Şaud 10: “Uyanmakta Olan İnsanlara Bir Mektup”

Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe

Kırmızı Çembere sunulmuştur
7 Haziran 2008
www.crimsoncircle.com – www.kirmizicember.org

Ve öyledir, sevgili Şambra, sağlam bir biçimde Yeni Enerjiye topraklanmış olarak bu Kuantum Sıçraması Dizisinin sonuna geldik. Ancak Dünya üzerinde birçok değişim ve dönüşüm yüzlerce yıl daha sürecek. Sizinki tabi daha kısa olacak, ama yıllar önce ilk kez Yeni Enerji ve yeni bilinç hakkında konuşmaya başladığımızda, o bir teoriydi. Biz onun geldiğini biliyorduk, siz onun geldiğini hissediyordunuz, ama hiç birimiz onun nasıl ortaya çıkacağını ya da açılacağını, bu Dünya bilincine nasıl girmeye başlayacağını, ya da Eski Enerjiye nasıl katılmaya başlayacağını, hatta nasıl birlikte-katılacağını bilmiyorduk.

İnsan bilincinin, sizin, nerede bulunduğunu görmek amacıyla, Kuantum Sıçraması kutlamasından birkaç ay sonra Dünya üzerinde bir ölçüm yapıldığını söylemiştik, böylece size hizmet edebilmek için gerekli araçları ortaya çıkartacaktık. Ve siz de, diğer insanlarla çalışabilmek için gerekli araçları devreye sokacaktınız. Bugün, yeni bilincin burada olduğunu biliyoruz, yalnızca bir kavram olarak değil, bir felsefe olarak hiç değil, ama o gerçekten burada, Dünya’dadır.

Onunla çalışmaya başlayanlarınız var, her seferinde bir zerresiyle, bir parçasıyla. O bir anlamda çok olağandışı, çok alışılmadık, çünkü hiç Eski Enerji gibi hareket etmiyor. Bir başka anlamda da çok sinir edici, çünkü sadece “yeni” ya da “bilinç” kelimeleriyle bile belli beklentilere sahipsiniz, oysa o, bu “yeni” ve “bilinç” sözcüklerinin kavramlarına göre de davranmıyor. O, şu an gerek sizin yaşamınızda gerekse Dünyanın her yanında çok, birçok değişime neden oluyor. Ama o buradadır.

Kendi bilincinizi, aslında daha bilincine varamadığınız biçimde genişlettiğinizi tamamen bilerek, Kuantum Sıçraması dizisinin sonuna geliyoruz. Kendi kaynaklarınızı ve enerjilerinizi ve veçhelerinizi ve gelecekteki potansiyel veçhelerinizi ve tanrısallığınızı buraya getirdiniz. Büyük bir parti yapıyor, burada, Dünya’daki yaşamınızı kutluyorsunuz.

Tobias’ın Deneyimi

Ben, Tobias için bu, tüm zamanların en ilginci ve en güzeli. İnsan biçiminde değil ama ruh olarak, gerçekliğinizin yalnızca yarım nefes ötesinde bulunan perdenin öbür yanından sizin önünüzde böyle bilincimle oturmak, birbirimizle bu kadar açık konuşabilmek, ve sizi bu denli net ve açık hissedebilmek, benim için ne eşsiz bir fırsat. Şimdiden Dünya üzerinde fiziksel bir bedene sahip olmam, ve bir yıla kadar o fiziksel bedene girmeye hazırlanmam, ne güzel bir şey. Sizinle yapacağım Şaudlar sayılı, ama ben bunu neşeyle söylüyorum. Bu bir ölüm değil, aslında bir doğum. Ben size veda etmiyor ya da sizinle yolumu ayırmıyorum, size Dünya’da katılacak olan yine benim.

Bu, yaşamımın ne güzel bir zamanı, çünkü bu inanılmaz dengeyi ve ruh olarak sizinle burada bulunmayı, şimdiden Dünya’da bir insan bedenine sahip olmayı, gerçekten hiç deneyimlemediğimi söyleyebilirim. Söylemek istediğim, size hatırlatmak istediğim çok şey olduğunu görüyorum, çünkü aslında bunları kendime söylüyorum. Bunları Sam’e söylüyorum.

Biz bunu birlikte gerçekleştiriyoruz. Biz bu kitabı birlikte yazıyor, bu filmi birlikte yaratıyoruz, buna nasıl bakmak istiyorsanız. Ben bunu sizinle birlikte gerçekleştiriyorum. Ama bunu aynı zamanda Sam için, kendim için, bir hatırlatma olarak yapıyorum. Bu, beni kendime geri getirecek olan şey, çünkü kitle bilincinin kargaşası içinde kaybolmak çok kolaydır. Kim olduğunu unutmak ve fiziksel dünyanın 3 boyutluluğuna kendini kaptırmak, ve sonra da herşeyin yalnızca bu olduğunu sanmak, çok kolaydır. Birlikte yarattığımız bu materyaller, Sam’in keşfedeceği şeylerdir.

O, İnternete girmeye bayılıyor. İnsanlığın şu anki biliş alanında, bilgelik alanında dolaşmaya bayılıyor. Ve biliyor musunuz, günün birinde, çok da uzak olmayan bir gelecekte, Sam bir kelimeye rastlayacak, içinde yankılanan, gizemli görünen bir kelimeye, ve başlarda bu sözcüğün onu neden etkilediğini anımsamayacak ya da anlamayacak, ama bu kelime inanılmaz bir açılım gibi ona ulaşacak. “Şambra” sözcüğü. Bunu bir gün İnternette görecek. Size yolunu bulacak. Ama herşeyden de çok, onu kendisine geri götüren yolu bulacak.

Geçmişte bir grup Şambra’ya itiraf ettiğim gibi, Tobias olarak, ve hatta benim ruhsal varoluşum To Bi Wah olarak, bu benim için ilginç bir zaman, çünkü ben de bir tür baştan çıkarmaya maruz kalıyor, bu dünyasal gerçekliğe çekiliyorum. İçinde bulunduğunuz bu boyutun psişik manyetizması fazlasıyla güçlü. Yerküre’nin çekim kuvvetinin güçlü olduğunu mu düşüyorsunuz? Oysa en gelişmiş ruhu bile bu çok yoğun gerçekliğe çekerek kim olduğunu unutturan bu psişik çekim, çok büyük, çok etkileyicidir. Ben o çekimi, o ayartmayı hissedebiliyorum. Ve son toplantımızda konuştuğumuz gibi, ona direnmiyorum. Onu reddetmiyorum. Onunla mücadele etmiyorum. Ben öbür yolu gideceğim. Öylesine onun içine dalacağım, kendimin onun içinde olmasına izin vereceğim, öyle derinlere dalacağım ki, tüm var olanın bu dünyasal gerçeklik olmadığının anlayışı gelecek.

Bakın, insan benliğinize ve insanca koşullarınıza gösterdiğiniz direnç, karmaşaya ve kim olduğunuzu unutmanıza neden olan şeylerden biridir. Burada inanılmayacak kadar basit fizik (kuralları) iş başında, çünkü öyle bir parçanız var ki – o melek parçanız, ruhsal varlığınız, yüksek bilinç varlığınız – şu anda bile direniyor, insan koşulları dediğiniz şeye direniyor. Bir kısmınız diyor ki, “Ama ben, 3B gerçekliğindeki ‘kendim’ denen şeye tümüyle teslim olursam, o zaman gerçekten kaybolurum”, ve işte bu, kaybolmanıza yardım eden şeyin ta kendisidir.

Aslında tümüyle içine dalmakla, bunun derinlerine inmenize izin vermekle hatırlarsınız. Ve ben Tobias’ın şu anda yaptığı budur. Bunun ilginç yan etkileri de var, çünkü ben ruhsal düzeyde biraz, sizin bellek kaybı dediğiniz şeyin olduğunu hissediyorum. Öbür taraftayken bile öyle günler oluyor ki, Adamus ve Kuthumi ve diğerleriyle otururken, kaydığımı hissediyorum, sanki hiç bir vites geçmiyormuş, vitesler uyuşmuyormuş gibi. Kendimi bir an kulübemin önünde oturmuş sizlerle çalışırken buluyorum, sonraki an Sam oluveriyorum. Çok ilginç bir dinamik meydana gelmekte, ve şunu da söylemem gerekiyor ki, bu gerçekten en güzel deneyimlerden biri – ona direnmiyorsanız tabii.

Yaşamın Güzelliği

Ben kendime insan deneyiminin tamamını hissetme izni veriyorum. Bu noktada bir şey eklemek istiyorum ve gelecek ay hepinizin bunu hissetmesini istiyorum. İnsan gerçekliği, Dünya, bu üç-boyutlu varoluş kadar güzel hiçbir şey yok. Şimdi biliyorum, bazılarınız kendi kendine şöyle düşünüyor, “Ama güzellik cennetlerde.” Ha, cennet güzeldir. Diyorsunuz ki, “Güzellik kristal alemlerde.” Ha, ve onlar inanılmazdır. Diyorsunuz ki, “Güzellik, bedenden özgürleşme yeteneğinde”, ve bu bir dereceye kadar doğru. Ama tam anlamıyla gerçek güzellik – fiziksel gerçekliği kapsayan, tüm duyularınızı oyun alanına sokan ve içeren bir güzellik, ruhun derinliklerinde hissedilen ve bir fiziksel bedende deneyimlenebilen güzellik – yalnızca Dünya’da bulunabilir. Dünya üzerindeki tüm yaşamlarımda ve yaşamlar arasındaki zamanlarımda deneyimlediğim en gerçek güzelliğin, doğrusu Dünya’da bulunduğunu söyleyebilirim.

Dünya’nın zorlukları ve meydan okumaları var, ama bunlar yanılsamalardır, sevgili dostlar. Yalnızca yanılsamalardır. Dualite sadece bir yanılsamadır. Korku, yaşamın muhteşem güzelliğiyle oyun alanına giren bir yanılsamadır. Güzellik, hemen buradadır.

Onu o kadar çok insan kaçırıyor ki. İnsanlar at gözlükleri takmışlar. Kendilerini çok hedefe odaklı bir anlayış içine sokmuşlar. Güzelliği hep başka yerlerde arıyorlar ve hep başka yerlerde olduğunu sanıyorlar. Ama size hemen şunu söyleyeyim, evrenin herhangi bir yerinde bulunabilecek gerçek güzellik, en muhteşem haliyle, hemen buradadır.

Biliyorum, o zor günlerinizde (dünya) güzel olmaktan çok uzak görünüyor. Sanki gerginlik ve korku ve belirsizlik gibi görünüyor. Ama bu şeyleri defetme çabanızdan vazgeçebildiğinizi düşünün – korkudan kaçma çabanızdan vazgeçtiğinizi, eski insan veçhesini kontrol etme çabanızdan vazgeçtiğinizi, neler olacağı hakkında kaygılanmaktan vazgeçebildiğinizi düşünün – o zaman yaşamın gerçek güzelliğini takdir etmeye başlayacaksınız. Ölüm gibi şeylere kaygılanmaktan vazgeçin. Ölüm, birlikte yaptığımız son Şaud’da da sözünü ettiğimiz gibi, ölüm kendi içinde bir güzelliktir. Son anlarınızda fiziksel bedeni onurlandırıp ona teşekkür etmek, yargı ya da suçlama olmadan herşeyi hatırlama deneyimi, işte bu güzelliktir. Ve fizikseli salarak daha ruhsal olan halinize geri gelmek, ne kadar güzeldir.

Peki ama, ruhu Dünya’ya geri gelmeye zorlayan nedir? Bir yaşamdan ötekine gelmeye zorlayan nedir? Bazıları buna “karma” diyecektir. Bazıları, bitirilmemiş işler olduğunu düşünmek isteyecektir. Bazıları sizi, geçmişteki yanlışları düzeltmeniz gerektiğine inandırmak isteyecektir. Peki, ya yanlış yoksa? Ya sadece güzellik varsa? İşte, bir ruhu bir başka enkarnasyon ve bir başka deneyim yaratmaya zorlayan budur. Budur, sadece budur.

Günah ve karmanın, cezalandırmanın o eski anlayışını terk etme zamanıdır. Yaşamın tüm güzelliğini yeniden kabul etme zamanıdır. Yalnızca güzellik üzerine ayrı bir Şaud yapmak isterdim. Ben şimdi şeyleri her iki taraftan görüyorum – gerek ruhsal taraftan gerekse insan tarafından. Bir insanın gözleri ve kulakları ve dokunuşuyla duyumsuyorum, ama bir ruh olarak bütün benliğimle de hissediyorum. Şu an Dünya’da olmakla kendinize ne büyük bir armağan verdiniz. Hepimiz ne zamanlarda yaşıyoruz.

Bugünün Konukları

Bugünkü Şaud biraz farklı. Bir dakikaya kadar konuklarımızı içeriye davet edeceğim, ve isteğiniz üzerine enerjileri birleştireceğim. Bugünün konuklarıyla başlayalım, ve enerjilerinin tamamının bu kutsal alanda, bu güvenli alanda, yarattığınız bu mini boyutta varolmasına izin verelim. Size daha önce de söyledik, yalnızca hayal gücünüzü kullanarak boyutlar yaratabilirsiniz. Bazısı geçicidir, bazısı sonsuza dek gider, bazısı da kendilerine ait bir yaşam üstlenir. Birlikte gerçekleştirdiğimiz her Şaud’da bir boyut yaratıyoruz, ve onunla ne yapacağımız tümüyle size kalmış bir şeydir.

Bizim, dünyanın her yanındaki Şambra’yla yüzlerce ve yüzlerce ve yüzlerce toplantımız oldu. Bu toplantıların her biri bir boyut olarak yaşamaya devam ediyor. Bazısı çevrede süzülüp duruyor, bazısı burada, Dünya’da çok topraklanmış ve demirlenmiş halde. Bu boyutlar uygun nitelikleri üstlenirler, zaman ve mekan gibi, bilgelik ya da bilinç gibi, ve bir amaca hizmet etmesi için bir boyuta yüklenebilecek daha birçok nitelikler gibi. Ve biz hemen burada hemen şimdi çok güzel amaçlarla bir boyut yaratıyoruz.

Şimdi, bana daha sonra soru ve yanıtlar bölümünde de katılacak, ama bugünkü Şaud’un pek bir parçası olan Albert Einstein’in enerjisini içeriye davet edelim. Einstein, parlaklığıyla tanınıyordu, ama o inanılmaz sezgisi, zihnin ve şu an Dünya’da bilinmeyen bir fiziğin ötesine geçen bilgeliği bilinmiyordu. Einstein, bazı parlak formülleriyle tanınıyordu, ama ötenin ötesine yolculuk etme yetileri hiç kabul görmedi.

