Şaud 6: “Yeni Dönem, Yeni Enerji, Yeni Yol”

Adamus Saint-Germain’in katılımıyla, Kanallık: Goeffrey Hoppe

Kırmızı Çembere sunulmuştur
6 Ocak 2007

www.crimsoncircle.com – www.kirmizicember.org

Ben’im, evet Ben’im, muhteşem, bilge, kıyaslanamaz, parlak, kutsal, ve herhalde tahmin ettiğiniz gibi, Tobias değil. Ben Adamus Saint-Germain’im ve siz değilsiniz. (kahkahalar) Yeni yıla hoşgeldiniz, Şambra. Siz de, benim kendimden söz ettiğim gibi kendinizden söz edebildiğiniz noktaya gelebilirseniz, işte bu gerçekten bir aydınlanma zamanı olurdu. Siz de, benim kendi görkemliğime sahip çıktığım kadar kendi görkemliğinize sahip çıkıp rahatsızlık hissetmediğinizde, bunun bencil bir şey olmadığını görürdünüz. Bu sadece budur. Bunun hiç de utanılacak ve gizlenecek bir şey olmadığını ve şu ıstırap dolu alçak gönüllü davranışlarla ilgili olmadığını göreceksiniz. Muhteşem olduğunuzu tüm dünyaya açıkça duyurabileceğinizi (göreceksiniz).

Ve bir an için düşünün, içeri giriyor ve şöyle diyorsunuz, “Ben buradayım! Ben muhteşemim! Ben Ben’im! Ben görkemliyim ve Ben kutsalım ve Ben yüceyim, ve siz değilsiniz.” Bunun ailenize ve iş arkadaşlarınıza nasıl bir şok etkisi yapacağını düşünebiliyor musunuz. (kahkahalar) Ama belki de Şambra, bu noktaya vardık, belki de o eski patikadan çıkıp yeni bir yola girmenin zamanıdır.

Muhteşemliğimi ilan etmek bana büyük bir doyum veriyor. Peki siz sizinkini neden ilan edemiyorsunuz? Başkalarının söyleyeceklerinden korkuyorsunuz. Belki biraz enerjinin hareket etmesine neden olur. Belki birkaç sorun ortaya çıkar. Belki birkaç enerji çatışmasına neden olur. Ama belki de o eski yoldan çıkmak ve yenisine adım atmak zamanıdır. Tüm diğer insanların ötesinde yaratıcı ve hayalci olduğumda, ulaşılır biçimde parlak ve yakışıklıyım, deyip de, bunu söylemekten utanmayacağınız kadar kendine sahip çıkmak zamanıdır. Gördüğünüz gibi, bu bazı düğmelerinize basıyor. Sandalyelerinizde biraz büzüldüğünüzü fark ediyorsunuz – “Saint-Germain’in bugün bana bulaşmasını istemiyorum. Onun kusurlarımı ve yanlışlarımı ortaya dökmesini istemiyorum, bu yüzden bugün diyeceğim. Diyeceğim.”

Böylece, yeni bir yıla başlıyoruz, ama yeni bir yıldan çok daha fazlasına başlıyoruz. Yeni bir Döneme başlıyoruz. Şimdi, bu dönemin başlangıcını belirten belirli bir zaman noktası yok. Onun bugün başladığını söyleyemezsiniz. Bu dönem, binlerce yıldır tekamül ediyor ve süreçlerden geçiyordu. Anımsıyor musunuz? 2000 yıl önce onun Dünya’ya getirilmesine nasıl yardımcı olduğunuzu anımsayın. O, o zamandan beri tekamül ediyor ve genişliyor ve şimdi bu yeni döneme giriyor. Ben ona, bilinç çağı, adını koyacağım. Biz Hristos (Mesih) çağının ötesine geçtik, ki bu, tanrısal tohumun ekildiği zamandı, sizin insan veçhenizle diğer veçhelerinizi bütünleştirdiğiniz doğum sürecini başlattığınız zamandı. Şimdi biz, bu bütünleşmenin bilinçli olarak fark edilmesine, gerçekleştirilmesine geçiyoruz. Tanrı olduğunuzun gerçekten fark edilmesi. Siz de Tanrı’sınız ve siz Tanrı’sınız. Sandalyelerde oturan o alçak gönüllü insanla, olduğunuz o görkemli muhteşemliği ayırmaya artık gerek yoktur. Tanrı olan o parçanızı (ayırmanıza gerek yoktur). Eğer gerçekten kim olduğunuzu anlamak istiyorsanız, o eski Tanrı kavramlarından kurtulun. Tobias, uzun uzadıya bundan söz etti. Tanrı’nın bir adam olduğu, tüm gücü elinde tutan, herşeyi bilen biri olduğu görüntüsünden kurtulun. Size söylemek zorundayım, Tanrı herşeyi bilmez. Tanrı, herşeyi bilmek istemez. Tanrı’nın tüm o yargılayıcı varlık olduğu görüntüsünden, insanlarından yalnızca bazısına ihsanlar bahşettiği görüntüsünden kurtulun. Tanrı hiç de bu değildir. Daha önce de söylediğimiz gibi, bu bir enerji virüsüdür. Bu, insan bilincini engelleyen ve çarpıtan ve çürüten bir şeydir. Ve sizin taptığınız şey budur. Paranızı harcadığınız şey budur. Kiliselere bağışlar yapıyorsunuz, ve onların neyi koruduklarına bakın – tanrısal insanın dokumasını yok eden o sinsice zarar veren enerjiye bakın.

Böylece biz şimdi Yeni Döneme, Yeni Çağa giriyoruz. Hadi onu şu anda başlatalım. Kim olduğunuzu bilinçli olarak fark ettiğiniz bir dönem. Kendinizin o tanrısal yanını artık başka bir boyutta ya da başka bir yerde tutmadığınız bir dönem. Onu içeri alın, hemen şimdi ve hemen burada onu odaya davet edin. Ama ne olması gerektiğine ilişkin eski algılar olmadan. Bazılarınız, tanrısallığınız geldiğinde, ansızın çok psişik olacağını düşünüyor. Ansızın, benim gerçekleştirdiklerimi gerçekleştirebileceğini, taşları altına dönüştüreceğini düşünüyor. Ansızın herşeyi bileceğini ve herkesin size tapacağını ve hayran olacağını ve sizi idealize edeceğini düşünüyor. Bu, tanrısallıkla ilgili çok eski bir kavramdır. Tanrısallığın herşey olduğu ve herşeyi yapabileceği kavramı (çok eskidir). Bu kavramı da şimdi hemen bıraksanız da kapıdan çıkıp gitse iyi olur.

Tanrısallık, betimlenmesi mümkün olmayan bir şeydir. Eski bilincinizle hayal edebileceğiniz herşeyin ötesinde, sonsuz kişisel olan bir şeydir. Tanrısallık narindir, ama yine de dayanıklıdır. Tanrısallık yumuşaktır. Dağları harekete geçirebilir. Tanrısallık, zihnin sahip olabileceği bilgeliğin ötesinde bilgedir, ancak tanrısallık, zihinsel doğanızı hiç anlamaz. Zihniniz onu hiç ilgilendirmez. Onu bilmek istemez. Onun en büyük, en büyük düşmanı zihin olmuştur. Gelmekte olan tanrısallığın en büyük engeli, yaşam hakkında akıl ve mantık yürütmeniz olmuştur. Akıl ve mantık, üç boyutlu gerçekliğinizde bir yere sahiptir. Araç gereçlerinizi kullanmanıza yardımcı olmak, bilgisayarlarınızı nasıl kullanacağınızı öğrenmek, yazılımlar üretmek gibi bir yeri vardır. Ama ruhunuzun derinliğini ve doğasını kavramaya çalışmanızda yeri yoktur. Olamaz. Olamaz. Biz bu yeni dönemde – bu Bilinç Çağında – bunların ötesine geçiyoruz, ve bu dönem şimdi başlıyor. Şu anda başlıyor.

Bu inanılmaz bir yıl olacak. Ona, kuantum sıçraması yılı deyin. Numerolojik bir öneme, astrolojik bir öneme, ama herşeyden çok, bilinçsel bir öneme sahip olan o tarihe kadar yaklaşık dokuz ay var. Biz size bugün bu yıl hakkında, kim olduğunuza ilişkin olmasını bekleyebileceğiniz ya da umabileceğiniz değişimler hakkında konuşacağız. Öncelikle size şu mesajı vereyim. Tobias bugün kendi kabuk bedenini ziyarete gitti. Size daha önce söylediği gibi, doğmuş olan ve onun ruhunun girmesini bekleyen biyolojik bir beden var. Tabi onun ruhunun bir bölümü orada, ama ruhunun büyük bir bölümü daha o bedene girmeyi bekliyor. O nedenle, diğer alemlerden sizlerle çalışmayı sürdürebiliyor, yolculuklarınızda ve projelerinizde ve yaratılarınızda sizi desteklemeyi ve cesaretlendirmeyi sürdürebiliyor. Arada bir meleksel varlıkların bile, benim gibi büyük ve muhteşem meleksel varlıkların bile, kısa bir süre için Dünya’dan uzaklaşması gerekiyor. Enerjiler ağır ve çok yorucudur. Yüce bir varlık olsanız bile, enerjilerimizin hep Dünya çevresinde olması biraz ağır gelir.

Fiziksel boyutlara ilişkin bir yerçekiminin olduğunu biliyorsunuz – bir şeyi elinizden bıraktığınızda, yere düşer. Yerçekimi prensibi budur. Ama bir de ruhsal çekim vardır – insan bilincine ne kadar yaklaşırsan, o kadar ağırlaşır ve güçlenir. Enerjiyi içine çeker. Tıpkı bir kara deliğin kozmostaki enerjiyi emmesi gibi, enerjiyi içine emer. İnsan bilincinin yaptığı budur. Bunu size hergün yapıyor, ama siz ona o kadar alışıksınız ki, onun bir parçası olmanızı, ona boyun eğmenizi isteyen bu bilinç çekiminin sizi giderek hep daha fazla içine çektiğini fark etmiyorsunuz bile. Siz tüm bunlardan özgürleşmeyi öğreniyorsunuz. Egemen olmayı öğreniyorsunuz, ancak keşfettiğiniz gibi, bunlarla olan tüm bağları kesmekle ilgili bazı sorunlar da var.

Onun için Şambra, arada bir yoruluyoruz, çünkü Dünya çevresinde olmak buna neden olabiliyor. Enerjimizi bizden çekip alabiliyor. Yani Tobias kısa bir izin kullanıyor ve bir haftadan daha kısa bir zaman içinde geri dönüp size çok önemli iki konu hakkında konuşacak – Yeni Enerji işi. Bu önemli bir konu, çünkü iş, dünyanın yeni hükümetidir. İş ayrıca, dünyanın yeni dini de olacak. Şimdi, biz yalnızca paradan söz etmiyoruz, biz iş derken, enerji transferinden – enerji girdisi ve çıktısından – söz ediyoruz. İnsanlar ve en önemlisi de ülkeler arasındaki ilişki. Hayal etme, yaratma ve tezahür ettirme yeteneği. İşin özündeki enerji bunlarla ilgilidir.

Birçoğunuz buna ilk kez bu yıl gireceksiniz, ya da yeni ve farklı bir biçimde iş yapacaksınız. Tobias size, içine girdiğimiz bu yeni dönemde işle ilgili enerjilerin nasıl değiştiğinden söz edecek. Ayrıca zihinsel sağlıktan, aslında daha çok zihinsel dengesizlikten söz edecek. Şizofrenik kişiler, çok kişilikli insanlar neden var? Sizin zihinsel özürlü dediğiniz kişiler. Bunların gerisinde yatan enerjinin özü nedir? Karmik midir? Çevreyle mi ilgilidir? Bunu kendileri mi yaratmışlardır, yoksa dışardan mı empoze edilmiştir? Bu yanıtları edinmek için hatta kalın.

Sevgili dostum Kuthumi geçen ay gelip, çoğunuzun kavrayabileceğinden çok daha derin ve öngörülü bir bildiride bulundu. Felsefe öldü. Felsefe, çok eski ve sefil bir geçmişe sahiptir. İnsan bilincinin bazı çok ilginç tekâmüllerinden sorumlu olduğu gibi, bazı çok çarpıtılmış inançlardan – insanların yapıştığı ve tutunduğu inançlardan da sorumludur. Ve sonra, daha önce de duyduğunuz gibi, bir insan bir inancı edindiği zaman, bir inancı kabul ettiği zaman, tezahür de ettirir. Bu çoğu kez bilinçaltından, arada bir bilinçli olarak gerçekleştirilir, ama siz çevrenizsiniz. Gerçekliğiniz, inanç sistemlerinizi nasıl yapılandırdığınızın bir sonucudur. Biz şimdi, hiç inanç sisteminiz olmasın demiyoruz. Bu bir noktaya kadar neredeyse imkansızdır. Ve tümüyle ayrı bir tartışma konusudur, ama neyi inanmayı seçiyorsunuz? İnsanlığın iyiliğine mi inanmayı seçiyorsunuz, yoksa onların karanlık yanına inanmayı mı? Herkesin size karşı olduğu komplolara mı inanıyorsunuz? Eh, öyleler. Öyleler. Arzulayın ve tüm dünya size karşı olsun. Kendinize ait hiç bir güce sahip olmayan bir kurban olduğunuza inanıyorsanız, bu gerçekleşecektir. İşte böylesine büyüksünüz, görüyor musunuz. Siz enerjinin efendisisiniz, herşeyi yaratabilirsiniz. Yalnızca bir insan olduğunuz yanılsamasını yaratıyorsunuz. Bir yanılsama yaratıyorsunuz. Ölümün neye benzediğini bilmiyormuş gibi davranıyorsunuz. Burada oturuyor ya da dinliyor ve geçmiş yaşamlarınızı anımsamıyormuş gibi davranıyorsunuz, onun için de anımsamıyorsunuz. Herşeyi oluşturan inanç sistemleridir.

İnanç sistemleri… bazısı, diğerlerine göre daha gerçek ya da uyum içinde olabilir. Bazısı ruhunuzun gerçek tutkusuna, ruh enerjinize daha yakın olabilir. Kendiniz için bir inanç sistemini edindiğiniz ya da yarattığınız her sefer, o bir fabrika gibidir. Ona enerji vermişsinizdir. O küçük bilinç fabrikanızın çalışma kılavuzunu yaratmışsınızdır ve sonra da ürününüzü ya da gerçekliği ortaya çıkartmaya başlarsınız.

Bazılarınız, inanç sistemleriyle mücadele ediyor. Örneğin, onları zihninizde yaratmaya çalışıyorsunuz. Oysa kendinizle oynuyorsunuz, ve bir inanç sistemi demek, düşündüğünüz değil, hissettiğiniz şey demektir. Diyorsunuz ki, “bolluk içinde olduğuma inanıyorum”, oysa bolluk içinde hissetmiyorsunuz. Dünyanın birkaç kişi tarafından kontrol edildiğini hissediyorsunuz, ki öyledir, başkalarına hiç bir şey vermediklerini, ki vermiyorlar. Ama onlarla bu oyunu oynamak zorunda olmadığınıza inanmayı ve bunu hissetmeyi unutuyorsunuz. Siz kendi oyununuzu yaratabilirsiniz. O nedenle, inanç sistemleri herşeydir, Şambra.

Kuthumi, tüm şu felsefe kavramının öldüğüne ilişkin konuşmaya geldi, zihinde oynamanın, şeyleri analiz edip anlamaya çalışmanın, aslında inanç sistemlerinden başka hiç bir şey olmayan şeylerle ilgili mantık yürütüp de sevecen küçük laflar etmeye çalışmanın öldüğünü söylemeye geldi. Bunlardan vaz geçmek zamanıdır. Bunu bırakmak zamanıdır. Yaşamak ve deneyimlemek zamanıdır. Sizi geri tutacak tüm o engeller ve şeyler yerine, seçimlerinizin ve arzularınızın içine girmek zamanıdır. Kuthumi, hoş Kuthumi…. Onun enerjisi çok mevcut ve bu yıl boyunca da hep mevcut olacak. O size esin verecek…. sizi esinlendiren olacak. Bu konuda çok iyidir, benden çok daha iyi. Ben Şambra için farklı bir rol oynuyorum, ki bunu bir dakikaya kadar açıklayacağım.

