p>
<p>Ben tüm bu çabalamaları ve tüm bu zihinsel gerginlikleri ve tüm makyo’yu bitirmek istiyorum. Bu şekilde olması gerekmiyor. <em>Bunun gerçekten bu şekilde olması gerekmiyor, hiç.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><strong><em>Melekler ve Uzaylılar</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Ben bir hafta önce Varşova’da – eh, ‘hayatımın’ kelimesi iyi bir kelime değil – egemenliğimin (en iyi) zamanını geçirdim. Polonya’yı çok sevdim ve hâlâ da seviyorum. Orada çok zaman geçirdim, ve bu gezegende fiziksel beden içindeyken kendi başıma geçirdiğim o son birkaç yılımda, kuzey Almanya ve kuzey Polonya’da çok zaman geçirdim. Neden? Oradaki topraklar, doğa, enerjiler yüzünden, kendimle doğa aracılığıyla iletişim kurabiliyordum.</p>
<p>Orada çokça zaman geçirmemin bir nedeni de, şu diğer alemlerde olan bitenler yüzünden – müdahaleler yüzünden – sıkkın olmamdı. Melekler müdahale edebilirler! Tüm meleklerin iyi olduğuna kanmayın. Sanıyorsunuz ki… (Sart’a döner) lütfen ayağa kalk. (Adamus kıkırdar) Bu iyi bir melek! Evet.</p>
<p>Melekler… siz bir melektiniz ve <em>siz </em>sıkışıp kaldınız. Bazı melekler sıkışıp kalır, sıkışıp kaldı.</p>
<p>Geçen haftaki konuşmamızda (<em>Melekler ve Uzaylılar; https://www.shaumbrashoppe.com/p-3386-angels-and-aliens.aspx) </em>dedim ki, şimdi adına Dünya denen, bir gelişme, evrimleşme yeri olarak oluşturulan şu güzel kaya vardı. Evrimleşme, bunun gibi bir gezegende fiziksel maddeye girdiğinizde çok daha zarif ve çok daha fazla deneyimle gelir. Böylece tohumlar tüm gezegene atıldığında… buraya fiziksel bedeni olmadan gelen melekler, Tohumcu denen gruplar vardı, ve onlar gezegeni yaşam veren ışıkla tohumladılar.</p>
<p>Sonra, Bekçiler denen bir grup geldi, ve onların işi, Başmelekler Düzeni’yle Dünya arasındaki enerjisel bağlantıyı korumaktı. Bekçiler muazzam bir sorumluluğa sahiptiler: Gözlemlemek, izlemek, enerjilerin hareketine yardımcı olmak, ama hanımlara ya da beylere dokunmamak. Dokunmamak.</p>
<p>Eh, Bekçiler, bazısı, karşı koyamadı. Neden? Çünkü melekler duyusal varlıklardır. Duyusal. Bu sadece seksi anlamına gelmez; duyusal – rengi hissetmek, müziği hissetmek, (birisi Adamus’a dokunur) beni hissetmek anlamına gelir! Melekler duyusallığa bayılırlar. Bu, duyusallıkla ilgili tümüyle başka bir kanallık konusu.</p>
<p>Ve siz duyusallığınızı baskıladınız, çünkü size onun cinsellik olduğu söylendi. Değildir. Duyusallık, kendi enerjinizi koklamaktır. (birisini koklar) Ah! Evet! Ahhh…</p>
<p>Pekâla, hadi burada bir sıçrama daha yapalım. Ah, evrimleşmek. Evet. Bunların tümü dikkatin dağılmasıdır, ama bu güzel bir taneydi. Başka ne yapacaktınız ki? Televizyon mu izleyecektiniz?</p>
<p>Böylece Bekçiler kendilerine engel olamadılar, eh onlar böyle diyor, ve müdahale etmeye, şimdi Dünya’da bulunan insanların rüyalarında oynamaya başladılar, ve rüyalar aracılığıyla bazı ilginç şeyler gerçekleştirebildiler. Sonuçta Nefilim denen döller yarattılar (çvr: Nephilim, Eski Ahit’te, Tevrat’ta adı geçen ve fiziksel olarak etkileyici ve güçlü “kahramanlar” olarak betimlenen varlıklar), ve bu Nefilimlerin Dünya’nın laneti oldukları söylenir. Ben bunun tam doğru bir söylem olduğunu düşünmüyorum, ama bir karışıklığa neden oldukları kesin. Yani biz (Polonya’da) ayrıntılı olarak bundan söz ettik – tüm bu müdahalelerden. Yani burada söylediğim şey şu, bir varlığın kendine melek demesi, sizden daha iyi biliyor anlamına gelmez.</p>
<p>Biz uzaylılardan söz ettik. Of of of of of. Neden… biri bana söylesin, neden… (Edith’in önüne oturur) bana sen söyle. (bazı gülüşmeler) Neden insanlar kendi güçlerini herhangi bir şeye ya da diğer her şeye teslim ederler? Neden?</p>
<p>EDITH: Hiçbir fikrim yok.</p>
<p>ADAMUS: Ah, ben de böyle diyeceğinden korkmuştum. Evet var. Bir birey kendi gücünü neden başka bir şeye teslim eder?</p>
<p>EDITH: Böylesi belki daha kolaydır.</p>
<p>ADAMUS: Tanrı dahil…. Tanrı  dahil.</p>
<p>EDITH: Aynen, aynen.</p>
<p>ADAMUS: Ve uzaylılar.</p>
<p>EDITH: Ha, o zaman kendilerinin sorumluluk alması gerekmez.</p>
<p>ADAMUS: Hah! Biliyormuşun işte, sevgilim! Sorumluluk alman gerekmez! (izleyiciler alkışlar) Bilinçsiz olmayı südürebilirsin. Devam edip…</p>
<p>LINDA: Bu bir Adamus Ödülü hak ediyor mu?</p>
<p>ADAMUS: Üç tane!</p>
<p>LINDA: Üç tane.</p>
<p>ADAMUS: Popülersin. Ben senin bir Facebook arkadaşın olmak istiyorum. (kahkahalar, çünkü Edith Facebook’da aktiftir)</p>
<p>EDITH: Sen benim her zaman arkadaşımsın. Seni seviyorum.</p>
<p>ADAMUS: Pekâla, evet, sorumluluk almak zorunda kalmamak için. O bilinçsizlik kuşağında kalabilirler. Kendilerini – Larry – sevmek zorunda değiller. Direksiyon başında – hemen buradaki yaşamın büyük direksiyonunun başında uyuya kalabilirler. Ama bu olduğu zaman onlar – <em>siz </em>– çok şey kaçırırsınız. Çok şey kaçırırsınız.</p>
<p>Nefes; bir başka küçük döngüden geçelim. Vaay! Ne kadar kolay olduğunu görüyor musunuz. Ah! Onu düşünmekten çok daha kolay. Ah!</p>
<p><strong><em>Sırlar?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Norveç’te bana ilginç bir soru yöneltildi, belki de Norveç’te sunulan en ilginç, en derin, en sinir bozucu sorulardan biriydi. Şöyle bir soruydu, “Adamus…” ve bu kişi, bu arada, ciddiydi, “Adamus, o sır nedir? Neyi saklıyorsun? Bir şey gizlediğini biliyorum. Nedir? Nedir?”</p>
<p>Şimdi, bu ilginç bir soruydu çünkü o kişi buna kesinlikle inanıyordu. (Adamus içeceğinden bir yudum alır) Hmmm. Biraz ister misin?</p>
<p>Bu kişi benim gizlediğim bir şey olduğuna kesinlikle inanıyordu – ve bu ben değilsem, başka bir varlık, bir kitap, Yükselmiş bir Üstat idi – sanki biz bir sır saklıyormuşuz gibi, sanki kasten onu geri tutuyormuşuz gibi, sanki o büyük bir havuçmuş gibi, sanki… hatta daha fazla seminerlere ve sınıflara gidip de bunlara bağımlı olasınız diye böyle söyleyenler bile olacak. Size hemen şimdi şunu söyleyeyim, bir seminere (workshop) ya da sınıfa gitmek zorunda değilsiniz. Zorunda değilsiniz. Öğrenmeniz gereken hiçbir şey yok.</p>
<p>Sırlar yok. Yok. Sır budur – sırların olmaması. Bizim – benim, birlikte çalıştığım herhangi bir varlığın, Tobias’ın ya da herhangi bir başka varlığın – gizlediği hiçbir şey yok.</p>
<p>Ama bu ilginç bir soruydu çünkü fazlasıyla zihinsel enerji içeriyordu. Bu, belki de birazcık size benzeyen, hâlâ anlamaya çalışan bir kişiydi. Hâlâ anlamaya çalışan! Sanki kocaman bir yapboz varmış da, gidip anlamaya, çözmeye çalışasınız diye parçalarını cehennemin ve lanetli yerlerin her yerine ve evrenin tüm geri kalanına saklamışız gibi. Sanki yapbozun parçalarını saklamaktan başka yapacak işimiz yokmuş gibi! Hayır, sevgili Şambra! Bu komikti. Komik dia? Evet, güzel. (kahkahalar)</p>
<p>Yani bu ilginç bir soruydu, ama geçerliydi, çünkü benim su bardağıma benziyor. Sanki onun her gün, her hafta, her ay bir şeyle dolması gerekiyor, o dolumu gereksiniyor.</p>
<p>Dünya üzerinde sahip olduğunuz tüm o yaşamlarda, tüm o dolumlarda, o bardağın dibinde bir delik olması gerektiğini, ya da tüm o yanılsamanın hatalı olduğunu hiç farkettiniz mi? Ve ben tüm o yanılsamanın kesinlikle hatalı olduğunu iddia edeceğim, çünkü bu, tekrar doldurmakla ilgili değildir. Bazı sırlarla ilgili değildir. Doldurup öğrenmek ve en sonunda da makyo bir saadetle dolup taşmakla ilgili değildir. Bu, deneyimlemekle ilgilidir. Hepsi bu. Bu, deneyimlemekle ilgilidir.</p>
<p>Bu soruyu soran kişinin yaşamını deneyimlemediği açıktı. Onlar belli ki bunu anlamaya, çözmeye çalışıyorlardı. Eminim çok şey okumuşlardır. O kişiyle bir haftasonu geçirecek olsanız ölesiye  sıkılırdınız. (Gülme efekti dia’nın gösterilmesini beklemesi kahkahalara neden olur) Ah, bu zorlu bir grup, zorlu bir grup. Kendi gülme işaretimi verebilmek için şu elektronik aletlerden birini alabilir miyim? (gülme efekti dia devreye girer)</p>
<p>Böylece bu kişinin deneyim içinde olmadığı açık. Onlar zihinlerindeydiler. Kendi deneyimlerini geliştirmek yerine belli ki su bardaklarını dolduruyorlardı. Belli ki, kendilerini sevmedikleri bir enerji türünün içindeydiler… (salonun arkasındadır ve gülme efektinin hangi düğmeye basılarak devreye sokulduğu ona gösterilir) Şimdi o düğmenin nerede olduğunu biliyorum! Benim buraya yöneldiğimi görürseniz, bilin ki bir komiklik yapacağım.</p>
<p>Ama ilginç bir soru – sanki bir sırrın olması, sanki saklanan bir şeyin olması. Sanırım sır şudur; (a) hiçbir sırrın olmaması; (b) anlaşılacak, çözülecek hiçbir şeyin olmaması, ve bunun üstesinden ne kadar çabuk gelirseniz, o kadar iyi olur. Anlaşılacak lanet bir şey yoktur.</p>
<p>İnsanların yaptığı şu “anlama, çözme” şeyi saplantı haline gelir. İğrençtir. Tüketen bir enerjidir. Çok modası geçmiştir. Büyük bir saçmalıktır. Anlaşılacak, çözülecek hiçbir şey yok. Deneyimlenecek herşey var.</p>
<p>Kendinize bir deneyim vermekten ne sıklıkta çekiniyorsunuz – size baskı yapabilecek, sizi rahat olduğunuz alandan çıkartabilecek bir şeyi yapma deneyimi gibi, bir iş kurma deneyimi gibi, çılgınca bir şey yapma, bir geziye gitme deneyimi gibi? Bu salonda bulunan bazılarınızın gitmeye can attığı geziler var, ama onu gerçekleştirmemek için binlerce  bahane buluyorsunuz – ya paranız yoktur, ya zamanınız, korkuyorsunuz gidip de… (hamile kıyafetinde bir hanıma hitaben) Her seferinde sana bakıyorum. (Adamus güler)</p>
