Şaud 7: Bağlantıyı Kesmek

Berraklık Dizisi – 04 Şubat 2006
Katılımcı: Adamus St. Germain, Geoffrey Hoppe Kanallığı

Kırmızı Çembere sunulmuştur

www.crimsoncircle.com – www.kirmizicember.org

Bilin bakalım ben kimim….(kahkahalar). Ben benim, evet ben Adamus St. Germain enerjisiyim. Her geldiğimde neden herkes sandalyesinde kıpırdanıyor? Tobias geldiğinde ise arkanıza yaslanıp rahatlıyor ve pelte gibi oluyorsunuz….belki de Şambra arasında bir tür sinirliliğe neden oluyorum ben.
Bugün sizin vekil öğretmeninizim (kahkahalar). Seksüel enerjiler konusunda yapılacak olan atölye çalışması için çalıştığından Tobias meşgul. Uzun süredir takılı olan enerjileri değiştirecek olan bu atölye çalışmasına katılmayı seçenlerle tam anlamıyla çalışıyor. Ve bir grup insanın, özellikle insan meleklerin, bu spiritüel yolculukta en derin seviyelerde bu konuyu inceleme gücünü kendilerinde bulmaları çok ender gerçekleşir. Yalnızca fiziki seks ya da duygusal kısmından değil, seksten ve onun çekirdek enerjilerinden söz edecekler. İlkin nasıl yaratıldığından, Dünyadaki en büyük başarılarda nasıl kullanıldığından, enerji türü araç olarak ya da hem tarihteki hem de gününüzün en büyük liderleri tarafından insanları yönlendirmek için büyük çapta kullanımından söz edilecek. Seks bunu yapabilir. Ve yalnızca seksin fiziksel eyleminden değil, seks enerjisinden söz ediyoruz.


Çoğunuzun bildiği gibi, mahvetmek için de kullanılabilir. Esir etmek için de kullanılabilir. Manipule etmek için de kullanılabilir ve bir çok Şambrayı yaşamlar boyu tutsak etmiştir –sizin kim olduğunuzu farketmenizi engelleyen bir tür hapishane. Tobias, tam şu anda katılacak ve yararlanacak olanlarla da çalışıyor. Bu atölye çalışması için pek az şey söyledi –Cauldre’ye veya başkalarına- zira önceden edinilmiş hiç bir kavram olsun istemiyoruz. İşin içine entellektüellik girsin – entellektüellik… minik bir sorun Cauldre (kahkahalar) …. zihnin bu işi – tüm bu olayı kuşatmasını istemiyoruz.
Bu nedenle benim devralmamı istedi. Bugün farklı bir Adamus St. Germain duyuyorsunuz çünkü kendimi beğenmişliğimin büyük bir bölümünü Bahamalar’da bıraktım (kahkahalar)… daha nazik, daha kibar bir St. Germain. Ama bugün buraya gelmemi istediğinde, Tobias’ın bir talebi oldu. Benim enerjilerimi dengelemesi için çok özel bir konuğu da, onu çok iyi tanıyorsunuz, getirmemi istedi. Belki siz de onun, Kuthumi’nin enerjisini hissediyorsunuz (seyircilerdan bir “vay” duyuluyor).
Şimdi, istediğiniz kadar vaylayın (kahkahalar), Kuthumi bugün konuşmayacak. Kimse ile konuşmadığı bir sessizlik döneminde kendisi. Şu anda kimseye kanallık vermiyor. Bir süredir sessizliğe gömülmüştü. Hem kendi varlığını geliştirmek hem de enerji iletmede, sizin başkalarını bilgilendirme diyebileceğiniz konuda yeni bir yöntem geliştirmekte. Normal devreleri by-pass ediyor –örneğin bizim kullanmakta olduğumuz devre, tam bu anda sizin Şambra olarak enerjilerinizi topladığımız bu Şaudu mümkün kılan devreyle, Cauldre’ye bazı enerji geçitleri yaratılıyor, o sonra bunları sözcüklere ya da çoğunu sözcüklere çeviriyor böylece siz de kulaklarınızla işitiyorsunuz. Ama Kuthumi sessiz bir dönemde ve perdenin bizim tarafındaki bazılarımız, aslında bu kış Cleveland’da kendi “Ben inek pisliği miyim ki?” atölye çalışmasını yapma fısatını bulamadığı için mi böyle davranmakta olduğunu merak ediyoruz doğrusu (kahkahalar). Ama hayır, galiba sessizlik içinde. Hiç bir biçimde bizimle konuşmuyor.
Tobias, onun enerjisinden, gelip her iki tarafın dengesini sağlamasını esprili biçimde istedi çünkü bugün bu geçiş zamanında deneyimlediğiniz bazı fizik konularına değineceğiz ama bildiğiniz gibi Kuthumi çok çok bilgedir. Kuthumi, kimi zor kavramları alıp çok basit bir şekle sokmada olağanüstü yeteneklidir. Ve onun varlığını yaşamınızda oldukça sık hissedersiniz, özellikle zihinsel triplerde olduğunuzda -takılıp kaldığınızda- ya da bazen gitmesi eğlenceli olan o ezoterik yerde insan hayatına hiç bir şekilde uygulayamadığınızda, biz insan realitesi ve potansiyelinden epey uzaklaştırıldığımız için Kuthumi’nin geldiğini hissedersiniz. Topraklanmış ve temel bir seviyeye getirmede yardımcı olur. Bu yüzden bugün onu duyamasanız bile bu Şaudda onun mevcudiyetinin enerjilere örülmüş olduğunu hissedeceksiniz.
Hatta bugün müzik çalarken …. biz, hepimiz – Tobias, Kuthumi ve ben- sözcükler daha söylenmeden bile önce Şaud enerjisini iletmeyi severiz ve bunu getirmesi için müziği kullanırız çünkü müzikte düşünce yoktur. Biliyor musunuz, müzik, zamanda bir sayıdır. Müzik, zamanda bir sayı, kendini enerjisel olarak belli eder ve notalardan ya da şarkı söylemekten daha fazla enerji içerir. Aslında, bizim içimizden akan bir nehir gibidir müzik. Siz bugün müziği dinliyordunuz –zamandaki sayıların akarsuyu ya da nehri çıkıp sizin realitenize gelmekteydi. Ve işte o anlarda Kuthumi bugünkü işinin büyük bir kısmını yaptı, kendi enerjisinin içeri akmasına yardımcı oldu, ve şimdi biz yalnızca, bu Şaudda, bu mesajdaki hediye paketini açmaya başlayabiliriz. Ben St. Germain, Tobias, Kuthumi ve dünyanın her tarafındaki Şambranın mesajını.
Bugün tartışacağımız konuya girmeden önce bir soruya açıklık getirmeliyim. Burada son bulunuşumdan beri bir çoğunuz, soru ve yanıtlardan önce niçin ayrıldığımı öğrenmek istedi. Bu arada, bugün en sevdiğim bölüm olan soru ve cevapları (kahkahalar) ben yapacağım. Bir sürü yazılı soru sorulmasını umalım.
Çoğunuz, Tobias sizin başkanınız Bush ile acil bir akşam yemeği randevum olduğunu söylediğinde neden aniden ayrıldığımı merak etti. Ve tekrar tekrar gündeme getirildi. Kim olarak gitmişim? O akşam yemeğinde nasıl bulunmuşum? Neler olmuş? Neler duymuşum? Başkana ne söyleyebilirmişim ki? Başkana Şambradan bahsetmiş miyim ya da şu anda dünyada süregelen spiritüel devrimden söz etmiş miyiz? Hayır, bunları yapmadım, hayır. O geceki yemekte, parkeye işemenin keyifli olanağına sahip oldum (kahkahalar). Bir süreliğine arka odaya götürüldüm ama sonra görevlilerden biri tarafından….ah, köpek Barney olarak geri döndüm (kahkahalar). Evet, içeri girdim çünkü yemekten patlayan politikacıların bir çoğuna oranla enerjilerimi bir köpeğe yüklemek daha kolay (daha fazla kahkaha)! Eskiden Spot olarak gelirdim ama sonra Spot öldü…. ve şimdi Barney olarak geliyorum –harika bir yavru köpek. Böyle anlarda bana olanak sağlıyor – bu arada, Barney çok espritüel ve çoğumuzun onun kanalıyla çalışmamıza izin veriyor. Evet, yaptığımız işte bir iki bacak koklamamız gerekiyor, ancak St. Germain rolümle bunu yapmaya çok alışık değilim (kahkahalar) ama –Barney’i devraldığımızda aslında iyi yemek veriliyor bize. Ona Alpa ya da Purina gibi tipik marka mamaları verilmiyor. Harika yemek artıkları ile besleniyor o.
Ama fırsatım, –evet, partiye katıldım- yanlarında oturup beni okşarlarken konuklar arasında bulunma fırsatım oldu, onlara neler ilettiğimi düşünebiliyor musunuz? Onlarla paylaştığım enerji ve bilgiyi? Bazılarının gerçekten açıldığını, akşam yemeğindeki konuklardan bazısının yürek enerjisini öylesine hissettim ki işte o an Barney olarak heyecanlandım ve yere bırakıverdim.
O harika devlet yemeğine işte böyle katıldım. Bu yüzden çok kolay olduğunu bilesiniz diye söylüyorum –köpekler aracılığıyla içeri girmek en kolayıdır. Köpeklerin harika ve evcil diyebileceğiniz enerjileri var. Ama yine de –bunu sizinle paylaşmalıyım- köpekler kimi kez sahiplerinden sıkılırlar. Bizim gibi konukların bedene girmesinden hoşlanırlar. Kimi günlerde köpeğinizin bir gün öncesine göre biraz farklı olduğunu, farklı bir davranış biçimi gösterdiğini hissettiniz mi hiç? Bazı günler verdiğiniz mamayı yemekten mutluyken bazı günler mutlu olmadığı gibi. Bizim gibi varlıkların bir köpek bedenine girerek ona verilen konserveyi yemek zorunda kalmamızın ne denli zor olduğunu düşünün. Bu yüzden biz yemeyi reddederiz. Enerjilerimizi köpek gibi canlılara getirmek çok kolaydır. Değişik nedenlerle bazı kedilerden uzak dururuz. Onların kendi kişilikleri vardır. Ama keyifli bir partiydi. Hayli enerjinin nakledildiği bir geceydi ve aslında Barney’de günlerce kaldım.

Bu gün daha ciddi tartışmalara dönelim. Hadi şeyden, dünyadan sözedelim. Tam şu anda dünyada olup bitenlerden söz edelim. Aslında oldukça belirgin gibi. Ama bazen siz onun tam ortasındayken, onu – ne derler- ağaçlar nedeniyle ormanı görmek zordur. Ne olup bittiğini anlamak zordur.
Çok basit. Çok temel. Her şey hızlanıyor. Tam anlamıyla hızlanıyor, bunu söylüyorum diye saatlerinize bakmayın ama zaman şu anda hızlanıyor. Şimdi, kullandığınız mekanik gereçler, kol ve duvar saatleriniz, onlar belli bir ardışık düzene göre ayarlanmışlardır ve o ardışık düzende zamanın dışına nasıl çıkılacağını bilmezler. Onlar çok lineerdir. Ama zamanın kendisi bunu bilmez. Çok belirli bir ardışık düzen zorunluluğu içinde olduğunu bilmez. Bu yüzden onun kullanıcıları ya da bu vakadaki insanlığın bilincine göre zaman kendisini yavaşlatır ve hızlandırır.
Büyük varlık Yeshua’nın zamanında, zaman şimdiye göre çok çok yavaş ilerliyordu. Bilim adamlarınızın bunu anlaması olanaksız zira eski bir zamanı ölçmek için şimdinin ölçümünü kullanıyorlar. Evrenin 3 milyar ya da 30 milyar yaşında olduğunu ya da şu kadar yaşında olduğunu söylüyorlar. Bu gerçeğin yakınından bile geçmiyor çünkü zaman farklılaşır ve değişir. Hızlanır ya da yavaşlar. Zaman bükülür bile. Hatta değişik yönlerde değişik olarak akar. Yani, evrenin belli bir yaşta olduğunu söylemek ya da 1,000 yıl önceki zaman tabanının bugünle aynı olduğunu söylemek çok zordur.
Zaman hızlandı. Bilinç şu anda daha hızlı gittiği için her şey daha hızlı gitmekte. Bunu siz de söyleyebilirsiniz. Tüm etrafınız böyle. Teknolojinize bir bakın, ne kadar hızla değişiyor. Bazı şeylerin ne kadar hızlı icat edildiklerine bakın. Hatta cevapların toplu billince ne kadar hızlı geldiğine bakın. Şu anda gelişmekte olan şeylerin büyüme hızına bakın. Tahmin edilemezdi. Spiritüel olarak tarihi bir zamanda yaşıyorsunuz. Zaman, hem bir sürenin hem de olmakta olan olayların bir ögesidir.
Şu anda geri gelmeye can atan varlıklar var. Burada bir nokta olmak isteyen varlıklar. Yüzlerce hatta binlerce yıldır enkarne olmamış varlıklar. Ölülerin ayağa kalktığını söyleyebilirsiniz. Geri gelmek istiyorlar. Bu nedenle büyük bir çocuk nüfusu patlaması, dünyanın her yanında tahmin edilemiyen oranda büyüyen bir insan nüfusu var. Artı daha önce hiç dünyaya inmemiş olanlar –daha önce hiç fizik bedende bulunmamış olanlar- gelmek istiyor. Bunlar Tobias’ın Kristal Çocuklar dedikleridir. Bu geçiş döneminde, büyük bir değişim zamanında geliyor olmaları onları çok heyecanlandırıyor.
Tobias 18 Eylül 2007 tarihinden bahsetmişti. Şambra, bu o kadar uzak değil. Hiç uzak değil –kuantum sıçrayışı- tarihi hiç uzak değil, şimdi zamanıyla bilinçte kuantum sıçramasının yapılma zamanının arası uzun değil. Her şey öyle hızlandı ki zaman artık eski yolunu izleyemez. Yeni bir yol bulmak zorunda.
Şimdi, aynı özellikte öngörülemez hıza sahip ve burada, Dünyada hızlı tempoya sahip diğer şey, Dünyanız çok eski bir tür yakıtla –fosil akaryakırt- ya da enerjiyle besleniyor. Diğer yakıt türlerine bağlanmamış olmanız hayret verici. Bilinç sıçraması ve yeni yöntemlerin aranması için bir felaket, bir yıkım mı gerekiyor? Şu anda dünyanın kendini beslemesi için eski yakıt kaynaklarını kullanması, bu hız ve bu tempoda ne kadar sürer? Çok uzun sürmez.