Bu yıl sizden bazı şeyler yapmanız istenecek, belki de bu konuda meydan okunacak, ve bugün az önce yapılan konuşmalardan ve şimdilerde türlü işlere atılmaya cesaret eden Şambra’lardan duyduğunuz gibi, yol üstünde engeller var. Sorunlar ortaya çıkıyor. Kuthumi, size esin vermek üzere orada olacak. O, sizin koçunuz, amigonuz olacak. Sizi motive eden olacak. Esinlendirici enerjiyi devreye sokmanıza yardım edecek, ki bu arada, bu enerji sizi şu anda tümüyle kuşatmış durumda. Siz sadece onu hissetmemeyi ya da onunla bütünleşmemeyi seçiyorsunuz. Kuthumi bu yıl Şambra için daha aktif bir rol üstlenecek. Geçen yılın büyük bir bölümünü, türlü boyutların başka başka bölgelerinde sizin ruhsal ailelerinizle, uzun zaman öncesindeki özlerinizle çalışarak geçirdi. Buradaki gerçekliğinize ve şu anda bilinçli olarak farkında olmadığınız başka gerçekliklere enerjilerin açılabilmesi ve bir kez daha akabilmesi için, yeni köprülerin ve bağlantıların yaratılmasına yardımcı oldu. Ama oradaki çalışması artık bittiğine göre, sizin gerçek benliğiniz olarak adlandıracağınız enerjinin bu gerçekliğe akabilmesine izin verecek hatlar açıldığına göre, o, esin veren varlık olarak sizinle yakından çalışmak için burada olacaktır… birçok farklı yoldan size yaratıcı bir destek verecek, vizyonunuzu yaratmanıza ve pekiştirmenize yardım edecek, çalışma biçiminize ve aslında herşeyin çalışma biçimine ilişkin daha büyük resmi görmenize yardımcı olacaktır.

Kuan Yin… Kuan Yin çok suskundu, bazen o kadar suskun olmasa da genelde arka planda suskun duruyordu. Kuan Yin şefkati temsil ediyordu. Kuan Yin, İsis enerjisinin, dişil veçhenin enerjisini temsil ediyordu. Şimdi birleşmiş bir dişil ve eril olmanıza izin verdiğiniz için, Kuan Yin’in enerjisini de bulacaksınız. Bu enerji bu yıl dönüşüp değişecektir. O, şefkatin ötesine geçecektir. Şefkat elbette tümüyle kabul ve onurlandırmadır. O, şefkat duyusunu anlamanıza yardımcı olmak için sizinle ve Kırmızı Meclis’le çalıştı. Kendinizi reddetmeye çalışmak yerine, gömmeye çalışmak yerine, yadsımak yerine – kendinizle ilgili herşeyi kabul edebilir misiniz, şefkatle kabul edebilir misiniz? Kendinizle ve çevrenizdeki dünyayla ilgili herşeyi kabul edebilir misiniz? Savaşmayı seçen kabileler ve ülkeler olduğunu kabul edebilir misiniz? Çatışmalar sırasında ölmeyi seçen insanlar olduğunu kabul edebilir misiniz? Yoksulluk içinde yaşamayı seçen insanların olduğunu kabul edebilir misiniz? Evet bunu seçiyorlar. Evet seçiyorlar. İşte şefkat, tüm var olanın tümüyle kabul edilmesidir.

Şimdi Kuan Yin, yeni bilinç çağının bu yılında, şefkatin bu temeliyle sizlerle çalışacak, ve diyecek ki, peki şimdi ne yapacağız? Artık kendinizi tümüyle, tamamen kabul ettiğinize göre, artık diğer her bir insana şefkat beslediğinize ve yollarını onurlandırdığınıza ve seçimlerini onurlandırdığınıza göre, şimdi ne yapacaksınız? Artık bu dengelenmiş enerjinin temeline – kendinize karşı şefkate – sahip olduğunuza göre – ne yapacaksınız? Bir sonraki adımın nedir, yaratan? Neyi seçiyorsun? Ve siz Kuan Yin’in bu şarkısını yıl boyunca duyacaksınız, peki şimdi ne olacak? Nereye gitmek istiyorsunuz? Oraya nasıl varmak istiyorsunuz? Oraya bir kez ulaştınız mı, ne yapacaksınız?

Böylece, Kuan Yin, Kuthumi ve elbette hem sizinle birlikte ve hem de arada bir sizin için yeni kapılar açmayı sürdüren sevgili Tobias enerjilerinin arasındasınız. O büyükbabamsı, bilge ve çok sevecen enerjiye sahip olan sevgili Tobias, ama Tobias, şimdiye kadar gördüğüm her türlü varlıktan daha çok, bilinç kapılarının yıkılmasına yardımcı oluyor. Duayı kapı dışarı etti. Meditasyonu kapı dışarı etti. Anlamsız olan şeylerin hepsini, çok eski enerjiye ve eski inanç sistemlerine dayanan ve bunları temel alan herşeyi kapı dışarı etti. Başka kim, Wesak gününde (çvr: dolunayın kutlandığı bir Budizm ritüeli) bir Budizm tapınağına girip de meditasyon devrinin geçtiğini söyleyebilir. Yetti, diyebilir. Tobias’dan başka hiç kimse. Ve o bunu öylesine sevecen ve yumuşak bir biçimde söylüyor ki, belki de ondan biraz ders almam gerekiyor. Ve insanlar da buna uyuyor. Yani bu çok ilginç bir yıl olacak.

Bu yıla, birlikte nefes alarak başlayalım. Yalnızca bu yıla değil de bu çağa, bu döneme. Yeni bir döneme girdiğimizi fark etmek bazen size zor geliyor. Bakın, zaman, bilinç – bunların hepsi yumuşak bir ırmak gibidir… ve ırmağın dalgaları gibidir, ve ırmağın dibindeki akıntılar birbirinin içinden ve üzerinden öylesine yumuşak akarlar ki, ve siz yalnızca bu güzel ırmağı görürsünüz, oysa muazzam değişimler ve enerji hareketleri olagelmektedir. İşte şu anda olan da budur… şu anda olan budur.

Böylece, insanlığın bu yeni yılına ve bu yeni dönemine girerken, birlikte derin bir nefes alalım. Ve benim sizinle olmama, hemen şimdi bir Şambra grubu olarak sizi alıp şu anda bilinci genişletmeme izin verirseniz. Sizi, çok sık ziyaret ettiğim bir yere götürmeme izin verin. Bu yerin bir adı yok. İnsan kavramlarınızla ilişki kurabileceğiniz bir kimliği yok. Ona, başka bir boyut, deyiverin. O özel yer, deyiverin. Ben o yere bazen Melek Zirvesi derim. Çünkü o bilinçte olmak, daha geniş görüntülerin daha geniş perspektifine sahip olmamı sağlar. Sanki bir dağın zirvesinde durup da aşağıya topraklara, köylere bakmak gibi. Bazen, genişlemiş bir bilinç ve perspektifle, kim olduğunuz ve çevrenizde olup bitenler hakkında çok farklı bir fikir edinirsiniz.

Böylece, eğer istekliyseniz, hazırsanız ve yapabilecekseniz, bu enerjiyi açalım ve genişletelim. Bu arada onu zihninizle zorlamayın. Çünkü zihnin yapacağı tek şey onu durdurmak ya da engellemek olacaktır. Sadece bırakın aksın. Biz bu tarafta, fiziksel olmayan tarafta, enerjilerle nasıl çalışılacağını biliriz. Derin bir nefes alın ve enerjiyi bu şimdi anından genişletmede bana katılın…

(duraklama)

….boyutlardan geçip…..

(duraklama)

….benim Melek Zirvesi diyeceğim yere….

Oraya ulaşmak için bedeninizi terk etmiyorsunuz. Bu gerekmiyor. Gerçekliğinizde kalabilirsiniz, bu yeni ve farklı enerjiye sadece genişleyin. Bu enerji – Melek Zirvesi – yaşamınızda olan bitenlere ilişkin çok daha geniş bir perspektif sunar size. Bazen, fazlasıyla kabuğunuza çekilme eğiliminde oluyorsunuz. Ben, kendinizle ilgilenmenizden, kendinize bakmanızdan söz etmiyorum. Kabuğunuza çekilmek derken, sürekli kaygılanmanızı, şeyleri sürekli anlamaya çalışmanızı, sürekli analiz etmenizi, ıstırap çekmeyi hoşgörmenizi, çok zor ve ağır enerjilerin içinde kendinizi hoşgörmenizi, acıma duygunuzu hoşgörmenizi kastediyorum. Söz konusu olan, kendinizi hoşgörmek değildir. Söz konusu olan, kendinizle ilgilenmeniz, kendinize bakmanızdır. Anlıyor musunuz, o konuda sanki satırlar birbirine karışıyor. Kendinizi hoşgörüyor, sonra da kendinizle ilgilenmeyi ya da kendinize bakmayı unutuyorsunuz.

Şu anda burada, Dünya’da kalmayı seçtiniz. Çağların bu tekamülünde burada olmayı seçtiniz. Her açıdan kendinize bakmanız gerekiyor. Bedeninize bakmanız. Maddesel gereksinimlerinizi karşılamanız. Sevgi ihtiyacınızı karşılamanız, hem kendi içinizden, hem de diğer insanlardan. Böylece bugünkü konuşma için, enerjinizi şu farklı perspektiflerin yerine genişletelim. Bazen enerjilerin içinde yakalanır kalırsınız. Kurtulmak, bu tıkanıklıktan çıkmak, çok, çok, çok zordur.

Şimdi bu enerjide – tekrarlıyoruz, zihin bir amaca hizmet eder, ama biz bunun ötesine geçiyoruz. Biz farklı bir bilinç ya da gerçekleşme türüne geçiyoruz. Biz, uzun, çok uzun zamandır hissetmediğiniz ya da deneyimlemediğiniz şeylere açılıyoruz – şeylerin farklı gerçekleştirilmesi, yeni bir biçimde. Bugünkü konuşmamızın başlığı da budur – yeni bir enerji, yeni bir biçim.

İnsanlar , sizler – genelde insanlar – eski kalıplara çok düşmek eğilimindeler ve o kalıpları sürekli tekrarlayıp dururlar. Eski konulara ya da sorunlara öylesine odaklanır ve bazen de öylesine gömülürler ki, başka bir yol akıllarına bile gelmez. Sürekli tekrarlayıp dururlar. Durup da bunun başka bir yolu var mı diye sormak zahmetine bile girmezler. Bunun yeni bir yolu var mı? Sadece yeni bir sihirbazlık numarası değil, yeni bir yol var mı? Ve empatiyle verilen yanıt, evettir! 100.000 yıl bir kristalin içinde nasıl tutsak kaldığımın öyküsünü anlatıp duruyorum. Bu kristalden çıkmak için geleneksel ya da eski yolları deniyordum. Sihirbazlık kutumdaki araçları kullanmaya çalışıyordum – kaba kuvetten tutun da, zeka gücü ya da zihinsel kuvvete, iradeye, arzulamaya kadar…. ben o kristalin içinde çok dua ettim – çok dua ettim. Bunların hiç biri işe yaramadı, çünkü eski araçlar ve eski numaralardı. Ancak, kendim olduğunu düşündüğüm şeyden tümüyle çıkıp da yeni bir yanıt arayınca o kristalden çıkabildim. Bu yanıt bana Tanrı’dan gelmedi. Kristalin içindeki ben, Tanrı’nın hiç umurunda değildi. Bu yanıt, başka bir insandan da gelmedi. Herhangi bir başka yerden de gelmedi, ve o eski sihirbazlık kutusundan da gelmedi. Biz bir dakikaya kadar bununla ilgili konuşacağız .

Ama şimdi, 2007 dediğiniz bu yıldan söz edelim. Bu bir “9” yılıdır. Gerçi numeroloji ya da astroloji ya da bu tür şeylerin enerjileriyle sınırlı değilsiniz, ama onlar yine de bir etkiye sahiptirler. Küçük bir mesaj yayarlar. Bir “9” yılı – tamamlanma/bitme. Öyle rakkamlar var ki… bunu anlatmak zor olacak, ama üçüncü boyut gerçekliğinizin dışında olup da burada rol oynayan rakkamlar da var. Birleşen rakkamlar – birleşen matematikler – hemen şimdi bu zamanda. Yani bunun bir “9” yılı olmasına ek olarak, sizin kozmik matematik diyeceğiniz birçok başka şey de meydana geliyor. Bu şu anda, bir sonraki düzeyinize geçmenizi çok uygun kılan enerjinin bir dokuma ya da örgü türü gibi bir şeyidir.

“9” yılı – kuantum sıçraması yılı. Teknolojide, enerji hareketlerinde, hatta bilinçte herşeyin çok hızlandığı bir yıl. Dünyanız üzerinde herşey çok hızlanıyor. Bir şeyin değişmesi gerekiyor. Değişen şey, enerjinin iş görme biçiminin doğal yoludur. Bir kuantum sıçraması gerçekleştirir. Ki bu sonuçta bilinci etkiler, ki bu da sonuçta yaratıyı ve icatları, Dünyadaki keşifleri etkiler. Ama bu prosedür, özellikle de bir “9” yılına ve bir tamamlanma/bitiş rakkamına gelindiğinde, bir tür ev temizliğine de neden olur.

Böylece, Melek Zirvesinde durmuş, burada sahip olduğumuz perspektifle dünyaya bakıyoruz, bilince ve insanlığa bakıyoruz, ve ne görüyoruz? Herşeyden önce, insanların büyük bir bölümünün, olan bitenin farkında bile olmadıklarını görüyoruz. Onlar yalnızca yaşamlarını sürdürüyorlar. Öylesine kendilerine gömülmüşler ki, kendi kurban-olma-hallerine ve kısıtlamalarına gömülmüşler ki, olan biteni farkına bile varmıyorlar. Bazıları bir şeyler hissediyor. Seziyor. Bir şeylerin değiştiğini biliyorlar, ama genelde bunu kötü bir gösterge olarak alıyorlar, anlıyor musunuz. İnsanlar birşeyler hissettiklerinde, bunu kötüye yoruyorlar. Hislere direnmeye çalışıyorlar. Hisler, çoğu kez, rahatsız edici bir şey olarak geliyor. Belki gerginlik ve inanç sistemlerinin bazısını, bir his hissediyorlar. Kişi ne zaman bir hisse sahip olsa, bunu sizin karanlık ya da dışsal enerji diyeceğiniz şeyle eşleştiriyor, çünkü hissetmemek üzere eğitilmiş ve programlanmış. Sonra da bu hissi bastırmaya çalışıyorlar. Melek Zirvesinde oturmuş insanlığa bakarken, çoğu insan farkında bile olmadığını görüyoruz. Bu pekâladır. Biz onların bu hallerini onurlandırıyoruz, ama burada Şambra denen bir gruba sahibiz, bu grup uzun zaman önce farklı bir şeyi talep etti, daha fazlasını talep etti, kendi içlerindeki gülün meyvesini yeniden-keşfetmeyi talep etti, bu değişim zamanını talep etti.

