<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kırmızıçember.org &#187; Geri Dönüş Dizisi</title>
	<atom:link href="http://kirmizicember.org/kategori/tobias-mesajlari/geri-donus-dizisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kirmizicember.org</link>
	<description>Tobias Mesajları</description>
	<lastBuildDate>Wed, 16 Jun 2010 16:20:42 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>ŞAUD 11: “Mezuniyet: Tobias’ın Son Şaud’u”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2009/06/06/saud-11-%e2%80%9cmezuniyet-tobias%e2%80%99in-son-saud%e2%80%99u%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2009/06/06/saud-11-%e2%80%9cmezuniyet-tobias%e2%80%99in-son-saud%e2%80%99u%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2009 22:32:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Geri Dönüş Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=426</guid>
		<description><![CDATA[Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
Kırmızı Çembere sunulmuştur
6 Haziran 2009
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org
Ve öyleydi, yüz binlerce yıl önce Tien Tapınakları’nın güzelliğinde ve dinginliğinde ve ailesinde bir anlaşma yapıldı; 2000’i aşan yıl önce Dünya’daki bu grubun, meleksel alemlerde bulunan ve rehberlik etmeye ve desteklemeye ve sevmeye yardımcı olacak varlıklarla aynı zamanda yeniden biraraya gelmesi; bu grubun tüm insanlık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
6 Haziran 2009<br />
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org</p>
<p>Ve öyleydi, yüz binlerce yıl önce Tien Tapınakları’nın güzelliğinde ve dinginliğinde ve ailesinde bir anlaşma yapıldı; 2000’i aşan yıl önce Dünya’daki bu grubun, meleksel alemlerde bulunan ve rehberlik etmeye ve desteklemeye ve sevmeye yardımcı olacak varlıklarla aynı zamanda yeniden biraraya gelmesi; bu grubun tüm insanlık ve tüm yaratım için en olağanüstü ve muazzam bir değişim zamanında biraraya gelmesi kehanet edilmişti. Ve işte bugün buradayız.</p>
<p>Mezuniyet günü. Mezuniyet günü, sevgili Şambra, ve sizinle birlikte oturanın ben, Tobias olması ne büyük bir mutluluk. Bu, benim gitmemle ilgili değil. Benim yeniden Dünya’ya gelmemle ilgili değil. Bu gözyaşları da neden, Cauldre? Bu derin hisler de neden, Şambra? Bu benimle ilgili değil. Ben, Tobias, Adamus ve Kuthumi ve öbür taraftaki tüm melekler birkaç gözyaşı döküyor, kendi kutlamamızı yapıyoruz bugün. Bu, sizinle ilgilidir, sizin mezuniyetinizle.<br />
<span id="more-426"></span><br />
Yolculuğumuz</p>
<p>Biz birlikte çalışmaya başladığımızda, Başmelek Cebrail’in çağrısı evrene, boyutlara yayılıp da bu değişim ve dönüşüm zamanında, bu Yeni Enerji zamanında, bir grup insanı Dünya’da olmaya ve o içinden çıkılmaz durumu ya da eskinin yavaşlayan tüm enerjilerini aşmaya çağırdığında, bu çağrı yayıldı, ve siz ona yanıt verdiniz. Dünya’ya geldiniz, ve ah, ne çabalar ve meydan okumalar ve zorluklarla karşılaştınız. Bize defalarca söylediğiniz gibi, bu bizim söylediğimiz kadar kolay değil, ve biz bunu biliyoruz. Bunu daha en başından biliyorduk. Ama Şambra, sizi cesaretlendirmeyi ve size hatırlatmayı sürdürmeliydik. Zaten orada olduğunuzu size sürekli bildirmeliydik. Herşey, sanki size karşı çalışıyorken bile, gün gün kendinize aşık olmayı size hatırlatmalıydık.</p>
<p>Böylece buraya, Dünya’ya geldiniz. O çağrıya yanıt verdiniz, ve biz 21 Ağustos 1999’da sizinle ne kadar çalışacağımızı bilmiyorduk. Bu tarafta bahse girdik, (kahkahalar) gerçekten. Ve bazı varlıklar… ve size hemen şunu söylemeliyim, sizinle yakından çalışanlar, daha önce Dünya’da bulunmuş, insan bedenine girmiş olan, sizinle aynı ayak izlerinden yürümüş ve aynı gözyaşlarını dökmüş ve aynı kahkahaları atmış varlıklardı. Kırmızı Meclis’te size en yakın olanlar, bunun nasıl bir şey olduğunu bilirler. Böylece onlar, bu sürecin ne kadar olacağına ilişkin bahse girdiklerinde, bahisler genelde bunun üç yaşam kadar alacağı üzerindeydi. Ben daha iyimserdim; ben bunun sadece iki yaşam süreceğine bahse girmiştim. (kahkahalar) Ve tüm o zaman boyunca sizlerle birlikte olmaya da tamamen hazırdım. Meğer hiç bilememişiz… bunun yalnızca on yıl olacağını hiç bilememişiz.</p>
<p>Biz bu tarihle ilgili kehanette bulunmadık; yalnızca olayla ilgili kehanette bulunduk. Bunun olacağını biliyorduk, ama sizin nelerden geçeceğinizi bilmiyorduk, ve işte buradayız, sanki başladığımızdan bu yana zamanın sadece bir dakikası geçmiş gibi. İşte bugün buradayız – mezuniyet günü; ayrılık noktası; sizi  bıraktığımız bir zaman. Biz sizi salıveriyoruz ki, sizin için farklı bir biçimde çalışabilmek amacıyla enerjilerimizi yeniden uyumlayarak geri gelebilelim.</p>
<p>İlk, hani resmi denen Şaud’u anımsıyor musunuz? 21 Ağustos 1999 – Rehberlerin Ayrılması. Ah, bundan hoşlanmayan çok kişi oldu, ve Kırmızı Çemberi hemen anında ve oracıkta terk ettiler. Ama yeniden biraraya gelen, Tien Tapınakları’nda yaptığımız anlaşmaları anımsayan, Yeshua zamanında yeniden biraraya geldiğini anımsayan çok kişi oldu.</p>
<p>O spiritüel yardımcı tekerleklerin çıkartılabilmesi için, rehberlerin gittiği zaman on yıl önceydi. Ve, ah, sevgili varlıklar, şu anda bazen bu Şimdi ânında zorlandığınızı düşünüyorsunuz. Ama asıl zorluğun içinden on yıl önce geçtiniz. Bu, ruhun gerçek karanlık gecesiydi. Çok uzun zamandır sizinle birlikte olan –  en candan, en yakın dostlarınızı – o meleksel varlıkları bıraktığınız zamanlar, ki onları kendi parçanız gibi hissediyordunuz. Onların siz olduğunu hissediyordunuz. Onlar, insanlığınızla tanrısallığınız arasındaki, bu yaşamda bulunan siz ile spiritüel aileleriniz – meleksel aileleriniz – arasındaki tüm enerjilerin tutulmasına yardımcı olmak amacıyla, bu çok acımasız 3B çevresinin enerjileriyle tüm diğer boyutların enerjilerini dengelemeye yardımcı olmak amacıyla yanıbaşınızda duran meleksel varlıklardı, ve gittiler. Gittiler.</p>
<p>Siz – o zaman, 1999 ve 2000’de – karanlık zamanların bazı en karanlık olanlarından geçtiniz, kendinizi çok yalnız hissettiniz; aslında kendinizi aldatılmış hissettiniz; size en yakın olan şeylerin yaşamınızdan çıkıp gittiğini hissettiniz. Hatırlıyorum, sizi rahatlatmaya çalıştığım, bunun planınızın bir parçası olduğunu size bildirmeye çalıştığım sayısız uzun geceler geçirdim sizinle. Yanlış bir şey yapmadığınızı bildirdim. Değişim ve evrimleşme olduğunda, insanoğlu neden yanlış bir şey yaptığını düşünür? Acaba zaman zaman acıttığı için mi? Evet gerçekten. Acaba korkutucu olduğu için mi? Kesinlikle. Ama, tüm sorumluluğu ve kendi Ben Ben’im’liğinizin tümünü kabul edebilmeniz için kendi rehberlerinizi salmak, sizin planınızın bir parçasıydı.</p>
<p>Bazıları için ruhsal rehberler, meleksel varlıklar, bir koltuk değneğine, bir bahaneye dönüşmüştü. Birçokları onlara boyun eğerek, “Bana şunu yapmamı söylüyorlar, ve bana bunu yapmamı söylüyorlar” dedi, ve biz bu sözlerin sizden geldiğini duyduğumuzda, biz de gitmek zorunda kaldık. Kendi sesinizle, kendi benliğinizden ve kendi ruhunuzdan konuşmadığınızda gitmemizi isteyen talebinizi onurlandırmak zorundaydık.</p>
<p>Bu yalnızca on yıl önceydi. Göz açıp kapama süresi kadar. Bu şekilde toplanmaya başladığımızdan bu yana bir nefes süresi kadar zaman bile geçmedi. Ve ister Kırmızı Çembere hemen katılmış olun, ister Şaudları bir yıl önce ya da beş yıl önce okumaya başlamış olun, enerjisel olarak en başından beri bağlıydınız.</p>
<p>Ve şimdi mezuniyet günü geldi. Siz işlemlerden geçtiniz. Salıvermeler ve dönüşümler ve bilgeliklerden geçtiniz. Kendinizi kucakladınız. Şefkati ve sevgiyi anlamaya başladınız. Sadece öyle romantik sözler olarak değil, kendinizin bir parçası olarak, yaşama biçiminizin bir parçası olarak. Siz zamanın çok kısa bir döneminde muazzam bir dönüşümden geçtiniz – ve hepiniz buna yetişemediniz. Ben şu anda burada toplanan ve bugün sizin için planladığımız küçük kutlamaya hazırlananlara, (bir zamanlar) insan biçimini üstlenmiş olanlara  – Monica, Christina, ve adlar uzar da uzar – bu tarihten önce öteye geçmiş olanlara konuşuyorum. Onlar, Dünya çok zorlu olduğu için gitmediler, ama sizi çok sevdikleri için, ve sizin tarafta gerçekleştirdiklerinize kendi meleksel desteklerini katmak amacıyla bu tarafta olmak istedikleri için gittiler. Onlar bugün burada, on yıldır konuğumuz olan tüm varlıklarla birlikte toplanıyorlar. Her bir konuğumuz bugün sizin mezuniyetiniz için geliyor.</p>
<p>Ayrılık Noktası</p>
<p>Kendinizi sevmek zamanıdır. Birlikte deneyimlediğimiz, diğerlerine hiç benzemeyen bir ayrılık noktasıdır. Bunu şu son haftalarda hissettiniz, bazılarınız son gecelerde bir mezuniyet kutlamasıyla ilgili rüyalar gördü, ve sevgili dostlar, kaygılanmayın. Biliyorum, bazılarınız rüyasında mezuniyete zamanında yetişemediğini, geciktiğini, ve kutlamanın devam ettiğini gördü. Lise ya da üniversite mezuniyetinizin rüyasını gördüğünüzü sandınız. Oysa değildi. Rüyanız bu mezuniyetle ilgiliydi.</p>
<p>Bazılarınız, mezuniyete gelebilmek için arabasının anahtarını bulamadı. Bazılarınızın yol üstünde başkalarına yardım edeyim derken dikkati dağıldı. Ama size hemen şunu bildirmek istiyorum ki, başardınız. Buradasınız. O rüya sadece sizin kendi korkularınız, kendi kaygılarınızdı, ve bir dakikaya kadar üzerinde konuşacağımız, gerçekten hak ettiğiniz, kendiniz için oluşturduğunuz o armağanları ve deneyimleri baltalama duygunuzdu.</p>
<p>Bazılarınız şu son haftalarda çok derin ve duygusal bir biçimde gitmeyi düşündü, yanıtların kendinde olduğunu hissetmediğini, bir adım daha atabileceğini hissetmediğini düşündü. Ama ben tek tek her birinize hatırlatmak isterim, ister (dünyayı) terk edin ister etmeyin, ki bazılarınız önünüzdeki haftada falan terk edecek – merak etmeyin, siz zaten kim olduğunuzu biliyorsunuz; o kararı biz vermiyoruz – ama bazılarınız (dünyayı) terk edecek ve bizim tarafa gelecek, çok, çok yakın ve can olan bazıları.</p>
<p>Ama size hemen şunu söylemek istiyorum, siz bu kilometre taşına gelmeyi başardınız. Mezuniyet kutlamasına yetiştiniz. Şimdi artık sadece bırakabilirsiniz. Siz buradasınız. Kendinizin dönüşümüne, ruhunuzun bütünlenmesine izin verdiniz. Başardınız. Ve eğer bizim tarafa gelmeyi seçiyorsanız, sizi açık kollarla ve sevgiyle karşılayacağız. Kötü bir karar, ya da yanlış bir karar almıyorsunuz. Bir seçim yapıyorsunuz. En önemlisi budur. Kendinize bu denli katı davranmaktan vazgeçin.</p>
<p>Ya da, Dünya’da kalmayı ve olup bitecekleri izlemeyi – Şambra’nın nereye gittiğini izlemeyi, Adamus’un gelip de sizlerle Yeni Enerjide çalışmaya başlamasıyla neler olduğunu izlemeyi, bir yaratan olarak kendinizin tüm sorumluluğunu aldığınızı bildiren kendi bildirinizi imzaladığınızda neler olduğunu – neler olduğunu &#8211; izlemeyi seçebilirsiniz.</p>
<p>Bazılarınız için zordu, çünkü aslında üç yaşam boyu sürecek yoğun salıverme işlemlerinden, insan ve ruhsal benliğinizin yoğun dönüşümünden geçtiniz. Ve şu anda bu mezuniyet günümüzde birlikteyiz. Bir kutlama gününde.</p>
<p>Çok da uzun olmayan bir süre önce, ve çoğunuz belki bu yaşamı da içeren o yaşamları hatırlayacaktır, Yahweh adının yüksek sesle söylenemediği, gizlenmesi gerektiği, yalnızca başharflerinin – YHWH – söylenebildiği zamanlar vardı. Tanrı kelimesini bile dile getiremezdiniz, Tanrı kızacağı ve aşağıya şimşekler göndereceği için değil; öyle çok gizemli olması gerektiği için de değil. Ama, pek de uzun olmayan bir süre önce insan benliğinin kabul verip de “Tanrı” kelimesini söyleyemediği bir zaman vardı. Bir dolu başka kelime uydurmak zorundaydılar. “Ruh” kelimesini söyleyemezlerdi. “Ebedi Olan” diyemezlerdi.</p>
<p>Ve şimdi burada, bir kisve ya da örtü oluşturan o dört harfin arkasına gizlenmek zorunda kalmayan, Yahweh kelimesini kullanması gerekmeyen, bir grup insan var. Biz şimdi, “Ben de Tanrı’yım. Ben Gerçekten Tanrı’yım. Ben O Ben’im” diyebileceğiniz noktadayız.</p>
<p>Ve siz mezuniyetin neden yapıldığını mı merak ediyorsunuz? Bizim neden söz ettiğimizi mi anlamaya çalışıyorsunuz? Sadece bu farkındalık, sizin de Tanrı olduğunuz farkındalığı; sizin deyiminizle insanca bir yanılsama ya da insan gerçekliği içinde yaşadığınız ve yürüdüğünüz halde şimdi kendinize, hatta başkalarına, bunu yüksek sesle söyleyebildiğiniz gerçeği, işte bu önemlidir. Bu bir kilometre taşıdır.</p>
<p>Derin bir nefes alalım. Artık saklanmak zorunda değilsiniz, “Ben de O Tanrı Ben’im” demenin kaçamak terimlerini artık kullanmak zorunda değilsiniz.</p>
<p>Birlikte Son Bir Ziyaret</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, bugün, mezuniyetiniz için özel bir kutlamamız olacak. Ben hepinizden derin bir nefes almanızı ve genişlemenize izin vermenizi isteyeceğim. Son bir kez grup olarak benim kulübeme gidelim. Derin bir nefes alın ve kulübeye açılmanıza ve genişlemenize izin verin. Ah, biz zamanın on yılı boyunca size hazırlanıyorduk. Biz bugüne hazırlanıyorduk.</p>
<p>Şimdi, “Oraya nasıl gidilir?” diyorsunuz. Hayal gücünüzle. Hayal gücünüz sizin, Tanrı’nın, kendinize verdiğiniz en büyük armağanlardan biridir. Hayal gücünüz fiziksel evrenleri yarattı. Hayal gücünüz boyutları yarattı. Hayal gücüyle gerçeklik arasında bir fark yoktur. Bazen farklı tezahür etmeleri gerekir.</p>
<p>Burada 3B biçiminde tezahür etmediği için bunun “sadece hayal” olduğunu söyleyenler var, oysa o burada tezahür edenler kadar gerçektir. Ve siz Yeni Enerjiye ilerledikçe, fiziksel gerçeklik dediğiniz şeyle hayal ettikleriniz arasında artık bir çizgi olmadığını göreceksiniz. Tümü aynı şeydir.</p>
<p>Aslında, hayal gücü yoluyla fiziksel-olmayan alemlerde yaratılanların, burada, fiziksel gerçeklikte tezahür edenlerden daha gerçek olduğu söylenir. Kırmızı Çemberle ilerleyenler, Şambra olarak ilerleyenler, gerçekten hiç bir fark olmadığını öğrenecekler. Tümü aynı şeydir. Bu, şeylerin nasıl, ne zaman ve nerede tezahür etmesini istediğinizle ilgilidir.</p>
<p>Siz zaten bu diğer alemlerde – hayal gücünüzde – çalışıyorsunuz. Yeni Dünya’da çalışıyorsunuz, ve bunlar da çok gerçek ve siz de bunu biliyorsunuz. Şimdi, Yeni Enerjiyle ve Adamus’la çalışırken, bunu istediğiniz zaman bu gerçekliğe nasıl getireceğinizi öğreneceksiniz.</p>
<p>Pekâla, size harika bir kutlama hazırladığımız Tobias’ın kulübesine nasıl gideceksiniz? Onu hayal ederek. Onu kalbinizden hayal ederek. Aldığınız o nefesten hayal ederek. Hadi şimdi hepimiz oraya gidelim.</p>
<p>Daha önce çok kez orada bulundunuz.</p>
<p>Şimdi, içeri girmeden önce – şu anda kapıda duran ve sizi daha içeri sokmayan birkaç meleğin olduğunu gördünüz – dışarda toplanalım. Çok güzel. Biliyor musunuz, kulübemle ilgili güzel olan şey, nasıl görünmesini istiyorsanız hayal gücünüzü ona göre yaratabiliyor olmanızdır. Ben bugün, kendi bakış açımdan, bunun güzel bir gün olduğunu görüyorum.</p>
<p>Şimdi dünyanın her yanındaki Şambra’dan oluşan grubun tamamıyla kulübenin önündeki çimende toplanalım. Ha, çimenlik alan, bu arada, devasa bir alan. Devasa, ve bu güzel bir gün, tıpkı burada, Coal Creek Canyon’da ve dünyanın daha birçok yerinde olduğu gibi.</p>
<p>Bir an için durun ve buradaki enerjileri nefesinizle içinize çekin. Ben bu enerjileri sizin için, bu mezuniyet için hayal ettim. Onu, açan çiçeklerle, güzel ağaçlarla – kimini Dünya’da gördüğünüz kimini de daha önce hiç bir yerde görmediğiniz ağaçlarla hayal ettim. Ama onlar bugün burada ekili haldeler ve sizin şerefinize büyüyorlar.</p>
<p>Derin bir nefes alın… yalnızca enerjileri koklayın.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Ha, havada uçan kuşlar var, çünkü ben kuşları çok severim. Gerçekten severim. Onlar, özgürlüğün bir ifadesidir. Dünya’daki son yaşamımda habire bana sataşıp duran, bir kuştu, her sabah pencere kenarında oturur, özgürlüğü hakkında şarkı söyler, hapishanemle alay ederdi. O lanet kuştan nefret ediyordum! (kahkahalar) Açtım da ve onu akşam yemeğim olarak istiyordum. Ama o kuşun bir ulak olduğunu öğrendim; Başmelek Mikail, Şambra denen bir grubun toplantısını söylemek için geliyordu, Mesih enerjilerinin – Mesih tohumunun – son yaşamımdan sonraki 50 yıldan daha az bir zamanda Dünya’ya geleceğini, ve evrenin her yanından – her türlü ruhsal ailelerden – ulakların bedenleneceğini söylemek için geliyordu. Başmelek Mikail’den gelen o kuş, sizinle yaptığım yolculuğun çok önemli bir bölümü için burada olabilmek amacıyla, fiziksel-olmayan aleme geri dönmek zamanı olduğunu, bana söylemek için geliyordu.</p>
<p>Yani ben kuşlara bayılırım, ve bugünkü mezuniyetinizin şarkılarını söyleyen kuşlarla gökleri doldurdum.</p>
<p>Bir an durup hissedin. Ha, arka planda tepeler de var. Neredeyse bir Norman Rockwell resmi gibi. İstediğim kadar iyi oldu, ve siz de bu enerjileri hissedebilirsiniz.</p>
<p>Ve burada, geçen on yılda konuğumuz olmuş her varlık bugün bu mezuniyet için toplanmış halde – Tesla, Jung, Başmelek Rafael, Başmelek Mikail, İsis ve Adam enerjileri, Dünya’ya gelmekte olan yeni varlıkların – Kristal Çocukların – enerjileri, Sam’in enerjileri, birkaç yıl önce toplantılarımızdan birine katılan 11 Eylül teröristleri. Ne dönüşümlerden geçtiler ama. Hayatınızdan çıkan – bu tarafa geçen ana-babalarınız ve çocuklarınız – ki toplantılarımızın birçoğuna isimsiz konuk olarak katıldılar – onlar da bugün burada. Onlar, belki de sizin daha anlamadığınız şeyi kutlamak için, olağan olarak görebileceğiniz bir şeyi kutlamak için buradalar, ayrıca biz bunu hiç de olağan karşılamıyoruz.</p>
<p>Bir süre önce size söyledik, bu, o yaşamdır. Ve bu yaşam aynı zamanda şimdiye kadar yaşadıklarınızın içinde belki en zoru ve en meydan okuyanı olacaktı. Büyük fark şu ki, siz bu yaşamda bilinçlisiniz. Ha, on yaşam önceki yaşantıyı, kendinizin ve ruhunuzun bir veçhesi olarak yaşıyordunuz, ama ruhsal benliğinizin pek de bilincinde değildiniz. Siz ve Ruh arasında, benliğiniz ve ruhunuz arasında belirgin bir ayırım vardı.</p>
<p>Bu yaşam zor ve meydan okuyucuydu, çünkü siz bilinçlisiniz. Bazen değilmiş gibi davransanız da, bilinçlisiniz. Yanıtları biliyorsunuz. Bazen bilmiyormuş gibi davranıyorsunuz, ve belki de bunca ıstıraba bu neden olmuştur. Yanıtları bildiğinizi biliyorsunuz, ama oyunun bir bölümü de bilmiyormuş gibi davranmaktı, tezahür ettiremezmiş gibi davranmaktı, bir yaratan değilmiş gibi davranmaktı, hâlâ sadece bir insanmış gibi davranmaktı. Ve en acı veren yanı da, yalnızca bir insan olmadığınızın bilincinde olmanızdır. Siz bir kurban değilsiniz; bir yaratansınız. Bir öğrenci değilsiniz; öğretmensiniz. Böylece hepimiz, gerçekleştirdikleriniz için sizi onaylıyoruz, ve ayrıca buna ek olarak, bunu anlayın ya da anlamayın, sizler yeni bilincin öncüleri oldunuz.</p>
<p>Bilinç şu anda zor bir şeydir, çünkü somut olmadığı düşünülür – sizin alemlerde, bizimkinde değil – çünkü onu ölçemezsiniz, çünkü onu analiz edemezsiniz, çünkü fazla değişken görünür. Çoğu kez reddedilir. İnsanlar zekânın nasıl ölçüleceğini öğrendiler, ya da en azından öğrendiklerini düşünüyorlar, ama bilinç sayıya dökülemediği ya da miktarı belirlenemediği için – bilincin oranı daha nicelendirilemiyor – onu reddetmek eğilmindesiniz.</p>
<p>Böylece, size bilincin öncüleri olduğunuzu söylediğimizde, lafımız bazen yanınızdan geçip gidiveriyor. Söylediğimiz şeyi gerçekten anlamıyorsunuz. Ama bir bilinç öncüsü, enerjilerle bilerek, bilinçli ve açık bir biçimde çalışan kişidir; bilincin yeni biçimlerini ve alemlerini araştıran kişidir; habire sadece aynı eski denklemler ve faktörlerle çalışmayıp da yeninin altını üstüne getiren, araştıran kişidir.</p>
<p>Ama bilincin yeni alemleri nerede biliyor musunuz? Dış uzayda değil. İsviçre’deki bir parçacık hızlandırıcısında saklı değil. Bir matematik formülünde değil. Bilincin yeni keşif alanları hemen sizin içinizdedir.</p>
<p>Siz bilincin yeni düzeylerine açıldıkça, diğer herkesin içindeki potansiyel kapının kilitleri açılır. Onlar kendi kapılarından geçmeye ya da kilidini açmaya zorlanmazlar. Insan bilinci, daha hızlı, daha yumuşak, daha basit oranlarda gelişsin diye zorlanmaz, ama potansiyel oluşturulur, ve sizin gerçekleştirdiğiniz de budur.</p>
<p>Ve önümüzdeki birkaç hafta içinde dünyayı terk edip de bizim tarafa geri gelmeyi seçenler – siz bu yaşamda ne başardınız diye merak ediyorsunuz. Sizler, az, çok az kişinin gerçekleştirdiğini başardınız. İnsanlığın Dünya üzerindeki binlerce yıllık sürecinde, sizler yeni potansiyelleri buraya getirdiniz. Ve evet, evet, evet, bazen bunu kendi yaşamınıza uygulamada sorunlarla karşılaştınız. Yeni Dünya’da eğitim verirken bunu uygulamak size daha kolay geliyor. Bir başkasına hizmet ederken bunu uygulamak size daha kolay geliyor. Başkalarına öğretirken ve onlara şifa verirken, onların sorunlarıyla uğraşırken bunu uygulamak size daha kolay geliyor, ve kendinize uygulamayı unutuveriyorsunuz. Ve işte bu en son, en son keşif alanıdır: Kendine uygulanan bilinç.</p>
<p>Bir dakikaya kadar kendinizi neden baltaladığınız hakkında konuşacağım, ama kulübemin dışında toplandığımız bu âna dönmek istiyorum… bu arada, bu çok gerçek bir yerdir. Öyle somut olmayan, havada, yok olan, görünmez bir yer değildir. Çok gerçektir. O kadar gerçek ki, duyularını açmayı öğrenenler ona gerçekten dokunabilecek, onu tadabilecek, duyabilecek, koklayabilecektir. Onlar her türlü insan duyusunu açabilecek ve nihayet kulübenin gerçek halini görebileceklerdir.</p>
<p>Şimdi, bu güvenli ve kutsal yerde toplanmışken, her zaman için buraya gelebileceğinizi size bildirmek istiyorum. Artık bir grup olarak burada buluşamayacağız, ama istediğiniz zaman buraya gelebilirsiniz. Kendine Şambra diyen herkes için kapı her zaman açıktır. Dünya’ya Sam olarak geri gelsem de, Tobias’ın özü, olagelmeyi sürdürecektir.</p>
<p>Çok yakında, sevgili varlıklar, içinizde kendi Tobias’ınızın  karşılığını keşfedeceksiniz. Yalnızca bu insan bedenlenmesi olmadığınızı, benim “Benim Tobias’ım” dediğim bir parçanızın varlığını anlayacaksınız. Siz bu bağlantıyı, tıpkı Sam’in Tobias ve To Bi Wah ile kuracağı bağlantı gibi kuracaksınız.</p>
<p>Şimdi, içeri girelim. Biz yavaş yavaş ilerlerken fark edeceğiniz gibi, kapının dışında meleklerden ve tüm konuklardan ve sevdiklerinizden oluşan bir sıra var. Onlar bugün içeri girmeyecek, çünkü içerde size özel ve yalnızca sizin için olan bir şey var. Başka hiçbir konuk ben, Tobias ile içeri girmeyecek, sadece bu Şambra grubu. Ama biz kulübeye girerken, izin verin onlar dizilsinler. Sırtınızı sıvazlamalarına, size tezahürat yapmalarına, ve gerçekleştirdiğiniz herşey için teşekkür etmelerine izin verin.</p>
<p>Derin bir nefes alalım…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>…. Içeri giriyoruz.</p>
<p>Şimdi enerjilerimizi de getirelim – işte içeri girdik. Uyumlanmak bir dakikanızı alır. Enerjilerinizin uyumlanması bir dakikanızı alır, ama çok geçmeden, eh, öncelikle, içerisinin dışardan göründüğünden çok daha büyük olduğunu hissetmeye ve duyumsamaya ve görmeye başlayacaksınız. İçerisi çok büyük! Oysa siz bunun sadece küçük bir deresi ve küçük patikaları olan, kırın ortasında garip bir küçük kulübe olduğunu düşünüyordunuz. Ah, içerisi çok büyüktür.</p>
<p>Şambra Galerisi</p>
<p>Ve gördüğünüz gibi, kendinize izin verirseniz tabi, duvarlara resimler astık. Ben biraz konuşurken, sizin de burada dolanmanıza izin vereceğim, ama bu resimlerin taa Atlantis’e kadar, ilk kez birlikte toplandığımız zamana kadar geri gittiğini fark etmenizi istiyorum. Etrafta dolanırken, istediğiniz her odaya girip çıkabiirsiniz. Istediğiniz yere gitmekte özgürsünüz. Burada bol ışık var. Nereye giderseniz gidin, ışık ortaya çıkacaktır – ve bu, çok önemli bir açıklamadır. Ben o ampulleri kullanmıyorum. Burada onlara ihtiyacım yok, çünkü bir melek mevcudiyetini bildirdiğinde, oda kendiliğinden aydınlanır.</p>
<p>Hadi biraz etrafta gezinin ve duvardaki resimlerin bazısına göz atın. Kendi hayal gücünüzde olmanıza izin verin, sevgili varlıklar, bu resimleri hissetmenize, onları duyumsamanıza izin verin.</p>
<p>Burada resimler var ve hepsi de dinamiktir. Bunlar hareket eden, yaşayan, sevecen resimler. Atlantis’teki Tien Tapınakları’yla ilgili bazı resimleri görmenize izin verin. Evet, grubun enstantene fotoğrafları var, deyim yerindeyse. O zamanlar kameralarımız yoktu, ama bunlar enerjisel – ya da belki daha iyi şöyle ifade edebilirim – duvara yansımış bilinç resimleridir. Ha, ve masanın ve piyanonun üzerinde de resimler var, her yere dağılmış haldeler. Biz on yıldır hazırlanıyorduk.</p>
<p>Dolanırken, birlikte olduğumuz, birlikte olduğunuz resimler görüyorsunuz; Yeshua zamanlarını. Neden bu resimlerin hepsinde insanlar hep kollarını birbirlerine dolar, hep poz alır ve gülümser?</p>
<p>Başka resimler de var, gerçekleştirdiğiniz çalışmaların resimleri; 2000 yıl önce kendinize Şambra dediğiniz zaman yapılan toplantıların resimleri; Esenerler olduğunuz dönemin resimleri; o zamanki ailelerinizle birlikte sizi gösteren resimler; birçoğunuzun Yeryüzünün altında yaşadığı, Atlantis çöktükten sonra Dünya’nın yüzeyi kasıp kavrulurken, Yeraltında yaşadığı yaşamların resimleri. Ah, bunu tekrar hissetmenize izin verin. Inanılmaz zamanlardı.</p>
<p>Duvarlardaki resimler, sevgili Şambra, Eski Mısır zamanları; birçoğunuzun, birçok yaşam önce Hindistan topraklarındaki resimleri. Rahat rahat gözden geçirin. Burası, Şambra galerisidir. Sizin enerjilerinizle canlı haldedir.</p>
<p>Avrupa’nın muhteşem kraliyet saraylarındaki siz’in resimleri, 500, 300, 200 yıl önce. Evet, bunu hep biliyordunuz. Neden reddedesiniz ki? Neden reddedesiniz?</p>
<p>Yeni topraklara yelken açmış teknelerdeki resimleriniz. Evet, sizi çarpışmalarda gösteren, savaştığınızı gösteren resimlerimiz de var. Bu resimler de, filozof ve şifacılar olduğunuzu gösteren resimler kadar bu galerinin bir parçasıdır.</p>
<p>Yaşamlar arasındaki (sürece ait) resimleriniz bile var, sevgili varlıklar. Sık sık merak ediyorsunuz, “Ben arada ne yaptım?” İşte, bir göz atın. Yaşamlar arasına ilişkin resimler var.</p>
<p>Odalar dolusu canlı, his içeren renkli bilinç resimlerini görebilirsiniz; 21 Ağustos 1999’da o kızılderili çadırındaki toplantımızın resimleri. Ha, nasıl oluyor da orada kendi resminizi de görebiliyorsunuz? Orada değildiniz ki. Elbette, oradaydınız. Elbette, oradaydınız. Bedensel olarak orada değildiniz, ama orada resminizi görmenizin nedeni, enerjiniz orada olduğu içindir, enerjiniz, bu çağın Şambra grubunu yeniden biraraya getirmeye yardımcı oluyordu.</p>
<p>Minneapolis’te yaptığımız ilk atölye çalışmasına fiziksel ya da enerjisel olarak katılan Şambraların resimleri var; 11 Eylül 2001 zamanında İngiltere’ye giden grubun resimleri var. Evet, görüyor musunuz. İşte şurada. Bizim tüm bu zamanlarda sürekli fotoğraf çektiğimizi bilmiyordunuz. Eh, elbette çektik. Biz Şambra’nın tarihçesini derliyorduk, sadece siz gelip de görün diye değil, ama bunlar bir albüme de girecek. Yeni Dünya’nın kitaplığına girecek. Dünya’ya gelen her Kristal meleğe gösteriliyor. Sizin nasıl olduğunuzu bilmek isteyen spiritüel ailelerinizin meleklerine gösteriliyor. Anılarını anmak isteyen her birinize gösteriliyor.</p>
<p>Japonya, Kore’deki atölye çalışmalarının resimleri var. Çok resim var. Ah, sadece gözden geçirmenize izin verin. Siz onlara bakarken, ben de burada laflıyorum. Kauai – ah, o ilk yılı ne kadar da iyi hatırlıyoruz. Görüyor musunuz, ben de biraz duygusallaştım. Ben şu son birkaç gündür bu resimlere bakıp hazırlanıyordum. Gözlerimin biraz sulandığını söylemem gerekir.</p>
<p>Ha, diyorsunuz ki, arka planda kısık bir müzik fark ediyorsunuz. Eh, elbette. Bu, Şambra’nın müziğidir. Tüm atölye çalışmalarında ve tüm Şaudlarda çalınan müzikler bu. Yıllar öncesine uzanan, Mile High Church denen yerde toplandığınız zamanlardaki Şaudların resimleri; ah, sevgili varlıklar, burada, Coal Creek Canyon’da tuvaletler bozukken gerçekleştirilen Şaudların resimleri; Santa Fe’deyken, Anazasi’ler giderken, birlikte geçirdiğimiz o inanılmaz zamanın resimleri. Biraz dolanın.</p>
<p>Ah, onlar… buraya istediğiniz an geri gelebilirsiniz, ya da gidip Yeni Dünya’da albüme bakabilirsiniz, ama bunu bugün sizin için derlediğimizi görebilirsiniz. Etrafta çerez de var. Ne yani, melekler çerez yemez mi sanıyordunuz? Elbette yeriz. İnsan olmuş her melek, Dünya’da en çok sevdiği şeyleri hayal eder ve yaratır. Her yerde çerez var. Buyrun.</p>
<p>Almanya’da ve Kanada’da ve Brezilya’da, Finlandiya ve Norveç’te birlikte olduğumuz zamanların resimleri var, Hollanda’daki zamanlarımız, birçok kez Romanya’da, Macaristan’daki toplantılarımız. Dünyanın her yanında, Şambra, toplandığınız, Ruh’un adını andığınız her yerde, biz sizinle birlikteydik.</p>
<p>Bu toplantıların her biri, bir atölye çalışması ya da yeni bir şey öğrenmekle ilgili değildi. Bu, kendinize biraz zaman ayırmakla, neden burada olduğunuzu hatırlamakla ve insanlık için potansiyeller açmakla ilgiliydi. İşte bununla ilgiliydi.</p>
<p>Şambra Odası</p>
<p>Şimdi, istediğiniz zaman burada toplanabilirsiniz, ama ben şimdi herkesi Şambra Odası’na çağırıyorum. O büyük kapının üstünde bir tabela var – “Şambra Odası”. Lütfen bu tarafa gelin. Bu büyük bir odadır. Ha, bir amfitiyatro ya da hep toplandığınız o toplantı salonlarından değil. Şambra Odası’nda yerde yastıklar, doğal bir ışıklandırma var. Biz çok güzel enerjisel pencereler oluşturduk. Su sesi var – evet, su – damlıyor, ama o sesin nereden geldiğini anlayamıyorsunuz değil mi? Kısık bir müzik var. Renk var. Bunu sizin için oluşturduk.</p>
<p>Böylece, bu günde içeri girin ve rahat bir yer bulun – yatın, tepe üstü sallanın, fark etmez. Oturacak bir yer bulun. Eğer oturacak bir yer göremiyorsanız, yaratıverin. Onu hayal et, sevgili varlık. Sadece hayal et, ve o orada olacaktır.</p>
<p>Şimdi hepimiz küçük bir konuşma için toplanalım. Çıkışta resimleri yeniden ziyaret etme fırsatına sahip olacağız, ama görüyorsunuz, burada milyonlarca ve milyonlarca resim var, ve hepsi de sizin şerefinize.</p>
<p>Şimdi derin bir nefes alalım ve rahat edelim…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Bu inanılmaz bir yolculuk oldu. Yolculuğun bu bölümü sona eriyor, hiç kuşku yok. Ayrılık noktası. Mezuniyet günü.</p>
<p>Ben artık size bu şekilde fazla konuşmayacağım. Birlikte birkaç oturumumuz kaldı, ama bu bizim son düzenli Şaudumuz. Bu, zaten bildiğiniz şeyi size hatırlatmak için son kez gelişim.</p>
<p>Böylece, bir dakika kadar, şu anda nasıl hissettiğiniz hakkında konuşmak istiyorum. Biz gerçekten, Dünya üzerinde insan melekler olmak için kendimize izin vermenin eşiğindeyiz. Bu, mezuniyet günüdür. Birçoğunuz diyor ki, “Peki sonra?”</p>
<p>Bazılarınıza hatırlatayım, liseden ya da üniversiteden mezun olduğunuzda nasıldı anımsıyor musunuz? O programı bitirdiğiniz için ne kadar da mutluydunuz, çünkü zordu. Özgür olduğunuz için ne kadar mutluydunuz, ama aynı zamanda önünüzdeki belirsizliğin, korkunun, rahatlık noktanızı kaybetmenin enerjisi ya da bilinci de vardı. Bir yanınız mezuniyetinizi kutlarken, bir yanınız da olacaklardan korkuyordu, ve işte birçoğumuzun şu anda içinde bulunduğu durum bu. Ha, buna ben de dahilim. Ben de dahilim. Benim kendi kaygılarım var – her gün giderek daha fazla insanlaşıyorum – ve siz sırada ne var diye merak ediyorsunuz.</p>
<p>Yolculuğun bu bölümü bitti. Kontratlar bitirildi. Artık spiritüel bir kontrat yok. Bitirildiler. Ve siz diyorsunuz ki, “Peki, sırada ne var?” Ve (o zaman) ilginç bir şey oluyor. Bir baltalama türü, bir gevşeme devreye giriyor. Bu sizin doğal bir yanınız değil, ama sonradan edinilmiş bir yanınız, çok eğitimli ve gelişmiş, o kadar ki, tam da mezun olurken, tam da başka alemlerde yarattığınız şeyi tezahür ettirirken, gelip ayağınızın altından halıyı çekebiliyor. Tam başarmak üzereyken, başaramamak.</p>
<p>Bu neden oluyor? Bu neden oluyor, Şambra? Kötü bir kişi olduğunuz için mi? Sadece birkaçınız. (kahkahalar) Değerli olmadığınız için mi? Hayır. Belki sınırlarınızı aştığınız için mi? Acaba fazla açıldığınız için mi? Bahanelerden biri budur. Neden, sizin başarı diyeceğiniz ya da bizim dairenin tamamlanması dediğimiz şeyin akşamına sanki (o şey) dağılıyormuş gibi görünüyor? Bunu size kim yapıyor?</p>
<p>Şu büyük komploların bir parçası olanlar mı? Sanmıyorum. Ruhunuz mu? Hiç sanmıyorum. O lanet eşiniz ya da partneriniz mi? Eh, evet! (yoğun kahkahalar) Çünkü onlara izin veriyorsunuz. Yani aslında onlar da değil, sizsiniz. Ama siz – nasıl desek – arkadaşlarınızın ve ailenizin gözlerinden sanki vekâleten yaşıyorsunuz, ve sizin için sınırlar koymalarına izin veriyorsunuz.</p>
<p>Neden Baltalama?</p>
<p>Neden, tam da bu Dünya’daki bu yaşamda daire tamamlanırken, sizler dairelerinizi tamamlarken – bu o yaşam, bu o ayrılık noktası, bu o yaratıcıyı/tezahür-ettireni olma zamanıyken – neden o enerji geliyor? O karanlık, soğuk, yaşamsızlık-benzeri, aldatıcı, sevgisiz, iğrenç enerji neden geliyor? Böyle bir anda neden bazılarınız kaygı ve gerginlik hissediyor? Böyle bir zamanda neden bazılarınız kaçıp saklanmak istiyor? Neden kendinize böylesine büyük beklentiler yüklüyorsunuz da, kendi beklentilerinizi bile karşılayamaz hale geliyorsunuz? Tezahür ettirmenin, anında bedeninizi şifalandırıp dönüştürmek anlamına geldiğini (düşünüyorsunuz) ve sonra da bunu yapabileceğinizden kuşku duyuyorsunuz. Hâlâ fazlasıyla insan olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Neden gerçek sevgiye, gerçek bolluğa, sağlığa, kalbinizin yaratmak istediği tüm o şeylere bu kadar yaklaşıyorsunuz da, sonra olmuyor? Neden insanlar kendilerini baltalıyor?</p>
<p>Bu kendi içinde bir kitaptır. Bunun tek bir yanıtı yok, ama ben size bugün yaptığım bu diploma töreninde kendi bakış açıma göre birkaç yanıt sunayım. Sanırım insanların da meleklerin de korktuğu şeylerden biri, tamamlanmadır. Bitiş, sona erme.</p>
<p>Bundan korkmalarının nedeni, bir kez birşeyi bitirdiniz mi, özellikle de bu sahip olacağınız tüm yaşamları kapsıyorsa, geriye ne kalır? Bunu bir kez tamamladınız mı, tutku yoktur. Dram dediğiniz şey yoktur. Önünüzde sallanan bir havuç yoktur. O zaman sık sık olan şey nedir, biliyor musunuz? Eğer hayat büyük bir daireyse, tam onu tamamlama noktasına geldiğinizde, daireyi bozuveriyorsunuz. Aslında yarattığınız şeyi bozuyorsunuz, böylece daireyi tamamlamak zorunda kalmıyorsunuz.</p>
<p>Bir korku var, melekler arasında bile, bunların tümü tamamlandığında, hiçlik olacağınız korkusu. Varoluşunuz bitecek (korkusu). İnsanlar cennete ya da cehenneme gitmeye inanıyor; melekler varolmama korkusuna sahip. Onlar, düzeltilecek ya da onarılacak ya da iyileştirilecek bir şey olmadığında, ulaşılacak bir hedef ya da gün için bir plan olmadığında, tırmanılacak tepeler ya da aşılacak okyanuslar olmadığında, var olmayacaklarından korkuyorlar. Ve bu, çok derin bir biçimde hepinizin bir parçasıdır.</p>
<p>Ben size şunu söyleyebilirim ki, ve Adamus da bunu söyleyecektir – bu doğru değildir. Ama öte yandan, buna Kuthumi’yi de dahil edersem, size doğru/gerçek olduğunu gördüğümüz bir şeyden söz edebiliriz. Siz var olduğunuz şekilde var olmaktan çıkarsınız. Yani bu korkunun ya da kaygının bir bölümü aslında yerindedir. Doğrudur. Önceden var olduğunuz biçimde asla var olmayacaksınız. Varoluş farklı bir hal alır. An haline gelir, Ben Ben’im haline. Hedefler olmaz ya da herhangi bir şeyi onarıp düzeltmeye çalışmak olmaz, dünyayı düzeltmeye çalışmak olmaz. Ve burada bulunan, kulübemin Şambra Odası’nda oturan bazı siz melekler, bu konuda zorlanıyorsunuz.</p>
<p>Siz değerinizi, önünüzde uzanan görevlere, kendinizle çalışmaya ya da başkalarıyla çalışmaya dayandırıyorsunuz. Yarınlarınızı, bugün yazdığınız yapılacaklar listesine dayandırıyorsunuz. Değerinizi – ki bu ister Dünya’daki diğer insanların gözünden olsun ya da spiritüel ailenizin meleklerinin gözünden ya da Kırmızı Meclisin olsun – ne başardığınıza ve ne yaptığınıza dayandırıyorsunuz. Kimliğinizi, benlik farkındalığınızı, ne gerçekleştirdiğinizden çok, daha neleri düzeltmeniz gerektiğine dayandırıyorsunuz.</p>
<p>Böylece kendinizi baltalıyorsunuz. Biliyorum, bugün bu odada oturanların arasında bu kişilerden çok var – ve ben yalnızca bu fiziksel odadan söz etmiyorum, ben Şambra Odası’nı kastediyorum – sizlerin kim olduğunu biliyorum. Ne yapabildiğinizi gördüm, ve birkaç yaşam önce (dünyayı) terk edebileceğinizi, kendi Üçüncü Çemberinize gidebileceğinizi, yükselişten konuşmak yerine, kendi yükselişinizin deneyimine gidebileceğinizi gördüm. Zenginliklere sahip olabilirdiniz; üne sahip olabilirdiniz – ki ikisi de öyle kötü şeyler değildir.</p>
<p>Herşeye sahip olabilirdiniz, ama bunun bir daireyi, binlerce yıl önce başlayan bir daireyi tamamlayacağından korktunuz. Yükselişe yönelmekten korktunuz, çünkü onun hiçbir şey olduğundan, orada hiçbir şey olmadığından, kimsenin olmadığından, yapılacak bir şeyin olmadığından, kendinizle ya da değerinizle ilgili gerçek bir anlayışın olmamasından korktunuz.</p>
<p>Kendinizi neden baltalıyorsunuz? Kötü olduğunuz için değil, onarmak ya da yapmak zorunda olduğunuz şeylerden ötürü değil, değersiz olduğunuzdan değil. Biliyor musunuz, komik olan, herhangi bir insanın – herhangi bir noktada her insanın – “Yeter” diyebilmesidir. O insanların en kötü suçlamalarla hapiste olması umurumda değil; onların yoksul, evsiz olması umurumda değil; onların aranan günahkârlar listesinin en tepesinde yer almaları, umurumda değil, ama sevgili Şambra, bir insan melek “Bu kadarı yeter” dediği an, herşey değişmeye başlar. Herşey arınmaya başlar, ve yükselişin gerçekleşmesi devreye girer.</p>
<p>Ben, birlikte geçirdiğimiz bu on yıllık deneyimden bugün mezun olan sizlere bakıyorum da, yaşantınızın yepyeni bir bölümüne geçmeye hazırlanıyorsunuz; yaratılarınızın gerçek tezahürü için Adamus ile çalışacaksınız; Yeni Enerjiyle çalışacaksınız; yeni bilincin gerçek bilim adamları olacaksınız – ve bu kelimeyi hafife alarak kullanmıyorum. Sizler fizikçiler ve bilim adamları ve araştırmacılar olacaksınız. Tanımlanamaz olanın tanımlanmasına yardımcı olanlar, Yeni Enerjinin öğretmenleri olacaksınız. Yeni Enerji işlerini, şifa yöntemlerini yaratanlar olacaksınız.</p>
<p>Diğer insanlar için yolu gösterenler olacaksınız, ama bugün göz atmanız gereken bir şey var, hemen şimdi. Baltalama. Tamamlanma korkusu. Ve biliyorum, zihinlerinizde, bazılarınızın şu anda zihinsel olarak bana şöyle dediğini duyabiliyorum, “Ama hayır, Tobias, ben gerçekten tamamlanma istiyorum.” Kalbinize ve ruhunuza gidin. Benliğinizin en derin yerine gidin.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Tamamlanmanın anlamı, herhangi bir başka hedefinizin asla olmamasıdır, herhangi bir şeyi bir daha asla yapmak zorunda olmamanızdır, herhangi birini asla düzeltmek zorunda olmamanızdır, kendinizi asla düzeltmek zorunda olmamanızdır. Tamamlanmanın anlamı, insan bedenini aşabilirsiniz, insan zihnini aşabilirsiniz demektir. Tamamlanmanın anlamı, maddesel mallara herhangi bir ihtiyacınızın, arzunuzun ya da isteğinizin olmaması, ama istediğiniz herşeye de sahip olmanızdır. Tamamlanmanın anlamı, kendinize mutlak biçimde aşık olmak ve artık daha fazla kitap okumayı, ya da aynaya bakarken kendinize küçük, şirin cümlecikler söylemeyi gereksinmemek, bunu yaptığınız zaman boyunca da kendinizden tiksinmektir. (bazı gülüşmeler) Tamamlanma, sevgili varlıklar, kendine karşı gerçek ve sadık olmak, ve büyük bir olasılıkla da, şimdiye kadar kendinizi bildiğiniz var olma biçiminden çıkmak anlamına gelir.</p>
<p>Neden kendinizi baltalayıp durdunuz? Neden o sarayı inşa ettiniz de sonra yıktınız? Neden gördüğümüz diğer insanlardan ileriye gitmek için bilinçte gelişmeler  – büyük bilinç sıçramaları &#8211; gerçekleştirdiniz de, sonra da karanlığın uçurumlarına düşmenize izin verdiniz. Neden?</p>
<p>Yanıtı size ben veremem. Ben sadece, yaptığınızı gördüğüm şeyi size gösterebilirim. Kendinizi dairenizde tamamladığınız zaman, bunun neye benzeyeceğine dair size bir söz ya da garanti veremem, ama bunun, evrimin bir sonraki dairesini başlattığını söyleyebilirim.</p>
<p>Bakın, daire tamamlandığında, bu daha çok bir spiral gibidir. O şimdi genişler. Şimdi büyür. Şimdi devam eder. Şimdiye kadar deneyimlediğiniz biçimde değil, değişir.</p>
<p>Sevgili Şambra, yaz tatili boyunca, kendinizi baltalayıp baltalamadığınıza ve neden baltaladığınıza gerçekten bakmanızı istiyorum. Bunu size yapan başka biri yok. Başarınızın akşamı gelen o karanlık, soğuk, enerji-hırsızı enerji, sizindir. Siz onu uzun süre önce içeriye davet ettiniz, ve onu içeri davet ettiğiniz gibi, dışarı da davet edebilirsiniz. Onu yarattığınız gibi, yok olmasını da yaratabilirsiniz. Bu, güzel bir spiritüel fizik kuralıdır: Yarattığınız herşeyin yok olmasını da yaratabilirsiniz.</p>
<p>En Önemli Kelime</p>
<p>Ben – tabii ki – sizi dört noktayla baş başa bırakarak gitmek istiyorum. Bu son Şaud’da sadece dört nokta.</p>
<p>Basitçe, tüm dünyanın ve tüm yaratının en önemli kelimesi, sendir – benlik. Benlik. İnsanlar, özellikle de, garip ama, çok gelişmiş insanlar, benlikte zorlanıyorlar. Tüm Şaudlara, on yıllık atölye çalışmalarına geri gidip bakacak olursanız, orada göreceğiniz en yaygın kelimelerin “sen” ve “benlik” olduğunu göreceksiniz. Ben sizin tümüyle kendiniz olmanızı istiyorum. Önce kendinizi düşünmenizi istiyorum. Ha, siz bunun yanlış olduğunu düşünmek üzere eğitildiniz, ama biliyor musunuz, sizi bunun yanlış olduğunu düşünmek üzere eğitenlerin kendileri, şu anda kendi cehennemlerinden geçiyorlar! (kahkahalar)</p>
<p>Siz kendinize baktığınız zaman, ve kendinizi sevdiğiniz zaman, içtenlikle, derin bir biçimde kendinize aşık olduğunuz zaman, ve utanmazca kendinize aşık olduğunuz zaman, bu sihir gibidir, etkisi daha çok… Cauldre söyleyeceklerimden hoşlanmadı, ama biliyorsunuz, bu benim son Şaud’um, onun için söyleyeceğim. (kahkahalar ve bazı alkışlar üzerine Tobias güler)</p>
<p>Önce kendinizi düşünürseniz, bunun Dünya’daki etkisi, bin Rahibe Teresa’nınkinden fazla olur.* Ve bu doğrudur. Ha, Rahibe Teresa, ıstırap çekmekten hoşlananlar için (kahkahalar) ve – özür dilerim Cauldre – ama cennete değer olmayı ıstırap yoluyla kazanmaktan hoşlananlar için harika bir simgeydi.</p>
<p>Şambra, bu Yeni Enerjide kendini sevmek önemlidir, çünkü önce kendiniz bunu öğrenmedikçe, herhangi başka birine nasıl şifalanacağını, nasıl dönüşeceğini, ruhuyla nasıl bütünleşeceğini, nasıl söyleyebilirsiniz? En önemli kelime, benliktir.</p>
<p>Kendinizi dikkate alırsınız. Sonra, birçoğunuzun gözünden kaçan bir şeyi anlarsınız – Ben O Ben’im’in arkasında yatan anlamı. Bazılarınız bu kelimeleri söylüyor, ama ne söylediğiniz hakkında hiçbir fikriniz yok, ve bu pekâladır. Saint Germain sizinle çalışacak. Onun tasarladığı, “Tedavi Edici Ben Ben’im’lik” adında özel bir kurs var. (kahkahalar)</p>
<p>En önemli kelime, benliktir – sen. Sen. Bu, kendini kabul etmekle ilgilidir. Şefkatle ilgilidir. Şefkat, önce kendiniz için beslenmelidir, yoksa bu dünyada anlamsız olur. Sevgi, önce kendiniz için olmalıdır, yoksa anlamsızdır. Ve aslında sevgi kelimesi… aslında onun bilinç oranına bakarsanız, artık o kadar da iyi bir kelime olmaktan çıktığını görürsünüz. İnsana özgü enerjisel bir deyim olarak, aldatmaca ve enerji hırsızlığı ve sahtelik anlamına gelmeye başlıyor.</p>
<p>Kendinizi gerçekten sevdiğinizde, kendinizle ilgili herşeyi kabul ettiğinizde – artık kendinizi düzeltmek için yapılacaklar listesi tutmayın. Ben bundan çok sıkıldım, Şambra. Ben sizden tüm hedeflerinizi, üzerinde çalıştığınız herşeyi, tüm programlarınızı, diğer herşeyi fırlatıp atmanızı istiyorum, çünkü bu sadece, dairenizi tamamlayamayacağınız anlamına geliyor. Her hedef, her program, yapacağınızı söylediğiniz herşey – kilo vermek, daha akıllı olmak, daha iyi görünmek, tüm bu şeyler – bitirmekle, kendinizi tamamlamakla aranızda olan boşluğu daha da ve daha da büyütür. Geri geri gidemezsiniz, ama bir boşluğu, bir aralığı çok daha büyük hale getirebilirsiniz.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, en önemli kelime: Benlik.</p>
<p>En Önemli Hatırlatma</p>
<p>Herhangi birimizin size verebileceği en önemli hatırlatma, güvenmektir. Kendinize güvenin. Başka kimseye değil, kendinize güvenin. O güven orada. Hepsi orada – bedeni şifalandırmanın tümü, gereksindiğiniz herşey, tüm yanıtlar – yeter ki kendinize güvenin. Hâlâ güveni başka bir yere, başka birine yerleştirme eğilimi var, (enerji alanını okuyan) insanlara koşmak gibi, ya da bir şifacıya, ama gücü onlara teslim ettiğiniz bir şifacıya. Türlü yöntemlerin uygulayıcılarına, evet. Bazen, bu tür uygulayıcıların olması iyidir – yeter ki sürücü koltuğunda, asıl koltukta siz oturun, sorumluluğu alın. O zaman onlar biraz kolaylaştırmak ya da en azından daha eğlenceli kılmak açısından yardımcı olabilirler. (kahkahalar) Ve siz de onların geçimlerini sağlamalarına, uygulayıcı olarak hayatlarını kazanmalarına yardım etmiş olursunuz.</p>
<p>Güvende fark edersiniz ki… ah, sevgili varlıklar, siz kendinize olan güveni kaybettiniz. Siz şu – buna ne diyorsunuz – insanlık kusurları ve sorumsuzluk biçimleri falan gibi örtücü katmanları yerleştirdiniz. Bu sanki sizin üzerinizde kocaman bir katman. Kendinize güvenin, her zaman. Güvenin en basit haline geri dönün. Zihinsel güven sonuçta pek de yararlı olmuyor. Yaşantınızda bir şey olduğu zaman, biraz korkutucu bir şey, kaygıya neden olan bir şey, avuçlarınızı biraz terleten bir şey, kendinize güvenin.</p>
<p>Ha evet, korku hissedebilirsiniz. Ben, korku denen bu şeyi silip atacağınızı söylemiyorum. Korku, bir kez dönüştürülüp yaratıcı tezahür haline getirildiğinde, aslında harika bir şeydir.</p>
<p>Kendinize güvenin – mutlak güven. Bunu gerçekleştirmek zordur.</p>
<p>Siz kendinize biraz güveniyorsunuz. Siz kendinize, geçmiş deneyimlerden öğrendiğiniz üzere kendinizi kandırmayacak kadar güveniyorsunuz. Ama ben, sağlığınız konusunda kendinize güvenmekten söz ediyorum. Beden, yabancı bir nesne değildir. O, Dünya’da tezahür etmiş sizdir. Ona güvenin. Size güvenin. En karanlık fırtına bulutları gelse bile, size güvenin, ve o fırtına bulutlarının ille de olduğunu düşündüğünüz şey olmadığına güvenin, ve bazen güzel bir fırtına bir dolu enerjiyi temizler. Güvenin orada olduğuna güvenin. Ondan kaçmaktan vazgeçin.</p>
<p>Birçoğunuz, bizim pozitif/olumlu olmak dediğimiz oyunu oynuyor. Ya da, kendinize tekrar tekrar herşeyin yolunda olduğunu söyleme oyununu oynuyor, ama aslında buna hiç inanmıyorsunuz. Bazılarınız koşma oyunu oynuyor – koşuyor da koşuyor. Bir an için durun. Ne olduğu umurumda değil, ölümle yüzyüze olsanız bile. Her neyse, başka kimseye değil de kendinize güvenmeye izin verirseniz – kendinize olan güvene – zaten içinizde bulunan tüm sistemlerin size hizmet etmek üzere çalışmasını başlatır, tetiklersiniz. Güven için, korunma için, başka yerlere koşturmak zorunda olmayı bıraktığınızda; sahte bir iyimserlik takınmayı bırakıp da herşeye – karanlığa, aydınlığa, iyiye, kötüye – izin verip mutlak bir biçimde kendinize güvendiğinizde, mucizeler keşfetmeye başlayacaksınız. En basit haliyle mucizeler. Lütfen kendinize güvenin. Ha, bazılarınızla birlikte ağladım, onlarla tartıştım, birkaçınızı tehdit etmek zorunda kaldım! Kendinize güvenin.</p>
<p>Şimdi, kendinize güvenmediğinizi nasıl bilirsiniz? Bilirsiniz, çünkü zihniniz hemen atlar ve başlar …. Kafanızın içindeki o gevezelik başlar, ve gecenin geç saatlerine kadar kaygı içinde uyku tutturamazsınız, ve güvenmeyi unutursunuz. Onu siz yarattınız. O kendi mükemmelliğinde – Tanrı’nın mükemmelliğinde değil, başka bir yerdeki Tanrı değil – sizin mükemmelliğinizde. Onu siz yarattınız. Şimdi ona güvenin. Kendinizin her bir parçasına güvenin.</p>
<p>(Tobias iç çeker) Biliyor musunuz, bazen sadece görünüşte düşüyorsunuz. Bazen sadece görünüşte şeyler parçalanıyor. Ama güvenin gerçek enerjisinde, mükemmellik içinde yarattığınızı anlarsınız. Sevgili Şambra, kendinize güvenin.</p>
<p>Güvenebileceğiniz, Bel Bağlayabileceğiniz Şey</p>
<p>Üçüncü nokta: kesinlikle bel bağlayabileceğiniz, güvenebileceğiniz şey, herşeyden çok güvenebleceğiniz şey, evrim ya da değişimdir. Bunu daha önce de duydunuz – kesin olan şey, değişimdir. Geri kalan herşey belirsizdir ya da sadece geçmişin bir deneyimi haline gelir. Yaşamınız değişecektir, ya da gelişecektir diyelim. Hayatınız tekâmül edecektir, onun için şimdiden bunu kabul edin.</p>
<p>Evrimleşme, evet, bazen farklı bir yere taşınmak demektir. Yaşamınızda olan insanların görünümünü değiştireceksiniz. Değişim, bazen gerçek tutkunuzu bulabilmeniz için işinizi kaybedeceksiniz demektir – ama değişimi bekleyin. Siz bir değişim zamanında buraya geldiniz ve bunu biliyordunuz. Yaşamınızda değişim istediniz, ama olduğu zaman da şaşıp kalıyorsunuz.</p>
<p>Sevgili Şambra, dünya değişiyor, ve bununla zihinsel, fiziksel, ruhsal olarak başa çıkmada zorlanacak kişiler var. Aslında değişimle başa çıkmak konusunda sizler, bildiğimiz her türlü gruptan çok daha iyi bir durumdasınız, ama yine de ona direniyorsunuz. Onu nefesinizle içinize çekseniz, nasıl olur? Onun içinize gelmesine izin verseniz, nasıl olur? O değişimi oluşturanın siz olduğunu bir anlasanız – değişim yalnızca başka bir yerden geldiğinde korkutucudur – ama onu siz oluşturdunuz. Yaşamınızdaki değişimleri, şu anda dünyada süregelen değişimleri siz oluşturdunuz. Değişimi nefesle içinize çekin ve bırakın her zerrenize nüfuz etsin.</p>
<p>Şu anda… bu olacak, ama şu anda siz ona direniyorsunuz, ve bu, bilinçte bir sürtüşmeye neden oluyor, ki bu da bedeninizde rahatsızlık yaratıyor ve sadece burada, bu gezegende olmakla ilgili bir rahatsızlık yaratıyor. Değişimi kucakladığınız an, o zaman, şu anda sözünü etmeyeceğim bir şeyi anlayacaksınız. Bu konuda Adamus konuşacak, ama değişim, hiç de olduğunu düşündüğünüz şey değildir.</p>
<p>Kendiniz İçin En Güzel Armağan</p>
<p>Ve bugünkü dört noktamın sonuncusu, kendinize vereceğiniz armağan – ve siz bunu zaten biliyorsunuz, bazılarınız bunu duymaktan usandı – ama kendinize vereceğiniz armağan, nefes almaktır. Nefes almak, canlı olduğunuzu, hayatta olduğunuzu ve burada olmayı seçtiğinizi onaylar. Ve kaçınız – ellerinizi kaldırmayın çünkü sonra utanırsınız – ama kaçınız, burada olmak istediğini gerçekten biliyor? Kaçınız, yıllardır sizin deyiminizle nötr ya da kararsızlık bölgesinde yaşıyor? Kalayım mı, gideyim mi? Kalayım mı, gideyim mi?</p>
<p>Eh, nefes alın. Bu ya sizin son nefesiniz olur (kahkahalar) ya da, sevgili Şambra, her bir parçanızı yeniden canlandırır.</p>
<p>Nefes sizi kafanızdan çıkartıp tutkunuza, ruhunuza ve can’ınıza getirir. Nefes, ruhunuzun enerjisinin bu gerçekliğe, bu yaşama gelmesine izin vermek gibi inanılmaz bir şey gerçekleştirir. Nefes, enerjileri başlatır. Nefes, Yeni Enerjiyi başka alemden buraya getirmenin yoludur. Nefes, kendinize verdiğiniz bir armağandır. Nefes, ne kadar basit olması gerektiğini hatırlatır size. Tüm o karmaşık uygulamaları ve yöntemleri ve arayışları ve avlanmayı bıraktığınızda, nefese geri gelin, çünkü olmanız/yapmanız gereken budur. Nefes, Şimdi ânını buraya getirir.</p>
<p>Nefes, bilincinize esneklik sağlar, böylece o, yeni bilince ve yeni alemlere genişleyebilir. Nefes, her duyuyu açar, böylece siz donuk biri olmak yerine duyarlı bir insan haline gelirsiniz. Nefes sizi açar, böylece yeniden hissedebilirsiniz. Bunu yapar. Bu, dünyadaki en kolay reçetedir – nefes almak. Nefes alın ve sonra tekrar alın. Siz bizim yeni ve farklı bir şey, daha heyecanlı bir şey söylememizi istiyorsunuz, ama sevgili Şambra, herşey nefestedir. Nefeste.</p>
<p>Adem ve İsis</p>
<p>Ve bu odadan çıkmadan önce, sizi kendini baltalamakla ilgili bir düşünceyle daha baş başa bırakmak istiyorum. Bu, Şambra radar ekranından aldığımız şeylerden biridir, kendinizi baltalama, ki bu tamamlanmak için, başarı için kendinize izin vermiyorsunuz demektir, nedenlerden bir diğeri.</p>
<p>Ben burada biraz mecazi konuşacağım, ama aslında gerçeklik payı da büyük. Biz daha önce içinizdeki türlü farklı enerjlerden söz ettik – aydınlık, karanlık; ying, yang; eril, dişil. Biz burada İsis ve Adem öyküsüne geri gideceğiz, ki bunlar temelde içinizdeki eril ve dişildir. Ama ben bunu aynı zamanda başka bir dualite anlayışını ifade etmek için de kullanacağım, ve bu da, ruhunuzun içsel ve dışsal ifadesiydi.</p>
<p>Uzun zaman önce, Tüm Var Olan’ı terk ettiğinizde, ve sizi Dünya’ya getirecek yolculuğunuz sırasında Ateş Duvarı’ndan geçtiğinizde, esas ayrılığı yarattınız, ve bu da, içe bakan canı, sizin şimdi ruh, tanrısallık dediğinizi ve dışsal ifadenizi, yani boşluğa yolculuk edip gerçeklik yaratan parçanızı yarattı. Dışsal ifade, sonunda  Başmelekler Düzeni yoluyla bir tamamlanma ve gerçekleştirme için Dünya gezegenine gelecekti.</p>
<p>Dualite kavramlarını, mecazı kullanarak, İsis ve Adem’den söz edeceğiz, ama bunların benliğin içsel ve dışsal yanlarıyla – aydınlık ve karanlık, her karşıt dualiteyle &#8211; ilişkili olduğunu anlayın.</p>
<p>Adem enerjileri İsis’i terk ettiği zaman, muazzam bir acı yarattı, çünkü bu iki enerji özde aynıdır. Hep birlikte olmaları öngörülmüştü. Onlar hep aşıktı. Böylece İsis ile Adem arasındaki ayrılık meydana geldiğinde, bunun sebep olduğu acıyı tahmin edebilirsiniz. Aynı zamanda bir öfkeye sebep olduğunu da tahmin edebilirsiniz, çünkü bir parçanız bir yolculuğa çıkmış ve diğer parçanızı kendi içiyle başbaşa bırakmıştı. Bu, sevgi ve ayrılığın acısına neden oldu, ama aynı zamanda bir tür öfkeye de diyebilirsiniz – “Neden gidiyorsun? Ayrılığa neden izin veriyorsun?”</p>
<p>Böylece, eril olanın, Adem’in enerjisi, ya da benliğin dışsal ifadesinin enerjisi, doğru zamanda ve doğru yerde yeniden biraraya geleceğinizi bilerek – her iki parçanız da bunu biliyordu – alıp başını gitti. Sizin bu parçanız – ki ona Adem enerjisi diyelim – Adem, arayış içinde çıkıp gitti. Adem yeni çözümler aramak için, ha, İsis’e olan mutlak sevgisi yüzünden gitti. Bir yer yaratmak istiyordu, ve o yer o kadar mükemmel olacaktı ki, İsis geri dönmek isteyecekti.</p>
<p>Böylece Adem, o mükemmel sarayı, mükemmel yuvayı, mükemmel alanı diyebilirsiniz, inşa etmeye ya da yapılandırmaya başladı.Ve onu hayal gücüyle ve yaratıcı ifadesiyle inşa ederken, bir yandan da İsis’in burayı gerçekten sevip sevmeyeceğini merak ediyordu – renkleri beğenecek miydi? Tarzı beğenecek miydi? – ve muazzam bir biçimde kendinden kuşku duymaya başladı. İsis burada rahat edecek mi diye merak etti. Bunu yalnızca kendisi için mi yapıyor, yoksa gerçekten İsis’e de uygun olacak mı diye merak etti.</p>
<p>İsis onu gerçekten özlüyor mu ve gerçekten seviyor mu diye merak etmeyi sürdürdü. Acaba İsis ondan kurtulmak için böyle bir entrika mı çeviriyor diye merak etti. Zaman zaman, onu tümüyle yok etmek için, köleleştirmek için, önemsiz kılmak için İsis bunu kasten mi yapıyor diye merak etti. Ve görüyorsunuz, İsis için bu mükemmel hayal sarayını inşa ederken, bu sayısız karşıt enerjiler sürekli Adem’den akıp duruyordu.</p>
<p>Elbette saray asla yeterince iyi olmamıştı. Ha, bana sorarsanız olağanüstü, ama Adem hâlâ üzerinde çalışıyor. Bu, asla tamamlanamayacak olan saraydır, çünkü, sevgili Şambra, Adem’in biraz dengesiz kalbinde, o, en çok, İsis’i davet etmekten ve onun da bunu kabul etmeyeceğinden korkuyor.</p>
<p>Bu, Adem’i kabul etmeyeceği anlamına geliyor. Bu, yeniden birleşme olmayacak anlamına geliyor. Bu, ilerleme olmayacak anlamına geliyor. Böylece, eğer sarayını inşa etmeyi sürdürürse ve sarayda sürekli değişiklikler yapıp durursa ve kendinden kuşku duymaya devam ederse, oyunu oynamayı sürdürürse, asla o soruyla yüzleşmesi gerekmeyecek: İsis’in dönmesini (sağlayacak kadar) değerli mi. Değerli mi?</p>
<p>Ve bu zaman boyunca İsis de merak eder durur, “Adem’e ne oldu? Neden aramadı? Belki de beni artık sevmiyor. Belki başka birini buldu. Belki beni aldattı. Belki alındı ve kuvvet toplamaya çalışıyor. Belki beni tümüyle yok etmeye çalışıyor. Belki onun için yeterince güzel değilim. Belki kendi içinde, benden daha iyi özellikleri olan bir şey keşfetti. Belki ben, Adem’in sevgisini almaya bile değer değilim. Belki ona sırtımı dönerim. Gözyaşlarımı saklarım, böylece, Adem beni çağırıyor mu, sorunuyla hiç yüzleşmem gerekmez. Ona geri döneyim diye kucak açıyor mu? Böylece, sürekli dikkatimi dağıtıp duruyorum. Bakmamak için herşeyi yaparım.”</p>
<p>Sevgili Şambra, bu, İsis ve Adem’in öyküsü. Aynı zamanda sizin de öykünüz. Bu, sizin içsel ve dışsal ifadenizin öyküsü. Bu, insan benliğinin ve tanrısallığın öyküsü. Belki de siz, tanrısallığınızın size burada katılmasını sağlayacak yuvayı yeterince iyi inşa etmediğinizden buna değer olmadığınızı düşünüyorsunuz, bu yüzden de evi inşa etmeyi sürdürmeye çalışıyorsunuz. Ve belki sizin tanrısallığınız, hemen şu anda merak edip duruyor, “Nasıl oluyor da ben çağrıyı almadım? Nasıl oluyor da ben, insan varoluşu denen bu kutsal yere davet edilmiyorum?” Belki de tanrısallık, onu aldattığınızı düşünüyor.</p>
<p>Böylece bu oyun sürüp gidiyor. Aldatmaca devam ediyor ve ayrılık da devam ediyor, çünkü ya insan tanrısallığı sevmezse, yani  sevmeyiverirse, ne olacak? Ya insan, kendi en mahrem, en yakın parçasıyla hayal kırıklığı yaşarsa? Ya, tüm o yaşamlarında onca deneyime ve onca sevgiye sahip oldu diye artık kendini istemezse? Ya…?</p>
<p>Siz şu anda varoluşunuzun en önemli sorunlarıyla yüzleşiyorsunuz. Siz tamamlanma ve kabul verme sorunlarıyla yüzleşiyorsunuz. O büyük karanlık enerji şu anda geliyor ve diyor ki, “Ya, tanrısallık benden hoşlanmazsa? Ya, benim berbat bir ev inşa ettiğimi düşünürse? Değerli olmadığımı düşünürse? Ya, tanrısallık gelir de (geri dönmeyi) düşünebilmesi için, önümde daha en az on yaşam olduğunu söylerse?” Ve işte baltalama budur. Bu yapaydır, ve kendi Üçüncü Çemberimizde oturan bizler, bunun kendinize verebileceğiniz en büyük kuruntu ve aldatmaca olduğunu söyleyebiliriz. Ama aynı zamanda da en büyük armağandır.</p>
<p>Sizin Bir Portreniz</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, derin bir nefes alalım. Şambra Odası’nı terk etme zamanı. Buraya istediğiniz zaman gelebilirsiniz. Etrafta dolanmak, resimlere bakmak için istediğin zaman gelebilirsiniz. Biz Şambra Odası’ndan çıkarken, galeri bölümüne geçerken, oraya sizin için çok özel bir şey yerleştirdik.</p>
<p>Derin bir nefes alın…</p>
<p>Sizin bir portrenizi koyduk. Resimde başka kimse yok, sadece siz. Bu, binlerce yıldır yapılan bir portre. Dinamiktir. Derinliği ve boyutu var. Bu, bu insan bedenlenmesinin ve en başından beri sahip olduğunuz tüm bedenlenmelerin yüzüdür. Bu, daha Dünya’ya gelmeden çok önceki yüzünüz ve enerjinizdir.</p>
<p>Altında bir plaka var, ve o plaka, insan gözünün görebileceği kelimelerle yazılı değil, ama bu plaka bir enerji ifadesidir. O, sizin titreşiminizdir. Sizin rezonansınızdır. O plakada sizin şarkınız var.</p>
<p>Ve siz bugün giderken, biz bu portrelerin – sizin portreleriniz &#8211; her birini tek tek ana koridora asacağız, ve bu, buraya gelecek her bir başka varlığın geçeceği bir koridordur. Onlar sizin resimlerinizi görecekler, ve bu resimler sonsuza kadar burada asılı kalacak.</p>
<p>Bu resimler, Yuva’yı terk etmiş bir insanın, spiritüel ailelerini terk edip Dünya’ya gelmiş, sevinç ve acılardan geçmiş, ama mezun olmuş bir insanın örneği olarak asılı kalacak. Bunun gerçekleştirilebileceğini, sizlerin Bayrak olduğunu, diğer varlıklar görsün diye burada kalacaklar. Böylece biz buraya Bayraklar Salonu diyeceğiz. Ve eğer bu sözcükleri okuyor ya da duyuyorsanız, sizin de portreniz burada.</p>
<p>Şimdi dönelim ve dışarıya çıkalım. Geçmişin tüm konukları burada, dışarda bekliyor, kutluyor. Sizi kutluyor. Bu, benim gidişimle ilgili değil. Bu, sizin mezun olmanızla ilgili. Onlar kutluyorlar.</p>
<p>Ama bugünün enerjisini salıvermeden önce, bir an için duralım ve, ahh, güzelliği hissedin – güneş ışığını ve… elbette gökkuşakları da var ve aynı zamanda yağmur da yağıyor. İşte böyle de olabilir. Şambra dediğimiz bu ailenin, en başından beri gelmiş tüm konukların, vahşi hayatın, kulübemin hiç bozulmamış güzelliğinin, tüm bunların kırmızı halısının enerjisel fotoğrafını çekin.</p>
<p>Nereye Gidiyorsunuz?</p>
<p>Ve ayrılmadan önce bir sorum var. Nereye gidiyorsunuz? Sizin mekânınız nerede? Mekânınız nerede? Benim, yarattığım bu kulübem var. Onu seviyorum ve onu sahipleniyorum. Umutsuz anlarınızda, korku ve kaygı içindeyken, uzaklaşmak ihtiyacı duyduğunuzda, siz nereye gidiyorsunuz? Ben sizin nereye gittiğinizi biliyorum, ve bu her zaman güzel bir yer değil.</p>
<p>Bazılarınız… karanlık bir mağara hayal ediyor. Bazılarınız hiçliğe gidiyor – ve kulübeniz bu mu? Bu sizin Ben Ben’im eviniz mi? Bazılarınız kendini size ait güzel bir yerde hayal edemiyor. Bir başkasının kulübesine, başkasının boyutuna gitmek zorunda kalıyorsunuz.</p>
<p>Zor olduğunda nereye gidiyorsunuz? Kendinizi rahatlatmak için, yenilenmek için, nereye gidiyorsunuz? Neden kendinize bir baraka, bir bodrum veriyorsunuz? Neden hiç bir yeriniz yok, sevgili Şambra? Benim ruhumun tüm güzelliğini ve sevgisini içeren kulübeme benzer bir kulübe için yeterince değerli değil misiniz?</p>
<p>Biliyorum, bazen güzel bir yer yaratmak amacıyla zihinsel bir alıştırma yapıyorsunuz, ama 30 saniye sonra sıkılıyorsunuz. Ben sizin zihninizde konuşmuyorum. Ben sizin kalbinizde konuşuyorum. Geceleri nereye gidiyorsunuz? Ne yazık ki, birçoğunuz hâlâ spiritüel açıdan evsiz. Gidecek hiç bir yeriniz yok.</p>
<p>Her türlü araca ve her kaynağa sahipsiniz, yer kaplamıyorsunuz, ipoteğe ihtiyacınız yok, bu enerji tüketmez, herhangi bir yerden çalmıyorsunuz; o zaman, sevgili Şambra, bundan böyle sizi kendi mükemmel yuva mekânınızı yaratmaya davet ediyorum.</p>
<p>Bu, sizin, can’ınızın, ruhunuzun, varlığınızın yuva mekânıdır. Onu mutlak sevinç ve sevgiyle yaratın, ve mükemmel olup olmadığına kaygılanmaktan da vazgeçin. İnşa ettiğiniz şeyi yıkmaktan vazgeçin. Size ona değersiniz. Benim kulübemi kopyalamayın, çünkü o zaman gerçekten sizin olmayacaktır. Bunu kalbinizden yapın. Bu alanı yaratın. Bundan böyle sizin yuvanız olacaktır. Onu istediğiniz gibi yaratın.</p>
<p>Elveda</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, benim alanımdan, benim kulübemden ayrılma zamanınız geldi. Benim için hazırlık yapma zamanı. Biliyorsunuz, yapılacak bavullarım var. Önümde küçük bir yolculuk uzanıyor.</p>
<p>Ahh… (duygusallaşır) güldüğümüz, birbirimizi sarstığımız, gerçek mi değil mi diye merak ettiğimiz, yeni bilinci araştırdığımız bu zamanları özleyeceğim. Hem de ne çok özleyeceğim.</p>
<p>Hepinizle konuşmak için burada olacağım, artık bu kanal vasıtasıyla değil, ama içinizin derinliklerinde, bire-bir, siz ve ben.</p>
<p>Böylece, bir dakikaya kadar son sorularınız için – Tanrı’ya şükür! (kahkahalar) geri geleceğiz.</p>
<p>Ve öyledir.</p>
<p>* Vikipedi’den alıntı &#8211; Rahibe Teresa ( Gonca Boyacı) (d. 26 Ağustos 1910, Üsküp, Osmanlı İmparatorluğu – ö. 5 Eylül 1997, Kalküta, Hindistan) Makedonyalı Arnavut bir katolik&#8217;tir. Hayırsever Misyonerler Cemaati&#8217;nin kurucusudur. Hayırsever faaliyetlerinden ötürü 1979 yılında Nobel Barış Ödülü kendisine verilmiştir.</p>
<h2>Sorular ve Yanıtlar</h2>
<p>TOBIAS MATERYALLERİ</p>
<p>Geri Dönüş Dizisi:<br />
ŞAUD 11: “Mezuniyet: Tobias’ın Son Şaud’u”<br />
Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
6 Haziran 2009<br />
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org</p>
<p>Ve öyledir, sevgili Şambra, son soru ve yanıtlarımızın zamanı. Aslında ben, Tobias şimdi biraz tedirgin oldum. Bu son oturuma girerken enerjiler değişiyor, ve sorular başlamadan önce bir şeye dikkatiniz çekmek istiyorum.</p>
<p>Herşey gerçekten uygundur. (Tobias’ın az önce çalınan bir şarkının sözlerine göndermede bulunması, gülüşmelere yol açar) Çoğu kez, şeyleri anlamaya çalışma moduna giriyorsunuz. Şeylere zihninizle bakarken ya da analiz etmeye çalışırken, muazzam miktarlarda enerji harcıyorsunuz. Durun. Derin bir nefes alın. Herşey uygundur. Siz aslında çözümleri zaten yarattınız. O basit hale, o temel hale dönün. Sadece derin bir nefes alın. Gerçekten (bir şekilde) çözülür – yukarlarda bir yerlerde biri bunu çözdüğü için değil, başka bir Şambra bunu yapıyor diye değil – siz bunu zaten bu şekilde yarattınız.</p>
<p>Yaşamı anlamaya çalıştığınızda, Tanrı’yı anlamaya çalıştığınızda ya da hatta kendinizi anlamaya çalıştığınızda, şu karışık, çarpık, kafa karıştırıcı enerjye giriyorsunuz ve bu gerçekten, mükemmel güzellikte olabilecek bir günü berbat ediyor. (kahkahalar) Bazen, şeyleri oldurmak için onlara fazlasıyla odaklanmanız gerektiğini düşünüyorsunuz. İyi bir biçimde sonuçlanması için onunla hemhal olmanız gerektiğini, ve kaygı ve onu analiz etme ve ona yapışma falan gibi malzemelerinizi ona eklemeniz gerektiğini düşünüyorsunuz. Bazen, (yaratmak istediğiniz) o şeye ille de atlamazsanız parçalanacağından, ya da berbat olacağından korkuyorsunuz.</p>
<p>Bu Yeni Enerjiye girerken, bir yaratan/tezahür-ettiren olduğunuzdan, salıverin gitsin. Anlamaya çalışmaktan vazgeçin. Yalnızca, kendiniz için çözümü zaten yarattığınızı anlayın. Bu, bir dolu korku ve kaygıyı sizden uzaklaştıracaktır. Bedeninizi çok rahatlatacaktır, ve çözümü – sizin çözümünüzü – çok daha çabuk getirecektir.</p>
<p>Böylece, Şambra’nın bu son sorularına geçelim.</p>
<p>LİNDA: Teşekkür ederiz.</p>
<p>1.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Tobias, ve böylece nefesle, Ben de O Tanrı Ben’im. Ve ben…</p>
<p>TOBIAS: Ama…</p>
<p>1.ŞAMBRA: Amaan… çın! Çın! (çvr. çan sesi taklidi yapar) (yoğun kahkahalar)</p>
<p>TOBIAS: Buna inanıyor musun? Ve yanıt vermeden önce…</p>
<p>1.ŞAMBRA: Üzerinde çalışıyorum.</p>
<p>TOBIAS: Ha evet… evet.</p>
<p>1.ŞAMBRA: (gülerek) Kesinlikle. Tamam.</p>
<p>TOBIAS: Bunu nefesinle içine almayı sürdür.</p>
<p>1.ŞAMBRA: Tamam.</p>
<p>TOBIAS: Ve o böylece yaşamının bir parçası haline gelmeye başlar.</p>
<p>1.ŞAMBRA: Tamam. Böylece, ben sana teşekkür etmek istedim, ve eminim tüm nefes öğretmenleri, senin Şaud’daki pazarlama dolduruşuna…</p>
<p>TOBIAS: Nefes için bir öğretmene gerek duyulduğunu bilmiyordum, ama dert değil.</p>
<p>1.ŞAMBRA: Hayır, biliyorum. Yardımcı olan biri. Yardımcı biri. Tamam. Şimdi sen şu son on yıldır bizim beden ağrılarımızdan ve sızılarımızdan şikayet etmemizi dinledin. Geçenlerde, bedenimde süregelen bu şeylerin aslında dikkatimi dağıttığını fark ettim. Ancak, bu süreç sırasında meydana gelen DNA değişimlerini de hesaba katarsak, yeni uyananlar, bedenlerimizde bizim olmasına izin verdiğimiz şeyler yüzünden fiziksel değişiklikleri daha kolay mı atlatacaklar, yoksa aynı DNA değişikliğinden geçmek zorunda mı kalacaklar?</p>
<p>TOBIAS: Mükemmel bir soru. Teşekkür ederiz. Yeni DNA bileşimini bütünleştirmek adına, dünyanın her yanındaki Şambra’nın ve diğer insanların gerçekleştirdiği çalışma, aslında bunu (yeni uyananlar) için kolaylaştıracaktır. Ve buna eklenecek bir başka şey de, bedensel ağrıların ve sızıların bu sürecin/işlemin doğal bir parçası olduğunu açıklayan bir dolu bilgidir, bu bilgi ister web sitesinde ister kitap halinde olsun. Bu ağrılara ne kadar direnirsen, o kadar daha ıstıraplı olur. Ve aslında değişimleri ne kadar kucaklar ve bedenlersen, eh, dönüşüm de o kadar hızlanır.</p>
<p>Bu öyle bir noktaya gelecek ki, insanlar… insanlar bedenin ıstırap çekmesinden geçmek zorunda kalmayacaklar. Ama şu anda, aslında Şambra’nın bu konuda hissettiği yararlardan biri de, gerçekten bir şeylerin olduğunu bilmeleridir. Bu aslında derin düzlemde değişimler olduğunun iyi bir işaretidir. Ama sorunu yanıtlayacak olursak, hayır, ıstıraplı bölüm giderek azalacaktır. Teşekkür ederiz.</p>
<p>1.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>2.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Merhaba Tobias. Burada olmaktan gerçekten onur duyuyorum. Bu kulağa biraz bencilce gelebilir ama, ben kişisel bir soru soracağım, çünkü Şaud’dan sonra açıkça anladım ki, bu soruyu sormak için gelmişim. Yaşamımda büyük değişiklikler olacağını biliyorum. Bu noktada ne bilmem gerekiyor?</p>
<p>TOBIAS: Eh, herşeyden önce, asla bencil olduğun için özür dileme. Enerji çaldığın için özür dile; başkalarını taciz ettiğin için ya da gücünü onlara teslim ettiğin için özür dile, ama asla benlik-dolu olduğun için özür dileme.</p>
<p>Yani sen şimdi değişimleri soruyorsun. Bunu yalnızca kendin için sormuyorsun. Bu salondaki her Şambra, bunu dinlemekte olan ya da sonradan okuyacak olan her Şambra aynı şeyi hissediyor. Ve ben senin kendine güvenmeni istiyorum, ve kuşku duymaktan ve bu kuşku oyununu oynamaktan vazgeç, çünkü hissettiğin şey, sadece seninle ilgili bir soru değildi. Herkesle ilgiliydi. Ve herkesi kapsadığı için de, sadece sana yönelik bir yanıt vermeyeceğim. (kıkırdar) Diyeceğim ki, kesinlikle, yaşamının en büyük değişimlerini (yaşayacaksın). Daha önce Şaud sırasında da dikkatinizi çektiğimiz gibi, değişimler, kesin olan bir şeydir. Değişimlere direnebilirsin, ve o zaman hayat daha az keyifli olur. Ama değişimlerin olacağını anla.</p>
<p>Diyorsun ki, “Ne tür?” Eh, kendinle nasıl bir ilişki kurduğun,  değişime uğrayacak. Kendini, tanrısallığın diyeceğin şeyden ayrı görmek yerine; kim olduğu tanımlamak amacıyla kendini başkalarıyla ölçmek yerine, bunlara ihtiyacın kalmayacak. Yani sana kim olduğunu göstersin ya da kanıtlasın diye bu dışsal örnekleri yaratmayacaksın. Böylelikle, biraz da bilinçaltı düzeyden yarattığın tüm bu deneyim hallerini devreden çıkarmış olacaksın, ve bu sana mutlak bir özgürlük sağlayacaktır.</p>
<p>Özgürlük sayesinde ne tür değişimler olacağını merak etmek yerine – başka bir deyişle, bir yazgı olduğuna (inanmak) yerine – değişimler şimdi bilinçli bir seçimin sonucu olur, ve bu da çok önemli bir noktadır. Hâlâ bir dolu insan, ve hatta Şambra, hâlâ yazgıya bağımlı. Yolları üstündeki değişimlerin bir başkası tarafından planlandığını ya da oraya yerleştirildiğini düşünüyorlar. Oysa hiç de öyle değil.</p>
<p>Sen bu yazgı anlayışını salacak ve yaratıda çok çok odaklı bir bilinçli seçim noktasına geleceksin. Diyorsun ki, “Ay, bu harika. Bunu yapabiliyor olmak olağanüstü.” Ama aslında ben “yazgıya bağımlı” terimini kullanırken, bunu çok ciddi anlamda söyledim. Birçoğunuz – birçok insan &#8211; asla sorumluluk almamak adına yazgının yolunuzu belirlemesini tercih edecektir. Yazgının,  anlaşılması zor daha yüksek bir yanınız tarafından yaratıldığını söyleseniz bile, bu, yazgıya olan inançtan ya da ona gerek duymaktan kaynaklanıyordur. Ama kişisel olarak sende, ve Şambra’da olacak en büyük değişim budur, yani bir yazgı olmadığını fark etmek. Herşey bilinçli seçimle ilgilidir.</p>
<p>Ama dikkat et. Bilinçli seçimle birlikte merak da devreye girer, doğru seçimi mi yapıyorum? Yaptığın seçimle dünyayı paramparça edecek kadar güçlü müsün? Herhalde. Ama bu seçimin bilinçli yanı ve seçim yapan yanı, sesini kısıp oturmak eğilimindedir, ve sen tarafsız, yansız (bir alana) girip hiçbir şey yapmaz, ve sonra da neler oluyor diye şaşıp kalırsın.</p>
<p>Adamus, Şambra ile, bilinçli Yeni Enerji seçimleri ve onların nasıl tezahür ettiğini izlemek, üzerine çalışacaktır. Bu, tohumları alıp da toprağa ekmekten, onları sulayıp filizlendiklerini izlemekten farklı bir şey değildir. Peki sonra? Şimdi büyümüş, gelişmiş olan bunca şeyle ne yaparsın?</p>
<p>Böylece, bu harika soruna teşekkür ederiz. Kendine daha çok güven.</p>
<p>3.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam Tobias. Az önce bazılarımızın (dünyadan) gideceğini söylediğinde, bilinçli olarak burada kalmaya karar verdiğimizi nasıl anlarız?</p>
<p>TOBIAS: Eh, şu anda on binlerce Şambra’nın önünde durur ve bir seçim yaparsın, ki bu, bunu yapmanın iyi bir yolu olurdu! Bu ayrıca – nasıl desek – yaşamı genel olarak nasıl kabul ettiğinle, onu genelde nasıl gördüğünle ilgilidir.</p>
<p>Hemen her Şambra’nın, burada kalıp kalmamayı düşünme deneyiminden, ya da birden fazla deneyiminden geçtiğini söylemem gerekir. Düşünmüş olman seni kaygılandırmasın. Bunu düşünemeyeceğini de sakın düşünme, çünkü o zaman tezahür ettirirsin. Bir kez daha tekrarlıyoruz, yaratanların kendi yaratılarından nasıl korktuklarını görüyor musun? Bazen şöyle düşünüyorsunuz, “Ya şimdi gitmekle ilgili bir düşüncem varsa?” Ama şu anda yapılacak en iyi şey, o derin nefesi almak, ve kendin için burada kalmayı seçmektir. Dünya’daki geri kalan ve yarattığın o günlerini sevmeyi ve deneyimlemeyi seç. Başka bir deyişle, bizim gelip de seni alacağımızdan kaygı duyma. (kahkahalar)</p>
<p>3.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>4.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofone gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Öncelikle, bunca yıldır ve birçok yaşam boyunca sunduğun dostluğa, desteğe ve sevgiye teşekkür etmek istiyorum, ve bu yaşamda karşılaşabilmeyi umuyorum. Benim sorum, cinsel enerjilerle ve son kez konuştuğumuzdan bu yana, şu son yıllardaki kendi kişisel yolculuğumla, sıradaki evrimimle, ve genel olarak bilinçle ilgili.</p>
<p>TOBIAS: Evet, gerçekten. Ne kadar kişisel olmamı istiyorsun?</p>
<p>4.ŞAMBRA: Hiç çekinme.</p>
<p>TOBIAS: Çekinmeyecektim zaten, ama yine de önce bir sorayım dedim. (kahkahalar) Şimdi… sen geçmiş zamanlardan, geçmiş yaşamlardan muazzam cinsel enerji deneyimlerine sahipsin. Bu konuyu çok derinden anlıyorsun. Bu senin içinde çınlayıp duruyor. Onun çok, çok karanlık yanlarını da biliyorsun – ki bu, kişisel deneyimlerinin bir bileşimi, ama aynı zamanda başkalarına bağlanmayı ya da yakın ilişkileri de biliyorsun. Bunu gücünü, etkisini biliyorsun. Bir varlık kendine aşık olduğu zaman, neler olur, biliyorsun. Böylece sen şu son yıllarda, özellikle de üç yıldır, bundan kaçındığın ilginç bir yolculuk yaptın. Ama bu sürekli geri tepiyor, öyle değil mi? Omuzuna vurup duruyor. Seni kışkırtmayı ve itelemeyi sürdüyor. Onunla ilgili rüyalar görüyorsun. Ama onu reddediyorsun. Ona bakmak istemiyorsun.</p>
<p>Senden yapmanı isteyeceğim şey, bu konuda çok şey bildiğini sadece kabul etmendir. Sen mükemmel bir öğretmen olacaksın. Bazı projelerini bastırıyorsun, benliğinin ortaya çıkmasına izin vermiyorsun. Neden? Neden? Buraya gelme nedenlerinden biri, SES Okuluyla da çok yakından ilişkili olan kendi deneyimlerinle öğrendiklerini başkalarıyla paylaşmaktı. Sadece yap.</p>
<p>Şu anda dışarda, senin onlarla paylaşacağın şeyi isteyen ruhlar var, ama sen bunu ertleme oyununu, ya da yapmamak için bahaneler uydurma oyununu, ya da belki iyi bir öğretmen olmadığın oyununu oynuyorsun. Evet, bunu çok berrak, çok net bir biçimde anlayan, ama yaralı olan devasa bir veçhen var. Ama o yaranın kendisi, o muazzam yara, öğretirken senin aynı zamanda en büyük erdemin olacak.</p>
<p>Ve biz, elbette, bol bol konuşuyoruz, ve sen bana sürekli “peki ama ya…” deyip duruyorsun, ve bizim birçok diyaloğumuz oluyor. Ama aynı zamanda tüm yaptığın, ertlemektir, ve ben bunu sana geçenlerde söyledim. Sen bunu sürüncemede bırakıyorsun, sonra da sana yük oluyor. Ve yük olduğunda da, başkalarıyla, işinle olan ilişkilerinin etkilenmesine izin veriyorsun, sonra da bu dip noktaya vuruyorsun ve sonra umudunu yitiriyorsun. Eh bu, var olan tutkunu izlemek kadar basit bir şeydir. Ve başarının nasıl tezahür edeceğine kaygılanmaktan da vazgeç. Nasıl olsa, senin düşündüğün biçimde zaten tezahür etmeyecek. Farklı yerlerden gelecek. Ama bu senin tutkun, ve ona geri döndüğünde parlayacaksın. Yani o kapının kilidini aç. Dışarı çıkmana izin ver.</p>
<p>4.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz. Ve ben gittikten sonra bile, bunu yapana kadar seni dürtmeye devam edeceğim, (kahkahalar) ve artık bahaneler yaratma.</p>
<p>5.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam Tobias. Bu sabah, seninle birlikte bir kokteyl içmek için beni ayarttığında, hangi soruyu sormam konusunda beni yönlendirdiğini düşünmüştüm. Ama şimdi anlıyorum, burada böyle durmak beni öylesine geriyor ki, aslında sen beni rahatlatmaya çalışmışın. Keşke o kokteylden biraz daha olsaydı. (kahkahalar) Ama sanki sen, benden daha çok tadını çıkartıyordun. Bana biraz sert geldi; bu neydi tam olarak?</p>
<p>TOBIAS: Eh, bu senin kendi benliğinin, kendi potansiyelinin bir lezzetiydi. Ve hiç de öyle fazla sert değil, ve gerçekten duyularını uyuştaracak kadar alkollü, ya da sarhoş eden bir şey de değil. (O lezzet) aslında duyularını uyaracaktır. Ama sen, birçok Şambra gibi, gerçek uyarımın etrafında dolanıp duruyorsun. Ve biliyorum, birçoğunuz bana, “Ama Tobias, ben bunu gerçekten istiyorum, senin bir Yeni Enerji yaşamı dediğin şeyi gerçekten istiyorum” diyorsunuz. Ama hepinize şunu söyleyebilirim ki, kendinizi geri tutuyorsunuz. Daireyi tamamlamaya yaklaşıyor, sonra da bırakıveriyorsunuz. Tamamlanmaya ve nail olmaya yakınlaşıyor, bırakıveriyorsunuz. Yani sen aslında azıcık kendi tadına baktın.</p>
<p>5.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz.</p>
<p>5.ŞAMBRA: Şimdi de sorumu sorayım. (kahkahalar) Bize, Michelle ve Sasha ve Malia hakkında sahnenin arkasında neler olup bittiğini söyleyeceğini umuyordum. Yani şu ara dişi Obama’lar önümüze ne koyuyorlar?</p>
<p>TOBIAS: Ben senden bunu tekrarlamanı isteyeceğim. Çoğu insan anlamadı, bunu çok, çok açık dile getir.</p>
<p>5.ŞAMBRA: Tamam. Michelle Obama ve iki kızının bizim şimdiki senaryomuza sahne arkasından ne kattıklarını bize gösterebilir misin?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Bu soruyu sana geri sorayım. Bu, insanların, fazla zekâ gerektirmeyen dediği türden bir soru. (kahkahalar) Lütfen soruyu yanıtlar mısın?</p>
<p>5.ŞAMBRA: Aman Tobias. (kıkırdar)</p>
<p>TOBIAS: Şundan bir yudum daha iç! (kahkahalar)</p>
<p>5.ŞAMBRA: Peki.</p>
<p>TOBIAS: Bırak çıksın, yanıt hemen oracıkta.</p>
<p>5.ŞAMBRA: Tamam.</p>
<p>TOBIAS: Yanıtı görebiliyorum ve sonra ben kendi güncellenmiş uyarlamamı sunacağım.</p>
<p>5.ŞAMBRA: Pekâla. Hepimizin kendi eril ve dişilimizi bütünleştirme yolunda olduğumuz açık. Ve her ne kadar odak yine de Barack Obama ile erildeymiş gibi görünüyorsa da – ki o bunun ne şahane, ne şahane örneği – ben karısının ve kızlarının da dişiliğin eşit biçimde harika örnekleri olduğunu hissediyorum.</p>
<p>TOBIAS: Gördün mü, ne kadar kolay! (kahkahalar) Kesinlikle. Kesinlikle. Aynı zamanda dişilin önemini de gösteriyorlar. Dünyanın her yanından milyonlarca insan erille dişilin dengesini görüyor, gerek kadın/kızlarda gerekse Barack ile olan ilişkilerinde. Geçtiğimiz hafta, dünyanın her yanında milyonlarca insanın bir ilişkide, çok gerçek bir anlamda erille dişil önemini kavramaya başladıklarını farkında mısın? İşi gerçekleştirenin yalnızca erkek olmadığını, ama gerek erilin gerekse dişilin birlikte çalışarak bütünlük yarattığını. Şimdi, insanlar bunu iki ayrı insanda görüyor, ama bunun kendi içlerinde de olduğunu anlamaya başlayacaklardır.</p>
<p>Bir başka kısa not da, çok seçkin meleklerden birinin Michelle Obama ile şu anda çalışıyor olmasıdır… Prenses Di (Diana). Böylece sen bu enerjinin giderek daha çok ortaya çıktığını göreceksin, özellikle de bu yıl ve ondan sonra, ama insanlar benzerlikler görmeye başlayacaklar. Bu – bu kıyaslama – haberlerde çıkmaya başlayacak, çünkü o enerji hemen oradadır. Teşekkür ederiz.</p>
<p>5.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>LİNDA: Michelle ondan daha akıllı. (kahkahalar)</p>
<p>TOBIAS: Ha, ama bir kıyaslama yapılacak. (İzleyicilerden biri şöyle der, “O erkeklerden daha iyi anlıyor!” ve yoğun kahkahalar yükselir)</p>
<p>6.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Merhaba Tobias. Yıllar önce ülkemi, Hollanda’yı terk ettim. Kanallardan elimi eteğimi çektim. (Tobias güler) Ve o zamandan beri geziyor, dolanıyor, büyük keyif alıyorum. Karavanımla Orta Amerika’dan yeni geldim, buraya, Colorado’ya, ve burada kalmak istiyorum. Ve burada kalmak için bilinçli bir seçim yaptım, gerçi Temmuz sonunda buradan gitmem gerekiyor ama yine de. Herşeyin yolunda gideceği konusunda kendime güveniyorum, ama şu aralar enerjilerin nasıl çalıştığını bilmek istedim.</p>
<p>TOBIAS: Kesinlikle, harika bir soru. Demek sen bilinçli bir seçim yaptın. Şimdi, çok pragmatik bir düzeyde birçok engelin olduğunu zaten biliyorsun. Göçmenlik denen sorun var ve başka sorunlar da. Ve sen bir ikileme düştün, ve diyorsun ki, “Bu engelleri aşacak kadar iyi bir yaratan mıyım?” Bunlar çok güçlü engeller ve bu da şimdi bazı kuşku unsurlarını devreye sokuyor. Ve çok sık olan bir şey de onların – özellikle sen değil, ama genel olarak Şambra’nın – şöyle demeye yatkın olmasıdır, “Eh, bu benim kontrolümün dışında, böylece ben bunu Tanrı bilir kimlere devredeceğim – meleklere, varlıklara, yüksek benliğe – benden başka herkese.” Ve sonra işler yolunda gitmediğinde, o zaman öncelikle depresyona giriyorsunuz. Diğer varlıklara kızıyor, ve herşeyden de çok, kendinize olan güveni kaybediyorsunuz.</p>
<p>Bilinçli seçim çok basit, basit bir işlemdir, ama zihinden çıkmayı talep eder. Bilinçli seçim aynı zamanda beklentileri bırakmakla ilgilidir. Örneğin, diyelim ki, sen burada Colorado’da yaşamaktan yana bir seçim yapıyorsun. Şimdi bu, birkaç kez buraya gelmeyi – buradan gitmeyi ve tekrar buraya gelmeyi gerektirebilir. Başka yerlerde bir başka enerji ya da enerjiler oyunu sürüyor, ama bilinçli bir seçim yaptığında, kendini en sonunda burada bulursun.</p>
<p>Bu arada, bir süreliğine gitmek ve sonra tekrar gelmek zorunda kalırsan, gitmenin de kalmak kadar, bilinçli yaratın için yaptığın mükemmel planın bir parçası olduğunu anla. Yani  herşeyin kendi mükemmel tazühürü için bir yol ya da döngüyü izlediğini anla. Bir sonuca ulaştıracak aşırı taktikler ya da özel eylemler içeren beklentileri salıver. Yalnızca o sonucun tezahür etmesine izin ver.</p>
<p>LİNDA: Buna katılabilir miyim?</p>
<p>TOBIAS: Hmmmm… piyango bileti mi aldın? (yoğun kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Sana soracağım bir sorum yok. Yanıta bir eklemede bulunacağım.</p>
<p>TOBIAS: Elbette. Ha! Evet, elbette.</p>
<p>LİNDA: Pekâla. Alexander, bir partnerin var mı?</p>
<p>6.ŞAMBRA: Burada teklif ettim, yani… (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Tamam, çünkü Alexander – yani teknik olarak bekârsın, doğru mu?</p>
<p>6.ŞAMBRA: Evet, bu doğru.</p>
<p>LİNDA: Tamam, sanırım onun burada kalmasını sağlayacak bir yol bulabiliriz. (yoğun kahkahalar) Hanımlar!</p>
<p>TOBIAS: Böyle bir partneri kendine çekmenin en iyi yolu, sakal bırakmaktır diyebilirim.</p>
<p>6.ŞAMBRA: Benim sakalım var.</p>
<p>LİNDA: Gözlerini aç tatlım! (izleyicilerden ve Tobias’tan yoğun kahkahalar yükselir) Pekâla, hanımlar, o, burada kalmanın yollarını arıyor, anlarsınız. (kahkahalar) Hiç de kötü bir görünüşü yok.</p>
<p>6.ŞAMBRA: En yüksek teklifi verene. (yoğun kahkahalar) Çok teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: Teşekkür ederiz, Alexander.</p>
<p>7.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Beni, şarkımın alıştırmasını yaparken duydun, ve ben bugün sana şarkımı söylemek istiyordum. Biraz gerginim ve sesim kısık, yani bunu yapıp yapmayacağımı bilmiyorum, ama senin, benim nasıl hissettiğimi bildiğini biliyorum. Sadece sana teşekkür etmek istiyorum. Geçen seneki bir Şaud’da, (dünyada) kalan bunca insanın kaldığına şaştığını söylemiştin, bu senin sayende oldu. Mizah anlayışın, tutkun, şefkatin – biz bu yüzden hâlâ buradayız. Böylece ben dinleyen herkesin, Tobias’ı ayakta alkış yağmuruna tutmasını istiyorum, hem de kalbinizin en derin yerinden. Ben, kalbimin en derin yerinden seni alkışlıyorum.</p>
<p>TOBIAS: Teşekkür ederim.</p>
<p>7.ŞAMBRA: Şimdi de sana tutkuyla ilgili sormak istiyorum. Bana yedi yıl önce konuştun ve, çok yüksek bir olasılıkla kendi tatlı yerimi bulacağımı ve ortalığı kırıp geçiren biri olacak kadar da güçlü bir tutkum olacağını söyledin. Ve ben hâlâ doğru yolda olup olmadığımı merak ediyordum, yoksa ortalığı kırıp geçirmekten korktuğum için tutkumu baltalıyor muyum?</p>
<p>TOBIAS: Eh, ben bunu sana soracağım.</p>
<p>7.ŞAMBRA: Ha, ve ben kalıyorum, bu arada. Bunu sonuna kadar görmem gerek.</p>
<p>TOBIAS: Pekâla, tutkunla ilgili doğru yolda mısın? Kendini baltaladın mı? Bu yedi yılda neler oldu?</p>
<p>7.ŞAMBRA: Bir dolu değişiklikler, ama bazen fazla yoğun olduğumu hissediyorum. Yaşam çok yoğun bir hal aldı, ve ben bazen merak ediyorum, acaba bu yoğunluğu kendi dikkatimi dağıtmak için mi yaratıyorum diye.</p>
<p>TOBIAS: Sanırım izleyiciler bu sorunu senin adına yanıtlayabilirler. (izleyiciler, “Evet!” der ve Tobias güler)</p>
<p>7.ŞAMBRA: Peki, ama bunlar bana para kazandıran işlerdi.</p>
<p>TOBIAS: (gülerek) İşte bu harika bir bahane, (kahkahalar) çünkü bunu diğer herkes için yapmak zorundasın, öyle mi?</p>
<p>7.ŞAMBRA: Çocuklarım için.</p>
<p>TOBIAS: Ha, biliyorum, ve bu… (yoğun kahkahalar)</p>
<p>7.ŞAMBRA: Onlar neredeyse yetişkin oldular.</p>
<p>TOBIAS: Evet, ve üç ya da dört yıl daha beklersen, o zaman, eh onlar nasıl olsa geri gelecekler. Geri dönecekler. Bu bir avuntu, dikkatin dağıtılması, ve sen bunu biliyorsun, ben de biliyorum. Bu arada tutkun, yaptığımız o sana özel sohbetlerden herhalde hatırlayacağın gibi, geziniyor, organize oluyor, ve sen onun tadına da baktın. Birazını gerçekleştirdin, ama sonra tutkunu köreltmene izin verdin. Yine de, onu canlandırıp içine atlamak istediğin an, bunu yapabilirsin. Ama dikkat et, o gerçekten gerçekleşebilir.</p>
<p>7.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>8.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Tobias, bana hatırlattığın ve hislerimle bildiklerimi onayladığın için, derinden minettarım. Şimdi…</p>
<p>TOBIAS: Bu bizim için bir sevinçti. Sevinç.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Ve ben gerçekten buraya çıkacağımı beklemiyordum, ama burada sana bir soru olduğunu biliyorum, ve bu soru SES (Seksüel Enerji Okulu) materyaliyle ilgili. Kaydettiğin ve bizim öğrettiğimiz kanallıklarda, bu materyalin bu zamanda öncelikle ya da gerçekten Şambra için olduğuna değinmiştin, ve bu birkaç yıl önceydi. Ve ben senin bu konuda şimdi nasıl hissettiğini merak ediyorum. Daha geniş bir kitlenin… SES için daha geniş bir kitlenin hazır olduğunu hissediyor musun? Ve SES hakkında bizimle paylaşabileceğin herhangi başka bir şey var mı?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. SES materyali, elbette bildiğin gibi, kanallıklar sırasında dile getirilen sözlerden çok daha fazlasını içerir. Ve işlemin ilk bölümü… onu geri getirmesini Şambra’ya anımsatmaktı, çünkü hepimiz onu biliyorduk. Hepimiz onunla daha önce çalıştık. Böylece şu son birkaç yılda bu çok, şimdilerde Şambra bilincinin bir parçası olarak, yolculuğun pek bir parçası oldu.</p>
<p>İnsan biçimine geri gelmeyi seçme nedenlerimden biri de, bu öz-sevgiyle ilgili, Aliyah enerjileriyle, kendine geri dönmekle ilgili çalışmalar yapmak içindir, ve bunu da yalnızca Şambra için gerçekleştirmek değil. Yani bu, şimdi onu açmak zamanı olduğunun güzel bir göstergesidir. Onu sadece bu harika, spiritüel ailede tutmak değil de açmak. Ben, Seksüel Enerji materyallerinin bir sonraki adımlarından, ve Şambra’nın ve öğretmenlerin bunu nasıl genişletebileceklerinden söz edeceğim – kendi bazı bakış açılarımı paylaşacağım – bir konuşma – bir oturum – yapacağım. Ve biz bu materyali kesinlikle altı hafta içinde hazır edeceğiz. Teşekkür ederiz.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>9.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Bizim için yaptıklarına yeniden teşekkürler, ve onca kutsamalar, nimetler için de teşekkürler. Ben de buraya bilinçli olarak bir soru sormak için gelmedim, ama benim numaram söylenince, bir nedenden ötürü buraya çıkmam gerektiğini düşündüm. Yani bunun için buradayım. Sen, bizim sürdürdüğümüz sohbetlerden söz ediyorsun. Biz, bu sohbetleri temel aldığımız davranma biçimlerini daha kolay hale getirebilmek için bunları bu gerçekliğe, bu bilince nasıl getiririz?</p>
<p>TOBIAS: Bu soruya bayıldım, çünkü biz uzun sohbetler yapıyoruz, bazen rüya halinde ve bazen de içinde bulunduğun bu uyanıklık halinde. Tam anlamıyla bir… ben buna genişlemiş zekâ ya da genişlemiş zihin diyeceğim, ve o, tüm bu sohbetleri biliyor ve anlıyor. Bunun özünü ya da rezonansını az çok kalbinde hissediyorsun, ama insan zihni bunu aslında kesmek ya da engellemek eğilimindedir, çünkü bu, insan zihninin bilgiyi almaya alışık olduğu aynı frekans kaynağından gelmiyor.</p>
<p>Adamus’un ilerleyen Şambra’yla birlikte çalışırken, yapacağı şeylerden biri de, onu ayıran o kapının, o perdenin eriyip yok olması diyeceğim şey üzerinde hepinizle çok yakından çalışmak olacak, böylece siz artık sadece zihinsel analitik üzerinde değil, aynı zamanda düzenli olarak tanrısal zekâda da iş göreceksiniz. Bu, ilerlemek amacıyla Adamus’la çalışmaya gönüllü ya da istekli olanlarla çalışacağı sürecin önemli bir parçasıdır. Yani ben şimdi buna burada kısa bir yanıt vermek istemiyorum, ama bu, zihne ve tanrısal zekâya – ve bir dolu nefese – bağlanan ve şu anda kapalı olan bölgenin açılmasıyla ilgilidir. Teşekkür ederiz.</p>
<p>9.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>10.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Aman Allah’ım, avuçlarım terliyor! Tobias, benim şahane sevgilim. Merhaba, ben geri döndüm! Önce, Cauldre aracılığıyla bana önerdiklerin için teşekkür etmek istiyorum. Tazmanya’dan yeni döndüm, ve sen bana bazı çok derin öğütler verdin. Ben sadece bunun için sana teşekkür etmek istiyorum.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de.</p>
<p>10.ŞAMBRA: Evet ya!</p>
<p>TOBIAS: Bu aslında bizim okuyup da sana geri ilettiğimiz kendi öğüdündü.</p>
<p>10.ŞAMBRA: Ben de kendimi buna inandırmaya çalışıyordum.</p>
<p>TOBIAS: Evet.</p>
<p>10.ŞAMBRA: İkincisi, hazır hepimiz eril/dişil bütünleşmeden söz ediyorken, ben, daha önce kimsenin gitmediği yerlere gittim diyemem, çünkü kesinlikle daha önce oralara gitmiş insanlar var, ama sana SES için teşekkür etmek istedim, çünkü bu kurs enerjilerimi gerçekten hayallerimin, kalbimin hep bildiğinin ötesinde, ama gerçekten, en azından bu bedenlenme sırasında umud ettiğimin ötesinde bütünleştirmeme yardım etti. Teşekkür ederim.</p>
<p>Pekâla. Sen müzikten söz edip duruyorsun. Sorum şu, ben müziğimi yapmak zorundayım. Peki ama, herşeyi salıvermişken müziğimi nasıl yapabilirim? Tüm araç gerecimi sattım, ve şimdi çıktım geldim – Avustralya’da dedikleri gibi – çok formda ve görev başındayım – bilirsin, yeniden müzik çalabilmek için aletlerim olsun diye parasal kaynaklarımı birleştirmeye çalışıyorum.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, mükemmel bir soru, ve şöyle diyelim, bu yalnızca müzikle ilgili olmasın, bunu herşey için kullanalım.</p>
<p>10.ŞAMBRA: Gerçekten de.</p>
<p>TOBIAS: Daha önce senin bir parçan olmuş şeyleri salıvermek, bırakmak – ya da bunu belki daha iyi bir terimle ifade edebiliriz – tüm o parçalarına özgürlük vermek, çoğu kez önem kazanır. Ve sen onlara özgürlük verirsin, herşeye kanat takarsın ki, yeni bir düzeye geçebilsinler.</p>
<p>Şimdi, eski donanımına kanat takmak, zaman zaman çok gerçek anlamda olabilir, çünkü o Eski Enerji içeriyordu. Eski kısıtlamalar ve beklentiler içeriyordu. Böylece onu salıverirsin. Özgür olmasına izin verirsin. Hemen herşeyin gitmesine ve özgürleşmesine izin verirsin. Ve sonunda geriye sadece tek bir şey kalır. Kendin. En inanılmaz şey budur. Bir süre kendini çıplak hissedersin. Tüm o eski donanımların ve eski nesnel şeylerin ya da hatta bilince ilişkin eski enerjilerin çevrende olmaması, rahatsızlık verir.</p>
<p>Ama salıverdiğinde ne olur, biliyor musun?  Onu ruhsal çöplüğe atmazsın. Onu yoketmez ya da yıkmazsın. Tersine, yeni alemlere, yeni enerjilere gidebilsin diye; gerek duyulduğunda dönüşebilsin diye, ya da sana hizmet etmek amacıyla gelmekte olan yeni enerjilere doğrudan ulaklık edebilsin diye, ona kanat takmış olursun.</p>
<p>Şu anda yapılacak en iyi şey, kesinlikle hiçbir şey yapmamaktır, ve bu hepiniz için geçerlidir. Başka bir deyişle…</p>
<p>10.ŞAMBRA: Bunu ev sahibime söyler miydin? Şimdiden üç aylık borcum var da! (kahkahalar)</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Ama sen burada kendine baskı oluşturuyorsun. Bu, insanların kullandığı bir Eski Enerji taktiğidir, ama muazzam bir baskı oluşturuyorlar. Ve sen bunu – bir krizi, bir dramı – bu yeni enerjilerin bazısının geri gelmesine izin vermek zorunda kalmak amacıyla oluşturuyorsun. Herşeyi, bilirsin, kendin dahil herşeyi kaybetmenin sınırlarına varacak kadar çaresiz olmana izin veriyorsun, ve sonra ne oluyor? Bu sanki sihir gibi. Çözüm ortaya çıkıveriyor. Aslında o hep oradaydı, ama yoğun bir dram, yüksek bir enerji yaratana kadar onun gelmesine izin vermeyecektin. Bu bir Eski Enerji taktiğidir, ve biz hepinizin bunu bırakmasını sağlamaya çalışıyoruz.</p>
<p>LİNDA: Şimdi sen bir bas gitar mı arıyorsun?</p>
<p>10.ŞAMBRA: Sanırım bir tane var, ama birkaç şeye daha ihtiyacım olacak. Yani bir amplifikatöre, yükselticiye ihtiyacım var, çünkü burada herkes için çalmak istiyorum, anlarsın. Ve benim paraya ihtiyacım var ve aslında… tamam, bu his bana doğru geliyor. Bu fırsat…</p>
<p>TOBIAS: Ha, dur … (Tobias ıslık çalar)</p>
<p>10.ŞAMBRA: … bana doğru geliyor.</p>
<p>TOBIAS: Şimdi bana öylesine zihinsel yaklaştın ki, ve bu acıtıyor.</p>
<p>10.ŞAMBRA: Biliyorum. Tamam, birkaç derin nefes alacağım.</p>
<p>TOBIAS: Heey… evet, derin nefesler, bir dolu nefes. Tutku, müziktir. Müzik tümüyle farklı olacaktır. Hatta aletler bile, daha önce kullandıkların olmayabilir. Kim bilir, kimin umurunda? Farketmez. Yaşa. Bırak tutku ortaya çıksın. Sana hizmet etmek amacını güden tüm o enerjiler – ki ben onları tüm çevrende görüyorum – bekliyorlar. Onların gelmesine gerçekten izin vermeni, dram oyununu oynamayı bırakmanı, o anlaşılması zor arayış oyununu ya da gizli hazine oyununu bırakmanı bekliyorlar. Bırak gelsinler. Sadece gelmelerine izin ver. Ne yapacağını tam olarak bileceksin.</p>
<p>Şambra, bazı – ve sadece sen değil sevgili varlık, ama tüm Şambra – bazen bunu öylesine dramatik, öylesine zor bir hale sokuyorsunuz ki. Kafası kesilmiş tavuklar gibi ortalıkta koşuşturuyor, kurtuluşun nerede olduğunu merak ediyorsunuz. Herşeyden önce, kurtuluş yoktur. İkincisi de, bilinçli yaratım, basitliktir ve izin vermektir ve sorumluluk almaktır – ve yaratım ortaya çıkacaktır. Hepsi bu. Senin bir – sen zihinsel atışlar yapıyorsun, şu anda bana da bunu yapıyorsun – başka bir sorun var ve yalnızca bir tanesine izin var, ve sen sorunu düşünüyor ve zihinsel atışlar yapıyorsun. Bir an için dur. O eski çözüm yoluna sapmaktan vazgeç. Farketmez. Bu her halde olacak. Tamam mı?</p>
<p>10.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz.</p>
<p>11.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın) : Namaste. Verdiğim değil de aldığım son seans sırasında bana sunduğun armağanlar için teşekkür ederim. Ben altı buçuk yıldır sertifikalı bir masaj terapistiydim, ama ondokuz yaşımdan beri boyun ve omuz çalışması yapıyorum, yani epey deneyimim vardı. Ve senin de dediğin gibi, biz şimdi o sevgiyi kendimize vermeye çalışıyoruz. Bu konuda biraz zorlanıyorum. Ben bavullarımı topladım ve San Antonio’ya gitmeye hazırım, çünkü bundan sonra ne olacaksa orada olacak hissine sahibim. Daha önce birkaç kez ortaya çıkan o diğer sorunla halleştiğimi sanıyordum ama, buraya gelirken yeniden ortaya çıktı. Yani ben sormam gereken soru bu mudur bilmiyorum ama, yine de soracağım. Kendimin çelişki, çatışma içinde olduğuna tanık oldum, tam anlamıyla bir vuruş timi donanımına sahip olan intikam meleği (olduğumu gördüm) ve türlü dinlerin kılık kıyafetini kuşanmış beş kişi elimdeydi ve görevim onların yolculuğunu sona erdirmek, onları düşmanın eline düşmekten (kurtarmaktı), çünkü bu insanlar var olan savaşa bir son vereceklerdi. Ve o mesajda, bana yine buna hazırlanmam söylendi. Sanırım ben bilinçli olarak oraya gitmemeyi seçtim, ama bugün yeniden gündeme geldi. Yine böyle bir durumla karşı karşıya mıyım?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de. Sen bu bilinçli seçimi yaptın. Hâlâ buna inanmayan, seni test eden bir parçan var – sen kendini test ediyorsun. Bu, hâlâ gerçekten topraklanmadığını, dengede olmadığını, ve kendine karşı sevecen olmadığını bilen bir veçhen. Ve o, seni bıktırana dek, sen ona kabul verene dek, ya da gitmesini sağlayacak kadar öz-sevgi içeren güvenli, güzel bir alan yaratana dek, geri gelmeyi sürdürecektir. (Bu öz-sevgi alanını yarattığında) bütünleşme olacaktır. Bilinçli seçimini tekrar tekrar onaylayarak kendini kendine kanıtlamak zorunda kalmayacaksın. Bu yalnızca… bu, seninle oynayan, kafana vuran bir veçhe durumudur. Şu anda da oynuyor. Çoğu Şambra bunu görebilir ya da hissedebilir. Bu veçhe meselesi, şimdi üzerinde uzun uzadıya konuşamayacağımız kadar geniştir, ama kendini, kendi güvenli alanını anlamaya başla.</p>
<p>Şu anda senin enerjine bakıyorum, ve son Şaud’un sonunda bu soruyu sormuştum, nereye gidiyorsun? Senin güvenli alanın neresi? Benim kulübem var. Sen nereye gidiyorsun? Ben şu anda senin güvenli alanına bakıyorum da, sürekli koşturuyorsun. O alanı hep yeni bir yerde yaratıyorsun. Hep bir şeyden ya da birinden kaçıyorsun. Yani sen… güvenli bir alan yarattığın her sefer, o alanı yıkmak ve başka yere kaçmak durumunda kalıyorsun. Böyle yaşanmaz. Ve senin de böyle yaşaman gerekmiyor. Kendine, kimden kaçtığını sormak zorundasın. Eh, bu kendindir. Senin veçhelerindir. Yaratılan ve oynanan bu oyun, aslında sana dadanan ve eziyet etmek için birlikte çalışan türlü veçhelerinin oyunudur.</p>
<p>11.ŞAMBRA: Eziyet ediyorlar da.</p>
<p>TOBIAS: Ve bu böyle olmak zorunda değil. Burada, gerçekten veçheleri, Aspektoloji’yi anlayan insanlar var. Bu insanların, veçhelerinin sana bu oyunu neden oynadıklarını anlamana yardımcı olmalarına izin ver, çünkü şu anda bu oyunu – veçheler kazanıyor. Durum şu anda beşe iki. Ve bu oyunu oynama yollarından, ondan kaçınma yollarından biri de, sürekli kaçıp durman, ama nereye gidersen git veçhelerin yetişip oyun alanını hemen önüne getiriveriyorlar. Onlar sendir, onun için de tüm oyunlarını ve tüm taktiklerini ve tüm dalaverelerini tam olarak biliyorlar.</p>
<p>Kendini sevmekle başla. Aracı olmaya çalıştığım kurslar hakkında konuşmak değil de, SES ve Aspektoloji gibi seminerlerde verilen araçları kullanmak, çünkü bu araçlar, kendine aşık olmak ve kendini yeniden dengelemek ve yaratıcının kendisi olduğunu anlamak için her insanın kullanabileceği araçlardır. Teşekkür ederiz.</p>
<p>12.ŞAMBRA’NIN SORUSU (Mikrofona gelen bir kadın): Selam Tobias.</p>
<p>TOBIAS: Pekâla!</p>
<p>12.ŞAMBRA: Pekâla!</p>
<p>TOBIAS: Bunun son soru olduğunu düşünüyorsun.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Herşeyden önce, son soru için bana bu (sıra)fişini veren Charles Barkley’den sana bir mesajım var, “İyi Yolculuklar” diyor. Ve ben soru sormak amacıyla fiş bile almamıştım, çünkü şimdiye kadar hiç soru sormadım. Buraya hiç çıkmadım. Ama (şimdi) buraya çıkmak ve sana bir şey sormak istedim, ve Charles beni bulup nazik bir şekilde onun fişini ister miydim diye sordu.</p>
<p>TOBIAS: Bu tesadüflerin nasıl meydana geldiği şaşırtıcı değil mi?!</p>
<p>12.ŞAMBRA: Ben sanki bir… bu… bilirsin, bu neredeyse tüm yaşamım boyunca, bilirsin, böyle oldu. Kendimi bilinçli bir Forrest Gump gibi hissediyorum. (kahkahalar) Bilirsin, hani “Oraya git”, “Ha, tamam, oraya gideyim” gibi, anlarsın, ve bu harika. Gerçekten öyle. Ve şu anda, köpeğimi gezdirmekten başka hiçbir şey yapmıyorum. Çalışmıyorum. Param var. Para sorun değil. Ve benim sorum…</p>
<p>TOBIAS: Ben senin, bir fırsatını bulduğunda, bunu Şambra’ya daha açık anlatmanı isterdim, çünkü onlar hâlâ anlamıyorlar. Diğer herkesle ilgilenmek, yaşamla mücadele etmek ve (sürekli bir şeylerle) meşgul olmak gerektiğini düşünüyorlar, ve sence bir sakıncası yoksa, bir süre önce öğrendiğin şeylerden birini paylaşmak istiyorum; farketmez. Sen salıverip…</p>
<p>12.ŞAMBRA: Ben hiçbir boku umursamadığımı düşünüyordum. Anlıyor musun? (izleyicilerden ve Tobias’tan yoğun kahkahalar yükselir) Doğrusu öyle düşünüyordum. Gerçekten.</p>
<p>TOBIAS: (gülerek) Hepimizin kendini ifade etme biçimi var, ama evet. Evet.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Anlıyor musun, böylece yaşamında akar gidersin, ve gerçekten duymak ya da anlamak istemeyen bir insana bunu açıklamak, neden bunu yapmak isteyeyim ki?</p>
<p>TOBIAS: Çoğu kez insanlar ya kıskanır ya da pirelenir. (kahkahalar) Anlamazlar. Ve tabii şu anda birçoğu zihinsel notlar alıyor, belki ne kadar şanslı olduğunla ilgili ya da… ama konu bu değil. Bir noktada, bildiğin gibi, geçmişte – bu yaşamda değil de geçmişte – birçoklarının şimdi deneyimlediği deneyime sahip oldun. Dibe vurdun, ve dibe vurduğunda ne yaparsın? Eh, bırakıverirsin. Kesinlikle bırakman gerekir.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Evet ya, teslim oluyorsun.</p>
<p>TOBIAS: Kesinlikle teslim olursun. Belki neye teslim olduğunu da bilmeden, ama teslim olduğunda, aslında kendine teslim olursun. Ve sen kendine teslim olma ya da “Farketmez. Ne olacaksa olacak. Her kimsem, zaten oyum” deme armağanını verdin. Kendine bu armağanı verdin ve hemen bu hayatına geri aktın, ve yaşamının geri kalanını da bu yol gösteren ışıkta kalarak geçirdin. Şimdi, yaşamında zorlukların olduğuna hiç kuşku yok…</p>
<p>12.ŞAMBRA: Kesinlikle.</p>
<p>TOBIAS: … ve bu zorluklar, türlü nedenlerden ötürü oluşturduğun şeyler. Ama özde, sen şu temelde düşük-stresli, akıp giden yaşamlardan birini sürüyorsun. Şimdi, “Ama o zaman kazancın da olmuyor. Sen… ‘acı çekmeden, zahmetsizce başarıya ulaşılmaz’” diyenler var. Ama bu, onların hâlâ oynadığı bir oyundur. Sen, yaşamın tadını çıkarmana izin veriyorsun.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Ama öte yandan, bazı insanların çabası, ve benim çabaladığım noktalardaki çabalarım da bunun bir parçası, çünkü bu benim oynadığım bir oyun ve hepimizin oynadığı bir oyun.</p>
<p>TOBIAS: Ama şu çabalara bir göz atalım. Çabaların kaçı seninle ve kaçı diğer insanlarla ilgili?</p>
<p>12.ŞAMBRA: Eh, herhalde… benimle ilgili olanlar… eh, diğer insanlarla ilgili olanlar (kahkahalar) … hiçbiri benimle ilgili değil! (güler)</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de. Seninle ilgili olanı çok, çok az.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Çok azı benimle ilgili. Ama diğer insanlarınkini üstleniyorum ki deneyimleyebilsinler.</p>
<p>TOBIAS: Kesinlikle. Ve onları belli bir zerafetle ve belli bir …. aynı zamanda belli bir düşmanlık ya da nefretle de üstleniyorsun. (kahkahalar) Ama…</p>
<p>12.ŞAMBRA: Doğru.</p>
<p>TOBIAS: Ama sen bunları üstlenmek konusunda bir seçim yapıyorsun, ve zamanın yüzde 75’i boyunca da bunları üstlendiğinin bilincindesin, diyeceğim. Yani bunun yaşamına gelmesine izin verdiğinin farkındasın, o nedenle de günün sonunda – nasıl desek – bunalmıyorsun.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Tamam, ama insanlar çabaları, herneyse onlar, üstlenir de yaşamları benimkinden falan daha zor olursa… ama bu onların yolculuğu. Değil mi?</p>
<p>TOBIAS: Kesinlikle.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Ve bu pekâladır.</p>
<p>TOBIAS: Kesinlikle.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Peki. (kahkahalar) Peki! (bağırır) Tamam, yani sen gerçekten… bir anlamda insanlara, senden almak istediğine göre ve örnek olarak öğretebilirsin.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Ama, bak, benim şu türlü yöntemleri uygulayan insanlarla hep sorunum oldu, ve bunun iş açısından (onların kariyeri açısından) kötü olduğunu biliyorum, (kahkahalar) ama yine de söyleyeceğim, çünkü bilmiyorum, anlıyor musun, insanlar bu kişilere gidiyorlar ve belki de insanlara yararı oluyor ama, benim için bu sadece o döngünün bir parçası, çünkü (o uygulayıcıların yanından) ayrıldığın zaman yine de kendinle başbaşa kalıyorsun. Yani insanlara bunun ötesine geçip de zırvalıklardan kurtulmalarını nasıl söylersin? Benim sorum bu.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de. Mükemmel bir soru, ve Şambra için ne harika bir içgörü. Herşeyden önce, her türlü yöntem uygulayıcısı, alıcısı ya da danışanına, ilişkilerinin daha en başında, gerçekten şifalanmak isteyip istemediğini sormalıdır. Ve bunu onlara üç kez sorun – ki bunu daha önce de dile getirdik – çünkü (bu şekilde), bir beslenme-ziyafeti arayıp da buna para da ödemeye hazır olanları hızlı bir biçimde elemiş olursunuz. Onlar, sizin enerjinizi çalmak için geliyorlar size. Öylesine bir kurban enerjisi içindeler ki, aslında şifalanmak falan istemiyorlar. Yani onlara üç kez sorun, istekliler mi… şifalanmaya, bazı yaraların dönüşmesine izin vermeye hazırlar mı.</p>
<p>Bundan sonra sorulacak şey, kendi şifalarının ve kendi dönüşümlerinin kişisel sorumluluğunu almaya gönüllü olup olmadıklarıdır, ve bunu da onlara üç kez sorun. Ve sonra, çok basit bir biçimde onlara şunu sorun, “Engel olan nedir?”</p>
<p>İşte bu noktada iş karmaşık bir hale gelir, çünkü onlar “Bilmiyorum, bu yüzden seninle konuşmaya geldim” oyununu oynayacaklardır. Ama uygulayıcı, bilge bir uygulayıcı, onların zaten bildiğini bilir. Uygulayıcının işi, alıcıların ya da danışanların, kendi yollarını engelleyen şey(ler)i açıkça görmesini sağlamaktır.</p>
<p>Bazı insanların, nereden başlayacağını bilemeyecek kadar dengesiz ve kafasının da karışık olduğunu, anlaman gerek. Bazısı öylesine umutsuz bir durumdadır ki, bir yardım eline gereksinim duyar, ama (öte yandan) uygulayıcı, şifayı kendisinin gerçekleştirdiğini, yanıtlara sahip olduğunu, düşündüğü an, işte gerçekten… işte o an fazlasıyla bir beslenme dinamiği devreye girmiş demektir. Uygulayıcı, Dünya’daki varoluşunu doğrulamak için ve aşmış bir guru görüntüsündeki şifacı olmaktan ötürü kendini çok gururlu hissettirecek biçimde alıcısı ya da danışanından beslenmeye başlar. Kendi yaşamı için gerçekten sorumluluk almak istemeyen, yalnızca enerji çalmak isteyen alıcı ya da danışan da, işleme dahil olmuştur. Ve bu aslında mükemmeldir, ama sorun olan durumu da gerçekten çözmeyecektir.</p>
<p>Yani bir Yeni Enerji uygulayıcısı her zaman bildiği bir şeye odaklanmalıdır: alıcı ya da danışan zaten yanıtlara sahiptir. Ve bir Yeni Enerji uygulayıcısı şunu da anlamalıdır: danışanlar yanıtı bilmiyormuş gibi davranmanın binbir çeşit oyununu oynarlar.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Tamam.</p>
<p>TOBIAS: Tamam. Ama zaten farketmez.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Etmez. (Tobias kıkırdar, izleyiciler güler) Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz. Ve ben bir soru daha alacağım. Son soru… hepimiz için bu seansların son sorusu. Adamus soru ve yanıtlarla devam edecek mi, bilmiyorum. Belki de pek umutlanmamalısınız, ama (kahkahalar) biz bunu yıllardır yapıyoruz ve bu noktada son soruyu Linda’nın sormasını istiyorum.</p>
<p>LİNDA: Çok teşekkür ederim. Bu çok, çok özel bir an, muazzam bir an. Bu, on yıllık böylesine güzel toplantıların ve Şaudların ve S&amp;Y’ların kutlaması. Ve S&amp;Y’lar gerçekten hepimiz için inanılmaz eğlenceliydi; hepimize iyi sorular, aptalca sorular, sevecen sorular sorma fırsatı sundu, ama sen hepsiyle – hepsiyle – başa çıkmaya ve bizimle ilgilenmeye ve yolculuğumuzda bizi desteklemeye gönüllü oldun. Böylece benim sorum, şöyle bir soru olabilir, bir anlamda bizim gibi bir insan olmak üzere geri geliyorsun. Ve ben şunu bilmek istiyorum, bu yolculuğun süresince bizim yapabileceğimiz herhangi bir şey var mı… seni yolculuğun sırasında belki destekleyebilecek nasıl bir şey yapmamızı istersin?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Şimdi bu, uzun bir yanıt olabilir, ama bana en büyük doyumu ve sevinci verebilecek şey, şu son on yıl boyunca bu deneyimin bir parçası olmuş herkesin gerçekten bu deneyimi sahiplenmesi, ve burada, kendi Üçüncü Çemberimde oturanın yalnızca ben olmadığını, Kırmızı Meclis’in melekleri olmadığını, aslında tek tek her birinizin olduğunu anlamasıdır. Başka bir deyişle… başka bir deyişle, kesinlikle gerçekten kendi içinde bütünlenmiş sizler.</p>