Einstein yolculuk yaptığı zaman, bunu bedeniyle değil, bilinciyle gerçekleştirdi. Zihnini beraberinde götürmedi. Bilincinin başka alemlere, daha yaratılmamış alemlere, bilinmeyenin, çok-boyutlu alemlerin fiziğine ve güzelliğine yolculuk etmesine izin verdi. Ve o inanılmaz bilinç yolculuklarından geri döndüğünde, oralarda hissettiklerinin ya da öğrendiklerinin .001’inden daha azını hatırlıyordu. Ama bu yeterliydi. Hatırlanan bilgi ve bilgelik, bilinci esinlendirecek ve genel olarak insanlığın bilgilenmesini esinlendirecek yeterlilikteydi.

Böylece, o geliyor – şu ara Dünya üzerinde çok, çok aktifti – o bugün bu özel zamanı ve özel mesajı paylaşmak için geliyor. Onun için lütfen, o özel kabul nefesiyle, lütfen sevgili Einstein’ımızı karşılayın.

Ayrıca Yoham enerjsini de buyur ediyoruz. Yoham, önceleri Metatron olarak bilinen varlıktı. Yoham, o eski Metatron enerjisinin ötesine tekamül etti, sizin metalik ya da hatta herhalde zihinsel diye düşündüğünüzün ötesine tekamül etti, çünkü Dünya üzerindeki insanların bilinci genişleyerek sezgi ve his ve kalp enerjisi gibi şeyleri kabul etmeye başladı. Metatron, sizin ruhtaki sesiniz olarak biliniyordu, ve şimdi Yoham, bu gerçeklikteki ruhunuz, maddesel uygulamadaki ruhunuz, bugünkü yaşamınızda mevcut olan ruhunuz olarak biliniyor.

Yoham, en saf ve en yüksek enerjilerden biri olarak kabul edilebilir, ama yine de en kişisel olanlardan biridir. Yoham’ın enerjisi, siz ve Yüksek Benliğiniz denebilecek şey arasında, siz ve Ruh arasında, siz ve cennetten varlıklar arasında bulunan Metatron’un önceki özüdür. Ama sizin artık aradaki bu varlığa ihtiyacınız yok. Aracıya ihtiyacınız yok. O nedenle Metatron’un özü de değişti ve Yoham oldu, ki bu, kişisel mülkiyetiniz için, kişisel Ben Ben’im’iniz için kullanabileceğiniz kendi aracınızdır.

Yoham bugün çok, çok mevcut, altın renklerle parlıyor, tek tek her birinizi sevgiyle ve şefkatle ve sizin bir tür kuvvet diyeceğiniz şeyle yıkıyor. Ama aslında kuvvet, bilişten başka bir şey değildir. Kuvvet, kim olduğunuzu anlamaktır, ve hiçbir varlığın bunu sizden asla alamayacağını anlamaktır – asla, hiçbir yerde.

Kişisel bir not, özellikle bazılarınıza; biz bugün, sahip olduğunuz ve sevdiğiniz ve öteye geçmiş olan evcil hayvanlarınızın enerjisini, ruhlarını da buraya davet ediyoruz. Bazılarınız onları çok yakınlarda kaybettiniz. Bazıları, bu sevgili varlıkları uzun süre önce kaybetti. Bunun, bazılarınız için kişisel bir mesaj olduğunu biliyoruz. O hayvanlar ölüp gitmiyor. Bilirsiniz, candan sevilen ve kabul gören bir evcil hayvanın en büyük hizmeti, en büyük hizmeti, siz geçiş yaptığınız zaman, sizi yuvada karşılamak üzere orada olmak ve sizi selamlamaktır. Kapıdan içeri girdiğiniz an, nasıl bir gün geçirmiş olursanız olun, kuyruğunu sallayan, sizinle birlikte olmaya böylesine hazır olan, sizi görmekten bu denli mutlu olan bir evcil hayvana sahip olmanın, ah, nasıl bir şey olduğunu bilirsiniz. Hiçbir şey bunun yerini tutamaz. Ah, köpekler… benim Tobias olarak varoluşumda köpeklerin yeri çok, çok gerilere uzanır. Öykümde hep bir köpek olmuştur, ve ben karımdan söz etmiyorum. Ben… (yoğun kahkahalar, Tobias da güler)

Gülüyorum Şambra. (kıkırdar) Sık sık – ve ben burada kayıtları temizleyeceğim – sık sık, Tobias olarak yaşadığım hayatta karım olduğunu iddia edenleri duyuyorum. Onun (o zamanki karımın) Dünya’ya geri gelmediğini söylemek zorundayım – Dünya adına Tanrıya şükürler olsun. (kahkahalar) Şimdi, Saint Germain, Dünya’ya kaçarcasına koşturma nedenimin bu olduğunu, çünkü onun burada, bu alemlerde dolanıp durduğunu, ve benim potansiyel olarak öbür tarafta onunla karşılaşmak yerine Sam’in bedeniyle Dünya’ya geri dönmeyi (Tobias güler) tercih ettiğimi iddia ediyor. Ama bu sadece spekülasyon. (izleyiciler ve Tobias güler)

Pekâla, nerede kalmıştık… ha, hayatımdaki köpekler! (yoğun kahkahalar) Evcil hayvanlar, köpekler, çok önemli bir rol oynarlar, ve sevgili Michelle’e dün söylediğimiz gibi, ah, öbür tarafa geri geldiğiniz zaman, sizi ilk onlar karşılayacaktır. Bazen, olabilecekler ne olursa olsun, öte tarafa geri gitmek biraz şok edici olabilir – güzeldir gerçi ama, bazen de biraz kaygılandırır – ama evcil hayvanınızın sizi beklediğini gördüğünüz ya da hissettiğiniz an – onların tüm yaptıkları budur, sadece beklerler. Ha, onlar sabırlıdır, öbür tarafta eğlenirler, ama sizi beklerler.

Böylece bugünkü toplantımıza ilk kez evcil hayvanları konuklarımız olarak davet etmek istiyoruz. Eğer bir hayvanınızı kaybettinizse, onu bulamıyorsanız, ve bu ilk çocukluk yıllarınızdan bile olsa, onları bugün bu Şaud’u birlikte gerçekleştirirken bizimle olmaya davet edelim.

Bugünün Mesajı

Bu Şaud’u üç bölümde gerçekleştirmek istiyoruz. Birinci bölüm, Şambra olarak kendi aramızda yaptığımız açılış konuşması. İkinci bölümü aslında yeniden başlatmak istiyoruz. Tüm Şambra’nın enerjilerini biraraya getirdikten sonra – bugün şahsen burada bulunan Şambra, belki dinlemekte olan, ve daha sonraki bir tarihte okuyacak ya da dinleyecek olan, kendilerini bugün Şambra adıyla bilenler – özel bir mesaj için bir anlığına tüm enerjlerimizi birleştirmeyi isteyeceğiz. Bu mesaj, tek tek her birinizin kişisel mesajı olacak – senden ve senden ve senden ve dinleyenlerin hepsinden.

Çok yakınlardaki bir Şaud’umuzda, Saint Germain’in kim olduğunuzu ilan etmekten söz ettiğini anımsayın – “Ben bir Yeni Enerji öğretmeniyim. Kendi seçimimle buradayım. Ben yaşamı seçerek buradayım, ve hazır olanlar için bir rehber, bir öğretmen olarak buradayım.” O Şaud’a gelen yoğun tepkiler ve şimdi bir öğretmen olarak kendinize kabul vermeniz nedeniyle, biz bugün Şambra’nın, tek tek her birinizin enerjilerini biraraya getirip, uyanmakta olan insanlara bir mektup oluşturmak istiyoruz.

Açıktır ki, bu bilginin büyük bir bölümü sizin zaten bildiğiniz ve zaten deneyimlediğiniz şeylerden oluşacaktır. Ama Şambra, şu an bir uyanış işleminden/sürecinden geçen ve ne olduğunu anlamayan ne çok insan var, fark ediyor musunuz? Bir gün ayakları gaz pedalında, ertesi gün ayak frende. Oralarda bir yerlerde her gün rehberlik için, yardım için dua eden ne çok insan var, ama içinde bulundukları dualite hali yüzünden bizi duyamıyorlar. Kafalarında sesler duymaya başlasalar, delirdiklerini düşünecekler. Geçmişteki Şaud’larımızdan bazılarını dinlemeye de cesaret edemeyeceklerdir, çünkü sadece enerjinin kendisi bile onları çok zorlamaya yetecektir. Biz tek tek her birinizle, çok yüksek bir enerji düzeyi diyeceğimiz yere tekamül ettik. Bu, yeni (insanlar) için bunaltıcı olabilir.

Bugünün Şaud’unun ikinci bölümünde, her birinizle bir araya gelmek istiyoruz – tabii buna gönüllüyseniz – ki, bekleyen insanlara sevgi ve şefkat ve rehberlik enerjilerimizi yayabilelim. Bu mesaj, başladığımız andan bu özel mesajı bitirdiğimiz noktaya kadar, metne dökülebilir ve rüzgara bırakılabilir; işitsel/ses biçimine (kaset/CD) sokulabilir ve rüzgara bırakılabilir; sadece bir bilinç paketine konabilir ve rüzgara bırakılabilir. Ve rüzgar da İnternet olabilir. Rüzgar
bir kopya ya da bir (radyo-tv) yayını olabilir. Rüzgar bir tartışma olabilir. Ama siz Yeni Enerji öğretmenliğine hazır olduğunuzu söylediniz, ve biz mesajımızı şimdi dışarıya salalım.

Onlar bekliyor. Kafaları karışmış haldeler. Sizin birçok yaşam önce başlattığınız bir süreçten geçiyorlar ve onlar daha şimdi yeni buna giriyorlar. Uyanış sürecinden geçenler, ilk kez bu Dünya’ya gelmekte olan Kristaller de olabilir, ve bu onları çok şaşırtabilir, bunaltabilir. Ve rüzgarla, gönderdiğimiz mesajla, bilinç ve Yeni Enerji denen şeyi bulabilirler. Kendi uyanışlarını anlamlı kılmaya yardımcı olan bu mesajı bulabilirler.

Bizleri – Kırmızı Meclisten olanlarımızı – Şambra ile çalışmak çok meşgul tutuyor. Diğer insanların çağrısını duyuyoruz, ama onlar kime çağrı yapacaklarını bile bilmiyorlar. Birçoğu psikolojik rahatsızlık, fiziksel dengesizlik, ruhsal karmaşa içinde. O nedenle, Yoham’in eşliğinde, Kırmızı Mecliste olan tüm varlıkların eşliğinde, Einstein ve öteye geçmiş evcil hayvanlarınızın eşliğinde, bugün tüm enerjilerimizi birleştirelim. Sizin Şambra’nın özü diyeceğiniz şeyi, benliğinizin özünü, bu yolculuğun özünü alalım. Uyanmakta olan insanlara bu mektubu birlikte yazalım.

Aandrah’dan (Dr. Norma Delaney) buraya çıkıp birkaç dakika nefes yaptırmasını isteyeceğiz, ve sonra “Ve öyledir” ile yeniden başlayacağız ve bu, mesajımız olacak. Lütfen şimdi buna katılın.

AANDRAH: Böylece şu an, kendinizin derinliklerine odaklanırken, aldığınızı/alıp kabul ettiğinizi bilin. Bu inanılmaz ânı alıyor, ona katkıda bulunuyor ve onu güçlendiriyorsunuz.

Bu nefesi, bizim olan bu nefesi çok derin soluyun… bizim nefesi… Şambra nefesini.

Şimdi onu çok derin soluyun… bir yandan da evet deyin… evet… bu enfes, mükemmel nefese. Bir’in nefesi… bir an, bir sevgi… Bir.

Derin derin nefes alın… aşağıya doğru… aşağıya. Evet, çünkü siz ve nefesiniz olmasaydı, Bir de tamam olmayacaktı. Siz… siz öyle bir hazinesiniz ki.

Şimdi derin derin nefes alın. Derin nefesler… evet… evet… evet.

Uyanmakta Olan İnsanlara Bir Mektup

TOBIAS: “Ve öyledir, sevgili dostlar, biz çağrınızı duyduk. Dualarınızı duyduk, acılarınızı hissettik, ve şaşkınlığınızı biliyoruz. Bu nedenle size bu mesajı veriyoruz. Bu mesaj, rüzgarla yolunu size buldu. İşlemleriniz vasıtasıyla – buna İnternet diyebilirsiniz – size bunu veren bir arkadaşınız vasıtasıyla, ya da belki tesadüf gibi görünen bir vasıtayla size yolunu buldu, ama biz sizin çağrınızı ve dualarınızı duyduk. Biz, yanıt vermeye geldik.

Ben, Kırmızı Meclisten Tobias’ım. Kırmızı Meclis, gerek Dünya’da gerekse diğer alemlerde bilinç öğretmenleri olan varlıklarla çalışan meleksel bir düzendir. Ben bugün, sizi desteklemek ve sevmek için sevgi ve şefkat alanından gelen meleksel varlıklarla birleşiyorum.

Biz ayrıca bu mesajı bir grup insan melekle birlikte veriyoruz. Onlar şu anda insan biçimi içinde Dünya’da bulunuyorlar, ama onlar gerçekten de melektirler. Binlerce yıldır bilinci ve Ruh’u ve Tanrı’yı araştırdılar. Ve şu anda fiziksel olarak Dünya’da bedenlenmiş haldeler. Onlar, yanıbaşınızdaki komşunuz olabilirler, aile üyeleriniz ya da arkadaşlarınız olabilirler, hatta belki de hiç bilmediğiniz insanlar olabilirler. Ama şu anda Dünyadalar ve yeni bir öğretmen ve rehber türü olarak hizmet veriyorlar. Onlar yeni bilincin ve Yeni Enerjinin ve tüm şu Ruh, Tanrı anlamına gelen ve şu an Dünyadaki benlikle birleştirilmiş olan “Ben Ben’im” anlayışını/kavramını araştırdılar.

Biz meleklerin, Ruh’un ve Dünyada bulunan ve adına Şambra denen bu grubun enerjilerini birleştirerek, çağrınıza yanıt olarak bu mesajı veriyoruz.

Siz şu anda bir uyanış sürecinden geçiyorsunuz ve bu nedenle bu mektubu aldınız. Uyanış süreci zorlayıcı olabilir, aldatıcı olabilir, ve aynı zamanda güzel de olabilir.

Daha önceleri hiç sorgulamadığınız şeyleri sorgulamaya başladığınızda, otorite gibi, yapısallık gibi; neden burada, Dünya’dayım diye, hayatın anlamı nedir diye, şu anda yapmam gereken nedir diye sorgulamaya başladığınızda, ruhsal bir uyanış sürecinden geçtiğinizi bilirsiniz.