Böylece, şu anda tüm bu dinamikler iş başında. Yeni Enerji şimdi önce Dünya’ya gelmeye başlıyor ve onu kullanmak isteyenler için ulaşılır olacak. Dinlere, hükümete, Tanrı ile olan ilişkinize, tüm bu şeylere ilişkin bir dolu eski inanç sistemleri var. Burada, Melek Zirvesinde oturmuş aşağıya bakıyor ve diyoruz ki, “2007, çarpışma yılı. Bu yıl bir çarpışma yılı.” Şimdi bu, türlü şekillerde ortaya çıkabilir. Bakın, uzun zamandır birbirine karşı çıkan enerjilere sahipsiniz, ama insan gerçekliğinin – dualitenin – temel doğası karşıt enerjilerdir. Ve bu enerjiler, birbirlerine karşı çıkarak ya da karşıtlığı oynayarak hep kendilerini keşfetmeye çalışırlar. Bazılarınız bazen, neden Dünya üzerinde barışa, huzura sahip değiliz, diye merak ediyor. Çünkü dualiteye sahipsiniz, ve dualite çatışma, fikir ayrılıkları, anlaşmazlık yaratır. Küçük çocukların nasıl olduğunu bilirsiniz – iki küçük çocuğu biraraya getirirsiniz – beş yaşında iki küçük çocuk ve bir süre oynarlar ve diğer kişide kendilerine ilişkin bir şey keşfederler. Ama bir süre sonra genellikle kavga etmeye başlarlar. Bu, çarpışan enerjidir ve kendini daha çok keşfetmeye çalışan enerjidir. Böylece, çocuklar kavga ederler. Kavga etmenin yanlış bir tarafı yoktur. Onlar bir keşif döneminde ya da aşamasındadırlar. Keşif. Oynadılar, bir şey keşfettiler. Şimdiyse kavga ediyor ve daha fazlasını keşfediyorlar. Kavga etmekten yorulurlar, güvenin bana. Kavga etmekten yorulacak ve sonra, sizin huzur, dinginlik ya da kabul dediğiniz şeye gireceklerdir. Bu, enerjinin doğal çalışma biçimidir.

Siz, onun bu şekilde çalıştığını binlerce yaşamınızda gördünüz, hatta bu yaşamda da. Önce oynamak, kendini araştırmak, ve sonra daha fazla derinlik istediğinizde, ayırıp bölmek ve kendinizle kavga etmek ya da çatışmak, bundan yorgun düştüğünüz noktaya, kendinizi kabul ettiğiniz noktaya gelinceye kadar, ve bu nokta, enerjilerin kendileri arasındaki ilişkilerin tümüyle değişmesini sağlar. Enerjilerin, dualite denen bu şeyi dağıtmasını sağlar. Eril olanla dişil olanın yeniden birleşmesine izin verir. Karanlıkla aydınlığın yeniden bütünleşmesine izin verir. Herşeyin kabulüne izin verir, ve sonra, bu enerjiler o kabul noktasına geldiklerinde, eski tarzlardan bitkin düşerler ve yeniye geçmek isterler, işte gerçek yaratı, gerçek yaratıcılık, o zaman yeniden öne çıkmaya başlar.

Ama bizim gördüğümüz, insanlığın bu yıl genelde – çarpışma içinde olacağıdır – çarpışma. Örneğin, kiliselerin birbiriyle çarpıştığını göreceksiniz. İnsanlık tarihinin çok kısa bir süresinde, birbirlerine saygılı olmaya çalıştılar. Birbirlerinin inanç sistemlerini onurlandırıyormuş gibi davranmaya çalıştılar, ama aslında kapalı kapıların ardında diğerlerini lanetlediler, sövüp saydılar ve alay ettiler. Haklı olduklarını hissettiler, hatta Tanrı erdemlerini bile arkalarına aldılar. Tanrı, birbirinin üzerine kurulan dinler haline geldi. Onlar kendilerini bir süredir geride tutuyorlardı, ama bu yıl eteklerindeki taşlar düşecek. Enerjiler çarpışacak. Geçenlerde bunun küçük bir ifadesini yeni papada gördünüz – küçük bir dil sürçmesi. Ve ne oldu? Bir ateşi tutuşturdu. Ateş söndürüldü, ama yalnızca geçici olarak.

Enerjiler çarpışacaktır çünkü yaptıkları budur. Enerjiler, bu tür çarpışmalar sayesinde birbirlerini tanırlar. Enerjiler, hükümetler ve iş dünyası gibi şeylerde çarpışacaklar ve bunun sıradan insanlar üzerinde bir etkisi olacak. İnsanlar da kendi inanç sistemleriyle çarpıştıklarını görecekler. Tipik bir insan, herhangi bir zamanda yaklaşık 3.7 milyon temel inanç sistemine sahiptir. Ben bunu araştırdım. Gözlemledim ve bunu özellikle çok yakından izleyen varlıklar var bu tarafta. Herhangi bir zamanda, beyninizde 3.7 milyon inanç sistemi mevcut. Bu farklı inanç sistemlerini bölmek gibi inanılmaz bir yeteneğe sahipsiniz, gerek duyduğunuzda uygun olan birini ya da ikisini ya da üçünü ya da dördünü çekip çıkartıyorsunuz. Belli bir amaca hizmet edecek inanç sistemleri arasında sürekli gidip geliyorsunuz. O 3.7 milyon temel inancın gerisinde ise, bir dolu ikinci sırada duranlar var. Neredeyse sonsuza kadar gidiyorlar, diyeceğim.

Bu inanç sistemleri enerji paketleridir ve bu enerji paketleri uzun bir süredir bastırılıyor. Bu enerji paketleri şimdi ortaya çıkacak ve bu bireylerin içinde de olacak, onların kendi içsel inanç sistemleriyle çarpıştıklarını göreceksiniz. Neyin doğru ve neyin yanlış olduğuna ilişkin inanç sistemleri. Fiziğin nasıl iş gördüğüne ilişkin inanç sistemleri gibi. Bedenler ve yiyecekler ve herşeye ilişkin inanç sistemleri. Ve inanç sistemleri çarpıştığı zaman ne olduğunu benim kadar siz de biliyorsunuz. Bir patlamaya neden olur, öyle değil mi.

Bunu göreceksiniz. Çok yaygın olacak. Siz tekrar tekrar bu çarpışma kelimesini göreceksiniz. Çevrenizdeki dünyada bunu göreceksiniz. Bir savaştan biraz farklı olacak. Anlaşmazlıklardan biraz farklı olacak. Anlaşmazlık ya da fikir ayrılığı kelimeleri, çarpışma kadar uygun sözcükler değil. Bu yıl, bilincin, çevrenizdeki dünya bilinci ile çarpıştığını göreceksiniz. Ve sonra da bunun nasıl tezahür ettiğini göreceksiniz. Çok basit ve simgesel bir biçimde tezahür edecek, tıpkı birbirine giren iki araba gibi. Kendi içlerinde çok çarpışan inanç sistemlerine sahip olan iki insanın, birbirine çekilmesi gibi tezahür edecek. Bu insanlar hiç birlikte oldukları bir geçmiş yaşama sahip olmayabilirler. Hatta birbirlerini hiç tanımayabilirler ve belli bir enerjisel bağa da sahip olmayabilirler. Ama her ikisi de bir çarpışma pistindedirler ve birbirlerini bulup çok temel bir düzeyde çarpışacaklardır – (örneğin) bir araba kazasında.

Bu yıl meydana gelecek bu çarpışmaların “sahip olmak” ve “sahip olmamak”lara ilişkin olduğunu göreceksiniz. “Sahip olanlar” daha fazlasına sahip olacak. “Sahip olmayanlar” da olmamayı sürdürecek. Ve siz bu iki grubun kendi çarpışma yolları tarzlarında biraraya geldiğini göreceksiniz. Bunu zorla kabul ettiren ve biçimlendiren ve enerjilerin nasıl akacağını yaratan inanç sistemleri yüzünden, şu anda dünya, daha fazlasının zevkine varmak için “sahip olanlar”la, daha azına sahip olmak için “sahip olmayanlar” üzerine kurulu. O nedenle, enerjilerin daha da ayrıldığını göreceksiniz. Tam da onların biraraya gelmeleri gerektiğini düşünürken… bir anlamda bir ayrılık göreceksiniz, ama herhangi bir şeydeki ayrılığı her gördüğünüzde, bunun bir lastik bantın iki ucu gibi olduğunu anlayın. Ayrılıyorlar ama, yeniden birleşmek için bir momentum ve bir kuvvet kazanıyorlar. Ve dünyanın her yanında bu yıl göreceğiniz şey budur – enerjilerin çarpışması.

Çarpışan enerjiler için doğa kendi yoluna sahiptir, genelde bir amaca hizmet etmek için ve genelde insanlığa hizmet etmek için. Bu yıl bunu da biraz göreceksiniz. Şimdiden fark ediyorsunuz, bu yıla başlarken çok erken, garip ve alışılmadık hava durumları hüküm sürüyor. Şimdi, biz ille de yıkıcı şeylerden söz etmiyoruz. Dünyanın sonu senaryolarından söz etmiyoruz. Ayrılmış ve aslında sanki birbirinden ayrı iplere dizilmiş, nerdeyse yapay bir biçimde uzaklaştırılmış enerjilerden söz ediyoruz, ve şimdi – “şak” (Adamus, gerildikten sonra bırakıldığında birbirine şaklayan lastik bantların sesini çıkartır) – geri geliyorlar ve çarpışıyorlar.

Enerjilerin çarpışması, bazı çok ilginç şeylerin olmasına neden olur. O iki ayrı unsurun kendi değerlerini yeniden takdir etmelerine neden olur. Bir örnek vermek istiyoruz, örneğin, karanlık ve ışık – çoğu grubun üzerine bile gitmeyeceği bir konu. Karanlık hakkında konuşmayacaklar, çünkü hepsi ışık. Ve eğer karanlık hakkında konuşacak olurlarsa, bir şekilde istemeden karanlığı çekeceklerini ve karanlık tarafından ele geçirileceklerini hissediyorlar. Ve sadece böyle bir inanç sistemi bile, inanç sistemlerinin tümünün yanlışlığını anlamanıza yardımcı olmalı.

Karanlık ve aydınlık uzun süredir ayrı tutuluyor. Bu, negatif ve pozitif enerji dediğiniz şey için de geçerli. Tobias bu konuyla ilgili derinlemesine konuştu – onların ne olduğu, aslında neyi temsil ettikleri hakkında. Ama kitle bilinci anlamında, onlar ayrılmışlardı. Parmaklarını birbirlerine doğrultmuşlardı, özellikle de ışık enerjisi – karanlığa parmağını sallayıp ne kötü olduğunu, ne kadar şeytani olduğunu, dünyadan silinmesi gerektiğini söyleyip duruyordu. Ayrılık, kutuplaşma, gidiyor da gidiyor. Sanki iki enerji unsurunu kapalı devre bir sapana yüklemişsiniz gibi. Sapan lastiğinin bir ucuna ışığı, diğer ucuna da karanlığı yüklersiniz, sonra da onları ayırarak çekersiniz, gerilirler de gerilirler. Eninde sonunda esneyeceklerdir. Ve biz bu yeni döneme girerken özellikle esneyecekler, ve şu anda meydana gelmekte olan bir spiritüel ve zihinsel matematik türüyle esneyecekler. “Esneme” noktası bu. Çarpışırlar, şak. Artık ayrılık devam edemez. Enerjiler, bu işlem sırasında biraz da birbirini değiştirmeye ya da yok etmeye kararlı, birbirlerine geri dönerler, birbirlerine koşarlar ve sonra da çarpışırlar.

Ve işte o zaman, değişim için gerçek potansiyellere sahip olursunuz. Bazı çok eski ve sıkışıp kalmış enerjilerin ve inanç sistemlerinin temizlenmesine izin veren gerçek bir enerji patlaması olur. Daha önce hiç sahip olmadığınız bir potansiyele sahipsiniz. Bu potansiyel fark edilmeden geçip gidebilir. Herkes patlamaya odaklanıp potansiyeli unutabilir. Herkes, kimin haklı ve kimin haksız olduğuna odaklanabilir. Bunu yapan ışık mıydı, yoksa karanlık mı? Bu sorunu yaratan şu ülke miydi yoksa başka bir ülke mi? Bunu yaratan aileden biri – eşiniz miydi? Hataya öylesine çok gerginlik yükleniyor ki. Yine kendi kısıtlılıklarının içinde kalmak devreye giriyor, büyük resmi görememek. Büyük resim şu ki, enerjiler artık ayrılığa, sınırlarına kadar gerilmiş olmaya tahammül edemiyorlar, yeniden birleşiyorlar, ve şimdi o çarpışma anında, çok şey olabilir.

Karşıt iki unsurun birbiriyle çarpışmasından yeni bir enerji yolu yaratılmış olur. Enerjinin farklı bir boyutta varolmasına izin veren bir enerjisel yol. Boyutlara ilişkin bugünkü anlayış ve bugünkü bilinç çok, çok kaba – çok kaba ve çok ilkel. Birçok insan bunu basit olmakla bir tutuyor – üçüncü boyut var ve dördüncü ve beşinci. Oysa bu böyle iş görmez. Boyutlar inanılmaz bir şeydir. Bir akıştır. Bir enerji girdabıdır. İnsanın inanç sistemi ya da bilinci tarafından bu şekilde yapılandırılmadıkları sürece, boyutlar kısıtlılık ya da sınır tanımazlar.

Ama burada şöyle bir şey olur, enerji çarpışmaları çok derin, çok etkileyici bir biçimde meydana gelir. Diyelim ki bir bilinç çarpışması oluyor. O çarpışma ânı, dışardan, başka bir boyuttan yeni enerjiyi buraya getirme potansiyelidir. Şimdi bu şahsen siz olabileceğiniz gibi, başkalarıyla ya da başka bir grupla çatışan bir şirket olarak da siz olabilir. Şambra olabilir. Genel olarak insanlık olabilir. Bir çarpışma meydana gelir – ve bu, yeni bir enerjinin hemen o anda ve hemen orada gelmesi için bir potansiyeldir.

Ayrıca, çarpışan bu bilinç unsurlarının patlaması, eski yapıları temizlemek için de bir potansiyeldir – baskılanmış, saklanmış, gömülmüş, kilitlenmiş, çarpıtılmış, saptırılmış, bu gibi tüm enerjilerin temizlenmesi potansiyelidir. Burada çok güzel bir an söz konusudur, ama yine birçok insan bu ânı fark etmeden geçip gidiyor, çünkü neye odaklılar? Çarpışmanın dramına. Yani bunu resmedecek olsak – yangına odaklanıyorlar. Depreme odaklanıyorlar. Drama odaklanıyorlar. Bunu televizyonlarınızda görüyorsunuz. Gidip birinin ağzına mikrofonu dayıyorlar, “mahallenizin tamamının havaya uçtuğunu izlemek nasıl bir duygu?”. Onların görmedikleri ise, meydana gelen bu güzel çarpışma ânının, benzeri görülmemiş bir enerji alışverişini oluşturduğudur. Yepyeni bir düzeye geçmek için benzersiz bir fırsat oluşturduğudur. Kuantum sıçramasını oluşturur. Ve bu yıl olacak olanlar da budur – çarpışmalar – her yerde.

Bunların kötü çarpışmalar olması gerekmiyor. Çarpışma bazen, bu enerjilerin birbirine geri koşması anlamına gelebilir. Kendi eril ve dişil enerjilerinize bir bakın. Onların uzun süredir ayrı olduğunu görüyorsunuz. Tıpkı deniz kenarındaki o güzel sahne gibi. Güneş batıyor. Dalgalar kıyıya usul usul vuruyor. Kadın bir uçta duruyor, adam öbür uçta. Birbirlerini fark ediyorlar. Ve bir kez daha birbirlerinin kollarına atılmak için koşuyorlar…kumlarda koşuyorlar. İki şey olabilir: birleştiklerinde, çarpışma anına ulaştıklarında, bilinçli bir yeniden-birleşme anında, kafaları gerçekten kötü çarpışabilir. İkisi de bilinçsiz bir şekilde yere düşebilirler, sonra ayağa kalkıp birbirlerine kum atıp sövüp sayabilirler; ya da, zarif bir biçimde birbirlerinin kollarına düşebilirler. Hatta öylesine zarif olabilirler ki, ten tene direnmez. Kemikler kemiklere toslamaz. Enerjilerin birbiri üstüne binmesine yalnızca izin verirler. Bu da bir çarpışmadır, anlıyor musunuz. Karşıt enerjilerin enerjisel bir çarpışmasıdır.