Petrol rezervinin 50 yıllık olduğunu okudunuz. Olasılıkla değil. Herkes tüketimini ciddi biçimde kısarsa, 25 yıl… sürebilir Şambra. Belki 15 ila 20 yıla kadar petrol rezervleri öyle bir noktaya gelir ki artık önemini yitirir. Rezervler o kadar azalacak ki petrol dünyanın en değerli şeyi olacak, tabii, tabii yeni bir yakıt kaynağı bulunmaz, bilinç kendine değişme izni vermezse. Her yan enerjiyle dolu ve yalnızca rüzgar ve güneş ve okyanus enerjisinden…. hidrojen enerjisinden söz etmiyoruz. Enerji her yerde var.
Bu tıpkı akla gelebilecek her tür yemişin olduğu verimli bir bahçede odaklandığınız, ya da bu durumda insanlığın …. odaklandığı tek tür yiyeceğin mısır olması gibidir. Yalnızca mısır yetiştirmeyi biliyorsunuz. Yalnızca mısırı nasıl yiyeceğinizi biliyorsunuz. Yalnızca mısırı hazmetmeyi biliyorsunuz …… ancak mısır tükenmekte. Her gün daha fazla insan mısır yemeye geliyor ve siz yeteri kadar yetiştiriyor görünmüyorsunuz. Her ne kadar bu güzel mekkede, bu bahçede yaşasanız da tüm diğer yiyecek türleri – sebze ve meyvalar- isteyebileceğiniz her şey varsa da bilinç bunu göremiyor. O yalnızca mısır görüyor. Ne bereketli bir bahçede yaşadıklarını göremiyor insanlar.
Dünyadaki yakıt durumunuz tıpkı böyle. Yalnızca petrolü görüyorsunuz. İnsanlığın yakıt olarak petrolü kullanması, 100 yılı aşmaz. Dünya büyüyor. Son yüz senede Hindistan ve Çin gibi ülkelerde olan değişimlere bir bakın. Onların yakıt tüketimi sürekli artacak. Yakıt nereden gelecek?
Geçenlerde Tobias küçük bir grup kanallığında, petrolün varili $120, $130, $140’a çıkarsa hiç şaşmayın demişti. Şaşırma, Şambra. Dünya kendini eski enerjiyle beslemeyi sürdürüyor. Ne inanılmaz bir metafor. Aslında oldukça basit.
Senin duruşun açısından Şambra, bu drama yakalanmak zorunda değilsin. Her hangi bir paranoyak hale girmek zorunda değilsiniz. Kendi hayatınızda yeterli yakıtınız olduğunu göreceksiniz. O her ne ise – petrol ya da gaz. Dünyadaki kişisel yaşamınızda, size gerekenden daha çoğuna sahip olacaksınız. Bu yüzden panik ya da kriz moduna girmeyin ama Dünyada olan biteni anlayın. Bu değişimlerin olmakta olduğunu ve sonuçta bunun herkesin iyiliğine olacağını anlayın.
İçinde yaşadığınız enerji krizi çağında – ve bu krizdir- bu konu yeteri kadar gündeme getirilmemektedir. Bu enerji krizi çağında, çözüm arayan eski konuların ortaya çıkma eğilimi var. Örneğin savaşların çıkma eğilimi var. Kabileler ve spiritüel aileler arasında savaşların çıkma eğilimi var. Bu işlemin bir parçası, ancak çok farkında kalın. Olan bitenin çok farkında olun. Bu, Dünyanın her değişik bölgesinde paranın değişmesine neden olacak. Para kaynaklarına hakim olan bazı ülkeler var. Bu değişecek. Bunu değiştirecekler. Dünyanın güç merkezini değiştirecekler. Ve hepsi uygundur.
Bu tam anlamıyla bilinci değiştirecek. Yani, aslında uzun dönemde bunu, öngörülmeyen ama çok pozitif bir olay olarak görün. Sonuçta, olacağını gördüğümüz şey şudur: yeni yakıt kaynaklarına bağlanmalarını sağlayan daha yüksek bir bilince ulaşanlar olacaktır. Başlangıçta azınlık olacaklar ancak bu sonra yaygınlaşacak. Her yana yayılacak. Bu nedenle şu anki zamanlarınızda enerjinin çok farkında olun. Yalnızca yakıt olarak enerjiden söz etmiyoruz. Gelen her türlü enerji söz konusu.
Şimdi, kendi kişisel yaşamınızda, yaşadığınız bu dönemde, işi basit tutun. Özellikle hayatınızda her şey olup bitmekteyken karmaşıklığa kapılmak çok kolaydır. İşi olabildiğince basit tutun. Bu Tobias’ın tekrarlayan temalarından biridir. Basit tut, Şambra. Temelde kalın. Bu sizi berrak da tutacaktır. Hayatınızda olan biten her şeye bir bakın –bir envanter yapın. Yalnızca fiziksel şeylerin değil. Aile ve arkadaşların bir envanterini yapın. Çevrenizdeki her şeyin bir envanterini yapın.
İnanç sistemlerinizin tam bir envanterini yapın. İnanç sistemlerinden her yönüyle bahsettik. Realiteyi yaratan inanç sistemleridir. Dolabınızdaki elbiseleri ayıklarcasına inanç sistemlerinizi karıştırıp her birine tek tek –inançlarınızın her birine- bakın. Dolabınızın, kimileyin ne kadar çok pılı-pırtıyla dolu olduğunu bilirsiniz. Dolaplar bir sürü şeyle dolar, artık değeri olmayan bir sürü şey ama hâlâ yer tutan bir sürü şey. Dolaplarınızı gözden geçirin, inanç dolaplarınıza bakın ve hepsine tek tek yargısızca bakın. Onlara artık ihtiyacınız var mı? Üzerinize hâlâ uyuyorlar mı? Modası geçmiş mi? Onu bırakabilir misiniz?
Bazen inanç sistemleri, dolabınızdaki şeyler gibi, o kadar dipte kalırlar ki onları artık göremezsiniz bile. Kimi kez gidip o dolabı baştan aşağı temizlemeniz gerekir. Her şeyi dışarı çıkarın. Biraz temiz hava alsınlar. Hayatınızda gerçekten istediklerinizi geri asın. İnanç sistemlerinde bir terslik yok. Çekirdek enerjilerdendirler ya da realiteyi oluşturmanın yoludurlar. İnanç sistemlerine gereksiniminiz var ama olan şu ki her biri ötekinin üstüne yığıldı. Bazıları biribirleriyle yarışıyor ya da biribirine ters düşüyor. Bu sizin enerjinizi hemen alıp götürür. Bu, enerjiyi sizden uzaklaştırır.

Şu anda sahip olduğunuz çoğu inanç sistemine – %60 ila % 70 diyebilirim- artık gereksiniminiz yok. Belki bir gün geri dönmek gerekir diye onlara asılmayı sürdürüyorsunuz. Öyle olması gerektiğini düşündüğünüzden, inanç sistemlerine asılmayı sürdürüyorsunuz. Daha iyisini bilmediğinizden onlara tutunmaya devam ediyorsunuz. Bir inanç sisteminden kurtulmanız gerektiğini size hiç kimse söylememişti.
İnanç sistemleri çok ve çeşitlidir. Bolluğun yaşamınıza belli bir biçimde akacağına inanırsınız. Bunun artık size yararı yok. Bazı şeylerin bazı şekillerde yapılması gerektiğine inanırsınız. Niçin? Bazı şeylerin belli bir biçimde yapılmış olması, onların şimdi de aynı biçimde yapılmasını gerektirmez. Bazı inanç sisstemleri toplu bilinçten gelmiştir ve siz onları bir şekilde hayatınıza kabul etmişsinizdir. Sizin dolabınızda durmasına izin vermişsinizdir. Ama artık oraya ait değiller.
İnanç sistemleri – çok inatçı olabilirler. Gizlenebilirler. Sizin için hala değerliymişler gibi davranabilirler ama şu anda Şambra, berraklığınızı geliştirmek için yapılması gerek tek bir şey varsa o da inanç sistemlerine bakmaktır. Her birine. Her birini değerlendirin. Besinler hakkında ne hissettiğinize bakın. Hayat, din, Tanrı hakkında ne hissediyorsunuz. Tanrı, olabilecek en yüksek katta duran en büyük inanç sistemidir. Tanrının ne olup ne olmadığı hakkında inanç sistemleri. Bugün dünyanıza neler yaptığına bir bakın. Ülkeler ve dinler savaşıyor, öldürüyorlar, hepsi Tanrı adına oluyor. Niye kimse Tanrı inanç sistemine bakıp da “Bu nereden kaynaklanıyor?” demiyor? Kutsal kitapta yazıyor olsa bile “Niye orada? Buna artık ihtiyacımız var mı? ‘O’ Tanrıya ihtiyacımız var mı?” demiyor?

Bazılarınız, bir Tanrıya sahip olmak zorunda olduğuna inanıyor hâlâ. İlginç. Burada, ince buzda gidiyoruz. Bir Tanrıya sahip olmak zorunda olduğunuza inanıyorsunuz. Her Şeye Kadir bir varlık olmak zorunda. Olmalı mı? Bir aşk, bu birleştirici güç olmak zorunda mı? Bunun yanıtını siz vermelisiniz, ben değil. Ama buna da bir bakın. Size hizmet ediyor mu?
Kiminiz –burada tüm Şambraya ve gerçekten tüm insanlığa hitap ediyoruz- kiminiz bu ebeveyinsel güce, Tanrı figürüne ihtiyaç duyuyor. Bir yerde yine başvuracağınız bir güç. Kiminiz, bu dünyayı terk ettiğinde bu ebedi mükemmellik ve mutluluk haline geri döneceğine inanıyor. Bu size hizmet ediyor mu? Biliyor musunuz ki bunun gerçekle hiç bir ilgisi yok. Gerçekle hiç ilgisi yok. Şimdiye dek farketmediyseniz bile keşfedeceksiniz ki gerçek yoktur. Daha yüksek bilinç seviyeleri vardır ve gerçek – gerçek sürekli değişir. Tek bir gerçek yoktur.
Gerçeklerinizin neler olduğuna bir bakın. Neye tutunduğunuza, neye inandığınıza bir bakın. O dolabı temizleyin. Bunu yaparken her zaman yalınlığı göz önünde bulundurun. Çok zor ve meydan okuyucu zamanlarda yaşıyorsunuz. Heyecan verici tabii ama çok zor ve meydan okuyucu. Şeyleri olabildiğince yalın tutmak en iyisidir. Şimdi bu, değişik etkinliklerden hoşlanmayacaksınız demek değildir. Kiminizin çoklu-işgörenler olduğunuzu biliyoruz. Kiminiz çok meşgul olmaktan hoşlanıyor. Bunda bir yanlış yok. Yalnızca yaratıcı duyunuzu içinizde ifade ediyorsunuz. Ama bunu da yalın tutabilirsiniz.