Geçmişteki sorun çözme yollarınız artık iş görmüyormuş gibi göründüğünde, bir uyanış sürecinden geçtiğinizi bilirsiniz. Daha fazlası olduğunu bilip de sanki buna parmağınızı basamadığınızda, tüm o uyanış sürecinden geçtiğinizi bilirsiniz. Daha muhteşem bir yol olduğunu bilirsiniz ama, onun ne olduğunu bilmezsiniz. Yepyeni bir yaşama ve anlayış düzeyine geçmeye hazır olduğunuzu bilirsiniz ama, oraya nasıl gideceğinizi bilmezsiniz.

Kendi içinize döndüğünüzü hissettiğinizde, fazla dışsal aktivite istememeye başladığınızı hissettiğinizde, geçmişteki uyarımlara ya da dramlara gerek duymadığınızda, bir uyanış sürecinden geçtiğinizi bilirsiniz.

Sessiz anlarınızda, belki gecenin geç saatlerinde, olup olmadığını bile bilmediğiniz, en azından eski anlamda, bir Tanrı’ya seslendiğinizde, uyanış sürecine girdiğinizi bilirsiniz. Bir yerlerdeki ulu varlıklara ya da ulu güçlere seslenirsiniz. Ve tümüyle kalbinizden, varlığınızın en gerçek yerinden gelen bir mesaj yollarsınız – “Sevgili Ruh, sevgili Tanrı, ben hazırım.” Varlığınızın gerçeğinden dersiniz ki, “Sevgili Ruh, sevgili Ebedi Olan, her şeyi yapmaya razıyım, ama yapmam gereken nedir, bilmiyorum.”

Tüm o eski inançlar artık pek de gerçek görünmediğinde, ve size çok yakın olan şeyler, sevdiğiniz şeyler, artık geçmişin bir anısı, geçmişte kalmış yollar, tarzlar gibi göründüğünde, bir uyanış sürecinden geçtiğinizi bilirsiniz. İnsan benliğinin hayalleri ve hedefleri ve arzuları artık önem taşımadığında, ama neyin önemli olduğunu da bilmediğinizde, bir uyanış sürecinden geçtiğinizi bilirsiniz.

Eğer bunu dinliyorsanız ya da okuyorsanız ya da bu mesaj bir şekilde size gelmişse, biz, yalnız olmadığınızı söylemek için burada bulunuyoruz. Bizim taraftan meleksel varlıklar şu anda sizinle birlikteler – gelecekteki bir zamanda değil, çok iyi hatırlamadığınız geçmiş bir zamanda değil – şu anda. Ve basit bir nefes, kendi basit nefesiniz, bizim size yakın olmamızın, sizi sevmemizin, size kendi meleksel aslınızı anımsatmamızın, size muazzam bir şefkat ve sevgi beslediğimizi bildirmemizin kapılarını açar. Yalnız değilsiniz.

Hemen şu anda alacağınız o basit nefes, şu an Dünya’da bulunan ve çok benzer bir süreçten geçmiş ya da geçmekte olan – Ruhu uyanan – binlerce ve onbinlerce insanın sevgisinin ve şefkatinin (size) akmasına izin verir. Size yakın olan sevdiğiniz o şeyleri kaybetmenin nasıl olduğunu onlar bilir. İnanç sistemlerinin her düzeyde zorlanmasının nasıl olduğunu bilirler. Madde dünyasının bir zamanlar önemli olan şeylerinin yok olmaya başlamasının nasıl bir his olduğunu bilirler. Bir ilişkiyi kaybetmenin ya da en azından kaybettiğiniz yanılsamasının neye benzediğini bilirler, (ama bu) kendi benlikleriyle ilişki kurabilmeleri içindir, ve şimdi de siz kendi benliklerinizle ilişki kurabilin diyedir. O basit nefesle, kendinizi açabilir ve artık yalnız olmamanıza izin verebilirsiniz.

Zor ve meydan okuyan zamanlardan geçtiğinizi biliyoruz, ve yaşadıklarınızın büyük bir kısmının çok duygusal ve zaman zaman da çok dramatik olduğunu biliyoruz. Bunu zihninizle/aklınızla anlamaya çalıştığınızı biliyoruz. Sistemler ve yapılar ve yöntemler kullandınız, ama yine de yanıtları bulamadınız. Bunu analiz etmeye çalıştınız, ama bu, analiz edilemeyen bir şeydir. Bu yalnızca hissedilebilir ve deneyimlenebilir.

Çoğunuz gidip yardım aldınız, danıştınız – ister profesyonel danışmanlık olsun, ister arkadaşlarınız – ve onların söylediği yöntemlerin ve sözlerin, kendinizi bilmek ve benliğinizdeki Ruhu bilmek için içinizde duyduğunuz o derin özlemi gerçekte doyurmadığını biliyorsunuz, kalbinizde biliyorsunuz.

Bazen, öylece yok olmak istediğiniz zamanlar olduğunu biliyoruz. Öylece gözden kaybolmak istiyorsunuz. Hatta bu ölümle de ilgili değil, sadece varolmaktan vazgeçmekle ilgili. İnsan için, zihin/akıl için, at gözlükleri takmış ve gerçekte kim olduğunu görmeyen yanınız için, zorluklar, dönüşüm, değişim, bunaltıcı olabilir. Bunaltıcı olduğu kadar öyle bir baskıya da neden olabilir ki, varolmaktan vazgeçmeyi seçersiniz.

Ama şu an sizinle olan melekler ve yanıbaşınızda duran insan melekler, yolculuğunuzu anlıyorlar. Onların bugün size bazı mesajları var, ilk ve en önemli mesaj, yalnız olmadığınızdır. İkincisi, içinden geçtiğiniz işlemin/sürecin aslında çok normal olduğudur. Size kafa karıştırıcı gelebilir ve kendinizi kaybolmuş hissedebilirsiniz, ama gerçekleştirdiğiniz şey çok normaldir. Siz, o eski insan fasetasının/yüzünün ve olduğunuzu sandığınız kişi yanılsamasının, gözden kaybolup yok olmasına izin veriyorsunuz. Ve o yok olurken, en derin ve en sevecen düzeyinizde, sizin de Tanrı olduğunuzu, sizin de Ruh olduğunuzu, tanrısal olduğunuzu, o eski insan kimliğinin sizi artık kısıtlamadığını bilmeye başlıyorsunuz; ebedi olduğunuzu, muhteşem olduğunuzu ve kendi gerçekliğinizi, hatta şu anda Dünya’da nasıl yaşayacağınızı seçebileceğinizi anlamaya başlıyorsunuz.

Çevrenizde toplanan bizler, sizinle, tüm yanıtların içinizde olduğunu paylaşıyoruz. Yanıtlar bazı gurularda bulunmaz. Bazı meleksel varlıklarda bulunmaz, yanıtlar içinizdedir. Şimdiye kadar yaptığınız gibi bu dualite halinde yaşamak, aydınlık ve karanlık, iyi ve kötü, eril ve dişil kavramlarıyla yaşamak, yanıtların başka bir yerde olduğunu söyleyen inanç sistemini kabul etmenize neden oldu. Oysa onlar gerçekten içinizdedir. Yanıtlar, içinizdeki en gerçek ve en değerli yerden gelirler, ve o sessiz anlarda, nefes aldığınız anlarda, kendinize kabul verdiğiniz anlarda keşfedilebilirler.

Sizinle şunu paylaşıyoruz; bir hedef yok, bir amaç yok, uzak bir yerlerdeki bir cennette olup da sizi bir labirentten geçiren ya da bir engelli koşuya sokan bir Tanrı yok. Ama gerçek şu ki, yaşamınızdaki herşey sizin yaratınızla ilgilidir, sizin güzelliği keşfetmenizle, gerçekliğin derinliklerini keşfetmenizle ilgilidir. Şu an hayatınızda deneyimlediğiniz herşey, sizin seçiminizdir. Bunu size yaptıran dışsal güçler ya da varlıklar yoktur. Hiç kimse yaşamınızın yazgısını belirlemiyor ya da zorla kabul ettirmiyor. Herşeyin sizin seçiminiz olduğunu keşfedeceksiniz.

Belki çok derin ya da sizden uzak bir yanınız, şimdiye kadar bildiğiniz şekliyle bu yaşamı deneyimlemek istedi, ama bunu sizin yarattığınızı anlayın. Ve bunu anladığınız zaman ve kendinizi sahiplendiğiniz zaman, yolculuğunuzun güzelliğini de anlamaya başlayacaksınız. Aslında hiç kaybolmadığınızı anlayacaksınız. Sadece bir deneyimin derinliklerine dalmış, zaman zaman ıstıraplı da olsa (bu deneyimin sunduğu) zenginliklerle dolmuştunuz, ve bunlar ruhunuza yeni bir derinlik ve anlam kazandırmıştır.

Böylece bugün ve gerçek benliğinize uyandığınız şu an, o eski insan benliğinize güle güle demek zamanıdır. Siz ona tutunmaya ve onu tamir etmeye ve onu yeniden diriltmeye çalıştınız, ve şimdi, sizi sürekli dönüp duran o eski atlı karıncada tutan eski anlayışın, ‘yaşamların ilerlemesi-gelişmesi’ anlayışının o insan kimliğine, sınırlı inançlarına, o eski karma yollarına güle güle demek zamanıdır. Buna güle güle demek zamanıdır.

Bir yanınız buna üzülecektir. Bu, bilincin ölümüdür, fiziksel bedenin değil, bilincin ölümüdür. Ama eski benliğinize güle güle dediğinizde, sıkışıp kalmış ya da yaralı enerjileri, artık size hizmet etmeyen ve çok, birçok yaşamdır da hizmet etmemiş olan enerjileri salıverirsiniz.

Eski insan benliğinize güle güle dediğinizde, yeni bir özgürlük keşfedersiniz. Bu sanki artık gerek duyulmayan bir kostümü ya da zırhı çıkarmaya benzer. Eski insan veçhesini salıverdiğinizde, güle güle dediğinizde, daha muhteşem olan benliğinizin, tanrısal benliğinizin, sizi sabırla bekleyen, bu güzel oyunu ya da deneyimi oynamayı bitirmenizi sabırla bekleyen, ve bir seçim yapıp gerçek sizi, tanrısal sizi bu gerçekliğe şimdi davet etmenizi bekleyen meleksel benliğinizin gelmesine izin veren bir alan yaratırsınız.

İnsan benliğinize güle güle dediğinizde, korku, ölüm ve kontrolü kaybetmek gibi sorunlar ortaya çıkar. Ama sevgili dostlar, bunların tümü yanılsamadır. Olduğunuzu sandığınız kişiyi salıverdiğinizde, gerçekte olduğunuz herşeye yer açarsınız. Şu anda şöyle bir hisse sahipsiniz; bırakacak olursanız, asla geri gelmemek üzere, asla bulunmamak üzere sonsuz ve karanlık bir uçuruma yuvarlanacak, hatta boyutlarda ve evrenlerde kaybolup gideceksiniz. Ama şu anda sizinle olan bu melek grubu, sizinle olan insan grubu, hepsi bu deneyimden geçti, ve olduğunuzu sandığınız kimliği bıraktığınızda, en mahrem, en güzel düzeyden kendinize güvendiğinizde, gerçekte kim olduğunuzu keşfedeceğinizi hepsi biliyor.

Bu elbette sizin seçiminizdir. Size kalmış bir şeydir. Ama bize çağrıda bulundunuz, dua ettiniz, yanıtlar istediniz, ve biz de bu nedenle bugün çıkageldik.

Gerçek benliğinize uyanırken, bildiğiniz Dünya’ya da güle güle dersiniz. Birçokları Dünya’ya “Gaia” diyor, toprak, su, gök diyor. Oysa Gaia aslında Dünya’ya hizmet eden, Dünya’yı, onun tüm unsurlarını, tüm hayvanlarını ve tüm ormanlarını, Yerkürenin başlangıcından bu yana besleyen bir ruhtur. Kendi benliğinize uyanırken ve Gaia’yı salıverirken ya da ona güle güle derken, bu gezegenle ilgilenme sorumluluğunu başka bir ruhun alması gerekmediğini anlarsınız. Onun parçası olmak sizin sorumluluğunuzdur.

İçtiğiniz suyun, üzerinde yürüdüğünüz toprakların, gözlerinizle gördüğünüz gökyüzünün, tüm bitki aleminin ve hayvan aleminin sorumluluğunu siz ve tüm diğer insanlar alabilsin diye Gaia’nın ruhu yavaş yavaş gidiyor. Yaptıkları için Gaia’ya teşekkür etmek, ona elveda demek, ve şimdi bu gezegenin sorumluluğunu kendiniz üstlenmek, ne kutsanmış ve güzel bir deneyimdir.

İçinden geçtiğiniz uyanış sürecinde, bildiğiniz insan bilincine de güle güle demek zamanıdır. Artık asla aynı kişi olmayacaksınız. Dünya, yakın geçmişte yeni bir döneme ve yeni bir aleme geçti. Biz buna yeni bilinç ya da Yeni Enerji diyoruz. Bu yeni bilinçte herşey değişiyor. Dünya, insan bilinci ve insanlar şu anda tekamül ediyor. Dışarda gördüğünüz değişim kargaşa gibi görünebilir. Herşey çözülüyormuş gibi, çöküyormuş gibi görünebilir. Önemi olan ürünlerde, mallarda kıtlık varmış gibi görünebilir. Sanki herşey sürekli sınırlarda geziniyormuş gibi görünebilir.

Bunu da bırakmak zamanıdır, çünkü insanlık muazzam bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Önemli değişimlerden geçiyor, ve yakıt ve petrol kıtlığı gibi görünen, aslında daha çok, teknolojideki yeni gelişmelerle ve yeni enerji kaynaklarıyla ilgilidir. Eski fosil yakıtı kullanmak yerine, yeni yakıtların keşfiyle ilgilidir. Gıda kıtlığı olarak görünen, aslında biyolojiyle yeni bir biçimde nasıl ilgilenileceği, onun yeni bir biçimde nasıl beslenileceği, ürünlerin yeni, verimli ve doğal yoldan nasıl yetiştirileceğiyle ilgilidir.

Hükümetlerdeki değişimler, politikalardaki değişimler, hepsi bu sürecin bir parçasıdır. Şimdi korkuya kapılıp dünyaya ne olacak diye kaygılanmak kolaydır, ama bu melek grubu ve bu insan grubu, bunun yalnızca evrimleşmek olduğunu biliyorlar. Değişimin bir keşmekeş gibi görünebileceğini biliyorlar, ama evrimin ve genişlemenin doğal yasası şu anda iş başındadır, ve siz de ona katılmaktasınız.