<p>ŞAMBRA (kadın): Genişliyorum.</p>
<p>ADAMUS: Evet ya, genişliyorsun. Evet. İlginç… (artan kahkahalar) Bir dakika için buraya öne gelebilir misin? Sen mükemmel bir örneksin – Tanrı bilir neyin örneği – ama bir şeyin mükemmel bir örneğisin. Belki birisi bana söyleyebilir. Burada sözünü ettiğim şeyin mükemmel bir örneğisin. Hayran olunacak, çekici, güzel, zeki ve çok bilinçli bir varlık olduğun açık, ve söylediğim her kelimeyi kastederek söyledim.</p>
<p>ŞAMBRA (kadın): Katılıyorum.</p>
<p>ADAMUS: Katılıyorsun. Bu iyi. Böylece rahatlık alanından çıktın ve giyinip kuşandın, eğleniyorsun. Bir deneyim yaşıyorsun. Birçok insanın yüzüne bir gülümseme oturtuyorsun, ama kendinin de bir deneyime sahip olmasına izin veriyorsun. Ve ben sana emrediyorum. (Adamus onu kucaklamak üzere harekete geçer, sonra durur) Sana emrediyorum. Sana, taşkınlık yapmanı ve yaşam oyununu, yaşamın bir oyun, bir rol olduğu gerçeğini anlamanı emrediyorum. Kimliğin bir rol, ve onunla oynamaya başladığın an, eğlencelidir. Eve gülümseyerek dönersin, çünkü buradan (kafa) çıkmışındır. Ve senin ‘buran’ çok iyi durumda. Zihinsel olarak çok zekisin, ama onu oldukça iyi dengelemişin. Bana öyle bakma. (kahkahalar) Cauldre’nın canına okuyacakmışın gibi duruyorsun.</p>
<p>Bu hanım oynamaya ve eğlenmeye ve deneyimlemeye istekli. Ve bakın, spiral-metresi şu anda hareket ediyor. Dışarı sızdıracak bardakları suyla doldurmuyor… (hanımın cinsellik çağrıştıran bir biçimde kostümünü çekiştirmesi yoğun kahkahalara neden olur) Böylece o sadece sarmal biçiminde… (Adamus hanımın çok uzağına gider) Şuraya oturabilir miyim? (kahkahalar) Hatta sanırım daha da iyisi… (dışarıya çıkar, yoğun kahkahalar)</p>
<p>Böylece o genişliyor ve spiral şeklinde hareket ediyor. Güzel bir zaman geçiriyor, ve… burada sadece mesafeyi ne zaman koruyacağımızı bilmemiz gerekiyor. Salona geri dönmek güvenli mi? (izleyiciler “Evet” der) Duyduğum pek de… (birisi, “Oturuyor” der) Tamam, o zaman… peki. (salona geri gelir) Uff!</p>
<p>Pekâla Şambra, ah, derin bir nefes alın. Az önce şu küçük şeylerin birkaçından, o küçük spirallerin birkaçından daha geçtik.</p>
<p>Pekâla, sırlar yok; bu, yaşamı deneyimlemekle ilgili. Ve deneyimin de – sizin deyiminizle – iyi ya da kötü olarak yargılanması gerekmiyor. Sonuçta hepsi şaşırtıcı, hepsi güzel ve hepsi genişlemedir.</p>
<p>Sizi incitip incitmeyeceği hakkında kaygılanmanız gerekmiyor. Biliyor musunuz, herşeyden önce, incinme – acı – gerçekten zihinden gelir. Fiziksel beden, zihin ona (David’in omuzuna vurur) acı içinde olduğunu söylemeden… Pardon. (David’e tekrar vurur) Acı içindedir… (David ona geri vurur; yoğun kahkahalar) Ah! Ah! Beden, zihin olmadığında acıyı bilmez. Zihin olmadığında duygular yoktur. Duygularınızın merkezi zihindir.</p>
<p>Hisler – gerçek hisler ıstıraplı değildir. Onlar tamamlayıcı, doyurucudur. Çekicidirler. Çok duyusaldırlar, ama asla ıstıraplı değildirler. Gerçek bir his – farkındalık ve bilinç – ıstıraplı olamaz. Bir uçurumun tepesinde durur, uçurumun ya da uçurum olduğunu sandığınız şeyin hemen kenarında durur – ki o hiç de uçurum değildir, bir başka yanılsama dahadır – ve dersiniz ki, “İyi de, o adımı atmam, anlamaya çalışmaktan vazgeçmem, ve yapmaya bayılacağım şeyleri yapmamak için kendime bahaneler yaratmaktan vazgeçmem ne kadar ıstıraplı olabilir ki?” Bunda ıstırap yoktur. Bilinçte acı yoktur. Bu inanılmaz bir kavram değil mi?</p>
<p>Acıyı zihin, beyin yarattı. Beyin duyguları yarattı – beyin acı dolu duygular yarattı – ama onlar gerçek hisler değildir. Bu gerçek bilinç değildir.</p>
<p>Böylece derin bir nefes alın…</p>
<p>Sırlar yoktur. Saklanan hiçbir şey yok. Bu, kendi güzel ama az çok sinsi tarzında devreye giren zihindir. “Anlaşılacak bir şey olmalı” diyen, devreye giren zihindir. Zihin programlanmıştır. Küçük bir robottur. O hep anlamaya, çözmeye programlanmıştır, ve siz de ona izin veriyorsunuz.</p>
<p>Özellikle şu son birkaç hafta boyunca, şeyler gerginleşmeye başladığında – ve birçoğunuz şimdilerde onu benimsemeyerek içinize almamak konusunda giderek daha başarılı oluyor, onun başka bir yerden geldiğini  farkediyorsunuz – yine de hâlâ zihnin devreye girerek onu anlamaya ya da çözmeye, olanları ölçüp biçmeye çalışmasına yatkınsınız. Bu, uzun zamandır iş gördüğünüz biçimdir.</p>
<p><strong><em>Bu Deneyimle İlgili</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Bir an için ölçüp biçmeye çalışan bir zihnin olmadığını hayal edin, ya da en azından, ölçüp biçse bile onun şurada önde duran o lanet vantilatör gibi olduğunu düşünün. Onu sadece görmezden gelirsiniz. O oradadır, ama siz onu görmezden geliverirsiniz, öhöö, Eesa’lı Linda mutlu ve serin kalsın diye.</p>
<p>Böylece zihin bunu çokça yapıyordu – ama özellikle şu son birkaç haftadır – devreye girip, küçük mesajlar veriyordu. “Neler oluyor? Tehlike var mı? Ne yapmam gerek?  Tüm parçaları nasıl birleştirebilirim? Neler olduğunu nasıl anlayabilirim?” Ve anlayamazsınız. Anlayamazsınız. Bu konuda rahat olabilir misiniz? Bunu gerçekleştirebilir misiniz? Kolay değildir, özellikle de bir dolu programlanma olduğunda. Zihin sürekli küçük mesajlar gönderir, hep analiz etmesi, kutulara yerleştirip, paketleyip bir yerlerde depolaması gerekir.</p>
<p>Bunu gerçekleştirebilir misiniz (spirali gösterir), sadece o duraklamaları gerçekleştirip, derin bir nefes alıp, kendinize evrimleşme iznini verebilir misiniz? Anlamaya çalışmadan bir deneyim yaşayabilir misiniz? Bunu size çok insanca kavramlarla anlatayım. Küçük çaplı bir araba kazası yapabilir ve onu anlamaya çalışmayabilir misiniz?  (birisi “Hah” der) Ha, ha, ha. (Adamus güler)</p>
<p>ŞAMBRA (erkek): Teşekkürler.</p>
<p>ADAMUS: Teşekkürler, evet ya. Küçük çaplı, dedim. Küçük çaplı. Bakın, olan şudur, yolda gidiyorsunuz ve birisi size bir şamar indiriyor. Öyle kuvvetli değil, ama tokat atıyor. Birdenbire “Ruh bana ne söylemeye çalışıyor?” diyorsunuz. İşte bu beyindir. Bu Ruhunuz değildir. O burada değildir. Birden bedeninizin bir kısmı kendini belli etmeye başlıyor, acıyor, ve siz de “Neyi yanlış yaptım?” diyorsunuz. Hiçbir şeyi! Sadece bir deneyim yaşıyorsunuz! Kahkaha lütfen. (gülme efekti)</p>
<p>Bir randevunuzu kaçırıyor ve neler olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz. “Sekiz ay önce Adamus ne demişti,” bilirsiniz, “sayfa 14’de?” Farketmez. Bir deneyim yaşıyorsunuz. Herşey bununla ilgilidir. İnanılmazdır. Güzeldir. Ve beyninizi o deneyimde devre dışı bıraktığınız an, beyninizin o deneyimi <em>kontrol etmesine </em>izin vermeyi kestiğiniz an, gerçekten, inanılmaz olacak. Kaç arabanın size çarptığı umurunuzda olmayacak. Bedeninizdeki ağrı ve sızılar umurunuzda olmayacak. Ve onlara odaklanmaktan vazgeçtiğinizde, ne olur biliyor musunuz? Onlara ihtiyaç kalmaz. Yeni bir deneyim düzeyine yükselirsiniz. Oldukça şaşılası. Oldukça şaşılası.</p>
<p>Böylece, oldukça ıstıraplı deneyimleri, kendini tekrarlayan deneyimleri, pek de doyurucu olmayan deneyimleri içeren bir kalıbın şu anda devam ettiğini söyleyebilirsiniz. Ağrı ve sızılara sahip olmak, gerçekten, şu anda ne kadar doyurucudur? Meteliksiz olmak ne kadar doyurucudur? Onlar deneyimdir ama bir kez salıverdiğinizde ya da onu anlamaya çalışmaktan vazgeçtiğinizde, o zihinsel eylemi bir kez durdurduğunuzda, bir kez spiral şeklinde hareket ettiğinizde – vaay! – hiçbir tanımlama olmadan, hiçbir tanımlama olmadan, sadece o saf deneyimin içindesinizdir şimdi. Eğer Dünya üzerinde herşeyi anlamaya çalıştığınız, zihinsel olduğunuz bin dörtyüz bilmem kaç garip yaşamınız olduysa, (o saf deneyimin içinde olmak) başlarda biraz rahatsızlık verecektir. Buna alışık değilsiniz. Bu konuda bir korku var.</p>
<p>Ama, sevgili Şambra, gelecek haftalarda, özellikle de şeyler biraz daha gergin ve biraz daha meydan okuyucu bir hal aldığında, onu anlamaya çalışmayı bırakın. Tüm o sevimli küçük cümleleri ve sevimli küçük kelimeleri bırakın. Eski alışkanlıkları ve eğilimleri salıverin. Sadece derin bir nefes alın, ve eğer bir şey yapacaksanız, kendinizi o genişleyen spiralin içinde imgeleyin. Bu sizsiniz. Bu sizin hayatınız. Bu, Dünya üzerindeki sizin deneyiminiz. Bu onu <em>çok daha kolaylaştırır.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Uzun zaman önce… Tobias gittiğinde, dedim ki, artık işlemden geçirmek yok – onu hâlâ yapıyorsunuz, ama çok daha az – çünkü işlemden geçirmek zihinseldir. İşlemden geçirmek, düzeltilmesi gereken yanlış bir şeyler olduğunu varsayar. Peki ya yoksa? Ya sadece, şimdilerde gerçekten sıkıldığınız o eski deneyimlerin eski kalıplarına girdiyseniz, ve gerçekten düzeltilecek hiçbir şey yoksa?</p>
<p>İşlemden geçirmek. İşlemden geçirmek, biliyorsunuz, bu zihinsel keder, bu süregelen korku, bu… biliyorsunuz, bardağı kısa bir süre için doldurur. Onun içine azıcık meyve suyu, azıcık su ya da her neyse koyar, ve işlemden geçirmeyi seçen kişilerin birazcık daha iyi hissetmelerini sağlar. Onun bir yerden sızdığını anlamadılar mı? O orada kalmaz. Sonra da, aslında sonuçta onlara pek de iyi hizmet etmeyen bir şeye avuç avuç para – <em>avuç avuç </em>para – dökerler.</p>
<p>İşlemden geçirmek zihinsel bir faaliyettir. İşlemden geçirmek bir çeşit deneyimdir ama, tekrarlıyorum, çok sınırlıdır. Boğucudur aslında. Boğucudur, çünkü eski zırvalıklara, kendi eski şeylerinize geri döner durursunuz. Sürekli geri döner ve Tanrı bilir neler yapmaya çalışırsınız – başkasını suçlamak, anlamaya çalışmak, kategorize etmek gibi – ve bunu yapamazsınız! O sadece bir deneyimdi.</p>