Bir başka konu. Bakın, şimdi Eleuthera’da yapılan bir atölye çalışmasının konusuna değineceğim – seçimler yapmak.Yaptığınızı sanıyorsunuz ama size yalancı diyeceğim. Seçimler yaptığınızı sanıyorsunuz. Hiç de yapmıyorsunuz. İnsanlar seçim yapmıyor. Yalnızca yanıtlıyor. Kelime anlamı özgürlük olan Bahamalar – Eleuthera’daki toplantımızın nirengi noktası “Hayatınızda şimdi bir seçim yapmaya ne dersiniz?” sorusuydu. Dersiniz ki “Hayır, bunun ne demek olduğunu biliyorum –seçim yaparım- Bunu ister, şunu isterim.” Bunlar seçim değildir. Bunlar isteklerdir. Arzulardır. Onlar geçicidir.
İnsanlar seçim yapmamaya eğilimlidir. Bunu düşünün ve hissedin. Yanıt verirler ve yanıtlarında tüm duyguları vardır. Ne istediklerini bildiklerini sanırlar ama seçim yapmaktan korkarlar. Eleuthera Eşzamanlılama Sistemi seçimler hakkındadır – basit seçimler. Seçimleri tartışabilmek için, realite ve inançlar ve kendinize her gün söylediğiniz yalanlar hakkında bir çok tartışmaya girmek zorunda kaldık. Yapacağınızı düşündüğünüz tipik seçimler hakkında değildi. Gidip sizin bahçenize–realite manzarınıza bir baktık. Sizin realite manzaranız – içinde yaşamayı seçtiğiniz realite- orada olduklarını bile bilmediğiniz şeylerle dolu. Ekili şeyler, öneriler, yaşamlar kadar yaşta örtüler. Yeminler, antlar –onlar artık orada olmak zorunda değiller. Bir nedenle onları siz ektiniz, bir amacınız vardı ve sonra realite manzarınızda sakladınız onları. Artık onlara ihtiyacınız yok. Onları sökmeye, temizleyip atmaya başlayın.
Çoğu insan kendi realite manzarasının çepeçevre etrafını sarmasına izin verir. Realite manzarasının nasıl görüneceğinin kendi seçimleri olabileceği hiç akıllarına gelmemiştir. Öylece oluşmasına izin verirler ve fazla büyüdüğünde de biçerler. Kendi realite manzaralarındaki eko sisteminde bir dengesizlik olduğunda da lanet ederler. Bunun kendi kaderleri olduğunu sanırlar; onların malzemesi budur. Ne diyordunuz – “dünya işleri böyledir”. Bunu çok zararlı bir örtü olarak kabul etmişsinizdir – “Dünya işleri böyledir. Bu benim kaderim herhalde.” Yolun bir yerinde birisi size Tanrının sizin için istediği budur demiş. Tanrı sizin için bir şey istemez. İstekleri olduğuna niye inanılsın? Bir kader olduğuna niye inanılsın? Seçebilirsiniz.
Belki de insanlar bir noktada tembellik ediyor. Seçmekten vazgeçiyor ya da belki de iş haddinden fazla geliyor. Bırakın olacak olsun. Başa geldiklerinde cevap verilsin. Ama Şambra, siz biraz farklısınız. Bu nedenle buradasınız. Bu nedenle uzun süredir bu uç evrimsel-lider grubun bir parçası oldunuz. Hayatınızda seçimler yapmanın vaktidir. Bilinçli seçimler. Bir evet ya da hayır ile başlayabilir. “Görelim bakalım neler olacak” değil. “Belki”, ya da “olabilir” değil. “Evet” ya da “hayır”. Ne kadar basit ve harika bir teknik. Eşzamanlılama konusunu ayrıntılı biçimde işleyeceğiz – bu öyle bir şey ki kendiniz için yapabilirsiniz. İçgüdüsel olarak bu materyali – sizin materyalinizdir- tanıdığınızı farkedeceksiniz zira Bahamalar’da biraraya gelmeleri için çağrıda bulunduğum Şambra sizin temsilcilerinizdi. Kendilerine özgü yanları ve özellikleri vardı ancak sizin temsilcilerinizdi onlar.
Bu nedenle bu eşzamanlılama –bu seçim yapma yöntemi ve eşzamanlılığın yaşamınıza geri dönmesi- çok içgüdüseldir. Zaten bunu bildiğinizi hissedeceksiniz. Bazı adımların üzerinden çok belirgin ve spesifik bir şekilde geçeceğiz ki yeniden doğru yola dönebilesiniz. Ayrıca, başkalarıyla çalışmaya başlayabilesiniz. Bu arada bu konuda çalışacağınız başkaları Şambra değildir. Onlar Şambranın dışındadır ancak bilinç olarak öne çıkan kişilerdir. Eski yollarından ya da eski kimliklerinden hoşnut değillerdir. Farklı bazı yanıtlar istemektedirler. Bu yüzden Şambra için bu programı öğretsin ve ücretlendirsin diye hazırladık. Burada israr edeceğim. Cauldre bundan daha önce söz etmedi ama bu konuyu öğretecekseniz, ücret talep etmelisiniz. Aksi taktirde enerji işlemez. Bana güvenin.
Bu eşzamanlılamayı öğretin. O, seçimler hakkındadır. Bu kadar basittir. Seçim yapmaya dairdir. O konuda çok spesifik bir reçete sunduk böylece –nasıl desek- sizin aydınlanma ya da bilinç avantajınıza sahip olmayanlar anlayabilsinler. Siz kolayca anlayabilirsiniz ancak onlarınki daha zor gidecek. Onlar sizinle aynı yerde değiller. Seçimler hakkında. Ama önce onları yaşamınızda kullanmaya başlayın.
İşi sade(basit) tutun. Yaşamınızda seçimler yapın. Şunu anlayın –şu anda Dünyada- her şey çılgınca ancak nedenini anlayın. Buna ihtiyaç olduğunu anlayın. Bilin ki bazı şeyler –nasıl ifade ediyorsunuz- cehennem olup gitmeyecek ya da paramparça olmayacak. Bazı şeyler bir tür dipsiz kuyuya düşmeyecek. Şu anda enerjiler çok dinamik ve Dünyada yüksek bilinç sahibi o kadar çok kişi var ki – Şambra başta olmak üzere diğer grup ve ailelerden olanlar da- isteseniz de Dünyada şu anda tam yıkım ve tam kaos olmaz. Bunlar sizin yaşamınızda bir kaç işaret direğidir yalnızca.

Şimdi enerjiden söz edelim. Şu anda hayatınızda gerçekten ne olup bittiğinden söz edelim. Tobias’ın sizinle tartışmakta olduklarının bazısından bahsedelim. Yani kristalin katlardan ve onları yaşamınıza nasıl getireceğinizden ve yaptıklarınıza nasıl dahil edeceğinizden söz edelim.
Yukarıdan baktığınızda olan şeyden ve yüksek kuş bakışından bahsediyoruz. Zamanın birinde ve bir yerde, siz Bir’liktiniz. Kelimelere dökmek için zor bir kavram ama her şey Bir’likti. Tobias bundan yuva ya da krallık olarak söz eder. Bir’lik sonra çok, pek çok kısım ve parça yaratmak için kendini açtı ve bunu her kısım ve parçaya kişisel bir kimlik vererek –her kısım ve parçaya egemen kimlik vererek– yaptı. Sizin sahip olduğunuz şey budur. Bazılarınız buna ruh der. Bazılarınız, içsel öz ya da Tanrı der ama onun olduğu şey budur – sizin içsel kimliğiniz.
Şimdi, uzun süre boyunca ve bir çok deneyimden sonra, sonunda Dünya denilen bu yere geldiniz ve son Şaudda Tobias’ın söz ettiği gibi, buraya geldiniz ve yolda bir yerde kendi kristalin katlarınızla biliçli bağlantınızı koparttınız. Aklın ötesindeki bu yerle – kristalin katla- bilinçli bağlantınızı koparttınız. Ve Tobias sizden küçük bir ev ödevi yapmanızı istemişti. Eminim bunu düşünmüşsünüzdür. Ama o dedi ki “Niçin kristalinden ayrıldınız?” “Kristalinden ne zaman ayrıldınız? Ve ona nasıl geri dönersiniz?”.
Birlikteki çalışmamızın bu noktasında, kristalin katlar çok önemli –çok önemli çünkü daha önce de tartıştığımız gibi,

Yakın Katların ötesine uzanırlar. Yakın Katlar yerküre bağlantılı enerjilerle ilişkilidir. Yakın Katlar, enerjinin ve yanıtların yalnızca bir bölümünü barındırır. Şu anda Yakın’ın ötesine Kristalin’e genişlemektesiniz. Sorun şu ki Kristalin zihinin bir yeri değildir. Ama şu kristalin enerjisini geri getirme zamanıdır. Öyleyse nerede kopuş oldu? Nerede ve niçin ayrıldı?
Sizden bunu bir dakika için yalnızca hissetmenizi isteyeceğim.
(Duraksama)
Söylediğimiz gibi, bir noktada her şey Bir’likti, sonra çoklu hale dönüştü. İşte orada, melek dedikleriniz yaratıldı. Bir çok oldular. Bu çoklar, Tobias’ın alan dediği şeye ve biribirlerine bağlandılar. Alan, enerjinin kaynağıdır. Alan, sizi, özünüzü ve diğer her şeyi kendinizle bağlantıda kılan şeydir. Her şeyin birin içinde olduğunu söyleyen tartışmaları duyarsınız. Bir bakıma bu doğrudur. Hepsi alan vasıtasıyla birbiriyle bağlantılıdır. Alan, zaman ve mekanda belirli bir noktada var olmaz. Yalnızca vardır. Olan her şey için enerjisel bir güç santralı olagelmiştir. Her şey bu büyük alanın bir parçası olmuştur.
Her şey ayrıca kristalin katlar vasıtasıyla biribirine bağlı olagelmiştir. Kristalin katlar –yine, 5., 6., 7., ya da 8. boyutlar demek istemiyoruz zira onların hiyerarşiyle hiç bir ilgisi yoktur. Kristalin katlar yerküre enerjilerinin dışındadır. Belki de en saf formdadırlar…sözcüklerle anlatmak zor… başka bir kata gitmeyen enerjinin en saf formu –bu tarifi mümkün olmayan- ama şu anda hemen bağlanabileceğiniz enerjinin en saf formu. Kristalin katlar, yaratıcı fikirlerin doğdukları yerdir. Hepiniz oraya gitmiş, orada bulunmuştunuz, bu nedenle, enerji açısından kristalin katlar size tanıdık gelir ancak zihin anlamaya çalışmak için uğraşır. Zihin tanımlamak ister ama işler orada böyle yürümez. Kristalin katlar etkinlik doludur, yaratım ve doğumla doludur. Geliştirmek istediğiniz fikirler varsa, çözüm arıyorsanız, yeniden canlanmak istiyorsanız, gitmek için harika bir yerdir orası. Tobias’ın sözettiği Şambra Servis Merkezinin kendi de bir tür kristalin enerjidir. Ama sorulmuş olan soru “Öyleyse niye burada değil?” Kendinizi nerede ve neden kopardınız? Bugünkü tartışmamızın bir kısmı bu soruları yanıtlayacak.
Bir bakıma Bütün, kendini parçalara ayırmak ve en sonunda bütünün her bir parçası da kendi egemen doğalarıyla Bütünden tümüyle bağlarını kesmek isteyeceklerdir. Bu nedenle, kristalin katlara tümden girişiniz olsa ve bunu hatırlasanız bile, hâlâ Bütüne bağlı olurdunuz, anlıyor musunuz, ya da Bir’liğe bağlı olurdunuz. Şimdi olduğu gibi, siz hâlâ alana bağlısınız ya da ondan besleniyorsunuz ve alan sizi bir tür birliğe ya da toplu bilince geri bağlıyor. Yani bir noktada kendinizi kristalin katlardan kopardınız ki kendi egemen doğanızı geliştirebilesiniz.
Burada biraz yavaşlayacağız zira çok fazla ayrıntı, çok fazla enerji var.
Ayrılmanın birincil amacı –sizin amacınız, benim amacım- Bir’in dışında kendimizi yeniden keşfetmekti, Bir’i tekrar yaratmak için Bir’den kendimizi tam anlamıyla ayırmak.
Şimdi belki burası biraz –nasıl denir- bilim kurgu, biraz kafa karıştırıcı ama bugün bu enerjilerle uğraşabiliriz. Bütün kendini parçalar içine koyuyor. Her parça tümüyle egemen olmak zorunluluğunda ki Bütün kendini yeniden icat edebilsin. Ancak, Bütün kendini yeniden icat ettiğinde –ona Bir diyeceğiz- Bir kendini yeniden icat ederken, ayrılıp giden parçalar hâlâ bağımsızdır. Bu hayretler veren spiritüel bir fizik olayıdır. Bizim söyleyebileceğimiz, Tanrı böyle iş görür.
Size egemenlik potansiyeli verildi. Kendi başına Tanrı, ama tüm bu eski sistemlere sürekli bağlı iken kendi başınıza Tanrı olmayı nasıl öğrenirsiniz, anlıyor musunuz? Hâlâ alandan beslenerek kendi başınıza bir Tanrı nasıl olursunuz? Melek toplu bilincinin bir parçası olan kristalin katlara hâlâ koşarak geri dönerek kendi başınıza nasıl Tanrı olursunuz? Bu nedenle kendinizi kristalin katlardan bilinçli olarak koparttınız.
Şimdi bazı parçalarınız hâlâ o enerjiyle bağlantı kurabilir. Hâlâ anı parçaları var. Ama genelde kendinizi koparttınız. Biz bundan söz ettiğimiz için bazılarınız son bir iki aydır oraya geri dönmeye çalışıyordu – “Evet, kristalin katlara gideceğim.” İşler böyle yürümez, yürüyeceğini sandınız, değil mi? Oraya gitmek zordur, özellikle de zihni kabul etmediğinden ama en çok da artık oraya geri gidemeyesiniz diye kendinize bir yasak ya da örtü koyduğunuzdan. Oraya geri gidemezdiniz.
Şimdi bir başka önemli –önemli, çok önemli- yere geleceğiz. Kendinizi alandandan koparacaksınız. Bu bir bakıma tıpkı tüm yaşamınız boyunca şehirde yaşayıp elektrik-su şirketlerinin varlığını kabul etmek gibidir. Evinize elektrik, ısıtmak için gaz verirler. Tüm iç mekan donanımı vardır. Onların orada bulunmalarını yalnızca kabullenirsiniz. Ve bir gün çantayı toplar ve ıssızlığa, insanlardan kilometrelerce uzakta araziye çıkarsınız. Kendi başınıza da yeterli olursunuz. Buradaki kişisel hayatınızda olanların ve çevrenizdeki dünyada şu anda olanların analojisini anlamanızı istiyorum. Toplumda ve bilinçteki değişim ve farklılıkları.
Tartışmamıza geri dönersek, kendinizi kendi içinizde keşfetmek için kendinizi kristalin katlardan kopardınız. Ancak kristalin katlarla, birbirine bağlı olan birinden, dış galaksilerden ya da onlara her ne diyorsanız ondan değil. Yüksek meleklerin çalıştığı kristalin galaksilerle bağlantılı olan birinden koparmadınız kendinizi. Orası sizin kendi yerinizdir. Kendinizi, kendinize ait tam içinizdeki güç santralından koparmadınız, anlıyor musunuz?
Bu nedenle kopardınız. Bunu, bağlantı kesme işini belli bir süreçte yaptınız. Hepsi birdenbire olmadı. Fiziksel form alıp bu dünyaya melek olarak ilk geldiğinizde, kristalinle hâlâ bağlantınız vardı. Hepimizin vardı. Özellikle Lemuria günleri ve çağlarında. İleriye ve geriye seyahat edebiliyorduk. Kristalin katlardan geçip çıkabiliyorduk. Ama sonra bu kaybolmaya başladı, bizi bırakmaya başladı. Ve özellikle de bizim insanlığın Christos çağı diyebileceğimiz bu çağda. Son birçok bin yılda, siz gerçekten kendinizi ondan kopardınız.
Dünyada Christos ya da kristal dediğimiz çağda olup da kristalin katlardan kendinizi koparmanız garip. Ama siz böyle yaptınız ve ben böyle yaptım ki kendimizinkine sahip olabilelim. Böylece kendimizinkini keşfedelim yoksa nasıl siz de Tanrı –kendi başına egemen ve tam- olabilirsiniz. Bir Tanrı ki her yetiyi haiz ama yine de kendine özgü.