Bildiğiniz dünyaya güle güle demek zamanıdır, hatta finans, bolluk ve zenginlik anlamında da. Çünkü, ah, Dünya üzerindeki zenginlik, güç, para, fazla uzun bir süredir yalnızca birkaç yere odaklanmış, ve sadece birkaç kişinin elinde ya da birkaç ülkenin tekelinde olmuştu. Ve yeni bilinçte, bu dengesizlik artık iş görmeyecektir. Böylece zenginlik, hatta güç diyeceğiniz şeyin dengesi yeniden düzenlenecektir. Bu, herhangi bir insana daha azı düşecek demek değildir, bu sadece, geride kalmış olanlar şimdi (ilerdekilere) yetişecek demektir.

Dünya parçalanmıyor, dünya tekamül ediyor. Dünya yeni düzenlemelere, yeni-dağıtımlara gidiyor. Dünya daha dengeli ve daha adil bir hale geliyor.

Uyanış sürecinde şeyler karanlık gibi görünebilir. Hatta kötü, felaket gibi görünebilir. Çok kafa karıştırıcı görünebilir, ama biz, bunun yalnızca evrimleşme olduğunu size söylemek için buradayız. Dünya devam edecek. Yeni Enerji gelecek. Bilimle ve matematikle ilgili yeni anlayışlar, teknolojiyle ve eğitimle ilgili yeni anlayışlar, bunların hepsi şu anda gelmekte.

Uyanış sürecinde yalnızlık hissedilebilir, çünkü bu, başkaları size söylemeden, başkalarının inanç sistemleri sizin yaşamınızı biçimlendirmeden ve yaratmadan kim olduğunuzu yeniden keşfetmenizle ilgilidir. Yaşamınızın çok karanlık ve yalnızlık içeren ve bazen de çok kederli bir bölümünden geçtiğinizi, kendinizi çok kaybolmuş ve kafası karışık, sanki kimse dinlemiyormuş gibi hissettiğinizi biliyoruz. Ama bu meleksel varlıklar ve insanlar size bizim duyduğumuzu bildirmek istiyorlar. Biz kim olduğunuzu biliyoruz. Nelerden geçtiğinizi biliyoruz. Ve asla yalnız olmadığınızı bilmenizi istiyoruz.

Uyanış süreciniz açılmaya devam edecektir, ve bu sürdükçe, siz de onun içerdiği güzellikleri göreceksiniz. Tanrısal bir varlık olarak sizin bunu aslında kendiniz için planladığınızı göreceksiniz. Korkunun gittiğini göreceksiniz. Dualitenin yanılsamaları gidiyor, ve yerini, birliğin bilinmesi alıyor.

Bugün size meleklerden, insanlardan, ve uyanış sürecinden geçen tüm varlıklardan bu mesajı getiriyoruz; yalnız değilsiniz.

Ve öyledir.”

Böylece sevgili Şambra, ben Tobias şimdi son bölüme geçiyorum. Biz, uyanmakta olanlara verdiğimiz bu mesajın tüm enerjilerini toplamayı ve biraraya getirmeyi sürdüreceğiz. Ha, bu sadece yazılı sözcükler ya da bir kasetteki, bir CD’deki sözcükler olmayacak. Çünkü bu mesaj için çağrıda bulunanlar, onlar sizi hissedecekler. Onlar sizin sevginizi ve şefkatinizi ve paylaşımınızı hissedecekler. Ve bu aslında onların kendi zihinlerinden çıkmalarına yardım edecektir, mücadele ettikleri, direndikleri yanlarına kendilerini açmalarına yardım edecektir.

Bakın, kendi uyanışınızdan da bildiğiniz gibi, çok istediğiniz bir yanınız var ve çok direndiğiniz bir yanınız var. Uyanışı istiyorsunuz, ama uyanıştan da korkuyorsunuz, ve ıstırabın ve belirsizliğin büyük bir bölümüne de bu ikilem, bu çatışma neden oluyor. Bu, geçmişten de anımsayacağınız gibi, tıkanıp kalmanıza neden olmuştu ve hâlâ oluyor. Bazıları buna çitin üstünde oturmak diyor. Ben buna sadece, sahipsiz topraklarda, Eski Enerji bilinciyle uyanış arasındaki bir yerlerde sıkışıp kalmak diyorum.

Biz birlikte tüm deneyimlerinizi, tüm bilgeliğinizi, tüm şefkatinizi ve sevginizi ördük/dokuduk, ve şimdi… şimdi bunu rüzgara salalım. Onu bir potansiyel olarak ya da onlarca, binlerce potansiyel olarak salalım. Onu, şu anda gereksinim içinde çağrıda bulunan her insana ışıması için salalım. Onu gündemsiz, beklentisiz salalım. Biz hiç kimseyi hiç bir şeye dönüştürmek istemiyoruz. Biz üye toplamaya çalışmıyoruz. Yaptığımız şey, sevgimizi ve deneyimimizi paylaşmak, o öğretmen yanımızı paylaşmak, yalnız olmadıklarını onlara anımsatmaktır.

Bazıları bunu kabul edecektir, birçoğu da belki reddedecektir. Ama kabul edenler derinlere dalacaktır. Ve bu, berrak bir biçimde içselleşecektir. Onlara yeni bir umut verecektir.

Ve siz şimdi diyorsunuz ki, “Tobias, nasıl oldu da bu mesaj bana verilmedi? (kahkahalar) Nasıl oldu da ben bunu almadım?” Eh, belki Einstein’in biraz açıklamak isteyeceği ilginç fizik kurallarına girebilirdik ama, bunu az önce siz kendinize yazdınız.

Ve öyledir.

Kırmızı Meclis’in varlıklarından Tobias, Golden, Colorado’da yaşamakta olan Geoffrey Hoppe tarafından sunulmaktadır. Tobit’in mukaddes kitabında bulunan Tobias’ın öyküsü, Crimson Circle sitesinde bulunmaktadır.
www.crimsoncircle.com. Tobias materyelleri, bedelsiz olarak dünyanın her tarafında bulunan ışık işçileri ve Shaumbra’ya, Ağustos 1999 tarihinden beri sunulmaktadır. Bu tarih Tobias’ın, insanlığın yıkım potansiyelini aşıp, Yeni Enerjiye girdiğini söylediği tarihtir.
Kırmızı Çember, Yeni Enerjiye geçiş yapacak ilk insan (kılığındaki) meleklerden oluşan küresel bir ağdır. Bu kişiler, yükseliş halinin sevinç ve zorluklarını deneyimlerken, diğer insanların da yolculuğuna, paylaşım, ilgi ve yol göstererek yardımcı olmaktadır. Crimson Circle’in sitesine her ay 50.000’in üzerinde ziyaretçi, son materyelleri okumak ve kendi deneyimlerini tartışmak amacıyla girmektedir.
Kırmızı Çember her ay Denver, Colorado’da, Tobias’ın, Geoffrey Hoppe kanalıyla son bilgileri sunduğu yerde biraraya gelmektedir. Tobias, kendisinin ve Crimson Council’ın (Kırmızı Meclisin) diğer semavi varlıklarının, aslında insanoğlunun kanallığını yapmakta olduğunu bildirmektedir. Tobias’a göre, onlar bizim enerjilerimizi okumakta ve biz içimizde deneyimlerken, dışardan da bakabilmemiz için, kendi bilgilerimizi bize geri tercüme etmektedirler. Kırmızı Çember toplantıları herkese açıktır, ama LCV takdir edilir. Katılımı gerektiren hiç bir şey ve ödenmesi gereken bir aidat yoktur. Kırmızı Çember bolluğunu, dünya çapındaki Shaumbra’nın açık sevgisi ve bağışlarıyla sürdürür.
Kırmızı Çemberin en yüksek amacı, insan melekler ve öğretmenler olarak, içsel spiritüel uyanış yolunu yürümekte olan kişilere hizmet etmektir. Bu hıristiyanlıkla ilgili bir misyon değildir. Tersine, içsel ışık, merhamet ve ilgi bulabilmeleri amacıyla, insanları senin kapına getirecektir. Kılıçlar Köprüsü’ndeki yolculuğuna başlayan bu kendine has ve değerli insan sana geldiğinde, o anda ne yapman ve öğretmen gerektiğini bileceksin.
Eğer bunu okumaktaysan ve gerçek olduğunu ve bir bağın olduğunu hissediyorsan, sen gerçekten Shaumbra’sın. Sen insan (kılığında) bir öğretmen ve bir rehbersin. İçindeki tanrısallık tohumunun bu anda ve gelecek tüm zamanlar için çiçek açmasına izin ver. Hiç bir zaman yalnız değilsin, çünkü tüm dünyada bir ailen ve çevrendeki semavi boyutlarda melekler vardır.
Bu metni lütfen ticari amaç olmaksızın ve bedelsiz olarak dağıtın.
Lütfen bu bilgiyi, dipnotlar dahil bütünüyle kullanın. Tüm diğer kullanımlar, Geoffrey Hoppe, Golden Colorado’dan alınacak yazılı onayı gerektirir. Telif hakkı 2001, Geoffrey Hoppe, P.O.Box 7328, Golden, CO 80403.e-posta: tobias@crimsoncircle.com. Tüm haklar mahfuzdur.

Sorular ve Yanıtlar

Kuantum Sıçraması Dizisi:
ŞAUD 10: “Uyanmakta Olan İnsanlara Bir Mektup”
Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe

Kırmızı Çembere sunulmuştur
7 Haziran 2008
www.crimsoncircle.com – www.kirmizicember.org

Ve öyledir, sevgili Şambra. Bugün hemen soru ve yanıtlara geçeceğiz ve biraz da Einstein ile söyleşeceğiz.

Bugün, Şambra’nın enerjilerini ve deneyimlerini ve bilincini, uyanmakta olan insanlar için çok özel ve dikkatle tasarlanmış bir mektupta topladık. Bu mektup bazıları tarafından okunacak, bazıları tarafından duyulacak, ve birçokları tarafından hissedilecektir. Bu mektup, rehberlik arayışı, teselli arayışı, şefkat arayışı içinde çağrıda bulunanlar içindir. Ve bugün bu Şambra grubuyla birlikte, biz de tam olarak bunu yarattık.

Bu mektup aynı zamanda gelecekteki potansiyel benliğinizden gönderildi – beş ya da yirmi yıl önceki benliğiniz ya da birkaç yaşam önceki, karanlıkta olan, kaybolmuş olan, arayış içindeki, dualarını ya da taleplerini duyacak olanlara salan benlikleriniz (için). Ve duyan, onun ( o benliklerin) gelecekteki potansiyeli oldu, yani siz, şimdi burada oturan ve yine size, kendinize, “Tamam. Herşey yolunda. Bu güzel bir süreç, doğal bir süreç. Evet, bazen korkutucu olur, bazen yalnızlık içerir, ama sen de Tanrısın” diyen bir mektup gönderen siz. Bu mektup, çağrıda bulunan o veçhenize rüzgarla geri giderek, ona gerçekten tanrısal olduğunuzun güvencesini verdi.

Böylece şimdi – soru ve yanıtlardan önce – bugün verecekleri mesaj için Einstein’i, Barbara’yı dinlemek isterdik.

BARBARA: Çok teşekkür ederim Geoff, Tobias, Linda. Einstein’in çok güzel bir mesajı var. Burada bir dakikayı kendime ayıracağım, ve üzgünüm ama bunu bana siz yaptınız ve bunu söylemek zorundayım. Ben bu insanlara, onları dünyanın her yanından buraya çağıracağıma söz verdim. Onlar bunu özellikle bekliyorlardı, ve İnternet bir an için çöktüğünde hepsinin “Hayır!” dediğini duydum. Ve biz derin nefesler alıp durduk ve şimdi İnternet yeniden geldi. Ama her şeyden önce Sylvia, onu sonra dudaklarından öpeceğim. Yani seni seviyoruz. Laura, buraya gelmeni sabırsızlıkla bekliyorum. Maria, çok güzel, çok teşekkür ederim. Lucietta ve Andre, Marius ve Carmen, Georgetta, Florin, Carmen ve İlliana, elbette, Alfred ve Timea, ve Elizabeth, Budapeşte’deki harika çevirmenim, teşekkür ederim. Hamburg’da olacağımız sürece Einstein’i Almanca’ya çevirecek olan Maryann ve Heinrich. Yunanistan’daki Maria, oraya geliyorum. Kinga, Sylvia, Varda, teşekkür ederim. İsrail, geliyorum. İnga, Danimarka, geliyorum. Kanada’daki Maria, sen hayatımı kurtardın, teşekkürler tatlım. Ve Corpus’daki Brandon, o aşk mektupları senin içindi ve İan için de. Böylece… teşekkür ederim.

ALBERT EINSTEIN: Bu zamanda sadece en tanrısal ışığın size inmesini ve en büyük iyiliğin burada mevcut olmasını emrediyoruz. Bugün buraya gelip de, bu dünya çapındaki iletime katılarak bu aşk mektubunu evrene sunmak, oldukça çarpıcı bir şey, öyle değil mi?

Ve ben bugün, ölümümden sonraki yaşamımla ilgili ve ölüm-sonrası yaşamımdaki (ahiretteki) bu üç hergeleyle olan ilişkim ve hepimizin nasıl biraraya geldiği ve nereye gittiğimiz hakkında, kısa bir öykü anlatmak istiyorum. Şöyle başlayayım, öbür dünyaya gittikten sonra, elbette herşeyin nasıl işlediğini çok merak ediyor, bilmek istiyordum. Tıpkı yaşamımdaki gibiydim, ve çevrede dolanıp şeylerin doğasına bakarak, gerçek yaşamda hiç gerçekleştiremediğim o Birleşik Alan Teorisini anlamaya çalışırken, bu üçlüye rastladım. Saint Germain ve Tobias ve Kuthumi’yle birlikte düşünüyor ve şununla ya da bununla ilgili bazı büyük tartışmalar yapıyorduk. Ve aslında, Barbara kanalıyla nasıl konuşulacağını bana bu üçü öğretti. Ve ben herşeyden önce Barbara ile müzik yoluyla ilişki kurdum, ama sonra da kanallık etmeye başladığında.

Ona ben olduğumu ve – 12 varlıktan oluşan – ortaklarım olduğunu söyleyemedim, gerçi o zamanlar daha tam 12 değillerdi, ama öbür dünyada bu üçüyle uzun uzadıya konuştuktan sonra, benim görevim, bireysel insanın içindeki çelişkiyi çözecek bir işlem geliştirmekti. Şimdi tüm bu harika kavramlar çok güzel öyküler, taa ki fiziksel biçimdeki insan bedenine getirilip de test edilene, sınanana kadar.

Ve böylece Barbara, Theresa ve Lily ile tanıştırıldı ve onlar yoğun bir çalışmayı başlatarak, ortaklarım ve Meclis’le birlikte üzerinde çalıştığım bu kavramları dinlediler, ve biz birkaç yılı onları esinlendirerek geçirdik, ve bu kavramların iş görüp görmediğini anlamak, insan arenasında denemek amacıyla da, onlardan bu kavramları alıp işler hale getirmelerini rica ettik. Ve, meleksel güçlerle konuştuğuna inanacak kadar deli, ama bu işlemin ve bu derin bilişin taşlarını birleştirecek ve o sıradan, günlük hayata sokacak kadar da akıllı olan bu üç kadını izlemek, inanılmaz bir süreçti.

