Şaud 11 – “Işıyan Varlık”

Bedenleme Dizisi – 04 Haziran 2005

Crimson Circle’e (Kırmızı Çembere) sunulmuştur

Ben Ben’im…..ve öyledir (kahkahalar), insanların gerçekte kim olduklarını yeniden keşfettikleri, Şambra dediğimiz bu özel grubun kapılar açtığı, Yeni Enerji kapıları, yeni farkındalık kapıları, ve yeni bilinç kapıları açtığı Yeni Enerji’nin bu sınıfında biraraya geliyoruz. Ben Tobias ve Saint Germain için, aynı anda ve birlikte burada olmak, her birinizde ve kanalımız Cauldre’da bedenlenerek birlikte olmak bir onurdur. Evet, ikimiz de bugün buraya sıkışmak zorunda kaldık, fazla yer kalmadı burada (kahkahalar)….böyle ikili bir kanallık gerçekten ilk kez oluyor.

Stereo olarak dinleyeceksiniz (yoğun kahkahalar). Tobias’ın sevgisini ve sıcaklığını hissedeceksiniz. Ve, Saint Germain’in kibrini ve azametini, debdebesini hissedeceksiniz (yoğun kahkahalar), ikisini aynı anda hissedeceksiniz. Geleneği ve tarihi ve Tobias’ın Yahudiliğini hissedeceksiniz. Ve Saint Germain’in bohemsi doğasını hissedeceksiniz. Onun için biz bugünün varlığına “Sen To-Bİİ-as Kontesi” diyeceğiz (yoğun kahkahalar).

Bugün size ikimiz birden konuşmak için anlaştık, bugünkü Şaud’unuzu sizinle birlikte gerçekleştirip, enerjileri birleştirmek için anlaştık. Sadece birimizin olması gerekmiyor. Hatta sadece iki varlığın olması da gerekmiyor. Bizim taraftan çok sayıda melek sizin taraftaki meleklere kanallık edebilir, biz kalabalık bir halde Şambra enerjisinin size ve sizden hareketine yardımcı olabiliriz.

İkimizin böyle eşzamanlı birlikte çalışması ilk kez oluyor. Bu Cauldre’nın ve burada bulunan bazılarınızın kafasının biraz karışmasına neden oluyor, çünkü enerjilerin farklı düzeylerden geldiğini hissediyorsunuz. Ama siz böyle çalışmak üzere tasarlandınız, çok yönlü düzeylerde ve boyutlarda aynı anda çalışmak, olmak üzere tasarlandınız.

Biz bugün size, lineer olmanız gerekmediğini, çok yönlü olabileceğinizi anlamanıza yardımcı olmak amacıyla bu yeni kimlikle geliyoruz. Farklı boyutlarda var olabilirsiniz. Farklı kaynakların tümünden aynı anda yararlanabilirsiniz. Ve bunu gerçekleştirmek, lineer yaşamaktan daha kolaydır. Bu, odağınızı tek bir boyuta toplamaya ve burada tutmaya çalışmaktan daha kolaydır. Siz hiç bu biçimde çalışmak üzere tasarlanmamıştınız. Siz asla bu biçimde yaratmak üzere tasarlanmamıştınız.

Ruh, Ruh’un özü, tek bir düzeyde yaratmaz. Ruh, mümkün olan her bir düzeyde ve eşzamanlı olarak aynı anda yaratır. Ve Şambra olarak, Yeni Enerji öğretmenleri olarak öğrendiğiniz şeylerden biri de, birçok şeyi birden olabileceğinizdir. Aynı anda birçok öykünüz olabilir. Ve bunların olumsuz olması gerekmez.

Ah, gerçekten de bütünleşmiş, birleşmiş öyküler…. çok öykülere sahip olmakla, – sizin deyiminizle – çok kişilikli olmanın karmaşıklığına sahip olmak arasındaki fark, bunların birleşmiş olmasından kaynaklanıyor. Onlar birbirlerinden haberdarlar. Aynı aktif enerji kaynağından geliyorlar. Birbirlerini seviyorlar. Birbirleriyle oynadıkları rolleri onurlandırıyorlar, oysa – psikiyatrik tanımlamalarınıza göre olan – çok kişiliklilik, veçhelerle saklambaç oyunu oynar. Muazzam bir reddediş vardır. Ama Şambra, zaten öğrendiğiniz şeylerden biri de, farklı düzeylerde nasıl iş göreceğinizdir.

Bu yüzden biz bugün size bu biçimde gelmeye karar verdik – çok yönlü, stereo, farklı yönlerle. Biz tüm çevrenizde farklı düzeylerde dolanıp duracağız. Biz….evet, sizi bugün birçok yönden alarma geçireceğiz (kahkahalar) (dışarıdan gelen bir polis ya da ambulans sireninin duyulmasıyla söylenir). Böylece Şambra, burada olmak gerçekten hepimiz için bir onurdur.

Ve, bundan zaten geçmiş olduğumuzu söylemek durumundayız….anlıyor musunuz. Biz bundan zaten geçtik. Biz bu Şaud’dan son birkaç gecede uykunuz ve rüyalarınız sırasında geçtik. Biz bu grupla, fiziksel olarak burada, bu odada bulunanlarla, (şu anda) dinlemekte olanlarla birlikte oturduk. Birlikte Şaud yaptık, sadece iki ya da üç ses olarak değil, tüm grup olarak. Enerjilerimizin tümünü birleştirdik, ve sonra da hem tek ses, hem de aynı anda çok ses olarak şarkı söyledik….anlıyor musunuz. Biz bunu başka düzeylerde, -sizin deyiminizle- başka boyutlarda, insan olarak var olduğunuz boyutlara çok az benzeyen ve fiziksel olmayan boyutlarda gerçekleştirdik. Biz o potansiyeli yarattık.

Biz bir ışıma yarattık. Ve “ışıma”, bugünkü kanallığımızın sözcüğüdür. Soluma yaparken Andra’nın bunu kullanması şaşılası bir şey değildi (soluma, kanallıktan önce yapılmıştı). Bu, bugünkü Şaud’umuzun başlığıdır, “Işıyan Varlık”.

Birkaç gece önce birlikte oturduk ve bir ışıma yarattık. O, sizden gelen bir titreşim, genişleyen bir enerjidir. Grupla birleştirildiğinde ışımaya başladı. Ve siz şimdi onun enerjisinin tadını çıkartıyorsunuz. O sandalyelerde oturdunuz. Şimdi de evlerinizde, ya da bir arkadaşınızın evinde oturmuş dinliyor, birkaç gece önce yarattığınız enerjinin tadını çıkartıyorsunuz.

Bunun nasıl iş gördüğü şaşılacak bir şeydir. Bunların tümünde muazzam, ama yine de çok basit olan fizik kuralları geçerlidir. Biz bugün kontrolleri elden bırakmayı öğreneceğiz. Yeniden ışımayı öğreneceğiz. Onun ne anlama geldiğini anlayacağız. Onun fiziğini, hissini, sevgisini anlayacağız.

Şambra, geçenlerde de söylediğimiz gibi, şu anda çevrenizdeki dünyada çok şeyler oluyor, bilinçlerde çok şeyler oluyor. Başlıklarınızı okursanız, ya da televizyondaki haberlerinizi dinlerseniz, sanki herşey yanlış yönde ilerliyormuş gibi görünüyor. Ama bu bir yanılsamadır. Bunun bir tür hipnoz ya da gölge katman olduğunu size bildirmemiz gerekiyor. Bu, bu tür dramların bir okuyucu kitlesi yaratmasından kaynaklanıyor. Bu tür dramlar – nasıl desek – bir tür enerji bağımlılığı yaratıyor.

Bunların ötesine geçin. Tanıdığınız insanlardan, birlikte çalıştığınız insanlardan, ailenizden oluşan dünyanızda gerçekte olan bitene bir bakalım. Bu dünyanın her yanında, başlıklara yansımayan, haberlere yansımayan muazzam bir uyanış var. Bu gezegene – ve bu enerjiyi kullanmaya gönüllü ve istekli olan insanlara – yönelen muazzam bir Yeni Enerji dalgası var. Bu Yeni Enerji dalgası herkesi farklı düzeylerde ve farklı yollardan etkiliyor.

Bazı insanlar, sizin 5, 10, 20 yıl önce geçtiğiniz şeyden, kendi hipnotik hallerinin âni kargaşasından geçiyorlar. Siz buna, onların uyanışı diyorsunuz. Onlar yaşamlarında bir kargaşadan geçiyorlar, ve bu kargaşa belki de acı ve duygusal keder, zorluk olarak algıladıkları şeylere neden oluyor. Kendilerine ne olduğunu merak ediyorlar.

Ama hepimiz biliyoruz, ve siz biliyorsunuz. Bu, dönüşümdür. Bu, onları kendi hipnozlarından uyandırmaktadır. Onları kendi gerçek özlerine açmaktadır. Bu onları, para ya da güç ya da bu tür şeylerin hiç biriyle asla ulaşamayacağınız, kendi içinizdeki bir dinginliğe, bir sevgiye açmaktadır. Bu sevgi ve dinginliğe sizin dışınızda bulunan bir Tanrı’ya dua etmekle, dışınızdaki bir takım insanların koyduğu kurallara uymakla asla ulaşamazsınız. Bir uyanış olageliyor. Şimdi’nize, tanıdığınız insanlara, size gelmeye başlayan insanlara bir bakacak olursanız, bunu görürsünüz.

Biz perdenin bizim yanından böyle görüyoruz. Meydana gelen gerçek değişimleri görebiliyoruz. Gerçekleştirdiğiniz çalışmanın etkisini görebiliyoruz. Uygarlığınızda olan biteni görebiliyoruz. Bu çiçek açmakta olan güzel enerjiyi görebiliyoruz.

Bazen, o eski öyküyü bırakmak zor geldiği için olan biten güzel görünmüyor. İnsanı bazen çok zorluyor. Ve insanlarla birlikte oturduğunuz zamandan, gözyaşlarından biliyorsunuz ki, yakınlarda sevdikleri birini kaybettiler. Belki de sahip olduklarını sandıkları herşeyi kaybettiler. (Ya da ) bedenleri bir tür hastalığa maruz kaldı.

Ama bunun sadece bir yön değişikliği olduğunu hem siz, hem de biz biliyoruz. Meydana gelen uyanış sadece, bazılarınızın deyimiyle “kavşaklar”dır. Bunu, sahip oldukları bilinç düzeyiyle kabul etmek insanlara zor geliyor. Ama siz biliyorsunuz ki, ve biz biliyoruz ki, gelmekte olan değişimler, gerçeğin değişmesinden, insan ve Ruh’un kaynaşmasından ve birleşip bütünleşmesinden doğan değişimlerdir.

Biz uygarlığınızda meydana gelen şeyleri izliyoruz. Bunlar şaşırtıcı şeyler. Şaşırtıcı, ve bazen de o kadar basit ki, gözden kaçırıyorsunuz.

Geçenlerde şu yeni film, “Star Wars – Yıldız Savaşları” vizyona girdi, karanlık varlıkların geri dönüşü. Bu inanılmaz bir dizi oldu; yaklaşık 30 yıllık bir zamana yayıldı, sizin uyanış sürenizin yaklaşık 30 yılına Şambra. İlk filmi ilk kez gördüğünüzde çoğunuz gerçekten, gerçekten uyandı. Belki de bunu bilinçli olarak farketmediniz.

Ama…. bu filmin enerjisel dokusuna gerçekten dokunmuş olan ve “geçmişte” nasıl olduğunun anılarını tetikleyen şeyler vardı…ya da hâlâ var. Bu filmler bilimkurgu olmaktan çok, gerçeklere dayanıyor. Bunlar uzun, çok uzun zaman önce olmasına karşın sanki gelecekte olmuş gibi görünüyor. Zaman eğilip bükülüyor.

Bu, aydınlık tarafla karanlık tarafın öyküsü. Bu, her ikisini de araştırmak üzere yola koyulmanın öyküsü. Gerçek bir anlayış için sonuçta her ikisinden de geçip, onları yeniden birleştirmeniz gerekir. Bu, (filmde) “güç” olarak adlandırılan Ruh’un öyküsü. Bu, yolculuklarınızın öyküsü. Çoğunuzun bu filmle bu kadar yakın bir bağ kurmasının nedeni, yaptığınız savaşların öyküleri olmasındandır. Ah, öyle küçük, uçan metal gemileriniz yoktu. Bu, fiziksel olmayan realitelerde gerçekleştirildi. Ama Şambra, bu gerçekti.

Filmde bir kişi karanlık tarafa geçer, karanlık tarafın lideri ve komutanı olur, bunun nasıl bir şey olduğunun keşfine çıkar. Sonra bir de öbür karakter var, Luke; o aydınlık tarafta çalışır. Bakın, Luke bir savaşçı olmak üzere eğitiliyordu. Ama ileri eğitimlere geçtiğinde, önceki eğitimlerde öğrendiği her şeyi unutması gerekti. Işık kılıcını nasıl tutacağını unutması gerekti. Alışılmış şeylerin tümünü unutması gerekti. Öğrendiği, bir savaşçı olarak eğitimini görüp uyguladığı kontrolleri unutması gerekti. Bunları bırakması gerekti.

Başı derde girdiğinde ona gelip de “Gücü hisset Luke” diyen sesi, o kanal olan sesi duyduğunu anımsayın. O ses, “Gücü düşün Luke” demedi. “Gücü analiz et” demedi (kahkahalar).O ses, “Gücü hisset Luke. Bırak varlığının her bir parçasından aksın. Zihnini devreden çıkar. Kontrolleri elden bırak. Öğrendiğin her şeyi unut” dedi.

Ve Luke, tıpkı sizin gibi, başta buna karşı koydu. Kontrollerini çok iyi öğrenmişti. Kendiyle zihin yoluyla başa çıkmayı, eylemlerini, düşüncelerini kontrol etmeyi öğrenmişti. Ve bunların tümünü bırakmak çok rahatsız ediciydi.

Ama bunu bir kez gerçekleştirdiğinde, “gücü” bir kez hissedip de ondan akmasına izin verdiğinde, bir yandan yapması gereken şeyleri yapması için zihnine izin verirken, bir yandan da “gücün” akmasına izin verdiğinde, bunu ilk kez gerçekleştirdiğinde, o altın hisse sahip oldu. O öfori (kendini aşırı derecede zinde hissetme hali) hissi geldi. “Güç” ile yeniden bağlantı kurduğunda o anımsama hissi geldi. Ve sonra da aktı. Ne yapması gerektiğini daha yapmadan biliyordu. Düşmanının ne yapacağını, daha düşmanı yapmadan biliyordu. O güç sadece oradaydı. Akıyordu.

Şambra, birçoğunuz bunu şimdiden deneyimlediniz. Siz bunu, tanrısal biliş diyeceğimiz, insan bilincinin normal halini dönüştüren o altın ânı deneyimlediniz. Bu, kozmik bilinçtir. Bu, sadece bildiğiniz o altın andır. Onu kimseye açıklayamazsınız. Hatta kendinize bile açıklayamazsınız. Sadece bilirsiniz.

Bu, kontrolleri elden bıraktığınız….bazen de bırakmak zorunda kaldığınız andır. Luke, kontrolleri bırakmak zorunda kaldı. Düşmanı tarafından manevra yapamaz hale getirildiğini biliyordu. Eski savaşçı yöntemlerini, kontrol altındaki savaşçı yöntemlerini kullanmaya devam etmesinin, kesinlikle ölmek anlamına geleceğini biliyordu. Seçimi yoktu. Bırakmak zorundaydı.

