Şaud 7: Ruhun Özgürlüğü; 2.Bölüm – Saint Germain

Bedenleme Dizisi – 05 Şubat 2005

Kırmızı Çembere sunulmuştur

Artık başlayalım. Ben Ben’im. Ben, Kont Saint Germain’in enerjisiyim. Ve Tobias, bugün size konuşma fırsatını tanıdı bana. Diaları kullanmayacağız, çünkü bugün konuşacağımız şeylerde onlara pek gerek kalmayacaktır (kahkahalar). Bir süredir, Tobias’ın Şambra enerjisini bana devretmesini bekliyordum. Burada bulunmak bir onur ve mutluluktur.

Bunun Tobias’ın gerçekleştirdiği, alışılagelmiş Şaud’lardan biraz farklı olduğunu herhalde hissedebiliyorsunuz. Geoffrey’in, Cauldre’nın buraya gelmesini sağlamak için onu oyun dışı bırakmak zorunda kaldık, ama buna son dönem uykularınızda başladığımızı herhalde hatırlayacaksınız, çünkü benim gerçekleştirdiğim Şaud’lar farklıdır. Ben enerjilerinizi Tobias’ın topladığı gibi toplamıyorum.

Biz aslında bir tür sınıf yapıyoruz. Biz bir tür, ders verilen…..tartışılan bir toplantı yapıyoruz. Ve biz yoğun bir enerji çalışması yapıyoruz. Ve bu çalışma son uyku döneminizde başladı. Ve bugün bu salona ve evlerinize getirildi. Bunun çoğunu hatırlayacaksınız. Size çok tanıdık gelecek, çünkü bir anlamda, ondan tam zamanında söz ediyoruz. O aleti kapatabilirsiniz (kahkahalar).

Bugün erken başlayacağımızı birçok Şambra’ya bildirdiğimi bilmeniz ilginç olacaktır. (Çvr: O günkü oturum erken başlamış ve Linda ile Geoffrey’in her zamanki ön konuşmasının bitmesini bekleyip de İnternet’e bağlananlar, konuşanın Tobias değil de St.Germain olduğunu kavramakta güçlük çekmişlerdir.) Bazı kişiler bunu varlıklarında hissetti. Bazıları da hissetmedi. Onlar geç bağlanacaklar, belki de Soru ve Yanıtlar bölümümüzün bir kısmını yakalayacaklar.

Bugün enerjiler oldukça farklı, oldukça farklı. Ve belki de onların bedeninizi, ve kısmen de zihninizi nasıl etkilediğini farkedebilirsiniz.

Bugün, sizinle yapacağım birkaç konuşma dizisinin ilkinde konuşacağız. Enerjinin doğası hakkında konuşacağız….onun ne olduğundan….ve ne olmadığından….nasıl hareket ettirildiğinden….ve nasıl ettirilmediğinden. Onun burada, Dünya’daki realitenize nasıl uygulanabileceğinden söz edeceğiz.

Hâlâ Eski Enerji yöntemleriyle enerjiyi hareket ettirmeye çalışanlarınıza çok canım sıkılıyor ve hayal kırıklığına uğruyorum. Siz güç kullanıyorsunuz. Kuvvet kullanıyorsunuz. Ben size, yaptığınızda incelik nasıl kullanılır, zerafet nasıl kullanılır, onu göstereceğim. İtip kakmaya çalıştığınız şeylerle kendinizi helâk ettiniz. Ben Kuthumi ve Tobias ve Oama ile birlikte geriye yaslanıp sizin bunu yapmanızı izledim, bazen de çok eğlenip güldüm, çünkü siz hâlâ Eski Enerji’nin insan zihnine takılıp kalıyorsunuz. Ama söyleyeceğimiz sözcükleri duyabilmek için ve kendi ruhunuzu duyabilmek için, konuşan kendi tanrısallığınızı duyabilmek için böyle olmanız gerekiyordu.

Böylece, evet, bugün bazı şeyleri yeniden düzenledik. Ayrıca bugün görüntüyü de kapsayan bir yayın yapmamanız da çok uygundur (çvr: oturumlar artık İnternetten görüntülü olarak veriliyor, ancak bu oturumda görüntü yoktu), çünkü sözcüklerin enerjisiyle ve kendi enerjilerinizle bugün burada çok şey iletilmektedir. Biz insanların….saçların nasıl tarandığını….ve insanların ne giydiğini….ve kamera karşısında nasıl göründüklerini görmeye çalışarak röntgencilik yapıp izlemesini istemiyoruz. Biz bugün bazı enerjileri hareket ettireceğiz.

Saint Germain enerjileri – Ben Ben’im – tüm Şambra’ya tanıdıktır. Biz daha önce birlikte çalıştık. Anımsamanıza yardımcı olmak üzere tarihçemi şöyle bir geçelim.

Ben, burada ya da bu salonda oturan herhangi birinizden daha çok cehennemlerden geçtim. Ben daha büyük derinliklere ve karanlıklara indim. Sefilliklerden geçtim. İblislerle savaştım. Şeytanın ta kendisiyle, hem eril, hem dişil yanıyla savaştım. Aşağılık yaşamların en aşağında çok, çok yaşam sürdürdüm. Bu yüzden size konuştuğum zaman, ve bu şekilde iletişim kurduğumuz zaman, içinden geçtiğiniz şeyleri biliyorum. Karanlığı biliyorum, ya da derinlikleri, ya da zorlukları. Oralardan geçtim. Daha beterinden geçtim. Bugün Şambra, herhangi birinizden daha muazzam öykülere sahibim. Bu yüzden, anlıyorum.

Ben, Saint Germain, Kont Saint Germain kimliğini kullanıyorum. Bu ünvanı kendime ben verdim; harika bir ünvandı. Ben aslında bu adı yarattım. Daha gerçek olan kimliğim – ve beni o yaşamdan tanıyanların bildiği ad – Adamas idi. O bana daha yakın gelen bir addır, ve Adem’den türemiştir. Ve Adem, burada, Dünya’da bulunan kadın ve erkeklerin temel enerjisidir. Böylece kendim için o adı, Adamas adını benimsedim. Ve Tobias ve Kuthumi ve diğerleri, ve hatta birçoğunuz beni bu adla bilir. Birçoğunuz bana Profesör Adamas der. Ve ben o ünvanın tadını çıkartırım.

Benim enerjilerim, sizin (tarihçeniz) kadar geriye gider. Atlantik döneminde birlikte zaman geçirdik. İncil zamanında, sizin Samuel dediğiniz kişi olarak tanınırdım. Ve o yaşamdan sonra derinliklerin karanlık yollarında bir dizi yaşam sürdürdüm. Ben, insanlığın dibine inmenin, titreşimin dibine inmenin nasıl bir şey olacağını keşfetmek istedim. Bu Dünya’nın enerjileri tarafından tümüyle yok edilmenin, sizin “ego” diyeceğiniz şeyin enerjisi tarafından tümüyle yok edilmenin nasıl bir şey olacağını keşfetmek istedim.

Böylece, bunu yaparak çok yaşam harcadım. Çoğunuzla bu zamanlarda karşılaştım. Beni yoksul, sefil biri olarak anımsayabilirsiniz. Beni, sizi öldüren, size ihanet eden biri olarak anımsayabilirsiniz. Bu enerji, bazen birlikte olduğumuz zaman hâlâ kendini gösterir. Ama ben bunu, insan doğasının gerçek kökenini anlamama yardımcı olsun diye yaptım.

Birçoğunuzun bunu belli bir dereceye kadar yaptığını da söylemem gerekir. Nasıl bir şey olduğunu anlamak için kendinizden verdiniz. Tanrısallığınızın bütünlüğünü anlamak için bu insanlık halinin tüm alemlerini ve tüm sınırlarını keşfetmeniz gerekir. Biz bu yüzden burada bulunuyoruz. Bu yüzden bugün burada oturuyoruz. Bu yüzden burada, bu alemlerdeyiz.

Perdenin bizim yanında şu Kırmızı Meclis denilen şey var. Hepiniz onun üyeleri ve katılanları ve ona güçlü etkiler katanlarısınız. Rüya haliniz sırasında ya da çok-boyutlu yolculuklarınız sırasında biraraya geldiğimiz yer burasıdır. Kırmızı Meclis, Başmelekler Düzeni’nin bir kolu değildir. Hepimiz farklı yerlerden, farklı ailelerden geliyoruz….Mikail ailesi….ve Rafael ailesi…..To-bi-wah ailesi. Bu zamanda, Kırmızı Meclis denen bu şeyde birleştik.

Ve bildiğiniz gibi, o aynı zamanda Oama, Kuthumi, Tobias enerjilerinden de oluşur. Kuan Yin’in ve daha birçoklarının güçlü etkileri vardır. Siz bunun aktif katılımcılarısınız. Biz sizden daha yüksek bir düzeyde değiliz. Sadece siz şu anda Dünya’da tezahür etmiş haldesiniz, ve biz değiliz…..belki de…..ama bu tümüyle başka bir tartışma konusudur.

Ben şu anda Cauldre dediğiniz kişi vasıtasıyla konuşuyorum. O bir süre için başka bir yere götürüldü. Ama size şunu da söyleyeyim, ben aynı zamanda bir insan bedeni içinde sizinle birlikte salonda da bulunuyorum, bugünden sonra bir daha görmeyeceğiniz bir insan bedeni içinde. Çevrenize bakınmanız gerekmiyor (kahkahalar). Ben kendimi türlü biçimlerde ve formlarda tezahür ettirebilirim. Bir an için görünebilir ve sonra yok olabilirim. İçinde öylesine çok karakter ve kimlik ve derinlik barındıran bir öykü yaratabilirim ki, ben onun bağını kesene dek bir süre kendini devam ettirir.

Ve bu, burada bulunan hepinizin ve her birinizin de yapabileceği bir şeydir. Gittiğimiz yer orasıdır. Tobias size bunun farklı bir yıl olacağını, ruhun özgürlük yılı olacağını söylemişti. Gittiğimiz yer orasıdır. Tobias, enerjinin doğası ve onun nasıl dönüştürüleceği hakkında Şambra’ya iki oturum boyunca konuşmam için beni atadı. Ya da ona “enerjiyi hareket ettirmek” diyelim. Enerji şaşırtıcı bir şeydir, şaşırtıcı. Ve o yoktur, mevcut değildir! Nedenini birkaç dakikaya kadar söyleyeceğim.

Ama önce biraz daha kendimden söz edeyim. Bunu yapmaktan gurur duyuyorum. Ve dilerim burada olup da dinleyenler de kendi öyküleriyle gurur duyarlar. Gerçekten, ben Samuel enerjisiydim. Hem sizin aşağılık haller diyeceğiniz durumlarda, hem de karanlık durumlarda çok, çok yaşam sürdürdüm. Yaşadığım bazı şeylerle ilgili muazzam öyküler anlatabilirim, hatta evet, yaşamlar arasında hiç ara vermediğim zamanlar da dahil. Herşeyi hatırlıyordum, bir yaşamdan ötekine. Bu…. eğer buna hazırlıklı değilseniz ……cehennemdir. Siz Şambra, buna hazırsınız. Ben o zamanlar değildim. Bu cehennemdir. Bir öyküyü sürdürmek, anıları sürdürmek, bir çözüm getirememek cehennemdir. Cehennem.

Sizin Assisi’li Saint Francis dediğiniz ruhu olmayan varlığın enerjilerini yaratmada yardımcı oldum, onu Kuthumi ve bazı başka varlıklarla birlikte yarattık. Dünya’ya Francis Bacon, genelde Shakespeare diye bilinen enerji olarak enkarne oldum. Ama yazmaya duyduğum derin sevgi yüzünden, Samuel Clemens, Mark Twain enerjisi olarak da enkarne oldum. O inanılmaz bir yaşamdı. Dünyayı dolaştım. Öykülerimi yazdım. Bir dolu Şambra’yla birlikte oldum. Aslında Cauldre olarak bildiğiniz kişi, Virginia City diyeceğiniz yerde sahip olduğum gazetede kısa bir süre işçim olarak çalışmıştı.

Saint Germain olarak yaşadığım hayatta, şimdi İspanya olarak bildiğiniz bir bölgede, aynı zamanda yahudi de olan Portekizli bir babadan ve İspanyol hanedanından gelen soya sahip bir anneden doğdum. Adım Kont Saint Germain, ya da Saint Germain değildi (bu kez adı fransız aksanıyla telaffuz eder). Adımı sonradan, yolculuk yapmaya başladığımda değiştirdim.

Tüm Avrupa’yı gezdim. O yaşamıma beraberimde bilgi getirmiştim. Beraberimde, uzun bir süre boyunca oluşturduğum çok enerji getirdim. Onu beraberimde getirdim. Ve ben anlıyordum, ve nasıl dönüştürüleceğini biliyordum.