Böylece kendinizi kopardınız. Kendi bağınızı kestiniz ki içeri dönüp bakmaya başlayabilesiniz. Kendiniz keşfetmeliydiniz. Aynı şekilde, aynı biçimde, bu hayatta kendinizi enerjisel olarak da artık size hizmet etmeyen şeylerle ilişiğinizi kestiniz. Ailelerle ilişik kestiniz zira bir noktada zor oluyordu. Görevleriniz, işleriniz ve sevgililerinizle ilişiğinizi kestiniz. Yanlış bir şey yaptığınız için değil, buna hakkınız olmadığı için değil ya da anormal olduğunuz için değil. Bu şeyleri kesip attınız ki kendi ruh enerjinizle birlikte çalışıp daha içe, daha derine – Kendini Keşfe – inebilesiniz. Kristalin enerjiler sizin içinizde. Onlar sizin. Onlar orada. Onları siz oraya getirdiniz. İkibin yıl önce “Onları benimle birlikte Dünyaya getireceğim. Onları doğru zamanda ortaya çıkartacağım. Kendiminkini keşfetmek için ortak kristalin katlarla bağımı koparacağım.” dediniz. İşte bu egemenliktir.
Ve şimdi, bir sonraki adım, alan. Tüm bu sürede gitmenizi (yürümenizi)sağlayan şey dış enerjinin kaynağıyla bağınızı kesmek olmuştu. Enerji akışından kendinizi koparmak. Demek istediğim, bu büyük çaplı bir iş Şambra. Kendi kişisel enerjiniz için içe dönmek. Dış ruhsal enerjilere – dıştan gelen yaşam gücü enerjisine – hiç yaslanmamak. Kendinizinkine dönmek. Biraz ürkütücü belki ama yapılabilir. Ben yaptım. Başkaları yaptı. Sayıları çok değildi ve şimdiye kadar asla büyük bir grup yapmadı. İşte şimdi burada devreye siz giriyorsunuz. Serbest bırakmak… sizi alana bağlı kılan bağlantıları ya da telleri ya da ızgaraları ya da kalıpları, her ne diyorsanız. Bu şeyler sizi ve realitenizi besliyor. Bunlar kendi realite manzarınız için kullandığınız yakıtlardır. Şimdi bunu kesip atacağız.

A, zaten bunu yapmaya onay vermiştiniz. Soruyu sormama gerek bile yok. Size yalnızca hayatınızda neler olduğunu söylüyorum. Niçin içiniz dışınızda, tepe-taklak oluyormuş gibi hissettiğinizi sizinle paylaşmak istiyorum sadece. Olan bu. Ama bir seviyede bunu onaylamıştınız.
Izgaradan ve alandan bağlantıyı kesmenin zor yanı, siz ona güveniyorsunuz. Bildiğiniz bu. Bu bir inanç sistemi ve kabul ettiğiniz bir örtü ve ondan habire beslendiniz, sürekli beslendiniz. Kendi realitenizi yaratmak için onu kullandınız. Onunla bağlantıyı kestiğinizde, endişe duymaya başlıyorsunuz. Kendi kişisel deneyimimden söz ediyorum. Ölümün kokusunu resmen duyuyorsun, Şambra. Ölümün siyah gölgesi diyebileceğiniz şeyi. Onu hissedersiniz. Onu rüyalarda hissetmeye başlarsınız –ürkütücü rüyalar, korkutucu rüyalar. Sizi arkadaşlarınızı bulmak için koşturan rüyalar gibi. Bir çoğunuz bunları gördü. Aileyi aramak. Hiçliğin ortasında kaybolup bir korunak bulmaya çalışırken koşturdurduğunuz rüyalar. Çünkü sizin tüm insani spiritüel yapınız ve sisteminiz nelerin olduğunu bilir. Giderek, her seferinde biraz, bir sonraki, bir sonraki ve ondan sonraki ızgaranın, telin ya da kalıbın bağı kopartılır.
Bazı parçalarınız, özellikle içinizdeki insansılık, nelerin olacağını tam bilemez. Hayatta kalacak mısınız? Onu kendi içinizde bulabilecek misiniz? Sizin kişisel enerji sisteminiz görevi devralmadan önce ne kadar zor ve dipsiz olmak zorunda? Bedeli ne? Her bir vaka benzersizdir. Bazılarınız belki de duvara tosluyormuş gibi hissedecek. Bazılarınız dipsiz kuyunun dibinde olacak. Zaten böyle hissettiğinizi söylüyorsunuz ama dibe biraz daha var! O kadar da dibe inmek zorunda değilsiniz. O seviyeye inmek zorunda değilsiniz. Kimi kez eski inanç sistemleri ve realitenin eski kavramları yolu engeller ve yeni derinliklere inmenizi gerektirir ama bunu yapmak zorunda değilsiniz.
İşte bu nedenle şu anda işi basit tutun diyoruz. Her bir inanç sistemini değerlendirin çünkü asılı kaldığınız kimi inanç sistemlerinin bazıları sizi tam da uçurumun kenarına itiyor. Onlardan kurtulun – çok çalışmak zorunda olduğunuza dair inanç sistemleri. Bu, hepsinden de en çılgın olan inanç sistemlerinden biri. Şambra, hepiniz günlük yaşamınızda çok çalışıyorsunuz. Ama bunu zorunlu kılan inanç sistemleri kalıbına saplanmayı siz kabul ettiniz. Kendi inanç sistemlerinizin kuklası oldunuz. Öteki tarafa geçin. İnanç sistemlerini değiştirin. Hatta kukladan bile kurtulabilirsiniz.
Yani sizin tüm insan spiritüel sisteminiz şu anda savunma mekanizmaları geliştirmekte. Şu anda. Şu an dediğimde bugünden söz ediyorum. Bazılarınız bunun gelmekte olduğunu hissediyordu ama bugün kesinlikle bir Şambra işaret direği olur şayet öylesini seçerseniz ki zaten seçtiniz. Ama alan ile bağlantıyı kesmeye başlayın. Bağlantıyı azar azar kesmeye başlayın.
Bugün birileri dedi ki “Biz kendi uzay gemimizi ve kendi gezegenimizi yaratırız.”. Yaratırsınız. Kendi kişisel realitenizi yaratıyorsunuz. Kendi yeni boyutunuzu yaratıyorsunuz. Yaratıların hızlı, yaratıların toplu bilince ve diğer insanlara bakmaksızın egemen olunduğu yere doğru götüren tüm işlemin parçası işte budur. Şu anda hayatınızın büyük bir kısmı toplu bilince dayanıyor. Yıllar önce bunu serbest bırakmaya başlama onayını dile getirmiştiniz ve bırakıyordunuz da, ama öyle bir yeni seviyeye geldiniz ki burada toplu bilinci bile serbest bırakmak ya da gitmesine izin vermek durumundasınız. Siz gerçekten –bir büyüğün bir zamanlar söylediği gibi- gerçekten tek bacak üstünde kaldınız. Kendi başınıza tek bacağınızla. Yalnızca siz. Kristalin katlarla, alanla, toplu bilinçle, eski inanç sistemleriyle bağı keserek. Evet, kimi kez çırılçıplak soyunmuşsunuz gibi hissediyorsunuz ama o çıplaklıkta, yepyeni bir özgürlüğünüz var. Yepyeni bir gerçekleştirme. Ruhun amacı –şayet öyle inanmayı seçerseniz- tümüyle egemen olmaktır.
Bütün ya da Bir’lik parçalara ayrılır. Daha sonra parçalar Bütünü yeniden yaratmaya yardım eder ama her bir parça bağımsız, tümüyle özgür, tümüyle egemen kalır. Yuvayı terkederken hepimizin üzerinde anlaştığımız plan buydu.
Son toplantımızda Tobias Ruhun isteğine karşılık insanın isteği konusuna değindi. Bazen ruhun, insanın arzusuna hiç aldırmadığını söyledi. Aldırmaz. Ruh yalnızca egemen olmanın, tam bağımsız olmanın nasıl bir şey olduğunu keşfetmek ister. Bu tüm özgürlük, tüm yaratım, tüm gücü elinde tutmak demektir. Kendi derinliklerinize bakarsanız, sizin Ruhunuzun tek amacı olduğunu görürsünüz –sizin de Tanrı olduğunuzu tümüyle keşfetmek. Bu da ayrıca, sevginin ne olduğunun tümden keşfidir.
Siz de kendi insan bilincinizdeki sevgi ayındasınız. İnsan sevgisi Öz ve Benlik sevgisiyle mukayese bile edilemez. Ruhun tüm amacı egemen doğasını anlamaktır –Özden, Tüm Olandan sevgi armağanı-. Ama bunu yerine getirebilmek için tam anlamıyla bağlantının kesilmiş olması gerekmektedir. Tümden bağlantısızlık.