Siz bir seçime sahipsiniz elbette. Siz, Luke’un içinde bulunduğu o belânın içinde değilsiniz. Ama burada yine de, kontrolü bırakmak konusunda öğrenilecek harika bir ders var. Tobias geçen ay bununla ilgili konuştu – tümüyle bırakmak hakkında. Şimdi, siz daha sadece bunun yüzeyini kazımaya başladınız. Kontrolü bırakmakla ilgili ilk deneyimlerinize sahip oldunuz. Bırakmayı sürdürmeniz için sizi yüreklendirmeye devam edeceğiz.

Şu şey var; ona tanrısallık deniyor. “Star Wars” filminde ona “güç” dendi. Ama o sizin tanrısallığınızdır. O tüm çevrenizde ve içinizdedir. Başka bir yere ait değildir. Uzaklaştırılmış bir enerji değildir. O çok yakın ve çok kişiseldir. Kontrolü bırakmak, o tanrısallığın gelmesine izin verir, insanla tanrısal olanın kaynaşmasına, birleşmesine izin verir. Kontrolü bırakmak başlangıçta biraz korkutucudur. Buna alışmayı gerektirir.

Ve biz, birçoğunuzun bazı kontrolleri bıraktığını biliyoruz. Şu son 30 gün içinde bu konuda bazı deneyimler edindiniz. Bunları bırakmayı sürdürdükçe o yepyeni anlayışa, o tanrısal bilişe, o akışa geleceksiniz…..işte ışıma, bundan sonra gelecektir.

Geçen ayki Şaud’da ifade edildiği gibi, kontrol, öğrendiğiniz bir şeydi….tıpkı çömlekçinin çamuru….çarkı, çömlekçi çarkını….ve çarkın dönüş hızını kontrol etmeyi…. çamurun kendisini kontrol etmeyi….ve elleriyle kontrollü bir biçimde çalışmayı öğrenmesi gibi. Ama bir çömlekçi ne yaratır….bir çanak mı….ya da belki bir heykel mi? Bu statik bir şeydir. Sadece durup durur. Çarktan alınmıştır. Kuruması için, işlemden geçmesi için, sertleşmesi için fırına konur. Fırın onu, ona verilen biçimin enerjisiyle kaplar. Artık kontrol altındadır. Ve çanak boyanır ve bir rafa konur. Ve o varoluş hali içinde kontrol altına alınır.

Yani Şambra, kontrol, enerjinin içinizdeki genişleme yeteneğini kısıtlar. Siz bu yaşamınızın her anında enerjinizi kontrol ettiniz. Siz, öykünüze biçim veren çömlekçi oldunuz. Ona güzel biçim verdiniz. Pürüzlü yüzeylerin birçoğunu temizlediniz. Yeni bilincinize uysun diye onu zaman zaman yeniden biçimlendirdiniz. Ama o bir anlamda hâlâ kontrol altındadır. Hâlâ çok özel bir araç haline getirilmiş biçimdedir. Ona, öykünüz deniliyor.

Şimdi, öykünüz üzerindeki bu kontrolleri bırakmak ve yaşamınızda ne olup bittiğine bakmak zamanıdır. Ne tür yeni eşzamanlılıkların size geldiğini izleyin. Bu enerji ışımasının meydana gelme zamanıdır.

Böylece bir kez daha enerjinin fiziği hakkında biraz konuşalım. Söylediğimiz gibi, enerji mevcut değildir. O, cennetlerde mevcut değildir. Enerji diye adlandırılan bir şey yoktur. Pozitif ve negatifin düşman güçleri yoktur. Bunların tümü sadece aktive edilmeyi bekleyen nötr potansiyellerdir.

Siz onu, “alan” denilen şeye bağlanmakla aktive edersiniz. Sonra onu realitelerin ya da boyutların türlü hallerine getirirsiniz. Onu Dünya’ya getirdiğinizde, biçimlendirilir ve kontrol edilir, sonra da sizin için çalışır hale getirilir. Her türlü potansiyel grubunu seçebilirsiniz. Onun pozitif ya da negatif, eril ya da dişil bir ifadeye sahip olmasını seçebilirsiniz. Seçimi siz yapıyorsunuz.

Kendi başına enerji yoktur. O sadece ifade edilmeyi bekleyen bir potansiyeldir. Şimdi, onu biçimlendiren sizsiniz. Onu kontrol eden de sizsiniz. Kontrol, kendiniz ve öykünüz de dahil olmak üzere yaratılarınızın herhangi birinin ışıma yeteneğini sınırlar. Bununla ne demek istiyoruz? İşte bu, bugünkü konuşmamızın özünü oluşturuyor.

Her bir Yaratıcı varlık, bir ruha sahip olan her varlık yeniden-yaratma, yaratıları sürekli kılma, tekrar tekrar yaratma yeteneğine sahiptir. Bu Yaratıcılık yeteneği ağaçlar gibi ve çoğu hayvanlar gibi cansız nesnelerde yoktur. Evcil hayvanlarınızın çoğu bile Yaratıcı yetenekler değildir. Onlar, sizin gerçekleştirdiğiniz gibi enerjiyi ışımaz, yaymazlar.

Siz Yaratıcı bir varlıksınız. Yaydığınız ışıma, yaratınızın bir uzantısıdır. Ama siz yine de biçimlendirdiğiniz o çok kontrol altındaki araçta yaşadınız. Ve siz artık ışımıyorsunuz, en azından ışıyabileceğiniz kadar ışımıyorsunuz. Enerjinizin sürekliliği yok.

Başka bir deyişle, herşeyi o kadar öykünüzle ilişkilendirdiniz ki, gölgelerle, inanç sistemleriyle ve hipnozlarla ilişkilendirdiniz ki, gerçek Yaratıcı enerjiniz özgür değil. O, o çanak gibi. O, o çömlekçinin yarattığı vazo gibi, biçim verilmiş ve sınırlanmış bir halde rafın üstünde oturuyor. Kendini açmak zamanıdır. Enerjinizi ışımaya, yaymaya başlamak zamanıdır.

Şimdi burada oturuyor ya da bunu Şimdi anınızda okuyorsunuz, ve çoğu insan, hatta Şambra’nın çoğu ışımaya, parlaklığının yayılmasına, Yaratıcı enerjilerine çok sınırlı, çok sınırlı bir biçimde izin veriyor. O zaman yaşamınız da sınırlı hale geliyor. Size geri gelen şey sınırlı oluyor.

Kontrolleri bıraktığınızda, bu güzel enerjiyi yayarsınız. O canlı bir enerjidir. O kadar canlı bir enerjidir ki, dokunduğunuz herşey, karşılaştığınız herşey, düşündüğünüz herşey, Yaratıcı enerjinizden etkilenir.

Kendinizi enerji yayan güzel bir alev olarak imgeleyin. Onu herhangi birine ya da şeye zorlamıyorsunuz. Onu sadece ışıyor, yayıyorsunuz. Bazı büyük başmeleklerin yaptığı budur – onlar sadece ışırlar. Siz şu alev, Mikail’in alevi, hatta Metatron’un ve birçoklarının alevi – nasıl desek – hissini ya da içgörüsünü ya da görüntüsünü buradan edindiniz. Bu, onların varlıklarının ışımasıdır. Ve siz bu ışığın, bu alevin….zorlayıcı olmadığını, herhangi bir şeyi değiştirmeye kalkmadığını farkediyorsunuz. O sadece, onunla bağlantı kurmaya gönüllü olan herkes için potansiyel Yeni Enerji’yi yayar.

Şambra, kendi ışımanızın çok kısıtlı olmasının nedeni kontroller yüzündendir, yanılsamalar yüzündendir. Artık bunları bırakmak zamanıdır.

Elinizde bir kalem tuttuğunuzda, fiziksel olarak bir kaleme dokunduğunuzda, enerjinizi tam anlamıyla ona yayarsınız. O kalem, sizin enerjinizi tutmayı, enerjinizi hissetmeyi sürdürecektir. Siz, şu anda çok düşük düzeylerde olsa da, sürekli enerji yayıyorsunuz. Ve herşeye enerji yayıyorsunuz. Ve yineliyoruz, “ışıma” dediğimiz zaman, bir parlaklıktan, bir genişlemeden, enerjinin altınlaşmasından söz ediyoruz. O, değiştirmeye çalışmaz; o sadece bir potansiyel yayar.

Örneğin, ışımanızın, tanrısallığınızın herşeye yayıldığını fark edersiniz. Bu yüzden arabanız bile, kullandığınız o otomobil enerjinizi üstlenir, çünkü siz onu tam anlamıyla kendi tanrısallığınız ile renklendiriyorsunuz. Ona, arabanıza, bazen bir ad veriyorsunuz. O sizi ve sizin niteliklerinizi üstleniyor. Sizin enerjinizle doluyor.

Hayvanlarınız ve evcil hayvanlarınız sizin enerjinizle doludur. Siz onlara enerjinizi yayıyorsunuz. Yaşamınızda yakın olduğunuz kimseler….siz sürekli ışıyor, parlıyorsunuz. Ve bir süre sonra bu şeylerden bazıları, ister insan olsun, ister nesne, enerji niteliklerinizi öylesine üstleniyorlar ki size benzemeye başlıyorlar, sesleri sizinki gibi çıkmaya başlıyor. Kimliğinizin birazını üstleniyorlar. Bakın, Yaratıcı varlık bunu gerçekleştirme yeteneğine sahiptir. Oturduğunuz sandalyeler….. onlar sizin yaşam gücü özünüzü üstlenirler.

Tam anlamıyla bir modelin, bebek diyeceğiniz bir şeyin heykelini yapabileceğinizi biliyorsunuz. Çamurdan bir varlık yapıp insan gibi görünmesini sağlayabilirsiniz, istediğiniz herşeyi yapabilirsiniz. Ve işlenmiş o çamur parçasına enerjinizi yerleştirerek, enerjinizi ona yayarak, ona gerçekten yaşam verebilirsiniz. İşte ışımak budur. Sahip olduğunuz yetenek budur….evet, belki bir insan figürü haline getirilmiş çamur parçası, cansız bir nesne.

Nefes alıp verdikçe, güç ve çaba kullanmayıp sadece ışıdığınızda, insan biçimi verdiğiniz o çamur parçası gerçekten canlanabilir. Bu gerçektir. Ben bunu daha önce gerçekleştirdim. O nesne gerçekten sizinle birlikte nefes almaya başlayabilir. Bunu deneyebilirsiniz. Biraz zaman alır. Bu, gizemlerin basitliğine dair bazı anlayışları ve kendi ışımanızla ilgili anlayışı gerektirir.

Ama ona nefes verebilirsiniz, onunla birlikte soluyabilirsiniz, ve o canlanacaktır. Göreceksiniz. Ah, bu çok, çok uzun bir zaman alabilir, ama onun solumaya başladığını göreceksiniz. Günün birinde hareket etmeye başlayacak. Ve, günün birinde kalkıp doğrulacak. Ve günün birinde konuşmaya başlayacak.

Evet, şu anda böyle bir şey gerçekleştirme yeteneğine sahipsiniz. Yineliyoruz, bu biraz çaba gerektirecektir, çünkü…..”çaba” sözcüğünü kullanmamamız isteniyor. Sabır isteyecektir. Bunun nasıl gerçekleştirileceğinin öğrenilmesi sabır isteyecektir. Hepinizin fırlayıp bunu yapmak üzere(işe koyulmasını) önermiyoruz. Ama bunu daha çok, enerjinin nasıl iş gördüğüne, kendi enerjinizin nasıl iş gördüğüne dair abartılı bir örnek olarak kullanıyoruz. Siz sürekli olarak herşeye enerjiler yayıyor, ışıyorsunuz.

Şimdi, bu konu Yeni Enerji fiziğinin çok önemli bir parçası olduğu için buna değiniyoruz. Buna değiniyoruz, çünkü nasıl olsa olmakta. O şu anda olmakta.

Ama sizin ışıma düzeyiniz çok düşük. Biz bizim tarafta pek öyle ölçüm araçlarına sahip değiliz. Ama anlamanıza yardımcı olmak için 1’den 10’a kadarlık bir skala kullanacağız : 1, çok, çok, çok düşük bir ışımaya sahip, Ruh’un tanrısal enerjisinin onlardan çok az aktığı insanlar için; 10, tanrısal enerjinin engellenmeden, kısıtlanmadan, açıkça ve safça aktığı, en yüksek yaşam gücü enerjisine sahip en yüksek hal için.

Çoğu insan 3 ile 5 arasında iş görüyor, çok düşük. Işıma düzeylerinin çok düşük olmasının nedeni, kendilerine koydukları sınırlar, kontroller ve yasaklar, sahip oldukları inanç sistemleri yüzündendir. Onlar o çamurdan heykelin içindeler. Onun içinde katılaşmış haldeler. Kendi öykülerine çok inanmış haldeler.

Çoğu Şambra şu anda 4 ile 6 arasında ışıyor. Sizin ışımanız daha büyük ve daha parlak. Ama sizi sınırlayan, sizi geri tutan bir dolu kontroller, bir dolu eski inanç sistemleri hâlâ var.

Bu enerji ışımasının önemi çok-katlı, çok-boyutludur. Öncelikle, tanrısal enerjilerinizin ışımasına izin verdiğinizde, bu, onları bedeninizin ya da realitenizin içinde tutsak etmiyorsunuz demektir. Akmalarına izin veriyorsunuz demektir. Ve her enerji akmak üzere tasarlanmıştır. O, o aracın, o beden heykelinin içinde hapsedilmek, tutsak edilmek üzere tasarlanmamıştır. Akması öngörülmüştür.

Enerji yaydığınız zaman, gerçek bir Yaratıcı olursunuz. Yaptığınız şey, o potansiyel akışın herşeye akmasına izin vermektir. Enerjiyi genişletiyorsunuzdur. Enerji yaydığınız zaman gerçekleştirdiğiniz şey, kendinize ve yaratılarınızın (ürünü) herkese gelişmeyi, tekâmül etmeyi sürdürme hakkını ve özgürlüğünü vermektir….anlıyor musunuz.

Çoğu insan Yaratıcılar, çoğu insanlar, genişlemeyi ve yaşamayı sürdürme hakkını hiç vermezler. Bir şey yaratırlar ve onu kısıtlar ve sınırlandırırlar. Ve o hiç akmaz. O hiç….tıpkı bir vazo gibidir – bir rafa konmuştur. O bir vazo olmak doğasını asla değiştirmez…. anlıyor musunuz. Çoğu insan bir şey yaratır, onu kontrol eder, ve yaratı işlemini durdurur. Çoğunuz bunu geçmişte fazlasıyla yaptınız. Çoğunuz bu yüzden hâlâ yaratı konusunda tökezliyor ve onu beceremiyorsunuz.

Gerçek yaratı, bir şeyi doğurmaktır….bir fikri, bir hissi, bir kavramı doğurmaktır….onu doğurmak….ve sonra ona “var-olma-halini” bağışlamaktır….gelişmesini sürdürmesine izin vermek….büyümesini sürdürmesine izin vermek….onu geri tutmamaktır. Bir parçanız bununla ilgili kendini biraz garip hissediyor, çünkü bir şey yarattığınızda onu kısıtlamanız gerektiğini düşünüyorsunuz. Sonra da ona karşı bir sorumluluğunuz ve yükümlülüğünüz var sanıyorsunuz. Ve onun da size karşı bir sorumluluğu ve yükümlülüğü var sanıyorsunuz. Oysa yoktur.