Bu basittir, Şambra. Eline bir pırlanta almak ve içindeki tüm çatlakları temizlemek çok basittir. Basittir. Siz fazla çabalıyorsunuz. Sorun burada. Ben basit taşları alıp cebime atabilir, ve cebimden altın (olarak) çıkartabilirdim. Bu basittir. Siz fazla çabalıyorsunuz. Siz enerjiye güç uygulamaya kalkıyorsunuz, ve bir işe yaramıyor, değil mi? Burada el oyunu söz konusu değildir. Mucizeler söz konusu değildir. Bu basit fizik (kurallarıdır). Ve biz bunun bazılarına değineceğiz.

Saint Germain olduğum yaşantımda, XV. Louis’e danışmanlık yaptım. Kapalı kapılar ardında çok saatler geçirdik. Onun, enerjinin doğasını anlamaya çalışmasına yardımcı oldum. Ve o tabii ki taşların altına nasıl dönüştürüldüğüyle daha çok ilgileniyordu, ve ben bunu ona hiç göstermedim (bazı gülüşmeler). Bir pırlantanın nasıl temizleneceğini bilmek istiyordu. Benim biçimimi nasıl değiştirebildiğimi, formumu değiştirip, istediğim anda farklı varlıklara nasıl dönüşebildiğimi bilmek istiyordu.

Evet, bunu Garret, Norma, Linda ve Cauldre için söylüyorum, geçenlerde Paris’e gittiğinizde, ayarlanmasına yardımcı olduğum o yolculuktaki taksi şöförünüz bendim. Evet, siz havaalanında bir taksi bekliyordunuz. O kadar kaybolmuş ve şaşkın (bazı gülüşmeler), hatta biraz da korkmuş görünüyordunuz ki. Ve ben ortaya çıktım. Benim ortaya çıkmama siz yardımcı oldunuz. Ben bir taksi şöförü biçiminde ortaya çıktım. Ve sizi güven içinde otelinize götürdüm. Orada bulunduğunuz sürede birkaç kez daha ortaya çıktım. Ama siz beni tanımadınız. Ben bunu gerçekleştirebilirim Şambra, ve siz de.

Saint Germain olduğum hayatta, Madame Pompadour’a da danışmanlık yaptım. Onunla çok saatler geçirdim, sizin Ruh ya da Tanrı dediğinizin tüm doğasını anlamasına yardımcı oldum – bu sorunun yanıtına sahip olduğumdan değil – ama sanırım, şu anda Dünya üzerindeki herhangi bir dinin sunabileceği yanıttan daha geçerli ve daha gerçek bir yanıta sahibim.

Benim dinlere karşı bir tiksintim var, ve Saint Germain olduğum yaşamda bunu ateşli bir biçimde ifade ettim. Bu, başımı da biraz derde soktu (bazı gülüşmeler). Kilisenin liderleri çok azametli. Kilisenin liderleri korku dolu. Bunu söyleyebildiğim için mutluyum. Tobias bu hisleri böylesine güçlü ifade etmezdi. Dünya’yı şu anda geri tutan, insanlığı geri tutan kilise enerjisidir. Herhalde Dünya üzerindeki enerjilerin içinde en hastalıklı enerji odur. Ve ben yakında geri geleceğim. Ben kiliselerin – sizin deyiminizle – kıçına bir tekme atacağım (yoğun kahkahalar ve alkış). Cauldre’nın, benim fazla ciddi olduğumu, mizah anlayışına sahip olmadığımı söylediğini çok kez duydum. Oysa espriliyimdir.

Şu anda (bu oturuma) bağlananlar için, Ben Kont Saint Germain. Bugün Tobias’ın yerine geldim. (Başta yapılan) konuşmalardan vaz geçtik. Onu sonradan okuyabilirsiniz. Biz burada, bu Coal Creek Kanyonunda, bir grup insanla enerjinin doğası hakkında, gerçekte kim olduğunuz hakkında konuşuyoruz. Enerjiyi Hareket Ettiren’in ne olduğundan söz ediyoruz.

Tobias bu konuyu açtığından beri, enerjiyi nasıl hareket ettireceğinizi merak ediyorsunuz. Küçük oyunlarınızı oynayıp, şeyleri enerjisel olarak hareket ettirmeye çalıştınız. Biz size, bunun aslında nasıl gerçekleştirileceği hakkında konuşacağız. Ben herhalde bazılarınızı kızdıracağım, ama Oama kadar değil. (kahkahalar) Ben, öykünüzden kopmanız için dibinize kadar meydan okuyacağım. Kim olduğunuzu, enerjinin nasıl iş gördüğünü anlayacağınız noktaya sizi iteceğim, o kadar ki, ölüm noktasına kadar bile itilebilirsiniz. Ama bu bir şey değil.

Ben şimdi bu salonda oturuyorum. Ben hiç ölmedim. Saint Germain olduğum yaşamda bedenimden çıkıp gittim. Çıkıp gittim. Öyle uzatmalı bir ölüm olmadı. Istırap çekmedim. Acı yoktu. Bedenimden çıkıp gittim. Ve bu gerçek, gerçek bir öyküdür – bedenimden çıktığım an, o yok oldu. Toprağa gömülmüş kemikler, kokacak ve çürüyecek et kalmadı. Çıkıp gittim.

Ve gittiğimiz yer burasıdır, Şambra. Talep ettiğiniz şey budur. Şu anda bu yüzden Dünya’dasınız. Ben çıkıp gittim. Ve geri gelebilirim. Evet bu kulağa Yeni Dünya gibi geliyor, değil mi? Ben istediğim an geri gelebilir, kendimi, enerjilerimi insan realitesinde tezahür ettirebilirim.

Ben size oyunlarınız sırasında anımsatacağım. Öykünüz sırasında anımsatacağım, ister birlikte olacağımız sonraki birkaç oturumda burada otururken olsun, ister birlikte arabayı sürerken. Siz şu anda çok fazla oyun oynuyorsunuz. Bu aklınızı karıştırıyor. Kaybolmanıza neden oluyor.

Ben kim olduğunuzu biliyorum. Biz binlerce yıl birlikte çalıştık. Bunu size hatırlatacağım. Evet, bu sizi zaman zaman kızdıracak, sinirlendirecek, ama oyunların, öykülerin üstesinden gelmek, kum havuzunda oynamayı bırakmak zamanıdır. Biz çok-boyutluluğun tüm arenasında oynamaya başlayacağız.

Böylece, Dünya’da çok, çok harika yaşamlarım oldu, ve şimdi de istediğim gibi gelip gidiyorum.

Biz bugün biraz enerjinin doğası hakkında konuşacağız. Enerji yoktur, mevcut değildir…..en azından özde, çekirdek düzeyde. Enerji mevcut değildir. Şu Yuva denen yere giderseniz – Tobias’ın öyküsünde söz ettiği Yuva’ya, Tüm Var Olan’ın kaynağına – orada enerjinin bir damlası bile yoktur. Hiçbir şey yoktur…..berraktır. O hiçbir şey değildir. Yuva enerji içermez, çünkü enerjiye ihtiyacı yoktur. Enerji, dualistik bir terimdir. Yuva’nın enerjiye ihtiyacı yoktur.

Cennet denilen yeri bulmaya çalışanlar var. Tanrı’yı bulmaya çalışanlar var. Ve onlar enerjisel bir arayış içindeler. Bir enerji kaynağı arıyorlar. Biz bunu Atlantis’de yaptık – anımsıyor musunuz? – enerji kaynağını sürekli cennetlerde, bedenlerde ve Yerküre’de aradık. Yuva enerjisizliktir. O sadece olandır.

Yuva’yı terk edip de Ateş Duvarı denen o şeyden geçtiğinizde – Ateş Duvarının içinde olduğunuzda, seminerlerden anımsayanlar olacaktır – milyarlarca, milyarlarca, neredeyse sonsuz sayıda parçalara bölündünüz. Bölündüğünüz her bir parça, deneyimleyeceğiniz bir şeyin potansiyelini temsil ediyordu. Şimdi, sadece şu anda kaç tane potansiyel olduğunu hayal edebilir misiniz? Ben size, Ateş Duvarında geçtiğiniz potansiyellere ait bazı fikirler vereceğim.

Her bir potansiyel, her bir deneyim potansiyeli ve düşünce ve eylem, Yuva’nın dışında, Ateş Duvarının dışında enerji yaratır. Ateş Duvarının dışı, Ateş Duvarının dışındaki görüntünün, sözünü ettiğimiz ağ ya da “alan” olduğunu söyleyebilirsiniz. O, Yuvayı bir kez terk ettikten sonra kullandığınız enerjinin kaynağıdır. O uykudadır, cansız haldedir. Nötrdür. Bir anlamda, bir hiçtir, ifade edilmeyi bekleyen bir potansiyeldir.

Bir denklem var: enerji eşittir ifade edilen potansiyel. Enerji bir hiçtir, ama hazır halde oturur ve size hizmet etmeyi bekler. Hayal gücünüz onu tetiklediği an size hizmet eder, ve sonra da çalışmaya başlar. Sonra da kendini biçimlendirmeye başlar. Ve bir biçim ve bir ifade almaya başlar. Siz şu anda, potansiyel enerjiyle dolu, ifade edilmeyi bekleyen bir anda oturuyorsunuz. O nötr ve cansız haldedir. Bilimsel araçlarınız onu asla bulamayacaktır, çünkü nötrdür. O, hayal gücünüz kanalıyla ifade edilmeyi bekliyor.

İfade edilmiş çok, çok enerji katmanları da vardır. Onlar sizin tarafınızdan yaratıldı, sizin tarafınızdan biçimlendirildi. Onlar sizin tarafınızdan binlerce yıl önce, meleksi biçimde Dünya’ya gelmeden çok önce biçimlendirildi, biçimlendirdiğiniz çok enerji var. Onlar maddesel biçimde değildir. Ama onlar başka boyutlarda ve alemlerde bir tür yaratı halindeler.

Çoğu kez, hatta insan biçiminde bulunduğunuz şimdi bile boyutsal alemlere gidip potansiyellerle oynarsınız. Enerjiyle oynarsınız. Onlara biçim verirsiniz. Yaratırsınız. Bazen yaratılarınızı başka alemlerde bırakırsınız, bir şey haline getirilmiş enerji orada oturur durur. O orada oturup gitmeyi bekler. Bazen onu orada bırakıverirsiniz, tıpkı rafa bıraktığınız bir kitap gibi.

Bazen de onu kendi yaşam biçimi enerjisiyle kutsarsınız. Onu kendi yoluna uğurlarsınız. O enerjinin kendi başına biçimlenmesini sürdürmesine izin verirsiniz. Başta ona yaşamını verirsiniz, sonra da kutsar ve gitmesine izin verirsiniz. İnsan realitenizde buna örnek çocuk doğurmak olabilir. Onların doğmasına yardımcı olursunuz, ama sonra gitmelerine – çoğunuz bunu gerçekleştiriyor – kendi başlarına gitmelerine izin verirsiniz.

Başka alemlerde var olan sizin bu yaratılarınızın tümü ruh-suzdur. Başka bir deyişle, onlar kendilerine ait Yaratan hakkına ya da Yaratan potansiyeline sahip değildir. Onlar sizin yaratılarınızdır. Siz onlara bazen “yabancı varlıklar” dersiniz. Onlar bir bakıma, sizin çocuklarınız oldukları için size geri gelirler. Onlar sizin semavi çocuklarınızdır, ama ruhları yoktur.

Sizin ruhunuz var. Siz, potansiyeli enerji formuna dönüştürmek ve tezahür ettirmek gücüne sahipsiniz. Potansiyeli tezahür ettirmeye başladığınızda, enerjiyi “alan” dediğimiz o yerde yaratmaya başladığınızda, onun bir dizi enerji nitelikleriyle ifade bulduğu söylenebilir. Bunu, anlaşılmasını sağlamak için çok basite indirgeyeceğim. Ama siz onu ya artı, ya da eksi olarak ifade edersiniz. Bunlar temel unsurlardır….ya da pozitif/negatif….bunu nasıl ifade etmek isterseniz.

Sonra, tüm bu unsurları birleştirmeye başlarsınız. Bir dizi artılar ve birkaç da eksiler olabilir. Ve şimdi enerjinin biçim aldığını görürsünüz. Ve evet, bununla sizin yeni dijital toplum diyeceğiniz arasında bir ilişki vardır. Çok benzerdir, çok paraleldir. Siz asıl olana ve enerjiyi anlamaya geri gelirsiniz. “Alan”a dokunduğunuzda (onu tetiklediğinizde), o enerjiyi, o potansiyeli biçimlendirmeye başlayarak bir şeye dönüştürmek için bir dizi pozitifler ve negatifler kullanırsınız.