Bakın, ille de dramların olması gerekmiyor. Karmaşa ya da acı ya da ıstırabın olması gerekmiyor. Bu bir yeniden biraraya getirme olabilir, ama o çarpışma anında – bir bilinç çarpışması – o an, aynı zamanda tüm ayrılık ağrılarını ve acılarını ve ıstıraplarını ve gözyaşlarını temizleyebilecek, kötü alışkanlıklardan oluşan onca yılı ve yaşamları temizleyebilecek, yaraların ve yara izlerinin ve katmanların birikimini temizleyebilecek, yeni varlığın artık gereksinmediği ya da ona artık hizmet etmeyen herşeyi temizleyebilecek bir potansiyel, bir enerji patlaması oluşturur.

Böylece o güzel andaki çarpışma… biz onu o anda donduracağız. Bakın, enerjiler birbirine vurdu. Yeniden kaynaştılar ve yeniden birleştiler ve şimdi bu – buna enerji çarpışmasının topu diyelim – bu top çok zarif olabilir. Birbirine çarpan o eril ve dişil enerjilerin kaynaşmasından oluşan bu güzel top – işte can alıcı nokta bu. Işık ve karanlık birbiriyle çarpıştı. Derinliği, parlaklığı getiriyorlar. Herşeyi getiriyorlar. Çarpıştılar. Şimdi o anda donup kalalım. O enerjiyi hissedin. Karmaşa olması gerekmiyor. Yıkım olması gerekmiyor. Zarar ya da acı verici olması gerekmiyor. O enerjine topuna bir bakın, çünkü unsurların yeniden birleşmesi, birbirine çarpması, bir patlama yarattı, bir enerji yakıtı yarattı, ki bu patlama ya da yakıt, şimdi içinde sayısız yeni potansiyeller yaratıyor. Enerjilerin çarpışması ya da yeniden birleşmesiyle bir rahim türü – yaratma rahmi – meydana geldi. Bu arada, eğer türlü yeni potansiyellerin yaratıldığını hissederseniz, bu güzel ânı istediğiniz an durdurabilir, dondurabilir – bir an için çerçeveleyebilirsiniz. Bağımsız ya da ayrı enerjiler, kendi başlarına sınırlı sayıda geçerli potansiyele sahiptiler, yani ayrı olduklarında, birbirleriyle uyum içinde olmadıklarında. Ama çarpıştıklarında, potansiyeller neredeyse sınırsız hale gelir.

Siz Eski Enerjide hep belli sayıda potansiyelleri ya da seçimleri beraberinizde taşıyıp durdunuz – işinizde ya da başka insanlarla size neler olabileceğine ilişkin potansiyelleri. Ama kısıtlı bir inanç sisteminde ve bilinçte olduğunuzdan, yaşamınızda meydana gelebilecek sınırlı sayıda alt-potansiyellere sahiptiniz. Bu nedenle, sizin falcı ya da psişik kimse dediğiniz insanlar okuma yapabiliyorlardı. Ama yaptıkları tek şey, potansiyellerinizi okumaktı – gerçi sınırlı sayıda – sınırlı sayıda potansiyeller, ama onlar potansiyellik alanınızı okuyorlardı. Ama bu sınırlıydı ve çok eski bir enerjisel, matematiksel ve ruhsal modeli ya da işlemi temel alıyordu. Sınırlı sayıda şeylere ulaşabilirdiniz, çünkü sınırlı bir bilinçte iş görüyordunuz. Ama şimdi enerjiler çarpışıyor. Bu da bireysel enerjilerin sahip oldukları tüm alt-potansiyelleri değiştiriyor.

Diyelim ki ışık – bu çok temel örneği kullanacağız – ışık enerjisi. Diyelim ki, kendi inançlarına dayanan, enerji girdisine ve enerji üretim yeteneğine dayanan potansiyellik alanında, 500 potansiyel var. Ve tayfın öbür ucundaki karanlık enerjisi de, temelinde 500 potansiyele sahip. Benden alıntı yapıp da bu rakkamları kullanmayın. Burada bir örnek veriyorum. Böylece onun içinden seçebileceği 500 temel potansiyeli olurdu – aslında sınırlı bir sayı – çok sınırlı. 500 potansiyel hiç bir şey değildir. Her potansiyel farklı bir senaryo, farklı bir rota ya da farklı bir yol olsun. Her potansiyel belli bir miktarda, ama sınırlı miktarda, gerçekleşme enerjisi içersin. Her bir potansiyele bir tür baloncuk olarak bakacak olursanız, onun ayrıca bir yakıt hücresi olduğunu da görürsünüz. O temelde, üçüncü boyut gerçekliğinde gerçekleştirilebilecek en geçerli yoldur.

Böylece elinizde, 500 potansiyele sahip bir aydınlık bilinç enerjisiyle, 500 potansiyele sahip bir karanlık bilinç enerjiniz var, ve şimdi bunlar birbirine çarpıyor. Onların potansiyellerinin toplamı nedir? 1000 değil, hatta 500’ün karesi bile değil, ama öyle bir rakkam ki, insanlığın şu anki matematiğiyle bunu anlamanız mümkün değildir. Ve bu milyonlarca ve milyarlarca potansiyel demektir. Ve ilginç olan şu ki, bu potansiyeller yalnızca ayna değildir ya da yalnızca enerjinin eski potansiyel temelinin genişlemesi değildir. O iki bilinç unsurunun çarpışma yüzeyinde yaratılan yeni potansiyeller, kendi içinde bir kuantum sıçramasıdır. Karanlık ya da aydınlık unsurlarının kendi içlerinde bilebileceklerinin çok ötesine gider. Bu çarpışma enerjisi kuantum sıçramasına geçmiştir. Ve işte Dünya’da bulunan herkes için bu böyle bir yıl olacaktır.

Bu bir fizik kuralıdır – sizin bir spiritüel aura evrensel bütünlük fiziği diyeceğiniz şey olmaktadır. Bir inanç sistemi değildir. Yalnızca öyledir. Bu, evreni yapılandırmak ve fiziksel forma sokmak için çalıştığınız biçimdir. Buradaki bu baloncukta meydana gelen potansiyeller – çarpışma. İki enerji birbirine çarptığı anda dondurduk- çerçeveledik. Potansiyeller neredeyse sınırsız, ve Yeni Enerji dediğimiz şeyi getirme potansiyeli de mevcut. Böylece, yalnızca birleşen karanlık ve aydınlığın toplamı yerine, şimdi çok, çok daha muazzam bir şeye sahibiz.

Şöyle bir uyarımız var. Çoğu insan, yeni potansiyellerin yaratıldığını asla anlamayacaktır. Onlar dramlara odaklanacaktır. Onlar çarpışmaya odaklanacaktır. Onlar bir kez daha kendi sınırları içinde kalacaklardır, ister dünya çapında bir olay olsun, ister kendi evlerindeki bir şey. Kendi kabukları içinde kalacaklardır. Olan bitene kör gözlerle bakacaklardır, çünkü yalnızca tek bir yere bakacaklardır. Yalnızca küçücük bir yere bakacaklardır. Yalnızca çarpışmayı ya da kazayı ya da dramı göreceklerdir.

Ama siz Şambra, tıpkı benim gibi, pırıl pırılsınız. Siz, bu enerjiler çarpıştığında, ki bu ister çok büyük bir patlama halinde olsun, ister inceden inceye sessiz bir enerjisel çarpışma olsun, siz o anda, kendi hayatınızda bile, o anda, ah, yeni enerjinin armağanları olduğunu göreceksiniz. Gerçek benliğinizi, asla kavrayamadığınız biçimlerde anlamanın armağanları olacaktır. O çarpışma noktasında, daha önce hiç ve asla mevcut olmamış potansiyellerin, yolların, yeteneklerin varolduğunu anlayacaksınız. İster eski ister yeni olsun, şeyleri gerçekleştirmenin yeni yolları olduğunu anlayacaksınız.

Şimdi diyeceksiniz ki, peki ama herkes bunun farkında olmaz mı. O enerji herkes için ulaşılır olmayacak mı? Gerçekten de ulaşılırdır, ama onlar farkında olmayacak. Yine, Eski Enerjiye – eski yollara – odaklandıkları için. Onlar bir anlamda, gözlerini açmak istemiyorlar. Dramlara, kedere, ıstıraba odaklanmak istiyorlar. Şu an yaşadıkları sıradan ve sıkıcı ve yaratıcılıktan uzak hayatlardan uzaklaşmak için herşeyi yapmak istiyorlar. Ama siz Şambra, bunu bir fırsat olarak göreceksiniz… bir fırsat olarak. Herşeyin içindeki potansiyeli göreceksiniz, ve sonra da bu potansiyellerin içinden seçmek için doğuştan sahip olduğunuz hakkı, seçme hakkını kullanacaksınız.

Şimdi diyebilirsiniz ki, ama bu epey kafamızı karıştırabilir, çünkü bir avuç potansiyel yerine, tek bir olaydan milyonlarca ya da hatta bazı durumlarda milyarlarca potansiyel olacak. Tek bir olaydan. Ve diyeceksiniz ki, iyi de nasıl seçeceğim? Eh, burada çok doğal bir kanun etki alanına giriyor. Arzunuza ve tutkunuza bakın. Size ne iyi geliyor? İstediğiniz nedir? Sizi bir yaratan, muktedir, egemen hissettirecek şey nedir? Sevinç, coşku hissetmenizi ne sağlar? İhtiyacınız olan şeyi “düşünmek” yerine hissederseniz, seçebilirsiniz, anlıyor musunuz. Neyi gereksindiğinizi düşünmeye başladığınız an, hepinizin kafası karışıyor, çünkü anında sınırlılık enerjisine giriyorsunuz, anında hayatta kalma enerjisine giriyorsunuz. Bunun ötesine geçin. Beni ne heyecanlandırır diye sorun. Tutkum nedir? Cesaret isteyen şey nedir? Enerji dağlarımı ne yerinden oynatır? Ve o düzeye girdiğinizde – benim çok bencil diyeceğim düzeye – kendi kabuklarınızın içinde olmadığınız, ama kendi benliğinizde olduğunuz düzeye girdiğinizde, ansızın tüm potansiyeller, oradaki milyonlarca potansiyel, kendini yeniden dönüştürmeye ve yeniden biçimlendirmeye başlar. Yeniler de öne çıkar. Arzunuzun ve tutkunuzun enerjisinde olmayanlar ise geri çekileceklerdir. Bakın enerji, sizinle karşılaşmak ve sizi selamlamak için öne çıkar, ve şimdi, içinden seçeceğiniz milyonlarca potansiyel yerine, öncelikli olanlar, sizinle en çok rezonansta olanlar öne çıkar. Ve böylece, çok basit bir seçim yapabileceğiniz noktaya kadar onları indirgemiş olursunuz – neyi seçiyorsunuz.

Bu noktada vurgulamak istediğim tek bir şey var. Bir şeyi seçin… herhangi bir şeyi. Orada olan milyonlarca potansiyelin arasından belki beş ya da on ya da yüz tanesini hissedersiniz. Bu arada potansiyel, seçtiğiniz bir şeyi açan ve tezahür ettiren ve gerçeklik kazandıran bir rehber, sizin rehberiniz, sizin enerjiniz haline gelen bir enerjidir. Örneğin, bir iş, bir proje yaratma potansiyelini seçersiniz. Farklı bir düzlemdeki bir şeyi, belki de sadece enerjinizi açıp genişletme potansiyelini seçersiniz. Bunlardan herhangi birini. Kendinizi fazla kaptırmayın, ama enerjilerin ve potansiyellerin kendilerini yeniden uyumladığı noktada, kalbinizin arzusuna en uygun olanlar ve en çok rezonansta olanlar, öne çıkacaklardır. Bir şeyi seçin. Seçmezseniz öleceksiniz. Gerçekten. Öleceksiniz. Öleceksiniz çünkü potansiyeller size hizmet için vardırlar, ve onları seçmediğiniz zaman, gideceklerdir, ve potansiyeller gittikleri zaman… tekrarlıyoruz, potansiyellere baloncuklar olarak bakmanız gerekiyor. Bu baloncuklar gittiğinde, siz de gidersiniz.

Ruhunuz ve bilinciniz hiç bir potansiyelin kalmadığını gördüğünde, fiziksel varoluşunuzun sona erdiğine işaret eder. Ayrıca, herhangi bir potansiyele sahip olmamanız, öbür tarafa geçtiğinizde gerçek bir cehenneme de neden olur. Bu, bu tarafta bazı çok ilginç dinamikleri yaratır. Bir şeyi seçin. Potansiyelleri görmezden gelmeyin. Bir şeyi seçin ve onunla gidin. Ona binin. O, o kanatlı attır, anlıyor musunuz. O attır, bu yeni dönemin simgesi ve enerjisidir. Ona atlayın ve onu sürün.

Ona bindiğinizde, zihninizle onu kontrol etmeniz gerekmiyor. Ona binerken, olur da korku duyarsanız, o korkunun doğal olduğunu anlayın. Başka bir enerji çarpışması daha oluyordur ve bunu, yolculuğunuzu geliştirmek için kullanın. Bu Yeni Enerji potansiyeline bindiyseniz, o beyaz kanatlı ata, gelişmesine izin verin. Onun üzerindeyken bile genişlemesine izin verin. Ve bu Yeni Enerji atına binerken – ah, o sihirli, sihirli bir attır. O şekilde tasarlandı. Ona binerken, uçup gittiğinizi göreceksiniz. Neredeyse, önünüzdeki yolu hissedebilirsiniz. Ama yükselmiş uçarken ve yolunuzun nasıl gittiğini gözlemlerken, bir şey fark edeceksiniz. Gözünüzün önündeki yol, genişleyecektir. Genişleyecektir. Bakın, siz o atın üzerinde olacaksınız, o Yeni Enerji potansiyelinin, ona bineceksiniz, onunla eğlenecek, yaratacaksınız. Ve tam da sizi belli bir yöne götüreceğini düşündüğünüz sırada – ki bu potansiyeli belli bir yöne sürerek kendinizi siz götürüyorsunuz – genişleyiverecek, açılıverecek, ve o anda size enerjisini daha da açığa çıkartacak.

Bu, sizi A noktasından B noktasına götüren doğrusal bir yol olmayacaktır. En kısa mesafenin iki nokta arası olduğunu söyleyen o eski teori gibi olmayacaktır. Bu, düz bir çizgi değildir. Bu, sizi herhangi bir düz çizgiden ya da herhangi bir hattan çıkartan, açığa çıkan yeni bir potansiyel ve yeni bir enerjidir. Ben size biraz ezoterik, biraz fıkra tarzında konuşuyorum. Bu kavramlardan bazısını betimlemek biraz zor. Gerçek yeni bilincin ne olduğunu sizlerle paylaşmak biraz zor, taa ki, siz o ata binene kadar. O Yeni Enerji potansiyeli atına. Bu arada o sizin atınız, benim değil. Onu siz beslersiniz. Onun arkasını siz temizlersiniz (bazı gülüşmeler). O, Yeni Enerji potansiyelidir ve hemen şimdi ona ulaşabilirsiniz.

Bu Yeni Enerji, olağanüstü yanlara sahiptir. İçine girmekte olduğunuz bu yeni dönem, olağanüstü yanlara sahiptir. Ve size hemen şunu söyleyeyim – Yeni Dönem, Yeni Yol – Yeni Çağ, Yeni Yol. Bu arada bu – nasıl desek – fiziktir. Bilimseldir. Teori ya da felsefe değildir. Şu anda olmakta olan, sizin deyiminizle, belirli, boyutlar-arası fiziktir. Onu tam anlamıyla matematiksel olarak planlayabilir ve haritasını çıkartabilirsiniz – bir noktaya kadar, çünkü biz yola koyulduğumuzda, enerjilerin nasıl çalıştığına ilişkin matematiksel tartı da devreye girer.

Yeni Dönem, Yeni Enerji, Yeni Yol. Bunun anlamı nedir? Anlamı şudur, siz sürekli aynı eski yolları, aynı eski çözümleri, aynı eski oyunları kullanıyorsunuz demektir. Başınız sıkıştığında, o eski sihirbazlık kutunuza başvuruyorsunuz. Ve bu eski kutuya başvurmaya devam ettiğiniz sürece, eski sorunlar da olmayı sürdürecektir. Birşeyleri yaparken, bir günden ötekine hep eski biçimleri, eski yolları kullanıyorsunuz – sorunları çözmek için, meydan okumalarla baş edebilmek için…. Yeni Dönem, Yeni Yol.