<p>Dahası, bu salonda çok kez sözünü ettiğim gibi… (kameraya sırıtmak için durur) bu salonda çok kez (sözünü ettiğim gibi), geçmiş gerçekten zihninizin anımsadığı gibi değildir. Ben buna tekrar girmeyeceğim.</p>
<p>Hadi derin bir nefes alalım.</p>
<p>Kendinize yaşamı deneyimleme izni verin. Şu an ne deneyimlediğinize bir bakın. Ondan keyif alıyor musunuz? Eğer almıyorsanız, anlamaya çalışmayın. Bir sonraki aşamada ne yapmanız gerektiği hakkında bir kişisel-gelişim kitabı daha okumayın. Derin bir nefes alın ve Ben’im’i hissedin. Ya da hiçliği hissedin, çünkü hiçlik hiçlik değildir. Hiçlik herşeydir – o uçurumdur. O uçurum herşeydir ve hiçbirşeydir. Oradadır, ama orada değildir. Neyse, fazla felsefi olmayalım.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, ha, hadi bu noktada bir başka döngü daha gerçekleştirelim. Vay. Güzel.</p>
<p>Siz yaşamdan ite kaka geçiyordunuz. Yaşamdan ite kaka geçiyordunuz, ve bunu da biliyorsunuz. Bu kendini bedeninizde belli ediyor. Uykunuzda belli ediyor. Yaşam sanki büyük bir itiş kakış, ve her gün uyanıyor ve biraz daha, azıcık daha itip kakabilirmisiniz diye bakıyorsunuz. Bazı günler yenilgiye uğruyorsunuz, o size karşı koyuyor, ama zaten itip kaktığınız nedir ki? Makyo! Açıkça. Makyo. Koca bir makyo topunu itiyorsunuz. Bir kartopunun aşağıya yuvarlanırken nasıl büyüdüğünü biliyor musunuz? Eh, siz bunu tersten gerçekleştiriyorsunuz. Bir zırvalık yığınını yokuş yukarı itiyorsunuz (kahkahalar), ve o giderek daha da zırva bir hal alıyor. Daha zırva bir hal alıyor. Bu benim “itiş kakış yaşamı” dediğim şey. İttir yaşamı, merdivenleri, basamakları tırmanma yaşamı, çaba yoluyla yükselmeye çalışmak – ve bu işe yaramaz. Bir deneyimdir, ama artık bundan sıkıldığınızı biliyorum. İşe yaramaz.</p>
<p>Yaşam hiç de bir itiş kakış olmamalı. Hiç. Bazılarınız şu garip şeye sahipsiniz. Şöyle düşünüyorsunuz, “Eh, azıcık ıstırap çekmeliyim, yoksa onu hak etmemiş olurum. Emeksiz yemek olmaz (Istırap yoksa kazanç da yoktur)” Bunun makyo olduğunu söyleyebilir misiniz? Kesinlikle! Emeksiz yemek olmaz. Kim icat etti bunu?! Egzersiz ya da idman aletleri imal edenler, besbelli! (kahkahalar) Besbelli! Parlak bir pazarlama, ama bu hayat için de geçerli. Size belli şeyleri alabilmeniz için çok çalışmanız gerektiği söyleniyor. Eğitim almanız gerekiyor. Istırap çekmeniz gerekiyor. Bunların hepsinden geçmeniz gerekiyor. Kesinlikle saçmalık. Bu o eski su-bardağını-doldurmaya-çalışma hilesi. İşe yaramaz. Yaşam parlak biçimde latif ve kolay olmalı.</p>
<p><strong><em>Sıkıcı İnsanlar</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Geçen hafta Varşova’da bir şey yaptık. Dedik ki, “Yeter artık.” Yeter artık. Ve şarkı söyledik. “Hit the Road Jack (Yollara düş Jack)” şarkısını söyledik. Bunu meleklere söyledik, her iki tarafın meleklerine, tüm tarafların, sadece karanlık meleklere değil, tüm meleklere. Yeter artık! Orada, Varşova’daki insanların artık meleklere ihtiyacı yok. Bekçilerin ve Tohumcuların ve üreticilerin ve geri kalan hepsinin rolü bitti! Bitti! (Bu noktada) muazzam bir alkışın gelmesi gerekirdi. (izleyiciler alkışlar) Teşekkür ederim. (gülme efekti) Gülme değil! Alkış. (Adamus güler)</p>
<p>Onlar uzun zaman önce, gerçek bilinç denen bir şey daha yerleşmemişken, bir nedenden ötürü buradaydılar. Bu gezegende kesinkes kaybolmamanızı garantiye almak için buradaydılar, ve kaybolmadınız. Kaybolmadınız.</p>
<p>Şimdi buradasınız. O melek çocuklara ve geri kalan tüm o melek gruplarına ihtiyacınız yok. Ve biliyor musunuz? Onların işi de hemen hemen bitmiş durumda. Neden biliyor musunuz? Melek olmaktan sıkıldılar, yoruldular.</p>
<p>ŞAMBRA (kadın): İnsan olmak istiyorlar.</p>
<p>ADAMUS: İnsan olmak istiyorlar. Kesinlikle. <em>Onlar </em>şimdi buraya gelmek istiyorlar. Bir çeşit enerji dengesini koruma rolleri, diğer alemlerle, kendinizin diğer parçalarıyla olan bağlantıların korunmasını garantiye alma rolleri bitti, zaten bunların tümü şimdi eski zırvalar oldu. Melekler eskidir. (kahkahalar) Ve Cauldre sanki bundan tırsıyor. Hayır! Ne yani, melek insanlar seni kovalayıp öldürecek mi, Cauldre?! (kahkahalar) Onlar melek insanlar! (kahkahalar artar) Bunu yapamazlar! Tabii karanlık melekler olmadıkları sürece. Bu biraz komikti.</p>
<p>Pekâla Şambra, meleklerin günü geçti, çünkü, eh, şu anda bedenlenmiş haldeler. Fiziksel beden içindeler. Yaşamın içinde bir deneyimden geçiyorlar, ve gerçekten tam oradalar. Siz tam oradasınız. Sadece daha pek farkına varmıyorsunuz. Pek farketmiyorsunuz, ama gerçekten oradasınız. İnanılmaz zamanlarda yaşıyorsunuz.</p>
<p>Konuma geri döneyim; insanlar sıkıcı. İnsanlar sıkıcı. Gerçekten öyleler. Sıkıcılar. Böyle biriyle çokça zaman geçirmek zorunda kaldınız mı hiç? Aman tanrım! Ne yapıyorlar biliyor musunuz? İşlemden geçiriyorlar. İşlemden geçiriyor ve makyo konuşuyorlar. Sanki “Sus da sen de Tanrı ol!” (demek istiyor insan). Tanrı konuşmaz. (izleyiciler tezahürat yapıp alkışlar)</p>
<p>Ama onlar gerçekten sıkıcı. Bizim ne yaptığımızı söylemek istiyorum… Polonya’da cila çekmemiz gerekti, ben buna Polonya cilası diyorum, geçen hafta – bu oldukça komikti, öyle değil mi? (çvr: Kelime oyunu yapıyor, Polish – Polonya’ya özgü – to polish – cilalamak, Polish polish diyor Adamus, yani Polonya’ya özgü cila) – çünkü orada bir ışık yetersizliği vardı. Şimdi, ben ışığa karşılık karanlıktan söz etmiyorum. Ben ampullerinizdeki ya da hatta güneşten gelen ışıktan söz etmiyorum. Ben tüm yaratımdaki en özsel şeylerin birinden söz ediyorum – o enerji bile değil, gerçek ışık enerji değildir.</p>
<p>Sevgili Şambra, önümüzdeki yıl boyunca Kihak ile çalışırken, ışığın ne olduğunu, buraya nasıl getirilebileceğini, nasıl kullanılacağını ve ondan nasıl korkulmayacağını öğreneceğiz. Ondan nasıl korkulmayacağı! Biz yaşamları aydınlatacağız. Görüyor musunuz, insanlar, onlar gerçekten sıkıcı. Başka bir deyişle, bunun içinde, fizikselin içinde hapsolmuşlar. Sanki o gizli bir mezar odasıymış gibi yaşıyorlar içinde. Sıkıcılar. Bilinçsizler. Çoğu insan gerçekten, gerçekten, gerçekten, <em>gerçekten </em>bilinçsiz. Eğer bana inanmıyorsanız, bilinçli olun, markete gidin, havaalanına gidin ve sadece izleyin. Ve bu bir yargı değil. Bu… Cauldre sinirlenmeye başlıyor. İnsanları yargıladığımı söylüyor. Ee, evet! Bu yüzden buradayım (kahkahalar) şeyleri harekete geçirmek için.</p>
<p>Yeniden sarmal şeklinde hareket edelim, düşünce olmadan, çaba olmadan. Ahhh! Ahhhh! Ah. Sana iyi geldi mi?</p>
<p>LINDA: Şahanesin.</p>
<p>ADAMUS: Şahane olmaya ihtiyacım yok. Deneyimin nasıl?</p>
<p>LINDA: Şahane.</p>
<p>ADAMUS: Güzel. Gerçekten mi? Kamera, o yüze zumla. (kahkahalar) Linda Cauldre ile eve dönecek, yani anlayabiliyorum.</p>
<p>Pekâla, sevgili Şambra, onlar sıkıcılar! Bilinçsizler! Farkında değiller. Hipnotize olmuş haldeler. Kesinlikle hipnotize olmuş haldeler ve siz de bunu biliyorsunuz, ben de biliyorum, hepimiz biliyoruz. Yani bunu artık halının altına süpürmeye kalkmayalım. Onlar alışkanlıklara bağlılar. Saplantılılar. Enerji açısından gerçekten düşükler.</p>
<p>Biz Polonya’ya gittik, Varşova’ya, biraz ışık yerleştirmek için, tozu silip süpürmek için, o içsel ışığın biraz yayılmasını sağlamak için. Biliyor musunuz, ışığınız parlamıyorsa sizi kazıklarlar. Bunu farkediyor musunuz? Sizinle oynarlar. Sizden yararlanırlar. Işığınız parlak değilse sizden besleneceklerdir.</p>
<p>“Onlar” kim? Herkes. Eşiniz, çocuklarınız, uzaylılar. Uzaylılar gerçekten çok parlak değildirler. Değildirler. Ve Cauldre’nın size daha önce söylediği gibi, kalpleri yoktur.</p>
<p>Biliyor musunuz, ben gülebilen iyi bir uzaylıya hiç rastlamadım. İnsanlar gülebiliyor. Ağlayabiliyor, gülebiliyorsunuz. Ben bir uzaylıdan hiç fıkra duymadım.</p>
<p>LINDA: Görünen o ki izleyicilerin arasında bir tane var. (birisi uzaylı görünümündeki bir bebekle oynuyordur)</p>
<p>ADAMUS: Bir uzaylı mı yoksa bir şaka mı? (kahkahalar) Ama burada durum tam tersi. Uzaylıyı manipüle eden insan. (kahkahalar)</p>
<p>LINDA: Haaa!</p>
<p>ADAMUS: Bu gerçekten komikti. (artan kahkahalar ve alkış)</p>
<p>Onlar gülmüyorlar. Ağlamıyorlar. Bunu bir hayal edin. Bir ruhları var, evet, ama sizinki gibi deneyime girmemiş. Sizinki gibi <em>hissetmemiş</em>. Şimdiye kadar yaptığınız herşey, iyi ya da kötü olarak yargılayacağınız şeyler, sadece deneyimin bir parçasıydı, ve size bir kalp verdi. Size şefkat verdi, size sevgi verdi. O uzaylı dillerinin bazısında sevgiyi ifade eden bir kelime yok. Onlar kelimeler kullanmıyor. Bipler kullanıyorlar – “biip-biip, biip-biip, biip” (kahkahalar) – rakkamlar. Madde, cisim yok.</p>
<p>Hadi bu noktada bir daha spiral şeklinde hareket edelim, bunun için iyi bir zaman. Ahhhh! Gördünüz mü, bu kadar kolay.</p>
<p>Böylece insanlar, temelde sıkıcılar, yani bu, ışığı yakmak zamanıdır anlamına geliyor – içinizde. Siz gerçekten bunu başkaları için yapamazsınız, ama onlar bunu sizin içinizde gördüğünde, ah, bunun ne kadar esinlendirici olduğunu bir hayal edin. Bunu sizde hissettiklerinde, gerçekten sıkıcı, donuk olduklarını, enerji kullanımında gerçekten verimli olmadıklarını farkedecekler.</p>