Bir şeyi alıp, ham enerjiyi alıp onu maddeye dönüştürmek çok karmaşık, çok çapraşık bir denklemdir. O yekpare bir diziler sıralamasıdır, artılar ve eksilerden oluşan yekpare diziler. Artılar ve eksiler bir tür sarmal (spiral) biçiminde uyumlanma eğilimi gösterirler. Sarmalın genelde 12 öğesi vardır. Sarmal hareketi yapan bu 12 öğenin merkezinde nötr bir öğe vardır, ya da buna “alan”la olan bağlantıyı sağlayan öğe de diyebilirsiniz. Eğer bu kulağınıza DNA modeli gibi geliyorsa, öyledir. Ama biz buna DNA demiyoruz. Biz buna “enerji yapısı” diyoruz. Bu 12-sarmallı enerji yapılarının her birinden, her yöne, her boyutsal yöne başka yapılar, biçimler döne döne çıkar gider.

Şimdi, siz genelde üç ya da bazen dört dediğiniz boyutla iş yaparsınız. Ama şimdi bir de “alan”a geri gidip onu basit bir artı ve eksiyle tetiklediğinizi, ve şimdi ona daha çok artıları, daha çok eksileri kattığınızı, bazen çok daha fazla artı, bazen de çok daha fazla eksi kattığınızı hayal edin. Ama bu, sizin enerjiyi alıp bu kez bir şeye dönüştürmenize yardımcı olur. Tüm o küçük yapılar, 12-sarmallı-enerji partiküllerine dönüşür. Ve sonunda, şimdi sahip olduğunuz yanılsamayı (illüzyonu) yaratmak üzere insan realitenize getirilirler, bu çok karmaşık, çok ayrıntılı bir yapıdır.

Böylece, enerjinin bu anlayışına sahip olduğunuzda, onun aslında gerçek olmadığını bildiğinizde, enerjinin gerçekten özde, esas kaynağında bir pozitif ve negatife sahip olmadığını bildiğinizde, içinde yaşadığınız maddesel dünya denen şeyin nasıl bu denli gerçekmiş gibi göründüğünü anlayabilirsiniz. Ama değildir. O saf yanılsamadır, saf yanılsama, ama öyle bir yapıya sahiptir ki, gerçekmiş gibi görünür. Zaman zaman ondan çıkamayacakmışınız gibi görünür. Sanki tüm o yeniden-doğma döngüsüne sıkışıp kalmışsınız gibi görünür. Sanki ondan çıkabilmek için semavi alemlerin yardımına muhtaçmışsınız gibi görünür. Oysa değilsiniz…..değilsiniz. Hiç de bunun içinde kapana kısılmış değilsiniz.

Sıkışıp kalan, tıkanan enerjidir, sizin tarafınızdan biçimlendirilen, ve bir anlamda kutulara konan, ya da sizin tarafınızdan yapılandırılan enerjidir, ve dışarı çıkamayan odur. Siz ona vurmaya çalışıyorsunuz. Onu zorlamaya çalışıyorsunuz. Onu iradeyle zorlamaya çalışıyorsunuz. Ve bunu her yaptığınızda ve işe yaramadığında, kendinizi öncesine göre gitgide daha güçsüz hissediyorsunuz.

Aşağıya inip de sizi kurtaracak, aşağı inip de sizi bu güçsüz halden kurtaracak üstün varlıkların ya da bazı daha yüksek güçlerin kesinlikle olması gerektiğini düşünüyorsunuz. (O üstün varlıklar) Yoktur. Yoktur. Üstün varlık sizsiniz. Siz hepiniz üstün varlığa bağlısınız. Ve bu tümüyle başka bir konudur.

Gerçekte o bir yanılsamadır, ama onu zorlayamazsınız. Dönüşüm, biçimin değişmesi, enerjinin özde, çekirdek düzeyde ne olduğunu anlamakla olur. Öncelikle enerjinin bir yanılsama olduğunu anlamakla olur. Enerji yoktur. Yuva’da enerji yoktur.

Ben zamanınızın – ve benim zamanımdaki – bilim adamlarının bunu anlamasına çalıştım. Samuel Clemens iken, Tesla ile yakından çalıştım. Biz buluşurduk. Konuşurduk. Ben onun anlamasına yardımcı olmaya çalışırdım. Biz bir dereceye kadar başarılı da olduk, ama doğrusunu isterseniz, toplum Tesla’nın verebileceği şeylere hazır değildi, ve onun yerine, daha Edison-vari olan enerji anlayışına yöneldiler. Siz şimdi onun ötesine geçmeye hazırsınız, enerjinin o Eski anlayışının ötesine geçmeye hazırsınız. İlginçtir….Tesla ve Edison, ikisi de o günün enerji işçileriydi.

Saint Germain olduğum yaşamımda Mesmer ile çok çalıştım, onun realitenin doğasını anlamasına yardımcı oldum, hipnozu, yani insan bilincini belirli bir düzeye getirebilirseniz, tıkanmışlık halini aşabileceği gerçeğini anlamasına yardımcı oldum. Hipnozla enerjiler yeniden harekete geçip akabilir. Belli bir hipnoz türüyle o Eski öyküden çıkabilir, ve enerjileri çok hızlı bir biçimde dönüştürebilirsiniz.

Ne yazık ki, hipnozla ilgili tüm araştırmalar felsefecilerinize ve psikiyatrlarınıza ve daha beyinsel şeyleri araştıran kişilere geçti. Ve gerçekte olabileceğinden çok daha az etkili oldu. Hipnozun yepyeni bir anlayışını vermek için ben bazı Şambra’larla çalışacağım. Bunun adını değiştireceğiz ki işe lekesiz başlayalım. Bunu önümüzdeki birkaç ay içinde yapacağız. Ve onlar…..benim orada olup sizinle çalıştığımı bileceksiniz. Biz bazı testler ve bazı deneyler yapacağız….evet.

Böylece, enerjinin bu doğasının tümü, bu anlayışının tümü, içine sıkışıp kaldığınız öykülerin ötesine geçmenize yardımcı olacaktır. Şeyleri yaşamınızda anında tezahür ettirmenize yardım edecektir.

Saint Germain olduğum yaşamımda hiç banka hesabım olmadı. Bankalara inanmazdım. Bu apayrı bir konudur, ona da girebiliriz (bazı gülüşmeler). Bir banka hesabımın olması gerekmiyordu, çünkü ihtiyacım olduğunda altın tezahür ettirebiliyordum. Servet bolluğuna sahiptim. Ve hiç onu düşünmek zorunda kalmıyordum.

Ben çok sinirleniyorum ve çok hayal kırıklığına uğruyorum, ve bugün mikrofona geldiğinizde bollukla ilgili hiç bir soru duymak istemiyorum. Yani soracak olursanız çok kızarım (bazı gülüşmeler). Siz bu konuya öylesine takılıp kaldınız ki, ve bu aslında ilerlemenizi engelliyor. Siz bolluğun yokluğuna odaklanıyorsunuz. Onun içinde çok sıkışıp kalmışsınız. Ve gerçek şu ki, realitenize girmeyi bekleyen para bolluğunun potansiyeli mevcuttur. Ama siz ona izin vermiyorsunuz. Onunla ilgili Eski inanç kalıplarına sahipsiniz. Sistemin içinde çalışmanız gerektiğini sanıyorsunuz.

Size tek bir şey söyleyeceğim – Saint Germain olduğum yaşamımda sistemin içinde hiç çalışmadım. Sistem, toplu bilinçtir, ve sizi hızla tutup kendi içine çekecektir. Tobias, toplu bilinci bırakmaya hazır olup olmadığınızı sordu size, ve çoğunuz “evet” dedi. Ama hâlâ onun içinde sıkışıp kalmış haldesiniz. Sistemin dışında iş görmeniz gerekiyor.

Böylece, özde, çekirdek düzeyde enerji bir şey değildir. İstediğiniz herhangi bir şey oluşturulabilir. Biz basit başlayacağız. Öyle devasa projelere girmeyeceğiz. Çok basit başlayacağız. Hatta bazılarınız belki bir sonraki toplantımıza kadar bununla çalışmak isteyebilir.

Bu bu arada, en kolay suda iş görür. Suyla sadece oturun. Önünüze koyduğunuz bir bardak suyla oturun. Suyun içinde oturun.Suyu iradeyle zorlamaya çalışmamanın nasıl bir şey olduğunu anlayın ve hissedin. Bakın….daha önce yaptığınız yanlış buydu. Onu bir şeye zorlamaya çalışıyorsunuz. Enerjiyi zorlayamazsınız. Enerjiyi sadece imgeleyebilirsiniz. Bunu unutmayın. Bunu kitaplarınızda yazın. Biz onu zorlayamayız. Onu zorlayamazsınız. Sadece hayal edebilirsiniz.

Ve enerjiyi saf haliyle imgelediğinizde, size karşılık vererek bir biçim alır. Siz enerjiye imgelem, hayal gücü yoluyla emir verirsiniz, ve o sizi yanıtlar. Onu zorlarsanız, güç kullanmaya kalkarsanız, ne yapar? Size harfi harfine karşılık verir! Yaşantınıza bolluğu zorla sokmaya kalkarsanız, o size kelimenin tam anlamıyla karşılık verecektir. O da sizi zorlayacaktır. Bazılarınız “evren harfi harfinedir. Tanrı harfi harfinedir” diyor. Ve öyledir. Ama onun siz olduğunuzu anlayın. Siz harfi harfinesiniz. Siz kendinize mükemmel bir biçimde karşılık verirsiniz.

Bu alana çok basit bir şeyle girin – suyla – ve onunla sadece oturun. Ya da hava….evet, hava da harika bir şeydir. Sadece onunla oturun. Siz şu soluma işini yapıyorsunuz. Bazen sizin ne yaptığınıza hayretler içinde bakıyorum (bazı gülüşmeler). Çoğunuz hiç düşünmeden zihinsel alıştırmalar yapıyor, “Öğretmen solumam gerektiğini söylüyor, öyleyse soluyalım” diyorsunuz. Ve aslında ne olup bittiğini anlamıyorsunuz.

Hava, oksijen dediğiniz bu şeyin size girip çıkmasının basitliğini anlıyor musunuz? Siz onu çok karmaşık hale getirmeye çalışıyorsunuz. Onu manipüle etmeye çalışıyorsunuz. Kendinizi daha iyi hissettirmeye çalışıyorsunuz. Sizden sadece kendinizi açmanız isteniyor. Onu kabul edin. Varlığınıza girmesine izin verin. Havanın özünü hissedin. Onu manipüle etmeye çalışmaktan vaz geçin. Onun atomik yapısını değiştirmeye çalışmaktan vaz geçin.

Bazılarınız….ben bunu gördüm…..içeri girip atomları manipüle edip zorlamaya çalışıyor. Eğer en alçak düzeye inerseniz ve öğelerden birinin çevresinde dönenirseniz, bunun şeyleri değiştireceğini sanıyorsunuz. Ve o zaman bir sihirbaz olacağınızı ve parmaklarınızı şaklatıp tezahür ettireceğinizi sanıyorsunuz. Bu böyle iş görmez.

Eski çağlarda bu tür şeyleri yapan insanlar sınırlı bir başarı elde ettiler. Güç kullanarak ya da iradeyle, atomik yapıları belli bir süre için aldatabilirsiniz. Ama er ya da geç öbür tarafa geri fırlayacaklardır. Aslında neredeyse size karşı çalışacaklardır.

Bu grup, Şambra, Kırmızı Meclis – siz busunuz, Kırmızı Meclis – siz şimdi Dünya’da hazırsınız, enerjinin özüyle gerçekten çalışmanın neye benzediğini anlamaya, enerjinin simyasını anlamaya, şeyleri önünüzde nasıl tezahür ettireceğinizi anlamaya hazırsınız. Biz bugün bunun ayrıntılarına girmeyeceğiz. Sizden en basit şeylerle – hava ya da su….ya da ateş…herhangi biriyle – sadece oturmanızı rica edeceğiz. Sadece enerjileri hissetmenizi….nasıl aktıklarını….nasıl iş gördüklerini hissetmenizi rica edeceğiz.

Sizden suyu hissetmenizi – enerjinin orada nasıl tıkandığını hissetmenizi rica edeceğiz. Su ve havada tıkanmış enerji var. Enerji tıkanıp kalabilir. Bu 12-sarmallı-enerji-türü partiküllerinin, atomik yapının alt düzeyleri dediğiniz şeyin çok daha altına inen ince, ayrıntılı, ızgara gibi bir ağı vardır. O gerçek Yerküre enerji yapısıdır. Bu (yatay, dikey) hatlarda, bu ızgara biçimindeki ağlarda enerjinin nasıl aktığını hissetmenizi rica edeceğiz. Enerjinin bu ağlarda nasıl tıkandığını hissetmenizi rica edeceğiz. Onun hayal gücünüze nasıl mükemmel bir biçimde karşılık verdiğini hissetmenizi rica edeceğiz.