Gerçek bir Yaratıcı yaratır ve bırakır, salıverir. O her zaman sizin bir yaratınız olacaktır. Ama şimdi kendi yaşamını üstlenecektir. Genişlemeye ve büyümeye devam edecektir. O, bir vazoya dönüştürülmüş çamur parçası olup rafa kaldırılmaktansa, kendini tekrar tekrar ve yeniden tanımlamayı sürdürecektir. O bir noktada vazoyken…bir sonraki anda bir ağaç….sonraki anda bir kuş….ve sonraki anda çamur olan aslına geri dönebilen, canlı, yaşayan bir enerjiye dönüşmüş çamur parçası olacaktır.

Simya budur. Değişim, dönüşüm budur. Enerjinin asıl doğası budur. Bunun size tanıdık geldiğini biliyoruz, çünkü daha önce bu konuyu tartıştık. Biz zaten bununla çalışıyoruz. Siz bununla çalışıyorsunuz. Ve bu sizi, yaratının kontrolleri ve sınırlılıkları ya da korkularıyla gölgelenmemiş özgün Yaratıcı enerjilerinizin bazısına geri getiriyor.

Bu, gerçek ışımadır. Ruh’un tüm yaptığı budur – ışımak, kontroller olmadan, kısıtlamalar olmadan. Bu inayettir. Bu, akıştır, Şambra. Yaşamınızda size olan budur.

Şimdi, enerji yaydığınız zaman, beklentisi, gündemi olmayan bir poyansiyel ışırsınız. O sadece tanrısal bir potansiyeldir. Birşeyler yarattığınızda, onları realiteye getirin, ve sonra da gelişmelerini sürdürmeleri için onlara haklarını verin, bu, enerjinin size geri akışını da değiştirecektir. Çok basit bir Yeni Enerji fiziği: sizden giden enerjiyi kontrol ettiğinizde, size geri gelen enerji de kontrol edilecektir. Tam anlamıyla şunu diyebilirsiniz; evrenler bütünlüğü harfi harfinedir. O harfi harfinedir.

Yani siz kontrol ederseniz, siz de kontrol edilirsiniz. Kendi içinizdeki ve sizden akan enerjiyi kontrol ederseniz, size geri gelen herşey kontrol olarak geri gelir. Kendinizi açar da kendi kontrollerinizi bırakırsanız, ve yaratının bu inayet-dolu, ışıyan yeni türüne başlarsanız, herşey size inayet-dolu, ışıyan bir yaratı olarak geri döner.

Bu çok basittir, o kadar basittir ki bazılarınız “Peki ama, bunu bize neden beş yıl önce söylemediniz? Neden tüm bu Şaud’lardan geçmemiz gerekti? Neden işlemlerimiz sırasında uzun uzadıya bu toplantılarda oturup bu zorluklardan geçmek zorundayız?” diyecektir.

Birincisi, Şambra, sizi ziyaret etmek için buraya gelmeyi seviyoruz (bazı gülüşmeler). Bu bize en azından ayda bir kez burada olma fırsatını veriyor. Ve ikincisi, o zamanlar bunu anlamak için bir temele sahip değildiniz. Bunu bize siz söylediniz; bunlar sizin Şaudlarınız. Siz, herşeyin bir anlamı olsun diye adım adım, bölüm bölüm gitmek istediniz; herşey akıp birleşti. Herşey uyum içinde oldu.

Böylece yineliyoruz, enerjinin fiziğini anlamak: enerji, realitenizde ifade edilen, Yaratıcı-lık için kullanılan potansiyeldir. Siz artık kontroller olmadan yaratırsınız. Ve akmasına izin verirsiniz. Ona bir yaşam verirsiniz. Onu kutsarsınız. Ona bir yaşam verir ve gelişmesini sürdürüp genişlemesine ve yine genişlemesine izin verirsiniz.

Şimdi, o size geri gelen, kesinlikle size hizmet eden, sahip olduğunuz her bir ihtiyacınıza ve arzunuza kesinlikle hizmet eden, özgürce akan bir enerjidir. O size, sizden çıkmasına izin verdiğiniz oranda temiz, berrak ve saf olarak geri döner. Bu, Yaratıcı-lığın doğasıdır – ham potansiyeli alıp onu bir enerji biçimine sokmak, onunla yaratmak, ve ona yaşam vermek.

Birçoklarının zorlandığı yerde siz enerjinin doğasını ve Yaratıcı-lığın doğasını anlamaya başlıyorsunuz, ama hâlâ yaratılarınızı sınırlıyorsunuz. Onlara, kendi ifadeleri için izin vermiyorsunuz. Onları kısıtlamaya ve sınırlamaya ve sahiplenmeye kalkıyorsunuz. Onları özgür bırakın, Şambra. Salıverin. Bu yepyeni akışın nasıl oluştuğunu izleyin. Eşzamanlılıkların, yaşamın istisnaları olmak yerine, nasıl yaşam tarzı haline geldiklerini izleyin.

Şimdi, burada zor olan tek bir şey var, çoğunuzun zorlandığı, başınızı belâya sokan bir alan. Bu, tanrısal arzuya karşılık insani arzular kavramıdır. Ve görünen o ki, yaşamınızda meydana gelen çelişkiler, insan bir şey arzu ettiği ve sizin tanrısal ya da Ruh dediğiniz başka bir şey arzu ettiği için oluyor.

Yaşamınız sırasında çoğunuza şu oluyor; dua ediyorsunuz, bazı şeyler istiyorsunuz, şeyleri yaratmaya çalışıyorsunuz, ve sonra bunlar olmuyor. Ve sonra da kendinize ya da Ruh’a kızıyorsunuz. Gerçek bir Yaratıcı olmadığınızı hissediyorsunuz. Çok yakın zamanlara dek tanrısal olanla insan olan ayrıydı. Siz onlara ayrı ayrı davrandınız. Onlar arasına bir duvar örüp, “ben burada bir insanım, ve tanrısallığın da öbür tarafta olduğunu biliyorum, ama biz (birbirimize) bağlı değiliz” dediniz.

Eh, onlar şimdi birleşiyorlar. İkisinin yeniden biraraya gelmesi ya da birleşmesi, bütünleşmesi söz konusu. Bu, bu realitede oluyor. Dışarıdaki eterik alemlerde değil. Bu, sizin Şimdi anınızda oluyor. O ikisi yeniden birleşiyor. Siz, eski insan arzusunun –çok sınırlı bir arzu- ne olduğunu ve ruhunuzun, canınızın arzusunun, isteğinin, sevgisinin ne olduğunu anlamaya başlayacaksınız.

Size bir örnek verelim. İnsanoğlu, şu anda içinde kısıtlandığınız öykünüz, asla ölmek istemiyor. Devam etmek istiyor. Yaşamak ve yaşamak ve yine yaşamak istiyor. İnsanlar binlerce yıldır, insan bedeni içindeyken sonsuz yaşamı aradı durdu. Ve insanlar bazen, “eh, o zaman ben de kendime ölüm yaratmam. Sonsuza kadar yaşayıp gitmeyi yaratırım” derler. Ama yine de ölürsünüz. Öleceksiniz. Bunu daha önce çok kez yaptınız. Oldukça da iyi becermeye başladınız (bazı gülüşmeler).

Ve işte bu noktada, Yaratıcı-lığınızla, insan Yaratıcı-lığınız dediğiniz şeyle, tanrısal Yaratıcı-lık dediğiniz şey arasında bir çelişki var gibi görünüyor. Bu ikisi arasında bazen o kadar fark var ki, kafanızın çok karışmasına neden oluyor. Hangi yöne döneceğinizi bilemiyorsunuz. Bu ikisi yeniden kaynaşmaya başlıyor. Siz o üstten bakışa sahip olmaya başlıyorsunuz. Tanrısal planın anlayışına, tanrısal arzuya karşılık insan arzunun anlayışına gelmeye başlıyorsunuz.

İnsan arzusu bazen çok kısıtlı bir öyküye sarılmıştı. İnanç sistemlerine, varlığın daha büyük amacına hizmet etmeyen inanç sistemlerine sarılmıştı. Biz bazen bizim tarafta şunu söyleriz – insani arzulara karşılık daha yüksek, tanrısal arzular. Ve kural olarak tanrısal ihtiyaçlar, insani arzulara üstün gelir, çünkü siz aslında er ya da geç ölmek istersiniz; aksi halde kendi eski öykünüze çok tutsak olursunuz. Çıkmak çok zordur. Ölümü siz tasarladınız. Ölümü, özgürleşmek için, o öykülere tutsak olmamak ya da içine gömülmemek için tasarladınız. Böylece bu, insani arzularla tanrısal arzunun bazen nasıl örtüşmediğine bir örnektir.

Ama bunun bir nedeni ve amacı vardır. Bazen yaşamınızda neden sevdiğiniz biri, paylaşacak bir eşiniz yok diye merak edersiniz. Üzülürsünüz. Kızarsınız. Bazen tanrısal ihtiyaçlar ve arzular insana üstün gelir. Bazen, kim olduğunu keşfetmek, gerçekte kim olduğunuzu anlamak için kendi başınıza geçireceğiniz o zamana sahip olmak önemlidir. Tanrısal olan, yaşamınızda başka birinin olmasının dikkatinizi dağıtacağını bilir.

Bazen iplerin kimin elinde olduğunu merak ediyorsunuz. Ama kendinizi açtıkça, Şambra, insan ve tanrısal olan yeniden birleşmeye başladığında, arzuyu baştan başa, akışı baştan başa duyumsamaya başlarsınız. İnsani sınırlılıklara tutsak olmazsınız. Önemsiz, küçük ihtiyaçlar olarak tanımlanacak şeylere tutsak olmazsınız. Tersine, daha yüksek ihtiyaçlara, daha yüksek ve büyük amaçlara yönelirsiniz.

Böylece, bilinçli olarak yaratmaya çalışıp da çok kez şu engellere ve sorunlara tosladığınızı biliyoruz. Ama bu birleşme ve kaynaşmayla birlikte bunlardan daha fazla anlam çıkartmaya başlayacaksınız. Kontrolleri bırakırsınız. Enerjinizi yayarsınız. Yaratılarınızı kutsarsınız. Ve onlar yaşama dönerler. Enerji, size hizmet etmek üzere geri gelir. Enerji, görkemli ve yeni yollardan size hizmet etmek üzere geri gelir. Buna “eşzamanlı yaşam” denir.

Bir anlamda, eşzamanlı bir yaşamda ihtiyaçların olmadığını söyleyebilirsiniz. Herşey zaten oradadır. Onunla mücadele etmeniz gerekmez. Artık yaşamla kol-güreşi tutmanız gerekmez. O sadece oradadır. Bir anlamda, eşzamanlı yaşamda zorlanmış bir yaratı yoktur.

Hatta ihtiyacınızı tanımlamanız bile gerekmez. Bolluk ya da sağlık dediğiniz şeyler için ya da bunlardan herhangi biri için hiç kaygılanmanız gerekmez. O sadece oradadır. Eşzamanlı yaşamda ihtiyaçlar yoktur, çünkü onlar zaten karşılanmıştır. İçinizde bir akış gerçekleşir ve o anda ihtiyacınız olan şey için sadece içeriye uzanıp onu dışarı çıkartırsınız.

Eşzamanlı yaşamda, daha önce de söylediğimiz gibi, sorular daha sorulmadan yanıtlar oradadır. Eşzamanlı yaşamda, tanrısallığınız ve Ruh ile devamlı süregelen bir yeniden-birleşme vardır. Onu zorlamaya çalışmazsınız. Onu iradeyle oluşturmaya çalışmazsınız. O sadece oradadır. Sadece akar.

Eşzamanlı yaşama ulaşmak için Şambra – o, o kadar da uzakta değil – ona ulaşmak için, sadece kontrolleri bırakmak söz konusudur. O doğal olarak meydana gelir. Uzun bir süre önce şunu söyledik – yapılacak en iyi şey, yapabileceğiniz en iyi şey, kendi yolunuzdan çekilmektir. Kontroller yolunuzu engelliyor. Kontroller, sizinle tanrısallık arasında, sizinle eşzamanlılık arasında bir tür perde ya da engel oluşturuyor.

Kontrolleri ve korkuları ve inanç sistemlerini bırakın. Bunların tümünü salıverin. O zaman eşzamanlı yaşam anında size bağlanıp yaşamınızda yer almaya başlayacaktır. Tümü oradadır. Onu tanımlamaya çalışmak zor, çünkü o bir formül değildir. O sadece bir var olma biçimidir. Eşzamanlı yaşamda o akış vardır.

Evet, öyle; siz hâlâ insan realitesinde yaşıyorsunuz. Hâlâ, eğer seçiminiz buysa, sabahları kalkmanız gerekecek. Hâlâ maddesel dünyaya katılmanız gerekecek. Ama bu çok daha kolaylaşacak. O gerginlik olmayacak. O zorlama olmayacak. O zihinsel mücadele olmayacak.

Eşzamanlı yaşam akar. İnsanlar oradadırlar, sadece orada bulunuyor olurlar. Araçlar ve kaynaklar hemen oradadır. Onları planlamanıza bile gerek kalmaz. Onlarla mücadele etmeniz gerekmez. Onlar için dua etmeniz gerekmez. Onlar öylece ortaya çıkıverirler.

Eşzamanlı yaşama girdiğinizde farkedeceksiniz, bu şeylerin her birinin zaten orada olmuş olduğunu farkedeceksiniz. Siz onları sadece görmediniz. Alnınıza vurup onu nasıl görmezden gelebildiğinize şaşacaksınız. Her kaynağın, aracın, kişinin, enerjinin, şifanın, sevginin zaten orada olmuş olduğunu farkedeceksiniz. Siz onu sadece görmediniz.

Siz öykünüze odaklanmakla o kadar meşguldünüz ki, realitelerinizi nasıl yaratacağınıza odaklanmakla o kadar meşguldünüz ki. İnsan olmakla o kadar meşgulsünüz ki, onu göremediniz. Ama o hep oradaydı. Şu anda da orada, size hizmet etmeye hazır, gelmeye hazır.

Eşzamanlı yaşam…. beklentilerin olmadığını söyleyebilirsiniz. Gereksinimler yoktur. Şimdi, biz “git ve sahip olduğun tüm dünya mallarını at ya da dağıt” demiyoruz. Bu yine zorlanmış bir eylem olur. Onu zorlamanız gerekmiyor. Eşzamanlı yaşamda, örneğin yeni bir araba, ya da yeni bir ev gibi gereksinimlerin olmadığını keşfedeceksiniz. Sevdiğiniz insanlara, birlikte olması eğlenceli insanlara gereksinim duymayacaksınız, çünkü onlar zaten oradadır.

Bakın, zaten oradaysa, herhangi bir gereksinim hiç olabilir mi? Sizin için yaşayacağınız doğru yer, doğru araç zaten orada olacaktır. Gereksinim, daha siz bile farketmeden karşılanır. Akış budur! Eşzamanlılık budur! Bu, elinizi sallayarak gerçekleştirdiğiniz bir tür sihir değildir. Psişik bir eylem türü değildir. Bu inayettir, yaşamınıza soktuğunuz tanrısal inayet.

Artık herhangi bir plana da ihtiyacınız olmadığını görürsünüz, çünkü daha siz bile bilmeden plan oradadır. Herşey, daha ihtiyaç bile saptanmadan ortaya çıkar…. anlıyor musunuz. Eşzamanlı yaşam, gereksinim ve zaman ve realiteyle olan tüm ilişkiyi değiştirir. O, lineer yaşama ilişkisini değiştirir, böylece daha gereksinim farkedilmeden karşılanmış olur…..anlıyor musunuz. O, bir tür genişlemiş, dairesel, büyüyen, dinamik biçimde yaşamınızda yaşamaktır.