Sizin dünyanız hala fosil yakıtla işliyor, ona o kadar bağımlısınız ki dışarıda başka potansiyeller olduğunu göremiyorsunuz. Dünya göremiyor. Savaşıp çarpışmakta. Kötü bir lider, zalim bir lider nedeniyle savaş ilan etmek. Konu bu değildi. Petrolün yerini bilme stratejisiydi. Bu nedenle, tüm dünyanız şu anda alt-üst olmakta zira dünya hâlâ malum eski yakıt kaynaklarından beslenmek istiyor, o bereketli bahçenin tam ortasında yaşıyor olmanıza karşın. Ayıp. Çok ayıp.
Ve siz Şambra, siz, hâlâ eski yakıt kaynaklarıyla bağlantıda yaşıyorsunuz. Kafes olsun, hatta kristalin katlar olsun, kendi inanç sistemleriniz olsun, hâlâ size büyük acılar çektirmiş tüm o şeylerden besleniyorsunuz, halbuki etrafınız bolluk bahçeleriyle kuşatılmış. Siz o bahçeyi –o kadar çok potansiyelle dolu ki – görmüyorsunuz. Eski beslenme, enerjiyi getirme biçimlerine o kadar çok alıştınız ki isteyebileceğiniz ya da seçebileceğiniz her potansiyel etrafınızda duruyor ama göremiyorsunuz, anlıyor musunuz? Yaşamınızda seçimler yapmaya başladığınızda, alanın kendisiyle kendi bağlantınızı kesmeye başladığınızda, ne gerçek bir yaratıcı olduğunuzu göreceksiniz. Başka birinin ya da grubun bilincine bağlı olmadığınızı göreceksiniz. Tümüyle özgür ve egemen olmanın nasıl bir şey olduğunu anlayacaksınız.
Geçilmesi zor bir geçiş dönemi. Kolay olduğunu söylemiyoruz ama siz bunu basit kılabilirsiniz. Basitleştirebilirsin Şambra.
Şimdi birlikte oturuyorken bireysel egemen varlıklar ve ortak yanları çok olan bir grup olarak bir dakikalığına durun. Bir dakikalığına hissedin ya da gözünüzde canlandırın. İçinizde o Kristalin Kat ve kristalin katlarda isteyebileceğiniz her yaratıcı enerjinin doğuşu var. Cevaplar için dördüncü boyuta gitmekten vazgeçin. Kendi kristalin katlarınıza girin.
Bazılarınız bazı şeyleri yaratmak için çabalıyor – müzik ya da iş yaratma- ve detone oluyorlar ve hiç dinamik enerjileri kalmıyor, zira yanıtları eski bir enerji dünyasında arıyorsunuz. Bazılarınız yanıtlar için kritalin katlara gitmeye çalıştı ama siz kendiniz kapıyı kapatmıştınız. Kendinizin kristalin katına girin. İçinizde öyle bir enerji merkezi var ki hiç kimsenin enerji merkezi, ızgarası, her hangi bir enerjisine de ihtiyaç bırakmaz. O sizin içinizdedir. Onu aktive etmenin zamanıdır. Onu tekrar hayatınızda ortaya çıkartmak zamanıdır. Ona biraz enerji vermenin zamanıdır. Onu harekete geçirin. Onun hareket etmesine gereksiniminiz var. Onun –içinizdeki o enerji alanının- çalışır durumda olmasına ihtiyacınız var. Size özel, kişisel bir enerji santralı. Ona gereksiniminiz olacak çünkü şu anda alanla bağlantıyı kesiyorsunuz.
(Duraksama)
Yaşamınızda olanlara özellik dikkat edin. Önümüzdeki bir kaç ay, bedeniniz bazı şeylere nasıl tepki veriyor, enerji içinizde ve dışınıza nasıl akıyor, dikkat edin. Egemenliği almak için alanla bağlantıyı nasıl kestiğinizin çok farkında olacaksınız.
Bugün için paylaşmak zorunda olduklarımız bu kadar. Soru ve yanıtlar için döneceğiz ve belki de burada biraz sıkı bir solunum tavsiye edilmeli.
Ben benim, evet Ben benim.

Kırmızı Meclis’in varlıklarından Tobias, Golden, Colorado’da yaşamakta olan Geoffrey Hoppe tarafından sunulmaktadır. Tobit’in mukaddes kitabında bulunan Tobias’ın öyküsü, Crimson Circle sitesinde bulunmaktadır.
www.crimsoncircle.com. Tobias materyelleri, bedelsiz olarak dünyanın her tarafında bulunan ışık işçileri ve Shaumbra’ya, Ağustos 1999 tarihinden beri sunulmaktadır. Bu tarih Tobias’ın, insanlığın yıkım potansiyelini aşıp, Yeni Enerjiye girdiğini söylediği tarihtir.
Crimson Circle, Yeni Enerjiye geçiş yapacak ilk insan (kılığındaki) meleklerden oluşan global bir ağdır. Bu kişiler, yükseliş halinin sevinç ve zorluklarını deneyimlerken, diğer insanların da yolculuğuna, paylaşım, ilgi ve yol göstererek yardımcı olmaktadır. Crimson Circle’in sitesine her ay 40.000’in üzerinde ziyaretçi, son materyelleri okumak ve kendi deneyimlerini tartışmak amacıyla girmektedir.
Crimson Circle her ay Denver, Colorado’da, Tobias’ın, Geoffrey Hoppe kanalıyla son bilgileri sunduğu yerde biraraya gelmektedir. Tobias, kendisinin ve Crimson Council’ın (Kırmızı Meclisin) diğer semavi varlıklarının, aslında insanoğlunun kanallığını yapmakta olduğunu bildirmektedir. Tobias’a göre, onlar bizim enerjilerimizi okumakta ve biz içimizde deneyimlerken, dışardan da bakabilmemiz için, kendi bilgilerimizi bize geri tercüme etmektedirler. Crimson Circle toplantıları herkese açıktır, ama LCV takdir edilir. Katılımı gerektiren hiç bir şey ve ödenmesi gereken bir aidat yoktur. Crimson Circle, dünya çapındaki Shaumbra’nın açık sevgisi ve bağışları yoluyla bolluğu kabul etmektedir.
Crimson Circle’ın en yüksek amacı, insan melekler ve öğretmenler olarak, içsel spiritüel uyanış yolunu yürümekte olan kişilere hizmet etmektir. Bu hıristiyanlıkla ilgili bir misyon değildir. Tersine, içsel ışık, merhamet ve ilgi bulabilmeleri amacıyla, insanları senin kapına getirecektir. Kılıçlar Köprüsü’ndeki yolculuğuna başlayan bu kendine has ve değerli insan sana geldiğinde, o anda ne yapman ve öğretmen gerektiğini bileceksin.
Eğer bunu okumaktaysan ve gerçek olduğunu ve bir bağın olduğunu hissediyorsan, sen gerçekten Shaumbra’sın. Sen insan (kılığında) bir öğretmen ve bir rehbersin. İçindeki tanrısallık tohumunun bu anda ve gelecek tüm zamanlar için çiçek açmasına izin ver. Hiç bir zaman yalnız değilsin, çünkü tüm dünyada bir ailen ve çevrendeki semavi boyutlarda melekler vardır.
Bu metni lütfen ticari amaç olmaksızın ve bedelsiz olarak dağıtın.
Lütfen bu bilgiyi, dipnotlar dahil bütünüyle kullanın. Tüm diğer kullanımlar, Geoffrey Hoppe, Golden Colorado’dan alınacak yazılı onayı gerektirir. Telif hakkı 2001, Geoffrey Hoppe, P.O.Box 7328, Golden, CO 80403.e-posta: tobias@crimsoncircle.com. Tüm haklar mahfuzdur.

Sorular ve Yanıtlar

Berraklık Dizisi – 04 Şubat 2006
Şaud 7 – Bağlantıyı Kesmek
Adamus St.Germain’in katılımıyla,
kanallık eden, Geoffrey Hoppe

Kırmızı Çembere sunulmuştur

www.crimsoncircle.com – www.kirmizicember.org

Böylece George (Bush), Barney’in sevecen, bilge gözlerine baktı (kahkahalar) ve, “Peki ama ne yapmalıyım…. ne yapmalıyım?” dedi. Ve Barney onun elini yalayarak (yoğun kahkahalar) iletişim kurdu, “Enerji bağımsızlığı George. Enerji bağımsızlığı. Bu, savaşları durduracaktır, bu, güç oyunlarını durduracaktır. Bu, senin halkını yepyeni bir biçimde besleyecektir. Enerji bağımsızlığı.” Ve George son ‘Birleşme Bildirisi’nde ne hakkında konuştu. Enerji bağımsızlığı. Elinin yalanması buna değerdi. (yoğun kahkahalar)

Ve Şambra diyor ki, “Şu an bilmemiz gereken nedir? Biz nerede bulunuyoruz? Ne yapmalıyız?” Ve Adamus ve Kuthumi ve Tobias, enerji bağımsızlığı diyor Şambra. Kendi enerji bağımsızlığınız.

Geçmişte sizi beslemiş olan herşeyle, en önemlilerinden olan o Alan da dahil olmak üzere herşeyle bağlantınızı kesmeyi öğrendikçe, kendi enerji bağımsızlığınızı ve sonunda kendi mutlak egemen doğanızın gerçeğini öğrenirsiniz. Enerji bağımsızlığı, Şambra. Diyorsunuz ki, “Peki ama bunu nasıl gerçekleştiririz?” Eh, bu pek de bunu nasıl gerçekleştireceğiniz hakkında değildir çünkü öyle ya da böyle nasıl olsa olacaktır. Bu, olmaktadır. Biz onu bugün başlattık. Biz onu başlattık – burada Şambra’da biraraya gelerek – sizi Alan’a bağlayan o şeyleri küçük küçük bırakmaya başladınız. Böylece, enerjiden bağımsız hale gelebileceksiniz.

Bakın, Alan’la bağlantıda olduğunuzda, gerçekten de kitlesel bilinçle, meleksel bilinçle, herşeyle bağlantıdasınızdır. Bağlantıyı kesmekle, o beslenmeyi bırakmakla, içinize nasıl döneceğinizi ve içinizde, size tam bir özgürlük ve tam bir bağımsızlık sağlayan şeyleri nasıl uyandıracağınızı öğrenirsiniz. Bu, sevdiğiniz kişiler hiç olmayacak, başkalarıyla hiç paylaşmayacağınız, birlikte olacağınız gruplar hiç olmayacak anlamına gelmez. Bu, bunu farklı ve bağımsız bir yoldan gerçekleştireceksiniz anlamına gelir. İşinizden beslenmek yerine ki, bu bu arada er ya da geç gitmek zorunda kalacaktır. Ailenizden ve eşlerinizden beslenmek yerine, kitle bilincinden beslenmek yerine, enerjiden bağımsız hale gelirsiniz. Mutlak bir egemenlik. Kendi içinde tamamlanmış, bütünlenmiş.

Bu olmaktadır. Onu zorlamanıza gerek yok. Biz bununla ilgili kitaplar yazamayız. O sadece olur. O bağlantılar ve ağlar sadece erir gider. Elbette yavaş yavaş ki, bedeniniz bununla başa çıkabilsin, ve zihniniz başa çıkabilsin, ama bu bağlantılar eriyorlar.

Bu daha çok, ona nasıl bir tepki vereceğiniz meselesidir. Bu Şaud’un amacı buydu – o enerjiyi ekmek – ki, paniklemeyin. Ve sistemlerinizin savunma mekanizmasının yükseldiğini, ya da korku ve kaygıların tetiklendiğini hissettiğinizde, artık bunların nereden kaynaklandığını bilin. Yaşantınızda ters-yüz olan şeyleri hissettiğinizde, bunların nedenini artık anlayacaksınız.

Bunların tümü, harika bir ruh amacıyla gerçekleşir. Ruhun amacı, Bütünü ya da Bir’i bırakmak, kendi içinde tam ve bütün olmaktır ki, bu da Bir’i bir kez daha yeniden yaratır. Muhteşem bir enerji spirali.

Ve şimdi, cesaret edenlerden soruları alalım.

LİNDA: Adamus, ben herşeyden önce, kendini beğenmişliğini biraz kenara koyup da güçlü ve zeki olma kararın için sana teşekkür etmek istiyorum. Birçoğumuz bunu çok takdir ediyoruz. Sana teşekkür ederim.

ADAMUS ST.GERMAİN: Kendimi beğenmişliğimin bir kısmını hâlâ kendimde tutuyorum. (gülüşmeler)

LİNDA: Aa, özür dilerim! Ve senin böyle muhteşem bir köpek olabildiğini duymak da ilginçti, teşekkür ederim.

ADAMUS ST.GERMAİN: O muhteşem köpek ben değildim, ama o muhteşem köpek – deyim yerindeyse – George ile doğrudan iletişime geçebilmem için onun içine girmeme izin verdi.

LİNDA: Teşekkür ederim, bu harikaydı.

1.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): İyi günler Adamus. Geçenlerde çok sevgili bir arkadaşım bana geldi ve yaşamın bir havaalanı gibi olduğuna inandığını söyledi. Hangi uçakla geldiğini anımsamıyordu. Hangi uçakla gideceğini de bilmiyordu, ve o alanda ne yapmamız gerektiğinden de pek emin değildi. Ve ben senin buna nasıl bir yanıt vereceğini duymak isterdim.

ADAMUS ST.GERMAİN: Gerçekten. Buna çok benziyor, çünkü çoğu insan buraya nasıl geldiğinin gerçekten farkında değil, ve gitmekten de korkuyorlar, ama aynı zamanda havaalanında olmaktan da nefret ediyorlar. O nedenle, durum bu benzetmeye çok benziyor. Ama amacın kendisine bakacak olursak, amaç çok açıktır ve çok nettir. Çoğu insan buna ya da örtücü katmanlara bakmak istemiyor – etkisi altında oldukları ipnoz bunu yapmalarını engelliyor – ve bazıları da bunları kutsal olmayan sözcükler olarak görüyor, ama aslolan, senin de Tanrı olduğunu keşfetmendir. Herşeyin temeline inip de bunu basitleştirmek istersen, Şambra’nın öğrendiği, buradaki tüm tutkunuz, sizin de Tanrı olduğunuzu keşfetmektir. Bu, gülün meyvesidir.

1.ŞAMBRA: Çok teşekkür ederim.

ADAMUS ST.GERMAİN: Teşekkür ederim.