<p>Her kanallık, her atölye çalışması, her soru ve her yanıt, sizin bir parçanızdı. Bazen, başkalarına paye vermek gibi bir eğilim oluyor. Hatta, aslında Şaudu başka Şambralar yapılandırıyor da diyorsunuz, oysa hepinizdiniz. En büyük sevincim, bunu kabul ettiğinizi ve sahiplendiğinizi ve bundan gurur duyduğunuzu, bilmek olacaktır. Ve bu, her bir, her bir parçanızda hissedebileceğiniz bir şeydir. Bu gerçekten benim en büyük sevincim olurdu.</p>
<p>Ve bir gün, Sam dediğim varlık aracılığıyla, bir gün Sam’in insan biçiminde bulunan sizlerle, mümkün olduğu kadar çoğunuzla karşılaşmasını, ve Sam’in gözlerinizin içine bakmasını – ki bileceksiniz, bileceksiniz – ve Sam’in, onun için ve Dünya’daki diğer insanlar için yaratılmasına yardımcı olduğunuz materyalden etkilenmesini isterdim. Böylece benim dileğim ve arzum bu olurdu.</p>
<p>Ayrıca, bu yolculuğun, ah, çok uzun zaman önce Atlantis’in o değerli günlerinde başladığını, birlikte çok, birçok yaşamlardan geçtiğini anlamanızı isterdim. Biz – hepimiz – birlikte yürüdük ve çok güzel biçimlerde birlikte paylaştık. Ama bir anlaşma yaptık. Biz – eh, bunu söyleyebilecek kadar ileriye gittik – bir yemin ettik. Böylece hepinizden talep edeceğim bir başka istek de, şimdi bu yemini salıvermemizdir. Bırakalım gitsin. Onu tamamladık. Buraya vardık. Yapacağımızı söylediğimiz şeyi gerçekleştirdik. Şimdi o yemini salıverelim ve kendimize, seçtiğimiz herhangi bir yoldan kendimizi ifade etme özgürlüğünü verelim.</p>
<p>Böylece bu tür bir toplantıdaki son isteğim – bir dakikaya kadar müziği başlatmak, sizin Kumbaya* dediğiniz şeyi gerçekleştirmektir. Hadi hepimiz elele tutuşalım. Müzik çalsın ve çalarken de, geçmişten gelen Atlantis ve Şambra yeminlerimize elveda diyelim ki, Ben O Ben’im enerjisinde ilerleyebilmek için özgür olalım.</p>
<p>Ve öyledir.</p>
<p>*(çvr: 1930 yıllarında yazıya dökülen, ama çok daha öncesine dayanan bu ilahi, 1960 yıllarında yeniden çok popüler olmuştur. Sözleri ve çevirisi şöyledir) :</p>
<p>KUMBAYA (Come By Here)</p>
<p>Kumbaya my lord, kumbaya<br />
Kumbaya my lord, kumbaya<br />
Kumbaya my lord, kumbaya<br />
Oh lord, kumbaya</p>
<p>Someones singing lord, kumbaya<br />
Someones singing lord, kumbaya<br />
Someones singing lord, kumbaya<br />
Oh lord, kumbayah</p>
<p>Someones laughing, lord, kumbaya<br />
Someones laughing, lord, kumbaya<br />
Someones laughing, lord, kumbaya<br />
Oh lord, kumbaya</p>
<p>Someones crying, lord, kumbaya<br />
Someones crying, lord, kumbaya<br />
Someones crying, lord, kumbaya<br />
Oh lord, kumbaya</p>
<p>Someones praying, lord, kumbaya<br />
Someones praying, lord, kumbaya<br />
Someones praying, lord, kumbaya<br />
Oh lord, kumbaya</p>
<p>Someones sleeping, lord, kumbaya<br />
Someones sleeping, lord, kumbaya<br />
Someones sleeping, lord, kumbaya<br />
Oh lord, kumbaya<br />
Oh lord, kumbaya</p>
<p>Buraya gel Tanrım, buraya gel<br />
Buraya gel Tanrım, buraya gel<br />
Buraya gel Tanrım, buraya gel<br />
Ah Tanrım, buraya gel</p>
<p>Biri şarkı söylüyor Tanrım, buraya gel<br />
Biri şarkı söylüyor Tanrım, buraya gel<br />
Biri şarkı söylüyor Tanrım, buraya gel<br />
Ah Tanrım, buraya gel</p>
<p>Biri ağlıyor Tanrım, buraya gel<br />
Biri ağlıyor Tanrım, buraya gel<br />
Biri ağlıyor Tanrım, buraya gel<br />
Ah Tanrım, buraya gel</p>
<p>Biri dua ediyor Tanrım, buraya gel<br />
Biri dua ediyor Tanrım, buraya gel<br />
Biri dua ediyor Tanrım, buraya gel<br />
Ah Tanrım, buraya gel</p>
<p>Biri uyuyor Tanrım, buraya gel<br />
Biri uyuyor Tanrım, buraya gel<br />
Biri uyuyor Tanrım, buraya gel<br />
Ah Tanrım, buraya gel<br />
Ah Tanrım, buraya gel</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2009/06/06/saud-11-%e2%80%9cmezuniyet-tobias%e2%80%99in-son-saud%e2%80%99u%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 10: “Kullanıcı Tüm Sorumluluğu Kabul Eder”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2009/05/02/saud-10-%e2%80%9ckullanici-tum-sorumlulugu-kabul-eder%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2009/05/02/saud-10-%e2%80%9ckullanici-tum-sorumlulugu-kabul-eder%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 May 2009 11:33:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Geri Dönüş Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=422</guid>
		<description><![CDATA[Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
Kırmızı Çembere sunulmuştur
2 Mayıs 2009
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org
Ve öyledir, sevgili Şambram, ben derin bir nefes alıp bu ânın tadını çıkartıyorum. Böyle anlarım artık sayılı. Bir Şaud’umuzun, birkaç da atölye çalışmasıyla okullarımızın kaldığını, Temmuz’da biraraya geldiğimizde son kez böyle… bu şekilde… toplanacağımızı duyuyorum. Ama biz konuşmayı kesinlikle sürdüreceğiz. Hepimiz, benim kulübemde toplanmaya devam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
2 Mayıs 2009<br />
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org</p>
<p>Ve öyledir, sevgili Şambram, ben derin bir nefes alıp bu ânın tadını çıkartıyorum. Böyle anlarım artık sayılı. Bir Şaud’umuzun, birkaç da atölye çalışmasıyla okullarımızın kaldığını, Temmuz’da biraraya geldiğimizde son kez böyle… bu şekilde… toplanacağımızı duyuyorum. Ama biz konuşmayı kesinlikle sürdüreceğiz. Hepimiz, benim kulübemde toplanmaya devam edeceğiz. Yeni Dünya’da birlikte eğitim verip birlikte güleceğiz. Ben Sam denen varlık olarak yeni deneyimlerime atılacağım; sizler de Gerçek Tanrı denen varlıklar olarak kendi yeni deneyimlerinize atılacaksınız.</p>
<p>Ama sevgili Şambra, bugün başlamadan önce, bu geri dönüş için o şarkıları yazan tüm o güzel yaratıcı ruhları takdir edelim – siz buna bir yarışma diyorsunuz, oysa değildi. Bu bir geri dönüş koleksiyonuydu. Siz kalbinizden gelen, tutkunuzu akıtan, hislerinizi ifade eden şarkılar yazdınız. Ve bir şarkı yaratan her biriniz, ve şarkıları göndermese de yazmış olan birkaç kişi – ben kim olduğunuzu biliyorum; siz bazen duşta, bazen araba kullanırken bu şarkıları söylediğinizde ben yanıbaşınızda duruyordum – ama teşekkürlerimi, minnettarlığımı ifade etmek istiyorum. Ve siz şimdi gerçekten kalpten ifade etmenin, bunu sadece gerçekleştirmenin, ortaya çıkarmanın ne olduğunu biliyorsunuz.<br />
<span id="more-422"></span><br />
Ve bu biraz da bugün üzerinde konuşacağımız konuyla ilgili, çünkü Şambra ortaya çıkmaya çekindi, türlü nedenlerden ötürü geride durdu. Ama müzik yazan sizler, bunu sadece gerçekleştirmekle, sadece ortaya çıkarmakla, bir enerji yarattınız, yalnızca kendiniz için değil, ama tüm Şambra’nın kullanabileceği bir enerji. Hatta o şarkıyı gönderen kişi bile – insanlar onu neden reddetti, bilmiyorum – bu şarkı da diğerleri kadar tutkulu ve sevecendi. Senin sadece havlayan köpek sesleri çıkardığını biliyorum, ama bunun nereden geldiğini de biliyorum. Ve insanların bunu kabul etmemesini anlıyorum, ama ben kabul ettim. (kahkahalar) Ve senin burada aslında ne yaptığını bildim. Sen kalbinle hareket ettin. Sen, nasıl yapacağını bildiğin şekilde, kendi biçiminde ifade ettin.</p>
<p>Böylece, hepinize candan teşekkürler, ve burada herkesin önünde şöyle bir ricam olacak, şarkılarını göndermiş olanlar – ilk üç şarkı dediğiniz, ama ben buna bu şekilde bakmaktan hoşlanmıyorum – sizlerin Breckenridge’e gelip tüm Şambra için şarkı söylemenizi isterdim. Ve aslında herkes… ay, Linda, senin bu konuda biraz kaygılandığını biliyorum, ama bugün sana başka sürprizlerim de var, onun için bunu berbat etme. (kahkahalar) (Linda, “Şaraba şimdiden başlasak belki iyi olur” der) Senin için kesinlikle, çünkü bu oturum daha bitmeden ona herhalde ihtiyaç duyacaksın, ama… (kahkahalar) Ama ben şarkı yaratmış olan herkesi davet etmek istiyorum… Temmuz’daki toplantımızda bu şarkıları ifade etmenize ve tüm Şambra’yla paylaşmanıza özel bir zaman ayrılmasını isterdim. Ben gerçekten yarattıklarınızı seviyorum. (Linda, “Bu bana uyar” der.) Dur hele, dahası var. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Böylece sevgili Şambra, bugün birkaç konuğumuz var. Bunu kısa tutmak istiyorum – istiyorum da becerebilir miyim bilmiyorum. (kahkahalar) Ama bunu kısa ve öz tutmak istiyorum diyelim, çünkü  birlikte olacağımız bu sayılı oturumlarda ne konuşacağımı  düşünüyorum. Ve ben bunu kulübemin sessizliği ve huzuru içinde düşünüyordum. Ne söyleyeceğim? En önemli şeylerden bazısı olarak gördüklerim hakkında konuşmak için sadece bu ve bir Şaud’um daha var. Size ne bırakıp da gidebilirim? Sizin için ve aynı zamanda Sam için önemli olan şeyler nedir? Böylece bunu kısa ve öz tutmak istiyorum ki yorulmayasınız. Bugün dikkatinizi bana vermenizi isteyeceğim. Biliyorum, bazen dalıp gitmek eğilimindesiniz, ama bu Şaud’da dikkatinizi bana verin. (Burada) var olun. Biz enerjlerimizi genişletiyoruz. Bu, kendimizi kısıtlıyoruz anlamına gelmiyor, bu, şu anda var oluyoruz anlamına geliyor.</p>
<p>Günün Konukları</p>
<p>Ben, tüm konuklarımızı içeriye davet ederek başlamak istiyorum. Herşeyden önce, burada, Coal Creek’de olan herkes. Şu on yılda bu bölgede birlikte ne muhteşem bir enerji yarattık. Bu enerji burada gelişip büyümeyi sürdürecek, yalnızca Şambra için değil, ama Coal Creek Canyon, Colorado’ya gelen herkes için. Başkaları gelsin ve tadını çıkarsın, onlar için burada bıraktığınız potansiyelleri hissetsin ve anlasın diye buraya ne güzel bir enerji yerleştirdiniz.</p>
<p>Bugün bizi online dinleyenleri çok özel konuklar olarak buyur ediyorum. Biliyorum, bazen gerçekten burada olmadığınızı hissediyorsunuz, belki bir adım ya da bir nefes ötedesiniz. Ama bugün enerjinizin gerçekten buraya katılmasını istiyorum. Ben evlerinizde ve ofislerinizde de sizinleyim. Ama bu sefer, o derin nefesi alarak boyutlararasına girin ve gerçekten buraya gelin, bu güzel Şambra grubuyla ve onların güzel yemekleriyle, tüm o güzel enerjileriyle bugün birlikte olun. Gerçekten, kendinizi doğrudan Coal Creek Canyon’a soluyun ve bugün bizimle olun, çünkü bu özel bir toplantıdır.</p>
<p>Bunu sonradan okuyacak ya da dinleyecek olanlar, zamanı ve mekanı aşıp siz de gerçekten burada olabilirsiniz. Çok yerimiz var, bizim fiziksel bir alana ihtiyacımız yok. Şambra’nın doğduğu, Şambra’nın –başlangıçta çok küçük bir Şambra grubunun – daha önce birlikte yolculuk ettiği, Atlantis’ten, Eski Mısır’dan, İsrail’den ve Yeshua zamanından ve ondan beri de daha birçok yaşamdan tanıdığı dünyanın her yanındaki varlıklara bir mesaj gönderdiği bu Coal Creek Canyon enerjisinde olmanıza izin verin. Gönderilen mesaj, toplanma çağrısıydı.</p>
<p>Önce bunu sadece kaydettiler, ve sonra metni web sitesine koydular. Sonra, Cebrail’in suruna (borusuna) benzeyen ama Yeni Enerji versiyonu olan bu çağrıyı dünyanın her yanına iletebilmek amacıyla canlı audio haline getirdiler. Ve en sonunda hem audio hem de çoğu kez video olarak dünyaya yayıldı.</p>
<p>Böylece biz hepinizi, bunun doğduğu ve gelişimini sürdüreceği yere enerjilerinizi getirmeye davet ediyoruz. Siz de enerjinizi katın. Bugün burada fziksel olarak oturan Şambra’yı hissedin. Ben, Tobias’ın, Norma ve Garret dediğiniz Aandrah ve On’un, Eesa’lı Linda’nın enerjilerini hissedin. Bugün hepimizi hissedin. Bizimle birlikte burada olun. Siz ayrı tutulmuyorsunuz. Hemen buradasınız.</p>
<p>Bugün özellikle, geçen haftasonu Auckland, Yeni Zelanda’da biraz zaman yolculuğu yaparak boyutlararası genişleyen bir grubun enerjilerini buraya davet etmek – ya da zaten burada olan bu enerjileri onaylamak istiyorum. Bu grup, zaman dediğiniz şeyde ileriye gitmek için kendisine izin verdi, ama bu aslında deneyimde ileri gitmekti. Sonuçta, zaman yoktur, herşey deneyimle ilgilidir; ve siz bu anlayışla zaman ve mekanı aşabilir, ve deneyim yoluyla ve onun tüm potansiyelleriyle kendinizi farklı bir zaman dediğiniz yerde bulabilirsiniz.</p>
<p>Böylece bu grup kendini açtı, ve asıl toplantı olmadan çok önce buraya ziyarete geldi. Ama onlar şimdiden tümüyle oluşmuş bir potansiyeli ziyaret ediyorlardı. Bu potansiyeli sadece birkaç şey bozabilirdi, ama bozmadı. Böylece bu potansiyel meyvesini vermeye başladı, ve siz burada kendinizle buluşuyorsunuz. Auckland’deki o toplantıya katılan ve şimdi bizi dinlemekte olan ya da sonradan okuyacak olanların çoğu, siz zamanı ve mekanı aşıp kendinizle buluşuyorsunuz. Ve işte buradasınız. Ve biz de sizin (buradaki) varoluşunuzu onaylamak istiyoruz. Varlığınız burada çok hissediliyor.</p>
<p>Ben ayrıca, özel konuğum olarak, Sam’in enerjisini de buraya davet etmek istiyorum. Sam şu anda evde oturuyor – oldukça sıkıcı bir gün, anne ve babası başka şeylerle meşgul – ve o tek başına odasında. Şu an sadece enerji hissediyor. Son zamanlarda bazı çok alışılmadık duyumsamalar yaşadı, garip şeyler hissetti, ve… eh, siz öyküyü herhalde biliyorsunuz. Ona gelen bu hislerden başkalarına söz etmeye kalktığında, ona garip garip baktılar. Anne ve babası kesinlikle ondan uzak durmaya çalışıyor. Okuldaki arkadaşları ona gülüyor. Tanıdığı bazı başka yetişkinler ona sempatiyle ama… ah, o zavallı çocuğa sempati ve keder dolu gözlerle bakıyorlar. Böylece o şu anda sadece yatağına uzanmış enerji hissediyor. Ve şu anda bizi hissediyor. Bir yuva duygusu ve bir bağlantı hissediyor, ve bir anlamda onun Benliği olan, ama bir anlamda da kendisi olmayan ben, Tobias’ın enerjisini hissediyor. Böylece, o bizimle bağlantı kuruyor. Buradaki enerjileri inceliyor.</p>
<p>Ve siz bunun da nasıl bir şey olduğunu biliyorsunuz. Bir bağlantı hisseder, ama nedeninden emin olmazsınız. Kapının açık olduğunu hisseder, ama içeri girmeniz gerektiğinden emin olmazsınız; ve işte Sam bugün aynı durumda. Böylece, sevgili varlık, seni ailemize, Şambra ailesine, öğretmenler ailesine, Yeni Enerji öncüleri ailesine buyur ediyorum, çünkü sen de onlardan birisin. Gel ve (bizi) ziyaret et, ve uyanık kalmaya, tetikte olmaya çalış. Uykuya dalmamaya çalış.</p>
<p>Ben bugün çok özel bir grubun enerjilerini de buraya davet etmek istiyorum. Birçoğunuz, rüyalarınız ve derin düşünceleriniz sırasında ya da dalıp gittiğinizde bu grupla deneyimler yaşadınız; o bağlantıyı hissediyorsunuz. Bugün grubumuza Camelot enerjilerini davet etmek istiyorum – Kral Arthur, Guinevere, Lancelot ve tüm oyuncularla karakterlerin geri kalanını. Bu, arketipsel bir enerjidir, yani bir örnek olduğu anlamına gelir. Bu, keşfetmemize yardımcı olan bir yoldur. Hepimizin içinde bir Kral Arthur biraz vardır, gerçi sizin gerçek diyeceğiniz Kral Arthur varolmuştu – ha, şimdilerde elbette öyküleştirilmiş ve efsaneleştirilmiş haldedir – ama bu varlık vardı, gerek burada Dünya’da gerekse başka alemlerde. Bu, insanlık için çok, çok önemli bir öyküdür. Çok önemli bir öykü, ve bugün konuşacağımız şeylere bağlanır. Böylece, sizin de bir parçanız olan bu enerjileri – Arthur, Guinevere, Lancelot, Morgaine ve tüm diğerlerini – buraya buyur edelim. Bugünkü toplantımıza Camelot’u buraya davet edelim.</p>
<p>Böylece, burada olan tüm konuklarımız için derin bir nefes alalım. Bırakalım, genelde yaptıklarından biraz daha yakına gelsinler.</p>
<p>Hatırlatmalar</p>
<p>Böylece sevgili Şambra, biz bu şekilde yaklaşık on yıldır toplanıyor, tüm bu enerjileri birleştiriyoruz. İlk dizilerde sizin ders dediğiniz şeylerden geçtik. Sonra bunu bıraktık ve Şaudlar oluştu. Artık derslere ihtiyacınız yoktu. Bir Şaud, hepimizin enerjilerinin bir derlemesidir. Bir grup dinamiğidir, ama aynı zamanda çok da bireysel bir dinamiktir.</p>
<p>Biliyorum, kendinizi bu Şaudlarda duyabiliyorsunuz – onları gerçekleştirdiğimiz an olmasa da, daha sonra dinlediğinizde. Bu Şaudlarda kendi sesinizi duyabiliyor ve kendi deneyimlerinizi hissediyor ve biliyorsunuz, çünkü siz Şaudların yaratılmasına yardımcı oldunuz. Bu Şaudlar, yalnızca size değil, ama ister bu dünyasal varoluşta ister Yeni Dünya’da okusunlar, birçok başka insana hizmet edecek bir bilgi kütüphanesi yaratıyor.</p>
<p>Ama biz inanılmaz bir bilgi birikimi yarattık. Şaud, sizin yolculuğunuzun tarihidir. Biz tüm bu meydan okumalardan ve zorluklardan ve cefalardan ve sevinçlerden ve kutlamalardan ve yaşamın yeniliklerinden geçerek, bunca yıldır sanki birlikte bir kitap yazdık ya da bir oyun yarattık.</p>
<p>Bu Şaudlarda duyduklarınız ve birlikte deneyimlediklerimiz, yeni değildir. Yeni değildir. Biz yeniliklerle uğraşmıyoruz, anlıyor musunuz. Kırmızı Meclis, yeni bilgi gereksinen insanlarla  uğraşmaz. Bu yüzden dünyanın her yanında türlü türlü kanallık yapan ya da esinlenen insanlar var. Bazen bize soruluyor, “Neden Tobias ya da Saint Germain’in mesajı, başka bir aracının ya da başka bir varlığın ya da meleğin mesajından farklı oluyor?” Çünkü bunların her biri belirli bir grupla ve belirli bir odakla, belirli bir enerjiyle uğraşıyor. Bizimki asla yeni yeni spiritüel gelişime açılanlarla uğraşmak olmamıştır – hiç olmamıştır.</p>
<p>Kırmızı Meclis olarak bizim işimiz, bizim rolümüz, buraya gelip zaten bildiğiniz şeyi size hatırlatmaktı, ama bunu Yeni Enerji bağlamında sunmaktı. Bizim işimiz, Dünya ve kitle bilinci enerjilerine çok, çok battığınızda devreye girmekti, sizin için Gülün Tohumu (Gülün Meyvesi) olmak amacıyla, zaten bildiğiniz şeyi hatırlatan olmak amacıyla devreye girmekti.</p>
<p>Ama bu 3B varoluşunun yoğunluğuna kapılmak kolaydır. Ben bunu Sam’le bütünleşirken her an giderek daha çok fark ediyorum. Savunmasız ya da incinebilir olmayacağımı sanıyordum. (yoğun kahkahalar) Bildiğimi sandığım herşey ve yaşadığım tüm o hayatlar yüzünden bundan nasıl sakınacağımı bildiğimi düşünüyordum. Aslında bu konuda kendimle gurur duyuyordum, ama şimdi kendimi bunun içinde buluyorum.</p>
<p>Geçenlerde bir gruba da dediğim gibi, ben bir tür meleksel bir Alzheimer’e yakalanıyorum (kahkahalar) ve şimdi, bu enerjilere yakalanmanın ne anlama geldiğini, öncesine göre çok daha derin bir düzeyden anlıyorum. Doğal doğum sürecini baypas ederek – yani Saint Germain’in doğum sürecinden konuşurken sözünü ettiği o tünelden geçmeyerek, kabuk bedenimi akıllıca yaratarak, doğru zaman gelene dek ondan biraz uzak durarak, ve sonra da sadece, eh, enerjilerimi o bedene geçirip (aşılayıp) yüzümde büyük bir gülümsemeyle dolanarak (kahkahalar) sistemi kandırabileceğimi düşündüm! Hâlâ yüzümde büyük bir gülümseme var, ama bazen şaşkın bir ifadem oluyor, ve Dünya üzerinde yaşam denen bu şeyi yeni bir biçimde takdir etmeye başlıyorum.</p>
<p>Bunda belli bir sevinç var. Yoğunluğu hissedip içinde olmada, onun ortasında olmada muazzam bir deneyim var. Size söyleyeyim, Dünya’da hissettiklerinizi ve deneyimlediklerinizi başka hiçbir yerde – yaratının, gidebileceğiniz hiçbir yerinde – yaşayamazsınız. Çünkü bu tür enerjisel bir çekim yalnızca fiziksel bedeninizi Dünya’ya çekmekle, düşmenize engel olmakla kalmaz, bir spiritüel çekim de vardır. Ve bu, kitle bilincinin örtücü-katmanlarına eklenir. Yani buraya gelip de unutmak çok, çok kolaydır. Bizim Kırmızı Meclis olarak görevimiz, zaten bildiklerinizi size hatırlatmaktı.</p>
<p>Spiritüel gelişim sürecinizi başlatmak değildi. Siz bu sürece çok, çok uzun zaman önce girdiniz, Dünya’daki çoğu insandan önce. Uzun, çok uzun bir zaman spiritüel topluluklarda bulunmak gibi bir tarihe sahiptiniz. Hatta Dünya’ya gelmeden önce bile ruhunuzla ilgili, meleksel ruhunuzla ilgili bir şey vardı. O, bu spiritüel bilince diğerlerinden (diğer insanlardan, diğer varlıklardan), alışılmıştan daha fazla ilgi duyuyordu, ve siz bunu beraberinizde Dünya’ya getirdiniz, ve o zamandan beri de bunu inceliyor ve peşine düşüyor ve yaşıyordunuz.</p>
<p>Şambra dediğimizin büyük bir yüzdesi ya da oranı, modern çağın, son 2000 yılın kiliselerini kurmada rol aldı. Ama sizler, farkında olduğum herhangi bir başka spiritüel ya da dinci gruptan daha çok gerçekleştirdiniz bunu. Oysa bu şimdi size çekici gelmiyor.  Böylece sizler öğretmenler ve öncülersiniz, ve biz de sadece size hatırlatmak için buradayız. Biz, buraya gelmekte olanlara öğretmiyoruz. Bunu yapan başkaları var. Biz yalnızca bir hatırlatıcıyız. Biz, uzun, çok uzun süre sözünü ettiğimiz o Gülün Tohumu’yuz.</p>
<p>Adamus geldiğinde bu değişecektir, gerçekten de. Sadece kimlik değil, amaç da. Size, kim olduğunuza ilişkin hatırlatmalar olacak, çünkü gördüğümüz o ki, bu hep önemini koruyor; siz bu yoğunluk içinde uğraştığınız sürece hep de önemini koruyacak.</p>
<p>Ben burada birkaç gözlemde, belki öngörüde bulunacağım. Ben Tobias gittiğimde, siz Şambra enerjisinde bir değişim hissedeceksiniz, ve bazıları gidecektir. Ve bu büyük bir olasılıkla iyi bir şeydir, burada istenmediğiniz için değil, ama bazılarınız biraz dinlenmeyi gereksinecek. Bazılarınız bir boşluk hisedecek – ben, Tobias yüzünden değil, sadece bir boşluk – çünkü Şambra bilincini değiştiriyor. Kırmızı Çember ve Şambra’yla olan zamanınızın dolduğunu söyleyeceksiniz, ve bu büyük bir olasılıkla iyidir. Biraz dinlenme ihtiyacı duyacaksınız. Geri dönecek olursanız, ve belki de geri dönme potansiyeliniz yüksektir, ama o zaman farklı geri geleceksiniz – artık bir öğrenci  olmayacaksınız, ki aslında zaten değildiniz. Artık bilgi ve sezgi için başkalarının peşine düşmeyeceksiniz, çünkü zaten bildiğinizi anlamaya başlayacaksınız. Evet, arada bir ya da sık sık hatırlamak amacıyla biraraya geleceksiniz, ama bilincinizi çok, çok farklı bir biçimde katmak için farklı bir biçimde geleceksiniz.</p>
<p>Saint Germain, küçük ya da büyük, bir grubu Yeni Enerjiye taşıyacak. Ya da bunu belki farklı şekilde söylemeliyim –  onu (Yeni Enerjiyi) aslında nasıl getireceklerini anlamalarına yardımcı olacak. O artık zihinsel bir kavram olmaktan çıksın diye; artık gizemli (ezoterik) ya da sizin dışınızda bir şey olmaktan çıksın diye. Ama Saint Germain, onu getirmek için, basitliğinin ve gizemlerinin anlaşılması için, aslında onunla nasıl çalışacağınızın anlaşılması için, bir grupla çalışacak.</p>
<p>Bu zor olacak. Çok zorlayıcı olacak, çünkü Yeni Enerji hiç titreşimsel enerji gibi çalışmaz. Yani, sadece daha iyi bir insan ya da daha güçlü bir insan olmak ya da adına her ne diyorsanız, eğilimi olacaktır ama, Yeni Enerji bunu aşacaktır. Bazılarınız şimdiden bunu hissediyor. Buna hazır olup olmadığınızdan ya da bunun bir parçası olmak isteyip istemediğinizden ya da bir süreliğine başınızı alıp gitmek, ya da belki kendi grubunuzu kurmak isteyip istemediğinizden emin değilsiniz. Ve bu şeylerin hepsi de çok, çok uygundur.</p>
<p>Demek istediğim şu; zamanın önünüzdeki birkaç ayında, ya da daha uzun bir süre, bu enerjileri – bir şeyin değiştiğini neden hissettiğinizi, içinizde neden farklı hissettiğinizi – hissetmenize izin verin. Bu konuda zihinsel olmayın. Onu hissetmenize izin verin, ve eğer başınızı alıp gitme çağrısını hissedecek olursanız, çağrıya kulak verin. Onun peşinden gidin. Şambra’nın Adamus ile gelişiminin bir parçası olma çağrısını hissedecek olursanız da bu çağrıya kulak verin. Bunun bir parçası olun.</p>
<p>Böylece, derin bir nefes alalım…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Sorumluluk Kimde?</p>
<p>Son zamanlarda yaşamınızda, özellikle de son Şaud’dan beri olup bitenlere geçiyorum. Ve bu enerji devam edecek, benim ayrılmamla ilgili etkinlik yüzünden değil, ama hepimiz Şambra olduğumuz için ve hepimiz bir bilinç yarattığımız için. Bu enerji herhalde yaz sonuna kadar sürecek.</p>
<p>Şu ara yaşamınızda olup bitenlerin büyük bir bölümü – yaşamınızdaki bazı zorlayıcı noktalar, sizin dışsal meydan okumalar diyeceğinizin bazısı – şu ara meydana gelen şeylerin büyük bir bölümü ve yaz sonuna kadar da devam edecek şeyler, size gelen, suratınıza bakan ya da bazen kaçmaya çalışan size ayağını uzatıp çelme takan, ama aslında size, yaşamının yaratıcısı gerçekten Sen Misin diye soran enerjilerdir. Patron gerçekten sen misin? Sahip gerçekten sen misin? Yönetici, İdareci gerçekten sen misin?</p>
<p>Şimdi, birlikte başladığımızdan beri bundan söz ediyoruz – Yaratıcı Dizisi’nde ve hatta öncesinde. Bu anlayışı, bu kavramı biliyorsunuz. Sözlerin tümünü biliyorsunuz, ama bu şimdi gerçekliğinize geliyor. Veçhelerinizin enerjileri size soruyor, “Burada gerçekten yönetici sen misin, yoksa sadece öyleymiş gibi mi davranıyorsun? Gölgelere geri düşmeye çalışıyor musun?”</p>
<p>Son zamanlarda birçoğunuz fiziksel sorunlardan geçtiniz ve neler oluyor diye merak ettiniz. Ve biraz panikliyor, sonra da duygusal ve zihinsel oluyorsunuz. Bu her zaman iyi bir karışım değildir – yani duygusallık ve zihinsellik. Çok güçlü bir kokteyldir, çünkü bakın, duygusallaşıyorsunuz ve bu sizin içinizde taşkınlığa varan farklı bir yerden iş görüyor, ve bunu zihinle de birleştirince artık o basit yanıtı göremez oluyorsunuz. Hemen önünüzdekini göremiyorsunuz. Göremiyorsunuz… bunların hiçbiri karmaşık değildir ve siz de bunu biliyorsunuz. Bunların hiçbirinin karmaşık olmadığını biliyorsunuz. Bu aslında oldukça basittir.</p>
<p>Ama boğazınıza ve sesinize neler oluyor diye merak ediyorsunuz. Eh, bilirsiniz – bunu size söylememiz gerekmiyor ama yine de söyleyeceğiz – sizden kendi gerçekliğinizi dile getirmeniz isteniyor. Elleriniz neden artrit varmışçasına ağrıyor? Bu artrit değildir. Ve doktor da size bunu söylemişti, ama siz artrit olduğuna inanmak istiyorsunuz. Doktor tabii kendi düşüncelerine sahip, “İşte, yine böyle biri.” Ve ellerinizin gerçekten ağrıdığını anlamaz, ve sizi nazik bir biçimde defetmek için de bir reçete yazar.</p>
<p>Bacaklarınızda ağrılar olabilir ya da bedeninizin içinde birşeyler oluyordur. Şu ara bu şeylerin tümü, içinden geçtiğiniz bu şeyler – biliyorum binlerce bahaneniz var, ve sürekli bana soruyorsunuz, ve ben de size söylüyorum, ama o an sanki sesi kısıyorsunuz – bunlar bedeninizin size sorduğu meselelerdir, Sorumluluk Kimde? Yaratıcı kim? Bu bedeni kim yönetiyor? Fiziksel bedenin için seçimleri kim yapıyor?</p>
<p>Ve siz çektiğiniz o fiziksel ağrılar için okuduğunuz, bildiğiniz her türlü nedeni sıralıyorsunuz; hatta şunu bile söylemek eğilimindesiniz, “Acaba ruh bana ne söylemeye çalışıyor?” Hiçbir şey (söylemeye çalışmıyor). Şimdi, “Farketmez” bildirimin hemen yanına bir de şu bildiriyi koyacağım, “Ruh’un umurunda değildir.” (kahkahalar) Gerçekten değildir. Ruh sizi yalnızca sever. Hepsi bu. Kendinize ne tür bir deneyim verdiğinizi, bedeninizin nelerden geçtiğini hiç umursamaz. Bu, Ruh’un kayıtsız olduğu anlamına gelmez. Ruh sizi sadece sever, size şefkat besler, o kadar ki, yaşamak istediğiniz herşeye, seçtiğiniz herşeye izin verir.</p>
<p>Böylece, bedeninizde sorunlar var, ve bazılarınızın da yaşamında  başka sorunlar vardı. Standart olanları ele alalım – ilişkiler, para, nerede yaşamak istediğinizden emin olmamak, ne yapacağınızdan emin olmamak – hepiniz bunların neler olduğunu biliyorsunuz, ve bunlar sanki şu anda size geliyor, bakıyor ve “Pekâla, ne yapmak istiyorsun?” diyor.</p>
<p>Bakın, ben buna özellikle de şimdiden sonra yaz sonuna kadar olan dönemde bakmanızı istiyorum. Sorunların çoğu – hepsi diyeceğim ama bazı istisnalar olacağını biliyorum – ama şu ara size gelip de bedeninizde, zihninizde, sizin dışınızda ortaya çıkan sorunların çoğu, şununla ilgilidir; yaratıcı, yönetici, sahiplenmeye, sorumluluk almaya hazır mısınız? Ve şu ara olanlar budur. Evet, biraz abartılı (bir halde ortaya çıkıyor) çünkü şu anda dünya biraz çıldırmış halde. Dünya kendi sorunlarını yaşıyor. İnsanlar çok önemli bir değişimden geçiyorlar, ve bu da sizin kendi sorunlarınızı büyütüyor.</p>
<p>Ama bakın, bir anlamda saat işliyor, ve siz de bunu biliyorsunuz. İçinizdeki bir şey bunu biliyor. Tik tak. Tik tak. Ve biliyorsunuz ki yaz sonunda… ben burada tam tarihi vermek istemiyorum, ama yaz sonunda, ki bu çoğunuz için Ağustos’un sonuna, Eylül başına doğru olacak, bir çağrı alacağınızı biliyorsunuz – iile de bir telefon çağrısı değil ama. (kahkahalar) Ama bir çağrı alacaksınız, ve bu çağrı Kırmızı Meclis’ten ve Adamus’tan ve onun şimdiden sıraya koyduğu bazı diğer varlıklardan gelecek; ve önceleri Metatron olarak bilinen, şimdilerde Yoham dediğimiz  – müzik grubu Yoham değil, varlık Yoham – ve sizin Ruh’unuzla olan bağlantınızı temsil eden varlığın enerjileri gelecek. Bu çağrıyı aldığınızda, size şöyle diyecek, “Peki şimdi ne olacak? Şimdi ne olacak? Neyi seçiyorsun? Kendinin gerçekten yaratan olmasına izin verecek misin, yoksa bunu başın derde girdiğinde kendini pasifize etmek için kullandığın güzel sözler olarak mı kullanacaksın?”</p>
<p>Mutlak bir cesarete sahip olmaya hazır mısın? Mutlak cesaret, çünkü Adamus sizi farklı bir enerjiye götürecek, ve bu yol güçsüz bir kalbe ya da zayıf bir ruha göre değildir. Bu yol kurban olanlara, şikayet etmekten hoşlananlara göre değildir. Ah, bu gerçekten zorluklara ve sıkıntılara katlanabilenler içindir. Bu, hafif ve havai perilere göre de değildir. Bu, sizin gibi yiğit, dayanıklı melekler içindir. Her gün şeker ve şerbetle pohpohlanmayı gereksinenlere göre değildir, çünkü bunlar apayrı bir gruptur.</p>
<p>Adamus’un sizinle birlikte gideceği yer, yalnızca gerçek yaratanlar içindir. Ve o, benim size olduğum kadar hoşgörülü ve sevecen olmayacaktır. (kahkahalar) Biliyorum, bunu sonradan dinleyecek, ama… aynı tatlı dile, yumuşak, rahatlatıcı duyguya sahip olmayacaktır. (yoğun kahkahalar, Tobias kıkırdar) Böylece, bir çağrı alacaksınız – “İlerlemeye hazır mısın?”</p>
<p>Böylece, şimdiyle o zaman arasındaki tüm deneyimler sizi buna götürecek, ve bu gerçekten basittir. Çok basittir, Şambra’yla birlikte yaptığımız sondan iki önceki bu Şaud’da size soracağım ya da belki de bildireceğim şey şudur, gerçekten bir yaratan olmak istiyor musunuz? Bunu yanıtlamadan önce, bunu yanıtlamadan önce… kulağa hoş geliyor, öyle değil mi? Ama ben size bazı çekince ya da önkoşulları söyleyeyim – Cauldre’nın az önce sözünü ettiği önkoşulları. Kimseyi suçlayamazsınız. Bu, işe yaramaz. Aslına bakarsanız, (suçlama) size karşı çalışacaktır. Parmağınızı başkasına doğrulttuğunuzda yalnızca kendi benliğinizin kafasını karıştırırsınız. Kendi enerjinizi bölersiniz, ve o parçalara ayrılarak başka yerlere gider.</p>
<p>Bir yaratan olarak tüm sorumluluğu almanız, başarısızlık olarak nitelendireceğiniz şeyleri de kabul etmeyi öğrenmek demektir. Bunlar aslında başarısızlık değildir, bunlar deneyimdir. Her deneyim güzel bir şeydir, ama yapmaya çalışacağınız belli şeyler olacak ve  bunları yaptığınız için de düşeceğiniz (zamanlar olacaktır). Yapmaya çalışacağınız ve dışsal dünya tarafından zaman zaman başarısızlık olarak algılanacak belli şeyler olacak. Ve dışsal dünya sizinle alay edebilecektir. Gerçi şu anda da bunu nasılsa yapıyorlar ama, biraz daha fazlasını daha uzun süre yapacaklar.</p>
<p>Yeni Enerjideki bilinç gibi, bu kadar yeni bir şeyle çalışmak zordur. Ve şu anda Dünya’daki ölçüm sistemleri, ki bunlar ister fiziksel özelliklerin ya da fiziğin ya da bilincin ya da başarının özellikleri olsun, bu ölçüm sistemleri, Saint Germain’in sizi götüreceği Yeni Enerji için uygulanamaz. Bu da bazen başarısızlık olarak algılanacak ve sizin moralinizi bozacak ya da üzecektir.</p>
<p>Ve bazılarınız bunu şu anda deneyimliyorsunuz. Nasıl bir şey olduğunu biliyorsunuz. Buna çok sinir olabilirsiniz, çünkü işliyormuş gibi görünmüyor, ama ben sizinle aynı fikirde değilim. Sizden rica ediyorum, farklı bir yerde, farklı bir bilinç açısında durun ve gerçekte nelerin olduğuna bakın, çünkü bu bir başarısızlık değildir. Siz, Yeni Enerjiyle çalışmaya başlıyorsunuz. Ve biliyor musunuz – ve şu anda burada bulunan birkaç kişiye konuşuyorum – öylesine sinir oluyorsunuz ki havlu atmaya hazırsınız, ama atmayın – tabi bu kendi sorumluluğunuzu, kendinizi sahiplenmenizi, kendi yaratıcılığınızı kabul etmek adına atılan bir havlu değilse.</p>
<p>Sizden, kendi yaşamınızın mutlak yöneticisi olmanız istenecek, ve bunu yaptığınız zaman, bunun – geçen ay sözünü ettiğimiz gibi – yazgınız olduğunu söyleyemezsiniz. Kötü bir karmaya sahip olmak, kötü bir aileye doğmak gibi durumları suçlayamazsınız. Son zamanlarda dünyayı suçlamak gibi bir eğiliminiz vardı – dünyadaki tüm bu şeyleri – ve elbette dünyayı hiç anlamadan, onun kafanızı karıştırdığını ve sizi şu ara çok etkilediğini düşündünüz. Oysa gerçek bir yaratan bunu gerçekten yapamaz. Gerçek bir yaratan kendi yaşamının tüm sorumluluğunu alır.</p>
<p>Bilinçli Bir Yaratan Olmak</p>
<p>Gerçek bir yaratan kesinlikle başka insanların yaşamıyla ilgili sorumluluk almaz, ve sizin kafanızın karıştığı nokta budur. Siz onların birlikte-yaratanı olmak istiyorsunuz ama, aslında olamazsınız. Birlikte-yaratım – gerçek birlikte-yaratım – yalnızca, mutlak bilinçli yaratanlar olan iki varlık arasında gerçekleşebilir. Bilinçli yaratıcılar. Başka bir deyişle, onlar bunu sadece düşünmez, ama bilir ve gerçekleştirir de.</p>
<p>Böylece, birlikte-yaratmaya çalıştığınızda ya da, bazılarının deyimiyle, onların yaşamına burnunuzu soktuğunuzda (kahkahalar) (Tobias güler) … bu, ‘kendi işine bak’ demenin güzel bir yolu değil mi? ….(ama bunları yaptığınız zaman) enerjiniz yine dağılır ve bölünür. Şimdi bu, sevgili varlıklar, bu, onların yaşamına ilgi göstermeyin ya da onları sevmeyin anlamına gelmez. Onlara şefkat duymuyorsunuz anlamına gelmez, ama onların yaşamlarını onlar adına idare etmeye kalkmamak anlamına gelir.</p>
<p>Çocukları olanlarınız gerçekten neden söz ettiğimi biliyor – bilmeli. Bir ilişki içinde olup da – nasıl demeli – yumuşak bir biçimde eşini, partnerini yönlendirmeye, idare etmeye çalışanlarınızın, evde kendilerine bir bakmasını istiyorum. Herşeyden önce, bir başkası bilinçli bir yaratan olmadıkça idare edemez ya da birlikte-yaratamazsınız. Siz Ruh ile birlikte-yaratmaktan söz ediyorsunuz. Ruh, bilinçli bir yaratıcıdır. Ruh sizin içinizdedir. Şimdi sizin yükselip o bilinçli yaratan olma zamanınızdır.</p>
<p>Bu Şaud’da vurgulamak istediğim şudur, kavramların ötesine geçip, güzel lafların ötesine geçip, yaşamınızın mutlak yöneticisi olmak zamanıdır.</p>
<p>Şimdi diyorsunuz ki, “Ama Tobias, ben bunu denedim ve bir işe yaramıyor.” Çünkü hâlâ başkalarının sizi etkilemesine izin veriyorsunuz, ve hâlâ bazı eski inanç sistemlerinin sizi etkilemesine izin veriyorsunuz. Ve diyorsunuz ki, “Ama biliyor musun, bunu gerçekleştirmek çok zor.” Ben sizinle aynı fikirde olmaya yatkınım, çünkü şu ara ortalık epey zorlayıcı, çünkü bir dolu dışsal değişken var, ama bu, bunu gerçekleştiremeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Aslında şu anlama geliyor, sadeleşin. Sadeleşin. Sadeleşmeyi sürdürün.</p>
<p>Biliyorum, bazılarınız yaratıcılık yetenekleri dediğiniz şeyle ilgili büyük hayal kırıklığı içindesiniz, o kadar ki, bundan neredeyse tümüyle vazgeçmiş haldesiniz. Dediniz ki, “İşe yaramıyor. Denedim.” Diyorsunuz ki – tekrarlıyorum, biz bu tartışmaları yaptık – diyorsunuz ki, “Tobias, ben bütün Şaudları okudum; peki hayatımda neler oluyor?”  Onları okudunuz, ama onları kendi sözleriniz olarak kabul ettiniz mi? Benim sözlerim olarak değil. Bir yaratan olacağınızı değil de, yaratan olduğunuzu kabul ettiniz mi?</p>
<p>Aslında yaşamınızın her bir kısmının – beden, zihin ve ruh – yöneticisi olduğunuzu kabul ettiniz mi? Yoksa hâlâ karmanızı, geçmiş yaşamınızı…ah, veçhelerinizi mi suçluyorsunuz – herşey için veçhelerinizi mi suçluyorsunuz? Bunu yaptığınız zaman, artık yönetim sizde değildir. Diğer herkesin sizin adınıza yönetmesine izin veriyorsunuzdur. Diğer herkesin hayatınızı idare etmesine izin veriyorsunuzdur. Ama saatin tik taklarıyla zaman azalırken onlar – aileniz ve arkadaşlarınız, iş arkadaşlarınız, bedeniniz, zihniniz ve ruhunuz, veçheleriniz – yaşamınızla ilişkili olan herbir parçanız şu anda size geri geliyor ve şöyle diyor, “Yönetici sen misin? Yaratan? Sahip? Kararlar alacak ve seçimler yapacak olan sen misin?” Ve siz emin değilsiniz. Siz gerçekten emin değilsiniz.</p>
<p>Emin değilsiniz, çünkü bunun nasıl bir şey olduğunu ya da nasıl gerçekleştireceğinizi bilmiyorsunuz – sanıyorsunuz. Ama aslında biliyorsunuz. Emin değilsiniz, çünkü kitle bilincini aşıp aşamayacağınızı bilmiyorsunuz ya da hatta geçmiş yaşamlarınızı, eski tarzlarınızı aşıp aşamayacağınızı bilmiyorsunuz. Böylece, başkalarını suçladığınız o eski alışkanlığa geri dönüyor, saklanıyorsunuz. Saklanmak – artık işe yaramayacaktır. Bunu da denediniz. Dünyadan kaçıp uzaklaşmaya çalıştınız – ki bu birçok açıdan harika bir şeydi, çünkü kendinizle başbaşa kaldığınız bu zamana ihtiyacınız vardı. Ama kendinizle kaldığınız zamanlarınız oldu. Tanrı bilir, kendinizle başbaşa kaldığınız zamanlarınız oldu, ve şimdi zamanın hızla geçtiğini hissedebiliyorsunuz. O olağanüstü değişimi ve onun potansiyelini hissedebiliyorsunuz, onun beklediğini ve, “Şimdi ortaya çıkmaya hazır mısın? Bir yaratan olmaya hazır mısın – yalnızca düşünmek değil de onu gerçekten gerçekleştirmeye hazır mısın?” dediğini hissedebiliyorsunuz. Yaşamınızdaki herşeyin – herşeyin – yönetimini ve sorumluluğunu almak.</p>
<p>Bedeniniz. Onun sizi aşan tıbbi bir karmaşa olduğu düşüncesinden ya da tutumundan vazgeçin. Bedeninizin nasıl çalıştığını bilmediğinizi düşünerek ve bir şekilde kendi başına çalışan bir cihaz olduğunu düşünerek, fiziksel olarak kendinize gizemli bir  hava verme oyununu oynamaktan vazgeçin. Bu, sizin bir yaratan ve bir sahip olduğunuzu yadsımaktır. Garret’e sorun. O, bu deneyimden geçti, yalnızca fiziksel bedeninde değil, yaşamının her bölümünde. Yaşamının her bir bölümünde; ve en sonunda gerçek yaratan enerjisinin ne olduğunu anlamaya başladı. O mutlu olur… aslında kendi öyküsünü paylaşmaktan mutlu olmuyor, ama ben ondan kendi öyküsünü paylaşmaktan mutluluk duymasını, ortaya çıkıp ifade etmesini isteyeceğim. Bu, yaşamını yönetmekle ilgilidir.</p>
<p>Taşın İçindeki Kılıç</p>
<p>Bu mecaz, Kral Arthur’un bu öyküsü, gerçekte kendi basitliğine indirgenebilir, bir kısmı gerçek, bir kısmı uydurmadır. Ama bir kayanın ya da bazılarının deyimiyle bir mezar taşının ve içine gömülmüş bir kılıcın olduğunu biliyorsunuz. Ve kral olmak isteyen kişinin kılıcı oradan çekip çıkarması gerekiyordu, ve birçok erkek denedi. Ve onlar tüm güçlerini ve tüm kaslarını kullandılar, ama kılıç yerinden kıpırdamadı bile.</p>
<p>Ve genç Arthur çıkageldi, o zamanlar öyle güçlü kuvvetli bir delikanlı değildi, akıllı falan olmasıyla da ün salmamıştı. Arthur o kılıca doğru gitti, derin bir nefes aldı, kendi Ben Ben’im Varlığını hatırladı – başka birinin Ben Ben’im Varlığını değil, Saint Germain’inkini değil, Ruh’unkini değil, ama kendininkini – derin bir nefes aldı ve o kılıcı tereyağından kıl çeker gibi kolayca taştan çıkardı.</p>
<p>Bu mecaz basittir. Kendi sorumluluğunu almak, kendini sahiplenmek anlamına gelir. Ve kendi sorumluluğunu aldığında, o gerçeklik kılıcını kabul ettiğinde, ki kılıç aynı zamanda kendisinin &#8211; bedeninin, zihninin ve ruhunun &#8211; sahibi olarak kendisiyle ilgili tüm sorumluluğu almasının simgesiydi, kendisi için yarattığı gerçekliğin sorumluluğunu aldığında, ancak o zaman kral oldu. Mecaz şudur, o kendi sarayının kralı olmuştur. Yeniden kendini sahiplenmiştir, işte buydu. Kendini sahiplendiğinde, başkalarının da ona kral dediğini gördü. İnsanlar lider olmak için ona danışmaya geldiler.</p>
<p>Sizin durumunuza gelince, siz kılıcı taştan çekip çıkartınca, başka bir deyişle, bir yaratan olarak kendi sorumluluğunuzu üstlenmeyi kabul edince, insanların size de geldiğini göreceksiniz. Bazılarınız dedi ki, “Ama Tobias, sen demiştin ki onlar gelip kapımı çalacaklar. Onlar sözde orada olacaklardı.” Evet oradalar, kesinlikle. Ben onların enerjisini görebiliyorum, sabırla bekliyorlar. Peki siz kapıyı ne zaman açacaksınız? Kendinizin sorumluluğunu ne zaman  alacaksınız? Ve siz bunu gerçekleştirene kadar, o insanlar orada olmalarına rağmen, onları ne görecek ne de hissedeceksiniz. Onlar – onlar derken, insanlık anlamında – yeni öğretmenler, yeni bir öğretme biçimi ve yeni bir yönlendirme ya da rehberlik biçimi istiyorlar. Onlar, sizin onlara sunacağınız şeyi istiyorlar, ama önce o kılıcı taştan çekip çıkarmanız gerekiyor. Kendinizin Ben Ben’im halini kabul etmeniz gerekiyor.</p>
<p>Kral Arthur öyküsünde o ülkeyi birleştirmeyi sürdürdü. Bu, sizin kendinizi birleştirmeniz için ne harika, ne harika bir benzetmedir. Size (içinize) gelmeyi bekleyen tüm o veçheler, sizin o kılıcı taştan çıkarmanızı bekliyorlar, yönetimi, kendi Ben Ben’im halinizin tahtını kabul etmenizi bekliyorlar.</p>
<p>Lütfen, sadece kelime olarak değil. Siz bu kelimeleri kendinize söyleyip durdunuz, ama biliyor musunuz? Kendiniz bunlara inanmadı. Bir mantra gibi tekrarlayıp durdunuz, “Ben O Ben’im.” Bu ne anlama geliyor – sizin için? Ben bunun Saint Germain ve kendim için ne anlama geldiğini biliyorum. Peki sizin için gerçekten ne anlama geliyor? Yalnızca güzel bir mantra değil. Kendi kimliğinizi daha da gizlemek amacıyla kullanabileceğiniz güzel kelimeler değil. “Ben Ben’im.” Bunun sizin için anlamı nedir?</p>
<p>Arthur kendini birleştirdiği gibi birleştirdi ülkesini, tıpkı sizin de kendinizi birleştirip, her bir parçanızı yeniden biraraya getirebileceğiniz gibi. Sizin her bir parçanız geri gelmenizi istiyor, yönetici olmanızı istiyor. Artık hayatınızda bahaneler olmasın. Artık eğer’ler, ve’ler ve ama’lar yok. Artık ‘iyi de’ler yok. Artık yarınlar, şayet’ler ya da keşke’ler yok, sadece şu an var – ve bu zordur. Bu herhalde birlikte olduğumuz süreç içinde sizden yapmanızı istediğim en zor ev ödevi ya da en zor meydan okumadır.</p>
<p>Ah evet, biz bu sözleri daha önce de söyledik, ama ben bunu şimdi hemen gözünüzün önüne koyuyorum – kendi hayatınızla ilgili herşey. Eşinizi, kötü ilişkinizi, cinsel tacize uğramanızı suçlayamazsınız. Bunu artık yapamazsınız, en azından yolumuzun bundan sonrası için. İstiyorsanız bunu yine de yapabilirsiniz, ama başka bir yere gitmeniz gerekecek, ve Saint Germain de bunun için gerekeni yapacaktır. (kahkahalar) O şimdiden ayrık otlarını ayıklıyor. Yaralara bilerek tuz basıyor. Biliyorsunuz. Bunu yapıyor. Yapmaya da devam edecek, daha yeni başlıyor! Onun bazı konularından şimdi hoşlanmıyorsanız, daha sonra hiç hoşlanmayacaksınız.</p>
<p>Ve o bunu sevgiden yapıyor, sevgili varlıklar, mutlak sevgiden. Bunu göstermelik yapmıyor; bunu, bazı nasırlarınızın ve kabuk bağlamış yaralarınızın ve yara izlerinizin ve koruyucu aygıtlarınızın köküne inmek için yapıyor, çünkü o da benim kadar, yaşamın ne kadar güzel olabileceğini anlamanızı istiyor. Biz sizin ne denli egemen, mutlak olduğunuzu anlamanızı istiyoruz, ve bu mutlakiyet hemen buradadır. Başka bir yaşamın gelmesini beklemiyor. O hemen buradadır, hemen şimdi.</p>
<p>Arthur ülkesini birleştirdi; kendini birleştirdi. Onlar bir lider arıyorlardı. Onlar savaşların, çatışmaların bitmesini istiyorlardı. Onları Camelot’a, yeni bir bilince götürecek birini istiyorlardı, tıpkı sizin her bir parçanız gibi.</p>
<p>Biliyor musunuz, dün akşam tartıştığınız kişi bile… onlar sizi küçük düşürmeye çalışsalar da, düşürmüyorlar. Onlar, içinizde sizin bile görmediğiniz potansiyeli – içinizdeki ışığı, içinizdeki potansiyeli – görüyorlar, ve onun dışarıya çıkmasına izin vermiyorsunuz diye size çok sinirleniyorlar. Siz onu saklıyorsunuz. Sanki bir şey size engel oluyormuş gibi davranıyorsunuz. Sanki daha yanıtı pek bilmiyormuş gibi davranıyorsunuz, ve kendi enerjinize geri dönebilmek için koşa koşa Şaud’a gitmeniz gerekiyormuş gibi bahaneler bile kullanıyorsunuz. Oysa böyle bir gerekllik yok. Ona hemen şimdi sahipsiniz – yaratanlığa, Ben Ben’im haline, ‘bahane yok’a, hiç ama hiç bahaneniz yok. Hiç yok.</p>
<p>Bugün her birinizi, kelimelerin ötesine geçmeye, basmakalıp sözlerin ötesine geçmeye zorluyorum. Yaşamınızın yaratanı, yöneticisi, sahibi, biletçisi ve hademesi ve diğer herşeyi olmaya kesinlikle hazır mısınız? Ve ben bu noktayı vurguluyorum. Bu noktayı vurguluyorum çünkü ilerlemek için buna ihtiyacınız olacak.</p>
<p>Saint Germain… bu çağrı yapıldıktan sonra o adım adım ilerleyecek ve size bakacaktır ve siz… siz Saint Germain’i kandıramazsınız. O size bakacaktır ve ilerleyebilmeniz için gerçek olduğunuzu bilmesi gerekecektir. Şaka yollu diyor ki, öğrenmek istemeyenlerle zamanını harcamak istemediği için (böyle yapıyormuş); ama gerçek şu ki, ilerleyebilmeniz için bu kendine-sahip-çıkma – net bir kendini sahiplenme – aracına, bu mutlak temel araca ihtiyacınız olacağını biliyor.</p>
<p>Şambra için bu farklı bir enerji ve bilinç olacak. Eğer bu konuda net değilseniz, zor olacaktır. Eğer kendinizin Ben Ben’im halini tümüyle kabul etmediyseniz – derinde, gerçekten, gerçekten derinlerde demek istiyorum, ve ben sizi bu yüzden zorluyorum. Bunu haftalardır yapıyorum. Saint Germain bu yüzden, tüm o şeyler bu yüzden yaşamınıza giriyor. Şu an başka hiçbir şeyi suçlamayın. Durup dururken arabanız neden bozuldu diye şaşmayın, Ruh size ne söylemeye çalışıyor demeyin. Ruh size, benim söylediklerimin aynını söylemeye çalışıyor: Siz seviliyorsunuz ve kabuğu kırmak zamanıdır. Sorumluluk alma zamanıdır – şu anda yaşamınızdaki herşeyin. Bu öylesine anahtar bir noktadır ki – kendinizin tüm yaratan sorumluluğunu üstlenmek.</p>
<p>Yüksek Çözünürlükte Bir Yaşam</p>
<p>Ben, Şambra web sitelerinden birinde gördüğüm bir cümleyi ödünç alacağım. Bu cümleyi sevdim – çok güzeldi – hem de şu ara hepimiz için çok uygun. Siz, standart çözünürlükte bir hayat yaşamaktan, yüksek çözünürlükte bir yaşama geçiyorsunuz. (izleyiciler kıkırdar)</p>
<p>Teknolojinizin şimdiki halini biliyorsunuz, bazı eski televizyonlarınız ve eski ses sistemleriniz vardı, sonra yüksek çözünürlük ortaya çıktı. Herşey daha yoğun – renkler, resim, kalite – herşey, ve aslında enerji açısından da çok daha verimli. Ve işte şu ara size olan da budur. Siz gerçekten, yüksek çözünürlükte bir hayat yaşamanın nasıl bir şey olduğunu anlamaya başlıyorsunuz, ve herşey daha da yoğun bir hal alıyor, ama yoğun kelimesi, kötü bir sözcük değildir.</p>
<p>Daha önce görmediğiniz renkler görmeye başlarsınız, ve daha önce gördüğünüz renklerin yoğunluğu yepyeni bir biçim alır, yepyeni bir yaşam üstlenir. Hatta daha da ileriye gidip şöyle diyeceğim, yüksek çözünürlükte bir hayat yaşadığınız zaman, renkler artık statik de olmaz sürekli hareket eder. Siz bir rengi belirli bir renk olarak görmeye alışıksınız; Boyutlararası Atölye Çalışmamızda kullandığımız örneği ele alalım, yeşil rengi. Bireysel yaşamınızda yüksek çözünürlük haline geldiğinizde bu renk artık sadece yeşil değildir. Hareket eder. Yaşar. Değişir. Sürekli size yanıt verir, karşılık verir.</p>
<p>Bu önemli bir noktadır – doğal karşıladığınız o yeşil renk kadar basit bir şeyin size hep yanıt vermesi (önemlidir). “O öylece duruyor, sadece yeşil,” diyorsunuz. Ama yüksek çözünürlükteki bir yaşamda bu hiç de böyle değildir. Sürekli değişir, tıpkı bir bukalemun gibi, ve hep size hizmet etmek için oradadır. Ama kendinizi sahiplenmediyseniz, yalnızca yeşildir. Olup olacağı budur. Bu, yüksek çözünürlük yaşamında, herşey için geçerlidir.</p>
<p>İnsanlar, ya da arabanız. Arabanız, öyle çok sizin enerjinize sahiptir ki, öylesine size hizmet etmek ister ki, öyle çok kendi başkalaşımından (metamorfozundan) geçmek ister ki, ama siz sahiplenmeyi üstlenmezseniz, gerçekten direksiyonun arkasında değilseniz – siz, veçhelerinizden birinin sizin adınıza arabayı kullanmasına izin veriyorsunuz, gülüyorsunuz ama, bu aslında çok, çok doğru – araba bir enkaz haline gelecektir. Orada olmaktan bıkacaktır. Oysa yüksek çözünürlükte bir hayat, bir Yeni Enerji hayatı yaşıyorsanız, araba artık araba değildir; o orada enerjidir ve size hizmet eder. Ve bozulmak ya da çalışmaz duruma gelmek yerine, bir araba olmanın ötesine geçerek kendini yenilemek gibi aslında inanılmaz bir yeteneğe sahiptir.</p>
<p>Bunlar Yeni Enerji potansiyelleridir. Sadece öyle yüce fikirler değil. Yani bunlar, Saint Germain’n üzerinde konuşacağı uygulanabilir şeylerdir, demek istiyorum. Yüksek çözünürlükte yaşadığınızda, arabanız artık bir araba değildir, ve değişir ve farklı görünür. Yiyeceklerde de durum aynı. Biz listeyi istediğimiz kadar uzatabiliriz, ama sevgili Şambra, Yeni Enerjide bu yüksek çözünürlükte yaşamak, tek bir temel adanmışlığı talep eder: Kalpten bir adanmışlık, yaratan olmaya adanmışlık; yaşamınızın yöneticisi sizsiniz; yaptığınız herşeyin sahibi sizsiniz – ve bahane yok. Nokta. Bahane yok. Bahane yok.</p>
<p>Zaman zaman sinir olacaksınız, çünkü şeyler, sizin olmasını düşündüğünüz şekilde olmayacaktır. Ama o zaman da biz, bu konudaki düşüncelerinizi değiştirmenizi isteyeceğiz. Ona farklı bir açıdan bakın. Sinir olacaksınız çünkü belli beklentileriniz var, ve bunlar ayağınızın altından çekilecektir. Beklentilerin aslında kısıtlamalar olduğunu öğreneceksiniz.</p>
<p>Böylece, Şambra ile yaptığımız düzenli Şaudların sondan iki önceki Şaud’umda, sizi şöyle bir bakış açısına davet ediyorum; bu gelecek aylarda yaşamınızda olup biten şeylere, bu şeylerin sizi sorguya çektiği açısından bakın. Gerçekten kendi yaratanınız mısınız? Olan herşeyin sorumluluğunu almaya ve bunların size karşı meydana gelmediğini anlamaya gerçekten hazır mısınız? Bunun enerjileri sizinle çalışmaya çalışıyor. Zaman zaman böyle görünmese de ya da hissedilmese de, gerçekten öyledir. Ve bu enerjiler sizi sorgulamak için geliyor… tıpkı Arthur gibi sorgulamak. Sorumluluk almaya hazır mısınız? Kılıcı o taştan çekip çıkarmaya hazır mısınız?</p>
<p>Kendi Sorumluluğunuz</p>
<p>Arthur’la ilgili diğer soruyu yanıtlarsak, Camelot enerjisinin neden burada olduğunun bir nedeni de, Arthur kendi sorumluluğunu üstlendi, ve bu burada çok önemli bir noktadır. Kendi sorumluluğunu üstlendi, gerçekten de, ve güçlendi. Kudretli bir hale geldi. Mucizeler gerçekleştirdi. Ve Merlin, Arthur’un gerçek öyküsünde Merlin, Arthur’un gerek içinde gerekse dışınd bir varlıktı. Arthur’un sihir için dışsal Merlin’e gitmesine gerek yoktu. Başka bir varlığa danışması gerekmiyordu, çünkü o zaten içindeydi. Dışsal Merlin, Arthur’un içinde de var olduğunun da bir hatırlatmasıydı.</p>
<p>Şimdi, Arthur elbette sizin yaşadığınızdan farklı bir zaman ve enerjide yaşadı, ve Arthur’un gerçekleştirdiği ve o kadar olmasa da sizin de gerçekleştirmeye yatkın olduğunuz şey, Arthur’un yalnızca kendi sorumluluğunu değil, ama diğer herkesin sorumluluğunu üstlenmeye başlamasıydı. Herkesinkini. Sarayın yükünü sırtında taşımaya başladı; ve halkının, ve onların sorunlarının yükünü sırtlandı; ve topraklarının yükünü, ve bu ona ağır gelmeye başladı. Ve onun o temel prensibi, kendine sadık kalma, kendine karşı gerçek olma prensibini unutmasına neden oldu.</p>
<p>Böylece sonunda Arthur, öfke ve umutsuzluk içinde kılıcını alıp göle attı. Onu bıraktı, ve o, bunu yapmak zorunda olmadığınızı size hatırlatmak için burada.</p>
<p>Bunun, diğer herkesin sorumluluğunu üstlenmekle ilgili olmadığını hatırlayın. Arthur hâlâ buna üzülüyor. Üzülüyor… üzülüyor çünkü fark etti ki, onların elinden çok büyük bir deneyimi – kendi Ben Ben’im hallerini keşfetme deneyimini –  almaya çalışmıştı. Onlara kendi Ben Ben’im deneyimini vermeye çalışmıştı. Onların sorunlarını – duyduğu sempati yüzünden – sırtlarından almaya çalışmıştı. Ve kılıcı göle atmasının sebebi buydu. Ve birlikte çalıştığı herkesten bağışlanmayı diledi, çünkü tüm yapması gereken kendi Ben Ben’im halini olmaktı, oysa o onların Ben Ben’im halini olmaya çalışmıştı. Bu, Adamus’la ilerlerken önemli bir nokta olacak. Bu, gelecek bir ya da iki yılda çok önemli bir nokta olacak. Hepiniz bu durumla karşı karşıya kalacaksınız. Ve bu arada, Adamus da size hatırlatacaktır.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, Ben bunu gerçekten kısa tutmak istiyorum, çünkü burayı terk ettiğiniz zaman, bunun ben Tobias tarafından yapılan kafa karıştırıcı uzun bir konuşma olmadığını, çok açık olduğunu hatırlamanızı istiyorum. Tobias bugün ne dedi? Dedi ki, “Sorumluluk alın.” Dedi ki, “Siz kendi yaratanınızsınız, kendi yöneticiniz, herşey.” Artık bunun için kimseyi suçlayamazsınız.</p>
<p>Tobias’ın İstekleri</p>
<p>Şimdi ben özel bir ricada daha bulunacağım. Birkaç ricam daha oldu da. Son… hadi buna son akşam yemeği diyelim, son akşam yemeğinin yeni uyarlaması. (yoğun kahkahalar. Çvr: Hz. İsa’nın son akşam yemeğine atıfta bulunuyor) Yeni Enerji uyarlaması. Son toplantımız için birkaç ricam oldu. Ben gerçekten bu modern insan giysilerinden hoşlanmıyorum, ve bu Sam’de de görünüyor, bu arada. O, giysileri içinde çok şapşal duruyor, çünkü benim gibi hissediyor. (Linda, “Sınırları bu konuda mı zorlayacaksın?” der) Gerçekten de, emniyet kemerini bağlamak isteyebilirsin. (kahkahalar)</p>
<p>Ve ben daha geleneksel, kaftan türünden bir giysi – elbise değil de kaftan – giymek istiyorum, ve Cauldre’nın altına ne giydiği önemli değil, çünkü bunu asla açıklamayacağım. Ben Cauldre’dan, onun için bir sakıncası yoksa, sakal bırakmasını istedim – ve o sakalı, uzaması gereken yere kadar uzatmasına yardım edeceğim – çünkü bu sadece bir hatırlatmadır. Bu, eril beden içinde Dünya üzerinde yaşadığım onca hayatın hatırlatmasıdır, ve traş olmak bizim için hiç de alışılagelmiş bir şey değildi. Aslında oldukça da alışılmamış bir şeydi. Yani ben birkaç kez sakalımı ovuşturabilmek istiyorum. Burada sadece şu deri var, ve ben birkaç kez sakalımı okşamak istiyorum, sizce bir sakıncası yoksa.</p>
<p>Beni şımartmanızı, beni lütfen şımartmanızı istedim, çünkü birazcık şarap beni çok mutlu ederdi – fazlası değil elbette, azıcık. Ve şimdiden bana Avustralya’dan çok, çok iyi bir şarap, ve Almanya’dan çok, çok iyi bir şarap armağan edildiğini görüyorum. Ve başkaları da iyi şarap getirmek isterse, buna da… (yoğun kahkahalar) (Linda, “Hiç utanma yok” der) Ben kesinlikle ulusal bir yarışma başlatmak istemiyorum ama, iyi şarabı tattığımda anlarım. (Linda yeniden, “Hiç utanma yok, hiç utanma yok” der) Yukarda, Kanada’da çok iyi şaraplar olduğunu biliyorum (kahkahalar) ve aşağıda, Günay Amerika’da da ve başka bölgelerde. Böylece biraz şarapla biraz şımartılmak istedim. Duydum ki, Ramtha arada bir şarap içiyormuş, onun için ben de denemek istiyorum. (Linda sorar, “Bununla nereye varacaksın?”)</p>
<p>Ve diğer şımartılma (isteklerim)… evet, evet, oraya doğru gidiyoruz … diğer şımartılma isteklerim. Bugünkü Şaud’umuza dayanarak, ve sizin içinden geçtiğiniz bazı deneyimlere dayanarak, toplantımızın sonunda, son kez sizden ayrılırken, ama enerjim bir süre daha orada olacaktır, sizinle bir tören (seremoni) yapmak istiyorum; ve bu güzel varlığı, Almanya’dan Anders Holte’yi özel bir ricayla buraya davet ettiğim gerçeğine dayanarak, onun yalnızca bugün kanallıktan önce duyduğunuz şarkıyı değil, ama kanallıktan sonra da “Over the Rainbow ” şarkısını söylemesini istiyorum. Ama bu, daha istediğim şey değil.</p>
<p>Böylece, bugün konuştuklarımıza dayanarak, ben, sizinle benim aramda son bir tören olmasını istiyorum. Orada, bir kılıç ve taş yerine, ki bunu aşacağız, ama ben her biriniz için imzalamak istediğim bir belge olmasını istiyorum – bir “Ben bir Yaratanım” belgesi. Ve onu size sunmak istiyorum. Gerçekten.</p>
<p>Bir yaratan olduğunuzu gerçekten, gerçekten bildiğinizde – düşündüğünüzde değil, ama bildiğinizde – onu imzalamanız için size sunmak istiyorum. Artık bahaneler olmadığını bildiğinizde. Artık suçlama olmadığını. Artık geçmiş yaşam olmadığını. Artık karma olmadığını. Veçhelerinizi ya da annenizi ya da herhangi başka birini suçlamak olmadığında. Gerçekten hazır olduğunuzda. Ve onu o zaman ve orada imzalamak istemeyebilirsiniz. Masanızın üstünde tutmak ya da çöpe atmak, ya da her neyse, isteyebilirsiniz. Ama hazır olduğunuzda, simgesel bir darbe olarak, tıpkı Arthur’un kılıcı taştan çıkarması gibi, ama bu kez bu siz olacaksınız, yaratan olduğunuza dair imza atacaksınız. Başka kimse değil, başka kimse sizin için yaşantınızı yaratamaz. Sadece siz.</p>
<p>Ve bu belgeyle birlikte bir de özel… ben size vermek üzere özel bir hatıra dolmakalemi satın alacağım. Ve o özel hatıra dolmakalemle belgeyi imzalayacaksınız, ve bu… dolmakalemin üstünde yazılı… Eesa’lı Linda’nın bir kalem uzmanı olduğunu biliyorum. Kalem seçmede çok iyidir, ve bunun güzel bir kalem olmasını istiyorum. O 1.25 liralık çeşitlerden değil de güzel bir kalem. Ha evet, onu ödemenin bir yolunu bulacağım. Ve üzerinde şöyle yazmasını istiyorum, “Kullanıcı tüm sorumluluğu kabul ediyor.” Ve ben o kalemi, yaşantınızın sorumluluğunu üstlendiğinizi gösteren bir hatıra olarak saklamanızı istiyorum. Ve o kalemi başka birine vermeyin. Onu bir çekmeceye atmayın, hergün görebileceğiniz bir yere koyun. Kullanıcı tüm sorumluluğu kabul ediyor. Şimdi… (Linda, “Bana ancak yetecek kadar zaman verdiğin için teşekkür ederim” der) Gerçekten de, çok zaman var. Bunun için gerekeni yapacağız.</p>
<p>Böylece bunlar benim isteklerim. Ve eğer mümkünse, o etkinlikte bulunacak olanlarınızla bunu bir tören ve arka planda güzel bir müziği olan kutsal bir tören olarak gerçekleştirmek isterim; benim buradaki, Dünya’daki yolculuğumun çok önemli bir parçası olan Aandrah ve On – Norma ve Garret &#8211; ile birlikte; çok sevecen ve çok onurlandırıcı olan, birlikte konuşarak çok zaman geçirdiğimiz Eesa’lı Linda’nın da törenin bir parçası olarak sizi onurlandırmasını  isterim; ve Kryon için de uygunsa, onun da ve birkaç başka varlığın da enerjisel olarak orada bulunmasını isterim. Ve biz bunu sizin için yapmak istiyoruz.</p>
<p>Eğer orada bulunmayacaksınız… (Tobias güler)… orada bulunmayacaksanız, o belgelere ve kalemlere, küçük bir ücret karşılığında tabi, sahip olmanızı sağlamak istiyoruz. (Tobias güler) Bu aslında orada bulunmanın yararlarından biridir. Ama ben de o belgeleri imzalayacağım. O sizindir. O sizindir. Bu… bu Oz Büyücüsü’ne benzer bir şey değildir, çünkü siz onu etkisini göstermeden önce imzalamalısınız. O Ben Ben’im belgesini imzalamalısınız – “Yaşantımdaki herşeyin yaratanıyım. Bahane yok. Kurban olmak yok.”</p>
<p>Bu arada, Saint Germain diyor ki, bu sertifikayı onunla devam etmeden önce imzalamalıymışınız. Bu onun önkoşullarından biriymiş. Sizin sertifikayı imzalamanızı istiyor, ve bunu size hatırlatacakmış. O… ah, o sizinle devam ederken bunu hatırlatacaktır – “Ne imzaladığını anımsa!” – ve herhalde sizi bununla sinirlendirecektir. Ama sevgili varlıklar, böylece bunlar benim özel isteklerim.</p>
<p>Bu güzel güne şimdi hep birlikte derin bir nefes alalım.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Bugünün mesajı belki öyle metafiziksel değildir, öyle çılgınca spiritüel değildir, ve yeni de değildir. Yeni değil, ama önemlidir. Ve bu son iki oturumda konuşabileceklerimin arasında bu en önemlisiydi. Bu, en yerinde, en uygun olanlardan biriydi – sizin her yaratının sorumluluğunu tümüyle almanız.</p>
<p>Şimdi ben bunun her zaman kolay ya da her zaman doğru görüneceğini söylemiyorum, ama eğlence bu noktada başlar. Olan biten herşeyin – herşeyin – sorumluluğunu almaya başladığınız an, yaşamı farklı görmeye başlayacaksınız.</p>
<p>Bunu da söyledikten sonra, bize kalan son birkaç (birlikte olma) fırsatını dört gözle bekleyeceğim.</p>
<p>Ve öyledir.</p>
<p>Kırmızı Meclis’in varlıklarından Tobias, Golden, Colorado’da yaşamakta olan Geoffrey Hoppe tarafından sunulmaktadır. Tobit’in mukaddes kitabında bulunan Tobias’ın öyküsü, Crimson Circle sitesinde bulunmaktadır.<br />
www.crimsoncircle.com. Tobias materyelleri, bedelsiz olarak dünyanın her tarafında bulunan ışık işçileri ve Shaumbra’ya, Ağustos 1999 tarihinden beri sunulmaktadır. Bu tarih Tobias’ın, insanlığın yıkım potansiyelini aşıp, Yeni Enerjiye girdiğini söylediği tarihtir.<br />
Kırmızı Çember, Yeni Enerjiye geçiş yapacak ilk insan (kılığındaki) meleklerden oluşan küresel bir ağdır. Bu kişiler, yükseliş halinin sevinç ve zorluklarını deneyimlerken, diğer insanların da yolculuğuna, paylaşım, ilgi ve yol göstererek yardımcı olmaktadır. Crimson Circle’in sitesine her ay 50.000’in üzerinde ziyaretçi, son materyelleri okumak ve kendi deneyimlerini tartışmak amacıyla girmektedir.<br />
Kırmızı Çember her ay Denver, Colorado’da, Tobias’ın, Geoffrey Hoppe kanalıyla son bilgileri sunduğu yerde biraraya gelmektedir. Tobias, kendisinin ve Crimson Council’ın (Kırmızı Meclisin) diğer semavi varlıklarının, aslında insanoğlunun kanallığını yapmakta olduğunu bildirmektedir. Tobias’a göre, onlar bizim enerjilerimizi okumakta ve biz içimizde deneyimlerken, dışardan da bakabilmemiz için, kendi bilgilerimizi bize geri tercüme etmektedirler. Kırmızı Çember toplantıları herkese açıktır, ama LCV takdir edilir. Katılımı gerektiren hiç bir şey ve ödenmesi gereken bir aidat yoktur. Kırmızı Çember bolluğunu, dünya çapındaki Shaumbra’nın açık sevgisi ve bağışlarıyla sürdürür.<br />
Kırmızı Çemberin en yüksek amacı, insan melekler ve öğretmenler olarak, içsel spiritüel uyanış yolunu yürümekte olan kişilere hizmet etmektir. Bu hıristiyanlıkla ilgili bir misyon değildir. Tersine, içsel ışık, merhamet ve ilgi bulabilmeleri amacıyla, insanları senin kapına getirecektir. Kılıçlar Köprüsü’ndeki yolculuğuna başlayan bu kendine has ve değerli insan sana geldiğinde, o anda ne yapman ve öğretmen gerektiğini bileceksin.<br />
Eğer bunu okumaktaysan ve gerçek olduğunu ve bir bağın olduğunu hissediyorsan, sen gerçekten Shaumbra’sın. Sen insan (kılığında) bir öğretmen ve bir rehbersin. İçindeki tanrısallık tohumunun bu anda ve gelecek tüm zamanlar için çiçek açmasına izin ver. Hiç bir zaman yalnız değilsin, çünkü tüm dünyada bir ailen ve çevrendeki semavi boyutlarda melekler vardır.<br />
Bu metni lütfen ticari amaç olmaksızın ve bedelsiz olarak dağıtın.<br />
Lütfen bu bilgiyi, dipnotlar dahil bütünüyle kullanın. Tüm diğer kullanımlar, Geoffrey Hoppe, Golden Colorado’dan alınacak yazılı onayı gerektirir. Telif hakkı 2001, Geoffrey Hoppe, P.O.Box 7328, Golden, CO 80403.e-posta: tobias@crimsoncircle.com. Tüm haklar mahfuzdur.</p>
<h2>Sorular ve Yanıtlar</h2>
<p>TOBIAS MATERYALLERİ</p>
<p>Geri Dönüş Dizisi:<br />
ŞAUD 10: “Kullanıcı Tüm Sorumluluğu Kabul Eder”<br />
Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
2 Mayıs 2009<br />
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org</p>
<p>Ve öyledir. Müziği kısa kesmek istediğimden değil, ama çok soru ve az zaman var. Biz devam etmeye hazırdık ama sorulara geçmeden önce birkaç yorumda bulunmak istiyorum.</p>
<p>Önkoşul alanlarından biri: “Evet, kesinlikle, kendi yaşantımın yaratanı benim” dediğinizde, o sorumluluğu aldığınızda, başkalarını ya da kendinizin parçalarını suçlamaktan vazgeçip bu Varolma Noktasında kendi hayatınızın sorumluluğunu kesinlikle aldığınızda, ilginç bir tepki verebilirsiniz. Durup yaşamınıza bir bakıp, “Gördüğüm şeyden hoşlanmıyorum” diyebilirsiniz. Sanırım siz insanların bunu ifade eden, Sam’in de kullanmaya başladığı bir kelimesi var – “boktan.” (kahkahalar) Ha evet, zaman zaman çok kötü bir dil kullanabiliyor.</p>
<p>Böylece, diyebilirsiniz ki, “Gördüklerimden pek hoşlanmıyorum, ve burada kalmak istediğimden de emin değilim. Hiç iç açıcı görünmüyor. Ben herhalde iyi bir yaratan değilim, ve belki gitme zamanı gelmiştir. Belki ben sadece kendi küçük yaratılarımda tıkanıp kaldım. Belki bu, diğer herkesle ilgili değildir, belki de ben iyi bir iş çıkarmıyorumdur.”</p>
<p>Biz bu hissi bir dolu Şambra’da duyumsadık, ve ben şimdi bunu dile getirip diyorum ki, büyük kararlar almadan önce – biz elbette sizi burada görmekten her zaman mutlu oluyoruz – ama herhangi bir büyük karar almadan önce bir an  DURUN. Siz yaşamınızı ve yaratılarınızı standart çözünürlükte görüyorsunuz. Yüksek çözünürlükteki yaşama daha geçmediniz. Bu, gerçekten yaratan olduğunuzda ve sorumluluğu kabul ettiğinizde gelir. O enerjilerle gerçekten oynamaya başladığınızda – ki onlar çok oyunculdur – ve Yeni Enerjiyi buraya getirmeye başladığınızda, işte o zaman o yüksek çözünürlük türünden yaşantıyı sürmeye başlayacaksınız.</p>
<p>Böylece, zaman zaman iç açıcı görünmese de ya da siz kendinize sinirlenseniz de, bir an için durun, çünkü bir dolu yenilik gelmekte ve bu… o dışarda bekliyordu, ve siz gerçekten bir yaratan olarak yaşamaya hazır olduğunuzda gelecektir.</p>
<p>Gelecek ayki Şaud’umuzla ilgili bir not ekleyeceğim. Konuşmak istediğim şeylerden biri, kendinizi nasıl ve neden sabote ettiğinizdir. Başka birkaç noktayı da konuşacağız, ama ben size küçük bir – buna ne diyorlardı – küçük bir fragman sunarak, küçük bir önbilgi vererek, hayatınızda kendinizi  nasıl ve neden sabote ettiğiniz hakkında konuşacağımı söylemek istedim. Bu, ilerlerken anlamanız gereken o çok önemli noktalardan biri olacak.</p>
<p>Böylece, soruların bazısını alalım.</p>
<p>1.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Birçok açıdan iyi bir yaşantım var. Yakın zamana kadar parasal olarak oldukça dardaydım ama, diğerlerinden daha kötü bir durumda da değilim. Sadece, sanki hiçbir şey için herhangi bir tutkum yok gibi. Bize söyleneni biliyorum, ama herhangi bir tutku hissettiğimden bu yana yıllar geçti. Bu benim için bireysel bir durum mu, yoksa kolektif bir sorunun parçası mı? Biliyorum, kişi sadece bir seçim yapmıyordur, demek kolay, ama geçmişte, ben bir seçim yapmadan önce hep bir arzu duymuşumdur. Ama şimdi net arzularım yokmuş gibi görünüyor. Bu geçecek mi?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Ben yanıtlarımı kısa tutacağım, çünkü Cauldre ısrar ediyor.</p>
<p>LİNDA: Umarım.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Ve ben geçen ay konuştuklarımıza değineceğim. Tutku, farklı bir yerde. Ona farklı bir biçimde bağlan. Sen geriye gidip… kendi içinde hisset, ki için çok iyi, ama diyorsun ki, “Hani tutkum nerede?” Farklı bir yerden bağlantı kur. O kesinlikle orada. Çok, birçok tutku var, ve ben burada ayrıntılara girmek istemiyorum ama, onu farklı bir yerde bulacaksın. Böylece bu, ufkunu genişlet demenin de güzel bir biçimidir, çünkü o seni bekliyor. Sabırlı ol ve biraz fazladan nefes çalışması yap. Sen biraz sabırsız davranıyorsun. Teşekkür ederiz.</p>
<p>2.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Ben yeni web sitemi henüz bitirdim, ve adı da hearthealingtechnique.com, ve…</p>
<p>TOBIAS: Hearthealingtechnique.com’mu dedin?</p>
<p>2.ŞAMBRA: Evet! Öyle! (kıkırdar) Ve…</p>
<p>TOBIAS: Ben seni ufaktan desteklemeye (reklamını yapmaya) çalışıyorum.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Ben bu ay burada sahneye çıkıp (yaptıkları işleri vs duyuranların) arasında bulunmak istedim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Ama yarattığım bu değil. Benim sana sorum, ben… aslında iki sorum var. İlk sorum bununla ilgili. Hâlâ, istediğim şeye sahip olmada beni engelleyen eski kokuşmuş bir programım mı var?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Bu mükemmel bir soru, çünkü yaşamını yaratmakla, küçük kararlar almak ve beklentilere sahip olmak arasında büyük bir fark vardır. Bu web sitesinin enerjisel olarak birçok açıdan başarılı olmayacağını kim söyleyebilir ki? Bu, bu sahneden yaptığın duyuruya bağlı değildir.</p>
<p>Bu, başka insanları da içeren yaratılarına beklentiler yüklediğin zaman sorun oluyor, ve sen burada birçok insanı (işin içine) kattın. Yani sen demeye çalışıyorsun ki… sen bunu düşlemek istiyorsun, ya da istediğin budur, ama – o dersleri yaptığımız sıralarda söylediğimiz gibi – resmini geniş bir fırça darbesiyle boya. Ayrıntılar için kaygılanma – “Sahnede duyurusu yapılacak mı? Ya da, bu insan gelip de benden bir randevu alacak mı? Ya da, o belli finansmanı alabilecek miyim?” bunu çok geniş tut, hatta o kadar geniş olsun ki, kaç kişinin web siteni ziyaret ettiğinin bile önemi kalmasın.</p>
<p>Sen bir yaratı ortaya çıkartıyorsun. “O web sitesi başarılı olacak mı?” gibi beklentilerden kurtul, çünkü o web sitesinin bile ötesinde olan bir şey var, anlıyor musun. Yani sen beklentilerini o belirli yaratıya yüklüyorsun ama, bu yanda, senin kör noktanda, web sitenden ortaya çıkan başka bir şeyi – daha büyük bir potansiyeli ve çok daha, nasıl diyorsunuz, kapsayıcı ya da ruhsal benliğini doyurucu bir şeyi – görmüyorsun. Ve bu, hepiniz için iyi bir derstir. Ayrıntılara kapılmayın ve beklentilere kapılmaya başlamayın, özellikle de başka insanlar işin içindeyse.</p>
<p>Gerçek bir yaratan olarak, bir yaratıyı ortaya çıkarmanın tüm çevrenizde başka şeylerin yaratılmasına da yol açtığını, anlamaya başlarsın. İşte o zaman eğlenceli olmaya başlar, ve Adamus’un birçoğunuzla gideceği yön de tam anlamıyla budur, yani yaratının gerçekten, gerçekten nasıl çalıştığının anlaşılması. Böylece sana da şunu önereceğim, o kör noktana bak, çünkü bunun bir sonucu olarak orada başka şeyler oluyor.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Ah, teşekkür ederim. İşte bu iyi bir haber. İkinci sorum çok kısa. Kızımla ilgili. Ben Yeni Enerjiyi seçiyorum, ve o Eski Enerjide kalmayı ve doktor önerisi olmadan kendi kendine ilaç ve alkol almayı seçiyor.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Böylece ben, bunda bir değişim potansiyeli görüp görmediğini bilmek istedim.</p>
<p>TOBIAS: Herşeyden önce, senin onu kesinlikle onurlandırmanı isteyeceğim. Bu şaşılası bir yaratı – varlığın kendisi ve çevresindekiler için her zaman pek eğlenceli olmasa da, inanılmaz bir yaratı. Bu, yıllar önce söylediğimiz bir şeydi, insan biçiminde olup da uçlara giden ve ne kadar aşırıya kaçabileceğini görmek isteyen; karanlığın derinliklerine dalan ve onun ne kadar derin olduğunu görmek isteyen melekler vardır. Bu, onların yolculuğunun bir parçasıdır, kesinlikle. Yanlış bir sapak değildir. Bazen de çok kasten yapılır, ve ben senin yaşamlar kitabına göz attığımda, senin de bunu birkaç kez yaptığını görüyorum. (kahkahalar)</p>
<p>Ama burada önemli olan, senin kendi dengeni ve egemenliğini koruyabilmendir, çünkü bu, kızın (içinde bulunduğu durumdan) çıkmaya karar verecek olursa ya da karar verdiğinde, onun için bir cankurtaran halatı olacaktır. Sen o Bayrak ve dengeyi koruyan kişi olacaksın. Böylece, kesinlikle… ben senin onu kesinlikle aramanı, eve gidip ya da her neredeyse onu görmeni, ve ona ne inanılmaz bir yaratan olduğunu söylemeni istiyorum.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de.</p>
<p>3.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Şu grip (çvr.domuz ya da H1N1 gribi) meselesi nedir? Tetikleyici olarak neden Meksika, ve bundan sonra ne olacak? Dikkate almamız gereken bir şey var mı?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Kırmızı Çemberdeki son Şaudlarından birinde Adamus buna değinmişti, dünyada neler olacağından konuşurken, finansal bir erimeden, politik karmaşadan, sokak savaşlarından ve bu tür şeylerden söz etmişti. Bu yaygın hastalığa da değinmişti. Ve bu, bu arada, bu hastalık en büyük olanı değil. Bu küçük olanı. Peki bununla neler oluyor… o yayılacak ve kendi işini görecek, peki ne yapacak – ki hepiniz bunu biliyorsunuz, size yanıtı vermem gerekmiyor – o farkındalık oluşturuyor.</p>
<p>Hükümetleri ve medyayı ve tıp topluluğunu farketmeye yönlendiriyor, çünkü bir ve herhalde iki çok yaygın hastalık daha ortaya çıkacak… bu ille de grip olmak zorunda değil, ama grip, bu tür şeyleri yaymanın iyi bir yoludur. Bu… fiziksel bir virüs olduğu kadar, bir bilinç virüsüdür de. İnsanları hasta ettiği kadar, bilinci de değiştirir. İnsanlar bunu bu şekilde yapmayı seçiyor. Oysa bu şekilde olması gerekmez, ama yine de dünyayı değiştiriyor.</p>
<p>Peki neden Meksika’da başladı – çünkü, Meksika’ya kusur bulduğumuzdan değil, ama orada zayıflıklar vardı. Ama Meksika’da ilginç bir dinamik var. Orada bazı çok meydan okuyan enerjiler var, ki bunu biliyorsunuz – kokuşmuşluk, şiddet, nefret – ama karşı koyan bir enerji de var… hadi buna karşı koyan demeyelim, ama çözüm isteyen başka bir enerji var. Ve böylesi, çok fazla ülkede görülmez. Yani (ülke) çok negatif olabilir, ama dengeyi ya da bir yol yaratacak şeye sahip değilsinizdir. Böylece, özellikle Meksika’da bulunup da çalışmasını gerçekleştiren Şambra ve ışık işçileri, orada meydana gelen değişim potansiyeline aslında sizler neden oluyorsunuz.</p>
<p>Böylece şu anda bu grip dünyada yayılırken, ki yayılmayı da sürdürecektir, şunu göreceksiniz; bu grip, hastalığa ve insanların ölümüne neden olmaktan çok, medyanın ve hükümetlerin dikkatini çekecektir, çünkü bir sonraki (salgına) hazırlanıyor ve ondan sonra bir tane daha olması da olası. Bu nedenle, derin bir nefes al ve onu kutsa, ve o yapması gereken şeyi yapıyor.</p>
<p>4.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Ben çok zorlu bir yıl geçirdim. 23 yaşındaki oğlum bir yıl kadar önce öldürüldü, ve ben epey bir ruhsal arayış içine girerek anlamsız bir şeyden anlam çıkarmaya çalıştım. Aslında ruhen  çıldırıyordum. Bilirsin, ölümden sonra yaşam olduğuna inanmak istiyorum ama, hiçbir yere varamıyorum, hiçbir şeyle bağlantı kuramıyorum, herhangi bir işaret göremiyorum. Benim sana sorum şu, neden… bilirsin işte, bu yaşamda yapmak istediği onca şey varken, oğlum neden bu kadar genç öldü? Ve eğer şimdi başka bir yerdeyse, ne yapıyor? Bilirsin, ben ölümle herşeyin bitip bitmediğini,  ölümün ötesinde bir şeyin olup olmadığını sorguluyorum.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Şimdi ben sana sorayım. Neden oğlunun o yoldan gittiğini düşünüyorsun… hayır, hissediyorsun, biliyorsun?</p>
<p>4.ŞAMBRA: Bilmiyorum.</p>
<p>TOBIAS: Kaza mı yoksa seçim mi?</p>
<p>4.ŞAMBRA: Bu bir kazaydı.</p>
<p>TOBIAS: Öyle miydi?</p>
<p>4.ŞAMBRA: Evet.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten mi?</p>
<p>4.ŞAMBRA: Bildiğim kadarıyla öyleydi.</p>
<p>TOBIAS: Ben senden, sadece yüzeyde görünene değil, ama ruhtan gelene bir bakmanı isteyeceğim. Ve biz bunu söylerken, oğlun ruhsal bir düzeyden seninle iletişim kurmaya çalıştı, ama senin kendi kederin ve kendi öfken buna engel oluyor, ayrıca sen önceleri baktığın biçimde ona bakmaya çalışıyorsun, oysa o şimdi farklı.</p>
<p>Bu bir seçimdi. Türlü nedenlerden ötürü mutlak bir seçimdi. Bir yanlışlık ya da bir kaza değildi. Yani sana gerçekten meydan okuyan şey şudur, bunu kabul edebilir misin? Bir ruhun bu seçimi yapmış olmasını kabul edebilir misin?</p>
<p>Biliyor musun, ruhsal düzeyde, ya da tanrısal düzeyde, adına her ne demek istiyorsan, tüm bu insan düzeyinin kargaşası fazla bir fark yaratmaz. Ruh, yaşam ya da ölüm diye bir şeyin kesinlikle olmadığını  bilir. Bir ayırım yapmaz. O sadece vardır. İnsan ise, bir şeyin fiziksel bedeni bırakıp da genellikle daha doğal biçimine – fiziksel-olmayan biçime – geri dönmesini ölüm olarak algılar. Ama ruh buna yaşam ve ölüm olarak bakmaz. O bunu deneyim olarak görür.</p>
<p>İnsanlar buna yaşam ve ölüm olarak, çok acı bir durum ve zorluk olarak bakmak eğilimindedir, çünkü – ve sen şimdi bundan hoşlanmayabilirsin ve birçok Şambra da hoşlanmayabilir – çünkü bu bir dramdır ve bir oyundur ve oynaması eğlencelidir. Ve bu oyunları oynamak, ki bunlara depresyon ve öfke ve şiddet gibi oyunlar da dahildir – ve bunu özel olarak seni kastederek değil de genel olarak insanlık için söylüyoruz &#8211; çok çarpık bir biçimde, çok garip bir biçimde insanlığa hayatta olduğunu, canlı olduğunu hatırlatır. Ama ahlâksızlık ve acı ve keder kadar, sevinç ve mutluluk ve genişleme de canlı ve burada olduğunu hatırlatır. Ama ne yazık ki – gerçi ne yazık değil, ama sanırım bu böyle – birçok insan dram türü şeylerin kendilerini canlı hissettirmesine izin veriyor.</p>
<p>Yüzeydeki şeyler sana ne söylerse söylesin, burada bir yanlışlık yoktu. Ve senin tanımlayacağın şekilde bir ölüm olmadığı gibi, aslında yaşam da yoktur. Oğlun iyi. O iyi. Senin çevrende dolanıp durdu ama sen yanlış yere bakıyorsun. Ve o seninle deneyiminin güzelliğini paylaşmak istiyor. Bunu seninle paylaştı, ama sen buna bakmak istemiyorsun. Böylece şu anda o ve ben sana soruyoruz, neden bu şekilde devam etmeli? Neden kederden ve mutsuzluktan geçmeli? Bu aslında ona ağır geliyor, ve kendi hiç de öyle hissetmiyor.</p>
<p>Ve tekrarlıyoruz… Cauldre, konuşmamızın gidişatından çok rahatsız oluyor, ama olsun; bu da onun oyunu, benim değil (kahkahalar) … oğlun şu anda gülüyor. O burada seninle birlikte, çünkü bu, onun seninle bir bağlantı kurmasını sağlayan ilk fırsatlardan biri. Gülümsüyor ve gülüyor, ve sen diyorsun ki, “Ama ölülerle ve böylesine travmatik bir şeyle bunu nasıl yaparsın?” Oysa o kadar da travmatik değil. Bu bir seçimdi. Onun iyi olduğunu – kesinlikle iyi olduğunu – kabul edebilir misin? Bunu kabul edebilir misin?</p>
<p>4.ŞAMBRA: İşin zor kısmı da bu zaten. (kıkırdar)</p>
<p>TOBIAS: İşin zor kısmı bu, ama en azından gülüyorsun.</p>
<p>4.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz. Ve bırak oğlun gelsin ve seninle konuşsun.</p>
<p>5.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Tobias, inançlarımızın fiziksel iyilik halimizi etkilemede oynadığı rol benim biraz kafamı karıştırıyor. Diyelim ki, başı ağrıyan iki kişiye benzer görünümde haplar verilsin ve her iki kişiye de hapların ağrı kesici içerdiği söylensin. Gerçekte ise haplardan biri şekerli bir plasebo (ilaç gibi verilen etkisiz madde) olsun, diğeri de siyanür zehiri içersin. Her iki kişi de, bu haplarla baş ağrılarının geçeceğine inanıyor. Şekerli hapı yutan kişinin baş ağrısı belki geçecektir, çünkü ağrı kesici aldığına inanacaktır. Ama öbürü, ağrı kesici aldığına tümüyle inansa da büyük bir olasılıkla ölecektir…</p>
<p>LİNDA: Aslında ölürse, ağrı kesici (inancı) işe yaramış olacak. (gerek izleyicilerden gerekse Tobias’tan gelen yoğun kahkahalar) Bunu görmeden önce bu soruyu üç kez okudum.</p>
<p>5.ŞAMBRA: (Linda okumayı sürdürür): Bu durumda inançlar gerçeklik yaratımını nasıl etkiler?</p>
<p>TOBIAS: Kesinlikle. Daha iyisini söyleyemezdim! (kahkahalar) Çünkü insanlar inançlarına inanmıyorlar, sebep bu. Çünkü bir insan gerçekten kendine ve yaratılarına inanıyor olsaydı, kendi içinde tümüyle merkezlenmiş ve bedeni de odaklanmış olsaydı, benzin içmiş ya da su içmiş, fark etmezdi. Beden, onun için uygun olmayan şeyleri ortadan kaldırmayı ya da onlardan kurtulmayı kesinlikle bilir. Kendini nasıl tamir edeceğini ve yenileyeceğini, uzuvları yeniden oluşturmayı ve bu tür şeylerin hepsini bilir.</p>
<p>Ama şu anda olan şudur; inanç sistemleri öylesine zayıflamıştır ki, artık inanç sistemlerine inanç da kalmamıştır. Böylece siyanür gibi şeyler kişiyi etkiler hale gelmiştir, çünkü insanlar, siyanür denen bu bileşime yerleştirilmiş olan inancı kabul ediyorlar.</p>
<p>Yani şunu demeye çalışıyoruz, inanç sistemleri çok önemlidir, ve sahip çıkan olarak, egemen, mutlak varlık olarak, inanç sistemlerinin sana karşı iş görmesini değil, senin için çalışmasını, sana hizmet etmesini sağlayabilirsin. En büyük varlıklar da – yükselmiş üstatlar – inanç sistemleri geliştiriyorlar ve geliştirmişlerdir, ama bunun sadece bir oyun olduğunu bilirler. Onu her an yaratabileceklerini ve yok edebileceklerini bilirler. Onlar inanç sistemlerini, tıpkı sizin kağıt para kullanmanız gibi kullanırlar.</p>
<p>6.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Tobias, bir sorum var. Babam öldüğünden beri yaşantımda sürekli bir şeylere tosluyorum, sanki babam beni mutsuz etmek için hayatıma hep duvarlar örmüş gibi hissediyorum. Merak ediyorum, eğer bu mümkünse, bu tümsekler ne zaman yok olacak da yaşantım yeniden mutlu bir hal alacak?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, evet, burada epey bir manipülasyon olmuş ve bir dolu da çok zorlu, meydan okuyan enerji var. Biz bunun içinde çokça karanlık görüyoruz – ve bu senden geliyor, babandan değil. Bu karanlığın babandan geldiği bahanesini kullanarak kendini cezalandıran sensin. Ha, onun enerjileri de biraz etrafta dolanıyor ama, seninkiler kadar yıkıcı hiç değiller. İşte bu, gelecek ay üzerinde konuşacağımız şey – kendini sabote etmek; ve sen buna güzel bir örneksin.</p>
<p>Şunu saptamak durumundasın: bunun nedeni baban değil, çünkü sen tüm gücü – buna onun bir veçhesi diyebilirsin &#8211; ona teslim ediyorsun, ama aslında o veçhe gerçekte sensin. Bunu ona veriyorsun. İkincisi de, seni şöyle söylemeye davet ediyorum, bunu kendine neden yapıyorsun? Bu işte o sabotaj meselesidir. Bu önümüzdeki ay boyunca bunun üzerinde derin derin düşünmeni isteyeceğiz ve bir dahaki sefere bu konuyla ilgili daha fazla şey söyleyeceğiz, ama bunu kendine neden yapıyor olabilirsin? O gücü neden bir başkasına, aslında sen olan bir başkasına veriyorsun, onun seni sabote etmesine neden izin veriyorsun? Soruyorum sana, seni geri tutan nedir?</p>
<p>6.ŞAMBRA: Çekirdek (ana) sistem.</p>
<p>TOBIAS: Çekirdek sistem, biz bu konuyu gelecek ay ele alacağız. Ama bu… ah, burada bir dolu sorun var, ama bunlar Şambra’nın ortak sorunları – öz değer eksikliği gibi… işte büyük sorunlardan biri: Bir yaratan olarak gerçekten özgür olursan – aslında, başkaları için değil de kendin için yaratmayı seçtiğiniz şeyleri epey bir yaratabiliyorsun – gerçekten çok kötü bir şey yapacağını hissetmek, çünkü bunu yaptın. Hepiniz yaptınız. Bunu yaptın ve kendine dedin ki, “Asla, asla tekrar böyle bir şey yapmayacağım.” Ve şimdi elinde bir yemin var, ve bu, yeminle yaratılan bir veçhedir, ve sen, yeminini bozana kadar, yeminini bırakana kadar da bunu tekrar yapmayacaksındır. Ama bu yemin şu anda senin adına iş başında. Onu sen yarattın, o da sana hizmet ediyor. Ellerinin ve dizlerinin üstünde hizmet ediyor – “Bunu bir daha hiç yapmayasın diye hayatını zindan edeceğim” diyor, anlıyor musun?</p>
<p>Böylece derin bir nefes al, ve o yemini ne zaman bozacağına karar ver. Bırak onu gitsin. Bu Yeni Enerjide… ben burada fazla abartmak istemiyorum ama, bu Yeni Enerjide neredeyse yanlış bir şey yapamazsın. Başka bir deyişle, o sana geri gelecektir. Bu harika öğretinin bir kısmını alıp da onu Kara Büyü olarak başkalarına karşı kullanmaya karar versen bile, işe yaramayacaktır. Bu, eskiden iş görürdü, şimdi görmeyecektir. Onun için, yanlış bir şey yapacağım korkusunu aş. Sadece yap. Teşekkür ederiz.</p>
<p>7.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Selam Tobias. Herşeyden önce, ben 19 yaşındayım ve protestan bir Hıristiyan olarak yetiştirildim, ve ben daha yeni yeni bundan uzaklaşıp kendi yolumu bulmaya çalışıyorum. Ve annemle babam bunu yapmamı istemiyor, ve onlar ….. (kahkahalar) ben bunda zorlanıyorum ve onlar anlamıyorlar. Kendi yolumu bulmam için beni özgür bırakmıyorlar. Yani sana şunu soruyorum, bunun pekâla olduğunu ve benim kendi yolumu bulmam gerektiğini anlamalarını sağlayabilmek için ne yapmam lazım? Ve… evet, benim sorum bu.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, mükemmel…</p>
<p>LİNDA: (araya girerek) Evden taşın! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>7.ŞAMBRA: Taşındım zaten!</p>
<p>TOBIAS: Mükemmel. Ve bu arada, senin burada olmanı ve sorunu takdir ediyoruz, ve senle ben geçenlerde bazı şeyler hakkında konuştuk. Bu sorunun bir bölümü de senin kendini geri tutmandan kaynaklanıyor. Pek emin değilsin, çünkü bu, epey bir rahatlıktan vazgeçmek anlamına geliyor. Ayrıca şöyle öyküler de duydun, aile ocağından ayrılacak ya da belli bir inanç sisteminin dışına çıkacak olursan, dışardaki bir dolu karanlık enerji seni ayartacaktır. Yani sen kendini biraz riske atıyorsun ama, bir yandan da o güvenli alanın orada olduğunu biliyorsun – çünkü annen ve baban senin için bir güvenli alandır, gerçekten de.</p>
<p>Senden yapmanı isteyeceğim ilk şey, onları sahip oldukları inançlar için onurlandırmandır. Mutlak onurlandırma, ve bunu bir dereceye kadar yaptığını biliyorum, ama senin yaşında olmanın nasıl bir şey olduğunu da biliyorum. Gerçi birkaç bin yıl oldu ama yine de biraz hatırlıyorum (kahkahalar). Ve biliyorum, onları aştığını hissetmeye başlıyorsun, ki bir anlamda aştın da. Ama onların inançlarını onurlandır. Bu sana, gerek kendin gerekse onlar hakkında daha iyi bir anlayış sunacaktır. Ve sonra temelde, ki bunu dobra dobra söylüyorum, onların senin inançların için yapabilecekleri hiçbir şey yok. Onlar neyse odur. Ama sen onları ne kadar onurlandırırsan, onlar da giderek seni onurlandıracaktır. Enerji bu şekilde iş görür.</p>
<p>Sen kendin için – şimdi bakıyorum da, çünkü sen bakmama izin veriyorsun, senin oluşturduğun yaşam yoluna bakıyorum; ayrıntılara değil de nereye genişlemeyi seçtiğine – ve sen kendin için çok güzel bir yol çizmişsin, öyle ki, gelecek yılların keyfine varacaksın. Bu son tümden onurlandırmayı, tümden şefkat duymayı bir kez gerçekleştirdiğinde, öyle bir dolu meydan okumalardan ve zorluklardan da geçmeyeceksin. Ve bu arada, kimse bir başkasının inançlarını ya da bilgeliğini ya da eğitimini ya da bilgisini elinden alamaz. Yani kimse bunu zaten kimsenin elinden alamaz. Teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: Burada olduğun teşekkür ederiz, Steven.</p>
<p>8.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias.</p>
<p>TOBIAS: Merhaba.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Şu son aylarda çok derin bir kriz yaşadım, belirli bir nedeni de yoktu. Aslında çok ayrıcalıklı bir yaşantım var. Ama sanki içim dışıma çıkarak eriyip gitti ve ben büyük bir boşluk deneyimledim ve herşeye karşı ilgimi kaybettim, ve çok derin bir ıstırap vardı, sanki bunaltıcı bir ıstırap. Böylece benim ilk sorum, yani anlamam için, bu neydi, özellikle de o ıstırap kısmı?</p>
<p>TOBIAS: Önce bunu yanıtlamama izin ver. Biz bundan Sedona’da söz etmemiş miydik?</p>
<p>8.ŞAMBRA: Ettin, ve ben bunu hatırlıyorum, ama senin Şambra’ya değil de ışık işçilerine konuştuğunu ummuştum. (izleyicilerden ve Tobias’dan gelen yoğun kahkahalar) Ve sen bunun kısa olacağını söylemiştin ama sonsuzluk gibi gelmişti. Uzundu.</p>
<p>TOBİAS: Eh, görünen o ki, sen Sedona’da bana inanmışın, ve ben herkese konuşuyordum. Üstelik, herkesten çok da herhalde Şambra’ya konuştum, o çok, çok zor spiritüel krizden geçmekten söz ettim, tam da herşeyden geçtiğinizi düşündüğünüz sırada ve tam da yere indiğinizi hissettiğiniz ya da kendinizi çok topraklanmış hissettiğiniz anda, bunun yine olmasından söz ettim. Ve bunun ne kadar sert vurduğundan – çok, çok sert. Sizi mutlak derinliklere çektiğinden, ve anahtar da budur. Sizi mutlak derinliklere çekmesi. Seni, kendini daha önce açmadığın, daha önce uğraşmadığın en derin bölgelere çeker, ve bu oldukça korkunçmuş gibi hissedilebilir. Ölümden de betermiş gibi hissedilebilir, ki bunu biliyorsun.</p>
<p>Böylece, bunu kendine sen verdin ve artık arkanda kaldı. Sen hâlâ – nasıl söylesek – ondan iyileşiyor ve şifalanıyorsun, ama arkanda kaldı. Bu konuda rahatlayabilirsin. Kişisel olarak buna benzer bir şeyden tekrar geçmeyeceksin.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Bu ne büyük bir nimet, çünkü ikinci sorum…</p>
<p>TOBIAS: Ama bu, bu arada, seni aynı zamanda harika bir öğretmen kılıyor, ve ben seni bunun daha fazlasını Şambra ile, genel olarak ışık işçileriyle paylaşman için yüreklendiriyorum, çünkü, bildiğin gibi, sen iyi bir öğretmensin ve çıkıp bu şeyleri gerçekleştiriyorsun, ama şimdi bir de içinde o deneyime sahipsin.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Tamam. Ve ilerlemek amacıyla, bilmem gereken en önemli şey nedir?</p>
<p>TOBIAS: Ben bu noktada cüretkâr bir bildiride bulunacağım, ve Cauldre bilgimi kontrol ediyor. Ama gerek yok, çünkü ben çok açık olabilirim. Ve bu kulağa öyle çok metafiziksel gelmeyebilir ama, bir hamleden söz ediyorum. Bir hamle. Fiziksel. Ve ben bunu pek de söylemem. Genelde tam tersini, ya da en azından insanlara farketmediğini söylerim, ama senin durumunda bir hamleden söz ediyorum. Ve biz, sen ve ben, daha sonra konuşabiliriz…</p>
<p>8.ŞAMBRA: Daha sonra.</p>
<p>TOBIAS: Evet.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Elbette.</p>
<p>LİNDA: Teşekkürler.</p>
<p>9.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam. Bugünkü herşey için teşekkürler. İçimdeki birçok ve birçok ve birçok tele dokunan harika şeyler söyledin. Ve ben neredeyse bugün gelemiyordum, demek bunun için gelmişim. Ama benim için çok, çok önemli olan bir şey var, iki küçük oğlan çocuğu. Ben, onları korumak ya da onlar için daha iyi bir yaşamı güvence altına almak konusunda, umarım, çok güçlü adımlar attım, ve bu nasıl gidecek?</p>
<p>TOBIAS: Pek iyi değil. Bunun peşinden gitme tarzın yüzünden.</p>
<p>9.ŞAMBRA: Öyle mi?</p>
<p>TOBIAS: Evet ya, fazla… bugün Kral Arthur hakkında konuştuk, öyle değil mi?</p>
<p>9.ŞAMBRA: Hııı.</p>
<p>TOBIAS: Ve Kral Arthur’un kendinin ve kendi tanrısallığının sorumluluğunu alması hakkında. Ama onu yıkan, diğer herkes için de sorumluluk almaya çalışmasıydı.</p>
<p>Şimdi biliyorum, bu çok zor, çünkü sen bu varlıklara, Dünya’ya getirdiğin ve sorumlu olduğun varlıklar olarak bakıyorsun, ama burada çok fazla koruyuculuk enerjisi var ve yeterli… bu onları boğuyor ve seni de yıpratıyor. Onlara, senin çocukların olarak bakma. Onlara artık küçük çocuk olarak bakma. Onlar, tıpkı senin gibi, olgun ruhsal varlıklardır. Bir tanesinin senden daha fazla hayatı oldu ve aslında bazı açılardan ebeveyin o olmalıydı.</p>
<p>Taşıdığın o ağır yükün bir kısmını salıverdiğinde, onların kim olduğunu gerçekten görebileceksin. Onların korunmayı gereksinmediğini ve yaşamlarına biçim vermene de ihtiyaç duymadıklarını göreceksin. Onlar, ruhsal tutkularının senin tarafından cesaretlendirilmesini gereksiniyor. Onların esinlenmeye, motivasyona, cesaretlendirilmeye ve herşeyden çok, senin sağlamadığın, o güvenli alana ihtiyaçları var. Şu anda bir güvenli alana sahip değiller. Böylece ben senin bu faktörlere bir göz atmanı istiyorum, ve bu, oluşmuş çok ağır enerjilerin büyük bir bölümünü özgürleştirecektir.</p>
<p>9.ŞAMBRA: Tamam, teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: Kısa tutabileceksen birkaç soru daha alalım.</p>
<p>TOBIAS: Ben iyi durumdayım. Sadece 19 Temmuz’a kadar zamanım kaldı, yani… (kahkahalar)</p>
<p>10.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Selam Tobias, ben Kral Joep. Hani Ocak’ta dünya çapında hava durumlarından söz etmiştin, ve biz o zamandan beri dünyanın her yanından beş kişilik bir grup olarak biraraya geliyoruz. Sanal alemde küçük bir güvenli alan yarattık ve orada fikirlerimizi paylaşıyor, birbirimizle konuşuyoruz. Her birimiz kendi uzmanlığını paylaşıyor, ve bunlardan biri de hava durumuna astrolojik açıdan bakmak, yani hava durumu için astrolojiyi kullanmak, ki bu benim için oldukça yeni bir şeydi, ama içimizden biri bu konuda gerçekten iyi. Bir diğeri de doğa ruhları, hava devalarıyla çalışmak, iletişim kurmak. En başından beri, bir web sitesi kurmak fikri de vardı. Bunu daha gerçekleştirmedik, çünkü bir anlamda hâlâ kendi içimizde enerjiyi yapılandırıyoruz. Ama ben senin bu konudaki bakış açını ve bunu bir sonraki düzeye nasıl taşıyabileceğimiz hakkında önerilerinin olup olmadığını bilmek isterdim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de, var. Ve burada gelişmekte olan çalışma – doğru yönde ilerliyor, ama kendi birkaç yorumumu da katayım. Bir tanesi, rekorlar kırılırken şeylerin izini sürmektir, çünkü yararlı olacak bilgilerden bazısı da şudur, bu, bir hava yılıdır, özellikle de dediğim gibi, yılın ikinci yarısında. Ama aynı zamanda haber olan olayları, meydana gelen şeylerle ilgili haberleri de havayla birlikte izlemeye başlayın.</p>
<p>Şimdi, gerçi doğrudan bir ilinti yoktur – başka bir deyişle, olayın olduğu günkü hava durumuyla (olay arasında doğrudan bir ilinti yoktur) – ama siz bir kalıbı ya da düzeni görmeye başlayacaksınız. Yani bir zaman çizelgesi hazırlayın ve o günlerde meydana gelen şeyleri çizmeye başlayın. Örneğin, bir haber olayı ile bir deprem arasındaki, ya da dünyada olan bir şeyle, bu grip salgını gibi, ve hava koşulları arasındaki direkt ilintiyi görmeye başlayacaksınız. Ve yeterli veri topladığınızda bunu doğrulayabilecek ve neredeyse, birçok durum için olaylarla hava durumu arasındaki direkt ilintiyi kanıtlayabileceksiniz.</p>
<p>Bunun daha derinine inen adım ise, bilince bir göz atmaya başlamanız olacak. Şimdi bu daha zordur, çünkü daha Dünya’da bir bilinçmetre yok, ya da güvenilir olanı yok, ama bilinci test etmenin kendi genel yollarınızı kullanın, örneğin – buna ne diyorsunuz – kas testi yoluyla ya da bu tür şeylerle, bu, bilincin nerede olduğunu anlamanıza yardımcı olur.</p>
<p>Siz bu olağanüstü şeyi göreceksiniz, çünkü bilirsiniz, birçok bilim adamı hava durumunun önceden bilinemez ya da karmaşık olduğunu söylüyor, çünkü onu neyin harekete geçirdiğini anlamıyorlar ve arkasındaki güçleri de anlamıyorlar.Yani, evet gerçekten, buna bakmaya başlayın. Manyetik kutupların hareketlerine ve ayrıca, şu anda Dünya’nın yerçekimi enerjilerindeki sapmalara ya da değişikliklere bakın. Bunların tümünü bir kez biraraya getirmeye başladınızmı, resmi çok net göreceksiniz, ve bu (verilerden) şaşırtıcı bir kitap ya da kitaplar, inanılmaz atölye çalışmaları ve tartışmalar ya da videolar ya da her neyse çıkacaktır, çünkü bu aslında birçok insanın duyumsadığı bir şeydir. İnsanlar biliyor, biliyor da, onu nasıl ölçeceğini bilmiyor, ve bu, büyük ölçüde sizin yaptığını şeydir.</p>
<p>Astrolojinin de bir rolü var ama yalnızca bir dereceye kadar. Ve şu anda birçok olayda astrolojinin sorunu, Eski Enerji formülleri kullanmasından kaynaklanıyor. Yeni Enerji ya da daha yüksek bilinçli bir insan için astrolojiyi kullandığınız zaman, başka değişkenleri de eklemeye başlamanız gerekecektir. Şu anda astrolojinin biraz etkisi olsa da, hava durumunun arkasında yatan itici güç değildir. Bu (itici güç), bilinçtir. Teşekkür ederiz.</p>
<p>11.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Ocak ayında, üst-ruhun bazı durumlarda kendi yaralı veçhelerini reddettiğini ve gücendiğini söylediğinde, büyük bir rahatlama hissettim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de.</p>
<p>11.ŞAMBRA: Ve sonra Mart’ta bu konuya tekrar değindin ve dedin ki, seçimi yapan insandır ve ruh insanın seçimini onurlandırır, ve eminim, alınan kararların birçok çeşidi vardır. Ama senin, benim o belirli sorunum hakkında konuşmanı istiyorum, yani o seçimi bir insan olarak yapan ben miydim, yoksa ruhum mu? Ve bunun – benim kişisel seçimimin – içine dönsün diye ruhu bir kozada bırakarak dualiteye geldiğimizde oluşan terk-edilme-travmasını kitle bilincine getirmekle bir ilgisi olup olmadığını merak ediyordum.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Bunu çok basit tutmaya çalışacağım, ve bu konu, üzerinde uzun, çok uzun bir süre konuşabileceğimiz bir konudur. Ama… hadi öyküyü bir kenara koyalım ve bunu Ruh ve sen olarak ele alalım. Tanrı kaynağı ya da özü, ona her ne demek istiyorsan, temelde sana – seni doğurdu, sen Ruhsun – ama sana seni oluşturan benzersiz bir kimlik verdi ve dedi ki, “Çık git. İstediğin şeyi yap. Eninde sonunda benimle aynı olduğunu keşfedeceksin, ama sen benzersizsin. Aynı yaratıcı yetilere sahipsin. Ben asla senden daha yüksek bir yerde olmayacağım.” Bunu söyleyen Ruh’tur, ve ben elbette fazla basite indirgiyorum. “Sen aynı yeteneklere sahipsin, ve benden farklı olarak sahip olduğun şey, kendi deneyimlerini toplamandır, ve ben onları hissedebilsem de ve bilsem de onlar eşsiz bir biçimde senindir.” Yani Ruh, “İstediğin herşeyi yapabilirsin” dedi.</p>
<p>Sen de çıktın gittin, ve bir noktada, birçokları gibi, Ruh’u reddettin ve şöyle dedin, “Tanrı öldü” ya da “Tanrı yoktur” ya da “Tanrı’dan nefret ediyorum.” Şimdi, sen bunu söylediğin anda Tanrı yok oluverir, çünkü Tanrı mutlak bir şefkat içindedir ve seçtiğin herşeye yanıt verir, ve sen (bu durumda) Tanrı’nın olmadığını söylemeyi seçiyorsundur. Eğer Tanrı’ya kızgınsan, Tanrı da seninle birlikte oynayacak ve kızgın olmana izin verecektir. Ve Tanrı şöyle bir rol oynayarak, “Evet, ıstırap çekesin diye bu sefil yaşamı senin için ben yarattım; bana kız” diyecektir.</p>
<p>Aynı şey, ruhsal benliğin ile insan benliği dediğin şey arasındaki ilişki için de geçerlidir, yani yüksek benliğine kızdığını ya da sinirlendiğini ve terk edilme sorunlarının olduğunu söylemek. “Eğer benim ruhum varsa, bir canım varsa, şimdi nerede? Lanet olsun, onu çağırıp durdum.” Ve o da seninle birlikte oynar ve der ki, “Tamam, bir süre gidip saklanacağım.” Görüyor musun, o hep burada, ama oynanan bu güzel, harika oyun deneyimi var.</p>
<p>Yani aslında tam anlamıyla, insan benliği olarak algıladığın şeyle ruhsal benliğin arasında bir ayırım yoktur. Ama bu ayırım – o terk edilme sorunu ve diğer herşey – yaratılmıştır, ama sonuçta farketmez, çünkü sen olduğun sensindir. Sen, ruhunsun, canınsın, benliğinsin; sadece önemsiz bir insan değilsin. Ruh, sen ondan bunu istediğinde sana sırtını döner, ve bunu da çok iyi yapar.</p>
<p>11.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz. Ben bu konuyla ilgili daha konuşmak isterdim ama zaman azalıyor.</p>
<p>11.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>LİNDA: Belki Saint Germain konuşur, ha?</p>
<p>TOBIAS: Evet, ve belki de biriniz başlığı “Tanrı Benden Nefret Ediyor”, alt başlığı da “Çünkü Ben Kendimden Nefret Ediyorum” olan kitabı alır. (kahkahalar) Ah, onca kitap ve bu kadar az zaman.</p>
<p>12.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Ben, Janet Lee, ve ben gerçekten senin… biliyor musun, hani bize hislerimize dönmemizi öğrettiğin o meditasyonu yapmış ve boşluğa gitmeye karar vermiştim, hatırlıyor musun? Ve hani o devasa sürüngen gözünü görmüş ve ne olduğunu düşünmüştüm? Ve sen gerçekten, gerçekten bunun açıklanmasına yardım etmiştin. Ama ben, oraya tekrar gideyim de bakayım neler alabilirim diye düşündüm. Ve yeniden gittim ve bir şeyler daha aldım. Bu sanki neredeyse… bu neredeyse sisli bir biliş gibiydi. Biraz daha bilgi topladım, bilirsin, senin söylediklerinden başka. Ama sonra ansızın uzaklardan o ışık geldi, ve doğrudan bana geldi ve benden geçerek aşağıya, Yerküre’ye yöneldi ve Yerküre’deki bir kristale çarptı. Ve duyduğum – ben sesi duyamadım, ama onu hissedebildim ve o en sonunda Si notası olarak tercüme oldu.</p>
<p>LİNDA: Tatlım, sorun nedir?</p>
<p>12.ŞAMBRA: Yani ben sana soruyorum, bu neydi peki?</p>
<p>TOBIAS: Bunu senin için yanıtlamam mümkün değil! Aslında yanıtlayabilirdim ama bunu seçmiyorum, çünkü bu çok güzel bir deneyim ve… çok güzel bir deneyimdi, ama ben senin bayram hediyeni senin adına açmak istemem, anlıyor musun.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Ha, peki.</p>
<p>TOBIAS: Şimdi, senden yapmanı istediğim şey – ama sen bunu zaten biliyorsun. Yalnızca, bunun ne olduğunun onayını istiyorsun. Değil mi?</p>
<p>12.ŞAMBRA: Evet, sanırım. (güler)</p>
<p>TOBIAS: Evet, evet, evet. Böylece…</p>
<p>12.ŞAMBRA: Bazen onayların gelmesi iyi oluyor.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de, öyleyse herkesin önünde sen kendini onayla. Orada neler oldu?</p>
<p>12.ŞAMBRA: Orada gözle görülür biçimde… sen demiştin ki, o sürüngen… orada bulunmuş olan, bunu yapmış olan bir parçam olduğunu söylemiştin, ama sanırım kendine ışığı çekebilen ve bundan öğrenebilen bir parçam da var.</p>
<p>TOBIAS: Ve…?</p>
<p>12.ŞAMBRA: Hâlâ öğreniyorum.</p>
<p>TOBIAS: Hmmmm. Bayram hediyeni senin adına açmak için kaşınıyorum. (kahkahalar) Açayım mı, açmayayım mı? Açayım mı, açmayayım mı?</p>
<p>12.ŞAMBRA: Herkes aç diyor. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Tik tak, tik tak, tik tak, tik tak.</p>
<p>TOBIAS: Ah, yap, yapma. Yap… yap yap. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>12.ŞAMBRA: Bir kısmını aç.</p>
<p>TOBIAS: Pekâla, ben sana onun arkasında yatan simgesel anlamını söyleyeceğim – ve tekrarlıyorum, hepinizi yüreklendiriyorum, bunu hep basit tutun. Eğer fazla karmaşıklaştırırsan, anlamını kaybedersin. Bu – amatörce uğraştığın ve senin bir parçan olan o enerjiler – korku dolu bir şeyden ya da karanlık ya da olumsuz bir şeyden – senin o parçandan – bilgeliğe dönüşen ve artık ayrı olmayan parçandı. Bu, veçhelerinin bütünleşmesiydi, ve sen bunu, Yerküre’ye inen bir ışık olarak hissettin, yani seni toprakladı. Bu ille de kelime anlamında Yerküre’ye indi demek değildir, ama simgesel olarak kendini topraklamak, öze dokunmak ve “Vay canına! Bunu da bütünledik” diyen bu güzel rezonansı yaratmak olarak yorumlanır, anladın mı?</p>
<p>12.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Kesinlikle. Ve ben sana paket kağıdını geri vereceğim. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Son soru.</p>
<p>13.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam Tobias. Bugünkü Şaud sırasında bir dolu sorumu yanıtladığın için teşekkür ederim, ama bir tanesi kaldı. Aslında herhalde daha bir sürü var ama, (içimi) yakan soru bu. Ben gerçekten yiğit bir Şambra olmayı ve yaratım (konusunda) Saint Germain ile çalışmayı dört gözle bekliyorum.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten mi?</p>
<p>13.ŞAMBRA: Pardon?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten mi? (kahkahalar, Tobias kıkırdar)</p>
<p>13.ŞAMBRA: En tutkulu yaratımım… bu günlerde sanki havada uçuşan bir dolu yaratım var, ama en tutkulusu, birkaç yıl önce yarattığım ve senin büyük yardımınla olduğuna inandığım bir iş. Ve bu iş şu anda biraz uykuda gibi, ve ben onun yeni bir düzeye geçmek üzere hazırlandığına inanıyorum, ve gerçekten, şimdiden itibaren yaz sonuna, hatta sonrasına kadar ne yapmam gerektiği hakkında bana verebileceğin bir bilgiyi senden duymak isterdim.</p>
<p>TOBIAS: Evet, bunun enerjisine baktığımızda, öncelikle – bunu kısa ve öz nasıl söyleyebiliriz – ben olsam, 18 Eylül’e kadar – ki bu öyle gizemli bir tarih hiç değil, yalnızca enerjiye bakıyoruz &#8211; bu işle ilgili büyük bir değişiklik yapmazdım. Yani öyle büyük değişiklikler yapmaya kalkma, bırak kendi değişsin, anlıyor musun.</p>
<p>Sen bu şeyi yarattın. Yaratılar sana aittir, ama aynı zamanda… tıpkı Ruh’un sana sevgiyle mutlak özgürlük vermesi gibi, sen de aynı sevgiyle kendi yaratılarına özgürlük ver. Bırak kendi döngülerini ve eğilip bükülmelerini ve diğer herşeyini gerçekleştirsin, çünkü o, bir sonraki düzeye geçiyor. Onu kontrol etmek ya da manipüle etmek ya da – nasıl desek – paketlemeye çalışmak zorunda değilsin. O şu anda yürüyor. Yani inayet fırınında pişiyor gibi, ve ilginç bir ekşi mayalı hamur karışımına sahip (kahkahalar), yani o uğraşıyor.</p>
<p>Onu kutsa, ona teşekkür et ve bırak kendi işini görsün, ve sen de bu arada, onun hoşgörülü, nazik çobanı olarak yanında ol. Başka bir deyişle, onun hâlâ sevildiğini ve istendiğini, ve yaşamında onunla oynamak istediğini ona bildir. Böylece, bırak bir süre bunu yapsın ve Eylül’den sonra neler olduğuna bak.</p>
<p>13.ŞAMBRA: Eylül’den sonrası için herhangi bir bilgi?</p>
<p>TOBIAS: Hayır. (kahkahalar) Şu anda bu bilgiyi vermek istemiyorum, ve ondan sonra da tabi burada olmayacağım, ama bunu öngörmeye çalışmak çok zor olurdu. Sana şöyle söyleyeyim. Sen bu enerjiye çok bağlısın, doğru mu?</p>
<p>13.ŞAMBRA: Çok.</p>
<p>TOBIAS: Pekâla, çok. O zaman hemen şu anda ona, o yaratına, neden şöyle demiyorsun, “Eylül’de bana bildir, hazırsan daha erken de bildirebilirsin, ama bana burada işin içinde olan enerjileri bildir ki, bunlarla nereye gideceğimizin kararını verebileyim ya da seçimini yapabileyim. Bana potansiyellerin ne olduğunu bildir. Enerjisel ihtiyaçların ne olduğunu bildir. Bana bunun ne kadar genişleyebileceğini bildir.” O sana yanıt verecektir. Senin yaratın o. Geri gelip sana “Evet, işte buradayız. Senin için ben bunlar üzerinde çalıştım” demekten mutlu olacaktır.</p>
<p>Yaratılarına, tıpkı arkadaşlarına ya da akrabalarına ya da evcil hayvanlarına konuşurmuş gibi konuş, çünkü onlar aslında daha yakın bir enerji taşırlar. Onlar gerçekten sana hizmet etmek için buradalar. Oysa arkadaşların ve aile üyeleri, evcil hayvanlar pek o kadar değil ama arkadaşlarda ve aile üyelerinde bu kuşkuludur. (kahkahalar) Böylece, konuş onunla. Ona aynı şekilde davran. Uygun olan zamanda sana bilgiyi hemen verecektir. Ve, teşekkür ederiz.</p>
<p>Ve böylece – son sorulardan söz ediyorum – gelecek ay toplanacağız ve ben mesajı biraz kısa tutacağım, gerçi bunu söylüyorum ama hiç olmuyor. (kahkahalar) Birçok soru olacağını ve bizim için duygusal bir an olacağını biliyorum. On yıldır birlikte gerçekleştirdiğimiz Şaudların son soru ve yanıtları olacak. Bu nedenle, bunu gerçekleştirmek için bir sistem geliştirmeyi rica edeceğim, ister bir şapkadan ister sandaletlerimden ya da her neyse bir sıra numarası çekin, çünkü herşeyden önce, burayla ilişkili olan bir enerji var ve biz herkese karşı adil olmaya çalışıyoruz. Ve tarih açısından da, her kim o fırsatı yakalarsa, tarih ve ötesindeki tüm Şambra adına son soruyu soruyor olacak. Yani iyi bir soru olsa iyi olurdu!</p>
<p>Ve öyledir.</p>
<p>Kırmızı Meclis’in varlıklarından Tobias, Golden, Colorado’da yaşamakta olan Geoffrey Hoppe tarafından sunulmaktadır. Tobit’in mukaddes kitabında bulunan Tobias’ın öyküsü, Crimson Circle sitesinde bulunmaktadır.<br />
www.crimsoncircle.com. Tobias materyelleri, bedelsiz olarak dünyanın her tarafında bulunan ışık işçileri ve Shaumbra’ya, Ağustos 1999 tarihinden beri sunulmaktadır. Bu tarih Tobias’ın, insanlığın yıkım potansiyelini aşıp, Yeni Enerjiye girdiğini söylediği tarihtir.<br />
Kırmızı Çember, Yeni Enerjiye geçiş yapacak ilk insan (kılığındaki) meleklerden oluşan küresel bir ağdır. Bu kişiler, yükseliş halinin sevinç ve zorluklarını deneyimlerken, diğer insanların da yolculuğuna, paylaşım, ilgi ve yol göstererek yardımcı olmaktadır. Crimson Circle’in sitesine her ay 50.000’in üzerinde ziyaretçi, son materyelleri okumak ve kendi deneyimlerini tartışmak amacıyla girmektedir.<br />
Kırmızı Çember her ay Denver, Colorado’da, Tobias’ın, Geoffrey Hoppe kanalıyla son bilgileri sunduğu yerde biraraya gelmektedir. Tobias, kendisinin ve Crimson Council’ın (Kırmızı Meclisin) diğer semavi varlıklarının, aslında insanoğlunun kanallığını yapmakta olduğunu bildirmektedir. Tobias’a göre, onlar bizim enerjilerimizi okumakta ve biz içimizde deneyimlerken, dışardan da bakabilmemiz için, kendi bilgilerimizi bize geri tercüme etmektedirler. Kırmızı Çember toplantıları herkese açıktır, ama LCV takdir edilir. Katılımı gerektiren hiç bir şey ve ödenmesi gereken bir aidat yoktur. Kırmızı Çember bolluğunu, dünya çapındaki Shaumbra’nın açık sevgisi ve bağışlarıyla sürdürür.<br />
Kırmızı Çemberin en yüksek amacı, insan melekler ve öğretmenler olarak, içsel spiritüel uyanış yolunu yürümekte olan kişilere hizmet etmektir. Bu hıristiyanlıkla ilgili bir misyon değildir. Tersine, içsel ışık, merhamet ve ilgi bulabilmeleri amacıyla, insanları senin kapına getirecektir. Kılıçlar Köprüsü’ndeki yolculuğuna başlayan bu kendine has ve değerli insan sana geldiğinde, o anda ne yapman ve öğretmen gerektiğini bileceksin.<br />
Eğer bunu okumaktaysan ve gerçek olduğunu ve bir bağın olduğunu hissediyorsan, sen gerçekten Shaumbra’sın. Sen insan (kılığında) bir öğretmen ve bir rehbersin. İçindeki tanrısallık tohumunun bu anda ve gelecek tüm zamanlar için çiçek açmasına izin ver. Hiç bir zaman yalnız değilsin, çünkü tüm dünyada bir ailen ve çevrendeki semavi boyutlarda melekler vardır.<br />
Bu metni lütfen ticari amaç olmaksızın ve bedelsiz olarak dağıtın.<br />
Lütfen bu bilgiyi, dipnotlar dahil bütünüyle kullanın. Tüm diğer kullanımlar, Geoffrey Hoppe, Golden Colorado’dan alınacak yazılı onayı gerektirir. Telif hakkı 2001, Geoffrey Hoppe, P.O.Box 7328, Golden, CO 80403.e-posta: tobias@crimsoncircle.com. Tüm haklar mahfuzdur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2009/05/02/saud-10-%e2%80%9ckullanici-tum-sorumlulugu-kabul-eder%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 9: “Yeni Dünya Güncellemesi… ve Dahası”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2009/04/04/saud-9-%e2%80%9cyeni-dunya-guncellemesi%e2%80%a6-ve-dahasi%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2009/04/04/saud-9-%e2%80%9cyeni-dunya-guncellemesi%e2%80%a6-ve-dahasi%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2009 16:27:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Geri Dönüş Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=416</guid>
		<description><![CDATA[Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
Kırmızı Çembere sunulmuştur
4 Nisan 2009
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org
Ve öyledir, sevgili Şambra, benim sevgili dostlarım. Sizin huzurunuzda olduğum zaman hissettiğim sevgiyi, kabulü ve onuru sözler bazen ifade edemiyor. Bugün konuşacak çok şeyimiz var. Ah, konuşacak çok… çok şey ve bunu yapmak için çok az zaman var.