İhtiyaçlar sizin tarafınızdan halledilir….sizin tarafınızdan, Ruh tarafından değil, bizim tarafımızdan değil. İhtiyaçlar, daha siz bile gereksinim duyduğunuzu farketmeden halledilir. Eşzamanlı yaşamak budur: artık arayış yoktur, yanıtlar için bile bir arayış yoktur, çünkü daha siz bir sorunuz olduğunu bile farketmeden yanıtlar oradadır….. artık Ruh’u aramak yoktur, çünkü Ruh hemen oradadır….. melekleri aramak yoktur çünkü onlar oradadır – aslında hep oradaydılar – geçmiş yaşam veçhelerinizi aramak yoktur çünkü siz öyle bir alan yaratmışsınızdırki, onlar zaten oradadır.

Eşzamanlı yaşamak, mevcut andaki görkemli ruhsal farkındalıktır. Ve yineliyoruz, oraya ulaşmak herhangi bir gücü ya da çabayı gerektirmez, Şambra. Oraya ulaşmak için izlemeniz gereken herhangi bir plan ya da program ya da kural yoktur. O hemen şimdi, şu anda meydana gelebilir. Eski inanç sistemlerini bilinçli olarak özgürleştirdiğiniz an meydana gelebilir. Yaşamınızda kontrolleri bıraktığınız an meydana gelebilir. Bir anlamda, birkaç gece önceki konuşmalarımızdan bildiğiniz gibi, o zaten meydana geldi. O zaten oldu.

Eşzamanlı yaşam, diğer insanların epey bir süre anlamayacağı bir yaşamdır. Hâlâ dualite dünyasında olanlar…..onlar hiç anlamayacaklardır. Onu kıskanacaklardır. O kadar kıskanacaklardır ki, sizi belki küçümseyecek, reddedeceklerdir, ya da sırrı, eliksiri bulmak için size belki zarar vermeye kalkacaklardır. Onlar onu istiyorlar. Onu şiddetle istiyorlar, ama aslında içinde ne olduğunu anlamıyorlar.

Onlar sadece eski öykülerini biraz daha büyütüp daha iyi bir öykü haline getirmek istiyorlar. Onlar bir süper-insan olmak istiyorlar, tanrısal insan değil. Ve ikisi arasında muazzam bir fark vardır. Onlar, tanrısal varoluş yerine süper güçlere sahip olmak istiyorlar. Onlar yaratıp kontrol etmek istiyorlar, yaratıp kutsamayı ve izin vermeyi, yaratılarınıza kendi varoluşları için izin vermeyi değil.

Yarattığınız her bir geçmiş yaşamın yaşamaya devam ettiğini biliyor musunuz. Ona varoluşunu bağışladınız. Ve o diğer boyutlarda yaşamayı sürdürüyor….. burada Dünya’da değil, yani çoğunlukla, (dünyada yaşaması) ara sıra olabilir, ama genelde olmaz. Geçmiş yaşam veçheleriniz yaşamayı sürdürür de sürdürür de sürdürür. Onlar sizin gibi Yaratıcı-varlıklar değildir. Yeni Enerji, yeni bir alan yaratamazlar, ama onlar dönüp durmaya, onlara bağışladığınız enerjilerde genişlemeye devam ederler.

Böylece, diğer insanlar eşzamanlı yaşam denen şeyi anlamayacaklardır, en azından bir süre; öğrenmek…. anlamak…. bırakmak…. salıvermek….ruhsal bir varlık olduğunuzu ve herşeyin zaten orada olduğunu farketmek…. sizin de Tanrı olduğunuzu farketmek gibi geçtiğiniz işlemlerin bazısından geçmeden anlamayacaklardır. Onlar, yaşamınızın böyle çabasız nasıl sürdüğünü, işlediğini anlamayacaklardır. Nasıl bu kadar az enerji tüketip bu denli çok şey başardığınızı anlamayacaklardır.

Şambra, bir çoğunuz son zamanlarda şu – nasıl desek – dualite dünyanızdan, işinizden ve ailenizden ve diğer şeylerden dışlandığınız olgusunu deneyimliyorsunuz, oralardan atılmayı deneyimliyorsunuz, çünkü sizin enerjiniz artık o çevrelere uygun değil. Ama siz kendiniz için yeni çevreler yaratıyorsunuz. Eski yolların tümünü bırakmak bazen biraz korkutucudur. Ama siz kendiniz için eşzamanlı yaşamayı içeren yeni çevreler yaratıyorsunuz. Yeniyi keşfedebilmek için eski tarzdan dışlanmanız gerekiyordu. Onun zaten orada olduğunu keşfedebildiniz.

Bu bir akıl oyunu değildir. Herşeyden çok, bir akıl oyunu değildir. Biz sizin bu Şaud’u dinledikten ya da okuduktan sonra çıkıp da, “o zaten orada. O zaten orada” diyerek aklınızla oyun oynamaya kalkışmanızı istemiyoruz. Bu, enerjiyi zorlamaktır. Bu, bu yolla tezahür ettirmesi çok zor bir inanç sistemine kendinizi zorlamak demektir. Ama bu daha çok, onun orada olduğunun bilinmesidir, yürekten bilinmesi, onun, herşeyin zaten orada olduğunun kabulü, eşzamanlı yaşamanın zaten orada olduğunun kabulü.

Onunla başınız belâya girdiğinde, sizinle uyuşmuyor gibi hissettiğinizde, eski dualiteye geri kaydığınızı hissettiğinizde, öncelikle sizi kısıtlıyor olabilecek kontrollere, onu yaşamınızda deneyimlemekten sizi alıkoyan kontrollere bir bakın. Son Şaud’da da söylendiği gibi, kontrolleri bırakmak muazzam, muazzam bir güven gerektirir, eşzamanlılık içinde yaşamak için muazzam bir kendine güveni, kesinlikle herşeyin icabına bakıldığını bilmeyi, fiziksel bedeninizin iyileşebileceğini, zihninizin yeniden dengelenebileceğini bilmeyi gerektirir. Yaşamınızda gereksinim duyduğunuz herşey şimdiden size gelmiş durumdadır. Bu, muazzam bir güven gerektirir. Herşeyden çok, ki sizin, bizim şimdi bulunduğumuz nokta burasıdır, kendine güveni, o büyük salıvermeyi, büyük salıvermeyi gerektirir.

Böylece, bugün burada oturan grup olarak bunu hissedelim ve kendimiz için deneyimleyelim – kontrollerin o büyük salıverilişi, o büyük kendine güven. Şimdi, biz bunu grup olarak gerçekleştireceğiz. Hiç kimsenin bu enerjiyi zorlamasını istemiyoruz. Yineliyoruz, zorlanan enerji, size zorlayıcı güç olarak geri dönecektir. Böylece biz sadece salıvermeye, güvene izin vereceğiz, kontrolleri bırakacağız, eşzamanlı yaşamak halinde olacağız. Ve bu da hiç bir beklentiyi, hiç bir ihtiyacı, ya da arzuyu içermez.

Biz bunu çok basit bir biçimde soluma yoluyla gerçekleştiririz. Nefes alın ve o güven sıçramasını gerçekleştirmek için kendinize izin verin, korkuları da, kaygıları da bırakın gitsinler. Biz, bırakın gitsin derken, onları engellemek anlamında söylemiyoruz. Sadece bırakın gitsinler. Onlardan geçip gidin.

Bu, sizin ne kadar tanrısal olduğunuzu bilmekle ilgilidir. Siz burada Dünya’da bu insan şartları içinde yaşayabilecek kadar kutsanmış bir Yaratıcısınız. Siz Yeni Enerjilerin, yeni kavramların Yaratıcısı olabilirsiniz. Onlara var-oluşlarını bağışlayabilirsiniz. Onlara kendi mevcudiyetlerini bağışlayabilirsiniz ve sonra herşey size geri döner, zarif ve saf bir biçimde.

Bu, bu anın içinde oturmak ve artık yaşamın ne hakkında olması gerektiğini tanımlamaya çalışmamakla ilgilidir, artık kim olmanız gerektiğini tanımlamaya çalışmamakla ilgilidir, tanrısal güvenin bu anında oturmak ve “ruhsal” nedir ya da “insan” nedir, bunları bile tanımlamaya çalışmamakla ilgilidir. Burada, bu saf anda olmak, ihtiyaçlarınızı tanımlamamızı bile gerektirmez. Siz bunun ötesine geçtiniz. Tanımlamanız gerekmiyor; sınırlamanız gerekmiyor; yaşamınızda uygun olan şeyleri zorlamanız gerekmiyor. Onlar zaten oradadır. Onları istemeniz ya da onlar için dua etmeniz gerekmiyor.

Bu saf anda hiç beklentisiz böyle birlikte olmak, gerçekten dönerek yeni bir yaşama düzeyine, Eski Enerji insan aklıyla hayal bile edemeyeceğiniz bir düzeye değişmenize izin verir. O Eski Enerji insan zihni hep ayrıntıları, yapıları, kontrolleri bilmek isterdi. O Eski Enerji insan zihni herşeyin hep beyin yoluyla tanımlanmasını isterdi. Siz onu aşıyorsunuz.

Sadece burada, bu anda oturalım ve hiç bir şey yapmaya çalışmayalım, hiçbir şeyi zorlamayalım. Siz bunu bu kutsal varoluş içinde gerçekleştirirken, ışıma, sizin ışımanız genişler. Tanrısallığınız gelir ve insanlığınızla kaynaşıp birleşir. Herşey genişlemeye, parlamaya, ışımaya başlar.

Biz bunu şimdi görebiliyoruz. Kontrolleri bıraktınız. Engelleri ve kalkanları indirdiniz. Savunmalarınızı indirdiniz, çünkü artık onlara ihtiyacınız yok. Şimdi ışıyorsunuz. Şimdi, o alevsiniz. O alevsiniz. O hep sizdi.

Siz bizi beklediniz. Siz Ruh’un size bir alev vermesini beklediniz. Ama o hep sizdi. Şimdi ışıyorsunuz. Enerjiniz yayılıyor. Akıyor. Dans ediyor, daireler, spiraller çiziyor, oynuyor. Tüm çevrenize yayılıyor, sadece fiziksel realitenizde değil, tüm boyutlarda. Bu, yaşaması çok daha kolay bir yol Şambra. Sadece enerjinin sizden akmasına izin veriyorsunuz. Yaratının sizden yayılmasına izin veriyorsunuz.

Yaratı hakkında komik olan…. o çoğu insanın olduğunu sandığı şeyin neredeyse tersidir. Siz yaratmanın, elinizi uzatıp da havadan altın tezahür ettirmek olduğunu düşündünüz. Yaratmanın bu olduğunu düşündünüz.

Gerçek yaratı oldukça farklıdır. Gerçek yaratı, Adamus’un da keşfettiği gibi…. aslında elinizi bile uzatmanız gerekmiyor; altın hemen orada. Yaratmaya çalışmanız hiç gerekmiyor. O sadece vardır. Yaratma enerjisi gözlerimizi yaşartabilir, gözlerinizi yaşartabilir; o denli kolaydır. O kadar anda ve o kadar mükemmeldir.

Şu anda, biz size konuşurken ışıyorsunuz Şambra. Alevinizi yeniden canlandırdınız. Kafanızdan çıktınız. Bakın – şimdi hayal etmek için kendinize izin verin – alevinizin ışınlarının nasıl çıktığını görüyorsunuz. Onlar herhangi bir şeyi değiştirmeye çalışmıyorlar. Siz havayı değiştirmeye çalışmıyorsunuz. Neden? Hava mükemmel. Siz realitenizi değiştirmeye çalışmıyorsunuz. O hep mükemmeldi. Siz belki de onun sadece küçük bir mükemmel-olmadığını sandığınız veçhesini görüyordunuz. Ama şeylerin daha büyük doğasına göre o mükemmeldir.

Siz enerji yayıyorsunuz. Dans etmesine izin veriyorsunuz. Onun herhangi bir yere gitmesine çalışmıyorsunuz. Onun herhangi bir şey yapmasına çalışmıyorsunuz. Hatta o belli bir renkte bile olmak zorunda değildir. Belli frekans aralığında olması gerekmiyor. O sadece ışıyor. Bu….bu….bu yaratıdır. Bu saf yaratıdır, çünkü ışıdığınız şeyi herkesin gözlemleyebilmesi için yayıyorsunuz, herkesin gözlemleyebilmesi için ışığınızı yayıyor, şarkısını söylüyorsunuz, olduğunuz o melek, olduğunuz o tanrısallık, şimdi size geri geliyor. Şimdi herşeyi doldurmak üzere, size hizmet etmek üzere geri geliyor.

Şambra, bu bu kadar kolaydır. Siz bunu zorlaştırdınız. Zorun nasıl bir şey olduğunu görmek istediniz. Bunu bırakmak zamanıdır. Bu, bu kadar kolaydır. Ve eğer kafanızda kapana kısılırsanız, tüm o kurallar ve yönetmeliklerin kapanına kısılırsanız, tekniğin kapanına kısılırsanız, yanlış yapıyorsunuzdur. Bir an için geri gelelim, derin bir nefes alın. Siz alevsiniz. Hep öyleydiniz. Siz saf yaratı enerjisi yayıyorsunuz.

Şimdi, yarattığınız şeyi bile tanımlamaya kalkmayın. Ruh’un ruh evinde oturup da tanımlamaya çalıştığını mı sanıyorsunuz? Ruh sadece yaratır ve canlı enerjiyle kutsar.

Siz alevsiniz. Yaratıyorsunuz. Işımanızı kutsuyorsunuz. Canlılıkla çıkan enerjilerinizi kutsuyorsunuz. Ve sonra o alev sadece ışırken, sadece parlarken, sadece yaratının içinde sevinç doluyken, o takla, ya da dönüş, dönüşüm – adını ne koymak isterseniz – meydana gelir. İşte o zaman herşey size geri gelir.

Eşzamanlı yaşam budur. Onu hiç tanımlamanız gerekmez. Onu hiç yapılandırmanız gerekmez. Onun için hiç kaygılanmanız gerekmez. Bu, bu kadar basittir.

Gerçekten de buradan çıkacaksınız. Bir dualite dünyasına geri döneceksiniz. Tüm o ağırlığın, tüm o çelişkilerin ve her türlü şeyin saldırısına uğrayacaksınız. Alevinizi anımsayın. Onun nasıl ışıdığını, şefkatle ışıdığını, gereksinim duyduğunuz herşeyi size geri getirdiğini anımsayın.

Böylece, Tobias ve Saint Germain’in enerjileri, size sunduğumuz bu basit enerji teslimatı için bugün burada sizinle birlikte olmak istediler. Sözcükler söylendi, ama onların anlamı azdır. Enerji teslim edildi, ve o sizindi. O başından beri sizindi.

Biz Bedenlenme Dizisi’ndeyiz, tanrısallığınızın bedenlenmesi, sizin her bir veçhenizin bu realiteye bedenlenmesi, tam kabul, korkusuz kabul, bu yaşamınızda kendiniz olarak bildiğiniz her veçhenin sadece bir öykü, varolma halini bağışladığınız harika, güzel bir öykü olduğunu anlamak. Onu da bırakıyorsunuz. Ve o zaman, gerçekten kim olduğunuzun köklerine geri dönebilirsiniz.