<p>Bundan bir ara ayrıntılı biçimde söz etmek isterim, ama enerjinin buraya getirilme ve kullanılma ve tüketilme biçimi gerçekten zor, meydan okuyucu. Enerjiyi kullanmanın o çok eski ağır biçimiyle fiziksel gerçeklikte olmak, insan formunda olmak zor. Sizi bitkin düşürür, yorar. Böyle olması gerekmiyor.</p>
<p>Enerji çok temizdir, çok saf. Size zarar vermez. Biz bazen büyük miktarlarda enerjiyi buraya getirmekten söz ediyoruz. Sizler gemiler dolusu enerjiyi, evrenler dolusu enerjiyi buraya getiriyorsunuz, ve etkilemeyecektir – <em>sizi etkilemesi gerekmiyor – </em>çünkü saftır. Ama insanlar ışımıyorlar, esinlenmiş değiller, sıkıcı ve çerçeveler içindeler, ve bu yüzden ışığın ve enerjinin bu gerçekliğe gelme işlemi yavaşlatılıyor, En sonunda şimdi ânınıza ulaşabilmesi için bir takım karmaşık, girift işlemlerden geçiriliyor. Ve bunun böyle olması gerekmiyor. Ben onu bu şekilde istemiyorum, sizin de istediğinizi sanmıyorum, ve bizim gittiğimiz yer orası – enerji kullanımı, parlak enerji kullanımı.</p>
<p>Nefes aldığınızda ışımak eğilimindesiniz. Sizi bu noktaya getirmek yıllarca nefes almanızı gerektirdi – bazılarınız gerçekten buna direndi – ama nefes aldığınızda, ışımaya başlarsınız. Aydınlanmaya başlarsınız, ve bu yüzden çoğunuz nefes almayı kestiniz, çünkü başlangıçta, evet, yoğundur. Başlangıçta acıtır. Başlangıçta, zırvalarınızı, makyo’nuzu ortaya çıkarır. Makyo’yu gözlerinizin önüne serer, o zaman dersiniz ki, “Aman, şu nefes işi çok aptalca. Ben gidip bir dolu kitap ve seminer (workshop) ve karmaşık şeyler bulacağım, ve, bilirsiniz, birleştirmem gereken yapboz parçaları varmış gibi davranacağım. Şu aptal nefesi yapmayacağım. O kadar kolay ki. Nasıl etkili olabilir? Ben gidip ıstırap çekeceğim. Aydınlanmak için büyük paralar harcayacağım. Bir guru bulacağım. Lanet olsun, gidip <em>uzaylı </em>bir guru bulacağım ve öğrenmek için ona tonlarca para ödeyeceğim.” Böylece insanlar nefes almaktan vazgeçiyorlar, çünkü aydınlanmak acıtıyor.</p>
<p>Siz öğreniyorsunuz… siz yapıyorsunuz, demeliyim. Siz deneyimliyorsunuz. O derin nefesi alıyor ve zor olması <em>gerekmediğini </em>farkediyorsunuz. Gerçekten gerekmiyor. Ve bulunmuş olduğunuz yerden, bulunduğunuz yerden çıkmak için işlemden geçirmeniz gerekmiyor. Çıkmak için işlemden geçirmeniz gerekmiyor. İnanılmaz. Parlak. Parlak.</p>
<p>Hadi derin bir nefes alalım ve bir döngü daha gerçekleştirelim. Ve bunun işte böyle kolay olması gerekiyor. Gerçekten.</p>
<p>Bisiklete biniyor olabilirsiniz, bir kitap okuyor olabilirsiniz – kişisel-gelişim kitabı değil – siz… ah, gülme efekti. (bazı gülüşmeler ve gülme efekti perdeye yansır) İstediğinizi yapıyor olabilirsiniz. Ha, uyumak; spiral halindeki döngülerden geçmek, genişlemek, evrimleşmek, tüm bu deneyimleri özünüze sindirmek için ne harika bir zaman. Ne harika bir zaman, ama hayır, uykunuz sırasında bu zamanı günlük yaşamınızda nasıl kullanıyorsanız aynı amaç için kullanıyorsunuz – şeyleri anlamaya, çözmeye çalışmak için. Harcanan çok rüya zamanı var. Onu rüyalarınızda bulamayacaksınız. Gerçekten bulamayacaksınız, asla. Ben geceleri gördüğünüz rüyalardan söz ediyorum. Yanıtı orada bulamayacasınız. Ve bazılarınızı görüyorum. Geceleri çıkıp gidiyorsunuz, gizlice sıvışıyorsunuz – bunu gerçekten yapıyorsunuz, sıvışıyorsunuz, çünkü benim izlemediğimi umuyorsunuz – bir yere gitmek, başkalaşmış bir boyuta gidip de bir şey öğrenmek ve onu buraya getirmek umuduyla sıvışıyorsunuz. Öğrenmeyecek, buraya getiremeyeceksiniz.</p>
<p>Uyku halinizde, rüya halinizde, çoğu kez bu yaşamın sorunlarını halletmeye de çalışıyorsunuz. Böylece rüya zamanı fena halde harcanıyor. Bu yüzden yorgun uyanıyorsunuz. Bu yüzden yorgun uyanıyorsunuz, çünkü anlaşılacak, çözülecek hiçbir şey yok! Anlaşılacak bir şey yok, bu sadece bir deneyim. Sadece bir deneyim – inanılmaz bir deneyim; o bir mucize, ama <em>sadece </em>bir deneyim. O nedenle, geceleri oralara gidip de anlamaya çalışmayın.</p>
<p>Derin bir nefes alalım…</p>
<p><strong><em>İçerde Ne Var?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Dendi ki – ve çoğu insan buna inanıyor, ya da inanmak istiyor, ya da inanmak istediğini sanıyor, ya da inanmaya çalışmanın bir yolunu öğreniyor, ama dendi ki – “İhtiyacınız olan herşey içinizdedir. Herşey zaten oradadır.” Bu bir yalan. Evet ya, evet, evet, evet, evet. Bu bir… ben o sudan içmeyeceğim, ama hayır, bu bir yalan. O zamanlar kulağa güzel geliyordu. Yeshua bunu söylediği zaman kulağa harika geliyordu, ve aslında bunu kastederek söylemişti, ama size 2.000 yıl önce konuşuyordu. İkibin yıl önce bu geçerli olabilirdi. Şimdi değil.</p>
<p>Diyorlar ki, herşey zaten orada. Kulağa güzel geliyor. Buna inanmak isterdiniz ve böylece etrafta koşuşturup anlamaya çalışıyorsunuz – “Peki, nerede? Ona zaten sahipsem, nerede? Saklı mı? Bir sır mı? Adamus beni ondan alı mı koyuyor? Zaten içimde mi?” Ama ona sahip değilsiniz. Bu iyi haber. Bu iyi haber!</p>
<p>Şimdi, bundan daha önce hiç söz etmediğimi ve ne söylediğimi anlayacak çok, çok az kişinin, çok az kişinin olacağını söyleyerek buna bir açıklık getireyim. Bu bazılarının kaçmasına neden olacak. Bazılarının Cauldre’ya kötü şeyler yapmasına neden olacak, ama siz şimdi anlıyorsunuz ve bu kavramı anlamaya hazırsınız. İçinizde hiçbir şey yok. Kesinlikle hiçbir şey, ve böyle de olması gerekiyor. Bilinç enerji değildir, şeyler değildir, bolluk değildir, hiçbir şeydir. O herşeydir. Bilinç herşeydir ama hiçbir şeye sahip değildir. Herhangi bir şeye sahip olmaya ihtiyacı yok, buna anılar da dahil. Herhangi bir şeyi işlemden geçirmeyi gereksinmez, siz dahil.</p>
<p>Bilincin bağımlılıkları yoktur. Arzuları yoktur, amacı ya da sizin tutku diyeceğiniz şeyi yoktur. Bilincin hedefleri yoktur. O odur. Onu tanımlamak için kelime kullanmaktan bile nefret ediyorum, çünkü o zaman zihniniz devreye giriyor ve sonra da anlamaya çalışacaksınız.</p>
<p>Bilinç olandır. Sizin bilinciniz olandır. İnsani terimlerle onun hep var olduğunu ve hep olacağını söyleyebilirsiniz, ama bu kulağa biraz eski geliyor. O sadece olandır. Deneyime bayılır, ve sizin sandığınız gibi deneyime tutunmaz ya da onu sahiplenmez. Başka bir deyişle, şimdiye kadar gerçekleştirdiği, yaptığı herşeyin kronolojik tarihini tutmaz. Buna ihtiyacı yoktur.</p>
<p>Bilincin, deneyimin bilgeliğini çıkarttığını söyleyebilirsiniz, tıpkı bir portakalı alıp da sıkmanız ve sonra o tatlı güzel kısmını almanız gibi.</p>
<p>Bilinç bilgeliği çıkartır. Bilgeliğe ihtiyacı yoktur, ona sahip olmak zorunda değildir, ve bir varlıkla diğer varlık kıyaslanmaz – “Ben senden daha fazla bilgeliğe sahibim.” Bilgelik hiçbir şey değildir ve herşeydir. Üzgünüm, ama insani kelimeler bazen pek doğru olmuyor.</p>
<p>Böylece David, senin bilincin, onun içinde herşey var <em>değildir. </em>Herşey onun içinde <em>değildir. </em>Doğruyu söylemek gerekirse, saf bilincin herhangi bir şeye ihtiyacı yoktur, ama yine de enerjilere çağrıda bulunmanın, ışığa çağrıda bulunmanın, onun oynamasına yardımcı olmak, onun deneyimlemesine yardımcı olmak için orada olan şeylere çağrıda bulunmanın bir yoluna sahiptir, ve sonra o enerjileri getirir, buraya değil, ama az çok yakına, ve o enerjiler, bilincinizin güzelliğine yanıt olarak kendilerini uyumlayacaklardır. Bilinç herhangi bir şeyi uyumlamak ihtiyacında değildir. Zihin, beyin uyumlanmayı gereksinir. Bilinç gereksinmez, çünkü o zaten mükemmel bir şekilde gerçekleştirilmiştir, mükemmel biçimde, tümüyle rezonansta olan, ışıyan ve senkronize bir biçimde.</p>
<p>Bilinç asla bir şeye sahip olmayacaktır, asla bir şeyi manipüle etmeyecektir, asla. Siz – siz (bunu) yapmayacaksınız. Yaşamınızda sizi çabalamaya iten, size o makyo’yu yokuş yukarı giderek daha çok ittirten, o çok eski olan şey var. Bunu yapmanıza gerek yok. Gerçekten yok. Bunu yapmanıza gerek yok. Orada saklı olan bir şeyi keşfetmeniz gerekmiyor, çünkü aslında orada bilinçten başka, hadi sevgi diyelim, hiçbir şey yok. Ben sevgi kelimesinden hoşlanmıyorum, çünkü çoğunuza sevildiğiniz söylendi ve sonra bu yüzden ıstırap çektiğinizi biliyorum. Böylece… farkındalık, bilinç.</p>
<p>Yani bundan böyle herşey içinizde değil. Bundan böyle, onu deneyimlemek isterseniz, içinizde Ben’im’in saflığından başka bir şey yok. Ben’im, herşeyi güzel mükemmel bir şekilde uyumlar. Siz ondan o kadar uzaklaştınız, onunla o kadar iletişiminiz kesik, yaşamla ilgili o kadar herşeyi kontrol etme peşindesiniz ki, Ben’im, o güzelliği içinde – o hâlâ orada, hâlâ rezonans içinde, hâlâ hiçlik – oyunun sürmesine izin veriyor, <em>sizin </em>devam etmenize izin veriyor. O kadar şefkatli ki, “İstiyorsan bu oyunu oyna” diyor.</p>
<p>Bu size kalmıştır, Larry, ve diğer hepiniz. Oyunu bitirdiğiniz an, onu salıverirsiniz. Ha, bu sanki o faal volkana düşecek ve cehennem ya da her ne ise ateşlerinde yanacakmışınız hissi veriyor. Ama salıverdiğiniz an, birdenbire tümü birleşir. Buradan değil (kafa), ama buradan (kalp). Birdenbire farkedersiniz, “Ben o Ben’im. Tümünün içimde olmasına ihtiyacım yok. Sırlarımın ve gizemlerin ve geri kalan tüm o şeylerin olmasına ihtiyacım yok.” Bu kadar basit. Bu kadar basit. Bu kadar, karmaşık olmayan (bir şey). Bu, Kaynağın, sizin, çok parlak bir tasarımı.</p>
<p>Artık hiçbir şey üzerinde çalışmanız gerekmiyor, gerçekten. Bunu yapmanızı istemiyorum. Umarım siz de istemiyorsunuzdur, tabii o oyundan hoşlanıyorsanız başka.</p>