Ben bugün dört farklı konu hakkında konuşmak istiyorum, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
4 Nisan 2009<br />
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org</p>
<p>Ve öyledir, sevgili Şambra, benim sevgili dostlarım. Sizin huzurunuzda olduğum zaman hissettiğim sevgiyi, kabulü ve onuru sözler bazen ifade edemiyor. Bugün konuşacak çok şeyimiz var. Ah, konuşacak çok… çok şey ve bunu yapmak için çok az zaman var.</p>
<p>Ben bugün dört farklı konu hakkında konuşmak istiyorum, ama bu dört saatlik bir Şaud olmayacak, merak etmeyin. (kahkahalar) Biz, temelde iletilmesi gereken herşeyi iletmek, aydınlatılması gerekenleri aydınlatmak için birlikte çalışacağız. Bunu kısa yoldan yapacağız, çünkü bu gerçekten Yeni Enerjidir. Bugün üzerinde konuşacağım konuların her biri bir saat kadar sürebilecekken, biz bunu çok kısa bir sürede gerçekleştirebileceğiz. Bir zamanlar o bilinç ırmağının ya da akışının bizimle sizin aranızda akmasını sağlamak için habire konuşur dururduk, ki bu bir saat, bir saat yirmi dakika alırdı, oysa şimdi bunu birlikte sadece bir nefeste gerçekleştirebiliyoruz. Sadece bir nefeste. Bugün de herhalde bir saatinizi alacağım, çünkü ben bu enerjiye geldiğimde, birlikte bu salonda olduğumuzda, gerçekten büyük keyif alıyorum. Yalnızca burada değil… bu arada, bu kokulara bayılıyorum – kendi sözümü kestim. Bu kokulara bayılıyorum.<br />
<span id="more-416"></span><br />
Burnunuzdan derin bir nefes alın, hatta bu güzel yerde olmayanlar da. Kokuyu alabilirsiniz. Ve biz bundan Boyutlararası Atölye Çalışmasında epey bir söz ettik. Enerjilerin kokusunu alabilirsiniz, yalnızca koku alan insan duyunuzla değil, tanrısal duyunuzla. Ah, bu salonun ve yiyeceklerin kokusuna bayılıyorum. Ben aslında insanların kokusuna bayılıyorum. Ah, evet, sizler çok belirgin, çok kendine özgü bir koku taşıyorsunuz. Bunu bugün (burada olan) köpek dostumuza sorun. O, tek tek her birinizi tanıyor, ama adınızdan değil, kokunuzdan.</p>
<p>Belirgin kokulara sahip insanlar. Siz bunu fark etmiyorsunuz, çünkü, eh, insansınız. Siz kendi kokunuzu sürekli alıyorsunuz. Ama biliyor musunuz, küçük bebekler, yeni doğduklarında, onların içinde canlanan ilk duyu, kokudur. Daha duyma ya da dokunma – fiziksel anlamda dokunma – duyusundan çok önce, tad alma duyusundan çok önce, koku alma duyuları devreye girer, ve insanların kokusunu anında alırlar. Annelerinin kokusunu ve çevrelerinin kokusunu alırlar. Ve, daha önce insan olmuş parçalarıyla buradan yeniden bağlantı kurarlar.</p>
<p>Bugün bu salondaki kokular – insanlar, doğa, bugün çok güzel bir doğa var dışarda. Az önce dışarda, karda duran birkaçınızla konuşuyordum. Ah, insan olduğunda hayat güzeldir. İnsan olduğunda hayat güzeldir, ve bir seçim yaptığınızı ve seçimler yapmayı sürdürebileceğinizi ve bu deneyimi sevebileceğinizi fark ettiğinizde, çıkmazlara saplanmazsınız. Geçmişiniz sizi bağlamıyor. Geleceğiniz hiç de alın yazısı değil. Bu ne şaşılası bir şey.</p>
<p>Gözyaşları</p>
<p>Böylece, bugünün konularına geçmeden, birkaç şey daha. Ağlamanın eşiğinde olanlarınız, ağlayın. Bırakın çıksın. Buraya bağlanmış olan, bu Şaud’un bir parçası olan birçoğunuzu hissedebiliyorum. Ağlamak istediniz, ama sonra zihninizi devreye sokup şöyle dediniz, “Neden ağlamak istediğimi bile bilmiyorum, bu yüzden de ağlayamam ya da ağlamam.” Kalbinizdeki acıyı hissettiniz. Boğazınızdaki o kasılmayı hissettiniz ve sadece ağlamak istediniz – ve bu pekâladır. Sizler, dostlar arasındasınız. Şambra ile birliktesiniz, aileyle – yuvanın ailesiyle. Meleksel ailelerle. Sizler, bu inanılmaz dönüşümden geçmenin nasıl bir şey olduğunu anlayan insanlarla birliktesiniz.</p>
<p>Böylece, ister kendi başınıza evinizde oturuyor olun, ister burada bu toplantıyı yaptığımız salonda olun, ağlamanıza izin verin, çünkü bu çıkmak isteyen bir duygudur ve aynı zamanda bir hisler paketidir. Ve bu, kendinize vermeye hazır olduğunuz bir salıverme armağanıdır, ama onu bastırıyorsunuz. Şimdi, bu salıvermeyi ve enerji temizliğini gerçekleştirmenin birçok yolu vardır ama, şu anda birçoğunuzun sadece ağlamaya ihtiyacı olduğunu söyleyebilirim. Ve biliyor musunuz? Biz de, meleksi varlıklar olan bizler de sizinle birlikte ağlayacağız. Üzüntüden değil, buna ne dendiğini bile bilmiyoruz. Belki siz de bilmiyorsunuz da sadece salıverme diyebiliyorsunuz.</p>
<p>Bu, daha önce de çok, birçok kez sözünü ettiğimiz gibi, Dünya üzerinde inanılmaz bir zamandır ve Dünya şu ara çok değişimlerden geçiyor. Ve siz bunların büyük bir bölümünü bedenlerinize alıyorsunuz – bedenlerinize ve zihinlerinize ve ruhunuza. Birlikte paylaştığımız bu sürede, ben sizden kendi içinize dönmenizi isteyeceğim. Siz Gaia’dan, Toprak Ana’dan, geçmişten – gerek kendi geçmişinizden gerekse Dünya tarihinden – bu muazzam enerjileri içinize alıyordunuz. Yaşamınızda olup da sizi kuşatan insanları hissediyor ve içinize alıyor ve hatta belirli miktarlarda işlemden geçirmeler de yapıyordunuz. Ah, o insanlar nasıl da size bel bağlıyorlar. Nasıl da size güveniyorlar. Ve aynı zamanda sizden nasıl da besleniyorlar. İtiraf edemedikleri bir biçimde nasıl da tapıyorlar size, ama siz bunu biliyorsunuz. Bu bir tür sevgidir. Bir tür rahatlık ve güvenliktir, ve siz bunu onlarla birlikte içinize alıyorsunuz.</p>
<p>Şifacı, danışman, uygulayıcı olanlarınız, kendinize her ne diyorsanız, sizler rehbersiniz. Başkalarına yardım ediyorsunuz. Ha, ve onlardan geldiğini hissettiğiniz acıyı ne kadar temizlemeye çalışsanız da, onların sorunlarını çözmeyi ve herşeyi onlar adına yerli yerine oturtmayı ne kadar derinden isteseniz de, ve bunu onların gerçekleştirmesi gerektiğini bilseniz de, bunun bir kısmını içinize alıyorsunuz. Ve bu, özellikle de bedeninize gidiyor. Sonra bedeniniz ağrıyor, ama siz zorlukla yürüyüp geçmeyi sürdürüyorsunuz. Bunlar zihninize de giriyor ve sizinle küçük aptal oyunlar oynuyor. Ah, bu oyunlar… en büyük oyun da, bunun kendi düşünceniz olduğunu düşünmenizdir, oysa değildir.</p>
<p>Ben burada bir bildiride bulunacağım, belki biraz aceleci davranıyorum ama, siz gerçekten düşüncenin ötesine geçiyorsunuz. Zihnin tüm takılmaları, tüm o sesler ve diyaloglar ve sizin teyp (ses bandı) dedikleriniz ve devreye giren o küçük sesler – bunların çoğu artık size ait değil. Siz gerçekten düşünceyi – beyin aktivitesini – aşıyorsunuz, ama bunu hâlâ başkaları adına işlemden geçiriyorsunuz. Hâlâ başkaları adına çalıştırıyorsunuz. Ha, onu kendinize dönüştürmede harikasınız. Hatta sizin sesinizmiş gibi geliyor kulağa, ama gerçekten değildir.</p>
<p>Bu değişen Dünya’nın ve insanlığın birçok enerjisi…  sizden geçiş vergisi alıyorlar demek istemiyorum ama, zihinsel aktivitenizin ve kendi ruhunuzun büyük bir kısmını işgal ediyorlar. Sizin kendi ruhunuz – ben şu anda ona bakıyorum – o öyle… öyle sevecen ki. Evet, sevecen bir insan olduğunuzu düşünmeseniz bile. Zaman zaman umursamaz olduğunuzu düşünseniz bile, ve ben bazılarınızın böyle düşündüğünü biliyorum. Katı yürekli olduğunuzu düşünüyorsanız, ben onun gerisinde yatanı görebiliyorum. Bunun bir engel ya da savunma olduğunu biliyorum. Ben sizin ne kadar sevecen olduğunuzu biliyorum ve bunun kanıtına da sahibim. Kanıt, sizin burada, Dünya’da olmanız, gerçekten sizinle ilgili olmayan bir yolculuk yapıyor olmanızdır. Kendiniz için farketmez, ama siz birçok yaşamı paylaştığınız insanlara duyduğunuz sevgi yüzünden; insanlığa duyduğunuz şefkat ve sevgi yüzünden; hayvanları sevdiğiniz için buradasınız. Her türlü hayvanı seviyorsunuz. Onlarla daha önce çalıştınız. Dünya üzerindeki birçok türün yaratılmasına yardımcı oldunuz. Onların önemini biliyorsunuz ve onların nimetini de biliyorsunuz. Siz, Dünya’yı – toprağı, kayaları, okyanusları, gökyüzünü &#8211; sevdiğiniz için buradasınız. Onun için, ben sizin ne’den meydana geldiğinizi biliyorum. Sevgiden.</p>
<p>Ha, ve şu ara Dünya’daki enerjiler çok yoğun. Çok yoğun. Doğrusunu isterseniz, ben birkaç kez durdum, sevgili dostlar. Durdum ve Dünya’ya geri gelmek konusunu yeniden düşündüm! (kahkahalar) Ben… ben belki de bunun kolay bir iş olacağını söylerken, kendimi aldattım. Geri geleceğim, sizin yükselmiş üstat dediğiniz olarak, ve farketmediğini hatırlayacağım. (kahkahalar) Ha, bunun kolay olduğunu düşünen herhangi bir yükselmiş üstada da, eyvahlar olsun.</p>
<p>Ben şu anda Dünya üzerindeki enerjinin ne denli güçlü ve ne denli ağır ve baştan çıkarıcı olduğunu biliyorum – yalnızca Sam bedenlenmesi olarak değil, ama To Bi Wah, bir ruh, bir öz olarak da bunun nasıl bir şey olduğunu biliyorum. Bazen kendinize… neydi o insanca deyiminiz, “Bu, nefret bir şey” (kahkahalar) Sanırım böyle dediğinizi duyuyorum. “Neden buradayım?” Ama biliyorsunuz, şu ara bu Dünya enerjisi çok baştan çıkarıcı. Oynanan her oyun… her oyuncu, ah, onlar şu anda buraya geri döndüler. Bu ayrıca, sizin burada olmanız gerektiğini söylemesinden ötürü de bu kadar baştan çıkarıcıdır. Baştan çıkarma budur ve bu ne doğru ne de yanlıştır. Yalnızca baştan çıkarmadır.</p>
<p>Bu, sizin gibi sevecen bir ruh için, Dünya’da birçok hayat yaşamış biri için, ya da Dünya’nın spiritüel fiziğini ve bunun diğer alemlerdeki spiritüel ailelerle olan ilişkisini anlayan biri için çok baştan çıkarıcıdır. Çok baştan çıkarıcıdır. Sizi bir anda buraya geri çeker, çünkü meydana geldiği yer burasıdır. Tüm evrenler içinde, tüm boyutlar içinde, sıcak bölge burasıdır. Eylem noktası burasıdır, ve cennetlerin ve Dünyaların ve diğer boyutların da dönüşümlerini gerçekleştireceği yer burasıdır.</p>
<p>Bu sadece fiziksel bedenler içinde olup da kapanlarından kurtulmaya çalışan, cennete geri dönmeye çalışan küçük bir insan güruhuyla ilgili değildir. Bu, yaratılmasına yardım ettiğiniz tüm yaratının dönüşmesiyle ilgilidir. Şu anda aklınızın hayalinizin bile alamayacağının çok ötesinde olan bir hareket ya da değişim, dönüşümdür. Bu nedenle, onu zihinsel olarak hayal etmek yerine, yalnızca hissedin. Onu kalbinizde hissedin.</p>
<p>Şimdi bana, nasıl hissedileceğini bilmediğinizi söylemeyin. Nasıl hissedileceğini biliyorsunuz. Sadece, hissetmek zorunda kalmamak için hislerinize kilit vuruyorsunuz. Belki de, şu ara ortaya çıkmak isteyen hislerin içinde ağlama ihtiyacı duyan, bu histir. Belki de, “Artık beni kilit altında tutma. Beni bir yerlere kapatma” diyen, o yanınızdır. Aslında gerçekten hisseden ve duyumsayan o parçanızdır, gerçekten farkında olan parçanız. O çıkmak istiyor ve çıkmak istiyorum diye ağlıyor.</p>
<p>Şimdi birkaç dakikamızı, bu güvenli alanda yalnızca o derin nefesi almaya ayıralım. Bedeninize, zihninize, ruhunuza, her bir parçanıza izin verin. Birlikte olduğumuz bu oturum boyunca sadece gevşemesine izin verin. Belki de bu, biraraya geldiğimizde gerçekleştirdiğimiz şeyler arasında en değerli olanıdır. Bu bir ferahlamadır. Bu, yalnızca bir salıverme zamanı, silahları bırakma, sizi kuşatan her türlü koruyucu engelleri indirme zamanıdır. Ve ben onları neden oluşturduğunuzu anlıyorum. Şu ara dışarısı çok, çok gergin. Ve o gerginlik… ben konuşurken sadece nefes alın. Kendi içinize dönün. Kendinizi hissedin. Tüm dışsal enerjileri değil de, şu anda yalnızca kendinizi hissedin. Bunu yapmak pekâladır. Bencillik değildir. Doğrusunu isterseniz, bu, kendinize verebileceğiniz en büyük armağanlardan biridir.</p>
<p>Bir an için bunları bırakabileceğinizi biliyorsunuz, enerjileri bırakıp, ve çocuklarınıza ve eşinize ve işinize ve iş dünyasına ve şu an Dünya’da olan büyük değişime olan bağlantınızı bırakıp, yalnızca kendi içinize dönün.</p>
<p>Kendinize geri dönün, beden dediğiniz o kutsal kaba, zihin denen o kutsal aygıta geri gelin.</p>
<p>Kendinize geri dönün… ruhunuza, bu âna.</p>
<p>Bugünün geri kalan kısmında biz konuşurken sadece nefes almayı sürdürün ve kendinizi hissedin.</p>
<p>Dışarısı gergin, yoğun. Bu, Dünya üzerinde muazzam bir zaman, ama evet, çok da yoğun.</p>
<p>Biz, Dünya’daki farklı özellikleri ölçmenin belirli yollarına sahibiz – enerjiyi, bilinci, genişlemeyi ya da daralıp büzülmeyi. Biz, insanlığın gittiği yönü, oldukça kısa bir sürede ölçme yoluna sahibiz, ama yüzlerce yılı değil. Ve bu gerçekten mümkün değildir, ve bunun mümkün olduğunu düşünen herhangi biri, yalnızca tek bir potansiyele bakıyordur. Şu anda bizim için yaklaşık üç ya da dört yıl ötesini görmek zordur. Şu, 21 Aralık 2012 tarihi yüzünden değil. Sadece, şu anda (herşey) çok akışkan olduğu için, ve şimdiye dek hiç olmadığı kadar fazla potansiyel olduğu için. Bu yalnızca yolun sağ taraftaki potansiyeline ya da sol taraftaki potansiyeline dönmek değildir. Bu, çok, birçok farklı yol potansiyelidir. Bu nedenle, herhangi bir meleksi varlık için birkaç yıldan fazlasını görebilmek zordur.</p>
<p>Bildiğiniz gibi, enerjiler aşırı yüksek bir halde, ve siz bunu hissediyorsunuz. Bunu unutmayın. Kendinize biraz zaman ayırmayı unutmayın, ve ben sadece bir ya da iki derin nefesten söz ediyorum. Ben bir ya da iki saatten söz ediyorum. Bedeninizin buna ihtiyacı var. Zihninizin buna ihtiyacı var. Ruhunuzun da.</p>
<p>Tobias’ın Başyazısı</p>
<p>Bugünün Şaud’una girmeden önce, önceden konuştuğumuz tüm konuları biraraya toplayıp, güzel ve tek bir paket halinde sunacağız… bu arada, bugün çok zordu. Biz hepinizin enerjilerini toparlarken, bu materyali sonradan okuyacak olanların enerjilerini toparlarken, üzerinde konuşulacak o kadar farklı konular, öylesine farklı şeyler vardı ki. Biz, ne konuşacağımızı belirlemede çok zorlandık.</p>
<p>Ama o enerjilere girmeden önce, burada küçücük bir başyazı (başmakale) sunmak istiyorum. Bunu pek sık yapmam, ve dikkatinize sunmak isterim ki, bu sadece BENİM başyazımdır, yani ille de bir Şaud’un, ki o hepimizdir, enerjisi değildir.</p>
<p>Ben, Sam vasıtasıyla giderek farkına vardığım bir şey hakkında yorumda bulunmak istiyorum, ve bu yorum, Tek Bir Dünya Düzeni kavramıyla ilgili. Geçenlerde şu G20 toplantısında konuşuldu. Şu anda insanlığa bir göz attığınızda, uzun, çok uzun zamandır ilk kez, belki Dünya tarihinde ilk kez de denebilir, enerjiler çok küresel (global) bir biçimde biraraya geliyor. Geçmişte, uluslar, dilden tutun da, hükümetlere, finansal sistemlere kadar herşeyde ayrılmışlardı. Savaşlarla, yıkıcı eylemlerle korunuyor ve savunuluyorlardı. Herkes kendi bölgesini tutuyordu. Bu bir güç biçimiydi. Bu çok tanımlanmış bölgeyi ve o bölgenin içindeki kültürü korumak pahasına çok savaşlar yapıldı, ve çok insan yaşamı yok edildi.</p>
<p>Şimdilerde ise, modern teknolojinin gelişmiyle birlikte, dünya küreselleşmeye başlıyor. Şimdi, sağduyunuza dayanarak şöyle diyebilirsiniz, “Ee evet, elbette, biz bir gezegeniz. İnsan olarak ve melekler olarak ortak bir bağımız var, ve küreselleşmek tabii ki mantıklı olurdu. Gerek farklılığımızı gerekse ortak yanlarımızı tartışmak için biraraya gelmemiz tabii ki mantıklı olurdu, ve şu anda finansal sistemlere bir göz atmamız, hükümetlere ve hükümetlerarası ilişkilere bir göz atmamız tabii ki mantıklı olurdu. Şu anda tüm bu farklı noktalara bakmamız ve bir konsensusa ya da anlaşmaya varmamız, ama aynı zamanda kültürlerarası farklılıkları onurlandırmak ve kabul etmek, ama kapıları da kapatmamak ya da yeni duvarlar örmemek mantıklı olurdu.”</p>
<p>Böylece, bu ara bu konuşmalar yapılıyor, Tek Bir Dünya Düzeni hakkında bir süre önce başlayan konuşmalar. Ve şimdi bu Tek Bir Dünya Düzeni tartışmaları – nasıl desek – aşağılanıyor ya da öcü gibi gösteriliyor. Ve şöyle diyenler var, “Buraya kadar. İşte ifşa ediliyor. Bu, dünyanın sonu. Bu noktada şeytan kontrolü ele alıyor.” Ve bazıları da diyor ki, dünya için ortak bir para birimi söz konusu olduğu an, sonun başlangıcı olacak, çünkü güç peşinde olanlar, şu anda gücü elinde tutanlar, şimdi tüm insanlığın kontrolünü ele geçirecek.</p>
<p>Ve ben iki kuruşumu, ya da yerine göre iki euro’mu (kahkahalar) ortaya koyuyor ve her birinizden ayırd edici olmasını (muhakeme gücünü kullanmasını) istiyorum – tabii kendi tarzınızda, ama ayırd edici olun. Ama bu konuda kendi sesimi ifade etmem gerekiyor. Dünyanın biraraya gelme zamanıdır. Savaşların bitmesi zamanıdır. Koruyucu olmaya çalışanların ve – kültürel olarak, politik olarak ve her türlü başka açıdan – çok içine kapanık kalmaya çalışanların şunu fark etme zamanıdır; anlaşmazlıklar üzerine bile olsa, bir konsensusa ve bir anlaşmaya varılması, Dünya’yı ileriye taşıyacaktır. Dünyada bu yeni dil – küresel bir dil –  yerleşmeye başladığında, dünya ilerleyecektir. Ve bu, herkesi (bu yeni normlara) uydurmaya çalışmakla ve onları tam olarak aynı kılmakla ilgili değildir, ama bazı adaları köprülerle birbirine bağlamakla ilgilidir. Bu, savaş ve farklılık çağını sonlandırmakla ilgilidir.</p>
<p>İnsanlar ve hükümetler hepimizin ne kadar benzer olduğunu bir kez anladı mı, ve hepimizin yolculuk yapan insanlar olduğunu – yalnızca Çinli ya da yalnızca İsrailli, yalnızca Brezilyalı ya da Kanadalı olmadığımızı – bu muhteşem gezegende insan olduğumuzu bir kez anladılar mı…. İnsanların tümü, büyük bir çoğunluğu, tümü aynı şey için çalışıyor – bu gezegeni O gezegen yapmak, bu gezegeni, meleksel aileler için, dışardaki o evrenlerin geri kalanı için, boyutların geri kalanı için, o parlak örnek haline getirmek. Tüm yaratının geri kalanı şu anda Dünya’da olan biteni izliyor. Ve Dünya’da olanlar, diğer herşeyi etkiliyor. İnsan melekler olarak bizlerin birbirimizle bazı ortak bağlar geliştirmesi, mantıklı olmaz mıydı?</p>
<p>Şu anda, herhangi bir Tek Bir Dünya Düzeni türünün, bazı gruplar ya da aileler tarafından kontrol edilen yeni bir faşizan durum doğuracağından, ya da dünyanın yönetimini ele geçirme komplolarından söz eden insanlar var. Peki bunun yararı nedir? Şu anda dünya açlıktan ölüyor, hızla enerjiyi – enerji kaynaklarını – tüketiyor, hızla temiz su kaynaklarını tüketiyor, ve üstelik bir dolu da karmaşadan geçiyor. O zaman merak ediyorsunuz, neden biri dünyayı ele geçirmek istesin ki?</p>
<p>Ben Dünya’da, şimdiye kadar hiç görmediğim bir hareket görüyorum. Bazı esin dolu politik liderler var. Ama bazı çok Eski Enerji liderleri, çok sıkışıp kalmış politik liderler olduğunu da görüyorum, ama siz, hizmet konusunda gerçekten bencil olmayan, ve gerçekten esin dolu yepyeni bir lider türü ve yepyeni bir lider kuşağı/nesli görüyorsunuz. Ve siz onları biliyorsunuz, ve ben de biliyorum, çünkü Yeni Dünya’daki zamanı bizimle birlikte paylaşan onlar.</p>
<p>Eski olanlar – Eski Enerji politika ve iş liderleri – Yeni Dünya’ya gitmezler. Orası onlara çekici gelmez. Ama şimdilerde  hükümetlere yolunu bulan yepyeni ve esin dolu bir insan kuşağı var. Ve onlar şu anda iş dünyasındaki değişimle birlikte iş dünyasında ortaya çıkacaklar. Onlar şu anda tıp ve psikoloji ve spiritüellik alanlarında hak ettikleri ya da kendi yerlerini alıyorlar.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, ben şu anda Tek Bir Dünya Düzeni ile ilgili birçok kişinin yaymaya çalıştığı bu sert tepkiyi, bu korkuyu ve bu komployu görüyorum. Tekrarlıyorum, buna bir de kendiniz bakın, ama uzun, çok uzun zamandır ilk kez dünya birleşiyor. Ve dünya birleşmek için mükemmel bir fırsata sahip, çünkü, biliyorsunuz, çoğu insan – çoğu insan, büyük bir çoğunluk – başka bir şeyin olduğuna inanıyor. Bir ruh dünyası var. Bir, sizin Tanrı diyeceğinizin dünyası var, ve bunlar hep bunun bir parçası. Dünya’daki çoğu insan, onların ölüm sonrası yaşam dediği bir şeye inanıyor, ama bu, ruhun devamıdır – ruhun evrimidir. Çoğu insan meleklere, onlarla birlikte olan – ki evet, öyleler – meleklere, meleklerin onları sevmek için varolduğuna, ve şefkat ve anlayışla  onları kuşattıklarına inanıyor. Ve şu anda insanların gereksindiği şey de gerçekten budur.</p>
<p>Çoğu insan, sizin iyi diyeceğiniz şeye inanıyor. Onlar iyiye inanıyor. Gündemlerinde nefret ya da kontrol olan çok, çok az insan var… biliyorum, şu anda dünyada utanç verici iğrençlikte bir dolu şeyin olduğunu görüyorsunuz, ama tam kırılma noktasında olan bazı insanlar var, ve onlar artık ne yapacaklarını bilmiyorlar.</p>
<p>Güç ve kontrol avına çıkmış az sayıda seçili insan var – az sayıda seçili insan. Kötü niyetli ve entrikacı olanlar var, ama size hemen şunu söyleyeyim, bu işe yaramayacaktır. Yarayamaz. Yarayamaz. Bu ister bir hükümet, bir din, bir iş, ister güce susamış bir grup varlık olsun, ya da evet, Dünya’ya gelerek ve insan biçimi üstlenerek kendi kültürleri her neredeyse, kendi gündemlerini geliştirmeye çalışan yabancı ya da uzaylı varlıklar olsun – ki bunlar çok sayıda yok ama yine de varlar. Bu işe yaramayacaktır.</p>
<p>Dünya bilinci şu anda fazlasıyla yüksek. Dünya’daki insanların kalbindeki ve ruhundaki sevgi ve iyilik şu anda fazlasıyla iyi ve fazlasıyla yüksek. Bu Yeni Enerjiye ilerleme arzusu, ve Yeni Enerji ve Kuantum Sıçrayışı dalgalarına binme ve bu dalgada sörf yapma arzusu fazlasıyla ileri gitti ve şu anda fazlasıyla yüksek.</p>
<p>Kontrol etmeye çalışan herhangi bir insan, manipüle eden herhangi bir insan, Dünya üzerindeki insanların özgür iradesine ve sevgisine karşı komplo kuran herhangi bir insan, fazla uzağa gidemeyecektir. Onlar belki bağırıp çağıracak, tehdit edip korku yayacaklardır. Ama, sevgili, sevgili Şambra, şu anda insanlık bilinci öyle bir noktada ki, bu manipüle eden açgözlü enerjilerin herhangi biri, onlara hemen geri dönecektir. Onlara hemen geri dönecektir. Siz bu enerjileri onlara geri atmak zorunda olduğunuz için değil, herhangi bir şey yapmanız gerektiği için değil, ama insanlık gerçekten esinlenmiş olduğu için.</p>
<p>Biliyorum, başlıkları okuduğunuz ya da haberleri dinlediğiniz günler var, ama ben sizden bunları bir süre kenara koymanızı isteyeceğim. Onlardan uzak durun. Birçoğunuz şimdiden bu seçimi yaptı. Haberlerden, hatta gazetelerden, radyo haberlerinden – bunların her türlüsünden – bir hafta uzak durun, ve ben sizin gidip insanlığı hissetmenizi, Dünya üzerindeki insan bilincini hissetmenizi istiyorum. Haberleri unutun, çünkü onlar bazı daramatik kısımlara, beslenmeye dayalı kısımlara odaklanıyor. Haber medyası, bu Tobias başyazısında bana göre, beslenen haline geldi – maalesef. Seksüel enerji virüsü ya da adına her ne demek isterseniz, bunun içine sızdı, çünkü bu, seksüel enerji virüsünün beslenmesini sağlayan bir ziyafettir, ve o da anında medyaya girdi.</p>
<p>Böylece, sevgili varlıklar, insan bilincini hissedin. Hadi bunu şimdi birlikte yapalım. Dünyanın her yanındaki sevgili ruhların insan bilincini hissedelim. Onların yüzlerini hissedin, enerjilerini hissedin, iyiliklerini hissedin.</p>
<p>Biliyor musunuz, sizin fiziksel evreninizin bazı başka yaşam biçimlerinde kullanılan bir deyim var. Onlar bu Dünya’ya, iyilik gezegeni diyorlar. Iyilik gezegeni. Onlar burada olan iyiliği hissediyorlar. Buraya gelenlerin, gelişmiş varlıklar olduğunu biliyorlar. Ve evet, herhangi bir varlığın doğru yoldan ayrılacağı ya da kolaya kaçacağı ya da güçle oynayacağı zamanlar vardır. Ama genel olarak burası, iyilik gezegenidir.</p>
<p>Ben sizi şu anda, korku yayacakların, kuşku tohumlarını ekeceklerin enerjisini hissetmeye davet ediyorum. Ve ben sizi gidip insanlıktaki iyiliği hissetmeye davet ediyorum, çünkü bu, yalnızca bu, bizi bu mucizevi yeni zamana taşıyacaktır.</p>
<p>Başyazının sonu, teşekkür ederim. (alkışlar)</p>
<p>Ah, sevgili varlıklar, aslında burada ısındığımı size söylemem gerekir, çünkü Sam büyük bir hatip olacak. O… biz bunun  üzerinde ve bunun enerjileri üzerinde çalışıyoruz, çünkü o da insanları benim sevdiğim kadar seviyor, çünkü o zorlukları ve meydan okumaları olduğu kadar, o inanılmaz çok sevgiyi de anlıyor.</p>
<p>Ben şimdi devam edip bugünün konularına geçeceğim.</p>
<p>Günün Konuğu</p>
<p>Önce, günün konuğu, bu, çok iyi tanıdığınız, tek tek her birinize yakın olan, sevdiğiniz bir konuk – düzenli olarak Yeni Dünya’ya giden sizin veçheniz. Ah, sevgili varlıklar, siz oradasınız. Siz aktifsiniz ve siz meşgulsunuz. Geceleriniz yoğun geçiyor, çünkü Yeni Dünya’da gerçek çalışmanızı bu zamanlarda gerçekleştiriyorsunuz.</p>
<p>Evet, biliyorum, uykunuzdan şikayetçisiniz, ve garip rüyalar falan görüyorsunuz, ama siz birçok açıdan oraya çekiliyorsunuz. Ben bundan bir dakikaya kadar söz edeceğim, ama şu anda onu davet edin… ah, onun, sizin bir ikiz parçanız olduğu bile söylenebilir. O, sizin bir ifadenizdir.</p>
<p>Siz oraya gündüzleri hayal kurarken gidiyorsunuz. Siz oraya, bu arada, arabanızı sürerken de gidiyorsunuz. Garip nedenlerden ötürü bir şeyler yediğiniz zamanlarda da oraya gitmekten hoşlanıyorsunuz. Ah, bu harika bir zaman. Kalkıp Yeni Dünya’ya gidiyor, ve sonra midenizi dolduruyorsunuz, ve bu birçok açıdan iki misli doyum sağlıyor. Bu, orada olan bitenleri çok, çok bütünleyen bir parçanız. Bu, insanlığı ve bu iyi Dünya’yı, bu sevgi alanını seven bir parçanız. O nedenle, orada çok zaman geçiriyorsunuz, görev duygusuyla değil, sadece çünkü. Sadece deneyim için ve sadece sevgi için.</p>
<p>O parçanızı bugün Şaud boyunca sizinle birlikte oturmaya davet edin. O veçheyi davet edin. O veçhe, yeni bilincin kalıpları dediğiniz şeyin gelişmesine yardımcı oluyor. Sizin yeni gıda kaynakları, yeni tarım teknolojileri geliştirmenize yardımcı oluyor – ve biliyorum, siz tohumlar ve toprak ve çimlenme ve polen alış-verişi ve melez bitkilerle ilgili hiç bir şey bilmiyorsunuz. Farketmez.</p>
<p>Yeni Dünya ille de zihinsel bir teknoloji gerektiren bir yer değil. Yeni Dünya bir imgeleme yeri. Orası bir esin ve bilinç aşılama yeri. Orası, örneğin tarımla uğraşanlarınızın gittiği yer, çünkü bunun insanlık için şu anda önemli olduğunu anlıyorsunuz. İhtiyacımız olan son şey, yiyecek kıtlığı yüzünden isyanların çıkmasıdır -  ki bu biraz olacak – ama ihtiyacımız olan son şey, bunun bunaltıcı bir hale gelmesidir. İhtiyacımız olan son şey, gıda kaynaklarının manipülasyonudur. Yani siz geniş ölçüde tarım teknolojileriyle çalışıyorsunuz.</p>
<p>Peki ne yapıyorsunuz? Siz hayal ediyorsunuz. Siz besinler imgeliyorsunuz. Siz Dünya ile, şimdilerde sorumluluğunu aldığınız Gaia arasında bağlantılar imgeliyorsunuz, ve boyutlararası enerjilerle bu minicik tohum arasındaki bağlantıları imgeliyorsunuz. Bir bitkiye dönüşmek için Yerküreden besin çekmeyi gereksinen ve bu yüzden yerkürenin tükenmesine neden olan tohumlara enerji yüklemenin bazı çok eski arkaik (artık kullanılmayan/modası geçmiş) yollarından uzaklaşmayı imgeliyorsunuz. Siz çok daha muhteşem bir şey hayal ediyorsunuz – hava gibi görünen şeyden prana ya da enerjiyi çeken bitkiler (imgeliyorsunuz). İşte yaptığınız budur!</p>
<p>Ben burada biraz tutku dolu konuşuyorum, (kahkahalar) sonra da Cauldre, benim çok hızlı konuştuğumu söylüyor. Ve biliyorum, birçoğunuz İngilizce dilinden değilsiniz, ve onu çeviriyorsunuz. Sizler de enerjiyi hissedin.</p>
<p>Böylece, bugün o veçhenizi hemen yanıbaşınızda oturmaya davet edin, ve o veçhenizi bu dünyasal alemde tanımaya başlayın. Onu tanımaya başlayın. Muhteşem bir yeni enerjiyi imgelemek amacıyla kalkıp giden sizin o parçanızı tanımaya başlayın. Yalnızca bundan söz etmek için değil, ama onu buraya, Dünya’ya geri getirmek, bu yeni bilinci bir boyuttan ötekine yönlendirip hemen buraya geri getirmek için.</p>
<p>Derin bir nefes alın…</p>
<p>Sizin o veçheniz, o ikiz parçanız, sık sık diğer alemlere gidiyor. Buraya davet edilme şansına gerçekten pek sahip olamadı, ve bugün bunun için ne güzel bir fırsat. Siz bunu yaparken, o bilinci buraya, bu gezegene geri getirmeyi sağlayacak koridorları da<br />
açıyorsunuz.</p>
<p>Farketmez</p>
<p>Birinci konu: farketmez. Gerçekten de etmez.</p>
<p>Önünüzdeki birkaç yıl boyunca bu zorlu zamanlardan geçerken, sizi yalnızca “farketmez” sözünü değil, ama onun arkasında yatan özü de hatırlamaya davet ediyorum. Sizler zamanda yolculuk edenlersiniz – hepiniz. Siz zaten oraya vardınız. Zaten bunu gerçekleştirdiniz. Şimdi bunu deneyimliyorsunuz.</p>
<p>Farketmez. Cauldre bize diyor ki, bu kulağa ciddiyetten uzak ve ilgi ya da şefkat eksikliği gibi geliyor. Hiç de değil. Farketmez. Bu sözcükteki enerji ve bilinç paketi, sizin anahtarınızdır. Zihninizde kapana kısılmaktan sizi alıkoyan anahtardır. Ve bu, şimdilerde en büyük eğilimlerden biri olacak – yani zihninizde kapana kısılmak.</p>
<p>Şu ara Dünya üzerinde, insanları zihne geri çeken kapsayıcı bir enerji var. Bu, tüm şu dualite işleminin/sürecinin bir parçasıdır. Bu, sizi oraya geri getirmek isteyen varlıkların – enerjilerin – (sürdürdüğü) bir işlemin parçasıdır. Ve bu, aynı zamanda sizin Atlantisi hatırlamanızın da bir parçasıdır. Siz temelde… buna hipnotize olmak diyebilirsiniz, ya da zihninize gitmeye öylesine odaklısınız ki, bu kalıpları hâlâ tekrar tekrar yinelemeyi sürdürüyorsunuz.</p>
<p>Atlantis’te bulunmuş olsunlar ya da olmasınlar, şu anda Dünya’daki her bir insanda bir enerji yansıması ya da aşısı var. “Korku içindeyken, kuşku içindeyken, ya da herhangi bir kafa karışıklığı olduğunda, zihnine git.” Bu sanki sizi oraya geri fırlatan bir lazer ya da ışın gibi. Bu çok, çok eski bir aşı, ve şu anda, bunun ötesine geçmeyi seçebilirsiniz. Ama şu anda, bu korku ve kafa karmaşası ve kuşku zamanında çoğu insana olan şudur; onlar otomatik olarak zihne gitmeye tetikleniyorlar.</p>
<p>Şimdi, zihinlerindeyken kafaları daha da karışıyor ve daha da kapana kısılıyorlar. Zihindeyken, yaratıcı enerjilerden çok yoksun oluyorlar. Ve zihne gittikleri zaman, kendi hapishanelerinde oluyorlar. Bunun bir komplo olduğunu söylemek istemiyorum. Bu sadece geçmişten kalan bir artıktır. Eski bir kalıptır.</p>
<p>Yani anahtarınız – kendinizi kargaşa içinde bulduğunuz her sefer, kendinizi kalbinizden ya da enerjinizin tümünden çıkmış bulduğunuz her sefer –  hatırlayın, farketmez. Anahtarınız bu olacak. Farketmediğini hatrlamanız için anahtarınız bu olacak! Farketmez. Siz zaten oradasınız. Peki şimdi bununla ne yaparsınız? Şimdi nereye gidersiniz?</p>
<p>“Farketmez” ruhun kurtuluşudur. Ama çıkıp da Dünya’daki herkese farketmediğini söylemek için, herhalde daha biraz erken, çünkü birçoğu bunu duymaya pek hazır değil. Ama sizin için, anahtar budur, tabi onun anahtar olmasını seçerseniz. Sıkışıp kaldığınız zamanlarda, artık ne yapacağınızı bilemeyecek kadar tükenip yorulduğunuz zamanlarda bu sözcük imdadınıza yetişir. Hatırlayın, derin bir nefes alın, farketmez. Kendinizi kurtarın. Kendinizi özgürleştirin. Kendiniz için seçim yapın.</p>
<p>Enerji ‘Saldırısı’</p>
<p>İkinci konu: bir alınyazısı ya da yazgı yok. Bu yine bir telkin olup… Tekrarlıyorum, ben telkin derken, gizli bir topluluktan ya da bu tür bir şeyden söz etmiyorum.</p>
<p>Ve bu arada, bu noktada bir dakika duracağım. Birçoğunuz şu anda bir enerji saldırısı türü hissediyor. Hepiniz değil, ama birçoğunuz. Ve biz, bunu hissettiğinizi hissedebiliyoruz. Diyorsunuz ki, “Bu nedir?” Kendinizi suçluyorsunuz. Peki, nedir bu? Şu anda ben konuşurken neler oluyor? Diyorsunuz ki, “Ama ben güvenli alandayım. Neden böyle kafam karışıyor ve bir enerji saldırısı algılıyorum? Neden dikkatimi buraya veremiyorum? Neler oluyor?”</p>
<p>Şu anda Dünya üzerindeki dualite enerjisi çok güçlü, geriye tutunmak ya da geri gitmek isteyen çok enerji var. Bastırılmış çok öfke ve saldırganlık var, ve karanlık olarak tezahür eden kapana kısılmış çok korku var, ve bu sizi – sizin bilincinizi – hissedebiliyor, ve bazı şeyler yapıyor.</p>
<p>O sizi incelemeye çalışıyor, ama aslında nasıl inceleneceğini bilmiyor. Onlara etrafta dolanan varlıklar ya da hayaletler ya da sadece başka insanların bilinci diyebilirsiniz. Onlar şu anda salondalar. Evde sizinle birlikte oturma odasında oturuyorlar, ya da her neredeyseniz, ve sizi inceliyorlar. Ama sizi incelediklerinde, çok çileden çıkıyor ve sinirleniyorlar, ve kızıyorlar. Ve sonra küçük çocuklar gibi bağırmaya başlıyorlar, ve sizin dikkatinizi çektiklerinde, bilincinizin bir kısmı onlara yöneliyor ya da onlara odaklanıyor. Sizin dikkatinizi çektiklerinde, tehdit etmeye çalışıyor ya da manipüle etmeye çalışıyorlar, ve siz çoğu zaman (bu tuzağa) düşüyorsunuz. Bunun sizin zihniniz olduğu kalıbına geri dönüyorsunuz – oysa değildir. İşte ben böyle zamanlarda sizden kendinize geri gelmenizi istiyorum.</p>
<p>Kendiniz, o anda kim olmasını seçiyorsanız, odur. Nokta. Nokta! Diyorsunuz ki, “Ama bunlar benim geçmiş yaşamım ve benim kötü kararım.” Bunu seçiyorsanız, o zaman ÖYLEDİR. Ama eğer enerjinizin, şu anki kimliğiniz olmasını seçerseniz, o zaman tüm bu saldırgan enerjiler sizi manipüle etmeyecektir. Oyundan bıkacak ve başka bir yere gideceklerdir. Ama şu anda sizi bağlayıp etkisiz hale getirebilirlerse, bunu yapacaklardır.</p>
<p>Onlardan korkacak bir şey yok. Sizi ele geçirmek ya da size kilitlenmek gibi yetenekleri yok, tabi siz izin vermedikçe. Bazılarınız aslında onlara izin veriyor. Bazılarınız bu enerjilerin ve bu varlıkların vampir gibi size kilitlenmesine izin verme oyununa bayılıyor. Sizden beslenilmesine o kadar alışıksınız ki, tüketilmeye o kadar alışıksınız ki, bu enerjilere gerçekten izin veriyorsunuz. Ve sonra bununla başa çıkmak için şifacılara ve tanrı bilir daha kimlere gidiyorsunuz, ve onlar da sadece üstünüze daha fazlasını yığıyorlar. Sadece başınıza daha fazlasını topluyorlar.</p>
<p>Siz – SİZ – bir seçim yapmak zorundasınız, siz olma seçimini, bu enerjilerin artık sizden beslenmesine izin vermeme seçimini. Bu, bir seçim yapmak kadar basittir. Ve şimdi konuya geri dönelim.</p>
<p>Bir Yazgı Yok</p>
<p>Bir alınyazısı ya da yazgı yok. Yazgı – buna ne derdiniz – bilince ve insanların zihnine damgalanmış bir inanç sistemidir. Bir yazgı olduğunu, Tanrı’nın sizin için bir planı olduğunu söylemek kolaydır. Eh, bu böyle değil. Ben başka kelimeler söylecektim ama Cauldre beni durdurdu, ve biz kısacık bir gerilim ânı yaşadık – Cauldre ve ben – çünkü o benim “bu boktur” dememi istemedi ve… (kahkahalar) Bunu söylememi istemedi. Aman Cauldre, farketmez. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Tanrı’nın sizin için bir planı yok. Ve bu saçma olurdu, çünkü bir tür kontrol ve şefkatsizlik olurdu. Tanrı, sizin zaten orada olduğunuzu zaten bilirken, neden sizin için bir plan yapsın ki? Siz zaten gerçekleştirdiniz. Şimdi, Tanrı size – siz kendinize – ‘oraya varmayı nasıl deneyimlemek istiyorsun’ armağanını veriyor, ama bir yazgı yoktur.</p>
<p>Ve aynı olumsuzluk, diyebilirsiniz buna, ya da aynı derecede kafa karıştırıcı olan şey, karmik geçmişinizi temel alarak kendinize zorla yüklediğiniz yazgıdır; dün, ya da geçmiş yaşamda, Atlantis zamanlarında, uzaylı zamanlarında, herhangi bir zamanda belirli şeyler gerçekleştirdiğinize inanmaktır, kendinize zorla yüklediğiniz bir yazgının olduğuna, geçmişte yolculuk ettiğiniz yolun,  geleceğinizin yolunu da yaratacağına inanmaktır.</p>
<p>Ve diyorsunuz ki, “Evet, ama benim tüm o geçmiş yaşamlarım oldu, ve ben korkunç şeyler yaptım, harika şeyler yaptım. Bir kurbandım, taciz edendim. Bu yüzden, bu şeyleri temizlemek benim yazgım.” Öyleyse temizlensin. Bugün. Hemen şimdi! Neden beklemeli ki?! (kahkahalar) Temiz olmak için başka ne deneyimlemeniz gerekiyor? Ne tür… Hangi dersleri habire öğrenmek istiyorsunuz? Linda, bugün Adamus burada mı diye merak ediyor. (Tobias güler) Sen bu noktada azıcık şeffafsın, sevgilim. Azıcık şeffaf. (kahkahalar)</p>
<p>Yani bir yazgı yok. Bu, sizi fena halde sınırlayacak bir inanç sistemidir. Bazılarınız diyor ki, “Ama evet, bazı… ha, benim yüksek benliğim. Benim yüksek benliğimin benim için bir planı var, bir yazgısı var.” Hayır yok. Sizin yüksek benliğiniz… eh, herşeyden önce, buna hiç girmeyelim bile. İçinizdeki en basit öğe ya da tamamlayıcı unsur, özünüzdür. Bu, karmaşık ve hiyerarşik bir unsur değildir. O, içinizdeki en basit unsurdur, ve yalnızca deneyim ister ve ifade (bulmak ya da etmek) ister. Hepsi bu.</p>
<p>Siz – burada bundan ayrı parçalar olarak söz etmeyelim bile – siz, sadece Tanrı’nın bir varlığı olarak, deneyim ve ifade arayışında, varolmanın inanılmaz hissinin ve deneyiminin arayışındasınız. Varolmanın. Varolmak, olmasını istediğiniz herşey olabilir. Oysa bunun için sık sık ruhunuzu ya da özünüzü suçluyorsunuz. Diyorsunuz ki, “Evet, ama bir ana plan var.” Ana plan yalnızca sizin kendinizi sevmenizdir. Bu kadar. Ve kendiniz sevmekle, kendinizi anlarsınız. Tek plan budur.</p>
<p>Böylece, insanlarda böyle bir genel inanış var. Büyük bir çoğunluğu yazgıya inanıyor. Bu bir tuzaktır. Bir hapishanedir. Bir deneyimdir. Ama onlar gerçekten, yukarlarda bir yerlerde bazı varlıkların ipleri oynattığına, üzerinden atlamanız gereken engeller oluşturduğuna, her gün içine girmeniz gereken ve sonra da çıkış yolunu bulmanız gereken yeni labirentler yarattığına inanıyor. Bunu düşünmek belki çekicidir ve merak uyandırıcıdır, ama size söyleyeyim, bir yazgı yoktur. Yalnızca seçim vardır. Yalnızca seçim.</p>
<p>Şimdi, bu her ne kadar kulağa harika geliyorsa da, muazzam bir kişisel sorumluluk da talep eder. Bir kurban olup da seçim yapmak zordur. “Evet, bu benim kötü şansım. Bu benim karmik yolum. Bu, yüksek benliğimin benim için istediği şey” demek daha kolaydır. Bu bir bahanedir, kaçmaktır. Bir oyundur. Bir yanılsamadır. Bir deneyimdir, gerçekten de, ama yeterince deneyimlemediniz mi? Bundan gına gelmedi mi? İpleri çeken ya da oynatan kimse yok. (Cauldre’nin elleri, sanki kukla oynatırmışçasına başının tepesinde ileri geri gider ve kahkahalar yükselir) Tepenizde ya da altınızda ipler yok. Ben tek tek her birinizi, öne çıkıp kendi yaşamınızın sorumluluğunu almaya yüreklendiriyorum.</p>
<p>Ha, siz ve ben şöyle bir küçük tartışma içindeyiz. “Tobias, bir keresinde bir seçim denedim ve işe yaramadı. O yüzden… (Linda, ‘Soruları mı okudun’ der) … teslim oluyorum. Seçime sahip olduğumuzu neden söylediğini bilmiyorum çünkü işe yaramıyor.” Vaay! Bir an durun. Herşeyden önce, birçok yaşam boyunca seçime sahip olmadığınız yönünde bir programınız ve deneyiminiz vardı. Bu biraz alıştırma ve seçimlerinizde biraz da özgüven isteyecek.</p>
<p>Saint Germain bana Cauldre’nın kulağının yanıbaşından diyor ki, seçimlerinizin yaklaşık yüzde 88.2’si (kahkahalar) başka insanlarla ilgiliymiş. Böyle bir oyunda kesin kaybedersiniz! Ben seçimden söz ettiğimde, sizin kendiniz için yaptığınız seçimden söz ediyorum.</p>
<p>Şimdi şunu demeyin, “Eh, benim kendim için seçimim, biriyle bir ilişkimin olması.” Hah… başka birini devreye soktunuz işte. Siz egemen, mutlak bir varlıksınız. Seçimi sizin için, kendiniz için yapın.</p>
<p>Ve diyorsunuz ki, “Peki, ben bolluk seçtim, hani nerede?” Ha, yolda, geliyor. Gerçekten yolda, ama eski inanç sistemlerinizin bazısının doğal olarak dönüşmesini gerektiren, yıkanıp temizlenmesi gereken bir parçanız olduğunu fark ediyorsunuz. Ve bolluk bazen de önünüzde altın bir kap olarak belirmez. Bir bolluk yoksunluğu içinde olmuş olan her bir veçhenizin bir tür dönüşümden ya da bütünlenmeden geçmesini öngören bir işlem ya da süreç var.</p>
<p>Bazen seçimleriniz öylesine belirleyici ki. Öylesine odaklı ki. Şöyle diyorsunuz, “Bugün birinin bana yepyeni bir takım elbise vermesini istiyorum, öylesine, damdan düşer gibi.” Oyunlar oynuyorsunuz. Kendinizi deniyorsunuz, ve bunu yaptığınız zaman Saint Germain’in de sabrını deniyorsunuz. (kahkahalar)</p>
<p>Biz geniş seçimlerden söz ediyoruz. Biz, şu anda bu denli belirleyici olmayın’dan söz ediyoruz. Şu seçim meselesinde iyi olduğunuzda, seçebileceğinizi anımsadığınızda, ayrıntılara da girmeye başlayabilirsiniz. Ama şimdilik, şeyleri kendiniz için seçin.</p>
<p>Şimdi, gözle görünen temel şeylerden bazısı bolluk. Neden bolluk içinde olmayasınız ki? Sağlık. Neden sağlıklı olmayasınız ki? Sizin tutku diyeceğiniz şey. Tutku doğaldır. Tutku, gerçek ifadedir. Siz tam anlamıyla gerçekten iyi bir seçmen olmadığız konusunda kendinize neredeyse meydan okumaya çok yatkınsınız.</p>
<p>Bizim Yeni Dünya’da seçim işlemini anlamaya ayrılmış koca bir kampüsümüz var, altbaşlığı da şöyle “Bir Seçim Yapıp Onu Tezahür Ettirmek İnsanlar İçin Neden Bu Kadar Zor.” Eğer oraya gitmediyseniz, orada biraz zaman geçirmenizi öneriyorum. Bazen seçimle ilgili çok tanımlanmış bir terminolojiye ya da kavrama sahipsiniz. Onun çok maddesel olmasını istiyorsunuz, onun çok hızlı olmasını istiyorsunuz, ve tekrarlıyorum, onu, kendinizi ya da Tanrı’yı test etmek için kullanıyorsunuz. Kendiniz için derin bir seçim yapmanın ve farketmeyeceğini anlayacağınız bir seçim yapmanın, gerçekten nasıl bir şey olduğunu anlayın. Bu, hayatı nasıl deneyimlemek istemenizdir.</p>
<p>Derin bir nefes alalım…</p>
<p>Yeni Dünya</p>
<p>Üçüncü konu… evet, bunun üzerinden çok çabuk geçeceğiz. Üçüncü konu: Yeni Dünya – neler oluyor.</p>
<p>Eh, söylemek gereksiz, Yeni Dünya üzerinde, Dünya gezegeninde meydana gelen muazzam değişimler yüzünden muazzam miktarlarda aktivite var. Yeni Dünya öncelikle üç şeydir. Yeni Dünya, fiziksel biçim içinde daha önce hiç Dünya’da bulunmamış meleksel varlıkların eğitim alabileceği bir sınıftır. Öğretmenler sizsiniz, Dünya üzerinde hayatlar yaşamış sizler. Gelen öğrenciler, öncelikle sizin spiritüel ailelerinizden geliyor, ama başka spiritüel ailelere de ders veriyorsunuz. Orada kendi öykülerinizi anlatıyorsunuz – eğlenceli öyküler, doğrusu. Derin ve bilge öyküler.</p>
<p>Şimdi, buradaki insan halinizin içindeyken hiç de önemli görünmeyebilir, ama Dünya’ya hiç gememiş bir meleğe bir öğün yemenin nasıl bir şey olduğunu anlatmak – onlar bunu anlamazlar. Böyle bir kavram yok. Bu gerçekten çok zordur, bu yüzden de enerjilerle – sözlerle değil de enerjilerle -  çalışmanız ve anlamalarını sağlamanız gerekiyor. Onlar size şöyle sorular yöneltiyor, “Peki, neden yemek yemen gerekiyor? Peki, neden yemezsen ölüyorsun?” Ve bu aslında Yeni Dünya’nın başka düzlemlerinde bazı çok, çok güzel tartışmaları tetikliyor. İnsanlar artık neden yemek yemeyi gereksiniyor? Bu çok eski bir kalıptır. Çok eski bir durumdur, ve siz bunu az çok kabul ettiniz – yani yemeniz gerektiğini.</p>
<p>Bedenlenmelerden geçmeye başladığınızda deyiverdiniz ki, “Pekâla, yemem lazım.” Ve yemeniz gerektiğine inanıyorsunuz,  değil mi?</p>
<p>Gerçekte, yemeniz gerekmiyor. Bedeninizi harekete geçirmek ve beslemek ve desteklemek için çok kaba ve arkaik kaynaklardan – bitki ya da hayvanlardan – enerji çekmeye çok alıştınız. Ama aslında yeme ihtiyacınız yok. Bunu gerçekleştirmenin yeni yolları var, ve bu melekler, daha önce hiç insan biçimine girmemiş bu varlıklar – hadi bunlar için “Kristal” kelimesini kullanalım – bu soruları sorduğu zaman, birçoğumuzun, “Hmmm. Hmm, biz bunu neden böyle yapıyoruz?” demesine neden oluyorlar.</p>
<p>Yeni melekler, varlıklar, ilişkilerden söz ediyor. Şimdi, meleksel ilişkilerde de bir bağıntı (korelasyon) ya da bir paralellik var, ama meleksel varlıkların bir – nasıl diyorsunuz – kendi karşıtlarına, bir dişinin bir erile ihtiyacı yoktur. Onların sizin gibi fiziksel ara dönemleri yoktur. Meleksel alemlerde ilişkiler vardır – bunun daha çok, kalıcı ya da ebedi bir dostluk ve onurlandırma türü olduğunu söylemeliyim – ama onlar insan ilişkilerini anlamada zorlanıyorlar, tıpkı bizim gibi. (kahkahalar, Tobias kıkırdar)</p>
<p>Bir an için düşünün – bu çok, çok gerçektir – öğretmek üzere geceleri Yeni Dünya’ya gittiğinizde, meleklerden biri der ki, “İnsanlar neden seks yapar?” Anlamazlar. “Neden insanlar, başka bir insanla ilişkisi olmasını arzular, bir ilişkinin peşinde koşar – sonra da birbiriyle kavga eder… ve sonra da birbirini boşar… ve sonra başka bir yaşamda yine biraraya gelir?” (kahkahalar) Ve siz bunu onlara açıklamaya çalışırsınız. Böylece Yeni Dünya, buraya gelmekte olan Kristaller için bir sınıftır.</p>
<p>Yakın zamana kadar, Dünya’da yaşamış olup da öğrenmek için Yeni Dünya’ya gelen çok, çok az insan vardı. Bu varlıklar genelde Adamus’un Yakın Dünya alemleri dediği yerlere giderler. Ama şimdi, kapana kısılmış ve sıkışıp kalmış çok insanın yeni esinlenmeler peşinde olduğunu görüyoruz. Onlar, yaşamları arasındaki (dönemde) Yeni Dünya’ya gelmeye başlıyorlar. Ve siz, “Yeni Bilinç 101 – Aynı Zamanda Bir İnsan Ve Bir Melek Nasıl Olunur” adı altında sınıflar/dersler hazırlamaya başlıyorsunuz. Onlarla, öğrendiğiniz şeyler hakkında konuşmaya başlıyorsunuz. Onlarla, seçim hakkında konuşmaya başlıyorsunuz. Onlarla, egemenlik/mutlakiyet hakkında konuşuyorsunuz. Onlarla, inanç sistemlerinin geniş çaplı matriksi ve kendini bundan nasıl özgürleştireceğin hakkında konuşuyorsunuz. Yeni Dünya’da gerçekleştirilen inanılmaz bir çalışma var, ve yukardaki o yer… dışardaki o yer, ya da her neredeyse… çok, çok hareketli bir hal alıyor.</p>
<p>Yeni Dünya aynı zamanda birçok insanın bilgeliğini içeren – nasıl dersiniz – çok sofistike ya da gelişmiş bir kütüphane olmakta. Olmakta…. Bu, Akaşik Kayıtlar değil. Çünkü o farklı bir evrensel fizik ya da boyutlararası fiziktir. Ama burada bu, Yeni Dünya üzerinde, Dünya üzerindeki tüm yaşamlarınızın ve tüm deneyimlerinizin bilgeliğini içeren, yaşayan bir kütüphanedir. Bu, herkesin bakabileceği bu bilgiyi toplayan bir yerdir, ve o kendi bir bilinç haline geliyor.</p>
<p>Yeni Dünya, kendi içinde bir varlık haline geldiği noktaya ulaştı – ki biz bu varlığın adından başka bir zaman söz edeceğiz – ama o, kendi varlığı haline geldi, tıpkı Gaia’nın bir anlamda Dünya’nın varlığı olması gibi, ya da şimdiye kadar olmuş olduğu gibi.</p>
<p>O, diğer boyutlara ve fiziksel evrenin diğer bölgelerine uzanan bir ışık feneridir, ve bu ışık feneri, diğer uygarlık türleri, yaşam biçimleri ve bilinç biçimleri için bilinç ışınları taşıyor. Saint Germain, Temmuz’dan sonra bu açıklamaların birçoğunu yapacak. Diğer yaşam biçimleri nelerdir? Neden oradalar? Onların esin kaynağı kim? Ama hiç kuşkusuz, Yeni Dünya bu canlı kütüphanedir.</p>
<p>Ve her biriniz için daha da önemlisi, Yeni Dünya şu anda, Dünya’nın yeni bilincinin bir döngü içerisinde tekrar tekrar tasarlandığı ve beslendiği ve doğurulduğu yerdir. Yalnızca tek bir kere değil, ama süregelen bir döngü halinde.</p>
<p>Oraya düzenli olarak gidenleriniz var – neredeyse hepiniz. Siz insanların karşılaştığı sorunları anlıyorsunuz. Yeni bir Enerjiye geçmenin zorluklarını anlıyorsunuz, çünkü siz bunu kendiniz fiziksel bir biçim içinde gerçekleştirdiniz, onun için de anlıyorsunuz. Sizin kendi bedeninizle, zihninizle ve ruhunuzla yaşadıklarınız, Dünya üzerindeki insanlığın da içinden geçeceği şeylerdir.Siz bunu gerçekleştirdiniz ve onlar da izleyecek diye değil, ama onların nelerden geçeceğinin deneyimini kendinize verdiğiniz için. Ne tür eziyetler? Ne tür güzellikler? Ne tür bir cehennem? İnsanlık ne tür bir kurtuluştan geçecek? Kendilerini nasıl sabote edecekler? Kendilerini nasıl aldatacaklar? Bu büyüklükteki herhangi bir dönüşüm ne tür güçlükler ya da gerilimler içerir? Siz bunu (bu deneyimleri) önce kendinize verdiniz ki, anlayabilesiniz.</p>
<p>Böylece şimdi Yeni Dünya’ya gidiyor ve potansiyel çözümlerin geliştirilmesine yardımcı oluyorsunuz. Böylece siz, içinde bulunduğunuz bilinç haliyle, insanlık için bir Yeni Enerji yakıt kaynağının geliştirilmesine yardım ediyorsunuz. Bunu bir laboratuvarda keşfeden ve sonra da patentini alan siz olmayabilirsiniz. Bu konu hakkında diğer insanları esinlendirecek kitapları yazan siz olmayabilirsiniz. Ama burada, Dünya’da görülmeyen bilinç düzeylerinde çalışan ve bundan sonra esin kaynağı olacak şeylere yardım eden sizsiniz.</p>
<p>Peki ne yapıyorsunuz? Dünya’nın ihtiyaçlarına bakıyorsunuz. Şu anda onun tüm koşullarına bakıyorsunuz; Gaia’nın gidişine bakıyorsunuz; insanoğlunun sorumluluğuna bakıyorsunuz; ruhun evrimine ve Ruh’un genişlemesine bakıyorsunuz – aslında tüm bu farklı şeylere dinamik bir biçimde bağlanıyor, onları ölçüp biçiyor ve hissediyorsunuz – ve sonra kendinize şöyle diyorsunuz, “Çözüm nedir – teknik-olmayan, zihinsel-olmayan anlamda – bunun yaratıcı ya da esin dolu bilinci nedir?”</p>
<p>Kendi bilincinizi imgeliyor ya da genişletiyorsunuz, özel şeylere değil, rüzgar gücü gibi şeylere ya da ekin falan gibi şeylerden enerji çıkarmak gibi şeylere değil. Ama siz bilincinizi çok kasıtlı ve çok iyi öğrenilmiş bir biçimde tüm alemlere, yalnızca Dünya’nın fiziksel yapısına değil, ama tüm alemlere genişletiyor, ve enerjiyi hissediyorsunuz. Onun etkisini, gücünü hissediyorsunuz. Bilinçle enerji ve aradaki bilincin tüm noktaları arasındaki farkı hissediyorsunuz, ki bu arada, arada kalan tüm bilinç noktaları, aktive edilmeyi bekleyen, görülmeyen ya da saklı enerjidir. Ve siz bir bilinç halinde onun içine girip, saklı enerji potansiyelini aktive etmenin nasıl bir şey olduğunu hissediyorsunuz.</p>
<p>Yeni Dünya üzerindeki araştırmacı olarak, şu anda Dünya’da uygulanan insan psikolojisini çok aşan düzeylere giriyor, ve çok, çok karmaşık ve çok zihinsel bir konu olan insan psikolojisine bakıyorsunuz. Siz dinamik bir biçimde onun enerjisinin noktalarına giriyorsunuz. Onu ölçüyorsunuz. Bu konuda çok eğitimlisiniz, ölçüm tekniklerinin geliştirilmesine yardımcı oldunuz. Bir dakikaya kadar sorunuza cevap vereceğim. Merak ediyorsunuz, “Buradaki boşluk nerede?” Hm, buna geleceğiz. İnsan psikolojisini anlamaya yardım ediyorsunuz, ve sonra da onun çözümlerini hissediyorsunuz – Yeni Enerji çözümlerini. Şu anda Dünya’daki bir kitabın içinde yazılı olan çözümler değil, çünkü, bunun çok az istisnası olsa da, bunlar daha orada değil. İnsan psikolojisinin yanıtlarını, gittiğiniz bir kütüphanede 1953’de yazılmış bir şeyde bulamayacaksınız.</p>
<p>Ve siz ve ben, çokça konuşmak durumundayız. Adamus, Kuthumi, ben ve sizler arasındaki mücadelelerden biri de – siz sürekli geri gidip eski insan tarzında araştırmak istiyorsunuz. Ve biz de size sürekli olarak, araştırmanın şu anda Yeni Dünya’dan yönetildiğini söylüyoruz.</p>
<p>Su. Su, Dünya için çok önemli bir unsurdur. İnsanların gördüğü ve erişebildiği temiz, berrak su kaynakları, kuruyor. Ve susuzluktan başka hiçbir şey bir isyanı en hızlı şekilde başlatamaz. Şimdi, insanlar gidip türlü şeyler yiyebilirler – topraktaki otu, ya da aç olduklarında kendilerini geçici olarak doyurmak adına ağaç kabukları ya da neredeyse herşeyi yedikleri biliniyor. Ama susuzluk olduğunda – insan sistemine giren temiz su olmadığında – bu oldukça ateşli anlaşmazlıklar yaratacak. Bu nedenle, bu temel prensibi anlayan birçoğunuz Yeni Dünya’da su üzerinde çalışıyor.</p>
<p>Tabii, Dünya’da bilim adamı ve kimyager ve fizikçi olmuş, ama ille de spiritüel olmayıp da bir şekilde yolunu Yeni Dünya’ya bulmuş varlıklardan da yardım alıyorsunuz. Böylece bu, onların teknik uzmanlıklarının sizin bilinç uzmanlığınızı desteklediği bir karışım oluyor ve yeni su kaynaklarını araştırmaya yardımcı oluyor. Su nasıl temizlenir, tuzdan nasıl arıtılır, ve ayrıca, daha da önemlisi, suya olan bağımlılık nasıl azaltılır. Bu biraz zaman alacak, ama ekin muazzam miktarlarda su çeker. Sizler muazzam miktarlarda su çekiyorsunuz, ve buna ihtiyacınız yok.</p>
<p>Şimdi, biliyoruz, size su içmeniz falan söyleniyor. Bedeniniz, gereksindiği şeyi boşluktan (havadan) çekebilir. Boşluktan, havadan. Ben size, kendiniz için suyu kısıtladığınız bir programa girmeniz gerektiğini söylemiyorum, ama burada sözünü ettiğim şey, sizin yeni su çözümleri üzerinde çalıştığınızdır.</p>
<p>Gıdadan daha önce söz ettik – nasıl beslenileceği ya da insanlara nasıl besin verileceği. Siz, ekinleri çok aşan çözümler üzerinde çalışıyorsunuz. Diğer alemlerin derinliklerine gidiyorsunuz. İçine aldığı hemen herşeyi dışarıya atmadan, yiyecekleri kabul etmede ve hazmetmede ve işlemden geçirmede bu denli ilkel olmak zorunda kalmadan, insan DNA’sı, geniş bir kitlesel ölçekte, kendini nasıl yeniden uyumlar? Çünkü kendinizi besleme biçiminiz çok, çok Eski Enerji tarzıdır.</p>
<p>Siz şu anda, enerjisel fiziksel bedeninizi – gerçek biyolojik bedeninizi değil de, onun enerjisel bileşenini – başka bir aleme nakletmenin (taşımanın) çok, çok gelişmiş yolları üzerinde çalışıyorsunuz. Onun kendini birçok verimli enerjiden – spiritüel enerjilerden, ışık enerjilerinden, buna her ne demek isterseniz, ama fiziksel-olmayan enerjilerden -  beslemesi ya da yeniden şarj etmesi (üzerinde çalışıyorsunuz) – ki, enerjisel beden fiziksel bedene geri döndüğünde, fiziksel beden o kadar da yiyeceğe bağımlı olmasın. Bu aslında şu anda çoğu insanın kabul etmeyeceği parlak ve basit bir plandır. Ama başka insanların bunu gerçekleştirdiğini görünce, potansiyeller de açılacaktır.</p>
<p>Yeni Dünya çok, çok hareketli. Ve biz son seferinde ondan derinlemesine söz ettiğimizde, ve Yeni Dünya ile eski Dünya’nın birbiriyle birleşmesinin, enerjisel olarak kesin bir birleşmenin meydana gelmesinin 30 yıl kadar alabileceğini söylediğimizde, hayal kırıklığına uğradığınızı biliyorum. Ama bunların hepsinde bir hayır var, çünkü şu anda Yeni Dünya’da sizler ve diğerleri hiç dikkatiniz dağılmadan çalışabiliyorsunuz.</p>
<p>Eğer ikisi – fiziksel olan ve enerjisel olan Dünya – birleşmiş olsaydı, bu, bazı çok büyük enerji aksamalarına ve karışıklığına neden olacaktı. Şu anda bu muazzam miktarlardaki araştırmalarla, bilinç araştırmalarıyla – ve bunlar inanç sistemleri falan hakkında değil, ama tüm saflığıyla gerçek bilinç – muazzam, muazzam yeni sezgiler geliştiriliyor orada.</p>
<p>Tek bir büyük zorluk var. Zorluk ya da meydan okuma, enerjinizi genişleterek insanlık için şu anda bazı çözümler  araştırmak değil. Zorluk, bunun Dünya’ya nasıl getirileceğidir.</p>
<p>Gitmenin nasıl bir şey olduğunu biliyorsunuz. Her gece rüya halinizde gidiyorsunuz, ama bu aslında şimdi deneyimlediğinizden daha gerçektir. Diğer alemlere gidiyorsunuz ve şimdi çok, birçok gece Yeni Dünya’ya gider oldunuz, çünkü orası ilginizi çeker oldu. Onun potansiyelleri sizi büyülüyor, ve ayrıca orada eğleniyorsunuz da. Orası dertsiz bir yer. Açık bir yer. Genişleyici bir yer ve orada fazla korku da yok.</p>
<p>Böylece, kalkıp Yeni Dünya’ya gidiyorsunuz. Her gece, sözlerime dikkat edin – nasıl desek – o rüya haline daldığınızda, her gece şöyle diyorsunuz, “Bu gece, geri geldiğimde hatırlamam gerekiyor.”<br />
Her gece her biriniz – “Hatırlamam gerekiyor. Bunu beraberimde getirmek zorundayım” diyorsunuz. Ve her sabah uyandığınızda, bulanık bir kafa karışıklığı içindesiniz. Rüyalarınızı bölük pörçük anımsıyorsunuz, ve üstelik bunlar hiç bir anlam ifade etmiyor gibi, ve diyorsunuz ki, “Ben nasıl Yeni Dünya’da olmuş olabilirim ki? Garip garip rüyalar görüyorum.” Bu, zihnin yorumlama biçimidir ya da, daha doğrusu, bu denli yüksek bir bilinci nasıl yorumlayacağını zihin bilemez. Ve bu küçük fragmanları ya da bu küçük – benim deyimimle küçük çizgi filmleri uyduruyor, oysa bunlar gerçekten olan biteni yansıtmıyorlar. Ve sonra siz ipin ucunu kaçırıyorsunuz. Aslında kaçmıyor tabii, sadece diğer alemlerde kalıyor. Hâlâ orada, Yeni Dünya’dadır ama, buraya getirilemiyordur.</p>
<p>İşte biz bu yüzden bugün bununla ilgili konuşmak istedik ve Yeni Dünya veçhenizi, o ikiz benliğinizi, Dünya’ya ve insanlığa büyük bir sevgi ve şefkat besleyen o yanınızı (buraya getirmek) istedik. Onun sizinle birlikte burada olmasını istedik. Biz sizin bir insan ve bir meleksel varlık olarak, bu bilincin Dünya’ya sizin vasıtanızla – herhangi bir enerji kapısı vasıtasıyla değil, herhangi bir uzay gemisi vasıtasıyla değil, herhangi başka biri vasıtasıyla değil – ama sizin vasıtanızla getirilebileceğini anlamanızı istedik.</p>
<p>Bunu iradeyle gerçekleştirmezsiniz; bunu, onu seçmek yoluyla gerçekleştirirsiniz. Bunu bir teknik ya da manipülasyon yoluyla ya da yapısal yoldan gerçekleştirmezsiniz; bunu sadece nefesinizle içinize alır ve seçersiniz. Onu talep etmezsiniz; sadece hissedersiniz. Bu çalışmayı gerçekleştirdiğinizi bilirseniz, ve bunun ulaşılır olduğunu bilirseniz, bu bilincin Dünya’ya getirilmesine de yardımcı olabilirsiniz.</p>
<p>Peki o zaman onunla ne yaparsınız? Hiçbir şey. Onu burada bırakın. Daha önce, Yeshua zamanında bilinç tohumları ektiniz. Mesih’in kaybolmuş çocukları, ikibin ya da daha fazla yıl önce Dünya’ya gelip de, filizlenmesi ikibin yıl alan yeni bilinç tohumlarını ekti. Sizler, tohum ekenler olmanın nasıl bir şey olduğunu biliyorsunuz.</p>
<p>Onu buraya, bu Dünya bilincine getirmekten başka yapacak bir şeyiniz yok. Bunun gerçekleştirilmesi için insana ihtiyaç vardır. Hiç Dünya’ya gelmemiş meleksel varlıklar bunu yapamazlar. İşe yaramaz. Bu bir insanı gerektirir, ve Yeni Dünya’nın dinamiklerini anlayan, insanlığı anlayan, kendini egemen/mutlak spiritüel bir tanrısal varlık olarak anlayan insana gerek vardır.</p>
<p>Böyle bir çalışma için Dünya’da kaç insanın nitelikli (vasıflı) olduğunu biliyor musunuz? Pek fazla değil. Gerçekten anlayan fazla insan yok. Biz bunu sayıya dökeceğiz, Adamus şu anda araştırmasını yapıyor. (kahkahalar) Hesap makinesini çıkardı, ve bana  kesin rakkamı bildireceğini söylüyor. Yeni Dünya dinamiklerini ve bilinci ve eski Dünya’yı anlayıp da, tüm bu fikirlerin ve buluşların ve insanlık için çözümlerin tohumlarını taşıyabilecek olanların sayısı, bir milyondan az – çok daha az, diyor Adamus.</p>
<p>O bilinçli seçimi yaparak ve o seçimi içinizin derinliklerine soluyarak ve kendinizi severek – kuşku duymak değil, ama severek – sizler o yolları, o koridorları açmaya başlayabilirsiniz. Siz kapının kendisi olabilirsiniz. Gidip de Pasifik Okyanusunun ortasında bir kapı aktive etmek zorunda değilsiniz. Siz bir kapı haline gelebilirsiniz.</p>
<p>Aslında şu anda yeni bilinç tohumları, tam anlamıyla bedeninizde – fiziksel bedeninizde – mevcuttur. Bunlar fiziksel bir biçimde değildir. Bunlar, küçücük parlak ışık noktaları gibiler. Ama bir engel vardı, şu uçurum. Onlar içinizde mevcutlar, ama siz onların şimdi burada, Dünya’da kalmasına, onları şimdi Dünya’da biriktirmeye itibar etmediniz.</p>
<p>Bu ne nimet. O bilinç tohumlarını, Yeni Enerji bilincini doğrudan Yeni Dünya’dan, doğrudan sizin gibi meleksel varlıkların esin dolu kalplerinden ekmek için, bugün ne güzel bir zaman – ve evet biliyorum, süremizi uzattık, ama konuşacak çok şeyimiz vardı.</p>
<p>Bazılarınız kendini o sese açmaya ve kalbin şarkısını söylemeye tereddüt ediyor. Bazılarınız tereddüt ediyor. Bu bilinç tohumlarının taşıyıcısı ve ekeni olmaya değer misiniz? Birçoğunuz kendi yaşamı, kendi kararları, kendi dengesiyle ilgili kaygı içinde. Diyorsunuz ki, “Belki de ben bu tohumları Dünya’ya ekmeye daha hazır değilim.” Ama biz şimdi böyle bir zamanda bu şekilde biraraya gelirken, bu şimdi çok kutsal ve güvenli bir zamandır. Bu bilinç tohumları fiziksel bedeninizin içindedir. Aslında onları orada bırakabilirsiniz. Onları bu Dünya aleminde bırakın. Onları bu boyutta bırakın. Onları, diğer insanlar için, Tanrı’ya bile inanmayan araştırmacılar için, bu büyük değişim zamanında gerçekten, gerçekten insanlıkla çalışmaya çalışanlar için bir potansiyel olarak burada bırakın.</p>
<p>Birçoğunuzda bir direnç, bir gönülsüzlük var. “İnsanlık hazır mı? Bu bilinç tohumlarını kötüye kullanacaklar mı?” Ve bir dereceye kadar bazıları kullanacaktır. “Bu bilinç tohumlarını manipüle edecekler mi?” Bazısı deneyecektir. “Bilincin bu tohumu etkili/güçlü bir tohum mu? İnsanlık ona hazır olmayabilecek kadar etkili/güçlü mü?” Bunun yanıtını kendinize yalnızca siz verebilirsiniz. Ama siz araçsınız. Siz taşıyıcısınız. Bu tohumları Yeni Dünya’dan buraya, insan benliğinizin haberi olmadan, ama kalbinizde çok iyi bilerek siz taşıdınız.İşte bu, konuşmamın başında sözünü ettiğim açmazın ve gözyaşlarının bir parçasıdır. Bir parçanız ağlıyor, çünkü emin değilsiniz. Hazır olduğunuzdan ya da Dünya’nın hazır olduğundan emin değilsiniz.</p>
<p>Bu Şaudun amacı size hatırlatmaktı – Yeni Dünya’da ne yaptığınızı hatırlatmak ve beraberinizde ne taşıdığınızı hatırlatmaktı.</p>
<p>Yeni Bir Biçimde Bağlantı Kurmak</p>
<p>Dördüncü konu, bunu kısa keseceğim. (kahkahalar) Bu çok, çok kısa olacak, çünkü siz bunu zaten biliyorsunuz.</p>
<p>Yanıtlar aynı yerlerde değil. Enerjiler, bağlantılar yer değiştirdi, değişti ve dönüştü. Eşinizle ya da partnerinizle bağlantı kurmaya çalıştığınızda, fişi, onlarla eskiden bağlantı kurduğunuz eski yere sokmaya çalışıyorsunuz – gerek enerjisel gerekse fiziksel olarak, her türlü – ve sonra da nedir yanlış giden diye şaşıyorsunuz. Kendi yaratıcı kaynağınıza girmeye çalıştığınızda, fişi eski prize sokuyorsunuz. Mecazi anlamda eski RJ11 fişi yerine bir RJ45 fişi geldi. (kahkahalar) Bu fişleri takas etmeye çalışmaktan vazgeçin.</p>
<p>Kendi içinize, tanrısallığınıza, spiritüelliğinize bağlanmaya çalıştığınızda, birçok yaşam öncesi varolan bir şeye bağlanmaya çalışıyorsunuz. Siz o zamanlar bir rahip, bir rahibe, bir haham ya da spiritüel lider deneyimine sahiptiniz, ve size ruhsallık sağlasın diye yeniden onunla bağlantı kurmaya çalışıyorsunuz. O fişin tozla ve kir pasla kaplı olduğunu ve artık iş görmediğini fark etmediniz mi?</p>
<p>Danışanlarınıza bağlanmaya çalıştığınızda – bunu danışmanlık ya da rehberlik yapanlarınıza söylüyorum – daha önce eğitimini aldığınız bir yerden bağlanarak yeni bilinç dalgalarını ya da akımlarını öyle göndermeye çalışıyorsunuz, ve eski bağlantı çalışmıyor. Yeni bir priz var – aslında o kablosuz. (kahkahalar) Bu, yeni bir bağlantı noktasıdır.</p>
<p>Yediğiniz yiyeceğin enerjisine bağlanmaya çalıştığınızda, çok, çok, çok eski bir şeye bağlanıyorsunuz. Kablosuzu kullanın. Farklı bir noktadan bağlantı kurun.</p>
<p>Biyolojinize bağlanmaya çalışıp da derdinin ne olduğunu ya da size ne söylemeye çalıştığını anlamak istediğinizde, eski bir telefon hattını kullanıyorsunuz. O hat, o bağlantıyı kurmak için çok yavaş, fazlasıyla yavaş kalıyor, ve siz bedeninizin mesajını bu çok arkaik sistemle yorumlamaya çalışıyorsunuz. Kablosuzu kullanın. Bedeninizde yeni bilinci kullanın. Bilincin farklı bir noktasına girin.</p>
<p>Zihninizi kullandığınızda, onun çok, çok eski değerlerine ve mekanizmasına bağlanıyorsunuz, ve bu sizi çileden çıkartıyor. Zihniniz, Atlantis zamanında yüklenmiş ya da damgalanmış ve kiliselerce ve yol boyunca diğer manipülatif kuruluşlarca  güçlendirilmiş sınırlamaların ötesine genişlemek istiyor. Farklı bir noktadan bağlantı kurun. Zihniniz genişlemek istiyor. Yaratıcılığınızın bir parçası olmak istiyor. İfadenizin bir parçası olmak istiyor. Artık kendi zihninin kapanında kısılı kalmak istemiyor. Analizden yoruldu, programlamaktan yoruldu, yapılaşmadan yoruldu, ve kendi zihninden çıkmak istiyor. Zihninizle farklı bir yerden bağlantı kurun.</p>
<p>Çevrenizdeki herşeyle, bu ister arabanız olsun – ki sizin arabalarınızla bağlantılarınız var – farklı bir noktadan bağlantı kurun. Farklı bir noktadan bağlantı kurun.</p>
<p>Ben size bağlantınızın nerede olduğunu söyleyemem. Bunu kendiniz keşfetmelisiniz, çünkü bu herkes için farklı ve benzersizdir. Ama onun farklı bir yerde olduğunu size söyleyebilirim. Bu, genişlemiş bir yerdir, ve Yeni Dünyayla ilgili konuşmalar, ve buraya getirmekte olduğunuz bilinç tohumlarıyla ilgili konuşmalar, nereye bağlanmanız hakkında size bir ipucu vermelidir.</p>
<p>Zamanımın dolduğunu duyuyorum, onun için bunu toparlayayım.</p>
<p>Sevgili Şambra, hepimiz sizi çok seviyoruz. Gerçekten ne yaptığınızı çok iyi anlıyoruz. Içinden geçtiğiniz zorlukları çok iyi anlıyoruz. Ve bu azıcık zamanı sizinle geçirip de, size kim olduğunuzu hatırlatırsak, size duyduğumuz büyük saygıyı hatırlatırsak, belki bu, sizin uyanmanıza yardımcı olur.</p>
<p>Ve öyledir.</p>
<h2>Sorular ve Yanıtlar</h2>
<p>TOBIAS MATERYALLERİ<br />
Geri Dönüş Dizisi:<br />
ŞAUD 9: “Yeni Dünya Güncellemesi… ve Dahası”<br />
Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
4 Nisan 2009<br />
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org</p>
<p>Ve öyledir, sevgili Şambra, soru ve yanıt zamanı geldi. Ama birkaç kısa yorumda bulunabilir miyim. (kahkahalar)</p>
<p>Gerçekten de, sizlerle birlikte bu şekilde biraraya gelme zamanım doluyor. Birlikte, gerek Şaudlarımız gerekse atölye çalışmalarımız sırasında dikkate değer zamanlarımız oldu, ve ayrıca siz ve ben özel olarak konuştuğumuzda da.</p>
<p>Konuşmalar devam edecek, belki şimdi birlikte gerçekleştirdiğimiz biçimiyle Şaudlar değil ama konuşmalar (tartışmalar) devam edecek, ve ayrıca hazır yapabiliyorken, size olabildiğince çok bilgi aktarmak istedim bugün. Böylece siz aslında çoklu Şaudlar deneyimlediniz. Ve bu kulağınıza lineer ya da sistematik bir formatta iletiliyor gibi geldiyse de, aslında tümü birlikte geliyordu. Zihin bunu, belli bir sıralamada söylenen belli kelimelerle belirli bir düşüncenin iletilmesi olarak yorumlar, ama sizinle birlikte gözden geçirdiğimiz şeyin bir bölümü de, yalnızca bugün sözünü ettiğimiz dört konuyu değil, ama başka bilgilerin de içine örüldüğü bilgilerin tümünü nasıl hissettiğinizdi. Böylece siz çoklu Şaudlar aldınız &#8211; bunlar yolculuğunuzun bu kısmında kendinizle ilgili yine sizden gelen hatırlatmalardır.</p>
<p>Bunu da söyledikten sonra sorulara geçelim.</p>
<p>1.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Tobias, sen gidiyorsun. Başkaları aracılığıyla mı mesaj vereceksin?</p>
<p>TOBIAS: Buraya gelişimi ya da geri dönüşümü duyurduğum zaman da söylediğim gibi, artık aracı vasıtasıyla konuşmayı (ya da mesaj vermeyi) seçmiyorum. Ben – öncelikle de – Sam bedenlenmesiyle meşgul olacağım. Ve evet, gerçekten de, başkaları vasıtasıyla konuşabilirdim ama bunu yapmamayı seçiyorum. Sam’le çalışmayı ve sonunda birçoğunuzla Sam kanalıyla karşılaşmayı seçiyorum. Ayrıca, burada başlattığımız çalışmayı sürdüreceğimiz Yeni Dünya alemlerinde de sizinle birlikte çalışmayı seçiyorum. Elbette konuşacağız, ama şimdi burada gerçekleştirildiği biçimde değil.</p>
<p>Adamus’la yaptığım asıl anlaşmanın bir parçası da sizinle çalışmaya başlamamdı. Hislerimin ve düşüncelerimin çoğunu paylaşacak ve Şaud enerjisinin toparlanmasına yardımcı olacaktım. Buradaki hedefim, buradaki arzum, bu Şambra grubunu biraraya getirmekti.</p>
<p>Adamus geldiği zaman, Kırmızı Meclis’i – çok yerinde bir kelime olmasa da sizin deyiminizle – yönetecek olan odur. Meleksel alemlerden rehberlik edecek, her birinizle çalışacaktır. Onun mesajı farklı olacak, başka başka dönemeçler alacak, ama ben şimdi bunu uzatmak istemiyorum. Yani sorunun cevabı, hayır, Tobias’ın kanallık mesajları devam etmeyecek, ama sorduğun için teşekkür ederiz.</p>
<p>Ve bu arada, söyleceklerimin hepsi zaten tüm bu Şaudların içinde.</p>
<p>2.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Bana Hawai’de – içine doğduğum bu aileye – annem için, müziğine esin kaynağı olmam için geldiğimi söylemiştin. Ve ben bazen hâlâ onu çok yakınımda hissediyorum, çünkü o hep, meleklerle birlikte şarkı söylemekle ilgili şarkılar söylerdi. Ve ben gerçekten onun ne yaptığını bilmek istiyorum.</p>
<p>TOBIAS: Öbür tarafta geçirdiği çok kısa bir zamandan sonra Dünya’ya geri gelmeyi seçti, bedenlendi bile, buraya geri döndü bile, ha, ve – herhalde tahmin edebileceğin gibi – kilise gruplarıyla çalışıyor (kahkahalar) ve yeniden müzikle – bir tür kilise müziğiyle çalışıyor (gospel – çvr. bizdeki karşılığı ilahiler olan mistik bir müzik türü). (Annen) kilise ortamında kalacak olmasına rağmen, olağanüstü yeni biçimler ve yeni sezgiler devreye sokacak, ve bunların birçoğu da senin ilham ettiğin şeyler.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Ah, çok teşekkür ederim. Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Ve sonraki sorun da şuydu – onunla karşılacak mısın? Çok, çok, çok yüksek bir olasılıkla, evet.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Ah! Teşekkür ederim! (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Bu soru, bir dolu Şambra’nın (hissettiklerinin) göstergesi, bu nedenle hem bu (soruyu soran) kişiyi hem de diğerlerini temsil ediyor.</p>
<p>3.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Tobias, içimde, burada Şambra olarak gerçekleştirdiğim çalışmanın sona erdiğine dair bir his var. Son zamanlarda, gün be gün Şambra çevresinden ve genel olarak Şambra bilincinden uzaklaştığımı hissediyorum. Bu, herhangi bir hayal kırıklığı ya da incinme ya da buna benzer bir şeyden dolayı değil. Bu yalnızca içimde büyüyen bir his ve ben onu sadece gözlüyor ve ona izin veriyorum. Bunun, senin Tobias olarak ayrılmanla bir ilgisi var mı diye merak ediyordum. Bu sadece bana özgü mü, yoksa ben acaba genel olarak Şambra bilincinin daha büyük bir dönüşümünü ya da çözülmesini mi algılıyorum? Sen gidince ne olacak?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, soruna ve sezgilerine, algına teşekkür ederiz. Ve ben sorunu, yanıt vermeyerek cevaplayacağım. Bu, Şambraya vereceğim son mesajlarımdan birinin içeriği olacak, ve şu anda buna girerek o mesajı berbat etmeyeceğim. Ama söylemeye bile gerek yok, algıların çok yerinde.</p>
<p>4.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Bugün yiyeceklerden söz ederken, sanırım yanıtladın… bir bakalım… hissediyordum ki sanki su… sanki tükürük… neyse, nefes boruma kaçıyordu, yiyecekler de (sanki gitmesi gereken yere gitmiyor) ve ben bunu geceleri bile hissediyorum. Bu, senin anlattığın şeyin bir parçası mı? Bedenim değişmeye başladı da sahip olduğumuz 3B biçimindeki gıdayı kabul etmez mi oluyor?</p>
<p>TOBIAS: Ben senin sorunu yanıtlayacağım ama bu aynı zamanda herkes için geçerli – DNA’da varolan DNA’nın fiziksel-olmayan sarmalları, zaten fiziksel gıdaya olan bağımlılığı azaltma anlayışına sahiptir, ya da bu – nasıl diyorsunuz – sizin tarafınızdan aktive edildi. Şimdi bu, oturup da bir yemeğin keyfini çıkaramazsın anlamına gelmiyor, ama (bedeninin) bu tür fiziksel yiyeceklere ilişkin manyetik bağımlılığı değişiyor.</p>
<p>Biliyorum, büyük bir çoğunluğunuz şimdiden belli yiyeceklerle ilgili arzularınızın değiştiğini hissediyor ve neler oluyor diye merak ediyordu. Çelişkinin bir bölümü de, haberlerde ya da medyada belli yiyeceklerin iyi ve belli yiyeceklerin de kötü olduğunu duymanızdan, ama dönüp de kendi bedeninizin arzularına baktığınızda, bunların söylenenlerle uyuşmadığını görmenizden kaynaklanıyor. Sonra da, acaba yanlış mı okudum diye şaşıyor, belli şeyleri azaltmanız mı gerekiyor, ya da hatta arındırıcı ve antioksidan ve bu tür diyetler mi yapmanız gerekiyor diye merak ediyorsunuz. Bu konuda zihinselleşiyor ve bunları yapmanız mı gerekiyor diye merak ediyorsunuz, ama bedeniniz bazen size çok, çok farklı bir şey söylüyor.</p>
<p>Böylece, şunu söyleyelim, evet, DNA’n, tüm hücresel yapın şu anda değişmekte. Ve biz bu yüzden yıllardır, bedeninizi dinleyin, deyip durduk. Bedenin akşam yemeğinde çukulatalı kek istiyorsa, ona akşam yemeği olarak çukulatalı kek ver. Gıdaları nasıl işlemden geçirdiği hakkında varsayımlarda bulunma, çünkü gıdalar yalnızca fiziksel yiyeceklerin içinde değildir.</p>
<p>4.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Evet, ve ben bu fırsatı tüm Şambra’ya ve dinlemeyi seçen herkese şunu tekrarlamak için kullanacağım. Şu diyetler (beslenme tarzları) – ki bin türlü farklı diyet var, milyon çeşit farklı diyet – bunlar gerçekten işe yarıyor olsaydı, her ay onca yeni diyet ortaya çıkmazdı! (kahkahalar) Diyetler bir bağımlılıktır. Onlar psikolojik ve fizyolojik bir bağımlılıktır. Bu nedenle, en iyisi bedenine kulak vermektir.</p>
<p>LİNDA: Bu soru aslında bir Şambra grubundan geldi, ve soruları şöyle:</p>
<p>5.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Bu soru birkaçımızdan geliyor. Neden şu ara herşey zor görünüyor? Seçimlerimiz net ve yaşamlarımız başarılıydı, sonra herşey altüst oldu. Para yok oldu. Sağlık başaşağı gidiyor, hatta hayatın günlük şeyleri bile sanki ters gidiyor. Yine de seçimlerimiz aynı kalıyor. Bizler gezegende olmanın tadını çıkarmak istiyoruz, ama para ve sağlık olduğunda bunun tadı kesinlikle daha fazla çıkıyor. Biz muhteşem yaratıcılar olduğumuzu biliyoruz ama yine de hayal kırıklığı yaşıyoruz, çünkü istediklerimizi yaratabiliyorduk, oysa şimdi sanki hiçbir şey işe yaramıyor. Yani, gözden kaçırdığımız şey nedir? Bu, Yeni Enerjiyle nasıl çalışılacağını anlamadığımızdan mı böyle oluyor? Senin bakış açın çok makbule geçecek.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, burada birkaç şey söz konusu. Herşeyden önce, Eski Enerji yaşantınız, Eski Enerji tezahürleriniz, Eski Enerji tutkalıyla birarada tutuluyordu. Değişmek için bir seçim yaptığınızda, farklı bir bilinç seçimini yaptığınızda, o tutkal çözülmeye başlar ve, elbette, sizin de fark ettiğiniz gibi, diğer herşey de. Peki, gerçekliğinizi, yaptığınız yeni seçimleri, ki grup olarak çok yeni seçimler yaptınız, nasıl inşa ederdiniz. Siz yalnızca eski bolluğu seçmiyordunuz. Siz çok özgürce akan, an’da olan, çabasız bir bolluk seçiyordunuz. Eski Enerjinin para yapma ya da iş ya da her türlü başka yollarına bağlı olmayan bir bolluk. Bu yüzden eski yapının içinizde yıkılması çok doğaldır.</p>
<p>Yine bu nedenle – bizim açımızdan, sizin değil – ama bizim açımızdan, işinizi kaybetmeniz, daha önce sahip olduğunuz tüm yapısallıkları kaybetmeniz mantıklıdır. Çoğu kez sağlık da bir değişimden geçer, çünkü bolluk içinde sağlıklı yaşamayı seçtiğinizde, bedeninizde bir dolu eski enerjinin ve bir dolu hastalığın depolandığını, bunların bazısının uykuda olduğunu, bazısının da çok aktif olduğunu fark etmelisiniz. Siz bedeninize, kendini fiziksel ve enerjisel düzeyde temizlemesi için izin verdiniz – ve o da bunu yapıyor. Yapıyor. O, bir dönüşüm işleminden/sürecinden geçiyor. Bu yalnızca sizin yaşamınızda açıkça görülen bir şey değildir, şu anda dünyanın her yanındaki insanlar böyle bir şeyden geçiyor.</p>
<p>Bu, insanın gerçeklik algısı için zor ve meydan okuyucudur, ama ben sizi aslında bunun bir de öbür yüzüne bakmaya davet ediyorum. Aslında siz tek bir yüzüne bakıyor ve “Aman Tobias, bu çok zor” diyorsunuz. Ben bu enerjinin öbür yüzüne bakmanızı istiyorum, onun aslında zor olmayan yüzüne – ve biliyorum, benimle bu konuda tartışacaksınız, çünkü daha önce de tartıştınız. Siz madalyonun tek bir yüzüne bakmaya odaklanıyorsunuz. Enerjisel olarak çevresinde dolanıp ya da içinden geçip öbür yüzüne de bakın, ve şu anda meydana gelen şaşırtıcı şeylere bakın. İnsan zihni bağırıyor ve diyor ki, “Ama ben para istedim, kahrolası! Onu istiyorum! Ben sağlık istedim! Onu istiyorum.” Onu alıyorsunuz. Tezahür etmeye başlıyor.</p>
<p>Onu çok daha yumuşak bir biçimde nasıl tezahür ettirebilirsiniz? Ve siz yine benimle tartışacaksınız ama, onu içinize soluyun. Gerçekten yardımcı olur… nefes almak sanki… ateş, simya ve dönüşüm için ne anlama geliyorsa, nefes de sizin yolculuğunuz için o anlama gelir. Enerjileri değiştirir. Ve değişim istediğiniz zaman, ona sahip olacağınızı da anlayın.</p>
<p>Böylece, bunun çok karmaşık ve zor bir soru için çok kısa bir yanıt olduğunu biliyorum, ve şu anki düzen içinde sizi tümüyle tatmin edebileceğimiz bir yanıt da değil. Ama, Şambra’nın kitaplarla ortaya çıkıp, bunun nasıl iş gördüğünü çok kişisel bir açıdan açıklamaya çalıştığını göreceksiniz.</p>
<p>Siz aynı zamanda, bunun hakkını vermem gerekir, hepiniz bunun öncülerisiniz. O nedenle, bir yolculuğun öncülüğünü üstlenmek biraz zordur, çünkü bir sonraki kuşağın ya da bir sonraki Yeni Enerji varlıklarının sizin ayak izlerinizi takip etmesi gibi değildir. Ve sizi izleyenler bu yolculuğun aldığı bazı dönemeçleri anlayacaktır. Yani ben sizden bu süreçle sabırlı olmanızı, süreçle nefes almanızı, ve seçiminizin tezahür etmekte olduğunu anlamanızı istiyorum. Teşekkür ederim.</p>
<p>6.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam Tobias. Ben, kentsel tarım projemiz Feed Denver’de (Denver’i Besle) olan bitenleri anlatmak için geri geldim.</p>
<p>TOBIAS: Mükemmel.</p>
<p>6.ŞAMBRA: Bunun Şambra için yararlı olacağını düşünüyorum, çünkü (projenin) nasıl gideceğini planlayamıyoruz. O sadece gidiyor. Ve grubumuzdaki kişiler ve ben şunu öğrendik, ürün yetiştirmek için yapman gereken ilk şey, iyi bir toprağa sahip olmak. Böylece biz iyi (verimli) bir toprak için çalışıyoruz, ama, bilirsin, iyi toprak, aynı zamanda içinde bulunduğun topluluğun, içinde bulunduğun şehrin toprağı anlamına geliyor, ve şu anki çalışmalarımızın büyük bir bölümünü aslında yurttaşlık yapısıyla çalışmak ve valiliğe (yerel meclise) girip orada ne tür olanaklar olduğunu araştırmak oluşturuyor. Ve ilginç olan, onların da (valilik ya da yerel meclistekilerin) bundan çok memnun olmaları. Buna çok açıklar. İnsanın aklına hemen çıkartacakları engeller geliyor, oysa tüm engeller kalkıyor, ki bu da gerçekten heyecan verici.</p>
<p>Sana şunu sormak istiyordum, biz bu projenin enerjisi kendi gitmek istediği yere gidiyor diye hissediyoruz, bu yüzden enerjiyle çalışmak için bir hazne, bir konteyner yapmaya çalışıyoruz. Bu nedenle ben önerilerini isteyecektim ve doğru yönde olup olmadığımızı ve gerçekten önemli olabilecek bir şeyi atlayıp atlamadığımızı bize söylemeni rica edecektim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Hazne ya da konteyner derken ne kastettiğini açıkla.</p>
<p>6.ŞAMBRA: Enerjisel konteyner – bilirsin… bunun yalnızca içimizden gelebilecek bilgi ve güven olması değil, aynı zamanda türlü kaynakları da kapsaması. Bize gelen tüm kaynaklar ve onları fark edebilmemiz ve kullanabilmemiz gibi.</p>
<p>TOBIAS: Ben bunu sizlerle ve buna pek de açık olmayabilecek bazı diğer kişilerle paylaşacağım; ama bugünün başlarında Yeni Dünya ve özellikle de Yeni Dünya’daki tarımın önemi hakkında konuştum. Ve gerçekten, o Şaud sırasında da fark ettiğiniz gibi, orada çok iş görüyorsunuz. Böylece, sizi cesaretlendireceğim şeylerden biri, tarımla ilgili bazı eski anlayışları bırakmanızdır. Ben ve başkaları, iyi ekin yetiştirmek için iyi toprağa ihtiyacınız olduğu konusunda sizinle aynı fikirde değiliz. Çok kaba anlamda, evet, ama enerjisel olarak, hayır. Sizin çok kötü diyeceğiniz bir toprakta da çok iyi ekinler yetiştirebilirsiniz.</p>
<p>Suda ve özellikle tuzlu suda yetiştirilebilen ekinler de olacak, ve bunlar Yeni Dünya’da sizin katıldığınız teknolojilerdir. Ben, hepinizin tohum taşıyıcıları – şu anda bilinç tohumları taşıyıcıları &#8211; olduğuna değinmiştim, yani sizin buraya getirdiğiniz  tamamlayıcı parça ya da bileşen, bu grup ve onun gerçekleştirdiği çalışma için çok temel bir unsurdur. Siz şimdiden bu tohumların – bu enerjisel tohumların – dağıtımına ve buraya getirilmesine yardımcı oluyorsunuz. Şimdi bırakın, diğer insanlar onu hissetsin – sadece onlara nefes alsın, onları hissetsin.</p>
<p>Ben şunu öneriyorum, normal ve geleneksel olarak kabul ettiğiniz şeylerin ötesine geçin. Sizinle dalga geçecek ve neden söz ettiğinizi bilmediğinizi söyleyen insanlar olacak, ve onlar toprağın kimyası falan gibi konulara girecekler. Ama bildiğiniz o Findhorn’daki insanlardan fikir edinin; onlar tarımla ilgili, topraktan daha önemli olan birçok bileşen ya da tamamlayıcı unsur olduğunu gerçekten anlıyorlardı. (Önemli olan) enerjidir. Ayrıca, doğa unsurlarıyla çalışmaktır, ve bu, buna açık olan insanlar için bir başka önemli bileşen olacaktır.</p>
<p>Hâlâ çok aktif olan ve aslında bazı ekinlerin yetiştirilmesinde sizinle çalışmaktan mutlu olacak büyük bir grup var – bazılarınız onlara peri ya da doğa güçleri diyorsunuz.  Onlar uzak tutuldular ve dikkate alınmadılar ve aşırı gübrelendiler ve daha niceleri, ama burada, Dünya’da hâlâ büyük bir grup var – çok, çok büyük bir grup. Onlar sizinle çalışmak ister. Onlar – açıklaması zor nedenlerden ötürü – Yeni Dünya’da çalışmıyorlar, çünkü bu fiziksel Dünya’ya çok bağlılar. Ama kendinizi onlarla konuşmaya açın.</p>
<p>Bunu, Yeni Dünya’dan edindiğiniz bilgiyle birleştirin, belli türde bir  toprağa ve belli türde kimyasal bileşenlere sahip olmanız gerektiği düşüncesinin engellerini aşın, o zaman yeni ekinlerin birçok farklı yoldan ve şu anda olduğundan çok daha fazla gıdayla yetiştirilebileceğini anlayacaksınız. Yani ben senden, bu doğa güçlerinin bazısıyla (iletişim kurmada) küçük küçük kendi kanallığını gerçekleştirmeye başlamanı istiyorum.</p>
<p>6.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz. Ve bu arada, gruptaki bazı insanlar buna çok açık olmayacaktır, ama sen daha önce de eleştirilerle karşılaştın. Bununla yeniden karşılaşabilir ve ondan geçip gidebilirsin.</p>
<p>LİNDA: Benim bir sorum var; kısa bir süre önce Geoff ve Linda tesadüfen yıllar önce bağlantıda oldukları Medina adındaki eski bir tarım şirketiyle ilgili rüyalar gördü. Bunun rastlantısal bir yanı var mı?</p>
<p>TOBIAS: Hiç de yok. Siz Yeni Dünya’daki çalışmanızı gerçekleştirirken, bu ürünün – ve ben burada utanmadan onlar adına reklam yapacağım – ama bu ürün zamanının ilerisinde olan şaşırtıcı bir üründü ve hayal kırıklığı yaratan da belki buydu. Ama asıl (orijinal) formül, ki bu orijinal formülün Marcaine Water olarak bilindiğini de söylemeliyim – ki Marcaine, doğa gücü ya da deva anlamına gelir – bu orijinal formül bazı çok önemli enerjisel bileşenlere sahiptir, ve bu şu ara ekinlerle ve üretimle yapılacak her türlü çalışmaya çok, çok uygulanabilir halde olabilir. Ve Cauldre ile Linda sana daha sonra bununla ilgili daha fazla bilgi verebilir ya da buna nasıl erişileceğini söyleyebilir, ama bu, orijinal bileşeniyle çok Yeni Enerji ürünüdür.</p>
<p>LİNDA: Yani Medina’daki insanlarla bağlantı geçmek yararlı olabilir, öyle mi?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Gerçekten.</p>
<p>LİNDA: Harika.</p>
<p>7.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Tobias, nihayet madalyonun öbür yüzünü azıcık görmeye başlayabildiğimi hissediyorum, ve benim Şimdi ânındaki yaşantımla ilgili bugün bana herhangi bir öneride bulunup bulunamayacağını bilmek istiyordum. Ve kitabımla ilgili herhangi bir yorumun var mı? Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Benim sana bir sorum var. Özel şeyleri dikkate almazsak, yani bedeninde ağrıların ya da sızıların olmasını ya da ilişki konusunu ya da parasal sorunlarını dikkate almazsak, yaşamında sevinç var mı?</p>
<p>7.ŞAMBRA: Evet.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. İşte bu. Bu, başlangıçtır. Bu… biliyor musun, bazen insanca sorunlar yüzünden çok boğulup gider, ama yaşamının en önemli malzemesi sevinç/neşedir. Eğer buna sahipsen ve ses gibi şeylerle, Hannibal’in yaptığı yaptığı şeyler gibi ya da herhangi bir yaratınla onun ortaya çıkmasına izin verirsen, o zaman bu insanca sorunlarla ilgili herşey sanki ansızın yok oluverir.</p>
<p>Bunu keşfeden çok sayıda Şambra var. Onun için sevinci al ve onu sürekli nefesinle içine çek, onun yaşamının her bir parçasına genişlemesine izin vermeyi sürdür. Ve evet gerçekten de, senin de söylediğin gibi, madalyonun öbür tarafını görmeye başlıyorsun. Aynı enerji kitap projen için de geçerli. İnsanca ayrıntılar için kaygılanma, onun yerine bu projenin içerdiği mutlak sevince (odaklan).</p>
<p>7.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz, ve bunu gündeme getirdiğin için de teşekkürler.</p>
<p>8.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Selam Tobias. Birkaç yıl önce burada sorduğum ilk soru, benim farklı bir kiliseyle ilgili vizyonum hakkındaydı. Ve sen bana, eski kiliseler parçalanırken insanların gitmek için ihtiyaç duyacağı yerler olacağından söz ettin. Ayrıca, sahip olduğum ve üzerinde çalıştığım bazı fikirlerin de hâlâ eski olduğundan konuştun, ve ben şu son yıllarda onların ne olduğunu öğrendim. Ve Santa Fe’de çalıştığım bir grupla edindiğim deneyimlerin bazısı, bir yanımın, artık bunlarla uğraşmak istemediğini hissetmesine neden oldu! (kendi kendine güler) Ama aynı zamanda içimde muazzam bir tutku var, ve sen Uyanış Evi’nden söz ettiğinde, bu Uyanış Evi’ni Dünya’da yaratmak için muazzam bir tutku hissettim. Bana bu konuda ne söyleyebilirsin?</p>
<p>TOBIAS: Sana şunu söyleyebilirim; herşeyden önce, şu son yıllarda sana katıldığım bu yolculuk, inanılmazdı. Bazen, sanki çarpışan bir arabada yolculuk ediyormuşum gibiydi (kahkahalar), ki bu canlandırıcı bir şeydi, bilirsin, BENİM için!</p>
<p>8.ŞAMBRA: (gülerek) Tadını çıkarttığına sevindim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçi bu senin için o kadar ilginç değildi, ama sen kendine muazzam şeyler öğrenme deneyimini verdin, ve öyle zamanlar oldu ki, ben bu gerçekliğe indirmene izin vermediğin derin bilgeliğine gerçekten hayran oldum. Ve şimdi, bunu getirmek için o kanalları açmaya başlıyorsun.</p>
<p>Ve bununla birlikte, birçok Şambra’nın öğrendiği gibi ve senin de burada ifade ettiğin gibi, bazen insanlarla böyle büyük hayal kırıklıkları olur, ve bazen, özellikle birlikte çalışmak istediğin insanlar, sana sırt çevirir. İnsanlığa hizmet amacıyla gerçekleştirmeye çalıştığın çalışma, onların alıp da bir kılıca dönüştüreceği ve seni deşeceği çalışmanın ta kendisi olur. Bu böyle gider. Ve sen o yolculuğu seçtin.</p>
<p>Bunu söyledik ama, şu anda birlikte çalıştığın kişilerin çoğu – hepsi değil, ama çoğu – ilerlerken birlikte çalışacağın insanlar olmayacak.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Anlıyorum.</p>
<p>TOBIAS: Evet. (Tobias güler) Şambra’nın büyük bir çoğunluğunun birlikte çalışacağı insanlar, şu anda 20 yıldır metafizikle uğraşan insanlar olmayacak. Bunlar, kiliselere gitmiş olanlar olmayacak. Bunlar, eski dinlerin bazısıyla enerjisel bağı olmayan, bizim yeni uyananlar dediğimiz insanlar olacak.</p>
<p>Cauldre ve Linda, bazı ülkelerde, şimdilerde uyanmakta olan ülkelerde Kırmızı Çember gibi gruplara ve başka Yeni Enerji metafizik gruplara çok daha fazla ilgi duyulmasına bazen şaşıyorlar – ve ben de, onların duydukları şaşkınlığı anlamamalarına şaşıyorum. Ama (bu yeni uyanan ülkeler) uzun yıllar boyunca kiliseye olan inancın ya da hatta uzun yıllar boyunca yeni çağ inançlarının içerdiği ağır katmanlara sahip değiller. Bu nedenle de çok, çok açıklar. Ellerini kaldırıp öne çıkacak ve gerçekleştirdiğiniz çalışmayla ilgilenecek insanlar bunlar olacak.</p>
<p>Sen şu son yıllarda yapısallığı salıvermeyi ve yöntemleri bırakmayı öğrendin. Ve bu senin için çok zor ve meydan okuyucu, çünkü, eh, sen yöntemlere bağlı bir adamsın. Ve bundan kurtulmak, o özgürlüğe kavuşmak…. bazen tüm gücünle buna tutunuyordun, bazen de bu senden (zorla) çekilip alınıyordu. Ama sen spiritüelliğin – ya da buna bilinç çalışması diyelim – kaos, karmaşa olduğunu anladın. Bunu öğrendiğini sen de kabul etmez miydin?</p>
<p>8.ŞAMBRA: Evet.</p>
<p>TOBIAS: Ve aynı zamanda da sövüp durduğunu.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Evet.</p>
<p>TOBIAS: Ama, insana özgü bir bakış açısıyla ya da organize olmuş doğrusal bir zihnin bakış açısıyla bakıldığında bu kaostur. Sen, madalyonun öbür tarafına dolanıp gitmeye ve kaosun hiç de göründüğü gibi olmadığını öğrenmeye zorlandın. O, özgürlüktür. O, pek çok potansiyeldir. Bu Yeni Enerjinin bir yapıya gereksinimi yoktur, ve bu da, senin sinir olmana neden olan şeylerden biriydi. Sen Yeni Enerjiyi yapısallaştırmaya çalışıyorsun, ve o da sana her seferinde kafa tutuyor. Ayvayı yediriyor, inanç sistemlerini yediriyor. (kahkahalar)</p>
<p>Böylece sen ve başka Şambralar bu Yeni Enerji bileşeniyle çalışmayı ve kendini yapısallığın ya da matematiğin eksikliğine uyumlamayı sürdürüyorsun. Yeni Enerji, şu anda Dünya üzerindeki herhangi bir matematiksel formüle girmez – hatta, HİÇBİR matematiksel formüle girmez, diyecek kadar ileri gideceğim – ve onu bu kadar güzel kılan da budur. Yeni Enerji asla almaz. O hep vericidir. Hep. Oysa siz enerji almaya alışıksınız. Hâlâ bir yerlerde, ister insanlar aracılığıyla ortaya çıksın ya da bilgisayar programları aracılığıyla ortaya çıksın, ya da bir kalıp, sistem ya da yapı aracılığıyla ortaya çıksın, enerjinin – özellikle de Eski Enerjinin – aldığı, sizden bir şeyler aldığı dinamiklerle çalışıyorsunuz. O bir dereceye kadar sana bir şeyler verebilirse de, sonuçta hep alır.</p>
<p>Böylece hepiniz Yeni Enerjinin kaos olduğunu ve hep verdiğini ve yapılaşmaya, kalıplara, mantığa ya da ona sahiplenme duygusuna kafa tuttuğunu keşfediyorsunuz.</p>
<p>Böylece, senin kaydettiğin ilerlemeden etkilendiğimi söylemem gerek, ve tekrarlıyorum, zor zamanlar yaşadın ama, bu zor zamanlar senin şeylere yepyeni bir açıdan bakmanı sağladı.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Evet.</p>
<p>TOBIAS: Hatta daha önce gerçekleştirdiğin çalışmalardan bıkmak ve şeyleri aşırı tanımlamaya çalışan herşeyden ve herkesten bıkmak gibi şeylere bakmanı sağladı.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: Son soru. (Tobias başını sallar) Saat 5:33, emin misin?</p>
<p>TOBIAS: Kısa yanıtlar. Kısa kısa yanıtlar.</p>
<p>LİNDA: İyi o zaman. (kahkahalar)</p>
<p>9.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Bu Yeni Enerjiyi kullanmak beni heyecanlandırıyor ve ben okuluma yeni bir bölüm eklemeye başlıyorum. Bu, Şambramsı bir eklenti olacak. Ve biz her bir çocukla gelen parlaklık tohumlarını burada bulacağız. Ve biz onların eğitimini ihtiyaca göre düzenleyeceğiz ki, kendi özgün benliklerini yaşayabilsinler, geleceğin yaratıcı problem çözücüleri olabilsinler. Ve ben geçenlerde, bunu gerçekleştirmeme yardım etmeye gönüllü olan bir hanımla bağlantı kurdum, ve benim ilk sorum şu, bu hanım, birlikte çalışmam için iyi bir kaynak mıdır?</p>
<p>TOBIAS: Şöyle diyeceğim, o şefkatli basamak felsefesini kullan. Bu, sürecin/işlemin bir parçasıdır, ama sadece bir basamaktır. O zamanda bu kişinin yaşamında olmasını onurlandır – ve bu hepiniz için geçerlidir. Yaşamına girecek insanlar ya da kuruluşlar olacak, ama eskiden olduğu gibi onların sonsuza dek etrafında kalmasını bekleme. Ve anla ki… ben bunu kısa tutmaya çalışıyorum. Birlikte çalıştığın herkesin, her işlemin… hayır, işlem değil, ama yol üstündeki her gelişmenin, kendi içinde bir boyut olduğunu anla. Ve biz Boyutlararası Atölye Çalışması’nda bunun ayrıntılarına giriyoruz. Bunun bir ön kapısı, bir de arka kapısı vardır. Herşeyin, Kaynak hariç. Kaynak, yalnızca tek bir kapıya sahiptir. Ama sen bu insanla çalışarak ya da her ne yapıyorsan, bir boyut yaratmakla uğraşırsın, ve bunun hem bir ön kapısı hem de bir arka kapısı vardır. Bu da senin özgürce enerjilerle akmana izin verir. Ve bunu okuluna uyguladığında, gelişen bir işlemin parçası olduğunu anla.</p>
<p>9.ŞAMBRA: Peki, ikinci sorum da şu; ben resmi Şambra gençlik akademisini kurmak istiyorum, ve örneğin, teknik uzmanlık alanında bağlantı kurabileceğim birileri var mı diye merak ediyordum, böylece bizlerin bağlantı kurması için bir forum hazırlamam gerekmez, en azından (bu akademi) resmi olarak kurulana kadar birbirimizi destekleyebileceğimiz ya da evden eğitim verebileceğimiz ya da desteklenmek isteyen ve başka insanların neler yaptığını duymak isteyen başka okullarla iletişim kurabileceğimiz ve çocukların da bu yoldan birbirlerine ilham verebileceği bir sistem.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Bu, Adamus’un odaklanacağı şeylerden biri olacak, ve Adamus bir noktada şimdilerde (ortaya çıkan) farklı alanlardan söz etti. Ve Adamus Şambra ile bu farklı alanları organize etmede çalışacak, ve tabi eğitim çok önemli olduğundan, bize bu gelişim sürecinden geçerken biraz sabır göster. Ama bu yakında ele alınacak.</p>
<p>9.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>LİNDA: Tobias, biz onun bilgilerini toplarız, çünkü boş bir zamanımızı bekleyen bir grup var. Ve bu arada, bunu açıklığa kavuşturmak istiyorum. Saat altıya kadar devam edebiliriz, ben zaman tutan kişi olmaya çalışmıyorum. Sadece bana verilen talimatları yerine getirmeye çalışıyorum.</p>
<p>TOBIAS: Ve ben de burada önemli olan soruları hissediyorum.</p>
<p>LİNDA: Saat altıya kadar devam etmek ister miydin?</p>
<p>TOBIAS: Hayır, hayır. İki soru daha. Cauldre, yaptığım o kısa kanallıktan sonra tükenmek üzere.</p>
<p>LİNDA: Peki. Bu sana kalmış bir şey. Gerçekten senin seçimin, yeter ki bunu Cauldre ile hallet.</p>
<p>10.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Ve şimdiye kadar yanıtlananlar için Tobias, sana teşekkür ediyorum. Ama ben ayrıca, Yeni Dünya’da sahip olduğumuz ilhamları ve sezgileri bu düzleme getirmenin daha hızlı, yumuşak ve daha bütün olarak getirmenin bir mekanizması var mı diye merak ediyordum.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, ve bu belki de şu anda hepimiz için en büyük engel ya da zorluk. Yeni Dünya’nın büyülü bir yer olduğu, her an ilhamların aktığı söylenebilir. Onu bu aleme geri getirmek, işte zorluk burada. Şimdi, bunun kolay olacağını düşünebilirsin, ama onu zor hale sokan birçok dinamik var. Bu nedenle sen ve hepiniz geceleri çıkıp gittiğinizde – her gece şöyle diyorsunuz, “Ve ben hatırlayacağım. Ben hatırlayacağım.” Ama Dünya üzerindeki bilinç yoğunluğu yüzünden, ki buna böyle denebilir, sanki yok oluveriyor.</p>
<p>Siz tohumları buraya getirmeye başlıyorsunuz, ama anıları değil. Ve biz bugün bu Şaud’da şunu söylüyoruz; bu bilinç tohumlarını Dünya’ya geri taşıdığınızı hatırlamanız bile, ve o bilinçli seçimi yaparak onların insan bilincine ve Dünya’ya akmasına izin vermeniz bile, bu işlemi yumuşatmaya başlayacaktır. Bu tür konuşmalar bile, sadece Şambra’nın ya da aydınlanmış varlıkların biraraya gelmesi – zihinsel felsefeden uzak durmamız, gerçekten bazı saf enerjilerle uğraşmamız bile bu işlem için bütünleyici ya da tamamlayıcıdır.</p>
<p>10.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: Eğer kısa tutabilirsen, üç soru daha almamız gerçekten harika olurdu.</p>
<p>TOBIAS: Tamam, kısa kısa.</p>
<p>LİNDA: Tamam, ama yanıtlarını kısa tut. Bu, sıralamanın icabına bakar.</p>
<p>TOBIAS: Elbette.</p>
<p>11.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Merhaba Tobias. Benimki kolay. Buraya yeni taşındım. Ama burada ne arıyorum?! (kahkahalar)</p>
<p>TOBIAS: Her ne seçersen. (yoğun kahkahalar ve bazı alkışlar) Biraz daha belirleyici olayım. Buraya biraz da Kırmızı Çember’in enerjisi yüzünden çekildin, ama bazı yeni fırsatlar için de buraya çekildin, yeteneklerini geçmişe göre çok daha iyi bir biçimde kullanabilmek için. Bu fırsatlar doğal olarak ortaya çıkacak. Onlar için kafa patlaman gerekmiyor, her gün kafanın üstünde durup da, bilirsin işte, bazı manipülasyonlardan geçmen gerektiğini düşünme. Bunlar yaşamına girecek. Bunlar sana akacak ve geldiklerini de tam olarak bileceksin.</p>
<p>Şunu da söyleyeceğim, sen sezgilerini kullanıyorsun, ve gerçekten derinlere iniyorsun, ve bunu izlemeye devam et.</p>
<p>11.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, biz teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: Teşekkür ederiz.</p>
<p>12.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Namaste, kardeşim. Benim sorum, tutumlardaki değişimler ve bölgesel değişimlerle ilgili. Ben biraz San Andreas (fay hattıyla) – San Diego’da yaşayan insanlarla ilgili bilgi almak istiyorum. Palm Spring and San Diego’nun dış bölgelerinde yaklaşık 40-60 kadar 3.4 şiddetinde ve daha şiddetli depremler oldu, ve ben bu dalganın yakınlarda (sözünü ettiğim yerleşim bölgelerine de) gelip gelmeyeceğini merak ediyordum.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, ve büyük bir sarsıntı yerine böyle küçük küçük birçok sarsıntının olması bir nimettir. Gaia ve insanlar, enerjinin salıverilmesinin Big Bang gibi olması gerekmediğini, tümünün aynı anda olması gerekmediğini aslında anlamaya başlıyorlar. Böylece bu salıverme düzenli bir şekilde derece derece oluyor. Bu bölgede muazzam bir gerginlik var, gerek jeolojik olarak gerekse bilinç gerginliği olarak, ama bu güzel bir biçimde salıveriliyor.</p>
<p>Bu nedenle, dramlardan ve felaketlerden söz etmeyelim. Nefes almayı ve bu gerginliklerin pek harika bir biçimde salıverildiğini anlamayı sürdürelim.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Yani gayri menkulü boşaltmam gerekmiyor mu? (kahkahalar)</p>
<p>TOBIAS: Eğer gerçekten iyi bir fiatın varsa, belki buradan bir alıcı çıkar. Ama hayır … bunu yapmana gerek yok.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Tamam, teşekkür ederim.</p>
<p>LİNDA: Son soru.</p>
<p>13.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam Tobias. Uzun süredir sana bu soruyu sormayı düşünüyordum, ve sanırım biz bu yüzden epey bir konuştuk. Bu, benim oğlumla ilgili. Sanırım bizim çok özel bir ilişkimiz var. Ama onun çok korkuları var. Ben gerçekten onunla birlikte nefes almaya çalışıyorum ama daha beter oluyor. Şimdi bir de derisi falan tepki verdi ve ben evde çocuklarıyla yaşayan bir Bayrak oluyorum – yaşayan tüm Şambra ve Bayraklar gibi – ama ona ne olduğunu anlayamıyorum.</p>
<p>TOBIAS: Evet, ben senden yapması çok zor bir şey isteyeceğim, ve bazı Şambra kesinlikle buna karşı çıkacaktır, ama… Sen kesinlikle haklısın. Oğlunda muazzam bir korku var, ve bu birkaç şeyden kaynaklanıyor. Herşeyden önce, senin bu sevgili varlığın çok duyarlı – çevredeki tüm enerjilere çok, çok duyarlı. Ama öncelikle de kendi enerjilerine karşı çok duyarlı, özellikle de geçmişten getirdiklerine. Ve bunlar onun yakasını bırakmıyor, ve senin gerçekleştirmeye çalıştığın hemen her çalışma bunu tamamlamayacaktır. Bunlar, geçmişten gelen onun kendi hayaletleri ve tüm bedeninde bu muazzam tepkiye neden oluyorlar. Ve bu deride tezahür edecek. Gözlerde bazı durumlara ve başka bazı tezahürlere neden olacak.</p>
<p>Benim önerim, herşeyden önce, senin kendi enerjini geri çekmen olacak. Çünkü (senin enerjin) bu durumu aslında daha da kötüleştiriyor. Bunu duyduğun sevgiden yaptığını biliyoruz, ama… senin bu sevecen enerjin, bu arzun, aslında bir beslenme türü haline geliyor ve durumu daha da zorlaştırıyor.</p>
<p>Biz senden şimdilerde nefes yapmanı ve oğlunun içinden geçtiği yolculuğa kesinlikle şefkat beslemeni isteyeceğiz. Evet.</p>
<p>13.ŞAMBRA: Peki, şimdi biliyorum. Şimdi kesinlikle daha iyisini yapabilirim.</p>
<p>TOBIAS: Evet. Şimdi bunu da söyledikten sonra, artık bunların bazısının fiziksel olarak oğlunun geçmişten gelen kendi hayaletleri olduğunu ve onlarla onun başa çıkması gerektiğini biliyorsun. Bu noktada önereceğim şeylerden biri Aspektoloji’yle ilgili anlayıştır, ama o Kırmızı Çember sınıfına gitmek değil, çünkü bunu yapmak oğluna zor gelir. Ama birisiyle teketek bir çalışma yapabilir. Biz senden, bu toplantının sonunda bu konuda ve bunun ne tür yararlar sağlayabileceğini Cauldre ve Linda’yla hemen konuşmanı isteyeceğiz. Ama temelde oğlun kendi veçheleriyle uğraşıyor ve şu anda onlar kazanıyor.</p>
<p>13.ŞAMBRA: Tamam, teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Teşekkür ederiz, ve burada olduğun için de teşekkürler.</p>
<p>LİNDA: (uzun bir duraksamadan sonra) Evet?</p>
<p>TOBIAS: Birkaç soru daha almak ister miydin?</p>
<p>LİNDA: Tatlım, saat altıya çeyrek var. Ama istersen daha sorularım var.</p>
<p>TOBIAS: Bir tane daha alalım.</p>
<p>LİNDA: Gerçekten mi?</p>
<p>TOBIAS: Evet.</p>
<p>LİNDA: Pekâla.</p>
<p>14.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Biz seni Sam olarak hissetmeye alışmalıyız. Seni kalbimde taşımak benim için bir onurdur. Birçoğumuz, tutkumuzu yaşamak için işlerimizi bıraktık. Neden kendimizi bu kadar kaybolmuş ve yalnız hissediyoruz? İnsanlığa gerçek bir hizmet verme zamanı mı? Çünkü benim yolumun üzerinde kimsecikler yok. Bir sonraki adımımız nedir? Ben kendi tutkumda yaşamayı seçiyorum, o zaman bolluk da arkadan gelecek mi? Yanıt, güvenmek midir?</p>
<p>TOBIAS: Ben bu soruyu, bugünkü toplantımızı bitirmenin bir yolu olarak kullanacağım. Aslında yanıt, kendini gerçekten sevmek ve gerçekten onurlandırmak ve kendinle olmaktır. Sen aradığın şeyi kendinde bulana kadar, başka insanlarda bulamayacaksın. Bir yalnızlık duygusu var ama, bu yalnızlık duygusu aslında kendinle olman için sana ilham vermeye çalışıyor.</p>
<p>Bunda da büyük bir kargaşa var. Ve ben bunu tek bir noktaya indirgemek istiyorum – kendini sev. Kim olduğunu sev. Kendinle olmayı sev. Kendini deneyimlemeyi sev. Diğer herşey kuru gürültüdür. Insanlığı kurtarmayı düşünmek, tutkunun ne olduğunu düşünmek, ve burada, Dünya’da ne yapman gerektiğini düşünmek ve geri kalan herşey kesinlikle kuru gürültüdür. Kesinlikle dikkatin dağılmasıdır, çünkü o seslerin her biri ve o enerjilerin her bir parçası sana hatırlatmaya çalışıyor. Onları oraya sen koyuyorsun, onlar sana hatırlatmaya çalışıyor – kendini kesinlikle koşulsuz sev, hiçbir beklentin olmadan, ve hayal edebileceğin en büyük şefkatle.</p>
<p>Böylece Şambra, dünyaya geri dönmek zamanı, kendi muazzam değişimlerinden geçen bir dünyaya. Oraya, kalbinizde sevgiyle, derin bir nefesle ve gerçekten farketmediğini bilerek çıkın.</p>
<p>Ve öyledir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2009/04/04/saud-9-%e2%80%9cyeni-dunya-guncellemesi%e2%80%a6-ve-dahasi%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 8: “Farketmez”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2009/03/07/saud-8-%e2%80%9cfarketmez%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2009/03/07/saud-8-%e2%80%9cfarketmez%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2009 21:27:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Geri Dönüş Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=411</guid>
		<description><![CDATA[Tobias’ın katılımıyla
Kanallık, Geoffrey Hoppe
Kırmızı Çembere sunulmuştur
7 Mart 2009
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org
Ve öyledir, sevgili Şambra.
Bu, zamanların en iyisi ve zamanların en kötüsü. (kahkahalar)
Bu, bilgelik çağı ve budalalık çağı.
Derin bir nefes alalım.

(duraksama)
Bu, inançlar destanı ve inançsızlıklar destanı.
Bu, aydınlığın sebebi ve karanlığın sebebi.
Bu, bahar, sevgili Şambra, umudun baharı ve umutsuzluğun kışı.
Ve önümüzde herşey var, ve önümüzde hiçbir şey yok.
Hepimiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tobias’ın katılımıyla<br />
Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
7 Mart 2009<br />
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org</p>
<p>Ve öyledir, sevgili Şambra.</p>
<p>Bu, zamanların en iyisi ve zamanların en kötüsü. (kahkahalar)</p>
<p>Bu, bilgelik çağı ve budalalık çağı.</p>
<p>Derin bir nefes alalım.<br />
<span id="more-411"></span><br />
(duraksama)</p>
<p>Bu, inançlar destanı ve inançsızlıklar destanı.</p>
<p>Bu, aydınlığın sebebi ve karanlığın sebebi.</p>
<p>Bu, bahar, sevgili Şambra, umudun baharı ve umutsuzluğun kışı.</p>
<p>Ve önümüzde herşey var, ve önümüzde hiçbir şey yok.</p>
<p>Hepimiz yükseliş bilincimizdeyiz, ve hepimiz sonsuza dek zamansızlıkta kaybolmuş haldeyiz.</p>
<p>150 yıl önce, 1859’da “İki Şehrin Öyküsü”nde Charles Dickens’in sözleri bunlar, ki Adamus Saint Germain’in yardımıyla yazılmıştı (kahkahalar). Ama bunlar bugün de, içinde yaşadığımız çağda da çok geçerli; belki öykünün başlığı şöyle değiştirilmeli “Çoklu Bilincin Öyküsü.”</p>
<p>Ah, sevgili Şambra, ne zamanlarda yaşıyoruz, ve ben “biz” diyorum, çünkü büyük bir parçam artık burada, sizinle birlikte Dünya’da. Bu – ben bir başka fiziksel olmayan boyuttayken, ve siz burada, Dünya’dayken – şimdi gerçekleştirdiğimiz biçimiyle bu Şambra grubuna vereceğim son mesajlardan biri. Ama ah, kendimin hızla bu Dünya alanına geri çekildiğimi, Sam dediğimin bedenine, bu gerçekliğe ve hepimizin içinde yaşadığı bu yanılsamanın içine hızla geri çekildiğimi hissediyorum.</p>
<p>Bu, gerçekten, en iyi zamanlar, ve gerçekten, Dünya yüzünde yaşanmış en meydan okuyucu zamanlar. Hepimiz, insan ve ruh, bu çelişkiyi kutlamak, bugün bulunduğumuz noktayı kutlamak için derin bir nefes alalım, çünkü daha önce de defalarca duyduğunuz gibi, Dünya’ya bu nedenle gelmeyi seçtiniz.</p>
<p>Ve çok iyi bildiğiniz gibi, bu, zorlu ve meydan okuyucu ve sanki artik hiçbir şey işe yaramıyormuş gibi görünüyor. Eski hileler ve eski araçlar kapıdan uçup gitti, ama onların yerine ne geldi? Herşey önümüzde, Dickens’in dediği gibi. Her bir araç, her kaynak, her çözüm ve her yanıt önümüzde, çünkü onları buraya çokboyutlu bir biçimde biz yerleştirdik. Biz onları oraya uzun zaman önce koyduk, ama bugünün neye benzeyeceğinden haberimiz yoktu.</p>
<p>Ama, Yeni Enerji araçlarını (yolumuza) yerleştirme bilgeliğine sahiptik, üstelik onların ne olduğunu bilmeden; tam olarak ne yapılması gerektiğini bilmeden, ama yapılabileceğini bilerek; belli bir aracı ya da belli bir sistemi ya da yapıyı manipüle etmek ya da üretmek zorunda kalmadan, ama bu zamanda, yolumuzun bu bölümüne geldiğimizde, bu araçların ortaya çıkacağını ve uygun olacağını ve Eski’ye ait değil de Yeni Enerji’nin araçları olacağını bilerek.</p>
<p>Önümüzde hiçbir şey yok. Masada hiçbir şey yok, çünkü biz umutsuzluk ve zorluk zamanlarında, geçmişe geri gitmek ve zamanda geri gitmek, ve önceden öğrendiklerimizi oradan çekip masaya getirmeye yatkınız. Ama onlar işe yaramıyorlar. Artık geçerli değiller. Ve geçen ay Kuthumi’nin bize dediği gibi, aslında kimse bilmiyor. Yani masada hiçbir şey yok, en azından geçmişimiz açısından. Şu anda masada olan herşey – tüm armağanlar ve bolluk ve araçlar ve bilgelik ve umut – yeninin içinden çıkıyor, bizden çıkıyor, zamanın geleceğine yarattığımız potansiyellerden geliyor, ve bunların tümü orada.</p>
<p>Zaman zaman görmek zordur, çünkü geçmişteki gibi görünmüyor. Geçmişteki gibi iş görmüyor. Geçmişin mantığına sahip değil – Allah’a şükür. O, tümüyle farklı, ama burada.</p>
<p>Kuantum Sıçramasından Sonra Bilinç</p>
<p>2007 Eylül’ünde insanlık çok önemli bir kilometre taşını geçti. Biz buna Kuantum Sıçraması diyoruz. Bir an geriye dönüp de bakın. Yaşamınızın nasıl değiştiğine bakın. Dünyanın nasıl değiştiğine bakın, oysa daha iki yıl bile olmadı. Piyasalara, hükümetlere, kiliselere bakın. İnsanlığın bilincine bakın. Eskisi gibi değil. Üstelik Kuantum Sıçramasından bu yana daha sadece birkaç ay geçti.</p>
<p>Siz bunun geleceğini biliyordunuz. Biz geleceğini biliyorduk. Biz, bizim taraftan insanlık bilincini ölçebiliyor ve gözlemleyebiliyoruz. Onun gel gitlerini görüyoruz. Onun genişlemesini görüyoruz. Herşeyin nasıl hızlandığını görüyoruz – çok hızlı gidiyordu, şeylerin ne denli hızlı gittiğini görmek için dönüp tarihe bakabilirsiniz – ve sonra bir kuantum sıçraması gerçekleştirdi.</p>
<p>Dünya’daki çoğu insan, 2007 Eylül’ündeki bu tarihin farkında bile değil. Kuantum Sıçraması denen bir şeyin olduğundan haberleri yok, ama onu bugün yaşıyorlar. Siz, onun geleceğini farkındaydınız. Siz, “Kuantum Sıçraması” sözleri daha ağzımızdan çıkmadan çok önce, ya da biz daha bilincin bu sıçraması için bir tarih vermeden çok önce farkındaydınız. Siz binlerce ve binlerce yıldır onun farkındaydınız. Onun geleceğini biliyordunuz, ve burada olmak için, bu zamanda Dünya’ya gelmek için, çok bilinçli bir seçim yaptınız.</p>
<p>Bu, zamanların en iyisi, sevgili Şambra, yoksa ben, Tobias, kutlama ve sevinç içinde, ve elbette zorluk ve bazen insanın kolayca kapıldığı keşmekeş içinde geri gelmezdim. Ama, sizlerin de sahip olduğu hayallerin aynısına, insanlık için beslediğiniz umudun aynısına, ve bundan sonra olacaklara ilişkin sahip olduğunuz sezgilerin aynısına sahip olmasaydım, bu zamanda geri dönmezdim.</p>
<p>Ah, siz kendinizi çok sık kandırıyorsunuz… çok sık. Kendinize, bu zamansız sonsuzlukta kaybolduğunuzu söylüyorsunuz. Hatta bazen kendinize metal uzay gemilerindeki küçük varlıkların ortaya çıkmasını, size yolu göstermesini beklediğinizi de söylüyorsunuz. Biliyorum… biliyorum. Bazen, en savunmasız, en incinmeye açık anlarınızda bazılarınız şöyle düşünüyor, “Biz, o muhteşem, zeki varlıkların çok uzaklardan gelip bizi kurtarmasını bekleyeceğiz.” Ama sevgili Şambra, size bir kez daha söylüyorum, uzaklardan gelecek o muhteşem varlıklar sizsiniz. Gelecekteki potansiyelden gelen sizsiniz, varmayı seçtiği yer her neresiyse, oraya zaten varmış olan sizsiniz, bu Şimdi ânında geri gelip de masaya bilgeliğini getiren; masaya berraklığını, saflığını getiren; masaya, bunun zaten gerçekleştirildiğine dair bilişini getiren; masaya, farketmediğine dair o derin bilgeliği getiren sizsiniz. Ve farketmez.</p>
<p>Bazılarınız – birkaçınız, çok fazla insan değil – ama birkaçınız, yerin altında onlarca bin yıldır yaşayan varlıkların, Yerkürenin içinden yukarı çıkıp da bilgeliklerini paylaşmalarını bekliyor. Bu kadar akıllı olsalardı, şimdiden burada olurlardı! (kahkahalar) Siz aslında derinlere gömülmüş yanınızın, kim olduğunuzu çok iyi bilen yanınızın, sizin de Tanrı olduğunuzu bilen, ama yerin altına gömülmüş olan ve saklanmış olan ve bekleyip duran yanınızın ortaya çıkmasını bekliyorsunuz. Yani, toprağın altından yukarı çıkacak olan sizsiniz.</p>
<p>Duşsuz ya da sabunsuz ya da bu tür şeylere sahip olmadan toprak altında yaşamış milyonlarca varlık ordularının, yukarı çıkıp da insanlığı kurtarmasını beklemeyin. Bu zamanda öne çıkan sizin bir parçanızdır, çünkü bu gerçekten zamanların en iyisi, ve bazıları için de, zamanların en kötüsüdür.</p>
<p>Dünya, kendi değişimlerinden geçiyor, ve insanlık, kendi yükseliş sürecinden geçiyor, ve karmaşa varmış gibi görünüyor, ve zormuş gibi görünüyor. Ve bunların tümüne yakalanmak fazlasıyla kolay, ve bunların hepsine yakalandınız mı, o eski yere, o oldukça loş aydınlanmış yere, zihin denen o sezgiden yoksun yere gitmek, çok kolaydır. Yanıt arayışı içinde, geçmişinizin ve tarihçenizin arayışı içinde, şöyle demek (çok kolay), “Peki şimdi ne yapacağım? Ne tür hilelere baş vurabilirim? On yaşam önce neler işe yaramıştı? Bir yaşam önce ne işe yaramıştı?” Ve bu şimdi iş görmeyecektir, sevgili Şambra. Biz farklı bir zamanda yaşıyoruz.</p>
<p>Ve Cauldre ile Linda’nın size bugün söylediği gibi, asla geri gitmeyeceksiniz. Asla geri gitmeyeceksiniz. Dünya asla bir daha aynı olmayacak. Ama istediğiniz bu değil miydi? Hâlâ dua ettiğiniz günlerde buna dua etmediniz mi? Sahip olmayı hayal ettiğiniz bu değil miydi?</p>
<p>İlerde Neler Olacak</p>
<p>Sevgili Şambra, Saint Germain’in geçenlerde sizinle yaptığı konuşmada da söylediği gibi, gelecek birkaç yıl bazıları için çok meydan okuyucu ve çok zor olacak, ve bazıları için de çok kolay ve çok kutsal ve kutsanmış olacak. Öyle günleriniz olacak ki… muazzam umut dolu olduğunuz günleriniz olacak, ve umudunuzu yitirdiğiniz günleriniz olacak. Aydınlık günleriniz ve karanlık günleriniz olacak. Önünüzdeki şu birkaç yılda, yaşamınız boyunca size en yakın ve en sevgili olanların, size ihanet ettiği zamanlar olacak. Ve farketmez.</p>
<p>Yaşamınızda öyle zamanlar olacak ki, muhteşem bir bolluğa sahip olacaksınız ve herşey (size) akıyormuş gibi görünecek, ve armağanlar sanki kabul edebileceğinizden çok daha hızlı gelecek. Ve öyle zamanlar olacak ki, bazılarınız, hepiniz değil, ama bazılarınız, sahip olduğunuzu düşündüğünüz herşeyi kaybedeceksiniz. Ve farketmez.</p>
<p>Birçoğunuz, Dünya’daki herhangi bir yaşamınızda hiç yaşamadığınız en derin ve en meydan okuyucu ve en karanlık spiritüel krizlerden geçeceksiniz, ve bunu bu bedende yaşayacaksınız. Ben bundan Kryon ile birlikte Temmuz’da, Sedona’da söz ettim, ve birkaçınız benim neden söz ettiğimi tam olarak biliyor – diğerlerine hiç benzemeyen spiritüel bir kriz. Ha, siz yaşamınızdaki bazı krizlerle başa çıkmayı öğrendiniz. Sağlık krizleriyle ve duygusal krizlerle büyük ölçüde başa çıkmayı öğrendiniz. Ve kendinize diyorsunuz ki, “Onu halledebileceğimi biliyorum. Nefes almayı sürdürürsem ve başımı çok, çok eğersem, onu atlatabileceğimi biliyorum. Ondan geçebilirim.” Ama daha önce de değindiğimiz bu spiritüel kriz, diğerlerinden farklı, diğerlerinden daha karanlık ve daha korkutucudur.</p>
<p>Ve siz aynı zamanda spiritüel aydınlanmaya sahip olacaksınız. Ben artık “spiritüel” kelimesini de sevmiyorum. Eski çağrışımlara sahip. Siz kendinizin, bilincinizin, sizin aydınlanmasına sahip olacaksınız, daha önce hiç deneyimlediğiniz biçimde. Ve farketmez.</p>
<p>Bugün Cauldre ve Linda ve Aandrah ve On’un sözünü ettiği sezgilere benzer, fazlasıyla çokboyutlu olmakla ilgili sezgilere sahip olacaksınız, ve bu sizi dengeden çıkartacak. Sizi dengeden çıkartacak, çünkü eski insan ölçüm sistemleri hâlâ sizi – nasıl desek – çok lineer ve çok tekil tutmaya çalışıyor. Bedeninizi, zihninizi ve ruhunuzu ölçen ve gözlemleyen eski sistemler, sizi bu çok katı 3B gerçekliğinde/yanılsamasında dengede tutmaya çalışıyorlar. Ama bu beden, zihin ve ruh içindeyken çokboyutlu enkarne bir varlık haline gelmeniz, sizi dengeden çıkartacak. Bu sizde büyük bir yönsüzlük duygusuna yol açacak, çünkü birden, daha önce hiç deneyimlemediğiniz yerlerden, hatta yaşamlar arasında fiziksel olmayan zamanlarda bile deneyimlemediğiniz yerlerden gelen enerjiler olacak.</p>
<p>Siz Yeni Enerjiyi deneyimleyeceksiniz, ve o çok farklıdır. O, Eski Enerji yollarıyla ölçülebilir bile değildir. Bu noktada, “Yeni Enerji” dediğimiz bu klişe sözden başka, onu tanımlayacak bir kelime yoktur, çünkü çok farklıdır.</p>
<p>Yaşamınızda günlerin çok karanlık göründüğünü ve bazı günlerin de çok aydınlık göründüğünü deneyimleyeceksiniz, ve benim neden söz ettiğimi biliyorsunuz, değil mi? Şu anda bundan geçiyorsunuz. Bu bedenin içindeyken hem zamanların en kötüsünü hem de zamanların en iyisini deneyimliyorsunuz. Ve  farketmez.</p>
<p>Öyle zamanlar olacak ki, sevgili dostlar, bir sağlık krizi yaşayacaksınız, ve bu sizi dehşete düşürecek, çünkü ölümün kapınıza yaklaştığını hissedeceksiniz. Neler oluyor diye, bedeniniz size neden ihanet ediyor diye merak edeceksiniz. Merak edeceksiniz, neden iflas ediyor? Sizi yuvaya geri çağıran sizden daha büyük – sizin bir parçanız ama sizden daha büyük &#8211; bir güç mü var? Yaşamın gücü ve kontrolü ve tanrısı gerçekten beden mi? Nereye ve ne zaman ve nasıl gideceğinize karar veren beden mi?</p>
<p>Böylece, tüm yaşamınıza bir göz atmanıza neden olacak, ne yaptığınızı sorgulamanızı tetikleyecek bir sağlık krizi olacak. Ve bu sağlık krizine, tekrarlıyoruz, bir de spiritüel ve duygusal krizler eklenecek, çünkü, eh, siz sözde spiritüel olarak gelişmiş varlıklarsınız. Neden hasta olasınız ki? Bu kadar mükemmelseniz, kanser ya da şeker hastalığı ya da hatta grip ya da soğuk algınlığı gibi bir şey yolunu neden size bulsun ki?</p>
<p>Ve içinde yaşadığınız bu inanılmaz zamanlarda öyle anlar da olacak ki, sanki hayatınızı tehdit edecek bir hastalığın tanısı konacak, ama özünüze olan sevgiyle ve bedeninizin seçimiyle, göz açıp kapayıncaya kadar bu sözde hastalık ve dengesizlik sisteminizden atılıverilecek. Ve bu, doktorları hayrete düşürecek, o kadar ki, bu konuda sizinle konuşmak istemeyecekler, çünkü siz anormal kabul edileceksiniz. Onların kitaplarına, reçetelerine ve yapılarına uymuyor olacaksınız çünkü farklı bir şey ortaya çıkmış olacak, ve sizi başlarından defedecekler. Ama yine de, kendi sessiz alanlarına, evlerine çekilip neler olduğuna şaşacaklar.</p>
<p>Bu, zamanların en iyisi, zamanların en kötüsü, ama en önemlisi,  farketmez.</p>
<p>Farketmez</p>
<p>Daha iki hafta bile olmadı, dünyanın her yanından gelen inanılmaz bir Şambra grubuyla biz bir vortekste (girdap), Büyük Piramit denen gerçek bir vortekste oturduk. Burası, sadece enerji ağları ya da ızgaraları ve ley hatları ve bu tür şeylerle uyumlu olduğundan değil, ama insanlık için de bir vorteks haline geldiği için. O yerin bu denli güçlü bir vorteks olarak yaratılmasına bilinç yardımcı oldu. Dünyanın her yanındaki insanların belleğinde ve bilincinde kayıtlı. Bazı kağıt paralarınızın üzerinde basılı. Orası, insanlığın büyük bir bölümünün gördüğü ve bildiği bir vizyon ve bir resim. Ve bu Şambra grubu piramidin içindeki bir bölmede, bir odada oturup yaşamın gizemleri hakkında, yaşamın gerçek sırrına ulaşmak hakkında konuştu.</p>
<p>Biz bu gruba, aslında hiç farketmeyeceğini söyledik. Ve grupta bir keder ve üzüntü ve inanmamazlık duygusu hissettik – onların, “Ne demek istiyorsun, Tobias?” dediğini duyabiliyordum. “Farketmez derken ne demek istiyorsun? Ben şu anda farkettiği için Dünya’da bulunmuyor muyum? Ben, farkettiği için bir Yeni Enerji Bayrağı değil miyim? Benim bir görevim var. Anlamıyor musun, Tobias? Benim bir görevim var. Cehenneme kadar kaybolmuş halde olsam da, bir görevim var.” (kahkahalar) “Yol boyunca herşeyi kaybettim, ne yaptığımı bilmiyorum, kim olduğumu bile bilmiyorum, ama bu bal gibi bir görev, Tobias. Bal gibi görev. Farketmez de ne demek?”</p>
<p>Sanki ben onlardan bir şey – bir tutku duygusunu, bir amaç duygusunu &#8211; kopartıp alıyormuşum gibiydi. Farketmez, dedim bu gruba. Gerçekten de etmez. Neden? Çünkü siz zaten oradasınız. Biz bundan daha önce söz ettik. Ulaşmak istediğiniz yer her neresiyse, zaten ulaştınız. Bazılarınız Saint Germain’e yükselmeyi seçtiğini söylemişti. Öyleyse yükseldiniz. Oradasınız! Şimdi sadece oraya ulaşmak nasıl bir şeydi, bunu deneyimliyorsunuz. Farketmez, sevgili Şambra, çünkü bu – tüm bu genişleme süreci ya da evrimleşme ya da adına her ne demek istiyorsanız &#8211; öylesine doğal ve öylesine sizin bir parçanızdır ki. Siz zaten oradasınız.</p>
<p>Ateş Duvarını geçtiğinizde ve her bir yaşamın fiziksel ve fiziksel-olmayan tüm potansiyellerini, düşünebileceğiniz herşeyi deneyimlediğinizde, herşeyi yaptığınızda, ve bunların alt-potansiyellerini ve onların da alt-potansiyellerini deneyimlediğinizde, zaten oradaydınız. Zaten ulaşmıştınız. O nedenle, gerçekten farketmez. Hiç farketmez.</p>
<p>Ha, biliyorum, bu acıtıyor. “Peki o zaman sabahları neden uyanayım ki? Neden deneyeyim ki?” Kesinlikle haklısınız – bunu neden yapasınız ki? (kahkahalar) Neden çabalamayı sürdüresiniz? Sürdürmemelisiniz, gerçekten, farketmez. Farketmez. “Neden tüm Dünya’yı omuzlarımda taşımayı, insanlığın yüklerini ve enerjisini taşımayı sürdüreyim?” Sürdürmeyin. İndiriverin onları aşağıya. Farketmez. Onlar başlarının çaresine bakacaktır.</p>
<p>İnsanların hepsi, sizin seçtiğinizi seçmedi. Onların hepsi yükselmeyi ya da hatta aydınlanmayı ya da hatta sadece tek bir güzel gün yaşamayı seçmedi. (kahkahalar) Ama farketmez, çünkü er ya da geç seçecekler – ya da belki seçmeyecekler. Farketmez. Onlar çok kutsal ve çok kişisel bir süreçten geçiyorlar. Eğer kayboldularsa, kesinlikle kaybolmuş da olsalar, farketmez, çünkü kendilerini bulacaklardır. O kaybolmuşluk halinde bulacaklar kendilerini.</p>
<p>Onların kendi bilinçlerinde tutsak olmaları farketmez – ya da sizin. Farketmez, çünkü er ya da geç, kristalinde tutsak kalan o adı çıkmış, ünlü ve muhteşem Adamus Saint Germain’in hayal edebileceğiniz en büyük yalınlık içinde dediği gibi, “Eğer ben kendimi buna sokmayı becerdiysem, çıkarmayı da beceririm. Eğer kendi zindanımın yanılsamasını yarattıysam, kendi özgürlüğümün yanılsamasını da yaratabilirim.” Farketmez, Şambra.</p>
<p>Büyük piramitlerde gruba – farketmez, demekten &#8211; daha muhteşem ne diyebilirdik ki? O grupta bulunan bazılarında, burada görevli olarak bulunanlarda, akıntıya karşı mücadele edenlerde, ve burada kendi oyunlarını oynayanlarda, kendi süreçlerinden geçenlerde hissettiğimiz o kederin boşluğundan daha büyük boşluk olabilir mi? Farketmez.</p>
<p>Oyunlardan geçin ve süreçlerden geçin, çünkü eninde sonunda zaten mükemmelsiniz. Bunu söyleyebilirim. Sizin çarıklarınızla birkaç kilometre yürüdüm. Benliğinle kesin bir olma, Benliğine kesinlikle aşık olma, kendine aşık olma noktasına gelmenin, ansızın “Aslında farketmez. Ben O Ben’im. Hep öyleydim, hep öyle olacağım. Farketmez” noktasına gelmenin neye benzediğini biliyorum.</p>
<p>Yolculuğum sırasında kendi kendime şöyle düşündüğümü hatırlıyorum, yükselişimin son farkındalığıydı bu; keşke zamanda geri gidebilsem ve kendime, farketmez diyebilsem, çünkü o zaman oraya varma yolculuğunun keyfini tümüyle çıkartabilirdim (demiştim). Ve biliyor musunuz? Ben geri gittim. Ben kendime, yaptığım ve deneyimlediğim herşeye kesinlikle geri gittim, ve kendime dedim ki – ruhtan insan bedenindekine – kendime dedim ki “Farketmez.”</p>
<p>Şimdi, ben her zaman da (buna) kulak vermedim. Vermek istemedim. Kulak vermek pek de umurumda değildi, çünkü insan olarak bedenliyken kendi açmazlarıma ve kendi dramlarıma öylesine gömülmüştüm ki, kendi oyunlarıma, kendi derin düşüncelerime, ama aynı zamanda yaratılarıma ve ilişkilerime öylesine dalmıştım ki, “Farketmez. Sen zaten oradasın” diyen sesi duymak istemedim.</p>
<p>Neden Buradasınız?</p>
<p>Siz zamanların en iyisinde ve zamanların en kötüsünde yaşıyorsunuz. Siz bilgelik zamanlarında ve budalalık zamanlarında yaşıyorsunuz, ve farketmez. Siz büyük bir değişim zamanında yaşıyorsunuz, ve hiç değişim gereksinmeyen bir zamanda yaşıyorsunuz, çünkü değişim zaten geldi. Böylece bugün tek tek her birinize soruyorum, dünyanın her yanındakilere soruyorum: neden buradasınız? Seçtiğiniz nedir? Zaten oradaysanız, zaten yükselişindeyseniz, ki bunu size konuşmalarımızın ikinci yılında, Şaudlarımızda söyledik, o zaman ne için buradasınız?</p>
<p>Böyle bir göreviniz olmalı mı ve böyle bir amacınız olmalı mı? Birisinin ya da başka bir şeyin size ihtiyacı olmalı mı? Hâlâ bir mücadeleci ya da savaşçı olmalı mısınız? O ata atlayıp dere tepe koşturarak başka insanlara nasıl yaşayacaklarını ve neye inanacaklarını söylemek ve göstermek zorunda mısınız?</p>
<p>Yoksa şu anda kendiniz olarak Dünya’da olabilir misiniz – sadece çünkü? Keşfettim ki, bu yeterince iyi bir neden – sadece çünkü. Neden burada, Dünya’dasın? “Sadece çünkü, lanet olası, bu, zamanların en iyisi, zamanların en kötüsü. Bunu hiçbir şey uğruna kaçırmak istemezdim!” (kahkahalar) Neden buradasınız? “Sadece burada olabildiğim için, bir beden içinde olabildiğim için, ve bu ne zevkli, ne lezzetli bir şey. Sadece insan duygusunu hissedebildiğim için, insani yiyeceklerin lezzetini tadabildiğim için. Aslında insani acıyı ve insani mücadeleleri hissedebiliyorum – bu bile kendi başına yeterli bir sebep. Çünkü bir insandan diğerine duyulan ve sevgi denen şeyi hissedebiliyorum. Bir köpeği okşayabiliyorum. Yüksek sesle şarkı söyleyebiliyor ve kendimi duyabiliyorum.”</p>
<p>Sadece çünkü. Bir yaratıcı için bunu gerçekleştirmek ne büyük ve muhteşem bir şey, sadece çünkü – hiçbir şey olmasa bile, deneyim için (burada olmak).</p>
<p>Edindiğiniz deneyimlerin toplam sayısı ve deneyimlerin zorlukları için, öbür tarafta puan toplamıyorsunuz. Sadece kendinizle olan deneyiminlerin derinliği ve şefkati için size hayranlık duyuluyor. Önemli olan yalnızca budur. Öbür tarafta varlıklar var – sizin deyiminizle meleksel, daha önce hiç insan bedeninde bulunmamış varlıklar var – ve Dünya’da bulunmuş her melek onların kesinlikle ilgisini çekiyor. Bu, bizim renklerimizden belli oluyor. Sizin renklerinizden belli oluyor. Şimdi, renklere gelince – onların bir titreşim ya da ışık türü olduğu söylenebilir. (Tobias bir yudum içecek alır)</p>
<p>Ben bu insanca şeylere çok bağımlı olmaya başlıyorum… (kahkahalar) Ve şunu da söylemem gerekir ki, son isteklerimden biri, tabii, Cauldre’nın sakalına ek olarak, ve… ha evet, o benim son veda mesajımdan sonra sakalını kesecek ve belki de kutsal sakalı satacak… (yoğun kahkahalar, Linda “Seni götürecekler” der.) Ama gerçekten, son mesajımda, son dakikalarımda, paranızın yettiği en iyi şaraptan bir kadeh istiyorum. (yoğun kahkahalar; Linda “Ne istediğine dikkat et” der.) Ah gerçekten, bunu sadece istemiyorum, hayal ediyor ve yaratıyorum. Bu nedenle, öyle olacak. Şimdi, nerede kalmıştık? (kahkahalar)</p>
<p>Böylece diğer alemlerde, insan biçimine hiç girmemiş bir melek, insan biçimini üstlenmiş sizlerden biriyle karşılaştığında, deneyim diyeceğiniz şeye büyük bir huşu içinde bakar. Onlar da birazını isterler. Ruhunuzun derinliğine ve o muhteşem renklere ve kalplerinizin şarkısına o kadar hayran olurlar. “Bunu nereden aldın?” derler. “Böylesine büyük ve görkemli bir varlık haline – kendi içinde bir kral ve bir firavun ve bir Tanrı haline &#8211; nerede geldin? Ben nasıl senin gibi olabilirim?”</p>
<p>Ve siz derin bir nefes alırsınız, “Bunun için Dünya’ya gitmen gerek.” (Tobias güler) “Ama gitmeden dikkatini çekeyim. Yolunu kaybedebilirsin” dersiniz.</p>
<p>Ve onlar der ki, “Ama kendine baksana, belli ki sen yolunu bulmuşsun.”</p>
<p>“Evet, ama yolunu kaybetmeye dair bir yanılsama var, ve bu o kadar gerçek ki, şimdiye kadar sahip olacağın en muhteşem deneyimi oluşturuyor. Kaybolmuş olmanın ve zayıf ve önemsiz olmanın ve daha birçoklarının yanısıra hiçbir şey olmanın yanılsaması – bu, inanılmaz bir deneyim!”</p>
<p>Ve onlar der ki, “Ama kendine bir bak, muhteşem varlık. Sen Dünya’ya gittin. Oynadın. Eğlendin. Sevdin. Cisimsel hale geldin! Bizim için mümkün olmayan biçimlerde birşeyler hissettin.”</p>
<p>Ve siz başınızı sallayıp – ya da ben başımı sallayıp – dediniz ki, “Ama nefret edeceksiniz.” (kahkahalar) “Ama bundan nefret edeceksiniz. Ama işte deneyim o nefrette, o tiksintide ve ondan çıkma umutsuzluğunda yatıyor. Aslında ona başka bir açıdan bakmak, herşeyden nefret edecek kadar kendini ezik, mağdur ve umutsuz hissetmek, ne muhteşem bir şey. Ne deneyim.</p>
<p>“Ve biliyor musunuz” diyeceksiniz bu yeni varlıklara. “Dünya’ya gittiğinizde, bana bir iyilik yapın. Herşeyden çok, Dünya’ya gittiğinizde ve oraya indiğinizde ve umutsuzluğa düştüğünüzde, zorluklarla karşılaştığınızda, ertesi gün yiyecek bir şey bile bulamayacağınızı düşündüğünüzde, ve eşiniz sizi boşadığında, ve çocuklar size tahammül edemediğinde, ve hastalandığınızda – sırtınız kötü, grip ve soğuk algınlığı, hepsi birden olduğunda – ve sövüp saydığınızda, ve “Ne sandım, bilmem ki” dediğinizde, sadece şunu hatırlayın. Farketmez!” (kahkahalar) “Farketmez, çünkü kaybolamazsınız. Kaybedemezsiniz. Bir sınav yok. Bu bir deney bile değil, bir deneyim. Farketmez.</p>
<p>“Şimdi, aşağıya gidecek ve bu sözleri hatırlayacak olursanız” – bakın, siz onlara bunu söylüyorsunuz; ben onlara bunları söylüyorum; ama dinlemiyorlar – “aşağıya gidebilir de bu ‘farketmez’ sözünü hatırlayacak olursanız, inanılmaz bir deneyim yaşayacaksınız. Fiziksel beden içindeki her âna kesinlikle değer vereceksiniz. Ve eğer, Kuantum Sıçraması denen, bilincin evrimi denen bu büyük değişim zamanında Dünya’ya inecek olursanız, ve farketmediğini hatırlarsanız, aslında çok da keyfini çıkartırsınız. Hangisini deneyimlemek isterdiniz – onun keyfine varmayı mı, yoksa ondan korkmayı mı? Bir yaratıcı olmak mı, yoksa bir oyuncu mu?</p>
<p>“Bu yeni zamanda Dünya’ya gittiğinizde hatırlarsanız” dersiniz bu ham, yeşil (deneyimsiz) meleklere, “Oraya, Dünya’ya giderseniz, geceleri uykuya dalmadan önce kendinize ‘farketmedi, farketmiyor’ derseniz, o zaman insanlarda ilginç ve garip bir şey olur. Onlar, farketmediğine inanmak istemezler, ve aslında farkettiğine dair beyinleri yıkanmış ya da bazen ipnotize edilmişlerdir. Onlara, eğer farketmiyorsa, birini incitecek bir şey yapabilecekleri söylenmiştir. Farketmiyorsa, birini soyabilir ya da dolandırabilir ya da hatta öldürebilirsiniz. Böylece onlara ‘Farketse iyi olur’ denmiştir, böyle eğitilmişlerdir.</p>
<p>“Ama biliyor musunuz, bir melek olduğunuzu, deneyim içinde, bir deneyim içinde olduğunuzu – ki siz o deneyimin yaratıcısısınız ve o deneyimin yaratmayanısınız -  hep hatırlarsanız, bunu hatırlarsanız, ‘kötü’ diyeceğiniz bir şey yapacağınızdan asla kaygı duymanız gerekmez. İyiyi ve kötüyü aşarsınız. Başka kimseden enerji çalmaya bile ihtiyacınız kalmaz. Bu nedenle, insanların oynadığı bazı oyunlara karışmazsınız. Karmaya yakalanmazsınız. Farketmediğini anımsayacak olursanız, o tuzağa düşmeyeceksiniz. ‘Ben O Ben’im, ben yaratanım ve yaratmayanım. Farketmez.’”</p>
<p>Dualitenin Sonu</p>
<p>Böylece Şambra, inanılmaz zamanlarda yaşıyorsunuz ve siz – insanlar bu inanılmaz çelişkiyi deneyimleyecekler. Bir gün herşeyi bilecek, ertesi gün hiçbir şey bilmeyeceksiniz. Bir gün yaşamınızda büyük bir sevgi olacak, ve ertesi gün sizi sevenler tarafından ihanete uğrayacaksınız. Farketmez. Gerçekten etmez. Ha, insan hali farketmesini isteyecektir ve bu konuda bağırıp çağırmak ve şikayet etmek isteyecektir, ve bir başkasını suçlamak isteyecek ve kurban olmayı, oyunu oynamayı isteyecektir – isteyecektir. Ama farketmez.</p>
<p>Siz, hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı inanılmaz bir çelişkiler zamanında yaşıyorsunuz. Biz geçenlerdeki bir Şaud’da hava durumundan söz ettik – havanın bir öyle bir böyle olmasından – inanılmaz bir çelişki. Bir an fırtına, bir sonraki an cennet. Bir an insanlığın ıstırap çekmesi, bir sonraki an büyük sevinç yaşaması.</p>
<p>Peki tüm bu çelişkiler neden? Şu anki bu karmaşa neden? Çünkü, sevgili dostlar, Dünya üzerinde yaşadığınız onca yaşam boyunca bildiğiniz o şey – dualite denen, karşıt güçler denen bu şey – dualite bilinci, artık tamamlanıyor… artık tamamlanıyor. Böylece görünürde ya da algılanır biçimde birbiriyle savaştığını gördüğünüz bu güçler, aslında şimdi birleşiyor.</p>
<p>Onlar birleşiyor, ve siz artık ne erkek ne kadın olacaksınız. Ama birleşirken de, eril yanınızla dişil yanınız arasında büyük bir çelişki olduğu algısı ya da yanılsaması da var, ama onlar aslında tamamlanıyor. Tüm bu Yeni Enerjiye dönüşme meselesi, aslında bununla ilgilidir.</p>
<p>Bu, bir anlamda, zamanın sonu. Bu, dualitenin sonu. Ama dualite, şimdiye kadar olduğundan çok daha fazla kendini görünür kılıyor – ki bu da, onu her zamankinden çok daha güçlü hissedeceksiniz anlamına geliyor – ve aslında o artık bir çelişki değil, artık karşı bir güç değil, çünkü tamamlanıyor. Onlar aslında karmaşa ve çelişki ve anlaşmazlık gibi görünen şeyde yeniden biraraya geliyorlar. Görüyor musunuz, farketmez. Bu, doğal olarak meydana geliyor. Ve aslında çok da güzel bir yoldan oluyor.</p>
<p>Size, şu anda Dünya üzerindeki çok güzel bir sürecin yalnızca tek bir tarafı gösteriliyor. Herkes felaketlere odaklanıyor. Parçalanan sistemlere odaklanıyor. Kimsenin durmadığı öbür tarafa geçin. Yaratının, bu yanılsamanın öbür yanına geçin, ve olan bitenin güzelliğini göreceksiniz. Bu boyutsal resme bakıp duran ve “Dünya’ya neler oluyor? Buradan nereye gidiyoruz? Ne yapacağız? Ben neden buradayım?” diyen kitlelerle birlikte durmayın. Öbür tarafa geçin. Başka kimsenin durmadığı tarafa geçin, dünyanın her yanındaki Şambra, ve gerçekte neler olduğuna bakın. Bu çok güzel ve aynı zamanda da parçalanıyor. Bu, uzun, çok uzun süredir ayrı olan unsurların birleşmesidir, ve öylesine güzel bir işlem/süreçtir ki.</p>
<p>Bunun içindeki güzelliği gören olun. Ve sonra onu içine alan, burada gerçekten olan biteni kesinlikle hisseden olun. İşiniz ve paranız ve ah, borsalardaki değerlerle ilgili insanca kaygılarınızı bir kenara koyun. Farketmez. Sizin için, zenginlikler ve bolluk dediğiniz şeyler mevcuttur, ama bu, eski bolluklara hiç benzemiyor. Eski bolluk gibi davranmıyor. Bir sonraki çek nereden gelecek diye kaygılanmaktan vazgeçin.</p>