Bir sonraki Şaud’umuzda, bu dizinin sonu olan Şaud 12’de biraraya gelmeyi umuyoruz. Bu yıl boyunca biraraya getirdiğimiz tüm enerjileri doruğa çıkartmayı, onları çok kutsal bir yerde, çok kutsal bir enerjide birleştirmeyi umuyoruz. Ah, bu sonra çok hızlı hareket ederek bir sonraki dizimize devam etmemize izin verecek.

Sizi candan seviyoruz. Biz her zaman, her zaman sizinle çalışıyoruz, sizinle birlikteyiz, sizinle paylaşıyoruz. Gerçekten, asla yalnız değilsiniz.

Ve öyledir!

Kırmızı Meclis’in varlıklarından Tobias, Golden, Colorado’da yaşamakta olan Geoffrey Hoppe tarafından sunulmaktadır. Tobit’in mukaddes kitabında bulunan Tobias’ın öyküsü, Crimson Circle sitesinde bulunmaktadır.
www.crimsoncircle.com. Tobias materyelleri, bedelsiz olarak dünyanın her tarafında bulunan ışık işçileri ve Shaumbra’ya, Ağustos 1999 tarihinden beri sunulmaktadır. Bu tarih Tobias’ın, insanlığın yıkım potansiyelini aşıp, Yeni Enerjiye girdiğini söylediği tarihtir.
Crimson Circle, Yeni Enerjiye geçiş yapacak ilk insan (kılığındaki) meleklerden oluşan global bir ağdır. Bu kişiler, yükseliş halinin sevinç ve zorluklarını deneyimlerken, diğer insanların da yolculuğuna, paylaşım, ilgi ve yol göstererek yardımcı olmaktadır. Crimson Circle’in sitesine her ay 40.000’in üzerinde ziyaretçi, son materyelleri okumak ve kendi deneyimlerini tartışmak amacıyla girmektedir.
Crimson Circle her ay Denver, Colorado’da, Tobias’ın, Geoffrey Hoppe kanalıyla son bilgileri sunduğu yerde biraraya gelmektedir. Tobias, kendisinin ve Crimson Council’ın (Kırmızı Meclisin) diğer semavi varlıklarının, aslında insanoğlunun kanallığını yapmakta olduğunu bildirmektedir. Tobias’a göre, onlar bizim enerjilerimizi okumakta ve biz içimizde deneyimlerken, dışardan da bakabilmemiz için, kendi bilgilerimizi bize geri tercüme etmektedirler. Crimson Circle toplantıları herkese açıktır, ama LCV takdir edilir. Katılımı gerektiren hiç bir şey ve ödenmesi gereken bir aidat yoktur. Crimson Circle, dünya çapındaki Shaumbra’nın açık sevgisi ve bağışları yoluyla bolluğu kabul etmektedir.
Crimson Circle’ın en yüksek amacı, insan melekler ve öğretmenler olarak, içsel spiritüel uyanış yolunu yürümekte olan kişilere hizmet etmektir. Bu hıristiyanlıkla ilgili bir misyon değildir. Tersine, içsel ışık, merhamet ve ilgi bulabilmeleri amacıyla, insanları senin kapına getirecektir. Kılıçlar Köprüsü’ndeki yolculuğuna başlayan bu kendine has ve değerli insan sana geldiğinde, o anda ne yapman ve öğretmen gerektiğini bileceksin.
Eğer bunu okumaktaysan ve gerçek olduğunu ve bir bağın olduğunu hissediyorsan, sen gerçekten Shaumbra’sın. Sen insan (kılığında) bir öğretmen ve bir rehbersin. İçindeki tanrısallık tohumunun bu anda ve gelecek tüm zamanlar için çiçek açmasına izin ver. Hiç bir zaman yalnız değilsin, çünkü tüm dünyada bir ailen ve çevrendeki semavi boyutlarda melekler vardır.
Bu metni lütfen ticari amaç olmaksızın ve bedelsiz olarak dağıtın.
Lütfen bu bilgiyi, dipnotlar dahil bütünüyle kullanın. Tüm diğer kullanımlar, Geoffrey Hoppe, Golden Colorado’dan alınacak yazılı onayı gerektirir. Telif hakkı 2001, Geoffrey Hoppe, P.O.Box 7328, Golden, CO 80403.e-posta: tobias@crimsoncircle.com. Tüm haklar mahfuzdur.

Sorular ve Yanıtlar

Bedenleme Dizisi – 04 Haziran 2005
Şaud 11 – “Işıyan Varlık”

Crimson Circle’e (Kırmızı Çember’e) sunulmuştur

Ben Ben’im….ve öyledir (bazı gülüşmeler), toplantımıza devam ediyoruz….soru ve yanıt zamanı….Şaud’unuzun enerjisini gerçekten içinize çekmek zamanı…..bu Şimdi anında kalıp, az önce kendinize verdiğiniz, teslim ettiğiniz herşeyi içinize çekmek zamanı. Siz onu gecelerce önce teslim ettiniz kendinize. Ve insan hali dediğiniz bu realitedeki çevreyi siz yaratıyorsunuz. Ve onu (gerçekliğinize) getiriyorsunuz.

Şimdi, onun sisteminizin içine derinlemesine girmesine izin verin. Zihinde yapılması gereken hiç bir şey yok, hiç bir zorlama, çalışma yok, onu sadece içinize emin, sadece bırakın sizin adınıza çalışmaya başlasın. Bu, bu kadar basittir. Eğer Şambra’ya gösterebileceğimiz bir şey varsa, o da bunların tümünün ne denli basit olabileceğidir.

Biz size burada kim olduğunuz, Ruh’un kim olduğu bilmecesini biraz çözüyoruz, size küçük bir anlayış sunuyoruz. Bakın….Ruh olmuş olandır…ve şimdi olandır….ve olandır…..sever….ve genişler….yaratıda sevinç bulmaya bayılır. Yine de, Ruh yaratı içinde herşeyin var olduğunu ve her zaman da var olmuş olduğunu keşfeder. Bu size, bir süre üzerinde düşüneceğiniz bir konu sağlayacaktır (bazı gülüşmeler). Bu, Ruh ve yaratının temel anlayışıdır.

Bakın….Ruh, her zaman var olmuş olan dinamik enerjidir. O kendiyle ilgili daha çok şey keşfetmek ve kendini yaratı yoluyla ifade etmek istediğinde, “olmaya” dönüştü. Ama o, yaratının sadece olduğunu keşfetti. Herşey oradadır, ve hep oradaydı….anlıyor musunuz. Ama işte burası, şu anda bulunduğunuz noktadır Şambra. Eşzamanlı yaşam: o şimdiden mevcuttur, ve hep mevcuttu. O sizin ışıyan Yaratıcı olmanıza izin veriyor….hep olan….ve hep olmuş olan….anlıyor musunuz.

Siz sadece bir mum, bir alev gibisiniz. Ama alevin üstüne metal bir kap, bir kapak yerleştirilmişti. Alevin üstüne yerleştirilmiş olan metal kap ya da kapak inanç sistemlerinizi temsil ediyor. Kontrollerinizi ve sınırlılıklarınızı temsil ediyor.

Bir alevin üstüne metal bir kap koyduğunuzda ne olur? Alev hâlâ oradadır, ama siz onu artık göremezsiniz ya da hissedemezsiniz. Saklanmıştır. Hâlâ oradadır. Ama ışıması, ışığını yayma yeteneği artık yoktur. Bazılarınız, mumun üzerine metal kapak yerine, buzlu cam, çok buzlu bir cam kapak konmuş gibi yaşıyordunuz, öyle ki, ışığınızın sadece birazı çıkabiliyor. Kendi alevinizin üzerine koyduğunuz o buzlu cam yine kendi inanç sistemleriniz, kendi sınırlılıklarınız, ve kendi kontrollerinizdir.

Bırakın şimdi bunu da kaldıralım. Biz o alevin üzerine başka hiç birşey koymak istemiyoruz. Buna ihtiyacınız yok. Siz alevinizin, tanrısallığınızın üzerine sizi koruması için birşeyler koyuyorsunuz. Onu, saklambaç oyununu oynayabilmek için alevin üstüne koyuyorsunuz. Onu, alevi bilmemenin, görmemenin ya da hissetmemenin nasıl bir şey olduğunu görmek için alevin üstüne koyuyorsunuz.

Ama siz şimdi o noktaya geldiniz. Çok anlayış kazandınız. “Bundan sonra ne yapmam gerekiyor? Birleşmiş, bütünlenmiş, tanrısal bir insan nasıl olabilirim? Dünya’da gerçek bir Yaratıcı nasıl olabilirim?” diyorsunuz. Kontrolleri, inançları ve sınırlılıkları bırakın. Yineliyoruz, bırakın ruhunuz özgürlüğüne sahip olsun, ifadesine sahip olsun.

Bu şaşırtıcı bilgi oldukça basittir. Yaratıda yaratmak zorunda olmadığınızı söyler. Başka bir deyişle, yaratı diye bir şey yoktur, en azından sizin deyimlerinizle. Sizin deyimleriniz hep şunu ifade ediyordu; yaratının olmasını sağlayan ve yaşamınızdaki şeyleri olduran, tezahür ettiren aktif bir dışsal güç vardı. Ama sonuçta yaratı diye bir şey yoktur, çünkü o hep olandır ve her zaman da olmuştur. Herşey oradadır.

Şimdi, “ben onunla mücadele edeceğim” oyununu oynarsanız, o da size karşılık verir. Ve geri gelen enerjiler, mücadele enerjileri olacaktır. “Ben, yaratmak için zorlamak gerektiğinin nasıl bir şey olduğunu öğreneceğim” dediğinizde, o kendini yaşamınıza sunacak, tanıtacaktır. Ama artık buna ihtiyacınız yok….seçiminiz buysa tabii.

Yaratı, yaratı değildir. O hep olandır, ve o hep olmuştur. Ruh’un spirali budur….Ruh olandı….Ruh olandır….Ruh yaratmayı sever….ki o hep olandır….ve hep olmuş olandı….bu bir spiraldir. Siz busunuz. Şu andan sonra ışığınızı yaymak için kendinize izin verin.

Sorulara başlayalım ve bakalım Tobias ya da Saint Germain’e ulaşabilecek misiniz (kahkahalar). Bakalım 3.kapının arkasında ne var? (yoğun kahkahalar)

1.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Sevgili Kontes, ben biyolojide doktora öğrencisiyim ve araştırmamı kanserli hücrelerin iyileşmesine yardımcı olan bir bitki üzerine yapıyorum. Üniversitem, üzerinde çalıştığım bitkiyi hayvanlarla yapılacak deneye göndermek istiyor. Ve bu beni çok üzüyor. Çare bulmanın bedeli neden suçsuz hayvanları istismar etmek oluyor, anlamıyorum. Bilimsel araştırmalar için hayvanların kullanılması konusunda fikrinizi duymak istiyorum. Bunun başka bir alternatifi var mı? Ve bu sorun bana ne öğretmek için karşıma çıkıyor?

TOBIAS/ADAMUS: Biz burada İlk Ulus’a, Amerikan Yerlileri’ne, Kızılderililer’e, ve daha birçok başka yerlilere, bu zamanda bu Dünya’nın İlk Ulusu’nun insanlarına değineceğiz. Onlar geyik yerlerdi. Ve hiç bir acımasızlık söz konusu olmazdı, çünkü onlar geyiği, ya da buffaloyu (yaban sığırı), ya da kamplarına uçup gelen ya da giren herhangi bir hayvanı onurlandırırlardı….anlıyor musun. Onurlandırmak vardı. Herhangi bir acımasızlık söz konusu değildi. Hatta hayvanın kesilmesinde bile onurlandırma vardı. Ve özellikle de yiyecek insan ağzına girdiğinde onurlandırma vardır. Bu, tüm enerjiyi değiştirir.

Hayvanlara karşı acımasız olmanız gerekmez. Aslında hayvanlar kendilerini feda ederek tam anlamıyla kendi ayaklarıyla laboratuvarınıza geleceklerdir. Daha önce de söyledik – enerji, size hizmet etmek üzere geri gelir. Ve onu onurlandırırsanız ve severseniz bunu yapar. Bu muazzam keşfin ve yeni anlayışın bir parçası olmak için hayvanlar onur ve sevgiyle kendilerini adarlar. Sevgiyi onurlandır ve bu deneye katıldıkları için onlara teşekkür et.

Şunu söylememiz gerekir; bir insanın hissedeceği acı, bir hayvanın hisssedeceği acıya hiç benzemez. Bilinç orada değildir. Hayvanın fiziksel bedeni belki tepki verir, ama tepki veren bir bilinç yoktur. Bu yüzden, onurlandırıldığı sürece bu tür bir çalışmanın hayvan için kötü ya da acımasız ya da istismar edici olduğunu düşünmüyoruz.

Kesim yerlerindeki ve hayvanların öldürüldüğü yerlerdeki insanlar, yiyecek olarak öldürülmeden önce hayvanları onurlandırsa, et yiyen ve hayvan yiyen insan toplumu bu zamanda ve bu Dünya’da çok ilerlerdi. Hayvanlar bu onurlandırmaya bayılırdı. Ve bu, yiyeceği çok daha enerjik kılardı, ve enerjinin Dünya üzerinde şu anki enerjisel yapısını tümüyle değiştirirdi. Ama, birlikte çalıştığın hayvanları sadece onurlandır. Onları sev, onları adlarıyla çağır ve sonra da onurlandırarak öldür (bazı gülüşmeler). Onlar bunun için varlar.

Ama biz o tek adımı ileriye götüreceğiz. Şu kanser araştırmaları alanında yapılan çok çalışma var. Bunlar, toplumun bir bütün olarak enerjinin ve dengesiz enerjinin nelerle ilgili olduğunu gerçekten anlamasına yardımcı oluyor – aslında bunlara akıtılan para ve zamanla şimdiye kadar çoktan çözülmüş olacağı düşünülürse, kanser araştırmalarının bunca zamandır sürmesinin nedeni de budur. Ama bu tam anlamıyla araştırmacıların dengesiz enerjinin nasıl iş gördüğünü, nasıl tepki verdiğini anlamalarına yardımcı oluyor. Onlar, kanserin kendisinden çok daha değerli olan diğer şeylerle ilgili daha çok şey öğreniyorlar.

Onlar sonunda, Şambra’nın gayretleriyle, Şambra olan araştırmacılar ve şifacılar ve danışmanlar kanalıyla, tüm o zor ve ağır tedavilere gerek kalmadan enerjinin hızla nasıl dengeye geri getirilebildiğini öğreneceklerdir. Onlar kanserin – nasıl desek – dengeye çok, çok hızlı geri gelebilecek kadar hassas ya da kolay etkilenen dengesiz bir enerji olduğunu öğreneceklerdir. Size sözünü ettiğimiz güvenli alan şifası bu tür kanser çalışması için idealdir. Bu güzel soru için sana teşekkür ediyoruz.

2.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Sevgili Tobias ve Adamus, bugün olan biten güzel şeyler her ne idiyse, teşekkür ederim. Kendimi gerçekten iyi hissettim. Umarım bu soru….ve ben size bir de Çiçekler Köprüsü ile ilgili bir soru sormak istiyordum ama sanırım onu başka bir güne saklayacağım. Umarım bu saçma bir soru değildir, ama ben Çarşamba akşamı evimde ne olup bittiğini bilmek istiyorum.

TOBIAS: Biz senden, başkalarının da anlamasını sağlamak amacıyla olan biteni biraz açmanı rica edeceğiz. Ve bu sadece, öyle olduğunu düşünürsen saçmadır.