<p>Kendinizi hissetmeye başlayın … kendinizi bilinç olarak ve yalnızca bilinç olarak <em>bilmeye</em> başlayın. Hatta kendinizi o geçmiş yaşamlarınız olarak ve tüm o yaptığınız şeyler olarak, diğer herşey olarak bile (tanımlamayın, bilmeyin). Bu, bizim tekrar tekrar sözünü ettiğimiz o kimliğin yok edilmesidir, oyunu bırakmaktır. Şimdi saf bir bilinç olarak kendinizi bilmeye, kendiniz <em>olmaya </em>başlayın. Herşey içinizde değil. İçinizde hiçbir şey yok ve olması da gerekmiyor. Güzellik burada. Olması gerekmiyor.</p>
<p>Biliyorum, bazılarınız bu konuda tartışacak ve bir dolu enerjiyi boşa harcayacak. Bu, onu <em>deneyimlemekle </em>ilgilidir.</p>
<p>Böylece biz, destekleyenler için, o doksan-dokuz kişi için Kihak’ı başlatırken – bu gerçekten o başlama vuruşudur – o içinizde değil. İçinizde hiçbir şey yok, Ben’im dışında. O Ben’im, kendi içinizde ona güvenebilirseniz, çaba olmaksızın tüm uygun enerjileri buraya getirir, sizin ıstırap çekmenize meydan vermeden, günahlarınızın bedelini ödemenize meydan vermeden, oyunlar oynamanıza ve manipülasyona ve enerjiye meydan vermeden tüm uygun enerjileri en parlak biçimde uyumlar. <em>O sadece olandır. </em>O sadece olandır. Bu, yaşamanın çok muhteşem bir yoludur.</p>
<p>İnsan biçiminin içindeyken bunu çok az insan gerçekleştirdi, çok az. Birçoğu denedi. Birçoğu daha oraya ulaşamadı. Şimdiye kadar çok azı bunu başardı. Sizin kolektif varlıklar diyeceğiniz varlıklar, parlak üstatlar vardı, ama onlar grupların, buraya gelip de inanılmaz şeyler yapan insanların kolektif bir enerjisiydi. Ama sizin gibi gerçek ruhu olan varlıklar? Çok az.</p>
<p>Peki neden? Bu neden böyle? Ben bunu çok sık merak etmişimdir. Bu gezegende milyarlarca insan ve başka alemlerde milyarlarca başka varlık varken, neden bu kadar azı bunu gerçekleştirdi? Neden, Linda?</p>
<p>LINDA: Biz kendimize güvenmiyoruz.</p>
<p>ADAMUS: Bu iyi bir yanıt. Kendine güvenmiyorsun. Bunu bir adım öteye götüreceğim. Evet.</p>
<p>ALAYA: Ben bizim kolektif bir bilince sahip olduğumuza inanıyorum.</p>
<p>ADAMUS: Sence bir sakıncası yoksa…? (Linda ona mikrofonu götürür) Evet. Bir ödül alacaksın, üstelik daha cevabını bitirmemiştin bile.</p>
<p>ALAYA: Bizim kolektif bir bilince sahip olduğumuza inanıyorum.</p>
<p>ADAMUS: <em>Evet! </em>Evet. Hanımefendi iki ödül alacak.</p>
<p>ALAYA: Ve bunları birbirinden ayırmak çok zor.</p>
<p>ADAMUS: Öyle mi. Neden?</p>
<p>ALAYA: İnanç sistemi ya da duygular mı? (İnsanların) birbirine karşı duyduğu duygular mı?</p>
<p>TIM: Ebeveyinlerden ayrılmak.</p>
<p>ADAMUS: Ve bunu mikrofonla yapıyoruz, peki…</p>
<p>ALAYA: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Evet. Cauldre bugün para getirmedi, yani…</p>
<p>LINDA: Oooo.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>TIM: Bu meleksel ailelerimizle ve bağlantılarımızla ilgili.</p>
<p>ADAMUS: Kesinlikle. Kesinlikle. Yani sen bunları birleştiriyorsun. O saf bilinç noktasına gerçekten ulaşmış insanlar neden bu kadar az? Çünkü buraya kendi melek ailenizin bir temsilcisi olarak geldiniz, ve o niteliğe hâlâ sahipsiniz, o sorumluluk sizin büyük bir parçanızı oluşturuyor. Gezegenin kitle bilincine bağlısınız çünkü gezegeni seviyorsunuz. Onun için doğal olarak kitle bilincine çok bağlı olacaksınız. Tobias, birkaç yıl önce sizi kitle bilincinden koparmaya başladı, ya da ondan çıkmaya teşvik etti, ama o  bağımlılık yapar. Yapışkandır. Ondan çıkmak zordur.</p>
<p>Kitle bilinci, öyle azıcığını yapabileceğiniz ya da azıcık uzaklaşabileceğiniz bir şey değildir. Ya hep ya hiç gibidir, ve o tür bir kopmayı gerçekleştirmek zordur.</p>
<p>Sonra üstüne üstlük bir de o muhteşem birliği iddia edenler var. Onlar, “Hepiniz birsiniz”den söz ediyorlar. Son kişinin de bundan geçmesini gerçekten beklemek istiyor musunuz? Hayır. Hayır, çok da iyi bir nedenden ötürü. Onların size ihtiyacı var. Onların sizin ışığınızı görmeye ihtiyacı var. Onların Dünya’yı bilinçli olarak arşınlayan Üstadı görmeye ihtiyacı var, yoksa sonuca ulaşamayacaklar. Yoksa orada geride kalacaklar. Ve o büyük birlik, o büyük Borg (“Borg” Star Trek’te betimlenen bir kolektiftir) eterik alemlerde sürüklenen o büyük alanında sıkışıp kalır.</p>
<p>Yani hayır, hayır, ama birliği, spiritüel aileyi, Düzen’i, verilmiş sözleri ya da sorumluluğu salıvermek çok zordur. Bu yüzden bu kadar az insan (bunu başardı). Bu yüzden bunca insan, mecazi olarak yükselişin, anlayışın, Ben’im’i bilmenin – sizin deyiminizle – görüş alanına girmişken, gerisin geri döndüler. Dönüp gidiyorlar.</p>
<p>Bugün bütün bunları, sözünü ettiğim herşeyi, tümünü gündeme getirmemin nedeni, sevgili Şambra &#8211; şu sarmallardan birini daha gerçekleştirelim; bu sefer biraz daha yapış yapış, değil mi? evet – sizin az çok bulunduğunuz noktanın burası olmasıdır.</p>
<p>Bunların hepsini – o büyük evrimleşmeyi – gerçekleştirdiniz, ve bir yanınız hazır olduğunuzdan aslında emin değil. Bir yanınız ondan çıkmaya hazır olduğunuzdan bile emin değil, çünkü sonuçta siz artık o spiralde değilsiniz. Spiral, farkettiğiniz gibi, bir yanılsamadır.</p>
<p>Böylece diyorsunuz ki, “Peki ama ya, ya, ya? Çocuklarıma ne olur? Arkadaşlarıma ne olur? Veçhelerime ne olur? Dünya gezegenine ne olur? Yunuslara ne olur? Balinalara ne olur?” (birisi güler) Bir kişiyi güldürdüm. Sen bunun için bir ödül alacaksın, evet. (kahkahalar) Gülme ödülleri vermeliyim.</p>
<p>Siz bu noktada bulunuyorsunuz, ve biz bu yüzden böyle konuşuyoruz ve bugün olan gerçekten buydu.</p>
<p>Zihin şu anda (boşlukları) doldurmaya çalışıyor. Zihin ‘peki ya’ları doldurmaya çalışıyor. Şu an ansızın o muhteşem farkındalığa erişseniz ve herşey biraraya gelse; ansızın gerçek bir Üstat olsanız ve bu enerjiler buraya akıp ânında çabasızca uyumlansa, ne olur? Birdenbire diğer herkesten çok farklı oluverirsiniz. Birçok insan sizden hoşlanmayacak. İsa’ya ne olduğuna bakın. (kahkahalar) Ha, şimdi gülüyorsunuz. Gülüyorsunuz! (Adamus güler) İşte siz bu noktadasınız. Bu, tekrarlıyorum, Kihak için harika bir başlangıç noktasıdır.</p>
<p><strong><em>Sorular ve Yanıtlar</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Pekâla, dersi bitirdim. Sarmal hareketi bitirdik. Biz Kathleen aracılığıyla Guidance Energy’i öne gelmeye davet edeceğiz. Kocaman bir alkış (izleyiciler alkışlar) Güzel. Şimdi bir de Kathleen’i alkışlayalım. (artan alkışlar)</p>
<p>(Kathleen’e hitaben) Bunu tercih eder misin?</p>
<p>KATHLEEN: Hayır, iyiyim.</p>
<p>ADAMUS: Bu iyi mi? Tamam.</p>
<p>KATHLEEN: Çok teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Pekâla, derin bir nefes alacağız ve hep birlikte sarmal şeklinde hareket edelim. Soru ve yanıt zamanı.</p>
<p>Ve, bu arada, son zamanlarda Şambra’nın sorularından çok etkilendiğimi söylemeliyim. (Sorular) çok daha iyi olmaya başladı, ve öyle anlamsız yaşam stili soruları yerine, gerçekten özsel bir anlayışa varmayı hedefliyorlar. Sadece bir adet büyükanne sorusu geldi geçenlerde, ve… ben buna girmeyeceğim ama büyükannen öldü, ille de soracaksan. Farkediyor musun ki o sadece… o öbür tarafta ve bir deneyim “yaşıyor”. Geri gelecek.</p>
<p>Böylece herkes derin bir nefes alsın. Soru ve yanıt zamanı, ve bu noktada sevgili Linda mikrofonu izleyicilere götürecek. Sizler bir soru soracaksınız, ve lütfen ayağa kalkıp da soruyu o büyük ruhsal sesinizle sorun. İstediğiniz her türlü soru olabilir, ve Guidance Energy ile ben bir arkaya bir öne gidip kafanızı daha da karıştırmak için elimizden geleni yapacağız. (kahkahalar)</p>
<p>Böylece, Linda, ilk soru.</p>
<p>1.ŞAMBRA’NIN SORUSU (kadın): Merhaba!</p>
<p>ADAMUS: Merhaba.</p>
<p>1.ŞAMBRA: Bu soruyu sorduğum için çok heyecanlıyım.</p>
<p>ADAMUS: İyi.</p>
<p>1.ŞAMBRA: Sanki (içim) taşıyor.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>1.ŞAMBRA: Anında uçup gidiveren birkaç durum yaşadım, (ve o durumlar/olaylar sırasında) genelde bilmediğim şeyleri biliverdim.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>1.ŞAMBRA: Örneğin, erkek arkadaşım motorsikletleriyle uğraşıyor, ve ben o motorları ve nasıl çalıştıklarını asla anlamadım. Ama geçen gün, sadece <em>biliverdim</em>, ve bu benim için o kadar basitti ki, yani nasıl çalıştığı.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>1.ŞAMBRA: Bu iki zamanlı motorun nasıl çalıştığı…</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>1.ŞAMBRA: … arkadaşımın yağı ve benzini – herşeyi – neden koyması gerektiği.</p>
<p>ADAMUS: Evet.</p>
<p>1.ŞAMBRA: Ve sonra uçup gitti. Ama bu başka şeylerde de oldu. Ben onunla oynamak istiyorum. Onunla nasıl oynayabilirim?</p>
<p>ADAMUS: Evet. Evet. Güzel, güzel, güzel soru. Ve bu aynı zamanda hepinize olan şeylerin bir işareti. Birdenbire bir kitap okumaya ihtiyaç duymayıverirsiniz. Birdenbire eski beyninizi kullanmayıverirsiniz. Olan şu ki, bu tanrısal zekâ….</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Sence bir sakıncası var mı, seni keseceğiz sevgili varlık! (kahkahalar) Çünkü şimdiden kullanmaya başladığımız beden şimdiden transa girdi ve bir panik atak geçirdi ve o anda ne yapacağını bilemedi. Böylece biz de onu burada kenara yolladık. Size duyduğumuz hak edilmiş saygı çerçevesinde soruyu <em>biz </em>yanıtlamak isteriz.</p>