<p>Şimdi siz bu konuda benimle çekişmek istiyorsunuz, ve şu anda beni inandıracak ya da ikna edecek kanıtlar yazıyorsunuz. Sizi duyabiliyorum. “Ben Tobias’a bir eposta yazacağım ve diyeceğim ki, ‘Tobias, ne konuştuğunu bilmiyorsun, çünkü benim hiçbir şeyim kalmadı, ve bana gelen de hiçbir şey oluyor, ve ben bittim.’” Kesinlikle bittin. Öbür tarafa geç ve neden bittiğine bak. Herşeyi bırakmanın güzelliğine bak.</p>
<p>Küçün insan acılarını unutun… bunların çoğu sadece korku. Çoğu yanılsama. Aslında ne kaybettiniz? Hiçbir şey. Farketmez. Herşeyi kazanıyorsunuz, ama buna bakmak istemiyorsunuz. Herşeyin parçalanmasına bakmakla meşgulsunuz, fazlasıyla meşgul. Oyunun içinde fazlasıyla meşgulsunuz. Bir kurbanmış gibi davranmakla çok meşgulsunuz. Beni ve ana-babanızı ve çocuklarınızı ve eşlerinizi ve geçmiş yaşamlarınızı ve dünyayı ve politikacıları, ve uzay gemilerindeki küçük varlıklar ve yeraltındakiler de dahil olmak üzere diğer herkesi suçlamakla çok meşgulsunuz. Onların tümünü suçlamakla çok meşgulsunuz. Farketmez. Gerçekten etmez.</p>
<p>Ve biz bu konuda bir süre kol güreşi yapacağız, taa ki siz bir gün gülene ve şöyle diyene kadar, “Ah Tobias, keşke bana bunu umutsuzluğumun doruğundayken ve kederimin derinliklerindeyken söyleseydin, keşke bana ‘Farketmez’ deseydin, Tobias. O zaman ben oynadığım o küçük oyunu bırakır, herkesi suçlamaktan vazgeçerdim. Ve yüzümde kocaman bir gülümsemeyle derdim ki, ‘Şu anda Dünya’da ne muhteşem bir deneyim yaşıyorum – şeylerin parçalandığı yanılsamasını, oysa aslında biraraya geliyorlar.’”</p>
<p>Bu, kendi içinde bir tutarsızlık ya da bir çelişki değil mi? – herşeyin parçalandığı yanılsaması.</p>
<p>Milyonlarca insanla birlikte bir tepede durduğunuzu hayal edin, ve devasa bir resim var – devasa bir resim – ve ona “2009’da Dünya’nın Resmi” deniyor, ve o resim parçalanıyormuş gibi görünüyor. Boyalar akıyor, etrafındaki çerçeve çatlayıp kırılıyor, ve o… o, Tanrı, o, modern çağın tanrısı, o, yaşamın yanılsaması. Ve herkes ona bakıp şöyle diyor, “Parçalanıyor. Tapındığımız şey – o modern çağ tanrısı, yeni çağ Horus ve İsis’i  ve diğer herkes – bu kadar taptığımız o modern şey, yaşam yanılsaması, parçalanıyor. Gözümüzün önünde parçalanıyor ve bizi kurtaracak kimse yok, ve biliyorum” diyor insanlar, “burada bizi kurtaracak kimse yok çünkü ben Tanrı’yı çağırdım ve Tanrı falan gelmedi. Meleklere bağırdım ve onlar bana bu palavrayı sıktı. Yani hiçbir şey olmadığını biliyorum, ve…” Resim, yanılsama parçalanıyor. İşte o zaman, sevgili Şambra, ben, farketmez diyorum. Kesinlikle, ve bu arada, onun parçalanmasını siz istediniz. Değişimi siz istediniz.</p>
<p>Şimdi, kimsenin durmadığı tepenin o öbür tarafına geçin ve gerçekte neler olduğuna bakın. Herşey birleşiyor. Onun parçalandığına dair bir yanılsama olmak zorunda, yoksa siz sadece dualitenin eski unsurlarını pekiştirir dururdunuz. Erili daha da eril ve dişiyi daha da dişil kılardınız. Aydınlığı daha da aydınlık, karanlığı daha da karanlık kılardınız, ve bu da sadece oyuna katkıda bulunmak olurdu. Oysa sizin seçtiğiniz hiç de bu değildi. Istediğiniz hiç de bu değildi. Gerçekten deneyimlemek istediğiniz hiç de bu değil.</p>
<p>O resmin, o yanılsamanın öbür tarafına geçin. Öncelikle, orada resim falan olmadığını fark edeceksiniz! İkincisi, sizinle ya da sizsiz onların birleştiğini fark edeceksiniz. Bunlar olmakta. Herşey doğal bir ilerleyiş içinde.</p>
<p>Parçalanması, yalnızca bir yanılsama. Aslında parçalanamaz. Parçalanamaz.</p>
<p>Şimdi, DNA’nızda Atlantis denen bir şey var ve diyor ki, “Aa, ama Tobias, parçalanabilir. Hem de nasıl parçalanabilir!” (kahkahalar) “Ben gördüm, ben hissettim, ve o alevler gerçekten fazlasıyla sıcaktı.” (kahkahalar) “Onun için, bunun olamayacağını bana söyleme, Tobias.”</p>
<p>Pekâla, bir an için Atlantis’e geri gidelim. Neler olup bittiğine bir bakalım. O da bir evrimleşme ve bir geçişti. Gerçekten Benliğin keşfedildiği ve Ruhun, Tanrı’nın özünün keşfedildiği bir zamandı. Önce, cennetlerde olan bir Tanrı yanılsamasına gerek vardı, ve sonunda… sonunda birkaç insan, Tanrı’nın kendi içinde olduğunu anlamaya başladı.</p>
<p>Ama bir anlamda Atlantis zamanında, hepimiz biraz saf ve deneyimsiz olarak, hepimiz Ruhun çocukları olarak oynadığımız o büyük oyunu oynarken dedik ki, “Hadi şunu alıp havaya uçuralım.” Çocukken bunu yapmadınız mı? Küçük kamyonlarınızı ve oyuncaklarınızı alıp parçalamadınız mı? Bu çok eğlenceliydi! Bu inanılmazdı! Bum – parçala! Ve ne oldu? Eh, o zaman daha büyük ve daha güzel bir oyuncak geldi. Oynayacak daha büyük bir oyununuz oldu.</p>
<p>Atlantis bir hata değildi. Tanrı’nın gazabı değildi. Atlantis, insanlığın içindeki bir hata değildi. Ve bu arada, Atlantis hiç de o mükemmel toplum modeline sahip değildi. Birçok harika tarafı vardı ama mükemmel toplum değildi. Biz öğreniyorduk. Biz deneyimliyorduk. Biz böyle büyük bir karmaşayı ve bu büyük yıkımı yaşamanın neye benzeyeceğini deneyimlemek istedik. Ama farketmedi. Ondan kısa bir süre sonra, ya Dünya’nın üstündeki ya da Dünya’nın altındaki başka bir yaşam için geri geldiniz. Farketmedi. Siz hâlâ buradaydınız.</p>
<p>Biz, hepimiz, ben dahil, zamanların en iyisinde yaşıyoruz ve en kötüsünde yaşıyoruz. En inanılmaz zamanlarda yaşıyoruz… bugüne kadarki en inanılmaz zamanlarda. Sadece burada olabildiğiniz için, sadece istediğiniz için, sadece ve kesinlikle eğlenceli olduğu için burada olduğunuzu anlayın. Bunu bu kadar ciddiye almayın. Dünyanın yüklerini omuzlarınıza almayın. Korkuya kapıldığınızda, korkuyu hissedin. Kesinlikle, korkuyu hissedin. Kendi korkunuzdan kaçmaya çalışmayın – o zaten sizden önde. Siz daha oraya varmadan yolda karşınıza çıkacaktır!</p>
<p>Korkuyu hissedin, ama o zaman gerçekten onu hissedin, çünkü korku, bilincin çok ilginç bir enerjisidir. Ona sadece korku ve karanlık yanından bakacak olursanız, sizi donduracaktır. Sizi terörün derinliklerine ya da cehennemin yanılsamasına çekecektir. Ama ondan geçip gidin. Çevresinden dolanmaya bile kalkmayın, içinden geçip gidin. Öbür tarafta ne olduğuna bakın. Orada sizi bekleyen inciye bakın.</p>
<p>Hep birlikte derin bir nefes alalım.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Yeni Enerji</p>
<p>Herşey önünüzde, masanızda, ve masanızda hiçbir şey de yok. Sizden, gelecek zaman diyeceğiniz yerden gelen herşeye sahipsiniz, ama bu aslında sizin en iyi tarafınızdan geliyor. Ben buna gelecek zaman bile demek istemiyorum, çünkü sizin bunu zamanla ilişkilendirmenizi istemiyorum. Bu, zaten var olan ama sizin daha deneyimlemediğiniz bir bilinç parçanızdan geliyor. İşte masanızda bu var.</p>
<p>Masanızda hiçbir şey de yok, çünkü gözün gördüğü ve duyuların algıladığı, onlar eskisi gibi olsun istiyorlar – sadece daha keskin bıçaklar, daha iyi aletler, belki daha lezzetli yiyecekler – ama bunlar yok orada, çünkü bilincin değişim zamanının bu noktasında, masaya hiç eski bir şey koymazsınız. Hiçbir şey. Çünkü eski olan, iş görmemişti.</p>
<p>Biz Mısır’ı dolaşan, kutsal yerlere giden Şambra grubuna söyledik, Mısırlılar, bu güzel varlıklar, yanıtlara sahip değiller. Bundan sonra ne olacağını açıklayan ve hiyerogliflerinin derinliklerine gömülmüş olan bazı gizli kodlara sahip değiller. Bilmiyorlar. Onlar sadece sizi bekliyorlardı, gelesiniz diye, böylece onu size devredeceklerdi ve kendi yollarına gitmek için özgür olacaklardı. Onlar sizi bekliyordu, ama bilmiyorlar.</p>
<p>Şambra oradayken, sordu, dedi ki, “Kadim geçmişin büyük varlıkları, hangi sırlara sahipsiniz? Hangi gizemleri ifşa edeceksiniz?” Ve geçmişin büyük varlıkları, tanrı ve firavun ve sözde tanrısal olanlar bir an düşündüler ve dediler ki, “Bilmiyoruz!” (kahkahalar) “Hiç bir fikrimiz yok. İyi, hoş bir zaman geçirin. Biz bunu size devrediyoruz. Ve yolumuza gidiyoruz.”</p>
<p>Böylece… böylece sevgili Şambra, şu anda içinde yaşadığınız zamanlarla ilgili ilginç bir şey daha var. Diyoruz ki, dualite birleşiyor. O tamamlanıyor. Aslında şimdiden tamamlanmış halde, ama şimdi sadece oraya varma hareketlerinden geçiyor. Siz şeylere öylesine lineer bakıyorsunuz ki, hedefinize varmak için hep önünüzdeki adımı atmanız gerektiğini düşünüyorsunuz. Oysa hiç de böyle değil. Siz zaten hedefinizdesiniz ve şimdi sadece onu deneyimlemek amacıyla geriye ve yine deneyimlemek amacıyla ileriye adımlar atıyorsunuz, anlıyor musunuz. Herhangi bir şeyi çözmeye çalışmıyorsunuz, o zaten çözülmüş halde. Şimdi sadece onu deneyimleyebilir ve onunla mücadele etmekten vazgeçebiir misiniz?</p>
<p>İlginç bir şey daha oluyor şu anda. Bu dualite birleşiyor. Kendini en inanılmaz işlemle tamamlıyor. Bu, yangın ve dönüşümden oluşan bir işlem – muazzam bir yangın şu anda – ve ben ‘yangın’ sözcüğünü sembolik olarak kullanıyorum. Şu ara muazzam bir dönüşüm, bir simya meydana geliyor. Ama bu simyada ilginç olan, yalnızca dualitenin birleşmemesidir. Siz Şimdi ânında yalnızca geçmişi ve geleceği hissetmiyorsunuz, bu çok çok-boyutludur. Sadece önünüzde ya da arkanızda olmayan, ama yanlarda ve altınızda ve üstünüzde olan unsurlar hissediyorsunuz.</p>
<p>Bu çok, çok kafa karıştırıcı olabilir – ve ben, anlamanıza yardımcı olmak amacıyla insanca terimler kullanmak zorundayım – bu, bu noktada, geri ya da ileri değildir. Bu her taraftan geliyor, bir gerçeklik türünden, ya da hayal bile edemeyeceğiniz bir yanılsama mı diyeyim, çünkü bu radarınızın ekranında bile çıkmıyordu. Enerjinizin kapsamı içinde bile değildi.</p>
<p>Yeni Enerji denen şey onun bir parçası. O, daha önce keşfetmediğiniz yerlerden geliyor. Biz burada çok ilginç spiritüel fiziğe giriyoruz, ama Yeni Enerji tekil değildir. Çok katlıdır, çok-boyutlu. Diyorsunuz ki, “Evet, o Yeni Enerjiden bir parça istiyorum. Evet, onu dualistik gerçekliğime getireyim de bir ısırık alayım.” Ondan burada bir ısırık alıp da, onu Şimdi ânına getirecek olursanız, o buradan ve şuradan ve oradan ve buradan dışarıya açılarak Şimdi’ye gelecektir – ve eğer hâlâ insan zihnindeyseniz, bu çok, çok kafa karıştırıcı olur. Onun nasıl görünmesi ve hissedilmesi gerektiğine ilişkin beklentileriniz varsa, kafalar çok karışır.</p>
<p>Ve bu öyle bir noktaya gelir ki, bunalırsınız. Algının eski yollarının artık işe yaramadığını sezgisel olarak bilirsiniz, böylece kendinizi, bilinçaltından, ama biraz da bilinçli yaptığınız seçimle havaya uçurur ya da parçalara ayırırsınız. Kendinizi dağıtırsınız. Kendinizle ilgili yanılsamayı öyle bir parçalarsınız ki, artık o eski örtücü-katmanlar olmadan deneyimin tadını çıkartabilir hale gelirsiniz. Herşeyi görebilmek için herşeyi kaybedersiniz. Çok-boyutluluğu algılayabilmek ve deneyimleyebilmek için, benliğinizin dağılmasına izin verirsiniz ki, onun yanılsamaları ve yanıltmacaları ve eski biçimleri açığa çıksın.</p>
<p>Ha, ve bu korkutucudur. Dehşet vericidir. Sizin tek bir küçük parçanız için tüketicidir – ama bu yalnızca tüm dikkati çeken parçanızdır, gıcırdayan yanınızdır, en çok bağırıp çağıran parçanızdır – o küçük insan benliği, kurban benlik, kendine inanmayan o korku dolu küçük benlik, oyunu oynayan ve bu oyuna bayılan benliktir. Böylece o benlik bağırıp çağırır ve şikayet eder, “Neler oluyor? Neden burada değilsiniz? Siz meleklerin bizlere söylediği herşey zırva.” Öyle. Öyle. (kahkahalar) Farketmez. Farketmez, çünkü bunu kendiniz keşfedeceksiniz.</p>
<p>Şimdi, biz yol boyunca size biraz rehberlik edebilir ve sizi biraz yatıştırabiliriz. Sık sık geri gelip size, farketmez, diyebiliriz. Daha yukardaki bir bakış açısından olan biteni anlatabiliriz. O yanılsamayı gerçekten salıvermek zamanı olduğunu, sizinle paylaşabiliriz.</p>
<p>Siz bir yerlerde bir seçim yaptınız. Kendi derinliklerinizin bir yerinde bir seçim yaptınız. Bu belki de o küçük insan benlik, o bağırıp çağıran küçük, o küçük zorba, kulübemde demeyi sevdiğimiz gibi (Tobias güler) o küçük zorba benlik değildi. Ama benliğin kutsal bir parçasıydı, ve dedi ki “Bu yanılsamayı bırakalım, tekilliği ya da dualiteyi bırakalım. Eskiyi salıverelim ki, çok daha muhteşem bir şeyi kesinlikle deneyimleyebilelim – sadece çünkü. Sadece çünkü. Dünyayı kurtarmak için değil. Meleksel ailelerimizi kurtarmak için değil – onlar kendi başlarının çaresine bakıyorlar – ama sadece çünkü. Sadece çünkü’den daha iyisi yoktur.”</p>
<p>Geçen Ayın Sorusu</p>
<p>Geçen ay size tüm parlaklığıyla Kuthumi geldi – ah, sevgili Kuthumi – ve bir soru yanıt zamanına geldi. Ve çok samimi ve içten ve gerçek bir soru geldi, hepinize çok enerji getiren, ve Cauldre’yı, hatta herhalde Kuthumi’yi de sersemleten gerçekçi ve travma dolu bir dalga gibi geldi. Bazılarınızın, belki de hiç gülünmeyecek bir zamanda gülmesine neden oldu, ama farketmez. Bazılarınızın aklının çok karışmasına ve bedenden çıkmasına neden oldu. Siz soruyu bile duymadınız – bir dakikaya kadar onu tekrarlayacağız – ama soruyu duymadınız, çünkü fazlasıyla keskin ve fazlasıyla gerçekti. Farketmez, onu yeniden okuyacağız. Bazılarınızın da çok kızmasına neden oldu.</p>
<p>Biliyor musunuz, bazen sizi kızgın görmeye kesinlikle bayılıyoruz. Saint Germain öfkenizi tetikliyor çünkü boşverip rahatlayıveriyorsunuz. Zaman zaman öylesine rahatlıyorsunuz ki, gelip sizi kışkırtmaya ve dürtmeye ve ona kızmanızı sağlamaya bayılıyor. Ve sonra ne oluyor biliyor musunuz? Daha sonra hepimiz, siz dahil, hepimiz kahkahalarla gülüyor ve şöyle diyoruz, “Biliyor musun? Farketmez. (Önemli olan) deneyimdi.”</p>
<p>Ama ben istedim ki… Cauldre benden bu soruyu yeniden ele almamı istedi. Böylece, bu soruyu bir ay önce duydunuz – çoğunuz. Onu şimdi yine duyacaksınız, ama bir ay gibi kısa bir zamanda – bu soru sorulduğundan bu yana geçen kısacık bir ay içinde – aradaki farkı duymanızı istiyorum, gerek sorudaki gerekse arkasında yatan histeki, ve ben bilgeliğinizi, o mutlak bilgeliğinizi, yanıtta algılamanızı istiyorum. Çünkü bakın, siz zaten biliyorsunuz. Siz zaten biliyorsunuz. Evet, farketmez. Zaten biliyorsunuz.</p>
<p>Ama bu kişinin – çünkü onlar birçok insan adına yazıyorlar – nelerden geçtiğini siz zaten biliyorsunuz. Siz, onların içinde bulunduğu umutsuzluğu zaten biliyorsunuz. Onların, umutsuzluklarının kışını yaşadığını, umudun baharını göremediğini zaten biliyorsunuz. Onların önünde hiçbir şey olmadığını biliyorsunuz. Onların doğrudan yükselişe gitmediğini, ama sonsuza dek kaybolmuş olmanın neye benzediğini deneyimlediklerini biliyorsunuz. Bu hissi biliyorsunuz. Katıksız çelişkiyi biliyorsunuz. Şimdi lütfen soruyu tekrar oku.</p>
<p>LİNDA: Sevgili Tobias, bizim sadece oyun oynadığımızı söylemeye nasıl cesaret edersin, sanki oynadığımız oyunlarla senin hiçbir ilgin yokmuş gibi. Geçen ay dedin ki, “İçinizde onu seçen ve onu bir gerçeklik haline getiren bir şey var.” Bize, yapmamız gereken tek şeyin Şimdi ânında berrak/net, bilinçli bir seçim yapmak olduğunu ve gerçekliğimizi böyle yarattığımızı, defalarca söyledin. Bu bir oyun.</p>
<p>Biz, artık bize hizmet etmeyen eski inançlarımızı salıvermeyi seçtik. Peki o zaman içimizdeki bu şey ne? Görünen o ki, onun üzerinde hiçbir kontrolümüz yok, ve o bir şekilde bizim onayımız olmadan gerçekliğimizi yaratma gücüne sahipse, ben ona ruhsal benliğimiz diyeceğim. Kendi gerçekliğimizi seçebileceğimizi söyleyen yeni bir inancı benimsemeyi seçmemiz, oyunun ta kendisi, çünkü resmi seçimleri yapan ve böylelikle gerçekliğimizi yaratan, ruhsal benliğimiz. Açıkça görülüyor ki, ruhsal benliğimiz, bizim salıverdiğimiz eski inançlarımızdan (yola çıkarak) yaratmayı seçiyor.</p>
<p>Saint Germain, yükseliş işlemimizi bitirmek ve Üçüncü Çemberimize gitmek, yalnızca bir seçim meselesi, dedi. Ben bu seçimi bir yıl kadar önce yaptım, ve şimdi neden kendi gerçekliğimin gerçek yaratıcısı olmadığımı görebiliyorum. Evet, bu oyundan bıktım, keşke sekiz yıl öncesine gidebilseydim de bize söylediklerinin tümünü unutabilseydim. Ama ben bu yeni inançları bırakıp, gerçekliğimin herneyse o olmasına izin vereceğim. Eğer Üçüncü Çember varsa bile, oraya gitmek bir seçim meselesi değil. Ve bu, 2000 yılı aşkın bir zamandır bu yükseliş sürecinde neden takılı kaldığımızı açıklıyor. Biz kendi gerçekliğimizi yaratıyoruz, ama kendimizin bilinçli yanına göre, bu içerdeki bir şeyden kaynaklanıyor ve BİZ bir seçime sahip değiliz. Tobias, ne büyük bir hayal kırıklığı içinde, ne kadar sinir olduğumuzu gerçekten anlamıyor musun?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Ve biliyor musunuz, farketmez. Gerçekten etmez. Kesinlikle farketmez, demek istiyorum.</p>
<p>Şimdi, gerekli saygıyı göstererek ve büyük bir sevgiyle – ha, biliyorsunuz, ben bunu söylediğim zaman bir şeylerin geleceğini biliyorsunuz – bir oyun söz konusu, kesin oyun ve bu harika bir oyun ve farketmez. Ama oyun şu, “Ben kendimi ruhumdan ayıracağım. Ruhumu başka bir yerlere yerleştireceğim ve onun – sizin deyiminizle – güç sahibi olmasına izin vereceğim. Onun yaratıcı olmasına izin vereceğim ve ben de küçük insan olma oyununu oynayacağım. Tanrı’dan ve Tobias’tan ve Saint Germain’den ve ruhumdan taleplerde bulunacağım, ama kimse dinlemiyor oyununu oynayacağım. Ben, ‘kuklacının oynattığı iplerin ucundaki kuklayım’ oyununu oynayacağım.”</p>
<p>Ve bu parlak bir oyundur. Güzel bir oyundur aslında, çünkü, bir seçime sahip olmadığını, mutlak/egemen bir varlık olmadığını, kendi yaratılarına hükmedemediğini hissetmenin nasıl bir şey olduğunu görmenizi sağlar. Tıpkı Saint Germain’in ya da ben, Tobias’ın, ya da Kuthumi’nin öyküsünde, her birimizin kendi farklı zindanımızda sıkışıp kalmamız gibi. Sıkışıp kalmamıza izin vermek, gerçekliğimizle ilgili söz hakkına sahip değilmişiz gibi davranmak, o gerçekliği ve o bilinci başka insanlara ve hükümetlere ve tanrılara ve kimbilir daha kimlere devretmek, ne muhteşem bir oyundu. Hepimiz bu oyunu oynadık.</p>
<p>Biz tutsak olma hissinin neye benzediğini biliyoruz, çünkü bir gün “Farketmez” dedik. Çünkü bir gün Saint Germain, “Bir dakika. Ben 100.000 yıldır bu kristalin içindeyim – bu biraz aptalca. Aslında biraz gerzeklik” dedi. Saint Germain yükselişe bu kısa yolu kullandı. Ama, sevgili varlıklar, çıkış yolu için yırtındıktan sonra, ve öfkeyle oradan çıkmaya çalıştıktan sonra, nihayet ona dank etti, ve nihayet dedi ki, “Farketmez. Kendimi buraya ben soktum, ben çıkartırım.” Kendi insan benliğiyle ruh benliği arasındaki ayırım oyununu oynamaktan vazgeçti. Ve şu anda hepinizi, tüm yanıtlara sahip olan ruhunuzun başka bir yerlerde olmasıyla ilgili oyunu oynamaktan vazgeçmeniz için cesaretlendiriyorum. O sizsiniz.</p>
<p>Tanrısallığın tanımı nedir, biliyor musunuz? Siz, Şimdi ânındaki Siz, yaratılarını deneyimleyen Siz. O, başka bir yerlerde var olan o büyük melek değildir, tabii siz onu oraya oturtmadıkça. O, siz kendinize yeterince değer verene ve onu alıp kabul edecek hale gelene kadar, uzaklardaki bir boyutta var olan o mükemmelliğin karmaşık hali değildir, tabii siz onu oraya oturtmadıkça.</p>
<p>Aslında tanrısal olan, şu andaki sizdir. Bir yanınız bunu kabul etmek istemiyor, çünkü tanrısalın debdebeli olmasını istiyorsunuz. Değildir. Değildir. Bu bir yanılsamadır. Sizin tanrısallığınız basittir, yalındır. Tanrısallığınız çok zarif bir biçimde yalındır. Nasıl debdebeli olabilirdi ki? Büyük ya da karmaşık nasıl olabilirdi? Sizden daha büyük nasıl olabilir?</p>
<p>Tanrısallığınız, sizin en inanılmaz parçanızdır. Ve o oradadır. Sizin bir parçanızdır. O sadece içinizde değildir. Etrafınızda dolaşıp durmuyor. O sizdir, ve istediğiniz an hissetmeniz ve deneyimlemeniz için oradadır.</p>
<p>Bu soruyu soran kişi muazzam bir öfkeden geçmiş, muazzam bir kurban olma hissinden geçmiş, muazzam bir “Ben kontrol edemiyorum ve kahretsin, etmek de istemiyorum” oyunu oynuyor. Bu soruyu soran kişi bu oyunu oynuyor, ama bir dolu başka Şambra da oynuyor, çünkü ben bunun nasıl bir şey olduğunu biliyorum. Bu soruyla nasıl bağlantı kurabildiğinizi, ona nasıl şefkat duyabildiğinizi biliyorum, çünkü siz de aynını hissettiniz. Bu oyunu istediğiniz kadar, oyun olmasını istediğiniz sürece oynayabilirsiniz.</p>
<p>Ben sizi bunu yapmanız için cesaretlendiriyorum. Sorun kendinize, “Oyun oynamayı kesersem, neden vazgeçeceğim? Neden vazgeçmem gerekecek?”</p>
<p>Kurban olma oyununu, ‘kendi ruhlarının ve Tanrı’nın başka bir yerde olması’ oyununu oynayanlar, zayıflık ya da acizlik denen şeyden vazgeçerler – yani suçu başkalarına atmaktan, kontrole sahip olmadığınızı hissetmekten, ki bu, deneyimlemesi çok ilginç bir şeydir, vazgeçerler. Ve bu oyunu oynamaktan ansızın vazgeçerseniz, gerçekten seçimlerinizin sorumluluğunu almak zorunda kalırsınız.</p>
<p>Birçoğunuz ruhunuzla çatışıyorsunuz ve ruhunuz da sizinle çatışıyor. Bu oyunu siz kurdunuz. Ha, gerçekten, temelde ruhunuzun kararması ya da lekelenmesi mümkün değildir. O, yok edilemez ya da çarpıtılamaz. Kirletilemez. Ama siz onun bu hallere girebileceği oyununu oynayabiliyorsunuz. Onun size sırtını dönebileceği oyununu oynayabiliyorsunuz, çünkü onun bunu yapmasını istiyorsunuz. Sizinle ruhunuz ve tanrısallığınız arasındaki uçurum o denli büyük ki, asla ona ulaşamayacağınız oyununu oynayabiliyorsunuz. Bunu oynayabliyorsunuz. “Ben bir seçim yaptım ve işe yaramadı” oyununu oynayabilirsiniz. Elbette işe yaramadı, çünkü siz onun işe yaramasını istemiyorsunuz.</p>
<p>“Ben çıkacağım; Ben gideceğim/öleceğim” diyen oyunu oynayabiliyorsunuz, ama aslında gitmek falan istemiyorsunuz, anlıyor musunuz. Kendiniz için oluşturduğunuz ikilemlere bir bakın. Kendiniz için oluşturduğunuz deneyime bir bakın. Başkalarını suçlayabilirsiniz, bizi suçlayabilirsiniz, ama sizi buna yine sizin bulaştırdığını, bunu sizin yarattığınızı fark ettiğinizde, ancak siz ve sadece siz bu yaratıyı silebilirsiniz. Ben, Tobias, bir anahtara sahip değilim. Kuthumi, yanılsamalarınızın gizli şifresini bilmiyor. Ve Saint Germain, sizi kendi gizeminizden, kendi yanılsamanızdan çıkartacak tek bir sır bilmiyor. Yalnızca siz (biliyorsunuz).</p>
<p>Ve derin bir nefes alabildiğinizde, “Ah, artık farketmez. Kendimi öylece bırakıvereceğim. Yarattığım şeyi sileceğim” diyebildiğinizde, o zaman, sevgili varlıklar, aydınlanırsınız. “Tanrısallık denen bu şey, Ben, Benlik Tanrısı, ben burada ıstırap çekerken muhteşem bir boyutta yaşayan çok ünlü bir yaratık değil” diyebildiğinizde, tanrısallığın basitlik, yalınlık olduğunu fark ettiğinizde – o kadar yalın ki, şu an bildiğiniz insan zihniyle onun sırrına erişmek, derinliklerine varmak mümkün değildir; o yalnızca hissedilebilir, yalnızca deneyimlenebilir – öylesine yalın ki, karmaşa/zorluk oyununu oynamaktan vazgeçersiniz. O, öylesine parlak bir duruluktur ki, onu anlamaya çalışmaktan vazgeçer ve sadece yaşarsınız.</p>
<p>Bu gerçekten zamanların en iyisi ve gerçekten zamanların en kötüsü. Ve gerçekten, farketmez.</p>
<p>Ve öyledir.</p>
<p>Kırmızı Meclis’in varlıklarından Tobias, Golden, Colorado’da yaşamakta olan Geoffrey Hoppe tarafından sunulmaktadır. Tobit’in mukaddes kitabında bulunan Tobias’ın öyküsü, Crimson Circle sitesinde bulunmaktadır.<br />
www.crimsoncircle.com. Tobias materyelleri, bedelsiz olarak dünyanın her tarafında bulunan ışık işçileri ve Shaumbra’ya, Ağustos 1999 tarihinden beri sunulmaktadır. Bu tarih Tobias’ın, insanlığın yıkım potansiyelini aşıp, Yeni Enerjiye girdiğini söylediği tarihtir.<br />
Kırmızı Çember, Yeni Enerjiye geçiş yapacak ilk insan (kılığındaki) meleklerden oluşan küresel bir ağdır. Bu kişiler, yükseliş halinin sevinç ve zorluklarını deneyimlerken, diğer insanların da yolculuğuna, paylaşım, ilgi ve yol göstererek yardımcı olmaktadır. Crimson Circle’in sitesine her ay 50.000’in üzerinde ziyaretçi, son materyelleri okumak ve kendi deneyimlerini tartışmak amacıyla girmektedir.<br />
Kırmızı Çember her ay Denver, Colorado’da, Tobias’ın, Geoffrey Hoppe kanalıyla son bilgileri sunduğu yerde biraraya gelmektedir. Tobias, kendisinin ve Crimson Council’ın (Kırmızı Meclisin) diğer semavi varlıklarının, aslında insanoğlunun kanallığını yapmakta olduğunu bildirmektedir. Tobias’a göre, onlar bizim enerjilerimizi okumakta ve biz içimizde deneyimlerken, dışardan da bakabilmemiz için, kendi bilgilerimizi bize geri tercüme etmektedirler. Kırmızı Çember toplantıları herkese açıktır, ama LCV takdir edilir. Katılımı gerektiren hiç bir şey ve ödenmesi gereken bir aidat yoktur. Kırmızı Çember bolluğunu, dünya çapındaki Shaumbra’nın açık sevgisi ve bağışlarıyla sürdürür.<br />
Kırmızı Çemberin en yüksek amacı, insan melekler ve öğretmenler olarak, içsel spiritüel uyanış yolunu yürümekte olan kişilere hizmet etmektir. Bu hıristiyanlıkla ilgili bir misyon değildir. Tersine, içsel ışık, merhamet ve ilgi bulabilmeleri amacıyla, insanları senin kapına getirecektir. Kılıçlar Köprüsü’ndeki yolculuğuna başlayan bu kendine has ve değerli insan sana geldiğinde, o anda ne yapman ve öğretmen gerektiğini bileceksin.<br />
Eğer bunu okumaktaysan ve gerçek olduğunu ve bir bağın olduğunu hissediyorsan, sen gerçekten Shaumbra’sın. Sen insan (kılığında) bir öğretmen ve bir rehbersin. İçindeki tanrısallık tohumunun bu anda ve gelecek tüm zamanlar için çiçek açmasına izin ver. Hiç bir zaman yalnız değilsin, çünkü tüm dünyada bir ailen ve çevrendeki semavi boyutlarda melekler vardır.<br />
Bu metni lütfen ticari amaç olmaksızın ve bedelsiz olarak dağıtın.<br />
Lütfen bu bilgiyi, dipnotlar dahil bütünüyle kullanın. Tüm diğer kullanımlar, Geoffrey Hoppe, Golden Colorado’dan alınacak yazılı onayı gerektirir. Telif hakkı 2001, Geoffrey Hoppe, P.O.Box 7328, Golden, CO 80403.e-posta: tobias@crimsoncircle.com. Tüm haklar mahfuzdur.</p>
<h2></h2>
<h2>Sorular ve Yanıtlar</h2>
<p>TOBIAS MATERYALLERİ<br />
Geri Dönüş Dizisi:<br />
ŞAUD 8: “Farketmez” – Tobias’ın katılımıyla<br />
Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
7 Mart 2009<br />
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org</p>
<p>Ve öyledir, sevgili Şambra, bugünün soru ve yanıt bölümüne geldik. Cauldre benden küçük bir iyilik yapmamı ya da hoşgörü göstermemi istedi – soruları “farketmez” diyerek yanıtlamamamı istedi. (kahkahalar)</p>
<p>Böylece, daha fazla nutuk çekmeden, başlayalım.</p>
<p>1.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Kuthumi’nin, filin tamamını yemekten söz ettiği Şaud’dan sonra merak ettim, filin tamamını yemeyi ve enerjiyi hareket ettirip değiştirmeyi sürdürüyor muyuz, bu sadece Şambra için değil de tüm insanlık adına Yeni Enerjiye geçişi kolaylaştırmak açısından bir potansiyel yaratıyor mu?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de, kesinlikle. Öncelikle bunun aslında bir fil olmadığını, gerçekte sadece bir nohut tanesi olduğunu fark edeceksiniz (kahkahalar) – küçük, küçücük, öyle büyük bir fil değil – çünkü bu şu anda bir yanılsamadır. Sadece çok büyükmüş gibi hissediliyor. Ama evet – ‘fili yemekten’ söz ettiğimizde – tüm enerjleri hissetmeyi sürdürüyorsunuz, onları dışınızda tutmak yerine içinize almayı sürdürüyorsunuz.</p>
<p>Bazen, onun sadece bir kısmını içinize almak eğilimindesiniz. Şu anda yalnızca hayatın olumlu yanı dediğiniz şeyi içinize almaya çalışıyorsunuz. Biz sizi, hepsini içinize almaya davet ediyoruz – iyi haberleri, kötü haberleri, haber olmayan haberleri, uç haberleri – hepsini içinize alın. Bunu yaparak, herşeyden önce, kendinize çok dengeli bir enerji akışı sağlarsınız. Yalnızca dualitenin her iki yanını görmenize izin vermekle kalmaz, ama bu noktada gelmekte olan o çok boyutlar-arası diğer enerjileri de görmenize izin vermiş olursunuz.</p>
<p>Bu enerjlere sahip çıkmadan ve dünyanın acıları için kendinizi suçlamadan, bu enerjiyi içinize alıp da hissettiğinizde, gerçekte olan bitenle ilgili kendinize muazzam sezgiler ve bakış açıları sunmuş olursunuz. Geçenlerde bir gruba söylediğimiz gibi, şeyler hiç de göründüğü gibi değil. Bu, Kryon söylemlerinin içinde en sevdiklerimden biri. Şeyler hiç de göründüğü gibi değildir, çünkü sizin sadece yüzeyde gördüğünüzden çok, çok farklı bir şey oluyor.</p>
<p>Bu hisleri kesinlikle içinize çekmek için kendinize izin verirken, onların size ait olmadığını da anlayın, siz aynı zamanda tüm o farklı potansiyelleri, varolan tüm farklı gerçeklikleri, ve tüm farklı yanları/fasetaları da okuyor ve onlarla bağlantı kuruyorsunuz. Bu, sizin için muazzam bir esin kaynağı oluyor ve hayata tümüyle farklı bir açıdan bakmanızı sağlıyor. Tarihe dayalı çok lineer bir yol ve lineer bir gelecek yerine, bunun çok daha kapsamlı ve aslında çok daha eğlenceli olduğunu görüyorsunuz şimdi.</p>
<p>Şu anda tüm bu enerjilerde varolan o büyük potansiyeli araştırdıkça, ve onu kendiniz için nasıl kullanacağınızı ya da kendiniz için tadını nasıl çıkartacağınızı anladığınızda, bu, insanlığın potansiyeli için çok topraklanmış ve demirlenmiş bir enerji oluşturur. Bu değişim ve evrim ve aydınlanma denebilecek şeyin potansiyeli, ille de matriksi beslemeyebilir – matriks derken, bir dolu insanın otomatik olarak inanmasına yol açan ve oluşturulmuş o toplu bilinci ya da o enerji ağı türünü ya da enerji alanı ve örtücü-katman türünü kastediyoruz. Yanıtları matriksten başka bir yerde, eski bilinçten başka yerde arayanlar için, potansiyeller o matriksin biraz dışında yer alıyor.</p>
<p>“Daha iyi bir yol olmalı. Farklı bir şey olmalı. Yanıt nedir?” diyerek geceleri uzun süre uyanık kalanlar, birdenbire sizin buraya getirilmesine yardımcı olduğunuz ve burada, Dünya’da güzelleştirilecek o potansiyelle ya da olasılıkla bağ kurarlar. Muhteşem olan budur. Siz matrikse bir şey zorlamaya kalkmıyorsunuz, ve insanlara da kendi inanç kavramlarınızı dayatmaya çalışmıyorsunuz, ama siz bunu seçmek isteyebilecekler için daha geniş, daha büyük bir çeşitlilik ya da potansiyel sunuyorsunuz. Bu nedenle, soruya teşekkür ederiz.</p>
<p>2.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Biliyor musun, sen hiç farketmediği hakkında konuşurken  senin kulübene doğru gittiğimi, o güzel çiçekleri gördüğümü, kapına geldiğimi hissettim, ve sonra elimde bir beyzbol sopası olduğunu fark ettim, ve seni kovalamak ve Saint Germain’i kovalamak ve şöyle demek istedim, “Boşversene! Bana bu (hatırlatıcı) notu buraya gelmeden ve bir çocuğum olmadan önce vermeliydin, Tobias.”  Ama zaten farketmezdi, değil mi. Neyse ne.</p>
<p>TOBIAS: Aslına bakarsan o not orada, masanın üstünde duruyor. (kahkahalar) Sen sadece ona bakmak istemedin. O not, çok, birçok yaşamı içeren bir notlar kümesinin arasında duruyor. (yoğun kahkahalar) Ama biliyorsun ki…</p>
<p>2.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: … sen deneyimi seçtin, ve ben aslında ne seçersen seç, seni onurlandırırım. Ve bunu sana ya da başka herhangi birine özel söylemiyorum, istediğin şeyi yapmayı seçebilirdin. Bu hayatta yaptığın gibi, muhteşem olmayı seçebilirsin. Ya da…</p>
<p>2.ŞAMBRA: Şımarık bir piç kurusu…</p>
<p>TOBIAS: … kaybolmuş ya da kafası karışmış olmayı seçebilirsin, ya da herneyse, ama senin bu tür (niteliklerden) çok daha iyi olduğunu biliyorum. Yani, notların hepsi orada, kesinlikle hepsi orada duruyor. Binlerce yıllık bilgelik herkes için ulaşılır halde. Bunlar toprağa gömülü değil. Başka bir boyutta saklı değil. Anazasi Kızılderililerinin ya da o Hawai büyüklerinin tekelinde değil – kimsenin tekelinde değil. Hepsi orada.</p>
<p>Tüm bu bilgeliğin – ki birçoğunuz onun yazılmasına yardımcı oldunuz &#8211; özüne inersen, Tanrı sensindir. Yaratıcı sensindir. Şimdi keyfini çıkar. Şimdi deneyimle. Şimdi ne istiyorsan yap. Ve eğer kaybolacak olursan, senin geri dönmene yardımcı olmak için biz hep orada olacağız, ve eğer biz yoksak, başkaları olacak, ama geri dönmek için hepiniz rehberlik almak istemediniz. Bazılarınız bir beyzbol sopasıyla kapımıza gelmek istiyor. (kahkahalar) Ben de o zaman kulübemi (parmağını şaklatır) yok ediveriyorum. (yoğun kahkahalar) Bu arada, sevgilim, vuruş ortalaman epey düşük. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>2.ŞAMBRA: Üzgünüm. Ama biliyor musun, benim hayal gücüm de var. Ama küçük insan yanım… burada ölmüş büyükannemi sormuyorum, ama şu şeyin gayrimenkul potansiyelini soruyorum, ve ben sezgimi kullanıp…</p>
<p>TOBIAS: İyi.</p>
<p>2.ŞAMBRA: … ve senin bu konudaki görüşlerini istiyordum…</p>
<p>TOBIAS: Gayrimenkul şu ara harika bir şey. Elle tutulur bir şey. Gerçek. Buna pragmatik açıdan bakacak olursan, şu ara piyasalar düşmüş durumda, ve yeniden yükselmesi de biraz zaman alacak. Ama, Dünya nüfusunun artmayı sürdüreceğini, sana net bir biçimde söyleyebilirim. Ev ya da mesken sorunu hâlâ olacak, ve ben aslında Şambrayı cesaretlendirmek isterim – bu noktada Cauldre’nın güvenli kanatlarının altından çıkıp – Şambrayı gayrimenkule yatırım yapması ve bunu kiralama ya da başka bir ticari amaç için kullanması yönünde yüreklendirmek isterim, çünkü siz gerek tam anlamıyla gerekse mecazi olarak güvenli bir alan yaratmış olacaksınız – insanların sadece yaşamak için gideceği bir yer değil, ama gelmesine yardımcı olduğunuz enerjileri de hissedecekleri bir yer. Sizin satın alacağınız ve başkalarının oturacağı ya da kullanacağı herhangi bir ev ya da bina, potansiyellerle dolu olacak. Bu gayrimenkul gerçekten muazzam bir şey.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Ben özellikle bana sunulan bir danışmanlık fırsatından söz ediyorum – o insanlar hakkında ne hissettiğini.</p>
<p>TOBIAS: (tereddüt ederek) Sana şunu söyleyeyim, öğrenilecek şeyler var, ama sen kesinlikle kendi başına hareket edeceksin. Şu ara bir sistemi ya da yapılanmayı izleme. Etrafına bir baksana – bir an için mantıklı olalım – çevrene bir bak. Sistemler artık iş görmüyor. Programlar artık iş görmüyor. Sen yeni programı geliştireceksin. Yani işin girdisini çıktısını biraz öğren, ama sonra, ki bu hepiniz için geçerli, ne yaparsan yap, bir başkasının yöntemini izleme, bu ne olursa olsun, şifa ya da yatırım ya da buluş ya da herhangi bir şey. Teşekkür ederiz.</p>
<p>3.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Yolculuğuma çıkalı dört yıl oldu. Ve hissettim ki…</p>
<p>TOBIAS: Dur, burada kesmek zorundayım. (kahkahalar) Aman Allah’ım. Yolculuğunun dört yıldır farkındasın, ama uzun süredir yolculuk ediyorsun. Devam et.</p>
<p>LİNDA: Ben soruyu bir başkası için okuyorum, kendim için değil.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, biliyorum… (Tobias kıkırdar, izleyiciler gülmeyi sürdürür)</p>
<p>LİNDA: Hazır mısın?</p>
<p>TOBIAS: Elbette.</p>
<p>LINDA: Pekâla.</p>
<p>3.ŞAMBRA: (Linda devam eder): Yolculuğuma çıkalı dört yıl oldu. Bir ay önce İnternette Crimson Circle’i bulana kadar kendimi çoğu zaman kaybolmuş ve tedirgin ve üzgün hissediyordum. Ve ben ilk Şaudları okumaya başladım. Yazılanlar bana doğru geliyordu. Sorularımın birçoğunu yanıtlıyordu. Şimdi sorum şu, 2000 yılının metinlerine göre ben ruhsal ve fiziksel olarak nelerden geçiyorum, yoksa sadece, örneğin, son yılın Şaudlarını mı okumalıyım? Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Geriye gidip oku, eğer seçimin buysa, ve bundan keyif alıyorsan, ve o işlem ya da süreçlerden o zamanlar geçtiğini anla. Sen hiç de geri kalmış ya da (bize) yetişiyor değilsin. Sen yalnızca kendi geçmişini okuyorsun, çünkü Şaudlar, dünyanın her yanındaki Şambranın tarihçesidir. Bir gün, çok, birçok insan bunu okuyacak. Onlar Şaudların içerdiği tüm tarihçenizi okuyacaklar.</p>
<p>Yani, nereden geldiğini anlamak amacıyla geri gidip de okumayı seçiyorsan oku, ama şu anda o işlemlerden ya da süreçlerden yeniden geçmek için özellikle geri gitmen gerekmediğini de anla. Sen aslında bu zaman boyunca hep bizimleydin. Teşekkür ederiz.</p>
<p>4.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam Tobias, canım. Benim bir sorum yok.</p>
<p>TOBIAS: İyi. Sadece konuşabiliriz.</p>
<p>4.ŞAMBRA: Benim bir yanıtım da yok. (o ve Tobias gülerler) Ben, hayatımın harika bir ânını, ruhun o büyük, karanlık gecesinden çıktığım ânı kutluyorum. Bir tanesinden de belki altı ya da yedi yıl önce söz etmiştik – hani rehberler gittiğinde, ki bu çok korkunçtu – ve ben bu seferkinden de sağ çıkıp çıkmayacağımı bilmiyordum. Belki de öbür tarafa atlayıveririm diye düşündümdü. Ama şu an çok sevinçliyim. “Farketmez” iki yıldır bana ve Hoodie’ye konuşuyordu, ve çok çekici bir şivesi olan bir sesin bize “Farketmez!” dediğini duyuyorduk. Yani senin bugün bu gerçekten derin anlayışı herkesle paylaşman çok heyecanlandırıcıydı, ve ben tüm kalbimle (sana) katılıyorum.</p>
<p>TOBIAS: Ve ilginçtir,  birçok insan bu mesajı duymakta zorlanacak, ve neden fark ettiğine ilişkin bir dolu felsefeye ve tartışmaya girecek. Biz de onlara sadece ‘peki, istediğiniz sürece fark etsin’ deriz. Ve ne olursa olsun kendi deneyimlerinin tadını çıkarmalarına gerçekten izin veririz – bunu yapmalarını isteriz – çünkü sonunda farketmez. Sonunda dualite tamamlanarak birleşir, ve sonra da bu çok yanıltıcı görünen ve Yeni Enerji denen şeyi getirir.</p>
<p>Bu oluyor ve olmaya devam edecek. Bu, Yuva’yı terk etmiş olanların çok bireysel, ama yine de çok kolektif olarak yaptığı bir seçimdir. Yani bu nasıl olsa oluyor, ve bu kişisel bir seçimdir. Yukarlarda bir yerlerde bunu manipüle eden biri yok. Biliyor musun, bu birçok insanın sahip olduğu ilginç bir algı, ama bu algıya sahip olmayı seviyorlar. Öyle olsun. Onların böyle bir algıya sahip olmalarına izin ver.</p>
<p>4.ŞAMBRA: Bir de, insanın özgürlüğü, kurtuluşu gerçekten kalpten arzulaması, bilirsin, gerçekten çok yararlı oluyor. Bak, farketmediği gerçeğini içine almak tümüyle özgürleştirici bir şey, ve bu, kendi deneyimini küçümsemek anlamına da hiç gelmiyor. Yalnızca farketmediğini anlıyorsun ve özgür oluyorsun.</p>
<p>TOBIAS: Ama aslında o özgürlük, bir insanın ya da birçok meleğin deneyimleyebileceği en dehşet şey olabilir. Çünkü hapishane kapılarından geçtiğinde, psikolojik ya da fiziksel, o kapılardan geçip de özgürlüğe gittiğinde – orada hiçbir şey yoktur. Ve bu, kendi içinde korkutucudur.</p>
<p>4.ŞAMBRA: Dehşet verici.</p>
<p>TOBIAS: Ve ikinci korku düzeyi devreye girer, “Eğer orada hiçbir şey yoksa ve ben yaratabiliyorsam, ya yanlış bir şey yaratırsam? Ya, bana ya da başkalarına zarar verecek bir şey – bir şeytan falan – yaratacak olursam?” Böylece, özgürlük kapısına gidip ona vurmak ve dışarı çıkmak istediğini söylemek ve dışarı çıkmayı talep etmek ve özgür olmadığın için çok öfkelenmek gibi bir eğilim var. Ama bir dursan… herkes bir an için durup da baksa, o kapının bir kulpu var ve kilitli değil ve istediğin an onu açabilir ve tümüyle özgür olabilirsin. Ama soru dönüp dolaşıp şuna geliyor; tümüyle özgür olmak için nelerden vazgeçiyorsun? Tümüyle özgür olduğunda hangi rahatlıktan ya da oyundan ya da bilinçten vazgeçiyorsun?</p>
<p>Saint Germain’in yükseliş hakkında konuşması ve kendi tarzında onu Şambraya açıklayıp şöyle demesi ilginçtir, “Yükseldiğinizde, bizim mecazi olarak Üçüncü Çember dediğimiz yere geçtiğinizde, özgürsünüzdür, ve egemensinizdir ve kendi hakkına sahip olan kesin bir yaratıcısınızdır.”  Gariptir ki, yaklaşık… bir bakalım, Saint Germain rakkamı biliyor, Şambra’nın yaklaşık yüzde 76’sı bunu gerçekten sıkıcı buluyor. Onlar, bir anlamda, bu özgürlüğü istemiyor. Onlar, bir anlamda, Dünya’da yaptıkları şeyin keyfini çok çıkartıyor, ki bu pekâladır. Ama biz şimdi, o özgürlüğü deneyimleyebilmesi için, fiziksel bir beden içinde Dünya’da olup da yaşam deneyiminin kesinlikle tadını çıkarması için Şambra’ya meydan okuyoruz.</p>
<p>4.ŞAMBRA: Evet. Bunu öneririm.</p>
<p>TOBIAS: Sen bununla ilgili bir kitap yazabilirdin!</p>
<p>4.ŞAMBRA: Bir şey daha. Hoodie ve benim yaşamıma çok güzel bir varlık girdi. Onun adı Maggie. Weimaraner denen bir köpek cinsinden. (çvr. İyi bir avcı, iyi bir yoldaş ve bekçi köpeği olan bu cins, 19. Yüzyıl başlarında Weimar krallığının Alman asilleri tarafından üretilmiş.) Ve – bilmiyorum ama – belki bize onunla ilgili bir şeyler söyleyebilirsin. Onun bu yaşamda bazı sınavlardan geçtiğini biliyorum…</p>
<p>TOBIAS: Herhangi bir insan, herhangi bir Şambra, evcil hayvanlarını düşünüyorsa – ah, onlar öyle harika şeyler ki, ve Tobias ile Oğul Tobias ve köpeklerle ilgili koca bir tarih var. Bu tüm yaşamlarımıza girmiş durumda. Ama bu değerli varlığın yaşamına ne zaman girdiğine bir bak. Evcil hayvanların – köpekler ve kediler ve az da olsa kuşlar – genelde senin bir parçanın tezahürü olduğu söylenebilir.</p>
<p>Onlar, senin ‘benliğinin tamamı’ diyeceğin şey değildir, ama senin enerjin onlara akmıştır ve onlar – bu değerli varlıklar, bu değerli deva türleri ya da yerküre varlıkları, ki pek melek sayılmazlar, ama yerküre varlıklarıdırlar – onlar senin enerjini içlerine çekerler. Böylece bunun gibi bir tanesi yaşamına girdiğinde, ne zaman geldiğine, zamanlamasına bak, şu anda seninle ne paylaştığına bak, ki bu herhalde sevgi ve bilgeliktir, ama aynı zamanda onun geçmişine de bak, çünkü o geçmiş, aynı zamanda senin de geçmişinin bir yansımasıdır.</p>
<p>Şimdi, yepyeni evcil hayvanlar edinenler (bilsinler ki), onlar daha önce de sizinle birlikte olan varlıklardır. Sizin enerjiniz ve yolculuğunuz onlara çok aşinadır, ve sayamayacağınız kadar çok yaşamlarda yolu sizinle birlikte yürümüşlerdir. Onun içinde genelde çok, çok yakın hissedilirler. Sanki enerji süngerleri gibidirler – bilinçli. Sizin enerjinizi içlerine çekerler ve çok sevecen bir biçimde onunla çalışmanıza izin verirler – tabii siz sevecen olmasını seçtiğiniz sürece.</p>
<p>Böylece… onun gözlerine baktığın zaman, onun kendi varlığına sahip olduğunu anla, ama o aynı zamanda senin de bir parçandır.</p>
<p>4.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. O… evcil hayvanlar herkese kendini nasıl seveceğini öğretir.</p>
<p>5.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Sevgili Tobias,  bizim gibi 40 yaş üstü kadınlar için (üretilen) biyolojik hormonlarla özdeş hormonların yararı, son zamanlarda medyada çok dikkat çekti ve tartışmalara neden oldu. Hormonların bedenlerimizdeki rolüyle ilgili biraz daha fazlasını söyleyebilir misin, özellikle de yaşamımızın bir sonraki dönemine giren bizler için. Geçici bir süre için kendimizi dengelememize yardımcı olmaları amacıyla kullanılabilirler mi? Ve sırası gelmişken, neden menapoz belirtileri yükseliş belirtileriyle bu kadar benzerlik gösteriyor? (yoğun kahkahalar) Seni izleyen nüfusun herhalde en az yüzde 50’sini oluşturan orta yaştaki tüm Şambra kadınlarından teşekkürler.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Burada birkaç şey söz konusu. Menapoz belirtileri, eril/dişil benliği bütünleştirmekle ve en sonunda da aslında tüm benliğini sevmekle çokça ilgilidir. Bu yüzden de bir yükseliş belirtisine çok, çok benzerler, çünkü bütünleşmeyle ve evrimle ve bir yaşam değişiminden geçmekle ilgilidirler.</p>
<p>Biyolojiye gelince, Şambra’ya önerimiz, bir dolu dışsal etkiyi bedenin içine almaya başlamaları, pek de iyi bir fikir değil. Birçoğunuzun yaşam süreci içinde öyle bir zaman gelecek ki, daha dengeli dışsal bir ürün, dengeli bir hormon türü ya da hatta kök hücre türünden terapiler olacak, ama bu şu anda daha çok, çok geliştirilme aşamasında, ve aslında yalnızca araştırmacıların bilincini değil, genel olarak bu sıçramayı yapmak isteyip istemediğinden emin olamayan insanların bilincini de taşıyor. Yani bunların bazısına bulaşmak, şu ara önerilen bir şey değil.</p>
<p>Kendi içine dön. Senin DNA’n değişiyor. Ve sen aslında kendi içinde dengeleyici hormonları ve dengeleyici antibiyotikleri üretebilecek haldesin. Bayrak Teknolojisi tümüyle, şifacının sen olduğu anlayışı üzerine kurulmuştur. Bedenin zaten, bedenini kesinlikle dengeleyecek o hücresel potansiyele ya doğrudan sahiptir, ya da o hücresel gelecek potansiyeline sahiptir. Ama beklentilerin olmasın, çünkü bazen beden dengelenirken, önce bir dengesizliğe düşer, ki sen bunu hastalanmak ya da belli sorunlar olarak algılarsın.</p>
<p>Onu tamir etmeye çalışma. Bedenine güven. Bedenine konuş. Bedenini hisset. Bedenini çalıştır – bu, onunla olmak gibidir -  ve bedenindeki bu çok ilginç DNA ve hormonal değişimler ile bilinç değişimleri kombinasyonuna izin ver, kendi işlemlerinden çok, çok doğal bir biçimde geçsinler.</p>
<p>Gerçekten de bunun çok zor olabildiği günler vardır, ve sen bedeninin bunu başarıp başarmayacağını bilmezsin, ama işte böyle zamanlarda gerçekten nefes yaparsın ve izin verirsin ve bedenini seversin, ve bırakırsın, bilince uyumlansın. Tüm bu meydana gelen uyumlanma zincirinde, beden sanki son halkadır.</p>
<p>5.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de.</p>
<p>6.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Pekâla, ben bu hafta kazara iTunes’umda açılan birkaç yıl öncesinin Şaudlarını dinledim – teşekkür ederim – Öğretmen Dizini, ve birden bilgisayarda kendi sesimi duydum, bir soru soruyordum. Ve senin yanıtın çok derindi ve beni mükemmel anlatıyordu, ve fark ettimki, ‘Lanet olsun, aradan iki yıl geçti ve ben bu konuda hiçbir ilerleme gösterdiğimi düşünmüyorum. Hâlâ herşeyi zor ve karmaşık hale sokuyorum. Bunu ne zaman bırakmayı başaracağım?’</p>
<p>Ama benim asıl sorum şu; o zaman, zaten oraya vardığımızdan söz etmişsin. O seçimleri yaptığımızdan – yani bilirsin işte, oradasın, vardın, demişin, tıpkı bugün de söylediğin gibi, yükseldiniz ya da seçiminiz her neyse oraya vardınız demişin – şimdi bunu geri geri giderek yaşıyorsunuz (demişin). Ve bir örnekten söz etmişin, sabah kalkıp işe gidiyorsun. Aslında, zaten işe gitmişsindir. Şimdi…</p>
<p>TOBIAS: Bir an için seni kesebilir miyim?</p>
<p>6.ŞAMBRA: Devam et.</p>
<p>TOBIAS: … saygıyla. Senin kafandan, zihninden çıkman gerekiyor. Ve sen aslında zihninle devam etmeye kendini programlamışın ve kendini buna uyumlamışın. Ve biz bu konudan çok kez söz ettik, ama sen hâlâ o yöne gitmek istiyorsun. Ve biz bu noktada çok, çok dikkatli ve çok analitik konuşuyoruz. Senden derin bir nefes almanı isteyeceğim, bu…. ha, bunu söylemeyeceğim demiştim… (kahkahalar)</p>
<p>6.ŞAMBRA: Farketmez.</p>
<p>TOBIAS: Mi – bunu söylemeyeceğim – ama senin için önemli mi? (Tobias güler) Bu, farkeder mi demenin farklı bir yolu. Zihninde sürekli bir aktivite var, ve sen o zihinsel aktivite olmazsa kendini kaybolmuş hissediyorsun. Aslında ona bağımlısın – zihindeki bu elektriksel akışa ve onun, akmasına izin verdiğin o çok dar koridorlardaki akış biçimine (bağımlısın) – ve düşünmeyi bırakabileceğini hissetmek, tam anlamıyla kafayı yemene neden oluyor. Bu yüzden sürekli bu açmazı yaşıyorsun, ve bu bizim bakış açımızdan çok ilginç – sanırım bunu daha sonra örnek bir olay olarak kullanacağız, tabii sence bir sakıncası yoksa…</p>
<p>6.ŞAMBRA: Olur.</p>
<p>TOBIAS: Bu ilginç, güzel, harika, ama senin aslında burada sorduğun şey, zihinden nasıl çıkacağın. Eh, burada birkaç şey var. Durursun, derin bir nefes alırsın, ve çok bilinçli bir seçim yaparsın – yalnızca zihinsel bir seçim değil, anlıyor musun; zihinsel bir seçimle kalpten gelen bir seçim arasında fark vardır – ve şöyle dersin, “Bundan çıkmaya hazırım.” Ama tekrarlıyoruz, bunu bir kez yaptın mı, yaşamın değişecektir. Ve soruna karşılık benim sana soracağım soruysa şu, yaşamının değişmesine hazır mısın? Ve bana evet deme, gerçekten…</p>
<p>6.ŞAMBRA: Hayır. Bunu bilmiyorum. Bilmiyorum.</p>
<p>TOBIAS: …gerçekten içine dönüp de bunu hissedene kadar.</p>
<p>6.ŞAMBRA: Çünkü ben… bugünden sonra bunu hissedebilirim. Hayatla başa çıkmamı sağlayan zevk aldığım ve tutunduğum şeyler var, ve bunların hepsini bırakmam gerekecek.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de, ve kendi kalıplarını da farkettin mi, kendini açmaya ve hissetmeye ve genişlemeye başladığın her sefer, bir şey seni geri çekiyor. Ve sen elbette bunun için başka şeyleri suçlamaktan hoşlanıyorsun, hepimiz buna bayılıyoruz – hepiniz bayılıyorsunuz (Tobias kıkırdar) – ama bunun için eşini suçluyorsun, işi suçluyorsun, ekonomiyi, havayı….</p>
<p>6.ŞAMBRA: Annemi…</p>
<p>TOBIAS: … ya da suçlayabileceğin herhangi başka bir şeyi. Ve bu şimdi bir tür bahane haline geliyor, ama zihinsel bir işlemdir. Ve sonra bundan sıkıldığında yeniden genişlemeye ve büyümeye başlayacaksın ve bundan da büyük bir sevinç duyacaksın ve sonra o seni geri çekecek.</p>
<p>Peki seni geri tutan aslında nedir? Zihinsel – üzerinde çok, çok düşünülmüş taşınılmış – programdan çıkma korkusu nedir? Sana birkaç ipucu vereyim – Atlantis’ten buraya taşıdığın bir şey; zihnin Tanrı olduğuna ilişkin çok kasıtlı bir hipnoz; ve zihin yanıtı bilmediği zaman olacaklardan korkmak, anlıyor musun.</p>
<p>6.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, ve şimdi seçimin buysa soruna devam edebilirsin.</p>
<p>6.ŞAMBRA: Sanırım sadece zihnim devredeydi.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de. Ve bunun için kendini de dövme…</p>
<p>6.ŞAMBRA: Hayır.</p>
<p>TOBIAS: … ama, sansürlü algını ve gerçek açıklığı gerçekten hissettiğinde neler olabileceğine bir bak, ve eğer… Hadi bunu yapalım. Yaşamında, sorunu çözmeni talep edecek bazı durumlar ortaya çıkacak. Kendini bilinçli olarak durdur. Zihinsel bir çözüme gitme. Sorunu hisset ve zihnine başvurmadan bir dolu potansiyel çözümü hisset. Eğer zihninde herhangi bir baskı ya da zihninin işlemden geçirmeye başladığını hissedecek olursan – ki sen zihnindeki baskıyı nasıl hissetmeyeceğini kendine öğrettin – yani böyle bir şey her olduğunda, dur, ve onu anlamaya çalışma, ve bunu sadece deneyimlemene izin ver, ve çözümün zaten orada olduğunu keşfetmene izin ver. Bunun için düşünüp taşınman gerekmiyor. Şimdi sadece onun içine girmene izin ver, anlıyor musun.</p>
<p>6.ŞAMBRA: Elimden geleni yaparım.</p>
<p>TOBIAS: Denemeye bile kalkma. Bu… ha, bunu söyleyemiyordum. (kahkahalar)</p>
<p>6.ŞAMBRA: Denemek yok – farketmez.</p>
<p>TOBIAS: Sadece, kendini geri çekmeden onu biraz deneyimleme özgürlüğünü ver kendine. Sahip olduğun ve şu anda uykuda olan bir dolu yeteneğin var, ama ortaya çıkmaya hazırlar. Bırak çıksınlar.</p>
<p>6.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz. Ve geri gelmek için de iki yıl bekleme.</p>
<p>LİNDA: Biliyor musun, ben Tess’i tanıyorum ve bu beni… Tess’i dinlediğim zaman, bazen gerçekten şaşıp kalıyorum, sanırım ne olmadığımıza değil de, ne olduğumuzu kabul edip onaylamaya ve ne olduğumuzu kutlamaya, daha çok zaman ayırmalıyız.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, kesinlikle. Ama kendimizi nasıl kısıtladığımıza da bir bakalım. Bu, doğru ve yanlışla ilgili değildir, ama, bir düzeyde, daha büyük bir biçimde deneyimleme seçimini yapmak, ama sonra bunu gerçekleştirmenin çok zor olduğunu görmek, ve  seçim yapılmış olsa bile sanki engellerin varolduğunu görmekle ilgilidir. Ve biz içimize döneriz, ve bir seçim yapma işleminin bir parçası da, hangi kapıların o seçimi tezahür etmekten alıkoyduğuna bakmayı içerir.</p>
<p>LİNDA: Teşekkür ederim.</p>
<p>7.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda tarafından toparlanmış): Ben sorulara bakıyordum da, birçok soruda dile getirilen konuyu gündeme getirmek amacıyla bu soruları özetlemek istedim. Gerçekten çok zorlandıkları ve bu sisteme uymadıkları görülen, ve lise çağlarına geldiklerinde ya da hemen lise yıllarından sonra gerçekten kaybolan gençlerle ilgili muazzam, muazzam (daha iyi bir kelime bulamıyorum) bir sorun var. Ve bu gençler 20’li yaşların ortalarına geldiklerinde, durum çok ciddi bir hal alıyor. Geçenlerde birkaç tane böyle durum gördük, intihara çok yatkın oluyorlar. Ve bu çocuklar ne yapacaklarını bilmiyorlar, dahası, ana-babalar da bu çocukları, bu gençleri, sistemde kendilerine bir yer bulmak açısından nasıl destekleyeceklerini bilmiyorlar.</p>
<p>TOBIAS: Biz burada özellikle Şambra’nın çocuklarından söz ediyoruz…</p>
<p>LİNDA: Evet.</p>
<p>TOBIAS: … buna bir açıklık getirelim, çünkü burada sunduğum yanıt evrensel değil. Özel olarak bu grup için. Bu çocuklar çok özel ana-babalar, açık ve aydınlanmış olan ve Yeni Enerjinin Bayrakları olmak için burada bulunan – Şambra ebeveyinleri – seçmişler. Bu nedenle, ebeveyinle çocuk arasında çok güzel ve özel bir ilişki var. Bu ilişki, eski kitapların hiç birini, çocuk yetiştirmenin eski biçimlerini izlemeyecektir. Şimdilerde geçerli olan psikolojik programların – bildiğim kadarıyla – hiçbiri işe yaramayacaktır. Ve bu, işi daha da zorlaştırıyor çünkü çocuklar uyumlu olmaya çalışıyorlar. Onlar aslında, bir anlamda, uymaya çok özen gösteriyorlar. Göze batmaktan hoşlanmadıklarını göreceksin. Bir grup olarak dikkat çekmekten hoşlanmıyorlar. Ve gözden ırak olmaya çalışıyorlar. Ve bunu bir süreliğine de başaracaklar, ama er ya da geç kendi kozalarından ortaya çıkacaklardır.</p>
<p>Onlar muazzam miktarlarda zorlukları bütünleştirme (işleminden) geçiyorlar, çünkü Kristal olarak ya da en azından çok açık ya da çok aydınlanmış varlıklar olarak gelmek eğilimindeler. Çok, çok duyarlılar, onun için de bu ara çok, çok yoğun olan enerjilerle başa çıkmada daha fazla zorlanıyorlar.</p>
<p>Çoğu kez ana-babalarını  &#8211; Şambra ebeveyinlerini – öylesine farkındalardır ki, ana-babanın kaygısını ve korkusunu ve koruma güdüsünü hissetmeye başlarlar, ve bu, içlerinde bir şeyi tetikler, ve bir anlamda onlar da öyle davranmaya başlarlar. Ve çoğunuz şimdi söyleyeceğim şeye katılmayacaksınız ama, ana-babanın yapabileceği en iyi şey, koruyucu hissetmemektir – gerçi bu yaptığınız şeye ters düşüyor ama – çocuk için korkmamaktır, tam tersine, çocuğu kutlamaktır, onların sorunlarını halletmeye çalışmak değildir, ve – nasıl desek – onlara sığınacakları bir yer sağlamaya çalışmak değildir.</p>
<p>Bu, siz Şambra ebeveyinlerine çok, çok zor gelir, çünkü nelerin olduğuna dair ve enerjilerin ne kadar zor olabileceğine dair çok sezgisel duyulara sahipsiniz, ve çocuğunuzdaki duyarlılığı anlıyorsunuz ve onu korumak istiyorsunuz. İğne çocuğunuza batmasın diye çuvaldızı kendinize batırmak istiyorsunuz. Uzun vadede bu gerçekten onlara yararlı olmayacaktır, ve aslında, onlar da bunu gerçekten istemiyorlar. Ama sizinle birlikte oyunu sürdürüyorlar, çünkü sizi seviyorlar ve sayıyorlar ve öyle olması gerektiğini düşünüyorlar.</p>
<p>Onlarla yapılacak şey, onlara anormalmiş gibi ya da garip bir şeymiş gibi davranmamak, bunun yerine çok ruhtan-ruha bir düzeyde davranmaktır. Onlara kendi çocuğunuzmuş gibi davranmaktan vazgeçin. Siz onlar için bu yaşamda bir taşıyıcısınız. Onları buraya getirdiniz, ama lütfen onların çocuğunuz olduğu düşüncesinden vazgeçin ve onları bırakın. Onlara bir ana-babanın çocuğuna davrandığı gibi değil de, eşdüzeyli daha yüksek bir bilinçten yaklaşmaya başlayın, ve aranızdaki dinamiklerin değiştiğini göreceksiniz. Bu, onlara farklı bir öz-saygı ve öz-değer kazandıracak, ve kendi içlerinde farklı bir denge duygusuna varmalarını sağlayacaktır, ve uyum sağlamaya çalışmaktan vazgeçeceklerdir, ya da çoğunun yaptığı gibi farklılıklarına dayanarak davranmaktan vazgeçeceklerdir.</p>
<p>Bazıları yalnızca dünyanın duyarlılığını ve depresyon ve keder ve umutsuzluğunu üstlenmekle kalmıyor, aranızdaki derin bağ yüzünden sizinkileri de üstleniyor. Enerjisel olarak, eşdüzeyden-eşdüzeye, Tanrıdan-Tanrıya, bunu onlara çok açık belirtin, ister doğrudan sözlü olarak, ister ruhsal olarak, ama sizin sorunlarınızı üstlenmelerini istemediğinizi ve dünya sorunlarını da üstlenmelerini istemediğinizi, çok açık belirtin. Onlar buraya çok berrak bir enerji getiriyorlar, ve ortaya çıkacaklar. Gerçekten çıkacaklar. İçinde bulundukları bu korkak halden, bu kaybolmuşluk halinden çıkacaklar, ama şu anda tüm bu sürece nefes alın.</p>
<p>LİNDA: Peki bunun intiharla ilgili kısmına ne diyeceksin?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de, birçoğu derinden derine geri dönmeyi düşünüyor. Dünya’daki enerjiler şu ara çok zor. Böylece… onlar öbür tarafın enerjilerine çok sıkı bağlılar, ve hepiniz de bunu biliyorsunuz. Konuştukları varlıklardan söz ediyorlar, garip garip rüyalardan söz ediyorlar, yani çok sıkı bağlılar, ve bazıları geri gitme duygusunu hissediyor. Biliyor musunuz, kendi kendilerine şöyle diyorlar, “Neden buradayım? Nasıl bir görev üstlendim?”</p>
<p>İntihardan korkmak yerine, intiharla ilgili dramlar yaratmak yerine, ki birçoğunuz bunu yapıyor, onlara derin bir nefes almalarını söyleyin. Onlara yaratıcı olduklarını, istedikleri gibi gelip gidebileceklerini söyleyin. Şimdi bu intihar zihniyetinden çıkıp bir seçim zihniyetine girelim.</p>
<p>Şimdi, ben burada bazılarınızı kızdırıyorum, çünkü diyorsunuz ki, “İyi de, ya giderlerse?” Ya gitmeyi seçerlerse? Onları onurlandırabilir misiniz? Onları yine de sevebilir misiniz? Anlayabilir misiniz ki…  şu intihar meselesini geçelim. Hepinizde korku uyandırıyor ve çok tatsız bir enerji yaratıyor.</p>
<p>Ama bu konuda bir sözüm daha var. Ben sizi gerçekten yüreklendiriyorum, lütfen, lütfen, gerçekten yüreklendiriyorum, onları bir eski enerji psikiyatrın eline vermeyin, çünkü herşeyden önce bu psikiyatrlar onların varlıklarının daha aydınlanmış doğasını asla anlamayacak ve onlara şu uyuşturucuları dayayacaklardır. İntihara bu neden olur. Bu… sebebi budur. Eğer tutumunda intihara yatkın bir çocuğunuz varsa, önce gidip ilaç dolabına bir bakmanızı isterim. Bu uyuşturucu için reçete yazılmasına izin verdiniz mi? Çünkü bu onları çok başka bir hale sokacaktır, ki bu hal de onların burada kalmalarını çok zorlaştıracaktır. Onun için, bu uyuşturucu türünden ilaçlardan uzak durun. Bu değerli varlıkların nefes almasını sağlayabiir misiniz… nefes almasını? Öbür tarafın enerjileriyle bu tarafınkileri bütünleştirmelerine, işte bu yardımcı olur.</p>
<p>Şimdi biliyorum, bazılarınız bizi, bunu fazla basitleştirmekle suçluyor, ve biz bundan gurur duyuyoruz. Teşekkür ederiz. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: İki soru daha?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten.</p>
<p>8.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Hey Tobias. Öncelikle sana, ‘farketmez’ için teşekkür etmek istiyorum. Ve benim bir sorum yok…</p>
<p>TOBIAS: Evet, sen farketmesine çok zaman harcadın, çok zaman harcadın, ve böyle yapmakla, başka insanların senin adına böyle davranmasına ve sana durmadan ‘farkeder, şunu şöyle yapmalıydın ve bunu böyle yapmalıydın’ demelerine izin verdiğini fark ettin mi, oysa sezgisel olarak farketmediğini biliyorsun.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Çok doğru.</p>
<p>TOBIAS: Çok doğru.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Benim bir sorum yok. Bir talebim var.</p>
<p>TOBIAS: Elbette.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Sanki senden tüm Şambra adına bir armağan istiyorum. Ve bunun birkaç unsuru var. Senin bana, belki beni ve seni ya da Saint Germain’i ya da Kuthumi’yi içeren komik bir öykü anlatmanı istiyorum, ve bu, bu yaşam olabileceği gibi başka herhangi bir yaşam da olabilir ya da aradaki bir zamana ait. Bize bu ‘farketmez’i hatırlatacak bir şey olsun.</p>
<p>TOBIAS: Bak hele! Burada, deyim yerindeyse, bombayı patlatan sen oluyorsun. (kahkahalar) Sandığımdan daha da ruhsalmışın. (yoğun kahkahalar) Aramızda kalsın, giderken, birlikteliğimizin son günlerinde anlatmak istediğim birkaç öykü vardı. Bunu şimdi yapmaktansa o zamana saklamayı tercih ediyorum, çünkü birçoğunuzla ilgili öyküler topluyorum. Bu nedenle, sence bir sakıncası yoksa, bana hoşgörü göster ve bunu birlikte gerçekleştireceğimiz son Şaudlarda yapmama izin ver.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, teşekkür ederim, ve o çok uyumlu ruhsal doğan üzerinde çalışmayı sürdür. Biz bunun bir sır olduğunu sanıyorduk. (kahkahalar)</p>
<p>9.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Benim, boyutlar-arası genişlemeyle ilgili bir sorum var.</p>
<p>TOBIAS: Evet.</p>
<p>9.ŞAMBRA: O atölye çalışmasından beri hayvanlarımla olan bağımı ve iletişimimi gerçekten geliştirdiğimi hissediyorum. Ama başka açılardan fazla bir ilerleme kaydettiğimi hissetmiyorum, ve o deneyimi yaşamada ya da deneyimin gelmesine izin vermede beni engelleyen ya da alıkoyan bir şey mi yapıyorum diye merak ediyorum.</p>
<p>TOBIAS: Biz enerjine bakıyoruz. Bunu (kendini engellediğini) görmüyoruz. Sen aslında bunun üzerinde çok yumuşak bir biçimde çalışıyorsun, ve önce evcil hayvanlardan başlamak daha kolaydır. Enerjini kaya ve ağaç ve su ve kesinlikle evcil hayvanlar gibi şeylere genişletmek daha kolaydır. Bu, daha fiziksel-olmayan boyutlar-arası yolculuklarına başladığında çok güzel bir temel ya da dayanak noktası oluşturur. Yani ben aslında, burada senin enerjini büyük bir dikkatle kontrol ediyorum, seçtiğin yolun harika olduğunu görüyorum. Çok dengeli bir biçimde ustalaşmana izin veriyorsun.</p>
<p>9.ŞAMBRA: Yani yaptığım şeye devam mı edeyim?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Gerçekten, ve bir sonraki düzeylere gitmeye hazır olduğunu bileceksin, hissedeceksin, ama bunu zorlamana gerek yok. Bunun için koşturman gerekmiyor. Bu sadece, bu yanılsamada ya da gerçeklik dediğiniz şeyde artık sadece ikili (dual) olmamanıza izin verme deneyimidir – izin vermek, bu hepiniz için geçerlidir – izin vermek. Diğer boyutsal veçheleri içine getirmeye başlaman. Ve evcil hayvanlarından sonraki adımlarından bir tanesinin de, çevrende toplanan varlıkların bazısıyla çalışmaya başlamak olacağını görüyorum. Onların seninle çok iyi bir bağlantısı var, ve onlarla çalıştıktan sonra diğer boyutların bazısına genişlemeye başlayacaksın, ve şu anda bu Dünya’da ve fiziksel bedeninin içindeyken bununla zarif bir biçimde başa çıkmayı öğreneceksin.</p>
<p>Bedeninden fırlayıp gitmek başka, gidip başka bir boyutta oynamak başkadır. Bunu geceleri yapıyorsun – hepiniz yapıyorsunuz – ama şimdi bunların tümünü uyanmış gerçekliğine, Şimdi ânına getirmeye, ve çok uyanıkken bir rüya halinde olabilmeye ne dersin. Diğer boyutlara kadar genişleyebilmek, ama bu arada da arabanı kullanabilmek. İşte bu, sevinç ve tutku içinde yaşamaktır. Teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: Son soru.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten.</p>
<p>10.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Tobias, bu akşam biraz kafam karıştı. Sen açıklamalarını yaptın ve sonunda da ‘suçlamaktan vazgeçin, yaratıcı sizsiniz’ diyerek bitirdin. Ve ben Ocak ayına geri gidiyorum, bize o zaman senin Sam dediğine geçişini anlatmıştın ve… aslında sanırım sen korku kelimesini kullanmıştın – hani evrensel ruhların, kendi yaratılarının onlara fazla yaklaşmasından korktuklarını söylemiştin, ve sanırım, diyelim, seni izleyenler açısından kıyaslandığında, senin geçişinin zorluğu ve güzelliği de burada yatıyor.</p>
<p>Ama o noktada şunu da açıkladın… yani, eğer kendinin hiç sevilmediğini, hiç desteklenmediğini hisseden biriysen ya da böyle birini tanıyorsan, hani çünkü evrensel ruhları, kendi enkarnasyonlarının yaptıklarını görmeye tahammül edemeyip de onlara sırtını döndüyordu. Yani… tamam… ve sonra da hiç yalnız değilsiniz (diyorsun). Hep seviliyorsunuz (diyorsun). Bunlar birbiriyle nasıl bağlantılı, anlamadım?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, ve bir insan kendi karanlığına gitmeye karar verirse, ruhun ve evrensel ruhun onlara sırtını döneceği bir enerji yaratırlar. Ve gerek evrensel ruh gerekse ruh bunu onurlandırdığı için yapar, anlıyor musun. Varlık, yalnız olmak istediğine karar verirse, böyle bir gerçeklik yaratacaktır, başka insanların ve meleklerin sevgisiyle kuşatılmış olsa bile. Yani bu bir tezahürdür ve o varlıkta olan biten şeylerin eyleme dökülmesidir.</p>
<p>Biz bu yüzden, bu bir oyundur diyoruz. Güzel bir oyundur. Oynanan muhteşem bir oyundur, ama bu aynı zamanda Tanrı olduğunuzu anlamaya hazır olduğunuzu söylediğimiz şeydir… tanrısallık dışarlarda bir yerlerde değildir. Tanrısallık, bir sarayda ya da cennette ya da buna benzer bir yerde oturan altın bir melek değildir. Bu, 2012’yi beklemek değildir ve bazı kötü alışkanlıklarınızın üstesinden gelmenizi beklemek değildir.</p>
<p>Tanrısallık en basit, en güzel ve derin şeydir, ve o sizdir. O şu andır. O, bu andaki sizdir. Ama o orada değilmiş gibi davranmak istiyorsanız, o da gidecektir. Sevilmiyormuş gibi davranmak istiyorsanız, sizi sevmeyecektir. Tanrı’dan daha azıymışsınız gibi davranmak istiyorsanız, o da Tanrı’dan daha azıymış gibi davranacaktır. Anlıyor musun?</p>
<p>10.ŞAMBRA: Evet.</p>
<p>TOBIAS: O şu anda öylesine sendir ki. Biz bazı kişileri ‘oyun oynamaktan vazgeçin’ oyununu oynayarak gücendirdik, ve ‘oyun oynamaktan vazgeçin’ diyerek onları tekrar gücendireceğiz – tabii oyunların keyfini çıkartıyorsanız, o başka. Ama, bunların sizin oyunlarınız olduğunu da anlayın. Kimse bunları manipüle etmiyor. Tanrısallığa karşı herhangi bir komplo yok. Bu algıdır. Bu bir oyundur.</p>
<p>Ve tekrarlıyoruz, oyunu oynamayı durdurursanız, nelerden vazgeçeceğinizi hepinizin dile getirmesini istiyoruz. Yani oyunu neden oynamayı sürdürdüğünü anlamanı – sadece senin değil, ama tüm Şambra’nın. “Ben bir yaratıcıyım. Ben O Ben’im” derken, bir rahatsızlık ya da huzursuzluk duygusu VAR.</p>
<p>Oynanan bir oyun daha var; eğer ben yaratıcıysam, parmaklarımı şaklattığımda bir milyon dolar tezahür ettirebilmeliyim, diyorsunuz. Bu bir oyundur. Siz çok Eski Enerji insan tarzında meydan okuyorsunuz. Ve aslında tanrısal olmak yerine, süper insan olmaya çalışıyorsunuz. Ve bu, oynamayı sürdürdüğünüz bir oyun, ve sonra da onu tezahür ettirmenize izin vermiyorsunuz, anlıyor musun. Oysa tezahür ettirebilirdin. Gerçekten ettirebilirdin, ama bunu yapmana izin vermiyorsun, çünkü o zaman oyun sona erer.</p>
<p>Biliyorum, bazılarınız şu anda epostalarının başına geçti (kahkahalar) – Tanrı’ya şükür, bir eposta adresim yok, ama Cauldre ve Linda’nın var – ve şöyle diyorlar, “Ama Tobias, lanet olsun!” Ve ben de size ‘Lanet olsun’ diyorum! Bir oyun oynuyorsunuz. Siz, meteliksiz olma ya da hasta ya da yalnız olma ya da herneyse oyununu oynuyorsunuz – ve bu harikadır. Ben size hayranım. Size hayranım.</p>
<p>Ama size sorduğum tek soru şu, ki bu soru temelde bizden talep ettiklerinize dayanıyor; onu oynamaktan ne zaman vazgeçmek isteyeceksiniz? Ve diyorsunuz ki, “Ama ben oyun falan oynamıyorum ki.” Ve yoksul ya da güçsüz ve hasta ve bir yaratıcı- olmamayı sürdürüyorsunuz. Ve bu pekâladır. Hepimiz sizi seviyoruz. Gerçekten seviyoruz, ve tıpkı ruhunuz ve evrensel ruh ve tüm o diğer şeyler sizi nasıl onurlandırıyorsa, biz de öyle onurlandırıyor – ve oyunu sizinle birlikte oynuyoruz. Bu harika bir oyun.</p>
<p>Ama sen dedin ki, “Benim bununla işim bitti.” Dedin ki, “Lütfen, biri gelsin ve bana bunun bir oyun olduğunu söylesin. Biri gelsin ve bana bunun farketmediğini söylesin.” İşte biz bu yüzden buradayız.</p>
<p>10.ŞAMBRA: Mükemmel. Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Sorulmak istenen bir soru daha var – canlı bir soru – buraya gelebilirsen.</p>
<p>11.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Teşekkür ederim kardeşim. Buraya ilk kez geliyorum, ve bir…</p>
<p>TOBIAS: Eğlenceli değil mi.</p>
<p>11.ŞAMBRA: Ha evet, harika. Benim bir şehir sorum var, ve bu Cripple Creek ile ilgili. Ve ben o uykuda olan yanardağın ne zaman, nasıl ve neden aktif hale geleceğini bilmek istiyorum, çünkü ben Colorado Springs’de yaşıyorum.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de. Onun aktif hale gelmesini istiyor musun?</p>
<p>11.ŞAMBRA: Ha… hayır, ben… çok da uzak olmayan bir gelecekte Dünya gezegenimizde Toprak Ana’nın jeotermal sarsıntıları olacağına ilişkin bir önsezim var.</p>
<p>TOBIAS: Pekâla, şunu söyleyeyim, ve türlü nedenlerden ötürü biraz dikkatli konuşacağım. Enerji hareketleri olacak, doğrudan Cripple Creek’de değil, ama daha alçak, düz bir bölgede. Ve bu, bazı enerjileri sarsacak – ve bu volkanik bir hareket olmayacak, ama başka şeyler olacak – çünkü o belli bölgede, ki adına değinmeyeceğiz, bastırılmış, hapsedilmiş çok enerji var. Çok hapsedilmiş enerji, ve bunun salıverilmesi gerekiyor.</p>
<p>Enerji kızgın, çok, çok katı, ve şeyler kaskatı olduğu zaman, ne olur biliyor musun? Çatlayıp kırılma eğilimi gösterirler. Yani söylediğimiz şey şudur, sezgin oldukça iyi, ama tepeden biraz aşağı indiğinde… ve bunu sözünü ettiğin (yanardağ) patlaması açısından düşünme. Bu farklı bir enerji dönüşümüdür.</p>
<p>11.ŞAMBRA: Bana, konum (mevki), konum, konum dendi. (kahkahalar)</p>
<p>TOBIAS: Eh, konum, konum, konum, yeni, yeni, yeniye dönüşecek.</p>
<p>11.ŞAMBRA: Ha, peki. Ve ben – başkalarının sözlerini ya da fikirlerini aşırmak istediğimden değil ama – bir dolu gerçekten güzel tampon stikeri/çıkartması duydum, ve bunları kullanabilir miyim diye merak ediyordum. İlle de zengin olmak için değil ama…</p>
<p>TOBIAS: Neden… neden zengin olmak istemezdin?</p>
<p>11.ŞAMBRA: “Deneyimi sen seçersin.” Bunu sevdim.</p>
<p>TOBIAS: Harika bir stiker.</p>
<p>11.ŞAMBRA: Bunu kullanabilir miyim?</p>
<p>TOBIAS: “Tobias” dediğin sürece. (Tobias kıkırdar ve izleyiciler güler)</p>
<p>11.ŞAMBRA: Tamam. Vay vay!</p>
<p>TOBIAS: Sana takılıyordum. Kesinlikle. Kesinlikle. Bu tür şeyler paylaşmak için harikadır. Ve onun bir tampon stikeri olmasının ötesine geçip senin için harika bir bolluk oluşturabileceğini de bekle.</p>
<p>11.ŞAMBRA: Peki. Namaste kardeşim.</p>
<p>TOBIAS: Namaste. Ve bir tane daha var. Bir soru daha.</p>
<p>LİNDA: Bir tane daha.</p>
<p>TOBIAS: Bugün çok eğleniyoruz!</p>
<p>LİNDA: Evet ya, (burası) sadece bir oyun alanı!</p>
<p>12.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam Tobias, geçen yıl gerçekten çok meşguldüm, o yüzden buraya gelmedim ve Şaudları okumadım. Ve Noelden sonra, hızlandırılmış bir kursa gerçekten ihtiyacım olduğunu düşündüm. Böylece hızlandırılmış bir kurs yaptım. Şimdi, sonbahara geri gidecek olursam, ben köpeğim ve komşu çocuklarla yürüyorum ve biz sokaklarda dolanıyoruz, ve ben sık sık demir paralar buluyorum. Bazen de çok alışılmadık bir şey buluyorum. Neyse, bu sonbaharda sokakta yürüyordum… bugün onu getirdim, çünkü çok özel bir şey. Bunu buldum… ne olduğunu görüyor musun? Üzerinde ‘N’ var. Ve eğilip onu aldığımda düşündüm ki… sezgisel olarak bunun benim için olduğunu bildim ve o gerçekten çok özeldi. Onu orada, sokakta bırakamazdım. Özeldi.</p>
<p>Herneyse, sonra onu yatağımın yanındaki günlüğümün yanına koydum ve Noelden sonra Noel şeylerini kaldırıyordum, ve yatağımın altındaki plastik kutulara Noel malzemelerini doldurdum, ve bu, yere düştü. Ve ben Uyanış Evi’ni ve bazılarımızın onu inşa ettiğini daha yeni okumuştum. Tamam mı?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Öbür tarafına bakmayı hiç düşünmedim. Bak, arkasında ne var. Bir çivi. Ve bu… söylüyorum sana, bu tür eşzamanlılıklar olduğunda… bak, Yeni Enerjinin, eşzamanlılıkların ve, bilirsin işte, böyle bir şey olduğunda havalara sıçramanın busunu seviyorum. Öylesine güzel bir şey ki.</p>
<p>LİNDA: Bu, David’in numeroloji kulübüne benziyor.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Evet ya! Ve şimdi ondan söz ediyorsun! Dinle, sonra bugün, o kartın üzerinde daha önce fark etmediğim bir şey daha fark ettim. Üzerinde minicik bir 11 var, ve bu benim özel rakkamımdır. Teşekkür ederim!</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Bir şey daha. Hissetmek… çünkü bu hızlandırılmış kursu yaptığımı biliyorsun, tamam mı. Yani şeyleri hissetmeye gelince, ben bunu yıllardır yapıyorum. Ben… Cuma sabahları banyo küvetinde meditasyon yapıyor ve şeyleri hissediyorum.</p>
<p>LİNDA: Banyo küveti meditasyonu mu?</p>
<p>12.ŞAMBRA: Hı hııı, ve bana gelen şeyleri kaydediyorum. Tamam. Bunu yıllardır yapıyorum. Ve o gün düşündüm – bu birkaç hafta önce oldu – düşündüm ve dedim ki, ben sadece boşluğu hissedeceğim, sadece orada olacağım ve ne olacağını göreceğim, tamam mı? Çünkü bak, ben Nişancı (Sagittarius) takımyıldızındanım. Bu Yeni Enerjinin harika olduğunu düşünüyorum. Ben sadece…</p>
<p>LİNDA: Annemi mi çağırdın? (kahkahalar)</p>
<p>12.ŞAMBRA: Bak, Nişancı takımyıldızının varlıkları önden koşturur ve “Oyy! Burada bir keşif yapılacak” der, anlıyor musun. Ve ben de bunu yapıyordum ve bu harikaydı. Sadece boşlukta oturuyordum, varoluyordum ve sadece, ahh! Sadece harikaydı. Sonra ansızın o sürüngen gözünü gördüm – devasa bir sürüngen göz. Hazırlıksız yakalandım. Bu neydi şimdi böyle? Ve ben soruyu sorar sormaz, yok oldu. Açıkla. (kahkahalar)</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Gerçekten. Bu sana özel, ve herkesin kendi durumu olduğunu düşünmesini istemiyoruz, çünkü bazen bu gözler ortaya çıkabilir, ve bunlar aslında ortaya çıkan senin benliğinin veçheleridir, neler yaptığını görmek için. (kahkahalar) Veçhelerin gerçekten geçmişten geliyor ve senin gelecekte nasıl olduğunu bilmek istiyor.</p>
<p>Ayrıca, uzun zamandır görmediğin ya da konuşmadığın meleksel ailen var, ve onlar – nasıl desek – çok uzak bir yerden gelip seni kontrol ediyorlar, “Daha anlamadın mı?” diyorlar, çünkü sen anladığın zaman, onlar da anlamaya başlayabilirler. Yani seni kontrol eden bir dolu varlık var.</p>
<p>Senin durumunda, sevgili varlık… şimdi bunun üzerine hepinizin krize girmesini istemiyorum, ama sürüngen türünde boyutlar-arası enerjiler var. (izleyicilerin arasından biri “Oo” der) Ooo, onlar bazen…</p>
<p>LİNDA: Aman ne güzel…</p>
<p>TOBIAS: Onlar bazen… (Tobias kıkırdar). Onlar yerin altında yaşamıyorlarsa da…  bazen gelip araştırma yaparlar. Çok ilginçtirler. Çok zihinseldirler – bu da sana bir şey söylemeli. Kendi duygularına ya da hislerine sahip değiller. Aslında zihinde öylesine kapana kısılmışlar ki – ve bu hepiniz için bir uyarı olmalı – hisleri ve duyguyu kaybetmişler. Bu yüzden de gidip his ve duygulardan beslenmeleri gerekiyor.</p>
<p>Onlar aslında sürüngenlere benzemiyorlar, ama pek de arzu edilen yaratıklar olmadıklarından, sen onları sürüngen olarak tezahür ettiriyor ya da görüyorsun. Ve onlar hislerden ve duygulardan beslenmek için geliyor, çünkü kendilerininkine sahip değiller. Seninkini çalmak istiyorlar, ama her seferinde – sadece senin değil, ama herkesin – duygusunu, ilk elden de korku, kaygı temelli olanları ve daha aktif duyguları çaldıkları her sefer, onu içlerine alıyorlar. Ondan beslenmeye çalışıyorlar, ama anında zihnselleştiriyorlar. Böylece de, aslında hiç doymayan bir açlığa sahipler.</p>
<p>Hepimizin bildiği gibi, onların da kendi dönüşümlerinden geçeceği bir noktaya gelinecek. Ve bu arada, bunlar fiziksel varlıklar değildir, ama onlar da kendi gezegen türlerinde, ya da adına her ne demek isterseniz, kendi evrimlerinden geçiyorlar. Ama onlar için çok zor olacak. Onlara cehennem gibi gelecek. Zihnin ötesine geçmek amacıyla bilinçli seçim yapan ilk varlıklar için duygu ve hisse sahip olmak, gerçekten bunaltıcı olacak. Sanki cehennemden geçiyorlarmış gibi hissedecekler. Sanki içleri sökülüyormuş gibi, parçalanıyor ve boşluğa tükürülüyormuş gibi hissedecekler, çünkü eski zihinsel işlemden geçirme yapıları ve kalıpları parçalanıyor olacak.</p>
<p>Kendini hislerin dışında tutmaya programlayıp da sadece akılcı, mantıklı, zihinsel ya da analitik olmuş bir varlık için, yeniden hislerin ve duyguların tadına bakmanın, ne kadar bunaltıcı bir şey olabileceğini düşünebiliyor musun? Çok bunaltıcıdır. Binlerce ölüm yaşadıklarını düşünecekler.</p>
<p>Ama bunun üstesinden geldikten sonra, kendilerini tamamladıklarını ya da geliştirdiklerini fark edecekler, ve bir kez daha hislere nasıl geri dönüleceğinin kendi boyutlarındaki ve gerçekliklerindeki öğretmenleri olacaklar. Bu, kulağa sadece biraz aşina geliyor, ve öyle de.</p>
<p>LİNDA: South Park (tv dizisine) bunu bir bölüm olarak satmama izin verir misin? (kahkahalar)</p>
<p>TOBIAS: Ama şimdi, biz…</p>
<p>12.ŞAMBRA: Teşekkür ederim, Tobias.</p>
<p>TOBIAS: Burada, kulübede South Park yok ama, biz, bu tür bölümlerden çok, birçoğunu görmüş gözlerinizi izliyoruz, ve korkarız onlar bunu pornografik bir hale sokarlar. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, ne harika bir gün oldu. Lütfen yaşamın tadını çıkartın. Lütfen kendinizi bir yaratan olarak ve yaratan-olmayan olarak deneyimleyin.</p>
<p>Ve öyledir.</p>
<p>Kırmızı Meclis’in varlıklarından Tobias, Golden, Colorado’da yaşamakta olan Geoffrey Hoppe, kısaca “Cauldre” tarafından sunulmaktadır. Tobit’in mukaddes kitabında bulunan Tobias’ın öyküsü, Crimson Circle sitesinde bulunmaktadır.<br />
www.crimsoncircle.com. Tobias materyelleri, bedelsiz olarak dünyanın her tarafında bulunan ışık işçileri ve Shaumbra’ya, Ağustos 1999 tarihinden beri sunulmaktadır. Bu tarih Tobias’ın, insanlığın yıkım potansiyelini aşıp, Yeni Enerjiye girdiğini söylediği tarihtir.<br />
Kırmızı Çember, Yeni Enerjiye geçiş yapacak ilk insan (kılığındaki) meleklerden oluşan küresel bir ağdır. Bu kişiler, yükseliş halinin sevinç ve zorluklarını deneyimlerken, diğer insanların da yolculuğuna, paylaşım, ilgi ve yol göstererek yardımcı olmaktadır. Crimson Circle’in sitesine her ay 50.000’in üzerinde ziyaretçi, son materyelleri okumak ve kendi deneyimlerini tartışmak amacıyla girmektedir.<br />
Kırmızı Çember her ay Denver, Colorado’da, Tobias’ın, Geoffrey Hoppe kanalıyla son bilgileri sunduğu yerde biraraya gelmektedir. Tobias, kendisinin ve Crimson Council’ın (Kırmızı Meclisin) diğer semavi varlıklarının, aslında insanoğlunun kanallığını yapmakta olduğunu bildirmektedir. Tobias’a göre, onlar bizim enerjilerimizi okumakta ve biz içimizde deneyimlerken, dışardan da bakabilmemiz için, kendi bilgilerimizi bize geri tercüme etmektedirler. Kırmızı Çember toplantıları herkese açıktır, ama LCV takdir edilir. Katılımı gerektiren hiç bir şey ve ödenmesi gereken bir aidat yoktur. Kırmızı Çember bolluğunu, dünya çapındaki Shaumbra’nın açık sevgisi ve bağışlarıyla sürdürür.<br />
Kırmızı Çemberin en yüksek amacı, insan melekler ve öğretmenler olarak, içsel spiritüel uyanış yolunu yürümekte olan kişilere hizmet etmektir. Bu hıristiyanlıkla ilgili bir misyon değildir. Tersine, içsel ışık, merhamet ve ilgi bulabilmeleri amacıyla, insanları senin kapına getirecektir. Kılıçlar Köprüsü’ndeki yolculuğuna başlayan bu kendine has ve değerli insan sana geldiğinde, o anda ne yapman ve öğretmen gerektiğini bileceksin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2009/03/07/saud-8-%e2%80%9cfarketmez%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 7: “Fili Yemek”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2009/02/07/saud-7-%e2%80%9cfili-yemek%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2009/02/07/saud-7-%e2%80%9cfili-yemek%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2009 12:02:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Geri Dönüş Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=405</guid>
		<description><![CDATA[Kuthumi Lal Singh’in katılımıyla
Kanallık, Geoffrey Hoppe
Kırmızı Çembere sunulmuştur
7 Şubat 2009
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org
Namaste-e-e-e-e! (kahkahalar yükselir) Namaste, Şambra! (izleyiciler karşılık verir, “Namaste!”) Namaste, Şambra-a-a-a!
(izleyiciler daha yüksek sesle karşılık verir, “Namaste!”) Benim, Üstat Kuthumi, ve bir kez daha Şambra’yla birlikte olma fırsatını sağlayan bugünü başka hiç bir şeye değişmem. Enerjinizi, özünüzü yudumluyorum. (Kuthumi derin bir nefes alır)
Burada sizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kuthumi Lal Singh’in katılımıyla<br />
Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
7 Şubat 2009<br />
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org</p>
<p>Namaste-e-e-e-e! (kahkahalar yükselir) Namaste, Şambra! (izleyiciler karşılık verir, “Namaste!”) Namaste, Şambra-a-a-a!<br />
(izleyiciler daha yüksek sesle karşılık verir, “Namaste!”) Benim, Üstat Kuthumi, ve bir kez daha Şambra’yla birlikte olma fırsatını sağlayan bugünü başka hiç bir şeye değişmem. Enerjinizi, özünüzü yudumluyorum. (Kuthumi derin bir nefes alır)</p>
<p>Burada sizi yudumlarken birkaç sorun görüyorum. (kahkahalar) Bugün onun üzerinde çalışacağız. Bu, Şaudlar tarihine en içe işleyen ya da en gizemli, en ezoterik Şaud olarak geçmeyecek, ama bazı şeyleri hareket ettirdiğimiz bir gün olacak.<br />
<span id="more-405"></span><br />
Hepinizle birlikte yeniden sahnede olmak ne büyük bir sevinç. Burası hepimizin sahnesi. Kendimiz olabildiğimiz, melek olabildiğimiz, birkaç dakikalığına bazı korkularımızı ve kaygılarımızı bırakabildiğimiz yer bu Şaud’dur – bu sihirli, güzel enerji, bu güvenli alandır. Ailemizle ve dostlarımızla hemen burada hemen şimdi birlikte olabiliyoruz. Ne büyük bir mutluluk.</p>
<p>Şimdi hep birlikte derin bir Kuthumi nefesi alalım…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>… ve enerjileri hissedelim.</p>
<p>Ve bugün ne görüyorum? Filin yarısını yediğinizi (kahkahalar) ve diğer yarısının da ağzınızdan sarktığını görüyorum. (yoğun kahkahalar) Üstelik sarkan parça da, filin güzel tarafı değil. Hiç değil. Günümüze devam ettikçe bunu biraz daha açacağım.</p>
<p>Ama Tobias’ın geçenlerde gelip de bana, “Kuthumi, Bu Sevgililer Şaud’unda Şambra’yla birlikte olur musun? Saint Germain ve ben İsrail ve Mısır’a önden gideceğiz, Şambra’yla sen birlikte olur musun, ve senin için de çok önemli olan bu topraklara gittiğimizde, sen de Şambra grubunla birlikte gelip bize Mısır’da katılır mısın?” demesi ne büyük bir sevinçti. Bu fırsata atladım.</p>
<p>Tobias ve Saint Germain burada sık sık karşınızda yer alıyorlar, ama ben sizlerle çok daha gün-be-gün birlikteyim. Ben, içinde bulunduğunuz bu oldukça ilginç, meydan okuyucu zamanlardan sizinle birlikte geçiyorum. Buraya, arada bir sizi güldürmek için geliyorum. Bazen biraz sıkışıp kalıyorsunuz, ve benim gelip yaşamınıza biraz mizah katmaya çalıştığımı, içine girdiğiniz o ciddiyetten sizi çıkarmaya çalıştığımı, ve herşeyden çok da içine girdiğiniz o çok zihinsel, akılcı halden çıkarmaya çalıştığımı, belki hissediyorsunuzdur.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, bugün, filin geri kalanını yemeye, biraz hazmetmeye zaman ayıracağız. Bu ne güzel bir gün, yeni kitabımın sunumu yapıldı – ha! ve Marisa’nın da burada olması! (Kuthumi’nin, toplantının başında Kuthumi ile birlikte yazdığı Pharaoh Thutmose III (Firavun III.Thutmose) adlı kitabını tanıtan Marisa Calvi’den söz etmesi, kahkahalara neden olur)</p>
<p>Bu kitap üzerinde birlikte çalışmaktan çok büyük keyif aldık. Ve hepiniz gerçekten şunu keşfedeceksiniz, ben Kuthumi, Saint Germain, Tobias ve daha birçokları gibi fiziksel olmayan varlıklara kendinizi açtığınız zaman, birlikte çalışmanın her iki taraf için de ne büyük sevinç içerdiğini göreceksiniz. Biz sizi yaptığınız şeylerde fazla formatik, fazla akılcı olmaya çalışmaktan alıkoyuyoruz. Size hisleri getiriyoruz, ve seninle yaptığımız da buydu, Marisa. Birlikte çalıştığımız günleri ve geceleri hatırlarsan, seni o his enerjisine sokuyorduk, ve bu enerji senin, Thutmose olarak yaşadığım o yaşama geri gitmene ve o deneyimleri gerçekten hissetmene ve sonra da onları kendi enerjine yerleştirmene izin veriyordu. Öyküyü anlatabilmene – kişisel olgular o kadar önemli değil – ama hisler ve öz önemlidir.</p>
<p>Sevgili Şambra, Tobias ve Saint Germain söyledi ama ben yine söyleyeceğim. Enerjiler bu kadar yüksek ve bu kadar yoğunken, enerjiler bu denli açıkken, yaratmak için şu an yaşamınızın ne güzel bir zamanı. Bakın, daha önce hiç bu kadar kargaşa ve bu denli az yapısallık olmamıştı. Daha önce insan bilincinde bu kadar belirsizlik ve kuşku hiç olmamıştı. Daha önce genişlemiş bilince, yeni fikirlere bu kadar çok yeni açılımlar – ki siz bunlara kapılar, açılımlar, eşikler diyebilirsiniz – hiç olmamıştı.</p>
<p>Yeni Enerjiyle Çalışmak</p>
<p>Teorik bir kavram olarak Yeni Enerji hakkındaki her şeyi duydunuz. Şimdi, çok da uzak olmayan bir gelecekte Adamus bazılarınızı Yeni Enerjinin çok belirli çalışmalarıyla tanıştıracak. Ama siz bu kavramı/anlayışı duydunuz. O şu anda çevrenizde gezinip duruyor, davetinizi ve açılımı bekliyor.</p>
<p>Bazen görmek zordur, çünkü zihin geri gidip şeylerle daha önceleri başa çıktığınız yollara başvurma eğilimi gösterir. Ama bir an için durun, o derin nefesi alın, ve yüksek sesle bir kahkaha atın. Ben bunu Tobias’ın söylediğine ekleyeceğim – derin bir nefes al ve sonra onu gülerek ver. Gülerek ver. (izleyiciler güler) Derin bir nefes alırsınız – hadi bunu tekrar yapalım – derin bir nefes alın ve gülerek verin. (izleyiciler daha yüksek sesle güler, Kuthumi kıkırdar) Bu iyiydi, Şambra. Bu çok iyiydi. Ben bunu yapacağım bir TV programının gülme efekti için kaydedeceğim. Güldüğünüz zaman, o gülme enerjisini yayın. İşte o zaman eğlenceli bir hal alır. Ve o zaman ilgi çekici hale gelir.</p>
<p>Böylece benim bugün gelme nedenim… bu enerjinin birazına girebilmek, onu hareket halinde tutabilmek amacıyla birlikte küçük bir çalışma yapacağız. Şu ara sıkışıp kalmak çok çok kolaydır. Çok kolaydır. Bu sanki çok zorlu bir labirentten ya da tuzaktan yürüyüp geçmeye benzer, ona yakalanmak çok kolaydır. Ve o zaman ne yaparsınız? Nefes alırsınız. Ona biraz gülersiniz. Bizimle konuşursunuz.</p>
<p>Burada bulunmamızın en büyük nedenlerinden biri kendi büyük, parlak bilgeliğimizi size bildirmek değildir. Sizinkini (sizin büyük, parlak bilgeliğinizi) yüreklendirmek içindir. Biz, sizi dinlemek amacıyla burada bulunuyoruz, çünkü yüksek sesle bize konuştuğunuzda – ve ben bunu size öneriyorum – bize yüksek sesle konuşun. Zihninizden bizimle konuşmaya çalıştığınızda, bunun sizin üzerinizde farklı bir etkisi oluyor. Ama yüksek sesle konuştuğunuzda kendi sesinizi duyabildiğinizde ve sonra bize kulak verdiğinizde, şeylerin berraklaşması, netleşmesi sağlanır. Bu, enerjilerin çok güzel bir yoldan hareket halinde kalmasına yardımcı olur. Işte biz bunun için buradayız. Gelip de sizinle konuşamayacak kadar da meşgul değiliz. Başka insanlarla, sizinle biraz şakalaşamayacak, konuşamayacak kadar meşgul değiliz.</p>
<p>Bazılarınız bize geliyor – herhangi bir varlığa – ve sizin adınıza (bazı sorunları) çözmemizi istiyor. Ama biz bunun için de burada değiliz. Biz, olduğunuz o parlak varlığı keşfetmenize yardımcı olmak için, gnost denen o şeyi keşfetmenize ve (kendinize, yaşamınıza) getirmenize yardımcı olmak için buradayız. Biz, Yeni Enerjiyi getirmeye başlamanıza yardım etmek için buradayız.</p>
<p>Yeni Enerji neredeyse tanımların ötesindedir, çünkü tanımlama, geçmişe ait bir şey olduğu anlamına gelirdi, oysa Eski Enerjiyle Yeni Enerji iş görmeleri açısından çok farklıdır. Yeni Enerji parlaktır. Çok hızlı ve etkilidir.</p>
<p>Şu anda bile bazen yaşamınızda o sorunlarla ya da meydan okumalarla karşılaşıyorsunuz, ve sonra derin derin düşünmeye başlıyorsunuz. Derin derin düşünmek – işte bu, tekrar tekrar üzerinden geçmektir. O sorunla ilgili döngüyü sürdürüp duruyorsunuz, tıpkı bilgisayarınızın hard sürücüsünün bilgiyi işlemden geçirmesi gibi. Bu onu tekrar tekrar işlemden geçirmeye benzer. Ve bu sizin giderek sinirlenmenize ve enerjinizin de düşmesine, ve sizin daha da sıkışıp kalmanıza neden oluyor. İşte bir şey üzerinde derin derin düşünmek budur. Biliyor musunuz, Yeni Enerji’nin derin derin düşünmenize gereksinimi yoktur. Yeni Enerji yaratır. Genişler. Açılır. O nedenle, biz o derin nefesi içinize çekmenize yardımcı olmak için buradayız, ve bunu yaptığınız zaman, içinize gerçek Yeni Enerjiyi soluyun. Nefesinizle onu içinize alın.</p>
<p>Böylece, ben kitabın tanıtımı için burada olmaktan çok mutluyum – bu kitap ki, birçok başka kitabın fitilini ateşleyecek, belki daha fazla projenizi ateşlemeye yarayacak, belki daha önce denemediğiniz şeyleri denemeniz için sizi yüreklendirecek. Ben ayrıca çıkacakları Mısır gezisine hazırlanan Linda, Norma ve Garret ve Cauldre’nın enerjileriyle çalıştığım için de buradayım. Öyle deneyimler yaşayacaklar ki, hmm, (izleyiciler Linda’nın yaptığı mimiklere güler) tabi bu gruba katılanlar da.</p>
<p>Neden bazı deneyimler yaşayacaklar? Çünkü bunu istediler. Bunu istediler, ve onlar da sizin yaşadığınız düş kırıklığı ya da engellenme hissinin aynını hissettiler. Bilincin bu yeni katmanlarına – bu yepyeni, daha çok az insanın gittiği, belki de kimsenin gitmediği katmanlara – ulaşma arzusunu hissettiler, ve onlar da birçoğunuz gibi çabalıyor ve şöyle diyor, “Bunun yaşantımızda iş görmesini nasıl sağlayabiliriz? Burada uğraşmak zorunda olduğumuz tipik insanca durumlar var – bedenlerimiz gibi, yolculuk etmek, faturaları ödemek, işle ilgili sorunları halletmek gibi – tüm bu insani şeyler. Bilincin bu yeni katmanına ulaşmamız nasıl mümkün olacak?” Bu, hepinizde varolan bir sinir olma, bir engellenme halidir.</p>
<p>Böylece, onlar bu fırsatı tasarladılar, bu yolculukta onlara eşlik edecek başka Şambralarla birlikte tasarladıkları bu fırsat, bir anlamda kendi köklerinin bazısına geri dönmelerini, insanlığın bazı gizemlerine geri dönmelerini, geçmişten gelen şeyleri yeni ve farklı bir bakışla görmelerini ve Yeni Enerjiyle neler olabileceğini anlamalarını sağlayacak. Böylece biz, yapacağınız geziye hazırlanmanıza yardımcı olmak için buradayız.</p>
<p>Şimdi derin bir nefes alalım, çünkü onların keşfedecekleri şeyi sizler de keşfedeceksiniz, çünkü hepinizin eşsiz ve egemen yaratıcılar olduğu bu güzel, kutsal Şambra enerjisi söz konusu. Ki bu anahtar kelimedir, sevgili Şambra – eşsiz ve egemen. Yine de hepiniz çok içten ve güvenli ve açık bir düzlemde birbirinize bağlısınız. Ve bu kendi içinde bazı insanlar için bir meydan okumadır, yani kendini bağımsız olarak görmek, ama birbirleriyle, özellikle de başka eşsiz ve egemen varlıklarla bağlantıda olabilecek kadar da açık ve güven içinde olmak.</p>
<p>Genel olarak insanlar için bu yeni katmana girmenin getirdiği meydan okumalardan biri de, insanların bir tür birliğe ya da &#8211; benim hiçlik diyeceğim – homojen, tanımlanmamış, oldukça sıkıcı bir mutluluk hayaline geri dönmeye dair sahip oldukları ilginç  arzudur. Birçok insan şöyle düşünüyor, “Başlangıca, bir’liğime bir geri dönebilsem, o zaman herşey mükemmel olacak.” Eh, bir’liğinize geri dönseydiniz, artık kim olduğunuzu bilmeyecektiniz, çünkü o birliğin geri kalan herşeyiyle harmanlanacak, ona karışacaktınız. Böylece yalnızca insan halinin ölümüne ölmek yerine, ruhun ölümüne ölecektiniz.</p>
<p>Ah hayır, geri dönmüyorsunuz. Dışarıya ve içeriye doğru genişliyorsunuz. Saint Germain’in sizin kendi Bir’liğiniz için kullandığı deyimle, kendinizi egemen/mutlak bir birlik olarak anlamaya başlıyorsunuz. Ve ancak kendi birliğinizde diğer herşeyin nasıl işlediğini anlarsınız, çünkü önce kendinizin nasıl işlediğini anlamanız gerekir.</p>
<p>Yaşamın zorlayıcı sorularının yanıtlarını dışarda arayanlara, bugünün yanıtlarını geçmişte bulmaya çalışanlara yazıklar olsun. İçine bakmayı unutup da, sanki yıldızlarda bir sır varmışçasına, sanki başka boyutlarda olup da burada olmayan bir tanrı varmışçasına, hep dışarıya bakanlara yazıklar olsun. Kendi ruhlarına dönmeyi unutacak kadar zihinlerinde kısılı kalanlara yazıklar olsun.</p>
<p>Ha, ve benim bu gözlemi yapabilmemin nedeni, sevgili varlıklar, geçmişte, belki Adamus hariç (Kuthumi kıkırdar) her varlıktan daha çok sıkışıp kalmam, yükseliş yolumda herşeyimi kaybetmemdir. Şimdi, Şaudlardan birinde ben bundan söz ettiğimde – “Yükseliş yolunda komik bir şey oldu. Ben herşeyimi kaybettim” dediğimde – bazılarınız bunu hiç de komik bulmadı, ama sevgili Şambra, bu sadece bir an için böyle hissedilir. Ve o an, sanki bir sonsuzluk gibi hissedilebilir (güler), oysa yalnızca bir andır. Ama öyle hissedilebilir.</p>
<p>Herşeyden daha fazlasını keşfetmek için herşeyi kaybedersiniz. Olduğunuzu düşündüğünüz herşeyi kaybedersiniz, çünkü o bir fasetadır, yanılsatıcı bir görünüştür. Bir yanılsamadır. Hepsi bir yanılsamadır. Ah, siz o yanılsamayı ne kadar da gerçek kılmaya çalışıyorsunuz, değil mi? İçinden çıkmaya çalıştığınız şeye nasıl da tutunmaya çalışıyorsunuz. (Kuthumi güler) Gün boyunca nasıl da çabalıyorsunuz, ama ben gelip de sizden günü almaya kalktığımda da bağırıp çağırıyor ve onu geri almaya çalışıyorsunuz. Aptal, aptal insanlar. (Kuthumi yine güler)</p>
<p>Böylece sevgili Şambra, ha, diyordum ki, içinden çıkamayacak kadar sıkışıp kalmanın ve düğüme, bu işleme dolanmanın ne demek olduğunu biliyorum.</p>
<p>Şu Yeni Enerji şeyi – siz onu ancak keşfetmeye başlıyorsunuz. Onu azıcık anladığınızı düşündüğünüz an, sizden kaçıp kurtuluyor. Saklanıyor. O yeni katmanı her hissettiğinizde, başka bir yere gidiyor, öyle değil mi. Kendinizi çiçek açmanın eşiğinde hissettiğiniz her sefer, kapanıveriyorsunuz. Kötü bir bekâret kemeri gibi kapanıyorsunuz. (kahkahalar, Kuthumi de güler) Söylemem gerekir ki, içinde bulunduğunuz noktadan sizi çıkartmak için bugün çok kötü şakalar yapacağımı Cauldre’ya söylemiştim. Nerede kalmıştık? Ha evet… (güler)</p>
<p>Biz konuştuk, siz ve ben – her biriniz ve ben. Tıpkı Tobias’ın sizinle konuşması gibi ve Adamus’un sizinle konuşması gibi, ben de sizinle bu Yeni Enerji hakkında konuştum. Bir parçanız onun neye benzediğini çok bilmek istiyor. Ama bir de başka bir parçanız var ki, onu tanımlamadan, düzenli bir sıraya sokmadan ve garantilerini ve diğer her şeyini düzgünce güzel bir yazıyla kağıda dökmeden deneyimlemekten ödü patlıyor. 30-günlük para iade garantisi istiyorsunuz. (kahkahalar) Size bir deneme imkânı vermemi, bir sunumda bulunmamı ya da bir deneme sürüşü yaptırmamı istiyorsunuz, oysa o bu şekilde iş görmez.</p>
<p>Yeni Enerji – o farklıdır. Şambra’nın bu toplantılarına yeni katılanlar için (şunu söyleyeyim), bakın, titreşimsel enerji karşıt güçlerle ya da dualiteyle çalışır. Siz bunu aydınlık ve karanlık, eril ve dişil, alt ve üst olarak betimlersiniz. Ama bakın, herşey kendi karşıt gücüne sahiptir, ve gerçekliğiniz bugüne kadar bu şekilde yaratılmıştır. Ve bu, bu arada, gerçeklik yaratmanın çok etkili bir yoludur, bir noktaya kadar.</p>
<p>Ruh ve bilinç, farklı bir yoldan öğrenmek istediği noktaya gelinceye kadar, yani artık aynı eski, tekrarlanan kalıpları, karşıt güçleri, kötüye karşı iyiyi, sürüp giden dramları, ve dramları, ve dramları istemez. Bilinç öyle bir noktaya gelir ki – ruhunuz öyle bir noktaya gelir ki, şöyle der, “Ben artık dualitenin nasıl çalıştığını biliyorum. Çatışmayı biliyorum. Onlardan çok yaşadım. Karşıt güçleri biliyorum, ve hiçbirinin asla kazanamayacağını da biliyorum. Onlar birbirine ters düşüp duruyor. Aynı kalıpları sürdürüyorlar.” Böylece bilinç der ki, “Bir yerlerde daha fazlası olmalı. Karşıt güçlerin ötesinde bir şeyler olmalı,” ve vardır da. Ama içinde yaşadığınız bu yanılsama öylesine güçlü ve kendi kimliğine tutunmayı öylesine sürdürmek istiyor ki, bırakmak istemiyor. Onu sımsıkı yakalıyor, ve sonra bu, gerçekliğinizdeki tüm diğer enerjiler tarafından destekleniyor. İş yerinizin ve hatta fiziksel çevrenizin gerçekliği, hepsi umutsuzca tutunup bu yanılsamayı birarada tutmaya çalışıyor. Ama yine de bilinç ortaya çıkıyor ve diyor ki, “Yaşamı deneyimlemenin farklı bir yolu olmalı.” Ve işte siz şu anda tam bu noktadasınız.</p>
<p>Ve farklı bir yol var. Var, ve bizim Yeni Enerji dediğimiz bir şeyi içeriyor. Yeni Enerji titreşimsel değildir. Yeni Enerji genişleyicidir – bu gerçi Şambra 101’e (ilk giriş dersine) dayanıyor ve bazılarınız için eski bilgi olabilir ama, bazıları için de yeni bilgidir – ve bu Yeni Enerjinin, kendini bilmek için karşıt bir güce ihtiyacı yoktur. Kendi yansımasını yansıtan imgelere gereksinimi yoktur. Sekip geri dönecek bir şeye gereksinimi yoktur. Genişleyicidir, çünkü zerafet içinde dışarıya akar, ve aynı zamanda da içeri akar. O eski titreşimsel enerjiden o kadar farklıdır ki, onu tanımak zordur. Siz belli bir düzeyde enerjiyi hissetmeye alışıksınız. 3B dualite ortamınızda çok tipik ve belirli yanıtlara, tepkilere alışıksınız. Ama Yeni Enerji çok farklıdır.</p>
<p>Egemen Olmak</p>
<p>Ben onu ayrıntılarıyla açıklamaya çalışmak bile istemiyorum. Adamus bunu daha sonra yapacak. Ben sadece sizin ona açık olmanızı istiyorum. Özellikle de, şu anda yaşamınızda karşılaştığınız ve sizi gerçekten aşağıya çeken, gerçekten sinirlendiren bazı sorunlarda. Şimdi bir an için o sinirlenmenin ötesine bakın. Bunlar için şu anda yaşamınızda olmakta olan bazı bireysel şeyleri suçluyorsunuz, ama o sinirlenme ya da engellenme hissi aslında kendini açmak isteyen, farklı yollardan deneyimlemek isteyen kendi bilinciniz ve kendi ruhunuzdur. Ve o bunu yapabilir. Yapabilir.</p>
<p>Zorluk şurada. Bu, yanılsamayı – eski yanılsamayı – bırakmak anlamına gelebilir. Bu, sıkı sıkı tutunduğunuz bazı şeyleri, alışık olduğunuz iş görme yollarından bazısını bırakmak anlamına gelebilir, ve bu, insan yanılsaması için korkutucu olabilir. İnsan yanılsaması bir güvencesi olmadan bırakmak istemez.</p>
<p>Ama işte siz burada devreye giriyorsunuz. Sizin güveniniz. Dışardaki herhangi bir şeye güvenmek değil de, kendinize olan güveniniz. Hallolacağını çok derin bir düzeyden bildiğinize güvenme beceriniz. Şimdi bu biraz korkutucudur, çünkü Eski Enerji şartlanmasının getirdiği bir şey de, hep bir başkasının halledeceğine güvenmek, bu konuda hep bir başkasına yaslanmaktır. Ama bu yeni farkındalıkta sizden kendinize güvenmeniz, Yeni Enerjiye gerçekleştirdiğiniz ve neredeyse tanımlanamaz olan bu sıçrayışa güvenmeniz isteniyor; hiç Eski Enerji gibi çalışmayan Yeni Enerjiye o sıçramayı yapmanız isteniyor; yaşamı farklı bir yoldan deneyimlemeye, kendinizi eski yanılsamanın dışında deneyimlemeye sıçramanız isteniyor.</p>
<p>Şimdi, bir dereceye kadar bunun olmasına izin veren oldukça az Şambra var, ama onlar size “Bunu sadece yap” diyecek ilk kişiler olacaktır. O güveni sahiplenin. O sıçramayı gerçekleştirin. Önceden sahip olduklarınızın yanılsamasından başka kaybedecek hiçbir şeyiniz yok. Bunu gerçekleştirenler şaşkınlık içindeler, size benim dediğim şeyi söyleyeceklerdir, “Bu o kadar sonsuz derecede basit ki, o kadar sevinç dolu bir kolaylığa sahip ki, zor geliyor.” Eski dualite şartlanmaları şeyleri zor kılıyor. Yanılsamanızın bir bölümünü de bu oluşturuyor – zorlaştır ki gerçek olsun – anlıyor musunuz. Yeni Enerji o kadar kolaydır ki, o eski parçanız, bunun bu yoldan gerçekleştirilebileceğini yadsıyacaktır. Ona direnecektir, çünkü onu zorlaştırmak isteyecektir. Ama hatırlayın, sizler egemen varlıklarsınız. Kolaylığı seçebilirsiniz. O sıçramayı yapmayı seçebilirsiniz. Kendinize güvenmeyi seçebilirsiniz.</p>
<p>Şu Anki Enerjiler</p>
<p>Ama bu kadar ders yeter. Pekâla, şu anda neredeyiz, Şambra? Sıkışıp kalmış enerji. Neler olduğunu biraz açıklayayım.</p>
<p>Dünya, şimdiye kadar hiç olmadığı bir karmaşa içinde. Enerji daha hızlı hareket ediyor, bilinç bir açıdan daha sıkışmış halde, bir başka açıdan daha fazla tehdit altında, ve şimdiye kadar olduğundan daha korkunç bir halde;  Dünya’da bulunduğum zamanlarda bile böyle değildi.</p>
<p>Hiç habersiz olan bazı liderler hariç, yüksek düzeyli hükümet liderleriniz var. (kahkahalar) Şimdi, onlar televizyon kameralarının karşısına geçip şöyle diyorlar, “Biz bu soruna baktık, ve uygun bir yeni programa sahip olduğumuzu hissediyoruz, bu program tabii bazı yeni vergiler içeriyor, halkın karşılaştığı sorunları halletmek amacıyla, ve biz herkesin (bize) güvenmesini istiyoruz.” Sonra, saklandıkları o küçük odalarına geri kaçıyorlar ve ne yapacaklarını bilmiyorlar. Bu şu anda Dünya’nın her yanında çok, çok yapılan bir şey.</p>
<p>Biz, özellikle de Adamus, bazen sizin şu G8 toplantılarınıza katılıyoruz – ki biz bunlara  ‘amanin vızıltılar’ toplantıları diyoruz (yoğun kahkahalar, Kuthumi kıkırdar) – ve herkes önemliymiş gibi davranıyor, ve sanki ülkeleri için, ülkeyi oluşturan parçalar için, bu enerjiyi savunmak ve yaratmak gerekirmiş gibi davranıyorlar. Ve bu toplantılara gidiyorlar, her türlü belgeyle birlikte – hiç okumadıkları ve asla okumayacakları bir dolu, bir dolu belgeyle (kahkahalar) – ve hiç inanmadıkları çözümler getiriyorlar, çünkü bu çözümlerin asla kabul edilmeyeceğini biliyorlar. Bunun sadece bir tartışma konusu olduğunu ve bir çözüm olmadığını bildikleri halde, gidip bu çözümleri ortaya atıyorlar.</p>
<p>Böylece, çok azı dışında, liderlerinizin şu anda dünya sorunlarıyla nasıl baş edecekleri hakkında en ufak bir fikirleri yok. Bunun bir nedeni de, Dünya’da olan bitenle ilgili daha önce hiç bir okulun, hiç bir danışmanın ya da yol göstericinin olmamasıdır. Yani herşey  spekülasyondur, ve teoriktir, ve herşeyden de çok, hepsi sadece vitrindir, göstermeliktir. Bu, perdenin arkasında gürültü çıkaran ama hiç bir fikri olmayan Oz Büyücüsüne benziyor.</p>
<p>Şimdi bu, sizler için biraz tedirgin edici olmalı! (kahkahalar) Sadece biraz. Ve bu arada – biz gülüp duruyoruz, çünkü bu toplantılara gerçekten uğruyoruz – hiç fark ettiniz mi, bu tür toplantıların sonunda getirilen çözümler, ya bu konuların incelenmesi için birilerini tutmak anlamına geliyor ki, bu da aslında hiçbir şey yapılmayacak demektir; ya da vergileri arttırmak anlamına geliyor ki, bu da birkaç kişinin daha da zenginleşeceği demektir. Ama sevgili dostlar, hükümet ve parlamento ve yasama organları ve diktatörlük ve tüm buna benzer kuruluşların koridorlarında, hiç bir fikirleri yok, bilmiyorlar. Bu korkutucudur.</p>
<p>Bir sonraki korkutucu senaryoya geçelim. (kahkahalar) Ve sevgili Şambra, bunu size ciddi söylüyorum, bunu size kalbimden söylüyorum. Bankacılar – şimdi bu gerçekten şu anda Dünya üzerinde korkulası bir türdür. Bakın, bankacılar topluluğu – ve Saint Germain, şu anki bankacılık sisteminin gelişiminden daha fazla söz edecektir – bazı çok eski feodal sistemlerden çıkmış ve gelişmiştir, ki bu da size, arkasında yatan enerji hakkında bir fikir vermelidir. Ve sonra, hiç komplolara girmeden, finans ve bankacılık için bir bakıma küresel bir sistem yaratan seçkin bir soy grubunun seçkin insanlarının eline düştü.</p>
<p>Şimdi dünya çapında bir kriz var, ve onların hiçbir fikri yok. Adını duyduğunuz ve Cauldre’nin bize adını söyleyemezsin dediği o büyük isimler – Rockefeller (Kuthumi’nin çabucak Rockefeller demesi kahkahalara yol açar) – ama uzun bir süredir paraların gerisindeki o büyük isimlerin hiç bir fikri yok. Şimdi, bir anlamda umurlarında da değil, çünkü onlar – dikkatinizi verin şimdi &#8211; onları dünyanın geri kalanında süregelen krizin dışında tutacak kadar paraya sahip olduklarını düşünüyorlar. Ama, biliyorsunuz, Yeni Enerjiyle Eski Enerji biraraya geldiğinde, bazen de öyle güzel güzel karışmıyorlar birbirleriyle, anlıyor musunuz. Bazen – nasıl desek, Tobias buna ne demişti – çarpışmalar olur ve hiç beklenmedik şeyler meydana gelir. Hiç beklenmedik.</p>
<p>Böylece şu anda o malikânelerinde oturmuş bu bankacılık krizine bakıp duruyorlar, ve ne yapacaklarına dair hiç bir fikirleri yok. Ve birçok bildirilerde bulunuyorlar, ve bankaların kendisinde oturanlara, kredileri verenlere, hükümetlerde oturup da düzenlemeler yapması gerekirken yapmayanlara bir dolu yeni program dayatıyorlar. Ve onların şu anda yaptığı, gürültü patırdı yaratmaktır – buna maske ya da paravan deniyor – sanki ne yaptıklarını biliyormuş gibi görünmek için. Ama sevgili Şambra, hiç bir fikirleri yok. Hiç. Onlar da sizin kadar şaşkın, kafaları karışmış halde. Ha, pardon, ne yapılacağı konusunda sizden daha şaşkınlar.</p>
<p>Eski sistemlere geri dönmeye çalışıyorlar. Atalarının yaptığı gibi yapmaya çalışıyorlar, ama bu iş görmüyor. Şu anda, sanki bir şey yapıyorlarmış gibi görünmek için her yola başvuruyorlar, ve bu, genel karmaşayı güçlendiriyor, günlük kafa karışıklığını güçlendiriyor.</p>
<p>İş dünyası. İş dünyası şu ara meşgul. Uzun dönemler boyunca çok sağlam ve istikrarlı olan kuruluşlar, kendi analistlerinin bile analiz edemediği bir durumdan geçiyorlar. Onların finans ya da pazarlama ya da araştırma &amp; geliştirme guruları bile anlayamıyor. O dakika tepedeler mi yoksa düştüler mi bilemiyorlar, ve kurul toplantılarında bunu sürekli tartışsalar da, aslında kimse ne yapılacağını bilmiyor. Kimse ne yapılacağını bilmiyor. Nasıl bilebilirler ki? Bir yıldan daha az bir sürede dünya tepetaklak oldu. Eskinin iş yapma yolları, ille yeninin de yolları bu olacak anlamına gelmiyor. Gücü elinde tutmuş olanlar, gücün eriyip yok olduğunu görüyorlar, ve kimse bundan sonra ne olacağını bilmiyor. Bu oldukça korkutucu bir anlaşma.</p>
<p>Ve ben listenin altına doğru inmeyi sürdürebilir, kuruluşlar hakkında konuşabilirdim, liderler hakkında, geçmişte yolun açılmasına yardım eden ama şimdilerde hiç bir fikri olmayanlar hakkında konuşabilirdim. Ve bu bile kendi içinde insan benliğini, insan zihnini korkutuyor olmalıdır.</p>
<p>Ama hissettiğiniz bu enerjiler, başka bir açıdan da son derece özgürleştiricidir. Hep şöyle bir korku vardır; Dünya üzerinde kitlesel bir kargaşa olursa, ne olur? Şu anki durum, patlayacak kadar gerginleşirse, ne olur? Atlantis’i, küçük çaplı da olsa tekrarlarsak, ne olur? Hava çok kötüleşir de yiyecek açığına, sokaklarda ayaklanmalara neden olursa, ne olur? Böylece, bunların tümünü hisseden bir insan yanınız var, ve işte biz bu noktada bulunuyoruz.</p>
<p>Fil</p>
<p>Siz, fili yiyordunuz, ve o büyük pembe fil, Yeni Enerjiye giriş değişimi denen şeydir. Siz, bilincin değişmekte olduğunu, ya da en azından değişmek istediğini hissediyordunuz. Dünyanın her yanındaki gerilimi ve belirsizliği hissediyordunuz. Neden? Çünkü siz Şambrasınız; çünkü cennetlere bağlı olduğunuz kadar Dünya’ya da bağlısınız; çünkü en derin düzeyden empati sahibisiniz ve şeyleri hissediyorsunuz; çünkü, şimdinin çok tarihsel, eşi benzeri görülmemiş bir zaman olduğuna ilişkin içsel bir bilişiniz var. Kişisel deneyimlerinizden biliyorsunuz ki, bu öylesine küçük bir değişim değil; bu belki de tüm zamanların bir devrimi.</p>
<p>Şimdi derin bir nefes alalım, ve buna kadeh kaldıralım.</p>
<p>Böylece, siz bu hissi ve bu enerjiyi içinize getirmeye başladınız. O büyük filden yemeye başladınız. Ha, ve o devasadır. Karşılaştığınız en devasa fildir. Ve dediniz ki, “Ama ben Şambrayım. Bu enerjinin hareket halinde kalmasına yardımcı olmak için buradayım. Dünya üzerindeki bu inanılmaz değişim zamanında burada bulunuyorum,” ve bu fili yemeye başladınız. Sonra, daha fazla yiyemeyeceğinizi fark ettiniz ve fil yarı yolda sıkışıp kaldı. Filin bir bölümü içinizde, bir bölümü de fiziksel bedeninizin ağız, burun gibi deliklerinden sarkıyor. (kahkahalar) Ve yalnızca bir bölümü içinizde olduğundan, sizin doğal, benim bilincin hazım sistemi diyeceğim şeyiniz – yani enerjileri hissetme beceriniz, onları tümüyle hissetme ve sonra da akıp gitmesine izin verme beceriniz – sıkışıp kalmış durumda. Sizde bilinç… kabızlığı var (kahkahalar) ve sıkışmış halde. Ve sonra da neler oluyor diye şaşıyorsunuz.</p>
<p>Hepimize geliyor – Adamus’a, Kuan Yin’e, Tobias’a, bana – şöyle diyorsunuz, “Neler oluyor? Nasıl oluyor da bunca gerginliği hissedebiliyoruz? Nasıl olur da hiçbir şey doğru gitmez? Nasıl olur da ben, sanki enerjilerin akmasını sağlayamıyormuş gibi hissederim?” Ve biz uzun uzun konuşuyoruz, ve biz size bunu basit tutmanızı söylüyoruz. Biz size, benim bugün size söyleyeceğim şeyi söylüyoruz – ki bu çok basit, ve bu herhalde akademik kitaplara ya da spiritüel buluşlar kitabına girmeyecek – ama siz o fili yemeyi bitiriyorsunuz.</p>
<p>Bu ne anlama geliyor? Olmakta olan o olağanüstü değişimlerin bir bölümünü hissetmenize izin verdiniz, sadece burada, Dünya’da değil, ama aynı zamanda fiziksel olmayan alemlerde de. Ara ara korkutucu olabilen, ama aslında çok lezzetli olan bu geçiş döneminin tadına bakmak için kendinize izin verdiniz. Ve sonra (bu geçiş) duruverdi. Bir tür korku dolu felce uğradı – bilinç felcine – ve şimdi bu noktadasınız. Zaten içerde olanı hazmetmiyorsunuz. Hâlâ sarkanı yemiyorsunuz.</p>
<p>Ama bugün, en basit yoldan, o eski yolları hiç kullanmadan, zihni kullanmadan, ve ben sizin onaylamalar yapmanızı istemiyorum… onaylamalardan gına geldi. (kahkahalar) Gerçekten gına geldi. Onaylama, spiritüel bir gübre yığınıdır, çünkü ona inanmıyorsunuz. Yoksa söylemezdiniz. Ona güvenmiyorsunuz. Kokuyor. O, zihinsel masturbasyondur. Böylece, sevgili dostlar, o onaylamaları yapmayalım. Onları, dışardaki diğer insanlara, onaylamalara bel bağlayanlara bırakın.</p>
<p>İmgelemeler de çok benzer bir durumda. İmgeleme yaptığınızda ya da hayal ettiğinizde… şimdi, burada bulunan bazılarınızı azarlamam gerekiyor, ve onlar kendilerini biliyorlar, biz birkaç konuşma yaptık. Siz şu dünya barışını ve dünya düzenini imgelemeye çalışıyorsunuz – neye göre? Kimin görüşüne göre ve hangi önceliğe göre? Görüyor musunuz. Şimdi, biliyorum, şöyle diyen insanlardan – nasıl desek – bir dolu semavi epostalar alacağım, “Ama şu anda hepimizin yapması gereken bu. Biz, dünya barışını imgelemek durumundayız. Biz bir dünya dua grubu kuracağız. Biz dünya meditasyonu yapacağız.” Neye dayanarak? Dünyayla ilgili eski anlayışınıza göre mi? Geçmişe göre mi? Önceden gerçekleştirdiğiniz yollara göre mi? (Kuthumi’nin her cümlede ayağa fırlaması, izleyicileri güldürür) Aynı eski programa göre mi? (Linda, “Sakin ol dostum” der. İzleyicilerden ve Kuthumi’den kahkahalar yükselir) Ben kutudan fırlayan yaylı bir kukla oldum! (Linda, “nasıl bir kuklaysan!” der, yoğun kahkahalar)</p>
<p>Hep aynı eski alışkanlıklar. Bundan vazgeçelim, ve bugün bilinci hazmetmenize izin verin ve hissettiğiniz o bilincin geri kalanını yemeye başlayın, çünkü o yenidir. O, geçmişten gelmeyecek kadar  yenidir, o denli Yeni Enerjidir. Tanımlanamazdır. İmgelenemezdir. Betimlenemezdir. Onaylanamazdır. Meditasyonu yapılamazdır. Duası edilemezdir. O yalnızca odur. Ne kadar basit olduğunu görüyor musunuz?</p>
<p>Biliyorum, bazılarınız bu arzuya sahipsiniz. Şu anda içinizden biri, benim dünyanın bir yerinde kapı açan bir grup oluşturmamı istiyor, oraya gidelim ve onaylamalarımızı ve başka ne varsa yapalım istiyor – ama bu işe yaramaz. Neden? Kötü olduğu için değil. Kalpten ve hissedilerek yapılmadığı için değil, ama eskidir. Eskidir.</p>
<p>Sık sık, bireyler ya da gruplar biraraya gelip de onaylamalar yaptığında, şeyleri gerçekleştirmenin eski yollarını ya da biçimlerini onaylarlar. Eski çözümler için dua eder yalvarırlar. Eskiye dayalı üçkağıtlar ve klişeler kullanırlar. Ama sevgili dostlar, şu anda o çok yeni.</p>
<p>Bazen, grup içinde oturup da Kum Ba Yah söylemek, daha rahatlatıcıdır. (kahkahalar, Kuthumi kıkırdar) (çvr: “Kumbaya” şarkısı 1960’larda yeniden popüler olan folk akımının vazgeçilmez  şarkısıydı. Güney eyaletlerindeki kölelerden 1930’larda çıktığı söylenir. ‘Gel buraya Tanrım, gel buraya’ anlamındaki sözleri, geleceği umutla beklemeye yöneliktir.) Biliyorum, bazılarınız, Adamus’un o sihirli beyaz pudrasıyla buraya gelmesine bayılırdınız. Ah evet! Ha, o sihirli beyaz pudraya sahip olunmalıdır. Oysa bu değildir. Ama bu büyüleyici olurdu, ya da dramatik ve belki geçici bir rahatlama da sağlardı. Ama rahatlama bu değildir. Bunlar yalnızca üçkağıtlar, kandırmacalardır. Kötü olduklarından değil, ama bunlar sadece hokkabazlıkla eskiyi devreye sokmaktır. Sizin burada olma nedeniniz bu değildir.</p>
<p>Herşeyi Hissetmek</p>
<p>Böylece biz bugün hissetmenin en derin düzeyine geçeceğiz. Filin yarısı içerde, yarısı dışarda. Ne yaparsınız? Biraz nefes. Biraz nefes, ve zorluk şurada. Burada – nasıl desek – sıkışıp kalmış az bir enerji var, çünkü bir yanınız hissetmekten gerçekten korkuyor, gerçekten hissetmekten korkuyor – biraz tadına bakmanıza izin veriyorsunuz – ama şu anda Dünya’da meydana gelen kargaşayı gerçekten hissetmekten korkuyorsunuz.</p>
<p>Bu arada, Tobias’ın size söylediği gibi, şöyle de harika bir alışkanlığınız var; bilinç türünden bir kabızlığa girdiğinizde, bunu kendi üzerinize alıyor ve bir şeyleri doğru yapmadığınız için kendinizi suçluyorsunuz. Oysa bu hiç de bununla ilgili değildir. Geçmişinize dayandırdığınız doğal bir eğiliminiz var; belli bir hissetme, duyumsama noktasına ulaştığınızda, bu karmaşa, değişim ve dönüşüm enerjilerinin her bir parçanız tarafından hissedilmesine izin verdiğinizde, duruyorsunuz, daha fazlasıyla başa çıkıp çıkamayacağınızı merak ediyorsunuz. Böylece bu donup kalma haline giriyorsunuz.</p>
<p>Ama biz bugün, bu grup enerjisinde, onu tümüyle hissetme haline doğru hareket ettireceğiz. Ben sizi, Dünya’nın karmaşa enerjisini kesinlikle hissetmeye davet edeceğim. Şu ara birçok insanın hissettiği o umutsuzluğu hissetmenize izin verin. Liderlerin birçoğunun hissettiği o belirsizliği hissetmenize izin verin. Dünya liderlerinin birçoğunun meydana gelmekte olan sahtekârlıkları nasıl bildiğini, ama yine de bunun sürmesine nasıl izin verdiğini hissetmenize izin verin. Tobias’ın sözünü ettiği o hava durumlarını hissetmenize izin verin.</p>
<p>Bakın, siz bunların hepsinin saldırısına uğradınız, ve sonra da durdunuz. Tüm işlem durdu, ve yarısı içinizde yarısı dışınızda sıkışıp kaldı. Bu nedenle, şimdi bu kutsal, güvenli alanda, bırakın hepsi içeri girsin, bedeninize. Bu size zarar vermeyecek, bedeninizde kansere neden olmayacak. İşte bakın, korkuyordunuz. Kendinizi geri çektiniz. Dediniz ki, “Daha fazlasının içime girmesine izin verirsem, organlarımı, karaciğerimi falan bozabilir..” Bırakın girsin. Bırakın içinizde tümüyle deneyimlensin.</p>
<p>O enerjiler, sadece enerjidir. Sadece bilinçtir. En derin empatinizle, insanların şu anda içinden geçtiği korkuyu hissetmenize, gelecek ay evlerine hâlâ sahip olabilecekler mi, emekli maaşlarını alabilecekler mi gibi korkularını hissetmenize izin verin. Onlara hizmet etmek için varolan hükümetlerin parçalanabileceğine ilişkin insanların sahip olduğu korkuları hissetmenize izin verin. En çok korktuğunuz şeylerden birini kesinlikle hissetmenize izin verin – ki o da, insanların, “ya dünyanın gerçekten sonu geldiyse” korkusudur. Ve ben size bir ipucu vereyim – geldi. Bildiğiniz şekliyle dünyanın, şeyleri gerçekleştirmenin eski yollarının – sonu geldi. Bu birkaç yıl beklemeyecek ya da birkaç onyıl ya da yüzyıl beklemeyecek, (değişim, son) geldi.</p>
<p>Onu nefesinizle bedeninize alın.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Onu kesinlikle hissetmenize izin verin. Filtrelerden geçirmeye çalışmayın. Yalnızca iyi yanlarını almaya çalışmayın ve benimle akılcı olmayın. Hissedin.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Zihninizin, tüm enerjileri felç eden bu donup kalma halini yaratmasının nedeni, herşeyi anlamaya çalışmasıdır. Bu güvenli alanda bırakın zihniniz tüm bu bilinci, filin öbür parçasını hissetsin ve hatta deneyimlesin.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Bırakın duygularınız onu hissetsin. Siz felç oldunuz, donup kaldınız, çünkü duygularınızın daha fazlasıyla başa çıkamayacağını düşündünüz. Gazetelere hemen hemen hiç bakamaz, dünyayla ilgili haber duyamaz oldunuz, çünkü o sevgili duygularınız bunalıyor. Herhangi bir şeyle başa çıkabileceğinizi düşünmüyorsunuz. Kendi dertleriniz var, diyorsunuz ki, bunların hepsini nasıl üstlenebilirim? Bu güvenli alanda, onu içinize alın. Nelerle başa çıkabildiğinize şaşacaksınız.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Bedeninizde hissettiğiniz rahatsızlıklar, zihninizdeki belirsizlik ve karmaşa, bu felç olmuş enerjilerdir, çünkü sizler, çevresindeki herşeyi, küresel bir halde tüm çevrenizi hissedebilen varlıklarsınız. Onun bazısını içinize almaya başladınız, ve o sonra felç oldu, sıkıştı. Tüm alarm zilleriniz çalmaya başladı ve o anda o da durdu.</p>
<p>Peki ne yaparsınız? Eh, onu ya tükürürsünüz, ki bu neredeyse imkansızdır – geri gidemezsiniz, hissetmiş olduğunuzu hissetmemezlik edemezsiniz – ya da geri kalan kısmını da içinize alırsınız.</p>
<p>Böylece, o derin nefesi alın.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Geri kalan kısmı içinize almanıza izin verin. Bırakın bedeninize, zihninize, ruhunuza, duygularınıza ve her bir parçanıza aksın. İnsanlık bilincini şu an kesinlikle bedenlemenize izin verin.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Ve bunu yaparken, bilincin bu daha yüksek ya da yeni katına geçmenize – tüm potansiyellerinYeni Enerjiyle olmasına &#8211; izin verin, onun içinde genişlemenize izin verin. Şimdi, içinize çok şey getiriyorsunuz – insanlığın bilincini, tüm bu karmaşayı. Bu arada, karmaşa (kaos) güzel bir sözcüktür, kötü bir sözcük değil. Karmaşa, zihnin tanımlayamadığı ve kendi yapısını aşan, hareket halindeki yaşamdır. Kesinlikle güzeldir, ve bu, Yeni Enerji katına genişledikçe keşfedeceğiniz şeylerden biridir. Bu, bunalmadan tüm o hisleri içinize getirmenize izin verir – empatiyi, hissetmeyi, bunları bedeninize, zihninize, şu anki insan gerçekliğinize getirmenize izin verir.</p>
<p>Ve onu kapıda hemen geri itmeye de kalkmayın. Bazılarınız diyor ki, “Peki, ben onu sadece bir dakika için içime alırım, ve sonra dışarı iterim.” Ben sizden insan bilinci, bugünkü dünya denen bu şeyi duyumsamanızı, hissetmenizi, hazmetmenizi istiyorum. İster karmaşa, ister sefalet ya da korku ya da yeni potansiyeller ya da başka bir şey olsun, onu içinize getirin.</p>
<p>O gerçekten sizin için çok rahatsızlık veren bir biçimde felç oldu, ve sonra bu felçli halde nasıl hissettiğinizin belirtilerini bedeniniz göstermeye başlıyor. Birçoğunuz son zamanlarda gerçekten bedeninizin bazı uzuvlarından sert darbeler aldınız. Ellerde ağrı, birçoğunuz – ellerde ve dizlerde ve ayaklarda – bunu deneyimliyorsunuz, bunun nedeni, enerjinin yarı yolda sıkışıp kalmasıdır, ve bedeniniz de buna tepki veriyor. Omuzlarda ve boyunda ve sırtta ve diğer yerlerdeki sorunlar hep bu enerjinin birazını içinize getirmenizle ilgilidir.</p>
<p>Siz, insanlığı ve değişimleri, Yakın Alemlerdeki tüm varlıkları hissetmek için kendinize izin verirken, ki buna sizinle çalışan melekler ve o alemlerde sıkışıp kalmış insanlar da dahil – onların hepsini de hissediyorsunuz – çok bunaldınız. Çok, çok farklı bir şeyi çözmek için Eski Enerji araçlarını kullanmaya kalktınız.</p>
<p>Böylece bu alanda, onu tümüyle içinize getirmenize izin verin, hatta yakın Dünya alemlerinde gerçekten sıkışıp kalmış, gerçekten kapana kısılmış o varlıkların bazısının enerjilerini, ve meleksel varlıkları ve geri kalanın tümünü de hissetmenize, onların enerjilerini hazmetmenize izin verin.</p>
<p>Derin bir nefes alın. Bunu içinize getirin.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Bugünün başlarında nerede bulunduğunuzun çok net bir resmini görebiliyorum. Olan bitenlerin sadece birazının tadına bakmanıza izin veriyorsunuz, ve o sonra tıkanıp kalıyor. Ama burada cesurca ve korkusuzca tümünün tadına baktığınızda, tümünün tadına baktığınızda, onun herbir parçasını hissettiğinizde, birdenbire şu anda başka bir şeyin daha gelmekte olduğunu fark edersiniz, ve bu da, sözünü ettiğimiz Yeni Enerjidir. O da geliyor.</p>
<p>Dönüşümü Solumak</p>
<p>Şimdi… şimdi bunların hepsini içinize aldığınıza göre, şimdi filin tamamını yediğinize göre, şimdi o midenizde, duygularınızda, zihninizde olduğuna göre, şimdi ne yaparsınız? Şimdi ne yaparız?</p>
<p>Eh, sevgili dostlar, nefes almayı sürdürürsünüz, çünkü onu artık dışarı ittirmenize gerek kalmadı. Ondan kurtulmaya çalışmanız gerekmiyor. O, doğal olarak dönüşür, ve korku dolu ya da kuşkulu bir enerji olmaktan, bunaltıcı bir enerji olmaktan çıkar ve kendi saf haline geri döner. İçinde bulunduğu her türlü uzuvdan çıkış yolunu doğal olarak bulur. Zihindeki yolunu doğal olarak bulur. Duygularınızdaki yolunu doğal olarak bulur. Ve süregelen bu işlemin, bu akma işleminin sonunda, yeni sezgiye, yeni berraklığa ve basitliğe ulaşırsınız.</p>
<p>Dünyada olan bitenlerle ilgili daha derin bir anlayışa, dünyanızın daha derin bir anlayışına sahip olursunuz. Bakın, dünyanız – sizin kişisel dünyanız – ve dışardaki dünya öylesine birbirine karışmış ve karman çorman ki, birinden diğerini ayırmak zordu. Ama bu şimdi bu konuda daha net olmanızı sağlar.</p>
<p>Eğer olan bitenin yalnızca bir bölümünü hissetmenize izin verirseniz, bunu gerçekleştiremezsiniz. Yalnızca bir bölmünü hissettiğinizde, enerji tıkanıp kalacaktır. “Artık dayanamıyorum” dediğiniz noktaya gelmenizi kesinlikle anlayabiliyorum, ama bu, bir ısırık daha almak, onu daha da derinlere almak zamanıdır.</p>
<p>Siz şu anda onu içinize solumayı sürdürürken,  biz de şu anda birkaç şeyi biraz farklı gerçekleştireceğiz. Bunu içinize solumayı sürdürmenizi isteyeceğiz ve nefesimiz için küçük bir destek ya da küçük bir insani yardım da isteyeceğiz, ve ben, sevgili dostum Garret’in buraya çıkıp sizinle birlikte biraz nefes yapmasını istemekten onur duyacağım. Ve biz geçmişte çok birlikte çalıştığımız için, bu çok büyük bir onurdur. Garret bazen geri durur, ama ben onun parlaklığını, onun bütün bunları içine alma biçimini, onun bunları tümünü hissetme biçimini ve sonra da doğal işlemin bunu nasıl dönüştürdüğünü izleme biçimini görmenizi istiyorum.</p>
<p>Pekâla sevgili varlık, biraz nefes yapabilirsen.</p>
<p>GARRET: Ben bu konu için çok müteşekkirim, çünkü bu konu, şu son üç ya da dört yıldır Norma’yla benim hedefimizdi ya da araştırma konumuzdu, ve biz seminerlerimizde bu daveti genişletip sizi buna davet etmeye çalışıyoruz. Onun için, bunun şimdi önümüze gelmesine, buna öncelikle dikkatimizin çekilmesine çok müteşekkirim.</p>
<p>Pekâla, bunu sadece hissedin. Havanın bedeninize girip çıkması önemli değil, bunlar yalnızca yardımcı tekerleklerdir. Sadece bunu hissedin.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Gerçi daha bunun üstatları olamadık, ama kendimizi bu yola adadık. Bunu nasıl gerçekleştireceğinizi söyleyemeyiz, ama bunu gerçekleştireceğimizi söyleyebiliriz.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Peki, bunu şimdi sadece hissedin. Şu anda size konuşan o parçanızı hissedin, size “Evet, bunu yapabiliriz. Bunu yapmak istiyoruz. Biz kendimizi bunu gerçekleştirmeye adadık” diyen parçanızı hissedin. Ona katılmanızı davet eden içinizdeki o parçayı hissedin. Içinizdeki gnost’u hissedin, “Biz – benim biz’i – bunu yapabiliriz” diyen içinizdeki tanrısallığı hissedin.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Ve sonra bundan uzaklaşırken şöyle deyin, “Adımlarım şimdi yeni toprakları arşınlıyor.”</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Bu hissi nefesinizle içine çekin, ve onu hissetmeyi her seçtiğinizde orada olduğunu bilin.</p>
<p>KUTHUMI: Sevgili Şambra, bir dahaki sefere çevrenizdeki dünyada olan bitenler sizi bunalttığında, bir dahaki sefere kişisel dünyanızda olan bitenler, herşeydeki – sizinle ilgili herşeydeki &#8211; değişimler sizi bunalttığında, geri adım atmak yerine ya da durmak yerine, tabağınızdakini bitirin. Kalanın tamamını yiyin. Bu, kaçmak yerine daha derinlere inmek için mükemmel bir zamandır.</p>
<p>Şimdi, bu bir çelişki gibi görünüyor. Sanki zamanın koşmasını istemek ve saklanmak istemek, ya da musluğu kapatıp, “Ben bu kadarını kaldırabiliyorum” demek istemek gibi görünüyor. Ama geride kalanı da alın. O hissin, o bilincin geri kalanını da içinize alın, çünkü bunu yaptığınızda şöyle bir şey olur; Yeni Enerji, bunun ardından olacakların bir parçası, bilincinizin bir parçası, sözünü ettiğimiz o yeni katın bir parçası olabilmek amacıyla şimdi içeri akabilir. İçinize alıp sonra durmayın. Sonuna kadar gidin. Biz Şambra için yarı yol evleri kurmak istemiyoruz. (bazı gülüşmeler) Bizim Şambra için tam, bütün evlerimiz olacak.</p>
<p>Şimdi, konuya geri dönelim. Bir kere bunların hepsini içinize aldınız  mı, bunalmanın – zihinde, duygularda, bedeninizde  bunalmanın &#8211; ötesine geçtiniz mi, ne yaparsınız? Ah, biz birçoğunuzun “Artık daha fazlasını kaldıramayacağım” dediğini duyduk. Oysa bu, daha fazlasını almak zamanıdır. Bu, daha fazlasını içinize almak zamanıdır, çünkü bu, o an, gerçek dönüşümün, Yeni Enerji simyasının meydana geldiği andır.</p>
<p>Bu arada, sistemleriniz de aşırı yükleniyor ama, bu, Yeni Enerjinin içeri kayması için çok mükemmel bir zamandır. Bir dahaki sefere böyle aşırı yüklenme noktasında olduğunuzu, hatta uyuşukluk hissettiğinizde, onu içinize alın. Geri kalanı içinize alın.</p>
<p>Şimdi, bu bedeninize, zihninize, ruhunuza girer. Peki onu nasıl çıkartırsınız? Bunu gerçekleştirmeye çalışmazsınız. Önemli olan budur. Çalışmazsınız.</p>
<p>Gerçekleştirmeye çalışmak… Şambra için bir şeyleri gerçekleştirmeye çalışmak, sizi belli başarısızlıklara götürecektir. Artık herhangi bir şeyi gerçekleştirmeye çalışmamalısınız. ‘Bir şeyi gerçekleştirmeye çalışmak’ şeyleri gerçekleştirmenin çok Eski Enerji dualite yoludur. O nedenle, ondan kurtulmaya çalışmayın. Bedenin, zihnin, duyguların, ruhun, ne yapılacağını bildiğine güvenmiyor musunuz? İçinize aldığınız bu enerjinin, bu hissin, aynı zamanda bir ırmak gibi olduğuna güvenmiyor musunuz? O, armağanını ve bilgeliğini ve genişlemesini sunduktan sonra akar gider. Siz bu nedenle bunu gerçekleştiriyorsunuz, o armağanı almak için.</p>
<p>Şimdi, siz çok, çok, çok önemli bir şey daha yapıyorsunuz. Benim, bankacıların artık nasıl bankacılık yapacaklarını bilmediklerini söylediğimi anımsayın. Politikacılar nasıl politika yapacaklarını bilmiyorlar. İş adamlarının da hiç bir fikri yok. Kimse şu anda ne yapılacağını bilmiyor – bunun çok az istisnası var. Ne yapılacağını bilmiyorlar. Peki kim biliyor?</p>
<p>Eh, Tanrı da ne yapılacağını bilmiyor. Aslında Tanrı’nın umurunda da değil, bunları izlerken harika bir zaman geçiriyor… Siz Tanrı’sınız, sevgili dostlar. Siz, bunların hepsini deneyimlerken harika bir zaman geçiren Tanrı’sınız.</p>
<p>Yabancı varlıklar (uzaylılar) – hiç bir fikre sahip değiller. Onlar, Dünya’da olan bitenler hakkında öylesine bilgisizler ki. Ve hâlâ yeşil bir renge sahipler, (kahkahalar) ve bu da size bir şeyler söylemeli!</p>
<p>Peki kimin fikri var? Onlar bilmiyorlarsa yanıtları kim biliyor? Bu güvenilen kuruluşların ve güvenilen kurumların hiçbir fikri yoksa, kimin var? Eh, sizin var. Sizler bir fikriniz olduğunu sanmıyorsunuz ama var – hepsini içinize almak için kendinize izin vermek, filin öbür yarısını da yemek, hatta bunaldığınızda bile onu içinize almak, çünkü bireysel, kişisel olarak içinden geçtiğiniz bilinç dönüşümü budur. Ve sonra Şambra grubu ve Dünya’daki aydınlanmış varlıklar olarak yaydığınız – buna ne diyorsunuz – o ışık ya da ışınlar, bilincin yeni düzeylerini açar ve yeni liderlere, yeni bankacılara, yeni araştırmacılara – ya da değişmeye istekli olan eski liderlere, bankacılara vs ulaşır.</p>
<p>Kelimenin tam anlamıyla, sevgili Şambra, bu dünyanın yarınının yanıtları sizdedir. Sizdedir. Siz kafanızı kaşıyıp şöyle diyorsunuz, “Ama ben finans hakkında hiç bir şey bilmiyorum, yanıtlar nasıl bende olabilir ki? İş dünyasında olmak istemiyorum, yanıtlara nasıl sahip olabilirim ki?” Şu anda herşey bilinçle, aydınlanmayla, yeni kaynaklarla ilgili. Bu nedenle yanıt sizsiniz.</p>
<p>Siz kanal oluyorsunuz. Siz, arkanızdan sizi izleyecekler için bir açılım oluşturuyorsunuz. Onlar, bunalmanın ötesine ya da eski yanılsamadan yeniye nasıl geçilebildiğinin örneğini (sizde) görebilirler. Siz, dağı tırmanan ya da uçurumu aşan ya da bunu nasıl ifade etmek isterseniz, ama bu yeni bilinç düzeyine geçen ilk kişiler oluyorsunuz. İnsanlar bunu sezgisel olarak hissedeceklerdir. Onlar sezgisel olarak sizin Bayrak enerjinize dokunacaklar ve sonra onu kullanacaklardır. Mesleklerinde, şeyleri gerçekleştirme biçimlerinde kullanacaklardır. Sizler, yazdığınız kitaplarla, söylediğiniz/çaldığınız müzikle ya da ifadeniz hangi yoldan olursa olsun, onlara ilham verenler olabilirsiniz. İşte bu nedenle özellikle de meleksel alemlerde bulunan bizler, ne yaptığınızla bu kadar ilgileniyoruz. Yalnızca size karşı büyük bir sevgi beslediğimiz ve sizi onurlandırdığımız için değil, ama biz aynı zamanda burada, Dünya’da gerçekte nelerin olup bittiğini görüyoruz.</p>
<p>Bir Aşk Şarkısı</p>
<p>Ben, en sevdiğim müzisyenlerden biri olan Ralph Nichols’dan en sevdiğim şarkılardan birini çalmasını rica edeceğim, ve sizlerden de, sanki bu şarkıyı sizlere biz – Adamus, Kuan Yin, Tobias, ben ve Kırmızı Meclis’ten diğerleri – söylüyormuşuz gibi dinlemenizi isteyeceğim. Ve biz bunu yaparken, sizden tabağınızdakini yemeyi bitirmenizi isteyeceğim. O enerjinin kalanını da içinize alın ve onu acımasızca hissetmenize izin verin. Kendinizden uzak tuttuğunuz o şeyleri, Dünya’nın bu karmaşa enerjisini, içinize alın.</p>
<p>Sisteminiz onunla ne yapacağını, onu nasıl salacağını, tam olarak bilir. Bu enerji içinizde tıkanıp kalmayacaktır. Kötü şansa neden olmayacaktır. Bir hastalığa yakalanmanıza neden olmayacaktır. Tam tersi. Müzik çalarken, sevgili dostlar, kalanı da içinize alın.</p>
<p>(Ralph Nichols “You’ve Got A Friend” – “Bir Dostun Var” şarkısını söyler) (çvr: Carole King’in yazıp bestelediği bu şarkı, 1971 yılında   James Taylor’a en iyi şarkıcı, Carol King’e de en iyi besteci Grammy Ödüllerini kazandırmış, James Taylor’ın yorumuyla haftalarca dünya listelerinden çıkmamıştı.)</p>
<p>Bunalıp sıkıldığında<br />
Ve sevecen bir ilgi istediğinde<br />
Ve hiçbir şey,  hayır hiçbir şey yolunda gitmediğinde</p>
<p>Gözlerini kapat ve beni düşün<br />
Çok geçmeden orada olacağım<br />
En karanlık gecelerini bile aydınlatmak için</p>
<p>Sadece adımı söyle<br />
Ve nerede olursam olayım, bilirsin<br />
Koşar gelirim, evet gelirim<br />
Seni yeniden görmek için</p>
<p>Kış, ilkbahar, yaz ya da sonbahar<br />
Tek yapman gereken çağırmak<br />
Ve ben orada olacağım, evet olacağım<br />
Senin bir dostun var</p>
<p>Eğer başının tepesindeki gökyüzü<br />
Kararır da bulutlanırsa<br />
Ve o eski kuzey rüzgarı esmeye başlarsa</p>
<p>Sakın kafanı dağıtma<br />
Ve bağır benim adımı<br />
Çok geçmeden kapını çaldığımı duyacaksın</p>
<p>Sadece adımı söyle<br />
Ve nerede olursam olayım, bilirsin<br />
Koşar gelirim, evet gelirim<br />
Seni yeniden görmek için</p>
<p>Kış, ilkbahar, yaz ya da sonbahar<br />
Tek yapman gereken çağırmak<br />
Ve ben orada olacağım, evet olacağım<br />
Senin bir dostun var</p>
<p>Bunu bilmek harika değil mi<br />
Bir dostun var</p>
<p>İnsanlar çok soğuk olabilirler</p>
<p>Seni incitirler, ve terkederler<br />
Ve bırakırsan ruhunu da alırlar<br />
Ama sakın bırakmayasın</p>
<p>Sadece adımı söyle<br />
Ve nerede olursam olayım, bilirsin<br />
Koşar gelirim, evet gelirim<br />
Seni yeniden görmek için</p>
<p>Bilmez misin ki<br />
Kış, ilkbahar, yaz ya da sonbahar<br />