Ben size bugün, şimdiden fark ettiğiniz gibi, yeni bir biçimde geliyorum. Size ‘buradan” konuşmuyorum (küçük bir alanı gösterir), Ben size ‘buradan’ konuşuyorum (çok büyük bir alanı gösterir). İlettiğim enerji farklı, ve bugün Şambra’nın enerjisi de farklı. O nedenle, bu Şaud da farklı. Yeni Yol.

Birçoğunuz – yaşamınızda herhangi bir konuda, içinizde acil durum çanının çaldığını her duyduğunuzda, ki bu ister bozulmuş bir arabayla başa çıkmak olsun, ister faturalarla, eski yollarınıza, eski biçimlerinize geri gidiyorsunuz. Sorunları çözmenin çok doğrusal bir yoluna geri gidiyorsunuz. Bu aslında – ben buna bir çözüm yolu bile diyemiyorum. Hiç yaratıcı değil. Siz o kirli eski şapkadan hep aynı eski numarayı çıkartmaya çalışıyorsunuz. Bu, Yeni Enerjide değişiyor. Bir çözüm vardır. Yeni bir yol vardır, ve eskisine göre çarpıcı bir biçimde farklıdır.

Peki ona nasıl ulaşırsınız? Onu (yaşamınıza) nasıl getirirsiniz? Eh, beni çağırmayın. Bu sizin sorununuz. Ve ben bunu sevecen bir biçimde söylüyorum. Bu sizin durumunuz. Sizin yapımınız. Sizin yaratınız. Peki ne yapacaksınız? Eh, önce derin bir nefes alacaksınız. Zihninizden çıkıp benliğinize döner ve araştırırsınız. Araştırırsınız. Aynı eski soruyu aynı şekilde yanıtlama tarzına geri gitmek yerine – örneğin, kızgın bir patronla nasıl başa çıkarsınız? Genelde bununla başa çıkarken, eski oyun kutunuza geri gidiyor, başınızı öne eğiyor, güzel bir şeyler söylüyor, ofisten çıkmak için bir neden bulmaya çalışıyordunuz. Ama artık bu durumla başa çıkmak için yepyeni bir yola sahip olacaksınız, ama bunu yapma biçiminizi yeniden aktive etmek ya da oradaki yükü boşaltmak için, önce bir nefes almanız gerekecek. Açılmak ve genişlemek için kendinize izin verirsiniz. Daha muazzam bir yanıtı keşfetmek için, belki buradan, Melek Zirvesindeki Bakıştan gelen, genel bir bakışa ve perspektife sahip olan bir yanıtı keşfetmek için kendinize izin verirsiniz.

Şimdi, o derin nefesi alıp da, daha büyük yanıtı, yeni yolu seçmek için kendinize izin verdiğinizde, on dakika sonra patronunuz odanıza gelmez ve sizi kovmazsa, şaşırmayın. Çünkü bu yeni bir yoldur, öyle değil mi? Sizi özgür kılar. Bırakmanızı sağlar. Bakın, şeylerin nasıl sonuçlanması ya da hallolması gerektiğine ilişkin beklentileriniz var. Artık insan bilincinde sürprizlere hemen hiç yer kalmadı. Herşey çok öngörülür oldu. Herşey, dünü temel alıyor. Yarını böyle yaratıyorsunuz. Bir adım diğerini izliyor, hem de çok, çok benzer biçimde. Ama şimdi, bu yeni dönemde, yeni bir yol var.

Bu sizi bazen sinirlendirecek ve kafanızı karıştıracak ve kızdıracak. Yanıtları aradığınız zaman… içinde gerçekten bazı çok kötü giysiler olan eski bir dolapta arıyorsunuz. Çoktan modası geçmiş giysiler. Kafanız karışacak, çünkü, bu parçaları nasıl birleştirebilir ve yine de zamana uygun, modern görünürüm, diyeceksiniz. Başka bir dolaba gidin. Sorun bu. Siz habire aynı dolaba bakıp duruyordunuz. Farklı bir dolap olduğunu bilmiyor musunuz? “Tüh” diyorsunuz. Bu kadar mı kolay? Evet bu kadar kolay, Şambra. Yeni bir yol var. Yeni bir dolap var. Yeni bir kiler var. Hatta zihninizde, aklınızda bile hiç bakmadığınız yeni bir bölüm var, çünkü tekrar tekrar zihninizin o eski bölümüne gidiyordunuz. Yeni Enerjide şeyleri gerçekleştirmenin yeni bir yolu var, ve bu yol, her türlü beklentinizin ötesindedir. Onun için, hiç beklentiniz olmasın. Bu sizi sadece sinir eder. Bu her türlü beklentinin ötesindedir – iyi, kötü, çirkin ya da kayıtsız.

Şimdi, bu yeni yolla ilgili vurgulamak istediğim bir şey daha var. O, önceden bilinemez…. önceden bilinemez. Bakın, insanlar öylesine bir kalıba ve ize girmişler ki – bundan şikayet etseler de, kendilerini o kalıba, o ize sokmuşlar, ve siz bir günden ötekine aynı eski çözümleri kullanıp duruyorsunuz. Yanıtlar için bir yaşamdan ötekine aynı yere bakıyorsunuz. Bir şeyleri daha gerçekleştirmeden sonuçları biliyorsunuz, çünkü önceden bilinebilir çok doğrusal ve sınırlı biçimlerde iş görüyorsunuz. Yeni yol önceden bilinemez. Yolculuğa çıkmadan önce sonucu bilmeyeceksiniz. O kanatlı atın sizi nereye götüreceğini bilmeyeceksiniz. Onun sizi gölün bir yanından öbür yanına taşıdığını sanacaksınız. Oysa öyle değildir. Önceden bilinemez. Sizi gölün dibine götürebilir, ve saatte 130 km ile göle daldığınızda yaşamınız için korkacaksınız, ve suyun yüzeyine çarptığınızda sizin ve atınızın parçalara ayrılacağından korkacaksınız, ve sonra da boğulacağınızdan… bu önceden bilinemez. Önceden bilinemez. Ve belki de suyu hiç hissetmeyeceksiniz bile, çünkü o etki noktasında – o çarpışma noktasında – tümüyle farklı bir boyuta ve bilince geçeceksiniz. Siz o eski doğrusal yoldan tam anlamıyla uygun bir biçimde çıkacaksınız. Yeni yol, önceden bilinemez.

Bazılarınız bununla baş edemiyor. Siz yaratıklarsınız – önceden bilinebilir yaratıklar. Siz rutin yaratıklarsınız. Bu konuda bazen çok sıkıcı yaratıklarsınız. Her gün kalkıyorsunuz. Aynı biçimde giyiniyorsunuz. Kendinizi aynı şekilde besliyorsunuz. Aynı gazeteyi okuyorsunuz. Her Allahın günü insanlardan aynı saçmalıkları dinliyorsunuz. Öylesine önceden bilinir bir haldesiniz ki. Biliyorum… Tobias sizinle böyle konuşmazdı. Ama bazen o kadar önceden bilinir bir haldesiniz ki, sizlerle çalışmak bizi sinir edebiliyor. Değişimden öylesine korkuyorsunuz ki, ama yine de, sanırım o duayı duydum – “sevgili Tanrım, değişmek istiyorum.” Yeni yol burada, hemen şimdi. Ve yeni yol, önceden bilinemez.

Ayrıca yeni yol bilimsel de değildir. En azından, bilim kendi bilincini genişletip de olanları anlayabilecek noktaya gelene dek. Bazılarınız Yeni Enerji yolunun kaos olduğunu söyleyecektir, çünkü hiç bir şey anlamlı gelmeyecektir. Girdi – enerji girdisi – önceden bilinen bir sonuca denk değildir. Ve bu gerçek Eski Enerji formülüdür. Denk ya da eşit enerji, önceden bilinir sonuç ya da çıktı. Ve siz hep bu yoldan iş gördünüz. Yeni Enerji farklıdır. Öncelikle, enerji ille de mevcut değildir. Bir girdisi olması gerekmiyor. Etkin ve aktif haldedir. Bir yere sokulması, girmesi gerekmiyor. Siz enerjinin bir makinaya ya da araç gerece ya da herhangi bir şeye akmasına, enerjinin içeri akıp öbür taraftan önceden bilinir bir şekilde çıkmasına alışıksınız. Bir vantilatörü prize taktığınızda, vantilatör dönmeye başlar ve siz önceden bilinen bir miktarda havaya sahip olursunuz. Ve siz buna alışıksınız, bununla rahat ediyorsunuz, ve yaşamınız da böyle.

Denk ya da eşit enerji, önceden bilinir sonuç ya da çıktı. Şimdi bu benzetmede, herhangi bir şeyi prize sokmazsınız. O sadece vardır. Enerji şimdiden oradadır ve ona ulaşılabilir. Onu başka bir yerden çekmek zorunda değilsiniz. Enerjinin aktive olmasına bir kez izin verildi mi ya da temelde bu boyutsal arenaya getirildi mi ve keşfedildi mi ya da aktive edildi mi, sonuç – ya da sizin deyiminizle çıktısı – önceden bilinemezdir. Ve bu başlarda kafanızı karıştıracaktır. Sanki karmaşıkmış gibi gelecektir. Belki de vantilatör yanlış yere üfürüyordur. Vantilatör değişkendir, bazen sert üfürür, bazen yumuşak. Ve aslında o vantilatör hareket ediyormuş ve hiç hava üflemiyormuş gibi de görünebilir. Ve sizin kafanız karışacak ve o önceden bilinebilen Eski Enerjiye, şeyleri yapmanın o sıkıcı biçimine geri gitmek isteyeceksiniz.

Ama bir an için durun. Bir an. Derin bir nefes alın. Burada bir şeyler oluyor. Karmaşa gibi, kaos gibi görünen, hiç de kaos değildir. Yeni Enerjidir. Genişlemedir. Siz o vantilatörün yalnızca bir yanına bakıyorsunuz. Bir an için buraya, Melek Zirvesine gelin, bu yeni perspektife, bu kuşbakışı gören yere gelin. Burada derin bir nefes alın ve gerçekte olan bitenin ne olduğuna bakın. Bu vantilatör insan bilincine bozuk gibi görünebilir – aldığınız yere geri götürüp küfür edebilirsiniz. Ama çok, birçok düzeyde olanlara bir bakın.

Başlarda kaos ve karmaşa gibi görünen şey, şimdi derin bir nefes aldığınızda, yumuşak bir nefes aldığınızda, ansızın olan biteni görmeye başlayacaksınız. Enerji boyutsallığa giriyor ve çıkıyordur. Bilinç değişiyor ve içeri dışarı hareket ediyordur. Herşey çoklu düzeylerde aynı anda değişiyordur. Sonuç, siz kendi bilincinizi genişletene kadar, burada, bu Melek Zirvesinde oturana kadar, önceden bilinemez gibi görünecektir, ama sonra, gerçekte nelerin olup bittiğini keşfedersiniz. Sonra, yaratılarınızın güzelliğini ve sevincini ve basitliğini keşfedersiniz.

Yeni Dönem. Yeni Enerji. Yeni Yol. Çarpışma yılı… ve özellikle de sizin için Şambra, önceleri bilinmeyen ama hep var olan potansiyellerin yılı. Siz büyük ve muhteşemsiniz. Hatta bazılarınız benim büyüklüğüme ve muhteşemliğime bile yaklaşıyor. Siz – bunu söylemek zorundayım – bazen çok sıkışıp kalıyorsunuz. Öylesine kendi kabuğunuzda ve zavallı ve kurban ve patetiksiniz ki, bu güzel bir kelime. Buradaki izleyicilerden gelecek başka kelimeler. Bu kovaya atmamız gereken başka kelimeler..

Ama biliyor musunuz, sizin hoş ve güzel bir yanınız da, değişime bu kadar hazır olmanız. Kendinizin diğer yanlarını keşfetmeye çok hazırsınız. Kovadan çıkmaya çok hazırsınız, öteye geçmeye çok hazırsınız. Bakın, diğer insanlar hâlâ – onlar yaban faresi gibiler. Hâlâ daireler çizip, onlara hiç bir şey vaat etmeyen, tanrı bilir nelerin peşinden gidiyorlar. Ve siz Şambra, sınırlılıklarınıza rağmen – ki bunlar kendinizin koydukları sınırlılıklardır – korkularınıza ve sıkılmışlığınıza rağmen, değişmek istiyorsunuz. Farklı olmasını istiyorsunuz. Dünyada bir etkiye sahip olmak istiyorsunuz ve kendiniz için yeni bir şey keşfetmek istiyorsunuz.

Biz şimdi enerjiyi buraya getirmek istiyoruz, benim bu harika söylevimin sonuna yaklaşırken, Başmelek Rafael’in enerjisini buraya getirmek istiyoruz. İyi nedenlerden ötürü… iyi nedenlerden ötürü. Bu, yeni bir yol içindir. Rafael gerçek bir enerji bayrağı olmuştur – korkudan geçip gitmenin bayrağı, evinizin rahatlık bölgesinin ötesine, kalıplaştırılmış bilincinizin rahatlığının ötesine geçmenin bayrağı. Rafael, öncelikle korkuların dönüştürülerek enerjilerin genişletilmesine yardımcı olur, öncelikle de… bu komik bir öyküdür. Rafael yalnızca korkunun dönüştürülmesine değil, ama tembelliğin dönüştürülmesine de yardımcı olur. Ve biz bunu söylerken gülüyoruz, çünkü uzun zaman önce yayınlanmış bir öykü var. Dünyanın her yanında tekrar tekrar anlatılan bir öykü. Sizin yaşlı Tobias olarak tanıdığınız sevgili dostum Tobit’in, ve genç Tobias’ın öyküsü – o tembel Tobias’ın, korku dolu genç Tobias’ın. Yaşlı Tobias, kendisi için yeniden para bulması için genç Tobias’ı görevlendirir, ve bu yolculukta genç Tobias’a – tembel, korku dolu Tobias’a – eşlik etmesi için, bilgece, Rafael enerjisini devreye sokar. Çünkü genç Tobias’ın yoldayken böyle bir arkadaşlığı ve biraz da bilgeliği gereksineceğini biliyordu. Ayrıca biraz deneyimi ve bağları olan birine ihtiyaç vardı, o yüzden Rafael enerjisini devreye soktu.

Böylece genç Tobias ve Rafael, aslında amacı para bulmak olmayan bir yolculuğa çıktılar. Bu, keşifle ilgili, korkunun dönüştürülmesiyle ilgili, sürekli evde oturmak yerine hayatında bir kez olsun kıçını kaldırıp da dışarıya çıkmak ve bir şey yapmakla ilgili bir yolculuktu… Cauldre. Bu, 2.500 – 2.600 yıl kadar önce meydana gelen güzel bir öyküydü. Şimdi öykü dönüp dolaşıp yeniden geliyor. Başka bir yolculuk yapmanın zamanı geldi. Bu yolculuk bu kez tembellikle ve korkuyla ilgili değil. Bu kez, önceden bilinmeyen potansiyellerin aktive edilmesi söz konusu. Rahatlık bölgelerinin ötesine geçmek, yeni bir potansiyeli seçebilmek ve onunla oynamak söz konusu. Çarpışmanın enerjisini alıp – eski karşıt enerjilerin çarpışmasını alıp o anda olmak ve en çılgın hayallerinizin bile ötesinde olan yeni enerjiyi ve yeni potansiyelleri yaratmak söz konusu.

Böylece, Başmelek Rafael geliyor. O, yeni yolculuğunuzda tüm Şambra’yla çalışacak, ve Rafael sembolik olarak, yolculuğunda – Şambranın yolculuğunda – Bay Bennack ile çalışacak. Rafael hemen şimdi Bay Bennack’a katılacak ve yolculuğunun her anında, her gün, her gece, her yalnızlık anında ve her esinlendirici anda onunla olacak. Çünkü biz şimdi yeni öyküye başlıyoruz – başmeleğin ve yolculuğun yeni öyküsüne. Bay Bennack, Tobias değildir. O kendisidir, ama yolculuğuna çıkarken, kalbi ve sevgiyi ve arzuyu temsil eder, Şambra.