<p>ADAMUS: Peki Kathleen nerede?</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Burada kullandığımız beden, daha iyi bir kelime bulamadığımızdan, sözleşmemizi kabul etti. Ve bu sözleşme bir anlamda birçok insani deneyim türüne izin vermeyi içeriyor, yani öyle deneyimler ki beden bağlantıları negatif kutuplulukta yeniden döşeniyor – biz buna bedenin yeniden ayarlanması demeyi tercih ediyoruz -  bunun olma biçimi, bizim varlık (var olma) enerjisi dediğimiz enerjinin bu şekilde aktarılmasına izin veriyor. Bizim kendimize Guidance Energy (Rehber Enerji) dememizin tek sebebi, bir ad vermemiz istendiği içindir, yani neden olmasın? Değil mi? Bu ad kulağa güzel geliyor, öyle değil mi. Rehberlik eden enerji, evet.</p>
<p>ADAMUS: Kathleen biraz daha yakına gelmek ister miydi?</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Bizim bu şekilde kullandığımız beden bir bilinç düzeyini, bir anlayış düzeyini koruyor. Ancak, bu durumla bağlantılı şeylerin çoğu bedenin alışık olduğu bilinç sınırlarını biraz aşıyor, ki burada bulunan çoğunuzda da bu böyle.</p>
<p>Soruyu yanıtlayacak olursak, olan şudur, sevgili varlık, bedenin, zihnin sınırlarını aşan bilgiye bağlanmasını sağlayan bir frekansa ayarlanıyor. Biz buna bilincin özgürleşmesi diyoruz, zihin daha önce bildiği şeyi yargılamayacağı için, bilinç deneyimlemeyi gereksindiği şeyi deneyimlemek üzere özgür kalmış oluyor. Bu anlaşıldı mı?</p>
<p>1.ŞAMBRA: Evet.</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Ve bu durumda, kullandığımız beden – ve o (Kathleen) bu terimi de sevmiyor – bizi bir diyaloğa sokuyor. Böylece biz de karşılıklı konuşuyoruz. Ve o çoğu zaman bize sorular soruyor ve biz yanıtlamıyoruz ve o az buçuk kontrolsüz öfke patlamaları yaşıyor, evet. Ancak, kullandığımız beden bu tür bir işlemi deneyimlemek için bedenlendi, yine daha iyi bir kelime bulamadığımız için “bedenlenme-enkarnasyon” diyoruz, ve bunu isteyerek kabul etti.</p>
<p>ADAMUS: Peki Guidance, biliyorum ki, Adamus olarak, sizi, sizin bu grubunuzu bildiğimi biliyorum, ama tam çıkaramıyorum. Şu anda farklı bir rezonansın var, ama ben bizim ve senin grubunun daha önce birlikte çalıştığını biliyorum.</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Evet, elbette, çünkü, bilirsin, başka adlarla da bilinirdik, ama Guidance Energy (adını) seviyoruz. Bu enerjidir, ki anlayışa gerçekten girecek olan da odur, ve neden Rehberlik olmasın, değil mi?</p>
<p>ADAMUS: Çok iyi.</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Ayrıca en azından melekler demiyoruz. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Yani sen (bizi) dinliyor<em>dun</em>.</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Ve, tabi, biz “uzaylı” dediğimiz zaman, kullandığımız beden küçük bir panik atak daha geçiriyor, yani bu kelimeyi kullanmıyoruz. Böylece biz uzaylı kelimesini kullanmakta özgürüz ve mutluyuz, evet.</p>
<p>ADAMUS: Ve Guidance, bunu sormam gerekiyor, tabi elçime hak ettiği tüm saygıyı göstererek, sese bayıldım. Onunki (Cauldre’nınki) sadece sıradan, yani sesin arkasında yatan ne?</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Ayar (uyumlanma). Armoniklerin fiziksel gerçekliği değiştirdiğini hepiniz anladınız. Örneğin, senin şu harika bardağın, sevgili varlık, eğer tonal bir perdeye (ses yüksekliğine) ulaşırsak, onu nano-saniyede paramparça ederdik, değil mi? Ve işte bizim ruh ya da bu durumda enerji ya da bilinç dediğimizin, bildiğin gibi, daha iyi bir kelime olmadığından, sevgili varlık, fiziksel gerçekliği etkileme becerisi de aynen böyledir, evet.</p>
<p>ADAMUS: Güzel.</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Tıpkı bir frekans tonunun ya da nabzının gerçekliğin doğasını değiştirmesi, örneğin bir bardağın fiziksel tezahürünü değiştirmesi gibi, tamam mı? Böylece belli bir ayarı (uyumlanmayı) seçiyoruz ki, buradaki insani araştırmaya, ki toplanmış olan hepinizle bağlantısı vardır, deyim yerindeyse, bir hizmet verebilelim ve sözünü ettiğimiz şu ayarlanana da hizmet edebilelim. Tamam mı sevgili varlık?</p>
<p>ADAMUS: Güzel. Derin bir nefes alalım, ve bu noktada bir sarmal hareket gerçekleştirelim.</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Sarmal hareketi yapıyorlar, değil mi!</p>
<p>ADAMUS: Evet. Evet yapıyorlar. Hadi bir sonraki soruya geçelim, ve Guidance, onu önce sen yanıtlar mısın.</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Niyetimiz bu, sevgili varlık. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Biliyordum.</p>
<p>ELIZABETH: Hazır uzaylılardan söz ediyorken, benim sorum şu, siz işgalcilerden, burnunu sokan, karışan varlıklardan konuşuyorsunuz, ve yıllardır duyuyoruz, Pleiades ya da Plei…</p>
<p>ADAMUS: Pleiadesliler.</p>
<p>ELIZABETH: … Pleiadesliler ve diğerleri türlü yollardan bilgi gönderiyorlar, ki bunlar şefkatli, sevecen görünüyor. Ve benim sorum şu, bu (işimize) karışan varlıklar tam anlamıyla sizin sözünü ettiğiniz uzaylıların her biri mi, alıntı yapacak olursam, yani (sizin kullandığınız) terminolojiyle – uzaylılar, Pleiadesliler – onlar karışan varlıklar mı? Ya da bu yeni bilgiyle benim ne farketmem gerekiyor?</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Evet, karışanlar. Burada kelimeleri iyi seçmek gerekir, değil mi? Biz onlara “özgür iradenin bok yedi başları” diyoruz. (kahkahalar) Yani özgür iradeye burnunu sokanlar, ve bizim Guidance Energy olarak sunduğumuz şey, özgür iradenin tanrısallığın en muazzam armağanlarından biri olduğudur – varlıkların dediği gibi, Ben’im’i anlama yeteneği. Ve böylece biz onlara özgür iradeye burnunu sokanlar diyoruz, ki bu da şu anlama geliyor, örneğin, kullandığımız beden – biz onun özgür iradesine burnumuzu sokuyor muyuz? Eh, sokmasak iyi olur! Bu bir sözleşme. Bir anlaşma. Anlaşıldı mı, hmm?</p>
<p>Sen yıldız sistemlerindeki varlıklardan söz ediyorsun. Biz sadece, çağdaş dünyanın ilk zamanlarında gezegene yerleşen, tapınmalarında ve seremonilerinde ve ritüellerinde doğaya daha yakın olan insanlarla bağlantı halinde olan varlıklardan söz ediyoruz. Onların birçok adı var. Biz o adların hiçbirinden hoşlanmıyoruz, onun için de bu adları kullanmayacağız, ama onlar, şimdilerde sahip olduğunuz çağdaş kolaylıkların olmadığı topraklarda yaşayan, belki o toprakların yerlileri olarak bilinen varlıklardır, tamam mı? Ve onların bu tür şeylerle ilgili anlayışlarına göre, var olanların ve varlıkların hizmet düzeyleri vardı, ve bu şekilde bir bilinç anlayışı vardı. Yani o zamanlar bu şeyler birleşmişti, şimdi hâlâ birleşiktir, ve gelecekte de birleşik olabilir. Bu, senin sorunu yanıtlıyor mu, sevgili varlık?</p>
<p>ELIZABETH: Pek değil. (kahkahalar)</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Kalp atışların biraz hızlandı, değil mi? Bana ne sorduğunu bile bilemez oldun, öyle değil mi?</p>
<p>ELIZABETH: Ben bu konuda net değilim, çünkü sanırım bu (konu) insanları herhalde zorluyor, ve ben yaklaşık 25 yıl önce fizikçilerle ve doktorlarla, dünyanın her yanından çok parlak olup da bilgiyi paylaşan insanlarla bunu araştırdım, ve uzaylılara bu adlar yakıştırılıyordu. Ve bazısı sürüngenler ve Zetalar ve kötü adamlardı. Ve bazısı da Pleiadeslilerdi – play at ease (çvr. kelime oyunu: rahatça oyna) – ve onlar anlıyordu çünkü şefkatli ve sevecendiler. Yani benim sorum basitçe şuydu, onların hiçbirinin kalbi yok mu, yani saydıklarımın?</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Sevgili varlık, biz burada, sorunu yanıtlarken kalp atışının hızlandığından söz ettik. Buna katılıyor musun? Evet ya da hayır.</p>
<p>ELIZABETH: Kalbim… kalp atışım hızlandıysa, ben bu soruyu soruyorum diye hızlanmıştır.</p>
<p>GUIDANCE ENERGY. Kesinlikle.</p>
<p>ELIZABETH: Peki.</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Ve bu yüzden, eğer kalp işin içindeyse, o zaman sözünü ettiğin varlıkların belli bir düzeyiyle ilgili bir anlayış vardır – kalp onunla şefkatli bir biçimde bağlantı kuruyordur.</p>
<p>ELIZABETH: Peki.</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Tamam mı? Biz diyoruz ki, sevgili varlıklar, tüm yanıtlar içinizdedir, ama onları dışarı çıkarmak gerçekten uzun zaman alabilir, öyle değil mi? Böylece sana diyoruz ki, sevgili varlık, belki bedensiz olanlar ya da uzaylılar – ah bu kelimeyi şimdi kullanmaktan hoşlandık – hakkında bir şey sorduğun zaman, ve kalbin o enerjiyle şefkatli bir biçimde uyumlanıyorsa, daha iyi bir kelime bulamadık, bu, bu yüzden senin kendi rehberliğin olmaz mı? Evet ya da hayır.</p>
<p>ELIZABETH: Eğer şefkat enerjisi hissedersem… örneğin, Tobias geri döndüğünde birkaç yıl önce bir kanallık yapıldı… ben bir dolu Şambra’yla konuştum, ve onlar Pleiadeslilerin enerjisini paylaşan Wendy’den gelen güzel bir enerji hissettiklerini söylediler. Sevgiyi hissettiler – bu belki bu kelimenin kötüye kullanılmasıdır – ama sıcaklığı ve şefkati ve belki titreşimi hissettiler.</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Ve bu yüzden, bunu hissettiğin zaman ve özgür iraden zaten iyilik sever, sevecen bir enerjiyle uyumlandığında, bu yüzden, kalbin o bağlantıyı hisseder, o zaman sen, sevgili varlık, bilirsin ve kendi içinde neyin en iyi olduğunu bilecek güce sahip olursun. Anlaştık mı?</p>
<p>ELIZABETH: Anlaştık.</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Ve böylece soruyu yanıtla, sevgili varlık. Değindiğin o varlıklar şefkate sahipler mi? Evet ya da hayır. Çabuk cevap ver.</p>