Tek yapman gereken çağırmak<br />
Ve ben orada olacağım, evet olacağım<br />
Senin bir dostun var</p>
<p>Senin bir dostun var şimdi<br />
Bilmek harika değil mi<br />
Bir dostun var</p>
<p>Bir dostun var şimdi<br />
Ah tatlım, bir dostun var</p>
<p>(alkış)</p>
<p>KUTHUMI: Sevgili Şambra, Dünya daha da gerginleşecek. Bu doğaldır. Bu yeni bilinç zamanı gelirken, bu değişim zamanı gelirken, dünya giderek çok yoğun/gergin bir hal alacak, ve birçokları bununla başa çıkamayacak. İşte Şambra olarak, bilinç öncüleri olarak, Dünya’daki bilinç liderleri olarak sizlere söylediğimiz bu zaman, onu aslında içinize getirme zamanıdır. Tam, bunaldığınız, boğulduğunuz noktaya geldiğinizi düşündüğünüzde – “Bu çok fazla, ben bununla başa çıkamıyorum” dediğinizde – aslında, bu tam da onu nefesinizle içinize almak zamanıdır.</p>
<p>Şimdi, bu mantıksız bir adım gibi görünebilir, ama aslında çok doğal bir adımdır. Yemeyi bitirirsiniz, bırakırsınız hazmolur. Bırakırsınız Yeni Enerji gelir ve dönüştürür, ve bunun kesinlikle çok basit olduğunu göreceksiniz. Ve bir karmaşa ya da karışıklık ya da umutsuzluk gibi görünen, aslında sizin için ve en sonunda Dünya’daki diğer insanlar için de parlak bir yeni gündür.</p>
<p>Birazdan soru ve yanıt bölümüne geleceğiz, ama ben Şambra ile birlikte olmanın ne büyük bir sevinç olduğunu tekrar ifade etmek istiyorum.</p>
<p>Namaste.</p>
<p>G8 – 8 Grubu, kuzey yarımküredeki sekiz ülkenin hükümetlerinden oluşan bir forumdur. Bu hükümetler şunlardır: Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Rusya, Birleşik Krallık (İngiltere), ve Birleşik Devletler.</p>
<p>Kırmızı Meclis’in varlıklarından Tobias, Golden, Colorado’da yaşamakta olan Geoffrey Hoppe tarafından sunulmaktadır. Tobit’in mukaddes kitabında bulunan Tobias’ın öyküsü, Crimson Circle sitesinde bulunmaktadır.<br />
www.crimsoncircle.com. Tobias materyelleri, bedelsiz olarak dünyanın her tarafında bulunan ışık işçileri ve Shaumbra’ya, Ağustos 1999 tarihinden beri sunulmaktadır. Bu tarih Tobias’ın, insanlığın yıkım potansiyelini aşıp, Yeni Enerjiye girdiğini söylediği tarihtir.<br />
Kırmızı Çember, Yeni Enerjiye geçiş yapacak ilk insan (kılığındaki) meleklerden oluşan küresel bir ağdır. Bu kişiler, yükseliş halinin sevinç ve zorluklarını deneyimlerken, diğer insanların da yolculuğuna, paylaşım, ilgi ve yol göstererek yardımcı olmaktadır. Crimson Circle’in sitesine her ay 50.000’in üzerinde ziyaretçi, son materyelleri okumak ve kendi deneyimlerini tartışmak amacıyla girmektedir.<br />
Kırmızı Çember her ay Denver, Colorado’da, Tobias’ın, Geoffrey Hoppe kanalıyla son bilgileri sunduğu yerde biraraya gelmektedir. Tobias, kendisinin ve Crimson Council’ın (Kırmızı Meclisin) diğer semavi varlıklarının, aslında insanoğlunun kanallığını yapmakta olduğunu bildirmektedir. Tobias’a göre, onlar bizim enerjilerimizi okumakta ve biz içimizde deneyimlerken, dışardan da bakabilmemiz için, kendi bilgilerimizi bize geri tercüme etmektedirler. Kırmızı Çember toplantıları herkese açıktır, ama LCV takdir edilir. Katılımı gerektiren hiç bir şey ve ödenmesi gereken bir aidat yoktur. Kırmızı Çember bolluğunu, dünya çapındaki Shaumbra’nın açık sevgisi ve bağışlarıyla sürdürür.<br />
Kırmızı Çemberin en yüksek amacı, insan melekler ve öğretmenler olarak, içsel spiritüel uyanış yolunu yürümekte olan kişilere hizmet etmektir. Bu hıristiyanlıkla ilgili bir misyon değildir. Tersine, içsel ışık, merhamet ve ilgi bulabilmeleri amacıyla, insanları senin kapına getirecektir. Kılıçlar Köprüsü’ndeki yolculuğuna başlayan bu kendine has ve değerli insan sana geldiğinde, o anda ne yapman ve öğretmen gerektiğini bileceksin.<br />
Eğer bunu okumaktaysan ve gerçek olduğunu ve bir bağın olduğunu hissediyorsan, sen gerçekten Shaumbra’sın. Sen insan (kılığında) bir öğretmen ve bir rehbersin. İçindeki tanrısallık tohumunun bu anda ve gelecek tüm zamanlar için çiçek açmasına izin ver. Hiç bir zaman yalnız değilsin, çünkü tüm dünyada bir ailen ve çevrendeki semavi boyutlarda melekler vardır.<br />
Bu metni lütfen ticari amaç olmaksızın ve bedelsiz olarak dağıtın.<br />
Lütfen bu bilgiyi, dipnotlar dahil bütünüyle kullanın. Tüm diğer kullanımlar, Geoffrey Hoppe, Golden Colorado’dan alınacak yazılı onayı gerektirir. Telif hakkı 2001, Geoffrey Hoppe, P.O.Box 7328, Golden, CO 80403.e-posta: tobias@crimsoncircle.com. Tüm haklar mahfuzdur.</p>
<h2>Sorular ve Yanıtlar</h2>
<p>TOBIAS MATERYALLERİ<br />
Geri Dönüş Dizisi:<br />
ŞAUD 7: “Fili Yemek”<br />
Kuthumi Lal Singh’in katılımıyla<br />
Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
7 Şubat 2009<br />
www.crimsoncircle.com  -  http://kirmizicember.org</p>
<p>Namaste, sevgili Şambra. (izleyiciler yanıt verir, “Namaste”) Namaste. İçimdeki, her bir parçamdaki Tanrı’dan, içinizdeki Tanrı’ya (selam olsun). İçerdeki ya da dışardaki enerjilerden korkmayan yanımdan, herşeyi hissetmekten, herşeyi yaşamaktan, herşeyi içine almaktan ve deneyimlemekten korkmayan Tanrı yanınıza. Sorulara geçelim.</p>
<p>1.ŞAMBRA’NIN SORUSU: (İnternetten, Linda okur): Lütfen, kendi gerçeğini konuşmaktan biraz daha söz eder misin, çünkü sanki bu, bu gerçeğin aslında ne olduğuyla ilgili biraz kafa karışıklığı yaratıyor. Bu, şefkatli bir gerçek mi olmalı? Biraz sağduyu ya da hoşgörü içeren bir gerçek mi? Gerçek, öylece aklıma geliveren kelimeler olabilir mi? Bu konuya açıklık getirmeni takdir ederdim.</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: Bu daha çok Tobias’a sorulmuş bir soru gibi geliyor ama, ben de yanıtlayabilirim. Sen birçok farklı veçheye, geçmiş yaşamlardan ve bu yaşamdan gelen birçok farklı kişiliğe sahipsin, ve onların her biri kendi lezzetine sahiptir. Ama yine de onların içinde senin özün – gerçek sen – vardır. Geri kalan yanları gerçek olmadığından değil, ama çok derinlerde öyle bir parçaları var ki, kendini ifade etmeyi çok istiyor. Böylece sen kendi gerçeğini nasıl konuşacağını sorduğunda, o bir an için duruyor, ve senin içindeki o en derin ve en basit ve en sevinçli alana bağlanmaya çalışıyor. Ve bu doğal olacaktır. Sen, her birinin kendi belirli beklentileri ya da gündemleri olan veçhelerinin seslerini duyuyorsun, ama belli bir noktada bu sesin senin gerçek olan yanından geldiğini fark edeceksin. Teşekkür ederiz. Ve, gerçek nedir, ne değildir düşüncelerine de fazla takılma, çünkü tek bir gerçeğin olmadığını anlayacaksın. Gerçek olmayan hiç bir şey yoktur. Belki sadece daha derin ya da daha güzel gerçek düzeyleri vardır.</p>
<p>LİNDA: Peki kimin gerçeği?</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: İçinden gelen.</p>
<p>LİNDA: İlginç.</p>
<p>2.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Pekâla, ben şimdi biraz duygusallaştım, Kuthumi, çünkü bu enerjide seninle konuşma fırsatına sahip olacağımı hiç beklemiyordum. Ama ben, üzerinde birlikte çalıştığımız, ve bana büyük sevinç veren o proje için sana çok teşekkür etmek istiyorum, ve kalbimin şakıdığını duyabildiğini de biliyorum. Ve bizim yaklaşık dört günümüz kaldı, benim yapmamı istediğin herhangi bir değişiklik varsa, ve sen… (kıkırdar) biliyorum, kendimi buna açıyorum. Ama sen de gelecek ay tanıtım yaparken benim yanımda ol.</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: Gerçekten de, gelecek ay buralarda olacağım. Ve işte bu, kuşkuların devreye girdiği ve senin ‘acaba doğru mu yaptım’ diye kaygılanmaya başladığın zamandır. Oysa bu, tekrarlıyorum, yalnızca kendine ve yaptığına güvenmek zamanıdır. Uygun olmayan ne varsa kendini geliştirmenin ve değiştirmenin güzel bir yoluna sahip olacaktır. Ama şu anda, tekrarlıyorum, o korku sinsice devreye giriyor. Ben senden bu güzel yaratıyı alıp geliştirmeni istiyorum.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Bunu yapacağım. Teşekkür ederim.</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: Elbette.</p>
<p>3.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Geçenlerde, veçhelerimin, kafamın içinde yükselen sesler yoluyla beni manipüle etmeye çalıştığını öğrendim. Ben…</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: Elbette. Kesinlikle! (güler) Onlar o zaman görevlerini yapıyor oluyorlar, ama sen kendi görevini yapmıyorsun! (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Bu soru ‘Esvonel’ için. Pekâla. Baştan mı alayım?</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: Evet.</p>
<p>3.ŞAMBRA (İnternetten, Linda okur): Geçenlerde, veçhelerimin, kafamın içindeki sesler yoluyla beni manipüle etmeye çalıştığını öğrendim. Ben bu seslerin, düşünen ben olduğunu sanıyordum, ama hayır, değilmiş. Şunu merak ediyordum, onlar bir şekilde bolluk akışımı da durdurmam konusunda beni manipüle edebilirler mi? Bunu yapabilirler mi? Ve bu nasıl çalışıyor?</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: Tobias’ın diyeceği gibi, ben kendi sorularınızı yanıtlamanıza bayılıyorum, (kahkahalar) ve oynanan oyunu fark edecek kadar aydınlanmış olmanıza da bayılıyorum. Bunun basit çözümü şu – seçimi SEN yapıyorsun. O DİĞER parçalarının seçim yapmasına izin vermekten vazgeç. Sen, o tanrısal insan, kararlar alan sen, yaratılarını seçen sen, seçimi SEN yaparsın.</p>
<p>Şimdi, burada birçok bütünlenme çalışması söz konusu ve ben şahsen senin tüm çevrene bir bakıp da güvenli alanın nasıl eksik olduğunu ve bunun neden böyle olduğunu görmeni istiyorum, çünkü bu sorunun altında yatan gerçek – aslında daha önemli olan konu bu. Neden güvende değilsin? O veçheler neden seni hâlâ terörize etmek istiyorlar? Ve yuvaya dönmek onların nesine mâl olur?</p>
<p>LİNDA: Teşekkür ederim.</p>
<p>4.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Selam Kuthumi. Seninle konuşmak bir zevk. Birlikte çalışmamızın ve sonra da benim, birlikte çalıştığımızı hatırlamamın bir yolu var mı? (kahkahalar, Kuthumi güler)</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: Bunun kısa yanıtı, evettir. Ve yine kısa yanıt, ‘biz bunu yapıyoruz’dur, ama sen, değersizlik denen çok ilginç bir oyun oynuyorsun. Yalnızca benimle değil, ama daha birçoklarıyla birlikte çalıştığına inanmak istemiyorsun. Ama sonra bu çalışmayı buraya getirmek yerine, dış alemlerde tutuyorsun. Bu nedenle, ben senden, biraz çıldırmana izin vermeni isteyeceğim. Bunun, kaygı duyduğun şeylerden biri olduğunu – bu konuda fazlasıyla kaygılandığını, biliyorum. Kesinkes deliriyor musun? Evet, ama delirmek gibisi yoktur (kahkahalar) – bunu, kendi deneyimlerime dayanarak söylüyorum. Aslında kendini geri tutmaya çalışmak deliliktir; ve kuşku oyununu oynamayı sürdürebilesin diye, seni kim olduğunu keşfetmekten alıkoyan kuşku oyununu oynamak deliliktir, anlıyor musun.<br />
Yani çıldır. Bana ya da Adamus’a ya da her kim olursa, yüksek sesle konuş. Bu, onu bu enerjiye getirir, onu bu enerjide pekiştirir. Ama burada inanılmaz bir “Kendime güvenebileceğimi sanmıyorum; Yeteri kadar değerli olduğumu sanmıyorum” enerjisi var. Teşekkür ederiz.</p>
<p>5.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Öncelikle, daha Dünya’ya dönmediğini biliyorum, ama seni seviyorum ve şimdiden özlüyorum.</p>
<p>LİNDA: Ben de. Ama bu Tobias için, pardon.</p>
<p>5.ŞAMBRA: (devam eder) Ben 2000 yılından bu yana seninle birlikteyim ve çoğu sınıfa ve okula da katıldım. Şu son 12 yıldır çok başarılı bir spiritüel öğretmen oldum ve çalışmalarım en sonunda bitti. Şimdi bu genç yaşımda, 37, istediğim şeyi yapabilme sevincinin pırıltılarını hissediyorum, ama yine de değişim ödümü patlatıyor ve beni felç ediyor. Muktedir, net ve sevinç dolu bir öğretmen ve Bayrakken, kararsız, buruk ve korkan, hiç bir odağı ya da yönü olmayan orta yaşlı bekâr bir kadın oldum çıktım. Bu ben değilim, ve bu benim son yaşamım olduğu için de bir kurban dramı oynayarak zaman kaybetmek istemiyorum. Benim sorum şu, hangi yalan, üst-katman, karma, dram ya da tepki beni alaşağı ediyor, ve bunu nasıl salıveririm, ki yaşamı korkusuzca keşfedebilmek üzere ilerleyebileyim? Teşekkür ederim.</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: Bu soru, bugünkü Şaud’da sözünü ettiğimiz felç olmakla, kendi içindeki ve dışındaki değişimlerden felç olacak kadar bunaldığını hissetmekle o kadar ilgili ki. Bu, tüm bu enerjilerin tümünü içine almak için çok güzel bir zaman. Bunu hissetmene, şimdiye kadar hiç hissetmediğin biçimde hissetmene izin ver. Fazlasını içine alacaksın diye korkmana izin verme, bırak tümü gelsin. Doğal yoldan geri kazanmayı içeren öyle bir dönüştürücü Yeni Enerji var ki, seni içinde bulunduğun bu küçük blokajın ötesine geçirecektir.</p>
<p>5.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>6.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Hey bebek. (kahkahalar) Senin, Şambra yazarlarla ve sanatçılarla çok özel bir bağın olduğunu biliyorum, ve bugün bizimle paylaşmak istediğin ya da duymamızı istediğin bir şey var mı diye merak ediyordum.</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: Evet, gerçekten de var. Bir dolu varlık var, yalnızca ben Kuthumi değil, ama gelip de, özellikle de bu yaratıcı insanlarla çalışmaya gönüllü olan birçok varlık var, çünkü bu yaratıcı enerjinin akması gerekiyor. Ama kendi şahsi deneyimlerinden de bildiğin gibi, o büyük kuşku – o kuşku bulutu – devreye giriyor. “Gelecekler mi? Benimle çalışacaklar mı?” Ya da “Benimle nasıl çalışacaklar?”</p>
<p>Ben tüm yazarların ve sanatçıların, müzisyenlerin sadece şunu anlamalarını istiyorum, bu yaratıcı yollardan çok şey ifade edilip iletilebilinir. Biz bu yüzden yardım etmek için buradayız. Bizim burada olduğumuzdan kuşku duymayın, burada olduğumuzu bilin. İşte bunu söylemek istedim.</p>
<p>6.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: Biz teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: Bu soru gerçi Tobias’a yöneltilmiş ama, bunu da yanıtlamaktan memnun olacağına eminim.</p>
<p>7.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Sevgili Tobias, bizim sadece oyun oynadığımızı söylemeye nasıl cesaret edersin, sanki oynadığımız oyunlarla senin hiçbir ilgin yokmuş gibi. Geçen ay dedin ki, “İçinizde onu seçen ve onu bir gerçeklik haline getiren bir şey var.” Bize, yapmamız gereken tek şeyin Şimdi ânında berrak/net, bilinçli bir seçim yapmak olduğunu ve gerçekliğimizi böyle yarattığımızı, defalarca söyledin. Bu bir oyun.</p>
<p>Biz, artık bize hizmet etmeyen eski inançlarımızı salıvermeyi seçtik. Peki o zaman içimizdeki bu şey ne? Görünen o ki, onun üzerinde hiçbir kontrolümüz yok, ve o bir şekilde bizim onayımız olmadan gerçekliğimizi yaratma gücüne sahipse, ben ona ruhsal benliğimiz diyeceğim. Kendi gerçekliğimizi seçebileceğimizi söyleyen yeni bir inancı benimsemeyi seçmemiz, oyunun ta kendisi, çünkü resmi seçimleri yapan ve böylelikle gerçekliğimizi yaratan, ruhsal benliğimiz. Açıkça görülüyor ki, ruhsal benliğimiz, bizim salıverdiğimiz eski inançlarımızdan (yola çıkarak) yaratmayı seçiyor.</p>
<p>Saint Germain, yükseliş işlemimizi bitirmek ve Üçüncü Çemberimize gitmek, yalnızca bir seçim meselesi, dedi. Ben bu seçimi bir yıl kadar önce yaptım, ve şimdi neden kendi gerçekliğimin gerçek yaratıcısı olmadığımı görebiliyorum. Evet, bu oyundan bıktım, keşke sekiz yıl öncesine gidebilseydim de bize söylediklerinin tümünü unutabilseydim. Ama ben bu yeni inançları bırakıp, gerçekliğimin herneyse o olmasına izin vereceğim. Eğer Üçüncü Çember varsa bile, oraya gitmek bir seçim meselesi değil. Ve bu, 2000 yılı aşkın bir zamandır bu yükseliş sürecinde neden takılı kaldığımızı açıklıyor. Biz kendi gerçekliğimizi yaratıyoruz, ama kendimizin bilinçli yanına göre, bu içerdeki bir şeyden kaynaklanıyor ve BİZ bir seçime sahip değiliz. Tobias, ne büyük bir hayal kırıklığı içinde, ne kadar sinir olduğumuzu gerçekten anlamıyor musun? (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Bu gerçekten büyük harflerle yazılmış. Görüyor musun, abartmamışım.</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: Aman Allah’ım. Aman. Aman. Aman! (yoğun kahkahalar) Ben bunu çok şefkatli bir düzeyden yanıtlamak istiyorum, çünkü hayal kırıklığını hissediyorum. Kolay değil, özellikle de senin yaklaştığın açıdan. Muazzam bir kızgınlık, muazzam bir reddetme var, ve sen kendine bunu salıverme iznini verene kadar da bu büyümeye devam edecek. Ki (bu salıvermeyi) çok dramatik bir biçimde yapmak zorunda kalabilirsin.</p>
<p>Biz sana oyun oynamakla ilgili ne söylersek söyleyelim, sen hâlâ çok derin bir oyuna dalmış haldesin… ben burada Tobias’a danışıyorum, çünkü bu soru ona yöneltilmiş. Ve o, “Amanin” diyor. (kahkahalar)  Sana şunu söyleyeceğiz, ve bunu gerçekten kalbine söylüyoruz, ne yaparsan yap biz seni yine de kutsarız. Ne yaparsan yap – ister oyunlar oyna, ister oynama, ister öfkeli ol ister olma – biz kesinlikle seni kutsarız. Yargı, söz konusu değildir. Herhangi bir şeyi düzeltmek gerekli değildir. Seni farklı bir bakış açısı edinmeye ikna etmek, söz konusu değildir. Biz, yaptığın herşeyde seni kesinlikle kutsar ve onurlandırırız. Ve… evet</p>
<p>LİNDA: Gerçek bir hayal kırıklığı ya da sinir olma halinin olduğundan eminim. Bu yalnızca… diğer Şambralar tarafından da dile getirildi.</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: Bu birçok Şambra adına (söylenmiştir), çünkü eski anlayışları, eski fikirleri kullanmaya çalışmak, düş kırıklığına ya da sinir olmaya neden olabilir, hatta Şaudlar ve size söylediğimiz kelimeler bile bazen kalbe gideceğine, doğrudan zihne gidiyor. Zihin de bunu yalnızca deneyimlemek yerine, anlamaya çalışıyor. Yani bu çok, çok sinir edici olabilir, üstelik bunu daha karmaşık ve zor hale getirme eğilimi de var, ve zaman zaman sihirli bir formüle sahip olmayı istemek var, ve bu tür yaklaşımların hiçbiri iş görmez. Bu, bilincin çok yeni topraklarına adım atmaya cüret etmektir.</p>
<p>LİNDA: Ama biliyor musun, çok düş kırıklığı var. Ben çok insanı dinledim ve bu tür çok soru okudum, ve insanlar herşeye tam anlamıyla kulak verdiklerine ve herşeyi yaşamlarında uygulamaya çalıştıklarına inanıyorlar. Ama gerçekte hissettiklerine ve bütünleştirdiklerine inandıkları şeylerle, olan bitenler arasındaki o alan eksik kalınca, muazzam bir hayal kırıklığı, sinir olma hali yaşayan çok insan var. Ve, dediğim gibi, bu soruyu okudum, çünkü sadece bu kişiye özgü olduğunu düşünmüyorum.</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: Kesinlikle, ve öyle bir nokta var ki… birçok yıldan beri kelimeler kullanıp durduk, çünkü bazen insanoğlunun kelime duymaya ihtiyacı var. Herşeyden çok, kelimelerin içinde, hatta basit bir nefeste bile, çok daha önemli olan bir enerji aktarımı ya da paylaşımı var. Şimdi, biz her ay buraya gelip de sadece “Bir saat nefes alın” deseydik, zihin ilgisini kaybeder ve başka yerlere giderdi. Ama bir anlamda bunu sadeleştirip şöyle diyebiliriz, “Sen de Tanrı’sın. Onu nefesinle içine çek ve deneyimle.”</p>
<p>Böyle demek, onu en ince düzeylere kadar damıtmak olurdu, ama bazı insanların oynadığı oyun, bir dolu kelime duymayı istemeleridir. Onlar bir dolu sihirli formül istiyor, ve bu formülü de Şaudların içinde arıyorlar. Ve yeni toprakları keşfeden bu gruba katılmak için kendilerine izin vermek yerine, ve gerek bu geçişin güzelliğini gerekse zorluklarını deneyimlemek için kendilerine izin vermek yerine, eski insan yaşamlarını daha katlanır kılacak belli yanıtlar istiyor, bunu talep ediyorlar. Ve bu, bizim burada bulunma nedenimiz değildir.</p>
<p>LİNDA: Teşekkür ederiz.</p>
<p>8.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Kuthumi, bu bir zevk. 2001 yılında Tobias, Tahoe Gölü’nün çok, çok özel bir yer olduğundan söz etti, özellikle de Şambra için – çok kutsalmış – daha dünyada bedenlenmeden oraya yerleştirdiğimiz birçok enerjiyi tutuyormuş. Birkaç yıl önce, bildiğin gibi, Kırmızı Çemberin ofisi oradaydı. Birçok Şambra bunun uygun olduğunu hissetti, ve bu şimdi yine değişti. Ve şu son birkaç aydır, özellikle de birkaç haftadır, birçok düzeyde, sanki herşeyimi toparlayıp taşınayım gibi hissediyorum. Gölün enerjileri, Şambra’nın enerjileri ve bunların hepsi, yıllar içinde ve Yeni Enerji’de nasıl değişti, bunun üzerinde konuşabilir miydin diye merak ediyordum. Bir dolu Şambra’nın – onların tüm bu olan bitenle çok bağlantıda olduğunu hissediyorum.</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: Evet, gerçekten de. Bunu çok basit ifade edeceğim. O göl, çok, birçok Şambra için çok kutsal ve özel bir yerdir. O, gelecek birkaç yıl içinde en düşük seviyesine inecek, en yüksek stres noktasına ulaşacak. Ve elbette bu noktada, kendi geçişi için en büyük fırsatı yakalayacak, ve gölün içindeki bazı çok güzel enerjiler salıverilecek. Yani buna – bu noktada Cauldre’ya danışmam gerekiyor – ama bu yeri, bir daha geri dönmemek üzere terk ettiğini söyleme de, geçici olarak uzaklaştım de.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>9.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam Kuthumi. Hani pek sık olmayan, ama aklına tüm görkemiyle bir fikrin geldiği anlar vardır, işte bu sabah o büyülü, yaratıcı anlardan birini yaşadım. Ve ben oturmuş, kilo vermeye çalıştığım halde kilo aldığım gerçeği hakkında kafa patlatıyor, eski yollara baş vurmak yerine, bunun bir Yeni Enerji yolu olmalı diye kendi kendime söyleniyordum. Gelen fikir ise şuydu, kanallık yapan farklı insanlarla konuşacak, bana söylediklerini deneyimleyecek, bir kitap yazacak ve herkesin bu yeni bilgiyi bilmesini sağlayacaktım. Yani benim sana sorduğum şey şu – gerçi bunu yanıtlamak için yalnızca 30 saniyen falan var ama, yine de – bu fikrime senin katkın ne olabilirdi?</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: Kesinlikle, hiç kuşku duymadan, hiç kuşkun olmadan, kilo vermeye çalışmaktan vazgeç. Tüm bu manipülasyonları gerçekleştirmeye çalışmaktan vazgeç. Bu, herşeyin hallolacağına kesinlikle inanmak konusuna dayanıyor. Herşey uygundur. Önceki soruda bir dolu öfkenin ve acının ve hayal kırıklığının olduğunu gördün, ve belki de böyle olmakta haklıydı. Ama burada eksik olan, kesin ve reddedilemez bir özgüvendir, kendine ve senin deTanrı olduğuna güvenmek. Böylece, kilo vermeye ve daha genç görünmeye çalıştığın an, bu tür enerjilerin herhangi birini manipüle etmeye kalktığın an, bunun aslında çok, çok güzel olan bir süreci ya da işlemi çarpıttığını ya da engellediğini göreceksin.</p>
<p>Bu ayrıca… sen bu ideal bedenin nasıl görünmesi gerektiğine ilişkin tanımlanmış bir görüşe ya da vizyona sahipsin, ama ya, türlü programlarla tanımlamaya çalıştığından daha da güzel bir beden varsa? O zaman kendini o bedeni tümüyle deneyimlemekten alıkoymuş olacaksın. Yani benim önerim – bu ister kilo vermek, ister yaratıcı bir projeyi gerçekleştirmek, ister neredeyse yapacağınız herhangi bir şey olsun – bunu gerçekleştirmeye çalışmaktan vazgeç. Kendi benliğine güven. Ve tekrarlıyorum, bunu daha kaç yoldan söyleyebiliriz ki, senin içinde doğal bir işlem sürüp gidiyor. Ve biz bunu sık sık söylüyoruz, ama insanoğlu dışarı bakıp duruyor, sanki dışardaki bir tanrı ya da ruh bunu gerçekleştirebilecekmiş gibi, oysa bu kesinlikle içindedir. Sonra da bunun nasıl işe koyulduğunu izle. Ve bu arada, o projeyi de sev.</p>
<p>10.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Down sendrom (zihinsel özürlü) hakkında ve ana-babaların bunu nasıl ele almaları gerektiği, özellikle de çocuklar büyüdüğünde zorlaşan bakım hakkında bir şey söyleyebilir misin.</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: Elbette. Buraya gelmeyi seçen varlığa saf, koşulsuz bir şefkat göstermek. Down sendromu olan çocukların ana-babaları oldukları için kendilerine de saf, koşulsuz bir şefkat beslemek. Bu, zor bir insan halidir, ama insan halinin ötesinde meydana gelen birçok güzel şey, birçok önemli keşifler ve aydınlanmalar söz konusudur. Yani sen bunu ille de düzeltmenin ötesine geçip de tümüyle şefkate yönelirsen, bu varlığın neden down sendromuyla gelmeyi seçtiğini anlarsın.</p>
<p>LİNDA: İki soru daha?</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: Elbette.</p>
<p>11.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Kuthumi. Şu son birkaç aydır bana bir haller oldu, ve bahçıvanlıktan hiç anlamadığım halde, nedense şehirlerin ortasında bahçeler yapıyorum. Ben hepinizin bunda bir parmağı olduğunu hissediyorum, ve ayrıca resmi olarak da seni bunun bir parçası olmaya davet ediyorum. Katılman beni çok mutlu ederdi. Ve bize bir projeyle ilgili söyleyebileceğin herhangi bir şey var mı?</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: Kesinlikle. Az önce de sözünü ettiğimiz gibi. Gaia enerjileri, ki bunlar bir ruh enerjisidir – çok benzersiz bir ruhsal varlık – Dünya’yı terk ediyor. Böylece insanlardan bu Dünya gezegeninin, üzerinde yetişen herşeyin ve üzerinde yaşayan herkesin, herşeyin sorumluluğunu almaları isteniyor. Bu ‘evlere bahçe’ kavramı, ister bir apartmanda ister çok, çok küçük bir toprak parçası olsun, insanların Dünya’ya karşı olan sorumluluklarıyla ve bağlantılarıyla yeniden iletişim kurmalarını sağlıyor. Yani, şehirden uzak büyük büyük çiftlikler kurmak yerine, bu enerji matriksi bireylere, şehirlere getiriliyor. Şu anda buna çok, çok büyük bir ilgi gösterildiğini fark ediyorsun.</p>
<p>İnsanların istediği… onlar her türlü canlıyla, yetişen şeylerle bağlantı kurma ihtiyacını hissediyorlar, ve ayrıca Dünya üzerinde yaşayan herşeyin sorumluluğunu almaya başlamak ihtiyacını da hissediyorlar. Yani bu girişimin çok sezgilere dayanan bir proje, ve biz yanında olacağız.</p>
<p>11.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>LİNDA: Son soru.</p>
<p>12.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofone gelen bir adam): Selam Kuthumi. Ve ben de resmi olarak seni üzerinde çalıştığım bir projede varlığını benimkine katmaya davet etmek istiyorum.</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: Sadece adımı söyle…</p>
<p>12.ŞAMBRA: Kuthumi!!</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: Ve ben orada olacağım. (kahkahalar)</p>
<p>12.ŞAMBRA: (şarkıyı söyleyerek) Sadece adını söylerim… Ben aslında şarkı söylemem. Birçoğumuz yıllarca saatlerde sayılar gördük, ve ben 2 yıl kadar önce çok sık 5:23 görmeye başladım, ve son aylarda da – 1:11. Birkaç ay önce çok etkileyici bir deneyim yaşadım. Cep telefonum kendiliğinden kapandı ama bir ışık yanıp sönüyordu, ama hiçbir çağrı falan da yoktu. Ve ben bunu bir süre görmezden geldim, nihayet, bir mesaj mı geldi acaba deyip baktım ama gelmemişti. Ve telefonumu açar açmaz, Mors koduna ayarlı hoparlörler devredeydi. Hatırladığım kadarıyla kiminle konuşsam 523 çıkıyordu. Ben 523’e bakarken – 5, 2 ve 3 ki toplamı 10 oluyor, bu da 1 veriyor, ve 2009 yılı da 11 oluyor – 111 çıkıyor. Ben bu binaya gelip gideli üç yıl oluyor, ve bu, 111inci toplantı. Benim için 111 ya da 523’ün önemi nedir?</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: Gerçekten. Gerek senin için gerekse tüm Şambra için bunun önemi, aslında karmaşadan mükemmelliğin çıktığıdır. Bu farklı, nasıl olduğunu anlamadığın olaylar, aslında senin/sizlerin büyük bir yaratıcı olduğunun kanıtıdır. Karmaşa içinde yaşadığını hissetsen de, farklı olayları eşzamanlı hale getiriyorsun, ve bak, bu tür şeyleri nasıl var edebiliyorsunuz. Bu olaylar gerçekten kendi içsel benliğinden, kendi özünden gelen işaretler ya da göz kırpmalardır, ama bunun matematiğine girecek olursan, insan zihni bunu karmaşa olarak görse bile, sana herşeyin kendi uyumu içinde ve kendi düzeninde olduğunu söyleyecektir. Böyle zamanlar, kontrol etme, manipüle etme ihtiyacının bazısını yeniden gözden geçirip tekrar bırakmak ve karmaşa enerjisine gerçekten dalmak için çok güzel bir zamandır.</p>
<p>Bilim adamları ve fizikçiler, matematikçiler, daha yeni yeni karmaşa/kaos teorilerini araştırmaya ya da bakmaya başlıyorlar. Ve onların baktığı… en sevdiğim şeylerden biri de kaos matematiği, ki bu sanki zıt ya da ters anlamlı rakkamların kullanılması gibi görünüyor, ama kesinlikle… kaos matematiğinde herşey bir eğriye atıldığında ve eski yapıyı parçalayan bir değişken eklendiğinde, enerjiye özgürlük verilmiş olur, ve o da yeni düzlemini araştırmaya başlar. Ve o, yeni düzlemini ya da yeni bilincini araştırırken, herşey bir süre için karmaşa ya da kaos içindeymiş gibi görünür. İnsanoğlu, kesin bir yapısallık, kesin bir tanım istemeye şartlanmıştır, ve sonuçlarla ilgili belli beklentileri vardır. Az önce, şu ara muazzam bir karmaşadan geçmekte olan ve çok sinrlenmiş bir Şambra’nın mektubunu duyduk, sanki hiçbir şey işe yaramıyormuş gibi görünüyor. Ama kendinize o karmaşaya, o kaosa tümüyle girme iznini verirseniz – kendinize kaosa dalma özgürlüğü verirseniz – o zaman, bizim düzen diyeceğimiz şeyin yeni bir düzeyi olduğunu keşfedersiniz, ama bu düzen, Eski Enerji dünyasında şimdiye dek deneyimlediklerinizin hiçbirine benzemez.</p>
<p>Yeni Enerjideki düzen – bunu nasıl açıklasak – bu, Eski Enerji dünyasındaki yanılsama düzenindense, mükemmelliğin düzenidir. Şimdi senin sorunu aştığımızı biliyoruz ama, bunlar, kendini karmaşaya bırakman için güzel işaretlerdir.</p>
<p>Şimdi Cauldre ve Linda herhalde epey çılgın epostalar alacaklar…</p>
<p>LİNDA: Belki.</p>
<p>KUTHUMI LAL SINGH: … şöyle diyen, Kırmızı Çember insanlara kaosu öğretiyor ve insanlara, dünyanın tüm dertlerini ve ıstıraplarını içine almayı ve şu anda dünyada olup biten tüm o korkunç şeyleri kabul etmeyi öğretiyor. Evet, kesinlikle bunu öğretiyoruz. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Ve bunu da söyledikten sonra, şimdi kısa, küçük bir öykü anlatmak istiyorum. Firavun olduğum, Tuthmose olduğum yaşamımda, o hayatta daha çok, çok küçük yaşta Firavun olmuştum, ve bir yandan da Firavun olmayı öğreniyor ve anlamaya çalışıyordum. Şimdi, bu çok zorlu bir meslektir – çok zorlu bir meslektir – çünkü herkes senden bir tanrı olmanı bekler, oysa içinde tanrı olduğuna ilişkin hiçbir işaret yoktur. İnsan tarafın buna inanmaz bile, ve sürüp giden bir ikilem başlar içinde.</p>
<p>Firavunluk dönemimin başlarında topraklarımız ansızın bir çekirge istilasına uğradı, ve çekirgeler, bir virüs salgınına neden olan kanatlı bir böcek türünü de beraberlerinde getirdiler. Böylece gökyüzü, kapkara kesilecek kadar bu istilacı çekirge ve böceklerle doldu, ve bunlar, yiyeceğimizi elde ettiğimiz ekinleri ve toprağı bir çırpıda yiyip bitirmeye başladılar. İnsanlar, çekirgelerin getirdiği bu böceklerden yayılan salgına yakalanıp ölmeye başladı. Ve tacı paylaştığım Hepi teyzem – evet gerçekten, ona Hepi diyordum – bana gelip meydan okuyan bir tavırla dedi ki, “Genç adam, ne yapmamızı öneriyorsun?” Ve ben de ona, gidip üzerinde düşünmem gerektiğini söyledim. Bu arada, rahipler ve danışmanlar da geliyor ve bazı tarlaları yakmayı öneriyordu, duman ve sıcak belki çekirgeleri kaçırabilirdi. Bazıları da, hepimiz gidip saklanalım, böylece böceklerden yayılan salgın herkesi öldürmemiş olur, diyordu.</p>
<p>Sözde danışmanlarımı ve öneri getirenleri dinledikten, ve gerçekten olan biteni hissettikten sonra, teyzem Hepi’nin ve diğerlerinin yanına döndüm ve, “Hiçbir şey yapmayacağız. Hiçbir şey” dedim. Şimdi, gözünüzün önüne getirin… onların yüzündeki ifadeyi gözünüzün önüne getirin. Hiçbir şey yapmamakla kendimi soktuğum durumu hayal edin, çünkü bakın, sana doğru yaklaşan bir enerji geldiğinde insanoğlunun verdiği tepki, ya onunla savaşmak ya da ondan kaçmaktır, ve ben iki yolu da önermemiştim.</p>
<p>Bir dolu tartışmadan sonra, ve bir dolu tacize ve hakarete maruz kaldıktan sonra ve bana tanrıdan daha azı olduğum söylendikten sonra, nihayet tanrısal hakkımı ilan edip şöyle dedim, “Bunu bu şekilde yapacağız.” Ve ondan sonra olanlar oldukça şaşırtıcıydı ve beni tüm zamanların en büyük Firavunu haline getirdi. (kahkahalar) Hiçbir şey yapmayacağımızı, bunu tanrılardan gelen bir işaret olarak kabul ettiğimizi, olan bitenle mücadele etmeyeceğimizi, tersine, olanı kabul edeceğimizi ilan ettiğimizde; bu mesajı krallığımızın tüm halklarına yaydığımızda, enerjiler anında değişti.</p>
<p>Sonra olan şuydu; dünyanın genelde pek fazla büyük fırtınaların çıkmadığı bir bölgesinde, muazzam bir fırtına çıktı. Yağmur yağdı. Rüzgar esti. Yerküre sallandı, o kadar ki, çekirgeler ve salgına neden olan böcekler ya kaçtılar ya da boğuldular. Ve çok, çok kısa bir süre içinde topraklarımızdan tümüyle gittiler. Yağmur, kalan ekinleri canlandırdığı gibi, yenilerini de yarattı. Irmağın açılmasına, ve hepimizin yiyeceğe ve gıdaya ve enerjiye kavuşmasına neden oldu, ve ben tanrı ilan edildim. Ve siz de olabilirsiniz.</p>
<p>Dünya’daki bu karmaşa zamanı, enerjilerin saldırıyormuş gibi göründüğü bu zaman, artık daha fazlasını kaldırmanın ya da içinize almanın çok zor olduğunu düşündüğünüz bu zaman, direnmeme zamanıdır, direnmek yerine kendinizi açmak zamanıdır. Bu bir çelişki gibi görünebilir, ama Yeni Enerji fiziği budur. Ve siz kendinizi açtığınızda, ve kesinlikle hissetmenize ve kesinlikle bilmenize izin verdiğinizde, bu, sizi bir sonraki düzeyinize götürecektir. Ve orası, sizlerin de tanrı ilan edileceğiniz düzeydir.</p>
<p>Namaste.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2009/02/07/saud-7-%e2%80%9cfili-yemek%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAUD 6: “Dünya Çapında Hava Koşulları”</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2009/01/03/saud-6-%e2%80%9cdunya-capinda-hava-kosullari%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2009/01/03/saud-6-%e2%80%9cdunya-capinda-hava-kosullari%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2009 11:10:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Geri Dönüş Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=397</guid>
		<description><![CDATA[Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
Kırmızı Çembere sunulmuştur
3 Ocak 2009
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org
Ve öyledir, sevgili Şambra. Bu güvenli ve kutsal alanda, bu Şambra ve Ruh ve tüm olmuş olanın, tüm olacak olanın enerjisinde biraraya geliyoruz. Ve olmuş olan artık “yoktur, bitmiştir, geçip gitmiştir”. Sizin olacağını sandıklarınız, olmayacaktır. Ve bu da büyük ölçüde bu gelecek yılı özetliyor. (kahkahalar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
3 Ocak 2009<br />
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org</p>
<p>Ve öyledir, sevgili Şambra. Bu güvenli ve kutsal alanda, bu Şambra ve Ruh ve tüm olmuş olanın, tüm olacak olanın enerjisinde biraraya geliyoruz. Ve olmuş olan artık “yoktur, bitmiştir, geçip gitmiştir”. Sizin olacağını sandıklarınız, olmayacaktır. Ve bu da büyük ölçüde bu gelecek yılı özetliyor. (kahkahalar, Tobias güler)</p>
<p>Ah, sevgili Şambra, bu ne mutluluk. İnsanların eğlendiğini, yaşamın keyfini çıkarmalarını, korkuların salıverilmesini, olabileceklerin salıverilmesini duymak ve hissetmek, ne büyük mutluluk; olabileceklerin de salıverilmesi, çünkü olabilecekleri ne kadar düşünmeye çalışırsanız çalışın, büyük bir olasılıkla yine de değişecektir. Öyleyse, içinizin en, en derin düzeylerinde yarattığınızın keyfini neden çıkarmamalı ki.<br />
<span id="more-397"></span><br />
Bu, sizlerle birlikte çalışacağım son takvim yılı olacak diye Cauldre’nın üzüntüsünü ve Linda’nın ve birkaç başka kişinin üzüntüsünü hissediyorsunuz. Ama bakın, ben geri geleceğim. Ben gitmiyorum. Bu yolculukta size katılmak üzere insan biçimine geri dönüyorum. Bunu, evrenin tüm yıldızları pahasına da olsa, kaçıramazdım. Hiçbir şey pahasına kaçıramazdım.</p>
<p>Ha evet, belki biraz da gerçeklik payı içeren bir söylemle, önce sizlerin gelip de yolu açmanıza, zorluklardan geçerek bilinci değiştirmenize ve yeni bir biçim almasına yardım etmenize izin verdiğim, ve sonra da sadece buraya gelip arkanızdan sizi izleyeceğim söylenebilir. Ama ben şu son 10, 20, bazılarınızla 30 yıldır bu yolculuğu birlikte yapıyorum. Ben, Atlantis ve Tien Tapınakları zamanından beri, birçoğunuzla Eski Mısır, ve 2000 yıl önceki Yeshua zamanından beri bu yolculukta sizinle birlikteydim. Ben bu son kanallıklarımdan hiç de üzüntü duymuyorum, çünkü artık sizinle aramda bu perde ya da bu ayrılık olmayacak. Ben sizinle birlikte hemen orada olacağım.</p>
<p>Birçoğunuzla şahsen karşılaşacağım. Bazı toplantılar olacak, bundan çok, çok yıllar sonra, ve benim karşılaşacağım kişiler… size şimdi bakabiliyorum, (Cauldre’nın gözleri açılır) kim olduğunuzu görebiliyorum… (duraklama) (Cauldre’nın gözleri kapanır ve Tobias güler, izleyiciler de güler ve alkışlar) Cauldre bunun geleceğini bilmiyordu ve hemen buna son verdi, ama… (yoğun kahkahalar) İşte ben bu yüzden Dünya’ya geri gelmek zorundayım – o (Cauldre), o gözleriyle öylesine cimri ki! Bana tüm verdiği kısacık bir göz atma fırsatı! (kahkahalar) Sadece gözlerinize bakabilmek için insan biçimine geri gelmek zorundayım. (Tobias güler) Yakaladım seni, Cauldre.</p>
<p>Böylece, bu yıl sizin için sürprizlerle dolu olacak. Ve şimdi Şaud’a başlayalım. Bugün üzerinde konuşacağımız çok şey var – birçok ilginç haber ve bilgi – ve herşeyin arkasında yatan muazzam miktarlarda bilinç. Bugünün konuklarıyla başlayalım.</p>
<p>Bugünün Ev Ödevi</p>
<p>Ama bunu yapmadan, önce ev ödevinizi vermek istiyorum… önce ev ödevinizi. Ha bu, bu kez kolay bir ev ödevi. Geride bırakmanızı istediğim bir şey var. Onu geçen yıldan… aslında son yaşamdan… aslında, çok uzun bir süre öncesinden buraya getirdiniz. O, beraberinizde taşıyıp durduğunuz bir şey. Maddesel olması gerekmiyor. O bir duygu, bir his, ya da belki bir inanç sistemi olabilir. Yeni bir yıla girdiğimiz bu günler, onu geride bırakmak için harika bir zamandır. Buradan çıkıp giderken onu kapıya bırakıverin. Evinize vardığınızda onu banyoda bırakıverin. Sadece oraya bırakıverin. Bu yeni yıla girerken onu geride bırakın. Ona ihtiyacınız yok. Ve ben sizin onunla biraz nefes yapmanızı isterdim.</p>
<p>Peki nedir? Siz onu hissediyordunuz, hatta son zamanlarda düşünüyordunuz da. Siz bu ağırlığı, bu yükü hissediyordunuz. Ama bazen dönüp de doğrudan yüzüne bakmaya çalıştığınızda, yok oluyor. Bir belirsizliğe, bir bulanıklığa geri dönüyor. Ama yaşamınızda bir şey var.</p>
<p>Şimdi, zihniniz ânında devreye girdi. Bunu bırakalım. Hisse gidelim. His, bedeni, zihni ve ruhu birleştiren, tümünü kapsayan yanınızdır. His, duyularınızı ve farkındalığınızı açmaktır – gerek fiziksel duyuları gerekse tanrısal duyuları.</p>
<p>Sanki onu beraberinizde taşımak zorundaymışçasına, bir zincir ve top gibi sürükleyip durduğunuz bir şey var. Bu belki eski bir karmik ilişkidir. Belki eski bir inanç sistemidir -  alışık olduğunuz o iyi-kötü inancı. Belki, değersizlik inancıdır. Belki, yaşamın zor olması gerektiğini söyleyen bir inanç – değerli olabilmesi için bir mücadele, çaba olması gerekiyor gibi. Bu belki, bir şeyi oldurmak yerine onun olmasını beklemeye ilişkin bir inançtır – onun size geldiğine ilişkin bir inanç, ama onu Şimdi ânınıza getirmek yerine, size gelmesini sürdürmek gibi; hayalleri gerçekleştirmek yerine, hayallerin hayal olarak kalmasının daha iyi olduğu inancı.</p>
<p>Bazen, olabilecekleri hayal etmek çok daha kolaydır, çünkü hayal ettiğiniz kadar güzel olmayabilir diye onu gerçekliğinize getirmekten ödünüz patlıyor. Bazen hayalleri ayrı bir gerçeklikte ayrı bir dünyada tutmak daha iyi geliyor size, çünkü belki orada güvendedirler. Hayallerinizi, özlemlerinizi, kalbinizi, oyunculluğunuzu, yaratıcılığınızı başka bir yerde tutuyorsunuz, çünkü, ya Dünya’ya gelir de fiziksel beden gibi, amaçlar, hedefler gibi yok olur giderse (diyorsunuz)?</p>
<p>Belki bu eski bir inanç sistemidir, Şambra, artık geride bırakabileceğiniz eski bir inanç sistemi. Ha, o, meleksel varlıklar tarafından temizlenecektir. O, enerjiyi yalayıp yutan, onu parçalayan, ve onu sıkışıp kalmak yerine doğal, saf enerji haline geri getiren tüm o küçük – nasıl diyorsunuz – çokboyutlu böcekler tarafından temizlenecektir.</p>
<p>O nedenle, bir an için, neyi geride bırakmayı seçtiğinizi hissedin – ve ben seçim kelimesinin altını çiziyorum. Burada hokus pokus ya da üçkağıt yapmanız gerekmiyor. Üzerine kutsal su serpmeniz gerekmiyor, ve sizden bunu alsın ya da dönüştürsün diye bir gurunuzun olması gerekmiyor. Bunu siz yapabilirsiniz. Yeni Enerjinin güzelliği budur. Siz yapabilirsiniz.</p>
<p>Neyi geride bırakmayı seçiyorsunuz? Ve bu ne tür bir boşluk bırakıyor? Hangi oyunu oynamaktan vazgeçmeniz gerekiyor? Ah. Neden onu bunca zamandır taşıyıp durdunuz? Bir amaca hizmet etmiş olması gerekir. Ve onu geride bıraktığınızda, nesini özleyeceksiniz?</p>
<p>Şimdi, sizi uyarıp diyeceğim ki, onu geri bıraktığınız zaman, dönüp arkanıza bakmayın. Dönüp arkanıza bakmayın. Böyle bir eğilim var – sanırım böyle bir öykü var İncil’de, geriye bakmakla ilgili – arkanıza bakmayın, çünkü bu sadece, belki de gerçekten bırakmaya hazır olmadığınızı söyleyen bir simgedir. Bıraktığınız zaman, bırakın gitsin. Onu statik bir boyutta tutmayın. Fikrinizi değiştirecek olursanız diye, onu orada tutmayın. Bir seçim yapın ve bırakın.</p>
<p>Ben sizin İnternet mekanizmanızda, o Mesaj Tahtanızda, birbirinizle iletişim kurmanızı istiyorum. Birbirinizle neyi bıraktığınızı  paylaşın, ki başkaları da onun arkasında yatan tutkuyu, ve belki çabayı ve sevinci de hissedebilsin. Kalpten paylaşın. Bütünlüğünüzden ve özgünlüğünüzden paylaşın. Bıraktığınız zaman, arkanıza bakmayın – ha, buraya bir dipnot koyayım – özellikle, özellikle de bu bir ilişkiyse.</p>
<p>Şimdi dipnota da bir dipnot koyacağım ve diyeceğim ki, eskimiş ya da tükenmiş karmik bir ilişkiyi bırakıp, arkanıza da bakmadan sevinç dolu yolculuğunuzda yürümeyi sürdürürseniz, o ilişkinin yol üstünde karşınıza çıkma olasılığı çok, çok yüksektir. Yolunuza çıkacaktır. Ama artık o ilişki dönüşmüştür. Enerjisi ve eski karması dönüşmüştür. Böylece bir zamanlar ilişkide olduğunuz kişiyle yeniden karşılaştığınızda, (o ilişki) artık geçmişe dayanmayacaktır.Yeni potansiyelleri ve fırsatları temel alacaktır. Artık o ıstırapları ve acıyı ve suçluluğu taşımayacak, ama yeni bir potansiyel taşıyacaktır – bunu seçerseniz tabii. Belki de o ilişkiyi yeniden kurmayı seçmeyeceksiniz. Belki o sevgili varlığı sadece yolda selamlamak, kutsamak, onurlandırmak, ve yaşamınızda size verdiği herşey için teşekkür etmek isteyeceksiniz.</p>
<p>Böylece derin bir nefes alın, ve bugün birlikte gerçekleştirdiğimiz Şaud’umuzun sonunda – fazla uzun sürmeyecek, sevgilim – Şaud’un sonunda, bir şeyi geride bırakın ve dönüp arkanıza bakmayın. Yeni Enerjiye doğru yürüyün gidin.</p>
<p>Hmm… ah, geri dönmeyi nasıl da sabırsızlıkla bekliyorum!</p>
<p>Bugünün Konukları</p>
<p>Bugünkü konuklarımızın arasında, özellikle üçü (öne çıkıyor): İlki, Yeni Enerji biçiminde insan doğasını inceleyen ve yeniden gelen Carl Jung. O, Yeni Enerji bilinci kitaplarını ve Eski Enerji psikolojisinden çok farklı olan Yeni Enerji psikoloji kitaplarını yazmanızda bazılarınızın – burada bulunan bazı kişilerin – esinlenmesine yardım edecek. Bazılarınızın, yeni kozmik bilinç hakkında kitaplar yazmasına yardım edecek, ki kendi de geçmişte birkaç tane böyle kitap yazmıştı. Ama o, sizin adınıza yazmaya, bir hayalet gibi, hazır ve gönüllü bir halde geliyor – burada panik yaratmaya çalışmıyoruz, (kahkahalar)… bu cümleyi benim için o yazdı – gerçekten, benim ikili-varoluş diyeceğim hale girdiğinizde, sizin adınıza yeni kozmik bilinçle ilgili kitapları yazmaya geliyor. Ve ben birazdan ikili-varoluşu açıklayacağım.</p>
<p>Böylece, yazar olan ya da yazar olacak olan bazılarınız, son zamanlarda yazma güdüsünü hisseden bazılarınız, psikoloji dalında klinik bir eğitime ya da üniversite geçmişine sahip olmadığınız gerçeğinin üstesinden gelin. Bunu bir nimet olarak görün. Jung gelecek, ve sizinle yeni psikoloji üzerinde çalışacaktır. O bunu dikkatlice inceliyordu, ve bu toplantıya yeniden bir konuk olarak geri gelmesinin nedeni de budur.</p>
<p>İkinci konuk: Benim Sam dediğim sevgili varlık. Sam şu anda geliyor. O, uyanık bir halde. Şimdi, çoğunuzun bildiği gibi, Sam, benim Dünya üzerindeki bir sonraki enkarnasyonum. Sam, Birleşik Devletler’in batısında yaşayan, bu ara çok canlı olan genç bir çocuk. Ben bir süredir özümü Sam’le birleştirip bütünleştiriyorum. Sam, kendi kimliğine epey sahip. Ben yalnızca Sam’i kontrol eden Tobias değilim. Ben, Sam’i yaratmaya yardımcı oluyorum, ama Sam’i yaratmaya ne kadar yardımcı olursam olayım, ona özgürlüğünü, bağımsızlığını, kendi egemenliğini de verdim. Bedenlenmeler, en iyi durumlarda, böyledir; sizin ruhsal varlık diyeceğiniz, Dünya’daki insanın yaratımına egemenlik verir. Ve ben de Sam’e bunu verdim, yavaşça kendimi onunla bütünlüyorum, ve bu inanılmaz, inanılmaz bir çalışma.</p>
<p>Farkındalık ve bütünleşme çift yönlü çalışır, her zaman. İşte, elimizde Sam var, genç bir oğlan, şu anda uyanık bir halde, gerçi şu anda biraz hayallere dalmış durumda ama, son kez bizimle birlikte olduğundan çok daha olgun bir halde. Bir şeylerin olmakta olduğunu biliyor. Şu anda evdeki gerçekliğinde çok mevcut, İnternet denen şeyin dikkatini dağıttığını düşünüyor. İnternette gezinip duruyor, ve şu işe bakın, kendini nerede buluyor dersiniz? Crimson Circle web sitesinde. Şu anda canlı yayına bağlı değil, ama Kırmızı Çemberin enerjisinde bulunuyor.</p>
<p>Ruhsal enerjisi de burada, sizinle ve benimle birlikte, birlikte gerçekleştirdiğimiz bu Şaud’un özünü hissediyor, ve içinde birşeylerin canlandığını, ona çağrıda bulunduğunu, onu katılmaya davet ettiğini hissediyor.</p>
<p>Ruh-İnsan Bütünleşmesi</p>
<p>Sam, özellikle de şu son aylarda bütünleşiyordu. Çoğunuzun yaptığı gibi bilinçli olarak değil, ben Tobias’ı da içeren, ama Tobias’la da sınırlı olmayan tanrısal özünün daha fazlasını bütünleştiriyordu. O, ona akan bir enerjinin, bir bilincin olduğunu, bunun kendi gerçekliğinin doğasını değiştirdiğini, ona sezgiler sunduğunu, şimdiye kadar hiç sahip olmadığı farkındalıklar sunduğunu giderek daha çok fark ediyor. O ve ben düzenli olarak konuşuyoruz, ama o beni Tobias olarak nasıl tanımlayacağını daha bilmiyor. Sadece, giderek ona daha tanıdık gelen, daha rahat hissettiği bir yanı olduğunu biliyor, ve bu yüzden de o yanını yaşamına katılmaya davet ediyor.</p>
<p>Hepiniz kendinizi açmaya başladığınız bir geçmişten gelirken, o tanrısal yanınızı başka bir yerlerde uzak tuttunuz; onun buraya, Dünya’ya giriş yapmasına izin vermediniz; onun Dünya enerjileriyle çarpıtılmasını ya da başka insanlar tarafından manipüle edilmesini – belki de enerjilerinin çalınmasını ya da başkalarının onu sizden almasını – istemediniz; oysa Sam şu anda çok açık. Bu tür korkuları yok, onun için de tanrısalın bütünleşmesine izin veriyor. Bu kavramları daha bilmiyor, ama yakında bunların çoğunu Crimson Circle web sitesinde ve Kryon web sitesinde ve başka web sitelerinde bulacak. Ona kozmik bilinç ya da ruhun uyanışı hakkında bir zemin sağlasın diye Jung’la ilgili çok şey okuyacak.</p>
<p>Böylece o, bu bütünleşmenin olmasına izin veriyor, ve bu onun için inanılmaz – bazen de korkutucu – bir keşif. Ama aynı şekilde, sevgili Şambra, aynı şekilde ben de onunla bütünleşiyorum. Sam denilen varlığı giderek daha çok farkında oluyorum. Onun insanca eğilimlerinin ve insanca gereksinimlerinin giderek daha çok farkında oluyorum. Kısmen, insan tarafından davet gelmediği için, kısmen de bir üst-ruh fazla yakına gelmekten korktuğu için, genelde bir ruhun ya da bir üst-ruhun gerçekleştirdiğinden çok daha yakına gelmek için kendime izin veriyorum.</p>
<p>Yani benim açımdan da bir bütünleşme söz konusu. Bir taraftan Sam’in kendini açıp, Dünyasal fiziksel bedenine girmem için izin verdiği de söylenebilir. Ama, benim de kendimi açıp Sam’i ruhsal alemlerde kabul ettiğim, insan özünün bana katılmasına, bu alemlerdeki üst-ruha katılmasına izin verdiğim de söylenebilir.</p>
<p>Burada parlak bir ders, bugün burada bulunan hepiniz ve tek tek her biriniz için bir ders söz konusu, çünkü sık sık… sık sık üst-ruh insan alemlerinde kendinin bir ifadesini yaratır, ama sonra da  uzaklığını korur. Çoğu kez üst-ruh insan varlığını yaratır, ama onunla bağlantı kurmak ona zor gelir. Perde, çift yönlü çalışır – kesinlikle çift yönlü çalışır. Üst-ruh bazen bunu kendi insan varoluşuna karışmak istemediği için yapar; bazen de çok yakına gelip de insan gerçekliği denen şeye çekilmekten korktuğu için yapar; bazen de üst-ruhun bazı kısımları çok yaralı ve çarpıtılmıştır. Üst-ruhun bazı kısımları, kendi korkularına ve kendi cehennemlerine kapılmış halde yakın Dünya alemlerinde kalır, o nedenle de, Dünya üzerinde yaşayan insan denen şeye karşı biraz ilgisizdirler.</p>
<p>Böylece, ruh, üst-ruh, varlığın kendi veçheleri ve Dünya’daki insan arasında büyük bir kopukluk vardır. Ruhla insan arasındaki kopukluğu, ruhun kendi ifadesine nasıl gücendiğini ya da onu reddedip sırtını döndüğünü ne kadar sık gördük ve hissettik – gerçekten de, evet, ruhlar bunu yapar, o insan ifadesine sırtını döner – ve o Dünya’daki insan ne hisseder? Değersiz, sevilmediğini, ona gerek duyulmadığını.</p>
<p>Siz Dünya’daki çalışmanızı, bilinç değişimi ve evrimi çalışmasını gerçekleştirirken, bizim tarafta da buna paralel bir çalışma sürüyor – yaralı, parçalanmış, tecavüz edilmiş, hapsedilmiş, kendi ruhlarının bile bakamayacağı kadar işkence görmüş insan enkarnasyonlarına sahip ruhların uyanması ve yeniden-bütünleşmesi, onların yeniden bütünlüğe geri getirilmeleri. Siz çalışmanızı gerçekleştirirken – ki bunun önceliği vardır, yolu açar. Siz çalışmalarınızı gerçekleştirirken, bizim tarafta da, ruhları insan ifadelerine geri getirme çalışmaları sürüyor. Sadece bu yaşamın insan ifadeleri değil, ama Dünya toprağına gömülmüş ifadeler, yakın Dünya alemlerinde dolanan ifadeler, yeniden biraraya getiriliyor.</p>
<p>Sam’le edindiğim deneyimler bana yeni içgörüler kazandırıyor, ve bana insan yaratımıyla, insan ifadesi ve onun egemenliği ile varlığın üst-ruhu arasındaki ilişkide yeni içgörüler kazandıracak kitaplar da olacak. Bu farkındalık… tüm bu farklı düzeylerin aynı zamanda meydan geldiğine ilişkin farkındalık, yalnızca insanla ilgili bir şey değildir. Ruhla da ilgilidir.</p>
<p>Ve sevgili Şambra, sizler Dünya’da başı çeken ve kendi özünü, kendi ruhunu, kendi benliğini geri çağıran, onun Dünya’da sizinle bütünleşmesine izin veren ve sizi, diğer alemlerde de onunla bütünleşmeniz için cesaretlendirmesine izin veren, kendini yeniden biraraya getiren Bayraklarsınız.</p>
<p>İnsanlar bazen geceleri yakınıyor, geceleri dua ediyor. Anlayış ve rehberlik için dua ediyorlar. Kırık bir kalbi onarmak, kendi insan zihinlerindeki karışıklığı yatıştırmak için dua ediyorlar. Ve merak ediyorlar…  neden herkesin onları duymaz göründüğünü merak ediyorlar. Bu bazen ruhtur. Ruh, ya kendine özgü bir eziyet içindedir, ya da sırtını dönmüştür.</p>
<p>Yeni Enerji budur. O eski dinamikleri değiştiren, özü ve ruhu buraya, Dünya’ya getiren ve başka alemlerde kendi farkındalığınızı ruha katmak için ruha izin veren sizsiniz. İşte cennet ve Dünya bu noktada karşılaşır. Yeni bilinç budur.</p>
<p>Sam’in burada olması ne büyük bir onur. Sam’in beni dünyasal varlığına davet etmesi, onun için ne büyük bir onur. Onun burada, diğer alemlerde olması benim için ne büyük bir mutluluk.</p>
<p>İkili-Varoluş Hali</p>
<p>Sam ikili-varoluşa çok sahip olmaya başlıyor. İkili-varoluş – yeni bir kelime. Bu, sizin şu anda olduğunuz gibi, an’da olmak, ama aynı zamanda birçok farklı yerde olmak anlamına geliyor. Bu bir çelişki gibi gelse de, aslında hiç değil. Siz şu anda bunu, bilerek ya da bilmeyerek, yapıyorsunuz. Siz sadece bu yıl bu konuda daha iyi üstatlar haline geleceksiniz.</p>
<p>Şu anda Sam uyanık bir halde bilgisayarının başında… Cauldre Macintosh’mu diye soruyor. (kahkahalar) Değil. Ana-babasının üniversitede profesör olduğunu size söylemiştim, çok zihinseller. Böylece… (Tobias güler) Böylece, Sam şu anda çok uyanık bir halde. Ayrıca Crimson Circle web sitesinde de dolanıyor. Ve aynı zamanda kendi insan gerçekliğinde benim mevcudiyetimi hissediyor, ve benim gerçekliğimde de kendi varoluşunu. O bunların hepsini aynı anda ve kusursuz bir biçimde yapıyor, ve bunu yapmada ustalaştıkça, bunun tüm ince ayrıntılarını ve farklı düzeylerini de giderek fark etmeye başlıyor. İşte buna ikili-varoluş hali deniyor. Bu, kendinize, aynı anda çoklu boyutlarda ve gerçekliklerde olma iznini vermektir.</p>
<p>Farklı varoluş noktaları ya da farklı gerçeklik düzeyleri arasında sıçrayıp durmak yerine, ikili-varoluş hali, tüm farklı boyut hatlarının – ve anımsayın, boyutlar birbiri üzerine istiflenmezler, onlar birbirine karışır – ama tüm bu farklı boyutların aynı noktada birleşmesi anlamına gelir. Varolma Noktası’nda.</p>
<p>Geçmişte bunu gerçekleştirmek çok zordu. Beden için yıkıcıydı, ve zihin de onu anlayamazdı. O nedenle farklı gerçekliklere sıçrayıp durduğunuzu görüyor ve yalnızca bir tanesine odaklanabiliyordunuz. Hayal kurduğunuz bir halde, ya da Dünya’daki bir projeye çok odaklanmış bir halde olabiliyordunuz, ama her ikisini de aynı anda yapmak çok zordu. Uykunuz sırasında rüyalarınızda bir yerlere gidebiliyor, ya da çok uyanık bir halde arabanızı kullanabiliyordunuz. Ama her ikisini aynı anda yapmak çok zordu.</p>
<p>Bu yıl, kendi ikili-varoluşunuzun da farkına varabildiğinizi, aynı anda birçok şeyi birden yapabildiğinizi göreceksiniz. Bunun kafanızı karıştırması gerekmiyor. Sizi yoldan çıkarması gerekmiyor. Birçoğunuz – nasıl desek – yerinizi kaybedeceksiniz, dengenizi kaybedeceksiniz ve büyük bir uçuruma yuvarlanacaksınız kaygısı taşıyor. Oysa salıverdiğiniz zaman, aslında büyük bir zerafetle genişlediğinizi fark edeceksiniz. Tüm farklı gerçeklikler, sizin Varoluş Noktanızda birleşecektir. İkili-varoluş halinde olmak, bu anlama geliyor.</p>
<p>Böylece Sam bize katılıyor, çünkü ben giderek onun yaşamının bir parçası oluyorum, ve o da benimkinin. Ve ben sizi şimdi, ister bu sandalyelerde oturuyor, ister dinliyor ya da ister bunu sonradan okuyor olun, bir an için durmaya davet ediyorum. Derin bir nefes alın. Ruhunuzu, özünüzü, şu anda yaşamınızda size katılmaya<br />
davet edin.</p>
<p>(duraksama)</p>
<p>Yaşamınıza, sanki kırık dökük, pis bir eve bakıyormuşçasına bakmayın. Onunla ilgili yargıda bulunmayın. Ruhunuzu, tanrısallığınızı, bir onur konuğu olarak içeri davet edin. Onu, bahaneler bulmadan, şunu ya da bunu sonradan düzelteceğinizi söylemeden, önce kendinizi arındırmanız gerektiğini söylemeden, ortaya özürler ya da gerekçeler atmadan davet edin. Şu anda ikili-varoluş halindeyken özünüzü, ruhunuzu, gerçekliğinize davet edin.</p>
<p>Ve ruhunuz, ona, onun bütünlenmiş benliğine katılmanız için sizi çağırdığında, o cesur ve gözüpek hamleyi yapın. Ona katılmak amacıyla, diğer alemlerde, diğer boyutlarda kendinize, ruhunuza katılmak amacıyla o adımı atın. Diğer boyutların buradan bir milyon mil uzakta olması gerekmiyor. Onlar yarım nefes uzaklığındalar. Kendi ruhunuza katılacak kadar, fizikselin ve zihinselin ötesine genişleyerek ona katılacak kadar kendinizi açabileceğinize güvenin, bu güvene izin verin.</p>
<p>Buna derin bir nefes alalım.</p>
<p>(duraksama)</p>
<p>Ruhunuz çok meraklıdır. Ha, siz onun sadece damarınıza bastığını ve iplerin elinde olduğunu ve size önceden belirlenmiş bir hayat biçtiğini mi sanıyordunuz? Hiç de değil. İyi, kötü ya da kayıtsız gerçekliğinizi yaratanın ruhunuz olduğunu düşünüyordunuz. Oysa onu yaratan sizsiniz. Ruhunuz bu konuda size katılmak istiyor, ve sizin de onun yolculuğuna katılmanızı istiyor. Şimdi bu, gerçek bütünleşmedir, ve sizin için bu yıl böyle bir yıl olacaktır – her düzeyde gerçek bütünleşme.</p>
<p>Üçüncü Konuk</p>
<p>Sonraki konuğumuz… derin bir nefes alalım ve içelim. Görüyorum ki, bu ay o gazlı içecekten yok, şu alışılmadık, tatlı su var.</p>
<p>Sonraki konuğumuz, ki bu, yıl ilerledikçe önem kazanacak bir konuktur: Birleşmiş Milletler dediğiniz grubun özü. Şimdi, onların hepsinin aynı anda buraya akması gerekmiyor, bir öz vardır. Birleşmiş Milletler’i temsil eden bir varlık türü vardır.</p>
<p>Bu kuruluş hakkında ne düşünüyor olursanız olun, o, bir bütün olarak dünyayı temsil etmeye çalışan ve yönlendirmeye ve etkilemeye çalışan ve Dünya üzerinde az sayıdaki kültürel, politik, coğrafi kuruluşlardan bir tanesidir. O – her zaman başarılı olmasa da – Dünya’ya huzur, barış ve uyum getirmeye çalışan az sayıdaki kuruluşlardan biridir. Evet, bir insan kuruluşu olarak onun da bozulup kokuşabileceğini biliyorum. O da bürokrasilere kapılabilir. O da kendi para mücadelelerine kapılabilir , çok da insanca davranışlarda bulunabilir. Ama burada bir umut var. Burada, bu gelecek yıl içinde Dünya için bir umut var, ve Dünya’nın bu gelecek yılda ona ihtiyacı olacak.</p>
<p>Böylece biz Birleşmiş Milletler’in – tüm milletlerin – özünü buraya davet ettik. Onu şefkat ve kabulle buraya davet ettik. Onu, bu Şambra enerjisini hissetmesi ve değişimin önce bilinçte meydana geldiğini ve sonra dünyaya yayıldığını anlaması için buraya getirdik. Onun için, sizden Şambra, bu Dünya’nın bilinç işçilerinden, Birleşmiş Milletler’in enerjisini buraya davet etmenizi rica ediyoruz.</p>
<p>Gelecek Yıl</p>
<p>Şimdi 2009 hakkında konuşalım. Ah, insanlar yılın başındaki bu öngörülere bayılıyorlar. Sorun şu ki, kimse yılın sonunda geri dönmüyor! Ama biz döneeceğiz. Siz döneceksiniz… siz döneceksiniz.</p>
<p>Şimdi bu gelecek yılla ilgili öngörüler hakkında konuşalım, ve ben buna, sizden gelenleri dinlemekle başlamak istiyorum! Ha, buna ekleyeceğim kendi görüşlerim var, ama birkaçınızın bu gelecek yılın enerjilerini – bilincini – sadece kendi bakış açınızdan değil de, daha küresel/evrensel bir açıdan bilinçli olarak kısaca hissetmesini istiyorum. Biz şu küresel/evrensel (global) açı konusuna az sonra değineceğiz. Siz onu son zamanlarda hissediyordunuz. Değişiklikleri hissediyordunuz. Enerjilerin değiştiğini ve hareket ettiğini ve kendilerini yeniden yapılandırdığını hissediyordunuz. Sezgileriniz üzerinde çalışıyordunuz.</p>
<p>Şimdi biz burada o tipik öngörülerde ve kehanetlerde bulunmaktan söz etmiyoruz, ama yön nedir? Bu gelecek yıl nelere gebe? Ve ben bir kişinin, burada ortaya çıkan şeylerin bir listesini yapmasını, ve bu listenin İnternetiniz vasıtasıyla genişletilmesini ve başkalarının da ona katkıda bulunmasını istiyorum, elbette belli bir tarihe kadar. Ben bu listenin, crimsoncircle.com denen bu güvenli alanda yayınlanmasını ve tutulmasını istiyorum. Böylece yıl boyunca hepiniz oraya bakabilecek ve gerçekten ne kadar bilge – gerçekten bilge – olduğunuzu görecek, anlayacaksınız. Şimdi, bunu insanca kelimelerle tanımlamaya kalktığınızda tam olarak ifade edemeyebilirsiniz, ama onun arkasındaki enerji önemlidir.</p>
<p>Böylece, biz bugün küçük bir oyun oynayacağız. Biz, “İnsanlığı ve Dünya’yı Bekleyen Nedir?” oyununu oynayacağız. Biz sevgili Esa’lı Linda’dan mikrofonu izleyicilere uzatmasını isteyeceğiz, ve sizden de bunu kısa ve öz tutmanızı ve hissetmenizi rica edeceğiz. Ve, ha, bir noktaya değinmek istiyorum. Bazılarınız bu güdüyü hissediyor ama, kalkıp konuşmaya cesaret edemiyor. Bunun ötesine geçin. Bunu da geride bırakın. Linda mikrofonu dolaştırırken kendi gerçeğinizi dile getirin.</p>
<p>Hadi başlayalım.</p>
<p>1.ŞAMBRA: Daha global bağlantılar kurulacak.</p>
<p>TOBIAS: Güzel. Biz bir liste yapılmasını tekrar isteyeceğiz.</p>
<p>LİNDA: Bunu kaydedebildik mi? Daha global bağlantılar. Tamam.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Bir dolu potansiyelin açılması.</p>
<p>TOBIAS: Mükemmel. Bir dolu potansiyelin açılması.</p>
<p>3.ŞAMBRA: Biz, başkaları yerine kendimizi dinlemeye başlayacağız.</p>
<p>TOBIAS: Ah, gerçekten de. Başkaları yerine kendini dinlemek.</p>
<p>Bir hissedin. Genel olarak insanlığı ve gezegeni hissedin. Bu yıl olacak olan şeylerin bazısı nedir?</p>
<p>4.ŞAMBRA: Bilinçle para arasındaki bağlantıya ilişkin gerçek bir his.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten.</p>
<p>5.ŞAMBRA: Temiz ve olabildiğince özgür enerji.</p>
<p>6.ŞAMBRA: Birlikte çalışma.</p>
<p>7.ŞAMBRA: Ben, Obama ile başlayan ve kalpten gelen dünya çapında bir bağlantı duyumsuyorum, ve ayrıca politik olarak bunun burada, Colorado’da da başladığını fark ediyorum.</p>
<p>TOBIAS: İki tane daha.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Ben, ordumuzun savaşa alternatifler bulacağını, ve bunların daha barıştan yana görüneceğini duyumsadım.</p>
<p>LİNDA: (Bu yılın) biraz daha sarsıntılı geçebileceğini bir tek ben mi düşünüyorum?</p>
<p>9.ŞAMBRA: Kaos/Karmaşa.</p>
<p>TOBIAS: Kaos. Gerçekten de. Peki… bize karşı sabırlı ol Linda.</p>
<p>LİNDA: Sorun değil.</p>
<p>TOBIAS: Peki eksik olan ne? Bir dolu dram. Ben burada Şambra’dan bir dolu dram duymadım, ki bu iyiye işaret.</p>
<p>Ben devam edip üç tane daha almak isterim. Aandrah, Garret ve Patricia. Sizler aslında bunun araştırmasını yapan kişilersiniz, ve biz sizin verilerinizi duymak isterdik, ve biraz ayrıntılara girmenize de izin verin. Ve siz bunun geleceğini biliyordunuz.</p>
<p>AANDRAH (Norma): Evet. Gerçek/özgün nitelikleri duyumsarken, insanların kendi kişisel bütünleşmelerini içlerine çekeceğini (söyleyebilirim). Sözünü etmek değil de, içine dalmak. Bütünleşmelerini ve buna sahip çıkmalarını sağlayacak tutkuya gerçekten, gerçekten izin vermek.</p>
<p>GARRET: Biz dünya bilincinin “Biz değişim istiyoruz” dediğini duyduk. Ben bizim aslında şeylerin değişmesine hazır/istekli/gönüllü olacağımıza inanıyorum.</p>
<p>TOBIAS: Ve, eğilimleri araştıran Patricia.</p>
<p>LİNDA: Patricia Aberdeen.</p>
<p>TOBIAS. Evet.</p>
<p>PATRICIA: Ben, emlak piyasasındaki iyileşmenin yavaş olacağını düşünüyorum. Borsanın toparlanacağını, ama sonra keskin bir inişe geçeceğini düşünüyorum.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de. Ve nihayet, Linda. (Linda’nın nefesi kesilir, Tobias güler)</p>
<p>LİNDA: Ben gerçekten, gerçekten bilincin, bizim görebileceğimiz bir biçimde, sadece bizde değil de, bizleri de çok aşan bir biçimde uyanacağını, insanların gerçekten bir noktada şeyleri farklı yapmaya açık olacağını, yeni bir şeye açık olacağını düşünüyorum. Ve bu… biz bunu, insanların gerçekten daha fazlasına odaklanacağını – kendini açacağını &#8211; tüm çevremizde göreceğiz. Gerçekten kendilerini açtıklarını tüm çevremizde göreceğiz, ve bu gerçekten nefes kesen bir güzellik olacak. Ve bu ille de herşey kolay olduğu için olmayacak. Çoğu kez, olan bitenler “Bunun farklı olmasını istiyor musun?” dememizi gerektireceği için olacak.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, ve biz hepinize katkılarınız için ve olacakların enerjisini hissettiğiniz için teşekkür ediyoruz. Ve bu ayrıca, bu arada, bu gerçekliğin yaratılmasını sağlıyor.</p>
<p>Ve şimdi, bizim bakış açımıza gelelim – ve biz bunu çok dikkatlice izliyoruz. Biz insan bilincinin yönlerini hissediyor ve eğilimlere, meydana gelen daha yüksek eğilimlere bakıyoruz. Tam bir öngörüde ya da kesin bir kehanette bulunmak çok zordur, ve insan olarak sizler bunu bilirsiniz – birçoğunuz geçmiş yaşamlarda enerjileri okurdunuz, çingeneydiniz ve büyücü, ve bazı enerjileri hissederdiniz – ama belirleyici olmak çok zordur. O nedenle, olduğunu gördüğümüz şeylerle ilgili daha yüksek bir bakış açısına geçelim, ve sonra ayrıntılara inelim.</p>
<p>Kuantum Sıçraması bir yıl kadar önce oldu, ve bu, Dünya’ya yeni ve farklı bir enerjinin gelmesi anlamındaydı. İnsanlar, Dünya ve Dünya bilinci hâlâ bununla nasıl çalışacağını öğreniyor. Bu daha emekleme döneminde. Yeni Enerji, Eski Enerji’den çok farklıdır – ben burada bilinci kastediyorum, yakıtı değil – ama o (Yeni Enerji), günlük yaşamda inceden inceye yolunu buluyor, ve çoğu insan bunu fark etmiyor bile. Az sayıda insan onunla ne yapacağını, onun nasıl çalıştığını biliyor.</p>
<p>Geçmişte de söylediğimiz gibi, eski titreşimsel enerji oldukça önceden kestirilebilir haldeydi. Her zaman, gerçekliği yaratmak için birbirine karşı iş gören karşıt iki güç vardı. Yeni Enerji karşıt güçlerle ilgili değildir, onda bir sürtüşme söz konusu değildir, bu yüzden de gerçekliği aynı şekilde yaratmaz. Yeni Enerji gerçekten aynı anda tüm yönlere genişleyicidir. Ve bunu zihinle anlamak çok zordur, ve bazen birisi Yeni Enerjiye girer de onunla tek bir durum için çalışırsa, bunu tekrarlamak istediğinde (Yeni Enerji) ortaya çıkmayabilir. Kaybolmuş görünür, oysa hiç de kaybolmuş değildir.</p>
<p>Yeni Enerji kendi geçmişini izlemez. O sürekli yeni potansiyellere, ve geçmiş deneyimlere dayanmayan potansiyellere doğru genişler. Bunların hepsi, Yeni Enerji çok farklı çalışır demenin karmaşık bir yoludur. Önceden kestirilemez gibi görünse de, aslında bir kez o titreşimsel ya da Eski Enerji beklentilerini bıraktığınızda, oldukça da basittir.</p>
<p>Peki bu, insanlık bilinci için ne anlama geliyor? İnsanlık bilinci çok derin düzeylerde değişiyor. Bunu kendi yaşamınızda gördünüz. Bunu şu geçen yıl, 2008 yılında gördünüz. Mali piyasalarda, politik arenalarda, olacağını hiç beklemediğiniz şeyler gördünüz. Başkalarının, değişimlerin yüzlerce yıl alacağını düşündüğü eski sistemlerdeki tümden değişiklik, birkaç hafta içinde meydana geldi. Ha, bunun zemini elbette önceden hazırlandı, ama olaylar, mali piyasalardaki değişimin kendisi, birkaç hafta içinde oldu. İşte, şeyler bu kadar hızlı oluyor.</p>
<p>2009’da neler olacak? Belki bu heyecanlandırıcı ya da dramatik değil, ama çok dikkate değerdir. Biz buna ‘hava koşulları’ yılı diyeceğiz – ‘olsa da olmasa da’ diyeceğiz – ama Dünya’daki fiziksel hava koşulları da söz konusu. Nedeni oldukça basit: Çünkü bilinç değiştikçe, Yeni Enerji geliyor, Eski Enerji çıkıp gidiyor. Dünya içinde sıkışıp kalmış Eski enerji değişiyor ve gidiyor. Yüzlerce, binlerce ve onbinlerce yıl önce (toprağa) gömülmüş olan bedenler, şimdi gidiyor.</p>
<p>Gaia, gezegenin kendisi, gezegenin enerjisi ve özü ayrılıyor, ve bu muazzam gezegenin sorumluluğunu, onun içinde yaşayanlara devrediyor. Gaia, tek bir gün içinde gitmeyecek, ve bu çok, birçok yıl alabilir, ama bu geçiş olmaktadır. Şu anda Dünya’nın en derin düzeylerinde bir arınma meydana geliyor, ve bu da, Dünya’nın hava koşullarında çok büyük değişiklikler anlamına geliyor.</p>
<p>Dünya’daki Hava Koşulları</p>
<p>2009, fırtınalar yılı olacak – manşetlere çıkacak ve dramlara neden olacak türden fırtınalar – ister depremler, ister şimdiye kadar böylesi hiç ölçülmemiş şiddette fırtınalar olsun; rüzgarlar, yağmur, şimşekler – dünyanın her yanında garip ve alışılmadık şimşekli fırtınalar, geçmişte hiç görülmemiş türden şimşekli fırtınalar – bunlar, Dünya’nın her yanında olacak.</p>
<p>Bazıları bunun küresel ısınmanın sonucu olduğunu söyleyecektir. Herşeyi küresel ısınmaya bağlayacaklardır. Panik ve drama kapılacaklardır. Aşırı uçlara kayacaklardır, çünkü bu, oynaması eğlenceli bir oyundur.</p>
<p>Bazıları bunu Tanrı’ya bağlayacaktır. “Tanrı öfkeli, Tanrı insanlara kızgın” diyeceklerdir. “Bu, sonun başlangıcı, Dünya’nın kendinden geçmesi, sonu, ve Tanrı, insanlardan duyduğu memnuniyetsizliğini ifade ediyor ve bu yüzden bu doğa güçlerini ve havayı gönderiyor, insanları uyandırmak için” diyecekler. Ve bazen tek bir “bombardımanda” binlerce, onbinlerce ya da yüzbinlerce insanı alıyor (denecek).</p>
<p>Bazıları da bunu Dünya’nın kendisine bağlayacak – ki bunlar bilimsel bir zihine sahip kişiler olacak – ve bunların, daha önce öngörülemeyen, Yerküreden ve güneş sisteminden kaynaklanan güçler olduğunu ve düzensiz/değişken durumlara da bu güçlerin neden olduğunu, ve belki de Dünya’nın parçalanmaya başladığını söyleyeceklerdir.</p>
<p>Bunların hiçbiri gerçek değildir, bunlar dramdır. Dramdır. Bunlar akılcı ya da duygusal dramlardır.</p>
<p>Burada olan, Dünya bilincinin değişme derecesinin hava koşullarını etkilemesidir. Hava durumu, insan bilincine karşılık olarak meydana gelir. Ve bu, havanın her zaman güzel ve güneşli olması anlamına da gelmez. (bazı gülüşmeler) Hava, temizlik sağlar. Hava, içgörü ve farkındalık da sağlar.</p>
<p>Dünya’nın hava koşulları, çok ilginç bir biçimde dünyanın her yanında bilincin paylaşılmasını, enerjilerin paylaşılmasını sağlar. Bu belki de, bir kültürün ya da dünyanın bir bölgesinin bilincini bir başka bölgeye ulaştırmanın yegâne ve en önemli yöntemi olmuştur. Bilincin farklı bölümlerinin eterik bir düzeyden dünyanın yeni bölgelerine getirilmesi, böyle gerçekleşmiştir. 10.000 yıl önce Çin’de gerçekleşen bir buluş, ve çok benzer bir zaman diliminde dünyanın öbür tarafında da aynı buluşun gerçekleşmesi, böyle mümkün olmuştur. Bunun bir bölümü eterik olarak, bir bölümü de fiziksel olarak meydana gelir. Bu nedenle, hava, bilincin yayılması için kullanılmıştır, ve hâlâ da öyledir. Hâlâ da öyledir. Daha somuttur.</p>
<p>Gerçi başka sistemler ve teknolojiler de bir rol oynamıştır, İnternetiniz gibi. Ama hava, dünyanın her yerine – yalnızca insanlara değil, hayvanlara, toprağa, Dünya üstündeki bitki yaşamına – önemli bir mesaj taşımada hâlâ hayati bir rol oynamaktadır. Hayvanlar, toprak, bitkiler, İnternet’e pek bel bağlamıyorlar. (kıkırdar) Onlar hâlâ havaya güveniyorlar.</p>
<p>Havanın, sizin nabız diyeceğiniz bir kalp atışı vardır. Havanın bir nabzı vardır. Şimdi, buna çok istatiksel bir açıdan baktığınız zaman, böyle görünmeyecektir. Ama bulutların kendisini hissederseniz, Yerküreyi hissederseniz, ve onun kendiyle, suyla ve havayla ilişkisini hissederseniz, nabzı da hissedebileceksiniz, ve havanın, 2009 yılında Dünya’daki değişken havanın, kendi arınmasını gerçekleştirdiğini anlayacaksınız. Ve o, bitkilere ve hayvanlara ve Yerküreye ve suya, yeni bir mesaj taşıyacaktır. Ve siz de bunun bir parçası olacaksınız. Kendinizi havayla çok, çok bağlantılı hissedeceksiniz.</p>
<p>Bunun sizde korku uyandırmasına izin vermeyin. Kendi içsel kargaşanızın ve öfkenizin bir fırtına yoluyla ifade edildiğini düşünmeyin. Şimdiye kadar hiç yapmadığınız şekilde havayı hissetmenize izin verin, çünkü o, bu gelecek yılda Dünya’nın derin katmanlarına ve düzlemlerine yeni bilinci taşıyacaktır.</p>
<p>Hava durumu manşet olacak, özellikle – özellikle – de bu yılın ilk çeyreğinden sonra. Bilim adamlarının ve hava durumunu araştıranların, inceleyenlerin kafasını allak bullak edecektir, ve onlar, manyetik kutuplardaki değişimin ve aynı zamanda Dünya’nın manyetik çekiminin ve bu çekimdeki yoğunluğun neden bu kadar düzensiz ya da değişken olduğuna şaşacaklar. Her iki manyetik kutup da değişecek, ve Dünya’daki yer çekiminin kuvveti – ya da kuvvetin azalması – bu yıl değişecektir, ve çok düzensiz ya da değişken olacaktır. Güzel, simetrik bir yol izlemeyecektir. Bu, Dünya’nın her bölgesinde değişecektir, ve Dünya’nın her biyolojik veçhesi bunu hissedecektir, ama çoğu, neler olup bittiğini anlamayacaktır.</p>
<p>Birçoğu, neler olacağını bilmediğinden dramlara ve duygulara kapılacaktır. Bütün bunların, Dünya’nın insandan daha büyük olduğuna ilişkin, insanların Dünya’yı kötüye kullandığına ve şimdi Dünya’yı onurlandırmak ve ona saygı duymak zamanı olduğuna ilişkin, Dünya’nın bir hatırlatması olduğunu söyleyeceklerdir. Bir anlamda, evet – Dünya’yı her zaman onurlandırın ve ona her zaman saygı duyun. Ama ondan korkmayın. O sizin bir parçanızdır. Hava, yüzyıllardır (dünya içinde) tutulmuş olan ve gitmeyi bekleyen enerjilerin salınabilmesi için önemli değişiklikler sağlayacaktır.</p>
<p>Çoğunuz enerjilerinizi, toprağa gömülmüş olan ölü geçmişlerinizi geri çağırdınız. Ama şimdi, varlıkların başka veçheleri de kendilerini yeniden toplayacaktır.</p>
<p>Dünya’yı temelli olarak terk edecek türler var. Onlar, yeni türler gelişebilsin ve gelebilsin diye gidiyorlar; insan türü evrimleşebilsin ve değişebilsin diye gidiyorlar. Bütün bunlar, sevgili Şambra, muazzam büyük bir nimettir.</p>
<p>Yatağınızın altında yattığınız, bodrumda saklandığınız zamanlar olacak, büyük çayırlarda ya da açık alanlarda fırtınanın ortasına düştüğünüz, ve uçuşlarınızın (uçakların) günlerce ve günlerce ve günlerce ertelendiği zamanlar olacak, ve siz bana söveceksiniz. Üzgünüm. (kahkahalar) Kar yüksekliği boyunuzu aştığında ve siz dışarı çıkamadığınızda, ya da gök gürültüsü ve şimşeklerin sürekli bombardımanı bitip tükenmeyecekmiş gibi göründüğünde, bana söveceksiniz.</p>
<p>Ama hatırlayın, bugün burada konuştuklarımızı hatırlayın. Hava, bilinçtir, ve o değişiyor. Hava, insanlığa hizmet ediyor. Hava, bu basit şeyin olmasına, enerjinin çözüm, dönüşüm, yenilenme arayışına izin vermenin çok mükemmel bir yoludur. Ve bu yıl olacak olan, budur.</p>
<p>Gıdalar Üzerindeki Etkiler</p>
<p>Bunun dramatik olmayan kısmı, hemen manşet olmayacak kısmı, önünüzdeki en az birkaç yıl boyunca gıda kıtlığına neden olacak küresel iklim değişikliğidir. Yiyeceklerin yetişeceğine güvenilen alanlar ekilemeyecektir. Yerkürenin derinliklerinde bulunan su havzaları kuruyacak ya da bitkiler için zararlı/zehirli hale gelecek. Ilımlı bir iklim deneyimlemiş olan bölgeler, daha şiddetli hava koşulları deneyimlemeye başlayacak – fazla soğuk, fazla sıcak gibi – ve bir zamanlar o yüzeylerde yetişen bitkiler, pek de dayanıklı olamayacak, belki de hiç yetişmeyecektir. Ve bu, Dünya’da gıda temininde bir kıtlığa neden olacak.</p>
<p>Bu öyle hemen manşet olmayacak, borsanın çökmesi ya da iyi bir savaş gibi hemen manşet olmayacak. O, sübtil/ince ve sessiz haberlerde görülecek. Ama ben sizin farkında olmanızı istiyorum. Ben hepinizin havanın bilincinde olmasını istiyorum. Baş sayfadaki manşetlerin ötesine geçip haberlerin derinine inin. Hatta ben, farklı ülkeleri temsil eden Şambraların biraraya gelerek bir grup oluşturduğunu ve hava durumunu sunduğunu, böylece diğer Şambraların da neler olup bittiğini anlamasına yardımcı olduğunu görmek isterdim. Bunun bir dram alanından değil de, bir anlayış alanından gerçekleştiğini.</p>
<p>Böylece, yiyecek kıtlığı baş gösterdiğinde, bunun tümüyle farklı bir enerji türü oluşturacağı da açıktır. Şu anda parasal meselelerle ve politik meselelerle ve savaşlarla uğraşan ve bunlarla çok meşgul olan ülkeler ve kuruluşlar var. Onlar işlerle meşgul. Onlar, ekonomiyi kurtarmakla meşgul. Ve onlar büyük bir çabayla şeyleri tam da toparlamaya başladığında, kötü haberi alacaklar – “Yiyeceğimiz tükeniyor.”</p>
<p>Bu bir kaos mudur yoksa bir nimet mi? Bir felaket mi yoksa yalnızca bir değişim mi? Hangisine inanmak istiyorsunuz? Hangisinde yaşamak istiyorsunuz?</p>
<p>Şambra, bunların tümü, çok doğal olarak meydana geliyor. Gruplar – büyük insan grupları – aynı anda Dünya’yı terk etse bile, bir düzeyde bir seçim söz konusudur. Bu grupların bazısı kendi kültürlerine, ya da atalarından kalma kültürel karmalarına öylesine bağlılar ki, o halde Dünya’da kalmaları mümkün olmayacaktır. Bu nedenle, bir düzeyde, toplu göçü (topluca ayrılmayı) kabul ediyorlar.</p>
<p>Dünya’da bulunan bazı hayvan ve bitki türleri, artık eski biçimde insanlara ve Dünya’ya hizmet etmeleri gerekmediğini biliyorlar, onun için de gidecekler. Her seferinde bir toplu göç (toplu ölümler) olduğunda, bu, bir sonraki kuşağın ve bir sonraki devrenin ve evrimin gelmesini sağlayan bir fırsat ve bir açılımdır – ve Dünya’da olan budur.</p>
<p>Hava koşullarını uzaylılar manipüle etmiyor. Bulutları hükümet tohumlamıyor. Hükümet aptalca şeyler yapıyor, (kahkahalar) ama aptallığın başarısız olması fazla uzun sürmez. Hava koşullarında meydana gelen şeyler, dağların içinde yaşayan insanlar tarafından manipüle edilmiyor, çünkü dağların içindeki insanlar çoktan gitti. Onların, Dünya adına enerjileri tutmaları artık gerekmiyordu.</p>
<p>Havayı izleyin. Yiyecek üretiminde meydana gelecek değişimleri izleyin. Bazıları için krizlerin nasıl oluştuğunu ve kargaşanın ve dünyanın-sonu-senaryolarının ve komplo teorilerinin ve diğer herşeyin nasıl oluştuğunu izleyin… ve sevgili Şambra, sizi, bunun bir yeniden-dağıtım (yeniden dağılım, yeniden bölüştürme) olduğunu anlamaya davet ediyoruz. Bu bir değişimdir, ve uygundur.</p>
<p>Yeni Potansiyeller</p>
<p>Hava koşulları yoğun olacak, özellikle de bu yılın ikinci yarısında, sonraki yıla girerken. Dediğimiz gibi, gıda düzeninde de bir değişime neden olacak. Ama şu işe bakın ki, parlak kişiler ve bilinçli kişiler, gerçekten ne olup bittiğini anlayan kişiler, Dünya üzerinde bulunan sizin gibi spiritüel varlıkların enerjilerine bağlanacaklar. Ve işte gerçek çalışma ve gerçek buluşlar ve yaratılar ve yeni teknoloji, o zaman ortaya çıkacak.</p>
<p>Şu anda yiyecek üretimiyle ilgili olup da finansman eksikliği ya da ilgi eksikliği yüzünden laboratuvardan çıkamayan teknolojiler var. Şu anda, öne çıkmaya çok hazır olan teknolojiler var. Ama ortaya çıkmıyorlar, çünkü, David’in de söylediği gibi, bu teknolojiler temiz, çok ucuz yakıtlarla ilgilidir. Bunlar öne çıkmaya hazırlar, ama bir finansman ya da ilgi eksikliği var, ya da bazen sadece kapılar kapalıdır. Bu şeyler ortaya çıkmaya hazırdır. Şu anda öyle teknolojiler var ki, sevgili Şambra, bunlar şimdiden geliştirilmiş ve<br />
şifa konusunda sizi şaşkınlığa düşürecek teknolojilerdir. Onlar yalnızca bazı ayrıntıları ve arkalarındaki parasal desteği gereksiniyorlar. Ve siz bu noktaya devreye giriyorsunuz. Bilinç, bu noktada devreye giriyor.</p>
<p>Bu, dramlara, komplolara, dünyanın-sonu-senaryolarına kapılmak zamanı değildir. Bunları aşmak zamanıdır, bu yeni teknolojilerin ortaya çıkmasına yardım etmek amacıyla yaratıcı enerjilerinizi, yaratan enerjilerinizi kullanmak zamanıdır. Ve tüm yapmanız gereken de, umut ve vizyon ve farkındalık ve anlayış sahibi olmak, ikili-varoluş halinde olmak, bu an’da olmaktır. Bedeninizi terk etmek değil, başka bir yerde saklanmak amacıyla bu gerçekliği terk etmek değil, bunlar olmuyormuş gibi davranmak değil, ama bunun yeni bir çağ, yeni bir dönem olduğunu anlamaktır. Bu, yeni bir zamandır. Şeyler değişiyor.</p>
<p>Derin bir nefes alın Şambra.</p>
<p>(duraksama)</p>
<p>Bu, kaçınılmaz son değildir, değişimdir. Bunu hatırlamada zorlandığınız günler olacak. Diğer insanlarla birlikte dramlara kapıldığınız, olan bitene şaştığınız günler olacak. Böyle bir şey olursa, o derin nefesi alın ve hatırlayın… o fırtınayı hissetmeyi hatırlayın.</p>
<p>Şambra için Kişisel Çıkarsamalar</p>
<p>Peki bu şahsen sizin için ne anlama geliyor? Bir sonraki sorunuz buydu, “Bu yıl Şambra ne yapmalı?” Ah, inanılmaz. Dünya çapında onca fırtınalar olsa da, ve Dünya kendini bu yıl parçalasa da ve püskürtse de – ki buna ihtiyacı vardır – bu yıl, o yıl olarak tanımlanabilir – ve burada “o”nun altını çizin, yani birkaç yıldan biri değil, o yıldır – Şambra’nın ve spiritüel bilgeliğini kendi insan varoluşuyla bütünleştirmiş herkesin, fırsat yılıdır.</p>
<p>Kendi işinizi kurmak için daha fazla fırsatınız olacak; kendi tarzınızda – kendi tarzınızda – şifa çalışmaları için daha fazla fırsatınız olacak; paylaşmaya hazır olduğunuz şeyleri öğretmek için daha fazla fırsatınız olacak; başka insanlar için Bayrak olma, ıstırap içindeki insanlara bir ışık sütunu olma fırsatınız artacak. Rüyalarınızı, hayallerinizi Dünya’ya getirmek için, onları burada tezahür ettirmek için ve onları sevinç içinde yaşamak için daha fazla fırsatınız olacak. Özünüzü, tanrısallığınızı, gerçek Benliğinizi, Dünya’daki yaşam denen bu deneyimde size katılmaya davet etmek için, her zamankinden daha fazla fırsata sahip olacaksınız.</p>
<p>Yaşamınızda bolluk için daha fazla fırsatınız olacak. Birçok yıldır yaptığınız gibi, bu yıl da başka yöne bakmayın. Sizden önce gelen ve size bolluk hakkında konuşan, onun nasıl gerçekleştirileceği hakkında konuşan, evet, bazı riskler içerebileceği, ama ödüllendirici de olabileceği hakkında konuşan öğretmenler oldu. Eğer bollukla ilgili sorunlarınız olduysa, bundan kaçmaktan vazgeçin. O oyunu oynamaktan vazgeçin. Onların size söyleyeceklerini dinleyin bu yıl. Kendinizi dinleyin bu yıl. Benliğiniz acı çekmekten yoruldu, faturaları zorlukla ödeyebilmekten yoruldu. Bu, eski bir oyundur.</p>
<p>Bu, fırsat yılıdır, ve siz şimdi diyorsunuz ki, “İyi de, dünyanın geri kalanı tüm bu mücadelelerden geçecek ve sen Tobias, bize yiyeceğin zor bulunur, sınırlı olacağını söylüyorsun.” Ben size onun zor bulunur olacağını söylemedim. Bunu demedim. Üretim değişecek, ve Dünya’nın şimdiye kadar hiç görmediği türden yeni üretimleri gerçekleştirecek teknoloji mevcut, ve diğer insanları bir kıtlık olduğuna inandıracak insanlar da mevcut. Bu tuzağa düşmeyin. Gıda üretiminde bir değişim söz konusudur.</p>
<p>Ve şöyle de demeyin, “Ama dünya şu anda çok zor bir noktada. Bu yıl daha fazla bolluğa sahip olacağımı nasıl söylersin?” Çünkü, dünyanın geri kalanı, insanlığın geri kalanı fırtınaya bakarken, sizin, gökkuşağına bakma fırsatınız olacak.</p>
<p>Ve gökkuşağında… sevgili dostlar, bu yıl pek de fazla insan ona bakıyor olmayacak, &#8211; o yöne bakıyor olsalar bile &#8211; onlar eski gökkuşağını ve gökkuşağının sonundaki eski altın kabı arayacaklar. Ama fırtına, onların dikkatini dağıtacak. Fırsat mevcuttur. Hep mevcuttu. Ama, geçmişte göründüğünden biraz farklı görünecektir. O gökkuşağının, her zamankinden çok farklı renk tonları ve farklı bir eğrisi ve köprüsü olacak. Ve evet, bu gökkuşağı benzetmesi bu yıl boyunca size çok kez görünecek, tam anlamıyla.</p>
<p>Bu benzetmeyi şunu demek için kullanıyoruz; dünyanın geri kalanı başka bir yere bakarken, şu anda çok fazla fırsat var – gerçek olan, başka birilerinin elinden almayan bir fırsat, başkaları pahasına elinden almak ya da yapay olarak manipüle etmek anlamında spekülatif olmayan bir fırsat – sizin ortaya çıkmanızı sağlayacak fırsatlar. Bu yılı kaçırmayın.</p>
<p>Yaşamlarında spiritüellik eğilimine ya da spiritüel bir temele sahip olanlar için bir daha böyle büyük bir fırsat çıkmayacak. 2010 ya da 2011 ve kesinlikle 2012 yıllarında fırsatlar aynı olmayacak. Eğer 2012’yi bekliyorsanız, beklemeye devam eder durursunuz. 2012’den sonra 2020 olacak – tabii o kadar yaşarsanız, (Tobias güler) ve beklemeyi sürdürürseniz. Bu yıl, Şambra için fırsatlar yılıdır.</p>
<p>Eğer bunu düşünüyorduysanız, eğer hissediyorduysanız, eğer dürtülüyor ve hevesleniyorduysanız, onu bu yıl gerçekleştirin. Onu bu yıl gerçekleştirin, Şambra. Kaynakların ne denli ulaşılır olduğuna şaşacaksınız. Şimdi, parmağınızı ve elinizi oynatmanız gerekecek. Kendinizden biraz bir şeyler katmanız gerekecek. Öylece oturup da hiçbir şey yapmamazlık edemezsiniz. Bir şey yarattığınız zaman, katılımcı bir enerji türü söz konusudur. Ama onu bu yıl gerçekleştirin.</p>
<p>Berraklık, Sevinç ve Seçim</p>
<p>Bir noktaya daha değineceğim. Geçmişte, bilinç öyle bir haldeydi ki, tek bir gerçeklik içinde varolan birçok farklı dünyayı ve gerçeklikleri görmek zordu. Başka bir deyişle, herşey biraz puslu ve sanki birlikte akıyormuş gibi görünüyordu. Bilincin farklı düzlemlerini birbirinden ayırmak çok zordu. Sanki hepsi birleşip bulanıklaşıyordu – sadece sizin için değil, ama genelde dünya için (bu böyleydi). Siz, ve dünyada bulunan birçokları, ama özellikle siz, siz yeni bir berraklıkla göreceksiniz. Herşey birbirine karışmayacak – biz genel anlamda insan bilincinden söz ediyoruz.</p>
<p>Siz, dünyalar içinde dünyaların, ve gerçeklikler içinde gerçekliklerin varolduğunu göreceksiniz. Bunun artık öyle düz, üç-boyutlu bir yaşam olmadığını göreceksiniz. O, çok-boyutludur. İnsanlığın birçok farklı kısımları, bölmeleri olduğunu göreceksiniz, yalnızca coğrafi bağlamda değil, ama kültürel, inanç sistemleri, dinler bağlamında da. Siz farklılıkları hiç olmadığı kadar büyük bir berraklıkla göreceksiniz. Hepsi birbirine karışmayacak.</p>
<p>Bu, birkaç nedenden ötürü önemli bir faktördür, çünkü gerçekliğin ne kadar çeşitli olduğunu fark edeceksiniz. O, tekil değildir. Çok çeşitlilik gösterir. Bunun ikinci ve en önemli noktası ise, hangisinin içinde yaşamak ve hangisini deneyimlemek istediğinize ilişkin bir seçiminizin olmasıdır.</p>
<p>Sabah anne kuş uyandığında… ben kuşlara bayılırım. Saint Francis ve ben – gerçek kuş aşıklarıyızdır.</p>
<p>Anne kuş sabah güneş bile daha çıkmadan uyandığında, günü dört gözle ve sevinç içinde karşılar. Güneşin çıkmasını bile beklemez. Uyanır, ve hemen şakımaya başlar. Solucanın ya da yiyeceğin ya da böceğin nereden geleceğine kaygılanmaz. Günün neşelerini şakımaya başlar – şakır ve yuvasına, yavrularına bakar, onlarla birlikte yaşamın keyfini çıkarmayı şakır. O gün yapılması gereken şeyler için tasalanmaz.</p>
<p>Daha yavrular bile uyanmadan kanatlarını açar, ve uçar gider. Onu, önce yavrularının sonra kendisinin kahvaltısına, yiyeceğe götürecek bilinç ve rüzgar akımına giriverir. Ve yiyecek oradadır. Ve onun orada olmadığı günler vardır, ama anne kuş yine de şakımayı sürdürür, çünkü onun için, bu anne kuş için, sadece yaşamı deneyimlemek, kanatlarını açıp Dünya üzerinde uçmak, yeterli bir sevinçtir, bu, bir sonraki an yok olsa bile.</p>
<p>Genellikle, yavruları için gagasında taşıdığı yiyecekle yuvasına geri döner, ve şakımasını gün boyunca, geceye kadar sürdürür. Bir kuşun yaşamı, işte böyledir. Korku yoktur. Kuş, gereksinim duyduğu herşeyi ona sağlayacak sezgisi ve kuş bilinci ve Dünya bilinciyle çalışır.</p>
<p>Siz uyandığınızda – başka insanlar uyandığında – ilk yaptıkları şey, endişelenmektir. Daha yataktan çıkmadan, o ilk derin ve bilinçli nefesi almadan, önlerindeki gün için endişelenirler. Karşılaşacakları şeyler için ve faturaları ve işleri ve ilişkileri için endişelenirler. Sağlıkları için endişelenir ve korkarlar. Bir şarkı ve nefesle uyanmak yerine, günle mücadele ederek uyanırlar. Ve bu böyle olmak zorunda değildir.</p>
<p>Hangi dünyanın içinde yaşayacağınızı seçebilirsiniz. Fırtınaların Dünya’yı parçaladığı, ekinleri biçtiği bir dünyada mı? Ha, ve ekinler değişimden geçmeye başladığında, yeni bir parazit ya da böcek türünü de beraberinde getirecek. Yeni bitki hastalıklarını getirecek. Bu korkunç görünebilir – eğer yaşamak için bu dünyayı seçerseniz.</p>
<p>Ya da sabahları uyandığınızda, o derin nefesi alabilirsiniz. Fiziksel bir beden içinde bu Dünya’da olduğunuz için o sevinç/neşe şarkısını söyleyebilirsiniz. Yaşam şarkısını söyleyebilirsiniz, yaşam o günün sonunda son bulsa bile. Farketmez ki. Bu, burada, bu Dünya’da olma deneyimi olmuş olurdu. İçindeyken Dünya’yı ve yaşamı hissettiğiniz fiziksel bir bedene sahip olmanın şarkısını söyleyin. İyi ya da kötü, ilişkilerin şarkısını söyleyin, çünkü onların hepsi size bir şey verdi.</p>
<p>Böylece, tek tek her birinize şu soruyu soruyorum, içinde yaşamak için hangi dünyayı seçiyorsunuz? Kargaşa ve dram ve fırtına dolu dünyayı mı? Yoksa, çevrenizde ne fırtınalar koparsa kopsun, bolluk ve fırsatlar ve sevinç dünyasında mı yaşamayı seçiyorsunuz? İçinde yaşamak için hangi dünyayı seçiyorsunuz?</p>
<p>Şimdi, ben burada çok önemli bir noktaya değineceğim. Sözünü ettiğim, olumlu düşünmek değildir. Ben, kendinizi olumlu düşünmeye zorlamaktan söz etmiyorum. Bu işe yaramaz, çünkü gerçek ve özgün değildir. Burada sözünü ettiğim şey, bilinçli bir seçim yapmaktır – hangi dünyanın içinde yaşamak istiyorsunuz.</p>
<p>Gün size ne sunacak olursa olsun, yataktan kalkmadan önce, güne duyduğunuz sevinç içinde o derin nefesi alabiliyor musunuz? Kendinize bir şarkı mırıldanabilir misiniz? Kendinizi açıp tüm çevrenizi kuşatan meleksel varlıklarla bağlantı kurabilir misiniz? Çabalamaktan vazgeçecek kadar yaşamınızdan sevinç duyabilir, bolluğun gelmesine izin verebilir misiniz? Hayallerinizi gerçekliğinize, ruhunuzu yaşamınıza getirebilir misiniz? Aynı zamanda ruhunuzun bir parçası olmanıza da izin verebilir misiniz?</p>
<p>Bu yıl hangi dünyada yaşamayı seçiyorsunuz?</p>
<p>Ve öyledir.</p>
<h2>Sorular ve Yanıtlar</h2>
<p>TOBIAS MATERYALLERİ<br />
Geri Dönüş Dizisi:<br />
ŞAUD 6: “Dünya Çapında Hava Koşulları”<br />
Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
3 Ocak 2009<br />
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org</p>
<p>Ve öyledir, sevgili Şambra, soru ve yanıt zamanı. Söyleyecek daha çok şeyim vardı, ama bugün çok, çok, birçok soru olduğunu görüyoruz, bu nedenle söyleyeceklerimi bir sonraki sefere saklıyorum.</p>
<p>Tek bir önerim var. Dediğim gibi, bu yıl, tek tek her biriniz için bir fırsatlar yılı olacak. Ben onun için bu Şaud’un başında, size hizmet etmeyen şeyi geride bırakın, dedim. O çapayı, o zinciri ve gülleyi – geride bırakın ki, fırsatı keşfedebilesiniz. Kim bilir, belki de bu, Şambra için şarkısı söylenecek derslerdir! (kahkahalar)</p>
<p>Bunu da söyledikten sonra, günün sorularına geçelim.</p>
<p>LİNDA: Pekâla. Bu soruyu okumamın nedeni ondan hiç bir anlam çıkaramadığım içindir. Yani bunu sana bırakıyorum.</p>
<p>1.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Tobias, AIDS ve doğum kontrolüne ne diyorsun? Yeni Enerjide prezervatifler gereksiz olmayacak mı?</p>
<p>TOBIAS: (güler) Bu komik işte, Sam de bana bunu sordu. (kahkahalar) Bu konuda çok meraklı olmaya başladı! AIDS – bu AIDS salgını – bizim, SES (Seksüel Enerji) Okulu dediğiniz seminerde sözünü ettiğimiz seksüel enerji dengesizliğinin bir sonucudur. Dengesizlikler, AIDS gibi şeylerde tezahür eden hastalıkları da beraberlerinde getirirler.</p>
<p>Şimdi, eğer gerçekten bütünlenmişsen, AIDS taşıyan birine çekilmeyeceksindir, ve bu yüzden, bir prezervatifin korumasına da ihtiyacın kalmayacaktır. Ama kendine bir bak. Dengede misin? Bütün müsün? Öncelikle kendine aşık mısın? Yoksa seksi yalnızca zevk almanın bir yolu olarak mı kullanıyorsun – gerçi bunun yanlış bir tarafı yok – ya da seksi, enerjisel olarak bir başkasından beslenmek için mi kullanıyorsun? Sonuçta seçim senin, ama teoride, kesinlikle. Prezervatiflere ihtiyaç kalmaz eğer…  eğer kendin dengedeysen, bir denge alanındaysan, o tür bir eşi kendine çekmeyeceksindir. Teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: Pekâla. Bundan hoşlandığımı sanmıyorum. (kahkahalar)</p>
<p>2.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Benim sorum bollukla ilgili…</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten.</p>
<p>2.ŞAMBRA: … ve bunun iki bölümü var. İlk bölümü şu, birkaç Şambra arkadaşımla yaptığım bir yatırım var, ve son birkaç aydır bazı şeyler değişti. Yatırım kısmı başlarda olduğu gibi akmıyor, ve epey bir kafa karışıklığı ve karmaşa ve önceden kestirememe durumu var. Ve ikinci bölüm…</p>
<p>TOBIAS: Önce bunu yanıtlayalım.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Tamam.</p>
<p>TOBIAS: Ve sen iyi bir noktaya değindin, yalnızca kendi kişisel durumun için değil, ama dünyanın her yanındaki Şambra, yatırımlarını düşünüp duruyordu. Yeni Enerji türünde bir yatırım var. O da şu, sana kendini iyi hissetiren bir şeyi ortaya koyarsın, seninle bağlantılı gerçek nitelikleri/kaliteleri olduğunu hissettiğin bir şey vardır, ve sen onu ortaya koyarsın.</p>
<p>Yeni Enerjideki yatırımlar tuhaftır, çünkü her zaman sana, onu koyduğun yerden geri gelmezler. Hmm. Yani bu o akışla ilgilidir. Senin niyetinle ilgilidir. Ve yaptığın bu yatırımın, ve onu koyduğun yerde kesinlikle kaybettiğin bu yatırımın, koyduğun ya da yerleştirdiğin kaynaktan sana geri gelmesini hiç bekleme. Bambaşka farklı bir yerden çıkacaktır, ve “Tanrı aşkına, sen o yatırımla ne yaptın” diyerek kendini yine bir kurban haline sokmadan korkularını salıverirsen – ve kendini dövmekten vazgeçersen – potansiyel olarak sana çok daha muhteşem bir biçimde geri dönme potansiyeli vardır. Yani bu yatırımı salıver. Enerjiyi ortaya koyarsın. Onun, onu koyduğun aynı kapıdan geri gelmesi gerekmez, anlıyor musun. Bolluğun, çok ilginç ve bilinmeyen yerlerden nasıl geldiğini izle.</p>
<p>Ve bu, hepiniz için söz konusudur, sevgili Şambra, hepiniz için. Eğer belli bir yere para koyacağınızı – yatırım yapacağınızı – ve bunun size belli bir biçimde geri geleceğini düşünüyorsanız, aslında Yeni Enerjiyle çalışmıyor olursunuz.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Yani açıkçası, sen bize paramızı kaybettiğimizi mi söylüyorsun? (kahkahalar)</p>
<p>TOBIAS: Daha açık nasıl söyleyebiliriz ki! (Tobias güler)</p>
<p>2.ŞAMBRA: Ve bu nereden geri gelecek? (yoğun kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Nefes al!</p>
<p>TOBIAS: O şu anda geri gelmiyor, çünkü sen hâlâ ona tutunuyorsun. Az önce, buradan çıkarken birşeyi burada bırakmanızdan söz etmiştim, bu yatırım, senin için burada bırakılacak mükemmel bir şey olabilir – onu bırakmak zor olabilir, çünkü o senin hayatındı, ama aynı zamanda da senin Eski Enerji hayatındı. Böylece, onu geride bırak. O çoktan gitti. Ona, elden çıkmış gözüyle bak. (Tobias güler) Çoktan gitti.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Tamam.</p>
<p>TOBIAS: Ama şimdi – şimdi sen, bir Bayrak olarak, bir öğretmen olarak, o derin nefesi alabilirsin. O hâlâ dışarlarda bir yerlerde. Çevrede süzülüp duruyor, ama aynı kapıdan geri gelmeyecektir. Oralarda bir yerlerde. Onu özgür bırak. Onu o kadar özgür bırak ki – bir sıcak hava balonu gibi – süzülüp gidebilsin ve daha yüksek bir düzey bulabilsin, daha bereketli genişlemiş bir düzey bulabilsin, ve sonra sana geri gelsin. Şimdi, eğer bir zaman ve yer ve miktarla ilgili beklentilerin varsa, eski oyuna geri dönmüş olursun. Salıver gitsin. Enerji, enerjidir. O, orada bir yerlerdedir. Senindir, sana aittir. O senin kalbindir. Senin ruhundur. Senin alın terindir. Salıver, ve o güzelim yollardan nasıl geri geldiğini izle.</p>
<p>İnsanların – özellikle de Şambra’nın – düştüğü tuzak, bu tür şeylerin belirli bir sonucu olması gerektiğini ya da her gün bunlar için endişelenmek gerektiğini düşünmeleridir. Bu şeyler de bu yüzden eterik sistemden ve finansal sistemden geçip size geri gelemezler, anlıyor musun. O, oralarda. Bırak gitsin.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Peki. Ve bu beni bolluğumun ikinci bölümüne getiriyor. Büyük bir tazminatı içeren işimi bırakmayı seçtim, çünkü bu… gitmem gerektiği çok açık. Ama ben o sıçramayı nasıl yapacağımı bilmiyorum…</p>
<p>TOBIAS: Elbette biliyorsun. Gözlerini kapatır atlayıverirsin! (kahkahalar)</p>
<p>2.ŞAMBRA: … tamam – kolaylıkla ve, bilirsin işte, bir birikimin olmasıyla, ve ben bu yatırımın bizi (parasal olarak) destekleyeceğini ummuştum.</p>
<p>TOBIAS: Kuthumi’nin deyimiyle, aptal, aptal insan. (kahkahalar) Yaptığın yatırımın kırmızı halısında yürümek istiyorsun, ve Yeni Enerji bu şekilde iş görmüyor. Bu arada, bunu yalnızca seni kastederek söylemiyoruz. Sen burada Şambra’nın büyük bir bölümünü temsil ediyorsun. Diyorsun ki, “Bir eski enerji işinde güvendeyim”, oysa o işte mutlu olmadığını biliyorsun. O iş, başka sorunlara da neden oluyor. Böylece diyorsun ki, “Ama o sıçramayı yapmadan önce, uçurumun ne kadar derin olduğunu, karşı tarafın uzaklığını ve beni karşı tarafta neyin beklediğini bilmek istiyorum.”</p>
<p>2.ŞAMBRA: Doğru.</p>
<p>TOBIAS: Ama bu hiç eğlenceli değil! (Tobias güler)</p>
<p>2.ŞAMBRA: Ama o sıçramayı yapmak çok korkutucu.</p>
<p>TOBIAS: Ben senin şu ön sırada oturan iki kişiye bir bakmanı istiyorum – Aandrah ve On (Norma ve Garret); Cauldre ve Linda’ya bakmanı istiyorum, ve bu salonda oturan birçok kişiye bakmanı istiyorum; onlar bu sıçramayı gerçekleştirdiler, hem de bazen büyük bir çabayla, ve çığlık çığlığa. Ama o sıçramayı yaptılar. Ve onlar kendi deneyimlerine dayanarak sana bunun korkutucu olduğunu, ve ama heyecanlandırıcı ya da costurucu olduğunu da söyleyeceklerdir. Ya hep ya hiçti. Ama çok da özgürleşticidir. Ve ben sana ne zamandır söylüyorum – biz çok sık konuşuyoruz – Yeni Enerjide, er ya da geç başkası için çalıştığın, bir adam için 9-5 çalıştığın, ya da o şarkılar herneyse (Tobias, kendi esprisine güler), bir işi bırakman gerekecek diye ne zamandır söylüyorum.</p>
<p>Şimdi, biz hemen şu anda gitmen gerek demiyoruz – bunu hiçbir Şambra’ya söylemiyoruz – ama er ya da geç o Eski Enerjiden çıkman ve kendi yolunu bulman gerekecek. Yani uçurumun iki kenarı arasındaki uzaklık bir mil de olabilir, yarım metre de. Bilmiyoruz. Aslında pek de umurumuzda değil. (kahkahalar)</p>
<p>2.ŞAMBRA: Benim umurumda!</p>
<p>TOBIAS: Çünkü, bak, kanatların var. Sen bunu sadece unutmuş bulunuyorsun. Yükselip uçabilirsin. Yalnızca yürümeye ya da insanca bir atlayış yapmaya çalışman gerekmiyor. Yükselip uçabilirsin. Böylece derin bir nefes al, ve dünyanın her yanındaki Şambra’nın geri kalanıyla birlikte, kanatlarını aç. Bırak açılsınlar – o mecazi kanatların, spiritüel kanatların, seni yeni yerlere getiren kanatların. Kanatlar – tıpkı az önce sözünü ettiğim kuşun kanatları gibi, hani hangi konumda, toprağın neresinde kaç tane solucan bulacağına kaygılanmayan, o solucanların sadece orada olacağını bilen kuşun kanatları gibi. O kanatlarını aç ve nefes almayı sürdür.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz. Ve tüm Şambra adına konuştuğun için de teşekkür ederiz.</p>
<p>3.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Ben, 10 yılı aşkın bir zamandır vejetaryenim, ve senden nicedir bununla ilgili bir şeyler duymayı bekliyordum. Sonunda hepimizin vejetaryen olacağını biliyorum, o zaman neden bu konuda konuşmaktan çekiniyorsun? Bu şeyler hakkında birşeyler söylemenin zamanı geldi diye düşünüyorum. Ve hayvan hakları ne olacak?</p>
<p>TOBIAS: Şimdi… ah, evet gerçekten. Sam, biftekleri ve hamburgerleri ve maalesef domuz etini mideye indirmekten büyük keyif alıyor, gerçi onu domuz eti yemekten vazgeçirmeye çalışıyorum ama… bu bir yahudi esprisidir. (Tobias kıkırdar ve izleyiciler güler) Şimdi biliyorum ki, Temmuz’dan sonra geldiğinde Saint Germain bu konudan çok söz edecek. O daha – nasıl desek – bana göre beslenmeye daha çok önem verir, ve tabi benden daha formda.</p>
<p>Ama bu noktada şunu söyleyeyim, Dünya’daki her hayvan, hizmet amacıyla buradadır… hizmet amacıyla buradadır. Melek/insan krallığı en büyüğüdür. Her hayvan – tavuk, her inek, her geyik – her hayvan, öyle ya da böyle hizmet için buradadır. Onlar, Dünyayı beslemek amacıyla kendilerinden verirler, ve bu şu anda, Dünya’da protein almanın yoludur. Bu değişecektir, gerçekten de, ama bu dini ya da spiritüel bir şey değildir. Beden, protein ve gıda ve diğer şeyleri alma ve kullanma biçimini değiştirecektir. Ama bu, vejetaryen olduğun bir yaşama kendini mahkum etmen anlamına gelmiyor. Öyle zamanlar vardır ki, bedenin o eti tam anlamıyla gereksinir. Her gün değil, ve büyük miktarlarda da değil, ama şu anda bedende kayıtlı olan o genetik kodlar yüzünden gereksinir.</p>
<p>Bedenine sadece sor. Ne istiyor? Kendini daha hafif hissetmek istediğin ya da sudan başka bir şey istemediğin günler olabilir. Bazı günlerde de bedenin bir çeşit et gereksinebilir ya da isteyebilir. Elbette, er ya da geç aydınlanmış insanların etten uzaklaşacağını söylerken, haklıydın, çünkü o ağırlığa ihtiyaçları kalmayacak. Ama bu, o zavallı hayvanlar yüzünden değildir. Hayvanları onurlandır, ister yetiştirilme döneminde, ister kesimde ya da önündeki tabakta olsunlar. Onları onurlandır. Bu, sizin gaddarlık dediğiniz enerjinin dönüştürülmesidir.</p>
<p>İnsanlar, çiftlik hayvanlarının yetiştirilmesinde ve onların ürünlerinde ve bu hayvanları onurlandırmada daha çok farkındalığa sahip olacaklar – ve bitkilerde de tabi. Senin buradaki listende, salataların ve fasulye filizlerinin zavallı kafasından (kahkahalar) söz etmiyorsun, ama onlar hayvanlardan pek de farklı değillerdir. Bu, insanın onları onurlandırmasıyla ilgilidir. Ve sorun için sana teşekkür ediyoruz…</p>
<p>LİNDA: Fasulye filizleri mi? (kıkırdar)</p>
<p>TOBIAS: Onların hepsi bir bilince sahiptir, gerçekten. Ve ben bunu şaka yollu söylemiyorum. İçinize aldığınız yiyeceği onurlandırın, ve kendi biyolojinizin, gereksinim duyduğu şeyleri değiştirdiğini göreceksiniz. Öyle bir noktaya gelinecek ki, kesinlikle gelinecek, ki sorulan soru da buydu – “Yalnızca su içip hava soluyabilecek miyim?” Kesinlikle, ama bunu zorlamayın. Bu, doğal olarak meydana gelecek. Teşekkür ederiz.</p>
<p>4.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam, 2.Şambra’nın kocası): Pekâla Tobias…</p>
<p>TOBIAS: Soru sormaya cesaret edebiliyorsun demek. (Güler)</p>
<p>4.ŞAMBRA: Sen de karımla nasıl böyle konuşmaya cesaret ediyorsun? (Tobias ve izleyiciler güler) O şoktan sonra hâlâ burada durabildiğime şaşıyorum.</p>
<p>TOBIAS: Ben de.</p>
<p>4.ŞAMBRA: Benim aslında bir sorum yok, sanki silinip gitti. 2009 için ne bilmem gerekiyor?</p>
<p>TOBIAS: Kendin için mi?</p>
<p>LİNDA: Dikkat et, kendisi hassastır da! (Tobias güler)</p>
<p>TOBIAS: Bizim ne kadar dürüst olmamızı istiyorsun?</p>
<p>4.ŞAMBRA: Çok.</p>
<p>LİNDA: Emin misin?! (kahkahalar)</p>
<p>TOBIAS: Biliyor musun, bunu bize hep söylerler, ve sonra da hep bizden nefret ederler. Seninle şakalaşıyoruz tabi. Önemli, tek bir kelime: Liderlik. Liderlik – önce kendine. Kendine öncülük et. Bu, kulağa garip geliyor, ama insanlar genelde kendilerine öncülük etmiyor (kendilerine yol göstermiyor). Sana gelince, sen ilginç bir – ben çatışma demek istemiyorum – ama beş tane falan farklı dinamik seni kuşatıyor ve seçimleri yapacak ve enerjiye yol gösterecek bir lider yok. Bunların hepsi, elbette, senin içinde, dışarda değil. Aile içindeki liderlikten çok, kendi içindeki liderlik.</p>
<p>Ve dışarı adım atıp, olduğunu bildiğin lideri olmak zamanıdır, ama sen kendini bu konuda geri tutuyorsun. O çağrıyı duyduğun her sefer, frene basıyorsun. Saklanıveriyorsun. Biliyorsun ki – ve konuştuğumuz için ben de biliyorum ki &#8211; sen doğal olarak lidersin, ama bunu bastırıyorsun, ve bu baskılama sende tedirginliğe, sıkıntıya neden oluyor, sonra da bu sıkıntı, aptalca bir yatırım gibi şeyler yapmana neden oluyor, ki bu… (kahkahalar) liderliği ele alırsan sana sonradan yeni bir biçimde geri gelecektir. Böylece… işte bu. Liderlik.</p>
<p>4.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz. Ve ben şaka yapıyordum. Hiç de aptalca bir yatırım değildi, çünkü sen bir noktada onun yalnızca enerji olduğunu anladın. O bir yerlere gider. Birçok farklı yollardan sana, hepinize, geri dönmek üzere oralarda bir yerlerdedir. Eğer paranı petrole ya da altına yatırıp yatırmamayı düşünüyorsan – bunu önermem… önermem – ama paranı, iyi olduğunu hissettiğin bir şirkete yatırabilirsin. Para sana o belirli şirketten geri gelmek zorunda değildir. Bolluğun aktığı birçok yol vardır. Bolluk ırmağının bir dolu kolu vardır. Teşekkür ederiz.</p>
<p>5.ŞAMBRA’NIN SORUSU (Linda): İnsanların sevdiğine inandığı insanlarla ilişkilerine dair gönderilen çok sayıda soru var. Bu sorularda, birşeylerin değiştiği, ve ama emin olamadıkları ifade ediliyor. Gitme zamanının (ilişkiyi bırakma zamanının) geldiğini nereden bilirsin?</p>
<p>TOBIAS: Soruyu sorduğun zaman, gerçekten. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Bu benim sorum değil.</p>
<p>TOBIAS: Bu soru ortaya çıktığı zaman – ve bu artık zihinsel bir soru değildir, gerçekten kalpten gelen bir sorudur – “Acaba gitmek zamanı mıdır?” dediğinizde, bu soruyu kendinize sormanızın nedeni, herhalde gitmek, ayrılmak zamanı olduğu içindir. Gerçek soru şudur, “Bu ilişkiyi nasıl halledeceğim, nasıl çözeceğim? Bunu, büyük bir sevgi ve onurlandırmayla nasıl gerçekleştirebilirim? Kendimin ya da diğer insanın, ıstırap çekmesini nasıl engelleyebilirim?” Gerçek soru şudur, “Ayrıntıları nasıl hallederim? Çocukları nasıl hallederim? Ya, malı mülkü?” Bir açıdan karar vermişsinizdir bile. Şimdi bu ilişkiyi çözmek için harekete geçmeniz gerekir.</p>
<p>İlişkilerin sonsuza dek sürmesi asla öngörülmemişti. İlişkilerin bir yaşam boyu sürmesi bile öngörülmemişti. İlişkiler değerlidir. Güzeldir. Ama sonsuza dek sürmesi kimseye zorla kabul ettirilmemişti. Kendi karmik döngünüzden çıktığınızda, karmaya dayalı eski ilişkilerinizin de sonu gelir. Onları bırakmak zamanı gelir. Onları bıraktığınız zaman, yol üstünde onlarla yeniden karşılaşırsınız, ama eski karmanın yükümlülükleri, sorumlulukları olmadan. Onları beraberinizde sürükleyip durursanız, gerek sizin yaşamınızdaki gerekse ilişkide olduğunuz kişinin yaşamındaki sevinçler yok olacaktır. Bırakın gitsin.</p>
<p>6.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Ben şu ara yaşamımın bir geçiş dönemindeyim, çoğunlukla iyi yönde. Çok yeni emekli oldum. Birkaç ay önce ilk kitabımı yazmayı bitirdim, ve birkaç haftaya 60 olacağım. Yani bunun heyecanlı bir geçiş yılı olduğunu hissediyorum, ve merak ediyordum acaba önümdeki günlerle ilgili bana önerilerde bulunabilir misin diye, ve belki de odaklanmadığım, ama odaklanmam gereken şeyler var mı diye.</p>
<p>TOBIAS: Sen şimdiye kadar çok şey salıverdin. Kendini özgür bıraktın, ve bu, bir dolu fırsatın yolunu açıyor. Ben herhangi bir alanı seçmek ya da belirlemeye çalışmak istemiyorum. Bu gerçekten tutkunun ne olduğuna ve ne yapmak istediğine bağlı. Öğretmeyi seviyorsun, birçok farklı yoldan. Özellikle de gençlerle, ergenlik çağındakilerle bunu yapmayı seviyorsun. Aslında senin sorun şu, “Bunu nasıl uygulamaya başlayabilirim? O öğretmeni nasıl olurum ve nasıl paylaşırım?”</p>
<p>Şimdi, sen bunu kitabınla gerçekleştiriyorsun ki, bu ilk adımdır. Şu anda yapılacak olan şey, hangi olasılıkları ya da fırsatları değerlendirmek istediğine karar vermektir, ve bu, aynı zamanda birkaç tanesi birden de olabilir. Sadece bir tane olması gerekmiyor. Bazısını harekete geçir ve diğer unsurların oyun alanına nasıl girdiğini izle. Ve özellikle de… biz, özellikle kafaları karışmış ergenlerle, ve sonunda, gelmekte olan Kristal Çocuklarla çalışmaya çok çekildiğini ya da bu konuda bir tutku görüyoruz. Ama kendin için istediğini seç. Ve tekrarlıyoruz, kendini birçok eski şeyden özgürleştirdiğini bil. Neredeyse ne istiyorsan yapabilirsin.</p>
<p>6.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz.</p>
<p>7.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam Tobias. Sanırım bu sorunun iki bölümü var. Bu, yaratılarımı eyleme sokmakla ilgili. Geçen yıl bir iş kurdum ve yaptığım atölye çalışmalarına katılım azdı. Ve sonra, danışanların beni tükettiğini hissettim. Onun için biliyorum ki, yaratılarımı düşündüğüm zaman, enerjierimin insanlar tarafından yağma edileceğine ilişkin bir korkum var. Ve bunu biliyorum. Nefes alıyorum. Bunu saldığımı düşünüyorum ama inanılmaz bir tembellik var üstümde. Her Allah’ın günü hiçbir şey yapmıyorum. Hiçbir şey.</p>
<p>TOBIAS: Ben seni, ve hepinizi, burada düzeltmek istiyorum. Diyorsun ki, üzerinde inanılmaz bir tembellik var ve hiçbir şey yapmıyorsun. Sen aynı anda birçok farklı düzlemde birden yaşıyorsun. İnsan benlik aslında geri durup dinleniyor, farklı düzlemlerde yenileniyor. Ve öyle parçaların var ki, farklı alemlerde inanılmaz çalışmalar gerçekleştiriyor. Hepiniz bunu bu yıl daha açıkça göreceksiniz. Uyku halinle uyanıklık halin arasındaki, ya da bazılarınız başka gerçeklikler, paralel boyutlar diyeceği ya da adına her ne diyorsanız, işte o başka yerlerde gerçekleştirdiğin çalışmalar arasında böylesine kesin bir ayırımın olması gerekmiyor. Sen inanılmaz derecede çok iş görüyorsun. Sadece insan biyolojisi şu anda biraz ağırdan alıyor. Böylece, sorunun ikinci bölümüne geçerken soruyoruz sana, o diğer gerçekliklerde ne yapıyorsun? Ne yapıyorsun?</p>
<p>7.ŞAMBRA: Bana mı soruyorsun?</p>
<p>TOBIAS: Sana soruyorum, evet! (Tobias güler) Biliyorum. Sana soruyorum. (kahkahalar) Gelişigüzel bir tahminde bulun.</p>
<p>7.ŞAMBRA: Eh, bir projem var, yeni bilince sahip bedenle ilgili. Bunu yaratmak istiyorum, bununla ilgili yazmak istiyorum. Ama tüm yıl boyunca çok hastaydım.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de.</p>
<p>7.ŞAMBRA: Bu herhalde buna bağlı bir şeydi.</p>
<p>TOBIAS: Bu, bedenin yeniden-çalışmasıdır – bir yenilenme – ve bu arada, birçok Şambra bu yıl, daha önce yaşamadıkları hastalıklarla karşılaşacaklar, ister – sizin deyiminizle – bir soğuk algınlığı ister grip ya da başka bir şey olsun. Ve kendilerini yenilmiş hissedecekler, çünkü fiziksel bedenlerinden daha güçlü olmadıklarını düşünecekler. Ama senin de içinden geçtiğin türden hastalıklar, beden devrelerinin yenilenmesiyle ilgilidir. Ve sen, bir süreliğine hasta olduğunu algılarsın. Oysa hastalık değildir. Bu bir yeniden-çalışmadır, ve işte bedene olan güven burada devreye girer.</p>
<p>Diğer gerçekliklerde gerçekleştirdiğin çalışmalar, bütünleşmeyle ilgili, Aspektolojiye benzer bir şey, ama sen diğer alemlerde çok, çok bölünmüş varlıklarla çalışıyorsun, ve bu konuda çok iyisin. Parçaların birleştirilmesine yardım ediyorsun. Bu, fiziksel bedenin bu çalışmaya katılmasa bile, kendi başına yorucu bir iştir. O nedenle, bu yıl danışanlarının bazısıyla çalışırken, çok tükendiğini ve boşuna çalışıyormuşsun gibi hissettiğini gördün. Ama o danışmanlık odasında seninle birlikte oturan birey, başka düzeylerde çalıştığın kişinin yalnızca küçük bir parçasıydı. Farklı bir alana geçtin, çünkü bu alanı test ettiğini düşünüyordun, oysa önce diğer alemlerde ve sonra insan düzeyinde çalıştığın danışanlarla bağlantıyı kurmak amacıyla oraya bile bile geçtin.</p>
<p>Bu gerçekten bunaltıcıdır, çünkü sen onların tüm veçheleriyle çalışıyorsun. Ve sen, (çalıştığın kişinin) sadece sandalyede oturan o birey olduğunu düşündün – insan benliğin böyle düşündü. Ama sen onların birçok başka veçhesiyle birçok başka boyutta uğraşıyorsun. O danışmanlık odasında seninle birlikte sandalyede oturan, yalnızca buzdağının tepesiydi.</p>
<p>Böylece sen kendine, varlığın doğasının tümünü anlamak için böyle bir fırsat verdin. Şimdi öğrendiklerini alıp kabul et – kendini dövmekten vazgeç – diğer alemlerde öğrendiklerinden yararlan. Diğer alemlerde meydana gelen bir psikoloji türü vardır ya da adına her ne diyorsanız. Ona burada, bu gerçeklikte odaklan. Ve böylece sana gelecek danışanlarla bütünsel olarak tüm farklı düzlemlerde çalışacaksın – yalnızca insan veçhesiyle değil.</p>
<p>Bu, çok geniş bir çalışma olacak. İlle de bunaltıcı olması gerekmiyor. Fiziksel bedenin, artık bunlarla başa çıkabilecek şekilde kendini yeniden donattı. Ama yalnızca bir iskemlede oturan insanla uğraşmadığını da bil. Sen hâlâ eski enerji psikolojisinin bazı yanlarını uygulamaya çalışıyorsun, çünkü bazen kendini yetersiz hssediyorsun, ya da uygun araçlara sahip olmadığını. Bunu bir kenara koy. Danışanlarınla çalışmaya başlamak için sezgisel Yeni Enerji araçlarına ve Aspektolojinin özüne ilişkin bazı anlayışlara güven. Sen, birkaç yaşam geri gitmek konusunda inanılmaz bir yeteneğe sahipsin. Bunu şimdi kullanmaya başla.</p>
<p>7.ŞAMBRA: Ve bu, benim bolluğumla da ilişkili olabilir mi? Bolluğumu nerede engelliyorum? Ben… arabamın kaskosu bile yok, ve ben 38 yaşındayım. Başka biriyle birlikte yaşıyorum. Bu… görüyor musun… benim içinde bir şey var da… sanki…</p>
<p>TOBIAS: Hizmetlerin için çok para al.</p>
<p>7.ŞAMBRA: Gerçekten mi?!</p>
<p>TOBIAS: Bu, bolluk sorununun üstesinden gelecektir.</p>
<p>7.ŞAMBRA: Ve bunu hak ettiğimi mi bileyim, çünkü fazla para istemekten çok korkuyorum.</p>
<p>TOBIAS: Hak ettiğini düşünmesen bile, bu çalışmanın karşılığında çok para talep et, o zaman bunu hak ettiğine inanmaya başlayacaksın.</p>
<p>7.ŞAMBRA: Tamam.</p>
<p>TOBIAS: Çok para al. Ve artık… sen şu bağışları yapmayı seviyorsun. Birçok açıdan spiritüel bir sosyal hizmetlisin, çünkü öbür alemlerde para almıyorsun. Ama burada, Dünya’da alabilirsin. (kahkahalar ve alkışlar)</p>
<p>7.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>LİNDA: Bu çok uzun bir soru. Birçok insanın sorusunu temsil ediyor. Ben bir bölümü okuyacağım ve sen konuyu anladığında beni durdurabilirsin.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten.</p>
<p>LİNDA: Tamam.</p>
<p>8.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): … daha büyük  sorun, 8.Önergenin geçmesine ilişkin birçok eşcinselin (gay ve lezbiyenin) hissettiği derin yaradır. Ben öylesine çok nefret ve taciz gördüm ki ve bunu şahsen de hissediyorum. Hakaretlere, zorbalıklara maruz kaldığını, duygusal açıdan tükendiğini hisseden ve kendini ikinci sınıf vatandaş gibi hisseden çok eşcinseller gördüm. Kendi ailem bile, bir kız kardeşim hariç, evet oyu kullandı ve bana kötü olduğumu, haksız olduğumu söyledi. Ben kim olduğum gerçeğini biliyorum, ama tüm bu eşcinsel yandaşlarımın ve 13.Sarmala sahip olan kişilerin ıstırabını içime almaktan nasıl kurtulacağımı bilmiyorum. Haklı tarafın hiçbir şey yapmadığını hissediyorum… (Linda ‘vs vs vs’ der) Hıristiyanlık (enerjilerinden) ve sıkışıp kalmış enerjilerden çok bıktım, saldırgan insanlar, tanıdığım insanları taciz ediyor, hatta Long Beach’de, yürüyüş yapan binlerce insan penceremin önünden geçiyor. İnsanlar bağırıyor, dram ve nefret ve kargaşa var. Bu yalnızca…</p>
<p>LİNDA: Bunu daha fazla okumak istemiyorum, ama 8.Önergeyle ilgili kızgınlık duyan çok sayıda insan olduğunu söyleyeyim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten.</p>
<p>LİNDA: Bir yerlere varılacağını düşünüyorlardı ve (şimdi) çok kızgınlar.</p>
<p>TOBIAS: Böylece ben, 13. Sarmala sahip kişilerin, sizin deyiminizle eşcinsel (gay ve lezbiyen) olan kişilerin, derin bir nefes almasını isteyeceğim. Ve sizin hatırlamanızı istediğim tek bir cümle var. Bir Kurban Olmanın Üstesinden Gelin. Bu mektup, kurban-olma enerjisiyle, ve ‘zavallı ben’ ve ‘ben, eşcinsellerin haklarını gündeme getirmek için mücadele ediyorum’ enerjisiyle yüklü. Bir kurban olmanın üstesinden gel.</p>
<p>8.Önerge son değildi. Başlangıçtı. Farkındalığı ortaya çıkardığı gibi, sorunları da ortaya çıkardı. Hepinizin – 13.Sarmala sahip olanların &#8211; yaptığı şudur; siz bu yaşama kabul edilmek için gelmediniz. Gelmediniz. Siz, insanlar tarafından kabul-görmeyeceğiniz bir yol seçtiniz, ama bunun Dünya bilincini değiştireceğini, bilincin her türlü tercihe – dinsel, cinsel, ırksal ya da diğer tüm tercihlere &#8211; hoşgörü ve kabulle yaklaştığı bir noktaya geleceğini biliyordunuz. Ama sen şimdi – ve bu mektup bunu temsil ediyor – birçoğunuz yeniden kurban-olma enerjisine geri düştünüz, ve o diğer grupların bazısının da istediği tam olarak budur, çünkü bir şeyi neden yaptığını bilen birine göre, kendini kurban hisseden biriyle başa çıkmak çok daha kolaydır. Cinsel tercih konusu ve gaylerin evlenme ve sevdiği kişiyle birlikte olmayı isteme konuları, dünyanın her yanında öne çıkmaya başlıyor.</p>
<p>8.Önerge son değildi. Ve sen buna kızmak istiyorsun, ve sen öfkelenmek istiyorsun, ama bir an için durup da, 13.Sarmala sahip olan sizlerin, hoşgörü sorununu ortaya atmak için neler yaptığına bir bakar mısın. Sadece cinsel hoşgörü değil – dinsel hoşgörü, ırksal hoşgörü ve diğer herşeyle ilgili hoşgörü. Eğer şu anda Dünya’da bulunan o 13.Sarmala sahip kişiler hoşgörü sorununu ortaya atmasaydı, Birleşik Devletler’e Siyahi bir başkanın seçilmesi zor olurdu. Dünya değişiyor, ve siz de onun değişmesine yardımcı oluyorsunuz, ama bir kurban olmanın üstesinden gelmek zorundasın. Teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: Teşekkürler.</p>
<p>9.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Ben, huzur halini nasıl koruyacağıma ilişkin öneriler istiyorum. Sık sık, arada bir, kalbim daralıyor, ve bazen de sabah kalkıyorum ve belki iyi bir gün geçiriyorum, belki bu nasıl uyuduğumla ilgilidir ya da o gece gördüğüm rüyayla. Ama, içinde olmayı istediğim denge halini koruyabilmem için bana ne gibi önerilerde bulunabilirsin.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Senin için en büyük mesele, ve yine aynı zamanda birçok Şambra için de, tüm çevrendeki enerjileri – Dünyanın kendi bilincini – hissettiğini anlamaktır. Ve az önce sözünü ettiğim o fırtınalardan biri kopmadan, ya da Dünya sallanmadan birkaç gün önce, sen kendini çok huzursuz ve dengesiz hissedeceksin. Bunları sezgisel olarak hissedeceksin. Istıraplardan geçen ya da farklı düzeylerde değişimlerden geçen insanların enerjilerini hissedeceksin. Bunları sana aitmiş gibi yorumlayacak ve dinginlik ya da huzur alanından çıktığını hissedeceksin.</p>
<p>Buradaki asıl mesele, bunların seninle ilgili olmadığını anlamaktır. Sen hissediyorsun. Bu, kendini açmakla ilgilidir ve enerjilere karşı daha hassas olunca da herşeyi hissedeceksin. Bir köpeğin yaralandığını ya da hasta olduğunu, daha sahipleri bile bilmeden hissedeceksin. Ve sen bunu hissedeceksin ve diyeceksin ki, “Kendimi çok huzurlu ya da dingin hissetmiyorum.” Bunu, diyelim ki, borsalarda büyük bir dalgalanma olmadan önce hissedeceksin. Kalbinde bir şey hissedeceksin, o dalgalanmayı, o dengesiz ritmi, ve diyeceksin ki, “Ama benim dinginliğim etkileniyor.” Bunun seninle ilgili olmadığını anlarsan, etkilenmez. İşte hissettiklerin, bu meselelerdir.</p>
<p>Onları hissetmene izin ver. Engelleme, ama bunların sen olmadığını da anla. Bunu gerçekleştirmek zaman zaman zor olabilir, çünkü diyeceksin ki, “Ben bu yoğun baskıyı ya da büyük korkuyu hissediyorum. ‘Onu hissetmene sadece izin ver’ derken, ne demek istiyorsun Tobias? Bundan hoşlanmadım.” Ama bir süre sonra, enerjileri hissetmede ve kendi üstüne almamada ustalaşacaksın. Sana ait olanı da, olmayanı da anlayacaksın. Huzur alanına hep sahip olacaksın. Denge alanına sahip olacaksın, özellikle de düzenli olarak nefes yaparsan. Nefes, sana ait olanlarla, dışardakilere ilişkin hissettiklerin arasındaki ayırım çizgisini tutmana yardımcı olur.</p>
<p>Şambra için dinginlik, dışarıyı engellemek ve hisleri durdurmak anlamına gelmez. Bunun pek de işe yaramadığını öğrendiniz. Hisleri reddetmek, hiç de huzur getirmez. Hayal kırıklığı getirir, sinirlenmenize neden olur. Ama sezgisel ve çok duyarlı biri olarak hissettiklerinizin size ait olmadığını anlamak (önemlidir). Bu, kendi içinde huzura neden olur.</p>
<p>9.ŞAMBRA: Çok teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: Pekâla, br seçime sahipsin. Ya üç tane kısa soru ya da bir tane uzun soru alabilirsin.</p>
<p>TOBIAS: (güler) Üç kısa…</p>
<p>LİNDA: Peki.</p>
<p>TOBIAS: … ve üç uzun yanıt. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Saat 17.30. Cauldre’ya iyi davran.</p>
<p>10.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam Tobias. Bana bir dolu müziksel enerjiler geliyor. Son birkaç yıldır ışık diliyle çalışıyordum, ve bugünlerde bana bir dolu şiir (şarkı sözü) ve bir dolu müzik tonları geliyor, ve ben bunları yüksek sesle söyleme güdüsünü hissediyorum. Şunu bilmek istiyorum, gerek kendim gerekse başkaları için, bana gelen bu yeni müzik enerjilerini en iyi şekilde nasıl kullanabilirim?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Muazzam yeni müzik enerjileri geliyor, ki bundan, Yeni Enerji Müziği’yle ilgili geçenlerde burada yaptığımız ve kayıt ettiğimiz oturumumuzda söz ettik, bu yeni müziğin, müziğin zihinsel yanlarına yakalanmayacağından, daha çok özünün ve hissin (öne çıkacağından) söz ettik. Ve yine bu oturumda, müziğin şifa için ve dengelenme için, olmadı, bedeninizden enerjiyi geçirmek için kullanılabileceğinden konuştuk. Bedeninizin bir enerji akışına ihtiyacı vardır, ve müzik de bunu sağlar. Müzik çok, birçok farklı biçimde ve yalnızca zevk için kullanılabilir. Böylece biz bu fırsatlar yılında, içinde çalan o müziğe kendini açmana izin vermeni önereceğiz.</p>
<p>10.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>11.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Tobias, bugün bize sözünü ettiklerine dayanarak lütfen Yeni Enerji tarımı, küçük çapta çiftçilik ve Şambra’nın rolü hakkında konuşur musun.</p>
<p>LİNDA: İşte bu, uzun bir yanıt gibi geliyor kulağa.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten.</p>
<p>11.ŞAMBRA: Bu kolay bir yanıt. Kolay bir yanıt.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de, çok kolay bir yanıt. Ben, Yeni Enerji tarımıyla ilgili sizin “Tobias’a Sor” dediğiniz türden bir oturum yapmak isterdim. Ve aslında tohum ve genetik düzey gibi ayrıntılara girmek, ve Yerküre’yle ilişkileri, ve şu ara nasıl yeni, tam anlamıyla yeni bitki türlerinin – gıda formlarının – gerek başka alemlerden gerekse Yerküre’nin kendisinden gelmeye çalıştığı, ve bunların hepsini nasıl uyumlayabileceğimiz hakkında konuşmak isterdim. Bu nedenle, sevgili Linda’nın, biz gitmeden bunu programa almasını isteyeceğim.</p>
<p>LİNDA: Tamamdır.</p>
<p>TOBIAS: Bu soruyu gündeme getirdiğin için teşekkür ederiz.</p>
<p>11.ŞAMBRA: Ben teşekkür ederim.</p>
<p>LİNDA: Çok iyi. Teşekkürler, Catherine. Son soru.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de.</p>
<p>12.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selamlar Tobias. Biliyor musun, çaldığın müziğe bakacak olursak, sana Kırmızı Kral demeliyiz. (Tobias güler) Herneyse, birkaç şey var. Hani uçurumdan düşmekten söz ettin ya, biliyorsun, ben kendi uçurumumdan düştüm, ve bir kez, düşerken kanatlarımın olduğunu ve nasıl uçacağımı öğrendikten sonra, bilirsin, gerçekten uçmaya alıştım. Hiçbir yere konmak istemiyorum! Bu gerçekten harika bir hal aldı. Ve para için de kaygılanmamak, çünkü – altı haneli bir gelire sahipken banka hesabında 3.27 $ kalması ve (İnternette) eBay’de eşyalarını nasıl satacağını öğrenmek (kahkahalar) gerçekten harika bir his. Harika. Ve bunu sen de yapabilirsin. (yoğun kahkahalar) Yani arabanın kaskosu için falan kaygılanmaya gerek yok. Ona ihtiyaç yok. Uçun.</p>
<p>Birkaç şey… evet, sana bunu yapacağımı söylemiştim. Çok yakınlarda kanallık yapma becerilerim arttı ve enerjilerini okumamı isteyen insanlar da çoğaldı. Ve bana gelen rehberlik – ki bildiğin gibi ben meleksel ailemle çok bağlantıdayım. Bu daha çok, senin sezgi CD’sinde sözünü ettiğin gibi bir şey, yani yükselmş bir üstada değil de kendimize kanal olduğumuz bir durum, ama birçok farklı enerjinin birleşmesiyle, ve bunun da Kırmızı Çemberin gittiği yön olmasıyla ilgili.</p>
<p>LİNDA: Sorun nedir tatlım?</p>
<p>12.ŞAMBRA: Hay Allah! Tamam, benim sorum şu, bunlar olup biterken ve ben bir yandan da şeyleri eski biçimlerde oldurmaya çalışırken, nihayet bir noktaya kadar salıverebildim ve bu sabah Tazmanya’daki çok sevgili bir arkadaşım beni arayıp oraya gitmemi, çok büyük olan evini satmama yardım etmemi istedi. Bildiğin gibi, bu konuda çok deneyimim var. Ve ayrıca, o aynı zamanda bir müzisyendir de, ve bir işbirliği yapmak ve bir bağlantı kurmak (iyi olurdu). Onun adı Julie McAllister. Bana bununla ilgili ne söyleyebilirsin?</p>
<p>TOBIAS: Bu benim – nasıl desek – böyle online bir ortamda yanıtlamayı tercih edeceğim bir şey değil. Biz seninle bunu sonra konuşacağız. Genelde güzel bir şey. Genelde çok olumlu bir şey, ve bu grubun önünde durup da salıvermek hakkında, bırakmak hakkında, özellikle de eski yaraları – çok, birçok yaşamdan gelen çok derin yaraları salıverip de kendinle en karanlık ve en korkulu anlarda yüzleşmen, ama seni o sıçramaya götüren, o yeni benliğine götüren nefesi alacak kadar da kendine inanman, daha önemliydi diye düşünüyorum. Ve sen temelde, çok derin bir düzeyde, olağanüstü yeni bir biçimde dönüşmene izin verecek bir bütünleşme gerçekleştiriyorsun. Sen, başkalarına örnek oluyorsun, ve bu para sorunu da, bildiğin gibi, çok, çok geçici. Sen, taa yukarlarda, yüksek bir konumdayken – bir dolu para ama içsel mutluluğun olmadığı bir konumdayken – herşeyi bırakmanın, ve sonra bunun nasıl tümüyle farklı bir yoldan geri akmasının ne olduğunu, nasıl olduğunu biliyorsun.</p>
<p>Müzik… müzik. Sen bunu da sürdürmek istiyorsun, çünkü o mükemmel bir şekilde senin yapacağın diğer şeylere bağlanacak. Onun için, ben senin müziğe geri dönmeni önereceğim, ama farklı bir biçimde. Bu sorunun diğer kısmını biz sana – Cauldre sana offline (çevrimdışıyken) yanıtlayacak.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Teşekkür ederim. Shalom, Tobias.</p>
<p>TOBIAS: Evet, Shalom.</p>
<p>Ve böylece Şambra, uzun ama çok güzel bir gün oldu. Bu yeni yıla giriyoruz – gerçi bu, takvimdeki tarihlerden başka bir şey değildir ama, insan bilinci bunu bu yılın öbür yanına geçmek için bir işaret olarak, bir kilometre taşı ve bir hedef olarak belirler. Çok değişimler göreceksiniz, özellikle de hava koşullarında, ama bunların tümünün uygun olduğunu anlayın. Bu, bilinci taşır. Dünya’nın kendisine, toprağa, ekinlere, hayvanlara ve dönüp insanlara (yağmur gibi) yeni bilinci yağdırır. Enerjiyi yayar, ve bu yıl hava durumu, dünyanın her yanında enerjinin yeniden-dağıtılması ve yeniden-dengelenmesi için kullanılacaktır.</p>
<p>Bu – bu Yeni Enerji’nin yayılması, yeniden-dağıtımı – kozmik ya da eterik bir düzeyden meydana geliyor, ama aynı zamanda hava denen bu şeyle de çok pratik bir düzlemde meydana geliyor.</p>
<p>Hatırlayın, hava durumu bu yıl düzensiz ve değişken olursa, ve havanın yarattığı dramlarla ilgili bağırıp çağıranlar olursa, bu 2009 yılında bunun ne büyük bir nimet olduğunu hatırlayın.</p>
<p>Ve öyledir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2009/01/03/saud-6-%e2%80%9cdunya-capinda-hava-kosullari%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şaud 5: &#8220;Sevgili Tobias, Neler Oluyor?&#8221;</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2008/12/06/saud-5-sevgili-tobias-neler-oluyor/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2008/12/06/saud-5-sevgili-tobias-neler-oluyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Dec 2008 19:08:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Geri Dönüş Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=346</guid>
		<description><![CDATA[Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
Kırmızı Çembere sunulmuştur
6 Aralık 2008
www.crimsoncircle.com   &#8211; http://kirmizicember.org
Ve öyledir sevgili Şambra, Aralık ayındaki son kanallığım için burada toplanmış bulunuyoruz. (kanallıktan önceki giriş bölümünde sürekli Tobias’ın “son” etkinliklerinden söz edilmesine göndermede bulunması yoğun kahkahalara neden olur ve Tobias da güler.) İnsanların şimdiden programımı belirlediğini görüyorum – “Tobias’ın İsrail’e son gezisi,” “Tobias’ın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="baslik">Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</div>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
6 Aralık 2008<br />
www.crimsoncircle.com   &#8211; http://kirmizicember.org</p>
<p>Ve öyledir sevgili Şambra, Aralık ayındaki son kanallığım için burada toplanmış bulunuyoruz. (kanallıktan önceki giriş bölümünde sürekli Tobias’ın “son” etkinliklerinden söz edilmesine göndermede bulunması yoğun kahkahalara neden olur ve Tobias da güler.) İnsanların şimdiden programımı belirlediğini görüyorum – “Tobias’ın İsrail’e son gezisi,” “Tobias’ın Avustralya’ya son gezisi,” “Hatırlanması amacıyla Aralık’ta Tobias!” (kahkahalar) Ben yaşamak için geri geliyorum. Ölmek için değil, anlıyorsunuz, değil mi. (yoğun kahkahalar)<br />
<span id="more-346"></span><br />
Gerçekten, Sam dediğim kişi vasıtasıyla enerjimi farklı bir biçimde adamayı seçtiğim doğrudur. Bunu, bu kanallıklar yoluyla gerçekleştirmek değil de, Dünya denen bu inanılmaz yere geri gelip sizinle olmak, yeniden insanlarla birlikte yürümek, insanlarla gülmek, yalnızca insanların yapabileceği müziğin keyfini çıkarmak. Ben gitmiyorum, ben geri geliyorum. Bana bir veda partisi yerine doğum partisi yapın! (kahkahalar) Beni geri getirin Şambra. Beni geri göndermeyin. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Dünyada Yaşam</p>
<p>Ha, Sam kanalıyla yapacağım şeylerden biri de birkaç kitap yazmak olacak. Ben notlar alıyordum – umarım, insan haline geri döndüğümde bunları hatırlarım – ama notlar alıyordum. “İnsanların Yaptığı Garip ve Şaşırtıcı Şeyler ve Bunları Haklı Göstermenin Yolları” (Tobias güler) – ve siz gülmüyorsunuz. Bu aslında sizinle ilgili bir kitap.</p>
<p>İnsanlar… insanlar sizin meleksel aileleriniz tarafından öylesine, öylesine candan seviliyorlar ki, sizinle çalışan varlıklar tarafından öylesine seviliyorlar ki, o birçok boyutun tümündeki tüm varlıklar tarafından öyle yürekten seviliyorlar ki, çünkü siz en zor ve en meydan okuyucu koşulları oluşturdunuz. Siz en büyük oyunları, en büyük yanılsamaları, en derin yanılgıları, düşleri oluşturdunuz, ve sonra da gidip onların içinde oynuyorsunuz. Ve bu ne inanılmaz bir şey. Ha ama hiç de kötü bir şey değil. Dersler ve deneyimler ve gelişim içeren şeyler bunlar.</p>
<p>Diğer alemlerde bu fırsatları bulamazsınız. Diğer alemlerde, az önce dinlediğiniz müziği – bir dakika önce hissettiğiniz müziği &#8211; böyle dinleyemezsiniz. Bir insan olarak girdiğiniz bu derin içsel arayışa – özgünlüğünüzün ve aslınızın arayışına – başka hiç bir alemde giremezsiniz. Yalnızca burada. Yalnızca Dünya’da.</p>
<p>Hâlâ cezalandırılmaya ve suçluluğa ilişkin şu örtücü-katman iş başında. Dünya’ya yapılan bu yolculuğu bir tür cezalandırma gibi gösteren, ya da sadece gökyüzünün aydınlattığı cennetlerdeki karanlık bir gecede sapılan ve soluğu burada almanıza neden olan kötü bir yol gibi gösteren eski dinlerin etkileri hâlâ var. Oysa bunların hiçbiri geçerli değildir. Gerçekte kim olduğunuzu ve içinizdeki Tanrı’yı anlayabilmek için, derinlere – bazen en zor, zaman zaman en meydan okuyucu bölgelere &#8211; inmeniz gerekiyor.</p>
<p>Böylece sevgili Şambra, sizlerle gurur duyuluyor. Onurlandırılıyorsunuz. Biz bu yüzden başka varlıkları buraya getiriyoruz. Bu ay yine gelen ve birkaç ay boyunca bizimle olacak Carl Jung gibi konuklar getiriyoruz. Jung, bizim tarafın bakış açısıyla baktığında, bu insanlık durumuna, insan psişesine gerçekten hayranlık duyuyor. Özellikle de bilinç denen şey onu büyülüyor. Bilinci, Dünya’da olduğu zamanlarda deneyimlediğinden çok daha farklı bir biçimde görüyor.</p>
<p>(Tobias bir yudum içecek alır ve yüzünü buruşturur, izleyicilerden yoğun kahkahalar yükselir.) İnsanlar bazı ilginç şeyler yapıyorlar ve oldukça garip karışımlar içiyorlar, ama ben kim oluyorum da bunu yargılıyorum. (Tobias ve izleyiciler güler) Şurada duran öbür içeceği istiyorum. Onu bir deneyelim, ve birkaç konuğumuzun buraya gelip bu içeceği şimdi bizimle birlikte denemesini isteyeceğiz. İnsanlar böyle şeyler içiyorlar. Bu çok popüler, Dünya’nın her yerinde bunu bulabiliyorsunuz – ben bugünkü konuklarımıza konuşuyorum – bu, insanların sevdiği ve kutsal saydığı içeceklerden biri. (yoğun kahkahalar; Tobias bir yudum daha alır) görüyor musunuz, baloncuklar çıkartıyor. Bızbızlanıyor. Midenize iniyor ve bızbızlanıp baloncuk çıkarmaya orada da devam ediyor. (kahkahalar) Ve saatlerce baloncuk çıkartıyor ve bızbızlanıyor, ve insanlar da bundan keyif alıyor. Hiç bana sormayın.</p>