2.ŞAMBRA: Teşekkürler, bunu tahmin etmeliydim. Peki, bilgisayarımın başında oturmuş bir oyun oynuyordum. Ve küçük köpeğim birden hırlamaya başladı….grrrr (köpeğinin hırlamasını taklit eder).

TOBIAS: Nasıl yaptı? (kahkahalar)

2.ŞAMBRA: Grrrr (yine köpek hırlamasını taklit eder)….grrrr (yoğun kahkahalar)….bu kadar sesli değil. Neyse, ama beni irkiltti, ve ben tüm bedenimde şu karıncalanmayı hissettim. Ve bu beni tam olarak korkutmadıysa da, tam olarak rahatlatmadı da. Ve ben şöyle bir koridora baktım. Sanki o devasa gölge, o devasa enerji orada duruyordu. O neydi….o kimdi…neydi o? Onun ne olduğunu bildiğime dair bir hisse sahibim, ama (bu konuda) başarısız olabileceğimi de düşünüyorum (kahkahalar).

TOBIAS: Bizimle paylaşmanı rica ediyoruz, onun ne olduğunu düşündün.

2.ŞAMBRA: Eh, sonraki gece tesadüfen Aralık ayının mesajını açtım, hani şu bize gelen enerjilerle ve ruhlarla ilgili olan, onlar her kimse, buraya inebilmek için gelip bizden geçmeleri gerektiğini söyleyen mesajı. Onların bizden geçmesine izin vermezsek, binlerce ve binlerce yıllık bir süre için uzaklaşmaları gerektiğini söyleyen mesajı.

TOBIAS: Ve onun özellikle kim olduğunu sanıyorsun?

2.ŞAMBRA: Bilmiyorum. Onun için size soruyorum kim olduğunu (yoğun kahkahalar).

TOBIAS: Ama bir hisse sahipsin….

2.ŞAMBRA: Sizler değildiniz, bunu biliyorum çünkü enerjinizi biraz tanıyorum.

TOBIAS: Ama başarısız olduğunu hissettiğini söyledin. Kim olduğunu….kim olduğuna dair ne tür enerjiler hissediyorsun?

2.ŞAMBRA: Eh, eğer benden geçip buraya gelmelerine izin veriyorsam, bir şey hissetmiyorum (kahkahalar).

TOBIAS: Bu enerjinin ne olduğuna dair bir tahmin yürütmeni isteyeceğiz.

2.ŞAMBRA: Gerçekten bilmiyorum….gerçekten. ben bu yüzden….

TOBIAS: Gerçekten….ve biz senin bildiğini biliyoruz (yoğun kahkahalar). Ama bu, kendi benliğinin bir parçası diyebileceğin şeydi. O bir ada ya da kimliğe sahip değildir. Ama o uzun bir süredir seninle ilişkisi kesilmiş olan ve yarattığın şeylerden biri olduğunu söyleyebileceğin, kendi benliğinin bir parçasıdır. O, uzun bir süredir bağlantıda olmadığın bir veçhendi. O, senin gölge benliğin olarak algıladığın şeydi ya da senin çok sevmediğin bir veçhen. Ve şimdi geri geliyordu. Sen güvenli bir alan yaratmıştın. Sen güzel, sevecen bir enerji yaratmıştın. Ve o yeniden birleşmek için geri geliyordu.

Hepiniz, bölünmüş parçaları geri getirmek üzere çağrıda bulundunuz. Ve onlar da şimdi geliyorlar. Hayvanlar bu tür enerjilere karşı çok hassastırlar. Yani köpeğin….neydi onun çıkardığı ses? (yoğun kahkahalar)

2.ŞAMBRA: Tobias, seni çok seviyorum ama herşeyin bir sınırı var (yoğun kahkahalar).

TOBIAS: Onlar çok hassastır, ama evcil hayvanlar da senin kendi benliğinin bir tür uzantısı olduklarından – onlar bir bakıma küçük gölge benliklerdir – senin köpeğin o diğer gölge benliği algıladı ve geri gelmesine izin vermek istemedi. Evcil hayvanın (köpeğin) dediğin gölge benliğin, seninle o yakın, teketek ilişkiyi istiyor ve içeri girmek isteyen o dışsal veçheyi uzak tutmak istiyor. Bu yüzden, zaman zaman gelebilecek ziyaretçilerin olabileceğini evcil hayvanınla paylaşman (kahkahalar) senin için – hepiniz için – önemlidir.

2.ŞAMBRA: O biliyor….o biliyor.

TOBIAS: Ama geri gelen, yeniden birleşen bir enerjiydi. O sendi. O kendindendi. Ve gerçekten de, haklısın; o biz değildik. Biz, siz bilgisayar oyunları oynarken hiç içeri damlamayız (yoğun kahkahalar).

2.ŞAMBRA: Gerçekten….gerçekten….tabii….tabii….peki. O Macar/Romanyalı olduğum yaşam mıydı ya da hangisiydi?

TOBIAS: Aslında o bir yaşam değildi. O kadar tanımlanmış değildi. O daha çok, bir dolu yaşamdır asılı kalıp duran, senin bir parçan, sanki senden koparak ayrılan bir parçandı. O seni birçok yaşamda izleyip durdu. Ama onun bir adı ya da kendine ait benzersiz bir özü olduğu söylenemez. O sadece ilişkisi kesilmiş bir parçaydı, tam bir parça (olduğu söylenemez), ama biraz asılı kalmış, seni arkandan izleyen bir parça. Ve o yaşamın sırasında başka zamanlarda da göründü, özellikle de sen çocukken. O sadece, yeniden birleşmeye ihtiyaç duyan bir parçadır. Ve sen şimdi bunu gerçekleştirdin.

2. ŞAMBRA: İyi, şimdi dizlerim iyileşecek. Teşekkür ederim.

3.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Ben, telepatisi olan ve bir uzay gemisinden indirilen (bilgiler) aldığını söyleyen bir kadınla bağlantı kurdum. Bunların ne anlama geldiğini açıklayabilir misin? Sahip olabileceğin herhangi bir içgörü çok takdir edilecektir. Ve belki de şu yabancı varlıklarla ilgili bir “Tobias’a sorun” celsesi yapman gerek, ne dersin?

TOBIAS: Gerçekten de….sizin deyiminizle uzay gemileri ya da yabancı varlıkların enerjileri kesinlikle oralarda bir yerlerde mevcuttur. Ama, bizim sizden ricamız, onları oldukları gibi görmeniz, anlamanız. Bunlar, yineliyoruz, sizin geçmiş veçheleriniz olup kendi potansiyel geleceklerine yansıyorlar – sizin geleceğinize değil – ama potansiyel geleceklere, yanıtların bulunup bulunmadığını görmek için, “kördüğüm” denen şeye bir çözüm getirilip getirilmediğini görmek için araştırıp analiz ediyorlar.

Aslında sizin bir parçanız olan bu veçheler, başka bir zamanda, başka bir uzayda mevcutturlar. Onlar bir tür enerji kördüğümünde mevcutlar, “kördüğüm” burada genişleyemeyen enerji anlamındadır. Bu enerji sadece kendi içinde döner durur; genişleyemez. Gerçek yaratıda enerji hep genişler.

Böylece, senin ve diğerlerinin o parçası sıkışıp kalmıştır. Araştırmayı sürdürür. Senin ve o psişik olan kişinin – ve birçok Şambra ve birçok yeni çağ insanı böyledir – zaman zaman algıladığı ve yabancı varlıklardan gelen bilgiler olduğunu düşündüğünüz şeyler, aslında budur. O aslında sizdir.

Ve biz sizden tekrar tekrar rica edeceğiz, ve çok empati duyarak diyeceğiz ki, “lütfen anlayın: bunların tümü sizdir.” Yabancı varlıklarla edindiğiniz onca deneyimler – tıpkı az önce burada duran sevgili hanım gibi – o sizdir. Hep sizin ilk değerleriniz, standart değerleriniz (default), yani olma hallerinizdir. Rüyalarınızdaki (herşey) sizdir (sizin veçheleriniz, parçalarınızdır). Sizin olma hallerinizdir, çünkü bunların tümü anlamaya ve işlemden geçirmeye çalışmakla ilgilidir.

Bu yabancı varlıklar geçmişten geliyorlar. Onlar senin Şimdi’nde değiller. Onlar geçmişinden geliyorlar. Daha akıllı ya da bilge ya da teknoloji açısından daha ileri değiller. Hele ruhsal yönden size göre çok daha az ilerlemişlerdir. Ve asla başka türlüsüne inanmayın, özellikle de sizi kurtarmaya geldiklerini söylediklerinde. Bu bir yalandır…..”yabancı varlıklar”, daha önce de söylediğimiz gibi….bir yalandır. (çvr.: Tobias kelime oyunu yapıyor, yabancı varlık anlamına gelen “alien” sözcüğünün içindeki “lie”, yalan anlamına gelir) O, muazzam bilgiler içerir. Ona ulaşabilirsiniz, ama onun uzun, çok uzun bir zaman önce, çok, çok uzak bir yerde meydana geldiğini farkedin. (Tobias’ın yine Star Wars filmine göndermede bulunması izleyicileri güldürür.)

4.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Çoğu zaman, arkadaşım olup da nelerle ilgilendiğimi merak eden insanlarla karşılaşıyorum. Ve bunun burada bulunan çoğumuz için geçerli olduğundan da eminim. Ve, bilirsin işte, daha önce bilinci incelememiş ya da böyle bir temeli olmayan insanlarla bu değişim-dönüşümün ne olduğunu yumuşak bir biçimde paylaşabilmemiz için ve bu paylaşımın onlara bir düzeyde hizmet edecek ve aynı zamanda hitap edecek gibi bir şey olması için bir önerin var mı diye merak ediyordum, bilirsin işte, bizim gerçekleştirmeye çalıştığımızı onların da yapabilmesini sağlayacak bir şey.

TOBIAS: Gerçekten de….mükemmel bir soru. Ve bildiğin gibi, bu öncelikle yürekten konuşmakla ilgilidir, zihinle değil. Bu aynı zamanda, onların bir nedenden ötürü orada olduklarını, bir nedenden ötürü sana soru yönelttiklerini bilmekle ilgilidir. Onlar farklı biçimlerde ve farklı davranışlarla gelip kapını çalıyorlar. Ama onlar bir nedenden ötürü araştırıp soruyorlar. Sormalarının nedeni, içsel bir arzu duymalarındandır.

Dünya üzerinde bulunan insanların büyük bir çoğunluğu meleklere inanıyor, Ruh’a inanıyor. Ruh’un özünün bir biçimde devam ettiği, sonraki yaşam gibi bir şeye inanıyor. Yani sizler çoğunluktasınız.

Bazen saklanmanız gerektiğini hissediyorsunuz. Bazen, yaptığınız şeyi, gerçekleştirdiğiniz çalışmaları açıklamaya çalıştığınızda neredeyse utanıyorsunuz, ya da sıkılıyorsunuz, ya da ağzınızı sıkı tutuyorsunuz. Sizler ruhsal öncülersiniz…. ve bununla gurur duyun! Sizler ruhsal psikologlarsınız….ve bununla gurur duyun! Sizler, öğrenilecek ve bilecek onca şey olduğunda ruhsal araştırmalar yapanlarsınız. Ve sizler ruhsal öğretmenlersiniz.

Söyleyeceğiniz şeyi az ve öz tuttuğunuzda, ve onu kendi sözlerinizle ifade ettiğinizde – Tobias’ın ya da Adamus’un değil, kendi sözlerinizle ifade ettiğinizde – anında kalpten kalbe bir bağ kurulacaktır. İşte o zaman onlar soru sormaya başlayacaktır. Ve bu da, yaptığınız şeyi açıklamayı sürdürmek için, sizin de Tanrı olduğunuzu ve onların da Tanrı olduğunu açıklamayı sürdürmek için mükemmel bir fırsat yaratır. Onlar buna istekliler ve açlar. Biz bu yüzden Şambra’ya, “sizler öğretmenlersiniz” demeyi sürdürüyoruz.

Yani sorunu yanıtlayacak olursak: bu, onların soruyu nasıl sorduklarının enerjisine kulak vermekle ilgilidir. Ve bu, herhangi bir şeyi gizlemeye ya da savunmaya çalışmamaktır, ya da sizin garip olduğunuzu sanmalarını düşünmemektir, çünkü aslında gerçekten böyle düşünmezler. Onlar sorularının yanıtlarını bilmek istiyorlar. Ruhsal yolculuklarında rehberlik ve yardım istiyorlar. Sizin onlara öğretebileceğiniz şeyleri istiyorlar. Yani, bununla gurur duy.

Ve, cadıların kazıklara bağlanarak yakıldıkları günler geride kaldı. Farklı olduğunuz için, genişlemiş bir farkındalığa sahip olduğunuz için taşlandığınız günler geride kaldı. Dünya, sunacağınız şeyleri istiyor. Bu yüzden, bu mükemmel soru için teşekkür ederiz.

LİNDA: Bu ülkede meydana gelen kökten dinci hareketleri izliyor musun?

TOBIAS: Elbette….dünyanın her yanında meydana gelen kökten dinci hareketler, değişen enerjiye tepkidir. Bir enerji hareket edip değişmeye çalıştığında, diğeri ters bir etki sergiler ve (var olan eski) enerjiyi demirlemeye ve stabilize etmeye ve değişimi engellemeye çalışır. Kimliğine tutunmaya çalışacaktır. Bu, dualite enerjisinin doğal iş görme biçimidir.

Siz bunun ötesine geçiyorsunuz, hatta dualitenin karşıt güçler olarak iş görmesi gerekmediği yerlerde bile. Siz, titreşimsel ya da dualitik enerjiye karşın genişleyen enerjinin hüküm sürdüğü yeni bölgeye geçiyorsunuz. Kökten dinci ya da aşırıya kaçan dediğiniz kişiler bile arayış içindedir. Onlar aşırı bir biçimde ya da çok kökten bir biçimde arayış içindeler. Ama onlar da soruları soruyorlar.

Bu kökten ya da aşırı hareketlere çoğu kez girdikleri gibi çıkacaklarını eklemek de ilginç olacaktır. Bu, yaşamboyu sürdürecekleri bir şey değildir. Ruhun açlığını ya da susuzluğunu gidermez. Bu yüzden, bir süre için yaptıkları şeyde – nasıl desek – çok tutkulu davranabilirler, ama eninde sonunda gerçek arayışa geri döneceklerdir.

Eninde sonunda sessiz olanlara, gerçek Yeni Enerji öncülerine gelip, “yaşamında neler olup bitiyor? Şu anda neler yaptığını bana söyle” diyeceklerdir. Yumuşak bir biçimde, “peki, neler yapıyorsun bakalım” diye soracaklardır. Siz – nasıl desek – siz onları imana davet etmek ya da inançlarını değiştirmek zorunda değilsiniz. Başka bir şeye inanmalarını sağlayacağınız hiç bir şey yoktur. Sadece gerçekleştirdiğiniz şeyi onlarla yürekten paylaşın: insanla Ruh’un birleşip bütünleşmesini…..ne güzel bir şey. Teşekkür ederim.