<p>ELIZABETH: Mm, aman tanrım ne baskı! (kahkahalar) Kanallıkların bazısında, bu varlıkların bazısında güzel enerjiler hissettim.</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: İnsanlık her zaman güzel enerjiyi deneyimleme fırsatına sahip olmuyor, bu yüzden size diyoruz ki, sevgili varlıklar, onu deneyimlediğiniz anlar varsa, buna izin verin, ve onun ne olduğuna dair aklınızın karışmasına izin vermeyin. Ve soruyu sana bırakıyoruz, sevgili varlık.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten de. (yanıtlamasının zaman alması kahkahalara neden olur) Uyuyordum!</p>
<p>Bu daha çok, insanların kendi güçlerini neden teslim ettikleriyle ilgili. İnsanlar kadar olmasa da öbür alemlerde çok şey öğrenmiş varlıklar var, ama hâlâ, başka bir alemden geldiğini söyleyenlere, fiziksel beden içinde bulunmayan herhangi birine teslim olma arzusu var. Birisi öldüğü zaman, bu onları ansızın muhteşem ya da herşeyi-bilir ya da herşeyi-görür yapmaz. Yani muazzam şefkati olan bazı varlıklar var, ama soruyu size geri yönelteyim, fiziksel bedeninizde sizi gerçekten çok endişelendiren bir şey için hiç tıp okuluna gitmemiş bir doktora gider misiniz? Herhalde hayır. Bu gezegende hiç bulunmamış, insan olmayı deneyimlememiş, Dünya’nın koşullarını hiç bilmemiş yaşamamış birinden öğüt alır mıydınız? Sanmıyorum. Sanmıyorum.</p>
<p>ELIZABETH: Ben insanların tapınmaya çalıştığını düşünmüyorum… benim sorum göreceli değildi, ve şu gruplarımız aracılığıyla verilen bilgileri duyduğum zaman, onların bilgisine herhangi bir veçhemi teslim etme gereğini de hiç hissetmedim.</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Evet, ve biz de masaları falan döndürerek senin bunu yapmana kesinlikle izin vermezdik, ve soruyu senin yanıtlamanı sağlardık, öyle değil mi?</p>
<p>ELIZABETH: Güzel, ve teşekkür ederim. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: Teşekkür ederiz. Ve tamamlamak amacıyla (şunu söyleyelim), diğer alemlerden bazı varlıklarla gerçekleştirilen bilgi alış verişi çok sağlıklı olabilir. Ama insanlar – sen değil – ama insanlar ansızın bu varlıklardan bazısını koca bir podyuma, bir kürsüye yerleştirecek olursa, işte o zaman biz hayır demek zorundayız, hatırlayın, insanlar, kendi içlerinde muhteşemler.</p>
<p>Şimdi, sonraki adım, diğer alemlerle nasıl iletişim kurmaya başlarız? Ve burada bu Dünya’daki küçük yaşamınızı nasıl sürdüreceğinizi öğrenmek açısından değil, buranın ne kadar sefil olduğunu söyleyenlerin açısından değil, ki hiç de sefil değil. Ama bu kez dışarıyla bağlantı kuran gerçek bir bilinçle, çünkü o diğer alemlerden öğrenilebilecek şeyler var. Teşekkür ederiz.</p>
<p>Sonraki soru.</p>
<p>MARIANNE: Aa, bunu söylemekten nefret ediyorum ama, anlamaya çalıştığım bir deneyim yaşadım.</p>
<p>ADAMUS: Ha, güzel. Dürüst olduğun için teşekkür ederiz.</p>
<p>MARIANNE: Pekâla, sanırım şu son sekiz aydır, bilirsin, beni depresif yapan ve çoğu zaman gerçekten kızdıran bir ilişki içindeyim. Ve, bilirsin, ayrılmam gerektiğini düşünüyordum, ama ayrıldığımda görüyorum ki aynı şekilde depresif olmaya devam ediyorum ve sonunda yine geri dönüyordum. Böylece Perşembe günü, bilirsin işte, büyük bir histeri krizine girdim, bavullarımı topladığım gibi buraya geldim. Bu yüzden bavullarımla buradayım. Ama bavullarımı toplayıp da buraya geldiğim an, geri dönmeyi düşünüyorum. Yani, bilirsin, sen deneyimin keyfini çıkarmaktan söz ediyordun, ki ben büyük bir bölümünün keyfine varmadım, ve, bilirsin işte, keyfine varacağım ve yapmak isteyeceğim nedir. Ve tüm yaşamım boyunca kendimi bu kadar muhtaç (zavallı) hiç hissetmedim, yani o bardağı doldurmaya çalışıp duruyorum, ve görüyorum ki, önceleri nefret ettiğim her şeyi şimdi ben yapıyorum. Yani aslında olan nedir? Ben o kadar kızgınım ki… ve bilirsin…</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Tamam o zaman, bu soruyu biz alalım, istersen, evet! (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: (gülerek) Ha istiyorum! İstiyorum!</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Evet – biz bunu (soruyu/varlığı) hissettik – çünkü neşeden, sevinçten söz etmeye bayılırız, ve deneyimin sadece keyfine varmak değil, ama deneyimdeki neşe, ve deneyimdeki güç ve sevinç. Peki, ortalık biraz karışıkken bunu (neşeyi/sevinci) nasıl gerçekleştirirsin? Ve sen onu hissediyorsun. Diyeceğiz ki – ve bu söylediğimiz şeyler, sevgili varlık, onları sadece, Adamus’un da hemfikir olacağı gibi, dil (lisan) biraz meydan okuduğu için söylüyoruz. Ve biliyor musun, Guidance Energy, yani biz bir şey söyleriz, ve bizi tanıyanlarınızın bildiği gibi ertesi gün onu çöpe atarız. Ama burada kullandığımız kelimeler seni şifalandırma hizmetine yöneliktir, sevgili varlık, çünkü biraz şifalanma gerekiyor, ve tekrarlıyoruz, bu kelime (şifa) aşırı kullanılmıştır ve biz daha önce kullanıldığı anlamı kastetmiyoruz.</p>
<p>Bu kelimeyle kastettiğimiz dengedir, ve eğer sen ıstırap çektiysen, ki çektiğini biliyoruz, bunun karşıt enerjisi çokça sevinç, neşe, ve bu sayede dengeyi buraya getirmek, güç denen şeye biraz geri dönmek olurdu.</p>
<p>Kutupluluk. Biz örnek olarak bir pili kullanacağız, sevgili varlık. Şimdi sen bir pil olsan ve bir ucun eksi ise (negatifse) ve daha önce deneyimlediğin şeylerden farklı bir şey deneyimlediğin için, ve bu kendinle boğuşmana neden olduğu için, dik duran pilin eksi tarafı şimdi yukardadır, ve o pili çevirirsen, ve artı (pozitif) tarafı yukarı bakar olursa, o artı, deneyimin pozitif kutupluluğu olurdu. Biz, onun (bu deneyimin) içindeki iyiyi bul, demiyoruz, çünkü senin de onaylayacağın gibi, onun içinde gerçekten hiç iyi yok. Yani biz basit metafizikten söz ediyoruz. Sadece pili yukarı çevir. Şimdi şu anda sevinç duymana izin ver, çünkü bu grupla anda sevinç duyuyorsun.</p>
<p>Nefes al, sevgili varlık. Nefes al… mücadele etme ihtiyacına diren.</p>
<p>ADAMUS: Böylece… ve biz …</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Diyoruz ki, biz bu çabayı, bu çabayı salıvermeyi seviyoruz, sevgili varlık. Çabasızlık. Yaptı. İyi iş çıkardın. Bir derin nefes daha al. Ve eğer sevinç, neşe olmaktan sıkılırsan ve bu salonu terk ettiğinde onu hissetmezsen, o zaman o pilin eksi tarafının yukarı bakmasına izin verebilirsin, çünkü insanlar bunu yapmaya bayılıyorlar, değil mi? Ama onun doğru tarafını yukarı çevirip de dengelemek amacıyla bir sevinç düzeyiyle birleşmek senin gücün dahilinde.</p>
<p>Şifalandın mı? Herhalde hayır, ama bu, şimdiye kadar sen olarak bildiğin seni dengelemenin iyi bir yolu. Anlaştık mı, sevgili varlık? Derin bir nefes al.</p>
<p>ADAMUS: Ve ayrıca o ilişkiye girdiğinde, arzularını, o zamanki ihtiyaçlarını, o ilişkinin zaten neden başladığını da göz önünde bulundur. Böylece şimdi buradasın, kendi evriminde; ihtiyaçların artık aynı değil, ama bir yanın yine de onların (ihtiyaçlarının) belki de aynı olduğu konusunda endişeli. Belki de ilişkinin ilk günlerinde farkettiğin şeylere ihtiyacın yok. Böylece, bunlar söylendiğine göre, buradan daha evrimleşmiş ya da genişlemiş bir varlık olarak çıkıp gidebilir, ilişkiye aynı ihtiyaçlar ya da arzular olmadan geri dönebilir, ve yine de ilişkiyi çok yeni bir biçimde sürdürebilirsin.</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Çok güzel söyledin, sevgili varlık.</p>
<p>ADAMUS: Teşekkür ederim. (kahkahalar) Sonraki. Yaklaşık üç soruluk zaman var.</p>
<p>MARY: Ben şu son yedi gündür bir dolu deneyimden geçtim, ve bu yedi günün sonunda sanki fiziksel bedenim tüm enerjisini kaybetti. Ve bu sanki hani demin sözünü ettiğin o boş bardak gibi – öyle hissediliyor. Sanki bedenimin hiç enerjisi yokmuş gibi hissediliyor, ve ben neden hâlâ bu kalıba izin verdiğimi, bedenimi neden yeniden dengeleyemediğimi bilmek istiyorum.</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Ah, bu soruyu önce senin yanıtlamana izin vereceğiz. Buyur.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten. Duygusal krizlerden ve duygusal işlemlerden geçtiğin zaman, bu çok, çok enerji tüketir. Ben bunu hepinize duygusallığı aşmanızı sabırsızlıkla beklediğimi söylemek için bir fırsat olarak kullanıyorum. Bu, kalpsiz olmak ya da sevgisiz ya da sığ olmak anlamına gelmiyor, ama tekrarlıyorum, duygular zihin tarafından yaratılır, ruh tarafından değil, kalp tarafından değil. Bunu farketmeye başladığın zaman, duyguların gerçekten çok sahte ve çok yapay, ve aşırı derecede enerji tüketici olduğunu da farkedeceksin. Onun için de içinden geçtiğin duygular bedelini bedenine ödetiyorlar.</p>
<p>Ama bu bir anlamda senin şu anda yararına olabilir, çünkü seni tüketiyor. Yiyip bitiriyor. Seni hizaya sokuyor – hiza derken kalma ya da gitme (kararını) kastediyorum – ve o hizada bazen, ya da o yoğun baskı, o büyük karar sırasında, o zaman nihayet, nihayet zihninden çıkarsın. Biz konuşurken bile ve Şaudlara geldiğinde bile, hâlâ analiz ediyorsun. Bir şey var… sen hâlâ deneyime direniyorsun – gerçek deneyime; <em>gerçek </em>deneyimi kastediyorum – belki korkudan, belki gelecek olanla başa çıkabileceğinden emin olmadığından. Ama şimdi tükenmiş haldesin, ve bu büyük olasılıkla iyi bir şeydir, çünkü o zaman zihninden çıkmak <em>zorunda </em>kalırsın.</p>