<p>Böylece sevgili Şambra… sevgili Şambra, tarih yeniden yazılıyor, ama tarih yeni. O şimdi başlıyor. Yepyeni bir biçimde yazılıyor, üstelik herkes tarafından tanınan insanlar tarafından da yazılmıyor – haberlerde yer alanlar tarafından yazılmıyor. Ama insan yolculuğunun tarihi şu anda sizler tarafından ve bilinci açan başka insanlar tarafından yazılıyor.</p>
<p>Tarih, pratik ayrıntıların ötesine geçiyor, gerçeklerin ve rakkamların ötesine geçiyor. Kim zengindi ve kim güçlüydü gibi şeylerin ötesine geçiyor. Tarih bu Yeni Enerjide bilinçle ilgilidir, insan benliğini tanrısal benlikle birleştirmeye dairdir, Dünya üzerinde bilincin dokumasını değiştirmekle ilgilidir, ve bu şu anda gerçekleştiriliyor.</p>
<p>Siz bunun ayrılmaz bir parçasısınız. Kendi bilincinizi anlamak adına gerçekleştirdiğiniz çalışmada – şu anda en derin alanların bazısına dalıyorsunuz ve evet, bunun meydan okuyucu görünebileceğini ve zor görünebileceğini biliyoruz. Ve şu anda birinizin yüksek bir yayın yaparak düşündüğü gibi, çok can sıkıcı da görünebilir. (yoğun kahkahalar) Bu aslında kolektif bir enerjiydi, ama biz “görünmek” kelimesini vurguluyoruz. Görünmek. Bugün bunun hakkında konuşacağız. Bugün şeyleri biraz değiştireceğiz.</p>
<p>Öncelikle bu Şaud farklı bir görünüme bürünecek. Ben biraz konuşacağım, ama sonra ‘o’ sorularla dolu büyük, karanlık, siyah çantadaki soruların bazısına geçmek isteyeceğim. Şu son bir ya da iki ay içinde çok çarpıcı ve çok – bir anlamda üzücü diyebileceğiniz bir dolu soru gönderildi. Bu düzenli Şaud oturumumuzda bunlar üzerinde konuşmaya biraz zaman ayırmak istiyoruz.</p>
<p>Daha sonra soru ve yanıtlar için geri geldiğimizde, sadece burada bulunan grubun sorularını alacağız. Yazılı sorular olmayacak. Buradaki grubun sorularını alacağız, ama lunaparktaki ördek hedefler gibi önde sıraya girmenizi istemeyeceğiz de (kahkahalar), mikrofonu size getireceğiz, sizi onurlandırmak için, iskemlede oturan sizleri – ki bu, bu önemli zamanda Dünya’da bulunmayı simgeliyor – onurlandırmak için. Bugün istediğiniz herşeyi sormanıza izin vereceğiz, ama sorduğunuz herşeyi yanıtlayacağımıza da hazır olun.</p>
<p>Böylece Şambra, birlikte derin bir nefes alalım. Bu çok inanılmaz bir yolculuk, o kadar inanılmaz ki, ben Tobias geri gelmek istiyorum ve daha çok, birçokları da. Kurtarmak ya da imdadınıza koşmak amacıyla değil, ama sizlerle birlikte deneyimin içinde bulunmak için.</p>
<p>Günün Konukları</p>
<p>Bilinci, nasıl hereket ettiğini, nasıl genişlediğini, nasıl değiştiğini ve dönüştüğünü gözlemlemek için gelen günün konuğu Carl Jung’dan başka, bugün benim şahsen davet ettiğim, herhalde tanımadığınız, herhalde hiç duymadığınız, bu Şaud’dan sonra da herhalde hiç duymayacağınız (kahkahalar) bir başka konuğum daha var. Bu, meleksel alemde ünlü bir varlık değil, bir başmelek değil, sadece sıradan bir melek. Meleğin adı Chez (Çez). Chez. Kısacık bir takma ad. Chez ne eril ne de dişil, ama ben bugün ondan dişil olarak söz edeceğim, çünkü o daha önce hiç Dünya’ya gelmedi, hiç fiziksel bir beden üstlenmedi. Gelecek yıllarda üstlenecek ama, Chez şu anda hizmette bulunuyor, tıpkı çok, birçok meleksel varlığın bulunduğu gibi.</p>
<p>O, Dünya alemlerine çok, çok yakın iş görüyor. Bir koruyucu melek, bir ruhsal rehber – bazılarınız onlara bu adı taktınız &#8211; nasıl olunur, bunun hatırı sayılır bir eğitiminden geçti. Ruhsal rehberlerin çoğu, daha önce hiç Dünya’ya gelmemiştir. Soruları yanıtlamak, onların işi değildir. Sizin için yolu açmak, onların işi değildir, çünkü bu, yolculuğunuzun tüm amacına ters düşerdi. Ama bu İnsan Melek Asistanlarının – ki baş harflerinin kısaltması “HAA”dır (Human Angel Assistants) – haa! (kahkahalar) – İnsan Melek Asistanları… (Tobias içeceğe uzanır) Şu gazlı şeyi alalım. (Linda, “Tamam, peki, işte böyle. Ama bu Cola, Pepsi değil. Sana uygun mu?” der) Bızbızlı! (kahkahalar)</p>
<p>İnsan Melek Asistanının işi, bilinç ve enerji dengesinin tutulmasına yardımcı olmaktır, bazılarınızın daha önceki çalışmaları sırasında deneyimlediklerinin tutulmasına yardımcı olmaktır. Biz buna altın bağ diyoruz, yani kendinizin diğer boyutsal parçalarına sizi bağlayan gümüş bağ yerine, altın bağ. Altın bağ, tümüyle kaybolmasınlar diye, meleksel varoluş insanları hep kuşatsın diye, insanlar asla yalnız olmadıklarını ve gerçekten sevildiklerini bilsinler diye, İnsan Melek Asistanlarının, dünya üzerinde bulunan insanlar adına tuttukları bir şeydir, çünkü koruyucu bir melek ya da bir melek asistan olmasa, çoğu insan (dünyada olmayı) dayanılamayacak kadar zor, karanlık ve bunaltıcı bulurdu. Herşeyle – daha yüksek bir meleksel alemdeki herşeyle – olan bağlarının koptuğunu hissederlerdi. Böylece bu İnsan Melek Asistanları, insanla tanrısallığı arasında ve meleksel alemlerle sizin fiziksel-olmayan gerçeklik dediğiniz alanlar arasında enerjisel bir alan tutulmasına yardım ediyorlar.</p>
<p>Hepinizin daha önce (çevresinde) böyle varlıkları vardı. Onlara ruhsal rehberler ya da koruyucu melekler dediniz. Bazı en karanlık anlarınızda, bir insan olarak başarısız hissettiğinizde, sevdikleriniz tarafından kendinizi reddedilmiş hissettiğinizde, ana-babanız ya da başkaları tarafından kendinizi reddedilmiş hissettiğinizde; Ruh’a yalvardığınız o en karanlık anlarınızdan bazısında, o Büyük Bilinmeyen’e, bizim deyimimizle Tanrı’ya dualar ettiğinizde, bu varlıkların mevcudiyetini hissettiniz.</p>
<p>Siz bu varlıkların mevcudiyetini hissedeceksiniz, onlar daha yakına geldikleri için değil de, o noktada siz daha açık olduğunuz için. Siz farklı bir bilinç düzlemindesiniz. İnsan düzeyi bir çaresizlik ve ıstırap noktasında, ama aynı zamanda daha açık bir düzeyde bulunuyorsunuz. Zihinden çıkmak zorundaydınız. Kendinizi genişletmek zorundaydınız, ve işte koruyucu meleklerin özünü özellikle de orada hissedersiniz.</p>
<p>Dünya üzerindeki hemen herkesin böyle bir varlığı vardır. Bazıları birden fazlasına sahiptir, ama genelde dörtten fazla olmaz. Siz, Şambra, şu anda, koruyucu meleklerinizi salıvermek için, ruhsal rehberlerinizi salıvermek için birkaç yıl önce bilinçli bir seçim yaptınız. Kendi benliğinize sahip çıkıp onun sorumluluğunu alma zamanının geldiğini, kendinizi, ruhunuzu ve tanrısallığınızı içerden, tam buradan bedenleyebilmek amacıyla altın bağı kesme zamanının geldiğini biliyordunuz. O spiritüel eğitim tekerleklerini çıkartıp kendi başınıza deneyimlemenize gerçekten izin vermek (zamanı olduğunu biliyordunuz).</p>
<p>O altın bağı salıvererek İnsan Melek Asistanlarınıza teşekkür etmek zordu. Bu sizde bir boşluk bıraktı. Bir parçanız devam edebilip edemeyeceğini sorguladı. Bir parçanız, bu sizin seçiminiz olmasına rağmen, kendini tümüyle terk edilmiş hissetti. (Tobias bir yudum daha alır) Bunun bizde bağımlılık yaratabileceğini düşünüyoruz. (kahkahalar)</p>
<p>Ha, Sam olarak bir de şöyle bir kitap yazacağım – “Yükseleceğinizi Düşündüğünüzde Bile Dünya’ya Geri Gelmek için 101 Büyük Neden.”</p>
<p>Böylece sevgili Şambra, herkesin bir tane varlığı var, ve sevgili dostumuz Chez bugün buraya geliyor. Çok tanınmış bir melek olmayan Chez, bir insanın, Avrupa’da yaşayan Rebecca adında 40’larında bir kadının, ki bu onun gerçek adı, sorumluluğunu taşıyor. Chez’in gözlemesi ve ruh olarak orada bulunup sevgili Rebecca için dengeyi tutmaya çalışması gerekiyor, aksi halde Rebecca – onun veçhesi, insan benliği – kaybolabilir, tümüyle kaybolabilir.</p>
<p>Böylece, bu İnsan Melek Asistanlarının çalışmaları ilginçtir. Onlar, yargıda bulunmak için orada değiller, hiç değiller. Rebecca’nın bazı – size göre – gerçekten aptalca şeyler, çok, çok aptalca şeyler yaptığı günler oldu. Çok da uzun olmayan bir süre önce Rebecca birlikte çalıştığı birine öylesine kızdı ki, onun hakkında kasıtlı olarak dedikodu yaptı. Kasıtlı olarak iş arkadaşının başını derde soktu, ve iş arkadaşı sonunda işten kovuldu.</p>
<p>Koruyucu Melekler</p>
<p>Şimdi siz koruyucu meleğin, Chez’in şöyle diyeceğini düşünürdünüz, “Rebecca, böyle bir şey yapmak yanlıştır,” ama koruyucu melekler bu tür şeyler hiç yapmazlar. Onlar ne olursa olsun, sevmek ve kabul etmek üzere orada bulunurlar. Tabii onların da bu arada öğrendiği kabul edilmelidir, çünkü onlar – koruyucu meleklerin kendileri Dünya’ya gelmeye hazırlanıyorlar – böylece şefkatleri vasıtasıyla, sürekli sevgileri vasıtasıyla, onlar da Dünya’ya geldiklerinde bedenlemek istedikleri bu niteliklerin bazısını, bu en parlak niteliklerin bazısını öğreniyorlar.</p>
<p>Böylece, yaptığı şeylerden ötürü kendinden kesinlikle nefret eden Rebecca için Chez’in orada olması gerekiyor – Rebecca fazla yiyor. Aşırı yemek yiyor, ve sık sık da arkasından kendini hasta ediyor. Chez, “Rebecca, bunu yapma” diyemez. Chez’in tümüyle sevgi içinde orada olması gerekiyor.</p>
<p>Şimdi, bazılarınız (şöyle diyor) – biz sizin ısınızın biraz arttığını hissedebiliyoruz – “Melekler neden, onlar neden seslenip de onu durdurmuyorlar? Neden bunu yapmasını engellemiyorlar? Neden onun dersini öğrenmesini sağlayacak şeyleri oluşturmuyorlar?” Ama bu, bir meleğin – ya da insanın – rolü değildir. Koruyucu meleğin rolü daimi sevgidir, daimi şefkat.</p>
<p>Rebecca’nın kendi yaşamına son vermeyi düşündüğü bir zaman oldu. Evliydi, boşandı, tekrar evlendi, tekrar boşandı, çocukları yok, neden yaşamaya devam etmek istediğini gerçekten bilmiyor. Bir işi var ama iyi bir iş değil. Arkadaşları var ama onların yakınlaşmasına izin vermiyor. Ve bu arada, o Şambra değil – elbette potansiyel bir aday ama Şambra değil. Hatta Tanrı söz konusu olduğunda neye inanacağını bile bilmiyor. Çok dua ediyor. Şu ara çok dua ediyor, ve işte Chez’in yaklaşabildiği ve Ruh’un yapacağı gibi, sadece sevgi ve şefkat yaymaya çalıştığı anlar, bu anlar oluyor.</p>
<p>Rebecca, bizim deyimimizle, o Büyük Bilinmeyen’e dua ediyor. Tanrı, o Büyük Bilinmeyen. İnsanlar Tanrı’yı öylesine bilinmeyen başka yerlere yerleştiriyorlar ki. İnsanlar Tanrı’yı, insanlar hakkında herşeyi bilen, ama insanların Tanrı hakkında hiçbir şey bilmediği bir varlık haline getiriyorlar . İnsanlar, Tanrı’nın herşeyi görebildiğini, ama onların – insanların – Tanrı’nın hiçbir şeyini görmediğini ileri sürüyorlar. İnsanlar Tanrı’yı herşeye kadir olarak açıklıyorlar, göz açıp kapanana kadar bir evrenin tümünü silip başka bir tane yaratabilen bir varlık olarak açıklıyorlar. Ama insanlar kendilerini, belki günü geçirmekten başka herhangi bir şey yapacak güce sahip görmüyorlar.</p>
<p>İnsanlar, bir yerlerdeki bu Büyük Bilinmeyen’e dua ediyorlar ve o, bir bilinmeyen, bir gizem olarak kalıyor. Ve sonra onu daha da gizemli hale ve daha da cezalandırıcı, ve yargılayıcı hale sokan, ve giderek daha da çok sevgiden uzaklaştıran öyküler ve kitaplar yazılıyor. İşte koruyucu meleklerin orada olmaları, bu sevgiyi yaymaları, bu şefkati yaymaları, insanlar kendi yaşamlarına – ya da bir başkasının yaşamına son vermeyi düşünseler bile, koruyucu meleklerin ne olursa olsun insanlar için orada olmaları, bunun için çok önemliydi.</p>
<p>Bir başkasını öldürmek üzere olanların da bir koruyucu meleği olduğunu fark ettiniz mi? Teröristler – onların koruyucu melekleri var. Koruyucu meleklerin din ya da herhangi bir inanç sisteminden yana tercihleri yoktur. Onların işi bu değildir. Onlar bir teröriste bir şeyi yapmamasını söylemek için orada değillerdir, ve aslında diğer insanları, dikkatli olmaları, bir terör durumu olabileceği yönünde uyarmak için de orada değillerdir.</p>
<p>Biz sık sık dünyada, geçenlerde Hindistan’da, Mumbai’deki gibi olaylar olduğunda, insanlardan bir dolu – nasıl desek – semavi epostalar alıyoruz, belli birine gönderilmemiş ama şöyle diyen epostalar, “Neden bunun olmasına izin veriyorsunuz? Neden Tanrı bunun olmasına izin veriyor?” Çünkü sizi seviyoruz, çünkü Tanrı sizi seviyor. İşte bu yüzden. Biz karışmayız. Biz karışmayı seçmiyoruz ya da istemiyoruz. Biz sevgi ve şefkatle orada olmak istiyoruz.</p>
<p>Biliyorsunuz, Atlantis zamanlarından beri Dünya üzerinde savaşlar sürüyor. Savaşlar, sorunlarla başa çıkmanın bir yoluydu. Savaşlar – garip de olsa – öğrenmenin bir yoluydu, ve belki biz şimdi bilincin yeterince yükseldiği ve bizim savaşların ötesine geçebileceğimiz bir çağdayız. Ama biliyorsunuz, savaşlara ve ıstıraplara ve her türlü zor koşullara rağmen, yaşam devam ediyor. Üstelik bu sadece sizin ya da başka insanların tek yaşamı değil, çok, birçok yaşamdır. Gerçek ölüm yoktur. Bunu bir insana söylemek zor da olsa, gerçek acı ya da ıstırap yoktur. Yaşam devam eder. Gelişmeyi sürdürür.</p>
<p>Ve insan durumunun ve insan bilincinin yükselmeye devam ettiğini, genişlemeyi sürdürdüğünü sevinçle söylüyoruz. Biliyoruz, “Sanki geri gidiyormuşuz gibi görünüyor” dediğiniz günler var. Dünyanın birden çökeceğinin, o karanlık çağlara geri döneceğinin rüyalarını ya da hayalini görüyorsunuz. Bazen bilinçli olarak geleceğe ilişkin yapılan şu bilim-kurgu filmleriyle bağlantı kuruyorsunuz, hani savaş yüzünden, çevre ya da başka koşullar yüzünden dünyanın büyük bir çoğunluğunun öldüğü ve yalnızca hayatta kalma mücadelesinin verildiği türden filmler. Ama hiç de böyle değildir. Hiç de böyle olmayacaktır.</p>
<p>Dünyadaki bilinç düzeyi, böyle bir şeyin olması için fazla yüksektir, ve geri gitmeyecektir. Sizin gibi insanlar var Şambra, ve kendilerine Şambra demeyen ama başka türden bir grupla ya da yalnızca kendileriyle ilişkide olup da Dünyadaki bilinç düzeyini, artık o karanlık çağlara geri gidemeyeceği bir düzeye getirmiş insanlar var. Bilinç, Dünya üzerinde bir yokoluş biçimine giremez. Artık o eski dünya savaşlarının meydana geldiği noktaya gelemez. Bu değişen bir dünya ve iyiye doğru değişiyor. Hâlâ zorluklar var, gerçekten de. Hâlâ geri dönüp bazı çok karanlık yollara, bazı çok zor yollara sapan çok insan var, ama dünya ilerliyor. Buna derin bir nefes alabilirdiniz.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Böylece Chez bugün gözlemlemeye geliyor, yalnızca birlikte çalıştığı Rebecca’yı değil. Şambra’yla birlikte burada olmaya biraz zaman ayırdı ve geri gidip, diğer koruyucu meleklerin bazısıyla bunun üzerinde konuşmak istiyor. Onlar için bunun nasıl bir şey olduğunu, burada bu Şambra grubunda neler gördüğünü, insanlığın potansiyeli olarak neler gördüğünü konuşmak istiyor.</p>
<p>Böylece biz Chez’i içeriye davet etmenizi ve yalnızca onu değil, şu anda Dünyanın her yanında çalışan, insanlar ne yapmayı seçerse seçsin, ne yapmayı seçerse seçsin, onlar için tümüyle sevgi ve şefkat içinde varolan koruyucu melekleri onurlandırmanızı istiyoruz.</p>
<p>İnsan Melekler</p>
<p>Ve belki de, herbirinizin Chez’den öğreneceği önemli bir şey vardır – başka insanlara tümüyle şefkat ve sevgi duymak. Kendinize, kendinize tümüyle sevgi ve şefkat duymak için, başka alemlerde bu rolü üstlenerek hizmette bulunan bir koruyucu melek olmanız gerekmiyor.</p>
<p>Bir düşünün – çok da uzun olmayan bir süre öncesine kadar siz de koruyucu meleklere ya da ruhsal rehberlere sahiptiniz, onlar sizi koşulsuz seviyorlardı – şimdi bunu bir Bayrak olarak kendiniz için kullandığınızı düşünün. Kendinizi tümüyle sevdiğinizi. Iyi günlerde kendinizi sevmenizi sağlayan sevgi türüyle ya da o koşullu sevgiyle değil, çünkü sonra kötü günlerde de kendinizden nefret ediyorsunuz. Hayır, biz, koruyucu meleklerin size beslediği saflığın aynısından – aynı saflıktan – söz ediyoruz.</p>
<p>Ve sonra da aynı şefkati günlük yaşamınızda diğer insanlara beslediğinizi düşünün, bir an için düşünün. Tümüyle sevgi. Tümüyle şefkat. Bu, onları değiştirmeye çalışmamak ve onlar için üzülmemek anlamına geliyor. Biliyor musunuz, koruyucu meleklerle çalışırken ve onlara eğitim verilirken öğretilen ilk şey şudur: Bir insan için üzülme, asla. Asla. Bu, zor bir derstir.</p>
<p>Biraz da farklıdır, çünkü bu meleksel varlıklar daha önce hiç Dünya’ya gelmemişlerdir, o nedenle sizin sahip olduğunuz o örtücü-katmanlara sahip değillerdir. Ama yine de enerjileri bu dünya boyutuna yaklaştığı an, kederi hissetmek, şefkatin yerine kederi koymak onlar için çok kolaydır. Ama bunun bir insana gerçekten yararı olur mu? Kendinizi az da olsa başarısız hissetmez miydiniz? Çevrenizde, “senin için gerçekten üzülüyorum Mary” diyen bir enerji hissetseydiniz, sabahları böyle bir duyguyla uyanmak ve sonra da onu gün boyunca hissetmek berbat bir şey olmaz mıydı? Ah! Belki de olmazdı. Belki de olmazdı. Bir dakikaya kadar bundan söz edeceğiz.</p>
<p>Böylece Şambra, sizler Bayraklarsınız. Dünya üzerindeki insan melekler şu anda sizsiniz. Bir başka insana karşı bu düzeyde bir şefkat ve sevgi besleyebileceğinizi, insanları sadece sevebileceğinizi ve kabul edebileceğinizi düşünebiliyor musunuz? Bakın, bir yanınız bununla mücadele etmek istiyor ve şöyle diyor, “Peki ama, nasıl öylecene durup da diğer insanları izleyebilirim ki, lanet olsun? Tüm şu yanlış şeyleri yapmalarına nasıl izin verebilirim?”</p>
<p>Ah! Ah, işte bu, aydınlanmış bir insanı, sıradan bir insandan ayıran şeydir – koşulsuz sevebilme yeteneği. Bu, Kuan Yin’in özüdür. Bu, Meryem’in – Mary Magdalene ve Meryem Ana’nın özüdür. Bu, Sofia’nın, ve tümüyle şefkat ve sevgiye sahip birçok başka enerjinin özüdür.</p>
<p>Siz buna sahip olmaya başlıyorsunuz. Siz bunu öğrenmeye başlıyorsunuz, ve gelecek aylarda sizi eski benliğinizden ayıracak şey budur. Bu, sizi diğer insanlardan ayıran şey olacak, ve böylesine bir şefkat ve sevgiyle dolu olup dramlara kapılmamak, enerji çalmamak ve enerjilerden beslenmemek, zaman zaman yalnızlığa neden olabilecek. Öylesine şefkat ve sevgi dolu olmak ki, insanlar sizin mevcudiyetinizi arzulayacaklar ve sizi bir koruyucu insan melek noktasına neyin getirdiğini anlamak isteyecekler.</p>
<p>Koruyucu meleklerin, insanların yaptığı bazı çok zor, ya da sizin deyiminizle çok karanlık, kötü ya da aşağılık şeyleri izlemek zorunda olmalarının güçlüğünü düşünebiliyor musunuz? Ve koruyucu melek dengede kalır, sevecen kalır, o insan için orada olur, o altın bağlantıyı, o altın bağı tutar, çünkü diğer alemlerde herşeye kabul verilecektir.</p>
<p>Bugün size bunları söylüyoruz, çünkü herşeyden önce siz kendi uyanış sürecinizden geçmeye başladığınızda, koruyucu meleklere duyduğunuz gereksinimi ya da arzuyu salıverdiniz. Şimdi sizler (size) karşılık-gelen varlıklara sahipsiniz, sürekli birlikte çalıştığınız bu meleksel varlıklara sahipsiniz, ama sizin için o enerji alanını tutan varlıkları artık gereksinmiyorsunuz. Bu da, zaman zaman biraz yalnız hissetme nedenlerinizden biridir. Bir neden de, ha, siz buna sahip olmak isterdiniz – bu bir battaniye gibidir, bu koruyucu melekler bir battaniye gibidir – bunun sizi sarmasını isterdiniz. Ama bilincinizde olgunlaştığınızı ve bu battaniyeyi salıvermek zamanı olduğunu da biliyorsunuz.</p>
<p>Geçen Yıla Bakış</p>
<p>Şimdi devam edelim, ama kısaca birkaç yorumda bulunalım. Hatırlarsanız, bu takvim yılının başında, bunun bir ping-pong yılı olacağını söylemiştik, ve öyle de oldu, gerçekten. Oldu. Bu yıl birçok ping’ler meydana geldi.</p>
<p>Ekonominiz, finans durumları. Hiç düşünebilir miydiniz ki… ha, biz daha yıl sonu gelmeden (ABD New York) borsa endeksinin 8.000’in altına düşeceğini söyleseydik, Cauldre’nın daha Ocak ayında bizi engelleyeceğini (bunu söylemekten alıkoyacağını) biliyorum. Panikleyecekti. Dışarı koşup panik içinde olmayacak şeyler yapacaktı ve birçoğunuz da öyle yapacaktınız – Dünya’nın sonuna hazırlık amacıyla yeraltı sığınakları inşa edecektiniz. Ve biz size, dünyadaki en büyük yatırım kuruluşlarının yok olacağını – 2008’in sonuna kadar Dünya’dan silineceğini – söyleseydik, gerçekten paniklerdiniz. Bir uzay gemisi inşa edip kendinizi Dünya’dan fırlatmaya bakardınız, çünkü Dünya’nın sonunun geldiğini düşünürdünüz.</p>
<p>Size bir takvim yılı içinde – bir takvim yılı içinde – petrol fiatlarının varil başına 144 $’dan 40 $’a düşeceğini &#8211; yılın başında 144 $’ken, yıl sonunda 40 $’a düşeceğini – söyleseydik, bize deli derdiniz, ya da en azından Cauldre’ya deli derdiniz. Bu bir ping pong yılı oldu.</p>
<p>Size bu yılın Ocak ayında bir zencinin – genç bir zenci adamın – Birleşik Devletler’in başkanlığına seçileceğini söyleseydik, bizi semavi ot falan içmekle suçlardınız. (kahkahalar)</p>
<p>Sevgili Şambra, size bir yıl içinde dünyanın bu değişimlerden, neredeyse düşünebileceğiniz herşeyin değişimlerden geçeceğini söyleseydik, önünüzdeki yıldan öylesine korkar, öylesine paniklerdiniz ki, bu yılı yaşamak size zor gelirdi. Ama bir bakın – olanlara bir bakın. Ha, ve bu sadece bilinç kendini yeniden-oluşturduğu için meydana geliyor. Dünya ve insanlık şu anda kendilerini sadece yeniden-oluşturuyorlar. Ama geri gitmiyorlar. Kendilerini eski tariflere göre yeniden-oluşturmuyorlar. Yeni’den oluşuyorlar. Ve bu, bu yüzden zor görünüyor.</p>
<p>Bu gerçi bir ping yılıydı ama, aynı zamanda da bir pong yılıydı. Fark ediyor musunuz… fark ediyor musunuz ki – ve Cauldre istatistik bilgilerini titizlikle vermemizi istiyor – bu yıl, tarihte şimdiye kadar görüldüğünden çok daha fazla yeni işler kuruldu? Şimdi, bir yandan işletmeler çöküyor, parçalanıyor – en büyük, en güçlü olanlar – ama öte yandan da, kuruluş bazında ya da evden yürütülenler bazında, ne tür hukuki bir yapıda olursa olsun, yeni işler kuruluyor, üstelik şimdiye kadar olduğundan çok daha fazla.</p>
<p>Şu ara dünya genelinde, şimdiye kadar olduğundan çok daha fazla patent çalışmaları ve bunların onaylanma işlemleri var. Yani dünyanın sonu geliyorsa, buluşlar ve yaratıcılık neden tüm zamanların en yüksek noktasına erişmiş durumda?</p>
<p>Bu alemlerin izini sürerek hatırlayabildiğimiz kadarıyla, şu anda insanlar şimdiye kadar olduğundan daha fazla iyi şeyler yapıyorlar. Eh, siz kötü haberleri okuyorsunuz, cinayetleri ve katliamları ve terör saldırılarını okuyorsunuz, ama bu sevgi ve şefkat niteliklerini üstlenen, önce kendileri için, sonra da insanlık için sevecen şeyler yapan daha fazla insanın olduğunu fark ediyor musunuz. İnsanlığı kurtarmak için değil, ona üzüldükleri ya da acıdıkları için değil, ama yaşama tümüyle aşık oldukları için. Bunu, cennette ödüllendirilmek için yapmıyorlar. O kokuşmuş karmaları için yapmıyorlar. Bunu yapmalarının nedeni, yaşamı her zamankinden daha çok sevmeleridir.</p>
<p>Şeyler Neden Zor?</p>
<p>Besbelli bu yıl bir ping-pong yılıydı – ileri ve geri – ve siz ayakta kaldınız. Aslında doğrusunu isterseniz, çok da iyi ayakta kaldınız. Bu size belirli zamanlarda pek de öyle görünmeyebilir, çünkü hâlâ epey zorluklar var. Ve bu da, bugün konuşmak istediğimiz şeyin başlığıdır: “Peki Tobias, şeyler bu kadar iyi gidiyorsa, nasıl oluyor da bu denli zor görünüyor?” Bu, sizin Şaud’unuz için uzunca bir başlık ama kısaltmanın bir yolunu bulursunuz. Neden şeyler şu ara bu kadar zor?</p>
<p>Eh, herşeyden önce, size sevmediğiniz ya da sevmeyebileceğiniz birkaç şey söyleyeceğim. Keşke Saint Germain’i çağırsaydım (kahkahalar), ama Cauldre’nın da dediği gibi, benim zamanım kısıtlı, onun için…</p>
<p>Herşeyden önce, şeyler o kadar da zor değil. Değil. Neredeyse ısrarla tutunduğunuz bir algı ya da bilinç var ki, şöyle diyor, “Eğer herşey eski düşünme tarzıma göre mükemmel değilse, o zaman herşeyin yanlış olması gerekir.” Bu ilginç bir süreç – ilginç bir düşünme işlemi/süreci. Haberlere benziyor. İyi şeyler yayınlanmıyor, yalnızca kötü şeyler. Ve hatta kendiniz için (oluşturduğunuz) kendi kişisel haber bülteninizde bile yanlış gittiğini düşündüğünüz şeylere odaklanıyor ve bunları yargılıyorsunuz.</p>
<p>Ama şu anda biliyorsunuz ki, hastalanma süreci bile, bazılarınız için, aslında bir nimet. Aslında inanılmaz bir nimet, çünkü bedeninizi yeniden sevmeyi öğreneceksiniz. Yaşama değer vermeyi öğreneceksiniz, ve bu bazılarınızı fazlasıyla korkutacak. Ama sonunda rahatlamanın getirdiği derin bir nefes alacak ve şöyle diyeceksiniz, “Bedenimin değerini şimdi anlıyorum. Yaşamın nimetini ve güzelliğini şimdi anlıyorum.” Evet, o korku, o herneyse – kanser, kalp sorunları, her türlü başka şey – ya sizin o Büyük Bilinmeyen’e dua etmenize ya da ona sövmenize neden olabilir – “Bunu bana neden yapıyorsun? Ben sözde spiritüelim. Bu şeyler neden oluyor?” Bunlar oluyor, çünkü sizin çok derin ve özel bir düzlemde anlamanıza yardımcı oluyorlar.</p>
<p>&#8211;Kendinle Mücadele Etmek</p>
<p>Peki neden zaman zaman şeyler zor görünüyor? Eh, nedenlerden biri, şu anda bir mücadelenin sürmesidir – bu bir nimettir, ama ben ona mücadele diyeceğim – bu mücadele kendi eski insan benliğinizde, sizin – ne diyorsunuz buna – başlıca veçhenizde ya da insan yaşamları denen grup veçhenizde sürüyor. Bu insan bilinciniz sizin ruhsal benliğinizle mücadele ediyor, ve siz de tam arasında bulunuyorsunuz. Bu, bulunması garip bir yerdir, çünkü siz her ikisisiniz. Siz hem kendi tanrısallığınızsınız hem de ruhsal benliğiniz. Siz büyüklüğünüz/muhteşemliğinizsiniz ve tüm potansiyellerinizsiniz. Siz ruhun o zarif basitliğisiniz. Ama aynı zamanda eski insan veçheleriniz ve insan halinizsiniz. Ve bu ikisi arasında – ki onlar aslında çatışmıyor – ama bir mücadele sürüp gidiyor.</p>
<p>Tanrısallık – bu zarif basit tanrısallık – yavaş yavaş, güzellikle ve sevecenlikle sizin günlük yaşamınıza yolunu buluyor. O, öyle uzak bir yerlerde değildi, ama siz ona odaklanmamıştınız. O şimdi yaşamınıza giriyor, ve bunu da en sessiz ve basit yoldan gerçekleştiriyor.</p>
<p>İnsan hali hâlâ hak ettiğini ve sahip olması gerektiğini düşündüğü şeyler için mücadele ediyor. İnsan hali, kendini yetkili hissetmeye eğitilmişti. O, yetkileri çerçevesinde talepkâr, yetkileri çerçevesinde korku doludur. Yaşamınıza girmeye başlayan ve tanrısal öz denen şey tarafından tehdit edildiğini hissediyor, çünkü diyor ki, eğer bu kadar muhteşem ve bu kadar iyi bir tanrısal öz varsa, ve bilirsiniz işte, Dünya üzerindeki yolculuk bununla ilgiliyse, o zaman bu tanrısal öz neden bana para ve sağlık vermiyor, neden bana istediğim herşeyi, sihirli güçler, psişik sezgisel güçler vermiyor? Bu tanrısal öz bunu neden benim için yapmıyor? Ve işte mücadele budur.</p>
<p>Tanrısal öz bunu yapmıyor, çünkü o, o yeni koruyucu melektir. O, yeni sizdir. Bir koruyucu melek, ruhunuz bile olsa, asla karışmaz. O sadece sever ve sadece şefkat duyar. Ve bu kez o, başka bir melek değil de siz olduğu için, kendi benliğiniz olduğu için, kendi içinde tamamdır, doygundur. Nihayetinde, hiçbir gereksinim söz konusu değildir. İstekler ya da arzular yoktur. Ama buradaki insan hali kendini yetkili hissediyor, tüm o şeylere sahip olsa iyi olur diye hissediyor, ve işte bir çatışmadır sürüp gidiyor.</p>
<p>Peki ne yapacaksınız? Kimin tarafını tutacaksınız? Ruhunuzla eski yetkili insan veçheniz – o korku dolu insan veçheniz – arasında hakemlik mi yapacaksınız? Kesinlikle hayır. Bırakın, kendileri halletsin. Kısa duvarınızın arkasında durun ve kesinlikle bırakın onlar halletsin. Neden biliyor musunuz? Çok basit. Çünkü öbür türlü o insan veçheniz – o yetkili insan veçheniz – sizi eğip bükecek ve istediklerini yapmanız için sizi manipüle edecektir. Onu siz eğittiniz. Sizinle nasıl çalışacağını bilir, ve kendi spiritüelliğiniz ve kendi Tanrı-benliğiniz için duyduğunuz arzuyla oynamaya başlayacaktır. Sizi bunun ortasına atacaktır. Ve siz orada olmak istemezsiniz.</p>
<p>Siz, gerçek anlamda bir güvenle geri çekilirsiniz. İnsan benliğiniz, o yetkili benliğiniz, ve tanrısal özünüz – bırakın halleşsinler. O yetkili insanı, o korkulu insanı bırakın, arabulucu olmak zorunda kalmadan, insan durumunuzu uzlaştırmak ya da baskılamak zorunda kalmadan, kendi tanrısallığınızın özünü hissedin. Bu ikisinin karşılaşmasının ve bu ikisinin kaynaşıp birleşmesinin, ve bir savaşın da çıkmayacağının, sizin tanrısal düzeninizde meydana geldiğini (bilecek kadar) güvenin kendinize. Bir kargaşa/kaos olmayacak.</p>
<p>Bu ara yaşamınızda olan şudur, siz bir denge eyleminde bulunmaya çalışıyorsunuz. Sizi yoran budur. Insan ihtiyaçlarınızı, insan korkularınızı, insan arzularınızı, ruhsal/spiritüel ihtiyaçlarınız ve arzularınızla dengelemeye çalışıyorsunuz. Bu, Jung’un özellikle ilgilendiği bir şeydir, çünkü ruhsal arzularınız, kendinize dönmenin ruhsal arzusu uyandığında, o eski, yüksek eğitimli, bazen acınası ve zavallı insan haliyle tanrısallık arasında ne olur? İşte biz bunun için geride durun diyoruz. Sürece güvenin ve neler olduğunu izleyin.</p>
<p>Bu olduğunda, işte muzaffer keşiflere de o zaman sahip olursunuz. Bu takvim yılının ilk oturumunda bundan, bunun bir muzaffer keşif yılı olacağından söz ettiğimizi anımsayın. Birçoğunuz şöyle diyor, “Muzaffer mi? Hiç sanmıyorum. Keşif mi? Yok canım.” Ben sizden tek bir şeye bakmanızı isteyeceğim. Herşeyden önce, biz, muzaffer keşif derken, ne kastediyoruz? Yetkili insan sendromunuzu sürdürebilesiniz diye içinde tahtı olan bir saray mı keşfedeceğinizi sandınız? Sizin keşfettiğiniz – o muzaffer keşif – bu yılın başında kastettiğimiz şey, özgünlüktü. Özgünlük. Bir dakikaya kadar buna geri geleceğiz, biraz üzerinde düşünmenize izin veriyoruz.</p>
<p>&#8211;Başka İnsanların Sorunları</p>
<p>Böylece diyorsunuz ki, “Tobias, neden bu kadar zor? Biz sözde aydınlanmıştık. Ve sen Yeni Çağdan ve Kuantum Sıçramasından söz ediyorsun. Neden bu kadar kahrolası zor?” İkinci mesele: çevrenizdeki insanlar. Çevrenizdeki insanlar. Şimdi, bu onların hatası değil. Sizin hatanız. Siz onlara izin veriyorsunuz. Sorunlarını alıp kendinize mâl ediyorsunuz. Onların dramını alıp içinde yüzüyorsunuz. İçiyor, içinize alıyorsunuz. Onların zorluklarını, meydan okumalarını alıp üstleniyor ve kendinizinmiş gibi on ile katlıyorsunuz. Oysa bunlar size ait değildir. Dünya sorunlarını, dünyanın içinden geçtiği sorunları – zorluklarını, savaşlarını, yoksulluğunu, şiddetini – kendinizinmiş gibi alıyorsunuz. Diğer herkesin sorununu, inanılmaz bir biçimde kendinize uyumlama yeteneğine sahipsiniz.</p>
<p>Neden? Bunu neden yapıyorsunuz? Bu sizi canlı mı hissettiriyor? Bu size, Teresa Ana’yla rekabete mi girdiğinizi – bir kenarda küçük bir aziz olduğunuzu mu düşündürüyor?</p>
<p>Başka insanların problemlerini üstlenmeye bayılıyorsunuz, ve aslında, sevgili Şambra – bugün bana biraz bozulacağınızı söylemiştim size – aslında onların problemlerini üstlenmeyi seviyorsunuz. Aslında bayılıyorsunuz onların problemlerini üstlenmeye. Bir başka insanı, özellikle de size en yakın olanları, yaşamınızda en dramatik olanları, bir koruyucu meleğin sizi sevmesi gibi sevmeyi düşünemiyorsunuz bile. Onların yaşamına karışmamayı, onları değiştirmeye çalışmamayı, onlar için üzülmemeyi düşünemiyorsunuz. Bunu düşünemiyorsunuz bile. Sanki bir boşluk yaratırmış gibi geliyor, öyle değil mi? Bir aile dramı olmasa günleriniz neye benzerdi ki? Ya da ofiste dramlar olmasa? O nedenle, siz bunu içinize alıyorsunuz. Sonra da sorularınızı şu siyah çantaya atmak zorunda kalıyorsunuz – “Neden kendimi böyle berbat hissediyorum?” Eh, çünkü son zamanlarda herhangi bir dram yaşamadınız da ondan. Dramlar devam etmenizi sağlıyor.</p>
<p>Biz dramların ötesine geçeceğiz. Biz, koruyucu meleklerin sahip olduğu şefkat ve sevginin aynına sahip olacağız, aynı şefkat ve kabule. Bazılarınız şimdiden şöyle düşünüyor, “Abi, bu gerçekten sıkıcı. Gerçekten sıkıcı.” Ama, hangi yanınızın bunu söylediğini biliyor musunuz? Hangi yanınızın merak ettiğini? Bu belki de insan halinizin dramlardan beslenen, başka insanların sorunlarından beslenen, dünya sorunlarını üstlenen bir parçasıdır – kendini değerli hissetmek için, canlı hissetmek için buna gerek duyan insan halidir. Kendinizi berbat hissetmenizin bir nedeni de budur, sevgili Şambra, çünkü diğer herkesin sorunlarını üstleniyorsunuz.</p>
<p>Bu ayın meydan okumalarından biri, bunları üstlenmemek, ve bu insan ve dünya ve diğer herşeyin dinamiklerinin size nasıl çağrıda bulunduğunun; sizin de bir parçanızın onları çağırdığının, sorunlarını üstlenmek istediğinin, birisi için üzülmek istediğinin, birisi için bir şeyleri çözümlemek istediğinin, birini ya da Dünyayı düzeltmeye çalıştığının farkında olmak ve gözlemlemektir. Biz bunu, yani şu grupların, dinlerin, herneyse, Dünyayı düzeltemeye çalıştığını, diğer insanları düzeltemeye çalıştığını sürekli duyuyoruz. Bu da daha fazla çatışmaya neden oluyor. Daha fazla zorluklara neden oluyor.</p>
<p>Gerçek Bayraklar herkesi ve herşeyi sever ve kabul eder. Zaman zaman zordur, evet, ama Yeni Enerji’nin gerçek Bayrağı budur.</p>
<p>&#8211;Kendine Güvenmek</p>
<p>“Tobias, neden şeyler bu denli zor?” dediğiniz zaman başka bir dinamik daha iş başında. Bir şey daha, gerçi basit ama çok da karmaşık olabilir. Bu, güvendir. Siz kendinize güvenmiyorsunuz. Ve bu, kendinize kızmanız için bir neden değildir, tümüyle anlaşılır bir şeydir, ama bir güven eksikliği var. Ve bu güven eksikliği sizi bir şeyler yapmaktan alıkoyuyor, bir şeyleri denemekten alıkoyuyor. Güven eksikliği sizi bir bilinç hapishanesinde küçücük tutuyor. Kendi içinizdeki güveni oluşturmak amacıyla dışardaki şeylere bakıyorsunuz, oysa bu, bu şekilde iş görmez. Kendi içinizdeki gerçek güven, kişisel bilinçte gerçekleştirilen bir kuantum sıçramasıdır.</p>
<p>Birçoğunuz kendine güvenmeye çalışıyor, ama kim olduğunuza güvenebilmek için sonucun nasıl olması gerektiğini önceden belirliyorsunuz. Başka bir deyişle, başarısızlığın ya da başarının ne olduğuna ilişkin bir modele sahipsiniz. Kendine gerçek bir güven beslemek ne başarısızlığa ne de başarıya sahiptir. Neyse odur, ve tüm ihtiyacı da budur. Ne haklı ne de haksız olma gereksinimi yoktur. Kendine olan güveni tazelemek için ölçülebilir bir etkinliğe ihtiyacı yoktur. Güven sadece budur – kim olduğuna güvenmek.</p>
<p>Şimdi tüm anılar ve tüm sesler içeriye akarak, size sadece bu yaşamda değil, birçok yaşamda işleri berbat ettiğiniz zamanları anımsatıyor. Diyor ki, “Sen kime güveneceksin? Sana mı?! Bir koruyucu meleğe güvenmek daha kolaydır. Tobias’a güvenmek daha kolaydır. Sen olma da, kim olursa olsun.” Gerçek sıçrama, yaşam ve ölüm, başarı ve başarısızlık gibi kavramların ötesine geçip de kendine kesinlikle güvenmekle gerçekleşir.</p>
<p>Bu, bir insanın karşılaşacağı en büyük meydan okumalardan biridir, ama aynı zamanda bir insanın karşılaşacağı en kolay, en kolay meydan okumadır. Bir seçim yapmak zorundasınız. Bunu zor bir meydan okuma haline mi sokacaksınız, yoksa kolay bir meydan okuma haline mi? Güven eksikliği şu anda yaşamınızda büyük bir sıkıntıya, ıstıraba neden oluyor. Enerjinizi alıyor. Tanrısal öz denen şey o güveni istiyor, yaşamınıza girebilmeyi istiyor, yaşamınızın şu anda bir parçası olmak istiyor.</p>
<p>&#8211;İnsanların Oynadığı Oyunlar</p>
<p>Listedeki sonraki mesele. Diyorsunuz ki, “Tobias, nasıl oluyor da işe yaramıyor? Nasıl oluyor da hayat bezdiriyor? Nasıl oluyor da tekrar tekrar denememe rağmen bu hiç bir işe yaramıyor? Nasıl oluyor da, yapmamızı söylediğin herşeyi yapmama rağmen hayatım hâlâ karmakarışık?” Eh, bunun çok kolay bir nedeni var – şimdi benden hiç hoşlanmayacaksınız – siz bir oyun oynuyorsunuz. Bir oyun oynuyorsunuz, bu kadar. Bunu söylemekten nefret etsem de, bu oyuna bayılıyorsunuz. Bu felaket planına bayılıyorsunuz. İşlerin yolunda olmamasına bayılıyorsunuz. Başka insanları suçlamaya bayılıyorsunuz, ve gerçekten, gerçekten, gerçekten, kendinizi suçlamaya bayılıyorsunuz.</p>
<p>Uzun, çok uzun zamandır sizin tarafınızdan oynanan bir oyunda tutsaksınız, çünkü aksi halde bu hiç olmazdı. Ama diyorsunuz ki, “İyi de Tobias, tüm şu dışsal şeyler – biliyorsun, annem…” Eh, gördünüz mü? Az önce konuştuklarımıza geri dönün. Tüm bu dramları ve enerjileri başka insanlara mâl ediyorsunuz. Onları bahane olarak kullanıyorsunuz.</p>
<p>Sevgili Şambra, ben sizin dönüp de kendinize gerçekten zorlu, sevecen ve şefkatli bir bakışla bakmanızı istiyorum. Yaşamınızda yürümeyen bir şey varsa, mutlu olmadığınız bir şey varsa, bu oyunu oynadığınız içindir. Bunun kararı başka kimse tarafından verilmiyor, tabii siz başkalarının karar vermesine izin vermedikçe.</p>
<p>Siz bir yoksulluk oyunu oynuyorsunuz. Siz bir kaybolmuşluk oyunu oynuyorsunuz. Siz bir güçsüz hissetme oyunu oynuyorsunuz. Siz bir kaybolma oyunu oynuyorsunuz, ve içinizde bir yerlerde, bunu yapmak için sadece sizin yarattığınız bir arzu ve bir seçim var. Bunun size ağaçlarda yaşayan uzaylılar tarafından aşılandığı oyununu oynamaktan hoşlanıyorsunuz. (bazı gülüşmeler) Buna geçmiş yaşamlarınızın sebep olduğu oyununu oynamaktan hoşlanıyorsunuz. Buna çevrenizdeki insanların sebep olduğu oyununu oynamaktan hoşlanıyorsunuz. Sadece yaşam çok sıkıcı olduğu için tüm bu sorunlarla karşılaştığınız oyununu oynamaktan hoşlanıyorsunuz.</p>
<p>Ama ben size hemen şimdi meydan okuyorum. Oynadığınız oyunlara bir bakmanızı istiyorum. Eğer mutsuzsanız, o oyunu seçiyorsunuzdur. Nokta. Diyorsunuz ki, “Ama Tobias, ben bundan nasıl çıkacağımı bilmiyorum ve her türlü kursa katıldım, ve her türlü okula gittim ve tüm Şaud’ları okudum ve tüm paramı mutsuz olmaya harcadım.” (kahkahalar) Kesinlikle öyle yaptınız. Görüyor musunuz, bir oyun oynuyorsunuz. Oyunu aralıksız sürdürüyorsunuz. Kendinizi meteliksiz bırakıyorsunuz ki o mutsuz enerjide olmayı sürdürebilin. Neden? Neden? Bunun herhalde iki nedeni var: (a) kendinizi oyundan çıkacak kadar değerli hissetmiyorsunuz, ve (b) bu oyun az çok eğlenceli. Aslında gerçekten de öyle.</p>
<p>Bu, Uyanış Evi’nde şimdilerde incelediğimiz şeylerden biri, bir süre Yeni Dünya’da da incelenmişti, insanlar oynadıkları oyunları neden oynuyorlar. Yanıt – ona bayılıyorlar. Yanıt – kendilerini iyi hissettiriyor. Yanıt – ondan bir şey öğreniyorlar. İnsanlar, oynadıkları oyunları neden oynuyorlar? Çünkü onlar için bir şey yapıyor olması gerek.</p>
<p>Şimdi, “İnsanlar, Oynadıkları Oyunları Neden Oynuyorlar” kitabının küçük puntolu yazılarına bakacak olursanız, o küçük puntolu yazılarda, onların seçim yaptıkları an bu oyundan çıkabilecekleri yazıyor. Ve sonra daha da küçük, çok çok küçük puntolarla diyor ki, bunu seçtikleri an, yaşamları değişecektir. Ve görüyor musunuz, çoğu insan bu kadar derine bakmıyor bile. İstemiyorlar. Yaşamlarının değişmesini istemiyorlar.</p>
<p>Ah! Ve diyorsunuz ki, “Ha ama Tobias, bu bir çelişki. Yaşamlarının değişmesini istemiyorlar ama değişim istiyorlar.” Hayır, sadece yaşamlarının biraz daha iyi olmasını istiyorlar. Biraz içlerini rahatlatmak istiyorlar. Biraz güç istiyorlar. Biraz besleyici dram ve enerji istiyorlar. Arkadaşlarından ve komşularından biraz daha iyi olmak istiyorlar, ama ille de yaşamları değişsin istemiyorlar. Değişim, gerçek dönüşümü içerir, ve kaç insan gerçek bir dönüşüme gerçekten hazır?</p>
<p>Bu bir oyun. Bu kesin bir oyun. Eğer nerede yaşadığınızla ya da ne yaptığınızla ya da kiminle olduğunuzla mutlu değilseniz, bir oyunu seçiyorsunuzdur. Sorun kendinize, neden. Sorun kendinize, bu oyunu oynamayacak olursanız, nelerden vazgeçmeniz gerekecek. Yaşamınızın nasıl altüst olacağını sorun – ve o yetkili insan veçhesi bağıra çağıra şikayet edecektir, çünkü yetkili olmayı sürdürmek istiyordur. Oyunu oynamayı durdurduğunuzda neler olacağını sorun.</p>
<p>İki Önemli Anahtar</p>
<p>Önünüzdeki yıla doğru ilerlerken, çok önemli iki nokta, sevgili Şambra. Gelecek Şaud’umuzda 2009 için öngörülerimizi kapsayan bir brifing vereceğiz, ama bu ayın geri kalanında üzerinde derin derin düşünülecek, hissedilecek ve nefes alınacak iki çok önemli nokta: özgün olmak ve gerçek olmak.</p>
<p>&#8211;Özgün Olun</p>
<p>Özgün olmak demek, özgün olmaktır. Geçmişte yaptıklarınıza ya da başka insanların sizin yaşamınızın kalıbını yaratmak için yaptıklarına dayanmaktan ya da güvenmekten vazgeçin. Özgün, yeni anlamına, daha önce hiç yapılmamış anlamına gelir. Özgün demek, içinizin derinliklerinden – yaratıcılığınızdan, benzersizliğinizden, Benliğinizle olan birliğinizden geliyor demektir.</p>
<p>Chez ve diğer meleklerin konuştuğu şeylerden biri de, insanların nasıl herşeyi kopyaladıklarıdır. Hem birbirlerinden hem de kendilerinden kopyalıyorlar. Böylece dünkü yola, ve daha önceki günkü yola benzeyen bir yol yaratıyorlar, ve bu, kopyalamanın sonucudur. Yol hep aynı görünecektir. Yarının yolu bugünkü yoldur, çünkü insanlar kopyalıyorlar. Bu daha güvenlidir. Bir şeyi sadece kopyalamak daha güvenlidir. Ha evet, onu biraz farklı renklerle boyayabilir ya da biraz farklı adlandırabilirsiniz ama, kopyalıyorsunuz.</p>
<p>Şimdi, bu, yaşamınızda herşey özgün olmak zorunda, demek değildir, ama yaşantınıza özgünlük katmaya başlayın, lütfen. Sizden ve yalnızca sizden gelen bir şey. Diyorsunuz ki, “Peki ama nasıl bileceğim?” Çünkü sizin gibi, kendiniz gibi hissedilecektir. Özgün hissedilecektir. Size heyecan verecektir. Kopyalamak, o belli etkinliğin ya da yaratının heyecanını ve coşkusunu azaltır. Bu, büyük laf etmek oluyor ama, şu anlama geliyor, kopyaladığınız zaman, o akan, genişleyen yaşam enerjisi nasıl olabilir? Sadece kopyalıyorsunuzdur. Güvenceye oynuyorsunuzdur.</p>
<p>Size meydan okuyacağım – iyi yaşamları olan sizler, sıkıcı yaşamları olan sizler – ben, özgün olmanız konusunda size meydan okuyorum. Özgün bir şey yapın. Bu, garip ya da tuhaf anlamına mı geliyor? Belki, ama öyle olması gerekmiyor. Sizden, kendinizden geliyor olması anlamını taşıyor. Bu sizin tanrısallığınızın sesi ve enerjisi ve bilincidir, ve o oynamak istiyor – oyun değil – ama yaşamın içinde sizinle oynamak istiyor. Özgün olmakla, bu zarif, basit enerjiyi yaşamınıza sokarsınız.</p>
<p>&#8211;Gerçek/Otantik Olun</p>
<p>Gerçek olun. Gerçek olun. Dünya üzerindeki örtücü-katmanlar şu anda öyle bir halde ki, gerçeğin, otantikliğin ne olduğunu hatırlamak bile zor. Bu, kendinize karşı gerçek/içten olmak, hislerinize karşı gerçek/içten olmak anlamına gelir. İnsanların birçok hissi örtbas ediliyor ya da gömülüyor. Size, kimse alınmasın ya da kızmasın diye sulandırılmış şeylerin nasıl söyleneceği öğretildi. Güvenli oynuyorsunuz. Ama bu, gerçek değildir.</p>
<p>Biliyor musunuz, birinden hoşlanmadığınızda bunu ona söyleyebilirsiniz. Gerçekten söyleyebilirsiniz. Yorgunsanız ve gitmek istiyorsanız, bunu söyleyebilirsiniz.</p>
<p>Şimdi, bazılarınıza bu dayanılmaz derecede zor gelecektir, çünkü çoğu insan aslında insanları memnun etmeye (programlanmıştır). Kendileri hakkında böyle öğreniyorlar – “Eğer başka insanlar beni severse, ben de kendimi sevebilirim.” Böylesine otantik ya da gerçek olmaya başlarsanız… bu, acımasız olmak anlamına gelmiyor. Bakın, zihin hemen bu tür şeylere kayıyor ve diyor ki, “İyi de, eğer ben gerçek olursam, insanları çok kızdıracağım açık.” Aslında değil. Onlar sizin gerçek ya da içten olmanıza saygı duyacaklar. Artık örtücü-katmanlarla, meli-malılarla, uygun biçimde bir şeyler söyleme kaygısıyla, filtrelerden geçmeyen sese saygı duyacaklar. Onlar gerçek sizden gelen rezonansı hissedecekler.</p>
<p>Gerçek olmak, şeffaf, açık olmaktır. İnsan biçimindeyken şeffaf olmak zordur. Aslında şu anda Dünya’daki eğitimler ve örtücü-katmanlar, şeffaf ya da açık olmamak üzerinedir. Kanunlardan tutun da eğlenceye ve iletişime kadar, dinlerden tutun da hemen herşeye bir göz atacak olursanız, amacın şeffaf olmamak olduğunu fark edeceksiniz – hiç şeffaflık, açıklık yok. İşte bu, insanları o uyuşuk halde, o ipnotik örtücü-katman halinde bırakıyor. Bir kez gerçek olmaya başladığınızda, insanlar bunu hissedecektir. Ve hemen de bundan hoşlanmayabilirler, ama önemli değil. Siz, eskiden yapmaya alışık olduğunuz gibi, başkaları sizden hoşlansın diye burada değilsiniz.</p>
<p>Gerçek olmak demek, tanrısallığınızdan konuşmak demektir, kendi açıklığınızı, berraklığınızı, gerçeğinizi dile getirmek demektir. Sözcükleri tek tek seçmeye çalışmaktan vazgeçin. Chez, Rebecca’nın sürekli doğru şeyleri – sözde doğru şeyleri &#8211; söylemek uğruna kendini nasıl sürekli zorladığına çok şaşıyor. Ve bu yüzden de Rebecca’nın mesajları, iletişiminin berraklığı sulanıyor, yani etkisi azalıyor, ve başkalarıyla olan iletişiminiz sulandığında, onların da sizinle olan iletişimi sulanacaktır, ve çok geçmeden herşey kulağa bir vızıltı gibi gelir ve siz aslında artık duymaz olursunuz. Herşey sanki, “Rwaa rwaa rwaa rwaa rwaa” gibidir. (kahkahalar) Berraklık yoktur, çünkü gerçeklik yoktur. Özgün olun, gerçek olun.</p>
<p>Siyah Çanta</p>
<p>Şimdi ben Linda’dan, siyah çantanın içinden gelişigüzel iki soru çekmesini ve ikisini de okumasını isteyeceğim.</p>
<p>LİNDA: Gelişigüzel mi?</p>
<p>TOBIAS: Göreceli olarak gelişigüzel, ve ikisini de biz yanıt vermeden oku. Su?</p>
<p>LİNDA: Ne arıyorsun?</p>
<p>TOBIAS: Su. Ya da şu bızbızlı…</p>
<p>LİNDA: Bitti. O benimdi, ama seninle paylaştım.</p>
<p>TOBIAS: İkisini oku lütfen.</p>
<p>LİNDA: Pardon?</p>
<p>TOBIAS: İkisini de oku, bir seferde iki soruyu birden – peşpeşe. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Teşekkür ederim.</p>
<p>SORU: Benim birkaç sorunum var, o kadar çok şeytanım var ki, kendim halledemiyorum. En büyüğü şu, ne yapman gerektiğini nasıl anlarsın? Ben sordum, yalvardım, dua ettim, onayladım, ifade ettim, ama yanıtı duyamıyorum. Artık hatalar yapmak için fazla yaşlıyım, ve gerçek bir işe sahip olmamak için, gerçek becerilere, paraya sahip olmamak için de fazla yaşlıyım. Etrafıma bakıyorum ve hayatımın her günü gerçekten yapmak isteyeceğim hiçbir şey göremiyorum. Eski enerji işlerinin hiçbiri beni çekmiyor, ama ben bir şifacı ya da kanal değilim. Uykularımı kaçıran bir başka soru da, burada mı kalayım, yoksa dünyasal ailemin bulunduğu memleketime geri mi döneyim? Kendimi burada o kadar yalnız hissediyorum ki.</p>
<p>TOBIAS: Hoş bir soru. İkincisi.</p>
<p>LİNDA: Tamam.</p>
<p>SORU: Taos’daki Kuantum Sıçraması’ndan sonra herşey benim için kristal berraklığında bir açıklığa kavuşmaya başladı, ve bunu, neden ve ne yapmak için buraya geldiğimle ilgili gerçek ve derin bir hatırlama izledi – yani, bir öğretmen olmak. Avrupa’ya geri dönerken, kim olduğuma sahip çıktıysam da sıfır anlayışla karşılaştım, ne erkek arkadaşım ve iş ortaklarım, ne de arkadaşlarım (beni destekledi). Tam tersine, dışlandım, Scientology’den de beter görünen çok ciddi tehlikeler içeren bir organizasyona dahil olmakla suçlandım (kahkahalar), ki bu, yapılan aptalca yorumlardan sadece bir tanesiydi. Buna ek olarak, gerek işimi gerekse paramı kaybettim, yine de yaz boyunca kendi tanrısal ânımda kalmaya çalıştım ve hâlâ da öyle; kısa duvarın arkasında kalmaya; yalnızca öğretme arayışımda ilerlemeye çalışıyorum, ama şimdiye kadar para yapmaya ilişkin tüm girişimlerim sonuçsuz kaldı. Bir iş bulmaya çalıştım, ama her başvurum geri çevrildi. İnsanlara eğitim vermeye gelince, başlarda heyecanlıydılar, ama kimse gelmedi. Şimdi kendimi, faturalarımı ödeyemediğim bir durumda buluyorum, başvurabileceğim ya da sığınabileceğim kimse yok, çünkü arkadaşım yok. Ruhsal tutkum öğretmek ve gerek insanlara gerekse iş çevresine esin kaynağı olmak. Son sekiz yıldaki uyanış sürecimde katlanmak zorunda kaldığım şeyler ve bunların tümünün hiçbir şey olmadığını çok fark etmem, beni, başkalarını şimdilerde ya da gelecek yıllarda yaşayacakları şeylerden geçirebilecek, onlara rehberlik edecek bir öğretmen kılıyor. Benzer ruhlarla biraraya gelerek senin Aspektoloji ve seksüellik seminerini yapmak, ki özellikle bununla çok rezonanstayım, bu arayışımda eşzamanlılık içinde ve eğlenceli bir halde olarak sevinci, coşkuyu deneyimleme özlemi içindeyim. Gelecekte vereceğim eğitim (için gerekli) paraya sahip değilim ve yukarda da söylediğim gibi para kazanma niyetimden de bir şey çıkmadı. Son ödeme tarihli faturalar biriktikçe birikiyor, ve ne yapmam gerektiğine dair hiçbir fikrim yok. Kısa duvarın arkasında duramıyorum. Yani bir şeyler yapmam gerekiyor, yoksa kendimi sokaklarda bulacağım. Ama denediğim hiçbir şeyden iyi bir şey çıkmadı. Beni çok muzaffer bir keşfin fırtınasından buraya kadar taşıyan rahatlık ya da huzur, yavaş yavaş yok oluyormuş gibi, ve ben kendimi yine korkulu bir vadide buluyorum. Korkuyu salıvermek amacıyla nefes alıyorum, ama sonra başka ne yapabileceğime dair hiçbir fikrim yok. Her türlü öneri gerçekten ve çok takdir edilecektir, çünkü geçen yıl Taos’tan dönerkenki seçimim bu değildi. Ben sevinci, ruhsal tutkumu yaşamayı ve ifade etmeyi ve nihayet, en başından beri buraya gelme nedenimi gerçekleştirmeyi hak ediyorum. Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Şimdi…</p>
<p>LİNDA: Bu, o büyük siyah çantadaki birçok sorudan sadece biriydi!</p>
<p>TOBIAS: Sevgili Şambra, biz bu iki soruyu isterken, onların ne tür sorular olacağını bizim tarafta hiç bilmiyorduk, ama çantadaki enerjiyi biliyorduk. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Özür dilerim! (yoğun kahkahalar, Tobias güler)</p>
<p>TOBIAS: Bunlar, herhangi iki soru olabilirdi. Ha, iki soru daha isteyebilirdik, ama (değindiğimiz) nokta çok güzel kanıtlanmıştır. Tüm soruları okuyabilirdik, sevgili Şambra, ve saldırgan olmayı amaçlamıyoruz ama, bazılarınız tokat yemiş gibi olabilirdi. Bu sorularda ve tıpkı bunlara benzer diğer sorularda, az önce konuştuklarımızı duyabiliyor musunuz? Dramlar! Oyunlar! Diğer insanlar! Durmadan sürüp gidiyor. Uzun hikayeler, iletişim eksiklikleri. Durmadan aralıksız sürüp gidiyor.</p>
<p>Bu mektupları yazanlar ve çantadaki benzer mektupları yazmış olanlar ve burada oturan ve bugün dinleyen sizler, izlemekte olan sizler, zihninizde bunlara benzer yazdığınız mektuplar – hepsi oyun. Oyun oynuyorsunuz. Yazılmış olan o ikinci mektup, durmadan sürüp gidiyordu – berraklık, açıklık eksikliği var, çözüme yönelik gerçek bir arzunun eksikliği var, oyunun her dakikası seviliyor. Ve siz bana çok kızacaksınız ve ben sizlerden çok uzun bir mektup alacağım (kahkahalar) eminim, çünkü bana anlamadığımı söyleyeceksiniz. Bana, herşeyi denediğinizi söyleyeceksiniz. Bana, artık ne yöne döneceğinizi bilmediğinizi söyleyeceksiniz.</p>
<p>Kendinize dönün. Başka herhangi bir yere dönmekten vazgeçin. Başka herşeyi suçlamaktan vazgeçin. Bu mektuplar yetkilendirmelerle dolu. Bu mektuplar, başka insanları suçlamakla ya da başka insanların sefaletini kendi yaşamına getirmekle dolu. Mektuplar dramlarla dolu. Mektuplar, günün sonunda, o çantadaki herbir soru, oyunlarla dolu. Oyunlarla dolu.</p>
<p>Şimdi biz, mektup yazmış herbir kişiye bir iyilikte bulunacağız. Günün sonraki bölümünde bunları şöminede yakacağız, ve umarız siz de onları bilinçli olarak yakarsınız. Bunu tek tek her birinizden isteyeceğim, çünkü kimse bundan muaf (özgür) değil. Hiçbiriniz bundan muaf değilsiniz. Hepiniz mektuplar yazıyorsunuz, ister bilgisayarınızda, elle, ya da yalnızca zihninizde olsun – “Neden ben?” ‘Neden ben’ mektupları yazıyorsunuz. “Neden ben? Neden bana sopanın güdük tarafı denk geliyor? Neden ben? Ben tanrısallığı istedim ve gelen kötü bir yaşam oldu. Neden ben? Tüm bu diğer insanlar benim hayatımı neden berbat ediyor?” Oyunlar yüzünden.</p>
<p>Ben bunu gerçek sevgi ve gerçek şefkat ve gerçek bir gözlemle söylüyorum. Bunu seçen ve tercih eden ve bir gerçeklik haline getiren bir şey var içinizde. Belki bu, yutması zor bir ilaçtır. Her birinize – şu ara zorluk yaşayan her birinize – soruyorum, o zaman neden bu oyunu oynuyorsunuz? Ve oynamaktan vazgeçecek olursanız, bu nasıl bir hal alır, neye benzer?</p>
<p>Biz az sonra geri geleceğiz, tabii daha fazla soru sormayı seçiyorsanız. (kahkahalar)</p>
<p>Ve öyledir.</p>
<h2>Sorular ve Yanıtlar</h2>
<p>Geri Dönüş Dizisi:<br />
ŞAUD 5: “Sevgili Tobias, neler Oluyor?”<br />
Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</p>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
6 Aralık 2008<br />
www.crimsoncircle.com   -   http://kirmizicember.org</p>
<p>Ve öyledir, sevgili Şambra. Merak ediyorsunuz, koruyucu melekler ve ruhsal rehberler olmazsa, sizi kim sevecek diye. İlk kişi – ilk kişi – kendiniz olmalısınız. Kendiniz. Seçtiğiniz bu sürecin bir parçası da, o dışsal enerjiyi gereksinmenin ötesine geçmeyi içeriyordu. Kendinizi bile sevebilme sorumluluğunu alabilmek. Bu, kendi zorluklarını ve meydan okumalarını üretir, çünkü o sevgi için dışarıya geri dönmek, o meleklere, o rehberlere sahip olmayı, onların size geri dönmesini istemek gibi, hatırlamaktan kaynaklanan bir arzu vardır. Kırmızı Meclis’tekilerin gelip de size sarılmalarını, sizi sevmelerini ve asla terk etmemelerini istiyorsunuz.</p>
<p>Ama kendiniz adına sorumluluk üstlendiğinizde, gerçek sevginin – benlik sevgisinin, sizden gelen ve herbir yanınızı, parçanızı sarmalayan sevginin &#8211; ne olduğunu öğrenirsiniz. Bu düzeydeki sevgiyi ve şefkati bildiğinizde, diğer herkeste de onu ancak o zaman görmeye başlayabilirsiniz. Başka insanları yargılamak yerine, onların yaşamını değiştirmek yerine, diğer insanlara karşı  direnç hissetmek yerine, aynı düzeydeki sevgi ve ilgi ve kabulü hissetmeye, Chez’in Rebecca için sahip olduğu, ve diğer her koruyucu meleğin her insan için sahip olduğu şefkati aynı düzeyden hissetmeye başlarsınız. O yepyeni bağlantı düzeyini hissetmeye başlarsınız. Bu önce sizden yayılır, ve sonra da diğer herkese bağlanır.</p>
<p>Bu aydınlanma düzeyine ulaşabilmek için, oynadığınız oyunları nasıl seçeceğinizi anlamak da önemlidir. İnsanlardan çok sık duyduğumuz şeylerden biri de, onların bunu talep etmesidir, seçmemekte ısrar etmeleridir. Onlar bunu dışardan talep ediyorlar, ya da kendilerinden daha baskın ya da daha güçlü olduğunu düşündükleri bir veçhelerini suçluyorlar. Anlamanıza yardımcı olmaya çalıştığımız şeylerden biri de, sizden daha büyük, daha muhteşem bir kişinin, varlığın, veçhenin ya da herhangi bir şeyin olmadığıdır.</p>
<p>Bu nedenle, size meydan okuduğumuzda, size “Yaşamınızda oynadığınız oyunlara bir bakın” dediğimizde, bunu sevgi dolu bir yerden, eninde sonunda kendi gerçekliğinizin yaratıcısının siz olduğunu bildiğimiz bir yerden yapıyoruz. Eğer sizin istediğiniz gibi gitmiyorsa, bir bakın. Neden gitmiyor? Eğer oyunları oynamaktan vazgeçerseniz, nelerden vazgeçmeniz gerekecek? Bu yüzden kendinize karşı gerçek mi (dürüst mü) olmanız gerekecek? Bu yüzden özgün olmaya başlamak zorunda mı kalacaksınız?</p>
<p>Böylece, şimdi sizlerle bir diyalog kurmaktan, sorularınızı yanıtlamaktan mutlu olacağız, ve mikrofonun izleyicilere verilmesini, bizim size gelmemizi isteyeceğiz.</p>
<p>1.ŞAMBRA’NIN SORUSU (bir kadın): Merhaba Tobias. Seni büyük bir sevgiyle eterik olarak kucaklıyorum. 2008, birkaç öfke patlamaları, dramlar olduysa da, benim için uzun bir teslimiyetler zinciri oldu. Ve her ne kadar, İkizler burcuna çok özgü bir biçimde soracak bir dolu sorum olsa da, sanatçı ruhumla (bunların üzerine) geniş bir fırça darbesi çekip, senden özellikle sanat çalışmalarımla ilgili birkaç öneride bulunmanı, beni esinlendirecek bir şeyler söylemeni istiyorum. Ve lütfen, o harika karga heykeli armağanı için de, benim tarafımdan Saint Germain’e sevgi dolu bir omuz at.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Armağan, sana söyleyeceklerimiz, bu Şaud’un içerdiği özgün olmak ve gerçek olmak mesajında zaten var. Şimdi, sen bir sanatçı olarak, ifade etmenin yaratıcı arzusuna sahipsin, ve bu genelde yaşamın sevincini, coşkusunu ya da, bunlar olmasa da, yaşamın deneyimlerini ifade etme arzusudur. Ama bunlar çoğu kez, başkaları senin sanat eserini kabul edecekler mi ve beğenecekler mi, sana büyük bir sanatçı gözüyle bakılacak mı gibi şeylerle gölgeleniyor. Senin böyle küçük ama kayda değer bir veçheye sahip olan bir yanın var – sanatçı veçhen – takdirle onaylanmak isteyen veçhen – bunlar geçmiş yaşamlardan gelen bazı düş kırıklıklarıdır, ama tekrarlıyoruz, bunların tümü bir oyun – başkalarının seni bir sanatçı olarak kabul etmesini arzulamak, başkalarının senin eserlerinle büyülenmesini, hatta akıllarının başlarından gitmesini arzulamak, bir oyundur.</p>
<p>Gerçek ve özgün olmak noktasına geri dön. O zaman bunların önemi kalmayacak. Ama garip olan şu ki, fazla bir önemi kalmadığı an, kendi arzularının aslında tezahür ettiğini gördüğün an olacaktır. Kendi çalışmalarındaki güzelliği görürsün, ve o zaman başkaları da görecektir.</p>
<p>Böylece, sanatçı olma arzularının bazısını – bu veçheni – salıver, ve daha çok kendin ol. Teşekkür ederiz.</p>
<p>1.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>2.ŞAMBRA’NIN SORUSU (bir kadın): Selam Tobias. Benim çocuklarla ilgili bir sorum var, şu ara aktive olan ya da uyanan çocuklarla, ve bilinç aynı düzeyde değil, böylece dengesizlikler ortaya çıkıyor. Ana-babalar, öğretmenler için herhangi bir önerin var mı?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Gerçekten. Sen diyorsun ki, bilinç aynı düzeyde değil ama sen ona çok tekil bir açıdan bakıyorsun.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Evet, öyle.</p>
<p>TOBIAS: Bilincin birçok farklı katmanı ve düzlemi vardır, ve bu yeni varlıkların bazısına, gelmekte olan Kristal çocuklara ve oldukça berrak bir biçimde fazla karmik katmanları olmadan geri gelen ruhlara çekici gelecek birçok katman ve düzlem var.</p>
<p>Dünyanın her yanında her zamankinden çok filizlenen Yeni Enerji Eğitim programları var. Bu, daha önce sözünü ettiğimiz o pong’dur işte. Şu ara Dünya üzerinde, Yeni Enerji Eğitim programlarıyla – o yüksek bilinç eğitimiyle – girişimlerde bulunacak daha fazla insan var, buna Şambra da dahil. Bu insanların bazısı – çoğu – hâlâ kendini geri tutuyor, kendine güvenmiyor, ama enerjinin çalışma biçimiyle, bu programların bazısı doğal olarak ortaya çıkacak. Yani, bu yeni varlıkların bazısı için bir Yeni Enerji Eğitimi eksikliği olmayacak.</p>
<p>Şimdi, halen yürürlükte olan devlet okulları ve bazı Eski Enerji eğitim sistemleri, Dünyanın her yanında yine de var olmayı sürdürecektir. Sizin bunlar için kaygılanmanıza gerek yok. Bu daha çok, bir devlet okuluna gitseler bile, çocukların Yeni Enerji Eğitimine uyumlanmalarıyla ilgilidir. Başka bir deyişle, tüm potansiyeller mevcuttur. Bırakın, bağlantıyı onlar kursun.<br />
Şunu da ekleyeceğim – özellikle senin için değil, ama dünyanın her yanındaki Şambra için – eğitim, çok büyük bir mesele. Doğru yapıldığında, bilincin gelişmesiyle ilgilidir. Ama Şambra’da, başkalarında da, temelde ya eğitim sisteminin yürekler acısı olduğunu hissetme, ya da onun için üzülme eğilimi var, ve gerçekten, bunu bırakmak zamanıdır. Bu Yeni Enerji Eğitimlerinden yeterince var. Eski sisteme kızmak yerine, bilincinizi bunlara odaklayın ve gelişmelerine yardımcı olun.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>3.ŞAMBRA’NIN SORUSU (bir kadın): İnşallah Allah’ım, Tobias. Benim birbirinden farklı sorularım var. Biri şu, kocamın göçmesinden bu yana tam bir ay geçti. Ona Rüya Yürüyüşünde eşlik eden kişi, sanırım, birkaç gün önce yürüyüşünü sonlandırdı. Ben sadece, kocamın, gitmek istediği yerle ilgili bir karara varıp varamadığını merak ediyorum, çünkü kendi başına olmak istediğini biliyorum.</p>
<p>TOBIAS: Biz önce bunu ele alalım.</p>
<p>3.ŞAMBRA: Tamam.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Biz, o bu tarafa geçtiğinden beri onunla birlikteyiz, ve bildiğin gibi, bu bir sürpriz olmadı. Gitmeye hazırdı. Bizim tarafa geldiğinden beri de sürekli gevezelik ediyor, deyim yerindeyse, meleksel kurumları eğlendiriyor. Bir dolu öyküsü var.</p>
<p>Bu noktada, bir Rüya Yürüyüşü istemiyor. Ona arkadaşlık edilmesini istiyor, ve Çiçekler Köprüsü’ne gitmeye hazır olmak konusunda çok dik başlı – ki bunu da sana önceden söyledi, çok katı – bunu istemiyor. Hâlâ Dünya’da ilgilendiği bir dolu şey var, özellikle de, senin gerek parasal gerekse duygusal açıdan güvende olduğundan emin olmak istiyor. Böylece, sana bu konuda yardımcı olmaya çalışıyor. Ayrıca, Yeni Enerji şifacılarıyla çalışmak konusunda inanılmaz bir tutkuya sahip. Bazı biçimlerin doğru/gerçek olduğunu daha dünyadayken biliyordu ama hiç açıklayamamıştı. Bu nedenle, Yeni Enerji şifacılarıyla çalışmakla meşgul, çok, çok meşgul.</p>
<p>Böylece, birbirinden habersiz üç ya da dört kişi onunla Rüya Yürüyüşü yapmaya çalıştı, ve o onlara bununla ilgilenmediğini söyledi. Şu anda çok mevcut – bu odada mevcut – ve o garip küçük dansını yapıyor, hani arada bir yaptığı ve, hmm, pek de iltifat görmeyen dansı. (kahkahalar, Tobias güler) Ama bu en azından onun bir sevinç ifadesi. Teşekkür ederiz, sonraki soru.</p>
<p>3.ŞAMBRA: Eh, bu da biraz onunla ilgili. Neredeyse bitirdiği bir kitap yazıyordu, ve bunu yayınlayıp yayınlamayacağımı soran insanlar oldu. Ve bunun peşine düşmem konusunda senin bir düşüncen var mı diye merak ediyordum.</p>
<p>TOBIAS: Şu anda onun tamamlanmamasını tercih ediyor. Kitabın kapanış bölümüyle ilgili düşündüğü şeyler var, ki öbür tarafta bunun için biraz zaman istiyor, ve sonra, eğer sen de gönüllüysen, senin bunları yazmanı istiyor, ve eğer sen yazmak istemiyorsan, bunu bitirecek birini bulmanı istiyor, ve o mesaja aracılık edilmesine ya da mesajın iletilmesine yardım edecek. Ama bu herhalde bir yılı alır.</p>
<p>3.ŞAMBRA: Tamam, teşekkür ederim. Sanırım diğer şey de, geçen ay satın aldığım işle ilgili. Ve pek emin değilim – bu işten keyif almama rağmen – acaba yaratıcılığıma başka bir alanda mı kanal olmalıyım.</p>
<p>TOBIAS: Aslında sen – herhangi biriniz – yaratıcı yeteneğinize herhangi bir şeyle kanal olabilirsiniz. Bir lokanta işletip onun yaratıcı bir uğraş olmasını sağlayabilirsin, ya da bir kitapevi, ya da bir tuvalet – seçtiğin herhangi bir şey. Yani ‘yaratıcılık’ yalnızca resim yapmakla, çizmekle, ya da bu tür şeylerle ilgili değildir. Garip ama, bir muhasebeci olabilir ve çok da yaratıcı olabilirsin. Ve bu… (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Öf!</p>
<p>TOBIAS: Ama bazılarınızın düşüncesine göre bu…</p>
<p>LİNDA: Araba şirketleri işte bunu yapıyordu. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>TOBIAS: Bazılarınız bunun (bu işin) çok planlı bir yapısı olduğunu düşünüyor, ve böyle bir yapısı olmasına rağmen – yapısal olan da yaratıcı olabilir – muhasebe gibi işlerde bile – ki muhasebe dengelemektir &#8211; enerjilerinizin ifade bulmasıyla, enerjiyi dengelemeyi öğreniyor ve başkalarının da öğrenmesine yardımcı oluyorsunuz. Yani bu sadece bir sayfaya ya da hesap çizelgesine rakkamları yazmak değildir.</p>
<p>Böylece, neyle uğraşıyor olursan ol, bırak yaratıcılığın ona ve ondan aksın. Bu, hayatının sonuna kadar bunu yapacaksın anlamına gelmiyor. Bu bir deneyimdir. Bir sevinçtir. İnsanlar sık sık yaratıcı enerjilerini bazı işlerden esirgiyorlar, çünkü bunda bir yanlışlık var diye düşünüyorlar, ya da bu işin yaratıcılıklarını çarpıtacağını düşünüyorlar, ama sen şimdi yaratıcılık için, ve işin gelişmesini sağlayacak, ve hazır olduğunda da onu satacak harika bir vasıtaya sahipsin. Teşekkür ederiz.</p>
<p>3.ŞAMBRA: Teşekkür ederim. Sence bir mahsuru yoksa, yine biraz Albert’e dönmek istiyorum. Sadece merak ediyorum, neden bu zamanda gitmeyi seçti? Çünkü biliyorum, bu yaşamında yapmak istediği çok şey vardı, ve fiziksel düzeyde gitmek istemediğini de biliyorum.</p>
<p>TOBIAS: Açıkça belirtelim; o… yakında yeniden gelebilmek amacıyla şimdi gitmek istedi.. bunu seçti. Bazen eskisini takas ederek yenisini almak daha kolaydır. Bazı biyolojik veçheler ve hatta bazı soy (özellikleri) – kan bağı türünden veçheler &#8211; onu çok yıldırıyordu, ve daha iyi bir seçimle gelmenin çok daha kolay olacağını hissetti.</p>
<p>Şimdi, sen Albert’le, yüzyüze tabii, konuştuğunda, gitme korkusu ya da yeterince bir şeyler yapamadığının pişmanlığı vardı. Ama daha derin bir düzeyde, yeniden geri gelmenin daha kolay olacağına ilişkin bir farkındalık söz konusuydu, ve özellikle de, kim olduğunu ve geçmişte neler yaptığını hatırlama yeteneğiyle geri gelmek. Yani bu hiç de üzücü bir şey değildir, tersine, çok – nasıl desek – pratik, çok güzel bir şeydir.</p>
<p>3.ŞAMBRA: Teşekkür ederim, Tobias.</p>
<p>TOBIAS: Ve o öbür tarafta hâlâ büyük bir gayretle çalışıyor. Hiç durmadı.</p>
<p>4.ŞAMBRA’NIN SORUSU (bir kadın): Evet, bunu biraz baş döndürücü buluyorum. Tobias, benim işimle ilgili bir sorum var, Facets Health (Sağlık). Sağlık, her zaman yaşamımda tutkuyla  yaklaştığım bir şey oldu, ve bu iş olması gerektiği gibi gitmiyor – yani, bu insan yanımın ya da herneyse – istediği biçimde gitmiyor. Ve ben o eski şeyleri bırakmaya karar verdim, ya da böyle bir arzu hissettim. Çok insanla konuştum. Burada neler olduğu hakkında beni biraz aydınlatabilir misin?</p>
<p>TOBIAS: Hem evet hem hayır. Evet olan şu ki, bu senin kendi kararsızlığın ve ne yapmak istediğini bilmemen. Tam anlamıyla gidip geliyorsun. Ve bu bir… hergün tümüyle farklı şeyler planlıyorsun demek istemiyorum ama, sürekli farklı yollara ya da yönlere dalıyorsun. Ve cüret edip şunu söyleyebilir miyim…</p>
<p>4.ŞAMBRA: Lütfen.</p>
<p>TOBIAS: … bu küçük bir oyun – ne yapmak istediğinden emin olmadığın bir oyun – ve sen bu oyunu parlak bir biçimde oynuyorsun, ve o da bu şekilde tezahür ediyor.</p>
<p>Böylece bunun bir kısmı, bir süre kısa duvarın arkasında durmayı ve GERÇEKTEN ne yapmak istediğini  sormayı gerektiriyor. Ne yapman gerektiği değil, ya da hatta, bazı Eski Enerji alışkanlıklarının, senin ne yapmak istediğinle ilgili düşüncelerini yönlendirmesi değil. Sen gerçekten ne yapmak istiyorsun? Ve bu çok, çok zor bir sorudur. Senin için ya da herhangi biri için, yaşamını içsel bir seçimle yaratmak yerine, dışsal durumlarla yönlendirilmek çok daha kolaydır. Böylece buradaki enerji, senin bu noktada gerçekten emin olmamandır, ve çok parlak bir yaratıcı olarak, ve tezahür ettiren biri olarak, sana geri gelen de tam olarak budur.</p>
<p>Bunların tümünden biraz uzaklaşmaya çalış, kısa bir süre için. Bu bedenle, sağlıkla ilgili bir çalışma yapma meselesinin nereden geldiğine bir bak. O zamanlar bu tür bir çalışmaya ilgi duymanın bir nedeni vardı, ama belki de bu ilgi şimdilerde değişmiştir. Belki de öyle bir şey vardır ki… Belki o gereksinimi ya da arzuyu tatmin etmişsindir, ve hemen kapının dışında bekleyen yeni bir şey vardır. Onun ne olduğunu sana söylemek isterdim, ama onu senin keşfetmenin daha önemli olduğunu biliyorum.</p>
<p>LİNDA: Bu da iyi, ha? (kahkahalar, Tobias güler) Biliyor, ama söylemiyorsun.</p>
<p>4.ŞAMBRA: Yani asıl mesele, kendime bu zamanı ayırmak.</p>
<p>TOBIAS: Bundan biraz uzaklaş ve içine bak, nasıl bir karar almak istiyorsun. Ve ben ‘o kararı almayı’ vurgulayacağım, çünkü sen onun etrafında dolanıyor, onu düşünüyor, ama asla kendini bu kararı almaya adamıyorsun. Kendini buna adamada bir korku var. Ya başarısız olursa? Ya bu en büyük, en önemli hayal idiyse, ve sen kendini buna adarsan ve başarısız olursa, bütün hayallerin bu yüzden suya düşerse, korkusu; görüyor musun.</p>
<p>4.ŞAMBRA: Vaay. Tamam. Tamam.</p>
<p>TOBIAS: O nedenle, bazen, bir şeyi yapar görünmek, gerçekte olmaktan daha kolaydır.</p>
<p>4.ŞAMBRA: Tamam. Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Ve bu aslında, çok, birçok kişi adına sorulmuş, mükemmel bir soruydu.</p>
<p>5.ŞAMBRA’NIN SORUSU (bir kadın): Merhaba Tobias. Benim Küba’da ailem var. Ben bu ülkede büyüdüm, ve yoğun politik dramlar yüzünden aile parçalandı. Ben şu anda (onlarla) iletişimdeyim – şu saniye değil tabii– ama, yakın bir iletişim içindeyim…</p>
<p>TOBIAS: Eh, belki de şu saniye iletişimdesindir! (kahkahalar)</p>
<p>5.ŞAMBRA: Belki de öyleyimdir! …. bir kuzenimle, ve o çok farkında ve çok uyanık. Ama şu son altı hafta benim için, değişim potansiyeliyle ilgili neredeyse hiç kontrolsüz sevinç duyduğum bir zaman oldu. Ve bunu ona anlattığımda, o da bana anlattı… haklıydı, ben dünyayı onun gözleriyle göremiyorum. O bir adada, ve bu da birden fazla açıdan bir hapishane gibi. Ancak ben yine de muazzam bir değişimin eşiğinde olduğumuza gerçekten inanıyorum. Kuzenim, bu sorunun yanıtını okuyacak, çünkü ona mesajları ve soruları gönderdim. Ona herşeyi yolladım. Küba için enerjisel potansiyellerin (ne olduğundan) söz edebilir misin?</p>
<p>TOBIAS: Elbette.</p>
<p>5.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Bundan mutluluk duyarım, ve sözlerimi bir kenara yazın, ki hepinizin bunu yapacağını biliyoruz; bu, toplum içinde fazla konuşulmadı, ama bu yeni yönetim işbaşı yaptığında, öncelikler listesinin başında bulunan şeylerden biri de, Küba ile ilişkilerin normalleştirilmesidir. Bu o… şimdi, bu arada, bu yönetimin sanıldığından (ya da onların duyulmasını istediğinden) çok daha fazla Yeni Enerji ya da yüksek bilinç olduğunu söylemem gerekiyor, (bilinmesini istemiyorlar) çünkü böyle yüksek bilinçli, yüksek bütünlükte insanların şimdi işbaşında olduğunu düşünmek, belli bir grubu korkutacaktır.</p>
<p>Ama ilk meselelerden biri, bunu ele almak olacak. Bu, fazlasıyla politik gürültülere neden olacak, ama masaya yatırılacak – biz gelecek yılın ilk yarısında diyeceğiz, ama kesinlikle bu gelecek yıl içinde – ve bazı çok eski sıkışık enerjilerin salınmasını içerecek, ki yönetim de bu engellerin farkında. Şimdi, tüm bu engeller ve düşmanlar varken, özgür dünyanın liderlerinden biri olduğunu nasıl söyleyebilirsin ki?</p>
<p>Böylece bu konu, öncelikler listesinin başına konmuştur, temel bir örnek oluşturmak ve dünyanın geri kalanına şu mesajları vermek için, “Biz oyunlar oynamayı bitirdik,” “Biz geçmişi geçmişte bırakacağız.” Yani bu sevgili varlığa, değişimi beklemesini, ve bazılarının bundan hoşlanmayacağını, ama değişimin de olacağını beklemesini söyleyebilirsin. Ve, hmm, bu, birçok farklı aile ilişkilerinde çok ilginç bir etkiye neden olacak.</p>
<p>5.ŞAMBRA: Çok teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz. Ve bu noktada bir şey daha eklemek isterim. Cauldre ve Linda’nın o yere gitmek için fırsatları oldu.</p>
<p>LİNDA: Ha, peki. Tabii.</p>
<p>TOBIAS: Ve ben…</p>
<p>LİNDA: Sen ayrılmadan önce mi?</p>
<p>TOBIAS: Cauldre’nın bununla pek ilgilenmediğini söylemem gerek,  – ve biz hiçbir şeyi zorlamayacağız – ama oraya düşündüklerinden daha önce gidecekler.</p>
<p>LİNDA: Sen ayrılmadan mı?</p>
<p>TOBIAS: İlle de öyle olması gerekmiyor, ama…</p>
<p>LİNDA: Ha, peki.</p>
<p>TOBIAS: Ama yakında.</p>
<p>LİNDA: Hiç sürpriz olmadı.</p>
<p>5.ŞAMBRA: Tobias, kuzenim size sponsor olmak istiyor.</p>
<p>LİNDA: Didi, bunu sonra konuşuruz. (kahkahalar)</p>
<p>TOBIAS: Nasıl halloluyor, görüyor musun! Aslında – Cauldre biraz utanıyor – ama ben gerçekten büyük bir samimiyetle Fidel Castro’ya bir mesaj iletmek istedim. Ve…</p>
<p>LİNDA: Bunu yapmak zorunda mısın…</p>
<p>TOBIAS: Bir gereksinim vardı… Bu kadar ortada mı olmam gerekiyor? Evet. Bunu gerçekleştirmeye bir ihtiyaç vardı, ve temelde Castro’ya, tüm şu Atlantis’in yükselme konusunu, onun (Castro’nun) oynadığı ve bir enerjiyi korumaya dayalı rolünü, dile getirmek gerekiyor. Gerçi bazılarınız, bunun gerçekleştirilme yollarını kabul etmeyebilirsiniz, ama bu en sonunda, bu eski enerjilerin bazısının korunmasıyla ilgiliydi, ve Atlantis’in bazı çok zor ve savaşçı enerjilerinin bu zamanda yeniden ortaya çıkmamasını güvence altına almakla, ve bunların temelde yumuşatılmasıyla, hatta eşitlenmesiyle ilgiliydi. Çok yüksek bir potansiyel vardı, ve bu çok da hoş olmayabilirdi.</p>
<p>Böylece biz Küba’da bulunanlara – liderlik edenlere – şunu söylüyoruz; fark edebileceğinizin çok ötesinde meydana gelen bir şey vardı.</p>
<p>LİNDA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Ve CIA gelip de kapını çalacak diye endişelenmen gerekmiyor.</p>
<p>LİNDA: Tamam, teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Onlar seni arabanda kenara çekecekler.</p>
<p>LİNDA: Harika! (kahkahalar) Teşekkür ederim. Bu, son soru olacak.</p>
<p>TOBIAS: İki soru daha.</p>
<p>LİNDA: Lütfen ama. Peki.</p>
<p>TOBIAS: Ve… tamam, devam et.</p>
<p>6.ŞAMBRA’NIN SORUSU (bir adam): Selam Tobias. Benim, uzun, uzun yıllar önce öteye geçmiş biriyle ilgili bir sorum var, ve aslında sen bu kişiden söz ettin. Ve o, arada bir çok şefkatli bir biçimde geliyor, ama geçenlerde onun oğlu, çok da dramatik bir biçimde öldü, ve daha sadece 19’undaydı. Acaba onların nasıl olduğu hakkında, birleşip birleşmedikleri hakkında konuşabilir misin. Ve ayrıca, birkaç ay önce yaratıcı ifadeyle ilgili sorduğum soruyla da devam edebilir misin.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Şunun bilinmesi gerekiyor; her ölmüş varlıkla bizim tarafta bağlantı kurabildiğimize ilişkin bir yanlış-anlama mevcut. O çantanın içinde, ve hatta bugün burada bulunan bazılarınızın, gidenlerle ilgili çok sorusu olduğunu biliyoruz.</p>
<p>LİNDA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Gitmelerinden kısa bir süre sonra onlarla bağlantı kurmak daha kolaydır, ama, tıpkı Tanrı gibi, melekler de herşeyi bilmezler. Ve biz… sadece meleksel bir varlık olmak, psişik bir varlık olduğun anlamına gelmez. Böylece biz bunu açıklığa kavuşturmak istedik.</p>
<p>Bizim tam anlamıyla senin enerjilerinden geçerek bunu açıklığa kavuşturmamız ve bu varlıkları bulmamız gerekiyor. Oğulu, aslında senin vasıtanla hissedebiliyoruz, ama babayı hiç hissedemiyoruz. Bu, isteyerek engellenmiş değil, ama burada hiçbir şey yok, bu da şu anlama geliyor, ya Dünya’ya geri dönmüştür, ya da başka çalışmalar yapmak üzere gitmiştir. Oğul, yaşamındaki bazı şeyler için çok pişmanlık, çok suçluluk duyuyor, ki bu da, gitmesini gerektiren durumların yaratılma nedenlerinden biri. O nedenle, çok gerçek olarak, onun şu anda derin derin düşündüğünü söylemem gerekir. O oldukça – kızgın değil – ama kendini oldukça suçlu ve oldukça üzgün hissediyor.</p>
<p>Peki ne yaparsın? Onun adına üzülür müsün? Gidip onu kurtarmaya mı çalışırsın? Yoksa koruyucu meleklerin örneğini alır da sadece sevgi ve şefkat içinde orada olur, onun derin derin düşünmesine izin mi verirsin, kendini çok kötü hissetmesine – ki şu anda öyle hissediyor – izin mi verirsin, ve o depresif halden çıktığında, öbür tarafta da olsa, ansızın onun için varolan bu sevgi ve şefkati fark etmesini sağlayacak, o şefkat düzeyine sahip olabilir misin? Eğer başka bir insan, senin gibi biri onu bu kadar sevebiliyorsa, o zaman belki, sadece belki, o da kendini sevebilir.</p>
<p>Sorunun ikinci bölümünü seninle offline konuşacağız ki, şu son soruyu da alabilelim.</p>
<p>LİNDA: Aa iyi, son soru. Biliyorsun, bir partimiz var.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de. Ben bir bardak şarap içmeye hevesliydim ama, Cauldre bunu ulu orta yapmanın pek uygun olmadığını düşünüyordu. Onun için… (Linda “hahaha” der ve izleyicilerden ve Tobias’dan kahkahalar yükselir) Tabii, bunun benim son Aralık ayım olduğunu da hatırla. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Bu S&amp;Y bölümünü sonlandırırken, Tobias için bir yudum şarap alabilir miyiz lütfen? Biz son sorunun üzerinden geçerken, biri onu getirebilir mi? Suzy, sen Tobias’a şarap taşımayı seviyorsun, bunu yapabilir misin? Kırmızı mı, beyaz mı?</p>
<p>TOBIAS: Sadece kırmızı var.</p>
<p>LİNDA: Pardon. (kahkahalar)</p>
<p>TOBIAS: Benim günlerimde beyaz şarap gençler ve keçiler içindi. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>LİNDA (gülerek): Güzel! Pekâla. Sadece azıcık. Onu buraya, Tobias’a getirin. İşte böyle. Aa, bakın hele, tatlı Suzy Schemel kamerada da çıkıyor. Heeeey! (izleyiciden alkış) Teşekkür ederiz Suzy.</p>
<p>TOBIAS: Teşekkür ederim. Son sorunun sorulmasını bekleyeceğiz, ve sonra şerefe kadeh kaldıracağız.</p>
<p>LİNDA: Süper.</p>
<p>7.ŞAMBRA’NIN SORUSU (bir adam): Pekâla, mikrofon bende olduğuna göre, son soruyu sormak istiyorum. (kahkahalar)</p>
<p>7.ŞAMBRA: Şimdilerde dünya finansal bir salgından, ya da istersen büyük bir değişimden diyelim, geçiyor, ve biz gerçekten bu yeni yönetimle taze bir başlangıç noktasındayız. Ve ben gerçekten, bu geçişi daha kolay ve daha yumuşak gerçekleştirebilmemiz açısından ne tür önerilerde bulunacağını merak ediyorum, sadece Obama yönetimine değil, ama global liderlere ve dünya bilincine. Sanki, Amerika’da tabii, karşılaştığımız sorunların bir bölümü de, oluşturduğumuz o eski duvarlardan, özellikle de Meksika ile aramızda (oluşturduğumuz duvarlardan) kaynaklanıyor gibi. Ancak, insanların duvarları terörle yıkması zor olacaktır. Yani bu hassas bir konu, ve ben merak ediyorum, bu sürece yardımcı olabilecek bir içgörü sunabilir misin diye.</p>
<p>TOBIAS: Senin sorunu doğrudan yanıtlayacak olursak, ne kadar çok öneride bulunduğumuza – ve bizden ne çok öneri talep edildiğine, ki bu daha da ilginçtir – şaşarsın. Yani biz düşüncelerimizi ya da fikirlerimizi zorla kabul ettirmeye falan çalışmıyoruz, ama bu bizden tam anlamıyla talep ediliyor.</p>
<p>Finansla ilgili sorunu şöyle yanıtlayabilirim, aşırı tepki göstermeyin. Şu anda olan – sen eski duvarlardan söz ediyorsun – bizse eskiden kurulmuş finans sisteminin eski duvarlarının yıkılmasından söz ediyoruz, ki bunun olacağına üç ya da dört yıl önce işaret etmiştik. Bu uygundur, çünkü çok Eski Enerjiydiler, ve güç biriktiriyorlardı, ve çok, çok açgözlüydüler. Yeni bilinç buna izin vermeyecektir.</p>
<p>Böylece, duvarlar yıkılıyor, ve borsa düşse bile, bu paniklemek için bir neden değildir. Şu ara borsada işlem yapanlar buna aşırı bir tepki göstermesin, çünkü bu yeniden yapılanacak. Ha, önünüzdeki birkaç yıl, tutunmaya çalışan birçok insan için zor olacak, çünkü onlar, eski hale geri gitmeye çalışıyorlar. Ve bu, anahtar şeylerden biridir, haberlerde çıkacak bir dolu finansla ilgili öykünün satır aralarını okuyacak olursanız, onların, eski biçimlere geri gitmenin yollarını bulmaya çalıştığını (göreceksiniz), ve bu geri gitmeyecektir.</p>
<p>Bu, yeniden yapılanacaktır; yeni taşlarla, ama şimdiye kadar kullanılmış olanlardan çok farklı taşlarla yeniden yapılanacaktır. Tabii biz burada mecazi konuşuyoruz.  Yeni dünya finans sisteminin temeli oldukça farklı olacak, ve o… yalnızca birkaç kişinin elinde olmayacak, ve birkaç açgözlü insan tarafından kontrol edilmeyecek, ama bizim, açık potansiyel diyeceğimiz şeye sahip olacaktır.</p>
<p>Tek bir dünya finans sistemi hakkında endişe duyan ve bunun, zamanın sonu demek olduğunu düşünenlerinize şunu söyleyelim; bu, tek bir otorite noktasına bile sahip olmayan istikrarlı ve uyumlu bir finans sistemi olacak. Bunun güzel bir örneği, İnternettir. Onu kontrol eden tek bir kişi ya da kurum yoktur, ve onu kontrol etmeye kalkanlar, çok geçmeden bu kontrolün kendilerine karşı çalıştığını göreceklerdir.</p>
<p>Finansal sistem çok daha akıcı hale gelecek, ve dünyanın her yanında onunla ilişki kurmak isteyen insanlar için açık bir potansiyel taşıyacaktır. Böylece, bu önünüzdeki dört yıl içinde, bazı insanlarda kedere neden olacak muazzam değişimler göreceksiniz, ama bunun, finans sistemi gibi şeylerin yeniden yapılanması ya da yeniden-aydınlanması olduğunu anlayın. Ben, diğer düşüncelerin fazla derinine inmek istemiyorum, çünkü gelecek ay, bu gelecek yılda neler olacağı hakkında konuşacağız. Böylece bunu bu noktada bırakıyoruz, ama bu mükemmel bir soru ve günü bitirmenin de mükemmel bir yoluydu…</p>
<p>LİNDA: Teşekkür ederiz.</p>
<p>TOBIAS: … günü bitirirken, Chez ve geri kalan hepimizden, şerefe (şarap kadehini kaldırır) – Saint Germain, Carl Jung, Kuthumi, Kırmızı Meclis’te bulunanlar – biz kadehimizi Dünya’daki çalışmalarınıza, ve bu zamanda yapılan kutlamalara kaldırıyoruz.</p>
<p>Ve öyledir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2008/12/06/saud-5-sevgili-tobias-neler-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şaud 4: &#8220;Bu Zamana Uygun Öneriler&#8221;</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2008/11/01/saud-4-bu-zamana-uygun-oneriler/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2008/11/01/saud-4-bu-zamana-uygun-oneriler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Nov 2008 18:08:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Geri Dönüş Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=343</guid>
		<description><![CDATA[Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
Kırmızı Çembere sunulmuştur
1 Kasım 2008
www.crimsoncircle.com   &#8211; http://kirmizicember.org
Ve öyledir – Ben, Tobias, dünyanın her yanındaki her birinizle birleştiğim bu toplantılarda biz kendimizi böyle açıyoruz. Ve öyledir – tüm enerjilerimizi birleştirmemizin bu ne güzel bir yolu, ve bugün birçok yeni kişiye de hoşgeldiniz diyoruz. Tanrısal dediğimiz bu yere, Var Olma Noktası, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="baslik">Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</div>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
1 Kasım 2008<br />
www.crimsoncircle.com   &#8211; http://kirmizicember.org</p>
<p>Ve öyledir – Ben, Tobias, dünyanın her yanındaki her birinizle birleştiğim bu toplantılarda biz kendimizi böyle açıyoruz. Ve öyledir – tüm enerjilerimizi birleştirmemizin bu ne güzel bir yolu, ve bugün birçok yeni kişiye de hoşgeldiniz diyoruz. Tanrısal dediğimiz bu yere, Var Olma Noktası, Şimdi ânı olan bu yere sizi enerjiler getirdi – sizi ruhunuz buraya getirdi.</p>
<p>Şambra olarak bilinen ve uzun, çok uzun zamandır böyle toplanan bu grubun enerjisinde ve bilincinde olmanız için ruhunuz size çağrıda bulundu. Buna inanabilirseniz ve hayal edebilirseniz, Atlantis zamanlarında – ah, bir Atlantis vardı – bu grup biraraya gelirdi. İsa olarak da bilinen Yeshua zamanlarında bu grup Eseneler’di. Derin içsel düzeylerde araştırmalar yapıp eğitim görenler onlardı. 2.000 yıl öncesine kadar dayanan zamanlarda, şimdi içinde yaşadığımız zamanlara hazırlık olarak yeni bilinç tohumlarının ekilmesine yardımcı olan onlardır.<br />
<span id="more-343"></span><br />
Bilinç Değişiyor</p>
<p>Bu şimdi olmakta, sevgili Şambra, sevgili ziyaretçiler ve dostlar. Bilinçte muazzam bir değişiklik, titreşimin eski enerjisinden çıkıp Yeni Enerjinin genişlemesine giriş, dünyanın her yanında şimdi meydana geliyor. İnsan biçimi içinde Dünya’da var olan ruhun bir parçası, ve yalnızca bir parçası, bir yaşamdan ötekine fiziksel enkarnasyonlarla arayış içindeydi, keşfediyordu, öğreniyor ve oynuyordu, ama çoğu kez tanrısallığından, ruhundan, gerçek benliğinden uzaktı.</p>
<p>Ama, tanrısal olanla insan olanın yeniden biraraya gelmesi şimdi oluyor, ve bu, olduğunu sandığınız şey değildir. Bu, büyük, yumuşak kanatlarıyla gelip de dünyanızı kurtaracak bir melek değildir. Bu sizin tanrısal parçanızdır, en basit, en kolay ve en sevecen parçanız. Bu, sizi hep sevmiş ve hep orada olmuş olan, ama insan denen diğer parçanızın kendi işleminden/sürecinden geçmesini bekleyen yanınızdır.</p>
<p>Biz bunun şimdi meydana geldiğini söylerken, tüm zamanların başlangıcından bu yana beklenen mezuniyet günü/yuvaya dönüş olduğunu kastediyoruz. Bu, yeniden birliğe dönen Ayrılığın birinci Mührüdür, ve bu şimdi olmaktadır. (Tanrısal İnsan dizinin 12.Şaudu “Yedi Mühür”e göndermede bulunuyor.)</p>
<p>Geçen ay Adamus Saint Germain’i dinlediniz, o, şu anda dünyada meydana gelen tüm değişimler – olacak olan şeyler – hakkında konuştu, ve size bir farkındalık vermeye çalıştı, korku uyandıracak bir bakış açısından değil de, çevrenizdeki dünyayı anlamanız ve şu anda neden burada olmayı seçtiğinizi anlamanız açısından. Bugünün Şaud’u çok daha kolay ve belki de çok daha kısa olacak.</p>
<p>Bugünün Şaud’unda… (Tobias güler) Dünyanın her yanından ferahlamış bir iç geçirme geliyor! (Tobias yeniden güler)</p>
<p>Sevgili Şambra, bugün – bugün biz biraz arkamıza yaslanacağız, gevşeyeceğiz, ve ben size Tobias’ın Bu Zamana Uygun Önerileri’nin bir uyarlamasını daha sunacağım. (bazı gülüşmeler) Bu aslında bir Şaud’da ilk kez oluyor ama, tanrı bilir ben bunu kaç zamandır sizin için yapıyorum, ve şimdi bunu herkesin önünde yapalım.</p>
<p>Ama bu şu anda olmaktadır. Dünya değişiyor, siz değişiyorsunuz, bilinç gelişiyor/tekâmül ediyor. Ben, Tobias için, Kırmızı Meclis’in diğer varlıkları ve diğer meleksel meclisler için gözlemlemek çok ilginç oluyor, çünkü biz hem Dünya’da bulunan sizlere neler olduğunu görüyoruz – içinden geçtiğiniz şeyin güzelliğini görüyoruz – hem de, biliyor musunuz, meleksel koridorlarda, ki çok, çok farklı boyutlar ya da koridorlar var, neler olduğunu görüyoruz.</p>
<p>Ama biz bundan, Tüm Var Olan’daki genişlemenin, Tek ve Çok Olan’daki genişlemenin, nasıl durma noktasına geldiğinden uzun süre önce söz etmiştik. O yalnızca gidebildiği ölçüde genişleyebilmişti. Ve meleksel varlıklar olarak siz, bu yüzden Dünya’ya gelmeyi kabul ettiniz, fiziksel olmayan alemlerde edindiğiniz deneyimlerin birçoklarına geri gidip bunu yavaşlatılmış olarak fiziksel realitenizde gerçekleştirmeyi, ve böylece bilinçli olarak seçimi ve sonra da seçiminizin sonucunu fark edebilmeyi kabul ettiniz.</p>
<p>Burada uzun bir süre geçirdiniz – bazılarınızın Dünya’da bindörtyüz, binbeşyüz yaşamı oldu – ve (bu değişim) oluyor şimdi. Tüm diğer boyutlardaki enerji yeniden hareket etmeye başlıyor. Genişliyor, ama önceden genişlediği gibi değil. Enerji bilinci, daha Dünya yaratılmadan çok önce, belli bir hareket biçimine sahipti. O şimdi yeniden hareket ediyor, ama çok farklı bir biçimde hareket ediyor. Yeni bir bilinçle ve kendiyle ilgili yeni bir duyuyla, anlamla hareket ediyor.</p>
<p>Bunun sonucu olarak, spiritüel aileler – sizin geldiğiniz spiritüel aileler – de yeniden hareket ediyor. Onlar uyanıyorlar. Onlar yeniden hareket edebilmeye ve kendi enerjilerini özgürleştirebilmeye başlıyorlar. Ve biz bu yüzden son toplantılarda size Dünya’nın asıl olduğunu, esas olduğunu söyledik. Bu Dünya, fiziksel gezegenlerin ilkidir, ve Dünya’dan sonra ona benzeyen çok, birçokları olacak – belki sizin alışık olduğunuz bu boyutta değil, ama burada öğrenilenler sayesinde birçok başka Dünyalar yaratılacak ve spiritüel ailelerinizin birçoğu da, kendileri hakkında öğrenmek üzere oralara gidecekler. Ruhun onlara bahşettiği, eşsiz kimlik – bir ruh, bir Tanrıbenliği – denen bu muazzam armağanı öğrenmek için gidecekler.</p>
<p>Tabi, sizin bu Dünya’daki birçok yaşamınız boyunca içinden geçtiğiniz o yoğun deneyimlerden geçmek zorunda kalmayacakları kabul edilmeli, çünkü siz onlara yolu açtınız. Onlar bindörtyüz yaşamdan geçmek zorunda kalmayacaklar. Kendilerini gerçekten tekâmül ettirmek amacıyla o kaybolmuşluk hissinden, kendilerinin geri kalan parçalarından ve Ruh’tan tümüyle kopmuş olmaktan geçmeleri gerekmeyecek, çünkü siz bunu onlar adına gerçekleştirdiniz.</p>
<p>Biliyorum, bazılarınız belki içinden biraz sövüyor, bütün bunları spiritüel aileler adına yapmışım, ve onlar hiç bu zorlukları yaşamayacaklarmış, diyorsunuz. Ama sevgili varlıklar, onlar sizi çok onurlandırıyorlar. Ve ayrıca, sizi çok özlediklerini de söylemem gerekir. Burada, Dünya’da olduğunuzdan beri onlarla olan ilişkiniz kesildi ve onların da sizinle olan ilişkisi. Ne elde etmeye çalıştığınızı biliyorlardı, ama nelere bulaşmak zorunda kalacağınızı bilmiyorlardı. Sizi yeniden hissedebilmeleri için uzun bir sürenin geçmesi gerektiğini biliyorlardı.</p>
<p>Şimdi sizi hissediyorlar, ve siz de onları hissetmeye başlıyorsunuz. Ve belki de böylece buraya gelmeyi neden seçtiğinizin, tümüyle kaybolmuş hissetmeyi neden seçtiğinizin asıl sebebini biraz anlamaya başlarsınız.</p>
<p>Şimdi derin bir nefes alalım.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Ne görkemli bir gün. Bu olmakta. Bu burada. Dünya denen bu büyük ve görkemli yer, değişimlerle karşı karşıya. Hayatta olmak inanılmaz bir şey, siz olmak inanılmaz bir şey, ve ben, Tobias, çok yakında Dünya’ya geri dönmeyi, sizinle birlikte yürümeyi, bu deneyimleri paylaşmayı, Şambra dediğinizin bir parçası olmayı, nasıl da heyecanla bekliyorum.</p>
<p>Bugünün Konuğu</p>
<p>Böylece bugün… bugün biraz daha kolay geçecek. Biz şimdi günün konuğunu içeriye davet edeceğiz. Onlar, sonraki birkaç bölümde bizimle olacaklar. Konuğumuz, gelecek birkaç ay boyunca etrafınızda olacak, sizinle olacak. Bazılarınız, geçmiş bir yaşamda bu konuğumuzla birebir çalıştınız. Bazılarınız onu ve öğretilerini ve anlayışlarını araştırıp öğrendiniz.</p>
<p>Böylece konuğumuz bugün onurlandırıldığı bir yere geliyor. Derin bir nefes alın ve Carl Gustav Jung’u toplantımıza kabul edin. O, geri gelmeye ve böyle sahnede bize katılmaya can atıyordu. Dünya’da yeniden enkarne olmadı ama yakında olacak. Belki benim Sam kimliğim Jung’un bu yeniden bedenlemesiyle belki burada, Dünya’da karşılaşacak.</p>
<p>O, zamanında bir liderdi, yeni fikirler ve yeni bir bilinç geliştirdi, ve onun yaşadığı günlerde bilim ve teknoloji alanlarında büyük hareketler olmasına rağmen, dedi ki, “Durun bir dakika. HERŞEY bilimle ilgili değil. Aslına bakarsanız, herşeyi olgulara ve rakkamlara ve yalnızca mikroskopla görülebilen ya da bir matematik formülüyle ifade edilebilen şeylere dayandırırsanız, varlık, yani insan, kendinin çok önemli bir parçasından mahrum edilmiş / yoksun bırakılmış olur. Daha fazlası olan bir şey var. Tin denen bir şey var. Ruh denen bir şey var, ve kişi dindar olsun ya da olmasın, bu onun yaşamında çok önemli bir rol oynuyor, kişinin bilincini, kendi içsel benliğini, ve zihnin ötesine geçen şeyi anlaması (önemlidir).”</p>
<p>O, kendi zamanında bir öncüydü ve bu yüzden geri gelmeyi ve bu yeni çağın öncülerini görmeyi, sizlerden öğrenmeyi istedi, böylece yeniden bedenlendiğinde, hepinizden edindiği çok değerli derslere, gelişmesine yardımcı olduğunuz sezgilere ve farkındalıklara sahip olacak.</p>
<p>Carl, sizin şu anda gördüğünüz bu büyük değişimler kadar olmasa da, kendi döneminin de önemli bir zamanında dünyaya geldi. Sevgili Carl, tıpkı çoğu İsviçreli genç gibi, çok ders çalışmak, çok ezberlemek ve bir dolu kitap devirmek zorunda kaldı. Bir vaiz olan babası, onun iyi bir öğrenci ve hayatta başarılı bir insan olmasını istiyordu. Ama Carl’ın içinde hep eğitime direnmesine ve içerlemesine neden olan bir şey vardı, kendi yaşıtlarına – sekiz, dokuz, on yaşındaki – diğer oğlanlara göre çok daha fazla (tepki veriyordu). Kendini disipline sokabilmesine rağmen, çok çalışıp fena olmayan notlar almasına rağmen, içinde kızmaya başlayan, eğitimine sinirlenmeye başlayan bir yan vardı. O, hayallerinin peşinden gitmek istiyordu. Sezgisini hissetmek istiyordu. Ruhuyla bağlantı kurmak istiyordu.</p>
<p>Ve küçük bir oğlan olarak bununla ilgili konuşmanın ne kadar zor olduğunu tahmin edebilirsiniz, o günlerin düzeninde iyi notlar almak gerekiyordu, ve tek erkek çocuk, ailenin tek çocuğu olarak, başarılı olması ve ailenin adını sürdürebilmesi için iyi notlar alması gerekiyordu.</p>
<p>Kendisi için küçük ilginç bir durum oluşturdu, ki bunu çoğunuz küçükken yaptınız. Ben sizden yaşamınızda, diyelim yedi ila oniki ya da onüç yaşlarına kadarki dönemde olmuş bir olayı hatırlamak için kendinize izin vermenizi isteyeceğim. Rotayı değiştiren, kendinizi açmanıza neden olan travmatik bir şey olmuştu.</p>
<p>Carl için bu, bir gün sınıf arkadaşlarıyla yaptığı bir tartışma oldu. Bu tartışma biraz çirkin bir hal aldı, birbirlerine pek de güzel olmayan sözler söylediler. Carl kendini tuttu, gerçi yüzünün kızardığını ve yumruklarını sıktığını hissediyordu ama, kızmamaya çalışıyordu, taa ki bir okul arkadaşı – ondan çok daha gelişmiş bir oğlan – Carl’ın annesi hakkında uygunsuz bir yorumda bulunana dek. Şimdi, bazılarınız bunun nasıl bir şey olduğunu bilirsiniz. Ama bu kez bu gerçekti, çünkü Carl’ın annesi ağır depresyon, korku sorunları yaşıyordu. Sık sık uzaklara gönderiliyordu, hatta birkaç kez kilit altına da alınmıştı, ve annesinden ayrı olmak Carl’ın zihninde ve kalbinde derin (izler bırakıyordu). Hem ona ilgi göstermek, hem de onun yüzünden utanmak.</p>
<p>Böylece, öbür çocuk, şimdi sizin ‘senin annen’ diyeceğiniz hakkında ileri-geri konuştuğunda, Carl’ın içinde bastırdığı tüm kızgınlık, tüm hınç ve tüm o olumsuz hisler ortaya çıktı, ve saldırgana girişti. Ve tabii çok daha büyük ve güçlü olan ve yanındaki diğer haydutlardan da destek alan çocuk, Carl’ın suyunu çıkardı, onu yere yapıştırıp, bilinçsiz bir hale gelip cansız kalana dek kafasını sert zemine vurup durdu.</p>
<p>Bu, Carl’ın yaşamında bir dönüm noktası oldu, çünkü orada öylece bilinçsiz bir halde yatarken, yeni enerji ona aktı. Ne olduğunu bilirsiniz – bazen bir araba kazası geçirirsiniz; bazen düşer feleğinizi şaşırırsınız; bazen, tıpkı Carl gibi, biri sizi yumruklar.</p>
<p>Orada bilinçsiz bir halde yatarken, içinde bir değişim oldu ve kalbi açıldı. Kendine gelip de düşe kalka eve döndüğünde, bir daha asla okula gitmeyeceğine yemin etti. Bakın, suçu okula attı, ama başka bir şey iş başındaydı. Babasına ve bakıcısına okula geri gitmesinin mümkün olmadığını, çünkü onu yine pataklayacaklarını söyledi. Ama bu, Carl’ın yaşamını çok, çok biçimlendirecek bir şeyin bahanesiydi.</p>
<p>Biraz babasının gözetiminde öğrenim gördü, ama zamanının büyük bir çoğunu kendiyle geçirdi, bazılarının hayal kurmak dediği şeyle, ama bu onu genişletiyordu. Bazıları buna, sadece öylece yatakta yatmak diyebilirdi, ama o buna, başka alemlere gitmek diyordu. Bazıları buna, kendi-içine kapanmak diyebilirdi, ama o aslında kendini bilmeye başlıyordu. Sezgisini ve benlik duygusunu ön plana çıkartabilmek amacıyla birkaç yıl boyunca zihninden ve öğreniminden uzak durdu.</p>
<p>Bu, Carl’ın kendisi için oluşturduğu bir kurguydu – bir “her ihtimale karşı” kurgusu – hani olur da, korktuğu başına gelir de, kendini öğrenimine fazla kaptırırsa diye. Dünya’ya yapmak üzere geldiği şeyi unutacak olursa diye – ki bu, bilinç kapılarını açmak, kozmik bilinç gibi şeylerden söz edebilmek, başka boyutların ve ruhların farkında olmak, buraya psikiyatri, felsefe, psikoloji öğrenmek için gelmiş olmak, ama bunlara yepyeni bir bakış açısıyla yaklaşmak – ne o katı akılcı açıdan, ne de dinsel açıdan, ama sizin şimdi yeni bilinç diyeceğiniz açıdan yaklaşmaktı.</p>
<p>Böylece, oniki yaşındayken meydana gelen olaylar, onun çok zihinsel olan yolunu değiştirdi. Ha evet, sonunda – sonunda – günün birinde eğitime geri dönmeyi seçti, ve şimdi bunu yepyeni bir alandan gerçekleştirdi. Sadece ezberlemiyor, bilgiyi içine alıyordu. Bunu yalnızca iyi notlar alabilmek ve iyi bir okula gidebilmek için değil, ama şimdi insan bilincini öğrenmeye, insan tarihini ve insan potansiyellerini öğrenmeye can attığı için yapıyordu.</p>
<p>Tabii, sizin de bildiğiniz gibi, meşhur oldu, kitaplar yazdı, dünyanın birçok yerinde dersler, konferanslar verdi, dönemin büyüklerinden bazısıyla tanıştı. Bir süre Freud’la çalıştı, ama ilişkilerinin bir noktasında anlaşmazlığa düştüler ve Jung kendi yoluna giderken, Freud da kendi yoluna gitti. Elbette gerek siz, gerekse Freud ve Jung, onların yaşamının geri kalanının nasıl geçtiğini biliyorsunuz.</p>
<p>Sevgili Şambra… sevgili, sevgili Şambra, Carl bize katılıyor – biz ona C.J. (Sicey) demekten hoşlanıyoruz – o, bu özel toplantıda, bilincin bir sonraki düzeyinin – bilincin evriminin – meydana gelişini izlemek için bize katılıyor. Tabii gerçekleştirilenlerin çok özlemini çekiyor; bunun bir parçası olabilmeyi arzuluyor, onun için de çok yakında yeni bir fiziksel beden içinde geri gelmeyi seçti. Ve bazılarınızla karşılaşabilir. Bazılarınızın altında, genç bir yetişkin olarak öğrenim görebilir. Bazı kitaplarınızı okuyabilir. Bazı resimlerinizle, buluşlarınızla tanışabilir. O nedenle, onun, geçmiş bir zamanın yeni bilinç öncüsünün gelip de şimdiki yeni bilinç öncülerini ziyaret etmesi, gerçekten onur verici bir şeydir. Büyük bir onurdur.</p>
<p>Hadi derin bir nefes alalım…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>… ve Tobias’ın Bu Zamana Uygun Önerileri’ne geçelim.</p>
<p>Güncel Olaylar</p>
<p>Hepinizin bildiği gibi, yoğun, çok yoğun aylar geçti, ama özellikle de şu son ay. Yoğunluk sürecek. Ve şeyler tam da biraz rahatlıyormuş gibi göründüğünde, borsa biraz kendine geldiğinde, haberler birkaç günlüğüne yatıştığında, yeniden başlayacak. Öyle zamanlar olacak ki, her düzeyi kapsayan ve dalga dalga gelen bu değişimlerin neden olduğuna şaşacaksınız. Bunun sadece, meydana gelen değişimlerle ilgili olduğunu anımsayın. Bu doğal bir işlem/süreçtir. Yalnızca insanlar paniklediğinde ve insanlar suçladığında ve suçlamalarını başkalarına yönelttiğinde, ya da insanlar çok, çok eski yollara, tarzlara, biçimlere tutunmaya çalıştığında, ki bu artık uygun değildir, sorunlar ortaya çıkmaya başlar.</p>
<p>Ha, değişimler yine de doğal olarak meydana gelecektir. Bilincin evrimi yoluna girmiştir, bu değişmeyecektir. Ama kendini geri tutmaya çalışan, direnmeye çalışan insanlar olacak, ve bu en sonunda onlar için öylesine zor bir hale gelecek ki, burada, Dünya’da kalmamayı seçecekler. Bağlantıyı kesecekler, deyim yerindeyse, bırakıverecekler. Ben, köprülerden ya da binalardan atlamaktan söz etmiyorum, ben, bedenden akan o yaşam gücü enerjisini bırakmaktan söz ediyorum, çünkü bunlar zor ve meydan okuyan zamanlardır. Ama öyle olması gerekmiyor.</p>
<p>Siz bir değişim daha, çok muazzam bir değişimin geldiğini göreceksiniz – gelecek hafta. Şimdi bu, yapılacak seçimlerin bir parçası olacak. Bunun… kimin kazanacağını söylemeyeceğim, ama sanırım bunu hepimiz zaten biliyoruz. (kahkahalar) Bu, bir değişimi seçmek – buna oy kullanmak ve seçmek – ve ona izin vermekle ilgilidir.</p>
<p>İlginçtir ki… biz yine enerjileri Melek Zirvesi’ndeki pozisyonumuzdan gözlemliyoruz. Biz yalnızca oy kullanma yerine gidip de oy kullananları değil… ama her oy kullananın arkasında on ya da yirmi kişi daha görüyoruz oy kullanan – bunlar, (bu olaya) katılan, gezegenin her yanında bulunan insanların bilinci. Bu, benzerleri arasında bu denli büyük çapta gerçekleşen ilk seçim, enerjinin yalnızca oy kullanan kişiden çok daha fazla insanla bağlantı kurduğu, ve oy kullananların dünya çapında ve benzer titreşimdeki insanların bilincini de hissettikleri bir seçim. Bunun, şimdiye kadar meydana gelmiş ilk gerçek global seçim olduğu da söylenebilir. Şimdi, onlar x sayıda milyonlarca oy pusulasını sayacaklar, ama bunların her birinin arkasında bir on, onbeş, belki yirmi oy pusulası daha olacak, dünyanın her yanındaki insanların bilinci tarafından, “Biz değişim istiyoruz, biz değişim için hazırız” diyenler, ya da “Biz değişime pek hazır değiliz. Biz o eski kalıpların ve biçimlerin bazısında kalmak istiyoruz” demiş olanlar tarafından atılan oylar olacak.</p>
<p>O nedenle, sadece seçim gününü ya da gecesini değil, ondan sonraki üç günü de izleyin. Şeylerin nasıl hareket ettiğini ve değiştiğini ve geliştiğini izleyin. Kendi duvarınız yıkılsa bile kısa duvarın arkasında durun. (kahkahalar) Biraz semavi çimento bulun, duvarı tamir edin ve o kısa duvarın arkasında kalarak gözleyin. Bir enerji gözlemcisi olun, tıpkı bizim burada, ya da her neredeysek orada olduğumuz gibi. Geride durun ve gel gitleri, hareketi izleyin.</p>
<p>Enerjinin nasıl hızla, büyük bir hızla hareket etmeye başladığını, ve sonra ansızın durduğunu izleyin, tıpkı arabanızda aniden frene basmanız gibi. Ve bu, başka insanlarda devreye girecek ve “Bu çok hızlı gidiyor. Bunu yavaşlatmak zorundayız” diyen korkulardır. Ve sonra yeniden o enerjinin çözülmesini sağlayan, onu harekete geçiren bir şey olur. Ama o zaman da biraz yalpalama ve istikrarsızlık eğilimi baş gösterir, enerji kendi yerini yeniden bulmaya çalışır, eski anlayışlara ve eski programlamalara geri dönmeyi denerse de, bu iş görmez.</p>
<p>Böylece, o kitle bilinci, deyim yerindeyse, derin bir nefes alırsa, yeni düzeyini de bulur. Yeni dengesini yeni bir yerde bulur. Bu, sizin içinden geçtiklerinize çok benzerdir. Tıpkı, fazla hızlandığında frene basmanız gibi. Tıpkı, tümüyle dengeden çıktığınızı hissedip de sonunda vazgeçip bırakıverdiğinizde, kendinizi yeni bir alanda, yeni bir düzeyde yeniden dengelemeniz gibi.</p>
<p>Gelecek hafta burada bir değişim seçiminin yapıldığını göreceksiniz. Sonuçları – üç günkü, özellikle de bir hafta sonraki sonuçları – izleyin, nasıl iş gördüğünü izleyin. Bir monitör olun. Bir gözleyici olun. Bir süreliğine bu tarafa geçin ve bize katılın. Dramlardan uzaklaşın ve olan biteni izleyin. İnanılmaz olacak, eşi benzeri görülmemiş olacak, ve bir anlamda çok, çok güzel olacak.</p>
<p>Biz burada (heyecanla) bekliyoruz. Ben şimdiden yerimi ayırttım (kahkahalar), diğerlerini de topluyoruz, kurabiyeler yapıyor biraz da yeni şarap mayalıyoruz ki, gelecek birkaç günde insanlığı – gösteriyi – izleyebilelim. Reality TV’den söz ediyorum! (kahkahalar) Bu en hakikisi.</p>
<p>Böylece, Jung’un hiç böyle bir etkinlikle karşılaşmamış olması ilginçtir, ve sanırım biraz da, bunun değişik bir şey olacağını düşünüyordu, Şambra denen şeyi tam anlayamıyor, ama buna alışırsınız.</p>
<p>B.E.A.P. (BİİP)</p>
<p>Şimdi neler yapabileceğinizden söz edelim. Bunlar çok pratik, çok kişisel, öyle havadan sudan değil, çok topraklanmış şeyler. Biz, yaşamınızda yapabileceğiniz bazı çok basit şeyleri gözden geçirmekle başlayacağız.</p>
<p>Ben bu gözden geçirmeye – ben ona BEAP diyeceğim, BEAP. B-E-A-P, ama bize izin verirseniz, bazı bip seslerini programlayacağız ya da duyacağınız bazı bip’ler oluşturacağız, tıpkı elektronik gürültülerdeki bip gibi ya da bazen kaygıya ve korkuya kapılıp da onu üstlendiğinizde size hatırlatmak için devreye girecek bir bip sesi. Böylece, küçük bir bip sesi duyduğunuzda, bu size bu çok basit dört noktayı hatırlatacak.</p>
<p>B – (Breathe) Nefes al. Şimdi, bunun geleceğini biliyordunuz. Tüm bu Dünya’nın ve insanların ve meleksel alemlerin enerjisiyle bombardımana tutulduğunuzda, nefes almak, kendiniz için yapabileceğiniz en iyi şeydir. Bir saldırı olarak bombardımana tutulmak değil, ama muazzam bir enerji hareketi var. Ve size, sadece nefes alın dediğimizde, bazılarınızın bize çok sinirlendiğini de biliyoruz, çünkü bunu daha karmaşık hale sokmak istiyorsunuz. Öyleyse kafa üstü durup da nefes alın! (kahkahalar) Çok istiyorsanız nefes alırken çapraz bulmaca da çözün ama, nefes alın.</p>
<p>Nefes almak, enerjiyi hareket ettirir. Nefes almak, enerjiyi hareket ettirir. Bu gezegeni ilk kez ziyaret etmeye başladığınız zamandan bu yana, nefes bu amaç için tasarlanmıştı, ve bugün hâlâ da öyledir. Nefes almak sizi bedeninize geri getirir, çünkü şu anda çoğunuzun en az üçte ikisi dışarlarda. Başka yerlere gidip duruyorsunuz. Nefes almak sizi merkezinize geri getirir, enerjinin akmasını sağlar.</p>
<p>Çok sık sıkışıp kalıyorsunuz. İlerliyor, sonra sıkışıp kalıyorsunuz. Nefes almak yardımcı olur. Nefes almak temelde spiritüel bir yağlama maddesidir. Şeylerin kaymasını sağlar, şeylerin hareket etmesini sağlar. O aslında – bunu söyleyen Saint Germain, ben değil – ama Saint Germain diyor ki, nefes almak sizi suskunlaştırır. Suskunlaştırır. Yani sizi kafanızdan uzaklaştırır. Öyle çok düşünmekten vazgeçersiniz. Temel olana, basitliğe geri dönersiniz.</p>
<p>Böylece, derin bir nefes alın.</p>
<p>Her zaman derin bir nefes alın. Bu, bu kadar kolaydır.</p>
<p>İkincisi, “E”. “E” kolaylığın e’si (Ease). Kolaylık. Eğer yaşamınızda fazlasıyla çaba olduğunu görüyorsanız, herşeyin zor ve meydan okuyucu olduğunu görüyorsanız, onu yanlış yapıyorsunuzdur. Gerçekten yanlış yapıyorsunuzdur. Şimdi, ben giderek daha yoğun, daha gergin olmayacak, enerji hissetmeyeceksiniz demiyorum, ama bunun sizi aşağılara çekmesi gerekmiyor. Birçoğunuzda bu ay gördüğümüz gibi bedenlerinizi aşağıya çekmesi gerekmiyor.</p>
<p>Ansızın edindiğiniz tüm bu rahatsızlıklar, hastalıklar nedir? Bu ay ortaya çıkan, eskisine oranla çok daha fazla olan ağrılar ve sızılar. Bu, işi zorlaştırdığınız için oluyor. Size meydan okuyor. Benliğiniz size bunun kolaylıkla olması gerektiğini söylemeye çalışıyor. Eğer kolay değilse, durun, derin bir nefes alın ve yaptığınızı farklı biçimde yapın. Kimse ıstırap çekmeniz gerektiğini söylemedi. Eh, ana-babanız dedi ama (bazı gülüşmeler) başka kimse ıstırap çekmeniz gerektiğini söylemedi. Melekler, Ruh, Yeshua, onların herhangi biri, ıstırap çekmek zorunda olmadığınızı söyleyecektir. Yapacağınızı kolaylıkla yapın. Bunun ne kadar da şaşırtıcı bir biçimde kolay olabileceğini göreceksiniz, özellikle de nefese geri dönerseniz, kendinize döndüğünüzü göreceksiniz.</p>
<p>Şimdi, ben bunun çevrenizdeki insanlar için de kolaylaştırıcı olacağını söylemiyorum, ve çoğu kez sizi aşağıya çekenler, şeyleri zorlaştıranlar, meydan okumalara neden olanlar, onlardır. Onlar kendi bilinçlerinde ve kendi yollarında devam edebilirler, ve bu pekâladır. Ama sizin için, yaşamınızdaki şeyler, şu anda yapmak istedikleriniz, kolaylıkla gerçekleşmelidir. Eğer böyle olmuyorsa, durun. Farklı bir yoldan gerçekleştirmeye bakın.</p>
<p>Bazılarınız şeylerin zor olmasından sadistçe bir sevinç duyuyor. Şu teoriye prim veriyorsunuz: “emeksiz yemek olmaz”, oysa bu doğru değildir. Bu kolaylıkla olmalı. Ne kadar kolaylık, o kadar kolay iş. Bu, şeyleri hareket halinde tutar. Enerjilerin genişlemesini sürdürür. Evet, bunu çamurluğunuza bir stiker olarak yapıştırabilirsiniz! Ama, sevgili Şambra, eğer kolaylıkla olmuyorsa, durun, derin bir nefes alın, bir süre eğlenceli başka bir şey yapın ve sonra ona tümüyle farklı bir biçimde yaklaşın. Olan, kolaylıkla olmalı.</p>
<p>“A”… bip sesimizin “A”sı –(Awareness) farkındalık anlamına geliyor. Farkındalık.</p>
<p>Siz, çok nesillerden beri, çok yaşamlardan beri, çok çağlardan beri muazzam miktarlarda hipnotize edici örtücü-katmanları olan bir toplumda yaşıyorsunuz. Ve bunların hepsi şimdilerde birbirine karıştı. Bu sanki insanlığın bilincindeki bir yara izi gibi. Insanlar aslında farkında bile değil – çok, çok az bir farkındalık var. Onlar programlanmış haldeler. Zihindeler. Zihin, çağlar öncesinden programlandı, ama özellikle şu anda ona yeni bir programlama düzeyi ekleniyor. Bu, medyadan geliyor, kitle bilincinden geliyor, ve eğitimden geliyor.</p>
<p>Böyle bir muazzam hipnotik örtücü-katman var. Çoğu insan ayak parmaklarını farkında bile değil. Bu kulağa basit gibi geliyor ama, farkında değiller. Ayak parmaklarınızın farkında değilseniz, bedeninizde olmak gerçekten zordur. Çoğu insan fiziksel bedenini farkında değil. Onu hergün gönülsüzce beraberlerinde sürüklüyorlar ama, onun farkında değiller. Oysa o ne kadar da güzel, değerli bir kap.</p>
<p>Bedeninizin farkında olduğunuzda, nefes yaptığınızda, bu, bedeninize daha fazla yaşam-gücü enerjisi sağlar ve daha az gıdasal beslenme talep eder. Bedeniniz daha verimli bir düzeyde işler. Bedeninizde kalırsınız. Bedeninizin yarısından çıkarak dolandığınızda, şeylere çarpıp durursunuz. Şu son haftalarda birşeylere çarpma oranının arttığını fark ettiniz mi? Bedeninizde olduğunuz zaman çok daha verimlisinizdir.</p>
<p>Farkında olmak, bilinçli olarak soluduğunuz havayı, dışardaki ağaçları, gökyüzünü, kuşları, doğadaki herşeyin farkında olmak demektir. Bu neredeyse utanç verici. Neredeyse ziyankârlık. Bazı insanlar hayatlarını yaşarken çevrelerini hiç farkında değiller. Ha, zamanın farkındalar. Bu (onlar için) çok önemli. Insanlar zamanın farkındalar, ama doğanın güzelliğinin, yüze yansıyan güneşin farkında değiller. Sadece ara sıra bir an duruyorlar.</p>
<p>Seslerin farkında olun. Gördüğünüz ve kokladığınız şeylerin farkında olun. Koku – bu, sezgiyi tanrısal ve kutsal bir düzeyde uyandırmanın en güzel yollarından biridir. Insanların koku alma duyusunun yüzlerce, belki binlerce yıldan bu yana en düşük noktaya geldiğini fark ediyor musunuz? Bu, çevrelerindeki şeyleri duyumsamadıkları gerçeğine işaret ediyor. Böylece sinüsler, geniz, koklama duyusu kapanıyor. Onlar küçük bir hipnoz içindeler. Küçük hipnoz.</p>
<p>Yani, farkında olun, yalnızca kendi çevrenizi değil – evet, ve ben bilinçli olarak diyorum. O ağaca bir bakın. Yanına gidip onu hissedin. Bir ırmağın ya da derenin ya da gölün akan suyuna elinizi daldırın, ve sadece hissedin. Ona herhangi bir şey yapmaya kalkmayın. Farkında olmaktan başka hiç bir şey yapmayın.</p>
<p>Çevrenizdeki diğer enerjileri farkında olun, onlar şimdiye kadar hiç olmadığı gibi geliyorlar. Ben, meleksel alemlerden, yakın dünya alemlerinden, görünmez alemlerden gelen enerjilerden söz ediyorum. Şu ara Dünya’ya muazzam bir dikkat yönelmiş durumda – yakınlarda öbür tarafa geçmiş olup da Çiçekler Köprüsüne gitmemiş olanlar. Onlar çevrede toplanıp Dünya’da neler olup bittiğini merak ediyorlar – bazıları dehşete düşmüş halde, bazıları yeniden geri dönecek olmanın heyecanı içinde. Onlar buradalar. Onlar şu anda bu salondalar. Bilgisayarının önüne oturmuş konuştuklarımızı dinleyenlerin yanıbaşındalar. Yalnız değilsiniz. Onlar her yerdeler.</p>
<p>Ama, sizi desteklemek ve size hizmet etmek için gelen enerjiler de var, şimdi bize katılan Jung gibiler; o özellikle yakın olmak istiyor, nelerden geçtiğinizi bilmek istiyor, ama size kendi düşüncelerini ve sezgilerini de sunmak istiyor. Meleksel varlıklar, onlar hep çevredeler. Siz onların ne zaman ortaya çıkacağını sorup duruyorsunuz, ama onlar buradalar, ve eğer farkındalığınız ölüyse, onları hissetmeyeceksiniz. Farkındalık.</p>
<p>Ve nihayet “P” – Var Olma Noktası (Point of Presence). Var Olma Noktası. Bu, üzerinde konuştuğumuz ve konuşmaya devam edeceğimiz bir şeydir.</p>
<p>Bazılarınız bunu Şimdi ânı olarak biliyor, ama biz bunu burada Var Olma Noktası olarak tanımlıyoruz. Şu anda neredesiniz? Varlığınız nerede? O parlak, sizin deyiminizle, ışık parıltısı ya da aydınlanma ya da farkındalık nerede? Yarında mı? Eh, insan bilincinin büyük bir bölümü aslında öyle. O, dışarıya bir yerlere çıkıp gitti, aylardır orada. İnsanlar Var Olma Noktalarında değiller.</p>
<p>Dışarlarda bir yerlerdeler, potansiyel geleceklerini araştırıyorlar, çünkü şu anda Dünya’daki birçok insan – milyarlarca ve milyarlarca insan – yarın, sonraki hafta, sonraki yıl ne olacak diye kaygılanıyor. Onun için de onların Var Olma Noktaları şu anda burada değil. O çıkmış felaket potansiyelini, dünyanın sonu, günlerin sonu, iyi şeylerin sonu potansiyelini araştırıyor. O çıkmış korku ve endişe potansiyelini araştırıyor. O nedenle, son zamanlarda hissettiklerinizi neden hissettiğinizi sanıyorsunuz? Siz başka yerlere çıkıp gitmiş bu insanları hissediyordunuz. Ama siz, hemen burada, hemen şimdi, kendi Var Olma Noktanızda kalabilirsiniz.</p>
<p>Bu Var Olma Noktasında herşey size gelir. Dışarılarda olduğunuz zaman, gelmez. Bu, bu kadar basittir. Burada olduğunuz zaman, o size gelir. Burada olup da bilinçli seçimler yaptığınızda, bir anlamda, sizi mıknatıslaştırır. O şeylerin şimdi gerçekliğinize akmaya başlamasını sağlar.</p>
<p>Belirleyici olmanız gerekmiyor. “Bin dolara ihtiyacım var” demeniz gerekmiyor. Ama eğer Var Olma Noktanızdaysanız ve bolluğu seçmişseniz, o orada olacaktır. Var Olma Noktasında sağlık geri gelir, canlılık, enerjiler – herşey – Var Olma Noktasında geri gelir.</p>
<p>Böylece bunlar çok basit, basit yönergelerdir – BEAP – ve siz bunlardan uzaklaştığınızda, biz bip’leyeceğiz. Sizin için klaksona basacağız.</p>
<p>Nefes alıyor musunuz? Şeyleri kolay yoldan yapıyor musunuz? Çevrenizdeki ve içinizdeki şeylerin farkında mısınız? Var Olma Noktanızda mısınız?</p>
<p>Buna derin bir nefes alalım.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Tobias’ın Bu Zamana Uygun Önerileri</p>
<p>Ben olacak şeylerle ilgili birkaç sezgimi ve önerimi sunmak istiyorum… ya da şeyler olurken nasıl yaşanacağını, diyeyim. Bunlar öngörü falan değildir, ama daha çok Yeni Enerji varlığı için öneriler niteliğindedir.</p>
<p>Aslında bunlar bana ait değil, size aitler. Ben bunları son haftalarda sorduğunuz sorulardan ve vardığınız yanıtlardan biraraya getirdim, tabi kendi enerjimizi de içine kattık.</p>
<p>Biz, şu ara çoğunlukla sorulan sorular listesini tarayacağız. Öncelikle, ve herhalde çoğunuzun aklına ilk gelen soru, paramı nereye yatırmalıyım? (kahkahalar) Bunu çok basitleştireceğim. Eğer yatırım yapma olanağınız varsa, şu anda böyle bir sermayeniz varsa… ve Cauldre bana, mali danışmanlık iznimin olup olmadığını soruyor. (kahkahalar) Elbette var – ben Yahudiyim! (yoğun kahkahalar, Tobias da güler)</p>
<p>&#8211;Yatırım</p>
<p>Pekâla, nereye yatırım yapmalı? Nereye yatırım yapmalı? Toprak, gayrimenkul. Ah, sevgili Şambra… şimdi diyorsunuz ki, “Ama baksana, piyasa giderek berbatlaşıyor. Tüm fiyatlar düşüyor.” Aynen. Aynen. Fiyatlar düşüyor, ve bunun biraz da yapay olarak düştüğünü, aşağı çekildiğini söylemek zorundayız. Neden? Çünkü çok parası olup da, malına ipotek koydurmak ya da haciz yoluyla satmak zorunda kalanlardan ucuza arazi almak isteyen bir dolu insan olduğu için. Bu, planın bir kısmı. Toprak, Dünya üzerindeki en değerli, doğal kaynak.</p>
<p>Şimdi, fiyatlar hemen yükselmeyecek ama yükselecek. Özellikle, para dünyada yeniden pay edildiğinde ve bazıları şu anda büyük miktarlarda para kazandıklarında, bunun olduğunu göreceksiniz. Onlar aptal değiller. Onlar altına ya da pırlantaya yatırım yapmayacaklar. Piyasaya sürmeyecekler. Onlar elle tutulur ve gerekli bir şeye yatırım yapacaklar, ve buna da toprak deniyor.</p>
<p>Toprak, açık, boş arazi biçiminde olabilir. Gayrimenkul olabilir, ama bir parça toprak, bir parça arazi üzerindeki herşey çok, çok değer kazanacak. Siz bu alanda, özellikle de önünüzdeki üç, dört yıl içinde büyük bir değişim göreceksiniz. Ama paranız olmadığı halde, bir gecede köşeyi döneceğinizi varsayarak, hemen bugün koşa koşa gidip de mala mülke yatırım yapmayın. Ben uzun vadeli konuşuyorum. Toprak, Dünya’da en değerli mal olacak, ve gerek altını gerekse diğer değerli şeylerin bazısını, gayrimenkulleri geride bırakacak.</p>
<p>Altını izlemek ilginç olacak. Bazılarınız bana bu konuyu sordu, ve ben şu anda altını önermiyorum. Birkaç yıl önce, bana sormadığınızda, altını önerebilirdim, ama şu anda altından yana değilim, çünkü şu anda altın ve bazı diğer değerli metaller ve mücevherler yapay olarak manipüle ediliyor. Ve altın – altın sadece, tekrarlıyoruz, bir güven meselesidir. Güveninizi şu kağıt paralara ya da elektronik paraya yerleştirdiğinizi biliyorsunuz. Diyorsunuz ki, ama, “biliyor musun, gerçekten önemli olan altındır”. O yalnızca metaldir. Yalnızca metaldir, hepsi bu. İnsanlar metali takmaktan ve gösteriş yapmaktan hoşlanıyorlar, ama onun herhangi bir gerçek değeri yoktur.</p>
<p>Böylece, altın piyasasının kendi sallantılarından geçtiğini göreceksiniz, ve şunu da söylemem gerekir ki, son aylarda enerjileri izlediğimde… şimdi ben kimseyi kırmak istemiyorum ama, korkaklar altına yöneldi. Onlar yöneldi. Çünkü şöyle düşündüler, “Bu güvenli. Paranı yastığın altına koymaktan başka yapılabilecek en iyi şey.” Böylece altına yöneldiler. Ve altın, büyük oranlarda korku ve açgözlülük enerjisi taşıyor, bir dereceye kadar pırlanta ve platin de şu anda. İnsanlar için, şu anda, gayrimenkul.</p>
<p>Bunları stoklamayın, istiflemeyin. Gidip de büyük büyük araziler satın almayın. Eğer ilgileniyorsanız ve gücünüz yetmiyorsa, kaynaklarınızı bir havuzda toplayın, Şambra. Bu çağlar boyu böyle yapıldı. Bu, hatırlayabildiğim çağlara kadar, ki bu uzun bir zamandır, geri giden bir uygulamadır. Kaynaklarınızı bir fonda ya da birlikte (kuracağınız) bir şirketin havuzunda toplayın. Ama sonra sabırla oturup bekleyin – büyük, büyük bir sabırla. Nefes alın. Toprağa nefes alın. Yatırıma nefes alın. İşte benim önerim bu.</p>
<p>Eğer şu ara borsada oynayacak olursanız, iki şey özellikle söz konusu. Şimdi biliyorum, bazılarınız hemfikir olacaktır ya da olmayacaktır, ama yine, gelip benim yanımda durun, bir süreliğine buraya çıkın. Enerjinin nasıl çalıştığını ve hareket ettiğini izleyin. Birkaç şey var ki, şu anda bunların çok etik olduğunu hissediyorum, ve yatırımlarınızın size çok iyi bir dönüş yapmasını, ve sizin de o zaman enerjileri hareket halinde tutabilmenizi sağlayacağını hissediyorum.</p>
<p>İki şey – şu ara hem tarım araştırmaları hem de enerji araştırmaları yapılıyor. Bunu biraz daha genişleteyim, ve tıp ve bilim alanlarında da araştırmalar yapıldığını söyleyeyim, ama özellikle tarım araştırmaları ve enerji araştırmaları. Şimdi, ben, rüzgar tirbünleri ya da güneş ya da hatta okyanus veya dalga enerjileri gibi oldukça geleneksel diyeceğim enerji şirketlerine yatırım yapmaktan söz etmiyorum. Ben, enerji üzerinde, çok, çok derin fizik ve yeni fizik düzeylerinde çalışan şirketlerden söz ediyorum.</p>
<p>Şu anki güneş enerjisi, önünüzdeki yirmibeş yıl içinde Dünyanın gereksineceği enerjiyi karşılamayacaktır. Nokta. Biz bunun kötü bir şey olduğunu söylemiyoruz, ama eğer paranızla yatırım yapacaksanız, şu anda enerjinin kuantum fiziği üzerinde çalışan şirketler var, ve onlar buluşlar yapacaklar. Hepsi değil, ama bu hepsini etkileyecek. Enerji araştırmaları.</p>
<p>Şimdi, sizlerin bu şirketleri hissetmeniz gerekecek. Biraz araştırma yapmanız gerekecek. Ama bir kez – nasıl desek – bir kez kendinizi ona manyetize ettiniz mi, bu şirketlerle ilgili bilgi size gelecektir. Ya bir yerlerde okuyacaksınızdır, ya da duyacaksınızdır. Onları, gecenin geç saatlerinde yayınlanan yatırımla ilgili reklamlarda bulamayacaksınız, ama size gelecektir.</p>
<p>Tarım araştırmaları – şimdilerde sessiz sedasız yürütülen araştırmalar – ama bu patlayacak. Ben son aşamada üretimden ya da ürünlerin dağıtımından söz etmiyorum, ama bunların gerisindeki araştırmaları kastediyorum, çünkü, bizim atomik partiküllerin ve tohumun bazı temel prensiplerinin manipülasyonu diyeceğimiz şeyleri içermeyen, onun yerine bazı enerjilerin desteklenmesini ya da aslında genişlemesini içeren bu araştırmalarda çok, çok yakında büyük gelişmeler ya da buluşlar ortaya çıkacak.</p>
<p>Özellikle de önünüzdeki üç ila beş yıl içerisinde, dünyanın kendisini beslemekte zorlandığı açıkça belli olacak. Nüfuslar arttıkça, onlar daha fazla yiyecek talep ettikçe, her kişi daha fazla yiyecek tükettikçe, tarım teknolojisinde, tohumun kendisinde ve bazı yetiştirme tekniklerinde, gerçek gelişmelere ya da buluşlara duyulan gereksinimin çok önemli boyutlara ulaştığını göreceksiniz. Şu anda bu alana öyle fazla bir para akıtılmıyor, çünkü çok da heyecan verici görünmüyor. Ama kısa sürede çok, çok heyecanlandırıcı bir hâl alacak.</p>
<p>Şu ara meydana gelen bir şey de, dünyayı ayakta tutacak belirli bir gıda enerjisi düzeyinin olmasıdır. Ama giderek daha fazla insan uyanmaya başladığında ve daha fazla insan hipnotik uykusundan çıkmaya başladığında, daha çok yiyecek tükettikleri bir dönemden geçecekler. Şu anda Dünya’da olan tipik bir insanı ele alalım – ortalama bir insanı – ve diyelim ki, onlar günde on ünite gıda enerjisi tüketiyor. Uyanmaya başladıklarıında ise, o insan günde yirmi ve otuz gıda ünitesi tüketecektir, çünkü onlar bir metamorfozdan, bir değişimden geçiyor olacaklar, ve daha fazla gıda enerjisine ihtiyaç duyacaklar. Şimdi bu, bir noktada tersine dönmeye başlar, ve bu insanlar devam edebilmek için daha az gıda enerjisi gereksinirler, çünkü bedenleri daha verimli/yeterli hale gelmiştir.</p>
<p>Böylece, yatırımla ilgili tüm sorular için böyle önerilerde bulunacağım. Nihayet, Tobias ifşa ediyor. (Linda sorar, “Bu yasal mı?) Farketmez, ben burada değilim. (kahkahalar) Bunun için beni dava ettiklerini görmek isterdim. (yoğun kahkahalar) Özür dilerim Cauldre. Bir keresinde hapse girmiştim. Sen de hapsi boylayabilirsin. (Linda, “Teşekkür ederim” der. Tobias güler) Şaka yapıyorum.</p>
<p>&#8211;Nerede Yaşamalı</p>
<p>Sonraki soru. Nerede yaşamalı? Nerede yaşamalı? Şimdi ben bunu burada basit tutacağım ama, siz yine de bana daha sonra sorular soracaksınız. Aslında fark etmez. Aslında fark etmez. Vorteksler ve enerji ağları ve bu tür şeyler açısından Dünya üzerinde herhangi bir yerden daha fazla potansiyele sahip olan yerler yoktur. Bu, eski enerjidir. Yeni Enerji insanı, kendi güvenli ve kutsal alanını kendi gerçekleştirir, kendi yaratır.</p>
<p>Ama bunu, biraz daha fazla güneş ışığı alan bölgelerde gerçekleştirmenin daha kolay olduğunu göreceksiniz. Güneş ışığı, sisteminizi nasıl canlandıracağınıza ilişkin farkındalığınızı arttırmanın yollarına sahip olacaktır. Ayrıca güneş ışığı – güneş – fiziksel bedeninizin daha rahat olmasını sağlar ve onun bazı şifa işlemlerine de yardımcı olur. Ben, yılın her günü güneş olması gerektiğini söylemiyorum. Ama eğer yaşamak için bir yer seçecekseniz, biraz daha güneşli bir yer olsun diyorum.</p>
<p>Gürültüden, büyük şehirlerin gürültüsünden – enerji gürültüsünden – uzak yerler. Ve tekrarlıyorum, belirli ya da belirli-olmayan kapılar falan olduğu için değil, ama Dünya’da, şimdiye kadar olduğundan çok daha fazla titreşimsel gürültü, enerjisel gürültü var, ve bu, yoğun insan kitlelerinden geliyor, ve özellikle de bu tür bir hipnoz içinde oldukları zaman. Makinelerden geliyor. Makineler, farkında olun ya da olmayın, muazzam bir gürültüye neden oluyor – enerji gürültüsüne, sadece gürültüyü duymak değil – ve bu gürültü, özellikle de nüfusu çok yoğun bir şehirde sisteminizi çok zorlayabilir.</p>
<p>Arabalardan muazzam miktarlarda gürültü çıkıyor. Herşeyden gürültü çıkıyor, ve bu, fiziksel sistem için zordur. Şehirden çok uzaklaşmanız gerekmez. Birkaç kilometre – on, yirmi kilometre – ve gürültü düzeyi büyük ölçüde düşer. Bu, bedenin Dünya ile daha yakın bir bağlantı kurmasına, Gaia ile daha yakın bir bağlantı kurmasına izin verir, ve bedenin bir arınma ve yeniden-uyumlanma işleminden çok daha kolayca geçmesine izin verir. Büyük bir şehirdeyseniz, bedeni, zihni ve ruhu yeniden-uyumlamak zordur, ki şimdilerde bunun çok, çok düzenli bir biçimde yapılması gerekir. Yani, biraz daha güneşli, biraz daha sessiz ortamlar öneriyoruz.</p>
<p>Biz sizin belirli bir bölgede yaşamanızı istemiyoruz, ya da dünyanın belirli bir bölgesine ya da belirli bir ülkesine gitmenizi falan istemiyoruz, artık böyle düşünmenizi istemiyoruz. Bunlar eski günlerde kaldı. Şimdiyse yeni, ve bu gerçekten sizin nerede olmak istediğinize bağlı.</p>
<p>Böylece, derin nefes…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>&#8211;Nerede Çalışmalı</p>
<p>İşten söz edelim. Sorup duruyordunuz, “Ben ne tür bir iş yapmalıyım?” Ve buna verilecek yanıt gerçekten oldukça basit – “Yapmak istediğin şeyi”, ama (o iş herneyse) onu kendi başınıza yapmanızı öneririz. Başka şirketler, kurumlar için çalıştığınız bir zamanı geride bırakıyorsunuz. Sizin ve hemen yakınınızda bulunan insanların enerjisini gerçekten tüketen şeylerden biri de, bir şirket için çalışmaktır. Başka bir şirkete ya da kuruma medyunsanız/borçluysanız, egemen ya da mutlak bir varlık nasıl olabilirsiniz?</p>
<p>Tabii o şirketin bir parçasıysanız, liderlerinden biriyseniz ya da kurucularından biriyseniz, başka. Ama yalnızca hayatta kalmak adına oradaysanız, sizi her düzeyden tüketecektir. Bolluk yeteneğinizi de sınırlayacaktır. Bazılarınız için kendi yoluna gitme macerasına atılmak korkutucu gelse de, bunun çok daha ödüllendirici olduğunu, çok daha fazla bolluk potansiyeli içerdiğini göreceksiniz, ve bu ayrıca çok daha tatmin edicidir.</p>
<p>Böylece bu sorunuza yanıtımız, kendiniz için çalışındır. Burada olmanız için size bir neden sunan, tutkunuz olan kendi şirketinizi yaratın, çünkü o öbür şirketler için çalışmaya ne kadar devam ederseniz, o kadar tükeneceksiniz.</p>
<p>&#8211;Ne Yemeli</p>
<p>Ne yemeli, beslenmeniz. Şu ara beslenmenizde günde en az bir kez, bizim işlemden geçmemiş ya da canlılığını koruyan diyeceğimiz türden yiyecekler tüketmenizi öneririz. Biz, tümüyle işlenmemiş ya da hatta tümüyle organik besinler tüketin demiyoruz.</p>
<p>Diyelim ki, işlemden geçirilmiş yiyecekleri yemeyi çok seviyorsunuz. Bazılarınızın, cips dediğiniz şu şeyleri, işlemden geçirilmiş etleri, işlemden geçirilmiş konserve gibi şeyleri inanılmaz miktarlarda yediğini görüyoruz, ama bu pekâladır, çünkü bedeniniz sezgisel olarak o yiyeceğin içindeki gerçek enerjileri nasıl aktive edeceğini bilir. Ama içinde halâ yaşam enerjisi olan, işlenmemiş, tercihen organik olan gıdaların, ki organik olması şart değil, bir hatırlatıcı olmaları açısından yardımları olur. Bu, tükettiğiniz o işlemden geçmiş diğer yiyecekler için bir öz ya da titreşim türü ya da hatırlatma tabanı oluşturur. Özünün – genelde topraktan, bazen bir hayvandan – geldiğini hatırlatır, ama hayvan bile, bildiğiniz gibi, ot ve tahıl ve diğer şeyleri yemiştir.</p>
<p>Böylece, her gün yiyeceğiniz işlemden geçmemiş gıdalar – salatalar, sebze, meyve, çok olması gerekmiyor, sadece biraz – sisteminize aldığınız o diğer şeylere, nereden geldiklerini hatırlatır. Ve bunlar besine dönüştürülür, hatta daha derin bir düzeyde, bedeninizin daha çok boyutlar-arası enerji düzeyinde kullanabileceği farklı ama gerçek bir enerji türüne dönüştürülür. Böylece biz beslenmenizde bu doğal gıdalardan biraz tüketmenizi öneriyoruz.</p>
<p>&#8211;Şifalanma ve İlaçlar</p>
<p>Şifalanma ya da, ilaçlar diyelim. (Linda, “Bunu, S&amp;Y’ları yapmayalım diye mi yapıyorsun? der, Tobias güler) Şimdiden yanıtlıyorum. Şifa ya da ilaçlar. Bazılarınız soruyor, ne yapmalıyım. Size hemen şunu söyleyeyim, daha çok alternatif tıbba yönelin – sizin alternatif dediğinize – ama bu, kendini-şifalandırma anlayışını içermelidir. Başka bir deyişle, kendi şifanızı başka birine teslim etmemek. Yardıma ya da yönlendirmelere gereksinim duyduğunuz zamanlar, bir başkasıyla birlikte çalışmanın sağladığı desteğe ihtiyaç duyduğunuz zamanlar vardır. Ama şu ara ortaya çıkan bir dolu iyi alternatif tıp türleri var – otlar, organik şeyler, hatta nefes bile ilaçtır, biliyorsunuz.</p>
<p>Bizim özellikle bunu gündeme getirmemizin nedeni, bazılarınızın aldığı uyuşturucu ilaçları sormasıdır. Bu ilaçlar bazen geçici bir rahatlama sağlayarak stabilize olmanıza yardım edebilir, ama uzun dönemde, bu tür ilaçlar size karşı çalışır. Benim ve Saint Germain’in alçak gönüllü görüşü şudur ki, siz ilaca dayalı bir yaşam… (Linda, “Ne??” der) … alçak gönüllü görüşümüz (kahkahalar) – siz ilaca dayalı bir toplumda yaşıyorsunuz ve bu sürecektir. Siz ilaç şirketlerinin giderek büyüdüğünü ve büyüdüğünü ve büyüdüğünü göreceksiniz. Ben onları yatırım önerilerime katmadım, tıpkı silahları ve bu tür başka şeyleri katmadığım gibi, çünkü şu anda bunların paranızı yatırmak için çok da dürüst bir alan olduğunu düşünmüyorum. Ama onlar büyüyüp gelişecekler. Ve biliyorum, bazılarınız şimdiden şöyle not alıyor – ‘eczacılığa yatırım yap’.</p>
<p>Bu arada, ilaç şirketlerini gelecek yıllarda büyük oranda hükümetler düzenleyecek ve bazıları da hükümetlerin yönetimine girecek. Bu sizi korkutmalı. Bu sizi korkutmalı. Kullanacakları yöntem, ilaç şirketlerinin iflas etmesi ve insanların da yaşamak için bu ilaçları gereksinmeleri olacak. Ama aslında burada şöyle bir şey olacak, hükümet bir kez bir ilaç şirketini ele geçirdi mi – hepimizin çok, çok nefes alması gerekecek.<br />
İlaçlar, fiziksel ve psikolojik bir hipnoz türüdür, ve bir insanla uğraşmaktansa, ona ilaç vermek (onu ilaçla uyuşturmak) çok daha kolaydır. (Tobias güler; izleyiciler güler) Bu, ilaç vermekle, kişinin kendi içinden şifalanmasını istemek arasında bir seçim meselesi olacak. Bu yüzden, herşey için ilaç alan – psikolojik şeyler için, elbette, ki bu salgın gibi büyüyor, ama bedeninizdeki şeyler için de &#8211; çok, çok ilaca bağımlı bir toplum göreceksiniz. “Karaciğerinde bir sorun mu var? Bir hap al. Ağrıların, sancıların mı var? İki hap al. Kalbinde sorun mu var? Beş hap al.</p>
<p>Ve biliyorsunuz, bozulmaya başlayan tüm şu farklı şeyler için bir kez tüm o farklı hapları almaya başladığınızda, bir noktada hepsi patlayacaktır. Fazlasıyla yabancı enerji, bedeninizin bazı doğal sistemleriyle uyuşmayan enerjileri almış olursunuz. O nedenle, olabildiğince alternatif tedavilere yönelin. Kendinizi stabilize etmek için bir şeyler almanızı gerektiren zamanlar olacaktır, evet. Ama Bayrak Teknolojisinde konuştuklarımızı da hatırlayın. Bedeniniz, kendini nasıl şifalandıracağını bilir, tabi ona izin verirseniz. Bedeniniz, kendini nasıl dengeye getireceğini bilir, tabi izin verirseniz.</p>
<p>Ve bunu biraz da soyutlarsak, bedeninizin şimdilerde içinden geçtiği şeylerin çoğu, ille de tıbbi bir müdahaleyi gerektiren şeyler değildir. Cauldre bunu tekzip etmemi (yalanlamamı) istiyor. Her zaman doktorunuza gidin ama… (bunu da söyleyerek) bu engeli de ortadan kaldırdık. (kahkahalar) Bir doktor size ilaç verecektir. O doktor sizi ilaçla tedavi edecektir. Onlar bunu yapmak üzere eğitildiler ve hipnotize edildiler. En son ne zaman bir doktora gittiniz de doktor gözlerinizin içine baktı? “Gerçekten iyileşmek istiyor musun?” dedi. “Hadi şimdi seninle bir ya da iki saatimizi birlikte geçirelim” dedi. En iyi koşullarda beş ya da altı dakikalarını ayırıyorlar, en iyi koşullarda, üstelik bu süreye onların kötü fıkralar ve spor öykülerini anlatmaları da dahil. (kahkahalar)</p>
<p>Böylece sevgili Şambra, beden, kendini nasıl şifalandıracağını bilir, ve bırakın o işini görsün. Şu ara içinden geçtiğiniz işlemlerin bazısı, o ağrılar ve sancılar, özellikle de organların bazı farklı faaliyetlerde bulunması, bedeninizin yeni DNA’sı için gerçekleştirdiği uyumlamalardır. Bazen, evet, rahatsız ediyor ve ıstıraplı oluyor. İçinize bir göz atın. Bedeniniz neden böyle davranıyor?</p>
<p>Derin bir nefes alalım…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Bedeninizi hissedin… enerjinizi hissedin.</p>
<p>&#8211;Zihin</p>
<p>Tobias’ın günün Önerileri’ndeki bir diğer şey de, ve kalanları da siz sorularınızı sorduğunuzda yanıtlayacağız, zihindir. Zihin. Şu ara zihninizle ne yapıyorsunuz? Bizim, zihnin ötesine gitmekle ilgili konuştuğumuzu duydunuz. Zihnin nasıl bir rol oynadığını merak ediyorsunuz. Zihninizi sevmeli misiniz? Zihninizden nefret mi etmelisiniz? Hain mi, düşman mı, yoksa dostunuz mu?</p>
<p>O sizin bir parçanızdır. Sizin çok önemli bir parçanızdır ve bir dolu çok önemli amaçlara (fonksiyonlara) hizmet eder. Ama şu anda siz zihnin ötesine geçmeye başladınız. Bunu hissedebiliyorsunuz, olmakta olduğunu biliyorsunuz. Sezgi geliyor, şimdiye kadar hiç olmadığı gibi şeyleri hissetmek. Zihne geri zaplıyorsunuz çünkü o bu şekilde programlanmıştı. Ama artık cesurlaşmaya başlıyorsunuz. Sezgilerinize gitmek için kendinize vermek konusunda çok, çok cesurlaşıyorsunuz. Ve bu, Jung’un özellikle buraya gelmek istemesinin nedenlerinden biriydi. O, sezgiye ve bilişe çok inanan biriydi. Onun nasıl çalıştığını tam olarak hiç anlayamadı, ama onun olduğunu biliyordu.</p>
<p>Şimdi zihinde bir takım şeyler var. Onu sevin, elbette. Onun, önemli bir amaç için burada olduğunu anlayın, ama çok daha fazlası olduğunu da anlayın. Şimdi, gerçi birçok Şambra bunu yapmıyor ama, ben sizin arada bir buna geri gittiğinizi görüyorum. Şöyle şeyler… biliyorum, bazılarınız bana çok kızacak ama, bana kızan zihniniz, aklınızdır. Onaylama, olumlu konuşma – yalnızca olumlu düşünmek &#8211; gibi şeyler. Zihin kontrolü ve zihin odaklama gibi şeyler sizin için uygun değildir – belki, enerjilerini nasıl yöneteceklerini hâlâ öğrenmekte olan başka insanlar için uygun olabilir – ama siz bunun ötesine geçtiniz.</p>