Hayal gücü, gözünde canlandırmak diyeceğiniz şey değildir. Biz iki farklı şeyden söz ediyoruz. Tobias bunu açıkladı. Gözünde canlandırmak, zorlanan ve odaklanan enerjidir. Gözünde canlandırmak değil…..hayal gücünü kullanmak. Aradaki farkı nasıl anlarsınız? Eh, hayal gücü akar. Hayal gücünün zorlanması gerekmez. Hayal gücü sizin özünüzden gelir.

Mesajımızı şimdi bağlanıp da Geoff ve Linda’nın kısa konuşmasının sonunu yakalamayı umud edenler için tekrarlayacağız. Biz konuşmamıza başladık. Ben Saint Germain. Bugünkü grubumuza hoşgeldiniz. Biz enerjiyle ilgili konuşuyoruz. Biz onun ne olduğu ve ne olmadığı hakkında konuşuyoruz.

Şimdilerde kültürünüzde enerjiyle ilgili çok yanlış kavramlar var, onun kuvvetini ve gücünü saptamak için türlü araçlar kullanmanız gerekir gibi yanlış kavramlar var….ve bu önyargıdır. Enerji bu değildir. Bu, enerjinin bir ifadesidir, ama enerjinin kendisi değildir.

Sizler enerji varlıklarsınız. Çevrenizde çok tıkanmış enerji var. Siz onu özellikle tıkadınız. Ona çamur gibi, hamur gibi biçim verdiniz, kalıba döktünüz, ve şimdi öykünüzü yaratacak kadar katılaştı.

Biz onu kalıbından çıkartacağız. Biz onu şu andan sonra, bir sonraki konuşmamıza kadar özgür bırakacağız. Biz sizi kendi yaratınızdan özgürleştireceğiz. Biz size enerjiyle nasıl oynanabileceğini göstereceğiz.

Biz size…..bazılarınıza, bedeninden gerçekten nasıl çıkıp gidebileceğini görmek isteyenlere göstereceğiz. Biz astral projeksiyondan söz etmiyoruz. Biz, bedeninizi tümüyle terk etmekten….ve bedenin işlevine devam etmesini izlemekten…. ve öykünüzün yürüyüşünü sürdürmesini izlemekten söz ediyoruz. Aranızdan az kişi o deneyimden geri dönmeyecektir. Bu yüzden, buna gönüllü olmayı isterken dikkatli olun. O bedene geri dönmek size sıkıntı verecektir. Benim, Saint Germain’in yaptığı gibi yapmak – istediğim zaman bedene girip çıkmak – size daha zarif, daha latif gelecektir.

Biz şu an yepyeni bir alanla ilgileniyoruz. Biz yepyeni bir sizle ilgileniyoruz. Bazılarınız kendini daha büyük “siz”lere inşa etmeye çalıştı. Tobias yumuşak bir biçimde size bundan söz etti. Ben o kadar yumuşak olmayacağım. Siz sadece kendinizi biraz daha şişirmeye, gururlanmaya çalışıyorsunuz. Biz onun burnunu sürteceğiz. Biz engellenmiş enerjileri boşaltacağız. Neden fiziksel sorunlarınız, zihinsel sorunlarınız, bloke olmuş enerjiye sahip olduğunuzu mu merak ediyorsunuz? Biz onun blokajını çözeceğiz.

Tobias benden gelip, Şambra’nın bir sonraki iki toplantısında konuşmamı istedi. Bugünkü ısınmaydı. Bugün, kendi enerjimi bu gruba daha doğrudan tanıtma biçimimdi.

Biz sizinle çalışacağız. Size birkaç oyun, hüner göstereceğim. Bir sonraki toplantımıza kadar sizi büyülemek, hayran bırakmak istiyorum. Size, bir şeyin bu denli hızlı nasıl değiştirilebileceğini göstereceğim. Size, yanılsamaların (illüzyonların) nasıl gelip gittiğini göstereceğim. Size insan biçiminde geleceğim, ve beni hemen tanımayacaksınız. Ama daha sonra geriye bakıp, “Kahretsin, bu Saint Germain idi!” diyeceksiniz (kahkahalar).

Şambra, biz ilerlemeye hazırız. Biz ilerlemeye hazırız. Tobias sizinle beş uzun ve sabırlı yıl boyunca çalıştı. Kuthumi gelip sizinle konuşuyor. Ve Kuan Yin gelip sizinle konuşuyor. Bizim Oama’yı geri tutmamız gerekti….o şu anda çok güçlü, çok etkili. İlerlemek zamanıdır. Şu kuantum sıçramasından önce birlikte çalışmak için iki yıldan az zamanımız var. Yapacak çok işimiz var. Bugün birinin Cauldre’ya dediği gibi, sızlanıp şikâyet edecek zaman yok. Neden sağlıklı olmadığınızı, neden bolluğa sahip olmadığınızı merak edecek zaman yok. Onların üstesinden gelin! Üstesinden gelin!

Ancak, gerçekleştirdiğiniz çalışmayı görmenin de ne kadar etkileyici olduğunu söylemek zorundayım. Bizim tarafta, buraya kadar gelemeyeceğinize dair – sizin deyiminizle – bahse girildi (kahkahalar), ama geldiniz. Şambra hakkında söyleyebileceğim bir şey de, sizlerin kararlı yaratıklar olduğunuzdur (yoğun kahkahalar), birçok açıdan inatçısınız. Ve siz bunu öyle ya da böyle gerçekleştireceksiniz.

Ama ben size, yaşamınızı ve yaratılarınızı idare etmenin daha kolay bir yolunu ve daha zarif bir yolunu göstereceğim. O da, enerjinin ne olduğunun ve nasıl kullanılabileceğinin özüyle ilgilidir.

Dünya üzerinde tekrarlanan yaşantılarda yaşadığım cehennemi yeterince vurgulayamam – ben bunu yeterince vurgulayamam -, herhangi birinizin hayal edebileceğinden çok daha kötüydü. Kendi öykülerinizle benimkine karşı meydan okumak istediğinizi biliyorum. Benimki kazanır. Ben bunu, enerjinin nasıl çalıştığını anlayabilmek ve bunun basitliğini anlama noktasına gelebilmek için yaptım.

Birçoğunuzun, benim yaptığım hataları yaptığını görebiliyorum. Fazla çabalıyorsunuz. Aklınızla hareket ediyor ve zorluyorsunuz. Kendinizi helâk ediyorsunuz. Bunun da üstesinden gelelim.

Sizi izlerken, sizinle çalışırken, genelde insanlığın kaydettiği ilerlemelerin ve gelişmelerin de ilginç olduğunu ekleyelim. Bilincin kuantum sıçrayışının – uzun zamandır beklenen ve belki de gecikmiş bir kuantum sıçrayışının – sırlarına ait bir işaret de, belirli küçük bir insan grubunun – buna dikkatinizi özellikle vermenizi istiyorum – belirli küçük bir insan grubunun, doğru ya da yanlış, aydınlık ya da karanlık diye bir şeyin olmadığını anlamaya başlamasıdır. Kötülük, günah diye bir şey yoktur.

Dualitenin olmadığını gerçekten anlamak böyle başlar. Bu, enerjinin eski yapılarını, kalıplarını kırmaya yarar. Muazzam miktarlarda enerjinin salınmasını sağlar. Toplum bu doğru-ya-da-yanlış kavramının, bu aydınlık-ya-da-karanlık kavramının, günahkâr-ya-da-melek kavramının ötesine geçebilirse, o zaman toplum bir kuantum sıçrayışı gerçekleştirmiş olur. Enerji o zaman farklı çalışır.

Siz bunun başını çeken taraftasınız. Bu noktaya gelebilmek için büyük zorluklardan ve büyük meydan okumalardan geçtiniz. Bu grup, aydınlık ve karanlık denen şeyin tümüyle bir yanılsama olduğunu anlamaya başladı. Dualite denen şey tümüyle bir yanılsamadır. İşte o zaman biz enerjinin özüne erişebiliriz.

Aralık yoktur. Aralık yoktur….anlıyor musunuz. Atomların öğeleri arasında aralık yoktur. Gökyüzünüze baktığınızda aralık yoktur. Yıldızlara baktığınızda, aralık yoktur. O, potansiyelle doludur. O, potansiyelle, sizin tarafınızdan uyumlanmaya ve aktive edilmeye ve bu realiteye getirilmeye hazır potansiyelle yüklüdür. Hiçlik yoktur. Hiçlik yoktur. Tümü, sizin gibi Yaratıcı varlıklar tarafından aktive edilmeye hazır “birşeylik”tir.

Tobias bugün bana bu sahneyi verdi ve yüreğimdekini ve ruhumdakini ifade etmeme izin verdi. O, size kim olduğumu söylememe izin verdi, sizinle çok direkt olmama izin verdi. Ona şükranlarımı sunuyorum. Beni bu yere davet ettiğiniz için hepinize şükranlarımı sunuyorum.

Ben Tüm Ben’im!

Sorular ve Yanıtlar

Bedenleme Dizisi – 05 Şubat 2005
Şaud 7: Ruhun Özgürlüğü; 2.Bölüm – Saint Germain

Crimson Circle’e (Kırmızı Çembere) sunulmuştur

Biz sınıfa geri geldik. Ben, Profesör Adamus, Saint Germain olarak da tanınırım. O çaldığınız çok güzel bir müzikti. Müzik, enerjiyle bir şeyler gerçekleştirir. Biz bu konuya başka bir sefer gireceğiz.

Ama Ralph (çvr: müziği yapan kişi), burada kendi sınırlarını aşman gerektiğini söylemek zorundayız. Senin müzik yeteneğinin enerjisi çok fazla, ama sen onun çıkmasına izin vermiyorsun. Ve bu şekilde devam edersen, gevşeyip de kendini açana kadar acı duymayı sürdüreceksin. Biz, sen sormadan sorunu yanıtlıyoruz (alkışlar ve mırıldanmalar).

Biz burada Ralph’ın da izniyle onu örnek olarak kullanıyoruz, çünkü Şambra, enerji gerçekten tıkanır. Biz bu yüzden bugün sırayı değiştirdik. Cauldre ve Linda’nın konuşmalarını duymaya o kadar alışmışsınız ki. Ve sonra da bir kanallığın yapılmasına alışmışsınız. Uyuşuyorsunuz.

Bunu kendi yaşamınızda da yapıyorsunuz. Alışkılara bağlanıyorsunuz. Genelde aynı zamanda uyanıyorsunuz. Aynı türde yiyecekler yiyorsunuz. Aynı biçimde çalışıyorsunuz. Bir gün de farklı bir biçimde çalışın. İçinde bulunduğunuz enerji kalıplarından çıkın. Siz bu kalıpları, modelleri öyle bir oluşturuyorsunuz ki, bir dağ kadar katı hale geliyorlar. Değişmeye, değiştirmeye başlamak zamanıdır. Farklı bir şey yapın.

Şimdi, siz bunu yapmaktan pek hoşlanmıyorsunuz, çünkü rahat olduğunuz bir düzey geliştirdiniz. Şeyleri kalıplaşmış halde yaptığınız zaman enerjinin nasıl karşılık verdiğini anlıyorsunuz. O genelde aynı şekilde karşılık verir. Enerji son zamanlarda size aynı şekilde karşılık vermiyor, çünkü içinizdeki bir şey kalıplarınızdan ve alışkılarınızdan çıkmanız için sizi zorlamaya çalışıyor. İşler elinizden alınacak. Eşler çekip gidecek. İçinizdeki çok derin bir düzeyden alışkılarınızdan çıkmaya çalıştığınız için yaşamınızda bazı şeyler olacaktır.

Biz bugün, alışkılarınızdan çıkmanıza yardımcı olmak için Şaud’un sırasını değiştirdik. Enerjileri hareket ettirmek zamanıdır. Bu da, geçmişte sahip olduğunuz kalıpların dışına çıkmak demektir. Bir sonraki toplantımıza kadar farklı şeyler deneyin. Şeyleri yapmanın farklı yollarını deneyin. Başlarda biraz rahatsız edici olabilir, ama çok kısıtlı olan enerji yapısını değiştirecektir. Eğer belli bir şarkı söyleme tarzınız varsa….işinizi belli bir biçimde yapıyorsanız….belli bir biçimde meditasyon…. ya da soluma yapıyorsanız…..farklı biçimleri deneyin. Alışkıdan çıkın.