Ve o süreçte, 1998’e kadar, Barbara bitmek bilmeyen saatler boyunca çok karmaşık materyallere kanal oldu, ama biz eğitim amacıyla bu materyalleri basitleştirdik. Ve bir insanın, fiziksel beden aracılığıyla o yüksek bilgilerden yalnızca bu kadarını iletebileceği anlaşılınca, onun biraz dinlenmesine karar verdik. Ve o dönemde ben tüm o bilgileri alıp bu serserilere getirdim, ve onlar da kendi araştırmalarına başladılar.

Ve bir gün bir uçakta, başka hiçbir yere gidemeyen dinleyicileri yakalamışken Geoffrey’i tuzağa düşürdüler ve ona, bu bilgilerin sözcüsü olacağını bildirmeye başladılar. Ve hepinizin tanık olduğu gibi ve katılımcısı olduğunuz gibi, bu bilgi, bu Yeni Enerjiye, yapacağınız bu Kuantum Sıçramasına hazırlık olarak yeni bir biçimde sunuldu. Ve Geoffrey ile Linda size bu bilgiyi getirmek için ve kendi bedenlerinden onu geçirmek için ve verimli bir kuruluş olmak ve bol bol bilgi ve esin ve rehberlik ve yardım ve şefkat sunabilmek amacıyla kendi yaşamlarını değiştirmek için uzun, çok uzun saatler sevgiyle çalıştılar.

Ve birinin Geoffrey’e benim kitabımın metnini vermesi de mükemmel bir zamanlamaydı, ve o da kitabı mükemmel bir zamanda okudu. Ve işte o zaman, bilirsiniz işte, eterik alemlerde bulunan hepimiz, en mükemmel zamanda biraraya gelmelerini sağlayacak şekilde insanları etkileyebildiğimiz için kendimizi kutladık, ve böylece Geoffrey, zaten olmakta olanın bir parçası haline gelmesi için Barbara’yı davet etti.

Yani insan aklıyla yakınlarda tanıştıklarını ve tanışma zamanının bu olduğunu düşünseler de – hayır. Uzun zamandır süregelen bir planlama söz konusudur – bunu biraraya getirmek çok uzun bir zaman aldı, ve çok tanrısal bir zamanlamayla programlamayı gerektirdi. Ve hepimiz Kuantum Sıçramasına vardığımızda, ne sıçramaydı ama, öyle değil mi? Bu etkinliğe katılmak için orada bulunan herkes, bunun nasıl biraraya geldiğini gördü. Ve bu, perdenin her iki yanında büyük bir kutlamaya neden oldu.

Ve sonra Barbara, Geoffrey ve Linda’nın sürdürdüğü bu rock and roll yol etkinliklerine katılma daveti aldı, ve Barbara bu fırsata ve bu mesajı iletme fırsatına atladı, ve biz büyük onur duyarak ve biraz da üzüntüyle, bu işbirliğinin sona ermeyeceğini söylüyoruz. Her zaman birlikte çalışan ve bu şefkati gezegende teşvik eden bir grup olmayacaklarını söylemiyoruz. Ama bizim Barbara için hep özel planlarımız vardı, ve o, tüm Avrupa’nın onu beklediğini öğrendiğinde, Hamburg’da yapılacak yaz kutlamalarındaki Kırmızı Çember yol etkinliğinde resmi olarak son kez sahneye çıkacak, ve biz ona yeni bir yol yaratacağız, böylece bu mesaj giderek daha fazla insana – binlerce ve yüzbinlerce ve milyonlarca insana – ulaştırılacak.

Ve böylece, perdenin arkasında meydana gelen esin verici şeylerden biri de Tobias’ın – bu değerli insan yaşamına baktıktan sonra – yeniden böyle bir deneyime soyunarak, tüm bu bilgiyi fiziksel bedene getirmek istemesi oldu. Böylece biz de, onu bu güzel biçimde yeniden fiziksel forma yollamaya hazırlanıyoruz. Ve bundan sonra ben, uzun süredir araştırma yapan ve çok iyi öğrenenlerinizle yeni bir eğitim dizisine başlayacağım. Ve Saint Germain de bana eşlik edecek ve biz zamanda yolculuk, maddeleştirme ve maddeyi yok etme ve, elbette, cisimleri tezahür ettirmeyi size öğretmeye başlayacağız, ve bir yeşil kalem tezahür ettirmekle kırmızı bir Ferrari tezahür ettirme (kahkahalar) işleminin aynı olduğunu öğretebileceğiz. Böylece bu, bolluk akışının artmasına yardımcı olacak ve cisim/madde tezahür ettirmede sizin aktif katılımınızı sağlayacaktır.

Böylece, bugün burada olmak bizim için bir mutluluktur ve dediğimiz gibi, az da olsa bir hüzün var, çünkü bu yol etkinlikleri hepimiz için harika bir yolculuktu, ama bu ancak bundan sonra genişlemeye başlayacak ve ben ve – ona seslendiğim gibi – üçüncü Bayan Einstein’im… ve şunu da söylemem gerekir ki, ben karılarımla, bugün Tobias’ın (kendi karısıyla ilgili) ifade ettiği ilişkilere sahip değilim! Sevdiğim tüm kadınlarla burada olmaktan mutluyum ve bu güzel bedenin benim çalışmamı temsil etmesinden büyük bir onur duyuyorum. Ve ben hep, onun bu güzel kadın olmasının bir nedeni olduğunu söyledim, ve onun şarkı söyleyecek olmasının da bir nedeni var. Aslında göreceğiniz (tanık olacağınız) müzik, gelecek yıllarda ona yolu açacak, ve siz onun gezegeni etkileyebilen uluslararası bir ışık, bir projektör olduğunu göreceksiniz.

Ve dünyanın neresinde olursa olsun, Barbara’yı her gördüğünüzde, Tobias’ı göreceksiniz, Saint Germain’i göreceksiniz, Kuthumi’yi göreceksiniz, Geoff ve Linda’nın ruhunu göreceksiniz. Hepinizi göreceksiniz, bunların tümünü mümkün kılan hepinizi. Ve böylece, bugün burada olmak ve bize yönelteceğiniz soruları yanıtlamaya çalışmak, bizim için büyük bir onurdur.

TOBIAS: Gerçekten. Böylece… eski karılarımla ilgili bir daha yorumda bulunmayacağım. (kahkahalar) Bakın, biz insanları dinliyoruz. Onlar ilişkiler hakkında şakalar yapıp duruyorlar ve sizi güldürmeyi sürdürmek her zaman için iyi bir şeydir. Böylece, sorularımızla başlayalım.

1.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Tobias, Saint Germain ve Kuthumi, Kuantum Sıçraması’nda Saint Germain, bir dolu başka insanın hastalıklarını ve sorunlarını taşımaktan vazgeçme zamanı olduğunu söyledi. Peki, ölümü ve zorlukları seçermiş gibi görünen bir eşle hâlâ birlikteysek, sevinç, neşe ve kolaylık içinde yaşamayı nasıl seçeriz? Ben gerçekten bu dramın içine çekilmemek konusunda zorlanıyorum ve (birlikte) kalıp kendimi mutlak/egemen hissedebileceğimden de artık pek emin değilim. Lütfen yardım edin.

TOBIAS: Yine ilişki sorusuna çattık, gerçekten de! Çoğu ilişkiler bir eski enerjide kuruldu ve çoğu kez de birçok karmik katmanlarla birlikte. Hepinizin ve her birinizin şunu anlaması gerekiyor, siz kendi benliğinizsiniz, bir ilişkiyi zorlamak durumunda değilsiniz. Ve bazen, o eski karmik katmanlar ya da o eski sorumluluk ve suçluluk hisleri, sizi ikiniz için de sağlıklı olmayan bir ilişkiye bağlı kılıyor.

Bu bize zaman zaman çok açık görünüyor, ama yine de bu ilişki sorunları bazı en derin ve kopması en zor sorunları oluşturuyor. Başkalarına önerdik ve şimdi sana da önereceğiz, sana eş olan o kişiden uzak, biraz zaman geçir. İster kendine ait bir yerin olsun, ister bir dairen ya da katın, biraz onsuz zaman geçir ve gerçekten kendine kendin için zaman ayırma armağanını ver. Diğer insanla olan ilişkin hakkında çok daha berrak bir anlayışa sahip olursun. Ve çoğu kez, artık varolması gerekmeyen ve salıverilecek enerjiler olduğunu görürsün.

Ayrıca, bunu her birinize söylüyorum, artık size hizmet etmeyen ilişkileri salıvermekten korkmayın. Suçluluk ve sorumluluk ve bir başka insana bakmanız gerektiği hislerine kapılıyorsunuz. Ama bu, kendinizin de bir Tanrı olduğunuzla ilgili öğrendiğiniz herşeyin antitezi değil mi? Bazen, her ikinize de hizmet etmediği halde bu ilişkileri sürükleyip duruyorsunuz. Buna nefes al, kendine zaman ayır, ve eğer ilişkiyi bırakmayı seçecek olursan, bunu sevgiyle yap ve suçluluk duymadan yap. Teşekkür ederiz.

2.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Bu, burada olamayan sevgili bir Şambra dostun sorusu. Şöyle diyor, “Neredeyse 30 yıldır kronik ağrılar içindeyim. İki yıl kadar önce karıncalanma şeklinde sırt ağrıları deneyimlemeye başladım. Dönem dönem iyileşir gibi oldu, ama ben sevdiğim faaliyetlere başlayacağım ve aktif bir yaşam sürdüreceğim diye heyecanlanır heyecanlanmaz, beni çok halsiz bırakan ağrı dalgaları vurmaya başlıyor. Ben aslında artık yaşamıyorum, sadece hayatta kalıyorum. Kurban rolü oynadığımı ve bunda da oldukça başarılı olduğumu fark ettim. Bunu salıvermeye hazırım, ama sanki daha bilincine varamadığım yanlarım var gibi. Ne kadar uzun bu halde olursam, durumun değişeceğine inanmak da o kadar zorlaşıyor. Bu ağrının ve yalnızlığın bana nasıl hizmet ettiğini, ve bu kendi-kendimi hapsettiğim hapishaneden çıkıp yeniden yaşamaya başlamak için ne yapmam gerektiğini anlamama lütfen yardım edin. Teşekkür ederim.”

TOBIAS: Albert.

ALBERT EINSTEIN: Bu, şimdilerde hissediyor olabileceğin kadar karmaşık değil. Ve ben sana çok kısaca, tanık koruma programı diyeceğimiz bir şeye başlamanı söyleyeceğim; her sabah uyandığında kendini (hayata, yaşamaya) ada, ve sonra o güzel teşekkürünü et, “mucizevi yaşamın bir başka günü için teşekkür ederim” ve anla ki, ağrılarına ve hapsedilmiş olmana rağmen, hayatta olman ve bunu deneyimliyor olman ve bunun üstesinden gelmek zorunda olman, güzel bir mucizedir, ve buraya geliş nedenlerinden bir tanesi de – bunun üstesinden gelmekti. Ve sonra da o gün için kendine tanık olacağına dair niyet et ve ben senin şunlara bakmanı istiyorum. Çakışan döngüler halinde olan üç belli insan boyutu vardır, ve tıpkı fiziksel bedeninin içine bakıyormuşun gibi – senin bir kalbin var, bağırsakların var, karaciğerin var – bunların hepsi farklı şeyler yapar.

Ve biz şimdi senin bu üç farklı şeye bakmanı istiyoruz. İlki, duygu ve senden akan o enerji – o saf duygu enerjisi. Ve o duyguyu tümüyle kucaklayabilmen için, kendini neden kötü hissettiğinle ilgili akılcı bir nedene sahip olman gerekmiyor. Yalnızca kendine dönüp hissetmen ve nefes alman gerekiyor. Ne anlayış ama, değil mi? Ve ağrı hissettiğin ya da öfke hissettiğin her an, içine dönebilmen ve şöyle demen, “Biliyor musun, bunu neden hissettiğimle ilgili bir neden oluşturmam gerekmiyor. Benim onunla samimi/mahrem bir ilişki kurmam gerekiyor.” Bunların hepsiyle – öfke, korku, keder, ağrı/acı – ve bunları nefesle içinden geçirmek ve hareket ettirmek. Enerjiyi hareket ettir.

Şimdi, bakacağın bir başka şey de senin akılcı yanın. Ve bunlar da, bilirsin işte, ‘bunun üstesinden gelemezsin’, ‘bu hep burada olacak’, ‘ben değerli değilim’ gibi mesajlardır. Bu suçluluk içeren mesajlar. Bu akılcı faaliyet sürekli var. Ve bizim senden yapmanı istediğimiz şey, herşeyden önce, bu ikisini ayırmandır, ikincisi de, akılcı mesajlarını gözlemlerken ve tüm o seni-yenen akılcı frekansların sana konuştuğunu gördüğünde, kendinle küçük bir tartışmaya girişmen, ve “sen iskemlede oturan bir mucizesin” diyen, bunu yapabileceğini, kendini iyileştirebileceğini, kendini iyileştireceğini söyleyen meleksel alemlerin mesajını içine almandır. Bunu nasıl gerçekleştireceğini bilmeyebilirsin, ama gerçekleştirirsin, ve sonra duygusal frekanslarına döner, onları nefesinle içinden geçirirsin, ve bu, sezgine yer açar.

Ve sezgin her zaman sana küçük bir bildiride bulunur, ve sen onun sezgi olduğunu böyle anlarsın. Senin neden dinlenmeni istediğini açıklamayacaktır. Sana sadece “dinlen” diyecektir. Ve sonra sen aklının “Dinlenemem. Yapacak çok işim var” dediğini izleyeceksin. Ve sonra dinleyeceksin; “Dinlen” diyecektir. Ve sen yine “Hayır, hayır, dinlenemem. Bu, bu kadar basit olamaz” diyeceksin. Ve sen yüzünü çevireceksin ve o yine “Dinlen” diyecek. Ve eğer meleklerin sesini ve meleksel alemleri içine alırsan, çok geçmeden aklın, “Biliyor musun, belki de şu yaşlı ve deli Yahudiyi dinleyip dinlenmeliyim” diyecektir.

Ve sen bu şekilde şimdi duygusal enerjiyi içinde hareket ettirirsin. Akılcı mesajlarla başa çıkıp onları tanrısallığın olumlu gücüne çevirir, sezginin gelip her üçünü de dengeleyeceği güzel bir alan yaratırsın ve sonra dinlenirsin. Ve bu seni, şimdi hayal edebileceğinin çok ötelerine götürecektir.