4.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam Tobias, üç ay kadar önce annem öteye geçti. Ve o ülke dışında yaşıyordu. Ve ölmeden bir hafta kadar önce, gidip onu görme fırsatım oldu. Bedeni felçliydi. Konuşamıyordu. Hareket edemiyordu. Yoğun bir Parkinson’u ve demansı (bunama) vardı. Ve ben onunla bir rüya-çalışması töreni yaptım. Ve herşeyi tümüyle sezgisel yaptım. Ben gerçekten ne yaptığımı….bunların hiç birini önceden planlayıp düşünmemiştim. Ama….sonradan o CD’yi dinledim. (çvr.: Tobias’ın ölüm ve ölenlerle çalışma konusunu kapsayan CD’sinden söz ediyor) Ama bu gerçekten güzel bir şeydi. Ve benimle konuşamasa da, gerçekten ne yaptığımızı bildiğini ve anladığını hissettim. Ve sorum şu: bu yaptığımız onun geçişine nasıl yardımcı oldu? Ve onun şimdiki durumu nedir? Ve, yakında geri gelecek mi?

TOBIAS: Gerçekten….yakında geri gelmesine daha karar verilmedi. Bazen, bir varlığın ya da ruhun geri gelmeye karar verebilmesi için bir sürenin geçmesi gerekir. Ve bazen de geri gelinmeyi etkileyen ve aile ve aile üyelerini, ya da öte tarafa geçişlerini içeren başka dinamikler söz olur. Ama buna daha karar verilmedi.

Gerçekten de, rüya-yürüyüşü sırasında senin yaptığın sezgiseldi. Ve bu, annenin yolculuğunun çok daha dostça ve sıcak, daha az yalnızlık ve korku içinde olmasını sağladı.

Bir varlık, dünya boyutlarından sizin deyiminizle melek boyutlarına doğru yol alırken, geçtiği bazı bölgeler vardır. Bir varlık için yol üzerinde kaybolmak ya da yanılmak çok kolaydır. Bazı zorlu durumlarda – bunu annen için söylemiyoruz, genel bir örnek olarak veriyoruz – bazen bir ruh, bir enerji, fiziksel bedeni terk edip de geçiş yolculuğuna başladığında, onun çok yakınında bulunup, yeni-özgürleşmiş ruhu korkutmaya çalışan ya da ona oyun oynayan, fiziksel olmayan varlıklar olur.

Ve onlar – nasıl desek – bu New York şehrinde kötü bir taksi şöförüne düşmek gibi bir şeydir (bazı gülüşmeler). Ve onlar, siz arabadan inip de daha iyi bir taksi bulma seçimini yapana kadar inanılmaz bir yolculuk yapmanıza neden olurlar. Onun için, Dünya düzlemini yeni terk etmiş ruhlar için bu bazen çok yanıltıcı olabilir. Nereye gideceklerinden emin olmazlar.

Biz – nasıl desek – bizim bu denli yakına gelebilmemizin nedeni – bunu açıklamaya çalışıyoruz – biz geçiş yapan insanın hemen yanıbaşında olamıyoruz, çünkü geçişi yaparken bizi kabul etmezler. Onlar, Çiçekler Köprüsü’nden geçmeyi içeren yolculuğun ilk yarısını yapmalarına yardımcı olacak, genişlemiş ve değişime uğramış bir insan bilincine ihtiyaç duyarlar. Biz oradan (devralıp) o kişiyi selamlayabilir ve yolun geri kalan kısmını götürebiliriz.

Böylece, çalışman çok sezgiseldi, ve annenle sahip olduğun ilişki yüzünden de çok sevgi doluydu. Ve bu çalışma onun buraya geçişini çok kolaylaştırdı. Yol boyunca dikkati başka yöne çekilmedi. O karanlık yollardan hiç birine inmedi.

Rota dışına çıkan ve kendini kötü astral sokakların bazısında bulan varlıklar…. onlar sonunda bulunur ve geri getirilir. Ama bu, diğer bazı boyut düzeylerinde (meydana gelen) çok korkutucu bir deneyimdir. Sizin dördüncü, hatta beşinci diyeceğiniz boyutlar, çok yoksunluk ve çok kasvet içeren bazı enerjilere sahip olma eğilimi gösterir.

Ama orada aynı zamanda bazı harika karşı enerjiler de vardır. Bunlar, tümüyle bizim tarafa geçmek istemeyen ve bu alemlerde var olmayı öğrenmiş bedensiz varlıklardır. Burası kendi içinde bir alt-uygarlıktır. Onlar fiziksel biçime geri dönmek istemiyorlar. Tümüyle bizim tarafa da geçmek istemiyorlar. Ve, dünyayı yeni terk etmiş birinden enerji alabilmek için her türlü üç kağıda başvuracaklardır.

Rüya-yürüyüşü okulunun amacı, bu rüya-yürüyüşünü nasıl gerçekleştireceklerini öğrenen kişilerin bu alemlerden bazısına yakalanmamayı ve aldatılmamayı…. bazı potansiyel engellerden ve meydan okumalardan nasıl geçeceklerini….yeni ölmüş kişinin ruhunun enerjisini nasıl çok sakin ve dengeli bir düzeyde tutacaklarını….ve yol boyunca nasıl birkaç şaka yapacaklarını….ve yol boyunca nasıl eğleneceklerini öğrenmelerine yardım etmektir. Ama bu eğitimi verme nedenlerimizden biri de, daha kadim rüya-yürüyüşçülerinden bazısı için inanılmaz bir arzunun olmasıdır…. onlar bir kez Çiçekler Köprüsü’ne ulaştılar mı, yeni ölenle birlikte bu tarafa geçiveriyorlar. Ve o zaman elimizde bir yerine iki kişi oluyor (bazı gülüşmeler). Bu yüzden, eğitimin bir bölümü de, insan alemlerine nasıl geri dönüleceğini içeriyor. Sorun için sana teşekkür ediyoruz. (çvr.: rüya-yürüyüşüyle, ölmekte olan kişiye eşlik eden, onu sevgiyle yönlendirerek Çiçekler Köprüsü denen yere kadar getirip, orada daha yüksek varlıklara teslim eden insanlardan söz ediyor. Böyle bir çalışma yapmak isteyenler için de seminerler, eğitimler düzenleniyor. Eskiden de bu tür çalışmaları gerçekleştiren kişiler varmış, ama onlardan bazısı, yukarıda da belirtildiği gibi dünya alemine geri gelemeyip, ölen kimseyle birlikte “ölüyormuş”. Tobias, ölen kimseyle çalışırken, ona yardımcı olurken, bilinmesi gereken şeyleri anlatmaya çalışıyor.)

4.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

5.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Bana lütfen belli bir sağlık sorunumla ilgili görüşünü söyleyebilir misin? Bu, çok yıldır süregelen bir öksürük. Başka bir şey var diye kaygılanıyorum. Bu sorun beni şarkı söyleme tutkumu ifade etmekten alıkoyuyor. Onun salıverilmeye hazır olduğunu hissediyorum. Verdiğin herşey için teşekkürler.

TOBIAS: Gerçekten….ve burada iki enerji söz konusu. Öksürmek bir salıvermedir. O bir bırakıştır, ama sendeki çok zayıf bir öksürük. Öksürük aynı zamanda – nasıl desek – şarkı söylemekten, bu güzel şeyi gerçekten yaratmaktan kaynaklanan korkuyu salmaya çalışıyor. Sen onu geri tutuyorsun. Ve o senin boğaz bölgeni etkiliyor. Ve o zayıf, küçük öksürükler gerçek bir salıveriş değildir. Onun için, güçlü öksür ve biraz da çok derin solumalar yap, ve şarkı söylemeye başla. Teşekkür ederiz.

5.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

6.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Herkese merhaba, ve ben çok geniş bir toprak parçasında bir hayvan barınağı yarattım. Ve yolun karşısında havadan kimyasal püskürtme yapacak bir tesis kurulması için teklif geçirdiler. Peki ben bu yaratıyı şimdi nasıl iptal edebilirim? Ya da….?

TOBIAS: Gerçekten….bunun – nasıl desek – mücadelesini belediye meclisinde vermek için yapabileceğin şeyler var. Ve eğer bu inisiyatifi kullanacak olursan seni çok kişi destekleyecektir. Ve sen bunu – oldukça ilginç ve karmaşık hukuk sisteminiz yoluyla – en azından bir süre için yavaşlatabilirsin.

Ama bunu gerçekleştirmenin başka bir yolu da, hayvan barınağında tümüyle güvenli bir alan yaratmaktır. Orada olan hayvanlarla çalış, ve bu kimyasallardaki enerjilerin bile dönüştürülüp güvenli, saf ve temiz enerjiler haline getirilebileceği, tümüyle güvenli bir alan yaratmak üzere insanlar çağır. Bu (kimyasallardaki enerjilerin dönüştürülmesi) gerçekleştirilebilinir Şambra. Gerçekten yapılabilinir. Bu, olabilecek, meydana gelebilecek bir simya türü, bir dönüştürme işlemidir. Sen bunların her ikisini de yapabilirsin. Bununla belediye meclisinde mücadele edersin, ve güvenli alanını da hep korursun.

Güvenli alanını yaratmak, bugün gerçekleştirdiğimize benzer. Sen o alevsin. O saf enerjiyi ışıyorsun. Ve, alevin o saf enerjisi, alevin ateşi ve ışıma, simyadır. O, dönüşümü sağlayacaktır, böylece ne sen, ne de diğerleri, bakımını üstlendiğin hayvanlar ya da diğer insanlar o tesisten etkilenmeyecektir.

Güvenli alanını oluşturmayı öğrenirken şaşacaksın. Ve güvenli alan engeller değildir; o engellerin OLMAMASIDIR. O, engellerin olmaması, duvarların olmamasıdır. Güvenli alan budur. Sen bunu gerçekleştirirken, yaydığın ışığın, bu biraz da istenmeyen ve kabul görmeyen komşularda nasıl değişimler yarattığını izle. Olan biteni görmek için izle. Ve olan-biteni, yaratılarının nasıl iş gördüğünü Şambra’ya geri bildir.

6.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

TOBIAS: Ben teşekkür ederim.

7.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Tobias – ya da bugün bizi kim onurlandırıyorsa – pratik açıdan dünyada bulunan ruhu-olmayan varlıkların farkı, ruhu olan varlıklara göre nedir? Dünyayı ruhu olan varlıklar gibi mi hisseder ya da algılarlar? Farklı statüleri (halleri, durumları) farkındalar mı? Kendinin ya da herhangi birinin ruhu olan ya da olmayan bir varlık olduğunu nasıl bilirsin? İsis’in Yarası’nda açıkladığın gibi, ruhlar sürekli olarak birbiriyle kaynaşmış ya da ayrılmış halde olamazlar. Ve sonra her birimiz aslında bir enerjiler ya da varlıklar grubuyuz, ki ruhu-olmayan varlıklar da öyle olmalı, değil mi?

TOBIAS: Gerçekten de….ruhu-olmayan varlıklar sizin yaratılarınızdır; onlara yaşam enerjisi ve aslında özgürlükler verilmiştir, ama bazen de büyük beklentiler, gündemler yüklenmiştir. Ruhu-olmayan varlıklar, ruhlarının olmadığını genelde farkında değildir. Aslında, ruhu olan varlıklar olduğunu söyleme hakkına sahip olabilmek için günlerce mücadele edeceklerdir.

Yine örneğimize geri gidecek olursak: çamurdan küçük bir heykel yarattıysan…. ve ona kendi enerjini soluduysan….ve onu canlandırdıysan…. o senin bir yaratındır. Ona özgürlük vermişsindir. Ama o bir ruha sahip değildir. Senin yaptığını asla kopya edemez. O asla başka bir varlık yaratamaz. Kendi başına ve kendiyle yaşayabilir, ama asla yeniden-yaratamaz….anlıyor musun. Sen bir Yaratıcısın. Senin yarattığın şey, Ruh’un sana verdiği ayrıcalığa ya da hakka sahip değildir.

Ancak, yarattığın o parça, yaşam verdiğin o heykel, şimdi ruhu-olan bir varlık olduğunda ısrar edecektir. Benzersiz bir kimlik olduğunda ısrar edecektir….anlıyor musun. Tam olarak ne olduğunu anlamayacaktır. Ama sonuçta o sadece senin bir veçhendir. Hatta ona meydan okuyacak olursan seni tehdit bile edebilir. Hatta gerçek olduğunu ispatlamak için seni öldürüp enerjini bile almaya kalkacaktır. Yani bu oldukça ilginç bir dinamiktir.

Tarihte sözünü ettiğimiz ruhu-olmayan varlıklardan bazısı, bir ara yeni Atlantis’i yaratmak isteyeceklerini bilen – nasıl desek – Atlantis’te ikamet eden son kişilerden bazısının yarattığı, ve ruhu-olmayan bir varlık olan Abraham Lincoln’ü de içerir. Ama bir ayrılık vardı, ve onların, eski yaraları ve eski ayrılıkları yeniden birleştirecek ve kendi bilinçlerinin temsilcisi olan, ruhu-olmayan bir varlığa ihtiyaçları vardı. Ve Abraham Lincoln’ün oynadığı rol budur, yani Atlantis’te meydana gelmiş eski ayrılıkları ve eski bölünmeleri yeniden birleştirmek.

Adolf Hitler, söylediğimiz gibi, ruhu olan bir varlık değildir. O bizim alemlerde mevcut değildir. Onu asla buralarda bulamazsınız. O, Hipuru ya da Yahudi bilincinin yaratısı, ruhu-olmayan bir varlıktır. Ve o, çok hızlı ve çok kısa süreli bir karmanın, Atlantis’le de bağlantısı olan bir karmanın tamamlanmasına yardımcı olması için Yahudi bilinci tarafından yaratılmıştı.

Yani, ruhu-olmayan varlıklar, ruhlarının olmadığını bilmezler. Ruhu-olmayan varlıkların gözünde – bazılarınızın farkettiği gibi – biraz boş bir bakış olur. Ve onlar, ruhu olan varlıkların içinden geçtiği duygusal salınımlardan geçme eğilimi göstermezler. Fiziksel acıya karşı da biraz bağışıklıkları vardır, tam olarak değil ama oldukça, çünkü ruhu olan bir varlığın sahip olduğu gerçek içsel farkındalığa sahip değildirler.

Grup bilincinden yaratılmış olan ruhu-olmayan varlıklar vardır. Ve bireysel bilinçten yaratılmış olan ruhu-olmayan varlıklar vardır. Nasıl desek – belirli bir dövme (bazı gülüşmeler), ya da doğuştan varolan bir leke, ya da belirleyici belli nesneler yoktur. Ve ruhu-olmayan varlıklardan pek azı (öldüklerinde) geride herhangi bir kemik ya da herhangi bir beden bırakmaz. Bazıları bırakır; bu duruma bağlıdır, ve fiziksel bedenin nasıl birlikte-yaratıldığına bağlıdır. Şimdi bunun ayrıntılarına girmeye değmez.

Ama onları en çok gözlerinden anlarsın, bazen gözlerdeki boş gibi görünen ya da donuk bakışlardan anlarsın. Bunu en iyi biçimde gözler söyler. Ruhu olan bir varlık gözleriyle karşılık verir. Ruhu olan bir varlığın gözlerinde yaşam vardır, canlılık vardır. Ruhu-olmayan bir varlığın gözleri, yakında ölecek, geçiş yapacak birinin gözleri gibi bakacaktır…anlıyor musun. Bir insan ölmeden önce, hatta bir “kaza” bile olmadan önce enerji terk etmeye ve gözler biraz cam gibi olmaya, yaşam gücü gitmeye başlar. Birisinin gözlerindeki parıltının –gözlerdeki canlılığın- değiştiğini farkettiğinde, bu, daha onlar gitmeden, gitmeye, ölmeye başladıkları anlamına gelebilir. Teşekkür ederiz.

LİNDA: İki soru daha alalım mı? Zamanımız daralıyor.

TOBIAS: Gerçekten de.