<p>Onaylamalar temelde, eh, kendinize yalan söylemeniz gerekiyor. Bir şeyi güçlendirmeye çalışmanız gerekiyor ve (aslında) bir yanınızı reddetmiş oluyorsunuz. Tüm şu olumlu bildiriler, ‘olumlu düşün’ gibi. Bu harika ama, olumsuz da düşünün. Gerçekten, gerçekten. Düşüncelerinizi hissetmek ve düşünmek ya da hissetmek ve gözlemlemek için kendinize izin verin – yani, nasıl düşündüğünüze, düşünme kalıplarınıza ya da modellerinize bakın. Düşünme işlemini ayarlamaya kalkmayın. Eğer Yeni Enerjinin gelmesine, kendinizde yeni bir bilince izin veriyorsanız, ve sonra geri gidip zihin kontrolü, düşünce kontrolü, olumlu onaylamalar, ve bunun gibi şeyler yapmaya kalkarsanız, bu, enerjilerin bükülüp dolanmasına ve sizin de çok, çok rahatsız olmanıza, hatta belki azıcık da delirmenize neden olacaktır.</p>
<p>Böylece, bu tür şeyleri bırakın. İyi bir olumsuz düşünce ve iyi bir olumlu düşünce gibisi yoktur! Olumsuz düşüncelerden korkmayın. Zihin, düşüncenin kendisi gerçekliği yaratacak kadar güçlü ya da etkili olsaydı, gerçekliğiniz çok farklı olurdu, öyle değil mi? Ama değil. Çok şükür ki, bir düzeyde, zihin gerçekliği yaratmıyor. Sanırım siz bunu azçok onun içine programladınız. Çünkü daha o zamanlardan – çok, çok uzun zaman önce – zihin gerçekliği yaratabilecek olursa, gerçekliğin, yaşaması inanılmaz tehlikeli bir yer olacağı biliniyordu.</p>
<p>Yani gerçeklik çok farklı bir düzeyde yaratılıyor – bir ruh ve tutku ve gerçek arzu düzeyinde – ama zihinden yaratılmıyor. O nedenle, şimdi geri gidip de zihin kontrolü yapmaya çalışmak ya da gerçekliği zihinden yaratmaya ve düşüncelerinizi filtrelemeye çalışmak ters tepecek ve sizin de biraz delirmenize neden olacaktır.</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, biliyoruz uzun sürdü. Bunlar bugün için Tobias’ın Bu Zamana Uygun Önerileri’ydi.</p>
<p>Derin bir nefes alalım. Bu Yeni Enerjiye genişlemeyi sürdürdükçe daha fazlası da gelecek. Konuğumuz Carl Jung’u bugün buraya getirmek ve tüm Şambra’yla birlikte burada olmak, ne büyük mutluluktu – sanki Jung ve Restless gibi oldu (Tobias’ın bizde Yalan Rüzgarı olarak bilinen Amerikan pempe dizi “The Young and the Restless”e göndermede bulunması yoğun kahkahalara neden olur).</p>
<p>Ve öyledir.</p>
<p>Kırmızı Meclis’in varlıklarından Tobias, Golden, Colorado’da yaşamakta olan Geoffrey Hoppe tarafından sunulmaktadır. Tobit’in mukaddes kitabında bulunan Tobias’ın öyküsü, Crimson Circle sitesinde bulunmaktadır.<br />
www.crimsoncircle.com. Tobias materyelleri, bedelsiz olarak dünyanın her tarafında bulunan ışık işçileri ve Shaumbra’ya, Ağustos 1999 tarihinden beri sunulmaktadır. Bu tarih Tobias’ın, insanlığın yıkım potansiyelini aşıp, Yeni Enerjiye girdiğini söylediği tarihtir.<br />
Kırmızı Çember, Yeni Enerjiye geçiş yapacak ilk insan (kılığındaki) meleklerden oluşan küresel bir ağdır. Bu kişiler, yükseliş halinin sevinç ve zorluklarını deneyimlerken, diğer insanların da yolculuğuna, paylaşım, ilgi ve yol göstererek yardımcı olmaktadır. Crimson Circle’in sitesine her ay 50.000’in üzerinde ziyaretçi, son materyelleri okumak ve kendi deneyimlerini tartışmak amacıyla girmektedir.<br />
Kırmızı Çember her ay Denver, Colorado’da, Tobias’ın, Geoffrey Hoppe kanalıyla son bilgileri sunduğu yerde biraraya gelmektedir. Tobias, kendisinin ve Crimson Council’ın (Kırmızı Meclisin) diğer semavi varlıklarının, aslında insanoğlunun kanallığını yapmakta olduğunu bildirmektedir. Tobias’a göre, onlar bizim enerjilerimizi okumakta ve biz içimizde deneyimlerken, dışardan da bakabilmemiz için, kendi bilgilerimizi bize geri tercüme etmektedirler. Kırmızı Çember toplantıları herkese açıktır, ama LCV takdir edilir. Katılımı gerektiren hiç bir şey ve ödenmesi gereken bir aidat yoktur. Kırmızı Çember bolluğunu, dünya çapındaki Shaumbra’nın açık sevgisi ve bağışlarıyla sürdürür.<br />
Kırmızı Çemberin en yüksek amacı, insan melekler ve öğretmenler olarak, içsel spiritüel uyanış yolunu yürümekte olan kişilere hizmet etmektir. Bu hıristiyanlıkla ilgili bir misyon değildir. Tersine, içsel ışık, merhamet ve ilgi bulabilmeleri amacıyla, insanları senin kapına getirecektir. Kılıçlar Köprüsü’ndeki yolculuğuna başlayan bu kendine has ve değerli insan sana geldiğinde, o anda ne yapman ve öğretmen gerektiğini bileceksin.<br />
Eğer bunu okumaktaysan ve gerçek olduğunu ve bir bağın olduğunu hissediyorsan, sen gerçekten Shaumbra’sın. Sen insan (kılığında) bir öğretmen ve bir rehbersin. İçindeki tanrısallık tohumunun bu anda ve gelecek tüm zamanlar için çiçek açmasına izin ver. Hiç bir zaman yalnız değilsin, çünkü tüm dünyada bir ailen ve çevrendeki semavi boyutlarda melekler vardır.<br />
Bu metni lütfen ticari amaç olmaksızın ve bedelsiz olarak dağıtın.<br />
Lütfen bu bilgiyi, dipnotlar dahil bütünüyle kullanın. Tüm diğer kullanımlar, Geoffrey Hoppe, Golden Colorado’dan alınacak yazılı onayı gerektirir. Telif hakkı 2001, Geoffrey Hoppe, P.O.Box 7328, Golden, CO 80403.e-posta: tobias@crimsoncircle.com. Tüm haklar mahfuzdur.</p>
<h2 class="baslik"></h2>
<h2 class="baslik"></h2>
<h2 class="baslik">Sorular ve Yanıtlar</h2>
<div class="tarih">Geri Dönüş Dizisi:</div>
<div class="tarih">ŞAUD 4: “Bu Zamana Uygun Öneriler”</div>
<div class="tarih">Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</div>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
1 Kasım 2008<br />
www.crimsoncircle.com   &#8211;   www.kirmizicember.org</p>
<p>Ve öyledir, soru ve yanıt zamanı.</p>
<p>Başlamadan önce kısa bir yorumda bulunalım. Biz Carl Jung’un öyküsünü anlattık, onun nasıl oniki yaşında küçük bir oğlanken o travmatik âna geldiğini, bilinçsiz kalana dek yumruklandığını, ama bu olayın daha yüksek bir bilince ait enerjilerin ona gelmesine, sezgiye geçebilmesine ve yapmak üzere Dünya’ya geldiği gerçek çalışmanın yolunu açmasına nasıl izin verdiğini anlattık.</p>
<p>Şimdi buna tekrar değiniyor ve sizden, küçükken bir nedenden ötürü deneyimlediğiniz şeylerin bazısını hatırlamanızı istiyoruz. Siz bilincinizin bir başka düzeyine genişleme sürecinden geçiyorsunuz, ve çoğunuzda bunu, yaşamınızdaki bu oldukça travmatik olay sayesinde gerçekleştirebilme potansiyelini görüyoruz. Böylece bu konuya yeniden değinmek istedik ve, o daha yüksek bilinci bu gerçekliğe getirmenin daha güzel bir yolu olabilir mi, demek istedik. Aptalca dayak yemeniz gerekiyor mu? Yumrukla yere serilmeniz? Olası bir hastalık ya da sorun? Araba kazası – bu tür herhangi bir şey? Yoksa bunu nefes yoluyla, farkındalıkla, bu Şimdi ânında, var olma noktasında bulunarak gerçekleştirebilir misiniz? Bunu kolaylıkla gerçekleştirebilir misiniz?</p>
<p>Derin bir nefes alın ve kendiniz adına bir seçim yapın.</p>
<p>Bu enerji buraya geliyor, akıyor. Bazen bedendeki, zihindeki ve ruhtaki programlanma şöyle der, “Biz bunu önceki gibi yapmalıyız”, ama bunu farklı bir yoldan yapsanız ne olur? Ya bu mutlak bir kozmik bilinç ânındaysa – sizin kozmik bilincinizdeyse? Ya tam da o anda ruh ve tanrısallık, zihin ve beden, tümü var olma noktası denen bu yerde biraraya geliyor ve kendi gerçek benliğiniz içinize akıyorsa?</p>
<p>Böylece, sorulara geçelim.</p>
<p>1.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Seni rüyamda bulduktan ve Kırmızı Çemberden sonra, tüm değişimler gerçekten hafif, basit, zerafetle ve mizahla meydana geldi. Geçenlerde, tüm yaşantım boyunca yapmayı beklediğim şeyi yaptım, o yaşam değiştirici ve basit Seksüel Enerji Okulu’nu. Ben şimdi herşeyin yaşamla, arzuyla, yeni seçimlerle, yeni potansiyellerle kaynadığı bir alanın ortasındayım. Bir öğretmen olarak ve daha birçok açıdan hayatımın yeni bir aşaması gibi görünen şeye açık ve hazırım. Bize – bana ve tüm diğer Şambra’ya – bu anla ilgili içgörülerini sunabilir misin?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Senin bu içgörüyü buradaki sözlerinle zaten sunduğunu düşünüyorum, ama hemen hepiniz buraya bir amaç uğruna geldiniz. Karma için değil, işlemden geçirmek için değil – işlemden geçirmek fazlasıyla zihinde olan bir şeydir – ama siz buraya, diğerlerini yönlendirme çalışmasını gerçekleştirmek için, kendi yaşamınızın tadını çıkartmak için, Yeni Enerjiye geçebilmek için geldiniz. Ve bu, senin enerjinde özellikle ve şu anda birçok Şambra’da da olduğunu gördüğümüz şeydir.</p>
<p>Buradaki önemli nokta şudur; kaynakları ele geçirmek amacıyla dışarıda koşturman gerekmiyor. Onlar sana gelir. Kendini polarize ya da manyetize ettiğinde, seçimleri Şimdi ânında yaptığında, o kaynaklar da sana gelir. Yalnızca onların orada olduğunun farkında ol. Teşekkür ederiz.</p>
<p>2.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Tobias, ben Sion’um. Üç hafta önce seni ve tanrısal dostlarını, annemin geçişine yardımcı olmaya davet etmiştim, ve ben sadece bir bakmak ve nasıl olduğunu görmek istemiştim.</p>
<p>TOBIAS: Herhalde bildiğin gibi… bazı zorluklar vardı. Bizim tarafa geçmesi biraz sarsıcı bir yolculuk oldu. Bazı eski sorunlar, bazı kızgınlıklar ve pişmanlıklar burada bırakıldı. Çoğu kez, öbür tarafa yapılan bu yolculuğun başlangıcında, bunu yalnız yapman gerekir. Ama annen bir kez öbür alemlere ulaştığında, onu kuşatan çok sevecen varlıklar oldu, sen ve torunları ve birkaç kişi daha dahil, ve bu da onun, yaşamı boyunca zaman zaman sevgiyi ne kadar karmaşık ve zor hale getirdiğini, ve o sevgiyi sadece kabul etmek yerine, insanları ona olan sevgilerini ispatlamaya nasıl zorladığını anlamasını sağladı.</p>
<p>Böylece, birkaç meleksel gözyaşı döküldü. Annen şimdi Yakın Dünya alemlerinde, ama çok, çok iyi bir alanda, ve çok açık bir biçimde sevginin önemine göz atıyor. Onunla bağlantı kurduğumuzda, enerjilerinin senin çevrende olduğunu ve bir süre daha da olacağını görüyoruz, ve sonra şu Rüya Yürüyüşünü yapması daha uygun olacak.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Tamam. Teşekkür ederim. Benim için herhangi bir Tobias’ın Bu Zamana Uygun Önerisi var mı?</p>
<p>TOBIAS: Biz çabucak bir bakıyoruz ve… (duraklama) Ben bunu sana offline (bağlantıda değilken, çevrimdışıyken) söyleyeceğim. Kötü değil ama sana offline söyleyeceğim.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten.</p>
<p>3.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Otizm giderek yaygın bir hal almaya başlıyor. Sebebi nedir?</p>
<p>TOBIAS: Otizmin birkaç sebebi var, ve bu konu gerçekten, biz Linda’nın bu konuyu takvime işaretlemesini isteyeceğiz, çünkü ben gitmeden bu konuda özel bir seans yapmak istiyoruz.</p>
<p>LİNDA: İyi.</p>
<p>TOBIAS: Bunun birçok nedeni var. Bir tanesi, ilaçların kendisidir, ve biz tanı koymadaki abartılar ve ilaç vermedeki abartılarla ilgili birkaç güçlü söylemde bulunacağız. Bugünlerde gelen (doğan) yeni varlıklar farklı bir duyarlılığa sahipler ve donanımları da farklı. Ana-babaları, büyükanne-babaları, öğretmenler, onların belli bir biçimde davranmasını bekliyorlar, ve öyle davranmadıklarında, odaklanmada zorlandıklarında, otizm ya da bu tür şeylerin tanısını, ama yanlış tanı koyuyorlar, ve onlara hemen o ilaçları vermeye başlıyorlar, ki bu ilaçlar uzun vadede tüm sistem için çok zorlayıcıdır.</p>
<p>Biz, bu donanım biçiminin küçük çocukların çoğunda nasıl çalıştığını araştırmak istiyoruz, neden farklı olduğunu ve neden odaklanma eksikliği ya da hatta bazen zekâ eksikliği gibi göründüğünü. Oysa gerçek şu ki, onlar bazı başka alemlerde de faaliyetdeler. Diğer alemlerle olan bağlantıyı tutmaya çalışıyorlar.</p>
<p>Çoğu kez Dünya’ya geldiğinizde, sanki uzay aracı atmosfere yeniden giriyormuş gibi olur. Ve bilincinizin diğer boyutlardaki parçalarının birçoğu yanar, ve siz kendinizi ansızın fiziksel bir bedene bedenlenmiş halde bulursunuz ama, nedenini ya da nasılını ya da kendinize buraya getireceğinizi söylediğiniz tüm o şeyleri hatırlayamaz olursunuz.</p>
<p>Bu küçük çocukların birçoğu aslında şimdi bunları buraya getiriyor, ama bu da, bu oldukça katı, acımasız gerçekliğe doğrudan odaklanmalarında onlara zorluk çıkartıyor. Gerçek şu ki, ergenlik çağından geçtiklerinde, bu çocukların büyük, çok büyük bir kısmı yeniden-bütünleşecek, ve aynı anda birçok yere birden odaklanabileceklerdir. Ama onlara ilaç verildiğinde ya da özel okullara yerleştirildiklerinde ya da onlara, sanki uygun olmayan, yanlış bir şey varmış gibi davranıldığında, herşeyin dengeden çıkmasına neden olunur, ve bu bazen o kadar zor bir hale gelir ki, bunun uzun bir hayat olmamasını seçerler, çünkü – nasıl desek – asıl görevlerinin (misyonlarının) yolu kesilmiştir. Böylece, bunu listemize eklersen, bu konuda konuşmak isteriz.</p>
<p>LİNDA: Aralık gibi mi düşünüyorsun?</p>
<p>TOBIAS: Programı sen yapıyorsun canım.</p>
<p>LİNDA: Tamamdır!</p>
<p>4.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Evet, ben “Uzun Zebra” denen yeni bir işi geliştirme sürecindeyim, ki bu iş, Yeni Enerji web siteleri geliştirmektir, ve ben gerçekten, Saint Germain’in de geçen sefer söylediği gibi, yeni iş kuran bir dolu insana odaklanmak istiyorum. Yani ben gerçekten Şambra’ya, ışık işçilerine, diğer herkese Yeni Enerji sağlayan web siteleri yaratmaya odaklanmak istiyorum. Ve onun için de sunabileceğin her türlü içgörü… ve bu dot.net nükleer teknolojisine dayanacak, ki az önce bunun Yeni Enerji olduğuna değindin, ve ben gerçekten bu teknolojiye ve potansiyellerine hayranım. Yani ben Uzun Zebra, dot.net nükleer teknolojisi ya da lightworkeronline.com gibi ışık işçileri topluluğunun gelişmekte olan web sitesi için herhangi bir içgörü sunup sunamayacağını merak ediyordum.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Şu… bu noktada şunu söyleyelim, ben bir programcı değilim ve olmak niyetinde de değilim, ama burada programlamanın ötesine geçen ve parmaklarınla yaptığın önemli bir unsur var. Sen bu siteleri yaratırken, bunu o Yeni Enerji bilinciyle yap, ve müşterilerine gelince, birlikte çalıştığın o insanların da kendi Yeni Enerji potansiyellerini bu sitelere koymalarını sağla. Bu – bilinç aslında çok kolayca bu programlamaların içine tam anlamıyla örülebilir, çünkü çok esnek bir doğası vardır. Sen bilinci programın içine örebilirsin ve bu tam anlamıyla yazılımı bazı oldukça ilginç yollardan geliştirecektir, ama aynı zamanda bir taşıyıcı – yani yazılımın – yüksek bilinç potansiyelleri için bir taşıyıcı olmasına yardımcı olacaktır.</p>
<p>Şimdi, biz senin bir dairenin içinde oturup da bu enerjiyi doldurmak için belli sözcükler söylemen gerektiğini söylemiyoruz. Bunu yalnızca seçimle yap, ve o orada olacaktır. Ve onunla bağlantı kuracak olanlar, yeni blincin saflığını ve içindeki Yeni Enerji potansiyelini de hissedebileceklerdir.</p>
<p>Böylece, programını hazırlarken, bunun kodlarını geliştirirken, sadece onun o programın içinde olmasına izin ver. Biz seni davet ediyoruz – hepinizi – Şambra sitesine daha girmediysen, o site dünyanın her yanındaki Şambra’nın Yeni Enerji potansiyellerine sahip, bunlar tam anlamıyla o sitede mevcut. Böylece…</p>
<p>4.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Böylece, aslında sitenin diliyle ilgili çok da fazla kaygılanma, gerçi daha yeni olan diller daha fazla açıklığa sahipler – nasıl desek – bu yeni bilinci yerleştirmek için daha fazla alana sahipler. Ve bu arada, İnternet de zaten bu, devasa bir bilinç havuzu.</p>
<p>4.ŞAMBRA: Yani onlara bunu sorduğum bir süreçten geçeceğim, yani siteyi yapacak olursam – ve seni doğru anlıyorsam – bazı süreçlerden mi geçeceğim?</p>
<p>TOBIAS: Evet, daha yüksek bilince ve Yeni Enerjiye izin verecek bir seçim yapıyor musun?</p>
<p>4.ŞAMBRA: Ve onlara bunu mu sorayım.</p>
<p>TOBIAS: Kesinlikle. Kesinlikle.</p>
<p>4.ŞAMBRA: Peki.</p>
<p>TOBIAS: Ve onlar hayır diyecek olursa işi kabul etme! (kahkahalar)</p>
<p>4.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>5.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Lütfen Tobias, bana Tanrı’yı gösterebilir misin? Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Aynaya bak demem gerekir. Aynada biraz çarpıtılmış bir temsilcisini göreceksin ama, ayna iyi bir başlangıç yeridir.</p>
<p>Biliyor musun, insanlar ve melekler zamanın başlangıcından beri Tanrı’yı arıyorlar. Ve şaka – Tanrı’nın şakası – biz burada bazı kötü şakalar da yaptık, ama Tanrı’nın şakası şu ki, sen ona zaten sahipsin. O hep oradaydı. Kendine ait herşeyi senin içine yerleştirmeden, Ruh neden seni yaratsın ya da seni ifade etsin ki? Yani bu ne bir hazine avcılığı ne de herhangi bir arayış. O zaten orada. Teşekkür ederiz.</p>
<p>6.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Tobias, geçen yılı (sanki) çölde bir kutunun içinde geçirdim, ve farkına vardım ki, 13 yaşındayken bana ilaç verilmeye başlandığında, karanlık yanlarım (ağlamaya başlar) yeni doğan sevgili bir varlığa aktı. Biz çok kötü bir yıl geçirdik, sanki – ikimiz de – bunu halletmeye çalıştık, ve şimdi ortam daha sakin görünüyor, ama ben yine de karanlık yanlarımın bana geri gelmesini fazla deneyimlemedim. Sonra bir de bu sevgili varlığın nasıl olduğunu, bunu tamamlamak için ne yapabileceğimi, sonra ne olacağını, ve o kitabı yakmam mı gerek, merak ediyorum.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, burada birkaç şey var. Sen, kendi dönüşümün ya da şifan için çok önemli olan bazı farkındalıklara ulaştın. Şimdi yapılacak şey ise, artık bu yolu izlememektir, bununla daha ileriye gitmemektir. Önceden yapılmış bazı anlaşmalar vardı, bunun neden olacağına ilişkin bir anlayış vardı, onun için bir anlamda bunu bitirilmemiş halde bırakmak gerçekten en iyisidir. Yoksa gerek senin için gerekse diğer kişiler için hiç de gerekli olmayan duygusal yaralar açabilir. Ne olduysa oldu, bunu böylece kabul edebilirsen, ve herşey kendi mükemmel haliyle oldu.</p>
<p>Bugün sana sunacağımız birkaç öneri, artık çölde bir kutu içinde olman gerekmediğidir. Bu bir mecaz tabi eğer ne demek istediğimi anlıyorsan. Ve ayrıca, kitabı yakman da gerekmiyor. Bu, kitabın, sahip olduğun bazı yeni anlayışlara geçmesine izin vermekle ilgilidir.</p>
<p>6.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz.</p>
<p>7.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Tobias, bu yılın başlarında Kuthumi’nin Columbus, Ohio’da yaptığı atölye çalışmasına katıldığım için çok şanslıydım. Eksik olan şey(ler)den geçip gittiğimi hissediyorum ve şimdi ne gelecek diye merak ediyorum. Yorumların ve önerilerin makbule geçecek. Bir de, şu “Eksik Olan Ne” programına ne oldu?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Kimseyi suçladığımızdan değil ama Cauldre bunun üstüne oturdu, ve biz bunu bir kitap ya da film projesine dönüştürmeyi çok isterdik, ama Cauldre’nın zamanını ve yükümlülüklerini biraz dikkate alması gerekiyor.</p>
<p>Eksik olanın ne olduğunu anladıktan sonra, ki bu temelde kendi yaşamındaki kendi tanrısallığındır, bir kez onun artık eksik olmadığını fark ettiğinde, istediğin her şeyi yapabilirsin; gerçi hâlâ birçoklarınızda devrede olan şu örtücü-katman var, buraya gelmeden önce kendinizden ya da belli meleksel düzenlerden aldığınız spiritüel görevler ya da spiritüel hizmetler olduğu şeklinde. Onun için de birçoğunuz merak ediyorsunuz, bir sonraki emriniz (ya da sizden istenen) nedir diye. Ruh sizi nereye gönderecek? Size nasıl bir görev verilecek? Ama artık görev falan yok. Artık, gerisi sana kalmış bir şey. Ne yapmak istiyorsun? Günün birinde başkalarına görevler veren kişi sen olabilirsin. Teşekkür ederiz.</p>
<p>8.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Es-selamun-aleyküm. Benim sorum ya da merakım şu, son 2.000 yıldır, bizler dünya üzerinde eril bir rol oynadık. Yeshua’nın kim olduğunu biliyoruz. Buddha’nın kim olduğunu biliyoruz. Biz onların… yani onların kim olduğunu biliyoruz demek istiyorum. Onlar eril, erkek, ve bilgeliği bağıra bağıra dünyaya yayan da onlar. Ve benim anlayışıma göre biz bu zamanda, sanki, erille dişilin daha fazla dengelendiği bir hale gireceğiz. Senin, bu noktaya kadar neden, deyim yerindeyse, bu kadar eril ağırlıklı olduğu hakkında konuşmanı rica ediyorum.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Ve bu dengeye gelecek mi – daha dengeli bir hale – ya da bu nasıl olacak ve işleyecek.</p>
<p>TOBIAS: Eh evet, bu konuda uzun uzadıya konuşabilirdik, ama erilin sesi daha fazla çıksa da, dişil enerjiye yapılanları da yabana atma. Dişil enerji çarmıha gerilmek zorunda kalmadı, ne demek istediğimi anlıyorsun, değil mi, ya da ön saflarda olması gerekmedi. Dişil enerji – ve lütfen bunu hiç biriniz erkek ve kadınla karıştırmayın. Eril/dişil enerjiler, erkek bedeni ya da kadın bedeninden oldukça farklı şeylerdir. Dişil enerji daha derin, daha sessiz ve çok daha engin bir düzeyde iş görüyordu. Ona odaklanılmasına ve dikkat çekmeye ihtiyacı yoktu. Ve o tam anlamıyla eril enerjiyle birlikte çalıştı, ama ben senin son zamanlarda dünyada olan değişimlere bir bakmanı istiyorum – ve gelmekte olan değişimlere bir bak ve gözlemeyi sürdür, çünkü eril ve dişil gerçekten yeniden birleşiyorlar.</p>
<p>Dişil enerji çok daha sabırlıydı, çok daha az-savaşçıydı, çok daha besleyiciydi, ve özellikle de 2.Dünya Savaşı’ndan sonra dünyada meydana gelen birçok değişimin sorumlusudur. O nedenle, sakin ol, nefes yap, dişil enerjinin gerçekten oynadığı rolü hisset, sadece önündeki resimde gördüğüne (odaklanma). O çok derinlerdeydi.</p>
<p>9.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Ben, veçheyle ilgili birkaç soru sormak istiyorum. Veçhe, yaşamda nasıl iş görür? Tüm veçheler birleştirildiğinde ne olacak? Ve, gelecekte Aspektoloji Okulu’nu yapmaya niyetli olanlar için bir mesaj verebilir misin. Seni yeniden Japonya’da görmekten mutlu olacağız.</p>
<p>TOBIAS: Veçheler, senin yaratıcı ifadelerindir, yaşamda farklı şeyler deneyimlemek üzere yaratılmışlardır, ve ruhun her zaman saf kaldığı öncül bir kabuldür. Ruh ya da çekirdek benlik kırılmış ya da çarpıtılmış değildir. Onun tamir edilmeye ihtiyacı yoktur, ancak ruh, çıkıp da deneyimlemek için veçheler yaratır. Bazısı sıkışıp kalır. Bazısı aslında büyük başarılar elde etmiştir. Bazısı seninle olan ilişkisini öylesine kesmiştir ki kendini kopuk hissedersin. Kendini parçalanmış ya da kırılmış hissedersin. Er ya da geç tüm veçheler, senin her bir parçan, yuvaya, sana geri dönmek zorundadır. Ve birçok Şambra ve sen de, bunu bu yaşamda gerçekleştirmeyi seçiyorsunuz. Bu, yükselmenin esaslarından biridir. Kendinin tümünü almadan yükselemezsin.</p>
<p>Böylece biz bu harika Aspektoloji kursunu yapıyoruz, veçheleri sana geri dönmeye nasıl davet edeceğini (gösteriyoruz). Veçhelerin psikolojisine girmeye – onları yuvaya geri getirenin ne olduğuna, inatçı olanlarla nasıl başa çıkılacağına, hatta en karanlık olanlarla nasıl halleşileceğine – birkaç gün ayırıyoruz. Birçoğunuzun kafasının içinde duyduğu o sesler, bu veçhelerden geliyor. Onlar oyun oynuyor. Manipüle etmede ustalar, ve senin sahip olduğun bir şeyi istiyorlar – ruhunu. Onlar ruhu olan varlıklar değiller, hiç değiller. Ama senin etkili bir patron ya da yönetici olduğunu da düşünmüyorlar, senin işine sahip olmak istiyorlar. Biz Aspektoloji vasıtasıyla, senin nasıl yeniden bütünleşeceğini, aslında kendini nasıl seveceğini anlamana yardımcı oluyoruz, böylece onlar da en sonunda seni sevebileceklerdir. Teşekkür ederiz.</p>
<p>9.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>10.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Boyutlar-arası Seminer’de sen, bir boyutun fiziksel hale gelmesini sağlayan özel bir formül olduğuna değinmiştin. Bunu açar mısın? Ve bu, bu boyuta enerji getirmekle ilgili midir?</p>
<p>TOBIAS: Evet, ve formülü böyle kısa bir zamanda açıklamak çok zor olacaktır. Karmaşıktır ama oldukça da basit, ama matematiksel bir formül değildir. Bir fizik formülüdür. Yani biz… biz bunu bir noktada anlatırız, ama birçok insana bir şey ifade etmeyecektir. Bu, enerjisel fiziktir, ki şu anda, diğer alemlerde olduğu gibi, Dünya’da daha araştırılmıyor bile. Ama evet, enerji bilincinin genişlemesini bu aleme getirmede etkilidir. Ama sen bu formülle oraya varamazsın. Formül yalnızca bunun nasıl meydana geldiğinin anlaşılmasını sağlar, ama olmasını sağlamaz.</p>
<p>Onun olmasını seçim ve kabul sağlar, onu nefesle buraya getirmek ve bugün sözünü ettiğimiz o noktalar – nefes, kolaylık, farkındalık, ve Var Olma Noktası – sağlar. Sizi yeni bilincinize götüren tünel ya da kapı budur.</p>
<p>10.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: İki soru daha?</p>
<p>TOBIAS: Beş, on.</p>
<p>LİNDA: Dos. (İki)</p>
<p>11.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam Tobias. Yakınlarda Sand Creek denen ören yerinde bir onurlandırma toplantısı yapıldı. Orada olanlar ve olmayanlar açısından çok ilginçti. Orada olanlarla ilgili daha geniş bir bakış açısını çok merak ediyorum.</p>
<p>TOBIAS: Dinleyiciler için daha açık konuşabilir misin, tam olarak ne soruyorsun?</p>
<p>11.ŞAMBRA: Orası bir katliamın gerçekleştirildiği yer, ve orada olmuş negatif veçhelerle değil de, Yeni Enerji açısından bir onurlandırma (toplantısı) yapıldı. Ören yerine yaklaşırken bir dolu varlık ve birçok ruh vardı, işte onlara ne deniyorsa. Ama ören yerinde hiçbir şey yoktu. Tüm bu yolculuğun – insanların oraya gitme işleminin – amacı neydi?</p>
<p>TOBIAS: Hâlâ topraklarda gömülü o kadar çok enerji – yaralar – var ki, ve bu Dünya’nın topraklarında gömülü hâlâ o kadar çok varlık var ki, Gaia’nın gitmeye başlaması, bir salıverme işlemini de başlatıyor. Birçoğunuzun hâlâ yerin iki metre altında gömülü olan, sanki geri gelip de o kemikleri alacakmışsınız gibi ya da biri geri gelip de sizi kurtaracakmış gibi hâlâ Yerkürenin içinde yatan geçmiş yaşamları, enerjileri vardı. O yüzden, Dünya’da travmaların ve yaraların, savaş ve katliamların gerçekleştiği yerlerdeki inanılmaz yoğunluğu ya da enerjiyi bir düşün. O enerjilerin büyük bir bölümü oralarda kaldı, hâlâ savaşıyorlar, hâlâ travmaları – dünyanın çeşitli yerlerinde o katliamları ve savaşları – tekrar tekrar yineliyorlar.</p>
<p>Denilir ki, kendi varlığının merkezinde bulunan, kendisiyle büyük bir oranda yeniden-bütünleşmiş ve aydınlanmış bir insan, bu toprakları ziyaret eder de orada meydana gelmiş şeyleri onurlandırırsa – ki bu çok önemlidir, katliamları onurlandırırsa, gerek acıları gerekse deneyimi onurlandırırsa – ve sonra hâlâ o topraklarda ve çevresindeki havada ve suda sıkışıp kalmış enerjileri salıverilmeye davet ederse, o enerjiler, sürekli yinelenen kâbuslardan ve korkunçluklardan tekrar tekrar geçmek zorunda kalmazlar. Bunlar, o süreklilik gösteren döngüden salınabileceklerini duyan bazı enerjiler ve bazı varlıklardır. Hâlâ kapana kısılı varlıklardan birkaçı oraları terk etmeye başlarsa, en sonunda diğer enerjilerin de terk etmeye davet edildiği bir alan yaratılmış olur. Onlar artık Yerkürenin içinde tıkılı kalmaz, diğer alemlere geri dönebilir hale gelirler. İlerleyebilirler.</p>
<p>Önereceğimiz tek şey – biliyorum, burada biraz konudan sapıyorum ama, bir noktaya değinmek istiyorum – önereceğimiz tek şey, bu tür yerleri ziyaret ettiğinde onurlandırman ve salıvermendir. Oraları şifalandırmaya ya da tamir etmeye ya da düzeltmeye çalışmak değil, çünkü bu aslında meydana gelmiş deneyimi reddetmek olur, ve oradaki olaylara katılanları da, olanların bilgeliğinden yoksun bırakmak olur. Bu bir davettir. Şambra’ya daha önce de söylediğimiz gibi, mezarlıklardan geçerken hâlâ orada sıkışıp kalmış olanlara, geçmişten özgürleşmek için, kendilerine geri dönmek için, bunun iyi bir zaman olduğunu söyleyerek (onları bunu gerçekleştirmeye) davet edin. Ve senin sözünü ettiğin durumda o yeri ziyaret eden grup (sayesinde), o alanda sıkışıp kalmış olanlarda bir enerji hareketi ya da değişimi oldu, ama daha hepsi orayı terk etmedi.</p>
<p>11.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: Son soru.</p>
<p>12.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Tobias. Bugün sen ve senin Sam nasillar?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Sam &#8211; sorduğun için teşekkür ederim – Sam şu son birkaç haftadır Dünya’daki enerjileri hissettiği için bazı zorluklar yaşadı, bu çılgın zamanda neden geri geldiğine şaştı! (bazı gülüşmeler) Ve biz, gerçekte olan bitenle ilgili uzun uzun konuşmak zorunda kaldık. Ben Sam olarak bile, Dünya’nın bazı dramlarına çekiliyorum, ki bu dramlardan çok var. Sam, bir gece anne ve babasının dünya hakkındaki kaygılarını dile getiren konuşmalarına kulak misafiri oldu, ve kendi ana-babasının böyle bir dram düzeyine çekildiğini izlemek, onu çok şaşırtan bir şey oldu.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Şaşırttığına eminim.</p>
<p>TOBIAS: Ama sorduğun için teşekkür ederim.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Bir şey değil.</p>
<p>TOBIAS: Ve bu benimle ilgili değil, o yüzden… (güler)</p>
<p>12.ŞAMBRA: Ve şimdi de şunu sormak zorundayım, senin önerilerini izlemeyi çok istiyorum…</p>
<p>LİNDA: Son soru.</p>
<p>12.ŞAMBRA: … ve saygı duyduğum… (Linda’ya döner ve, “seni seviyorum canım, sabırlı ol” der) (kahkahalar) … bu, ilaçlarla ilgili. Doktor, bilirsin işte, benim kalbimde stent var, ve doktor diyor ki, Plavix (adlı ilacı) ve aspirin almam gerekiyormuş, yoksa pıhtılaşma olurmuş. Ve seni candan seviyorum ama daha da gelip seni görmek istemiyorum (Tobias güler), onun için de bunu nasıl yapacağız diye merak ediyorum – o ilaçları alacak mıyım? Ve aynısı tansiyon ilaçları içinde geçerli, yani tansiyon ilaçları almak zorunda olanlar için.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, iki farklı soru. Senin durumunda, kalp organında yapılan bazı değişikliklerde, ki bu ameliyatlar, senin sözünü ettiğin ilaçları almaya dayanıyor, biz olsak ilaçları almaya devam ederdik. Bizim sözünü ettiğimiz daha çok, bir soruna tanı koyma aşamasıyla ve o sorunu halletmek için yalnızca ilaç kullanılmasıyla ilgiliydi. Senin geçirdiğin müdahaleci ameliyatlara alternatifler var, ama o zaman için bu herhalde uygundu.</p>
<p>Yüksek tansiyona gelince – biz bunu geçenlerde çok küçük bir Şambra grubuyla konuştuk – beden muazzam bir yeniden yapılanmadan geçiyor. Bu, her hücreyi, her organı, kalp dahil bedenin her bir parçasını etkiliyor. Enerjinin, kanın, oksijenin ve gıdaların bedendeki dağılımında bir değişime neden oluyor.</p>
<p>Böylece şu anda senin kalbin, ki bu birçoğunuz için geçerlidir, senin kalbin yeni düzeyini belirlemeye çalışıyor. Ne yazık ki, geleneksel tıp bir Yeni Enerji bedeninde olup bitenleri anlamıyor, ve sadece aynı eski ölçümleri yapıp aynı eski ilaçları veriyor, ama kan basıncında şu ara meydana gelen değişkenliklerin bir nedeni olduğunu anlamıyorlar. Böylece ben tek tek her birinizden, yapay olarak kan basıncını ve kalbin bazı diğer işlevlerini ve organların bazı diğer işlevlerini düzenlemeye çalışacak o çok güçlü ilaçları almanız gerektiğine inandırılmadan önce, nasıl hissettiğinizi hissetmenizi istiyorum – Kendinizi sağlıklı hissediyor musunuz? Kendinizi dengede hissediyor musunuz?</p>
<p>Ben şunu söylemeye çalışıyorum, doktorların çoğu, DNA’daki ve bedenin biyolojisindeki değişimleri şu anda anlamıyorlar. Biz bazı Yeni Enerji doktorlarının öne çıkıp da, geleneksel biyoloji bilgilerinin yanısıra, bir insan bu tür değişimlerden geçtiğinde meydana gelen şeylerle de ilgili bir anlayışa sahip olmalarını bekliyoruz.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Bu iyi olurdu. Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Böylece şunu demek istiyoruz, bu ameliyatı olduğuna göre, şimdilik o kalp ilaçlarını almaya devam et, ve bedeninin geri kalanının farkında ol.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz. Ve böylece…</p>
<p>LİNDA: Ama sen tıbbi önerilerde bulunmadın, değil mi?</p>
<p>12.ŞAMBRA: Hayır.</p>
<p>TOBIAS: Eh, ben bir anlamda mevcut bile değilim, nasıl tıbbi önerilerde bulunabilirim ki? (kıkırdar)</p>
<p>LİNDA: Ve ben buna değinmek istedim çünkü çok tehlikeli olabilir, yani eğer birisi tansiyon için ilaç alıyorsa ve bunu keserse, bu çok tehlikelidir.</p>
<p>TOBIAS: Bunu eklediğin için teşekkür ederiz, AMA (kahkahalar) daha önce söylediğimi tekrarlayacağım. Kendi bedeninizi hissedin. Onun size ait olduğunu anlayın. O, gittiğiniz doktora ait değildir. O doktorla yalnızca beş dakika geçirebildiğinizi hatırlayın. Oysa siz kendinizle günün 24 saati birlikte yaşamak zorundasınız. Kendi bedeninizi hissedin, ve ben bazı yeni bilinç doktorlarını öne çıkmaları ve yalnızca beş dakikalık varlığı değil de varlığın tümünü anlamalarını konusunda yüreklendiriyorum.</p>
<p>Ve böylece, bir harika Şambra toplantısını daha sona erdiriyoruz. Gelecek ay boyunca o bip ve vızıltı seslerini bekleyin. (kahkahalar)</p>
<p>Ve öyledir.</p>
<p>Kırmızı Meclis’in varlıklarından Tobias, Golden, Colorado’da yaşamakta olan Geoffrey Hoppe tarafından sunulmaktadır. Tobit’in mukaddes kitabında bulunan Tobias’ın öyküsü, Crimson Circle sitesinde bulunmaktadır.<br />
www.crimsoncircle.com. Tobias materyelleri, bedelsiz olarak dünyanın her tarafında bulunan ışık işçileri ve Shaumbra’ya, Ağustos 1999 tarihinden beri sunulmaktadır. Bu tarih Tobias’ın, insanlığın yıkım potansiyelini aşıp, Yeni Enerjiye girdiğini söylediği tarihtir.<br />
Kırmızı Çember, Yeni Enerjiye geçiş yapacak ilk insan (kılığındaki) meleklerden oluşan küresel bir ağdır. Bu kişiler, yükseliş halinin sevinç ve zorluklarını deneyimlerken, diğer insanların da yolculuğuna, paylaşım, ilgi ve yol göstererek yardımcı olmaktadır. Crimson Circle’in sitesine her ay 50.000’in üzerinde ziyaretçi, son materyelleri okumak ve kendi deneyimlerini tartışmak amacıyla girmektedir.<br />
Kırmızı Çember her ay Denver, Colorado’da, Tobias’ın, Geoffrey Hoppe kanalıyla son bilgileri sunduğu yerde biraraya gelmektedir. Tobias, kendisinin ve Crimson Council’ın (Kırmızı Meclisin) diğer semavi varlıklarının, aslında insanoğlunun kanallığını yapmakta olduğunu bildirmektedir. Tobias’a göre, onlar bizim enerjilerimizi okumakta ve biz içimizde deneyimlerken, dışardan da bakabilmemiz için, kendi bilgilerimizi bize geri tercüme etmektedirler. Kırmızı Çember toplantıları herkese açıktır, ama LCV takdir edilir. Katılımı gerektiren hiç bir şey ve ödenmesi gereken bir aidat yoktur. Kırmızı Çember bolluğunu, dünya çapındaki Shaumbra’nın açık sevgisi ve bağışlarıyla sürdürür.<br />
Kırmızı Çemberin en yüksek amacı, insan melekler ve öğretmenler olarak, içsel spiritüel uyanış yolunu yürümekte olan kişilere hizmet etmektir. Bu hıristiyanlıkla ilgili bir misyon değildir. Tersine, içsel ışık, merhamet ve ilgi bulabilmeleri amacıyla, insanları senin kapına getirecektir. Kılıçlar Köprüsü’ndeki yolculuğuna başlayan bu kendine has ve değerli insan sana geldiğinde, o anda ne yapman ve öğretmen gerektiğini bileceksin.<br />
Eğer bunu okumaktaysan ve gerçek olduğunu ve bir bağın olduğunu hissediyorsan, sen gerçekten Shaumbra’sın. Sen insan (kılığında) bir öğretmen ve bir rehbersin. İçindeki tanrısallık tohumunun bu anda ve gelecek tüm zamanlar için çiçek açmasına izin ver. Hiç bir zaman yalnız değilsin, çünkü tüm dünyada bir ailen ve çevrendeki semavi boyutlarda melekler vardır.<br />
Bu metni lütfen ticari amaç olmaksızın ve bedelsiz olarak dağıtın.<br />
Lütfen bu bilgiyi, dipnotlar dahil bütünüyle kullanın. Tüm diğer kullanımlar, Geoffrey Hoppe, Golden Colorado’dan alınacak yazılı onayı gerektirir. Telif hakkı 2001, Geoffrey Hoppe, P.O.Box 7328, Golden, CO 80403.e-posta: tobias@crimsoncircle.com. Tüm haklar mahfuzdur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2008/11/01/saud-4-bu-zamana-uygun-oneriler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şaud 3: &#8220;Güce Elveda&#8221;</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2008/10/04/saud-3-guce-elveda/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2008/10/04/saud-3-guce-elveda/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2008 17:26:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Geri Dönüş Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=341</guid>
		<description><![CDATA[Adamus Saint Germain’in katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
Kırmızı Çembere sunulmuştur
4 Ekim 2008
www.crimsoncircle.com   &#8211;   www.kirmizicember.org
Ben O Ben’im, Adamus Saint Germain. (izleyiciler alkışlar) Çetin zamanlar, çetin melekleri gerektirir (kahkahalar) ve ben onun için buradayım bugün.
Son derece yoğun programımdan biraz zaman ayırdım, ve Paris’te gerçekleştirilen bir dizi toplantıdan az önce geldim, bunlar gerçekten çok zorlu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="baslik">Adamus Saint Germain’in katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</div>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
4 Ekim 2008<br />
www.crimsoncircle.com   &#8211;   www.kirmizicember.org</p>
<p>Ben O Ben’im, Adamus Saint Germain. (izleyiciler alkışlar) Çetin zamanlar, çetin melekleri gerektirir (kahkahalar) ve ben onun için buradayım bugün.</p>
<p>Son derece yoğun programımdan biraz zaman ayırdım, ve Paris’te gerçekleştirilen bir dizi toplantıdan az önce geldim, bunlar gerçekten çok zorlu toplantılar, Şambra, günlerce ve haftalarca ve aylarca devam edecek toplantılar, gününüzün erken saatlerinde Paris’te gündüzken, şimdi orada gece, gerçek toplantılara katıldım. Dünyada neler olup bittiğini, gücün düşüşüyle ilgili konuşmak üzere programımın birkaç dakikasını sizlerle birlikte olmaya ayırdım.<br />
<span id="more-341"></span><br />
Bu tartışmanın yolculuğuna çıkmadan önce birlikte derin bir nefes alalım. Ben, koltuklarınızda sağlam oturmanızı isteyeceğim, yolculuğumuz sarsıntılı geçecek.</p>
<p>Ama sevgili Şambra, bunun geldiğini biliyordunuz ve bu yüzden şu anda burada oturuyorsunuz, ister bu çok ilginç ve hoş toplantı merkezinde olun, ister Paris’te ya da dünyanın herhangi bir yerinde, bu zamanda burada oturacağınızı biliyordunuz – biliyordunuz.</p>
<p>Güncel Olaylar</p>
<p>Bugün Paris’te gelecekle ilgili, Avrupa’nın, Asya’nın, Afrika ve Amerikalar’ın geleceğiyle ilgili çok önemli, hassas ve tarihi bir dizi toplantılara, şu son haftalarda dünyanın her yanında yapılanlara benzer toplantılara katıldım. Ben olsaydınız – ki değilsiniz – dünyanın her yanındaki bu inanılmaz güç bölgelerine – Washington, New York, Londra, Paris, Bangkok – gitmenin nasıl bir şey olduğunu bilirdiniz. Gördüğünüz şey, Dünya’da bilinen haliyle gücün son bulduğudur ve tanrıya şükür ki son buluyor.</p>
<p>Bu gücün son bulması, yüzlerce ve yüzlerce yıldır ondan beslenenlerin ödünü patlatıyor. İmparatorluklarının çöktüğünü görüyorlar. Servetlerinin yok olduğunu görüyorlar. Olduklarını sandıkları herşeyin gözleri önünde yıkıldığını görüyorlar, ve dünya değişiyor.</p>
<p>Bu birkaç hafta, Dünya tarihinde inanılmaz bir zaman oldu, ve uzun, çok uzun bir süre unutulmayacak. Ve bu, zamanın şu son on yılında dünyanın her yanındaki bilinçli insanların gerçekleştirdiği ve şimdi devreye giren şeydir. Bir yıl kadar önceki Kuantum Sıçramasından bu yana meydana gelenler, dünyanın her yanındaki güç tablolarında şu anda bir değişikliğe neden oluyor.</p>
<p>Bunu bu Şaud’da biraz daha açacağım, ama bir kez daha derin bir nefes alalım.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Biz yeni topraklara giriyoruz. Böylesini hiç bir yaşantımda görmedim ve siz de görmediniz. Siz şu anda burada otururken, insanlığın en büyük değişimi meydana geliyor. Biz, hiçbir şeye benzemeyen bir bilinç değişiminden söz ediyoruz.</p>
<p>Siz daha önce de başka yaşamlarda değişimlerden geçtiniz, ama bu değişim çok, birçok yaşam süresince ortaya çıktı – yüzlerce ya da binlerce yılda. Bu değişim asla bu denli belirli bir biçimde ve bu kadar kısa bir zamanda olmadı.</p>
<p>Tobias benden bugün sizlerle bazı düşünce ve hislerimi paylaşmamı, bu dünyada gerçekte neler olduğu hakkında bazı anlayışlarımı sunmamı istedi. Tobias, yarın müzikle ilgili yapacağı konuşmaya hazırlanıyor. Brezilya’da seksüel enerji virüsünün ele alınacağı etkinliğe hazırlanıyor, ki bu çalışma, olmakta olan bu muazzam değişimde şu an çok önemlidir.</p>
<p>Ve elbette, Tobias, etten ve kemikten oluşan bir varlık olarak size katılabilmek için, şimdilerde gelmekte olanları – Kristalleri – karşılamanıza yardımcı olmak için, fiziksel biçime geri dönmeye hazırlanıyor.</p>
<p>Ah, Dünya üzerindeki bu güç değişiminde, güç için yaşamış birçok insanın – bir yaşamdan ötekine güç maskaralıklarıyla güç koltuklarında etkin güçleri içinde oturan insanların – Dünya’yı terk ettiğini ve uzun süre geri dönmediğini göreceksiniz.</p>
<p>Bu, daha önce Dünya’ya gelmemiş olanlara – tümüyle yeni bir nesile, Kristallere, Yeni Enerji çocuklarına yer açacak. Onlar o enerji ışınlarıyla, yaratılmasına yardımcı olduğunuz o bilinç kapılarından geliyorlar. Eğer doğum yapacak yaşı aştığınızı düşünüyorsanız – öylesinizdir. (yoğun kahkahalar) Bazılarınızın biraz paniklediğini gördüm de! (yoğun kahkahalar) “Sevgili Tanrım, hayatıma bunlarda bir tane daha gelmesin! İki yeterli.”</p>
<p>Ama siz çok gerçek başka bir yoldan doğum yaptınız. Zamanın son beş, on yılında, Kristallerin gelmesine izin verecek açılımları yarattığınız bir gebelik dönemi geçirdiniz. Ve bunlar (kristaller) bilge olanlar değildir. Onlar, yeni olanlardır. Onlar, şu anda insanlığın karşılaştığı birçok sorunun ve zorluğun çözümlerine ve yanıtlarına sahip olmayacaklardır, çünkü bunlara sahip olanlar zaten Dünyadalar ve bugün bu koltuklarda oturuyorlar, ve onlar sizsiniz.</p>
<p>Ulaklar</p>
<p>Hepinizin de dostu olan bir dostumun sevgili sözleriyle, o beklediğiniz (varlıklar) sizsiniz. Haberciler, ulaklar sizsiniz. Zamanın ve mekânın ötesinden gelen sizsiniz. Bu çok lineer ve kısıtlı boyuta yakalanmak pahasına, uzun, çok uzun zaman önce bir mesajla buraya gelen, birçok yaşam boyunca fiziksel bir bedenin içinde kılık değiştirerek, uzun süre zihinde kapana kısılan sizsiniz.</p>
<p>Ah, zihin. Biz zihnin ötesine geçeceğiz ve bu, birçoklarını korkutacak, çünkü ondan başkasını bilmiyorlar. Zihin bir güç merkezi oldu, ve biz onun ötesine geçeceğiz.</p>
<p>Ulaklar sizlersiniz, uçan dairelerdekiler değil, yüksek mevkilerden kalkıp da bu Dünya gezegenini kurtarmak için geleceğini düşündüğünüz bir lider değil. Haberciler sizlersiniz. Bunu nefesinizle içinize çekmenizi istiyorum.</p>
<p>Ben kim olduğunuzu hatırlamanızı istiyorum, Atlantis’teki tapınaklarda neden bulunduğunuzu, eski Mısır’a neden geri geldiğinizi, Yeshua zamanında neden geri geldiğinizi, hiç de tesadüf olmayan bir biçimde bu gezegenin tarihindeki en dramatik ve ıstıraplı ve önemli anlarda tekrar tekrar neden geldiğinizi hatırlamanızı istiyorum. Ama bu tarih gezegeni de aşıyor, başlamayı bekleyen, başka alemlerde biçimlenmekte olan binden fazla yeni Dünya’yı etkileyen bir tarih, ve bu yeni dünyalar bu fiziksel Dünya’nın, asıl Dünya’nın aynaları gibiler, ve onlar bekliyorlar.</p>
<p>Spiritüel ailelerinizin bulunduğu cennetlerde, aileleriniz şu anda bekliyor, derin bir nefes alarak size en derin sevgilerini yolluyorlar, çünkü siz onların da ulaklarısınız. Siz bu Dünya’ya ille de yüksek bir politik mevki edinmek ya da çok milyar dolarlık bir şirketin zengin işadamı olmak, ya da sahneye çıkan bir rock yıldızı olmak için gelmediniz, çünkü geçmiş yaşamlarınızda, gerçek bir ulak için bu rolleri oynamanın zor olduğunu öğrendiniz. Size yönlendirilen tüm o enerjilerin gücüne yakalanmak, o enerjilerde kendini kaybetmek, fazlasıyla kolaydır.</p>
<p>Zamanın ve mekânın ötesinden gelen haberciler olarak, sessiz sedasız düzeylerde, gündelik düzeylerde, ama çok da geniş düzeylerde burada bulunuyorsunuz; insanlığın geri kalanına mesajı getirecek, geleceğin vizyonunu getirecek, yeni yolun, yeni biçimin umudunu getirecek sizlersiniz, ve bu yüzden buradasınız.</p>
<p>Bundan çok sık kuşku duyuyorsunuz. Bu, bu kadar gerçek olsaydı, neden güçlü olmadığınızı merak ediyorsunuz. Arkadaşları, akrabaları ve başka insanları etkileyecek o büyük şeyleri neden yapamıyordunuz? Nasıl oluyordu da o berrak durugörüye sahip değildiniz? Nasıl oluyordu da geleceği öngöremiyordunuz? Nasıl oluyordu da, benim yaptığım gibi dokunmadan nesneleri hareket ettiremiyordunuz?</p>
<p>Siz bunları bir kenara koydunuz, en azından şimdilik. Bunlar sizin dikkatinizi dağıtırdı. Sonunda kendi zehirinizi oluşturacak bir şeye odaklanmanıza neden olurdu.</p>
<p>Ama sevgili dostlar, sizler – ben şimdi burada oturanlara, İnternet kanalıyla mekânın ötesinden gelenlere ve sonradan bunu okuyacak ve izleyeceklere bakıyorum da – eğer sözlerimi duyuyorsanız, ya da bu sözleri okuyorsanız, Şambra olarak bilinen bu grubun enerjisi sizi etkiliyorsa, sizler ulaklarsınız ve şimdi buraya geliyorsunuz.<br />
Böylece Tobias daha çok çalışmaya hazırlanıyor, buraya, Dünya’ya geri dönmeye hazırlanıyor, sizlerle omuz omuza çalışmaya hazırlanıyor.</p>
<p>Şambra’nın önüne böyle sık sık çıkmayan Kuthumi, sizinle çalışmakla meşgul, ve siz bunu biliyorsunuz. Onun enerjisini hissediyorsunuz. Kuthumi’nin sürekli, şu anda bedeninizin içinde olmanın ve zihninizin ötesine genişlemenin önemini anlamanız için çalıştığını hissediyorsunuz.</p>
<p>Ama bugün… bugün, benim günüm. Bugün, Adamus’un günü, ve işte buradayız. Siz, Dünya üzerindeki en büyük değişimin zirvesindesiniz.</p>
<p>Bu Şimdi Olmakta</p>
<p>Şimdi, bazılarınız bunu sorgulayabilir, çünkü geçmiş yaşamlardaki değişimler çoğu zaman savaş zamanları ya da kıtlık zamanlarında meydana gelmişti. Değişimi devreye sokan bu iki yol vardı. Ama şimdi, geçmişte gördüğünüz savaş türlerini görmeyeceksiniz. Bilincin tümüyle farklı bir yoldan değiştiğini göreceksiniz.</p>
<p>2012’yi bekleyenleriniz, eğlenceyi kaçıracak. Partiyi kaçıracaksınız, çünkü bu şu anda olmaktadır. Bir yıl önce başladı – gerçek derin değişimler bir yıl önce başladı. Ha, uzun süredir yapılanmaktaydı ama, bilinçteki Eski Enerji titreşimlerinden Yeni Enerji’ye doğru genişleyen gerçek değişim bir yıl önce başladı, ve o zamandan bu yana olanlara bir bakın. Eğer büyük bir değişim için 2012’yi bekliyorsanız, herşeyi kaçırmış olacaksınız.</p>
<p>Özellikle gelecek dört yıl içinde bazı çok zor şeyler, meydan okuyucu şeyler göreceksiniz. Dünya üzerindeki eski bir bilincin çözüldüğünü, ayrıldığını göreceksiniz. Ve evet, panikleyenler de olacak. Korku içinde olanlar olacak, ve çok, birçokları çalıp çırpmaya başvuracak, bu ister para çalmak, ister başka insanların enerjilerini ve bilincini çalmak, ister malını mülkünü çalmak olsun. Bunların olduğunu çok göreceksiniz.</p>
<p>Önünüzdeki dört yıl sizin için dengede olmak, öğrendiğiniz herşeyi, bilgelik olarak kazandığınız herşeyi, içinizde zaten bildiğiniz herşeyi ortaya çıkarma zamanı olacak. Önünüzdeki dört yıl saklanmaktan vazgeçme ve bir kurbanmışsınız gibi davranmaktan vazgeçme, başka bir şeyi bekliyormuş gibi davranmaktan vazgeçme zamanı olacak. Daha fazlasını öğrenmeniz gerekiyormuş gibi, bir Yeni Enerji insanı olabilmek için tüm o ritüellerden ve törenlerden geçmeniz gerekiyormuş gibi davranmaktan vazgeçin. Siz hemen burada, hemen şu anda, bugün o Yeni Enerji insanısınız. Kendinize olan gerçek güvenden başka tek bir eksiğiniz yok.</p>
<p>Şu anda dünyanın her yanında, tüm çevrenizde olduğunu gördüğünüz şey, derin bir güven kaybıdır – eski sistemlere, eski organizasyonlara olan güven kaybı, hükümete olan güven kaybı ve bunlar çöküyor. Sahip olduğunuz, sevgili Şambra, en önemli araçlardan biri, kendinize olan gerçek güvendir. Ve nihayet, dünyanın geri kalanı için de, aynısı geçerlidir. Bu, onların, yanıtlara sahip olduklarına güvenmeyi öğrenmeleriyle ilgilidir. Ama şu anda, bu en değişime uğrayan, en çöken zamanlarda, kendinize olan güveni ortaya çıkarma zamanının geldiğini hatırlamak zamanıdır.</p>
<p>Kim olduğunuza güvenmeyi anımsarsanız, bu zamanların her bir bölümünden hemen hemen hiç yara almadan geçebileceksiniz. Ve ben bilinmedik bir tanrıya güvenmekten söz etmiyorum. Bir guruya güvenmekten söz etmiyorum. Beş ya da on yıla kadar olacağınızı düşündüğünüz kişiye güvenmekten söz etmiyorum. Ben, kendinize, size, şu anda güvenmekten söz ediyorum. Her türlü araca sahipsiniz. Her kaynağa sahipsiniz. Gereksinim duyduğunuz herşeye şu anda sahipsiniz, çünkü, bir ulak olarak, zaman ve mekânın ötesine geçebilen biri olarak, o aracı kendiniz için oraya siz yerleştirdiniz. Şimdi ânında kullanılmak üzere yolunuza o aracı yerleştirecek kadar bilginiz olduğuna güvenin. Onu zaten oraya koyduğunuza güvenin ve o orada olacaktır.</p>
<p>Derin bir nefes alın. 2012’yi beklemeyin, çünkü o zamana kadar bilinçteki bu dönüşüm en zor döngüsünden geçmiş olacak. 2012’de, yeni Dünyanın başlangıcını, tezahür etmiş başlangıcını hemen burada göreceksiniz.</p>
<p>Güç Kaybı</p>
<p>Konuşmamın sonucu, amacı, bugünkü konuşmamın başlığı, güce elveda’dır, ve aslında gördüğünüz de budur. Neler olup bittiğini bilmek istediğiniz zaman, “Saint Germain, bize asıl nedeni söyle. Şu anda Dünya’da neler oluyor?” diyorsunuz. Güç kayboluyor.</p>
<p>Bu sizin kendi içinizde meydana geldi , o nedenle bunların ne olduğunu tam olarak bilecek halde olmalısınız. On yıldır gücünüzü kaybediyorsunuz, umutsuzca ona tutunmaya çalışmanıza rağmen.</p>
<p>Dönüp de bu yaşamınızın tarihçesine bakacak olursanız, büyük bir bölümünün gücünüzü kaybetmekle ilgili olduğunu görürsünüz. Bu, bedeninizdeki güç merkezlerini de içeriyor. Eski güç merkezlerini, eski seksüel enerji merkezini kaybettiniz. O büyük bir güç merkeziydi. Oradan geçmek bazılarınızı zorladı, çünkü ona çok inanmıştınız. Hele seksüel enerjinizi oluşturduğunuz onca yaşamdan sonra – ve ben sadece, başka biriyle zina yapmaktan söz etmiyorum – ben, gücü yerleştirdiğiniz ve gücü yaydığınız yerden söz ediyorum.</p>
<p>Bu yaşamda, içinizdeki seksüel gücü salıvermenin nasıl bir şey olduğunu öğrendiniz. Bazılarınız onu büyük manipülasyonlar için kullandı. Bazılarınız onu çevrenizde büyük engeller oluşturmak için kullandı. Bazılarınız onu sadece saf bir enerji beslenmesi olarak kullandı. İçinizde gerçekten varolana güvenmek yerine, başkalarından beslenmek için bu seksüel güç merkezinden iş görüyorsunuz.</p>
<p>Böylece, bunun gitmesi gerekiyordu. Onu sizden ben almadım. Onu sizden kimse almadı, ama siz – çok, çok zor ve meydan okuyucu olmasına rağmen – o güç merkezini yıkmak için yaşamınızda (uygun) durumlar oluşturdunuz.</p>
<p>Birkaçınız paranın güç merkezine sahipti. Bunları birçok yaşam boyunca öğrendiniz, ve gücün bir yanılsama olduğunu öğrenmeniz gerekti. Bu gücü bırakmayı öğrenmeniz gerekti ve bu zordu ve ben neredeyse, bazılarınız maddi herşeyini kaybederken, onlar için birkaç gözyaşı döktüm. Bu, olduğunuzu sandığınız kişiydi. Kuvvetinizdi. Silahınızdı, ve siz onu kaybetmek zorunda kaldınız. Ve sonra, onu yeniden kazanmaya çalıştığınızda, onu bir kez daha kaybetmeniz gerekti. Tanrıya şükür.</p>
<p>Bugün birçoğunuzun hâlâ mücadele ettiği, ama üstesinden de geleceği, zihninizdeki güç merkezidir. Seksüel gücü kaybettiniz, parasal gücü kaybettiniz, böylece herşeyi buraya koydunuz. “En azından hâlâ aklıma, zihnime sahibim. En azından hâlâ akılcı olabiliyorum.” Ve bu da gidiyor. (bazı gülüşmeler)</p>
<p>Bakın, zihin çok kurnaz, çok inatçı bir güç merkezi oldu. Tüm gücünüzü, kendi öz-değerinizi, yaratabileceğinizi düşündüğünüz ve olabileceğinizi düşündüğünüz herşeyi oraya yerleştirdiniz. Ve biz, onun da gittiğini gördük, çünkü güç bir yanılsamadır.</p>
<p>Güç, eski titreşim enerjisidir. Güç – güçle ilgili herşey – karşıt enerjilere sahip olma gereksiniminden oluşur. Biz bunun üzerinden daha önce geçtik – pozitif/negatif, eril/dişil, aydınlık/karanlık – bunların her biri. Ama siz bu güç merkezini zihinde odakladınız, ve bu belki de sahip olduğunuz son gerçek güç merkezidir, ve o da gidiyor. Ve gittiği zaman, kendinizi gerçek kimliğinizin iç ve dış evrenine açacaksınız. Gücün bu son kalıntısının yanılsaması gittiğinde, zihnin bir kısıtlama olduğunu anlayacaksınız. Size dair çok daha fazlası söz konusudur.</p>
<p>Bazılarınız dini ve spiritüelliği kendi güç merkezi olarak kullandı ve bu zihinle birleştirildiğinde, çok tehlikeli bir karışım olur. Siz bu dinsel söz sanatını ve spiritüel safsatayı kullandınız (bazı gülüşmeler). Cauldre bok dememe izin vermedi, onun için safsata dedim! (yoğun kahkahalar) Bazılarınız onu geçmişte bir güç merkezi olarak seksüel güç merkeziyle de birleştirdi, ve neler olduğuna bakın. Şu anda bunu kiliselerde görüyorsunuz. Bu dogmayı, bu felsefeyi, bu sureti (yüzü) bırakmayı öğrendiniz. O bir güç merkeziydi ve gidiyor.</p>
<p>Sonra, bedeninizde o diğer küçük güç merkezlerini oluşturuyorsunuz ve onları fazlasıyla geçerli kılıyorsunuz – hani çakra dediklerinizi. Çakralarınız falan yok. Siz de Tanrı’sınız. Gücü, bedeninizde dönen o küçük renkli dairelerle pekiştirmenize gerek yok. Bu bir yanılsamadır, ya da bir kuruntu, bir aldatmaca mı demeliydim. Üstüne üstlük bir de diğer herkese gücünüzü teslim ediyorsunuz. Acı dolu on yıl boyunca salıvermenin nasıl bir şey olduğunu öğrendiniz.</p>
<p>Bu sizin için gücü kaybetmekti, böylece gerçekte olduğunuz kişi olabildiniz. Yeni Enerjiye geçebildiniz, ki onun güce gereksinimi yok, güç istemez ve güce izin de vermez. Gerçekten her yöne genişleyen bir enerjide neden güce gerek duyasınız ki? O, kendini bilmek için kendine karşı çıkmak zorunda değildir. Herhangi bir şey biriktirmek ihtiyacında değildir, çünkü herşey zaten oradadır. Neden güce gerek duyasınız ki?</p>
<p>Lemurya’nın son zamanlarından Atlantis’e geçildiğinden beri bu güç anlayışı üstüste inşa edildi de edildi. Bu modern – siz buna modern diyorsunuz – çağa getirildi ve şişirildi. Kontrolden çıktı. Ve şu anda, bir Yeni Enerjiye ve yeni bilince geçen dünyada olan şudur, güce izin verilmeyecektir.</p>
<p>Hemen şimdi sadede gelelim, güç zehirdir. Ve siz bunu, başlıkları okurken tekrar tekrar göreceksiniz, ve dünyada neler olup bittiğini göreceksiniz. Geçmişte insanların tutundukları o gücün kendisi, en büyük ve en güçlü kuruluşlardan başlayarak, o insanların zehiri olacak. Ne kadar tutunurlarsa, o kadar zehirli hale gelecek. Ona ne kadar inanmaya çalışırlarsa, o kadar zehir saçan hale gelecek. Onu ne kadar bir başkasına karşı kullanmaya kalkarlarsa, onları o kadar boğazlayacak. Onları boğacak. Onların içindeki yaşamı alacak.</p>
<p>Güç, kendi içinde bir bilinçtir. Güç, kendi döngüsünde öyle bir noktaya ulaştı ki, artık güç olamaz. Eril/dişile ya da aydınlık/karanlığa karşı çıkamaz. O, fazla büyüdü. İçinde bulunduğu o eski bilinçten özgürleşmek istiyor, ve şimdi kendi üzerine çöküyor. Güç, kendini zehirliyor ve öldürüyor ve ona tutunan herkesi de.</p>
<p>Çetin sözler, ama gerçek sözler. Göreceksiniz. Gelecek hafta ve ondan sonraki hafta göreceksiniz, ve merak edip, bu dünyada neler oluyor, parçalanıyor mu dediğinizde de yanıt şudur; kesinlikle. Güç, kendini, ve onu suistimal etmiş, kötüye kullanmış, yanlış anlamış herkesi yok ediyor.</p>
<p>İleride Neler Olacak</p>
<p>Bazı kategorileri sayalım. Olacakların potansiyel başlıklarına bir göz atalım. (Linda, “Bu, Ekim sürprizi mi” der, Adamus Saint Germain güler) Herşeyden önce, finans sektöründe bunu gördünüz, ve daha sadece başlangıcını gördünüz. Gelecek birkaç ay içinde özellikle göreceğiniz şey, gücü elinde tutanların – yalnızca bu yaşamda değil, ama birçok yaşamda tekrar tekrar elinde tutanların – buna yeniden enkarne olduklarıdır. Onlar kendilerini bir tür güç diktatörü olarak tayin etmişler, ve şu anda Dünya’da bunlardan çok var.</p>
<p>Finansal gücü ellerinde tutmuş olanların, bunu nasıl umutsuzca elde etmeye çalıştığını, geri almaya çalıştığını, onu manipüle etmeye çalıştığını göreceksiniz. Kısa duvarın arkasında durun, derin bir nefes alın, şefkat duyun, çünkü vay onların haline. Vay ailelerinin haline, vay hizmetkârlarının haline, onların güç oyunlarına alet olan herkesin vay haline. Şefkatle kısa duvarınızın arkasında durun, sevgili dostlar. Onlar için az da olsa üzülmeyin. Bir anlamda, çarpıtılmış bir anlamda, onların da bunu insanlık adına yaptığını söyleyebilirsiniz. Bunun geleceğini biliyorlardı.</p>
<p>1500’lerde, 1700’lerde ve 1900 sonlarında, gücü elinde tutan bu gruplarla bazı çok-boyutlu diyeceğiniz, çok spiritüel ve mistik tartışmalar yaptık. Onlara neler olacağını gösterdik. İnanmadılar. Bu, güce daha da umutsuzca tutunmalarına neden oldu, ve şimdi geldi işte.</p>
<p>Yani bunun geleceğini bildikleri bir düzey var. Üzüntü hissetmeyin. Ayrıca bazıları, hayatlarında neler olduğunu öğrenmek için bazılarınıza geldiğinde de üzüntü hissetmeyin. Size geldiklerinde kâbus içinde olacaklar. Bir acı dünyasında olacaklar. (Arka planda acil durum alarmı çalmaya başlayınca kahkahalar yükselir.)</p>
<p>Böylece sevgili Şambra, şu anda güç zehirdir. O, hükümette yer alanlara zehirdir, o küçük oyunlarını oynayanlara, o küçük imparatorluklarına sahip olanlara, kendilerini ve onları destekleyen küçük gruplarını daha fazla düşünenlere zehirdir. Ben sadece seçimle gelmiş memurlardan söz etmiyorum, ben bürokratlardan söz ediyorum. Bürokratlar dışlandıklarını görecekler. Bürokratlar yepyeni bir…. almak için değil de, hizmet için gelen yepyeni bir varlıklar ordusu görecekler. Gücün küçük saltanatına tutunanlar da kendilerini acı dünyasında bulacaklar.</p>
<p>Biz herhangi bir şeyi oldurmuyoruz. Siz herhangi bir şeyi oldurmuyorsunuz, ama içtikleri o güç, şimdi zehire dönüştü. Güvendikleri o güç, her gün içtikleri o içecek, şimdi bir zehir.</p>
<p>Siz bunun kiliselerde de sürdüğünü göreceksiniz. Tanrı’ya şükür (kahkahalar), çünkü onlar hükümetin gücünü ellerini tuttular, paranın gücünü, seksüel enerjinin gücünü ve ruhun ve bilincin gücünü, ve o güçten içtiklerinde, bağırsaklarında patlayacak. Bunca zamandır kötüye kullandıkları şeyler içlerinde patlayacak. Dini gücü ve güveni ve insanların imanını ellerinde tutanların gerçekte neye benzedikleri hakkında – gerçekte nasıl şeytan oldukları hakkında – öyküler anlatılacak.</p>
<p>Üzgünüm. Tobias… o size bunları daha yumuşak söylüyor. Ben bunları sadece masaya yatırıyorum. Müzakerelerle geçen çok, çok uzun birkaç hafta geçirdim. Bazen bir kedi olarak ortaya çıkıyorum – yeni favorilerimden biri. Biliyor musunuz, insanlar çok komik. Kedinin çok zararsız olduğunu düşünüyorlar. (kahkahalar)</p>
<p>Bugünün erken saatlerinde Paris’te kendim olarak ortaya çıktım ve şu güç insanlarının bazısının, başka yaşamlardan beni Saint Germain olarak tanıyan o bankerlerin, o bürokratların, o politikacıların ödünü patlattım. Tam olarak anlayamadılar – “Seni nereden tanıyorum?” – ve ben sadece gülümsedim. Dedim ki, “Beni cehennemden tanıyorsun” (kahkahalar ve alkışlar) “ve tam da oraya geri döneceksin.” (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Sevgili, sevgili Şambra, şu anda gördükleriniz, güce bir güle güledir, gücün, şu anda Dünya’da bir zehir olan gücün kaybedilmesidir. Bu, her güç kuruluşunu silip süpürmektedir. Bunu üniversite ve okullarda bile göreceksiniz, polis bölümlerinde, silahlı kuvvetlerde, çünkü onları başından beri besleyen şey, şimdi onları yıkacak olan şeydir.</p>
<p>Bu değişim sırasında, eh, kargaşa (kaos) göreceksiniz. Bunu yumuşatıp tatlı hale sokmayacağım. Siz bunu tüm çevrenizde göreceksiniz. bazılarınız bunu kendi aileleri ve dostları kadar yakın (çevrelerde) deneyimleyecek. Onlar bazı şeylerini kaybedecekler. Acı ve ıstırap içinde olacaklar – en azından bunların yanılsaması içinde. Tanrı nerede diye merak edecekler, ve bu, soruların içinde en zoru olacak. Onları elleri ve dizleri üstünde sürekli dua ederken göreceksiniz, dua edecekler de edecekler cinnet getirene dek, çünkü her seferinde dua ettikleri o sahte tanrıdan güç almaya çalışıyorlardı. Onlar Tanrı’ya dua etmiyorlardı, onlar güç için dua ediyorlardı. Ve şimdi dua ettikleri zaman, Eski Enerjinin zehirini içiyor olacaklar ve bu, onların değişmesini zorunlu kılacak.</p>
<p>Derin bir nefes alalım. Derin bir nefes alın.</p>
<p>Kısa duvarın arkasında durmuş güç zehirinin tüm Dünya’ya aktığını izlerken; çok yakın bir gelecekte Avrupa liderlerinin katledildiğini gördüğünüzde; büyük Yerküre değişimlerini, uzun zamandır olacağı söylenen o depremleri – ki bunlar olacak, Şambra, gözlerinizin önünde olacak – gördüğünüzde, gücün kaybolması olduğunu anlayın.</p>
<p>Bu, insanlar kötü olduğu için olmuyor. İnsanlar – insanlar iyidir. İnsanların kalpleri var. İnsanlar sevgi ve umut dolular, ama birkaç kişi bunu almaya kalktı, ve bu artık iş görmeyecek. Güce gerek duyulmayan ya da gücün istenmediği yeni bir bilince geçişi birkaç kişi engellemeye çalışıyor. Onlar tutunmaya çalışıyor ve bu onları mahvedecek.</p>
<p>Sokaklarda ayaklanmalar, şehirlerin yakıldığını göreceksiniz. İnsanların hastalık kaptığını, modern tıbbınızın bile yetişemeyeceği hızda yayılan salgın hastalıklar göreceksiniz. Bazı karanlık günler göreceksiniz, ve bu dünyanın sonu değildir.</p>
<p>Kim Olduğunuzu Olmak Zamanı</p>
<p>Ben tek tek her birinizden kendine güvenmeyi hatırlamasını isteyeceğim, güce ihtiyacınız olmadığını, o eski enerjiye ihtiyacınız olmadığını anlamanızı isteyeceğim. Ben her birinizden ayağa kalkıp, olduğunuz haberciyi olmanızı isteyeceğim. Kendi hazırlıklarınız için yaşadığınız onca zorlu yıla, tam olarak içinde yaşadığımız bu zamanlar için katlandınız. Onların, dinleyesiniz diye gelecekleri kişiler sizlersiniz. Dinlemek. Onları sadece dinleyecek birini gereksinecekler – konuşma sanatıyla göz boyayan birini değil, herhangi bir ritüel ya da kristal ya da şifa ya da bunlar gibisini uygulayanları değil. Onların bir dinleyiciye ihtiyaçları olacak.</p>
<p>Onların, nefes almalarına yardımcı olacak birine ihtiyacı olacak, çünkü, Tobias’ın da daha önce söylediği gibi, şok içinde olacaklar. Kıyamet zamanını yaşadıklarını sanacaklar. Bu, birçokları tarafından böyle hissedilecek. Ama tekrarlıyorum, burada ettiğim sözleri kaydedin, ben, dünyanın sonunu öngörmüyorum, ben, büyük değişimler öngörüyorum, ve gücün eriyip yok olacağını öngörüyorum.</p>
<p>Biraz korkutucu deneyimleriniz olacak, kelime anlamındaki gücün – elektriklerin – kesilmesi gibi, sadece küçük bir şehirde değil, ama bir ülkenin ya da ülkelerin tamamında. Ve siz, neler oluyor, diyeceksiniz, çünkü, bakın, dünyanız nükleer ve kömür ve başka kaynaklardan beslenen, kelime anlamındaki güç ağı üzerine kurulu. Ama bunlara dayalı bir Dünyanız var, onun için, sahip olduğunuz bu güç ağlarının bazısının çöktüğünü de göreceksiniz. Ha, bir süre sonra bunlar tamir edilecek, ama dünyanın farklı bölgelerinde çok alışılmadık ve gizemli bir biçimde kesilecekler.</p>
<p>Ve ben herkesin bu noktada bir durup bakmasını istiyorum, eğer bunlar için yabancı varlıkları suçlayacak olursanız (kahkahalar) benim uzun bir konuşma yapmam gerekecek. Sizi spiritüel çocuk yuvasına geri göndermem gerekecek. (Linda, “Spiritüel çocuk yuvası mı?!” der. İzleyiciler güler)</p>
<p>Şambra, hiç görmediğiniz şeyler göreceksiniz, ve bunların sizi etkilemesi gerekmiyor. Sizi dengenizden çıkarması gerekmiyor. Aslında bunu yapamaz da, çünkü gücü salıverdiniz. Kendinize, Kaynağa, içinizdeki Tanrı’ya geri geldiniz. Deyim yerindeyse, kendinizi o ağdan, insan bilincinin o Eski Enerji ağından kurtardınız. Hatırlayın, bazılarınızı üç yıl kadar önce o ağdan çekip çıkarmamız gerekti! O insan bilinci ağını bırakın, hatta spiritüel bilinç ağını da, çünkü siz kendi ağınızsınız. Böylece, çevrenizde bunların olup bittiğini görürken, bunlar sizi etkilemeyecektir, çünkü siz, şu anda dünyada bulunan diğerleri gibi güce tutunmuyorsunuz.</p>
<p>Olaylardan söz ederken, birçok insanın ziyaret adını vereceği şeyler göreceksiniz, – gökyüzünde ışıklar – çok alışılmadık şeyler, benzerinin hiç görülmediği şeyler. Bunlar yabancı varlıklar değildir. Bunlar, gelmekte olan insanlığın yeni bilincidir. Gökyüzünde ışık olarak algılanacaklar, yalnızca geceleri değil, gündüzleri de. Bunlar çok ilginç değişim ve dönüşümler olarak algılanacak, çoğu kez ışık enerjisi olarak, ama başka türden enerjiler olarak da. Bazıları bunu zihni ve gözleri devreye sokarak yabancı varlık olarak yorumlayacak, ama bu, sizin gelmekte olan Yeni Enerjiniz, tanrısallığınız ve insanlığın yeni bilincidir. Kendinizi yabancı varlıklara teslim etmek gibi eski güç yollarına geri dönmeyin.</p>
<p>Siz, habercilersiniz. O beklediğiniz, sizsiniz.</p>
<p>Elbette, gelip de izleyen ve gözlemleyen boyutların, gezegenlerin, başka yerlerin bilinçleri olacak, ama onlar kurtarma amacıyla gelmiyorlar. Onlar yanıtlarla gelmiyorlar, çünkü o yanıtlara siz sahipsiniz. Spiritüel ailelerin enerjisini hissedeceksiniz. Yeni Dünya’nın ve biçimlenmeye başlayan diğer yeni Dünyaların enerjilerini, gelmekte olan Kristallerin ve yeni varlıkların enerjilerini, onlar giderek Dünya’ya yaklaştıkça, hissedeceksiniz. Onlar daha fazla yaklaşabiliyorlar, çünkü perde daha ince. Dram ve değişim zamanlarında da yakına gelecekler, ama onların, sizi kurtarmak için buraya gönderilmediğini anımsayın.</p>
<p>Sizin bir kurtarıcıya ihtiyacınız yok. O beklediğiniz, sizsiniz.</p>
<p>Giyecek ve yiyecek ve barınak gibi şeyler için kaygılanmanız gerekmiyor, çünkü bunlar sizin için orada olacaklar. Dünyayı kurtarmakla ilgili kaygı duymanız gerekmiyor. Bunu daha önce de başka yaşamlarda denediniz ve geri tepti. Siz şu anda Dünya’da, dinleyici olmak üzere, vizyoner olmak üzere, başkalarına nefes almada yardımcı olmak ve başkalarına, güce ihtiyaçları olmadığını görmelerine yardımcı olmak üzere bulunan egemen/mutlak bir varlıksınız.</p>
<p>Korkmak, dramlara kapılmak eğilimi göstereceksiniz, çünkü olaylar yoğun olacak. Ben sizden, kim olduğunuzu hatırlamanızı isteyeceğim. Ben sizden, Şambra Hizmet Merkezi denen şeyi hatırlamanızı isteyeceğim, oranın yaratılmasına yardım ettiniz ve kendi yenilenmeniz için her an oraya gidebilirsiniz.</p>
<p>Bazılarınız sordu, bazılarınız sabırsızlık gösterdi ve dedi ki, “Peki Tobias, Saint Germain, dediniz ki, onlar kapınıza gelecekler, onlar size gelecekler. Peki bana gelecek olanlar nerede?” Biz de diyoruz ki, hazırlanın, çünkü onlar geliyorlar. Ayaklarının altından halının çekildiğini hissedenler, asla yaşamak istemedikleri bir kâbus yaşadıklarını hissedenler. Onlar gelecek size.</p>
<p>Yeni Potansiyeller</p>
<p>İnsanlık için zorlu bir dört yıl olacak, ve sonra yeni bir şafak göreceksiniz. Sizin ve diğerlerinin başka alemlerde üzerinde çalıştığı yeni çağı göreceksiniz. Onun Dünya’ya gelip tezahür ettiğini göreceksiniz. Eskinin büyük bir bölümünün terk edip gittiğini göreceksiniz, ve gitmeyenlerse değişecek. Birçok yeni varlığın geldiğini göreceksiniz.</p>
<p>Ben şimdi dünyanın her yanındaki Şambra’yla birlikte bir an için durmak istiyorum. Bu alanda, bir vizyon ve bir potansiyel yaratmak için birlikte olmanızı istiyorum. Bu, zihinsel bir vizyon yaratmak anlamına gelmiyor. Gerçek bir vizyon, hislerden ve kalpten gelir. Şeylerin nasıl görüneceğine ilişkin zihinsel bir resim oluşturmaya çalışmanız gerekmiyor.</p>
<p>İnsanlık için bir potansiyeli hissetmenizi istiyorum. Her insanın bir kâse yulaf ezmesine ve rahat ayakkabılara ve bir arabaya sahip olması gerektiğini söyleyen ayrıntılı bir liste düşünmenizi istemiyorum. Bunlar zihinden gelen şeylerdir. Gerçek bir vizyon, hissetmekten gelir.</p>
<p>Bir an durmanızı istiyorum. Yaşamınızdaki deneyimlerinizden birini, kendi içinde bütün ve mutlu bir hissi yeniden yaşayın. Bu, deniz kenarındaki bir gün olabilir, ormandaki bir yürüyüş ya da sadece arabanızı sürmek olabilir. Bunu hissetmenizi istiyorum.</p>
<p>Bakın, işte bu bir histir. Onu hissedin.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Bu histe genelde bir tamamlanmışlık duygusu vardır, doygun, hoşnut olma hali, ve o anda hiç bir şeye ihtiyaç duymama hali vardır. Kendinizi doygun/hoşnut ve tamamlanmış hissettiğiniz için herhangi bir ihtiyaç duymazsınız. Şimdi hatırlıyor olabileceğiniz o çok özel anda, herşey mevcuttu. Herşey o anda dengedeydi. Bu bir huzur hissi. Güce ihtiyaç duymadığınız bir his. Sadece siz varsınız.</p>
<p>Şimdi, insanlık için bir vizyonda biraraya gelelim, ve bunu yapmadan önce, birkaç kaba/saygısız yorumda bulunmak istiyorum. Dünyanın her yanında, onların deyimiyle, insanlık için bu tür vizyonlara sahip olmaya çalışan gruplar, bireyler var, ama bu vizyonlar gerçekte zor ve hızlı arzulardır. Kendi amaçlarını, hatta kendi kısıtlılıklarını alıp başka insanlara yerleştiriyorlar. Dua gruplarında oturuyorlar. Meditasyon gruplarında ritmik sesler çıkartıyorlar. Kendi amaçlarını başka insanlara yamıyorlar. Biz bunu yapmayacağız, çünkü bu, sevgili dostlar, bir güç oyunuydu. Bir güç oyunuydu çünkü kendi inançlarını, kendi arzularını, kendi güvensizliklerini, hatta başkalarıyla ilgili kendi dileklerini başkalarına yamıyor, empoze ediyorlardı.</p>
<p>Bizim, Yeni Enerji vizyonerleri olarak gerçekleştireceğimiz şey, bir potansiyel yaratmaktır. Bunu kimseye yamamıyoruz, kimseye zorlamıyoruz. Yaptığımız şudur, biz, diğer insanların, seçtikleri takdirde kucaklayabilecekleri bir hissi, bir bilinci, bir potansiyel olarak gönderiyoruz. Şu anda güçlerini kaybedenler ve çok az ya da hiçbir şeyle kalacak olanlar bu potansiyele, bu yeni güçsüz yola girebilirler. Biz, Eski Enerji vizyonumuzdaki bir dünya yaratmaya çalışmıyoruz. Biz bir vizyonu açıp hisler yoluyla genişletmeye çalışıyoruz, böylece seçtikleri takdirde diğer insanlar bu vizyonu kucaklayabilecekler.</p>
<p>Şu an yakın gelecekteki potansiyele bakacak olursanız, epey kasvetli görünebilir. Bir güven kaybı oldu ve bu yüzden de bir umut kaybı. O nedenle şimdi ortaya çıkan potansiyeller, çoğu insanın şimdi gördüğü potansiyeller, çok karanlık ve çok olumsuz görünüyor. Bizim yapacağımız ise, eğer bunu seçmek isterlerse, güce gerek duyulmayan, kötüye kullanma ya da suistimal etmenin geçmişte kaldığı, tamamlanmışlığın tek tek herkesten geldiği, bir potansiyel yaratmaktır.</p>
<p>Şimdi derin bir nefes alalım…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>… ve herhangi bir kuvvet olmadan, herhangi bir güç olmadan, zihin olmadan, bizim o çok yetenekli müzisyenlerimiz, Einat ve Gerhard’ın buraya gelip, yeni bir bilince hazır olan insanlar için bunun müzik yoluyla iletilmesine, bu potansiyelin yarına ve öbür güne ve sonraki güne taşınmasına yardımcı olmalarını isteyeceğim.</p>
<p>Müzik çalarken, genişlemenize izin verin. Hissetmenize izin verin. Önünüzdeki dört yıl için bir ulak olmanıza izin verin.</p>
<p>(Müzik çalar)</p>
<p>Derin derin nefes alın, Şambra. Yarın için bir vizyon yaratalım, diğer insanların bağdaşabileceği, yaşamlarına tamamlanmayı, tanrısalı, bütünlemeyi, gücü bırakmayı getirerek, gerçekten yeni bilince geçebilecekleri bir hissi, bilinci yaratalım.</p>
<p>Gözlemle, Bırak ve Güven</p>
<p>Yaşamlarınızın bu bir sonraki çok önemli zamanına girerken ve kısa duvarın arkasında dururken, birkaç basit şeye değinelim.</p>
<p>Sonuç, gücün gidiyor olması, diyebilirsiniz. Biz güle güle diyoruz, ve şimdi gördüğünüz herşeyde, gözlemlediğiniz ve aslında başka bir açıdan baksaydınız olumsuz ya da kötü olarak yargılayacağınız herşeyde, bunun yalnızca terk edip giden güç olduğunu gözleyin. Gücü içmekte ısrar edenler için onun nasıl kendi zehiri olduğunu gözlemleyin, çünkü güç onlara bırakmalarını söylemeye çalışıyor. Daha büyük önem taşıyan bir şey var.</p>
<p>Kendi yaşamlarınızda artık dramların dışında kalmayı, kendinizi suçlamanın dışında kalmayı, yeterince iyi biliyorsunuz. Şu an kendi yaşamlarınızda şeyleri basitleştirin. Basitleştirin. Bunu çevrenizde çok fiziksel yollardan gerçekleştirin. Bunu zihninizde gerçekleştirin. Bunu yaşamınızdaki herşeyde yapın. Şeyleri basit tutmakla, bu zamanlardan çok, çok daha kolay geçtiğinizi göreceksiniz. Daha azı size yapışacaktır. Ben, sahip olduğunuz herşeyi atmanızdan söz etmiyorum. Ben, şeyleri basit tutmaktan söz ediyorum.</p>
<p>Şu ara bilincinizin büyük bir bölümü birçok ayrıntıyı yönetmeye kullanılıyor. Yaşamınızdaki şeylere bir bakmanızı istiyorum: Onlar gerekli mi, değil mi? Ben yalnızca fiziksel olanlardan söz etmiyorum, zihinsel olanları, inançları, yaşamınızdaki herşeyi kastediyorum. Onlar gerçekten gerekli mi? Size gerçekten hizmet ediyorlar mı?</p>
<p>Ayrıca, zihninize ne kadar hâlâ bir güç merkezi olarak davrandığınıza da bakmanızı istiyorum. Birçoğunuz bunun büyük bir bölümünü bıraktınız. Kendinizi tanrısala ve hayal gücüne açmaya izin verdiniz, ama hâlâ bir güç merkezi olarak zihninize güveniyorsunuz. Bunu da bırakmaya hazır mısınız? Bu korkutucu olabilir, çünkü “Sahip olduğum tek şey zihin” diyorsunuz. Ama işte bu bile o güç merkezinin hilesidir. Siz çok daha fazlasına sahipsiniz ve çok daha fazlasısınız, yeter ki kim olduğunuza güvenin ve onun gelmesine izin verin.</p>
<p>Şu son birkaç haftadır gördükleriniz bir başlangıçtır. Daha fazlası olacak, birçok farklı yönden gelecek. Ben, herşey çok kötü olacak ve bunun çıkışı yok, demiyorum. Ben, kitlesel bir değişim öngörüyorum. Güce tutunanların, onun çok, çok tatsız bir zehir olduğunu göreceklerini öngörüyorum. Ve, gücü elinde tutanların kurbanları olmada ısrar edenler de, o Eski Enerjiyi bırakmak zamanının geldiğini görecekler.</p>
<p>Derin bir nefes alın. Hayat iyidir. Gerçekten öyledir.</p>
<p>Ben O Ben’im Adamus Saint Germain. Sizi kısa bir süre sonra yine göreceğiz.</p>
<p>Şimdi İyi Haberler</p>
<p>(Şaud 3’ü izleyen S&amp;Y bölümünden)</p>
<p>Ben O Ben’im Adamus Saint Germain, ve siz daha fazlası için geri geldiniz! (kahkahalar)</p>
<p>Ama aslında, Şambra, şimdi iyi haberlere geçelim. Iyi haberi ben basit bir formülle açıklayabileceğim. Bu, Einstein ile birlikte yaratılmasına yardımcı olduğum bir fizik formülü ve o çok basit:</p>
<p>“Gücün çöküşü, sert dalgalara neden olur, ve bu, gergin bir boşluk yaratır, ki bu da yeni farkındalığa götürür.”</p>
<p>Hmmm, gerçekten. Şimdi siz uzun, sıkıcı bir matematik formülü yazabilirsiniz, ama bu basit bir, sizin deyiminizle, spiritüel fizik (kuralıdır).</p>
<p>Böylece şu ara olan şey, sizin güç merkezlerinin çöktüğünü gördüğünüzdür, ve bunu görmeye devam edeceksiniz, ve bu bir dolu insanı korkutacaktır. Onlar bu güç merkezlerine yatırım yaptılar – finansal olarak, kontrol açısından, yetki açısından – ama bu merkezler çökmeye başlayacak. Ve bu, sert dalgalar oluşturacak, ki bu da, dünyanın her yanındaki insanların korkmasına, aşırı tepki vermesine, dramlara yol açacak.</p>
<p>Ama bu öyle bir enerji dinamiği yaratacak ki, bir boşluk türü yaratacak, ve insanlar boşlukta ne yapacaklarını bilmezler. Heryerde yanıtları ararlar, ama o anda görünürde hiçbir yanıt yoktur. Ve ben buna gergin bir boşluk diyorum, çünkü, eh, tüm çevresi gerginlikle doludur. Gerginlikten yaratılmıştır. Ve bu boşluk bir boşluk olarak kalmak istemez, böylece onunla bağlantılı olan enerji, boşluğun tüm çevresinde bir dönüşüm işleminden geçer, ama merkezde hiçlik gibi görünür, ve insanlar bunu hissedeceklerdir.</p>
<p>Sonuç şu, o boşluk – o ille de çökmez, aslında dönüşür – ve bu dönüşüm içeriye farkındalığı ya da sizin yeni bilinç diyeceğiniz şeyin çok, çok yüksek bir düzeyini davet eder. Bu farkındalık ya da yeni bilinç, tıpkı bir su bendinin kırılmasıyla içeriye akan su gibi, içeri dalacaktır, ve siz, bazı çok, çok hızlı ve çok etkin çözümler göreceksiniz.</p>
<p>Benim, yeni bir sosyal toplum diyeceğim şey olacak – sosyalizm ya da komunizm ile karıştırılmasın – ama gerçekten sosyal kaygıları ve sosyal gereksinimleri göz önünde bulunduran bir sosyal toplum. Ama bu yeni sosyal toplum, geçmişte olduğu gibi kurbanların ondan eski biçimlerde beslenmesine izin vermeyecek. Sosyal bir toplum, tek tek her bir kişinin egemenliğini/mutlakiyetini tanıyacak, ama aynı zamanda mutlak varlıklar arasındaki uyumluluğu ya da işbirliğini de.</p>
<p>Küresel finans durumuna büyük, çok büyük hızla yeni çözümler (üretildiğini) göreceksiniz. Tam bir işbirliği içinde, güce dayanmayan, ama akıcı bir değiş-tokuş temeline dayanan yeni bir banka sisteminin ortaya çıktığını göreceksiniz.</p>
<p>Geçenlerde sözünü ettiğimiz şeyleri göreceksiniz – bu gezegen için yeni yiyecek kaynaklarının ve beslenme kaynaklarının büyük bir hızla geliştirildiğini göreceksiniz. Kanser gibi, AİDS gibi Eski Enerji sorunlarını, ve temelde Eski Enerji gücünün dengesiz enerjisinin bir sonucu olan bazı diğer hastalıkları da çözmek üzere şaşılası bir hızla gelen tıbbi gelişmeler göreceksiniz.</p>
<p>Dünya üzerindeki yakıt krizi ya da enerji krizi dediğiniz şeyler için parlak çözümlerin geldiğini göreceksiniz, ki bunlar keşfedildiğinde size çok açık, çok aşikâr gelecek. İnsanların kafalarını kaşıyıp da bunu daha önce neden görmediklerine şaşmalarına neden olacak. Bu çözümler temiz ve verimli ve bereketli olacak. Onlar, gücün gerekmemesi ve bireysel insanlara egemenliği geri getirmek gibi, aynı genel modele uygun olacaklar.</p>
<p>Ben güç terimini kullanırken, karşıt şarjlarla – negatif ve pozitifle – ilgili fizikten söz ediyorum. Dünya bilinci çok uzun bir süre bunu temel aldı. Dünyayı inşa eden buydu. O şimdi bir olgunluğa ve öyle bir noktaya ulaştı ki, güç, yani eski anlamıyla karşıt olan, çarpışan enerjilerin artık varolması gerekmiyor. Artı, her ne kadar tüm bu güç dalaverelerine inanmış ya da yatırım yapmış epey insan varsa da, ona aslında ihtiyaçları olmadığını görecekler.</p>
<p>Dünyanın aslına ilişkin onca sorunun yanıtı, ve boyutlara ilişkin, zaman ve mekânın kendisine ilişkin soruların yanıtı, bu yeni farkındalığın sonucu olarak gelecek. Önünüzde, hepimizin önünde birkaç zorlu jüri üyesi olacak. Panik ve korku olacak, suçlamalar ve tehditler olacak, ve güce tutunma girişimleri olacak. İnsanların o eski iyi günlere geri dönelim dediğini her duyduğunuzda, bu söylemin yerine şunu koyun, “Ben güce sahip olmayı ve onu kontrol etmeyi sürdürmeliyim.” İşte tam anlamı budur.</p>
<p>Siz Dünya’daki bu yaşamınızda yaptığınız yolculuğun en inanılmaz bölümüne, diğer alemlerde provasını yaptığınız bölümüne, şu an yaşamınızda her türlü farklı yoldan hazırlandığınız bölümüne geldiniz. Bu, sizlerin, ulakların, öne çıkma zamanıdır – vaaz vermek ve insanları dininden ya da dine döndürmek için değil, insanlara nasıl sizin haklı ve onların haksız olduğunu söylemek için değil, ama yeni bilincin bir Bayrağı olarak orada olmak için öne çıkma zamanıdır. Çünkü bu boşluk dolduğunda ve farkındalık geldiğinde, sizin gibi bütünleşmiş, o farkındalığı topraklayan, ve akla uygun ve yüksek bir bilinçle hareket eden insanlara ihtiyaç duyacaktır. Gerçekleştirdiğiniz çalışma için tek tek her birinize ve hepinize şapkamı çıkartıyorum.</p>
<p>Kırmızı Meclis’in varlıklarından Tobias, Golden, Colorado’da yaşamakta olan Geoffrey Hoppe tarafından sunulmaktadır. Tobit’in mukaddes kitabında bulunan Tobias’ın öyküsü, Crimson Circle sitesinde bulunmaktadır.<br />
www.crimsoncircle.com. Tobias materyelleri, bedelsiz olarak dünyanın her tarafında bulunan ışık işçileri ve Shaumbra’ya, Ağustos 1999 tarihinden beri sunulmaktadır. Bu tarih Tobias’ın, insanlığın yıkım potansiyelini aşıp, Yeni Enerjiye girdiğini söylediği tarihtir.<br />
Kırmızı Çember, Yeni Enerjiye geçiş yapacak ilk insan (kılığındaki) meleklerden oluşan küresel bir ağdır. Bu kişiler, yükseliş halinin sevinç ve zorluklarını deneyimlerken, diğer insanların da yolculuğuna, paylaşım, ilgi ve yol göstererek yardımcı olmaktadır. Crimson Circle’in sitesine her ay 50.000’in üzerinde ziyaretçi, son materyelleri okumak ve kendi deneyimlerini tartışmak amacıyla girmektedir.<br />
Kırmızı Çember her ay Denver, Colorado’da, Tobias’ın, Geoffrey Hoppe kanalıyla son bilgileri sunduğu yerde biraraya gelmektedir. Tobias, kendisinin ve Crimson Council’ın (Kırmızı Meclisin) diğer semavi varlıklarının, aslında insanoğlunun kanallığını yapmakta olduğunu bildirmektedir. Tobias’a göre, onlar bizim enerjilerimizi okumakta ve biz içimizde deneyimlerken, dışardan da bakabilmemiz için, kendi bilgilerimizi bize geri tercüme etmektedirler. Kırmızı Çember toplantıları herkese açıktır, ama LCV takdir edilir. Katılımı gerektiren hiç bir şey ve ödenmesi gereken bir aidat yoktur. Kırmızı Çember bolluğunu, dünya çapındaki Shaumbra’nın açık sevgisi ve bağışlarıyla sürdürür.<br />
Kırmızı Çemberin en yüksek amacı, insan melekler ve öğretmenler olarak, içsel spiritüel uyanış yolunu yürümekte olan kişilere hizmet etmektir. Bu hıristiyanlıkla ilgili bir misyon değildir. Tersine, içsel ışık, merhamet ve ilgi bulabilmeleri amacıyla, insanları senin kapına getirecektir. Kılıçlar Köprüsü’ndeki yolculuğuna başlayan bu kendine has ve değerli insan sana geldiğinde, o anda ne yapman ve öğretmen gerektiğini bileceksin.<br />
Eğer bunu okumaktaysan ve gerçek olduğunu ve bir bağın olduğunu hissediyorsan, sen gerçekten Shaumbra’sın. Sen insan (kılığında) bir öğretmen ve bir rehbersin. İçindeki tanrısallık tohumunun bu anda ve gelecek tüm zamanlar için çiçek açmasına izin ver. Hiç bir zaman yalnız değilsin, çünkü tüm dünyada bir ailen ve çevrendeki semavi boyutlarda melekler vardır.<br />
Bu metni lütfen ticari amaç olmaksızın ve bedelsiz olarak dağıtın.<br />
Lütfen bu bilgiyi, dipnotlar dahil bütünüyle kullanın. Tüm diğer kullanımlar, Geoffrey Hoppe, Golden Colorado’dan alınacak yazılı onayı gerektirir. Telif hakkı 2001, Geoffrey Hoppe, P.O.Box 7328, Golden, CO 80403.e-posta: tobias@crimsoncircle.com. Tüm haklar mahfuzdur.</p>
<h2 class="baslik"></h2>
<h2 class="baslik"></h2>
<h2 class="baslik">Sorular ve Yanıtlar</h2>
<div class="tarih">Geri Dönüş Dizisi:</div>
<div class="tarih">ŞAUD 3: “Güce Elveda”</div>
<div class="tarih">Adamus Saint Germain’in katılımıyla, Kanallık Geoffrey Hoppe</div>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
4 Ekim 2008<br />
www.crimsoncircle.com   &#8211;   www.kirmizicember.org</p>
<p>Ben O Ben’im Adamus Saint Germain, ve siz daha fazlası için geri geldiniz! (kahkahalar)</p>
<p>Ama aslında, Şambra, şimdi iyi haberlere geçelim. İyi haberi ben basit bir formülle açıklayabileceğim. Bu, Einstein ile birlikte yaratılmasına yardımcı olduğum bir fizik formülü ve o çok basit:</p>
<p>“Gücün çöküşü, sert dalgalara neden olur, ve bu, gergin bir boşluk yaratır, ki bu da yeni farkındalığa götürür.”</p>
<p>Hmmm, gerçekten. Şimdi siz uzun, sıkıcı bir matematik formülü yazabilirsiniz, ama bu basit bir, sizin deyiminizle, spiritüel fizik (kuralıdır).</p>
<p>Böylece şu ara olan şey, sizin güç merkezlerinin çöktüğünü gördüğünüzdür, ve bunu görmeye devam edeceksiniz, ve bu bir dolu insanı korkutacaktır. Onlar bu güç merkezlerine yatırım yaptılar – finansal olarak, kontrol açısından, yetki açısından – ama bu merkezler çökmeye başlayacak. Ve bu, sert dalgalar oluşturacak, ki bu da, dünyanın her yanındaki insanların korkmasına, aşırı tepki vermesine, dramlara yol açacak.</p>
<p>Ama bu öyle bir enerji dinamiği yaratacak ki, bir boşluk türü yaratacak, ve insanlar boşlukta ne yapacaklarını bilmezler. Heryerde yanıtları ararlar, ama o anda görünürde hiçbir yanıt yoktur. Ve ben buna gergin bir boşluk diyorum, çünkü, eh, tüm çevresi gerginlikle doludur. Gerginlikten yaratılmıştır. Ve bu boşluk bir boşluk olarak kalmak istemez, böylece onunla bağlantılı olan enerji, boşluğun tüm çevresinde bir dönüşüm işleminden geçer, ama merkezde hiçlik gibi görünür, ve insanlar bunu hissedeceklerdir.</p>
<p>Sonuç şu, o boşluk – o ille de çökmez, aslında dönüşür – ve bu dönüşüm içeriye farkındalığı ya da sizin yeni bilinç diyeceğiniz şeyin çok, çok yüksek bir düzeyini davet eder. Bu farkındalık ya da yeni bilinç, tıpkı bir su bendinin kırılmasıyla içeriye akan su gibi, içeri dalacaktır, ve siz, bazı çok, çok hızlı ve çok etkin çözümler göreceksiniz.</p>
<p>Benim, yeni bir sosyal toplum diyeceğim şey olacak – sosyalizm ya da komunizm ile karıştırılmasın – ama gerçekten sosyal kaygıları ve sosyal gereksinimleri göz önünde bulunduran bir sosyal toplum. Ama bu yeni sosyal toplum, geçmişte olduğu gibi kurbanların ondan eski biçimlerde beslenmesine izin vermeyecek. Sosyal bir toplum, tek tek her bir kişinin egemenliğini/mutlakiyetini tanıyacak, ama aynı zamanda mutlak varlıklar arasındaki uyumluluğu ya da işbirliğini de.</p>
<p>Küresel finans durumuna büyük, çok büyük hızla yeni çözümler (üretildiğini) göreceksiniz. Tam bir işbirliği içinde, güce dayanmayan, ama akıcı bir değiş-tokuş temeline dayanan yeni bir banka sisteminin ortaya çıktığını göreceksiniz.</p>
<p>Geçenlerde sözünü ettiğimiz şeyleri göreceksiniz – bu gezegen için yeni yiyecek kaynaklarının ve beslenme kaynaklarının büyük bir hızla geliştirildiğini göreceksiniz. Kanser gibi, AİDS gibi Eski Enerji sorunlarını, ve temelde Eski Enerji gücünün dengesiz enerjisinin bir sonucu olan bazı diğer hastalıkları da çözmek üzere şaşılası bir hızla gelen tıbbi gelişmeler göreceksiniz.</p>
<p>Dünya üzerindeki yakıt krizi ya da enerji krizi dediğiniz şeyler için parlak çözümlerin geldiğini göreceksiniz, ki bunlar keşfedildiğinde size çok açık, çok aşikâr gelecek. İnsanların kafalarını kaşıyıp da bunu daha önce neden görmediklerine şaşmalarına neden olacak. Bu çözümler temiz ve verimli ve bereketli olacak. Onlar, gücün gerekmemesi ve bireysel insanlara egemenliği geri getirmek gibi aynı genel modele uygun olacaklar.</p>
<p>Ben güç terimini kullanırken, karşıt şarjlarla – negatif ve pozitifle – ilgili fizikten söz ediyorum. Dünya bilinci çok uzun bir süre bunu temel aldı. Dünyayı inşa eden buydu. O şimdi bir olgunluğa ve öyle bir noktaya ulaştı ki, güç, yani eski anlamıyla karşıt olan, çarpışan enerjilerin artık varolması gerekmiyor. Artı, her ne kadar tüm bu güç dalaverelerine inanmış ya da yatırım yapmış epey insan varsa da, ona aslında ihtiyaçları olmadığını görecekler.</p>
<p>Dünyanın aslına ilişkin onca sorunun yanıtı, ve boyutlara ilişkin, zaman ve mekânın kendisine ilişkin soruların yanıtı, bu yeni farkındalığın sonucu olarak gelecek. Önünüzde, hepimizin önünde birkaç zorlu jüri üyesi olacak. Panik ve korku olacak, suçlamalar ve tehditler olacak, ve güce tutunma girişimleri olacak. İnsanların o eski iyi günlere geri dönelim dediğini her duyduğunuzda, bu söylemin yerine şunu koyun, “Ben güce sahip olmayı ve onu kontrol etmeyi sürdürmeliyim.” İşte tam anlamı budur.</p>
<p>Siz Dünya’daki bu yaşamınızda yaptığınız yolculuğun en inanılmaz bölümüne, diğer alemlerde provasını yaptığınız bölümüne, şu an yaşamınızda her türlü farklı yoldan hazırlandığınız bölümüne geldiniz. Bu, sizlerin, ulakların, öne çıkma zamanıdır – vaaz vermek ve insanları dininden ya da dine döndürmek için değil, insanlara nasıl sizin haklı ve onların haksız olduğunu söylemek için değil, ama yeni bilincin bir Bayrağı olarak orada olmak için öne çıkma zamanıdır. Çünkü bu boşluk dolduğunda ve farkındalık geldiğinde, sizin gibi bütünleşmiş, o farkındalığı topraklayan, ve akla uygun ve yüksek bir bilinçle hareket eden insanlara ihtiyaç duyacaktır. Gerçekleştirdiğiniz çalışma için tek tek her birinize ve hepinize şapkamı çıkartıyorum.</p>
<p>Ve şimdi, soru sormaya cesaret edenler için (kahkahalar) (soru&amp;yanıt zamanı).</p>
<p>LİNDA: Gerçi bu soru Tobias’a sorulmuş ama, senin uygun bir yanıt verebileceğini düşünüyorum.</p>
<p>1.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Sevgili Tobias, eşim bir başkasına aşık, o ilişkide cinselliği yaşamayı seçerken, bizim ilişkimizi de sürdürmek istiyor. Ben bunu birçok açıdan denedimse de, bir türlü kendime uygun hale getiremiyorum. Sağlık, denge, berraklık, eski inanç sistemlerinin salıverilmesi, güvenli bir alan yaratma, veçheleri buyur etme, kendime güvenmeyi öğrenme ve kendime verdiğim bu deneyimi onurlandırmayı seçerek bilinçli nefesler aldım. Bu deneyimi bir Yeni Enerji bakış açısıyla anlamak istiyorum. Ruh açısından bakıldığından bu aslında neyle ilgili? Kendim için daha iyi bir sağlık ve denge nasıl yaratabilirim? Bu konuyla ilgili en sevecen ve şefkatli seçimler nelerdir? Bu süreci yönlendirmemi sağlayacak her türlü anlayışı şükranla kabul edeceğim.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Gerçekten. Eğer kendine saygı duyuyorsan, ki duymalısın, bu ilişkiyi bırakmalısın. Bu, eski bir ilişki ve bir dolu manipülasyon söz konusu. Seni mutlu etmesi için, seni tatmin etmesi ya da sana herhangi bir şey getirmesi için başka bir kişiye ihtiyacın yok. Bu insan, nasıl salıvereceğinle, kendi içinde nasıl Tanrı olacağınla ilgili, senin yaşamında güzel bir örnek. Bu çok Eski Enerji ilişkisi ve bırakmanın da zamanı gelmiş. Ve bu arada, bunu yaptığın zaman, kendi dışına bakıp durduğun için kullanmadığın, ama senin içinde varolan kaynakları göreceksin.</p>
<p>Ben ilişkilerle ilgili genel bir şey söyleyeceğim. Birçoğunuzun keşfettiği gibi, bunlar da fazlasıyla Eski Enerjidir. İlişkilerle mücadele edip durduğunuzu biliyorum, ve içinizde bir yerlerde, değerli bir insan olabilmek için bir ilişkinizin olması gerektiğine dair bir program var, ama sonra berbat ilişkilere giriyor ve bırakmak istemiyorsunuz. İlişkiler kendi içlerinde – Eski Enerji ilişkileri – bir dolu yaşamdan arta kalan eski güç merkezlerine sahiptir. Eğer bir ilişkide zorluk yaşıyorsanız, büyük bir olasılıkla size kendi egemen/muktedir varlığınızı olmanız gerektiğini söylüyordur. Bu herhalde, beslendiğin şeyleri nasıl salıvereceğine ilişkin çok basit bir örnektir. Teşekkür ederiz.</p>
<p>2.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Merhaba, eski dostum. Seninle birlikte dünyanın türlü yerlerinde dolaştıktan sonra yeniden karşılaşıyoruz. Finans sorunlarından söz etmek amacıyla bugün burada bulunmam çok uygun. Kamu şirketlerini iflastan kurtarmak adına yapılan müdahalelerin sonuncusunu yaşadım ve direnmeye çalıştım, ama sanırım işe yaramadı.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Eh, sonuncusu, şimdilerde olanlardan farklıydı.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Aynen öyle. Herneyse, bildiğin gibi ben yeni projem üzerinde çalışıyordum ve Yeni Enerjiyle düşünmeyi deniyordum; bir Eski Enerji dağıtım şebekesini alıp, bir Yeni Enerji dağıtımını şimdiden planlasam, bilirsin, temelde yakıt falan gibi şeyler. Ve burada muazzam bir fırsat var, ama ben biraz yıpranmaya başladım ve biraz yardım gereksiniyorum, ve ben, bilirsin, hayal kuruyordum. Senin öğrettiğin farklı programları falan uyguluyordum, ama beni önemli ölçüde yıpratıyor. Neyi gözden kaçırıyorum?</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Gözden kaçırMADIĞIN, kendi zihnin. Analiz etme ve düşünme tarzında eski geçmişine fazlasıyla bağlısın, ve hayal gücü dediğin bazı alemleri keşfetmeye cesaret edemedin. Hâlâ bunu düşünce yoluyla halletmeye çalışıyorsun, ve bu seni çok yıpratacaktır ve ayrıca başarılı olmanı da çok zorlayacaktır.</p>
<p>Bu nedenle, ben senden büyük korku duyduğun şeyi yapmanı isteyeceğim – en az 30 gün boyunca bunların tümünden uzaklaş. Bunu bir kenara koy. Kendi – ah, şimdiden senin bağırıp çağırdığını duyabiliyorum! (kahkahalar) İşin komik yanı, biz seninle bu konuşmayı daha önceki gün yaptık ve sen, duyduğun şeylere inanmadığını söyledin, onun için bunları yeniden duymak için bugün buraya geldin. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>2.ŞAMBRA: Bunu iki günde bir sabahın 3:00’ünde yapamaz mısın?! (izleyiciler ve Adamus Saint Germain güler)</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Bu, kafanın devreye girmediği sayılı zamanlardan biri. Ve ben bunu türlü nedenlerden ötürü söylüyorum. Birincisi, biraz geri çekilmeni sağlamak. 30 gün içinde başka şeyler değişecek ve sen, bu projenin parçası olan bazı kişilere bağlanmadığın için memnun olacaksın. Bu süre ayrıca, düşündüğün şeyleri düşünmekten vazgeçmen ve beynin yerine farkındalığını ve bilinci kullanman için de sana zaman tanıyacaktır. Ve yanıtın gerçekten, çabalayıp durduğun şeylerden çok daha basit olduğunu göreceksin. Ayrıca o noktada, programa farklı türden ortaklar çekeceksin.</p>
<p>Böylece, üzgünüm ama, 30 gün… (Saint Germain güler) yarın başlıyor. Gerçekten.</p>
<p>2.ŞAMBRA: Ha, ve bu arada, Yükseliş sınıfından mezuniyet armağanımda, tekne bayi faturayı nereye göndereceğini bilmek istiyor. (Saint Germain güler)</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Bana yollasın. Ben onun icabına bakarım! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Pekâla, bu, bir dolu soruyu temsil ediyor, yani örnek bir soru.</p>
<p>3.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Sevgili Tobias, burada sana büyük sevgi besleniyor. (Linda, “Ay, senden söz etmediği için üzgünüm!” der, izleyiciler ve Adamus güler) Eminim, bir UFO’nun görünmesiyle ilgili 14 Ekim olayı hakkında birçok mektup alıyorsundur. Başkaları gibi, beni de senin yorumun ilgilendiriyor… (Adamus esner, izleyiciler çok güler, ve Linda “Bırak da bitireyim! Bırak da bitireyim, sabırlı ol” der.) Başkaları gibi, beni de senin bu konudaki yorumun ilgilendiriyor, ama bunu ayrıca, uzaylı/yabancı varlıklarla ilgili genel görüşünü açıklamanı rica etmek için bir fırsat olarak kullanmak istedim. Ne de olsa, yıllarca dinlediğim Bashar, “Tuning In” filminde seninle birlikte filmin yıldızı olanlardan biriydi. Bashar’ın uzaylı yanıyla fazla ilgilenmediysem de, onu hep sevecen bir öğretmen olarak algıladım, ve filmde de görüldüğü üzere, senin mesajlarınla benzerlik taşıyan mesajları var. Sen geçmişte, bu uzaylı ya da yabancı varlıklar konusuna fazla bulaşmamamızı söylemiştin. Sanırım nedenini anlıyorum. Çünkü bazı uzaylıların, tıpkı bazı insanlar gibi, başka gündemleri olduğunu gördükten sonra (Adamus oturduğu yerde kaykılır, izleyicilerden kahkahalar yükselir) kendi spiritüel yolumuza ve içsel yönlendirmelere (odaklanmış) dikkatimizin kolayca dağılabileceğini görebiliyorum. Ama yorumda bulunup…</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Belki bulunurum…</p>
<p>3.ŞAMBRA: (linda kararlı bir biçimde okumayı sürdürür)… 14 Ekim olaylarını ve onunla bağlantılı konuları açıklayabilir miydin. Teşekkür ederim! (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: …. Ve ben şu anda Paris’te olabilirdim. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Çok, birçok insan bunu sordu. Nazik ol.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Ben, Saint Germain, son kez yanıt vereceğim ve bir daha da uzaylılarla ya da yabancı varlıklarla ilgili Şambra’dan gelecek soruları almayacağım.</p>
<p>Bu minvalde düşünen herhangi biriniz, tüm boyutlardaki en muhteşem varlıklar olduğunuzu, ne zaman anlayacaksınız? Başka alemlerde, bazısı bir tür biyoloji içinde bazısı değil, türlü yaşam biçimleri var. Başka alemlerde spiritüel aileleriniz var. Ama önce Dünya gelir. Daha zeki uygarlıklar yok. Daha aldatıcı, yanıltıcı uygarlıklar var. Nasıl yalan söyleneceğini, hırsızlık yapılacağını ve aldatılacağını sizden daha iyi öğrenmiş uygarlıklar var, ve tüm yaptıkları da bu. Sizden besleniyorlar. Sanırım alien (yabancı/uzaylı) kelimesine bakmanızı söyleyen Tobias idi – a lie (bir yalan). Tüm olan budur.</p>
<p>Şimdi, uzaylı dramları, dramların içinde yaşayan insanlar, İsa dramları, ve buna benzer her türlü dram, bunun gibi değişim zamanında ve korkuların yükseldiği zamanlarda, gerçekten yüzeye çıkarlar. Hatta birçok insanın takıldığı şu 2012’yle ilgili dram, 2013 geldiğinde ve onlar hâlâ aynı eski püskü giysileri içinde aynı eski püskü arabalarına bindiklerinde, büyük hayal kırıklığına uğrayacaklar. (Saint Germain kendi kendine güler) O nedenle sizden hemen şimdi bunu salıvermenizi isteyeceğim. 15 Ekim’de sizi hayal kırıklığı içinde görmek istemiyorum.</p>
<p>Bir şeyler oluyor, gerçekten de, ama ana gemi inmiyor. Uzaylılar ya da yabancı varlıklar kurtarmaya gelmiyor. Az önceki konuşmamda da sözünü ettiğim gibi, gelmekte olan enerjiler var, ve bunlar, insan gözüyle görülecek şeyler. Görünen şeyler artacak, ama gelmekte olan sizlersiniz. Perde, şimdiye kadar olduğundan çok daha ince, o nedenle, bir şeylerin geldiğini görme algısı da şimdiye kadar olduğundan çok daha fazla olacak. Bazı insanlar korkacak. Bazı insanlar, bazı uzaylıların gelip de onları kurtarmasını dileyecek, isteyecek, ama bu olmayacak. Gelmesini beklediğiniz, sizsiniz. Nokta. Uzaylılar/yabancı varlıklarla ilgili soruların sonu.</p>
<p>Şunu da eklemek zorundayım… bir bakayım, Tobias dinliyor mu. Dinlemiyor. (kahkahalar) Ben Tobias’ı candan seviyorum, ondan çok şey öğrendim. Ama Tobias ayrılıp da sizinle çalışmak üzere geldiğimde, Tobias’dan çok daha az sabrım olduğunu size söyleyeyim, ve yapacak çok daha önemli şeylerim var, onun yaptıklarından daha önemli. (kahkahalar) Dünya’da günümü gün edeceğim!</p>
<p>Biz hemen burada, Dünya üzerinde, Gizem Okulları’nı Yeni Enerji tarzında yeniden yaratacağız, ve bu yoğun/güçlü olacak, ve ben, dramlara kapılmak isteyenlere, uzaylılar hakkında konuşmak isteyenlere, İlluminati hakkında konuşmak isteyenlere – ki bu arada, onu ben kurmuştum – kesinlikle hoşgörü göstermeyeceğim, onun için de bunlarla ilgili herhangi bir soru duymak istemiyorum. Biz, Gizem Okulları’nı geri getireceğiz, ama onlar gizemli olmayacaklar. Onlar çok açık ve pek görünür olacaklar.</p>
<p>Bu sırada Şambra’nın da yüzde 90’ını kaybedebiliriz, çünkü onları kışkırtacağım (bana düşman kesilebilirler). Onlara baskı yapacağım. Onları sinirlendireceğim. Ama kalanlar, tanrısal yaşamın gerçekte ne olduğunu anlayacaklar. Teşekkür ederim. (izleyiciler alkışlar)</p>
<p>Bu arada, bunu şimdiden Tobias’a da söyledim. Sonraki soru.</p>
<p>4.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Eh, şu anda (korkudan) titrememi sağladın doğrusu! Ben buna “Selam Tobias” diye başlamıştım ve şimdi Adamus’u ekleyeceğim. Benimle aynı durumda olan bir dolu Şambra vardır herhalde. Bunca yıldır yarattığım ve tezahür ettirdiğim urları, tümörleri, fiziksel bedenimin yok etmesine yardımcı olmak amacıyla Bayrak Teknolojisi’ni kullandım. Anlaşılan ben bu urları falan tezahür ettirmede çok başarılıyım. Hızla ortaya çıkmayı sürdürüyorlar. Son altı yıldır, 43 yıllık kocama bakıyorum. Yavaş bir geçiş (ölüm) süreci seçmiş görünüyor. Evimizde 18 ay boyunca tam gün onun bakımını üstlendikten sonra, bana zor gelen bir karar alarak onu bir bakımevine yatırdım. Kendime de bakmam gerektiğini bildiğim halde, kocama artık evde bakmayı sürdüremediğim için suçluluk ve keder duyuyorum. Geçmiş seçimler ve eylemler için kendimi bağışlayamadım mı? Sürekli önüme gelip duran suçluluk duygusunu değiştirmek amacıyla ‘çatışma devrimini’ kullanıyorum. Bu urlar falan, şimdi ânında kendimi olduğum gibi kabul etmemenin ve sevmemenin sonucu mu? Ben bu urların tümünün ya da bazısının habisleşmesinden korkuyorum. Bu zor zamanda bana lütfen içgörülerini ve rehberliğini sunabilir misin? Ben, Yeni Enerji bilincinde bir Bayrak olarak yaşamı seçiyorum.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Gerçekten, ve sen aslında kendi sorunu hiç yapmacıklığa kaçmadan, yorum yapmadan, düzgün bir biçimde yanıtladın. Çok iyi bir farkındalığa sahipsin ve aslında onay istiyorsun. Söz konusu durumda, bu çok sevgili ve sana yakın kişiyi kurtaramadığın için, üstelik (bakımevine) naklettiğin için muazzam suçluluk duyuyorsun. Geçmiş yaşamlarda başkalarını – birlikte savaştıklarını, tıbbi olarak bakımını üstlendiklerini – kurtaramadığın için suçluluk hissettin, ve bu şimdi yaşamında çok güçlü bir sorun olarak, zor bir sorun olarak yeniden ortaya çıkıyor, çünkü sevecen bir insan, bir başkasını hissedecek ve empati duyacaktır. Başkalarıyla ilgilenen biri, onların ıstıraplarını hissedecektir.</p>
<p>Sen, yaşamındaki bu sevgili varlığın enerjisini tam anlamıyla üstlenmiş durumdasın, ve burada bazı ilginç dinamikler devrede, ve umarım, benim biraz açık konuşmam seni rahatsız etmez.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>4.ŞAMBRA: Devam et.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Onlar gitmek istiyor. Onlar gerçekten gitmek istiyor, zamanın geldiğini hissedebiliyorlar. Sen aslında tutunuyorsun. O çok çok kuvvetli hislerin ve duyuların aslında o tutunmayı yaratıyor, çünkü sen onları bırakmak yerine, iyileşmelerini istiyorsun. Bu sevgili varlığı bırakabilir ve öbür tarafa geri dönmesine izin verebilir misin? Bırak, fiziksel bedenden özgürleşsinler, ve yüreklerinde gerçekten yapmayı arzuladıkları şeyleri yapabilmeleri için bu tarafa gelmelerine izin ver, onların bunu yapmama nedeni, sana duydukları sevgiden. Şu anda bırakabilir misin?</p>
<p>4.ŞAMBRA: (gözyaşları içinde) Birkaç kez bıraktım sandım, ama görünen o ki, bırakmamışım.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Bu, ölüm inancı yüzünden zor bir şeydir, ama ben, ölümün çok sevinç/neşe dolu bir deneyim olabileceğini bilmeni isterim. Bu, fiziksel zorluklardan özgürleşme olabilir. Öbür taraftaki aileye ve dostlara geri dönmek olabilir. Bunda korku ya da acı yoktur, tabii kişi bunu seçerse, ve hele senin gibi biri onların geçişine yardım ederse. Biliyorum, burada bir düğmene basıyorum ama, şunu söylüyorum, onları şu anda bırakmaya gerçekten hazır mısın? Ve onlar yanıbaşında durmuş gözlerinin içine bakıyorlar.</p>
<p>4.ŞAMBRA: Seni (sizi) bırakmaya hazırım.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Bedenindeki dengesizliklerin, ve yinelenip duran dengesizliklerin birçoğu, senin suçluluk duygun ve onların enerjisini üstlenmen yüzünden oluyor. Sen, onların hastalıklarını ve rahatsızlıklarını kendi bedeninde işlemden geçirip dönüştürmeye çalışıyorsun. Oysa şimdi, bırakmanın ve kendini ve bu sevgili varlığı sevmenin yeni bir düzeyini keşfetmenin, bedenini dengeye getirdiğini göreceksin. Herhangi bir ur ya da kanser olasılığı için kaygılanmana gerek kalmayacak. Sen çok sezgiselsin. Sen, kendi haklarına sahip olan çok güçlü bir şifacısın. Kendi bedeninle çok bağlantıdasın, ama şu diğer konu seni engelliyordu.</p>
<p>Böylece, derin bir nefes al, ve bu sevgili varlıkla paylaştığın tüm deneyimlere en içten sevginle teşekkür et. Onlar gitmek istiyor.</p>
<p>4.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Biz teşekkür ederiz. Sen bugün sadece birkaç kişiye değil, çok insana yardımcı oldun.</p>
<p>5.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Tobias… (Linda şöyle der, “Üzgünüm, Saint Germain. Ben sadece, bilirsin işte, gördüğümü okuyorum. Valla öyle!” kahkahalar) Partnerim ve ben, derneğimizin eğitim bölümünde bir Yeni Enerji’yi tanıtım sınıfı oluşturduk. İnsanlara bu sınıf hakkında konuştuğumda, ilgilenmiş gibiydiler, ama şimdiye kadar sadece bir kişi kaydoldu ve sınıf herhalde iptal edilecek. Biz, kendi gerçeğinde yaşayan Bayraklar ve öğretmenler olmaya çalışıyoruz. Yanlış giden ne?</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Beklenti. Bugün, dünyanın her yanındaki Şambra’dan şunu isteyeceğim – burada biraz çizginin dışına çıkıyorum ama, gelecek ay Tobias bunu toparlar (kahkahalar) – şu anda yaşantınızda ne yapıyor olursanız olun, ben sizi kendi işinizi kurmaya davet etmek istiyorum. İster bunu resmi yollardan yapın, ister daha gayri resmi yollardan birini seçin, ama ben sizin kendi işinizi kurmanızı istiyorum. Ona bir ad verin. Yapacağınız şeyle ilgili olması gerekmiyor. Sadece ona bir ad verin, herhangi bir ad. Bir iş kurmak, sizi çok yakın bir gelecekte gerçekleştireceğiniz çalışmaya götürecek bir süreci/işlemi yaratacaktır. Ve evet, şu anda soru soran biri var, bir iş kuracak olursan, bu, büyük bir olasılıkla o işte pişeceğin anlamına mı geliyor? En yakın zamanda, kesinlikle.</p>
<p>Ve bir iş kurduğunuz zaman, bunu hiç beklentiniz ve hiç bir kısıtlama olmadan yapın. Bir iş kurar da, yaptığınız pastayı yemeye gelen, yarattığınız sınıfa gelen, yazdığınız kitabı satın alan bir müşteriniz olmazsa, azıcık bile umursamayın. Eğer sadece bir kişi geliyor ve sınıfı iptal ediyorlarsa, sınıfı evinizde ya da bir sokak köşesinde yapın. Onlar geliyor, şu anda – ‘onlar’ derken, uyanmakta olan insanları, sunduğunuz hizmetleri gereksinen ve arzulayan insanları kastediyoruz. Bir gecede zengin olacağın beklentisi, popüler ve tanınan biri olacağın beklentisi, bir Eski Enerji beklentisidir. Siz yaratılarınızı ortaya koyun. Onu somut, elle tutulur hale getirin. Onlar gelecektir.</p>
<p>Böylece Şambra, derin bir nefes alın ve Yeni Enerji işini bugün yaratın. Teşekkür ederiz.</p>
<p>6.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Saint Germain. Son beş yıldır bazı çok ciddi sağlık sorunları ve hayatımdaki kargaşayla yaşadım. En son, şu geçtiğimiz bir buçuk yıl boyunca, böbrek üstü bezlerimin aşırı yorgunluğu ile savaşıyorum, ki bu da saçlarımın tamamen dökülmesi olarak tezahür etti – ve bu birçok belirtiden sadece biriydi. Bedenim şimdi çok daha güçlü, saçlarımın dökülme sorunu hariç, ve ben, bu konuda şifalanmama ya da sadece genel olarak yardımcı olup olamayacağını merak ediyordum.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Gerçekten. Biz bunu çok basit tutacağız. Çünkü bu çok uzun bir tartışma olabilir. Beden… sen bedeninin kendini yeniden-uyumlamasına izin veriyorsun, ve o öncelikle içsel bölgelerde çalışıyor, ve içinde varolan bazı çok derin şeylerin yeniden ortaya çıktığı bir durum yaşamamanı güvence altına almak amacıyla, bedenin bu şeyleri temizlerken muazzam miktarlarda enerji ve bilinç tüketiyor. Bedeninin yapacağı en son şey, daha estetik olanlardır. Saç, hücresel ve organik bölgelerin çalışması için o kadar da önemli değil.</p>
<p>Böylece, derin bir nefes al. Bırak bedenin, yapması gereken şeyleri yapsın. Saç gelecektir, ama biyoloji tümüyle güvenli bir enerjiye geri geldiğini hissettiğinde ancak en son olarak gelecektir.</p>
<p>6.ŞAMBRA: Bu işlemde bana yardımcı olabilir misin?</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Aslına bakarsan, hayır, olamam. Kendine sen yardım edebilirsin, ve bu işlem şu anda çalışıyor. Ben senin enerjine bakıyorum da… sen bunun, bazı başka nahoş yan etkileri olmadan meydana gelmesine izin vermeyi seçmişsin. Bu biraz daha yavaş bir süreç, ama doğrusu bedenin için daha kalıcı bir süreç.</p>
<p>İçsel çalışmalara izin ver – bedenin, kendine nasıl bakacağını bilir – içsel çalışmaların olmasına izin ver ve şu saçlar… bedenin saçı yeniden uzatacaktır, ama diğer işlemlere izin ver. Şöyle bir öneride bulunacağım… nefes yaptığını biliyorum, yapıyorsun, ama bu – nasıl söylesem – sen bunu çok yüzeysel bir düzeyde yapıyorsun. Ben senden, biyolojinin tümüne daha derin nefesler almanı, ve bunu da düzenli yapmanı isteyeceğim. Bunu kalbinden yap, sadece sana nefes alman söylendiği için değil.</p>
<p>6.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Biz teşekkür ederiz.</p>
<p>7.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Selam Saint Germain. Sanırım seninle karşılaşmak bir zevk. (kahkahalar)</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: (güler) Bunu 30 saniye içinde anlayacaksın! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>7.ŞAMBRA: Bunu tahmin etmiştim. Benim yalnızca bir sorum var. Yaşantımın çoğunda otoriteyle sorun yaşadım. Buna bir açıklık getirebilir misin?</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Ben bu soru için doğru kişi değilim. (yoğun kahkahalar) Otoriteden nefret ederim. Otoriteye tepeden bakar, küçük görürüm, çünkü ben otoriteden daha muhteşemim. Senin problemin şu ki, sen kendin geçmişte bir otoriteydin, ve çok, birçok yaşam boyunca çok güçlü poziyonlarda bulundun, ve şimdi, nasıl olduğunu bildiğinden, bunun kokusuna, tadına bile dayanamıyorsun. Yani, bunun üstesinden gelmek zamanıdır. Bunu bırakmak zamanıdır. Geçmiş yaşam, eski ıvır zıvırlar, kimin umurunda. Şimdi, yaşantında biraz geride durup kendi otoritenin kendin olduğunu ve dışsal herhangi bir otoriteden daha muhteşem olduğunu anlamak zamanıdır. Sen hâlâ onlarla savaşmak istiyorsun, ama sen, otoritenin kendisinden çok daha büyüksün.</p>
<p>7.ŞAMBRA: Teşekkür ederim. Bu (açıklamanı) çok takdir ediyorum.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Üstesinden gel. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Seansı bitirmeden önce resmi olarak üç soru daha ele alabilir miyiz.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Ben yedi tanesini de yanıtlayabilirim ama…</p>
<p>LİNDA: Üç diyelim.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Yedi duyduğumu sanıyordum. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Üç dediğimi sanıyorum. Cauldre ne düşünüyor?</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Bir şey içmem gerekiyor!</p>
<p>LİNDA: Şişe içinde Saint Germain ister misin?! (Birinin verdiği St.Germain marka liköre göndermede bulunur)</p>
<p>8.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Benim sorunu aldığın için teşekkür ederim. Dört yıldır meme kanseriyle uğraşıyorum. Kemo terapi, radyasyon, haplar aldım ve artık bu tedavilere tahammül edemiyorum.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Gerçekten. Bunlardan geçtiğin için Tanrı’nın inayeti üzerine olsun.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Teşekkür ederim. Beni tedavi eden son doktor, artık kanserin görülmediğini, ondan kurtulduğumu söyledi ve son PET taraması da bunu doğruladı. Şimdi bugün, bedenimin yan tarafı simsiyah ve mor ve yeni doktorum da, kanserin geri geldiğini söyledi. Şimdi benim Tobias’a sorduğum soru şu, benim hangi veçhem bu kanseri geri getirip duruyor? Bu arada, bana kanserimin geri geldiği söylenmesine rağmen, kendimi iyi hissediyorum. Ama biraz şaşkınım, çünkü yan tarafımdaki siyah ve mor ezikler büyüyor. Ben neyi yapmıyorum?</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: YAPTIĞIN şey problemi yaratıyor. Sen, hayatında sana çok yakın olan insanların problemlerini, derin problemlerini üstleniyorsun, ve sen onların problemlerini içine almayı sürdürüyorsun, ve bu da o kanser mekanizmasını tetikleyip duruyor. Sen, onların problemlerini temizlemeye çalışıyorsun, bu da kendi biyolojini kısır bir döngüye sokuyor, ki bu da bu hücrelerin disiplinsiz oluşumuna neden oluyor.</p>
<p>Bedenindeki bu eziklerle şu anda şöyle bir şey deneyimliyorsun; bedenin sana tam anlamıyla diyor ki, başka insanların problemlerini üstlenmeye devam ettikçe bana acı veriyorsun. Kimden söz ettiğimi biliyorsun. Sana yakın olan bazı kişilerle çatışmalar yaşadığını biliyorsun. Onların problemlerini üstlenmekten vazgeç. Doğrusunu istersen, onlara hiç de yardımcı olmuyorsun. Sen egemen/mutlak bir varlıksın. Sen, Yeni Enerjinin bir Bayrağısın, ama onların tüm dramlarını, sorunlarını, öfkelerini ve nefretlerini üstlenerek onlara hizmet etmiyorsun. Artık bunu yapma. Bedenin özgürleşecektir, ve bu da çok enerjinin tasarruf edilmesini sağlayacaktır, ki sen de böylece, onların yükünü üstlenmek yerine, farklı bir biçimde yardım edebileceksin. Teşekkür ederiz.</p>
<p>8.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>LİNDA: Gerçekten yedi soru daha mı almak istiyoruz? (Saint Germain başıyla onaylar) Lütfen ama. Cauldre bunu kabul ediyor mu? (Saint Germain’in omuzunu silkmesi gülüşmelere yol açar) Peki.</p>
<p>9.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Ben yoksul ve evsiz hale geleli üç yıl oldu, bu süre içinde bir dolu ıstıraptan geçtim. Bu yolu neden seçiyorum, gerçekten bilmiyorum. Bolluk, sağlık, çözümler gibi şeyler kadar, tümüyle bütünleşmiş olmak, ifade bulmuş olmak ve artık kim olduğumun tümüne bu yaşamda sahip olmak gibi belirli şeyleri kalbimden seçmiştim. Biz, istifa bile etmeden işimizi kaybettik. Sen bunun olacağını üç yıl önce söylemiştin. Çok da şaşmadım, ama daha iyi şeyler olmadı ve ben son üç yıldır yoksulluk içinde ıstırap çektim. Şimdi de adil olmayan bir mahkeme (dava) var. Birbiri ardına tokatlar yiyip duruyorum ya da bombalar. İntihar etmenin yollarını aradım, ama bu yollar korkunç ve garantisi de yok. Hatta sana ve Dünya’da bulunan diğer meleklere de çağrıda bulundum, beni buradan çıkartın ve Rüya Yürüyüşünde eşlik edin diye, ister uykumda olsun ister uykuda değilken, ama ertesi sabah uyanıp da hâlâ burada olduğumu görmek, büyük bir düş kırıklığı. Bu yoksulluktan çıkmak ve Tüm Var Oluşuma izin vermek için elimden geleni yaptım. Yaşantımda, elimden gelenin en iyisini yaptığımdan başka söyleyecek söz bulamıyorum, özellikle de bu davada. Ben tam anlamıyla yaşamla ölüm arasındaki çizgideyim. Yardıma ihtiyacım var, hatta profesyonel yardıma, dışardaki sıradan insanlardan değil, ama bana bu Dünya’ya seçimlerimi getirmede yardım edecek kişilere ihtiyacım var, çünkü nedense bu seçimleri buraya getiremiyorum. Hatta zihnimle değil, kalbimle seçim yaptığım halde, çünkü farkı biliyorum, çünkü farkı şimdiden hissettim ve deneyimledim. Bu yüzden, lütfen, hayatımda olan bitenlerle ilgili bana yardım eder misin, bu, buradan defolup gitmek için Rüya Yürüyüşü olsa bile. Herşey için teşekkürler.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Gerçekten. Bunun çok basit bir yanıtı var. Sen, yaşamındaki hemen herşeyi temizlemeyi, boşaltmayı seçtin. Kendi güç merkezlerinden, tüm o eski yanılsamalarından kurtuldun. Sen bunu tam anlamıyla defterinden sildin.</p>
<p>Şimdi, yaşamın umutsuz olduğunu düşünen insan yanına bu zor gelir, ama sen çok önemli bir zamanda burada olmak amacıyla kendine bu temizlik için izin verdin. Şimdi Dünya üzerinde şeyler bu kadar hızlı değişirken, öyle şeyler göreceksin ki, uyanman için ansızın yeni bir çağrı niteliğinde olacaklar. Tutkunun geri geldiğini, bolluğun geri geldiğini göreceksin, ama bazı nedenlerden ötürü bu çok dramatik arınmalardan geçmeyi seçmişsin. Sana gelen meleksel varlıkları dinleme iznini kendine vermedin. Çok inatçısın ve bundan geçmeye de çok kararlısın.</p>
<p>Şimdi bu değişiyor. Bu şimdi değişiyor. Ben senin üç ay sonra geri yazmanı – ki o zaman Tobias olacak – ve yaşantının nasıl değiştiği hakkında konuşmanı istiyorum, çünkü Dünya bilinci değişti ve sen şimdi buraya (dünyaya) gelirken gerçekleştirmeyi amaçladığın çalışmayı gerçekleştirmeye hazırsın. Teşekkür ederiz. Çok zor bir yol seçmişsin, bunu tavsiye etmiyorum. (bazı gülüşmeler)</p>
<p>10.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Geoff, Linda, çok teşekkür ederim. Ayrıca, Norma ve Garret, Adamus, size de “dayube”. Umarım bunu anlarsınız.</p>
<p>LİNDA: Bu arada, senden uzaklaşarak geriye doğru üç adım attı! (kahkahalar) Ve şimdi yeniden öne geldi.</p>
<p>10.ŞAMBRA: Tüm bu soruları dinlemek ilginç. Geçenlerde bir şirket kurdum ya da kurma aşamasındayım. Onun alan adını (URL) aldım. Adı, Yeni Bilinç Danışmanlığı. Yani bu başlatıldı. Ama benim sorum şu, ve son kişinin sorusunda da hukuki şeylerin olması ilginç, neyse sorum şu, bir Yeni Enerji avukatını, bunların tümünü garip ya da tuhaf bulmayan bir avukatı desteklemenin, gelişmesine yardımcı olmanın en iyi yolu nedir? Ben şimdilerde bu kişi için çalışıyorum ve bu biraz da onu yapmak istediği şeylerden çıkarmanın bir yolu. Ve sen şimdi benim gelip kendim için bir soru sorduğumu söyleyebilirsin ama benim milyonlarca sorum var. Ama bu ilk sorum.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Gerçekten. Benim avukatlara karşı ilginç bir küçük görme (huyum) var, onun için… (kahkahalar)</p>
<p>10.ŞAMBRA: İşte bu yüzden (sana bu soruyu sordum), ama ben onlar için çalışıyorum.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: … ama bu zamanda bunun gerekli olduğunu da anlıyorum. Çok basitçe, ünvanı tam olarak yaptığın gibi koy – Yeni Enerji, Yeni Bilinç Avukatı. Bu birçok kaşların kalkmasına neden olacak, ama çok da ilgi çekecektir. Aynen böyle.</p>
<p>10.ŞAMBRA: Bunu yapmanın en iyi yolu ne olabilir idi sorum. Sanırım crimsoncircle.com’daki müşteri hizmetlerine yazabilir ve bunun web sitesinde ilan edilmesini isteyebilirim.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: İşte bu noktada, siz insanlar devreye giriyorsunuz. Ayrıntıları halletmek size kalmış bir şeydir, ister ilan vermek, ister web siteleri ya da radyoda röportajlar ya da işte bu tür şeylerin herhangi biri. Biz bu ayrıntıları size bırakıyoruz.</p>
<p>10.ŞAMBRA: Peki bir Crimson Circle Semineri nasıl olurdu? Bu kişi daha çok patentler, gayrimenkullerle falan ilişkili, yani suçla ilgili şeylerle değil, ve eğer herkes yaratıcı bir şey yapıyorsa, o zaman bununla ilişki kurmak isteyebilirler.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Kesinlikle, ve Crimson Circle’in değeri de burada yatıyor, paylaşılacak bir yer olması.</p>
<p>LİNDA: Yani bu bir avukattan çok, bir savunucu.</p>
<p>10.ŞAMBRA: Bu insan bir avukat. Harvard’ın Hukuk Fakültesine gitmişler.</p>
<p>LİNDA: Tamam, ama sen hem bir avukat hem de bir savunucu olabilirsin…</p>
<p>10.ŞAMBRA: Aynen, aynen.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Ve az önce verdiğin destek de çok iyiydi. (kahkahalar)</p>
<p>10.ŞAMBRA: Aynen. Bu kişinin adı Eamonn Gardner ve Superior’da yaşıyor. Ben şu anda onunla çalışıyorum. Biz Broomfield’deki büyük bir hukuk şirketinde çalışıyoruz, ama dedi ki, “Terri, eğer bana para yapabileceğim başka yollar bulabilirsen…” dedi ki, “bunu çok severek yaparım.”</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Kesinlikle.</p>
<p>10.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Ve öyledir.</p>
<p>11.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Ben şimdi burada olabildiğim için çok şükrediyorum. Bunu birçok nedenden ötürü söylemek istedim. Adamus, ben 20 yıl boyunca mahkemelerde zabıt kâtibi olarak çalıştım, ve bu da, bu tür bir sistemin insanlar için çok uygun olmadığını görmem için yeterince uzun bir zamandı. Son on yıldır, insanları yeniden kazanmaya yönelik adalet sistemi ve anlaşmazlıklar için çözüm üreten arabuluculuk alanlarını öğrendim, bu alanlarda çalıştım ve hatırladım. Ve yaklaşık bir yıl önce, bir buçuk yıl önce, kendi işimi kurdum. Şimdi üç program üzerinde çalışıyorum. Kendi web sitemi oluşturdum ve bir yandan başka şeyleri de yürütüyorum. Bugünkü mesaj çok güçlüydü, ve ben yaptığım işle ilgili birçok şeyin oluştuğunu görebiliyorum, potansiyeller gibi. Benim için, gelecekte neler olacağına dair, söyleyebileceğin bir şeyler var mı?</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Sana şu anlayışımı sunayım. Gelecek birkaç yıl içinde şeyler aşırı derecede değişecek, özellikle de senin mesleğinde, senin çalışma alanında, onun için, çok, çok esnek ol. Ama biz güç merkezlerinden söz ederken, mahkemeler – dünyanın her yanındaki mahkeme sistemleri – çok büyük bir yenilenme ihtiyacındalar. Ve avukatlardan ve jürilerden ve hakimlerden oluşan ve lafı/süreci fazlasıyla uzatan bu prosedürler – masraflar, kontrol, manipülasyon – değişmek zorunda kalacaklar. Ve sen, hayalini kurduğun bazı şeylerin, gerçek adalet ve restorasyonla (onarım/yeniden kazanma) ilgili bazı fikirlerinin hayata geçmeye başladığını göreceksin. Sadece, bu prosedür ortaya çıkarken biraz sabırlı ol.</p>
<p>11.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Biz teşekkür ederiz. Sen çok doğru yoldasın.</p>
<p>LİNDA: İki soru daha.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Gerçekten.</p>
<p>12.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Eh, bugün bu çetin sevgi üstadının bizimle birlikte olması, ne kadar da mükemmelce uygun. Ve sen, bugünkü sorularımın neredeyse tamamını yanıtladın, ve bunun için sana teşekkür ediyorum, ama azıcık bir berraklığa ihtiyacım var. Ve beni kaygılandıran, merakımı uyandıran şeylerden biri de şu, doğru dürüst çalışmayan tüm bu sistemleri nasıl yenileyeceğiz? Ve sanırım anladım, kötü olan ille de sistemin kendisi değil de, bu sistemleri kontrol edenler.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Sistemler de kötü. Sistemler, farklı bir bilinçte yaratılmıştı. Yani deyim yerindeyse, kontrolü elinde tutanlar yalnızca insanlar ya da kişiler ve güç tümüyle yanlışsız değil. Onların arkasında sadece kişiler ya da güç olsaydı, böylesine şiddetli bir değişime gerek kalmazdı. Ama bu tıpkı… ben Crimson Circle web sitesini örnekleyeyim. Onun tüm temeli değişmek zorunda kaldı – tüm yazılımı – ve sen tüm sistemlerin yenilenmesi gerektiğini göreceksin, ama bunu yapmak onlarca ya da yüzlerce yıl almayacak. Şu anda Dünya bilincinin tüm çevresinde, bu sorunlar şimdiden eterik bir halde ele alınıyor. Yeni Enerji anlayışlarının birçoğunun ana hatları, bugün (bizi) dinlemekte olanlar tarafından şimdiden çıkartıldı. Böylece yeni sistemlerin yaşama geçmesi çok verimli olabilir ve çok, çok hızlı meydana gelebilir.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Mükemmel, teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Ama dahası vardı. Sen bir şey daha sormak istiyordun.</p>
<p>12.ŞAMBRA: (güler) Yani, demek istiyordum ki, üzerinde çalıştığım proje, ve çok, çok yaklaştım, ama çok da zordu, çok moral bozucuydu, ve bilmiyorum ben sadece biraz ileride miydim yoksa…</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Peki, öncelikle, sen başka düzlemlerde, başka boyutsal hallerde o projenin üzerinde çalıştın. O projede, zamanın ilerisindesin, ve daha çok insan seni dinlemiyor diye biraz sinirleniyorsun, ve sonra o sinirlilik hali yaptığın işe yansıyor. Zamanın bu gelecek dört yılında, çağrının ortaya çıkacağını anla.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Peki.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Tamam.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Elbette. Bu projenin bazı bölümlerinde seninle çalışmaktan keyif alıyorum.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Evet, oraya geldiğini biliyorum.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Gelmek mi? Onu ben gerçekleştiriyorum! (kahkahalar) Şaka yapıyorum.</p>
<p>LİNDA: İzninle, son soru.<br />
ADAMUS SAINT GERMAIN: Son soru.</p>
<p>13.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Merhaba Adamus. Biliyor musun, Ben O Ben’im, sevimli, güzel, sonsuz bilge ve sen değilsin! (kahkahalar) Sana söyleyeyim dedim! Bilgine sunulur Adamus! Tamam.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Aslında, evet öylesin.</p>
<p>13.ŞAMBRA: Evet!</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Ve ötesi, gerçekten öyleyim (kahkahalar), çünkü, ve ben bunu kibirli bir biçimde söylemiyorum, ki kibirliyimdir…</p>
<p>13.ŞAMBRA: Gerçekten mi? Evet…</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: … ama kendini gerçekten sevdiğinde, gerçekten kendini, her parçanı sevdiğinde, o güzellik, tezahür ettirmek istediğim herşeyden ışıldar, ister bir kedi ya da köpek Barney olsun, ister kendim olarak. Sana şunu söyleyeyim – ben buna hâlâ gülüyorum. Biliyorum bu senin sorun, ama bu da benim programım. (kahkahalar) Paris’te, ki şimdi orada dün olmuştur, yüzlerce yıl önceki görüntümle kendim olarak ortaya çıktığımda, birçoklarını şoke ettim. Elbette şimdi çok güzel İtalyan bir takım elbise giymiştim, çok şık bir kıyafet, ama onlar gerçekten benim hâlâ burada olduğumu, hâlâ ilişkili olduğumu ve iyi bir kişiyi küçümseyemeyeceklerini fark ettiklerinde (kahkahalar ve alkışlar), gerçekten şok geçirdiler. Ve bunu (küçümsemeyi) denediler. Denediler. Neyse, geri gelelim – neydi seninle ilgili olan, güzel mi?</p>
<p>13.ŞAMBRA: Ah, teşekkür ederim. Yapacağın her türlü dünya turu ve aşk macerası için müsaitim.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Senin, benim gibi yolculuk edebilmen gerekir. Bavul yok, fiziksel beden yok.</p>
<p>13.ŞAMBRA: Varım! Ha ama fiziksel beden. Of! Unut bunu.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Fiziksel bedeni terk etmeye daha hazır olduğunu sanmıyorum.</p>
<p>13.ŞAMBRA: Pek değil. Sevdiğim küçük bir oğlum var, buralarda olmak istiyorum. Biz boyutlararası genişlemeyi gerçekleştirdik ve Geoff gerçek tezahürü indirmeye pek hazır değildi, ve ben merak ettim, acaba ben hazırım diye mi o yüklemeyi aldı.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Peki ne tezahür ettirmek isterdin, sevgilim?</p>
<p>13.ŞAMBRA: Bir yat, bir malikâne…</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Unut bunu. (kahkahalar)</p>
<p>13.ŞAMBRA: … bir Ferrari.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Unut bunu. Bu şeyler… bunlar oyuncak. Bunlar önemsiz. Bunlar… ben bunların peşinden koşan ne çok aptal ve sihirbaz gördüm. Ben, senin deyiminle, aydınlanmış olup da yan yollara saparak dikkati dağılan ne çok insan gördüm. Onlar (bu istediklerin) sana gelir. Onları asla yaratmak zorunda değilsin. İşte sihir budur. Onlar sana geliverir.</p>
<p>13.ŞAMBRA: Bir Yeni Enerji işi olarak bana önerebileceğin bir iş var mı?</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Evet. Bunu seninle sonra paylaşacağım, çünkü herkesin önünde seni utandırmak istemiyorum.</p>
<p>13.ŞAMBRA: Hayır, kaldırabilirim. Hadi söyle.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: (güler) Hiç sanmıyorum. (yoğun kahkahalar)</p>
<p>13.ŞAMBRA: Peki ama sonra gerçekten paylaşacak mısın? Gerçekten paylaşacak mısın… yani kelimelerle ya da bilinçli olarak hatırlayacağım gibi?</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Kesinlikle. İki basit sözcük. Kıçını kaldır. (kahkahalar)</p>
<p>13.ŞAMBRA: Tamam.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Sadece yap.</p>
<p>13.ŞAMBRA: Peki.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Sen, Tobias, Ben… biz ne çok konuşuyoruz ve sen kendini nasıl tutuyorsun, ve sen bana bahaneler bulup duruyorsun ve ben de sana bir daha asla seninle konuşmayacağım diyorum ama, işte yine buradayız. (kahkahalar) Yap!</p>
<p>13.ŞAMBRA: Buna bayılıyorsun ve bunu da biliyorsun.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Evet. Ben senin cezalandırılmana çok hevesliyim.</p>
<p>13.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Sadece yap.</p>
<p>13.ŞAMBRA: Tamam.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Yap.</p>
<p>13.ŞAMBRA: Yapacağım.</p>
<p>ADAMUS SAINT GERMAIN: Bahane yok. Yapmadan geri gelme. (izleyiciler alkışlar)</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, sonuç – sonuç – gücün yok olmasıdır. Güce tutunmuş olanlar, onun kendi zehirleri olduğunu görecekler. Olanlara şaşacaklar. Bunca zaman gücü kullandıktan sonra, şimdi onun onlara saldırmasına şaşacaklar. Siz, Şambra, şu anda dünyada olan biteni tam olarak anlayacağınız benzersiz bir pozisyondasınız.</p>
<p>Şimdi birlikte derin bir nefes alalım.</p>
<p>Hepimize çok iyi hizmet etmiş olan, ama artık Tüm Var Olan’ın yeni bilincinde gereksinilmeyen bir şeye, veda edin.</p>
<p>Ben O Ben’im, ve bir gün siz de olacaksınız.</p>
<p>Kırmızı Meclis’in varlıklarından Tobias, Golden, Colorado’da yaşamakta olan Geoffrey Hoppe tarafından sunulmaktadır. Tobit’in mukaddes kitabında bulunan Tobias’ın öyküsü, Crimson Circle sitesinde bulunmaktadır.<br />
www.crimsoncircle.com. Tobias materyelleri, bedelsiz olarak dünyanın her tarafında bulunan ışık işçileri ve Shaumbra’ya, Ağustos 1999 tarihinden beri sunulmaktadır. Bu tarih Tobias’ın, insanlığın yıkım potansiyelini aşıp, Yeni Enerjiye girdiğini söylediği tarihtir.<br />
Kırmızı Çember, Yeni Enerjiye geçiş yapacak ilk insan (kılığındaki) meleklerden oluşan küresel bir ağdır. Bu kişiler, yükseliş halinin sevinç ve zorluklarını deneyimlerken, diğer insanların da yolculuğuna, paylaşım, ilgi ve yol göstererek yardımcı olmaktadır. Crimson Circle’in sitesine her ay 50.000’in üzerinde ziyaretçi, son materyelleri okumak ve kendi deneyimlerini tartışmak amacıyla girmektedir.<br />
Kırmızı Çember her ay Denver, Colorado’da, Tobias’ın, Geoffrey Hoppe kanalıyla son bilgileri sunduğu yerde biraraya gelmektedir. Tobias, kendisinin ve Crimson Council’ın (Kırmızı Meclisin) diğer semavi varlıklarının, aslında insanoğlunun kanallığını yapmakta olduğunu bildirmektedir. Tobias’a göre, onlar bizim enerjilerimizi okumakta ve biz içimizde deneyimlerken, dışardan da bakabilmemiz için, kendi bilgilerimizi bize geri tercüme etmektedirler. Kırmızı Çember toplantıları herkese açıktır, ama LCV takdir edilir. Katılımı gerektiren hiç bir şey ve ödenmesi gereken bir aidat yoktur. Kırmızı Çember bolluğunu, dünya çapındaki Shaumbra’nın açık sevgisi ve bağışlarıyla sürdürür.<br />
Kırmızı Çemberin en yüksek amacı, insan melekler ve öğretmenler olarak, içsel spiritüel uyanış yolunu yürümekte olan kişilere hizmet etmektir. Bu hıristiyanlıkla ilgili bir misyon değildir. Tersine, içsel ışık, merhamet ve ilgi bulabilmeleri amacıyla, insanları senin kapına getirecektir. Kılıçlar Köprüsü’ndeki yolculuğuna başlayan bu kendine has ve değerli insan sana geldiğinde, o anda ne yapman ve öğretmen gerektiğini bileceksin.<br />
Eğer bunu okumaktaysan ve gerçek olduğunu ve bir bağın olduğunu hissediyorsan, sen gerçekten Shaumbra’sın. Sen insan (kılığında) bir öğretmen ve bir rehbersin. İçindeki tanrısallık tohumunun bu anda ve gelecek tüm zamanlar için çiçek açmasına izin ver. Hiç bir zaman yalnız değilsin, çünkü tüm dünyada bir ailen ve çevrendeki semavi boyutlarda melekler vardır.<br />
Bu metni lütfen ticari amaç olmaksızın ve bedelsiz olarak dağıtın.<br />
Lütfen bu bilgiyi, dipnotlar dahil bütünüyle kullanın. Tüm diğer kullanımlar, Geoffrey Hoppe, Golden Colorado’dan alınacak yazılı onayı gerektirir. Telif hakkı 2001, Geoffrey Hoppe, P.O.Box 7328, Golden, CO 80403.e-posta: tobias@crimsoncircle.com. Tüm haklar mahfuzdur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2008/10/04/saud-3-guce-elveda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şaud 2: &#8220;Uyanış Evi&#8221;</title>
		<link>http://kirmizicember.org/2008/09/06/saud-2-uyanis-evi/</link>
		<comments>http://kirmizicember.org/2008/09/06/saud-2-uyanis-evi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Sep 2008 17:19:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fevziye</dc:creator>
				<category><![CDATA[Geri Dönüş Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kirmizicember.org/?p=339</guid>
		<description><![CDATA[Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe
Kırmızı Çembere sunulmuştur
6 Eylül 2008
www.cimsoncircle.com   &#8211;   www.kirmizicember.org
Ve öyledir, sevgili Şambra. Bu güzel toplantıya hoşgeldiniz, ne gün ama, ben Tobias, Adamus Saint Germain ve tüm diğerleri bu yaratım, yenilik, genişleme enerjisinin ortaya çıkışını izledik.