3.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Bize lütfen Fransa hakkında bazı içgörülerini söyler misin. Neden burada sanki bir mezhep ya da tarikat avına çıkılmış gibi görünüyor? Fransa’nın üstlendiği belli bir dini rol mu var? Ben, Katolik Kilisesi’nin, kilisenin büyük kızkardeşi olduğunu duyarak büyüdüm, bu ne anlama geliyor? Ve başkanımızın geçenlerde, katedrale bağlı bir rahip olmak amacıyla Vatikan’a yaptığı ziyaretten haberiniz var mı? Ve yakında geliyor musun? Ben gerçekten bu konuda söyleyeceklerini duymak istiyorum.

TOBIAS: Gerçekten. Gerçekten. Şimdi, hepinizin bildiği gibi, Adamus Fransa’ya karşı büyük bir sevgi besliyor, belki de orada bulunması mümkün olan insani düşkünlüklere duyduğu büyük sevgi yüzündendir. Ama ben Tobias, sana kendi bakış açımı sunacağım. Kilisenin – Katolik Kilisesi’nin – enerjisi, Fransa tarihinin, gerek bilinen geçmişinin gerekse gizli geçmişinin derinlerine gömülmüş durumda. Kilisenin uzun süre korunması tehlikeye düştüğü zamanlarda Fransa’da – nasıl desek – birçok ayinler ve törenler yapıldı. Bunlar, orada gerçekleştirilen ve kökleri çok, çok sıkı bir biçimde Fransa’daki Katolik Kilisesi’nin enerjisine dayanan ayinler ya da gizli toplantılardı.

Çok, birçok yüzyıl önce, (Katolik Kilisesi) diğer ülkelerden silinecek olursa ya da Roma’nın kendisi düşecek olursa, Vatikan, şimdi İtalya dediğiniz topraklarda olmayacak olursa, (Katolik Kilisesi) Fransa topraklarında hep yeniden ortaya çıkacaktı. Böylece bu çok derinlere kök salmış enerji orada hâlâ güçlü bir biçimde iş başındadır, ve bu, senin gördüğün türden tepkilere neden olmaktadır – hükümet, liderlerin bir çoğu, kontrolü elinde tutanlar – tam anlamıyla her türlü dışsal enerjiyi içeriye sokmamaya çalışmaktadır.

Şimdi, hepimiz biliyoruz ki, bu işe yaramıyor. Bir enerjiyi kontrol ettiğiniz ya da bastırdığınız zaman, o tam anlamıyla kendi baskı türünü oluşturur ve er ya da geç patlamak zorundadır. Biz burada bir öngörüde bulunmuyoruz, biz bir gerçeği dile getiriyoruz. (Tobias kıkırdar) Ama kontrolün ya da baskının ya da bu tür enerjilerin olduğu her sefer, birşeyler olacaktır. Bu, Yerkürenin içinde olabilir, ki bunu dünyanın her yanında görüyorsun. Depremlerin olduğu yerlere bak. Depremler, enerjinin baskılandığı ya da çarpıtıldığı yerlere vuruyor.

Daha insani faaliyetler diyeceğimiz türden de vurabilir, bombalama, isyanlar gibi. Tekrarlıyoruz, biz öngörüde bulunmuyoruz, ama biz enerjinin nasıl çalıştığını görüyoruz ve bir noktada, Katolik Kilisesi’nin bu eski, çok derinlere işlemiş enerjisi, yoluna devam etmek, bu çok bağlı hale gelmiş yapıdan çıkmak ve Dünya’nın yeni bilincinin parçası haline gelmek zorunda kalacaktır. Teşekkür ederiz.

4.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofonda bir kadın): Merhaba Tobias ve Bay Einstein. Ben size birkaç hafta önce olan çok şaşırtıcı bir şey hakkında anlaşılır bir açıklama yapmaya çalışacağım. Ben kalp enerjisini açmak amacıyla bir uygulayıcıyla çalışıyordum, ve keşfettim ki, atalarımın sekiz kuşağı kalbime kanca atmış. Ve biz bunları temizlemeye başladık, ve bunu yaptıkça, onları salıverdikçe, kalbimin genişlediğini ve Dünya’yı kapladığını ve sonra da evreni kapladığını hissettim, ve bu noktada başa çıkması zor bir hal aldı. Ve sonra ansızın ben bir şeye bağlandım – enerjinin ne olduğunu bilmiyorum – ama sanki bir tür yaratıcı enerjiydi, ve çok inanılmaz bir histi. Ve baktığım her yerde o vardı, ve gördüğüm her şeyde o vardı. Aman Allah’ım, kulağa çok klişe geliyorum, değil mi? (kendi kendine güler) Ve bu çok inanılmaz bir histi. Ve ben duygunun ya da hissin ne olduğunu tanımlamaya çalışıp durdum, ama beceremedim. Ve dedim ki, “Bu Tanrı mı?” Ve sanki, hayır, gibiydi, çünkü ona bir ad verirsen, ve onun Tanrı olduğu ve senin de olmadığın bir çizgi oluşur, oysa onun olmadığı hiçbir şey yoktu. Yani o herşeydi demek istiyorum. Ve ben o okyanusu gördüm ve sonra hepimiz onun içinde süzülüyorduk, ve şu küçük buz küpleri, kolları ve bacakları vardı, ve hepimiz farklı olduğumuzu düşünüyoruz, ve o okyanustayız ve o muhteşem potansiyeller okyanusundayız, ve oradan herşeyi çekip biçimlendirebiliyoruz. Bu çok güçlüydü.

Eve döndükten sonra üç gün ağladım, yeniden normale dönüp dönmeyeceğimi bilemiyordum, (kahkahalar) sokaklarda dolandım – bir şeyler yiyor ve ağlıyordum. Uyanıyor ve ağlıyordum, çiş yapıyor ve ağlıyordum (yoğun kahkahalar) – sokaklarda dolandım ve insanlara bakıyorsun ve onları açıklayamayacağım bir hisle seviyorsun, çünkü bu enerjide hiç yargı yoktu. Ve bu enerji sanki hem katili hem de katledileni barındırıyordu, ve onunla ne yaptığın umurunda değildi. Umurunda olan tek şey, onunla yaratmandı. Bir benzin istasyonunda, yanımdaki adam benzin dolduruyordu, ve ben baktım ve (kendi kendime) “Aman Allah’ım, seni kucaklayabilirim ve sana hepimizin bir olduğunu söyleyebilirim!” dedim. Ve sonra “Hayır” dedim. Bu şeye ve bununla ilgili yol-yordama bir katkıda bulunabilirseniz çok müteşekkir olurum. Teşekkür ederim.

ALBERT EINSTEIN: Eh, sana Yeni Enerjinin fiziğiyle ilgili kısa bir ders vermek isterim, ve bu herşeyi açıklayacaktır – benim Birleşik Alan Teorim, gerçekten de herşeyin teorisidir – ama sen kendini bir partikül, bir zerre olarak algılarsın. Ben buna bir ‘bilincin derlenip toplanması’ dedim, ve bu derlenip toplanmış bilinç, tam anlamıyla, Dünya’nın merkezindedir, ki burası, tam anlamıyla, bu evren için yaratının başladığı yerdir. Ve senin toplanmış bilincin, gezegenle aynı enerji alanına sahiptir, ve ölçeklendirilebilir haldedir. Öyle ki, Dünya’nın merkezinde toplanmış bir yapı vardır ve bu evreni kaplayacak kadar genişleyebilir. Ve senin için, ya da herhangi bir insan için, şefkatin ışığı bu toplanmış yapıya çarpar ve o yapının yansımalarını içeren çekimsel dalgalar yayar.

Şimdi, o dalganın sana özgü dilimi, senin toplanmış yapına sahiptir, ve elbette tüm gezegen için de toplanmış bir yapıya sahiptir. Böylece elinde iskemlelerin ve ağaçların ve okyanusların ve katillerin ve katledilenlerin ve bunların tümünün toplanmış yapısı mevcuttur, ama seni oluşturan, senin derlenip toplanmış o belirli yapının yansımalarıdır. Ve bunun içinde de o üç insani boyut vardır, ki ilki duygudur. Kaynaktan ayrılan birinci derecedeki şey tümüyle o kalp enerjisidir. Ve bu, gezegenin yüzeyine çıkar, senin fiziksel bedenini yaratır, seni o bilincinle, yani kendi toplanmış yapının içerdiği ve seni sen yapan matematikle doldurur. Bu, Dünya’nın elektromanyetik alanının sınırlarına kadar gider, ve tam anlamıyla Kuzey Kutbunun tepesine kadar çıkar ve oradan tekrar aşağıya iner. Ve enerjinin süregelen bu hareketi, bilim adamlarının kuantum düzeyinde algılamaya başladığı bağdır, ama gezegenin büyüklüğüne göre de genişleyebilir. Evrene genişleyebilir.

Böylece sen kalp enerjini açarsın ve kendini herşeyle ve tüm potansiyellerle birlikte yaratının merkezinde bulursun. Hâlâ kimliğine sahipsindir, ama okyanusun tek tek her bir matematiksel derlenmiş yapısıyla birlikte oradasındır; ve o gördüğün okyanus, o küçük buz küpleri, onların hepsi diğer küçük derlenmiş yapılardı, ve yargı yoktu. Sadece potansiyel vardı. Ve sen o kişinin, o derlenip toplanmış yapının, bir katil olduğunu ve aynı zamanda katledildiğini de görebildin. Bunların hepsini gördün. Evrenin köşelerine kadar genişledin, ve bilincini, o devasa dalgadaki kendi toplanmış yapının yansımaları olan parçalarının birbirleriyle iletişim kurmaya başladığı yere kadar genişlettin. Ve bu bütünlük, ve enerjini hareket ettirmeni ve onu farkında olmanı sağlayan bu genişlemenin darbesi, senin için bu oldukça inanılmaz yolculuğun başlangıcını oluşturdu. Şimdi bu sana gerçekleştirdiğin şey hakkında bir fikir veriyor mu? (kahkahalar)

4.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

TOBIAS: Buna bir şey eklemek isterim. Albert, kelimeleri kullanmada çok ustasın, gerçekten.

ALBERT EINSTEIN: Teşekkür ederim.

TOBIAS: Ve gerçekten, buna tek bir şey ekleyeceğim. Böyle bir şey deneyimledikten sonra, insan veçhen bunu tekrar ve tekrar ve tekrar deneyimlemek isteyecektir. Gerçek ve tatlı olan bir şeyi hissetmiştir. Dürüst ve çok açık olan bir şeyi hissetmiştir. İnsan yanın bunu yeniden yakalamaya çalışacaktır, ve bu deneyimin yeniden geri gelmesini talep edemeyeceğini gördüğünde, o deneyim çok gerçek ve samimi/içten olduğu için insan veçhesi öfkelenir, bunalıma girer ve kendini öncekinden çok daha küçük hisseder, çünkü senin kim olduğunun büyüklüğünü hissetmiştir, ama kendi benliğinin büyüklüğünü hissetmemiştir.

Onun için, senin zaten hissettiğin gibi, ve senle ben bu konuda konuştuk, bu deneyimi yeniden yaratmaya çalışma. Onu yaşadığın için şükret, gerçek benliğinin ve gerçek ruhunun kendini deneyimleyebilmesi için açık ve berrak bir yol yarattığına şükret. O deneyimi özlemeye ya da arzulamaya çalışma, çünkü o kendi zamanında, kendi biçiminde doğal olarak geri gelecektir. Kendi insan veçhene, bu 3B dünyasına çok odaklanmış olan yanına konuş, ve ona, bunların tümünün senin bir parçan olduğu ve yapay bir biçimde bunu (bu deneyimi) yeniden yaratmaya çalışmasının gereksiz olduğu güvencesini ver. Teşekkür ederiz.

4.ŞAMBRA: Teşekür ederim.

5.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Benim iki kısa sorum var. Beni hangi adla tanıyorsun Tobias?

TOBIAS: Şimdi, aynı soruyu soran diğerlerine de söylediğimiz gibi, herşeyden önce, bizim o adı telaffuz etmemiz mümkün değil. İngilizce – ve tüm insan dilleri – çok, çok kısıtlı. Adın bir titreşimdir. Onu telaffuz etmeye yaklaşan tek şey belki onu şarkı şeklinde söylemeye çalışmaktır, ama Cauldre’nın bu sesiyle bunu denemeyeceğiz bile. Çok hayal kırıklığına uğrarsın. Şöyle bir şey olurdu – bauh-h-h-….. (Tobias’ın çıkardığı gürültülü seslere gelen kahkahalar)

ALBERT EINSTEIN: Bana hiç bakma Tobias.

TOBIAS: (güler) Ama biz aslında Şambra’ya hep söyledik, size ruhsal adınızı söylersek, sanki bayram armağanınızı açmış gibi olurduk. Ruhsal adlar – ya da sizi tanıdığımız adlar – garip bir şeydir, sürekli değişirler. Ve insan olarak doğduğunda, Tobias gibi bir adın olur, ve o ad, enkarnasyonun boyunca sana yapışır kalır. Oysa ruhsal tarafta bu çok farklıdır, çünkü sürekli değişir. Bunu sanki çok, çok, birçok müzik notasının birleşmesi gibi algılamalısın, ve sen bilincini değiştirdiğin her sefer, o notalar da değişir. Yani bunu tanımlamak zordur.

Öte yandan, bu adı kendin duyumsa istiyoruz. Az önce, deneyimlediği şu kozmik bilinci anlatan o sevgili Şambra, adını hissetti. Onu duymadı. Hissetti. Bildi. Kim olduğunu bildi. O nedenle, biz konuşmayalım da, seni, kendin için aynı şeyi hissetmeye davet edelim. Yani, üzgünüm.

5.ŞAMBRA: Ben kendi işimi kuruyorum. Bu konuda herhangi bir yorumunuz ya da öneriniz var mı?

TOBIAS: Al?

ALBERT EINSTEIN: Eh, Yeni Enerjide kurulan işlere ilişkin şunu söyleyeceğiz; onları basit tutmak çok önemlidir. Şimdi, kabul edilen e=mc2, bu kadar geniş bir anlayış için olabildiğince basittir – ve ben bu küçük formülü her zaman her yanıtta öne çıkarmak istemiyorum – ama basit tutmak önemlidir. Bugün ve bu yaşta, bilirsin, ‘dış kaynaklar kullanmak’ denilen bir terim var. Yani fazlasıyla yüklü yönetim katmanları edinme. Odağını, olabildiğince basit biçimde, ne yapmak istediğinde tut – işinin bir parçası da bu, aslında yapacağın şey – ve sonra bunun diğer ayağı var, yani bunu yapabilecek bir yapıyı nasıl yaratacağın. Ve bazen bu ikisi tümüyle farklı şeylerdir. Ama biz, insani açıdan olabildiğince basit tut diyeceğiz, ve ayrıca, büyüme sürecinde, şeylerin ötesine geç… olabildiğince büyük hayaller kurmak iyidir, ama somut kaynaklara sahip olana dek, şeylerin ötesine geçmene izin ver. İyice büyüyüp de sonra yapılanmak yerine, bırak, bu senin en büyük ikilemin olsun. Ve bu, yaptığın şeyde sana çok yardımcı olacaktır.