Böylece şimdi bir an duralım ve yolculuk eden bu ikiliyi kutsayalım. Yola çıkan bu ikiliyi – biri insanı temsil ederken, diğeri melekselliği temsil ediyor; biri keşfi temsil ediyor, diğeri desteği ve beslemeyi. Böylece, sevgili Bay Bennack sana kutsamalarımızı sunuyor ve Başmelekle alacağın yeni yolun öyküsünü bekliyoruz.

Böylece bayanlar ve baylar, Şambra ve arada kalan herkes, Yeni Enerjinin bu yeni yılı için açılış mesajını sizinle birlikte kutlamak üzere burada olmak, mutluluktu. Sözlerimi hafiflikle ele alın. Onları güzel bir mizahla ele alın. Onları, amaçları doğrultusunda ele alın – yani sizi bazı eski rahatlık bölgelerinden çekip çıkarmaları ve size yeni bir yolun, ah gerçekten, çok daha iyi bir yolun olduğunu bildirmeleri açısından ele alın. Bu arada bu yeni yol, çok daha basittir, çok daha verimlidir. Giren enerji miktarının, çıkan enerji miktarını kısıtladığını söyleyen eski denklem, artık geçerli değildir. Bu sanki yepyeni bir üretim işlemi gibidir. Belli bir miktardaki verimi sağlamak için, belli miktarda girdilerin olması gerekmiyor. Bu denklemi atın gitsin. Yeni Enerjide, yol çok daha kolaydır.

Ben muazzamım, muhteşemim, kraliyet ailesindenim ve düşünmenin ötesindeyim. Ben, Adamus Saint-Germain’im.

Kırmızı Meclis’in varlıklarından Tobias, Golden, Colorado’da yaşamakta olan Geoffrey Hoppe tarafından sunulmaktadır. Tobit’in mukaddes kitabında bulunan Tobias’ın öyküsü, Crimson Circle sitesinde bulunmaktadır.
www.crimsoncircle.com. Tobias materyelleri, bedelsiz olarak dünyanın her tarafında bulunan ışık işçileri ve Shaumbra’ya, Ağustos 1999 tarihinden beri sunulmaktadır. Bu tarih Tobias’ın, insanlığın yıkım potansiyelini aşıp, Yeni Enerjiye girdiğini söylediği tarihtir.
Kırmızı Çember, Yeni Enerjiye geçiş yapacak ilk insan (kılığındaki) meleklerden oluşan küresel bir ağdır. Bu kişiler, yükseliş halinin sevinç ve zorluklarını deneyimlerken, diğer insanların da yolculuğuna, paylaşım, ilgi ve yol göstererek yardımcı olmaktadır. Crimson Circle’in sitesine her ay 50.000’in üzerinde ziyaretçi, son materyelleri okumak ve kendi deneyimlerini tartışmak amacıyla girmektedir.
Kırmızı Çember her ay Denver, Colorado’da, Tobias’ın, Geoffrey Hoppe kanalıyla son bilgileri sunduğu yerde biraraya gelmektedir. Tobias, kendisinin ve Crimson Council’ın (Kırmızı Meclisin) diğer semavi varlıklarının, aslında insanoğlunun kanallığını yapmakta olduğunu bildirmektedir. Tobias’a göre, onlar bizim enerjilerimizi okumakta ve biz içimizde deneyimlerken, dışardan da bakabilmemiz için, kendi bilgilerimizi bize geri tercüme etmektedirler. Kırmızı Çember toplantıları herkese açıktır, ama LCV takdir edilir. Katılımı gerektiren hiç bir şey ve ödenmesi gereken bir aidat yoktur. Kırmızı Çember bolluğunu, dünya çapındaki Shaumbra’nın açık sevgisi ve bağışlarıyla sürdürür.
Kırmızı Çemberin en yüksek amacı, insan melekler ve öğretmenler olarak, içsel spiritüel uyanış yolunu yürümekte olan kişilere hizmet etmektir. Bu hıristiyanlıkla ilgili bir misyon değildir. Tersine, içsel ışık, merhamet ve ilgi bulabilmeleri amacıyla, insanları senin kapına getirecektir. Kılıçlar Köprüsü’ndeki yolculuğuna başlayan bu kendine has ve değerli insan sana geldiğinde, o anda ne yapman ve öğretmen gerektiğini bileceksin.
Eğer bunu okumaktaysan ve gerçek olduğunu ve bir bağın olduğunu hissediyorsan, sen gerçekten Shaumbra’sın. Sen insan (kılığında) bir öğretmen ve bir rehbersin. İçindeki tanrısallık tohumunun bu anda ve gelecek tüm zamanlar için çiçek açmasına izin ver. Hiç bir zaman yalnız değilsin, çünkü tüm dünyada bir ailen ve çevrendeki semavi boyutlarda melekler vardır.
Bu metni lütfen ticari amaç olmaksızın ve bedelsiz olarak dağıtın.
Lütfen bu bilgiyi, dipnotlar dahil bütünüyle kullanın. Tüm diğer kullanımlar, Geoffrey Hoppe, Golden Colorado’dan alınacak yazılı onayı gerektirir. Telif hakkı 2001, Geoffrey Hoppe, P.O.Box 7328, Golden, CO 80403.e-posta: tobias@crimsoncircle.com. Tüm haklar mahfuzdur.

Sorular ve Yanıtlar

Öğretmenlik Dizisi:
ŞAUD 6: “Yeni Dönem, Yeni Enerji, Yeni Yol”
Adamus Saint-Germain’in katılımıyla, Kanallık: Geoffrey Hoppe

Kırmızı Çembere sunulmuştur
6 Ocak 2007

www.crimsoncircle.com – www.kirmizicember.org

Ben, Profesör Adamus Saint-Germain, ve bugün kim soru sormaya cesaret ediyor. (bazı gülüşmeler)

LİNDA: Ben de tam bunu soruyordum. Pekâla, ilk soru…

1.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Merhaba Adamus, Tobias, dostum Kuthumi ve tüm ekip (Linda araya girer, “bu o kadar uzun ki, sen ana fikrini anladığında ve “anladım” dediğinde dururum”). Ben bir şeyi bilmek ve bir şey de söylemek istiyorum. Neden, neden, neden, giderek daha çok Şambra ve/veya spiritüel insanlardan koptuğumu hissediyorum. Gözlerime baktıkları zaman, çok dogmatikler, çıktıkları yeni enerji avında takılıp kalmışlar – sanki eski biyolojik havuçları yiyorlarmış gibi, ve herşeyi geri dönüşümden geçiriyorlar, hatta kendi boklarını bile, eski giysiler giyiyorlarmış gibi, sanki kurallara yapışmışlar da yapışmıyoruz diyorlarmış, sanki bolluk merhaba diyormuş gibi. Ben bunun hayalini kuruyorum. Bir gruba dahil olma dürtüsü güçlü. Sanki bir bağımlılık enerjisi gibi, ama Şambra’yla ya da başkalarıyla – indigolarla – ya da bu insanlara ne diyorsanız, buluşmak için her çıktığımda…

ADAMUS SAINT-GERMAIN: (Linda’yı kesmek için boğazını temizler)…

LİNDA: Anladın mı? Peki.

ADAMUS SAINT-GERMAIN: Hemen şunu söyleyelim ki, Şambra, Kırmızı Çember enerjisi, sizin geçmişte bir parçası olduğunuz kuruluşlardan, gruplardan ya da kulüplerden çok farklı oluşturulmuştur. Kırmızı Çember bir kulüp değildir. Bir grup değildir. Onun için,Tobias’ın kullandığı tanımlamanın, yani Yeni Enerji öğretmenlerinin küresel bir birleşmesi olduğu tanımının, yerinde olduğunu düşünüyorum. Ama yine de, Kırmızı Çembere gelenlerde bir eğilim oluyor – Kırmızı Çember bir kuvöz. Kırmızı Çember, enerjileri sürekli içeri ve dışarı hareket ettiren, destekleyici bir enerjidir. Bu çembere gelenlerin birçoğu, geçmişlerinin, geçmiş yaşamların, hatta bu yaşamın yollarını izliyorlar, bir üye olmaları gerektiğini ya da bunun bir kulüp olduğunu, bu kuruluşun belli kuralları ve bildirileri ve inançları ve sloganları ve hatta komik giyinme biçimleri olduğunu sanıyorlar. Kırmızı Çember ve Şambra’nın enerjisi asla bu tarzda yapılandırılmadı ve bu tür bir enerjiyi desteklememektedir. O nedenle, eğer eski inanç kalıplarıyla, ya da şeylerin gerçekleştirilmesine ilişkin eski tarzlara sahip düşüncelerle, belirli bir bakış açısıyla buraya geldiyseniz, bunların desteklenmediğini göreceksiniz. Ve buraya yeni ve farklı bir biçimde, beklentiler olmadan, eski formaliteler olmadan, ve geçmişte içinde bulunduğunuz bazı organizasyonların tuzakları olmadan yeniden- girene dek, geri çekildiğinizi göreceksiniz.

Başka Şambra’larda gördüklerin – onların, kendi yollarının bazısına besledikleri kızgınlıklar – senin kendine karşı olan kızgınlıkların, öfkelerindir. Artık kurbanı olmak istemediğin öfkelerindir, o nedenle, enerjini uzaklaştırmak sana daha kolay geliyor. Ve bu pekâladır. Dünya üzerinde Kırmızı Çember asla arayış içinde olanların huzur evi olarak tasarlanmadı. (Adamus Saint-Germain kendi kendine güler). O, enerjinizin girip çıkacağı bir yer olarak tasarlandı. Burada uzun süre dinlenmeniz amaçlanmamıştır, ama buraya gelip destek ve cesaret almanız, sonra gidip işinizi görmeniz amaçlanmıştır, bu iş ister bir öğretmen olmak olsun, ister yalnızca yaşamın keyfini çıkartmak ya da herneyi seçiyorsanız. Ama Kırmızı Çemberin birçok döner kapısı vardır, enerjileri içeri getirir, dışarı gönderirler, içeri getirir, dışarı gönderirler. Bu kuruluşun kendini yapılandırması için tüm enerjini buna adaman söz konusu değildir, çünkü o, bir anlamda, kendi enerjisini yapılandırmak üzere tasarlanmıştır. Teşekkür ederiz.

2.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba. Bu arada, ben muhteşemim.

ADAMUS SAINT GERMAIN: Gerçekten de öylesin.

2.ŞAMBRA: Ama şu çarpışmadan söz ediyorsun ya, bu açıkça Şambra için de geçerli mi? Ve sonra bir de şunu sormak istiyorum, neden hep çarpışmak zorundayım? Neden insanlarla savaşmak zorundayım? Bunu neden yapmak zorundayım? O kolay düğme nerde? Yani, bir araba enkazının daha, içinde olmak istemiyorum. Kimseye dırdır etmek istemiyorum. Dramlardan geçmek zorunda kalmak istemiyorum.

ADAMUS SAINT GERMAIN: Ve gerçekten de zorunda değilsin. Ve biz sana burada potansiyellerin ve şeylerin nasıl kolaylıkla yapılabileceğinin, ve bunları zor yoldan yapman gerekmediğinin harika bir örneğini vereceğiz. Şimdi derin bir nefes al. Dön ve öbür tarafa bak – batıya bak. Şimdi yavaşça ve yumuşakça eğil, belinden eğil ve ayak parmaklarına dokun. Şimdi bu noktada birkaç potansiyelden biri olabilir. Ben gelip senin kıçına bir tekme atabilirim… (kahkahalar)

2.ŞAMBRA: Aslında, hadi at – ben hazırım.

ADAMUS SAINT GERMAIN: … kitle bilinci kıçına tekmeyi basabilir, ya da sen, o iki ayağının bir nimet olduğunu ve seni seçeceğin herhangi bir yolculuğa çıkartabileceğini fark edebilirsin. Doğrusu, başka insanlarla çalışmanın zorlukları vardır, çünkü o başka insanların da kendi sorunları, kendi kıvır zıvırları vardır ve çoğu kez…

2.ŞAMBRA: Ama neyim ben, herkesin bok püsürü için büyük bir mıknatıs mıyım ki beni her gördüklerinde “bu kızla savaşacağım, çünkü o benim içimdeki sorunları ortaya çıkartıyor” diyorlar. Söylediğin bu mu?

ADAMUS SAINT GERMAIN: Bir anlamda evet. Evet.

2.ŞAMBRA: Ne?

ADAMUS SAINT GERMAIN: Bir anlamda evet, sen…

2.ŞAMBRA: Peki bunun kolay düğmesi neresinde?

ADAMUS SAINT GERMAIN: Düğmeyi değiştirmen gerekiyor. Önceleri, “insanların sorunlarını halletmelerine yardımcı olayım” diyen düğmeye basmıştın. Şimdi bak – biz daha önce de yeni bir yol olduğundan söz etmiştik. Öbür tarafta, “ben diğer insanlar için artık o rolü üstlenmek, o rolde hizmet etmek istemiyorum” diyen bir düğmenin olduğunu unuttun. Ve sahip olduğun o büyük panonun bir yerlerinde, kolay düğme dediğin düğme var. O düğme, seçtiğin rolü değiştirerek ve insanlarla çalışma biçimini ve etkileşim biçimini değiştirerek, yaşamını kolaylaştıran bir düğmedir. Ve orada, artık şeylerle savaşman gerekmediğini söyleyen bir düğme var. Bildiğin gibi, sen büyük bir savaşçısın ve savaşmaya çok alışıksın, ve bu sana çok kez güzel hizmet etmişti, ama şimdi, diğerleri için bir bayrak ya da örnek olacak o muhteşem, bilge ve çok etkileyici insan olabilirsin.

Yani bu, o eski düğmeyi kapatmak kadar kolay bir şeydir – başkalarının sorunlarını ortaya çıkartan bir mıknatıs olduğunu söyleyen düğmeyi kapatabilir ve o rolü oynamaktan vaz geçebilirsin. Ama bir parçan o rolü oynamayı seviyordu. Ve ben de bunu neden yaptığına bir bakmanı istiyorum. Neden bunu oynamayı seçtin…

2.ŞAMBRA: Buna bak derken, nereye bakayım? Nereye gideyim – Melek Zirvesine mi? Yani…

ADAMUS SAINT GERMAIN: Orası harika bir yer olurdu.

2.ŞAMBRA: Sen benim ne söylediğimi biliyor musun, hep şeylere bakın deyip duruyorsun. Ben hayatımda dram, dram, dram görüyorum, sonra da “içinize bakın” diyorsunuz. Nereye?!

ADAMUS SAINT GERMAIN: Yeni yere.

2.ŞAMBRA: İçinde nereye bakılır?

ADAMUS SAINT GERMAIN: Yeni yere. Bak, bunu hayal edemezmiş gibi davranıyorsun, mevcut değilmiş gibi davranıyorsun. Sen bir oyun oynuyorsun, ve açıkçası, bu oyunu ben etkisiz hale getiremem. Senin seçmen gerekiyor; hayal etmen gerekiyor. Üzerinde her türlü düğmenin olduğu büyük bir panonun önünde oturduğunu imgele. İstediğin düğmeyi seç. Ama, alışık olduklarının çok ötesine giden çok, çok seçimin olduğunu da anla. Sen kendini kısıtladın ve, diğer insanlar için bir katalizatör olma rolünü oynamayı sürdürüyorum dedin. Sen bunu bir nedenden ötürü seçtin, ama şimdi onu etkisiz hale getirebilirsin – tıpkı benim 100.000 yıl bir kristalin içinde kalmayı seçmem gibi. En sonunda onu etkisiz kılıp özgürleşmeyi seçebildim. Sen kendi seçimlerini zorlaştırıyorsun. Onlarla mücadele etmek istiyorsun, onun için deminki alıştırmayı hatırla, ayak parmaklarına eğilebilir ve ya bir tekme yersin, ya da ayaklarının seni istediğin her yere götürebileceğini fark edebilirsin.

2.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

ADAMUS SAINT GERMAIN: Nefes almayı sürdür.