8.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Bir süre önce babam öldü. Ve ben onun geri gelip gelmeyeceğini bilmek istiyorum. Bunu sormamın nedeni, önümüzdeki üç ay içinde ailemize iki yeni bebeğin katılacak olmasıdır. Onlardan biri babam olacak mı?

TOBIAS: Bunu onaylıyoruz…..evet. Genelde bunu yapmaktan hoşlanmayız ama bize, onun gelen ikinci bebek olacağını onaylama izni verildi.

8.ŞAMBRA: İkinci demek….vaay! Teşekkür ederim.

TOBIAS: Ama bunu hemen paylaşma. Bekle….bırak yeni kimlik ya da öykü bu yüke sahip olmadan önce kendini geliştirsin. Bazen yükler fazla gelebiliyor.

8.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

TOBIAS: Ben teşekkür ederim.

9.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Benim sorum çok basit. Beni bu noktaya getiren bir ruhsal yaşam danışmanım vardı, ve ona çok müteşekkirim. Ailedeki bir travma yüzünden araya bir ayrılık girdi. Ve, bu gelişmiş varlıkla geldiğimiz noktada bu olayı kontrol etmek istemiyorum ve biz bunu geçtiğimiz aylarda konuştuk. Bizim için artık ayrılmak zamanı mı? Ya da bir şifa söz konusu mu?

TOBIAS: Gerçekten….bu yine, bazen insan düzeyinden anlamanın zor olduğu, ama genel bir bakışa sahip olunduğunda anlaşılan o eşzamanlılıklardan, durumlardan biri. Herşey, sevgiyle kendi başına yürümenin zamanı geldiğini gösteriyor. Bu, senin kendi gelişimin için önemlidir. Her bir öğretmen, ilişkide olduğun herkes er ya da geç sevgiyle ve onurlandırarak salıverir, bırakır. Ve sen şimdi kendi başına uçup yükselmek için özgürsün. Bu senin için çok daha iyi olacak.

9.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

TOBIAS: Elbette.

10.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Benim için işimi bırakmak zamanı geldi gibi hissediyorum. Ve, ihtiyacım olan herşeyin bana geleceği fikrini gerçekten seviyorum. Ama çok da korkuyorum. Ben bir öğretmenim ve bir şifacı. Ama aslında beni destekleyecek kadar iyi bir gelire de sahip değilim. Bu yüzden merak ediyorum, gerçekten işi bırakma zamanım geldi mi, yoksa işi bırakma zamanının geldiğine dair kendi kendimi mi kandırıyorum.

TOBIAS: Gerçekten….yineliyoruz, bir Yaratıcı olarak, dinamik bir Yaratıcı olarak, istediğin an gidebilirsin. Sadece seni yine inanç sistemlerinin ya da gölgeli düşüncelerin, yeterli paraya sahip olmayacağına dair, bolluğun senin için orada olmayacağına dair gölgeli düşüncelerin kısıtlamasına izin verme. O işi gerçekten yüreğinde bıraktığında, ve para ve bolluk sorunlarını bir kenara koyduğunda….bırak gitsin….çok saf ve çok güven içinde….salıver gitsin. Aslında o işi bırakmak zorunda değilsin. O seni bırakacak ve öyle bir şey yoluna çıkacak ki, işi neden çok daha önce bırakmadığına şaşacaksın.

Yani, işi enerjisel olarak bırak. Onu kutsa. Sana hizmet ettiği için ona teşekkür et. Yaşamında olduğu için ona teşekkür et. Salıver gitsin. Şimdi, bu, gidip de istifa etmen ya da istifanı yazman anlamına gelmiyor. Sen kalbinde istifa ediyorsun. Bırak gitsin. Ve sonra da tüm enerjilerin nasıl değiştiğini izle, çünkü sen onu korkusuzca bırakmışsındır. Para seni kaygılandırmıyordur çünkü hâlâ gelen bir para vardır. Ama onu salmışsındır. Şimdi, bu, yeni şeylerin gelmesini, yeni fırsatların, ve bugün hayalini bile kuramayacağın yeni şeylerin gelmesini sağlayacak dinamikler oluşturacaktır. Eşzamanlı yaşamanın harika yolu budur.

10.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

TOBIAS: Ben teşekkür ederim.

LİNDA: İki küçük soru daha alalım mı?

TOBIAS: Elbette.

11.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Bir parçası olduğum beş kişilik grubun Nisan ayında açtığı şey nedir? Ve gökyüzünde hareket ettiğine tanık olduğumuz şey nedir?

TOBIAS: Gerçekten de….çok sayıda – nasıl desek – biz “kapı” ya da “vorteks” terimini kullanmayı sevmiyoruz. Ama şu ara açılmakta olan birçok enerji yolu vardır.
Bunlar, bir tür, bir anlamda, Dünya’yı Yeni Dünya’ya bağlayan, Dünya’yı sizin bildiğiniz Başmelekler Düzeni’ne ve sonuçta “alana”, yani tüm enerji potansiyelinin kaynağına bağlayan yollardır. İnsanlık bilinci değiştikçe, bu yeni yollar hızla açılmaktadır.

Ve sizin tanık olduğunuz budur, bu yollardan birinin açılmasıdır. Bunu insan gözüyle türlü farklı biçimlerde göreceksiniz. Bazıları bunu bir ışık patlaması olarak görecektir. Bazıları da gökyüzünde baştan başa hareket eden gölgemsi bir şey olarak görecektir. Ama bu, meydana gelen bir açılımdır. Bir potansiyel olarak Dünya’ya akan Yeni Enerji’dir.

Ama biz burada bir şey söylemek istiyoruz. İnsanların çıkıp da kapılar ya da vorteksler açması gerekmiyor. Aslında, doğal bir işleme karışıyor, müdahale ediyorsunuz. Ve sonra bizim melekleri gönderip de ortalığı temizlememiz gerekiyor (kahkahalar). Gidip de bir kapıyı açmanız gerektiğini düşünmek, fiziksel olarak orada bulunup da açılması için ritmik sesler çıkartmanız ve davullarınızı çalmanız, neredeyse Saint Germain kadar kibirli olmak demek (yoğun kahkahalar). O, insan bilincine yanıt olarak açılacaktır.

Şimdi, oraya gidebilirsiniz. Bazen oraya çekildiğinizi hissedersiniz, sanki Yeni Enerji kapısı, doğumu sırasında orada bulunmanız için sizi davet ediyormuş gibi. Oraya doğumu kutlamak için gidin. Mücadele etmek için değil. Aslında bizim tarafta gülmek zorunda kalıyoruz. Bazen siz insanlara epey bir gülümseyip duruyoruz. Oraya öyle bir sevgi ve kararlılıkla gidiyorsunuz ki. Ama oraya kapıyı açmak için mücadele etmeye gidiyorsunuz, sanki o kapının mücadele enerjisine ihtiyacı varmış gibi. Ve biz gülmekten kırılıyoruz. Sonradan gelip sizin pisliğinizi temizliyoruz ve gerçek kapının açılmasını sağlıyoruz (yoğun kahkahalar).

Gidin ve Dünya’ya gelen Yeni Enerji’yi kutlayın. Gidin ve şu birleşme noktalarını, oluşan ayrılık noktalarını kutlayın. Ve orada büyük bir kutlama yapın. Ve yine gökyüzünde olan biteni izleyin. Enerjilerin farklı hareketini izleyin.

Her iki enerji patlaması da olacaktır. Hem parlak diyebileceğiniz, sanki hareket eden enerjiler olacaktır. Hem de çok karanlık, gölgemsi enerjiler olacaktır. Bu arada, karanlık, gölgemsi enerjiler, Dünya’ya gelen ya da sizi çevreleyen negatif varlıklar değildir. Bazen gökyüzünde zaman zaman hareket ediyormuş gibi görünen bir delik ya da boşluk olur, çünkü bazen enerji değişimi sırasında tam anlamıyla ışık kesilmiş ve o sadece bir değişim zamanıymış gibi görünür. O bir anlamda, bir ölüm bulutu gibidir, insan için ölüm değil, ama üzerini kapladığı Eski bir Enerji’ye ölüm gibi. Bu ölüm bulutu şu kapılar kanalıyla Yeni Enerji’nin doğumuna yol açar. Bu harika soruna teşekkür ederiz.

LİNDA: Son soru?

TOBIAS: Evet.

12.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias, son zamanlarda öykümü bırakmak konusunda gayretle çalıştım. Ve bu rahat bir yolculuk olmadı, özellikle de ailem için. Onlara yararlanabilecekleri ama benim bilmemin de ille gerekmediği ne verebilirim?

TOBIAS: Gerçekten….onlar o kadar senin sevgini ve dikkatini talep edip seninle olmak istiyorlar ki, değiştiğini görmek onları acıtıyor. Onların içsel düzeylerinde, biraz korkmuş ve kaygılanmış bir şey var. Onlar senin bir anlamda gittiğini düşünüyorlar, fiziksel değilse de, enerjisel olarak. Yani onlar senin içinde meydana gelen dönüşümü hissediyorlar.

Bu da bir yapıştırıcı gibidir. Sizi bir anlamda geri tutar, çünkü onların hissettiklerini hissedersiniz. Nasıl değiştiğinizi ve gittiğinizi onların gözünden görebilirsiniz. Ve bir anlamda sen de, kendi öykünün değişmesiyle geri çekilmenden kaynaklanan ıstıraplardan geçiyorsun.

Değişen öykü, enerjinin salınması, hiç de ölüm değildir. Hiç de öykünün yok edilmesi değildir. O sadece kısıtlanmış ve sınırlanmış enerjilerin salıverilmesidir. Biz çok sık salıvermekten, bırakmaktan söz ediyoruz. Bu, herhangi bir şeyi reddetmek değildir. Herhangi bir şeyden kurtulmak değildir. Bu sadece enerjideki kilitleri, ya da kelepçeleri ya da engelleri kaldırmaktır.

Çömlekçi çarkında yarattığınız o vazo enerji içinde kilit altına alınmıştı, ve o şimdi kendini yeniden-ifade etmek ve yeniden-tanımlamak için özgür olmak istiyor…. belki başka bir vazo olarak….belki tümüyle başka bir nesne olarak…. bir süpürge…bir kap….belki bir cam parçası….ya da herhangi bir şey olarak. Biz, kendiniz olarak, öykünüz olarak kilit altına aldığınız o enerjinin şimdi özgürlük istediğini söylemek için bu örneği kullanıyoruz. O kendini sürekli olarak, sürekli olarak yeniden-ifade etmek istiyor.

Senin şimdi deneyimlediğin şey, salıvermenin sancılarıdır. Aile – ki aslında o seni simgeler – aile, gittiğini görmek istemiyor. Sen, eski benliğinin gittiğini görmek istemiyorsun. Buna sadece nefes al ve bırak gitsin. Hem kendine, hem de ailene sadece sıkışıp kalmış enerjiyi saldığına dair güvence ver. Ama o enerji hep orada olacaktır. O hep geri gelip sana hizmet edecektir. Bunu sözcüklerle söylemen gerekmez. Ama, onlar için hâlâ var olmayı sürdüreceğini onlara eylemlerinle bildir. Ama herşeyden çok, çektiğin bu zorluğun, ailen olduğunu söylediğin bu zorluğun aslında kendi kendinle ilgili olduğunu anımsa.

12.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.

TOBIAS: Elbette. Böylece Şambra, bu uzun ve harika bir gün oldu. Biz, iki enerjiye birden kanallık yapmaya çalışan Cauldre’yı tümüyle – nasıl desek – saf dışı bıraktık. Bu – nasıl desek – ona yeni fırsatlar ve gözlemler sundu. Kontes Sen Tobias adı altında (bazı gülüşmeler) bu sahneyi birlikte paylaşmak her ikimizi de mutlu etti. Biz şimdi kendimizi geri çekip tek olmaktan iki olmaya geçeceğiz. Tanrı sizi kutsasın. Burada olduğunuz için teşekkürler.

Ve öyledir!

Kırmızı Meclis’in varlıklarından Tobias, Golden, Colorado’da yaşamakta olan Geoffrey Hoppe tarafından sunulmaktadır. Tobit’in mukaddes kitabında bulunan Tobias’ın öyküsü, Crimson Circle sitesinde bulunmaktadır.
www.crimsoncircle.com. Tobias materyelleri, bedelsiz olarak dünyanın her tarafında bulunan ışık işçileri ve Shaumbra’ya, Ağustos 1999 tarihinden beri sunulmaktadır. Bu tarih Tobias’ın, insanlığın yıkım potansiyelini aşıp, Yeni Enerjiye girdiğini söylediği tarihtir.
Crimson Circle, Yeni Enerjiye geçiş yapacak ilk insan (kılığındaki) meleklerden oluşan global bir ağdır. Bu kişiler, yükseliş halinin sevinç ve zorluklarını deneyimlerken, diğer insanların da yolculuğuna, paylaşım, ilgi ve yol göstererek yardımcı olmaktadır. Crimson Circle’in sitesine her ay 40.000’in üzerinde ziyaretçi, son materyelleri okumak ve kendi deneyimlerini tartışmak amacıyla girmektedir.
Crimson Circle her ay Denver, Colorado’da, Tobias’ın, Geoffrey Hoppe kanalıyla son bilgileri sunduğu yerde biraraya gelmektedir. Tobias, kendisinin ve Crimson Council’ın (Kırmızı Meclisin) diğer semavi varlıklarının, aslında insanoğlunun kanallığını yapmakta olduğunu bildirmektedir. Tobias’a göre, onlar bizim enerjilerimizi okumakta ve biz içimizde deneyimlerken, dışardan da bakabilmemiz için, kendi bilgilerimizi bize geri tercüme etmektedirler. Crimson Circle toplantıları herkese açıktır, ama LCV takdir edilir. Katılımı gerektiren hiç bir şey ve ödenmesi gereken bir aidat yoktur. Crimson Circle, dünya çapındaki Shaumbra’nın açık sevgisi ve bağışları yoluyla bolluğu kabul etmektedir.
Crimson Circle’ın en yüksek amacı, insan melekler ve öğretmenler olarak, içsel spiritüel uyanış yolunu yürümekte olan kişilere hizmet etmektir. Bu hıristiyanlıkla ilgili bir misyon değildir. Tersine, içsel ışık, merhamet ve ilgi bulabilmeleri amacıyla, insanları senin kapına getirecektir. Kılıçlar Köprüsü’ndeki yolculuğuna başlayan bu kendine has ve değerli insan sana geldiğinde, o anda ne yapman ve öğretmen gerektiğini bileceksin.
Eğer bunu okumaktaysan ve gerçek olduğunu ve bir bağın olduğunu hissediyorsan, sen gerçekten Shaumbra’sın. Sen insan (kılığında) bir öğretmen ve bir rehbersin. İçindeki tanrısallık tohumunun bu anda ve gelecek tüm zamanlar için çiçek açmasına izin ver. Hiç bir zaman yalnız değilsin, çünkü tüm dünyada bir ailen ve çevrendeki semavi boyutlarda melekler vardır.
Bu metni lütfen ticari amaç olmaksızın ve bedelsiz olarak dağıtın.
Lütfen bu bilgiyi, dipnotlar dahil bütünüyle kullanın. Tüm diğer kullanımlar, Geoffrey Hoppe, Golden Colorado’dan alınacak yazılı onayı gerektirir. Telif hakkı 2001, Geoffrey Hoppe, P.O.Box 7328, Golden, CO 80403.e-posta: tobias@crimsoncircle.com. Tüm haklar mahfuzdur.

Print