5.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

6.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Pekâla, bu soruyu sormayı bana bırakın, en sevdiğin konu Tobias – seks.

TOBIAS: Anlaşılan bugün gündemimde eski-karılarım ve seks var! (kahkahalar)

6.ŞAMBRA: Seksüel enerji virüsüyle ilgili materyallerin (Tobias’ın Seksüel Enerjiler Okulu’ndan söz ediyor) nasıl sanki genişlediğinden biraz konuşabilir misin. Ben bunun sanki yeni bir yola girdiğini hissettim, onun için de bugün bize belki kısaca bu konudaki görüşünü paylaşırsın diye düşündüm.

TOBIAS: Bu noktada senin daha net olmanı isteyeceğim, çünkü bu çok geniş bir konu – genişliyor derken…

6.ŞAMBRA: Peki, söyleyeyim. Ben insanlar arasında – SES’den olan insanlarla SES’den (Sexual Energies School – Seksüel Enerji Okulu) olmayan insanlar arasında – bir ayırım görüyorum, ve kalbimde bunun yalnızca bir yanılsama olduğunu biliyorum. Yani ben bunu bu anlamda topluma biraz daha nasıl aktarırız diye merak ediyordum.

TOBIAS: Aslında, çok doğal yollardan. Bunu duymaya çok istekli ve açık olanlar var, ve bu insanlara öğretmenler gelecektir. Diğerleri ise bunu duymak istemiyorlar, çünkü seksüel enerji virüsünün ve seksüel enerji tacizinin doğasını anlamak, gerek bir kurban olarak gerekse taciz eden (bu enerjiyi kötüye kullanan) olarak kişinin kendi sorumluluğunu tümüyle almasını talep eder. Ve – bu belki daha da zor yanıdır – kişinin kendini sevmesini talep eder.

Sunduğumuz biçimiyle seksüel enerji materyallerini çok akılcı hale sokacak kişiler var, ve çok açık söyleyeyim, bu, virüsün daha da artmasına neden olacaktır. Yani bizim aradığımız kişiler, analizlerle, tartışmalarla, akılcılığa bağlı kalan insanlar değil, ama tıpkı fiziksel gerçeklikte bir virüs kapabileceğiniz gibi, bilinçte de virüslere sahip olabileceğinizi – ki bu sürekli olur – ve buna ilişkin çözümün ya da evrimin, kendini sevmeye dayandığını anlayan kişilerdir. Bunlar, birçok insanın duymak istemeyeceği iki mesajdır.

Seksüel enerji seminerleri kitleler için tasarlanmadı. Bu seminerler, herşeyin en kutsalını, sizin herşeyin enerjisi ya da bilinci diyeceğiniz şeyi, yani kendinize duyduğunuz sevgiyi gerçekten anlamaya ilgi duyanlar için tasarlandı.

LİNDA: Benim buna ek olarak kısa bir sorum var.

TOBIAS: Elbette.

LİNDA: Çok sayıda öğretmen, bunu devamı gelecek mi ya da öğretmenler için bir güncelleme olacak mı diye soruyor. Bu sınıflar verilirken, daha fazla bir şeyler oluyor da, bunlardan söz etmek gerekiyor mu?

TOBIAS: Gerçekten de oluyor, ve ben… bunu söylemekten nefret ediyorum canım ama, sen ve Cauldre için çok yoğun bir programım var. Şimdiye kadar bunu sana söylemek istemedim. (kahkahalar)

LİNDA: Sürpriz!

ALBERT EINSTEIN: Bir de karılarıyla başı neden derde giriyor diye merak ediyor! (izleyiciler ve Tobias’tan yoğun kahkahalar)

TOBIAS: Seksüel enerji virüsünü onlardan öğrendim! (yoğun kahkahalar) Gerçekten de bu konunun devamı var, ve biz bu ayrıntılara girmeyeceğiz. Ama bu benim için, Şambra’yla gerçekleştirdiğim en önemli çalışma. Bu en – nasıl desek – en derinlere iniyor. Ve bu ayrıca benim Sam olarak geri dönüp yapacağım bir çalışma.

LİNDA: Peki, Aspektoloji’nin bunların tümüyle ilişkisi nedir?

TOBIAS: Onlar çok yakın – soru, bu veçheler ve seksüel enerji seminerleri hakkındadır – onlar çok yakından bağlantılıdır. Şimdi burada bunların kıyaslanmasına girmek istemiyorum, ama bu soruyu sonra ele alacağız. Onlar birçok açıdan farklıdır, ama çok, çok da benzerdir, ve elbette, yüreğime en yakın iki konudur. Saint Germain’in Rüya Yürüyüşü dizisini gerçekleştirdiğini biliyorum, ama aslında Dünya’ya geri dönmeden önce yapmak istediğim birkaç şey vardı. Biri, seksüel enerjilerdi, ve diğeri de Aspektoloji’ydi.

LİNDA: Teşekkür ederim.

7.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Ben, tıbbi alanda işaret dilini yorumlayan biri olarak çalışıyorum, ve fiziksel ve zihinsel zorluklar ve krizler içinde olan hastalarla çalışıyorum. Ve senin – Saint Germain’in – direktiflerini izleyerek insanların hayatlarına ve deneyimlerine ve hislerine dalıyorum, bunu ve bunun alıştırmasını yapmaya başladım, ki genelde bir yorumcu olarak etkilenmemek için kendi etrafımda bir duvar oluştururum. Son zamanlarda bunu birkaç kez yaptım, ve çok dokunaklı deneyimler yaşadım, hastanın sezgisel bilişini ve sorunlarının özünde ne yattığını algıladım. Geçenlerde, zihinsel/ruhsal olarak kendini kilitlemiş çok genç bir çocukta, ki bu, şimdiye kadar deneyimlediğim en büyük öfkeydi, oraya daldığımda ve hissettiğimde, biliverdim. (Bu öfkenin ya da rahatsızlığın) nereden kaynaklandığını görebildim. Ama çevredeki herkes ve anne-babası ve personel ve tüm profesyoneller, ne yapılacağını ve onu nasıl ele alacaklarını bilemez durumdalar. Ve ben bu deneyimden öylesine etkilendim ki… yani, ne yapabilirdim ki? Bu bilgiyle nasıl halleşeceğimi bilmiyorum, çünkü oynadığım yorumculuk rolünde öne çıkıp da “Hey, bir dakika. Ben bunu biliyorum” deme iznim yok. Ve o zaman ben bunu ne için yapıyorum ki? O zaman bu bilgileri neden alıyorum ki? Yani Tobias, bu bizi nereye götürüyor? Bir sonraki adım nedir? Bilirsin işte, işlem/süreç nedir? Ben bunu neden alıyorum, neden algılıyorum?

TOBIAS: Gerçekten, ve biliyorum ikimizin de, gerek Albert’in gerekse benim bu konuda yorumları var. Bunu kısa tutacağız, burada bir dolu soru var, ama iki şey. Birincisi, kariyerini değiştir. (kahkahalar) Yaptığın şey sana muazzam deneyimler kazandırdı ve gerçekten yeteneklerini keskinleştirdi, ama sen zaten biliyorsun, bunu zaten konuştuk, şu anki kurumlar senin bu çalışmanı uygulamana izin vermeyeceklerdir. O nedenle, bir sonraki düzeye, sonraki basamaklara geçmek zamanıdır. Sen, sezgisel yeteneklerine güvenmeyi öğrendin, belki bu alanda yapılacak biraz daha iş vardır, ama sen anlamayı öğreniyorsun.

Ve ikincisi – ben bunu senin için ya da sezgileriyle (iş gören) herkes için çok, çok açık ortaya koymak istiyorum – birinin gerçek kalbini dediğin şeyi ya da ruhunu ya da birinin içini görmek, onların ille de değişmek istediği anlamına gelmez. Sen, onların işkencesine ya da hastalığına neden olan şeyin çok net bir görüntüsüne sahip olabilirsin, ama bu, sen onlarla bir insan olarak ya da insan veçheleriyle ilişki kurduğunda, değişmeye gönüllü ya da istekli olacakları anlamına gelmez. Sana, insanların içini görmek gibi bir armağan ya da nimet bahşedildi, ama o belirli veçhenin ya da varlığın yaptığı seçimleri hep onurlandır ve saygı duy.

Gördüklerini anlamalarına yardımcı olabilirsin, ama onların seçimini onurlandır, çünkü çok açık bir biçimde görmüş olman, onların bunu yapacağı anlamına gelmez. Ve onlar yapmayı seçmediklerinde de sen kendini engellenmiş ya da hüsrana uğramış hissetme.

ALBERT EINSTEIN: Ben de şunu eklemek isterim, herşeyden önce, bir kariyer değişimi senin için gerçekten uygundur, ama bu durumla ilgili hatırlanacak birkaç şey var. Bir, onları hissetmede ve birlikte nefes almada büyük bir güç var. Sen bu çalışmayı onlarla yaparken bir empati ve o anda körüklenebilecek bir salıverme (ortamı doğar). Tobias’ın dediği gibi, onların işbirliği ve niyeti olmadan yapabileceğin tek şey budur. Ancak, böyle bir lider olmanın, ve daha güçlü sezgilere sahip olup onları hissedebilen ve onlarla nefes alabilen, ve doktorlara dönüp de “İşte sorun burada ve bu şekilde düzeltilir” demeyen tekamül etmiş bir kişi olmanın etkilerini küçümseme, çünkü aksi takdirde zihinsel alana girer güveni zorlarsın ve bu her zaman için büyük bir şeydir.

Ama doğrudan gücünle girişmek ve sezgilerine dayanarak açık bir şekilde dile getirmek yerine, bir durumu stratejik olarak buradan etkilemenin her zaman yolları vardır. (Örneğin) doktorla kahve içerken ve o – “Ne yapacağımızı bilmiyoruz, ve nasıl yapacağımızı da bilmiyoruz” dediğinde – ve sen şöyle düşündüğünde, “Sahi, şunu hiç düşündünüz mü..?” Yani bu bir stil meselesi. Yani stil de aynı zamanda. (kahkahalar) Ve biz senin harika bir stilin olduğunu biliyoruz, ama başka stillere sahip olmak da iyidir.

Ama uzun vadede bu deneyimler seni bir kariyer değişimine hazırlıyor, ve bu yeni işinde sahip olduğun bilgiyle ve deneyimle benzer durumlarla karşılacaksın ama, uygulamayı yapan kişiler söyleyeceklerini dinlemek, bilmek isteyecekler, ve kişinin çevresindeki tüm etkiler yumuşak ve enerjisel bir biçimde onları, çalışmanın nasıl yapılacağı ve çalışmayı gerçekleştirmek istemeyi ve daha çok şifayı anlamalarına uyumlayacak. Böylece bu, yakında meydana gelecek çok önemli bir çıraklık dönemi olacak.

LİNDA: Şimdi burada evsahibesinin ben olduğunu hatırlayın. Saat 5:27 ve Cauldre’nın talep ettiği zamanı aştık. Ama ben bunun bir dinamik içerdiğini ve inanılmaz bir durum olduğunu anlıyorum, onun için kafanızı toparlayın ve ruhunuzu toparlayın ve karar verin, bu son soru mudur?

TOBIAS: İki soru daha alacağız, ama onları kısa tutacağız.

LİNDA: Çok güzel.

TOBIAS: Gerçekten de.

8.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Pekâla Tobias ve Saint Germain, Dr. Einstein ile senli benli olacağımı hiç fark etmemişim, bu gerçekten eğlenceli.

ALBERT EINSTEIN: Bize Al de.

8.ŞAMBRA: Peki Al! Ve Tobias ve Saint Germain, öyle inanılmaz bir ay geçirdim ki, cesaretimi toplayıp önünüzde durmak zorunda kaldım, ve çok teşekkür ederim. Ve geçen ay İnternetteki ilişkiyle ilgili soruyu soran bendim, kötü bir ilişkin varsa ne yapmalı diye, ve siz bana yoluma devam etmemi söylediniz. Bu, neredeyse karnıma sancılar saplanmasına neden oldu, ve eve dönerken…

TOBIAS: Benim uzmanlık alanım…

8.ŞAMBRA: Evet uzmansın!

ALBERT EINSTEIN: İlişkiler?! Tobias! (kahkahalar)

8.ŞAMBRA: Böylece dağdan inerken…

TOBIAS: Bu bugün tekrarlanan bir konu olacak!

8.ŞAMBRA: Evet, ama umarım bir dolu başka Şambra ailesine yararı olur. Dağdan inerken, ilişkimle ilgili büyük resmin bana çok açık gösterilmesini istedim.

TOBIAS: Kimden istedin?

8.ŞAMBRA: Kendimden.

TOBIAS: En iyi yanıt.

8.ŞAMBRA: Gnost’umdan.

ALBERT EINSTEIN: Kaza mı yaptın?

8.ŞAMBRA: Hayır, yapmadım. Ve sonraki altı gün içinde altı kez kafama dank etti, çünkü hayatımın sonuna kadar seveceğimi düşündüğüm adam, farklı bir yaşama düzenine geçmek istedi. Bu benim için öylesine bir şok oldu ki, o acı içinde – yok yok, bu güzel olanı yanı (kahkahalar) – o acı içinde iki kedimle nereye gideceğimi düşünürken, meleksel benliğimden çok açık bir biçimde şunu duydum, “Susie, bu senin ‘hapisten özgürleşme’ kartın.” Böylece, en inanılmaz deneyimleri yaşayarak şefkatle ilgili daha fazlasını öğrendim, şefkat ve yargısızlığın, benim için sağlıklı olmayan tavırlar içinde kalmam gerektiği anlamına gelmediğini öğrendim.

Hemen muhasebecimi, mali danışmanımı ve emlakçımı aradım. Emlakçım beni geri arayıp, “Susie, sana bir ev bulana kadar senin ve kedilerinin hemen buraya, yanıma gelip kalmanızı istiyorum” dedi. Herşey yerli yerine oturdu, çünkü ben kendimi Yeni Enerji çözümüne ve kendime güvenmeye açtım. Ve ben Pazartesi günü evi kapatıp Cuma günü taşınıyorum. Hiç beklemediğim parasal bolluk ortaya çıkıverdi. Ve burada olmamın nedeni, buradaki aileme ve evrene bir bildiride bulunmak istediğim içindir, artık tekrarları seçmiyorum. (kahkahalar ve alkışlar) Teşekkür ederim. Dışarlarda bir yerlerde, benim 3.000 megawatt’lık voltajıma uyan bir eş beni bekliyor, ve bilirsiniz, doğru zaman geldiğinde, doğru zamandır. Tekrara düşmemeyi güvence altına alabilmem için, bu konuyla ilgili daha görmediğim bir şey var mı?