2.ŞAMBRA: Peki. Alıyordum zaten ve bunun üzerinde çalışmayı sürdürüyorum.

ADAMUS SAINT GERMAIN: Çalışma.

3.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Ben bir lezbiyenim ve son zamanlarda, dişil ve eril enerjilerimin dengesiyle birlikte, cinselliğime ilişkin hislerimde bir dolu değişiklik hissediyorum. Sonra, 13.Sarmal CD’sini dinleme ayrıcalığına sahip oldum ve bana, sanki en sonunda bütünleştim ve kendi benliğime tümüyle uyumlandım gibi geldi. 13.Sarmal celsesi iki yıl kadar önce yapıldığı için ve şimdilerde sanki tüm Şambra’nın başa çıkmaya çalıştığı eril ve dişil enerjilerinin dengesiyle ilgili olduğu için, acaba diyordum, o celsede sözünü ettiğin şeyleri, gösterdiğimiz ilerlemenin ve bugün bulunduğumuz noktanın ışığında yeniden ele alırmıydın ve birleşen enerjilerim hakkında bana yeni bir mesaj verebilir miydin.

ADAMUS SAINT GERMAIN: Elbette. Hepiniz birleşenler, bütünleşenler haline geliyorsunuz. Eril/dişilin kaynaşıp birleşmesi budur. Bu, içinizdeki İsis ve Adem enerjilerinin çarpışmasıdır, ama bu çarpışmanın acı dolu ya da zor olması gerekmiyor. Sadece, bazen birbirleriyle çarpışan atomlar gibi olabilir. Yepyeni bir enerji yaratabilir. Burada özel olarak sana önermek istediğim bir şey de, kendine verdiğin – bunlara ne diyorsunuz – ünvanları ya da sıfatları bırakmandır, bunlar ister gay ya da lezbiyen, ister heteroseksüel ya da biseksüel olsun, ya da adına her ne diyorsanız. (bazı gülüşmeler) Bu sıfatların bazısını bırakmak, çünkü bu adlar da bazı sınırlamalar yaratma eğilimindedir. Seni bir kutuya ya da bir bölmeye yerleştirme eğilimindedir. Dünya üzerindeki her insan, kendine ne derse desin – cinsel tercihi ne olursa olsun – herkes erille dişilini yeniden-bütünleştirme işleminden geçecek. Bu ilk önce küçük bir insan grubunda meydana gelecek, artık kadın ya da erkek, hatta artık insan bile olmadıklarını – artık ışık ve karanlığın olmadığını fark edecekler. Oldukları şey olacaklar. Ve bu potansiyeli oluşturacaktır, çünkü onlar bayraktır, anlıyor musun. Onlar, o içsel ayrılığı ve yaşadıkları ikilemleri sonlandırmaya hazır olan diğer insanlar için o potansiyeli oluşturuyorlar. Böylece bu – birçoğunuzun şu anda bu sahada gerçekleştirdiği bu çalışma – genel olarak bilinç üzerinde derin bir etkiye, ama seksüel enerji virüsünün de hızla artma yeteneğinin sürmesine neden oluyor. Bu virüs, bunların olmakta olduğunu kendi tarzında biliyor ve anlıyor, ve bir anlamda umurunda olmadığı ya da hatta bundan ötürü mutlu olduğu da söylenebilir. Ama başka bir anlamda da, o hâlâ beslenmesini ve büyümesini sürdürme programına sahip.

Böylece, şu son yıllarda yeni bilinçte cinsellikle ilgili gelişme – biz içinizdeki eril ve dişilin dengesinden söz ediyoruz, bunun fiziksel yanından değil – çok yol aldı, ve bunun kanıtı da, cinselliğe ilişkin seçimlerin şimdi birçok insan tarafından kabul edilmesidir. Bu, kişinin bedenini yeni bir tarzda onurlandırmaktır. Hâlâ bunları çok agresif bir biçimde ayrı tutan bazı güçler varsa da, bu fazla sürmeyecektir. Teşekkür ederiz.

4.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba, son aylarda bazı ilginç süreçlerden geçtim ve sanki sen bana rehberlik etmek için, beni beslemek için hep yanımdaydın, ve ben sana teşekkür etmek istedim.

ADAMUS SAINT GERMAIN: Gerçekten de, ve birkaç kez de senden dönmeni ve eğilip ayak parmaklarına dokunmanı istedim ve…. (izleyiciler güler ve Adamus Saint Germain de güler).

4.ŞAMBRA: Evet! Bunu farkettim. Ve, bana söylemek istediğin başka bir şey var mı diye merak ettim.

ADAMUS SAINT GERMAIN: Ben bir anlamda, bugün tüm gruba söylediğim şeyleri özetleyeceğim, ama bu, bu zamanda sana çok uyuyor. Senin için, biraz bir sessizlik dönemi – enerjilerin yatışıp yerleştiği – bir dönem olacak, ki bu seni çok rahatlatacak, ve sonra yaşamında yeni faaliyetler başlayacak, bu faaliyetler iş, hatta yaşadığın yer gibi şeyleri kapsayacak, ama yepyeni bir akış gelecek. Özellikle o noktada, korkmana gerek yok. Sen yalnızca yeni bir enerji akışını devreye sokuyor olacaksın, ama hayatındaki şeylere olan yaklaşımın için yeni bir bakış açısı edin. Özellikle de yaşantındaki şeyler için yaratıcı enerjileri kullandığında. Bunu gerçekleştirmenin yeni yollarını ara. Ve biz hepimiz şeyleri çok tekrarladığımız biçimlerde ve önceden bilinebilir biçimlerde yapmaya eğitildik. Ama enerjinin geldiğini ve arttığını ya da yoğunlaştığını hissettiğinde, önceden bilinemez olan yolu seç.

4.ŞAMBRA: Bu olduğunda, sanat çalışmalarıma dönmeyi istemek gibi bir eğilimim var. Bu, önerilen bir yol mudur?

ADAMUS SAINT GERMAIN: Sanat çalışmaları, içindeki yaratıcı enerjileri açığa çıkarmak için çok uygun. Senin, aslında senin tam anlamıyla genişlemene izin verir. Bildiğin gibi, sanatla uğraşmak, zihinsel-olmayan ya da daha çok gnost türünden enerjilerin gelmesine izin verir. Yani bu mükemmel bir olasılık, ama bunun seni nereye götüreceği hakkında bir şey söylemek istemiyorum. Bu seçimleri senin yapmanı tercih ediyoruz.

4.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

ADAMUS SAINT GERMAIN: Gerçekten de. Biz teşekkür ederiz.

5.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Biz, Yeni Enerjide olmanın ve gnost’un, çevremizdeki dualite dünyasıyla sürtüşme ve düş kırıklığı yarattığını deneyimledik. Hem Yeni Enerji boyutları ve gerçeklikleriyle bağlantı halinde olmayı, hem de bizi kuşatan ve kuralları, sınırlı inanç kalıpları olan bir gerçekliği, bir dualiteyi, ayrılık, direnç, düş kırıklığı, vs deneyimlemeden nasıl yaşarız? Her iki dünyayı da kendi içimizde bütünleştirmenin bir yolu var mı? Çok teşekkür ederim.

ADAMUS SAINT GERMAIN: Gerçekten de, ve bu, bu değişim zamanında Dünya’da olmayı seçen hepinizin karşılaştığı meydan okumayı özetliyor. Bir parçanız, yeni bir dönemin gelişi ve şeyleri gerçekleştirmenin yepyeni bir yolu için burada olmaktan büyük heyecan duyuyordu. Ve o heyecan içinde, öncü olmanın ve bir bayrak olmanın başka sonuçları olacağını kulağınıza fısıldadığımızı, hatta bazen bağırdığımızı, unuttunuz. Kitle bilinciyle baş etmenin içerdiği (meydan okumalar) hâlâ geçerli. Bugünkü konuşmamızın başında, Dünya’nın o çok güçlü enerjisel yerçekiminden meleklerin bile kaçındığını söyledim size. O çekim çok güçlü ve içine çeker. Şeyleri içine çeker.

Ve işte buradasınız, bir insan bedeni içinde bu kitle bilinci dünyasında yaşıyorsunuz. Peki bu ikisi arasındaki dengeyi nasıl tutarsınız? Bunun bir parçası, fiziksel bir bedende, dünyada yaşamakla ilgili hissettiklerini kabul etmektir. Kabul etmek ve dürüst olmak, bazen, ‘insan olmak gerçekten yetti’ demek. Bazen, ‘aydınlanmak ya da şeylere ilişkin bir berraklığa, açıklığa sahip olmak çok zor’ demek. Ama yine de, diğer insanların da içinden geçtiği çok ağır enerjilerin içinden geçmek. Kendinize karşı bir kez çok dürüst olmaya başladınız mı, onların çamurunun üzerinize yapışmasına izin vermeyebilirsiniz, Kryon’un bir meselinde olduğu gibi, bir katran çukurunda olabilir, ama katranın her yanınıza bulaşmasına izin vermeyebilirsiniz.

Bazılarınız, insanların geri kalanıyla bu çamura girmemeyi, sizin deyiminizle, doğru bulmuyor. Onlar çamurun içindeyse, sizin de onun içinde olmanız gerektiğini hissediyorsunuz. Ama size hemen şunu söyleyeyim, yeni bir yol var. Çamurun içinde olabilir, ama çamurun içinde olmayabilirsiniz, ne demek istediğimi anlıyor musunuz. Günlük yaşamın yoğunluğu içinde olabilir, ama onun size yapışmasına izin vermeyebilirsiniz. Ve siz diyorsunuz ki, “iyi de, bu nasıl mümkün olabilir?” Siz Dünya’da yaşamayı seçiyorsunuz. Siz, Yeni Enerjinin bir bayrağı olarak burada olacaksınız, ama onu sahiplenmeyeceksiniz. Onun bir başkasına ait olduğunu anlayacaksınız. O, onların çamurudur. Ona onlar sahip olabilir. Siz onu bedeninizin ve yaratılarınızın her yanına sıvaştırmak zorunda değilsiniz. Bu, bu kadar basittir. Bu bir seçimdir. Yeni bir yoldur. Bir mazlum olmanız gerekmiyor. Siz, sizin deyiminizle, onların düzeyinde olmak zorunda değilsiniz, çünkü bir anlamda, çamur size pek de yakışmıyor. Bir bayrağın ışığını azaltmak eğilimindedir. Ve açıkçası, onlar da zaten bu çamurun üzerinizde olmasını istemiyorlar. Onlar bir örnek istiyorlar. Çamuru üzerinde tutmayan birini görmek istiyorlar. Ve bir anlamda, onun üzerine çıkabilen birini görmek istiyorlar. Teşekkür ederiz.

6.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Saint-Germain. Benim aslında iki sorum var. Her ikisi için de zaman var mı bilmiyorum.

ADAMUS SAINT GERMAIN: Başla.

6.ŞAMBRA: İlk sorum, ben çok yoğun ve kararlı bir bütünleşme sürecinden geçtim. Ve ara ara senin yardımını hissettim ve bana söyleyebileceğin herhangi bir şey makbule geçer, kıçıma bir tekme olsa da.

ADAMUS SAINT GERMAIN: Sana şunu söyleyeyim, fazla ciddisin. Herşeyi fazla ciddiye alıyorsun. Ben seninle çalıştım, başkaları da, ve şu anda öz enerjine baktığımda, kalbinin ve tutkunun büyük ve güçlü (olduğunu görüyorum). Bu Yeni Enerji için ve Şambra için ve kendi benliğin için beslediğin arzu, tutkun, öylesine güçlü ki, bazen ciddiyetin yüzünden kendi yolunu engelliyorsun. Her adımı atmadan önce analiz ediyorsun. Ve çok ender, ama arada bir, çok ender olarak, analiz etmeye çalışmadan bir adım atıyorsun ve şaşılası sonuçlar elde ediyorsun. Ama sonra kendini yine geri çekiyorsun. Ve herşeyi belirlemeye ve önceden planlamaya çalışıyorsun. Az önce söylediğimiz gibi, bu Yeni Enerji önceden bilinemez. Ve bu, yapmak için programlandığın herşeyin, eğitildiğin herşeyin doğasına aykırı olacaktır. Ama o önceden bilinemez, ve şu an senin inanılmaz derecede sinirlenmene neden oluyor, çünkü bir anlamda, önceden bilinebilir sonuçlar istiyorsun ama eski sonuçları istemiyorsun da denilebilir. O nedenle, kendi enerjilerinde bir çarpışma meydana geliyor – yeni ve farklı bir şey için duyduğun arzu, ama adımlarını yine de fazla ölçülü atman.

Böylece, o eski kutudan çıkmak zamanıdır. Yaptığın şeylerde aydınlanmak ve spiritüelliğin zırvalık olduğunu anlamak zamanıdır. Sen, spiritüelliğin kutsal ve aziz olduğuna ve ona saygıyla ve onurlandırılarak yaklaşılması gerektiğine öyle kilitlenip kalmışsın ki. Spiritüellik, Tanrı (kavramından) pek de farklı değildir. Bir dolu zırva – en azından, bugünkü spiritüellik ve Tanrı uygulamaları böyle. Bunlar kendi tuzaklarına sahipler, kendi ritüellerine ve seni hemen içine çekecek, çok baştan çıkartıcı enerjilere sahipler. Ve bu enerjiler özellikle de senin üzerinde çalışırken, aklının çok karışmasına neden oluyorlar, ve sonra aklın karışmış bir halde, olacak herşeyi ölçüp biçmeye ve işaretlemeye çalışarak bu kargaşa halinden çıkmaya çalışıyorsun, ama keşfettiğin gibi, bu, aklının yalnızca daha da çok karışmasına neden oluyor.

O nedenle, gülümse. Şu spiritüellik şeylerinin tümünü unut. Sevince, neşeye bak. Şimdi bile bunu anlamaya çalışıyorsun. Hemen, sözünü ettiğimiz o aynı eski yerlere gidiyorsun. Sevincinin ve ne yapacağının haritasını çıkarmaya çalışıyorsun. Bırak bunu. Bırak, spiritüellikle ilgili o eski eğitimin ve çok derin programlanmaların, kapıdan çıkıp gitsin. Onu, hâlâ içinde kaldıysa, ateşe at. Bırak gitsin, çünkü o senin kendi kısıtlaman. Spiritüellik bu noktada senin hem en büyük tutkun, hem de en büyük düşmanın. O, içinde meydana gelen bir çatışma. Onu bırakmak sana zor gelecek, çünkü çok, birçok yaşamdır sürdürdüğün bir yolculuk bu. Derinlere işlemiş halde. Senin içinde olan bir program bu. Hatta seninle çalışan insanların bile bu kutsal alana yaklaşmasına izin vermeyeceksin. İçinde bu küçük mihrabı oluşturmuşsun ve bu sahte spiritüelliği onurlandırıyorsun. Bu, işi bitmiş, hurda bir şeydir. Bırak gitsin. Yeni yolu bul ve onu gerçekleştirirken biraz eğlen. Teşekkür ederiz.

6.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

7.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Ben bu yılın başlangıcını, filmler ve televizyon vasıtasıyla anlatılmak istenen öykülerin – büyük öykülerin – olduğuna ve benim de bunlarda bir rol oynayacağıma ilişkin içsel bilişimi onurlandırmaya adıyorum. Ne ve nasıl ve ne zaman bilmiyorum, ama New York’da bir ay geçirmek ve bu dünyaya girmek üzere ABD’ye geldim ve nasıl gelişeceğini göreceğim. Şu an, öğretmeye ilişkin bu yeni alanın potansiyelini en üst düzeye nasıl çıkartabileceğim hakkında çok berrak olmama yardım edebilir misin. Teşekkür ederim.