2.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Adamus, ben “Alms” denilen beyaz altın tozundan bir ürünle tanıştırıldım, ve üreticilerle onu kullanan insanlar, bu ürünün, ışık bedenin olma yolundaki yükseliş sürecine yardımcı olduğunu söylediler… (Adamus araya giriyor)

ADAMUS ST.GERMAIN: Besleyen tüpü bırak. Bunu duymak bile istemiyorum. Eğer beyaz altın tozunu alman gerekiyorsa, Alan’dan çıkamazsın. Enerji bağımsızlığına ulaşamazsın. Bir kez daha dışsal şeylere güvenmiş, bel bağlamış olursun. Teşekkür ederim. Bir sonraki soru.

LİNDA:….bu, kendini beğenmişliği bırakmakla ilgili. (kahkahalar).

3.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): St.Germain, ben bugün sana olan sevgimden ve beni bu denli sık ziyaret etmenden kaynaklanan şükran duygumdan biraz etkilenmiş bir haldeyim.

ADAMUS ST.GERMAIN: Ve geldiğimde güzel zaman geçiriyoruz (kahkahalar).

3.ŞAMBRA: Evet, geçirdiğini biliyorum! Ve senin mizah duygunu ifade edebileceğimden de çok takdir ediyorum. Onun için, şimdi burada biraz sakinleşmek amacıyla azıcık mizahla başlamak istiyorum. Benim için bir dolu gölge potansiyel ortaya çıkmaya başladı. Çok-boyutlu bir varlık olmanın oldukça kolay olduğunu görüyorum. Bunu aynı anda hem aynı mekanda, hem de aynı zaman sürecinde bulunarak gerçekleştirmek ise, alıştırma yapmayı gerektiriyor. Böylece, geçen hafta Walmart’a (çvr: Koçtaş gibi büyük bir market) gittim ve, bu şimdi yeni bir şey, ben hiç….

ADAMUS ST.GERMAIN: Dünya üzerinde enkarne olsaydım o yere gideceğimi hiç sanmıyorum! (kahkahalar)

3.ŞAMBRA: Aslında ben de ve özellikle de….

ADAMUS ST.GERMAIN: Hayat fazlasıyla kısa! (yoğun kahkahalar)

3.ŞAMBRA: Peki. Ben de zaten bir daha gitmeyi düşünmüyorum ama… (kahkahalar)

ADAMUS ST.GERMAIN: Bu, tüm örtücü-katmanların işbaşında olduğu kitle bilincidir, sevgili varlık!

3.ŞAMBRA: Neyse, ben erkekler tuvaletine girdim, ve bir an için, bunun ortaya çıkan yeni bir gölge potansiyel olduğu korkusu yükseldi içimden (kahkahalar). Neyse, şimdi ciddileşelim. Bildiğin gibi, 22 yılı aşkın bir süredir, elyazısını analiz etme ustasıyım. Dört yıllık yoğun araştırmalarıma dayanarak, elyazısında intihar olasılığına işaret eden göstergeler saptadım. “Red Flags For Suicide (İntiharın Kırmızı Bayrakları) – A Handwriting Analysis Framework for Prediction ( Elyazısını Analiz Ederek Öngörüde Bulunmak)” adında bir kitap yazdım ve sözü edilen programı oluşturdum. Bu, geçen ay boyunca gelişen bir gölge potansiyel. Ayın 14’ünde Denver’deki bir gruba sunum yaptım. Ve iyi bir tepki aldım, ama bunu kitlelere ulaştırma güdüm de çok güçlenmişti. Böylece, sonraki iki gün boyunca daha da berraklaşmama izin verirken, Salı günü posta kutuma bakmak için dışarıya çıktım ve komşumun evi civarında onca bölge polis arabalarını ve şerif yardımcılarını ve cinayet masası ekiplerini görünce şaşırdım. Komşularımın oğlu o gece intihar etmişti. Şambra dostlarımla bu konuyu konuşurken, arkadaşım Matt, bazı yeni istatistikler duyduğunu söyledi. Hepimiz, ülkede ve özellikle de Colorado’da ve bizi çevreleyen dağlık eyaletlerde intiharın fazlasıyla arttığını biliyoruz. Eyaletlerimiz için bunun neden geçerli olduğu hakkında konuşabilir misin? Bu, ilk sorum. İkinci sorum ise, kutudan çıkmış olup da bu yeni aracı kabul etmeye yatkın olan uygun kuruluşlara ve gruplara enerjimi odaklamamda bana yardımcı olabilir misin?

ADAMUS ST.GERMAIN: Gerçekten de, sözünü ettiğin organizasyon, içinde bulunduğun Şambra’dır. Daha birçoğu da var ama sen…. benim bunu tekrar kontrol etmem gerekiyor…. Şambra enerjisinin gelecek birkaç ay içinde kendi kuantum sıçrayışını gerçekleştirdiğini ve kendine has bir enerji sistemi haline geldiğini göreceksin – hem gerçek, hem mecazi, hem de parasal anlamda. O nedenle, başlamak için en uygun yer burasıdır ve biz bunu sadece sana değil, ama fikirleri, tutkuları, kitapları, ya da bu tür şeyleri olan herkes için söylüyoruz…. Bu Şambra kuruluşunun bu şekilde yaratılmış olmasının nedeni, yarattığınız tüm bu şeyler için bir bağlantı sağlamaktır. Kitle bilincinin düzeylerini kırıp geçmek sana şu an çok zor geliyor, ama bu yeni – adı bu olmamasına karşın benim Şambra şirketi diyeceğim – kuruluş, mekanizmayı sağlayacaktır. Hepinizin bağımsız olmasına karşın, çok büyük şeyler yaratmak amacıyla, bir süreliğine ya da belli bir amaç uğruna enerjilerinizi bir tür sinerjide nasıl birleştirebileceğinizi öğrenebilirsiniz. Yani başlamak için burası uygundur.

İntihara gelince, intihar oranında genel bir artış var. Burada işin içine çok, çok unsur giriyor. Dünyadaki yaşam, şimdiye kadar olduğundan çok daha zor. Ve yaşam o kadar hızlı ki, yalnızca intiharlarda değil, ölüm oranında da artış var. İlle de…. bunu nasıl ifade ettiğimizde dikkatli olmaya çalışıyoruz…. ama ölüm oranları, aslında olmaması gereken bir oranda artıyor. Bir yandan sağlığa gösterilen ilgi düzelirken ve bilinç az da olsa berraklaşırken, bir yanda da bu zamanda Dünya’da yaşamakta zorlanan insanlar var. İntihara sürükleyen bir unsur daha var, ve Şambra – enerjiyle çalışan her insan – bunu enerjisel olarak ele alabilir. Dünya’da insan başına düşen enerji alanı şimdiye kadar olduğundan çok daha az. Biz coğrafi alandan söz etmiyoruz, enerjisel alandan söz ediyoruz. Dünya üzerinde giderek daha fazla insan yaşadığı için ve Dünya’ya yakın alemleri giderek daha fazla varlık doldurduğu için, burası dolup taşmaya başladı. Okyanuslar ve onların toprak kütlelerine olan su orantıları çok ölçülüydü. Okyanuslar, enerjileri temizlemenin ve onlarla başa çıkmanın bir yoluna sahiptirler ve Dünya üzerinde bulunan insanların gereksindiği, adam başına düşen enerjisel alanda belli bir miktar da söz konusudur. Bununla ilgili – nasıl desek – bazı formüller vermek zor olacaktır, ama şöyle düşünebilirsiniz, diyelim ki 1.000 metre karelik bir alanda yaşamaya gereksinirken, şimdilerde 50 metre kareye sıkıştırılıyorsunuz. Bu, bedenin ve ruhun ya da özün, işbirliği yapma duyusunu kaybetmesine neden oluyor ve kişi çekip gitmek istiyor.

Kişinin, üçüncü boyut alemlerinin ötesine genişleyen büyük bir enerjisel alanı keşfetmesinin yolları var. Ve herkes, bu üçüncü boyut enerji aleminin ya da hatta dördüncü boyutun sakinidir, ama Şambra’nın keşfettiği şeylerden biri de, sadece Dünya sınırlarıyla belirlenmiş olanın ötesine geçecek bir enerji alanını kendisi için nasıl yaratacağıdır. Ve bu herhalde, bana göre, intiharların en büyük nedenidir.

4.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Ben, gölge biyoloji fikrini kavrayabildiğimden pek emin değilim. Bir ya da birçok gerçeklik ışıkta ve bir dolusu da gölgede. Bu, bir gölge gerçekliğini alıp da onu yaşantımın ve bilincimin ışığına oturtmaya karar verebilirim anlamına mı geliyor? Böyle bir durumda, bir gölge olasılık, bir ışık olasılığı haline geliyor. Bu, bolluğu yaşantımıza sokmakla aynı işlem, öyle değil mi? Teşekkür ederim.

ADAMUS ST.GERMAIN: Gerçekten de. Buna, bulunduğun oldukça sığ bir boyutsal gerçekliğin varoluşunda inanıyorsun, ve aslında orada bir seferde yalnızca tek bir gerçeklik tezahür ettirilebilir. Örneğin biyoloji yaşantında tezahür ettirildiğinde ve sen görüntünle ve sağlık oranınla belli bir gerçekliği tezahür ettirdiğinde – o gerçeklik, onun gerisindeki diğer potansiyelleri görmeni, tam anlamıyla engeller. Böylece sen, tam anlamıyla üstlenebileceğin başka beden biçimlerine, başka sağlık oranlarına, kırık dökük bir beden yerine şifalanmış bir bedene sahip olabileceğini fark etmiyorsun. Bunların tümü, gerçekliğine getirebileceğin potansiyellerdir, ama – sen onu ışığa getirmek diyorsun, oysa biz sadece onu tezahür ettirmek ya da gerçekliğine getirmek diyeceğiz. Yalnızca tek bir potansiyeli ya da gölgeyi getirebilmek yerine, gerçekten birçoğunu gerçekliğine getirebilirsin, anlıyor musun. Her seferinde yalnızca tek bir gerçekliği yaratabileceğini ya da tek bir gerçekliğe sahip olabileceğini kim, ya da hangi inanç sistemi söylüyor? Aynı anda çoklu gerçekliklere sahip olabilirsin. Ve evet, fiziksel maddede bile. O nedenle, biz Şambra’nın, bunun tek bir gerçeklik varoluşu olduğu fikrini bırakmasını istiyoruz. Bu, çoklu gerçekliktir ve siz potansiyellerden herhangi birilerini seçebilir ve onları gerçekliğinize getirebilirsiniz. Teşekkür ederim.

5.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Profesör Adamus, ben sana şu televizyon dizisi “Ghost Whisperer – Hayalet Fısıldayıcısı”nı sormak istedim ve onun nasıl – ona sizler mi kanallık ediyorsunuz ve….

ADAMUS ST.GERMAIN: Ben hiç bir yaşantımda hiç televizyon izlemedim (gülüşmeler). Ondan uzak durmaya çalışıyorum. Ama soruna yanıt olarak – ben… evet, evet… sen soruna devam et – evet o….

5.ŞAMBRA: Yani Rüya Yürüyüşü böyle bir şey mi olacak?

ADAMUS ST.GERMAIN: Hayır.

5.ŞAMBRA: Hayır.

ADAMUS ST.GERMAIN: Hayır. Sizin televizyon dizisi ve film dediğiniz bu tür şeylerin birçoğu, bilinci yükseltmeyi temel alıyor. Onlar ille de, bizim şimdi gerçekleştirdiğimiz gibi doğrudan kanallıkla yapılmış şeyler değildir, ama bilinç yükseldikçe ve bilinç ya da insanlık daha geniş bir gerçeklik duyusunu kabullenmeye istekli ya da gönüllü oldukça, bu, bu tür dizilerin yazarı ya da yazarlarının yeni senaryo malzemelerine erişebilmelerinin ve kullanabilmelerinin kapılarını açar. Yani bu, bir varlıktan diğer bir varlığa kanallıkla iletilmiş değildir. Bir varlık bilince kanal oluyordur ve bu bir televizyon programı olarak ortaya çıkıyordur. Ama sadece kitle bilincinin ve yazarın verdiği kabulün düzeyi kadar iyidir.

5.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

6.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Merhaba. Son mesajda şöyle dendi, “Bu tatil mevsiminde yaşamın tadını çıkartın. Bırakın kendinizi. Diğer insanlar için kaygılanmayın. Kendinizi bırakın ve keyif alın. Bu kendi başına, alternatifler için, gölge potansiyeller için, gelip de sizinle birlikte sahnenizde, yaşamınızda dans etmelerine bir davettir. Bunun bizden kaynaklanmadığını, bizden gelmediğini anımsayın. Bu gelenlerin tümü sizden geliyordur.” Palavra. Yaşamın tadını çıkartamıyorum çünkü kendimi buna programlıyorum. Ben kendimi ne bırakabiliyorum, ne de yaşamla dans edebiliyorum. Benim sınırlarım var. Senin sözlerin bende büyük bir düş kırıklığı yarattı ve çok sinirlendim, ve sen mutlu bir biçimde bunun artık bittiğini bildirirken ben bundan besleniyorum. Kimin için bitti? Benim için değil kesinlikle. Bir kere ben bu harika haberlerden ve keyfine varılacak yaşam olasılıklarından bıktım. Çok kızgınım ve çok düş kırıklığı yaşıyorum. Bazen sizi dinlemekle, ya da sizin dediğiniz gibi kendimi dinlemekle, başka bir sahte….. (Linda “bu kelimeyi söylemeyeceğim” diyor). İyi haberler vermek yerine ve herkesin onu nasıl soluyacağını anlamasını sağlamak yerine, benim gibi insanlar için bazı yararlı araçlar vermeye çalışabilirdin. Bizim yalnızca akıllı sözlerden daha fazlasına ihtiyacımız var.