<p>Zihin aynı zamanda muazzam miktarlarda enerji tüketir – yani senin zihin/duygu kısmın – ve tükenip bittiğinde onlarda kapanma eğilimindedir. Kendilerini kapatma eğilimindedirler. Bu, senin Ben’im’inin mevcut olması için ve senin o Ben’im’i bilmen için ve onun senin için Motorsikletin Zen’ini ve Sanatını sana vermek gibi, bir kitap okuman gerekmeden, hiçbir şey yapmadan bunu anlamanı sağlamak gibi güzel şeyler gerçekleştirmesi için çok güzel bir zamandır. O anlayış ansızın oradadır. Sen birdenbire anlayıverirsin. Ve anlamaya, çözmeye çalıştığın tüm o şeyleri birdenbire anlayıverirsin. Ağaçları, bir arabanın ya da motorsikletin ya da kendi biyolojinin nasıl çalıştığını – ansızın, sadece biliverirsin, ve dersin ki, “Lanet olsun! Ben bunu hep biliyordum. Engel olan neydi ki?” İşte bu yaşamaktır, ışık içinde yaşamak. Biz oraya doğru gidiyoruz. Teşekkür ederiz. GE sende.</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Evet ya, biz duygular için belalı diyoruz.</p>
<p>ADAMUS: Belalı, evet.</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Belalı duygular, tamam mı? Ve biz diyoruz ki, sakın ola … zihinin, duyguları işlemden geçirmek yerine yapacak bir dolu daha iyi şeyi var. Ruh, ki biz ona Kaynaktan gelen canlı yaşam gücü diyoruz, eğer zihin anlamaya başlarsa, belki, bilincini özgürleştirerek, sınırları iterek anlayabilirse, (o zaman) içinde bulunduğun halin ayarını, kalibrasyonunu da anlayabilir ve bu hali belki de senin şu anda ilişkilendirdiğin halden farklı bir şey olarak saptar, sevgili varlık. Hmm? O belalı duygulardan kurtulun, sevgili varlıklar! Evet, biliyoruz. Söylemesi yapmaktan daha kolay.</p>
<p>ADAMUS: Evet. (kahkahalar) Ama her zaman için durup derin bir nefes alabilirsin … şimdi birazcık spiral şeklinde hareket etmene izin ver. Ve, gerçekten, Guidance’in dediği gibi, bir anlam ya da anlayış yüklemeye çalışman seni daha da tüketecektir.</p>
<p>MARY: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS: Teşekkür ederiz. Kes … Mary, bu kadar zorlamayı kes, gerçekten, herşey için. Sonraki.</p>
<p>DAVE S: Önümüzdeki birkaç yıl içinde, dünyanın seçkinleri tarafından yönetilen şimdiki hükümetlerin yerini alacak ve insanlar için insanlar tarafından kurulacak uluslararası bir federasyon olacak mı?</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Eh, bu zihinden gelen bir soru değil de nedir! Öyle değil mi? (kahkahalar) O belalı duygulardan kurtul ve ortaya çıkan şeye bak!</p>
<p>DAVE S: Lütfen soruyu cevapla.</p>
<p>ADAMUS: Bu soruyu sen almak ister misin?</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Size şunu söylüyoruz, sevgili varlıklar, sözünü ettiğiniz bu şeyler bizim şimdi, sadece araştırma amaçlı olarak, Dünya’daki değişimler, fiziğin anlaşılmasındaki değişimler, bilimin anlaşılmasındaki değişimler dediğimiz şeylerle bağlantılı ilerlemelerdir. Ve insanlık kendini bilince doğru özgürleştirmeye ve zihnin sınırlarını genişletmeye, daha önce yapabildiklerinin ötesine bilgeliğini devreye sokabilmeye başlarsa, belki doğal bir eğilim olarak organize etmeye başlayacak, çünkü zihnin yapmayı sevdiği şey budur.</p>
<p>Ama size söylüyoruz, sevgili varlıklar, bu şeylerin odağı kozmostaki, Dünya’daki değişimdir, ve Dünya yerini değiştirdikçe, doğanın kendisi de onunla birlikte değişir. Ve doğa değiştiğinde, sevgili varlıklar, insanlık değişir. Ve o değişirken ve burada hizmette bulunan bizler bilince yardımcı olup onu özgürleştirirken, belki o soruda kullandığın kelime, sevgili varlık, gelecekte farklı olur, yani şimdi sorarken kullandığın kelimelerden farklı olur. Anlıyor musun?</p>
<p>DAVE S: Evet.</p>
<p>ADAMUS: David, soruna cevap olarak, ben geçmişte zengin bireyler, zengin gruplar tarafından yaratılmış büyük dengesizlikleri dengeye sokmaya çalışan uluslararası federasyonlarla ilişki içindeydim. Çok önemli bir şey farkettim. Bir nedenden ötürü, onun sürmesine seçmenler izin veriyordu. Buna izin veriyorlardı. Eğer bir ülkede bir diktatör varsa, bu (o ülkedeki) insanların bilinci bir diktatöre çağrıda bulunduğu içindir.</p>
<p>Bu noktada uluslararası bir federasyonun olacağını görmüyorum, hayır, <em>görmüyorum </em>– kuvvetle görmüyorum – türlü nedenlerden ötürü, farklı beklentiler, gündemler, farklı kültürel yaşam tarzları ve şeyler. Ve aslında diyeceğim ki, 300 yıl öncesiyle şimdi arasındaki fark, bireylerin, çoğu zaman, o enerji miktarını koruyamamaları ve kendi bilinçlerinde olamamalarıydı, bu yüzden bir değişim meydana getirebilmek için birleşmeleri gerekiyordu. Oysa şimdi farklı. Gerçek değişim bireyin içinde meydana geliyor ve bilmesi bile ya da düşünmesi bile gerekmeden, benzer bilinçte olan varlıklarla bağlantı kuruyorlar. <em>İşte bu </em>dünyayı değiştirir. “Hadi hepimiz birleşelim ve birlik içinde olup Kumbaya (şarkısını) söyleyelim, ve…” değil, bu işe yaramaz. Birleşmiş Milletler – enerjisel olarak çok verimsiz ve aynı zamanda da çok yoz.</p>
<p>Ama bireyin kendi içinde – senin ve senin ve senin ve hepinizin – kendi başına çalışması, kendiyle çalışması, işlemden geçirmeleri bırakması, ve egemen/bağımsız varlıklar olduğunuzu anlaması, işte farkı bu yaratır.</p>
<p>Ben insanlar ışıldadığında bunu enerjisel olarak görüyorum, senin ışığını, sevgilim, ışıldıyor ve kendi içinde o egemendir. Başka kimseninkine bağımlı değilsin, ama ben senin ışık kuşağının (kavisinin) buraya, onun ışığına uzandığını görüyorum. Ve sizler birbirinize bağımlı değilsiniz, birbirinize karşı talepkâr değilsiniz; bu doğal bir oluştur. Bu birlik olmada size köprü olmaz; ama bir tür egemen ya da bağımsız rezonansa köprü olur, ki bu rezonans şu anda tam anlamıyla dünyayı değiştiriyor. Yani, her seferinde bir kişi. Teşekkür ederiz. (izleyiciler tezahürat yapıp alkışlar)</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Biz bu bedenin alkışlamasını sağlayamıyoruz, ama yapabilseydik alkışlardık, sevgili varlık.</p>
<p>DAVID K: Ben aslında deneyimden yanayım. Aslında bir dolu sorum yok, çünkü soru gelmeden önce zaten birçok şeyi biliyorum.</p>
<p>ADAMUS: Güzel.</p>
<p>DAVID K: Ama bir yanım yine de sormak istiyor, soru olmamasına rağmen. Bu nedir? Şu, hâlâ bir şey sormak istiyorum ama soracak hiçbir şey yok hissi. (kahkahalar) Yani ben burada bunu soruyorum.</p>
<p>ADAMUS: Bu soruyu almak ister misin?</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Zihin sonunda sakinleşmiş, sevgili varlık. Bu garip bir hal, öyle değil mi? Biz diyoruz ki, sezgi aktive edildiğinde ve sen, yeniden ele geçirme gücüne sahip olduğun şeyi yeniden ele geçirebildiğinde, zihin bu bilgeliğin yayılımını ve nabızlarını alır, ve sen o zaman bizim denge dediğimiz şeye bağlanırsın. Bu iyi bir his, öyle değil mi?</p>
<p>DAVID K: Evet.</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: O zaman keyfini çıkart, sevgili varlık! Bırak o neşe, o sevinç biraz aksın! (alkış)</p>
<p>ADAMUS: Güzel, teşekkür ederiz. Sen herşeyi söyledin. Sonraki ve son soru.</p>
<p>5.ŞAMBRA’NIN SORUSU (kadın): Benim sorum esinlenmeyle ilgili. Esinlenme nedir?</p>
<p>ADAMUS: Ah! Güzel.</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Ah, sevgili varlık, Ben’im dememiz gerekiyor, tamam mı? Ben’im’in insani deneyimidir, ve yarattığın bilincin ifadesidir. Esinlenme bir eylem değildir. Bir düşünce değildir. Bilinçle bağlantılı bir nabız ve bir frekanstır. Ve senin onu ifade etme biçimindir, bizim şimdi sevdiğimiz kelimelerle, “Ben’im.” Ah, Guidance Energy şimdi sadece ortada dolanıp, “Ben’im, Ben’im” diyecek, tamam mı? (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS: O benim repliğim. (kahkahalar)</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Evet, sevgili varlık! Ama biz daha dolanmıyoruz. Bu yüzden ifade, Ben’im olarak yaratıcı biçimde bilinçte olmaktır. Sen konuş, sevgili varlık. Bu konuda sunacağın çok şey var.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten de. Esinlenme, bilincin, saflığın artık kısıtlanmaması ya da geri tutulmamasıdır. Fiziksel biçim içinde var olabilirken, ışığınızın da engelsiz, baskısız çıkmasına izin vermektir. Ve bu spiralin içinde, tam anlamıyla, olan şudur, bilinç deneyime öylesine aşıktır ki, bu biçimin içinde olma becerisine öylesine aşıktır ki, çiçek açıverir. Esinlenme budur.</p>
<p>Esinlenmeyi fizik kurallarına göre tanımlarsak, ruhunuzda, varoluşunuzda o kadar büyük bir heyecan olur ki, ruhunuz açılıverir, genişler, çiçek açar, bu sayede de konuşmamızın başında sözünü ettiğimiz ışıktan da farklı bir ışık türünü içeri çeker. Sıradan ışık yerine – bunların hepsini daha sonra ele alacağız – o şimdi farklı bir ışındır. Ve herşeyin güzel bir biçimde alev almasını sağlar. Bu, kendine daha derinden aşık olan, daha da fazla ifade etmek isteyen ruhtur.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, ne gün oldu ama. (izleyiciler alkışlar) Ve Guidance Energy ile Kathleen’e, senin dışarlarda bir yerlerde olduğunu biliyorum, bizimle olduğunuz için çok teşekkür ederiz.</p>
<p>GUIDANCE ENERGY: Bu bir onur ve ayrıcalık, ve burada bulunanların birbirlerine ve, eğer bulabilirlerse, kendi içlerinde olana bağlanmaları, büyük bir nimettir. Huzurla, sevgili varlıklar.</p>
<p>ADAMUS: Gerçekten.</p>
<p>Ve böylece, stres yapmayın. Hatırlayın, tüm yaratımda herşey yolunda.</p>
<p>Ve böylece, size veda ediyorum. Teşekkür ederiz. (izleyiciler alkışlar)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2011/06/04/saud-11-%e2%80%9cspiralsarmal-deneyimi%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