TOBIAS: İlişkiler konusunda bir uzman olarak, burada önemli olan şey, ruhunun en derin yerlerinde duyulan, kendinin tüm parçalarında duyulan, kendin için yaptığın bu seçimdi. Sen bir seçim yaptın. Oturup düşünmedin. Uzun uzun düşünüp taşınmadın. Çok net bir seçim yaptın. Ve bu nedenle tüm enerjiler değişti. Bir daha asla dengesiz ya da olumsuz bir ilişkiyi kendine çekmeyeceksin, çünkü bir seçim yaptın. Bir kez daha kendinle olan ilişkini geliştirmek için zamanın olacak, ve uygun olduğunda, bir, iki, üç ya da daha fazla ilişkin olacak.

Ben burada biraz cesur bir bildiride bulunacağım. Bu insan bilincinde, eskinin ötesine, kilise tarafından yaratılmış diyeceğim şu ‘bir yaşamda bir ilişki’ anlayışının ötesine geçmek zamanıdır. Bu, çok, çok, çok eskidir. Yaşamın boyunca birçok ilişkinin keyfini çıkarmak ve bu konuda suçluluk hissetmemek zamanıdır. Onun için, paylaşımın için ve seçimini yaptığın için sana teşekkür ediyoruz.

8.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

9.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Tobias, Einstein, bugünkü mektup için teşekkür ederim. Onu uzun zaman önce birlikte yazdığımızı biliyorum. Ve ben bu işi de, taşınmamı da ve herşeyin nasıl tezahür ettiğini de birlikte yarattığımızın farkına vardım – vizeler ve çalışma izinleri ve, yani başka bir kıtada. Bilmem gereken ya da sizin eklemek istediğiniz herhangi bir şey var mı?

ALBERT EINSTEIN: Eh, yaşamım sırasındaki dünyanın bir vatandaşı olarak, biliyor musun, tüm ülkelerin vatandaşlığından vazgeçip, deyim yerindeyse pasaportumu teslim etmek istediğim zamanlar oldu, ama pasaportumu geri verebileceğim bir makam yoktu, ve ben de doğduğum ülkeden başka bir ülkeye geçtim. Ama şunu söyleyelim, sen bu yolculuğa çok iyi hazırlanmışın ve birçok sınırdan geçeceksin, gerek kelime anlamında gerekse mecazi olarak, ve sen bir lidersin. Sen, Yeni Enerjide bir lidersin, ve o yeni topraklarda şehirlerin mahallelerine, yeni bölgelere girip de eski enerjiyle kuşatıldığını hissedecek olursan, kendine bir lider olduğunu hatırlat. Sen oradasın ve anlamak isteyen, yol gösterilmek isteyen, rehberlik isteyen insanları kendine çekeceksin, yani, isteksiz olanları ikna etmeye çalışma. İnsanlar şunu ya da bunu neden yapmıyor diye düşünmek için zaman harcama. Alıp kabul etmeye hazır olanlara odaklan, ve (o zaman) yolculuğun boyunca büyük bir destek aldığını ve harikalar yarattığını göreceksin.

9.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

10.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Tobias, bu aptalca bir soru. Görünen o ki, kuyruksokumu kemiğim (koksiks) dönmüş durumda, ve ben sanki şok içinde ve yanlış-yönlendirilmiş enerjiler içinde fazla zaman harcamışım gibi. Ve ben bunun nereden kaynaklandığını merak ediyorum. Bunu kendime nasıl yapabildim?

TOBIAS: Bu, birçok yaşam enerjilerinin birikmesinden kaynaklanıyor. Şöyle de diyebilirsin, geçmişte çarpıtılmış ya da bozulmuş olan bilincin ya da enerjin, bu yaşamında fiziksel olarak tezahür ediyor. Şu an önemli olan, kuyruksokumu kemiğin, omurgan ya da belirli kemiklerin için kaygılanmamandır, çünkü enerjinin bedeninde akma biçimi her zaman çok dengeli ya da doğal bir yol bulacaktır, izin verirsen tabi. Başka bir deyişle, kemik yapısının şu anda nasıl olduğuna takılma. Kendine bir armağan ver ve enerjilerin çok dengeli biçimde çalışmasına izin ver, yapısal dengesizlik ne olursa olsun.

Sen bu ara dikkatini buna çok odaklıyorsun, ki bu bir anlamda çok iyidir, çünkü geçmişteki bazı sorunları yüzeye çıkartıyor. Sen ve ben, şimdilerde oldukça popüler hale gelen bu konu hakkında – veçheler hakkında – uzun uzadıya konuştuk. Bazı çok ilginç veçhelere sahipsin, ve onlar zaman zaman idareyi ele almak istiyorlar, ve seni zaman zaman kovalamak istiyorlar. Sen ve ben birlikte çalıştığımızda, tabii Aandrah’nın çok psişik düzeydeki enerjisiyle birlikte, sana, kendini, varlığını, yeniden-yapılandırmada, seni şimdiye getirmede yardım ediyoruz – ki bu zaman zaman biraz zorlayıcıydı – yani seni şimdi ânına getirmek ve kendinle ilgili sorumluluğu almanı ve kendini sevmeni sağlamak.

İskelet yapına zihinsel bir bakışla bakman aslında şu anda dikkatinin dağılmasına neden oluyor. Çünkü seni kendi enerjiselliğinden ve bilincinden ve mevcut âna geri gelmekten uzaklaştırıyor. Böylece, sana dün gece de söylediğim gibi, omurgana, kuyruksokumu kemiğine ya da bu tür diğer şeylere kaygılanma. Çünkü olay o zaman biraz dramatik bir hal alıyor ve o çok eski, yaralı veçhelerin kendi oyunlarını oynamalarına izin veriyor. Yani ben senin şu anda mevcut olmanı istiyorum. Senin şu anda derin ve bilinçli bir nefes almanı istiyorum. (kadın nefes alır) Kendini hisset – burası güvenli bir alandır – kendini hemen burada çok mevcut hisset. Hayır… dalıp gidiyorsun. Ben senin buraya, kendi içine geri dönmeni istiyorum. Bunun ıstıraplı olacağını söyleyen o sesi dinleme. Bu eski bir oyundu – bedeninin ıstırap çektiğini söylemek. Kendi içinde mevcut ol. Biz bundan çok söz ediyoruz ve ben seni candan seviyorum.

10.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

ALBERT EINSTEIN: Sadece tek bir şey eklemek istiyorum, ve Barbara’ya Einstein’a kanallık etmek, Saint Germain’e kanallık etmek nasıl geliyor. (kahkahalar) Tezahür ettirme işleminde – ki Saint Germain ile birlikte vereceğimiz eğitimlerde o bunu geniş geniş açıklayacak – ama gerçek şu ki, maddeyi manipüle etmek, onu ustaca yönlendirmek/hareket ettirmek yeteneğine sahipsin. Yani kendi içinde, o belirli fiziksel rahatsızlığı tamamen yeniden-dengeleme gücüne sahipsin, ama yalnızca fiziksel rahatsızlığa odaklanmaman gerektiğine de katılıyoruz. Ama veçhelerin kapana kısıldığında ve onların duygusal içerikleri hareket edemediğinde, o zaman bu bir yerlere gitmek zorundadır ve bedeninden geçer, ve kapana kısılıp fiziksel bir rahatsızlık oluşturur.

Tıpkı İsa’nın suyu şaraba dönüştürebilmesi gibi, sen de bu rahatsızlığı tümüyle iyileştirme gücüne sahipsin – gerçi bu öyküde o aslında annesi için üzülüyordu, çünkü bir düğündeydiler ve şarap bitti ve o da, “Hmmm, keşke daha fazla şarap olsaydı” dedi ve daha fazla şarap oluverdi (kahkahalar) – ama sen bu güce sahipsin. Ve bu, yalnızca bunu düşünmek değildir, kendinin tüm veçhelerinin bir dengesidir ve hiç bir akılcı tanımlama olmadan o duygusal enerjiyi kendi içinde hareket ettirmektir. Ama sen bunu şifalandıracaksın ve bu, mucizevi bir gün olacak. Ve biz senin kısa bir süre sonra buraya geri geleceğini ve Tobias’a, onun çalışmalarının mucizelerini anlatacağını hissediyoruz.

LİNDA: Son soru.

11.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Ve bu kısa olacak. Bir sorum var, gerçekten çok bağlı olduğum ve onu çok yakında Çiçekler Köprüsü’ne götürmeye hazırlandığım bir arkadaşım var. Ve bu gerçekten ilginç çünkü birlikte birçok yaşamımız olduğunu biliyorum, ama kaç tane olduğundan emin değilim, ve sorum da bu. Kaç tane? Sadece bir rakkam ver, çünkü bunu kısa tutmak istiyorum, teşekkür ederim.

TOBIAS: Yalnızca meraktan sormak istiyorum, bu neden bu kadar önemli?

11.ŞAMBRA: Bilmiyorum. Bir düşüneyim, neden bu kadar önemli? Herhalde çok bağlı olduğumuz için, ve her zaman da bağlı olacağımızı bildiğim için. Biliyorum ki, neyse… ama o da sana sormamı istedi, durum bu.

TOBIAS: Bu son soru, ve hem Albert hem de ben yanıt vereceğiz, ama ben içimde biraz çatışıyorum. Çünkü bu bir bağ türü ve bir karmaya-bel-bağlama türü yaratıyor, oysa biz burada, Şambra ile, egemen/mutlak varlıklar olduğumuz noktadayız. İster 37 yaşam olsun ister bilmemkaç – sanırım sana yanıtı verdim (kahkahalar) – ama rakkam ne olursa olsun, bir başka an için birbirinize karşı hiçbir yükümlülüğünüz yok.

Şimdi, ben uzun tartışmalara girebilirim. Ama yapmayacağım. İnsanlar birbirlerine bağımlı olma eğilimindeler, ve bu bağımlılık ölüme kadar uzanabiliyor, ve onları bir sonraki yaşamlarına takip ediyor. Birisiyle birlikte olmak gerektiği ve birisine karşı yükümlülükler üstlenmek gerektiği gibi garip duyumsamalar söz konusu. Biliyorum, kulağa belki biraz soğuk geliyor, ama yegâne yükümlülük kendine karşıdır. Sen seni sevebildiğin zaman ancak, bir başkasını da dürüstçe sevebilirsin. Kendini tümüyle sevemezsen, başka insanlara bağımlıysan, onlara beslediğin sevginde dürüst değilsin demektir.

ALBERT EINSTEIN: Ve ben de sadece şunu ekleyeceğim, yalnızca birimiz burada olduğuna göre, altı milyar diyeceğiz. (bazı gülüşmeler ve alkışlar)

TOBIAS: Böylece, sevgili Şambra, gün uzun, biliyoruz. Çok enerjilerden geçtik. Bir mektup yazdık, uyanmakta olanlara ve ayrıca geçmişteki benliğinize bir mesaj verdik.

Birlikte derin bir nefes alalım…

(duraklama)

… ve Dünya üzerindeki yaşamın güzelliğinin zevkini çıkartın.

Ve öyledir.

Kırmızı Meclis’in varlıklarından Tobias, Golden, Colorado’da yaşamakta olan Geoffrey Hoppe tarafından sunulmaktadır. Tobit’in mukaddes kitabında bulunan Tobias’ın öyküsü, Crimson Circle sitesinde bulunmaktadır.
www.crimsoncircle.com. Tobias materyelleri, bedelsiz olarak dünyanın her tarafında bulunan ışık işçileri ve Shaumbra’ya, Ağustos 1999 tarihinden beri sunulmaktadır. Bu tarih Tobias’ın, insanlığın yıkım potansiyelini aşıp, Yeni Enerjiye girdiğini söylediği tarihtir.
Kırmızı Çember, Yeni Enerjiye geçiş yapacak ilk insan (kılığındaki) meleklerden oluşan küresel bir ağdır. Bu kişiler, yükseliş halinin sevinç ve zorluklarını deneyimlerken, diğer insanların da yolculuğuna, paylaşım, ilgi ve yol göstererek yardımcı olmaktadır. Crimson Circle’in sitesine her ay 50.000’in üzerinde ziyaretçi, son materyelleri okumak ve kendi deneyimlerini tartışmak amacıyla girmektedir.
Kırmızı Çember her ay Denver, Colorado’da, Tobias’ın, Geoffrey Hoppe kanalıyla son bilgileri sunduğu yerde biraraya gelmektedir. Tobias, kendisinin ve Crimson Council’ın (Kırmızı Meclisin) diğer semavi varlıklarının, aslında insanoğlunun kanallığını yapmakta olduğunu bildirmektedir. Tobias’a göre, onlar bizim enerjilerimizi okumakta ve biz içimizde deneyimlerken, dışardan da bakabilmemiz için, kendi bilgilerimizi bize geri tercüme etmektedirler. Kırmızı Çember toplantıları herkese açıktır, ama LCV takdir edilir. Katılımı gerektiren hiç bir şey ve ödenmesi gereken bir aidat yoktur. Kırmızı Çember bolluğunu, dünya çapındaki Shaumbra’nın açık sevgisi ve bağışlarıyla sürdürür.
Kırmızı Çemberin en yüksek amacı, insan melekler ve öğretmenler olarak, içsel spiritüel uyanış yolunu yürümekte olan kişilere hizmet etmektir. Bu hıristiyanlıkla ilgili bir misyon değildir. Tersine, içsel ışık, merhamet ve ilgi bulabilmeleri amacıyla, insanları senin kapına getirecektir. Kılıçlar Köprüsü’ndeki yolculuğuna başlayan bu kendine has ve değerli insan sana geldiğinde, o anda ne yapman ve öğretmen gerektiğini bileceksin.
Eğer bunu okumaktaysan ve gerçek olduğunu ve bir bağın olduğunu hissediyorsan, sen gerçekten Shaumbra’sın. Sen insan (kılığında) bir öğretmen ve bir rehbersin. İçindeki tanrısallık tohumunun bu anda ve gelecek tüm zamanlar için çiçek açmasına izin ver. Hiç bir zaman yalnız değilsin, çünkü tüm dünyada bir ailen ve çevrendeki semavi boyutlarda melekler vardır.
Bu metni lütfen ticari amaç olmaksızın ve bedelsiz olarak dağıtın.
Lütfen bu bilgiyi, dipnotlar dahil bütünüyle kullanın. Tüm diğer kullanımlar, Geoffrey Hoppe, Golden Colorado’dan alınacak yazılı onayı gerektirir. Telif hakkı 2001, Geoffrey Hoppe, P.O.Box 7328, Golden, CO 80403.e-posta: tobias@crimsoncircle.com. Tüm haklar mahfuzdur.

Print