1930’larda Ballard’lara gelip onlar vasıtasıyla kanallık etmiştim. (çvr: Bay ve Bayan Ballard’lar Saint Germain ile yoğun bir biçimde çalışmışlar, ondan ve bir dolu başka varlıktan evrensel bilgi almışlar ve bu bilgileri kurdukları “I AM Activity”nin çatısı altında yayınlamışlardır.) Ve ben Guy Ballard’la bir dağda temas kurdum, dağda yaşamayı ya da oraya takılmayı sevdiğimden değil, ama ona bir şey ispat etmek için. Ama o kendi içinde çok sıkışıp kalmıştı. Çok uzun zaman önce birlikte çalışacağımıza dair anlaşmamız vardı. Ama ben ona, neredeyse kaçınılmaz olan katı bir enerji dağının nasıl yaratılabildiğini göstermek istedim. Ama onun içindeki yanılsamayı (illüzyonu) görebilseydiniz, ve enerjilerin nasıl biraraya getirildiğini görebilseydiniz, sonunda ondan çıkabilirdiniz de. Guy, ve sonradan Edna Ballard vasıtasıyla yaptığım kanallık, şimdi yaptığımdan farklıydı, çünkü bilinç farklıydı, çünkü bu grup kesinlikle farklı, kesinlikle farklı.

Biz bugün enerjinin ne olduğundan, aslında enerji denen şeyin olmadığı gerçeğinden söz ettik. O hiç bir şeydir. Sizin cennet dediğiniz yerde ya da Yuva’da enerji mevcut değildir. Orada enerji yoktur.

Enerji sadece ifade edilen bir potansiyeldir. Potansiyeller, aktive edilene ya da ifade edilene kadar nötr bir halde bulunurlar. Sizin şu anki kültürünüzde buna iyi bir örnek, benzindir. Benzin, ifade edilene kadar, bir şey vasıtasıyla konulup da bir potansiyeli oluşturan bir momentum doğurana kadar nötrdür. Örneğin onu arabanızda kullanırsınız. Ve o arabayı hareket ettirir. O, o depoda oturan bir potansiyeldi, ve sonra ifade edildi. Biz o ifade edildi derken, ayağınızı pedala koymanızdan, ve arabayı çalıştırmanızdan, ve tüm bu şeylerden söz ediyoruz.

Bunların tümü hayal gücüdür. Siz hayal gücünüzü kullanıyorsunuz. Ama hayal gücü o denli gerçek ve o denli elle tutulur gibi görünüyor ki, siz onu, meydana gelen bir dizi eylem olarak tanımlıyorsunuz. O sadece sizin hayal gücünüzdür. Siz bir potansiyeli ifade ediyorsunuz. Enerji tümüyle budur. Bunu bir kez anladınız mı…..onu zorlayamayacağınızı….ve onun temelde gerçekten herhangi bir dualistik unsura sahip olmadığını bir kez anladınız mı…..o, temelinde, kendi özünde genellikle ifade edilmeyi bekleyen bir hiçliktir…..işte o zaman biraz iş görmeye başlayabiliriz. O zaman siz değiştirme/dönüştürme gibi şeyler gerçekleştirebilirsiniz.

Buna şimdi başlamayın. Eve koşup, kristallerinizi elinize alıp çatlakları temizlemeye kalkışmayın. Biz temel düzeylerden başlayacağız. Basit düzeylerden başlayacağız. Daha önce, Şaud’umuzda söylediğim gibi, bunların tümünün ne denli basit olduğunu anlamaya başlayacaksınız. Bunun ne kadar basit olduğunu öğrendiğinizde kendinizi aptal gibi hissedeceksiniz. Ve ben, mücadele ettiğim ve çabaladığım ve kendimi şimdiye kadar hayal edilebilecek en büyük cehennemlere soktuğum onca yaşamdan sonra kendimi aptal gibi hissettiğim için, bunun böyle olacağını söyleyebilirim. Kendimi aptal gibi hissettim. Bazı saf ve basit gerçekleri gözden kaçırdığım için kendimi neredeyse aptal yerine koydum…..ama bu sizin….hepimizin bu noktaya gelebilmek için yapmak zorunda olduğumuz bir şeydi.

Biz tartışmalarımıza, soru ve yanıtlara başlamadan önce, ben buradaki bu realiteye gelme ve bu alanı sizinle paylaşma fırsatını bana tanıdığı için tüm Şambra’ya teşekkür etmek istiyorum. Bu büyük bir onur, ve bugün belki de biraz fazla direkt konuştuğumu biliyorum. Ama tekrarlıyorum, bunu isteyenin sizler olduğunu hatırlayın. “Şunu hızlandıralım. Asıl konuya gelelim. Meydana gelecek olan şu bilincin kuantum sıçrayışına kendimizi hazırlayalım” diyen sizlersiniz. Kırmızı Meclis enerjilerinden, Tobias, Kuthumi, Oama, Kuan Yin ve geri kalan hepimizden, sizi şu an çok hızlı ilerletmemizi, sizi gerçek öğretmenler olacağınız düzeylere ilerletmemizi, sizi bazı Eski Enerji yöntemlerinin, tarzlarının ötesine geçirmemizi siz istediniz. Siz 2007’de olacak bu olaya hazırlanacaksınız.

Bunun da söyledikten sonra, şimdi konuşalım.

1.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Tobias, 12 yıldır sağ elimde bir tümör var. Nedenini ve şifasını teşhis edebilir misin?

SAİNT GERMAİN: Tıkanıp kalmış enerji…..Ben Tobias değilim….ama bu tıkanıp kalmış enerjidir. Bedeninizdeki her hastalık kapana kısılmış, sıkışıp kalmış enerjidir. Ve enerjiyle ilgili tek bir şey söylenebilir, o hareket etmek ister. Akmak ister. Bir beklentisi, gündemi yoktur. Aslında kendi başına belli bir hedefi, amacı da yoktur.

Ama, hareketini sürdürmek istediğine dair içsel bir duyuya sahiptir. “Alan”daki ham, saf enerji bir kez aktive edildi mi, hareketini sürdürmek ister. O “alan”a asla geri dönemez. Asla “alan”a geri dönemez. Böylece, kendi içinde, hareketini sürdürmek istediğini görür.

Elindeki bu tümör, tıkanıp kalmış enerjidir. Bir sonraki ay yapacağımız konuşmada, onun yeniden, kelimenin tam anlamıyla nasıl hareket ettirileceğinden söz edeceğiz. Biz sizin tüm o geçmiş yaşamlara….yanlış yaptığınız şeylere….ve tüm o diğer şeylere girmenizi istemiyoruz. Hatta, onun neden orada olduğunun asıl nedenine bile bakmamız gerekmiyor. O orada. Orada olmasının bir nedeni vardı. Enerjileri hapsettin, ve elinde tezahür etti. Bunda bazı basit imâlar da var, belki de geri tepen şifa çalışmalarıyla ilgili. Biz bu ayrıntılara, duygusal ya da zihinsel ayrıntılara girmeyeceğiz. Ama biz onun nasıl hareket ettirileceğinden söz edeceğiz. Sizler Enerjiyi Hareket Ettirenler’siniz. Teşekkür ederim.

LİNDA: Saint Germain, aklını çok karıştırmadığımdan emin olmak istiyorum. El titremesinden söz ediliyor, tümör değil.

SAİNT GERMAİN: O da aynı kapıya çıkar. Her iki durumda da aynı enerji söz konusudur. Ve tekrarlıyorum, bir ay sonraki konuşmamızda bunu irdeleyeceğiz.

LİNDA: Peki, teşekkür ederim.

2.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selamlar, Saint Germain. Benim hafızayla ilgili bir sorum var. Hatırlamakta zorlanıyorum. Bir şey yaptıktan beş ya da on dakika sonra, ne yaptığımı anımsamıyorum. Ve beynimde ve boynumun yan tarafında hissettiğim şeyler….bunlarla ilgili söyleyebileceğin bir şeyler var mı?

SAİNT GERMAİN: Bir kavramdan, yanılsamadan (illüzyondan), ya da bir öyküden, daha büyük bir mevcut olma haline geçtiğin her sefer, sahip olduğun bağlı olma ya da bağlantıda olma duyunu kaybedersin. Eski düşünme tarzından gerçekten çıkmaya başlarsın. Hafızan da bundan etkilenecektir.

Bundan geçen sadece sen değilsin. Dünyanın her yanında bunu deneyimleyen Şambralar var. Bu seni, zihinsel ya da akli bir varlık olmaktan, Tanrısal Zekâ sahibi bir varlık olmaya zorluyor. Eski anımsama yollarına geri gitmeye çalıştığın zaman, ki bunu yapmaya çalışıyorsun….korkuyorsun, ve tutunmaya çalışıyorsun. Bu da yine enerjiyi tıkıyor. O enerjinin yapışıp, sıkışıp kalmasına neden oluyor. Ve hatta daha da sinir bozucu oluyor.

Hafıza kaybı denen şeyi deneyimleyen hepinize söylüyorum, bırakın gitsin. Bu doğal bir işlemdir. Bilgiyi aklında tutmanın Eski yolunu bırakın. Çok daha etkili ve daha verimli olan bir yöntem var.

Yani, sen sadece bir işlemden geçiyorsun. Onun bazı etkilerini bedeninde hissediyorsun. Bazı ağrı ve acılardan bu yüzden geçiyorsun. Yani, bırak gitsin. Ve evet, bunun insani realitende bazı kısa-vadeli sonuçları olacaktır. Ama uzun vadede sana iyi hizmet edecektir.

2.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

3.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Bu, istemeden benzer bir soru, ama ben yine de devam etmek istiyorum. Bu benzer bir soru, ama bir çocukla ilgili.

Yeğenimin ayağında bir tümör var. Kemoterapi yaptılar. Şimdi yeni bir tümör ortaya çıktı. Seçenekler, kemoterapi ya da ayağını kesmek. Hissetmemiz ya da bilmemiz gereken nedir?

SAİNT GERMAİN: Bu benzer bir soru. Ve bir kez daha yineliyoruz, bu, tıkanıp kalmış enerjiyle ilgilidir. Ve siz çağdaş tıbbınızın kemoterapi gibi ve bazı başka yöntemleriyle bu hastalıklı merkezleri ya da tıkanmış enerjiyi ortadan kaldırmaya çalışabilirsiniz. Ama genelde başka bir zaman, bedenin başka bir yerinde yeniden ortaya çıkacaktır, çünkü o yeri değiştirilen ve şimdi farklı bir yere giden, tıkanmış enerjidir.

Bu yüzden, salıvermenin özüne inilmedikçe, tıkanmış enerji çözülmedikçe, kanserle başa çıkmak bu denli zordur. Bir anlamda, eğer….biz burada kanserden söz ediyoruz….eğer sana gelen….senin dünya realitene gelen enerjileri alıp da onları hapsedersen….ve tıkanıp kalmalarına neden olursan…..az önce değindiğim gibi, enerji, kendi hareketini ya da gelişimini sürdürmeye çalışmak gibi bir eğilime ya da isteğe sahiptir. Bir kanser durumunda olan da tam olarak budur. O kendini devam ettirmek ister, ama bunu öyle bir biçimde yaparki, sonunda bedeni yok eder.

Onunla başa çıkmanın daha basit bir yolu vardır, ve bu da, tıkanmış enerjileri gerçekten açmak, çözmektir. Biz buna bir sonraki konuşmamızda gireceğiz. Biz bu enerjilerin çok kolay ve yumuşak bir biçimde nasıl çözülebileceğinden söz edeceğiz. Şu anda bizi dinleyenler var…. Cauldre derin bir nefes almak ihtiyacı duydu…. şu anda bizi dinleyip de bunu nasıl yapacağını öğrenen ve kanserle savaşmayacağını…. onu varlığından iradeyle uzaklaştırmayacağını anlayan kişiler var. Siz, enerjilerin doğal akışının geri gelmesine izin vereceksiniz.

Aynı şeyin topraklarınızda da meydana geldiğini görüyorsunuz. Bedeninizde olan, toprakta da olur. Tıkanıp kalmış enerjiler var. Ve er ya da geç onlar patlamak zorundadır. İlerlemek zorundadır. Siz bunu geçenlerde o dalgalarda ve depremlerde ve tüm geri kalan şeylerde gördünüz. Bunlar doğrudan birbirine bağlıdır. Enerji ve hayal gücünün bedende nasıl birlikte çalıştığını anlamanızı sağlamak üzere sizinle çalıştıktan sonra, Dünya’nın daha geniş bazı topraklarına, bölgelerine geçeceğiz. Biz onlara gidip, Yerküre’nin bazı gerilimlerini ve sıkışıp kalmış enerjilerini kurtaracağız. Ama tekrarlıyoruz, bunu daha denemeye kalkmayın.

4.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Saint Germain, bugünkü mesajına çok teşekkür ederim. Sözünü ettiğin Yeni Enerji ipnozuyla ilgili çalışmaya çok çekildim ve senin vereceğin eğitimi bilmek istiyorum – bize bireysel olarak mı geleceksin? Yoksa bu bizim fiziksel olarak biraraya geleceğimiz bir sınıf mı olacak? Ve bu, benim beklediğim Yeni Enerji çalışmasının bir bölümü mü?

SAİNT GERMAİN: Ben başlarda bazılarınıza bireysel olarak (tek tek) geleceğim. Sonra, doğru zamanda bir toplantı çağrısı yapacağız. Ben belirli ya da kesin tarihlere girmek istemiyorum. Siz…..gittiğim kişiler orada olduğumu, bunun üzerinde çalışacağımızı bilecekler. Bu….bu deneysel bir grup olacak.