ADAMUS SAINT GERMAIN: Elbette, bize sanki çok – tutkun oldukça berrak gibi geliyor. Sen kendi tutkunu, kendi yolunu keşfedecek araçlar arıyorsun. O yolculuğa çıkıyorsun. Şimdi bırak, sadece çok doğal bir yoldan açığa çıksın. O kanatlı atın üzerine atla ve onunla çık o yolculuğa – bak, burada bunu engellediğini gördüğümüz tek enerji, bazı beklentilerin. Ve bu arada, New York, doğru yer değil. Sana böyle bir ipucu verelim. Başka güzel yerler var. Ve L.A. (Los Angeles) de değil. Senin gibi film yapımcıları için yeni ve ortaya çıkmakta olan pazarlar var. Paylaşman gereken mesajlar, kendi içlerinde açık ve derin, ve sen yalnızca doğru bağlantıları bulmak durumundasın. Eh, yeni bir yere bak, yeni bir tarza ve bırak onlar – aslında onlar sana gelecekler. Teşekkür ederiz.

8.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba, benim çocukluktan beri sevgili ve değerli dostum Saint-Germain. Ben bugün, gerçek bir refah ve sınırsız bir bolluk bayrağı olduğumu ve nasıl uçacağımı bildiğimi söylemek için buradayım. Ve kalkıp da bunu itiraf etmem için bana gösterdiğin sonsuz sabır için de teşekkür ediyorum. Benim tek bir sorum var ve umarım bu bir Yeni Enerji sorusudur. Yalnızca, dün doğumgünü olan ve geçişi yapmış olan (ölen) kızımı soracaktım.

ADAMUS SAINT GERMAIN: Elbette. Kızının enerjisi, senin enerjinin çevresinde ve Dünya’nın çevresinde hâlâ çok mevcut bir halde. Bakılması gereken ve odaklanılması gereken, çözülmemiş bazı konular var, ama…. bize bir dakika izin ver… (duraksama) Bunu biraz şifreli, üstü kapalı dile getiriyor. İyi olduğunu söylüyor, ama doğru sofra kurmayı hiç öğrenemediğini söylüyor. Ve bu, diğer alemlerde üzerinde çalıştığı şeylerden biriymiş. Ama özellikle de akşam yemeği için kurulan sofranın enerji dengesi. Ve onun mesajı bu. Bundan başka, keyfi yerinde.

8.ŞAMBRA: Çok teşekkür ederim.

ADAMUS SAINT GERMAIN: Ve bu mesaj, kelimelerin ifade ettiğinden çok daha fazlasını iletiyor.

9.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam Adamus. Betimlediğin Yeni Enerjiyi, kendimizi beklentisizce açtığımız gnost’umuzla nasıl bağdaştırıyorsun? Bunlar benzer midir ya da farkları nedir?

ADAMUS SAINT GERMAIN: Bir anlamda, hepsi aynıdır. Gnost’un sınırları yoktur ve gnost, bilinen herhangi bir doğrusal çizgiyi izlemez. Gnost, serbest bir form içinde açıktır ve Yeni Enerjiye çok benzerdir. Gnost, kendini geliştirmeyi ve genişletmeyi sürdürmek için Yeni Enerjiyi yakıt olarak kullanır da diyebilirsiniz, ama onu kullanırken yakıtı tüketmez. Burada yine, kelimeler biraz yetersiz kalıyor. Gnost, kendini sürdürmek, enerjiden geçmeyi sürdürmek için Yeni Enerji ile işbirliği yapar. Böylece gerek gnost, gerekse Yeni Enerji, beklenmeyeni beklemeye ilişkindir. Kaos ya da karmaşa ya da çatışma gibi görünen şeylerin ille de öyle olduğu anlamına gelmediğinin anlaşılmasına ilişkindir.

Bazen yükselip bakmak gerekir; bir dokuma tezgâhında çok biçimsiz, bozuk gibi görünen dokuma, tutarsız ve kusurlu görünen çok kaba bir dokuma, dokuma tezgâhının alt tarafından baktığın anlamına gelebilir. Ve bakış açını değiştirip de üst taraftan bakacak olursan, çok güzel bir dokuma görürsün. Teşekkür ederiz.

10.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba. Benim sorum çok iyi bir dostum adına. Ergenlik çağındaki kızı çok sorunlu ve arkadaşım ne yapacağını bilmez halde. Ona bir önerin var mı?

ADAMUS SAINT GERMAIN: Buna bir göz atmak için birkaç düzlem katetmemiz gerekiyor. Bir anlamda, şu anda burada, türlü şeylerin söz konusu olduğunu görüyoruz. Karışık bir torba bu. Bazı eski karmik sorunlar var, ama herşeyden çok, gençler genel olarak şimdilerde çok zorlanıyorlar. Özellikle de 15 yaş ile, 22, 23 yaşları arasındakiler. Buraya gelirkenki enerjisel etkilerin türü yüzünden çok zorlanıyorlar. Bir parçaları, kim oldukları ve neden burada oldukları hakkında çok berrak, ama bir parçaları da çok, çok karışmış bir halde. Böylece onlar bir tür kimlik arayışı içindeler, ama bu arayış, onların ana-babalarının ya da sizin arayışlarınızdan farklı, çok farklı. Şu ara en önemlisi, onları herhangi bir yeni sisteme ya da yapılanmaya zorlamamaktır. Onlara bolca alan bırakın. Şu ara, bol alan. Bu, en önemli şeydir.

11.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Selam. Ben Çemberde yeniyim. Buraya ilk kez geliyorum ve yaşantımın yarısında ara ara Ram’ı izledim. Çember ile Ram’ın bir şekilde bağlantılı olduğunu duydum. Buna ilişkin yorumda bulunabilir misin?

ADAMUS SAINT GERMAIN: Gerçekten, evet, bunu yanıtlamanın birçok yolu var. Benim, en yüksek derecede egemen diyeceğim bir varlık grubu var. Onlar, geldikleri asıl kuruluşların tümünü ve tüm grupları terk ettiler. Onlar, Ram’ın de keşfettiği gibi, kendi egemenliklerini ve kendi eşsiz özelliklerini keşfettiler. Bu varlıklar, birçok farklı meleksel ya da insan kuruluşlarına yardımcı olmak için geri geldiler, ama kendilerini tümüyle kaptırdıklarını göremezsin. Bir grup için asla kendi egemenliklerinden ödün vermeyeceklerdir. Çünkü, tekrarlıyoruz, bir kez egemenliği anladığında ya da fark ettiğinde, asla kendini tümüyle kaptırmazsın. Ama bu varlıklar, özellikle de kendi egemenliklerine ulaşmak için enerjiyle çalışan gruplara geri geliyorlar ve birçok farklı grupla çalışıyorlar. Bu nedenle bazısı burada – Kırmızı Çemberle çalışan meleksel varlıklar. Örneğin onlar Kryon ile çalışacaktır. Ram ile çalışacaklardır ve daha birçok başka grupla. Türlü platformlardan geçip giderler. Ama en benzersiz özellikleri, kendi egemenliklerinin belirgin bir biçimde ön planda olmasına izin vermeleridir. O nedenle, şu anda farklı meleksel varlıkların Dünya’da farklı gruplarla çalıştığını göreceksin. Teşekkür ederiz.

LİNDA: Son, son, en son soru.

ADAMUS SAINT GERMAIN: Gerçekten de.

12.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba. Ben daha çok yeni, istismar edici bir ilişkiyi bıraktım.

ADAMUS SAINT GERMAIN: İyi.

12.ŞAMBRA: Ve benim sorunum şu; 23 yıldır kanallık yapıyorum. Bedenimden çıkmak, benim için çok doğal bir şey. Ve bunu, zorlayıcı durumlarda yapmak eğilimindeyim. Şimdiki sorunum, mevcut olmak ve bedende kalmak ve çocuklarım ve kendim için güçlü olmak ve kendi haklarımı korumak. Yani, gerek duyduğumda bu düzlemde bu bedende mevcut olmak demek istiyorum. Bunu nasıl beceririm –bedende nasıl mevcut olabileceğime ve burada kalmaya nasıl cesaret edebileceğime ilişkin önerilerin var mı, çünkü sadece affedici ve sevecen olma, ve yapmamam gerektiği halde fazla sevme dürtülerini izlemek yerine, zorluklardan kaçınmak için bedenden çıkma dürtüsüne ve eğilimine sahibim.

ADAMUS SAINT GERMAIN: Gerçekten. Ve öncelikle o istismar edici ilişkiyi bıraktığın için teşekkürler. O artık sana yakışmıyordu, ve bu kadar açık ve dürüst olduğun için de teşekkürler. Kopmak, bedeninden çıkmak çok kolaydır. Bu arada, bedeninde kendi merkezinden genişlemekle ve çok-boyutlu genişlemekle, yalnızca bedeni terk etmek arasında fark vardır. Başka bir deyişle, gerçeklik tabanını terk etmek. Yani buradaki ikilemin bir bölümü de durumu belirlemekti ki, sen yerinde bir saptamada bulundun. Diğer bölümü ise aslında oldukça basittir. Bu, ruhu güçsüzleştiren bir dolu şey için geçerli olan çok, çok basit bir reçetedir. Nefes almak. Nefes aldığında, fiziksel bedenine, şimdi ânına nefes alırsın. Nefes aldığında, kendi içinde bir demirleme gerçekleştirirsin. Ve yaşamı seçtiğini ve burada, Dünyada olmak istediğini kabul etmiş olursun. Zor olan tek bir şey var, ve bu da senin durumuna özgü bir şey, dinleyen diğer kişileri ilgilendirmiyor. Sen geçmişte, bedeninden çıkmak için nefesi kullanmak üzere eğitildin. O nedenle, burada bir enerji çarpışması söz konusu. Aslında nefes, bedeninde kalmanı sağlayacak harika bir araç olabilecekken, sen onu bedeninden çıkmak için kullanmak üzere eğitilmişin. Yani bu bir anlamda, o çok kutsal enerjilerin çarpıtılması ya da bozulmasıdır.

Sen şimdi, eğer seçimin buysa, bunu tersine çevirmeyi seçeceksin. Yeni yere bakacaksın. Nefes aldığında, seni bedeninden çıkartması yerine, – seçimin buysa – nefesin seni demirlediğini ve toprakladığını göreceksin. Biraz çabaladığın bir dönemden geçersin ve nefes almakla vermenin çarpıştığı, ve bedenin içinde kalmakla, dışında olmanın çarpıştığı o çarpışma noktasına gelirsin. Ve enerjilerin o güzel çarpışmasında, bana çok kızacağın ve sinirleneceğin anda, sana ne delice bir öneride bulunduğuma şaşarken, duruvereceksin. Zamanı ve mekânı ve deneyimi donduracaksın. Ve bu enerji çarpışmasının, senin için yeni bir potansiyel olduğunu fark edeceksin. Geri gidip kendini yeniden programlamana bile gerek kalmayacak. Bedenden çıkmak için kullandığın program, çok derin ve eski bir program. Ama burada bazı çok güzel armağanların olduğunu fark edeceksin, ve ‘şimdi gerçekliği’ne ilişkin şeyleri ve – burada kelimeleri dikkatle kullanıyoruz – şu anda meydana gelen sihirlere ilişkin şeyleri anlamanın çok güzel bir armağanı olduğunu fark edeceksin. Böylece, bu çarpışma olduğunda, ki bunun kanıtı büyük bir sinirlilik ve kızgınlık halidir, herşeyi dondur-çerçevele. Dur, ve enerjiye, oyun alanına giren yeni potansiyele bak. Ve ustası olduğun o Eski Enerji sihrinin nasıl çarpıtıldığına ve bozulduğuna ve bazı çok ilginç yollardan kullanıldığına bak, ama sihirle uğraşmanın yeni bir yolu var.

Sihir söz konusu olduğunda, sen çoğu kez bedeninden çıkıp gidiveriyorsun, çünkü o çok güçlü bir araçtı. Sen, onunla çalışmada uzmansın ve kaçmak eğiliminde olacaksın, çünkü öyle programlanmıştın. Ama ben sana yine, o noktada herşeyi durdur ve yeni sihir için yeni potansiyele bak diyorum, ve burada neden söz ettiğimizi bildiğini düşünüyoruz. Eski nefes alma programlarını nasıl tersine çevireceğini anlamana yardım edecek kişiler var, ve biz bu toplantıyı bitirdikten sonra onlar gelip seninle konuşacaklar. Ve şimdi, onu artık bırakmanın zamanıdır.

12.ŞAMBRA: Çok teşekkür ederim.

ADAMUS SAINT GERMAIN: Biz teşekkür ederiz.

Ve böylece Şambra, bu enfes, enfes toplantıyı sona erdiriyoruz, ve bu ay boyunca, yeniden toplanıncaya kadar, kabul ettiğiniz takdirde, yeni bir yolun olduğunu anlayın.

Ben Ben’im ve siz de öylesiniz.

Kırmızı Meclis’in varlıklarından Tobias, Golden, Colorado’da yaşamakta olan Geoffrey Hoppe tarafından sunulmaktadır. Tobit’in mukaddes kitabında bulunan Tobias’ın öyküsü, Crimson Circle sitesinde bulunmaktadır.
www.crimsoncircle.com. Tobias materyalleri, bedelsiz olarak dünyanın her tarafında bulunan ışık işçileri ve Shaumbra’ya, Ağustos 1999 tarihinden beri sunulmaktadır. Bu tarih Tobias’ın, insanlığın yıkım potansiyelini aşıp, Yeni Enerjiye girdiğini söylediği tarihtir.
Crimson Circle, Yeni Enerjiye geçiş yapacak ilk insan (kılığındaki) meleklerden oluşan global bir ağdır. Bu kişiler, yükseliş halinin sevinç ve zorluklarını deneyimlerken, diğer insanların da yolculuğuna, paylaşım, ilgi ve yol göstererek yardımcı olmaktadır. Crimson Circle’in sitesine her ay 40.000’in üzerinde ziyaretçi, son materyelleri okumak ve kendi deneyimlerini tartışmak amacıyla girmektedir.
Crimson Circle her ay Denver, Colorado’da, Tobias’ın, Geoffrey Hoppe kanalıyla son bilgileri sunduğu yerde biraraya gelmektedir. Tobias, kendisinin ve Crimson Council’ın (Kırmızı Meclisin) diğer semavi varlıklarının, aslında insanoğlunun kanallığını yapmakta olduğunu bildirmektedir. Tobias’a göre, onlar bizim enerjilerimizi okumakta ve biz içimizde deneyimlerken, dışardan da bakabilmemiz için, kendi bilgilerimizi bize geri tercüme etmektedirler. Crimson Circle toplantıları herkese açıktır, ama LCV takdir edilir. Katılımı gerektiren hiç bir şey ve ödenmesi gereken bir aidat yoktur. Crimson Circle, dünya çapındaki Shaumbra’nın açık sevgisi ve bağışları yoluyla bolluğu kabul etmektedir.
Crimson Circle’ın en yüksek amacı, insan melekler ve öğretmenler olarak, içsel spiritüel uyanış yolunu yürümekte olan kişilere hizmet etmektir. Bu hıristiyanlıkla ilgili bir misyon değildir. Tersine, içsel ışık, merhamet ve ilgi bulabilmeleri amacıyla, insanları senin kapına getirecektir. Kılıçlar Köprüsü’ndeki yolculuğuna başlayan bu kendine has ve değerli insan sana geldiğinde, o anda ne yapman ve öğretmen gerektiğini bileceksin.
Eğer bunu okumaktaysan ve gerçek olduğunu ve bir bağın olduğunu hissediyorsan, sen gerçekten Shaumbra’sın. Sen insan (kılığında) bir öğretmen ve bir rehbersin. İçindeki tanrısallık tohumunun bu anda ve gelecek tüm zamanlar için çiçek açmasına izin ver. Hiç bir zaman yalnız değilsin, çünkü tüm dünyada bir ailen ve çevrendeki semavi boyutlarda melekler vardır.
Bu metni lütfen ticari amaç olmaksızın ve bedelsiz olarak dağıtın.
Lütfen bu bilgiyi, dipnotlar dahil bütünüyle kullanın. Tüm diğer kullanımlar, Geoffrey Hoppe, Golden Colorado’dan alınacak yazılı onayı gerektirir. Telif hakkı 2001, Geoffrey Hoppe, P.O.Box 7328, Golden, CO 80403.e-posta: tobias@crimsoncircle.com. Tüm haklar mahfuzdur.

Print