LİNDA: Bu aslında Tobias’a sorulmuştu.

ADAMUS ST.GERMAIN: Gerçekten de! Biliyoruz! (kahkahalar) Biz de buna gülüyorduk! Şu Tobias, tüm bu sorunlara neden oluyor! Şimdi, ben Adamus, gelip sana kullanman için gerçek araçlar vereceğim. (yoğun kahkahalar) Tobias bunu yapmadığı için utansın!

Ben kendine bir bakmanı istiyorum, sen, uzun zamandır karşılaştığım en büyük yaratıcısın. Ben senin sorunu yeniden okumanı ya da yeniden dinlemeni istiyorum. Sen tam olarak yarattığın şeye sahip oluyorsun. Farklı bir biçimde nasıl yaratmak istediğine dair şimdi bir seçim yap. Teşekkür ederim.

7.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Sevgili St.Germain’im, inanılmaz bir üç ay geçirdim ve – Rüya Yürüyüşü Okulu’ndan beri – muazzam bir yolculuk yapmış gibi hissediyorum ve bir deneyim yaşadım, bir Rüya Yürüyüşüne götürüldüm, ve bu benim Rüya Yürüyüşümdü ve benim geçmiş yaşamlarımdı. Tümü birarada geldi, ve o deneyim beni çok etkiledi. Bu – beni etkileyen bölüm, her bir yaşam vasıtasıyla getirilen Mesih tohumuyla ilgiliydi – binlerce yaşam – ve sonra da onlarla Çiçekler Köprüsünü geçmek ve Yeshua ile, seninle, Tobias ve diğerleriyle buluşmak. Ve Yeshua’nın tohumu alıp da göğüs bölgeme ekmesi. Ve bu öylesine bilinçli ve öylesine berraktı ki – kristal berraklığında. Ve birkaç gün – o gece uyumak için yatağa girdiğimde, yattım ve biraz soluma yapayım dedim, ve ama, hayır dedim, yalnızca dinlen. Benim sorum, bunun bedeni nasıl etkilediği. Ertesi sabah, hafif fiziksel ağrılarla uyandım, gerçi buna tam ağrı da denemez, sanki 1 derecesinde bir ağrı gibi. Ve algıladığım, bedenin, tüm bedenlerimizin farklı katmanlarıyla bir uyumlanmaya girdiği idi, ve üç ya da dört gün sonra, vaay, ben bununla gerçekten bir şeyler gerçekleştirebilirim diye düşündüm, ve sonra da yerle bir oldum. Ve ben, peki, eğer onunla bir şey yapamayacaksam bu inanılmaz deneyim neyin nesiydi. Yani ben orada kaldım, gerçi sen bugün bazı sorularımı yanıtladın ama biraz daha açabilir misin.

ADAMUS ST.GERMAIN: Evet, ve biz önce… o deneyimle bir şey yapman gerektiğini söyleyen her türlü inanç ya da örtücü-katmanı bırakmaya istekli olmalısın. Gidip de herhangi bir şey yapman gerektiğini söyleyen hiç bir şey yoktur. Şimdi biz o insan yanının bunu bir biçimde ifade etmek istediğini anlıyoruz, ve bu sevincin ifadesidir, ama onunla herhangi bir şey yapman gerektiğini söyleyen örtücü-katmanı salıver, çünkü bu kendi içinde bazı engellere neden oluyor, anlıyor musun, ve bazı kısıtlamalara neden oluyor. Böyle bir şey olduğunda ya da – Tobias’ın deyimiyle – bir ayrılık noktası ya da kozmik bir bilinç noktasına ulaştığında, genelde hâlâ tam anlamıyla Dünyanın toprağında bulunan geçmiş yaşamlarını salıverdiğini, onları bıraktığını tam olarak anladığında ve algıladığında, beden de muazzam bir değişimden geçer. Sen tüm geçmişinin öyle bir şifalanmasına izin verdin ki, geleceğin açık, berrak. Bunun da fiziksel beden üzerinde bir etkisi olur, ama sen genel olarak yıllardır, belki de yaşamlar boyunca hazırlanıyordun, ve bedenin de gerekli uyumlamaları yıllardır yapıyordu, yani bu onun için bir şok olmadı. Bunu yerine oturtmak için zorlamazsın. Tıpkı, bugün sözünü ettiğimiz ‘Alandan kopmanın’ da bedeninde bir dereceye kadar bir etki yaratması gibi, ama sen buna hazırlanmıştın, yani bedenini, bir tür reddetmeden ya da kendini ters-yüz etmeden geçmemesi için şartlandırmıştın da diyebilirsin.

7.ŞAMBRA: Peki biz herşeyle olan bağlantımızı kesiyorsak, bu, seninle ve Tobias’la ve tüm diğer meleklerimiz ve varlıklarla olan bağlantımızı da kopartıyoruz anlamına mı geliyor?

ADAMUS ST.GERMAIN: Bağlantıyı, bel bağlamak ya da bağımlı olmak anlamında kopartmaksa, evet, gerçekten de.

7.ŞAMBRA: Tamam.

ADAMUS ST.GERMAIN: Bu şeye çok benzer… biz burada bir benzetme düşünmeye çalışıyoruz…. şöyle diyelim, birçoğunuz evinizden ayrıldığınızda, yirmili yaşların başlarındaydınız ve bağlantınızı koparttınız. Dışarı açılıp, herşeyi kendi başınıza nasıl gerçekleştireceğinizi öğrenmek durumundaydınız. Evin rahatlığını, zaman zaman çılgın olsa da, masada bir yemek ve başınızın tepesinde de bir dam gerçeğini terk ettiğinizi biliyordunuz. Ama bir şey sizi kendi başınıza çekip gitmeye zorladı. Ve içinizdeki bu çağrıya uymadığınızda ya da onu dinlemediğinizde, dış koşullarla yine önünüze gelecekti, ana-babanız gitmeniz gerektiğini söyleyerek sizi kapının önüne koyacaktı. Oluşan doğal bir güç vardır. Böylece başınızı alır gidersiniz. Siz bir anlamda ailenizden ya da hayatınızı yaşama biçiminden koparsınız, ama bir noktada, şimdi özgür ve bağımsız olarak, kendiniz olarak geri gelirsiniz. Ve bu, ailenizle çalışamazsınız ya da onlarla olamazsınız ve birlikteliğin keyfine varamazsınız demek değildir, ama artık onlara, önceden olduğu kancalarla bağlı değilsinizdir.

Şimdi bu da çok benzer bir durumdur, yani enerjiden bağımsız olmayı öğrenmek, Alan’dan çıkmak, kendi içindeki kendi enerji merkezini, hiç bir dışsal güce bel bağlamayan – kendi kişisel enerji merkezini – aktive etmeyi öğrenmek. Böylece başka hiç kimseye asla borçlu olmayacaksınız. Asla başka bir insana sevgi enerjisi için, para enerjisi için, ya da herhangi bir enerji için bel bağlamak, dayanmak zorunda kalmayacaksınız. Yani tümüyle bağımsız olmayı öğreniyorsunuz. Şimdi, bağımsız varlıklar bir şeyler paylaşabilir ya da birlikte çalışabilir mi? Kesinlikle, ve üstelik şimdi çok daha açık, berrak bir biçimde, çünkü artık birbirlerinden beslenmiyorlardır. Tümüyle kendi kendilerine yetiyorlardır. İşte bu – benim – “Şambra Sevinci” diyeceğim şeydir. Teşekkür ederim.

7.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

8.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Ben şimdi pit bull’ları (köpek cinsi) kurtarıyorum, Birleşik Devletler’de onların adı kötüye çıktı. Onlar için ve başka köpek sorunları için bir aygıt geliştirebileceğim geldi aklıma. Bunun bir piyasası olur mu? Açık bir yanıta ihtiyacım var.

ADAMUS ST.GERMAIN: Senin şeye bakman gerekecek – ve Tobias gelecek oturumda bundan söz edecek – ama evcil hayvanlar, bu tür…. ben onlara hayvan bile demek istemiyorum… bu sevecen varlıklar, sahiplerinin ya da bilincin enerjisini üstlenirler ve sonra da bunu yansıtırlar. O nedenle bir pit bull sadece, tekrarlıyoruz, insanlığın bir bölümünün, çok sadık ve sevecen olabilen ama ansızın dönüp de bir kolu ya da bacağı kapabilen bir bölümünün yansımasıdır. Sen şu anda, pit bull’ların bazı yanlarını değiştirebilecek bir aygıttan söz ediyorsun. Bizse, pit bull’ların kendisindense, bilinci değiştirecek bir aygıtla çıkagelmenin daha iyi olacağını düşünüyoruz. Tobias bundan söz edecek, özellikle de bu soruyu o oturumda soracak olursan, ama, hayvanlardan eski kitle bilincini salıvermenin yolları var. Bazen sahiplerinin enerjilerinde çok tıkanıp kalırlar ve bu her zaman da adil değildir. Sahiplerinin enerjilerini üstlenirler ve ona öyle bir yakalanırlar ki, nasıl çıkacaklarını bilemezler. Ama, bir evcil hayvanı, sahibinin enerjisinden özgürleştirecek ve kopartacak bazı çok basit teknikler vardır.

LİNDA: Son soru, eğer seçimin buysa.

ADAMUS ST.GERMAIN: Birkaç tane daha.

LİNDA: Peki. Geoff’in sesi bunu idare edebilecek mi?

ADAMUS ST.GERMAIN: Evet.

LİNDA: Peki. (gülüşmeler)

9.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Merhaba. Creststone’a yapacağım yolculukla ilgili, oraya taşınmak ve geçimimi orada temin etmekle ilgili, ve Motsu ile olan bağlantımla ilgili bana verebileceğin bir öğüdün var mı?

ADAMUS ST.GERMAIN: İlginç. Biz bununla ilgili belli yorumlarda bulunmak istemiyoruz çünkü bu senin yolculuğun. Onu nasıl yaratıyorsan, öyledir. Senin o bölgeye, Creststone dediğin yere çekilmenin nedeni o bölgenin coğrafyası yüzünden, ama aynı zamanda…. orada karşılaşacağın bir grup insan yüzünden, sen onların enerjisiyle çok bağlantı içindesin. Ama biz, senin adına senin deneyimini yaratmak istemiyoruz. Duyduğun şey, yüreğinin çağrısı ve kendi içsel varlığının oradaki bir şeyle rezonansa girmesidir. Neden onu sadece izlemiyorsun? Neden oraya gidip de olacakları keşfetmiyorsun ve bu süre içinde de hiç bir şey planlamamaya çalışmıyorsun, hatta bu konuda ne hissettiğimi bile bana sorma. Bu senin yolculuğun, ve onunla bir rezonansa girdiğin de açık. Öyleyse, izle onu. Sen mükemmel bir soru sordun, çünkü bu yalnızca seninle, ve Creststone ile, ve oradaki bir grup insanla ilgili değil. Bu soru Şambrayı da ilgilendiriyor – onu hissetmek, hissettiğin bir sesin olması ve onun zihinden değil de her yerinden gelmesi, ve bir şey yapman gerektiğini, bir yere gitmen gerektiğini, bir şey icat etmen gerektiğini ya da her neyse onu sadece bilmen. Bu, sana konuşan yüreğindir. Bu, sana konuşan içsel enerjindir. Onu izle. Onu izlemen, kişisel enerji merkezini de aktive etmene yardımcı olur. Bunun giderek daha da sıklaştığını göreceksin, çünkü şimdi daha da açık oluyorsundur ve enerjileri çok daha iyi hissediyorsundur. Teşekkür ederim.

9.ŞAMBRA: Motsu ile olan bağlantım hakkında bana bir şey söyleyebilir misin?

ADAMUS ST.GERMAIN: Biz orada karşılaşacağın ve o enerjiyi içeren – o enerjinin bir parçası olan – bir gruptan söz ettik.

9.ŞAMBRA: Tamam. Teşekkür ederim.

ADAMUS ST.GERMAIN: Gerçekten de.

10.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Sen ve daha birçok varlık, parayla ilgili “sadece yeterince” olmasından söz ettiniz ve bana öyle geliyor ki, şu para enerjisi konusu şimdilerde gezegende büyük bir önem taşıyor. Çocukluklarını katolik okullarında geçirenlere acıyorum. Tüm tartışmaların sonunda, gereksindiğimiz şeyi alabilmek için ve başkalarının istediği bir hizmette bulunmak ya da bir ürünü sunmak için, ben enerjiyi mi ıskalıyorum, yoksa anlamadığım bir şey mi var, yoksa fazlasıyla 3B mı bulunuyorum?