“İpnoz” dediğiniz şeyle bağlantılı olan muazzam kapasiteler söz konusudur. Ve biz ona burada “enerjiyi merkezlemek” diyeceğiz. Bir anlamda, size hemen şunu söyleyebilirim ki, burada bulunanlarınızın ve dinlemekte olanlarınızın büyük bir çoğunluğu şu anda enerjiyi merkezlemiş haldedir. Siz bir tür ipnotik bir transtasınız, ama kabul verdiğiniz bir transta. Siz bunu sadece benim irademle ya da arzumla yapmıyorsunuz. Ama ben bununla çok hoş bir zaman geçiriyorum (bazı gülüşmeler).

Biz bu enerjilerden bazısına göz atacağız, tıpkı Mesmer ile gerçekleştirdiğim gibi. Ve, biz bunun bazı şifalar için nasıl kullanılabileceğine göz atacağız. Burada bazı ilginç ve oldukça zorlu sorunlar söz konusudur, çünkü enerji ile çalışmanın harika yolları vardır, ama alıcının, yani “tedavi” ettiğiniz, gördüğünüz kişinin özsel düzeyden istekli olması gerekir.

Bildiğiniz gibi, yapılan yüzeysel bir şifa olabilir. Şifa uygulayan çoğunuz bunu yaptınız. Siz yüzeysel şifa yapıyorsunuz, ama sorun yeniden oluşuyor. Sonra da kendinizi kötü hissediyorsunuz, ve “hasta” da kötü hissediyor. Biz bu yüzden bazı derin, çok derin düzeylere inmek ve enerjinin nasıl çalıştığına dair çok saf bir anlayış geliştirmek zorundayız. Ama sorun için sana teşekkür ediyoruz. Ve hepinize şunu söylemek durumundayız, her biriniz için farklı bir çalışma söz konusudur. Ve, “enerjiyi merkezlemek”ten konuşacağımız bu özel sınıfa belki çağrılacaksınız ve belki de çağrılmayacaksınız. Ama herkes için yapılacak çok iş vardır. Bu seçkin, elit bir grup değildir. Sadece farklı bir gruptur. Teşekkür ederim.

5.ŞAMBRA’NIN SORUSU (Linda’nın sorusu): Saint Germain, bugün dinleyicilerin arasında inanılmaz sayıda yeni insanlar olduğu gerçeğinin bir önemi var mı, ve aynı şeyin canlı yayın için de geçerli olduğunu sanıyorum?

SAİNT GERMAİN: Gerçekten de var. Biz farklı bir düzeye doğru gidiyoruz. Tobias hepimizi bu noktaya getirdi. Ama biz bazı daha özgül (daha spesifik, özel) şeylere, tüm bu çalışmanın “ekmek, peynirine” gireceğiz. Ve biz size şimdi enerjilerle nasıl çalışılacağını göstereceğiz.

Geçmiş yıllarda, kim olduğunuzun ve neden burada bulunduğunuzun anlayışını size vererek çok iş gerçekleştirdik. Bir sonraki düzeye geçmek için hazır olmayanları ayırmak işini gerçekleştirdiğimiz de söylenebilir. Onlardan bazıları ilerledi ve…..ve Cauldre şu an bana başını sallıyor.

Ama bir sonraki düzeylere gitmek için daha hazır olmayan insanlar var. Onlar, kim olduklarının derinliklerini araştırmaya hazır değiller. Kendi öykülerine öylesine gömülmüşler ki. Ve o öyküleri oynamayı sürdürmek istiyorlar.

Ve bu pekâladır, ama Kırmızı Meclis’te gerçekleştirdiğimiz çalışmayla ilgili değildir. Bu, egosal bir şey değildir. Tobias’ın da geçenlerde söylediği gibi, “ego” harika bir şeydir. O, “ben gidiyorum” (Ego – I go) anlamına gelir. O, ego kendini farklı boyutlarda ifade etmenin yoludur, anlamına gelir. Böylece, bunun negatif bir ego türü olduğu bağlantısını kurmayın. Ama evet….gözlemin çok yerinde. Burada bulunan yeni yüzlerin bir nedeni var.

6.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Profesör Adamas, ben burada olmanı çok takdir ediyorum. Ve sana, istediğin herhangi bir beceri ya da yetenek için gelip benimle çalışmana kişisel iznimi vermek istiyorum. Ben, tıkanıp kalmış olmanın ötesine geçmeye çok hazırım. Ve bu da aslında bugün sana soracağım soru. Birkaç sorum vardı. Seninle oturup bütün bir günü birlikte geçirmek ve tüm yanıtları almak için beynini didiklemek isterdim. Ama tüm sorularım gelip tıkanmış olmaya dayanıyor. Bu yüzden, kendi “burada ve şimdi”mde enerjilerin içinde sıkışıp kalmak yerine, kendi enerjilerimi hareket ettirmek için ne yapabileceğimi anlamama yardımcı olup, beni kendi yoluma gönderebilirsen, bu benim için çok değerli olacaktır.

SAİNT GERMAİN: Kesinlikle, ve seninle paylaşacağım şeyler, burada bulunan herkes için geçerlidir. Sen – sizin deyiminizle – kendi öykünde sıkışıp kaldın. Sen, binlerce yıldır süregelen öyküne duygusal olarak çok bağlandın. Ve o seni etkiliyor. Ve işin içinde suçluluk duygusu da var.
Kendine bir yük yükledin. Ve sen sadece kendi öykünde sıkışıp kaldın. Şimdi artık şeyleri yapmanın farklı yollarını dene. Onun sadece bir öykü olduğunu anla. O, senin bir veçhendi.

Benim kendime ait öyle veçhelerim var ki…..bazıları harika ve bazıları da çok kötü. Ama onların benim yaratılarım olduğunu…..ve onlara yaşam verdiğimi….onlara ifade verdiğimi farketmem gerekiyordu. Ama onlar sadece benim bir öykümdü.

Sen öyküne geri dönmeyi istemeye devam ediyorsun. Sen, 2000 yıl önceki bir çağa geri dönmek istiyorsun. Ve bunu yapamıyorsun. Bu yüzden de daireler çizip durduğunu görüyorsun. Ve senin için burada yapılacak bir dolu başka şeyin olduğunu farketmek zamanıdır. Bildiğin gibi, ve şimdiden yaptığın gibi, öğretme (eğitim verme) potansiyeli var. Direkt enerji çalışmasının belirli türleri için potansiyel mevcut. Ve az önce de söylediğim gibi, onun üstesinden gelmek zamanıdır. Ve biz gerçekleştirmiş olduğun çalışmayı takdir ediyoruz. Ama ilerlemek zamanıdır. Teşekkür ederiz.

6.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

SAİNT GERMAİN: Sen bunu düşünerek fazla zaman harcıyorsun.

6.ŞAMBRA: Teşekkür ederim….biliyorum (bazı gülüşmeler).

SAİNT GERMAİN: Evet. Ve biz konuşuyoruz, hepimiz. Herhangi biriniz benimle her zaman konuşabilir. Cauldre’nın şimdi yaptığını gördüğünüz gibi kanal olmanız da gerekmiyor. Biz konuşarak birlikte çok gün geçirebiliriz. Sadece kendinize güvenmeniz gerekiyor. Biraz delirmenize izin verin (yoğun kahkahalar).

7.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Enerjiyi Hareket Ettirmeyi kucakladığımdan beri, hiç tanımadığım, sadece sokakta ya da otobüste karşılaştığım üç farklı adam tarafından saldırıya uğradım. Bana bağırdılar, sövdüler ve hatta biri, bana tahammül edemediğini fısıldadı. Ben bu enerjileri içimden geçirmeye çalıştım. Ama maalesef korkmaya başladım. Bu karşılaşmaları neden kendime çekiyorum? Ve bu benimle mi ilgili, yoksa salınmak ihtiyacında olan başka insanların enerjisiyle mi?

SAİNT GERMAİN: Senin fiziksel bir form olduğunu var saydığın şey olarak tezahür eden, tıkanmış enerjiler, senin veçhelerin var. Ama onlar senin sadece bir bölümün. Onlar, seni yıldıran parçaların, onları kendi yok olma noktalarına kadar salacağından korkan parçaların. Onlar, senin kendi suçluluk duygunun ifadeleridir.

Hepiniz, kendinizin insani realitede tezahür ediyormuş gibi görünen çok-boyutlu bir veçhesini yaratabilirsiniz. Ve ona dokunursanız ve onu incelerseniz, gerçek olduğuna kendinizi inandırabilirsiniz. Ama söz konusu durumda, onlar sadece yeniden ortaya çıkan kendi veçhelerindir.

Ben kendimi aynı anda birçok yerde, çok farklı özellikler hedeflemiş veçheler olarak görünür kılabilirim. Ve her biriniz bunu gerçekleştirebilirsiniz. Siz sadece bunun kendi dışınızdaki bir şey olduğunu sanıyorsunuz. Hatta ben…..biz uzun bir tartışmaya giriyoruz….devam edelim. Bu sadece senin kendi veçhelerin.

Her an, herhangi biriyle, ister bunun gibi ruhu olmayan bir veçhe olsun, ister başka bir insan, ya da bir yabancı varlık, ya da her neyse, her an sözü geçenin, hâkim olanın sen olduğunu anlamak zorundasın. Herhangi bir enerjisel varlığa, mevcudiyetini terk etmek zorunda olduğunu, yaşantından çıkmak zorunda olduğunu söyleyebilirsin. Bunu onlara söyleyebilirsin. Bunu onlara emredebilirsin. Bu veçheler çoğunlukla geri gelip, sana bunu yapamayacağını, gitmeyeceklerini söylerler. Onlar, senin de bir Tanrı olduğunu bilip bilmediğini görmek için seni sınıyorlardır. Ama onlara gitmelerini emredebilirsin. Teşekkür ederim.

8.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Bugün burada olabildiğim için çok şükrediyorum. Ve burada olduğun için teşekkür ederim. Çarşamba günü Kaliforniya’dan gelip de uçaktan indiğimden beri iyi uyuyamıyorum. Gözlerim kapanıp duruyor. Yani dilerim birileri bana bir yerlerde yardım ediyordur. Ben, ağır metal zehirlenmesi olan insanlarla çalışıyorum. Ve aklıma ihtiyacım var. Ve şu hafıza şeyini yapıyordum. Ve birlikte çalıştığım o küçük, yaşlı çift….. onlar bazı şeyleri benden daha iyi anımsamaya başladılar. Onlarla yer değiştirsem mi diye düşünmeye başladım. Benim iki sorum var. Ben gerçekten Kaliforniya’dan taşınmayı düşünüyorum. Evime karşılık ödünç para almak ya da yeni bir kaynak yaratmak için çalışıyorum. Ben gerçekten çok gerildim. Ve hangi yöne gideceğimden de pek emin değilim ya da…..ben kendi başıma yaşıyorum, bu yüzden Kanada’dan başka….ki oraya geri dönmeyeceğim…..kimseyle bağlantım yok. Bana bir fikir verebilir misin, belki kuzeye diye düşünmüştüm. Bilmiyorum.

SAİNT GERMAİN: Kendine bir an hissetmek için izin versen, tüm çevrende mevcut olan potansiyeller var. Kuzey, güney, doğu ve batı potansiyelleri mevcut. Yeni işler, yeni evler potansiyeli mevcut. Tıkanıp kalmak potansiyeli mevcut. Düşünebileceğin herhangi bir şeyin potansiyeli mevcut.

Ve onlar SENİN potansiyellerin. Benden gelmiyorlar. Tobias’tan gelmiyorlar. Onlar senin potansiyellerin. Onlar neredeyse küçük balina sürüleri gibi – biz onlara, birlikte çalıştığımız bu varlıklara duyduğumuz sevgi ve saygı yüzünden balina sürüsü diyoruz. Biz onlara küçük potansiyel sürüleri diyeceğiz, ifade edilmeyi ve aktive edilmeyi bekleyen potansiyel sürüleri.

Sorun şu ki, onları senin aktive etmen gerekiyor. Biz bunu senin adına yapamayız. Hiçbir şey önceden belirlenmiş (ya da kader) değildir. HİÇBİR ŞEY ÖNCEDEN BELİRLENMİŞ (ya da KADER) DEĞİLDİR. Belli şeylerin gelecekte olabileceğine inanmanı sağlayabilecek kalıplar vardır. Ama bunları seçip seçmemek sana kalmış bir şeydir.

Ne yapmak istiyorsun? Nereye gitmek istiyorsun? Yaşamını nasıl yaşamak istiyorsun? Sana burada verebileceğimiz tek ipucu, Eski düşünme tarzından çıkman, vazgeçmendir. Bu düşüncelerin bazısı korku-temelli olmak eğilimindedir ve bazı şeyler senin için var olacak mı kaygısına sahipsin. Evet, olacaklar….eğer onları seçersen…. o enerjiyi aktive edersen.