Bilinç Çeşmesi
Çeşmeyi doldurmanın zaman aldığını fark etmiştik, ve siz onu doldurdunuz, Şambra. Onu doldurdunuz. Onu, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="baslik">Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</div>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
6 Eylül 2008<br />
www.cimsoncircle.com   &#8211;   www.kirmizicember.org</p>
<p>Ve öyledir, sevgili Şambra. Bu güzel toplantıya hoşgeldiniz, ne gün ama, ben Tobias, Adamus Saint Germain ve tüm diğerleri bu yaratım, yenilik, genişleme enerjisinin ortaya çıkışını izledik.<br />
<span id="more-339"></span><br />
Bilinç Çeşmesi</p>
<p>Çeşmeyi doldurmanın zaman aldığını fark etmiştik, ve siz onu doldurdunuz, Şambra. Onu doldurdunuz. Onu, Yeni Enerji, yeni bilinç dediğiniz şeyle doldurmak biraz zaman aldı. Siz uzun, çok uzun yıldır bunun üzerinde çalışıyordunuz. O, dış alemlerden geliyor, sizin kendi bilgeliğinizin özsuyundan geliyor, gelecekten ve geçmişten geliyor, ve bunların tümü sizin kişisel çeşmenizi dolduruyordu.</p>
<p>Epey zaman alan bu süreç, sabır ve anlayış talep etti, ama biz onun şimdi dolduğunu görüyoruz. Ve bildiğiniz gibi, çeşmelerde hep olduğu gibi, o şimdi kendi çok doğal akma işlemine başlıyor, kendi enerjilerini sürekli yukarıya çekiyor, ve yine, çok güzel bir biçimde, enerjileri damla damla aşağıya akıtıyor.</p>
<p>Kişisel özünüz, ruhunuzla ve tanrısallığınızla, yaratıcılığınızla dolduğundan, şimdi Şambra için bir enerji döngüsü, bir çeşme döngüsü meydana geliyor. Ve şimdi, diğer alemlere giden ve döngüyü tamamlayan enerji döngüsü, çeşmeden suyun dökülmesi gibi bu gerçekliğe geri akıyor, ve sonra yine diğer alemlere salınıyor, ve yine aşağıya akıyor, sonsuz bir döngü – sonsuz bir bilinç ve genişleme, Yeni Enerji, yaratıcılık döngüsü oluşturuyor, engelleri ve duvarları salıveriyor, ve tam anlamıyla yaşamın içinde yer alıyor.</p>
<p>Ve, burada, Dünya’da, insan bedeni içinde hayatta olmak için bu ne güzel bir gün, ve ben de bunu şimdi sizlerle paylaşıyorum, çünkü bir kısmım burada. Bir kısmım, tıpkı sizin gibi biyolojinin içinde, bir kısmım da diğer alemlerde. Şimdi, diğer alemlerin milyonlarca ışık yılı uzakta olduğunu düşünmeyin. Diğer alemler yalnızca bir nefes uzaklığındalar. Onlar belki de göremeyeceğiniz kadar size yakınlar. O kadar yakınlar ki, dışsal alemler diye başka yerlere gözünüzü diktiğinizde, onları göremeyeceğiniz kadar yakınlar. Bir parçam bu dışsal alemlerde olmasına rağmen, ben yine de şu anda size bu denli yakın olabiliyorum.</p>
<p>Hatırlıyorum, birlikte gerçekleştirdiğimiz bu yolculuğa çıktığımızda, perdenin bu yanında bulunan bizler, enerjimizi bu düzeye indirebilmek için, türlü nedenlerden ötürü haftalar öncesinden hazırlanmak zorunda kalıyorduk. O zamanlar engeller çok, çok kalındı, çok, çok yoğundu. Ayrıca – nasıl diyorsunuz – bizim açımızdan, bu çok yoğun insan enerjisine girip bir daha çıkamayacağımıza dair endişelerimiz de vardı. Bu yüzden, diğer meleksel varlıklarla aramızda bir yaşam halatı oluşturmak, enerjimizi bu Şaudlara, sizinle yaptığımız bu toplantılara çok, çok dikkatlice indirmek zorunda kalıyorduk. O zamanlar sizin enerjiniz çok daha yoğundu. O zamanlar, bu gezegende kalmak konusunda hiç şimdi olduğunuz kadar emin değildiniz.</p>
<p>Şimdi biliyorum, bazılarınız bundan kuşku duyabilir. Bazılarınız, ipliğin şimdi çok daha inceldiğini düşünebilir. Ama hayır, aslında sizin enerjinize baktığımızda, burada olmaya ilişkin muazzam bir arzu görüyoruz, ama bir amaç doğrultusunda ve açıklıkla ve tutkuyla ve kolaylıkla burada olmak.</p>
<p>Ama birçoğunuz, yalnızca bir nefes kadar uzakta olan bu diğer alemlere, bu yeni potansiyellere, hatta yeni bir size kendinizi açtığınız için şimdilerde sizi bu Dünya’ya bağlıyor olabilecek o çok ince ipliği duyumsuyor. Bazen, bu çok ince bağlantıyı hissediyorsunuz, ama şu anda olmanız gereken yer tam olarak burasıdır. Bu, ince bir bağlantıdır.</p>
<p>Artık sizinle diğer alemler arasında o kalın engellere ihtiyacınız kalmadı. Artık, burada, Dünya’da kalabilmek adına kendinizi kapatmanız gerekmiyor. Artık, kendinizi fiziksel bir bedende tutabilmek adına bu unutma oyununu oynuyormuş gibi davranmanıza gerek yok. Böylece, iplik ince. Öyle günler var ki, sadece bir nefes alıp öbür tarafa sıçrayabileceğinizi düşünüyorsunuz. Ve ilginç olan da, bunun öleceğiniz anlamına gelmemesidir. Bu, bilincinizin o diğer aleme çok, çok kolayca genişleyebileceği anlamına geliyor.</p>
<p>Ben bazılarınızla çok eğlendim. Biliyorsunuz, biz çok konuşuyoruz. Ha, ben gelip de bunun gibi çok büyük bir Şambra grubuyla konuşma fırsatına sahibim, ama ben gelip sizinle çok özel, çok bireysel konuşmalar da yapabiliyorum. Ve hayır, sırları açıklamıyorum, bunu fark ettiniz – ki bazı sırlar da biliyorum! (bazı gülüşmeler) Ah evet, evet.</p>
<p>Biz geliyor ve konuşuyoruz, ve siz yönünüzü kaybetmiş gibi hissediyorsunuz, üstelik şimdi eskisine göre çok daha fazla. Kafanız hafifliyor, anlıyor musunuz? Sanki Dünya yüzünden siliniverecekmişsiniz hissi. Bu, bilinç çeşmesinde şimdi bir bilinci açmanın yan etkilerinden yalnızca bir tanesidir. O (bilinç) diğer alemlere gidiyor ve geri akıyor, bu aleme geri dökülüyor ve yine yukarı gidiyor. Her seferinde biraz daha ileriye gidiyor, biraz daha genişliyor ve bu aleme geri geliyor; ve bu diğer alemlerden aldığınız kadarını – yeni bir bilgelik türü, bilinç için yeni bir temel gibi – diğer alemlerden bunları aldığınız kadarını kendinizin diğer boyutlarına da dağıtıyorsunuz. İnsani deneyiminize ilişkin tüm hislerinizi paylaşıyor ve salıveriyor, onun yukarı ve dışarı akmasına ve sonra yeniden aşağıya inmesine izin veriyorsunuz.</p>
<p>Birçoğunuzun düşüncelerinden ve hislerinden utandığı bir dönem oldu. Kendinizi zayıf hissettiniz. Değersiz hissettiniz. Yaşadığınız insanca deneyimin kendinizin diğer parçalarına akmasına izin vermediniz. Onu burada sakladınız, geri tuttunuz. Gurularınızın olması gerektiğine inandınız. Büyük meleksi, tümüyle bilge, herşeyi bilen varlıkların olması gerekiyordu. Kendinizi öylesine sakladınız ki. Ve neler olduğunu biliyorsunuz, sevgili dostlar. Tüm enerji, genişlemek ve hareket etmek ve kutlamak istemeyi sürdürüyor. Bu nedenle, siz kendinizi geri tuttuğunuzda enerji engellendi, ve bu sonradan bedeninizde, zihinsel dengenizde, yaşamınızda bolluk yaratma yetinizde ortaya çıktı.</p>
<p>Ama şimdi size baktığımda, kabınızı yeni bilinçle doldurduğunuzu görüyorum. Ve bu çok ilginç, çünkü bunu gerçekleştirdiğinizi sandığınız yollardan gerçekleştirmediniz. Ben gitmeden bu konuda daha konuşacağız, ama bunu tüm o zihinsel alıştırmalarla gerçekleştirmediniz. Bazılarınız zihinsel alıştırmalar kullanıyor, kendinize avlayıcı küçük deyimler, onaylamalar, imgelemeler sunuyor, bazı küçük zihinsel kavramlara tutunuyorsunuz. Bazılarınız bunu dikkati dağıtmak amacıyla yapıyor. Birçoğunuz da, artık neye tutunacağını bilmediği için bunu yapıyordu.</p>
<p>Ama bakın, bilincinizdeki değişimler zihinsel faaliyetler yüzünden olmadı, okuduğunuz kitaplar yüzünden olmadı, daha iyi bir insan, daha nazik, daha düşünceli – ya da bu tür şeyler – olmak adına kendinizi daha fazla çalışmaya, daha çok gayret etmeye zorladığınız için olmadı. Bunlar gerçi ilginç, ama çok da eski tekniklerdir.</p>
<p>Siz bunu, çok güzel bir arzu yoluyla, diyelim, gerçekleştirdiniz. Arzu derken, çok iyi bir anlamda, kalpten gelen, ruhtan gelen, gerçek hislerinizden gelen anlamında. Ama tüm o zihinsel çatışmaya ve akılcı analizlere ve geri kalan herşeye rağmen, sizi bu noktaya getiren bunlar olmadı. Sizi, kalbinizin arzusu, içinizdeki özlem buraya getirdi.</p>
<p>Onu duyuyor, ama sık sık da duymazdan geliyorsunuz. O derin özlemi, arzuyu duyuyor ve çoğu kez onu analitik düşünceye tercüme ediyorsunuz, çünkü ne anlama geldiğini anlamaya çalışıyorsunuz. Içinizde bu derin hisse sahipsiniz – derin ve güzel bir arzuya, yeni bir umut hissine, kanatlarınızı açıp uçma isteğine sahipsiniz. Ve sizi buraya getiren budur. Oysa siz bunun zihnin basamakları olduğunu sanıyordunuz. Hiç değildir.</p>
<p>Öğretmek</p>
<p>Öğretilerinizde, ister bir grup önünde eğitim veriyor olun, ister bir video hazırlayın ya da şarkılar yazın, ister aile üyeleri ve arkadaşlar için sadece bir dinleyici ya da rehber olun, bunların hepsi öğretidir. Ne yaparsanız yapın, diğer insanlarda karşılaşacağınız önemli şeylerden biri, onların analiz etmeye başlamaları ve kendileri için koydukları kurallarla kürdanlar ve yapıştırıcılar üzerine bir insan yaşamı inşa etmeye çalışmaları olacaktır. Ve siz geri yaslanıp gülümseyebilecek ve sizin de bu yollardan geçtiğinizi, elleriniz ve dizleriniz üzerinde çabaladığınızı bileceksiniz. Geri yaslanıp, herşeyden önce, onların iyi olacağını bileceksiniz. Onlar iyi olacaktır. Bu aslında birinizin yazacağı bir kitabın ilginç noktalarından biri olacak. Onlar yalnızca, herşeyin yolunda olacağını bilmek isteyeceklerdir. (Herşey) yolundadır, pekâladır.</p>
<p>Bir şeyin gelip de onları yok edeceğine dair, yanlış yollara sapacaklarına, yanlış kararlar alacaklarına ve sonunda cehenneme gideceklerine – ve herşeyden de çok – sonunda yok olacaklarına, artık var olmayacaklarına dair büyük bir korku mevcut. Ama sizin ve benim bildiğimize göre, böyle bir şey asla olmayacak. Onlar bazı zorluklardan ve sıkıntılardan, bazı mücadelelerden geçebilirler. Ah, o çatışmalar – ve siz bunu iyi bilirsiniz – bizim ayrılık noktası dediğimiz o yeri terk etmeden hemen önce, ki bu, bilinçte büyük bir değişim anlamına gelir, (o yeri) terk etmeye hazır olup olmadıklarından emin olmadıkları için hâlâ bilinçte o çatışmalar meydana gelir. Bu sanki uzaya fırlatılmak gibidir. Yeryüzünü terk etmeye gerçekten hazırlar mıdır? O motorları çalıştırıp o atılımı yapmaya gerçekten hazırlar mıdır? Ve bu korkutucu olabilir. Ama siz bunlardan geçtiniz. Siz bunun başarılı olduğunu biliyorsunuz – ve üstelik zihnin istediği yollardan olmadığını da biliyorsunuz. Bu (yani zihinsel yollardan) nadiren olur. Bakın, beklentiler, geçmiş olayları temel alan zihinden gelir.</p>
<p>İnsanlar hedeflerini planlayıp gerçekleştirirken, ki bunu az sonra ele alacağız, çoğunlukla beklentilere sahip olurlar. Beklentiler zihinden gelir, geçmişten gelir, ve çok sınırlıdırlar. Geçmişte size büyük üzüntü yaratan bu olmuştur. Şeylerin nasıl olması gerektiğine ilişkin, ruhsallığın ne olması gerektiğine ilişkin beklentileriniz. Ve şunu söylemek zorundayım – yani herhalde siz şunu söylemek zorundasınız ki – ruhsallık, o eski beklentileriniz doğrultusunda bir şey değildir, hiç değildir, öyle değil mi? Siz kanatlar oluşturacağınızı mı sandınız? Kafanızın üzerinde küçük bir hale? Lazerimsi bir görüye sahip olup insanların giysilerini delip içlerini mi görebilecektiniz? (kahkahalar) Sırlarınızı bildiğimi söylemiştim! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>Gerçek ruhsal (spiritüel) farkındalık o kadar basittir ki, o kadar karmaşık-olmayan bir haldir ki. Gerçek ruhsal farkındalık, insanı büyütmeye, yüceltmeye ilişkin değildir. Tanrısallığı, insanı, hepsini Dünya üzerindeki bu deneyimde insan bedeni içinde bütünleştirmektir.</p>
<p>Biz bunu çok, çok yıllar önce de söyledik, ama şimdi yeniden tekrarlayacağız. Tüm melekler – tüm melekler – bu asıl Dünya’nın ya da şu anda doğmakta olan diğer dünyaların yolundan geçeceklerdir. Ve doğmakta olan çok dünyalar var. Onlar bu Dünya’nın kopyalarıdır. Başka boyutlarda doğuyorlar. Bu Dünya’nın tüm niteliklerini üstleniyorlar. Asıl Dünya hep buydu ve hâlâ da budur ve hep bu olacaktır. Tüm melekler kendi Bir’liklerini, kendi bütünleşmelerini, kendi yeni farkındalıklarını kutlamak için Dünya’dan geçecektir.</p>
<p>Bu, dışarlarda bir yerlerde olmuyor. Başka alemlerde olmuyor. Fiziksel bedeni terk edip de öbür tarafa geçtiğinizde olmuyor. Bu, Dünya denen bu yerde oluyor. Tüm melekler bu yoldan geçecektir.</p>
<p>Size daha önce de söyledik, önce insan gelir; sonra, daha önce hiç insan biçimine girmemiş melekler gelir; bundan sonra Ruh, Tanrı, Yuva – adına her ne diyorsanız – gelir. Bütünleşme, içinizdeki Tanrı’nın farkındalığına ilişkin ayrılık noktası, evet, hemen burada, Dünya’da meydana gelir.</p>
<p>Bugün</p>
<p>Böylece, hayatta olmak için ne güzel bir gün. Ben sizin o sorunlarınıza odaklanmanızı istemiyorum. Çünkü bu gerçekten hayatta olmak için, birçoğunuzun şu anda yaptığı gibi güneşi hissedebilmek ya da yıldızları görebilmek için güzel bir gün. Güzel bir gün – şu anda dikkatle kulak verecek olursanız, özellikle de bu dağlık ortamda, ama aslında her yerde – dinlemek için ve Yerkürenin, Gaia’nın dansını, buradaki zamanınızın başlangıcından bu yana insan etini besleyen ve ona bakan ruhun dansını hissetmek için ne güzel bir gün. Ve o burayı terk ederken dans gerçekleşiyor.</p>
<p>Ha, o üzüntüyle ya da kızgınlıkla gitmiyor. İnsanca eylemlerin gezegeni tahrip ettiğini düşündüğünüz için gitmiyor. Gidiyor, çünkü insanlar için evlerinin sorumluluğunu alma zamanının geldiğini biliyor. Ev, Dünya’dır, ve o kendi grubuyla birlikte giderken – ki bu zaman alır, öyle birkaç yıl içinde olmaz, yüzlerce yıl sürebilir, çünkü onlar burada çok, çok uzun bir zaman kaldılar, ve siz onların ansızın gitmelerini bekleyemezsiniz – bir dans, bir geçit töreni, bir kutlama, bayrağın insanlara geçirilmesi meydana geliyor. Bir an durun ve dinleyin.</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>Büyük bir sevinç var. Dünya üzerinde bir insan olmak için ne güzel bir gün, bilinçte bunca değişimin olduğu bir gün. Bazen, bizim bakış açımızdan bile, sanki bu noktaya gelmek çok uzun zaman almış gibi görünüyor. Bu noktaya ulaşmak için kaç yaşam yaşadınız? Ama şimdi değişim – bilinçteki gerçek değişim – meydana geliyor. Gerçi geçmiş yaşamlarda bazı başka değişimlerden geçtiniz ama hiç biri bununla kıyaslanamaz.</p>
<p>Ha, değişim kesinikle bazı eski sistemlerin tepetaklak olmasına, bundan sonra ne olacak korkusuna neden oluyor. Ama siz ve ben bunun başarıya ulaştığını biliyoruz. Başarıya ulaşıyor, çünkü bir vizyona sahip olanlar var, sizin gibi. Her birinizin bir vizyonu var. Vizyon, bir hedef değildir. Vizyon, başka insanlara zorlanmıyor. Vizyon, bir hayaldir. Bir hayal, gerçeklik olabilir.</p>
<p>Bu Dünya’nın her yanında şu anda meydana gelen budur. Bu yalnızca Dünya’daki insanlar için değildir, tüm diğer alemlerdeki melekleri de etkiliyor. Tanrı dediğiniz bu şeyi etkiliyor. Tanrı, yaşamının en muazzam değişiminden sizin sayenizde geçiyor.</p>
<p>Derin bir nefes alalım ve hepimizin Dünya’da olduğu ve aynı anda da başka boyutlarda olduğu bu günü kutlayalım, içinden geçtiğiniz değişimleri kutlayalım.</p>
<p>Bakın, Dünya’daki bu yaşamınızda içinden geçtiğiniz bazı şeyleri, tanrıya şükür ben Sam olarak yaşamak zorunda kalmayacağım! Sizler yolun açılmasına yardımcı oldunuz. O bazı derin, karanlık belirsizlikler, o büyük yalnızlık hisleri, geri kalan varlıklar – melekler, Sam olarak ben – biz bu kadar zorlu şeylerden geçmek zorunda kalmayacağız.</p>
<p>Giden Şambralar</p>
<p>Ben, bu Şaud’a devam etmeden önce bir soruyu yanıtlamak istiyorum, bazı çok zeki, parlak Şambralardan bir soru çıktı. Neden şu ara birçok Şambra Dünya’yı terk ediyor? Neden ölüyorlar? Bunlar, seçime sahip olan spiritüel varlıklar. Neden şimdi ölüyorlar? Yeterince güçlü bir seçim yapmadılar mı? Bir parçaları seçimlerini duymadı mı? Yoksa sadece kendilerini aldatıyorlar da bunların hepsi zaten yazgı mı? Ah sevgili Şambra, siz yarısı boş bir bardağa bakıyorsunuz.</p>
<p>Aslında bu kadarınızın bile hâlâ burada olması şaşılası, (bazı gülüşmeler) çünkü biz çok, çok daha az kişinin kalacağını bekliyorduk. Biz birçoğunuzun on yıl önce, beş yıl önce (dünyayı) terk etmesini bekliyorduk. Daha fazla Şambra’nın gitmemiş olmasına şaşıyoruz! Biliyor musunuz, biz burada, bu tarafa geçecek çok sayıda Şambra için bir karşılama merkezi olarak büyük bir yer hazırladık, ve o yer hemen hemen boş duruyor. Yemekler koyduk, ve bunlar ziyan olacak (kahkahalar), sizlere yardımcı olmak üzere (orada bekleyen) varlıklar sıkılıyor. Bu, Linda ve Cauldre’nın sözünü ettiği o büyük boş salon gibi ve kimse ölmedi. Biz birçoğunuzun geri gelmesini bekliyorduk, çünkü siz belli bir noktaya kadar çıkmak üzere kontrat yapmıştınız. İşte bu. Yolda kilometre taşları vardı. Bazısı yedi yıl kadar geriye gidiyor. Anımsıyor musunuz? Gecenin birinde omuzunuza dokunulduğunu? Dedik ki, “Biz senin için hazırız. Biz ölüm meleği değiliz, yalnızca sana eşlik etmek için burada bulunuyoruz.” Ve siz de dediniz ki, “Hayır. Ben kalıyorum. Daha ne kadar zorlaşacağı umurumda değil.”</p>
<p>Birkaç yıl önce, yaşamınızla ne yapmanız gerektiğini düşünürken, evinizi, arabanızı, işinizi, eşinizi ve aklınızı, hepsini birden aynı anda kaybettiğinizde (kahkahalar), neden Dünya’da kalaydınız ki? Ama biz sizin için geldiğimizde – ha, size gelen, elinde bir tırpan tutan o (ölüm simgesi) iskelet değildir, tabii siz onu seçmedikçe, çevrede dolanan meleksel varlıklar gelir. Ve biz size geldiğimizde, şöyle dediniz, “Hayır, daha değil. Buraya kadar geldim. Bu sanki sinemaya gidip de filmin bitimine on dakika kala çıkıp gitmeye benzer. Ben bunun sonunu görmek için kalmak istiyorum.”</p>
<p>Şimdiye kadar, tahmin ettiğimizden çok daha fazla Şambra kaldı. Bu şaşırtıcı. Kesinlikle şaşırtıcı. Bazısı gerçekten öteye geçti, ama çok azı – çok azı. Bu tarafa geçenler yaşamlarında belirli bir noktaya gelmişlerdi, ve çok sevgili bir doktor dostumuz bu noktayı şöyle anlatıyor, “O eski yıpranmış arabaya yama yapmaya çalışmak yerine, onu, Yeni Enerji motoruna, doğru düzgün güzel bir şasiye sahip yeni bir modelle, seksi bir spor arabayla değiştirmek çok daha iyi.” Ve bu bazen daha iyidir. Öyledir. Ha, bazen de bedeninizi öylesine kötü kullanıyorsunuz ki. Siz bedeninizi o eski karma günlerinde inşa ettiniz. Küçük bir Karma Ghia (Karma Cia) kullanıyorsunuz! (Tobias’ın Volkswagen’in “Karmann Ghia” modeliyle kelime oyunu yapması kahkahalara neden olur) Bir de meleklerin mizah anlayışı yok derler!</p>
<p>Siz o bedeni, aynı biyolojik formatta kalarak, eski anlaşmalar ve eski enerjiler ve eski, çarpık, atalardan kalma karmalar üstüne inşa ettiniz. Bakın, burada bir şey var – ben şimdi konudan ayrılıyorum ve Cauldre bunu yapmamı istemiyor – ama çok ilginç bir şey var. İnsan doğanızda ensest dediğiniz bir şey var. Kardeşlerinizle ya da birinci dereceden kuzen/kuzinlerinizle ya da akrabalarınızla falan (ilişkiye girip) çocuk yapmanız öngörülmüyor, çünkü bu, belli biyolojik dengesizliklere neden oluyor, oluyor da gerçekten.</p>
<p>Ama aynı atalardan kalma karma kalıplarının içinde kaldıkça, başka bir deyişle, tekrar tekrar aynı aileye geri gelmek, aynı gruba doğup durmak, ki böyle bir eğiliminiz vardı, &#8211; nasıl desek – güzel bir insan bedeni olarak düşündüğünüz şeyin daha azına (daha az güzel bir bedene) mâl oluyor. Belirli bir atalardan kalma ensestlik türü söz konusu. Güzel bir beden mi istiyorsunuz? Bir dahaki sefere eğer yeniden geri gelecekseniz, farklı bir aile seçin! (kahkahalar) Ben çok ciddiyim. Biz bunun izini istediğiniz yoldan sürebiliyoruz – kimyasal olarak, DNA düzeyi olarak – ama siz bu bedenlerde kapana kısılıyorsunuz ve bazen de öyle bir noktaya geliyorsunuz ki, bedeni değiştirmek daha kolay olabiliyor.</p>
<p>Bakın, ölmek aslında çok kolay. Bazılarınız ondan korkuyor, çok korkuyor. Ondan kaçıyorsunuz. Oysa ölmek, şimdiye kadar gerçekleştirdiğiniz en kolay şey. Bunu binlerce kez yaptınız, bazılarınız. Öte tarafa geçiverirsiniz – ben burada Şambra’dan söz ediyorum, genel olarak insanlardan değil; bazı insanlar fazlasıyla travma içinde oluyor – siz bunu o kadar sık yaptınız ki, zarif bir biçimde gerçekleştirebilirsiniz. Siz aslında profesyonel ölü-cüler oluyorsunuz. (kahkahalar) Bunu iyi yapıyorsunuz. Böylece… (Tobias kıkırdar)</p>
<p>Böylece, sevgili Şambra, aslında öbür tarafa geçenler çok az, ve aslında bazıları da sizi o kadar çok seviyor ki, öte tarafa geçiyorlar. Bizim tarafa geri geliyorlar, sizlerle çalışabilmek için. Perdenin bu yanından size rehberlik etmenin daha kolay olduğunu hissediyorlar. Bunu hizmet (aşkıyla) yapıyorlar. Onlara acımayın, onlar için kötü hissetmeyin. Onlar sonra sizinle çalışmak için geri geliyorlar. Çiçekler Köprüsü’ne koşmuyorlar. Sizinle çalışmak için geri geliyorlar.</p>
<p>Onların insan yanlarının bir kısmı şöyle diyor, “Hayır ölmek istemiyorum.” Aslında bu bilinçli seçimi çok az insan yapıyor. İnsan tarafları “istemiyorum” diyor, ama daha önce de konuştuğumuz gibi, zihnin düşüncelerinden ve zihinsel yaratılardan çok daha derin, çok daha kuşatıcı olan bir şey var. Ve o da, kalbinizin arzusudur.</p>
<p>Böylece merak edip duruyorsunuz, kim yönlendiriyor? Kim hükmediyor? Ruhunuzla, gerçek özünüzle, sizin için doğru olan konusunda sürekli bir mücadele içinde misiniz? Oturun ve kendinizi dinleyin. Kendinizle gerçek, tam benliğiniz arasında böyle bir engele sahip olmak yerine, oturun ve dinleyin. O arzuda ne var? Ve o değerli anda, zihnin bir şeyler yapılandırmaya ve beklentilerle hedefler oluşturmaya çalışmadığı o anlarda, insan ve ruh bir olur.</p>
<p>Seçimler korkudan yapılmaz; seçimler büyük ve saf yaratıdan yapılır. Seçimler, sadece küçük insan yüzünden yapılmaz; seçimler, varlığın bütününden yapılır. Seçimler bu düzeyden yapıldığında ve beklentiler salıverildiğinde; yaratıcı enerjinin, bu çeşme gibi, salınıp dönerek ve genişleyerek akmasına izin verildiğinde, işte o zaman kendiniz için gerçek ve bütünsel seçimlerin tezahür ettiğini görürsünüz. Yalnızca küçük insan değil, yalnızca sınırlı zihin değil. Seçim, zihninizin bilebileceğinden çok daha muazzam bir şeydir.</p>
<p>İyi olan şu ki, hepiniz buraya geliyorsunuz. Şimdi hepiniz, küçük seçimlerin ötesine geçtiğiniz ve gerçek spiritüel seçimler yaptığınız noktadasınız. Bir insan olarak Dünya’da olmak için ne muhteşem bir gün. Hemen burada yaşamı kutlamak için ne muhteşem bir gün.</p>
<p>Birlikte derin bir nefes alalım. Ben bu Şaud’u oldukça kısa tutacağım. İnanılmaz!</p>
<p>Dünya Üzerinde Yaşam Hakkında Eğitim Vermek</p>
<p>Kuthumi ve Saint Germain ile geçenlerde Hamburg’da gerçekleştirdiğimiz toplantımızda, yaratılmakta olan bu inanılmaz yeni alandan söz ettik. Bu inanılmaz. Şimdi, elbette, Yeni Dünya’nın olduğunu biliyorsunuz. Yeni Dünya, insan bilincinin kitaplığı gibi, tüm bilgilerin ve hislerin ve duyuların ve deneyimlerin bir deposu. Yeni Dünya, birçoğunuzun gidip de, daha önce hiç Dünya’ya gelmemiş olup şimdilerde gelmeye başlayan meleksel varlıkların eğitimine yardımcı olduğunuz yerdir.</p>
<p>Böylece siz oraya gidiyorsunuz, ve ben sizin öykülerinizi, deyim yerindeyse derslerinizi duyuyorum. Kaçınız bu yeni varlıklara, Kristallere, ilk kez Dünya’ya gelen bu meleklere, geceleri sınıflar veriyor. Öykülerinizin bazılarını, onlara insan olmanın neye benzediğini nasıl anlattığınızı duymaya bayılıyorum. Ve eğer bunu bilecek birileri varsa, o da sizsiniz. Eğer Dünya’nın başlangıcından bu yana türlü hayatlar yaşamış birileri varsa, o da sizsiniz. Eğer yeni varlıklara öğretme vasfına sahip birileri varsa, o da sizsiniz.</p>
<p>Her gece birçok sınıf yapılıyor. Siz onların, hiç ağırlık taşımayan, bildiğiniz anlamda hiç bir yoğunluğu olmayan ışık bedeninden – o çok özgürdür – insan bedenine geçmenin nasıl bir şey olduğunu anlamalarına yardım etmeye çalışıyorsunuz. Ve biliyor musunuz, bazen sizinle benim yaptığımız konuşmalara rağmen, Dünya’da olmaya ilişkin sizden arada bir duyduğum sövmelere ve sızlanmalara rağmen, şimdilerde Dünya’ya gelen grupların, melekler ordusunun önünde durduğunuzu görmek ve “Ruhunuzun Dünya’ya gitmesinden daha güzel bir şey yok. Yoğunluk deneyiminden daha güzel, Dünya denen bu yerde yaratılarınızın çiçek açmasını izleme deneyiminden daha güzel bir şey yok” demenizi izlemek çok şaşırtıcı.</p>
<p>Bu grupların önünde, iyi bir yemek yemekten söz etmenizi, daha önce hiç yemek yememiş bir meleğe bunu anlatmaya çalışmanızı duymak komik oluyor. Siz bunu kelimelerle ya da zihin yoluyla anlatmıyorsunuz, hisleriniz yoluyla anlatıyorsunuz. Bir başka insanla sevişmenin nasıl bir şey olduğunu anlatıyorsunuz. Ve tekrarlıyoruz, meleksel varlıklar, onlar, bilirsiniz işte, biz ışık bedenlerimizi birleştiririz falan ama, bu, Dünya’daki deneyime hiç benzemez.</p>
<p>Gelmekte olan bu yeni varlıklara yüzünüzde güneş ışığını nasıl hissettiğinizi anlatırken, sizi dinliyoruz. Onlar bunu hayal bile edemiyorlar. Doğada yürümekten, biyolojinizin içinde biyolojide yürümekten söz ediyorsunuz. Hiç bir şey buna benzemez. Bazen, “Ben sadece düşük seviyeli bir insanım” moduna girdiğinizde, gülmem geliyor. Geceleri bu sınıflara konuştuğunuzu duyduğumda, bu inanılmaz bir şey. Işte tutkunuz burada ortaya çıkıyor. Gerçek yaşam aşkınız burada ortaya çıkıyor.</p>
<p>Böylece, bu Yeni Dünya var, ve geçenlerde Saint Germain bir gruba, şu anda birçok başka dünyanın yaratıldığını söyledi. Bu – sizin deyiminizle – asıl Dünya deneyimi, ruhun gelişimi için öylesine enerjisel bir yer olduğunu kanıtladı ki, şu anda birçok başka dünya yaratılıyor. Bu Dünya’nın karşılaştığı sorunlara rağmen (başka dünyaların yaratılmasını) garip bulabilirsiniz, ama gerçekten öyle mi? Gerçekten öyle mi? Bu belki de sadece bu Dünya’nın içinden geçtiği bir değişim olabilir mi? Tam olarak aynı fiziksel özelliklere sahip başka dünyaların şimdi yaratılmasını sağlayacak bilinç yükselmesine erişildi, bu dünyalar belki başka boyutlarda ama aynı özelliklere sahip. Üzerinde düşünülecek bir dolu şey.</p>
<p>Son zamanlarda bazılarınız bir tür çağrı aldılar. Tam da yükseleceğinizi ve asla geri gelmeyeceğinizi düşündüğünüz sıralarda, bu yeni dünyalar, bu yeni yerküreler için şimdi bir çağrı alıyorsunuz. Onların da öğretmenlere gereksinimi var. Onların da, ruhun tohumunu içine getirecek, yaşam gücü enerjisinin tohumunu içine getirecek varlıklara gereksinimi var. Onun için, bazılarınızın son zamanlarda bununla mücadele ettiğini biliyorum, çünkü bu çağrıyı duyuyorsunuz. Bilincin ve insan gerçekliğinin öncüleri olarak, bir parçanız nasıl olur da bu yeni yerlerden birine gitmek istemez?</p>
<p>Eh, ben şimdi buna girmeyeceğim. Ayrılmadan önce (bu konuya tekrar) döneceğim. Size, gerçekleştirdiğim bir şey hakkında konuşacağım, ki bu aslında oldukça benzersiz bir şey – yükselmek ve yine de kendini tekrar tekrar yaratmayı sürdürmek yeteneği. Bu, göründüğünden çok daha karmaşıktır, ama üzerinde konuşacağız. Şimdilik, Şaud’umuza geri dönelim.</p>
<p>Uyanış Evi</p>
<p>Böylece, Hamburg’daki toplantımızda, bir nefes uzaklığındaki bir boyutta şu anda yeni bir yerin yapılandırıldığından, inşa edildiğinden söz ettik. Aslında bu yer, dünyaya o kadar yakın bir boyutta ki, öylesine yakın ki, biraz daha yaklaşsa, maddeselleşecek. Fiziksel olacak, sizinki gibi.</p>
<p>Şu ara çok insan uyanıyor, ve onların bir yere, güvenli bir yere, sizin deyiminizle bir merkeze ihtiyaçları var. Biz bu yere – enerji belli bir amaç uğruna yapılandığında, biz buna Ev demek eğilimindeyiz. Şimdi, siz içinde yaşadığınız şeye ev diyorsunuz, ama biz meleksel alemlerde benzer (ya da tıpatıp aynı) enerji ve bilince Ev diyoruz. Örneğin, Sananda Evi vardır. Micha-el Evi. Bunlar, bir tür spiritüel merkezler ya da toplantı yerleridir. Boydan boya tüm boyutlarda bunlardan çok, birçok var, ama siz şimdi bir Ev yaratıyorsunuz – bir Uyanış Evi – ve bu, Dünya’ya çok yakın, ama daha fizikselde tam tezahür etmiş değil.</p>
<p>Siz onu inşa ediyorsunuz, kendiniz için değil. Gerçekten bunun ötesine geçtiniz. Gerçekten. Siz onu uyanmakta olanlar için inşa ediyorsunuz. Ve dünyanın her yanında uyanış sürecinden geçen milyonlarca ve milyonlarca ve milyonlarca insan var.</p>
<p>Biz bundan daha önce söz ettik. Onların, Dünya enerjileriyle çok yakından ilişkili olan bir yere gereksinimleri var. Neden? Çünkü uyku hallerinde, rüya dünyalarında, çıkıp başka alemlere uzandıklarında, o enerjiyi ya da bilinci Dünya’ya getirmede çok zorlanıyorlar. Geceleri çıkıp gittikleri zaman, diğer alemlerde geziniyorlar ama onları geri getirdiklerinde unutuyorlar. Bunun nasıl bir şey olduğunu siz biliyorsunuz. Siz şimdi o özü beraberinizde buraya getirmede çok daha başarılısınız. Biliyorum, uykunuzun bölünmesinden şikayetçisiniz, ama bunun nedenlerinden biri de, şeylerin daha büyük resminden bu özün parçalarını geri getirmenizdir.</p>
<p>Böylece sizler, Şambra olarak, şu son birkaç yıldır, gerek fiziksel gerekse fiziksel olmayan başka varlıklarla birlikte, bu uyanış evini yaratmak için çalıştınız. Artık burası, dünyanın her yanından insanların çok yakında gidebileceği bir yerdir. Bu yer, Dünya’nın enerjisel yapısına o kadar yakın, o kadar yakın ki, bu bilgiyi, bu tür şifayı, bu bütünleşmeyi geri getirebileceklerdir.</p>
<p>Biz bir süredir sizinle birlikte onun üzerinde çalışıyorduk, ve bugün, sizi bir grup olarak oraya götürmek istiyoruz. Kuthumi otobüsünü getirecek. (kahkahalar) Bu arada, Kuthumi, Hamburg’da olanları bir Arcturus gezisine çıkardı. Kırk ışık yılı uzaklığa, ama onun çok hızlı bir otobüsü var, onun için bu hiç de uzun bir yolculuk olmayacak. Ve biz bunu şaka yollu ve mecazi olarak söylüyoruz, ama sizi, bizimle birlikte bilincinizi genişletmeye davet ediyoruz, çünkü bugün sizi uyanış evinin büyük ön-açılışına götürmek istiyoruz. Onun içinde sizin enerjiniz var ve önemli bir parçasını oluşturuyor.</p>
<p>Ve hareket etmeden önce, birkaç şeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Burası, hayal gücünün ve bilincin inşa ettiği bir yerdir. Burası, arzunun ve sevginin inşa ettiği bir yerdir. Burası, hepinizin “Yaşamım sırasında Dünya’da içinden geçtiğim deneyimler vasıtasıyla başkalarının da yararlanmasını istiyorum” dediğiniz bir yerdir. Siz bu yerin yapısına ve tasarımına ve enerjisel operasyonuna, enerjnizi kattınız. Siz onun bir parçasısınız.</p>
<p>Diğer insanların kendi uyanışlarının daha yumuşak olmasını istediğinizi, kendi Ben Ben’im’lerini keşfederken çıkmaz sokakların, karanlık patikaların ve şeytanların ve canavarların fazla olmamasını istediğinizi söylediniz. Onun için de bu yerin yaratılmasına yardımcı oldunuz. Uyanmakta olanların, bazılarınızın içinden geçtiği o fiziksel travmalardan, ve özellikle de zihinsel travmalardan geçmelerini istemediğinizi söylediniz, onun için bu yerin yaratılmasına yardım ettiniz.</p>
<p>Bu yer, resmi olarak, Kuantum Sıçraması’ndan tam bir yıl sonra açılacak. 19 Eylül’de. Şu anda final… şimdi, bu çok gerçektir Şambra, ve siz bazen gerçek dediğiniz şeyi hayalden ayırmada zorlanıyorsunuz. Ama onlar aynı şeydir. Sadece, buradaki fziksel Dünya’da olmasıyla, fiziksel-olmayan bir yerde olmasına göre farklı niteliklere sahiptirler. Ama (bu yer) çok, çok gerçektir.</p>
<p>Şimdi, dediğim gibi, burası resmen 19 Eylül’de açılacak, ve bu, yeni web sitenizin açılacağı günle aynı güne denk geliyor. Şimdi, sevgili dostumuz Michelle MacHale’e söylememiz gerekiyor, sen bu proje üzerinde, bu yeni web sitesi üzerinde çok çalıştın. Bunların hepsinin sadece bilgi, programlama, yazılım ve bu tür şeyler olduğunu mu düşünüyorsun? Sadece önündeki ekranda gördüklerin olduğunu mu düşünüyorsun? Hiç de değil. Sen onu bugün tanıtmak için, online olması için, hazır hale getirmeye çalıştın. Bu tarihe yetişmedi. Çünkü 19 Eylül olması gerekiyordu.</p>
<p>Çünkü bakın, bu yalnızca bir web sitesi değil, bu, yeni Uyanış Evi’ne bir kapıdır. Şambra enerjisi orada çok önemli olacaktır, ve herhangi biriniz bu yeni Şambra web sitesine girdiğinde, ahh, ekranda bir şeyler göreceksiniz. Farklı alanlar göreceksiniz, ama o aslında Uyanış Evi’ne bir kapıdır.</p>
<p>Hadi şimdi derin bir nefes alalım. Kuthumi’nin otobüsüne binelim…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>… ve enerjimizi bu yere genişletmeye izin verelim.</p>
<p>Oraya doğru hareketlendiğimizde, bazılarınız soruyor, “Peki, Şambra Hizmet Merkezi’ne ne oldu?” O hâlâ yerinde duruyor, orası size mahsus. Orası size mahsus. Ama bu Uyanış Evi, bu işlemden/süreçten geçmeyi seçen, şu anda bir bilinç bütünleşmesinden geçen tüm insanlar içindir.</p>
<p>Şimdi kalkarken… hayal gücünüzü kullanın. Salın gitsin. Hayal gücünüzü kullandığınız için kendinizi salak gibi hissetmeyin. O, sahip olduğunuz en önemli araçlardan biridir.</p>
<p>Biz bu Farkındalık ve Uyanış Evi’ne hareket ederken, onun neye benzediğini görmeye çabalıyorsunuz, ve bu, bildiğiniz gibi, yeni bilincin niteliklerinden biridir – değişmeyi sürdürecektir. O, bazılarınıza Zümrüt Şehir gibi görünecektir. Bazılarınıza, göl kenarında güzel bir malikâne gibi görünecektir, çünkü öyledir. Bazılarınız ise hiç bir şey görmeyecektir, ve bu uygundur.</p>
<p>Eğer bunun, bu Uyanış Evi’nin dışardan neye benzediğini göremiyorsanız, farklı bir düzeye geçin. Hisleri yorumlamanın farklı bir yolunu bulun. Onu görmek zorunda değilsiniz. Sadece hissetmenize izin verin. Ağaçların büyüklüğüne, duvarın yüksekliğine karar vermeye çalışmayın. Sadece onu hissetmenize izin verin. Bu belki de, onu hayal edebilmekten daha güçlü bir araçtır.</p>
<p>Buraya girmeye hazırlanırken, sizden ayakkabılarınızı çıkarmanızı isteyeceğim. Sizden ayakkabılarınızı çıkarmanızı istiyorum! (izleyiciler ayakkabılarını çıkartır.)</p>
<p>Peki ben neden ayakkabılarınızı çıkarmanızı istedim? (Linda, “çıkarıp çıkarmayacağımızı görmek için” der. Tobias güler.) Ve (bizi) izleyenler ya da dinleyenler, sizler de ancak ayakkabılarınızı çıkartırsanız içeri girebilirsiniz. Bu semboliktir. Semboliktir, çünkü, bakın, ayakkabılarınız ayağınızdaydı, yolda yürümenizi sağladılar. Onlar geçmişinizin enerjilerini ve kirini taşıyorlar. Ve Uyanış Evi’ne girdiğimizde, öğrencilerinizden – ha, onları buraya getireceksiniz – onlardan, geçmişi bırakmanın, üzerinde yürüdükleri yolu bırakmanın simgesel hareketi olarak, ayakkabılarını çıkarmalarını isteyeceksiniz. Bunu, Uyanış Evi kirlenecek kaygısıyla yapmıyoruz. Ama yeni bir başlangıç olduğu için yapıyoruz.</p>
<p>Ve Uyanış Evi’ne girerken, sizden derin bir nefes almanızı isteyeceğiz. Derin bir nefes alın, sadece yapımına yardımcı olduğunuz bu boyutsal evin özünü içeriye davet etmek için değil, ama enerjinin akmasına da izin vermek için. Ve siz de öğrencilerinizden derin bir nefes almalarını isteyeceksiniz, çünkü birçoğu, içeri girdiğinde, bir şok halinde ve bir korku ya da tedirginlik halinde ve potansiyel bir cansızlık halinde olacaklar. Burası, bir öğretmen, bir rehber ve bir şifacı olarak her zaman kullanabileceğiniz bir yer olacak, çünkü onun yapılanmasına yardımcı oldunuz.</p>
<p>Böylece, onlardan derin bir nefes almalarını istediğiniz zaman, bu, enerjiyi yeniden hareket ettirmeye yönelik olacak. Bu, onların içinde bulundukları korku ya da tedirginlik ve bazen de panik hallerinin yatışmasına, onları yeniden Şimdi ânına getirmeye yardımcı olacaktır.</p>
<p>Bir sonraki adım, Uyanış Evi’ne girerken bir sonraki adım, biraz su içmektir. Burada bol su var. Bir bardağa bile ihtiyacınız yok. Sadece sudan için, çünkü su, daha önce de sözünü ettiğimiz gibi, bir mucizedir. Su, bildiğiniz gibi – siz onun yalnızca bir bardağa koyduğunuz ve içtiğiniz o berrak, genelde berrak madde olduğunu sanıyorsunuz – ama suya dair çok daha fazlası söz konusudur. O, Yeni Enerji içerir. O, öz enerjisini içerir. Ve onu içtiğiniz zaman, kendinizi doldurduğunuzu onaylarsınız, başlarken sözünü ettiğimiz gibi, kendi çeşmenizi (doldurduğunuzu onaylarsınız). Onu, yaşam gücü enerjisiyle dolduruyorsunuzdur. Yani bu simgesel bir harekettir. O nedenle, bu sudan içtiğinizi hayal edin.</p>
<p>Şimdi bu Uyanış Evi’nde biraz etrafa bakınalım, çünkü buraya çok, çok insan gelecek. Birçoğunuz burada eğitim vereceksiniz. Birçoğunuz, bireysel olarak danışanlarınızı, müşterilerinizi buraya getireceksiniz. Buranın ışıklandırılması tüm uygun enerjilerle tasarlandı ve yapılandırıldı, çünkü ışıklandırma ve renklerde çok önemli özellikler mevcuttur.</p>
<p>Burası çok özel seslerle yaratıldı. Şimdi, burada hoparlörlerimiz ya da elektronik aygıtlarımız yok. Onlara ihtiyacımız yok. Ama hollerden ve odalardan yayılan sesler var. Danışanlarınızdan herhangi birini, ya da rehberlik ettiğiniz ve eğitim verdiğiniz insanlardan birini buraya getirdiğinizde, duyacakları sesler onlara özel olacaktır – onlara özgü. Güvenli bir alan sağlayan bir rezonans türüne gireceklerdir. Ses ve nefes, güvenli bir alan yaratmanın en önemli iki niteliğidir.</p>
<p>Duyacaklarınız ya da hissedecekleriniz size özel olacaktır, bu nedenle, onların aynı rezonansı duymalarını ya da hissetmelerini beklemeyin. Bu, onlara özgü olacaktır. Ama kendilerini yeniden dengeye getirmelerine yardımcı olacak şekilde ayarlanacaktır.</p>
<p>Bu Uyanış Evi’nde çevremize bakınırken, o hemen şu anda birçoğunuz için değişiyor olabilir – büyüklüğü, renkler, odaların yerleşimi, hatta belki oda bile yoktur. Neyin olması gerektiğine zihinsel olarak karar vermeyin. Onunla birlikte akmanıza izin verin. Orası, sizin tarafınızdan bazı parlak enerjilerle inşa edildi.</p>
<p>Böylece, danışanlarınızı buraya getirdiğinizde, ki bunu ister bizim şu anda yaptığımız gibi hayal gücüyle yapılan bir yolculuk olarak gerçekleştirin, ister ruhtan-ruha kurulan bir düzeyden gerçekleştirin, ama onları buraya getirdiğinizde, burası onlara güvenli bir alan sağlayacaktır. Onlara şifalanma, dönüşme, keşfetme fırsatı sağlayacaktır.</p>
<p>Siz burada onların rehberleri olacaksınız. Bu Uyanış Evi’nde olan bazı şeyleri anlamalarına yardım edeceksiniz. Burada, bu güvenli alanda varolabileceklerini anlamalarına yardım edeceksiniz. Salıverebilecekler. Saldırıya uğrayacaklar diye kaygılanmaları gerekmeyecek. Biri onların enerjisini çalacak diye korkmaları gerekmeyecek. İzledikleri o eski yola devam edecekler diye endişelenmeleri gerekmeyecek. Burası, tüm enerjinin çözüm aradığını – ve bulduğunu – gerçekten keşfedecekleri yerdir.</p>
<p>Bu doğal bir işlemdir. Zihin yoluyla zorladığınız bir işlem değildir. Iradeyle zorladığınız bir işlem değildir. Tüm enerji çözüm arar ve onu bulur. Bir insan, güvenli bir alanda oturduğu zaman – oturmak burada bir mecazdır – ama güvenli bir alanda olduğunda, derin bir nefes aldığında, çabayı bıraktığında, kontrolü ve beklentileri bıraktığında; kendi içlerine düştüklerinde, dışardaki bir Tanrı’ya değil de – geçmişte birçok soruna neden olmuş olan o sevgili Tanrı’ya değil de, gerçek kimliklerine teslim olduklarında. Dışsal bir Tanrı’ya teslim olmak, enerjisel bir çarpışmaya neden olur, sisteminizin – tüm sisteminizin, biyolojik, zihinsel ve ruhsal ve gnost – ya kendini kapatmasına ya da büyük bir çatışmaya girmesine neden olur. Bilmediğiniz ya da anlamadığınız bir şeye teslim olduğunuzda, temelde bir hiçliğe teslim olur, bir tür erimeye doğru gidersiniz. Sisteminiz, neyin yanlış gittiğini merak edecektir.</p>
<p>Ama kendinize, kendi Tanrı’nıza, içinizdeki size teslim olduğunuzda, ve sadece doğal işlemin meydana gelmesine izin verdiğinizde, beden de kendini şifalandırmaya başlar. Bayrak Teknolojisinde sözünü ettiğimiz gibi, kendini şifalandırır. Zihin sakinleşir, ve sakinleşince de yeniden dengeye gelmeye başlar. Ve ruh, insan veçhesiyle bağlantı kurmaya ve bütünleşmeye başlayabileceğini hisseder. Ve bunların tümü bu güvenli alanda meydana gelebilir.</p>
<p>Bu güvenli alanda, siz ya da danışanlarınız bu Uyanış Evi’ne ayak bastığınızda, yöntemler yoktur. Terapiler yoktur. Çanlarını, yağlarını, kristallerini buraya getirmezler. Bu tür dikkat dağıtan şeylerin hiç birini getirmezler. Sadece onlar vardır. Öncelikle ve ilk başta – bunu göreceksiniz; onlara söylemeniz bile gerekmeyecek, onlar bunu fark edecekler – bu Uyanış Evi’nde salıverecekleri ilk şey zaman olacaktır. Zaman.</p>
<p>Zaman</p>
<p>Zaman, en katı inanç sistemlerinden biridir. Zaman, lineer (doğrusal) bir yol yaratır ve insanlar da onun tuzağına düştüklerini hissederler. Bir insan, zaman ile çok derin, çok girift bir ilişki kurduğunda, bir hapishanede olduğunu, bir kapana kısıldığını hissedecektir. İnsanlar yeniden-doğuşa (reenkarnasyona) inansınlar ya da inanmasınlar, geçmişe inanırlar. Ve bir insan geçmişe inandığı zaman, onun gelecekte de devam edeceğine inanır.</p>
<p>Böylece, danışanlarınızı, ya da birlikte çalıştığınız, rehberlik ettiğiniz birini bu Uyanış Evi’ne getirdiğinizde, onlar ansızın garip duyumsamalar edinecekler. Size bir şeyler söyleyecekler – “Zaman, yaşamımın şu anında çok kafa karıştırıcı görünüyor. Oysa ben zamanı izlemede çok iyiydim, ve şimdi hiç de iyi değilim.” Bunu hatırlıyor musunuz, bundan geçtiğiniz (günleri) hatırlıyor musunuz? Gerçek uyanış sürecinde içinizdeki bir şeyin konuştuğunu, ve sizin zaman kavramını bıraktığınızı anımsayın. Bu, gidilecek en, en ilk şeylerden biridir.</p>
<p>Geçmiş, deneyimden başka bir şey değildir, ama yine de zamana ilişkin inanç sistemiyle geleceği de oluşturur. Bir zamanlar size, gelecek, şifalandırılmış geçmiştir, dediğimi anımsayın.</p>
<p>Danışanlarınız, dostlarınız, rehberlik ettiğiniz kişiler, zamanı bırakmaya başladığında, geleceğin yazgı ya da alınyazısı olmadığını da anlamaya başlayacaklardır. Çoğu insan şimdilerde geleceğin önceden yazıldığına ve bu konuda pek söz hakkına sahip olmadığına inanıyor. Geleceğin, kısmen de olsa zaten yaratıldığına inanıyorlar – hatta aydınlanmış diyeceğiniz varlıklar bile, zamanınızın bazı büyük filozofları ve yazarları bile. Zaten onlar için yaratılmış bir yol olduğuna, ya da geleceği zaten yarattıklarına inanıyorlar, oysa öyle değildir. Uyanış Evi’nde, geleceğin, potansiyelden başka bir şey olmadığını ve potansiyellerin de hayal ettikleri şeyler olduğunu anlamaya başlayacaklar.</p>
<p>İnsan çoğu kez, geçmişin üzerine kurulduğu için gelecekten korkar. Potansiyellerden korkuyorlar, çünkü onları en çok çekiyormuş gibi görünen potansiyeller, en dramatik, en katı, en zorlulardan bazısıdır. Çünkü eğer bir korku ve dram alanında, kendileriyle ilgili bir belirsizlik alanında duruyorlarsa, çekilecekleri gelecek potansiyeli de bu olacaktır. Onlar için erişilir halde olan diğer büyük potansiyelleri görmeyeceklerdir.</p>
<p>Gelecek, ardına dek açıktır, ama lineer bir karmik yol izlendiğinde, hiç de öyle görünmeyecektir. Tıpkı sizin için olduğu gibi, yarın, ansızın bir yön değişikliği alabilir. Yarın açılabilir ve sizin için muhteşem bir yeni bilinci açığa çıkartabilir – tabii gitmek istediğiniz yer burasıysa.</p>
<p>Böylece, danışanlarınız zamanla ilgili inanç sistemini salıvereceklerdir, ve bu ilk adımdır.</p>
<p>Uyanış Evi’nin diğer niteliklerinin bazısını, Yunanistan’da, Atina’da yapacağım atölye çalışmasında ele alacağız. Ben bunu çok belli bir nedenden ötürü burada yapmak istiyorum. Bilgi, elbette Şambra ile paylaşılacaktır. Bu Uyanış Evi herkes için, hepiniz için kullanılabilir haldedir. Hatta kendi başınıza bile oraya gidebilirsiniz. Yalnızca danışanlarınızı, rehberlik ettiğiniz kişileri oraya götürmeniz gerekmiyor. Kendiniz de gidebilirsiniz. Oranın yapılanmasına siz yardım ettiniz.</p>
<p>Diyorsunuz ki, “Peki Tobias, bu ne kadar gerçek? Bu da başka bir öykü mü? Bir mecaz mı?” Size, ne kadar gerçek olduğunu söyleyeceğim. Şimdiyle, birlikte gerçekleştireceğimiz bir sonraki Şaud arasındaki zamanda, inşa etmekle, yapılandırmayla ilgili bir şey olacak ve siz bunu çok fark edeceksiniz, çünkü bu yerin yapılandırılmasına yardımcı oldunuz. Burası, bir ya da iki haftaya kadar açılacak. Yeni web sitesinin, Uyanış Evi’nin yeni kapısının açılmasıyla açılacak. Ve yaşamınızda öyle bir şey olacak ki – ha, bunu siz yaratıyorsunuz, onun size gelmesini biz sağlamıyoruz – ama öyle bir şey olacak ki, gülecek ve şöyle diyeceksiniz, “Ha, Tobias’ın sözünü ettiği buymuş.” Siz, inşaatla ya da yapılandırmayla ilgili gerçek bir fiziksel deneyim tezahür ettireceksiniz.</p>
<p>Bazılarınızın, bir çivinin üzerinden geçtiğiniz için lastiği patlayacak, ve bu gerçeğe, arabanızın bir lastiğinin patlamasına söveceksiniz. Ama ne olduğuna bakıp da çiviyi gördüğünüzde, şöyle güzel bir kahkaha atmanızı istiyorum. Bu, bunun gerçek olduğunu kendinize söylemenin bir yoludur – ve bunu biz söylüyor olmayacağız, bunu kendinize yine siz söylüyor olacaksınız. Ki gerçektir de, içinde bulunduğunuz gerçeklik kadar gerçektir.</p>
<p>Kazara bir kamyona çarpabilirsiniz, ve dönüp de ne tür bir kamyon diye baktığınızda, onun bir inşaat firmasının kamyonu olduğunu göreceksiniz. Elbette önemli bir hasar olmayacak, sadece hafif bir dürtme, bir hatırlatma.</p>
<p>Bir alet ayağınıza düşebilir (kahkahalar) ve bir yandan ayağınızı tutmuş zıplarken, bir yandan da söverken, içtenlikle gülecek ve diyeceksiniz ki, “Şimdi onun gerçek olduğunu biliyorum.”</p>
<p>Kendinize bu armağanı vereceksiniz. Siz bunu uzun zamandır yapıyorsunuz. Hep Tanrı’dan size bir işaret vermesini istediniz, ben bunu ne çok yaptığınızı biliyorum. Oysa bu, insanların yapacağı en kötü şeydir, bir Tanrı’yı bilmediğiniz halde dua etmeniz ve Tanrı’dan bir işaret istemeniz, oysa Tanrı hemen buradadır, ama siz dışarıya çıkıyorsunuz ve o ortaya çıkmıyor; hiç bir işaret gelmiyor. O zaman da Tanrı’ya güvenmemeyi öğreniyorsunuz. Tanrı’ya güvenmemeyi öğrendiğinizde ise, aslında kendinize güvenmemeyi öğreniyorsunuz.</p>
<p>Ama şimdi kendinize bir işaret vereceksiniz, ve bu işaret olmadık bir yerden gelip gerçekliğinize girecek, ve siz o zaman diyeceksiniz ki, “Başka insanlar için yapılanmasına yardımcı olduğum, bir rehber, bir yardımcı, bir öğretmen olarak gidebildiğim bu Uyanış Evi, gerçek.” O gerçektir. Öykülerinizi dinlemek için sabırsızlanıyorum. Onları paylaşmanızı çok isterdim.</p>
<p>Böylece, bugünkü konuşmamızın özü bu. Bugün, yeni yaratılarla ilgiliydi – Şambra’nın gerçekleştireceği müzik ve film ve her türlü şey. Ama hepiniz, Uyanış Evi’nde yer aldınız.</p>
<p>Ve diyorsunuz ki, “Ne kadar yakında, ne kadar yakında Dünya’da tezahür edecek? Neden başka bir boyutta olmak zorunda?” Ah, Şambra, siz oyunun bir adım ötesindesiniz. Bu da yakında gelecektir.</p>
<p>Bu güzel yerin, uyanış sürecinden geçen insanların geleceği bu yerin, öğretilerinize, danışmanlıklarınıza devam edeceğiniz bu yerin özünü hissetmek amacıyla derin bir nefes alalım. Bu Ev’in – Uyanış Evi’nin – çok kısa bir süre sonra açılmasını kutlayalım. Biz şimdi onun son rötuşlarını yapıyoruz, ve yakında onu tümüyle kullanabileceksiniz.</p>
<p>Derin bir nefes alın…</p>
<p>(duraklama)</p>
<p>… ve şimdi ânınıza geri gelin. Şimdi ânı gibisi yoktur. Uyanıştan geçen diğer insanlar, zaman inancını ve zaman yanılsamasını salıvermeyi öğrendikçe, bu ânın ne kadar değerli olduğunu fark edeceklerdir, çünkü siz bu anda mevcutsunuz, bu anda potansiyellerinizi yaratıyorsunuz, ve bu anda geçmişin tüm deneyimlerini bütünlüyorsunuz.</p>
<p>Ve öyledir.</p>
<p>Kırmızı Meclis’in varlıklarından Tobias, Golden, Colorado’da yaşamakta olan Geoffrey Hoppe tarafından sunulmaktadır. Tobit’in mukaddes kitabında bulunan Tobias’ın öyküsü, Crimson Circle sitesinde bulunmaktadır.<br />
www.crimsoncircle.com. Tobias materyelleri, bedelsiz olarak dünyanın her tarafında bulunan ışık işçileri ve Shaumbra’ya, Ağustos 1999 tarihinden beri sunulmaktadır. Bu tarih Tobias’ın, insanlığın yıkım potansiyelini aşıp, Yeni Enerjiye girdiğini söylediği tarihtir.<br />
Kırmızı Çember, Yeni Enerjiye geçiş yapacak ilk insan (kılığındaki) meleklerden oluşan küresel bir ağdır. Bu kişiler, yükseliş halinin sevinç ve zorluklarını deneyimlerken, diğer insanların da yolculuğuna, paylaşım, ilgi ve yol göstererek yardımcı olmaktadır. Crimson Circle’in sitesine her ay 50.000’in üzerinde ziyaretçi, son materyelleri okumak ve kendi deneyimlerini tartışmak amacıyla girmektedir.<br />
Kırmızı Çember her ay Denver, Colorado’da, Tobias’ın, Geoffrey Hoppe kanalıyla son bilgileri sunduğu yerde biraraya gelmektedir. Tobias, kendisinin ve Crimson Council’ın (Kırmızı Meclisin) diğer semavi varlıklarının, aslında insanoğlunun kanallığını yapmakta olduğunu bildirmektedir. Tobias’a göre, onlar bizim enerjilerimizi okumakta ve biz içimizde deneyimlerken, dışardan da bakabilmemiz için, kendi bilgilerimizi bize geri tercüme etmektedirler. Kırmızı Çember toplantıları herkese açıktır, ama LCV takdir edilir. Katılımı gerektiren hiç bir şey ve ödenmesi gereken bir aidat yoktur. Kırmızı Çember bolluğunu, dünya çapındaki Shaumbra’nın açık sevgisi ve bağışlarıyla sürdürür.<br />
Kırmızı Çemberin en yüksek amacı, insan melekler ve öğretmenler olarak, içsel spiritüel uyanış yolunu yürümekte olan kişilere hizmet etmektir. Bu hıristiyanlıkla ilgili bir misyon değildir. Tersine, içsel ışık, merhamet ve ilgi bulabilmeleri amacıyla, insanları senin kapına getirecektir. Kılıçlar Köprüsü’ndeki yolculuğuna başlayan bu kendine has ve değerli insan sana geldiğinde, o anda ne yapman ve öğretmen gerektiğini bileceksin.<br />
Eğer bunu okumaktaysan ve gerçek olduğunu ve bir bağın olduğunu hissediyorsan, sen gerçekten Shaumbra’sın. Sen insan (kılığında) bir öğretmen ve bir rehbersin. İçindeki tanrısallık tohumunun bu anda ve gelecek tüm zamanlar için çiçek açmasına izin ver. Hiç bir zaman yalnız değilsin, çünkü tüm dünyada bir ailen ve çevrendeki semavi boyutlarda melekler vardır.<br />
Bu metni lütfen ticari amaç olmaksızın ve bedelsiz olarak dağıtın.<br />
Lütfen bu bilgiyi, dipnotlar dahil bütünüyle kullanın. Tüm diğer kullanımlar, Geoffrey Hoppe, Golden Colorado’dan alınacak yazılı onayı gerektirir. Telif hakkı 2001, Geoffrey Hoppe, P.O.Box 7328, Golden, CO 80403.e-posta: tobias@crimsoncircle.com. Tüm haklar mahfuzdur.</p>
<h2 class="baslik"></h2>
<h2 class="baslik"></h2>
<h2 class="baslik">Sorular ve Yanıtlar</h2>
<div class="tarih">Geri Dönüş Dizisi:</div>
<div class="tarih">Şaud 2: “Uyanış Evi”</div>
<div class="tarih">Tobias’ın katılımıyla, Kanallık, Geoffrey Hoppe</div>
<p>Kırmızı Çembere sunulmuştur<br />
6 Eylül 2008<br />
www.crimsoncircle.com   &#8211;   www.kirmizicember.org</p>
<p>Ve öyledir, bu güzel enerjiyle ve bugünün yeniliğiyle, yaratıcı gayretlerin işlemeye başlaması ve kutlanmasıyla, şimdilerde kendini açan insanların gelebileceği ve birçoğunuzun, deneyimlerini, bilgeliğini kullanarak yaratılmasına yardım ettiği ve yakında açılacak bu Uyanış Evi’yle devam ediyoruz. Ve insanlar buraya geldiğinde, zamanın, geçmişi içeren bir bavul olduğunu öğrenecekler, çünkü zaman, çok lineer ve çok yapısal bir kalıp oluşturarak insanların kendi geçmişleriyle özdeşleşmelerine, kendi geçmişleri olduklarına inanmalarına neden olur.</p>
<p>İçinde bir süre yaşadığınız evin kendisi olmadığınız gibi, geçmişiniz de değilsinizdir. O evin içinde bir zamanlar yaşamışsınızdır, onu bir zamanlar deneyimlemişsinizdir, ama artık orada değilsinizdir. Bu, bir zaman önce olmuştur.</p>
<p>Uyanmakta olan insan, geçmişten özgürleşebileceğini – ya da kendini özgürleştirebileceğini – anladığında, Şimdi ânında yaşayabildiğinde, bu, giriyor olabileceği geleceğin yollarını temizleyip açar. İlerlemek amacıyla almış olabilecekleri yönleri temizler. Yeni potansiyelleri ortaya çıkartır. Birçok insan, kendi geçmişi olduğu, geçmişin onu bugünkü kimliğine getirdiği konusunda ısrar edecektir. Onlar, kendi geçmişlerinin bir derlemesinden başka bir şey olmadıklarında ısrar edeceklerdir. Ama uyanış sürecinde, bugün kim olmayı seçiyorsanız sadece o olacağınızı öğrenirsiniz.</p>
<p>Ve böylece, bugünün soruları çok ilginç olacak. Başlayın.</p>
<p>LİNDA: Tamam.</p>
<p>TOBIAS: Sanırım bu kısa olacak.</p>
<p>LİNDA: Bu benim sorum olacak.</p>
<p>1.ŞAMBRA’NIN SORUSU (Linda): Pekâla, sekiz yıl kadar önce, biliyorsun, bize kısa duvarın arkasında durun, bu sadece bilinç, demiştin; ve bu o zamanlar pek de önemli bir öğüt gibi gelmemişti, çünkü, bilirsin, oy kullanman gerekir. (kahkahalar) Ama (bu öğüdün) önemini sonradan anladığımızda, ne tür bir bilincin yansıdığını açıkça görebildik ve biraz da utanç duyduk. Şimdiyse bilinç için umut görüyoruz ve o potansiyellerde de biraz umut görüyoruz. Neden bilinç adına oy kullanmayalım?</p>
<p>TOBIAS: Biz, kısa duvarın arkasında durmaktan söz ettiğimizde, bunu yalnızca oy kullanmayla bağlantılı söylememiştik. Bu herşeyden çok sizinle ilgiliydi. Kitle bilincine kapılmakla ilgiliydi, ve izleyici olmakla ilgiliydi. İzleyici olduğun zaman, şeylerin aslında nasıl yaratıldığını gözleyebilirsin.</p>
<p>LİNDA: Ben kısa duvara bayılıyorum!</p>
<p>TOBIAS: Ama pek de sık orada değilsin… (yoğun kahkahalar, Tobias güler)</p>
<p>LİNDA: Güzel, teşekkürler!</p>
<p>TOBIAS: Biz herhangi bir insana, sürekli orada olman gerekiyor, demiyoruz; ama yaratının aslında nasıl çalıştığını izlemek amacıyla, kitle bilincinin, tıpkı bir ırmak gibi çok güçlü akıntıları ve çok güçlü anaforları olduğunu izlemek amacıyla, geride durulacak bir zaman vardır, çünkü bunlara kapılmak çok olasıdır.</p>
<p>Yani biz şunu söylüyoruz, kısa duvarın arkasında durmakla, bu (başkanlık) seçiminde bile, tabii bunu seçerseniz, insanların dramlara nasıl kapıldıklarını izleyebileceksiniz. Bu tür seçimler çok ender olarak bilge ve bilinçli bir seçim yapmakla ilgilidir. Bunlar daha çok, en büyük dramı kimin yaratabileceğiyle ilgilidir.</p>
<p>LİNDA: Ben sadece oy pusulasına küçük bir işaret kondurmak istiyorum.</p>
<p>TOBIAS: Kesinlikle – bu bir kural değildir – kesinlikle, geçmişte yapılmış bir öneridir. Ama şimdi istediğin seçimi yapabilirsin.</p>
<p>LİNDA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Ben teşekkür ederim.</p>
<p>LİNDA: Tamam, başka kişisel soru sormayacağım.</p>
<p>2.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Az önce öteye geçen kocamla olan karmik ilişkiye biraz daha açıklık getirebilir misin lütfen. Neden bu kadar zorlu bir ilişkiydi? Neden gitmeyi seçti, ve şimdi nasıl? Benden, onunla birlikte Rüya Yürüyüşü yapmamı (ona geçişte eşlik etmemi) istedi ve ben bunu ne kadar becerdiğimizden emin değilim. Bana bıraktığı karmakarışık durumlar yüzünden, dün onu Köprü’den atmaya hazırdım (kahkahalar). Acaba Rüya Yürüyüşünü bırakmam ve bu yürüyüşü daha şefkatli ve onunla daha az bağı olan birine devretmem, benim için daha mı iyi olur? Bu zamanda vereceğin her türlü içgörüye teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, ve bu mektup yazıldıktan sonra, Rüya Yürüyüşünün kesildiğini öğrendin, çünkü kocan Çiçekler Köprüsü’nü geçmek istemiyor. Onu Dünya alemlerine yakın tutan çok fazla enerji var, seninle ilgili kaygılar gibi, ve senin bazı – nasıl desek – onunla ilgili ilginç hislerin, onu yakınlarda tutuyor. Bu nedenle, şu Rüya Yürüyüşü’nü bırak gitsin, bu yürüyüşten kop, ve kocanın bir süre çevrede dolanacağını anla.</p>
<p>Kendi sorunda yanıtını da verdiğin gibi, uzun bir karmik geçmiş var, uzun – çok, çok uzun – bir geçmiş, ki bu meleksel aile düzeyine kadar gidiyor, ama burada, Dünya’da da çok geçmişiniz var. Bu seni ilginç bir soruyla karşı karşıya bırakıyor, ve senin aslında sorduğun şey – yani burada tüm kelimelerin altında yatan gerçek soru şu – ölmüş ya da yaşıyor olsun, kocanı ilk ve son kez bırakman uygun mudur? Onunla bağını kesmek ve, “Birlikte birçok maceramız oldu – seni candan sevdim, senden fena halde nefret ettim – ama tümüyle bırakmak uygun mu?” demek, uygun mudur?</p>
<p>Şimdi, bu zor bir soru. Zor, çünkü ilginç bir suçluluk duygusu ve hepinizde olan, şeylerin bilincinde olmak var – “Öteye geçen annemi salıverirsem ne olur?” Benim annemi değil, sizin annenizi. “Çocuklarımı enerjisel olarak salıverirsem ne olur? İşimi salıverirsem ne olur? Kendi içimde bunca zamandır birlikte yaşadığım bu eski insan halimi salıverirsem ne olur?”</p>
<p>Mükemmel sorular – bırakırsanız, salıverirseniz, ne olur? Cehenneme mi düşersiniz? Hiçlik mi olursunuz? Yoksa özgürlüğü mü keşfedersiniz?</p>
<p>Bu soruyu sizin yerinize ben yanıtlayamam. Ama sahip olduğunuz korkuyla, gönülsüzlüğünüzle, hatta başkalarını salıvermekle ilgili suçluluk duygusuyla empati kurabilirim. Ama buna bir de şu açıdan bakalım. Birçoğunuz, enerjisel olarak, çocuklarınıza çok bağlıydınız ve hâlâ da öylesiniz. Bırakıverirseniz ne olur? Sorumsuz bir ana-baba mı olursunuz? Yaşamaktan vaz mı geçersiniz? Onları bıraktınız diye uçurumdan mı düşerler? Kesinlikle hayır. Siz onlara tanrısal bir özgürlük bahşediyor (bağışlıyor) olursunuz.</p>
<p>Onları salıverdiğiniz zaman, bu ikinizi de özgürleştirir, yalnızca onları değil. Sahip olduğunuz o eski enerji bağlarını özgürleştirir. Şimdi artık özgürsünüzdür. Mutlak ve bağımsızsınızdır. Bilge bir spiritüel varlık olarak, farklı bir düzeyde, özgür bir düzeyde, ve karma değil de gerçek sevgi diyebileceğiniz bir düzeyde, yeni bir ilişkinin yaratılabileceği akla uygun gelmiyor mu? Teşekkür ederiz.</p>
<p>3.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam, “Tuning In” filminin yönetmeni) Eh, ben Kaliforniyalıyım, onun için “tümüyle” derdim. (bazı gülüşmeler) Sen filmimizde tümüyle yer aldın. Bununla ilgili ne düşündün? Ve bir başka sorum daha var, tümüyle farklı bir soru. Geçenlerde YouTube’da inanılmaz bir şarkıcı buldum. Şimdi onun menajerliğini yapıyorum. Onun müziğini dünyaya getirmek konusunda beni yönlendirebilir miydin, çünkü o harika!</p>
<p>TOBIAS: (duraklama) Seninle sonradan offline olarak biraz bilgi paylaşacağım, çünkü burada elimizde çok genç ve aşırı duyarlı biri var. O nedenle, bunu sonraya bırakıyoruz. Filme gelince – ünlü olmak çok hoş! (kahkahalar)</p>
<p>3.ŞAMBRA: Eh, yıldız sensin. Bunu biliyorsun.</p>
<p>TOBIAS: Elbette. Elbette! (kahkahalar) Ve senle ben lafladık. Sen, yalnızca benimle ilgili bir film yapmak istiyorsun, gerçi…</p>
<p>3.ŞAMBRA: Tabii ki yapmak istiyorum!</p>
<p>TOBIAS: … ben biraz utanıyorum. Ama evet, hadi yapalım (kahkahalar) – “Tobias ve Sam’in yaşamı ve devreleri.” Aslında ben şaka yapıyorum ve bazılarınız da gülüyor ama, üzerinde çalışılan bir senaryo var, diğer alemlerde. Ben arada bir ona takılıyor, ona “Ben Sam’im” senaryosu diyorum. Bir kabuk bedene, biyolojik bir bedene sahip olma yetisi, işte bu yazılacak, ve bu bir film olacak olursa, Dünya’da olan ve gerek kabuk bedenlerinde gerekse meleksel halde bulunan birkaç varlığın ve meydana gelen ilginç etkileşimlerin kurgusal öyküsü olacak. Bu çok, çok popüler bir kitap ve belki de bir film olacak, çünkü insanların nasıl çok-boyutlu olduklarını, birçok düzlemde nasıl var olduklarını, veçhelerinin hâlâ nasıl oyunun bir parçası olduğunu, bu şeylerin hep nasıl iş başında olduğunu anlamalarına yardımcı olacak. Ve insanların sahip olduğu bazı garip düşünceleri ve davranışları açıklayacak.</p>
<p>Yani bu filmde olmak &#8211; ve gerçekten – çok samimi olarak – tüm Şambra enerjisini bu projeye katmak, büyük bir zevk, çünkü bu film, çok, birçok gözü açacak.</p>
<p>3.ŞAMBRA: Teşekkür ederim. Ve şimdi bir de JFK’yi (John F. Kennedy) kimin öldürdüğünü söyleyebilir misin? (Tobias ve izleyicilerden yoğun kahkahalar yükselir)</p>
<p>TOBIAS: Bu tarafta bile, sözünü etme iznine sahip olmadığımız şeyler var.</p>
<p>3.ŞAMBRA: Pekâla.</p>
<p>TOBIAS: Çünkü insanlara kim olduğunu söyleseydik, hiçbir dram  yaratılmazdı!</p>
<p>3.ŞAMBRA: Tamam, teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Tümüyle, teşekkürler. (kahkahalar)</p>
<p>4.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Ben, yaklaşık bir yıldır büyük bir değişimden geçiyorum. Çok karanlık ve zor bazı çetin zamanlar oldu. Bu çetin dönemler için söyleyebileceğin bilge sözlerin var mı? Ayrıca, hipnoterapi, yararlı bir seçenek mi? Bir de, verdiğim eğitim ve kitabımla gittiğim yön hakkında herhangi bir yorumun var mı? Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Burada birkaç şey birden var. Eğitimin ve kitap büyük bir değişikliğe uğrayacak. Şu anda gerçekleştirdiğin eğitim ve kitapların, geçtiğin bu çok zorlu dönemde kendine yol göstermene yardımcı oluyor. Bu karanlık dönemden geçmek açısından bakıldığında, dünyanın her yanındaki her Şambra’nın muazzam bir şefkat ve empati beslediğini düşünüyorum, ve şu anda hepinizden gelen yanıtları değerlendirecek olsak, sanırım iki şey çok, çok açık hale geliyor. Birincisi, nefes. Bu çok basit görünüyor, ve ben bazılarınızın daha karmaşık bir şey istediğini biliyorum. Ama gerçekten, nefes almak, bir enerji akışının yaratılmasını sağlar, bu blokajların (engellerin) bazısının ortadan kaybolmasına yardımcı olur, seni yeniden bedenine yerleştirmeye yardım eder, ve seni zihninden çıkartır.</p>
<p>İkincisi, içinden geçtiğin bu işlemin, bu sürecin – ruhun karanlık gecesinin, geçmişteki rehberlerinin seni terk ettiği bu zamanın, yaşam yolunda tümüyle yön değiştirdiğin bu zamanların – zor olduğunu, meydan okuyucu olduğunu, anlamaktır; ama bu aslında doğal bir işlem/süreçtir. Senin insan veçhen avaz avaz bağırıp duruyor ve ona ne olacağını merak ediyor. O sana, tıpkı ana-babasına kızan ve ilgi çekmek isteyen küçük bir çocuk gibi feryat ediyor – “Beni kim besleyecek? Ben ne iş yapacağım? Kendimi nasıl koruyup da hayatta kalacağım?” Ama daha yüksek bir düzlemde, kendi ruhsal benliğine güvendiğin bir düzlemde, iyi gidiyorsun. Gerçekten iyi gidiyorsun.</p>
<p>Bu işleme/sürece ne kadar az direnirsen, ondan ne kadar az korkarsan, onu o kadar katıksız bir sevinç ve kutlama olarak göreceksin. Daha önce hiç Dünya’ya gelmemiş onca meleğin buraya neden gelmeye çalıştığını sanıyorsun? Bazen bunun bir lunaparktaki o heyecan yaratan trenlere binmeye benzediği söylenebilir. Seni korkutabilir. Ödünü patlatabilir. Ama bu inanılmaz bir işlem/süreçtir. Ona direnme. Ona yama yapmaya, söküğü dikmeye kalkma.</p>
<p>Ve ben buna şunu da ekleyeceğim, ve bu bazılarınızın düşündüğüyle çelişebilir, ama ortalıkta olan o psikiyatrik uyuşturucu ilaçlar, uygun değildir. Ve biliyorum, onları almak bazılarınızı cezbediyor. Bazılarınız, onların size yardımcı olacağını düşünüyor, ama yaptığınız, bir insan varlıktan, bir tanrısal insan varlığa dönüşmenin doğal sürecinden kaçmaktır.</p>
<p>Kozasına girmeye başlayan bir tırtıl, kozaya girmekten onu alıkoysun diye ilaç almaya başlasaydı, ne olurdu? Bir tırtıl olmakla, bir kelebek olarak ortaya çıkmanın yarı yolunda bir yerlerde sıkışıp kalırdı. Kendisi ile çok güzel bir işlem arasına yapay bir engel koymuş olurdu. “Ben bu ilacı almak zorundayım, çünkü baksanıza, bana neler oluyor. Bedenim değişiyor. Pelte gibiyim. Kendimi bu kozaya sarıyorum,” der ve ilaç alır. Ancak işlemi saptıracak ve çarpıtacaktır.</p>
<p>Böylece sevgili Şambra, sizi fazlasıyla yüreklendiriyorum – ve ben burada Şambra’ya konuşuyorum, dünyanın geri kalanına değil – nefesin, herhangi bir haptan çok daha etkili olduğunu anlayın; kendinizi sevmenize zaman ayırmanın, sizi türlü yöntemlerden ve haplardan çok daha fazla dengeleyebileceğini ve yeni enerjinizi dengeye ve çözüme getirebileceğini anlayın. Kendinize güvenemiyor musunuz? Teşekkür ederiz.</p>
<p>5.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Tobias, şu son birkaç ay çılgıncaydı. Temel olarak bir gitme (ölme) isteğim vardı, ve bu, bir köşeyi dönmüşçesine, nihayet hayatı yeniden yaşamak istediğim bir hisse dönüştü. Ve ben senden sadece bir güncelleme istiyorum. Nasıl gidiyorum, ve bilgece bir şeyler söyleyebilir misin? Ve sonra, Sandra adına ikinci sorumu soracağım.</p>
<p>TOBIAS: Evet, ben bunu burada çabucak özetleyeceğim. Ve biz elbette bol bol konuşuyoruz – daha doğrusu, sen bol bol konuşuyorsun, ben de bol bol dinliyorum – ve ben son zamanlarda sana anlatmaya çalıştım, onun için de şimdi bunu yüksek sesle söylüyorum. Arayışını bitirme zamanı geldi. Sen, aramaya, araştırmaya bağımlısın, her türlü farklı yere bakıyorsun, ve bu neredeyse Alice Harikalar Diyarındaki çılgın şapkacının haline benziyor. Dışarlarda bir yerlerde o sihirli yanıtın ve altın kabın olduğunda ısrar ediyorsun. Ama sessiz sakin kendinle kalmaya ve tüm dışsal faaliyetleri kesmeye çalıştığında, derin bir korku ortaya çıkıyor. Bu, muazzam miktarlarda vesveseyi, iç sıkıntısını, kaygıyı tetikliyor, ve sen kendini yeni baştan koşa koşa gidip yanıtları başka yerlerde aramak zorunda buluyorsun.</p>
<p>Bu çok yaygın bir durum, yalnızca sana has demiyoruz. Şambra genel olarak bundan geçti. Artık arayış içinde olmamak, ve tüm yanıtların sana gelmesine izin vermek seçimini yapabildiğinde; bir yerde kalabilip de, seni o yerden atacak ve başka bir yere ittirecek tuzakları yaratmadığında; işte o zaman yanıtları bulacaksın – sen koşa koşa gidip uzun süredir beklediğin yanıtların peşine düşmeden, yanıtlar sana gelecek koşa koşa.</p>
<p>Bu nedenle, önündeki birkaç ay boyunca gün-be-gün yoluna çıkacak şeylerin haritasını çıkarmaya çalışma. Sadece, arayışı bırakmak zamanının geldiğini söyleyelim. Sonraki soru.</p>
<p>5.ŞAMBRA: Teşekkür ederim. Bir de kısaca, Sandra ve ben, ikimiz de şu geçen ay boyunca dizlerimizde yoğun ağrılar ve acılar yaşadık. Bununla ilgili bize bir şeyler söyleyebilir misin?</p>
<p>TOBIAS: Sanırım az önce asıl nedenden söz ettik. Arayış içinde koştuğun zaman, hep hareket halindesin, dizlerin ağrıyacaktır. Onlar sana, durman gerektiğini söylemeye çalışıyor.</p>
<p>6.ŞAMBRA’NIN SORUSU (İnternetten, Linda okur): Sevgili Tobias, bize lütfen korku enerjisi hakkında konuşur musun. Bu, şimdiye kadar mevcut yaşamımda büyük bir rol oynadı, ama şimdi bilincimin değiştiğini hissediyorum, korku enerjisinin bedenimde sadece enerji olarak depolandığını hissediyorum. Ancak, bir şekilde bir ego parçamın ya da veçhemin, salınmak üzere bu enerjiye ve korkulara da tutunduğunu hissediyorum. Ben bunu öğrenmek istiyorum ve onun kolay yoldan nasıl salınacağını.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Yine nefesle başlayalım, nefes, onu salıvermenin kolay yoludur. Bunu söylüyoruz ama, nefese başladığında – ben gerçek bilinçli nefesten söz ediyorum, günde birkaç dakika – nefese başladığında ne olur? Senin fiziksel ve eterik bedenlerinde depolanmış korkuyu gevşetir. Ve biz, bu nefese başlayan, kendi yaşamlarına hayat vermeye başlayan çok Şambra gördük, ve korku ortaya çıkar, karanlık ortaya çıkar. O şimdi gevşemiştir. Peki ne yaparsın? Sadece nefes alır verirsin. Korkunun orada olduğunun farkındasındır. Karanlığın ve bazen de veçhelerinin geldiğini hissedebilirsin. O merkez noktada kalırsın. O güvenli alanda kalır, nefes almayı sürdürürsün.</p>
<p>Korku ilginç bir enerjidir. Korku, insanlar tarafından sık sık canlı olduklarını hissetmenin bir yolu olarak kullanılır, çünkü o çok dinamik bir enerjidir. Böylece, sebep ne olursa olsun korkuyu – korku ve dramı – yaşamlarına sokarlar ve bu, kendilerini canlı, hayatta hissetmelerini sağlar. Burada olduklarını anımsarlar. İster inanın ister inanmayın ama, bu onları bir süreliğine zihinlerinden uzaklaştırır. Ama korku çok ilginç bir enerjidir. Çok bağımlılık yaratır ve sen odağını ondan ayırana dek, ona nefes alana dek ve o drama – çünkü korku budur, dramdır – ihtiyacın olmadığını, yaşamında ona ihtiyacın kalmadığını anlayana dek, sana geri dönüp duracaktır.</p>
<p>Bazılarınız buna ilginç bir tepki veriyorsunuz – “Ben korkusuz ne yapacağım? Tümüyle boşalmış olurum. Hiç bir şeye sahip olmam. Yol işaretlerini nasıl anlayacağım? Bu huysuz, sapık enerjilerin bazısı olmadan burada olduğumu bile nasıl bilebileceğim?” Ama belki, sadece belki, canlı olduğunu sana hatırlatması için korkuya gerek duymayan, sabahları seni yataktan çıkarmak için dramlara gerek duymayan farklı bir bilince hazırsındır. Kendini gerçek ve canlı hissettirecek tüm bu çarpıklıklara gerek duymayan bir bilince.</p>
<p>Böylece, korkudan nefesle geçip gitmek – en mükemmel şey. Onu dışarda tutmaya çalışma. Onunla zihinsel oyunlar oynamaya kalkışma. Bu, az önce Şaud’da sözünü ettiğimiz şeydir. Birçoğunuz kendinize, biliyorsunuz, şu küçük psikolojik avlayıcı sözleri, şu klişeleri söylemeye çalışacaksınız. Bu, bildiğiniz gibi, zihinsel bir oyundur ve korku yalnızca daha da güçlenir. Bir dahaki sefere, öncesine göre daha büyük ve daha kötü bir biçimde gelecektir. O korku enerjini hisset. Biliyorsun, korkunun içinde, onun öbür tarafında her zaman bir bilinç incisi yatar. Teşekkür ederiz.</p>
<p>7.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam Tobias. İki haftaya kadar kocam ve ben, kendimizi Doğu Avrupa’ya giden bir uçakta bulacağız. Kocamın Berno’da, Çek Cumhuriyeti’nde yeni bir müşterisi var, ve biz birden, damdan düşercesine, onu ziyaret etmeye karar verdik. Ve biz ayrıca Viyana ve Prag’a da gideceğiz, ve başka nereye gidelim diye düşünürken, kocam haritaya baktı ve otomatik olarak, gidip Budapeşte ve Auschwitz’i ziyaret etmesi gerektiğini anladı. Ve ben, onun belki de o yerlere giderek bağlantı kurmasını gerektiren bir geçmiş yaşamı olduğunu hissediyorum. Böylece ben bu konuda biraz daha fazlasını bilmek isterdim ve ayrıca karar vermeye çalışıyorum, ki aslında bu kararı o Şimdi ânında yapacağımı da biliyorum ama, Auschwitz’e gitmek ve o enerjileri deneyimlemek isteyip istemediğime karar vermeye çalışıyorum, çünkü ben, çoğu Şambra gibi, çok empati kuran biriyim ve çok şey hissediyorum. Yani bu, kendimi böyle bir duruma sokmam gerekiyor mu (sorusunu gündeme getiriyor). Ve başka bir yanım da, o alana belki Yeni Enerji vermek için gideceğimi düşünüyor. Böylece ben bu geziyle ilgili biraz daha içgörüye sahip olmak istiyorum, lütfen. Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Avrupa’nın bu bölgeleri çok, çok hızlı uyanıyor. Çok da eski olmayan bir Şaud’da biz bir üçgenden, Norveç topraklarından başlayıp, Romanya ve Macaristan ve bazı diğer Doğu Avrupa ülkelerinden aşağıya İsrail’e inen bir üçgenden söz etmiştik. Buralarda enerji, çok uzun bir dönem boyunca baskılanmıştı. Geri tutulmuştu ve şimdi patlıyor. Büyük, çok büyük bir hızla canlanıyor.</p>
<p>Burada ayrıca şöyle bir şey oluyor, toprağın kendisi, orada gömülü olan ya da orada hâlâ travmatik halde bulunan bazı enerjileri geri çağırıyor. O toprakların – üzerindeki insanların uyanış işleminin – bir bölümü de, bu enerjilerin bazısını affetmek ya da salıvermekten geçiyor, diyeceğim. Bu nedenle birçoğunuz bir bağlantı hissedip oraya geri gidiyorsunuz. Bu, geçmiş yaşamdır. Bazılarınız orada toprağa gömülüsünüz ve özgürleşmek için avaz avaz bağırıyorsunuz. Şimdi, sen fiziksel olarak oraya gitmek zorunda değilsin, ama gidersen, bu – nasıl desek – sana çok zengin bir deneyim sunacaktır. Kendini, orada gömülü olan geçmiş yaşamlardan özgürleştirebilirsin, hatta şu anda bile. Oraya gitmek için o berbat uçaklara binmen gerekmiyor. (bazı gülüşmeler)</p>
<p>Böylece sen, türlü nedenlerden ötürü oraya çağırılıyorsun, salınmak, özgürleşmek isteyen veçheler – işlemden geçmek ya da yol gösterilmek değil, ama özgürleşmek, topraktan salıverilmek isteyen veçheler. Ayrıca sen, orada meydana gelen hızlı uyanış işlemi yüzünden de oraya gidiyorsun. O enerjiyi hissediyorsun. Biz Romanya ve Macaristan ve bazı başka Avrupa ülkeleri gibi yerlere gittiğimizde, (gezimiz/toplantılarımız) bu hızlı uyanış yüzünden çok heyecanlı oluyor.</p>
<p>Şimdi ben senin maceranı berbat etmek istemiyorum, ama orada her ikiniz için de geçmişinizle bazı karşılaşmalar olacak. Bazı yeni potansiyeller olacak. Şimdi, sen bunun ortaya çıktığını orada hissedebilirsin. Ortaya çıkan bazı fırsatlar olacak. Bir yanın, insan sen, bunun ortaya çıkacağını hissedebiliyor ve bundan biraz da korkuyor, çünkü bu, yaşamında bazı oldukça önemli seçimler yapmak zorunluluğuyla ilgili olacak. Ama bu, geçmişi salıverdiğinde, onu özgürleştirdiğinde ve mezardan çıkmasına izin vererek bu Şimdi’ye yeniden bütünleştirdiğinde olacak. Bu sana yeni kapılar açıyor, muazzam yeni seçenekler sunuyor. Böylece, tekrar bu grubun önüne çıktığında, yaşamındaki önemli seçimlerle ilgili sorular soracaksın. Teşekkür ederiz.</p>
<p>8.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofonda bir kadın): Merhaba Tobias. Üç gece kadar önce ya uyanıkken bir rüya ya da uyanıkken bir vizyon gördüm, ve o vizyonda tam olarak şimdi durduğum yerde duruyorum. Çok kızgındım, ve senin önüne gelip şöyle dedim, “Benim ayak izlerimden yürümediğin sürece, kim olduğumu bilmen mümkün olabilir mi?” Ve sonra döndüm, ve sen bana, iki dünya arasında yürüyebilmenin sınırında dolandığımı söyledin. Ve bana böyle ellerimi öne uzatmamı söyledin (avuçlar yukarı bakacak şekilde ellerini öne uzatır). Bunu yaptığımda, bir tür duman ya da ruh ya da sis gelip biçim almaya başladı. Ondan sonrası tümüyle karıştı, sanki o görüntüye tutunamıyormuşum gibi. Gördüğüm şeyin ne olduğunu daha iyi anlamak için şimdi senin karşında duruyorum, acaba… herhalde kendim kendimle konuşuyordum. Her neyse…</p>
<p>TOBIAS: Eh, sen çok kesin bir betimleme yapıyorsun, çok kısa ve öz. Zihnin bunu sorguluyor, ama tam anlamıyla hepiniz dünyalar arasında yürümeyi (gidip gelmeyi) öğreniyorsunuz. Ve sen bunun, bir zamanlar çok kalın bir perde ya da aslında duvar olan şeyin, artık bir sisten ya da dumandan başka bir şey olmadığını öğreniyorsun. Bu çizgiyi geçmek konusunda bir duraksama (tereddüt) var, çünkü bazılarınız, bunu yaparsanız fiziksel bedende öleceğini düşünüyor. Siz… (izleyicilerin gülmeye başlaması üzerine Tobias kıkırdar)</p>
<p>Ama gerçekten salıverip dünyalar, çok, birçok dünya arasında yürümenize izin verirseniz, grubumuzdan bazılarıyla birkaç haftaya kadar gerçekleştireceğimiz gibi boyutlar-arası olmanıza izin verirseniz, bazen bir rahatlamayı da beraberinde hissetme ya da fiziksel zorluklardan bazısını salıverme eğilimi olur. Ve birkaç kişi – Wisconsin’de değil – ama birkaç kişi (Linda, “Teşekkür ederim” der ve Tobias güler) fiziksel bedenlerine geri dönmemeyi seçecek. Böylece biz bu yoldan birkaç kişiyi kaybedeceğiz (kahkahalar) ama siz bundan bize göre daha kârlı çıkacaksınız!</p>
<p>Böylece, ben seni yüreklendireceğim. Sen burada küçük bir engele çarptın. Bu boyutlar-arası – senin deyiminle – dünyalar arası yürüyüşü gerçekleştirmeye hazırsın. Geride bırakman gereken tek şey zihindir, ve çoğu insan bunu yapmaya gönülsüz olacaktır. Kontrol etmeye çalışan zihni geride bırakman gerekiyor, çünkü içinde bulunduğun boyutu bir kez terk ettin mi, (diğer boyutlar) zihne yönelik değildir. Onlar güvene dayanır ve sezgiye dayanır.</p>
<p>Böylece sen, kendi perdeni yırtmaya, kendi sınırlarını aşmaya çok yaklaştığın bir deneyim yaşadın, ve o pencerenin senin için yeniden açılması biraz zaman alabilir, ama deneyimi yaşamaya bak. Teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: Bir seçime sahipsin. Geç kalıyoruz, ya tek bir soru…</p>
<p>TOBIAS: Zaman yoktur. Sanırım bunu bugünün başlarında söylemiştik. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: …. Bir soru ya da çabuk çabuk dört soru.</p>
<p>TOBIAS: Of, dört, ama biz çabuk çabuk yapmayız. Dört soru harika olurdu diyeceğiz.</p>
<p>LİNDA: Tamam, teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Görüyor musun, zaman nasıl da bir tuzak, ve sen gidip şunu bunu yapman gerektiğini düşünüyorsun. Ve uyanmakta olan insanın gerçekleştirdiği ilk şey, zamanın bir yanılsama olduğunu öğrenmektir. Onu salıvermektir.</p>
<p>LİNDA: Bu tartışmayı önce Cauldre ile yap.</p>
<p>9.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Merhaba Tobias. Benim sana bir sorum var, ve aslında, bizimki gibi – 2000 yılında kurduğumuz the Love Foundation (Sevgi Vakfı) gibi – kâr amacı gütmeyen gruplar yaratmış diğer yaratıcı insanlara, kültürel yöneticilere, vizyon sahibi liderlere de bir sorum var. Biz şimdi, bilirsin işte, sekiz yılı doldurduk. Tıpkı Kırmızı Çember gibi dünya çapında bir erişime sahibiz ve 150 ülkedeki insanlara ulaşıyoruz, ve ben şunu bilmek istiyorum, grupların işbirliği yapmaya başlaması gibi bir potansiyel var mı, ve bizlerin, daha büyük grupların yalnızca kendi çemberinde kalması değil de, gruplar arası bir işbirliğine gidilmesinin sorumluluğunu taşıyan ya da bu olasılığı gözden kaçıran vizyon sahibi liderler olarak, bu Yeni Enerjide bazı ipuçları bulmamız mümkün mü, çünkü (grupların işbirliği yapmasıyla) aslında bu yayılımı (bu ışımayı) genişletebiliriz.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, ve biz bunun giderek daha çok gerçekleşmeye başladığını görüyoruz. Geçmişte, özellikle de elli ya da altmış yıl önce, spiritüel gruplarda fazlasıyla ego olduğunu fark ediyorduk. Bu arada, spiritüellikte harika, harika bir… ego, spiritüelliği ele geçiriyor. Spiritüelliğin öylesine açık ve öylesine güçlü bir enerjisi var ki, ego, eğer bu kelimeyi kullanacak olursanız – insan sınırlılığı – spiritüelliği ele geçirmeye bayılıyor. Siz bu yüzden iyi niyetlerle ve amaçlarla başlayan birçok grubun (yoldan çıktığını) gördünüz, çünkü insan faktörü devreye girip şöyle dedi, “Elimizde öyle bir enerji var ki, korkudan bile güçlü, karanlıktan bile güçlü, hatta sevgiden bile güçlü. Ve biz bu enerjiyi kullanacağız.” Ve işte o zaman (bu iyi niyetli girişim) insan faktörü yüzünden çarpık bir hal alır.</p>
<p>Biz, giderek daha fazla grupların – ve ben “yeni bilinç grupları” kelimesini kullanacağım &#8211; gerçekten işbirliğini, elbirliğini ve birlikte çalışmayı yalnızca gezegeni kurtarmak için değil, ama sadece kendi sevinçleri, birlikte öğrenmeleri için gerçekleştirmeyi öğrendiğini söylemekten mutluluk duyuyoruz. Biz daha fazla kanalların (aracı olanların), bu film gibi projelerin, uyumlu bir enerjide, bir elbirliği enerjisinde (biraraya geldiğini) görmeye başlıyoruz. Onun için de böyle bir işbirliğini fazlasıyla destekliyoruz. Geçmişte, grupların izole olması, bir kenara çekilip bu dünyaya katılmayacağını söylemesi kolaydı. Ve biz Şambra, her ânı yaşayın, diyoruz. Tümüyle katılın. Nereden geldiğinizi anlayın ama tüm diğer insanlara ve gruplara da şefkat besleyip kabul verin.</p>
<p>Şimdi, gruplardaki bazı değerler az da olsa farklılık gösterecektir, ama bu aslında çok parlak bir noktadır, çünkü gruplar böylece değerlerin neden farklılık gösterdiğine bakabilirler, grubun içinde bulunanların amaçlarına bakabilirler, ve şimdilerde insanlarla çalışmayı içeren daha yüksek bir amaca hizmet etmek için nasıl yapılandıklarına bakabilirler.</p>
<p>Dünya üzerinde, gerek uyanmakta olan insanların gerekse uyanıştan geçmemeyi seçen insanların ihtiyaçları ve talepleriyle başa çıkabilecek tek bir grubun olması mümkün değildir. Bu nedenle, bu grupların birlikte çalışmalarının büyük bir önem taşıdığını hissediyoruz. Teşekkür ederiz. Mükemmel bir soru.</p>
<p>LİNDA: Teşekkür ederiz.</p>
<p>10.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Selam Tobias. Ben bir yıldan biraz fazla bir zaman önce Rüya Yürüyüşü kursunu aldım ve hâlâ onunla ilgili hiç bir şey hatırlamıyorum, yani sanki bu kursu hiç almamış gibi hissediyorum. Babama eşlik etmek istedim ama, sınıfta söylenen ilk şey “intiharlarda bunu kullanmayın”dı. Benim Rüya Yürüyüşüme ışık tutacak herhangi bir şey söyleyebilir misin?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten, ve özellikle de intiharlarda ve zor durumlarda, insanlara başka alemlere (gitmek üzere) eşlik ettiğinde, öylesine farklı bir bilinçte ve boyutta iş görürsün ki. Az hatırladığını ya da hiç hatırlamadığını söylemene şaşırmadım. Aslında öğrendiklerin hâlâ orada, ama bir parçan onunla bağlantı kurmak istemiyor ve bu eğitimin bir parçası da çok farklı bir frekansta ya da alemde gerçekleşti.</p>
<p>Senin Rüya Yürüyüşün yolun bir yerinde kesildi. Çiçekler Köprüsüne gitmedi. Diğer alemlerde çalışan bazı meleksel varlıklar araya girdiler, çünkü bunun arkasında yatan bazı enerjilerin – bunu nasıl ifade edeceğimi düşünmeye çalışıyorum – seni zihinsel olarak etkilemesini istemediler. Böyle bir potansiyel vardı. Önemli olan, senin buraya geri gelmendir. Önemli olan, senin yaptığın şeyi yapmandır. O nedenle, biz senden bunu şimdilik bırakmanı isteyeceğiz.</p>
<p>10.ŞAMBRA: Başka bir Rüya Yürüyüşü kursu mu alayım yoksa…?</p>
<p>TOBIAS: Başka bir Rüya Yürüyüşü kursu almak iyi olurdu. Bu aslında – çok uzak olmayan bir gelecekte bir tanesinin geldiğini görüyoruz – öncekinde yaşadığın şeylerle kıyaslandığında, çok daha kolay olacak. Ama sen Rüya Yürüyüşü için doğal bir yeteneğe, çok istikrarlı, çok sakin bir enerjiye sahipsin. Yani sen doğal bir Rüya Yürüyüşçüsüsün, ama bildiğin gibi, daha önce çok, çok zor bir durumla karşılaştın.</p>
<p>10.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz.</p>
<p>11.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir adam): Merhaba Tobias. Sonunda seninle karşılaşmak oldukça tüyler ürpertici. Sanki bu günün geleceğini hiç düşünmemişim gibi! Kendi sorumu yanıtlayacak olursam, ben kendimi yaratıcı ve işte tüm bu şeylere sahip biri olarak düşünürüm. Yani ben bir yerde sanatçı ruhluyum. Yani rol yapmakla (oynamakla) ve tiyatroyla ve bu tür şeylerle ilgileniyorum. Aslında tiyatroya pek girmedim daha. Yani bu bir arzu falan. Ama evet, Amerika’ya geldiğimde, bilgisayar falan gibi bir dolu araç kullandım. Yani sanatsal faaliyetlerim için falan bilgisayarla çok çalıştım. Ama fark ettim ki, önceleri, kendi yaratıcı şeylerimin derinine aslında hiç inmemişim, ve bu bir bakıma sadece… ben bir bakıma oyalanıp durmuşum ve zihnimdeki şeyler… benim bazı fikirlerim var, tamam mı, ve bunlar tam olarak tezahür etmiyor. Bu zamanda bunların çok iyi fikirler olduğunu düşünüyorum…</p>
<p>LİNDA: Kulübümüze hoş geldin! (yoğun kahkahalar)</p>
<p>11.ŞAMBRA: Doğru, doğru.</p>
<p>TOBIAS: Burada bir an için duralım. Onlar tezahür ediyor. Ama ‘nerede’ tezahür ettikleri, farklı bir öyküdür. Yaratıcı enerji – yaratıcı enerjinin akmasına her izin verdiğinde, bir yerlerde yaratıyorsun. Bu başka bir alem de olabilir. Başka bir, senin galaksi diyeceğin yer de olabilir. Farklı bir alemde senden yarım adım ötede olabilir. Ama yaratıcı enerji hiç bir zaman, asla, asla ziyan olmaz. Onu türlü nedenlerden ötürü hemen şimdi burada, Dünya’da tezahür ettirmiyor olabilirsin. Bazılarınız modelleri inşa ediyor ve bu aleme getirmeye hazır olana dek, deneme sürümünü başka alemlerde yapıyor. Yani sen aslında bazı başka alemlerde oldukça faalsin, ve bazen de, ah, enerjin her yana dağılıyor.</p>
<p>Ve burada başka bir dinamik daha var. Geçmişte olan bazı şeyler vardı – şimdiki aile geçmişinde değil, ama geçmişte – sana yaratıcılığın, boş boş oturan ve bazen de zengin insanlar için olduğu, ama genelde tembel insanların uğraşısı olduğu, ve senin kaslarınla ve aklınla çalışman gerektiği öğretilmişti. Bunun dışında kalan herşey zamanı boşa harcamaktı. Böylece sen bu anlayışı beraberinde getirdin, ve şimdi, içindeki yaratıcı ifade dışarı çıkmaya çalıştığında şu eski – ya da çete misali eski veçhelerin, sana tembel ve değersizsin demeye çalışıyor. Kullanışlı, pratik bir şey yapmadığın zamanlarda sürekli senden gelen bu kelimeleri duyuyorsun, kendine tembel ve değersiz olduğunu söylüyorsun.</p>
<p>Böylece, kendin için yarattığın zorluklar – diyeceğim – zorluklardan biri de, bunun ötesine geçebilir misin? Yaratıcı enerjinin en parlak enerjilerden biri olduğunu anlayabilir misin? Bu enerji, Yaratan enerjisidir. Kas ve akıl, sadece yaratıcı enerjiyi tezahür ettirmenin yollarıdır. Bu şeylerden bazısını diğer düzlemlerde değil de bu düzlemde tezahür ettirecek kadar çok, çok yaratıcı olma armağanını kendine verebilir misin?</p>
<p>11.ŞAMBRA: Umarım.</p>
<p>TOBIAS: Eh, geçmiş zamanlarda yaşadığın zorluklarından biri, ki belli bir karmik yol izlemen gerekmiyor, ama sen bir bilim adamı/mucittin. Ve yine, kaslarınla ve aklınla çalışman gerektiğine dair aldığın eğitim sırasında aslında bir dolu muhteşem fikrin vardı, ama bunları buraya getirmede gönülsüzdün. Birkaç kez başarısızlığa uğradın, ve o zamandan beri de kendini dövüyorsun. Yaratıcı enerjilerini burada serbest bırakıversen, sahip olacağın özgürlüğü hayal edebiliyor musun?</p>
<p>11.ŞAMBRA: Sadece meraktan soruyorum, gerçekleştirmeye çalıştığım icatlardan biri neydi?</p>
<p>TOBIAS: Ünlenmiş bir şey değil. (kahkahalar)</p>
<p>LİNDA: Bu senin son sorundu.</p>
<p>11.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Elbette, biz teşekkür ederiz.</p>
<p>LİNDA: Teşekkür ederim. Son soru. Biliyorum, zaman bir etken değil. Bir dosya dolusu soru var elimde, istersen daha okuyabilirim.</p>
<p>TOBIAS: (güler) Biz onları okuduk zaten. Yanıtladık da.</p>
<p>LİNDA: Teşekkür ederim.</p>
<p>12.ŞAMBRA’NIN SORUSU (mikrofona gelen bir kadın): Selam Tobias. Benim sorum en küçük kızımla ilgili ve kanunla başı derde girdi. Ve ben buna bir Yeni Enerji yanıtı var mı diye merak ediyordum, çünkü ben avukatlara gittim ve pek de arzu edilmeyen bir hakim var, hani, bilirsin işte, herkese bir bedel ödetecek cinsten.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten. Ve ben şimdi sana soruyu geri soracağım. Enerjiyi tanımlayacak o tek kelime nedir – sadece bir an için benimle birlikte kısa duvarın arkasında dur – tüm bu olanların enerjisini tanımlayacak tek kelime nedir?</p>
<p>12.ŞAMBRA: (uzun bir duraksama)</p>
<p>TOBIAS: Sana bir ipucu verelim. “D” ile başlıyor.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Dram.</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de. Dram. Dram! Biliyor musun, bu inanılmaz. İnanılmaz. Belki ben bundan sonra dramla ilgili bir film yaparım. (kahkahalar) Ben şimdi bağımlı oldum, beyler. Siz beni buna soktunuz. Drama. Peki, insanlar bu konuda bağırıp şikayet etseler de, kısa duvarın arkasında durursan, (sence) bunu neden seçiyorlar? Bunu neden yapıyorlar? Kızın bununla ne yapıyor? Bu dramdır.</p>
<p>Şimdi biliyorum, bu kulağa soğuk, hatta belki kalpsizlik gibi geliyor ama, biz burada gerçekçi olmaya çalışıyoruz. Kızının dram yaratmasının bir nedeni var. İnsanlar neden dramlar yaratır?</p>
<p>12.ŞAMBRA: (duraksama) (kahkahalar) Canlı/hayatta olduklarını bilmek için mi?</p>
<p>TOBIAS: Gerçekten de. Canlı olduklarını bilmek için. Ve dramın yan ürünü olarak ellerine ne geçer? (duraksama) Sana bir ipucu vereyim – diğer insanların ilgisi. Kendilerini sevemedikleri için, hayatta olduklarını, canlı olduklarını hissettirecek ve ilgiyi çekebilecekleri bir dram yaratırlar, ve onun içine girerler, böylece kendilerini sevmek zorunda kalmazlar, ve şimdi elinde süregelen harika, harika bir yaratım vardır. Ha, onlar buna bağırıp çağırıyorlar ve tekmeler atıyorlar ve seni de içine çekiyorlar, ama eve gidip de kızınla karşılaştığında onu alkışlasan – yaşamında böylesine harika bir dram yarattığı için onu alkışlasan (Tobias alkışlar) – ne olurdu?</p>
<p>Eh, öncelikle sana acaip sinir olurdu. (kahkahalar) Peki şöyle dersen ne olur, “Burada ne kadar parlak bir yaratım iş başında, onu sonlandırmaya hazır mısın? Noktalanmasını istiyor musun? Çünkü bu benim için noktalanacak, artık onun içinde yer alamam.” Bu, bizim yüksek bilinç yaratımı diyeceğimiz şey değildir. Bir yaratımdır ama, sürekli daha fazla dram ve daha fazla dram ve daha fazla dram yaratmaktan öteye gidemeyecektir.</p>
<p>Bak – biz sana ya da kızına kusur bulmuyoruz &#8211; insanlar, bir nedenden ötürü yaşamlarında olaylar yaratırlar. Kimse kızına kusur bulmuyor. Buna öbür taraftan gelen karanlık bir varlık falan da diyemeyiz, gerçi insanlar böyle bir şeyi suçlamaya gerçekten bayılıyorlar. Ama sizin durumunuzda bu katıksız dramdır. Kızının aşırı bir ilgiye ihtiyacı var. O nedenle senden, herşeyden önce, gidip onu alkışlamanı istiyoruz, gerçekten.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Tamam.</p>
<p>TOBIAS: Sonra, 20 Eylül’de, bu Uyanış Evi’ne gitmek isteyip istemediğini sor. Biraz daha farklı bir biçimde nasıl yaratabileceğini, nasıl uyanmaya başlayacağını ve yaşamındaki bu olayların tümünü kendisinin yarattığını nasıl fark edeceğini öğrenmek isteyip istemediğini sor. Kızın, kendi sorumluluğunu almak zorunda. Hukuki çatışmayı unut. Sonucuyla ilgili kaygılanmayı unut. Bunların hepsi dramdır. Bu yoluna girecektir. Bunu sana şimdiden söyleyebilirim. Yoluna girecektir. Bunu sana söylüyorum. Gerçi kızın buna şu anda inanmayacaktır ama, ben sana söylüyorum. Sihirli bir değneğin hareketiyle değil. Bu tarafta bulunan herhangi birimizin işe karışmasıyla değil, ama yoluna girecektir.</p>
<p>Böylece ben şimdi senin kendi yaşamına bir göz atmaya başlamanı ve tekrar ve tekrar ve tekrar insanların dramlarında neden yer aldığına bir bakmanı istiyorum. Sen kendin çok az dram yaratıyorsun, anlıyor musun, ama sürekli başka insanlarınkinde yer alıyorsun. Neden? Neden oraya gidiyorsun? Ve sana bir ipucu vereyim, altı harf – r-a-h-i-b-e. R-a-h-i-b-e. Dünya’ya Bakan Ana. Hemşire (kızkardeş) Şefkati. Bu eğitimi aldığın uzun, çok uzun bir geçmiş, başkalarına bakmak. Sen bu kapana kısılmışın. Ve şimdi doğal olarak dramlara çekiliyorsun, ve bu yolun, seni cennete götürecek, kendini bulmanı sağlayacak yol olduğunu sanıyorsun. Bu senin için çok büyük bir adım olacak, devasa bir adım olacak, ama bunu bırakmak zamanıdır, sevgili Hemşire.</p>
<p>12.ŞAMBRA: Teşekkür ederim.</p>
<p>TOBIAS: Biz teşekkür ederiz. (izleyiciler alkışlar)</p>
<p>Ve böylece Şambra, hatırlayın, önünüzdeki 30 gün içinde lastiğinizdeki bir çivi (Tobias kıkırdar), inşaatla ilgili bir şey, bu Uyanış Evi’nin inşaatına yardım ettiğinizi size hatırlatacak. Muhteşem açılış – bugün biz bir ön açılış yaptık – ama muhteşem açılış, web sitesiyle birlikte 19 Eylül’de.</p>
<p>Ve öyledir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kirmizicember.org/2008/09/06/saud-2-uyanis-evi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