ADAMUS ST.GERMAIN: Fazlasıyla kafandasın. Fazlasıyla bunu analiz etmeye, parayı anlamaya çalışıyorsun. Onu manipüle etme gayretini bırakıp da kendi-kendine-yeterli hale geldiğin anda, o da orada olacaktır. Bunu şimdi öğrenmiş olan bir dolu Şambra var. Onlar da sana aynı şeyi söylerlerdi. Onu bırakmak zorundasın. Onu zorlamaya çalışmaktan vazgeçmelisin. O hemen oradadır. Enerji bolluğu, enerjiyi tezahür ettirmek ve gerçekleştirmek doğal bir şeydir. Doğal olmayan yoksunluktur. Yaşantında yoksunluk yaratmak için ne kadar çok çalıştığına bir bak. Şimdi o örtücü-katmanı bırak gitsin. Bolluk hep oradadır. Gereksindiğin herşey geliverir. Bu sadece basit bir prensiptir, ama hepiniz bunu fazlasıyla karmaşık bir hale getirmek istiyorsunuz. Bize kızmak istiyorsunuz ve size sihirli bir formül vermemizi ya da bunu sizin adınıza yapacak özel bir araç vermemizi istiyorsunuz. Ama o hemen oradadır. Keşke siz de onu, bizim görebildiğimiz kadar açık, berrak bir biçimde görebilseydiniz.

11.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Adamus, meleklerim ve sen ve Tobias beni ziyarete geldiğiniz zamanlardaki hislerim ve farkındalığımla ilgili içimde ve çevremde olan şeylere ilişkin hislerimin ve farkındalık düzeyimin düşüklüğü, beni bir süredir sinir ediyor. Ve geçen ayki ödevimizin kristalin alemlerle kestiğimiz bağlantıya dayandığını ve benim de, bu şeyleri hissetmemek için bir tür yemin ettiğimi ya da söz verdiğimi hissediyorum. Onun için, daha yüksek hislerimize nasıl yeniden bağlanabileceğimizin ve şu yeminleri nasıl bırakabileceğimizin ya da onlarla olan bağlantıyı kesebileceğimizin fiziği hakkında biraz konuşabilir misin?

ADAMUS ST.GERMAIN: Tabii, ve burada bu kadar açık ve dürüst olduğun ve kendini paylaştığın için teşekkür ederiz. Sen ve diğerleri bu düzeylere tekamül ettikçe ve çok, çok hızlı tekamül ettikçe, hissetmek için eski yerlere geri gitme eğilimi olur. Örneğin, güçlü spiritüel bir his diyeceğin bir şey geldiğinde – bir biliş geldiğinde – sen bir anlamda, onun nerede olduğunu işaretleyip oraya geri gitmeye çalışırsın. Yani, daha önce hissi burada bulmuştum demeye çalışırsın. Ama sonra da kafan karışır ve neden şimdi bu hisse sahip değilim dersin. Yanlış bir şey yapmış olmalıyım dersin. Ve bu arada, bu çok popüler olan insani bir niteliktir, yani şöyle demek – “Yanlış bir şey yapmış olmalıyım ve bu bir yemin ya da başka bir şey olmalı.” Bunlar da rol oynuyor, ama seninle şunu paylaşmak istiyorum. Hisler için yeni yerlere, anlıyor musun, yeni yerlere bakmaya başlamalısın. Dün bizimle kurduğun bağlantı ya da duyduğun hisler, artık o yerde değil. Sen değiştin; biz de değiştik, ama sen yine de gidip oraya bakınıyorsun bizi bulmak için. Biz seninle buradayız. Biz hemen buradayız şu anda. Bu, uyarlanabilmekle (intibak edebilmekle) ve her gün duyarlılık ya da his tabanını genişletebilmekle ilgilidir. Her gün, her bir gün yataktan kalktığında senin için bir şey iyi olacaktır, derin bir nefes alırsın ve kendinin ve hislerinin ve bilincinin yeni bir yerini bulursun. Bir hafta ya da bir yıl önce hissettiğine geri gitme. Bunun ne denli kolay olduğunu görünce çok mutlu olacaksın.

11.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

ADAMUS ST.GERMAIN: Teşekkür ederim.

LİNDA: Son soru, seçimin buysa…. Adamus, bir bakalım, bu Tobias’a sorulmuştu ama eminim sence bir sakıncası yoktur.

12.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Buradayım çünkü profesyonel yaşantımla ilgili biraz yönlendirilmeye ihtiyacım var. Yanıtlar içimde ama, ben sanki onları bulamıyorum. Beklemek ve o içsel inanca sahip olmadan çok çalışmak insanı sinirlendiriyor. Bana bir ipucu verebilir misin? Ve bir de, kötü düşünceleri şimdi nasıl ele almalıyız – hâlâ aynı yol mu geçerli, yani geçen Şaudlardan birinde söylediğin gibi kontrolü mü bırakmalıyız? Zihnimizdeki kötü düşünceleri, kötü bir gerçeklik yaratacağımız korkusunu duymadan bırakabilir miyiz? Bu bana hâlâ bazen oluyor ve ben “kontrolü bırakmayı” gerçekleştiriyorum, ama bazen de emin olamıyorum. Bu, insanı korkutuyor, ve birlikte-yaratma gücümüzü nasıl biliriz.

ADAMUS ST.GERMAIN: Düşüncelerini filtreden geçirmemek hâlâ önemlidir. Bunu yapmak yerine, ister görüntüler, ister düşünceler ya da fikirler olsun, zihninde olan bitenin izleyicisi ol. İzleyen ol. Ama, sadece iyi düşüncelere sahip olmak gerektiğine ve o zaman iyi bir insan olacağına dair eski bir eğilim var, ama bunun büyük bir dengesizliğe neden olduğu açıktır, ve o zaman, kötü düşünceleri bir yerlere yığarsın, bodrumun derinliklerine saklarsın, ve onlar bir gün ortaya çıkar ve seni bunaltır. Onun için bu…. ‘kötü’ düşüncelerin olmadığını da anlamakla ilgilidir. Yalnızca düşünceler ve senin onlara ilişkin belli hislerin ya da onlarla devinmen vardır. Ama bunların neden zihnine ya da gerçekliğine girdiğinin – neden orada olduğunun – izleyeni ol. Çok basit başka bir araç da – eğer bir araç istiyorsan – ne için orada olduğunu her düşünceye sor, her fikre sor, her dürtüye sor. İzleyen ve yaratan olarak, “Neden oradasın? Karanlık düşünce, neden şimdi geldin?” diye sorma hakkına çok sahipsin. Ve sonra da dinle… yanıta kalbinle kulak ver. Bazen, onların senin düşüncelerin olmadığını göreceksin. O karanlık düşünceler sana bakar ve şöyle der, “Bana konuşma, ben sana ait bile değilim. Sadece geçiyorum. Beni yalnız bırak!” (kahkahalar) Başka zamanlarda da şöyle diyeceklerdir, “Ben yalnızca çözümlenmemiş bir sorunum, beni özgür bırakır mısın.” Ve bu sadece özgür bırakma meselesidir. Bir dolu seremoniler ya da başka şeyler yapmak zorunda değilsin. Onlar bazen sana kızmak isterler. Sana havlamak ve seni her türlü şey için suçlamak, onlar için yeterli şeyleri yapmadığını söylemek isterler, ama sen sadece dinle. Sen izleyensin. Ve anla ki – eğer araçlar istiyorsan, bu çok önemli bir araçtır – sorunu çözmek zorunda olmadığını anla. Sorunu çözmek gerektiğine ilişkin insanlar, hatta Şambra, bir mecburiyet hissediyor. Bazen onun içine girip bir sorunu çözmeye çalışıyorsunuz, başka bir deyişle, bir sorunla karşılaştığınız her sefer, herşeyi bırakmanız gerektiğini düşünüyorsunuz. Bu sadece sizin enerjini bağlar. Onu çözmek zorunda değilsiniz. Ve aslında onu defedebilirsiniz, ve gerçekliğinizde artık ona gereksinmediğinizi söyleyebilirsiniz.

İş hayatınla da ilgili soru sormuştun ve sorundan ve enerjinden açıkça anlaşılıyordu ki, bu senin sinirlerini çok bozan bir konu. Ben senin, neden o işte, o meslekte olduğunu iyice araştırmanı istiyorum. Ve sana birkaç ipucu vereyim – bu senin fikrin değildi. Sen bir başkasının arzularını ve isteklerini yerine getirmeye çalışıyorsun. Öyle olduğunu düşünsen bile, daha derinlere düşmeden ve daha da mutsuz olmadan ve altı ay ya da bir yıl sonra, neden bu denli mutsuz olduğun sorusuyla bize gelmeden önce, ve bizim de o zaman senin o işten kovulmana yardımcı olmamız (kahkahalar) gerekmeden önce, mesleğini ya da işini değiştirmenin zamanıdır.

Böylece, bugün vekaleten öğretmen olmak benim için bir onurdu. Çok iyi davrandınız, hele konuştuğumuz konular göz önüne alınırsa. Kuthumi için – nasıl desek – bugün benim söylediklerimin ve mizahımın metin yazarı olmak bir onurdu. O benden daha iyi bir mizah anlayışına sahip. Ve sessiz olmasına karşın, sizinle bir an için sevgisini paylaşmak istiyor, konuşmadan, sessizce, izin verirseniz….

(duraksama)

…. ve biraz da mizah anlayışını.

Ben benim, evet, Ben benim.

Kırmızı Meclis’in varlıklarından Tobias, Golden, Colorado’da yaşamakta olan Geoffrey Hoppe tarafından sunulmaktadır. Tobit’in mukaddes kitabında bulunan Tobias’ın öyküsü, Crimson Circle sitesinde bulunmaktadır.
www.crimsoncircle.com. Tobias materyelleri, bedelsiz olarak dünyanın her tarafında bulunan ışık işçileri ve Shaumbra’ya, Ağustos 1999 tarihinden beri sunulmaktadır. Bu tarih Tobias’ın, insanlığın yıkım potansiyelini aşıp, Yeni Enerjiye girdiğini söylediği tarihtir.
Crimson Circle, Yeni Enerjiye geçiş yapacak ilk insan (kılığındaki) meleklerden oluşan global bir ağdır. Bu kişiler, yükseliş halinin sevinç ve zorluklarını deneyimlerken, diğer insanların da yolculuğuna, paylaşım, ilgi ve yol göstererek yardımcı olmaktadır. Crimson Circle’in sitesine her ay 40.000’in üzerinde ziyaretçi, son materyelleri okumak ve kendi deneyimlerini tartışmak amacıyla girmektedir.
Crimson Circle her ay Denver, Colorado’da, Tobias’ın, Geoffrey Hoppe kanalıyla son bilgileri sunduğu yerde biraraya gelmektedir. Tobias, kendisinin ve Crimson Council’ın (Kırmızı Meclisin) diğer semavi varlıklarının, aslında insanoğlunun kanallığını yapmakta olduğunu bildirmektedir. Tobias’a göre, onlar bizim enerjilerimizi okumakta ve biz içimizde deneyimlerken, dışardan da bakabilmemiz için, kendi bilgilerimizi bize geri tercüme etmektedirler. Crimson Circle toplantıları herkese açıktır, ama LCV takdir edilir. Katılımı gerektiren hiç bir şey ve ödenmesi gereken bir aidat yoktur. Crimson Circle, dünya çapındaki Shaumbra’nın açık sevgisi ve bağışları yoluyla bolluğu kabul etmektedir.
Crimson Circle’ın en yüksek amacı, insan melekler ve öğretmenler olarak, içsel spiritüel uyanış yolunu yürümekte olan kişilere hizmet etmektir. Bu hıristiyanlıkla ilgili bir misyon değildir. Tersine, içsel ışık, merhamet ve ilgi bulabilmeleri amacıyla, insanları senin kapına getirecektir. Kılıçlar Köprüsü’ndeki yolculuğuna başlayan bu kendine has ve değerli insan sana geldiğinde, o anda ne yapman ve öğretmen gerektiğini bileceksin.
Eğer bunu okumaktaysan ve gerçek olduğunu ve bir bağın olduğunu hissediyorsan, sen gerçekten Shaumbra’sın. Sen insan (kılığında) bir öğretmen ve bir rehbersin. İçindeki tanrısallık tohumunun bu anda ve gelecek tüm zamanlar için çiçek açmasına izin ver. Hiç bir zaman yalnız değilsin, çünkü tüm dünyada bir ailen ve çevrendeki semavi boyutlarda melekler vardır.
Bu metni lütfen ticari amaç olmaksızın ve bedelsiz olarak dağıtın.
Lütfen bu bilgiyi, dipnotlar dahil bütünüyle kullanın. Tüm diğer kullanımlar, Geoffrey Hoppe, Golden Colorado’dan alınacak yazılı onayı gerektirir. Telif hakkı 2001, Geoffrey Hoppe, P.O.Box 7328, Golden, CO 80403.e-posta: tobias@crimsoncircle.com. Tüm haklar mahfuzdur.

Print