Buna, sonra yapacağımız birkaç konuşmada gireceğiz. Ama ben senin, potansiyellerine göz atacağın bir zamanı kendine ayırmanı istiyorum. Üstüne atlayıp hemen birini seçmeye kalkma. Potansiyellerin tıpkı süpermarketlerinizden biri gibidir, gidip istediğin herhangi bir şeyi…. istediğin herhangi bir şeyi seçebilirsin.

Potansiyele ödeyeceğin para seni kaygılandırmasın. O gelecektir. O hep oradadır. Ve, bazılarınızın buna inanmakta zorlandığını biliyorum. Ama o hep oradadır. Hangi potansiyeli seçersen seç, para dediğiniz şey, ya da finansal enerji, otomatik olarak gelecek ve o potansiyelle birleşecektir. Önceden orada olmayabilir. Tüm şu banka sisteminin aldatmacalarından biri de budur. Önceden orada olmayabilir, ama bir potansiyeli seçtiğin an, o da aynı anda meydana gelecektir.

Çevrendeki tüm bu potansiyelleri hissetmek için kendine zaman ayır. Onlar küçük hava kabarcıkları gibidir. Ben onları görebiliyorum. Onlar potansiyel sürüleridir. Onları hisset….onları düşün (tefekkür et)….kendin için ne istediğine karar ver.

Ama ölçü olarak korkuyu kullanma. Mutlulukla yaratmayı ve neşeli, mutlu edici hayal gücünü kullan. Ve sonra da, istediğin potansiyelleri seçmeye başla. İzin ver….potansiyeli seçtiğin zaman….onun kendi enerji gelişimini ve yaşam gücü enerjisini sürdürmesine izin ver. Onu bir kez daha yapılandırmaya çalışmak istemezsin. Enerjiyi hapsetmeye başlamak istemezsin. Onu seçmek ve sonra da onunla akmak istersin. Enerji ve senin, bu güzel dansı birlikte etmenizi istersin. Böylece, sorduğun soruya teşekkür ederiz. Bir ayını, potansiyellerini izlemekle, hissetmekle geçir. Ve sen Yaratansın. Bunu anla….sen Yaratansın.

ŞAMBRA 8: Yellowstone için, patlak verme potansiyeli yüzünden, Kızılderililerle birlikte 24 saat davul çaldım. Ve bana onun ley hattı olup olmadığını söyleyebilir misin….onlar ley hatlarını yeniden birleştirmeye başladı. Bu geçerli bir şey midir?

SAİNT GERMAİN: Geçerlidir, çünkü bir potansiyeldir. Bir realite olarak ifade edilebilecek bir şeydir. Biz senin – ya da herhangi birinizin – ley hatlarına takılıp kalmanızı istemiyoruz. Size şu anda şunu söylüyoruz – (orada) olduğunu düşündüğünüz her bir ley hattı değişmiştir. Eski ley hatlarına ve eski deprem kuşaklarına geri gitmeyi sürdürenler, çok Eski Enerji ile çalışıyordur.

Ley hatlarının yerini değiştirdiğini anlamak, değerli bir cevher, enerjisel bir cevherdir. Hatta bu hatlar farklı tepkiler vermektedir. Onlar artık aynı enerji yapısına sahip değildir. Aslında….onlara artık hat bile diyemezsiniz. Onlar şimdi sadece, Dünya ile Yeni Dünya’yı birleştiren bir referans noktasıdır…..ve bu sürüp gider de gider de gider. Bu çok ilginç bir matematiktir. Ama hiç biriniz kendinizi ley hatlarıyla kısıtlamayın.

Potansiyeli sen seçersin. Eğer potansiyele davul çalmakla ulaşmak istiyorsan…..ya da herhangi başka bir şeyle ulaşmak istiyorsan…bu pekâladır, ama potansiyeli seçen SENSİN. Potansiyeli sen seçiyorsun.

Hazır bundan söz ediyorken, burada bir şeye daha dikkatinizi çekmek istiyorum….ve Cauldre bizi meraklandırıyor. Çoğunuz şöyle diyorsunuz, “ben en yüksek hayra olan şeyi yapmak istiyorum”. Bunu, kendi referans noktanız olarak kullanıyorsunuz. “Ben en yüksek hayra olan şeyi yapmak istiyorum.” Eh, biz de size diyoruz ki, “o zaman bir şey seçin”. (bazı gülüşmeler) Biz bilmiyoruz. Sonuçta TÜMÜ, HERŞEY en yüksek hayradır! Biz bilmiyoruz. Siz hâlâ seçmek durumundasınız. Siz kendi sorumluluğunuzu üstlenmiyorsunuz. HERŞEY TÜMÜN HAYRINADIR! Seçtiğiniz herhangi bir şey, sizin ve sonuçta herhangi birinin en yüksek hayrınadır. Bir şey seçin. Teşekkür ederiz.

9.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Çok derin, yakın, spiritüel bir bağımın olduğu belli bir adam var. Biz birbirimizle rüyalarda iletişim kuruyoruz. Ben bunu dokuz yıldır anlamaya çalışıyorum. Biz bu yaşamda hiç fiziksel olarak birlikte olacak mıyız? Ve eğer öyleyse, ne zaman olacağını biliyor musun? Umarım bana yardım edebilirsin.

SAİNT GERMAİN: Fiziksel bir bağ, buna gereğinden fazla önem vermektir (kahkahalar).

SAİNT GERMAİN: Bir sonraki. (yoğun kahkahalar)

10.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Ne biçim bir sorunun peşinden buraya geliyorum. Saint Germain, burada olduğun için heyecandan uçuyorum. Senin yazılarını hep sevdim, ister aşk hakkındaki sonelerin olsun, ya da hoplayan kurbağalarla ilgili kısa öykülerin, ya da Avrupa’ya yaptığın geziler. Paris’teyken seni hissettim. Buraya gelirken sersem gibiydim. Yani sevgilim, kulağa bir Saint Germain yanlısı olarak gelme riskini göze alarak, seni nasıl tanıdığımı…..ve neden bu kadar yakın olduğumuzu bana anımsatabilir misin?

SAİNT GERMAİN: Daha önce de değindiğim gibi, hepimiz Kırmızı Mecliste birlikte çalışıyoruz, ki orası, burası kadar gerçektir. Bugünkü bu toplantı, sadece Kırmızı Meclisin genişlemiş bir halidir. Ve biz, hepimiz, saatlerce ve saatlerce paylaşırız ve konuşuruz ve birlikte oluruz. Ve şunu da söylemem gerekir ki, neredeyse hepinize – dinlemekte olan ve burada olan herkesi şimdi gözden geçiriyorum – neredeyse her birinize, yaşantınızın bu ya da şu anında insan biçimiyle göründüm. Aslında bunu yapmak beni eğlendiriyor. Ve çoğunuz beni tanımazsınız, ama kapsayıcı bir enerji hissedersiniz. Ve evet, ben sana birkaç farklı fırsatta göründüm. Ve biz Kırmızı Mecliste birlikte gerçekleştirdiğimiz çalışmayı sürdüreceğiz.

10.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

11.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Sevgili Tobias, insanlar benimle acı dolu öykülerini paylaştığında, ben bir trajedi görmüyorum. Ben değişim, dönüşüm görüyorum. Ama öyle görünüyor ki, bir dolu insan sadece kendi öykülerine sempati duyacak ve onaylayacak birini istiyor. Ve bu, benim artık yapamadığım bir şey. Bunun bir kopmaya neden olacağından ve insanların, onlara şefkat beslemediğimi sanmalarından korkuyorum.

LİNDA: Özür dilerim….bu insanlar (sorularını online gönderen kişilerden söz ediyor) tabii ki bu soruları Saint Germain’in yanıtlayacağını bilmiyorlardı.

SAİNT GERMAİN: Kendi öykünü bıraktıkça ve onun ne olduğunu farkettikçe, başka insanlara bakmaya ve onların kendi öykülerinde nasıl sıkışıp kaldıklarını farketmeye başlarsın. İster inan, ister inanma, ama sen hâlâ…… onlar nasıl yanlış yaptıklarından, nasıl kurban olduklarından söz ettiklerinde, ya da başka başka şeyler hakkında konudan konuya atlaya atlaya konuştuklarında, onları aslında şimdi dinleyebildiğin için daha büyük bir şefkat gösterebiliyorsun . Ben bu konuda şaka yapmıyorum, ama direkt olmak zorundayım.

Sen öyküler yaratıyorsun, sonra da onların içinde yaşıyorsun. Ve istiyorsun ki…. insanlar olan biteni sana anlatıyorlar, çünkü çoğu insan öyküyü genişletmek istiyor. Kendi öykülerine ve kendi acılarına o kadar aşık ve tutkunlar ki, durmaksızın anlatmak ihtiyacı duyuyorlar.

Bir nokta gelir ki Şambra….Şambra’nın bildiği gibi, bundan sıkılırsınız. Bundan sıkılırsınız. Yaratmanın daha büyük, daha etkili ve daha sevinçli hallerine, enerjileri hareket ettirmeye, enerjiyle oynamaya ilerlemek zamanı gelir. Ben, enerjilerin içine ve dışına atlamaktan büyük sevinç duyarım. Daha önce de söylediğim gibi, yaşamların en sefilini yaşadım, bu yüzden de, hiç bir öyküye takılıp kalmadan onlara girip çıkmanın nasıl harika bir şey olduğunu söyleyebilirim.

Profesyonel yardımcı ve danışman olanlarınızın çoğu, insanların bu öykülerine duyabildiğiniz o derin empati yüzünden çok gurur duyuyor. Ve onları saatlerce dinleyebilirsiniz. Oysa, insanlar konuşup durdukça, bazen kendi kafanıza bir şaplak indirmek istediğinizi siz de biliyorsunuz. Ama habire dinlemek için kendinizi zorladınız, ve bu arada da onların bir dolu enerjisini de içinize aldınız. Onların öyküsünün bir parçası haline geldiniz.

Şimdi ilerlemek zamanı olduğunu öğreniyorsunuz. Takılıp kalan herhangi bir insana sorulacak soru şudur – “Değişim için hazır mısın? Değişim için hazır mısın?” Ve eğer onlar bu soruyu yanıtlayamıyorlarsa, artık onları “tedavi etmeyin”, öykülerini dinlemeyin. Başka birini bulacaklardır. Ve sizi ve onlarla geçirdiğiniz o uzun saatleri anımsamayacaklardır bile (kahkahalar).

Bu, Şambra’ya dahil olmadan önce, Tobias’ın bireysel olarak her birinize sorduğu bir sorudur. Ve şunu diyebilirsiniz – eğer Şambra üyesi olmanın herhangi bir şartı varsa, o da şu basit şeydir – “Değişime hazır mısınız?” Ve siz “Evet!” dediniz. Ve bu yüzden buradasınız. Yardımcı olduğunuz, “tedavi ettiğiniz” kişilere sorun – “Değişime hazır mısın?”

12.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Bir süredir buraya çıkıp da soru sormaktan aslında korktuğumu farkediyorum. Bu yüzden, o korkunun içinden geçip gitmek istedim. Ve bir de….

SAİNT GERMAİN: Burada şunu belirtmem gerekir – bunu kalpten söylediğin an, sadece bu tarafta bizim değil, dinleyicilerin ve izleyicilerin de farkettiği bir enerji değişimi meydana geldi. Bu, bu kadar basittir. Bu kadar basit. Bir enerjinin değişip dönüşmesine izin verirsin. Peki, devam edelim.

12.ŞAMBRA: Teşekkür ederim. Ve ben tıkanıp kalmış hissediyorum. Ve, bir tokadı hakkediyorum (kahkahalar), ve….

SAİNT GERMAİN: Bu insanı çok ayartan bir şey (yoğun kahkahalar).

12.ŞAMBRA: Ve, en çok sıkışıp kaldığımı düşündüğüm alan aslında, gerçekten, kendine-gerçek-kabulü-vermek ve kendini-gerçekten-sevmek. Ve atlı karınca dönüp duruyor, ve ben habire işlem gerçekleştiriyor ve salıveriyorum. Ama sanki bu hâlâ temel sorunummuş gibi geliyor. Yani ben….ben değişim için hazırım.

SAİNT GERMAİN: Teşekkür ederiz. Ve bu kendini-sevme kavramının, anlayışının tümü, belki de tüm meleklerin ve tüm insanların temel sorunudur. Sen bu yüzden çok temel ve çok önemli bir şeyden ve karşı karşıya kaldığın ve tüm Şambra’nın yüz yüze geldiği bir meydan okumadan söz ediyorsun. Kendini, gerçekte olduğun gibi kabul edebildiğinde ve o düzeye gelebildiğinde ancak, Tanrı gibi gerçek ifadeyi kullanırsın. Bu kendini kabul etme ve sevme yeteneği için kendini zorlama. Bu en çok meydan okuyan şeydir.

Ateş Duvarı’ndan geçtiğin an – ve hepimizin geçtiği an – en önemli olan şey bu sevgi ve kabul noktasına gelebilmekti. Gerçi ben bunu şimdi basitleştiriyorum. Ama gerçekten konu buydu. Kendinle ve tanrısallığınla o candan, o mahrem bağlantıyı kurduğun zaman, tüm unsurlar, olmuş olduğun ya da yapmış olduğun herşey, Şimdi ânına geri gelip birleşir. Ve meydana gelen bu mutluluk dolu enerji, sanki patlayıverir. Ve işte o zaman bir Yaratan olduğunu farkedersin. Kendi çevrende herhangi bir şeyi yaratmanın ne denli basit olduğunu farkedersin.

Bu yüzden, sen mükemmel ve doğru bir kulvardasın. Temel sorunlara inmektesin. Artık küçük şeylere kafanı takmıyorsun. Temele iniyorsun.

Ve biz senin birçok salıverme döngülerinden geçtiğini biliyoruz. Bu, bir dolu döngüyü gerektirir. Tüm bu düzeylerden, yaratılmış olan tüm bu öykülerden, deneyimlediğin tüm şeylerden geçmek için çalışmak, muazzam miktarlarda enerji hareketini gerektirir. Ama sana diyeceğim ki – ve tüm Şambra’ya – oraya geliyorsun. Çok yakınsın. Teşekkür ederim.

12.ŞAMBRA: Teşekkür ederim Saint Germain.

13.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Merhaba, kulağa haddini bilmez gibi gelebilirim, ama sözünü ettiğin şeylerin çoğunu biliyorum. Bunların tümü benim için çok açık olduğu için de çok sıkılıyorum. Çoğu insan, o aptalca konuşmalarıyla sinirime dokunuyor (bazı gülüşmeler). Enerjiyle dolup taşıyor, patlıyorum. Sadece bir şey söyle….dinleyeceğim. Ve lütfen, ölü babama da bir selam söyle (kahkahalar).

SAİNT GERMAİN: Bugün söylenmiş olan şeyler hiç bir Şambra için sarsıcı ya da hatta “yeni” şeyler olmamalı. Biz sınıfımızı sizin son uyku halinizde yaptık. Ve şimdi de onu sadece bu realitede tezahür ettiriyoruz. O, bir başka boyutta, şu anda burada meydana geldiği kadar gerçek, hatta belki de daha gerçek olarak meydana geldi. Bu yüzden, evet, senin bir parçan sıkılıyor. Bir parçan ilerlemek istiyor. Ve bu ne harika bir işaret. Paylaştığın için teşekkür ederiz.

14.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba, Saint Germain. Karşılaştığımız, yaratılarımız olan kendi veçhelerimiz hakkında biraz daha konuşabiir misin? Bunlar, bizim tarafımızdan yaratılmış, ruhu olmayan varlıklar olup da insan olarak bütün bir insan yaşamı mı sürdürüyor? Bunun hakkında biraz daha konuşabilir misin?

SAİNT GERMAİN: Gerçekten….bu çok uzun ve geniş bir tartışma olabilir. Biz, enerjiyle ilgili öncelikli konuşmamızın dışına pek çıkmak istemiyoruz. Ama buna birkaç görüş ekleyeceğim.

Siz birçok farklı düzeyde ve birçok farklı boyutta, sürekli veçheler yaratırsınız. Şu anda burada otururken, başka boyutlarda öyküler ya da veçheler yaratıyorsunuz. Bunlar ille de fiziksel boyutlar değildir, ama birkaçının fiziksel özellikleri vardır. Siz gerçekten….şu anda, bu başka boyutlara sizden uçup giden kendi ifadeleriniz var.

Siz enerji potansiyellerini alıp onları işe koyarsınız. Enerjiyi aktive edersiniz. Onlardan bazısını bu realiteye geri getireceksinizdir. Bazılarını, bu realiteyi temel alarak yine bu realitede yaratırsınız, bunlar en son ya da daha önce sözünü ettiğim veçhelerdir. Bu, süregelen bir işlemdir.

Tobias geçenlerde Hawai’deki gruba konuştu ve egodan söz etti. O, egonun sürekli doğurduğu, tüm bu yaratıları, tüm bu öyküleri sürekli oluşturduğu gerçeğinden söz etti. Siz bu öykülere kenetlenmiş değilsiniz, ama onlarla çok-boyutlu alanlarda oynuyorsunuz.

Burada, Dünya’da da onlarla oynuyorsunuz. Veçheler yaratıyorsunuz. Çoğu bu realitede kalmıyor. Biyolojik bir biçim içinde yaşamayı sürdürmüyorlar. Bunu yapmak oldukça ustalık, beceri isteyen bir şeydir. Onlar realiteye girerler ve çıkarlar.

Siz biliminizin, partiküllerin realiteye nasıl girip çıktığından söz ettiğini duydunuz. Onlar sanki hiçlikten gelip realiteye giriyor, sonra da çıkıyorlar. Bu, veçhelerinizle de böyledir – gelir, giderler. Kendi uzun-dönem biyolojik ifadelerini çok ender üstlenirler. Bunu yapmanın, şu anda birçok komplikasyonu vardır.

Sizin başka bir parçanızın – diğer benliğinizin, diğer yarınızın – dünyanın öbür yanında bir yerde yaşayıp yaşamadığını merak edenlerinize yanıtımız, genelde hayır’dır. Bunu yapmanın özel bir nedeni yoktur. Siz, Şimdi ânında tümüyle kendi içinizde bütünsünüz. Bu yüzden, bir ikiz alevin (ikiz ruhun) olduğunu düşünmeyin. Ve ben, bu arada, kimsenin ikiz alevi değilim! (kahkahalar) İkiz alevin başka bir yerde olduğunu da düşünmeyin. Şambra için herşey…..herşey şimdi kendi içinize bütünlenmiştir.

Şu anda, enkarne olmakla ilgili ve biyolojiyle ilgili bazı ilginç şeyler yapılmaktadır. Bazı insanlar varki….. bir bebek ve hatta ergen olmanın oldukça zor ve sıkıntılı dönemini atlamak istiyorlar. Böylece…..ahh, bunu anlatmak zor. Onlar, geçici bir kişilik oluşturdukları geçici bir araç, geçici bir biyolojik beden yaratıyorlar, ve bu bedenle, genelde 16, belki de 17 yaşında, insan olarak büyümenin o zor dönemini geçtikten sonra gelecekler. Onlar, ruhu başka bir bedene giren varlıklar (walk-ins) değildir. Bunu, ruhsal bir varlığın, başka bir ruhsal varlıkla yer değiştirmesiyle karıştırmayalım. Siz temelde – sizin deyiminizle – sahte bir öyküye sahip olan boş bir araç yaratıyorsunuzdur.

Size bir şey söyleyeceğim, ama güvenlik açısından yeniden kontrol edip izin almam gerekiyor. Tobias, yeniden Dünya’ya gelmekten söz etti. Eh, geldi. O şimdiden Dünya’ya geri geldi. O kendine o boş araçlardan birini yarattı. O, bir bebek ve bir ergen olmaktan (bazı gülüşmeler) ve tüm o tür şeylerden geçmek istemiyor. Bu yüzden, kendine şu aracı yarattı.

O, Tobias olduğunu bilmiyor. Ve biz onun kimliğini açıklamayacağız. O, Tobias olduğunu bilmiyor. O şu anda tipik bir yaşam tarzında büyüyor. Ve o uygun zamanda – burada tahmin yürütmüyoruz – uygun zamanda, o biyolojik varlıkta kendi enerjisini tezahür ettirecektir. Onunla bütünleşecektir.

Bu gerçekleştiği zaman, belki de o biyolojik varlık travmatik bir olay yaşayacaktır. O, biyolojik bir robot gibidir. Travmatik bir olay olacaktır. Tobias, enerjisini o varlığa aktaracaktır. Onun – o biyolojik varlığın –, Tobias kendi enerjisini tümüyle o varlıkla bütünleştirsin diye belki de hastaneye kaldırılacağı bir hastalık dönemi olacaktır. Ve sonra, işte, Tobias olarak ortaya çıkacaktır. Ama büyük bir olasılıkla bu adı kullanmayacaktır.

Biz bu şekilde konuşmayı sürdürüp durabiliriz Şambra. Burada önemli olan, sizin muazzam Yaratıcılar olduğunuzdur. Dediğimiz gibi, siz şu anda yaratıyorsunuz. Bu yüzden bazen küçük şeylere….yaşamınızda….ve siz bunların ne olduğunu biliyorsunuz….odaklanmanız beni hayran bırakıyor ve (aynı zamanda) hayal kırıklığına uğratıyor. Biz kimseyi utandırmak istemiyoruz, ama siz o küçük şeylere odaklanıyorsunuz. Ve, gerçekte kim olduğunuzu unutuyorsunuz. Eh, biz bunu şimdi değiştireceğiz. Teşekkür ederiz.

Böylece, bir soru daha seçeceğiz….bir soru daha alacağız, ve sonra da bugün için gideceğiz.

LİNDA: Benim küçük bir sorum var. Cauldre’nın telefon numarası onda (Tobias’da) var mı? (bazı gülüşmeler)

SAİNT GERMAİN: Biz bununla ilgili hiç bir tahmin oyununa girmek istemiyoruz. Ve biz….biz ve Tobias, bu soruyu yanıtlamayacağız. Bunun nedenleri vardır. Biz bu biyolojik aracın ve Tobias’la olan ilişkisinin bütünlüğünü korumak istiyoruz. Teşekkür ederiz.

15.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam, ben bu ay çok salıvermeler falan gerçekleştirdiğimi hissediyorum. Ve bu hafta, gerçekten garip bir olay oldu. Bir sabah, topraklanmamış bir halde, bedenimde değilmişim gibi uyandım. Ve çocuklarımı okula götürmem gerekiyordu. Ve bunu yaptım….onları okula bıraktım. Ve eve geri dönerken bir araba kazası yaptım. Tam olarak bedenimin içinde olmadığımı biliyordum. Araba kullanmamalıydım. Ama sanki bu kazayı ben yarattım, çünkü baktım….hiç bir şey göremedim…..ama yine de o arabanın önüne çıktığımda, sanki bir şeylerin olacağını bilerek gözlerimi kapattım. Ve bir şey de oldu. Ve ben, o arabada bulunan ergenlik çağındaki oğlana çarptım. Önemli bir kaza değildi. Ama belki de, bir dolu şeyi salıvermek için bunu yarattığımı hissettim, çünkü o gün çok ağladım ve kendimi çok suçlu hissettim. Ama ben bu karşılaşmada onun rolü neydi…. ve nasıl biraraya geldiğimizi de bilmek istiyorum.

SAİNT GERMAİN: Sen kendi sorunu birçok açıdan yanıtladın. Evet, içindeki bazı tıkanıp kalmış enerjileri ve bazı travmaları sarsan olayı sen yarattın. Ve daha önce de söylediğimiz gibi, bunu çok hızlı temizlemek için kendine izin verdin. Biz şimdi herkesle farklı yollardan ve farklı biçimlerde hızlı-sarmaya başladık.

Ama, kazaların olmadığını da söylemek zorundasın. Herşey tasarlandığı gibi ve yaratıldığı gibi olmaktadır. Ve, olayına ya da bu deneyimine katılan kişi….onların, bu belli şeyin olacağını önceden bildiklerini söyleyemezsin. Bu biraz yanlış-anlama olurdu. Ancak, onlar – nasıl olduğunu anlatmak zordur – bir tür hizmette bulunacaklarını bilerek, kendileri için de dönüp gelecek bir enerjinin olacağını bilerek, o yere kendilerini, enerjilerini koymak için gönüllü oldular. Onlar için öğrenecekleri ya da karşılığında alacakları bir enerji olacaktı.

Yani, ikiniz önceden oturup da bunların tümünü planlamış değilsiniz. Ama onlar, kendi enerjilerinin senin için o anda mevcut olmasına izin vermişlerdir. Sen gerçekten epey salıvermelerden geçtin. Ve bunu yapmakla ilginç bir enerji de yarattın, bir tür suçluluk enerjisini. Ve sözlerinle de ifade ettiğin gibi, doğru şeyi yapıp yapmadığından, doğru yolda olup olmadığından emin değilsin. Bu yüzden, bazı enerjileri saldın, ama kendin için başka bir kutu yarattın. Böylece, burada durmakla ve senin üzerinde kendi küçük çalışmamı gerçekleştirmeme izin vermekle, biz o kutudan da kurtulduk.

15.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

SAİNT GERMAİN: Oturuma son verildi. Ben Saint Germain.

Print Friendly, PDF & Email